5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 31

Türk Ceza Kanunu 31. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 31- (1) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında, ceza kovuşturması yapılamaz; ancak, çocuklara özgü güvenlik tedbirleri uygulanabilir. (2) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/5 md.) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. İşlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı hâlinde, bu kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan onbeş yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde dokuz yıldan onbir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların yarısı indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası yedi yıldan fazla olamaz. (3) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/5 md.) Fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde onsekiz yıldan yirmidört yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların üçte biri indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası oniki yıldan fazla olamaz. Akıl hastalığı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

1.474 karar eşleşti
1. Ceza Dairesi, 2025/1611 E., 2025/4458 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varÇocuk Ağır Ceza Mahkemesi
Çocuk Ağır Ceza Mahkemesin 20.11.2024 tarihli ve 2023/204 Esas, 2024/571 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ( 5237 sayılı Kanun ) 81/1 ve 31/3. maddeleri uyarınca 14 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
1. Ceza Dairesi         2025/1611 E.  ,  2025/4458 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/204 E., 2024/571 K. SUÇA SÜRÜKLENEN SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet TEMYİZ EDENLER : Katılan ... vekili, katılan Bakanlık vekili, suça sürüklenen çocuk müdafii TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması Suça sürüklenen çocuk hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 307/3.maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1.maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291.maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1.maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1.maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İstanbul ... 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesin 22.06.2017 tarihli ve 2017/68 Esas, 2017/274 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan hükmün istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 04.12.2017 tarihli ve 2017/939 Esas, 2017/982 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Bakanlık vekili ile suça sürüklenen çocuk müdafinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, bu kararın katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 03.11.2022 tarihli ve 2022/524 Esas, 2022/8569 Karar sayılı ilâmı ile "eksik inceleme" gerekçesiyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 2.İstanbul ... 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesin 20.11.2024 tarihli ve 2023/204 Esas, 2024/571 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ( 5237 sayılı Kanun ) 81/1 ve 31/3. maddeleri uyarınca 14 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan ... vekilinin temyiz sebepleri özetle; suça sürüklenen çocuğun maktule yönelik tasarlayarak, canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme suçlarından mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle suç niteliğine, yaş küçüklüğü indirimin uygulanması gerektiğine ilişkindir. 2.Katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebepleri özetle; suça sürüklenen çocuğun maktule yönelik canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme suçlarından mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle suç niteliğine, vekalet ücretine, ilişkindir. 3.Suça sürüklenen çocuk müdafinin temyiz sebepleri özetle; meşru savunmaya, haksız tahrikin varlığına, ilişkindir. III. GEREKÇE 1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tasarlayarak öldürme ve canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme suçlarının unsurlarının oluşmadığı, maktulden suça sürüklenen çocuğa yönelen ve haksız tahrik teşkil eden söz ya da davranışın bulunmadığı, somut olayda meşru savunmaya ilişkin yasal koşulların oluşmadığı, suca sürüklenen çocuk hakkında yaş küçüklüğü indirimi uygulanması koşullarının oluştuğu anlaşılmakla, temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde bozma nedenleri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Dosya kapsamına göre ; a. Suça sürüklenen çocuğun aşamalarda değişen ve suçtan kurtulmaya matuf anlatımları, olay yeri inceleme raporu uyarınca maktulün yaşadığı evdeki dağınıklık, bir kısım ev eşyalarının ve çantasında bulunan eşyaların çıkarılarak dağıtılmış olması, suça sürüklenen çocuğun maktule ait olan 3 adet cep telefonunu ve komodinin iç kısmında bulunan parayı alması ve yakalanmasına ilişkin 11.02.2012 tarihli olay yakalama geçici olarak muhafaza altına alma tutanağı birlikte değerlendirildiğinde, suça sürüklenen çocuğun para karşılığı cinsel ilişkiye girdiğini öğrendiği maktul ile irtibat kurarak olay yeri olan maktulün konutuna cinsel ilişki bahanesiyle yağmalamak amacıyla gittiği ve bu amaçla maktulü öldürdüğünün anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuğun eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 82/1-h maddesi uyarınca bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak, işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla öldürme suçunu oluşturacağı düşünülmeden, yazılı şekilde kasten öldürme suçundan hüküm kurulması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi, b. Dava dosyasında kendini vekil vasıtasıyla temsil ettiren katılan ... yararına vekalet ücretine hükmedilmesine rağmen, diğer katılan ... yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi, c. Uygulamaya göre de; yaş küçüklüğü nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 31/3. maddesinin uygulanması sırasında, suça sürüklenen çocuğun yaşı ile orantılı olarak bir ceza tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılması suretiyle eksik cezaya hükmolunması, Hususları hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde (2) numaralı paragrafta açıklanan nedenlerle katılan ... vekili ile katılan ... vekillinin temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden, İstanbul ... 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 20.11.2024 tarihli ve 2023/204 Esas, 2024/571 Karar sayılı kararının "suç niteliği, vekalet ücreti ve eksik ceza tayini" yönünden 5271 sayılı Kanun’un 302/2.maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca İstanbul ... 1.Çocuk Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.06.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY ... ... hakkında, maktule ...’i kasten öldürmek suçundan, yerel mahkeme olan İstanbul ... 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 22.06.2017 tarih ve 2017/68 Esas, 2017/274 Karar sayılı kararı ile TCK 81/1, 31/3 maddeleri gereğince 14 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, Hırsızlık suçundan ise TCK 142/1-b, 143, 31/3, 62 maddeleri gereğince neticeten 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, konut dokunulmazlığını ihlal etme suçundan hüküm verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın aleyhe istinafı üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi'nin 04.12.2017 tarih ve 2017/939 Esas ve 2017/982 Karar sayılı ilamı ile“İstinaf Başvurularının Esastan Reddine” karar verilmiştir. Böylece hırsızlık suçundan verilen hüküm kesinleşmiştir. Kasten öldürme suçu yönünden temyizyasa yoluna başvurulmuştur. Kararın aleyhe temyizi üzerine, sayın dairemiz çoğunluğu ... ... hakkında, maktule ...’i nitelikli kasten öldürmek suçundan TCK 82/1-h. maddesinden mahkumiyet kararı verilmesi gerektiği belirtilerek kararın Bozulmasına, karar vermiştir. Kararının doğru olduğu ve ... ... hakkında TCK 81/1, 31/3. maddeleri uygulanarak verilen ceza doğru olduğundan kararın onanması gerektiğini düşündüğümüzden, aşağıdaki gerekçelerle sayın çoğunluk kararına muhalifiz. Şöyleki; ... ...'ın Tokat ili ... ilçesi ... Sağlık Meslek Lisesinde 3. sınıfta öğrenci iken ... isminde ...'lı bir kız ile tanıştığı, bu kızı çok sevdiği, ...’in ayrılarak, İstanbul ... ilçesinde bir lisede okumaya başladığı,... ile görüşmek istemediği, ...’nin bu olaya üzüldüğü için intihara kalkıştığı, sonra alkol kullanmaya başladığı, her gece alkol içmeye başladığı, intihara kalkışması sonucu ... Üniversitesi Hastanesi'nde tedavi gördüğü, iyileşince tekrar ...'ya geri döndüğü, ... ile görüşemeyince internet ortamında para karşılığı ilişkiye giren bayanlara ait sitelere girdiği, hesabının Eskort ... olduğu yazılı olan siteye girdiği, resmini görünce ...'e çok benzediği için ... takma adlı maktule ile görüşmeye başladığı, İstanbul'da olduğunu ve adresini öğrendiği, İstanbul'a 05/02/2012 tarihinde geldiği, öncellikle ... isimli arkadaşını görmek istediği, ...’in "beni görmek için gelme" diye mesaj yazınca, bu mesaj üzerine üzülerek, intihar etmek istediği, sonradan intihardan vazgeçtiği, bu mesaj üzerine ... ile tekrar görüştüğü, ...'in verdiği Koşuyolu’nda bulunan adrese gece gittiği, kendisi ile ücret karşılığında ilişkiye girmek ve geceyi de onun evinde geçirmek üzere 300 TL’ye anlaştıkları, cinsel birleşme sonrası ... ile anlaştığı 300 TL'nin 100 TL'sini verdiği, geriye kalan 200 TL'sini ikametinde misafir etmediği için vermek istemediği, ancak kendisine hakaret içeren konuşmalar yapınca geri kalan parayı verip çıkmak istediği, maktulün sevgilisi ...’e ilişkin sözler söylemesi üzerine, ...’nin yanında taşıdığı bıçağı çıkararak maktuleyi değişik yerlerinden çok sayıda bıçaklayarak olay yerinde öldürdüğü, olayın akabinde maktulenin evinde bulunan 3 adet telefon ile komidin çekmecesinde bulunan bir miktar parayı aldıktan sonra, binayı terk etmeden önce şifoner üzerindeki aynaya ...'e hitaben "beni bırakmayacaktın" şeklinde yazı yazdığı ve evin kapısını kilitleyerek evden ayrıldığı, almış bulunduğu telefonlardan birisini Şirinevler Mahallesi'nde cep telefonu alıp alım satımı yapan bir kişiye satmak üzereyken civarda bulunan güvenlik güçlerinin şüphesi üzerine yapılan araştırma sırasında yakalandığı, maktulenin ölüm sebebine dair düzenlenen, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nın otopsi raporunda, maktulenin vücudunda 66 adet kesici delici alet yarası, 1 adet boğazlama kesisi, çok sayıda kesik vasıfta yara tespit edildiği, maktulenin boğazlamaya bağlı büyük damar kesisinden gelişen dış kanama ve kesici delici alet yaralamasına bağlı kot kesisi ile birlikte iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu öldüğü olayda; 1-Olayla İlgili Hukuki Değerlendirme; a) TCK’nın 82/l-h bendinde, eylemin bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak ya da yakalanmamak amacıyla işlenmesine ilişkin eylem müeyyide altına alınmıştır. Burada kasten öldürme “araç suç”, işlenmesi kastedilen diğer suç ise “amaç suç”tur. Fail, işlediği diğer suçu gizlemek, işlenmesini kolaylaştırmak, yakalanmamak veya diğer suçun delillerini ortadan kaldırmak için birini öldürürse, amaç suçun bağımsızlığını koruduğu gözetilmelidir. Dolayısıyla fail, her bir suçtan ayrı ayrı cezalandırılmalıdır. Maddenin tatbiki için amaç suçun tamamlanması gerekmez. Failin öldürme eylemini, “amaç” suçu gizlemek, suçun işlenmesini kolaylaştırmak, delillerini ortadan kaldırmak veya yakalanmamak için gerçekleştirmesi yeterlidir. Cinsel saldırı suçunu gizlemek amacıyla, nitelikli yağma suçunun işlenmesini kolaylaştırmak amacıyla, tanıklık yapmasını önlemek suç delillerini ortadan kaldırmak amacıyla gerçekleştirilen adam öldürme eylemlerinde nitelikli bu halin mevcut olduğu söylenebilir. Konuyla ilgili Yargıtay Kararlarında; 1. Ceza Dairesinin 01.07.2014 Tarih, 2388 Esas ve 3669 Sayılı Kararında; “Sanığın, maktulü kendisine hakaret etmesi ve basit şekilde yaralaması nedeni ile öldürdüğü daha sonra aniden gelişen kastla maktulün ölmesinden yararlanarak cep telefonunu almaktan ibaret eylemleri, haksız tahrik altında kasten öldürme ve kişinin ölmesinden yararlanarak geceleyin hırsızlık suçlarını oluşturur”. 1. Ceza Dairesinin 23.12.2014 Tarih, 5563 Esas ve 6518 sayılı Kararında; “Maktullerin evine girip tabanca ile ateş ederek her iki maktulü de öldürdükten sonra o an gelişen kast ile ölmelerinden yararlanarak maktullere ait para ve eşyaları almaktan ibaret eylemleri, her iki maktulü kasten öldürme ve hırsızlık suçlarını oluşturur”. Şeklinde belirtilmektedir. b) CGK’nun 17.03.2022 tarih, 2017/1-955 Esas, 2022/179 sayılı kararında, CGK’nun 17.03.2022 tarih, 2020/1-451 Esas, 2022/181 sayılı kararında, CGK’nun 24.06.2021 tarih, 2019/7-4 Esas, 2021/310 sayılı kararında, CGK’nun 19.04.2022 tarih, 2018/4-530 Esas, 2022/275 sayılı kararında belirtildiği üzere; “Amacı somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" şeklinde, Latincede ise "in ..." olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi açısından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlak surette sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ya da gerçekleştiriliş şekli hususunda herhangi bir şüphe belirmesi hâlinde uygulanabileceği gibi, suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkan vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir”. Şeklinde belirtilmiştir. 2- Tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde; ... ...’nın aşamalardaki istikrarlı savunmaları uyarınca, eski kız arkadaşı ...’e benzetmesi nedeniyle maktule ile irtibat kurduğu, para karşılığı cinsel ilişki yaşamak amacıyla maktulenin bulunduğu konutuna gittiği, cinsel ilişkiye girdikleri, kendisine ilişki nedeniyle anlaştıkları parayı da verdiği, devamında tam olarak belirlenemeyen bir nedenle tartışarak birçok yerinden bıçaklayarak maktuleyi öldürdüğü, öldürme olayından sonra, ani gelişen kast ile evin içerisinde maktuleye ait 3 adet cep telefonunu ve komidin çekmecesinde bulunan bir miktar parayı alarak hırsızladığı olayda, ...’nin maktuleyi öldürmeden önce yağma suçunu işlediğini gösteren bir delilin bulunmadığı, para karşılığı cinsel ilişkiye rıza dahilinde girildiği ve paranın maktuleye verildiği, cinsel ilişki öncesi yağma suçunun işlendiğine dair cebir, şiddet ve tehdite ilişkin bir delilin bulunmadığı, maktule öldükten sonra ani gelişen kastla ölen kişiden hırsızlık suçunun işlendiği, nitekim bu nitelikli hırsızlık suçundan ceza verildiği ve İstinaf mahkemesince esastan red edilerek bu hırsızlık suçunun kesinleştiği, dosyada bir tanığın bulunmadığı, ...’nin yağma amacıyla maktule ile iletişime geçip konutuna gittiğine ve yağma suçunu işlemek amacıyla maktuleyi öldürdüğüne dair her türlü şüpheden uzak kesin, yeterli ve inandırıcı bir delil bulunmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de dikkate alınarak ...’nin TCK 82/1-h maddesinden değil, TCK 81/1. maddesinden cezalandırılmasının doğru olduğu nedenle,bozma kararına muhalifiz. Sonuç olarak; Yerel mahkemece ... hakkında verilen TCK 81/1, 31/3 maddeleri gereğince cezalandırılmasına dair verilen karar doğru olduğundan, yine Bölge Adliye Mahkemesince aleyhe istinaf üzerine, “İstinaf Başvurusunun Esastan Reddi”ne, dair verilen karar doğru olduğundan, kararın Onanması gerekirken, ...’nin eyleminin nitelikli kasten öldürme olduğu ve TCK 82/1-h maddesinden cezalandırılması gerektiği belirtilerek, kararın Bozulmasına karar veren sayın çoğunluk kararına muhalifiz.

Diğer kararlar (4)

2. Ceza Dairesi, 2023/29275 E., 2024/10021 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Ceza Hâkimliği
tam metni aç
5237 sayılı TCK’nin “Yaş küçüklüğü” başlıklı 31. maddesinde;
2. Ceza Dairesi         2023/29275 E.  ,  2024/10021 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Sulh Ceza Hâkimliği NCELEME KONUSU KARAR: Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının itemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.12.2023 tarihli ve KYB-2023/116594 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, kayden 09/12/2009 doğumlu olup, suçun işlendiği 26/10/2022 tarihinde 12-15 yaş aralığında bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca ... Çocuk Hastalıkları Hastanesinden alınan 14/12/2022 tarihli raporda, suça sürüklenen çocuğun işlediği suçun hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmediği belirtildiğinden bahisle bahse konu kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verilmesini müteakip, ... 4. Sulh Ceza Hakimliğince müşteki tarafından yapılan itirazın reddine dair karar verildiği anlaşılmış ise de, Benzer bir olayla ilgili Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 05/11/2019 tarihli ve 2019/11826 esas, 2019/14155 karar sayılı ilamında yer alan, "... 5237 sayılı TCK’nin “Yaş küçüklüğü” başlıklı 31. maddesinde; “... (2) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/5 md.) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur..." ...Anılan maddenin gerekçesi ise; “Çocukluktan gençliğe geçiş sürecinde bulunan oniki yaşını doldurmuş ve fakat henüz onbeş yaşını tamamlamamış kişiler, genellikle işlediği fiilin bir haksızlık oluşturduğunun bilincinde olmakla beraber, bazı durumlarda fiili işlemekten kendini alıkoyamamakta ve bazı davranışlar açısından iradesine yeterince hâkim olamamaktadır. Bu nedenle, suç oluşturan bir fiili işlediği sırada oniki yaşını bitirmiş olup da henüz onbeş yaşını bitirmemiş olan kişilerin, işlediği suç açısından davranışlarını yönlendirebilme yeteneğine sahip olduğunun belirlenmesi hâlinde, ceza sorumluluğunun olduğu kabul edilmiştir. Bu grup yaş küçüklerinin ceza sorumluluğunun olup olmadığı, çocuk hâkimi tarafından tespit edilir. Ancak, bu belirlemeden önce, yaş küçüğünün içinde bulunduğu aile koşulları, sosyal ve ekonomik koşullar ile psikolojik ve eğitim durumu hakkında uzman kişilerce rapor hazırlanması istenir. Çocuk hâkimi, hazırlanan bu raporları, ceza sorumluluğunun belirlenmesiyle ilgili olarak yapacağı değerlendirmede dikkate alır. Kusur yeteneği bulunmayan yaş küçüğü hakkında ceza tertibine yer olmadığına karar verilir. Ancak, bu kişiler hakkında koruyucu, eğitici ve yeniden topluma kazandırıcı nitelikte güvenlik tedbirlerine hükmedilir. Çocuk hâkimi, işlediği suç açısından ceza sorumluluğunun olduğunu kabul ettiği yaş küçüğü hakkında ise kural olarak indirilmiş cezaya hükmedecektir.” şeklindedir... Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.03.2013 tarihli, 2012/9-1468 Esas, 2013/101 Karar sayılı ilamında; “Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup da on beş yaşını doldurmamış olan çocukların ceza sorumluğu işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneklerinin varlığına bağlıdır. Bu yaş grubundaki çocukların ceza sorumluluklarının bulunup bulunmadığı açılacak kamu davası sonucunda çocuğun sosyal inceleme raporundaki ailevi, sosyal, ekonomik, psikolojik koşulları ile eğitim durumuna ilişkin tespitler ve adlî tıp uzmanı, psikiyatrist ya da zorunluluk hâlinde uzman hekimin görüşü dikkate alınarak bizzat çocuk mahkemesi tarafından belirlenir. Bu değerlendirme sonucunda mahkemece çocuğun işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmediği kabul edilirse ceza sorumluluğu yoktur ve hakkında 5271 sayılı CMK’nun 223/3-a maddesi uyarınca “kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilip, çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur...” denilmektedir... Buna göre; TCK'nin 31. maddesinin gerekçesi ve ÇKK'nin 35 ile ÇKKY'nin 20/3 ve 21/3. maddelerinde belirtildiği üzere kusur yeteneğinin var olup olmadığı mahkeme veya hâkim tarafından tespit edilecektir. Bu tespit yapılırken de ÇKKY'nin 20/4. maddesi uyarınca mahkeme veya hâkim, bu yaş grubu bakımından zorunlu olarak alınması gereken suça sürüklenen çocuğun aile koşulları, sosyal ve ekonomik koşullar ile psikolojik ve eğitim durumu hakkında uzman kişilerce düzenlenen sosyal inceleme raporu ile suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği hakkında adlî tıp uzmanı, psikiyatrist ya da zorunluluk hâlinde uzman hekim tarafından düzenlenen bilirkişi raporundaki gözlem, tespit ve değerlendirmeleri göz önünde bulundurarak, raporlarla bağlayıcı olmaksızın, her delil gibi bunları da serbestçe değerlendirip suça sürüklenen çocuğun kusur yeteneğinin olup olmadığını takdir edecektir..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Somut olayda, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca ... Çocuk Hastalıkları Hastanesinin 14/12/2022 tarihli raporu uyarınca, suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmişse de, fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup da on beş yaşını doldurmamış olan çocukların işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığının açılacak kamu davası sonucunda bizzat çocuk mahkemesi tarafından her somut olayda ayrı ayrı araştırılması, suça sürüklenen çocuğun kusur yeteneğinin var olup olmadığının mahkeme veya hâkim tarafından tespit edilmesi gerektiği, bu husustaki takdir yetkisinin münhasıran mahkeme veya hakime ait olduğu, Cumhuriyet Savcılığınca kusur yeteneğinin bulunmaması sebebiyle suça sürüklenen çocuk hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinin mümkün olmadığı, ancak iddianame tanzim edilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/3-a maddesine göre ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesinin talep edilebileceği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160/1. maddesinde, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.", aynı Kanun’un 160/2. maddesinde "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için. emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.'' aynı Kanun’un 170/2. maddesinde, "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler. Aynı Kanun’un 172/1. maddesinde, "Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir." hükümleri düzenlenmiştir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen mahkeme, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 5271 sayılı Kanun’un 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikâyeti yoluyla soruşturma yaparak maddî gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hâkimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Aynı Kanun’un 170/2. maddesine göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnat edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkûmiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdanî kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 31/2. maddesinde, "Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. İşlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin varlığı hâlinde, bu kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde oniki yıldan onbeş yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde dokuz yıldan onbir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların yarısı indirilir ve bu hâlde her fiil için verilecek hapis cezası yedi yıldan fazla olamaz. " hükmü yer almaktadır. İncelenen dosyada, suç tarihinde 12 yaşında olan suça sürüklenen çocuk hakkında özetle "14.12.2022 tarihli ... Çocuk Hastalıkları Hastanesinin raporuna göre; suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı mala zarar verme fiilinin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmediğinin belirtildiği, suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçu işlediği hususunda yeterli şüphenin oluştuğu, ancak rapor nedeniyle yalnızca güvenlik tedbiri talepli kamu davasının açılmasının gerekeceği, bu yönden düzenlenen iddianameler Mahkemelerce iade edildiğinden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiğinin zaruri hâle geldiği" gerekçesiyle söz konusu rapora istinaden 12-15 yaş aralığında bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır. Ancak, 5237 sayılı Kanun'un 31/2. maddesinin 1. cümlesinde "fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmuş olupta 15 yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması halinde ceza sorumluluğu yoktur. " Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirine hükmolunacağı açıkça belirtilmiş olup 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun 35/1. maddesinde açıkça "suça sürüklenen çocuklarla ilgili olarak alınan sosyal inceleme raporunun suça sürüklenen çocuğun işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin takdirinde mahkemece göz önünde bulundurulur" şeklinde belirtilmiş olduğundan Cumhuriyet savcılığınca kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilemeyeceği, mahkemesince yapılacak yargılama sonucunda, suçun sabit olması halinde anılan madde kapsamında kaldığı anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında ceza verilmeyip güvenlik tedbirine hükmedilmesinin gerekeceği, suçun sabit olmaması halinde ise beraat kararı verileceği gözetilmeden itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, ... 4. Sulh Ceza Hâkimliğinden kesin olarak verilen 07.04.2023 tarihli ve 2023/1794 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, dava dosyasının itiraz merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
9. Ceza Dairesi, 2021/16725 E., 2024/7182 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/2, 43/1, 31/3.maddeleri, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Kanun'un 109/1, 109/3-f, 109/5, 31/3.
9. Ceza Dairesi         2021/16725 E.  ,  2024/7182 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/123 E., 2016/57 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik olduğu tespit edilmiştir. Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR 1. Suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103/2, 43/1, 31/3.maddeleri, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Kanun'un 109/1, 109/3-f, 109/5, 31/3. maddeleri uyarınca açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Bartın Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.04.2016 tarihli ve 2015/123 Esas, 2016/57 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde suça sürüklenen çocuğun, çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103/2, 43, 31/3 ve 62.maddeleri uyarınca 11 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir. 2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hükmün bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Mahkemece yapılan araştırma ve değerlendirmenin yeterli olmadığına, toplanan delillere göre suça sürüklenen çocuğun kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğinin sabit olduğuna, bu nedenle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. B. Katılanlar Vekilinin Temyiz İsteği Suça sürüklenen çocuğun Mahkemeyi yanıltma yoluna giderek iyi halini ortadan kaldırdığına, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan hüküm yönünden 5237 sayılı Kanun'un 62.maddesi uyarınca cezasında indirim yapılmasının yerinde olmadığına, mağdurenin hukuki rızasından bahsedilemeyeceğinden kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet yerine beraat hükmü kurulmasının bozmayı gerektirdiğine ilişkindir. C. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İsteği Mağdurenin aşamalardaki ifadelerinin çelişkili olduğuna, tanık...'un anlatımının görgüye dayalı olmadığına, mağdure ile suça sürüklenen çocuk arasında bir ilişki yaşanmadığına, mağdurenin suça sürüklenen çocuk ile evlenmek istediğine, suça sürüklenen çocuk tarafından terk edilişinin intikamını ona iftira atarak almak istediğine, taraflar arasında husumet bulunduğuna, mağdurenin intihar girişimine dair dosyaların incelenmediğine, mağdurenin fiziksel görünümünün on beş yaşından büyük olduğuna, suça sürüklenen çocuğun mağdurenin yaşı konusunda açık ve net olarak hataya düştüğüne, taraflar arasındaki yanaklardan öpüşme ve omza el atma şeklindeki hareketlerin arkadaşlık ilişkisi içerisinde değerlendirilebileceğine, hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE A. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre katılanlar vekili ile suça sürüklenen çocuk müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Ancak; (1) numaralı hüküm fıkrasında suç adının çocuğun nitelikli cinsel istismarı yerine çocuğun cinsel istismarı şeklinde gösterilmesi ve suça sürüklenen çocuk hakkında atılı suçtan dolayı 5237 sayılı Kanun'un 103/2, 43. maddeleri gereğince belirlenen cezada aynı Kanunun 31/3.maddesi ile 1/3 oranında indirim yapılması sonucunda bulunan 13 yıl 4 ay hapis cezasının aynı maddenin son cümlesi uyarınca 12 yıla indirilmesi ve takdiri indirimin de bu miktar üzerinden yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle sonuç cezanın fazla tayini, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen hukuka aykırılıklar olarak kabul edilmiştir. 3. Her ne kadar adli raporda, mağdurenin anatomikman bakire olup hymenin yırtılmaksızın duhule müsait yapıda olduğu ve anal muayenede travmatik bulguya rastlanmadığı belirtilmiş ise de; mağdurenin aşamalarda suça sürüklenen çocuk ile birden fazla defa cinsel ilişkiye girdiğini söylediği, tanıklar ... ve...'un mağdurenin suça sürüklenen çocuk ile birden fazla defa cinsel ilişkiye girdiğini kendilerine anlattığını beyan ettikleri, mağdurenin adli tıp uzmanı ile yaptığı görüşme sırasında ilk ilişki sırasında gelen kanın regli olmasından kaynaklanmış olabileceğini, canının acımadığını, vajinal yoldan tam bir ilişki gerçekleşmemiş olabileceğini, buna karşılık suça sürüklenen çocuğun aynı gün penisini tükürüklemek suretiyle anal yoldan organ soktuğunu, canının acıdığını, ikinci ilişkilerinin ise vajinal yoldan gerçekleştiğini, bu sefer canının yandığını anlattığı nazara alındığında; mağdurenin istismarın organ sokma şeklinde gerçekleştiği hususundaki istikrarlı ifadeleri, adı geçen tanıkların beyanları, mağdurenin ilişkiler sırasında canının acıdığını adli tıp uzmanına söyleyerek istismarın gerçekleşme şeklini ayrıntılı bir şekilde izah etmesi, hymen yapısının yırtılmaksızın duhule müsait olduğuna, anal ilişki üzerinden uzunca bir süre geçmesi halinde livata bulgusunun iz bırakmaksızın kaybolabileceğine ve kayganlaştırıcı madde kullanımı durumunda anal sfinkterin travmatik değişim olmaksızın penisin girişine müsait olacak şekilde genişleme yeteneğinin bulunduğuna yönelik adli tıp uzmanı raporu karşısında, Tebliğname'de istismar eyleminin organ sokma şeklinde gerçekleştiği hususunda şüphe bulunduğundan bahisle hükmün bozulması gerektiğine ilişkin görüşe iştirak edilmemiştir. B. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Tüm dosya kapsamından mağdurenin suç tarihinde on beş yaşından küçük olduğu, rıza açıklama ehliyetine sahip olmadığı anlaşılmakla, suça sürüklenen çocuğun, mağdureyi hukuken geçersiz rızasına istinaden birden fazla defa ikamet ettiği eve götürüp onunla cinsel ilişkiye girdiği gözetilerek 5237 sayılı Kanun'un 109/1, 3-f, 5, 43/1, 31/3.maddeleri gereğince cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR A. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle Bartın Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.04.2016 tarihli ve 2015/123 Esas, 2016/57 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekili ile suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesinin verdiği yetkiye istinaden düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, (1) numaralı hüküm fıkrasının ilk paragrafında yer alan "...çocuğun cinsel istismarı..." ibaresi çıkarılarak yerine "...çocuğun nitelikli cinsel istismarı..." ibaresinin eklenmesi, (1) numaralı hüküm fıkrasının üçüncü paragrafı çıkarılarak yerine “Suça sürüklenen çocuğun suç işlediği tarihte 15-18 yaş aralığında olduğu anlaşıldığından, hükmedilen cezadan 5237 sayılı Kanun'un 31/3. maddesi gereğince 1/2 oranında indirim yapılarak 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve aynı maddenin son cümlesi gereğince bu cezanın 12 yıl hapis cezasına indirilmesine" ibaresinin eklenmesi ve izleyen paragrafta 5237 sayılı Kanun'un 62. maddesinin tatbikine ilişkin kısımda yer alan "...11 yıl 1 ay 10 gün hapis..." ibaresi çıkarılarak yerine "...10 yıl hapis..." ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, B. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Bartın Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik katılanlar vekili ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,11.09.2024 tarihinde karar verildi.
1. Ceza Dairesi, 2024/6558 E., 2024/8197 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Maktule yönelik kasten öldürme suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) hükümlü lehine olduğu anlaşılmakla 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 31/3-son, 62/1. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
1. Ceza Dairesi         2024/6558 E.  ,  2024/8197 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/2 E., 2021/414 K. SUÇLAR : Kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Hükümlü hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.02.2000 tarihli ve 1999/166 Esas, 2000/48 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında; a. Maktule yönelik kasten öldürme suçundan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 448/1, 55/3-son, 59/2. maddeleri uyarınca 11 yıl 8 ay ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, b. Katılan ...'e yönelik kasten öldürmeye tam kalkışma suçundan 765 sayılı Kanun'un 448/1, 62, 55/3, 59/2. maddeleri uyarınca 8 yıl 10 ay 20 gün ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir. 2. Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.02.2000 tarihli ve 1999/166 Esas, 2000/48 Karar sayılı kararının hükümlü ve katılanlar tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 23.11.2000 tarihli ve 2000/2940 Esas, 2000/3301 Karar sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiştir. 3. Uyarlama yargılamasına konu kesinleşmiş hükümler ile ilgili olarak Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.07.2021 tarihli ve 2021/2 Esas, 2021/414 Karar sayılı kararı ile; a. Maktule yönelik kasten öldürme suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) hükümlü lehine olduğu anlaşılmakla 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 31/3-son, 62/1. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, b. Katılan ...'e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan; 5237 sayılı Kanun'un hükümlü lehine olduğu anlaşılmakla 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 31/3, 62. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Hükümlü müdafinin temyiz sebepleri; suçun sabit olmadığına, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine, ilişkindir. III. GEREKÇE Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçu Yönünden; Hükümlü hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 765 sayılı Kanun’un 448/1, 62, 55/3, 59/2. maddeleri uyarınca kurulup Yargıtay 1. Ceza Dairesince onanmak suretiyle kesinleşen hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’un 7/2. maddesi ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9. maddesi uyarınca yeniden duruşma açılarak yapılan inceleme sonucu kurulan hükümde herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir. 2. Kasten Öldürme Suçu Yönünden; Hükümlü hakkında kasten öldürme suçundan 765 sayılı Kanun’un 448/1, 55/3-son, 59/2. maddeleri uyarınca kurulup Yargıtay 1. Ceza Dairesince onanmak suretiyle kesinleşen hükümden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’un 7/2. maddesi ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9. maddesi uyarınca yeniden duruşma açılarak yapılan inceleme sonucu kurulan hükümde bozma nedeni dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir. Dosya kapsamına göre; Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulu’nun 20.06.2006 tarihli ve 2006/10-124 Esas, 2006/165 Karar sayılı kararı uyarınca, 765 sayılı Kanun hükümleri uyarınca verilen ve kesinleşen kararlarla ilgili olarak yapılan uyarlama yargılamasında, hükümlünün aleyhe bozma yasağından yararlanması söz konusu olmayıp, kazanılmış hakkından da söz edilemeyeceği dikkate alınarak yapılan incelemede; kasten öldürme suçundan yapılan uyarlama yargılamasında hükümlünün suç tarihinde 17 yıl 11 ay 12 günlük olması dikkate alındığında, yaş küçüklüğü nedeniyle 9 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası verilmesini öngören 5237 sayılı Kanun'un 29.06.2005 tarihli değişiklik öncesi lehe 31/3. maddesinin uygulanması sırasında hükümlü hakkında yaşıyla orantılı bir ceza belirlenmesi ve belirlenen ceza miktarı üzerinden takdiri indirim nedeniyle aynı Kanun'un 62. maddesi uyarınca (1/6) oranında indirim yapılmak suretiyle sonuç cezanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin, hükümlünün uygulama yeri bulunmayan 14 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi ve hükümlü hakkında 5237 sayılı Kanun'un 31/3. maddesi uyarınca yapılan yaş indiriminin, doğrudan 5237 sayılı Kanun'un 81/1. maddesi ile belirlenen müebbet hapis cezası üzerinden yapıldığı dikkate alındığında, 5237 sayılı Kanun'un 31/3-son cümlesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı gözetilmeksizin 5237 sayılı Kanun'un 31/3-son cümlesi uyarınca 8 yıla indirilmesi suretiyle neticede eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR 1. Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçu Yönünden Gerekçe bölümünün (1) nolu paragrafında açıklanan nedenle; Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.07.2021 tarihli ve 2021/2 Esas, 2021/414 Karar sayılı kararında hükümlü müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden hükümlü vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, 2. Kasten Öldürme Suçu Yönünden Gerekçe bölümünün (2) nolu paragrafında açıklanan nedenle; Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.07.2021 tarihli ve 2021/2 Esas, 2021/414 Karar sayılı kararına yönelik hükümlü müdafinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.12.2024 tarihinde karar verildi.
9. Ceza Dairesi, 2023/8717 E., 2023/5905 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
ne, mağdure her ne kadar cebir kullanıldığından bahsetmiş ise de bu hususun sabit oladığından ssç hakkında TCK'nun 103/4.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, ssç nin olay tarihinde 15-18 yaş grubunda olduğu anlaşılmakla verilen cezadan TCK'nun 31/3.maddesi uyarınca üçte bir oranında indirim yapılmasına, TCK'nun 62.maddesinin ssç lehine değerlendirilmesine, hüküm kısmında ayrıntılı açıklandığı
9. Ceza Dairesi         2023/8717 E.  ,  2023/5905 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/599 E., 2023/641 K. SUÇLAR : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, müstehcenlik, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, şantaj HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi ile düzeltilerek esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama Suça sürüklenen çocuk hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve şantaj suçlarından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının aynı Kanun'un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi oldukları, müstehcenlik suçundan kurulan hükmün ise 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca kesin nitelikte olduğu anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Suça sürüklenen çocuk (SSÇ) müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, hükmedilen ceza miktarlarına göre 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.01.2023 tarihli ve 2022/337 Esas, 2023/7 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 8 yıl 10 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, müstehcenlik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesi gereğince sonuç olarak 2 yıl 9 ay 10 gün hapis ve 40 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve şantaj suçlarından kurulan hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. 2. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 26.04.2023 tarihli ve 2023/599 Esas, 2023/641 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 14.06.2023 tarihli ve 9-2023/67327 sayılı ret ve onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafilerinin Temyiz Sebepleri 1. Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu yönünden; mağdurenin aşamalarda çelişkili beyanlarına itibar edilemeyeceğine, mağdurenin rızasının bulunduğuna, mağdurenin yaşı bakımından kaçınılmaz hataya düşen SSÇ'nin bu hatasından yararlanması gerektiğine, atılı maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, kastı bulunmayan SSÇ hakkında beraat hükmü verilmesi, tahliye edilmesi gerektiğine ilişkindir. 2. Müstehcenlik suçu yönünden; atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, SSÇ'nin fiili işlemediğine, katılanlar vekilinin SSÇ'nin üst hadden lehine hükümler, takdiri indirimler uygulanmadan mahkûmiyeti gerektiğine ilişkindir. 3. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ile şantaj suçları yönünden; atılı suçların yasal unsurlarının oluşmadığına ilişkindir. B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz Sebepleri SSÇ hakkında kastının yoğunluğu, cezaların caydırıcılığı ve katılanın mağduriyeti gözetilerek temel cezanın üst hadden belirlenmesi, takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Mahkemece ''İddianame ile sanık üzerine atılı suç " Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı, Kişisel Verileri, Hukuka Aykırı Olarak Ele Geçirmek veya Yaymak, Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma, Şantaj" olup, İddia, ssç savunması, mağdur beyanı,katılanların anlatımları,hastane doğum raporu,sağlık kurulu yaş raporu,tanık anlatımları, olay tutanağı, yaş gözlemi,Adli Tıp Şubesi İç Beden Muayene Raporu, ssç'nin nüfus ve adli sicil kayıtları, diğer tüm dosya kapsamı delil olarak toplanmış ve bütünüyle değerlendirilmek suretiyle mahkememizce yapılan muhakeme neticesinde; Kayden 31/10/2004 doğumlu olan ve dosya içerisine alınan hastane doğum kayıtlarına göre ise 12/10/2004 doğumlu olan mağdure ile ssç'nin instagram sosyal medya üzerinden tanıştıkları, mağdure 22/11/2020 tarihli soruşturma ifadesinde iki üç yıl önce soğuk bir havada ssç ile tanıştıklarını bir iki hafta sonra buluştuklarını, ssç ise 2019 yılı ocak ayının 28. günü buluştuklarını dile getirmiş, mağdure ssç ye yaş konusunda bir şey söylemediğini beyan etmiş ise de ssç aşamalarda mağdurenin görünümüne bakarak emsal olduklarını beyan etmiş olup, ssç nin mağdure ile çarşıda buluşarak otobüsle ssç beyanına göre parka, mağdurenin beyanına göre ise karanlık vakitte kayalıkların olduğu yere gittikleri ve ssç nin mağdureyi dudağından öptüğü, mağdurenin de ssç ye karşılık vererek onu öptüğü, sonrasında ise ssç'nin burada rahat edemeyiz eve gidelim film seyreder mısır patlatırız diyerek mağdureyi evlerine götürerek ssç anlatımında göre evde yaklaşık 2 saat kaldıkları ve evde cinsel ilişkiye girdikleri, mağdurenin cinsel organından kan geldiği, ssç nin cinsel organından da sıvı gelerek mağdurenin üzerine boşaldığı, bu esnada evdeyken ssç nin mağdurenin çıplak fotoğraflarını çekerek imaj incelemesinden de anlaşılacağı üzere telefonunda muhafaza ettiği, mağdurenin olay sonrası ssç nin evinden ayrıldığı ve aradan uzun zaman geçmesine rağmen sonradan tanıştığı erkek arkadaşına durumu anlattığında şikayetçi olması gerektiğini söylemesi üzerine adli makamlara intikal eden ve mahkememizce de bu şekilde gerçekleştiği kabul edilen olayda, Suça sürüklenen çocuk savunmasına; Mağdure ile sosyal medya instagram üzerinden tanıştık, tanıştıktan bir iki hafta sonra kendisine cinsel içerikli fotoğraflar gönderdiğini, bir iki hafta arkadaşlık yaptıktan sonra Niğde Evleri mevkiinde ismini bilmediğim bir parkta ortak karar alarak buluştuklarını, havanın soğuk olduğunu, mağdure sarılınca kendisinin de ona sarılarak yanağından öptüğünü, mağdurenin eviniz müsait mi demesi üzerine o tarihlerde annesigil evde olmadığından tam tarihini hatırlamamakla birlikte 2019 yılı Ocak veya Şubat ayında birlikte eve gittiklerini, mağdure üzerini çıkarmaya başladığı ve benimle fotoğraf çekin dediği kendisinin de cep telefonuyla fotoğraf çektiğini, mağdurenin isteği üzerine de yatakta tek başına onun fotoğrafını da çektiğini, daha sonra mağdure ilişkiye girmeyi çok merak ettiğini söylemesi üzerine yatakta organ sokmak suretiyle ilişkiye girdiklerini, evde 1-2 saat kaldıklarını ve bir kez cinsel ilişkiye girdiklerini, cinsel ilişkiye girmeden önce ve instagramda konuştuklarında yaşını sormasına rağmen mağdurenin herhangi bir şey söylemediği ve fiziki görünümüne bakarak kendisi ile emsal olduğunu düşündüğünü, eve davet etmediğini eve gitmeyi mağdurenin istediğini, mağdureye fotoğraflarını herkese gösteririm şeklinde bir tehditte bulunmadığını, olaydan 1-1,5 yıl geçtikten sonra sosyal medya üzerinde konuşurken mağdurenin senin hayatını karartacağım dediğini, mağdureye sorduğunda 11.Sınıfa gittiğini olay tarihinden önce söylediğini beyan ederek suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş, Kayden 14/12/2007 doğumlu olan mağdurenin resmi kurumda doğup doğmadığına ilişkin Niğde Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 19/10/2022 havale tarihli yazısı ile hastanede doğum kaydının bulunmadığı bildirilmiş ancak Nüfus Müdürlüğünce gönderilen doğum formunda ise mağdurenin doğum türünün kentsel olduğu, başvuru tarihi 15/06/2021 olan Niğde Devlet Hastanesi Sağlık Kurulunca düzenlenen rapor ile mağdurenin kemik yaşının 16-17 yaş ile uyumlu olduğunun mütala edildiği, mahkememizin 16/02/2023 tarihli duruşmasında mağdurenin yaşına ilişkin yapılan gözlem de ise mağdurenin fiziksel görünümünde 160-170 cm boylarında, 50-55 Kg civarında, yüz hatları ve genel görünümü itibariyle yaşıtları ile benzer fiziksel özelliklere sahip olup 16-17 yaş görünümünde olduğu değerlendirilmiş olması karşısında gözlem ve sağlık kurulu raporu da göz önüne alındığında, ssç nin mağdure ile buluştukları tarih olan 28/01/2019 tarihi suç tarihi olarak baz alınsa dahi mağdurenin 14 yaş 2 ay 27 gün yaş içerisinde olduğu ve 15 yaşını tamamlamadığı anlaşılmış, 18/12/2020 tarihli mağdurenin iç beden muayenesine ilişkin Adli Tıp Şube Müdürlüğü Raporu ile hymenin intakt olmadığı duhule müsait olduğunun mütala edildiği anlaşılmış, Niğde Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 12/10/2021 tarihli raporu ile mağdurenin beyanına itibar edilebileceği mütala edilmiş, Mağdure soruşturma aşamasında ve katılanlar yine soruşturma ve kovuşturma aşamasında olay nedeniyle şikayetçi olduklarını beyan ettikleri anlaşılmış olup, Mağdureye ilişkin sağlık kurulundan alınan kemik yaşına ilişkin rapor, yaşa ilişkin mahkememizce yapılan gözlemi, mağdurenin doğum raporunun kentsel oluşu, mağdurenin anlatımları hep birlikte değerlendirildiğinde ssç'nin mağdurenin yaşı hususunda TCK'nun 30.maddesi anlamında hataya düşmesinin mümkün olmadığı değerlendirilerek bu hususta ssç'nin mağdureyi emsalim sandım şeklindeki savunmalarına itibar edilmemiş olup, Ssç'ye iftira atmasını gerektirir şekilde aralarında bir husumet bulunmayan mağdurenin aşamalarda özü itibariyle benzer ve ayrıntı içeren, samimi oluşa uygun beyanları, katılanların beyanı, mağdurenin olayı arkadaşına anlatmakla sonrasında şikayetçi olması şeklinde olayın intikal şekli, adli raporlar, yaş raporu, mahkeme gözlemi, doğum raporu ile toplanan diğer deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ssç nin suçtan kurtulmaya yönelik inkar yollu savunmalarına itibar edilmeyerek, Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu yönünden; Ssç nin mağdure ile öncesinde buluşup belli bir süre dışarıda oturup öpüştükten sonra kaldığı evine götürmek suretiyle ve evde iken kendi cinsel organının mağdurenin ön bölgesine sokmak suretiyle münset suçu işlediği mahkememizce sabit görülmekle eylemine uyan TCK'nun 103/2.maddesi uyarınca takdiren mahkumiyetine, mağdure her ne kadar cebir kullanıldığından bahsetmiş ise de bu hususun sabit oladığından ssç hakkında TCK'nun 103/4.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, ssç nin olay tarihinde 15-18 yaş grubunda olduğu anlaşılmakla verilen cezadan TCK'nun 31/3.maddesi uyarınca üçte bir oranında indirim yapılmasına, TCK'nun 62.maddesinin ssç lehine değerlendirilmesine, hüküm kısmında ayrıntılı açıklandığı üzere ssç ye verilen ceza miktarı ve mevcut delil durumu dikkate alınarak hükümle birlikte tutuklanmasına, Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden; Ssç'nin cinsel istismar öncesi on beş yaşını doldurmayan mağdureyi kaldığı eve hukuka aykırı olarak götürerek ve cinsel ilişki süresini aşacak şekilde 2 saatlik bir süre ile yine hukuka aykırı olarak yanında tutmak suretiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği mahkememizce sabit görülmekle, ssçnin eylemine uyan TCK'nun 109/1.maddesi uyarınca takdiren mahkumiyetine, ssç eylemine çocuğa karşı gerçekleştirdiğinden TCK'nun 109/3-f maddesi uyarınca cezasından bir kat arttırım yapılmasına, ssç'nin eylemini cinsel amaçlı olarak gerçekleştirdiğinden TCK'nun 109/5. maddesi uyarınca cezasından yarı oranında arttırım yapılmasına, ssç nin olay tarihinde 15-18 yaş grubunda olduğu anlaşılmakla verilen cezadan TCK'nun 31/3. maddesi uyarınca üçte bir oranında indirim yapılmasına, TCK'nun 62.maddesinin ssç lehine değerlendirilmesine, ssç'nin daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması, kişilik özellikleri, tutum ve davranışları itibariyle yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkemede olumlu kanaat hasıl olmakla ve 5271 sayılı CMK'nun 231/6-(c) maddesinde belirtilen tarzda tazmini gerek somut bir zarar da doğmadığı dikkate alınarak 5271 sayılı CMK'nun 231.maddesi ve ÇKK'nun 23. maddesi gereği ssç hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, Müstehcenlik suçu yönünden; Her ne kadar iddianame ile ssç'nin kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme suçundan cezalandırılması talep edilmiş ise de mahkememizin 12/12/2022 tarihli duruşmasında ssç'nin cep telefonunun imaj incelemesinde çıkan ve mağdurenin bulunduğu 6 adet resmin incelenmesinde; 2 resimde mağdurenin yatakta çıplak olup, vücudunun üst tarafının yorganla kapalı olduğu, alt cinsel organı ve bacaklarının açık olduğu, cinsel organın her iki fotoğrafta da görüldüğü ayrıca yüzününde göründüğü, diğer bir fotoğrafta mağdurenin alt tarafında kilot bulunduğu üst taraf göğüslerinin göründüğü yüzünün görünmediği, yatakta yatar vaziyette olduğu, diğer fotoğrafta ise oturur vaziyette olup yüzünün görünmediği saçlarının önüne döküldüğü, üst göğüs kısmının kısmen göründüğü, çıplak vaziyette olduğu, cinsel organın da göründüğü, diğer fotoğrafta ssçnin de sağ üst köşede profil resminin bulunduğu ancak görüntünün tam olarak anlaşılamadığı, diğer fotoğrafta yine mağdurenin kendisi görünmeksizin fotoğraftan anlaşılacağı üzere yatakta olduğu, bacaklarını açtığı, sadece cinsel organının açıkça görünerek belli olduğu bu haliyle fotoğrafların ar ve haya duygularını incittiği, cinsel arzuları tahrik ve istismar eder nitelikte olduğu vede genel ahlaka aykırı olduğu mahkememizce gözlemlenmesi karşısında ssç nin eyleminin TCK'nun 226/3-1 ve 2 cümle maddesi ile tarif edilen müstehcen görüntülerin üretiminde çocukları kullanmak suretiyle cep telefonunda bunları depolamak suretiyle ssç nin eyleminin müstehcenlik olduğu ve bu suçu işlediği mahkememizce sabit görülmekle ek savunmasında alınmış olmakla eylemine uyan TCK'nun 226/3. maddesi uyarınca takdiren hapis ve adli gün para cezası ile mahkumiyetine, ssç'nin olay tarihinde 15-18 yaş grubunda olduğu anlaşılmakla verilen cezadan TCK'nun 31/3.maddesi uyarınca üçte bir oranında indirim yapılmasına, TCK'nun 62.maddesinin ssç lehine değerlendirilmesine, ssç hakkında hakkında hapis cezası ile birlikte hükmedilen iki gün adli para cezasının ssç nin sosyal ve ekonomik durumu da dikkate alınarak TCK'nun 52/2. maddesi hükmü gereğince günlüğü 20-TL den hesaplanmak suretiyle adli para cezasına çevrilmesine, adli para cezasının miktarı da dikkate alınarak TCK'nun 52/4. maddesi hükmü gereğince taksitlendirilmesine yer olmadığına, ssç nin daha önceden kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkum edilmemiş bulunması ve yargılama sürecindeki davranışları dikkate alınarak yeniden suç işlemekten çekineceği yönünde mahkemede olumlu kanaat hasıl olmakla ssç hakkındaki üç yılın altındaki hapis cezasının TCK'nun 51/1. maddesi uyarınca ertelenmesine, adli para cezasının ise ertelenmesi mümkün olmadığından ertelenmesine yer olmadığına, Şantaj suçu yönünden: Ssç ile mağdure arasında geçen whatsaap konuşmasında mağdurenin ssç ye fotoğraflarını zorla çektiğini söylemesi ve mahkemede görüşürüz demesi üzerine ssç'nin kime şikayet ediyorsan et, şimdi kaybol kime şikayet ediyorsan et, her şeyin var bende, Allahtan fotoğraflarını silmemişim, neyse hadi kafamı ağrıtmada istediğine başvur, bende her şeyin var mesaj ss çıplak fotoğrafların şeklinde ssç nin mağdurenin şikayetçi olmasını kanuna aykırı olarak yapmamaya zorlamak suretiyle şantaj suçunu işlediği mahkememizce sabit görülmekle ssç'nin eylemine uyan TCK'nun 107/1.maddesi uyarınca takdiren hapis ve adli gün para cezası ile mahkumiyetine, ssç nin olay tarihinde 15-18 yaş grubunda olduğu anlaşılmakla verilen cezadan TCK'nun 31/3.maddesi uyarınca üçte bir oranında indirim yapılmasına, TCK'nun 62.maddesinin ssç lehine değerlendirilmesine, ssç hakkında hapis cezası ile birlikte hükmedilen adli gün adli para cezasının ssç nin sosyal ve ekonomik durumu da dikkate alınarak TCK'nun 52/2. maddesi hükmü gereğince günlüğü 20-TL den hesaplanmak suretiyle adli para cezasına çevrilmesine, adli para cezasının miktarı da dikkate alınarak TCK'nun 52/4.maddesi hükmü gereğince taksitlendirilmesine yer olmadığına, ssç'nin daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunması, kişilik özellikleri, tutum ve davranışları itibariyle yeniden suç işlemeyeceği hususunda mahkemede olumlu kanaat hasıl olmakla ve 5271 sayılı CMK'nun 231/6-(c) maddesinde belirtilen tarzda tazmini gerek somut bir zarar da doğmadığı dikkate alınarak 5271 sayılı CMK'nun 231.maddesi ve ÇKK'nun 23. maddesi gereği ssç hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, Karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.'' şeklinde karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve Şantaj Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının; 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası uyarınca itirazı kabil olup, temyiz yeteneğinin bulunmadığı ve anılan karara yönelik temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun'un 264 üncü maddesine göre itiraz kabul edilip esasen bu hususta gerekli kararın mahallinde merciince verildiği anlaşıldığından söz konusu karara yönelik temyiz istemlerinin aynı Kanun'un 298 inci maddesince reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir. B. Müstehcenlik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Suça sürüklenen çocuk hakkında müstehcenlik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 226 ıncı maddesi uyarınca kurulan “2 yıl 9 ay 10 gün hapis ve 40 TL adli para cezası” ile mahkûmiyet hükmüne konu cezanın türü ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararının temyiz incelemesine tabi olmadığı anlaşılmıştır. C. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalardaki çelişkili beyanları, suça sürüklenen çocuğun aşamalarda olay tarihinde kayden on dört yaş iki aylık olan ve daha önceden tanımadığı ve bir kez gördüğü mağdureyi on beş yaşından büyük olarak bildiği yönündeki istikrarlı savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada dosya içeriğiyle çelişecek şekilde hata hükümlerinin yanlış tartışıldığı ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilerek müsnet suçtan beraatine karar verilmesi yerine yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulduğu anlaşıldığından söz konusu karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddi hukuka aykırı bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle Tebliğnamede suça sürüklenen çocuk hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün onanması gerektiğine yönelik görüşe iştirak edilmemiştir. V. KARAR A. Kişiyi hürriyetinden Yoksun Kılma ve Şantaj Suçundan Kurulan Hükümleri Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan mağdure vekili ile suça sürüklenen çocuk müdafilerinin temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesi gereğince Tebliğnameye uygun olarak REDDİNE, B. Müstehcenlik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, suça sürüklenen çocuk müdafilerinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, C. Çocuğun Nitelikli Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenle suça sürüklenen çocuk müdafileri ile katılan mağdure vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 26.04.2023 tarihli ve 2023/599 Esas, 2023/641 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bozma sebebine göre suça sürüklenen çocuğun TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesinin ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Niğde 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.10.2023 tarihinde karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Hukuku Genel Hükümler

Doğum tarihi 10.05.2008 olan ve doğuştan işitme ile konuşma yeteneğinden yoksun bulunan (A), 25.08.2024 tarihinde bir konuta girerek hırsızlık suçu işlediği iddiasıyla yargılanmaktadır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na göre, (A)'nın ceza sorumluluğunun tespiti amacıyla mahkemenin yapması gereken değerlendirme aşağıdakilerden hangisidir?

A) TCK m. 33 uyarınca, onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan sağır ve dilsiz olduğu için hakkında oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlara ilişkin TCK m. 31/2 hükümleri uygulanır.
B) Fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurmuş olduğundan, hakkında yaş küçüklüğüne ilişkin genel indirim sebebi olan TCK m. 31/3 hükmü uygulanır ve sağır ve dilsizliği cezanın bireyselleştirilmesinde dikkate alınır.
C) Sağır ve dilsizlik hali, TCK m. 32 kapsamında bir akıl hastalığı olarak ele alınır ve işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği bulunup bulunmadığına göre ceza verilmez veya cezasında indirim yapılır.
D) Fiili işlediği sırada onbeş yaşını doldurduğu için kusur yeteneğinin tam olduğu kabul edilir ve hakkında herhangi bir indirim uygulanmaksızın tam ceza verilir.
E) TCK m. 33 yalnızca onbeş yaşını doldurmamış sağır ve dilsizlere cezasızlık öngördüğünden, (A) hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmedilir ancak ceza sorumluluğu bulunmaz.

Bu maddeyle ilgili 7 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol