5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 22

Türk Ceza Kanunu 22. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 22- (1) Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılır. (2) Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir. (3) Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. (4) Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir. (5) Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir. (6) Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir halinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir. Netice sebebiyle ağırlaşmış suç

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

879 karar eşleşti
12. Ceza Dairesi, 2024/3017 E., 2025/1500 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13.12.2022 ilâmı ile hükümlerin bozulmasına karar verilmiş, mahkemece uyma kararı verilmiş ve sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. Maddelerine ve 1412 sayılı CMUK m.326/son maddelerine göre 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, kazanılmış hakları dikkate alınarak sonuç ceza olarak 15.200,00 TL adli para
12. Ceza Dairesi         2024/3017 E.  ,  2025/1500 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/28 E., 2024/43 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek Onama Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanıklar hakkında verilen hükümler, sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMK'nın 317. maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: Sanıklar müdafilerinin yaptığı duruşmalı inceleme taleplerinin; 7079 sayılı Kanun’un 94.maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Mahkemece sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4. maddelerine göre 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ... hakkında ayrıca inşaat mühendisliği mesleğini yapmaktan 10 ay süre ile yasaklanmasına ilişkin verilen verilen kararların, sanıklar ... ve ... müdafii ile sanık ... tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13.12.2022 ilâmı ile hükümlerin bozulmasına karar verilmiş, mahkemece uyma kararı verilmiş ve sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. Maddelerine ve 1412 sayılı CMUK m.326/son maddelerine göre 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, kazanılmış hakları dikkate alınarak sonuç ceza olarak 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri hakkında hükümlerin düzeltilerek onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanıklar ... ve ... müdafinin temyiz isteği; kararın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu verilmiş, hatalı bir karar olduğuna, mevcut durumda taksirli sorumluluğun yasal unsurlarının oluşmadığına; müvekkillerinin yargılamanın en başından beri taksirli sorumluluk için yasada belirtilen dikkat ve özen yükümlülüğünün gereklerini yerine getirebilecek durumda teknik bilgi ve yeteneklerinin bulunmadığını, buna ilişkin sorumluluğun fenni mesule ait olduğunu belirttiklerine, sadece bina sahibi olarak hazırlanan projeler doğrultusunda inşaat ustası çalıştırmış ve dönemin mevzuatına göre inşaatı sürdürmüş olduklarına, müvekkillerin bir sorumluluğu bulunmadığı gibi bu yönde müvekkillere atfedilebilecek bir kusur da bulunmadığına, numunelerin usulüne uygun alınmadığına ve delil olma özelliğini yitirdiklerine, hükmün tatmin edici gerekçeden yoksun olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, kabul anlamına gelmemekle birlikte; yerel mahkeme kararında atılı suçun bilinçli taksirle işlenildiğinden bahisle verilen cezadan 1/ 2 oranında arttırım yapılmasının bozmayı gerektirdiğine, en kötü ihtimalde dahi müvekkiller ancak ve ancak taksir ile sorumlu tutulabileceğine, tayin edilen cezaya, müvekkiller hakkındaki ceza tayininde, hiçbir haklı gerekçe göstermeden cezanın alt haddinden uzaklaşılmış olduğuna, müvekkiller hakkında temel hürriyeti bağlayıcı cezanın yasal olmayan gerekçeler ve orantılılık ilkesi ile bağdaşmayacak şekilde alt sınırdan fazlasıyla uzaklaşılarak belirlenmesinin yasaya ve Yargıtay uygulamalarına açıkça aykırı olduğuna ilişkindir. B. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; depremde yıkılan ... Apartmanı için müvekkilinin fenni mesullük yapmamış olduğuna, müvekkilinin bu binanın yapımında hiçbir etkisi olmamış olduğuna, Müvekkilinin yapı sahibini tanımadığına, yapı sahibinin soyut iddiası dışında bir delil bulunmadığına, inşaat mühendisi olan müvekkilinin, birçok örnek mimari proje çizmiş olduğuna, yapı sahibinin bu örneklerden birine ulaşıp bunu kendi binasında kullanmış olmasının muhtemel olduğuna, müvekkilin vermiş olduğu bir taahhütname olmadığına, müvekkilin yapı sahibiyle anlaşıp proje çizdiğini ispatlayan somut ve kesin bir delil bulunmadığına, müvekkilin neredeyse ... deprem dosyalarında fenni mesul olarak kabul edildiğine, müvekkilinin ne taahhüt vermiş ne de yapı kullanım izin belgesi veya teknik rapor gibi bir belge düzenlemediğine, müvekkilinin sorumluluğu bulunmadığına, müvekkilin fenni mesul olduğu kabul edilse dahi, 3194 sayılı İmar kanunu madde 28'de öngörülen fenni mesulün bildirim yükümlülüğünün başlaması için aynı kanunun 22. Maddesindeki usule uygun olarak işlemlerin yapılmış olması gerektiğine, yani, yapı sahibinin belediyeye hitaben işe başlama dilekçesi vermesi gerektiğine, müvekkilinin fenni mesullük görevi başlamamış olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, sanıkların tümünün suçtan sorumluluğu kabul edilse dahi, herkesin aynı oranda kusurlu olması hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, müvekkilin atılı suçtan beraatine karar verilmesi talebine ve kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 23 Ekim 2011 günü saat 13:41'de Van ilinin kuzeyinde merkezi Kasımoğlu Köyü olan şiddeti yaklaşık 7,1 - 7,3 şiddetinde odak derinliği 19,02 km olan deprem nedeniyle ... Apartmanının yıkılması ve çökmesi sonucu bir kişinin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüğü, şikayeti devam etmekte olan üç kişinin yaralandığı olayda; Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından Ağustos 2012 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporuna göre; binanın yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, 25.04.2007 tarih ve 2007/05 numaralı yapı ruhsatından binanın 2007 yılından sonra yapıldığının anlaşıldığı, dosya kapsamında apartmana ait mimari ve statik projelerin bulunduğu, ancak elektrik tesisat projesi, zemin etüt raporu ile statik hesap raporlarının mevcut olmadığı, ... Apartmanının yapım yılına göre 2007 Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik kapsamına girdiği, 23.11.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre binanın taşıyıcı sisteminin betonarme olup, zemin ve 5 normal olmak üzere toplam 6 kattan oluştuğu, yapı ruhsatı ve mimari projeden binanın zemin ve 3 normal olmak üzere toplam 4 kattan oluştuğu, yapı ruhsatı ve projelerden binanın kat sayılan arasında farklılıkların bulunmadığı ancak yapı ruhsatında belirtilen bina toplam yüksekliğinin projeler ile uyumlu olmadığının tespit edildiği, 2007 Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmeliğin "3.2 Genel Kurallar" bölümünde deprem bölgelerinde kullanılacak binalarda dikkate alınması gereken minimum beton sınıfları hakkında bilgiler verildiği, ... Apartmanına ait karot numuneleri üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyi sonucunda, numunelerin ortalama basınç dayanımının 4.56 N/mm2 olarak elde edildiği, elde edilen karot basınç dayanımlarının 2.79-5.53N/mm2 arasında değiştiği, bunun da binada dökülen betonun oldukça heterojen olduğu anlamına geldiği gibi, elde edilen ortalama basınç dayanımının da, 2007 yılında yayımlanan Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C20'yi sağlamadığının tespit edildiği, yıkılan binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, ön inceleme ve bilirkişi raporları ile proje verilerine göre kolon sayıları, boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar olduğu, etriye çapı açısından yeterlilik gözükürken, etriye aralığı açısından da yetersizlikler olduğu, parça beton numuneler içerisinde boyut itibariyle standart dışı büyüklükte agregaların olduğu, çelik donatı çubuğu örnekleri üzerinde gerçekleştirilen çekme deneyi sonucunda da bir kısmının ilgili standardın S420 için öngördüğü kriterleri sağlamadığının belirlendiği, sonuç olarak dosya kapsamında yapılan inceleme, değerlendirme ve elde edilen bulgular neticesinde, söz konusu binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının rapor edildiği, Mahkemece hükme esas alınan 15.06.2015 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; dava konusu depremde yıkılan ... Apartmanına ilişkin görsel ve deneysel olarak tespit edilen teknik yetersizlikler olduğu, teknik uygulama sorumluluğunu üstlenen fenni mesul inşaat mühendisi olarak, sanık ...'nin binanın mimari projesini çizdiği, statik proje ve hesaplarını yaptığı aynı zamanda da fenni mesul olarak işin bitimine kadar gerek malzeme, gerek işçilik yönünden TSE’ye uygun hareket etmekle yükümlü olduğu, 3194 sayılı İmar Kanunun 28. maddesinde yapının fenni mesuliyetini üzerine alan meslek mensuplarının, (fenni mesul mimar ve mühendisler uzmanlık alanlarına göre) yapının, tesisatı ve malzemeleri ile birlikte, Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa edilmesini denetlemekle görevli olduğu, ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılması halinde durumu ruhsatı veren Belediyeye bildirmekle mükellef olduğunun düzenlendiği, sanığın fenni mesul olmaktan kaynaklanan denetim görevini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, sanıklar ... ve ...'ün ise, söz konusu binanın sahibi ve müteahhidi olarak yapımından sorumlu olduğu halde, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerine düşen dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle kusurlu olduğunun kabul edilmiş ve sanıkların mahkûmiyetine ilişkin verilen kararların sanıklar ... ve ... müdafii ile sanık ... tarafından temyizi üzerine Dairemizin 13.12.2022 tarihli ilâmı ile; "...1-Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; TCK'nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından dikkat ve özeni göstermeyen, binadaki malzeme ve donatı yetersizliklerini denetlemeyen, bu nedenle birinci derecede deprem bölgesinde bulunan ... apartmanının tamamen çökmesine ve bir kişinin göçük altında kalarak ölmesine, şikayeti devam etmekte olan üç kişinin de yaralanmasına asli kusurlu olarak neden olan sanıklar ..., ... ve ... hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanıklar hakkında eksik cezaya hükmolunması, 2-Birinci derece deprem bölgesinde yıkılan ... Apartmanından alınan karot numunelerinin teknik bilirkişiler tarafından incelenmesi neticesinde; binada kullanılan betonun 2007 tarihli Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C20'yi sağlamadığının tespit edildiği, yıkılan binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, ön inceleme ve bilirkişi raporları ile proje verilerine göre kolon sayıları boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar olduğu, etriye aralığı açısından yetersizlikler olduğu, parça beton numuneler içerisinde boyut itibariyle standart dışı büyüklükte agregaların olduğu, çelik donatı çubuğu örnekleri üzerinde gerçekleştirilen çekme deneyi sonucunda bir kısmının ilgili standardın S420 için öngördüğü kriterleri sağlamadığının belirlendiği; bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; sanıkların yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanıklar ..., ... ve ... hakkında bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, tayin olunan cezalarında 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 3-TCK'nın 53/6. maddesinde “belirli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde 3 aydan 3 yıla kadar bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınabileceğine karar verilebileceğinin düzenlendiği, bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerekmekte olup, inşaat mühendisi olduğu anlaşılan sanık ...'nin çalışmasının ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde mesleğini icrasında bulunmaktan 10 ay süre ile yasaklanmasına karar verilmesi, 4-Taksirle işlenen suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilerek, yargılama giderinin her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin eşit olarak tahsiline karar verilmesi..." gerekçeleri ile hükümlerin bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulması yönünde karar verilmiş, sanıkların savunmaları alınmış ve sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. Maddelerine ve 1412 sayılı CMUK m.326/son maddelerine göre 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, kazanılmış hakları dikkate alınarak sonuç ceza olarak 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanıklar müdafilerinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve sanıkların neticeten 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ilişkin ilk hükmün sadece sanıklar tarafından temyiz edildiği ve sanıkların ceza miktarı bakımından kazanılmış hakları oluştuğundan, ilk hükümde sanıklar hakkında tayin edilen ceza miktarının infaz aşamasında gözetilmesi gerektiği dikkate alınmaksızın, sanıkların neticeten 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmesi suretiyle 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesine muhalefet edilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle, Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan "1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesi uyarınca sanığın NETİCETEN 15.200,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA" ibarelerinin, "Bozma öncesi sanıklar aleyhine temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı CMUK'un 326. maddesinin son fıkrası uyarınca 15.200,00 TL adli para cezasına ilişkin sanıkların kazanılmış haklarının infazda gözetilmesine" ibareleri şeklinde değiştirilmesi suretiyle hükümlerin Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2025 tarihinde karar verildi.

Diğer kararlar (4)

12. Ceza Dairesi, 2024/4055 E., 2025/2083 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. maddelerine göre 18 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ...
12. Ceza Dairesi         2024/4055 E.  ,  2025/2083 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/55 E., 2024/195 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanıklar hakkında verilen hükümler, sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMK'nın 317. maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: Sanıklarlar müdafilerinin yaptığı duruşmalı inceleme taleplerinin; 7079 sayılı Kanun’un 94.maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Mahkemece sanıklar ..., ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4. maddelerine göre 60.800,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ... hakkında ayrıca inşaat mühendisliği mesleğini yapmaktan 1 yıl 6 ay süre ile yasaklanmasına; sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4. maddelerine göre 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, temyiz dışı sanıklar ..., ... ve ... hakkında verilen beraat hükümlerine ilişkin sanıklar ... ve ... müdafiileri, sanıklar ... ve ... ile katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 27.12.2022 tarihli ilâmı ile beraat hükümlerinin onanmasına, diğer sanıklara ilişkin verilen hükümlerin ise bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulması yönünde karar verilmiş ve sanıklar ..., ..., ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. maddelerine göre 18 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 22/6, 62/1. maddelerine göre 12 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükümler verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri hakkında hükümlerin bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; kararın yetersiz ve eksik inceleme neticesinde verildiğine, binanın temeli- bodrum katı ve zemin katının başkaları tarafından yapılmış olup, müvekkilinin 1. normal kattan itibaren sadece birçok kişiyle birlikte kalıp işçiliği yaptığı, demir bağlama işlerini başkasının yaptığı, betonun da başkaları tarafından yapılıp atıldığına yönelik ve Haziran 2012 tarihli Deprem Güvenlik Değerlendirme Raporu ile 29.06.2015 tarihli Ankara Ağır Ceza Mahkemesi marifetiyle oluşturulan bilirkişi raporu arasındaki çelişkilerin giderilmesi hususundaki tevsii tahkikat taleplerinin hukuka aykırı olarak reddedildiğine, sanığın savunma hakkının sınırlandırıldığına, sanığın binanın demir ve beton işçiliğini üstlenmediğine, binanın inşasında rol almadığına, bodrum kat işlerinin yıkıma olan etkisinin; inşaatın temeli atıldıktan sonra kat sayısının 5'ten 7'ye çıkarılmış olmasının yıkımdaki etkisi incelenmediğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeksizin hüküm kurulduğuna, ceza tayininde hakkaniyete aykırılık olduğuna, sanık hakkındaki hükmün gerekçeden yoksun olduğuna, sanığın kalıp ustası olarak ekibiyle birlikte kalıp işlerini kendisine verilen proje doğrultusunda yaptığına, demir işlerinin ise getirdiği değişik demir ustaları ve işçileri tarafından yapıldığına, sanığın malzeme alımında, projede, denetlemede, beton işlerinde hiçbir görevinin olmadığına, kalıp ve demir işi bitince ayrı bir beton ekibinin gelip beton döktüğüne, sanığın kusurunun bulunmadığına, sanığın kusursuz olması nedeniyle hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, en azından bilirkişi raporlarının birbirleriyle çelişkili olması nedeniyle çelişkinin giderilerek sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinin gerektiğine, yine, sanığın çalışmaya başlamasından önce başkaları tarafından yapılan bodrum kat kolonlarının kesit ve donatı açısından yetersiz olmasının binanın yıkılmasında ne gibi bir etkisinin olduğunun mahkemece hükme esas alınan 29/06/2015 tarihli bilirkişi raporunda açıkça tespit edilmeksizin toptancı bir anlayışla sanığa kusur yüklenmesinin ve bu rapor doğrultusunda eksik inceleme ile mahkumiyet hükmü kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. B. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; atılı suçun sübut bulmaması, suçun unsurları itibarıyla oluşmaması, suç vasfında hataya düşülmesi, hükümde hukuka aykırı ve dosya kapsamına uymayan delillere dayanılması, şartları oluşmadığı halde teşdiden ceza tayin edilmesi, cezanın ve seçenek yaptırımların hukuka uygun tatbik edilmemesi, savunma hakkının kısıtlanması nedenleriyle kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, taşınmazın ..., ..., ... ve ... tarafından 20.06.2001 tarihinde her bir malikin ¼ hissesi olacak şekilde satın alındığına; avukat olan şu anda ise noterlik mesleğini icra eden müvekkili ...'ın bu taşınmazı yatırım amacıyla satın aldığına, inşaat sektörüne ilişkin hiçbir bilgisi ve tecrübesi olmayan müvekkilinin, alanında uzman bir müteahhit ile anlaşıp apartman yaptırabileceklerini ...’a söylemesine karşın, müvekkilinin haberi olmadan ...'ın müteahhitlik görevini üstlenerek inşaatın temel atma çalışmalarını başlattığına, müvekkilinin temel atma süreci başladıktan sonra bu durumdan haberi olduğuna, müvekkilinin inşaat sürecine hiçbir şekilde dahil olmadan yalnızca üzerine düşen masrafları ödediğine, yapılacak olan binadan birkaç daire sahibi olduğuna, müvekkili hakkında basit taksir hükümlerinin dahi uygulanmasını gerektirecek hiçbir kusurlu hareketinin bulunmadığına, yapı sahibi ve müteahhit olmasından bahisle müvekkili hakkında mahkumiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, müvekkilinin binanın müteahhidi olmadığına, somut olayda bilinçli taksirin şartlarının oluşmadığına, müvekkilinin somut olayda sorumlu tutulmasının eşitlik ilkesine aykırı olduğuna ilişkindir. C. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; taksirli sorumluluğunun yasal unsurları gerçekleşmediğine, müvekkilinin, binanın yapımında kullanılan malzemeleri denetlemek, binayı yapım aşamasında kontrol etmek, binanın yapı projesine ve ruhsat dosyasına yapı elamanları yönünden uygun olup olmadığını denetlemek gibi görev veya yeteneği bulunmadığına, bu hususların teknik bilgi ve deneyimi gerektirdiğinden, fenni mesulün sorumluluğunda bulunduğuna, her ruhsat dosyası için yapının nizamına göre noter tarafından düzenlenen fenni mesul taahhütnamesi olduğuna, taahhütname ile fenni mesulün, inşaatın başlangıcından bitimine kadar binanın teknik uygulama sorumlusu olduğuna, kullanılacak her türlü malzemenin TSE ve diğer kalite standartlarında kullanılacağını, projede yer alan tüm hususların hem malzeme hem işçilik yönünden kendi sorumluluğunda yaptırılacağını kabul ve taahhüt ettiğini; müvekkilinin binanın inşası için üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirmiş ve gereken dikkat ve özeni fazlasıyla göstermiş olduğuna, dolayısıyla inşaatın yapım, malzeme ve işçilik yönünden müvekkilinin bir sorumluluğu bulunmadığına, bu yönden müvekkiline atfedilebilecek bir kusur da bulunmadığına, bina enkazından numunelerin usulüne uygun alınmadığına, İTÜ'den yeniden rapor alınması gerektiğine, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, bilinçli taksirin unsurlarının oluşmadığına, müvekkilin kendisi ve ailesi tarafından kullanılan ve aile apartmanı olarak inşa edilen ... Apartmanın yıkılması sebebiyle müvekkilinin bilinçli taksirle sorumlu tutulmasının hiçbir hukuki dayanağı bulunmadığına, gerekçeli karar hakkının gözetilmediğine, KTÜ raporunun hatalı düzenlendiğine, cezanın alt haddinden yasal olmayan gerekçeler ile uzaklaşıldığına, cezanın belirlenmesinde kusur durumunun gözetilmediğine, cezanın alt haddinden yasal olmayan gerekçeler ile uzaklaşıldığına, TCK'nın 22 madde uyarınca yapılan indirimin az olduğuna, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. D. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; müvekkilinin yıkılan bina inşaatı için yalnızca taahhütname imzaladığına, müvekkilin binada fenni mesullük yapmadığına ve dosyadaki tek eyleminin, inşaat için taahhüt vermek olduğuna, müvekkilin fenni mesullüğünün kağıt üzerinde olduğuna, fenni mesul olarak kabul edilmesinin mümkün bulunmadığına, müvekkilinin ancak İmar Kanunu madde 22'de öngörülen usul gerçekleşirse madde 28'e göre sorumlu tutulması gerekeceğina, müvekkilinin fenni mesul olarak sorumlu olması için bina bitiminde teknik rapor ve yapı kullanım izin belgesi düzenlemesi gerektiğine, söz konusu belgelerin müvekkili tarafından düzenlenmediği için müvekkilinin fenni mesul kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğuna, sanıklarının tümünün suçtan sorumluluğu kabul edilse dahi, herkesin aynı oranda kusurlu olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, inşaat mühendisi, yapı sahibi, belediye personeli olan sanıkların yaptığı eylemler aynı olmadığından kusurun da farklı olması gerektiğine, ancak bu hususta gerekli araştırma ve tespit yapılmadan aynı cezaların verildiğine, müvekkilinin atılı suçtan sorumluluğu kabul edilse dahi suçun basit taksirle işlenen halinden sorumlu tutulması gerektiğine, kararın müvekkili lehine bozulmasını gerektiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 23 Ekim 2011 günü saat 13:41'de Van ilinin kuzeyinde merkezi ... Köyü olan şiddeti yaklaşık 7,1 - 7,3 şiddetinde odak derinliği 19,02 km olan deprem nedeniyle Kışla Mahallesi 12 ada 6 parselde bulunan ... Apartmanının yıkılması ve çökmesi sonucu 43 kişinin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüğü olayda; Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından Haziran 2012 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporuna göre; ... Apartmanının yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, 2001 tarihli ... Mühendislik tarafından hazırlanan ve TMMOB Jeoloji Mühendisleri odası Van İl Temsilciliği tarafından onaylı inşaat alanı jeoteknik etüt raporu, YGS mühendislik tarafından hazırlanan ve Tedaş onaylı elektrik tesisat projesi, ... mimarlık tarafından hazırlanan mimari proje, 2001 tarihli yapı ruhsatı talep dilekçesi, 2008 tarihli yapı kullanma izin belgesi, muvafakat yazıları ve noter evraklarından binanın 2001 yılı ve/veya sonrasında yapıldığının anlaşıldığı, binaya ait mimari, statik ve elektrik tesisat projelerinin olduğu ancak statik hesap raporları ile zemin raporlarının bulunmadığı, ... Apartmanının yapım yılına göre, 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik kapsamına girdiği, 14.11.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre binanın taşıyıcı sisteminin betonarme olup bodrum, zemin ve 6 normal olmak üzere toplam 8 kattan oluştuğu, yapı ruhsatına göre binanın bodrum, zemin ve 6 normal olmak üzere toplam 8 kattan oluştuğu, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgelerinde belirtilen bodrum, zemin ve normal kat yüksekliklerinin mimari ve statik proje ile uyumlu olmadığının belirlendiği, 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğin “7.2 Genel Kurallar” bölümünde deprem bölgelerinde kullanılacak binalarda dikkate alınması gereken minimum beton sınıfları hakkında bilgi verildiği, ... Apartmanına ait karot numuneleri üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyi sonucunda, numunelerin ortalama basınç dayanımının 14.82N/mm2 olarak elde edildiği, ayrıca, karot dayanımları arasındaki değişim aralığının 10.85-22.28N/mm2 olduğu, bunun da binada dökülen betonun oldukça heterojen olduğu anlamına geldiği, elde edilen ortalama basınç dayanımının da 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16’yı sağlamadığı, yönetmeliğin “7.2.5. Malzeme Dayanımları” Bölümünde birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılması zorunludur ibaresinin bulunduğu, 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğin “7.7.4 Kolon Enine Donatı Koşulları ” bölümünde kolon sarılma bölgeleri, kolon orta bölgeleri ve kolon-kiriş birleşim bölgeleri için dikkate alınması gereken uzunluklar, bu bölgelerdeki etriye yüzdesi, çap ve aralıkları hakkında bilgiler verildiği, ... Apartmanı için hazırlanan bilirkişi raporuna göre, etriye çapı açısından yeterlilik gözükürken, etriye aralığı açısından ve binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğunun belirlendiği, yine bilirkişi raporu ile proje verilerine göre kolon boyutları, donatı çap ve adetlerinde de farklılıklar olduğu, parça beton numuneler içerisinde çimento hamuru-agrega arasında aderans çözülmesi olduğunun belirlendiği, Mahkemece hükme esas alınan 29.06.2015 tarihli bilirkişi heyet raporunda; dava konusu depremde yıkılan ... Apartmanına ilişkin görsel ve deneysel olarak tespit edilen teknik yetersizliklerle itibar edildiği, sanık ...'nin yıkılan binanın fenni mesulü olduğu, meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal eden ihmali davranışının müessir olduğu, bu sebeple sanığın taksirinin bulunduğu, sanık ...'ın binanın sahibi ve müteahhidi olduğu, sanık ...'ın ise binanın yapımına başlandığı andan itibaren bina sahibi olarak yapımından sorumlu oldukları halde, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerlerine düşen dikkat ve özeni göstermemeleri nedeniyle sorumlu oldukları, sanık ...'ın bina yapılırken dair satın alan kişi konumundan dolayı, sanık ... binanın ilk katı yapılırken hisselerini satıp bina sahibi konumundan ayrıldığı bu sebeple, binanın yıkılmasından dolayı herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı, sanık ...'nun dosya bilgilerine göre sadece mimari projeden sorumlu olduğu, sanık ... 'in binanın elektrik ve tesisat projelerden sorumlu olması nedeniyle binanın yıkılmasından dolayı herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı, sanık ... 'in usta olarak inşa sorumluluğunu üstlendiği binayı, inşaat tekniğine uygun bir şekilde imal etmede gerekli dikkat ve özeni göstermediği için sorumluluğunun bulunduğu sonucuna varıldığı ve mahkemece sanıklar ..., ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4. maddelerine göre 60.800,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ... hakkında ayrıca inşaat mühendisliği mesleğini yapmaktan 1 yıl 6 ay süre ile yasaklanmasına; sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4. maddelerine göre 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, temyiz dışı sanıklar ..., ... ve ... hakkında verilen beraat hükümlerine ilişkin sanıklar ... ve ... müdafiileri, sanıklar ... ve ... ile katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 27.12.2022 tarihli ilâmı ile; "...B-Sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın mahkumiyetine ilişkin hükümlere yönelik incelemede; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar ... ve ... müdafiileri, sanık ..., sanık ... ile katılanlar ..., ..., ..., ... ve ... vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 3194 sayılı İmar Kanunun 28. maddesinde yapının fenni mesuliyetini üzerine alan meslek mensuplarının, (fenni mesul mimar ve mühendisler uzmanlık alanlarına göre) yapının, tesisatı ve malzemeleri ile birlikte, Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa edilmesini denetlemekle görevli olduğu, ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılması halinde durumu ruhsatı veren Belediyeye bildirmekle mükellef olduğunun düzenlendiği, bu konuda .... Noterliğine ait 01.07.2003 tarih ve 3374 numaralı taahhütnameyi vermiş olan sanık ...'nin fenni mesul olmaktan kaynaklanan denetim görevini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sanık ...'nin sorumlu olduğu, sanık ...'ın inşaat ustası olarak inşa sorumluluğunu üstlendiği, binayı inşaat tekniğine uygun bir şekilde imal etmede gerekli dikkat ve özeni göstermediği için sorumluluğunun bulunduğu, sanıklar ..., ...'ın ise, söz konusu binanın sahipleri ve müteahhidi olarak yapımından sorumlu oldukları halde, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerlerine düşen dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle kusurlu olduklarının kabul ve tespit edildiği olayda; 1-Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; TCK'nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından dikkat ve özeni göstermeyen, binadaki malzeme ve donatı yetersizliklerini denetlemeyen, bu nedenle birinci derece deprem bölgesinde bulunan ... Apartmanının tamamen çökmesine ve 43 kişinin göçük altında kalarak ölmesine asli kusurlu olarak neden olan sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanıklar hakkında eksik cezaya hükmolunması, 2-Depremde yıkılan ... Apartmanından alınan karot numunelerinin teknik bilirkişiler tarafından incelenmesi neticesinde; 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılmasının zorunlu olmasına rağmen, kullanılan betonun Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'yı dahi sağlayamadığı, etriye aralığı açısından ve binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, bilirkişi raporu ile proje verilerine göre kolon boyutları, donatı çap ve adetlerinde de farklılıklar olduğu, parça beton numuneler içerisinde çimento hamuru-agrega arasında aderans çözülmesi olduğunun belirlendiği, bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; sanıkların yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, tayin olunan cezalarında 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 3-TCK'nın 53/6. maddesinde “belirli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde 3 aydan 3 yıla kadar bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınabileceğine karar verilebileceğinin düzenlendiği, bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerekmekte olup, inşaat mühendisi olduğu anlaşılan sanık ...'nin çalışmasının ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan, çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde mesleğini icrasında bulunmaktan 1 yıl 6 ay süre ile yasaklanmasına karar verilmesi, 4-Taksirle işlenen suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilerek, yargılama giderinin her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin eşit olarak tahsiline karar verilmesi..." gerekçeleri ile hükümlerin bozulmasına, beraat hükümlerinin onanmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, sanıkların savunmaları alınmış ve sanıklar ..., ..., ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. maddelerine göre 18 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 22/6, 62/1. maddelerine göre 12 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Soruşturma aşamasında, ... Apartmanının enkazından gerekli tespitlerin yapılarak numune alınması amacı ile fotoğrafçı bilirkişi, kadastro teknisyenleri, inşaat mühendisleri, röntgen ve çizim teknikeri ile karot cihazını kullanan bilirkişiler ve mahalli bilirkişi eşliğinde ... Apartmanın enkazının bulunduğu yere gidildiği ve olay yerinde incelemelerde bulunularak bina enkazından yeteri kadar karot numunesi, yeteri kadar beton ve yeteri kadar sayı, çap ve uzunlukta demir çubuk numunesinin alınarak keşif işleminin icra edildiği, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 19.12.2011 tarihinde zemin etüdünün yapılması amacıyla iki inşaat mühendisi, 1 jeoloji mühendisi, fotoğrafçı bilirkişi, 1 mimar ve sondaj aracı ile birlikte binanın yıkıldığı yere gidildiği ve gerekli incelemeler yapılarak binanın yıkıldığı yerin hemen yanından sondaj kuyusu açılarak analiz için belirli derinliklerden farklı örneklerin alındığı, olay yerinde yapılan incelemelere esas olmak üzere kadastro bilirkişileri tarafından yıkılan binaya ilişkin ada, parsel, taşınmaz cinsi ve taşınmaz yüzölçümünü ve krokisini gösterir 14.11.2011 tarihli bilirkişi raporunun hazırlandığı, yine 19.12.2011 tarihli olay yerinde yapılan incelemelere esas olmak üzere, inşaat mühendisi bilirkişiler tarafından binanın kiriş, döşeme, perde ve kolonlarına, kullanılan demire, etriye aralığına, çiroza dair bilgiler içeren 23.01.2012 tarihli raporun hazırlandığı, olay yerinde zemin etüdüne ilişkin yapılan incelemelere esas olmak üzere ise jeoloji mühendisi tarafından binanın bulunduğu yerin zemin özelliklerini içerir 23.01.2012 tarihli raporun hazırlandığı, aynı tarihli ön inceleme raporunda binada bodrum kat bulunduğunun, bodrum kat çöktüğü için ve enkaz çalışmaları bitmediğinden röleve çalışmasının yapılamadığının belirtildiği, taşınmazın proje aşamasındaki yapı sahibinin, proje müellifinin, ilgili belediye biriminin, binanın yapım ve bitim aşamasındaki sorumlularının (yapı sahibi, proje müellifi, teknik uygulama sorumlusu vs) tespiti için ilgili evrakların bilirkişiye tevdii edildiği, buna ilişkin 24.07.2012 tarihli raporun hazırlandığı, daha sonra bina enkazından alınan karot, beton ve demir numuneleri, zeminden alınan numuneler, bunlara ilişkin hazırlanan bilirkişi raporları ve yapı ruhsatı ve eklerini içeren belediye dosyasının yapı özellikleri ve sorumlu kişiler hakkında rapor hazırlanması için dosyanın Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği Bölümüne Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla gönderildiği, Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından Haziran 2012 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporunda da; birinci derece deprem bölgesinde yer alan ... Apartmanının taşıyıcı elemanların donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının belirlendiği, oluş, dosya kapsamı, sanıkların savunmaları, tanık anlatımları, ölenler hakkında tanzim olunan ölü muayene tutanakları, Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporları karşısında Mahkemece, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği, hükmün gerekçesinde, suç oluşturduğu kabul edilen eylemlerin gösterildiği, bunun nitelendirmesinin yapıldığı, hükme esas alınan veya reddedilen bilgi ve belgelerin belirtildiği ve bunun dayanaklarının gösterildiği, hükmün yeterli gerekçeyi içerdiğinin belirlendiği, ayrıca yıkılan binaya ilişkin sorumlulukları tespit edilen Belediye görevlileri temyiz dışı sanıklar Burhan Aldaşer, Mehmet Marufoğlu ve Bülent Erdinç hakkında soruşturma izni istendiği, ancak soruşturma izni kesinleşmediğinden, bu kişiler yönünden soruşturma evrakının ayrılmasına karar verildiği ve yapılan yargılama sonunda mahkemece görevi kötüye kullanma suçundan sanıklar hakkında beraat kararı verildiği, hükümlerin sanıklar müdafii tarafından vekalet ücretine hasren temyizi üzerine dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 2021/8025 Esas sayılı evrakı ile arşivde olduğunun belirlendiği anlaşılmakla, tebliğnamedeki eksik incelemeye, hükmün yeterli gerekçeyi içermediğine ve Belediye görevlileri hakkında görülmekte olan davanın işbu dava dosyası ile birleştirilmesi gerektiği gerekçeleri ile bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir. Depremde yıkılan ... Apartmanından alınan karot numunelerinin teknik bilirkişiler tarafından incelenmesi neticesinde; numunelerin ortalama basınç dayanımının 14.82N/mm2 olarak elde edildiği, ayrıca, karot dayanımları arasındaki değişim aralığının 10.85-22.28N/mm2 olduğu, 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılmasının zorunlu olmasına rağmen, kullanılan betonun Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'yı dahi sağlayamadığının belirlendiği, bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; binanın inşa edildiği tarihte yürürlükte olan ilgili yönetmelik de belirtilen şartları sağlamayan malzemelerin inşaatlarda kullanılması, birinci derece deprem kuşağında olduğu bilinmesine rağmen heterojen yapıya sahip beton kullanılması, hasar ve yıkımlara neden olabileceği düşünülmeksizin bina yapılacak yerin jeolojik yapısının dikkate alınmadan zayıf nitelikli zeminlere inşaat yapılması, malzeme ve işçilikte ucuza kaçılması, gerek proje gerek inşaat aşamasında teknik eleman, mimar ve mühendislerden yeterince yararlanılmaması, gerekli kontrollerin (bina sahibi ve müteahhidi olan kişi/ kişiler, fenni mesul, belediye vs tarafından) yapılmaması deprem tecrübesi oldukça acı olan ülkede yaşayan ve bina yaptıran kişiler tarafından öngörülebilir nitelikte olacağından, yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyen, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanıklar ... ve ... hakkında bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, tayin olunan cezalarında 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, tebliğnamede bilinçli taksir hükümlerinin sanıklar hakkında uygulanmaması gerektiğine yönelik bozma öneren görüşe iştirak edilmemiştir. A. Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz istemlerinin incelenmesinde; Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre; 1. 23 Ekim 2011 günü saat 13:41'de Van ilinin kuzeyinde merkezi ... Köyü olan şiddeti yaklaşık 7,1 - 7,3 şiddetinde odak derinliği 19,02 km olan deprem nedeniyle Kışla Mahallesi 12 ada 6 parselde bulunan ... Apartmanının yıkılması ve çökmesi sonucu 43 kişinin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüğü olayda; Mahkemece Dairemizin 27.12.2022 tarihli ilâmına uyularak sanık ... hakkında bilinçli taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiş ise de; bozma sonrası yapılan yargılamada toplanan deliller, sanıkların savunmaları ve tanık anlatımları dikkate alındığında, binanın yapı sahibi ve müteahhidinin sanık ... ile depremde ölen ... 'in olduğu, binada çalışan işçilerin sanık ...'dan emir ve talimat aldığı, kullanılan malzeme ve işçiliğin sanık ... tarafından temin edildiği ve inşaatın tamamlandığı, sanık ...'ın ise sadece yapı sahiplerinden biri olduğu ve binanın proje, ruhsat ve yapım aşamasında hiçbir etkisi ve müdahalesinin olmadığı, yapı ruhsatı talep dilekçesi, 2008 tarihli yapı kullanma izin belgesi ile mimari, statik ve elektrik tesisat projelerinde sanık ... ile depremde ölen ... 'in yetkili olarak gösterildiği, yapı sahiplerinden biri olan sanık ...'ın ise yıkılan binaya ilişkin olarak hiçbir aşamada müteahhitlik yapmadığı, binanın projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında hiçbir etkisi ve müdahalesinin olmadığının anlaşılması karşısında; atılı suç bakımından kusuru bulunmadığı anlaşılan sanık ... hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, 2.Mahkemece Dairemizin 27.12.2022 tarihli ilâmına uyularak sanık ... hakkında bilinçli taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiş ise de; bozma sonrası yapılan yargılamada toplanan deliller, sanıkların savunmaları dikkate alındığında, binanın yapımında inşaat ustası olarak çalışmış olan sanık ...'ın kendisinden önce başka bir ekip tarafından temel atılmış olan bodrum katı ve zemin katı bitmiş olan binada 1.kattan itibaren sanık ... tarafından temin edilen malzemelerle kalıp ve demir işçiliği yapmış olduğu, ayrıca sanıkların anlatımlarına göre binada pek çok işçi ve ustanın çalıştığı, inşaat mühendisi teknik sorumlusu bulunan bir binanın, 1.katından itibaren kalıp ve demir işçiliğini yapmış olan sanık ...'a kusur yüklenemeyeceği, ayrıca sanığın atılı suçu işlediğine dair, savunmasının aksine, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir delilin de bulunmadığı anlaşılmakla; sanık ... hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle, Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, B- Sanıklar ... ve ... hakkında verilen hükümlere yönelik yapılan temyiz istemlerinin incelenmesine gelince; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanıklar müdafilerinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 1.Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılı olarak açıklanan somut olayda; taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde, TCK'nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekmekte olup, sanıklar ... ve ...'ın inşaatın proje, yapım ve iş bitimi aşamasındaki görevleri itibariyle meydana gelen ölümler bakımından olayın gerçekleşmesindeki etkileri, yasal yükümlülükleri dikkate alınarak, cezanın belirlenmesindeki bireyselleştirme unsuru gözetilmek suretiyle, cezada orantılılık ilkesi ile adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, benzer olaylarla karşılaştırıldığında eylem ile ceza arasındaki muvazeneyi bozacak şekilde ve orantılılık ilkeleri çerçevesinde yaptırım miktarlarının belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, 2. 5237 sayılı TCK'nın 22/6.1. cümlesinin uygulanabilmesi için taksirle hareket sonucu neden olunan neticenin, münhasıran sanığın kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezanın hükmedilmesi gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açması gerektiği, böyle bir netice ile birlikte başka bir neticenin de meydana gelmiş olması halinde anılan fıkra ile uygulama yapılamayacağı gözetilmeden, depremde eşi ve iki çocuğunu kaybeden sanık ... hakkında TCK’nın 22/6. maddesinin ikinci cümlesi uygulanarak tayin edilen cezada indirim yapılması, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle, Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca sonuç ceza miktarı açısından sanık sanık ...'ın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2025 tarihinde karar verildi.
12. Ceza Dairesi, 2024/3770 E., 2025/1507 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. maddelerine göre 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri hakkında hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası D
12. Ceza Dairesi         2024/3770 E.  ,  2025/1507 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/301 E., 2024/218 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanıklar hakkında verilen hükümler, sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMK'nın 317. maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299. maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Mahkemece sanıklar ... ve ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4, 53/6. maddelerine göre 18.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, ... hakkında ayrıca inşaat mühendisliği mesleğini yapmaktan 1 yıl süre ile yasaklanmasına; sanıklar ... ve ... hakkında ise görevi kötüye kullanma suçundan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 228 inci maddesinin birinci fıkrası, 102 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmiş, bu kararların sanıklar ... ve ... müdafii, sanık ..., sanık ... müdafii, katılanlar vekilleri ile o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 04.07.2023 tarihli ilâmı ile bozulmasına karar verilmiş, mahkemece sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. maddelerine göre 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri hakkında hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık ... ve ... müdafinin temyiz isteği; eksik inceleme ile karar verildiğine, herhangi bir şekilde zorunlu olmayan belgelerin olmaması sebebiyle müvekkillerini sorumlu tutmanın mümkün olmadığına, yapı ruhsatı ile inşa edilen bina arasında farklılıkların bulunması ve bina sahibi tarafından kaçak kat inşa edilmesi noktasında müvekkillere atfedilebilecek bir kusur söz konusu olmadığına, bu noktadaki sorumluluğun bina sahibi ve fenni mesule ait olduğuna, diğer tarafta müvekkiller tarafından yapı ruhsatına aykırı olarak inşa edilen binaya kullanma izin belgesinin de verilmemiş olduğuna, her ne kadar müvekkilin sorumluluğu belirlenirken, oturma izni olmayan bir binada müvekkiller tarafından oturmaya göz yumulduğu belirtilmiş ise de; müvekkillerin bu noktada sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığına, her ne kadar müvekkiller tarafından yapı ruhsatı düzenlenmişse de Belediye görevlileri tarafından inşaat tamamlandıktan sonra yapılan incelemeler neticesinde, ilgili binaya oturma izni verilmemesi sebebiyle meydana gelen ölümlerden müvekkillerin herhangi bir şekilde sorumluluğu olmadığına, müvekkiller ile ilgili olarak soruşturma izni verilmeyen hususların mahkeme kararında müvekkillerin cezalandırılmasına gerekçe olarak kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ve adil yargılanma hakkının açık bir şekilde ihlal edilmiş olduğuna, taksirli sorumluluğun yasal unsurları gerçekleşmemiş olduğuna, müvekkillerin sadece kağıt üzerinden, binanın cephelerden taşma yapıp yapmadığını, mevcut imar düzenlemesine uygun olup olmadığını, bina giriş merdiveni, kapı ve otopark gibi eklentilerin projeye uygun olup olmadığını görsel olarak incelediğine, müvekkillerin, binanın yapımında kullanılan malzemeleri denetlemek, binayı yapım aşamasında kontrol etmek, binanın yapı projesine ve ruhsat dosyasına yapı elamanları yönünden uygun olup olmadığını denetlemek gibi görevi bulunmadığına, sayılan hususların kontrol ve denetim görevinin fenni mesule ait olduğuna, yapı ruhsatının müvekkiller tarafından doldurulması ve düzenlenmesi, mahkeme kararında belirtilen denetim ve kontrol işlerinin de müvekkiller tarafından yapılması gerektiği anlamına gelmediğine, müvekkillerin görevinin ilgili evraklar tamamlandıktan sonra gerekli kontrolleri yaparak yapı ruhsatını doldurmak ve düzenlemek olduğuna, yerel mahkemece sorumluların belirlenmesi noktasında bu nedenle yanılgıya düşmüş olduğuna, Mahkemece herhangi bir araştırma yapılmaksızın, salt yapı ruhsatına imza atan kişilerin denetimden de sorumlu olduğu kanaatine varılması ve bu sebeple herhangi bir denetim yükümlülüğü bulunmamasına ve herhangi bir görevlendirme olmamasına rağmen sorumlu tutulmasının herhangi bir şekilde hukuki olmadığına, müvekkilleri hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarına bakıldığında, raporlara dayanak numunelerin -karot vb.- binanın enkazından standartlara uygun beton ve çelik örneği alınmamış olduğuna, numunelerin usulüne uygun alınmadığından delil olma niteliğinin kalmamış olduğuna, kabul anlamına gelmemekle birlikte; müvekkillerin gerekli evrak ve raporları temin etmeden yapı ruhsatı düzenlemeleri hususunda ihmali olduğu kabul edilse dahi, bu eyleminin binanın yıkılmasına ve taksirle öldürme suçuna sebebebiyet vermeyeceği ve bu eylemlerle binanın çökmesi arasında doğrudan illiyet bağının bulunmadığına, olsa olsa görevi kötüye kullanma suçundan dolayı sorumlu tutulabileceklerine, görevi kötüye kullanma suçu açısından zamanaşımı süresinin ise müvekkilin ruhsatı düzenlediği tarihte yürürlükte olan 765 sayılı yasanın 102/4 maddesi uyarınca 5 yıl olduğu ve isnat olunan görevi kötüye kullanma suçunun yapı ruhsatının 1999 yılında düzenlenmesi nedeniyle zaman aşımına uğramış olduğuna, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte; en kötü ihtimalde dahi müvekkillerinin ancak ve ancak bilinçsiz taksir ile sorumlu tutulabileceklerine, kararın gerekçe içermediğine, müvekkilleri hakkındaki ceza tayininde, alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirir herhangi bir sebep bulunmamasına rağmen hiçbir haklı gerekçe göstermeden cezanın alt haddinden uzaklaşmış, hatta üst hadden ceza verilmiş olduğuna, kararın bozulması talebine ilişkindir. B. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; somut olayda, müvekkil yıkılan bina inşaatı için yalnızca taahhütname imzalamış olduğuna, ancak bu binada fenni mesullük yapmamış olduğuna, müvekkilin bu dosyadaki tek eylemi, inşaat için taahhüt vermek olduğuna, müvekkilin fenni mesullüğü kağıt üzerinde olduğundan fenni mesul olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığına, 194 sayılı İmar Kanununa göre müvekkilinin fenni mesul sayılmaması gerektiğine, somut olayda yapı sahibi işe başlama dilekçesi vermemiş; belediye tarafından yer teslim tutanağı düzenlenmemiş olduğuna, dolayısıyla 3194 sayılı kanunun 22. Maddesine uyulmadığından müvekkilin fenni mesullük görevi başlamamış olduğuna, eksik araştırma ile karar verildiğine, müvekkilin ölümlerden sorumluluğu cihetine gidilse dahi, bu sorumluluk ancak adi taksir düzeyinde olması gerektiğine, bilirkişi raporunun müvekkil lehine olan kısımlarının da değerlendirilmesi gerekmekteyken yalnızca delillerin aleyhe olan kısımları hükme esas alınmış olduğuna, dosyada bütün sanıklar için sorumluluk aynı düzeyde kabul edilmiş olduğuna, taksirle işlenen suçta herkes kendi kusurlu davranışı nispetinde cezalandırılabileceğine, sanıklarının tümünün suçtan sorumluluğu kabul edilse dahi, herkesin aynı oranda kusurlu olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, müvekkilinin meydana gelen ölümlerden sorumlu tutulmaması gerektiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. C. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; müvekkili hakkında verilen kararın hukuka ve usule aykırı olduğuna, müvekkilin kasten hareket etmediği ve hatta binanın inşası sırasında fazlaca hassas davrandığına, bu haliyle kasten hareket etmediği, taksirin bile değerlendirilmemesi gerektiğine, kabul etmemekle birlikte müvekkilin taksirle harekete ettiği varsayımında, bilinçli taksirin varlığı kabul edilemeyeceğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, savunma hakkının ihlal edildiğine, tayin edilen cezaya, müvekkili hakkında verilen kararın bozulmasını ve müvekkili hakkında beraat kararı verilmesi ile tüm lehe hükümlerin uygulanması talebine, müvekkili hakkında hükmolunan adli kontrol tedbirinin tamamen kaldırılması, bu da mümkün değilse kefalet adli kontrolünün uygulanması talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 23.10.2011 tarihinde saat 13:41 sıralarında, merkez üssü Kasımoğlu Köyü civarı olan değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan depremin meydana gelmesi üzerine, Erciş ilçesi ... üzerindeki ... Otelinin yıkılması ve çökmesi sonucu dört kişinin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüğü, ... Otelinin bina sahibi ve müteahhidinin sanık ..., inşaatın teknik uygulama sorumluluğunu üstlenen inşaat mühendisinin (fenni mesul) sanık ..., Belediye fen işleri müdür vekili ve memurunun sanık ... ve sanık ... olduğu, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü soruşturma aşamasında belediye görevlileri olan sanıklar ... ve ... hakkında yaptığı ön inceleme sonucunda aldığı 24.01.2013 tarihli kararında; ... Oteli inşaatı için 08.12.1998 tarihli yapı ruhsatının zemin etüt raporu ve statik hesap raporları olmadan verilmesi nedeniyle 3194 sayılı İmar Kanunun 22. maddesine ve 02.11.1985 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinin 57. maddesine aykırı hareket edildiği, ayrıca yapı ruhsatı ve eklerine aykırı olarak yapılan kat için 3194 sayılı İmar Kanunun 32 ve 42. maddelerinin uygulanmadığı ve yapı kullanma izin belgesi olmadığı halde, Belediyece binada oturulmasına göz yumulmak suretiyle 3194 sayılı Kanunun 30. maddesine aykırı hareket edildiği gerekçeleri ile soruşturma izni verildiği, Danıştay'a yapılan itirazların da reddedilerek izin kararının kesinleştiği; dosya kapsamından, binanın yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, 05.08.1998 tarihli ve TEDAŞ elektrik ve tesisat projesi, 23.10.1998 tarihli yapı ruhsatı istek dilekçesi ve 08.12.1998 tarihli yapı ruhsatı, muvafakat yazıları ve noter evraklarından binanın 1998 yılı içerisinde veya sonrasında yapıldığı, dosya kapsamında apartmana ait mimari, statik ve elektrik-tesisat projeleri bulunduğu ancak, statik hesap raporları ile zemin raporlarının bulunmadığı, ... Otelinin yapım yılına göre 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik kapsamına girdiği, 14.11.2011 tarihli bilirkişi raporunda; binanın taşıyıcı sisteminin betonarme olup 1 zemin ve 7 normal olmak üzere 8 kattan oluştuğu, otele ait yapı ruhsatı mevcut olup yapı kullanma izin belgeleri bulunmadığı, 08.12.1998 tarihli yapı ruhsatına göre bina, bodrum, dükkan olarak kullanılan zemin ve otel olarak kullanılan 5 normal olmak üzere toplam 7 kattan oluştuğu, mimari projeden binanın bodrum, zemin ve 6 normal kat olmak üzere toplam 8 kattan oluştuğu (son katın kaçak olduğu), yapı ruhsatında belirtilen zemin ve normal kat yüksekliklerinin de mimari ve statik proje ile uyumlu olmadığının belirlendiği, Karadeniz Teknik Üniversitesi Öğretim Üyeleri tarafından hazırlanan Haziran 2012 tarihli Bilirkişi raporu ve 15.09.2014 tarihli ek bilirkişi raporunda; 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğin "Kolon Enine Donatı Koşulları" bölümünde, kolon sarılma bölgeleri, kolon orta bölgeleri ve kolon-kiriş birleşim bölgeleri için dikkate alınması gereken uzunluklar, bu bölgelerdeki etriye yüzdesi, çap ve aralıkları hakkında verilen bilgilere göre, ... Otelinin statik projeleri ve bilirkişi raporu ile dosya üzerinden yapılan incelemelerden etriye çapı açısından yeterli gözükürken, etriye aralığı açısından ve yıkılan binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, aynı şekilde bilirkişi raporu ve proje verilerine göre kolon boyutları, donatı çap ve adetlerinde de farklılıklar olduğu, statik proje içinde bazı kirişlere ait çizim detayları, kolon düşey açılımları ile normal kat kalıp planının bulunmadığı, binaya ilişkin zemin sınıfının Z2, deprem bölgesinin 1.derece olarak, beton numuneleri içinde standart dışı irilikte agregalar ve proje verilerine göre yapılan analizler sonucunda sürekli temellerin, zemin emniyet gerilmesi ve kesit alanı açısından %100'ünün yetersiz olduğunun, 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğin "7.2 Genel Kurallar" bölümünde deprem bölgelerinde kullanılacak binalarda dikkate alınması gereken minimum beton sınıflan hakkında bilgiler verildiği, ancak ... oteline ait statik projede herhangi bir malzeme sınıfının yazılmadığı, ayrıca binaya ait hesap raporlarının da olmadığı, karot numuneleri üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyleri sonucunda elde edilen ortalama basınç dayanımının, 16.10N/mm2 olarak tespit edildiği, bu değerin deprem bölgesine bakılmaksızın kullanılması zorunlu olan minimum beton sınıfı C16' yı sağladığı ancak; 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelikte belirtilen 1.ve 2. deprem bölgelerinde kullanılması zorunlu asgari C20 veya daha yüksek dayanımlı beton sınıfına ait dayanım değerinden düşük olduğu, sonuç olarak dosya kapsamında yapılan inceleme, değerlendirme ve elde edilen bulgular neticesinde, söz konusu binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının rapor edildiği, Mahkemece hükme esas alınan 25.07.2015 tarihli bilirkişi heyet raporunda; dava konusu binanın yapı ruhsatı almış resmi nitelik kazanmış bir yapı olduğu, 1998 yılında inşaatına başlanıp 2000 yılında olarak tamamlandığı, ...'nin yıkılan binanın yasal olmayan şekilde (kayıtsız) mimari projesini çizdiği, statik proje ve hesaplarını yaptığı, aynı zamanda yapının resmi fenni mesulü olduğu, bu konuda taahhütname verdiği, ancak fenni mesul olmaktan kaynaklanan görevlerini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, binanın yıkılması sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal eden ihmali davranışlarının etkili olduğu, sanık ...'nun söz konusu binanın sahip ve müteahhidi olarak yapımdan sorumlu olduğu halde, yürürlükteki kurallarına uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerine düşen dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle sorumlu olduğu, imar mavzuatına göre belediyelerin suç tarihinde inşaatların ruhsata uygun bir şekilde yapılıp yapılmadığını denetleme görevlerinin, 1580 sayılı Belediye Kanunu 15 madde 79 bendinde imar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak uygulamaları denetlemek ve bütünlüğünü sağlayıcı tedbirleri almak olarak belirtildiği, ancak somut olayda ... oteli için zemin raporu, statik hesap raporu olmadığı halde yapı ruhsatı verildiği, yapı ruhsatında belirtilen zemin ve normal kat yüksekliklerinin mimari ve statik projesi ile uyumlu olmadığının kontrol edilmediği, ayrıca yapı ruhsatında dosyasında bulunan bu projelerin müelliflerinin belli olmadan onaylarının yapılmasından belediye görevlilerinin sorumlulukları olduğu, buna göre de belediye personeli belediye fen memuru ..., Belediye Fen İşleri Müdür vekili Burhan Aldeşer'in meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından cezai sorumlulukları yoluna gidilmesi gerektiğinin belirtilmiş ve mahkemece sanıklar ... ve ...'nun mahkûmiyetlerine, sanıklar ... ve ... hakkında açılan kamu davalarının ayrı ayrı düşmesine karar verilmiş, bu kararların sanıklar ... ve ... müdafii, sanık ..., sanık ... müdafii, katılanlar vekilleri ile o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 04.07.2023 tarihli ilâmı ile; "...A. Sanıklar ... ve ...'nun Taksirle Öldürme Suçundan Mahkûmiyetine İlişkin Hükümlere Yönelik, Sanık ... Müdafii, Sanık ..., Katılanlar Vekilleri ile O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebepleri Yönünden; 1. Eksik İnceleme İle Hüküm Kurulduğu Yönünden; Oluş, dosya kapsamı, sanıkların savunmaları, ölenler hakkında tanzim olunan adli muayene raporları ile ölü muayene tutanakları, Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporları karşısında Mahkemece, olayın aydınlatılmasına yeter nitelikte kapsamlı olarak inceleme yapıldığı ve delil toplandığı, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık ... müdafii, sanık ... ve katılanlar vekillerinin eksik inceleme ile karar verildiğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 2. Kusur Durumu Yönünden; 3194 sayılı İmar Kanunun 28. maddesinde yapının fenni mesuliyetini üzerine alan meslek mensuplarının, (fenni mesul mimar ve mühendisler uzmanlık alanlarına göre) yapının, tesisatı ve malzemeleri ile birlikte, Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa edilmesini denetlemekle görevli olduğu, ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılması halinde durumu ruhsatı veren Belediyeye bildirmekle mükellef olduğunun düzenlendiği, sanık ...'nin fenni mesul olmaktan kaynaklanan denetim görevini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, sanık ...'nun ise, söz konusu binanın sahibi ve müteahhidi olarak yapımından sorumlu olduğu halde, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerine düşen dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği olayda; Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporlarının oluş ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, kusur durumunu kesin bir şekilde tespit ettiği anlaşılmakla, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık ... müdafii, sanık ... ve katılanlar vekillerinin kusur durumuna ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 3.Temel Cezaya İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/12-833 Esas, 2020/415 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; taksirle işlenen suçlarda, 5237 sayılı Kanun'un "Taksir" başlıklı 22 inci maddesinin dördüncü ve aynı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenlemeler birlikte göz önüne alınarak, failin kusur durumu öncelikle değerlendirilip, suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin taksire dayalı kusurunun ağırlığı ölçütleri dikkate alınarak temel cezanın belirlenmesi gerektiği, buna göre yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından dikkat ve özeni göstermeyen, binadaki malzeme ve donatı yetersizliklerini denetlemeyen, bu nedenle birinci derecede deprem bölgesinde bulunan ... Otelininin tamamen çökmesine ve dört kişinin göçük altında kalarak ölmesine asli kusurlu olarak neden olan sanık ... ve sanık ... hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanıklar hakkında eksik cezaya hükmolunması sebebiyle hükümler hukuka aykırı bulunmuş olup, katılanlar vekillerinin temel cezaya ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmüştür. 4. Bilinçli Taksir Hükümleri Yönünden; Birinci derece deprem bölgesi olan Erciş’de, yıkılan ... Otelininden alınan karot numunelerinin teknik bilirkişiler tarafından incelenmesi neticesinde; 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılmasının zorunlu olmasına rağmen, kullanılan betonun Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'yı sağladığı ancak C20 veya daha yüksek dayanımı sağlamadığı, otelin son katının kaçak olarak yapıldığı, bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; sanıkların yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanık ... ve sanık ... hakkında bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, tayin olunan cezalarında 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi sebebiyle, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmuş olup, katılanlar vekillerinin bu konudaki temyiz sebebi yerinde görülmüştür. 5. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin altıncı fıkrası Yönünden; TCK'nın 53/6. maddesinde “belirli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde 3 aydan 3 yıla kadar bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınabileceğine karar verilebileceğinin düzenlendiği, bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerekmekte olup, inşaat mühendisi olduğu anlaşılan sanık ...'nin çalışmasının ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde mesleğini icrasında bulunmaktan 1 yıl süre ile yasaklanmasına karar verilmesi sebebiyle hükümde hukuka aykırılık bulunmuş olup, sanık ...'nin temyiz sebebi yerinde görülmüştür. 6. Yargılama Giderleri Yönünden; Taksirle işlenen suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilerek, yargılama giderinin her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin eşit olarak tahsiline karar verilmesi nedeniyle hükümlerde hukuka aykırılık bulunmuş olup, sanık ... müdafii, sanık ..., katılanlar vekilleri ile o yer Cumhuriyet savcısının bu konudaki temyiz sebepleri yerinde görülmüştür. 7. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hükümlerinin Uygulanmaması Yönünden; Mahkemece sanık hakkında lehine sonuçlar içeren ilgili kanun maddelerinin değerlendirildiği, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesi yönünden yasal engel bulunduğundan hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanık ... müdafinin bu konudaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 8.Takdiri İndirim Nedenlerinin Uygulanmasına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden; Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.11.2019 tarihli ve 2018/14-521 Esas, 2019/635 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere; takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kıstaslar, 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin ikinci fıkrasında, "...failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar..." şeklinde, uygulamada hâkimi sınırlayıcı değil yol gösterici nitelikte ve örnekseme yoluyla gösterilmiş; ancak, hüküm tarihinden önce, anılan fıkrada değişiklik yapılarak, takdirî indirim nedenleri tahdidi hale getirilmiş ve takdirî indirim nedenlerinin uygulama alanı daraltılmıştır. 5237 sayılı Kanun'un "Takdiri indirim nedenleri" başlıklı 62 nci maddesinin, 27.05.2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 1. maddesi ile değişik ikinci fıkrasında, takdirî indirim nedeni uygulanıp uygulanmayacağına karar verilirken göz önünde bulundurulması gereken kriterler, "... failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları veya cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri..." şeklinde sınırlı olarak sayılmış, ayrıca, duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik şeklî tutum ve davranışların, takdirî indirim nedeni olarak dikkate alınamayacağı ve takdirî indirim nedenlerinin kararda gerekçeleriyle gösterilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosyada; "Sanıkların yargılama aşamasındaki tutum ve davranışları, geçmişleri, cezanın faillerin geleceği üzerindeki olası etkileri sanıklar yararına cezayı hafifletici takdiri indirim nedeni kabul edilerek" şeklindeki hak, adalet ve nasafet kuralları ile dava dosyası içeriğine uygun, yerinde, yeterli ve kanunî gerekçeye dayalı olarak takdiri indirim nedeni uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, katılanlar vekillerinin takdirî indirim nedenlerinin uygulanmasına ilişkin temyiz sebebi yerinde görülmemiş, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. B. Görevi Kötüye Kullanma Suçundan Sanıklar ... ve ... Hakkındaki Düşme Hükümlerine Yönelik Sanıklar Müdafinin, O Yer Cumhuriyet Savcısının ve Katılanlar Vekillerinin Temyiz Sebepleri Yönünden; 1. Eksik İnceleme İle Hüküm Kurulduğu Yönünden; Oluş, dosya kapsamı, sanıkların savunmaları, ölenler hakkında tanzim olunan adli muayene raporları ile ölü muayene tutanakları, Olay ve Olgular başlığı altında açıklanan bilirkişi raporları karşısında Mahkemece, olayın aydınlatılmasına yeter nitelikte kapsamlı olarak inceleme yapıldığı ve delil toplandığı anlaşılmakla, hükümlerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış olup, sanıklar ... ve ... müdafii ile katılanlar vekillerinin eksik inceleme ile karar verildiğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. 2. Suç Vasfına İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden; 23.10.2011 tarihinde saat 13:41 sıralarında, merkez üssü Kasımoğlu köyü civarı olan değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan depremin meydana gelmesi üzerine Erciş ilçesi ... üzerindeki ... Otelinin yıkılması ve çökmesi sonucu dört kişinin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüğü olayda; Belediye fen işleri müdür vekili ve memurunun sanık ... ve sanık ... olduğu, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü soruşturma aşamasında belediye görevlileri olan sanıklar ... ve ... hakkında yaptığı ön inceleme sonucunda aldığı 24.01.2013 tarihli kararında; ... Oteli inşaatı için 08.12.1998 tarihli yapı ruhsatının zemin etüt raporu ve statik hesap raporları olmadan verilmesi nedeniyle 3194 sayılı İmar Kanunun 22.maddesine ve 02.11.1985 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliğinin 57. maddesine aykırı hareket edildiği, ayrıca yapı ruhsatı ve eklerine aykırı olarak yapılan kat için 3194 sayılı İmar Kanunun 32 ve 42.maddelerinin uygulanmadığı ve yapı kullanma izin belgesi olmadığı halde, Belediyece binada oturulmasına göz yumulmak suretiyle 3194 sayılı Kanunun 30. maddesine aykırı hareket edildiği gerekçeleri ile soruşturma izni verildiği anlaşılmıştır. Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği tarafından düzenlenen Haziran 2012 tarihli raporda; “deprem nedeni ile yıkılan binada iş aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi” adı altında tablo hazırlandığı, söz konusu binanın yapılış tarihi itibariyle, 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğe tabi olduğunun, binada kullanılan betonun yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'yı sağladığı ancak C20 veya daha yüksek dayanımı sağlamadığı, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğu, kolon sayıları, boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar göründüğü, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğunun ve bu yetersizlikler dolayısıyla proje müellifleri, yapı sahibi ve müteahhidinin, teknik uygulama sorumlusunun ve belediyenin ilgili birimlerinin sorumlu olduğunun belirtildiği, ayrıca binanın iş bitimi aşamasında biten bina inşaatının projeye uygunluğunun denetlenmediği, bu nedenle belediyenin teknik uygulama yetkililerinin sorumlu olduğu sonucuna varıldığı görülmektedir. İnşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1580 sayılı Belediyeler Kanunun “Belediyenin Vazifeleri” başlıklı 15.maddesinin 79.bendinde “İmar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirler alma” hükmünün yer aldığı, yapı ruhsatını düzenleyen ve kontrol eden sanıklar ... ve ... tarafından inşaatına başlanılacak yapının statik hesap raporu olmadan yapı ruhsatı verilmesi nedeniyle; 3194 sayılı İmar Kanunun “Ruhsat alma şartları” başlıklı 22. maddesindeki, “ Yapı ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge) mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir. Belediyeler veya valiliklerce ruhsat ve ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir. Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaat tarihinden itibaren onbeş gün içinde müracaatçıya ilgili bütün eksik ve yanlışları yazı ile bildirilir. Eksik ve yanlışlar giderildikten sonra yapılacak müracaattan itibaren en geç onbeş gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.” hükümlerine aykırı davrandıkları, binanın meydana gelen deprem nedeni ile yıkılmasında, sanıklar ... ve ...'nun objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmalarına rağmen, İmar Kanununa, 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davrandıkları, üzerilerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili oldukları, bu nedenle meydana gelen ölümler bakımından sanıkların eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, görevi kötüye kullanma suçu bakımından değerlendirme yapılarak, suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile sanıklar ... ve ... hakkında düşme kararları verilmesi nedeniyle hükümlerde hukuka aykırılık bulunmuş olup, katılanlar vekillerinin ve o yer Cumhuriyet savcısının bu konudaki temyiz sebepleri yerinde görülmüştür. 3. Beraat Kararı Verilmesi Gerektiği Yönünden; Sanıklar ... ve ...'nun objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmalarına rağmen, İmar Kanununa, 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davrandıkları, üzerilerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili oldukları, bu nedenle meydana gelen ölümler bakımından sanıkların eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, sanıklar müdafinin sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, düşme kararı verilmesinin bozmayı gerektirdiğine ilişkin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir..." gerekçeleri ile hükümlerin bozulmasına karar verilmiş, mahkemece sanıkların savunmaları alınmış ve sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. maddelerine göre 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Mahkemece bozmaya uyma kararı verilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması, yasaya aykırı olmakla birlikte ilamda gösterilen esaslara uygun karar verildiği anlaşıldığından, bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, Erciş Ağır Ceza Mahkemesi kararında sanıklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanıklar müdafilerinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2025 tarihinde karar verildi.
12. Ceza Dairesi, 2024/3241 E., 2025/2079 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1.maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, temyiz dışı sanıklar ...
12. Ceza Dairesi         2024/3241 E.  ,  2025/2079 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/406 E., 2024/44 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317.maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: Sanıklar müdafilerinin yaptığı duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94.maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece taksirle öldürme suçundan sanıklar ..., ..., ... ve ...'nin taksirle öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1, 50/4-1.a, 52/2-4. Maddelerine göre 15.200,00 TL adli para cezası ile mahkumiyetlerine, sanık ... hakkında ayrıca mesleğini icrasında bulunmaktan 1 yıl süre ile yasaklanmasına; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında değişen suç vasfına göre görevi kötüye kullanma suçundan verilen düşme hükümlerinin, sanık ... müdafii, sanıklar ..., ... ve ... müdafii, sanık ..., sanık ..., sanık ..., sanık ... ile mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03.11.2022 tarihli kararıyla bozulmasına karar verildiği, mahkemece bozma ilamına uyulması yönünde karar verilmiş ve sanık ... ve temyiz dışı sanıklar ..., ..., ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1 ile 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, kazanılmış hakları gözetilerek sanıkların 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına; sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1.maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, temyiz dışı sanıklar ... hakkında beraat, ... hakkında ise ölümü nedeniyle düşme kararları verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri hakkında hükümlerin bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanıklar ..., ... ve ... müdafinin temyiz isteği; sanıkların kusurlarının bulunmadığına, zorunlu olmayan zemin etüt raporu nedeniyle sorumlu tutulamayacaklarına, bina ruhsatının 1995 yılına ait olduğuna, 1999 yılında yenilendiğine, eksik inceleme yapıldığına, taksirle öldürme suçu açısından mahkeme gerekçesinde belirtilen hususların tamamı bina yapımı ve denetim aşamasına ilişkin olup, bu konuda sanıklar hakkında verilen soruşturma izni bulunmadığına, sanıkların yapı ruhsatını düzenleme dışında görevlerinin bulunmadığına, denetim görevinini fenni mesule ait olduğuna, sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, numunelerin standartlara uygun alınmadığına, bilinçli taksir koşullarının oluşmadığına, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine, kusurunun bulunmadığına, depremin meydana geldiği tarihte yürürlükte olmayan mevzuat uyarınca sorumlu tutulmayacaklarına, yapı ruhsatını düzenleyen ve kontrol eden müvekkillerinin, yapı ruhsatının düzenlendiği dönemde Belediye bünyesinde çalışan mühendis veya mimar olmadığı için bu işler ile görevlendirilmiş olduklarına, yapı ruhsatının müvekkilleri tarafından doldurulması ve düzenlenmesinin, mahkeme kararında belirtilen denetim ve kontrol işlerinin de müvekkilleri tarafından yapılması gerektiği anlamına gelmediğine, bilinçli taksir koşullarının oluşmadığına, depremde numunelerin usulüne uygun alınmadığından delil olma niteliğinin kalmadığına, KTÜ raporunun hatalı olduğundan itibar edilmemesi gerektiğine, sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine, kabul anlamına gelmemekle birlikte; müvekkillerinin gerekli evrak ve raporları temin etmeden yapı ruhsatı düzenlemeleri hususunda ihmali olduğu kabul edilse dahi, bu eyleminin binanın yıkılmasına ve taksirle öldürme suçuna sebebiyet vermeyeceği ve bu eylemlerle binanın çökmesi arasında doğrudan illiyet bağının bulunmadığından, müvekkillerinin olsa olsa görevi kötüye kullanma suçundan dolayı sorumlu tutulabileceklerine, görevi kötüye kullanma suçu açısından zamanaşımı süresinin ise müvekkillerinin ruhsatı düzenlediği tarihte yürürlükte olan 765 sayılı yasanın 102/4 maddesi uyarınca 5 yıl olduğu ve isnat olunan görevi kötüye kullanma suçunun yapı ruhsatının 1999 yılında düzenlenmesi nedeniyle zaman aşımına uğramış olduğuna, bu sebeple müvekkiller hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; sanığa verilen cezanın ağır olduğuna, oluşa ve dosya kapsamındaki bilgi belgelere göre meydana gelen netice itibariyle müvekkiline atfedilecek kusurun bile tartışmalı olduğu olayda, müvekkilin ağır kusurlu kabul edilerek teşdiden cezanın belirlenmiş olması TCK madde 3, 22/4 ve 61'e açıkça aykırı olduğuna, meydana gelen neticenin oluşmasında birden fazla sebebin var oluşu, müvekkilinin görev tanımının net olarak yapılmadığı, belediye personeli olarak tarafına kusur isnadına ilişkin şüpheden uzak kesin ve net bir saptama yapılmadığı bu durumda mahkemenin subjektif bir değerlendirme ile üst sınırdan temel cezayı belirlemiş olmasının hukuk dışı olduğuna, sanığın kusurunun bulunmadığına, müvekkilinin yapı ruhsatı düzenleme yetkisinin bulunmadığına, yapı ruhsatında imzasının bulunmadığına, müvekkilinin yetki ve görev tanımına uygun olmayan işte görevlendirildiğine, bilinçli taksir koşullarının oluşmadığına, raporlar arasında çelişkiler giderilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiğine, sanığın eyleminin görevi kötüye kullanma suçu açısından değerlendirilmesinin gerektiğine, bilinçli taksirle adam öldürme suçunun yasal unsurları oluşmadığından müvekkilin atılı suçtan beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. C. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; müvekkilinin yıkılan ... Apartmanı için fenni mesullük yapmadığına, bu bina için inşaat bitiminden sonra geriye dönük taahhüt verdiğine, 3194 sayılı kanuna göre fenni mesul sayılmasının mümkün olmadığına, müvekkilinin bina bitiminde teknik rapor ve yapı kullanım izni belgesi düzenlemediğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, sanıkların kusur oranlarına göre cezalandırılmaları gerektiğine, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 23.10.2011 tarihinde yerel saatle 13:41 sıralarında, merkez üssü Van ili, Erciş ilçesinde meydana gelen ve merkez üssü Kasımoğlu köyü civarı, değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan depremin meydana gelmesi üzerine Kışla Mahallesi ... Caddesi üzerinde bulunan ... Apartmanı'nın yıkılması ve çökmesi sonucu üç kişinin öldüğü, yapılan ölü muayene işlemleri sonucu ölenlerin göçüğe (depreme) bağlı olarak öldüklerinin tespit edildiği olayda; Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından Ağustos 2012 tarihinde hazırlanan bilirkişi raporuna göre; binanın yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, 11.12.1995 tarihli yapı ruhsatı istek dilekçesi, 20.12.1995 tarih ve 95/161 numaralı yapı ruhsatı, muvafakat yazıları ve noter evraklarından binanın projelerinin 1997 yılından önce yapıldığı, apartmana ait mimari ve statik projelerin olduğu ancak elektrik tesisat projesinin, statik hesap raporları ile zemin raporlarının bulunmadığı, ... Apartmanının yapım yılına göre 1975-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik kapsamına girdiği, 14.11.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre, binanın taşıyıcı sistemi betonarme olup, zemin ve 3 normal olmak üzere toplam 4 kattan oluştuğu, 20.12.1995 tarihli yapı ruhsatına göre de bina dükkân olarak kullanılan zemin ve konut olarak kullanılan 3 normal olmak üzere toplam 4 kattan oluştuğu, 28.05.2003 tarihli yapı kullanma izin belgesinin ise ruhsatlı yapının ilk 3 katı için çıkartıldığı, mimari projeden de binanın zemin ve 3 normal kat olmak üzere toplam 4 kattan oluştuğunun görüldüğü, yapı ruhsatında belirtilen zemin kat yüksekliğinin mimari ve statik projeler ile uyum olmayıp, normal kat yüksekliklerinin birbirleriyle uyumlu olduğu, ... Apartmanına ait karot numuneler üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyi sonucunda, numunelerin ortalama basınç dayanımı 7.92N/m² olarak elde edilmiş olup, elde edilen bu basınç dayanımının, 1975 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan B160'dan düşük olduğu, 1975-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğe göre bina önem katsayısının 1 olduğu, dosyadaki belgeler incelendiğinde, yıkılan binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasmda yetersizlikler olduğu, ön inceleme raporu rölevesi ile proje verilerine göre zemin kat kolon sayıları, boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar göründüğü, beton numuneleri içerisinde standart dışı büyüklükte agregalar belirlendiği, proje verilerine göre yapılan analizler sonucunda tekil temellerin, zemin emniyet gerilmesi ve kesit alanı açısından yüzde yüzünün yetersiz olduğunun belirlendiği, Mahkemece hükme esas alınan 22/07/2015 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; sanık ...'nin yıkılan binanın mimari projesini çizdiği, statik proje ve hesaplamalarını yaptığı, aynı zamanda yapının "fenni mesulü" olduğu, bu konuda taahütname verdiği, ancak fenni mesul olmaktan kaynaklanan görevlerini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, sanıklar ... ve ...'in söz konusu binanın sahip ve müteahhitleri olarak yapıdan sorumlu oldukları halde yürürlükteki kurullarına uygun bir inşaat yaptırmamak bakımından kendi üzerine düşen dikkat ve özeni göstermemeleri ruhsatında toplam 4 kat olan yapıya kaçak bir kat ekleyerek 5 katlı inşa etmelerinden dolayı sorumlu olduğu, sanık ...'ın inşa sorumluluğunu üstlendiği binayı inşaat tekniğine uygun bir şekilde imal etmede gerekli dikkat ve özeni göstermediği için sorumluluğunun bulunduğu, İmar mevzuatına göre belediyelerin, ilgili tarihte inşaatların ruhsata uygun bir şekilde yapılıp yapılmadığının denetleme görevlerinin 1580 sayılı Belediye Kanunun 15. madde 79 bendinde; "İmar planlarının yapımı ve uygulaması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirleri almak" olarak belirlenmekte, ancak gerek dosya kapsamı, gerekse KTÜ raporundan anlışıldığı üzere ... Apartmanı için geçerli olan 15/04/1999 tarihli 2. yapı ruhsatında zemin raporu ve statik hesap raporu olmadığı halde yapı ruhsatı verilmesini sağlayan ve yapı ruhsatı ve eklerine uygun olmayan yapıya "yapı kulanma izin belgesi" düzenlemek ve onaylamaktan ötürü belediye görevlileri olan sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanmak yolu ile meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından cezai sorumlulukları yoluna gidilmesi gerektiği, ancak sanıklar ... ve ... hakkında ise, iki yıl içinde inşaatına başlanamadığı için ilk alınan 20/12/1995 tarihli yapı ruhsatının geçersiz olduğu bu nedenle de, herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığı sonucuna varıldığı, Dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporları, yapılan inceleme, değerlendirme ve deliller neticesinde; 2.derece deprem bölgesinde yer alan ... Apartmanının taşıyıcı elemanların donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının belirlendiği ve mahkemece sanıklar ..., ..., ... ve ...'nin taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine, sanıklar ..., ..., ..., ... ..., ... ve ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan verilen düşme hükümlerinin, sanık ... müdafii, sanıklar ..., ... ve ... müdafii, sanık ..., sanık ..., sanık ..., sanık ... ile mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03.11.2022 tarihli ilâmıyla; "...II-Sanıklar ..., ..., ... ve ...'nin taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine ilişkin hükümlere yönelik, sanıklar ..., ..., ... ve ...'nin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar ..., ..., ... ve ...'nin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 3194 sayılı İmar Kanunun 28. maddesinde yapının fenni mesuliyetini üzerine alan meslek mensuplarının, (fenni mesul mimar ve mühendisler uzmanlık alanlarına göre) yapının, tesisatı ve malzemeleri ile birlikte, Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa edilmesini denetlemekle görevli olduğu, ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılması halinde durumu ruhsatı veren Belediyeye bildirmekle mükellef olduğunun düzenlendiği, sanık ...'nin fenni mesul olmaktan kaynaklanan denetim görevini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, yapı sahibi olarak sanıklar ... ve sanık ...'in yapımından sorumlu olduğu halde, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerilerine düşen dikkat ve özeni göstermemeleri nedeniyle kusurlu oldukları, sanık ...'ın da, yapının müteahhidi olarak binayı inşaat tekniğine uygun bir şekilde imal etmede gerekli dikkat ve özeni göstermediği için kusurlu olduğunun kabul ve tespit edildiği, ayrıca Erciş Belediye Meclisinin 12/02/2001 tarihli kararı ile yapı ruhsatında dört kat olarak belirtilen binanın beş kata çıkarıldığı ancak sadece ilk üç katı için yapı kullanma izin belgesinin alındığı anlaşılmakla; 1-Taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde; TCK'nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekirken, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından dikkat ve özeni göstermeyen, binadaki malzeme ve donatı yetersizliklerini denetlemeyen ikinci derecede deprem bölgesinde bulunan ... Apartmanının tamamen çökmesine ve üç kişinin göçük altında kalarak ölmesine asli kusurlu olarak neden olan sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında, adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca cezada orantılılık ilkesi gözetilerek alt sınırdan daha fazla uzaklaşmak suretiyle ceza tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurularak sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında eksik cezaya hükmolunması, 2-İkinci derece deprem bölgesi olan Erciş’de, yıkılan ... Apartmanından alınan karot numunelerinin teknik bilirkişiler tarafından incelenmesi neticesinde; elde edilen basınç dayanımının, 1975 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan B160'dan düşük olduğu, binanın taşıyıcı elemanların donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, binanın projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığının belirlendiği, bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; sanıkların yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerilerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, tayin olunan cezalarında 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, 3-TCK'nın 53/6. maddesinde “belirli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkumiyet halinde 3 aydan 3 yıla kadar bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınabileceğine karar verilebileceğinin düzenlendiği, bir mesleğin icrasının yasaklanabilmesi için ruhsatnameye bağlı olarak yürütülmesi gerekmekte olup, inşaat mühendisi olduğu anlaşılan sanık ...'nin çalışmasının ruhsatnameye bağlı olarak yürütülen bir meslek olmadığı nazara alınmadan çalışma hürriyetini kısıtlayacak şekilde mesleğini icrasında bulunmaktan 1 yıl süre ile yasaklanmasına karar verilmesi, 4-Taksirle işlenen suçlarda iştirak hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilerek, yargılama giderinin her bir sanığa sebebiyet verdikleri tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesine karar verilmesi gerekirken, yargılama giderlerinin eşit olarak tahsiline karar verilmesi, Kanuna aykırı olup, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki isteme kısmen aykırı olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, III-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki düşme hükümlerine yönelik sanıklar ..., ... ve ... müdafii ile mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre; sanıklar ..., ... ve ... müdafiinin sanıklar hakkında düşme kararı değil, beraat kararı verilmesi gerektiğine; mahalli Cumhuriyet savcısının ise sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1-Karadeniz Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği tarafından düzenlenen Ağustos 2012 tarihli raporda; “deprem nedeni ile yıkılan binada iş aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi” adı altında tablo hazırlandığı, söz konusu binanın yapılış tarihi itibariyle 1975 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik’e tabi olduğu, binada kullanılan betonun yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan B160’ı sağlamadığı, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğu, zemin kat kolon sayıları, boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar olduğu, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu ve bu yetersizlikler dolayısıyla proje müellifleri, yapı sahibi ve müteahhidinin, teknik uygulama sorumlusunun ve belediyenin ilgili birimlerinin sorumlu olduğunun belirtildiği, ayrıca binanın iş bitimi aşamasında biten bina inşaatının projeye uygunluğunun denetlenmediği, bu nedenle belediyenin teknik uygulama yetkililerinin sorumlu olduğu sonucuna varıldığı, İnşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1580 sayılı Belediyeler Kanunun “Belediyenin Vazifeleri” başlıklı 15.maddesinin 79.bendinde “ İmar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, Türk Standartları Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirler alma” hükmünün yer aldığı; 15/04/1999 tarihli yapı ruhsatını düzenleyen kişinin Belediye fen işleri memuru sanık ..., ruhsatı kontrol eden kişinin Belediye fen işleri müdür vekili sanık ... olduğu, binanın ilk üç katı için verilen ve 15/04/1999 tarihli yapı ruhsatına dayanarak alınan 28/05/2003 tarihli yapı kullanma izin belgesini tetkik eden kişinin Belediye fen işleri müdür vekili sanık ... olduğu; yapı kullanma izin belgesinde bina mahallini tetkik eden belediye fen memurlarının sanık ..., ... ve ... olduğu, bina sahibi olan sanıklar ... ve sanık ... tarafından inşaatına başlanılacak yapının statik hesap raporu ve zemin etüt raporu olmadan yapı ruhsatı ile; yapı ruhsatı ve eklerine uygun olmayan binaya yapı kullanma izin belgesi verilmesi ve inşaatın yapım aşamasında gerekli denetimlerin yapılmaması nedeniyle; 3194 sayılı İmar Kanunun “Ruhsat alma şartları” başlıklı 22. maddesindeki, “ Yapı ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge) mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir. Belediyeler veya valiliklerce ruhsat ve ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir. Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaat tarihinden itibaren onbeş gün içinde müracaatçıya ilgili bütün eksik ve yanlışları yazı ile bildirilir. Eksik ve yanlışlar giderildikten sonra yapılacak müracaattan itibaren en geç onbeş gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.” hükmü ile aynı Kanunun 29. ve 30.maddelerindeki; "Yapıya başlama müddeti ruhsat tarihinden itibaren iki yıldır. Bu müddet zarfında yapıya başlanmadığı veya yapıya başlanıp da her ne sebeple olursa olsun, başlama müddetiyle birlikte beş yıl içinde bitirilmediği takdirde verilen ruhsat hükümsüz sayılır. Bu durumda yeniden ruhsat alınması mecburidir. Başlanmış inşaatlarda müktesep haklar saklıdır...", "Yapı tamamen bittiği takdirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarının kullanılabilmesi için, inşaat ruhsatını veren belediye, valilik veya yeminli serbest mimarlık veya mühendislik bürolarından; 27'nci maddeye göre ruhsata tabi olmayan yapıların tamamen veya kısmen kullanılabilmesi için ise, ilgili belediye ve valilikten izin alınması mecburidir. Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti gerekir. Belediyeler, valilikler veya yeminli serbest mimarlık veya mühendislik büroları, mal sahiplerinin müracaatlarını en geç otuz gün içinde neticelendirmek mecburiyetindedir. Aksi halde bu müddetin sonunda yapının tamamının veya biten kısmının kullanılmasına izin verilmiş sayılır..." hükümlerine aykırı davrandıkları; binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğu, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğu, kolon boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar göründüğü, malzeme kalitesinde, binanın proje ve yapım aşamasında yetersizlikler olması ve statik hesap raporu ile zemin etüt raporu olmadan binaya ruhsat verilmesi, mimari ve statik projede belirtilen zemin kat yüksekliğinin yapı ruhsatında belirtilen yükseklikler ile uyumlu olmadığı halde binanın ilk üç katı için yapı kullanma izni verilmesi sonucu, binanın meydana gelen deprem nedeni ile yıkılmasında, sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmalarına rağmen, İmar Kanununa, 1975 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davrandıkları, üzerilerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili oldukları, bu nedenle meydana gelen ölümler bakımından sanıkların eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, görevi kötüye kullanma suçu bakımından değerlendirme yapılarak, suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında düşme kararları verilmesi, 2-Mahkemece hükme esas alınan 22/07/2015 tarihli bilirkişi raporunda; 20/12/1995 tarihli yapı ruhsatını kontrol eden kişinin sanık ... olduğu ancak iki yıl içinde ruhsat alınan binanın inşaatına başlanamadığı için söz konusu yapı ruhsatının geçersiz olduğu, 28/05/2003 tarihli yapı kullanma izin belgesine esas yapı ruhsatının ikinci defa alınan 15/04/1999 tarihli yapı ruhsatı olduğu, bu yapı ruhsatında da sanık ...'nın imzasının bulunmadığı bu nedenle de sanığın sorumluluğunun bulunmadığının bildirildiği anlaşılmakla; İmar Kanunun 29.maddesine göre geçersiz olduğu anlaşılan 20/12/1995 tarihli yapı ruhsatını onaylayan sanık ...'nın, meydana gelen ölümler bakımından herhangi bir sorumluluğu bulunmadığından sanık ...'nın beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hakkında düşme kararı verilmesi, 3-UYAP sisteminden temin edilen nüfus kayıt örneğinde sanık ...'in, 10.06.2016 tarihinde temyiz aşamasında öldüğünün tespit edilmiş olması karşısında, sanık ... hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı TCK’nın 64/1. maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması..." gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmesi üzerine Mahkemece, uyma kararı verilerek sanıkların savunmaları alınmış ve sanık ... ve temyiz dışı sanıklar ..., ..., ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1 ile 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, kazanılmış hakları gözetilerek sanıkların 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına; sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1.maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına, temyiz dışı sanıklar ... hakkında beraat, ... hakkında ise ölümü nedeniyle düşme kararları karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR A. Sanık ... müdafinin temyiz isteminin incelenmesinde; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve sanık ...'nin neticeten 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ilk hükmün sadece sanık tarafından temyiz edildiği ve sanığın ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkı oluştuğundan, ilk hükümde sanık hakkında tayin edilen ceza miktarının infaz aşamasında gözetilmesi gerektiği dikkate alınmaksızın, sanığın neticeten 15.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi suretiyle 1412 sayılı CMUK'un 326/son maddesine muhalefet edilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle, Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesi gereği hükmün (A-3) fıkrasında yer alan, "sanığın NETİCETEN 15.200,00 TL ADLİ PARA CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA" ibarelerinin, "Bozma öncesi sanık ... aleyhine temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı CMUK'un 326. maddesinin son fıkrası uyarınca 15.200,00 TL adli para cezasına ilişkin sanığın kazanılmış hakkının infazda gözetilmesine" ibareleri şeklinde değiştirilmesi suretiyle hükmün oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, B. Sanıklar ..., ... ve ... müdafii ile sanık ... müdafinin temyiz istemlerinin incelenmesine gelince; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanıklar müdafilerinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılı olarak açıklanan somut olayda; taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde, TCK'nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekmekte olup, dava konusu olayda 15/04/1999 tarihli yapı ruhsatını düzenleyen kişinin Belediye fen işleri memuru sanık ..., ruhsatı kontrol eden kişinin Belediye fen işleri müdür vekili sanık ... olduğu, binanın ilk üç katı için verilen ve 15/04/1999 tarihli yapı ruhsatına dayanarak alınan 28/05/2003 tarihli yapı kullanma izin belgesini tetkik eden kişinin Belediye fen işleri müdür vekili sanık ... olduğu; yapı kullanma izin belgesinde bina mahallini tetkik eden belediye fen memurlarının sanık ..., ... ve ... olduğu ve sanıkların meydana gelen ölümler bakımından tali kusurlu oldukları, ölen kişi sayısı, maddede öngörülen cezanın alt ve üst sınırı nazara alınmak suretiyle, cezada orantılılık ilkesi ile adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, benzer olaylarla karşılaştırıldığında eylem ile ceza arasındaki muvazeneyi bozacak şekilde ve orantılılık ilkesine aykırı biçimde temel cezanın 8 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle sanıklar hakkında fazla ceza tayini, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle, Erciş Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.02.2025 tarihinde karar verildi.
12. Ceza Dairesi, 2024/3791 E., 2025/4715 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
ile o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 06.10.2022 tarihli ilâmı ile hükümlerin bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulması yönünde karar verilmiş ve sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. maddelerine göre 17 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanı
12. Ceza Dairesi         2024/3791 E.  ,  2025/4715 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/389 E., 2024/46 K. SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafileri, katılanlar vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Dairemizce verilen bozma ilâmı üzerine mahkemece sanıklar hakkında verilen hükümler, sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMK'nın 317. maddesindeki temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: Sanıklar müdafilerinin yaptığı duruşmalı inceleme taleplerinin; 7079 sayılı Kanun’un 94.maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Mahkemece sanık ... hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 62/1. maddelerine göre 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık ... hakkında beraat, sanıklar ... ..., ..., ..., ... hakkında 765 sayılı TCK'nın 228/1, 102/4, 104/2. maddeleri ve 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince değişen suç vasfına göre görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine ilişkin verilen verilen kararların, sanık ... müdafii, katılanlar ... ve ... vekili, katılanlar ..., ... ve ... vekili, katılanlar ..., ..., ... ve ... ile o yer Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 06.10.2022 tarihli ilâmı ile hükümlerin bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulması yönünde karar verilmiş ve sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. maddelerine göre 17 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca sanıklar müdafileri ile katılanlar vekilinin temyiz istemleri hakkında hükümlerin onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanıklar ..., ... ve ... müdafinin temyiz isteği; kararın hukuka aykırı olduğuna, eksik incelemeye, sanıklar belediye görevlileri olup, soruşturma izinlerinin olmadığına, yerel mahkemece yargılama konusu yapılan ve cezalandırmaya gerekçe olarak gösterilen hususların tamamı müvekkiller ile ilgili olarak soruşturma izni verilmeyen konulara ilişkin olduğuna, dönemin imar mevzuatına göre sorumlu tutulamayacaklarına, 22.03.2004 tarihli yapı kullanma izin belgesinde zemin + 5 kat olmak üzere 6 kat olduğu belirtilmişse de, binanın fiziki durumu teras katı da dahil olmak üzere zemin + 4 kat olduğundan yapı ruhsatına ve uygulamaya aykırı hareket edilmediğine, binanın mevcut fiziki durumu ile yapı ruhsatı arasında farklılık bulunmamakta olup, yapı kullanım izin belgesinde zemin + 5 kat olarak belirtilmesinin sehven olduğuna, zemin etüt zorunluluğu olmadığına, her ne kadar tarafından yapı ruhsatı düzenlenmişse de belediye görevlileri tarafından inşaat tamamlandıktan sonra yapılan incelemeler neticesinde, ilgili binaya oturma izni verilmesi sebebiyle meydana gelen ölümlerden sanıkların sorumlu olmadıklarına, binanın yıkılmasında, imardan, yapı ruhsatına aykırılıktan kaynaklanan kontrol sorumluluklarının bulunmadığına, teknik fenni mesuliyetlerinin olmadığına, fenni mesulün sorumluluğu bulunduğuna, bilirkişi raporlarının çelişkili yetersiz olduğuna, numunelerin usulüne uygun alınmadığına, sanıkların sadece hazırlanan projeler doğrultusunda, kağıt üzerinde inceleme yaparak mevzuatına uygun olması halinde ruhsat verdiklerine, binanın yapım ve denetim aşamasında sorumluluklarının bulunmadığına, sanıkların eylemleri ile depreme dayanıksız inşa edilen ve deprem sonucu yıkılan binalarda kişilerin vefatı arasında uygun illiyet bağının bulunmadığına, suç vasfına, olayda suçun unsurlarının oluşmadığına, zaman aşımının oluştuğuna, bilinçli taksirin şartlarının da oluşmadığına, sanıklar hakkında ayrı ayrı beraat kararı verilmesi gerektiğine, ayrıca gerekli evrak ve raporları temin etmeden yapı ruhsatı düzenlemeleri hususunda ihmal olduğu kabul edilse dahi eylemin görevi ihmal olup zamanaşımın oluştuğuna, verilen cezaya, lehe hükümleren uygulanmamasına ilişkindir. B. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; kararın hukuka aykırı olduğuna, eksik incelemeye, sanığın belediyede görev tanımının belli olmadığına, konunun uzmanı olmadığına, binanın yapım aşamasına dahil olmadığına, dava konusu apartman inşaatının Yapı Ruhsatında müvekkilin imzasının bulunmadığı, sanığın imzasının bulunduğu Yapı Kullanma İzin Belgesi ise dönemde yürürlükte bulunan yasal mevzuata uygun bir şekilde düzenlendiği, Belediye tarafından görev tebliğinde yapı ruhsatı düzenleme yetkisinin verilmediği, fenni mesul olarak kabul edilemiyeceği, binada kolonların kesilmesine bağlı tadilat nedeni ile yıkıldığı, ölümlerden sorumlu olmayacağı, bilinçli taksirinde oluşmadığı,unsurları oluşmayan müsned suçtan beraat yerine verilen cezaya, usul yasa ve saire ,bozma istemine, C. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; kararın hukuka aykırı olduğuna, eksik incelemeye, olayın bina içinde kolonlar kesilerek tadilat yapılıp... preslenmesi nedeni ile oluştuğuna, fenni mesüliyetin evrak üzerinde olduğuna, dönemin mevzuatına göre fenni mesul olarak kabul edilemiyeceğine, fenni mesullüğü kağıt üzerinde ise ölümlerden sorumlu olmayacağına, inşaat mühendisi, yapı sahibi, belediye personeli olan sanıkların yaptığı eylemler aynı olmadığından kusurun da farklı olması gerekip aynı oranda kusurlu olamayacaklarına, bilinçli taksirin oluşmadığına, verilen cezaya, sanıklarının tümünün suçtan sorumluluğu kabul edilse dahi, herkesin aynı oranda kusurlu olması hayatın olağan akışına aykırı olduğuna, müvekkilin atılı suçtan beraatine karar verilmesi talebine ilişkindir. D. Sanık ... müdafinin temyiz isteği; kusur tespitine, sanığın ağır kusurlu bulnarak teşdiden cezalandırılmasının yasaya aykırı olduğuna, ... Apartmanının yıkılması sonucu iki kişinin hayatını kaybetmesi olayı ile müvekkilin eylemi arasında herhangi bir illiyet bağına, dava konusu binanın yapı ruhsatı 1997 yılında verilip, sanığın ise 15/11/1998 yılında ... Belediyesinde Fen İşleri Biriminde memur olarak göreve başladığı, olaya konu apartman inşaatının Yapı Ruhsatında sanığın imzası bulunmadığı, sanığın imzasının bulunduğu Yapı Kullanma İzin Belgesi ise döneminde yürürlükte bulunan yasal mevzuata uygun bir şekilde düzenlendiğine, ayrıca sanığa ... Belediyesi tarafından görev tebliğinde yapı ruhsatı düzenleme yetkisi verilmediğine, olayda sadece yapı kullanım izin belgesinde imzası olan sanığın bahse konu binanın yıkılacağını ve enkazda insanların öleceğini öngörmesinin imkansız olduğuna, binanın depreme dayanıklı halde yapılıp yapılmadığının kontrol edilip tespit edilen eksikliklerin giderilmesini sağlama görevinin fenni mesule ait olduğuna, binanın teknik ve fenni şartlara uygun yapılmasından bina müteahidinin ve yapı sahibinin de sorumlu bulunduğuna, binanın fenni ve teknik şartlara göre yapılmasından binanın dayanıklı olup olmadığının kontrolünden yapı kullanma izini belgesinde imzası bulunan belediye görevlisi sanığın doğrudan sorumluluğunun bulunmadığına, bilinçli taksirin şartlarının oluşmadığına, eksik inceleme ile karar verildiğine, unsurları oluşmayan atılı suçtan sanığın beraat yerine verilen cezanın usul ve yasaya aykırı olduğuna, suç vasfına, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. E. Katılanlar vekilinin temyiz isteği; dosyada tüm sorumluların cezalandırılmamış olduğuna, verilen cezaların az olduğuna, dosyada müvekkillerin aleyhine olan durumları kabul etmediklerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 23.10.2011 tarihinde yerel saatle 13:41 sıralarında, merkez üssü Van ili, ... ilçesinde meydana gelen ve merkez üssü ... Köyü civarı, değeri değişik kuruluşlara göre 7,1 ile 7,3 arasında değişen, odak derinliği 19,02 km olan depremin meydana gelmesi üzerine Van Yolu Mahallesi ... Caddesinde bulunan... de içinde bulunduğu ... Apartmanı'nın yıkılması ve çökmesi sonucu yirmi altı kişinin öldüğü, yapılan ölü muayene işlemleri sonucu ölenlerin göçüğe (depreme) bağlı olarak hayatlarını kaybettiklerinin tespit edildiği, şikayeti devam etmekte olan katılanlar ... ve ...'in ise duyularından veya organlarından birinde işlev kaybı oluşacak şekilde yaralandıkları olayda; dosya kapsamında mevcut bilirkişi raporlarına göre; Van İli ... İlçe, Van yolu Mahallesi, 81 ada ve 42 parselde bulunan ... Apartmanının (...) yapım yılı tam olarak bilinmemekte olup, binanın temellerinin 2000 yılında atılmış olduğu ve 2003 yılında da faaliyete geçmiş olduğu, 28.04.2000 tarihinde ... Mühendislik tarafından hazırlanan inşaat alanı jeoteknik etüt raporu, 22.12.2000 tarih ve 2000/55 numaralı yapı ruhsatı, 24.02.2004 tarihli ilave kat ruhsat vc yapı kullanma izin belgesi dilekçesi, 22.03.2004 tarih ve 2004/10 numaralı yapı kullanma izin belgesi, gerekli muvafakat yazıları ve noter evraklarından binanın 1997 yılından sonra yapıldığı, ... Apartmanının (...) yapım yılına göre, 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik kapsamına girdiği, 23.11.2011 tarihli bilirkişi raporuna göre binanın taşıyıcı sistemi betonarme olup, zemin ve 3 normal olmak üzere toplam 4 kattan oluştuğu, üst katta ayrıca teras bulunduğu, 22.12.2000 tarihli yapı ruhsatına göre bina, bodrum, dükkan olarak kullanılan zemin ve konut olarak kullanılan 4 normal olmak üzere toplam 6 kattan oluştuğu, 22.03.2004 tarihli yapı kullanma izin belgesine göre ise bina, bodrum, dükkan olarak kullanılan zemin ve konut olarak kullanılan 5 normal olmak üzere toplam 7 kattan oluştuğu, dosya kapsamında apartman binasına ait mimari, statik ve elektrik tesisat projeleri bulunduğu, ancak analizler sırasında dikkale alınması gereken ve binanın proje verileri olarak tanımlanan malzeme özellikleri (beton ve donatı sınıfı) ve zemin özelliklerinin (zemin emniyet gerilmesi, zemin yatak katsayısı, zemin sınıfı karakteristik periyotları ile zemin birim hacim ağırlığı) projeden elde edilemediği, mimari projeden binanın bodrum, zemin ve 4 normal kat olmak üzere toplam 6 kattan oluştuğu, yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgeleri, projeler ve raporlardan binanın kat sayıları arasında farklılıkların bulunduğu, yapı ruhsatında belirtilen zemin ve normal kat yükseklikleri, mimari ve statik proje ile uyumlu olduğu, yapı kullanma izin belgesinde en üst normal kat hariç belirtilen kat yükseklikleri, mimari ve statik proje ile uyumlu olup, apartmana ait mimari, statik, elektrik tesisat projeleri ile zemin etüt raporunun da dosyada yer aldığı, ancak statik hesap raporlarının mevcut olmadığının görüldüğü, 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğin “7.2 Genel Kurallar” bölümünde deprem bölgelerinde kullanılacak binalarda dikkate alınması gereken minimum beton sınıfları hakkında bilgi verildiği, ... Apartmanına (...) ait statik projede malzeme ve donatı sınıfı belirtilmemiş olduğu, ayrıca binaya ait hesap raporlarının da bulunmadığı, ... Apartmanına (...) ait karot numuneler üzerinde gerçekleştirilen merkezi basınç deneyi sonucunda, numunelerin ortalama basınç dayanımının 10.28N/mm2 olarak elde edildiği, karot dayanımlarının da 8.09-12.75N/mm2 arasında değiştiği, bunun da binada dökülen betonun oldukça heterojen olduğu anlamına geldiği, 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16’yı sağlamadığı, yönetmeliğin “7.2.5. Malzeme Dayanımları” bölümünde birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılması zorunludur ibaresinin bulunduğu, 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğin “7.7.4 Kolon ... Koşulları ” bölümünde kolon sarılma bölgeleri, kolon orta bölgeleri ve kolon-kiriş birleşim bölgeleri için dikkate alınması gereken uzunluklar, bu bölgelerdeki etriye yüzdesi, çap ve aralıkları hakkında bilgiler verildiği, ... Apartmanı için hazırlanan bilirkişi raporuna göre, etriye çapı açısından yeterlilik gözükürken, etriye aralığı açısından ve binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olduğunun belirlendiği, yine bilirkişi raporu ile proje verilerine göre, kolon boyutları, donatı çap ve adetlerinde de farklılıklar olduğu, parça beton numuneler içerisinde boyut itibariyle standart dışı büyüklükte agregalar olduğunun belirlendiği, Mahkemece hükme esas alınan 07.09.2015 tarihli bilirkişi heyet raporunda; dava konusu depremde yıkılan ... Apartmanına ilişkin görsel ve deneysel olarak tespit edilen teknik yetersizliklerle itibar edildiği, binanın yapım yılı tam olarak bilinmemekle birlikte, 28/04/2000 tarihinde ... Mühendislik tarafından hazırlanan inşaat alanı Jeoteknik Etüt raporu, 22/12/2000 tarih ve 200/55 numaralı yapı ruhsatı, 24/02/2004 tarihli ilave kat ruhsat ve yapım kullanma izin belgesi dilekçesi, 22/03/2004 tarih ve 2004/110 numaralı yapı kullanma izin belgesi, gerekli muvafakat yazıları ve noter evraklarından binanın, 1997 yılından sonra yapıldığının anlaşıldığı ve yapım yılı itibari ile binanın 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelik Hükümlerine göre tasarlanarak inşa edilmesi gerektiği, sanık ...'nin yıkılan binanın "fenni mesulü" olduğu, ancak fenni mesul olmaktan kaynaklanan görevlerini yerine getirmediği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu, binanın yıkılması sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal eden ihmali davranışının müessir olduğu, sanığın soruşturma ve kovuşturma aşamasında binanın bitiminden sonra ruhsatlandırma için fenni mesullüğü üstlendiği yolundaki savunmasının bir ispat meselesi olduğu, savunmasındaki hususların doğruluğunun mahkemece tespit edilmesi halinde, binanın yıkılmasında müessir olan yapım eksikliklerinden dolayı bu kişinin sorumlu tutulamayacağı, sanık ...'ın söz konusu binanın sahibi ve müteahhidi olarak yapımdan sorumlu olduğu halde, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmamak bakımından kendisine düşen dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle sorumlu olduğu, İmar ve Belediye mevzuatına göre belediyelerin ruhsat verdikleri inşaatların yapımıyla ilgili denetleme görevlerinin binanın inşaat tekniğine göre inşa edilip edilmediğini kapsamadığı, bu nedenle belediye görevlileri Mehmet İş, ... ..., ... ve ... hakkında yapılacak değerlendirmede bu hususun dikkate alınması gerektiği, ancak bilirkişi raporundan gerekse KTÜ raporlarından anlaşılacağı üzere somut olayda, ... Apartmanı için statik hesap ve raporu ile mimari ve statik proje sorumlusu olmadığı halde yapı ruhsatı verildiği, mimari ve statik proje sorumlusu ile statik hesap ve raporu olmayan bir bina ile ilgili ruhsat veren, bu hususta üzerlerine düşen dikkat ve özeni göstermeyen belediye görevlilerinin, meydana gelen ölüm ve yaralanmalar bakımından cezai sorumlulukları yoluna gidilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, mahkemece taksirle öldürme suçundan sanık ...'nin beraatine, sanık ...'ın mahkumiyetine ilişkin hükümler ile görevi kötüye kullanma suçundan sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında verilen düşme hükümleri, sanık ... müdafii, katılanlar ... ve ... vekili, katılanlar ..., ... ve ... vekili, katılanlar ..., ..., ... ve ... ile mahalli Cumhuriyet savcısı tarafından temyizi üzerine Dairemizin 06.10.2022 tarihli ilâmı ile; "...I- Sanık ...'nin taksirle öldürme suçundan beraatine ilişkin hükme yönelik, katılanlar ... ve ... vekili, katılanlar ..., ... ve ... vekili, katılanlar ..., ..., ... ve ... ile mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar ... ve ... vekili, katılanlar ..., ... ve ... vekili, katılanlar ..., ..., ... ve ... ile mahalli Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 3194 sayılı İmar Kanunun 28. maddesinde yapının fenni mesuliyetini üzerine alan meslek mensuplarının, (fenni mesul mimar ve mühendisler uzmanlık alanlarına göre) yapının, tesisatı ve malzemeleri ile birlikte, Kanuna, ilgili diğer mevzuata, uygulama imar planına, ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere, standartlara ve teknik şartnamelere uygun olarak inşa edilmesini denetlemekle görevli olduğu, ruhsat ve eklerine aykırı olarak yapılması halinde durumu ruhsatı veren Belediyeye bildirmekle mükellef olduğunun düzenlendiği, bu konuda taahhütname vermiş olan sanık ...'nin fenni mesul olmaktan kaynaklanan denetim görevini yerine getirmediği, 1. derece deprem bölgesinde yer alan ... Apartmanının teknik uygulama sorumlusu olduğu halde binanın yapımı aşamasında fiilen denetim yapmaması, fiilen denetim yapmadığı söz konusu binada yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C 16’yı sağlamayan beton kullanılması, beton içerisinde standart dışı büyüklükte agregaların mevcut olması, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında yetersizlikler olması, sürekli temellerin zemin emniyet gerilmesi açısından %76’sının yetersiz olması hep birlikte dikkate alındığında inşaatın tekniğine uygun imal edilmesinde sorumluluk üstlendiği, dolayısıyla binanın yıkılmasına neden olan imalat hatalarından sorumlu olduğu sonucuna varıldığı, sanık ...'ın 20/01/2014 tarihli ifadesinde inşaat başlamadan önce projeyi sanık ...'tan aldığını, ancak Murat'ı hiç inşaata çağırmadığını, sanık ...'ın da inşaat alanına hiç gelmediğini beyan ettiğinin anlaşılması karşısında; sanığın suçtan kurtulmaya yönelik şekilde binanın tamamlanmasından sonra ruhsat alabilme amacıyla sözkonusu belgeleri imzaladığı şeklindeki savunmasına itibar edilmeyerek, yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği anlaşılan, öngörülebilen netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanık ... hakkında bilinçli taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, oluşa ve dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle sanık ...'nin beraatine karar verilmesi, Kanuna aykırı olup, katılanlar ... ve ... vekili, katılanlar ..., ... ve ... vekili, katılanlar ..., ..., ... ve ... ile mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki isteme aykırı olarak BOZULMASINA; II-Sanık ...'ın taksirle öldürme suçundan mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik, sanık müdafii ile katılanlar ... ve ... vekili, katılanlar ..., ... ve ... vekili, katılanlar ..., ..., ... ve ...'un temyiz itirazlarının incelenmesinde; 24 Aralık 2017 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 100. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 299. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde, sanık ... müdafii tarafından süresi geçtikten sonra duruşmalı inceleme isteminde bulunulmuş olup, talep uygun görülmeyip duruşma açılmaksızın dosya üzerinde yapılan incelemede; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin tayin edilen cezaya, eksik incelemeye, binada ölmemiş şahısların müvekkilinin binasında ölmüş olarak gösterildiğini, ölen kişi sayısının 20 olduğunu, karot örneklerinin usulune uygun olarak alınmadığını, suçun maddi unsurlarının oluşmadığına, kusur tespitine; katılanlar ... ve ... vekili, katılanlar ..., ... ve ... vekili, katılanlar ..., ..., ... ve ...'un yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; Bina sahibi ve müteahhidi olarak sanık ...'ın, yapımından sorumlu olduğu halde, yürürlükteki kurallara uygun bir inşaat yaptırmak bakımından kendi üzerine düşen dikkat ve özeni göstermemesi nedeniyle kusurlu olduğu, depremde yıkılan ... Apartmanından alınan karot numunelerinin teknik bilirkişiler tarafından incelenmesi neticesinde; 1997 yılında yayımlanan Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte birinci ve ikinci derece deprem bölgelerindeki binalarda C20 veya daha yüksek dayanımlı beton kullanılmasının zorunlu olmasına rağmen, kullanılan betonun Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkındaki Yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'yı dahi sağlayamadığı, bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu; sanığın yıkılan binanın proje aşamasında, yapım aşamasında ve iş bitimi aşamasında, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediği, öngörülebilen bu netice bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranan sanık ... hakkında bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, tayin olunan cezalarında 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca arttırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı olup, katılanlar ... ve ... vekili, katılanlar ..., ... ve ... vekili, katılanlar ..., ..., ... ve ...'un temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca tebliğnamedeki isteme aykırı olarak BOZULMASINA; III-Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkındaki görevi kötüye kullanma suçundan verilen düşme hükümlerine yönelik, katılanlar ... ve ... vekili, katılanlar ..., ... ve ... vekili, katılanlar ..., ..., ... ve ... ile mahalli Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar ... ve ... vekili, katılanlar ..., ... ve ... vekili, katılanlar ..., ..., ... ve ... ile mahalli Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; ... Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanlığına bağlı İnşaat Mühendisliği tarafından düzenlenen Temmuz 2012 tarihli raporda; “deprem nedeni ile yıkılan binada iş aşaması ve sorumluluk ilişkilendirilmesi” adı altında tablo hazırlandığı, söz konusu binanın yapılış tarihi itibariyle, 1997 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmeliğe tabi olduğu, binada kullanılan betonun yönetmelikte belirtilen minimum beton sınıfı olan C16'yı dahi sağlamadığı, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğu, kolon boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar göründüğü, binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında ve etriye aralığı açısından yetersizlikler olduğunun ve bu yetersizlikler dolayısıyla proje müellifleri, yapı sahibi ve müteahhidinin, teknik uygulama sorumlusunun ve belediyenin ilgili birimlerinin sorumlu olduğunun belirtildiği, ayrıca binanın iş bitimi aşamasında biten bina inşaatının projeye uygunluğunun denetlenmediği, bu nedenle belediyenin teknik uygulama yetkililerinin sorumlu olduğu sonucuna varıldığı, İnşaatın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 1580 sayılı Belediyeler Kanunun “Belediyenin Vazifeleri” başlıklı 15. maddesinin 79.bendinde “İmar planlarının yapımı ve uygulanması ile yapıların inşaat ve iskan ruhsatı aşamasında, ...Enstitüsünün ilgili standardına uygunluk sağlamak, uygulamaları denetlemek ve bütünlüğü sağlayıcı tedbirler alma” hükmünün yer aldığı, 22.12.2000 tarih ve 2000/55 numaralı yapı ruhsatını düzenleyen kişinin Belediye fen işleri memuru sanık ... olduğu, ruhsatı kontrol eden ve 22.03.2004 tarih ve 2004/10 numaralı yapı kullanma izin belgesini tetkik eden kişinin Belediye fen işleri müdür vekili sanık ... ... olduğu; yapı kullanma izin belgesinde bina mahallini tetkik eden belediye fen memurlarının sanık ..., ... ve ... olduğu, bina sahibi olan sanık ... tarafından inşaatına başlanılacak yapının statik hesap ve raporu olmadan yapı ruhsatı ile; mimari ve statik projede belirtilen en üst normal kat yüksekliğinin yapı ruhsatında belirtilen yükseklik ile uyumlu olmadığı, yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi, projeler ve raporlardan binanın kat sayıları arasında farkılıklar olduğu halde, yapı kullanma izin belgesi verilmesi ve inşaatın yapım aşamasında gerekli denetimlerin yapılmaması nedeniyle; 3194 sayılı İmar Kanunun “Ruhsat alma şartları” başlıklı 22. maddesindeki, “Yapı ruhsatiyesi almak için belediye, valilik bürolarına yapı sahipleri veya kanuni vekillerince dilekçe ile müracaat edilir. Dilekçeye sadece tapu (istisnai hallerde tapu senedi yerine geçecek belge) mimari proje, statik proje, elektrik ve tesisat projeleri, resim ve hesapları, röperli veya yoksa, ebatlı kroki eklenmesi gereklidir. Belediyeler veya valiliklerce ruhsat ve ekleri incelenerek eksik ve yanlış bulunmuyorsa müracaat tarihinden itibaren en geç otuz gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir. Eksik veya yanlış olduğu takdirde; müracaat tarihinden itibaren onbeş gün içinde müracaatçıya ilgili bütün eksik ve yanlışları yazı ile bildirilir. Eksik ve yanlışlar giderildikten sonra yapılacak müracaattan itibaren en geç onbeş gün içinde yapı ruhsatiyesi verilir.” hükmü ile aynı Kanunun 29. ve 30.maddelerindeki; "Yapıya başlama müddeti ruhsat tarihinden itibaren iki yıldır. Bu müddet zarfında yapıya başlanmadığı veya yapıya başlanıp da her ne sebeple olursa olsun, başlama müddetiyle birlikte beş yıl içinde bitirilmediği takdirde verilen ruhsat hükümsüz sayılır. Bu durumda yeniden ruhsat alınması mecburidir. Başlanmış inşaatlarda müktesep haklar saklıdır...", "Yapı tamamen bittiği takdirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarının kullanılabilmesi için, inşaat ruhsatını veren belediye, valilik veya yeminli serbest mimarlık veya mühendislik bürolarından; 27'nci maddeye göre ruhsata tabi olmayan yapıların tamamen veya kısmen kullanılabilmesi için ise, ilgili belediye ve valilikten izin alınması mecburidir. Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti gerekir. Belediyeler, valilikler veya yeminli serbest mimarlık veya mühendislik büroları, mal sahiplerinin müracaatlarını en geç otuz gün içinde neticelendirmek mecburiyetindedir. Aksi halde bu müddetin sonunda yapının tamamının veya biten kısmının kullanılmasına izin verilmiş sayılır..." hükümlerine aykırı davrandıkları; binanın mevcut taşıyıcı elemanlarının donatı detaylandırmasında ve etriye aralığı açısından yetersizlikler olduğu, beton içerisinde standart dışı agregaların mevcut olduğu, kolon boyutları, donatı çap ve adetlerinde farklılıklar göründüğü, malzeme kalitesinde, binanın proje ve yapım aşamasında yetersizlikler olması ve statik hesap raporu olmadan binaya ruhsat verilmesi, mimari ve statik projede belirtilen en üst normal kat yüksekliğinin yapı ruhsatında belirtilen yükseklik ile uyumlu olmadığı, yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi, projeler ve raporlardan binanın kat sayıları arasında farkılıklar olduğu halde, yapı kullanma izin belgesi verilen binanın inşa edilmesi sonucu, meydana gelen deprem nedeni ile yıkılmasında, sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın objektif olarak var olan dikkat ve özen yükümlülüğünü öngörebilecek ve yerine getirebilecek durumda olmalarına rağmen, İmar Kanununa, 1997-Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve dönem itibariyle bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davrandıkları, üzerilerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, mevcut sonucun gerçekleşmesinde etkili oldukları, bu nedenle meydana gelen ölümler ve yaralanmalar bakımından sanıkların eyleminin bilinçli taksirle öldürme suçunu oluşturacağı gözetilmeksizin, görevi kötüye kullanma suçu bakımından değerlendirme yapılarak, suçun zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında düşme kararları verilmesi..." gerekçeleri ile hükümlerin bozulmasına karar verilmiş, mahkemece bozma ilamına uyulması yönünde karar verilmiş, sanıkların savunmaları alınmış ve sanıklar hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 62/1. maddelerine göre 17 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanıklar müdafileri ile katılanlar vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları Olay ve Olgular başlığı altında ayrıntılı olarak açıklanan somut olayda; taksirli suçlar açısından temel cezanın belirlenmesinde, TCK'nın 61/1. ve 22/4. madde ve fıkralarında yer alan ölçütlerden olan failin kusuru, meydana gelen zararın ağırlığı, suçun işleniş biçimi ile suçun işlendiği yer ve zaman nazara alınmak suretiyle, aynı Kanunun 3/1. maddesi uyarınca işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde maddede öngörülen alt ve üst sınırlar arasında hakkaniyete uygun bir cezaya hükmolunması gerekmekte olup, sanıklar ... ile ...'ın asli kusurlu olduğu, Belediye görevlileri sanıklar ..., ..., ... ve ...'ın ise tali kusurlu oldukları depremde 26 kişinin öldüğü, şikayeti devam etmekte olan 2 kişinin nitelikli şekilde yaralandığı bina inşaatının proje, yapım ve iş bitimi aşamasındaki görevleri itibariyle meydana gelen ölümler bakımından sanıkların olayın gerçekleşmesindeki etkileri, yasal yükümlülükleri dikkate alınarak, cezanın belirlenmesindeki bireyselleştirme unsuru gözetilmek suretiyle, cezada orantılılık ilkesi ile adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun bir cezaya hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, benzer olaylarla karşılaştırıldığında eylem ile ceza arasındaki muvazeneyi bozacak şekilde ve orantılılık ilkeleri çerçevesinde yaptırım miktarları ile bilinçli taksir nedeniyle uygulanan artırım oranlarının belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle, ... Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.05.2025 tarihinde karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Hukuku Genel Hükümler

Taksirle işlenen suçlarla ilgili olarak aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılır.
B) Taksirle işlenen suçlarda verilecek ceza, failin kusuruna göre belirlenir.
C) Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, failler müşterek fail olarak sorumlu tutulur ve aynı cezayı alırlar.
D) Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmeyebilir.
E) Bilinçli taksir halinde verilecek ceza artırılır.

Bu maddeyle ilgili 23 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol