5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 289

Türk Ceza Kanunu 289. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 289- (1) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunan kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Kişinin bu malın sahibi olması halinde, verilecek ceza yarı oranında indirilir. (2) Birinci fıkrada tanımlanan suçun konusunu oluşturan eşyayı kovuşturma başlamadan önce geri veren veya bunun mümkün olmaması halinde bedelini ödeyen kişi hakkında verilecek cezaların beşte dördü indirilir. (3) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan rehinli veya hacizli veya herhangi bir nedenle elkonulmuş olan malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmasına veya bozulmasına neden olan kişi, adlî para cezası ile cezalandırılır. (4) Bir suça ilişkin soruşturma veya kovuşturma kapsamında elkonulan eşyayı amacı dışında kullanan kimse, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Resmen teslim olunan mala elkonulması ve bozulması

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

565 karar eşleşti
2. Ceza Dairesi, 2023/17979 E., 2023/5984 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
.2015 tarih ve 2015/36350 Esas sayılı iddianamesiyle sanık hakkında, borçlu limited şirket aleyhine başlatılan icra takibi neticesi sanığa teslim edilen bir kısım eşyanın muhafazası için tekrar gidildiğinde yerinde bulunamadığı iddiası ile 5237 sayılı Kanun'un 289/1-1 ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Ceza Dairesi         2023/17979 E.  ,  2023/5984 K. "İçtihat Metni" B O Z M A Ü Z E R İ N E İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/121 E., 2023/218 K. SUÇ : Muhafaza görevini kötüye kullanma HÜKÜM : Düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.11.2015 tarih ve 2015/36350 Esas sayılı iddianamesiyle sanık hakkında, borçlu limited şirket aleyhine başlatılan icra takibi neticesi sanığa teslim edilen bir kısım eşyanın muhafazası için tekrar gidildiğinde yerinde bulunamadığı iddiası ile 5237 sayılı Kanun'un 289/1-1 ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi istemiyle kamu davası açılmıştır. 2.Bakırköy 49. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.06.2016 tarihli ve 2015/620 Esas, 2016/405 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiştir. 3. Yukarıda anılan kararın katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesinin, 08.09.2022 tarihli ve 2021/687 Esas, 2022/14376 Karar sayılı kararıyla; ''icra müdürlüğüne herhangi bir bildirimde bulunmayıp mahcuzun kaybolmasına sebep olarak dikkat ve ... yükümlülüğüne aykırı davrandığı anlaşılan sanığın eyleminin, ön ödeme kapsamında bulunan 5237 sayılı Kanun’un 289/3. maddesinde tanımlanan suçu oluşturacağı gözetilmeden hüküm kurulması'' nedeniyle bozma kararı verilmiştir. 4. Bozma üzerine Bakırköy 49. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2023 tarihli ve 2023/121 Esas, 2023/218 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 289/3, 75 ve 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddeleri uyarınca düşme kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz istemi, suçun uzlaşma kapsamında olduğuna, zararın giderilmediğine, vekalet ücretine hükmedilmesi ve alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1-Sanığın, gerekli ihtaratlar yapılarak mahcuz eşyalar kendisine teslim edildikten sonra, hacizli malların belirtilen adreste bulunmadığının tespit edilmesi karşısında suç tarihinden evvel işten ayrıldığını ve ilk haciz tarihinde geçici olarak işyerinde bulunduğunu, mahcuzun akıbetini bilmediği ve icra müdürlüğüne herhangi bir bildirimde bulunmayıp mahcuzun kaybolmasına sebep olarak dikkat ve ... yükümlülüğüne aykırı davrandığının tüm dosya kapsamı ile ... olduğu Yerel Mahkemece kabul edilmiştir. 2.Sanık savunması ve haciz tutanakları dosyada bulunmaktadır. IV. GEREKÇE 5237 sayılı Kanun’un 289. maddesinde tanımlanan suçun uzlaşma kapsamında bulunmadığı ayrıca önödeme kapsamında olan atılı suç bakımından usulüne uygun olarak hazırlanan ve sanığa tebliğ edilen ihtarat ile belirtilen miktar üzerinden ödeme yapıldığının anlaşılması karşısında katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkin kararda isabetsizlik görülmediğinden; yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Bakırköy 49. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.03.2023 tarihli ve 2023/121 Esas, 2023/218 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

2. Ceza Dairesi, 2021/14755 E., 2021/16720 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan sanık ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 289/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis ve 80,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının aynı Kanun'un 51.
2. Ceza Dairesi         2021/14755 E.  ,  2021/16720 K. "İçtihat Metni" Muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan sanık ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 289/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis ve 80,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hapis cezasının aynı Kanun'un 51. maddesi gereğince ertelenmesine ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesine dair SERİK (Kapatılan) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 25/06/2013 tarihli ve 2013/183 esas, 2013/725 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 17/03/2021 gün ve 94660652-105-07-1443-2021-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06/04/2021 gün ve 2021/38218 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; Anılan kararın 10/09/2013 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde 07/12/2014 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hapis cezasının aynen infazına ilişkin verilen Serik 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/04/2018 tarihli ve 2013/57 esas, 2013/84 sayılı ek kararının, asıl kararın kanun yararına bozulması halinde yok hükmünde olacağı değerlendirilerek yapılan incelemede; Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 17/06/2020 tarihli ve 2020/3936 esas, 2020/5723 karar sayılı ilamında yer alan "...Sanığın haczin yapıldığı tarihte iş yerinde işçi olarak çalıştığı, hacizli mallar kendisine yediemin olarak teslim edildikten sonra işten ayrıldığı ve hacizli eşyaların nerede olduğunu bilmediğine dair savunması karşısında, sanığın savunmasının doğruluğu araştırılıp iş yerinden ayrıldığı hususunda İcra Müdürlüğüne herhangi bir bildirimde bulunup bulunmadığı, İcra Müdürlüğüne herhangi bir bildirimde bulunmayarak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmak suretiyle mahcuzların kaybolmasına neden olduğunun tespiti halinde ise eyleminin TCK’nun 289/3. maddesinde tanımlanan ve yalnız adli para cezasını gerektiren suçu oluşturacağı, hakkında ön ödeme işlemi yapılarak sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik kovuşturma ile aynı Yasa'nın 289/1. maddesinden hüküm kurulması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini, Bozmayı gerektirmiş,..." şeklindeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, sanığın işçi olarak çalıştığı iş yerinde haciz yapılarak, haciz tutanağının yediemin olarak kendisine imzalatıldığı, haciz yapıldıktan bir süre sonra işten ayrıldığı, malların kendisi ile bir ilgisinin bulunmadığı ve bu durumu İcra Müdürlüğüne bildirdiği yönündeki savunması nazara alındığında, sanığın savunmasının doğruluğunun araştırılarak, haczin yapıldığı iş yerinde işçi olarak çalışıp çalışmadığı ve iş yerinden ayrılmış ise bu hususta icra müdürlüğüne herhangi bir bildirimde bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde, Kabule göre de, sanığın icra müdürlüğüne herhangi bir bildirimde bulunmayarak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmak suretiyle mahcuzların kaybolmasına neden olduğunun tespiti halinde ise eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 289/3. maddesinde tanımlanan ve aynı Kanun'un 75. maddesi uyarınca önödemeye tâbi olan suçu oluşturması karşısında, mahkemece usulüne uygun önödeme bildirimi yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi uyarınca fazla ceza tayininde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dosya kapsamına göre, sanığın yüzüne karşı verilen Serik 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 25.06.2013 tarihli kararının kanun yolu bildiriminde “...tefhim/tebliğinden itibaren..” ibaresinin kullanılarak yanıltıcı ifadede bulunulması sebebiyle, kararın sanığa tebliğ edilmesi gerektiği ancak tebliğ edildiğine ilişkin davetiyenin dosya arasında bulunmaması nedeniyle hükmün usulüne uygun kesinleşmediği ve sonraki tüm işlemlerin hukuken geçersiz olduğu belirlenmekle; kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, Serik 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 25.06.2013 tarihli kararının sanığa tebliğ edilip usulüne uygun olarak kesinleştirildikten sonra yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün olup, (SERİK) 1. Sulh Ceza Mahkemesinin henüz kesinleşmeyen 25.06.2013 tarihli ve 2013/183 E., 2013/725 K. sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 13/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
2. Ceza Dairesi, 2020/27848 E., 2021/520 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Muhafaza görevinin kötüye kullanılması suçundan sanık ...'nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 289/3, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 500,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Antalya 18.
2. Ceza Dairesi         2020/27848 E.  ,  2021/520 K. "İçtihat Metni" Muhafaza görevinin kötüye kullanılması suçundan sanık ...'nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 289/3, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 500,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/11/2018 tarihli ve 2016/336 Esas, 2018/849 sayılı kararı aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 11/12/2019 gün ve 68-2019 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18/12/2019 gün ve 2019/128565 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; Muhafaza görevinin kötüye kullanılması suçundan sanık ...'nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 289/3, 62 ve 52/2. maddeleri gereğince 500,00 Türk lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Antalya 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/11/2018 tarihli ve 2016/336 Esas, 2018/849 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, yedieminlik kurumunun yediemine yalnızca kendisine teslim edilen hacizli malı saklama ve istendiğinde iade etme yükümlülüğü yüklediği, yedieminin malları satış yerine götürme yükümlülüğünün bulunmadığı, salt hacizli malların satış yerine götürülmemesinin suçun maddi öğesini oluşturmaması karşısında, mahcuzları satış mahalline götürme yükümlülüğü bulunmayan sanığın aşamalardaki savunmalarında suça konu malların halen kendisinde bulunduğunu belirtmesi karşısında; savunmalarının doğruluğu araştırılıp, mahcuzlar üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunup bulunmadığı, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmalarına veya bozulmalarına neden olup olmadığı belirlendikten sonra sonucuna göre hukukî durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesinde, Kabule göre de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ön ödemeyi düzenleyen 75. maddesinin, 02/12/2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 12. maddesi ile değiştirilerek uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçların ön ödeme kapsamına alınması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 289/3. maddesinde tanımlanan suçun bu kapsamda kaldığı ve karar tarihi itibariyle 6763 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 75. maddesinin yürürlükte olduğu gözetilmeden, mahkemece sanığa usulüne uygun şekilde ön ödeme ihtarı yapılıp sonucuna göre sanığın hukukî durumunun takdir ve değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dosya kapsamına göre, yedieminlik kurumunun yediemine yalnızca kendisine teslim edilen hacizli malı saklama ve istendiğinde iade etme yükümlülüğü yüklediği, yedieminin malları satış yerine götürme yükümlülüğünün bulunmadığı, salt hacizli malların satış yerine götürülmemesinin suçun maddi öğesini oluşturmaması karşısında, mahcuzları satış mahalline götürme yükümlülüğü bulunmayan sanığın aşamalardaki savunmalarında suça konu malların halen kendisinde bulunduğunu belirtmesi karşısında; savunmalarının doğruluğu araştırılıp, mahcuzlar üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunup bulunmadığı, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle kaybolmalarına veya bozulmalarına neden olup olmadığı belirlendikten sonra sonucuna göre hukukî durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, Kabule göre de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ön ödemeyi düzenleyen 75. maddesinin, 02/12/2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 12. maddesi ile değiştirilerek uzlaşma kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, yalnız adlî para cezasını gerektiren veya kanun maddesinde öngörülen hapis cezasının yukarı sınırı altı ayı aşmayan suçların ön ödeme kapsamına alınması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 289/3. maddesinde tanımlanan suçun bu kapsamda kaldığı ve karar tarihi itibariyle 6763 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 75. maddesinin yürürlükte olduğu gözetilmeden, mahkemece sanığa usulüne uygun şekilde ön ödeme ihtarı yapılıp sonucuna göre sanığın hukukî durumunun takdir ve değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden (ANTALYA) 18. Asliye Ceza Mahkemesinden kesin olarak verilen 23.11.2018 tarihli, 2016/336 Esas ve 2018/849 Karar sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 19/01/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
2. Ceza Dairesi, 2021/15501 E., 2021/19821 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan sanık ...'nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 289/1-1. cümle, 62 ve 52. maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırlmasına dair KASTAMONU 2.
2. Ceza Dairesi         2021/15501 E.  ,  2021/19821 K. "İçtihat Metni" Muhafaza görevini kötüye kullanma suçundan sanık ...'nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 289/1-1. cümle, 62 ve 52. maddeleri gereğince 2 ay 15 gün hapis ve 80,00 Türk lirası adli para cezaları ile cezalandırlmasına dair KASTAMONU 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/01/2021 tarihli ve 2019/408 esas, 2021/116 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 29/04/2021 gün ve 94660652-105-37-5202-2021-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22/06/2021 gün ve 2021/69109 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; Kastamonu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/01/2021 tarihli kararı ile sanığın eşinin adına kayıtlı ancak sanık tarafından işletilen işyerinde yapılan haciz esnasında marketten haczedilen birtakım eşyanın yediemin olarak sanığa bırakılmasını takiben, icra dairesince haczedilen ve sanığa yediemin olarak bırakılan eşyaların teslim alınması için gidildiği sırada daha önce haczedilen eşyaların bir kısmının mevcut olmadığının tespit edildiği, sanıktan haczedilen ve kendisine yediemin olarak bırakılan eşyaları yediemin deposuna teslim etmesi istenmesine rağmen, sanığın yediemin deposuna haczedilen eşyaların tamamını teslim etmediği gerekçesiyle sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de; Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 22/06/2020 tarihli ve 2020/3980 esas, 2020/6069 karar sayılı ilamında yer alan "...dosyaya temin edilen...Haciz Tutanağı sayfasında sanığa yedieminlik görevinin hukuki ve cezai sorumluluğunun hatırlatıldığına ilişkin herhangi bir ibare yer almadığı, ... muhtıra ve satış ilanı ekli mazbatanın tebliğ şerhi bilgilerinin yer aldığı arka sayfasının dosya kapsamına temin edilmemesi itibarıyla tebliğin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının belirlenemediği saptanmış olmakla;...haczedilen menkuller ile ilgili olarak sanığa yedieminlik görevinin hukuki ve cezai sorumluluğunun yöntemince ihtar olunup olunmadığı,...haczedilerek yediemine teslim edilen menkuller ile...Haciz Tutanağında mahallinde mevcut olduğu tespit edilen menkullerin karşılaştırması yapılarak..,eksik olan mahcuz mal bulunup bulunmadığı, muhtıra ve satış ilanı ekli tebliğ mazbatasının usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği hususları belirlenmek suretiyle yüklenen suçun maddi unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediğine göre hukuki durumunun tayin ve tespiti gerekirken, eksik kovuşturma sonucu yazılı gerekçe ile sanığın mahkumiyetine karar verilmesi..BOZULMASINA" şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Somut olay kapsamında, tanzim edilen haciz tutanağında sanığın yediemin olarak sadece imzasının mevcut olduğu, ancak Mahkemesince öncelikle haczedilen menkuller ile ilgili olarak sanığa yedieminlik görevinin hukuki ve cezai sorumluluğunun yöntemince ihtar olunup olunmadığı, ayrıca muhtıra ve satış ilanı ekli tebliğ mazbatasının sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği hususlarının tespit edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde, Kabule göre de, sanığın icra müdürlüğüne herhangi bir bildirimde bulunmayarak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmak suretiyle mahcuzların kaybolmasına neden olduğunun tespiti halinde ise eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 289/3. maddesinde tanımlanan ve aynı Kanun'un 75. maddesi uyarınca önödemeye tâbi olan suçu oluşturması karşısında, mahkemece usulüne uygun önödeme bildirimi yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi uyarınca fazla ceza tayininde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Kastamonu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/01/2021 tarihli kararı ile sanığın eşinin adına kayıtlı ancak sanık tarafından işletilen iş yerinde yapılan haciz esnasında marketten haczedilen birtakım eşyanın yediemin olarak sanığa bırakılmasını takiben, icra dairesince haczedilen ve sanığa yediemin olarak bırakılan eşyaların teslim alınması için gidildiği sırada daha önce haczedilen eşyaların bir kısmının mevcut olmadığının tespit edildiği, sanıktan haczedilen ve kendisine yediemin olarak bırakılan eşyaları yediemin deposuna teslim etmesi istenmesine rağmen, sanığın yediemin deposuna haczedilen eşyaların tamamını teslim etmediği gerekçesiyle sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de; Somut olay kapsamında, tanzim edilen haciz tutanağında sanığa yedieminlik görevinin hukuki ve cezai sorumluluğunun yöntemince ihtar olunduğu ancak muhtıra ve satış ilanı ekli tebliğ mazbatasının sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği hususu tespit edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesi, sonucuna göre de; sanığın icra müdürlüğüne herhangi bir bildirimde bulunmayarak dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmak suretiyle mahcuzların kaybolmasına neden olduğunun tespiti halinde ise eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 289/3. maddesinde tanımlanan ve aynı Kanun'un 75. maddesi uyarınca ön ödemeye tâbi olan suçu oluşturması karşısında, mahkemece usulüne uygun ön ödeme bildirimi yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi nedeniyle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden (KASTAMONU) 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilip kesinleşen 26.01.2021 tarihli ve 2019/408 E., 2021/116 K. sayılı kararın 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkra (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin yerel mahkemece yerine getirilmesine, 24/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
16. Ceza Dairesi, 2015/4240 E., 2016/1185 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Muhafaza görevini kötüye kullanmak suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 289/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis ve 375 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5.
16. Ceza Dairesi         2015/4240 E.  ,  2016/1185 K. "İçtihat Metni" TALEP: Muhafaza görevini kötüye kullanmak suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 289/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis ve 375 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ... 22. Asliye Ceza Mahkemesi (Kapatılan ... 4. Sulh Ceza Mahkemesi) 15.11.2011 tarihli ve 2010/719 esas, 2011/2432 sayılı kararın kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde yeniden suç işlemesi sebebiyle hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Kanunun 289/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis ve 375 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin aynı mahkemenin 18.09.2014 tarihli ve 2014/61 esas, 2014/214 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 52/1 ve 2. fıkrasında, "Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.", "En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir." hükümlerinin yer aldığı, buna göre adlî para cezasının anılan hükümler nazara alınmak suretiyle öncelikle gün olarak tespit edilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 18.02.2015 gün ve 94660652-105-01-0385-2015/4353/12958 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.03.2015 tarih ve 2015/73116 sayılı tebliğnamesi ile bozma talep edilmiş olmakla dosya incelenerek gereği düşünüldü: TÜRK MİLLETİ ADINA I) Olay: Alacaklısı..., borçlusu ... Ltd. Şti. olan ... 6. İcra Müdürlüğünün 2009/11926 esas sayılı dosyasında 16.12.2009 tarihinde haczedilerek yediemin olarak ...'a bırakılan ... marka hidrolik giyotin makas 28.12.2009 tarihinde haczedilen mahcuz malın aynı adreste olmadığı tespit edilen olayda ... 22. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.09.2014 tarihli ve 2014/61 esas, 2014/214 sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 289/1-1. cümle, 62. maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ve 375,00TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair verilen mahkumiyet kararının temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır. II) Kanun yararına bozma istemine ilişkin uyuşmazlığın kapsamı: 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 52/1 ve 2. fıkrasında, "Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.", "En az yirmi ve en fazla yüz Türk lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir." hükümlerinin yer aldığı, buna göre adlî para cezasının anılan hükümler nazara alınmak suretiyle öncelikle gün olarak tespit edilmesi gerektiğine ilişkindir. III) Hukuksal Değerlendirme: 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 52/1 ve 2. fıkrasında, adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.", "En az yirmi ve en fazla yüz Türk lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir." hükümleri düzenlenmiştir. İncelenen dosya kapsamına göre adli para cezasının anılan hükümler nazara alınmak suretiyle öncelikle gün olarak tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesis edilmesinde, İsabet görülmediğinden anılan kararın kanun yararına bozulmasına karar verilmesi uygun görülmüştür. IV) Sonuç ve karar: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istemi yerinde görüldüğünden, ... 22. Asliye Ceza Mahkemesi (Kapatılan ... 4. Sulh Ceza Mahkemesi) 15.11.2011 tarihli ve 2010/719 esas, 2011/2432 sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, CMK’nın 309/4-d maddesi uyarınca bozma nedenine göre uygulama yapılarak; Sanığa verilen cezalardan gün adli para cezasının 5 gün olarak belirlenerek, TCK'nın 289/1. maddesi gereğince tayin edilen 5 gün karşılığı adli para cezasının aynı Kanunun 62. maddesi ile de 1/6 oranında indirim yapılarak cezanın 4 gün para cezasına, sonuç 4 gün para cezasının da TCK'nın 52/2. maddesi uyarınca bir gün karşılığı 20 TL'den hesap edilerek 80 TL adli para cezasına indirilmesi suretiyle kararın diğer kısımlarının aynen bırakılmasına, infazın buna göre yapılmasına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Hukuku Özel Hükümler

Borçlu (B), alacaklısı (A) tarafından başlatılan icra takibi sonucunda haczedilen ve kendisine yediemin sıfatıyla resmen teslim edilen otomobilini, ticari faaliyetlerinde kullanarak gelir elde etmeye devam etmiştir. Durumu öğrenen alacaklı (A)'nın şikayeti üzerine (B) hakkında soruşturma başlatılmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümleri çerçevesinde, (B)'nin eylemine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Hacizli malın sahibi olduğundan, (B)'nin kendi malı üzerinde tasarrufta bulunması suç teşkil etmez; yalnızca alacaklıya karşı hukuki sorumluluğu doğar.
B) (B)’nin eylemi, 5237 sayılı TCK m. 155’te düzenlenen güveni kötüye kullanma suçunun nitelikli halini oluşturur.
C) (B), alacaklısını zarara sokmak maksadıyla hareket ettiği için 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m. 331’de düzenlenen alacaklısını zarara sokmak kastıyla mevcudunu eksiltme suçundan cezalandırılmalıdır.
D) Muhafaza edilmek üzere kendisine resmen teslim olunan hacizli mal üzerinde teslim amacı dışında tasarrufta bulunduğu için muhafaza görevini kötüye kullanma suçunu işlemiştir.
E) (B)'nin eylemi, malın geçici bir süre kullanılıp iade edilme iradesi taşıdığından, 5237 sayılı TCK m. 146 kapsamında kullanma hırsızlığı olarak nitelendirilir.