5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 227

Türk Ceza Kanunu 227. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 227- (1) Çocuğu fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran, bu maksatla tedarik eden veya barındıran ya da çocuğun fuhşuna aracılık eden kişi, dört yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu suçun işlenişine yönelik hazırlık hareketleri de tamamlanmış suç gibi cezalandırılır. (2) Bir kimseyi fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran ya da fuhuş için aracılık eden veya yer temin eden kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Fuhşa sürüklenen kişinin kazancından yararlanılarak kısmen veya tamamen geçimin sağlanması, fuhşa teşvik sayılır. (3) (Mülga: 6/12/2006 – 5560/45 md.; Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/18 md.) Fuhşu kolaylaştırmak veya fuhşa aracılık etmek amacıyla hazırlanmış görüntü, yazı ve sözleri içeren ürünleri veren, dağıtan veya yayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden iki bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. (4) Cebir veya tehdit kullanarak, hile ile ya da çaresizliğinden yararlanarak bir kimseyi fuhşa sevk eden veya fuhuş yapmasını sağlayan kişi hakkında yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır. (5) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların eş, üstsoy, kayın üstsoy, kardeş, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da kamu görevi veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. (6) Bu suçların, suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (7) Bu suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. (8) Fuhşa sürüklenen kişi, tedaviye veya psikolojik terapiye tâbi tutulabilir.[94] Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama[95]

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

84 karar eşleşti
Ceza Genel Kurulu, 2023/1 E., 2024/95 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza
Fuhuş suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 227/3, 62, 52/2 ve 53/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 3.320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231.
Ceza Genel Kurulu         2023/1 E.  ,  2024/95 K. "İçtihat Metni" İTİRAZ İtirazname No : 2021/144750 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 4. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 2021/238 Değişik iş I. HUKUKÎ SÜREÇ Fuhuş suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 227/3, 62, 52/2 ve 53/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 3.320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına ilişkin Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 16.03.2021 tarihli ve 601-350 sayılı hüküm, Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.04.2021 tarihli ve 238 Değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmek suretiyle aynı tarihte kesinleşmiştir. Bu hükme yönelik Adalet Bakanlığının 09.11.2021 tarihli ve 18339-2021-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebi ve bu talep üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 30.12.2021 tarihli ve 144750 sayılı ihbarnamede; "Somut olayda, sanığın internet sitesinde takma ad ile görüntüsünü içeren ilan vererek kendi nam ve hesabına fuhuş yaptığı, sanığın kendi fuhşuna yönelik hareketlerinin atılı suçu oluşturmayacağı, suçun yasal unsurlarının oluşmadığı," gerekçesiyle kararın kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 07.06.2022 tarih, 3677-14389 sayı ve oy çokluğu ile; "Fuhuş suçunun faili herkes olabilecektir. Esasen söz konusu düzenlemenin bir anlamda fuhuş eyleminin reklamını cezalandırma hedefi olduğu nazara alındığında fıkrada düzenlenen suçun mağdurunun toplumu oluşturan herkes olduğunun kabulü gerekir, dolayısıyla failin söz konusu fuhşu yapan kişi olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır." gerekçesiyle kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilmiştir. Daire Üyeleri .... ve ....; "TCK'nın 227/3. maddesinin düzenlendiği yer, fuhuş eyleminin kendisi suç oluşturmaz iken fuhuş yapmak için reklam niteliğinde belge hazırlayan kişinin eyleminin suç oluşturması, mağdur ile sanığın aynı kişi ile birleşmesinin bu suç yönünden mümkün olmadığı," düşüncesi ile karşı oy kullanmışlardır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 02.10.2022 tarih ve 144750 sayı ile; "Fuhuş suçunda suçun mağduru kendisine fuhuş yaptırılacak kimse olduğundan dolayı mağdurun kendi fuhşunu kolaylaştırmak, kendi fuhşunun hazırlık hareketini yapmak maksadıyla TCK'nın 227/3. maddesinde düzenlenen fiillerden birisini işlemesi durumunda, fuhuş suçunun mağduru aynı zamanda faili olamayacaktır. Diğer anlatımla kişi aynı suçun hem mağduru hem de faili sıfatını taşımamalıdır. Tüm bu nedenlerle, fuhuş amaçlı müşteri bulmak amacıyla internet sitesi üzerinden ilan vererek telefon numarası ve fotoğrafını yayınlayan sanığın suçun mağduru olduğu ve aynı suçun sanığı olamayacağı, yine bu fiillerin TCK'nın 227/3. maddesinde sayılan ürün niteliğinde olmadığı düşünüldüğünde, atılı suçun unsurlarının oluşmaması sebebiyle kanun yararına bozma talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği," görüşüyle itiraz yoluna başvurulmuştur. 5271 sayılı Kanun'un 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 4. Ceza Dairesince 01.11.2022 tarih ve 13509-21437 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı fuhuş suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararındaki hukuka aykırılığın kanun yararına bozma yolu ile incelenip incelenemeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca 12.06.2019 tarih ve 18233-14311 sayı ile sanığın TCK'nın 227/3. maddesinde düzenlenen fuhuş suçunu işlediği iddiasıyla cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, Bursa 10. Asliye Ceza Mahkemesince 16.03.2021 tarih ve 601-350 sayı ile sanığın fuhuş suçundan TCK'nın 227/3, 62, 52/2 ve 53/1. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 3.320 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, CMK'nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesince 08.04.2021 tarih ve 238 değişik iş sayı ile itirazın reddine karar verilmek suretiyle anılan tarih itibarıyla kesinleştiği, Merci tarafından verilen itirazın reddi kararına yönelik Adalet Bakanlığının istem yazıları üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesi ile fuhuş suçunun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu, Özel Dairece fuhuş suçunda failin söz konusu fuhşu yapan kişi olup olmamasının bir öneminin bulunmadığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik itirazın reddine ilişkin merci kararının yerinde olduğu nedeniyle kanun yararına bozma talebinin reddine karar verildiği, Anlaşılmaktadır. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, hukukumuzda ilk kez çocuklar hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 23. maddesi ile kabul edilmiş, 19.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'un 23. maddesiyle CMK'nın 231. maddesine eklenen 5 ilâ 14. fıkralarla büyükler için de uygulamaya konulmuş, aynı Kanun'un 40. maddesi ile 5395 sayılı Kanun'un 23. maddesi değiştirilerek denetim süresindeki farklılıklar hariç tutulmak kaydıyla çocuk suçlular ile yetişkin suçlular hükmün açıklanmasının geri bırakılması açısından aynı şartlara tabi kılınmıştır. Başlangıçta yetişkin sanıklar yönünden yalnızca şikâyete bağlı suçlarla sınırlı olarak, hükmolunan bir yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezaları için kabul edilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması, 5728 sayılı Kanun'un 562. maddesi ile CMK'nın 231. maddesinin 5 ve 14. fıkralarında yapılan değişiklikle, Anayasa'nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılap kanunlarında yer alan suçlar istisna olmak üzere, hükmolunan iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezalarına ilişkin suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiş, 6008 sayılı Kanun'un 7. maddesiyle maddenin 6. fıkrasının sonuna; "Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez." cümlesi, 6545 sayılı Kanun'un 72. maddesiyle de maddenin 8. fıkrasına; "Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasına karar verilemez." cümlesi eklenmiştir. 5560, 5728, 6008 ve 6545 sayılı Kanun'larla CMK'nın 231. maddesinde yapılan değişiklikler göz önüne alındığında, hükmün açıklanmasının geri bırakılabilmesi için; 1- Suça ilişkin olarak; a) Yapılan yargılama sonucu hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması, b) Suçun Anayasa'nın 174. maddesinde güvence altına alınan inkılap kanunlarında yer alan suçlardan olmaması, 2- Sanığa ilişkin olarak; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm edilmemiş olması, b) Yargılamaya konu kasıtlı suçun, sanık hakkında daha önce işlediği başka bir suç nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına ilişkin denetim süresi içinde işlenmemiş olması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, d) Mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önüne alınarak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate ulaşılması, e) Sanığın, hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine dair bir beyanının olmaması, Şartlarının gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu şartların varlığı hâlinde, mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilecek ve on sekiz yaşından büyük olan sanıklar beş yıl, suça sürüklenen çocuklar ise üç yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulacaktır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, esas itibarıyla bünyesinde iki karar barındıran bir kurumdur. İlk karar teknik anlamda hüküm sayılan ancak açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi nedeniyle hukuken varlık kazanamayan bu nedenle hüküm ifade etmeyen, koşullara uyulması hâlinde düşme hükmüne dönüşecek, koşullara uyulmaması hâlinde ise varlık kazanacak olan mahkûmiyet hükmüdür. İkinci karar ise, bu ön hükmün üzerine inşa edilen ve önceki hükmün varlık kazanmasını engelleyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararıdır. Bu ikinci kararın en temel ve belirgin özelliği varlığı devam ettiği sürece, ön hükmün hukuken sonuç doğurma özelliği kazanamamasıdır. Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibarıyla karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildikten sonra, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması hâlinde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak kamu davasının CMK'nın 223. maddesi uyarınca düşmesine karar verilecek, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde ise CMK'nın 231. maddesinin 11. fıkrası gereğince hüküm açıklanacak, ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilecektir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı başvurulabilecek kanun yolu, CMK'nın 231. maddesinin 12. fıkrasında açıkça itiraz olarak belirtilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yapılan itirazlar ve bunların incelenmesi usulüne ilişkin olarak Ceza Genel Kurulunca 03.02.2010 tarih ve 13-12 sayı ile; "...İtiraz merciince, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar, 231. maddenin 6. fıkrasında yer alan suça ve sanığa ilişkin objektif uygulama koşullarının var olup olmadığı ile sınırlı olarak yapılması gerektiği" kabul edilmiş ve bu uygulama Özel Dairelerce istikrarlı olarak uygulanmış ise de hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı yapılan itirazlarda, kararın sadece suça ve sanığa ilişkin objektif şartların gerçekleşip gerçekleşmediğiyle sınırlı olarak incelenmesi şeklindeki uygulama, ihtilaf konusu hususlara köklü çözüm sağlamadığından bahisle öğretide yoğun olarak eleştirilere maruz kalmıştır. İtiraz mercii, sadece CMK'nın 231. maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği hususuyla sınırlı bir inceleme değil, sübuta ilişkin değerlendirme de yapabilecektir. Örneğin, sanığa yüklenen suçun oluşmaması sebebiyle hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğinden bahisle itirazın kabulü yönünde karar, yani hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılması kararı verilebilir. Keza, itiraz mercii, vasıf değişikliği nedeniyle de hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına karar verebilecektir. Örneğin, kasten yaralama olarak nitelendirilen fiilden dolayı sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmüyle ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi hâlinde itiraz mercii, sanığa yüklenen fiili kasten yaralama suçu değil de kasten öldürme suçuna teşebbüs olarak nitelendirmek suretiyle de itirazın kabulü yönünde karar verebilir. Yine görevi kötüye kullanma suçundan dolayı sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmüyle ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda itiraz mercii, sanığa yüklenen fiilin görevi kötüye kullanma suçunu değil zimmet veya icbar suretiyle irtikap suçunu oluşturduğu gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına karar verebilecektir (İzzet Özgenç, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması, 3. Yılında Ceza Adalet Sistemi-Hukuk Devletinde Suç Yaratılmasının ve Suçun Aydınlatılmasının Sınırları Sempozyumu, İstanbul Kültür Üniversitesi, Seçkin, 2008, s. 54-55; Cumhur Şahin-Neslihan Göktürk, Ceza Muhakemesi Hukuku, Ankara, Seçkin, C. 2, s. 159-161, 203). Bu konudaki yoğun eleştirilerden sonra Ceza Genel Kurulunun 22.01.2013 tarihli ve 534-15 sayılı kararıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı yapılan itirazın hem maddi olay hem de hukuki yönden itiraz merciince incelenmesi gerektiği kabul edilmiş, 17.02.2022 tarihli ve 90-98 sayılı kararıyla da aynı uygulama devam ettirilerek itiraz merciince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, CMK'nın 231. maddenin 6. fıkrasında yer alan suça ve sanığa ilişkin objektif uygulama koşullarının var olup olmadığı ile sınırlı olarak yapılması durumunda hak arama özgürlüğü ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 13. maddesindeki etkili başvuru hakkının ihlâl edilebileceği ve ayrıca ceza muhakemesi hukukunun maddi gerçeğe ulaşma amacıyla da bağdaşmayan sonuçlara neden olabileceği göz önüne alındığında itiraz merciinin CMK'nın 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığına dair yapılacak şekli denetim dışında esas bakımından da (suçun sübutu, nitelendirilmesi vb. konularda) değerlendirme yapması ve açıklanmayan hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıkları denetlemesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Diğer yandan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği hüküm ise, bilahare davanın düşmesi kararı verildiğinde veya hükmün açıklanması ya da yeni bir hüküm kurulması hâlinde varlık kazanacağından ve ancak bu durumda 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 305 ve CMK'nın 223. maddeleri uyarınca temyiz edilebilme olanağına kavuşabileceğinden, bu aşamadan önce henüz hukuken varlık kazanmamış bulunan bu hükmün temyiz merciince denetlenebilme olanağı bulunmamaktadır. Bu noktada, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı başvurulabilecek kanun yolu ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin 20.07.2022 tarihli ve 121-88 sayılı kararına da değinmek gerekmektedir. CMK'nın 231. maddesinin, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebileceği hükmünü ihtiva eden 12. fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptalinin istenmesi üzerine Anayasa Mahkemesince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının ve bu kurumun işleyişinin birçok temel hak ve özgürlüğe müdahale teşkil etmesi nedeniyle itiraz konusu fıkranın Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkı bağlamında incelenmesi neticesinde; CMK'nın 231. maddesinin 12. fıkrasında yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı itiraz yolunun açık olduğunu düzenleyen kuralın, bu kanun yoluna başvuranların iddia ve delillerinin dikkate alınmasında, çatışan menfaatlerin dengelenmesinde ve temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğunun ve ölçülülüğünün belirlenebilmesinde belirli ve etkili bir denetim yolu öngörmediği, bu durumun temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalelerin giderilmesinde ve kamu gücünü kullananların keyfî davranışlarının önüne geçilmesinde bireye tanınmış olan yetkili makama başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkını ihlal ettiği ve etkili başvuru hakkıyla bağdaşmadığı gerekçeleriyle Anayasa'nın 40. maddesine aykırı görerek iptal edilmiştir. Kanun yararına bozma yolu ise temyiz ve istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlere karşı başvurulabilen olağanüstü bir kanun yolu olup amacı, ülke sathında uygulama birliğine ulaşılması, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesidir. Bu kanun yoluna başvurabilmenin ilk ve temel koşulu verilen hüküm veya kararın istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş olmasıdır. Bu kapsamda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının itiraz kanun yoluna tabi bulunması nedeniyle gerek itiraz edilerek gerekse itiraz kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi hâlinde olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceğinde kuşku bulunmamaktadır. Ancak kanun yararına bozma yolunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, CMK'nın 309. maddesinde aleyhe bozma yasağının sadece davanın esasını çözümleyen hükümlerle sınırlı olarak kabul edilmesi nedeniyle aynı Kanun'un 231. maddesinin 5-14. fıkralarındaki koşullar kapsamında denetlenerek, somut olayda hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığı, ceza miktarı, daha önceden kasıtlı bir suçtan mahkûmiyet, zararın giderilip giderilmediği, suçun inkılap kanunlarında belirtilen suçlardan olup olmadığı ve denetim süresinin doğru tayin edilip edilmediği gibi objektif hususlara ilişkin hukuka aykırılıklar nedeniyle bozulabilecek, saptanan hukuka aykırılıkların yeni bir yargılamayı gerektirdiği ahvalde yeniden yargılama yapılarak karardaki hukuka aykırılığın giderilmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilecek, yargılama gerekmeyen durumda ise hukuka aykırılık Yargıtay ilgili ceza dairesince veya Ceza Genel Kurulunca giderilecektir. Burada unutulmaması gereken husus, bu kanun yolunda denetlenenin hüküm olmayıp hükmün üzerine inşa edilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı olduğudur. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının dayanağını oluşturan mahkûmiyet hükmü ise hükmün açıklanması, düşme kararı verilmesi veya yeni bir mahkûmiyet hükmünün tesisinden sonra temyiz incelemesine konu olabilecek ve ancak bu aşamadan sonra temyiz yoluna başvurulmadan kesinleşmesi hâlinde, koşulları bulunduğu takdirde kanun yararına bozma yolu ile denetlenebilecektir. Görüldüğü gibi hükmün içeriğindeki hukuka aykırılıklar ancak hükmün hukuken varlık kazanması hâlinde olağan ve olağanüstü kanun yolları denetimine konu olabileceğinden, henüz hukuken varlık kazanmayan bir hükmün ne olağan ne de olağanüstü kanun yolu denetimine konu edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verildiği ahvalde hükmün içeriğine dahil bulunan hukuka aykırılıkların, kanun yararına bozma yoluyla denetlenmesi olanağı bulunmamaktadır. Kanun koyucu, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının üzerine inşa edildiği mahkûmiyet hükmünün olağan kanun yolu olan temyizen incelenmesini dahi yasaklamışken, henüz hukuken varlık kazanmamış bu hükümdeki hukuka aykırılıkların olağan denetim süreci sonlanmadan, olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma kanun yoluyla denetlenebileceğini kabul etmek, kanun yollarında hâkim olan temel ilkelere açıkça aykırılık oluşturacağı gibi, temyiz ve kanun yararına bozma yollarının gerek başvuru koşulları gerekse sonuçlarındaki farklılıklar ile olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma kurumunun konuluş amacı nazara alındığında ileride telafisi mümkün olmayan sorunlara da yol açabilecektir. Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.06.2010 tarihli ve 70-159 sayılı kararı da bu doğrultuda olup anılan kararda; "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları 5271 sayılı CMK'nın 223. maddesinde belirtilen hükümlerden olmaması nedeniyle, CMK'nın 231/5-14. fıkralarındaki koşullar kapsamında denetlenerek somut olayda hükmün açıklanmasının geri bırakılması koşullarının bulunup bulunmadığı denetlenip bu hususlara yönelik aykırılıklardan hükmün bozulacağı" sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 487-151 sayılı kararında; "CMK'nın 231/5. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmayacağı hüküm altına alınmış ise de, sanığın belirli sürelerle denetime tabi tutulmasını öngörmesi, adli sicile işlenmese dahi kendisine mahsus bir sisteme kaydedilmesi, 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonra ikinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel teşkil etmesi, yine müsadere, yargılama giderleri ve bu kapsamda vekâlet ücretinin sanığa yüklenmesi bakımından hukuki etkilerinin bulunması nedenleriyle bu karar, esasında kesin bir hükmün bir kısım hukuki sonuçlarını doğurmaktadır. Bu bağlamda temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği kabul edilmelidir." şeklindeki gerekçe ile sanık hakkında mala zarar verme suçundan verilip itiraz edilmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğinden bahisle kanun yararına bozma konusu yapılması üzerine Özel Dairece TCK'nın 73/4 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında mala zarar verme suçundan açılan kamu davasının düşmesine dair kararının isabetli olduğu sonucuna ulaşılmış ise de henüz hukuki varlık kazanmayan bir hükmü, ancak kesinleşmiş hükümlere karşı son çare olarak başvurulabilecek bir kanun yolu denetimine tabi kılmak; CMK'nın 231. maddesinin 5. fıkrasının; "…Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.", 11. fıkrasının; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar.", 10. fıkrasının; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.", 8. fıkrasının; "Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.", Şeklindeki düzenlemelerini açıkça ihlâl ettiği gibi bir kararın olağan denetim yolları ile incelenmeksizin doğrudan olağanüstü kanun yoluna tabi kılınması sonucunu doğuracağından kanun yolları sistemine de aykırılık oluşturur. Ayrıca bir kararın biri olağanüstü diğeri olağan olmak üzere iki kez aynı merci tarafından farklı yöntemlerle incelenmesi usul karmaşasına yol açacak ve böyle bir uygulama kanun yollarının konuluş amacına da ters düşecektir. B. Ön Soruna İlişkin Hukuki Nitelendirme Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma istemi, internet sitesinde takma isim ve görüntüsünü içeren ilan vererek kendisi adına fuhşu kolaylaştıran sanığın eyleminin TCK'nın 227/3. maddesinde düzenlenen fuhuş suçunu oluşturmayacağı nedenine dayanmakta ise de; istem konusu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının CMK'nın 231. maddesi uyarınca henüz hukuki varlık kazanmamış olması ve hükmün içeriğinin denetlenmesini gerektirmesi nedenleriyle kanun yararına bozma konusu yapılmasının mümkün olmadığı, aksi düşüncenin ise anılan kararın olağan denetim yolları ile incelenmeksizin doğrudan olağanüstü kanun yoluna tabi kılınması ve biri olağanüstü diğeri olağan olmak üzere iki kez aynı merci tarafından farklı yöntemlerle incelenmesi suretiyle usul karmaşasına yol açacağı kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile kabulüne karar verilmelidir. Ulaşılan bu sonuç karşısında, asıl uyuşmazlık konusu bu aşamada değerlendirilmemiştir. Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Genel Kurul Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının DEĞİŞİK GEREKÇEYLE KABULÜNE, 2- Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 07.06.2022 tarihli ve 3677-14389 sayılı kanun yararına bozma isteminin esastan reddi kararının KALDIRILMASINA, 3- Adalet Bakanlığının 09.11.2021 tarihli ve 94660652-105-16-18339-2021-Kyb sayılı kanun yararına bozma isteminin, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararındaki hukuka aykırılığın kanun yararına bozma yolu ile incelenemeyeceği gerekçesiyle REDDİNE, 4- Dosyanın, mahalline gönderilmesi amacıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.02.2024 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Diğer kararlar (4)

4. Ceza Dairesi, 2023/4708 E., 2023/19345 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
hakkında fuhuş suçundan, mağdur ...'ya karşı 5237 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin ikinci fıkrası, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası ve 2240 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına,
4. Ceza Dairesi         2023/4708 E.  ,  2023/19345 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇLAR : İnsan ticareti, fuhuş İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında fuhuş suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen insan ticareti suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.... Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.05.2022 tarihli ve 2021/191 Esas, 2022/144 Karar sayılı kararı ile sanıklar ... ve ... hakkında insan ticareti suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 80 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesi uyarınca ikişer kez 7 yıl 6 ay hapis cezası ve 2000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir. 2. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.05.2022 tarihli ve 2021/191 Esas, 2022/144 Karar sayılı kararı ile sanıklar ... ve ... hakkında fuhuş suçundan, mağdur ...'ya karşı 5237 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin ikinci fıkrası, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası ve 2240 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, Mağdur ...'ya karşı 5237 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin ikinci fıkrası, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası ve 2240 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, Mağdur ...'ya karşı 5237 sayılı Kanun'un 227 inci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ve 1500 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, Mağdur ...'ya karşı 5237 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ve 1500 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, Mağdur ...'ya karşı 5237 sayılı Kanun'un 227 inci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ve 1500 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, Mağdur ...'ya karşı 5237 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ve 1500 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, karar verilmiştir. 3. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, sanığın eski sevgilisinin husumet besleyerek mağdurları yönlendirmesi ve polis baskısı ile beyanların alındığına, sanığın mahkumiyetine yeterli delil olmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, insan ticareti suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına, her mağdur yönünden ayrı hüküm kurulmasının doğru olmadığına lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, sanığın suçu işlemediğine, sanık aleyhine delillerin toplanıp lehine olanların toplanmadığına, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Mağdurelerin kendi ülkelerinden güzellik salonunda çalışıp para kazanmak amacıyla sanık ... tarafından kandırılarak ülkeye getirildikleri, sanıklar tarafından mağdurelerin barındırıldıkları, paralarının ve pasaportlarının alındığı ve değişik tarihlerde zorla tehdit edilerek fuhuş yaptırıldığı böylece sanıkların üzerine atılı suçları işledikleri Yerel Mahkemece kabul olunmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmeyerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Sanıklar Hakkında Fuhuş Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları nazara alınarak 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanığın temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Sanıklar hakkında İnsan Ticareti Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden 1.Sanıklar Müdafilerinin Belirttiği Hukuka Aykırılık Nedenleri Yönünden Türk Ceza Kanunu'nun 80. maddesinde düzenlenen insan ticareti suçunun oluşabilmesi için failin mağdura yönelik olarak "tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliğinden yararlanarak rızasını elde etmek" biçiminde bir harekette bulunması ve bu hareketleri yaparken veya yaptıktan sonra mağduru ülkeye sokması, ülke dışına çıkarması, tedarik etmesi, kaçırması, bir yerden başka bir yere götürmesi, sevk etmesi veya barındırması gerekmektedir. Suçun oluşması için hem araç hareketlerden, hem de amaç hareketlerden en az birisi bir arada bulunmalıdır. Araç hareketler, asıl veya amaç hareketlerden önce veya en geç bu hareketlerle eş zamanlı olarak yapılmalıdır. Böylece öncelikle araç hareketler ile mağdurun iradesi kırılmalı ve görünüşte rızası elde edilmeli daha sonra da bu husustan yararlanarak suçu oluşturan asıl amaç hareketler gerçekleştirilmelidir. İnsan ticareti ve fuhuşa aracılık etme suçları birbirinden bağımsız olduğundan, fuhuş yaptırmak maksatlı insan ticareti suçunda, insan ticareti suçunun unsurunu oluşturan araç fiiller ile fuhuş halini teşkil eden fiillerin bulunup bulunmadığı her suç açısından ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Somut olayda; mağdurların bıçakla tehdit edilerek zorla fuhuş yaptırıldıklarını beyan ederek karakola müracaat ettikleri olayda, sanıkların fuhuş yaptırmak maksadıyla zorla mağdurları tedarik, sevk ve barındırdıkları anlaşılmıştır. Sanıklar hakkında kurulan hükümlere ilişkin olarak, Olay ve Olgular başlıklı bölümde belirtilen hususlar, mağdurelerin beyanları, mağdure ifadelerini doğrulayan Türkiye'ye giriş kayıtlarına dair emniyet yazıları, iletişimin tespiti ve teknik takip tutanakları ve tüm dosya kapsamı karşısında, sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilmesinde ve lehe hükümlerin uygulanmamasına yönelik Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmediği, ayrıca yargılama sürecindeki tüm işlemlerin usûl ve kanuna uygun olduğu anlaşılmıştır. 2. 5271 Sayılı Kanun'un 289 uncu Maddesinde Sayılan Kesin Hukuka Aykırılık Halleri De Gözetilerek Maddi Ceza Hukukuna İlişkin Sair Yönlerden Yapılan İncelemede: Sanıklara yükletilen insan ticareti eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı belirlenerek yapılan incelemede sanıklar müdafilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. V. KARAR A. Sanıklar Hakkında Fuhuş Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanıklar Hakkında İnsan Ticareti Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararında sanıklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... Ağır Ceza Mahkemesi'ne, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.06.2023 tarihinde karar verildi.
Ceza Genel Kurulu, 2021/17 E., 2023/162 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza
tam metni aç
maddeleri uyarınca 6 kez 3 yıl 4 ay hapis cezası, aynı mağdurelere karşı fuhuş suçundan TCK’nın 227/2, 227/4, 62, 52/2 ve 53. maddeleri uyarınca 6 kez 2 yıl 6 ay hapis ve 3000 TL adli para cezasıyla;
Ceza Genel Kurulu         2021/17 E.  ,  2023/162 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2015/267258 YARGITAY DAİRESİ : (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 22-132 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık ...’in mağdureler ..., ..., ..., ..., ... ve ...’ya karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK’nın 109/2, 109/3-b, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 6 kez 3 yıl 4 ay hapis cezası, aynı mağdurelere karşı fuhuş suçundan TCK’nın 227/2, 227/4, 62, 52/2 ve 53. maddeleri uyarınca 6 kez 2 yıl 6 ay hapis ve 3000 TL adli para cezasıyla; sanık ...’un ise mağdureler ..., ..., ..., ..., ... ..., ... ve ...’e karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK’nın 109/2, 109/3-b, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 7 kez 3 yıl 4 ay hapis cezası, aynı mağdurelere karşı fuhuş suçundan TCK’nın 227/2, 227/4, 62, 52/2 ve 53. maddeleri uyarınca 7 kez 2 yıl 6 ay hapis ve 3000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına ilişkin Iğdır Ağır Ceza Mahkemesince verilen 22.06.2010 tarihli ve 22-132 sayılı hükümlerin, sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 30.06.2014 tarih ve 7776-8933 sayı ile; "…TCK'nın 109. maddesinin beşinci fıkrasının uygulanmamasının aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmadığı," eleştirisiyle onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 24.11.2015 tarih ve 267258 sayı ile; "...İtirazlarımız her iki sanık yönünden kurulan hükümlerin bir kısmının eksik inceleme ile verildiği noktasında toplanmaktadır. Şöyle ki; Soruşturmanın, 12/07/2005 tarihinde ... Ankara Büyükelçiliğinin konsolosluk şubelerine gelen bilgilere göre Iğdır'da Hatır isimli pansiyonda çok sayıda ... vatandaşının alıkonulduğunu faksla bildirilmesi ve aynı tarihte ... isimli bayanın 155'i arayarak kendilerini... Büyükelçisinin aradığını, Iğdır ilinde faaliyet gösteren Hatır pansiyon isimli yerde ... vatandaşı olan ... ... isimli bayanla birlikte birkaç tane daha ... ve... vatandaşı olan bayanların zorla alıkonulduğunu bildirmesi üzerine başlamış olup, mahkemeden alınan arama kararı ile yapılan arama üzerine ... ... ve ... isimli bayanların tanıklar ... ve ... ile cinsel ilişkide bulunurlarken yakalanmaları, diğer bayanlarında ... tarafından pansiyonun çatısına çıkarıldığının tespit edilmesi üzerine bayanların davet edilerek ifadelerinin alınması üzerine başladığı anlaşılmıştır. 1-... uyruklu mağdure ...'nın diğer mağdure ... ...'in tercümanlığında alınan 12/07/2005 tarihli beyanında özetle; pansiyona kendisini ... isimli bayanın getirdiğini, pansiyona geldikten sonra...'in kendisine para karşılığı fuhuş yapacağını söylediğini, korktuğu için itiraz edemediğini, isim belirtmeden müşteriye gitmek istemeyen bayanları..., yanında bulunan dostu Hatıra, ... ve... isimli kişilerin dövdüğünü, bir bayanın kaçarak kurtulduğunu, ...'in 3,5 aylık hamile bir bayanı zorla bir müşteriye gönderdiğini ve sonrada kürtaj yaptırdığını, yine birgün...'in ... isimli bayanı zorla müşteriye göndermek istediğini, bayanın gitmek istemediğini ve pansiyondan ayrılmak isteyince de arkasından gidip onu zorla pansiyona getirdiğini ve dövdüğünü, yine bir gün kendisinin müşteriye gitmek istemeyince ...'ın sol kolunu sıkarak ve sağ ayağına tekme atarak kolunu ve bacağını morarttığını, ... isimli şahıstan da korktuğundan fuhuş yapmamak için itiraz edemediğini, şahsın elinden kurtulmak için bir kaç kez plan yaptığını, fakat korktuğu ve Hatıra isimli bayanın kendilerini takip edip...'e söylemesinden dolayı bunu yapamadığını, ...'in kendilerine hiç para vermediğini, yemek paralarını dahi müşterilerin verdiği bahşiş ile karşıladığını,kendisini zorla tutarak para karşılığı başka erkeklerle fuhuş yaptıran... ve ...'tan şikayetçi olduğunu bildirmiştir. Mağdurenin alınan doktor raporunda bacak ve ön kolda travma izlerinin bulunduğu belirtilmiştir. 2-Moldova uyruklu ... ...'in Türkçe bildiği için tercümansız alınan 12/07/2005 tarihli beyanında özetle; ...'ya benzer şekilde pansiyona kendisini ... isimli bayanın getirdiğini, pansiyona geldikten sonra...'in kendisine para karşılığı fuhuş yapacağını söylediğini, korktuğu için itiraz edemediğini, ...'in müşteriye gitmek istemeyen bayanları dövdüğünü, bir bayanın kaçarak kurtulduğunu, ...'in 3,5 aylık hamile bir bayanı zorla bir müşteriye gönderdiğini ve sonrada kürtaj yaptırdığını, yine birgün...'in ... isimli bayanı zorla müşteriye göndermek istediğini, bayanın gitmek istemediğini ve pansiyondan ayrılmak isteyince de arkasından gidip onu zorla pansiyona getirdiğini ve dövdüğünü, ... isimli şahıstan korktuğundan fuhuş yapmamak için itiraz edemediğini, şahsın elinden kurtulmak için bir kaç kez plan yaptığını, fakat korktuğu ve Hatıra isimli bayanın kendilerini takip edip...'e söylemesinden dolayı bunu yapamadığını, ...'in kendilerine hiç para vermediğini, yemek paralarını dahi müşterilerin verdiği bahşiş ile karşıladığını,kendisini zorla tutarak para karşılığı başka erkeklerle fuhuş yaptıran... ve ...'tan şikayetçi olduğunu bildirmiştir. Mağdurenin alınan doktor raporunda darp ve cebir izine rastlanmamıştır. 3-... uyruklu ... isimli mağdurenin diğer mağdure ...'nın tercümanlığında alınan 12/07/2005 tarihli beyanında özetle; ... ... isimli bayanın kendisini 12/04/2005 tarihinde ...'dan İstanbul'a getirdiğini,İstanbul'da ... isimli bayanın kendisini 3000 Amerikan doları karşılığında ...'a sattığını, ...'ın kendisini Iğdır'a getirdiğini, pansiyona yerleştirdiğini, burada para karşılığı erkeklerle ilişkiye girdiğini, kazandığı paraların 5 milyonunu kendisine alıp, 10 milyonunu ...'e verdiğini, pansiyonda kaldığı süre içinde ...'e evine gitmek istediğini söylemesine rağmen kendisine izin vermediğini, vize zamanında kaçmaması için kapıya ... ile birlikte gönderdiğini, pansiyonda kendisini zorla tutarak para karşılığında başka erkeklerle cinsel ilişkiye girmesi için tehdit eden ... ve ...'tan şikayetçi olduğunu bildirmiştir. Mağdurenin alınan doktor raporunda darp ve cebir izine rastlanmamıştır. 4-Moldova uyruklu... isimli mağdurenin diğer mağdure ...'nın tercümanlığında alınan 12/07/2005 tarihli beyanında özetle; 20/06/2005 tarihinde ... ... isimli bayanla ...'dan İstanbul'a geldiğini, daha sonra ... ve ... isimli bayanlarla Iğdır'a geldiğini, ...'nın kendisini 3000 Amerikan doları karşılığında ...'e sattığını, geldiği günden bu yana ...'in kendisini zorla tutarak para karşılığında sattığını, cinsel ilişkiye girmediği zamanlar kendisini silahla tehdit ettiğini ve ...'den şikayetçi olduğunu bildirmiştir. (Beyanlarında ...'a ilişkin şikayeti yoktur.) Mağdurenin alınan doktor raporunda darp ve cebir izine rastlanmamıştır. 5-Moldova uyruklu ... isimli mağdurenin diğer mağdure ... ...'in tercümanlığında alınan 12/07/2005 tarihli beyanında özetle; ...'ya benzer şekilde pansiyona kendisini ... isimli bayanın getirdiğini, pansiyona geldikten sonra...'in kendisine para karşılığı fuhuş yapacağını söylediğini, kendisinin fuhuş yapmayacağını söylemesi üzerine Hatıra isimli bayanın erkekler ile birlikte olmazsan seni burada öldürüm diye tehdit ettiğini, korktuğu için itiraz edemediğini, ...'in müşteriye gitmek istemeyen bayanları dövdüğünü, bir bayanın kaçarak kurtulduğunu, ...'in 3,5 aylık hamile bir bayanı zorla bir müşteriye gönderdiğini ve sonrada kürtaj yaptırdığını, yine birgün...'in ... isimli bayanı zorla müşteriye göndermek istediğini, bayanın gitmek istemediğini ve pansiyondan ayrılmak isteyince de arkasından gidip onu zorla pansiyona getirdiğini ve dövdüğünü, ... isimli şahıstan korktuğundan fuhuş yapmamak için itiraz edemediğini, şahsın elinden kurtulmak için bir kaç kez plan yaptığını, fakat korktuğu ve Hatıra isimli bayanın kendilerini takip edip...'e söylemesinden dolayı bunu yapamadığını, ...'in kendilerine hiç para vermediğini, yemek paralarını dahi müşterilerin verdiği bahşiş ile karşıladığını, kendisini zorla tutarak para karşılığı başka erkeklerle fuhuş yaptıran... ve ...'tan şikayetçi olduğunu bildirmiştir. Mağdurenin alınan doktor raporunda sağ ve sol ön kol ve kolda 1-2 hafif morluk bulunduğu belirtilmiştir. 6-Moldova uyruklu ... isimli mağdurenin ... ...'in tercümanlığında alınan 12/07/2005 tarihli beyanında özetle; ...'ya benzer şekilde pansiyona kendisini ... isimli bayanın getirdiğini, pansiyona geldikten sonra...'in kendisine para karşılığı fuhuş yapacağını söylediğini, kendisinin fuhuş yapmayacağını söylemesi üzerine...'in kendisini öldürürüm diyerek tehdit ettiğini, korktuğu için itiraz edemediğini, ...'in müşteriye gitmek istemeyen bayanları dövdüğünü, bir bayanın kaçarak kurtulduğunu, ...'in 3,5 aylık hamile bir bayanı zorla bir müşteriye gönderdiğini ve sonrada kürtaj yaptırdığını, yine birgün...'in ... isimli bayanı zorla müşteriye göndermek istediğini, bayanın gitmek istemediğini ve pansiyondan ayrılmak isteyince de arkasından gidip onu zorla pansiyona getirdiğini ve dövdüğünü, ... isimli şahıstan korktuğundan fuhuş yapmamak için itiraz edemediğini,şahsın elinden kurtulmak için bir kaç kez plan yaptığını, fakat korktuğu ve Hatıra isimli bayanın kendilerini takip edip...'e söylemesinden dolayı bunu yapamadığını, ...'in kendilerine hiç para vermediğini, yemek paralarını dahi müşterilerin verdiği bahşiş ile karşıladığını, kendisini zorla tutarak para karşılığı başka erkeklerle fuhuş yaptıran... ve ...'tan şikayetçi olduğunu bildirmiştir. Mağdurenin alınan doktor raporunda darp ve cebir izine rastlanmamıştır. 7-Azerbaycan uyruklu ... isimli mağdurenin Türkçe bildiği için tercümansız alınan 12/07/2005 tarihli ifadesinde; Azerbaycan'dan 04/07/2005 tarihinde Iğdır iline geldiğini, pansiyona konaklamak amacıyla yerleştiğini, 05/07/2005 tarihinde pansiyondan ayrılmak için taksi çağırdığını, bu sırada Hatıra'nın...'i uyandırdığını, ...'in peşinden gelerek kendisine bağırıp taksiden aşağıya indirdiğini, kolundan tutarak pansiyonun içine sokup kendisine iki tokat attığını, ...'in gözüne, kulağına, vücudunun değişik yerlerine vurduğunu, bu sırada bayıldığını, kendine geldiğinde Hatıra isimli bayanın kendisini odasına çıkartıp bu adam seni bırakmaz dediğini,onun istediğini yapmak zorundasın dediğini, defalarca 155'i aramak istediğini ancak Hatıra isimli bayandan korktuğundan arayamadığını, erkeklerle ilişkiye girmediğini, 12/07/2005 tarihinde odasında ... ... isimli bayan ile uyurken polislerin kapıyı çaldığını,pasaportlarını kontrol ettiklerini, kendisini pansiyonda zorla tutarak para karşılığında başka erkeklerle cinsel ilişkiye girmesi için tehdit eden ve darp eden ...'den şikayetçiyim demiştir (Beyanlarında ...'a ilişkin şikayeti yoktur.). Mağdurenin alınan doktor raporunda her iki göz altında morarmanın mevcut olduğu bildirilmiştir. 8-Azerbaycan uyruklu ... ... isimli mağdurenin Türkçe bildiği için tercümansız alınan 12/07/2005 tarihli ifadesinde; 04/07/2005 tarihinde Iğdır iline geldiğini, pansiyona konaklamak amacıyla yerleştiğini, 05/07/2005 tarihinde amcasının kızı olan ... ile pansiyondan ayrılmak için taksi çağırdığını,bu sırada Hatıra'nın...'i uyandırdığını, ...'in peşlerinden gelerek kendisini ve amcasının kızını tokatlayıp arabadan aşağıya indirdiğini, ...'in kendilerini bırakmadığını, küfür ettiğini, kendilerini zorla otele soktuğunu, bu tarihe kadar zorla pansiyonda alıkoyduğunu, fuhuş yapmadıklarını bildirerek kendisini pansiyonda zorla tutarak para karşılığında başka erkeklerle cinsel ilişkiye girmesi için tehdit eden döven ...'den şikayetçiyim demiştir.(Beyanlarında ...'a ilişkin şikayeti yoktur.) Yukarıda belirtilen olayla ilgili olarak Iğdır Cumhuriyet Başsavcılığının 11/08/2015 tarih 2005/2103 soruşturma 2005/1075 esas sayılı dosyası ile sanıklar ... ve ... hakkında mağdureler Svitlana Sergechova ve ... ...'in fuhuşuna aracılık ve yer temin etmek suçundan ikinci kez dava açıldığı ve bu davanın da Iğdır 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/08/2015 tarih 2005/702 esas 2005/302 karar sayılı hükmü ile 2005/701 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verildiğini anlaşılmasına rağmen,ikinci kez açılan bu davanın CMK'nun 223/7. maddesi gereğince reddine karar verilmediği görülmüştür. Bu soruşturmadan ayrı olarak sanıklar hakkında 10/03/2006 tarihinde yapılan bir ihbar üzerine mağdure... ...'ya yönelik fuhuş, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve mühür bozma suçlarından soruşturma yürütülmüştür. Bu soruşturmada Azerbaycan uyruklu... ...'nın Türkçe bilmesi nedeniyle tercümansız alınan 10/03/2006 tarihli beyanında; 16/02/2006 tarihinde Iğdır iline geldiğini, ... isimli bayanın kendisini pansiyona yerleştirdiğini,pansiyon sahiplerinin kendisini dışarıya bırakmadığını, küfürlerle tehditlerle kendisini pansiyonda tutup fuhuş yaptırdıklarını, en son birlikte olduğu şahıstan yardım istediğini, pansiyonda zorla tutup fuhuş yaptıran... ve ...'tan şikayetçi olduğunu bildirmiştir. Kovuşturma aşamasında sadece mağdure ...'nın ifadesi alınabilmiş, mağdurenin 24/11/2006 tarihli ifadesinde 2005 yılı Temmuz ayında kendi isteği ile pansiyona gelip kaldığını, sanıklardan...'i tanımadığını, ...'ı ise otelde kayıt işlemini yapması nedeniyle tanıdığını, sanıkların kendisini zorla otelde tutmadıklarını, otelden çıkmasına engel olmadıklarını, zorla fuhuş yaptırmadıklarını, başka bayanlara da yaptırdıklarına şahit olmadığını kimseden şikayetçi olmadığını bildirmiş, çelişki giderilmesi için sorulduğunda şimdiki ifadesinin doğru olduğunu, emniyetteki ifadesini hatırlamadığını, sadece imza attırdıklarını, emniyetteki ifadesinin kendisine ait olmadığını söylemiştir. Tüm dosya kapsamı ve mağdurelerin ifadelerine göre, sanık ... ile ilgili olarak mağdureler Svitlana Opera, ..., ... ...'ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri açısından bir sorun yoktur. Ancak ... ile ilgili olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümler yönünden yapılan incelemede; mağdureler ... ..., ..., ..., ..., ...'nın kendilerine yönelik bir cebir şiddetten bahsetmedikleri, kendilerinin pansiyondan ayrılmak isteyipte sanık İsmali'in onları engellediğine ilişkin bir beyanlarının bulunmadığı anlaşılmıştır. Mağdure... ... ile ilgili olarak sanık ... 10/03/2006 tarihinde yurt dışında bulunduğunu bildirdiğinden bu hususun araştırılması gerekmektedir. Sanık ... ile ilgili olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mağdureler ... ve... ...'ya yönelik olarak kurulan mahkumiyet hükümleri açısından bir sorun yoktur. Sanık ... ile ilgili olarak kurulan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından yapılan incelemede; mağdureler ... ve ... ...'nın hiçbir beyanının bulunmadığı, diğer mağdureler ..., ..., ..., ..., ... ...'in ise pansiyondan ayrılmak isteyipte ...'ın onları zorla tuttuğuna dair beyanlarının bulunmadığı anlaşılmıştır. Sanık ... yönünden fuhuş suçundan mağdureler ..., ... ...'ya yönelik eylemleri yönünden kurulan mahkumiyet hükümleri açısından bir sorun yoktur. Sanık ... yönünden fuhuş suçundan kurulan hükümlerde mağdureler ..., ... ..., ... ... ve ...'nın ...'ın kendilerine zorla fuhuş yaptırdıklarına ilişkin hiç bir beyanları yoktur. Diğer mağdureler ...,... ve ...'nin ise ... bize zorla fuhuş yaptırıyordu demedikleri, başka mağdurelere yönelik eylemleri olduğunu beyan ettikleri anlaşılmıştır. Mağdurelerin beyanlarında daha çok fuhuş suçunda TCK'nun 227/4. maddesinin uygulanmasına yönelik cebir veya tehditten bahsettikleri, müşterilerle dışarıya gidebildikleri ve pasaportlarının zorla alındığı yönünde herhangi bir beyanlarının bulunmadığı da anlaşılmıştır. Yine Türkçe bilmeyen bir kısım mağdurelerin beyanları tercümanlık için yemin yaptırılmayan diğer mağdureler aracılığıyla alınmış olup bu husus CMK'ya aykırıdır. Ayrıca mağdurelerden ... dışında hiçbirisinin kovuşturma aşamasında beyanları alınmamış olup, mağdurelerin sanıklar ile ilgili şikayet ve delillerinin ayrıntılı tespit edilmesi, mağdurelerin Hatıra isimli pansiyonda suç tarihleri dışında da kalıp kalmadıkları hususlarının aydınlatılması, ... ve Hatıra isimli bayanların tanık sıfatıyla dinlenilmelerinden sonra hukuki durumun tayin ve takdiri gerekmektedir. Açıklamaya çalıştığımız gerekçelerle sanıklar ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mağdureler ... ..., ..., ..., ..., ... ve... ...'ya yönelik kurulan mahkumiyet hükümlerinin eksik araştırma ile yine ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mağdureler ... ve ... ..., ..., ..., ..., ..., ... ...'e yönelik eylemlerin eksik araştırma ile ayrıca sanık ... hakkında fuhuş suçlarından kurulan mağdureler ..., ... ..., ... ... ve ... ve ..., ... ve ...'ye yönelik mahkumiyet hükümlerinin eksik araştırma nedeniyle bozulması yerine onanmasına karar verilmesinin dosya kapsamına uygun düşmediği değerlendirilmektedir. ...Yukarıda açıklanan nedenlerle Iğdır Ağır Ceza Mahkemesinin 22/06/2010 tarih 2008/22 esas 2010/132 karar sayılı hükmü ile sanıklar ... ve ... haklarında kurulan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve fuhuş suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 30/06/2014 gün 2013/7776 esas 2014/8933 karar sayılı onama kararının kaldırılarak, sanık ... hakkında ... ..., ..., ..., ..., ... ve... ...'ya yönelik kurulan mahkumiyet hükümlerinin ve ... hakkındaki kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mağdureler ... ve ... ..., ..., ..., ..., ..., ... ...'e yönelik mahkumiyet hükümleri ile sanık ... hakkında fuhuş suçundan kurulan mağdureler ..., ... ..., ... ... ve ... ve ..., ... ve ...'ye yönelik mahkumiyet hükümlerinin eksik araştırma nedeni ile bozulmasına karar verilmesi," görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 25.01.2016 tarih ve 9319-620 sayı ile sanık ...’in Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraznamesindeki mağdureler ..., ..., ..., ..., ... ve ...’ya karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, sanık ...’un mağdureler ..., ..., ..., ..., ... ..., ... ve ...’e karşı kişiyi hürriyetinden kılma ve fuhuş suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca 30.06.2020 tarih ve 462-325 sayı ile sanık ...’in mağdureler ..., ..., ..., ..., ... ve ...’ya karşı fuhuş suçundan Iğdır Ağır Ceza Mahkemesince kurulan 22.06.2010 tarihli ve 22-132 sayılı mahkûmiyet hükümlerinin eksik araştırmaya dayalı olarak kurulduğu yönündeki itirazının 5271 sayılı CMK’nın 6352 sayılı Kanun ile değişik 308. maddesi uyarınca, öncelikle itiraz nedenlerinin yerinde olup olmadığı konusunda karar verilmesi için dosyanın Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmesine karar verilmiş, CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 15.12.2020 tarih ve 7995-5850 sayı ile itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONULARI Sanık ... yönünden; Mağdureler ..., ..., ..., ... ve ...’ya yönelik fuhuş suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinde TCK’nın 227/4. maddesinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığı ile aynı mağdurelere yönelik TCK’nın 109. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun sabit olup olmadığının, Mağdure...’ya karşı cebir ve tehdit ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve cebir ve tehdit ile fuhşa aracılık ve yer temin etme suçlarının sabit olup olmadığının, Sanık ... yönünden; Mağdureler ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ...’ya karşı üzerine atılı TCK’nın 109. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun sabit olup olmadığının, Mağdureler ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ...’ya yönelik fuhuş suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinde TCK’nın 227/4. maddesinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının, Tespiti bakımından eksik araştırmaya dayalı olarak hükümler kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkin olup sanıklar ... ve ... hakkında mağdureler ..., ..., ... ve ...’ya kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile fuhuş suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri yönünden kollukta mağdure sıfatıyla dinlenen ...’in, belirtilen mağdureler için tercüman olarak görev yapıp yapamayacağının da ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 13.01.2004 tarihinde Iğdır Emniyet Müdürlüğünce düzenlenen konaklama tesisisi işletme izin belgesine göre; Tuncer Çağala adındaki kişinin Hatıra isimli pansiyonun işletmecisi olduğu, 09.04.2004 tarihinde Iğdır Emniyet Müdürlüğünce düzenlenen belgelere göre; sanıklar ... ve ...’un Hatıra isimli pansiyonun mesul müdürü oldukları, 19.10.2004 tarihli Iğdır Valiliğince verilen olura göre; 23.09.2004 tarihli olay nedeniyle Hatıra isimli pansiyonda sanıklar ... ve ... refakatinde inceleme yapıldığı, yabancı uyruklu kadınların pansiyonu fuhuş amaçlı kullandıkları, müşterilerin isimlerinin deftere kaydedilmediği, bu yüzden pansiyonun 45 gün süreyle kapatıldığı, 19.10.2004 tarihli Iğdır Valiliğince verilen ikinci olura göre; 08.10.2004 tarihli olay nedeniyle Hatıra isimli pansiyonun 3 ay süreyle kapatıldığı, 12.07.2005 tarihinde saat 14.00 sıralarında polis memurlarınca düzenlenen tutanağa göre; ... Büyükelçiliği görevlisinin 155 polis imdat hattını aradığını, ... isimli bir kadın ve birkaç ... ve Moldova vatandaşının Hatıra isimli pansiyonda zorla alıkonuldukları ihbarında bulunduğunun belirtildiği, 12.07.2005 tarihinde ... Büyükelçiliğinin Iğdır Emniyet Müdürlüğüne yazdığı ihbar yazısında; Hatıra isimli pansiyonda çok sayıda ... vatandaşının alıkonulduğu bilgisinin alınması nedeniyle söz konusu hususun araştırılmasının talep edildiği, Iğdır Sulh Ceza Mahkemesince verilen 12.07.2005 tarihli ve 613 değişik iş sayılı karara göre; Hatıra isimli pansiyonda gündüz bir defaya mahsus olmak üzere arama kararının verildiği, 12.07.2005 tarihinde saat 17.00’de polis memurlarınca (tanıklar İ. Ethem Öztürk, Selçuk Yağcı, Rıza Bakır, ... Hazır, ..., Tahsin Acar ve Mükerrem Tatar) düzenlenen tutanağa göre; Hatıra isimli pansiyona gidildiği, sanık ...’a arama kararının gösterildiği, ... isminde bir kişinin pansiyonda kalıp kalmadığının sorulduğu, ...’ın, söz konusu kişinin pansiyonda kalmadığını söylediği, bunun üzerine pansiyonda yapılan aramada 5 numaralı odada mağdure ...’in tanık Kurban B.... ile 7 numaralı odada ise mağdure ...’nın tanık ... P... ile cinsel ilişki hâlinde bulundukları, pansiyonda zorla alıkonulan başka yabancı uyruklu kadınların olup olmadığının kontrolünün yapılacağı esnada sanık ...’in pansiyona gelerek ...’tan bilgi aldığının, sonra polis görevlilerine yaklaşarak işlem yapılmadığı takdirde yüklü miktarda para verebileceğini söylediğinin, ...’e yasal işlemlere devam edileceğinin söylenerek kendisine arama kararı verildiğinde ise arama kararını buruşturup yere attığının, "…..olun gidin otelimden. Ben savcı gelmeden herhangi bir işlem yaptırmam. Pansiyondaki kadınları alamazsınız. Vermem. Bu kararı verenlerin hâkim de olsa savcı da olsa anasını avradını….." dediğinin, ...'in kadınlarla ilişkiye giren ve üzerlerini giyen Kurban B.... ve ... P...’ye tekme ve tokatlarla saldırdığının, pansiyonun dışına kovaladığının, Kurban B.... ve ... P...'nin koruma altına alınması üzerine...'in kendisini pansiyonun içindeki camlı bölüme kapattığının ve etrafa zarar vermeye başladığının, "İçeri gelmeyin. Oteli yakarım. Kendimi yakarım." dediğinin, pansiyonda yapılan aramada mağdurelerin bulunamaması üzerine ...’un mağdureleri pansiyonun çatısına çıkarmış olduğunun görüldüğünün, mağdurelerin güvenli bir şekilde çatıdan indirildiklerinin, mağdureler ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ... ve inceleme dışı mağdure ...’nın ifadeleri alınmak üzere emniyet amirliğine intikal ettirildiğinin belirtildiği, 21.07.2005 tarihinde zabıta görevlilerince düzenlenen tutanağa göre; kapatma tutanağında Hatıra isimli pansiyonun tüm elektrik sigortalarının, su ve gaz vanalarının kapatıldığı, kararın Serkan Adir isimli kişiye tebliğ edildiği, 14.09.2005 tarihinde zabıta görevlilerince düzenlenen tutanağa göre; belediye encümeni tarafından söz konusu iş yerinin çalışma ve işletme ruhsatının iptal edildiğinin sanık ...’in huzurunda belirtildiği, 04.01.2006 tarihinde zabıta görevlilerince düzenlenen tutanağa göre; yapılan kontrolde söz konusu yerin ruhsatı olmadığı hâlde faaliyette bulunduğunun tespit edildiği, sanık ...’in imzadan imtina ettiği, 05.01.2006 tarihinde zabıta görevlilerince düzenlenen tutanakta; 04.01.2006 tarihinde ruhsatı olmadığı hâlde faaliyet gösteren iş yerinin aynı gün mühürlendiği ancak 05.01.2006 tarihinde yapılan kontrolde mührün kırılarak açıldığı, bu nedenle tekrar mühürlendiği, sanık ...’in imzadan imtina ettiğinin belirtildiği, 14.02.2006 tarihinde Fen İşleri Müdür vekili E.T ve İmar İşleri Müdür vekili M.T. tarafından düzenlenen tutanağa göre; 1958 yılında taş ve çamur olarak yapılan ve Hatıra pansiyon olarak adlandırılan binanın otel, motel vb. toplu konaklamaya uygun olmadığının belirtildiği, 10.03.2006 tarihinde polis görevlilerince düzenlenen tutanağa göre; saat 21.00 sıralarında kimliğini ifşa etmek istemeyen bir kişinin geldiğini, Hatıra isimli pansiyona giderek bir kadınla cinsel ilişkiye girdiğini, kadının kendisine pansiyon görevlilerince zorla tutularak fuhuş yaptırıldığını, pansiyondan dışarıya bırakılmadığını, durumu polise bildirmesi için yalvardığını söyleyerek heyecanlı ve aceleci bir şekilde uzaklaştığı, nöbetçi Cumhuriyet savcısıyla konuşularak olayın doğruluğunun araştırılması için pansiyona aynı gün saat 21.15’te intikal edildiği, kimlik kontrolü yapıldığı esnada mağdure...’nın korkulu ve heyecanlı bir şekilde geldiği, mağdurenin ağlayarak memleketine gitmek istediğini, parasının olmadığını ifade ettiği esnada yarı baygınlık geçirdiği, sakinleştirildikten sonra ifadesinin alınması için emniyet amirliğine intikal ettirildiği, 10.03.2006 tarihinde saat 21.30’da polis görevlilerince düzenlenen tutanağa göre; Hatıra isimli pansiyonun resepsiyon bölümünde sanık ...’un beklediği, adı geçenin pansiyon konaklama defterinin mahkemede olduğunu, eski ruhsatlarının iptal edildiğini, yeni ruhsat için belediyeye başvurduklarını ifade ettiğinin belirtildiği, 11.03.2006 tarihinde saat 19.00’da polis görevlilerince düzenlenen tutanağa göre; 06.02.2006 tarihinde mühürlenen Hatıra isimli pansiyonun ruhsatı olmadığı hâlde mührünün bozulduğu, 11.03.2006 tarihinde saat 21.35’te polis görevlilerince düzenlenen tutanağa göre; saat 21.00 sıralarında Hatıra isimli pansiyona gidildiği, içeride sanık ... ile tanık Şalvar Yazil isimli Azeri bir kişinin bulunduğu, o esnada iki kadının koşarak pencerelerden atlayıp kaçtığı, odalardan birisinde uyuyan sanık ...’in kalkıp geldiği, pansiyon için belediyeye ruhsat başvurusu yapıldığını, Şalvar Yazil'in ise boya yaptığını ifade ettiğinin belirtildiği, yapılan incelemede; pansiyonda herhangi bir tadilat emaresinin olmadığı, sanıklar ... ve ...’un imzadan imtina ettikleri, 01.03.2007 tarihinde polis ve zabıta görevlilerince düzenlenen tutanağa göre; pansiyonun içerisine girilerek yardım çağrısında bulunulduğunun, dışarıdaki kişiler tarafından sesin duyulduğunun fakat anlaşılamadığının belirtildiği, Sanık ...’in 07.07.2015 tarihli Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben sunduğu dilekçesinde özetle; 10.03.2006 ve sonraki tarihlerde Dilucu sınır kapısından yurtdışına giriş çıkış kayıtlarının bulunduğunu belirttiği, 13.12.2006 tarihinde bilirkişi tarafından düzenlenen rapora göre; mağdure ...’nın 2005 yılının Haziran ayının son günü ve Temmuz ayının ilk günü hariç olmak üzere 12’sine kadar olmak üzere toplamda 12 gün pansiyonda kaldığı, Mağdure ... hakkında düzenlenen 12.07.2005 tarihli doktor raporuna göre; bacağında ve ön kolunda travma izlerinin mevcut olduğu, hayati tehlikesinin bulunmadığı, basit tıbbi tedavi ile iyileşeceği, 13.12.2006 tarihinde bilirkişi tarafından düzenlenen rapora göre; mağdure ...’nın 2005 yılının Haziran ayının son 9 günü ve Temmuz ayının ilk 12 günü olmak üzere toplamda 21 gün pansiyonda konakladığına dair kaydın bulunduğu, Mağdure ... hakkında düzenlenen 12.07.2005 tarihli doktor raporuna göre; darp ve cebir izine rastlanılmadığı, Dilucu Kara Hudut Kapısı Emniyet Amirliğince gönderilen 06.05.2008 ve 14.11.2008 tarihli kayıtlara göre; 01.02.2002-31.12.2007 tarihleri arasında; mağdure ...’nin 20.06.2005 tarihinde Türkiye’ye giriş yaptığı ve 20.07.2005 tarihinde Türkiye’den ayrıldığı, 13.12.2006 tarihinde bilirkişi tarafından düzenlenen rapora göre; mağdure ...'nin 2005 yılının Haziran ayının son 9 günü ve Temmuz ayının ilk 12 günü olmak üzere toplamda 21 gün pansiyonda konakladığına dair kaydın bulunduğu, Mağdure ... hakkında düzenlenen 12.07.2005 tarihli doktor raporuna göre; sağ ve sol ön kolunda ve kolunda birkaç tane hafif morluk olduğu, hayati tehlikesinin bulunmadığı, basit tıbbi tedavi ile iyileşeceği, 13.12.2006 tarihinde bilirkişi tarafından düzenlenen rapora göre; mağdure ...’in 2005 yılının Haziran ayının son günü ve Temmuz ayının ilk 12 günü olmak üzere toplamda 13 gün pansiyonda kaldığı, Mağdure ... hakkında düzenlenen 12.07.2005 tarihli doktor raporuna göre; darp ve cebir izine rastlanılmadığı, Dilucu Kara Hudut Kapısı Emniyet Amirliğince gönderilen 06.05.2008 ve 14.11.2008 tarihli kayıtlara göre 01.02.2002-31.12.2007 tarihleri arasında; mağdure ...’in 2002, 2003 ve 2004 yıllarında ikişer kez Türkiye’ye giriş-çıkış kaydının bulunduğu, 28.02.2005 tarihinde Türkiye’ye giriş yaptığı, 24.03.2005 tarihinde ayrıldığı, aynı gün tekrar giriş yapıp 19.04.2005 tarihinde çıktığı, son olarak 27.06.2005 tarihinde tekrar Türkiye’ye giriş yaptığı, 20.07.2005 tarihinde ayrıldığı, mağdure ...’in 2002, 2003 ve 2004 yıllarında ikişer kez Türkiye’ye giriş-çıkış kaydının bulunduğu, 28.02.2005 tarihinde Türkiye’ye giriş yaptığı, 24.03.2005 tarihinde ayrıldığı, aynı gün tekrar giriş yapıp 19.04.2005 tarihinde çıktığı, son olarak 27.06.2005 tarihinde Türkiye’ye giriş yaptığı, 20.07.2005 tarihinde ayrıldığı, 13.12.2006 tarihinde bilirkişi tarafınd
4. Ceza Dairesi, 2021/4698 E., 2021/14027 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Bir kimseyi fuhuşa teşvik etmek veya yaptırmak veya aracılık etmek veya yer temin etmek suçundan sanık ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 227/2, 227/5, 227/6, 62/2 ve 52/2. maddeleri gereğince 4 yıl 2 ay hapis ve 1.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Aliağa 1.
4. Ceza Dairesi         2021/4698 E.  ,  2021/14027 K. "İçtihat Metni" KARAR Bir kimseyi fuhuşa teşvik etmek veya yaptırmak veya aracılık etmek veya yer temin etmek suçundan sanık ...'in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 227/2, 227/5, 227/6, 62/2 ve 52/2. maddeleri gereğince 4 yıl 2 ay hapis ve 1.000,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Aliağa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve 2012/473 esas, 2014/1071 sayılı kararının, Yüksek Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15/01/2021 gün ve 2021/1268 sayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi. İstem yazısında; “Mahkemesince 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 227/2. maddesi uyarınca temel cezanın 2 yıl 2 ay hapis ve 20 gün adli para cezası olarak belirlenip, anılan Kanun'un 227/5 maddesi gereğince 1/2 oranında artırım yapılarak 3 yıl 3 ay hapis ve 30 gün adli para cezası belirlenmesi gerektiği halde, hesap hatası yapılarak 3 yıl 4 ay hapis ve 40 gün adli para cezası tayin edilmesini müteakip, anılan Kanun'un 227/6. maddesi uyarınca 1/2 oranında arttırım yapılması neticesinde 4 yıl 10 ay 15 gün hapis ve 45 gün adli para cezası yerine 5 yıl hapis ve 60 gün adli para cezasına, aynı Kanun'un 62/2. maddesi uyarınca yapılan 1/6 oranında indirim neticesinde ise 3 yıl 12 ay 22 gün hapis ve 37 gün adli para cezası yerine, 4 yıl 2 ay hapis ve 50 gün adli para cezasına hükmedilmesini takiben, adlî para cezasının aynı Kanun’un 52. maddesi uyarınca bir gün karşılığı olarak takdir edilen 20,00 Türk lirası ile çarpılması sonrasında, sonuç olarak 4 yıl 2 ay hapis ve 1.000,00 Türk lirası adlî para cezasına mahkûmiyetine karar verilmek suretiyle, fazla ceza tayin edilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir. Hukuksal Değerlendirme: Sanık hakkında fuhuş suçundan, TCK’nın 227/2 maddesi gereğince 2 yıl 2 ay hapis ve 20 gün adli para cezasına hükmedildiği, bu ceza miktarı üzerinden aynı kanunun 227/5, 6, 62. maddesi gereğince indirim ve artırım yapılırken hesap hatası sonucunda 3 yıl 12 ay 22 gün hapis ve 37 gün adli para cezası yerine 4 yıl 2 ay hapis ve 50 gün adli para cezasına hükmedilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırıdır. Sonuç ve Karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden, 1- Fuhuş suçundan sanık ... hakkında, Aliağa 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve 2012/473 esas, 2014/1071 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 2- Karardaki hukuka aykırılık CMK'nın 309.maddesinin 4-d fıkrasına göre, sanığa daha hafif bir cezanın verilmesini gerektirmekle, sanık hakkında TCK’nın 227/2. maddesi uyarınca, belirlenen 2 yıl 2 ay hapis ve 20 gün adli para cezasında TCK'nın 227/5. maddesi gereğince 1/2 oranında artırım yapılarak 3 yıl 3 ay hapis ve 30 gün adli para cezası ile CEZALANDIRILMASINA, sanığın cezasında TCK'nın 227/6. maddesi gereğince 1/2 oranında artırım yapılarak 4 yıl 10 ay 15 gün hapis ve 45 gün adli para cezası ile CEZALANDIRILMASINA, sanığın cezasından TCK’nın 62. maddesi gereğince indirim yapılarak 3 yıl 12 ay 22 gün hapis ve 37 gün adli para cezası ile CEZALANDIRILMASINA, adli para cezasının TCK' nın 52/1. maddesi uyarınca bir günlüğü 20 TL üzerinden hesaplanarak 740 TL adli para cezası ile CEZALANDIRILMASINA, infazın bu miktar üzerinden yapılmasına, kararda yer alan diğer hususların olduğu gibi bırakılmasına, dosyanın Yüksek Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 18/05/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
8. Ceza Dairesi, 2019/17003 E., 2020/10462 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
hakkında açılan kamu davasının yerel mahkemece yapılan yargılaması sonunda kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve cebir ve şiddet kullanarak fuhuş yaptırmak suçlarından TCK.nın 109/2, 227/2-4. maddeleri gereğince cezalandırılmalarına ilişkin hükmün onanmasına yönelik sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdaki nedenlerle katılma olanağı almamıştır.
8. Ceza Dairesi         2019/17003 E.  ,  2020/10462 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, fuhuş HÜKÜMLER : Mahkumiyet Gereği görüşülüp düşünüldü: I- Sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında fuhuş suçundan kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz incelemesinde; Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, sanıklar ... ve ...'ın bir sebebe dayanmayan temyiz itirazları ile sanıklar ... ve ... müdafinin, eksik soruşturma yapıldığına, müştekinin beyanları arasındaki çelişkinin giderilmediğine, gerekçenin yetersiz olduğuna, mevcut deliller, tanık anlatımları ile sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiğine, sanık ...'in, sübuta yönelik temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin üye ...'nın muhalefeti ile ve oyçokluğu ile ONANMASINA, II- Sanıklar ..., ..., ..., ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz incelemesinde; Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde gösterilen ve değerlendirilen delillere, oluşa ve mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, sanıklar ... ve ...'ın bir sebebe dayanmayan temyiz itirazları ile sanıklar ... ve ... müdafinin, eksik soruşturma yapıldığına, müştekinin beyanları arasındaki çelişkinin giderilmediğine, gerekçenin yetersiz olduğuna, mevcut deliller ,tanık anlatımları ile sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiğine, sanık ...'in, sübuta yönelik temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin Başkan ... ve üye ...'nın muhalefeti ve oy çokluğu ile ONANMASINA, III- Sanık ... hakkında fuhuş ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan hükümlere yönelik yapılan temyiz incelemesinde; UYAP ortamından alınan nüfus kayıt örneğine göre sanığın hükümden sonra 25.10.2018 tarihinde vefat ettiğinin belirtilmesi karşısında; bu husus araştırılarak, 5237 sayılı TCK.nın 64. maddesi gereğince hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 25.02.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi. KARŞI OY Dairemizin 2019/17003 Esas sayılı dosyasında; Sayın çoğunluğun sanıklar ..., ..., ... ve ... haklarında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne, suçun sübutu için gösterilen delillerin şikayetçinin soyut beyanından ibaret olması nedeniyle mahkumiyet için yeterli olmadığı, sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle iştirak edilmemiştir. Şöyle ki; Sanıklar hakkındaki soruşturma şikayetçi ... (...)’ın polisi araması ile başlamıştır. Şikayetçi kollukta ve Cumhuriyet Savcısına verdiği ifadelerde: “Küçük yaşta iken 1993 yılında üvey babasının tecavüzüne uğradığını, daha sonra bir kadın tarafından pavyona düşürüldüğünü, sanıkların işlettiği Tarsus ilçesinde bulunan Brodway isimli pavyonda 2003 yılında çalışmaya başladığını, burayı önceleri İbrahim ...’ın işlettiğini, sanıklar ..., .... ve ...’ın da burada çalıştığını, burada 3,5 yıl çalıştığını, ...’un kendisini erkeklere pazarladığını, 500 TL para alıp parayı sanık ...’a verdiğini, ...’ın ise arabayla kendilerini müşteriye götürdüğünü, sanıkların sürekli kendisini gözetim altında tuttuğunu, bu işi yapmak istemediğini söylemesine rağmen zorla, tehditle, gözünü korkutarak ve devamlı başında bekleyerek ayrılmasına izin vermediklerini, İbrahim ...’ın üzerine Brodway gazinosu kapanınca ... ve ...’ın işlettiklerini, Mersin ilinde bulunan ... Bar isimli yere getirildiğini, yaklaşık bir yıl önce de şu anda çalıştığı gazinoya getirildiğini sanıklar ... ve ...’ın burayı işlettiklerini, ... ve ...’ın aktif olarak çalıştıklarını, Tarsus’ta olduğu gibi erkeklere pazarlayıp fuhuş yaptırdıklarını ve zorla alıkoymaya devam ettiklerini, zor, tehdit, korkutma ve baskı ile ayrılmasına izin vermediklerini, 29.02.2008 tarihinde cep telefonu ile polisi arayarak ihbarda bulunduğunu” iddia ederek, şikayetçi olmuştur. Şikayetçinin kaldığı (kendi beyanına göre zorla tutulduğu) pansiyonu 15 günde bir olmak üzere sürekli denetleyen polis memuru tanıklar ... ve ... alınan beyanlarında “burayı uzun zamandan beri denetlediklerini, denetim sırasında burada kalan bayanları aynı yere alarak özel olarak görüştüklerini, zorla alıkonulduğu yönünde hiçbirinden şikayet duymadıklarını” beyan etmişlerdir. Şikayetçinin çalıştığı pavyonda şikayetçi gibi çalışıp aynı pansiyonda kalan tanıklar ..., ...ve ... “kendilerinin de aynı işyerinde çalıştıklarını, kimsenin burada zorla tutulmadığını, zorla, tehditle alıkonulmadığını, gönüllü olarak çalıştıklarını, şikayetçi ...’in bu süre zarfında kendilerine herhangi bir şikayette bulunmadığını ifade etmişlerdir. Gerek aynı işyerinde şikayetçi ile aynı konumda çalışan bayan tanıklar ve gerekse 15 günde bir denetim yaparak şikayetçi dahil bütün bayanlarla ayrı yerlerde ve özel olarak görüşen tanık polis memurlarının beyanları karşısında; sanıkların fuhşa aracılık ettkileri hususu sübut bulmuş ise de, şikayetçi ve diğer bayanların yıllarca burada zorla tutulduğu hususu dayanaksız kalmıştır. Şikayetçinin iddia ettiği gibi 2003 yılından 2008 yılına kadar zorla tutulması ve herhangi bir yere gitmesine izin verilmemesi iddiası hayatın olağan akışına aykırı ve imkansız bir durumdur. Şikayetçinin uzun yıllardan beri zorla tutulduğuna ve ayrılmasına izin verilmediğine yönelik iddiaları hiçbir delil ile desteklenmemiştir. Yetişkin bir insanın 2003 yılından 2008 yılına kadar sürekli bir şekilde zorla, baskı ve tehditle bir yerde tutulması, bu süre zarfında yüzlerce kişi ile cinsel ilişkiye girmesine rağmen zorla alıkonulduğunu söyleyememesi, 15 günde bir denetim yapan polislere şikayetini iletememesi ve 5 yıl süreyle zorla alıkonulmasına karşın hiçbir tanığının olmaması hayatın gerçekleri ile bağdaşmamaktadır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, sanıklara atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu sübuta ermediği halde beraatleri yerine mahkumiyet kararı verilmesi yasaya aykırı olup bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 25.02.2020 KARŞI OY Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında açılan kamu davasının yerel mahkemece yapılan yargılaması sonunda kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve cebir ve şiddet kullanarak fuhuş yaptırmak suçlarından TCK.nın 109/2, 227/2-4. maddeleri gereğince cezalandırılmalarına ilişkin hükmün onanmasına yönelik sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdaki nedenlerle katılma olanağı almamıştır. 1- Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 04.08.2008 tarihli iddianamesiyle sanıklar hakkında, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve bir kimseyi fuhuşa teşvik etmek suçlarından TCK.nın 109/1, 227/2. maddeleri gereğince cezalandırılmaları istemiyle iddianame düzenlenmiştir. 12.09.2012 tarihli 12. nolu oturumda, CMK.nın 226. maddesi uyarınca ek savunma yoluyla giderilmesi mümkün iken aynı fiilden ötürü, her iki suç yönünden TCK.nın 227/4 ve 109/2. maddeleri gereğince işlem yapılmak üzere Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Mahkemenin suç duyurusu üzerine Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 18.09.2012 tarihli iddianamesiyle aynı fiilden dolayı sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve fuhuşa teşvik etmek suçlarından yanlızca fuhuş suçundaki arttırım fıkrası olan TCK.nın 227/4 ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun nitelikli hali olan TCK.nın 109/2. maddesi sevk maddeleri olarak gösterilerek mükerrer iddianame düzenlenmiştir. Dosya ve duruşma tutanaklarının incelenmesinde sanıklardan ... ile ...'a, TCK.nın 227/4 ve 109/2. maddelerinin uygulanması talep edilen 18.09.2012 tarihli bu dosya ile birleşen aynı mahkemenin 2012/603 Esas sayılı dosyasına ait iddianame okunmadığı gibi CMK.nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı da tanınmadan, savunma hakları kısıtlanarak CMK.nın 191. ve 226. maddelerine aykırı hareket edilmesi nedeniyle kararın bozulması gereklidir. 2- Şikayetçi ... ...'ın 29.02.2008 tarihinde saat 17:45 sıralarında telefonla polis 155 hattını arayarak pansiyonda alıkonulduğunun ihbarı üzerine soruşturma başlatılmıştır. Şikayetçi ... ... ihbarı müteakip kolluk tarafından alınan 29.02.2008 tarihli ifadesi ile 01.03.2008 tarihli Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan beyanlarda küçük yaşta iken üvey babasının tecavüzüne uğradığını, Ankara ilinde bir kadın tarafından pavyona düşürüldüğünü değişik bar ve pavyonlarda çalıştığını ... Bar isimli işyerinde ise son bir yıldır çalışdığını, işyerini fiilen çalıştıran sanık ... bilgisi dahilinde işyerinde garsonluk yapan sanık ... tarafından fuhuş parası alınarak şoför sanık ... ... tarafından fuhuş amaçlı müşterilere gönderildiğini, sanıklardan ...'in bu işlerle ilgisi olmadığını, sanık ...'in ise yalnızca bilgisi olduğunu ifade etmiştir. Şikayetçi ... ... soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki diğer beyanlarında ve vermiş olduğu dilekçelerde önceki ifadelerinden dönmüştür. Yapılan yargılama sonunda yerel mahkemece tüm sanıklar hakkında atılı suçlardan mahkumiyet hükmü kurulmuştur. Ancak gerekçeli kararda, hangi sanığın hangi fiiliyle nasıl ve ne şekilde atılı suçları işlediği hususunda hiçbir gerekçe gösterilmemiş, şikayetçinin ilk ifadeleri gözönüne alınarak hüküm kurulmuş ise de şikayetçinin yukarıda belirtilen kolluk ve Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan beyanlarında sanıklardan ... ve ...’le ilgili bir iddiasının bulunmadığı görülmektedir. Sanıkların üzerlerine atılı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve fuhuşa teşvik suçları ile mahkeme kararlarının gerkçeli olması gerektiği hususları üzerinde durmak gereklidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.01.2019 tarih ve 2017/14-548 (E) - 2019/1 (K) sayılı kararında “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu 5237 sayılı TCK’nın "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" başlıklı 109. maddesinde; "(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (3) Bu suçun; a) Silâhla, b) Birden fazla kişi tarafından birlikte, c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, e) Üstsoy, altsoy veya eşe karşı, f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, İşlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır. (4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması hâlinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır. (6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel şekli düzenlenmiş, ikinci fıkrasında; suçun cebir, tehdit veya hile ile işlenmesi ve üçüncü fıkrasında ise; altı bend halinde, suçun silahla, birden fazla kişi ile birlikte, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanmak suretiyle, üstsoy, altsoy veya eşe karşı, çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi nitelikli haller olarak yaptırıma bağlanmış, dördüncü fıkrasında; suçun netice sebebiyle ağırlaşmış hâline, beşinci fıkrasında; cinsel amaçla işlenen özgürlüğü kısıtlama suçuna yer verilmiş, altıncı fıkrasında ise; suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun sonucu itibariyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca bu suça ilişkin hükümlerin de uygulanacağı belirtilmiştir. Bu suç ile cezalandırılmak istenen husus, bireylerin hareket özgürlüğünün hukuka aykırı biçimde kaldırılması veya sınırlanmasıdır. Nitekim bu husus madde gerekçesinde; "Bu suç ile korunan hukuki değer, kişilerin kendi arzusu ve iradesi çerçevesinde hareket edebilme hürriyetidir" şeklinde belirtilmiştir. Suçun maddi unsuru, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasıdır. Bu fiil, failin doğrudan doğruya veya dolaylı hareketleriyle ve çeşitli araçlar kullanılarak gerçekleştirilebilir. Sonuç ise, mağdurun hareket etme ya da yer değiştirme özgürlüğünün kaldırılması biçiminde kendini gösterir. Fail, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasına yönelik fiili, doğrudan doğruya veya dolaylı hareketleriyle ve çeşitli araçlar kullanarak gerçekleştirebilir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, serbest hareketli bir suç olduğundan, bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması neticesini doğurabilecek her türlü hareket ile işlenebilecektir. Madde de sadece "bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmak" tan söz edilmiş, fiilin işleniş şekli, yeri, zamanı ve süresi konusunda bir sınırlama yapılmamıştır. Bu nedenle mağdurun bir yere gitme veya kalma özgürlügünün ihlal edilmesi sonucunun doğması kaydıyla, her zaman her yerde işlenebilir. Fiilin herkesin girebileceği bir yer, özel, kapalı veya açık alanda gerçekleştirilmesini yahut uzun veya kısa süreli olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Suçun oluşması için mutlaka mağdurun bir yere kapatılmış olmasına gerek yoktur, aleni bir yerde tutma veya böyle bir yere götürme halinde dahi diğer unsurların varlığı halinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşacaktır. Öte yandan özgürlükten yoksun bırakma kavramı, anlık olmayan bir süreyi zorunlu olarak içerdiğinden, fiil ile sonucun hukuken kabul edilebilecek bir zaman müddetince sürmesi gerekmektedir. Sürenin çok kısa olup olmadığını somut olayın özelliğine göre hakim takdir edecektir. Sonuç ise, mağdurun bir yere gitme ya da bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması biçiminde ortaya çıkmaktadır.” şeklindeki açıklama ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile ilgili korunan hukuki yarar ve unsurları irdelenmiştir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.01.2019 tarih ve 2017/14-572 (E) – 2019/2 (K) sayılı kararında da “ Suç ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın "Fuhuş" başlıklı 227. maddesi; "(1) Çocuğu fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran, bu maksatla tedarik eden veya barındıran ya da çocuğun fuhşuna aracılık eden kişi, dört yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu suçun işlenişine yönelik hazırlık hareketleri de tamamlanmış suç gibi cezalandırılır. (2) Bir kimseyi fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran ya da fuhuş için aracılık eden veya yer temin eden kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Fuhşa sürüklenen kişinin kazancından yararlanılarak kısmen veya tamamen geçimin sağlanması, fuhşa teşvik sayılır. (3) (Mülga fıkra: 06/12/2006-5560 sayılı Kanunun 45.md) (4) Cebir veya tehdit kullanarak, hile ile ya da çaresizliğinden yararlanarak bir kimseyi fuhşa sevk eden veya fuhuş yapmasını sağlayan kişi hakkında yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır. (5) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan suçların eş, üstsoy, kayın üstsoy, kardeş, evlât edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da kamu görevi veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır. (6) Bu suçların, suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (7) Bu suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. (8) Fuhşa sürüklenen kişi, tedaviye veya psikolojik terapiye tâbi tutulabilir." şeklinde düzenlenmiştir. Fuhuş suçu, 5237 sayılı TCK'nın topluma karşı suçlar başlıklı üçüncü kısmın, genel ahlaka karşı suçlar başlıklı yedinci bölümünde düzenlenmiş olup, bu suçla korunan hukuki yarar genel olarak, toplumun ar ve haya duyguları ile birlikte genel ahlakın korunmasıdır. Suçun mağduru esas itibariyle kendisine fuhuş yaptırılan kişi olmakla birlikte, kanun koyucu fuhuş yaptırılan kişinin yaşına göre ikili bir ayırım yapmaktadır. Buna göre, maddenin birinci fıkrası yönüyle 18 yaşından küçükler mağdur olarak kabul edilirken, ikinci fıkra yönüyle yetişkinler mağdur olarak kabul edilmiştir. Mağdur olan kişinin cinsiyetinin bir önemi bulunmadığından, erkekler dahi kadınlar gibi suçun mağduru olabilecektir. Maddede fuhuşun tanımı yapılmamış olup, Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğünde; "içinde bulunulan toplumun kurallarına uymayan bir biçimde bir veya birkaç kişiyle para karşılığı cinsel ilişkide bulunma" şeklinde tanımlanmıştır (Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlük, Ankara, 2005, s.719). Maddenin konu olan ikinci fıkrasında, bir kimseyi fuhşa teşvik etmek, bunun yolunu kolaylaştırmak ya da fuhuş için aracılık etmek veya yer temin etmek, ayrı bir suç olarak düzenlenmiş, fuhşa sürüklenen kişinin kazancından yararlanılarak kısmen veya tamamen geçimin sağlanmasının fuhşa teşvik sayılacağı kabul edilmiştir. Fuhşa teşvik etmek, kişinin fuhuş yapması için onda bir irade oluşturmaya çalışılmasıdır. Fuhşun yolunu kolaylaştırmak, fuhşu arayan bakımından bunun için veya fuhuş yapacak kimsenin fuhşa atılması bakımından onun için her türlü imkânın sağlanmasıdır. Fuhuş için aracılık etmek, mağdur ile cinsel arzularını tatmin etmek isteyen kişinin bir araya gelmesini sağlamaktır. Yer temin etmek ise, mağdur ile cinsel arzularını tatmin etmek isteyen kişinin bir araya gelecekleri yerin temin edilmesidir. Fıkrada düzenlenen suç seçimlik hareketli bir suç olup, fıkrada sayılan hareketlerden herhangi birisinin yapılması suçun işlenmesi için yeterlidir. Ayrıca bu seçimlik hareketlerden birden fazlasının aynı zamandiliminde yapılması durumunda yine tek suç oluşacak, buna karşılık daha sonra farklı zamanda seçimlik hareketlerin tekrarlanması hâlinde yeni bir suç işlenmiş olacaktır. ” denilmek suretiyle fuhuş suçunun unsurları vurgulanmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.06.2019 tarih ve 2018/16- 573 (E), 2019/466 (K) sayılı kararında “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." şeklinde düzenlenmiştir. CMK'nın "Kararların gerekçeli olması" başlıklı 34. maddesinin birinci fıkrasında; "Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230. madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.", "Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar" başlıklı 230. maddesinde; "(1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir: a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler. b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi. c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanununun 61 ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi. d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar. (2) Beraat hükmünün gerekçesinde, 223. maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir. (3) Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir. (4) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar veya hükmün verilmesi hâlinde bunun nedenleri gerekçede gösterilir.", "Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar" başlıklı 232. maddesinde ise; "(1) Hükmün başına, 'Türk Milleti adına' verildiği yazılır. (2) Hükmün başında; a) Hükmü veren mahkemenin adı, b) Hükmü veren mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun, vekilinin, kanunî temsilcisinin ve müdafiin adı ve soyadı ile sanığın açık kimliği, c) Beraat kararı dışında, suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, d) Sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen tutuklu olup olmadığı, Yazılır. (3) Hükmün gerekçesi, tümüyle tutanağa geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç onbeş gün içinde dava dosyasına konulur. (4) Karar ve hükümler bunlara katılan hâkimler tarafından imzalanır. (5) Hâkimlerden biri hükmü imza edemeyecek hâle gelirse, bunun nedeni mahkeme başkanı veya hükümde bulunan hâkimlerin en kıdemlisi tarafından hükmün altına yazılır. (6) Hüküm fıkrasında, 223. maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir. (7) Hükümlerin nüshaları ve özetleri mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır ve mühürlenir." Hükümlerine yer verilmiştir. Buna göre, Anayasa'nın 141 ve CMK'nın 34, 230 ve 232. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının karşı oy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunlu olup, hüküm; başlık, sorun, gerekçe ve sonuç (hüküm) bölümlerinden oluşmalıdır. “Başlık” bölümünde; hükmü veren mahkemenin adı, mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hâkimin, Cumhuriyet savcısının, zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun, varsa vekilinin ve kanuni temsilcisinin adı ve soyadı, sanığın açık kimliği ile varsa müdafisinin adı ve soyadı, beraat kararı dışında suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile hâlen tutuklu olup olmadığı belirtilmeli, "Sorun" bölümünde; iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ortaya konulmalı, "Gerekçe" kısmında; mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra, hükme esas alınan ve reddedilen deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak, niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmak suretiyle hukuki nitelendirmeye yer verilmeli ve sonuç bölümünde açıklanan uygulamaların dayanaklarına değinilmeli, "Sonuç (hüküm)" kısmında ise; CMK’nın 230 ve 232. maddeleri uyarınca aynı Kanun'un 223. maddesine göre verilen kararın ne olduğu, TCK’nın 61. ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre uygulanan kanun maddeleri ve hükmolunan ceza miktarı, yine aynı Kanun'un 53 ve devamı maddelerine göre, mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbiri, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin taleplerin kabul veya reddine ait dayanaklar, kanun yollarına başvurma ve tazminat talep etme imkanının bulunup bulunmadığı, kanun yoluna başvurma mümkün ise kanun yolunun ne olduğu, şekli, süresi ve mercii tereddüde yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir. Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulabilmesi açısından mahkeme kararlarının "Gerekçe" bölümü üzerinde ayrıca durulması gerekmektedir. CMK'nın 230. maddesi uyarınca, hükmün gerekçe bölümünde, suç oluşturduğu kabul edilen fiilin gösterilmesi, nitelendirilmesi ve sonuç (hüküm) bölümünde yer alan uygulamaların dayanaklarının gösterilmesi zorunludur. Gerekçe, hükmün dayanaklarının, akla, hukuka ve dosya muhtevasına uygun açıklamasıdır. Bu nedenle, gerekçe bölümünde hükme esas alınan veya reddedilen bilgi ve belgelerin belirtilmesi ve bunun dayanaklarının gösterilmesi, bu dayanakların da geçerli, yeterli ve kanuni olması gerekmektedir. Kanuni, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime imkân sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır. Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi, 5271 sayılı CMK'nın 289/1-g ve 1412 sayılı CMUK'un 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 308. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca hukuka kesin aykırılık hâllerinden birini oluşturacaktır. Diğer taraftan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); bir yargılamada hak ve özgürlüklerin gerçek anlamda korunabilmesi için davaya bakan mahkemelerin, tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi olduğunu belirtmektedir (Dulaurans/Fransa, B. No: 34553/97, 21/3/2000, § 33). AİHM; mahkemelerin davaya yaklaşma yönteminin, başvurucuların iddialarına yanıt vermekten ve temel şikâyetlerini incelemekten kaçınmaya neden olduğunu tespit ettiği durumları, davanın hakkaniyete uygun bir biçimde incelenme hakkı yönünden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinin ihlâli olarak nitelendirmektedir (Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/4/2007, §§ 84, 85). AİHM ayrıca, derece mahkemelerinin, kararların yapısı ve içeriği ile ilgili olarak özellikle delillerin kabulü ve değerlendirilmesinde geniş bir takdir yetkisine sahip olduğunu pek çok kararında yinelemiştir (Van Mechelen ve diğerleri/Hollanda, B. No: 21363/93, 21364/93, 21427/93 ve 22056/93, 23/4/1997, § 50; Barbera Messegue ve Jabardo/İspanya, B. No: 10590/83, 6/12/1988, § 68). Buna göre, temel hak ve özgürlüklerin ihlâli sonucunu doğuracak derecede ve keyfî olmadıkça belirli bir kanıt türünün (tanık beyanı, bilirkişi raporu veya uzman mütalaası) kabul edilebilir olup olmadığına, değerlendirme şekline veya aslında başvurucunun suçlu olup olmadığına karar vermenin ilk derece mahkemelerinin görevi olduğunu vurgulamaktadır (Garcia Ruiz/İspanya, B. No: 30544/96, 21/1/1996, § 28; S.N./İsveç, B. No: 34209/96, 2/7/2002, § 44). Bunun yanı sıra AİHM; derece mahkemelerinin kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda olmamakla birlikte somut davanın özelliğine göre esas sorunları incelemiş olduğunun, açık ya da zımni, anlaşılabilir bir şekilde gerekçeli kararında yer almasına önem vermektedir (Boldea/Romanya, B. No: 19997/02, 15/2/2007, § 30; Hiro Balani/İspanya, B. No: 18064/91, 9/12/1994, § 27). Bu anlamda AİHM, mahkemelerin, tarafların temyiz hakkını kullanabilmeleri için gerekli olan “kararlarını hukuken geçerli hangi temele dayandırdıklarını yeterince açıklama” yükümlülüğü altında bulunduklarını belirtmektedir (Hadjıanastassıou/Yunanistan, B. No: 12945/87, 16/12/1992, § 33). Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddiaların kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, toplumun kendi adına verilen yargı kararlarının sebeplerini öğrenmesinin sağlanması için de gerekli olmaktadır (AYM, Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34). Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde, davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri, § 35). Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında "İlgili ve yeterli bir yanıt" vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlâline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39). Nitekim Anayasa Mahkemesinin 25.05.2017 tarihli ve 11798 sayılı kararında da aynı hususlar vurgulanmıştır.” denilmek suretiyle mahkeme kararlarının ne şekilde gerekçe taşıması gerektiği hususu açıkça vugulanmıştır. Somut olayda, sanıklardan ...’ın işletmecisi, sanıklardan ... ’ün şoför ve sanıklardan ...’in işçi – pansiyon görevlisi, ...’ın garson olarak çalıştığı 33 Disko Bar isimli iş yerinde yaklaşık bir yıldır konsomatris olarak çalışmakta olan şikayetçi ... ...’ın 29.02.2008 günü saat 17.45 sıralarında polis 155 imdat hattını arayarak kalmış olduğu pansiyonda zorla alıkonulduğunu ihbarı üzerine soruşturma başlatılmıştır. Şikayetçi ...’in ihbarı hürriyetinden yoksun kılmaya yönelik olup kolluk ve Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan ifadelerinde sanıklardan Halil tarafından fuhuşa teşvik edildiğini, sanık ...’ın şoförlük yaptığı sanık ...’un ise para işlerine baktığını ifade etmiştir. Dosyanın incelemesinde şikayetçinin kimlik ve konaklama yerlerinin ilgili mevzuat uyarınca kolluk birimlerine bildirildiği, ihbar üzerine tutanağı düzenleyen polis memurları ... ve ... duruşmada, şikayetçinin kaldığı pansiyonu 15 günde bir kontrol ettiklerini, şikayetçi dahil tüm bayanlarla görüştüklerini ancak alıkonulma yönünde hiçbir şikayetlerinin bulunmadığı yönündeki beyanları gözetildiğinde şikayetçinin cebir ve tehdit kullanarak hürriyetinden yoksun bırakıldığına dair delil bulunmadığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan şikayetçinin bazı otellerde konakladığı belirlenmiş ise de, dosyadaki bilgi belge ve beyanlara göre konsometris olan şikayetçinin saat 21:00 sıralarda çalışmaya başladığı saat 04:00 da işyerinin kapandığı, oysaki şikayetçinin kaldığı otellerde gecelik kaldığının otel kayıtlarından anlaşılması karşısında bunun mesai saatleri dışında muhtemelen izinli olduğu tarihlerde meydana geldiği sonucuna varılmaktadır. Bu hususta şikayetçinin, sanıkların bilgisi dışında çalıştığı işyerinde tanıştığı kişilerle kurduğu iletimiş sonucunda birlikte olduğunu göstermektedir. Esasen dosyada beyanlarına başvurulan aynı işyeri çalışanları da sanıkların çalışan kadınları zorla alıkoymadıkları ve fuhuşu teşvik etmediklerini beyan etmişlerdir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yukarıya alınan 2018/16-5731 (E) 2019/466 sayılı Kararında da vurgulandığı üzere gerekçeli kararlarda suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi hükme esas alınan delillerin nelerden ibaret olduğu belirtilmeli ve dayanaklarının gösterilmesi zorunludur. TCK.nın 109. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, kişinin bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünün kısıtlanması sonucu oluşmaktadır. TCK.nın 227/2 maddesinde düzenlenen fuhuş suçu, bir kimseyi fuhuşa teşvik etmek, fuhuşun yolunu kolaylaştırmak, fuhuş için aracılık etmek ve yer temini şeklindeki seçimlik hareketlerle işlenebilmektedir. TCK.nın 227/4 madde ve fıkrasında ise, maddenin bir ve ikinci fıkralarındaki fuhuş suçunun, cebir ve tehdit kullanılarak, hile ile ya da fuhuş suçunun mağdurunun çaresizliğinden yararlanılarak bir kimsenin fuhuşa sevk edilmesi veya fuhuş yapmasını sağlamak arttırım nedeni olarak sayılmıştır. Somut olayda, hangi sanığın mağdure ... ...’ı hangi tarihte, nerede, ne şekilde bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünü kısıtladığı ve yine aynı şekilde hangi sanığın mağdureyi fuhuşa ne şekilde teşvik ettiği, yolunu kolaylaştırdığı, aracılık ettiği veya yer temin ettiği ve fuhuş suçunun işlenilmesinde ne şekilde cebir, tehdit ve hile kullanıldığı hususlarında yerel mahkeme kararında Anayasanın 141, CMK.nın 34 ve 230 maddelerine uygun gerekçe bulunmadığından kararın bu nedenle bozulması gerekmektedir. Bu itibarla, yerel mahkeme kararına onanması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir. 25.02.2020

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Hukuku Özel Hükümler

"Fuhuş" suçu TCK sistematiğinde hangi bölümde yer almaktadır?

A) Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlar
B) Genel Ahlaka Karşı Suçlar
C) Hürriyete Karşı Suçlar
D) İnsan Ticareti
E) Kamu Barışına Karşı Suçlar

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol