5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 28

Türk Ceza Kanunu 28. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 28- (1) Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez. Bu gibi hallerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır. Haksız tahrik

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

126 karar eşleşti
17. Ceza Dairesi, 2016/5884 E., 2016/9792 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
5237 sayılı TCK'nın 28. maddesinde, kusurluluğu ortadan kaldıran sebeplerden, cebir ve tehdit etkisinde kalınarak, suç oluşturan bir fiilin işlenmesi halinde, bu fiili işleyen kişiye ceza verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
17. Ceza Dairesi         2016/5884 E.  ,  2016/9792 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hırsızlık, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi HÜKÜM : Mahkumiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle incelenerek, gereği görüşülüp düşünüldü: Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; 5237 sayılı TCK'nın 28. maddesinde, kusurluluğu ortadan kaldıran sebeplerden, cebir ve tehdit etkisinde kalınarak, suç oluşturan bir fiilin işlenmesi halinde, bu fiili işleyen kişiye ceza verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bu maddenin işletilebilmesi için, cebir halinde tatbik edilen kuvvetin, tehdit halinde gerçekleştirileceği beyan edilen saldırının ve zararın oluşturduğu korkunun, bu cebir ve tehdide maruz kalan kişiyi kendisinden talep edilen haksız bir davranışı (suç oluşturan fiili) icra etmeye mecbur edecek boyutta olması gerekmektedir. Somut olaya gelince; 05.05.2014 tarihli yakalama tutanağı içeriğine göre, ... market isimli işyeri yetkililerinin polisi arayarak şu anda işyerinde hırsızlık olayının olduğunu, yaklaşık 15 günden beri aynı bayanın değişik gün ve zamanlarda gelerek işyerinden hırsızlık olayını gerçekleştirdiğini bildirmeleri üzerine sanık ...'in işyeri çıkışında alındığı, ifadesinde eşi ...'in zorlamasıyla hırsızlık yaptığını belirttiği, Sanık ...'in kollukta, eşinin esrar kullanması nedeniyle kendisine birşey yapmasından korktuğunu ve hırsızlık yapmadığı takdirde kendisini evden atmakla tehdit ettiği için hırsızlık yaptığını; yargılamada ise hırsızlık suçunu diğer sanıkların zorlamasıyla yaptığını, eşinin kendisini sürekli tehdit edip darp ettiğini, alkol hırsızlaması halinde kötü davranmayacağını söyleyip aksi halde dövdüğünü, ürünleri diğer sanıkların kendisinden aldıklarını, hırsızlık yaparken eşinin genelde dışarda beklediğini, bir keresinde de kendisine güvenmediği için sanık ...'i yanında gönderdiğini beyan ettiği; Müşteki ...'ın kolluk ifadesinde, sanık ...'in alkollü içecekleri alırken yanında değişik tarihlerde iki erkek şahsın olduğunu tespit ettiklerini belirttiği; Dosya içindeki cd çözüm tutanağında, sanık ...'in işyerinden girdiği sırada eşi sanık ...'ın dışarda telefonla konuştuğu; 02.05.2014 tarihli hırsızlık olayı sırasında sanık ...'in yanında erkek bir şahsın olduğunun tespit edildiği ve sanık ...'in yargılamada sanık ...'le markete gittiklerini kabul ettiği, Sanık ... hakkında... Sulh Ceza Mahkemesi'nin 17.09.2013 gün, 2013/32 Esas, 2013/787 karar sayılı ilamıyla sanığın uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı TCK'nın 191/1, 62, 50/1-a maddeleri uyarınca, Kozan Sulh Ceza Mahkemesi'nin 08.11.2012 gün, 2012/728-1159 E.K sayılı ilamıyla eşini kasten yaralamak suçundan 5237 sayılı TCK'nın 86/2, 3-a, 62 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 08.05.2015 gün, 2015/27 Esas sayılı dosyasında sanık ...'i öldürmeye teşebbüs suçundan 5237 sayılı TCK'nın 82/1-d, 35. maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında; 1-Suç tarihi itibariyle herhangi bir sabıkası olmayıp ev hanımı ve iki çocuğu olan sanık ...'in, eşi ve eşinin kuzeni olup kendi evlerinde kalan sanık ...'in baskı, tehdidi ve evden atılma korkusuyla hırsızlık yapmak zorunda bırakıldığı, işyerinden bu süre zarfında sadece içki ve 1 şişe cola aldığı, hırsızlık yaptığı sırada sanıklardan birinin etrafında beklemek suretiyle adı geçen sanığın yetkililere müracaat imkanının engellendiği, sanıkların sabıka kayıtlarındaki suçların niteliğinin sanık ...'in istikrarlı olarak ifade ettiği kendisi üzerindeki tehdit unsurunu doğrular mahiyette bulunduğu ve uyuşturucu madde kullandığı anlaşılan diğer sanıkların tehdidinin, sanık ...'in kendisinden talep edilen haksız bir davranışı icra etmeye mecbur edecek ve 5237 sayılı TCK'nın 28. maddesinde açıklamasını bulan boyuta ulaştığı gözetilmeden, atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmesi, 2-Sanıklar ... ve ...'in eyleminin bütün halinde 5237 sayılı TCK'nın 28. maddesinin 2. cümlesi uyarınca, anılan Yasa'nın 142/1-b, 43. maddesinde düzenlenen hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, kanıtların takdirinde ve suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması, 3-5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkındaki Yasa'nın 108/2. maddesi uyarınca tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktarın, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamayacağının anlaşılması karşısında; sanık ... hakkında tekerrüre esas alınan ... Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2013/203-2014/56 E.K. sayılı ilamında birden fazla suçtan mahkumiyetin bulunduğu ve bu hükümlülüklerden ağır olanının tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ... ve ...’in temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5320 sayılı Yasa'nın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nun 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkın korunmasına, 30.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

1. Ceza Dairesi, 2023/2569 E., 2025/1248 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri özetle; suça sürüklenen çocuğun tasarlayarak öldürme kastı olmadığından bahisle suç vasfına, 5237 sayılı Kanun'un 28. maddesi ile lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
1. Ceza Dairesi         2023/2569 E.  ,  2025/1248 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1533 E., 2022/2157 K. SUÇ : Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. ve 286/2-a maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.04.2022 tarihli ve 2021/229 Esas, 2022/142 Karar sayılı kararı ile, suça sürüklenen çocuk hakkında müştekiye karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82/1-a, 35/2, 31/3 ve 62/1 maddeleri uyarınca 7 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2.Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 29.12.2022 tarihli ve 2022/1533 Esas, 2022/2157 Karar sayılı kararı ile; 5237 sayılı Kanun'un 35/2 maddesi gereğince teşebbüs nedeniyle alt ve üst sınırlar arasında olaya ve mağdurdaki yaralanmalarla uyumlu olacak şekilde ceza tayini gerekirken asgari hadden ceza tayini usul ve yasaya aykırı ise de aleyhe istinaf başvurusu bulunmadığından bu hususun davanın yeniden görülmesi nedeni yapılmadığı belirtilerek suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı (lehe) ve suça sürüklenen çocuk müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebepleri özetle; suça sürüklenen çocuğun tasarlayarak öldürme kastı olmadığından bahisle suç vasfına, 5237 sayılı Kanun'un 28. maddesi ile lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 1.Müşteki Khalid'in yaklaşık olarak 6 yıl evvel eşiyle birlikte Irak ülkesinden Türkiye'ye kaçtığı, Türkiye'de DEAŞ örgütüne üye olma suçlamasıyla hakkında soruşturma yürütüldüğü, suça sürüklenen çocuk ...'in de 2017 yılında ailesiyle birlikte Irak'tan Türkiye'ye geldiği, suça sürüklenen çocuğun babasının da DEAŞ örgüt üyeliği suçlaması nedeniyle cezaevinde bulunduğu, müşteki Khalid'in olay günü markette küçük çocuğuyla birlikte alışveriş yaptıktan sonra ödeme yapmak için kasaya yöneldiği esnada suça sürüklenen çocuğun müştekının arkasından gelerek belinden çıkardığı bıçağı müştekinin ense bölgesine doğru iki kez salladığı ve müştekiyi boyun bölgesi ile sol elinden yaraladığı, akabinde elindeki bıçakla olay yerinden kaçtığı, müştekinin olayın hemen akabinde tedavi olmak için kendi imkanlarıyla özel bir hastaneye gittiği, suça sürüklenen çocuğun telefonunda yapılan incelemede suça sürüklenen çocuğun ifadesinde belirttiği ... ... isimli şahısla yaptığı mesajlaşmaların tercümesinin yapıldığı, ... ... isimli şahsın yer yer suça sürüklenen çocuğa yönelik tehdit içerikli mesajlar yazarak müşteki ... öldürmesi yönünde suça sürüklenen çocuğa telkinlerde bulunduğu, yer yer suça sürüklenen çocuğa aldığı hediyelerin resimlerini çekip yolladığının anlaşıldığı, suça sürüklenen çocuğun ifadesinde kendisini Khalid'i vurmaya azmettiren kişiler olarak belirttiği ... ... ve ... ... hakkında tefrik kararı verilerek mezkur şahıslara ulaşılamaması nedeniyle daimi arama kararı verildiği anlaşıldığı olayda; 2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin suça sürüklenen çocuk tarafından doğrudan kasıtla gerçekleştirildiğinin saptandığı, Adli Tıp Kurumu'nun 08.11.2021 tarihli raporunda el bileğindeki kesici alet yarası radial arter kesisine neden olduğuna göre arızasının şahsın yaşamını tehlikeye soktuğu, boyundaki kesici alet yarası büyük damar, sinir kesisine neden olmadığı, boyunda belirgin hematoma neden olduğuna göre arızasının da basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olmadığı, şahsın yaşamını tehlikeye sokmadığının tespit edildiği olayda kullanılan bıçağın özellikleri ve elverişliliği, darbe sayısı, darbelerin müştekinin ... bölgelerine isabet ettiği, müştekinin engel olmaya çalışması nedeniyle eylemin tamamlanamamış olması da dikkate alındığında suça sürüklenen çocuğun müştekiye yönelik kastı ortaya çıkan öldürmeye yönelik olup suç vasfının tayininde isabetsizlik bulunmadığı, tasarlamanın koşullarının oluştuğu, 5237 sayılı Kanun'un 28. maddesinin tatbiki şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde bozma nedenleri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 3.Suça sürüklenen çocuğun müştekiyi Adli Tıp Kurumu'nun 08.11.2021 tarihli raporunda el bileğindeki kesici alet yarası radial arter kesisine neden olduğuna göre arızasının şahsın yaşamını tehlikeye soktuğu, boyundaki kesici alet yarası büyük damar, sinir kesisine neden olmadığı, boyunda belirgin hematoma neden olduğuna göre arızasının da basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olmadığı, şahsın yaşamını tehlikeye sokmadığının tespit edildiğinin anlaşılması nedeni ile; 13 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası öngören 5237 sayılı Kanun' un 35. maddesi ile yapılan uygulama sırasında, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığına göre alt ve üst sınır arasında makul (orta) oranda bir ceza tayini yerine, yazılı şekilde hiç yara almayanlara uygulanan 13 yıl hapis cezasına hükmolunarak eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur. 4.Suça sürüklenen çocuğun ... ...'ın yönlendirdiği gibi eylemini gerçekleştirdiğini açıkça belirtmek suretiyle hakkında herhangi bir suçlama yokken ... ...'ın ismini vererek hakkında tefrik kararı verilerek daimi aramayla aranmasını sağladığı, suça sürüklenen çocuğun beyanlarından kendini azmettiren kişinin ortaya çıkmasına yardım ettiği ve kollukta şahsı teşhis etmiş olması karşısında; azmettiren hakkında dava açılıp açılmadığı da araştırılarak 5237 sayılı Kanun'un 38/3 maddesi hükümlerinin tatbikinin gerekip gerekmeyeceği tartışılmadan yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde (3) ve (4) numaralı paragraflarda açıklanan nedenlerle Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 29.12.2022 tarihli ve 2022/1533 Esas, 2022/2157 Karar sayılı kararı sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Suça sürüklenen çocuk hakkında aleyhe temyiz bulunmadığından 5271 sayılı Kanun'un 307/5. maddesi uyarınca ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkının korunmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.02.2025 tarihinde karar verildi.
3. Ceza Dairesi, 2024/4821 E., 2025/5543 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
Ancak suçun manevi unsuru değerlendirilirken, TCK'nın “cebir ve şiddet, korkutma ve tehdit” başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrasındaki “Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez.
3. Ceza Dairesi         2024/4821 E.  ,  2025/5543 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1394 E., 2024/59 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/73 E., 2023/252 K. SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma CMK' nın 232/2-c maddesi uyarınca hakkında beraat kararı verilen sanıklar yönünden suç tarihi yazılmamıştır HÜKÜM :1-Sanıklar ... ve ... hakkında TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen mahkûmiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi 2-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince verilen gereğince verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, Bozma Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Sanıklar ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin temyiz istemleri yönünden vekalet ücretiyle sınırlı olarak inceleme yapılmakla; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1-Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet, sanıklar ... ve ... hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelemesinde; Yargılama sürecindeki usûli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, silahlı terör örgütü üyesi olmak suçuna ilişkin mahkumiyet kararı yönünden vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, silahlı terör örgütü üyesi olmak suçuna ilişkin beraat hükümlerinin suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığına dair gerekçelerin karar yerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli biçimde gösterildiği anlaşılmakla; sanık ... müdafii ile Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin (sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden Üye ...'in muhalefetiyle oy çokluğu ve diğer hükümler yönünden oy birliğiyle ) tebliğnameye kısmen aykırı olarak ONANMASINA, 2-Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz istemlerinin incelemesinde; Yapılan yargılama sonunda yüklenen suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığına dair gerekçelerin karar yerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli biçimde gösterildiği anlaşılmakla Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve sanıklar müdafiilerinin sair temyiz istemlerinin reddine, ancak; Her sanığın farklı avukat tarafından temsil edilmesi nedeniyle, hüküm tarihinde yürürlülükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince her bir sanık için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı olduğundan hükmün bu nedenle BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmeyip CMK'nın 303/1-h maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün vekalet ücretine ilişkin "L" fıkrasının "2." bendinin bütünüyle çıkartılarak yerine "2-Kendilerini vekaletname ile görevlendirdikleri müdafii aracılığı ile temsil ettiren sanıklar ..., ..., ... ve ... lehine hüküm tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T. gereğince takdir olunan 17.400 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak ayrı ayrı sanıklara VERİLMESİNE," bendinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin (sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden vekalet ücreti kısmına katılmakla birlikte suçun sübutuna ilişkin Üye ...'in muhalefetiyle oy çokluğu ve diğer hükümler yönünden oy birliğiyle) tebliğnameye aykırı olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3-Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelemesinde; Oluş, iddia ve mahkeme kabulü nazara alındığında; Diğer sanık ... örgütsel faaliyetlerde kullanılmak üzere 14.000 TL parayı sanığa ait çiğ köfte dükkanından aldığını beyan etmesine rağmen, söz konusu paranın sanık ... tarafından diğer sanık ... 'a teslim edildiğinin tespit edilememesi, yine sanık ...' un "...'in infaz koruma memuru olduğu dönemde yakın arkadaşı olduğu, ailesi maddi zorluk yaşadığı için ...' in kayın validesi olan ...'un hesabına para gönderdiği" yönündeki savunmalarının aksine örgütsel saikle para gönderdiğine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında, mevcut şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek atılı suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca (oy birliğiyle) tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.02.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluğun sanıklar ... ve ... hakkındaki beraat hükümlerinin onanması yönünde çoğunluk görüşüne tarafımızdan iştirak edilmemiştir. Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, syf. 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf. 263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28). Türk Ceza Hukukunda silahlı terör örgütlerine yardım suçu ise, aşağıdaki sistematik içinde düzenlenmiştir; 01.06.2005 tarihinden itibaren yürürlükte olan TCK'nın 314/3, 220/7, 314/2. maddelerinde düzenlenen silahlı terör örgütüne genel nitelikte yardım suçu, 01.06.2005 tarihinden itibaren yürürlükte olan TCK'nın 315. maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne silah sağlama suçu, 18.07.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5532 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen ve 16.02.2013 tarihine kadar yürürlükte kalan 3713 sayılı Kanun'un 8. maddesinde yer alan ve 16.02.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'un 4. maddesinde düzenlenen terörizmin finansmanı suçu. Silahlı terör örgütlerine yardım suçunda yardım fiili, örgütün bizzat kendisi veya mensupları lehine gerçekleştirilebilir. Ceza Genel Kurulunun 31.10.2012 tarih ve 2012/1234 Esas, 2012/1825 sayılı Kararında da belirtildiği gibi, yardımın mutlaka örgüte ulaşması, sonuç vermesi gerekmez ve her bir fail, örgütçe verilen veya kendiliğinden üstlenilen görev kapsamında kendi fiilinin gerçekleştirilmesinden sorumlu olacaktır. Örgüte yardım suçunda kast unsuru yönünden öğretideki görüşler incelendiğinde; Bir suçun kanuni tanımında "bilerek", "bildiği halde", "bilmesine rağmen" gibi ifadelere açıkça yer veren suçlar olası kastla işlenemez. Kişi, örgütün işlediği somut fiili bilmese de terör örgütü olduğunu, sağladığı yardımın örgütün yararına kullanılacağını bilmeli ve bu irade ile hareket etmelidir. İnsani mülahazalarla yapılan yardımlar örgüte yardım suçunu oluşturmaz. Yapılacak her türlü yardımın suç olarak değerlendirilmemesi gerekir. Örgüte yardım suçunda manevi unsurun oluşması için genel kasıt yeterli değildir. Özel kasıt ile işlenen bir suçtur. Fail örgütün amacını gerçekleştirmesine katkı sağlamak kastı ile hareket etmelidir (Yrd.Doç.Dr. Namık ... TOPÇU, Örgütlü Suçlar ve Terör Suçları, s. 164). Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte bilerek ve isteyerek yardım edilmiş olması gerekir. Başka bir ifadeyle, yardım fiilinin örgütün suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt olduğu bilinerek gerçekleştirilmiş olması gerekir. Fıkra metninde geçen "bilerek" ibaresi doğrudan kastı ifade eder. Doğrudan örgüte değil de örgüt mensuplarına yardım edilmesi halinde, yardım edilen kişilerin suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt mensubu olduklarının da bilinmesi gerekmektedir. Örgüt mensuplarına yapılan yardım, aynı zamanda örgüte yapılan yardım olarak değerlendirmek gerekir. Ancak, bu yardımın örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet eden bir yardım olması gerekmektedir. Suç örgütleri veya silahlı terör örgütlerine yardım suçunun ancak doğrudan kastla işlenebileceği, yardımın örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet etmesi gerektiği, örgüt üyelerine yapılan yardımın da örgüte yapılmış gibi kabul edilmekle birlikte örgüt üyesinin mensup olduğu örgütün bilinmesi ve bu yardımın da insani mülahazalarla değil örgütün amaçlarını gerçekleştirme gayesiyle yapılması hususunda ortak bir kanaat mevcuttur. Öte yandan, yukarıda yer verilen genel nitelikte silahlı terör örgütüne yardım suçu dışında, TCK'nun 315. maddesinde tanzim edilen silahlı terör örgütüne silah sağlama suçu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun yürürlükten kaldırılan 8. maddesinde yer alan terörün finansmanı suçu ile 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun'un 4. maddesinde düzenlenen terörizmin finansmanı suçu, silahlı terör örgütüne yardım suçuna ilişkin özel nitelikte düzenlemelerdir. Silahlı örgüte üye olmadığı anlaşılan sanığın, örgütün amacını ve faaliyetlerinde kullanılacağını bilerek ve bu amaçla patlayıcı madde bulundurma eylemi, silahlı örgüte yardım suçunun özel bir şeklini düzenleyen TCK'nın 315. maddesinde tanımlanan suçu oluşturur (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 05.11.2009 tarih ve 2009/10374 E- 2009/11111 K.). 6145 sayılı Kanun'un 4. maddesinin birinci fıkrasında ise; aynı Kanun'un 3. maddesi kapsamına giren suçların işlenmesinde tümüyle veya kısmen kullanılması amacıyla veya kullanılacağı bilinerek, terör örgütlerine veya bir teröriste fon sağlanması veya toplanması yasaklanmakta ve yaptırıma bağlanmaktadır. Bu düzenlemeye göre, terörizmin finansmanı suçunun oluşabilmesi için, 3713 sayılı Kanunun 3 ve 4. maddelerinde düzenlenen terör suçlarında veya 6415 sayılı Kanunun 3. maddesinde belirtilen suçların işlenmesinde kullanılacağını bilerek ve isteyerek belli bir fiille ilişkilendirilmeden dahi bir teröriste veya terör örgütüne fon sağlanması veya toplanması yeterlidir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; terörizmin finansmanı suçundan ceza verilebilmesi için, fonun bir suçun işlenmesinde kullanılmış olması şartı aranmamakta, fonun sağlanması veya toplanması yeterli kabul edilmektedir. Bu bakımdan, terörizmin finansmanı suçu bir tehlike suçudur. Zira, fonun sağlanması veya toplanmasının yarattığı tehlike cezalandırılmakta ve başkaca bir zarar ya da netice öngörülmemektedir. Öte yandan; belli bir terör suçunu işlemek amacıyla terör örgütü mensubuna finans sağlayan kimse, işlenmesi amaçlanan suçu işlemeye azmettirme dolayısıyla, terörizmin finansmanı suçu yanında ayrıca TCK'nın 38. maddesi hükmüne istinaden azmettirdiği suçtan da cezalandırılacaktır. Fon sağlamayı; failin kendi mal varlığından veya başkasının mal varlığından fon sayılabilecek ekonomik bir değeri örgüte aktarma veya terör örgütünün finansmanında kullanılacak fonun temin edilmesine yönelik her türlü faaliyet olarak, fon toplamayı ise; failin başkalarından temin edilen fonları örgüte aktarma konusunda aracılık yapması olarak tanımlamak mümkündür. Toplamak ya da sağlamak nitelik itibarıyla bölünebilen fiiller olduğundan bu suça teşebbüs mümkündür. Ancak teşebbüsün sağlamak ya da toplamak hareketlerinin icrası sırasında gerçekleşmesi gerekmektedir. Terörizmin finansmanı suçunun oluşması açısından, toplanan ya da sağlanan fonun miktarının ya da toplama veya sağlama yönteminin herhangi bir önemi yoktur. Ancak fon sağlama ya da toplama eylemlerinin belli yoğunluk ve süreklilik arz ettiği durumlarda, diğer koşulların varlığı halinde, failin eyleminin TCK'nın 314. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunu oluşturacağı gözetilmelidir. Terörizmin finansmanı suçunun manevi unsuru bilme ve istemeden ibaret olan kasttır. Ancak suçun manevi unsuru değerlendirilirken, TCK'nın “cebir ve şiddet, korkutma ve tehdit” başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrasındaki “Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez. Bu gibi hallerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır.” şeklindeki düzenleme göz önünde bulundurulmalıdır. Bu bağlamda, karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu para veya değeri para ile temsil edilebilen ekonomik değeri bir terör örgütüne veya teröriste veren kimseye TCK'nın 28. maddesi uyarınca ceza verilemeyecektir. Terörizmin finansmanı suçu, silahlı terör örgütüne yardım etme suçunun özel bir hâli olduğundan, bu suçun faili terör örgütünün kurucusu, yöneticisi ya da üyesi olmayan her gerçek kişi olabilir. Failin terör örgütünün kurucusu, yöneticisi ya da üyesi olması ya da kamu görevlisi olması ve suçun kamu görevlisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi ise, 6145 sayılı Kanunun 4. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasında nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir. Anılan maddenin dördüncü fıkrasına göre, bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde terörizmin finansmanı suçunun işlenmesi hâlinde, tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunacaktır. Aynı maddenin beşinci fıkrasında suçun, yabancı bir devlet veya uluslararası bir kuruluş aleyhine işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturma yapılması Adalet Bakanının talebine bağlı kılınmıştır. Söz konusu maddenin altıncı fıkrası ile Terörle Mücadele Kanunu'nun soruşturmaya, kovuşturmaya ve infaza ilişkin hükümlerinin, bu suç bakımından da uygulanacağı hususu düzenlenmiştir. Yargıtayın istikrar kazanan uygulamalarına göre, örgüt mensuplarının geçici olarak barındırılması, evde yemek ikram edilmesi, örgütün verdiği para ile ihtiyaç listesindeki malzemelerin temin edilmesi gibi eylemler fon sağlama kapsamında değerlendirilmeyip TCK’nın 314. maddesinin üçüncü ve 220. maddesinin yedinci fıkraları delaletiyle uygulanacak olan ve TCK'nın 314. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen genel nitelikte silahlı terör örgütüne yardım suçu kapsamındadır. Öte yandan, 6415 sayılı Kanun'un genel gerekçesi, “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesi ve aynı maddenin gerekçesine göre; 6415 sayılı Kanun, Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşmenin ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin bu Kanun kapsamındaki terör ve terörizmin finansmanıyla mücadeleye ilişkin kararlarının uygulanması, terörizmin finansmanı suçunun düzenlenmesi ve terörizmin finansmanının önlenmesi amacıyla malvarlığının dondurulmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Bu bakımdan, terörizmin finansmanı suçunun yalnızca düzenli, sürekli ve çeşitlilik arzeden ve belli bir organizasyon dahilinde ulusal ve uluslararası boyutta yapılan yardım eylemlerini kapsadığını ileri sürmek imkân dahilinde değildir. Zira; terörizmin finansmanı suçunun belli bir organizasyon dahilinde yoğunluk ve süreklilik arzedecek biçimde işlenmesi hâlinde eylem, niteliğine göre TCK'nın 314. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütü yöneticiliği veya aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olmak suçu kapsamında kalmaktadır. Benzer şekilde, 6145 sayılı Kanun'un 3. maddesi kapsamında belirtilen suçlar arasında, ülkemizin taraf olduğu dokuz adet uluslararası sözleşmede suç olarak düzenlenen fiillerin yanı sıra, terörizm amacıyla işlenen kasten öldürme veya ağır yaralama fiilleri ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nda terör suçu olarak yer verilen fiiller de açıkça sayılmıştır. Bununla birlikte, 3713 sayılı Kanun'un 3. maddesinde düzenlenen ve doğrudan terör suçu olarak kabul edilen suçlar arasında TCK'nın 314. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olma suçuna yer verilmiş olması ve anılan suçun temadi eden niteliği nazara alındığında; silahlı terör örgütü mensuplarına erzak ve yaşam malzemesi temin etme eyleminin, örgüt üyeliği suçunu işlenmesini kolaylaştırdığında tereddüt bulunmamaktadır. Kaldı ki, bir teröriste veya terör örgütüne yapılan bu nitelikte yardımlar, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü cebri yöntemlerle bozmayı amaçlayan, bu amaç doğrultusunda bombalama, kasten öldürme, ağır yaralama gibi suçlar işleyen terör örgütü mensuplarının faaliyetlerini idame ettirmelerine, bu şekilde mevcudiyetini devam ettiren terör örgütünün de eylem kapasitesini yükseltmesine katkı sağlamaktadır. Buna göre; terör örgütüne veya mensuplarına bilerek ve isteyerek erzak, yaşam malzemesi ve para temin edilmesinin "fon sağlanması" niteliğinde olduğu ve eylemin bu hâliyle, terörizmin finansmanı suçunu oluşturacağı anlaşılmaktadır. Nitekim, Ceza Genel Kurulunun 13.02.2018 tarihli ve 692-41 sayılı kararında da aynı sonuca ulaşılmıştır. İncelenen dosya kapsamından; FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yeniden yapılanma faaliyetleri kapsamında son dönemlerde yeniden yapılanma içerisine girdiği ve faaliyetlerine hız verdiği, örgütün en önemli unsuru olan insan kaynağını korumaya çalıştıkları, bunu sağlayabilmek adına da, üyelerine, yapı içerisinde "iyi günde olduğu gibi kötü günde de birlik ve beraberliğin devam ettiğini" hissettirmek, motivasyonlarını yükselterek örgütsel bağlılığı sürdürmek, örgütün halen aktif ve güçlü olduğunu göstererek örgüt içerisindeki çözülmeleri önlemek ve örgütü bir üst konuma taşımak amacıyla örgüt kapsamında adli işlem gören, yargılanan ve yargılama sürecinde aleyhe beyanlarda bulunmayan, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmayan şahıslardan firar olarak aranan, tahliye olan, tutuklu, hükümlü veya yakınları ceza evinde bulunan, kamu kurum ve kuruluşlarından ihraç edilen ekonomik durumu iyi olmayan kısacası “Örgüte Sadık” olan “Yusuf” veya “Yusuf Aileleri” olarak adlandırdıkları mensuplarına finans sağladıkları, gönderilecek para miktarının rastgele belirlenmediği öncelikle, örgüt üyesinin daha önceden finansal tablolar içerisinde rakam ve harf grubu kullanılarak yapılan fişlemede belirtilen örgüte bağlılık derecesine göre sonra sırasıyla ekonomik durumu ve ülke takvimine göre (Ramazan ayı, dini bayramlar, okulların açılması, kış ayı vb.) belirlendiği ve periyodik aralıklarla devamlılık arz edecek şekilde sistematik bir yapı dahilinde emir komuta zinciri içerisinde finans sağladıkları, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının yukarıda izah edildiği gibi örgüt elemanlarına örgüt içerisinde görevlendirilmiş “Muavenetçi” ismini verdikleri üyeler aracılığıyla, “Maişet” diye adlandırdıkları finans sağlamayı normal yollardan yapmadıkları, yeni usul ve yöntemler kullanarak gerçekleştirdikleri, Bu kapsamda somut olay irdelendiğinde; Öncesinde hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet kararı verilen sanık ...'ın, bu suç yönünden temadinin kesilmesinden sonraki dönemde örgütün talimatı doğrultusunda kartsız işlem olarak ... hesabına 4 seferde toplam 12008,3 TL, ... hesabına' da 1 kez 2000 TL para gönderildiğinin tespit edildiği, alınan HTS kayıtları uyarınca alınan baz bilgileri, kamera görüntüleri ve sanığın ikrarından söz konusu paraların sanık tarafından yatırıldığının tespit edildiği, sanığın örgütün uyguladığı tedbir kapsamında söz konusu para yatırma işlemlerini herhangi bir onay kodu veya şifre istemeyen ATM’lerden hesabına para yatırdığı şahısların kendi kendine para yatırıyormuş izlenimi vererek yaptığı, hesaplarına para yatırılan kişilerin aile bireylerinin aynı suçtan işlem görmüş olduğu, sanıktan ele geçen dijital materyallerin incelenmesi sonucunda düzenlenen raporlara göre yabancı GSM numaralarının kayıtlı olduğu, farklı zaman farklı banka ve şahısların Fast/Havale banka dekontlarına ait resimlerin bulunduğu, Whatsapp uygulamasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin takip edilmemek için kullandıkları yabancı GSM numaralarıyla kayıtlı şahıslar ve yerli GSM numaralarıyla kayıtlı şahıslar ille katolog evlilik, para yardımı, ev temini, cezaevindeki şahısların yakınlarına destek, cezaevinden çıkan şahısların takibi ve kendileriyle irtibat kurulması, cezaevindeki şahısların dosyalarının takibi ve yardım/destek ile ilgili Whatsapp yazışmalarının olduğunun tespit edildiği, yine mesajlar bölümünde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü üyeleri ve yakınlarına para yardımı ile ilgili olabileceği değerlendirilen kartsız işlem ve fast işlemlerine ait banka bilgilendirme SMS mesajlarının bulunduğu, Yine, öncesinde hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet kararı verilen sanık ...'ın; 23.01.2021 tarihi ile 26.06.2022 tarihleri arasında, herhangi bir şifre veya onay kodu istemeyen farklı bankalara ait ATM' ler üzerinden ..., ..., ... 'ın kimlik bilgisini kullanarak ve para yatırılan şahsın kendi kendisine para yatırdığı izlenimini vererek (9) farklı işlemde toplam 74520TL para yatırdığının tespit edildiği, yapılan araştırmalar sonucunda hesabına para yatırdığı şahısların kendileri veya yakınları hakkında örgüt üyeliği suçundan adli işlem kaydı bulunduğunun tespit edildiği, dijital materyallerin incelenmesi sonucunda; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyelerinin takip edilmemek için kullandıkları yabancı GSM numaralarından olabileceği değerlendirilen kayıtların kişi listesinde kayıtlı olduğu, farklı zamanlarda farklı yer ve ATM’lerin bankamatik fişlerine ait resimler ile farklı zaman farklı banka ve şahısların Fast/Havale banka dekontlarına ait resimlerin olduğu ayrıca defter ve not kâğıtlarına yazılı şahıs isimleri ve karşısında telefon numaraları ile yanında yakınlık derecelerini belirtir ifadelerin yer aldığı resimlerin olduğunun tespit edildiği, whatsapp sohbet klasöründe yapılan incelemede de kargo yolu ile para/yardım gönderme hususunda yazışmalarının bulunduğu, Anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında, oluş, iddia, mahkeme kabulü ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 6415 sayılı Kanun'un 4/1 inci maddesinde düzenlenen terörizmin finansmanı suçunun örgüte yardım suçunun özel hali olup terör örgütüne fon sağlama veya fon toplama halinde bu suçun oluşacağı, söz konusu suçun niteliği dikkate alındığında fon sağlama veya fon toplama eyleminin sürekli bir hale gelmesi durumunda eylemin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturacağı gözetilerek; Daha öncede haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan mahkumiyet kararı verilen sanıklar ... ve ...'ın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yeniden yapılanma faaliyetleri kapsamında, örgütün en önemli unsuru olan insan kaynağını korumaya yönelik olarak ve örgüt içerisindeki çözülmeleri önlemek amacıyla, örgüt kapsamında adli işlem gören, tutuklu, hükümlü veya yakınları cezaevinde bulunan, kamu kurum ve kuruluşlarından ihraç edilen ekonomik durumu iyi olmayan kısacası “örgüte sadık” olan “...” veya “... Aileleri” olarak adlandırdıkları mensuplarına, periyodik aralıklarla devamlılık arz edecek şekilde sistematik bir yapı dahilinde emir komuta zinciri içerisinde finans sağladıkları, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatlarını kesmeyen sanıkların eylemlerinin, dosya kapsamında elde edilen diğer tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, örgüt hiyerarşisine dahil olduklarını gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içerdiği, bu kapsamda 6415 sayılı Kanun'un 4/2 maddesi delaletiyle TCK'nın 314/2 maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmaları gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun beraat kararının onanması gerektiğine yönelik düşüncesine katılmamaktayım.
3. Ceza Dairesi, 2022/26705 E., 2024/13061 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
Ancak suçun manevi unsuru değerlendirilirken, TCK'nın “cebir ve şiddet, korkutma ve tehdit” başlıklı 28 inci maddesinin birinci fıkrasındaki “Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez.
3. Ceza Dairesi         2022/26705 E.  ,  2024/13061 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/317 E., 2019/704 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.07.2018 tarih ve 2017/184 Esas, 2018/119 sayılı Kararı SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma HÜKÜM : Sanıklar hakkında ayrı ayrı; TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK’nın 62/1, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca kurulan mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle; Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü; Temyiz taleplerinin reddi nedeni bulunmadığından işin esasına geçildi; Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1-Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz incelemesinde; Sanık tarafından 21.11.2023 tarihinde, temyiz aşamasında sunulan dilekçe ile etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyen sanığın, bu kapsamda örgütle ilgili bildiklerini anlatmak istediğini bildirmesi karşısında, öncelikle sanığın duruşmada hazır edilerek etkin pişmanlık kurumunun mahiyet ve şartları da anlatılarak ayrıntılı ifadesinin alınması, vereceği bilgilerin örgüt içerisindeki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumuna uygun faydalı bilgiler olup olmadığı, eldeki bilgilerle örtüşüp örtüşmediği ilgili birimlerden sorulup değerlendirilerek sonucuna göre hakkında 5237 sayılı TCK'nın 221/4-2 nci maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması, 2-Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incelemesinde; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28). Türk Ceza Hukukunda silahlı terör örgütlerine yardım suçu ise, aşağıdaki sistematik içinde düzenlenmiştir; -01.06.2005 tarihinden itibaren yürürlükte olan TCK'nın 314/3, 220/7, 314/2 nci maddelerinde düzenlenen silahlı terör örgütüne genel nitelikte yardım suçu, -01.06.2005 tarihinden itibaren yürürlükte olan TCK'nın 315 nci maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne silah sağlama suçu, -18.07.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5532 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen ve 16.02.2013 tarihine kadar yürürlükte kalan 3713 sayılı Kanun'un 8 nci maddesinde yer alan ve 16.02.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'un 4 üncü maddesinde düzenlenen terörizmin finansmanı suçu. Silahlı terör örgütlerine yardım suçunda yardım fiili, örgütün bizzat kendisi veya mensupları lehine gerçekleştirilebilir. Ceza Genel Kurulunun 31.10.2012 tarih ve 2012/1234 Esas, 2012/1825 sayılı Kararında da belirtildiği gibi, yardımın mutlaka örgüte ulaşması, sonuç vermesi gerekmez ve her bir fail, örgütçe verilen veya kendiliğinden üstlenilen görev kapsamında kendi fiilinin gerçekleştirilmesinden sorumlu olacaktır. Örgüte yardım suçunda kast unsuru yönünden öğretideki görüşler incelendiğinde; Bir suçun kanuni tanımında "bilerek", "bildiği halde", "bilmesine rağmen" gibi ifadelere açıkça yer veren suçlar olası kastla işlenemez. Kişi, örgütün işlediği somut fiili bilmese de terör örgütü olduğunu, sağladığı yardımın örgütün yararına kullanılacağını bilmeli ve bu irade ile hareket etmelidir. İnsani mülahazalarla yapılan yardımlar örgüte yardım suçunu oluşturmaz. Yapılacak her türlü yardımın suç olarak değerlendirilmemesi gerekir. Örgüte yardım suçunda manevi unsurun oluşması için genel kasıt yeterli değildir. Özel kasıt ile işlenen bir suçtur. Fail örgütün amacını gerçekleştirmesine katkı sağlamak kastı ile hareket etmelidir (Yrd.Doç.Dr. ... , örgütlü suçlar ve terör suçları, s. 164). Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte bilerek ve isteyerek yardım edilmiş olması gerekir. Başka bir ifadeyle, yardım fiilinin örgütün suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt olduğu bilinerek gerçekleştirilmiş olması gerekir. Fıkra metninde geçen "bilerek" ibaresi doğrudan kastı ifade eder. Doğrudan örgüte değil de örgüt mensuplarına yardım edilmesi halinde, yardım edilen kişilerin suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt mensubu olduklarının da bilinmesi gerekmektedir. Örgüt mensuplarına yapılan yardım, aynı zamanda örgüte yapılan yardım olarak değerlendirmek gerekir. Ancak, bu yardımın örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet eden bir yardım olması gerekmektedir. Suç örgütleri veya silahlı terör örgütlerine yardım suçunun ancak doğrudan kastla işlenebileceği, yardımın örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet etmesi gerektiği, örgüt üyelerine yapılan yardımın da örgüte yapılmış gibi kabul edilmekle birlikte örgüt üyesinin mensup olduğu örgütün bilinmesi ve bu yardımın da insani mülahazalarla değil örgütün amaçlarını gerçekleştirme gayesiyle yapılması hususunda ortak bir kanaat mevcuttur. Öte yandan, yukarıda yer verilen genel nitelikte silahlı terör örgütüne yardım suçu dışında, TCK'nın 315 nci maddesinde tanzim edilen silahlı terör örgütüne silah sağlama suçu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun yürürlükten kaldırılan 8 inci maddesinde yer alan terörün finansmanı suçu ile 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun'un 4 üncü maddesinde düzenlenen terörizmin finansmanı suçu, silahlı terör örgütüne yardım suçuna ilişkin özel nitelikte düzenlemelerdir. Silahlı örgüte üye olmadığı anlaşılan sanığın, örgütün amacını ve faaliyetlerinde kullanılacağını bilerek ve bu amaçla patlayıcı madde bulundurma eylemi, silahlı örgüte yardım suçunun özel bir şeklini düzenleyen TCK'nın 315 nci maddesinde tanımlanan suçu oluşturur (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 05.11.2009 tarih ve 2009/10374 E- 2009/11111 K.). 6145 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise; aynı Kanun'un 3 üncü maddesi kapsamına giren suçların işlenmesinde tümüyle veya kısmen kullanılması amacıyla veya kullanılacağı bilinerek, terör örgütlerine veya bir teröriste fon sağlanması veya toplanması yasaklanmakta ve yaptırıma bağlanmaktadır. Bu düzenlemeye göre, terörizmin finansmanı suçunun oluşabilmesi için, 3713 sayılı Kanun'un 3 ve 4 üncü maddelerinde düzenlenen terör suçlarında veya 6415 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde belirtilen suçların işlenmesinde kullanılacağını bilerek ve isteyerek belli bir fiille ilişkilendirilmeden dahi bir teröriste veya terör örgütüne fon sağlanması veya toplanması yeterlidir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; terörizmin finansmanı suçundan ceza verilebilmesi için, fonun bir suçun işlenmesinde kullanılmış olması şartı aranmamakta, fonun sağlanması veya toplanması yeterli kabul edilmektedir. Bu bakımdan, terörizmin finansmanı suçu bir tehlike suçudur. Zira, fonun sağlanması veya toplanmasının yarattığı tehlike cezalandırılmakta ve başkaca bir zarar ya da netice öngörülmemektedir. Fon sağlamayı; failin kendi mal varlığından veya başkasının mal varlığından fon sayılabilecek ekonomik bir değeri örgüte aktarma veya terör örgütünün finansmanında kullanılacak fonun temin edilmesine yönelik her türlü faaliyet olarak, fon toplamayı ise; failin başkalarından temin edilen fonları örgüte aktarma konusunda aracılık yapması olarak tanımlamak mümkündür. Toplamak ya da sağlamak nitelik itibarıyla bölünebilen fiiller olduğundan bu suça teşebbüs mümkündür. Ancak teşebbüsün sağlamak ya da toplamak hareketlerinin icrası sırasında gerçekleşmesi gerekmektedir. Terörizmin finansmanı suçunun oluşması açısından, toplanan ya da sağlanan fonun miktarının ya da toplama veya sağlama yönteminin herhangi bir önemi yoktur. Ancak fon sağlama ya da toplama eylemlerinin belli yoğunluk ve süreklilik arz ettiği durumlarda, diğer koşulların varlığı halinde, failin eyleminin TCK'nın 314 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunu oluşturacağı gözetilmelidir. Terörizmin finansmanı suçunun manevi unsuru bilme ve istemeden ibaret olan kasttır. Ancak suçun manevi unsuru değerlendirilirken, TCK'nın “cebir ve şiddet, korkutma ve tehdit” başlıklı 28 inci maddesinin birinci fıkrasındaki “Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez. Bu gibi hallerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır.” şeklindeki düzenleme göz önünde bulundurulmalıdır. Bu bağlamda, karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu para veya değeri para ile temsil edilebilen ekonomik değeri bir terör örgütüne veya teröriste veren kimseye TCK'nın 28 inci maddesi uyarınca ceza verilemeyecektir. Terörizmin finansmanı suçu, silahlı terör örgütüne yardım etme suçunun özel bir hâli olduğundan, bu suçun faili terör örgütünün kurucusu, yöneticisi ya da üyesi olmayan her gerçek kişi olabilir. Failin kamu görevlisi olması ve suçun kamu görevlisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi ise, 6145 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir. Anılan maddenin dördüncü fıkrasına göre, bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde terörizmin finansmanı suçunun işlenmesi hâlinde, tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunacaktır. Aynı maddenin beşinci fıkrasında suçun, yabancı bir devlet veya uluslararası bir kuruluş aleyhine işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturma yapılması Adalet Bakanının talebine bağlı kılınmıştır. Söz konusu maddenin altıncı fıkrası ile Terörle Mücadele Kanunu'nun soruşturmaya, kovuşturmaya ve infaza ilişkin hükümlerinin, bu suç bakımından da uygulanacağı hususu düzenlenmiştir. Yargıtayın istikrar kazanan uygulamalarına göre, örgüt mensuplarının geçici olarak barındırılması, evde yemek ikram edilmesi, örgütün verdiği para ile ihtiyaç listesindeki malzemelerin temin edilmesi gibi eylemler fon sağlama kapsamında değerlendirilmeyip TCK’nın 314 üncü maddesinin üçüncü ve 220 inci maddesinin yedinci fıkraları delaletiyle uygulanacak olan ve TCK'nın 314 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen genel nitelikte silahlı terör örgütüne yardım suçu kapsamındadır. Öte yandan, 6415 sayılı Kanun'un genel gerekçesi, “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesi ve aynı maddenin gerekçesine göre; 6415 sayılı Kanun, Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşmenin ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin bu Kanun kapsamındaki terör ve terörizmin finansmanıyla mücadeleye ilişkin kararlarının uygulanması, terörizmin finansmanı suçunun düzenlenmesi ve terörizmin finansmanının önlenmesi amacıyla malvarlığının dondurulmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Bu bakımdan, terörizmin finansmanı suçunun yalnızca düzenli, sürekli ve çeşitlilik arzeden ve belli bir organizasyon dahilinde ulusal ve uluslararası boyutta yapılan yardım eylemlerini kapsadığını ileri sürmek imkân dahilinde değildir. Zira; terörizmin finansmanı suçunun belli bir organizasyon dahilinde yoğunluk ve süreklilik arzedecek biçimde işlenmesi hâlinde eylem, niteliğine göre TCK'nın 314 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütü yöneticiliği veya aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olmak suçu kapsamında kalmaktadır. Benzer şekilde, 6145 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi kapsamında belirtilen suçlar arasında, ülkemizin taraf olduğu dokuz adet uluslararası sözleşmede suç olarak düzenlenen fiillerin yanı sıra, terörizm amacıyla işlenen kasten öldürme veya ağır yaralama fiilleri ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nda terör suçu olarak yer verilen fiiller de açıkça sayılmıştır. Bununla birlikte, 3713 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde düzenlenen ve doğrudan terör suçu olarak kabul edilen suçlar arasında TCK'nın 314 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olma suçuna yer verilmiş olması ve anılan suçun temadi eden niteliği nazara alındığında; silahlı terör örgütü mensuplarına erzak ve yaşam malzemesi temin etme eyleminin, örgüt üyeliği suçunu işlenmesini kolaylaştırdığında tereddüt bulunmamaktadır. Kaldı ki, bir teröriste veya terör örgütüne yapılan bu nitelikte yardımlar, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü cebri yöntemlerle bozmayı amaçlayan, bu amaç doğrultusunda bombalama, kasten öldürme, ağır yaralama gibi suçlar işleyen terör örgütü mensuplarının faaliyetlerini idame ettirmelerine, bu şekilde mevcudiyetini devam ettiren terör örgütünün de eylem kapasitesini yükseltmesine katkı sağlamaktadır. Buna göre; terör örgütüne veya mensuplarına bilerek ve isteyerek erzak, yaşam malzemesi ve para temin edilmesinin "fon sağlanması" niteliğinde olduğu ve eylemin bu hâliyle, terörizmin finansmanı suçunu oluşturacağı anlaşılmaktadır. Nitekim, Ceza Genel Kurulunun 13.02.2018 tarihli ve 692-41 sayılı kararında da aynı sonuca ulaşılmıştır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Kabule göre, örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katıldıklarına dair yeterli delil bulunmayan ancak Mali Suçları Araştırma Kurulunca düzenlenen 25/08/2014 tarih ve 2014/AN-1/1 sayılı analiz raporuna göre FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün varlığını koruması ve örgütsel faaliyetlerini sürdürülebilmesi amaçlarına uygun olarak, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılı Amerika ülkesinde faaliyet gösteren The Respect İnstitute isimli kuruluşa 27.03.2014 tarihinde Bank Asya şubelerinden ABD doları transfer ettikleri tespit edilen sanıkların eylemlerinin bu haliyle silahlı terör örgütüne üye olma suçunu oluşturmayacağı gözetilerek; örgüte para vermek suretiyle maddi destek sağlanması şeklindeki eylemlerinin, kül halinde silahlı terör örgütüne yardım etme yahut 6415 sayılı terörizmin finansmanının önlenmesi hakkında Kanun'a Muhalefet suçlarını oluşturup oluşturmadığı karar yerinde tartışılıp, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerekirken, eksik inceleme ve delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, bu sebepten dolayı hükümlerin CMK'nın 302/2 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3. Ceza Dairesi, 2023/6216 E., 2024/643 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
Ancak suçun manevi unsuru değerlendirilirken, TCK'nın “cebir ve şiddet, korkutma ve tehdit” başlıklı 28 inci maddesinin birinci fıkrasındaki “Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez.
3. Ceza Dairesi         2023/6216 E.  ,  2024/643 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1075 E., 2021/1338 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.04.2022 tarih ve 2021/196 Esas, 2022/132 sayılı kararı SUÇ :Silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütüne yardım etme HÜKÜMLER :1-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında TCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1 maddeleri ile TCK'nın 62, 53, 58/9 ve 63 maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, 2-Sanık ... hakkında TCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1 maddeleri ile TCK'nın 62, 53, 55/1, 58/9 ve 63 maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi, 3- Sanıklar ... ve ... hakkında TCK'nın 314/2 ve 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1 maddeleri ile TCK'nın 221/4-son, 221/5, 62, 53, 58/9 ve 63 maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, 4-Sanıklar ... ve ... hakkında TCK'nın 314/3 ve 220/7 maddeleri delaletiyle TCK'nın 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1 maddeleri ile TCK'nın 62, 53 ve 63 maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin istinaf başvurularının esastan reddi, 5-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebebine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü: Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Hükmolunan cezanın süresine göre şartları bulunmadığından sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin CMK'nın 299 uncu maddesi uyarınca REDDİNE, Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler, tanık beyanları ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; I. Sanık ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmü ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında verilen beraat kararlarına ilişkin temyiz talepleri ile olarak; Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı,tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen esasa müessir iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, mahkumiyet hükmü yönünden eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı, sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...’ın müsnet suçu işlediklerinin ispat edilemediğine dair gerekçelerin karar yerinde dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli biçimde gösterildiği anlaşılmakla sanık müdafii ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden CMK'nın 302/1 inci maddesi gereğince temyiz davalarının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA, II. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ... ve ... haklarında haklarında kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz talepleri ilgili olarak; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir. Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.). Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır (... özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28). Türk Ceza Hukukunda silahlı terör örgütlerine yardım suçu ise, aşağıdaki sistematik içinde düzenlenmiştir; -01.06.2005 tarihinden itibaren yürürlükte olan TCK'nın 314/3, 220/7, 314/2 nci maddelerinde düzenlenen silahlı terör örgütüne genel nitelikte yardım suçu, -01.06.2005 tarihinden itibaren yürürlükte olan TCK'nın 315 nci maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne silah sağlama suçu, -18.07.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5532 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenen ve 16.02.2013 tarihine kadar yürürlükte kalan 3713 sayılı Kanun'un 8 nci maddesinde yer alan ve 16.02.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'un 4 üncü maddesinde düzenlenen terörizmin finansmanı suçu. Silahlı terör örgütlerine yardım suçunda yardım fiili, örgütün bizzat kendisi veya mensupları lehine gerçekleştirilebilir. Ceza Genel Kurulunun 31.10.2012 tarih ve 2012/1234 Esas, 2012/1825 sayılı Kararında da belirtildiği gibi, yardımın mutlaka örgüte ulaşması, sonuç vermesi gerekmez ve her bir fail, örgütçe verilen veya kendiliğinden üstlenilen görev kapsamında kendi fiilinin gerçekleştirilmesinden sorumlu olacaktır. Örgüte yardım suçunda kast unsuru yönünden öğretideki görüşler incelendiğinde; Bir suçun kanuni tanımında "bilerek", "bildiği halde", "bilmesine rağmen" gibi ifadelere açıkça yer veren suçlar olası kastla işlenemez. Kişi, örgütün işlediği somut fiili bilmese de terör örgütü olduğunu, sağladığı yardımın örgütün yararına kullanılacağını bilmeli ve bu irade ile hareket etmelidir. İnsani mülahazalarla yapılan yardımlar örgüte yardım suçunu oluşturmaz. Yapılacak her türlü yardımın suç olarak değerlendirilmemesi gerekir. Örgüte yardım suçunda manevi unsurun oluşması için genel kasıt yeterli değildir. Özel kasıt ile işlenen bir suçtur. Fail örgütün amacını gerçekleştirmesine katkı sağlamak kastı ile hareket etmelidir (Yrd.Doç.Dr. Namık Kemal Topçu, örgütlü suçlar ve terör suçları, s. 164). Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte bilerek ve isteyerek yardım edilmiş olması gerekir. Başka bir ifadeyle, yardım fiilinin örgütün suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt olduğu bilinerek gerçekleştirilmiş olması gerekir. Fıkra metninde geçen "bilerek" ibaresi doğrudan kastı ifade eder. Doğrudan örgüte değil de örgüt mensuplarına yardım edilmesi halinde, yardım edilen kişilerin suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgüt mensubu olduklarının da bilinmesi gerekmektedir. Örgüt mensuplarına yapılan yardım, aynı zamanda örgüte yapılan yardım olarak değerlendirmek gerekir. Ancak, bu yardımın örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet eden bir yardım olması gerekmektedir. Suç örgütleri veya silahlı terör örgütlerine yardım suçunun ancak doğrudan kastla işlenebileceği, yardımın örgütün amacını gerçekleştirmeye hizmet etmesi gerektiği, örgüt üyelerine yapılan yardımın da örgüte yapılmış gibi kabul edilmekle birlikte örgüt üyesinin mensup olduğu örgütün bilinmesi ve bu yardımın da insani mülahazalarla değil örgütün amaçlarını gerçekleştirme gayesiyle yapılması hususunda ortak bir kanaat mevcuttur. Öte yandan, yukarıda yer verilen genel nitelikte silahlı terör örgütüne yardım suçu dışında, TCK'nın 315 nci maddesinde tanzim edilen silahlı terör örgütüne silah sağlama suçu, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun yürürlükten kaldırılan 8 inci maddesinde yer alan terörün finansmanı suçu ile 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkındaki Kanun'un 4 üncü maddesinde düzenlenen terörizmin finansmanı suçu, silahlı terör örgütüne yardım suçuna ilişkin özel nitelikte düzenlemelerdir. Silahlı örgüte üye olmadığı anlaşılan sanığın, örgütün amacını ve faaliyetlerinde kullanılacağını bilerek ve bu amaçla patlayıcı madde bulundurma eylemi, silahlı örgüte yardım suçunun özel bir şeklini düzenleyen TCK'nın 315 nci maddesinde tanımlanan suçu oluşturur (Yargıtay 9. Ceza Dairesi, 05.11.2009 tarih ve 2009/10374 E- 2009/11111 K.). 6145 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında ise; aynı Kanun'un 3 üncü maddesi kapsamına giren suçların işlenmesinde tümüyle veya kısmen kullanılması amacıyla veya kullanılacağı bilinerek, terör örgütlerine veya bir teröriste fon sağlanması veya toplanması yasaklanmakta ve yaptırıma bağlanmaktadır. Bu düzenlemeye göre, terörizmin finansmanı suçunun oluşabilmesi için, 3713 sayılı Kanun'un 3 ve 4 üncü maddelerinde düzenlenen terör suçlarında veya 6415 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde belirtilen suçların işlenmesinde kullanılacağını bilerek ve isteyerek belli bir fiille ilişkilendirilmeden dahi bir teröriste veya terör örgütüne fon sağlanması veya toplanması yeterlidir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; terörizmin finansmanı suçundan ceza verilebilmesi için, fonun bir suçun işlenmesinde kullanılmış olması şartı aranmamakta, fonun sağlanması veya toplanması yeterli kabul edilmektedir. Bu bakımdan, terörizmin finansmanı suçu bir tehlike suçudur. Zira, fonun sağlanması veya toplanmasının yarattığı tehlike cezalandırılmakta ve başkaca bir zarar ya da netice öngörülmemektedir. Fon sağlamayı; failin kendi mal varlığından veya başkasının mal varlığından fon sayılabilecek ekonomik bir değeri örgüte aktarma veya terör örgütünün finansmanında kullanılacak fonun temin edilmesine yönelik her türlü faaliyet olarak, fon toplamayı ise; failin başkalarından temin edilen fonları örgüte aktarma konusunda aracılık yapması olarak tanımlamak mümkündür. Toplamak ya da sağlamak nitelik itibarıyla bölünebilen fiiller olduğundan bu suça teşebbüs mümkündür. Ancak teşebbüsün sağlamak ya da toplamak hareketlerinin icrası sırasında gerçekleşmesi gerekmektedir. Terörizmin finansmanı suçunun oluşması açısından, toplanan ya da sağlanan fonun miktarının ya da toplama veya sağlama yönteminin herhangi bir önemi yoktur. Ancak fon sağlama ya da toplama eylemlerinin belli yoğunluk ve süreklilik arz ettiği durumlarda, diğer koşulların varlığı halinde, failin eyleminin TCK'nın 314 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütü üyesi olmak suçunu oluşturacağı gözetilmelidir. Terörizmin finansmanı suçunun manevi unsuru bilme ve istemeden ibaret olan kasttır. Ancak suçun manevi unsuru değerlendirilirken, TCK'nın “cebir ve şiddet, korkutma ve tehdit” başlıklı 28 inci maddesinin birinci fıkrasındaki “Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez. Bu gibi hallerde cebir ve şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır.” şeklindeki düzenleme göz önünde bulundurulmalıdır. Bu bağlamda, karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu para veya değeri para ile temsil edilebilen ekonomik değeri bir terör örgütüne veya teröriste veren kimseye TCK'nın 28 inci maddesi uyarınca ceza verilemeyecektir. Terörizmin finansmanı suçu, silahlı terör örgütüne yardım etme suçunun özel bir hâli olduğundan, bu suçun faili terör örgütünün kurucusu, yöneticisi ya da üyesi olmayan her gerçek kişi olabilir. Failin kamu görevlisi olması ve suçun kamu görevlisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi ise, 6145 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir. Anılan maddenin dördüncü fıkrasına göre, bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde terörizmin finansmanı suçunun işlenmesi hâlinde, tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunacaktır. Aynı maddenin beşinci fıkrasında suçun, yabancı bir devlet veya uluslararası bir kuruluş aleyhine işlenmesi hâlinde, soruşturma ve kovuşturma yapılması Adalet Bakanının talebine bağlı kılınmıştır. Söz konusu maddenin altıncı fıkrası ile Terörle Mücadele Kanunu'nun soruşturmaya, kovuşturmaya ve infaza ilişkin hükümlerinin, bu suç bakımından da uygulanacağı hususu düzenlenmiştir. Yargıtayın istikrar kazanan uygulamalarına göre, örgüt mensuplarının geçici olarak barındırılması, evde yemek ikram edilmesi, örgütün verdiği para ile ihtiyaç listesindeki malzemelerin temin edilmesi gibi eylemler fon sağlama kapsamında değerlendirilmeyip TCK’nın 314 üncü maddesinin üçüncü ve 220 inci maddesinin yedinci fıkraları delaletiyle uygulanacak olan ve TCK'nın 314 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen genel nitelikte silahlı terör örgütüne yardım suçu kapsamındadır. Öte yandan, 6415 sayılı Kanun'un genel gerekçesi, “Amaç ve kapsam” başlıklı 1. maddesi ve aynı maddenin gerekçesine göre; 6415 sayılı Kanun, Terörizmin Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşmenin ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin bu Kanun kapsamındaki terör ve terörizmin finansmanıyla mücadeleye ilişkin kararlarının uygulanması, terörizmin finansmanı suçunun düzenlenmesi ve terörizmin finansmanının önlenmesi amacıyla malvarlığının dondurulmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Bu bakımdan, terörizmin finansmanı suçunun yalnızca düzenli, sürekli ve çeşitlilik arzeden ve belli bir organizasyon dahilinde ulusal ve uluslararası boyutta yapılan yardım eylemlerini kapsadığını ileri sürmek imkân dahilinde değildir. Zira; terörizmin finansmanı suçunun belli bir organizasyon dahilinde yoğunluk ve süreklilik arzedecek biçimde işlenmesi hâlinde eylem, niteliğine göre TCK'nın 314 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütü yöneticiliği veya aynı maddenin ikinci fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olmak suçu kapsamında kalmaktadır. Benzer şekilde, 6145 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi kapsamında belirtilen suçlar arasında, ülkemizin taraf olduğu dokuz adet uluslararası sözleşmede suç olarak düzenlenen fiillerin yanı sıra, terörizm amacıyla işlenen kasten öldürme veya ağır yaralama fiilleri ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nda terör suçu olarak yer verilen fiiller de açıkça sayılmıştır. Bununla birlikte, 3713 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde düzenlenen ve doğrudan terör suçu olarak kabul edilen suçlar arasında TCK'nın 314 üncü maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olma suçuna yer verilmiş olması ve anılan suçun temadi eden niteliği nazara alındığında; silahlı terör örgütü mensuplarına erzak ve yaşam malzemesi temin etme eyleminin, örgüt üyeliği suçunu işlenmesini kolaylaştırdığında tereddüt bulunmamaktadır. Kaldı ki, bir teröriste veya terör örgütüne yapılan bu nitelikte yardımlar, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü cebri yöntemlerle bozmayı amaçlayan, bu amaç doğrultusunda bombalama, kasten öldürme, ağır yaralama gibi suçlar işleyen terör örgütü mensuplarının faaliyetlerini idame ettirmelerine, bu şekilde mevcudiyetini devam ettiren terör örgütünün de eylem kapasitesini yükseltmesine katkı sağlamaktadır. Buna göre; terör örgütüne veya mensuplarına bilerek ve isteyerek erzak, yaşam malzemesi ve para temin edilmesinin "fon sağlanması" niteliğinde olduğu ve eylemin bu hâliyle, terörizmin finansmanı suçunu oluşturacağı anlaşılmaktadır. Nitekim, Ceza Genel Kurulunun 13.02.2018 tarihli ve 692-41 sayılı kararında da aynı sonuca ulaşılmıştır. Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir (TCK madde 21/1). Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz (TCK madde 30/1). 5237 sayılı TCK’nın, “Hata” kenar başlıklı 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleştiği durumlarda, sanığın kasten hareket ettiğinden bahsedilemeyecek ve somut olayda tipik eylem gerçekleşmiş olsa da 5271 sayılı CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat kararı verilecektir. Hata (yanılma); kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır. Yargıtay (kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 2015/3 Esas, 2017/3 Karar sayılı dosyasında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; FETÖ/PDY terör örgütünün, başlangıçta bir ahlak ve eğitim hareketi olarak ortaya çıkması ve toplumun her katmanında büyük bir kesimce böylece algılanması, amaca ulaşmak için her yolu mübah gören fakat sözde meşruiyetini sivil alanda dinden, kamusal alanda ise hukuktan aldığı izlenimi vermek için yeterli güce erişinceye kadar alenen kriminalize olmamaya özen göstermesi gerçeği nazara alındığında, örgütün ustaca gizlenen amacını bilenler ve bu amaçla örgütte görev alanlar açısından suç tarihine bakılmaksızın hata savunmalarına itibar edilemeyeceğinde kuşku bulunmamakta ise de; terör örgütü olduğunu bilmeksizin içinde yer alan veya yardım eden sanıklar yönünden mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasa'ya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı veyahut exante bir değerlendirme ile dış aleme yansıyan olay ve olgular itibariyle kendisinden anlamasının beklendiği tarihten itibaren davranışları ile bu örgütten ayrılma iradesini ortaya koyup koymadığı ve bu bağlamda TCK’nın 30/1 inci maddesinde düzenlenen suçun maddi unsurlarında hata şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği somut olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: 1.Sanıklar ... ve ... yönünden; a. Kabule göre, örgütün hiyerarşik yapısına organik bağla katıldıklarına dair yeterli delil bulunmayan ancak FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün varlığını koruması ve örgütsel faaliyetlerini sürdürülebilmesi amaçlarına uygun olarak, mütevelli toplantılarına katılan şahıslardan himmet adı altıda toplanan paraları örgüt sorumlusuna ulaştıran sanık ...'in ve örgütsel faaliyetlerde kullanılmak üzere maddi yardım/himmet veren sanık ...'in eylemlerinin, yardımın konusunun 6415 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin (c) bendinde tanımlanan "fon" kapsamında kaldığında kuşku bulunmadığından aynı Kanun'un 4 üncü maddesinde düzenlenen terörizmin finansmanı suçunu oluşturacağı düşünülmeden olgu ve delillerin hatalı değerlendirilmesi ile suç vasfında yanılgıya düşülmesi, b.Aşamalarda toplantılarda para verdiğini ve koli temin ettiğini beyan eden sanık ...'e etkin pişmanlık kurumunun nitelik ve şartları da hatırlatılıp yeniden dinlenerek verdiği bilgilerin faydalılık derecesi ve etkin pişmanlıkta bulunulan aşama gözetilmek suretiyle; 5237 sayılı TCK'nın 221 inci maddesinin 4 üncü fıkrasının 2 nci cümlesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma şartlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılmasında zorunluluk bulunması, c.Silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan hüküm kurulan sanık ... ile ilgili olarak suç tarihinin yardım niteliğindeki en son eylem tarihi yerine ilk derece ve Bölge adliye mahkemesi karar başlıklarında 23.09.2021 olarak yazılması, 2.Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden; Dijital materyallerin incelenmesi neticesinde sanıkların münhasıran örgüt mensuplarınca kullanıldığına ilişkin yargısal ve teknik belirleme bulunmayan diğer haberleşme programlarını kullandıklarının tespitine dair tanzim edilen raporda yer alan eylemleri gerçekleştirmek ve kod isim kullanmak ile operasyonel hat kullanmak suretiyle örgüt hiyerarşisine dahil oldukları kabul olunarak cezalandırıldıkları görülmekte ise de, olgusal temelleri sair delillerle ortaya konamayan mesajlaşmalar ve görüşme içerikleri dışında kesin ve yeterli delil ikame olunamadığından, ispat edilemeyen müsnet suçtan beraatleri yerine delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi, 3.Sanık ... yönünden; Mensup olduğu ya da yardım ettiği yapının Anayasal düzeni zorla değiştirme, Anayasa'ya uygun olmayan yöntemlerle iktidarı ele geçirmeyi amaçlayan bir terör örgütü olduğunu veya terör örgütüne dönüştüğünü anladığı tarihten itibaren irtibatını kestiğine dair aksi kanıtlanamayan savunmaları diğer sanık/tanık beyanları ile de teyid edilen esnaflık yapan sanığın sosyokültürel durumu ve samimi olarak ikrar ettiği olay ve olguların tarihi itibariyle örgütün hiyerarşik yapısına kastla ve organik bağ ile katılıp katılmadığı bağlamında, 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin birinci fıkrası kapsamında kaçınılmaz bir hata içinde olup olmadığının mahallinde tartışmasız bırakılması, 4.Sanıklar ... ve ... yönünden; UYAP kayıtlarının incelenmesinden sanık ... hakkında Ordu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/73 Esas 2021/77 sayılı dosyası ile silahlı terör örgütüne yardım etme, sanık ... hakkında Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/38 Esas, 2022/277 Karar sayılı dosyası ile silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından derdest dava dosyalarının olduğu anlaşılmakla, özellikle aynı suçtan daha önce yargılandıkları ve iş bu dava dosyasına dayanak teşkil eden iddianamelere konu eylemler bakımından temadinin kesilmiş olduğunun kabul edildiği görülmekle, inceleme konusu eylemler yönünden suçun sübutu ve vasfının tayini için zorunlu olduğundan, anılan dava dosyalarının temin edilerek incelenmesi, mümkün olması halinde birleştirilmeleri hususunun değerlendirilmesi, birleştirilmelerinin mümkün olmaması ve/veya gerekli görülmemesi halinde kesinleşmelerinin 5271 sayılı Kanun'un 218/1 inci maddesi gereğince bekletici mesele yapılması ile sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdirinde zorunluluk bulunması, 5.Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden; a.Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.10.2009 ... ve 2009/1-85/242 sayılı Kararında açıklandığı üzere; sanıklardan birisinin savunulmasının diğer sanık yönünden savunmada zaafiyet yarattığı durumlarda menfaat uyuşmazlığı bulunduğunun kabulü gerektiği buna göre; yargılama aşamasında esas hakkında mütalaaya karşı ve davanın esası hakkında beyanların alındığı son celse; Soruşturma aşamasında etkin pişmanlıktan yararlanan sanık ...'ın soruşturma aşamasındaki müdafii ile sanıklar ..., ... Çoşar, ... ve etkin pişmanlıktan yararlanan sanık ...'ın kovuşturma aşamasındaki müdafiinin aynı avukat olduğu belirlenerek yapılan incelemede; sanık ...'ın soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki sanıklar ..., ... ve ...'un FETÖ/PDY kapsamında tutuklu bulunan şahısların ailelerine yardım amaçlı para topladıklarına dair beyanları, sanık ...'ın soruşturma aşamasındaki hizmet hareketi ile sanık ... aracılığı ile tanıştığına, 15 Temmuzdan sonra ...'nın kendisine cezaevindeki örgüt mensuplarının ailelerine yardım etmeleri gerektiğini söylediğine ve bu organizasyon görevini kendisine verdiğine, kendisinin de para topladığına, sanık ...'un önceden mütevelli heyetinde olduğuna dair beyanları nazara alındığında; Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanan sanıklar ..., ..., ... ile ...'ın kovuşturma, sanıklar ..., ..., ... ve ... ile ...'ın soruşturma aşamalarında aynı avukat tarafından savunulması nedeniyle aralarında menfaat çatışmasının oluştuğu nazara alınmadan sanıkların ayrı ayrı müdafiler yerine ortak müdafiiler tarafından savunmalarının yapılması suretiyle 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38/1 ve 5271 sayılı CMK’nın 152 nci maddelerine muhalefet edilmesi, b.UYAP kayıtlarının incelenmesinden sanık ... hakkında Ordu 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/122 Esas 2021/139 Karar sayılı dosyası ile silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan derdest dava dosyasının olduğu anlaşılmakla, özellikle aynı suçtan daha önce yargılandığı ve iş bu dava dosyasına dayanak teşkil eden iddianameye konu eylemler bakımından temadinin kesilmiş olduğunun kabul edildiği görülmekle, inceleme konusu eylemler yönünden suçun sübutu ve vasfının tayini için zorunlu olduğundan, anılan dava dosyasının temin edilerek incelenmesi, mümkün olması halinde birleştirilmeleri hususunun değerlendirilmesi, birleştirilmelerinin mümkün olmaması ve/veya gerekli görülmemesi halinde kesinleşmesinin 5271 sayılı Kanun'un 218/1 inci maddesi gereğince bekletici mesele yapılması ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerekmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ... ile sanıklar müdafiileri ve Bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... yönünden sair yönleri incelenmeyen hükümlerin CMK'nın 302/2 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'un tutuklulukta geçirdikleri süre, bozma nedeni ve mevcut delil durumu gözetilerek tahliye taleplerinin reddi ile TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA, sanıklar ..., ... ve ...'in tutuklulukta geçirdikleri süre ve bozma nedeni gözetilerek TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değiller ise derhal salıverilmeleri için ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanun'un 8 inci maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi uyarınca dosyanın Ordu 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.01.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Fail Pelin, eşi Mert tarafından çocuklarının hayatıyla tehdit edilerek bir mağazadan hırsızlık yapmaya zorlanmıştır. Pelin, çocuklarına bir zarar gelmemesi için Mert’in istediği eşyaları çalmıştır. Türk Ceza Kanunu uyarınca Pelin’in hukuki durumu aşağıdakilerden hangisidir?

A) Pelin’e verilen ceza, haksız tahrik hükümleri uyarınca indirilir.
B) Pelin meşru savunma hükümlerinden yararlanır ve ceza almaz.
C) Karşı koyamayacağı cebir veya şiddet ya da muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit etkisiyle suç işleyen kimseye ceza verilmez; bu durumda Mert fail olarak sorumlu tutulur.
D) Pelin ve Mert müşterek fail olarak cezalandırılır ancak Pelin’in cezası yarı oranında indirilir.
E) Eylem sadece bir "zorunluluk hali" olarak değerlendirilir ve mağdurun zararı tazmin edilir.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol