TCK Madde 37Faillik
Bu metin, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içerir.
Kısaca
5237 sayılı Kanun'un 37. maddesi, suça iştirakin faillik türlerinden müşterek faillik (birinci fıkra) ile dolaylı faillik (ikinci fıkra) ve dolaylı faillikte araç olarak kullanılan kişinin kusur yeteneği olmadığında verilecek cezanın artırılmasını düzenler. Madde, suçun kanuni tanımındaki fiili birlikte gerçekleştiren herkesin fail sayılmasına ve başkasını araç olarak kullanan kişinin fail olarak sorumlu tutulmasına uygulanır.
Bu açıklama madde metninin yerini tutmaz; bağlayıcı olan aşağıdaki metindir.
(1)Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.
(2)Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır.
Madde gerekçesi
765 sayılı Türk Ceza Kanununda "aslî " ve "fer’î iştirak" ayırımı kabul edilmiştir. "Asli iştirak", "aslî maddî iştirak" ve "aslî manevî iştirak" olarak ikiye ayrılmıştır. Bu ayırımda "fiili irtikap etme" ve "doğrudan doğruya beraber işleme", "aslî maddî iştirak" şekilleri olarak öngörülmüştür. Buna karşılık azmettirme, "aslî manevî fail" olmayı gerektirmektedir. Tek tek sayılmak suretiyle belirlenen "fer’î iştirak" hâllerinde ise, cezanın indirilmesi gerekirken, "zorunlu fer’i iştirak"in "asli iştirak" olarak cezalandırılması öngörülmüştür. Bu sistemin en önemli sakıncası, kişinin suçun işlenişine katkısının, gerçekleştirilen suçun bütünlüğü içersinde değil, ondan bağımsız olarak ele alınmasıdır. Örneğin bir işyerinde işlenen silâhlı yağma suçunda, dışarıda gözcülük yapan kişinin fiili yağma suçunun bütününden bağımsız olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle, gözcülük yapan uygulamada bazen "asli fail" bazen "fer’i fail" olarak sorumlu tutulmaktadır. Bu sistemde, suçun işlenişine iştirak eden kişilerin çoğu zaman "asli fail" olarak mı yoksa "fer’i fail" olarak mı sorumluluğu gerektirdiği duraksamaya yer vermeyecek bir biçimde saptanamamaktadır. Halbuki, örnek olayda gözcülük yapma fiilinin diğer kişilerle birlikte işlenen yağma suçunun gerçekleşmesine olan etkisi bir bütün olarak değerlendirildiğinde; gözcülük yapan kişinin de diğer suç ortaklarıyla birlikte suçun işlenişi üzerinde ortak hâkimiyet kurduğu sonucuna ulaşılır. Bu durumda ise gözcülük yapan kişinin de fail olarak sorumlu tutulması gerekir. Hükûmet Tasarısında da benimsenen "asli iştirak", "fer’î iştirak" ayırımının adil ve eşit olmayan bir cezalandırmayı sonuçlaması ve uygulamada zorluk ve duraksamalara neden olması dolayısıyla, bu ayrımı esas alan düzenleme tasarıdan çıkarılmıştır. Yeni yapılan düzenlemeyle, iştirak şekilleri, fiilin işlenişi üzerinde kurulan hâkimiyet ölçü alınarak belirlenecektir. Bu sistemde birer sorumluk statüsü olarak öngörülen iştirak şekilleri ise, faillik, azmettirme ve yardım etmeden ibarettir. Yeniden düzenlenen maddenin birinci fıkrasına göre suçun kanuni tanımında öngörülen fiili gerçekleştirilen kişi fail olup; suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi durumunda, bu kişilerin her biri müşterek fail olarak sorumlu tutulacaklardır. Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra, fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için, her bir suç ortağı fail statüsündedir. Ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının saptanmasında suç ortaklarının suçun icrasındaki rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulur. Bu durumda, fiilin icrası veya sonuçsuz kalması ortak faillerden her birinin elinde bulunmaktadır. Örneğin suç ortaklarından birinin cebir veya tehdit kullanarak mağduru etkisiz hâle getirdiği, diğerinin de üzerindeki para ve sair kıymetli eşyayı aldığı yağma suçunda her iki suç ortağının suçun işlenişine yaptıkları katkı, suçun icrası açısından birbirini tamamlayıcı niteliktedir. Dolayısıyla, her iki suç ortağı, suçun işlenişi üzerinde ortak bir hâkimiyet kurmaktadır. Suç ortaklarının iştirak katkılarının karşılıklı olarak birbirlerini tamamlamadığı durumlarda da müşterek faillik mümkündür. Bazı hâllerde failler, her biri suçun kanuni tanımındaki bütün unsurları tek başına gerçekleştirmek üzere, bir anlaşmaya varabilir. Örneğin bir kişiyi öldürmek için aralarında anlaşmış olan beş kişi, amacın gerçekleşme ihtimalini daha da yükseltmek için, aynı anda mağdurun üzerine ateş ederler. Ateşlenen mermilerden bir kısmı mağdura isabet eder, bir kısmı ise etmez. Bu örnek olayda bütün suç ortakları ortak bir suç işleme kararına dayanarak birlikte hareket etmektedirler. Bu beş suç ortağının ateşlediği mermilerden sadece bir tanesinin mağdura isabet edip ölümüne neden olması hâlinde dahi, tamamlanmış kasten adam öldürme suçundan dolayı bu kişilerden her biri müşterek fail olarak sorumlu tutulacaktır. Müşterek faillik bakımından zorunlu diğer bir koşul, failler arasında birlikte suç işleme kararının varlığıdır. Belli bir hareketin icrasına ve neticenin meydana gelmesine ilişkin olan birlikte suç işleme kararı, kast kapsamında düşünülmelidir. Suç ortaklarının suçun işlenişine ilişkin kastlarının doğrudan veya olası kast gibi farklılık göstermesinin, müşterek fail olarak sorumlulukları üzerinde bir etkisi yoktur. Bir suçun failine, onun haberi olmaksızın, tek taraflı iradeyle, suçun işlenmesine başlamadan önce veya suçun icrası sırasında yardım edilmesi hâlinde, müşterek fail olarak değil, yardım eden olarak sorumlu tutulmak gerekir. Maddenin ikinci fıkrasında, dolaylı faillik düzenlenmiştir. Kişi suçu bir başkasını araç olarak kullanmak suretiyle gerçekleştirebilir. Bu durumda dolaylı faillik söz konusudur. Dolaylı faillikte, arka plandaki kişi, suçun icraî hareketlerini gerçekleştiren şahsın ve hareketinin üzerinde hâkimiyet kurmaktadır ve bu hâkimiyet nedeniyle, fail olarak sorumlu tutulmaktadır. Suçun işlenmesinde kusur yeteneği olmayan kişilerin araç olarak kullanılması durumunda, dolaylı faile verilecek olan cezanın bu nedenle artırılması kabul edilmiştir. Zira bu durumda sadece bir suç işlenmemekte, kendisini yönlendirme yeteneği olmayan kişiler istismar da edilmektedir.
Gerekçe kanun koyucunun açıklamasıdır, hüküm değildir; çelişirse madde metni esastır.
Bu maddedeki kavramlar
- Kusur yeteneği
- Araç olarak kullanma
- Dolaylı faillik
- Müşterek faillik
- Suçun kanuni tanımındaki fiil
Bağlantılı kavramın sözlükte tanımı, geçtiği öteki maddeler ve örnek kararları var.
Bu maddeyi uygulayan kararlar
4.407 karar arasından seçildi- Ceza Genel Kurulu E.2022/529 K.2025/539 T.2025-11-26Ceza Genel KuruluBozmaYerleşik içtihat
TCK'nın 37. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen müşterek faillikten bahsedebilmek için, suçu birlikte işleme kararı ve fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurma şartlarının beraber gerçekleşmesi gerekmektedir.
- 11. Ceza Dairesi · E. 2021/25697 · K. 2023/8348 · T. 20.11.2023Daire kararıOnama
28.11.2014 tarihli ve 2013/325 Esas, 2014/588 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 51 inci maddesi uyarınca 2 yıl hapis ve 24.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve erteleme hükümlerinin uygulanmasına; sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan,
- 1. Ceza Dairesi · E. 2022/7843 · K. 2023/3215 · T. 17.05.2023Daire kararıOnama
Sanık ... ve müdafiinin temyiz istemi; atılı suça 5237 sayılı Kanun'un 37 nci maddesi anlamında iştirak etmediğine, suç vasfının kasten yaralama olması gerektiğine, ceza miktarının fazla olduğuna, teşdit uygulama gerekçesinin yetersiz olduğuna, haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğine, gerekçe ile hüküm arasında çelişki bulunduğuna, ilişkindir.
Seçim otomatiktir: kararın maddeyi uygulayan cümlesi, mahkemenin bağlayıcılık derecesi, maddenin sonraki değişiklikleri ve kararın bu maddeye özgülüğü birlikte puanlanır. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Bu maddenin ders anlatımı
- FaillikCeza Hukuku Genel · 4 Teşebbüs, İştirak, İçtima · 8:42
Bu maddeye özel soru
İş insanı (A), ticari rakibi olan (B)’yi itibarsızlaştırmak amacıyla, (B)’nin işyerine sıkça gelen ve hakkında “orta derecede mental retardasyon” teşhisi konulmuş, bu nedenle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan (C)’yi kullanmaya karar verir. (A), (C)’ye, (B)’nin kasasından bir miktar para alıp kendisine getirmesinin bir “ödüllü oyun” olduğunu telkin eder. (C), bu telkinler üzerine eylemin niteliğini idrak edemeden kasadan parayı alıp (A)’ya teslim eder. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na göre, suça konu fiili (C) aracılığıyla gerçekleştiren (A)’nın ceza hukuku bakımından sorumluluğuna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
- A) A) (A), suç işleme kararı olmayan (C)’de bu kararı oluşturduğu için azmettiren olarak sorumlu tutulmalıdır.
- B) B) (A) ve (C), suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştirmelerinden dolayı müşterek fail olarak sorumludurlar.
- C) C) (A), dolaylı fail olarak sorumlu tutulur ancak araç olarak kullanılan kişinin kusur yeteneğinin olmaması, (A)’nın cezasında bir artırım sebebi olarak düzenlenmemiştir.
- D) D) (A), suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullandığı için dolaylı fail olarak sorumlu tutulur ve cezası, kusur yeteneği olmayan bir kişiyi kullanması nedeniyle kanunda belirtilen oranda artırılır.
- E) E) (A), fiili bizzat işlemediği ve yalnızca manevi destekte bulunduğu için suça yardım eden olarak sorumlu olur.
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var
Soruların tamamını çözmek ve açıklamalı cevapları görmek için Hukuksal Eğitim platformuna katıl.
Platforma katıl