5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 251

Türk Ceza Kanunu 251. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 251- (1) Zimmet veya irtikap suçunun işlenmesine kasten göz yuman denetimle yükümlü kamu görevlisi, işlenen suçun müşterek faili olarak sorumlu tutulur. (2) Denetim görevini ihmal ederek, zimmet veya irtikap suçunun işlenmesine imkan sağlayan kamu görevlisi, üç aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Rüşvet

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

58 karar eşleşti
5. Ceza Dairesi, 2022/618 E., 2023/10091 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
hakkında ise denetim görevinin ihmali suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları, 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına hükmedilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
5. Ceza Dairesi         2022/618 E.  ,  2023/10091 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/258 Esas, 2021/279 Karar SUÇLAR : Zincirleme basit zimmet (sanıklar ... ve ... hakkında), denetim görevinin ihmali (sanık ... hakkında) HÜKÜMLER : Sanıklardan ... hakkında atılı suçtan beraat, ... ve ... hakkında atılı suçlardan mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesince temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasınca temyiz edenlerden katılan vekilinin tüm hükümleri, müdafiilerinin sanıklar ... ve ... hakkındaki mahkumiyet hükümlerini, O yer Cumhuriyet savcısının sanık ... hakkında verilen beraat hükmünü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereğince temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Sivas Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.12.2011 tarihli ve 2011/14060 Soruşturma, 2011/4846 Esas, 2011/239 numaralı İddianamesiyle sanıklar ... ve ... hakkında zincirleme basit zimmet suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci, 43 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, sanık ... hakkında ise denetim görevinin ihmali suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları, 53 üncü maddesi gereğince hak yoksunluklarına hükmedilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır. 2.Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.11.2012 tarihli ve 2011/121 Esas, 2012/234 sayılı Kararı ile sanıklardan ... ve ... hakkında zincirleme basit zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri gereği 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına, sanık ...'ın ise 5237 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci, 50 nci ve 52 inci maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası karşılığı 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur. 3.Bahse konu hükümlerin sanık ... ve sanıklar müdafiilerince temyizi üzerine Dairemizin 01.10.2018 tarihli ve 2016/8094 Esas, 2018/6417 sayılı Kararı ile aralarında menfaat çatışması bulunan sanık ... ve ...'ın aynı müdafi ile temsil edilmesi, kabule göre de eksik incelemeye dayanılarak karar verilmesi nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 4.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.10.2021 tarihli ve 2018/258 Esas, 2021/279 sayılı Kararı ile sanık ... hakkında üzerine atılı zincirleme biçimde basit zimmet suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca beraatine, sanık ...'ın 5237 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci ve 52 nci maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası karşılığı 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanık ...'ın ise 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü ve 62 nci maddeleri uyarınca 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 53 üncü maddesinin birinci ve beşinci fıkraları uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1-Katılan vekilinin temyiz sebepleri, sanık ... yönünden toplanan delillerin suçun sübutuna yeter nitelikte olduğu halde delillerin takdirinde hataya düşülerek sanığın mahkumiyeti yerine beraatine karar verildiğine ve resen belirlenecek hususlara ilişkindir. 2-O yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri, sanık ...'a isnat edilen eylemlerin sübut bulduğuna ve sanığın üzerine atılı suçtan cezalandırılması gerektiğine dairdir. 3-Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri, sanığın denetleme görevi olmadığından suçun unsurlarının oluşmadığına, cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak verilmesinin hatalı olduğuna, şartları oluştuğu halde hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmadığına, atılı suç yönünden zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğine yöneliktir. 4-Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri, yasal tevdi unsurunun gerçekleşmediğine, sanığın mutemetlik görevi bulunmadığından suçun unsurlarının oluşmadığına, eksik olarak hazırlanmış bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesi ve temyiz dilekçesinde belirtilen sair hususlar gereğince sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Suç tarihlerinde sanıklardan ... ve ...'ın Gemerek İlçe Tarım Müdürlüğünde ziraat teknikeri, ...'ün ise müdür vekili olarak görev yaptıkları, patates tarımı yapılan alanların ve pazarlama olanaklarının artırılması projesi ile yemeklik dane, baklagil üretimini geliştirme projesi kapsamında satılan tohumlardan 188.422 TL tahsil edilmesi gerekirken 96.994 TL'nin hesaba aktarıldığı, kalan 91.428 TL'nin satımı yapan sanıklar ... ve ...'ın uhdelerinde olduğu ve bu suretle sanıklar ... ve ...'ın zimmet, diğer sanık ...'ın ise denetim görevinin ihmali suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, Mahkemece; sanık ...'ın satışını yaptığı patates tohumluklarının bir kısmının parasını adı geçenin İl Tarım Müdürlüğü hesabına yatırdığı, bir kısmının da satış yaptığı çiftçiler tarafından banka hesabına yatırıldığı, sanık ...'ın kendi sorumluluğundaki tohumların bedelini tahsil edemediğine ilişkin liste ile zarar miktarının uyuştuğu, sanık ...'ın patates tohumundan kaynaklanan zarar miktarını üzerine geçirdiğine dair dosya kapsamında delil bulunmadığından beraatine, sanık ...'ın tahsil etmesi gereken tohumluk bedellerini bankaya yatırdığına dair delilin bulunmadığı, ...'ın satışından geriye kalan patates tohumları ile bakliyat tohumlarının satılmasından sorumlu olduğunu kabul eden ...'ın tohum satışlarını yapıp bedellerini haricen tahsil ettiği halde İl Tarım Müdürlüğü hesabına intikal ettirmeyerek üzerine atılı zincirleme basit zimmet suçunu işlediği sabit görülerek mahkumiyetine, sanık ...'ın ise dağıtım ve satış için görevlendirdiği kişilerce kayıt tutulması gerektiğini bu kişilere bildirmeyerek, satışı yapılan tohumların çiftçilere teslimi sırasında kayıt tutumunu sağlamayarak ve yapılan işlemleri denetlemeyerek 86.412,50 TL'nin sanık ...'ın zimmete geçirmesine imkan sağladığı ve bu şekilde üzerine atılı denetim görevinin ihmali suçundan cezalandırılmasına karar verildiği görülmüştür. IV. GEREKÇE A-Sanık ... hakkında yüklenen suçu işlediği sabit olmadığından bahisle beraat kararı verilirken hüküm fıkrasında aynı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi yerine (b) bendinin yazılması sonuca etkili görülmemiştir. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekili ile O yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. B-Sanık ...'ın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. Suç tarihi olan 29.02.2008 tarihinden itibaren, mahkûmiyet hükmünün kurulduğu 28.10.2021 tarihine kadar, soruşturma izni ile ilgili durma süreleri eklendiğinde dahi 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresi gerçekleşmiş olduğundan, sanık hakkında denetim görevinin ihmali suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür. C-Sanık ...'ın üzerine atılı zincirleme biçimde basit zimmet suçu yönünden, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; Sivas Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün 09.04.2019 tarihli yazısında belirtildiği üzere patates tarımı yapılan alanların ve pazarlama olanaklarının artırılması projesi ile yemeklik dane, baklagil üretimini geliştirme projesi kapsamında tohum satışı usulünün, ödenmesi gereken miktarın bankaya yatırılmasından sonra dekontunun ibraz edilerek tohumun teslim alınması şeklinde olduğu, para tahsil yetkisi bulunmayan sanık ...'ın satış usulüne aykırı şekilde vadeli olarak satış yaptığının anlaşılması karşısında, eyleminin Kuruma karşı 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı, üreticilerin bir kısmının hakkında beraat kararı verilen sanık ...'a, bir kısmının sanık ...'a ödeme yaptığını, bir kısmının ise hiç ödeme yapmadığını belirtmeleri, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hangi üreticinin hangi personele ödeme yaptığının belirlenmediği, bu haliyle raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı gözetilerek dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek sanık ...'a ödeme yaptığı tespit edilebilen üreticilerin toplam ödeme miktarının saptanması hususunda rapor aldırılması sonrasında sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması sebebiyle hukuka aykırılık görülmüştür. V. KARAR 1.Sanık ... Hakkında Zincirleme Basit Zimmet Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.10.2021 tarihli ve 2018/258 Esas, 2021/279 sayılı Kararında katılan vekili ve O yer Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden sonuca etkili görülmeyen eleştirilen husus dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekili ile O yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, 2.Sanık ... Hakkında Denetim Görevinin İhmali Suçundan Kurulan Hüküm Açısından Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.10.2021 tarihli ve 2018/258 Esas, 2021/279 sayılı Kararına yönelik katılan vekili ve sanık ... müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 3.Sanık ... Hakkında Zincirleme Şekilde Basit Zimmet Suçundan Kurulan Hüküm Bakımından Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenlerle Sivas 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.10.2021 tarihli ve 2018/258 Esas, 2021/279 sayılı Kararına yönelik sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.10.2023 tarihinde karar verildi.

Diğer kararlar (4)

9. Ceza Dairesi, 2024/6579 E., 2025/631 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.10.2022 tarihli ve 2022/819 Esas., 2022/947 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında cinsel taciz suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 105/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 251/3, 5237 sayılı Kanun'un 52/3. maddesi uyarınca 100 gün karşılığı 200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, temyiz edi
9. Ceza Dairesi         2024/6579 E.  ,  2025/631 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/819 E., 2022/947 K. SUÇ : Cinsel taciz KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Akşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.10.2022 tarihli ve 2022/819 Esas., 2022/947 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında cinsel taciz suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 105/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 251/3, 5237 sayılı Kanun'un 52/3. maddesi uyarınca 100 gün karşılığı 200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, temyiz edilmeksizin 14.11.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 03.07.2024 tarihli ve 94660652-105-42-1686-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2024 tarihli ve 2024/75440 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2024 tarihli ve 2024/75440 sayılı sayılı kanun yararına bozma isteminin; “(...) sanığın mahkûmiyetine esas cinsel taciz suçundan hüküm kurulurken 5237 sayılı Kanun’un 105/1-1. cümlesinin uygulanması neticesinde tayin olunan 120 gün adlî para cezası üzerinden, 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesi uyarınca 1/4 oranında indirim yapıldığında, 90 gün adlî para cezası belirlenmesi gerektiği halde, hesap hatası yapılarak 100 gün adlî para cezasına hükmedilmesi ve sonuç olarak hükmedilen gün para cezasının 5237 sayılı Kanun'un 52/2. maddesi gereğince günlüğü 20,00 Türk lirası üzerinden paraya çevrilmesi sonucu 1.800,00 Türk lirası adlî para cezası yerine, 2.000,00 Türk lirası adlî para cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayin edilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesinin ilgili bölümünün “... daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir. 2. İnceleme konusu hükümde, hükümlünün yargılama konusu cinsel taciz eylemi için 5237 sayılı Kanun’un 105/1. maddesine göre temel cezanın “120 gün karşılığı adlî para cezası” olarak belirlendiği anlaşılmıştır. 3. 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesi uyarınca basit yargılama usulü uygulanan yargılamalarda mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç cezanın dörtte bir oranında indirileceği belirlenmiştir. 4. Hükümlü hakkında cinsel taciz suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 105/1. maddesi gereği belirlenen 120 gün karşılığı adlî para cezası üzerinden 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesi uyarınca dörtte biri oranında indirim uygulanırken hesap hatası yapılarak sonuç cezanın “90 gün karşılığı adlî para cezası” yerine “100 gün karşılığı adlî para cezası” olarak belirlendiği anlaşılmıştır. 5. 5237 sayılı Kanun’un 52/2. maddesi gereği günlüğü takdîren 20,00 TL’den olmak üzere paraya çevrilen adlî para cezası miktarının, “1.800,00 TL adlî para cezası” yerine “2.000,00 TL adlî para cezası” olarak tespiti Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Akşehir 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.10.2022 tarihli ve 2022/819 Esas., 2022/947 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi uyarınca bozma nedeninin daha hafif bir cezayı gerektirdiği belirlendiğinden; “Sanığın cinsel taciz suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 105/1. maddesi gereği 120 gün karşılığı adlî para cezası ile cezalandırılmasına, Duruşma yapılmayarak basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verildiğinden sanık hakkında belirlenen temel cezadan 5271 sayılı Kanun’un 251/3. maddesi gereği (1/4) oranında indirim uygulanarak 90 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına, Sanık hakkında belirlenen gün karşılığı adlî para cezasının, 5237 sayılı Kanun’un 52/2. maddesi gereği günlüğü 20,00 TL’den olmak üzere paraya çevrilmesiyle 1.800,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, infazın belirlenen şekilde yapılmasına, kararın diğer kısımların aynen bırakılmasına,” Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.01.2025 tarihinde karar verildi.
8. Ceza Dairesi, 2023/4139 E., 2025/2590 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.05.2022 tarihli ve 2022/179 Esas, 2022/387 Karar sayılı kararı ile sanığın halkın bir kesimini sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 216/2, 43/1, 62, 50/1-a, 52/2 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 251/3. maddeleri uyarınca 2.800,00 TL
8. Ceza Dairesi         2023/4139 E.  ,  2025/2590 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2022/959 Esas, 2023/780 Karar SUÇ : Halkın bir kesimini sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı 1. Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.05.2022 tarihli ve 2022/179 Esas, 2022/387 Karar sayılı kararı ile sanığın halkın bir kesimini sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 216/2, 43/1, 62, 50/1-a, 52/2 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 251/3. maddeleri uyarınca 2.800,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş; karara sanık tarafından itiraz edilmiştir. 2. Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.11.2022 tarihli ve 2022/574 Esas, 2022/842 Karar sayılı kararıyla; sanığın, 5237 sayılı Kanun'un 216/2, 43/1, 62, 50/1-a ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.740,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, adli para cezasının 5 eşit taksitte tahsiline karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 03.07.2023 tarihli ve 2022/959 Esas, 2023/780 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanığın Temyiz İstemi Atılı suçu işlemediğine, suçun unsurlarının oluşmadığına ve beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava dosyası kapsamına göre; sanığın, "Twitter" isimli sosyal medya hesabından 19.01.2017 tarihinde "aylin nazlıaka ve .....\*\*\*'de ve \*\*\*liler'de olamayan her şeye sahip...gurur, onur, şeref, haysiyet, insanlık, dürüstlük gibi...Bakınız; bu \*\*\*'li ahmet hamdi,''yeliz''miş...\*\*\*'li çomarlar, ''sahtekarlık'', ''yalan'' ve ''dolan'' konusunda ihtisas sahibi...,şafak pavey'e saldıran aşağılık, şeref ve haysiyet yoksunu \*\*\* kafası..başka ne söylenir ki?.." şeklinde; 28.01.2017 tarihinde ''#YanlışAnlamayınAma \*\*\*'ye oy veren herkes fetöcü'dür..olay,bu kadar basit..'' şeklinde; 30.01.2017 tarihinde ''kimin hakkının ihlal edildiğine bakmaksızın,haksızlığın karşısında duruyoruz; çomarlar,''terörist''diyor..anlasalar \*\*\*'li''olmazlardı ki... \*\*\*'li çomarlar'ın pınar altuğ hakkındaki tehdit ve saldırıları, kendi sıfatlarını ortaya koyuyor..ahlaksız,şerefsiz sürüsü!.." şeklinde paylaşımlar yaptığı iddiasına ilişkin olarak, Tebliğnamede suç tarihlerinin sanığın yargılamaya konu edilen paylaşımları yaptığı "19.01.2017, 28.01.2017, 30.01.2017" tarihleri yerine sehven "30.01.2017" şeklinde yazıldığı tespit edilmekle inceleme yapılmıştır. Dairemizin 04.12.2023 tarihli ve 2023/2771 Esas, 2023/9468 Karar sayılı kararı başta olmak üzere yerleşmiş içtihatlarında belirtildiği üzere; sanığın ifadelerinin bir siyasi partiye yöneldiği, siyasi partinin sosyal sınıf olmadığı ve 5237 sayılı Kanun'un 216. maddesinde belirtilen diğer gruplara uymadığı nazara alındığında; unsurları yönünden oluşmayan suçtan sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 03.07.2023 tarihli ve 2022/959 Esas, 2023/780 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.04.2025 tarihinde karar verildi.
4. Ceza Dairesi, 2025/1787 E., 2025/6017 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
hakkında basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılama sonunda sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 29, 62/1, 52/2 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 251/3. maddeleri uyarınca 920,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Gemlik 3.
4. Ceza Dairesi         2025/1787 E.  ,  2025/6017 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/166 E - 2023/454 K SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet Hakaret suçundan sanık ... hakkında basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılama sonunda sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125/1, 29, 62/1, 52/2 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 251/3. maddeleri uyarınca 920,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair Gemlik 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 19.07.2023 tarihli ve 2022/166 esas, 2023/454 sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.02.2025 gün ve 2025/11892 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, sanığın mahkûmiyetine esas hakaret suçundan hüküm kurulurken temel cezanın 5237 sayılı Kanun'un 125/1 maddesi gereğince 90 gün adlî para cezası olarak belirlenmesini müteâkip, aynı Kanun'un 29. maddesi uyarınca 1/4 oranında indirim yapılırken hesap hatası yapılarak 67 gün adlî para cezası yerine, 75 gün adlî para cezası tayin edilmesini takiben, aynı Kanun'un 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken hesap hatası yapılarak 55 gün adlî para cezası yerine, 62 gün adlî para cezası tayin edilmesini sonrasında, 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesi uyarınca 1/4 oranında indirim yapılırken hesap hatası yapılarak 41 gün adlî para cezası yerine, 46 gün adlî para cezası tayin edilmesini takiben, sonuç olarak 5237 sayılı Kanun'un 52/2. maddesi uyarınca günlüğü 20,00 Türk lirasından 820,00 Türk lirası adli para cezası yerine, 920,00 Türk lirası adli para cezasına karar verilmek suretiyle fazla ceza tayin edilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE Mahkemece hakaret suçuna ilişkin özel hüküm olan ve daha lehe düzenlemeler içeren 5237 sayılı Kanun'un 129. maddesi yerine, aynı Kanun'un genel tahrike dair 29. maddesinin uygulanması hususu yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR 1. Kanun yararına bozma istemi hakkında bu aşamada KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA, 2. Hükümde saptanan yeni hukuka aykırılık nedeni açısından, kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdiri için, Dava dosyasının, Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,07.04.2025 tarihinde karar verildi.
7. Ceza Dairesi, 2024/984 E., 2024/2624 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
maddesiyle eklenen Geçici 5/1-d maddende yer alan hükme bağlanmış ibaresinin iptal edildiği de dikkate alınmak suretiyle, 5237 sayılı Kanun'un 7. ve 5271 sayılı Kanun'un 251. maddeleri uyarınca dosyanın basit yargılama usulü yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.
7. Ceza Dairesi         2024/984 E.  ,  2024/2624 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/4134 E., 2019/2065 K. SUÇ : 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri; olay tarihinde tedavi olmak için hastaneye geldiğine, yemek yediği esnada yanında bulunan dört kişinin araçlara yer gösterdiklerine şahit olduğuna, bu şahısların birden kaçmaya başladığına, yanına gelen kişinin ise kendisinin sivil polis olduğunu beyan edip cebindeki 5 TL'yi alıp orada bulunan birine verdiğine, kendisinin otoparkçılık yapmadığına, MOBESE kamera kayıtları ile bu durumun ortaya çıkabileceğine, mağdur olan kişinin de kendisine yönelik teşhisinin bulunmadığına, mağdur olduğuna ilişkindir. II. GEREKÇE Olay tutanağına göre, 1140/1 sokak üzerinde izinsiz otoparkçılık yapıldığı anonsu üzerine aracı park ettirip sürücüsünden 5 TL alan sanığın, kovalamaca üzerine yakalandığı belirtilmiştir. Sanık hakkında 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 79/1,2. maddesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Sanığın, İlk Derece Mahkemesince tespit edilen savunmalarında; kulak tedavisi için hastaneye gittiğini, hastaneye girmeden önce hastane önünde otoparkçılık yapan arkadaşlarını gördüğünü, aralarında sohbet ettikleri esnada sivil giyimli polisleri gören arkadaşlarının kaçmaya başladığını, arkadaşlarını yakalayamadıklarını, yanında kalan polis memuruna ne olduğunu sorduğuna, polis memurunun kendisine orada ne aradığını sorduğunu, kimseden para almadığını beyan etmiştir. Araç sahibi olan ... beyanlarında, hastane önüne aracını park ettiğini, bir kişinin park yeri gösterdiğini ve 5 TL para istediğini, parayı verdiğini, polisler gelerek kendisinden parayı isteyen şahsı yakalayıp parayı kendisine iade ettiklerini, şikâyetinin bulunmadığını beyan etmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından, suçu işlediğine dair her tüllü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesi ile sanık hakkında beraat kararı verildiği anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu üzerine duruşma açılmasına karar verilmesi üzerine yapılan yargılama kapsamında tutanak tanıkları ile sanığın beyanları tespit edilmiştir. Sanığın, Bölge Adliye Mahkemesince tespit edilen savunmalarında, tedavi için acil servise gittiğini, kimliğini unuttuğunu fark etmesi üzerine, acil servisin dış tarafındaki oturaklarda oturup kimliğinin getirilmesini beklediğini, o esnada etrafta araçlardan para alan 4-5 kişi bulunduğunu, bu kişilerin de kendisinin yanında oturduklarını, sivil memurlar gelince bu kişilerin kaçtığını, kendisi ayağa kalkınca da polislerin kendisi hakkında işlem yaptığını, yolu gören kameraların incelenmesini ve para verdiği iddia edilen şahsın kendisini teşhis etmesini istediğini beyan etmiştir. Tutanak tanıkları beyanlarında, tutanak içeriğinin doğru olduğunu, para almayan birini yakalamalarının söz konusu olmadığını beyan etmişlerdir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve sanığın müsnet suçtan mahkûmiyetine karar verilmiştir. Yakalama tutanağının kapsam ve içeriği, araç sahibi ile tutanak tanıklarının beyanları ve tüm dosya kapsamı uyarınca, sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; Anayasa Mahkemesi'nin 25.06.2020 tarihli, 2020/16 Esas ve 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile yeniden düzenlenen ve 5271 sayılı Kanun'un 251/1. maddesinde hüküm altına alınan basit yargılama usulüne ilişkin anılan Kanun'un Geçici 5/1-d maddesinde yer alan kovuşturma evresine geçilmiş ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmesi, aynı şekilde 16.03.2021 tarihli, 31425 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 14.01.2021 tarihli, 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile yargılama aşamasında olup, henüz kesinleşmiş hükümle sonuçlanmamış dosyalar yönünden, ceza miktarı üzerinde fail lehine etki doğuracağı, bu nedenle belirli bir tarih itibarıyla hükme bağlanmış olan dosyalarda basit yargılama usulünün uygulanmamasının Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle eklenen Geçici 5/1-d maddende yer alan hükme bağlanmış ibaresinin iptal edildiği de dikkate alınmak suretiyle, 5237 sayılı Kanun'un 7. ve 5271 sayılı Kanun'un 251. maddeleri uyarınca dosyanın basit yargılama usulü yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.03.2024 tarihinde karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Hukuku Özel Hükümler

Denetim görevinin ihmali suçu (TCK m. 251) ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Denetimle yükümlü kamu görevlisi, görevini ihmal ederek zimmet veya irtikap suçunun işlenmesine imkan sağlarsa TCK m. 251/2'ye göre cezalandırılır.
B) Denetimle yükümlü kamu görevlisi, zimmet veya irtikap suçunun işlenmesine kasten göz yumarsa, işlenen suçun müşterek faili olarak sorumlu tutulur.
C) Bu suç, zimmet veya irtikap suçlarına bağlı olarak işlenebilen özgü bir suçtur.
D) Suçun oluşması için denetime konu olan zimmet veya irtikap suçunun işlenmiş olması şart değildir.
E) Bu suçun faili, yalnızca denetimle yükümlü bir kamu görevlisi olabilir.