Türk Ceza Kanunu 32. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 32- (1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur.
(2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. (Değişik cümle:24/12/2025-7571/14 md.) Kişi hakkında ayrıca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmolunur.
Sağır ve dilsizlik
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
1.636 karar eşleşti
1. Ceza Dairesi, 2024/7921 E., 2025/2871 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
TALEP KONUSU : 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 32 ve 57. maddeleri uyarınca akıl hastalığı nedeniyle hükmolunan güvenlik tedbiri ile ilgili olarak hükümlülerin, takip edildikleri kurumlarca mevcut haliyle toplumsal tehlikeliliğinin önemli ölçüde azaldığı ve sosyal şifa halinin devam ettiğinin belirtilmesi
1. Ceza Dairesi 2024/7921 E. , 2025/2871 K.
"İçtihat Metni"
UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ
TALEBİNDE BULUNAN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TALEP KONUSU : 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 32 ve 57. maddeleri uyarınca akıl hastalığı nedeniyle hükmolunan güvenlik tedbiri ile ilgili olarak hükümlülerin, takip edildikleri kurumlarca mevcut haliyle toplumsal tehlikeliliğinin önemli ölçüde azaldığı ve sosyal şifa halinin devam ettiğinin belirtilmesi durumunda, infaz dosyasının kapatılıp kapatılmayacağı yönündeki infaz savcılığı taleplerinin mahkemesince mi yoksa infaz hakimliğince mi değerlendirilip karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
TALEBE KONU
İLGİLİ KURUL KARARI : Adana Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 26.11.2024 tarih ve 2024/9 sayılı uyuşmazlığın giderilmesi istemi.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU : 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 32 ve 57. maddeleri uyarınca akıl hastalığı nedeniyle hükmolunan güvenlik tedbirine istinaden mahkemesince öngörülen süre boyunca oturduğu yere en yakın devlet hastanesi psikiyatri kliniği ya da üniversite hastanesi psikiyatri polikliniğinde tıbbi kontrol ve takibi altında bulundurulmasına karar verilen hükümlülerin, takip edildikleri kurumlarca mevcut haliyle toplumsal tehlikeliliğinin önemli ölçüde azaldığı ve sosyal şifa halinin devam ettiğinin belirtilmesi durumunda, infaz dosyasının kapatılıp kapatılmayacağı yönündeki infaz savcılığı taleplerinin mahkemesince mi yoksa infaz hakimliğince mi değerlendirilip karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ TALEBİNE KONU KARARLAR:
1-Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 05/06/2024 tarih ve 2024/883 Esas, 2024/896 Karar sayılı kararı,
Hükümlü Gültekin Şeker hakkında Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.10.2008 tarih ve 2004/387 Esas, 2008/335 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK'nın 32/1. maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına ve TCK'nın 57/1-2. maddesi gereğince toplum açısından tehlikeliliği ortadan kalkıncaya veya önemli ölçüde azalıncaya kadar yüksek güvenlikli sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınmasına, tedavi sonucunda tehlikeliliğinin kalkması veya önemli ölçüde azalması halinde alınacak sağlık kurulu raporu ile serbest bırakılmasının değerlendirilmesi için mahkememize gönderilmesinin istenmesine ve bilahare verilen ek karar ile "hükümlü hakkında 3 yıl süre ile 6 ay aralıklarla oturduğu yere en yakın Devlet Hastanesi Psikiyatri Kliniğinde tıbbi kontrol ve takibinin yapılmasına karar verilmekle, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hükümlünün kontrol ve takiplerinin süre ve aralık yönünden tamamı yapılmış olup, Hastane tarafından en son alınan 12.10.2023 tarih ve 67971284/17189 sayılı raporunda "Mevcut haliyle toplumsal tehlikeliliğinin önemli ölçüde azaldığı ve sosyal şifa halinin devam ettiği, tıbbi kanaatini bildirir sağlık kurulu raporudur" gereğince hükümlüye ait infaz dosyasının infazen kapatılıp kapatılmayacağı yönünde bir karar alınması talebi ile ilgili olarak;
Adana 1. İnfaz Hakimliğinin 25.12.2023 tarih ve 2023/6605 Esas, 2023/335 Karar sayılı kararı ile "5237 sayılı Kanun'un 57. maddesi incelendiğinde infaz hakimliğine infaz dosyasının infazen kapatılmasına yönelik bir karar verilmesi bakımından görev yüklenmediği anlaşıldığından talebin reddine" karar verilmiş,
Adana 4 Ağır Ceza Mahkemesinin 02.05.2024 tarih 2004/387 Esas, 2008/335 Karar sayılı ek kararı ile "infaz dosyasının kapatılması kararı verme görevi ve yetkisi bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiş,
Bu durumda ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi için dosyanın gönderildiği Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 05.06.2024 tarih ve 2024/883 Esas, 2024/896 Karar sayılı ilamı ile "Adana 1. İnfaz Hakimliğinin 25.12.2023 tarihli görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
2-Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 08.02.2024 tarih ve 2024/230 Esas, 2024/137 Karar sayılı kararı,
Aynı konuda bir başka talepte ise Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesi ile Adana 4. İnfaz Hakimliği arasında ortaya çıkan olumsuz görev uyuşmazlığında, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 08.02.2024 tarih ve 2024/230 Esas, 2024/137 Karar sayılı ilamı ile Adana 3. Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
3- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 10.10.2024 tarihli yazısı ile aynı konuda Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi'nin 08.02.2024 tarih ve 2024/230 Esas, 2024/137 Karar sayılı kararıyla, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 05.06.2024 tarih ve 2024/883 Esas, 2024/896 Karar sayılı kararı arasında içtihat aykırılığı bulunmakta olup, bu konudaki içtihat aykırılığının giderilmesi gerektiği yönündeki talepte bulunulması üzerine; Adana Bölge Adliye Mahkemesi Ceza
Daireleri Başkanlar Kurulunun 26.11.2024 tarih ve 2024/9 sayılı kararı ile " hakkında uygulanan güvenlik tedbirleri sebebiyle mahkemesince öngörülen süre boyunca oturduğu yere en yakın devlet hastanesi psikiyatri kliniği ya da üniversite hastanesi psikiyatri polikliniğinde tıbbi kontrol ve takibi altında bulundurulmasına karar verilen hükümlülerin, takip edildikleri kurumlarca mevcut haliyle toplumsal tehlikeliliğinin önemli ölçüde azaldığı ve sosyal şifa halinin devam ettiğinin belirtilmesi durumunda, infaz dosyasının kapatılıp kapatılmayacağı yönündeki infaz savcılığı taleplerinin mahkemesince mi yoksa infaz hakimliğince mi karar verilmesi gerektiği hususunda, 1 oy'a karşı (15. Ceza Dairesi) 21 oy çokluğu ile 3. Ceza Dairesinin kararı doğrultusunda İnfaz Hakimliğince verilmesinin uygun olacağı görüşü ile; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 05.06.2024 tarih, 2024/883 Esas ve 2024/896 sayılı Kararı ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 08.02.2024 tarih, 2024/230 Esas ve 2024/137 sayılı kesin nitelikteki kararları arasında UYUŞMAZLIK BULUNDUĞUNA,
5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkilerini düzenleyen Kanunun 35/3 maddesi uyarınca ilgili bilgi ve belgelerin eklenerek kararın bir suretinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE karar verilerek dosyanın Başsavcılığına gönderildiği anlaşılmıştır.
KARAR UYUŞMAZLIĞI HAKKINDA YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ GÖRÜŞÜ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 13.12.2024 tarihli ve 2024/124627 sayılı tebliğnamesinde;
“5237 sayılı TCK’nın 32 ve 57. maddeleri uyarınca akıl hastalığı nedeniyle hükmolunan güvenlik tedbirine istinaden mahkemesince öngörülen süre boyunca oturduğu yere en yakın devlet hastanesi psikiyatri kliniği ya da üniversite hastanesi psikiyatri polikliniğinde tıbbi kontrol ve takibi altında bulundurulmasına karar verilen hükümlülerin, takip edildikleri kurumlarca mevcut haliyle toplumsal tehlikeliliğinin önemli ölçüde azaldığı ve sosyal şifa halinin devam ettiğinin belirtilmesi durumunda, infaz dosyasının kapatılıp kapatılmayacağı yönündeki infaz savcılığı taleplerinin hüküm mahkemesince mi yoksa infaz hakimliğince mi değerlendirilip karar verilmesi gerektiğine ilişkin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi kararları arasındaki uyuşmazlığın, 5235 sayılı Kanun'un 35/3. maddesi uyarınca, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 05.06.204 tarih ve 2024/883 Esas, 2024/896 Karar sayılı kararındaki görüş ve kabul doğrultusunda giderilmesi” yönünde görüş bildirmiştir.
KARAR UYUŞMAZLIĞI İLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER:
1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri” başlıklı 57. maddesi;
"(1) Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında, koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar.
(2) Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmiş olan akıl hastası, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine infaz hâkimi kararıyla serbest bırakılabilir.
(3) Sağlık kurulu raporunda, akıl hastalığının ve işlenen fiilin niteliğine göre, güvenlik bakımından kişinin tıbbi kontrol ve takibinin gerekip gerekmediği, gerekiyor ise, bunun süre ve aralıkları belirtilir.
(4) Tıbbi kontrol ve takip, raporda gösterilen süre ve aralıklarla, Cumhuriyet savcılığınca bu kişilerin teknik donanımı ve yetkili uzmanı olan sağlık kuruluşuna gönderilmeleri ile sağlanır.
(5) Tıbbi kontrol ve takipte, kişinin akıl hastalığı itibarıyla toplum açısından tehlikeliliğinin arttığı anlaşıldığında, hazırlanan rapora dayanılarak, infaz hâkimliğince yeniden koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Bu durumda, bir ve devamı fıkralarda belirlenen işlemler tekrarlanır.
(6) İşlediği fiille ilgili olarak hastalığı yüzünden davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişi hakkında birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre yerleştirildiği yüksek güvenlikli sağlık kuruluşunda düzenlenen kurul raporu üzerine, mahkûm olduğu hapis cezası, süresi aynı kalmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, infaz hâkimi kararıyla akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir.
(7) Suç işleyen alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlısı kişilerin, güvenlik tedbiri olarak, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılarına özgü sağlık kuruluşunda tedavi altına alınmasına karar verilir. Bu kişilerin tedavisi, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılığından kurtulmalarına kadar devam eder. Bu kişiler, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca bu yönde düzenlenecek rapor üzerine infaz hâkimi kararıyla serbest bırakılabilir."
2. 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu’nun 1.maddesinin 2.fıkrası;
"Bu Kanun, ceza infaz kurumları ve tutukevlerinde bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemlere veya bunlarla ilgili faaliyetlere ya da Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararlara yönelik şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak, ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin hâkim veya mahkeme tarafından verilmesi gerekli kararları almak, işleri yapmak ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere kurulan infaz hâkimliklerine ilişkin hükümleri kapsar."
3. 4675 sayılı İnfaz Hakimliği Kanunu’nun “İnfaz Hakimliklerinin Görevleri” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (2), (5), (6), (7) . bentleri ile 2. fıkrası;
“İnfaz hâkimliklerinin görevleri şunlardır:
......
2. Hükümlülerin cezalarının infazı, müşahadeye tâbi tutulmaları, açık cezaevlerine ayrılmaları, izin, sevk, nakil ve tahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.
.......
5. (Ek:14/4/2020-7242/4 md.) Cumhuriyet savcısının ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan şikâyetleri incelemek.
6. (Ek:14/4/2020-7242/4 md.) Ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına ilişkin mahsup, ceza zamanaşımı ve hükümlünün ölümü hâllerinde verilecek kararlar da dahil olmak üzere hâkim veya mahkeme tarafından verilmesi gerekli kararları almak ve işleri yapmak.
7. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.
Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılan konulara ilişkin hükümler saklıdır."
Şeklinde düzenlenmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
1. Fiili işlediği sırada akıl hastası olması nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun’un 32/1 ve 5271 sayılı Kanun’un 223/3-a maddeleri gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalkmasına veya önemli ölçüde azalmasına kadar yüksek güvenlikli bir sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınmasına karar verilen hükümlünün, hakkında verilen hükmün infazı sırasında, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi halinde infaz hâkimi kararıyla serbest bırakılmasının mümkün olduğu, sağlık kurulu raporunda, akıl hastalığının ve işlenen fiilin niteliğine göre, güvenlik bakımından kişinin tıbbi kontrol ve takibinin gerekip gerekmediği, gerekiyor ise, bunun süre ve aralıklarının gösterilmesi gerektiği, eğer tıbbi kontrol ve takibinin gerektiğine karar verilmiş ise sağlık kurulu raporunda gösterilen süre ve aralıklarla tıbbi kontrol ve takibinin Cumhuriyet savcılığınca, teknik donanımı ve yetkili uzmanı olan sağlık kuruluşun yaptırılması gerektiği, tıbbi kontrol ve takipte, hükümlünün akıl hastalığı itibarıyla toplum açısından tehlikeliliğinin arttığı anlaşıldığı durumlarda hazırlanan rapora dayanılarak, infaz hâkimliğince hükümlü hakkında yeniden koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilmesinin mümkün olduğu, hükümlünün yapılan son kontrolüne ilişkin düzenlenen raporda toplum açısından hastalığının tehlikeliliğinin önemli ölçüde azaldığının bildirilip, kişinin akıl hastalığı itibariyle toplum açısından tehlikeliliğinin arttığı yönünde bir tespit olmaması, hükümlü hakkında yeniden koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilmesinin artık mümkün olmadığı durumlarda, infaz dosyasının kapatılıp kapatılmayacağı yönündeki İnfaz savcılığı tarafından yapılan taleplerin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un 57. maddesi ile 4675 sayılı Kanun’un 1 ve 4. maddelerinde yer alan düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde güvenlik tedbirinin infazı ile ilgili tüm kararları alma görev ve yetkisinin infaz hakimliğine ait olması nedeniyle İnfaz hakimliğince değerlendirilip karar verilmesi gerektiği, hüküm mahkemesince infaza ilişkin bu konuda bir karar verilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
2. Bu açıklamalara göre uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin somut olay değerlendirildiğinde; İnfaz hakimliğinin görevli olduğuna karar veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 05.06.2024 tarih ve 2024/883 Esas, 2024/896 Karar sayılı kararının hukuka uygun olduğu aynı konuda Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi'nin 08.02.2024 tarih ve 2024/230 Esas, 2024/137 Karar sayılı kararının hukuka uygun olmadığı sonucuna varılmış olup, uyuşmazlığın giderilmesi ile ilgili talebin Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin görüşü doğrultusunda giderilmesine karar vermek gerekmiştir.
KARAR:
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi ile 15. Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesi uyarınca Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin görüşü doğrultusunda giderilmesine,
Dosyanın Adana Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.04.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
8. Ceza Dairesi, 2024/14537 E., 2025/3696 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
elli raporu olduğunun görüleceğini beyan ettiği ancak bu hususlar ile ilgili araştırma yapılmadığı, ilgili evrakların temin edilerek tam teşekküllü bir devlet hastanesinden ya da ruh sağlığı ve hastalıkları hastanesinden atılı suça ilişkin TCK'nın 32. maddesi kapsamında rapor aldırılması gerektiği, bu delilin suçun sübutuna doğrudan etki edecek delillerden olduğu...
8. Ceza Dairesi 2024/14537 E. , 2025/3696 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/1031 Değişik İş
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
KARAR : İddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın reddi
BAŞVURAN :Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 20.04.2022 tarihli ve 2022/10294 Soruşturma, 2022/3659 Esas, 2022/2717 sayılı iddianamenin iadesine ilişkin İskenderun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.07.2022 tarihli ve 2022/350 iddianame değerlendirme sayılı kararına karşı itirazın reddine dair mercii İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.07.2022 tarihli ve 2022/1031 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 21.07.2022'de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 07.05.2023 tarihli ve 2022/25987 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.06.2023 tarihli ve KYB-2023/55553 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
" Dosya kapsamına göre, dair İskenderun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 01/07/2022 tarihli kararı ile, "... Şüphelinin kollukta verdiği ifadesinde bipolar bozukluğunun olduğunu, sürekli olarak gyrex ve litruhil isimli ilaçları kullandığını, hastane kayıtları incelendiği takdirde %41 engelli raporu olduğunun görüleceğini beyan ettiği ancak bu hususlar ile ilgili araştırma yapılmadığı, ilgili evrakların temin edilerek tam teşekküllü bir devlet hastanesinden ya da ruh sağlığı ve hastalıkları hastanesinden atılı suça ilişkin TCK'nın 32. maddesi kapsamında rapor aldırılması gerektiği, bu delilin suçun sübutuna doğrudan etki edecek delillerden olduğu... " gerekçesi ile iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Akıl Hastalığı" başlıklı 32. maddesinin ; " (1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur. (2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir." şeklinde olduğu,
Benzer bir olay nedeni ile Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 20/10/2021 tarihli ve 2021/22308 Esas, 2021/16062 Karar sayılı ilâmı ile; " ... Şüpheli hakkında soruşturma evresinde, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olduğu yönünde rapor alınsa dahi, bu durumda olan şüpheli hakkında akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmedilmesi gerekeceği, bu yöndeki araştırma ve değerlendirmenin ise mahkemesine ait olduğu gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır. Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbar yazısı incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden KABULÜ ile İstanbul Anadolu 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/03/2021 tarihli ve 2021/501 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi gereğince bozulmasına ... " şeklinde belirtildiği üzere,
Şüpheli hakkında soruşturma evresinde, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olduğu yönünde rapor alınsa dahi, bu durumda olan şüpheli hakkında akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmedilmesi gerekeceği, bu yöndeki araştırma ve değerlendirmenin ise mahkemesine ait olduğu gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. "
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
A. İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 20.04.2022 tarihli ve 2022/10294 Soruşturma, 2022/3659 Esas, 2022/2717 sayılı iddianamenin iadesine ilişkin İskenderun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.07.2022 tarihli ve 2022/350 iddianame değerlendirme sayılı kararına karşı itirazın reddine dair mercii İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.07.2022 tarihli ve 2022/1031 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 21.07.2022'de kesinleştiği belirlenmiştir.
B. 5271 sayılı Kanun‘un 170/1-2 maddesinde; kamu davasını açma görevinin Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği ve soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemekle yükümlü olduğu; aynı maddenin üçüncü fıkrasında iddianamede nelerin gösterilmesinin gerektiği, dördüncü fıkrasında ise; iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanacağı ve yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmeyeceği belirlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un, “İddianamenin iadesi” başlıklı 174/1. maddesi;
"...
a) 170. maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,
c) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Önödemeye veya uzlaştırmaya ya da seri muhakeme usulüne tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaştırma ya da seri muhakeme usulü uygulanmaksızın düzenlenen,
d) (Ek:17/10/2019-7188/20 md.) Soruşturma veya kovuşturma yapılması izne veya talebe bağlı olan suçlarda izin alınmaksızın veya talep olmaksızın düzenlenen,
İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
...
Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidileme..."
Şeklinde düzenlenmiştir.
C. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) "Akıl hastalığı" başlıklı 32. maddesinde, "(1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur. (2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir." hükmü yer almakta olup; maddenin gerekçesinde de, "Kusur yeteneğini etkileyen bir neden olan akıl hastalığının varlığı durumunda, kişi işlemiş bulunduğu fiilin anlam ve sonuçlarını algılayamamakta veya işlediği fiille ilgili olarak irade yeteneği önemli ölçüde etkilenmektedir. Kişi bu durumda kusurlu olamayacağından, hakkında cezaya hükmedilemeyecektir. Ancak, fiili hukuka aykırı niteliğe sahip olduğundan, kişi hakkında akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerine başvurulacaktır." denilmektedir.
D. İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 20.04.2022 tarihli iddianame ile şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, İskenderun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.07.2022 tarihli ve 2022/350 iddianame değerlendirme numaralı kararı ile "şüphelinin kollukta verdiği ifadesinde bipolar bozukluğunun olduğunu, sürekli olarak gyrex ve litruhil isimli ilaçları kullandığını, hastane kayıtları incelendiği takdirde %41 engelli raporu olduğunun görüleceğini beyan ettiği ancak bu hususlar ile ilgili araştırma yapılmadığı, ilgili evrakların temin edilerek tam teşekküllü bir devlet hastanesinden ya da ruh sağlığı ve hastalıkları hastanesinden atılı suça ilişkin TCK'nın 32. maddesi kapsamında rapor aldırılması gerektiği, bu delilin suçun sübutuna doğrudan etki edecek delillerden olduğundan..." bahisle iddianamenin iadesine müteakip, Cumhuriyet savcısının itirazı üzerine merci İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.07.2022 tarihli ve 2022/1031 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
E. 5271 sayılı Kanun'un 170/1. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceği belirtilmiş olup, anılan Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca, belirtilen durumda Cumhuriyet savcısının dava açması zorunlu olduğundan ve Cumhuriyet savcısının değerlendirmesine tabi hususların iade gerekçesi olamayacağı kabul edildiğinden, mahkemece iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında elde edilebilecek diğer deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, kusur yeteneğini etkileyen bir neden olan akıl hastalığının varlığı durumunda şüpheli kusurlu olamayacağından hakkında cezaya hükmedilemeyecek, ancak fiili hukuka aykırı niteliğini sürdürdüğünden, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerine başvurulabilecektir. Şüphelinin akıl hastası olduğunun anlaşılması, hakkında iddianame düzenlenmesine engel teşkil etmemektedir. Şahsi bir cezasızlık sebebi olması nedeni ile şüpheli hakkında güvenlik tedbiri uygulanmasına ancak suçu işlediğinin yargılama sonucunda sabit görülmesi halinde hükmedileceğinden; Cumhuriyet savcısının takdir yetkisini kullanarak akıl hastalığının etkisiyle suç işleyen fail hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi mümkün değildir. Cumhuriyet savcısı, soruşturma aşamasında failin akıl hastası olduğundan şüphelenirse re’sen akıl hastalıkları konusunda uzman bir bilirkişi görevlendirerek rapor düzenlenmesini isteyebilecektir, buna karşılık akıl hastalığı suçun sübutuyla ilgili bir husus olmadığından, bu iddianın ortaya konulmasına yönelik araştırmaların suçun sübutuna mutlak surette etki edecek delil niteliğinde olduğundan söz edilemeyecektir.
F. Bu açıklamalar ışığında somut olayda; Mahkemenin, şüphelinin aklen malul olup olmadığına ilişkin araştırmanın yapılmaması nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı hususunda rapor aldırılmasına dayanan iddianamenin iade gerekçesinin, 5271 sayılı Kanun'un 174/1. maddesinin (b) bendi kapsamında değerlendirilemeyeceği ve şüpheli hakkında kamu davası açılmasına yeterli şüphe oluşturacak delil bulunduğu anlaşılmakla; itiraz mercii tarafından itirazın kabulü yerine reddine ilişkin karara yönelik kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
B. İskenderun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.07.2022 tarihli ve 2022/1031 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4-a maddesin uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.05.2025 tarihinde karar verildi.
8. Ceza Dairesi, 2023/1015 E., 2024/6491 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
suçla ilgili 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32. maddesi anlamında raporun alınması gerektiği anlaşılmakla ...
8. Ceza Dairesi 2023/1015 E. , 2024/6491 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/318 Değişik iş
SUÇ : Hükümlü veya tutuklunun kaçması
İNCELEME KONUSU
KARAR : İddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın reddi
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 16.03.2022 tarihli ve 2021/11663 Soruşturma, 2022/3305 Esas sayılı iddianamenin iadesine ilişkin Samsun 9.Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2022 tarihli ve 2022/186 İddianame değerlendirme sayılı kararına vaki itirazın reddine dair mercii Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesinin,05.04.2022 tarihli ve 2022/318 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 05.04.2022'de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 14.03.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.03.2023 tarihli ve KYB-2023/31936 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.03.2023 tarihli ve KYB-2023/31936 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"...Dosya kapsamına göre, Samsun 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2022 tarihli kararı ile, " ... 17.05.2021 tarihli tutanakta şüphelinin "aklen malûl" olduğunun belirtildiği, adlî sicil kaydında da akıl hastalığı tedbirlerinin uygulandığı ilâmların bulunduğu ... suçla ilgili 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 32. maddesi anlamında raporun alınması gerektiği anlaşılmakla ... " gerekçesi ile iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Akıl Hastalığı" başlıklı 32. maddesinin ; " (1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur. (2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir." şeklinde olduğu,
Benzer bir olay nedeni ile Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 20.10.2021 tarihli ve 2021/22308 Esas, 2021/16062 Karar sayılı ilâmı ile; ... Şüpheli hakkında soruşturma evresinde, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olduğu yönünde rapor alınsa dahi, bu durumda olan şüpheli hakkında akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmedilmesi gerekeceği, bu yöndeki araştırma ve değerlendirmenin ise mahkemesine ait olduğu gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır. Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbar yazısı incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden KABULÜ ile İstanbul Anadolu 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.03.2021 tarihli ve 2021/501 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi gereğince BOZULMASINA ... şeklinde belirtildiği üzere,
Şüpheli hakkında soruşturma evresinde, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olduğu yönünde rapor alınsa dahi, bu durumda olan şüpheli hakkında akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmedilmesi gerekeceği, bu yöndeki araştırma ve değerlendirmenin ise mahkemesine ait olduğu gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 170 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; kamu davasını açma görevinin Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği ve soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemekle yükümlü olduğu; aynı maddenin üçüncü fıkrasında iddianamede nelerin gösterilmesinin gerektiği, dördüncü fıkrasında ise; iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanacağı ve yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmeyeceği belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “İddianamenin iadesi” başlıklı 174 üncü maddesinin birinci fıkrası;
"...
a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,
c) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Önödemeye veya uzlaştırmaya ya da seri muhakeme usulüne tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaştırma ya da seri muhakeme usulü uygulanmaksızın düzenlenen,
d) (Ek:17/10/2019-7188/20 md.) Soruşturma veya kovuşturma yapılması izne veya talebe bağlı olan suçlarda izin alınmaksızın veya talep olmaksızın düzenlenen,
İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
...
(4) Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidileme..."
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) "Akıl hastalığı" başlıklı 32 nci maddesinde, "(1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur. (2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir." hükmü yer almakta olup; maddenin gerekçesinde de, "Kusur yeteneğini etkileyen bir neden olan akıl hastalığının varlığı durumunda, kişi işlemiş bulunduğu fiilin anlam ve sonuçlarını algılayamamakta veya işlediği fiille ilgili olarak irade yeteneği önemli ölçüde etkilenmektedir. Kişi bu durumda kusurlu olamayacağından, hakkında cezaya hükmedilemeyecektir. Ancak, fiili hukuka aykırı niteliğe sahip olduğundan, kişi hakkında akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerine başvurulacaktır." denilmektedir.
4. Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 16.03.2022 tarihli iddianame ile şüpheli hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, Samsun 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2022 tarihli ve 2022/186 iddianame değerlendirme numaralı kararı ile " şüphelinin aklen malul olduğunun 17.05.2021 tarihli tutanakta belirtildiği, adli sicil kaydında da akıl hastalığı tedbirlerinin uygulandığı ilamlarının bulunduğu, atılı suçun basit yargılama usulüne tabi olduğu, ancak akıl hastalığı durumunda basit yargılama usulünün uygulanamayacağı, dolayısıyla 5237 sayılı Kanun'un 32 inci maddesi kapsamında şüphelinin raporunun alınması gerektiğinden bahisle iddianamenin iadesine müteakip, Cumhuriyet savcısının itirazı üzerine merci Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.04.2022 tarihli ve 2022/318 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
5. 5271 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin üçüncü fıkrasında iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceği belirtilmiş olup, anılan Kanun’un 170 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca, belirtilen durumda Cumhuriyet savcısının dava açması zorunlu olduğundan ve Cumhuriyet savcısının değerlendirmesine tabi hususların iade gerekçesi olamayacağı kabul edildiğinden, mahkemece iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında elde edilebilecek diğer deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere, kusur yeteneğini etkileyen bir neden olan akıl hastalığının varlığı durumunda şüpheli kusurlu olamayacağından hakkında cezaya hükmedilemeyecek, ancak fiili hukuka aykırı niteliğini sürdürdüğünden, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerine başvurulabilecektir. Şüphelinin akıl hastası olduğunun anlaşılması, hakkında iddianame düzenlenmesine engel teşkil etmemektedir. Şahsi bir cezasızlık sebebi olması nedeni ile şüpheli hakkında güvenlik tedbiri uygulanmasına ancak suçu işlediğinin yargılama sonucunda sabit görülmesi halinde hükmedileceğinden; Cumhuriyet savcısının takdir yetkisini kullanarak akıl hastalığının etkisiyle suç işleyen fail hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi mümkün değildir. Cumhuriyet savcısı, soruşturma aşamasında failin akıl hastası olduğundan şüphelenirse re’sen akıl hastalıkları konusunda uzman bir bilirkişi görevlendirerek rapor düzenlenmesini isteyebilecektir, buna karşılık akıl hastalığı suçun sübutuyla ilgili bir husus olmadığından, bu iddianın ortaya konulmasına yönelik araştırmaların suçun sübutuna mutlak surette etki edecek delil niteliğinde olduğundan söz edilemeyecektir.
6. Bu açıklamalar ışığında somut olayda; Mahkemenin, şüphelinin aklen malul olduğuna dair tutanak ve adli sicil kaydına göre akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerinin uygulanmış olması nedeniyle hakkında 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi uyarınca işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalıp azalmadığı hususunda rapor aldırılmasına dayanan iade gerekçesinin, 5271 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında değerlendirilemeyeceği ve şüpheli hakkında kamu davası açılmasına yeterli şüphe oluşturacak delil bulunduğu anlaşılmakla; kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Samsun 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.04.2022 tarihli ve 2022/318 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işleminyapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2024 tarihinde karar verildi.
4. Ceza Dairesi, 2021/22793 E., 2024/3767 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Sanık hakkında kasten yaralama ve hakaret suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 32 nci maddesinin birinci fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmiştir.
4. Ceza Dairesi 2021/22793 E. , 2024/3767 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/184 E., 2016/246 K.
SUÇLAR : Kasten yaralama, hakaret
HÜKÜMLER : Ceza verilmesine yer olmadığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında kasten yaralama ve hakaret suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 32 nci maddesinin birinci fıkrası ile 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmedilmesi gerektiğine, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Şüphelinin şikayetçinin oğlu olduğu, olay tarihinde evde şüphelinin şikayetçiye "Sinkaf ederim yapacağınız işi, a... koduğumun evlatları." dediği, boğazına sarıldığı ve şikayetçiyi iteklediği, şikayetçinin iteklenmesi neticesinde kapının giriş kapısına çarptığı, giriş kapısındaki kırılan camların bacağına batması sonucunda basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığı iddiasıyla açılan davada, sanığa ait Adli Tıp raporuna istinaden akıl hastalığı nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz Sebebi ve Sair Yönlerden Yapılan İncelemede
1.5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesi uyarınca suç tarihinde işlediği fiillerin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı veya bu fiillerle ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalıp azalmadığı konusunda usulünce sağlık kurulu raporu alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, tek uzman hekimin verdiği rapora dayanılarak hüküm kurulması
2.Akıl hastalığı nedeniyle kusur yeteneği bulunmadığı saptanan sanığa yükletilen suçlara ilişkin tüm kanıtlar gösterilip tartışıldıktan sonra, suçların kanıtlanması halinde 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinin birinci fıkrası ve 57 nci maddeleri uyarınca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmolunması, kanıt bulunmaması halinde ise beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkemece suçun sabit olup olmadığına dair deliller değerlendirilmeden yazılı şekilde 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi,
3.Hakaret suçunun soruşturulmasının ve kovuşturulmasının şikayete tabi olduğu ve mağdurun duruşmada şikayetçi olmadığını beyan etmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sanığın yasal temsilcisinden şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorularak, sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Nedenleriyle karar hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.03.2024 tarihinde karar verildi.
6. Ceza Dairesi, 2023/16190 E., 2023/14279 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Göynük Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.02.2021 tarihli ve 2019/70 Esas, 2021/35 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahla tehdit, hakaret ve kasten yaralama suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 32 nci maddesinin birinci fıkrası ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ceza verilmesine yer
6. Ceza Dairesi 2023/16190 E. , 2023/14279 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2019/70 Esas ve 2021/35 Karar
SUÇLAR : Silahla tehdit, hakaret, kasten yaralama
KARAR : Ceza verilmesine yer olmadığına
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Göynük Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.02.2021 tarihli ve 2019/70 Esas, 2021/35 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahla tehdit, hakaret ve kasten yaralama suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 32 nci maddesinin birinci fıkrası ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına, 5237 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca koruma ve tedavi amacıyla güvenlik tedbirine hükmedilmesine ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 17.03.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesi uyarınca, 29.12.2022 tarihli ve 94660652-105-14-19005-2021-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.02.2023 tarihli ve 2023/1858 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.02.2023 tarihli ve KYB-2023/1858 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"1-Dosya kapsamına göre;
Mahkemesince sanığın akıl hastası olduğunun kabul edilmiş olması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.” şeklindeki düzenleme uyarınca 5237 sayılı Kanun’un 32/1. maddesi kapsamında akıl hastalığı bulunan sanığa zorunlu müdafii tayininin gerektiği gözetilmeden, savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesinde,
2-Göynük Asliye Ceza Mahkemesince hükme dayanak yapılan ... İzzet Baysal Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesince tanzim edilen 05.02.2020 tarihli sağlık kurulu raporunda, adı geçen sanığın 12.01.2019 tarihinde işlediği iddia edilen suça ilişkin, ilgili tarihte kişinin 5237 sayılı Kanun'un 32/2. maddesinde ifade edilen anlamda fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin kısmen azaldığı, kişinin mevcut haliyle toplum ve kendisi için tehlikeliliğinin önemli ölçüde azalmış hali göz önünde bulundurularak anılan Kanun'un 57. madde kapsamında hastaneye yatmasının gerekli olmadığının anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesinin 2. fıkrasındaki "Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir.Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir." şeklindeki hüküm dikkate alınarak, işlediği suçlara ilişkin olarak ceza verilmesi ve anılan Kanun hükmü uyarınca cezasının indirilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un, “Müdafiin görevlendirilmesi” başlıklı 150 nci maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan ikinci fıkrası;
“...
(2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.
...”
Şeklinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 150 nci maddesinin ikinci fıkrası, sanığın kendisini savunamayacak derecede malul olduğu durumlarda, açık bir istem bulunmasa, hatta ilgilisi açıkça müdafi istemediğini beyan etse dahi müdafi görevlendirme zorunluluğu getirmektedir.
Kanun, akıl hastalığı olarak adlandırılan birtakım psişik bozukluklar nedeniyle, insanların davranışlarının hukukî anlamlarını, sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneklerinden yoksun olmaları durumunda ilgili soruşturma ya da kovuşturmalarda bir müdafiin hukukî yardımından faydalandırılmayı adaletin selâmeti açısından zorunlu görmüş ve bunu sanık veya şüphelinin isteğine bağlı tutmadığı gibi bu hususta hiçbir istisnaya da yer vermemiştir.
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; hakkında, ... İzzet Baysal Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesince tanzim olunan, 05.02.2020 tarihli sağlık kurulu raporunda, "...ilgili tarihte kişinin TCK 32/2. maddesinde ifade edilen anlamda fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin kısmen azaldığı" görüşü açıklanan sanığın, sağlık durumu nedeniyle kendisini savunamayacak derecede malul olduğunun sağlık kurulu raporu ile sabit olduğu anlaşılmıştır.
2. Sanığın sağlık durumuna göre, talebi olmasa dahi zorunlu müdafi atanması gerektiği dikkate alınmadan savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi, Kanun’a aykırıdır.
3. 5237 sayılı Kanun'un "Akıl Hastalığı" başlıklı 32. maddesinin ; " (1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur. (2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir." şeklinde olduğu,
Mahkemece inceleme konusu dosya için alınan ... İzzet Baysal Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin 05.02.2020 tarihli raporunda "...ilgili tarihte kişinin TCK 32/2. maddesinde ifade edilen anlamda fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili davranışlarını yönlendirme yeteneğinin kısmen azaldığı, toplum ve kendisi için tehlikeliliğinin önemli ölçüde azalmış hali göz önünde bulundurularak TCK 57. madde kapsamında hastaneye yatmasının gerekli olmadığı." şeklinde görüş belirtildiği hâlde bu rapora rağmen sanık hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Göynük Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.02.2021 tarihli ve 2019/70 Esas, 2021/35 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi ve aynı Kanun'un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
08.11.2023 tarihinde karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ceza Hukuku Genel Hükümler
I. 12 yaşını doldurmamış çocuklar
II. 15 yaşını doldurmamış sağır ve dilsizler
III. Akıl hastalığı nedeniyle fiilin anlamını algılayamayanlar
Yukarıdakilerden hangilerinin ceza sorumluluğu yoktur?
A) Yalnız I
B) I ve II
C) II ve III
D) I ve III
E) I, II ve III
Bu maddeyle ilgili 7 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.