TCK Madde 30Hata
Bu metin, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içerir.
Kısaca
Madde, fail hatasının ceza sorumluluğuna etkisini dört başlıkta düzenler: suçun maddi unsurlarında hata (fıkra 1), nitelikli hallerde hata (fıkra 2), ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlerin koşullarında hata (fıkra 3) ve haksızlık yanılgısı (fıkra 4). Maddenin uygulanması, failin kişisel bilgi durumuna bağlıdır ve her fıkra farklı bir hata türüne ilişkindir.
Bu açıklama madde metninin yerini tutmaz; bağlayıcı olan aşağıdaki metindir.
(1)Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hali saklıdır.
(2)Bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hallerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.
(3)Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.
(4)(Ek fıkra: 29/6/2005 – 5377/4 md.) İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz.
Madde gerekçesi
Bu gerekçe kanunun ilk metnine aittir; madde o tarihten sonra 1 kez değişti. Bugünkü metni birebir açıklamayabilir.
Madde metninde çeşitli hata hâlleri düzenlenmiştir. Birinci fıkrada suçun maddî unsurlarında hataya ilişkin hükme yer verilmiştir. Kast, suçun kanuni tanımındaki maddî unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir. Bu unsurlara ilişkin bilgisizlik, eksik veya yanlış bilgi sahibi olunması durumu ise, maddî unsurlarda hata olarak adlandırılır. Böyle bir hata kastın varlığına engel olur. Örneğin, kişi vestiyerden kendisininki zannederek başkasının paltosunu alır. Keza, kişi gece karanlığında vahşi bir hayvan zannıyla hareketli bir cisme ateş eder. Ancak, gerçekte bu hareket eden cisim bir insandır ve dolayısıyla; bu insan ölür veya yaralanır. Örnek olarak verilen bu olaylarda failin bilgisi gerçeğe uysaydı; işlediği fiil haksızlık teşkil etmeyecekti. Bu nedenle hata hâlinde kasten işlenmiş bir suçtan söz etmek mümkün değildir. Fıkrada ayrıca, maddî unsurlarda hata hâlinde, taksirle sorumluluğa ilişkin hükme yer verilmiştir. Buna göre, meydana gelen neticeye ilişkin olarak gerekli dikkat ve özen gösterilmiş olsaydı böyle bir netice ile karşılaşılmazdı şeklinde bir yargıya ulaşılabiliyorsa; taksirle işlenmiş bir suç söz konusu olur. Ancak bu durumda neticenin taksirle gerçekleştirilmesinin kanunda suç olarak tanımlanmış olması gerekir. Bu nedenle, kendisinin sanarak başkasının çantasını alan kişinin yanılgısında taksirin varlığı kabul edilse bile; kanunda hırsızlık fiilinin ancak yararlanma kasdıyla işlenebileceği belirtildiği için; böyle bir olay dolayısıyla ceza sorumluluğu doğmayacaktır. Buna karşılık, av hayvanı zannederek gerçekte bir insana ateş edip onun ölümüne neden olan kişinin bu hatasında taksiri varsa, adam öldürme kanunda taksirle işlenen bir suç olarak da tanımlandığı için, böyle bir olayda fail, taksirle adam öldürme suçundan dolayı sorumlu tutulacaktır. Kastın varlığına engel olan hata, suçun sadece temel şekline ilişkin unsurlar hakkında değil, aynı zamanda failin daha ağır veya hafif ceza ile cezalandırılmasını gerektiren nitelikli unsurları bakımından da ortaya çıkabilir. İkinci fıkra ile kişinin, suçun nitelikli unsurlarına ilişkin hatasından yaralanması öngörülmüştür. Hükûmet Tasarısının 23. maddesinin birinci fıkrasında 765 sayılı Türk Ceza kanunun 52. maddesinde düzenlemeye paralel olarak şahısta hata ve hedefte sapma hâli düzenlenmiştir. "Şahısta hata" aslında bir ve ikinci fıkra hükümleri bağlamında düşünülmesi gereken bir durum olduğu için, bu hususa ilişkin ayrı bir hükme yer verilmesi gereksiz görülmüştür. Keza, hedefte sapma hâli ile ilgili olarak bu madde kapsamında düzenleme yapılmasına gerek görülmemiştir. Çünkü hedefte sapma hâlinde bir hata söz konusu değildir. Bu durumda suçların içtimaı hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gereken bir sorun söz konusudur. Nitekim, uygulamada da hedefte sapma, suçların içtimaı ve özellikle fikri içtima bağlamında ele alınmaktadır. Hükûmet Tasarısının 23. maddesinin 3. fıkra veya bendinde düzenlenen "hukuka uygunluk nedenlerinde hata" ile ilgili hüküm, bölüm başlığına paralel olarak değiştirilmiştir. Madde metnindeki "hukuka uygunluk nedenleri" yerine, "ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenler" ibaresi konulmuştur. Somut olayda söz konusu nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanabilecektir. Ancak, bunun için hatanın kaçınılmaz olması gerekir. Hatanın kaçınılabilir olması durumunda ise, kişi işlediği fiilden dolayı sorumlu tutulacak ve fakat bu hata, temel cezanın belirlenmesinde göz önünde bulundurulacaktır.
Gerekçe kanun koyucunun açıklamasıdır, hüküm değildir; çelişirse madde metni esastır.
Değişiklik geçmişi(1)
- 29.06.20054. fıkra 29.06.2005 tarihinde 5377 sayılı Kanunla eklendi
Maddenin eski metinleri gösterilmiyor; yalnız hangi bölümün ne zaman, hangi kanunla değiştiği.
Bu maddedeki kavramlar
- Kast
- Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlerin koşulları
- Haksızlık yanılgısı
- Kaçınılmaz hata
- Maddi unsurlarda hata
- Nitelikli hal hatası
Bağlantılı kavramın sözlükte tanımı, geçtiği öteki maddeler ve örnek kararları var.
Bu maddeyi uygulayan kararlar
1.660 karar arasından seçildi- Ceza Genel Kurulu E.2024/183 K.2025/578 T.2025-12-17Ceza Genel KuruluBozmaYerleşik içtihat
Failin isnat olunan suçun maddi unsurlarına ilişkin hatası esaslı, diğer bir ifadeyle kabul edilebilir bir hata olursa, bu takdirde fail TCK'nın 30. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu hatasından yararlanacak, bunun sonucu olarak yüklenen suç açısından kasten hareket etmiş sayılmayacağından ve suçun taksirle işlenmesi hâli de kanunda cezalandırılmıyor ise CMK'nın 223. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereğince beraatine karar verilmesi gerekecektir.
- 9. Ceza Dairesi · E. 2021/28580 · K. 2026/565 · T. 02.02.2026Daire kararıDüzeltilerek onama
İlk Derece Mahkemesinin de oluşa uygun kabulüne göre; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 30. maddesi kapsamında işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen sanık hakkında, 5271 sayılı Kanun'un 223/3-d maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi yerine yazılı şekilde kast yokluğundan beraat kararı verilmesi Dairemizce düzeltilmesi mümkün hukuka aykırılık olarak görülmüştür.
- 9. Ceza Dairesi · E. 2021/27526 · K. 2025/8750 · T. 20.11.2025Daire kararıDüzeltilerek onama
Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 30/4 maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de davaya konu olayda sanığın kaçınılmaz bir hataya düştüğünün anlaşılması karşısında aynı Kanun'un 30/1 maddesi uyarınca kasıt yokluğundan beraat kararları verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi Dairemizce düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Seçim otomatiktir: kararın maddeyi uygulayan cümlesi, mahkemenin bağlayıcılık derecesi, maddenin sonraki değişiklikleri ve kararın bu maddeye özgülüğü birlikte puanlanır. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Bu maddenin ders anlatımı
- Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan NedenlerCeza Hukuku Genel · 3.2 Suçun Genel Teorisi, Sorumluluğun Esasları - 2 · 2:14
Bu maddeye özel soru
Almanya vatandaşı arkeoloji öğrencisi (A), Türkiye'deki bir ören yerini gezerken, gezi yolu kenarında bulduğu ve değersiz bir parça olduğunu düşündüğü küçük, oymalı bir kalker taşını hatıra olarak çantasına koymuştur. (A), bu eylemi gerçekleştirmeden önce, resmi görevli sandığı ancak daha sonra yetkisiz olduğu anlaşılan bir şahsın "bu tür küçük parçaları almanın serbest olduğu" yönündeki beyanına güvenmiştir. Havaalanı kontrolünde taşın tescilli tarihi eser olduğu anlaşılmıştır. Soruşturma aşamasında (A), yetkisiz şahıs tarafından yanıltıldığını ve eyleminin haksızlık oluşturduğu konusunda bilgisinin olmadığını ispatlamıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun hata hükümlerine göre, (A)'nın ceza sorumluluğu açısından aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- A) Suçun kanuni tanımındaki maddi unsurlardan olan "tarihi eser" vasfını bilmediği için TCK m. 30/1 uyarınca kastı ortadan kalkar ve taksirli sorumluluk şartları aranır.
- B) İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda, içinde bulunduğu koşullar itibarıyla kaçınılmaz bir hataya düştüğünden TCK m. 30/4 gereğince cezalandırılmaz.
- C) Haksızlık yanılgısı içinde olmakla birlikte, bir arkeoloji öğrencisi olarak gerekli dikkat ve özeni gösterseydi hatadan kaçınabileceği kabul edilir ve cezasında indirim yoluna gidilir.
- D) Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz ilkesi gereğince, fiilinin hukuka aykırılığını bilmemesi kusurluluğunu etkilemez ve fiilden dolayı tam ceza alır.
- E) Suçun daha az cezayı gerektiren nitelikli bir halinin işlendiği zannıyla hareket ettiğinden, TCK m. 30/2 uyarınca bu hatasından yararlanarak daha az ceza alır.
Bu maddeyle ilgili 13 soru daha var
Soruların tamamını çözmek ve açıklamalı cevapları görmek için Hukuksal Eğitim platformuna katıl.
Platforma katıl