5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 267

Türk Ceza Kanunu 267. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 267- (1) Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır. (3) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (4) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur. (5) Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; (…)[103] hükmolunur. (6) Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır. (7) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 17/11/2011 tarihli ve E.: 2010/115, K.: 2011/154 sayılı Kararı ile.) (8) İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar. (9) Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilan olunur. İlan masrafı, hükümlüden tahsil edilir. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

119 karar eşleşti
3. Ceza Dairesi, 2022/40464 E., 2024/4329 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
e-) TCK’nın 267/1, 43/1, 53. maddeleri gereğince 12 kez 2 yıl 6 ay hapis,
3. Ceza Dairesi         2022/40464 E.  ,  2024/4329 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/125 E., 2022/578 K. SUÇ : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, Silahlı terör örgütüne üye olma, Silahlı terör örgütüne yardım etme, Resmi belgede sahtecilik, Haberleşmenin gizliliğinin ihlali, İftira, Soruşturmanın gizliliğinin ihlali HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi, istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Red, Mahalline İadesine, Onama, Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulundukları, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz taleplerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Bir kısım sanık ... sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin; sonuç cezası on yılın altında olan sanıklar yönünden hükmolunan cezaların süresine göre şartları bulunmadığından, sonuç cezası on yılın üstünde olan sanıklar yönünden ise; sanık ... müdafiilerin duruşmalı inceleme istemlerinin CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, istinaf aşamasında ve temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE, I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nin, 04.06.2021 tarihli ve 2016/62 Esas, 2021/98 Karar sayılı kararının hüküm kısmı; 1-Sanık ... hakkında: TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis 2-Sanık Abdulmuttalip Özmen hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 3-Sanık ... hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, 4-Sanık ... hakkında: a-) Silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden açılan davanın tefrik edilmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, b-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 43, 53. maddeleri gereğince 155 kez 7 yıl 6 ay hapis 5-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 43, 53. maddeleri gereğince 10 kez 5 yıl hapis, b-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 53. maddeleri gereğince 24 kez 4 yıl hapis, c-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 43/1, 53. maddeleri gereğince 17 kez 7 yıl 6 ay hapis, d-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 53. maddeleri gereğince 40 kez 6 yıl hapis e-) TCK’nın 267/1, 43/1, 53. maddeleri gereğince 12 kez 2 yıl 6 ay hapis, f-) TCK’nın 267/1, 53. maddeleri gereğince 22 kez 2 yıl hapis 6-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 7-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 8-Sanık ... hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 9-Sanık ... hakkında: Sanığın üzerine atılı örgüt üyeliği hariç diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 10-Sanık ... hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 11-Sanık ... hakkında: a -) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b -) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 12-Sanık ... hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 13-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis b-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 1 yıl 6 ay 22 gün hapis 14-Sanık ... hakkında: Üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 15-Sanık ... hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 16-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 17-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına c-) TCK 309/1. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, 18-Sanık ... hakkında: a-) Silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden açılan davanın tefrik edilmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 19-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 20-Sanık Ethem Taşbulut hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 21-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 22-Sanık ... hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 23-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 221/4, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 1 yıl 6 ay 22 gün hapis b-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 14 kez 1 yıl 6 ay 22 gün hapis c-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 62, 53. maddeleri gereğince 15 kez 1 yıl 3 ay hapis d-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 21 kez 4 yıl 8 ay 7 gün hapis e-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 62, 53. maddeleri gereğince 34 kez 3 yıl 9 ay hapis f-) TCK’nın 267/1, 62, 53. maddeleri gereğince 14 kez 1 yıl 15 gün hapis g-) TCK’nın 267/1, 62, 53. maddeleri gereğince 19 kez 10 ay hapis 24-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis b-) TCK’nın 267/1, 62, 53. maddeleri gereğince 10 ay hapis c-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 62, 53. maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis d-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 62, 53. maddeleri gereğince 3 yıl 9 ay hapis 25-Sanık ... hakkında: TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis 26-Sanık ... hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 27-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis b-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 18 kez 1 yıl 6 ay 22 gün hapis c-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 62, 53. maddeleri gereğince 23 kez 1 yıl 3 ay hapis d-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 28 kez 4 yıl 8 ay 7 gün hapis e-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 62, 53. maddeleri gereğince 43 kez 3 yıl 9 ay hapis f-) TCK’nın 267/1, 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 16 kez 1 yıl 15 gün hapis g-) TCK’nın 267/1, 62, 53. maddeleri gereğince 25 kez 1 yıl 15 gün hapis 28-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis b-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 1 yıl 6 ay 22 gün hapis c-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 62, 53. maddeleri gereğince 6 kez 1 yıl 3 ay hapis d-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 4 kez 4 yıl 8 ay 7 gün hapis e-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 62, 53. maddeleri gereğince 10 kez 3 yıl 9 ay hapis f-) TCK’nın 267/1, 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 1 yıl 15 gün hapis g-) TCK’nın 267/1, 62, 53. maddeleri gereğince 10 ay hapis 29-Sanık ... hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 30-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 53. maddeleri gereğince 76 kez 1 yıl 6 ay hapis b-) TCK’nın 204/1, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 53. maddeleri gereğince 166 kez 6 yıl hapis c-) TCK’nın 267/1, 53. maddeleri gereğince 91 kez 2 yıl hapis 31-Sanık ... hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 32-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 10 yıl 6 ay hapis b-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 43/1, 53. maddeleri gereğince 3 yıl 9 ay hapis c-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 53. maddeleri gereğince 7 kez 3 yıl hapis d-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 43/1, 53. maddeleri gereğince 3 kez 7 yıl 6 ay hapis e-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 53. maddeleri gereğince 6 yıl hapis f-) TCK’nın 267/1, 53. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis g-) TCK’nın 267/1, 53. maddeleri gereğince 19 kez 2 yıl hapis 33-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis b-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 15 kez 1 yıl 6 ay 22 gün hapis c-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 62, 53. maddeleri gereğince 28 kez 1 yıl 3 ay hapis d-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 27 kez 5 yıl 7 ay 15 gün hapis e-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 62, 53. maddeleri gereğince 50 kez 3 yıl 9 ay hapis f-) TCK’nın 267/1, 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 14 kez 1 yıl 15 gün hapis g-) TCK’nın 267/1, 62, 53. maddeleri gereğince 31 kez 10 ay hapis 34-Sanık ... Yıdırım hakkında: a-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 62, 53. maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis, b-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 62, 53. maddeleri gereğince 3 yıl 9 ay hapis, c-) TCK’nın 267/1, 62, 53. maddeleri gereğince 10 ay hapis 35-Sanık ... hakkında: a-) Beraat b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 36-Sanık ... hakkında: TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis 37-Sanık ... hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 38-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis b-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 62, 53. maddeleri gereğince 9 kez 1 yıl 3 ay hapis c-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 15 kez 4 yıl 8 ay 7 gün hapis d-) TCK’nın 267/1, 62, 53. maddeleri gereğince 7 kez 10 ay hapis 39-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis b-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 62, 53. maddeleri gereğince 4 kez 1 yıl 3 ay hapis c-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 62, 53. maddeleri gereğince 5 kez 3 yıl 9 ay hapis d-) TCK’nın 267/1, 62, 53. maddeleri gereğince 3 kez 10 ay hapis 40-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/3, 220/7 yollaması ile 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 63. maddeleri gereğince 5 yıl hapis b-) TCK’nın 267/1, 62, 53. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis c-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 62, 53. maddeleri gereğince 5 yıl hapis 41-Sanık ... hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın TCK 285. maddesine tanımlanan "gizliliğin ihlali" suçundan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, 42-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis b-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 3 kez kez 1 yıl 6 ay 22 gün hapis c-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 62, 53. maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis d-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 4 kez 4 yıl 8 ay 7 gün hapis e-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 62, 53. maddeleri gereğince 3 yıl 9 ay hapis f-) TCK’nın 267/1, 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 3 kez 1 yıl 1 ay 15 gün hapis g-) TCK’nın 267/1, 62, 53. maddeleri gereğince 23 kez 10 ay hapis 43-Sanık ... hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 44-Sanık ... hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 45-Sanık ... hakkında: Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 46-Sanık ... Kaya hakkında: a-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 62, 53. maddeleri gereğince 3 kez 3 yıl hapis b-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 64 kez 3 yıl 9 ay hapis c-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 117 kez 7 yıl 6 ay hapis d-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 62, 53. maddeleri gereğince 14 kez 6 yıl hapis e-) TCK’nın 267/1, 62, 53. maddeleri gereğince 8 kez 2 yıl hapis f-) TCK’nın 267/1, 43/1,62, 53. maddeleri gereğince 62 kez 2 yıl 6 ay hapis 47-Sanık ... Kuş hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 48-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 49-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 7 yıl 6 ay hapis b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 50-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 7 yıl 6 ay hapis b-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 1 yıl 6 ay 22 gün hapis c-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 62, 53. maddeleri gereğince 4 kez 1 yıl 3 ay hapis d-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 62, 53. maddeleri gereğince 6 kez 3 yıl 9 ay hapis e-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 4 yıl 8 ay 7 gün hapis f-) TCK’nın 267/1, 62, 53. maddeleri gereğince 3 kez 10 ay hapis g-) TCK’nın 267/1, 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 1 yıl 15 gün hapis 51-Sanık ... hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 52-Sanık ... hakkında: Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 53-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 54-Sanık ... hakkında: a-) Silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden açılan davanın tefrik edilmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, b-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 43/1, 53. maddeleri gereğince 70 kez 5 yıl 7 ay 15 gün hapis c-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 53. maddeleri gereğince 4 kez 4 yıl 6 ay hapis d-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 43/1, 53. maddeleri gereğince 134 kez 9 yıl 4 ay 15 gün hapis e-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 53. maddeleri gereğince 13 kez 7 yıl 6 ay hapis f-) TCK’nın 267/1, 53. maddeleri gereğince 17 kez 2 yıl hapis g-) TCK’nın 267/1, 43/1, 53. maddeleri gereğince 69 kez 2 yıl 6 ay hapis 55-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 56-Sanık ... hakkında: Silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden açılan davanın tefrik edilmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına 57-Sanık ... (Önem) hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 58-Sanık ... hakkında: Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 59-Sanık ... hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 60-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 62, 53. maddeleri gereğince 11 kez 1 yıl 3 ay hapis b-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 43 kez 1 yıl 6 ay 22 gün hapis c-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 62, 53. maddeleri gereğince 21 kez 3 yıl 9 ay hapis d-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 65 kez 4 yıl 8 ay 7 gün hapis e-) TCK’nın 267/1, 62, 53. maddeleri gereğince 6 kez 10 ay hapis f-) TCK’nın 267/1, 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 43 kez 1 yıl 15 gün hapis 61-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 62, 53. maddeleri gereğince 37 kez 5 yıl hapis d-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 81 kez 6 yıl 3 ay hapis 62-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 63-Sanık ... hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 64-Sanık ... hakkında: Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 65-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 66-Sanık Sedar Othan hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 67-Sanık ... hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 68-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 6 yıl 3 ay hapis b-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 62, 53. maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis c-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 4 kez 4 yıl 8 ay 7 gün hapis d-) TCK’nın 267/1, 62, 53. maddeleri gereğince 10 ay hapis 69-Sanık ... hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 70-Sanık ... hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 71-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 53, 58/9, 63. maddeleri gereğince 10 yıl 6 ay hapis b-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 43/1, 53. maddeleri gereğince 2 kez 5 yıl 7 ay 15 gün hapis c-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 43/1, 53. maddeleri gereğince 3 kez 7 yıl 6 ay hapis d-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 53. maddeleri gereğince 32 kez 6 yıl hapis 72-Sanık ... hakkında: Silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden açılan davanın tefrik edilmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına 73-Sanık ... Özgül hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 74-Sanık ... hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 75-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 6 kez 1 yıl 6 ay 22 gün hapis b-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 62, 53. maddeleri gereğince 16 kez 1 yıl 3 ay hapis c-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 10 kez 4 yıl 8 ay 7 gün hapis d-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 62, 53. maddeleri gereğince 36 kez 3 yıl 9 ay hapis e-) TCK’nın 267/1, 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 5 kez 1 yıl 15 gün hapis f-) TCK’nın 267/1, 62, 53. maddeleri gereğince 22 kez 10 ay hapis 76-Sanık ... hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 77-Sanık ... hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 78-Sanık ... hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 79-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 5 kez 1 yıl 6 ay 22 gün hapis b-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 62, 53. maddeleri gereğince 35 kez 1 yıl 3 ay hapis c-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 10 kez 4 yıl 8 ay 7 gün hapis d-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 62, 53. maddeleri gereğince 53 kez 3 yıl 9 ay hapis e-) TCK’nın 267/1, 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 8 kez 1 yıl 15 gün hapis f-) TCK’nın 267/1, 62, 53. maddeleri gereğince 30 kez 10 ay hapis 80-Sanık ... hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 81-Sanık ... hakkında: a-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 6 kez 1 yıl 6 ay 22 gün hapis b-) TCK’nın 132/1-2. cümle, 137/1-a, 62, 53. maddeleri gereğince 25 kez 1 yıl 3 ay hapis c-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 10 kez 4 yıl 8 ay 7 gün hapis d-) TCK’nın 204/2, 3713 sayılı Kanunun 4/1-a, 5, TCK’nın 62, 53. maddeleri gereğince 47 kez 3 yıl 9 ay hapis e-) TCK’nın 267/1, 43/1, 62, 53. maddeleri gereğince 15 kez 1 yıl 15 gün hapis f-) TCK’nın 267/1, 62, 53. maddeleri gereğince 22 kez 10 ay hapis 82-Sanık ... hakkında: a-) TCK 314/2. maddesine tanımlanan suçtan CMK’nın 223/2-e. maddesi uyarınca beraat, b-) Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 83-Sanık ... hakkında: Sanığın üzerine atılı diğer suçlardan TCK’nın 30/4 maddesi uyarınca CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesinin, 22.04.2022 tarihli ve 2022/125 Esas, 2022/578 Karar sayılı kararı Sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar ve müdafilerinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 10.11.202 tarihli ve bozma, onama, düzelterek onama görüşlerini içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur." II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanıklar ve Sanık Müdafiileri temyiz dilekçelerinde özetle; Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, Sanıkların üzerlerine atılı suçların oluşmadıkları, Sanıkların Amirlerinin ve Cumhuriyet Savcısının emirlerini yerine getirdikleri Dosyanın içeriğinden ve amacından haberdar olmadıkları Tanık beyanlarında aleyhe hususları kabul etmedikleri, Bylock tespit edilen sanıkların bylock kullanmadıkları ve bu hususun delil olamayacağı Veri İnceleme Raporunun delil olmayacağı Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına, Temyiz dilekçesinde belirtilen Sair Temyiz sebepleri ve sair hususlara , İlişkindir. Katılan vekilinin temyiz dilekçelerinde özetle; Sanıkların üzerine atılı tüm suçlardan ayrı ayrı cezalandırılmaları gerektiği, Beraat eden tüm sanıkların üzerine atılı suçları işledikleri sabit olduğu, Temyiz dilekçesinde belirtilen Sair Temyiz sebepleri ve sair hususlara , İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İncelemeye konu dosyanın hacmi itibariyle, her bir sanık için ilk derece mahkemesinin kabulü ve dairemizce yapılan değerlendirme kararın GEREKÇE kısmında ayrıca belirtilmiştir. İlk derece mahkemesinin kısa kabulü; ".... Tüm bu izah edilenler bir arada düşünüldüğünde, rütbeli personelin usulsüz bir şekilde soruşturma başlatarak soruşturmayı sürdürdüğü, dinlemeci ve yazıcı bir kısım personelin usulsüzlükleri fark etmelerine ve bu durumu amirlerine bildirmelerine rağmen işlemleri yapmaya devam ettikleri, bir kısım sanık anlatımlarında da anlaşıldığı üzere büro amirinin ise suç işleme saiki ile süreci kesintiye uğratmamak adına bürosuna hukuka aykırı talimat verdiğinin anlaşıldığı, yürütülen soruşturmanın işlenen bir suçu ortaya çıkarmak amacı ile değilde FETÖ/PDY'nin örgütsel saikleri doğrultusunda, belirli bir hedefe ulaşmak amacı ile yapılan bir soruşturma olduğu, soruşturmanın ilk başlangıcında sanık ... tarafından tutulan raporda yer alan olayların Giresun İlinde olmasına rağmen ve normal şartlar altında bu olayların Giresun İlindeki adli makamlar tarafından soruşturulması gerekirken özel bir çaba ile soruşturmanın İstanbul İlinden yürütüldüğü, ...'ın amiri konumunda bulunan ... ve ...'un da tanık olarak verdikleri beyanlarında ...'ın bu raporun işleme konulması hususunda özel bir çaba sarf ettiği yönündeki beyanlarının da bunu doğruladığı, Mahkememizce yapılan değerlendirme de soruşturmanın başlangıcında FETÖ/PDY'nin ulaşmak istediği kişi ve kurumların belli olduğu, bu kişi ve kurumlara ulaşabilmek adına bir dinleme ağı oluşturulduğu, bu hali ile de asıl hedef olan kişi ve kuruluşlara ulaşabilmek adına Giresun İlindeki olayların da bu soruşturmanın bir parçası olması gerektiği, buradan yola çıkılarak asıl hedef şahıslara dinleme ağı sayesinde ulaşıldığı, asıl hedef seçilen şahıs ve kurumların doğrudan soruşturma konusu yapılmadığı çünkü bu şahıslara atfedilen eylemlerin o dönem yürürlükte bulunan kanunlar gereğince ya suç olmadığı ya da CMK 135 ve CMK 140 kapsamına girebilecek eylemler olmadığı, bu hali ile de soruşturmanın asıl hedef kişi ve kurumlarla bağlantısı kurulabilecek ve dinleme ağı sayesinde asıl hedeflere ulaşılabilecek kişiler üzerinden başlatıldığı, bu gerekçe ile de Giresun İlinde yaşanan adli olayların araç olarak kullanıldığı, yukarıda anlatıldığı üzere soruşturmanın burada yaşanan olaylar sebebi ile başlamasına rağmen soruşturmanın operasyona dönüştüğü 3 Temmuz 2011'den bir ay kadar öncesine kadar Giresun İlinde yaşandığı raporlarda belirtilen eylemler hakkında bu soruşturma kapsamında herhangi bir işlem yapılmadığı, soruşturmaya çok kısa bir zaman kala bu işlemlerin yapıldığı ancak hayatın olağan akışı içerisinde normal bir soruşturmada yapılması gerekenin ilk önce soruşturmaya konu olayların teyit edilmesi ve bu kapsamda çalışmalar yapılması olduğunun açık olduğu, 2010/2287 sayılı soruşturma kapsamında soruşturma ve kovuşturma aşamalarında görev yapan kamu görevlilerine bakıldığında, soruşturmayı yürüten emniyet amirleri, komiserler, polis memurları, yargı aşamasında görev almış hakim ve savcıların çok büyük bir kısmı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği bakımından işlemler yapıldığı, büyük bir kısmının FETÖ/PDY üyesi oldukları gerekçesi ile kamu görevinden ihraç edildiği, büyük bir kısmının FETÖ PDY terör örgütü üyesi ya da yöneticisi oldukları gerekçesi ile ceza aldıkları, bir kısmının firari olduğu, bir kısmı hakkında FETÖ/PDY üyesi ya da yöneticisi oldukları gerekçesi ile ceza almalarına rağmen başkaca yargılamalarının da sürdüğü, tüm bunların da bir tesadüf ile açıklanamayacağı, Soruşturmanın amacının bir suçu ortaya çıkarmak olmadığı, asıl amacın yaşanan olaylar üzerinden, ülkemizde bulunan bir kısım futbol kulüpleri ile taraftar gruplarını karşı karşıya getirmek ve bunun üzerinden doğacak olan tartışmaları ve yaşanacak kargaşayı FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda kullanmasını sağlamak olduğu, tanık MİT Mahrem İmamlarından ...'nın verdiği "kendisinin detayları bilmemekle birlikte üstü kapalı olarak söylenen şeylerin aslında o dönem Başbakan olan şimdiki Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan'ın yıpratılması olduğunu, yani buradan yola çıkarılarak hükümetin yıpratılmasının amaçlandığını, kendisinin böyle düşündüğünü, birçok kulüp olmasına rağmen Fenerbahçe'nin bu konuda çok büyük ses getireceği için seçilmiş olabileceğini, yani Fenerbahçe'yi ele geçirmek gibi değilde Fenerbahçe üzerinden bir algı yükseltip hükümet üzerine bir operasyon gibi düşündüğünü," belirttikten sonra kendilerinden kamuoyunda askeri casusluk davası olarak bilenen dava da benzer şekilde istemlerde bulunulduğu şeklindeki beyanlarından da anlaşılacağı üzere bu soruşturmanın örgütsel bir saik ile gerekleştirildiği, nitekim soruşturmanın operasyona dönüştüğü günden günümüze birçok kulüp ve taraftar grupları arasında bu tartışmaların devam ettiğinin izahtan vareste olduğu, Dava dosyasında sanıkların 3 kişi hariç polis memuru statüsünde kamu personeli olduğu, sanıkların genel hatlarıyla: I. Rütbeli Polis Memurları II. Dinlemeci Polis Memurları III. Tapeci Polis Memurları IV. Fiziki Takipçi Polis Memurları V. Yazıcı Polis Memurları olarak tasnif edilebileceği, bu tasnif bakımından sanıkların örgüt üyeliği/yöneticiliği haricinde kalan diğer suçlar bakımından sorumlulukları açısından yapılan değerlendirme de; I. Rütbeli Polis Memurları Hakkında: Söz konusu polis memurlarının gerek soruşturmanın başlanmasında ve gerekse dinleme ağının genişletilmesinde aktif rol üstlendikleri, yapılan tüm yazışmalar ve alınan tüm kararlardan bilgi sahibi oldukları, sanıkların attıkları paraf ve imzalar ile hazırlanan raporlar ve üst yazılardan bu durumun anlaşıldığı, gerek rütbesiz polis memurlarının amiri olmaları sebebiyle yapılan işlerden bilgi sahibi olmaları, gerek paraf atma sürecinde doğrudan görüşmedikleri ve bilmedikleri raporlar üzerinde bilgi sahibi olmaları ve gerekse rütbeli polis memurlarının bylock, hts, emniyet için toplantı vs. gibi sürekli irtibatlı olduklarının dava dosyasının tüm safahatından ve emniyet içi işleyişten anlaşıldığı, bu haliyle tüm rütbeli polis memuru sanıkları, fetö silahlı terör örgütü üyeliklerine ilişkin delil durumları kendi içlerinde ayrı olmak üzere dava dosyası kapsamında mağdur ... katılanlara yönelik gerçekleştirilen yan suçlardan mağdur sayısı kadar, evrak çokluğu, dinleme süreleri ve sayısı da dikkate alındığında TCK'nun 43/1 maddesi uyarınca zincirleme suç olarak cezalandırılmaları gerektiği, II. Dinlemeci Polis Memurları Hakkında: Söz konusu polis memurlarının soruşturmanın genişletilmesinde en önemli görevi aldığı, hazırlanan rapor içeriklerine göre çok sayıda kişinin sadece iletişimin tespiti kapsamında dinleme ağına dahil edildiği, tutulan raporların şekil ve içerik eksiklerinin bulunduğu, suç unsuru ve örgütsel eylem ve bağlılık hususlarının dinlemeci polis memurlarının raporlarında bulunmadığı, bir kısım raporlarda dinleme içerikleri yazılmadan kişilerin bulunduğu, suç unsuru değerlendirmesi yapıldığı, yapılan eylemlerin görevinin gereklerinden ziyade örgütsel saikle ve soruşturmanın hukuki zemininin dışında örgütsel dinleme sayısının arttırılmasına yönelik olarak subjektif olarak yapıldığı, yukarıda örgütsel bir saik ile FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda gerçekleştirildiği açıklanan bu soruşturmada görev alan örgüt üyesi olduğuna karar verilen polis memuru sanıkların, fetö silahlı terör örgütü üyeliklerine ilişkin delil durumları kendi içlerinde ayrı olmak üzere dava dosyası kapsamında mağdur ... katılanlara yönelik gerçekleştirilen yan suçlardan mağdur sayısı kadar, evrak çokluğu, dinleme süreleri ve sayısı da dikkate alındığında TCK'nun 43/1 maddesi uyarınca zincirleme suç olarak cezalandırılmaları gerektiği, ancak hakkında örgüt üyesi olduğuna dair delil bulunmayan polis memuru konumundaki sanıkların örgütsel saik ile hareket edemeyecekleri değerlendirildiğinden yan suçlardan sanıkların soruşturma sürecinde eylemde bulundukları sabit olmakla birlikte suç kastlarının olmadığı, eylemin icrasında hataya düştükleri kanaatiye TCK'nun 30/4. maddesinin uygulanması gerektiği, III. Tapeci Polis Memurları Hakkında: Söz konusu polis memurlarının alınan dinleme kararları kapsamında kendilerine verilen bilgisayar programı aracılığıyla dinlemiş oldukları sesleri yine çıktı almaksızın bilgisayar programı içinde yazı haline dökmek suretiyle görev tanımları içinde eylemde bulundukları, sanıkların yaptığı tapelere yönelik eksik yazı yazılması, seslerden farklı bir yazıya çevrilme veya tapelerin silinmesi veya ekleme yapılması gibi bir suç isnadının bulunmadığı, iddianame kapsamında sanıklara bu tip bir eylemin isnat edilmediği, sanıkların soruşturmanın başından sonuna kadar tape haline getirdikleri dinlemeler ile soruşturmanın seyrini değiştiren, fetö silahlı terör örgütünün örgütsel saiki ile tape aşamasında hukuki zeminin dışına çıkmak ve katılan-mağdurlara yönelik bir eylemde bulunmak gibi durumlarının olmadığı, sanıkların soruşturmanın örgütsel saikini bilseler dahi tape yapmaktan ibaret eylemleri ile kendilerine isnat olunan yan suçlar işleme imkanlarının olmadığı, mahkeme kararı olmaksızın alınan bir dinlemeyi tape yapmadıkları yada kendilerinin bilgisi dahilinde karar alınmadan bir dinleme tapesinin sanıklara verilme durumunun olmadığı, bu haliyle tüm tapeci polis memuru sanıkların, fetö silahlı terör örgütü üyeliklerine ilişkin delil durumları kendi içlerinde ayrı olmak üzere dava dosyası kapsamında mağdur ... katılanlara yönelik gerçekleştirilen diğer yan suçlardan sanıkların soruşturma sürecinde eylemde bulundukları sabit olmakla birlikte suç kastlarının olmadığı, eylemin icrasında hataya düştükleri kanaatiye TCK'nun 30/4. maddesinin uygulanması gerektiği, IV. Fiziki Takipçi Polis Memurları Hakkında: Söz konusu polis memurlarının alınan mahkeme kararları sonrasında amirleri tarafından verilen emirler kapsamında belli bir yerde bulunan kişilerin görüntülerinin ve/veya seslerinin kayda alınması işlemlerini yaptıkları, söz konusu planlanan buluşmanın gerçekleşmemesi halinde ise eylemin gerçekleşmediğine dair tutanak tutulduğunun anlaşıldığı, gerek ilk yargılama faaliyeti ve gerekse söz konusu dava dosyasında görüntü ve seslerde herhangi bir oynama veya montaj iddiası, veyahut ekleme, çıkarma bir müdahalenin olduğuna ilişkin bir delilin bulunmadığı, sanık fiziki takipçi polis memurlarının mevcut olan durumu kayıt altına alma veya tutanak tutmaktan ibaret eylemlerinin kişi özelinde farklılık arz etmeyecek bir hukuki işlem olduğu, samıkların subjektif bir değerlendirme ile, suç saiki ile tutanak tutma durumlarının olmadığı, suça konu eylemlerinin kendilerine amirleri tarafından verilen emirler ile sınırlı kaldığı, fiziki takip öncesi ve sonrasında yapılan eylemin bir başka hukuksuz faaliyete sebebiyet vermediği, dinlemeci polis memurları gibi dinleme ağının genişletilmesi, içerik ve şekil açısından eksik rapor veya tutanak tanzimi ile başka istem ve kararlara sebebiyet vermedikleri, bu haliyle tüm fiziki takipçi polis memuru sanıkların, fetö silahlı terör örgütü üyeliklerine ilişkin delil durumları kendi içlerinde ayrı olmak üzere dava dosyası kapsamında mağdur ... katılanlara yönelik gerçekleştirilen diğer yan suçlardan sanıkların soruşturma sürecinde eylemde bulundukları sabit olmakla birlikte suç kastlarının olmadığı, eylemin icrasında hataya düştükleri kanaatiye TCK'nun 30/4. maddesinin uygulanması gerektiği, V. Yazıcı Polis Memurları Hakkında: Söz konusu polis memurlarının gerek yazılan raporlar kapsamında yeni veya uzatma istem yazılarının oluşturulmasında ve gerekse ilk soruşturmaya başlanması ve sonlandırma işlemlerinin yapılması safhasında görev aldıkları, soruşturmanın ilk başlama talebinden operasyon aşamasına, savcılık istemlerinden, mahkeme kararlarının icrası için KOM ve TİB ile yazışmalara ve fezleke hazırlanma sürecine kadar tüm safahatlardan bilgi sahibi oldukları, tapeci ve fiziki takipçi polis memurları gibi sınırlı bir işlem ile soruşturmanın sınırlı bir safhasında bulunmadıkları, gerek yapılan eksik ve usule aykırı tutulan raporlardan bilgi sahibi olunması ve gerekse hukuka aykırı ve gerçeği yansıtmayan 118 kaydı gibi ilave işlemler yapmak suretiyle eksik ve suç saiki ile tutulan raporların aynı suç saikinin devamı ile ve bilgileri olmak kaydıyla üst yazıya dönüştürülüp, emniyet safahatını yargı safahatına taşıdıkları, yine bir kısım sanıkların bu durumdan haberdar olup, amirleri ile bu durumun paylaşıldığı, kimliği olmayan hat sahibine 118 kaydında şirket hattı çıkıp gerçek bir kişi bile olmayan verilerle raporları düzgün göstermeye çalışarak suç kastı içeren hukuka aykırı istemlerde bulunulduğu, yazıcı polis memurlarının subjektif olarak yapılan hukuka aykırı eylemlere iştirak ettiği, işlem yaparken yazılan yazıların eksik veya yanlış olduğunun bilindiği, bu kapsamda hataya düşme durumlarının olmadığı, amirlerinin emirlerini sorgulayıp itiraz ve toplantı yapma gibi sair durumların olduğu, kaldı ki sanıklar özelinde fetö silahlı terör örgütü üyeliği delilleri bulunan kişilerin bu yazıları yazarken soruşturmanın asıl saikini anlayabilecek düzeyde olup, alınan emirleri de sorgulamadığı, uzatma talep sürelerinin kontrol edilmesi, eksik raporların şeklen düzgün hale getirilmeye çalışılması, cumhuriyet başsavcılığı müzekkereleri ve mahkeme kararlarındaki yazı şeklindeki yüksek orandaki benzerlik, benzer yazım hatalarının hem yargı ayağında hem de emniyet ayağında yapılması gibi birçok husus göz önünde bulundurulduğunda FETÖ/PDY üyesi yazıcı polis memurlarının aktif ve suç saiki ile eylemde bulundukları ve soruşturmanın yürütülmesinde ve/veya sekteye uğramamasında bilerek ve isteyerek, hataya düşmeksizin görev aldıkları, yukarıda örgütsel bir saik ile FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda gerçekleştirildiği açıklanan bu soruşturmada görev alan örgüt üyesi olduğuna karar verilen polis memuru sanıkların, fetö silahlı terör örgütü üyeliklerine ilişkin delil durumları kendi içlerinde ayrı olmak üzere dava dosyası kapsamında mağdur ... katılanlara yönelik gerçekleştirilen yan suçlardan mağdur sayısı kadar, evrak çokluğu, dinleme süreleri ve sayısı da dikkate alındığında TCK'nun 43/1 maddesi uyarınca zincirleme suç olarak cezalandırılmaları gerektiği, ancak hakkında örgüt üyesi olduğuna dair delil bulunmayan polis memuru konumundaki sanıkların örgütsel saik ile hareket edemeyecekleri değerlendirildiğinden yan suçlardan sanıkların soruşturma sürecinde eylemde bulundukları sabit olmakla birlikte suç kastlarının olmadığı, eylemin icrasında hataya düştükleri kanaatiye TCK'nun 30/4. maddesinin uygulanması gerektiği, kanaatine ulaşılmıştır. Tüm sanıklar bakımından; hakkında iddianame kapsamında yer verilen ancak yukarıda detayları açıklanan İstanbul 13. ACM'deki beraat şekilleri üzerinden suçun hukuki unsurlarının oluşmaması sebebiyle TCK'nun 267/4. maddesi delaletiyle TCK'nun 109/1. maddesindeki suçlar açısından ve genel norm-özel ayrımı kapsamında genel olarak kalan ve sanıklara özel norm olarak uygulanan TCK'nun 134/1. maddesinin uygulanması yerine TCK'nun 132/1. maddesinin uygulanması, TCK'nun 134/1-2. cümlenin uygulanması yerine TCK'nun 132/1-2. cümlenin, TCK'nun 134/2-1. cümlenin yerine 132/2. maddenin uygulanması sebebiyle suçların hukuki nitelendirmesi değişen sanıklar hariç olmak üzere UYAP kayıtlarında mükerrir suç olarak yazılan sanıklar açısından TCK'nun 134/1, 134/1-2. cümle, 134/2, 267/4. ve 109/1. maddelerinin suçların hukuki unsurlarının oluşmaması sebebiyle sanıkların bu suçlardan CMK 223/2-a maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine, karar vermek gerekmiştir. Haklarında 5237 sayılı yasanın 133 maddesi uyarınca cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açılan sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...' ın eylemlerinin 5237 sayılı yasanın 132 maddesinin 1.fıkrası ve kapsamında eridiği dikkate alınmakla iş bu sanıklar hakkında bu suçtan karar verilmesine yer olmadığına kararı vermek gerekmiştir. Tüm sanıklar bakımından; İstanbul CMK 250. madde ile yetkili 16. ACM tarafından yargılanan ve yukarıda isimleri tek tek sayılan 91 mağdur-müşteki-katılan dışında diğer mağdur-müşteki-katılanlara yönelik isnat edilen iftira suçunun hukuki unsuru olan ''soruşturma ve kovuşturma'' şartının birlikte gerçekleşmemesi sebebiyle TCK'nun 267/1. maddesi isnat edilen sanıklardan adı geçen 91 kişi dışında kalan diğer mağdur-müşteki-katılanlara yönelik olarak sanıkların üzerine atılı bulunan bu suçtan CMK 223/2-a maddesi gereğince ayrı ayrı beraatlerine, karar vermek gerekmiştir." şeklindedir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenmiştir. IV. GEREKÇE Resmi belgede sahtecilik, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, gizliliğin ihlali, iftira ve ifşa suçlarından kurulan, katılanlara karşı birden fazla kez olacak şekilde sanıkların mahkûmiyetine karar verildiği ve temyize konu olmayan bu hükümlerin, sanıkların adli sicil kaydına göre kesinleştiği; ancak, aynı suç işleme kararı kapsamında, aynı saikle ve örgütsel amaçla gerçekleştirilen eylemlerin hukuki anlamda tek bir fiil olması nedeniyle sanıklar hakkında söz konusu suçlardan tek bir mahkumiyet hükmü kurulup, TCK'nın 43/2 maddesi yollamasıyla TCK'nın 43/1 maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanması gerekirken, ayrı ayrı mahkumiyet hükümleri kurulması suretiyle fazla cezaya hükmolunduğu belirlenmekle; esası, CMK'nın 286/2-a maddesi gereği temyizen incelenemeyen bu hukuka aykırılığın, sanıklar lehine olması nedeniyle süre şartı da bulunmadığından, CMK'nın 308/A hükmü kapsamında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı ile mahallinde giderilmesi mümkün görülmüştür. A) CMK’nın 298/1maddesi kapsamında temyize incelemesine tabi olmayan kararlar yönünden; İlk Derece Mahkemesi kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığından, sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden kurulan mahkumiyet hükümlerinin bozulması yönündeki tebliğnamede bozma isteyen düşüncelere ve sanık ...’ün resmi belgede sahtecilik suçundan 5 yıldan fazla hapis cezası aldığından bahisle onama isteyen düşünceye sanığa hükmedilen cezanın 5 yılın altında olması nedeniyle iştirak edilmemiştir. 1) Katılanlar Fenerbahçe Spor Kulübü Derneği, Fenerbahçe Futbol A.Ş., Fenerbahçe Spor Ürünleri San. Tic. A.Ş vekili Av. ...’nın; Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, resmi belgede sahtecilik, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, gizliliğin ihlali, haberleşmenin gizliliğinin ihlali, iftira, ifşa suçlarına ilişkin temyiz talepleri yönünden; Suçların niteliği itibariyle suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve bu nedenle de davaya katılma hakları bulunmayan Fenerbahçe Spor Kulübü Derneği, Fenerbahçe Futbol A.Ş., Fenerbahçe Spor Ürünleri San. Tic. A.Ş’nin davaya katılmalarına ilişkin kararlar hukukî değerden yoksun olup, hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden; temyiz istemlerinin CMK’nın 298/1. maddesi uyarınca REDDİNE, 2) Sanık ... müdafilerinin; 2.1) Bir kısım sanık ... müdafililerinin karar verilmesine yer olmadığına ve resmi belgede sahtecilik, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, gizliliğin ihlali, haberleşmenin gizliliğinin ihlali, iftira, ifşa suçlarından kurulan ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlara yönelik temyiz talepleri yönünden; 2.1.1) “Karar verilmesine yer olmadığına” dair kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223 üncü maddesinde sayılan hüküm niteliğindeki kararlardan olmadığı görüldüğünden İNCELENMEKSİZİN MAHALLİNE İADESİNE, 2.1.2) İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlarına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının CMK’nın 286/2-h maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğu anlaşılmakla; temyiz istemlerinin CMK’nın 298/1. maddesi uyarınca REDDİNE, 2.2) Resmi belgede sahtecilik, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, gizliliğin ihlali, haberleşmenin gizliliğinin ihlali, iftira, ifşa suçlarından 5 yıl ve altı ceza hükmedilen sanıklar hakkında sanık ... müdafililerinin temyiz talepleri yönünden; Anılan suçların 7188 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 286 ncı maddesine eklenen üçüncü fıkrada tahdidi olarak sayılan suçlardan olmadığı, cezaların tür ve miktarına göre CMK'nın 286/2-a maddesi uyarınca kesin nitelikte olup temyizi kabil bulunmadığından, sanıklar müdafiilerinin temyiz istemlerinin CMK'nın 298 inci maddesi gereğince REDDİNE, Karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B) Somut olay hakkındaki değerlendirmeler; Dosya kapsamında yapılan incelemede; Kamuoyunda futbolda şike kumpası olarak bilinen soruşturmanın başlangıcı, spor şubede çalıştığını ve sahada görev yaptığını, tribünlere, taraftar gruplarına ve burada yaşanan olaylara hakim olduğunu aşamalardaki savunmalarında belirten dosya sanıklarından ...'ın eski Giresunspor başkanı ... ile yapmış olduğunu belirttiği görüşme sonrası tuttuğu rapor nedeniyle olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu 14.11.2010 tarihli raporun; “Türkiye’de sporun özellikle futbolun 1980’li yıllardan sonra birçok iş adamı, devlet görevlisi ve vatandaşı etkisi altına aldığı gibi illegal suç örgütlerini de devasa para trafiği yönünden cezp etmiş, zamanla bu suç örgütleri sporun özellikle futbolun içerisine girmişlerdir. Öncelikle tribün amigoluğundan başlayıp zamanla spor camiası içinde bulunan etkili kişilerin referansları ile çeşitli alanlara yönelip ekonomik menfaat sağlayarak büyük paralar kazanmışlar, hem de illegal işlerini örtecek itibarlı konumlara gelmişlerdir. Örneğin; Türkiye’deki en büyük suç örgütü liderlerinden olan ... Fenerbahçe tribünlerinde amigo iken hızla mafya lideri olmuştur. Yine aynı suç örgütü liderlerinden ... Sivasspor Başkanı, ... Giresunspor Başkanı olmuşlardır. ... grubuna bağlı birçok kişi çeşitli kulüplerde ve özellikle TFF içinde kendi örgütlerinin açıklarını kapatabilecek konumda oldukları değerlendirilmektedir. Yine yapılan istihbarı çalışmalarda İstanbul ilinde kurulu bulunan Anadolu Hisar Futbol kulübünün ... grubu tarafından yönetildiği, bu kulüp çatısı altında suç örgütü üyesi birçok kişiye askerlikle ilgili sorunlarının çözülmesi için Futbolcu lisansı çıkartıldığı, bazılarının da bu lisanlarla Futbol oynamadıkları halde futbolcu gibi denetimi altında tuttukları, diğer kulüplere ... gibi gösterdikleri istihbar edilmiştir. ... grubuna bağlı örgüt liderlerinden ... Türkiye’de legal veya illegal yöntemlerle örneğin kendilerine ve örgütlerine bağlı bir çok spor adamı adına açılmış 26 ayrı futbolcu menajerliği şirketi, direkt veya endirekt bağlantılarının olduğu çeşitli liglerde futbol kulübu bulunduğu, bu şirketlerle sözleşmeli yüzlerce futbolcu çeşitli liglerde birçok futbol kulübunde faaliyette bulundukları duyumu alınmıştır. Bu futbolculardan bir çoğunun örgüt liderleri adına futbol oynadıkları lig müsabakalarda şike olaylarını gerçekleştirdikleri istihbar edilmiştir. Örgüt liderleri adına bu suç unsuru işleri yaparken de kendi adlarına müsabakalarda yasadışı bahis oynadıkları hem basın yayın organlarından hem de çevreden alınan bilgilerden anlaşılmış, bir çok vasat futbolcu, çeşitli büyük kulüplerdeki kendilerine bağlı hareket eden teknik direktör ve menajer vasıtası ile kulüp başkanlarını kandırılarak veya ortak hareketle fahiş fiyatlara satıldıkları istihbaratına ulaşılmıştır. Yukarıda izahı yapılan konularla ilgili herhangi bir örnek veya mağdur/müşteki konumunda kişilerin olup olmadığı araştırılmış; yapılan istihbarı çalışmalarda bu konulardan en cok mağdur olan kulüplerden birinin de Giresunspor kulübü olduğu görülmüştür. İlimiz sınırlarında ikamet eden ve Zeytinburnu ilçesinde Ticaretle uğraşan Giresunspor başkanı ... ile yapılan resmi olmayan görüşmede; Kendisinin 2010 yılı içinde Giresunspora başkan olduğunu ancak başkanlık seçimi sürecinde eski başkan ... den ve adamlarından tehdit, kendisine yakın olan bir çok kişilerden de uyarı aldığını belirtmiştir. Seçimden 1 gün önce ... ve adamları 170 kongre üyesini üyelikten ihraç edip kendi adamlarını üye yapmalarına rağmen seçimi kendisinin altı oy farkla kazandığını belirtmiş, ancak seçim ertesi ... in menajerlik şirketine bağlı ve Giresunsporda futbol oynayan tüm futbolcuların şehri terk ettiğini, bu konuyu araştırdığında futbolcularla etik olmayan ve Türk Futbol Federasyonu kanun ve yönetmeliklerine aykırı şekilde yapılan sözleşme gereği seçim sonrası serbest kaldığını belirtmiştir. Giresunspor kulübünün hesap hareketlerini araştırdığında bir çok kanun dışılığı görmesi üzerine Giresun ilindeki bir Mali Müşavirlik şirketine yetki vererek araştırma yaptırmış şirket sahibi araştırma sonucunu sözlü olarak eski yönetimin bu hesaplara göre cezaevine gireceğini belirtmesine rağmen resmi olarak rapor hazırlamamış neden rapor hazırlamadıkları sorulduğunda ... ve adamları tarafından tehdit edildiğini ...’a belirtmiştir. Kulübe kendi yönetimleri dönemine kadar giren tüm futbolcular araştırıldığında mevcut futbolcular haricinde futbol camiasında adı bilinmeyen ve futbol oynayıp oynamadığı bilinmeyen onlarca kişiyle sözleşme yapılıp para ödenmiş ancak hiç biri Giresunsporda futbol oynamadığı kendilerince tespit edilmiştir. Giresun ilinde kulübe gelir getirmek için faaliyet gösteren Giresun limanı otoparkında 1 milyon 200 bin TL lik gelir. olmasına rağmen kulüp defterlerinde yıllık gelirin 70 bin TL gösterildiğini belirtmiştir. Yönetimi devraldıktan sonra futbolcuların üst üste müsabaka kaybetmeleri üzerine bazı futbolcularla yapılan görüşmelerde ... ve adamlarının çeşitli defalar kulübü bastıklarını ve futbolcular yeni yönetimi zor duruma düşürmek adına tehdit edip oynamamaya zorladıklarını belirtmiştir, yine 10.11.2010 kulüp basın sözcüsü ... ... basında eski yönetim hakkındaki beyanları nedeniyle bazı şahıslar tarafından ağır şekilde darp edilmiş, şikayetçi olması halinde çocuklarına zarar verileceği tehdidinde bulunulduğunu beyan etmiştir. Kulüp Başkanı kendi imkanları ile meydana gelen konuları araştırdığında ... ve adamlarının TFF deki etkili kişiler tarafından korunduğunu ve bu kişiler tarafından tehdit edilerek uyarıldığım belirtmiştir. Yukarıda izahı yapılan konular ve mağdurlarla ilgili olaylar araştırıldığında adı geçen ... grubunun liglerdeki birçok futbol kulübünde buna benzer suç oluşumunda olduğu istihbarat edilmiştir.” Şeklinde olduğu görülmüştür. İlk derece mahkemesinin 6-17/01/2020 tarihleri arasında düzenlenen 14. Celsesinde tanık olarak dinlenen ve yukarıda bahsi geçen raporun süjesi konumunda olan ...'ın bu konu ile alakalı olarak özetle "...'ın kendi iş yerine geldiğini, kendisini polis olarak tanıttığını, birlikte çay içip sohbet ettiklerini, bu sohbet esnasında kendisine neden Giresunspor başkanlığını bıraktığını sorduğunu, ...'ın Giresunspordaki adli olayları ve süreci basın yoluyla takip ettiğini söylediğini, daha sonra ...'ın Organizeye gelerek ifade vermesi gerektiğini söylediğini, ...'ın kendisine söyledikleri hakkında bir tutanak tuttuğunu bununla ilgili ifade vermesi gerektiğini söylediğinde kendisine neyi tutanağa dönüştürdüğünü sorduğunu, avukatı ile birlikte organize şubeye gittiğini, kendilerini ...'ın karşıladığını, burada kendisine şikayetçi misin diye sorduğunda bana kimse tehdit, baskı hiçbir şey yapmadı ki, şikayetçi olmamı gerektiren bir şey yok dediğini, bundan sonra ...'ın kendisine serzenişte bulunduğunu, ondan sonra yukarı çıktıklarını, yukarıda, kendisine bir şeyler okuduklarını, bir sürü mizansen hazırlanmış olduğunu, kendisinin bu anlatılanları orada da reddettiğini, kendisinin kimseye ben maruz kaldığım bu şekilde olayları anlatayım ama beni hiç karıştırmayın, imzamı almayın şeklinde bir beyanda bulunmadığını, kendisinin böyle bir sorunla karşılaşsa çözebilecek çevresi olduğunu, bu sebeple bir polis memuru arkadaşa gidip de onu arayıp bulma gereği duymayacağını, sonrasında ...'ın biraz kızdığını, niye bu avukat ile geldin buraya dediğini, ...'ın raporunda bahsettiği mülakatın hiç olmadığını" şeklinde beyanda bulunduğu, ...'ın avukatı olan ve bahsettiği olayda yanında bulunan ve tanık olarak dinlenilen Kaya Kabacığolu'nun da ...'ı doğrulayıcı yönde beyanlarda bulunduğu görülmüştür. Bununla birlikte ...’ın 2010/2287 soruşturmanın operasyona dönüştürüldüğü 03.07.2011 tarihinden 4 (dört) gün sonra 07.07.2011 tarihinde İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde alınan ifadesinde özetle; “2010 yılında Giresunspor Kulübüne Başkan seçildiğini, devam eden süreçte takımın puan kaybetmesi sebebiyle taraftar ve yerel basın tarafından istifa etmesi yönünde kötü tezahürat ve yayınlar yapılması üzerine kulübü kongreye götürerek başkanlık seçimi yapılmasını sağladığını, kendisinin başkanlığa aday olmadığını ve seçimin ... tarafından kazanıldığını, taraftar ve medya baskısının da futbol camiasında olağan şeyler olduğunu, başkanlık seçimleri öncesinde ... veya ... ile birlikte hareket eden şahıslar tarafından seçime girmemesi yönünde baskı veya tehdit görmediğini, kimseden davacı ... şikayetçi olmadığını” beyan ettiği izlenmiştir. Sanık ...'ın tutmuş olduğu bu raporu İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü'ne sunmadan önce İstanbul Emniyet Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği'nde görevli olan Gasp Büro Amiri olan ... ile bir görüşme yaparak konu yaptığı çalışmalardan ve ... ile olan görüşmesinden bahsederek, bu konudaki talimatlarını sorduğu, 6-17/01/2020 tarihleri arasında düzenlenen 14. Celsesinde tanık olarak dinlenen ...'ün bu konu ile alakalı olarak özetle "...'ın Gasp Büro Amirliği'nde çalıştığını, spor suçlarına baktığını, ...'ın bir gün gelerek, ... isminde Giresunspor Kulübü eski yöneticisi ...'ın, Giresun ilinde darp ve tehdit edildiği ile ilgili bilgi verdiğini, kendisinin ise Ya ..., bunca işin arasında, Giresun'daki adam gitsin Giresun'daki Savcılığa müracaat etsin dediğini, ...'ın gittiğini, daha sonra tekrar geldiğini, amirim bu konu çok önemli bir konu mutlaka bu adamla görüşmemiz lazım dediğini, kendisinin ...'a benim adamla görüşecek bir şeyim yok. Bu adam bir zahmet gitsin Giresun'daki Savcılığa veya İstanbul Savcılığına gitsin dediğini, LokmanYanık'ın iki üç defa daha git gel yaptığını, ...'ın şube Müdürümüzün mutlaka bilmesi gerekiyor bu konuyu dediğini, kendisinin ..., bu Şube Müdürünün bilmesi gereken bir konu değil, kim bu adam, çok önemli bir adam mı dediğini, ...'ı gönderdiğini, bir süre sonra ...'ın tekrar geldiğini, bununla ilgili mutlaka şube Müdürümüzün bilgisinin olması gerekiyor dediğini, bunun üzerine hadi kalk o zaman gidelim dediğini, ...'ın dört-beş defa gelmesi üzerine belki önemli bir konu olabilir diye düşündüğünü, Şube Müdürlerinin ... olduğunu, şube müdürünün odasına girdiklerinde ...'ın aynı şekilde konuyu arz ettiğini, şube müdürünün ... buna biz mi bakacağız dediğini, kendisinin ise bu bizim bakacağımız bir konu değil Giresun savcılığının konusu bu dediğini, ...'a amirlerin ne diyorsa onu yap diyerek odadan çıkardığını, sonrasında kendisinin olmadığı bir dönemde, duyduğuna göre ...'ın, ya iş çıkısı, ya iş gelişi, şube Müdürünü kapıda yakalayarak, müdürüm beni organizeden aradılar, ... ile ilgili yapmış olduğum mülakatı yazılı bir hale getirip, rapor haline getirip, onlara göndermemiz gerekiyormuş şeklinde müdüre bilgi arz ettiğini, Şube Müdürünün de sen böyle bir görüşme yaptın mı kardeşim. O zaman mülakatı yazıya dök, gönder dediğini, yazının bu şekilde gittiğini, kendisinin, yazıyı hiç görmediğini, ...'ın, Organizeden ... isminde bir Müdür ile görüştüğünü söylediğini, ...'ın mesleki anlamda sokakta çok iyi oldugunu düsünmediğini ...'ın ancak tribünlere hakim bir yapısı olduğunu, ...'ın tribüne, sahaya girdiğinde, tek tek kim nerede, hangi grupların nerede olduğunu bildiğini, her hangi bir olay vuku buldugunda da elinden geldiği bir sekilde de en güzel sekilde süphelileri yakalamaya çalıştığını, ...'ın bu dosya ile alakalı olarak özel bir gayret sarfettiğini düşündüğünü, ...'ın kasıtlı olabileceğini tüm bu anlattıkları neticesinde düşündüğünü, ...'ın, ... ile görüşme yaptığında, yanlarında bir MİT mensubunun olduğunu o günün şartlarında söylemediğini, daha sonra 3 yıl sonra söylediğini” beyan etmiştir. Yine yukarıda tanık beyanında da ismi geçen dönemin İstanbul Asayiş Şube Müdürü ...’un 6-17/01/2020 tarihleri arasında düzenlenen 14. Celsesinde tanık olarak alınan beyanında özetle: "Bahse konu raporla ilgili olarak ... ve ...'ün bir gün yanına geldiklerini, ...'ün ... bir şey diyecekmiş dediğini, ne diyeceğini sorduğunda ...'ın Giresunspor Baskanı ...'ı ... tehdit ediyormuş dediğini, tehdit vakasının yerini sorduğunda Giresun'da olduğunu öğrendiğini, kendisinin burayla ne alakası seni bulana söyle, burada seni nasıl bulduysa, Giresun Adliyesine gitsin, varsa bir şikayeti orada yapsın dediğini, daha sonra ...'ı odadan çıkardığını, tam hatırlamamakla birlikte ama bir hafta on gün, on beş gün kadar sonra, Asayis Şubesinden gece çıkarken, merdivenlerde ... ile denk geldiklerini, ...'ın Organizeden ... müdürüm beni aradı, ... ile ilgili bilgi, belge, görüşme tutanağını istedi dediğini, kendisinin ...'a sen bir görüsme tutanağı yaptın mı, görüştün mü adamla diye sorduğunu, ...'ın görüştüm demesi üzerine, kendisinin o saniyelerde yani bu bize(anlasılamadı) Asayis Şubesini, her halde Giresun Savcılıgına bu şekilde bir şikayette bulundu, Giresun Savcılığı talimatla ifade verdi. Oradan istenen bir belge olarak ayak üstü gönderin dediğini, çok sonra bu operasyonun temelinin, ...'ın yazdığı rapor olduğunu gördüğünü, buna çok şaşırdığını, o zaman çok da görüşülecek bir konu olarak gelmediği için Organize Şubeden bir müdür ile bu konuda görüşmediğini, ...'ın oldu bittiye getirir gibi göründüğünü...” şeklinde beyanda bulunmuştur. Yukarıda ki tanık anlatımlarından, ...'ın, ...'ın kendisine ait olduğunu kabul etmediği beyanlarını da içerir raporu yazdığı, ...'ın anlattığını iddia ettiği rapora konu olan olayların Giresun İlinde geçtiği, bu hali ile de soruşturmanın Giresun ilindeki adli mercilerce yapılması gerektiği, ...'ın tuttuğu raporu Organize Şubeye göndermeden önce görüştüğü ... ile ...'un bu durumu fark ettiği, ...'a bu olayın kendilerinin işi olmadığını, Giresun İlindeki adli mercileri ilgilendirdiğini beyan ettikleri ve ilk başta bu konuda işlem yapmadıkları, sonrasında ise ...'ın ısrarlı çabaları, dosya sanıklarından olan ancak firari olması sebebi dosyası tefrik edilen ... ile irtibata geçmesi sonucunda raporun organize şubeye gönderildiği, bu hali ile esasen Giresun İlindeki adli merciler tarafından yapılması gereken soruşturmanın özel bir çaba ile İstanbul'da yapılmasının amaçlandığı anlaşılmıştır. Sanık ...'ın 20/02/2017 tarihinde düzenlenen ilk derece mahkemesinin 1. Celsesinde yaptığı savunmada, "Milli İstihbarat Teşkilatı'nda görevli olan ... ... ismindeki şahıs ile 2007 yılında tanıştığını, Bu şahsın Milli İstihbarat Teşkilatında cemaat ve tarikatlara bakan MİT görevlisi olduğunu kendisine söylediğini, 2010 yılında ... BurakArat'ın, raporunda ismi geçen ...’la birlikte Galatasaray maçına geldiğini, Galatasaray maçında ...’la kendisini tanıştırdığını, raporuna konu olan olayları anlattığını" ifade ettiği, mahkemece yazılan müzekkereye cevaben MİT görevlisi olan ... ... ... isimli şahsın Milli İstihbarat Teşkilat'ından 667 sayılı KHK ile ihraç edilmiş personel olduğu, şahsın Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nden FETÖ silahlı terör örgütü üyeliği suçlamasıyla 8 yıl 9 ay hapis cezası aldığı ve19.06.2020 tarihi itibariyle de tutuklu olduğu bilgisinin paylaşıldığı, yine dosya kapsamında ilk derece mahkemesinin 18. celsesinde tanık olarak dinlenilen ve Milli İstihbarat Teşkilatı Mahrem İmamlarından olan ve ismi geçen ... ... ... isimli şahsında mahrem abisi olduğunu beyan eden ... isimli şahsın özetle " o dönem kendisinin MİT'in mahrem yapısında çalıştığını, Talip kod ...'un Ankara Sincan'da yaptıkları bir toplantıda şike davası adı altında bir operasyon yapılacağı, bu operasyonda Fenerbahçe Başkanı ile alakalı olarak gözaltına alınacağı, Fenerbahçe'nin küme düşürüleceğini, bu süreçte diğer bazı kulüpler ile alakalı olarak da bunların gerçekleştirileceğini, yani 3 Temmuz'da gerçekleşen operasyonu kaba hatlarıyla operasyonda kimlerin gözaltına alınacağı şeklinde beyanlarının olduğunu, bu toplantının 3 Temmuz'dan yaklaşık 2-3 ay kadar önce olduğunu, bu konuşmanın MİT'in mahrem imamları toplantısında konuşulduğunu, kendisinin MİT'in mahrem imamları yapılanması içerisinde temsilci konumunda olduğunu, bu operasyonu hangi polislerin yapacağı ya da yargıda hangi ekibinin kim olduğu şeklinde bir bilgisi olmadığını ancak operasyonun yapılacağının o dönem MİT mahrem imamı olan Talip kod ... tarafından anlatıldığını, kendisinin bu şahıstan talimat aldığını, kendisinin bu toplantıya bizzat katıldığını, bu toplantıda MİT mahrem yapılanması içerisinde bulunan diğer arkadaşların da olduğunu, bu toplantıda dosya sanıklarından kimsenin yer almadığını, bu toplantıda anladığına göre kendilerinin bilgisi olmamasına rağmen ...'un şike soruşturmasından haberdar olduğunu, soruşturmanın devam edip etmediğini bildiğini, bu toplantıda en çarpıcı isim olarak gözaltına alınacaklar arasında ...'ın isminin geçtiğini, Fenerbahçe yöneticilerinin olacağını ve net olmamakla birlikte Beşiktaş ve Sivasspor ile alakalı olacağının söylendiğini ancak ... ismini net olarak hatırladığını, bu toplantıda emniyet imamının olmadığını, kendisinin detayları bilmemekle birlikte üstü kapalı olarak söylenen şeylerin aslında o dönem Başbakan olan şimdiki Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan'ın yıpratılması olduğunu, yani buradan yola çıkarılarak hükümetin yıpratılmasının amaçlandığını, kendisinin böyle düşündüğünü, birçok kulüp olmasına rağmen Fenerbahçe'nin bu konuda çok büyük ses getireceği için seçilmiş olabileceğini, yani Fenerbahçe'yi ele geçirmek gibi değilde Fenerbahçe üzerinden bir algı yükseltip hükümet üzerine bir operasyon gibi düşündüğünü, bu toplantıda dosyadaki mağdurlardan ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın isimlerinin geçtiğini hatırladığını, yaptıkları toplantının bu konuda kararların alındığı bir toplantı olmadığını, bu toplantıda söylenenlerin böyle bir operasyon olacağını bilin şeklinde olduğunu, yine kamuoyuna yansıyan askeri casusluk davasında kendilerinden çalışma yapmalarının istenmiş olduğunu ancak bu toplantıda şike soruşturması ile alakalı kendilerinden bir çalışma istenmediğini, bu konularda karar alıcıların emniyet imamı, MİT imamı, TSK içerisinde Kara Kuvvetleri, Hava Kuvvetleri, Jandarma imamı gibi imamların kendi aralarında yaptıkları aylık toplantılarda alındığını, bunların yaptığı toplantılarda muhtemelen bu tip kararların alındığını, bu ekibin düzenli olarak Amerika'ya gitmek suretiyle Pensilvanya'da Fethullah Gülen'in olduğu ortamda toplantılar yaptıklarını, Amerika'da Fethullah Gülen'in bulunduğu kamp denilen bir yer olduğunu, burada günlük işlerin Fethullah Gülen'e arz edildiğini, burada bir karar mekanizmasının işlediğini, karar mekanizmasının gerek Türkiye'de gerekse Amerika'ya giderek Fethullah Gülen ile yaptığı toplantılar çerçevesinde bu tarz operasyonun kararlarını aldıklarını, ... ile alakalı olarak herhangi bir bilgisinin olmadığını, ... ismini daha önce hiç duymadığını, Fethullah Gülen'in ile bizzat kendisinin de görüştüğünü, Fethullah Gülen'in bu tarz operasyonlarda operasyonun örgüte ucu dokunmayacak şekilde yapılsın dediğini, böyle bir operasyonu bu sebeple müdür seviyesindeki emniyet mensuplarının bilmemesi gibi bir durumun olamayacağını çünkü bu operasyonun bizzat onların yapacağını, o dönem İstanbul emniyet imamı kimse muhtemelen onunla görüşmüş olacağını, kendisinin bunu bilmediğini, bu anlattıklarının normal işleyiş olduğunu, kendisinin şike operasyonu özelinde kimin kiminle görüştü bu kararları nasıl aldı konusunda bir bilgisinin olmadığını sadece yukarıda anlattığı toplantıda duyduklarını bildiğini, kendisine göre bunun Fenerbahçe ya da ...'a yönelik yapılan bir kumpas soruşturması olduğunu, ... ... tanıdığını, bu şahsın İstanbul'da MİT şube dedikleri yerde cemaat ile alakalı bir masada çalıştığını, 7 Şubat krizinden sonra kendisinin Konya gönderildiğini, Konya'ya gönderildiği süreç içerisinde de kendisiyle ilgili takibini yaptığını, bu şahsın kendi tabirleri ile öğrenci diye tabir edilen bir şahıs olduğunu, bu şahsın fetö'ye dahil olduğu...” şeklinde beyanda bulunduğu, dosya kapsamında yer alan Gizli ...'in ifadelerindeki iddialar, Sanık ...'ın kendisi ile ...'ı tanıştırdığını belirttiği eski MİT çalışanı ... ... ... isimli şahsın FETÖ/PDY üyesi olmaktan ceza alması ile ... ... ... isimli şahsın mahrem imamı olan ... isimli şahsın yukarıda detayları verilen ifadesinde şike operasyonundan 2-3 ay kadar önce bu operasyondan haberdar olduğu, operasyonda kimlerin gözaltına alınacağı hangi kulüplere işlem yapılacağı şeklindeki bilgilerin kendileri ile paylaşıldığına yönelik beyanları, MİT mahrem imamlarından Talip kod ...'un kendileri ile bunları paylaştığı, bu şahsın bu operasyondan çok önceleri haberdar olduğunu düşündüğü anlamına gelecek ifadeleri bir arada değerlendirildiğinde, söz konusu soruşturmanın başlangıcında FETÖ/PDY'nin etkisi olduğunun açık olduğu, sonuç olarak ...'a bu konuda bir rapor tutarak soruşturmanın başlatılması hususunda bir misyon yüklendiği, bu şekilde de sanık ...'ın ısrarlı çabaları ile tuttuğu raporun organize şubeye gönderilmesini sağlayarak soruşturmanın başlatılmasında aktif rol aldığı, ...’ın yukarıda belirtilen raporunun, Asayiş Şube Müdürlüğünden, Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne gönderildiği, konuya ilişkin Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde görevli Komiser sanık ... tarafından Soruşturma İzin Talebine gerekçe olarak Asayiş Şube Müdürlüğünce 23.11.2010 tarihli Organize Şube Müdürlüğüne gönderilen raporda; Konunun, Şike ve Bahis iddiaları olarak belirtildiği, özetle raporda ”2009 yılı içerisinde Almanya adli makamlarınca yürütülen şike ve bahis soruşturmasının ülkemizde oynanan müsabakaları da içine alacak şekilde genişlediği, sonucunda Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) da şikayeti ile Sarıyer Cumhuriyet Başsavcılığınca da konu hakkında soruşturma başlatıldığı, bir çok futbolcu, teknik direktör, kulüp yöneticisi hakkında adli işlem yapıldığı, bir kısmının ise tutuklandığı, yaşanan olaylar üzerine Asayiş Şube Müdürlüğü görevlilerince istihbari mahiyette çalışmalar yapıldığı belirtilmiştir. Bahse konu raporun devamında ise; “Türkiye’de futbolun 1980 sonrasında suç örgütlerini devasa para trafiği yönünden cezp etmeye başladığı, suç örgütlerinin de zamanla futbol camiası içerisinde yerini aldığı, örneğin suç örgütü lideri ... ’in Fenerbahçe tribünlerinde amigo iken hızla mafya lideri olduğu, yine ... grubu içinde bulunan ...’ ınSivas Spor Başkanı, ...’ in ise Giresunspor Başkanı olduğu, bunun yanında birçok kulüpte yine bu gruba bağlı şahısların bulunduğu, özellikle TFF içinde de etkin oldukları, ... liderliğindeki suç örgütüne üye olmaktan kaydı bulunan ... ’in, kendisine veya örgütüne bağlı bir çok spor adamı adına açılmış 26 ayrı futbolcu menajerliği şirketi bulunduğu, doğrudan veya dolaylı bağlantılarının olduğu, çeşitli liglerde futbol kulüplerinin olduğu, belirtilen menajerlik şirketlerine bağlı yüzlerce futbolcunun farklı liglerde oynadıkları, bu futbolculardan bir çoğunun örgüt liderleri adına futbol oynadıkları, lig müsabakalarında şike olaylarını gerçekleştirdiklerinin istihbar edildiği, örgüt liderleri adına bu suç unsuru işleri yaparken de kendi aralarında yasa dışı bahis oynadıklarının hem basın yayın hem de çevreden alınan bilgilerden anlaşıldığı, bir çok vasatfutbolcunun çeşitli büyük kulüplerdeki kendilerine bağlı hareket eden teknik direktor ve menajer vasıtası ile kulüp başkanlarının kandırılarak veya ortak hareketle fahiş fiyatlara satıldıkları istihbaratına ulaşıldığı, Giresunspor Kulübu Başkanı ... ile resmi olmayan bir görüşme yapıldığı, bu görüşmede ...’ın; 2010 yılında Giresunspor'a başkan olduğunu, başkanlık seçimi sürecinde eski başkan ... ve adamlarından tehdit ve uyarı aldığını belirttiği,seçimden bir gün önce ... ve adamlarının 170 kongre üyesini üyelikten ihraç edip kendi adamlarını üye yaptıklarını, buna rağmen seçimi kendisinin altı oy farkla kazandığını, ancak seçim sonrasında ...’in menajerlik şirketine bağlı ve Giresunsporda futbol oynayan tüm futbolcuların şehri terk ettiğini, bu konuyu araştırdığını, futbolcularla TFF Yönetmeliklerine aykırı şekilde yapılan sözleşmeler gereği seçim sonrasında serbest kaldığını, kulübün hesap hareketlerini incelediğinde bir çok kanun dışılıkla karşılaşması üzerine Giresun ilinde bir mali müşavirlik şirketine yetki vererek araştırma yaptırdığını, mali muşavirlik şirketinin sahibinin sözlü olarak kulüp hesaplarında kanun dışı işler olduğunu bu durumda şahısların cezaevine girmesi gerektiğini beyan ettiğini, ancak mali müşavirin ... ve adamları tarafından tehdit edilmesi nedeni ile resmi olarak rapor hazırlamadıklarını kendisine söylediğini, yönetimi devir aldıktan sonra futbolcuların üst üste müsabaka kaybetmeleri üzerine bazı futbolcularla yapılan görüşmelerde ... ve adamlarının çeşitli defalar kulübü bastıklarını ve futbolcuların yeni yonetimi zor duruma düşürmek için tehdit edilip oynamamaya zorlandıklarını belirttiklerini, 10.11.2010 günü ise kulüp basın sözcüsü ... ...’ın basında eski yönetim hakkındaki beyanları nedeni ile bazı şahıslar tarafından darp edildiğini, şikayetçi olması durumunda çocuklarına zarar verileceği tehdidinde bulunulduğunu, kendi imkanları ile olayları araştırdığında ... ve adamlarının TFF deki etkili kişiler tarafından korunduğunu ve bu kişiler tarafından tehdit edilerek uyarıldığını belirttiği” yer almaktadır. Bu bilgilerin yanı sıra ilimizde bulunan Anadolu Hisar Futbol kulubunun ... grubu tarafından yönetildiği, bu kulüp çatısı altında suç örgütü üyesi bir çok kişiye askerlikle ilgili sorunlarının çözülmesi için Futbolcu lisansı çıkarıldığı, bazılarının da bu lisanslarla Futbol oynamadıkları halde futbolcu gibi denetimi ltında tuttukları diğer kulüplere ... gibi gösterildiğinin istihbar edildiği belirtilmektedir. Konu ile ilgili olarak yapılan çalışmalarda: -...’ in (T.C.………………) ... ve ... oğlu, Giresun …………1973 doğumlu, Giresun ili Bulancak ilcesi nüfusuna kayıtlı olduğu, 2004 yılındaki ... liderliğindeki çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik olarak gerçekleştirilen operasyon kapsamında, kendisini çevresine ... ’in manevi oğlu olarak tanıttığı bilgilerinin yer aldığı, bu nedenle de 12.11.2003 tarihinde “...” olan soyadını “...” olarak değiştirdiği, 12.06.2010 tarihine kadar Giresunspor Kulübünün Başkanlığını yürüttüğü, ... Şirketinin ise ortağı olduğu, İlimiz Beşiktaş İlcesi Ulus semti Nispetiye A.... Saygun cad. Gümüş Sok. ... Apt. No:6 A-Blok Daire: 1 sayılı adreste faaliyet gösteren ... Sportif Faaliyetler ve Turizm Limited Şirketi’nin 2002 yılında çalışmaya başladığı, ... ve ...’ın şirketin ortakları olduğu, ...’un 2010 yılı Ağustos ayına kadar şirket ortağı konumunda bulunduğu; -...’ ın; (T.C. ………………….) ... ve ... oğlu, ……………1971 doğumlu, Bursa ili İnegol ilçesi nüfusuna kayıtlı olduğu; -...’un (T.C. …………….) ... ve ... oğlu, Adapazarı ………….1971 doğumlu, Sakarya ili Adapazarı ilçesi nüfusuna kayıtlı olduğu, Fenerbahçe Spor Kulübünde futbolcu olarak oynayıp gol kralı olduktan sonra Teknik Direktörlüğe başladığı, bir dönem menajerlik yaptığı, Sivas Spor Kulübünü çalıştırdıktan sonra halen Eskişehir Sporda teknik direktörlük görevine devam ettiği, Türkiye Futbol Federasyonu Futbol Temsilcileri Talimatına göre TFF nezdinde profesyonel futbolcu sözleşmesi müzakerelerinin yalnızca menajerler (futbol temsilcileri) aracılığı ile yürütülebileceği, menajerlerin ise bu faaliyetleri gerçek kişi olarak yapabileceklerinin belirtildiği, adı geçen ..., ..., ... ’un ise menajerlik yetkilerinin bulunmaması nedeni ile şirketleri aracılığı ile yaptıkları transferleri 0053 Futbol Temsilcisi Lisans nolu ... üzerinden yaptıkları, ... ’in de ... Şirket calışanı olduğu, -...’ in (T.C. ……………..) ...-... oğlu, ………..1981-Amsterdam doğumlu, Trabzon ili Araklı ilçesi nüfusuna kayıtlı olduğu, hali hazırda TFF tarafından da yetkisiz menajerlik ile ilgili bir soruşturma yürütüldüğü, ... Şirketinin de bu soruşturma kapsamında bulunduğu tespit edilmiştir. Adı geçen şahısların yapılan GBT-ARŞİVsorgulamasında: 01- ... isimli şahsın; -1 adet Gebze-1994/228 Esas 196/926 Karar Numarasına kayden 6136 SKM suçundan; -1 adet ...-2000-01-01/302 sayısına kayden Resmi Belgede Sahtecilik TCK204 suçundan; -1 adet Uskudar-2000/737Esas sayısına kayden Huv. Cuz. Nuf. Tez. Pas. Ruh. İlm. Sah. Ve Bey. Sah. Suçundan; -1 adet Şişli-1999-01-01-302 sayısına kayden Resmi Belgede Sahtecilik suçundan olmak üzere Toplam DÖRT (4) adet YAKALANDI kaydının bulunduğu, Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü arşiv kayıtları incelendiğinde; -1 adet Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü 1995/CR-024 sayısına kayden ... liderliğindeki çıkar amaçlı silahlı suç örgütüne üye olmak suçundan; -1 adet Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü 1998/CR-036 sayısına kayden ... liderliğindeki çıkar amaçlı silahlı suç örgütüne üye olmak suçundan; -1 adet Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü 1998/CR-145 sayısına kayden ... liderliğindeki çıkar amaçlı silahlı suç örgütüne üye olmak suçundan; -1 adet Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü 1999/CR-023 sayısına kayden ... liderliğindeki çıkar amaçlı silahlı suç örgütüne üye olmak suçundan; -1 adet Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü 2000/CR-011 sayısına kayden ... liderliğindeki çıkar amaçlı silahlı suç örgütüne üye olmak suçundan; -1 adet Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü 2001/CR-147 sayısına kayden ... liderliğindeki çıkar amaçlı silahlı suç örgütüne üye olmak suçundan; -1 adet Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü 2006/CR-081 sayısına kayden Gerceğe Aykırı belge tanzim Etmek ve Gıyabi Tevkifli Olarak Aranan Şahsa yardım ve Yataklık etmek suçundan olmak üzere toplam YEDİ (7) adet suç kaydının olduğu; 02- ... isimli şahsın, -1 adet Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü 2002/CR-048 sayısına kayden Cürüm İşlemek Amacıyla Teşekkül Oluşturmak, Teşekkülde Görev Almak suçundan kaydının olduğu tespit edilmiştir. Adı geçen diğer şahıslar ... ve ... hakkında ise her hangi bir kayda rastlanılmamıştır. 2004 yılında ... liderliğindeki çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik olarak gerçekleştirilen operasyonda ... grubunun; Futbol camiasında bir hakimiyet kurmak amaçlı olarak, kendi aralarında ve futbol camiasından bir takım şahıslarla telefon görüşmeleri yaptıklarının tespit edildiği, bu tespitlerde daha çok ... ’in adının geçtiği, ... ve Gökdeniz KARADENİZ isimli futbolcuların 2006yılında araçlarının kurşunlanması konusu ile ilgili olarak da ...’ in azmettirici olarak adının geçtiği, bu nedenle geçmiş dönemlerde de ... 'in futbol camiasında söz sahibi olmak için çalışmalarının olduğunun görüldüğü, ülkemizde Süper Lig takımlarından birçoğu için ... Şirketi tarafından futbolcu transferleri yapıldığı, ... ’in şirketine bazı büyük kulüplerinin yetki vererek transfer çalışmalarını bu şirket aracılığı ile yürüttüğü, ... 'in ... dışında gayri resmi olarak başka şirketlerinin de bulunduğu, ... ’in ... Şirketi ve kendi kontrolünde olan bir takım Menajerlik Şirketleri bünyesinde bulunan şahısları da etrafına toplayarak bir suç örgütü yapılanması içerisine girdiği, bu şirketler aracılığı ile futbolcu transferlerinde örgütün etkin olduğu, bu transferlerde vasat durumda olan oyuncular icin değerinden yüksek miktarlarda transfer ücretleri ödendiği daha sonra ise bu şirketlere bağlı futbolcuların örgüt adına futbol oynadığı, futbolcunun oynayacağı müsabakalarda iyi oynamaması yönünde talimat verilerek müsabakalarda şike yapıldığı, bu yolla örgütün yüksek miktarlarda haksız kazanç elde ettiği, vasat durumda olan oyunculara değerinden yüksek meblağlar ödenerek transfer yapılması ile ilgili basın yayın kuruluşlarında bir çok haberin yer aldığı, Beşiktaş Spor Kulübünde ... ve ... transferlerinde bu durumun yaşandığı, Beşiktaş Spor Kulubunun Menajeri ... ’in de örgüt ile bağlantılı olduğu, hatta transfer döneminde ... şirketi ile birlikte hareket ettiği yolunda basın yayın kuruluşlarında haberlerin yer aldığı, ...' in, soyadı vasıtası ile ... liderliğindeki çıkar amaçlı suç örgütü yapılanması ile bağlantılı olduğunun kamu nezdinde bilindiği, örgüt tarafından da ... adının bir baskı aracı olarak kullanıldığı, örgütün gayrimeşru alemdeki ününü kullanarak kimi futbolculara baskı yapıldığı, özellikle ... 'in suç geçmişi nedeni ile bazı futbolcuları direk tehdit etmenin yanında müsabakada nasıl oynaması gerektiği konusunda söz söylemesinin dahi futbolcular açısından zımni bir tehdidin varlığını oluşturduğu, futbolcuların bu durumda örgüte karşı gelemedikleri, futbolcuların oynadıkları maçta kaybetmeleri veya iyi oynamamalan yönünde örgüt tarafından tehdit edildiği, futbolcuların maçta oynamaması ve takımın kaybetmesi sonucunda bahis yolu ile bahse konu suç örgütünün yüksek miktarlarda haksız kazanç temin ettiği değerlendirilmektedir ” denilmekte olduğu, Söz konusu rapor incelendiğinde ...'in 2000'li yıllarda ... üzerinden menajerlik şirketi yönettikleri, bu menajerliği de yetkisiz olarak yürüttüğünden bahisle soruşturma yürütüldüğü ancak ... hakkında yakın bir zamanda bir suç kaydının olmadığı, söz konusu rapora ... ve diğer şahıslara ilişkin duyumların yazıldığı, raporda suç örgütü yapılanmasına girildiği, haksız kazanç elde edildiği, basın ve yayında haberlerin yer aldığı ve ... soyadını baskı aracı olarak kullandığının belirtildiği, yine raporda ... ile resmi olmayan bir görüşmeye dayandırılarak Giresunspor içerisinde gerçekleştiği iddia edilen olaylara değinildiği ancak sanık ...'un söz konusu ithamları somut olarak delillendiremediği, soyut nitelikte kaldığı, ilave delil, tanık veya tutanakla raporun desteklenmediği, netice olarak ...'ın raporu, ...'un raporu, menajerlik şirketi belgeleri ve GBT sorgu sonuçlarıyla beraber İstanbul C. Başsavcılığından soruşturma talimatı istendiği, söz konusu evrakın ..., kısım amiri ..., büro memuru ..., büro amiri ..., şube müdür yardımcısı ... ve şube müdürü ...'ın imzalarıyla birlikte soruşturmaya bakan C. Savcısı ...'e gönderildiği, Şüpheli ...’un düzenlediği söz konusu rapora istinaden İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün 01.12.2010 gün ve B. 05.1. EGM.4.34.33022- 2010/8090-529514 sayılı yazıları ile (Kapatılan CMK 250. Maddesi ile Yetkili) İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından Soruşturma izni talep edildiği Bu talebe ilişkin olarak (Kapatılan CMK 250. Maddesi ile Yetkili) İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından Cumhuriyet Savcısı ... imzalı 02.12.2010 gün ve 2010/2287 sayılı talimatta “İlgi sayılı yazınıza konu soruşturma evrakı Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2010/2287 Soruşturma sırasına kayıt olunmuştur. İlgi sayılı yazınıza konu soruşturma evrakındaki hususların araştırılması, gerektiğinde Cumhuriyet Başsavcılığımızdan teknik takip kararı talep edilmesi hususları rica olunur ” denildiği, Sonuç olarak ...'ı raporunun 14/11/2010 tarihinde, Asayiş Şubeden, Organize Şubeye, üst yazının 23/11/2010 tarihinde, ...'un raporunun 30/11/2010 tarihinde, Organize Şubeden İstanbul CBS'ye, üst yazının 01/12/2010 tarihinde ve İstanbul CBS'den organize şubeye, soruşturma talimatının 02/12/2010 tarihinde gönderildiği, illegal bir oluşum adı altında, çıkar amaçlı bir suç örgütünün kurulduğu, bu örgütün yapısı ve faaliyetleri, örgütün eylemleri ve örgüt adına hareket eden kişilerin 1995 ile 2001 tarihleri arasındaki yapmış olduğu eylemler ve bunlara ilişkin deliller belirtilerek, suç şüphesi saikiyle soruşturma izninin alındığı, ancak rapora konu olan güncel olaylar ile ilgili herhangi bir araştırma yapılmadığı, ...'ın raporunun içeriğinin teyidine yönelik herhangi bir çalışma yapılmadığı, asayiş şubenin üst yazısında suç örgütleri tabirinin denmediği, sadece şike ve bahis iddialarından bahsedildiği ancak bu evrakın organize şubeye gönderilmesinin suç örgütleriyle mi alakalı yoksa salt evrakın bir kişi tarafından istenmesi sebebiyle mi gönderildiği hususlarının çelişki arz ettiği, aksine organize şubede ise şike ve bahis iddialarından bahsedilmediği, teknik takip ve dinleme yapılabilmesi için suç örgütü hususunun vurgulandığı, 07/12/2010 tarihli sanık ...'in raporunda ilk dinleme talebinde bulunulduğu, bu raporun "İstanbul C.Başsavcılığının Soruşturma No 2010/2287 sayılı soruşturması kapsamında yapılan istihbari çalışmalar sonucu, ... isimli şahsın Giresunspor Başkanlığı yaptığı dönemde bazı yolsuzluklara göz yumduğu, Giresunspor Kulübüne yapılan bağışlar ile bazı futbolcu alım satımları ile kulüp başkanlığı seçimlerinden kısa bir sure önce kulübe usulsüz üyelikler yapıldığı, Giresun Bulancak’ta bulunan ismi henuz tespit edilemeyen bir kuyumcudan 750 000 TL borç adı altında para aldığı ancak geri ödemediği, kuyumcunun da tehdit edildiğinden dolayı parasını almak için kanuni yollara baş vuramadığı, ayrıca ... isimli müteahhitten 2 daire aldığı, karşılığından Kocaelispor Kulübüne ait çekleri verdiği, çekler karşılıksız çıkınca da ...’in hiçbir sorumluluğu kabul etmediği ve daireleri geri vermediği bu durumdan da ... isimli şahsın mağdur olduğu ancak yine korkudan dolayı şikayetci olamadığı, ... isimli şahsın, ... -... - ... ve isimleri şimdilik tespit edilemeyen 2 erkek kardeşi -... - ... -... ve ... isimli şahıslar ile birlikte hareket ettiği, Hakan KARAHAMET’in Giresun Tempo Tv’nin sahibi olduğu, Şener KAÇMAZ isimli şahıstan almış olduğu 100 000 TL tutarındaki parayı geri ödemediği ve Şener KAÇMAZ’ı tehdit etiği, Tempo Tv’nin Giresun’da yayın yaptığı binanın yine 100 000 TL tutarındaki kira borcunu da ödemediği, bina sahiplerinin korkudan icraya baş vuramadıkları, ...’nün 2009 yılında Giresun’da silahla adam yaraladığı ancak adliyeye çıkmadan karakoldan serbest kaldığı, bu durumu da ... ve adamlarınca organize edildiği, ... isimli şahsın 3 erkek kardeş oldukları, Giresun’da çeşitli suçlardan sabıkalı oldukları, tehdit ve haraç alma faaliyetlerini yürüttükleri ve ... adına bu tip illegal faaliyetlerde bulundukları, ... ve ... isimli şahısların, ... adına legal alanda faaliyet gösterdiği, Giresun’da yayın yapan bazı yerel basını ... adına yönlendirdiği, ... isimli şahsın da yine Giresun’da yayın yapan bazı yerel basını ... adına yönlendirdiği, ayrıca Öncu Gazetesini finanse ettiği, Adil ŞAHÎNisimli şahsın Giresun’da çeşitli suçlardan sabıkalı olduğu, tehdit ve haraç alma faaliyetleri yürüttüğü ve ... adına bu tıp illegal faaliyetlerde bulunduğu, Giresun Aktüel Gazetesinde yazı yazan ... ... isimli şahsın, ... ve adamları hakkında yazmış olduğu bir yazı sonrası, ... ...’nin işyerinin ... ve adamları tarafından basıldığı, ... ...’nin önce şikayetci olduğu, daha sonra gelen tehdit ve baskılardan dolayı şikayetini geri aldığı, Gıresunspor’da ... başkanlığındaki yönetimde basın sözcüsü olan ve ... ... isimli şahsın 2010 yılı içerisinde, ... ve ...’in azmettirmesi ile ... ve ... ile adamlarınca dövüldüğü, şikâyetçi olması durumunda hiç ilgisi olmamasına rağmen, aynı zamanda ... isimli şahsın bayan arkadaşı olan Demet isimli bir bayana yapmış olduğu tacizden dolayı dövüldüğü şeklinde kamuoyuna söylenti yayarız tehdidiyle şikayetci olmasının önlendiği, ... isimli şahsın, 2010 yılında yapılan kongre ile ...’den Giresunspor’dan başkanlığı devraldıktan sonra kulüpte defterlerin denetlenmesi için yeminli mali müşavir ... ile 5 000 TL karşılığında anlaştıkları, ...’in bir süre sonra ...’a geri dönerek, kulüpte çok yolsuzluk olduğu, raporlaması halinde geçmiş dönemin büyük sorumlulukları ve hatası olduğu, ancak aldığı tehditlerden dolayı bu raporu tanzim edemeyeceğini söylediği, Giresunspor’da 11 Aralık 2010 tarihinde olağanüstü kongre kararı alındığı, şuanki başkan ...’a ... ve adamlarınca tehdit ve şantajla başkanlığı bırakması yolunda baskılar yapıldığı teyide muhtaç bilgiler elde edilmiştir. Yapılan calışmalar sonucu, ... in 532 …………., ...’m 532 ……….., ... ‘nün 530 ………., ... isimli şahsın 541 ………., ... isimli şahsın 532 ……….., ... isimli şahsın 532 ……….., ... isimli şahsın 544 …………. ve ... isimli şahsın 536 ……….. numaralı telefonları kullandıkları belirlenmiştir, gereğim arz ederim ” şeklinde olduğu, sanık ...'in raporu ile ilk dinleme talebinde bulunulduğu, rapor içeriğinde "Hem tehdit ve şantajın suçlarının olduğundan bahsedildiği, hem de teyide muhtaç" denmek suretiyle raporun kendi içinde çelişki arz ettiği, ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... isimli şahısların karıştığı eylemlerden bahsedildiği, raporda birden çok şahsın birlikte hareket ettiğinin belirtildiği, sonrasında ise birbirleriyle bağlantılı olmayan münferit olaylardan bahsedilerek bu olayların da teyide muhtaç olduğunun belirtildiği, bu şahısların hangi eylemleri birlikte yaptığı, birbirlerini nasıl tanıdıklarının, soruşturma konusu olayla nasıl alakalı olduklarının, haklarında ne tür bir araştırma yapıldığının ve akabinde bu şahısların nasıl bir araya getirildiğinin açıklanmadığı, Soruşturma tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 135. Maddesinin 1. fıkrasının "Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmaması durumunda, hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Cumhuriyet savcısı kararını derhal Hakimin onayına sunar ve hakim, kararını en geç yirmidört saat içinde verir. Sürenin dolması veya hakim tarafından aksine karar verilmesi halinde tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhal kaldırılır." şeklinde olduğu, bu hali ile söz konusu raporda bahsi geçen olaylar hakkında öncelikle başkaca soruşturma usulleri ve delil toplama yöntemleri kullanılarak olayın araştırılması gerektiği ancak tüm uğraşlara rağmen başkaca delil elde edilme imkanı olmadığı durumlarda CMK 135'in uygulanabileceği, ancak rapor içeriğine bakıldığında başka suretle nasıl delil elde edilemediği hususları raporda belirtilmeden adı geçen şahıslara ait kayıtlı bulunan cep telefonları üzerinden dinleme talep edildiğinin anlaşıldığı, Söz konusu raporun sanık ... tarafından hazırlanmadığı, öncesinde bilinmeyen bir şahıs tarafından hazırlanarak çıktı alındığı, ardından sanık ...'in kendi el yazısıyla isim, tarih ve imza atmak suretiyle ve hatta numara hatalarını düzeltmek suretiyle raporu tanzim ettiği, şike, bahis, TFF ve diğer kulüplerle alakalı tek suç örgütü liderinin ..., diğer şahısların ise suç örgütü adına hareket eden kapsamında nasıl bir araya getirildiğinin, hangi delillerin kullanıldığının, kuvvetli suç şüphesinin ne olduğunun anlaşılmadığı, rapora konu eylemlerin olduğu yerin Giresun ili olduğu, bir kısım eylemlerin tarihinin belirtilmediği ancak tüm eylemlerin teyide muhtaç olarak yazıldığı, bu haliyle teyit yapılmadan teknik takip talebinde bulunulduğu, kulüplerin yolsuzluklarıyla alakalı mali inceleme, tehdit ve şantaj iddiaları için HTS analizi, darp, cebir olaylarıyla alakalı adli doktor raporları, basın yayınla alakalı örnek haber başlıkları, kira borcuyla alakalı kira sözleşmesinin temini, adliyeye veya kolluğa yansıyan olaylarla alakalı ilgili dosya numaralarının temin edilebileceği ancak bu hususların hiçbirinin yapılmadığının anlaşıldığı, Sanık ...’in tanzim etmiş olduğu rapor içeriğinde bulunan hususlarla alakalı soruşturmanın en başında araştırma yapılması gerektiği ancak yaklaşık 7 ay boyunca iletişim tespiti ve kayıt altına alınma çalışmaları ve gizli izleme faaliyetlerinin sürdürüldüğü, operasyondan önceki ay Giresun İl Emniyet Müdürlüğüne KOM Şube Müdürlüğüne 2010/2287 sayılı soruşturmaya istinaden 02.06.2011 tarih ve “Bilgi Talebi” konulu yazı ile "a-) 2009-2010-2011 yıllarında adli mercilere intikal etmiş bütün dosyaların onaylı birer suretinin gönderilmesi, b-)... isimli şahsın 2009 yılı içerisinde herhangi bir silahla yaralama eylemine karışıp karışmadığının tespiti, var ise dosyanın onaylı birer suretinin gönderilmesi, c-)... CİCİ (Giresun Aktüel Gazetesi Yazarı) isimli şahsa yönelik meydana gelen herhangi bir adli vakanın olup olmadığının tespiti, var ise dosyanın onaylı bir suretinin gönderilmesi, d-)... ... (Giresunspor Kulübü Basın Sözcüsü) isimli şahsa yonelik meydana gelen herhangi bir adli vakanın olup olmadığının tespiti, var ise dosyanın onaylı birer suretinin gönderilmesi, e-)Bulancak ilçesinde kuyumculuk yaptığı değerlendirilen Turgay DEMİRCİ’nin (müşteki konumunda olabilir) Sayısal Loto’dan 1.500.000 TL para kazanması sonrası ... tarafından 750.000 TL yağmalandığı yönünde istihbari bilgi toplanılması, f-)...’in ...’dan (müşteki konumunda olabilir.) 100.000 TL para alarak yağmaladığı yönünde istihbari bilgi toplanılması, g-)Hakan KARAAHMETisimli şahsm ev ve/veya işyeri sahiplerini tehdit etmek suretiyle kira ödemediği yönünde istihbari bilgi toplanılması, (müşteki konumunda olabilir.) h-)Giresunspor Kulübünde malzemeci olarak görev yapan ......?’ın (müşteki konumunda olabilir) maaşını istemesi sonrasında tehdit edildiği yönünde istihbari bilgi toplanılması ve şahsın acık kimlik bilgilerinin tespitine yönelik çalışmanın yapılması ” istendiği, Sanık ...’in tanzim etmiş olduğu rapor içeriğinde bulunan hususlarla alakalı soruşturmanın en başında araştırma yapılması gerektiği, yukarıda kanun maddesinde de belirtildiği üzere CMK 135 tedbirine başvurulmadan önce başkaca usullerin kullanılarak raporda yer alan hususların aydınlatılmaya çalışılması gerektiği, bu yönde bir çalışma yapılabilmesinin önünde hiçbir engel yokken soruşturma başlangıcında bu hususlarda herhangi bir çalışma yapılmadığı, yaklaşık 7 ay boyunca iletişim tespiti ve kayıt altına alınma çalışmaları ve gizli izleme faaliyetlerinin sürdürüldüğü, operasyondan önceki ay Giresun İl Emniyet Müdürlüğüne KOM Şube Müdürlüğüne soruşturmanın en başındaki raporda yer alan hususların araştırılması için yazı yazıldığı, oysa ki soruşturmanın ilk başlangıç aşamasında yazılan raporlara bakıldığında bu konudaki araştırmaların öncelikle yapılarak teyit edilmesi gerektiği ancak operasyondan 1 ay önce soruşturma başlangıcındaki hususların araştırılmasının, burada yaşanan ve soruşturulması gereken olayların FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda örgütsel saik ile asıl yapacağı operasyonda kullanmak için FETÖ/PDY tarafından bir basamaktan ibaret olarak görüldüğünü destekler mahiyette olduğu, teyide muhtaç bilgiler kullanılarak CMK 135 ve CMK 140 kararlarının alınmasının sağlandığı, Şike ve teşvik fiillerinin ceza mevzuatına ilk olarak 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6222 sayılı yasa ile girdiği, bu yasanın 23. Maddesi ile şike ve teşvik suçlarının katalog suçlar arasına alındığı, bu gerekçe ile de bu suçlar bakımından usulüne uygun olarak bir dinleme yada teknik takip kararı alınması gerektiği, Soruşturmanın başlangıç tarihlerindeki CMK 135 ve CMK 140 maddelerine bakıldığında şike ve teşvik suçlarının katalog suçlardan olmaması sebebi ile bu suçlar bakımından CMK 135 ve 140 kararlarının alınamayacağı, yapılan taleplere ve alınan kararlara bakıldığında ise kararlar ve taleplerinin TCK'nın 220. Maddesi kapsamında alındığı, alınan kararlarda şahsın örgüt içerisindeki konumu değerlendirilmeden örgüt üyesi ya da yöneticisi olması bakımından herhangi bir ayrım yapılmadan taleplerde bulunulduğu, oysa ki soruşturma tarihinde TCK 220/2 bakımından örgüte üye olmak suçunun katalog suç dışında tutulduğunun anlaşıldığı, tüm dinlemelerin bu yüzden suç işlemek amacı ile örgüt kurmak suçu bakımından yapıldığı, sanık savunmalarında kendilerinin yargı makamı olmadıklarını, bir şahsın örgüt yöneticisi mi yoksa üyesi mi olduğu hakkında adli makamların yargılama sonucunda karar vereceğini, bu hususun o aşamada anlaşılamayacağı şeklinde savunma yaptıkları, ancak böyle bir kabulün yasanın TCK 220/2 de düzenlenen örgüt üyesi olmak suçunu katalog suçlar kapsamı dışında bırakmak amacı ile örtüşmeyeceği, bu şekilde ki yorum ile herkesin suç işlemek amacı ile örgüt kurmak suçu bakımından CMK 135-140 kapsamında sokulabileceği sonucunun doğacağı, bunun ise yasanın amacı ile örtüşmeyeceğinin izahtan vareste olduğu, soruşturma aşamasında da yapılan taleplerde şahıs ile ilgili eldeki delillerin değerlendirilmesi sonucunda soruşturmayı yürüten makamların şahsın örgüt içindeki konumu hakkında değerlendirme yapabileceği, FETÖ/PDY'nin örgütsel saiki ile gerçekleştirilen bu soruşturma bakımından yukarıda açıklandığı üzere soruşturma başlangıcında şike ve teşvik eylemleri bakımından CMK 135 ve CMK 140 kararları alınamayacağı için ...'ın tuttuğu ilk rapor ve bağlantılı olarak devam eden sonraki raporlarda belirtilen ve Giresun İlinde yaşanan olaylar ile ilgili olarak TCK 220 kapsamında CMK 135 ve CMK 140 taleplerinin yapılarak kararların alındığının değerlendirildiği, Giresun ilinde yaşanan olayları, şike ve teşvik olaylarına bağlamak için bir çaba gösterildiği ve dinleme ağının genişletilerek asıl amaçlana kişilere bu şekilde ulaşıldığı, bu hususta dosya sanıklarından ...'ın 20.04.2016 Tarihli Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünde vermiş olduğu ifadede özetle ”2010 yılının kış aylarına kadar bahse konu soruşturmanın giriş raporu ile ilgili çok net suçlara rastlamadıklarını bu şekilde dinlemeye devam ettiklerini, hatırlamadığı bir ayda soruşturma bürosunun federasyon başkanı ... hakkında iletişim dinleme kararı aldırarak soruşturmaya dahil ettiğini, aynı soruşturma bürosunun ... hakkında da iletişim dinleme kararı aldırdığını, soruşturmanın bundan sonra değiştiğini, ... ile diğer iki şahıs arasında ki dinleme raporunun konusunun farklılık arz ettiğini, ... hakkında iletişimin dinlenmesine başlandıktan sonra, karşı numaralardan düşen şahısların iletişim dinleme kararı alınmasının hızlandığını, büro amiri ile grup amirlerinin emirleri ile bir çok şahıs hakkında iletişim dinleme kararı alındığını ve soruşturmanın bir anda şike konusuna döndüğü” şeklinde ifade verdiği, aynı şanığın mahkememiz de yaptığı savunmasında bu hususta önceki beyanlarını tekrarlar nitelikte "soruşturmanın ilk giris raporunu okuyup iletişimi dinleme çalışmalarına başladım, dosya ... ve diğer şüphelilerin spor camiasında bahis, şike gibi konularda illegal faaliyetleri ile ilgiliydi. Şüphelilerin görüşmeleri ilk giriş raporu ile kısmen örtüşüyordu. Dinleme görevlisi açısından rutin bir soruşturma olarak hatırlıyorum. Bu soruşturmanın seyri ve konusu ... ve ... hakkında iletisim tespit kararı alınması yönünde rapor tanzim edilmesi ile değişmeye başladı. İlk giriş raporu ile bu şahısların konumu çok örtüşmüyordu, daha önceki dosyalarda da elde edilen delillerle o anda soruşturmayla çok ilgisi olmayan şahıslar şüpheli yapılarak farklı konuda genişleyen ve sonradan ayrılan çok sayıda soruşturma yasadığım için o şartlarda diğer soruşturmalardan farklı rutin bir dışı durum olarak görmedim sadece şahısların kamuoyunda tanınmış bir sima olmaları dikkatimi çekti. Emniyet ifademde ...'in raporunun ilgisli suç örgütü bürosu tarafından yazıldığını söyledim, karşı numaradan düşmeyen şahıslarla ilgili raporları suç örgütleri bürosu yazdığı için o görüşmede de karşı numara düşmeyip şahsın gıyabında yazılmasından dolayı bu şekilde hatırladım; bunu düzeltiyorum iddianame eklerinde gördüm, rapor bizim büromuzca yazılmıstır. Şüpheliler hakkında gıyabında geçen konuşmalara göre rapor tanzim edilmesi az rastlanan bir durum olduğu için aklımda kalmıştır. ... hakkında iletişim tespit kararı alınması için düzenlenen raporu ilgili suç örgütü bürosu yazmıştır. Bu aşamadan sonra ilgili suç örgütleri bürosunun da katkısıyla ilgili amirlerin emri ile birçok şahsa ve spor camiasına yönelik iletişim tespit kararları alınınca sorusturma hızlı şekilde genişledi ve ilk rapor konusu dışına çıkıp iki farklı konu haline geldi. Bu durumla ilgili ilerleyen günlerde grup amirine örgüt lideri konumundaki şahısla, sonradan soruşturmaya dahil edilen şahısların irtibatlı olmadığı bilgisini verdik. İlgili grup amiri soruşturmanın şike konusunun gelişimine göre kovuşturma aşamasına ayrılacağını, dinleme kararlarını yine bu sorusturma üzerinden alacaklarını söyledi, ben de görev tanımım gereği olan emirleri yerine getirmeye devam ettim.” şeklinde savunma yaptığı, anlatılanların dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilmesi neticesinde, soruşturma sonucunda ulaşılması gereken hedef kişilerin soruşturma başında belirlendiği, soruşturmanın asıl amacının suçu ortaya çıkarmak değilde örgütsel saikler doğrultusunda kamuoyunda kargaşa meydana getirebilecek ve çeşitli kulüpleri ve taraftar gruplarını karşı karşıya getirebilecek bir araç olacak şekilde şike ve teşvik iddialarını gündeme getirerek bu iddiaların FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda kullanılmak istendiği, anlaşılmaktadır. Dinlenmek istenen ... şirketinin İstanbul adresi olduğu ancak diğer teknik takip talebinde bulunulmak istenilen kişilerin Giresun ve Amasya ilinden olduğu, bu kapsamda söz konusu kişilerin Giresun'da bulunup eylemlerinin Giresun'da gerçekleştirip sadece menajerlik şirketinin ofisinin İstanbul'da olması sebebiyle suç örgütünün İstanbul üzerinden hareket ettiği şeklinde çıkarımın çelişki arz ettiği, bu durumun mahkememizce operasyonun İstanbul İlinden yürütülmek istendiği şeklinde değerlendirildiği, soruşturmanın bu şekilde başlatılarak CMK 135 ve CMK 140 kararları ile sürdürüldüğü, Soruşturma kapsamında yapılan bir kısım işlem ve eylemlere bakıldığında; -Cumhuriyet Savcısı ...'ün yazdığı müzekkere içeriğinde İstanbul CBS'den organize şubeye yazılan yazının dosyaya ve kişiye özel bir müzekkere olmadığı, bir şablon çıkartılıp veya söz konusu yazının emniyet tarafından yazılıp adliyeye getirildiği, sadece değişiklik yapılacak olan kısımlarının son anda alınacak evrak numaraları kısımları olduğu, emniyet müzekkeresinin yazıldığı aynı gün organize şubeden İstanbul CBS'ye, oradan nöbetçi mahkemeye, kararın alınmasından sonra yine İstanbul CBS üzerinden organize şubeye evrak silsilesinin tamamlandığı, söz konusu yazışmaların 1 gün içerisinde ve İstanbul şartlarında çok hızlı bir şekilde ikmal edildiği, dinleme numara kısımlarının boş bırakıldığı, söz konusu şablonda bu boşlukların sonradan elle yazılmak suretiyle tamamlandığı, emniyet müzekkeresinden gelecek "8405" sayılı evrak numarası ile yine mahkemeden alınacak "2539" sayılı karar numaralarının önceden bilinemeyeceği, bu haliyle şablona sonradan elle yazıldığı, zira bu yazışmaların UYAP'tan oluşturulmayarak gizlilik ve CMK'nun 250. maddesi adına görevli birimler olarak elle sistem dışı yazıldığı, benzer şekilde İstanbul C. Savcısının müzekkeresinin de aynı formatta bir bilgisayar çıktısı olduğu, cumhuriyet savcısının kim olduğu bilinemeyeceği için elle yazıldığı, aynı gün gelen ve katip tarafından yazılacak bir evrakın içeriğinde Cumhuriyet Savcısının isminin elle yazılmasının adliye işleyiş içerisinde olağan bir durum olmadığı, aksine emniyet tarafından yazılan bir yazı içeriğinde söz konusu yerin boş bırakılmasının öngörülebileceği, zira adliye içinde sistem dışı yazılsa dahi söz konusu katip tarafından Cumhuriyet Savcısının sonradan elle eklenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, -Yine dosya sanıklarından birinin mahkemeye sunmuş olduğu 2010/2287 sayılı soruşturma dosyasının 18.07.2011 tarihli Savcı ... Berk imzalı organize şube müdürlüğüne hitaben müzekkeresinin bulunduğu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kolluk birimine yazılan sistem içi veya sistem dışı (UYAP) savcılık müzekkeresinde tarih kısmının ''...707/2011'' şeklinde, ilgi yazısının ''Şube müdürlüğü ..../07/2011 tarih ve....'' şeklinde gün kısımlarının boş bırakıldığı ve sonradan el yazısı ile doldurulduğu, yine Cumhuriyet savcısının adı, soyadı ve imzasının olduğu bir evrakta sol üst köşede el yazısı ile ''...'' şeklinde not düşüldüğü, adliye içinde katip tarafından yazılan bir müzekkerede emniyet ilgi tarih ve sayı yazılı evrakın tarihinin tam olarak bilgisayar ile yazılacağı, zira evrakın emniyetten çoktan gelmiş olacağı, yine yazılan müzekkerelerde tarih kısmının bilgisayar ile tam olarak yazılıp cumhuriyet savcılarına imzaya fiziken veya UYAP üzerinden gönderileceği, kaldı ki kendi imzasına açılan ve adı-soyadı müzekkere sonunda yazılı olan bir savcılık evrakının üstüne ayrıca savcı isminin yazılmasının hayatın olağan akışına aykırı olacağı, aksine savcılık evraklarının dahi kolluk birimleri tarafından önceden hazırlanmak suretiyle adliyeye getirilmesi halinde emniyet ilgi sayılı yazısının bilgisayardan hazırlanabileceği, ancak amirlerinin hangi gün imza atacağı belli olmadığı için "...707/2011" şeklinde gün kısmının boş bırakılıp sonradan elle doldurulduğu, yine cumhuriyet savcısı tarafından müzekkerenin hangi tarihte imzalanacağı belli olmadığı ve tarihsel sıralamada hata olmaması için yine ''..707/2011'' şeklinde müzekkere gün kısmının boş bırakıldığı, -Örgüt tarafından emniyet birimlerinin yargı birimlerinin de yerine geçerek tüm yazışma faaliyetini kontrolünde bulundurduğu, tüm davaya konu soruşturma faaliyeti kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kolluk birimlerinden bağımsız, kolluktan istem olmaksızın hiçbir talepte bulunmadığı, red kararı verilen mahkeme kararının dahi kontrol edilmeksizin dinleme kararı verilmiş gibi kolluğa gönderildiği, bu haliyle sanıkların şekil şartlarının, hukuka uygunluğun denetimi gibi tüm sorumluluğu yargı yetkililerine bırakarak sorumluluklarının olmadığı şeklindeki savunmalarının suçtan kurtulmaya dönük savunmalar kapsamında kaldığı, kaldı ki tanık beyanlarıyla da sabit olmak üzere emniyet yapılanmasının yargı yapılanmasından bağımsız yada ayrı düşünülemeyeceği, tüm faaliyette bulunan kolluk personeli ile yargı personelinin fetö silahlı terör örgütü bünyesinde soruşturmanın yürütülebilmesi için kritik birimlerde, birbirlerinden haberdar ve yapılan görevlerde uyumlu çalıştığının anlaşıldığı, -Benzer şekilde sistem dışı yazılan İstanbul 13. ACM dinleme kararında emniyet yazısı numarası olan ''8405'''in ve teknik takip numarası olan ''2539'''un önceden bilinememesi sebebiyle söz konusu yerlerin boş bırakıldığı ve sonradan şablon üzerinden elle yazıldığı ancak söz konusu soruşturmanın numarası olan 2010/2287 yazısının bilgisayardan yazılarak çıktısının alındığı, emniyet resmi yazısı gibi son anda yazılan, normal prosedür gereği bilinmesi gereken numaraların bilgisayardan yazılarak çıktı alınarak yazılması gerektiği ancak İstanbul CBS'de hangi soruşturma numarasına düştüğü emniyet tarafından önceden bilinmemesi üzerine söz konusu yerin boş bırakılarak elle yazılması gerektiği ancak önceden hazırlanan ve adliye açısından da bilgi sahibi olunan soruşturma dosyası hakkında sonrasında çok sayıda dinleme kararı istenilmesi düşünülen bir evrakta soruşturma numarasının da şablona eklendiği ve daha ilk dinleme talebinde savcılık ve mahkeme makamlarınca da soruşturma numarasının bilinip söz konusu talep ve karar şablonlarına eklendiği anlaşıldığı, bu haliyle soruşturmanın amacının genişleyeceği ve gideceği yönün emniyet tarafından yargı makamları gibi bilindiği, sonuç olarak 08/12/2010 tarihinde aynı gün içinde emniyet, savcılık, mahkeme, tekrar savcılık ve tekrar emniyet ve KOM daire başkanlığı yazılarının ikmal edildiğinin anlaşıldığı, mahkeme dosyası kapsamındaki yetersiz evraklar, raporlar ve kanaatlere rağmen başka suretle delil elde edilemeyeceği gerekçesi yapılmak suretiyle usulüne uygun olmayan dinleme sürecinin başladığının anlaşıldığı, -Sanık ...'un 2. raporuyla ilk dinleme talebindeki gibi yeni cep telefon numaralarının bulunduğunu ancak bu yeni delile rağmen isnadın eski, soyut ve belgesiz olacak şekilde tekrar edildiği, söz konusu 10/12/2010 tarihli rapora istinaden üst yazının 11/12/2010 tarihinde emniyetten gönderildiği, aynı gün savcılık, mahkeme kararı, yeniden savcılık ve emniyet yazışmalarının tamamlandığı ancak savcılık müzekkeresinde C. Savcısı ...'e ait imzanın olmadığı ve ilk bakışta farklı olduğu değerlendirilen isimsiz bir imza ile müzekkere evrakı ile gönderildiği, bir önceki anlatılan yazışma şablonlarının ve boş bırakılan yerlerin benzer şekilde bu müzekkerede de doldurularak gönderildiği, söz konusu rapordaki kişilerin büyük çoğunluğunun İstanbul dışı kişiler ve yerler olduğu, menajerlik şirketi çalışanlarının örgüt üyeleri gibi gösterildiği, söz konusu yeni taleplerde aynı kişilere ait yeni numaralar odaklı dinleme faaliyeti ağının genişletildiği, sadece yeni numaralar tespit edilerek yeni bir delil ve yeni bir kişi eklenerek delillendirme yapılmadığı ve soruşturmanın genişletildiğinin anlaşıldığı, -Örneğin 2010/2744 TTK numaralı dinlemede ... isimli kişinin cep telefon numarası diye rapora başlanıldığı, ... isimli şahsın bu numarayı kullandığının tespit edildiği ancak iletişimin tespitinde bu tespite yönelik tape kaydı veya bu hususun ne zaman belirlendiğine dair bir tarihin olmadığı, ancak farklı kişi tespit edildiği halde dinlemeye devam edilip suç unsuru da ayrıca bulunamaması sebebiyle sonlandırma raporu tanzim edildiğinin belirtildiği, bu haliyle yanlış kişinin dinlenmesi sebebiyle derhal sonlanması gereken dinlemenin usulsüz bir şekilde devam ederek suç delili bulunamaması üzerine bitirildiğinin anlaşıldığı, söz konusu raporun 115038 ve 117781 ve 114748 aidiyet numaralarıyla imzalandığı, sonrasında ..., ..., ..., ..., ... ve ... silsilesiyle sonlandırmanın istendiği, -İstanbul 11. ACM'nin 2010/2214 TTK numaralı kararında 29/12/2010 tarihinde talebin reddi kararı çıktığı, ... Akar adına kayıtlı .... nolu açık kimlik bilgisi bilinmeyen telefon kullanıcısının dinleme talebinin reddine kararı verildiği, bu haliyle mahkemeler tarafından telefon kullanıcı bilgisi bilinmediğinde ret kararı verilebildiğinin anlaşıldığı, söz konusu kolluk raporunda bu kişinin X şahıs olarak geçtiği ancak ret kararı verilen mahkeme kararının bile İstanbul CBS'den organize şubeye müzekkere yazılmak suretiyle dinleme talebi yapılıyormuş gibi aynı gün gönderildiği, bu haliyle yargı birimlerinin soruşturma sürecinde aktif olarak bir rol almadığı, sadece emniyetin istemlerinin yerine getirilmesinde aracılık teşkil ettiği ve evrakların okunmadığının anlaşıldığı, -01/01/2011 tarihli raporda ...'ın kim olduğunun belirtilmediği, kimlik bilgilerinin olmadığı, ustun_63@hotmail.com e-posta adresi hakkında eksik bilgilerine rağmen mahkemece takibine yönelik karar verildiği, bu bilginin hangi numaralar tarafından nasıl paylaşıldığı, suçla ilgisinin ne olduğu veya hangi görüşme tapesinde geçtiğinin yazılan raporda belirtilmediği, sadece şablon olarak yazılan yazının altına 2 paragraf ekleme yapılmak suretiyle yeni talep raporu tutulduğu, ..., ..., ..., F. ..., M. ..., A. ..., A. ..., N. ... imzalarıyla resmi yılbaşı tatili olmasına rağmen ve yine gecikmesinde sakıncalı hal olup olmadığı belirtilmeden evrakların istem olarak gönderildiği, yine 2011/2 TTK numaralı e-posta izlemesi istenen kişilerin dinleme bölümünde hali hazırda açık kimlik bilgilerinin bulunduğu ancak yine tapesi olmadan ve geçmişteki açık kimlik bilgileri belirtilmeden karar verildiği, genel olarak tutulan raporlarda dinlenen kişinin sadece yeni bir kişiyle bir kez konuşmasının yeni dinleme kararı alınması için yeterli olduğu, bu hususta yukarıda savunmaları anlatılan sanık savunmalarında 2. bir talimat almaksızın yeni tespit edilen tüm numaraların iletişimin dinlenmesi ağına dahil edilmesi talimatı aldığının beyan edildiği, - ... isimli şahsın 29/12/2010 tarihinde ''yurt dışındayım'' şeklinde bir beyanda bulunduğu, 03/01/2011 tarihinde ise ...'in İstanbul'da bulunan ... şirketinin sabit numarası olan 0212 .... numaralı telefonun dinlenmesinin talep edildiği, bu haliyle yurt dışında bulunan bir şüpheli için hangi saikle ve ne amaçla dinlenme talep edildiğinin anlaşılamadığı, ... isimli şahsın yurt dışında olup, sabit hattı olan ... şirketinin dinlenmesi üzerine buradan şüpheli şahsın olmadığı bilindiği halde şirket çalışanı ...'ye ulaşıldığı ve buradan söz konusu kişinin dinleme ağına dahil edilmesi talebinde bulunulduğu, -14/01/2011 tarihli raporda X isimli şahsın ... ile görüştüğü ama bu şahsın nasıl tespit edildiğinin belli olmadığı, akabinde bu şahsın raporda Veysel Bodur olduğu şeklinde bir tespitin yazıldığı ve dinlenilmesi istendiği, söz konusu şahsın hangi tape ile görüştüğü, kimlik bilgilerinin nasıl tespit edildiği, görüşmedeki suç içeriği ve delil durumunun rapordan anlaşılamadığı, ''........ olabileceği'' şeklinde genel geçer ve şablon yazılardan oluşan bir raporun tutulduğu, -... isimli bir şahsın 0533 .... 80 numaralı hattı ile alakalı 2011/263 TTK numarası ile hakkında 25/01/2010 tarihinde tutanak tutulduğu, söz konusu tutanakta yanlış ... isimli şahsın farklı bir numarası üzerinden dinleme talep edildiği, rakam hatası olan bu talebin dahi kararının alınabildiği, savcılık ve mahkeme aşamalarından geçip TİB üzerinden nasıl dinleme kararı verildiğinin anlaşılamadığı, söz konusu hatanın sonlandırma talebi ile düzeltilmeye çalışıldığı, -04/02/2011 tarihli tutanakta dinlemesi istenen ...'e ilişkin dinlenen şahıslardan birinin doğrudan bir iletişimin tespiti durumunun bulunmadığı, TFF başkanının yine dinlenen ... ile doğrudan bir irtibatının olmadığı ama telefonda bu şahsın ... ile görüştüğünün bildirildiği, kolluk tarafından bu görüşmenin yine delillendirilmediği, eğer ki görüşmemiş veya karşı tarafa görüşüldüğüne dair bir intiba verilmiş ise dinlenilmesi istenen kişinin yine ... ve suç örgütünün içinde nasıl yer aldığının delillendirilmediği, rapor yazılarak dinlenmesi istenenler üzerinde söz konusu ismin doğrudan ya da dolaylı olarak geçmesinin iletişimin tespiti ağına doğrudan irtibatı olmadığından dolayı dahil edilemediği ancak dolaylı olarak eklenmeye çalışıldığının anlaşıldığı, hazırlanan raporda bir delilin veya belgenin sunulmadığı, konuşmaların başka bir yerden teyit edilmediği, oluşturulan suç örgütüyle ilgili bir irtibatın sağlanmadığı, yorum veya başkaca iki kişinin kendi arasındaki diyaloğu üzerinden 3. bir kişinin dinlenmesine geçildiği ve somut ve doğrudan bir bağın raporda bulunmadığı, hukuki olmayan bir rapor tutulmak suretiyle kolluk tarafından istemde bulunulduğu, -16/02/2011 tarihli raporda ... ile ...'in yakın ilişki içinde oldukları, bunun genel bir kabul gördüğünün belirtildiği, bu hususun tutanaklarda rutin olarak yer almaya başladığı ve kolluk istem raporlarında şablona eklendiği, -Sanık ... tarafından 16/02/2011 tarihli tutanakta hali hazırda ...'in dinlendiği, bu kişinin ... ile görüştüğünün söylendiği ancak tarafların konuştuğu söylenen konuların bir suç örgütü oluşturup oluşturmadığı, ... ve Giresun ile alakalı ve soruşturmanın asıl başlangıç konularıyla alakalı olup olmadığı ve gerekiyorsa bir tefrik kararı verilip verilmeyeceği işlemlerine bakılmadığı, başkaca bir delil elde edilip edilemeyeceği ve doğrudan görüşme içeriğinde bir suç delilinin olup olmadığı hususlarının raporda yazılmadığı, aksine doğrudan iletişim tespit ağına dahil edilecek kişinin sadece bir telefon konuşması yapması veya iki şahıs arasında geçen bir konuşmada üçüncü bir kişinin adının geçmesinin yeterli görüldüğü, hangi suç örgütüne kimin liderlik yaptığı, kimin mağdur olduğu, delillerin neler olduğu ve bu şüphelerin de başkaca bir yerden teyit edilme durumlarının olmadığı, ilk dinlemeler ile son tespitler arasında illiyet bağı bulunmadığı, yer, kişi, zaman hususlarının soruşturma kapsamında karşılanmadığının anlaşıldığı, -16/02/2011 tarihli tutanakta şube müdür yardımcısı ...'nun her iki şahıs hakkında ''....... şeklinde duyumlarının alındığı'' yazarak rapor düzenlendiği, bu dinlemeyi kimin yaptığının, duyumların nasıl alındığının ve şube müdür yardımcısı düzeyinde rapor tutulmasının ne derece olağan ve kolluk bünyesinde rutin bir işlem olduğunun anlaşılamadığı, -06/03/2011 tarihinde ... ve yanındaki kişilerin iletişimin tespitinin uzatıldığı, ilk uzatma kararının C. Savcısı müzekkeresinde şablon yazılar şeklinde verildiği, içerik ve detay bilgisinin paylaşılmadığı "yapılmasına, uzatılmasına..." ibaresinin ortak olarak kullanıldığı, sadece tarih ve mahkeme kararlarının elle yazıldığı, yazı karakteri, renklendirme, koyulaştırma, paragraf giriş çıkışları gibi yazım şeklinin adliye içerisindeki UYAP veya UYAP dışı UYAP doküman editörüyle uyumlu olmadığı, kolluk birimleri tarafından yazılmış olabileceğinin değerlendirildiği, yine kolluk yazıları ile savcılık ve mahkeme yazıları arasında da "Ö, Ü, İ" harflerinin emniyet yazışmalarında olmadığı, "O, U, I" şeklinde benzer yazım hatalarının bulunduğu, aynı yazım şekillerinin emniyetten savcılık ve mahkeme kararlarına da sirayet ettiği, örnek olarak "ISTANBUL, Gıresun, Şuphelı, Itıbaren, Telekomunıkasyon Iletısım, Kanunı Dınleme" gibi hususların mahkeme dosyalarındaki aslı gibidir yaptırılan evraklar üzerinden görsel olarak tespit edildiği, yine emniyet raporunda da mahkeme kararında da "Ozden TUTUNCU" şeklinde yazıldığı, (İstanbul 10. ACM 2011/549 TTK) ILETİŞİMİN DINLENMESI KARARI, ... Yuksel EKŞİOĞLU gibi yine adres bilgilerinde kelimeler arası boşlukların, karakter bitişikliğinin ve rakamlar arasındaki boşlukların birebir aynı olduğu, (İstanbul 10. ACM 2011/550 TTK) kolluk müzekkerelerinin İstanbul CBS istem yazıları ile birebir aynı olduğunun görüldüğü, -02/03/2011 tarihli rapor ve üst yazıda gerek Tamer, Mümtaz, Levent isimli şahısların kimlik bilgilerinin net olarak bulunmadığı ve gerekse sistemde kayıtlı numaraların başkaca kurum, şirket veya kişiler adına çıktığı dikkate alındığında sadece 1 kez dinlenen bu kişilerle görüşmenin bu tespit edilen isimdeki şahıslarla nasıl sağlandığı, hangi görüşmenin suç, hangi şüphelinin ne eylemde olduğunun birbirleriyle irtibatlanmadan sadece telefon görüşmelerine takılması sebebiyle dinleme ağının genişletildiği ve bu hususta savcılık ve mahkemece de karar verildiği, benzer şekilde İstanbul 14. ACM'nin 2011/546 TTK numaralı kararında da Halil isimli şahsın eksik bilgilerle dinlemesine karar verildiği, -07/03/2011 tarihli tutanakta 14/01/2011 tarihli konuşmanın ve SMS'in sansürlenmediği ancak bir önceki raporda bu kısımların sansürlendiği, sinkaflı hareketlerin suç unsuru içermediği, yine yeni dinleme istenen kişi ve numaraların da uyumsuz olduğu ve görüşme ile yazılan rapor arasındaki sürenin 2 ay kadar bekletildiğinin anlaşıldığı, -4/03/2011 tarihli raporda herhangi bir dinleme yapılmadan veya dinleme yapılan tapeyi delil olarak sunmadan eski şablon yazışmalar üzerindeki yazılarla kısa bir rapor hazırlandığı, Fenerbahçe kulübüne ait sabit bir hattın şüpheli bir kişi tarafından kullanıldığı, bu kişinin sadece kulüp başkanı sıfatıyla söz konusu hattı bireysel olarak nasıl kullandığının tespit edilmediği, aksine subjektif bir değerlendirme yapılmak suretiyle bütün bir kulüp kullanımında olan hattın bireysel numara gibi emniyetten istemde bulunmak suretiyle aynı gün dinleme ağına dahil edildiği, -15/03/2011 tarihli raporda ... isimli şahsın X şahısla bir irtibatının olduğu, 0216 .... 77 nolu bir iş yeri numarasının söylendiği, bu numaranın KYBELE A.Ş isimli bir şirkete ait olduğu, bu hatta ait şirket bilgilerinin gerçekten şüpheliye ait olmadığına ilişkin araştırma yapılmadan ve şüphelinin geçici olarak mı yoksa kalıcı olarak mı bu şirket üzerinden görüşme yaptığı bilgisi teyit edilmeden söz konusu numaranın dinleme ağına dahil edildiği, -06/04/2011 tarihli raporda ...'in Haldun isimli bir şahısla 0533 17 olan bir numaradan görüştüğü ancak söz konusu raporda bu numaranın yanında bir de 0533... 33 olan bir başka numaranın da bu şahıs ile ilişkilendirilip dinlenmek istendiği, bu hususla alakalı bir dinleme tapesinin bulunmadığı, delillerin ortaya konulmadığı, tarafların dinlenen bir numarası veya konuşma içeriğinden ikinci bir numaranın tespitinin yapılmadığı, aksine aranılan kişinin Haldun Şenman adına kayıtlıyken diğer dinleme talep edilen numaranın kaydının bulunmadığı, bu haliyle 0533 ... 33 numaralı gsm hattı üzerinden usulsüz talep ve istemle mahkeme kararı verildiği, (14 ACM 2011/1053 TTK no 07/04/2011 tarih) söz konusu numaranın süresi dolm ce ...'nın Can Aratlı ile irtibatlı olduğu, ...'nın ... ile konuşmasında, İbo, ..., ... kelimelerinin geçtiği, bu isimlerden bir takımın futbolcuları denilerek tek bir telefon görüşmesi içeriğiyle 4 kişi hakkında dinleme talebinde bulunulduğu, bu haliyle bir olay hakkında doğrudan bir irtibatı veya bağı olmayan kişilerin doğrudan dinleme ağına dahil edilmesinin makul şüphe, başka suretle delil elde edilememesi, hukuki ve fiili irtibat ve dinlemeye dönük suç örgütü kapsamında olup olmadığı hususlarının değerlendirilemeyeceği, raporun ve devamındaki dinleme talebinin usule aykırı olduğu, -16/04/2011 tarihli raporda menajerlik sınav sorularıyla alakalı 8 kişi hakkında dinleme talebinde bulunulduğu ancak 6 kişi hakkında iletişim irtibatı ve sınav sonuçları açısından şüpheli notlar almak suretiyle adlarının geçtiği tutulan rapordan anlaşılmaktayken ... ve ... isimli kişilerin kimler olduğu, nerede çalıştığı, ne eylemde bulunduğu, hangi iletişimin tespiti ya da tapesi ile delil olarak adlarının geçtiğinin anlaşılamadığı, raporda sadece ''.... anlaşılmıştır.'' şeklinde kapalı bir üslubun kullanıldığı, yine dinlemede ... isimli kişinin açık kimlik ve hat bilgileri bulunurken, ... isimli kişinin kimlik bilgilerinde ... adına kayıtlı bir kişiyle eşleştirildiği ve yine eksik gerekçelerle usulsüz istemde bulunulduğu (14/04/2011 tarih ve 11 ACM 2011/1087 TTK), -16/04/2011 tarihli raporda ... isimli bir şahsın tespit edildiği, açık kimlik, adres vs. hiçbir bilgisinin olmadığı, 10/04/2011, 11/04/2011, 15/04/2011 tarihli görüşmeler ve dinlemeler üzerinden delil elde edildiği, maçın ve oyuncunun kim olduğunun değerlendirildiği ancak başka suretle delil elde etme imkanı varken yine bu kişinin usulsüz bir şekilde dinleme ağına dahil edildiği (17/04/2011 tarih 11 ACM 2011/1213 TTK), -20/04/2011 tarihli raporda "... yapılan araştırmalarda ..." denilmek suretiyle hangi dinleme, hangi takip, hangi delil, şahıs veya sair suretle elde edildiği belli olmayan bir raporun tutulduğu, buna göre FİFA'dan 25/03/2011 tarihinde menajerlik sınav sorularının TFF'ye geldiği, ... isimli bir şahsın 01/04/2011 tarihinde bu soruları TFF hukuk müşavirliğine verdiği, DHL kargo ve sonrasında da herhangi bir kapak, zarf, ambalaj olmadan bu soruların hukuk müşavirliğine teslim edildiği hususlarının kolluk tarafından öğrenilip rapora yazıldığı ancak bunun öğrenilme şeklinin nasıl olduğunun rapordan anlaşılmadığı, herhangi bir iletişimin tespiti veya irtibatı olmayan, geçmişe dönük nasıl yapıldığı, tespit edildiği veya delillerle ilişkilendirildiği belli olmayan tutanak ile usulsüz istemde bulunulduğu (21/04/2011 tarih, 12 ACM 2011/1458 TTK), -20/04/2011 tarihli raporda ... isimli ... Tekstil adına kayıtlı bir numaradan nasıl tespit edildiği anlaşılamayacak şekilde ...'ın konuştuğu, bu kişinin ... olduğu, hangi delil, tape veya belge ile bulunduğunun raporda belirtilmediği, tarafların konuşma içeriğinden de anlaşılmadığı, kimlik bilgisi olmayan ... isimli şahıs hakkında mahkemece dinleme kararı verildiği, söz konusu kişinin sistem kaydında şirket isminin görüldüğü, söz konusu şirketten belge vs. temin edilmeden usulsüz istemde bulunulduğu (21/04/2011 tarih, 12 ACM 2011/1459 TTK), -22/04/2011 tarihli raporda ... ile ...'nın dinlemesinin yapıldığı, ligin son haftaları olduğu, her maçın önemli olduğu, şampiyonluk mücadelesi olduğu, buradan yola çıkarak ... ve ekibi atlanarak Cebir, Tehdit, Yağma ve bu kapsamdaki suç örgütü hususları atlanarak Fenerbahçe, TFF ve menajerlik şirketi oluşumları atlanarak Fenerbahçe'nin şampiyonluk yarışında olduğu, rakibinin Trabzonspor olduğu, bu haliyle "... Trabzonspor'un yöneticilerinin de şike ve teşvik faaliyetlerinde bulundukları şeklinde görüşmelerin olduğu anlaşılmıştır." denilmek suretiyle delil, tape, dinleme, fiziki takip, belge vs. hiçbir veri olmadan rapor tanzim edildiği, dinlemeler ağına Trabzonspor'un da genişletildiği, bu mantıkla ligin alt sıralarının da önemli olduğu, düşme potası ile alt liglerde bulunan liderlik ve üst lige yükselme mücadeleleri adı altında diğer tüm takım, yönetici, şahıs veya futbolcuların da dinlenilebileceği, bu genişletilmiş yorum ve tutulan rapor üzerine 5 kişinin 22/04/2011 tarih ve İstanbul 12. ACM 2011/1511 TTK kararı ile dinlemelere dahil edildiği, yine bu raporda "... ..." olarak yazdığı ancak emniyetin istem üst yazısı ile mahkemenin kararında ise "...'' şeklinde, aynı yerde, aynı yazım hataları yapılacak şekilde yazıların oluşturulduğunun bir kez daha görüldüğü, kaldı ki kolluk üst yazısına yazıcılar tarafından eklenen 118 bilgi notunda ''Kazancıoğlu Gıda San. Ve Kömür İşl. Tic. Lt'' olarak numara bilgilerinin eklendiği, yine şahsın gerçek adının UYAP kayıtlarında ''...'' olduğu, tüm İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı müzekkerelerinde şüpheli bazlı özel olarak hazırlanmış evrakların bulunmadığı, aksine kolluk tarafından bilinecek aidiyet numaralarının değiştirilmek suretiyle talep ve karar sonrası müzekkerelerin şablon şeklinde hazırlandığı, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde söz konusu yargı birimlerine ait yazıların kolluk tarafından hazırlandığının anlaşıldığı, -26/04/2011 tarihli raporda dinlemesi yapılan ... isimli kişinin İskender isimli bir kişiyle konuştuğu, dinleme ağının ''irtibat var'' denilerek genişletildiği, 27/04/2011 tarih ve 13. ACM 2011/1355 TTK numaralı kararı ile yapılan dinlemede kimlik bilgilerinin olmadığı, İskender isimli şahsın ... adına kayıtlı bir numara kullandığı ancak söz konusu raporda bu hususun nereden tespit edildiğinin anlaşılamadığı, raporda söz konusu kişinin İBB futbolcusu olarak tespitinin yapıldığı ancak söz konusu şahsın belli bir takımda ve belli bir futbolcu olarak tespiti yapılabilir ise bu bilgilerin teyit edilebileceği, ayrıca raporda bu bilgilerin nasıl tespit edildiği anlaşılmamışsa da böyle bir futbolcunun kimlik bilgilerinin kolluk marifetiyle bulunabileceği, dinleme yönetmeliği içeriğinden başka suretle delil elde edilebilme imkanı var iken usulsüz rapor ve istemde bulunulduğunun anlaşıldığı, -28/04/2011 tarihli raporda TFF adına kayıtlı bir cep telefonunun kullanılması sebebiyle irtibatlı olduğundan bahisle dinleme ağına dahil edildiği, söz konusu telefonun ... isimli bir şahıs tarafından kullanıldığı iddia edilmiş olup, raporda bu kişinin adının nasıl öğrenildiğinin anlaşılamadığı, raporda herhangi bir tape paylaşımının da bulunulmadığı, kimlik bilgileri olmadan söz konusu kişinin isminin nasıl temin edildiği anlaşılmadan usulsüz rapor ve istemde bulunulduğu (29/04/2011 tarih ve 13 ACM 2011/1520 TTK no), -02/05/2011 tarihli raporda ... adına bir başka sabit hattın kullanıldığı, söz konusu hattın nasıl tespitinin yapıldığı, hangi dinleme ve tapede kullanılarak tespit edildiğinin anlaşılamadığı, raporun yine deliller gösterilmeden tutulduğu ve usulsüz istemde bulunulduğu (03/05/2011 tarih ve 14 ACM 2011/1339 TTK no), -04/05/2011 tarihli tutanakta 8 kişi hakkında dinleme ağının genişletildiği ancak ... isimli kişi hakkında irtibat kurulmadan ...'nun söylemlerinde geçmesi üzerine "... kararları etkileyen bir şahıs olduğu değerlendirilmektedir." denildiği, kime, neye, hangi saikle etkilemede bulunduğu anlaşılmayan şahıs hakkında aleyhine bir suç ve örgüt içerisinde bir konum bulunmak suretiyle usulsüz istemde bulunulduğu (05/05/2011 tarih, 14 ACM 2011/1513 TTK), -09/05/2011 tarihli raporda dinleme kapsamında bulunan ... isimli şahsın sabit bir hat kullandığının tespit edildiği, yine bu hususa ilişkin herhangi bir bilgi, belge veya tapenin delil olarak raporda yer almadığı, hattın TFF adına kayıtlı görüldüğü, söz konusu hattın kamuya açık bir hat mı, bu kişiyle alakalı özel bir hat mı olduğunun tespit edilmediği veya raporda açıklanmadığı, bu haliyle suç şüphesinin ne olduğu ve sınırları belli olmayan usulsüz rapor ve istemde bulunulduğu (09/05/2011 tarih ve 13 ACM 2011/1593 TTK), -05/05/2011 tarihli raporda ...'nin sabit bir ev numarasının tespit edildiği ancak benzer şekilde hangi delil, tape veya belge ile bu tespitin yapıldığının raporda yazılmadığı, üst yazı aşamasında sanık ...'in telefon numarası üzerinde rakam hatası yapıldığı, bu haliyle sabit hattın başka bir şahıs adına ve adreste görüldüğü, bu hataya rağmen kolluk tarafından istem, talep ve mahkeme karar aşamalarının sorgulanmadan tamamlandığının anlaşıldığı, -13/05/2011 tarihli raporda dinlemesi yapılan ... isimli şahsın ... ile olan bir konuşmasında bir amcadan bahsedildiği ancak tape içerisindeki orijinal konuşma metni içine "(...)" kelimesinin kullanıldığı, tape çözümünde söylenen kelimeler içinde parantez içinde ve büyük harfle yazı yazılamayacağı, bu kelimenin gerçekten söylenip söylenmediği veya dinlemeci tarafından özel olarak mı notlandığı hususunun anlaşılamadığı, varsa bir hususun orijinal konuşma metni dışına yazılması gerektiği, yine raporun devamında tespit edilen sabit hattın tapede geçen ... isimli ve soyadı tespit edilemeyen bir şahsın kullanıldığının belirtildiği ancak bu ismin tape içerisine nasıl konduğunun anlaşılamadığı, bu şahsın kimlik bilgisi belli olmadan, hangi suç ve kimlerle irtibatı olduğu tespit edilemeden, devamında 2 adet aynı şekilde tespitinin nasıl yapıldığı belli olmayan 2 gsm numarasının rapora eklendiği, toplamda 3 numaranın ... adına kayıtlı olduğu bilgisi ile üst yazıda paylaşılmak suretiyle usulsüz rapor ve istemde bulunulduğu, -12/05/2011 tarihli raporda dinlemede bulunulan ...'ın ... isimli bir şahısla konuştuğu, kolluk tarafından tape içerisinde ... isminin geçmediği, raporda ... kelimesinin nereden öğrenildiğinin yazılmadığı, yine söz konusu numaranın başka bir adres ve başka bir şahıs adına çıktığı, suçu, şüphelisi, kimlik bilgisi, yeri, zamanı ve delilleri tespit edilmeyen ve nasıl yazıldığı anlaşılmayan rapor ile istem talebinde bulunulduğu, kaldı ki söz konusu rapor içeriğindeki tape konuşmalarında hali hazırda buluşulması düşünülen tarafların olduğu, bu taraflardan dinlemesi devam eden kişilerin olduğu, bu haliyle kolluğun başka surette delil elde etme imkanı olarak araştırma yapmak suretiyle görüşmeyi bulabileceği, -13/05/2011 tarihli raporda ...'in e-posta adresinin nasıl temin edildiğinin rapora yansıtılmadığı, hangi tapeyle delillerin bulunduğunun anlaşılmadığı, zira birçok raporda e-posta paylaşımının tapeler ile ilişkilendirilerek rapor tutulduğu ancak bu raporun tutuluş şeklinde tape ile ilişkilendirme yapılmadığının anlaşıldığı, -13/05/2011 tarihli raporda Recep isimli bir şahsın ... isimli şahıslar ile nasıl tespit edildiğinin, isimlerinin nasıl bulunduğunun raporda belirtilmediği, söz konusu numaraların başkaca şirketler adına kayıtlı olduğu, kimlik bilgisi tespit edilemeyen veya tespit edildiği halde nasıl temin edildiği anlaşılamayan raporlar ile istemde bulunulduğu, -16/05/2011 tarihli raporda benzer şekilde ...'nın ... isimli bir şahısla irtibat sağladığı, bu şahsın isminin ve telefonunun ne şekilde tespit edildiğinin raporda ve üst yazıda yazılmadığı, hatta 118 sorgusunda dahi şahsın isim, adres bilgileri bulunamayarak "Kayıt Bulunamadı" şeklindeki uyarıya rağmen bu ikazın kimlik ve adres bilgileri bölümüne yazılmak suretiyle kolluk tarafından istem olarak gönderildiği, -17/05/2011 tarihli raporda Korcan isimli şahsın cep telefon numarasının tespit edildiği ancak bu hususa ilişkin tape, delil ve belgenin olmadığı, Korean ismine nasıl ulaşıldığının anlaşılmadığı, numaranın da şirket adına kayıtlı çıktığı, -17/05/2011 tarihli bir başka raporda benzer şekilde ... isimli bir sabit hattın şirket adına görünmesine rağmen delilsiz, tapesiz rapor tutulduğu, -X şahsın Şanı Ramadanoğlu olarak tespit edilip asıl dinlemesi yapılan hedefler olan ... ve ... Kara'nın nerede ve nasıl bir araya gelecekleri belliyken bir işletme sahibi ve yeri olarak arızi olarak kullanılan numaranın da dinleme ağına dahil edildiği, bu haliyle dinleme yönetmeliği kapsamındaki suç ve suçlu unsurlarına tutulan raporun uyumlu olmadığının anlaşıldığı, -25/05/2011 tarihli raporda ...'in yurt dışı numarasının bulunduğu, tape paylaşımı yapılmadan bu numaranın dinlemede olan ... ile görüşülerek temin edildiğinin anlaşıldığı ve rapora yazıldığı, bu haliyle nasıl tespit edildiği anlaşılamayan usulsüz rapora istinaden istemde bulunulduğu, benzer şekilde 31/05/2011 tarihinde ...'i ile ...'ın bir başka numarasının irtibatı sebebiyle rapora bağlanarak numara tespiti yapıldığı, -01/06/2011 tarihli raporda ...'nın 2. hattının nasıl temin edildiğinin açıklanmadığı, kiminle konuştuğu, ne zaman konuştuğu, 2. hattın nasıl ortaya çıktığı, hangi delil ve saiklerle dinleme ağına dahil edildiğinin anlaşılamayarak rapor tanzim edildiği ve istemde bulunulduğu, -11/06/2011 tarihli raporda ... üzerinden ... isimli şahsın dinleme ağına dahil edildiği ancak konunun basketbol müsabakaları olduğu, genel olarak ... ve tehdit iddialarıyla gerek bugüne kadar dinlenen kişilerin TFF, futbolcu, Giresun ilindeki olaylar şeklinde dinleme ağının genişletilmesine rağmen bu kez başka bir soruşturma konusuna dahil olabilecek iddia ve eylemlerle birlikte basketbol federasyonu ve basketbol müsabakalarının soruşturmaya dahil edildiği, söz konusu olaylar arasındaki ortak bağın Fenerbahçe kulübü başkanı ... olduğu, aksine farklı eylem ve kişilerin bulunduğu, olayların soruşturma dosyasından tefrik edilmesi yerine eylem odaklı değil kişi odaklı subjektif soruşturmaya devam edildiği ve istemlerde bulunulduğunun değerlendirildiği, -KDM sisteminin dinlemeye izin vermesi üzerine dinleme bitiminden itibaren 10 gün sonra seslerin sistemden kaldırıldığı ve dinleme işleminin yapılamayacağı ancak emniyet tarafından Tibnot adı altında bir sistem geliştirilerek seslerin kaydedildiği ve sonrasında geriye dönük dinlemeler ve tape işlemlerinin yapıldığı ancak bu kapsamda 28/06/2011 tarihli bir raporda 01/05/2011 tarihli bir konuşmanın çözümünün yapılmak suretiyle rapora yazıldığı, yine 28/04/2011 tarihli bir görüşmenin 26/06/2011 tarihinde rapora bağlandığı, yine 08/04/2011 tarihli bir dinlemenin de 28/06/2011 tarihinde raporunun yazıldığı, devamla söz konusu dinleme süresinin ve bunun tapeye çevrilerek ardından rapora dökülme süresinin normal ve makul soruşturma sürelerinin çok ötesine çıkarak devam ettiği, bu haliyle; -...'nün 12/01/2011 tarihli ... tespiti, ...'nün 04/02/2011 tarihli ... tespiti, ...'nün 01/06/2011 tarihli ... tespiti, ...'nün 09/05/2011 tarihli ... tespiti, ...'nün 28/04/2011 tarihli ... tespiti, ...'ın 26/12/2010 tarihli ... tespiti, ...'nün 30/01/2011 tarihli ... Karakuş tespiti, ...'ın 18/12/2010 tarihli ... tespiti, ...'in 07/02/2011 tarihli ... tespiti, ...'nün 08/02/2011 tarihli ... tespiti, ...'nün 15/02/2011 tarihli ... tespiti, ...'nün 28/03/2011 tarihli ... tespiti şeklinde 5-6 ay öncesine dayanan tapelerin 30/06/2011 tarihinde rapor şeklinde düzenlemesinin yapıldığı, geçmişe dönük o kadar uzun ses kayıtlarının tape haline getirilerek rapor yapılmasının gerek soruşturmanın seyri, gerek mahkeme dinleme kararları süreleri açısından uyumlu olmadığı, -Yine 02/07/2011 tarihli ...'nun kendisi adına kayıtlı bir hatta annesine haber verilmesinin istediği halde bu hattı kendisinin kullanmadığı sabit olduğu halde usulsüz şekilde rapor tutularak istemde bulunulduğu, -Yapılan soruşturma döneminde iletişimin tespitine yönelik yayınlanan ilgili yönetmelikte yönetmeliğin dayanağını oluşturan, kanunlarda belirtilen amaç ve usul dışında kullanılamayacağının belirtildiği, aynı yönetmelik uyarınca kişinin kimlik bilgilerinin belirtilmesi gerektiği, buna göre ''Veli isimli şahıs ..., 05..., ......isimli şirket adına kayıtlı gsm hattı'' şeklinde veya ''kayıt bulunamadı'' şeklinde üst yazılar hazırlanarak rapor tutulamayacağı, kolluk tarafından istemde bulunulamayacağı, -Şeklinde incelenen raporlar, üst yazılar ve diğer sair evrakları incelemesinin yapıldığı ve yukarıdaki birtakım hususların tespit edildiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 06.04.2011 tarihinde ''Nitelikli Yağma'' suçunda 2011/14858 soruşturma numarası ile genel soruşturma bürosuna bir evrakın kaydedildiği, ... ve ... adına kolluğa 06.04.2011 tarihinde bir e-posta ile ihbar yapıldığının bildirildiği, bu ihbar üzerine tehdit ve yağma suçlarının yanına savcılık müzekkeresi ile Uyap suç kayıtlarında olmadığı halde el ile sonradan eklenmek üzere ''suç örgütü oluşturmak'' suçunun eklendiği, bu haliyle arama yapacak kolluk biriminin aşayiş şube müdürlüğünden organize suçlarla mücadele şube müdürülüğüne olacak şekilde değiştirildiği ve görev verildiği, sulh ceza mahkemesinden alınan karar ile arama yapıldığı, söz konusu kararın icra ediliği gün ve saatte bir kısım sanıklar ve katılan vekillerinin beyanlarıyla da sabit olmak üzere fiziki takip cihazlarının yerleştirildiği, arama sonucu ele geçirilen dijital materyalerin imajlarının alınıp iadesi gerçekleşmediği için 20.05.2011 tarihinde kolluğa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından müzekkere yazıldığı, bu müzekkerede asayiş şube müdürlüğü ile organize şube müdürlüğünün birlikte yazıldığı, söz konusu ihbar ve iş yeri aramasının konusu, şüphelisi ve eylemlerinin 2010/2287 soruşturma ile aynı kişi olduğu bilindiği halde, CMK 250 ile görevli İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bu ihbarın soruşturmaya kaydedilmediği, yine aramayı yapan organize şube tarafından ihbarın alınıp, iş yeri araması yapıldığı ve konusu şüphelilerinin asıl soruşturma dosyası bilindiği halde, genel yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı üzerinden soruşturmanın devam ettirildiği, ta ki davaya konu soruşturmanın operasyon aşamasının gerçekleştiği 03.07.2011 tarihinden hemen sonra 05.07.2011 tarihinde görevsizlik kararı ile soruşturma dosyalarının birleştirilmek üzere gönderilmesine karar verildiği, kolluk tarafından fiziki takibe konu cihazların yerleştirilmesi için başka bir suç veya soruşturma dosyası üzerinden iş yerine girilmeye çalışıldığı, Uyap kayıtlarında görevsizlik kararının ''Nitelikli Yağma'' suçu üzerinden verildiği, ancak arama karar talebinde suç örgütü kurmak suçunun eklendiği, aksi takdirde arama kararını organize şube tarafından değil asayiş şube tarafından yerine getirilmesi gerekeceği, Yine mahkeme tarafından kovuşturma aşamasında Gizli ...'in beyanları kapsamında alınan hts analiz bilirkişi raporunda sanık ... ile bir başka sanık ... Dumanlı'nın 16.04.2011, 04.06.2011 ve 18.06.2011 tarihlerinde İstanbul ilinde münferit semtlerde aynı baz istasyonundan sinyal alarak birlikte olabileceklerinin değerlendirildiği, Şüpheliler hakkında yapılan iletişimin tespitine yönelik kanun ve ilgili yönetmelik kapsamında başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmaması halinin ve diğer tedbirlere başvurulmuş olsa dahi sonuç alınamayacağı hususunda bir beklentinin varlığı veya başka yöntemlerden birinin uygulanmasına rağmen delil elde edilememesi halinde teknik araçlarla izleme veya dinleme yapılabileceği, sanıkların savunmaların dinleme talebinde bulunan ve soruşturmanın amiri olan cumhuriyet savcısının delil elde edilememe beklentisinde olmasının önemli olduğunun belirtildiği, kolluk tarafından yapılan başka suretle delil elde edilemeyeceğine dair raporun sadece bir bilgiden ibaret belge statüsünde olduğunun iddia edildiği, ancak somut olaydaki soruşturmada Cumhuriyet Savcısının kolluktan bağımsız istem olmaksızın mahkemeden dinleme talebinde bulunduğuna dair bir delil ve müzekkerenin olmadığı, yine soruşturmaya esas teşkil eden ilk raporların da kolluk tarafından tutularak Cumhuriyet Savcısına bilgi verildiği, sadece kolluk tarafından bilgi, belge, delil ve bunlara ulaşılıp ulaşılmayacağına dair raporlar vasıtasıyla dinleme ve fiziki takip taleplerine işlemlerine başlanıldığı, kaldı ki kolluk birimlerinin yargı birimlerini yönlendirmesiyle ve her iki taraftaki personelin örgüt mensubiyetinin bulunduğuna dair deliller ile tarafların birbirlerinden haberdar ve uyumlu bir şekilde çalıştığının anlaşıldığı, Dosya sanıklarında ...'in mahkeme aşamasındaki savunmasında yazıcı olarak görev yaparken üst yazıların hazırlanma aşamasında ilgili hatta ait sistemden alınan çıktıyı hazırlanan üst yazının altına mutlaka koyduklarını beyan ettiği, sonrasında 3 gsm operatöründen gelen hat bilgilerinin dosyasına gönderildiğini beyan ettiği, her ne kadar fiili kullanıcının tespitinde dinlemeci polis memuru tarafından hattı başka bir kullanan şahıs olması yada soruşturmayla ilgili suç olmaması halinde çıkış raporunun yazılacağından bahsedilmişse de, sistemden alınan bilgilerden fiili kullanıcının tespit edilememesine rağmen, kayıt bulunamadı yada şirket bilgileri olmasına rağmen, neden dinlenmesi istenen kişiyle alakası olmayan sistem çıktısının üst yazıya eklendiği yada neden fiili kullanıcısı henüz tespit edilememiş kişi hakkında dinlemecilerin yetersiz raporla dinleme devam ettiğinin veya yeni hattın dinlenmesinin istendiğinin açıklanmadığı, fiili kullanıcıya ait çıkış işlemlerinin anlatılırken giriş işlemlerinin suç örgütlerinin sürekli hat değiştiriyor denilmek suretiyle hukuka uygun olmayan dinleme işlemine gerekçe olarak ileri sürüldüğü, Sanık ...'ın kollukta müdafii eşliğinde vermiş olduğu ifadesinde söz konusu 2010/2287 sayılı soruşturmaya sanık Büro Amiri ... tarafından yönlendirmesinin yapıldığı, soruşturmanın giriş raporunda sanık ...'ın çok net suç bilgilerine rastlamadığı ancak büro amirinin emri ile dinlemeye ve uzatma kararları almaya devam ettiklerini beyan ettiği, devamında soruşturmanın ...'den ...'e, oradan da ...'a genişlediği, sanık tarafından bu kişiler arasında dinleme raporlarının konusunun farklılık arz ettiğinin anlaşıldığı, yine ...'ın dinleme faaliyeti sonrası karşı numaraların ve ilave dinlemelerin hızlandığını anladığı, soruşturmanın şike iddialarına döndüğü, büro amiri veya grup amirleri ile ilk dinleme, uzatma ve çıkış işlemlerinin yapıldığını, teknik takip büronun dışında bazı şahısların dinleme raporlarının proje bürosu tarafından yazıldığını beyan ettiği, bu beyandan olmak üzere örgüt üyesi olan görevli ve rütbeli personel olan sanıkların soruşturmanın her safhasında bilgi ve iradelerini ortaya koymak suretiyle soruşturmanın ve dinleme faaliyetlerinin içerisinde aktif bir şekilde bulunduklarının anlaşıldığı, ...'in yazıcı olarak görev yaptığı, müdafii eşliğinde kollukta vermiş olduğu ifadesinde ilk olarak dinleme bölümünde görev yapan memur tarafından rapor tutulduğu, bu raporun dinleme memurunun imzası ile grup amirinin ve büro amirinin imzası ile oluşturulduğu, rapor içeriğinde şahsın açık kimlik bilgisinin, T.C. Kimlik numarasının, iletişim aracının türünün kanun ve yönetmeliklere uygun olarak yazılması gerektiğini beyan ettiği, sanığın usulune uygun gelen rapora ekleme ve çıkarma yapmadan üst yazıya çevirdiğini, parafı ile grup amiri, büro amiri, şube müdür yardımcısı ve şube müdürü tarafından paraf ve imza sürecinin tamamlandığını beyan ettiği, devamında rapor içeriğinde bir eksiklik bulunması halinde durumu büro amiri ...'e durumu bildirdiklerini ve düzeltip gönderilmesini istedikleri, ancak bazı raporlarda iletişimin dinlenilmesi istenen kişinin sadece isminin olduğu, hiç isminin olmadığı veyahut isim-soyisim olup kimlik bilgilerinin olmadığı durumların olduğu, bu hususun yönetmeliğe aykırı olduğu, söz konusu durumun büro amiri ...'e bildirildiği, sanık büro amirinin durum hakkında soruşturma savcısının bilgisinin olduğunu veya bilmesi gereken prensibine göre raporu bu haliyle üst yazıya çevrilmesi hususunda talimat verdiği, üst üste birçok raporun bu şekilde geldiği dönemlerde sanığın diğer yazıcı arkadaşları ile büro amirine gittiği, toplantı yapıldığı, soruşturma bürosu veya dinlemeci memurların raporlarının bu haliyle üst yazıya çevrilemeyeceği söyledikleri halde, yine bu şekil istemlerin geldiği, raporların tutulduğu, büro amirinin işlerini yapmalarını gerektiğini ve soruşturmanın safahatinin engellememeleri gerektiğini söyleyip sanığın bu haliyle işini yapmaya devam ettiği, bu süreçten anlaşılacağı üzere dinleme işlemlerinin ve soruşturmanın bir süreçten sonra hızlandığı, raporların en baştan usulsüz ve eksik tutulduğunun bilindiği, sanık ...'ın müdafii eşliğinde kollukta vermiş olduğu ifadesinde tapelere yönelik beyanında tape programı üzerinden seslerin sanığın önüne geldiği, aidiyet numaraları alınmak suretiyle yetkilendirildiklerini bildiği, sanığın program üzerinde üzerinde seslerin tapesini yapıp, word programına yazdığı, çıktı almadığı, belgelerin ortak bir klasörde toplandığı, belgenin dönüştürme ve çıktı işlemlerini kendisinin yapmadığı, dinlemecilerin olduğu katta çıktıların alınıp, sadece kağıtlara kaşe yapmak için o birimde bulunduğunu beyan ettiği, bu beyandan da anlaşılacağı üzere tapeci olarak görevlendirilen personelin yetkilendirildiğini amirlerinden öğrendikleri, seslerin tape programı adı verilen emniyet için özel olarak hazırlanan bir programla yapıldığı, sanığa belge dönüştürme, çıktı alma gibi hiçbir görevin verilmediği, sadece yoğun iş gücü gereken klavye ile yazma ve kaşe basma eylemlerinde bulunduğu, bu doğrultuda bir başka tapede görevli sanık ...'in müdafii eşliğinde kollukta vermiş olduğu ifadesinde yetkisiz olarak tape yapma sürecinde kopyala yapıştır şekilde matbu halde dönüşen savcılık talimatında aidiyet numarasının bulunmadığını gördüğü, TİB sayfasında koordinatör aidiyet ile diğer numaraların yetkilendirildiği, büro amirinin koordinatör aidiyeti olduğu, TİB yetkilendirme sayfasına şifresi ile girip yetkilendirilmelerin yapıldığını beyan ettiği, bu beyandan anlaşılacağı üzere cumhuriyet başsavcılığı müzekkerelerinin şablon olarak önceden hazırlandığı, kişiye ve dinlemeye özel olarak düzenlenmediği, yine büro amiri yetkilendirmesinin tape yapmada etkili olduğu ancak evraklar arasındaki uyumsuzluk, savcılığın olaya vakıf olmayışı, insiyatifin büro amiri özelinde toplandığı dikkate alındığında raporlardaki hukuka aykırılık gibi tapede çalışacak personelin seçimi ve yetkilendirmesinde de rütbeli amirlerin ve yazılan evrakların hukuka aykırı olarak hazırlandığının anlaşıldığı, Tüm bu izah edilenler bir arada düşünüldüğünde, rütbeli personelin usulsüz bir şekilde soruşturma başlatarak soruşturmayı sürdürdüğü, dinlemeci ve yazıcı bir kısım personelin usulsüzlükleri fark etmelerine ve bu durumu amirlerine bildirmelerine rağmen işlemleri yapmaya devam ettikleri, bir kısım sanık anlatımlarında da anlaşıldığı üzere büro amirinin ise suç işleme saiki ile süreci kesintiye uğratmamak adına bürosuna hukuka aykırı talimat verdiğinin anlaşıldığı, yürütülen soruşturmanın işlenen bir suçu ortaya çıkarmak amacı ile değilde FETÖ/PDY'nin örgütsel saikleri doğrultusunda, belirli bir hedefe ulaşmak amacı ile yapılan bir soruşturma olduğu, soruşturmanın ilk başlangıcında sanık ... tarafından tutulan raporda yer alan olayların Giresun İlinde olmasına rağmen ve normal şartlar altında bu olayların Giresun İlindeki adli makamlar tarafından soruşturulması gerekirken özel bir çaba ile soruşturmanın İstanbul İlinden yürütüldüğü, ...'ın amiri konumunda bulunan ... ve ...'un da tanık olarak verdikleri beyanlarında ...'ın bu raporun işleme konulması hususunda özel bir çaba sarf ettiği yönündeki beyanlarının da bunu doğruladığı, Mahkememizce yapılan değerlendirme de soruşturmanın başlangıcında FETÖ/PDY'nin ulaşmak istediği kişi ve kurumların belli olduğu, bu kişi ve kurumlara ulaşabilmek adına bir dinleme ağı oluşturulduğu, bu hali ile de asıl hedef olan kişi ve kuruluşlara ulaşabilmek adına Giresun İlindeki olayların da bu soruşturmanın bir parçası olması gerektiği, buradan yola çıkılarak asıl hedef şahıslara dinleme ağı sayesinde ulaşıldığı, asıl hedef seçilen şahıs ve kurumların doğrudan soruşturma konusu yapılmadığı çünkü bu şahıslara atfedilen eylemlerin o dönem yürürlükte bulunan kanunlar gereğince ya suç olmadığı ya da CMK 135 ve CMK 140 kapsamına girebilecek eylemler olmadığı, bu hali ile de soruşturmanın asıl hedef kişi ve kurumlarla bağlantısı kurulabilecek ve dinleme ağı sayesinde asıl hedeflere ulaşılabilecek kişiler üzerinden başlatıldığı, bu gerekçe ile de Giresun İlinde yaşanan adli olayların araç olarak kullanıldığı, yukarıda anlatıldığı üzere soruşturmanın burada yaşanan olaylar sebebi ile başlamasına rağmen soruşturmanın operasyona dönüştüğü 3 Temmuz 2011'den bir ay kadar öncesine kadar Giresun İlinde yaşandığı raporlarda belirtilen eylemler hakkında bu soruşturma kapsamında herhangi bir işlem yapılmadığı, soruşturmaya çok kısa bir zaman kala bu işlemlerin yapıldığı ancak hayatın olağan akışı içerisinde normal bir soruşturmada yapılması gerekenin ilk önce soruşturmaya konu olayların teyit edilmesi ve bu kapsamda çalışmalar yapılması olduğunun açık olduğu, 2010/2287 sayılı soruşturma kapsamında soruşturma ve kovuşturma aşamalarında görev yapan kamu görevlilerine bakıldığında, soruşturmayı yürüten emniyet amirleri, komiserler, polis memurları, yargı aşamasında görev almış hakim ve savcıların çok büyük bir kısmı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği bakımından işlemler yapıldığı, büyük bir kısmının FETÖ/PDY üyesi oldukları gerekçesi ile kamu görevinden ihraç edildiği, büyük bir kısmının FETÖ PDY terör örgütü üyesi ya da yöneticisi oldukları gerekçesi ile ceza aldıkları, bir kısmının firari olduğu, bir kısmı hakkında FETÖ/PDY üyesi ya da yöneticisi oldukları gerekçesi ile ceza almalarına rağmen başkaca yargılamalarının da sürdüğü, tüm bunların da bir tesadüf ile açıklanamayacağı, Soruşturmanın amacının bir suçu ortaya çıkarmak olmadığı, asıl amacın yaşanan olaylar üzerinden, ülkemizde bulunan bir kısım futbol kulüpleri ile taraftar gruplarını karşı karşıya getirmek ve bunun üzerinden doğacak olan tartışmaları ve yaşanacak kargaşayı FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda kullanmasını sağlamak olduğu, tanık MİT Mahrem İmamlarından ...'nın verdiği "kendisinin detayları bilmemekle birlikte üstü kapalı olarak söylenen şeylerin aslında o dönem Başbakan olan şimdiki Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan'ın yıpratılması olduğunu, yani buradan yola çıkarılarak hükümetin yıpratılmasının amaçlandığını, kendisinin böyle düşündüğünü, birçok kulüp olmasına rağmen Fenerbahçe'nin bu konuda çok büyük ses getireceği için seçilmiş olabileceğini, yani Fenerbahçe'yi ele geçirmek gibi değilde Fenerbahçe üzerinden bir algı yükseltip hükümet üzerine bir operasyon gibi düşündüğünü," belirttikten sonra kendilerinden kamuoyunda askeri casusluk davası olarak bilenen dava da benzer şekilde istemlerde bulunulduğu şeklindeki beyanlarından da anlaşılacağı üzere bu soruşturmanın örgütsel bir saik ile gerekleştirildiği, nitekim soruşturmanın operasyona dönüştüğü günden günümüze birçok kulüp ve taraftar grupları arasında bu tartışmaların devam ettiğinin izahtan vareste olduğu, dosya kapsamından belirlenmiştir. Dosya Sanıkları hakkında yapılan değerlendirmeler: ...; 2010/2287 sayılı soruşturma kapsamında Teknik Takip ve İzleme Büro Amirliğinde polis memuru olarak görev aldığı dinleme kararlarına esas olan 12 adet raporda imzası olduğu, bu raporlarda 12 adet iletişimin kayıt altına alınması talepli raporlarda, ..., ..., ..., ..., ... EKŞİOĞLU, ..., ...…?, ..., Emre KOÇAK, ..., ... Şekip MUSTOROĞLU isimli şahısların açık kimlik bilgilerinin tespiti mümkün iken raporlarda sadece isim belirtildiği bu bağlamda yukarıda da bahsedildiği şekilde sanığın usulsüz dinleme ve kayıt almalara iştirak ettiği, yine sanığın örgütle bağlantısını gösterir, delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; 2010/2287 sayılı soruşturma kapsamında Teknik Takip ve İzleme Büro Amirliğinde polis memuru olarak görev alan sanığın, 10 adet iletişim tespit tutanağında imzası olduğu, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Soruşturma döneminde Teknik Takip ve İzleme Büro Amiri ( 4. Sınıf Emniyet Müdürü ) olarak görev alan sanığın, usule aykırı olacak şekilde, iletişim tespit kararlarına gerekçe olan 211 adet raporda adının yer aldığı, 1 adet iletişimin kayıt altına alınması talepli raporlarda ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ... isimli şahısların açık kimlik bilgilerinin tespiti mümkün iken raporlarda sadece isim belirtildiği, şüpheli diye bahsedilen kişi veya kişilerin suçla ilgisinin ortaya çıkarmak amacıyla örgütle nasıl bir ilişki içerisinde bulunduklarına dair açıklayıcı bir bilgi ve belgeye yer verilmediği, ayrıca 7 adet savcılık, 3 adet KOM Daire Başkanlığına gönderilen evrakta imzası, yanı sıra savcılık ve daireye gönderilen evraklarda yaklaşık 430 adet parafı olduğunun tespit edildiği, bu bağlamda yukarıda da bahsedildiği şekilde sanığın usulsüz dinleme ve kayıt almalara iştirak ettiği, yine sanığın örgütle bağlantısını gösterir, delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Soruşturma döneminde Teknik Takip ve İzleme Büro Amirliğinde polis memuru olarak görev yaptığı ve 26 adet savcılık, 32 adet KOM Daire Başkanlığına gönderilen üst yazılarda parafı olduğunun tespit edildiği, bu bağlamda yukarıda da bahsedildiği şekilde sanığın usulsüz dinleme ve kayıt almalara iştirak ettiği, yine sanığın örgütle bağlantısını gösterir, delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Soruşturma döneminde Teknik Takip İzleme Büro Amirliğinde polis memuru olarak görevli olduğu, 13 adet fiziki takip ve tarassut tutanağında imzasının bulunduğu, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Soruşturma döneminde Teknik Takip İzleme Büro Amirliğinde polis memuru olarak görevli olduğu ve 18 adet fiziki takip tarassut tutanağında imzasının olduğu, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği anlaşılmıştır. ...; Soruşturma döneminde Teknik Takip İzleme Büro Amirliğinde Komiser rütbesiyle görev yaptığı savcılık makamına gönderilen evraklarda 1 adet parafı olduğu ve 3 adet fiziki takip ve tarassut tutanağında imzasının bulunduğu, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Soruşturma döneminde Teknik Takip İzleme Büro Amirliğinde polis memuru olarak görevli olup, 185 adet iletişim tespit tutanağında imzasının bulunduğu, sanığın örgüt üyeliğine dair dosyaya yansıyan delilinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı Suçlar Soruşturma Bürosunun 18.04.2017 tarih ve 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen micro SD kart içeriğinde mevcut emniyet mahrem yapılanması kapsamında, ... personelinin fişlendiği listede, fişleme kodunun EA (FETÖ içerisinde olup örgüt benim örgütüm diyen ancak bazı zaafları olan(himmet verme-kampa kalma-her çağrıldığında gelme-sigara-karşı cins-namaz) kişileri ifade ettiği) şeklindeki kodlamadan ibaret olduğu, ...; Soruşturma döneminde Teknik Takip İzleme Büro Amirliğinde polis memuru olarak görevli olduğu ve 284 adet iletişim tespit tutanağında imzasının bulunduğu, iletişim tespit tutanaklarından 99 adet tutanağı yetkisiz olarak imzaladığının tespit edildiği, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Soruşturma döneminde Teknik Takip İzleme Büro Amirliğinde polis memuru olarak çalıştığı ve 165 adet iletişim tespit tutanağında imzasının olduğu, iletişim tespit tutanaklarından 63 adet tutanağı yetkisiz olarak imzaladığının tespit edildiği, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, Ethem taşbulut; Soruşturma döneminde Teknik Takip İzleme Büro Amirliğinde çalıştığı ve 220 adet iletişim tespit tutanağında imzasının olduğu, sanığın örgüt üyeliğine dair dosyaya yansıyan delillerinin, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı Suçlar Soruşturma Bürosunun 18.04.2017 tarih ve 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen micro SD kart içeriğinde mevcut emniyet mahrem yapılanması kapsamında, ... personelinin fişlendiği listede, fişleme kodunun SC (17-25 Aralık sürecinden etkilenmiş olan FETÖ mensuplarının tekrar kazanılmasıyla ilgili bir kod) şeklindeki kodlama, Bank Asya’ya para yatırma ve sanık hakkındaki anlatımı zaman mefhumundan yoksun tanık beyanından ibaret olduğu, ...; Soruşturma döneminde Teknik Takip İzleme Büro Amirliğinde görevli olup, 342 adet iletişim tespit tutanağında imzası olduğu, iletişim tespit tutanaklarından 1 adet tutanağı yetkisiz olarak imzaladığının tespit edildiği, sanığın örgüt üyeliğine dair dosyaya yansıyan delilinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı Suçlar Soruşturma Bürosunun 18.04.2017 tarih ve 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen micro SD kart içeriğinde mevcut emniyet mahrem yapılanması kapsamında, ... personelinin fişlendiği listede, fişleme kodunun EA (FETÖ içerisinde olup örgüt benim örgütüm diyen ancak bazı zaafları olan(himmet verme-kampa kalma-her çağrıldığında gelme-sigara-karşı cins-namaz) kişileri ifade ettiği) şeklindeki kodlamadan ibaret olduğu, ...; Soruşturma döneminde Teknik Takip İzleme Büro Amirliğinde polis memeru olarak görevli olup, iletişim tespit talepleri ile ilgili savcılık makamına gönderilen 42, Kom Daire Başkanlığına gönderilen 17 üst yazıda parafı olduğu, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Soruşturma döneminde Teknik Takip İzleme Büro Amirliğinde komiser yardımcısı olarak görev yaptığı, İstanbul ili Beşiktaş ilçesinde faaliyet gösteren ... adlı iş yerine teknik yerleşmeyi sağlayan atölye ekibinde görevli olup, bu cihaz üzerinden 6 adet mahkeme kararının ifası gerçekleştirdiğinin tespit edildiği, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Soruşturma döneminde Teknik Takip İzleme Büro Amirliğinde komiser yardımcısı olarak görevli olduğu, soruşturmaya konu 5 adet raporda imzası olduğu, ..., ......?, ..., ..., ......?, ... isimli şahısların açık kimlik bilgilerinin tespiti mümkün iken raporlarda sadece isim belirtildiği, şüpheli diye bahsedilen kişi veya kişilerin suçla ilgisinin ortaya çıkarmak amacıyla örgütle nasıl bir ilişki içerisinde bulunduklarına dair açıklayıcı bir bilgi ve belgeye yer verilmediğinin tespit edildiği, sanığın örgütle bağlantısını gösterir, delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Soruşturma döneminde Teknik Takip İzleme Büro Amirliğinde polis memuru olarak görevli olduğu, iletişim tespit talep konusu ile yazılan savcılık makamına 37, Kom Daire Başkanlığına 53 adet üst yazıda parafı olduğunun tespit edildiği, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Soruşturma döneminde Teknik Takip İzleme Büro Amirliğinde grup amiri olarak komiser yardımcısı kadrosunda görev yaptığı, tanzim edilen 3 adet raporda parafı, savcılık makamına gönderilen 5 adet üst yazıda parafı ve 17 adet iletişim tespit tutanağında imzasının olduğu, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Sanık hakkında Gizli ...’in ifadesinde geçtiği üzere Zaman Gazetesi'nde yapılan toplantıda bulunduğu, bu toplantıda alınan kararlarda etkisi olduğu, operasyonun medya ayağından sorumlu olacağının kararlaştırıldığı, Gizli ...,'in Zaman Gazetesi ve Samanyolu TV’yi ziyareti sırasında kendisine “bu spor camiasını nasıl ele geçiririz” şeklinde soru yönelttiğini, ayrıca Şike Operasyonunun yapılacağından da bahsedildiğini, kulüplere yönelik bir operasyon yapılacağını ve operasyonun merkezinde de Fenerbahçenin olacağının söylediğini, bu operasyonun medya ayağının tamamen ... tarafından yürütüleceğinin söylendiğini, ...’nın da “layıkıyla” diye cevap verdiğini, ...’nın kendisine hitaben ... ile arasının nasıl olduğunu, cemaat yapısının ...’ya nasıl baktığını sorduğunu, kendisinin de bu konuşmadan kaynaklı olarak ...’nın da tutuklanacağını anladığını beyan ettiği , yine sanığın örgütle bağlantısını gösterir, delillerinin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Soruşturma döneminde sanığın Emniyet Amiri rütbesi ile görev yaptığı, tanzim edilen evraklar içerisinde 1 adet raporda imzası, savcılık evrakında 5 adet paraf, KOM Daire Başkanlığına gönderilen 2 adet üst yazıda imzası, 6 adet parafı bulunduğunun tespit edildiği, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Soruşturma döneminde Teknik Takip İzleme Büro Amirliğinde polis memuru olarak görevli olduğu, savcılık makamına gönderilen 27 adet üst yazıda parafı, KOM Daire Başkanlığına gönderilen 33 adet üst yazıda parafı olduğunun tespit edildiği, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Soruşturma döneminde Teknik Takip İzleme Büro Amirliğinde grup amiri olarak komiser yardımcısı kadrosunda görev yaptığı, savcılık makamına hitaben yazılan 24 adet üst yazıda parafı olduğu ve 55 adet üst fiziki takip ve tarassut tutanağında imzasının olduğu, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Soruşturma döneminde Teknik Takip İzleme Büro Amirliğinde polis memuru olarak görevli olup, 21 adet raporda imzasının olduğu, raporlarda 2 adet son verme, 2 adet ikinci kez uzatma, 17 adet ilk dinleme için olduğu ve ..., ..., ..., ...?, ..., ..., ..., ...?, ..., ..., ..., ..., ...?, ..., ..., .., ... , ..., ... isimli şahısların açık kimlik bilgilerinin tespiti mümkün iken raporlarda sadece isim belirtildiği, şüpheli diye bahsedilen kişi veya kişilerin suçla ilgisinin ortaya çıkarmak amacıyla örgütle nasıl bir ilişki içerisinde bulunduklarına dair açıklayıcı bir bilgi ve belgeye yer verilmediği, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Soruşturma döneminde Teknik Takip İzleme Büro Amirliğinde polis memuru olarak görevli olduğu, 6 adet raporda imzasının olduğu, bu raporlardan 1 adedi sonlandırma, 5 adedi yeni karar girişi için olduğu, bu raporlarda ... ..., ..., ... ..., ... isimli şahısların açık kimlik bilgilerinin tespiti mümkün iken raporda sadece isim veya ad-soyad bilgilerinin belirtildiği, şüpheli diye bahsedilen kişinin suçla ilgisini ortaya çıkarmak amacıyla örgütle nasıl bir ilişki içerisinde bulunduklarına dair açıklayıcı bir bilgi veya belgeye yer verilmediği, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Soruşturma döneminde Asayiş Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görevli olup, 2010/2287 sayılı soruşturmanın başlamasına sebep ilk raporda imzasının olduğu, ayrıca 2010 yılı sonlarına denk gelen bir tarihte ...’ı arayarak Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne çağırdığı, şike soruşturmasının başlamasına gerekçe olan raporunda geçen hususlar ile benzer bir ifade vermesini istediği, ... ve avukatının buna karşı gelmeleri ve raporda belirtilen durumların yaşanmadığını belirtmeleri üzerine şahısları azarlayarak Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünden gönderdiği, ...; Soruşturma döneminde Teknik Takip İzleme Büro Amirliğinde polis memuru olarak görev yaptığı, 25 adet raporda imzasının olduğu, bu raporlardan 2 adedi sonlandırma, 15 adedi yeni karar girişi, 8 adet uzatma talebi için olduğu, bu raporlarda ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ... ..., ... ..., ..., ... ... isimli şahısların açık kimlik bilgilerinin tespiti mümkün iken raporda sadece isim veya adı soyadı bilgilerinin belirtildiği, şüpheli diye bahsedilen kişinin suçla ilgisini ortaya çıkarmak amacıyla örgütle nasıl bir ilişki içerisinde bulunduklarına dair açıklayıcı bir bilgi veya belgeye yer verilmediği, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Şike Soruşturmasında Teknik Takip ve İzleme Büro Amirliğinde komiser kadrosunda görevli olduğu, iletişimin Dinlenmesi ve Kayıt Altına Alınmasına gerekçe teşkil eden 16 adet raporda imzasının olduğu, bu raporlardan 1 adedi sonlandırma, 9 adedi yeni karar girişi için olduğu, 6 adet uzatma kararı talebi olan bu raporlarda ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., isimli şahısların açık kimlik bilgilerinin tespiti mümkün iken raporda sadece isim veya adı soyadı bilgilerinin belirtildiği, şüpheli diye bahsedilen kişinin suçla ilgisini ortaya çıkarmak amacıyla örgütle nasıl bir ilişki içerisinde bulunduklarına dair açıklayıcı bir bilgi veya belgeye yer verilmediği, bunların dışında 166 adet Savcılık üst yazısında parafı, 136 adet Daire Başkanlığı üst yazısında parafının bulunduğu, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Soruşturma döneminde Mali Şube Müdürlüğü kadrosunda polis memeru olarak çalıştığı, Beşiktaş ilçesinde faaliyet gösteren ... adlı iş yerine teknik yerleşmeyi sağlayan, soruşturma sonrasında da bu cihazı söz konusu adresten söken atölye ekibinde görevli olup, bu cihaz üzerinden 6 adet mahkeme kararının ifası gerçekleştirdiği, sanığın örgüt üyeliğine dair dosyaya yansıyan delilinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı Suçlar Soruşturma Bürosunun 18.04.2017 tarih ve 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen micro SD kart içeriğinde mevcut emniyet mahrem yapılanması kapsamında, ... personelinin fişlendiği listede, fişleme kodunun EA (FETÖ içerisinde olup örgüt benim örgütüm diyen ancak bazı zaafları olan(himmet verme-kampa kalma-her çağrıldığında gelme-sigara-karşı cins-namaz) kişileri ifade ettiği) şeklindeki kodlamadan ibaret olduğu, ...; Soruşturma kapsamında Teknik Takip ve İzleme Büro Amirliğinde polis memuru olarak görev yaptığı, 1 adet savcılık evrakında parafının bulunduğu, 168 adet iletişim tespit tutanağında imzası olduğu, iletişim tespit tutanaklarından 49 adet tutanağı yetkisiz olarak imzaladığının tespit edildiği, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Soruşturma döneminde Teknik Takip ve İzleme Büro Amirliğinde polis memuru olarak görev yaptığı, 219 adet tape’de imzasının bulunduğu, iletişim tespit tutanaklarından 1 adet tutanağı yetkisiz olarak imzaladığının tespit edildiği, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Soruşturma döneminde Emniyet Amiri kadrosunda Suç Örgütleri -1- Büro Amiri olarak görev yaptığı süre içerisinde iletişimin dinlenmesi talep konulu 10 adet evrakta imzası ve 1 adet savcılık üst yazısında parafının olduğunun tespit edildiği, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Soruşturma döneminde Teknik Takip ve İzleme Büro Amirliğinde polis memuru olarak görev yaptığı, 173 Adet Tape’de imzasının bulunduğu, iletişim tespit tutanaklarından 49 adet tutanağı yetkisiz olarak imzaladığının tespit edildiği, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Şike Soruşturmasında İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü olarak görev yaptığı süre içerisinde İletişimin Dinlenmesi ve Kayıt Altına Alınmasına ilişkin kararlara gerekçe teşkil eden 9 raporda imzası, 156 Savcılık üst yazısında imzası, ... Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığına hitaben 68 üst yazıda imzası, İletişimin Dinlenmesi ve Kayıt Altına Alınmasına ilişkin alınan kararların ... Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığına bildirildiği 175 adet üst yazıda parafı ve 82 adet Karar Takip Formunda imzasının bulunduğunun tespit edildiği, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Soruşturma döneminde Teknik Takip ve İzleme Büro Amirliğinde Polis Memuru olarak görev yaptığı süre içerisinde 194 Adet Tape’de imzasının bulunduğu tespit edildiği, sanığın örgüt üyeliğine dair dosyaya yansıyan delilinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı Suçlar Soruşturma Bürosunun 18.04.2017 tarih ve 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen micro SD kart içeriğinde mevcut emniyet mahrem yapılanması kapsamında, ... personelinin fişlendiği listede, fişleme kodunun EA (FETÖ içerisinde olup örgüt benim örgütüm diyen ancak bazı zaafları olan(himmet verme-kampa kalma-her çağrıldığında gelme-sigara-karşı cins-namaz) kişileri ifade ettiği) şeklindeki kodlamadan ibaret olduğu, ...; Şike Soruşturmasında Teknik Takip ve İzleme Büro Amirliğinde Komiser Yardımcısı olarak görev yaptığı süre içerisinde İletişimin Dinlenmesi ve Kayıt Altına Alınmasına gerekçe teşkil edilen 93 Adet Raporda isminin yer aldığı, bu raporlardan; ..., ... isimli şahıs, ..., ..., ..., ..., ..., ... isimli şahıs, ...., ..., ..., ..., ..., ..., ...., ... ..., ..., ..., ..., ..., isimli şahıslar adına düzenlenen 5 adet raporun 2. Uzatma karar girişi için olduğu, ..., ... , ... , , ..., ..., ..., ..., ..., Gamze UYGUN isimli şahıslar adına düzenlenen 9 adet raporun son verme için olduğu ve bu raporlarda şahısların açık kimlik bilgilerinin tespiti mümkün iken raporda sadece isim belirttiği, şüpheli diye bahsedilen kişinin suçla ilgisini ortaya çıkarmak amacıyla örgütle nasıl bir ilişki içerisinde bulunduklarına dair açıklayıcı bir bilgi veya belgeye yer vermediği, bunlar haricinde 96 adet Savcılık üst yazısında da parafının bulunduğu, ayrıca 616 adet iletişim tespit tutanağında imzasının olduğu, 330 adet tutanağı yetkisiz olarak imzaladığının tespit edildiği, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Soruşturma döneminde Teknik Takip ve İzleme Büro Amirliğinde Polis Memuru olarak görev yaptığı süre içerisinde 15 Adet Tape’de imzasının bulunduğu, iletişim tespit tutanaklarından 15 adet tutanağın tamamını yetkisiz olarak imzaladığının tespit edildiği, sanığın örgüt üyeliğine dair dosyaya yansıyan delilinin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı Suçlar Soruşturma Bürosunun 18.04.2017 tarih ve 2017/68532 sayılı soruşturması kapsamında ele geçirilen micro SD kart içeriğinde mevcut emniyet mahrem yapılanması kapsamında, ... personelinin fişlendiği listede, fişleme kodunun EA (FETÖ içerisinde olup örgüt benim örgütüm diyen ancak bazı zaafları olan(himmet verme-kampa kalma-her çağrıldığında gelme-sigara-karşı cins-namaz) kişileri ifade ettiği) şeklindeki kodlamadan ibaret olduğu, ...; Soruşturma döneminde Teknik Takip İzleme Büro Amirliğinde polis memuru olarak görev yaptığı, 20 adet fiziki takip tarassut tutanağında ve 81 adet iletişim tespit tutanağında imzası olduğu, iletişim tespit tutanaklarından 79 adet tutanağı yetkisiz olarak imzaladığının tespit edildiği, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Soruşturma döneminde 4. Sınıf emniyet amiri rütbesi ile Organize Suç Örgütleri Büro Amiri olarak görev yapmış olup, 1 adet raporda imzasının olduğu, savcılık makamına gönderilen 6 adet üst yazıda ve KOM Daire Başkanlığına gönderilen 1 adet üst yazıda parafı olduğu, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, ...; Soruşturma döneminde polis memuru olan sanığın, 2010/2287 sayılı soruşturma talimatının alınmasına vesile olan raporu tanzim eden ve tahkikat kısmını yürüten kişi olduğu, toplamda 16 adet raporda imzasının olduğu ve bu raporlarda Battalgazi ÖZDEMİR, ... ve ... isimli şahısların açık kimlik bilgilerinin tespiti mümkün iken raporda sadece isim belirttiği, şüpheli diye bahsedilen kişinin suçla ilgisini ortaya çıkarmak amacıyla örgütle nasıl bir ilişki içerisinde bulunduklarına dair açıklayıcı bir bilgi veya belgeye yer vermediği, bunun yanı sıra, 1 adet savcılık makamına 1 adet KOM Daire Başkanlığına gönderilen üst yazılarda ve operasyon dönemi savcılık makamına gönderilen fezlekede parafının olduğu, sanığın örgütle bağlantısını gösterir delillerin dosya içeriğinde usulüne uygun şekilde mevcut olduğu, söz konusu delillerin mahkeme huzurunda tartışıldığı ve sübuta erecek şekilde değerlendirildiği, Anlaşılmıştır. V. KARAR SOMUT OLAY VE SANIKLARIN BELİRTİLEN EYLEMLERİ MUVACEHESİNDE HUKUKİ DURUMLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ; Sanıklara müsnet suçların unsurları ve özel görünüm şekilleri, savunmalarında ileri sürülen hukuki kurumlar ile ilgili olarak yapılan açıklamalar, Bölge Adliye ve İlk Derece Mahkemelerince sübutu kabul edilen somut olay çerçevesinde sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesine gelince; Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme, resmi belgede sahtecilik, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, gizliliğin ihlali, suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümleri, sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ve sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince kurulan beraat hükümleri ile sanık ... hakkında temyiz talebinin süreden reddine dair 09.06.2022 tarihli ek karara yönelik yapılan incelemelerde; Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçlarından mahkumiyet, sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ve sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince beraat kararlarına yönelik ve sanık ... hakkında sanık müdafii Av. ... Korcu’nun istinaf talebinin reddine ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesi’nin 09.06.2022 tarih ve 2022/96 D. İş sayılı kararına yönelik yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı; sanık ... ve ... hakkında mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, sanıkların üzerlerine atılı suçları işledikleri ispat edilemediği gerekçe gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğu ve Sanık ... müdafiinin istinaf için öngörülen yasal süre geçtikten sonra kararı istinaf ettiği anlaşılmakla; sanıklar ve sanıklar müdafiilerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden CMK'nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 2- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, sanıklar ... ve ... hakkında TCK’nın 43/1 maddesi kapsamında Zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan, sanıklar ..., ..., ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan ve TCK’nın 43/1 maddesi kapsamında Zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan, sanıklar ... ve ... hakkında TCK’nın 43/1 maddesi kapsamında zincirleme şekilde haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan, resmi belgede sahtecilik suçundan ve TCK’nın 43/1 maddesi kapsamında Zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümler ile sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik, suçundan kurulan hüküm yönünden 2-1) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Dairemizin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği 24.04.2017 tarih, 2015/3 Esas, 2017/3 sayılı Kararında; "ByLock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bir suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının her türlü şüpheden uzak kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı"nın kabul edildiği gözetilmekle, ByLock kullanmadıklarını beyan eden sanıkların, ByLock uygulamasını kullandıklarının kuşkuya yer vermeyecek şekilde teknik verilerle tespiti halinde, ByLock kullanıcısı olduklarına dair delilin atılı suçun vasfı açısından belirleyici nitelikte olması karşısında, öncelikle ilgili birimlerden mümkün olması halinde ayrıntılı olarak ByLock tespit ve değerlendirme tutanaklarının getirtilmesi ile, sanıklara ait veri inceleme raporlarında sanıklardan sorumlu mahrem öğretmen ve zümre başkanı olarak görünen kişilerinin açık kimlik bilgilerinin tespiti ile ilgili kuruluşlar nezdinde araştırma yapılarak, haklarında soruşturma veya kovuşturma bulunup bulunmadığının, yakalanıp yakalanmadıklarının, ifadelerinin alınıp alınmadığının tespit edilmesinden sonra şayet yakalanmış iseler ifade tutanaklarının onaylı örneklerinin dosyaya getirtilerek incelenmesi ile tanık sıfatıyla dinlenmeleri, ayrıca UYAP’ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında sanıklar hakkında bilgi ve beyan olup olmadığı araştırılarak, varsa ilgili şahısların sanıklar hakkındaki beyanlarının aslı veya onaylı suretleri getirtilip gerektiğinde ilgili şahısların tanık sıfatıyla dinlenilmeleri ile, tüm dosya kapsamının bir bütün halinde değerlendirilmesi suretiyle sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yetersiz belgelere dayanarak eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi, 2.2) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesinde; Sanıkların eylemlerinin tek suç işleme kararı kapsamında; bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda ve aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiile işlenmesi durumunda sanıkların eylemlerinin TCK’nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını gerektiren tek suçu oluşturup oluşturmadığı karar yerinde tartışılarak hukuki durumun buna göre takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, katılanlar vekilleri ile sanıklar ve müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan bu sebeplerden dolayı hükmün BOZULMASINA, tutuklu sanıkların üzerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, verilen ceza miktarları, bozma nedenleri ve tutuklulukta geçirdikleri süreler dikkate alındığında tahliye taleplerinin reddi ile tutukluluk hallerinin devamına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca dosyanın İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.03.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

8. Ceza Dairesi, 2020/19275 E., 2023/1296 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Cumhuriyet Başsavcılığının 30.09.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
8. Ceza Dairesi         2020/19275 E.  ,  2023/1296 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/367 E., 2016/441 K. SUÇ : İftira HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ... Cumhuriyet Başsavcılığının 30.09.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 267 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır. 2. ... Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.05.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında iftira suçundan 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 267 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 58 ... maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejimine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği; eksik araştırma ile karar verildiğine, sanıkta suç kastı bulunmadığına, sanığın şüphesini dile getirerek vatandaşlık ödevini yerine getirdiğine, duyumlarını aktardığına, iftira suçunun oluşmadığına, re'sen dikkate alınacak sebeplerle usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Dava konusu olay, sanığın, katılan hakkında tarihi ... kaçakçılığı yaptığı, tarihi ... çıkabilecek tarlaları satın aldığı ve aracında ruhsatsız tabanca taşıdığı yönünde Çanakkale Emniyet Müdürlüğü' ne ihbarda bulunarak asılsız suç isnadıyla iftira suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. 2. Sanığın ihbarı üzerine yapılan araştırmalarda Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün 13.01.2014 tarihli raporunda; ... Bolvan hakkında yapılan çalışmalarda ihbar konuları ile ilgili herhangi bir bağlantısının bulunmadığının tespit edildiği belirtilmiştir. 3. Sanığın ihbarı üzerine katılan hakkında başlatılan soruşturmada ... Cumhuriyet Başsavcılığının 05.02.2014 tarihli kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 1. Sanığın isnadı nedeniyle mağdur hakkında herhangi bir koruma tedbiri uygulanmamasına karşın, sanığın cezasının 5237 sayılı Kanun'un 267 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince ½ oranında artırılması suretiyle fazla ceza tayini, 2. Sanığa 5271 sayılı Kanun' un 226 ıncı maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı Kanun' un 267 nci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması, 3. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun' un 267 nci maddesinin üçüncü fıkrası uygulanırken cezadan artırım yapılmasına rağmen gerekçe bölümünde cezada indirim yapıldığının belirtilmesi suretiyle çelişkiye neden olunması, 4. Sanık hakkında hüküm kurulurken, 5237 sayılı Kanun' un 62 nci maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapıldığı sırada, hesap hatası sonucu sonuç cezanın "1 yıl 3 ay" yerine "15 ay" olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini, 5. Tekerrüre esas adli sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun' un 58 ... maddesindeki tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, 6. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin ihbar tarihi olan "24.11.2013" yerine, "10.03.2014" olarak gösterilmesi nedenleriyle sanık hakkında kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.05.2016 tarihli ve 2015/367 Esas 2016/441 Karar sayılı kararında sanık müdafiin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.03.2023 tarihinde karar verildi.
Ceza Genel Kurulu, 2019/613 E., 2022/768 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
İftira suçundan sanık ...'nin TCK'nın 267/1, 62 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye ilişkin ...
Ceza Genel Kurulu         2019/613 E.  ,  2022/768 K. "İçtihat Metni" Yargıtay Dairesi : 8. Ceza Dairesi İftira suçundan sanık ...'nin TCK'nın 267/1, 62 ve 52/2-4. maddeleri uyarınca 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye ilişkin ... 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 01.10.2013 tarihli ve 742-428 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince 27.12.2016 tarih ve 2637-7581 sayı ile; "Oluşa, dosya kapsamına ve karar gerekçesine göre mahkemenin takdir ve değerlendirmesinde isabetsizlik görülmemekle tebliğnamedeki eksik araştırmaya yönelen bozma düşüncesine iştirak olunmamıştır. 1- Suç tarihinden önce kesinleşmiş herhangi bir mahkûmiyeti bulunmayan sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik değerlendirme yapılırken 'yeniden suç işlemeyeceğine kanaat edinilmemiş olması nedeniyle' denilmek suretiyle yetersiz ve dosya kapsamıyla örtüşmeyen gerekçe ile CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, 2- Kabul ve uygulamaya göre de; a- Kısa süreli hapis cezasının sanığın sosyal ve ekonomik durumu göz önüne alınarak adli para cezasına çevrilmesinde dayanak maddesi olan TCK'nın 50/1-a maddesinin ve ayrıca adli para cezasının taksitlendirilmesi esnasındaki uygulama maddesinin karar yerinde gösterilmemesi suretiyle CMK'nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi, b- Adli para cezalarının yerine getirilmemesi hâlinde 6545 sayılı Kanun'la değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi uyarınca infaz aşamasında resen uygulama yapılabileceği nazara alınmadan TCK'nın 52/4. maddesi gereğince ihtarat yapılması, c- Katılanın, ... Bakanlığı Personeline Karşı İşlenen Suçlar Nedeniyle Yapılacak Hukuki Yardımın Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik uyarınca ... Bakanlığının görevlendirdiği vekil ile temsil edilmesi karşısında yargılama gideri sarf etmemiş olmasına rağmen AAÜT uyarınca lehine vekâlet ücreti hükmedilmesi," isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan Yerel Mahkemece 08.06.2017 tarih ve 151-324 sayı ile sanığın, TCK'nın 267/1, 62, 50/1-a, 52/1-2 ve 52/4. maddeleri uyarınca 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye karar verilmiş, bu hükmün de katılan vekili ile sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine ... bölümü uyarınca dosyanın gönderildiği Yargıtay 8. Ceza Dairesince 05.03.2019 tarih ve 22229-3129 sayı ile yargılama gideri yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 15.05.2019 tarih ve 50480 sayı ile; "Mahkemenin kabulünün 'Sanığın olay günü annesine muayene günü almak için hastaneye gittiği, annesinin kimliği yanında olmadığı için hastane yetkilisinin sanığı müdür yardımcılarına yönlendirdiği, sanığın iddiasına göre yönlendirildiği müdür yardımcısının odasında olmadığı bu nedenle katılanın odasına gittiği, katılanın odasında tanık ... isimli şahsın da bulunduğu sırada sanığın katılan ile randevu meselesini konuştuğu, sanığın katılana 'Müdür yardımcısı ya yerinde dursun ya da bu işi kaldırın.' dediği, katılanın da sanığa hitaben 'Bu kuralı ben koymadım ki devlet koymuş, ben kaldırayım.' şeklinde cevap verdiği, sanığın bu sözlere karşı sinkaflı şekilde katılanı hedef almayacak şekilde küfür ettiği, katılanın küfür üzerine 'Hem mağdursun, hem sana yardımcı oluyorum ama bize karşı küfür ediyorsun.' demesi üzerine sanığın bu sefer katılana yönelik olarak küfür ettiği ve odadan çıkıp gittiği, katılanın şikâyetçi olması üzerine sanığın da kendisine karşı katılanın rüşvet istediğini belirterek şikâyetçi olduğu, ancak yargılamada dinlenilen ve tarafsız olduğu değerlendirilen tanık Atilla'nın bu hususu doğrulamadığı, sanığın katılanı kendisinden rüşvet istemediğini bilmesine rağmen sanık hakkında soruşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla şikâyetçi olduğu, bu hususta Cumhuriyet Başsavcılığında soruşturma yürütülüp katılan hakkında takipsizlik kararı verildiği, bu karara sanığın itiraz etmediği, eylemin bu şekilde gerçekleştiği Mahkememizce kabul edilmiş ve sanığın tüm dosya kapsamı ile sübut bulan müsnet suçtan cezalandırılmasına karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.' gerekçesi ile sanık hakkında iftira suçundan mahkûmiyet kararı kurulmuş ise de; Dosya kapsamından olayın esaslı tek delilinin tanık Atila Kambur'un beyanı olduğu, tarafsız olduğu kabul edilen tanığın beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulduğu ancak tanığın gerek tarafsızlığı gerek olay yerinde olup olmadığına ilişkin eksikliklerin tüm şüpheleri ortadan kaldıracak şekilde araştırılıp gerekçeye yansıtılmadan mahkûmiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır. Şöyle ki; Sanığın aşamalardaki savunmasında 'Olay anında katılanın odasındaki şahsın tanık ... olmadığını, kamera kayıtlarının eksik gönderildiğini' beyan etmesi, tanığın itiraza konu bu davadaki aşama beyanları ile aynı olaya ilişkin ... 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/546 esas, 2013/61 karar sayılı dosyasındaki beyanları arasında çelişki olması, çelişkinin Mahkemece giderilememiş olması, tanık ...'un kovuşturma sırasında bahsetmediği ancak kolluk beyanında katılanın komşusu olduğunu beyan etmesi nazara alındığında tarafsız tanık olduğu hususunun kuşkulu hâle gelmesi, dosya arasındaki mevcut 29.11.2013 tarihli CD inceleme ve araştırma tutanağından görüntülerdeki şahsın yüzünün seçilemediğinin belirtilmiş olması karşısında; 1- Maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılmasının temini bakımından, öncelikle tanık ...'a ait mukayese amaçlı fotoğraf ve görüntülerin, olaya ait kamera (CD) görüntüleri ile birlikte TÜBİTAK veya TRT gibi uzman kuruluşlardan birisine gönderilip fotoğraf ve görüntü analizleri yaptırılarak, tarih ve saate ilişkin tespitde yapılarak olay anında katılanın odasında bulunan görüntülerdeki şahsın tanık ... olup olmadığının araştırılması, 2- Görüntülerdeki şahsın tanık ... olduğunun anlaşılması hâlinde ise; katılanın komşusu olan ve bu nedenle tarafsızlığı hususunda kuşku bulunan, beyanları arasında çelişki olan tanığın söz konusu beyanları arasındaki çelişkinin de Mahkemece giderilememiş olması hususları bir bütün olarak nazara alındığında, hükmün tek esaslı delili olan tanık ...'un beyanlarına niçin üstünlük tanındığı hususunun gerekçeye yansıtılmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur." görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 05.11.2019 tarih ve 12253-13279 sayı ile itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık ...’ye atılı iftira suçunun sabit olup olmadığının tespiti bakımından eksik araştırma ile karar verilip verilmediğinin belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; ... Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından Tophane Polis Merkezi Amirliğine hitaben düzenlenen 13.07.2012 tarihli yazıya göre; katılan ...'un anılan hastanenin müdür yardımcısı olduğu, katılanın odasının bulunduğu 1. kat ile diğer müdür yardımcısı olan Günay Karafazlı isimli şahsın odasının bulunduğu zemin katın 11.07.2012 tarihli olan ve 09.00 ila 09.30 saatlerini kapsayan koridor görüntülerinin CD olarak gönderildiği, odaların iç kısımlarına ilişkin güvenlik kamera görüntüsünün ise bulunmadığı, Kolluk tarafından düzenlenen 18.07.2012 tarihli CD izleme tutanağına göre; 11.07.2012 tarihinde 09.00 ila 09.30 saatleri arasında ... Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde müdür yardımcısı olarak görev yapan katılan ...'un odasında meydana gelen olay ile ilgili olarak yapılan incelemede kamera görüntüsünün 04.52. dakikasında 170-175 cm boylarında esmer tenli üzerinde beyaz kısa kollu elbise, beyaz renkli pantolon ve koyu renkli ayakkabı bulunan sanık ...'nin katılan ...'un odasına girdiği, 06.52. dakikasında odadan çıktığı, 06.59. dakikasında ise 160-165 cm boylarında beyaz saçlı, tişörtünde beyaz ve kırmızı şerit bulunan katılanın odadan hızlı bir şekilde çıktığı, ardından görüntünün 07.24. dakikasında sanığın iki özel güvenlik görevlisi nezaretinde kameranın bulunduğu yöne doğru ilerlediği, 07.40. dakikasında ise kameranın görüş alanından çıktığı, oda içerisinde kamera görüntüsü bulunmadığından sadece oda önünde meydana gelen görüntülerin incelendiği, Tanık ...'un 11.07.2012 tarihinde saat 11.40 sıralarında ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kolluk tarafından ifadesinin alındığı, Kolluk ifade tutanaklarına göre; katılan ...'un ikamet adresinin Gülbahar Mahallesi, Meşe Sokak, Meşe Apartmanı, K: 12, D: 32 Merkez/..., tanık ...'un ikamet adresinin ise Gülbahar Mahallesi, Meşe Sokak, Meşe Apartmanı, K: 5, D: 15 Merkez/... olduğu, ... İl Emniyet Müdürlüğü Tophane Polis Merkezi Amirliğinin 23.07.2012 tarihli fezlekesi doğrultusunda soruşturmanın ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/4066 sırasına kaydedildiği, ... Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 22.11.2012 tarihli yazıda; katılan ...'un anılan hastanede 05.02.1998-02.11.2012 tarihleri arasında müdür yardımcısı olarak, 02.11.2012 tarihinden itibaren de araştırmacı olarak görev yaptığının belirtildiği, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca 13.11.2012 tarih ve 2012/4066 sayı ile katılan hakkında rüşvet ve hakaret suçlarından kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiği, 10.12.2012 tarihinde sanık ...'ye tebliğ edilen bu kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, Sanık ...'nin ... 1. Asliye Ceza Mahkemesine hitaben yazdığı 17.06.2013 havale tarihli dilekçesinde; olay sırasında katılanın odasında 40-50 yaşlarında, açık renk takım elbise giyen ve beyaz fincan takımı ile kahve içen iri yapılı bir erkek şahsın olduğunu, olay sırasında tanık ...'u katılanın odasında görmediğini belirttiği, Sanık ...'nin 20.11.2013 havale tarihli gerekçeli temyiz dilekçesi ekinde yer alan ve ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ... İl Emniyet Müdürlüğüne hitaben düzenlenen 06.11.2013 tarihli ve 2013/5248 soruşturma sayılı yazı fotokopisine göre; olay tarihinde sanık ...'nin katılanın odasına giriş anını gösteren ve yine olay anında katılanın yanında olduğu iddia edilen tanık ...'un katılanın odasına giriş ve çıkış saatlerini gösteren kamera görüntülerinin temin edilmesi, tanık ...'un teşhise elverişli fotoğraflarının çekilmesi, temin edilecek kamera görüntülerinde tanık ...'un katılanın odasına giriş-çıkış saatleri ile sanık ...'nin bahse konu odaya giriş-çıkış saatlerinin karşılaştırılması, sanığın katılanın odasına girdiği saatlerde tanığın söz konusu odada olup olmadığının tespitine ilişkin inceleme yapılması, yine yazı ekinde gönderilen güvenlik kamerası görüntülerinde olayın tanığı olan ...'un katılanın odasına giriş ve çıkışının bulunup bulunmadığının tespit edilmeye çalışılması, tanık ...'un olay tarihinde hastaneye tedavi amacıyla götürdüğü çocuğuna ilişkin muayene barkodunu hangi bankodan ve hangi saatlerde aldığının, yine çocuğunu hangi saatlerde polikliniklerde tedavi ettirdiğinin araştırılması, buna ilişkin belgelerin temin edilmesinin istendiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 16.12.2015 tarih ve 2014/38359 sayı ile; sanığın temyiz dilekçesi ekinde yer alan ve onaysız fotokopi olduğu anlaşılan ... Cumhuriyet Başsavcılığınca ... İl Emniyet Müdürlüğüne hitaben düzenlenen 06.11.2013 tarihli ve 2013/5248 soruşturma sayılı müzekkeresinin akıbetinin araştırılarak; ... İl Emniyet Müdürlüğünce bu hususta düzenlenmiş tutanak ve bahse konu hastaneye ait belgelerin aslı ya da onaylı suretlerinin dosya arasına alınmasından sonra dosyanın incelenmek üzere iadesinin talep edildiği, ... İl Emniyet Müdürlüğü tarafından ... 1. Asliye Ceza Mahkemesine hitaben düzenlenen 27.01.2016 tarihli ve 284 sayılı yazıda; ... Cumhuriyet Başsavcılığının 06.11.2013 tarihli müzekkeresi ile ilgili olarak yapılan inceleme sonucunda ilgili evrakların onaylı suretlerinin gönderildiğinin belirtildiği, ekinde yer alan belgelere göre ise ... Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından ... İl Emniyet Müdürlüğüne hitaben düzenlenen 15.11.2013 tarihli yazıda; olay tarihinde katılanın odasını gösteren güvenlik kamerası görüntüsünün CD ortamına kaydedilerek gönderildiğinin, başka bir kaydın bulunmadığının; yine söz konusu hastanenin 26.11.2013 tarihli ve 9555 sayılı yazısında; 11.07.2013 tarihinde 3807802 T.C. kimlik numaralı ... ... Kanbur'un muayene olmak için anılan hastanenin 1. katında bulunan göğüs hastalıkları bankosundan saat 08.16'da barkodunu aldığının, saat 10.11'de ise muayene edildiğinin belirtildiği ve buna ilişkin bilgisayar çıktısının gönderildiği, kolluk tarafından düzenlenen 29.11.2013 tarihli CD inceleme ve araştırma tutanağına göre ise; ... Cumhuriyet Başsavcılığının 06.11.2013 tarihli ve 2013/5248 sayılı evrakına istinaden ... Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesi Başhekimliği ile gerekli yazışmalar yapılarak olay ile ilgili tüm kamera kayıtlarının talep edildiği, gönderilen CD içerisindeki görüntülerin ilgi sayılı yazıda gönderilen CD ile aynı içeriğe sahip olduğu, bahse konu CD incelendiğinde görüntü üzerinde kamera saatinin yer almadığı, görüntünün toplam 36.29 dakikalık olduğu, görüntü adının "11.07.2012 1. kat ..." olduğu, kamera açısına göre görüntüde sağdan üçüncü kapının katılan ...'un odasına ait olduğu ancak aradaki mesafe nedeniyle odaya giren şahısların tam olarak seçilemediği, karakola davet edilen tanık ... ile birlikte görüntüler izlendiğinde olay günü katılanın odasına olay anından yaklaşık 15 dakika önce girdiğini, görüntülerin ise olaydan önce 06.50 dakikalık bölümü içerdiğini, bu sebeple olaydan önce katılanın odasına giriş anının görüntülerde yer almadığını ancak görüntünün 11.30 dakikasında yani olay yaşandıktan yaklaşık olarak 4,5 dakika sonra katılanın odasından çıktığı görülen ve kameranın ters istikametine doğru yürüyerek uzaklaşan, kamera açısı itibarıyla yüzü seçilemeyen, kısa kollu ve açık renkli tişört ile koyu renkli pantolon giyen şahsın kendisi olduğunu beyan ettiğinin belirtildiği, UYAP'tan yapılan sorgulamaya göre; 3807802 T.C. kimlik numaralı ... ... Kanbur'un tanık ...'un oğlu olduğu, Dosya kapsamında yer alan CD'nin incelenmesinde; üzerinde saat yer almayan görüntünün 04.52. dakikasında sanığın katılana ait odaya girdiği andan önce bahse konu odaya giren tüm şahısların odadan çıktığı, yine sanığın odadan çıktığı 06.52. dakikaya kadar da odaya giren veya odadan çıkan şahsın bulunmadığı, ayrıca kolluk tarafından kamera görüntülerine ilişkin yapılan tespit dışında görüntünün 11.30. dakikasında görüntülerde daha önce odaya girdiği tespit edilemeyen ve tanığın kendisi olduğunu beyan ettiği açık renk kısa kollu tişört ve koyu renk pantolon ile koyu renk ayakkabı giyen kişinin katılanın odasından çıkıp kameranın bulunduğu yerin ters istikametine doğru yürüyerek uzaklaştığı, bahse konu kişinin kameranın ters istikametinden gelip görüntünün 19.52. dakikasında katılanın odasına tekrar girdiği ve 35.19. dakikasında ise odadan tekrar çıkıp yine kameranın bulunduğu yerin ters istikametine doğru gittiği, ardından başka bir şahıs ile tokalaşıp bir süre konuştuğu, ... (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/546 esas sayılı dosyasının onaylı suretinin incelenmesinde; - Katılan ... tarafından düzenlenen 11.07.2012 tarihli tutanağa göre; 11.07.2012 tarihinde saat 09.07'de katılanın odasına gelen sanık ...'nin "Aşağıda müdür yardımcısı yerinde yoktu, yerinde durmuyor, bu kuralı kaldırın ya da yerinde dursun." diyerek bağırdığı, kimliği olmadan barkod almak istediği, kimlik olmadan barkod alamayacağı söylenmesine rağmen yine bağırarak "Bu kanunu çıkaranın ağzına s..." dediği, bunun üzerine katılanın sanığa "Hem mağdursun hem de hakaret ediyorsun. Sana bu şekilde fiş veremem, mağdur olmana rağmen alttan alman gerekirken bana ve kuruma hakaret ediyorsun." dediği, bunun üzerine sanığın "Hepinizin ağzına s...m." dediği, ardından sanığın hastaneden çıkmak istediği sırada katılanın güvenlikçilere haber vermesi nedeniyle sanığın yakalandığı, katılanın daha sonra acil bölümünde bulunan polise şikâyetçi olduğunu bildirip tutanak tutturduğu ve tanık isimlerini de söz konusu tutanağa eklettiği, - Katılan tarafından düzenlenen 11.07.2012 tarihli tutanağın ... Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 12.07.2012 tarihli yazısı ile ... Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilip suç duyurusunda bulunulması üzerine soruşturmanın ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/3951 sırasına kaydedildiği, - Katılan ... 14.08.2012 tarihinde kolluk tarafından alınan ifadesinde; 11.07.2012 tarihinde ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde saat 09.07'de makamında otururken ismini önceden bilmediği sanık ...'nin odasına gelerek kendisine hitaben "Aşağıda bulunan başka bir müdür yardımcısı yerinde yok, yerinde durmuyor bu kuralı kaldırın yahut da yerinde dursun." diyerek bağırdığını, ardından kimliği olmadan barkod almak istediğini, sanığa kimliği olmadan barkod alamayacağını, bunun kanun gereği olduğunu söylediğini, sanığın "Bu kanunu çıkaranın ağzına s...." demesi üzerine sanığa "Hem mağdursun hem de hakaret ediyorsun, sana bu şekilde fiş veremem, mağdur olmana rağmen alttan alman gerekirken hem kurumuma hem de bana hakaret ediyorsun." dediğini, sanığın ise "Hepinizin ağzına sıçayım." diyerek dışarı çıkıp giderken güvenlikçileri çağırıp şikâyetçi olduğunu belirterek sanığı güvenlikçilere teslim ettiğini, hemen acil bölümünde bulunan polis memuruna giderek tutanak düzenlettirip ifade verdiğini, sanıktan şikâyetçi olduğunu beyan ettiği, - Sanık ... 22.08.2012 tarihinde kollukta tarafından alınan ifadesinde; 11.07.2012 tarihinde saat 09.00 sıralarında ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine annesinin tedavisi için sıra almaya gittiğini, annesinin kimliği yanında olmadığı için barkod görevlisinin sıra vermeyip müdür yardımcısından muayene izin kağıdı almasını söylediğini, ismini Günay olarak hatırladığı müdür yardımcısının odasında bulunmadığını, bunun üzerine diğer müdür yardımcısı olan katılan ...'un odasına gittiğini, kendisine annesinin köyde bulunduğunu, kalp hastası olduğunu, sıra almaya geldiğini fakat kimliği yanında olmadığından sıra numarası alabilmesi amacıyla izin kağıdı vermesini rica ettiğini fakat katılanın "Senin işini yapmak zorunda değiliz, sana izin kağıdı vererek yardımcı oluyoruz, istemesek vermeyiz." şeklinde sözler sarf ettiğini, bunun üzerine katılana "Annemin kimliği yok diye muayene olamayacak mı?" dediğinde katılanın önünden almış olduğu boş kağıda mühür vurup imzalamadan önce "Beni nasıl memnun edeceksin ki ben bu kağıdı imzalayayım." dediğini, katılana "Zaten bu işi yapmak senin görevin." demesi üzerine katılanın "S..tir git odamdan, dışarı çık." dediğini, daha sonra odadan çıktığını, çıkarken de "Sizin hepinizden şikâyetçi olacağım, işlem yaptıracağım." demesi nedeniyle katılanın peşinden koşup koridorda bulunan güvenlik görevlilerine "Bu adamı yakalayın, ben bu adamdan şikâyetçiyim." dediğini, ardından güvenlik görevlileri ile birlikte hastane polisinin yanına oradan da Tophane Polis Merkezine götürüldüğünü, olay sırasında katılanın "Kimlik olmadan barkod alamazsınız, bu devletin koyduğu bir kanundur." şeklindeki sözleri üzerine katılana "Eğer bu gerçekten kanun gereği ise sen de izin kağıdı verme, onun yerine 'Şu kanuna istinaden şu kişinin muayene talebini ret ediyorum, yapmış olduğu başvuruyu kabul etmiyorum.' şeklinde bir yazı ver.' dediğini, bunun üzerine katılanın masası üzerinde bulunan kağıda borkod numarası verilsin yazdığını, ardından kaşe basıp imza atmak için kendisine "Beni nasıl memnun edeceksin şimdi bu kağıdı imzalayayım." dediğini, kendisine hakaret edip rüşvet isteyen katılandan şikâyetçi olduğunu ifade ettiği, - ... Cumhuriyet Başsavcılığının 03.09.2012 tarihli ve 2012/3951 sayılı kararı ile katılan hakkında rüşvet ve hakaret suçlarından kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiği, 10.10.2012 tarihinde sanık ...'ye tebliğ edilen bu kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, - ... Cumhuriyet Başsavcılığının 03.09.2012 tarihli ve 3951-1695-895 sayılı iddianamesi ile sanık ... hakkında kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan TCK'nın 125/1, 125/3-a ve 53/1. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile dava açıldığı, tanık ...'un 29.01.2013 tarihli oturumda "Ben daha önceden soruşturma aşamasında ifade vermiştim o ifademi tekrar ederim, ben ...'nın odasına gitmiştim, bu esnada sanık odaya girerek annesinin kimliği olmadığını ve muayene ettirmek istediğini söyledi, bu esnada 'Başbakan'a söyleyin bunu kaldırsın, topunuzun ağzına sı..yım.' dedi, ... cevap vermedi, dışarı çıkardı güvenlikçilere haber verdi, tahrikte bulunmadı," şeklinde beyanda bulunduğu, yapılan yargılama sonucunda sanık ...'nin kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan TCK'nın 125/3-a, 62, 52/2 ve 52/4. maddeleri uyarınca 6.080 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye ilişkin ... (Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesince verilen 29.01.2013 tarihli ve 546-61 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın itiraz edilmeksizin 05.03.2013 tarihinde kesinleştiği, Anlaşılmaktadır. Katılan ... kollukta; "11.07.2012 günü saat 09.07 sıralarında yukarıda belirtmiş olduğum ... yerimde makamımda görevim başında iken bir şahıs odama girerek annesinin kimliği olmadığı için alt kattaki müdür yardımcısı Günay Karafazlı'nın yanına nüfus cüzdanı olmadan sıra numarası almak için gittiğini fakat bugün sıra almak için oraya gittiğinde yerinde olmadığını, 'Ya yerinde dursun ya da bu görevi yapmasın, bu uygulamayı kaldırın.' diyerek bana çıkıştı. Ben de 'Bu devletin kanunudur, bunu biz kaldıramayız.' dedim. Bunun üzerine kendisini daha önceden tanımadığım fakat isminin sonradan ... olduğunu ögrendiğim şahıs üzerime yürüdü ise de bana herhangi bir müdahalede bulunmadı fakat bana yüksek sesle 'Ben bu kanunun ağzına s...m.' dedi. Ben kendisine herhangi bir karşılık vermedim, fakat şahsa 'Senin annenin kimliği yok mağdur durumdasın mağduriyetinin giderilmesi için alttan alman gerekirken bize hakaret ediyorsun, sana bu şekilde sıra alman için kağıt veremem.' dedim. Bunun üzerine 'Hepinizin ağzına s...m.' dedi ve dışarı çıktı. Ben de makama ve kurumumuza küfür ettiği için hastanemizin özel güvenlikçilerini çağırdım. ... isimli şahsa 'S....r git.' şeklinde herhangi bir küfür etmedim, ayrıca şahsa sıra alması ile ilgili izin kağıdı verir iken kesinlikle bu kağıtlara mühür vurulmuyor sadece ismimi ve imzamı atarak kağıdı veriyorum, kesinlikle kendisinden rüşvet istemedim ve kendisine böyle bir imada bulunmadım. Ayrıca bu konuşmalar esnasında yanımda ... isimli hasta yakını da bulunmakta idi. Görev ve sorumluluğum dolayısıyla makam kapımın sürekli açık olduğu ve sürekli insanların girip çıktığı bir odadır. Bana ve kurumuma hakaret eden ... isimli şahıstan davacı ve şikâyetçiyim. Kendisi ile uzlaşmak istemiyorum.", Mahkemede; "Sanıktan şikâyetçiyim, davaya katılmak istiyorum, olay günü ben ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde müdür yardımcısı olarak görev yaparken sanık odama geldi, annesi için sıra numarası istedi, diğer müdür yardımcısı yerinde değildi, sıra numarası almak için bana olur almaya gelmiş, sıra veren bankoda öyle söylemişler ve bankoda sanığı bana yönlendirmişler, kurallar ve mevzuat gereğince kimlik, nüfus cüzdanı olmadan sıra numarası verilememektedir, ancak yapılan sorgulama sonucunda ve müdür yardımcılarının oluru ile sıra numarası T.C. kimlik numarası bildirildiğinde verilebilmektedir, bana sanık 'Müdür yardımcısı ya yerinde dursun, ya da bu işi kaldırın.' dedi, 'Bu kanunu ben koymadım devlet koymuş.' dedim, o da ifadem de geçtiği şekilde, 'Bu kanunun ağızına s...m.' dedi, ben de onun üzerine 'Hem mağdursun hem de sana yardımcı olmaya çalışıyoruz hem de bize hakaret ediyorsun.' dedim, o da hepimize karşı 'Hepinizin ağızınıza s...m.' dedi, çekip gitti, ben de güvenliği aradım, 'Davacıyım.' dedim, ben kesinlikle sanığa sinkaflı küfürler etmedim, ben kesinlikle kendisinden rüşvet istemedim, kameralar açık ve tanıklar da vardır, daha sonra hastane polisine gidip şikâyetçi oldum," sanığın katılandan "Beni nasıl memnun edeceksin ki bu kağıdı imzalayayım." deyip demediğinin sorulmasının istenmesi üzerine katılanın "Ben böyle bir şey demedim.", Tanık ... kollukta; "11.07.2012 günü saat 09.00 sıralarında ... Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde komşum olan hastane müdür yardımcısı ...'un odasına bilgi sormak amacı ile gitmiştim. Bu esnada isminin sonradan ... olduğunu öğrendiğim şahıs odaya girerek annesinin kimliğinin olmadığını, annesini muayene ettirmek istediğini, yan taraftaki oda da görevli bayanın yerinde olmadığını, bu nedenle buraya geldiğini, annesini muayene ettirmek amacı ile imzalı kağıt istediğini söyledi. Bu esnada şahıs 'Böyle şey olur mu? Başbakan'a söyleyin bunu kaldırsın, topunuzun ağzına s...m.' dedi. ... ise şahsa 'Ben senin mağdur olmaman için bu kağıdı veriyorum fakat sen bana hakaret ediyorsun.' dedi. Ardından şahsa 'Dışarı çıkar mısın, sana kağıt vermeyeceğim.' diyerek hastane özel güvenliğini çağırdı. ... şahıs herhangi bir rüşvet istemedi ve bunu ima edecek herhangi bir harekette bulunmadı.", Savcılıkta; "... aynı binada oturduğumuz komşum olur, kendisini bu sebeple tanıyorum. ... isimli şahsı tanımam. İsmini kollukta duydum. Ben ... Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 11.07.2012 tarihinde saat 09.00-09.30 saatleri arasında oğlumun soğuk algınlığı rahatsızlığı için komşum olan ... isimli arkadaşımın hastanedeki müdür yardımcısı odasında konuştuğumuz sırada ve oğlum için sıra beklerken içeriye ... adında kişi girdi. ... ile annesinin kimliği olmadığı için muayene ettirmek istemesi ve ...'un da bunun kanunen mümkün olmamasını söylemesi sebebiyle tartışma çıktı. Çıkan tartışmada ... Bakanlığın yazısını göstererek kimliksiz muayene olunmayacağını, kendisinin bu işlemi gerçekleştiremeyeceğini söyledi. ..., ...'nin annesinin mağdur olmaması için bu şahıstan annesinin T.C.sini isteyerek bir kağıda yazdı ve barkot görevlisine bu kağıdı verip muayenenin yapılacağını söyledi. Bu sözleri söylediği sırada ..., ...'a hitaben 'Başbakan'a söyleyin bu yazıyı kaldırsın, topunuzun ağzına s...m.' dedi, bu hakareti ...'a hitaben değil genel olarak söyledi. Şahsına yönelik herhangi bir hakareti olmadı. ... bunun üzerine sinirlenerek ...'yi odanın dışarısına çıkardı. Çıkartırken kendisine herhangi bir suretle dokunmadı. Kendisini yaralamadı ve güvenlikçileri çağırdı. Güvenlikçilere ... 'Polise haber verin bize hakaret etti.' dedi. Odasına geldi ve tekrar oturdu. Müşteki ...'nin ifadesinde geçen ve ...'un kendisine yönelik hakaret ve rüşvet iddiası tamamen yalandır. Böyle bir şey kesinlikle gerçekleşmemiştir. Hakaret, rüşvet ya da bunlara yönelik herhangi bir iması bile olmamıştır. Olay anında sadece ... ve ... ve ben var idim, olaya ilişkin gördüklerim bunlardan ibarettir.", Mahkemede; "Olay günü ben hastanedeki müdür yardımcısı olan şikâyetçi ...'nın odasındaydım, ... annesini muayene ettirmek istedi, kimliği yoktu, bunun üzerine ... da Bakanlık tarafından böyle bir işlem yapılmasının yasak olduğunu söyledi, ... da 'Başbakan'a söyleyelim bu yazıyı kaldırsın.' dedi, 'Topunuzu ağızınıza s....m.' şeklinde beyanda bulundu, müşteki ...'da güvenlik görevlilerini çağırdı, hakaret ettiğinden dolayı polise göndermiştir, ben hastanede çocuğumu muayene ettiriyordum, polislerin beni aradığını söyledi, hastane müdür yardımcısı olan ..., sanıktan herhangi bir talebi olmadı, ben çocuğumu doktora getirmiştim, orada oturuyordum, sanık annesinin T.C. kimlik numarasını söyledi, müşteki kesinlikle sanığa bir kağıt verip bu kağıda da annesinin T.C.sini yazıp barkod görevlisine göndermedi ve onunla muayene yapılacağını söylemedi,", soruşturma aşamasındaki beyanı ile çelişki oluştuğundan bahisle sorulması üzerine "Kesinlikle müşteki ..., ...'ın annesinin mağdur olmaması için sanıktan sanığın annesinin T.C. kimlik numarasını isteyip bir kağıda yazıp barkod görevlisine verip muayene yapılmasını istemedi,", katılanın sanığa "Beni nasıl memnun edeceksin ki bu kağıdı imzalayayım." deyip demediğinin sorulması üzerine "Böyle bir şey demedi.", o gün hastaneye girişten itibaren yaptığı işlemlerin detaylı olarak sorulması üzerine "Hastaneye girdim, çocuğumu göğüs hastalıkları Prof. ...'den sıra numarası aldım, doktorun gelmesini beklerken müştekinin yanına gittim, oturdum, bu olaydan sonra çocuğumu muayene ettirmek için doktorun yanına gittim, röntgen filmi çektirdim, alerji testi yaptırdım, daha sonra da hasteneden ayrıldım, bu yaptırmış olduğum testleri doktor görebilmekteydi,", Şeklinde beyanda bulunmuşlardır. Sanık ... şikâyetçi olarak 11.07.2012 tarihinde kollukta; "Ben bugün yani 11.07.2012 günü saat 09.00 sıralarında ... Eğitim ve Araştırma Hastanesine annemin tedavisi için her hafta olduğu gibi sıra almaya gittim. Annemin kimliği yanımda olmadığı için barkod görevlisi bana müdür yardımcısından muayene izin kağıdı almamı söyledi. Beni hastane müdür yardımcısının odasına yönlendirdi. Fakat müdür yardımcısı, ismini Günay olarak hatırladığım kişi odasında değildi ve kapısı kapalı idi. Beni bunun üzerine başka bir müdür yardımcısının odasına yönlendirdiler. İsmini ... olarak hatırladığım kişinin odasına girdim. Ona annemin köyde olduğunu kendisinin kalp hastası olduğunu ve kimliğinin yanımda olmadığını sıra almak istediğimi fakat mesai saati olmasına rağmen müdür yardımcısının odasında olmadığını, 'İzin şartını kendisine bağlamış fakat kendisi yerinde yok, ben bu kişiden şikâyetçiyim.' dedim. Bunu kendisine söyledim. Bu şahıs bana 'Hastane personeli hakkında şikâyetçi olmaya hakkın yok. O kişi mesai saatinde orada olmak zorunda değil. İstesek senin işini yapmayız. Size izin kağıdı veriyorsak bu bizim lütfumuzdur, istesek izin kağıdı vermeyiz.' dedi. Ben de kendisine 'Ne yani benim annem muayene olamayacak mı?' dedim. Daha sonra bu şahıs eline beyaz bir kâğıt aldı, mühür vurdu, kalemi eline aldı ve bana 'Beni nasıl memnun edeceksin ki imzalayayım.' dedi. Ben de bunun görevleri olduğunu söyledim. Bana bu şahıs 'S....r git odamdan çık dışarı.' dedi, Ben de bu duruma sinirlendim ve kendisine 'Sizden, topunuzdan şikâyetçi olacağım sizin hakkınızda işlem yaptıracam.' dedim. Ben bunun üzerine odadan çıktım...bu şahıs şikâyetçi olacak olmamdan dolayı panikledi. Daha sonra müdür yardımcısı ismini ... olarak bildiğim şahıs güvenlikçileri çağırdı ve onlara 'Bu adamdan şikâyetçiyim, bu adamı yakalayın.', dedi. Ben daha sonra geri döndüm güvenlik personelinin yanına gittim. Beraber hastane polisinin yanına gittik. Şikâyetçi olmak için karakola geldim. Olay bundan ibarettir. Ben mesai saatinde yerinde olmayan müdür yardımcısı Günay isimli şahıs ve benden rüşvet talep eden, bana hakaret eden müdür yardımcısı ... isimli şahıstan davacı ve şikâyetçiyim.", Şikâyetçi-şüpheli olarak 02.11.2012 tarihinde kollukta; "11.07.2012 tarihinde saat 09.00 sıralarında ... ... Eğitim Araştırma Hastanesine annem ... Ketenci'nin her hafta tedavisini yaptırmak üzere sıra almaya gitmiştim fakat annem ... Ketenci'nin kimliği yanımda olmadığı için barkod görevlisi bana hitaben muayene izin kağıdı almamı söyledi ve beni hastane müdür yardımcısının yanına yönlendirdi fakat ismini Günay olarak hatırladığım kişi odasında yoktu ve kapısı da kapalı durumdaydı. Bu durum karşısında beni başka bir müdür yardımcısının odasına yönlendirdiler. İsmini ... olarak hatırladığım kişinin odasına girdim ve kendisine annemin köyde olduğunu, kendisinin kalp hastası olduğunu ve kimliğinin yanımda olmadığını, sıra almak istediğimi fakat mesai saati olmasına rağmen müdür yardımcısının odasında olmadığını söyledim, 'İzin şartını kendisine bağlamış fakat kendisi yerinde yok, ben bu kişiden şikâyetçiyim.' dedim. Bunu kendisine söyledim. Bu şahıs bana 'Hastane personeli hakkında şikâyetçi olmaya hakkın yok, o kişi mesai saatinde orada olmak zorunda değil, istesek senin işini yapmayız, size izin kağıdı veriyorsak bu bizim lütfumuzdur, istesek izin kağıdı vermeyiz.' dedi. Ben de kendisine 'Ne yani benim annem muayene olamayacak mı?' dedim. Daha sonra bu şahıs eline beyaz bir kâğıt aldı mühür vurdu, kalemi eline aldı ve bana 'Beni nasıl memnun edeceksin ki imzalayayım.' dedi. Ben de bunun üzerine görevi olduğunu kendisine söyledim. Bana bu şahıs 'S....r git odamdan çık dışarı.' dedi. Ben de bu duruma sinirlendim ve kendisine 'Sizden, hepinizden şikâyetçi olacağım, sizin hakkınızda işlem yaptıracağım.' dedim. Ben bunun üzerine odadan çıktım...bu şahıs şikâyetçi olacak olmamdan dolayı panikledi ve daha sonra ismini ... olarak bildiğim şahıs güvenlikçileri çağırdı ve onlara hitaben 'Bu adamdan şikâyetçiyim, bu adamı yakalayın.' dedi. Ben daha sonra geri döndüm güvenlik personelinin yanına gittim. Beraber hastane polisinin yanına gittik. Şikâyetçi olmak için karakola geldim. Olay bundan ibarettir. Ben mesai saatinde yerinde olmayan müdür yardımcısı Günay isimli şahıs ve benden rüşvet talep eden, bana hakaret eden müdür yardımcısı ... isimli şahıstan davacı ve şikâyetçiyim.", Mahkemede 26.03.2013 tarihinde; "...Annemin kalp rahatsızlığı için hastaneye gittim, annem köyde yaşamaktadır, ben önce hastaneye gidip sıra numarası alıyorum daha sonra annemi hastaneye götürüp tedavi ettiriyorum, 15 günde bir tekrarlanır, o gün sıra numarası almak için hastaneye gittim, annemin T.C. numarası ezberimdeydi, bankodaki görevli bana sıra numarasını veremeyeceğini söyledi beni müdür yardımcısına yönlendirdi, izin verirse verebileceklerini söyledi, ben de müdür yardımcısına gittim, müdür yardımcısı yerinde yoktu, bankoya geri gittim, onun üzerine beni başka bir müdür yardımcısına yönlendirdiler, ben de yönlendirdikleri müşteki olan müdür yardımcısına gittim, ben de sıra numarası alamadığımdan dolayı müdür yardımcısından şikâyetçi olduğumu müşteki olan müdür yardımcısına söyledim, müşteki de bana bu durumun kendisini ilgilendirmediğini, neden nüfus cüzdanı getirmediğimi sordu, 'O müdür yardımcısından şikâyetçi olduğundan bir şey elde edemezsin.' dediler, bunun üzerine müşteki de bana anneme sıra numarasını almayacağını, şikâyetten vazgeçmem gerektiğini söyledi, ben de kendisinden sıra numarası istedim, bana ... müdürlüğünün yazısı olduğunu, nüfus cüzdanı olmayan kişilere sıra numarasını veremeyeceğini söyledi, ben de bu yazının tarafıma verilmesini istedim, sümenin altından çıkarak bana salladı, daha sonra sümenin içine koydu, ben de bana izin verilmediğine dair yazı verilip tarafıma yazı verilmesini istedim, bunun üzerine müşteki masasından bir bloknot çıkardı, muayene sırası verilmesi uygundur yazdı, kaşesini bastı imzalarken 'Bizi nasıl memnun edeceksin ki imzalayayım.' dedi ben de memnun etmek zorunda olmadığımı, benim hakkım olduğunu, izin vermeyecekse, izin vermeyeceğine dair belge vermesini istedim, bunun üzerine müşteki beni odasından sinkaflı küfürler ederek kovdu, ben de kendilerinden şikâyetçi olacağımı söyledim, Bunun üzerine müşteki de panikledi arkamdan geldi, güvenlik görevlilerini çağırarak bana küfür ettiğini söyledi, ben de güvenlik noktasına gidiyordum, hastane polisine gittik, ben kesinlikle kendisine iftira atmadım, olay anında yanımızda bir şahıs daha vardı, ama o şahıs ... değildi.", 08.06.2017 tarihinde ise "Ben bu konuda daha önceden ifade vermiştim. O ifadelerim doğrudur, aynen tekrar ederim. Yargıtay bozma ilamına bir diyeceğim yoktur, yapılan ilk yargılamada tanık olarak dinlenen şahıs benim şikâyetime konu hakaret ve rüşvet talebinin meydana gelen odada yoktu, ben bu şahsı olay tarihinde odada hiç görmemiştim, ilk defa mahkemede görmüştüm...", Şeklinde savunmada bulunmuştur. TCK'nın “Adliyeye Karşı Suçlar” bölümünde yer alan "İftira" başlıklı 267. maddesinin 1. fıkrası; “(1) Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiştir. İftira suçu, failin, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için, bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesidir. İftira suçunun konusunu hukuka aykırı fiil oluşturur. Bu fiilin suç oluşturması şart değildir. Disiplin yaptırımını veya başka bir idari yaptırımı gerekli kılan fiiller de iftira suçunun konusunu oluşturabilir. Öte yandan hukuka aykırı bir eylemin gerçekleştirildiğine yönelik isnat yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunmak suretiyle ya da basın ve yayın aracılığıyla yapılabilir. Bu anlamda iftira suçu serbest hareketli bir suç olarak düzenlenmemiştir. İhbar hukuka aykırı fiilin işlenildiğinin yetkili makamlara bildirilmesidir. Şikâyet ise hukuka aykırı fiil nedeniyle mağdur olan veya zarar gören kişinin bu eylemi gerçekleştiren failin cezalandırılması amacıyla yetkili makamlara yaptığı başvurudur. Suça ilişkin ihbar ve şikâyetin sözlü veya yazılı olarak yapılması olanaklıdır. Sözlü şikâyet görevli tarafından tutanağa yazılır (... Yaşar-... Tahsin Gökcan-... Artuç, Yorumlu Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, ... Yayınevi, 6. Cilt, ..., 2010, s. 7828-7829.). Özgü suç olarak düzenlenmediği için herkes tarafından işlenebilen iftira suçunda, hukuka aykırı fiil isnadının belli bir kişiye yönelik olması gerekir. Ancak isnada muhatap kişinin yapılacak bir araştırma sonucunda kimliğinin belirlenebilir olması yeterli olup isminin açıkça belirtilmesi zorunlu değildir. İftira suçu failinin, isnat ettiği fiil gerçekte hiç işlenmemiş olabileceği gibi, işlenmiş olmakla birlikte kendisine isnatta bulunulan kişi tarafından işlenmemiş olabilir. Yine, kendisine isnatta bulunulan kişi tarafından hukuka aykırı bir fiil işlenmiş bulunmakla birlikte; iftira suçunun faili, bu fiilin karşılığında isnatta bulunulan kişiye verilecek yaptırımı ağırlaştıracak bazı eklemelerde bulunmuş olabilir. Bu durumlarda da iftira suçunun oluştuğunu kabul etmek gerekir. Öte yandan, iftira suçunun oluşabilmesi için, iftira suçu failinin, hukuka aykırı fiil isnat ettiği kişinin bu fiili işlemediğini bilmesi gerekmektedir. Bu açıdan, iftira suçu ancak doğrudan kastla işlenebilir. Ancak bu suçun oluşabilmesi için, doğrudan kast tek başına yeterli olmayıp ayrıca failin hukuka aykırı fiil isnat ettiği kimse hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir müeyyideye maruz kalmasını sağlamak amacıyla hareket etmesi gerekir. Bu nedenle, iftira suçu açısından failde kastın ötesinde belirtilen amacın varlığı, bir başka deyişle özel kastın bulunması gerekmektedir. Dolayısıyla; failin, belirli olay veya olgulardan yola çıkarak, isnat ettiği fiilin mağdur tarafından işlendiği inancı ve şüphesi ile ihbarda bulunması hâlinde iftira suçunun unsurları oluşmayacaktır. Yine, içeriği kanıtlanamasa dahi, gerçekleştirilen ihbar veya şikâyetin bir anayasal hakkın kullanılması olarak değerlendirilebildiği hâllerde, bir hukuka uygunluk nedeninin varlığı söz konusu olacaktır. Anayasamızın 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu, 40. maddesinde, Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkesin, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkının bulunduğu, 74. maddesinde, vatandaşların ve karşılıklılık bulunması koşuluyla Türkiye’de oturan yabancıların, kendileriyle veya kamu ile ilgili hususlarda dilek ve şikâyet haklarının bulunduğu vurgulanmıştır. Bireylere tanınan bu anayasal hak, onların idare ve diğer bireylerle ilişkilerinde gerek “çıkarlarını koruması”, gerek “özgürlüklerini kısıntısız” kullanabilmesi bakımından, devlet organlarına başvurmasını gerekli kılar. Bu başvuru, bireyin kendisi, üçüncü kişi veya kamuyla ilgili olabilir. Başvurulabilecek devlet organları da, yasama, yürütme ve yargıdır. Dilekçe hakkının yargısal alanda başlıca ortaya çıkış biçimi ise, ihbar ve şikâyet hakkının kullanılmasıdır. Diğer taraftan iftira suçunda, ihbar veya şikâyetin CMK'nın 158. maddesinde gösterilen Cumhuriyet Başsavcılığına, kolluğa, valiliğe, kaymakamlığa, mahkemeye, yurtdışında ise elçiliğe veya konsolosluğa yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda, iftira suçunda, hukuka aykırı fiil isnadını içeren ihbarın veya şikâyetin yetkili makamlara yapılması koşulu aranmaktadır. Dolayısıyla kanunilik ilkesi gereğince, ihbar veya şikâyetin yapılması olanaklı görülen makamlar dışındaki kimselere yapılacak bildirimler, iftira suçuna vücut vermeyecektir. Bu bakımdan, isnat edilen hukuka aykırı fiil bir kişiye bildirilmiş, o kişi de suçu ilgili yerlere ihbar etmişse, kişinin, yetkili makam olarak sayılması mümkün olmadığından bu suç oluşmayacaktır. Nitekim, ihbar veya şikâyetin yetkili makamlara doğrudan yapılması da arandığından, bu makamların dolaylı şekilde hukuka aykırı fiil isnadını öğrenmeleri hâlinde söz konusu suçun oluşmadığı kabul edilmelidir (... Yaşar-... Tahsin Gökcan-... Artuç, Yorumlu Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, ... Yayınevi, ..., 2010, s. 7830; M. ... Yiğitbaş, İftira Cürmü Üzerine Bir Deneme, AD., Y.: 58, S.: 11, ..., 1967, s. 832; Köksal Bayraktar, İftira, ... Hukuk Fakültesi Mecmuası, C: XL, S. 1-4, s. 196.). Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; ... Cumhuriyet Başsavcılığınca 16.11.2012 tarih ve 2217-918 sayı ile "...belirtilen suç tarihi ve zamanında, yetkili makam olan kolluk makamına 11.07.2012 tarihinde saat 11.11 sıralarında şikâyette bulunarak, 11.07.2012 tarihli bilgi veren ifadesi ve 19.10.2012 tarihli tanık ifadesi ile de sabit olan TCK m. 125/1'de düzenlenen müşteki hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını sağlamak için hakaret ve TCK m. 252/4'te düzenlenen rüşvet talebinde bulunma isnadında bulunduğu," iddiası ile iftira suçundan sanık ...'nin TCK'nın 267/1 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılmasının talep edildiği anlaşılan olayda; Her ne kadar tanık ...'a ait fotoğraf ve görüntülerin, olaya ait kamera görüntüleri ile birlikte TÜBİTAK veya TRT gibi uzman kuruluşlardan birisine gönderilip fotoğraf ve görüntü analizleri ile olay tarihi ve saatine ilişkin tespit yaptırılarak olay anında katılanın odasında bulunan kişinin tanık ... olup olmadığının araştırılması gerektiğinden bahisle itiraz kanun yoluna başvurulmuş ise de inceleme konusu olaya ilişkin görüntülerde kamera saati yer almasa da ... Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından Tophane Polis Merkezi Amirliğine hitaben düzenlenen 13.07.2012 tarihli yazıda; katılan ...'un odasının bulunduğu 1. katın 11.07.2012 tarihli olan ve 09.00 ila 09.30 saatlerini kapsayan koridor görüntülerinin CD olarak gönderildiğinin belirtilmesi ve sanığın bahse konu görüntünün 04.52. dakikasında katılanın odasına girdiğinin, 06.52. dakikasında ise söz konusu odadan çıktığının tespit edilmesi karşısında olayın 11.07.2012 tarihinde saat 09.04.52 ile 09.06.52 sıralarında gerçekleştiğinin anlaşılması ve gerek kolluk tarafından düzenlenen 29.11.2013 tarihli CD inceleme ve araştırma tutanağına gerekse Genel Kurul tarafından müzakere sırasında yapılan incelemeye göre görüntünün 11.30 dakikasında yani olay yaşandıktan yaklaşık olarak 4,5 dakika sonra katılanın odasından çıktığı görülen, kameranın ters istikametine doğru yürüyerek uzaklaşan ve tanığın kendisi olduğunu beyan ettiği kişinin güvenlik kamerasına uzak mesafede bulunması ve görüntü kalitesinin düşük olması nedeniyle yüz hatlarının tam olarak belirlenememesi karşısında bu kişinin tanık olup olmadığının tespitine ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmasının, mevcut olan diğer delillerin hüküm kurmaya elverişli olduğu hususu da nazara alındığında usul ekonomisine aykırı olacağı ve yargılamanın uzaması sonucunu doğuracağı anlaşılmakla sanık hakkında eksik araştırma ile hüküm kurulmadığı kabul edilmelidir. Bu aşamada bir kısım Ceza Genel Kurulu Üyesince sanığa atılı suçun sabit olup olmadığının tartışılması gerektiğinin ileri sürülmesi üzerine bu husus da ayrıca değerlendirilmiştir. Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de, insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" şeklinde, Latincede ise "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi açısından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlak surette sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ya da gerçekleştiriliş şekli hususunda herhangi bir şüphe belirmesi hâlinde uygulanabileceği gibi, suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; İlk uyuşmazlık konusunda anlatıldığı şekilde gerçekleştiği iddia edilen olayda; olayın tek tanığı olan ...'un Savcılıkta "... ...'nin annesinin mağdur olmaması için bu şahıstan annesinin T.C.sini isteyerek bir kağıda yazdı ve barkot görevlisine bu kağıdı verip muayenenin yapılacağını söyledi.", Mahkemede ise "Kesinlikle müşteki ..., ...'ın annesinin mağdur olmaması için sanıktan, sanığın annesinin T.C. kimlik numarasını isteyip bir kağıda yazıp barkod görevlisine verip muayene yapılmasını istemedi," şeklinde beyanda bulunarak olayın gelişimine ilişkin çelişkili ifade vermesi, anılan tanığın aynı zamanda katılan ...'un komşusu olması nedeniyle katılanla aralarında yakınlık bulunması, görüntünün 11.30 dakikasında yani olay yaşandıktan yaklaşık olarak 4,5 dakika sonra katılanın odasından çıktığı görülen ve kameranın ters istikametine doğru yürüyerek uzaklaşan kişinin güvenlik kamerasına uzak mesafede bulunması ve görüntü kalitesinin düşük olması nedeniyle yüz hatları tam olarak belirlenemediğinden tanık ... olduğunun kesin olarak tespit edilememesi ve sanığın aşamalarda istikrarlı bir şekilde olay sırasında bahse konu tanığın yanlarında olmadığına yönelik savunmada bulunması hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanığın atılı suçu işlediği hususunda şüphe oluştuğu ve bu şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, savunmasının aksine atılı suçu işlediğine dair mahkûmiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmayan sanığın beraati yerine yetersiz gerekçe ile mahkûmiyetine karar verilmesinin isabetsiz olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçe ile kabulüne karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı; "... Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanenin 26.11.2013 tarihli ve 9555 sayılı yazısına göre oğlu ... ... Kanbur'un tedavisi amacıyla tanık ...'un aynı gün 08.16 ila 10.11 saatleri arasında, diğer bir ifade ile olayın gerçekleştiği saatlerde söz konusu Hastanede bulunması, kolluk tarafından düzenlenen 29.11.2013 tarihli CD inceleme ve araştırma tutanağında; kamera açısına göre görüntüde sağdan üçüncü kapının katılan ...'un odasına ait olduğu ancak aradaki mesafe nedeniyle odaya giren şahısların tam olarak seçilemediğinin belirtilmesi, yine aynı tutanağa göre karakola davet edilen tanık ... ile birlikte görüntüler izlendiğinde tanığın olay günü katılanın odasına olay anından yaklaşık 15 dakika önce girdiğini, görüntülerin ise olaydan önce 06.50 dakikalık bölümü içerdiğini, bu sebeple olaydan önce katılanın odasına giriş anının görüntülerde yer almadığını ancak görüntünün 11.30. dakikasında yani olay yaşandıktan yaklaşık olarak 4,5 dakika sonra katılanın odasından çıktığı görülen ve kameranın ters istikametine doğru yürüyerek uzaklaşan, kamera açısı itibarıyla yüzü seçilemeyen, kısa kollu, açık renkli tişört ile koyu renkli pantolon giyen şahsın kendisi olduğunu beyan etmesi, sanık ...'nin ... 1. Asliye Ceza Mahkemesine hitaben yazdığı 17.06.2013 havale tarihli dilekçede; olay sırasında katılanın odasında 40-50 yaşlarında, açık renk takım elbise giyen iri yapılı bir erkek şahsın bulunduğunu belirtmesine karşın bahse konu eşkâle uygun bir kişinin katılanın odasına giriş ve/veya çıkış anına ilişkin bir görüntüye rastlanılmaması, tanık ...'un aşamalarda birbirleri ile uyumlu bir şekilde olay sırasında katılanın odasında bulunduğunu, katılanın olay sırasında sanığa hakaret etmediğini ve sanıktan rüşvet istemediğini ifade etmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığa atılı suçun sabit olduğu," görüşüyle, Çoğunluk görüşüne katılmayan sekiz Ceza Genel Kurulu Üyesi de; benzer düşüncelerle, Karşı oy kullanmışlardır. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle KABULÜNE, 2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 05.03.2019 tarihli ve 22229-3129 sayılı düzelterek onama kararının KALDIRILMASINA, 3- ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2017 tarihli ve 151-324 sayılı hükmünün, savunmasının aksine atılı suçu işlediğine dair mahkûmiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmayan sanığın beraati yerine yetersiz gerekçe ile mahkûmiyetine karar verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, eksik araştırma bulunup bulunmadığına ilişkin uyuşmazlık konusu bakımından 22.11.2022 tarihinde yapılan birinci müzakerede oy birliğiyle, suçun sabit olup olmadığına ilişkin uyuşmazlık konusu bakımından ise 22.11.2022 tarihinde yapılan birinci müzakerede yasal çoğunluk sağlanamadığından 06.12.2022 tarihinde yapılan ikinci müzakarede oy çokluğuyla karar verildi. 22.11.2022 Tarihli Oturum:
Ceza Genel Kurulu, 2018/199 E., 2021/457 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
İftira suçundan sanık ...'ın TCK'nın 267/1, 62, 50/1-a, 50/6, 52/2 ve 52/4. maddeleri uyarınca 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye ilişkin Sinop Asliye Ceza Mahkemesince verilen 14.05.2014 tarihli ve 189-248 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8
Ceza Genel Kurulu         2018/199 E.  ,  2021/457 K. "İçtihat Metni" İftira suçundan sanık ...'ın TCK'nın 267/1, 62, 50/1-a, 50/6, 52/2 ve 52/4. maddeleri uyarınca 6.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye ilişkin Sinop Asliye Ceza Mahkemesince verilen 14.05.2014 tarihli ve 189-248 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 28.12.2017 tarih, 7399-15649 sayı ve oy çokluğu ile; "5237 sayılı TCK'nın 267. maddesinde düzenlenen iftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak işlemediğini bildiği hâlde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesinin gerektiği; somut olayda, sanık ... tarafından katılan ... hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını sağlayabilecek yetkili bir makama yapılmış herhangi bir şikâyetin bulunmaması nedeniyle unsurları itibarıyla oluşmayan iftira suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiş, Daire Üyeleri G. Albayrak ve A. Güngören; ...i yaralamak suçundan 10 yıl 10 ay hapis cezası alan ...’in bu cezasının infazı sırasında İskilip Açık Cezaevinde iken izinli olarak Sinop’a geldiğinde ...’in kardeşi olan ...’ı bıçakla tehdit edip 150 TL para istediği iddia olunan olayda, sanık ... bu olayın soruşturulması sırasında 17.03.2014 ve 25.03.2014 tarihlerinde emniyette verdiği ifadelerinde iddiayı doğrulamış ve sanık yukarıda belirtildiği şekilde anlatımda bulunmuştur. Bu suçtan ... hakkında yapılan hazırlık soruşturmasında ...’in iddia edildiği tarihte Bilecik M Tipi Kapalı Cezaevinde hükümlü olarak bulunduğu ve izin kullanmadığı anlaşılmış ve hakkında takipsizlik kararı verilmiştir. Sanığın 17.03.2014 ve 25.03.2014 tarihlerinde emniyette ...’in kendisini bıçakla tehdit edip 150 TL para istediğini belirtmesinin iftira suçunu oluşturduğu" düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 12.02.2018 tarih ve 234819 sayı ile; "Sanık ... dosyada mevcut 17.03.2014 ve 25.03.2014 tarihli beyanlarında; ...'in uzaktan akrabası olduğunu, cezaevinden çıktığı zamanlar kendisini rahatsız ettiğini, 01.03.2014 günü Kefevi Mahallesi, Gül Sokak üzerinde tek başına yürürken ...'in plakasını bilmediği bir araç ile yanına geldiğini, kendisine bir şeyler söylemek istediğini söylediğini, korkması nedeniyle yolunu değiştirerek Aydınlar Sokak'a girdiğini, ...'in peşinden gelip elinde bulunan yandan açılabilen 7-8 cm civarında bir çakı bıçağını ağzını açmadan boğazına dayadığını, kendisine 'Hala o adamla mı hayat sürüyorsun, sen daha iyilerini hak ediyorsun.' dediğini, başkaca bir tehdit ve hakarette bulunmadığını, 150 TL para istediğini, 'Yok.' deyince ağabeyi olan ...'i kastederek 'Mehmet'i taksi durağına gömeceğim, ...'ın da arabasını uçuracağım, garajını yakacağım, benim hakkımda konuşmasın, nasıl olsa benim kaybedecek bir şeyim yok.' dediğini, olay esnasında yanında kimsenin olmadığını, ...'ten şikâyetçi olmadığını beyan ettiği, Sanık ... 14.05.2014 tarihli duruşmadaki beyanında da, '...'i tanırım, kendisi ile geçmişte kısa bir dönem ilişki yaşamamışlığımız vardır. Onun hakkında vermiş olduğum ve sonrasında takipsizlik kararına konu iddialar tamamen gerçektir. Şikâyet dilekçesinde Mehmet hakkında söylediklerim doğrudur. Üzerime atılı iftira suçunu kabul etmem, öncelikle beraatimi isterim...' şeklinde savunmada bulunduğu, Sanığın tüm aşamalardaki savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, olay tarihinde Bilecik M Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan katılan ...'e işlemediğini bildiği hâlde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlanmasını sağlamak için hukuka aykırı fiil isnat ettiği, böylece TCK'nın 267/1. maddesinde hükme bağlanan iftira suçunu işlediği, dolayısıyla suçun unsurlarının oluştuğu" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince, 12.04.2018 tarih, 2496-4110 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı iftira suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; Sanık ...'ın ağabeyi olan ... isimli şahsın 06.03.2014 tarihinde Sinop Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği şikâyet dilekçesi ile aynı tarihli Savcılık ifadesinde; 2010 yılında meydana gelen silahla kasten yaralama olayı sırasında uzaktan akrabası olan katılan ... tarafından bıçakla yaralandığını, bu olay nedeniyle katılanın 10 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırıldığını, annesi olan ...'ten öğrendiği kadarıyla katılanın açık ceza infaz kurumunda bulunduğu sırada 01.03.2014 tarihinde izinli olarak Sinop iline geldiğini, kız kardeşi olan sanık ... ile görüştüğünü, bu görüşme sırasında katılan ...'in sanık ...'ın boğazına bıçak dayadığını, 150 TL para istediğini, ayrıca sanık ...'e "Mehmet ağabeyini taksi durağına gömeceğim, ... ağabeyinin de arabasını uçurup garajını yakacağım, onların anasını avradını s...ceğim." diyerek tehdit ve hakaretlerde bulunduğunu, yine katılan ...'in kendisini takip ettiğini, bu olayı da ... isimli şahsın gördüğünü, hayatından endişe ettiğini, gerekli önlemlerin alınmasını istediğini, bu nedenlerle katılan ...'ten şikâyetçi olduğunu belirttiği, Sinop Cumhuriyet Başsavcılığınca 2014/569 sayılı dosya üzerinden başlatılan soruşturma sırasında kolluğa yazılan müzekkerede bahse konu dilekçe ve ifade tutanağı doğrultusunda sanık ... ile ... ve ... isimli şahısların bilgi sahibi olarak ifadelerinin alınması talimatı verilmesi üzerine ... isimli şahsın bilgi sahibi olarak alınan 17.03.2014 tarihli kolluk ifadesinin "...Bundan yaklaşık olarak 2 hafta önce kızım yanıma gelerek ...'in yine karşısına çıktığını, kendisine 'Ağabeyini taksi durağına gömeceğim, zaten benim hayatım bitmiş benim kaybedecek bir şeyim yok. ...'ın arabasını uçurup garajını yakacağım.' dediğini ayrıca ...parasının kalmadığını kendisine 150 TL vermesini istediğini, bu lafları söyledikten sonra boğazına bıçak dayadığını söyledi. Ben de bunun üzerine bu olanları hemen oğlum ...'e anlattım.", ... isimli şahsın bilgi sahibi olarak alınan 17.03.2014 tarihli kolluk ifadesinin; "... benim eşimin ağabeyi olur ve kendisi bizim yan apartmanda oturmaktadır. ... bundan yaklaşık 4 sene önce akrabası olan ... tarafından bıçakla yaralanmıştı. Bu şahıs açık cezaevinde yattığı için her izne çıktığında Sinop iline gelir. ... bu izinlerinde arabasını bizim ikametimizin karşısına 2-3 saat park ederek aracın içinde oturup bizim evimizi gözetlemektedir. ... ile dışarı çıktığımızda araba ile hareketler yapıp dik dik ...'a bakmaktadır. Bu olay her izne geldiğinde devam etmektedir. Benim bu olay ile ilgili anlatacaklarım bunlardan ibarettir.", sanık ...'ın bilgi sahibi olarak alınan 17.03.2014 tarihli kolluk ifadesinin ise "... benim öz ağabeyim olur. Uzaktan akrabamız olan ... 2010 yılında ağabeyimi bıçak ile yaralamasından dolayı Çorum ilinde bulunan açık cezaevinde yatmaktadır. Kendisi cezaevinden her çıktığında mutlaka Sinop iline gelerek benim önümü kesmekte ve beni sevdiği ve abimi tehdit eden sözler söylemektedir. Benim bu olaylardan dolayı da savcılıkta şikâyetim bulunmaktadır. 01.03.2014 günü ben Ada Mahallesinde çarşıya gitmek için yolda yürürken yanıma gelen bir araçtan ... çıktı, elinde çakı bıçağını sallayarak yanıma geldi. Daha sonra bu çakının ağzını açmadan boğazıma dayadı ve bana 'Sen neden hâla o adamla evlisin sen daha iyilerini hak ediyorsun. Bırak o adamı.' demeye başladı, ben de kendisine konuşmak istemediğimi söyleyince bana kendisine 150 TL para lazım olduğunu söyledi, ben de ...param olmadığını gitmesi gerektiğini söyledim. Ancak kendisi sinirlenerek bana 'Zaten o ...'ı da taksi durağına gömeceğim, arabasını uçuracağım, garajını yakacağım, nasıl olsa benim kaybedecek bir şeyim yok.' deyip çakıyı boğazımdan çekti ve araca binip yanımdan ayrıldı." şeklinde olduğu, Sinop Cumhuriyet Başsavcılığınca kolluğa hitaben düzenlenen 19.03.2014 tarihli ve 569 sayılı müzekkerede sanık ...'ın 17.03.2014 tarihli ifadesinde kendisine yönelik gerçekleştiğini belirttiği eyleme ilişkin olarak şikâyetçi sıfatıyla ifadesinin alınması talimatı verilmesi üzerine sanığın şikâyetçi sıfatıyla alınan ve iddianameye konu olan 25.03.2014 tarihli ifadesinin; "... bizim uzaktan akrabamız olmaktadır ...şu an cezaevindedir. Cezaevinden izne çıktığında beni sürekli rahatsız etmektedir. En son 01.03.2014 tarihinde Kefevi Mahallesi, Gül Sokak üzerinde tek başıma yürürken ... plakasını bilmediğim bir araç içerisinden bana 'Az dur sana bir şey söyleyeceğim.' dedi. Araçta bir erkek şahıs daha vardı fakat şahsı göremedim sadece sesini duydum. Ben de korktuğumdan yolumu değiştirerek sokağın yanında bulunan Aydınlar Sokak'a girdim. ... de peşimden yanıma gelerek 'Biraz konuşalım.' dedi ve bu sokak üzerinde konuşmaya başladık. Bu esnada elinde kapalı vaziyette olan rengini göremediğim, yandan açılabilen 7-8 cm civarında bir çakı bıçağı vardı ve kendisi bıçak ile oynuyordu. Benimle konuşurken bu bıçağın ağzını açmadan bıçağı boğazıma dayadı ve ...'Hâlâ o adamla mı hayat sürüyorsun, sen daha iyilerini hak ediyorsun.' gibi şeyler söyledi. Bana karşı herhangi bir tehdit ve hakarette bulunmadı. Ben kendisine konuşmak istemediğimi söyledim. O da bana 150 TL para lazım deyince 'Param yok.' dedim. Bunun üzerine ... isimli şahıs diğer ağabeyimi kastederek 'Mehmet'i taksi durağına gömeceğim. ...'ın da arabasını uçuracağım, garajını yakacağım, benim hakkımda konuşmasın, nasıl olsa benim kaybedecek hiçbir şeyim yok.' dedi. Daha sonra bıçağı boğazımdan çekerek araca binip gitti. Bu olayın olduğu yer ara sokak olduğu için yaptığım araştırmada herhangi bir kamera olmadığını ve burada MOBESE de olmadığını gördüm ...olay olduğunda yanımda kimse yoktu. Bu olay ile ilgili olarak ...'ten herhangi bir dava ve şikâyetim yoktur." biçiminde olduğu, Kolluk tarafından düzenlenen 25.03.2014 tarihli tutanakta; sanık ...'ın ifadesinde geçen olayın gerçekleştiği iddia edilen Aydınlar Sokak ile Gül Sokak üzerinde, olay yerini gören MOBESE ve güvenlik kamerası tespit edilemediğinin belirtildiği, Bilecik M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 27.03.2014 tarihli ve 4585 sayılı yazısına göre; katılan ...'in 27.01.2014 tarihinde Bozüyük Açık Ceza İnfaz Kurumundan nakil olarak geldiği, 01.03.2014 tarihinde ise kurumlarında hükümlü olarak bulunduğu, bu süre içinde de izin kullanmadığı, Sinop Cumhuriyet Başsavcılığınca 28.03.2014 tarih ve 569 sayı ile katılan ... hakkında kişilerin huzur ve sükûnunu bozma ve tehdit suçlarından "müşteki şüpheli ...'in müştekinin belirttiği tarihte cezaevinde bulunduğu, izinli olarak da cezaevinden çıkmadığı, müşteki ve müşteki şüpheli ...'ın soyut iddiası dışında delil elde edilemediği"; ... hakkında ise iftira suçundan "müşteki şüpheli ...'e iftira atma kastıyla hareket etmediği, kendisine yönelik tehdit içerikli sözleri kız kardeşi Yasemin'in annesi Bahriye'ye anlatması üzerine haberdar olduğu, müşteki şüpheli ...'ın olayda şikâyet hakkını kullandığı" gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiği, Sinop Cumhuriyet Başsavcılığınca 28.03.2014 tarih ve 313-123 sayı ile sanık ...'ın şikâyetçi sıfatıyla alınan 25.03.2014 tarihli ifadesi nedeniyle iftira suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açıldığı, Anlaşılmaktadır. Katılan ... Mahkemede; sanık ...'ın uzaktan akrabası, inceleme dışı şikâyetçi ...'in de sanığın ağabeyi olduğunu, Bilecek M Tipi Cezaevinde bulunduğu bir tarihte sanığın kendisine iftira attığını, bunun nedeninin ...'i daha önceki bir tarihte yaralaması olduğunu düşündüğünü, bu eylemi nedeniyle on yıl hapis cezası aldığını, sanıktan şikâyetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini ifade etmiştir. Sanık ... Mahkemede; katılan ...'i tanıdığını, kendisi ile kısa bir dönem ilişki yaşadığını, onun hakkındaki iddialarının tamamen gerçek olduğunu, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini savunmuştur. TCK'nın “Adliyeye Karşı Suçlar” bölümünde yer alan "İftira" başlıklı 267. maddesinin 1. fıkrası; “(1) Yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği hâlde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idarî bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiştir. İftira suçu, failin, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için, bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesidir. İftira suçunun konusunu hukuka aykırı fiil oluşturur. Bu fiilin suç oluşturması şart değildir. Disiplin yaptırımını veya başka bir idari yaptırımı gerekli kılan fiiller de iftira suçunun konusunu oluşturabilir. Öte yandan hukuka aykırı bir eylemin gerçekleştirildiğine yönelik isnat yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunmak suretiyle ya da basın ve yayın aracılığıyla yapılabilir. Bu anlamda iftira suçu serbest hareketli bir suç olarak düzenlenmemiştir. İhbar hukuka aykırı fiilin işlenildiğinin yetkili makamlara bildirilmesidir. Şikâyet ise hukuka aykırı fiil nedeniyle mağdur olan veya zarar gören kişinin bu eylemi gerçekleştiren failin cezalandırılması amacıyla yetkili makamlara yaptığı başvurudur. Suça ilişkin ihbar ve şikâyetin sözlü veya yazılı olarak yapılması olanaklıdır. Sözlü şikâyet görevli tarafından tutanağa yazılır (Osman Yaşar-Hasan Tahsin Gökcan-Mustafa Artuç, Yorumlu Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, Adalet Yayınevi, 6. Cilt, Ankara, 2010, s. 7828-7829.). Özgü suç olarak düzenlenmediği için herkes tarafından işlenebilen iftira suçunda, hukuka aykırı fiil isnadının belli bir kişiye yönelik olması gerekir. Ancak isnada muhatap kişinin yapılacak bir araştırma sonucunda kimliğinin belirlenebilir olması yeterli olup isminin açıkça belirtilmesi zorunlu değildir. İftira suçu failinin, isnat ettiği fiil gerçekte hiç işlenmemiş olabileceği gibi, işlenmiş olmakla birlikte kendisine isnatta bulunulan kişi tarafından işlenmemiş olabilir. Yine, kendisine isnatta bulunulan kişi tarafından hukuka aykırı bir fiil işlenmiş bulunmakla birlikte; iftira suçunun faili, bu fiilin karşılığında isnatta bulunulan kişiye verilecek yaptırımı ağırlaştıracak bazı eklemelerde bulunmuş olabilir. Bu durumlarda da iftira suçunun oluştuğunu kabul etmek gerekir. Öte yandan, iftira suçunun oluşabilmesi için, iftira suçu failinin, hukuka aykırı fiil isnat ettiği kişinin bu fiili işlemediğini bilmesi gerekmektedir. Bu açıdan, iftira suçu ancak doğrudan kastla işlenebilir. Ancak bu suçun oluşabilmesi için, doğrudan kast tek başına yeterli olmayıp ayrıca failin hukuka aykırı fiil isnat ettiği kimse hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir müeyyideye maruz kalmasını sağlamak amacıyla hareket etmesi gerekir. Bu nedenle, iftira suçu açısından failde kastın ötesinde belirtilen amacın varlığı, bir başka deyişle özel kastın bulunması gerekmektedir. Dolayısıyla; failin, belirli olay veya olgulardan yola çıkarak, isnat ettiği fiilin mağdur tarafından işlendiği inancı ve şüphesi ile ihbarda bulunması hâlinde iftira suçunun unsurları oluşmayacaktır. Yine, içeriği kanıtlanamasa dahi, gerçekleştirilen ihbar veya şikâyetin bir anayasal hakkın kullanılması olarak değerlendirilebildiği hâllerde, bir hukuka uygunluk nedeninin varlığı söz konusu olacaktır. Anayasamızın 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu, 40. maddesinde, Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlâl edilen herkesin, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını isteme hakkının bulunduğu, 74. maddesinde, vatandaşların ve karşılıklılık bulunması koşuluyla Türkiye’de oturan yabancıların, kendileriyle veya kamu ile ilgili hususlarda dilek ve şikâyet haklarının bulunduğu vurgulanmıştır. Bireylere tanınan bu anayasal hak, onların idare ve diğer bireylerle ilişkilerinde gerek “çıkarlarını koruması”, gerek “özgürlüklerini kısıntısız” kullanabilmesi bakımından, devlet organlarına başvurmasını gerekli kılar. Bu başvuru, bireyin kendisi, üçüncü kişi veya kamuyla ilgili olabilir. Başvurulabilecek devlet organları da, yasama, yürütme ve yargıdır. Dilekçe hakkının yargısal alanda başlıca ortaya çıkış biçimi ise, ihbar ve şikâyet hakkının kullanılmasıdır. Bu aşamada, uyuşmazlık konusunun sağlıklı bir hukuki çözüme kavuşturulabilmesi bakımından “yetkili makamlar” kavramı üzerinde durulması gerekmektedir. İftira suçunda, ihbar veya şikâyetin CMK'nın 158. maddesinde gösterilen Cumhuriyet Başsavcılığına, kolluğa, valiliğe, kaymakamlığa, mahkemeye, yurtdışında ise elçiliğe veya konsolosluğa yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda, iftira suçunda, hukuka aykırı fiil isnadını içeren ihbarın veya şikâyetin yetkili makamlara yapılması koşulu aranmaktadır. Dolayısıyla kanunilik ilkesi gereğince, ihbar veya şikâyetin yapılması olanaklı görülen makamlar dışındaki kimselere yapılacak bildirimler, iftira suçuna vücut vermeyecektir. Bu bakımdan, isnat edilen hukuka aykırı fiil bir kişiye bildirilmiş, o kişi de suçu ilgili yerlere ihbar etmişse, kişinin, yetkili makam olarak sayılması mümkün olmadığından bu suç oluşmayacaktır. Nitekim, ihbar veya şikâyetin yetkili makamlara doğrudan yapılması da arandığından, bu makamların dolaylı şekilde hukuka aykırı fiil isnadını öğrenmeleri hâlinde söz konusu suçun oluşmadığı kabul edilmelidir (...,..,..,..,....,...,......, Yorumlu Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, Adalet Yayınevi, Ankara, 2010, s. 7830; ... İftira Cürmü Üzerine Bir Deneme, AD., Y.: 58, S.: 11, Ankara, 1967, s. 832; Köksal Bayraktar, İftira, İstanbul Hukuk Fakültesi Mecmuası, C: XL, S. 1-4, s. 196.). Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Sanık ...'ın ağabeyi olan ... isimli şahsın 06.03.2014 tarihinde Sinop Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği şikâyet dilekçesi ile aynı tarihli Savcılık ifadesinde; 2010 yılında meydana gelen silahla kasten yaralama olayı sırasında uzaktan akrabası olan katılan ... tarafından bıçakla yaralandığını, bu olay nedeniyle katılanın 10 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırıldığını, annesi olan ...'ten öğrendiği kadarıyla katılanın açık ceza infaz kurumunda bulunduğu sırada 01.03.2014 tarihinde izinli olarak Sinop iline geldiğini, kız kardeşi olan sanık ... ile görüştüğünü, bu görüşme sırasında katılan ...'in sanık ...'ın boğazına bıçak dayadığını, 150 TL para istediğini, ayrıca sanık ...'e "Mehmet ağabeyini taksi durağına gömeceğim, ... ağabeyinin de arabasını uçurup garajını yakacağım, onların anasını avradını s...ceğim." diyerek tehdit ve hakaretlerde bulunduğunu, yine katılan ...'in kendisini takip ettiğini, bu olayı da ... isimli şahsın gördüğünü, hayatından endişe ettiğini, gerekli önlemlerin alınmasını istediğini, bu nedenlerle katılan ...'ten şikâyetçi olduğunu belirtmesi üzerine katılan ... hakkında Sinop Cumhuriyet Başsavcılığınca 2014/569 sayılı dosya üzerinden soruşturma başlatıldığı, soruşturma sırasında kolluğa yazılan müzekkerede bahse konu dilekçe ve ifade tutanağı doğrultusunda sanık ... ile annesi olan ...'in bilgi sahibi olarak ifadelerinin alınması talimatı verilmesi üzerine ... isimli şahsın bilgi sahibi olarak alınan 17.03.2014 tarihli kolluk ifadesinde, oğlu olan ...'in şikâyetine konu olayları kızı olan sanık ...'ın kendisine anlatması sonucunda öğrendiğini, daha sonra da bu olayı oğlu olan ...'e anlattığını belirttiği, sanık ...'ın bilgi sahibi olarak alınan 17.03.2014 tarihli kolluk ifadesinde ise annesi ...'in anlatımları ile aynı yönde beyanda bulunduğu, Sinop Cumhuriyet Başsavcılığınca kolluğa hitaben düzenlenen 19.03.2014 tarihli ve 569 sayılı müzekkerede sanık ...'ın bilgi sahibi olarak alınan ifadesinde katılan tarafından kendisine yönelik gerçekleştiğini beyan ettiği eylemlere ilişkin olarak şikâyetçi sıfatıyla ifadesinin alınması talimatı verilmesi üzerine sanığın şikâyetçi sıfatıyla alınan iddianameye konu 25.03.2014 tarihli ifadesinde; 01.03.2014 tarihinde yolda tek başına yürüdüğü sırada katılan ...'in yanına geldiğini, bu sırada katılanın elinde kapalı vaziyette olan, yandan açılabilen çakı bulunduğunu, kendisi ile konuştuğu sırada bu çakıyı açmadan boğazına dayadığını, daha sonra "Hala o adamla mı hayat sürüyorsun, sen daha iyilerini hak ediyorsun." şeklinde sözler söylediğini, kendisine karşı herhangi bir tehdit ve hakarette bulunmadığını, konuşmak istemediğini söyleyince de katılanın "150 TL para lazım." dediğini, katılana parasının olmadığını belirtmesi üzerine katılanın, ağabeylerini kastederek "Mehmet'i taksi durağına gömeceğim, ...'ın da arabasını uçuracağım, garajını yakacağım, benim hakkımda konuşmasın, nasıl olsa benim kaybedecek hiçbir şeyim yok." dedikten sonra çakıyı boğazından çektikten sonra bindiği araçla yanından uzaklaştığını, olayla ilgili olarak katılandan herhangi bir şikâyeti olmadığını beyan ettiği, yapılan soruşturma sırasında Bilecik M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 27.03.2014 tarihli ve 4585 sayılı yazısıyla katılan ...'in 27.01.2014 tarihinde Bozüyük Açık Ceza İnfaz Kurumundan nakil olarak geldiğinin, 01.03.2014 tarihinde ise kurumda hükümlü olarak bulunduğunun, bu süre içinde de izin kullanmadığının tespit edilmesi üzerine Sinop Cumhuriyet Başsavcılığınca 28.03.2014 tarih ve 569 sayı ile katılan ... hakkında kişilerin huzur ve sükûnunu bozma ve tehdit suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına dair ek karar verildiği, sanık ... hakkında ise 25.03.2014 tarihli kolluk ifadesi doğrultusunda iftira suçundan kamu davası açıldığı anlaşılan olayda; sanığın, katılan ...'e yönelik hukuka aykırı fiil isnadını annesi ...'e bildirmesinin CMK'nın 158. maddesinde belirtilen yetkili makamlara doğrudan yapılmış bir ihbar veya şikâyet olarak değerlendirilemeyeceği gibi bahse konu hukuka aykırı fiil isnadının sanığın ağabeyi olan ...'ten dolaylı olarak öğrenilmesi sonrasında başlatılan soruşturma sırasında sanığın Sinop Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine alınan ve şikâyetçi olmadığını belirttiği 25.03.2014 tarihli ifadesinin de bir kimse hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını sağlama amacına yönelik ihbar veya şikâyet olarak kabul edilemeyeceğinden sanığa atılı iftira suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı sonucuna varılmalıdır. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi ...; "Bir yakınının ihbarı üzerine müşteki sıfatıyla karakola çağrılan sanığın, 17.03.2014 ve 25.03.2014 tarihli ifadelerinde ihbarı doğrulayarak 01.03.2014 tarihinde ... tarafından tehdit edilerek para istendiğini beyan etmesi üzerine katılan ... hakkında başlatılan soruşturma sonucunda, belirtilen tarihte adı geçenin cezaevinde olduğunun anlaşılması nedeniyle takipsizlik kararı verilmesinden sonra sanık ...'ın yargılamaya konu edilen eyleminde, isnadın şekli dışında, iftira suçunun diğer unsurlarının eksiksiz gerçekleştiği hususunda Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun sayın çoğunluğu ile aramızda herhangi bir görüş ayrılığı mevcut olmayıp, isnadın doğrudan doğruya ihbar ve şikâyet şeklinde yetkili mercilere başvurmak suretiyle gerçekleştirilmesinin iftira suçunun oluşumunda zorunlu bir unsur olarak aranıp aranmayacağı hususunda uyuşmazlık doğmuştur. Uyuşmazlığın çözümü için 5237 TCK'nın 267. maddesinde düzenlenen iftira suçunun koşullarının oluşup oluşmadığı madde metni ile gerekçesinin ceza hukukunun izin verdiği ölçüde yorum prensiplerine uyulması suretiyle birlikte irdelenerek; anılan maddedeki düzenlemelerin, kanunilik prensibi, hakkaniyet ve kanun önünde eşitlik gibi hukukun evrensel ilkeleri ile ilişkilendirilmesi, buna göre de somut olayımızda hangi suçun oluşacağının yasal düzenleme, yargı kararları ve öğretideki görüşlerden yararlanılarak ortaya konması gerekmektedir. 5237 sayılı TCK'nın 'Adliyeye Karşı Suçlar' bölümünde yer alan 'İftira' başlıklı 267. maddesinin 1. fıkrası; '(1) Yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği hâlde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idarî bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.' şeklinde düzenlenmiştir. TCK’nın 267. maddesinin, uyuşmazlık konusu ile ilgili bölümün gerekçesi; İftira, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için, bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesiyle oluşur. İftira suçunun konusunu hukuka aykırı fiil oluşturabilir. Bu fiilin suç oluşturması şart değildir. Disiplin yaptırımını veya başka bir idari yaptırımı gerekli kılan fiiller de bu suçun konusunu oluşturabilir. Bu isnadın yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunmak suretiyle ya da basın ve yayın yoluyla yapılması gerekir. Kişiye karşı suç isnadı ihbar veya şikâyet suretiyle yapılmış olabilir. Dolayısıyla, ihbar veya şikâyetin yapılabileceği her makam nezdinde yapılan isnadla iftira suçu işlenebilir. Başlatılmış olan hukuk veya ceza muhakemesi sürecinde davanın tarafı, sanık veya tanık konumundaki kişiler de, bulundukları beyanlarla iftira suçunu işleyebilirler. Gazete veya diğer kitle iletişim araçlarında yayın yapılması suretiyle bir kişiye suç isnadında bulunulması hâlinde de iftira suçu oluşur. Cumhuriyet savcıları, kamu adına re'sen soruşturulabilen suçlarla ilgili olarak yayınlanan haberleri ihbar kabul ederek, soruşturma başlatmaktadırlar. Bu bakımdan, basın ve yayın yolu ile bir kişiye gerçeğe aykırı olarak hukuka aykırı fiil isnat edilmesi hâlinde, iftira suçu oluşur. İftira suçu failinin, isnat ettiği fiil gerçekte hiç işlenmemiş olabileceği gibi, işlenmiş olmakla birlikte kendisine isnatta bulunulan kişi tarafından işlenmemiş olabilir. Yine, kendisine isnatta bulunulan kişi tarafından hukuka aykırı bir fiil işlenmiş bulunmakla birlikte; iftira suçunun faili, bu fiilin karşılığında isnatta bulunulan kişiye verilecek yaptırımı ağırlaştıracak bazı eklemelerde bulunmuş olabilir. Bu durumlarda da iftira suçunun oluştuğunu kabul etmek gerekir. Bu aşamada uyuşmazlık konusunun sağlıklı bir hukuki çözüme kavuşturulabilmesi bakımından 'isnadın doğrudan doğruya bizzat sanık tarafından yapılmasının zorunlu olup olmadığının' benzer olaylardaki yargı kararları ve öğretideki görüşlerden yararlanılarak açıklanması gerekmektedir. Yukarıda TCK’nın 267. maddesinin birinci fıkrasında, yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunmak, ya da basın ve yayın yolu ile isnatta bulunmak suretiyle, aynı maddenin ikinci fıkrasında ise fiilin maddi eser ve delilerinin uydurulması suretiyle iftira suçunun işlenebileceğinin belirtilmesinden sonra, aynı maddenin gerekçesinde başlatılmış olan hukuk veya ceza muhakemesi sürecinde davanın tarafı, sanık veya tanık konumundaki kişiler de, bulundukları beyanlarla iftira suçunu işleyebilecekleri çok net bir şekilde vurgulanarak, kanun koyucunun gerçek iradesi ortaya konulmuştur. Uyuşmazlık konusunun öğretide nasıl karşılık bulduğunun açıklanması gerekmektedir. Prof. Dr. ..-Prof. Dr. ...; Adli bir makam önünde herhangi bir sıfatla sorguya çekilirken suçu, suçsuz olduğunu bildiği bir kimseye isnat etmek de iftiradır. Hatta isnadın, kendini savunma (m.128) saiki ile yapılmış olması bile, iftira kastı varsa, fiili suç olmaktan çıkarmaz. Karşılıklı hakarette (m.129/3) suçlananın, suçlayanı, suçlamanın etkisini azaltmak veya hafifletici bir nedenden yararlanmak için başka bir suç isnat etmesi de iftira olur (Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Kişilere Karşı Suçlar, s. 134.). Prof. Dr. M. ...-Prof. Dr. .... Dr. M. ...n-Dr. Öğretim Üyesi ... Maddi iftirada fail, hukuka aykırı isnadını kuvvetlendirmek ve yetkili makamlar nezdinde isnadına inandırıcılık kazandırmak maksadıyla delil üretmektedir. İsnadın, ihbar, şikâyet veya basın yayın yoluyla yapılması şart olmadığından, yetkili makamların bilgisine sunulması yeterli görülmelidir. Maddi eser ve deliller, yetkili makamları suça ve failine götürecektir. Örneğin, kasten yaralama suçunu işlediği iddia edilen kişinin evine, bıçak, silah veya kurşun bırakılması, ya da uyuşturucu madde ticareti yaptığından bahisle kişinin çantasına gizlice esrar yerleştirilmesi hâlinde maddi iftiradan bahsedilir (..., Ceza Hukuku Özel Hükümler, 19. Baskı, s. 1180.). Prof. Dr. ...-Doç. Dr. Koray Doğan-Dr. Öğretim Üyesi ...-Arş. Gör. İlker Tepe; Maddi eser ve delilleri uydurulan hukuka aykırı fiilin ayrıca ihbar ya da şikâyet ya da basın ve yayın yolu ile bir kimseye isnad edilmesinin gerekip gerekmediği öğreti de tartışmalıdır. Kanun metninde geçen 'iftirada bulunulması hâlinde' ifadesinden hareket eden görüşe göre, uydurulan maddi eser ve deliller ancak, ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yolu ile masum kişiye isnat edilmişse, iftira suçunun oluştuğu kabul edilmelidir. Bir diğer görüş ise masum kimse hakkında uydurulan maddi eser ve delillerin yetkili makamların bilgisine ulaşmasının yeterli olacağı ayrıca failin bu eser ve delilleri yetkili makamlara ulaştırmasının gerekli olmadığı yönündedir. Bunun yanı sıra, mağdurun suçsuzluğunu ortaya koyan delillerin saklanması veya ortadan kaldırılması durumunda da nitelikli hâlin gerçekleştiğini kabul eden görüşlerde bulunmaktadır (Türk Ceza Hukuku, Özel Hükümler, 13. Baskı, s. 1160-1161.). Şimdi de, ihbarın yetkili mercilere doğrudan doğruya yapılması gerekip gerekmediğinin uygulamada nasıl karşılık bulduğunun belirlenmesi gerekmektedir. CGK'nın 2011/143 k. sayılı ilamında; Aşağıda özetlendiği üzere, ihbar veya şikâyet ile herhangi bir isnatta bulunmayan sanığın, ifade için gittiği karakolda isnatta bulunmasından ibaret eyleminden dolayı iftira suçunun oluştuğuna karar verilmiştir. (Somut olayda, sanığın hastaneye kaldırılan katılanı ziyaret ediyor görüntüsü altında hastaneye gittiğinde, kendisine ait cep telefonunu katılanın cebine gizlice koyduğu, katılana; 'abisi bana bu iftirayı kim attırdı sana, çok ayıp ettin, bence şikâyetini geri al bu lekeyi sürme bana, senin hırsızlığının ortaya çıkmasını istemem' şeklinde cep telefonu mesajı gönderdiği, katılanın amcasının kızı Reyhan’ı da arayarak; '... beni tuzağa düşürdü, benim cep telefonumu çalmış, bunu örtbas etmek için bana iftira attı.' dediği, kollukta ve C. savcılığında şüpheli sıfatıyla alınan ifadelerinde katılanın iş yerinde bulunan cep telefonunu aldığını da belirterek şikâyetçi olduğu, bunun üzerine katılanın şüpheli sıfatıyla C. Savcılığında savunmasının alındığı anlaşıldığından, sanığın bu eylemlerinin savunma hakkının kullanılması olarak kabul edilemeyeceği ve iftira suçunu oluşturduğu açıkça ortadadır.) Yargıtay Yüksek 8. Ceza Dairesi, somut olayımızda olduğu gibi, oy çokluğuyla da olsa, pek çok içtihadında ihbar ya da şikâyet olmaksızın karakolda, ya da savcılıkta veya mahkemede isnatta bulunulması hâlinde iftira suçunun oluşamayacağına karar vermiş, Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulu, 2018/207 k. sayılı ilamında; 2011/143 k. sayılı içtihadından ayrılarak aşağıda özetlendiği üzere yetkili makama doğrudan doğruya ihbar ya da şikâyetin olmaması nedeniyle iftira suçunun oluşamayacağına karar verilmiştir. (Sanık ...'in, Kiptaş konutlarında birlikte yaşadıkları...'un kızı olan katılan ... (...) ... ile aralarında geçen tartışma nedeniyle evden kovulması üzerine Kiptaş konutlarının şantiye şefi tanık ...a, gerçeğe aykırı olarak katılanın söz konusu yerde bulunan kabloları çaldığını söylediği, tanık ... tarafından bu durumun aktarıldığı tanık ...'nın da olayı kolluğa bildirmesi üzerine katılan hakkında hırsızlık suçundan soruşturma başlatıldığı olayda; sanığın, katılana yönelik hukuka aykırı fiil isnadını tanık ...'a bildirmesi karşısında, CMK'nın 158. maddesinde belirtilen yetkili makamlara yapılmış bir ihbarın veya şikâyetin bulunmaması, söz konusu isnadın tanık ... tarafından kolluğa bildirilmesi nazara alındığında da, ihbar ve şikâyetin yetkili makamlarca dolaylı olarak öğrenilmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; iftira suçunun unsurlarının oluşmadığının kabulü gerekmektedir.) Yukarıda özetlenen yargı kararları ve öğretideki görüşler ışığında somut olayımıza baktığımızda; Bir yakınının ihbarı üzerine mağdur sıfatıyla karakola çağrılan sanığın ihbarı doğrulamak suretiyle katılan hakkında başlatılan soruşturmanın, adı geçenin belirtilen tarihte cezaevinde olduğunun anlaşılması üzerine, takipsizlik kararı ile sonuçlanırken katılanın saygınlığının zedeleneceği hususunda gerek uygulamada gerekse öğretide herhangi bir duraksama bulunmamaktadır. İsnadın doğrudan doğruya yetkili makamlara ihbar ya da şikâyette bulunmak suretiyle gerçekleştirilmesinin, iftira suçunun oluşmasında zorunlu olup olmadığının kanun koyucunun açığa çıkan iradesine bakarak belirlenmesi gerekmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere, TCK’nın 267. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde, hukuka aykırı isnadın yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunulması ile iftira suçunun oluşabileceği belirtilirken aynı fıkranın ikinci cümlesinde basın ve yayın yolu ile hukuka aykırı isnat da bulunulması ve aynı maddenin ikinci fıkrasının ise fiilin maddi eser ve delilerinin uydurulması suretiyle iftira suçunun işlenebileceğinin belirtilmesi suretiyle dolaylı bildirim ile de iftira suçunun oluşabileceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca kanun koyucu aynı maddenin gerekçesinde 'başlatılmış olan hukuk veya ceza muhakemesi sürecinde davanın tarafı, sanık veya tanık konumundaki kişilerin de, bulundukları beyanlarla iftira suçunu işleyebileceklerini' açıklamak suretiyle isnadın ihbar ya da şikâyet olmaksızın, yetkili makamlar önünde herhangi bir nedenle ifade verme sırasında da yapılabileceği yönündeki iradesini çok net bir şekilde açıklığa kavuşturmuştur. İftira suçuyla, yargılama faaliyetinin, hile karışması tehlikesinden uzak tutulması yanında masum, kusursuz kişilerin lekelenmeme hakkının ihlal edilmesinin önüne geçilmesinin amaçlanmış olması dikkate alındığında, aksine kabulün adaletin yanıltılması tehlikesi ile birlikte masum ve kusursuz kişilerin saygınlığını koruyamayacağı gibi hürriyetlerinin tahdit edilmesi tehlikesini dahi önleyemeyeceği tartışmayı gerektirmeyecek kadar açıktır. TCK’nın 267. maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesinde hukuka aykırı isnadın yetkili makama ihbar ve şikâyet yoluyla gerçekleştirilmesi aranırken, ihbar ya da şikâyetin doğrudan doğruya bizzat sanık tarafından yapılması gerektiğine dair herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. İhbar ve şikâyet yolu ile hukuka aykırı isnat da bulunulması ya da yetkili makamlar önünde herhangi bir şekilde ifade verirken, iftira kastıyla isnat da bulunulması arasında hiçbir farkın olamayacağı tartışmayı gerektirmeyecek kadar açıktır. Zira her iki durumda da, masum ve kusursuz kişiler hakkında soruşturma ya da kovuşturmanın başlatılması, hürriyetlerinin tahdit edilmesi ve hatta haklarında mahkûmiyet kararı verilmesinin yanında ayrıca adaletin yanıltılarak gerçek suçluların takipten kurtulması gibi hukuk devletinin asla tahammül edemeyeceği telafisi imkânsız zararların doğabileceği açıktır. Sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmemekle birlikte bir an için hukuka aykırı isnadın ihbar ve şikâyet yolu ile yetkili makama doğrudan doğruya bildirilmesinin iftira suçunun oluşabilmesi için zorunlu olduğunun kabul edilmesi hâlinde suç işlemeyi meslek hâline getiren suçlulara, yetkili makamlar önünde istediği kadar iftira ile aynı sonucu doğuran ama herhangi bir müeyyidesi olmayan fiili işleme özgürlüğü tanınır ki, çağdaş bütün hukuk sistemleri gibi bizim hukuk sistemimizin de böyle bir kabule izin vermesi beklenemez. Örneğin, yasadaki boşluğu iyi bilen bir kişinin somut olayımızda olduğu gibi bir yakınına ya da arkadaşına masum bir kişi hakkında resen takibi gereken bir suçun işlendiğini anlatması üzerine, anlatılan kişinin ihbarı üzerine yetkili makam tarafından ifadeye çağrılan kişinin ihbarın doğru olduğunu beyan etmesi üzerine soruşturma ya da kovuşturmanın başlatılmasının ve hatta mahkûmiyet kararı bile verilmesinin önünün açılmasına rağmen, sırf ihbar veya şikâyetin doğrudan doğruya yetkili makama yapılmadığından bahisle, bizzat ihbarda bulunan kişinin ise sadece duyduğunu anlattığını beyan etmek suretiyle, iftira kastıyla hareket etmediğinden bahisle iftira suçundan kurtulması rahatlıkla mümkün olacaktır. Doğrudan doğruya yetkili makama ihbar ya da şikâyette bulunan kişi iftira suçundan mahkûm olurken, milyonlarca kişinin izlediği bir davada sanık, tanık, ya da mağdur sıfatıyla dinlenen kişinin suçsuz bir kişi hakkında saygınlığını son derece zedeleyecek şekilde isnatta bulunmak suretiyle masum kişi hakkında soruşturma ya da kovuşturma başlatılmasına sebebiyet vermesine rağmen sırf şekli eksiklikten dolayı iftira suçundan kurtulmasının kanun koyucunun iradesiyle bağdaşmayacağı gibi iftira suçu ile korunmak istenen hukuki değere aykırı olacağı kaçınılmaz bir gerçek olarak karşımıza çıkacaktır. Sonuç itibarıyla TCK’nın 267. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde hukuka aykırı isnadın yetkili makamlara bizzat iftira suçunun sanığı tarafından bildirilmesi gerektiğine dair herhangi bir düzenlemenin mevcut olmaması, aynı fıkranın ikinci cümlesinde dolaylı bildirimin (basın ve yayın yoluyla), ikinci fıkrasında ise yetkili makama herhangi bir nedenle ulaşması hâlinde dahi diğer koşulların gerçekleşmesi hâlinde iftira suçunun oluşabileceğinin kabul edildiği gibi ayrıca aynı maddenin gerekçesinde başlatılmış olan hukuk veya ceza muhakemesi sürecinde davanın tarafı, sanık veya tanık konumundaki kişiler de, bulundukları beyanlarla iftira suçunu işleyebileceklerinin çok net bir şekilde vurgulanmış olması, somut olayımızda yakını tarafından yapılan ihbarın, sanık tarafından yetkili makamlar önünde doğrulanması suretiyle ihbar ya da şikâyetin artık gerçekleştiği hususunda herhangi bir duraksamanın mevcut olmaması, öğretide ihbar ve şikâyetin iftira suçunun sanığı tarafından bizzat yapılmasının zorunlu olmadığının kabul edilmiş olması, iftira suçuyla, yargılama faaliyetinin, hile karışması tehlikesinden uzak tutulması yanında masum, kusursuz kişilerin lekelenmeme hakkının ihlal edilmesinin önüne geçilmesinin amaçlanmış olması, sanığın yakını tarafından yapılan ihbarı yetkili makamlar huzurunda doğrulaması ile katılan hakkında soruşturmanın başlatılmış olması ve somut olayımıza benzer bir olayda Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun 2011/143 k. sayılı ilamında, iftira sanığı tarafından doğrudan ihbar ya da şikâyet olmamasına rağmen iftira suçunun oluşabileceğine karar verilmiş olması, sonradan değişen ve sayın çoğunluğun somut olayımızdaki görüşünü yansıtan içtihatların (CGK 2018/207 k.) kanun koyucunun iradesi ile bağdaşmadığı gibi önceki içtihattan ayrılmayı gerektiren yeterli gerekçeleri içermemesi karşısında, sanık hakkında iftira suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün onanmasına ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabul edilmesi gerekirken iftira suçunun oluşmadığından bahisle itirazın reddine dair sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir." düşüncesiyle, Çoğunluk görüşüne katılmayan üç Ceza Genel Kurulu Üyesi de; sanığa atılı iftira suçunun unsurları itibarıyla oluştuğu görüşüyle, Karşı oy kullanmışlardır. Sanığa atılı iftira suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı sonucuna ulaşılması karşısında bir kısım Ceza Genel Kurulu Üyesince, sanığın iddianameye konu olan eyleminin TCK'nın 206. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturup oluşturmayacağının tartışılması gerektiğinin ileri sürülmesi üzerine bu husus ayrıca değerlendirilmiştir. Resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu; TCK'nın "Kamu güvenine karşı suçlar" bölümündeki 206. maddede; “Bir resmî belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.” biçiminde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde; “Madde, doktrinde 'fikrî sahtecilik' olarak adlandırılan bir suç tipini düzenlemektedir. Kişi, kendi beyanıyla, sahte bir resmî belgenin düzenlenmesine neden olmak hakkına sahip değildir. Kişinin açıklamaları üzerine düzenlenen resmî belgenin bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması suçun oluşması için gereklidir. Aksi takdirde düzenlenen belge, yapılan beyanın doğruluğunu ispat edemeyeceğinden, kişi kendi beyanı ile böyle bir belgenin düzenlenmesine etmen olmuş sayılamaz ve kendisinin bu madde uyarınca cezalandırılmasının neden ve hikmeti kalmaz. O hâlde bakılacak husus şudur: Beyanın doğruluğu düzenlenen resmî belgeyle ispat edilecek ise, madde uygulanacaktır; buna karşılık beyanı alan memur, beyanın doğruluğunu tahkik edip, buna kanaat getirdikten sonra resmî belgeyi düzenlemek durumunda ise yani resmî belge sadece kişinin beyanı üzerine değil de, memurca yapılacak inceleme sonucuna göre meydana getirilmekte ise, bu maddedeki suç oluşmaz. Nitekim, kişiyi çok geniş bir surette 'doğruyu söylemek'le yükümleyen İtalyan Ceza Kanununun 483 üncü maddesi de aynı esası kabul etmiş ve İtalyan Yargıtayının yerleşmiş içtihadı da bu yönde olmuştur. Bu nedenle, gümrük muayene memuruna, belirli bir malı ithal veya ihraç edeceği yolunda yalan beyanda bulunan kişi, bu maddedeki suçu işlemiş olmaz; zira beyanı alan gümrük muayene memuru sırf bu beyanla yetinmeyip, beyanın doğruluğunu incelemekle yükümlüdür. Resmî belge ile doğruluğu ispat edilecek olayların ne olduğu, belgenin niteliğine göre belirir. Hâkime, değişik olaylar karşısında, yalan beyanın niteliğine göre temel cezayı belirlemek bakımından takdir yetkisi sağlamak maksadıyla maddedeki ceza üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası olarak saptanmıştır.” açıklamalarına yer verilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, yalan beyanın resmî belge düzenleme yetkisine sahip kamu görevlisine yapılmış olması gerekmektedir. Resmî bir belgenin düzenlenmesi sırasında beyanda bulunacak kişinin gerçeği söyleme zorunluluğu vardır. Kişinin beyanı üzerine düzenlenen resmî belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispatlayıcı nitelikte olması, bir başka ifadeyle beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılmasının zorunlu olmaması şarttır. Kişinin beyanı yeterli olmayıp bu beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılması zorunluysa ve bu araştırma sonunda bildirimin gerçeğe uygun olmadığı belirlenirse, kişinin beyanına itibar edilemeyeceğinden ve kişinin beyanını içeren belge, ispat aracı olarak kullanılamayacağından, anılan maddedeki suç oluşmayacaktır. Bununla birlikte suçun oluşması için kişinin beyanda bulunması yeterli olmayıp bu beyan üzerine kamu görevlisi tarafından bir belgenin de düzenlenmesi gerekmektedir. Yargısal kararlarda ve öğretide; kişinin beyanı üzerine düzenlenen resmî belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispatlayıcı nitelikte olduğu, bir başka anlatımla beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılmasının zorunlu olmayıp TCK'nın 206. maddesindeki suçun oluştuğu durumlara; 1- Kişinin, İl Çevre Müdürlüğünce düzenlenen idari para cezasının tahsilini engellemek için düzenlenen idari para ceza tutanağında adresini gerçeğe aykırı şekilde beyan etmesi, 2- Borçlu kişinin, haciz tutanağında kendisine ait malları üçüncü kişiye ait gibi beyan etmesi, 3- Hakkında trafik ceza tutanağı düzenlenecek kişinin, kendisine benzeyen başka bir kimsenin fotoğrafı bulunan sürücü belgesini trafik polisine göstermesi, belgedeki fotoğrafın kişiye benzemesi nedeniyle bu beyanın doğruluğunu araştırma zorunluluğu bulunmayan trafik görevlisince sürücü belgesi sahibi adına trafik ceza tutanağı tanzim edilmesi, Gibi durumlar örnek olarak sayılmıştır. Öğretideki görüşlere ve konuya ilişkin yargısal kararlara göre, bu suçta temel alınan husus; kamu görevlisi tarafından delil aranmaksızın, başkaca herhangi bir araştırma, inceleme ve işlem yapılmaksızın, doğrudan doğruya hukuki sonuç doğuracak ve ispat aracı oluşturacak nitelikte resmi belgenin düzenlenmesine dayanak alınan beyanlardır. Yalan beyanın doğrudan hukuki sonuç doğurmadığı, delil aracı oluşturmadığı hallerde ya da kamu görevlisinin görevi gereği bu beyanın gerçeğe uygunluğunu araştırıp, doğruluğuna kanaat getirdiği takdirde hukuki sonuç doğuran resmî belgeyi düzenlemesi, aksi durumda beyanı reddetmesi gerekiyorsa anılan suç oluşmayacaktır. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Sanık ...'ın, kolluk tarafından şikâyetçi sıfatıyla alınan ifadesi sırasında katılan ...'in birtakım hukuka aykırı eylemler gerçekleştirdiğine yönelik gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu anlaşılmış ise de bu beyan doğrultusunda kolluk tarafından sanığın gerçek kimlik bilgilerine göre düzenlenen ifade tutanağı içeriği itibarıyla kamu görevlisi tarafından delil aranmaksızın, başkaca herhangi bir araştırma, inceleme ve işlem yapılmaksızın, doğrudan doğruya hukuki sonuç doğuracak ve tek başına ispat aracı oluşturacak resmî belge niteliğinde sayılamayacağından sanığın bahse konu eyleminin resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu da oluşturmayacağı kabul edilmelidir. Bu itibarla, haklı nedene dayanmayan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, sanığa atılı iftira suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığına ilişkin uyuşmazlık konusu bakımından 23.09.2021 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla, iddianameye konu olan kolluk ifadesinin düzenlenmesi sırasında kamu görevlisine gerçeğe aykırı beyanda bulunan sanığın eyleminin resmî belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin uyuşmazlık konusu bakımından ise 07.10.2021 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
16. Ceza Dairesi, 2016/444 E., 2016/2370 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
İtirazla İlgili Hüküm : TCK'nın 267/1, 43/2-1, 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet
16. Ceza Dairesi         2016/444 E.  ,  2016/2370 K. "İçtihat Metni" İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2012 tarihli ve 2011/335 esas 2012/746 karar sayılı kararı İtirazla İlgili Hüküm : TCK'nın 267/1, 43/2-1, 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet Suç : İftira Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz yazısı ve dava dosyası incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: I. GENEL OLARAK Ceza Muhakemesi Kanunu 308. maddesi gereğince; Yargıtay Ceza Dairelerinin kararlarına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, ilamın kendisine verildiği tarihten itibaren 30 gün içinde aleyhe, süre koşulu olmaksızın lehe itiraz edebilir. İtirazı, kararı veren daire inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir, görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na gönderir. İtirazı incelemekle görevli daire, sanığın üzerine atılı "iftira" suçundan temyiz inceleme tarihi itibari ile 6545 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik Yargıtay Kanununun 14. maddesi hükmü, 20.07.2014 gün ve 29066 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 17.07.2014 tarih ve 2014/2 sayılı kararına göre Yargıtay 9. Ceza Dairesidir. Ancak, 2797 sayılı Yargıtay Kanununa 6572 sayılı Kanunun 27. maddesi ile eklenen geçici 14. madde hükmü doğrultusunda Yargıtay Birinci Başkanlar Kurulunun 19.01.2015 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan 2015/8 sayılı kararı ile itiraza konu suçların kanun yolu incelemesi yapmakla Yargıtay 16. Ceza Dairesi görevlendirilmiştir. Yasal düzenleme ve Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun kararı doğrultusunda itirazın incelemesinde Dairemizin görevli olduğu kabul edilmiştir. II. İTİRAZ EDİLEN KARAR: ....Cumhuriyet Başsavcılığının 16.05.2011 tarih, 2011/2749 soruşturma 2011/1225 esas sayılı iddianamesi ile .... Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/106 esas sayılı dosya kapsamında sanık olarak yargılanan sanık ...'ün mahkeme heyetine yönelik iftira suçunu işlediği iddia edilerek cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, Yapılan yargılama neticesinde, ....1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 21.12.2012 gün ve 2011/335 esas 2012/746 karar sayılı ilamı ile suçu sabit görülen sanığın TCK'nın 267/1, 43. maddesinin 2. fıkrası yollamasıyla 1. fıkrası ve 53. maddeleri gereğince neticeten 2 YIL 6 AY HAPİS cezasıyla cezalandırıldığı, Kararın sanık müdafii tarafından süresi içerisinde temyiz edilmesi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının onama talep eden 27.11.2013 tarihli tebliğnamesi üzerine dosyayı temyizen inceleyen Yüksek Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 01.07.2014 gün ve 2013/18106 esas, 2014/8151 karar sayılı ilamı ile kesinleştiği anlaşılmıştır. III-İTİRAZ NEDENLERİ: Sanık vekilinin karara CMK'nın 308. maddesi hükümlerine göre itiraz edilmesi istemini içeren dilekçesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bu talep yerinde görülerek; Yerel mahkemenin sanığın iftira suçuna uyduğu kabul edilen eyleminin atılı bu suça uymadığı gibi, kanunlarda suç teşkil eden bir eylem de olmadığına, Anayasanın 74. maddesi ile garanti altına alınan "dilekçe ve şikayet hakkı"nı kullanma niteliğinde olduğunu; TCK'nın 267. maddesinde düzenlenen iftira suçunun oluşabilmesi için; yetkili makamlara (CMK'nın 158. maddesinde gösterilen Cumhuriyet savcılığı, kolluk, mahkemeler, valilik, kaymakamlık ve yurtdışında konsolosluklara) ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi gerekir. İhbar veya şikayetin, failce suçsuz olduğu bilinen, yani failin suçsuzluğu konusunda şüphe duymadığı mağdur aleyhinde yapılmış olması gerekir. Bu bakımdan, failde gerçekte işlenmiş bir suç olduğu kanısını uyandıracak somut ve objektif şüphe nedenlerinin varolması ve ihbar ve şikayete konu kişinin bu suçu işlediği konusunda şüphe etmesini gerektirir, kendisini ihbar ve şikayete sevkeden somut ve objektif nedenlerin bulunması halinde iftira suçunun kanuni unsurları oluşmayacak, failin eylemi Anayasa'nın 74. maddesi ile garanti altına alınan "dilekçe ve şikayet hakkı"nı kullanma kapsamında kalacaktır. Bütün bu hallerde belirleyici olan husus, iftira suçu failinin, suçsuz olduğunu bildiği bir kimseye ihbar veya şikayet suretiyle suç isnat edip etmediğidir. Bu açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; .... Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmekte olan 2010/106 esas sayılı davada tutuklu sanık olarak yargılanmakta olan sanık ...'ün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazdığı ihbar ve şikayet dilekçesi ile özetle, hakkındaki bir kısım delillerinin incelenmesi ve toplanması talebini içeren 03.09.2010 ve 06.09.2010 tarihli iki ayrı dilekçesinin değerlendirilip karara bağlandığı ve kendisine tebliğ de edilen mahkemenin 07.09.2010 tarihli 2010/621 ve 2010/622 değişik iş sayılı kararlarında üye hakim ...'nun imzalarının birbirinden farklı olduğunu, 2010/622 değişik iş sayılı karardaki üye hakim ...'na atfen atılan imzanın sahte olduğunu iddia ettiği ve mahkeme başkanı ..., üye hakim ... ile mahkeme zabıt katibi ...'nın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediklerini ihbar ettiği; ihbarı alan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ise 12.10.2010 tarih ve 2010/1222 B.M. sayılı yazısı ile ..... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ....Cezaevi Kampüsü'ndeki duruşma salonlarını kullanması ve hakimler hakkındaki iddiaların Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi gerektiği gerekçeleriyle ihbar dilekçesini gereği için ....Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği, ....Cumhuriyet Başsavcılığınca da hakimler hakkındaki ihbar evrakının tefriki ile Adalet Bakanlığına gönderildiği, katip ... hakkında yürütülen soruşturma sonucunda ise ..... Ağır Ceza Mahkemesinin üye hakim Sedat Sami Haşıloğlunun biri uzun diğeri kısa olmak üzere iki imza kullandığına, ihbara konu kararlarda bu üye hakime atfen atılan imzaların sahte olmayıp hakime ait imzalar olduğuna, birinin hakimin uzun imzasını, diğerinin kısa imzasını taşıdığına ilişkin örnek bazı mahkeme duruşma zabıtlarının da ekli olduğu 04.02.2011 tarih ve 2010/106 esas sayılı yazılarına istinaden şüpheli zabıt katibi ... hakkında atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işlemediğinden bahisle 27.02.2011 tarih ve 2010/6170 soruşturma 2011/684 karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, bu karardan sonra zabıt katibi ...'nın 12.05.2011 tarihli yazılı müracaatı ve şikayeti üzerine bu defa ....Cumhuriyet Başsavcılığının 16.05.2011 tarih, 2011/2749 soruşturma 2011/1225 esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında mahkeme başkanı ..., üye hakim ... ile zabıt katibi ...'ya yönelik zincirleme şekilde iftira suçunu işlediğinden bahisle itiraza konu kararın verildiği kamu davasının açıldığı, yapılan yargılama sonucunda sanığın atılı suçu işlediği gerekçesiyle cezalandırılmasına karar verildiği, kararın Yüksek Yargıtay 9. Ceza Dairesinin itiraza konu kararı ile onanmasına karar verildiği, sürecin özetle bu şekilde vuku bulduğu anlaşılmış; dosya kapsamında örnekleri yer alan sanığın ihbar ve şikayetine konu ..... Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/621 ve 2011/622 değişik iş sayılı kararlarının incelenmesinde üye hakim ...'na atfen atılan imzaların birbirinden açık şekilde farklı olduğu, kararları inceleyen ve hakimin biri kısa diğeri uzun olmak üzere iki farklı imza kullandığı özel bilgisine sahip olmayan herkesçe bu imzaların farklı olduğunun derhal farkedilebilir olduğu, sanıktan hakimin iki farklı imza kullandığını bilmesinin beklenemeyeceği, sanığın avukat olmasının da bu durumu değiştirmeyeceği, bu nedenlerle sanıkta bu imzalardan birinin farklı bir kişi tarafından atıldığı hususunda oluşan şüphenin objektif olarak makul ve kuvvetli bir şüphe olarak kabul edilmesi gerektiği, sanığın aşamalardaki özde değişmeyen savunmaları ve dosya kapsamına göre, ihbarındaki iddialarının objektif olarak makul ve kuvvetli bir şüpheye dayandığı ve eyleminin suç işlemediğini bildiği kimselere suç atmak biçiminde olmayıp Anayasanın 74. maddesi ile garanti altına alınan "Anayasal dilekçe-şikayet hakkı"nı kullanma niteliğinde olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu tespitler ışığında sanığın unsurları itibariyle oluşmayan iftira suçundan beraati yerine yerel mahkeme kararında yazılı gerekçelerle mahkumiyetine karar verilmesinin kanuna aykırı olduğu görüşüyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir. IV- HUKUKSAL DEĞERLENDİRME İftira suçu 5237 sayılı TCK'nın “İftira” başlıklı 267. maddesinde düzenlenmiş; “(1)Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Fiilin maddi eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır. (3)Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (4)Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur. (5)Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkumiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; (…) (1) hükmolunur. (1) (6)Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır. (7)(İptal: Anayasa Mahkemesinin 17.11.2011 tarihli ve E. 2010/115, K. 2011/154 sayılı Kararı ile.) (2) (8)İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar. (9)Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkumiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilan olunur. İlan masrafı, hükümlüden tahsil edilir.” 5237 sayılı TCK'nın “Hakkın kullanılması...” başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrasında; “Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez.” İhbar ve şikayet hakkının Anayasal dayanağı 1982 tarihli Anayasamızın 36 ve 74. maddelerinde düzenlenmiştir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinin 1. fıkrasında; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” Yine Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “dilekçe hakkı...” başlıklı 74. maddesinde; “Vatandaşlar (Ek ibare:3/10/2001-4709/26 md.) ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.” Uyuşmazlık konusuna ilişkin yasal düzenlemeler incelendiğinde; İftira suçunun oluşabilmesi için, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesinin gerektiği, somut olayda; dosya kapsamında örnekleri yer alan sanığın ihbar ve şikayetine konu ..... Ağır Ceza Mahkemesinin 07.09.2010 tarihli 2011/621 ve 2011/622 değişik iş sayılı kararlarının incelenmesinde üye hakim ...'na atfen atılan imzaların birbirinden açık şekilde farklı olduğu, kararları inceleyen ve hakimin biri kısa diğeri uzun olmak üzere iki farklı imza kullandığı özel bilgisine sahip olmayan herkesçe bu imzaların farklı olduğunun derhal farkedilebilir olduğu, sanıktan hakimin iki farklı imza kullandığını bilmesinin beklenemeyeceği, sanığın avukat olmasının da bu durumu değiştirmeyeceği, bu nedenlerle sanıkta bu imzalardan birinin farklı bir kişi tarafından atıldığı hususunda oluşan şüphenin objektif olarak makul ve kuvvetli bir şüphe olarak kabul edilmesi gerektiği, sanığın aşamalardaki özde değişmeyen savunmaları ve dosya kapsamına göre, ihbarındaki iddialarının objektif olarak makul ve kuvvetli bir şüpheye dayandığı ve eyleminin suç işlemediğini bildiği kimselere suç atmak biçiminde olmayıp Anayasanın 74. maddesi ile garanti altına alınan "Anayasal dilekçe-şikayet hakkı"nı kullanma niteliğinde olduğu, atılı iftira suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi yönündeki itiraz sebeplerinin yerinde olduğu değerlendirilerek itirazın kabulüne karar verilmiştir. V-SONUÇ VE KARAR 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE, 2- Sanık hakkındaki Yargıtay Yüksek 9. Ceza Dairesinin 01.07.2014 tarihli 2013/18106 esas 2014/8151 karar sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, 3- ....1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.12.2012 tarihli ve 2011/335 esas 2012/746 karar sayılı kararı ile sanık hakkında iftira suçundan kurulan hükmün BOZULMASINA, 06.04.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Hukuku Özel Hükümler

"Suç Uydurma" (TCK) ve "İftira" (TCK) suçları arasındaki temel fark aşağıdakilerden hangisidir?

A) Suç uydurma suçunda belirli bir kişiye isnat yoktur; iftira suçunda ise hukuka aykırı fiil belirli veya belirlenebilir bir kimseye isnat edilir.
B) Suç uydurma şikayete tabidir, iftira resen soruşturulur.
C) İftira suçunda maddi delil uydurulması şarttır, suç uydurmada değildir.
D) Suç uydurma sadece kabahatler için, iftira suçlar için söz konusudur.
E) İftira suçu sadece adli makamlara karşı işlenir, suç uydurma idari makamlara da işlenebilir.

Bu maddeyle ilgili 6 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol