Türk Ceza Kanunu 38. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 38- (1) Başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, işlenen suçun cezası ile cezalandırılır.
(2) Üstsoy ve altsoy ilişkisinden doğan nüfuz kullanılmak suretiyle suça azmettirme halinde, azmettirenin cezası üçte birden yarısına kadar artırılır. Çocukların suça azmettirilmesi halinde, bu fıkra hükmüne göre cezanın artırılabilmesi için üstsoy ve altsoy ilişkisinin varlığı aranmaz.
(3) Azmettirenin belli olmaması halinde, kim olduğunun ortaya çıkmasını sağlayan fail veya diğer suç ortağı hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezasına hükmolunabilir. Diğer hallerde verilecek cezada, üçte bir oranında indirim yapılabilir.
Yardım etme
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
189 karar eşleşti
11. Ceza Dairesi, 2022/7454 E., 2024/1425 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
hakkında kamu görevlisi tarafından işlenen zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçuna azmettirme eyleminden, 5237 sayılı Kanun’un 38 inci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluk
11. Ceza Dairesi 2022/7454 E. , 2024/1425 K.
"İçtihat Metni"
B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/249 E., 2021/559 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının
zararına dolandırıcılık
SUÇ TARİHLERİ : 10.08.2012, 18.09.2012
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ...1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.04.2014 tarihli ve 2013/77 Esas, 2014/123 Karar sayılı kararıyla;
a. Sanık ... hakkında kamu görevlisi tarafından işlenen zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b. Sanık ... hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 10 ay hapis ve 1.983.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluklarına,
c. Sanık ... hakkında kamu görevlisi tarafından işlenen zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçuna azmettirme eyleminden, 5237 sayılı Kanun’un 38 inci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
d. Sanık ... hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis ve 1.150.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
e. Sanık ... hakkında kamu görevlisi tarafından işlenen zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçuna azmettirme eyleminden, 5237 sayılı Kanun’un 38 inci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle 204 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
f. Sanık ... hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis ve 825.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
2. ...1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.04.2014 tarihli ve 2013/77 Esas, 2014/123 Karar sayılı kararının katılan Kurum vekili ve sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesinin, 18.02.2021 tarihli ve 2018/9045 Esas, 2021/673 Karar sayılı kararıyla;
"1. ...Büyükşehir Belediyesi Makina İkmal Bakım ve Onarım Daire Başkanlığı, İkmal Şube Müdürlüğü ambarında hizmet alımı ihalesi ile görevli sanık ...'nun, Giritli Makina Hidrolik- Pnomatik- Hırdavat adlı iş yeri sahibi sanık ... ve Lider İş Makinaları Yedek Parça Alım Satım ve Bakım Onarım Ticaret Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. yetkilisi sanık ... ile ödeme emri ve ekinde sunulması gereken fatura ve benzeri diğer belgeleri sahte olarak düzenleyip belediyeye mal ve hizmet satılmış gibi işlem yaparak belediyeden haksız çıkar sağlama hususunda anlaştığı, bu kapsamda sanık ...'in belediyeden doğrudan temin yolu ile yapılan alımlara ilişkin gerekli olan talep fişi onay belgesi, personel görevlendirme yazısı, araştırma tutanağı, teslim tutanağı ve bedelin onaylanmasına dair belgeleri kendi bilgisayarından sahte olarak hazırladığı, ilgili belediye görevlilerinin yerlerine imza attığı, suça dair anlaşmaları gereği diğer sanıkların da kendi iş yerleri adına kestikleri ve gerçekte herhangi bir mal satımını içermeyen faturaları ve fiyat araştırma tutanağına konu iki firmanın kaşeleri bulunan fiyat araştırma mektuplarını hazırlayarak sanık ...'ya getirdikleri, bu haliyle görünürde mevzuata uygun olarak hazırlanan dosyaları, ödeme emri belgesi düzenlenmek üzere iş yeri sahibi sanıkların ...Büyükşehir Belediyesi Mali Hizmetler Dairesi Başkanlığına giderek belgeleri sundukları ve ödeme emirlerine konu paraları haksız bir şekilde temin ettikleri iddia ve kabul edilen somut olayda; sanıklardan ... ve ...'nun aşamalarda istikrarlı olarak suça konu ödeme emri belgeleri ekindeki fatura ve fiyat araştırma mektuplarının gerçek olduğunu, belediyeye doğrudan temin ile alınan suça konu malları teslim edip hizmetleri de ifa ettiklerini savunmaları nazara alınarak; maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi açısından, evvela adı geçen belediye başkanlığından iddianamelere konu fatura ekinde belirtilen malların teslim edilip edilmediğinin, yine hizmet alımına konu edimlerin yerine getirilip getirilmediğinin sorulması, varsa buna dair belgelerin temin edilmesi, ayrıca yargılama konusu olaylarla bağlantısı olduğu anlaşılan ...3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/247 Esas sayılı dosyasının akıbetinin sorulması sonrasında hasıl olacak kanaate göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hükümler kurulması,
2. ...Büyükşehir Belediyesi Makina İkmal Bakım ve Onarım Daire Başkanlığı İkmal Şube Müdürlüğü ambarında hizmet alım ihalesi ile görevlendirilen Anakent İmar İnşaat Limited Şirketi kadrosunda hizmet işçisi olarak görevli olan sanık ...'nun doğrudan temin yoluyla yapılan işlere ilişkin gerçekte mal ya da hizmet alımı yapılmadığı halde yapılmış gibi ilgili kamu görevlileri yerine sahte imza atmak suretiyle düzenlediği belgelerle diğer sanıklara ait firmalar lehine ödeme yapılmasını sağlama şeklindeki eylemlerinin TCK'nin 204/1. maddesinde düzenlenen resmi belgede zincirleme sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği ile bu suça azmettirme suçlarından sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesi suretiyle fazla ceza tayini,"
Nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. ...1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.10.2021 tarihli ve 2021/249 Esas, 2021/559 Karar sayılı kararıyla;
a. Sanık ... hakkında zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 7 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
b. Sanık ... hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 10 ay hapis ve 1.983.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluklarına,
c. Sanık ... hakkında zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçuna azmettirme eyleminden, 5237 sayılı Kanun’un 38 inci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
d. Sanık ... hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis ve 825.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluklarına,
e. Sanık ... hakkında zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçuna azmettirme eyleminden, 5237 sayılı Kanun’un 38 inci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
f. Sanık ... hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl hapis ve 1.150.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Kurum Vekilinin Temyiz Talebi
Sanıklar lehine ceza indirim maddelerinin uygulanması suretiyle eksik cezalar tayin edildiğine ilişkindir.
B. Sanık ... Müdafiinin Temyiz Talebi
Sanığın suçlara iştirak etmediğine, sanığın, mevzuata uygun şekilde mal ve hizmet alımı yaptığına, resmi belgede sahtecilik suçunun konusunu oluşturan belgelerin aldatma niteliklerinin bulunmadığına, bu itibarla atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, dolandırıcılık suçu yönünden sanığın hileli bir hareketinin bulunmadığına, dolandırıcılık suçundan hükmedilen adli para cezası miktarının çok yüksek olduğuna, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
C. Sanık ... Müdafiinin Temyiz Talebi
Sanığın, sadece kendisi tarafından imzalanması gereken belgeleri imzaladığına, sanık ...'i resmi belgede sahtecilik suçu için azmettirmediğine, dolandırıcılık suçu yönünden sanığın hileli bir hareketinin bulunmadığına, sanık hakkında beraat kararları verilmesi talebine ilişkindir.
D. Sanık ... Müdafiinin Temyiz Talebi
Sanığın, eylemlerinden pişmanlık duyarak samimi ikrarda bulunduğuna ve maddi gerçeğin ortaya çıkması konusunda yardımcı olduğuna, buna karşı cezaların teşdiden belirlendiğine, resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi gereği belirlenen oranın, diğer sanıklara nazaran, daha yüksek olduğuna, hükümlerin sanık lehine bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık ...'nun ...Büyükşehir Belediyesi Makine İkmal ve Bakım Onarım Daire Başkanlığı İkmal Şube Müdürlüğü ambarında hizmet alım ihalesi ile görevlendirilen ve Anakent İmar İnşaat Limited Şirketi kadrosunda kamusal faaliyet yürüten personel olarak İkmal Şube Müdürlüğü ambarında Fen İşleri Dairesi Başkanlığı Taşınır İşlem Kayıt Sorumlusu Aziz Cevdet Kıroğlu'nun yardımcı elemanı olarak görev yaptığı, sanık ...'nin, Giritli Makine Hidrolik-Pnomatik-Hırdavat adlı iş yerinin sahibi olduğu, sanık ...'nun Lider İş Makineleri Yedek Parça Alım Satım Bakım Onarım Ticaret Taahhüt ve Sanayi Limited Şirketinin sahibi olduğu, ...Büyükşehir Belediyesi malzemeye ihtiyaç duyduğunda 4734 sayılı Kanun'a göre doğrudan temin yolu ile hizmet ya da mal almasının gerektiği, bu kapsamda öncelikle Fen İşleri Daire Başkanlığı ilgili biriminin, genelde görevli makine mühendislerinin, ihtiyaç duyulan malzeme ismini bildirdiği ve talep fişi düzenlediği, Fen İşleri Daire Başkanlığının malzemenin nerede kullanılacağını belirterek onay aldığı, onay belgesi ve talep fişinde belirtilen mal ve hizmetin satın alınmasına ilişkin olarak fiyat araştırması için genelde talepte bulunan mühendislerin görevlendirildiği, görevli mühendis tarafından 3 ayrı firmaya boş teklif mektubu verilerek geri alınıp fiyat araştırma mektupları toplanarak fiyat araştırma tutanağı düzenlendiği, sonra alınacak mal ya da hizmet için olur verildiği, böylece malzemelerin teslim alınarak satan firmadan fatura alındığı, daha sonra da ödeme belgesinin düzenlendiği, sanık ...'nun 2010 yılından itibaren Makine İkmal Başkanlığında doğrudan temin yolu ile satın alınan evraka ait ödeme belgelerini düzenlemekle görevli olduğu, ve bilgisayarında kurulu sisteme fatura bilgilerini girdiğinde sürece ilişkin hazırlanmış olan tüm belgelerin otomatik olarak çıktığı ve bu şekilde ödeme emri belgesini düzenlediği, belgenin Fen İşleri Daire Başkanlığına gidip oradan kayıt numarası alarak daha sonra da Mali Hizmetler Hesap İşleri Şubesine gittiği, ödemenin orada yapıldığı, normal işleyişin bu şekilde olduğu, ancak sanık ...'nun, diğer sanıklar ... ve ... ile ...Büyükşehir Belediyesine karşı sahte ödeme emri belgeleri ve ödeme emri ekinde gerekli olan diğer belgeleri sahte olarak düzenleyip sanki mal ve hizmet satılmış gibi belediyeden para almak hususunda ayrı ayrı anlaştığı, yapılan anlaşmalar çerçevesinde sanık ...'nun belediyenin doğrudan temin yolu ile yaptığı mal ve hizmet alımı için gerekli olan talep fişi, onay belgesi, personel görevlendirme yazısı, fiyat araştırma mektubu, araştırma tutanağı, bedelin onaylanmasına dair onay yazısı, malların teslim edildiğine dair teslim tutanağı belgelerini kendi bilgisayarından ve önceden düzenlenmiş gerçek belgelerden yararlanmak sureti ile sahte olarak hazırladığı, hazırlamış olduğu belgelerde adları geçen belediye görevlilerinin yerine imza attığı, anlaşmaları gereği diğer sanıklar ... ve ...'nin ise iş yerleri adına kestikleri gerçekte olmayan mal ya da hizmet satımı faturaları ve kendi firmaları ile temin ettikleri diğer iki firmanın kaşeleri bulunan fiyat araştırma mektuplarını hazırlayarak sanık ...'ya getirdikleri bu şekilde ödeme emri belgesi düzenlenmesine esas tüm belgelerin hazır olduğu, sanık ...'nun en son olarak her bir fatura için ayrı ayrı ödeme emri belgesi düzenlediği, düzenlemiş olduğu ödeme emri belgesini sanıklar ... ve ...'na elden verdiği, sanıklar ... ve ...'nin ise elden aldıkları bu belgeler ile ...Büyükşehir Belediyesi Mali Hizmetler Daire Başkanlığına giderek belgeleri sundukları, sunmuş oldukları belgeler üzerinde imzası eksik olan kontrol memuru ve daire başkanının da belgede mevcut aldatma kabiliyetini haiz imzalara güvenerek söz konusu ödeme emrini imzaladıktan sonra faturalara konu miktardaki paraların sanıklar ... ve ...'nun banka hesaplarına yatırıldığı, böylece kısa süre içerisinde paranın şirket sahibi sanıklara ulaştığı, ...'nun beyanına göre sanıklar ...'nin belediyeden haksız olarak aldığı paranın 180.000- 200.000 TL lik kısmını; ...'nun ise yaklaşık 70.000 TL civarındaki parayı anlaşmaları doğrultusunda sanık ...'ya dönem dönem elden verdikleri, sanık ... tarafından 21.01.2011 - 10.08.2012 tarihleri arasında ayrı ayrı bu şekilde hazırlanan 35 ayrı ödeme emri belgesi ile Lider İş Makineleri ... Şirketi sahibi sanık ...'na Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından toplam 404.305,79 TL para ödendiği, yine sanık ... tarafından 17.12.2010 - 18.09.2012 tarihleri arasında ayrı ayrı hazırlanan 44 ayrı ödeme emri belgesi ile Giritli Makineleri ... Şirketi sahibi sanık ...'ye Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından toplam 572.813,53 TL para ödendiği, anlaşılmıştır.
2. Sanıklar ... ve ..., üzerilerine atılı suçlamaları kabul etmediklerini beyan etmişler, sanık ... ise gerek kendi yönünden gerek sanıklar Mustafa ve Hüseyin yönünden ikrara dayalı savunma yapmıştır.
3. ...Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından tanzim edilen 13.12.2012 tarih ve BLG-2012/1869 Uzmanlık Numaralı Ekspertiz Raporunun incelenmesinden;
a) 1- Ödeme emirlerinde imzaları bulunan Emine Özgül Eryiğit, Abdullah Çalık ve Ahmet Arslan'ın adlarının altına atılmış bulunan imzaların bu kişilerin eli ürünü olmasının kuvvetle muhtemel görüldüğünün tespit edildiği,
2- Belgelerde adlarının altında bulunan imzaların Dursun Aksoy, Mehmet Ekmekçi, Feridun Key ve Mustafa Çelikören'in eli ürünü olmayıp yerlerine sahte olarak atıldıklarının tespit edildiği, bu kişilerin adı altına atılan imzaların Sanık ...'nun eli ürünü olduğunun tespit edildiği,
3- Ödeme emri belgelerindeki 1 ve 2. Maddedeki şahısların eli ürünü oldukları kanaatine varılan imzalar haricindeki diğer imzalar ile Dursun Aksoy, Emine Özgül Eryiğit, Mehmet Ekmekçi, Ahmet Arslan, Abdullah Çalık, Ferudun Key ve Mustafa Çelikören isimli şahısların eli ürünü olmadıkları,
4- Ödeme emri belgelerindeki 1 ve 2. Maddedeki şahısların eli ürünü oldukları kanaatine varılan imzalar haricindeki diğer imzaların ... elinden çıktığını gösterir nitelikte uygun grafolojik bulgulara rastlanmadığı,
b) -35 adet ödeme emri belgeleri içerisindeki toplam 35 adet belgedeki Mehmet Ekmekçi adına bulunan fotokopi vaziyetteki imzalar, ayrıca "Lider İş Makineleri" antetli 001101'den 004450'ye kadar seri numaralı; 001101, 001103, 001104 ve 001105 seri numaralı sayfaları düzenlenmiş vaziyetteki sipariş defteri koçanındaki el yazıları ve imzalar ile adları geçen şahısların mukayese yazı ve imzaları arasında yapılan incelemede;
1- Sipariş defterinin 001103 ve 001105 seri numaralı koçanların sol alt kısımlarındaki teslim alan bölümlerinde karbon nüshalı yazılar ve atılı bulunan imzaların Dursun Aksoy eli ürünü olduğu,
- İncelemeye konu sipariş defterinin 001101, 001103, 001104 ve 001105 seri numaralı dip koçanlardaki diğer el yazıları ve imzaları ile Dursun Aksoy, Emine Özgül Eryiğit, Mehmet Ekmekçi, Ahmet Arslan, Abdullah Çalık, Ferudun Key ve Mustafa Çelikören'in mukayese yazı ve imzaları ile ...'nun mukayese imzaları arasında aynı şahıs eli ürünü olduklarını beyanına imkan verir nitelikte ortak kaligrafik ve grafolojik bulgulara rastlanmadığı,
2- Ödeme belgelerinde Mehmet Ekmekçi adına bulunan fotokopi vaziyetteki imzaların adı geçen şahıs eli ürünü olmayıp, adına takliden tersim edilmiş sahte imzalar oldukları,
- Belgeler üzerindeki Mehmet Ekmekçi adına sahte olarak atıldıkları kanaatine varılan imzalar ile ...'nun mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmalarda; bahse konu imzaların ... eli ürünü oldukları,
- Ayrıca; belgeler içerisindeki üst bölümlerinde sayı ve tarih haneleri kalemle doldurulmuş, ancak Mehmet Ekmekçi adına bulunan imzaların fotokopi oldukları belirlenen toplam 35 adet belgeden;
a-1/8, 2/8, 3/8 ve 4/8 rakamları ile işaretlenen belgelerdeki Mehmet Ekmekçi adına bulunan imzaların,
b-5/8, 6/8, 7/8, 8/8, 9/8, 10/8, 11/8, 12/8, 13/8, 14/7, 15/8, 16/8, 17/8 ve 18/8 rakamları ile işaretlenen belgelerdeki Mehmet Ekmekçi adına bulunan imzaların,
c-19/8, 20/8, 21/8, 22/8, 23/8, 24/8, 25/8, 26/8/, 27/8, 28/8, 29/8, 30/8, 31/8, 32/8, 33/8, 34/8 ve 35/8 rakamları ile işaretlenen belgelerdeki Mehmet Ekmekçi adına bulunan imzaların, Kendi aralarında birebir örtüştüğü, dolayısıyla a, b ve c'de belirtilen belgelerdeki anılan imzaların üç ayrı kaynaktan (belgeden) kopya edilmek suretiyle oluşturulan belgeler oldukları,
Hususlarının belirtildiği anlaşılmıştır.
3. ...Büyükşehir Belediyesi Mali Hizmetler Daire Başkanlığına ait 10.10.2012 tarih ve 1832 sayılı yazılarının incelenmesinden;
- 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında 22 d maddesinde belirtilen doğrudan temin yöntemi ve diğer ihale usulleri ile alınan mal ve hizmet karşılığında hak sahiplerine yapılacak ödemelerde genel kuralın defaten ödenmesi olduğu, ancak; kurumda yeterli paranın olmadığı durumlarda fatura bedelleri oran belirlenmeksizin kısmi olarak ilgililerin banka hesap numaralarına belediye hesabından havale yapılmak suretiyle ödendiği,
- Giritli Makine unvanlı firma sahibi ...'ye 2011 ve 2012 yıllarında fatura bedellerine karşılık yapılan havaleler zaman zaman defaten paranın yeterli olmadığı zamanlarda da kısmi ödemeler şeklinde banka hesabına havale yapılmak suretiyle ödendiği,
- ...'nun Makine İkmal Bakım Onarım Dairesi Başkanlığının hizmet alımı ihalesi kapsamında şirket elemanı olup İkmal Şube Müdürlüğü ambarında Fen İşleri Dairesi Başkanlığı Taşınır İşlem Kayıt Sorumlusu Aziz Cevdet Kıroğlu'nu yardımcı elemanı olarak görev yaptığı,
Bildirilmiştir.
4. Vakıfbank TAO ...Sanayi Şubesine ait 02.07.2013 tarihli ve 583 sayılı yazı ve ekindeki sanık ...'ya ait hesaba, Lider İş Makineleri Yedek Parça Şirketi de dahil olmak üzere farklı tarihlerde sanığın hesabına 500,00 -15.000,00 TL arasında değişen miktarlarda EFT yapıldığı anlaşılmıştır.
5. ... Ticaret ve Sanayi Odasına ait 08.10.2012 tarih ve 13882 sayılı yazının incelenmesinden, Giritli Makine Hidrolik Pnomatik Hırdavat-... adına oda kayıtlarında rastlanmadığı hususlarının belirtildiği anlaşılmıştır.
6. ...3. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2013/247 Esas sayılı dava dosyasının, katılan ... tarafından 10.04.2013 tarihli dilekçe ile ...4. İcra Müdürlüğüne ait 2012/9350 sayısı ile yapılan takibe Lider İş Makinaları Yedek Parça Alım Satım Bakım Onarım Ticaret Taahhüt ve Sanayi Limited Şirketinin yapmış olduğu vaki itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesi talepli olduğu, mahkemece ön inceleme hazırlık safhasının tamamlandığı ve ön inceleme aşamasına geçmeye karar verildiği anlaşılmıştır.
7. ... Hukuk Müşavirliği'nin 08.06.2021 tarihli yazı cevabından yargılamaya konu 41 madde halinde tespit olunan sanık ...'ye ödemeye dayanak olan mal ve malzemelerin belediye ambarına teslim edildiğine dair hiçbir bilgi ve belge bulunmadığı mal ve malzemelerin teslim alınmadığı belediye birimlerine ait hiçbir yerde kullanıma verilmediği, yargılamaya konu 35 madde halinde tespit olunan sanık ...'na ödemeye dayanak olan mal ve malzemelerin belediye ambarına teslim edildiğine dair hiçbir bilgi ve belge bulunmadığı mal ve malzemelerin teslim alınmadığı belediye birimlerine ait hiçbir yerde kullanıma verilmediğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
8. Sanıkların güncel adlî sicil kayıtları, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.
IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, katılan Kurum vekili ve sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ...1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.10.2021 tarihli ve 2021/249 Esas, 2021/559 Karar sayılı kararında katılan Kurum vekili ve sanıklar müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.02.2024 tarihinde karar verildi.
Diğer kararlar (4)
2. Ceza Dairesi, 2023/19169 E., 2023/4063 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.03.2016 tarihli ve 2016/232 Esas sayılı iddianamesiyle sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan mağdurun evinin panjur ve sinekliğine zarar vererek eve girip hırsızlık yaptıkları iddiasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 151, 38, 53 ve 63. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.
2. Ceza Dairesi 2023/19169 E. , 2023/4063 K.
"İçtihat Metni"
...
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/272 E., 2016/635 K.
...
SUÇ : Mala zarar verme
İNCELEME KONUSU
KARARLAR : Mahkûmiyet, temyizin reddi
...
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Seydişehir Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.03.2016 tarihli ve 2016/232 Esas sayılı iddianamesiyle sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan mağdurun evinin panjur ve sinekliğine zarar vererek eve girip hırsızlık yaptıkları iddiasıyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 151, 38, 53 ve 63. maddeleri uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.
Seydişehir Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli ve 2016/272 Esas, 2016/635 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında mala zarar verme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 151, 38/2, 168/2, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca sanık ... hakkında aynı Kanun'un 151, 38/2, 168/2, 62 ve 50/1-a maddeleri uyarınca 1.320,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği, sanıklar müdafilerinin kararı temyiz etmeleri üzerine Seydişehir Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.07.2016 tarihli ve 2016/272 Esas, 2016/635 Karar sayılı ek kararı ile verilen cezaların kesin olması nedeniyle temyiz istemlerinin reddine karar verildiği anlaşılmış, Mahkemece sanık ... hakkında verilen kararın kesin olması nedeniyle 28.06.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği belirtilmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/1. maddesi uyarınca, 08.02.2023 tarihli ve 2021/9994 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.03.2023 tarihli ve KYB-2023/20470 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.03.2023 tarihli ve KYB-2023/20470 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre,
1-Sanıkların, mağdura ait suça konu televizyonun bulunduğu evi, suça sürüklenen çocuklara gösterip, araç içerisinde evin yan tarafında suça sürüklenen çocukları bekledikleri, suça sürüklenen çocukların da eve girerek televizyonu çalıp, sanıkların beklemekte olduğu arabaya geldikleri, karşılığında 20.00’şer Türk lirası para almaları şeklinde gerçekleşen somut olayda, failliğin şerikliğe nazaran önceliği prensibi uyarınca, sanıkların, şerik olmayıp fail oldukları ve eylemleri ile tipikliğin objektif ve subjektif unsurlarını gerçekleştirdikleri, bu hâliyle diğer suça sürüklenen çocuklar ile birlikte, fikir ve eylem birliği içerisinde, suçlara doğrudan katıldığı gözetilmeden haklarında 5237 sayılı Kanun'un 37/1. maddesi yerine hatalı uygulama ile 5237 sayılı Kanun'un 38/2. maddesi uyarınca uygulama yapılarak fazla ceza tayin edilmesi suretiyle hüküm kurulmasında,
2-6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Yasalarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 2. maddesinde yer alan “bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar hapis cezasından çevrilenler hariç olmak üzere sonuç olarak belirlenen üç bin Türk lirası dâhil adlî para cezasına dair mahkûmiyet hükümlerine karşı temyiz yoluna başvurulamaz” şeklindeki hüküm karşısında, sanık hakkında hapis cezasından çevrili 1.320,00 Türk lirası adlî para cezasından ibaret olan mahkûmiyet hükmünün temyiz yeteneği bulunduğu hâlde, miktar itibarıyla kararın kesin nitelikte olduğundan bahisle reddine karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.
2.Sanık ... hakkında Seydişehir Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2016 tarihli kararıyla mala zarar verme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 151, 38/2, 168/2,62 ve 50. maddeleri uyarınca 1.320,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği. kararı sanık müdafiinin temyiz etmesi sonucu Seydişehir Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.07.2016 tarihli kararı ile verilen cezanın kesin olması nedeniyle reddine karar verildiği ancak 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Yasalarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 2. maddesinde yer alan “bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar hapis cezasından çevrilenler hariç olmak üzere sonuç olarak belirlenen üç bin Türk lirası dâhil adlî para cezasına dair mahkûmiyet hükümlerine karşı temyiz yoluna başvurulamaz” şeklindeki hüküm karşısında, sanık hakkında hapis cezasından çevrili 1.320,00 TL adlî para cezasından ibaret olan mahkûmiyet hükmünün temyiz yeteneği bulunduğu hâlde, miktar itibarıyla kesin nitelikte olduğundan bahisle reddine karar verilmesinin yanlış olduğu, henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu sanık ... hakkında mala zarar verme suçundan Seydişehir Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2016 tarihli hükmün 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 305 vd. maddeleri uyarınca temyiz yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
3. 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Yasalarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. maddesi ile değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’a eklenen geçici 2. maddesinde yer alan “bölge adliye mahkemeleri faaliyete geçinceye kadar hapis cezasından çevrilenler hariç olmak üzere sonuç olarak belirlenen üç bin Türk lirası dâhil adlî para cezasına dair mahkûmiyet hükümlerine karşı temyiz yoluna başvurulamaz” şeklindeki hüküm karşısında, sanık ... hakkında hapis cezasından çevrili 1.320,00 TL adlî para cezasından ibaret olan mahkûmiyet hükmünün temyiz yeteneği bulunduğu hâlde, miktar itibarıyla kararın kesin nitelikte olduğundan bahisle reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
4. 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (d) bendinin ilgili bölümünün “... daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.
5. Sanık ...'ın mağdura ait suça konu televizyonun bulunduğu evi, suça sürüklenen çocuklara gösterip, araç içerisinde evin yan tarafında suça sürüklenen çocukları beklediği, suça sürüklenen çocukların da eve girerek televizyonu çalıp, sanığın beklemekte olduğu arabaya geldikleri, karşılığında 20.00’şer TL para almaları şeklinde gerçekleşen somut olayda, failliğin şerikliğe nazaran önceliği prensibi uyarınca, sanık ...'ın şerik olmayıp fail olduğu ve eylemleri ile tipikliğin objektif ve subjektif unsurlarını gerçekleştirdiği, bu hâliyle diğer suça sürüklenen çocuklar ile birlikte, fikir ve eylem birliği içerisinde, suçlara doğrudan katıldığı gözetilmeden hakkında 5237 sayılı Kanun'un 37/1. maddesi yerine hatalı uygulama ile 5237 sayılı Kanun'un 38/2. maddesi uyarınca uygulama yapılarak fazla ceza tayin edilmesi suretiyle hüküm kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1.Gerekçe bölümünün (1) ve (2) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği sanık ...'ın mala zarar verme suçundan Seydişehir Asliye Ceza Mahkemesinin 28.06.2016 tarihli hükmü için tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE,
2.Gerekçe bölümünün (4) ve (5) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, sanık ... için Seydişehir Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli ve 2016/272 Esas, 2016/635 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesinin (d) bendi uyarınca bozma nedeninin daha hafif bir cezayı gerektirdiği belirlendiğinden;
“Sanığın mala zarar verme suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 151. maddesi uyarınca belirlenen 120 gün adli para cezasından 5237 sayılı Kanun’un 168/2. maddesi gereği 1/2 oranında indirim yapılarak 60 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Kanun'un 62/1. maddesi gereği 1/6 oranında indirim uygulanarak 50 gün adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Kanun'un 52/2. maddesi uyarınca günlüğü takdiren 20,00 Türk Lirasından 1.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına, hukuka aykırılığın bu şekilde giderilmesine, infazın belirlenen şekilde yapılmasına, kararın diğer kısımların aynen bırakılmasına,”
3.Gerekçe bölümünün (3) numaralı bendinde açıklanan nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, sanık ... hakkında verilen 26.07.2016 tarihli ve 2016/272 Esas, 2016/635 Karar sayılı ek kararın 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4 maddesinin (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Ceza Genel Kurulu, 2022/553 E., 2023/330 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var1- İzmir (Kapatılan) 10. Ağır Ceza2-Denizli 1. Ağır Ceza
Ceza Genel Kurulu 2022/553 E. , 2023/330 K.
"İçtihat Metni"
İtirazname No : 2021/23795
MAHKEMESİ : 1- İzmir (Kapatılan) 10. Ağır Ceza2-Denizli 1. Ağır Ceza
SAYISI : 1-22-34
2-54-38
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İzmir (Kapatılan) 10. Ağır Ceza Mahkemesince sanık H.. Ö..’in suç örgütü kurma ve yönetme suçundan 5237 sayılı TCK’nın 220/1, 220/3, 53, 58. maddeleri uyarınca 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasıyla, mağdur G.. K..'a yönelik eylemi nedeniyle nitelikli yağma suçundan TCK’nın 220/5. maddesi yollamasıyla TCK'nın 149/1-c-d-f-g, 53, 58. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezasıyla, mağdur B.. D..'e yönelik eylemi nedeniyle nitelikli yağma suçundan TCK’nın 220/5. maddesi yollamasıyla TCK'nın 149/1-c-f-g, 35/2, 53, 58. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezasıyla, mağdur ...e yönelik eylemi nedeniyle nitelikli yağma suçundan TCK’nın 220/5. maddesi yollamasıyla TCK'nın 149/1-c-f-g, 53, 58. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezasıyla, mağdur M.. A..'ya yönelik eylemi nedeniyle nitelikli yağma suçundan TCK’nın 220/5. maddesi yollamasıyla TCK'nın 149/1-c-f-g, 53, 58. maddeleri uyarınca 12 yıl hapis cezasıyla, mağdur ...e yönelik eylemi nedeniyle kasten yaralama suçundan TCK’nın 220/5. maddesi yollamasıyla TCK'nın 86/1, 53, 58. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezasıyla, katılan B.. O..'a yönelik eylemi nedeniyle nitelikli yağma suçundan TCK’nın 149/1-c-f-g, 35/2, 53, 58. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezasıyla, mağdur H.. C..'a yönelik eylemi nedeniyle nitelikli yağma suçundan TCK’nın 220/5. maddesi yollamasıyla TCK’nın 149/1-a-c-f-g, 53, 58. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezasıyla, maktul G.. D..'i tasarlayarak kasten öldürme suçundan TCK’nın 38/1 ve 220/5. maddeleri yollamasıyla TCK'nın 82/1-a, 53, 58. maddeleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına; sanık E.. V..'ın suç örgütüne üye olma suçundan TCK’nın 220/2, 220/3, 53, 58. maddeleri uyarınca 4 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla, maktul G.. D..'i tasarlayarak kasten öldürme suçundan TCK’nın 37/1. maddesi yollamasıyla TCK'nın 82/1-a, 53, 58. maddeleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına; sanık M.. M..'nin suç örgütüne üye olma suçundan TCK’nın 220/2, 220/3, 53, 58. maddeleri uyarınca 4 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasıyla, maktul G.. D..'i tasarlayarak kasten öldürme suçundan TCK’nın 37/1. maddesi yollamasıyla TCK'nın 82/1-a, 53, 58. maddeleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına; hak yoksunluklarına ve cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin hükümlere yönelik sanıklar ve müdafileri tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 04.11.2014 tarihli ve 3733-4875 sayılı kararı ile; sanık H.. Ö.. hakkında suç örgütü kurma ve yönetme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile buna bağlı olarak TCK’nın 220/5. maddesi yollamasıyla kurulan kasten yaralama ve nitelikli yağma suçlarından, sanıklar E.. V.. ve M.. M.. hakkında suç örgütüne üye olma suçundan kurulan hükümlerin onanmasına; sanıklar H.. Ö.., E.. V.. ve M.. M.. hakkında maktul G.. D..’i öldürme suçundan kurulan hükümlerin ise; itiraz kapsamı dışında kalan suç örgütü yöneticileri Ü.. Ö.. ve M.. B..’ın azmettirmesiyle itiraz kapsamı dışında kalan örgüt üyeleri M.. H.. ve M.. P.. tarafından gerçekleştirilen öldürme eyleminin aslında katılan B.. O..’a yönelik tasarlandığı hâlde yanlışlıkla arkadaşı G.. D..’in öldürüldüğü, bu nedenle olayda gerçekleşen ‘’hata’’ nedeniyle sanıklar hakkında fiilin tasarlanarak işlenmiş olmasına dayanılarak ağırlaştırıcı nedenin uygulanmasının mümkün bulunmadığı cihetle bu maktüle yönelik eylem nedeniyle kurulan hükümlerin bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesince 30.01.2020 tarihli ve 54-38 sayı ile; sanıklardan H.. Ö..’in maktul G.. D..’e yönelik eylemi nedeniyle TCK'nın 30/2, 38/1 ve 220/5. maddeleri yollamasıyla TCK'nın 81, 53 ve 58. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezasıyla, sanıklar E.. V.. ve M.. M..’nin ise TCK'nın 37/1. maddesi yollamasıyla TCK'nın 81, 53 ve 58. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin hükümlerin; sanıklar müdafileri ile Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 10.03.2022 tarih ve 10068-1769 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 08.06.2021 tarihli ve 23795 sayılı birinci itirazında; '' İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250.Madde ile Görevli) 21/08/2008 tarih, 2008/54 Soruşturma, 2008/28 Esas ve 2008/17 İddia sayılı iddianamesinde 'Denizli ili ve çevresinde 'Öterler grubu olarak belirtilen suç örgütüne yönelik İzmir CMK 250.Madde ile görevli nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi üyeliğinden 12/01/2007 tarihi ile 30/10/2007 tarihleri arasındaki zaman diliminde telekomünikasyon yolu ile iletişimin dinlenip tespiti ve kayda alınmasına, sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ve adı geçen suç örgütü yöneticisi ve üyelerinin çeşitli tarihler arasında teknik araçlarla gizli olarak izlenmesine, ses ve görüntü kayıtlarının alınmasına yönelik kararlar alınarak yürütülen soruşturma sonucu elde edilen deliller ışığında' denildikten sonra 'Örgüt Liderleri ve Yönetim Kadrosundan Olanlar' başlığı altında sanık H.. Ö..'le ilgili olarak 'Aynı örgütün Ü.. Ö.. ile birlikte yönetimini üstlenmiştir. Örgütün mali kanadından sorumlu olup, Denizli Finans isimli iş yerini örgütün yöneticilerinden olan ... ile birlikte işletir. Örgütün kurucu ve yöneticisi konumundadır. Örgüt içerisinde Abi olarak adlandırılır' şeklindeki tanımlama ile birlikte diğer örgüt kurucu, yönetici ve üyeleri hakkında bilgi verildikten sonra, işlenen suçlar ayrı ayrı anlatılıp, sanıklar hakkında, suç örgütü kurma ve yöneticiliğini yapma, suç örgütüne üye olma, kasten öldürme, tasarlayarak öldürme ve bu suça azmettirme, yağma ve bu suça teşebbüs, mala zarar verme, kasten yaralama, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, genel güvenliği kasten tehlikeye sokma, olası kastla yaralama, 6136 sayılı Yasaya muhalefet, tehdit ve suçluyu kayırma suçlarından dava açılmıştır.
Yapılan yargılama sonunda, İzmir (Kapatılan) 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.02.2012 tarih, 2008/22 (E), 2012/34 (K) sayılı ilamıyla, sanık H.. Ö.. hakkında diğer suçlar hakkında verilen mahkumiyet ve beraat kararları dışında, yukarıda 'Konunun Takdimi' başlığı altındaki 8 ayrı suçtan mahkumiyet kararı verilmiştir.
Gerekçeli kararın 329.sayfasında 'Tutanak, Rapor, Kroki ve Belgeler' başlığından sonra devam eden sayfalarda sanık H.. Ö..'in, E.. E.., ..... adlı şahıs ve .....arasındaki dinleme kayıtları içeriklerine yer verildikten sonra, 410. sayfadaki 'Suç İşlemek İçin Örgüt Kurmak, Örgüte Üye Olmak ve Suç Örgütüne Yardım etmek Suçları İle İlgili Yapılan değerlendirme' başlığı altındaki 412. sayfasında sanık H.. Ö..'in örgüt yöneticisi olarak mahkumiyetine gerekçe olarak, 'suç örgütü lideri Ü.. Ö..'in, örgüt yöneticisi H.. Ö..'in isminin öne çıkarılmayıp gizli tutulması yönündeki emir ve talimatlarına, H.. Ö..'in de genel olarak telefonla konuşmayı tercih etmemesine rağmen yukarıda safya 323'te E.. E.., ..... ve özellikle sayfa 331'de ..... ile 'Telefonda konuşulacak şeyler değil bunlar, yani...' şeklindeki tutum ve davranışını doğrulayan bir konuşma olması bakımından dikkat çekici bulunmuş, yine aynı sanığın sayfa 333, 334, 335'te ..... ile, sayfa 335, 336'da....., ...dlı şahısla, sayfa 350 ve 351'de ....ile yaptığı telefon konuşma içeriklerinden anlaşıldığı gibi bu şahıs ile birlikte, yine aynı şekilde dosyada daha fazla sayıda telefon görüşmesi olan sanık M.. B..'ın da dosyadaki tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi yapıldığında örgüt yöneticisi oldukları mahkememizce değerlendirilmiş ve kabul edilmiştir. İtirafçı sanıkların daha sonraki aşamalarda bu itiraflarından dönmeleri, suç örgütünün yargılama sırasında dahi korkutucu gücünün devam ettiğini göstermektedir. Her ne kadar sanık H.. Ö.. bazı olayların gerçekleştiği tarihlerde cezaevinde ise de, suç örgütünde yönetici olarak gücünün devam ettiği, ziyaretine gelen örgüt mensupları aracılığı ile emir ve talimatlar vererek örgütsel faaliyetini sürdürdüğü anlaşılmıştır" denilmiştir.
1-Sanık H.. Ö.. hakkında 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme' suçundan dayanılan delillerin sanığın mahkumiyetine yeterli olmayıp suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı ve buna bağlı olarak TCK'nin 220/5.maddesi yollamasıyla mahkumiyetine karar verilen 'mağdur B.. D..’e karşı yağma', 'mağdur ...’e karşı yağma', 'mağdur ...’i kasten yaralama', 'mağdur M.. A..’ya karşı yağma' ve 'mağdur ......’a karşı yağma' suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına ilişkin olarak;
Suç işlemek için örgüt kurma suçunu düzenleyen 5237 sayılı TCK'nin 220. maddesine göre kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar ve yönetenlerin, aynı maddenin 5. fıkrasına göre de, örgüt yöneticilerinin örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Kanunun aradığı anlamda bir örgütün varlığından söz edebilmek için en az 3 kişinin suç işlemek amacıyla hiyerarşik bir ilişki içerisinde, amaç suçları işlemeye elverişli araç ve gereçlere sahip olarak biraraya gelmesi, örgütü yöneten kimselerin de örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde örgüt amacına uygun biçimde işleyişi sağlaması ve örgüt üyelerine görev verip örgütü yönetmesi, bu bağlamda amaç suçun gerçekleştirilmesi için kişileri organize ederek örgütsel disiplin içerisinde hiyerarşiyi sağlaması, emirlerinin de sorgulanmaması gerekmektedir.
Sanık ...aşamalardaki beyan ve savunmalarında, sanık...'in kardeşi olduğunu, ancak onunla zaman zaman özel sebepler yüzünden konuşmadıklarını, bazı suçların işlendiği tarihlerde cezaevinde olduğunu, sırf sanık...'in kardeşi olduğu için kendisinin örgüt yöneticisi olduğundan bahisle bir sürü suç yüklendiğini, örgüt üyesi olduğu iddia edilen kişilerin büyük çoğunluğunu tanımadığını, örgütle ve işlenen suçlarla bir ilgisinin ve bağlantısının bulunmadığını söyleyerek ve dinleme kayıtlarında geçen konuşmaların hangi hususlara ilişkin olduğunu anlatarak bütün suçlamaları reddetmiştir.
Yetmişten fazla sanığın yargılandığı davada, suç örgütü liderleri sanıklar Ü.. Ö.. ve M.. B.. ile örgüt üyeliğinden mahkum olan veya beraat eden sanıkların beyan ve savunmalarında, sanık ...'in suç örgütü adına talimat verdiğinden, örgüt yöneticisi olduğundan veya örgüt adına işlenen bir eyleme katıldığından bahsettikleri vaki değildir.
Gerekçede, sanığın bazı suçların işlendiği tarihlerde cezaevinde ise de ziyaretine gelen örgüt mensupları aracılığı ile emir ve talimatlar vererek örgütsel faaliyetini sürdürdüğü belirtilmesine rağmen, dosyada bulunan cezaevi kayıtlarına göre, hiç bir örgüt üyesinin ziyaretçi kaydının bulunmadığı, ziyaretine gelenlerin sanığın avukatı ile hakkında örgüt üyeliğinden dava bulunmayan bir kaç kişi ve sanığın kardeşi olan...'den ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Ü.. Ö..'in de, sanığın kardeşi olması itibariyle ziyaretin aleyhe yorumlanamayacağı izahtan varestedir.
Sanık H.. Ö.. "Denizli Finans" adında bir şirketin ... ile birlikte sahibi ve ortağıdır. ... hakkında da suç örgütüne üye olmaktan dava açılmış, ancak beraat kararı verilerek hakkındaki beraat hükmü kesinleşmiştir.
Mahkeme gerekçesinde, sanık hakkında başkaca bir delil bulunmadığından özelikle usulüne uygun olarak alınan dinleme kayıtlarına dayanılmıştır. Bu dinleme kayıtlarına göre, sanığın, örgüt lideri ve diğer yönetici sanık ile tespit edilmiş bir dinleme kaydı mevcut değildir. Sanığın dinleme kayıtlarında görüştüğü ve kayıt altına alınan konuşmalar, ......adlı şahıs ve...arasındadır. Bu kişilerden ...sanığın avukatı olup, görüşme kaydının içeriği, hacze gidilen bir yerde alacağın tahsiline ilişkin olduğunu düşündürmektedir.......adlı şahıs ve...hakkında örgüt üyeliğinden açılmış bir dava bulunmayıp, mevcut konuşmalar suç örgütüyle bir bağlantısı olduğunu düşündürecek içeriklere sahip değildir. Gerekçede, sanık ile ...arasında geçen konuşmadaki 'Telefonda konuşulacak şeyler değil bunlar, yani...' ibaresinden önceki, 'Tabi iyi olur yani, ben bir şey anlamıyorum' şeklindeki ifadeden, sanığın anlatılan konuyu tam olarak anlayamadığından yüz yüze görüşmesi gerektiği sonucunun çıkacağı halde, bu husus yorum yoluyla sanığın aleyhine değerlendirilmiştir. Dinleme kayıtlarında adı geçen E.. E.., örgüt üyeliğinden mahkumiyeti bulunan tek kişidir. Ancak konuşma içeriği değerlendirildiğinde, bir işle ilgili çıkan sorunun çözümüyle ilgili olarak sanığın 'E, ben şimdi oraya gelsem ne yapcam, eee, Alara durmuyo da ağlayıp duruyor, dükkana getirmişler' şeklindeki ifadesi karşısında, konuşmanın örgüt yöneticiliği ile bir ilgisinin olmadığı anlaşılmaktadır.
Sanığın mahkum olduğu yukarıda bahsedilen hükümlerin onanarak kesinleşmesinden sonra, bozma üzerine sanık hakkında, maktuller A.. D.., M.. A.. ve G.. D..'e yönelik öldürme suçlarından Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/54 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasında, sanığın mahkum olduğu suç tarihlerinde görev yapan kamu görevlileri N.. G.., ... ve ... tanık olarak dinlenmişlerdir. Bu tanıklardan ... Denizli İl Merkez Jandarma Komutanlığında merkez ilçe adli kolluk sorumlusu olarak yüzbaşı, N.. G.. Denizli İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde kıdemli başçavuş ve ... de Denizli Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğünde emniyet mensubu olarak görev yapmışlardır.
Tanık ... beyanında, 2002 yılı Temmuz ayından 2007 yılı Temmuz ayına kadar Denizli İl Merkez Jandarma Komutanlığında merkez ilçe adli kolluk sorumlusu olarak yüzbaşı rütbesiyle çalıştığını, 7-8 ay Denizli’de bulunan çıkar amaçlı suç örgütlerini takip ettiklerini, 4422 sayılı Yasa kapsamında İzmir Özel Yetkili Mahkemeden alınan kararlar gereğince suç örgütlerinin telefon dinlemesi ve fiziki takip işlemleri yapıldığını, yaptıkları soruşturmalarda sanık H.. Ö..’le ilgili herhangi bir delil ya da bulguya rastlayamadıklarını, kendisiyle yaptığı şahsi görüşmede de suç örgütü lideri vasıflarını taşımadığı kanaati oluştuğunu, zira silah taşımadığını, kız çocuğunu okula bizzat sanığın kendisinin götürüp getirdiğini, suç örgütü lideri konumunda olan bir kişinin bu tür şeyleri yapmasının kendilerine göre doğal olmadığını söylemiştir.
Tanık N.. G.. beyanında, sanıkların bir çoğunu ismen ya da yaptıkları soruşturma ve takipler nedeniyle tanıdığını, sanıklardan H.. Ö..’i özellikle yakından tanıdığını, görev yaptığı süre içerisinde herhangi bir suç örgütüne üye olduğunu ya da çıkar amaçlı bir suç örgütünün faaliyetleri kapsamında bir suç işlediğini görmediğini, Ü.. Ö..'in takip ettikleri örgütün lideri olduğunu, Ü.. Ö..’i takip etmeleri nedeniyle sanık ...'i de dolaylı olarak takip ettiklerini, yaptıkları çalışmalarda herhangi bir suç örgütüyle bağını tespit edemediklerini, kendisini suç örgütü olduğu ileri sürülen kişilerle herhangi bir ortamda görmediğini ifade etmiştir.
Tanık ... beyanında, 2005-2006 yıllarında Denizli Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğünde saha sorumlusu olarak görevli olduğunu, örgüt elemanlarını takip ederken H.. Ö.. isimli şahsın grup elemanlarıyla hiçbir zaman bir yere gidip geldiğini, bu şahısların kullandıkları araçlara bindiğini, bunlarla bir irtibatının bulunduğunu görmediğini, kendi aracıyla kendi kafelerine ve eşinin dükkanına gidip geldiğini, fiziki olarak gözlemi itibariyle H.. Ö..’in örgüt lideri gibi davrandığını da görmediğini belirmiştir.
Örgüt lideri Ü.. Ö.. ve örgüt yöneticisi M.. B.. hakkında TCK'nin 220/5.maddesi yollamasıyla veya doğrudan işledikleri 8 ayrı suçla (L.. E..'e yönelik nitelikli yağma ve mala zarar verme, R.. T..'a yönelik nitelikli yağma, S.. A..'a yönelik hürriyetinden yoksun kılma ve kasten yaralama, Mehmet Akşin'e yönelik nitelikli yağma, E.. Y..'a yönelik nitelikli yağma, U.. K..'a yönelik nitelikli yağma) ilgili dava ve mahkumiyet kararı bulunduğu halde, aynı örgütün yöneticisi olduğu iddia edilen sanık H.. Ö.. hakkında açılan bir dava ve mahkumiyet kararı dahi bulunmamaktadır.
Ceza hukukunun amacı maddi gerçeği hiç kuşkuya meydan bırakmadan bulmaktır. Küçük bir şüphenin bulunduğu bir yerde mahkumiyet hükmünün kurulması beklenemez.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.11.2009 tarih ve 2009/8-122-2009/266 sayılı kararında belirtildiği üzere 'ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan 'in dubio pro reo' yani kuşkudan sanık yararlanır kuralı uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde ceza yargılamasında mahkumiyet, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Adli hataların önüne geçilmesinin tek yolu budur.'
Yüksek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun bu içtihadı ışığında değerlendirme yapıldığında, sanık ...'in hiç bir aşamada suçlamaları kabul etmeyip, sırf sanık...'in kardeşi olması nedeniyle kendisinin örgüt yöneticisi olduğundan bahisle bir sürü suç yüklendiğini savunması, çok sayıda sanığın yargılandığı davada, suç örgütü liderleri sanıklar Ü.. Ö.. ve M.. B.. ile örgüt üyeliğinden mahkum olan veya beraat eden sanıkların beyan ve savunmalarının hiç bir yerinde, sanık ...'in, örgütle bağı bulunduğuna suç örgütü adına talimat verdiğine, örgüt yöneticisi olduğuna veya örgüt adına işlenen bir eyleme katıldığına dair bir ifadenin bulunmaması, sanığın örgüt yöneticisi olduğuna dair tek delil olarak kabul edilen dinleme kayıtlarında şüpheyi ortadan kaldıracak tam ve kesin bir ifadeye rastlanmaması, bozma kararı sonra yapılan yargılama sırasında beyanlarına başvurulan kolluk görevlisi olan kamu tanıkları N.. G.., ... ve ...'in, çıkar amaçlı suç örgütlerine yönelik yaptıkları çalışmalar sırasında sanık ...'in suç örgütü yöneticisi olduğuna dair hiç bir delil ve bulguya rastlamadıklarını, aksine sanığın örgüt yöneticisi gibi davranmadığını gözlemlediklerini söylemeleri karşısında, sanığın suç örgütü kurma ve yönetme suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından hakkındaki kuşkunun tam olarak giderilemediği, dinleme kayıtlarının yorumlanarak varsayıma dayalı karar verilemeyeceğinden 'şüphe sanık lehinedir' ilkesine göre beraat kararı verilmesi gerektiği, bütün bu yönleriyle, hakkında şüphe tam olarak giderilemeyen sanık H.. Ö.. hakkındaki 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme' ve buna bağlı olarak TCK'nin 220/5.maddesi yollamasıyla 'mağdur B.. D..’e karşı yağma', 'mağdur ...’e karşı yağma', 'mağdur ...’i kasten yaralama', 'mağdur M.. A..’ya karşı yağma' ve 'mağdur Hasan Cambaz’a karşı yağma' suçlarından verilen mahkumiyet kararlarının bozulmasına karar verilmesi gerekirken onanmasına karar verilmesinin, usul ve Yasaya aykırı olduğu düşünüldüğünden itiraz yoluna gidilmesi zorunluluğu doğmuştur.
2-Sanık H.. Ö.. hakkında B.. O..'a yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan kurulan hükümle ilgili olarak;
Mahkemece kabul edilen oluşa göre; kayınbabasından işleri devralan katılan ... ...'ın, icra takiplerinde tahsil edilen paralar nedeniyle avukat İ.. K..'ten 120.000 TL alacaklı olduğu, avukat İlker'in bu borcu azaltmak ve kendisine karşı yapılacak icra takibini önlemek için E.. E.. vasıtası ile H.. Ö..'le konuştuğu, sonradan İ.. K..'in, kardeşi Hasan Kiriş ve E.. E..'la birlikte katılan ... ...'ın yanına giderek borcun 30.000 TL'sinin H.. Ö.. tarafından kullanıldığı, 86.000 TL'sinin İlker tarafında ödeneceği söylendikten sonra 'Bu olaya artık Ü.. Ö.. el attı, teklifi kabul et' dedikleri, teklifin kabul edilmediği, sanıklar M.. B.. ve E.. V..'ın, kendisini Ü.. Ö..'in çağırdığını, gelmezse kafasına sıkılacağını söylemeleri üzerine, katılan ...'in, yanına G.. D..'i de alarak Denizli Çamlık'taki Gözde Pastanesine giderek Ü.. Ö.., E.. V.. ve...'la görüştüğü, buradaki konuşma sırasında katılana, avukat İlker'in borcunun bir kısmının H.. Ö..'e harcandığını söyleyerek alacağından indirim yapmasını istedikleri, katılan yine teklifi kabul etmeyince 'o zaman görüşürüz, iyi olmaz, kafana sıkılır' diyerek tehdit ettikleri, katılanın bu tehdit ve baskılara rağmen icra takibine devam etmesi üzerine Ü.. Ö.., O.. K.. ve ...'in katılana ait otoparka giderek katılan ...'i takip etmeye başladıkları, yine 6 kişi ile birlikte otoparka gelerek Cemal adındaki kişiye 'ona göstereceğiz' şeklinde tehdit içeren sözler sarf ettikleri, katılan ...'in buna rağmen icra takibine devam ederek alacağın 30.000 TL'lik kısmını tahsil ettiği, geri kalan kısımla ilgili icra takibinin devam ettiği şeklindedir.
Bu kabul ve oluşa göre, sanık H.. Ö.. hakkında, diğer sanıklar Ü.. Ö.., M.. B.., E.. V.., ..., ... ve O.. K.. ile birlikte, 2007 yılı içinde katılan ... ...'a yönelik tehditlerle suç örgütünün oluşturduğu korkutucu güçten yarar sağlamak amacıyla yağma suçunu işlediğinden bahisle 5237 sayılı TCK'nin 149/1-c-f-g, 35/2, 53, 58. maddeleri uyarınca mahkumiyet kararı verilmiştir. Buradan da anlaşılacağı üzere, sanık hakkındaki bu mahkumiyet hükmü, TCK'nin 220/5.maddesi yollamasıyla değil, katılan ... ...'ın gerekçeli kararın 283.sayfasında yazılı beyanlarına dayanılarak ve doğrudan işlendiği kabul edilerek kurulmuştur.
Katılan ... ...'ın beyanlarından, sanık ...ile katılan arasında, avukat İ.. K..'in borcu nedeniyle paranın tahsili konuşunda doğrudan bir konuşma ve görüşme olmadığı, hatta sanık ...'in cereyan eden bu olaylar sırasında cezaevinde olduğu, ancak onun adı kullanılarak tehditle katılanın alacağının bir kısmından vazgeçirilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır. UYAP kayıtlarına göre, sanık ...'in 24/11/2006 ve 11/11/2007 tarihlerinde başka suçlardan tutuklama kaydının bulunması ve katılanın bu yöndeki beyanları karşısında, olayların cereyanı sırasında sanığın tutuklu olarak cezaevinde bulunduğu doğrulanmaktadır.
Sanığın yağmaya teşebbüs suçunu işlediğinin kabulü için TCK'nin 37, 38 veya 39.maddesi kapsamında dosyaya yansıyan bir eyleminin somut olarak ortaya konulması gerekmekte olup, sanık H.. Ö..'in diğer sanıkları, kendi adına katılanın alacağının bir kısmından vazgeçmesi için tehdit edilmesi yönünde azmettirdiğine, suçun işlenmesi sırasında diğer sanıklarla fikir ve irade birliği içinde eylem üzerinde hakimiyet kurduğuna veya diğer sanıkların eylemine 'yardım eden' olarak iştirak ettiğine dair dosyaya yansıyan hiç bir delil mevcut değildir.
Bu yönüyle, sanık H.. Ö.. hakkında katılan ... ...'a yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan beraat kararı verilmesi gerektiği halde, soyut gerekçelerle mahkumiyet hükmü kurulması nedeniyle hükmün bozulması yerine onanmasına karar verilmesinin usul ve Yasaya aykırı olduğu düşünüldüğünden İtiraz yoluna başvurma gereği duyulmuştur.
3-Sanık H.. Ö.. hakkında G.. K..'a yönelik nitelikli yağmadan kurulan hükümle ilgili olarak;
Gerekçeli kararın 434.sayfasındaki 'Müşteki G.. K..'a Tehdit ve Zorla Senet İmzalatmak Olayı' başlığı altındaki hükmün gerekçesinde, müşteki ...'in beyanlarına göre, müşteki ile ... ... arasındaki alacak verecek ilişkisinden kaynaklanan sorunlar ve mevcut borçtan çok fazlasının tehdit ve zorlamayla tahsil edilmeye çalışıldığı süreçte 2006 yılı Mart ayında sanık ... ...'ın, H.. Ö.. ve yanındakilerle birlikte, müştekinin işyerine gelerek tehditle 5 adet boş senet imzalatıldığının kabulü karşısında sübuta yönelik itirazı gerektirir bir neden yoktur.
Ancak, suçun doğrudan sanık tarafından işlendiği kabul edildiği halde, hükmün, suçu doğrudan işlemekten değil 'TCK'nin 220/5 maddesi yollamasıyla' kurulması ve sanığın örgüt yöneticisi olarak suçu işlemediğinin kabulü halinde TCK'nin 58.maddesinin uygulanması hatalıdır.
Bu durumda, hüküm fıkrasından 'TCK'nin 220/5"maddesi yollamasıyla' ibaresi ile TCK'nin 58.maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın çıkartılmasına karar verilmek suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi yerine onanmasına karar verilmesinin usul ve Yasaya aykırı olduğu" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 24.05.2022 tarihli ve aynı sayılı ikinci itirazında ise; "1-Sanık H.. Ö.. hakkında maktul G.. D..'e yönelik kasten öldürme suçunda azmettirme ve örgüt yöneticisi olarak sorumluluğunun bulunup bulunmadığına ilişkin olarak;
Sanık Ü.. Ö.. liderliğindeki suç örgütünün esas hedefi olan B.. O..’ın öldürülmesine karar verilerek, bu eylem için yapılan plan sonucu B.. O.. zannedilerek, başına kask takarak motosikleti ile seyir halindeki G.. D..'in örgüt üyeleri sanıklar M.. H.. ve M.. P.. tarafından öldürüldüğü olayda, sanık H.. Ö..'in, örgüt yöneticisi olmaktan dolayı öldürme suçundan sorumlu tutularak, 5237 sayılı TCK'nin 30/2, 38/1 ve 220/5.maddeleri delaletiyle 5237 sayılı TCK'nin 81, 53, 58. maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir.
Sanık ...hakkında maktul ...'e yönelik kasten öldürme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne ilişkin gerekçeli kararın 215. sayfasında hükmün gerekçesi 'Yargıtay 1.Ceza Dairesi'nin 02.11.2014 gün ve 2014/3733 Esas ve 2014/4875 karar sayılı bozma ilamındaki kabule ve dosya kapsamına göre,suç işlemek amacıyla Ü.. Ö..’in liderliğinde kurulan ve yöneticiliklerini H.. Ö.. ve M.. B..’ın yaptığı suç örgütünün esas hedefi olan başka bir olaydaki 'yağma suçunun mağduru' mağduru B.. O..’ın öldürülmesinin kararlaştırıldığı,bu kapsamda mağdurun bir süre izlendiği,olay günü akşam saat 20.00 sıralarında mağdurun işyerinden evine gittiği,bir süre sonra maktulün mağdura ait işyerine geldiği,buradan telefonla arayarak mağduru halı saha maçına davet ettiği,olumsuz cevap alması üzerine de fiziki özellikleri bakımından kendisine benzeyen mağdura ait motosikleti alarak,başına kask da takmak suretiyle yola çıktığı,bu sırada işyerine geldiği andan itibaren kendisini takip eden ve tetikçilik görevi kendilerine verilen sanıklar M.. H.. ve M.. P..’ın da M.. H..’ın kullandığı motosikletle maktulün peşine düştükleri,diğer sanıkların da telefonla sürekli irtibat halinde kalarak,eylemi yönlendirdikleri,takip sırasında sanıkların eylemlerini gerçekleştirebilmek için uygun anı kolladıkları,nihayet bir fırsatını bularak maktulün yanına yaklaştıkları sırada M.. P..’ın açtığı ateş sonucu,maktulün almış olduğu on iki adet mermi isabeti sonucu hayatını kaybettiği olayda, sanıkların öldürmeyi tasarladıkları kişinin kimliği konusunda hataya düştükleri,bu hatanın ise TCK’nın 30.maddesinin ikinci fıkrası kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşıldığı halde,ayrı ayrı “kasten öldürme” suçundan TCK’nın 81. maddesi uyarınca hüküm kurulması yerine,suç niteliğinde yanılgıya düşülerek, yazılı biçimde “tasarlayarak öldürme” suçundan, aynı Kanunun 82/1-a maddesi uyarınca hüküm kurulmasının bozma nedeni yapıldığı anlaşılmıştır.
Atılı suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlendiği, bu sebeple sanığın sorumlu olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır.' şeklinde açıklanmıştır.
Gerekçedeki bu açıklamaya göre, sanık ...'in, maktul ...'in öldürülmesinde TCK'nin 37, 38 veya 39.maddesi kapsamında dosyaya yansıyan bir eylemi mevcut olmayıp, örgüt üyeleri tarafından işlenen kasten öldürme suçundan sorumlu olmasının nedeni, suçun örgütün faaliyeti kapsamında işlenmesi ve sanığın da örgüt yöneticisi olarak kabul edilmesidir. Örgüt yöneticisi olarak kabul edilmesinin dayanağı da, İzmir (Kapatılan) 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.02.2012 tarih, 2008/22 (E), 2012/34 (K) sayılı suç örgütünde yönetici olmaktan 5237 TCK'nin 220/1, 220/3, 58. maddeleri uyarınca verilen mahkumiyet hükmüne ilişkin Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 04/11/2014 gün ve 2014/3733 Esas, 2014/4875 Karar sayılı ONAMA kararıdır.
Sanık H.. Ö.. yönünden 08/06/2021 tarihli İTİRAZNAME ile, sanığın suç örgütü kurma ve yönetme suçunu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, hakkında İzmir (Kapatılan) 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.02.2012 tarih, 2008/22 (E), 2012/34 (K) sayılı ilamı ile verilen mahkumiyet kararının onanmasına ilişkin Yüksek Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 04/11/2014 gün ve 2014/3733 Esas, 2014/4875 Karar sayılı ilamına karşı İtiraz yoluna başvurulmuş, ancak bu itirazımız Yüksek Dairece henüz sonuçlandırılmamıştır. Dolayısıyla sanığın olaydaki hukuki durumunun ortaya konulması bakımından öncelikle bu itirazımızın değerlendirilmesi gerekmektedir.
08/06/2021 tarihli İtiraz Yazısında, sanığın örgüt yöneticisi olduğunun sabit olmadığına dair gerekçemiz;
'.......... " şeklindedir.
Bu itiraz gerekçelerimize göre, itirazımızın kabulü halinde, suç örgütünün esas hedefi olan B.. O..’ın öldürülmesine karar verilerek, bu eylem için yapılan plan sonucu B.. O.. zannedilerek başına kask takarak motosikleti ile seyir halindeki G.. D..'in örgüt üyeleri M.. H.. ve M.. P.. tarafından öldürülmesi olayında, sanığın TCK'nin 220/5.maddesi yollamasıyla cezalandırılmasını gerektiren durumun ortadan kalkacağı, ayrıca sanık ...'in diğer sanıkları, maktulün öldürülmesi yönünde azmettirdiğine, suçun işlenmesi sırasında diğer sanıklarla fikir ve irade birliği içinde eylem üzerinde hakimiyet kurduğuna veya diğer sanıkların eylemine 'yardım eden' olarak iştirak ettiğine dair dosyaya yansıyan her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı hiç bir delil mevcut bulunmadığı birlikte değerlendirildiğinde, verilen mahkumiyet kararının beraat yönünde Bozulmasına karar verilmesi gerekirken Onanmasına karar verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır.
2-Sanıklar E.. V.. ve M.. M.. hakkında maktul G.. D..'e yönelik öldürme suçundaki iştiraklerinin derecesine göre, TCK'nin 39/2-c maddesi yollamasıyla TCK'nin 39/1.maddesi uyarınca 'suçun işlenmes
Ceza Genel Kurulu, 2019/400 E., 2022/116 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza
tam metni aç
maddelerinde, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun 38/1. maddesi yoluyla 204/2-3 ve 43.
Ceza Genel Kurulu 2019/400 E. , 2022/116 K.
"İçtihat Metni"
Kararı veren
Yargıtay Dairesi : 11. Ceza Dairesi
Mahkemesi :Asliye Ceza
Sayısı : 79-269
Sanık ... hakkında resmî belgede sahtecilik suçlarından sanık ve katılanı olduğu dava dosyalarının birleştirilerek yapılan yargılaması sonucunda,
İtirazın kapsamına göre;
...’ın sanığı olduğu birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/654 esas sayılı dava dosyasında, katılanlar ... ve ... ile ilgili olarak sahte noter temliknamesi düzenletmek suretiyle resmî belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı TCK'nın 204/1-3, 62, 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 13.03.2009 tarihli ve 417-55 sayılı hükmün sanık ... müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 29.01.2010 tarih ve 16321-281 sayı ile;
“...Katılan sanıklar ve sanıkların yüklenen suçları kabul etmedikleri, özellikle sanık ...'un, işvereni olan katılan sanık ...'ın bilgi ve talimatı doğrultusunda şirketin çek keşide etme yasağının olması nedeniyle içinde bulundukları finansal krizin giderilmesi amacıyla banka veya resmi kredi kurumları haricinde piyasadan bulduğu borç paraların ödenmesi için bu evraka imza attığını savunduğu ve dosyaya intikal ettirilen bir kısım bilirkişi raporlarına göre suça konu bono, çek veya temliknamelerdeki imzaların katılan sanık ...'ın eli ürünü olmadığının bildirildiği anlaşılmakla; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi açısından; ... Dış Ticaret AŞ'nin diğer yetkilileri olan ... ... ile ... dinlenerek konu ile ilgili ifadeleri alınıp, ... şirketler grubunun 2003-2004 yıllarında piyasaya borcunun olup olmadığı, var ise miktarı ve bunların şirketlerin kayıtlarında yer alıp almadığı belirlenip, mevcut olduğunun tespiti halinde hukuk mahkemelerindeki davaların akibeti de araştırılarak, adı geçen şirketler hakkında suç tarihlerinde çek keşide etme yasağı olup olmadığı T.C. Merkez Bankasından sorulup, bir kısım katılan sanıklar ile katılanların, dava konusu olan veya benzeri bir çok çek veya bononun ...'ın sahibi olduğu şirketlerin içinde bulunduğu mali krizi aşması amacıyla keşide edildiği ve bu şekilde çek veya bono keşide etme işlemlerinin yıllar boyunca devam edip, trilyonlara varan ödemelerin ... ve şirketleri tarafından zamanında yerine getirildiği, bir kısım sanıklar ile katılanların da gerçek ticari ilişki nedeniyle var olan alacaklarına karşılık suça konu sahte oldukları ileri sürülen belgeleri aldıkları yönündeki savunmalarının geçerliliğinin belirlenmesi açısından, katılan sanık ...'ın sahibi veya yöneticisi olduğu şirketlere borç para verdikleri iddia olunan bu kişilerin mali yönden bu kapasitede borç verme yeterliliğine sahip olup olmadığı belirlenip, suça konu çek, bono veya temliknamelerin sanıklar ve katılanların şirket veya kişisel hesaplarında yer alıp almadığı tespit edilerek, ... Kimya Sanayii ve Ticaret A.Ş ile sanıklar ... ve ... arasında arasında gerçek bir ticari ilişki bulunup bulunmadığı araştırılıp, bunların nakliye veya ödeme belgelerinin de olup olmadığı belirlenip, dava konusu olaylar ile ilgili oldukları ileri sürelen ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/496 esas, ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/744 esas, ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/1211 esas, Şişli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/1307 esas, ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/1458 esas, ... 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/262 esas, ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/1247 esas sayılı dosyaları incelenip, hukuki ve fiili irtibat olan ve birleştirme olanağı bulunan davalar hakkında birleştirme kararı verilmesi, birleştirme olanağı bulunmayanların davayı ilgilendiren delillerinin onaylı örneklerinin dosyaya intikali sağlanıp, toplanan deliller ile birlikte sanık savunmalarının ticari teamüle ve hayatın olağan akışına uygun olup olmadığı da değerlendirilerek, sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturmayla yazılı şekilde karar verilmesi,
2- Kabule göre de;
a) Sanıklar ..., ... ve ... ... haklarında lehlerine olduğundan bahisle 765 sayılı TCK'nın 240. maddesi uyarınca cezalandırılmalarına karar verilirken, aynı madde uyarınca memuriyetten yoksun kılınmalarına da hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b) ... isimli kişi davaya katılan olarak iştirak etmemesine karşın, mahkûm olan sanıklar aleyhine 1.250 TL maktu vekalet ücretine hükmolunması” isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Yerel Mahkemece yapılan yargılama sırasında ...'ın sanığı olduğu ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/132, ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/632, ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/409 esas sayılı dava dosyalarının da bu dava ile birleştirilmesi sonucunda 13.06.2012 tarih ve 126-191 sayı ile;
Sanığı olduğu;
Birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/654 esas sayılı dava dosyasında, katılanlar ... ve ... (...) ... ile ilgili olarak, sahte noter temliknamesi düzenletmek suretiyle resmî belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı TCK'nın 204/1-3, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna,
Birleşen ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/132 esas sayılı dava dosyasında, resmî belgede sahtecilik suçundan 765 sayılı TCK'nın 342/1 ve 59/2. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına,
Birleşen ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/409 esas sayılı dava dosyasında, resmî belgede sahtecilik suçundan 765 sayılı TCK'nın 342/1 ve 59/2. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına,
Birleşen ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/632 esas sayılı dava dosyasında, resmî belgede sahtecilik suçundan 765 sayılı TCK'nın 342/1 ve 59/2. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına,
Karar verilmiş, ...'ın sanık olduğu ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/744 esas sayılı dosyasıyla birleştikten sonra ana dosya ile birleşen ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/134 esas sayılı dava dosyasında katılan ... ve ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/1 esas sayılı dava dosyasında katılan ... ile ilgili olarak sahte noter temliknamesi düzenletmek suretiyle resmî belgede sahtecilik suçlarından hüküm kurulması ise unutulmuştur.
Hükümlerin sanık ... müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 26.02.2014 tarih ve 6657-3485 sayı ile;
“...E- Sanık ... müdafileri ile sanık ... ve müdafiinin temliknameler ile ilgili mahkumiyet hükümlerine yönelen temyizlerinin incelenmesine gelince:
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre katılan sanık ... müdafileri ile sanık ... ve müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1- Sanıkların düzenlenmesine azmettirdikleri kabul edilen sahte temliknameler nedeniyle zincirleme biçimde tek bir sahtecilik suçundan mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, birleşen ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/417 esas sayılı dosyasında sanık ...'un, birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/654 esas sayılı dosyasında sanık ...'ın, birleşen ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/132 esas sayılı dosyasında sanıklar ... ve ...'un, birleşen ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/409 esas sayılı dosyasında sanık ...'ın, birleşen ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/632 esas sayılı dosyasında sanıklar ... ve ...'un, birleşen ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/632 esas sayılı dosyasında sanıklar ... ve ...'un ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar verilmesi,
2- 1512 sayılı Noterlik Kanununun 82. maddesi gereğince noterler tarafından düzenlenen belgelerin sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olması nedeniyle, sanıkların sabit olan memurun kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belge niteliğinde olan temliknamelerde zincirleme biçimde sahtecilik suçuna azmettiren olarak katıldıkları gözetilerek, eylemlerine uyan ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı ...nun 64/2. maddesi yoluyla TCK'nun 339. maddesinin birinci fıkrasının 2. cümlesi ve 80. maddelerinde, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nun 38/1. maddesi yoluyla 204/2-3 ve 43. maddelerindeki suçu oluşturacağı cihetle, her iki yasa maddelerinin karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, karşılaştırmanın uygulanma yeri bulunmayan 765 sayılı TCK’nun 342/1 ve 5237 sayılı TCK'nun 204/1. maddesi ile yapılması suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- Kabule göre de katılanlar lehine hükmedilen vekalet ücretinin hükümde tereddüte yer vermeyecek şekilde gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, katılan sanık ... müdafileri ile sanık ... ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olup, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi gereğince bozulmasına,” karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 03.04.2014 tarih ve 275867 sayı ile;
“Katılan-sanık ... müdafilerinin, birleşen ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/417 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, sanıklar ... ... ve ... haklarında resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/654 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında dolandırıcılık suçlarından açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, sanık ... hakkında katılanlar ... ve ... ...'a karşı temliknamede sahtecilik suçundan açılan kamu davası nedeniyle ayrıca ceza tertibine yer olmadığına, müşteki ...'e karşı resmi belgede sahtecilik suçundan sanık ...'un beraatine, birleşen ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/693 esas sayılı dosyasında sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'ın resmi belgede sahtecilik suçlarından beraatlerine, hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçlarından açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, sanık ... hakkında hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, ... 2. Noterliğinin 07.11.2003 gün ve 18489 sayılı temliknamesinde ve buna bağlı ikrazat sözleşmesinde sahtecilikten beraatine, diğer temliknamelerde sahtecilik suçundan ayrıca ceza verilmesine yer olmadığına, birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/151 esas sayılı dosyasında sanık ... ...'nın memurun kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerde zincirleme biçimde sahtecilik eylemlerinden beraatine, görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal suçlarından açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/42 esas sayılı dosyasında sanık ... ...'ın resmi belgede sahtecilik suçundan beraatine, sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan ayrıca ceza tertibine yer olmadığına, sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, birleşen ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/2 esas sayılı dosyasında sanıklar ... ve ...'nin resmi belgede sahtecilik suçlarından beraatlerine, sanık ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/632 esas sayılı dosyasında sanık ...'ın resmi belgede sahtecilik suçundan beraatine, birleşen ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/496 esas sayılı dosyasında sanıklar ..., ... ve ... hakkında özel belgede sahtecilik ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçlarından açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, birleşen ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/132 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/185 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, birleşen ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/1 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, birleşen ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/38 esas sayılı dosyasında sanık ...'nun resmi belgede sahtecilik suçundan beraatine, birleşen ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/119 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, birleşen ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/632 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, birleşen ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/652 esas sayılı dosyasında sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ...'ın hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından beraatlerine, birleşen ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/744 esas sayılı dosyasında sanıklar ... ... ..., ... ..., ... ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ......, ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ve ...'in hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından beraatlerine, sanık ... hakkında ayrıca bir hüküm kurulmasına yer olmadığına, ayrıca birleşen ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/119 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında çekte tahrifat yapmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçundan beraatine ilişkin hükümlere müdahil sıfatıyla yönelen temyizinin incelenmesinde hükümlerin esastan incelenmesi gerekip gerekmediği, Sanık ... müdafıilerinin, birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/654, birleşen ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/693, birleşen ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/2, birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/185, birleşen ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/1, birleşen ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/119 esas sayılı sayılı dosyasındaki sanık ... hakkında çek ve bonolarda sahtecilik suretiyle resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik Yüksek Dairenin onama kararının yerinde olup olmadığı, sanık ... müdafiilerinin temliknameler ile ilgili mahkumiyet hükümlerine yönelen temyizlerinde bozmaya ilave hususların bulunup bulunmadığı hususu itirazımızın özünü oluşturmaktadır.
Dosyanın tetkikinde; ...'ın ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/126 Esas, birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/151 Esas, birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/632 Esas, birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/42 Esas, birleşen ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/693 Esas, birleşen ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/2 Esas, birleşen ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/496 Esas, birleşen ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/38 Esas, birleşen ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/652 Esas, birleşen ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/744 Esas sayılı dosyalarında müdahil olarak, birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/654 Esas, birleşen ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/132 Esas, birleşen ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/409 Esas, birleşen ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/185 Esas, birleşen ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/1 Esas, birleşen ... 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/119 Esas, birleşen ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/632 Esas sayılı dosyalarında ise sanık olarak yargılandığı,
... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/126 Esas, 2012/191 Karar sayılı kararında; ... Şirketler gurubunun sahibi ve yasal temsilcisi olan Sanık ...'ın aynı şirketin finans müdürü olan sanık ...'un fikir ve eylem birliği içinde ciddi ekonomik sıkıntı içinde olan ... Şirketlerine finans sağlama niyetiyle birlikte hareket ederek, piyasadan kayıt dışı para topladıkları ve karşılığında güven sağlamak için davalara konu edilen kıymetli evrakların tanzim edilerek verildiği, bu hareketlerde şirketi temsile yetkili kişi olan sanık ...'ın talimatı ve bilgisi dahilinde imza yetkisi bulunmayan sanık ...'un imzalarının kullanıldığı ve bu iki sanığın birlikte suçları işlediği ve hatta haklarındaki soruşturmanın gidişatını etkilemek için piyasada bulunan kıymetli evrakların lehtarları aleyhine suç duyurusunda bulundukları değerlendirilmiş ise de;
Adli Tıp Vakfı'nın 10/08/2004, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/62 Değişik İş sayılı dosyasında Adli Tıp Uzmanı ... ...'un, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/70 Değişik İş sayılı dosyasında 07/09/2004 tarihli bilirkişi raporlarında davaya konu temliknamelerdeki imzaların sanık ...'a ait olmadığının bildirildiği,
Yine dava konusu çeklerle ilgili olarak alınan bilirkişi raporlarında da ... Dış Ticaret A.Ş.'ne atfen atılan imzaların sanık ...'a ait olmadığının bildirildiği,
Sanık ... imzaları ... adına kendisinin attığını ve ...'ın bu işlemlerden haberdar olduğunu beyan ettiği, sanık ...'un atfı cürmü dışında sanık ...'ın suça iştirak ettiğine dair delil bulunmadığı,
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 29/01/2010 gün ve 2009/16321 Esas, 2010/281 Karar nolu bozma ilamına yerel mahkeme uymuş ise de, dosya içeriğinden bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmıştır.
24/02/2013 tarihli tebliğnamemizde de açıkça belirtildiği üzere; ... Şirketler grubunun 2003-2004 yıllarında piyasaya borcunun bulunup bulunmadığı, var ise miktarı ve bunların şirket kayıtlarında yer olıp almadığı, ... Kimya Sanayi ve Ticaret AŞ. ile sanık ... arasında gerçek bir ticari ilişkinin bulunup bulunmadığı, bir kısım katılan sanıkların şirkete borç para verme yönünden bu kapasitede borç para verme yeterliliğine sahip olup olmadıkları araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur.
Dosya içerisinde bir kısım borç verdiğini iddia eden şahısların, ekonomik durumlarının verdikleri borç miktarı ile uyumlu olmadıkları, bir kısmının adreslerinin dahi tespit edilemediği anlaşılmıştır.
Merkez Bankasından gelen yazılardan ... Şirketi ve ...'ın çek keşide etme yasaklısı olmadığı anlaşılmıştır.
Katılanlar tarafından verildiği iddia olunan paralarla ilgili kayıt ve belge temin edilememiştir.
24/02/2013 tarihli tebliğnamemizde bildirdiğimiz; ... 4. Ticaret Mahkemesinin 2005/384 Esas,2012/1361Karar, 2005/470 Esas, 2005/478 Esas, 2005/284 Esas ve 2004/1629 Esas sayılı dosyaları ile ile ilgili olarak; Sanık ... Müdafiileri Av. ... ..., ... ve ... 04/09/2013 tarihli dilekçe ekinde;
... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/1629 Esas (... Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/06/2013 gün ve 2013/2 Esas, 2013/207 Karar) sayılı dosyasında; Davalı ... ve ... Dış Ticaret A.Ş. aleyhine açılan davanın reddine, Davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın kabulüne karar verildiği,
... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/470 Esas (... Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/06/2013 gün ve 2013/5 Esas, 2013/209 Karar) sayılı dosyasında; Davalı ... Dış Ticaret A.Ş. aleyhine açılan davanın reddine karar verildiği,
... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/478 Esas (... Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/06/2013 gün ve 2013/6 Esas, 2013/210 Karar) sayılı dosyasında; Davalı ... Dış Ticaret A.Ş. aleyhine açılan davanın reddine karar verildiği,
... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/284 Esas (... Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/06/2013 gün ve 2013/5 Esas, 2013/208 Karar) sayılı dosyasında; Davalı ... ve ... Dış Ticaret A.Ş. aleyhine açılan davanın reddine, Davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi için 24/02/2013 tarihli tebliğnamemizde belirttiğimiz;
Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/5 esas sayılı dosyasında; keşideci ..., çeki işleme koyan ... ile ciranta olarak çeki imzalayan ... yargılanmışlar, mahkum olmuşlar ve mahkumiyet hükmü Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 06/10/2011 gün ve 2011/25161-3568 sayılı kararı ile onanmıştır. Onanan bu dosyanın gerekçesi 'Sanık ...'un ... Dış Ticaret Şirketinde çalışmakta iken, diğer sanıklar ... ve ... ile birlikte ortak hareket ederek sanık ...'in ... Dış Ticaret Şirketi ile herhangi bir alışverişi ya da borç olmadığı halde yetkilisi olduğu ... Turizm Bakliyat İnşaat Dek. Tic. Ltd. Şti'ne ait, çeki keşide ettiği, bu çeki ...'a verdiği, ...'un çekin arkasına yetkili olmadığı halde sahte olarak ... Dış Ticaret kaşesi vurup imzayalarak daha sonra ...'a ulaştırdığı, çekin TTK'nun 711/3 maddesi uyarınca ödemeden men talimatı ile donatıldığı, çekin sanki bu senaryoyu bilmeyen olarak gösterilen ... tarafından bankaya ibraz edildiği, ...'ın bu sahteliğin içinde olduğu halde avukatı aracılığıyla çeki takibe koydurduğu, sanıkların suçlarının sabit olduğu' yönündedir.
CMK 250. madde ile görevli 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/62 Esas sayılı dava dosyasında; Yakup Kürşat ... liderliğinde kurulan haksız menfaat teminine yönelik suç örgütü yargılamasında, örgüt üyeliğinden yargılanan ..., ... ve ... yanında Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 16/05/2007 gün ve 3373-3798 sayılı ilamı doğrultusunda sanık ... için de kamu davası açılmış ve yapılan yargılama neticesinde nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan sanıklar mahkum olmuşlar ve Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 20/04/2011 gün ve 2010/27243 Esas, 2011/5566 Karar sayılı ilamı ile mahkumiyet hükmü onanmıştır. Onanan hükümde '..., ..., ..., ..., ..., ... ... gibi isimlerin 2002-2004 yılları arasında ...'un yöneticiliğinde 54 adet sahte noter temliknamesi ile 100'e yakın sahte çek ve bono tanzim ederek ... Şirketler Grubu'nu 25-30 trilyon civarında dolandırmaya teşebbüs ettikleri' yönündedir.
Katılan-sanık ... müdafilerinin, birleşen ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/417 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, sanıklar ... ... ve ... haklarında resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/654 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında dolandırıcılık suçlarından açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, sanık ... hakkında katılanlar ... ve ... ...'a karşı temliknamede sahtecilik suçundan açılan kamu davası nedeniyle ayrıca ceza tertibine yer olmadığına, müşteki ...'e karşı resmi belgede sahtecilik suçundan sanık ...'un beraatine, birleşen ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/693 esas sayılı dosyasında sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'ın resmi belgede sahtecilik suçlarından beraatlerine, hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçlarından açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, sanık ... hakkında hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, ... 2. Noterliğinin 07.11.2003 gün ve 18489 sayılı temliknamesinde ve buna bağlı ikrazat sözleşmesinde sahtecilikten beraatine, diğer temliknamelerde sahtecilik suçundan ayrıca ceza verilmesine yer olmadığına, birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/151 esas sayılı dosyasında sanık ... ...'nın memurun kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerde zincirleme biçimde sahtecilik eylemlerinden beraatine, görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal suçlarından açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/42 esas sayılı dosyasında sanık ... ...'ın resmi belgede sahtecilik suçundan beraatine, sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan ayrıca ceza tertibine yer olmadığına, sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, birleşen ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/2 esas sayılı dosyasında sanıklar ... ve ...'nin resmi belgede sahtecilik suçlarından beraatlerine, sanık ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/632 esas sayılı dosyasında sanık ...'ın resmi belgede sahtecilik suçundan beraatine, birleşen ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/496 esas sayılı dosyasında sanıklar ..., ... ve ... hakkında özel belgede sahtecilik ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçlarından açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, birleşen ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/132 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/185 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, birleşen ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/1 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, birleşen ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/38 esas sayılı dosyasında sanık ...'nun resmi belgede sahtecilik suçundan beraatine, birleşen ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/119 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, birleşen ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/632 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmasına, birleşen ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/652 esas sayılı dosyasında sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından beraatlerine, birleşen ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/744 esas sayılı dosyasında sanıklar ..., ... ..., ... ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ... ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ... ve ...'in hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından beraatlerine, sanık ... hakkında ayrıca bir hüküm kurulmasına yer olmadığına, ayrıca birleşen ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/119 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında çekte tahrifat yapmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçundan beraatine ilişkin hükümlere müdahil sıfatıyla yönelen temyizleriyle ilgili Yüksek Dairenin esastan karar vermesi, sanık ... müdafıilerinin, birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/654, birleşen ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/693, birleşen ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/2, birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/185, birleşen ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/1, birleşen ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/119 esas sayılı sayılı dosyasındaki sanık ... hakkında çek ve bonolarda sahtecilik suretiyle resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik Yüksek Dairenin onama kararının yerinde olmadığı ve yine Sanık ... müdafilerinin temliknameler ile ilgili mahkumiyet hükümlerine yönelen temyizlerinde bozmaya ilave olarak 24/02/2013 tarihli tebliğnamemiz gibi hükümlerin bozulması gerektiği düşünülmektedir." görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurulmuştur.
CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 11. Dairesince 28.11.2014 tarih ve 9459-20416 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle dosyanın Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmesi üzerine Ceza Genel Kurulunca 12.04.2016 tarih ve 830-185 sayı ile;
“...1- Katılan sanık ... müdafilerinin katılan sıfatı ile vaki temyiz taleplerinin Özel Dairece reddine karar verilmesinin isabetli olup olmadığı:
...Katılan sanık ...'ın şikâyeti üzerine açılıp katılan sıfatı aldığı ve sanığı bulunduğu ayrı davaların birleştirilerek yapılan yargılaması sonucunda katılan sıfatını aldığı davalara konu eylemlere azmettiren olarak katıldığı sonucuna ulaşılarak hükümler kurulduğu somut olayda; bir kişinin suçtan zarar gören olup olmadığı o suçla ilgili yargılama neticesinde ulaşılan sonuca göre değil iddianamede gösterilen fiilin sabit olduğu ve suç teşkil ettiği varsayımına göre potansiyel olarak belirlenmesi gerektiği, bu nedenle bir kişinin hem suçtan zarar gören hem de suçu işleyenlerden biri olduğu iddiası ile açılıp birleştirilerek görülen davalarda her davanın kendi iddiasına göre değerlendirilerek suçtan zarar gören olduğu belirtilen davalar bakımından katılan sıfatı alabileceği gözetilmeden, Özel Dairece katılan sanık ...'ın katılan sıfatını aldığı davalara konu suçlara azmettiren olarak katıldığından bahisle suçtan doğrudan zarar gören sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle katılma kararının kaldırılarak bu davalara yönelek temyiz taleplerinin reddine karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır...
...2- Katılan sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin eksik araştırmaya dayalı olup olmadığı:
Bu uyuşmazlık konusu bakımından öncelikle katılan ve sanık sıfatı ile yapılan temyiz taleplerinin birlikte incelenmek suretiyle Özel Dairece yeniden bir karar verilmesi gerekip gerekmediği hususunun belirlenmesi gerekmektedir.
Katılan sanık ...'ın şikâyeti üzerine açılıp katılan sıfatı aldığı ve sanığı bulunduğu ayrı davaların yargılamaları birleştirilerek görülmüştür. Bu şekilde tüm kanıtların birlikte değerlendirilerek, daha adil bir kararın verilmesi ve verilecek hükümlerde olası değerlendirme yanılgılarının engellenmesi hedeflenmiştir.
Birinci uyuşmazlık konusunda ulaşılan sonuca göre, katılan sanık ...'ın katılan sıfatını aldığı davalara konu suçlara azmettiren olarak katıldığından bahisle suçtan doğrudan zarar gören sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle katılma kararının kaldırılarak bu davalara yönelik temyiz taleplerinin reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığından katılan sanığın hem katılan hem de sanık sıfatıyla vaki temyiz taleplerinin Özel Dairece birlikte incelenerek yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla; itirazın değişik gerekçeyle kabulüne Özel Daire kararının (D) ve (E) bendlerinde yer alan katılan sanık ... hakkındaki resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere ilişkin onama ve bozma kararlarının kaldırılmasına, katılan sanığın hem katılan hem de sanık sıfatıyla vaki temyiz taleplerinin birlikte incelenerek yeniden bir karar verilmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Sonuç olarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kısmen değişik gerekçeyle kabulüne, Özel Daire kararının (C) bendinde yer alan katılan sanık ... müdafilerinin katılan sıfatıyla vaki temyiz taleplerinin reddi kararı ile (D) ve (E) bendlerinde yer alan adı geçen sanık hakkındaki resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlere ilişkin onama ve bozma kararlarının kaldırılmasına, Ceza Genel Kurulunca ulaşılan sonuç doğrultusunda katılan sanık ... müdafilerinin hem katılan hem de sanık sıfatıyla vaki temyiz taleplerinin birlikte incelenerek yeniden bir karar verilmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine,” bir numaralı uyuşmazlık konusu yönünden oy çokluğuyla, iki numaralı uyuşmazlığa bağlı ön sorun yönünden ise oy birliğiyle karar verilmiştir.
Dosyanın gönderildiği Yargıtay 11. Ceza Dairesince 19.01.2017 tarih ve 11411-387 sayı ile;
“...IV- Katılan-sanık ... müdafilerinin birleşen ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/417 esas sayılı dosyasında sanıklar ... ... ve ... haklarında resmi belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasının görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğundan bahisle verilen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı, birleşen ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/2 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat, birleşen ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/652 esas sayılı dosyasında sanıklar ... ve ... hakkında hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... haklarında noter onaylı temliknamelerde sahtecilik suçundan verilen beraat, birleşen ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/744 esas sayılı dosyasında sanık ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat ile sanık ... hakkında birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/654 esas sayılı, birleşen ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/693 esas sayılı, birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/42 esas sayılı dosyalarında ayrıca ceza tertibine yer olmadığına, birleşen ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/744 esas sayılı dosyasında da ayrıca bir hüküm kurulmasına yer olmadığına dair hükümlere katılan sıfatıyla, birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/654 esas sayılı dosyasında katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'e karşı çek ve bonolarda sahtecilik yapmak suretiyle resmi belgede sahtecilik, birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/185 esas sayılı dosyasında sahte çek düzenlemek suretiyle resmi belgede sahtecilik, birleşen ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/1 esas sayılı dosyasında katılanlar ..., ..., ..., ... ve ...'e yönelik sahte çek ve bono düzenlemek suretiyle resmi belgede sahtecilik, birleşen ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/119 esas sayılı dosyasında çekte sahte ciro yapmak suretiyle resmi belgede sahtecilik ile temliknamelerde sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ise sanık sıfatıyla yapılan temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1- UYAP aracılığı ile MERNİS üzerinden temin edilen nüfus kaydında, sanık ...'ın hükümden önce 20.07.2010, sanık ...'ın hükümden önce 01.03.2009, sanık ...'un hükümden sonra 07.09.2013, sanık ...'nun ise hükümden sonra 14.12.2013 tarihinde vefat ettikleri belirtildiğinden, bu durumun kesin olarak tespiti halinde 5237 sayılı TCK'nın 64. maddesi uyarınca kamu davasının düşürülmesinde zorunluluk bulunması,
2- ... Şirketler Grubunun 2003 ve 2004 yıllarında piyasaya borcunun olup olmadığı, var ise miktarı ve bunların şirket kayıtlarında yer alıp almadığının, ... Kimya Sanayii ve Ticaret A.Ş. ile diğer sanıklar arasında gerçek bir ticari ilişkinin bulunup bulunmadığının, katılan sanık ...'ın sahibi bulunduğu şirketlere borç para verdiğini iddia eden şahısların mali yönden bu kapasitede borç verme yeterliliğine sahip olup olmadıklarının ve davaya konu çek, bono ve temliknamelerin şirket kayıtlarında yer alıp almadığının belirlenmesi, dava konusu olayla ilgili olduğu iddia edilen ... 4. Ticaret Mahkemesinin 2005/384 Esas, 2012/1361 Karar sayılı dosyası ile ... 4. Ticaret Mahkemenin 2005/470 Esas, 2005/478 Esas, 2005/284 Esas ve 2004/1629 Esas sayılı dosyalarının incelenmesi, ayrıca ... 10. Ağır Ceza Mahkemesinin Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2010/27243 Esas 2011/5566 Karar sayılı ilamı ile kesinleşen 2005/262 Esas, 2010/61 Karar sayılı, Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesinin Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2011/25161 Esas 2011/3568 Karar sayılı ilamı ile kesinleşen 2010/5 Esas, 2011/16 Karar sayılı dosyaları da dikkate alınarak sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Kabule göre;
a- Sanık ...'ın düzenlenmesine azmettirdiği kabul edilen sahte temliknameler nedeniyle zincirleme biçimde tek bir sahtecilik suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/654, birleşen ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/132 esas sayılı, birleşen ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/409 esas sayılı, birleşen ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/632 esas sayılı dosyalarında ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmesi,
b- Kamu görevlileri olan ve 1512 sayılı Noterlik Kanununun 82. maddesi gereğince düzenledikleri belgeler sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belge niteliği taşıyan yeminli noter katipleri sanıklar ... ... ve ...'nın gerçekte şirket merkezine gitmedikleri ve suça konu temliknameler ... tarafından huzurlarında imzalanmadığı halde şirket merkezine gitmiş ve huzurda düzenlenip imzalanmış gibi onaylayarak temliknamelerdeki noter onay işlemlerini sahte oluşturmaktan ibaret eylemlerinin memurun kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli belgelerde zincirleme biçimde sahtecilik suçunu oluşturduğu, sanık ...'ın noter görevlileri ... ... ve ...’yı azmettirdiğinin sübutu halinde de aynı suçtan cezalandırılması gerektiği gözetilerek,sanıkların eylemlerine uyan ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nın 64/2. maddesi yoluyla TCK'nın 339. maddesinin birinci fıkrasının 2. cümlesi ve 80. maddelerinde, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 38/1. maddesi yoluyla 204/2-3 ve 43. maddelerindeki suçu oluşturacağı cihetle, her iki yasa maddelerinin karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden,
aa) Sanık ... hakkındaki karşılaştırmanın uygulanma yeri bulunmayan 765 sayılı TCK’nın 342/1 ve 5237 sayılı TCK'nın 204/1. maddesi ile yapılmak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
bb) Sanıklar ... ... ve ... hakkında suç vasfında hataya düşülerek görevi kötüye kullanma suçundan zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı verilmesi,
c- Sanık ... hakkında zincirleme suç kapsamında kaldığı kabul edilerek hüküm kurulan eylemlerin bölünerek ayrıca ceza verilmesine veya hüküm kurulmasına yer olmadığına şeklinde kararlar verilerek hükmün karıştırılması,
d- Sanık ... hakkındaki 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
e- Birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/185 esas sayılı dosyasına konu sahte çekler nedeniyle eylemin teselsül ettiği, keza birleşen ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/1 esas sayılı dosyasında katılanlar ..., ... ve ...'e yönelik sahte çek ve bono düzenlemek suretiyle resmi belgede sahtecilik eylemlerinin de zincirleme biçimde işlendikleri gözetilmeden, sanık ... hakkında yazılı şekilde eksik ceza tayini,
f- Katılanlar lehine hükmedilen vekalet ücretinin hükümde tereddüte yer vermeyecek şekilde gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi” isabetsizliklerinden bozulmasına ve sanık ... yönünden ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakkın saklı tutulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Yerel Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, sanığın, birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/654, birleşen ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/132, birleşen ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/632 ve birleşen ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/409 esas sayılı dava dosyalarına konu temliknameler nedeniyle zincirleme şekilde sahte temlikname düzenlediği kabul edilerek 22.06.2018 tarih ve 79- 269 sayı ile; 5237 sayılı TCK’nın 38. maddesi delaletiyle 204/2-3, 43, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, ancak CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkı gözetilerek 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna,
Karar verilmiş, ...'ın sanık olduğu ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/744 esas sayılı dosyasıyla birleştikten sonra ana dosya ile birleşen ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/134 esas sayılı dava dosyasında katılan ... ve ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/1 esas sayılı dava dosyasında katılan ... ile ilgili olarak sahte noter temliknamesi düzenletmek suretiyle resmî belgede sahtecilik suçlarından hüküm kurulması ise yine unutulmuştur.
Bu hükmün, sanık ... müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince 17.04.2019 tarih ve 146-4026 sayı ile onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 28.05.2019 tarih ve 95296 sayı ile;
“Sanık ... hakkında noter onaylı temlikname niteliğindeki resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik Yüksek Dairenin onama kararının yerinde olup olmadığı hususu itirazımızın özünü oluşturmaktadır.
... Şirketler gurubunun sahibi ve yasal temsilcisi olan Sanık ...'ın aynı şirketin finans müdürü olan sanık ... ile fikir ve eylem birliği içinde ciddi ekonomik sıkıntı içinde olan ... Şirketlerine finans sağlama niyetiyle birlikte hareket ederek, piyasadan kayıt dışı para topladıkları ve karşılığında güven sağlamak için davalara konu edilen kıymetli evrakların tanzim edilerek verildiği, bu hareketlerde şirketi temsile yetkili kişi olan sanık ...'ın talimatı ve bilgisi dahilinde imza yetkisi bulunmayan sanık ...'un imzalarının kullanıldığı ve bu iki sanığın birlikte suçları işlediği ve hatta haklarındaki soruşturmanın gidişatını etkilemek için piyasada bulunan kıymetli evrakların lehtarları aleyhine suç duyurusunda bulundukları iddia ve kabul edilmiş ise de;
Adli Tıp Vakfı'nın 10/08/2004, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/62 Değişik İş sayılı dosyasında Adli Tıp Uzmanı ...'un, ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/70 Değişik İş sayılı dosyasında 07/09/2004 tarihli bilirkişi raporlarında davaya konu temliknamelerdeki imzaların sanık ...'a ait olmadığının bildirildiği,
Sanık ... imzaları ... adına kendisinin attığını ve ...'ın bu işlemlerden haberdar olduğunu beyan ettiği, sanık ...'un atfı cürmü dışında sanık ...'ın suça iştirak ettiğine dair delil bulunmadığı,
Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19/01/2017 gün ve 2016/11411 Esas, 2017/387 Karar nolu bozma ilamına yerel mahkeme uymuş ise de, dosya içeriğinden bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmıştır.
03/04/2014 gün ve 2012/275867 nolu itiraznamemizde açıkça belirtildiği üzere; ... Şirketler grubunun 2003-2004 yıllarında piyasaya borcunun bulunup bulunmadığı, var ise miktarı ve bunların şirket kayıtlarında yer alıp almadığı, ... Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş. İle diğer sanıklar arasında gerçek bir ticari ilişkinin bulunup bulunmadığı, bir kısım katılan sanıkların şirkete borç para verme yönünden bu kapasitede borç para verme yeterliliğine sahip olup olmadıkları araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulmuştur.
Dosya içerisinde bir kısım borç verdiğini iddia eden şahısların, ekonomik durumlarının verdikleri borç miktarı ile uyumlu olmadıkları, bir kısmının adreslerinin dahi tespit edilemediği anlaşılmıştır.
Merkez Bankasından gelen yazılardan ... Şirketi ve ...'ın çek keşide etme yasaklısı olmadığı anlaşılmıştır.
Katılanlar tarafından verildiği iddia olunan paralarla ilgili kayıt ve belge temin edilememiştir.
24/02/2013 tarihli tebliğnamemizde bildirdiğimiz; ... 4. Ticaret Mahkemesinin 2005/384 Esas,2012/1361Karar, 2005/470 Esas, 2005/478 Esas, 2005/284 Esas ve 2004/1629 Esas sayılı dosyaları ile ile ilgili olarak; Sanık ... Müdafiileri Av. ... ... ... ve ... 04/09/2013 tarihli dilekçe ekinde;
... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/1629 Esas (... Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/06/2013 gün ve 2013/2 Esas, 2013/207 Karar) sayılı dosyasında; Davalı ... ve ... Dış Ticaret A.Ş. aleyhine açılan davanın reddine, Davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın kabulüne karar verildiği,
... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/470 Esas (... Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/06/2013 gün ve 2013/5 Esas, 2013/209 Karar) sayılı dosyasında; Davalı ... Dış Ticaret A.Ş. aleyhine açılan davanın reddine karar verildiği,
... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/478 Esas (... Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/06/2013 gün ve 2013/6 Esas, 2013/210 Karar) sayılı dosyasında; Davalı ... Dış Ticaret A.Ş. aleyhine açılan davanın reddine karar verildiği,
... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/284 Esas (... Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/06/2013 gün ve 2013/5 Esas, 2013/208 Karar) sayılı dosyasında; Davalı ... ve ... Dış Ticaret A.Ş. aleyhine açılan davanın reddine, Davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi için 24/02/2013 tarihli tebliğnamemizde belirttiğimiz;
Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 2010/5 esas sayılı dosyasında; keşideci ..., çeki işleme koyan ... ile ciranta olarak çeki imzalayan ... yargılanmışlar, mahkum olmuşlar ve mahkumiyet hükmü Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 06/10/2011 gün ve 2011/25161-3568 sayılı kararı ile onanmıştır. Onanan bu dosyanın gerekçesi ‘Sanık ...'un ... Dış Ticaret Şirketinde çalışmakta iken, diğer sanıklar ... ve ... ile birlikte ortak hareket ederek sanık ...'in ... Dış Ticaret Şirketi ile herhangi bir alışverişi ya da borç olmadığı halde yetkilisi olduğu ... Turizm Bakliyat İnşaat Dek. Tic. Ltd. Şti'ne ait, çeki keşide ettiği, bu çeki ...'a verdiği, ...'un çekin arkasına yetkili olmadığı halde sahte olarak ... Dış Ticaret kaşesi vurup imzayalarak daha sonra ...'a ulaştırdığı, çekin TTK'nun 711/3 maddesi uyarınca ödemeden men talimatı ile donatıldığı, çekin sanki bu senaryoyu bilmeyen olarak gösterilen ... tarafından bankaya ibraz edildiği, ...'ın bu sahteliğin içinde olduğu halde avukatı aracılığıyla çeki takibe koydurduğu, sanıkların suçlarının sabit olduğu’ yönündedir.
Yine CMK 250. madde ile görevli 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/262 Esas sayılı dava dosyasında; Yakup Kürşat ... liderliğinde kurulan haksız menfaat teminine yönelik suç örgütü yargılamasında, örgüt üyeliğinden yargılanan ..., ... ve ... yanında Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 16/05/2007 gün ve 3373-3798 sayılı ilamı doğrultusunda sanık ... için de kamu davası açılmış ve yapılan yargılama neticesinde nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan sanıklar mahkum olmuşlar ve Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 20/04/2011 gün ve 2010/27243 Esas, 2011/5566 Karar sayılı ilamı ile mahkumiyet hükmü onanmıştır. Onanan hükümde ‘..., ..., ..., ..., ..., ... ... gibi isimlerin 2002-2004 yılları arasında ...'un yöneticiliğinde 54 adet sahte noter temliknamesi ile 100'e yakın sahte çek ve bono tanzim ederek ... Şirketler Grubu'nu 25-30 trilyon civarında dolandırmaya teşebbüs ettikleri’ yönündedir.
24/02/2013 tarihli tebliğnamemizde bildiridiğimiz dosyalar ile, ayrıca Sanık ... müdafiilerinin itiraz dilekçesi ekinde sundukları ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/107 Esas, 2007/607 Esas, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/804 Esas, ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/1344 Esas, ... Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/232 Esas, ... Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/1205 Esas, ... 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/44 Esas, ... Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/7 Esas, ... Anadolu 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/299 Esas, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/344 Esas, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/990 Esas, ... Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/595 Esas, 2014/1312 Esas, ... Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/536 Esas, ... Anadolu 1 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/558 Esas, 2005/25 Esas, ... Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/3 Esas, ... Anadolu 13. İcra Hukuk Mahkemesinin 2005/27 Esas, 2006/1002 Esas, ... Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/290 Esas, ... Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1558 Esas, ... Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/512 Esas, ... Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/303 Esas, ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/801 Esas, sayılı dosyaları celp edilip incelenmek suretiyle sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulmasının yerinde olmadığı ve sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün bozulması gerektiği” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurulmuştur.
CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 11. Ceza Dairesince 26.06.2019 tarih ve 4318-5691 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
İtirazın kapsamına göre inceleme, sanık ... hakkında temliknamelerde gerçekleştirilen resmî belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davaları yönünden kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık ... hakkında temliknamelerde gerçekleştirilen resmî belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davaları yönünden eksik araştırmayla hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Sanık ...'ın beşeri ve tarımsal ilaçlar üreten, ithal eden ve pazarlayan ... Şirketler Topluluğuna bağlı Şirketlerin yönetim kurulu başkanı ve yetkili temsilcisi olduğu,
Sanığın avukatlarının 21.06.2004 tarihinde ... Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek grup şirketlerinden olan ... Dış Ticaret AŞ’nin Sosyal Sigortalar Kurumuna ilaç tedarik ettiğini, ilaç bedellerinin Şirkete ödenmesinin belli bir zaman aldığını, bu nedenle Şirketin zaman zaman üçüncü kişilere olan borçları karşılığında SSK’daki alacaklarını noterden temlik ettiğini, SSK ... Sağlık İşleri Müdürlüğünce Şirketin kurumdan olan alacağından fazla miktarda temlik yaptığının ihtar edildiğini, SSK'dan yapılan temliklerin listesinin istenildiğini, bu gelişmeler sırasında Şirketin finans işleri bölümünde çalışan inceleme dışı sanık ...’un ortadan kaybolduğunu, kendisine ulaşılamadığını, yapılan denetim sonucunda ...’un ... 2. Noterliğinde çalışan görevlilerle işbirliği yaparak ...’ın yerine imza atmak suretiyle toplam 17.273.000 TL tutarında 56 adet sahte temlikname düzenlettiğinin, ayrıca Grup Şirketlerinin herhangi bir borcu bulunmadığı çeşitli şahıs ve firmalara yine ...’ın imzasını taklit ederek çek ve bonolar verdiğinin tespit edildiğini beyanla şikâyetçi oldukları, yapılan soruşturma sonucunda ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/417 esas sayılı ana dava dosyasına konu iddianame ile ..., noter kâtipleri ... ve ... hakkında iştirak hâlinde resmî belgede sahtecilik ve hizmet nedeniyle emniyeti suistimal suçlarından kamu davası açıldığı,
Sanık ... ve avukatlarının süreç içerisinde elinde ... tarafından verilmiş Şirketi borçlu gösteren belge ile alacağını talep eden birçok kişinin ortaya çıkması üzerine ... ile alacaklı olduğunu iddia eden kişilerin birlikte hareket edip Şirketten haksız menfaat elde etmeye çalıştıkları, Şirkette çalışan bazı görevlilerin ve noter çalışanlarının da onlara yardımcı olduğunu iddia etmeleri üzerine yürütülen soruşturmalarda ... ve ondan temlikname, çek ya da bono alan kişiler ile onlara yardım ettiği iddia olunan Şirket çalışanları ve ... 2. Noteri ... hakkında da iştirak hâlinde resmî belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik, dolandırıcılık, hizmet nedeniyle emniyeti suistimal, görevi kötüye kullanma suçlarından ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/632, 2005/42 ve 2005/151, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/38, ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/2, ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/693, ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/744, ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/652, ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/496 esas sayılı dosyalarına konu dokuz ayrı davanın daha açıldığı,
İnceleme dışı sanık ...’un aşamalarda ısrarlı biçimde sanık ...’ın yerine imza attığını kabul ettiğini ancak bunu sanığın talimatı ve isteği doğrultusunda yaptığını, Şirketin o dönem bankalardan kredi alamadığını, çek yasaklısı olduğunu, Şirketin finansman ihtiyacı için faktoring şirketlerinden ve üçüncü kişilerden faizle borç para toplayıp karşılığında bu belgeleri verdiğini, şahsi menfaati için hareket etmediğini, bu zamana kadar sanığın yerine imza attığı bir çok belgeye konu alacağın ödendiğini, sanığın yüksek meblağlara ulaşan borçlarını ödememek için durumu inkâr edip kendisi ve alacaklılardan şikâyetçi olduğunu beyan etmesi, noter ve yeminli kâtibi olan inceleme dışı sanıkların sahte olduğu iddia edilen temliknameler dışında benzer biçimde birçok temlikname daha düzenlediklerini, bunların sahte olduğunun iddia edilmediğini, muhatap Şirketin büyük bir Şirket olması nedeniyle güvene dayalı olarak Şirketten gelen belgelerin huzurlarında düzenlenmediği hâlde düzenlenmiş gibi kabul ettiklerini, yüksek meblağları bulan noter masraflarının şirket tarafından karşılandığını, belgeleri düzenlemeden önce Şirket görevlilerini arayıp teyit aldıklarını savunmaları ve bazı Şirket çalışanlarının kendilerini doğrulaması, yapılan imza incelemesi sonucunda şikâyete konu olan temliknamelerden bazılarının ...'ın eli ürünü olduğunun tespit edilmesi, sahte olduğu iddia olunan bir kısım temliknamelerin şikâyet tarihinden önce, bir kısmının da şikâyetten sonra ödendiğinin iddia olunması, alacaklıların bir kısmının fatura, ödeme makbuzu, banka dekontu ibraz etmeleri, tanık göstermeleri, ... tarafından aynı şekilde düzenlenip verilen belgelere dayalı alacakların bir kısmının ödendiğini beyan etmeleri üzerine, alacaklı olan kişilerin şikâyetleri üzerine yapılan soruşturmalarda da ... ve ... hakkında resmî belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/654, 2011/185, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/1 ve 2010/132, ... 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/119, ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/632, ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/134, ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/409 esas sayılı dosyalarına konu kamu davalarının açıldığı,
Bu iki dava grubunun birleştirilerek yapılan yargılaması sonucunda, itirazın kapsamına göre sanık ... hakkında ana dava dosyası ile birleştirilen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/654, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/132, ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/632 ve ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/409 esas sayılı dosyalarına konu temliknamelerdeki sahtecilik eylemleri nedeniyle sanığın, zincirleme şekilde sahte temlikname düzenlediği kabul edilerek 5237 sayılı TCK’nın 38. maddesi delaletiyle 204/2-3, 43, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, ancak CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hakkı gözetilerek 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Yerel Mahkeme hükmünün, sanık ... müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 11. Ceza Dairesince onanmasına karar verildiği,
İtirazın kapsamındaki mahkûmiyet hükmüne konu olan iddianame kapsamlarına göre;
1- ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/654 esas sayılı dosyasına konu temliknamelerin;
- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, ... Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, ... Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 200.000 TL’nin katılan ... ...’a temlik edildiği beyanını içerir ... 2. Noterliğinin 21.11.2003 tarihli ve 19467 yevmiye numaralı,
- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, ... Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, ... Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 200.000 TL’nin katılan ... ...’a temlik edildiği beyanını içerir ... 2. Noterliğinin 16.01.2004 tarihli ve 01173 yevmiye numaralı,
- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, ... Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, ... Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 220.000 TL’nin katılan ... ...’a temlik edildiği beyanını içerir ... 2. Noterliğinin 16.01.2004 tarihli ve 01174 yevmiye numaralı,
- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, ... Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, ... Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 365.000 TL’nin katılan ... ...’a temlik edildiği beyanını içerir ... 2. Noterliğinin 16.01.2004 tarihli ve 01175 yevmiye numaralı,
- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, ... Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, ... Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 425.000 TL’nin katılan ... ...’a temlik edildiği beyanını içerir ... 2. Noterliğinin 16.01.2004 tarihli ve 01176 yevmiye numaralı,
- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, ... Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, ... Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 565.000 TL’nin katılan ...’a temlik edildiği beyanını içerir ... 2. Noterliğinin 05.03.2004 tarihli ve 04415 yevmiye numaralı,
Temliknameler olduğu,
2- ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/132 esas sayılı dosyasına konu temliknamenin;
- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, ... Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, ... Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 300.000 TL’nin katılan ...’nin yetkilisi olduğu ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti.ye temlik edildiği beyanını içerir ... 2. Noterliğinin 27.05.2004 tarihli ve 10748 yevmiye numaralı temlikname olduğu,
3- ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/632 esas sayılı dosyasına konu temliknamelerin;
- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, ... Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, ... Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 400.000 TL’nin inceleme dışı sanık ...’in suç tarihlerinde yetkilisi olduğu mağdur ... Faktoring AŞ’ye temlik edildiği beyanını içerir ... 2. Noterliğinin 20.11.2003 tarihli ve 19358 yevmiye numaralı,
- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, ... Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, ... Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 300.000 TL’nin inceleme dışı sanık ...’in suç tarihlerinde yetkilisi olduğu mağdur ... Faktoring AŞ’ye temlik edildiği beyanını içerir ... 2. Noterliğinin 27.01.2004 tarihli ve 01831 yevmiye numaralı,
- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, ... Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, ... Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 250.000 TL’nin inceleme dışı sanık ...’in suç tarihlerinde yetkilisi olduğu mağdur ... Faktoring AŞ’ye temlik edildiği beyanını içerir ... 2. Noterliğinin 30.01.2004 tarihli ve 2326 yevmiye numaralı,
- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, ... Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, ... Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 500.000 TL’nin inceleme dışı sanık ...’in suç tarihlerinde yetkilisi olduğu mağdur ... Faktoring AŞ’ye temlik edildiği beyanını içerir ... 2. Noterliğinin 16.02.2004 tarihli ve 03063 yevmiye numaralı,
- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, ... Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, ... Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 200.000 TL’nin inceleme dışı sanık ...’in suç tarihlerinde yetkilisi olduğu mağdur ... Faktoring AŞ’ye temlik edildiği beyanını içerir ... 2. Noterliğinin 16.02.2004 tarihli ve 03064 yevmiye numaralı,
- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, ... Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, ... Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 700.000 TL’nin inceleme dışı sanık ...’in suç tarihlerinde yetkilisi olduğu mağdur ... Faktoring AŞ’ye temlik edildiği beyanını içerir ... 2. Noterliğinin 05.03.2004 tarihli ve 04414 yevmiye numaralı,
- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, ... Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, ... Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 500.000 TL’nin inceleme dışı sanık ...’in suç tarihlerinde yetkilisi olduğu mağdur ... Faktoring AŞ’ye temlik edildiği beyanını içerir ... 2. Noterliğinin 19.03.2004 tarihli ve 05661 yevmiye numaralı,
- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, ... Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, ... Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 300.000 TL’nin inceleme dışı sanık ...’in suç tarihlerinde yetkilisi olduğu mağdur ... Faktoring AŞ’ye temlik edildiği beyanını içerir ... 2. Noterliğinin 24.03.2004 tarihli ve 06221 yevmiye numaralı,
- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, ... Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, ... Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 400.000 TL’nin inceleme dışı sanık ...’in suç tarihlerinde yetkilisi olduğu mağdur ... Faktoring AŞ’ye temlik edildiği beyanını içerir ... 2. Noterliğinin 02.04.2004 tarihli ve 06946 yevmiye numaralı,
- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, ... Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, ... Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 300.000 TL’nin inceleme dışı sanık ...’in suç tarihlerinde yetkilisi olduğu mağdur ... Faktoring AŞ’ye temlik edildiği beyanını içerir ... 2. Noterliğinin 14.04.2004 tarihli ve 07715 yevmiye numaralı,
Temliknameler olduğu,
4- ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/409 esas sayılı dosyasına konu temliknamelerin ise;
- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, ... Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, ... Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 200.000 TL’nin inceleme dışı sanık ...’ın yetkilisi olduğu katılan ... San. ve Tic. AŞ’ye temlik edildiği beyanını içerir ... 2. Noterliğinin 08.03.2004 tarihli ve 04558 yevmiye numaralı,
- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, ... Sağlık İşleri İl Müdürlüğünde, ... Dış Ticaret AŞ adına tahakkuk etmiş veya edecek olan 200.000 TL’nin inceleme dışı sanık ...’ın yetkilisi olduğu katılan ... San. ve Tic. AŞ’ye temlik edildiği beyanını içerir ... 2. Noterliğinin 11.03.2004 tarihli ve 04810 yevmiye numaralı,
Temliknameler olduğu,
Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü, ... Sağlık İşleri İl Müdürlüğünün 10.06.2004 tarihli ve 26993 sayılı yazısı ile ekindeki 09.06.2004 tarihli listeye göre; itirazın kapsamındaki mahkûmiyet hükmüne konu olan ve yukarıda tek tek belirtilen temliknamelerin adı geçen İl Müdürlüğüne ibraz edildiği ve kuruma giriş kaydının yapıldığı,
Aynı İl Müdürlüğünün, ... Dış Ticaret AŞ’nin Müdürlüklerine Noter kanalı ile ulaştırdığı temliknamelerin ödenip ödenmediğine dair ekli liste ile gönderdiği 06.05.2005 tarihli ve 13610 sayılı yazısına göre de; Kuruma giriş kaydı yapılan itirazın kapsamındaki mahkûmiyet hükmüne konu olan bu temliknamelerin karşılığının ilgililere ödenmediği, ancak 07.02.2002 – 12.11.2003 tarihleri arasında başka tarihli ve yevmiye sayılı birçok temliknamenin ilgilileri olarak görünen mağdur ... Faktoring AŞ, inceleme dışı sanık ...’in yetkilisi olduğu ... Elektrik Hırd. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., inceleme dışı katılan sanık ... ile inceleme dışı sanıklar ... ve ...’nun yetkilisi oldukları ... End. Mam. Paz. ve Tic. AŞ, inceleme dışı sanık ..., inceleme dışı sanık ...’ın yetkilisi olduğu ... İnş. Mad. Kuy. ve Tur. Tic. San. Ltd. Şti., inceleme dışı sanık ...’in yetkilisi olduğu ... Tur. Nak. İnş. Eml. Dek. Tic. Ltd. Şti., katılan ...’nin yetkilisi olduğu ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti. ile inceleme dışı sanık ... isim ve/veya unvanlı kişi veya şirkete karşılıklarının ödendiği,
Adli Tıp Vakfının 10.08.2004 tarihli ve 14 sayılı bilirkişi raporuna göre; ... 2. Noterliğince düzenlenmiş alacaklısı inceleme dışı sanık ... olan 08.12.2003 tarihli, 20140 yevmiye sayılı ve alacaklısı inceleme dışı sanık ... olan 27.05.2004 tarihli, 10795 yevmiye sayılı ile itirazın kapsamındaki mahkûmiyet hükmünün konusu içerisinde kalan ve alacaklısı katılan ... ... olan 16.01.2004 tarihli, 01175 yevmiye sayılı temlikname fotokopilerinde temlik eden olarak bulunan ... Dış Ticaret AŞ kaşesi üzerindeki sanık ... adına atılı imzaların sanığın eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığı,
Sanık ... müdafilerinin şikâyetlerinde sahte olduğunu beyan ettikleri ... 2. Noterliğinden düzenlenme 56 adet temliknamenin temlik eden kısımında yer alan ... Dış Ticaret AŞ kaşesi üzerindeki sanık ... adına atılı imzaların sanığın eli ürünü olup olmadığına ilişkin olarak Adli Tıp Uzmanı Dr. ...’un hazırlayıp ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu 25.08.2004 havale tarihli bilirkişi ve 07.09.2004 tarihli ek bilirkişi raporlarında; alacaklısı ... Faktoring AŞ olan 12.09.2003 tarihli ve 14893 ile alacaklısı Ayfinans İkrazat ... olan 07.11.2003 tarihli ve 18489 yevmiye sayılı temliknameler dışında kalan 54 adet temliknamelerin temlik eden kısımında yer alan ... Dış Ticaret AŞ kaşesi üzerindeki sanık ... adına atılı imzaların sanığın eli ürünü olmadığının tespit edildiği, imzaları sanık ...’a ait olmadığı tespit edilen bu 54 adet temlikname içerisinde itirazın kapsamındaki mahkûmiyet hükmüne konu olan temliknamelerin de bulunduğu,
İnceleme dışı sanıklar ... 2. Noteri ..., Noterlik kâtipleri ... ve ... ile diğer bazı inceleme dışı sanık ve katılanların sahteliği iddia edilen temliknameler dışında aynı Noterlikçe düzenlenen 78 adet temliknamenin daha bulunduğunun iddia edilmesi üzerine, belirtilen bu 78 adet temlikname ... 2. Noterliğinden getirtilerek sanık ...’ın temliknameler üzerindeki imzaların kendisine ait olup olmadığı yönünden yaptığı inceleme sonucunun, sanık müdafisince Mahkemeye bildirildiği 23.06.2006 tarihli dilekçe içeriğine göre; 32 adet temliknamedeki imzanın sanık ...’a ait olmadığı, yani sahte olduğu, 6 adedinin sahte olduğu hâlde temellük edenlerce iptal ettirildiği, geriye kalan 40 adet temlikname üzerindeki imzaların ise sanık ...’a ait olduğu hususunun doğrulandığı, imzaların sanık ...’a ait olduğunun kabul edildiği 40 adet temlikname içerisinden 10 adedinin mağdur ... Faktoring AŞ lehine, 6 adedinin yetkilisi inceleme dışı sanık ... olan ... İnş. Mad. Kuy. ve Tur. Tic. San. Ltd. Şti. lehine, 1’er adedinin ise yetkilisi inceleme dışı sanık ... olan ... Tur. Nak. İnş. Eml. Dek. Tic. Ltd. Şti. ve yetkilileri inceleme dışı katılan sanık ... ile inceleme dışı sanıklar ... ve ... olan ... End. Mam. Paz. ve Tic. AŞ lehine düzenlendiği,
Sanık müdafilerinin dosyaya ibraz ettiği ... İlaç Fabrikası AŞ antetli, “Tutanak” başlıklı, 11.06.2004 tarihli, alt kısmında şirket yetkilisi olarak sanık ...’ın, personel müdürü olarak ...’ın, muhasebe müdürü olarak ...’un ve muhasebe çalışanı olarak da ...’nın isim ve imzaları bulunan belgeye göre; ... Şirketler Topluluğunun finansman müdürü olarak çalışan inceleme dışı sanık ...’un, Şirket sahiplerinin bilgisi dışında, kötü niyetli olarak ... Dış Ticaret AŞ temsilcisinin imzasını taklit etmek suretiyle Sosyal Sigortalar Kurumuna hitaben, ... Dış Ticaret AŞ’nin Sosyal Sigortalar Kurumundan olan alacağına karşılık, ... 2. Noterliğinden muhtelif tarihlerde, muhtelif yevmiye numaraları ile temlikler düzenletmiş olduğu ortaya çıktığından ve kendisinin de bu durumun ortaya çıktığını anlayarak 10.06.2004 tarihinden itibaren iş yerindeki görevine gelmediği, cep ve ev telefonlarından defalarca aranılmasına ve evine gidilerek araştırılmasına rağmen kendisine ulaşılamadığı, bu nedenlerle ...’un iş akdinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/2. maddesinin (e) fıkrası uyarınca haklı nedenlerle fesh edildiği, bu fesih tutanağının ...’a tebliği için ... 6. Noterliğinden 14.06.2004 tarihli ihtarname düzenletildiği,
Ayrıca ... 7. Noterliğinin 23.09.2004 tarihli ve 26086 yevmiye sayılı evrakı ve eki APS tebliğ şerhleri belgesine göre; ... Dış Ticaret AŞ vekillerince içlerinde itirazın kapsamındaki mahkûmiyet hükmüne konu olan temliknamelerin de yer aldığı 52 adet temliknamenin sahte düzenlendiğine, hatalı muhasebeleştirilenlerin düzeltilmesi gerektiğine ilişkin beyanlarını içeren 21 sayfalık dilekçe ile ihtarname düzenletildiği ve ihtarnamenin temliknamelerde alacaklı olarak görünen ilgililere tebliğ edildiği,
... Dış Ticaret AŞ vekillerince benzer şekilde ... 7. Noterliğinin 25.02.2005 tarih ve 0510, 26.01.2006 tarih ve 02120 yevmiye sayı ile ... Faktoring AŞ’ye karşı ihtarnameler gönderildiği, içeriklerinde ... Faktoring AŞ’nin alacaklı göründüğü 10 adet temliknamenin sahte olduğunun, asıl olarak kendilerinin ... Faktoring AŞ’den alacaklı olduklarının, hatalı muhasebeleştirilme işlemlerinin düzeltilmesi gerektiğinin belirtildiği,
... Ticaret Sicil Müdürlüğünün 17.04.2017 tarihli yazısına göre; sanık ...’ın ilgisinin saptandığı ticaret sicil kayıtları faal olan firmaların, ... Dış Ticaret AŞ, ... İlaç Fabrikası AŞ, ... Kimya San. ve Tic. AŞ, Atamülk Gayrimenkul İnş. Yat. San. ve Tic. AŞ, Ataermülk Gayrimenkul İnş. Yat. San. ve Tic. AŞ, ... Kimya San. ve Tic. AŞ Acıbadem İlaç Şubesi şeklinde olduğu, yine sanığın ilgisinin saptandığı ... İlaç ve Kimyevi Maddeler Paz. Tic. Ltd. Şti., ... Kimya Makineleri San. Ltd. Şti. ve ... Tarım Veteriner İlaçları San. ve Tic. AŞ’nin ise terkin edildiği, terkin edilen bu şirketlerden ... Tarım Veteriner İlaçları San. ve Tic. AŞ’nin, ... Kimya San. ve Tic. AŞ tarafından devir alındığı, inceleme dışı sanık ...’in ... Finansal Kiralama AŞ’nin eski yöneticisi olması nedeniyle, inceleme dışı sanık ...’un Kar Mekanik Alüminyum İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.nin ortağı olması nedeniyle bu firmaların adı geçenlerle ilgisinin saptandığı, inceleme dışı sanık ...’ın ilgisinin saptandığı ve yetkilisi olarak göründüğü ticaret sicil kayıtları faal olan tek firmanın ... Konstrüksiyon San. ve Tic. AŞ olduğu, adı geçen inceleme dışı sanığın, ilgisinin saptandığı ve yöneticisi veya ortağı iken terkin edilen firma isimlerinin; ... Isı Marka ve San. Teb. İm. Tic. Ltd. Şti ve Alfa Marine İnş. Tur. ve Dış Tic. AŞ şeklinde olduğu, ...’ın yalnızca eski ortağı ve/veya yöneticisi olduğu için ilgisi saptanan firma isimlerinin ise Hisar Sağlık Hizm. Eğt. Araş.ve Tıbbi Cihazlar İnş. San. ve Tic. AŞ, Klas Medikal Cihazlar San. Müm. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti., S.S. Ege Tersaneciler Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi, Vizyon Medikal San. ve Tic. Ltd. Şti., Rekon Denizcilik İnş. San ve Dış Tic. Ltd. Şti., Haytek Gemi End. AŞ, Has Robot Çelik San. ve İnş Dış Tic. AŞ ve Birinci Grup Enerji İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. şeklinde olduğu,
Gelir İdaresi Başkanlığının 28.06.2017 tarihli ve 188900 sayılı yazısında; sanık ..., inceleme dışı sanık ...’in mükellefiyet durumunun “Faal mükellef”, inceleme dışı sanıklar, ... ve ...’un mükellefiyet durumunun “Potansiyel mükellef (vergiye tabi gelir elde etmeyen)”, inceleme dışı sanık ...’nın mükellefiyet durumunun “Terk mükellef”, inceleme dışı sanık ...’ın mükellefiyet durumunun ise “Mükellefiyeti bulunmamaktadır” şeklinde belirtildiği,
Gelir İdaresi Başkanlığının 25.10.2017 tarihli ve 394091 sayılı yazısında; katılan ...’ın “Potansiyel mükellef (vergiye tabi gelir elde etmeyen)” mükellef olduğunun bildirildiği,
... Sanayi Odasının 24.10.2017 tarihli ve 9379 sayılı yazısında; katılan ...’ın odalarında kaydına rastlanmadığı bilgisine yer verildiği,
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 24.05.2010 tarihli yazısı ve eki belgeye göre; 01.05.2005 ila 31.12.2005 tarihleri arasında ... Kimya San. ve Tic. AŞ’nin 98.864,22 TL borcunun bulunduğu, tamamının tahsil edildiği, ... Tarım Veteriner İlaçları San. ve Tic. AŞ’nin 65.256,32 TL borcunun bulunduğu ve tahsil edilemediği, ... İlaç Fabrikası AŞ’nin 109.723 TL borcunun bulunduğu, 45.523 TL’lik kısmının tahsil edildiği, ... Dış Tic. AŞ’nin ise 2.139,51 TL borcu bulunduğu ve tahsil edilemediği,
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 27.05.2010 tarihli ve 034 sayılı yazısında; Müdürlüklerinde 0109688 034 10-43 sayılı dosyada işlem gören ... Kimya San. ve Tic. AŞ unvanlı şirketin 2000 – 2005 yılları arasındaki borcunun toplam 98,16 TL olduğu bilgilerinin yer aldığı,
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 27.05.2010 tarihli ve 8324304 sayılı yazısında; Müdürlüklerinde 1095350 034 10-88 sayılı dosyada işlem gören ... Dış Tic. AŞ unvanlı şirketin 2004/3-6, 2005/3-12, 2006/1-12, 2007/1-12 yıl ve aylarına ait borçlarının icra takip servisinde bulunduğunun, toplam borç miktarının 1.267.681 TL olduğunun ve borcun henüz ödenmediğinin belirtildiği,
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 28.05.2010 tarihli yazısında; Müdürlüklerinde 1021555 034 10-13 sayılı dosyada işlem gören ... Kimya San. ve Tic. AŞ unvanlı şirketin icra servisine 2006/2, 2010/3 yıl ve aylarına ait prim, 2003/5, 2004/1, 2005/2, 2010/3 yıl ve aylarına ait işsizlik, 2004/1-3-4, 2005/2, 2010/3 yıl ve aylarına ait damga vergisi, 1998/1-9-12, 1999/1-12, 2000/1-12, 2001/2-7, 2002/1-2-3-11, 2003/5 yıl ve aylarına ait eğitime katkı payı, 1999/11-12, 2000/1-12, 2001/2-7, 2002/1-2-3-11, 2003/5 yıl ve aylarına ait özel işlem vergisi borçları mevcut olup 28.05.2010 tarihi itibarıyla 1.715.545 TL borcu olduğunun, ayrıca yine belirtilen tarih itibarıyla icra servisinde olmayan 2003/3 ve 2005/4 yıl ve aylarına ait 977 TL idari para cezası borcu bulunduğunun bildirildiği,
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü İzmit Sosyal Güvenlik Merkezinin 11.06.2010 havale tarihli yazısına göre; Müdürlüklerinde 10018664.41 – 10070664.41 – 10019015.41 – 10035393.41 – 10064058.41 sicil sayılı dosyalarda işlem gören ... İlaç Fab. AŞ’nin 01.01.2000 ila 30.04.2005 tarihleri arasında ödenmeyen prim borçları 28.05.2010 tarihi itibarıyla toplam 1.826.760 TL olduğu ve 10019015.41 sicil sayılı dosyasına ait prim borçlarının 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesine istinaden taksitlendirildiği ve taksitlerinin düzenli ödendiği,
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 18.02.2011 tarihli yazısında; Müdürlüklerinde 0397169 034 10-16 sayılı dosyada işlem gören ... İlaç Fabrikası AŞ unvanlı şirketin, 2003, 2004 yıllarında borçlarını icra yoluyla ödediği bilgilerine yer verildiği,
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 28.02.2011 tarihli yazısına göre; Müdürlüklerinde 0109688 034 10-43 sayılı dosyada işlem gören ... Kimya San. ve Tic. AŞ unvanlı şirketin 2003, 2004 yıllarına ait borcunun bulunmadığı,
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezinin 01.03.2011 tarihli yazısında; Müdürlüklerinde 1021555 034 10-13 sayılı dosyada işlem gören ... Kimya San. ve Tic. AŞ unvanlı şirketin 2003, 2004 yıllarında icraya intikal etmiş gecikme faiziyle birlikte toplam 2.940,45 TL borcunun bulunduğu bilgilerinin yer aldığı,
Merkez Bankasının 10.01.2007 tarihli yazısına göre; 26.12.2006 tarihi itibarıyla yapılan araştırma sonucunda, ... İlaç Fabrikası AŞ adına karşılıksız çek kaydına rastlanmadığı,
Merkez Bankasının 12.01.2007 tarihli yazısına göre; 11.01.2007 tarihi itibarıyla yapılan araştırma sonucunda, ... Dış Tic. AŞ adına karşılıksız çek kaydına rastlanmadığı,
Merkez Bankasının 14.06.2010 tarihli ve 6600 sayılı yazısına göre; mülga 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 16. maddesi çerçevesinde, en son 11.06.2010 tarihine kadar bankalara yapılan duyurulara göre kayıtlarında yaptıkları araştırma sonucunda, ... hakkında herhangi bir bilgi bulunamadığı,
Merkez Bankasının 14.09.2010 tarihli ve 9739 sayılı yazısında; mülga 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 16. ve 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesi kapsamında, en son 31.08.2010 tarihine kadar bankalara yapılan duyurulara göre kayıtlarında yaptıkları araştırma sonucunda, ... ile ... Dış Tic. AŞ, ... İlaç Fabrikası AŞ, ... Kimya San. ve Tic. AŞ ve ... Tarım Veteriner İlaçları San. ve Tic. AŞ hakkında herhangi bir bilgi bulunamadığının belirtildiği,
Merkez Bankasının 12.10.2010 tarihli ve 10924 sayılı yazısına göre; mülga 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 16. ve 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesi kapsamında 2000 – 2005 dönemini içeren arşiv ve güncel kayıtlarında yapılan araştırma sonucunda, ... ile ... Dış Tic. AŞ, ... İlaç Fabrikası AŞ, ... Kimya San. ve Tic. AŞ ve ... Tarım Veteriner İlaçları San. ve Tic. AŞ hakkında çek keşide etme yasağı konulup konulmadığına ilişkin bir bilgi bulunmadığı,
Merkez Bankasının 16.02.2011 tarihli ve 04531 sayılı yazısına göre; mülga 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 16. ve 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesi kapsamında en son 03.01.2011 tarihine kadar bankalara yapılan duyurulara göre güncel ve arşiv kayıtlarında yapılan araştırma sonucunda, ... ve adı geçen Şirketler hakkında çek hesabı açma ve çek keşide etme yasağına ilişkin herhangi bir bilgi bulunmadığı,
Merkez Bankasının 09.03.2011 tarihli ve 06739 sayılı yazısında; mülga 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun’un 9 ve 16. maddeleri ile 5941 sayılı Çek Kanunu’nun 5. maddesi kapsamında en son 04.03.2011 tarihine kadar bankalara yapılan duyurulara göre güncel kayıtlarında yapılan araştırma sonucunda, ... adına herhangi bir bilgi bulunamadığı, ... Kimya San. ve Tic. AŞ hakkında ibrazında karşılıksız kalmış bir çek kaydına ilişkin listenin Ek-1 şeklinde gönderildiği, diğer taraftan karşılıksız çek bildirimlerine ilişkin arşiv kayıtlarında ... Kimya San. ve Tic. AŞ, ... İlaç Fabrikası AŞ ve ... Tarım Veteriner İlaçları San. ve Tic. AŞ adlarına ibrazında karşılıksız kaldığı bildirilen ve daha sonra 5033 sayılı Kanun kapsamına girmesi nedeniyle silinmiş olan çeklere ilişkin listeler de Ek-2 şeklinde gönderildiği bilgilerine yer verildiği, Ek-1 şeklindeki liste başlığının “5834 Sayılı Yasa Kapsamında Değerlendirilebilecek Kayıtlar” şeklinde olduğunun ve Ek-1 liste içeriğinde yalnızca ... Kimya San. ve Tic. AŞ’nin Birleşik Fon Bankasına ait keşide tarihi 05.02.2002, ibraz tarihi 14.02.2002 olan 100.000 TL tutarlı çekinin yazılı bulunduğunun, Ek-2 şeklindeki 3 ayrı liste başlıklarının “5033 Sayılı Kanun Kapsamında Silinmiştir” biçiminde olduğunun, 1. listede ... Kimya San. ve Tic. AŞ’nin farklı banklara ait, ibraz tarihleri 1996 yılından 2001 yılına kadar değişkenlik gösteren 292 adet çekin bulunduğunun, 2. listede ... İlaç Fabrikası AŞ’nin farklı bankalara ait ibraz tarihleri 1996 yılından 2001 yılına kadar değişkenlik gösteren 195 adet çekin olduğunun, 3. listede ise ... Tarım Veteriner İlaçları San. ve Tic. AŞ’nin farklı bankalara ait ibraz tarihleri 1996 yılından 2001 yılına kadar değişkenlik gösteren 280 adet çekin bulunduğunun görüldüğü,
İnceleme dışı sanık ...’un dosyaya ibraz ettiği Bayındırbank tarafından ... Kimya San ve Tic. AŞ’ye gönderilen 14.02.2002 tarihli ihtar mektubuna göre; Şirket hesap bakiyesinin 0 TL olması nedeniyle bankalarına sunulan 100.000 TL bedelli bir çekin karşılıksız kaldığı, Şirketin bütün çek karnelerini yasal süreler içerisinde aldıkları bankalara iade etmesi gerektiği, yasal süre içinde karşılıksız kalan çek bedelinin faiziyle birlikte ödenmesi durumunda karşılıksız çek hamilinin şikâyet hakkının doğmayacağı, bundan başka düzeltme haklarının kalmadığı hususlarının ihtar edildiği,
Finansbank AŞ’nin 10.02.2011 havale tarihli yazısına göre; ... İlaç Fabrikası AŞ, ... Kimya San. ve Tic. AŞ, ... Tarım Veteriner İlaçları San. ve Tic. AŞ hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasaklılığına dair banka kayıtlarında herhangi bir bilginin yer almadığı,
Birleşik Fon Bankası AŞ’nin 17.02.2011 havale tarihli yazısına göre; ... Dış Ticaret AŞ, ... İlaç Fabrikası AŞ, ... Kimya San. ve Tic. AŞ, ... Tarım Veteriner İlaçları San. ve Tic. AŞ hakkında 2003 – 2004 yıllarında çek keşide etme yasağı konulduğuna dair herhangi bir belge ve kayda rastlanılmadığı,
Alternatif Bank AŞ’nin 17.02.2011 havale tarihli yazısında; ... İlaç Fabrikası AŞ’nin Caddebostan Şubeleri nezdinde, ... Kimya San. ve Tic. AŞ’nin Kozyatağı, Merkez ve Caddebostan Şubeleri nezdinde, ... Tarım Veteriner İlaçları San. ve Tic. AŞ’nin ise Kozyatağı ve ...-i Cedid Şubeleri nezdinde kapalı hesaplarının olduğunun ve 2003 – 2004 yıllarında çek keşide etme yasaklarının bulunmadığının belirtildiği,
Abn Amro Bank’ın 31.05.2005 tarihli yazısına göre; sanık ..., ... Dış Tic. AŞ, ... İlaç Fabrikası AŞ, ... Kimya San. ve Tic. AŞ, ... Kimya Makineleri San. Ltd. Şti., ... Tarım Veteriner İlaçları San. Tic. AŞ, ... İlaç ve Kimyevi Maddeler Pazarlama Tic. Ltd. Şti., Mediker Tıbbi Cihazlar San. ve Tic. AŞ, Agro-Bay Tarım İlaçları ve Kimyevi Maddeler San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... İlaç ve Gıda San. Tic. İth. İhr. Ltd. Şti.’nin bankaları nezdinde TL veya döviz hesaplarının bulunmadığını bildirdikleri,
... İlçe Emniyet Müdürlüğünce düzenlenen 28.07.2017 havale tarihli yazı ekinde bulunan 23.07.2017 tarihli tutanakta; inceleme dışı sanık ...’un üniversite mezunu, evli ve üç çocuk sahibi olduğu, taşınır ve taşınmaz mal varlığının bulunmadığı, emekli olup kendisinin aylık 1.700 TL, eşi ve oğlu ... ...’un ise 1.300’er TL gelir elde ettiği, oturduğu evin kira olduğu ve aylık 2.000 TL kira ücreti ödediği, geçim durumunun zayıf olduğu bilgilerine yer verildiği,
Kartal İlçe Emniyet Müdürlüğü Ş. S. Aslantepe Polis Merkezi Amirliğince düzenlenen 31.03.2017 havale tarihli yazı ekinde bulunan 28.03.2017 tarihli tutanağa göre; sanık ...’ın üniversite mezunu, evli ve iki çocuk sahibi olduğu, hâlen ... Şirketlerinin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı olduğu, iki çocuğunun evli ve ayrı yaşamakta oldukları, 2004 yılı itibarıyla ... Şirketlerinin yıllık cirosunun 50.000.000 Dolar olup son 2 – 3 yıldır yıllık ortalama 200.000.000 TL cirosunun bulunduğu, 2004 yılı itibarıyla 35 civarında kıymetli ticari mülkünün mevcut olduğu ve bu mülklerin hâlen adına kayıtlı bulunduğu, kendi adına kayıtlı araç bulunmadığı ancak şirketleri adına kayıtlı çok sayıda aracın olduğu, ayrıca 2003 yılında şirketlerinde çalışan sayısı 300 civarında iken 2017 yılı itibarıyla 550 – 600 arası çalışanının bulunduğu,
Katılanlar ... ve ... (...) ... yönünden (Dolayısıyla ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. ve bu Şirketin o tarihlerde yetkilisi olan inceleme dışı katılan sanık ... yönünden) dosya kapsamındaki bilgi, belge, UYAP ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nin internet sistemi üzerinden yapılan incelemeye göre;
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nin 04.02.1999 tarihli ve 4724 sayılı ilanında; ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.nin 18.12.1998 tarihli ortaklar kurulu kararının yer aldığı, bu kararda Şirket ortaklarının inceleme dışı katılan sanık ..., inceleme dışı sanık ... ve ... olduğuna, ayrıca Şirket ortaklarından ...’ın 10 yıl süre ile Şirket müdürlüğüne seçilerek Şirketi imzası ile münferiden temsil ve ilzam edeceğine yer verildiği,
UYAP sistemi üzerinden alınan nüfus kayıt örneklerine göre; katılan ...’ın , ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.nin yetkilisi ...’ın annesi, katılan ... (...) ...’ın ise adı geçen Şirket ortağı ve aynı zamanda ...’ın erkek kardeşi olan inceleme dışı sanık ...’ın eski eşi olduğu,
İnceleme dışı katılan sanık ... ve katılanlar ... ile ... (...) ...’ın aşamalarda birlikte veya ayrı ayrı dosyaya ibraz etikleri “Protokol” başlıklı 02.07.2001 tarihli belgede; tarafların ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. ile ... Kimya San. ve Tic. AŞ, ... İlaç Fabrikası AŞ ve ... Tarım Veteriner İlaçları San. ve Tic. AŞ olarak göründüğü, belge içeriğinde, taraflar arasında uzun yıllardır süren fuel oil (özel kalorifer yakıtı) alış verişi yapıldığının, bu süreçte 1997 – 2001 yılları arasında ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.nin, ... Şirketler Grubuna kestiği faturaların incelenmesinde cari hesabın yeniden düzenlenmesi gerektiğinin, belirtilen tarihlerde ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.nin ... Şirketler Grubuna her tankerde 4 ton fuel oili eksik verdiğinin, yapılan hesaplama sonucunda 300.000 TL’nin ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.nin cari hesabında fazladan bulunduğunun tespit edildiğinin ve bu bedelin tenzil edilmesi gerektiği konusunda taraflarca mutabakata varıldığının, bu duruma göre ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.nin cari hesabından 300.000 TL düşülerek bakiyenin, ödeme tarihindeki faizi ile birlikte 230.000 TL olarak tespitinde taraflarca anlaşmaya varıldığının, bu hesabın kapanması için de lehtarı ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti., borçlusu ... Kimya San. ve Tic. AŞ olan 31.07.2001 tediye tarihli, 34.000 TL bedelli, 31.08.2001 tediye tarihli, 49.000 TL bedelli, 30.09.2001 tediye tarihli, 49.000 TL bedelli, 31.10.2001 tediye tarihli, 49.000 TL bedelli ve 30.11.2001 tediye tarihli, 49.000 TL bedelli beş adet bononun ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.ne verildiğinin belirtildiği ve adı geçen Şirket kaşeleri belge altına vurularak protokolün imza edildiği,
İnceleme dışı katılan sanık ... ve katılanlar ... ile ... (...) ... ve vekilleri tarafından aşamalarda sunulan dilekçeler ekinde;
- “Protokol” başlıklı belge içeriğinde yer alan beş adet bononun sırasıyla 06.08.2001, 15.09.2001, 17.03.2002, 01.08.2002 ve 15.08.2002 tarihlerinde iade edildiğine ve yerlerine vade farkı ile birlikte çekler verildiğine ilişkin düzenlenen ve alt kısmında ... İlaç Fabrikası AŞ ile ... Kimya Sanayi Tic. AŞ yazısı ve bu yazılar üzerinde imza bulunan “Protokol Senetleri İade Bordrosu” başlıklı belgenin,
- Bir kısım çek ve/veya bononun 2002, 2003 ve 2004 yıllarında ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. ile ... Kimya San. ve Tic. AŞ arasında verilip alındığına dair hazırlanan ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. antetli tediye makbuzlarının,
- ...’ın ve ...’ın 1999 – 2005 yılları arasında satmış oldukları 7 adet taşınmazın satış tarihlerini ve özelliklerini gösterir ... Ümraniye 2. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğünün 13.09.2005 tarihli yazısının,
- Katılanların bu satışlara ilişkin taraflarla yaptıkları protokoller ve/veya satış bedellerinin banka hesaplarına yattığını gösterir ilgili banka hesap hareketleri çıktılarının,
- İnceleme dışı katılan sanık ...’ın bir kısım banka hesap ekstrelerinin,
- Katılan ...’ın Akbank’a ibraz edip de ... Kimya San. ve Tic. AŞ’ye vadesi geldiğinde Banka tarafından çekilen protesto dekontlarına dair çıktılarının,
Dosyaya ibraz edildiği,
Maltepe İlçe Emniyet Müdürlüğü Cumhuriyet Polis Merkezi Amirliğince düzenlenen 30.10.2017 tarihli yazı ekinde bulunan 27.10.2017 tarihli tutanakta; katılan ...’ın 77 yaşında olduğu, kendi evinde oturduğu, aylık gelirinin 50.000 TL olduğu, ... ili Ümraniye ilçesinde 3 adet, Maltepe ilçesinde 1 adet, Küçükyalı’da 1 adet dairesinin, ... İlçesinde 1 adet ofis ve yine Ümraniye ilçesinde 1 adet dükkânının bulunduğu, %100 felçli kızına baktığı, ortaokul mezunu olup ... İnşaat isimli şirketin ortağı olduğu bilgi ve tespitlerine yer verildiği,
Maltepe İlçe Emniyet Müdürlüğü Cumhuriyet Polis Merkezi Amirliğince inceleme dışı katılan sanık ...’ın beyanına göre düzenlenen ve 16.10.2017 tarihli yazı ekinde bulunan “Sosyal ve ekonomik durum tespiti” başlıklı tutanakta; inceleme dışı katılan sanık ...’ın lisans mezunu olduğu, 2017 yılında Petrol Ofisi İşletmeciliği yaptığı ve aylık ortalama 50.000 TL kazandığı, 2003 yılında ... İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti.nin %50 hisse sahibi ve yetkili müdürü olduğu, aylık ortalama 100.000 TL kazandığı, kendi evinde ikamet ettiği, 2001 model Range Rover marka bir cipinin olduğu, 14.02.2002 tarihinde ... ili Ataşehir ilçesinde daire satışından 55.000 TL, 18.12.2002 tarihinde GSD hisse senedi satışından 35.000 TL, 30.07.2003 tarihinde ... ili Maltepe ilçesi Altıntepe Mahallesinde dubleks daire satışından 48.670 TL gelir elde ettiği, 2003 yılının muhtelif aylarında banka hesaplarında 282.000 TL, 2004 yılının 3 ve 4. aylarında Turkish Bank ve Akbank’ta 292.00 TL ile 20.000 Dolarının bulunduğu, eşi Suzan Oktay ile birlikte yaşarken 2008 tarihinde ayrıldığı bilgilerinin yer aldığı,
Maltepe İlçe Emniyet Müdürlüğü Bostancı Ş. S. Balaban Polis Merkezi Amirliğince düzenlenen 03.02.2011 tarihli yazı ekinde bulunan 02.02.2011 tarihli tutanakta; katılan ... (...) ...’ın Bostancı İlköğretim Okulunda öğretmen olduğu, aylık 1.850 TL gelirinin olduğu, ikamet ettiği evin kira olduğu ve aylık 950 TL kira ödediği, bakmakla yükümlü olduğu aynı evde birlikte yaşayan ve öğrenci olan 15 yaşında bir kızının bulunduğu, ... ilinde 100 metrekare bir apartman dairesinin üzerinde kayıtlı olduğu ve bu daireden de aylık 350 TL gelir elde ettiği bilgilerine yer verildiği,
Mağdur ... Faktoring AŞ (... Faktoring AŞ) ve bu Şirketin suç tarihlerinde yetkilisi olan inceleme dışı sanık ... yönünden dosya kapsamındaki bilgi, belge, UYAP ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nin internet sistemi üzerinden yapılan incelemeye göre;
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nin 16.02.2004 tarihli ve 5987 sayılı ilanında; ... Faktoring AŞ’nin 10.02.2004 tarihli olağan genel kurul toplantı tutanağının yer aldığı ve bu tutanak içeriğinde ... Faktoring AŞ’nin 10.000.000 TL sermayesinin olduğuna yer verildiği,
İnceleme dışı sanık ... ve mağdur ... Faktoring AŞ vekillerince dosyaya ibraz edilen ve sanık ... müdafilerince ... 7. Noterliğinden ... Faktoring AŞ’ye karşı çekilen ihtarname içeriklerinde de ... Faktoring AŞ’ye verilen senetler olarak bahsedilen ... Dış Ticaret AŞ antetli ve “Senet Bordrosu” başlıklı 12.08.2004 tarihli belgede; teslim edenin ... Dış Tic. AŞ, teslim alanın ... Faktoring AŞ olarak göründüğü, her iki Şirket kaşesi üzerinde imzaların yer aldığı, bu belge ile ... Dış Tic. AŞ tarafından borçlusu ... İlaç ve Gıda San. Tic. İth. İhr. Ltd. Şti. olan ve vade tarihleri 15.09.2004 ila 03.09.2006, meblağları ise 80.000 TL ila 233.420 TL arasında değişen 25 adet senedin ... Faktoring AŞ’ye teslim edildiği,
İnceleme dışı sanık ... ve mağdur ... Faktoring AŞ vekillerince dosyaya ibraz edilen 07.02.2002 tarihli Yurt İçi Faktoring Sözleşmesinin “Müşteri/Müşteriler” kısmında bulunan ... Dış Tic. AŞ ve ... Kimya San. AŞ ile “Factor” kısmında yer alan ... Faktoring AŞ arasında akdedildiği, sözleşmenin limitinin 6.000.000 TL olarak belirlendiği,
İnceleme dışı sanık ... ve mağdur ... Faktoring AŞ vekillerince; ... Faktoring AŞ’nin alacaklı olarak göründüğü suça konu 10 temlikname fotokopisi ile birlikte her bir temlikname yönünden ayrı ayrı olmak üzere temliknamelerin bir nüshasının ilgili Noterlik tarafından APS ile ... Faktoring AŞ’ye gönderildiğine dair tebliğ zarfları, Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü ... Sağlık İşleri Müdürlüğünün ... Dış Tic. AŞ’nin temlik beyanının kabul edildiğine dair ... Faktoring AŞ’ye yazdığı yazıları, ... Dış Tic. AŞ tarafından ... Faktoring AŞ’ye gönderilen ve temlikname karşılığında ... Faktoring AŞ’den yapılacak ön ödemelerin ne şekilde kimlere yapılacağını açıklayan talimat yazıları, ön ödemeler çek ile yapılmışsa bu çeklerin fotokopileri ve ... Faktoring AŞ’nin, ... Dış Ticaret AŞ ile ticari ilişkilerini kaydettiği müşteri hesap özetlerinin de dosyaya ibraz edildiği,
... İlçe Emniyet Müdürlüğü Şenliköy Polis Merkezi Amirliğince düzenlenen 16.04.2017 tarihli tutanakta; inceleme dışı sanık ... hakkında yapılan tahkikatta, adı geçenin ... Faktoring AŞ’nin genel müdürü olduğu dönemde 10.000 TL civarında gelirinin bulunduğu, 2004 yılı sonunda emekli olduğu, ikametgâhı kendisine ait olup kira ödemediği, eşi ve kızı ile birlikte yaşadığı, üzerine kayıtlı 1998 model Audi marka bir aracının bulunduğu, Florya Semtinde bir dairesinin olduğu, yüksek öğrenim mezunu ve 70 yaşında olduğu bilgi ve tespitlerinin yer aldığı,
Mağdur ... Faktoring AŞ (... Faktoring AŞ) vekillerinin dosyaya 01.03.2016 tarihinde ibraz ettikleri dilekçede; dosya kapsamındaki şikâyetlerinden ve müdahillik sıfatlarından vazgeçtiklerini belirttikleri,
Sanık ... müdafilerinin de dosyaya 20.04.2017 tarihinde ibraz ettikleri dilekçede; dosya kapsamında sanık sıfatı bulunan ... Faktoring AŞ’nin eski yetkilisi ... hakkındaki şikâyetlerinden ve müdahillik sıfatlarından vazgeçtiklerini beyan ettikleri,
Katılan ... ve yetkilisi olduğu ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti. yönünden dosya kapsamındaki bilgi, belge ve UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemeye göre;
Katılan ... vekili tarafından sunulan dilekçeler ekinde;
- İş vereni ... Kimya San. ve Tic. AŞ, yüklenicisi ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti., imalatçısı ve taşeronu Metelsan San. Tesisleri İmalat ve Tic. Ltd. Şti. olarak görünen, konusu sanığın ...’de bulunan fabrikasında saha dizaynı, makinelerin, tankların, reaktörlerin yerleşimi, borulama montajı ve pano dizayn projelendirme, etüt ve imalatlarının yapılması işi şeklinde belirlenen ve adı geçen Şirketlerin kaşesi vurularak imzalanan 01.03.2002 tarihli sözleşmenin,
- Bu sözleşme gereği ... fabrikasına nakledildiğini iddia ettikleri sac, köşebant, demir, boru gibi malzemelerin ... End. Mam. Paz. ve Tic. AŞ’den alındığını açıklayan bir takım faturaların,
- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü ... Sigorta İl Müdürlüğünce ... fabrikasında fiilen işçi çalıştırılmasına başlanılan ve son verilen tarihler, ödenen toplam istihkak gibi hususların ... Kimya San. ve Tic. AŞ’den sorulduğu 02.07.2002 tarihli yazı ile ... Kimya San ve Tic. AŞ tarafından bu yazıya cevaben hazırlanan ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti.nin ... ... Fabrikasındaki borulama ve pano dizayn etüd, montaj ve imalat gibi işlere başlama tarihinin 28.03.2002, bitiş tarihinin 18.06.2002, toplam istihkakın ise 175.000 TL olduğuna dair 18.10.2002 tarihli yazısının,
- ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesine hitaben yazdığı ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti.nin vadesi gelmiş vergi borcu bulunmadığına dair 26.05.2005 tarihli yazısının,
- Suça konu temlikname öncesinde ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti.nin alacaklı olarak göründüğü ... 6. Noterliğinden düzenlenme 26.05.2003 tarihli ve 15752 ile 15753 yevmiye sayılı temliknamelerin ve Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü ... Sağlık İşleri Müdürlüğünün ... Dış Tic. AŞ’nin temlik beyanının kabul edildiğine dair ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti.ye yazdığı yazı ile havale mektuplarının,
- ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti.nin 200.000 TL sermayeli bir şirket olduğunu gösteren 20.11.2003 tarihli ve 5932 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi nüshasının,
- 2004 yılında sahibi olduğu 2 adet arsa ve 1 adet daireye ilişkin tapu senetleri nüshasının,
- ... ... Rıhtım Şubesinden, aynı Bankanın Ortaköy Şubesindeki ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti.ye ait hesaba 23.07.2004 tarihinde ödenen borçlusu ... Kimya San. ve Tic. AŞ, alacaklısı ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti. olan senet bedellerini gösterir hesap ekstrelerine ilişkin ekran görüntüleri çıktılarının, ... Kimya San. ve Tic. AŞ’nin Türkiye ... Ortaköy Şubesi Müdürlüğüne hitaben yazdığı, borçlusu ... Kimya San. ve Tic. AŞ, alacaklısı ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti. olan 10.04.2004, 30.04.2004 ve 10.05.2004 vade tarihli senetlerin firma çalışanlarından ...’a teslim edilmesinin talep edildiği 23.07.2004 tarihli yazının ve ekindeki ...’ın belirtilen senetleri teslim aldığına dair imzasının da yer aldığı belgenin,
- Sanık ... tarafından yazıldığı iddia edilen ... Şirketler Grubu Antetli “...” başlığı altında el yazısı ile yazılmış belgelerin,
- Üzerinde ... 3. İcra Müdürlüğünün kaşesi bulunan ... Kimya San. ve Tic. AŞ’nin hesap adı ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti. olarak görünen ve adı geçen Şirkete dair borç ve alacakların kaydedildiği cari hesap ekstrelerinin,
- Anadolu Kurumlar Vergi Dairesinin 01.06.2004 tarihinde ... İlaç Fabrikası AŞ’ye yaptığı haciz işlemi sırasında ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti.’ye ait ... adına düzenlenmiş ve ... İlaç Fabrikası AŞ adına ciro edilmiş 4 adet çekin şirket kasasında tespit edilerek haciz altına alındığına dair haciz tutanağının,
- Sanık ... müdafisinin keşidecilerini ... Kimya San. ve Tic. AŞ, ... İlaç Fabrikası AŞ ve ... Dış Tic. AŞ olarak belirttiği, adı geçen keşideci Şirketlerin borçlu veya ciro eden sıfatı ile sorumlu gösterildiği bonolardaki imzaların keşideci Şirketlere ait olmadığını ve bu ticari senetlerin hukuki sebepten yoksun ve geçersiz olduğunu iddia ettiği ve bu iddiasının ispatı için ise “... Grubu Şirketlerinin dışarıdan mali müşaviri olup ... Grubu Şirketlerinin hâkim ortağı ve temsilcisi bulunan ... bey, ... Şirketlerinde çeşitli kimselerden senetler karşılığında borç para da sağladığından, bu ihtarda asılsızlığı iddia edilen çeklerle bonolar konusunda bilgi sahibi olabilir ve şahitliği söz konusudur.” şeklinde şerh de düşerek katılan ...’nin tanık olarak gösterildiği, bir kısmı incelemeye konu dosyada inceleme dışı sanık veya katılan olan 11 muhataba yönelik ... 7. Noterliğinden 14.10.2004 tarih ve 27635 yevmiye sayı ile hazırlattığı ihtarname örneğinin,
Dosyaya ibraz edildiği,
Türkiye ... Ortaköy/... Şubesinin ... Cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği 21.04.2005 tarihli yazısı ile gönderilen ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti.nin banka nezdinde bulunan 417290 sayılı hesap ekstrelerinde; 2002, 2003 ve 2004 yıllarında bu hesap üzerindeki işlemlere ilişkin kayıtların yer aldığı, bu kayıtlar içerisinde 12.08.2002 işlem tarihli ve “... Kimya Tesl. Rıhtım-...” açıklamalı, 11.11.2002 işlem tarihli ve “... Kimya A.Ş. Havalesi” açıklamalı, 31.01.2003 işlem tarihli ve “Mete Ahishali ... Kimya” açıklamalı, 30.09.2003 işlem tarihli ve “... Kimya San. Tic. AŞ” açıklamalı, 13.05.2004 işlem tarihli ve “... Kimya AŞ Temlik Bedeli” açıklamalı beş adet işlemin bulunduğu,
... İlçe Emniyet Müdürlüğü Çengelköy Sabancı Polis Merkezi Amirliğinin 01.02.2011 tarihli yazısı ekinde yer alan 31.01.2011 tarihli tutanakta; inceleme dışı sanık ...’nin ikamet ettiği bildirilen adreste yapılan araştırmada şahsa ulaşılamadığı,
Yine benzer şekilde düzenlenen 29.01.2011 tarihli tutanağa göre de; inceleme dışı sanık ...’ye bildirilen adreste çıkan yangın nedeniyle binada 1 – 2 yıldır kimsenin oturmadığı, muhtarlık kayıtlarından bakıldığında adı geçenin nakil olmadan terk şeklinde olduğunun tespit ediliği, benzer şekilde polis memurlarınca düzenlenen 25.02.2011 tarihli tutanağa göre de adı geçen inceleme dışı sanığa ulaşılamadığı, benzer araştırmalar sonucunda da inceleme dışı sanık ...’nin bulunamadığı ve sosyal ve mali durumunun tespit edilemediği,
Birleşen ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/496 Esas sayılı dosyasına konu edilen ve ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti. tarafından ... Şirketlerine sunduğu hizmet ve mallara ilişkin olduğu ileri sürülen faturaların incelendiği ve faturalara konu hizmetin yerine getirilip getirilmediğinin değerlendirildiği soruşturma evresinde ... Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlatılan 14.03.2006 tarihli bilirkişi heyet raporunda; dava konusu faturalarda belirtilen malzemelerin kullanılmadığı, havalandırma projesinin yerine getirilmediği, yeni tankların, kumlama işleminin ve fatura tarihlerine tekabül edecek şekilde bir bahçe duvarı ve düzenlemesinin yapılmadığı, faturalardaki malların tesliminin tamamen gerçek dışı olduğu kanaat ve sonuçlarına varıldığı,
Katılan ... San. ve Tic. AŞ ile yetkilisi inceleme dışı sanık ... yönünden dosya kapsamındaki bilgi, belge ve UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemeye göre;
Tuzla İlçe Emniyet Müdürlüğü Tuzla Polis Merkezi Amirliğince düzenlenen 29.05.2017 tarihli yazı ekinde bulunan 22.05.2017 tarihli tutanakta; inceleme dışı sanık ...’ın üniversite mezunu olduğu, müteahhitlik yaptığı ve aylık 50.000 TL gelirinin bulunduğu, kendi evinde oturduğu, kira ödemediği, eşi ve 2 çocuğu ile birlikte yaşadığı, üç adet yurt içinde, bir adet de yurt dışında firmasının bulunduğu, 1 adet fabrika binasının olduğu, 1 adet Porsche marka cipinin bulunduğu,
Bir kısım katılan, inceleme dışı sanık, inceleme dışı katılan sanık vekilince dosya içerisine sunulan karar örneklerine ve sanık ...’ın adli sicil kaydına göre; sanık ...’ın, müdahili Koru Tekstil Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. yetkilisi ..., suç tarihi 09.05.1994 olarak görünen ve sahtecilik ile dolandırıcılık suçunu konu alan ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 1996/185 esas sayılı dosyasında yargılandığı, ... Şirketlerince aralarındaki ticari ilişki sebebiyle Koru Tekstil Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti.ye verilen çeklerin bir kaçındaki imzanın, sanığın kendisine ait olmadığını beyan etmesi üzerine müdahil tarafın şikâyetiyle açılan bu davada, ... 4. Ağır Ceza Mahkemesince 26.11.1996 tarih ve 185-266 sayı ile sanığın Şirket yetkilisi olduğu hâlde dava konusu çeklere kendi imzasını atmayıp KDV alacağını güvence altına almaya yönelik saikle üçüncü şahıslara imza attırdığı ve bu şekilde düzenlettiği çekleri müdahil tarafa vererek atılı resmî belgede sahtecilik suçunu işlediği kabulüyle sanık hakkında kurulan erteli mahkûmiyet hükmünün kesinleşerek adli sicil kaydında yer aldığı,
Yerel Mahkemece verilen görev üzerine, inceleme dışı katılan ..., inceleme dışı katılan sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ..., inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile sanık ... hakkında yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 12.03.2018 havale tarihli bilirkişi heyet raporuna göre özetle; ... Dış Tic. AŞ, ... İlaç Fabrikası AŞ, ... Kimya Sanayi ve Ticaret AŞ ile ... Tarım ve Veteriner İlaçları Sanayi ve Ticaret AŞ’nin 2002, 2003 ve 2004 yıllarında incelenen mali yapılarının güçlü olduğu ve kaynak sıkıntısı yaşamadıkları, ticari borçlarının büyük bir kısmının grup içi borç alacak ilişkisinden kaynaklandığı, grup Şirketlerinin satışlar ve kârlılık bakımından incelenmesi neticesinde şirketlerin hem tek tek, hem de grup hâlinde 2003 ve 2004 yılları itibarıyla yüksek performans sergiledikleri, incelenen diğer dönemlerde ise fon yaratma güçlerinin yüksek ve rantabl bir çalışma sürecinde oldukları, sonuç olarak ... Şirketlerinin borca batık durumda olmadıkları, adı geçen Şirketlerin yetkilisi olan ...’ın hesapları incelendiğinde, 2003 ve 2004 yılı sonunda ... İlaç Fabrikası AŞ, ... Kimya Sanayi ve Ticaret AŞ ile ... Tarım ve Veteriner İlaçları Sanayi ve Ticaret AŞ’ye borç ve alacak bakiyesinin görünmediği, ... Dış Tic. AŞ yönünden ise 2003 yılı sonunda borç ve alacak bakiyesi olmamakla birlikte, 2004 yılı sonunda bu Şirkete 440.000 TL borçlu olduğu,
İnceleme dışı katılan sanık ...’a ... Şirketler Grubu tarafından verildiği iddia edilen ve raporda gösterilen çeklerin, ... Şirketler Grubu yasal defterlerinde kayıtlı olmadığı, ..., ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.nin ortağı olup bu Şirket ile ... İlaç Fabrikası AŞ, ... Kimya Sanayi ve Ticaret AŞ ve ... Tarım ve Veteriner İlaçları Sanayi ve Ticaret AŞ arasında 02.07.2001 tarihinde bir protokol yapıldığı, bu protokole göre ... Şirketler Grubu ile ... firması arasında yeniden cari hesap düzenlemesi yapıldığı ve toplam bedeli 230.000 TL olan 5 adet bononun ... firmasına verilerek 1997 ile 2001 tarihleri arasındaki hesabın kapanacağı hususunun bu protokolde belirtildiği, ...’ın ortağı ve yetkilisi bulunduğu ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.’nin ... Şirketleri ile 2001 yılına kadar ticari ilişkisinin olduğu, ancak 2003 yılı açılış bilançosunda ve sonrasında ... Şirketlerinin, ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. ya da ... ile herhangi bir ticari veya borç alacak ilişkisinin bulunmadığı, dosya kapsamında ... 2003 yılında ... firmasının ortağı ve müdürü olması sebebiyle aylık gelirinin 100.000 TL olduğunu beyan etmiş ise de dosyadaki ... firmasına ait vergi levhasından gelirinin belirttiği düzeyde olmadığı, banka hesaplarında 2003 yılının Aralık ayında birkaç günlüğüne 71.900 USD bulunduğu, aracını 34.375 TL’ye, Maltepedeki gayrimenkulünü ise 10.000 TL’ye sattığı, suça konu çekler toplamının ise 453.100 TL olduğu, bu hâliyle ...’ın gelir durumunun, ... Grubu Şirketlerine verdiğini iddia ettiği meblağı borç verme yetkinliğine ve kapasitesine sahip olmadığı,
İnceleme dışı sanık ...’in maaşla genel müdür olarak çalıştığı mağdur ... Faktoring AŞ ile ... Şirketlerinin faktoring ilişkisinin olduğu, ... Faktoring AŞ’ye verildiği iddia edilen ve raporda gösterilen temliknamelerin ... Şirketler Grubu yasal defterlerinde kayıtlı olmadığı, ayrıca ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/632 esas sayılı dosyasında Şirket kayıtlarında yer almayan bu 10 adet temliknamenin sahteliği tespit edildiğinden ... Faktoring AŞ’nin dosya Yargıtay safahatinde iken davadan çekildiği ve feragat ettiği, ... ile ... Şirketleri arasında herhangi bir ticari veya borç alacak ilişkisinin bulunmadığı, ...’in dosyada mevcut belgelerinden ve duruşmadaki beyanından ... Grubu Şirketlerine verildiği iddia edilen tutarda parayı verme yetkinliğine ve kapasitesine sahip olmadığı, ...’ın da dosya kapsamında ...’e yönelik şikâyetinden ve müdahillik sıfatından feragat ettiği,
İnceleme dışı sanık ...’ın yetkilisi olduğu katılan ... San. ve Tic. AŞ’ye ... Şirketler Grubu tarafından verildiği iddia edilen ve raporda belirtilen temliknamelerin ... Şirketler Grubu yasal defterlerinde kayıtlı olmadığı, ... Şirketleri ile ... Konstrüksiyon San. ve Tic. AŞ ve ... arasında herhangi bir ticari ilişki ya da borç alacak ilişkisi olmadığı, ...’ın birçok şirkette ortaklığı ve yöneticiliği olduğu bildirilmekle birlikte 2003 ve 2004 yıllarına ilişkin banka hesapları, gelir belgesi gibi parasal değerleri gösteren herhangi bir doküman sunulmadığından ... Grubu Şirketlerine verdiğini iddia ettiği tutarda parayı verme yetkinliğine ve kapasitesine sahip olmadığı,
İnceleme dışı katılan sanık ...’e ... Şirketler Grubu tarafından verildiği iddia edilen ve raporda belirtilen bonoların ... Şirketler Grubu yasal defterlerinde kayıtlı olmadığı, ... Şirketleri ile ... arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığı, ancak ...’in ... İlaç Fabrikası AŞ’nin Yapı Kredi Bankası hesabına 07.05.2004 tarihinde 17.000 TL havale yaptığı, aynı yevmiye maddesinde 17.000 TL’nin ...’e nakit olarak ödendiği, ... tarafından 07.05.2004 tarihinde ödenen bu tutarın suça konu belgelerden 6-7 ay sonra ... Şirketine gönderilmesinin herhangi bir ticari teamüle uygun bulunmadığı, ...’in dosyada mevcut belgelerinden ... Şirketlerine verdiğini iddia ettiği tutardaki parayı verme yetkinliğine ve kapasitesine sahip olmadığı,
İnceleme dışı sanık ...’ın yetkilisi olduğu ... İnş. Mad. Kuy. ve Tur. Tic. San. Ltd. Şti.ye ... Şirketler Grubu tarafından verildiği iddia edilen ve raporda belirtilen temliknamelerin ... Şirketler Grubu yasal defterlerine kayıtlı olmadığı, ... Şirketlerinin 2003 ve 2004 yılları yasal defterleri üzerinde yapılan incelemelerde ... Şirketleri ile ... ve yetkilisi olduğu ... İnş. Mad. Kuy. ve Tur. Tic. San. Ltd. Şti. arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığı, ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/524 esas sayılı dosyasında bulunan Finansbank ... şubesinin 16.10.2009 tarihli ve 486 sayılı yazısı ekindeki toplam 237.660 TL EFT dekontlarının ve ödemelerin ... Kimya Sanayi ve Ticaret AŞ kayıtlarında yer aldığı, ... Şirketlerinin 2003 ve 2004 yılları hesaplarında ve finansal tablolarında ... ve yetkilisi olduğu ... İnş. Mad. Kuy. ve Tur. Tic. San. Ltd. Şti. tarafından ödendiği iddia edilen başkaca herhangi bir para, makbuz ve bankaya yapılmış havale kaydına rastlanmadığı, ... tarafından dosyaya birçok tapu sunulmakla birlikte 2003 ve 2004 yıllarına ilişkin ...’ın ortak olduğu Şirketten veya başka kanallardan elde ettiği gelirlerini gösteren herhangi bir gelir belgesi sunulmadığından ...’ın ... Grubu Şirketlerine verdiğini iddia ettiği meblağı borç verme yetkinliğine ve kapasitesine sahip olmadığı,
6762 sayılı TTK’nın 70. maddesinin son fıkrasının “Yevmiye defteri yeni senenin en geç Ocak ayı sonuna kadar notere ibraz edilip son kaydın altına noterce (Görülmüştür) sözü yazılarak mühür ve imza ile tasdik ettirmek şarttır.”, aynı Kanun’un 72. maddesinin “...Envanter ve bilançoların gelecek iş yılının ilk üç ayı içinde tamamlanmış olması lazımdır. Envanter defterine geçirilen envanter ve bilanço; tacir, kolektif ve komandit şirketlerde hudutsuz olarak mesul olan bütün ortaklar, donatma iştiraklerinde bütün donatanlar ve tacir sıfatına haiz olan diğer şirket ve kurumlarda idare işlerine salahiyetli olan kimseler tarafından imza ve notere ibraz olunur. Noterin yapacağı muamele hakkında 70. maddenin son fıkrası tatbik olunur...”, 6100 sayılı HMK’nın 222/2. maddesinin “Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.”, aynı Kanun’un 222/4. maddesinin ise “Açılış veya kapanış onayları bulunmayan içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.” şeklinde olduğu, ... Şirketlerinin 2003 yılı yevmiye ve envanter defteri kapanış tasdikleri ile 2004 yılı envanter defteri kapanış tasdiklerinin yapılmadığı, 2004 yılı yevmiye defteri kapanış tasdikinin ise 2005 yılının Ocak ayı sonuna kadar yapılması gerekirken 2005 yılının Haziran ayında yapıldığı,
Kanaat ve tespitlerine yer verildiği,
Dosya kapsamındaki bilgi, belge ve ulaşılabildiği ölçüde UYAP sistemi üzerinden elde edilen kayıtlara göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazında dosya içerisine getirtilmesi gerektiği belirtilen hukuk ve ceza davalarının irdelenmesinde;
A) Hukuk Davalarından;
1- ... (Kapatılan) 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/384 esas sayılı dosyasında; davacıların inceleme dışı katılan sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ..., davalıların sanık ..., inceleme dışı sanık ... ve ... Dış Tic. AŞ, ... İlaç Fabrikası AŞ, ... Kimya Sanayi ve Ticaret AŞ ile ... Tarım ve Veteriner İlaçları Sanayi ve Ticaret AŞ, davanın ise çok sayıdaki çek ve bonoya dayanan alacak davası olduğu, dosya kapsamında aldırılan 20.09.2010 tarihli bilirkişi raporunda, para transferlerinin ispatlanamaması ve senetlerdeki imzaların davalı Şirketleri bağlamaması karşısında davalı Şirketlere yöneltilen sorumluluğun koşullarının kanıtlanamadığı, davalı ...’ın diğer davalı ...’a talimat vererek davacıların zararına yol açtığı yönündeki haksız fiil isnadının ve bu bağlamda davalı ...’a yöneltilen sorumluluğun koşullarının da kanıtlanamadığı, TTK’nın 590. maddesi uyarınca davalı ...’un sorumluluğunun değerlendirilebilmesi için söz konusu ikrarın dava konusu senetler üzerindeki imzayı da kapsayıp kapsamadığının açıklığa kavuşturulması gerektiği kanaatine varıldığının belirtildiği, yine dosya kapsamında aldırılan 19.09.2011 tarihli ek bilirkişi raporunda, dava konusu senetlerin davalı ... tarafından diğer davalı ...’ın talimatıyla düzenlendiği hususlarını hükme bağlayan bir ceza mahkemesi kararı bulunması hâlinde dava konusu borçtan ... dışında ...’ın da sorumlu tutulması, ayrıca bu suretle düzenlenen başka senetlerin davalı Şirketlerce kabul edilip ödendiğinin kanıtlanması hâlinde de davalı konumundaki bu Şirketlerin sorumlu olması gerektiği, ancak bu yönde kesinleşmiş mahkeme hükmü bulunmadığından kök raporlarındaki görüşlerini muhafaza ettikleri kanaatini bildirdikleri, ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesince 19.11.2012 tarih ve 384-1361 sayı ile taraflarca takip edilmemesi nedeniyle işlemden kaldırılan davanın aradan 3 aydan fazla zaman geçtiği hâlde yenilenmediği anlaşıldığından HMK’nın 150/5. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu kararın da taraflarca temyiz edilmeksizin 18.01.2013 tarihinde kesinleştiği,
2- ... Anadolu 12 Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/2 esas (Öncesi: ... (Kapatılan) 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/1629 esas) sayılı dosyasında; davacının inceleme dışı katılan sanık ..., davalıların sanık ..., inceleme dışı sanıklar ..., ..., ... ile ... Dış Tic. AŞ ve Axa Oyak Sigorta AŞ, davanın ise temliknameye dayalı tazminat davası olduğu, dosya kapsamında aldırılan 09.06.2008 tarihli bilirkişi raporunda, davacının dava tarihi itibarıyla sanık ..., inceleme dışı sanık ... ... ve ... Dış Tic. AŞ’den toplam 70.000 TL alacağının olduğu, bu tutarın davacının talebi gibi 27.01.2004 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili gerektiği kanaatine varıldığının belirtildiği, yine dosya kapsamında aldırılan 24.09.2012 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, davalı Şirketin 2003, 2004, 2005 yıllarına ait ibraz edilmiş ticari defterlerinin TTK’nın 82. maddesi ile devamı maddelerinde belirtilen kanuni şartları taşımadığı sabit olmakla ibraz edilmiş olan ticari defterlerinin delil olma özelliğine ve ispat kuvvetine sahip bulunmadığı, davacının dilekçesinde belirtmiş olduğu hususlarla ilgili olarak temliknamenin 2003, 2004 yılları yasal defterlerine işlenmediği, 70.000 TL’lik bir temlik konusu tutara hiçbir hesap kaydında rastlanmadığı, bu temlikname karşılığının Şirket kasasına veya banka hesabına girdiğine dair bir kayıt bulunmadığı ve herhangi bir makbuza rastlanmadığı, davalı Şirketi temsil ve ilzama yetkili tek kişinin ... olduğu, ...’a şirket tarafından kambiyo senedi ve temlikname düzenlemesi için herhangi bir yetki verilmediği, ticari mümessil olarak atandığına dair bir yetkilendirmenin de bulunmadığı, Şirket temsilcisi ...’ın rızasının olması hâlinde dahi dava konusu eylemlerde korunanın kamu güveni olması nedeniyle mağdurun rızası sahtecilik eylemlerinde hukuka aykırılığı ortadan kaldırmayacağından ...’un suç teşkil eden eylemlerinden ... ve ... Dış Tic. AŞ’nin sorumlu tutulmasının düşünülemeyeceği, dava konusu belgelerin davalı ... Dış Ticaret AŞ’yi bağlamadığı, onu borçlu kılmadığı, davacı ...’ın yetkisi olmadığı hâlde bono ve temliknameyi tanzim ve imza eden ...’a karşı bunu talep edebileceği tespit ve kanaatlerinin bildirildiği, ... Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesince 18.06.2013 tarih ve 2-207 sayı ile Şirketi borç altına sokma yetkisi bulunmayan ... tarafından imzalanan belge itibarıyla Şirketin belge metninden anlaşılan bu defiyi herkese karşı ileri sürebileceği, ancak imzaların istiklali ilkesi gereğince davacı tarafından belgede imzası bulunan kişiye karşı bu belgeden kaynaklanan alacağın ileri sürülebileceği, dava konusu belgenin düzenlenmesinde davalı noter ve kâtibinin de sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davalı ... ve ... Dış. Tic. AŞ aleyhine açılan davanın yasal koşulları gerçekleşmediğinden ve kanıtlanamadığından reddine, davalı ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince 17.06.2014 tarih ve 6807-9742 sayı ile onanmasına, karar düzeltme isteminin ise adı geçen Dairece 15.12.2014 tarih ve 17155-16525 sayı ile reddine karar verilmek suretiyle hükmün kesinleştiği,
3- ... Anadolu 12 Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/5 esas (Öncesi: ... (Kapatılan) 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/470 esas) sayılı dosyasında; davacının inceleme dışı sanık ..., davalının ... Dış Ticaret AŞ, davanın ise ... tarafından icra takibine konu edilen 2 adet temliknamede yer alan imzaya yapılan itirazın iptaline ilişkin dava olduğu, dosya kapsamında aldırılan 24.09.2012 tarihli bilirkişi kurulu raporunda davalı Şirketin 2003, 2004, 2005 yıllarına ait ibraz edilmiş ticari defterlerinin TTK’nın 82. maddesi ile devamı maddelerinde belirtilen kanuni şartları taşımadığı sabit olmakla ibraz edilmiş olan ticari defterlerinin delil olma özelliğine ve ispat kuvvetine sahip bulunmadığı, davacının dilekçesinde belirtmiş olduğu hususlarla ilgili olarak temliknamenin 2003, 2004 yılları yasal defterlerine işlenmediği, temlik konusu tutarlara hiçbir hesap kaydında rastlanmadığı, bu temliknamelerin karşılığının Şirket kasasına veya banka hesabına girdiğine dair bir kayıt bulunamadığı ve herhangi bir makbuza rastlanmadığı, davalı Şirketi temsil ve ilzama yetkili tek kişinin ... olduğu, ...’a Şirket tarafından kambiyo senedi ve temlikname düzenlemesi için herhangi bir yetki verilmediği, ticari mümessil olarak atandığına dair bir yetkilendirmenin de bulunmadığı, Şirket temsilcisi ...’ın rızasının olması hâlinde dahi dava konusu eylemlerde korunanın kamu güveni olması nedeniyle mağdurun rızası sahtecilik eylemlerinde hukuka aykırılığı ortadan kaldırmayacağından ...’un suç teşkil eden eylemlerinden ... ve ... Dış Tic. AŞ’nin sorumlu tutulmasının düşünülemeyeceği, dava konusu belgelerin davalı ... Dış Ticaret AŞ’yi bağlamadığı, onu borçlu kılmadığı, davacı ...’un yetkisi olmadığı hâlde bono ve temliknameyi tanzim ve imza eden ...’a karşı bunu talep edebileceği tespit ve kanaatlerinin bildirildiği, ... Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesince 18.06.2013 tarih ve 5-209 sayı ile davada davalı Şirketi bağlayıcı bir temliknameden söz edilemeyeceği, davacının ödünç ilişkisinin varlığını ve temliknamenin geçerliliğini yasal delillerle her türlü şüpheden uzak biçimde ispat edemediği anlaşılmakla kanıtlanamayan davanın reddine karar verildiği, verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesince 10.02.2015 tarih ve 9567-1633 sayı ile “...Şirket eski muhasebe müdürü ...’un, ...’ın emir ve direktifleri doğrultusunda davalı şirket adına ve şirket kaşesi kullanılarak ...’ın imzasını taklit etmek suretiyle noterden temliknameler düzenlemesi nedeniyle her ikisi hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı açılan ceza davalarının bulunduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, söz konusu ceza dosyaları ile bu dosyalara ilişkin Yargıtay ilamlarının incelenmesi ve dava konusu temlikler ile ilişkisinin araştırılması gerekir. Olası bir mahkumiyet kararının 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 53’üncü (6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 74’üncü) maddesi uyarınca hukuk hâkimini bağlayacağı düşünülerek, ceza davalarının sonuçlarının gerektiğinde HMK’nun 165’inci maddesi uyarınca bekletici mesele yapılması da mümkün olabilir. Dolayısıyla, mahkemece bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.” gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, bu karara yönelik karar düzeltme isteminin ise adı geçen Dairece 05.11.2015 tarih ve 8421-14123 sayı ile reddine hükmedildiği, bunun üzerine davaya devam eden ... Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesince 02.10.2019 tarih ve 1128-888 sayı ile davacının 600.000 TL tutarında davalı tarafa borç verdiğini ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince 30.03.2021 tarih ve 4809-3058 sayı ile onandığı, Özel Dairenin onama kararı yönünden de karar düzeltme isteminde bulunulduğu ve dosyanın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/5707 esasına kaydedildiği, ancak henüz bir karar verilmediği,
4- ... Anadolu 12 Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/6 esas (Öncesi: ... (Kapatılan) 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/478 esas) sayılı dosyasında; davacının inceleme dışı sanık ..., davalının ... Dış Ticaret AŞ, davanın ise ... tarafından icra takibine konu edilen 1 adet temliknamede yer alan imzaya yapılan itirazın iptaline ilişkin dava olduğu, dosya kapsamında aldırılan 05.06.2008 havale tarihli bilirkişi raporunda davacının davaya konu hususu ispat edecek güçte bir delili dava dosyasına sunamadığı ancak raporlarının önceki bölümünde davalı Şirketin sahte imza ile düzenlediği temliknameleri kabul ederek ödediklerinin bir teamül oluşturduğu dikkate alındığında davalının temlikname karşılığında temlikname tutarı kadar borç para aldığının fiili bir karine olarak kabul edildiği, dolayısıyla davacının borç para verdiği hususunu kesin bir delil ile ispat etmesinin aranmaması, tam tersine bu durumda ispat yükünün yer değiştirmesi, yani davalı Şirketin davacıdan borç para almadığını ispat etmekle yükümlü olmasının gerektiği, ancak davalı Şirketin bu hususu ispat edecek bir güçte delili dava dosyasına sunamadığı, bu itibarla davacının 250.000 TL anapara, 62.083,33 TL faiz olmak üzere toplam 312.083,33 TL alacağının olduğu kanaatine varıldığı, yine dosya kapsamında aldırılan 24.09.2012 tarihli bilirkişi kurulu raporunda davalı Şirketin 2003, 2004, 2005 yıllarına ait ibraz edilmiş ticari defterlerinin TTK’nın 82. maddesi ile devamı maddelerinde belirtilen kanuni şartları taşımadığı sabit olmakla ibraz edilmiş olan ticari defterlerinin delil olma ve ispat kuvvetine sahip bulunmadığı, davacının dilekçesinde belirtmiş olduğu hususlarla ilgili olarak temliknamenin 2003, 2004 yılları yasal defterlerine işlenmediği, temlik konusu tutarlara hiçbir hesap kaydında rastlanmadığı, bu temliknamelerin karşılığının Şirket kasasına veya banka hesabına girdiğine dair bir kayıt bulunamadığı ve herhangi bir makbuza rastlanmadığı, davalı Şirketi temsil ve ilzama yetkili tek kişinin ... olduğu, ...’a Şirket tarafından kambiyo senedi ve temlikname düzenlemesi için herhangi bir yetki verilmediği, ticari mümessil olarak atandığına dair bir yetkilendirmenin de bulunmadığı, Şirket temsilcisi ...’ın rızasının olması hâlinde dahi dava konusu eylemlerde korunanın kamu güveni olması nedeniyle mağdurun rızası sahtecilik eylemlerinde hukuka aykırılığı ortadan kaldırmayacağından ...’un suç teşkil eden eylemlerinden ... ve ... Dış Tic. AŞ’nin sorumlu tutulmasının düşünülemeyeceği, dava konusu belgelerin davalı ... Dış Ticaret AŞ’yi bağlamadığı, onu borçlu kılmadığı, davacı ...’un yetkisi olmadığı hâlde bono ve temliknameyi tanzim ve imza eden ...’a karşı bunu talep edebileceği tespit ve kanaatlerinin bildirildiği, ... Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesince 18.06.2013 tarih ve 6-210 sayı ile davada davalı Şirketi bağlayıcı bir temliknameden söz edilemeyeceği, davacının ödünç ilişkisinin varlığı ve temliknamenin geçerliliğini yasal delillerle her türlü şüpheden uzak biçimde ispat edemediği anlaşılmakla kanıtlanamayan davanın reddine karar verildiği, verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesince 24.09.2014 tarih ve 533-14006 sayı ile onandığı, bu karara yönelik karar düzeltme isteminin ise adı geçen Dairece 01.10.2015 tarih ve 20604-11789 sayı ile “Şirket eski muhasebe müdürü ...'un, ...'ın imzasını taklit etmek suretiyle noterden temliknameler düzenlemesi nedeniyle her ikisi hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı açılan ceza davalarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda mahkemece, söz konusu ceza dosyaları ile bu dosyalara ilişkin Yargıtay ilamlarının incelenmesi ve dava konusu temlikler ile ilişkisinin araştırılması gerekir. Olası bir mahkumiyet kararının 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74.) maddesi uyarınca hukuk hakimini bağlayacağı düşünülerek, ceza davalarının sonuçlarının gerektiğinde HMK'nun 165. maddesi uyarınca bekletici mesele yapılması da mümkün olabilir. Dolayısıyla, mahkemece bu yönler gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu” gerekçesiyle Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verildiği, bu karar üzerine davaya ... Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/214 esas sayılı dosyası üzerinden devam edildiği,
5- ... Anadolu 12 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/3 esas (Öncesi: ... (Kapatılan) 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/284 esas) sayılı dosyasında; davacının ..., davalıların ... Dış Ticaret AŞ, sanık ... ile inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., davanın ise 2 adet temliknameye dayalı alacak davası olduğu, dosya kapsamında aldırılan 09.06.2008 tarihli bilirkişi raporunda, davacının dava tarihi itibarıyla sanık ..., inceleme dışı sanık ... ... ve ... Dış Tic. AŞ’den toplam 400.000 TL alacağının olduğu, bu tutarın davacının talebi gibi 28.05.2004 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsili gerektiği kanaatine varıldığının belirtildiği, yine dosya kapsamında aldırılan 24.09.2012 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, davalı Şirketin 2003, 2004, 2005 yıllarına ait ibraz edilmiş ticari defterlerinin TTK’nın 82. maddesi ile devamı maddelerinde belirtilen kanuni şartları taşımadığı sabit olmakla ibraz edilmiş olan ticari defterlerinin delil olma ve ispat kuvvetine sahip bulunmadığı, davacının dilekçesinde belirtmiş olduğu hususlarla ilgili olarak temliknamelerin 2003, 2004 yılları yasal defterlerine işlenmediği, temliknamelere konu tutarlara hiçbir hesap kaydında rastlanmadığı, bu temliknameler karşılığının şirket kasasına veya banka hesabına girdiğine dair bir kayıt bulunmadığı ve herhangi bir makbuza rastlanmadığı, davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili tek kişinin ... olduğu, ...’a şirket tarafından kambiyo senedi ve temlikname düzenlemesi için herhangi bir yetki verilmediği, ticari mümessil olarak atandığına dair bir yetkilendirmenin de bulunmadığı, şirket temsilcisi ...’ın rızasının olması hâlinde dahi dava konusu eylemlerde korunanın kamu güveni olması nedeniyle mağdurun rızası sahtecilik eylemlerinde hukuka aykırılığı ortadan kaldırmayacağından ...’un suç teşkil eden eylemlerinden ... ve ... Dış Tic. AŞ’nin sorumlu tutulmasının düşünülemeyeceği, dava konusu belgelerin davalı ... Dış Ticaret AŞ’yi bağlamadığı, onu borçlu kılmadığı, davacı ...’ın yetkisi olmadığı hâlde bono ve temliknameyi tanzim ve imza eden ...’a karşı bunu talep edebileceği tespit ve kanaatlerinin bildirildiği, ... Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesince 18.06.2013 tarih ve 3-208 sayı ile Şirketi borç altına sokma yetkisi bulunmayan ... tarafından imzalanan belge itibarıyla Şirketin belge metninden anlaşılan bu defiyi herkese karşı ileri sürebileceği, ancak imzaların istiklali ilkesi gereğince davacı tarafından belgede imzası bulunan kişiye karşı bu belgeden kaynaklanan alacağın ileri sürülebileceği, dava konusu belgenin düzenlenmesinde davalı noter ve kâtibinin de sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle davalı ... ve ... Dış. Tic. AŞ aleyhine açılan davanın yasal koşulları gerçekleşmediğinden ve kanıtlanamadığından reddine, davalı ..., ... ve ... aleyhine açılan davanın ise kabulüne karar verildiği, verilen kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince 17.06.2014 tarih ve 5640-9753 sayı ile onanmasına, karar düzeltme isteminin ise adı geçen Dairece 24.12.2014 tarih ve 17137-17200 sayı ile reddine karar verilmek suretiyle hükmün kesinleştiği,
6- ... (Kapatılan) 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/107 esas sayılı dosyasında; davacının ... Kimya San. ve Tic. AŞ, davalıların inceleme dışı sanık ... ile inceleme dışı katılan sanık ..., davanın ise senede dayalı menfi tespit davası olduğu, dosya kapsamında aldırılan 29.07.2010 tarihli bilirkişi raporunda, davacı Şirketin 2003, 2004 yıllarına ait ibraz edilmiş ticari defterlerinin TTK’nın 82. maddesi ile devamı maddelerinde belirtilen kanuni şartları taşımadığı sabit olmakla ibraz edilmiş olan ticari defterlerinin delil olma ve ispat kuvvetine sahip bulunmadığı, diğer yandan incelenen yasal defterlerde senedin alınması ile ilgili hiçbir kayda rastlanmadığı, Şirketin aktifine giren nakit ve mal hareketinin de bulunmadığı, bonoda yer alan imzanın yetkili temsilciye ait olmadığı, bonodaki imza sahibinin kimliğinin açıkça anlaşılamadığı ve Şirket adına atılan imzanın da vekâleten atıldığının belirtilmediği, bu nedenle imza atan kişinin ticari mümessil olduğunun da kabul edilemeyeceği, davacı şirketin bonoda imzası bulunan kişiye özel olarak kambiyo senedi düzenleme yetkisi verdiğine dair bir belgeye rastlanmadığı, bu sebeple yetkisiz kişi tarafından imza edilen bononun davacı Şirketi bağlamayacağı ve davacı Şirketin bir borcu bulunmadığı kanaatine varıldığının belirtildiği, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesince 08.03.2011 tarih ve 107-127 sayı ile yetkisiz kişi tarafından imza edilen bononun davacı Şirketi bağlamayacağı ve davacı şirketin bu bono kapsamında bir borcu bulunmadığı kanaatine varılmakla davanın kabulüne, 20.000 TL miktarlı bono nedeniyle davacının davalılara borçlarının bulunmadığının tespitine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesince 02.02.2012 tarih ve 10278-1360 sayı ile onandığı, yasal süresi içinde karar düzeltme talebinde bulunulmadığından kararın 27.03.2012 tarihi itibarıyla kesinleştiği,
7- ... (Kapatılan) 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/607 esas sayılı dosyasında; davacının ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti, davalının ... Kimya San. ve Tic. AŞ, davanın ise itirazın iptali davası olduğu, ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesince 21.03.2008 tarih ve 607-148 sayı ile işlemden kaldırılmasına karar verilen davanın 3 aylık yasal süre içerisinde yenilenmediği anlaşıldığından HUMK’nın 409/5 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği,
8- ... (Kapatılan) 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/804 esas sayılı dosyasında; davacının ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti, davalının ... Kimya San. ve Tic. AŞ, davanın ise itirazın iptali davası olduğu, dosya kapsamında aldırılan 12.10.2005 tarihli bilirkişi raporunda, davalı tarafın önce defterlerine kaydettiği davacı faturalarının tümünün gerçek mal alım satımını yansıtmadığı gerekçesiyle daha sonra defterlerinden çıkarmış olduğu, bu durumu bağlı olduğu vergi dairesine bildirerek düzeltme beyannameleri verdiği, bu hâlde davalı tarafın davacının söz konusu faturalara dayandığı akdi ilişkiyi inkâr ettiği, davacı Şirket tarafından faturalar içeriği, malların fiilen nerelerde kullanıldığı, ...’de yapılan konstrüksiyon işlerinin neler olduğu, ... fabrikasında yapılan bahçe ve duvar düzenlenmesinin nasıl yapıldığı, bunun faturada belirtilen projesinin ne olduğu, tank yapımının ne olduğu ve nerede yapıldığı, ne kadar malzeme kullanıldığı konularında ve de özellikle davacı tarafın taraflar arasında imzalandığını iddia ettiği, karma sözleşme hususunda hiçbir kanıt ibraz edilmediği, izah edilen nedenlerle ancak mahallinde teknik bilirkişi tarafından ve davalı tarafından verilecek projeler üzerinde yapılacak inceleme ile dava konusu olayın aydınlanabileceği kanaatine varıldığının belirtildiği, yine dosya kapsamında aldırılan 11.04.2006 tarihli ek bilirkişi raporunda, mahallinde inceleme yapan bilirkişi heyeti takip ve dava konusu faturalar içeriği imalatların ve malzemelerin gerçeği yansıtmadığı tespit ve kanaatlerini bildirdiği, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesince 04.06.2008 tarih ve 804-354 sayı ile işlemden kaldırılmasına karar verilen davanın 3 aylık yasal süre içerisinde yenilenmediği anlaşıldığından HUMK’nın 409/5 maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği,
9- ... (Kapatılan) 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/1344 esas sayılı dosyasında; davacıların ... Tur. Nak. İnş. Eml. Dek. Tic. Ltd. Şti. ile inceleme dışı sanık ..., davalıların ... Dış Tic. AŞ, inceleme dışı katılan sanık ... ve inceleme dışı sanık ..., davanın ise çeklere dayalı menfi tespit davası olduğu, dosya kapsamında aldırılan 10.10.2005 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, çeklerin arkasında yer alan ... Dış Tic. AŞ kaşesi üzerinde şirketi temsil etmeye yetkili kişinin imzasının bulunmaması karşısında bu davalının kambiyo ilişkisine dahil olmadığı ve çekten dolayı kambiyo alacaklısı ve kambiyo borçlusu sıfatını haiz bulunmadığı, bu bağlamda davacıların ... Dış Tic. AŞ’ye karşı kambiyo borcu altında bulunmamaları sebebiyle menfi tespit istemlerinin kabulünün yerinde olacağı ve ... Dış Tic. AŞ’nin kendisinden sonra gelen hamil ...’a karşı kambiyo borcundan sorumlu tutulamayacağı, adı geçen şirketin kambiyo ilişkisine dahil olmadığı, davacıların davalılardan ...’a yönelttiği menfi tespit isteminin yerinde bulunmadığı, davalı ...’a yönelik menfi tespit istemlerinin ise yerinde bulunduğu kanaatine varıldığının belirtildiği, yine dosya kapsamında aldırılan 05.04.2006 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda, davacı tarafın davaya konu olan çeklerin ödünç para elde etmek üzere düzenlendiğine dair beyanlarının davacı ... Tur. Nak. İnş. Eml. Dek. Tic. Ltd. Şti. açısından Şirketin ticari defterlerinde bu yönde hiçbir kaydın yer almaması karşısında ticari defterleriyle doğrulanmadığı, diğer yandan taraflar arasındaki ödünç para ilişkisinin ayrıntılarının ve hukuka uygunluğunun dosyaya taraflarca yansıtılan delillerin sınırları karşısında bilirkişi kurullarının inceleme alanı dışında olduğu, kök raporda belirtildiği üzere çekin kökeninde yatan kambiyo ilişkisini ortadan kaldırabilecek maddi olguların ancak bir ceza yargılaması neticesinde açıklığa kavuşabileceği, davalılardan ... Dış Tic. AŞ’nin yetkisiz temsilcinin tasarruflarını benimseyerek hareket ettiğinin davacı tarafça kanıtlanamadığı, kanıtlanamayan bu hususun bilirkişi kurulunca resen varsayılamayacağı bu noktadan hareketle TTK’nın 590. maddesinde belirtilen hukuki rejim uyarınca davalı ... Dış Tic. AŞ’yi yetkisiz olarak temsil eden ...’un kambiyo ilişkisine gireceği, kambiyo ilişkisine dahil olan ...’un yetkisiz temsilci olduğunun tespiti karşısında ... Dış Tic. AŞ adına yapılan cironun geçersiz bulunduğu buna karşılık kambiyo ilişkisinin kökeninde yatan temel borç ilişkisinin tüm hukuki yönleriyle aydınlatılamaması karşısında davacının ...’a karşı sorumlu bulunmadığı, ...’un ise kıymetli evrak hukuku hükümleri uyarınca davalılardan ...’a karşı sorumluluğunun var olduğu, davacının ...’a karşı sorumlu bulunmasının ise TTK’nın 589. madde hükmünden ileri geldiği, bu itibarla davacının ancak ...’ın ağır kusurunu veya bile bile borçlu zararına iktisabını kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabileceği kanaatlerini bildirdikleri, ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesince 20.11.2007 tarih ve 2004/1344 esas sayı ile davalı ... Dış Tic. AŞ aleyhine açılan davanın kabulüne, davacı Şirketin 8 adet, davacı ...’in ise 5 adet olmak üzere toplam 13 adet çekten dolayı davacıların adı geçen davalı Şirkete borçlu olmadığının tespitine, diğer davalılara karşı açılan davanın ise reddine karar verildiği,
10- ... Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/422 esas (Öncesi: ... Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/232 esas) sayılı dosyasında; davacının ... ..., davalıların ... Dış Tic. AŞ, ... İlaç Fabrikası AŞ, ... Kimya San. ve Tic. AŞ ve ... Tarım Veteriner İlaçları San. ve Tic. AŞ, davanın ise bonoya dayalı alacak davası olduğu, dosya kapsamında aldırılan 15.06.2009 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, söz konusu davaya konu edilen bonolarda keşideci ve muhattap durumunda bulunmayan, dosya kapsamında borç ilişkisi belirlenemeyen ... Kimya San. ve Tic. AŞ ile ... Tarım Veteriner İlaçları San. ve Tic. AŞ’nin davacı ile bir hukuki ilişkisinin tespit edilemediği, diğer davalılar ... Dış Tic. AŞ ve ... İlaç Fabrikası AŞ yönünden incelendiğinde ise dosyaya sunulan protokollerde yer alan 18 adet bononun davacıya teslim edildiği belirtilmesine karşın bu senetlerle dava konusu senetler arasında bir ilişki bulunduğuna dair dosya kapsamında başka bir belge bulunmadığından irtibat kurulamadığı, davacının ilişkisini dayandırdığı dava dışı ... İnş. Mad. Kuy. ve Tur. Tic. San. Ltd. Şti ile davalılarla olan ilişkisinin ibraz edilen ticari defterlerden tespit edilemediği, dava tarafları ile senetlere konu alacağın doğumuna esas bir borç ilişkisinin tespit edilemediği, senet metninde yer aldığı üzere bu senetlerin nakden alınmasından hareketle ve bila tarih ikinci protokolden kaynaklanan bir borç ilişkisinin bulunduğu, ancak dava konusu senetlerin protokoldeki senetlerin yerine verildiğinin açık olmadığı, davalıların söz konusu senetlerdeki imza inkârı ve sahtecilik savunması da ayrıca incelenmesi gerekmekte ise de bu hususun bilirkişi kurulunun uzmanlık alanı dışında kaldığı kanaatine varıldığının belirtildiği, yine dosya kapsamında aldırılan 06.05.2010 havale tarihli bilirkişi ek raporunda, dava dışı ...’un anonim şirket olan davalı Şirketlerde temsile yetkili kişi olmadığının ticaret sicil kayıtlarından ve dava dosyasından anlaşıldığı, bu kişinin anonim şirket adına ve hesabına yapacağı işlemlerin yetkisiz temsil kurumu çerçevesinde inceleneceği, yetkisiz temsil durumlarında temsil yetkisi olmadığı hâlde bu kimsenin yapmış olduğu işleme şirket tarafından icazet verilmesi veya şirkete izafe edilebilir bir davranışla dava dışı kişinin temsilci olduğuna dair bir görünüş yaratılması hâllerinde davacının yetkisiz temsilciyle yapmış olduğu işlemin geçerli olduğunun söylenebileceği, ancak bu tür hâllerde davacının iyi niyetli olması gerekeceği, TTK’nın 39. maddesi karşısında ticaret sicilinde yer alan kayıtların bilindiği varsayımından hareketle davacının iyi niyetli kabul edilmesinin zor olduğu, davacının davaya dayanak yaptığı maddi vakalardan anlaşıldığı kadarıyla dava dışı ...’un davalı Şirketlerde temsile yetkili olmadığına vakıf olduğu, davalı Şirketler tarafından da ...’a icazet verildiğine dair bir bilginin dava dosyasında yer almadığı, bu itibarla dava dışı ...’un yapmış olduğu işlemlerin davalı Şirketleri bağlamadığı, dava dışı kişinin, davalı Şirketler açısından yetkisiz temsilci olduğu kanaatlerini bildirdikleri, ... Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesince 25.12.2014 tarih 422-669 sayı ile davalı Şirketleri temsil ve ilzam yetkisi bulunmayan ve bu Şirketler adına kambiyo taahhüdünde bulunamayacak olan dava dışı ... tarafından imzalanan bonolar nedeniyle davalı Şirketlerin borç altına giremeyecekleri anlaşılmakla davanın reddine karar verildiği, bu kararın yasal süresi içerisinde temyiz edilmeyerek kesinleştiği,
11- ... Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/1205 esas sayılı dosyasında; davacıların Ziya ..., inceleme dışı katılan sanıklar ... ve ..., davalıların ... Dış Tic. AŞ, ... İlaç Fabrikası AŞ, ... Kimya San. ve Tic. AŞ ve ... Tarım Veteriner İlaçları San. ve Tic. AŞ, davanın ise alacak davası olduğu, ... Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesince 05.06.2014 tarih ve 1205-185 sayı ile işlemden kaldırılan davanın aradan 3 aydan fazla zaman geçtiği hâlde yenilenmediği anlaşıldığından HMK’nın 150/5. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu kararın da taraflarca temyiz edilmemesi üzerine 08.09.2014 tarihinde kesinleştiği,
12- ... Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/44 esas (Öncesi: ... (Kapatılan) 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/511 esas) sayılı dosyasında; davacıların katılanlar ... (...) ..., ..., inceleme dışı katılan sanık ... ile inceleme dışı sanık ..., davalıların ... Dış Tic. AŞ, ... İlaç Fabrikası AŞ, ... Kimya San. ve Tic. AŞ, ... Tarım Veteriner İlaçları San. ve Tic. AŞ ile sanık ... ve inceleme dışı sanık ..., davanın ise çek, bono ve temliknamelere dayanan alacak davası olduğu, dosya kapsamında aldırılan 22.11.2010 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, davalı Şirketlerin ticari defterlerin üzerinde yapılan incelemede ... Dış Tic. AŞ’nin dava dışı ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. ile herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmadığı, diğer üç davalı Şirketin ise adı geçen Şirket ile ticari ilişkilerinin mevcut olduğu ancak bu üç davalı Şirket ile ... firması arasındaki hesapların 25.09.2002 tarihinde kapanmış olduğunun görüldüğü, ayrıca davalı 4 Şirkete ait defter kayıtlarında davacılar ..., ..., ... ve ... ... ile herhangi bir borç alacak kaydına rastlanmadığı, bu hâliyle davacıların iddialarının yerinde olmadığı tespit ve kanaatine varıldığının belirtildiği, yine dosya kapsamında aldırılan 19.03.2012 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, davalı Şirketlerin, temsil ve ilzamı sicil kayıtlarında tescil ve ilan edilmiş olup yönetim kurulu başkanı ... tarafından temsil ve ilzam olunduğunun görüldüğü, davalı ...’un davalı Şirketleri temsil ve ilzama yetkisinin bulunmadığı, adı geçenin davalı Şirketler adına kambiyo taahhüdünde bulunamayacağından imzaladığı kıymetli evraklar ile davalı Şirketleri borç altına girmiş sayılamayacağı, davaya konu belgelerde imzası taklit edilen ...’ın bu duruma rıza göstermesi hâlinde dahi sahtekârlık fiilindeki hukuka aykırılık ortadan kalkmayacağından ve hukuka aykırı bu eyleme icazet geçerli olmayacağından, bu icazet varlığının tespit edilmesi durumunda bile tanınan bu yetki mutlak batıl sayılacağından davalı ... Şirketlerinin ...’un imzaladığı belgeler ile borç altına girmeyeceği, esasen bu belgeler karşılığı paranın/menfaatin davalı Şirketlere sağlandığının ispatlanamadığı, söz konusu belgeler karşılığında ödendiği iddia edilen paraların davalı ...’un zimmetinde kaldığının iddia ve ispat edilmesi hâlinde ise bu şahıstan talepte bulunulabileceği tespit ve kanaatlerinin bildirildiği, ... Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesince 02.04.2013 tarih ve 44-73 sayı ile davalı ...’un diğer davalı Şirketleri temsile yetkisi bulunmamasına rağmen bu Şirketlerin yönetim kurulu başkanı olan davalı ...’ın imzasını taklit ederek belgeleri düzenlediği, ...’ın bu sahtecilik eylemine rıza göstermesi hâlinde dahi hukuka aykırılığın ortadan kalkmayacağı ve böyle bir yetkinin mutlak batıl sayılacağından davalı Şirketlerin ...’un imzaladığı belgeler nedeniyle borç altına girmeyecekleri, ayrıca bu senetler karşılığı paranın, hizmet ya da menfaatin davalı Şirketlere verildiği veya davalı ...’un zimmetinde kaldığı ispatlanamadığından tüm davalılar yönünden davaların reddine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesince 18.12.2014 tarih ve 9534-18327 sayı ile onandığı, yasal süresi içinde karar düzeltme talebinde bulunulmadığından kararın 13.02.2015 tarihi itibarıyla kesinleştiği,
13- ... Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/7 esas sayılı dosyasında; davacının inceleme dışı sanık ..., davalıların ... İlaç Fabrikası AŞ ile ... Kimya San. ve Tic. AŞ, davanın ise senetten kaynaklı itirazın iptali davası olduğu, ... Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesince 18.06.2013 tarih ve 7-211 sayı ile davada davalı Şirketi bağlayıcı bir temlikten söz edilemeyeceği, davacının ödünç ilişkisinin varlığını ve temlikin geçerliliğini yasal delillerle her türlü şüpheden uzak şekilde ispat edemediğinden yasal koşulları oluşmayan ve kanıtlanamayan davanın reddine karar verildiği, hükmün taraflarca temyiz edilmeksizin 15.01.2014 tarihinde kesinleştiği,
14- ... Anadolu 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/299 esas sayılı dosyasında: davacının inceleme dışı katılan sanık ..., davalıların ... İlaç Fabrikası AŞ ile ... Kimya San. ve Tic. AŞ ve sanık ..., davanın ise çeklere dayanan alacak davası olduğu, ... Anadolu 16. Asliye Ticaret Mahkemesince 07.11.2013 tarih ve 299-466 sayı ile davacının yatırması gereken harcı süre verilmesine rağmen yatırmadığından HMK’nın 109, 114/g ve 115/2. maddeleri uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği,
15- ... Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/344 esas sayılı dosyasında; davacının inceleme dışı katılan sanık ..., davalıların ... Kimya San. ve Tic. AŞ ile ... Tarım Veteriner İlaçları San. ve Tic. AŞ, davanın ise 2 adet bonoya dayanan itirazın iptali davası olduğu, dosya kapsamında aldırılan 08.11.2007 tarihli bilirkişi raporunda ve 17.04.2008 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle davacının bonolarda yazılı olan meblağı davalılara verdiğini, taraflar arasındaki temel borç ilişkisinin ödünç (karz) akdine dayandığını ileri sürmesi nedeniyle taraflar arasında ödünç ilişkisi bulunduğuna ilişkin iddiasını ispatlamakla yükümlü bulunduğu, takip dayanağı olan bonoların bu iddia bakımından sadece yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğu, davacının bu iddiasını sair deliller ile de ispat edemediği kanaatine varıldığının belirtildiği, ... Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesince 13.11.2014 tarih ve 344-397 sayı ile HMK’nın 150/6. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu kararın da taraflarca süresinde temyiz edilmemesi üzerine 22.01.2015 tarihinde kesinleştiği,
16- ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/990 esas sayılı dosyasında; davacının ... İlaç Fabrikası AŞ, davalıların İlhan Karakuş ile inceleme dışı katılan sanık ..., davanın ise bonoya dayalı menfi tespit davası olduğu, dosya kapsamında aldırılan 21.12.2005 tarihli bilirkişi raporunda, davacı şirkete ait 2004, 2005, 2006, 2007, 2008, 2009 ve 2010 yılı ticari defterlerinin açılış tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı, envanter defterlerinin yıl sonunda yaptırılması gereken kapanış tasdiklerinin yapılmamış olması sebebiyle davacı şirketin 2004, 2005, 2006, 2007, 2008, 2009 ve 2010 yılı ticari defterlerinin TTK hükümlerine göre usulüne uygun tasdik edilmediği, defter incelemelerine göre davacı tarafın dava konusu bono ile ilgili herhangi bir muhasebe kaydına rastlanılmadığı, davaya konu 100.000 TL tutarlı bononun karşılıksız kalması nedeniyle davacı tarafın menfi tespit isteminin yerinde olduğu, davacının davalıya kaydi olarak borçlu olmadığı tespit ve kanaatlerine yer verildiği, ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesince 14.07.2016 tarih ve 990-534 sayı ile davaya konu senet nedeniyle davacı Şirketin davalıya borçlu olduğunun ispatlanamaması nedeniyle davanın kabulüne, davaya konu 100.000 TL bedelli bono nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesince 28.03.2018 tarih ve 4550-1582 sayı ile “...Dava, bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece bonodaki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de ... Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/126 esas sayılı dosyasıyla görülen ceza davasında davacı şirket yetkilisi Zeki ... ile ...’un işbirliği halinde sahte bono düzenlemek ve resmi belgede sahtecilik suçlamasıyla yargılandıkları ve söz konusu ceza davası kararının da henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır. TBK'nun 74. maddesi uyarınca ceza mahkemesince verilen kararın maddi olguya ilişkin kısmı hukuk hakimini bağlayacağından söz konusu ceza davasında davacı şirket yetkilisinin yargılanması nedeniyle ağır ceza mahkemesinde görülen davanın sonucu beklenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkemece eksik inceleme ile karar verildiği” gerekçesiyle Yerel Mahkeme hükmünün bozulduğu, hükme yönelik karar düzeltme isteminin ise aynı Dairece 30.01.2020 tarih ve 1958-161 sayı ile reddine karar verildiği,
17- ... Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/595 esas sayılı dosyasında; davacının ... Dış Tic. AŞ, davalıların inceleme dışı sanıklar ..., ..., davanın ise temliknamelere dayanan menfi tespit ve alacak davası olduğu, dosya kapsamında aldırılan 18.10.2016 tarihli bilirkişi raporunda, dava konusu temliknamelerin geçersiz olması sebebiyle dava tarihi itibarıyla davacının davalıdan 750.000 TL asıl alacak ve taleple bağlılık gereği 15.12.2003 tarihinden 06.09.2014 tarihine kadar işleyen 233.791,67 TL yasal faiz olmak üzere toplam 983.791,67 TL alacaklı olduğu, ... 2. Noterliğinin 07.11.2003 tarihli ve 18489 yevmiye numaralı 350.000 TL bedelli temliknamenin geçerli bir temlikname olarak kabul edilemeyeceği tespit ve kanaatlerine yer verildiği, ... Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesince 23.01.2019 tarih 595-45 sayı ile davaya konu temliknamelerin altında davalı Şirket adına atılan imzaların, Şirketi bu işlerde temsile yetkili ...’a değil, Şirket çalışanı ...’a ait olduğu, temliknamelerin sahte olarak düzenlendiği hususunun yapılan ceza yargılamasında tespit edildiği anlaşılmakla, davanın davalı ... yönünden kısmen kabulü ile ... 2. Noterliğinin 05.09.2003 tarihli, 14468 yevmiye sayılı, 250.000 TL, 05.09.2003 tarihli, 14469 yevmiye sayılı, 250.000 TL, yine 05.09.2003 tarihli, 14470 yevmiye sayılı, 250.000 TL bedelli üç adet temliknamenin sahteliği nedeniyle iptaline, bu temliknameler uyarınca davalı ... tarafından tahsil edilen 750.000 TL’nin işlemiş faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava tarihinden itibaren asıl alacağı talep gibi yasal faiz yürütülmesine, fazlaya ilişkin istemin ise reddine, davanın ... yönünden kabulü ile ... 2. Noterliğinin 07.11.2003 tarihli, 18489 yevmiye sayılı ve 350.000 TL bedelli temliknamenin sahteliği nedeniyle iptaline karar verildiği,
18- ... Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1312 esas (Öncesi: ... Anadolu 21. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/488 esas) sayılı dosyasında; davacının katılan ..., davalıların ... Dış Tic. AŞ, sanık ..., inceleme dışı sanıklar ..., ... ve ..., davanın ise 560.000 TL bedelli temliknameye dayanan tazminat davası olduğu, dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda, davanın tüm davalılar açısından haksız fiil temelinde açılması nedeniyle davacının gördüğü zararı ispatlamasının gerektiği, dosya kapsamında ispatı gerçekleştirilmiş herhangi bir zarar kalemine ulaşılamadığı, haksız fiilin unsurlarından biri olan zararın somut olayda ispat edilememiş olması sebebiyle davanın reddi gerektiği, mahkemece davaya konu haksız fiil sonucunda bir zarar meydana geldiği kanaatine varılması hâlinde, bu zarardan haksız fiilin faili olarak davalılar ..., ... ve ...'nın müteselsilen sorumlu oldukları kanaatine varıldığının belirtildiği, ... Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesince 26.04.2017 tarih ve 1312-525 sayı ile davacının davalı Şirketten temliknamede belirtilen miktarda bir alacağının olduğunu ve bu bağlamda zarar iddiasını ispatlayamadığından davanın reddine karar verildiği,
19- ... Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/536 esas sayılı dosyasında; davacının ... End. Mam. Paz. ve Tic. AŞ, davalıların ... Dış Tic. AŞ, sanık ..., inceleme dışı sanıklar ..., ... ve ..., davanın ise temliknamelere dayanan tazminat davası olduğu, dosya kapsamında aldırılan 23.10.2015 tarihli bilirkişi raporunda, davalı Şirketin ve davalı ...’ın temliknamelerin geçersizliği yönünden sözleşmeler veya haksız fiil hukukuna göre sorumluluğunu gerektiren bir sebebin tespit edilemediği, diğer davalıların haksız fiil esaslarına göre sorumluluklarının söz konusu olabileceği ancak bunun için davacının zararının varlığını ve miktarını ortaya koyması gerektiği, bu bağlamda iddia ettiği alım satım ilişkisinde davalı Şirketten alacaklı olduğunu, dosyanın mevcut durumuna göre ispat edemediği, bu durumda davacının haksız fiil nedeniyle uğradığı bir zarardan bahsedilemeyeceği, ayrıca alacağının mevcut olduğu tespit edilse dahi temliknamenin geçersizliğini öğrendikten sonra alacağın tahsili için davalı Şirkete yasal tahsil imkânları kapsamında başvurduğunu ve başarısız olduğunu gösteren bir delilin bulunmadığını, bu durumda da haksız fiil sorumluluğu kapsamında zararın doğduğunun söylenemeyeceği tespit ve kanaatlerine varıldığının belirtildiği, yine dosya kapsamında aldırılan bilirkişi ek raporunda davacının itirazları değerlendirilerek kök raporlarındaki tespit ve değerlendirmelerinin korunduğunun belirtildiği, ... Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesince 06.02.2019 tarih ve 536-99 sayı ile davacının haksız fiilden dolayı zarar gördüğünü iddia etmesine rağmen davalı Şirketten temliknameler nedeniyle alacağı olduğunu ispatlayamadığını, bu nedenle ceza yargılamasının sonuca etkili olamayacağı belirlenmekle ceza yargılamasının bekletici mesele yapılmasına ilişkin ara karardan dönülerek davalılar ... Dış Tic. AŞ, ... ve ... aleyhine açılan davanın kanıtlanamadığından, davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın ise adı geçen davalılar yönünden zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılması nedeniyle reddine,
20- ... Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/558 esas sayılı dosyasında; davacının katılan ... ..., davalıların ... Dış Tic. AŞ, sanık ..., inceleme dışı sanıklar ..., ... ve ..., davanın ise davacının uhdesinde bulunan temliknamelere dayanan tazminat davası olduğu, dosya kapsamında aldırılan 18.04.2017 tarihli bilirkişi raporunda, davalı Şirketin ve ...’ın temliknamelerin geçersizliği yönünden sözleşmeler veya haksız fiil hukukuna göre sorumluluğunu gerektiren bir sebebin tespit edilemediği, diğer davalıların haksız fiil esaslarına göre sorumluluklarının söz konusu olabileceği, ancak bunun için davacının zararının varlığını ve miktarını ortaya koyması gerektiği, davacının iddia ettiği ticari ilişkide davalı Şirketten alacaklı olduğunu dosyanın mevcut durumuna göre ispat edemediği, bu durumda davacının haksız fiil nedeniyle uğradığı bir zarardan bahsedilemeyeceği tespit ve kanaatlerine yer verildiği, ... Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesince 01.11.2017 tarih ve 558-1184 sayı ile davacının davalılarla doğrudan hukuki ya da ticari bir ilişkisi olduğunu ispatlayamadığı gibi temliknamelere konu miktarda alacağı olduğunu da kanıtlayamadığından davanın reddine karar verildiği,
21- ... Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/25 esas (Öncesi: ... (Kapatılan) 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/25 esas) sayılı dosyasında; davacının inceleme dışı sanık ..., davalının ... Dış Tic. AŞ, davanın ise temliknameye dayanan alacak davası olduğu, dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda, davacı tarafça ibraz edilen ticari defter kayıtlarında davalı Şirket adına dava dışı ...’a yapılmış olarak görünen toplam 650.000 TL tutarındaki ödemenin en düşüğünün 55.000 TL olduğu, bu kadar büyük tutarlarda nakit ödeme yapılmasının tartışmalı göründüğü, ayrıca davalı Şirketi temsil yetkisi olmadığı anlaşılan dava dışı ...’a bu konuda hiçbir sorgulama yapılmadan temsile ilişkin yetki belgesi ve davalı Şirket tahsilat makbuzları vb. belgeler istenmeden büyük miktarlarda nakit ödeme yapılmış olmasının TTK hükümleri uyarınca basiretli bir tacir davranışı olarak yorumlanamayacağı, bu çerçevede davacı tarafça davalı Şirket ticari defterlerinde görünmeyen nakit ödemelerden dolayı 650.000 TL tutarında davalı Şirketten alacaklı bulunduğunun ileri sürülemeyeceği, davalı taleplerinin yerinde bulunduğundan söz etmenin güç göründüğü, davacı tarafın davalı Şirketten alacak taleplerinin izah ve ispata muhtaç bulunduğu kanaatine varıldığının belirtildiği, ... Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesince 07.02.2018 tarih ve 25-121 sayı ile davacının dava konusu temliknamelere dayanak alacağını ispat edemediğinden davanın reddine karar verildiği,
22- ... Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/3 esas sayılı dosyasında; davacının inceleme dışı sanık ..., davalının ... Dış Tic. AŞ, davanın ise temliknameye dayanan itirazın iptali davası olduğu, ... Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesince 10.07.2018 tarih ve 3-800 sayı ile dava konusu temliknamenin Şirketin finans müdürü ... tarafından imzalandığı, Şirket yetkilisinin ...’un temsilciliğini kabul etmediği, BK’nın 39. maddesi gereğince uğranılan zararın yetkisiz temsilci tarafından karşılanması gerektiği, söz konusu temliknamenin davalı Şirket yönünden bağlayıcı olmadığı, davacı tarafından davalı Şirkete borç para verildiği iddia edilmiş ise de bu konuda yazılı bir delil bulunmadığı gerekçeleriyle davacının itirazın iptali talebinin reddine karar verildiği,
23- ... Anadolu 13. İcra Hukuk Mahkemesinin 2005/27 esas sayılı dosyasında; davacının ... Dış Ticaret AŞ, davalının katılan ..., dava konusunun ise imzaya itiraz olduğu, ... Anadolu 13. İcra Hukuk Mahkemesince 11.07.2017 tarih ve 27-543 sayı ile takibe dayanak senetteki ... Dış Tic. AŞ adına atılan imzanın Şirket temsilcisi ...’a ait olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, takibin davacı yönünden durdurulmasına karar verildiği,
24- ... Anadolu 13. İcra Hukuk Mahkemesinin 2006/1002 esas sayılı dosyasında; davacının ... Dış Tic. AŞ, davalının inceleme dışı katılan sanık ... olduğu,
25- ... Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/290 esas sayılı dosyasında; davacının inceleme dışı sanık ..., davalıların ... Dış Tic. AŞ, sanık ..., inceleme dışı sanıklar ..., ... ve ..., davanın ise alacak davası olduğu,
26- ... Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/1558 esas (... (Kapatılan) 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/695 esas ) sayılı dosyasında; davacının ... Konstrüksiyon San. ve Tic. AŞ, davalıların ... Dış Tic. AŞ, ... Kimya San. Tic. AŞ ve sanık ..., davanın ise temliknameye dayanan alacak davası olduğu, dosya kapsamında aldırılan 06.12.2006 tarihli bilirkişi raporunda, davacının defterine 400.000 TL’nin şirket ortağından borç alınarak davalılardan ... Dış Tic. AŞ’ye nakit olarak ödendiği kaydının işlendiği, ancak dava konusu alacak temliğine dair bir kayıt düşülmediği, davalı ... Dış Tic. AŞ’nin defterinde ise davacıdan 400.000 TL alındığına ve davacıya dava konusu temliknamelerin verildiğine dair bir kayıt bulunmadığı tespitlerinin yer aldığı,
27- ... Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/512 esas sayılı dosyasında; davacının ... End. Mam. Paz. ve Tic. AŞ, davalının ... Dış Tic. AŞ, davanın ise alacak davası olduğu,
28- ... Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/303 esas sayılı dosyasında; davacının inceleme dışı sanık ..., davalıların ... Dış Tic. AŞ, ... İlaç Fabrikası AŞ ve Kale Kimyevi Maddeler, davanın ise alacak davası olduğu, ... Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesince 30.07.2018 tarih ve 303-777 sayı ile taraflarca takip edilmemesi nedeniyle işlemden kaldırılan davanın aradan 3 aydan fazla zaman geçtiği hâlde yenilenmediği anlaşıldığından HMK’nın 150/5. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği,
29- ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/801 esas sayılı dosyasında; davacının ... İlaç Fabrikası AŞ, ... Kimya San. ve Tic. AŞ, davalının inceleme dışı katılan ..., davanın ise menfi tespit davası olduğu,
B) Ceza Davalarından;
1- Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/5 esas sayılı dosyasında; ... Dış Tic. AŞ vekilinin şikâyeti üzerine Kartal Cumhuriyet Başsavcılığının 30.05.2005 tarihli ve 6222-335 sayılı iddianamesiyle inceleme dışı sanıklar ... ve ... ile inceleme dışı katılan sanık ... hakkında konusu çek olan dolandırıcılığa teşebbüs ve resmî belgede sahtecilik suçlarından kamu davası açıldığı, açılan kamu davası doğrultusunda yargılama yapan Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesince 09.05.2006 tarih ve 286-270 sayı ile her iki suç yönünden de ..., ... ve ... hakkında beraat hükmü kurulduğu, bu hükümlerin, temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay 11. Ceza Dairesince 22.10.2009 tarih 17576-12400 sayı ile adı geçen sanıklar hakkında eksik soruşturmayla beraat hükümleri kurulduğundan bahisle bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine yargılama yapan Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesince 18.01.2011 tarih ve 5-16 sayı ile ..., ... ve ... hakkında her iki suç yönünden de bu kez mahkûmiyet hükümleri kurulduğu, bu hükümlerin de temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay 15. Ceza Dairesince 06.10.2011 tarih ve 25161-3568 sayı ile adı geçen sanıklar hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına, ... hakkında dolandırıcılık suçuna teşebbüsten kurulan mahkûmiyet hükmünün düzeltilerek onanmasına, ... ve ... hakkında aynı suçtan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin ise zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilerek belirtilen hükümlerin kesinleştiği,
2- ... 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/262 esas sayılı dosyasında; ... Cumhuriyet Başsavcılığının 13.12.2005 tarihli ve 2004/2287 soruşturma sayılı iddianamesiyle müştekisi ... olan “6. Olay” başlığı altında, şüpheliler ......, ..., ..., ..., ..., ..., ... ... ve ... hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs etmek suçundan kamu davası açıldığı, açılan bu kamu davasına ilişkin yargılamaya başlanılmasından sonra bu yargılamayla birleştirilmek üzere inceleme dışı sanık ... hakkında adı geçen Cumhuriyet Başsavcılığınca 21.11.2006 tarih ve 1038-662 sayı ile suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak ve suç örgütüne yarar sağlamak amacıyla nitelikli yağmaya teşebbüs etmek suçlarından kamu davası açıldığı, açılan kamu davaları doğrultusunda yargılama yapan ... 10. Ağır Ceza Mahkemesince 19.01.2010 tarih ve 262-61 sayı ile ..., ... ..., ..., ..., ..., ... ile ...’in suç işlemek amacıyla kurulan örgüt faaliyeti kapsamında ...’dan zorla para tahsil etmeye çalışmak suretiyle nitelikli yağmaya teşebbüs suçunu işledikleri kabulüyle haklarında mahkûmiyet hükümleri kurulduğu, ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan açılan kamu davası yönünden ise herhangi bir hüküm kurulmadığı, kurulan hükümlerin temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 20.04.2011 tarih ve 27243-5566 sayı ile ...’a yönelik gerçekleştirilen nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan kurulan hükümlerin onanmasına karar verildiği, aynı Daire kararında ... hakkında TCK’nın 220/2. maddesine aykırılık suçundan açılan kamu davası yönünden zamanaşımı süresinde Yerel Mahkemece hüküm kurulmasının olanaklı olduğu belirtilmiş ise de Yargıtay Özel Daire kararı sonrasında dosyayı ele alan ... 1. Ağır Ceza Mahkemesince 04.12.2019 tarih ve 11-471 sayı ile ... hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçundan açılan kamu davasının CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildiği, bu aşamalardan sonra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 14.10.2020 tarih ve 9540 sayı ile, ..., ..., ... ve ... hakkında ...’a yönelik nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün Özel Dairece 20.04.2011 tarih ve 27243-5566 sayı ile onanmasına dair ilamı yönünden adı geçenlerin eyleminin TCK’nın 150/1. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 106/2-a-c-d maddesinde tanımlanan tehdit suçunu oluşturacağı ve TCK’nın 58/9. maddesinin uygulanamayacağı görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurulduğu,
Bilgilerine ulaşıldığı,
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazında belirtilenler dışında dosya taraflarının beyanları ile dilekçelerinde bahsedilen ve dosya kapsamındaki bilgi, belge ve ulaşılabildiği ölçüde UYAP sistemi üzerinden elde edilen kayıtlara göre dosya ile ilişkili olduğu anlaşılan diğer hukuk ve ceza davalarının irdelenmesinde;
A) Hukuk Davalarından;
1- ... (Kapatılan) 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/127 esas sayılı dosyasında; davacıların inceleme dışı sanıklar ..., ... ve ... Tur. Nak. İnş. Eml. Dek. Tic. Ltd. Şti., davalıların ... End. Mam. Paz. ve Tic. AŞ, katılan ..., ... Dış Tic. AŞ ve ... Kimya San. ve Tic. AŞ, davanın ise çeke dayanan menfi tespit davası olduğu, dosya kapsamında aldırılan 17.05.2006 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, davalılardan ... Dış Tic. AŞ ile ... Kimya San. ve Tic. AŞ’nin yetkisiz temsil karşısında kambiyo ilişkisine dahil olmadığı, dava konusu çeklerden dolayı kambiyo alacaklısı ve kambiyo borçlusu sıfatını haiz olmadığı, bu anlamda davacıların ... Dış Tic. AŞ ile ... Kimya San. ve Tic. AŞ’ye karşı kambiyo borcu altında bulunmadıklarından menfi tespit istemlerinin kabulünün yerinde olacağı, ... Dış Ticaret AŞ’nin kendisinden sonra gelen son hamil ... End. Mam. Paz. ve Tic. AŞ’ye karşı kambiyo borcundan sorumlu bulunmadığı, davacıların hamil konumunda bulunan ... End. Mam. Paz. ve Tic. AŞ’ye yönelik menfi tespit taleplerinin ise yerinde bulunmadığı kanaatlerine varıldığının belirtildiği, ... (Kapatılan) 3. Asliye Ticaret Mahkemesince 17.10.2006 tarih ve 127 esas sayı ile davacıların, davalı ... Kimya San. ve Tic. AŞ ile davalı ... Dış Tic. AŞ’ye karşı açmış bulundukları menfi tespit davasının Kartal 4. İcra Müdürlüğünün 2004/3781-3782-3783 ve Kartal 5. İcra Müdürlüğünün 2004/4187 esas sayılı dosyalarında icra takibine konu edilen çekler yönünden borçlu bulunmadıklarının tespitine, davacıların davalılar ... ve ... End. Mam. Paz. ve Tic. AŞ aleyhindeki davalarının ise reddine karar verildiği,
2- ... (Kapatılan) 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/129 esas sayılı dosyasında; davacıların ... ve ..., davalıların inceleme dışı sanıklar ... ve ... ile ... Oto. Elek. San. ve Tic. Ltd. Şti., ... Elektrik Hırd. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., ... Dış Tic. AŞ, davanın ise çeke dayanan menfi tespit davası olduğu, dosya kapsamında aldırılan 19.12.2005 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, davalılardan ... Dış Tic. AŞ’nin yetkisiz temsil karşısında kambiyo ilişkisine dahil olmadığı, dava konusu çeklerden dolayı kambiyo alacaklısı ve kambiyo borçlusu sıfatını haiz olmadığı, bu anlamda davacıların ... Dış Tic. AŞ’ye karşı kambiyo borcu altında bulunmadıklarından menfi tespit istemlerinin kabulünün yerinde olacağı, ... Dış Ticaret AŞ’nin kendisinden sonra gelen son hamil ...’e karşı kambiyo borcundan sorumlu bulunmadığı, davacıların hamil konumunda bulunan ...’e yönelik menfi tespit taleplerinin ise yerinde bulunmadığı kanaatlerine varıldığının belirtildiği, ... (Kapatılan) 3. Asliye Ticaret Mahkemesince 25.04.2006 tarih ve 129 esas sayı ile davacılar tarafından davalı ... aleyhindeki davanın feragat sebebiyle reddine, ... Dış Tic. AŞ aleyhine açılan davanın ise kabulüyle davacıların, davalı ... Dış Tic. AŞ’ye borçlu bulunmadıklarının tespitine, davalılar ..., ... Oto. Elek. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve ... Elektrik Hırd. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhindeki davalar yönünden ise HGK’nın 27.02.2002 tarihli ve 80-130 sayılı kararına ve toplanan delillere göre davanın reddine karar verildiği,
3- ... (Kapatılan) 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/524 esas sayılı dosyasında; davacının yetkilisi inceleme dışı sanık ... olan ... Petrol Ürünleri İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., davalılarının ... İlaç Fabrikası AŞ, ... Kimya San. ve Tic. AŞ ve ... Tarım Veteriner İlaçları San. ve Tic. AŞ, davanın ise itirazın iptali davası olduğu, dosya kapsamında aldırılan 25.03.2009 havale tarihli bilirkişi raporunda, davacı Şirket tarafından doğrudan senede dayanarak alacağın takip ve dava edilmemesi ile davalı Şirketlerin 17 adet çeke dayanarak protokol imzalayıp yeni bir ödeme planı yapmak suretiyle açıkça borç taahhüdü altına girmeleri nedeniyle taraflar arasında imzalanmış olan protokole konu çeklerin Şirketi temsile yetkisi olmayan kişi tarafından imzalanmış olduğu gerekçesiyle davalı Şirketlerin sorumlu olmadıklarına dair beyanlarının TMK’nın 2. maddesine aykırı olduğu, 15.01.2001 tarihli protokol ve 23.01.2001 tarihli ipotek senedinin davacı açısından talep ve dava edilebilir alacak hakkı niteliğinde olduğu, davalı Şirketlerin iki taraflı sözleşmeden ziyade tek taraflı bir borç taahhüdü niteliğinde olan 15.01.2001 tarihli protokole istinaden BK’nın 81. maddesindeki ödemezlik defisini ileri süremeyecekleri, davacının doğrudan senetlere dayanarak değil, protokol ve ipotek senedindeki hükümlere dayanarak talepte bulunması nedeniyle davalı Şirketlerce çek hukuku hükümlerine dayanarak savunma yapmasının yerinde olmadığı, protokol hükümlerinin çek hukukunun emredici hükümlerine aykırı olduğu iddiasının TMK’nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı, ticari defterler ile ispat usulünün tacirler açısından zorunlu olmadığı, usul hukukunun genel ispat araçlarına başvurma imkânını ortadan kaldırmadığı, protokol ve ipotek senedine dayanarak hakkını ispat etme yolunu seçen davacının dava konusu alacak hakkını ayrıca ticari defterlerle ispata hukuken zorlanamayacağı tespit ve kanaatlerine varıldığının belirtildiği, yine dosya kapsamında aldırılan 10.09.2009 tarihli ek bilirkişi raporunda, davalı Şirketlerin talimatlar hariç olmak üzere toplam 150.893 TL ödeme yaptıkları, protokole göre yapılması gereken ödeme toplamının ise 165.902 TL olduğu, geriye 15.009 TL’lik eksik ödeme kaldığı, davacının icra takibindeki asıl alacak talebinin ise 44.777 TL olduğu, ayrıca ana paraya 125.000 TL işlemiş faizi talep ettiği, davalı tarafın yaptığı ödemenin, protokolde belirtilen tarihlere uygun olmadığı, gecikme ile ödenen taksitlerin mevcut olduğu, diğer bir deyişle 150.893 TL’lik ödemenin içinde faizin de olması gerektiği, bu hâlde davalı tarafın noksan ana para ödemesini hesaplarken 150.893 TL’nin içerisinde ne kadarının faiz olduğunun ayrıştırılmasının gerektiği, davalı tarafın geciken ödemelerinden ötürü faiz hesaplandığında söz konusu ana para borcunun da artacağı tespit ve değerlendirmelerine yer verildiği, ... (Kapatılan) 4. Asliye Ticaret Mahkemesince 27.05.2010 tarih 524-403 sayı ile protokol ve ipotek tesisine ilişkin resmî senet kapsamında toplamda 165.902 TL tutarındaki borcun yapılandırılması kapsamında tarafların anlaştıkları bir kısım makbuz ve ödenen belgeleriyle davalının yaptığı ödemelerin protokol çerçevesinde tespit edildiği, yapılan hesaplama sonucunda da toplamda 15.009 TL asıl alacak ve avans faizine göre 33.066,06 TL işlemiş faiz üzerinde asıl alacağı takip tarihinden itibaren değişen ve değişecek oranda avans faiz oranları uygulanmak üzere devamına karar vermek gerektiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne, davalıların ... 3. İcra Müdürlüğünün 2006/14202 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 15.009 TL asıl alacak 33.066,06 TL işlemiş faiz üzerinden asıl alacağı takip tarihinden itibaren değişen ve değişecek olan avans faiz oranları uygulanmak suretiyle devamına, davacının bulunan alacağı likit olduğundan toplam alacağın %40’ı tutarında inkâr tazminatının da davalıdan alınıp davacıya verilmesine, aşan istemin ise reddine karar verildiği, verilen bu kararın temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay 19. Hukuk Dairesince 03.05.2011 tarih ve 12771-6047 sayı ile onandığı,
4- ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/916 esas (Öncesi: ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/349 esas) sayılı ve birleşen ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/357 esas sayılı ile Yargıtay bozma ilamından sonra birleşen ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/653 esas sayılı dosyalarında; ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/916 esas sayılı dosyasının davacılarının ... İlaç ve Gıda San. Tic. İth. İhr. Ltd. Şti. ve ... Dış Ticaret AŞ, davalılarının ... Faktoring (... Faktoring) AŞ, Finansbank AŞ ... Şubesi ve Finansbank AŞ, davanın ise menfi tespit davası olduğu; birleşen ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/357 esas sayılı dosyasının davacılarının ... İlaç ve Gıda San. Tic. İth. İhr. Ltd. Şti. ve ... Dış Ticaret AŞ, davalılarının ... Faktoring (... Faktoring) AŞ, Finansbank AŞ ... Şubesi ve Finansbank AŞ, davanın ise menfi tespit davası olduğu, dosya kapsamında aldırılan 17.11.2008 havale tarihli bilirkişi raporunda, davanın tarafları arasında yapılan Yurtiçi Faktoring Sözleşmesinin geçersiz bir sözleşme olduğunun tespit edildiği, Yerel Mahkemece de sözleşmenin geçersiz olduğu kabul edilirse tarafların birbirlerine karşı ifa etmiş oldukları edimlerin iadesi veya mahsup edilerek karşı taraftan daha fazla fayda ve semere elde eden tarafın bu kısmı geri vermesi gerektiği kanaatlerine varıldığının belirtildiği, ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesince 12.02.2009 tarih ve 349-23 sayı ile davacı ... AŞ ile davalı ... Faktoring (... Faktoring) AŞ’nin akdettikleri 07.02.2002 tarihli Yurtiçi Faktoring sözleşmesine bağlı olarak ilişkide bulundukları, faktoring ilişkisi çerçevesinde davacı ... AŞ’nin kredi niteliğinde finans desteği aldığı, bilahare 3. kişilerdeki alacaklarını temlik ettiği, ancak ödeme güçlüğü yaşaması ve temliknamelerdeki sorun nedeniyle, aralarındaki protokol kapsamında dava konusu ve dava dışı bonoların düzenlendiği, protokol ve bono tarihlerinin temliknamelerin sahte olduklarının öğrenildiği tarihten sonra olup artık temliknamelerin sahteliğinin ileri sürülemeyeceği, taraflar arasındaki faktoring sözleşmesinin geçerliğini koruyup yıllardır bu sözleşme çerçevesinde finansal ilişkinin devam ettiği gerekçesiyle asıl ve birleşen ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/357 esas sayılı dava dosyasında davalı ... Faktoring (... Faktoring) AŞ hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılara bonoların temlik cirosu ile değil, tahsil cirosu ile verildiğinden bu davalılar aleyhine açılan davaların pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verildiği, hükmün, temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi Başkanlığınca 15.04.2010 tarih ve 10092-4447 sayı ile “...Bir an için mahkemenin kabulünde olduğu gibi sözleşmenin geçerli bir sözleşme olduğunun kabulü halinde dahi finansal kiralama, factoring ve finansman kiralama şirketlerinin kuruluş ve faaliyet esasları hakkında yönetmeliğin 22/2 hükmü uyarınca ‘birinci fıkrada belirtilen hususlara ilave olarak factoring şirketleri kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş veya doğacak fatura veya benzeri belgelerle tevsik edilemeyen alacakları satın alamazlar veya tahsilini üstlenemezler.’ hükmünü içermektedir. O halde mahkemece taraflar arasındaki sözleşme, temliknameler, bonolar, anılan yönetmeliğin 22. maddesi gözetilerek düzenlenmek üzere konusunda uzman üç kişilik yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak sözleşmenin geçerli bir sözleşme olup olmadığı, anılan yönetmelik hükmünün olayda uygulama alanının bulunup bulunmadığı irdelenip varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.” şeklindeki gerekçe ile bozulmasına, karar düzeltme isteminin ise adı geçen Dairece 22.11.2010 tarih ve 9204-13100 sayı ile reddine karar verildiği, bu kararlar doğrultusunda dosyayı yeniden ele alan ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesince davaya devam edildiği, bu aşamada davacısı ... Faktoring (... Faktoring) AŞ, davalısı ... Dış Tic. AŞ, davası ise alacak davası olan ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/653 esas sayılı dosyasının ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/916 esas sayılı dosyası ile birleştiği, bu dosya kapsamında aldırılan 01.09.2015 tarihli bilirkişi kurulu raporunda, asıl ve birleşen ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/357 esas sayılı davaları ile ilgili olarak taraflar arasında akdedilen faktoring sözleşmesinin geçerli olduğu, anılan sözleşmenin kapsamında davacı tarafından davalıya yapılan temliknamelerin düzenlendikleri tarih itibarıyla herhangi bir sahtelik söz konusu olmadığından ve Faktoring Şirketinin bunu bilebilecek durumda olmadığından sonradan ortaya çıkan sahteliğin faktoring işlemlerine bir etkisinin olmayacağı, davacılar tarafından davalı ... Faktoring (... Faktoring) AŞ’ye verilen bonoların borcun tasfiyesine ilişkin olarak verilmeleri nedeniyle davacılardan ... isimli firmanın temel ilişkiye dayanan defileri ... Faktoring (... Faktoring) AŞ’ye karşı ileri süremeyeceği, davalı ... Faktoring (... Faktoring) AŞ’nin söz konusu bonoları iktisap ederken kötü niyetli olmadığı ve iktisabında ağır bir kusurunun bulunmaması nedeniyle bonoların iadesini talep edemeyeceği, dava konusu bonoların faktoring işlemine istinaden değil, borcun tasfiyesine yönelik olarak düzenlendiğinden Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Kiralama Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik’in 22/2. maddesi kapsamına girmediği ve bonoların iadesinin gerekmediği, birleşen ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/653 esas sayılı dosyasıyla ilgili olarak davacı ... Faktoring (... Faktoring) AŞ’nin 10.09.2009 dava tarihi itibarıyla davalı ... Dış Ticaret AŞ’den 2.519.057,97 TL asıl alacak, 2.020.004,60 TL işlemiş avans faizi, 101.000,23 TL işlemiş faizin %5 gider vergisi olmak üzere toplam 4.640.062,80 TL alacaklı olduğu, davacının 2.519.057,97 TL olan asıl alacağına 10.09.2009 dava tarihinden itibaren avans faiz oranları nispetinde ve değişen oranlarda faiz ile %5 gider vergisini isteyebileceği tespit ve kanaatlerine varıldığının belirtildiği, ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesince 21.01.2016 tarih ve 916-32 sayı ile asıl davada ve birleşen ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/357 esas sayılı davasında davalılar Finansbank AŞ ve Finansbank ... Şubesi aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... Faktoring (... Faktoring) AŞ aleyhine açılan davanın ise esastan reddine; birleşen ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/653 esas sayılı dosyasında davacı ... Faktoring (... Faktoring) AŞ tarafından verilen ıslah dilekçesi de göz önüne alınmak kaydıyla 2.519.057,97 TL’si asıl alacak olmak üzere talep doğrultusunda 1.759.786,30 TL faizi ve bu faizin 87.989,31 TL gider vergisi ile birlikte toplam 4.366.833,58 TL’nin davalı ... Dış Tic. AŞ’den tahsili ile davacı ... Faktoring (... Faktoring) AŞ’ye verilmesine asıl alacağı dava tarihinden sonra 3095 sayılı Yasa’nın 2/2. maddesi uyarınca değişen oranlı ticari avans faizi uygulanmasına karar verildiği, bu karar henüz kesinleşmeden asıl davada ve birleşen ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/357 esas sayılı dosyasında davacılar vekilinin 02.03.2016 havale tarihli dilekçesiyle; asıl davada davalı, birleşen ... 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/653 esas sayılı dosyasında ise davacı olan ... Faktoring (... Faktoring) AŞ vekilinin 01.03.2016 havale tarihli dilekçesiyle; davacısı oldukları davalardan feragat ettiklerini, davalı oldukları davalarda da karşı taraftan vekâlet ücreti ve yargılama gideri taleplerinin olmadığını beyan etmeleri üzerine dosyayı yeniden ele alan ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesince 21.03.2016 tarih ve 916-32 sayı ile feragat isteminde bulunan davacı vekillerinin incelenen vekâletleri uyarınca feragata yetkileri bulunduğu anlaşılmakla asıl davada ve birleşen davalarda feragat nedeniyle tüm davaların reddine dair ek karar verildiği, bu ek kararın da taraflarca temyiz edilmemesi üzerine 01.06.2016 tarihinde kesinleştiği,
B) Ceza Davalarından;
1- Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/30 esas sayılı dosyasında; katılanı ... İlaç Fabrikası AŞ olan ve Kartal Cumhuriyet Başsavcılığının 15.04.2005 havale tarihli iddianamesiyle ... ile inceleme dışı katılan sanık ... hakkında konusu çek olan resmî belgede sahtecilik, ... hakkında ise konusu çek olan resmî belgede sahtecilik ve güveni kötüye kullanma suçlarından açılan kamu davası doğrultusunda yargılama yapan Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesince 22.11.2006 tarih ve 201-427 sayı ile belirtilen suçlar yönünden ..., ... ve ... hakkında beraat hükümleri kurulduğu, bu hükümlerin, temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay 11. Ceza Dairesince 29.01.2010 tarih 13321-282 sayı ile eksik soruşturmayla beraat kararı verildiğinden bahisle bozulduğu, bozma üzerine yargılama yapan Kartal 1. Ağır Ceza Mahkemesince 30.04.2012 tarih ve 30-254 sayı ile ... hakkında güveni kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının düşürülmesine, ..., ... ve ... hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan ise mahkûmiyetlerine karar verildiği, mahkûmiyet hükümlerinin temyiz edilmesi üzerine bu hükümlerin, Yargıtay (Kapatılan) 21. Ceza Dairesince 11.02.2016 tarih ve 5448-1175 sayı ile onanmasına karar verilerek kesinleştiği,
2- ... Anadolu 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/929 esas sayılı dosyasında; ... Dış Tic. AŞ vekilinin şikâyeti üzerine Kartal Cumhuriyet Başsavcılığının 30.11.2011 tarihli ve 19092-5608 sayılı iddianamesiyle inceleme dışı sanıklar ..., ..., ... ile inceleme dışı katılan sanık ... ... ve katılan ... hakkında konusu çek olan resmî belgede sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı, açılan kamu davası doğrultusunda yargılama yapan ... Anadolu 15. Asliye Ceza Mahkemesince 19.09.2013 tarih ve 929-695 sayı ile ...’un ise resmî belgede sahtecilik suçundan iki kez 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, ..., ... ... ..., ... ve ...’in ise atılı suçu ...’la birlikte işlediklerine dair savunmalarının aksine, mahkûmiyetlerine yeter, kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilmediğinden ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, beraat hükümlerinin temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 21. Ceza Dairesince 03.02.2016 tarih ve 13677-834 sayı ile onanmasına karar verilerek belirtilen beraat hükümlerinin kesinleştiği,
3- ... (Kapatılan) 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/1550 esas sayılı dosyasında; inceleme dışı sanık ... ...’in şikâyeti üzerine ... Cumhuriyet Başsavcılığının 19.12.2008 tarihli ve 14117-7907 sayılı iddianamesiyle ... ..., inceleme dışı sanık ... ve sanık ... hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı, açılan kamu davası doğrultusunda yargılama yapan ... 1. Asliye Ceza Mahkemesince 07.11.2012 tarih ve 1550-1830 sayı ile ..., ... ve ... ... hakkında üzerilerine atılı suçu işledikleri sabit olmadığından beraat hükmü kurulduğu, hükümlerin, temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 21. Ceza Dairesince 09.06.2016 tarih 7398-5098 sayı ile onanmasına karar verilerek kesinleştiği,
4- Şişli (Kapatılan) 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/1307 esas sayılı dosyasında; ...’ın şikâyeti üzerine Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının 09.09.2008 tarihli ve 16079-13144 sayılı iddianamesiyle ... ... ve inceleme dışı sanık ... hakkında ...’ın iş yerinden hırsızlık yaptıklarından bahisle belirtilen hırsızlık suçundan kamu davası açıldığı, açılan kamu davası doğrultusunda yargılama yapan Şişli 4. Asliye Ceza Mahkemesince 01.02.2011 tarih ve 1307-38 sayı ile hırsızlık suçunu işlediklerine dair cezalandırmaya yeter delil bulunamadığından ... ve ... ... hakkında ayrı ayrı beraat hükmü kurulduğu, hükümlerin, ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 13. Ceza Dairesince 30.05.2013 tarih ve 23307-16655 sayı ile ...’ın davaya konu edilen hırsızlık suçundan doğrudan zarar görmemiş olması ve resmî belgede sahtecilik suçundan başka mahkemede davalarının bulunması sebebiyle katılan sıfatı Yerel Mahkemece kaldırılan ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilerek hükümlerin kesinleştiği,
5- ... (Kapatılan) 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/1211 esas sayılı dosyasında; Kartal Cumhuriyet Başsavcılığının 02.05.2008 tarihli ve 5451-2537 sayılı iddianamesiyle katılanlar ..., ..., ... ..., inceleme dışı katılan sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., inceleme dışı katılan ... ve inceleme dışı mağdur ... hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan kamu davası açıldığı, açılan kamu davası doğrultusunda Kartal (Kapatılan) 7. Asliye Ceza Mahkemesince verilen yetkisizlik kararı üzerine yargılama yapan ... (Kapatılan) 1. Asliye Ceza Mahkemesince 08.04.2011 tarih ve 1211-567 sayı ile sanıkların birbirlerinden bağımsız olarak ... Şirketleri ile hukuki ilişki içerisinde oldukları, suç işlemek amacı ile örgüt kurduklarına ilişkin delil bulunmadığı anlaşılmakla beraatlerine karar verildiği, beraat hükümlerinin, ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 04.12.2012 tarih ve 2446-14222 sayı ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun niteliği itibarıyla suçtan doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan ...’ın, bu suçtan davaya katılmasına yasal olarak imkân bulunmadığından ve hukuki değerden yoksun katılma kararı da hükmü temyize hak vermeyeceğinden ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilerek hükümlerin kesinleştiği,
Bilgilerine ulaşıldığı,
Anlaşılmıştır.
Katılan ... aşamalarda ve beyan dilekçelerinde özetle; sanık ...’ı 1972 yılından bu yana tanıdığını, eşine ait olan ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. ile ... Şirketlerine yıllarca akaryakıt ve kimyasal maddeler verdiklerini, eşinden sonra oğullarının Şirket işleriyle ilgilendiğini, kendisinin ... firmasında hissesi olmasa bile her zaman bu firmanın işleriyle fiilen ilgilendiğini ve takip ettiğini, 2001 yılında Şirketlerinde çalışan bir şoförün hırsızlık yapması ve bu durumu oğlu ...’ın ...’a söylemesiyle aralarındaki ticari ilişkiyi bitirdiklerini, ticari ilişkiyi bitirirken bir protokol imzaladıklarını, ... Şirketlerince kendilerine 230.000 TL değerinde çek ve senet verildiğini, bu çek ve senetlerin ödenmediğini, bu arada ... Şirketlerinin ekonomik sıkıntılarının olduğunu, ...’ın kendilerinden Şirketleri adına borç para istediğini, eskiye dayalı ticari ilişkileri ve ailevi ilişkilerinden dolayı kendisinin ve oğlu ...’ın ara ara olmak üzere toplamda 350.000 TL'yi sanığa verdiklerini, bu paraları verirken bizzat ...’la görüştüğünü ve o şekilde verdiğini, aynı zamanda ... Şirketlerinin o dönem bankalardan çek alamaması nedeniyle oğlu ...’a ait çekleri de piyasada kullandığını, bir görüşmesinde ...’a “Oğlumun çeklerini kullanmayın, başına bir iş gelebilir.” dediğini, ...’ın ise “Onu siz doğurdunuz sadece. O benim de oğlum.” şeklinde konuştuğunu, yine ...’a “Bankalardan para alın, artık bizden almayın.” dediğinde ise ...’ın “Benim işime öyle geliyor.” diye cevap verdiğini, verdikleri paralar karşılığında kendilerine 350.000 TL değerinde çek ve senetler verildiğini, ancak bunlar da ödenmeyince, sağlam bir şey istediklerini ilettiklerini, bunun üzerine ...’ın daha sağlam olacağını belirterek temlikname vermeyi teklif ettiğini ve ... Şirketlerinin SSK’dan olan alacaklarını kendilerine temlik ettiklerini, ayrıca yine kendi alacağına ilişkin olarak o dönem ...’da bakmakla yükümlü olduğu kızının yanında bulunması nedeniyle gelini ... ... adına da temliknameler düzenlendiğini, ... ...’ın kendi Şirketleriyle bir ilgisinin olmadığını, sadece ... ...’a güvenmesi nedeniyle onun adına bu temliknamelerin düzenlenmesini istediğini, herhangi bir vekâletname de vermediğini, daha sonra bu temliknameleri tahsil edemediklerini, temliknamelerin noterlikte düzenlenip kendilerine gönderildiğini, ancak sanıklar ... ile ...’un Şirketi borç ödemeden kurtaracak formülü uygulamaya geçirerek kendilerini ve kendileriyle aynı konumda olan birçok kişiyi dolandırdıklarını, ...’ın uzun yıllardır ...’un imzaladığı çekleri ödediğini, ...’ı 40 yıldır tanımanın verdiği güven ile ticari birikimine dair paralarını adı geçen şahsa verdiğini, tarafınca verilen tüm paralardan ...’ın bilgisinin olduğunu, ...’a verilen paralarda bile ... ile görüşerek ödeme yaptıklarını, ... ve ...’dan şikâyetçi olduğunu,
Katılan ... (...) ... aşamalarda özetle; Bostancı İlköğretim Okulunda resim öğretmeni olarak görev yaptığını, herhangi bir ticari faaliyette bulunmadığını, kayınvalidesi katılan ... ve kayınbiraderi inceleme dışı katılan sanık ...’ın sahibi oldukları ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.nin ... Şirketlerinden alacaklı olduğunu, ...’ın ve ...’ın o dönem ...’da yatalak hasta olan görümcesine bakmakta olduklarını, bu sebeple kayınvalidesi ...’ın alacaklarının tahsili için kendisinden temlik işlemlerini yapmasını rica ettiğini, ...’ın gelip gitmesi zor olacağından bu teklifi kabul ettiğini, ...’a nüfus cüzdanı fotokopisini verdiğini, ...’ın da ...’a verdiğini, daha sonra lehine düzenlenen temliknameler ile SSK’ya müracaat ettiğini, görevlilerin alacağını sıraya koyduklarını, sırası geldiğinde alacağının tarafına ödeneceğini söylediklerini, ancak daha sonra borçluların imzalarını inkâr ettiklerini duyduğunu, temliknamelerin nasıl hazırlandığını bilmediğini, ... Dış Ticaret AŞ ile herhangi bir ticari ilişkisinin olmadığını, aile şirketi olan ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.nin adı geçen Şirketle ticari ilişkisinin bulunduğunu, temliknamelerdeki tutarın herhangi bir mal alışverişinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını bilmediğini, tamamen aile şirketi olması nedeniyle bu paranın tahsili için aracılık yaptığını, ancak bu aile şirketinde kendisinin bir sıfatının bulunmadığını, ... ve ...’dan şikâyetçi olduğunu,
Katılan ... aşamalarda ve beyan dilekçelerinde özetle; ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti.’nin yetkilisi ve sahibi olduğunu, 2001 yılından itibaren ... Şirketleriyle ticari ilişki içinde bulunduğunu, çeşitli ürünler sattığını, ... ve Acıbadem’de bulunan binalarında tadilat işleri yaptığını, yaptığı işler karşılığında ... Şirketinden kendisine çekler, senetler ve temlikname verildiğini, bunların ödendiğini, genelde bu çek ve senetleri o dönemin finans müdürü olan ...’un verdiğini, ...’un bu şekilde belge verme ve ödeme işlerini ...’ın talimatıyla yaptığını, o dönemde aralarındaki ticaretin samimiyete dönüşmesiyle ... ve ...’ın Şirket adına kendisinden hatır çekleri isteyerek piyasada kullandıklarını, ilk başlarda bu çeklerin ödendiğini, daha sonra ise ödenmemeye başlandığını, kendisine verdikleri 100.000 TL’lik temliknamenin de ödenmediğini, bunun üzerine firma yetkililerinin kendisine SSK’daki ödemelerin durduğunu, firma defter ve hesaplarının incelemeye alındığını, bu nedenle bu temliknameyi iptal etmesi gerektiğini, yerine daha sonra daha yüksek meblağlı başka bir temlikname vereceklerini söylediklerini, kendisinin de bu temliknameyi iptal ettirdiğini, daha sonra kendisine 27.05.2004 tarihli, 10748 yevmiye numaralı ve 300.000 TL bedelli temliknamenin verildiğini, yaklaşık 15 gün sonra ...’un Şirketten ayrıldığını öğrendiğini, bunun üzerine 12.06.2004 tarihinde ...’ın kendisini çağırıp toplantı yaptığını, ...’ın kendisine “Seni tanıyoruz. Temliknameyi ve senetleri ödeyeceğiz.” dediğini, nitekim kendisinde bulunan 250.000 TL değerindeki senetleri ödediklerini, halbuki bu senetlerin de ... tarafından Şirket adına imzalanan senetlerden olduğunu, 23.07.2004 tarihinde ... ... Rıhtım Şubesinden, ... Ortaköy Şubesine ... Mimarlık firması hesabına ödenen toplam meblağı 50.000 TL civarında olan senetler bulunduğunu, buna ilişkin ... senet listesini dosyaya sunduğunu, hâlen çeklerin ... Şirketlerinde olduğunu, ancak sıra temliknameye geldiğinde 2004 yılının Ağustos ayında ... ve kızının kendisini arayarak “Biz sana temlikname bedelini ödemiyoruz. Sana borcumuz yoktur. Mahkemeye başvurabilirsin.” dediklerini, bunun üzerine mahkemeye başvurduğunu, hâlen söz konusu temliknamenin ödenmediğini, bugüne kadar ... tarafından verilen çeklerin ve temliknamelerin ödendiğini, bir tek 27.05.2004 tarihli temliknamenin ödenmediğini, temliknamelerin kendisine imzalı olarak geldiğini, bu nedenle kimin imzaladığını, imzalayan kişinin yetkili olup olmadığını bilmediğini, ancak ödenen temliknameler ile ödenmeyenlerdeki imzaların aynı olduğunu, kendisinin sahtecilikle alakasının olmadığını, ...’la işbirliği içinde bulunmasının mümkün olmadığını, bu olaylar nedeniyle ... hakkında da şikâyette bulunduğunu, ...’ın kendisini tanımadığı yönündeki beyanının doğru olmadığını, damadı ... ile kendisini tanıştıranın da ... olduğunu, ...’ın damadının Levent’te bulunan villasının tadilat işlerini de kendisinin yaptığını, istenmesi hâlinde sözleşme ve faturalarını ibraz edebileceğini, hatta damadına yaptığı iş ile ilgili 40.000 TL tutarındaki ödemeyi de ...’ın bizzat yaptığını, yine ... Şirketlerine vergi dairesince yapılan haciz işlemi nedeniyle ...’ın kendisini arayarak yardım istemesi üzerine borcu karşılayacak miktardaki hatır çeki verdiğini ve haciz işleminin durdurulduğunu, iş bu çek bedellerinin 2004 yılının Haziran ve Temmuz aylarında ödendiğini, bu hususların dosya içerisine ibraz ettiği haciz tutanağı ile de sabit olduğunu, ayrıca ...’ın kişilerden borç para aldığını bildiğini, hatta bir keresinde ...’a neden kişilerden borç para aldığını sorduğunda, ...’ın kendisine 1995 – 1996 yıllarında banka veya kurumlardan kredi çektiğinde ekonomik kriz geçirdiğini, borcu nedeniyle fabrikalarının az daha elinden gideceğini, bu sebeple kişilerden borç almanın daha akıllıca olduğunu, zira kişilerle görüşüp süreyi uzatma imkânı bulunduğunu söylediğini, konuya ilişkin tüm belgelerini dosyaya sunduğunu,
İnceleme dışı katılan ... aşamalarda özetle; olay tarihinde inşaat ve mermer işleri ile uğraştığını, sanık ... ve ... ile arkadaşları ..., ... ve diğer katılanlar aracılığıyla tanıştığını, ihtiyaçları olduğunda kendisinden para istediklerini, 20.000 TL verdiğini, karşılığında senet aldığını, daha sonra bu senedin ödenmediğini, bu senedi alarak yerine bu kez 32.000 TL’lik senet verdiklerini, ancak bunun da ödenmediğini, hatta ...’ın imza inkârında bulunduğunu, akabinde borcunu ödeyeceğini, zaman tanınmasını istediğini söyleyerek ağız değiştirdiğini, istediği zamanı da ...’a verdiğini, ancak borcunun yine ödenmediğini, bu senetlerden sanık ...’ın bilgisinin olduğunu, bazen borç para vermek için gittiğinde ... ile de, ... ile de görüştüğünün olduğunu, ... ile görüştüğünde ...’un yanlarından ayrıldığını ve ... ile görüştükten sonra borç ilişkisi konusunda karar verilip ...’un getirdiği hazırlanmış senedin kendilerine verildiğini, ...’un kendi yanlarında çek veya senet imzalamadığını,
İnceleme dışı mağdur ... (... ve Sehernaz oğlu) özetle; ... firmasına akaryakıt satan ... isimli firmada çalışması nedeniyle ... firması yetkililerini tanıdığını, firmanın zaman zaman ekonomik krize düşüp çevresindeki tanıdıklarından para istediğini bildiğini, kendisinden bu şekilde para isteyip karşılığında çek ve senet verdiklerini, 2000 yılından beri bu şekilde çek ve senet aldığını, Şirket tarafından ödeme yapıldığında da çek ve senetleri iade ettiğini, son olarak 2003 yılında 150.000 TL verdiğini, karşılığında aldığı müşteri çekinin ödenmediğini, kendisinin de bu çeki amcasının oğlu ...’e ciro edip verdiğini, anlattığı şekilde para verip çek alan kişilerle ...’ın toplantı yaptığını, toplantıda ödeme şekillerinin konuşulduğunu duyduğunu, bu toplantıya kendisinin katılmadığını, bu konuyla ilgili kendisinin bir şikâyetinin olmadığını,
Tanık ... özetle; ... firmasında çalıştığını, ...’nin firmalarında çalışmadığını ancak sık sık firmaya geldiğini ve sanık ... ile görüştüğünü, Şirketin muhasebe müdürü olan inceleme dışı sanık ...’un sahte faturaları Şirkete getirip işletmesinin mümkün olmadığını, sanıktan gelen faturaları yanında çalışanlara vererek muhasebeleştirdiğini, bilgisinin bundan ibaret olduğunu,
Tanık ...özetle; 1998 yılından 2004 yılının Ekim ayına kadar ... firmasının ithalat bölümünde çalıştığını, inceleme dışı sanık ...’un para işlerini takip ettiğini bildiğini, ayrıca sanık ...’ın 5 ay süre ile şoförlüğünü de yaptığını, sabah evden çıktığında sanığın para istediğini ve paranın teminini ...’dan talep ettiğini, ...’un parayı bulması üzerine kendilerinin aldığını, bu parayı ithalat şefleri olan ...’dan aldıklarını, ...’un kendisinden veya ...’dan aldıkları paraların da olduğunu, fabrikaya gelen kişilerin bulunduğunu, ...’un paraları bu kişilerden temin ettiğini, gümrükten mal çektiklerinde ve ithalat işlemleri için para gerektiğinde bu paraları ...’un karşıladığını,
Tanık ... özetle; 1995 – 2001 yılları arasında ... Şirketler Grubunda kasa bölümünde çalıştığını, müdürü inceleme dışı sanık ... olduğunu, 1998 yılından itibaren çek karşılığında üçüncü kişilerden faizle para bulunduğunu, bu işleri sanık ... ile inceleme dışı sanık ...’un takip ettiğini, ...’ın Şirkette her işi kendisinin takip ettiğini, kimseye yetki vermediğini, günlük işlemlerle ilgili bankalardan, vergi dairelerinden takip edilen işler, çek ve senetlerde ...’ın imza atmadığını, elemanlarına imza attırdığını, kendi cari işlemlerinden para çekilmesi gereken işlemler dahil çalışanlara talimat verdiğini ve işlemler yapılarak paralar çekildiğini, kasada giriş çıkış işlemlerini kendisinin yaptığını, müşteri çekleri geldiğinde fotokopi ve imza karşılığında ...’a verildiğini, toplantı bitiminde üçüncü şahıslara kırdırılacak çeklerin ...’a verildiğini, ...’un da aşağıya indiğinde faktoring ve diğer para işlemlerini yaptığını, bunların her gün tekrarlanan işlemler olduğunu, firma çekleri kırdırılmasına rağmen bu çeklerin karşılıklarının ödenmesi Şirket tarafından vadedilen ancak ödenmeyen üçüncü şahısların üzerine saldırmaları ve bu duruma eşinin de şahit olması sonucunda işten ayrıldığını, dava konusu edilen temliknamelerin kullanıldığı tarihlerde işten ayrılmış olduğunu,
Tanık ... özetle; 2003 yılının Eylül ayı ile 2004 yılının Kasım ayı arasında ... İlaç ve Veterinerlik San. AŞ’de muhasebe elemanı olarak çalıştığını, muhasebe ve finans elemanlarının mal almadan karşı firmadan fatura almasının mümkün olmadığını, bu görevi satın alma müdürlerinin yaptığını ve evrakları da muhasebeye gönderdiklerini, muhasebe görevlilerinin de bu evrakları muhasebeleştirmekle mükellef olduklarını, finansman müdürünün gelen faturalar doğrultusunda ödemeleri yaptığını, mal alınmayan bir firmadan fatura alındığına şahit olmadığını, ...’nin Şirkette çalışan birisi olmadığını, mal aldıkları bir şirket sahibi olabileceğini, ilaç firmalarına gelen inşaat faturalarının da olduğunu, bunların maliyetlendirilmesi konusunda sıkıntı çıktığını, satın alma müdürleri tarafından da bu faturaların ...’deki fabrikanın genişletilmesi, yeniden tadilat yapılması nedeni ile geldiği söylendiğinden, bu faturaları maliyet kayıtlarına değil, genel giderler hesabına işlediklerini,
Tanık ... aşamalarda özetle; ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.nin annesi ..., babası ... ve kardeşi ...’a ait bir aile şirketi olduğunu, fuel oil ve kimyasal madde alıp sattıklarını, 30 senedir ... Şirketiyle iş yaptıklarını, ayrıca evde yapılan konuşmalardan ... Şirketinin bankadan kredi çekmeyip finans müdürleri ... aracılığı ile piyasadan tanıdığı kişilerden hatıra binaen paralar alarak Şirket için kullandıklarını duyduğunu, kayınpederi ...’ın da 50.000 TL’yi kendisine gönderdiğini, gelen parayı annesi ...’a verdiğini, ...’ın da bu parayı ...’a vererek karşılığında ... adına 70.000 TL’lik temlikname aldığını, kayınpederinin parayı göndermeden önce ... ile telefonda konuştuklarını bildiğini,
Tanık ... özetle; Ero Taşımacılık adı altında nakliye şirketinin olduğunu, inceleme dışı sanık ...’ın ise Grup Metal isimli şirketin sahibi olduğunu, ...’ın talebi ile Dilovasında kurulan ... ve ... isimli firmalardan şoförlerinin çeşitli miktarda demir aldığını ve ...’de bulunan ... Fabrikasına teslim ettiğini, teslim ettiğine dair belgelerin de bulunduğunu, tahminen 150 – 200 ton kadar demiri Dilovasından ...’deki ... Fabrikasına taşıdıklarını,
Tanık ... özetle; Atabaylar Şirketinde 1985 yılından başlayarak 29.10.2004 tarihine kadar çalıştığını, sistem operatörü olarak işe başladığını, ayrıldığında bilgi işlem müdürü olduğunu, odasının ... ile aynı katta bulunduğunu, Şirkette çalıştığı süre içinde adını bilmediği kişilerin inceleme dışı sanık ...’un yanına gelip gittiklerini gördüğünü, bu kişilerin para verdiklerini görmediğini ancak para verdiklerini bildiğini, bu şahısların Şirkete yaklaşık 3- 4 yıldır gelip gittiklerini, duruşmada bulunan ..., ...’ın da bu şahıslardan olduğunu, bu tür işlerin sanık ...’ın bilgisi dahilinde yapıldığını tahmin ettiğini, onun bilgisi dışında Şirkette hiçbir şeyin olabileceğini zannetmediğini, hatta ...’u ... firmasına güvenmediği için uyardığını, işlerin bu noktaya geleceğini tahmin ettiğini, ...’un sadece ... ile bu kişiler arasında aracılık yaptığını,
Tanık ... aşamalarda özetle; ... firmasında SSK Sağlık İşleri Müdürlüğündeki faturaların dönüşü ve ödeme ile ilgili hususları takip ettiğini, 2004 yılının Nisan ayının son günlerinde SSK Müdürlüğünden arandığını ve fazla temlik olduğu ileri sürülerek o miktarda faturanın kendilerinde olup olmadığı sorulup, bu konuda dilekçe vermeleri gerektiği söylenince, bu durumu patronu ...’a bildirdiğini ve bunun üzerine temliklerin liste hâlinde dökümleri ile bildirilmesi hususunda SSK’ya 03.05.2004 tarihli dilekçeyi verdiklerini ve bu dilekçelerine 10.06.2004 tarihinde verilen cevaptaki liste ile ellerindeki listeyi karşılaştırdıklarında 2003 yılının 12. ayından başlayarak 2004 yılının 5. ayının sonuna kadar farklı temlik işlemlerinin yapıldığını tespit ettiklerini, durumu patronları Zeki Bülent Atatbay’a bildirdiğinde şaşırıp tepki gösterdiğini ve bunun üzerine konunun araştırılmasına gidildiğini, temlik işlemleri yaptırıldığında usulüne uygun olarak yapılan bu işlemlerde noter muamelesinin bir örneğinin kendisine geldiğini ve bir örneğinin de SSK’ya gittiğini, daha sonra ayda bir ödeme yapıldığına dair SSK’dan makbuz alındığını, bunları Şirkete getirip yetkililere verdiğini, muhasebe işlemleri hakkında bilgisi olmadığını, noterdeki temlik işlemlerinin ne şekilde yapıldığını bilmediğini, temlik işlemlerinde ...’ın imzasının olması gerektiğini bildiğini, ancak işlemin mahiyetini bilmediğini, SSK’dan sahte temliklerle ilgili hiçbir makbuz gelmediğini, sanık ...’un para temini hususunda bir görevi olup olmadığını bilmediğini,
Tanık Nurhayat Akkaya aşamalarda özetle; iş yerinin sahibi olan ...’ın sekreterliğini yaptığını, olayın vuku bulduğu tarihlerde, yani 2003 yılının Aralık ayı ile 2004 yılının Mayıs ayı arasındaki temlik işlemleri yönünden ...’ın imzasının alınması için ... 2. Noterliğinden kimsenin gelmediğini, gelinseydi görmüş olacağını, sonradan sahte temliklerin düzenlenerek kullanıldığını duyduğunu, ancak belirtilen tarihlerde ...’ın noterden aranmadığını ve noterden herhangi bir işlemin kendisine yaptırılmadığını, oysa ki temliknameleri Zeki Bülent Bey’in imzaladığını, ayrıca belirtilen tarihlerde ...’ın yurt dışına sık çıktığını, sanık ...’un, ... adına işlem yaptığına ve imza atmaya yetkili olduğuna dair bilgisinin bulunmadığını, ancak ...’un günün yaklaşık 1 saati aşan zamanını sanık ...’la geçirdiğinin olduğunu, dönem dönem ...’un sanığa para verdiğini gördüğünü, ancak bu paraların nerelerden temin edildiğini bilmediğini,
Tanık ... özetle; 21 yıldır ... Şirketinde çalıştığını ve son iki yıldır finans işlerine yardımcı olduğunu, personel müdürü olduğu hâlde ...’un ayrılmasından sonra hâlen finans işlerine kendisinin baktığını, Şirketlerinin depo çekleri, ihracattan gelen gelirler ve SSK’dan gelen alacakları olmak üzere üç türlü gelir kaynaklarının olduğunu, departman müdürlerinin katılımı ile günlük finansman toplantıları yaptıklarını ve bu toplantılarda günlük giderler belirlenip günlük tahsil etmiş oldukları çeklerden bu giderlerin karşılanması yoluna gidildiğini, şayet bu miktarın üstünde paraya ihtiyaç duyulursa faktoring işlemi denilen çek kırdırma yoluna gidildiğini, Şirketin parasal ihtiyaçlarının böyle karşılandığını, ... Şirketler Gurubunun belirtmiş olduğu hususlar dışında başka yollardan gelire ihtiyacı olmadığını, çünkü yeterli mal varlığının Şirket üzerinde kayıtlı olduğunu, sahte temliklerle ilgili olarak 2004 yılı Mayıs ayında Şirkette çalışan ...’ün kendisinin de bulunduğu sırada ...’a gelerek SSK’dan olan alacaklarından çok temlik bulunduğu hususunda SSK tarafından ikaz edildiğini söylediğini, bunun üzerine ...’ın alacaklarından çok temlik olamayacağını, durumun araştırılmasını ...’e bildirdiğini ve bundan sonra resmî işlemlerin başlatıldığını, ancak bu olay ortaya çıkmadan önce finansman bölümünden ayrılmalar başladığını, önce ...’nın arkasından ...’in ayrıldığını, personel müdürü olduğundan ayrılma nedenlerini kendilerine sorduğunda, adı geçenlerin herhangi bir mazeret bildirmediklerini, SSK’dan temliklerle ilgili liste gelince patronları ...’ın çok sinirlendiğini ve sonra sanık ...’u Şirkette bir daha göremediklerini, SSK’dan temliknamelerin örnekleri geldiğinde imzaların ...’a ait olmadığının, sahte olduğunun açıkça anlaşıldığını, ayrıca uzun süredir aynı firmada çalıştığından Şirket sahibi ...’ın kendi yerine imza atması için hiç kimseye yetki vermeyeceğini bildiğini, bunu yapmaya da hiç kimsenin tevessül edemeyeceğini, ...’ın Şirketin imzaya yetkili tek kişisi olduğunu, sanık ...’un Şirketten ayrılmasından sonra birtakım şahısların Şirketimiz tarafından imzalandığını ileri sürdükleri senetlerle alacaklı olduklarını iddia ederek Şirket kapısına dayandıklarını, icra takibi başlattıklarını, bu nedenle Şirketlerinin bir kısmına ödeme yapmak zorunda kaldığını,
Tanık ... aşamalarda özetle; Şirkette 32 yıldır çalıştığını, Şirketin ...’de bulunan fabrikasında mesul müdür olduğunu, fabrikanın günlük ihtiyaçları için Şirketin çeklerinin kendisine verildiğini, Şirket çeklerinin sadece ... tarafından imzalandığını, uzun yıllar çalıştığı hâlde kendisine dahi imza yetkisi vermediğini, sahte temlikler konusunda da ...’ın başkasına imza yetkisi vermediğini, fabrikada 2003 yılından sonra çelik konstrüksiyon işi, bahçe duvarı düzenlemesi ve tank alımı yapılmadığını,
Tanık ... aşamalarda özetle; Şirketin ...’deki fabrikasında üretim müdürü olarak çalıştığını, dava konusu olayı duyduktan sonra ... adı altında faaliyette bulunan bir ticari kuruluşun iş yerlerine demir, çelik ve büyük çaplı inşaat malzemesi verdiklerini öne sürerek takip ve taleplerde bulunduğunu duyduğunu, yirmi yıldır aynı firmada çalıştığını, ... isimli bir firmadan herhangi bir şey almadıklarını, böyle bir şeyi görmediğini ve duymadığını, diğer yandan ...’ın sahibi bulunduğu ... firmasının sahte kantar fişleri ile tonlarca akaryakıt tutarınca Şirkete zarar verdiğini, sonra kendisinin de bu durumu kabul ederek sözleşme yapıldığını, fabrikada çelik konstrüksiyon işi olmadığını, bahçe duvarı işi ve tank kumlama işinin de yapılmadığını,
Tanık ... özetle; 1990 yılından bu yana ... firmasında çalıştığını, hâlen satın alma müdürü olduğunu, üç yıldır bu işi yaptığını, sabahları bizzat ...’ın başkanlığında yapılan finansman toplantısında kendisine bildirilen imalat için alınması gereken malzemelerin listesini sunduğunu, ona göre günlük imalat ve satın alma işlemlerinin programlandığını, Mayıs 2004 tarihinden sonra ...’un iş yerine gelmemeye başladığını, ondan sonra SSK’dan birtakım temliknamelerin ödenmesi hususunda bildirimde bulunulunca temliknamelerdeki imzaların, bu konuda kimseyi yetkilendirmediğini bildiği ...’ın orijinal imzaları olmadığını anladığını, ayrıca temliknamelerin devir edildiği firmalar ile herhangi bir ticari ilişkilerinin bulunmadığını, temliknamelerde alacaklı görünen ..., Grup Metal gibi firmalarla metal alışverişi yapılmış gibi gösterilmesine rağmen bu firmalarla alışverişlerinin olmadığını,
Tanık ... ... özetle; Şirkette ithalat işleri bölümünde 1994 yılından beri çalıştığını, ithalat işleri ile ilgili evrakı patronları ...’a bizzat götürüp talimatları ondan aldığını, tüm belgeleri Bülent ...’ın imzaladığını,
Tanık ...özetle; 1991 -1997 yıları arasında ... Tarım Şirketinin muhasebe müdürü olduğunu, o dönemde ... İlaç, ... Kimya ve ... Tarımın muhasebe müdürlerinin ayrı olduğunu, 1997 yılında Şirketten ayrıldığını, 2004 yılındaki olaylar meydana gelince yeniden göreve çağrılması üzerine bu kez tüm ... Şirketlerini kapsayacak şekilde genel muhasebe müdürü olduğunu, görevi aldıktan sonra kayıtları inceleyerek teftiş yaptığını, çok fazla usulsüzlük saptadığını, ..., ... gibi firmaların naylon faturalar sunduğunu tespit ettiğini, bunların mali gücü de yerinde olmayan firmalar olduğunu gördüğünü, VEDOP kayıtlarından incelemeler de yaptığını, bu soruşturmaya başladığında önce muhasebe müdürü ...’un, sonra diğer muhasebe müdürü ...’nın işten ayrıldığını, kendisi işe başlamdana önce de ...’un işten ayrılmış olduğunu öğrendiğini, bu muhasebe elemanlarınca sadece mahsup fişleri kesilerek para çıkışları yapıldığını, muhasebede görevli kişilerin bu belgelerin Şirket kayıtlarına işlenmesi hususunda üçüncü kişilerle işbirliği yapmasının mümkün olduğunu, başka türlü düşünemediğini, Ay Finans isimli firma yönünden de üç adet temlikname yapılarak yaklaşık 2 trilyon alacağın temlik edilmiş olduğunu, buna karşılık muhasebede kolay kolay yapılmayacak bir işlem ile ... ve ...’in imzası ile bu Şirketten 1,6 trilyon tahsil edildiği belirtilmiş olmasına rağmen kasaya bu tahsilatın yansıtılmadığı ve bu yetmiyormuş gibi aradaki 400 milyarın da dayanağı olan belgenin söz konusu finans kurumundan alınması gerekirken o belgenin de alınmadığını, Şirket elemanlarının bu yolsuzluklar yapılırken ortak olarak hareket ettiklerini düşündüğünü,
Tanık ... ... özetle; sanık ...’ın babası olduğunu, kendisinin de Şirket yöneticilerinden olduğunu, Şirketlerinde imalat, ihracat, ithalat işlerinde, bazen de finans ve muhasebe bölümünü denetlemekte görevli olduğunu, Şirketlerinin hiçbir zaman mali sıkıntısının bulunmadığını, özellikle 2003 yılında SSK’ya satışlarının çok arttığını, çünkü yaptıkları ilaçların halkın alabileceği ucuz ilaçlardan olduğunu, 2003 - 2004 yılları arasında piyasaya bir borçlarının olmadığını, mali durumlarının iyi olduğunu, gerek Maliye gerek ise Sağlık Bakanlığı tarafından devamlı denetlendikleri için alacaklı ve borçluların Şirket kayıtlarında olduğunu, bunların yazılmasının zorunlu olduğunu, belirttiği gibi denetim yapıldığını, bankalardan kredi almadıkları için borçlanmadıklarını, inceleme dışı sanık ...’un muhasebe çalışanı olduğunu, haberleri olmadan ...’un başka şahısların çeklerinde ... Şirketini ara ciranta yaptığını ve Şirketi borçlu göstererek kendilerinden para tahsil etmeye çalıştığını, bu olayı 2004 yılının Mayıs ayında SSK İl Sağlık Müdürlüğünün yaptığı ihbar üzerine öğrendiklerini, ödenen temliknamelerin sanık ...’ın imzasını taşıyan temliknameler olduğunu, imza incelemesinden sonra bazı temliknamelerin sahte olduğunun tespit edildiğini, bu sahte belgelere dayanan alacaklıların ortaya çıktığını, ancak bunlara ödeme yapılıp yapılmadığını hatırlamadığını, Şirketlerinin hiçbir zaman çek yasaklısı durumuna düşmediğini, hem SSK satışlarının iyi olduğunu hem de yüksek miktarda ihracat yaptıklarını, hatır çeki kullanmadıklarını, ayrıca Şirkette ...’un şahıslardan para veya kredi bulma konusunda yetki ve görevinin olmadığını,
Tanık ... aşamalarda özetle; sanık ...’ın kardeşi olduğunu, Şirketlerinin çok eski bir aile şirketi olduğunu, kendisinin de bu Şirkete ortak olduğunu, 2003 - 2004 yılları arasında Şirketlerinin piyasaya herhangi bir borcu olmadığını, işlerinin iyi olduğunu, gelir giderlerinin de defter ve belgelerine işlendiğini, yanlarında çalışan ...’un maalesef bazı yolsuzluklar yaptığını, birtakım insanlar ile beraber olduğunu, bazı çeklere senetlere imza attığını ve Şirketlerinin olmayan bir borcunu ortaya çıkardığını, Şirketlerini borçlu duruma düşürdüğünü, Şirketlerinin ekonomik durumunun iyi olduğunu, borç almalarına hiçbir neden olmadığını, bu olay ortaya çıktığında o tarihe kadar Şirketlerinin muhasebesinde çalışan ...’un işleri bırakıp gittiğini, belirttiği gibi o tarihte Şirketlerinin mali durumunun iyi olduğunu, krediye ihtiyaç duymadıklarını, bankalardan herhangi bir kredi taleplerinin olmadığını, yetkilileri hakkında çek yasağının bulunmadığını, ayrıca ilaçla uğraşan şirket veya firmalar dışında herhangi bir şirket veya firmayla parasal bir ilişkilerinin olmadığını, inceleme dışı sanık ...’un çalıştığı süre içerisinde kardeşi sanık ... tarafından ...’a çek, senet veya bono imzalaması için yazılı veya sözlü herhangi bir yetki veya talimat verilmediğini, ...’un birden bire işi bırakıp gittiğini, bunun üzerine Şirkette araştırma yaptıklarını ve muhasebede çalışan üç beş kişinin bir araya gelerek Şirketlerine karşı komplo kurduklarını, olmayan borçları yarattıklarını gördüklerini, ... gittikten sonra sahteliği iddia edilen çek ve bonoların ortaya çıktığını, çek ve senetlerin Şirketlerinin olmadığını, ...’un hazırladığı çek ve senetler olduğunu, 50 yıldır Şirketin muhasebe, ithalat, ihracat, genel koordinesi ve tüm işleri ile uğraştığını, ... Faktoring AŞ’yi tanımadığını, bir ticari ilişkilerinin bulunmadığını, ... ve ...’yı Şirketlerinde bir kez gördüğünü, ellerinde birtakım sahte belgeler bulunduğunu ve tahsil etmeye geldiklerini belirttiklerini hatırladığını, ...’yi tanımadığını, ...’un imza yetkisinin bulunmadığını,
Tanık ... özetle; sanık ...’ı arkadaşı olması nedeniyle yakından tanıdığını, ...’ın müdafisi olan Avukat ... ...’nın aynı zamanda kendi avukatı da olduğunu, 2005 yılının sonlarına doğru Avukat ... hanımı ziyaret için ... Şirketler Grubuna gittiğini, odasında Avukat ...’in bulunduğu hâlde ... ...’ın yanında Poli Kimya isimli firma temsilcisi ..., Hebart Şirketi sahibi ... ve ismini bilmediği üçüncü bir şahısla birlikte içeriye girdiğini, bu şahısların elinde bulunan ... Şirketleri aleyhine hazırlanmış temliknameler üzerine konuşulduğunu, Adem Sap’ın, ... ile kendisini ...’nun tanıştırdığını, ...’nin önce kendisinden 5.000 TL borç alıp ödediğini, ancak bir gün postadan adına gelen bir zarfı açtığında içinden 150.000 TL’lik bir temlikname çıktığını, daha sonra ... Şirketler müdafisinden aldığı ihtarname üzerine bu avukatla görüştüğünü ve ... Şirketlerinden böyle bir alacağının olmadığını söylediğini, ...’nun ise ...’nin kendisinden temlikname masrafı adı altında 1.000 TL istediğini, bir süre sonra kendisine 200.000 ve 180.000 TL bedelli temliknameleri verdiğini, durumunun sıkışık olması nedeniyle bunları kullanmak zorunda kaldığından icra takibi başlattığını, aslında böyle bir alacağının olmadığını belirttiğini, üçüncü şahsın ise sadece dinlediğini, görgü ve bilgisinin bundan ibaret olduğunu,
İnceleme dışı katılan sanık ... aşamalarda özetle; dünürlerinin sahibi olduğu ... isimli firmanın, uzun yıllar ... Şirketler Grubuna akaryakıt verdiğini ve zaman zaman da borç para verip karşılığında hesapladıkları miktar üzerinden temlikname aldıklarını, bu şekilde ... firmasının da finans akışını sağlamak için üçüncü kişilerden nakit para elde ettiğini duyduğunu, ayrıca 2001 - 2002 yıllarında TRT Bölge Müdürü olarak ...’da görev yaptığı sırada TRT’ye hazırlanan belgesel programlarına yapımcı ve finansör olarak ... Şirketler Grubunun da katkıda bulunduğunu bildiğini, ... Şirketler Grubunu bu iki vesileyle tanıdığını, 2004 yılı Ocak ayı sonlarına doğru dünürü katılan ...’ın kendisini aradığını, ... Şirketinin nakit ihtiyacı için kendisinden para istediğini, ancak Gönül hanımın hâli hazırda parası bulunmaması ve kendisinin de yeni emekli olması nedeniyle emekli ikramiyesini bu şekilde değerlendirebileceğini düşündüğünden kendisini aradığını, ... Şirketinin telefon numaralarını vererek Şirketin finans müdürü ...’u arayabileceğini söylediğini, ... ile yaptığı telefon görüşmesinde ...’un, kendisine 50.000 TL göndermesi hâlinde noter tasdikli temlikname ile karşılığını 3 ila 6 ay vade ile 70.000 TL olarak geri alabileceğini söylediğini, bunun üzerine İş Bankasındaki fon hesabını bozdurarak annesi ...’a iletmesi için gelini olan ...’a 22.01.2004 tarihinde 50.000 TL’yi yine aynı banka aracılığı ile gönderdiğini, banka dekontunu dosyaya ibraz ettiğini, ...’ın da bu parayı ...’a teslim ettiğini ve karşılığında ... 2. Noterliğince düzenlenen 27.01.2004 tarihli ve 1830 yevmiye numaralı temliknamenin kendisine gönderildiğini, bu temliknamenin SSK’da sıraya girdiğini, 6 ay sonra SSK’ya bu temliknameyi sorduğunda 1 yıldan önce sıra gelmeyeceğinin söylenmesi üzerine ... Şirketler Grubuna başvurduğunu, ancak kendisine temliknamedeki imzanın ...’a ait olmadığının, bu sebeple herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığının söylendiğini, Noterlikçe düzenlenmiş belge üzerindeki imzanın sahte olabileceğini düşünmediğini, daha sonra bu durumun dava konusu edildiğini, ...’ın Şirketine finans sağlamak için piyasadan para toplayıp karşılığında temlikname, çek veya senet verdiğini herkesin bildiğini, zaman zaman bu tür imza inkârında bulunduğunun da dosyaya yansıyan delillerden anlaşıldığını, ...’ın daha önceden de benzer bir eylem nedeniyle resmî evrakta sahtecilik suçundan ceza aldığını, ayrıca öğrendiğine göre ... Faktoring AŞ’ye verilen ve sahte imzalı olduğu belirtilen temliknamelere ilişkin olarak ... firmasınca ödeme yapıldığını,
İnceleme dışı katılan sanık ... aşamalarda özetle; olay tarihinde ...’de bulunan ... Petrol’de şoför olarak çalıştığını, bu Şirketin daha sonra Er Ticaret olarak unvan değiştirdiğini, o tarihlerde ... ile amcasının oğlu ... vasıtasıyla tanıştığını, ...’un ... Şirketleri adına borç para istediğini, kendisinin de o günlerde Almanya’da yaşayan amcasının oğluna ait olan evi satmış olmasından kaynaklanan 65.000 TL’yi çanta içerisinde ...’a verdiğini, ...’un bu borca karşılık 90.000 TL bedelli senet verdiğini, kendisine verilen bu senetten ...’ın bilgisinin olduğunu, senedin vadesi geldiğinde ödenmediğini,
İnceleme dışı katılan sanık ... aşamalarda özetle; olay tarihlerinde abisine ait akaryakıt şirketinde çalıştığını, sadece gayrimenkullerinden aylık ortalama gelirinin 8.000 – 10.000 TL civarında olduğunu, ... ve ...’u ... Şirketleri ile iş yapan iş yeri komşusu inceleme dışı katılan sanık ... aracılığı ile tanıdığını, ...’a verdiği borca karşılık Edip’in verdiği ve ... Şirketler Grubunun da cirosu bulunan bir çekinin borcu ödenmediğinde ...’ın kendisini Şirkete yönlendirdiğini, yaptığı görüşmede çeki kendisinden aldıklarını, ekstradan borç para verdiğini ve aldıkları çeki de kapsayacak şekilde beş senet aldığını, bu senetlerin karşılığının ödendiğini, 2000 yılında ...’ın yaptığı ve ...’un da bulunduğu toplantıda Şirketin durumunun düzelmesi için zaman istediğini söylediğini, 2000, 2001, 2002 ve 2003 yıllarında borç para verip karşılığında çek veya senet alarak alışverişlerini bu şekilde devam ettirdiklerini, aldığı çek ve bonoların bir kısmının ödenip bir kısmının ödenmediğini, paraları sanık ...’a verdiğini, çekleri ...’dan aldığını, ödenmeyen çekleri için ... ve ...’dan şikâyetçi olduğunu,
İnceleme dışı katılan sanık ... aşamalarda özetle; olay tarihlerinde arkadaşı olan ... ... ile ortak akaryakıt işi yaptıklarını, ... ve ...’u ... Şirketleri ile iş yapan inceleme dışı katılan sanık ... aracılığı ile tanıdığını, 2000 yılında ... Şirketlerinin durumunun iyi olmadığını bu Şirkete para vermesi hâlinde faizi ile geri alabileceğinin söylendiğini, kendisinin de bu şekilde borç verip çekler aldığını, bir kısmının ödendiğini, ödenmeyenler yerine yeniden çek veya senet verildiğini, son verilen 49.500 TL bedelli senedi ...’ın yanında ...’un imzalayarak verdiğini, ancak bu senedin ödenmediğini, ... ve ...’dan şikâyetçi olduğunu,
İnceleme dışı katılan sanık ... aşamalarda özetle; olay tarihinde inceleme dışı katılan sanık ...’ın firmasında şoför olarak çalıştığını, ara sıra araç alım satımı yaptığını, 1999 yılında ... aracılığıyla ... ve ... ile tanıştığını, firmanın nakit paraya ihtiyacının olduğu söylenince gerek kendi birikimlerini gerekse tanıdıklarının birikimlerini alıp firmaya elden verdiğini, karşılığında senet aldığını, 2000 yılında borçlar ödenmeyince ... ve ... ile görüştüğünü, sanık ...’ın kendisi gibi alacaklı durumda olanlarla toplantı yaptığını, alacaklarını zamana yaymak istediğini belirttiğini, bir kısım alacağının ödenmesine güvenerek yine ...’a tekrar para verdiğini, karşılığında ecza deposuna ait çeklerin verildiğini, 300.000 TL tutarındaki alacağını alamadığını, ayrıca ...’a ait Yapı Kredi Bankası ... Şubesine yatırdığı 17.000 TL’ye ilişkin dekontu da dosyaya sunduğunu, şikâyetçi olduğunu,
İnceleme dışı katılan sanık ... aşamalarda özetle; olay tarihinde ... isimli bir dükkânının olduğunu, o tarihlerde aylık gelirinin 2.500 – 3.000 TL civarında olduğunu, 2000 yılında ... aracılığıyla ... ve ... ile tanıştığını, ... aracılığıyla ... Şirketine borç olarak 15.000 TL’ye yakın para verdiğini, karşılığında bir çek aldığını, borçlar ödenmeyince ... ve ... ile görüştüğünü, sanık ...’ın kendisi gibi alacaklı durumda olanlarla toplantı yaptığını, alacaklarını zamana yaymak istediğini belirttiğini, ayrıca daha sonra yine para verip senet veya çek aldığını, bir kısmının ödendiğini, bir kısmının ödenmediğini, şikâyetçi olduğunu,
İnceleme dışı katılan sanık ... aşamalarda özetle; olay tarihinde kendine ait otobüsünün olduğunu, şehirler arası yolcu taşıdığını, günlük gelirinin ortalama 1.000 – 1.500 TL arasında değiştiğini, işleri iyi gitmeyince daha önceden tanıdığı olan ...’ın otobüsünü satmasını ve parasını ... Şirketine vererek yasal faiz karşılığında değerlendirmesini önerdiğini, kendisinin de otobüsünü satıp ... aracılığı ile ... Şirketine verdiğini, karşılığında çek aldığını, çekler gününde ödenmeyince ...’ın kendisini sanık ... ile tanıştırdığını, sanığın kendisine iyi davrandığını, alacağının kaybolmayacağını, bunu ödeyeceğini söylediğini, yine çeki ödenmeyince tekrar sanıkla görüştüğünü, ödenmeyen çekten kaynaklanan alacağının karşılığında bizzat sanık ... Bülent’in sekiz tane senet verdiğini, senetlerden üç tanesinin ödendiğini beş tanesinin ise ödenmediğini, ödenmeyen senetler haricinde de borç paralar verdiğini, paraları elden verip elden aldıklarını, sanığın zaman zaman arayıp kendisinden para istediğini, ...’ın kendilerine paralarının ödeneceği hususunda güven sağladığını, ancak hâlen alacağını alamadığını, sanık ... ve ...’dan şikâyetçi olduğunu,
İnceleme dışı katılan sanık ... aşamalarda özetle; inceleme dışı katılan sanık ...’ın ... isimli firmasında çalışması nedeniyle ... ve ...’u tanıdığını, ... isimli firmada ön muhasebe işi ile uğraştığını, ... firmasının 1999 yılında mali sıkıntılar yaşadığını, bankalardan kredi çekemediklerini, ihtiyaçlarını piyasadan karşılama yoluna gittiklerini, ... firmasının, o dönem çalıştığı ... firmasından da, şahsi olarak kendisinden de nakit borç para aldığını, düğün için biriktirdiği parayı, arabasını satması sonucunda elde ettiği parayı, hatta yakınlarından bulduğu paraları ... Şirketine peyderpey verdiğini, karşılığında çek ve senetler aldığını, ilk aldığı çeklerin ödendiğini ancak sonrakilerin ödenmediğini, ...’ın belgeler üzerindeki imzaların kendisine ait olmadığını ileri sürdüğünü, önceleri ... ile görüştüğünü, hatta 2000 yılında sanık ...’ın kendisi gibi alacaklı durumda olanlarla toplantı yaptığını, alacaklarını zamana yaymak istediğini belirttiğini, daha sonraları getirdiği paraları ...’a verdiğini, ancak çekleri ...’ın isteği doğrultusunda ...’dan aldığını, en son getirdiği parayı ...’ın kızı ... ...’a verdiğini, o sırada ...’un da orada olduğunu, ... ve ...’dan şikâyetçi olduğunu,
İnceleme dışı katılan sanık ... aşamalarda özetle; olay tarihinde kendi çay ocağını işlettiğini, abisi ...’nın çalıştığı firma olan ... firmasının yetkilisi ... aracılığıyla ... ve ... ile tanıştığını, kendisinden de nakit borç para istediklerini, parça parça ... Şirketine bugünün parasıyla 180.000 TL verdiğini, bu paraları abisi ..., kayın biraderi ... ve bacanağı ...’dan temin ettiğini, karşılığında çek ve senetler aldığını, ara ara ödeme yapıldığını, ancak daha sonra verdikleri paraların da istendiğini, 2000 yılında sanık ...’ın kendisi gibi alacaklı durumda olanlarla toplantı yaptığını, alacaklarını zamana yaymak istediğini belirttiğini, para verip çek veya senet alma şeklindeki alış verişlerinin devam ettiğini, ancak sonradan ...’ın belgeler üzerindeki imzaların kendisine ait olmadığını ileri sürdüğünü, ... ve ...’dan şikâyetçi olduğunu,
İnceleme dışı katılan sanık ... aşamalarda özetle; inceleme dışı sanık ..., bir kısım akrabası ve arkadaşları aracılığıyla ... ve ...’u tanıdığını, kendisine ... Şirketler Grubuna borç para vermesi hâlinde faizi ile bu parayı alabileceğinin söylendiğini, bu durumun mantıklı gelmesiyle elinde bulunan 15.000 TL’yi ...’a verdiğini, bunun karşılığında 2 adet 15.000 TL’lik çek aldığını, çeklerin karşılığı çıkmayınca ...’un yanına gittiğini, sanık ...’ın kendisi gibi alacaklı durumda olanlarla toplantı yaptığını, borçlarını ödeyeceğini ancak zamana ihtiyacı olduğunu söylediğini, 15.000 TL’sini faizi ile birlikte 2002 yılının sonuna doğru aldığını, sonrasında ...’un kendisini aradığını yine borç para istediğini, kendisinin de aynı şekilde 20.000 TL borç verip senet aldığını, parayı verdiği sırada ...’ın kızı ......’ın da orada bulunduğunu, ancak bu alacağının ödenmediğini, ... ve ...’dan şikâyetçi olduğunu,
İnceleme dışı katılan sanık ... aşamalarda özetle; olay tarihlerinde ... Reklam Ltd. Şti. isimli reklam firmasının sahibi olduğunu, aylık ortalama 15.000 – 20.000 TL civarında kazandığını, inceleme dışı katılan sanık ... aracılığı ile ... Şirketini tanıdığını, kendilerine promosyon amaçlı tansiyon aletleri verdiğini, aralarında ticari ilişki olduğunu, bu ticari ilişki sonucunda ... ile aralarında bir protokol de imzalandığını, bunu dosyaya ibraz ettiğini, bu protokoldeki imzaların ... tarafından bizzat yanında atıldığını, protokol gereği kendisine verilen senetlerin vadesi gelip ödenemediğinde o senetleri alıp vade farkıyla birlikte yeni senet veya çek verdiklerini, yeni senet ve çekleri verenin ... olduğunu, ancak ...’un da ...’ın talimatıyla bu belgeleri verdiğini, ancak sonrasında ...’ın borçlarını ödememek için imzasını inkâr edip kendisi hakkında şikâyetçi olduğunu, alacağını hâlen alamadığını, Şirketin 14 yıllık finans müdürü ... ile ...’ın planlı bir şekilde kendisini dolandırdıklarını, şikâyetçi olduğunu,
İnceleme dışı katılan sanık ... aşamalarda özetle; olay tarihlerinde oto tamir atölyesini işlettiğini, daha sonra da oto tamir yedek parça dükkânının olduğunu, Teknik Otomotiv isimli Şirketin Göztepe Oto Sanayi Sitesinde acenteliğini yaptığını, aylık gelirinin o tarihlerde 3000 – 7.000 TL arasında değiştiğini, ... ve ...’u inceleme dışı katılan sanık ... aracılığı ile tanıdığını, borç para verip çekler aldığını, sanık ...’ın kendisi gibi alacaklı durumda olanlarla toplantı yaptığını, borçlarını ödeyeceğini ancak zamana ihtiyacı olduğunu söylediğini, sonrasında bir kısım çeklerin ödendiğini, ...’ın bilgisi dahilinde ...’a para verip çek ve senet alma olaylarının devam ettiğini, ancak sonrasında ...’ın borçlarını ödememek için imza inkârında bulunup kendisi hakkında şikâyetçi olduğunu, alacağını hâlen alamadığını, ... ve onun finans müdürü ... hakkında şikâyetçi olduğunu,
İnceleme dışı katılan sanık ... aşamalarda özetle; ...’ün en eski esnaflarından olduklarını, bar ve restaurant işlettiklerini, ekonomik durumlarının iyi olduğunu, 1999 yılında babasının kendisine 400.000 TL’ye yalı aldığını, ...’ı babası aracılığı ile tanıdığını, sanık ve babasının borç ilişkilerinin 1999 yılından itibaren başladığını, 2000 – 2004 yılları arasında da kendisinin devam ettirdiğini, ... Şirketiyle aralarında ticari bir ilişki olmadığını, sadece borç para verme şeklinde yani finansal bir ilişki olduğunu, ...’ın kendisiyle yanlarında ... da varken görüştüğünü, para vermeyi kabul ettiğini, bunun karşılığında 43.000 TL bedelli ... Kimya firması kaşeli senedi ...’a imzalatarak aldığını, bu senedin ödendiğini, bunun üzerine ... ve ...’un kendisine yakın çevresinden bu şekilde para verebilecek kişilerin olup olmadığını sorduklarını, kendisinin de ... Şirketine güvenerek çevresinden bulduğu paraları ...’a ve Şirket çalışanı ...’ya ...’ın bilgisi dahilinde teslim ettiğini, bu paralar karşılığında da aynı şekilde senetler aldığını, finansal ilişkilerinin bu şekilde devam ettiğini, ancak sonrasında ...’ın borçlarını ödememek için imza inkârında bulunup kendisi hakkında şikâyetçi olduğunu, alacağını hâlen alamadığını, ... ve onun finans müdürü ... hakkında şikâyetçi olduğunu,
İnceleme dışı katılan sanık ... aşamalarda özetle; ayakkabı ticareti yaptığını, inceleme dışı katılan sanık ...’ın çalışanlarına kendisinden ayakkabı alımı yapması nedeniyle bir çek verdiğini, çekin ... firmasıyla ilgisi olması sebebiyle daha sonra bu firmaya yönlendirildiğini, Acıbadem’deki Şirket fabrikasında sanık ...’ın kendisi gibi alacaklı durumda olan 10 – 15 kişi ile bir toplantı yaptığını, fabrikanın sıkıntıda olduğunu söyleyerek katkıda bulunmalarını, ayrıca Tophane’de ve ...’de 40 dönüm kadar yerlerinin bulunduğunu ve bunun satılması için yardım etmelerini istediğini, tekrar Şirkete nakden ödemeler yapılmasını talep ettiğini, kendisini ...’a yönlendirdiğini ve ödemeleri ...’a yaptığını, alacaklarının bir kısmını tahsil ettiğini bir kısmını alamadığını, ... ve ...’dan şikâyetçi olduğunu,
İnceleme dışı katılan sanık ... aşamalarda özetle; kış aylarında Almanya ülkesinde, yaz aylarında ise Türkiye’nin ... ilçesinde yaşadığını, Almanya’da serbest meslek icra ettiğini, Türkiye’de ise turizm işi ile iştigal ettiğini, olay tarihinde ...’dan komşusu olan inceleme dışı katılan sanık ...’ın ... isimli firmasında oturdukları sırada inceleme dışı sanık ...’un geldiğini, ...’dan ... Şirketi adına borç istediğini, ...’in de bütün parasını onlara verdiğini, borç verebilecek bir parasının olmadığını ...’a söylediğini, akabinde kendisine dönerek ... Şirketinin güvenilir bir Şirket olduğunu, borç para verip veremeyeceğini sorduğunu, kendisinin de ... ilçesinde bulunan bürosunu yeni satmış olmasından kaynaklanan 55.000 TL’yi ...’a verebileceğini belirttiğini, ... Şirketinin ...’ın 35 yıldır ticaret yaptığı bir Şirket olduğuna güvendiğinden de bu parayı vermeyi kabul ettiğini, daha sonra ...’un 55.000 TL’nin faizini de hesaplamak suretiyle karşılığında keşidecisi ... Ecz. ve İtr. Dep. Ltd. Şti. olarak görünen 23.500 TL ve keşidecisi ... olarak görünen 45.000 TL tutarında iki adet çeki cirolayarak verdiğini, hatta ...’a ... Şirketi adına imza yetkisi olup olmadığını sorduğunu, ...’un da imza yetkisinin olduğunu söylediğini, çeklerin günü geldiğinde bankaya ibraz ettiğinde keşidecisi ... Ecz. ve İtr. Dep. Ltd. Şti. olan çekin karşılığının bulunmadığını, keşidecisi ... olan çekin ise çalıntı kaydı olduğunu öğrendiğini, ... Ecz. ve İtr. Dep. Ltd. Şti. yetkilisi ile görüştüğünde adı geçen Şirket yetkilisinin o çekin karşılığının önceden ödendiğini, ...’ın ikinci kez çeki tahsil etmek istediğini ve bu sebeple ...’a dava açtığını söylediğini, ...’ye ulaştığında da, ...’nin kendisiyle birlikte bankaya gelip banka görevlilerine ...’dan 1.000.000 TL alacaklı olduğunu ve alacağı ödenmediğinden onda bulunan çek hakkında çalıntı şeklinde beyanda bulunduğunu, alacağını alamadığından bu çekin karşılığını ödemeyeceğini ifade ettiğini, bunun üzerine bu çekin arkasına da karşılıksız olduğunu yazdırarak bankadan ayrıldığını, ...’a da ulaşmaya çalıştığını ancak kendisiyle görüşmediğini, kendisi gibi birçok mağdurun olduğunu, zararının giderilmediğini, ... ve ...’dan şikâyetçi olduğunu,
İnceleme dışı katılan sanık ... aşamalarda özetle; akaryakıt işi ile iştigal ettiğini, ... Şirketlerine de akaryakıt sattığını, bir dönem ticaret yaptıklarını, ...’u ... Şirketlerinin finans müdürü olması nedeniyle tanıdığını, ... Şirketine borç da verdiklerini, parayı teslim ettiklerinde sanıklar ... ve ...’un birlikte olduğunu, sonrasında ...’un ...’ın bilgisi dahilinde kendilerine çek ve senet verdiğini, bu belgelerin ... tarafından imzalandığını, ...’un, ...’ın bütün maddi işlerini hâlleden finans müdürü olduğunu, tamamen ...’ın bilgisi dahilinde ve verdiği yetkiye dayanarak işlem yaptığını bildiğini, zaman zaman ... tarafından kendilerine ödeme de yapıldığını, şikâyetçi olduğunu,
İnceleme dışı katılan sanık ... aşamalarda özetle; olay tarihlerinde ... Petrol Ürünleri Tic. Ltd. Şti. isimli firmanın sahibi olduğunu, ayrıca nakliye işi de yaptığı için o tarihlerde yıllık gelirinin 70.000 – 80.000 TL civarında olduğunu, o dönem yaptığı ticaret sırasında ... Şirketine dair bir çekin eline geçtiğini, bu çeki bankaya ibraz ettiğinde karşılıksız çıktığını, bunun üzerine firmaya gittiğini, ... ile tanıştığını, ...’un çeki ödeyeceklerini, yasal yollara başvurmamasını kendisine söylediğini, sonrasında peyderpey çekin ödendiğini, ... Şirketinin bankalardan kredi çekmeyip bu şekilde piyasadan para toplayarak finansman sağladığını, hatta aynı yöntemle Sivaslı arkadaşları ve akrabalarının da ... Şirketlerine borç para verdiğini öğrendiğini, bu şekilde tanıştıktan sonra samimiyetin oluştuğunu, ...’un bir defasında Şirketlerinin parasal sıkıntısının bulunduğunu, borç verip veremeyeceğini kendisine sorduğunu, teklifini kabul edip 90.000 TL’yi kendi yazıhanesinde verdiğini, yakın zaman içinde tekrar borç istediğini, Şirketlerinde 55.000 TL daha verdiğini, karşılığında 145.000 TL bedelli bono aldığını, ancak bu bonoyu işleme koymamasını, ödeyeceklerini söylediğini, 2004 yılında ...’un tekrar kendisini arayıp tüm borçlarını ödeyeceklerini, ancak nakit sıkıntısında olduğunu belirterek bir kez daha borç istediğini, o tarihte 2002 model Mercedes marka otomobilini verip bir miktar da para verdiğini, toplam 100.000 TL’lik senet aldığını, bu senetleri bankaya ibraz ettiğinde ödenmediğini, bunun üzerine ... Şirketler Grubuna para veren Sivaslı arkadaşlarına da haber verdiğini, zaten Şirkette kendilerine ... grubu dendiğini, ...’ın bu ... grubuyla toplantı yaptığını, kimsenin parasının kaybolmayacağını, 3 ay içerisinde ödeyeceğini söylediğini, ancak sonrasında alacaklarının ödenmediğini, ...’ın bir anda dönüp “Gitsinler dava açsınlar.” dediğini öğrendiklerini, hâlen alacağının ödenmediğini, şikâyetçi olduğunu,
İnceleme dışı katılan sanık ... aşamalarda özetle; olay tarihlerinde lastik tamirciliği üzerine abisinin yanında çalıştığını, ... Şirketlerine borç para veren amcası ... ve ...’ın aracılığıyla ...’ı tanıdığını, arabasını sattığını, biriktirdiği parasının da bulunduğunu, ... Şirketine toplamda 16.000 TL borç verdiğini, hatta parayı ...’a elden teslim ettiğini, senetleri ...’dan aldığını, karşılığının ödenmediğini, şikâyetçi olduğunu,
İnceleme dışı katılan sanık ... aşamalarda özetle; olay tarihinde esnaf olduğunu, aylık yaklaşık 15.000 TL gelirinin bulunduğunu, hâlen bir tane ithalat, ihracat firmasının olduğunu, kendisinin ... Şirketlerine borç verenlerden olmadığını, sanık ...’a para temin eden ve kendisinin de tanıdığı olan inceleme dışı katılan sanık ...’ın, ...’dan almış olduğu çekleri kırdırmak için kendisine getirdiğini ve kefil olmasını istediğini, bu çeklere kefil olduğunu ve tanıdığı galericilere bu çekleri kırdırdığını, ancak çeklerin ödenmediğini, bu kez kefil olduğu için çeklerin bedellerini ödemek zorunda kaldığını, 2000 yılında ... ile bu çeklerden kaynaklanan borcun ödenmesi için görüşmeler yaptığını, bir protokol tanzim edildiğini, borcun vadeye bağlanıp taksitlendirildiğini, bu borca ilişkin kendisine çek ve senetler verildiğini, senetlerin küçük bir kısmının ödendiğini, geri kalanının ödenmediğini, kalan kısmı için icra takibi yaptığını, ancak alacaklarını hâlen alamadığını,
İnceleme dışı katılan sanık ... aşamalarda özetle; kardeşleri ... ve ... ... ile birlikte ... End. Mam. Paz. ve Tic. AŞ isimli firmanın ortak ve yetkilileri olduğunu, demir, çelik ve inşaat üzerine faaliyet gösterdiklerini, ... firmasının ...’de yaptıklarını söyledikleri inşaat için kendilerinden demir istediklerini, firma ile anlaştıklarını ve 2002 ile 2004 yılları arasında taklaşık 100 tır demir sattıklarını, karşılığında çek ve temliknameler aldıklarını, satışların tamamının sanık ...’ın bilgisi dahilinde olduğunu, kendilerinden alınan demirlerin ne yapıldığını bilmediklerini, bir kısmını kullanıp bir kısmını da nakit para akışı sağlamak için piyasada sattıklarını haricen duyduklarını, ilk başlarda ödemeleri aksatmadan yaptıklarını, ancak 2004 yılının Haziran ayından itibaren sattıkları demirlerin bedelini alamamaya başladıklarını, ...’ın kendilerini fabrikaya çağırdığını, bizzat kendisinin gittiğini, toplantıda ...’ın kızı ... ..., müdür ... Bey ve ticaret müdürü ... Bey ile ... İnşaat isimli firmanın sahibi ...’in de bulunduğunu, bu toplantıda ...’ın kendilerine “17 trilyonluk borç altındayım. Ödeme takatim kalmadı. Bize yardımcı olmanız gerekiyor.” dediğini, kendisinin de ...’a alacaklarına karşılık gayrimenkul ipoteği verdiği takdirde 1 yıl vade verebileceğini söylediğini, ...’ın da konuyu ailesi ile değerlendireceğini söyleyerek 3 ay kendisini oyaladığını, daha sonra bu şekilde şikâyetlerde bulunup alacaklarını ödemeyerek kendilerine iftirada bulunduğunu,
İnceleme dışı katılan sanık ... aşamalarda özetle; ablası olan katılan ...’ın ... Şirketlerine fuel oil sattığını, aynı zamanda anladığı kadarıyla ... Şirketinin banka kredisi kullanmadığını, etraftan borç para alarak faizle ödediğini, binlerce kişiye bunu yaptığını, ablasının yönlendirmesiyle ...’a para verdiğini karşılığında 15.000 ve 35.000 TL’lik iki adet çek aldığını, doğrudan ... ile muhatap olmadığını, ancak ...’la yapılan bu alışverişlerden ...’ın bilgisinin olduğunu, genel kanının bu şekilde olduğunu, ...’un da Şirketin yetkilisi olarak bilindiğini,
İnceleme dışı katılan sanık ... aşamalarda ve beyan dilekçelerinde özetle; ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. isimli aile şirketlerinin ortağı ve yetkilisi olduğunu, ... Şirketleriyle 30 – 32 yıldır ticaret yaptıklarını, ... Şirketlerine akaryakıt ve kimyevi madde temin ettiklerini, dosyaya ibraz ettiği 02.07.2001 tarihli protokolden de anlaşıldığı üzere ... Şirketleriyle ticari ilişkilerini bu protokolle sonlandırdıklarını, yine protokolde belirtildiği üzere ticari ilişkilerinden kaynaklı olarak ... Şirketlerinden 230.000 TL alacaklarının kaldığını, bunun dışında sanık ... ile ailece de tanıştıkları için kendilerinden istedikleri borç paraları da verdiklerini, inceleme dışı sanık ...’un da ...’ın bilgisi dahilinde Şirket adına kendilerinden borç istediğini, bu şekilde peyderpey olmak üzere toplamda 300 – 400 bin TL civarında borç verdiğini, yine 400 bin TL üzerinde hatır çeki verdiğini, sanık ...’a güvendiği için sanığın çizdiği ödeme bilançosu çerçevesinde alacağını almayı kabul ettiğini, ancak daha sonra öğrendiğine göre sanık ve inceleme dışı sanık ...’un planlı bir şekilde kendisini dolandırma düşüncesine girdiklerini, 12 yıldan uzun süredir sanık ... ve ... Şirketler Grubu adına finans müdürü sıfatıyla ...’un imzaladığı belgelerin düzenli bir şekilde ödendiğini, ödenen kambiyo evraklarını dosyaya ibraz ettiğini, bu evraklara da Şirket adına ...’un imza attığını, 12 yıl boyunca bu imzalar nedeniyle herhangi bir şikâyette bulunulmadığını, bu nedenle asıl dolandırıcılığı ...’ın gerçekleştirdiğini, ... ...’ın kardeşi ...’ın eşi olduğunu, ...’dan alacağının olmadığını, ailece yatalak hastalarının bulunması nedeniyle ... ilçesinde oldukları bir dönemde işleri takip etme imkânları olmadığından söz konusu temliknamelerin ... ... adına düzenlenmesine muvafakat gösterdiklerini, bu hususlardan ...’ın bilgisinin olduğunu,
İnceleme dışı sanık ... özetle; katılan ...’ın annesi olduğunu, ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.nin ortağı olduğunu, kimyevi madde ve petrol ürünleri nakliyatı üzerine faaliyet gösterdiklerini, 1972 yılından itibaren ... Şirketlerine petrol ürünleri nakliyesi yaptıklarını, ticari ilişkileri bitmesine rağmen maddi anlamda sıkıştıkları dönemlerde ... Şirketlerinin kendilerinden borç para istediklerini, iddianamede bahsi geçen 320.000 TL’lik bononun da Şirketin finans müdürü olan inceleme dışı sanık ...’un borç olarak istediği para neticesinde düzenlenen senet olduğunu, bu parayı nakit olarak elden ...’a hatırladığı kadarıyla kendi iş yerinde verdiğini, karşılığında da bu senedi aldığını, ödenmeyince de hukuki yollara başvurduklarını, kendilerine ...’u Şirketin finans müdürü ve yetkilisi olarak Şirket sahibi ...’ın tanıttığını, daha önce finans müdürlerinin ... olduğunu, daha sonra onun yerine ...’un geçtiğini, ...’u Şirkette imza yetkisi bulunan yetkili birisi olarak bildiklerini, bu senedin imzalandığından ...’ın bilgisinin olduğunu, akaryakıt hırsızlığı hususunu da ortaya çıkaranın kardeşi inceleme dışı katılan sanık ... olduğunu, bu yolsuzluğu kendi Şirketlerinde çalışan bir eleman ile ... Şirketlerinde çalışan bir elemanın birlikte gerçekleştirdiklerini, kaldı ki ... Şirketlerinin zararının da kendi ticari hesaplarından karşılandığını,
İnceleme dışı sanıklar ... ve ... aşamalarda ve beyan dilekçelerinde özetle; ... 2. Noterliğinde çalıştıklarını, Noter adına imzaya yetkilerinin olduğunu, ... Şirketinin uzun yıllardan beri ... 2. Noterliğiyle çalıştığını, sadece 2 – 3 senelik bir dönem ... 6. Noterliğiyle çalıştığını, sonra tekrar kendileriyle çalışmaya başladıklarını, suça konu temliknamelerdeki noter adına yetkili imzanın birçoğunun kendilerine ait olduğunu, bu temliknamelerin firmada hazırlandıktan sonra Noterliklerine gönderildiğini, genelde Osman veya ... isimli Şirket çalışanlarından teyit alarak temliknameleri onayladıklarını, Şirketle Noterlik arasında oluşan güven nedeniyle bu şekilde 13.06.2003 – 01.06.2004 tarihleri arasında Noterliklerinde toplam 136 adet temlik işleminin yapıldığını, sanık tarafından bu temliknamelerden 56 adetine sahte olduğu gerekçesiyle itiraz edildiğini, 78 adet yönünden ise itiraz edilmediğini ve ödendiğini, bu sebeplerle sanığın ... 2. Noterliğiyle çalışmadıklarına dair beyanının doğru olmadığını, ... Şirketler Grubunun 1994, 1995, 1996, 1997, 2004 yıllarına dair ticari defterlerindeki çeşitli suret ve tercüme onaylamaları ile mahkemede delil olarak kullanılan 05.03.2004 tarihli ve 04462 yevmiye numaralı imza sirkülerinin Noterliklerinde yapıldığını, düzenlenen temliknamelerin hepsinde ... Şirketine makbuz kesildiğini, ödemelerin Şirket tarafından yapıldığını, ayrıca sanığın sahte temlikname olarak belirttiği ... Faktoring AŞ lehine düzenlenen temlikname bedellerinin büyük bölümünün ödendiğini, yine sanığın Şirketiyle alakası olmadığını söylediği ..., ... End. Mal. Paz. Tic. AŞ, Grup Metal Ltd. Şti., ... Elek. Tic. Ltd. Şti., ... İnşaat Maddeleri Kuy. ve Tur. Tic. Ltd. Şti. ve ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti. isimli/unvanlı kişi veya firma lehine daha önceden de temliknameler verildiğini ve bu firma veya kişilere Şirket tarafından ödemede bulunulduğunu, inceleme dışı sanık ...’u tanımadıklarını, duruşmada iki kez gördüklerini, ... ile ortak hareket etmediklerini, Şirketle aralarındaki güven ilişkisi doğrultusunda teyitler alınarak temliknamelerin onaylandığını, bu olayın tamamen sanık ...’ın ödemelerden kurtulmak adına kurguladığı bir senaryo olduğunu,
İnceleme dışı sanık ... ... aşamalarda ve beyan dilekçelerinde özetle; ... 2. Noteri olduğunu, ... Şirketinin uzun yıllardan beri ... 2. Noterliğiyle çalıştığını, sadece bir dönem bu Şirketin başka noterlikle çalıştığını, sonra tekrar kendileriyle çalışmaya başladıklarını, suça konu temliknamelerin firmada hazırlandıktan sonra Noterliklerine gönderildiğini, kendilerinin de Şirket çalışanlarından teyit alarak temliknameleri onayladıklarını, temliknamelerin inceleme dışı sanık ... tarafından değil başka Şirket çalışanlarınca getirildiğini, yapılan masrafların da Şirket çalışanlarınca ödendiğini, temliknamelere ilişkin işlemler tamamlandıktan sonra bir örneğinin Şirket çalışanlarına teslim edildiğini, birer örneğin ise SSK’ya ve temlik alacaklısına posta yoluyla gönderildiğini, bir örneğin de Noterlikte muhafaza edildiğini, Şirketle Noterlik arasında oluşan güven nedeniyle bu şekilde 13.06.2003 – 01.06.2004 tarihleri arasında Noterliklerinde toplam 136 adet temlik işleminin yapıldığını, sanık tarafından bu temliknamelerden 56 adetine sahte olduğu gerekçesiyle itiraz edildiğini, 78 adet yönünden ise itiraz edilmediğini ve ödendiğini, bu sebeplerle sanığın ... 2. Noterliğiyle çalışmadıklarına dair beyanının doğru olmadığını, ... Şirketler Grubunun 1994, 1995, 1996, 1997, 2004 yıllarına dair ticari defterlerindeki çeşitli suret ve tercüme onaylamaları ile mahkemede delil olarak kullanılan 05.03.2004 tarihli ve 04462 yevmiye numaralı imza sirkülerinin Noterliklerinde yapıldığını, düzenlenen temliknamelerin hepsinde ... Şirketine makbuz kesildiğini, ödemelerin Şirket tarafından yapıldığını, sahte olarak belirtilen temliknamelerden 08.12.2003 tarihli ve 20140, 16.01.2004 tarihli ve 1174, 1176, 04.03.2004 tarihli ve 4388, 24.05.2004 tarihli ve 10444, 10445 ile 27.05.2004 tarihli ve 10748 yevmiye numaralı temliknameler altındaki imzaların kendisine ait olduğunu, normalde suça konu temliknameler düzenlenirken sanık ...’ın huzurda olmasının gerektiğini ancak uygulamada noterlikler ve bankaların genellikle bu tür hatırlı müşterilerinin işlemlerini sadece imza sirkülerinin karşılaştırılması ve telefon teyidi yoluyla yaptığını, bu konuda ufak bir ihmallerinin söz konusu olabileceğini, ayrıca sanığın sahte temlikname olarak belirttiği ... Faktoring AŞ lehine düzenlenen temlikname bedellerinin büyük bölümünün ödendiğini, inceleme dışı sanık ...’u kendisinin ve Noterlik çalışanlarının tanımadığını, ...’u ilk kez duruşmada gördüğünü, ... ile ortak hareket etmediklerini, Şirketle aralarındaki güven ilişkisi doğrultusunda Şirket çalışanlarınca getirilen temliknamelerin teyitler alınarak onaylandığını, bu olayın tamamen sanık ...’ın ödemelerden kurtulmak adına kurguladığı bir senaryo olduğunu, öğrendiğine göre 2001 senesinde de benzer şekilde Şirket adına verilen çek ve bonolardaki imzaların kendisine ait olmadığı, bu belgeleri ...’un imzaladığı beyanıyla bu çek ve bonoları ödemekten imtina ettiğini, ancak sonradan alacaklılarla anlaşarak protokoller imzaladığını ve sanığın, ... tarafından imzalandığını iddia ettiği çek ve bonoları ödediğini, böyle bir durumda ayrıca ...’un işine son verip ... hakkında şikâyetçi olması gerekirken bunları yapmamasının da iddianameye konu eylemlerin ...’u azmettiren sanık ... tarafından planlandığını kanıtladığını, ...’la birlikte hareket edip sahte belgeler düzenleten kişinin sanık ... olduğunu,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda özetle; 1992 yılından ayrıldığı tarih olan 2004 yılının Ağustos ayına kadar ... Şirketler Grubuna bağlı ilaç bölümünün muhasebe müdürü olarak görev yaptığını, o tarihten sonra işten çıkarıldığını, ...’un Şirketin finans bölümünün sorumlusu olduğunu, ...’u sadece bu kadar tanıdığını, kendi görevinin servislerden gelen muhasebe ile ilgili evrakları defterlere işlettirmek ve vergi dairesinde gerçekleştirilecek işlemleri yapmak olduğunu, sahte fatura alındığı söylenilen ... isimli firmayı ve firma sahiplerini tanımadığını, sahte fatura düzenlemekle bir alakasının olmadığını, zaten Şirket adına mal alım satımının kendi görevi olmadığını, iddia edildiği gibi çek, senet ve temliknamelerle herhangi bir ilgi ve alakasının bulunmadığını, 2500 ton demirin alınıp alınmadığını, alındıysa da kim tarafından alındığını bilmediğini, ancak 2002 yılından beri değişik zamanlarda gerek ... isimli firmadan gerekse başka firmalardan inşaat malzemelerine ilişkin yüklü miktarda faturalar geldiğini ve bunların işlendiğini, ancak daha önceden bunlarla ilgili bir problemin olmadığını, ...’ın bu konuda; Şirketin ...’de 400 dönüm arazisinin olduğunu, bu arazi üzerinde yatırımlar yaptıklarını, faturaların muhasebe bölümüne geleceğini, bilhassa inşaat faturalarının geleceğini, şaşırmamaları gerektiğini, bunların Şirketin büyümekte olduğunu gösterdiğini kendilerine söylediğini, inceleme dışı sanık ...’i Şirkete gelip gitmesi nedeniyle tanıdığını, ...’in finansman bölümüne geldiğini, ne iş yaptığını bilmediğini, ancak ... Şirketlerinin vergi dairelerine borçlarının ...’ten alınan çeklerle ödendiğini bildiğini, ... hakkında açılan davada tanık olarak ifade verip bildiklerini doğru şekilde anlatması nedeniyle kendisi hakkında da suçlamalarda bulunduklarını,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda özetle; 1997 yılında ... Şirketlerine girdiğini, muhasebe bölümünde çalıştığını, 2001 yılından itibaren inceleme dışı sanık ...’un sekreteri olarak görev yaptığını, ...’un her gün sanık ...’ın yanına çıktığını, günlük işlerle ilgili görüştüğünü, ...’un Şirket adına farklı kişilerden para talep ettiği hususunun doğru olduğunu, gözünün önünde de paralar verildiğini, hatta dışarıdan borç para temini hususunun sanık ... tarafından sanık ...’a bildirildiğini, yanındayken de sanığın, ...’a bu konuda talimat verdiğini duyduğunu ve gördüğünü, hatta ... Şirkette olmadığı zamanlarda da bizzat sanık, sanığın kızı ... ve Şirketin personel müdürü ... tarafından da dışarıdan borç para temin edildiği durumların olduğunu, alınan borç paralar karşılığında ... tarafından bazen senet verildiğini ve senetleri de ...’un imzaladığını, ... isimli firmanın yetkilileri olarak bildiği ... ve Cevdet ...’ın Şirkete gelip ... ile görüştüklerini, hatta ...’un Şirkette bulunmadığı günlerde sanık ... ile görüştüklerini, ... isimli şahsın da ...’un yanına gelip gittiğini gördüğünü, Şirkette maaşların iki, üç ay kadar geç ödenmesi ve annesinin rahatsızlığı nedeniyle işten ayrıldığını, tazminatlarının da ödenmediğini, kendisine tazminat ödememek için suçlandığını düşündüğünü, mahkemede ... hakkında tanık sıfatıyla beyanda bulunduktan sonra şikâyete uğradığını,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda özetle; ... Şirketler Grubunda 1993 yılında işe girdiğini, ... Tarım ve Veteriner San. Tic. AŞ’de muhasebe bölümünde çalıştığını, muhasebe bölümünün başında inceleme dışı sanık ...’un bulunduğunu, inceleme dışı sanık ...’un ise ... Şirketler Grubunda finans müdürü olduğunu, Şirket adına dışarıdan borç para temin ettiğini bildiğini, bundan diğer Şirket çalışanlarının da haberdar olduğunu, ... Şirketlerinin SSK’ya sattığı ilaçlardan doğan alacakları için temliknameler düzenlediğini, bu temliknamelerin Şirketten alacaklı olan şahıslara verildiğini, temliknamelerin bir kısmının Şirketin finans bölümünde, bir kısmının muhasebe bölümünde hazırlandığını, hazırlanışı yönünden kendisinin temliknamelerle bir alakasının olmadığını, Noter görevlileriyle temliknamelerin bir kısmı için telefonda görüşmelerinin olduğunu, temliknamelerin Noterliğe muhasebe veya finans bölümünün bir çalışanı ile gönderildiğini, ... isimli firmanın ... Şirketleriyle çalışan bir firma olduğunu, bu Şirketten veya başka şirketlerden yüklü müktarda demir alımına ve inşaat yapımına ilişkin faturalar geldiğini, bunları muhasebede işlediklerini, ...’i tanıdığını, ...’in zaman zaman Şirkete gelip gittiğini, yine ...’nin de Şirkete gelip gittiğini sık sık sanık ... ile görüştüğünü, 23.08.2004 tarihinde işten çıkarıldığını, tazminatının da ödenmediğini, ... hakkında açılan davada tanıklık yapıp doğruyu söylemesinin ... Şirketinin hoşuna gitmediğini ve hakkında şikâyette bulunulduğunu, ayrıca Şirketin muhasebe müdürü olan inceleme dışı sanık ...’un sahte faturaları Şirkete getirip işletmesinin mümkün olmadığını, adı geçenin sanık ...’dan gelen faturaları yanında çalışanlara vererek muhasebeleştirdiğini,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda özetle; 1997 yılında ... firmasının finans bölümüne memur olarak girdiğini, bankalara, finans kuruluşarına getir götür işlerini yaptığını, bu nedenle tanzim edilen temliknameleri onaylatmak için ... 2. Noterliğine de gittiğini, bazen ...’ya bazen de ...’e bu belgeleri onaylattığını, yine firmadan yazılı olarak aldığı talimatlara göre faktoring firmalarına gittiğini, aldığı çekleri kırdırdığını ve firmanın kendisine verdiği çekleri bankadan tahsil ederek aldığı paraları inceleme dışı sanık ...’a veya sanık ...’a teslim ettiğini, bu arada aldığı paraları getirmeden önce verilecek yerler varsa dağıtım işini de yaptığını, firmanın diğer işleriyle ilgisinin olmadığını, ... hakkında açılan davada tanıklık yaptığını, istenilen ifadeyi vermediği için şimdi sanık pozisyonunda bulunduğunu, 09.04.2004 tarihinde maaşların geç ödenmesi nedeniyle iş yerinden ayrıldığını, iş yerinden ayrıldıktan sonra ...’un sahte temliknameler düzenlediğini diğer Şirket elemanlarından öğrendiğini, kendi görevinin tahsil ettiği paraları getirip Şirkete teslim etmek olduğunu, bazı makbuzlarda sanığın yerine ... tarafından imza atıldığını görmediğini,
İnceleme dışı sanık ... ... aşamalarda özetle; Atabaylar Şirketine 2001 yılının Şubat ayında muhasebeci olarak girdiğini, girdiği yıllarda muhasebe müdürü inceleme dışı sanık ...’un yanına giderek KDV indiriminde kullandıkları naylon faturalarla Devleti zarara uğrattıklarını söylediğini, ...’un da bu hususun Şirket sahibi tarafından bilindiği cevabını verdiğini ve “Burada çalışmak istiyorsan, bu işleri yapmak zorundasın.” dediğini, bu tür sorunları birlikte çalıştıkları tüm muhasebeci arkadaşlarının bildiğini, o dönem kriz olduğu için iş bulamadığından çalışmaya devam ettiğini, ... olayı ortaya çıktıktan sonra işten ayrıldığını, işten ayrılma nedeninin ise firmada hırsızların el üstünde tutulup diğer personelin ezilmesi olduğunu, tüm personelin bunu ... ve ...’ın birlikte yaptığını konuştuğunu, daha önce bir kez daha yaptıklarını söylediklerini, temlikname olayıyla herhangi bir ilgisinin olmadığını, ...’la birlikte ya da başka türlü Şirketi dolandırmadığını, firmada yapılan yanlışların oldukça fazla olduğunu,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda ve beyan dilekçelerinde özetle; 2003 yılında inceleme dışı sanık ... aracılığı ile ... Şirketler Grubunda çalışan inceleme dışı sanık ...’u tanıdığını, o tarihlerde ...’a Şirkete verilmek üzere 30.000 TL verdiğini, karşılığında temlikname aldığını, alınan bu paranın süresinde ödendiğini, 2004 yılının Mayıs ayında tekrar ... aracılığı ile Şirkete 210.000 ve 190.000 TL verdiğini, karşılığında temliknameler aldığını, fakat bunların ödenmediğini sahte olduklarının iddia edildiğini, firma ile ticari ilişkisinin olmadığını, borç para verdiğini, temliknamelerin düzenleme tarihlerinde banka hesabından 380.000 TL para çekildiğinin kayıtlarda açık olduğunu, ... Defterdarlığı ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün 19.03.2002 tarihli yazısında görüleceği üzere kendisinin 2000 takvim yılı kazancından dolayı 2001 yılında verdiği gelir vergisi beyannamesine göre gelir vergisi sıralamasında 27. sırada olduğunu, ...’un ve diğer şahısların dosya kapsamındaki ifadelerinden, sanık ...’ın da işin içinde olduğu sonucunu çıkardığını, kendisinin dolandırıcı değil dolandırılan olduğunu,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda özetle; araç kiralamak için şirket kurduklarını, ... Şirketinin araç kiralayacağını ancak nakit sıkıntıları olduğunu kendilerine bildirdiklerini, Şirket merkezine ortağı inceleme dışı sanık ... ile birlikte giderek sanık ... ve ... ile görüştüklerini, nakit sıkıntıları olduğunu bilahare araç kiralayabileceklerini söyleyip 250.000 TL borç istediklerini, karşılığında temlikname teklif ettiklerini, daha sonra araştırdıklarında verdikleri temliknamenin SSK’da evrak kayıtlarına geçtiğini, kendisinin de ortağı ... aracılığı ile 250.000 TL’yi elden ...’a gönderdiğini,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda özetle; araba alım satım işi ve inşaat işleriyle uğraştığını, bu işleri nedeniyle ... Şirketleriyle birtakım işler yaptığını, yaklaşık 100.000 TL alacağının oluştuğunu, alacağını almak istediğinde ...’un kendisinden Şirket adına biraz para istediğini, Şirketin bazı borçlarını kendisine temlik edeceklerini söylediğini, posta yoluyla kendisine gelen iki adet temliknameyi SSK’dan sorguladığını, gerçek olduğunu öğrenince sağdan soldan bulduğu para ve bankadan çektiği 270.000 TL’yle birlikte toplam 474.000 TL verdiğini, bu parayı çanta içinde ve Şirkette ...’a teslim ettiğini, paranın bir kısmını ortağı ...’den aldığını, parayı vermeden önce ...’dan banka hesap numarası istediğini, ...’un ise firmanın bankalarla problemi olduğunu, o nedenle parayı elden teslim etmesini kendisinden istediğini, bu nedenle parayı elden teslim ettiğini, aldıkları temlikname olduğu için makbuz istemediğini, ...’ın kızlarıyla daha sonra görüştüğünü, kızlarının da kendisine ...’un bu işleri yaptığını bildiklerini ancak miktarın bu kadar yüksek olduğunu bilmediklerini söylediklerini,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda özetle; ... ilinin Esenler semtinde lokantasının bulunduğunu, katılan ...’yi lokantasına yemek yeme amacıyla gelip gitmesinden ötürü tanıdığını, bu nedenle aralarında yakınlaşma olduğunu, kendisinin ... isimli firmanın sahibi olduğunu da bu vesile ile öğrendiğini, konuşmaları sırasında sıkıntılarından bahsettiğinde, ...’nin kendisine çekler verdiğini, bu çekleri kredisinde kullandığını, sonrasında çeklerin ödemelerini de yaptığını, yine sıkıntısından konuştuğu sırada ...’nin davaya konu edilen, borçlusu ... Kimya firması olarak görünen, 25.12.2004 ödeme tarihli ve 25.000 TL bedelli senedi kendisine verdiğini, bu senedi de teminat senedi olarak Finans Bank Bağcılar Şubesine ibraz ettiğini, senet karşılığında ...’ün talebi üzerine ...’e meblağlarını hatırlamadığı iki veya üç tane çek verdiğini, aldığında senedin hazır vaziyette olduğunu, arkasında 1. ciranta olarak ... Mimarlık’ın kaşesi ve üzerinde imzanın bulunduğunu, ... ile ilişkilerinin bu şekilde olduğunu, bunun haricinde ...’u tanımadığını, ... firmasında çalışan ...’ı da tanımadığını, ... isimli bir kardeşinin olduğunu ancak kendisinin ... ilinde üniversitede okuduğunu, ... firmasında çalışan şahsın kendi kardeşi olmadığını, suçlamaları kabul etmediğini,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda özetle; 1998 yılında yüksek mimar olan eşi Birgen Ekşioğlu ile birlikte Hebart İnşaat Mimarlık Dekorasyon Tasarım Ltd. Şti.yi kurduklarını, katılan ...’yi 1985 yılından itibaren tanıdığını, çok samimi arkadaşı olduğunu, ...’ün aslında muhasebeci olduğunu, 2001 yılında ... Şirketleriyle ilişkisinin başladığını bildiğini, kendisinden ara sıra hatır çekleri istediğini, vadesi geldiğinde bu çekleri ödediğini, bu şekilde çek istemelerinin 2004 yılının ortalarına kadar devam ettiğini ve bu konuda kendisine hiçbir sorun yaşatmadığını, bu arada ... Şirketleriyle olan işlerini ilerlettiğini ve maddi olarak iyi bir konuma geldiğini, ...’ı ... aracılığıyla tanıdığını, 2002 senesinde 2 kez ... Şirketlerine iş yaptığını, daha sonra 2003 senesinde ...’ın Dragoz’da bulunan villası için çalışmalar yaptığını, bu villanın iskânını alabilmek için Kartal Belediyesiyle çalışmalarının olduğunu, fakat iş için istenilen ücret fazla bulunduğundan işlerinin yarım kaldığını, bu iş için bir aya yakın süre boyunca ... ile sürekli görüştüğünü, 2003 yılının sonlarına doğru ... ile bir para alışverişlerinin olduğunu, bankada bulunan 100.000 TL’sini daha iyi kazanç getireceğinden bahisle ...’nin istediğini, bunun karşılığında teminat olsun diye ... Şirketlerinin 180.000 TL bedelli temliknamesini getirdiğini, bu temliknameyi getirdiğinde kendisinden noter masrafı adı altında 1.100 TL aldığını, 180.000 TL’lik temliknamenin 140.000 TL’sinin kendi alacağı, kalan kısmının ise ...’ün alacağı olduğunu, temliknameyi avukatına sorup noterlikten ve SSK’dan teyit ettikten sonra belirttiği miktardaki parasını ...’nin ... Ortaköy Şubesindeki hesabına yolladığını, 2004 yılının başlarında ...’nin aldığı 4 katlı büyük villanın tadilat ve dekorasyon işini yaptığını, yine 2004 senesinin Ocak ayında satılığa çıkarttığı ablasına ait evi satın alan ...’nin bu kez de 200.000 TL bedelli bir temlikname getirdiğini, temliknamedeki meblağın büyüklüğünü sorduğunda, “Bu temlikte benim de param var, satılan ev için 60.000 TL’yi içerisinden aldıktan sonra kalan parayla evimin tadilatını yaparsın ve ona göre hesap görürüz.” dediğini, evin tadilatı için yaklaşık 100.000 Dolar maliyet çıkarttıklarını, verdiği para haricinde ... Şirketler Grubuna çekler de verdiğini, 2004 yılının 6. ayında ... Şirketinin finans müdürü ...’un kaçtığını başka kanallardan öğrendiğini, ...’ten bu durumu teyit ettiğini, 2004 yılının 8. ayının başında ... Şirketlerinin avukatı olan ...’in kendisini 2 kez bürosuna çağırdığını, konuştuklarını ancak hiçbir sonuç çıkmadığını, bunun üzerine 180.000 TL’lik temliknameyi icra takibine konu ettiğini, ancak bu icra takibine itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, 2005 yılının Mart ayının başında ... ...’ın kendisiyle görüşmek istediğini bir arkadaşının aracılığı ile ilettiğini, bunun üzerine arkadaşı, kendisi ve abisi ile birlikte ... Şirketine gittiklerini, gittiklerinde 1 emekli savcı, 2 avukat ve ... ... ile toplantı yaptıklarını, konuyla ilgili biraz konuştuktan sonra ...’yi dolandırıcılıktan dava etmesini ve ...’un yargılamasında tanıklık yapmasını kendisinden istediklerini, bunları yapması hâlinde piyasada bulunan çeklerinin kanuni yoldan düşmesini sağlayacaklarını, ağır ceza mahkemesindeki yargılamada da yardımcı olacaklarını söylediklerini, bunun üzerine abisinin sert bir şekilde itiraz ederek kendilerini masadan kaldırdığını, ... ...’ın sakin olup tekrar oturup görüşmeye devam etmeleri gerektiğini, paranın mevzu bahis olmadığını, bir şekilde anlaşabileceklerini söylediğini, ancak kendilerinin ise çeklerinin ödenmesi hâlinde temlikleri iade edebileceklerini söylediklerini, tanıklık yapmayıp ... hakkında da şikâyetçi olmayacaklarını beyan ettiklerini,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda özetle; ... Tur. Nak. İnş. Eml. ve Dek. Tic. Ltd. Şti.nin yetkilisi olduğunu, 2001 yılında ... Şirketine inşaat malzemesi sattığını, ayrıca ... Şirketlerinin ilaçlarının Şirketi vasıtası ile dağıtıldığını, sonrasında ... ve ...’un kendisi ile görüştüklerini, çek karnesi alamadıklarını söyleyerek kendisinden hatır çeki istediklerini, aralarındaki güven doğrultusunda bu talebi kabul ettiğini, her ay belirli bir miktar ödenmek üzere hatır çeki verdiğini, karşılığında da müşteri çeki veya temlikname aldığını, bu müşteri çeki ve temliknameler ile piyasadaki hatır çeklerini ödediğini, bu şekilde aralarında 7 trilyonu aşkın hatır çeki transferinin oluştuğunu, bunların hatır çeki olması nedeniyle ticari defterlerde kaydının bulunmadığını, iddianameye konu edilen 7 adet çekin de bunlardan olduğunu, çekleri ...’a ve ...’a teslim ettiğini, ... Şirketlerine verdiği çeklerden dolayı zarar gördüğünü, ayrıca abisi ...’ten de çek alıp verdiği için abisinin de zarar gördüğünü, Şirketi ve ...’ı çok iyi tanıdığını, ...’ın rızası olmadan ...’un adım dahi atamayacağını bildiğini, sanık ...’ın ticari ilişkilerini kabul etmemesine rağmen müdafisi aracılığı ile Mahkemeye sunduğu dilekçesiyle kendisine verdiği 27.06.2003 tarihli ve 10288 yevmiye numaralı, 100.000 bedelli temliknamedeki imzasını kabul ettiğini, ayrıca Şirket kasasından kendisine ait çeklerin çıktığını, ...’u ... Şirketler Grubunda finans müdürü olarak çalışan ve ...’ın yokluğunda yaptığı işler itiraza uğramayacak yegane kişi olarak tanıdığını, belgelere ...’ın ...’a imza attırdığını ve bunu yaparken de piyasayı dolandırmayı planladığını düşündüğünü,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda özetle; kendisinin turizm işiyle iştigal ettiğini, taşımacılık yaptığını, iddianamede bahsedilen olaylarla ilgisinin olmadığını, ... Şirketi yetkililerini ve ...’u tanımadığını, iddianamede bahsi geçenlerden kardeşi ... dışındakileri tanımadığını, kardeşi ...’ın kendisinden hatır çeki istediğini, kendisinin de kardeşine bu çekleri verdiğini, kardeşinin bu çekleri piyasada kullandığını, herhangi bir suçla ilgisinin olmadığını,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda özetle; ARM firmasının hâkim ortağı olduğunu, ... Şirketler Grubuna 2001 – 2002 yıllarında kimyevi madde satışı yaptığını, bu süreçte 4 – 5 trilyon TL civarında işlem hacmine ulaştıklarını, Şirketin müdürü olarak bildiği ...’un bir gün gelerek karşılıksız çekleri nedeniyle yasaklı olduklarını, hatır çeki verip veremeyeceğini kendisine sorduğunu, ... Şirketler Grubunun iyi ilişkiler içinde çalıştığı tek şirket olması nedeniyle hatır çeklerini verdiğini, miktarını tam hatırlamadığını ama 4 adet verdiğini hatırladığını, bazı çekleri bizzat ...’a verdiğini, çeklerdeki diğer cirantaları tanımadığını,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda özetle; kuaför malzemesi satıcılığı yaptığını, ... Şirketleri ile herhangi bir ticari ilişkisinin olmadığını, arkadaşları ... ve ...’nin ... Şirketlerine borç para verip temlikname aldıklarını duyduğunu, bu nedenle kendisinin de 2004 yılının Mart ayında ... ve ... aracılığı ile Şirkete 160.000 TL değerinde nakit para ve çekler verdiğini, karşılığında 180.000 TL bedelli temlikname aldığını, daha sonra Şirket sahibinin finans müdürüne imzalarını attırarak temlikname düzenlettiğini öğrendiğini, kendisi gibi birçok insanın mağdur olduğunu, Şirkete verdiği parayı eşinden dostundan, kendisine ait fon ve borsada bulunan değerlerinden ve altınlarından temin ettiğini,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda özetle; Ay Finans isimli firmanın yetkilisi olduğunu, sanık ...’a 1998 – 1999 yıllarından beri kredi kullandırdığını, borç para verdiğini, herhangi bir sorunun çıkmadığını, ancak 2003 yılında kullandırdığı kredi yönünden 2004 yılında problem çıktığını, sanık ...’ın bu krediyi ödemeye yanaşmadığını, gösterilen ikrazatçı genel kredi sözleşmesindeki Ay Finans kaşesi altındaki imzanın kendisine ait olduğunu, bu sözleşmeyi düzenleme tarihinden kısa bir süre önce ... Şirketlerinin finans işlerini yürüten inceleme dışı sanık ...’un kendisini aradığını, ...’ın görüşmek istediğini söylediğini, ...’deki Şirket merkezine gittiğini, ... ile görüştüğünü, ...’ın kendisinden yine borç istediğini ve sonraki işlerde doğrudan kendisiyle muhatap olmasına gerek olmadığını, ...’la bu işleri yürütmesini söylediğini, bunun üzerine gösterilen ikrazat sözleşmesini kendi iş yerinde hazırladığını, imzalaması gereken yerleri imzalayıp ... firmasına giderek ...’ın isteği doğrultusunda ...’la görüştüğünü, ...’un sanık ...’ın ... dışında olduğunu, belgeyi imzalatacağını, 2 – 3 gün sonra gelip alabileceğini söylediğini, daha sonra kendisinin ... firmasına gitmesine gerek kalmadan bu sözleşmenin ve ... 2. Noterliğinin 18489 yevmiye numaralı temliknamesinin ... tarafından kendisine getirildiğini, ... ... Rıhtım Şubesindeki sanık ... hesabına, ... Beşyüzevler Şubesinden 200.000 TL gönderdiğini, ayrıca daha sonra ... Şirket merkezine giderek elden ve nakden ...’un sekreteri olan ...’e 7 adet tediye makbuzu ile 61.495,50 TL’yi teslim ettiğini, bu belgelerin bir örneğini dosyaya ibraz ettiğini, ... ile birlikte hareket etmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, asıl sahteciliği yapanın ... olduğunu,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda özetle; sanık ...’ı tanıdığını, abisi ... ikrazatçılık işiyle uğraştığından sanığa borç para verdiklerini, bunun karşılığında iddianamede belirtilen temliknameleri aldıklarını, düzenlendikleri sırada noterlikte olmadıklarını, hazırlandıktan sonra bir nüshasının posta yoluyla kendisine geldiğini, noterlikçe düzenlenen bu temliknamelerin sahte olduğunu düşünmediklerini, ...’ın yönlendirmesi neticesinde para alışverişlerini ... ile yaptıklarını, ... ile işbirliği yapmaları gibi bir durumun söz konusu olmadığını,
İnceleme dışı sanıklar ... ve ... aşamalarda özetle; uzun süre Almanya’da işçi olarak çalıştıklarını, 2003 yılında Türkiye’ye kesin dönüş yaptıklarını, Türkiye’ye döndükten sonra ...’yı eskiden aynı semtte oturuyor olmaları nedeniyle tanıyan ve ... Dış Tic. AŞ’nin finans müdürü olan inceleme dışı sanık ...’un Şirketin paraya ihtiyacı olduğunu söyleyerek kendilerinden borç para istediğini, ikisi birlikte toplam 130.000 TL’yi adı geçen Şirketteki odasında ...’a verdiklerini, ...’un da 45 günlük vadeyi de hesaplayarak 148.000 TL bedelli bir senedi kaşeleyip imzalayarak kendilerine verdiğini, daha sonra bu senedin ödenmediğini, ...’ı tanımadıklarını, sadece bu Şirketin hissedarı ve yetkilisi olduğunu haricen öğrendiklerini,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda özetle; ... Elektrik Ltd. Şti.nin ortağı ve yetkilisi olduğunu, katılan ... aracılığıyla 2001 yılında inceleme dışı sanık ... ile tanıştığını, ...’un Şirketin nakit paraya ihtiyacı olduğunu söyleyip kendisinden borç istediğini, 2003 yılında ... aracılığıyla verdiği para karşılığında kendisine verilen 270.000 TL’lik temliknamenin ödendiğini, 2004 yılında yeniden parça parça nakit para ve çeklerini Şirkete verdiğini, bu kez karşılığında 200.000 TL bedelli temlikname aldığını, ancak bu temliknamenin sahte olduğunun ileri sürüldüğünü, son bilirkişi raporundaki ... ile herhangi bir ticari ilişkisinin olmadığına dair değerlendirmeyi kabul etmediğini, raporda ...’ın finansal ilişki içinde kendisine 270.000 TL ödeme yapıldığına dair defter kayıtlarının kabul edilmesine rağmen, sonrasında 200.000 TL’lik temliği almak için mali durumunun yeterli olmadığının söylendiğini, bu açılardan raporun çelişkili olduğunu, bu kadar taraflı bir raporun düzenlenemeyeceğini,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda özetle; olay tarihlerinde ... Ecza Deposunun ortağı ve yasal temsilcisi olduğunu, ayrıca ... İlaç firmasının 20 yıllık bayisi olduğunu, bu arada ... Gıda isimli firmanın da kardeşi ... ...’e ait olduğunu, ... Şirketine mal almak için çek gönderdiğini, ayrıca bazen de teminat amacıyla çekler verdiğini, bunun çekin arkasında yazdığını, iddianameye konu edilen çeklerin mal karşılığı değil teminat amaçlı verildiğini, ancak buna rağmen bu çeklerin üçüncü kişilere ciro edildiğini, bu çekler karşılığında mal almadıkları için çeklerin kullanılmasından zarar gördüklerini, bununla ilgili ... Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açtıklarını, ...’un bu davalarda da beyanda bulunduğunu, işlerin böyle yürüdüğünü, ... Eczaya malların gönderilmediğini, bu husustan firma sahibi ...’ın da bilgisinin olduğunu söylediğini, diğer şahısların hiçbirisini tanımadığını, suçsuz olduğunu,
İnceleme dışı sanık ... ... aşamalarda özetle; ... Gıda Tarım Hayvancılık İnş. Ltd. Şti.nin ortağı ve temsilcisi olduğunu, kardeşi ...’in yetkilisi olduğu ... Ecza Deposuna bazı çekler verdiğini, kardeşinin de bu çekleri ... Şirketine teminat olarak verdiğini, bunun karşılığında teminat olduğuna dair belge alındığını, ancak çeklerinin gününde iade edilmediği gibi üçüncü şahıslara ciro edildiğini ve haklarında icra takiplerinin başladığını, sahtecilik yapmadıklarını, suçsuz olduklarını,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda özetle; Grup Metal San. Tic. Ltd. Şti.nin ortağı ve yetkilisi olduğunu, 2003 yılının Ağustos ayında daha önceden tanıdıkları ve iş yaptıkları ... İnş. Ltd. Şti.nin yetkilisi olan ...’in gelerek 8 – 10 yıldır ... Şirketine malzeme sattıklarını, bu Şirketin sahibi ...’ı tanıdığını, ...’de bulunan ... Fabrikasının büyütüleceğini, ciddi miktarda inşaat demiri alınacağını, bu kadar ciddi miktardaki malzemeyi veremediğini, bu yüzden geldiğini, ancak ödemelerin noterden düzenlenen SSK alacaklarının devrine ilişkin temliknamelerle yapıldığını, SSK’nın da 3-4 ay içinde ödemeleri yaptığını kendilerine söylediğini, yaptıkları araştırmada temlikname ile ödemenin güven telkin ettiğini, bununla birlikte ... Şirketiyle protokol yapılmasını zorunlu koştuklarını, 80.000 TL bedelli ilk temliknamenin geldiğini, ... İnşaatın yetkilisi ...’in verdiği plakalar ile malzemelerin sevk edildiğini, zamanı geldiğinde 80.000 TL’nin SSK tarafından yetkilisi olduğu Grup Metal Şirketinin hesabına yattığını, birinci temlik ödendikten sonra oluşan güvenle gelen temlikname karşılığı malzemelerin sevkine başlandığını, 100.000 TL’lik ikinci temlik ödenmediğinde karşı tarafa ödeme yapılana kadar mal verilmeyeceğinin iletildiğini, ... Şirketinin finans müdürü olan inceleme dışı sanık ...’un üçüncü temlikle beraber o güne kadarki tüm demir satış bedellerinin ödeneceğini ve mağduriyetlerinin giderileceğini söylediğini, ancak üçüncü temlik de ödenmeyince 04.05.2004 tarihinde kendileri tarafından malzeme satışlarının tamamen durdurulduğunu, sonrasında ellerinde 1.000.000 TL değerinden fazla temliknameler bulunmasına rağmen iyi niyetli olarak icra takibine girişmediklerini, Şirket yetkilileri ile görüşmeler yaptıklarını, ilk görüşmelerinin ... Şirketleri Merkezinde olduğunu, görüşmeye ... Şirketinin o tarihteki muhasebe müdürü ile avukatları... Bey, Grup Metali temsilen kendisi, abisi ... ve hukukçu arkadaşları ... ... ile malzemelerin taşımacılığını yapan ... İnşaat Şirketinin yetkilisi ...’in katıldığını, bu görüşmede nakit sıkıntısı içinde olduklarını söyleyip ödeme konusunda uzatma istediklerini, kendilerinin de bu durumu olumu karşıladıklarını, daha sonra da ... veya ... isminde bir şahısla ... Bey adında bir şahsın kendilerini aradıklarını ve akabinde Şirket merkezlerine gelerek ... Şirketi temsilcisi olduklarını, 2004 yılı sonu ile 2005 yılı içerisinde aylık ödemeler şeklinde TL veya USD ile düzenlenecek senetlerle ödeme yapabileceklerini, ancak gecikme faizi konusunda da yardımcı olmalarını, mümkünse vade farkı almamalarını istediklerini, bunu da kabul edip süre tanıdıklarını, ancak süre tanımaları sonucunda da herhangi bir ödeme yapılmayınca icra işlemlerini başlattıklarını, icraya itiraz edildiğini, bu ticarette asıl mağdur olanın kendileri olduğunu, önceden ödenen temliknamedeki imza ile suça konu edilen temliknamelerdeki imzaların aynı olduğunu, ödenen temliknameye itiraz edilmezken bunlara itiraz edildiğini, ayrıca kendilerinden aldıkları demirleri de dışarıda faturasız satarak ucuza nakit sağlama yoluna gittiklerini de sonradan duyduklarını,
İnceleme dışı sanık ... özetle; 2003 yılında ... İnşaat isimli firmanın yetkilisi ... aracılığı ile ... Şirketler Grubunda çalışan ...’u tanıdıklarını, aynı tarihlerde 80.000 TL’lik demir verdiklerini, karşılığında temlikname aldıklarını, bu ilk temliknamenin ödendiğini, daha sonra 100.000 TL’lik temlikname karşılığı mal verildiğini, ödeme olmayınca sıkıntı yaşandığını, ayrıca bu ve bundan sonra verilen temliknamelerin sahte olduğunun ileri sürüldüğünü, suçlamayı kabul etmediğini,
İnceleme dışı sanık ... özetle; perakende demir ticareti işi ile iştigal ettiğini, inşaat malzemeleri alıp sattığını, inceleme dışı sanık ...’ın ise toptan demir ticareti yaptığını, ... Şirketlerine demir sattığı için aralarında ticari ilişki bulunduğunu, ... Şirketinin demir ihtiyacını karşılayamadığından ...’ı ... ile tanıştırdığını, demir alımını ...’dan yapabileceklerini söylediğini, ...’ın belirli bir miktar demiri ...’dan satın aldığını, değişik yerlerden satın alınan demirlerin bir kısmının kendi araçları ile bir kısmının da nakliye şirketi tırları ile ...’ye gönderildiğini, demir piyasasının altından daha değerli olduğunu, o dönemlerde aylık 6 – 6,5 oranında faiz varken para kullanmak istediklerinde demiri vadeli alıp peşin satarak nakit ihtiyaçlarını giderdiklerini, ... Şirketlerinin satın aldıkları demirleri ihtiyaçlarında mı kullandıklarını, yoksa satıp nakit ihtiyaçlarını mı giderdiklerini bilemediğini, demir alımlarında ...’ın doğrudan kendisi ile görüştüğünü,
İnceleme dışı sanık ... özetle; dosya kapsamında yalnızca inceleme dışı sanık ...’u tanıdığını, ...’un kendisinden hatır çeki talep ettiğini, kendisinin de 3.000 ve 6.000 TL’lik 5 veya 6 adet çek verdiğini, bunların nasıl kullanıldığını bilmediğini, çeklerin son olarak ... tarafından bedelleri ödenip bankadan alınarak tarafına iade edildiğini, olayla ilgili başkaca bağlantısının olmadığını,
İnceleme dışı sanık ... özetle; olay tarihlerinde ... İnşaat Gıda San. Tic. Ltd. Şti. adında bir firmasının olduğunu, arkadaşı olan ve aynı zamanda muhasebeci olarak bildiği ...’den Şirketinin muhasebe işleri için bilgi aldığını, ...’ün ... Şirketine yakın bir yerde muhasebe bürosunun bulunduğunu, ... Şirketi yetkilisi olan ...’u da ... sayesinde tanıdığını, faizle para verdikleri için ...’a o dönem 190.000 TL para verdiğini, bu paranın bir kısmını ... İncirli Şubesindeki hesabından çekerek, bir kısmını da kasasında bulunan dövizi Sapan Döviz isimli bürodan bozdurarak temin ettiğini, karşılığında ...’dan 4 adet çek aldığını, bu çekleri alırken sanık ...’ın da yanlarında olduğunu ve bu parayı onlara verdiği için kendisine teşekkür ettiğini, hatta bu olaydan yaklaşık 4 ay önce de yine 70.000 TL’yi ...’a verdiğini, bu paranın kendisine tahminen %4 faizle geri ödendiğini, ancak son verdiği paranın karşılığında aldığı çeklerin ödenmediğini, karşılıksız kaldığını, ... Şirketine gittiğini, ... ... ile görüştüğünü, yanında avukatı Aykut Beyin de olduğunu, ... ...’ın sıkıntıları bulunduğunu, borçlarını en kısa zamanda ödeyeceklerini kendisine söylediğini, ancak ödemediklerini, birkaç kez daha Şirkete gittiğini, içeri dahi almadıklarını, çekleri icra takibine konu ettiğini, şu ana kadar icradan da sonuç alamadığını, düzeninin bozulduğunu ve Urfa’ya geri döndüğünü,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda özetle; Boğaziçi Tasarım Mühendislik ... isimli şahıs firmasının bulunduğunu, inşaat alt yapı işi yapıp inşaat malzemeleri sattığını, Global Taşımacılık isimli firmadan inşaat malzemesi alıp ödemeleri de çekle yaptığını, kendi çekinin ... Şirketinin veya ...’ın eline nasıl geçtiğini bilmediğini, ancak büyük ihtimalle Global Taşımacılık isimli firmanın cirosu ile bu şahıs veya firmanın eline geçmiş olabileceğini, Global Taşımacılık isimli firmanın yetkilisi olduğunu söyleyen şahsın kendisini Hüseyin olarak tanıttığını, sonradan bu firmanın piyasadan kaybolduğunu, ayrıca suça konu bu iki çeki Global Taşımacılık isimli firmaya teminat çeki olarak verdiğini, daha sonra karşılığını nakit olarak ödediğinde çeklerini geri aldığını, aslında bu şekilde çalıştıklarını, ancak bu iki çekin kalmış olduğunu, suçlamayı kabul etmediğini,
İnceleme dışı sanıklar ... ve ... aşamalarda özetle; aile şirketleri olan ... End. Mam. Paz. ve Tic. AŞ’nin yönetim kurulu üyeleri olduklarını, adı geçen Şirketin toptan ve perakende demir ticareti yapan büyük bir aile Şirketi olduğunu, ... Şirketiyle 2002 yılının başından beri ticari ilişkilerinin devam ettiğini, adı geçen Şirketle daha çok Şirketlerinin yönetim kurulu üyelerinden ...’nun temas kurması nedeniyle detaylı bilgiye ...’nun sahip olduğunu, ... Şirketlerine ticari ilişki dışında şahsi olarak ödünç para da verildiğini, hem ticari ilişki hem de ödünç paralar karşılığında adı geçen Şirketin ciroları bulunan kambiyo evrakları veya temliknamelerin kendilerine tevdi edildiğini, Şirketle olan ilişkilerinde köprü görevini Şirketin finans müdürü olan inceleme dışı sanık ...’un yerine getirdiğini, ... Şirketleri ile olan ticari ilişkilerinde Şirket adına verilen kambiyo evrakı ve temlikler 2004 yılının 4 – 5. aylarına kadar ödenmişken bu aylardan sonra ödemelerin durdurulduğunu, ödemeden kaçmak için belgeler üzerindeki imzaların inkârına gidildiğini, suçsuz olduklarını, şikâyetçi olması gereken şahısların kendileri olduğunu,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda özetle; kömür ticareti ile uğraştığını, elektrik malzemeleri satan kardeşi inceleme dışı sanık ...’e daha önceden borç verdiğini, ...’in de ... Şirketlerinden alacağı bulunduğundan kendisine “... Şirketindeki alacaklarımı sana temlik edeceğim, kabul ediyor musun?” diye sorduğunu, kardeşinin teklifini kabul etmesi üzerine iddianameye konu edilen 4 adet temliknamenin kendisine geldiğini, temliklerin noterlik tarafından PTT aracılığıyla kendisine gönderildiğini, kendisiyle aynı durumda olan çok kişi olduğunu, hepsinin ...’ı dolandırmasının mümkün olmadığını, ...’ın sırf borçlarını ödememek için bu şekilde davrandığını, olayı da muhasebe müdürüne yıkarak kurtulabileceğini zannettiğini,
İnceleme dışı sanık ...özetle; toptan gıda üzerine iş yeri olduğunu, şeker ticareti ile uğraştığını, ... İlaç Fabrikasına satış elemanı aracılığı ile şeker verdiğini ve karşılığında çek aldığını, 2004 yılına kadar ödemelerde herhangi bir sorun yaşanmadığını, en son verdikleri üç çekin karşılıksız çıktığını, icra takibi yaptığını, ...’u, ...’yi, ...’ı ve ...’ı tanımadığını,
İnceleme dışı sanık ... özetle; elektrik malzemeleri ve gıda üzerine iş yaptığını, ... Şirket yetkililerini tanımadığını, ortağı olan ... ile birlikte ... firmasına para gönderdiğini, bir defasında ... aracılığı ile 180.000 TL nakit parayı ...’a gönderdiğini, kendisine 200.000 TL’lik temlikname geldiğini, bunların makbuzlarının bulunduğunu, ...’u da tanımadığını, daha önceki 180.000 TL’lik olanın ödendiğini,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda özetle; 2002 yılından itibaren ve hâlen ...’de bulunan ... Döviz isimli firmada çalıştığını, 2002 veya 2003 yılından itibaren çalıştığı firma yetkilisinin talimatı ile ... firmasına TL veya döviz cinsinden nakit para götürüp genelde inceleme dışı sanık ...’a verdiğini, bazen de orda bulunan çalışanlara bıraktığını, karşılığında da hiçbir şey almadığını, sahte belge düzenlenmesiyle bir ilgisinin olmadığını,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda ve beyan dilekçelerinde özetle; ... Petrol Ürünleri İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... İnş. Mad. Kuy. ve Tur. Tic. San. Ltd. Şti.’nin ortağı ve yetkilisi olduğunu, 1999 yıllarında ... Grubuna para vermeye başladığını, gönderdikleri paralara ilişkin banka kayıtlarını dosyaya ibraz ettiklerini, ortağı olduğu ... Petrol Ürünleri İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Grubu arasındaki borç ilişkisinin tasfiyesi için ... Şirketler Grubu tarafından verilen 17 adet çekin ödenmemesi üzerine bu çek bedellerine ilişkin ödeme rejimini yeniden tanzim etmek suretiyle aralarında 15.01.2001 tarihli Protokolün tanzim edildiğini, protokole göre ... Şirketler Grubunun anılan çek bedellerinden doğan tüm borçlarını protokolde yazılan ve kararlaştırılan tarihlerde ödemeyi kabul ve taahhüt ettiklerini, belirtilen borcun bir kısmının ödendiğini ancak 44.000 TL civarındaki borcun ödenmemesi üzerine önce Şirketten borcun ödenmesinin talep edildiğini, ödenmeyince ... 3. İcra Müdürlüğünün 2006/14202 esas sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine başlandığını, ancak ... Şirketler Grubunca icra takibine itiraz edildiğini, itirazın iptali için açılan dava sonucunda da ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2007/524 esas sayılı dosyasında alacaklarının kısmen kabulüne karar verildiğini ve bu kararın da onandığını, ... Şirketlerinin kendilerine ödeme yaptıklarına dair delilleri de dosyaya sunduklarını, ... ile doğrudan irtibat kurduğunu,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda ve beyan dilekçelerinde özetle; Finansbank bünyesinde faaliyet gösteren mağdur ... Faktoring AŞ’nin suç tarihlerindeki yönetim kurulu üyesi ve genel müdürü olduğunu, 1997 yılında ... Şirketleriyle tanıştıklarını ve o tarihten itibaren çalışmaya başladıklarını, sanık ...’ın yetkilisi bulunduğu Şirketlere faktoring hizmetleri sunulduğunu, karşılığında ... Şirketlerinin SSK’ya verdikleri ilaç bedellerinden doğan alacaklarını temlik yoluyla aldıklarını, aralarındaki ilişkinin 10 tane temlikname ile sınırlı olmadığını, ... Şirketleriyle 13 milyon TL’lik çalışmalarının olduğunu, 2004 yılının ortalarına kadar ... Şirketleriyle ilişkilerinin bu şekilde sürdüğünü, suçlamaların doğru olmadığını, sanık ... ve Şirketlerince sahtelik iddialarının en geç ...’un iş akdinin feshedildiği tarih olan 11.06.2004 tarihinde öğrenilmesine rağmen, bu sahtelik iddialarının ... Faktoring AŞ’ye 3 ay 12 gün sonra çekilen ihtarname ile bildirilmesi ve 2 yıl gibi bir süre sonra huzurdaki şikâyette bulunulması bile söz konusu sahte temlikname düzenleme eylemine iştirak etmediklerinin göstergesi olduğunu, kaldı ki sahte temlikname iddialarının ortaya çıktığı 2004 yılı Haziran ayından sonra taraflar arasında sanığın organize ettiği borcun tasfiyesine ilişkin toplantıların yapıldığını, bu görüşmeler sırasında temliknameler geçerli kabul edilerek bizzat sanık tarafından ciro edilen ve toplam bedeli 3.183.420 TL olan 25 adet bononun ... Faktoring AŞ’ye 12.08.2004 tarihinde verildiğini, buna ilişkin senet bordrosunu dosya içerisine sunduklarını, ...’ın yetkilisi bulunduğu ... Dış Tic. AŞ ile olay tarihi itibarıyla yetkilisi olduğu ... Faktoring AŞ arasında ... 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/916 esas sayılı ve bu dosya ile birleşen hukuk davalarının ... Faktoring AŞ lehine sonuçlandığını, bu hukuk davasının geçmişinin ... Dış Tic. AŞ tarafından ... Faktoring AŞ aleyhine açılan davaya dayandığını, ayrıca ...’ın ve ... Dış Ticaret AŞ’nin şikâyetlerinden ve müdahillik sıfatlarından vazgeçtiklerini dosya kapsamında ibraz ettikleri 20.04.2017 tarihli dilekçe ile belirttiklerini, bu hususun dahi suça konu edilen temliknameler karşılığında paralar ödendiğinin ve bu temliknamelerin Şirket kayıtlarında yer aldığının en önemli delili olduğunu, tüm bu delillerle ... Dış Ticaret AŞ’ye, ... Faktoring AŞ tarafından faktoring hizmeti kapsamında milyonlarca TL para ödendiğinin ispatlandığını, ...’ın finans müdürü ... olmadan iş yapmadığını, her şeyi birlikte yaptıklarını, öte yandan ... hakkında ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.11.1996 tarihli ve 185-266 sayılı kararıyla benzer bir eyleminden kaynaklanan resmî belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından verilmiş mahkûmiyet hükümlerinin bulunduğunu,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda ve beyan dilekçelerinde özetle; katılan ... San. ve Tic. AŞ’nin yetkilisi olduğunu, çelik imalatı ve montajı işi ile iştigal ettiğini, olay tarihlerinde ... Dış Tic. AŞ’nin yetkilisi sanık ... ile ... Şirketinin yaptıracağı fabrika inşaatının çeşitli konstrüksiyon işinin yapılması konusunda anlaşmaya vardıklarını, ...’ın işlerin konstrüksiyon işi aşamasına gelmesi için nakit paraya ihtiyaçlarının olduğunu söylediğini, aralarında oluşan güven ortamı ve işin gerçekleşmemesi hâlini düşünerek ...’a 400.000 TL tutarında para verdiğini, 2004 yılı yevmiye defterinde 10.01.2004 tarih ve 35 sayı ile bu kaydın yer aldığını, ... Dış Tic. AŞ tarafından da SSK’dan olan alacaklarının devrine dair 200’er bin TL bedelli 2 adet temliknamenin kendisine verildiğini, Noterden düzenlenme bu temliknamelerin sahte olabileceğini düşünmediğini, temliknameler ödenmeyince ... 4. İcra Müdürlüğünün 2004/8725 esas sayılı dosyası üzerinden takibe geçtiğini, sanığın yetkilisi olduğu Şirketin bu takibe kötü niyetli itirazı üzerine ... 3. Ticaret Mahkemesinin 2005/695 esas sayılı dosyasında dava açtıklarını, bu dava kapsamında düzenlenen bilirkişi raporunda 06.12.2006 tarihli bilirkişi raporuyla da kendi ticari defter kayıtlarına göre bu ödemenin yapıldığının sabit olduğunu, ayrıca dosya kapsamında ... Şirketlerinin birçok kişiye karşı da aynı yöntemle sahtecilik iddiasında bulunduğunu, ancak bazılarına daha sonra ödemeler yaptığını, yine daha önceden de benzer şekilde düzenlenen belgelerin ödenmesine rağmen şikâyete konu edilen bu belgeler yönünden imza itirazında bulunulmasının ...’ın kötü niyetle hareket ettiğini gösterdiğini, ...’ın dosya kapsamında daha önce aralarında ticari ilişki bulunduğu anlaşılan ..., ... ve ... isimli firma gibi kişi ve firmalar yönünden de şikâyetçi olduğunu, halbuki bu şahıs ve firmalara daha önceleri ... Şirketlerinden ödemeler yapıldığının belgelerle ortada olduğunu, ...’ın borçlarından kurtulmak için bu şekilde davranış sergilediğini, dosya kapsamında aldırılan son bilirkişi raporunun hiçbir araştırma yapılmadan, kes, kopyala ve yapıştır yöntemiyle hazırlandığını, birçok şirkette ortaklığı ve yöneticiliği olmasına rağmen 400.000 TL’lik ödeme yapma kapasitesinin olmadığına dair yorumun tamamen afaki ifadelere dayandığını, sadece ortağı olduğu şirketlerin ticari sicil kayıtlarına bakılsa dahi temliknamelerdeki bedelin ödenebileceğinin aşikar olduğunu,
İnceleme dışı sanık ... aşamalarda özetle; sanık ...’ın sahibi olduğu ... Şirketler Grubunda 1992 yılında finansman müdür yardımcısı olarak işe girdiğini, 1994 yılındaki ekonomik kriz nedeniyle müdür işi bırakınca onun yerine bakmaya başladığını, bu işi 11.06.2004 tarihine kadar sürdürdüğünü, Şirketin bütün mali işlerini, alacağını vereceğini düzenleyen işlere baktığını, kriz döneminde Şirketin banka ve piyasaya 40 milyon dolar civarında borcu bulunduğunu, bankalardan kredi alamadıklarını, Şirketin mali krize girmesi nedeniyle patronları sanık ...’ın ikrazat, faktoring firmalarından ve şahıslardan para bularak Şirkete kaynak sağlamasını kendisine söylediğini, Şirketi temsile yetkili olmadığını, Şirket adına düzenlenen temlikname, çek ve senetlerin imzalanması için sanık tarafından kendisine verilmiş yazılı bir beyanın da bulunmadığını, Şirkete para bulmak için yetkisi olmadığı hâlde sanık ...’ın isteği ve rızası doğrultusunda Şirketin kaşesi altına imza atarak senetler düzenlediğini, çeşitli şirketlerin çek ve senetlerini ciro edip şahıslara ve firmalara verdiğini, karşılığında nakit olarak kredi temin ettiğini, düzenlediği çek ve senetleri verdiği şahıs veya şirketlerden almış olduğu paraların karşılığının Şirketlerince uzun süre ödendiğini, yine SSK’dan olan Şirket alacaklarını Şirketin borçlu olduğu diğer şirketlere ve şahıslara temlik etmeye başladıklarını, temliknamelerin bir kısmını Şirket adına imzaladığını, soruşturma aşamasında ibraz edilen ve sahte olduğu belirtilen temliknamelerdeki imzaların kendisine ait olduğunu, yine soruşturma aşamasında başka davalara konu edilen çek ve senetlerdeki sanık ... adına atılan tüm imzaların da kendisine ait olduğunu, temliknameler resmî evrak olduğu ve noterlikten düzenlendiği için temliknamelerdeki imzaları sanığın imzasına benzeterek attığını, sanık ...’ın da talimatının bu yönde olduğunu, çek ve bonolara doğrudan kendi imzasını attığını, tüm bu işlemleri Şirket adına ve Şirketin borçları nedeniyle yaptığını, karşılığında faizle borç para aldıklarını ancak işlemlerin tamamen sanık ...’ın bilgisi dahilinde yerine getirildiğini, sanığın çoğu zaman Şirkette bulunmadığını, bu sebeple de sanığa haber verip belgeler üzerinde sanığın yerine imza attığını, aksi hâlde bu büyüklükteki bir şirketin işlerinin yürümesinin mümkün olmadığını, kendisinin notere gitmediğini, noter ve görevlilerinin adını bildiklerini, ancak kendisini tanımadıklarını, sanık ...’ın da hiçbir evrak için notere gitmediğini, ayrıca noter görevlilerinin de fabrikaya gelmediklerini, işlemlerin tanzim edilen belgeler üzerinden yürütüldüğünü, ilgili evrakın noterliğe gönderildiğini ve noterlik görevlilerince güvenden dolayı işlemlerin yapıldığını, 14 yıl boyunca Şirkette bu şekilde çalıştığını ve Şirket yetkilisi sanık ...’ın uzun süre itirazda bulunmadan borçları 2004 yılının Haziran ayına kadar ödediğini, düzenlenen temliknameler, çek ve bonolar karşılığında alınan paraların sanık ...’ın cari hesabından muhasebeleştirildiğini, oradan Şirketlerine aktarıldığını, sanki sanığın Şirketlerine para yatırmış gibi gösterildiğini, Şirketin başka yerlere olan borçlarının da bu şekilde ödendiğini, Şirketin çek yasaklısı olması nedeniyle bankalardan çek karnesi de alamadığını, üçüncü şahıslardan almış oldukları çekleri ciro ettiklerini ve para aldıkları kişilere teminat olarak verdiklerini, alınan tüm paralardan sanığın haberi olduğunu, haberi olmadan hiçbir iş yapılmadığını, 2000 yılında Emlak Bankasının, Şirketlerinden olan alacağı için Şirketin tüm bankalardaki hesaplarına bloke koydurttuğunu, bunun üzerine çeklerinin ödenemediğini, karşılıksız kaldığını, çek sahiplerini topladığını ve sanık ...’ın bu şahıslarla bir toplantı yaptığını, toplantıda kendisinin alınan bu paralardan haberinin olmadığını söylemesine rağmen, daha sonra bu kişilerle tek tek görüşerek pazarlık yapıp protokoller imzaladığını, Şirket senedi verip çekleri geri aldığını, yeni verilen senetleri sanığın imzaladığını, inkâr edilen imzaların da kendisi tarafından atılmış olduğunu, sanığın 56 adet temliknameyi şikâyet konusu yaptığını, ancak bunlardan önce verilen ve yine aynı Noterlikte düzenlenen 78 adet temliknamenin 38’indeki imzanın da kendisine ait olmasına rağmen bu temliknamelerden ötürü bir şikâyette bulunulmadığını, imzaladığı bu temliknameler için Şirketin 6.000.000 TL ödediğini, bu olaylardan önce piyasadan topladığı para ile Şirket borçlarını ödediklerini, Şirketin tahsilat işlerine ise sanık ...’ın kendisini karıştırmadığını, bir gün sanık ...’ın Şirket adına tahsil edilen 5 trilyon TL civarındaki nakit ve çek miktarının İsviçre’ye aktarılmasını istemesi üzerine sanıkla aralarında ihtilaf çıktığını ve Şirketten ayrıldığını, iddianamelere konu belgeleri düzenlerken sahtecilik kastı ile hareket etmediğini, bu düşünce ile hareket etmiş olsaydı çek ve bonolara da kendi imzasını atmayacağını, sanık ... ile de fikir ve eylem birliği içerisinde olmadığını,
Şirketlerinin SSK’ya verdiği ilaçlar karşılığında SSK’dan alacaklarının doğduğunu, SSK tarafından hemen ödenmeyen bu alacakların üçüncü şahıs veya şirketlere temlik suretiyle borç ödemesi veya bu kişilerden nakit para alınması için kullanıldığını, bu işlem yapılırken noter kanalıyla gönderilen temliknamenin SSK’da da kayda geçmesi nedeniyle sanık ...’ın bu konudan bilgisinin bulunmasının mümkün olmadığını, yaptığı bu işlemlerden dolayı herhangi bir kazancının bulunmadığını, 2003 yılında kredi kartı borcunu ödeyemediğinden 1 gün tutuklu kaldığını, haksız menfaat elde etseydi Tekstil Banka olan borcunu rahatlıkla ödemiş olacağını, aylık bordrosunun 2.000 TL olarak göründüğünü, yine aylık 5.000 Dolar da prim aldığını, bunun da 14 yılda 850.000 Dolar yapacağını, bir evinin olmasının doğal olduğunu, o evini de bu olay sebebiyle kaybettiğini, başka herhangi bir menkul veya gayrimenkulünün olmadığını,
... Şirketlerinin uzun yıllar boyunca ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti. ve bu Şirketin sahibi olan katılan ... ile ticari ilişkisinin bulunduğunu, buna ilişkin belgelerin dosyaya sunulduğunu, ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti.nin ... Şirketlerinden alacaklı olduğunu, sanık ...’ın katılan ...’yi tanımadığına dair beyanının doğru olmadığını, ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti. adına katılan ...’ün Şirkete hatır çeki verdiğini, daha sonra bu çekin, sanığın da bilgisi dahilinde vergi borçlarının taksiti için kullanıldığını ve vergi indiriminden yararlandıklarını, ...’nin alacağına karşılık olarak sanık ...’ın yönlendirmesiyle ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti.ye çek ve senetler verdiğini, yine adı geçenin ... Şirketlerine yaptığı işler karşılığında önce bir adet temlikname verildiğini, bu temlikname ödenemeyince iade alındığını ve bunun yerine ...’nin diğer alacakları ile birleştirilerek yeni bir temlikname verildiğini, iade alınan temliknameyi Şirket yetkilisi sanık ...’ın imzaladığını, hatta sanığın, kendisini şikâyet etiğinde katılan ...’yi tanık olarak gösterdiğini, ... 2. Noterliğinin 300.000 TL bedelli, 10748 yevmiye numaralı temliknamesindeki imzanın kendisine ait olduğunu, ancak aynı Noterliğin iptal edilen 100.000 TL bedelli 16667 yevmiye numaralı temliknamesindeki imzanın ise sanık ...’a ait olduğunu, Şirketten ayrıldıktan sonra yine imzaları kendisi tarafından atılan, sanığın sahte olduğunu iddia ettiği senetlere ilişkin olarak Şirketin 50.000 TL kadar ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti.ye ödeme yaptığını, kalan senetlerin de iade alınarak yerine yenisinin verildiğini, ticari ilişki olmadığının iddia edilmesine rağmen sahte olduğu söylenen senetlerin neden ödendiğini, yerlerine neden yeni senetler verildiğini, ayrıca sanık ...’ın ... Fabrikasındaki bahçe duvarı düzenlemesi ve proje olayının doğru olduğunu, bu projede ...’yi kendisine sanık ...’ın yönlendirdiğini, ... Fabrikasında belki 80 tane tank olduğunu, bu nedenle tank yapılmadığı iddiasına katılmadığını, 30 – 40 ton demir teslimatı yapıldığını, faturaları kendisinin teslim aldığını, demirlerin alındığını sanıktan onay aldıktan sonra faturaları teslim aldığını, sahte fatura düzenlemediğini, ...’nin aynı zamanda ... Şirketleri için mali müşavirlik ve danışmanlık da yaptığını,
... Faktoring AŞ’den ... Şirketlerinin ihtiyacı doğrultusunda nakit para alındığını, karşılığında temliknamelerin verildiğini, ... Faktoring AŞ’nin şikâyetçi olarak göründüğü iddianamede belirtilen temliknamelerin de bu Şirkete verildiğini, bu Şirkete verilen temliknamelerin bir kısmını kendisinin bir kısmını ise ...’ın imzaladığını, Şirketin işleyişi sırasında sanığın yerine imzaladığı temliknamelerin çoğunun ... Faktoring AŞ’ye ödendiğini, sanığın bilgisi olmadan bu ödemelerin yapılmasının mümkün olmadığını, bildiği kadarıyla kendisi Şirketten ayrıldıktan sonra ... Faktoring AŞ ile sanığın bu temliknamelere ilişkin bir anlaşma da imzaladıklarını,
... Şirketlerinin 1972 tarihinden bu yana katılan ..., ...’ün oğlu inceleme dışı katılan sanık ... ve ...’in yetkilisi olduğu ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. ile ticari ilişkisinin olduğunu, ... ve ...’ın Şirket için borç para temin ettiği kişilerden olduğunu, katılan ...’dan aldıkları borç paralar karşılığında verdikleri senetler de olduğunu, sanık ...’ın 2001 yılından sonra ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. ile ticari ilişkileri yasakladığına dair beyanının doğru olmadığını, sadece 2001 yılı sonrası fabrikalarına aldıkları fuel oili TÜPRAŞ gibi ana şirketlerden almaya başladıklarını, ...’ı sanık ...’ın da çok iyi tanıdığını, Şirket adına ...’dan borç paralar alındığını, çek ve bono dışında temliknamelerin de verildiğini, ancak temliknamelerin annesi katılan ...’a ve yengesi ...’a verildiğini, kendisine gösterilen ... 2. Noterliğinin 09.09.2003 tarihli ve 14662 yevmiye numaralı katılan ... ... lehine düzenlenen temliknamedeki imzanın kendisine ait olduğunu, borç karşılığı temlik yapıldığını, ancak ... ... bu temliği kabul etmediğinden iç yazışma ile bu durumun SSK’ya bildirildiğini, ... ...’ın işlerini inceleme dışı katılan sanık ...’ın takip ettiğini, katılan ...’dan inceleme dışı katılan sanık ... adına 50.000 TL nakit para aldıklarını, karşılığında temlikname ve teminat olarak 70.000 TL bedelli bono verdiklerini,
... Şirketlerinin ...’de bir fabrika binası inşaatı olduğunu, sanığın ...’de bir inşaatının olmadığı iddiasının doğru olmadığını, ...’de Şirketin üretim tesislerinin bulunduğunu, ... Şirketlerinin ... isimli firma ile ticari ilişkisinin olduğunu, bu ticari ilişki karşılığında ... Şirketlerinin SSK’dan olan alacaklarının bir kısmının ... firmasına temlik edildiğini, birçok ödeme yapıldığını, yine SSK’dan yapılan temlik ödemelerinin ... firmasınca hesaptan düşüldüğünü, yine bir kısım ödemeler için de sanık ...’ın talimatıyla bu Şirkete çek ve senetler verildiğini, bu temlikname, çek ve senetlerin birçoğunu sanığın bilgisi dahilinde imzaladığını, ancak sanığın bu borçlardan kurtulma çabasına girdiğini, bu yüzden ... isimli firmayı da şikâyet ettiğini, asıl olarak adı geçen firmanın mağdur olduğunu, hâlen alacaklarını alamadığını,
Ay Finans firmasıyla yapılan ikrazat sözleşmesinin, sanık ...’ın yurt dışında bulunduğu bir dönemde yapılmış bir sözleşme olduğunu, bu hususta da sanık ...’dan onay alınarak sözleşmenin imzalandığını, ...’nın da sanıkla sık sık görüştüğünü, bahse konu Ay Finans ve ... Şirketleri arasında yapılan sözleşmedeki imzanın da kendisine ait olduğunu, Ay Finans tediye makbuzlarından da görüleceği üzere ...’ın muhasebesine tediye makbuzlarının girdiğini, bu hususların muhasebenin ve sanığın gözünden kaçmasının mümkün olmadığını, ...’nın da Ay Finans firması ortaklarından olduğunu, ...’dan ve Ay Finans firması yetkililerinden alınan paralar karşılığında da temliknameler verildiğini, bunların bir kısmını sanık ..., bir kısmını ise kendisinin imzaladığını,
... Gıda Tekstil Şirketi ile ... Şirketleri arasında ticari ilişki olduğunu, düzenli ilişkilerden dolayı her defasında adı geçen Şirketin çeklerinin geldiğini, kendisinin de para temini için bu çekleri cirolayarak inceleme dışı katılan sanık ...’e verdiğini ve karşılığında nakit para aldığını, resmî bir işlem olmadığı için ...’ten alınan paraların Şirkete resmî kaydını yapamadıklarını,
... ...’ın sanığın kızı, ...’ın ise sanığın kız kardeşi olduğunu, bu kişilerin sadece aileden olmaları nedeniyle Şirketin yönetim kurulunda bulunduklarını, ticari faaliyetlerle herhangi bir ilgilerinin olmadığını, ara sıra fabrikaya gelip gittiklerini,
Sanık ...’ın 2000 yılında 10 – 15 kadar alacaklı kişiyle birkaç kez toplantı yaptığını, yaptığı toplantıya Şirketten birkaç müdürün daha katıldığını, yapılan toplantıların sonuncusunda sanık ...’ın toplantıya katılanlara “Bundan sonra muhatabınız ....” şeklinde bir söylemde de bulunduğunu, şahısların bundan sonra da kendisini muhatap alıp ödeme yaptıklarını, alınan paraların Şirket giderleri ve işçi masrafları için harcandığını,
İfade etmişlerdir.
Sanık ... aşamalarda ve beyan dilekçelerinde özetle; ... Şirketler Grubunun yöneticisi ve yetkilisi olduğunu, Şirket olarak SSK’ya yüklü miktarda ilaç verdiklerini, bu ilaçlar karşılığında SSK’dan doğan alacaklarının 3 – 5 ay gibi bir zaman sonra ödendiğini, SSK’dan olan alacaklarını bazen firma olarak alacaklılar lehine noter vasıtasıyla temliknameye konu ettiklerini ve ödeme yerine geçmek üzere bu temliknameleri alacaklılara verdiklerini, temliknameleri Şirketin muhasebe servisinin hazırladığını, kendisine getirdiklerini, noter yetkilisinin firmaya geldiğini, kendisinin imzalamasından sonra noterde resmîyet kazandırılan temliknamelerin alacaklı olan firmaya verildiğini, inceleme dışı sanık ...’un Şirketlerinde 1992 yılında işe başladığını, ...’un görevinin Şirketin finans işlerini takip etmek olduğunu, Şirket adına herhangi bir imza yetkisinin bulunmadığını, ancak buna rağmen haberi olmadan Şirket adına imzasını taklit ederek ... 2. Noteri ve Noterlik çalışanları yardımıyla resmîyet kazandırdığı temliknameleri birçok şahsa verdiğini, tespitlerine göre bu şekilde toplam 17 milyon TL değerinde 56 adet sahte temlikname yaptığını ve 3. şahıslara verdiğini, SSK tarafından bu hususun 2004 yılının Mayıs ayında Şirket çalışanlarından ...’e bildirildiğini, daha sonra ...’un iş yerini terk ederek kaçtığını, temlik yapılan kişilerle hiçbir ticari ilişkilerinin bulunmadığını, yine ...’un Şirket kaşesini kullanarak borç senedi tanzim ettiğini tespit ettiklerini, Şirketi borç altına sokacak birçok girişimde bulunduğunu, temliknameler yönünden Noterliğin de kendilerini yanılttığını, çünkü normalde Şirkette hazırlanan temliknamelerin Şirket çalışanlarınca düzenlenip Noterliğe götürüldüğünü, Noterlikte incelendiğini, daha sonra Noterin iş yerlerine gelip temliknameleri kendilerine imzalattığını ve 4 nüsha olarak tanzim edildiğini, imzalandıktan sonra bir nüshasının da kendilerine verilmesi gerekirken bu nüshanın Şirketlerine gönderilmediğini, bu temliknamelerin iş yerlerinde düzenlenmediğini, Noterin iş yerine gelip kendisine imzalatmadığını, temliknamelerin bu açıdan da usulüne uygun olarak düzenlenmediğini, suça konu temlikname, çek ve senetler yönünden sessizlik içinde olan kişilerin ortaya çıktığını ve belirtilen belgelere dayanarak Şirketlerinden tahsilat yapmaya çalıştıklarını, açılan hukuk ve ticaret mahkemelerindeki davaların bir kısmının lehlerine sonuçlandığını, alacaklı görünen kişilerin Şirketlerinden herhangi bir tahsilat yapamadıklarını, kendisinin Amerika ve Almanya’da okuduğunu, Şirketlerinde 600 kişinin çalıştığını, Şirketlerinin 100 milyon TL’nin üzerinde ciro yaptığını, böyle bir sahtecilik, dolandırıcılık eylemi içerisinde bulunmalarının söz konusu olamayacağını, suçlamaları kabul etmediğini, inceleme dışı sanık ...’un da iştiraki ile Şirketinin 30 – 40 milyon TL civarında dolandırıldığını, dolandırıcılık suçunu tanzim ettikleri iddialara konu belgelerle işlediklerini, ...’a ne sözlü ne de yazılı olarak hiçbir zaman Şirketi borç altına sokacak imza yetkisi verilmediğini, böyle bir şirkette sözlü rızayla iş yapılmasının mümkün olmayacağını, tanıklar ..., ..., ..., ... ... ve ...’nın da beyanlarıyla bu hususu doğruladıklarını, ... Şirketler Grubunun ve kendisinin hiçbir dönemde 40 milyon dolar borcunun olmadığını, ...’dan Şirkete kaynak bulmasını istemediğini, böyle bir talimat vermediğini, ... Şirketler Grubu ile ticaret yapan kişi veya şirketlerin ... Şirketlerinde kimin yetkili olduğunu bildiklerini, ...’un çek ve senetlerini kabul etmeyeceklerini, sahte temlikname, çek ve senetler ile ilgili olarak alacaklı görünen şahıs veya firmalarla görüşme yapmadığını ve bu paraları ödeme vaadinde bulunmadığını, yine ...’un, sahte senet ve belgelerden kaynaklanan borçların Şirketçe ödendiği yönündeki beyanlarının da doğruyu yansıtmadığını, ...’un ifadelerinin tamamen kendisini suçtan kurtarmaya matuf ifadeler olduğunu,
Katılanların bir kısmının alacaklarına karşılık bizzat kendisi tarafından imzalanarak bu kişilere protokol verdiğine dair beyanları kabul etmediğini, ayrıca İsviçre’de de parasının bulunmadığını, ABN – AMRO Bank’taki hesaptan 400 – 500 bin Dolar’ı kendi imzası ile çektiği hususunun da doğru olmadığını, ...’un iddia ettiği 5.000 Dolar gibi bir paranın hiçbir çalışanlarına ödenmediğini,
Merkez Bankasının 11.03.2011 tarihli yazısı ekinde belirtilen karşılıksız denen çeklerin 1996 yılına ait olan ve sağda solda kalan çekler olduğunu, katılanlarla ilgili olmadığını, bunların aslında ödenen ve kapanan çekler olduğunu, ödendiği için banka kayıtlarından silindiğini, çeklerin de bankada olduğunu,
... Faktoring AŞ ile ... Dış Ticaret AŞ arasında öteden beri kredi ve finans sözleşmelerinin uygulandığını, ancak trilyonlarca lirayı aşan finansman işlemleriyle ... Şirketler Grubunun iyi niyetini kötüye kullanan Şirket çalışanları inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... ile birlikte hareket eden ... Faktoring AŞ yetkililerinin ... Dış Ticaret AŞ aleyhine düzenlenen 10 adet temliknamenin sahte olduğu hususunda ... 7. Noterliğinin 20.09.2004 tarihli ihtarnamesiyle uyarıldığını, mağdur ... Faktoring AŞ’nin bu ihtardan 2 yıl sonra kendisinden şikâyetçi olduklarını, bu durumun bile adı geçen Şirketin bu işte samimi olmadığını, haklarında açılan davada cezadan kurtulmak amacı ile şikâyetçi olduklarını gösterdiğini, sahte olduğunu belirttikleri 10 adet noter temliknamesinin nüshalarından birisinin de Şirketlerine gönderilmesi gerekirken gönderilmediğini, ancak SSK’ya gönderildiğini, hatta bilgileri dışında bu temliknamelerden kaynaklanan alacakların SSK tarafından ... Faktoring AŞ’ye ödendiğini, ... Dış Ticaret AŞ’nin bilgisi dışında tahsil edilen sahte noter temliknameleri ile ilgili olarak ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2006/349 esas sayılı dosyasında istirdat ve menfi tespit davasının açıldığını, inceleme dışı sanık ...’nın ... Şirketler Grubunun finans ve muhasebe bölümünde 01.09.1998’den 09.04.2004 tarihine kadar çalıştığını, sebep göstermeden işten ayrıldığını, inceleme dışı sanık ...’nin ise 01.02.2001’den 31.05.2005 tarihine kadar muhasebe bölümünde çalıştığını ve sonrasında Şirketi terk ettiğini, inceleme dışı sanıklar ... ve ...’ın ... Şirketler Grubu ile ilişkisi olmayan kişiler olduğunu, ...’ın ... İnşaa Mad. Kuy. Ve Tur. Tic. San. Ltd. Şti ortaklarından, ...’in ise döviz işleri ile ilgilenen bir şahıs olduğunu, ... Faktoring AŞ lehine düzenlendiği belirtilen 10 adet sahte noter temliknamesine istinaden ... Faktoring AŞ tarafından düzenlendiği görünen çekler ve gönderilen paralar neticesinde ...’nın 1.338.257,41 TL, ...’ın 325.000 TL, ...’in 400.000 TL, ...’nin ise 50.000 tahsil ettiklerini ve toplamda 2.113.257,41 TL’nin bu şahısların zimmetinde kaldığını, bunların ödenmesi için ... Şirketince yazılmış görünen ödeme talimatlarının ise inceleme dışı sanık ... tarafından sahte şekilde hazırlandığını, ödemeler tahsil edildikten sonra tahsil edilen paraların kimlere ödendiğine dair hiçbir yazılı evrakın mevcut olmadığını, yalnızca 242.236,28 TL’nin 31.03.2004 tarihinde ... Dış Tic. AŞ hesabına yapılan virman ile Şirketin hesabına işlendiğini,
İnceleme dışı katılan sanık ... ve katılan ...’ı, daha doğrusu ... ve babası ...’ı tanıdığını, bunları 10 – 15 yıldan beri tanıdığını, bu şahıslardan Şirketlerine fuel oil satın aldığını, bu ticari ilişkilerinin 2001 yılına kadar devam ettiğini, bu tarihler arasında alınan yakıtlardan hırsızlık yapıldığını tespit ettiklerinde ticari ilişkilerini sonlandırdıklarını, hatta buna ilişkin olarak 02.07.201 tarihli bir protokol düzenlediklerini, bu protokolden sonra ...’ın firmalarına girmelerini yasakladıklarını, katılan ... ... lehine düzenlenen 5 adet temliknameye istinaden ... ...’dan da şikâyetçi olduğunu, bu temliknamelerden kaynaklı olarak SSK’daki alacaklarından herhangi bir tahsilat yapılmadığını, ..., ... ..., ...’ın davacı olduğu ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2009/511 esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporlarında da ... Şirketlerinin defterlerinde bu şahısların ödünç para verdiğine dair bir kayda rastlanmadığının tespit edildiğini, ...’ın, ... ve ... ile birlikte yargılandıkları benzer bir eylemi nedeniyle resmî belgede sahtecilik suçundan mahkûm edildiğini ve bu hükmün Yargıtay 15. Ceza Dairesince onandığını,
... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti. ve yetkilisi katılan ... ile hiçbir ticari ilişkilerinin olmadığını, katılan ...’ün iddia ettiği gibi yaptığı işler karşılığında kendisine temlikname, çek veya senet verilmediğini, ...’e verilen belgelerin inceleme dışı sanık ... tarafından kendi bilgisi dışında verildiğini, bu hususta gerekli hukuk davalarının açıldığını, bu davaların bir kısmı kesinleşip bir kısmının ise hâlen devam ettiğini, ...’un Şirketten kaçıp işle ilişiği kesildikten sonra işbirlikçilerinin ortaya çıkmaya başlamasıyla ...’nin adını duyduğunu, bu şahsın vergi dairelerince sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanan mükellef olarak kayıtlara geçirildiğini, yaptıkları şikâyet doğrultusunda ... Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sırasında hazırlatılan 14.03.2006 tarihli bilirkişi heyet raporunda, dava konusu faturalarda belirtilen malzemelerin kullanılmadığı, havalandırma projesinin yerine getirilmediği, yeni tankların, kumlama işleminin ve fatura tarihlerine tekabül edecek şekilde bir bahçe duvarı ve düzenlemesinin yapılmadığının tespit edildiğini, bu faturaların ...’ye ... tarafından verildiğini, katılan ... ve vekilinin dilekçelerinde belirttikleri çek, bono ve faturalar ile ilgili tüm hukuk davalarını kaybettiklerini, düzenleniş tarihinden bir hafta sonra katılan tarafça iptal edilen ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti. lehine verilmiş 09.10.2003 tarihli, 100.000 TL tutarlı temliknamenin ve sonra düzenlenen davaya konu 27.05.2004 tarihli, 300.000 TL tutarındaki temliknamelerin kendilerine ait olmadığını, temliknameler üzerindeki ... Dış Tic. AŞ adına atılı imzaların da kendisine ait olmadığını, ayrıca ...’nin yetkilisi olduğu ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti.yi kullanarak inceleme dışı sanık ve yine ... Şirketlerinin muhasebe servisinde çalışan diğer inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... ile birlikte birçok sahte bono, çek, temlikname ve faturaları ... Şirketlerinin muhasebe kayıtlarına geçirdiklerini, ...’nin hiçbir işle iştigal etmediğini, iş yeri olarak gösterdiği yerin de tek odalı bir yer olduğunu ve kapalı vaziyette bulunduğunu, katılan ...’nin, ... aleyhine tanıklık yapması hâlinde borçlarının ödeneceğine veya şikâyetlerinden vazgeçeceklerine dair taahhütte bulunulduğuna ilişkin beyanlarının doğru olmadığını, aralarında böyle bir konuşmanın geçmediğini,
... Konstrüksiyon San. ve Tic. AŞ’yi ve temsilcisi inceleme dışı sanık ...’ı tanımadığını, adı geçen Şirketle hiçbir ticari ilişkilerinin olmadığını, bu Şirket lehine düzenlenen iki adet temliknamenin sahte olduğunu, Şirket tarafından 5 yıl sonra kendisi hakkında şikâyetçi olunduğunu, adı geçen Şirket lehine düzenlenen temliknamelerin toplam değerinin 400.000 TL olmasına rağmen, ... Konstrüksiyon San. ve Tic. AŞ’nin, kendisi hakkında 10.000 TL’lik bir dava açtığını, bu hususların bile katılan Şirketin şikâyetinde samimi olmadığını gösterdiğini, ... Konstrüksiyon San. ve Tic. AŞ tarafından ... Şirketlerine her ne kadar 500.000 Dolar verdikleri iddia ediliyor ise de bunun doğru olmadığını, iş yapan şirketin kendilerine para vermesinin de mümkün olmadığını, bunun akıl dışı bir anlatım olduğunu, bu Şirketle ticari bağları olmadığı gibi dostane bir ilişkilerinin de bulunmadığını, söz konusu Şirketin ticari kaydı incelendiğinde küçük sermayeli bir Şirket olduğunun görüleceğini, adı geçen Şirket vekilinin iddia ettiği gibi fabrikada çelik konstrüksiyon yaptırılması hususunda herhangi bir yazılı veya sözlü bir anlaşmanın bulunmadığını, böyle bir konstrüksiyon işinin yapılmadığını,
İnceleme dışı sanıklar ... ve ... ile firma olarak herhangi bir ticari ilişkilerinin bulunmadığını, sundukları Ay Finans İkrazat belgeleri ile kendilerinin faktoring firması olduklarını, kendilerinden çekilen kredi karşılığında da alacak belgelerinin temlik edildiğini belirttiklerini, ancak sunmuş oldukları ikrazat sözleşmesindeki ... Dış Tic. AŞ adına atılı imzanın kendisine ait olmadığını, kendi imzasının taklit edilmiş olduğunu gördüğünü, bu şahıslara verilen temliknamelerin de sahte olduğunu, ... Finans İkrazat sahibi ...’yı tanımadığı gibi herhangi bir sözleşme imzalamadığını, bu şahsa temlikname vermediğini,
Ayrıca ...’un, ... ... liderliğindeki suç işlemek, kendisine ve çevresindeki çete elemanlarına menfaat sağlamak amacı ile kurulmuş bulunan silahlı suç örgütüne ...'un kendisi, inceleme dışı sanıklar ..., ... ve babaları ... ile birlikte dahil olup ... Şirketleri aleyhine düzenlediği sahte temlikname, çek ve bonolarla suç örgütüne maddi destek sağladığını konu alan ... 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/262 esas sayılı dosyasında yargılandığını ve ...’un bu dosyada nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan 5 yıl hapis cezasıyla cezalandırıldığını, bu hükmün de Yargıtay 6. Ceza Dairesinin onama kararı ile kesinleştiğini,
Şirketleri aleyhine başlatılan birçok icra takibi sırasında ... isimli firmanın da Şirketleri aleyhine icra takibine giriştiğini, bu Şirketin ... Şirketlerine 2500 ton demir verdikleri iddiasında bulunduğunu, böyle bir durumun mümkün olmadığını kendilerinin ilaç sektöründe faaliyet gösterdiklerini, demir almalarının mümkün olmadığını,
Savunmuştur.
Resmî belgede sahtecilik suçu 5237 sayılı TCK’nın 204. maddesinde;
“(1) Bir resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Söz konusu suç, maddenin birinci fıkrasında seçimlik hareketli bir suç olarak tanımlanmış olup resmî belgenin sahte olarak düzenlenmesi, gerçek bir resmî belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte resmî belgenin kullanılması durumunda suç oluşacaktır.
Maddenin ikinci fıkrasında, resmî belgede sahtecilik suçunun kamu görevlisi tarafından işlenmesi ayrı bir suç olarak tanımlanarak daha ağır bir yaptırıma bağlanmış, maddenin üçüncü fıkrasında ise suçun konusunu oluşturan resmî belgenin, kanunun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan bir belge niteliğinde olması hâlinde cezanın yarı oranında artırılması gerektiği belirtilmiştir.
Sahtecilik suçlarının hukuki konusu kamunun güveni olup belgelerin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi, tamamen veya kısmen değiştirilmesi ya da gerçek bir belgeye eklemeler yapılması eylemlerinin kamu güvenini sarstığı kabul edilerek yaptırıma bağlanmıştır.
Resmî belgenin sahte olarak düzenlenmesi ya da gerçek bir resmî belgenin değiştirilmesi eyleminin sahtecilik suçunu oluşturabilmesi için, düzenlenen ya da değiştirilen belgenin gerçek bir belge olduğu konusunda kişiyi yanıltıcı nitelikte olması gerekir. Aldatıcılık özelliği suçun temel unsuru olup özel bir incelemeye tabi tutulmadıkça gerçek olmadığı anlaşılamayan belge, sahte belge olarak kabul edilmelidir. Sahteciliğin kişileri aldatacak nitelikte olup olmadığı şüpheye yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır.
Sahte belgenin ilk bakışta dikkati çekmeyecek biçimde düzenlenip belirli bir kişiyi değil birçok kişiyi aldatabilecek nitelikte olması ve aldatma gücünün objektif olarak saptanması gerekir. Bu nedenle örneğin, memurların bilgisizliği ve ihmalleri nedeniyle kandırıcılık yeteneği olmayan belge üzerinde işlem yapmaları belgeye hukuki geçerlilik kazandırmaz. Daha önceden var olan subjektif bir bilgi, belge üzerinde var olan aldatma yeteneğini ortadan kaldırıcı etkiye sahip değildir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Beşeri ve tarımsal ilaçlar üreten, ithal eden ve pazarlayan ... Şirketler Topluluğuna bağlı Şirketlerin yönetim kurulu başkanı ve yetkili temsilcisi olan sanık ...’ın, Şirketin finans müdürü inceleme dışı sanık ...’u azmettirerek imzalattığı suça konu temliknamelere, ... 2. Noterliği kâtipleri inceleme dışı sanıklar ... ve ... sayesinde geçerlilik kazandırdıktan sonra, bu temliknamelerin verildiği üçüncü kişi veya firmaların temliknamelerden kaynaklanan alacaklarını talep ettiklerinde imzanın kendisine ait olmadığını beyan ederek borçtan kurtulmaya çalıştığının iddia ve kabul edildiği olayda,
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazında, ... Şirketler Grubunun 2003 - 2004 yıllarında piyasaya borcunun bulunup bulunmadığı, var ise miktarı ve bunların Şirket kayıtlarında yer alıp almadığı, ... Kimya Sanayi ve Ticaret AŞ ile diğer kişiler arasında gerçek bir ticari ilişkinin bulunup bulunmadığı, borç para verme yönünden bir kısım kişi veya firmanın Şirkete bu kapasitede borç para verme yeterliliğine sahip olup olmadıkları araştırılmadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğu belirtilmiş ise de gerek dosya kapsamında aldırılan 12.03.2018 havale tarihli bilirkişi raporunda, gerekse itirazda belirtilen hukuk davaları kapsamında aldırılan bir kısım bilirkişi raporlarında, sanığın yetkilisi olduğu Şirketlerin ticari defterlerinin kanunda yer alan şartları taşımadıkları, delil olma özelliklerine ve ispat kuvvetine sahip olmadıkları tespitlerine yer verilmiş olması, suça konu temliknamelerin birçoğunun ticari ilişkiden ziyade finansal ilişkiden kaynaklanması nedeniyle üçüncü kişilerle yapılan bu borç alış verişlerinin defter kayıtlarına geçirilmeme ihtimalinin bulunması, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığının 27.05.2010 tarihli ve 8324304 sayılı, 28.05.2010 tarihli ve 11.06.2010 havale tarihli yazılarıyla ... Dış Tic. AŞ, ... Kimya San. ve Tic. AŞ ile ... İlaç Fabrikası AŞ’nin Kuruma olan yüksek miktardaki borçlarının, 27.05.2010 tarihli ve 034 sayılı, 24.05.2010 ve 01.03.2011 tarihli yazılarıyla da ... Dış Tic. AŞ, ... Kimya San. ve Tic. AŞ, ... Tarım Veteriner İlaçları San. ve Tic. AŞ ile ... İlaç Fabrikası AŞ’nin Kuruma olan normal veya cüzi miktardaki borçlarının belirtilmiş olması ve aynı Kurumun 18.02.2011 tarihli yazısına göre ise ... İlaç Fabrikası AŞ’nin 2003, 2004 yıllarında borçlarını icra yoluyla ödediği bilgilerine yer verilmesi, Merkez Bankasının 09.03.2011 tarihli ve 06739 sayılı yazısı ile de, ... Kimya San. ve Tic. AŞ, ... İlaç Fabrikası AŞ ve ... Tarım Veteriner İlaçları San. ve Tic. AŞ adlarına ibrazında karşılıksız kaldığı hâlde, daha sonra kanun hükmü uyarınca silinmiş olan ve ibraz tarihleri 1996 yılı ile 2002 yılları arasında değişkenlik gösteren toplam 768 adet çek bulunduğunun bildirilmesi ve ilgili kişiler hakkında kolluk araştırmaları yapılıp ... Ticaret Sicil Müdürlüğü, Gelir İdaresi Başkanlığı ve ... Sanayi Odası Başkanlığına gerekli müzekkereler yazılarak cevaplarının dosya içerisine alınmış olması karşısında, ticari defterlerindeki kayıtlara itibar edilemeyeceği anlaşılan ... Şirketlerinin, belirtilen tarihlerde SGK’ya borçlarının bulunduğu, bu borçlarının bir kısmını icra yoluyla ödedikleri, 2003 ve 2004 yılları öncesinde ibraz edilen birçok Şirket çekinin karşılıksız kaldığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, anılan tarihlerde ... Şirketlerinin mali durumunun iyi olmadığı, dosya kapsamına göre suça konu temliknamelerin birçoğunun ticari ilişkiden çok finansal ilişkiden kaynaklandığı anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazında belirtilen ... Şirketler Grubunun 2003 - 2004 yıllarında piyasaya borcunun bulunup bulunmadığı, var ise miktarı ve bunların Şirket kayıtlarında yer alıp almadığı, ... Kimya Sanayi ve Ticaret AŞ ile diğer kişiler arasında gerçek bir ticari ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bir kısım kişi veya firmanın Şirkete bu kapasitede borç para verme yeterliliğine sahip olup olmadıklarına dair bugüne kadar yapılan araştırmaların, dosyanın kapsamı ve geldiği aşama gözetildiğinde özellikle itirazın kapsamına göre incelenen mahkûmiyet hükmününe konu temliknamelerde gerçekleştirilen resmî belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davalarının katılanları yönünden yeterli olduğu, belirtilen hususlarda yeniden araştırma yapılmasına gerek olmadığı,
2- Yine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazında, ... Şirketleri ile incelemeye konu dosyadaki sahte belgelerin tarafları olan üçüncü kişi ve/veya firmalar arasındaki 29 adet hukuk ve 2 adet ceza dava dosyalarının celp edilip incelenmek suretiyle sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş ise de;
Hukuk davaları yönünden yapılan incelemede; belirtilen dava dosyalarının bir kısmının dosya içerisine getirtilmiş bulunması, diğer dava dosyalarının ise dosya kapsamındaki bilgi, belge ve ulaşılabildiği ölçüde UYAP sistemi üzerinden elde edilen kayıtlara göre taraflarının ve dava konularının belirlenebilmesi, çoğunluğunun sonuçlarının da tespit edilebilmesi, bir kısmının ise hâlen derdest olduğunun anlaşılmasının yanı sıra, hukuk davalarından bir kaçının temsil yetkisi bulunmayan inceleme dışı sanık ... tarafından Şirket adına atılan imzaların Şirketi ve sanığı bağlamayacağı gerekçesiyle sanık ve/veya ... Şirketleri lehine sonuçlanmasına ve bunlardan bazılarının Özel Dairece onanmasına rağmen, lehe sonuçlananlar da dahil bu hukuk davalarının bazılarında alınan bilirkişi raporlarında, sanık hakkındaki incelemeye konu ceza davasından çıkacak olası bir mahkûmiyet hükmünün hukuk hâkimini bağlayacağının belirtilmiş olması, ayrıca yine bazı hukuk davalarında verilen kararların, temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay ilgili Hukuk Dairesince incelemeye konu ceza yargılamasında verilecek kararın maddi olguya ilişkin kısmının hukuk hâkimini bağlayacağından bahisle bu ceza yargılamasının bekletici sorun yapılması gerektiği isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmesi, itiraznamede belirtilen hukuk davaları dışında dosya taraflarının beyanları ile dilekçelerinde bahsettikleri ve dosya kapsamındaki bilgi, belge ve ulaşılabildiği ölçüde UYAP sistemi üzerinden elde edilen kayıtlara göre dosya ile ilişkili olduğu anlaşılan diğer hukuk davalarından olan mağdur ... Faktoring AŞ ile ... Şirketlerinin karşılıklı açtıkları davaların birleştirilerek görüldüğü davanın ise ... Faktoring AŞ lehine sonuçlandığı hâlde, kesinleşme öncesinde taraflarca davadan feragat edilmesi neticesinde Yerel Mahkemece feragat nedeniyle tüm davaların reddine dair ek karar verilmiş olduğunun saptanması, yine bu davalardan birisinin de inceleme dışı sanık ...’ın yetkilisi olduğu ... Petrol Ürünleri İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti. lehine sonuçlanması hususları göz önünde bulundurulduğunda, sanığın ve/veya ... Şirketlerinin lehine ve aleyhine sonuçlanan hukuk davalarının olduğunun, bu hukuk davalarının ticari ilişkinin belirlenmesi yönünden incelemeye konu ceza davasında delil niteliği olsa bile doğrudan ceza yargılamasını bağlayıcı kesin bir etkisinin olmayacağının, maddi olgunun belirlenmesi yönünden açık bir tespit bulunmayan bilirkişi raporlarına da itibar edilemeyeceğinin anlaşılması,
Ceza davaları yönünden yapılan incelemede ise belirtilen iki dosyanın ilgili evrakının da incelemeye konu dosya içerisine getirtilmiş olması, bu dosyalardan Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 20.04.2011 tarihli ve 27243-5566 sayılı kararıyla onanan ... 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/262 esas sayılı dosyasındaki eylem yağmaya teşebbüs suçu olup itirazın kapsamına göre incelenen mahkûmiyet hükmüne konu olan temliknameler ve katılanlar dışında farklı temlikname ve üçüncü şahısları ilgilendirdiği; diğer ceza davası olan ve gerek fail, gerekse fiil yönünden irtibatlı olduğu anlaşılan, kovuşturma aşamasında incelemeye konu dosya ile birleştirilmesinde yarar bulunmasına karşın hakkında birleştirme kararı verilmeyen inceleme dışı sanıklar ... ve ... ile inceleme dışı katılan sanık ... hakkında Kartal 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/5 esas sayılı dosyasında konusu çek olan resmî belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulmuş olup bu hükmün Yargıtay 15. Ceza Dairesince onanmasına rağmen, benzer eylemler nedeniyle sanık ... ve müdafileri tarafından, adı geçen inceleme dışı sanıklar ve katılan sanık ile incelemeye konu dosyada bulunan katılan, katılan sanık ve sanıklar hakkında bulunulan şikâyetler sonucunda açılan benzer kamu davalarının birleştirilerek görüldüğü incelemeye konu ceza dosyasında yapılan yargılamada, Yerel Mahkemece 13.06.2012 tarih ve 126-91 sayı ile belirtilen bu benzer davalarla ilgili olarak sanık pozisyonunda bulunan üçüncü şahıslar ve incelemeye konu dava katılanları hakkında resmî belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararlarının temyize konu edilmesiyle bu kamu davalarının bir kısmının temyiz aşamasında geri kalan kısmının ise yargılamanın devamında zamanaşımı nedeniyle düşmesine hükmedilmesi, ayrıca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazında belirtilenler dışında dosya taraflarının beyanları ile dilekçelerinde bahsedilen ve dosya kapsamındaki bilgi, belge ve ulaşılabildiği ölçüde UYAP sistemi üzerinden elde edilen kayıtlara göre dosya ile ilişkili olduğu anlaşılan ... Anadolu 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/929 esas sayılı dosyasında; konusu çek olan resmî belgede sahtecilik suçundan hakkında iki kez hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen inceleme dışı sanık ... ile aynı dosyada birlikte yargılanan inceleme dışı sanıklar ..., ... ile inceleme dışı katılan sanık ... ve katılan ... hakkında atılı suçu ...’la birlikte işlediklerine dair savunmalarının aksine, mahkûmiyetlerine yeter, kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilmediğinden ayrı ayrı beraat hükümleri kurulması ve bu hükümlerin, temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 21. Ceza Dairesince 03.02.2016 tarih ve 13677-834 sayı ile onanarak kesinleşmiş olması, yine ... (Kapatılan) 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/1211 esas sayılı dosyasında ise Kartal Cumhuriyet Başsavcılığının 02.05.2008 tarihli ve 5451-2537 sayılı iddianamesiyle katılanlar ..., ..., ... ..., inceleme dışı katılan sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., inceleme dışı sanıklar ..., ..., ..., inceleme dışı katılan ... ve inceleme dışı mağdur ... hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan açılan kamu davası doğrultusunda, Kartal (Kapatılan) 7. Asliye Ceza Mahkemesince verilen yetkisizlik kararı üzerine yargılama yapan ... (Kapatılan) 1. Asliye Ceza Mahkemesince 08.04.2011 tarih ve 1211-567 sayı ile sanıkların birbirlerinden bağımsız olarak ... Şirketleri ile hukuki ilişki içerisinde oldukları, suç işlemek amacı ile örgüt kurduklarına ilişkin delil bulunmadığı gerekçesiyle beraatlerine karar verilmiş olup beraat hükümlerinin, ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 04.12.2012 tarih ve 2446-14222 sayı ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçunun niteliği itibarıyla suçtan doğrudan zarar görmesi söz konusu olmayan ...’ın, bu suçtan davaya katılmasına yasal olarak imkân bulunmadığından ve hukuki değerden yoksun katılma kararı da hükmü temyize hak vermeyeceğinden ... vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilerek bu hükümlerin kesinleşmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, itiraz kapsamında belirtilmeyen bu kamu davaları ile de inceleme dışı sanık ... ile katılanların iştirak iradesi içinde olmadıklarının saptanmış olması,
Nedenleriyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazında belirtilen dava dosyalarının tamamının dosya içerisine getirtilmesine gerek olmadığı, bu dosyalarla ilgili olarak incelemeye konu dosya içerisine giren bilgi, belge ve UYAP sistemindeki kayıtların yeterli olduğu,
3- Dosya kapsamında yapılan araştırmalara göre inceleme dışı sanık ...’un mal varlığında geliri ile uyumlu olmayan bir artışın bulunmaması, sanık ...’ın aşamalarda, inceleme konusu dava dosyasında sahteliğini ileri sürdüğü tüm belgeler yönünden ... Faktoring AŞ hariç olmak üzere içlerinde yetkilisi inceleme dışı sanık ... olan ... İnş. Mad. Kuy. ve Tur. Tic. San. Ltd. Şti., yetkilisi inceleme dışı sanık ... olan ... Tur. Nak. İnş. Eml. Dek. Tic. Ltd. Şti. ve yetkilileri inceleme dışı katılan sanık ... ile inceleme dışı sanıklar ... ve ... olan ... End. Mam. Paz. ve Tic. AŞ’nin de bulunduğu suça konu belgeler lehine düzenlenen kişi ve/veya firmalarla herhangi bir alışverişinin bulunmadığını savunmasına rağmen, inceleme dışı sanıklar ... 2. Noteri ..., Noterlik kâtipleri ... ve ... ile diğer bazı inceleme dışı sanık ve katılanların sahteliği iddia edilen temliknameler dışında aynı Noterlikçe düzenlenen 78 adet temliknamenin daha bulunduğunun iddia edilmesi üzerine, belirtilen bu 78 adet temlikname ... 2. Noterliğinden getirtilerek sanık ...’ın temliknameler üzerindeki imzaların kendisine ait olup olmadığı yönünden yaptığı inceleme sonucunun, sanık müdafisince Mahkemeye bildirildiği 23.06.2006 tarihli dilekçe içeriğine göre; üzerindeki imzaların sanık ...’a ait olduğunun kabul edildiği 40 adet temlikname içerisinden 6 adedinin yetkilisi inceleme dışı sanık ... olan ... İnş. Mad. Kuy. ve Tur. Tic. San. Ltd. Şti., 1’er adedinin ise yetkilisi inceleme dışı sanık ... olan ... Tur. Nak. İnş. Eml. Dek. Tic. Ltd. Şti. ve yetkilileri inceleme dışı katılan sanık ... ile inceleme dışı sanıklar ... ve ... olan ... End. Mam. Paz. ve Tic. AŞ lehine düzenlenmiş olması, inceleme dışı sanık ...’un aşamalarda ısrarla suça konu belgelerdeki imzaların kendisine ait olduğu, ancak bu imzaları sanık ...’ın rızası ve talimatı doğrultusunda attığı, uzun süredir Şirkette bu şekilde çalıştığı, sanık adına imza attığı belgelerin birçoğunun ödendiği şeklindeki savunmasının, katılanlar, bir kısım tanıklar, birçok inceleme dışı katılan, inceleme dışı sanık ve inceleme dışı katılan sanığın verdiği beyanlarla örtüşmesi, katılanlar ... ve ..., inceleme dışı katılan ..., inceleme dışı sanıklar ..., ...(... ve ... oğlu), ..., ..., ..., ..., ... ile inceleme dışı katılan sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...’nun ... Şirketleriyle olan ilişkileri sırasında doğrudan sanık ...’la muhatap olduklarına dair somut beyanlarda bulunmaları ve bu beyanların da, katılan ... ile vekilinin dosya içerisine sunduğu; inceleme dışı sanık ...’un iş akdinin feshedilmesinden sonra 23.07.2004 tarihinde ... Şirketlerince ödenen senetlerin olduğuna dair belge, Anadolu Kurumlar Vergi Dairesinin 01.06.2004 tarihinde ... İlaç Fabrikası AŞ’ye yaptığı haciz işlemi sırasında ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti.’ye ait ... adına düzenlenmiş ve ... İlaç Fabrikası AŞ adına ciro edilmiş 4 adet çekin Şirket kasasında tespit edilerek haciz altına alındığına dair haciz tutanağı, sanık ... müdafisinin, keşidecilerini ... Kimya San. ve Tic. AŞ, ... İlaç Fabrikası AŞ ve ... Dış Tic. AŞ olarak belirttiği, adı geçen keşideci Şirketlerin borçlu veya ciro eden sıfatı ile sorumlu gösterildiği bonolardaki imzaların keşideci Şirketlere ait olmadığını ve bu ticari senetlerin hukuki sebepten yoksun ve geçersiz olduğunu iddia ettiği ve bu iddiasının ispatı için ise “... Grubu Şirketlerinin dışarıdan mali müşaviri olup ... Grubu Şirketlerinin hâkim ortağı ve temsilcisi bulunan ... bey, ... Şirketlerinde çeşitli kimselerden senetler karşılığında borç para da sağladığından, bu ihtarda asılsızlığı iddia edilen çeklerle bonolar konusunda bilgi sahibi olabilir ve şahitliği söz konusudur.” şeklinde şerh de düşerek katılan ...’nin tanık olarak gösterildiği, bir kısmı incelemeye konu dosyada inceleme dışı sanık veya katılan olan 11 muhataba yönelik ... 7. Noterliğinden 14.10.2004 tarih ve 27635 yevmiye sayı ile hazırlattığı ihtarname örneği, ... Mimarlık Tasarım Tan. ve Org. Hizm. Ltd. Şti.nin Türkiye ... Ortaköy/... Şubesi nezdinde bulunan 417290 sayılı hesabına ilişkin olarak 12.08.2002 işlem tarihli ve “... Kimya Tesl. Rıhtım-...” açıklamalı, 11.11.2002 işlem tarihli ve “... Kimya A.Ş. Havalesi” açıklamalı, 31.01.2003 işlem tarihli ve “Mete Ahishali ... Kimya” açıklamalı, 30.09.2003 işlem tarihli ve “... Kimya San. Tic. AŞ” açıklamalı, 13.05.2004 işlem tarihli ve “... Kimya AŞ Temlik Bedeli” açıklamalı beş adet hesap hareketinin de yer aldığı adı geçen Şube tarafından 21.04.2005 tarihli yazı ekinde gönderilen hesap ekstreleri; katılanlar ... ve ... ile inceleme dışı katılan sanık ... ve vekillerinin dosya içerisine sunduğu; “Protokol” başlıklı belge içeriğinde yer alan beş adet bononun sırasıyla 06.08.2001, 15.09.2001, 17.03.2002, 01.08.2002 ve 15.08.2002 tarihlerinde iade edildiğine ve yerlerine vade farkı ile birlikte çekler verildiğine ilişkin düzenlenen ve alt kısmında ... İlaç Fabrikası AŞ ile ... Kimya Sanayi Tic. AŞ yazısı ve bu yazılar üzerinde imza bulunan “Protokol Senetleri İade Bordrosu” başlıklı belge, bir kısım çek ve/veya bononun 2002, 2003 ve 2004 yıllarında ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. ile ... Kimya San. ve Tic. AŞ arasında verilip alındığına dair hazırlanan ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. antetli tediye makbuzları, inceleme dışı katılan sanık ...’ın bir kısım banka hesap ekstreleri, katılan ...’ın Akbank’a ibraz edip de ... Kimya San. ve Tic. AŞ’ye vadesi geldiğinde Banka tarafından çekilen protesto dekontlarına dair çıktılar; mağdur ... Faktoring AŞ (... Faktoring AŞ) ve bu Şirketin suç tarihlerinde yetkilisi olan inceleme dışı sanık ... ile vekillerinin dosyaya sunduğu; ... Dış Tic. AŞ tarafından borçlusu ... İlaç ve Gıda San. Tic. İth. İhr. Ltd. Şti. olan, vade tarihleri 15.09.2004 ila 03.09.2006, meblağları ise 80.000 TL ila 233.420 TL arasında değişen 25 adet senedin ... Faktoring AŞ’ye teslim edildiğini gösteren ve sanık ... müdafilerince ... 7. Noterliğinden ... Faktoring AŞ’ye karşı çekilen ihtarname içeriklerinde de ... Faktoring AŞ’ye verilen senetler olarak bahsedilen ... Dış Ticaret AŞ antetli ve “Senet Bordrosu” başlıklı, 12.08.2004 tarihli belge, “Müşteri/Müşteriler” kısmında bulunan ... Dış Tic. AŞ ve ... Kimya San. AŞ ile “Factor” kısmında yer alan ... Faktoring AŞ arasında akdedilen, sözleşme limiti 6.000.000 TL olarak belirlenen 07.02.2002 tarihli Yurt İçi Faktoring Sözleşmesi, ... Faktoring AŞ’nin alacaklı olarak göründüğü suça konu 10 temlikname fotokopisi ile birlikte her bir temlikname yönünden ayrı ayrı olmak üzere temliknamelerin bir nüshasının ilgili Noterlik tarafından APS ile ... Faktoring AŞ’ye gönderildiğine dair tebliğ zarfları, Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı Sağlık İşleri Genel Müdürlüğü ... Sağlık İşleri Müdürlüğünün ... Dış Tic. AŞ’nin temlik beyanının kabul edildiğine dair ... Faktoring AŞ’ye yazdığı yazılar, ... Dış Tic. AŞ tarafından ... Faktoring AŞ’ye gönderilen ve temlikname karşılığında ... Faktoring AŞ’den yapılacak ön ödemelerin ne şekilde kimlere yapılacağını açıklayan talimat yazıları, ön ödemeler çek ile yapılmışsa bu çeklerin fotokopileri ve ... Faktoring AŞ’nin, ... Dış Ticaret AŞ ile ticari ilişkilerini kaydettiği müşteri hesap özetleri gibi birçok evrak ve inceleme dışı sanıklar ile inceleme dışı katılan sanıkların sunduğu benzer nitelikteki belgelerle doğrulanması hususları göz önünde bulundurulduğunda, sanık ...’ın, piyasadan topladığı kayıt dışı paraları, daha sonra ödemeden kurtulmak amacıyla suça konu belgeleri inceleme dışı sanık ...’a imzalatarak azmettiren sıfatıyla atılı suçu işlediğinin sabit olduğu, bu suretle sanığa atılı resmî belgede sahtecilik suçunun sübutu bakımından eksik araştırmayla hüküm kurulmadığı,
Kabul edilmelidir.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.
Öte yandan, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesince 13.03.2009 tarih ve 417-55 sayı ile sanık ... hakkında sahte noter temliknamesi düzenletmek suretiyle resmî belgede sahtecilik suçundan ilk hüküm kurulduğu aşamada yalnızca ana dosya ile birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/654 esas sayılı dava dosyasının katılanları ... ve ... lehine düzenlenen sahte noter temliknameleri dikkate alınarak sanığın, 5237 sayılı TCK'nın 204/1-3, 62, 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiş olmasına rağmen, sanık müdafilerince temyiz edilen bu hükmün Yargıtay 11. Ceza Dairesince 29.01.2010 tarih ve 16321-281 sayı ile bozulmasından sonraki aşamada Yerel Mahkemece sanık ... hakkında açılmış başka sahte noter temliknamelerini konu alan ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/132, ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/632 ve ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/409 esas sayılı dava dosyalarının da bu dava ile birleştirilerek yapılan yargılaması sonucunda 13.06.2012 tarih ve 126-191 sayı ile; birleşen dava dosyaları ayrı ayrı değerlendirilip sanığın birleşen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/654 esas sayılı dava dosyasındaki eylemi yönünden 5237 sayılı TCK'nın 204/1-3, 62, 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasıyla, birleşen diğer üç dava dosyası yönünden ise 765 sayılı TCK'nın 342/1, 59/2. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş olduğu, ana dosya ile birleşen ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/132, ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/632 ve ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/409 esas sayılı dava dosyalarına konu eylemler yönünden sanık hakkında verilen ilk hükümlerin bozma kararından sonraki Yerel Mahkeme kararıyla verildiği ve ilk bozma kararı sonrasında birleşen dosyalar yönünden Yerel Mahkemece verilecek hüküm/hükümlerin ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hakka konu edilebilmesi için ayrı ayrı verilen ve aleyhe temyiz bulunmayan bu hükümlere ilişkin cezaların toplamının dikkate alınması gerektiği gözetilmeden, Yerel Mahkemece 13.06.2012 tarih ve 126-191 sayı ile sanık hakkında temliknamelerdeki sahtecilik eylemleri nedeniyle kurulan dört ayrı hükmün sanık müdafileri tarafından temyiz edilip Yargıtay 11. Ceza Dairesince 19.01.2017 tarih ve 11411-387 sayı ile bozulmasından sonra Yerel Mahkemece sanık ... hakkında ana dava dosyası ile birleştirilen ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/654, ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/132, ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/632 ve ... 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/409 esas sayılı dosyalarına konu temliknamelerdeki sahtecilik eylemleri nedeniyle sanığın, zincirleme şekilde sahte temlikname düzenlediği kabul edilerek 5237 sayılı TCK’nın 38. maddesi delaletiyle 204/2-3, 43, 62 ve 53. maddeleri uyarınca verilen 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezasının, CMUK’nın 326/son maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezasına indirilmesi şeklindeki isabetsiz uygulama aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, sanık ... hakkında, ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2005/744 esas sayılı dosyasıyla birleştikten sonra ana dosya ile birleşen ve katılanı ... olan ... 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/134 esas sayılı dava dosyası ile katılanlarından biri ... olan birleşen ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/1 esas sayılı dava dosyasında sahte noter temliknamesi düzenletmek suretiyle resmî belgede sahtecilik suçlarından hüküm kurulmadığı anlaşılmış olup sanık hakında Yerel Mahkemece belirtilen kamu davaları yönünden her zaman hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 23.02.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Ceza Genel Kurulu, 2018/416 E., 2022/669 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Suç işleme kararı olmayan bir kişinin suç işlemesi için ikna edilmesi azmettirmedir (TCK madde 38).
Ceza Genel Kurulu 2018/416 E. , 2022/669 K.
"İçtihat Metni"
Yargıtay Dairesi : (Kapatılan) 16. Ceza Dairesi
Sanıklar ..., ... ve ...'ün kasten öldürmeye yardım etme suçundan TCK'nın 81/1, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 39/2-a-c, 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 14 yıl 2 ay hapis; sanık ...'ün Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan TCK'nın 302/1, 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca müebbet hapis cezası ve nitelikli tehdit suçundan TCK'nın 106/2-d, 3713 sayılı Kanun'un 5/1, TCK'nın 39/2-a, 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası; sanık ...'ün silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçundan 3713 sayılı Kanun'un 7/2, TCK'nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile ayrı ayrı cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen 09.05.2016 tarihli ve 263-126 sayılı hükmün sanıklar müdafileri, Cumhuriyet savcısı, katılanlar ... ... ve ... ile vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince 27.03.2018 tarih ve 2554-935 sayı ile;
"...
Duruşmada sanıklar ..., ... ve ...’ün kimlikleri tespit edilmeden sorgularının yapılması suretiyle CMK’nın 191/1-a ve nüfus ve adli sicil kayıtları okunmayarak aynı Kanunun 209. maddelerine muhalefet edilmesi, kimlik bilgilerine itiraz olmaması ve adli sicil kayıtlarının bulunmaması nedeniyle esasa etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
1-Sanık ... hakkında, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, kasten adam öldürmeye yardım etme ve nitelikli tehdit, sanıklar ... ve ... hakkında kasten adam öldürmeye yardım etme suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi bakımından terör suçlusu, örgütlü suç ve iştirak kurumları üzerinde kısaca durmak gerekecektir.
Bir kişi herhangi bir terör örgütüne mensup olmasa dahi örgüt adına suç işlerse terör suçlusu sayılır (3713 sayılı TMK madde 2/2). TCK’nın 220/6 maddesi gereğince, işlediği suçun yanında ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır. ... suç TMK’nın 3. maddesinde sayılan mutlak veya 4. maddesinde yer alan nispi terör suçlarından ise ceza tayin edilirken aynı Kanunun 5. maddesindeki ağırlaştırıcı neden de uygulanacaktır. Fiilin, amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli olması halinde, sanığın ayrıca örgütün amacına göre TCK’nın 302 veya 309. maddelerinde tanımlanan suçtan cezalandırılması da söz konusu olacaktır.
Suçlar kural olarak bir kişi tarafından işlenebileceği gibi, birden fazla kişinin katılmasıyla da işlenebilir. Suça iştirakten bahsedebilmek için de birden fazla kişiye ihtiyaç vardır. Bir suçun icrasına iştirak eden suç ortaklarının, suçun işlenişine bulundukları katkılar göz önünde bulundurularak sorumluluk statüleri belirlenir.
Suça iştirak için, tipe uygun, hukuka aykırı bir fiilin kasten işlenmesi yeterli iken örgütlü suçlarda, örgütün devamlılığı ve belirlenmemiş sayıda suçların işlenmesi amacıyla bir birleşme söz konusudur.
Suçun işlenişine iştirak eden her fail diğerlerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır. Suça iştirak, faillik ya da şeriklik olmak üzere iki şekilde gerçekleşir. Fail, kanunda tarif edilen haksızlığı gerçekleştiren kişidir (TCK madde 37). Önceden verilen suç işleme kararı ile fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurulabiliyorsa müşterek faillik söz konusudur. Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına “şerik” denilmekte olup, 5237 sayılı TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden 5237 sayılı Kanunun 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır.
Suç işleme kararı olmayan bir kişinin suç işlemesi için ikna edilmesi azmettirmedir (TCK madde 38). Yardım ise, esasen kasten bir suç işleme kararında olan kişinin, kanunda tahdidi olarak sayılan seçimli hareketlerden birisinin yapılmasıyla maddi ve manevi şekilde desteklenmesi demektir. 5237 sayılı TCK'nın 39/2. maddesine göre kişinin işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olacağı haller şunlardır:
a)Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.
b)Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.
c)Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak"
"Bağlılık kuralı"da aynı Kanunun 40. maddesinde;
"(1)Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.
(2)Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.
(3)Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir" biçiminde düzenlenmiştir.
Bir suçun işlenmesine yardım, maddi ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır.
1-Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım;
a)Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek,
b)Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak olarak sayılmıştır.
2-Manevi yardım ise;
a) Suç işlemeye teşvik etmek,
b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek,
c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek,
d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek, şeklinde belirtilmiştir.
Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira "yardım etme" yi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hakimiyetinin bulunmamasıdır (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2014/1-558-480 sayılı kararı).
Başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, işlenen suçun cezası ile cezalandırılır. Ancak bazı hallerde azmettirmede sınırın nitelik ve nicelik yönünden aşılması söz konusu olabilir. Nitelik yönünden sınırın aşılması, azmettirilen suçtan başka bir suç tipinin işlenmesi halidir. Bu durumda işlenen ağır suçtan azmettirenin, iradesinin bulunmaması nedeniyle sorumlu tutulabilmesi mümkün değildir (YCGK’nun 22.10.2013 tarih 1488/426 sayılı kararı). Ancak, işlenen suç aynı nitelikte ve daha hafif ise azmettiren de sorumlu olacaktır. Nicelik yönünden sınırın aşılması ise, azmettirilen suçun daha ağır halinin işlenmesidir. Bu durumda kastın kapsamında bulunan ağır sonuçtan azmettiren sorumludur. Fail, kararlaştırılan suçun neticesi sebebiyle ağırlaşmış şeklini işlemiş olması veya iki suç arasında netice sebebiyle ağırlaşmış suç ilişkisinin öngörülmüş olması halleri, kast kapsamında değerlendirilecektir. Yerleşik uygulama da böyledir. Nitekim Yargıtay 1. Ceza Dairesi 13.12.2010 tarih ve 2008/8229 E. 2010/7889 K. sayılı kararında; “Sanığın maktülü darp etmesi konusunda ...’ı azmettirdiğinin anlaşılması, bu darp olayı sonucu ölümün meydana gelmesi beklenebilir bir netice olması ve bu neticeden sanığın sorumlu tutulmasının gerekmesi karşısında sanığın netice sebebiyle ağırlaşmış yaralama nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 38/1, 86/1-3 maddeleri yollamasıyla 87/4-2 cümlesi uyarınca cezalandırılması gerekir...” diyerek aynı görüşü benimsemiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
Sanık ... ile maktul ... arasında arazi anlaşmazlığından kaynaklanan husumet bulunduğu, sanığın yasal yollardan istediği sonucu alamaması ve hukuki sürecin aleyhine sonuçlanması üzerine PKK/KCK silahlı terör örgütünün kırsaldaki kamplarına giderek, örgütün oluşturduğu sözde mahkemesine maktulü şikayet ettiği, maktulün örgüt mensuplarınca sözde mahkemeye çağrıldığı, gelmeyince tehdit içerikli mektup gönderildiği, örgütün talimatına uymayarak sanıkları adli mercilere şikayet eden maktulün sorgulanıp cezalandırılmasına karar verildiği, bu karar gereğince bir süre takip edilen maktulü, ikametinden zorla kaçırmak için, sanık ...’un oğlu ...’ün öncülük yaptığı araçla yol güzergahını kontrol ettiği,takip eden ikinci araçta ise sanık ...’un diğer oğulları... ve İsmail ile kırsaldan silahlı olarak gelen ve bu sanıklarla birlikte hareket eden örgüt mensupları Serhan ile ...’ın bulunduğu, evinden çıkan maktulü, sanıklar... ve ... ...’ın silahla tehdit ederek, her iki koluna girip arabaya bindirmek amacıyla zor kullandıkları, maktulün araca binmemek için direnmesi ve bir eliyle sanık ...’ı itmesine kızan sanık ...’ın uzun namlulu silahla ateş etmek suretiyle ölümüne sebebiyet verdiği olayda;
A-Sanık ... hakkında, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ve nitelikli tehdit, sanıklar ..., ... ve ... hakkında kasten adam öldürmeye yardım suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Maktülün, aralarındaki arazi ihtilafı nedeniyle sanıklar ...,..., ... ve ...'ün iştirakiyle terör örgütü mensuplarınca öldürüldüğü olayda; adı geçen sanıkların kişisel saikle hareket ettikleri anlaşılmakla birlikte sanık ...'un şikayeti üzerine, anılan örgütün sözde mahkemelerinde yargılamak istediği maktülün, yasa dışı çağrıya uymayıp tehditlere de itibar etmemesi nedeniyle örgüt otoritesini tanımayan bu tavrın cezalandırılması amacıyla gerçekleştirilen eylemin, örgütsel faaliyet kapsamında ve örgüt adına işlenen bir terör eylemi olduğunda kuşku bulunmamaktadır.
Sanık ... hakkında TCK'nın 302. maddesi gereğince kurulan hükümde ağırlaştırılmış müebbet hapis şeklinde belirlenen temel cezanın 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddesi gereğince artırılıp yine "ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına" hükmolunması gerekirken 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddesinin yazılı gerekçelerle uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş olması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık ...’ün, diğer sanıkların olay mahalline ulaşmasını ve eylemin başarıyla sonuçlanmasını teminen yol güzergahını kontrol edip olay mahallinde keşif yapmak, sanıklar ... ve ...’ün, örgüt mensubu olan ve davaları tefrik edilen... ve ... ... isimli teröristleri araçlarıyla olay mahaline götürmek, eylem sırasında yanlarında bulunmak, eylem sonrasında da bu sanıkları araçlarıyla olay yerinden uzaklaştırarak kırsal alana götürerek suçun icrasını kolaylaştırmak suretiyle yardımda bulunduklarına ilişkin kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ...’ün üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği, sanık ...’ün sübutu kabul olunan eylemlerinin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip, kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, sanık ...’ün devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, nitelikli tehdit, sanıklar ..., ... ve ...’ün ise kasten adam öldürme eylemine yardım suçunun sübutu kabul edilmiş, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosya kapsamına göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafilerinin temyiz dilekçesi ile duruşmalı incelemede ileri sürdükleri ve yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle, bir kısmı re’sen de temyize tabi olan hükümlerin ONANMASINA,
B-Sanık ... hakkında terör örgütünün propagandasını yapma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden yapılan incelemede;
Propaganda suçunu herkese açık olan facebook sosyal paylaşım sitesi aracılığıyla ve bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla işlediği anlaşılan sanık hakkında tayin olunan temel cezada 3713 sayılı Kanunun 7/2. maddesinin 2. cümlesi ve 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddeleri uyarınca artırıma gidilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin niteliği takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında hüküm kurulurken temel ceza 2 yıl olarak belirlendikten sonra TCK’nın 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında takdiri indirim yapılırken 1 yıl 8 ay yerine 1 yıl 10 ay 15 gün olarak fazla cezaya hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olduğundan hükmün bu nedenle BOZULMASINA, ancak bu hususun yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK'nın 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükmün D-2 bölümünde yer alan “1 yıl 10 ay 15 gün” ibaresinin çıkarılması ve yerine “1 yıl 8 ay” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
C-Sanık ... hakkında kasten insan öldürmeye yardım etme suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Dosya kapsamına ve mahkemenin kabulüne göre; olaydan önce terör örgütü mensubu olduğu ispat edilemeyen sanık ...’un, maktül’ün öldürülmesi hususunda örgüt mensuplarını azmettirdiği veya teşvik ettiği ispat edilememiş ise de, uyuşmazlığa konu arsayı kendilerine devretmesini teminen, maktülün sözde örgüt mahkemesinde yargılanması için terör örgütüne müracaat eden sanığın, örgüt mensuplarını nitelikli tehdit ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlemeleri hususunda azmettirdiği açıktır. Ne var ki azmettirmede sınır aşılarak kasten öldürme eylemi gerçekleştirilmiştir. Sanık ...’un, öldürme fiiline müşterek fail ya da şerik olarak katıldığı sabit olmamış ise de, örgüt mensupları tarafından uyuşmazlığın çözümü için maktüle yönelik cebir kullanılmak suretiyle iradesi zorlanarak arsanın tesliminin sağlanabileceğinin, kullanılan cebirde maktülün bedensel olarak da zarar görebileceğinin, hatta binlerce insanın ölümünden sorumlu bir terör örgütünün talimatına uyulmaması halinde, ölümle cezalandırılabileceğinin muhtemel ve öngörülebilir olması karşısında, fiil ile gerçekleşen ağır sonuç arasında illiyet bağının mevcut olduğunun ve neticenin kastın kapsamında bulunduğunun kabulü gerekir.
Bu itibarla cebir unsurunu barındıran hürriyeti sınırlama suçunda, netice sebebiyle ağırlaşmış suç hükümlerine yer verilmiş olmasına (...m.109/6) nazaran sanığın, yaralamanın en ağır şekli olan yaralama sonucu ölüme sebebiyet vermek suçundan eylemine uyan TCK’nın 109/6 maddesi yollamasıyla 87/4-2. cümle gereğince cezalandırılması gerektiği halde, suç vasfında yanılgıya düşülerek unsurları oluşmayan kasten öldürme suçuna yardım etmek suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kanuna aykırı bulunduğundan, o yer Cumhuriyet savcısının ve katılanlar ile vekillerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün BOZULMASINA," karar verilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 24.05.2018 tarih ve 319255 sayı ile;
"İtirazın konusu, sanık ...'ün silahlı terör örgütü mensubu sanıkların tehdit ve kasten insan öldürme eylemlerinden ...nun 38/1 maddesi gereğince azmettiren sıfatı ile sorumlu olduğuna, sanıklar... ve ...'ün ise kasten insan öldürme eylemlerine fail sıfatı ile iştirak ettiğine dairdir.
İlamın Başsavcılığımıza teslim tarihi, 18/05/2017'dir.
İTİRAZ NEDENLERİ: Maktul ... ile sanık ... arasında daha önceden beri süregelen alacak borç ilişkisi ve buna bağlı olarak maktulün sanık ...'a ait araziyi icra marifetiyle devralması, sanık ...'un ise hukuki yollara başvurmasına rağmen bu arazinin tapusunu yeniden üzerine alamamasından mütevvellit hukuki uyuşmazlığın çözülmesi için silahlı terör örgütü PKK.nın sözde mahkemelerine, dolayısıyla örgüte başvurmasıyla başlayan süreçte, silahlı terör örgütü PKK.nın örgüt üyeleri ve örgüte yardım edenler aracılığıyla maktulü önce "... ile ... arasında olan arazi anlaşmazlığı nedeniyle sizi ... köyüne çağırıyoruz. HPG" şeklinde yazılı pusula ile, maktul tarafından buna itibar edilmemesi üzerine bu defa "size gönderilen ilk pusulayı dikkate almayıp yırttınız, sizi mahkeme için çemçeye çağırıyoruz, gelmezseniz sizin için kötü olur" şeklindeki tehdit içeren pusulayla çağırması, maktulün bu çağrıya da uymaması ve adli mercilere başvurması üzerine, maktulün sorgulanıp cezalandırılmasına karar verildiği, bu karar gereğince bir süre takip edilen maktulü, ikametinden zorla kaçırmak için, sanık ...’un oğlu ...’ün öncülük yaptığı araçla yol güzergahını kontrol ettiği, takip eden ikinci araçta ise sanık ...’un diğer oğulları... ve İsmail ile kırsaldan silahlı olarak gelen ve bu sanıklarla birlikte hareket eden örgüt mensupları Serhat ile ...’ın bulunduğu, evinden çıkan maktulü, sanıklar... ve ... ...’ın silahla tehdit ederek, her iki koluna girip arabaya bindirmek amacıyla zor kullandıkları, maktulün araca binmemek için direnmesi nedeniyle sanık ...’ın uzun namlulu silahla ateş etmek suretiyle ölümüne sebebiyet verdiği dosya kapsamı ile sabittir. Bu konuda Yüksek Daire ile Başsavcılığımız arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.
İhtilafın konusu sanıklardan ...'un kasten öldürme ve tehdit suçlarına azmettiren sıfatı ile iştirak ettiği, diğer sanıklar... ve ...in ise kasten öldürme suçunun faili olduklarına dairdir.
Suçların birden fazla kişi ile işlenmesi hallerinde iştirakten bahsedilmesi mümkün olup, iştirakin şekli ve derecesine göre sorumlulukları ...nun 38 ila 40.madderinde düzenlenmiştir.
Bunlar düzenlemeler;
"Faillik
Madde 37- (1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.
(2) Suçun işlenmesinde bir başkasını ... olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde ... olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır.
Azmettirme
Madde 38- (1) Başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, işlenen suçun cezası ile cezalandırılır.
(2) Üstsoy ve altsoy ilişkisinden doğan nüfuz kullanılmak suretiyle suça azmettirme halinde, azmettirenin cezası üçte birden yarısına kadar artırılır. Çocukların suça azmettirilmesi halinde, bu fıkra hükmüne göre cezanın artırılabilmesi için üstsoy ve altsoy ilişkisinin varlığı aranmaz.
(3) Azmettirenin belli olmaması halinde, kim olduğunun ortaya çıkmasını sağlayan fail veya diğer suç ortağı hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezasına hükmolunabilir. Diğer hallerde verilecek cezada, üçte bir oranında indirim yapılabilir.
Yardım etme
Madde 39- (1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez.
(2) Aşağıdaki hallerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur:
a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.
b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.
c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak.
Bağlılık kuralı
Madde 40- (1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.
(2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.
(3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir." şeklindedir.
Sanık ...'un tehdit suçu yönünden azmettiren olduğu Yüksek Daire'nin itiraz edilen ilamının (C) bendinde "örgüt mensuplarını nitelikli tehdit ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlemeleri hususunda azmettirdiği açıktır" ibaresi ile açıkça kabul edildiği halde nitelikli tehdit suçuna yardım suçundan verilen mahkumiyet hükmünü onandığı görülmektedir. Bu suç yönünden dosya incelendiğinde, sarık ...'un PKK Silahlı Terör Örgütünün sözde mahkemelerinden talep ettiği yardıma konu olan ihtilafın çözülme yöntemlerinden birisinin ve belki de ilk başvurulacak olanının tehdit olduğu, ... PKK'dan yardım istemesinin nedenin de örgütün korkutucu gücünden yararlanmak olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Yüksek Daire de bu şekilde kabul ettiği halde yanlış vasıflandırmaya dayanan hükmün onamıştır.
Diğer taraftan, iradesine karşı gelenleri öldürmekten çekinmeyen 30.000'den fazla insanın ölümünden sorumlu olan bir örgütten hukuk yoluyla alamadığı arazisini maktulden geri alabilmek adına yardım isteyen sanık ...'un örgütün bu olayın nihayetinde maktulü öldürebileceğini bilebilecek durumda olup olmadığına bakıldığında, şüphesiz bir şekilde örgütün maktulü öldüreceğini bilebilecek durumda olduğunun kabulü gerekir. Zira örgütün öldürmeyi de amaçlarına erişmek için bir yöntem olarak yaygın bir şekilde kullandığı herkesin bildiği bir vakıadır. Sanık ..., tam da bu nedenle maktulle arasındaki ihtilafı çözme işini terör örgütüne vermiştir. Sanığın örgüte nasıl bir yöntem uygulaması gerektiğine dair direktif vermesi olanağı olmadığı ve örgütçe uygulanacak yöntemleri kabul ettiği gözetildiğinde,, örgütün işleme kapasitesi olan her suçu işleyebileceğini bilerek bu suçlara azmettiren sanığın eyleminin ...nun 109/6 maddesi yollaması ile kasten yaralama sonucu ölümle sınırlandırılması olanaklı görülmemiştir. Bu nedenle sanık ...'ün tehdit ve kasten insan öldürme suçlarından ...nun 38.maddesi gereği azmettiren sıfatı ile sorumlu tutulması gerektiği düşüncesine varılmıştır.
Sanıklar... ve ...'ün diğer kardeşleri olan sanık ...'ten farklı olarak silahlı terör örgütü mensupları olan Serhat ve ...'ın yanında bulunduğu, onlarla birlikte hareket ettikleri, onların işleyecekleri her suça iştirak etme iradesi ile hareket ettikleri gözetildiğinde, maktulün öldürülmesi anında, eylemi gerçekleştirdiği iddia edilen sanık ...'ın yanında bulunarak eylem üzerinde hakimiyetlerinin bulunduğu, fikir ve eylem birliği içinde oldukları, böylece kasten insan öldürme fiilinin faili konumunda bulundukları" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince 02.07.2018 tarih ve 2525-2184 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
İtirazın kapsamına göre inceleme, sanıklar ..., ... ve ... hakkında kasten öldürmeye yardım etme ve sanık ... hakkında ayrıca nitelikli tehdit suçundan kurulan mahkumiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılmıştır.
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık ...'ün kasten öldürme ve nitelikli tehdit suçlarından TCK'nın 38. maddesi gereğince azmettiren sıfatıyla sorumlu tutulmasının gerekip gerekmediğinin ve sanıklar ... ile ...'ün kasten öldürme suçunda TCK'nın 37. maddesi kapsamında müşterek fail olup olmadıklarının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
Aralarındaki arpa alım satımı nedeniyle sanık ...'ün ... Ticaret isimli ... yerinin sahibi maktul ...'ya verdiği 19.06.2003 vade tarihli ve 30.000 TL bedelli senedi ödememesi nedeniyle maktul tarafından ... İcra Müdürlüğünün 2003/1422 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, herhangi bir itirazda bulunulmaması üzerine kesinleşen bu icra dosyasında 2006 yılında yapılan cebri satış neticesinde sanık ... adına kayıtlı olup tapunun ..., Merkez, ... Mahallesi, Boncuklupınar mevkisi, 258 Ada, 2 parselde kain 21182 metrekarelik arsa vasfındaki taşınmazın maktul adına tescil edildiği,
Sanık ...'ün vekili aracılığıyla sunduğu 17.10.2011 tarihli dava dilekçesi ile söz konusu icra takibine konu edilen senetteki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek açtığı menfi tespit davasının ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/569 Esas 2014/78 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılaması neticesinde verilen 03.02.2014 tarihli kararla senetteki imzanın sanık ...'e ait olmadığının ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedildiği, anılan kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 16.10.2019 tarihli ve 2019/2328 Esas 2019/4791 Karar sayılı kararıyla onandığı,
Sanık ...'ün şikayeti nedeniyle başlatılan soruşturma sonucunda düzenlenen ve maktul ...'nın resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından cezalandırılması talep edilen ... Cumhuriyet Başsavcılığının 16.05.2013 tarihli ve 2013/799 Esas numaralı iddianamesi üzerine görülen davalar neticesinde ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.10.2014 tarihli ve 2013/137 Esas 2014/424 Karar sayılı kararıyla resmi belgede sahtecilik suçu yönünden maktulün ölümü nedeniyle düşme kararı verildiği, anılan dosyadaki tefrik kararı üzerine nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından ise ... Ağır Ceza Mahkemesinin 24.05.2013 tarihli ve 2013/113 Esas 2013/133 Karar sayılı kararıyla zaman aşımı nedeniyle davanın düşürülmesine karar verildiği,
Maktul ...'nın savcılığa sunduğu 26.06.2014 tarihli dilekçesinde ve kolluktaki ifadesinde özetle; kendisine icra yoluyla mülkiyeti intikal eden arsayı mahkemeyle geri alamayan sanık ...'ün terör örgütü PKK'yı kullanarak almak istediğini, 2014 yılının Mayıs ayının son günlerinde oğlu ...'ya... Mahallesi Muhtarı ...'ün gelip...'den verdiklerini söylediği bir pusula teslim ettiğini, oğlu ...'dan alıp baktığı bu kağıdın üzerinde HPG yazısının olduğunu, ancak bu tür şeyleri fazla dikkate almadığı için tam olarak okumayıp yırtıp attığını, sanık ...'ün daha önce birçok kez yanına adamlar göndererek arsanın geri verilmesini istediğini, bu olayı sanık ...'ün korkutarak kendisini sindirmeye çalıştığı şeklinde yorumladığını, bu pusuladan yaklaşık bir hafta sonra kardeşi ...'ya başka bir pusulanın geldiğini, bu pusulada da kendisini örgüt mensuplarının...'ye çağırdığını, buna da itibar etmeyerek yırtıp attığını, terör örgütünün adını kullanarak kendisini tehdit eden sanık ...'den şikayetçi olduğunu beyan ettiği,
Bu kapsamda kolluk tarafından aynı tarihte beyanı alınan ... özetle; Haziran ayının başlarında ... yerine ismini ... olarak söyleyen bir şahsın geldiğini ve dağa giden yeğenini aramak için... alanına gittiğinde bir örgüt mensubunun gönderdiğini belirterek dışı koli bandıyla sarılmış küçük bir pusula verdiğini, el yazısıyla yazılan ve HPG mührü olan bu pusulada "Size gönderilen ilk pusulayı dikkate almayıp yırttınız. Sizi mahkeme için...'ye çağırıyoruz. Gelmezseniz kötü olur." yazdığını, akabinde abisi maktul ...'nın da pusulayı alıp yırttığını, yaklaşık 10 gün önce de sebze pazarında bulunduğu esnada 30-35 yaşlarında, kirli sakallı, orta boylu, esmer ve normal yapılı birinin yanına gelerek "Size gönderilen pusulaları dikkate almadınız. Çemçe'de yapılan yargılama neticesinde ... isimli şahsa arsayı vermenize karar verildi. Sizin...'ye gelmeniz gerekiyor." dediğini söylediği,
Katılan ... ...'nın yargılama esnasındaki 15.05.2015 havale tarihli dilekçesinde maktul ...'ya ulaşmadan önce emniyet birimlerince fotoğrafının çekildiğini söyleyerek dosyaya sunduğu pusulada "...'ya, Bize gelen şikayete göre sizin ve ... Karagöz'ün arasında mal üzerinde sorun çıkmış ve ... Karagöz mağdur olmuş, böyle bir ifade ile biz de araştırdık, ... Karagöz'ün malına dokunmayın, onun malını geri verin. Eğer bir yanlışlık varsa ya da iftira ve yalandır diyorsanız ve hakkınızı savunmak istiyorsanız Kağızman... ... (Xavasor) Köyüne gelin, bunu da bilmelisiniz ki bu mücadelemiz Kürt ve Türk halklarının mücadelesidir ve herkes kendini bizim mahkemede savunabilir. Bunun aksine her türlü haksızlığı kabul etmeyiz ve hesabını soracağız. Devrimci Selam ve Saygılar. Serhat Eyalet Komutanlığı. HPG" ibaresinin yazılı olduğu,
15 Temmuz 2014 günü akşam saatlerinde sanık ...'ün kullandığı 3... plakalı araçla sanık ... ile örgütün... kırsalında faaliyet gösteren mensuplarından inceleme dışı sanıklar ... ... ve...'la birlikte maktulün evine gitmek üzere kırsal alandan hareket ettikleri, bu araca inceleme dışı sanık ...'ün.... plakalı araçla eskortluk yaptığı, ...60 plakalı araçla bir müddet il merkezinde dolandıktan sonra maktulün evinin önüne gidip beklemeye başladıkları, kısa bir süre sonra saat 20.44 sıralarında maktulün evinden çıktığını gören örgüt mensubu inceleme dışı sanık ... ...'ın sanık ...'e "Sür, adamın önünü kes, yanımda dur" dediği, bunun üzerine sanık ...'ün aracı tekrar çalıştırarak maktulün önünde durduğu, akabinde örgüt mensubu inceleme dışı sanık...'ın araçtan inip kaleşnikof tüfeğini doğrultarak maktulden teslim olmasını istediği, maktulün direnmesi nedeniyle itişme yaşandığı, bu esnada maktulün oğlu katılan ...'nın evden çıktığı ve diğer örgüt mensubu inceleme dışı sanık ... ...'ın da maktulü kolundan çekiştirdiğini görünce müdahale etmeye çalıştığı, ancak örgüt mensubu inceleme dışı sanık ... ...'ın kaleşnikof tüfekle ateş ederek maktulü vurduğu, akabinde araca binen örgüt mensubu inceleme dışı sanıklar ... ... ile...'ın sanıklar ... ve ... tarafından kırsal alana götürüldüğü,
15.07.2014 günü saat 20.44 sıralarında 155 ihbar hattını arayan ve sesinden erkek olduğu anlaşılan bir şahsın "Abi çabuk gelin, adam öldürdüler. Yeni ... Caddesine gelin, Kısmet Marketin oraya gelin, silahla adam öldürdüler, silahla vurdular" dediği, bunun üzerine olay yeri inceleme ekipleri tarafından ... ili... Mahallesi Yeni ... Caddesi ile 1127. Sokağın kesiştiği noktadaki olay yerine gidildiğinde ateşli silahla vurulan bir şahsın yaralandığı ve tedavi amaçlı olarak ambulansla ... Devlet Hastanesine kaldırıldığı bilgisinin alındığı, yapılan incelemede 3 adet boş kovan ile kan lekelerinin bulunduğu, hastaneye kaldırılan maktulün öldüğünün öğrenilmesi üzerine morga gidildiğinde üzerinde atış isabet deliği bulunan elbiseleri ile elbiseden çıkan 1 adet mermi çekirdeğinin incelenmek üzere alındığı,
16.07.2014 tarihli ihbar tutanağına göre; aynı gün saat 00.13 sıralarında 155 ihbar hattını arayan ve sesinden erkek olduğu anlaşılan bir şahsın "Hocam biz bugün bir grup tarafından silahla rehin alındık,... çatışma oldu. Ben ve kardeşim iki kişi tarafından rehin alındık, evet kaleşnikofla PKK beni götürdü. Ben şu anda geldim, biraderimle... Mahallesindeyim....'ün bakkalı var, oraya yakın bir yerdeyim. Can güvenliğim yok. ... Mahallesi trafoya yakın bitişik bir caddedeyim. Gelirseniz görürsünüz beni, şu anda dışarıdayım, yakında bir bakkal yok. Karşı taraf yanlış bir şeyler söylemiş. Benim ya da babamın öldürdüğünü söylemiş. Benim adım .... ... Mahallesi tarafında biraderimle beraber yaya olarak bekliyorum. Biraderimin ismi .... Burada kız kardeşimin evi var, ismi Gülten Alagöz. Kız kardeşimin evi trafoya yakın. Hocam ben bugün ...'a gittim, toptancıyım, çalıştım geldim.... Mahallesinde oturuyorum. Bir genç bana elini kaldırdı, ben de durdum. ... yavaş gidiyordum, 'Benim seninle bir işim var' dedi, 'Beni araca alır mısın?' Şahsı tanımıyorum. Kafama silah dayadı, tabanca dayadı. Beni baraj tarafına götürdü. Senin babanı buraya getirmemiz lazım. Babamın adı .... Sen başka bir ... daha getireceksin, biz ... merkeze gideceğiz. Benim aracım beyaz Toyota. Aracı birkaç gün önce biraderimden aldım, plakasını hatırlamıyorum, 33 valla hatırlamıyorum. Sen arayacaksın, burada balık tutuyorum, arabayla gel balık tutalım dedim kardeşime. Biraderimi aradım geldi. Hiçbir şeyden haberi yoktu. İkimizi aldılar, ... önden gitti, diğeri de arkadan geldi. Sanayiye yakın bir mahalleye götürdüler. Oradan adam alacağız, sonra da babanı alacağız, baban bizi ve insanları dolandırmış, insanlar da şikâyet etmişler babamı" diye söylediği,
Aynı şahsın saat 00.19 sıralarında tekrar arayarak "Abi daha gelmediniz, kız kardeşimin evindeyim. Konu babamı gidip şikayet etmişler. ... bizim tapularımızı vermiyor. Babam arsa satıyor. Hocam resmen öldüreceklerdi bizi. Baraja kadar onlar bizi silah zoruyla götürdü. Barajdan sonra dediler 'Gidin, babanız üç gün sonra gelmezse senin bananı da öldüreceğiz', ben şu an babama geldim, kimse yok. ...'da bir kargaşa çıkarmışlar ... adamı öldürmüş diye. İşte iftar sonrası adamı öldürmüşler. Babamın nerede olduğunu bilmiyorum, onun da can güvenliği yok. Bu karşı taraf ben ve babamın öldürdüğünü zannediyorlar. Yani iki taraftan da can güvenliğimiz yok. Rica ediyorum burası çok karışık bir yer. Adres Trafo Mah. Göçmen Sokak No:17" dediği,
... İl Emniyet Müdürlüğünün 27.04.2015 tarihli yazısına göre; ... ve ... isimli şahısların olayın gerçekleşmesinin ardından yakalanmadan önce 16.07.2014 tarihinde saat 00.13 sıralarında 155 hattını aradıklarının telefon ihbar tutanağından anlaşıldığı,
Ayrıca sanık ...'ün kullandığı....numaralı hattın HTS kaydına göre; 16.07.2014 tarihinde saat 00.14'te 257 ... ve saat 00.20'de 157 ... olmak üzere 155 hattını iki kez arayıp görüştüğü,
... Adli Tıp Grup Başkanlığının 06.08.2014 tarihli otopsi raporuna göre; maktul ...'nın vücuduna en az iki atışla husulü mümkün olan ateşli silah mermi çekirdeğinin isabet ettiği ve bunların müstakilen öldürücü nitelikte oldukları, maktulün ölümünün ateşli silah mermi çekirdeği geçişine bağlı pelvis ve çok sayıda kosta kırıkları ile birlikte iç organ yaralanması ve iç kanama sonucu meydana geldiği,
... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 07.08.2014 tarihli uzmanlık raporuna göre; olay yerinde bulunan ve tetkik için gönderilen 7,62x39 mm. çap ve tipindeki üç adet kovan ile 7.62 mm. çapında bir adet mermi çekirdeğinin ateşli silah fişeklerinin unsurlarından olduğu, inceleme konusu 7,62 mm. çapındaki mermi çekirdeğinin namlusunda sağa döner dört adet yiv-set bulunan, çap ve tipine uygun ateşli bir silahla istimal edildiği, 7,62x39 mm. çap ve tipindeki üç adet kovanın kendi aralarında karşılaştırılmasında çeşitli karakteristik izler yönünden aralarında uygunluklar bulunduğu ve çap ve tipine uygun aynı (tek) bir ateşli silahla atıldığı, arşiv kaydındaki mevcut izlerle aralarında herhangi irtibatın bulunmadığı,
... Emniyet Müdürlüğü Biyometrik Veri İşlemleri Büro Amirliğinin 21.07.2014 tarihli ekspertiz raporuna göre; ....plakalı Toyota Corolla marka araçta tespit edilen parmak izleri arasında yer alan 39 nolu parmak izininin APFİS veri tabanında yapılan sorgulama neticesinde ... Merkez nüfusuna kayıtlı, ... ve ... oğlu, 01.01.1986 ... doğumlu inceleme dışı sanık ... ...'ın sağ el yüzük parmak izi ile aynı olduğunun tespit edildiği,
... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 05.08.2014 tarihli uzmanlık raporuna göre; maktul ...'nın yeleği ile pantolonu üzerinde bulunan deliklerin etrafındaki atış artıklarının dağılım yoğunluğuna göre atışın uzak atış, gömleğinin üzerinde bulunan delik etrafındaki atış artıklarının dağılım yoğunluğuna göre yakın atış mesafesinde yapılmış olduğu ve ayrıca sanık ...'e ait pantolonun sağ ve sol kısımları ile sweet tişörtünün sol kısmından alınan svaplarda atış artıkları tespit edildiği, sanıklar ... ve ...'den alınan sağ ve sol el içi ve el üstü svaplarında ateş artıklarına rastlanmadığı,
17.07.2014 tarihli araştırma tutanağında savunmalarda isimleri geçen dava dışı sanıklar ... ... ve...'ın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan arşiv kayıtlarının bulunduğunun belirtildiği, bu kişilerin sanıklar ... ve ... tarafından 16.07.2014, ayrıca ... ...'ın inceleme dışı sanık ... tarafından da 27.08.2014 tarihli fotoğraftan teşhis tutanaklarıyla teşhis edildiği,... hakkında verilen tefrik kararı sonrasında 2016/21 Esas sayılı dosyada yargılaması devam ederken 11.04.2015 tarihinde öldüğünün anlaşılması üzerine davanın düşürülmesine karar verildiği, yine ... ... hakkında verilen tefrik kararı sonrasında dosyasının 2016/71 Esas sırasına kaydedildiği ve yakalanamaması nedeniyle yargılamasının hâlen devam etmekte olduğu,
Olayda kullanılan .... plakalı beyaz renkli Toyota Corolla marka otomobilin sanık ...'ün ...'de ikamet eden oğlu Adem Alagöz adına tescilli olduğu,....plakalı beyaz renkli Ford Transit marka kamyonetin ise gayri resmi eşi Yıldız Doğan adına kayıtlı olmakla birlikte sanık ...'e ait olduğu,
11.05.2015 ve 11.01.2016 tarihli bilirkişi raporları, 27.08.2014 tarihli HTS inceleme tutanağı ve HTS kayıtlarına göre;
-Sanık ...'ün,
15.07.2014 tarihinde saat 18.58 ve 22.17'de Sarıharman Merkez ... adresinden baz aldığı, belirtilen baz istasyonunun... mevkisini de kapsadığı,
15.07.2014 tarihinde saat 20.39'da Fevzi Çakmak Mah. Cem Sokak No: 17 ... adresinde baz aldığı, belirtilen baz istasyonunun cinayet mahallini kapsadığı,
08.07.2014, 10.07.2014 ve 13.07.2014 tarihlerinde Fevzi Çakmak Mah. Cem Sokak No: 17 ... baz istasyonlarından faydalandığı, bu durumun da keşif amacıyla bulunduğu olarak değerlendirildiği,
-Sanık ...'ün,
15.07.2014 tarihinde saat 19.24 sıralarında ....numaralı hat ile 3 kez Sarıharman Merkez ... adresinden baz aldığı, belirtilen baz istasyonunun... mevkisini de kapsadığı, aynı baz istasyonundan ... numaralı hat ile saat 18.18'de 1 kez baz aldığı,
-Sanık ...'ün,
15.07.2014 tarihinde 17.23-19.04 saatleri arasında 7 kez Sarıharman Merkez ... adresinden baz aldığı, belirtilen baz istasyonunun... mevkisini de kapsadığı,
15.07.2014 tarihinde saat 20.00 sıralarında ... merkezinde bulunduğunun baz incelemesinde görüldüğü,
01.07.2014 ve 07.07.2014 tarihlerinde maktulün ikametinin çevresindeki baz istasyonlarından faydalandığı, bu durumun da keşif amacıyla bulunduğu olarak değerlendirildiği,
Olay saatinde olay yeri civarında baz bilgisinin olmadığı,
-İnceleme dışı sanık ...'ün,
15.07.2014 tarihinde olay saatlerinde İdin Bulgur Değirmeni Karşısı ... ... Caddesi isimli baz istasyonundan faydalandığı, kapsama alanı itibarıyla olay mahallinde bulunduğu,
Ayrıca 01.07.2014, 07.07.2014, 08.07.2014 ve 13.07.2014 tarihlerinde maktulün ikametinin çevresindeki baz istasyonlarından faylandığı, bunun da keşif amacıyla bulunduğu olarak değerlendirildiği,
Sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasında olay tarihinde saat 15.28, 15.43, 20.34, 20.39, 20.41, 20.42, 20.45, 20.46 ve 20.47.39'da olmak üzere 9,
Sanık ... ile inceleme dışı sanık ... arasında olay tarihinde saat 17.15, 17.17, 17.22, 17.39, 20.39 ve 20.47.00'da olmak üzere 6,
Sanık ... ile sanık ... arasında olay tarihinde saat 20.50 ve 20.58'de olmak üzere 2,
Sanık ... ile sanık ... arasında olay tarihinde saat 17.16, 17.18, 17.19, 17.23, 18.14 ve 18.15'te olmak üzere 6,
Sanık ... ile sanık ... arasında olay tarihinde saat 15.13, 16.08, 19.46, 19.47, 19.56, 20.03, 20.10 ve 20.59'da olmak üzere 8,
adet görüşme gerçekleştiği,
16.07.2014 tarihli tespit tutanağına göre sanık ...'ün kullandığı 356937052982462 IMEI numaralı Samsung GTİ 8190 marka cep telefonunun incelenmesi neticesinde bitanem olarak kayıtlı 86 76 numaralı hattan mesajlar geldiğinin tespit edildiği, alınan ekran görüntüsüne göre sözü edilen numaradan 14.07.2014 günü saat 14.23'te gelen "Askimmm arabani ne yaptin, cami falan yaptın mı" şeklindeki mesaja sanık ...'ün "yapiyom" diye cevap yazdığı,
35337003021531 IMEI numaralı telefonun sanık ...'ün eşi Yıldız Doğan tarafından kullanılmaya başlandığının tespit edilmesi üzerine alınan mahkeme kararlarına istinaden yapılan tespitlerde sanık ...'ün S... Keskin adına kayıtlı 0 534 942 10 55 numaralı hattı kullanarak;
-18.07.2014 tarihinde saat 18.18'de Musa Kazim Şahin ile yaptığı telefon görüşmesinde;
"Bugün 2-3 kişi alıp getirdi"
"Tartışma senin üzerine mi sordular, ben de dedim tartışma benim üzerime"
"Ben eskiden ifademi vermişim, o adam benim tapumu almış, o da ölmüş"
"Belki beni 3-4 gün sonra bırakırlar"
"Bugün onun oğlu ifade verdi herhalde, dilekçe vermeye gitti, herhalde"
"Abi oraya gidemez mi, desin arkadaş adam size telefon açmış, terör vurmuş, neden siz başkasını sorumlu tutuyorsunuz falan"
"Sahipsizlik yav, biz vurmamışız, diyorlar açıkça biz vurduk, silah zoruyla biz çocukları aldık götürdük"
"... ne teslim olsun, ...'in üzerine dava var mı?"
"Onun arabası da mı oradaymış?"
"Hele o dilekçe versin, bakalım ne oluyor, beni bıraksınlar, ben karakola geleyim, çaresine bakayım"
"Beni bırakmayana dek nasıl geleyim"
"Bırakırlarsa direk karakola gidecem, eve gitmicem"
"De arkadaş bu adamın hiç haberi yok, sadece borçlular gelip Hacı'yı sormuşlar"
"... ben devlete şikayet etmişim, ben PKK'ya şikayet etmedim, savcı da biliyor, hakim de biliyor, benim mahkemem devlette"
-20.07.2014 tarihinde saat 11.09'da Musa Kazim Şahin ile yaptığı telefon görüşmesinde;
"... haberin var mı?"
"Diyorlar ... yok, var mı yok mu?"
"Ben onların elindeyim, o eşeğin oğlu komutanı aramış, ben savcılığa bir tane karakola da bir tane dilekçe verdim demiş, Hacı'nın çocukları bu işte yoklar, PKK öldürmüş"
"Avukat var mı?"
-20.07.2014 tarihinde saat 11.10'da Sebahattin Karadağ ile yaptığı telefon görüşmesinde;
"Ben PKK'nın içindeyim, onlar beni tutmuş, oradayım"
"Durum nasıl?"
"Onun oğlu komutanla konuşmuş, komutan demiş onlar öldürmedi, Hacı'nın çocuklarını silah zoru ile alıp götürmüşüz, evi bize gösterdiler, baban bize silah çekti, biz de öldürdük, o da dedi ben dilekçe vermeye gittim, gerçek mi yalan mı söylüyor bilmiyorum?"
-20.07.2014 tarihinde saat 13.22'de ... ile yaptığı telefon görüşmesinde;
"Biz bugün çok kötü bir duruma düşmüşüz, ben şimdi PKK'nın elindeyim, PKK kapıma geldi, beni yakaladılar, Köroğlu ile birlikte bir ifadem vardı ya, millet gelip benim üzerime şikayet etmişti, ben de gittim dedim Köroğlu benim arazimi aldı, onun oğlunu çağırdılar, oğlu geldi"
"Babam tefeci dedi"
"Bir tanesi beni taksiye attı götürdü, iki tanesi de benim çocuklarımı silah zoru ile alıp götürmüşler, kafalarına silah dayayıp Köroğlu'nun evini bize gösterecen demişler, iki çocuğum da Köroğlu'nun evini göstermişler, Köroğlu silah çekmiş, bunlar da silahı sıkmışlar öldürmüşler"
"İlgimiz yok bizim"
"Komutan burada kendisini aradı, onun oğlu Metin'i, dedi Metin biz öldürmüşüz, Hacı ... şimdi bizim elimizde"
"Bu adamların ilgisi yok dedi, babanın ifadesi vardı, geldik, baban silah çıkardı, biz onu vurduk"
"Git dilekçe ver dedi, o da ben dilekçe verdim demiş"
"Şimdi bizim çocuklar da diyor karakol bizi rahat bırakmıyor, onlar bizi bırakmıyor, korkudan kimse evinde kalmıyor, oğlum ... var ya beş gündür kayıp"
"Anne babanın hayrına, sen ağırlığını üstüne ver, sen bugün mahallenin büyüğüsün, hem çocuklara başvur hem karakola git, de bu adam davacı değil, siz bu adamın evini niye rahatsız ediyorsunuz, taksimi alıp götürmüşler, çocuklarımı alıp götürmüşler karakola, bu nedir yani, ... ben bunların elinden çıkarsam direk karakola gidecem"
"Bugün gidebilir misin?"
"Şimdi izin aldım, beş dakika konuşurum, sonra ben yine izin alacam"
"Bir de Köroğlu'nun oğlu Meto var ya"
"Buraya gelmişti"
"O kendisi komutanı aradı, ben dilekçe verdim, ben önce dedim Hacı'nın çocukları vurmuş, siz vurmuşsunuz tamam, ... da dedi biz vurmuşusuz"
"Benden dolayı bir kağıt geldi mi duydun mu?"
-21.07.2014 tarihinde saat 08.35'te ... ... ile yaptığı telefon görüşmesinde;
"Ben PKK'nın elindeyim"
"İfadem vardı, evime gelmişler, iki kişi silah zoruyla çocuklarımı götürmüş, evini göster demişler, götürmüşler, evini gösterdiler, evinin önündeymiş, demişler gel senin ifaden var, birine yumruk vurmuş, silahını çekmiş, vuracakmış, bunlar da silahı çekmiş, öldürmüşler"
"Şimdi benim boynuma atıyorlar, benim çocuklarımı yakalamışlar"
"Dün Sıddık onlar buraya gelmiş, encümen, il başkanı falan"
"Komutan onlara anlattı. Dedi Köroğlu'nun oğlunu da aradım, ifadesi vardı, almaya geldik, silah çıkardı, biz de vurduk, Hacı'nın çocuklarının bir suçu yok, Hacı'nın çocuklarını silah zoruyla götürdük"
"Borçlularım beni gidip PKK'ya şikayet etmiş, onlar da gelip beni alıp götürdüler, Köroğlu'nun oğlu ile birlikte buraya geldik, ben de dedim rızkımı bu götürdü"
"Onlar vurmak için gitmemişler, beni alıp götürdüler, onu da getireceklerdi"
"Burada komutan onun oğlu Metin'le konuştu, dedi Metin, babanın ifadesi vardı, biz Hacı'yı evinden aldık getirdik, iki arkadaşımız ve Hacı'nın oğullarını rehin aldık silahla, arabaları ile geldik, evi bize gösterdiler, baban bize silah çekti, biz de korktuk, mecbur vurduk. Bu adamların seninle alakaları yok, dedi sen bu adamlara el atarsan ben sizin kökünüzü öldürürüm, o da yemin etmiş ben gidip dilekçe vereceğim dedi, hele bakalım bugün gidip gitmediğine, dün değil ... günü"
"Dedi Pazartesi o çocuklar bırakılmazsa Metin sen ve amcan ... ... ikiniz yanımızdasınız"
"Komutan üstünde duruyor. Doğabayazıt'ın, Tendürek'in, buranın hepsi üstünde duruyorlar"
"Ben dedim evimi yükler giderim, siz neden böyle başıma getirdiniz, ifade için almaya gitmişsiniz vurup gelmişsiniz, benim boynuma atıyorlar, çocuklarım tutuklu, sana düşmemiş sen yerinden oynarsan seni öldürürüz dediler"
"Altı trilyonum kendisinde, öldürecek olsam şimdiye öldürürdüm, mahkemeliğiz, Allah'ı bekliyorum, mahkemeyi bekliyorum, çocuklarım çalışıyor, ben ister miyim PKK gitsin vursun yani, yine de bende son damla kan bitine kadar o rızkı ona yedirmem"
"Komutan burada Metin'le konuştu, Metin dedi Hacı'nın çocukları ve Hacı vurdu zannettim, madem siz vurmuşsunuz ben gider bir dilekçe veririm, çocuklar bırakılır, davamdan da vazgeçerim. Burada komutan bana dedi eğer biz seni bırakır gidersen orada devlet seni yakalarsa sen dersin Metin'in filan saat dakika telefonunu dinlemenizi istiyorum"
"Ben burada komutana dedim bana silah sıkın öldürün, siz benim rızkımı elimden aldınız, adamı öldürdünüz gitti, siz neden böyle yaptınız?"
"Ben ölmesini istemezdim, benim haberim mi vardı?"
"Sen Avukat Salih'e söyle, PKK'nın hal meselesi böyle, Köroğlu'nun oğlu Metin ile konuşmuş, biz vurduk, Hacı'nın çocuklarını silah zoru ile alıp gitmişiz, gitsin Metin'e sorsun öyle mi değil mi?"
-22.07.2014 tarihinde saat 17.44'te ... ... ile yaptığı telefon görüşmesinde;
"Köroğlu'nun çocukları buraya geldi"
"Başkan kendilerine söyledi, arkadaş bu öldürmedi, Hacı'nın oğullarında suç yok"
"O da başını salladı, valla biz bilmiyoruz, sandık ki Hacı'nın çocukları vurmuş, biz şimdi gidip dilekçemizi vereceğiz, davamızı geri alırız"
"Ondan sonra partiye telefon ettiler"
"Cengiz senin komşunla geldi"
"Parti onlara demiş, git içine gir, bu işi halledin, adamın çocuklarını bıraktırın, adamın çocuklarının bu işten haberleri yok"
-05.08.2014 tarihinde saat 07.21'de Musa Kazim Şahin ile yaptığı telefon görüşmesinde;
"O dün herhangi dilekçe verdi mi?"
"Dün ben avukatı aradım, dedi dilekçe vermiş"
"Bugün de onun çocuğunu çağırdılar, buraya gelecek"
"O arsa için, hele ne diyor, ne zaman verecek"
"Ben fazla avukatla konuşamıyorum, sen ararsan ona söyle"
-05.08.2014 tarihinde saat 11.04'te Musa Kazim Şahin ile yaptığı telefon görüşmesinde;
"Biz de hallettik"
"35 milyardı, dedi iki arsa falan, biz de 50 milyara bağladık"
"Aramızda senet yaptık"
"İki üç güne kadar paramızı hazırlarız"
"Vekaleti verecek, mesela sana verecek"
"Yarın 80 milyonu vekalete ver, vekaleti üstüne aldığın zaman bitiyor"
"O biterse ben gizliden giderim, savcılığa bir dilekçe veririm"
"Ben giderim ya da avukatım gider"
"Tapu senin üstüne de olur, bizim üstümüze de olur, fark etmez"
"Sen onun parasını verebilir misin?"
"Tamam, tapu senin adına olsun o zaman"
-10.08.2014 tarihinde saat 16.29'da Hamit isimli şahıs ile yaptığı telefon görüşmesinde;
"Azat senin kardeşin?"
"Azat burada, Kağızman Xavesor'da"
"Bu numarayı bana verdi, yarın değil öbür gün onların yemin töreni, siz gelip görebilirsiniz"
"O kadar millet geliyor, neden bilmiyorsun?"
"Kağızman'ı sen bilmiyor musun?"
"Kağızman'a yakın geldiğinde Xavesor ve arkadaşlar nerede diye sor, sana söylerler"
"Kesinlikle bu numarayı kimseye söylemiyorsun"
"Sen komutanın yanına gelirsen komutana dahi söylemiyorsun"
-11.08.2014 tarihinde saat 09.21'de x isimli şahıs ile yaptığı telefon görüşmesinde;
"Tapu için ne dediler?"
"Mecbur bugün verecek, sabah vermezse buraya alacaklar"
"Buraya yukarıya"
"Musa devrini alıp ona (eşi Yıldız'a) verecek"
"Onun amcasının elinde mi, babasının adı üstüne, şimdi o üç kardeşinin adının üstüne gelmiş, vekaleti toplayıp tapuyu verecekler"
"Onun çocuğu burada evet dedi, ben gider veririm dedi, daha belki cayar bilmiyorum"
"3-4 gün önce buraya geldi"
"Dedi 50 milyarımı bana verin, ben de size tapumu vereyim, ben de tamam dedim"
"Onun amcası mı demiş ben vermiyorum"
"Bugün arasınlar, ne yaptın tapuyu verdin mi vermedin mi diye sorsunlar"
-27.08.2014 tarihinde saat 21.28'de Musa Kazim Şahin ile yaptığı telefon görüşmesinde;
"Çocukların durumları nasıl?"
"Avukat söylemiyor mu bunların suçu yok, bu ne ...?"
"Allah rızası için yapsınlar, ne olursa olsun"
Dediği,
Başka bir soruşturma kapsamında... bölgesinde faaliyet yürüten PKK silahlı terör örgütü mensuplarınca kullanıldığı değerlendirilen ....38 61 numaralı cep telefonu hattına ilişkin olarak CMK'nın 135. maddesi uyarınca alınan mahkeme kararına istinaden yapılan iletişim tespitinde 19.07.2014 tarihinde saat 12.48'de bir örgüt mensubu ile maktul ...'nın oğlu katılan ... arasında geçen görüşmenin;
"Biz de sizle ilgili bir şey duyduk ki siz gidip şikayet etmişsiniz"
"Arkadaş, dün aynen ben gittim savcılığa, yazılı ifade verdik, hem ben hem kardeşim, babamın yanındaki kardeşim, gittik sen ne dediysen mesele nasılsa biz aynen tek tek söyledik, imzaladık çıktık"
"Bak şimdi hacıyı almışı, biz istiyoruz ki onun çocuklarını da alalım, hacı şimdi elimizde, bizim onunla işimiz yok, esas onun çocuklarıyla işimiz var, biraz hesabımız var"
"Valla arkadaş, sen ne dediysen ne istediysen ben gittim ifade verdim, hak neyse gidip onu söyledim, hatta savcının da hoşuna gitmedi"
"O gün olaydan önce biz hacıyı aldık, buraya getirdik"
"Evet"
"Senin babanı da alıp getirebilseydik ama senin baban gelmedi, onun çocuklarını da almak istedik ama çocukları polisler aldı, işin üstüne düşmenizi istiyoruz ki oraya gelelim"
"Valla arkadaş, başka bir şey varsa söyle, sen gidin böyle böyle ifade verin dedin, benle kardeşim gidip ifademizi verdik, sen ne söylediysen hem başsavcıya hem normal savcıya ifademizi verdik"
"Başka bir şey var mı?"
"Valla şimdilik yok, yalnız arkadaş, babamın üzerinde silah yokmuş, sen dedin ki arkadaşlar babamın silah çektiğini söylediler, ama üzerinde silah yokmuş, ben sordum silah evdeymiş"
Şeklinde olduğu,
... Emniyet Müdürlüğünün 17.04.2015 tarihli yazısına göre sanık ... ve ailesi hakkında Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünün arşiv kayıtlarında dava konusu iddianame haricinde terör örgütü kapsamında herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığı,
Sanık ... müdafisi tarafından 21.08.2014 tarihinde dosyaya sunulan pusulanın "...'e, Duyduğumuza göre sen halkın tapularını vermemişsin. Özellikle ak partiye çalışıyorsun. Halkımızı sömürmüşsün biz de böyle hususlarda çok hassasız. Halkın tapularını ver. Bu üç defa oldu seni çağırıyoruz. Ama sen gelmiyorsun. Bu sana son uyarımızdır. Ona göre davran. Eğer gelmesen senin ve aylenin başına ne gelirse sorumlusu sen olacaksın. Çemçe dağına seni bekliyoruz. Serhat... Cepe Komutanlığı HPG" şeklinde ibareler içerdiği,
Maktul ...'nın yeğeni olan tanık ...'nın bila tarihli şikayet dilekçesi üzerine kollukta müşteki sıfatıyla 15.12.2014 tarihinde alınan ifadesinde özetle; amcası maktul ...'nın ölümünden yaklaşık 6-7 gün sonra taziye evindeyken maktulün oğlu ...'nın telefonla arandığını ve terör örgütün... kırsalındaki örgüt mensupları tarafından kurulan mahkemeye ifadesi alınmak için çağrıldığını, yalnız bırakmamak için onunla birlikte örgüt mensuplarının bulunduğu bölgeye gittiğini, kendilerini 20 yaşlarında, uzun boylu, kirli sakallı, yüzünün sol kısmında yara izi olan, esmer ve zayıf yapılı bir örgüt mensubunun karşılayıp sözde mahkemenin yapılacağı yere götürdüğünü, burada sanık ...'ü gördüğünü, Tirej kod ve Doğan kod isimli örgüt mensupları ile isimlerini bilmediği iki örgüt mensubunun daha olduğunu, mahkemeyi yöneten Trej kodun ...'ya ve sanık ...'e hitaben "... 50.000 TL size verecek, siz de arsayı ...'e devredeceksiniz." dediğini, kendilerinin yapacak bir şeyleri olmadığı için bunu kabul ettiklerini, bu hususun yazıldığı bir kağıdı kendisine, ...'ya ve sanık ...'e imzalattıklarını, bu kağıdı ismini bilmediği örgüt mensubunun dosya arasına koyarak götürdüğünü, akabinde oradan ayrıldıklarını, geçen süre zarfında ne para aldıklarını ne de arsayı devrettiklerini, kırsalda bulundukları esnada sanık ...'ün rahat tavırlar içinde olduğunu ve ilk gittikleri esnada yaya olarak başka bir taraftan geldiğini, görüşmelerinden bir saat sonra da yanlarına tek başına geldiğini, örgüt mensuplarının yanında zorla tutulmadığı kanaatini uyardırdığını beyan ettiği,
Sanık ... müdafisinin 06.03.2015 tarihli dilekçesinde sanık ...'den arsa satın alan kişilerin ..., ...Yıldırım, ..., ...,...Alagöz, ..., ..., ...Akdoğan ve Selahattin... isimli kişiler olduğunu belirttiği ve ayrıca bu kişilerden ..., ..., ... ve ... ile imzalanan adi nitelikteki gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerini sunduğu,
Anlaşılmıştır.
Katılan ... kollukta; "Tarihten yaklaşık 3 ay kadar önce yukarıda belirtmiş olduğum cep numaramı telefonumda kayıtlı olmayan şu anda numarasını hatırlamadığım bir erkek şahıs beni aradı. Benim dükkanımın orada olduğunu, benimle görüşmek istediğini söyledi, bunun üzerine ben yukarıda açık adresini vermiş olduğum ... yerimin oraya gittim. Dükkanımın oraya gittiğimde ismini sonradan ... olarak öğrendiğim şahıs benim yanıma geldi. ... isimli şahıs bana kendisinin muhtar olduğunu, kendisinin dağda örgüt mensuplarıyla bir işinin olduğunu, örgüt mensupları ile görüştüğünü, örgüt mensuplarının kendisine babama verilmek üzere pusula verildiğini söyledi ve bana bantla sanlı bir pusula verdi. Kağıdı okuduğumda '... ile ... arasında olan arazi anlaşmazlığı nedeniyle ... köyüne çağırıyoruz HPG' yazıyordu. Bana kağıdı veren ismini sonradan ... olarak öğrendiğim şahıs ... yerinden ayrıldı. Bu şahıs ... yerimden ayrıldıktan sonra ... yerimin çevresinde bulunan şahıslar da işyerime gelen şahsın... Mahallesi muhtarı olduğunu söylediler. Ben bu pusulayı aldıktan sonra bir hafta kimseye herhangi bir şey söylemedim. Yaklaşık bir hafta sonra amcamın oğlu olan ...’ya durumu anlattım, pusula geldiğini ve pusulada yazan notu söyledim. ... da pek önemsemedi ve dikkate almadı. Ben yine konu ile ilgili babam ...’ya herhangi bir şey söylemedim. Bu olaydan yaklaşık 10-15 gün sonra amcamın oğlu ... beni arayarak kendi ... yerine çağırdı. ...’nın Eski ... Caddesinde bulunan ... yerine gittim. ... bana yaşlı bir adamın kendisine pusula verdiğini söyledi, pusulaya baktığımda '... ile aranızdaki arazi anlaşmazlığı nedeniyle sizi çağırdık, gelmediniz, gelmezseniz hesabınızı soracağız HPG' şeklinde bir şeyler yazıyordu. Ben amcanın oğlu ...'ya babamı çağırıp konu hakkında bilgi verelim dedim, bunun üzerine babamı çağırdık. Babam yanımıza geldi. Her iki pusulayı da gösterdik. Babam pusulaları dikkate almadı, boş ver diyerek küfür etti. Tarihini tam olarak hatırlamıyorum ancak bu olaydan yaklaşık bir hafta sonra 1 Haziran yerel seçimlerinden yaklaşık bir hafta 10 gün kadar önce pusuluda belirtmiş olduğu ... Köyüne gitmeye karar verdim. Ancak bununla ilgili olarak babama veya başka herhangi bir kimseye herhangi bir şey söylemedim. Bunun üzerine ortağı olduğum şirketin adına kayıtlı olan 04 AR 445 plakalı beyaz renkli Volksvagen Transporter marka aracım ile yalnız olarak Kağızman Caddesi üzerinde Ozanlar Köyünü geçerek Kağızman yolu üzerinden ... Köyüne gittim, ... köy yolun sonundaki son köydü, ondan sonra yol devam etmiyordu, köyde bulunan tanımadığım şahıslara örgüt mensupları ile görüşmek istediğimi söyledim, orada bulunan tanımadığım bir şahıs köyden dağa doğru giden stabilize bir yolu göstererek 'Oradan git, ... karşına çıkarlar' dedi, bunun üzerine belirtilen yoldan dağa doğru gittim, yol çok bozuk olduğundan dolayı yavaş yavaş yaklaşık 8-10 km gittikten sonra yol bitti, önce dağa doğru çıktım, sonra aşağı doğru indim, yeşillik bir ovaya geldim, aracımı oraya park ederek orada bulunan patika yoldan yaklaşık 200 metre kadar gittikten sonra dağ yamacında yeşil renkli bir çadır gördüm, bu çadırın yanına gittiğimde bir şahıs gördüm, şahıs örgüt kıyafetli, 20-22 yaşlarında, esmer tenli, kısa saçlı, erkek bir şahıstı, elinde kaleşnikof silah, üzerinde de iki adet el bombası vardı, bu şahsı tekrar görsem teşhis ederim, bu şahsın ismini ve kod adını bilmiyorum. Yeşil renkli çadırda yiyecek tarzı erzaklar vardı. Şahsa 'Babamı çağırmışlar, ben geldim' dedim, bu şahıs bana bekle dedi, ... muhtemelen beni yukarıdan fark eden iki şahıs yanımıza geldi. Her iki şahıs da örgüt kıyafetli, 20-25 yaşlarında, esmer tenli, başında şapka vardı, elinde kaleşnikof silah vardı, üzerinde bomba olup olmadığını hatırlamıyorum, bu şahısların isimlerini ve kod adlarını bilmiyorum, tekrar görsem teşhis ederim, ben bu şahıslara da 'Babam ...'yı çağdırmışsınız ben geldim' dedim, onlar da beni yaklaşık 10 dakika kadar süren bir yoldan dağa doğru çıkarttılar. Orada yanları açık üstü kapatılmış gölgelik tarzı bir yer vardı. Biz oraya çıktıktan sonra 3 şahıs geldi, beni getiren iki şahıs tekrar aşağı doğru indi. 1. şahıs örgüt kıyafetliydi, ancak diğerlerine göre üzerinde panço tarzı bir kıyafet vardı, 40 yaşlarındaydı, diğer şahıslar bu şahsı Holo veya Halo şeklinde hitap ediyorlardı. Şahsın elinde kaleşnikof silah vardı, üzerinde iki el bombası vardı, bu şahsı tekrar görsem tanırım. 2 ve 3. şahıs örgüt kıyafetliydiler, 20-22 yaşlarındaydılar, ellerinde kaleşnikof silah vardı, üzerlerinde el bombası olup olmadığını hatırlamıyorum, isimlerini ve kod isimlerini bilmiyorum. Ayrıca 4-5 tane sivil kıyafetli şahıslar vardı, ancak bu şahısları tam olarak göremedim, yaşlarını ve eşkallerini o yüzden belirtemem, tekrar görsem de tanıyamam. Ben konuyu anlattıktan sonra eşkalini vermiş olduğum 1. şahıs bana 'Gel bir konuşalım' dedi, yaklaşık 10-15 metre ileriye gittik, yere battaniye serdi, birlikte oturduk, arazi meselesini sordu. Ben de büyüklerimden duyduğum kadarıyla olayı anlattım. Daha önceden babam ile ... aralarında ticaret yapmışlar, yaklaşık 11 yıl önce hasat mevsiminden önce ... babamdan ve babam ile ortak çalışan amcalarımdan hasattan elde edeceği malzeme karşılı para almış, ne kadar olduğunu bilmiyorum ancak o zamanın parasıyla 60 ton arpa parasıymış, hasat sonrası ... 10 ton arpa getirmiş, geri kalan 50 tonu sonra getireceğini söylemiş, bunun üzerine babam ve amcalarım senet düzenlemiş, ... arpayı getirmediği için babam ve ortak çalışan amcamlar senedi icraya vermişler, senedin miktarını ben bilmiyorum, icra davasını babamlar kazanmış, bunun üzerine ...'e ait... Mahallesinde bulunan halı sahanın yanındaki Boncuklu mevkiindeki 22 dönümlük arazi babamların üzerine yapılmış, bunun üzerine ... senedin sahte olduğu, zorla imzalattırıldığı iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuş, bu dava halen devam etmektedir, bunun üzerine yukarıda belirttiğim babamın üzerine yapılan arsaya da mahkemece satılamaz şerhi konmuş, ben olayı bu şekilde şahsa anlattım. Şahıs da bana 'Ben ...'ü de çağıracağım, şahit belgen varsa onları iki hafta sonra getir' dedi. Bunun üzerine ben geldiğim yoldan aracım ile geri ... merkeze geldim. Dava ile ilgili evraklar avukattaydı, avukat da il dışında bulunduğundan dolayı dava ile ilgili evrakları temin edemedim, ilk gittiğim tarihten yaklaşık iki hafta sonra esnaf olan ve ... ile aramızdaki konuyu bilen ...'un yanına gittim, 'Seninle bir yere gideceğiz, ticaret işi var' dedim, korkup gelmeyeceğini düşündüğüm için konuyu ona anlatmadım. Yukarıda belirttiğim aracım ile aynı güzergahtan aynı yere gittim. ... bana yolda nereye gittiğimiz sordu, ben sabretmesini söyledim, yolun yarısından fazlasını gittikten sonra konuyu anlattım, o da tamam dedi, bunun üzerine yukarıda belirttiğim ilk görmüş olduğum yeşil çadırın yanına gittik. Bu çadırın yanında farklı bir örgüt mensubu vardı, bu şahsın eşkalini şu anda hatırlamıyorum, ancak elinde kaleşnikof silah vardı. Ayrıca orada 36 ve 76 plakalı beyaz renkli iki ayrı minibüs tarzı ... vardı, bu araçların çevresinde de daha önceden tanımadığım sivil kıyafetli kadınlı erkekli 8-10 şahıs vardı. Bu şahısların orada bulunma amaçlarının ne oldukları hakkında herhangi bir bilgim yoktur. Araçların plakalarını, harf ve son rakam gruplarını da bilmiyorum. Çadırın yanında bulunan örgüt mensubu bize beklememizi söyledi, kısa bir süre sonra yukarıdan ... yalnız olarak tepeden aşağı indi, beni tanımadığı için beni fark etmemiş olabilir, ben onu tanıdığım için fark ettim. ... 5-10 dakika aşağıda oturduktan sonra tekrar yukarı çıktı. O yukarı çıktıktan hemen sonra iki erkek örgüt mensubu aşağı indi, bu örgüt mensupları ilk gittiğimde görmüş olduğum örgüt mensuplarından farklıydı, bu örgüt mensupları gençti, ancak eşkallerini şu anda tam olarak hatırlamıyorum, fotoğrafını görürsem belki hatırlayabilirim, isimlerini ve kod adlarını da bilmiyorum, ... bize sadece gelin dedi, başka da konuşmamız olmadı. Bu örgüt mensupları ile yukarı çıktık, yukarıda 7-8 örgüt mensubu vardı, bunların içerisinde bir veya iki tane bayan örgüt mensubu da vardı. Bu örgüt mensuplarının yanında ilk gittiğimde konuyu anlattığım yukarıda 1. şahıs olarak eşkalini vermiş olduğum örgüt mensubu da vardı, ilk gittiğimde görmüş olduğum diğer örgüt mensupları yoktu, burada bulunan örgüt mensuplarının eşkallerini şu anda tam olarak hatırlamıyorum ancak fotoğraflarını görsem belki teşhis edebilirim. Bayanlardan bir tanesi çekik gözlü, kumral, kısa boylu olduğunu hatırlıyorum. Ayrıca orada ..., eşi, oğulları olan İsmail ve... da vardı. ...i ayrıca çevreden Mikail olarak da bilirler. 1. şahıs olarak eşkalini vermiş olduğum örgüt mensubu beni, ...’i, ... ve iki oğlunu oradan yaklaşık 15-20 metre ileride ağaçların arka kısmında bulunan büyük bir kayanın oraya götürdü. ...’un oğulları örgüt mensubuna 'Babam üç kağıtçıdır, dolandırıcıdır' şeklinde sözler söyledi, ... lafa girerek 'Doğrudur, arpanızı getirmedim, paranızı yedim, ancak elimde yoktu, borçluydum, kaçtım gittim' şeklinde bir şeyler söyledi. Örgüt mensubu, ...'e 'Sen olayı biliyor musun?' diye sordu. ... de olayı benim yukarıda anlattığım şekilde anlattı, ...'in sözü sonrası ... tekrar lafa girerek 'Doğrudur, benim size arpa borcum vardı, ancak benim size olan arpa borcum ile sizin benden aldığınız arsa arasında çok fark var' dedi. Bunun üzerine örgüt mensubu 'O tarihteki arpanın değeri ile şimdiki arpanın değerini ve aynı şekilde arazinin fiyatını çıkartın, aranızda anlaşın, sıkıntı çıkmasın, helalleşin, kimin hakkı kimde varsa, birbirinizi görün' dedi. Ayrıca örgüt mensubu bana 'Baban niye gelmedi?' diye sordu, ben de 'Yaşlı, aksi, sinirlidir, ben babamın ve babamın 5 kardeşinin yerine buraya geldim' dedim. Örgüt mensubu da 'Metin'in vermiş olduğu karar bizim kararımızdır şeklinde babandan ve amcalarından yazı alacaksın' dedi. Daha sonra bana ve ...'e 'İki hafta sonra tekrar gelin' dedi. Bunun üzerine ... kendi ailesi ile ben de ... ile birlikte oradan ayrıldım. ... oraya plakasını bilmediğim gri veya kirli beyaz renkli bir eski model connet, doblo veya partner tarzı bir ... ile oraya gelmiş. Ben ... merkeze geldikten sonra durunu babama ve amcalarım olan ... ... ..., Cezmi ..., ... ..., Fesih ... ve amcamın oğlu olan ancak kimlikte amcam olarak gözüken ...'ya durumu anlattım. ... amcam il dışında olduğundan dolayı konuyu ona telefonla anlattım. Diğerleri ile yüz yüze görüştüm, Sadece Fesih amcam arsanın belli bir kısmını ...’e vermeyi kabul etti, babam ve diğer amcalarım karşı çıktılar. Babam ve Fesih amcam harici karşı çıktıkları için ve örgüt mensuplarıyla görüştüğüme tepki gösterdiklerinden örgüt mensubunun belirtmiş olduğu iki haftalık süre sonrası örgüt mensuplarının yanına görüşmeye gitmedim, ...'ün gidip gitmediği hakkında da herhangi bir bilgim yoktur. İkinci kez görüşmeye gittikten yaklaşık 3 hafta kadar sonra yani 15/07/2014 tarihi akşamı babam ... evimizin önünde uzun namlulu silah ile vurularak öldürülmüş, babam vurulduktan hemen sonra kardeşim Suat beni aradı, ben olayı bu şekilde öğrendim, bunun üzerine hemen olay yerine gittim. Ben olay anını görmedim. Babam vurulduktan sonra 17/07/2014 tarihinde saati tam olarak hatırlamıyorum ancak öğleden sonra yukarıda belirtmiş olduğum cep telefonuma 0 537 554 38 61 nolu telefondan arama geldi, bu numarayı savcılıkta vermiş olduğum ifademde de beyan ettim. Beni arayan şahıs yukarıda 1. şahıs olarak eşkalini belirtmiş olduğum beni, ...’u, ...'ü ve oğullarını dinleyen, bize tekrar gelme tarihi belirten şahıstı, şahsı sesinden tanıdım. Örgüt mensubu bana 'Böyle olmasını biz de istemezdik, babana arabaya bin demişler, baban karşı çıkmış, direnmiş, küfür etmiş, baban elini silahına atmış, bunun üzerine bizimkiler vurmuş, bundan sonra ölümler olmasın, böyle olmasını istemezdik' şeklinde bir şeyler söyledi, ben de örgüt mensubuna 'Babamın üzerinde silah yokmuş' dedim, o da 'Araştır, ben seni yine arayacağım' dedi ve telefonu kapattı. Bunun üzerine ben Suat ile görüştüm, çünkü olayı o görmüş, babamda silah olup olmadığını sordum, o da silah olmadığını söyledi. 18/07/2014 tarihinde aynı örgüt mensubu aynı numaradan beni tekrar aradı 'Silah var mıymış, yok muymuş öğrendin mi?' diye sordu, ben de 'Kesin olarak yokmuş' dedim, o da 'Biz araştıracağız, senin de en kısa zamanda buraya gelmen gerekiyor' dedi. Ben de taziye olduğunu söyledim, o da 'Fırsat bulduğunda gel, birkaç gün içerisinde gelmen gerekiyor, olay ile ilgili ifadende de olayı PKK gerçekleştirdi diye söyle' dedi ve telefonu kapattı. Bunun üzerine ben Cumhuriyet Başsavcılığına giderek konu ile ilgili ifade verdim. 17/07/2014 tarihindeki mi yoksa 18/07/2014 tarihindeki görüşmemde mi tam olarak hatırlamıyorum ancak görüşme sırasında örgüt mensubu bana babamın vurulduğu gün bizim evi göstermek üzere ... ile oğulları... ve İsmail ile birlikte bizim evin oraya gelinmiş olduğunu, babam vurulduktan snııra hep birlikte barajın oraya gidilmiş olduğunu, ...'ün oğullarının bırakılmış olduğunu, ...'ün ellerinde olduğunu söylemişti. Ancak ...'ün belirttiği şekilde mi yoksa bu şekilde mi ellerinde olduğu hakkında bir bilgim yoktur. Savcılığa ifade verdikten bir veya iki gün sonra yukarıda belirtmiş olduğum aracım ile aynı güzergahtan yalnız olarak gittim. Burada yaklaşık 18-20 civarı örgüt mensubu gördüm, bunlardan 6-7 tanesi bayandı, aralarında komutan olarak değerlendirdiğim daha önceki görüşmüş olduğum örgüt mensubundan farklı olan 40 yaşlarında, 1.80 boylarında, kilolu örgüt mensubu taziyesini iletti, 'Böyle olmasını istemezdik' dedi ve beni orada kenara çekti '... elimizde' dedi, 'Babanın vurulması ile ilgili kendi soruşturmamızı başlattık, babanda silah olup olmadığını araştırıyoruz, biz seni tekrar bilgilendireceğiz' şeklinde bir şeyler söyledi. İlk iki kez gittiğimde görüştüğüm ve sesinden tanıdığım beni telefon ile arayan örgüt mensubu orada yoktu. Bunun üzerine ben aracım ile oradan ayrıldım. Orada görmüş olduğum örgüt mensuplarının isimlerini ve kod adlarını bilmiyorum, eşkallerini de tam hatırlamıyorum, fotoğraflarını görsem bazılarını teşhis edebilirim. 31.07.2014 tarihi veya 01.08.2014 tarihinde öğleden sonra saat 14.30 sıralarında yukarıda belirtmiş olduğum aynı numaradan tekrardan arama geldi, arayan örgüt mensubunun sesi daha önce görüşmüş olduğum örgüt mensuplarının sesinden farklı bir sesti, sesi ilk defa duyuyordum, örgüt mensubu bana 'Sen savcılığa ifadeye gitmemişsin, ifade vermemişsin' dedi, ben de gittiğimi savcıya ifade verdiğimi söyledim, o da 'Madem ifade verdin, o iki kişi neden serbest değil?' dedi, ben de 'Bilmiyorum, dosyaya başsavcı bakıyormuş' dedim, o da 'Tamam birkaç güne seni arayacağız' dedi. Bu olaydan sonra dün yani 04.08.2014 günü saat 17.30-18.00 sıralarında yine yukarıda belirtmiş olduğum numaradan arandım, arayarı kişinin sesi yine daha önceki görüşmüş olduğum şahıslardan farklı bir sesti, örgüt mensubu şahıs bana 'Sen Metin misin?' diye sordu, ben de 'Evet, sen kimsin?' diye sordum, o da 'Ben Halo'yum' dedi, ben de 'Sen Halo değilsin' dedim, o da 'Görüşmeye gel, benim kim olduğumu öğrenirsin' dedi. Bunun üzerine bugün yani 05.08.2014 günü saat 06.30 sıralarında yukarıda belirtmiş olduğum aracım ile aynı güzergahtan aynı yere gittim, daha önceki gidişlerimde görmediğim farklı bir örgüt mensubu beni karşıladı, bu şahıs ile orada tepeden aşağı bir süre yürüdükten sonra ... ve arkasından iki örgüt mensubu geldi. Benimle birlikte olan örgüt mensubu bana 'Bu dava daha fazla uzamasın, aranızda düşmanlık olmasın, arsayı veriyor musunuz, parasını mı alıyorsunuz, nasıl hallediyorsanız halledin, dava bitsin' dedi. Ben de 'Ortada ölü var, siz bunun hesabını nasıl vereceksiniz?' dedim, o da 'Biz soruşturmayı yaptık, baban elini beline silahını atmış, gerillayı dövmüş, gerillanın silahını almaya kalkışmış, diğer gerilla arabadan inerek babanı vurmuş' tarzında bir şeyler söyledi. Bu sırada ... araya girdi 'Benim size borcum olan arpanın fiyatı belli, sizin aldığınız arsanın fiyatı belli, sizin yaptığınız masraf belli' dedi, bu esnada örgüt mensubu bana '...'un borcu olan 50 ton arpanın fiyatı ne kadar?' diye sordu, ben de '30-40.000 TL civarındadır' dedim, o da 'Ettiğiniz masraflar, avukat paraları bellidir, arpanın fiyatı da bellidir, aranızda anlaşın, ... bizde tutukludur, arsasını ona verdikten sonra o da arsasını satmış olduğu kişiye verecek, sen git' dedi. Bunun üzerine saat 12.30 sıralarında ben oradan ayrıldım. ... merkeze geldim, ... yerime geçtim, saat 15.00 sıralarında amcam Fesih geldi, konuyu ona anlattım, '...'den arpanın değeri ve yaptığımız masraflar kadar parayı alıp arsayı teslim edeceğiz' dedim, Fesih amcam bu konuya sessiz kaldı, herhangi bir şey söylemedi, daha sonra ... yerimden ayrıldı. Bu olaylar sırasında yukarıda belirttiğim gibi 40'lı yaşlarda iki tane örgüt mensubu gördüm, diğerleri 20-25 yaşlarındaydı, hatta bayan örgüt mensuplarından bazıları 16-20 yaşları arasındaydı. Yukarıda belirttiğim gibi örgüt mensuplarından bazıları ile görüştüğümden dolayı görüşmüş olduğum görüştüğüm örgüt mensuplarının fotoğrafları görmem halinde kesinlikle teşhis ederim, ancak orada bulunan diğer örgüt mensuplarının fotoğrafları görsem belki teşhis edebilirim. Yine yukarıda belirttiğim gibi Holo veya Halo denilen örgüt mensubu benim olayı anlattığım örgüt mensubudur, burada kendi aralarında konuşmalarda Şervan, Şivan, Erdal, Civan şeklinde birbirlerine hitap ettiklerini duydum, ancak bu kod isimlerin kime ait olduğunu bilmiyorum. Benim konuyla ilgili başımdan geçen olaylar bunlardan ibarettir"
Savcılıkta; "... benim babam olur. Yaklaşık 2,5 ay önce ... yerimde bulunduğum sırada tanımadığım bir şahıs beni telefon numarasından aradı ve ... yerime geleceğini söyledi. Ben de gelebileceğini söyledim. Yanıma geldiğinde kendisinin dağda örgüt mensuplarıyla bir işinin olduğunu, örgüt mensupları ile görüştüğünü, örgüt mensuplarının kendisine babama gönderilmek üzere pusula verdiklerini söyledi. Bunun üzerine üzerinde bulunan kağıdı çıkartarak bana verdi. Kağıdı okuduğumda üzerinde '... ile ... arasında olan arazi anlaşmazlığı nedeniyle sizi ... Köyüne çağırıyoruz HPG' yazıyordu. Daha sonra bu şahıs ... yerimden ayrıldı. Şahıs gidince dükkanın çevresinde bulunan şahıslara ... yerine gelen kişinin kim olduğunu sordum. Bana şahsın... Mahallesi muhtarı olduğunu söylediler. Ayrıca bu şahısla dükkanda kendisiyle görüştüğüm sırada bana muhtar olarak görev yaptığını söylemişti. Ancak şahsın adını ve soyadını bilmiyorum. Numarasını da aradan süre geçtiği için hatırlamıyorum. Ben almış olduğum pusula ile birlikte babam ... ile amcamın oğlu ...'nın yanına gittim. Kendilerine durumu anlattım ve bana verilen pusulayı kendilerine gösterdim. Ancak babam ve amcamın oğlu yazılanları dikkate almadılar ve 'Boşver' diyerek küfür ettiler. Bu olaydan sonra 10-15 gün süre geçmişti ki amcamın oğlu ... beni ... yerine çağırdı. ... yerine gittiğimde babam da oradaydı. ... kendisine pusula getirildiğini söyleyerek pusulayı okudu. Pusulada "Sizle ... arasındaki arazi anlaşmazlığı nedeniyle sizi çağırdık, gelmediniz, tekrar çağırıyoruz, gelmezseniz hesabını soracağız HPG" yazıyordu. Pusulayı ben aldım, ancak yine babam ile amcamın oğlu konuyu ciddiye almadılar. 1 hafta 10 gün sonra ben sıkıntı oluşmaması nedeniyle pusulada yazılı ... Köyüne gitmeye karar verdim. Çevreden sora sora Kağızman ilçesine doğru bir mevkide ... Köyü'nü buldum. Köye girdiğimde karşıma örgüt mensupları çıktı. Beni aldılar. Beni tepenin arkasında bir dağa götürdüler. Gittiğimiz yerde 4-5 kişi vardı. Şahıslar birbirlerine heval diye hitap ediyorlardı. Aralarından birisi beni kenara çekti ve benden olayı anlatmamı istedi, ben olayı anlattım. Bunun üzerine 'Biz karşı tarafı da dinledik, 10-15 gün sonra yeniden gel' dedi. Ben söyledikleri süre gelince yeniden ... Köyü'ne gittim. Önceki görüşmemde örgüt mensupları bana olayla ilgili bilgisi olan şahitleri getirmemi istemişti. Ben de arazi meselesi hakkında bilgisi olan ... isimli arkadaşımı da götürdüm. Örgüt mensuplarının yanına vardığımda ... ve iki oğlu da yanındaydı. Ayrıca ...'ün eşi de oradaydı. ...'ün oğullarını ben daha önce görmüştüm ve tanıyordum. İsimleri ... ve ...'dür. ...'e genelde Mikail diye hitap ederler. Daha sonra örgüt mensupları ile görüşmeye başladık. Görüşme sonunda örgüt mensupları 'Bir şekilde aranızda anlaşın, helalleşin' dediler. Ancak herhangi bir karar vermediler ve 2 hafta sonra gelmemizi istediler. Daha sonra ... Köyü'nden ayrılarak ... merkeze geldim. Babama ve yakınlarıma durumu anlattım. Benim örgütün yanına gittiğimi duyunca bana bağırmaya başladılar ve tepki gösterdiler. Hatta 'Ne yaparlarsa yapsınlar' dediler. Ben ailem tepki gösterince örgütün belirttiği tarihte örgütün yanına gitmedim. Daha sonra olay tarihinde kardeşim beni cep telefonundan aradı ve babamızın vurulduğunu söyledi ve yanlarına gelmemi istedi. Ben de olay yerine gittim. Kalabalık toplanmıştı. Dün yani 17.07.2014 tarihinde öğlenden sonra kullanmakta olduğum 0 532 685 04 04 numaralı hattımdan arandım. Telefonda yabancı bir numara gözüküyordu. Telefonum yanımdadır. Görüşmenin tarafınızca kayıtlara geçirilmesini istiyorum.
Müştekiden 05326850404 numaralı hattın takılı olduğu cep telefonu alındı, arama kaydı bölümüne girildi. Kayıtların tetkiki sonucunda 0 537 554 38 61 numaralı hattın 17.07.2014 tarihinde saat 16.31'de müştekiye ait 0 532 685 04 04 numaralı hattı aradığı görüldü. Müşteki örgütün ayrıca bugün de aynı numaradan aradığını söyledi. Bunun üzerine yeniden kayıtlara bakıldı. Kayıtlar incelendiğinde 0 537 554 38 61 numaralı hattın 18.07.2014 tarihinde saat 11.35'te müştekiye ait 0 532 685 04 04 numaralı hattı aradığı görüldü. Telefon incelemeye müteakip müştekiye teslim edildi.
Devamla; Dün arandığımda telefonla arayan örgüt üyesi telefonda bana 'Böyle olmasını istemezdik, babanı biz öldürdük, babanı defalarca gelmesi için çağrıda bulunduk, ancak gelmedi, bize karşı geldi ve bize küfürler etti, olay günü kendisini araçla götürmek istedi, ancak gelmedi ve bize direndi' dedi. Ben niye böyle bir şey yaptınız tarzında şeyler söyledim. Şahıs da 'Bundan sonra ölümler olmasın, böyle olmasını istemezdik' tarzında şeyler söyledi ve ardından telefonu kapattı. Bugün ise yine telefonu aynı şahıs açtı ve telefonda bana 'İfade vermeye gittiniz mi? İfa...de olayı PKK gerçekleştirdi diye söyleyin' dedi.
Soruldu: Telefonda benimle görüşen şahsın olayı gerçekleştirip gerçekleştirmediğini bilemiyorum. Ancak telefonda 'Biz yaptık' şeklinde cümleler kuruyordu. Olayla ilgili bildiklerim bunlardan ibarettir.
Soruldu: Bana ve amcamın oğlu ...'ya verilen pusulaları ikinci kez örgüte gittiğimde örgüt üyeleri benden istediler. Ben de teslim ettim."
Mahkemede; "Ben olay anını görmedim, babam ile ... arasında 10-12 yıl öncesine dayanan arazi meselesi vardır, yıllarca hatta geçen yıla kadar birçok kişiyi aracı olarak gönderdi, babam hiçbir şekilde bu aracıları kabul etmedi, daha sonra ...'ün olayla ilgili ... isimli... Mahallesi muhtarına bir evrak gelmiş, muhtar beni çağırdı, kendisinin dağa gittiğini ...'yı aradığını, onun oğlu olup olmadığımı, elinde bir not olduğunu söyledi, ben de ...'nın oğlu olduğumu söyledim, ilk notta '..., ... ile olan arazi anlaşmazlığınınız nedeni ile sizi buraya çağırıyoruz, HPG... komutanlığı' diye yazıyordu, ben bu durumu ...'ya anlattım, ... itibar etmedi 'Boş ver' dedi. Daha sonra ... beni aradı ikinci not gelmiş, ikinci notta 'Sizi çağırdığımız halde gelmediniz, biz Kürt ve Türk halkının iyiliği için çalışıyoruz, gelmezseniz cezasını çekeceksiniz' diye yazıyordu, ben 'Çağırıyorlar, bir şey yaparlar, gidelim' dedim ancak ..., ... ve rahmetlik babam kabul etmedi, ancak ben gizlice yerel seçimlerden bir hafta önce çağırdıkları yere gittim, ilk gittiğimde Alagözlerden kimse yoktu, beni ilk önce Erdal kod adlı bir terörist karşıladı, daha sonra yukarı çıkardılar, Halo kod adlı bir terörist geldi, bana 'Sen kimsin, neye geldin?' dedi, ben de ...'nın oğlu olduğumu ve babamı çağırdıklarını ancak onun yerine kendimin geldiğini söyledim, bunun üzerine bana size iki kere pusula gönderdik gelmediniz, küfür etmişsiniz, pusululaları yırtığımızı söyledi, ben pusulalaları yırtmadığımızı, küfür etmediğimizi söyledim, cebimdeki pusulaları çıkardım, kendisine gösterdim. Ondan sonra bana '... ile aranızda arazi anlaşmazlığınız vardı, onu anlat' dedi. Ben olayı anlattım, ...'ün 10-12 yıl önce arpa getirmek üzere para aldığını ancak arpayı getirmediğini, parayı vermediğini, çekip gittiğini söyledim, bana 'Elinde belgelerin varsa ve şahit varsa al buraya gel' dedi, ben de elimde mahkemenin kağıtlarının olduğunu söyledim, o da bana 'Düşman belgelerini kabul etmeyiz' dedi. Bana 'Siz Türkmüşsünüz' dedi. Ben de kendisine 'Ana tarafı Kürt, baba tarafı Türk' diye söyledim, 'Siz devleti sırtınıza almışsınız, zulüm ediyormuşsunuz' diye bana söyledi, iki hafta sonra gelmemi istedi, ben belge bulamayacağım için ... isimli kişi ile birlikte tekrar aynı yere gitmeye karar verdim, ancak ...'a gideceğimizi söylemedim, korkup gelmeyeceğini düşündüm, ancak yolda kendisine durumu açıkladım, şahitlik yapacaksın dedim, o da kabul etti. Beraber dağa gittik, gittiğimizde tekrar Erdal kod adlı kişi bizi karşıladı, bana yönelik 'Acem hoş geldin, gel gel' diye söyledi, daha sonra ... kod adlı örgüt üyesinin yanına gittik, biraz daha rampadaydı, o sırada ... rampadan aşağı doğru geliyordu, tek indi, orada biz oturup beklemeye başladık, farklı yerlerden gelen diğer insanlar da vardı, bu kişiler içinde benim hiç tanıdığım yoktur, yabancıydılar. Orada beklerken ... hala neden gelmemişler diye söyleniyordu, çünkü o beni tanımıyordu, ben kendisini tanıyordum, 'Ben iki günde bir gelmezsem nefes alamıyorum' şeklinde sözler söylüyordu, ondan sonra ... tek başına kalkıp Halo'nun yanına gitti, 30-40 metre rampa çıktı. ... adamlarından birini çağırarak beni ve ...'i onların yanına gönderdi, gittiğimizde büyük bir kayanın arkasına bizi çektiler, orada ..., eşi, iki oğlu ve yabancı tanımadığım bir adam ile bir oğlu vardı. (müştekiden huzurda bulunan sanıklar ... ve... gösterilerek ve az önce izleyici olarak giren sanık ...'un çocukları gösterilerek soruldu: orada bulunanlardan biri arka tarafta oturan ismini bilmediğim kişi vardı, mahkememizce bu kişinin ... olduğu gözlemlendi. duruşma salonunda bulunan... ve izleyici olarak katılan ... ve Adem orada değillerdi, hafif sarışın bir oğlu daha vardı, ismini bilmiyorum dedi) Halo isimli kişi orada iki tarafa da 'Burada anlaşacaksınız, ne olacaksa burada olup bitecek' diye söyledi, ... 'Param yoktu, paranızı veremedim, kaçıp gittim, haklısınız ancak benim arazimi geri almam lazım' diye söyledi. Ben de 10-12 yıl önceki arpa parasınının şimdi arsa parasına denk geleceğini söyledim, ...'un kumral (hafif sarıya çekiyor) olan oğlu atıldı 'Olur mu öyle şey, arazi 3 trilyon değerinde' diye söyledi. Daha sonra Halo isimli kişi '10-12 sene önceki arpa parasını hesaplayacaksınız, onu alacaksınız, ancak arsayı kesin geri vereceksiniz, sen git amcaların ve babanla konuş razı et, onlardan senin vekil olduğuna dair imza al, iki hafta sonra da geleceksiniz' dedi, bunun üzerine oradan ayrıldık. İlk önce Alagöz ailesi gitti, Halo isimli kişi bana bekle dedi, ben bekledim, beni kenara çekti 'Bu arazinin verilmesi lazım, ona göre söyle' dedi. Ben de 'Ya vermezlerse?' dedim, kod adı Erdal olan örgüt üyesi 'O zaman biz de gelir kafasına sıkar, çeker gideriz' diye söyledi, hatta yanındaki kız olan ve emniyette teşhis ettiğim örgüt üyesi bayanı göstererek 'Bir kilometreden insanı alnından vuruyor' dedi. Kız ve Erdal gülüştüler, ikinci gidişimizde örgüt üyesi olan bayan ile ...'ün eşi yan yana oturuyorlardı, mahkeme yapılırken onlar yan yanaydı, ayrı bir ağacın altında oturuyorlardı, bittikten sonra yanımıza geldi. Olay anında iki tarafa da davranışları aynı sayılabilinir, farklı bir davranış görmedim, ben oraya gittiğim için çekingendim, karşı tarafta çekingenlik olup olmadığını bilmiyorum, iki hafta sonra gelmek üzere ayrıldık, ayrıldıktan sonra babam ve amcalarımın yanına geldim, durumu anlattım, illa araziyi istiyorlar verilmezse Erdal kod adlı kişinin söylediklerini söyledim, ancak hiçbiri ikna olmadı, akabinde amcam ... ... beni ...'dan aradı, bana 'Sen neden gittin, bu ...'ün çevirdiği bir dalevere olabilir' şeklinde bir şeyler söyledi, ben de kendisine 'Ver gitsin, adamlar öldüreceğiz diye söylüyorlar' dedim, aradan 1 hafta 10 gün geçtikten sonra beni ... aradı, ne yaptığımı sordu, niye kabul etmediklerini sordu, ben de 'Ben ne yaptıysam elimden ne geldiyse yaptım, kabul etmediler, bir daha da beni arama' dedim. Birkaç saat sonra ... ... beni aradı, ...'ün kendisini arayarak 'Siz niye kabul etmiyorsunuz, işlerin nereye varacağını bilmiyorsunuz, benim onlarca adamım var, neye mal olursa olsun alacağım' dediğini söyledi, hatta bana ...'un orada anlaştığı tanıştığı birileri var mı diye sordu, ben de bilmiyorum dedim. Ben amcalarım ve babam kabul etmedikleri için tekrar dağa gitmedim, olay günü de Suat beni aradı 'Çabuk gel' dedi. Olay yerine gittiğimde babam vurulmuştu, ben gittiğimde ortam kalabalıktı, olay bitmişti. O gece ...'a gittik otopsi için, ertesi gün beni biri aradı Kürtçe 'Sen Metin misin?' diye sordu, ben daha önce mahkemelerde karşılaştığımız için ismini sesinden Halo olduğunu tanıdım, bana 'Niye böyle yaptınız, işte ölüm oldu, niye araziyi vermediniz, kabul etmediniz' diye söyledi. Ben 'Niye öldürdünüz, ayağına sıkabilirdiniz, havaya sıkabilirdiniz' dedim, o da bana babamda silah olduğunu söyledi, bunun üzerine ben silah olmadığını kendisine söyledim, bana 'O zaman babanda silah olup olmadığını öğren arayacağım seni' dedi. Ben de kardeşim Suat'a sordum, Suat babamda silah olmadığını söyledi, ertesi gün yine aynı telefondan beni aradı, ben kendisine babamda silah olmadığını söyledim, 'Tamam o zaman, savcılığa git Köroğlu'yu PKK öldürdü de' diye bana söyledi, ben de savcılığa gidip durumu anlattım. Savcılıktaki ifadem de doğrudur. Savcılığa gittikten sonra buraya geleceksin diye Halo beni zorladı, araziyi de vereceksiniz dedi. Ben taziyemiz var gelemem deyince gelmem için illaki geleceksiniz dedi, başka yolu yok dedi. Ertesi gün çıkıp oraya gittim, rampayı inmeden yan tarafta mezarlık yapılıyordu, onların işçisi vardı, 8-10 tane örgüt üyesi vardı, bunların bir çoğu bayandı, aşağıdan el işareti yaptılar, arabayı durdurup aşağı indim, orada ... kod adlı terörist beni karşıladı, taziye dileklerinde bulundu, ... bizi hep kandırmış, bugüne kadar verdiği bütün ifadeler yalanmış, hep yanlışmış, o ve ailesi bu arazi meselesi nedeniyle örgüte yaklaşmışlar, o da cezasını çekecek, hatta Kandile rapor yollayacağız diye de söyledi. Bana tamam Halo'nun yanına çık dedi, bir adamı ile Halo'nun yanına çıktık 'Ben sana söylemedim mi, o kadar adam öldü, adam ölmesine rağmen yine arazisini vereceksiniz, biz de onlardan belli bir meblağ para alacağız size vereceğiz' dedi. Çıktım oradan, tekrar mezarlığın oraya geldiğimde bir terörist beni durdurdu, ...'ın beklememi istediğini söyledi, yarım saat kırk dakka sonra ... geldi, bana ne olduğunu sordu, bana araziyi vereceksiniz diye Halo'nun söylediğini kendisine anlattım, o da bana 'Yok araziyi vermeyeceksiniz, Kandile rapor gönderdik, şimdilik beklemede, ben kendim telefonla aramıyorum, ancak birisi sizi telefon ile arayacak' dedi, oradan çıktım, aradan 3-5 gün geçti, birisi aradı ismini Halo olduğunu söyledi, ben Halo'nun sesini tanıdığım için 'Yok sen Halo değilsin' dedim, o zaman bana isminin Trej veya Tijer olduğunu söyledi, 'Sana git savcılığa ifade ver dedik, ancak adamlar içeride, sen yanlış ifade mi verdin, niye bırakmadılar' dedi. Ben de 'Yok siz ne demişseniz ben o şekilde ifade verdim' dedim. 'O zaman ifadeni alıp buraya getireceksin ben göreceğim, o zaman yalan söylüyorsun, bizim içeride adamlarımız var, dediğimiz gibi ifade vermemişsin' dedi. Av. ... Salih beyin yanına gittim, verdiğim ifademin bir örneğini istedim, ancak o bana ifademin bir örneğini vermedi, ertesi gün ... ve ... Akkoyun'dan rica ettim, ...'in şoförlüğü iyi olduğu için yanımda gelmesini istedim, sabah saat beş sıralarında yola çıktım, oraya vardığımızda yan tarafta boşluk alanda inşaat yapılıyordu, ... de o yoldan bizim gideceğimiz yere doğru gidiyordu, elinde mendil vardı terini siliyordu, aşağı vardığımızda ilk defa gördüğüm bir terörist neye geldiniz dedi, ben Trej isimli birinin beni aradığını çağırdığını söyledim, o da bekleyin dedi. 30-40 metre uzaklıktaki ağacın yanına çıktı, yaklaşık 15-20 dakika bekledikten sonra Trej adlı terörist geldi, arkasında bir adamı vardı, o sırada ... yoktu, bana siz misiniz dedi, 'Arayan bendim, olayı bu kadar büyüten abartan siz miydiniz, biz 100 yıllık davaları 10 dakikada çözüyoruz, sizin meselenizi de şimdi burada halledeceğiz' dedi. Daha sonra geldiği yere tekrar geri ..., bize de aşağıda beklememizi söyledi, 10-15 dakika bekledik, akabinde Trej yanında 4-5 terörist ve ... ile birlikte geldi, bize 'Siz ...'dan 35 bin TL arsa parası alacaksınız, araziyi ona vereceksiniz, buna ilişkin kağıt imzalayacaksınız' bu sırada Adem atıldı 'Bizim avukat parası mahkeme parası olarak kat kat fazlası verildi' dedi. ... 'Ben o paraları veremem' dedi. Daha sonra Trej 'Bekle ben halledeceğim' dedi. '50 bin lira yazın, imzayı atın, olay kapandı gitti' dedi. O kağıdı ben Adem ve ... imzaladık, 'Olay kapandı, yarın birgün aksini söylerseniz kağıt elimizde ..., neler yapacağımızı biliyorsunuz' dedi. Bu olayda babamın öldürülmesinde her kim varsa herkesten şikayetçiyim, huzurda bulunan sanıklardan da şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum.
Hazırlık ifadesi okundu doğrudur bana aittir, bu ifade bana onların demesi ile verilmiş bir ifadedir, bana ne denilmişse aynısını söyledim.
Sanıklar müdafi Av. ... talebi üzerine olay yerinde ... ile birlikte görmüş olduğu oğullarının isimlerine ilişkin çelişkinin giderilmesi amacıyla soruldu: Ben sanık ...'un çocuklarını birebir isimlerini tanımıyorum, Emniyette ...'un iki oğlunu aldık dediler ve isimlerini söylediler, ben de bu isimlere göre ifade verdim, çelişki buradan kaynaklanmaktadır.
Soruldu: Araziyi ...'dan haricen satın alan kişileri bilmiyorum, ancak ... dağda iken bu araziyi senet ile parselleyip birkaç kişiye sattığını, parasını yediğini, adamların kendisinden bu araziyi istediğini söylemişti, oraya gelen yaşlı adam ve oğlu olabilir, ancak bilmiyorum.
Soruldu: İkinci gittiğimde ... oranın sorumlusu ancak sözde mahkeme yapan kişi Halo isimli kişiydi, taziye için gittiğimde yine sorumlular aynıydı.
Katılan ...'in talebi üzerine müştekiden soruldu: En son dördüncü gittiğimde ... ile Adem ile Trej oranın sorumlusuydu, eskiler gitmişti, eskilerden hiç kimse yoktu.
Sanık müdafi Av. ...'in talebi üzerine müştekiden soruldu: Dağda ... ve çocuklarının yanında bulunan yaşlı adam ile oğlundan, yaşlı adamı görsem tanırım teşhis ederim, ancak çocuğu tanıyamam.
Soruldu: Ben ...'ı tanımam biz orada sözde mahkeme yapılırken hakkımızda şikayetçi olan üçüncü bir kişi görmedim, ancak yukarıda yaşlı bir adam ve oğlunu gördüm, onları da ilk kez gördüm, tanımıyorum, ayrıca babam ile ... arasında bir samimiyet yoktur, düşmandırlar, ... ile babam arasında kavga veya dövüş olmamıştır, tartışma ve tehdit olmamıştır, ... bir araya gelmemeye çalışıyorlardı, mahkemeleri vardı."
Katılan ... savcılıkta; "... benim abim olur. Ben ... ilinde inşaat mühendisi olarak görev yaparım. Tarihi tam olarak hatırlayamamakla birlikte 1 veya 2 Temmuz tarihinde beni cep telefonumdan ... ilinde bulunduğum sırada ... aradı. Abimle aralarında yaşadıkları arazi meselesini anlattı ve telefonda bana '500 tane adamım var, bunların hepsi ölse de ben bu araziyi alacağım' şeklinde sözleri oldu. Olayla ilgili bildiklerim bunlardan ibarettir."
Mahkemede; "Daha önce verdiğim ifadelerim doğrudur, tanık olarak söyleyeceğim bir husus yoktur ancak müşteki olarak söyleyeceklerim vardır, avukatımız ve müştekinin oğlu Metin tehdit edildiği için duruşmaya katılmadı, biz katıldık, ...'ün bize 2003'te verdiği alacağımıza karşılık bir senedi var, abim bunu icraya verdi, icra sonucu ...'un arsası satışa çıkartıldı, 2005'te bu noktaya kadar itirazı olmayan ... arsanın değerine ilişkin itirazda bulunuyor, 2006'da ... davayı kazanıyor ve tapuyu alıyor, 2009 yılında ... açık senet imzaladı diye savcılığa dilekçe veriyor bu dilekçe kabul edilmiyor, 2011 yılında senedin tamamına itiraz ediyor, pullar, senet, imza bana ait değildir diyor, itiraz ediyor. Bu dava görülmeye başlayınca abim 2014 yılı Şubat ayında davayı kazanıyor, dava şu anda temyizde, şu an kendim de sanık ...'un ben davayı kazanırsan hak sahiplerine veririm diye söylediği taşınmaz ile ilgili dava şubat ayında bitmiştir, sanığın bu anlamda söyledikleri doğru değildir, bunla ilgili evrakları da sabah verdiğim dilekçe içine koymuştum, sanık ... bu davaya ek olarak bir dava daha açıyor, bu davaya PKK'ya şikayet gittiği haziran ayına kadar duruşmaların tamamına katılıyor, ancak PKK'ya şikayet ettikten sonra bu davanın hiçbir duruşmasına katılmıyor, ...'ün çocuklarından İsmail olaydan 2 gün önce abimin evinin etrafında keşif yapıyor, HTS kayıtlarına bakıldığında bu husus doğrulanacaktır, olaydan bir gün önce... ve ... evin etrafında keşif yapıyor, bunlar teravihe gidiş zamanına ilişkin keşiflerdir, ... o olayın vuku bulduğu alandaki 20 metrelik mesafede öldürme olabilir, ondan sonraki yerler çarşı içidir, olay günü ... ve çocuklarından biri sabahtan kırsala gidiyor, öğleden sonrada kırsala başka bir araçla iki çocuğu daha gidiyor, ondan sonra ... dağda kalıyor, üç çocuğu geri geliyor, bunlar pusu kuruyorlar, daha sonra öldürdükten sonrada barajın orda ... iniyor,... ve İsmail devam ediyor, daha sonra ... kırsalda kalıyor,... ve İsmail olayda kullanılan araçla... diğer araçta İsmail geri geliyor, sanık ... 15 gün önce beni arayıp tehdit etmişti, hadi polise haber vermedi, ancak teröristlerin geldiğini ... veya beni arayıp haber verebilirdi, bu da arkadaş ve dost olmadıklarını bu iddianın doğru olmadığını gösteriyor, ayrıca açılan davalar nedeniyle araları açıktır, ... bütün duruşmalara polisle birlikte geliyor, sanık ...'un anlattığı ...'nın öldürülmesini öğrenme şekline ilişkin beyanı doğrdu değildir, çünkü hazırlıkta ... olay sonrası babası ...'u arayıp ...'nın öldürüldüğünü söylüyor, daha sonra ... isimli kişi telefonu alıp 'Hacı gelmezsen senin de sonun böyle olur' diye söylediğini... ve İsmail anlatıyor, olay öncesi bir saatte İsmail ile ... arasında 7 kez telefon görüşmesi vardır, kayıtlarda mevcuttur, daha iki ay önce Bingöl merkezde TC'nin emniyet müdürünü vuran bir PKK'nın ... ve çocuklarına ihtiyacı olduğu savunması da doğru değildir, ayırca ... PKK kampına giderken kalbi olduğu için kendisinin katıra bindiğini söylüyor ancak PKK kampından yürüyerek kaçtığını söylüyor, bu da çelişkidir, sağ arka koltuktan inip ateş eden...'tur, çünkü üzerinde atış artığı çıkmıştır, ayrıntıları yazılı olarak anlattım, şikayetçiyim davaya katılmak istiyorum, ayrıca Adın Meşe isimli kişi polisler eve geldiğinde telefonu sıfırlamış, bunu neden yaptığını merak ettim, bu kendisinden sorulmasını istiyorum.
Hazırlıkta tanık olarak alınan ifadesi okundu, soruldu: doğrudur bana aittir"
18.02.2015 tarihli duruşmada; "Yazılı olarak vermiş olduğum beyanlarımı aynen tekrar ederim, olay siyasi değildir, herhangi bir siyasi neden de yoktur, tamamen alacak verecek meselesine dayanmaktadır, ayrıca ...in beyanına göre sanık ... üç kez dağa gitmiştir, üçüncüsünde ... eşi ve çocuğu ...i de götürmüştür, güvenli olmayan bir bölgeye insan eşini götürmez, bu da ...'un örgüt tarafından tehdit edilmediğini örgüt ile ilişkinin iyi olduğunu göstermektedir, senedi yeğenlerim olan Adem ve Metin'e zorla imzalatan örgüt üyesinin eşgali ve kod adının sanık ...'tan sorulmasını istiyorum.
...
Katılan ... beyanında devamla; Sanık ... yalan söylüyor, çünkü senedi imzalatan Drej ya da Treş kod isimli orta boylu, seyrek saçlı kişi ...'ün köylüsüdür ve akrabasıdır, ben görmedim, gören kişiler Adem, Metin ve ... isimli kişilerdir, bu konuda ... isimli kişi de dinlenebilir. Ben gerçek ismini biliyorum ancak söylemiyorum. Emniyet tarafından öğrenilirse çok daha doğru olacağını düşünüyorum, ayrıca bu senedin nerede olduğunu sanık ...'tan sorulmasını istiyorum.
...
Katılan ... beyanında devamla; Metin mahkemeye duruşmaya gelemeyeceğine dair sıkıntılarını anlatmış ise de dosyanın Patnos ilçesinde olduğunu dosya gelince ifade vermek için gel diye söylemişsiniz, gelmiyor diye bir durum yoktur, Asliye Hukuk Mahkemesindeki dava hala Yargıtay'dadır incelemeye bile alınmamıştır, bozulduğuna ilişkin bilgi yanlıştır.... ve ...in araba ile gitmelerine ilişkin beyanlarına insan aklına uygun düşmüyor, bence bu bir plandı, beyanları bu hususta doğru değildir, ayrıca ...in kafasına silah dayayarak götüren ... kişinin...'un beyanına göre olayı gerçekleştiren iki kişiden biri olduğu ifadelerde geçmektedir, İsmail ise bu beyana çelişkili olarak üçüncü bir kişi ... kendisini götüren kişi olduğunu söylemektedir, ... duruşmaya gelmemiştir, ikinci celsede duruşmaya çağrılması unutulmuştur, ...'nin telefonundan sanıklar evine geldikten sonra saat 22:00-22:30 ile polisin arandığı saat 00:13 arasında ...'nin telefonundan PKK'lılar ile görüşüldüğünü düşünüyoruz, ayrıca ...'nin evine gidildiği saat ile polisin arandığı saat arasında sanıkların beyanlarında çelişki mevcuttur. Biz beyanlarda adı geçen 11 kişiyi tanımıyoruz, bu 11 kişi abimi neden şikayet etsin, şikayet etse etse taşınmazı satın aldıkları ...'u şikayet ederlerdi.
Sanık müdafii Av. ...'in talebi üzerine katılan ...'ten soruldu: Mahkeme noktasında bir bildiğim yok ancak bize gelen pusulalar var, bu pusulalar ... tarafından gönderildiği hususunda rahmetli ... tarafından da emniyete ve savcılığa başvurular olduğunu biliyoruz."
26.03.2015 tarihli duruşmada; "Öncelikle HTS üzerinde biz inceleme yaptık ve dosyaya sunduk, tarafsız bir bilirkişi tarafından inceleme yapılmasını istiyoruz, bizim beyanlarımız ile HTS kayıtları örtüşmektedir, bize olayı anlatan kişilerin veya bir şekilde şahit olan insanların anlattıklarından daha fazlası vardır, HTS'den bizim bulduğumuz bulgulara göre olaydan 5 gün önce..., iki gün önce de ... ile... keşif yapıyor, orada telefon görüşmelerine göre ...in olma ihtimali de çok yüksektir, her keşiften önce ... aranıyor, her keşiften sonra da ... aranıp bilgi veriliyor, ...'ün dava dışı iki çocuğu olaydan iki gün önce ...'ya geliyor, Adem ...'den olayda kullanılan aracı getiriyor, diğeri çocuğu ... Alagöz ...'den ...'ya gelip bir gün kalıp geri dönüyorlar, bizce bu kişilerin gelip bir gün kaldıktan sonra gitme amaçlarının ailecek öldürme kararı almaya yönelik olduğunu düşünüyoruz, başka bir açıklaması yoktur, olay iftar sırasında olmasına rağmen bu dört sanığı ailenin diğer bireyleri aramıyorlar, bu da ortak aile kararı aldıklarını göstermektedir, benim bildiğim Adem Alagöz ile ilgili ...'nın başvurusu üzerine bir inceleme yapılmaktadır, ... hakkında da bu inceleme yapılmasını istiyoruz...., ... ve ...'un olaydan bir gün önce ve olay günü sabahtan aynı saat dilimine denk gelecek şekilde bir süre telefonları kapalı durumdadır, biz de örgüt kampına gittiklerini düşünüyoruz, dilekçemizde belirttiğimiz ticari taksici de bu olaya şahittir, ...in beyanı ile HTS kayıtları tamamıyla zıttır, ...in beyanı yalan ve kurgularla düzenlenmiştir. İsmail 15:00'de daha ...'ta olduğu için zamanında büyük bir ihtimalle ... ile buluşma yerine gelemiyor, daha sonra ...'u arayıp ikinci bir buluşma noktası ayarlıyorlar, 8 dakika sonra ... telefonu kapatıyor, İsmail yolda...'u arıyor, daha örgüt kampına 13-14 km. varken arıyorlar. İsmail, ... ve... arasında 10 dakikada 10 telefon görüşmesi vardır, ardından İsmail örgüt kampına gidiyor, dördü de orada sinyal veriyor, sadece ...'in sinyali yok, ... de ifadesinde ben...'un yanındaydım diyor, ... ben kahvedeydim, olaydan haberim yoktu dediği anda örgüt kampından Sarıharman köyünde sinyal veriyor, ... ile ... eskort aracıyla yola çıkıyorlar, arkadaki araçta İsmail,... ve varsa örgüt üyeleri geliyor, şehre 5 km kala Ozanlar Köyünde cinayet aracı beklemeye başlıyor, ... babasını getirip şehir merkezine bırakıyor tanık bulmak amacıyla, ... aracıyla geri gidiyor, bu arada ... ile İsmail arasında telefon görüşmeleri var, 7 dakikada 4 telefon görüşmesi var, şehirde iftar saati 19:44'dür ...'un şehre giriş saati ise 19:47'dir. ... şehre kamptan geldiğini görmesinler diye kimsenin olmadığı bir zamanda şehre giriş yapıyor, ondan sonra cinayet aracı abimin evinin önünde beklemeye başlıyor, ... kapalı olan telefonunu olaydan 10 dakika önce açıyor, ..., ... ve... arasında cinayetten 10 dakika önce 5 tane görüşme oluyor, bütün aramalarda ... ...'i, ... de...'u arıyor, ... ... üzerinden cinayeti yönetiyor, daha sonra da ... ...'u arayarak olay hakkında bilgi veriyor, 2 dakika içinde 3 kez arama yapıyor, olay sonrasında ... bulunduğu kahveneden, ... bulunduğu yerden ayrılıyor ve iki dakika arayla telefonlarını kapatıyorlar ve ... telefonunu kaybettiğini söylemesine rağmen yönlendirme yapıyor, olaydan bir gün sonrada ... örgütün... kampından sinyal veriyor, daha önceki ifadesinde de 4-5 gün ...'de kaldığını, olayı çobanlardan duyduğunu, bunun üzerine örgüt kampına gittiğini söylemiştir, bu ifadelerin yalan olduğunu gösteriyor, çünkü bu dört gün içinde 38 kez telefon görüşmesi yapıyor,... ve İsmail 'Biz ...Köyünü 2-3 km geçtikten sonra örgütcüleri indirdik, hiç beklemeden şehre geri döndük' diyorlar, ancak örgütçüleri bıraktıkları yer Sarıharman Köyündeki örgüt kampıdır, orada 40-50 dakika arasında bir bekleme yaptıktan sonra geri dönüyorlar, büyük bir ihtimal aralarında nasıl bir konuşma yapacaklarını konuştular, amaçlarının da örgütçülere yönelik operasyon yapılmasının önüne geçmek veya hedef şaşırtmak olduğunu düşünüyoruz, abimin olay günü eve girdiğini takip eden Alagöz'lerin ailesinden bir kişinin olduğunu düşünüyoruz, bu hususta emniyetten araştırma yapılmasını istiyoruz, ben ...'in olayın gelişinde aleyhinde delil ortaya çıkmasına göre cezaya razı olmayacağını, ikinci baba ocağı olan örgüte veya Irak'a kaçacağını düşünüyorum ve daha önceki davranışlarına bakınca Türkiye Cumhuriyetinin adaletine güvenmediğini göstermektedir, tutuklanmasını istiyorum ve heyet tarafından empati yapmasını istiyorum, ben kamera kayıtlarına baktım, Adem'in duruşmaya giriş çıkış saatleri bellidir, duruşmaya başlanma anı 10:24:20'dir ilk ara 12:03:21'dir, ilk aradan sonraki başlangıç 12:08:11, Adem'in içeri girmesi 12:10:21'dir duruşmanın bitmesi 14:20:17'dir."
12.11.2015 tarihli duruşmada; "...'un biz örgüte şikayette bulunduğunu düşünüyoruz, hatta örgüt üyeleri şahit istediğinde yanında götürdüğü kişi ...'dir, bu hususu ... fotoğraftan teşhis etmiştir, ayrıca ilk gelen pusula Serhat Eyalet Komutanlığı şeklinde bir ibare içermektedir, ikinci pusulada da... Bölge Komutanlığı ibaresi vardır, bölge komutanlığı daha küçük bir birimdir, biz sanık ...'un Tendürek veya ... Dağı'na gidip buradan hazırlattığı pusulayı ... vasıtası ile bize gönderttiğini düşünüyoruz, ... de tape konuşmalarında ...'a 'Hacı bir isteğin var ise ben senin emrindeyim' diyor. ... da ...'a 'Ben senin örgütle olan sıkıntını halledeceğim' diyor, ayrıca ... ... isimli kişinin ...'la olan görüşmesinde ... ... ...'a '... Tendürek buranın hepsi üzerinde duruyor' diyor, bu da bizim iddialarımızı doğrulamaktadır. 0 534 942 10 55 numaralı S... Keskin adına kayıtlı hat ile olay günü, olaydan üç gün önce, olaydan bir gün önce ve olay günü örgüt kampından sinyal veren ... Carlık adına kayıtlı 0534 227 44 88 nolu telefon ile görüşüyor, ayrıca olaydan dört gün sonra 10 55 ile biten telefon hattı ...'un kendi köyünden sinyal veriyor, bu da onun bir gece köyde kalıp akabinde tekrar örgüt kampına gittiğini gösterir, sanık ... esir olduğunu iddia ettiği ve celb edilen 15 günlük dönemde HTS kayıtlarına göre 129 telefon görüşmesi yapmıştır, bu da ...'un orada esir olmadığını gösterir, ayrıca ...'un 01/10/2015 tarihli dilekçesindeki beyanlarının doğru olmadığını ...'nın ...'ü tehdit etmesi nedeniyle ... C. Başsavcılığınca soruşturma açıldığını beyan ediyoruz, buna ilişkin savcılık KYOK kararını da mahkemenize sunuyoruz, Trej kod adlı ... Demir'in sanık ...'un köylüsü olduğu emniyet yazısı ile doğrulanmıştır."
15.01.2016 tarihli duruşmada; "Biz dosyayı incelediğimizde cinayet aracının yaklaşık 30-35 dakika ...'da orduevinin arka tarafında bir sokakta beklediğini, daha sonra ...'ten gelen telefon üzerine olay yerine gittiğini, mobese kamerasındaki aracın tespitinden ve konuşmanın bitiminden 51 ... cinayetin işlendiğini tespit etik, bu da ...'in olayın içinde olduğunu, sanıkların daha önceki savunmalarının ...'i suçtan kurtarmaya yönelik olduğunu ve onun olaya dahil olmadığına ilişkin mahkemeye beyanda bulunduklarını göstermektedir, bu da 51 saniyede işlenen bir cinayette daha önce keşif yapıldığını ortaya koymaktadır, ayrıca ... Kriminal Polis Laboratuvarı raporuna göre maktuldeki atışlardan birinin uzak birinin de yakın atış olduğu, hatta üçüncü bir merminin de atılmış olduğunun tespiti yapılmıştır, bu da olay yerine gelme amaçlarının alıp götürmek değil vurmak olduğunu göstermektedir, ayrıca olay yerindeki bekleme sürelerinin sanıkların savunmalarında uzun tutulmasının nedeni olayı örgütün gerçekleştirdiğine ve öldürmeye değil götürmeye geldiklerine dair bir izlenim uyandırmaktır, sanıklar yol güzergahına ilişkin tamamen mahkemeyi yanıltıcı beyanda bulunmuşlardır, çünkü geçtikleri yerlerin hepsinde mobese kameraları vardır, bunlara bakılacağını bilmektedirler, olay yerine yakın olan mobesede görüntüleri bulunmaktadır. ... arsanın iadesi hususunda bizimle görüştükten sonra biz kesin olarak araziyi karşı tarafı vermemeyi kararlaştırdık, ancak bu kararımızdan kimsenin haberi yoktu, buna rağmen daha iki haftalık süre dolmadan ... Metin'le telefonla görüşmüş, ... beni telefonla arayarak tehdit etti, hatta örgütün tarafları tanıdığı süre dolmadan olay yerinde ..., ..., İsmail ve...'un yaptığı keşifler mevcuttur, bu da cinayeti kimin işlediğini göstermektedir, eğer bu cinayeti ... değil de terör örgütü işlemiş olsaydı sanık avukatlarını daha önceki celselerde belirtmiş oldukları ...'da yargılama yaptıkları iddia edilen sözde heyetten bize yönelik bir irtibat sağlanırdı, böyle bir irtibat olmamıştır, geçen celse..., abim için tefecilik yaptığını söylemiştir, madem tefecilik nedeniyle örgüt tarafından öldürüldü ...'un çocuklarının ve iki aracının olay yerinde ne işi vardı? Burada maktüle tefeci diye söylenmesinin sebebi örgütün ilgi alanına olayı sokabilmektir, sanıklar savcılıkta, kollukta ve sorguda böyle bir husustan bahsetmemişlerdir, tefecilik ile ilgili ilk beyan ilk duruşmada sanık ... tarafından ortaya atılmıştır."
Katılan ... savcılıkta; "... resmiyette benim abim olur. Ancak gerçekte ben kendisinin yeğeni olurum. Ben konu ile ilgili abim PKK tarafından tehdit edilince ... TEM Şube Müdürlüğüne giderek ifade vermiştim. Orada vermiş olduğum ifade içerikleri doğrudur. Tarihini tam olarak hatırlayamadığım bir zamanda ... abim ... ile birlikte bulunduğumuz sırada bizim yanımıza geldi. PKK tarafından arazi anlaşmazlığına ilişkin pusula gönderildiğini söyledi ve gönderilen pusulayı bize gösterdi. Ancak biz pusulayı dikkate almadık. Bu olaydan yaklaşık 20 gün sonra ... yerimde bulunduğum sırada ismini şu an hatırlayamadığım ancak TEM Şube Müdürlüğünde vermiş olduğum ifademde ismini vermiş olduğum şahıs geldi. Şahıs bir işi nedeniyle... bölgesine gittiğini, orada kendisine bana gönderilmesi için pusula verildiğini söyledi ve gönderilen pusulayı bana verdi. Pusula koli bandıyla sarılıydı. Pusulayı okuduğumda pusulada daha önce pusula gönderdiklerini, pusulayı yırtıp attığımızı, kendilerini dikkate almadığımızı, en kısa sürede... bölgesine gelmemiz gerektiğini belirtir şeyler yazıyordu. Ayrıca pusulada ...'ün bizden şikayetçi olduğu yazıyordu."
Mahkemede; "Memet abim olayın gidişatını size anlattı, olaya ilişkin yazılı ifadeyi ben de okudum, ona bir diyeceğimiz yoktur, olay Mayıs ayı gibiydi, ... beni yanına çağırdı ve kendisine üzerinde '... isimli kişi sizden şikayetçidir, ... Köyüne gelin' diye bir not geldiğini söyledi, bu aramızda anlaşmazlık olduğu söylenen yer tarladır, şu an halen tarla vasfındadır. Belediye sınırları içerisinde kaldığı için değerlenmiştir, uyuşmazlık da ... bu sebeple çıkmıştır, tarla vasfında oludğu için taşınmaz 11 parçaya bölünmesi ve satılması mümkün değildir, fiili olarak arazi üzerinde bir ayrı parselleme yoktur, üzerinde halen de bir yapı yoktur, bu yöndeki savunma doğru değildir, ben pusula geldiğini kardeşim maktule anlattım, o da bana '...'ün bir oyunudur, ben buna inanmam, böyle saçma sapan bir şey için niye gidip Savcıyı meşgul edeyim' dedi. Ben bu olaydan 15-20 gün sonra eski ... Caddesindeki meyve pazarında bulunduğum esnada ismini bilmediğim bir kişi kendisinin örgüt tarafından gönderildiğini söyleyip arazinin ...'e verildiğini ve maktul abimin köye gelmesi gerektiğini söylediler, abim o sıra ...'daydı, ben durumu diğer abim Memet'e anlattım, daha sonra maktul abim Köroğlu geldi, ona da durumu anlattım, o sinirlendi 'Ne olursa olsun ben gitmem, ben 11 yıldır uğraşım sonucu aldığım arsayı ancak devlet benden alırsa veririm, bu arsayı haraç alır gibi ...'e ve teröristlere vermem, ne olursa olsun, ölümü bile göze alırım' dedi. Daha önce verdiğim ifademde belirttiğim üzere bu olaydan sonra ... isimli bir kişi geldi, bana bir pusula verdi, bu pusulada ...'le olan tarla meselesinden dolayı ... Köyüne gelmemiz gerektiği, gelmediğimiz takdirde sorumlusunun biz olacağımız şeklinde bir ibare vardı, bu olay kesinlikle bir tasarlamadır, ciddi bir plan söz konusudur, bu şahıslar yapmadıklarını üzgün olduklarını beyan etmişlerdir, ... garaja giderken geçtiği güzergahta askeriye var gidip askeriyeye sığınabilirdi, ...'ün ayrıca eskortluk yaptığını ifadelerinde saklamaktadır, ... orada kalan Ford Connect'ti, ... getirmiştir, İsmail bilmiyorum demiştir, ... maktul abimin evinin önüne gelip gözcülük yapmıştır, çünkü teröristler ilk önce gelip ...'ü de alabilirlerdi, olay yerine gidildikten 5 dakika sonra maktulün evden çıkması daha önce keşif yapıldığını, evden çıkacağı saatin keşifle belirlendiğine delildir. PKK'lı birisi gelip yakalanma riskini alıp burada keşif yapmaz, demekki burada ...'ün çocukları keşif yapmıştır, gelen kişiler götürmek niyetiyle gelseydi yanlarındaki tabancalarla çıkarlardı ve direk öldürücü bölgelere ateş etmezlerdi, olay sanıkların dediği gibi PKK tarafından yapıldıysa PKK'lılar aşağıdayken sanık ... ve... araçla kaçabilecekken kaçmamışlar, Memet abimin anlattıklarını ben de duydum, ancak insanlar korktukları için duruşmaya gelmiyorlar, ayrıca sanıkları yakalayan ... Tek isimli evraklarda adı geçen ekip amirinin anlattığına göre telefonla 155'in aranmasından önce emniyet sanıkların bulunduğu yeri tespit etmiş, etrafta güvenlik almış, terörist olabilir düşüncesiyle destek beklerken içeride bulunanlardan birisi dışarıya el feneri ile çıkıp polisleri görünce içeri girip 155'i aramıştır, ... ben kendisini aradığımda artık ...'ün kendisini PKK'ya şikayet etmesi nedeniyle devlet eliyle alamadığı alacağı terör örgütü eliyle almak istediğini söyledi, olaydan sonra bize bir tane daha pusula geldi, pusulayı 65 yaşlarında bir adam getirdi. Mağdur devamla, ben ...'ün ailesinin tamamından şikayetçiyim, kendisi teslim olmamıştır 5 ay önce kaçmıştır, bu süre zarfında PKK aracılığıyla bize tehditler yağdırmıştır, ben ...'ün de tutuklanmasını istiyorum, çünkü olayın organizatörlerinden birisi olduğu nettir, ... olaydan sonra 3 ay dağda kalmış, daha sonra eşi kaçırıldığından bahisle şikayetçi olmuştur, neden ilk gittiğinde şikayetçi olmadılar, davaya katılmak istiyorum.
Hazırlık ifadesi soruldu; doğrudur bana aittir."
18.02.2015 tarihli duruşmada; "Bizim anlattıklarımız dosyadaki bilgi ve belgelere göre tespit etiğimiz hususlardır. ... Asliye Hukuk Mahkemesinde son duruşmaya çıktıktan sonra davayı kaybettiği için seçim döneminde BDP binasına giderek orada BDP'lileri ...'ya karşı kışkırtmaya ve tarlayı alma konusunda yardım etmeye, iknaya çalışmıştır, bunu bana ... adlı bir esnaf abim söyledi, gerek görülmesi halinde tanık olarak dinlenebilir, yine ...'ün en az 10 defa Çemce bölgesinde dağa şikayete gittiğini 25/12/2015 tarihli duruşmadan sonra yanıma gelen birisi anlattı, dağda bu geliş gidişlere bizzat tanık olduğunu söyledi, istenirse gizli tanık olarak ifade verebileceğini belirtti, ayrıca karşı taraf bir süre ... ilinde kaldıklarını, daha sonra ... iline geldiklerini, ...'ya geldiklerinde söz konusu taşınmazı babaları ...'ün 11 parçaya bölüp sattıklarını belirtmektedirler, nasıl olur da başkasının bir arazisi parçalara bölünüp sanıklarca satılabilir, ... parası olmayan bir kişiden de kim para vererek başkasının taşınmazını alabilir, burada ... Türkiye Cumhuriyetinin kararlarını yok saymaktadır, ayrıca söz konusu taşınmaza 2003 yılında imar uygulaması yapılmıştır, imar uygulamasına göre kullanıma sadece 1473 m2'si kalmıştır, bu kalan miktar nasıl 11 parçaya bölünür, karşı taraf 1400 m2 bahsetmemektedir, 11 kişi bir bir buçuk dönüm arazileri parseleyip sattıklarını belirtmektedirler, bu husus mümkün değildir, Metin'in C. savcısına gelip şikayetçi olmadığına dair dosyada bir belge yoktur, tehdit nedeni ile Alagözlerden şikayetçi olmamasına yönelik baskıya ilişkin bir ifadesi var, dört ay kendisi koruma ile gezmiştir, 05/08/2014 tarihinde olaydan 20 gün sonra ..., ... ve ... Akkoyun buraya gelin bu olayı bitireceğiz diye baskı ve tehditler sonucu dağa gitmişlerdir, sözde Çemce denen bölgeye gitmişlerdir, ... kendi ifadesinde 'Metin dağa gittiğinde bak Metin diğer adamların tapularını vermiş, senin de tapunu verecek' demektedir, ...'un bu tapuda hiçbir hakkı kalmamış ise PKK'lılar neden ...'a 'Metin senin de hakkını tapunu verecek' diye söylesinler, ayrıca Metin'in dağa gidişinde sözde mahkemeyi yöneten kişi olyayı şu şekilde çözüyor 'Metin sen ...'tan 50.000 TL alacaksın, tapuyu ...'a vereceksin' diyor ve ... ve Metin'e senet imzalatılıyor, ... da bu hususta C. Başsavcılığına şikayete bulunmuştur, ... dosyanın Yargıtay'da olduğunu ve tapuda şerh olduğunu söyleyince, ... da 'Sen benim gönderdiğim kişiye vekalet verirsen o ... kolay' diye Metin'e söylemiştir, bu da olaydan sonra ...'un taşınmazın peşini bırakmadığını göstermektedir, ayrıca emniyete olaydan 19 sonra yapılan ihbarda bir şahsın ...'ü Kars ili Kağızman ilçesi Aşağı Duranlar (kürtçe ismi Mestefa) isimli bir köyde olduğu geceleri orada saklanıp gündüzleri arazide bulunduğunu PKK'nın bu kişiyi ...'u daha sonra Irak ülkesine geçireceği ihbarında bulunuyor, bu da ...'un rehin olarak PKK'nın elinde bulunmadığını göstermektedir, ayrıca yazılı olarak beyanımı da ibraz ediyorum, ayrıca İsmail olay saat 20:40'ta olduktan sonra 24 görüşme yapmış, daha sonra saat 00:13 sıralarında 155 i aramıştır."
26.03.2015 tarihli duruşmada; "Ben abim ...'nın beyanlarını aynen tekrar ederim, biz icra kanalıyla taşınmazı aldığımızda ödemeye ilişkin makbuzları sunuyoruz, ayrıca 2009 yılında Şekerbank'a biz teminat için başvurduğumuzda banka ekspertiz yaptırmış, bu rapora göre taşınmazın değeri 190,000 TL'dir, karşı taraf miktarı 3.000.000 TL'ye çıkardılar, örgüte cazip hale getirmeye çalışıyor, karşı taraf ...'nın tefeci olduğu kanaatini oluşturmaya çalışıyor, ancak bu güne kadar bankaya faiz yatırması gibi bir durum yoktur, ... dışında davacı veya davalı olduğu bir olay yoktur."
15.05.2015 tarihli duruşmada; "Tanık ...'nin beyanlarını kabul etmiyorum, kendisi pusulayı rahmetli de dükkanda bulunduğu esnada gelip bana verdi, ben kimin gönderdiğini sordum, bana örgütün yolladığını söyledi, ben de ...'e ilişkin böyle bir olay olduğunu söylemiştim. O böyle bir olaydan haberi olmadığını söylemişti, bu olaydan önce ilk pusula yeğenim Metin'e ... tarafından getirilmişti, bir süre sonra sebze halinde bir şahıs yanıma yaklaşarak sözde mahkemenin husumet konusu araziyi ...'e verdiği yönünde karar verdiğini söyledi, ... bu ikinci pusula gelmeden de arazinin ...'a verileceği yönünde haber yayılmıştı, eğer şikayet eden ... olmasaydı haber arazinin ...'un mağdurlarına verildiği yönünde çıkardı, önceki yazılı ve sözlü beyanlarımı tekrar ediyorum, son bir husus olarak ta nasıl rahmetli ile sanık ... arasında sözde mahkemede bir yargılama yapılmak isteniyorsa eğer ...'u şikayet edenler varsa ... ile o kişiler arasında da böyle bir yargılama yapılması gerekmez miydi?"
12.11.2015 tarihli duruşmada; "Davut'un ve ...in ceza evinden yazdığı mektup içeriklerini kabul etmiyorum, ben onların yanına arsayı bize verin biz şikayetten vazgeçelim diye bir kimseyi göndermedik, kendilerinden kan davası adı altında bir kuruş kim talep ediyorsa namussuz şerefsiz olsun, karşı tarafın para vererek olayı kapatma anlayışı vardır."
15.01.2016 tarihli duruşmada; "Birleşen dosya ile ilgili suç duyurusunda ihbarda bulunan kişi benim, herkese açık profil bilgileriydi, bunları tespit edip suç olduğunu düşündüğüm için savcılığa başvurdum, örgüt tarafından bu eylem gerçekleştirilseydi yaptığım araştırmaya göre örgüt kendi dediklerini yapmayan kişilere öncelikle mal varlığı yönünden zarar veriyormuş, bize de mal varlığı yönünden bir zarar verip akabinde öldürmeyi gerçekleştirirdi, karşı tarafın savunmalarında ...in kaçırılmasından bahsedilmektedir, halbuki İsmail evden çıkmadan 10 dakika önce ... eve girmiştir, bu nedenle örgüt ... eve girerken ...'u kaçırırdı neden ...i kaçırsın, biz ayrıca yazılı dilekçelerimiz ve önceki beyanlarımızda PKK'ya terör örgütü ve çocuk katili diye dedik, karşı tarafın aksi yöndeki iddialarını kabul etmiyoruz."
Katılan ... kollukta; "... kimlikte amcam gözükmektedir, ancak biyolojik babamdır. Ben babam Köroğlu ile birlikte ... ayı başlangıcından beri her akşam düzenli olarak saat 20.30 ile 20.45 arasında evden çıkar, çarşıda biraz gezdikten sonra Cumhuriyet Caddesi üzerinde bulunan Merkez Camiine gider, teravih namazım kılar, namaz bitiminde tekrar biraz dolaştıktan sonra evimize geliriz. Bugün yani 16.07.2014 günü saat 20.35 sıralarında oturmuş olduğumuz... Mahallesi 1127 Sokak (Şen Sokak) No:8 Merkez ... sayılı ikametimizden yaklaşık 1 dk önce babam çıktı, ben de babamın peşinden evden çıktım. Evden çıktığımda beyaz renkli üzerinde Toyota amblemi bulunan binek ... babam Köroglu ...’nın önünü kesmiş şekilde çalışır vaziyette durmaktaydı. Aracın yönü Yeni ... Caddesi istikametine bakmaktaydı. Aracın içinde şoför bulunmaktaydı ve araçtan hiç inmedi. Babamın sol kolundan uzun boylu, zayıf yapılı, üzerinde beline kadar gelen yağmurluk bulunan yaklaşık 20-25 yaşlarında bir erkek şahıs tutmaktaydı. Babamın diğer kolundan orta boylu, zayıf yapılı, 20-25 yaşlarında bir erkek şahıs tutmaktaydı. Her iki şahsın da elinde kaleşnikof olarak bildiğim uzun namlulu silahlar vardı. Babamın kolundan tutan iki şahıs babamı beyaz renkli Toyota amblemli araca bindirmeye çalışmaktaydı, babam da bu şahıslara araca binmemek için direnmekteydi ve şahıslara hitaben 'Kimsiniz, ne yapıyorsunuz?' diye bağırmaktaydı. Ben de bu durumu görünce hemen babama doğru koştum. Bu sırada babam sol kolundaki şahsı sol elini sallayarak ittirdi. Şahıs da biraz geriye giderek babamdan ayrıldı. Ben de bu durumu fırsat bilip babamın sol tarafındaki şahsın elindeki silahı tutmak için şahsa doğru hamle yaptım. Bu sırada babam sağ tarafındaki şahısla arbede içindeydi. Ben babamın sol tarafındaki şahsın elindeki silaha uzanmak için hamle yaptığımda şahıs elindeki uzım namlulu silah ile babama doğru ateş etli. Ancak elindeki silah tam otomatik olduğundan tam olarak kaç el ateş ettiğini bilemiyorum. Bunun üzerine babamın acı içinde feryadını duydum. Ardından babam yere düştü. Ben de babamın yanına gittim. Şahıslar da elinde bulunan uzun namlulu silahlar ile birlikte beyaz renkli Toyota amblemli binek araca binerek olay yerinden kaçtılar. Ben aracın plakasına olayın heyecanı ile bakmadım. Babama ateş eden ve ölümüne sebep olan şahıs aracın ön yolcu koltuğuna oturdu, diğer şahıs aracın arka tarafına oturdu. Olayda başka kimse silah kullanmadı. Babam ile Alagöz ailesi arasında olan arazi anlaşmazlığı nedeniyle Alagöz ailesi tarafından babamın tehdit edildiğini babamdan çok defalar duydum. Babamın tehdit edildiğine ben hiç şahit olmadım ancak babam benim de dikkatli olmamı istediğinden Alagöz ailesi tarafından tehdit edildiğini bana sürekli anlatırdı. Babam yaklaşık 20 gün kadar önce kendisine yapılan bu tehditlere ilişkin şikayetçi olmuştu. Olay günü sabahında da bana bu tehditlerden çekindiği için 20 gün önce bulunduğu müracaatın dosyasını da alarak ruhsatlı tabanca almak için Valiliğe başvuracağını bana söyledi. Babama karşı işlenilen bu vahim olay yaşandığında, olayı gerçekleştiren şahısların Alagöz ailesi olduğunu düşündüm. ... babamın başka kimseyle bir husumeti yoktur. Babama uzun namlulu silah ile ateş ederek ölmesine neden olan ve araca zorla bindirmeye çalışan şahısları tekrar görsem tanırım. Ancak aracı süren şahıs ... içinden hiç inmediğinden ve aracın yönü ters yönde olduğundan şahsı hiç görmedim bundan dolayı şahsı tekrar görsem tanımam. Benim hu konu ile ilgili olarak bilgim görgüm bundan ibarettir."
Kollukta yaptırılan teşhis işleminde; "5 numarada bulunan şahıs (...) olayı gerçekleştiren şahsa fizik (boy ve zayıp yapısı) olarak çok benzemektedir, ancak olayın korku ve heyecanıyla yüzüyle ilgili bir tespitim olmadı, olaydaki diğer şahsın fiziğine uygun kimseyi teşhis edemedim" şeklinde beyanda bulunduğu ve ayrıca olayda kullanılan 33 AFF 60 plakalı beyaz renkli Toyota marka aracı kesin olarak teşhis ettiği,
Savcılıkta; "Ben konuya ilişkin Emniyet Müdürlüğünde tanık olarak ifade vermiştim. Vermiş olduğum ifade içeriği doğrudur. Olay tarihinde teravih namazına gitmek için babamdan yaklaşık 30 ... sonra dışarıya çıktım. Babamın önünü bir aracın kestiğini ve babamın yanında iki şahsın bulunduğunu gördüm. Şahıslardan birisi sağ kolundan, diğeri sol kolundan tutuyordu. Ellerinde uzun namlulu silahlar vardı. Babam kürtçe olarak 'Siz ne yapıyorsunuz, kimsiniz?' şeklinde tepki gösteriyordu ve bir taraftan da bu şahıslar boğuşuyordu. Ben hemen yanlarına vardım. Babam sol kolundan tutan şahsı koluyla itekledi. Şahıs geriye doğru 1-2 adım teklemeye başlayınca ben şahsın üzerine atlamaya çalıştım, ancak bana fırsat vermeden silahı ile babama doğru seri bir şekilde ateş etmeye başladı. Diğer şahıs arkamda olduğu için ateş edip etmediğini bilmiyorum, ancak etmiş olabilir. Şahıslar araçlarına binmeye çalıştı. Binmek için araca yöneldiler. Ben yerden bulduğum pet şişeyi araca doğru attım. Şişe aracın camına geldi. Ancak şahıslar arabaya bindikleri gibi kaçtılar. Olay yerinde Savaş abi diye hitap ettiğimiz Savaş ... isimli komşumuz da vardı. Savaş abi aracın plakasını alın diye bağırıyordu. Ardından hep birlikte babamın yanında toplandık, ambulans çağırdık. Bir süre sonra ambulans geldi ve babamı hastaneye götürdüler. Araçta anlattığım iki şahıstan başka şoför mahallinde yüzünü seçemediğim bir şahıs vardı. Aracın arka koltuğunda herhangi bir şahsın bulunup bulunmadığını görmedim. Akşam karanlık olması ve olayın telaşı nedeniyle dikkat edemedim. Ayrıca ... beyaz renkliydi ve üzerinde Toyota amblemini görmüştüm. Benim abim ...'nın ifadesinde belirtmiş olduğu pusula hakkında fazla bir bilgim yoktur. Olaydan yaklaşık 10-15 gün önce babam TEM Şube Müdürlüğüne şikayette bulunmuştu. Şikayetin ardından bana 'Bizi dağa şikayet etmişler, dikkatli ol, tanımadığın kimsenin aracına binme' şeklinde uyarmıştı. Benim poliste yapmış olduğum ve bana anlatmış olduğunuz teşhis tutanağı doğrudur, ancak şahısların eylemi gerçekleştiren şahıslar olması noktasında kesin kanaate sahip değilim. Ancak fiziki özellikleri ve yüz görünümleri olayı gerçekleştiren şahıslara benziyordu. Olay nedeniyle olayın gerçekleştiren şahıs veya şahıslardan şikayetçiyim."
Mahkemede; "Maktul ... nüfusta benim amcam olarak görünür. Ancak kendisi benim öz babamdır. Olay günü biz teravih namazına gitmek için babamla birlikte evden çıktık. Saat 08:00 ya da 08:30 civarıydı. Babam evden benden önce çıkmıştı. Ben ondan çok kısa bir süre sonra çıktım. Çıktığımda babamın iki kişi ile boğuştuğunu gördüm. Biri sağ kolundan diğeri sol kolundan tutmuştu. Ben olayı görünce koşmaya başladım. Babam sol kolundaki adamı biraz iteledi. Ben koşarken de babama ateş ettiler. Orada bekleyen arabaya binip kaçtılar. Arabada bir tane de şoför vardı. 4 kişi de olabilir ancak onu hatırlamıyorum. Kesin net olarak gördüğüm 3 kişiydi. Ben sanıklardan ...'ü tanırım. Ancak oğullarını tanımam. Babamla arasında arazi davasından dolayı husumet vardı. Mahkemeye gelip giderken görüyordum. Bu anlaşmazlık üzerine ... bizi PKK'nın sözde mahkemesine şikayet etmiş, olaydan 3-4 gün önce babam beni bu hususta dikkatli olmam için uyardı. Sanıkların kaçtığı arabada olay günü 2 tane de PKK terör örgütü üyesi vardı. Ben daha önce bu konuyla ilgili savcılıkta ve emniyette ifade vermiştim. O ifadeler doğrudur. Olaydan 2-3 gün sonra örgüt adına biri telefonla arayarak abimi tehdit etmiş 'Şikayetinizden vazgeçin, ...'ün oğullarının serbest kalmasını sağlayın' demiş. Ancak biz yine de sanıklardan şikayetimizi geri çekmedik. Şikayetçiyim. Davaya katılmak istiyorum."
Tanık ... kollukta; "Amcam olan ... ile ... isimli şahıs arasında eskiye dayalı alacak verecek meselesi bulunmaktaydı. 15/07/2014 günü amcam olan ... isimli şahıs evinin önünde örgüt mensupları tarafından vuruldu. Amcamın ölümünden yaklaşık 6-7 gün geçtikten sonra ölen amcamın oğlu olan ... ve ben taziye evinde bulunuyorduk. ... telefon ile arandı ve terör örgütünün... alanında bulunan örgüt mensupları tarafından sözde kurdukları mahkemelerinde ifadesi alınmak için... kırsal alanına çağırıldı. Ben de bu esnada Metin'in yanında bulunduğumdan dolayı yalnız bırakmamak için onunla birlikte kime ait olduğunu bilmediğim gri renkli Fiat Doblo marka ... ile örgüt mensuplarının bulunduğu bölgeye giltik. Giderken ve dönerken aracı ... kullandı, bizi burada 20 yaşlarında, uzun boylu, kirli sakallı, yüzünün sol kısmında yara izi bulunan, esmer ve zayıf bir örgüt mensubu karşıladı. Metin ve beni sözde mahkemenin yapılacağı alana götürdüler. Burada ben, ..., ..., Tirej kod, Doğan kod ve isimlerini bilmediğim 2 örgüt mensubu daha vardı. Bu alanda taplam 7 kişiydik. Trej kod isimli örgüt mensubu mahkemeyi yönetiyordu. Ben, ... ve ...'e hitaben Trej kod isimli örgüt mensubu '... 50.000 TL size verecek, siz de arsayı ...' e devredeceksiniz' dedi. Biz de yapacak bir şeyimiz olmadığı için kabul ettik. Çizgili A4 kağıt üzerine '50.000TL ...'ya verilecek, arsa ...'ün belirlediği bir şuhsa devredilecek' şeklinde yazı yazdıktan sonra bana, ...'ya ...'e imzalatlılar. Biz orada bulunduğumuz esnada kağıdı ismini hatırlamadığım bir örgüt mensubu dosya arasına koyarak götürdü. Daha biz oradan ayrıldık. Geçen zaman zarfında ne biz 50.000 TL para aldık ne de arsayı devrettik. Burada bulunduğumuz esnada ... isimli şahıs rahat tavırlar içerisindeydi, hatta biz örgüt mensuplarının yanına gittiğimizde yaya olarak başka bir taraftan gelmekteydi, ilk örgüt mensuplarıyla görüşmemizden 1 saat sonra yanımıza tek başına geldi, örgüt mensuplarının yanında zorla tutulmadığı kanaati uyandırdı. ... isimli şahıs eğer zorla tutuluyor olsaydı yanımıza en az bir örgüt mensubuyla birlikte gelmesi gerekirdi. Ben örgüt mensuplarından korktuğum için bu kağıdı imzalamak zorunda kaldım. Bana bu kağıdı imzalatan örgüt mensuplarından ve kağıdı imzalamamıza sebep olan amcalarımı terör örgütü PKK/KCK'ya şikayet eden ... isimli şahıstan davacı ve şikayetçiyim. Bize imzalatılan kağıdın ileride karşımıza çek veya senet olarak çıkabileceği düşüncesiyle siz görevlilere müracaatta bulundum, bugüne kadar müracaatta bulunmayışım nedeni de korkmamdan dolayıdır."
Mahkemede; "Olaydan sonra dağdakiler ...'ya telefon açıp tehdit ediyorlardı, gelin diyorlardı, beraber Metin, ... ve ben çağırdıkları yere gittik, bizi Drej kod adlı kişi ile görüştürdüler, belli bir süre oturduktan sonra Drej 'Şu mahkemeyi bitirelim çok uzadı' diye söyledi, kastettiği arazi olayıydı, dağda kurdukları sözde kendi mahkemelerini kastetti, bize '50.000 TL para alacaksınız, arsayı ... isimli kişinin bir akrabası var, ona devredeceksiniz' dediler, ondan sonra bana, Metin'e ve ...'a imza atırdılar, daha sonra bıraktılar, imzaladığımız yazılı bir çizgili kağıttı, içinde 50.000 TL verecek şu arazi ...'ün belirlediği bir kişiye devredilecek diye yazıyordu, biz gittiğimizde ... eli açık, kendi başına yürüyordu ve yanında kimse yoktu, yaklaşık 4-5 km yürüyerek bizim yanımıza geldi, Drej kod adlı kişi ile ...'un akraba olup olmadıklarını bilmiyorum ancak ... 'Maddi durumum düşük, çocuklarım çoktur, bana yardımcı olun' diye söylüyordu, Drej kodlu adlı kişi de 'Bekle, halledeceğiz, tamam' diyordu, ...'un yanında ailesinden kimse yoktu, tek başınaydı, Drej kod adlı kişi ölüm ile ilgili 'Allah rahmet eylesin, biz böyle istemiyorduk' diyordu, ayrıca diğer amcalarından arsayı vermeyi kabul etmeyen olursa onları buraya getirtiriz diye Drej kod aldı kişi söylüyordu, benim ölüm olayı ile ilgili başka bir bilgim yoktur.
Soruldu: ... isimli kişi Drej kod adlı kişiye 'Tapuyu benim bir akrabam var, ona vereceksiniz, o kişi de size 50.000 TL verecek' diye söyledi, bunu da Drej kod isimli kişi Metin'e söyledi, ayrıca ... isimli kişi tapunun devredilmesi halinde davamdan vazgeçeceğim diye söyledi, Metin de tamam dedi, ...'un ben imza atmam tapuyu sizlere vermem diye bir şey Drej kod adlı kişiye söylediğini duymadım, Drej isimli kişi bu işi burada bitireceğiz başka bir şeyi yok imzayı atacaksınız diye söylediği için ben belgeyi imzaladım, ... da imzalamıştır, yukarıda açıkladığım gibi ... tek başına 4-5 km geldi ve yanında kimse olmadığı için tutsak ve esir havası yoktu, benim ve Metin'in örgüt ile bir bağlantımız yoktur, ben bir sefer gittim, Metin herhalde 2-3 kere gitti, olaydan önce ben dağa gitmedim, Metin'in de gidip gitmediğini bilmiyorum.
Soruldu: Ben sanık ...'i tanırım, kendisini ortak arkadaşlarım vasıtasıyla tanırım, olay öncesinde aramızda bir husumet yoktu, Köroğlu ile ... arasında da arsa meselesi vardı, Köroğlu ile ... arasında bir kavga duymadım ancak arsa meselesi nedeni ile konuşmuyorlardı, ayrıca ben ve İsmail arasında fazla bir samimiyet olmadığı için konuşmuyorduk sadece ortak arkadaşımız vardı.
Tanık Adem söz alarak: Drej kod adlı kişi 'Bir sorununuz olursa buraya gelip başvuru yapacaksınız, bilgi vereceksiniz, başvuruda bulunmazsanız ne olduğunu ne bittiğini bilemeyiz' diye söyledi.
Tanık Adem'den soruldu: Drej ismini şu şekilde öğrendim birbirlerine 'heval draj, heval helo' diye çağırıyorlardı, bu şekilde öğrendim, ilk gittiğimiz yerde 8-10 kişi vardı, onlarla muhatap olmadık, ikinci gittiğimiz yerde 4 kişi vardı."
Tanık ... kollukta; "Ben 2010 yılında ... isimli şahsın kızı olan ... (Meşe) isimli şahısla görücü usulü evlendim. Bana sormuş olduğunuz olayla ilgili ben dün yani 15.07.2014 sabah saat 10.00 sıralarında uyandım, işim olmadığından eşimle ve çocuklarımla evde vakit geçirdim, evden hiçbir yere gitmedim, evde iftar ezanı okunana kadar hep eşimle birlikteydim, iftar ezanı okundu, eşimle birlikte orucumuzu açtık, yemeğimizi yedikten yaklaşık 1 veya 1,5 saat kadar sonra eşim Güllüzar Meşe bana 'Abilerim İsmail ve babam ... bir adamı vurmuşlar' dedi, ben de 'Neden vurmuşlar?' diye kendisine sordum, o da bana 'Bilmiyorum, ben de adam vurduklarına inanmıyorum ...' dedi, aynı gün saat 22.30 sıralarında eşim Güllüzar Meşe isimli şahsın abileri ... ve ... isimli şahıslar telaşlı bir şekilde benim... Mahallesinde bulunan ikametime geldiler, ben de kendilerini eve davet ettim, eve girdiler, oturdular, oturduklarında da çok telaşlı ve moralleri bozuk bir şekildeydiler, ben de kendilerine 'İsmail abi ne oldu, sen ve kayınbabam adam vurmuşsunuz' diye sordum, ... de bana 'Adam vurulmuş ancak biz vurmadık, bizi PKK rehin aldı, PKK adamı vurdu, olay da şimdi bize kaldı' dedi. Ben de PKK lafını duyunca biraz korktum, ... ve ... isimli şahıslara hiçbir şey sormadım. Daha sonra ... kullanmış olduğu cep telefonundan 155 polis hattını arayarak 'Dağdakiler tarafından rehin alındık, adamı dağdakiler vurdu, olay şimdi bize kaldı, can güvenliğimiz yok, bizi alın' dedi, yaklaşık 10 kadar sonra polisler benim... Mahallesinde bulunan ikametime geldiler, hep birlikte beni ve kayınçolarım ... ve ... isimli şahısları yakalayarak Asayiş Şube Müdürlüğüne getirdiler, ben olayda ölen ... isimli şahsı hiçbir şekilde tanımam ve telefonda görüşmüşlüğüm yoktur, benim ... isimli şahsın öldürülmesi olayıyla uzaktan yakından hiçbir şekilde alakam yoktur. Benim kayınpederim olan ... isimli şahsın devamlı mahkemelere icra meseleleri üzerine gittiğini hatırlıyorum, ancak davalarının kiminle aralarında geçtiğini hiçbir şekilde bilmiyorum. Kayınçom ... ve kardeşi ... isimli şahıslar telaşlı bir şekilde benim ikametime geldiklerinde yakalandıklarında üzerinde bulunan aynı kıyafetler vardı, benim ikametimde hiçbir şekilde kıyafet değiştirmediler, kayınpederim ... ve çocuklarının silahlarının olup olmadığını bilmiyorum. Ben üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ben suçsuzum, benim bu olayda tek suçum kayınçolarım olan ... ve ... isimli şahısların ikametime gelmesidir."
Savcılıkta; "Üzerime atılı suçlamalar ile ilgili olarak ... Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğünde avukatım huzurunda ifade verdim, vermiş olduğum ifademi tekrar ederim, ifademin altındaki imza bana aittir. 15/07/2014 günü iftar yaptıktan sonra evde oturuyordum. Eşim bana 'Ağbim İsmail ile babam ... bir adam vurmuşlar' dedi. Ben de böyle bir şey olamayacağını söyledim. Bu yüzden araştırma gereği duymadım. Bir süre sonra saat 22:00-22:30 sıralarında kayınbiraderlerim İsmail ve... evime geldiler. Çok telaşlı bir halleri vardı. Ben ...e adam vurup vurmadıklarını sordum. İsmail birisinin vurulduğunu ancak kendilerinin vurmadıklarını, PKK tarafından rehin alındıklarını, adamı PKK'nın vurduğunu, olayın kendilerine kaldığını söyledi. Bunun üzerine ben hiçbir şey sormadım.... çok korkmuş görünüyordu. Pek konuşmadı. Birbirleriyle de pek konuşmadılar. Yaklaşık 30-45 dakika kadar sonra İsmail 155'i arayarak can güvenliklerinin olmadığını söyledi. Daha sonra polis ekipleri gelerek bizi evden aldılar.... ile İsmail eve geldiklerinde kıyafet değiştirmediler. Benim ...'ün örgütün sözde mahkemesine başvurduğuna ilişkin herhangi bir bilgim yoktur. Benim olaya ilişkin söyleyeceklerim bunlardan ibarettir."
Sorgusunda; "Savcılıkta ve emniyette vermiş olduğumu savunmamı tekrar ederim. Üzerime atılı suçlamaya kabul etmiyorum. Benim ... ile herhangi bir husumetim yoktu, ... benim kayınpederim olur. İsmail ve... kayınbiraderlerim olur. İsmail ve... iftardan sonra saat 10:00-10:30 gibi evime geldiler, olaydan bir birbuçuk saat önce eşim İsmail ve kayınpederim ...'un bir kişiyi vurduklarını bana duyduğunu söyledi, sanırım o da dışarıdaki kadınlardan duymuş, ben ise bu duruma inanmadım, bu İsmail bu durumu sordum, kendisi bana 'Adam vurulmuş ancak biz vurmadık, PKK tarafından bizler rehin alındık, daha sonra PKK tarafından öldürüldü, olay bize kaldı' dedi, daha sonra da bir daha konuşmadık."
Mahkemede; "Olay günü gündüz saat 11:00 civarında bacanağım ... Gündüz ve kayınbiraderim sanık ... ile birlikte baraja ...Köyüne balık tutmaya gittik, saat 15.00 gibi ... merkeze döndük.... evine gitti, ben ve bacanağım da bizim eve gittik, akşam yemeği yedikten sonra ... da eşi ile birlikte saat 20:30 civarında evimizden ayrıldı, saat 23:00 civarında kayınbiraderlerim... ve ... eve geldiler, İsmail eve girer girmez bir şey anlatmadan 155'i aradı, telefonda 'Her iki taraftan da can güvenliğimiz yok, gelin bizi alın' diyordu, evi tarif etti, polisler evi çıkartamadılar, polisler tekrar ...i aradı, evi bulamadıklarını söylediler, bunun üzerine İsmail beni gönderdi, polisleri ben evimizin yakınında Nihat Gündüz isimli ... yerinin civarından aldık, evimizin bahçesine getirdim, polisler İsmail ve...'u gözaltına aldılar, beni de gözaltına aldılar, telefon aramasından yaklaşık yarım saat sonra polisler eve gelmişlerdi, bu esnada İsmail ve... bir şey anlatmamıştı,... olaydan dolayı çok korkmuştu, İsmail de bana pek bir şey anlatmadı, ben polisleri alarak eve getirdiğim için evin etrafında bu esnada hiçbir polis yoktu, hatta yanlarına gitiğim ekibin başındaki müdürü de bizzat tanıyorum fakat ismini bilmiyorum, benim olaya ilişkin bilgi ve görgüm bundan ibarettir.
Hazırlık ifadesi okundu kısmi çelişki nedeni ile soruldu: Ben o gün olay tarihinde balığa gitmiştim, bütün gün evde değildim, ifademin geri kalan kısmı doğrudur.
Katılan ...'in talebi üzerine soruldu: Ben İsmail ve...'un eve geliş saatlerini tam olarak bilmiyorum, saat 22:30-23:00 civarında geldiklerini düşünüyorum ve İsmail eve geldikten 5-10 dakika sonra 155'i aradı, beklemedi, polisler geldiğinde beni gözaltına alacaklarını düşünmedim fakat beni de gözaltına aldılar, gözaltına alınca telefonuma el koydular, halen de telefonum onlardadır, ben telefonumun hafızasını bilgilerini sıfırlamadım, ben ...'nın öldürüldüğünü eşim dışarıdan geçen insanlardan duyup bana söyledi, eve doğrudan bir telefon gelip bu şekilde öğrenmedik,... eve gelince telaşlıydı, İsmail 155 ile konuştuktan sonra kapının önüne çıktılar ve polisleri beklediler, lavaboya falan kesinlikle gitmediler, ellerini de yıkamadılar, telefon ettikten sonra hemen dışarı çıkıp bekleyeme başladılar, olay günü ben baraja gittim, olay akşamında sanıklar eve geldikten sonra benim telefonumu hiç kullanmadılar, ben de telefonumla görüşme yaptığımı hatırlamıyorum."
Tanık ... mahkemede; "Ben ...'da inşaat işiyle uğraşım, ... merkezde otururum, benim yeğenim Mazlum Çiftçi yaklaşık bir yıldır kayıptır, ben bu nedenle yeğenimi sormak için Çemce'ye dağa gittim, hala da yeğenimi aramaktayım, dağa gitiğimde bana bir pusula verdiler ve bu pusulayı ...'ya götürmemi istediler, niçin götürmemi istediklerini bilmiyorum, pusula kapalıydı, bantla da sarılmıştı, ...'ların işyerini bildiğim için ... yerlerine pusulayı götürüp oradan ayrıldım, içinde ne yazdığını halen bilmem, hatırladığım kadarıyla bu olay geçen yıl haziran ayı civarında olmuştu.
Katılan ...'in talebi üzerine soruldu: Ben Çemce'ye ...'nın öldürülmesinden önce gittiğimde ...'ü orada görmedim, öldürme olayından sonra tekrar gittiğim bir vakitte ... ve 5-6 kişinin dağda örgütün yanında bir ağacın altında oturduğunu gördüm, tanıdığım için yanına gitmek istedim fakat yanına gitmenin yasak olduğunu söylediler, başlarında iki kişi bekliyordu, ben de oradan ayrıldım, örgütün yanına gidildiğinde onların bulunduğu bölgede her türlü yere girmek ... yasaktır, onlar izin vermedikce hiçbir yerde gezemiyoruz.
Sanık ...'in talebi üzerine soruldu: ... ve etrafındaki 3-4 kişinin başında eli silahlı kişiler bekliyordu, benim izlenimime göre bunlar o şahıslar tarafından tutuluyorlardı ve bir yere gitmelerine izin verilmiyordu, sanki suçlu oldukları için tutuluyor gibiydiler, ben öyle düşünüyorum.
Sanık ...'in talebi üzerine soruldu: Ben 4-5 kez dağa gittim, hatırladığım kadarıyla bu pusulayı götürme olayından sonraki gidişlerimde orada bulunan birkaç kişi, bu kişilerin kim olduklarını bilmiyorum, ben örgüt üyelerinin yanına çıktığımda bu kişiler de benimle beraber örgüt üyelerinin yanına çıktılar, bu esnada ...'ün kendilerine tapuyu vermemesinden dolayı ...'ü şikayet ediyorlardı, bunlar hatırladığım kadarıyla 4-5 kişiydi, bunların hepsi de ...'tan şikayetçi oluyordu.
Katılan ...'in talebi üzerine tanıktan tekrar soruldu: Silahlı iki kişi ...'ün başında bekliyordu, civarda da gezen sivil şahıslar vardı."
Tanık Cemal Kıtnur mahkemede; "Ben ... ile Köroğlu arasındaki alacak verecek meselesini bilmiyorum ancak ben belediye seçimleri öncesinde Cumhuriyet Caddesinde bir arkadaşım ile geziyordum, akabinde BDP seçim bürosuna gittik, daha sonra arkadaşım kalktı, arkadaşım ...'da çalışmaktadır, adı Nesim'dir, konuşmalar Nesim gittikten sonra başladı, on tane birleştirilmiş bir şekilde masalardı, masada tanımadığım üç dört kişi konuşmaya başladı, konuşmalarında ... ile Köroğlu arasında bir alacak verecek meselesi var, aralarında bir icralık durum söz konusu, ... gelip oradaki konuşanlara bu durumu bildirmiş, sözde ... ...'e hakaret etmiş, icralık olmuşlar, ben de bu duruma kulak misafiri oldum, vatandaşları da konuşanları da tanımıyorum, ben onlara 'Böyle bir şey yok siz yanlış şey ediyorsunuz, ... hakaret edecek birisi değildir, benim kapı komşumdur, benim otuz beş yıllık kapı komşumdur' dedim, onlar seslerini çıkartmadılar, ben de dışarı çıktım, o esnada kendi işyerime doğru gelirken yol üstünde bulunan ... Ticaret'e uğradım, bir iki dakika oturdum, ... ... ... vardı, ben ... ... ...'ya yaşadığım olayı anlattım, ben 'Vatandaşları da tanımıyorum, elinizden geliyorsa uzlaşın bu konu kapansın' dedim, bir çay içtim, kendi ... yerime gittim.
Soruldu: Duyduğum konuşmada ...'ün ...'yı terör örgütüne şikayet ettiğine dair bir konuşma geçmedi, HDP yönetimine şikayete dair bir bilgim de yoktur, sadece ben orada oturan kişilerin konuşmalarını duydum, bu durumu aktarıyorum, konuşan kişiler belki yönetici idi ama ben bilmiyorum, seçim sürecinde seçim bürosuna o kadar giren çıkan oluyordu ki kimin temsilci kimin gelen giden olduğunu bilmiyordum.
Katılan ...'nın talebi üzerine tanıktan soruldu: Konuşan kişiler ...'yı tanımıyorlar, kim olduğunu da bilmiyorlar, konuşan bu kişiler acem birisi meydanda ...'e hakaret ediyormuş diye konuştular, acem burada azeri türkleri için kullanılan bir kelimedir.
Sanık ...'un talebi üzerine tanıktan soruldu: Konuşan kişiler isim vermeden acem birisi meydanda ...'a hakaret etti dediler, ben de bu kişilere 'Acem kimdir?' diye sorduğumda 'Çarşıda arpa satıyor, ... Ticaret'in sahibi' dediler, ben de ... olduğunu buradan anladım."
Tanık ... savcılıkta; "... benim komşum olur. Yaklaşık 20-25 gün önce ... dükkanıma geldi ve bana bir araziye bakmaya gideceğini söyledi ve kendisine refakat etmemi söyledi. Bunun üzerine birlikte yola çıktık. Ancak bir süre sonra ben farklı bir yere götürüldüğümü anladım ve kendisine nereye gittiğimizi sordum. Kendisi de babası ile ... arasında arazi meselesi nedeniyle örgütün yanına gittiğimizi ve benim tanıklık yapacağımı söyledi. Birlikte Kağızman tarafında ancak neresi olduğunu bilemediğim bir yere geldik. Burada örgüt mensubu 3 kişi taşlık bir araziye götürdüler. Örgüt mensubu şahıslar bana ...'ün ne kadar alacağı olduğunu sordular. Ben de 60 ton arpa borcu olduğunu söyledim. Bulunduğumuz yerde başka şahıslar da vardı, ancak ben bu şahısların ... ve ...'ün yakınları olduğunu tam göremedim. O yüzden orada olduklarına ilişkin kesin bir şey söyleyemeyeceğim. Ardından ... ile örgüt mensuplarının yanından ayrıldık. Olayla ilgili bildiklerim bunlardan ibarettir. ...'nın öldürülmesi veya tehdit edilmesi ile ilgili herhangi bir bilgiye sahip değilim."
Mahkemede; "Ben daha önceki ifademi anlatmıştım, aynen tekrar ederim, ben ve Metin arkadaş birlikte dağa gittik, sadece 3 kişi gördük, onun dışında kimseyi görmedim, gördüklerim arasında huzurda bulunan sanıkları görmedim, ben taşın arkasındaydım, arada kocaman bir taş vardı, Metin gittiğimizde benden ayrıldı, aramızda 30-40 metre mesafe vardı, aramızda taş vardı, biz gittiğimiz esnada orada bulunan 3 kişi ile konuştuk, Metin taşın arkasına geçtiği zaman kimseyi görmedim, oraya gittiğimizde ilk gördüğüm 3 kişi bana olayı sordu, ben olayı bilmiyorum, kulaktan duymuşum diye kendilerine söyledim.
Tanığın soruşturma beyanı okundu çelişki nedeniyle soruldu: İlk bizi karşılayan 3 kişi bana sorduğunda ben aralarında bir ticaret ilişkisi olduğunu duydum, ancak görgüm yoktur dedim, Metin ile birlikte taşın arkasına gitmedim."
Tanık ... mahkemede; "Ben Hacı ...'tan arsa almıştım, senedi bendedir, arazi Boncuklu Mahallesindedir. Müftülüğün yanındadır, ben 28/11/2002 yılında 25 bin TL'ye bu araziyi aldım, aradan bir yıl geçti, Hacı ... ortadan kayboldu, ben bu senedi avukata götürdüm, avukat bana 'Bu senetle sen bir şey yapamazsın' dedi, ben sesimi çıkarmadım, halen de yerim devredilmemiştir, sorduğumda üzerine icra konulduğunu söyledi, icrayı halledip tapusunu vereceğim diye söylüyordu, benim bildiğim kadarıyla yer 20 dönüm küsürdür, ben satın alan 11-12 kişiyi tanıyorum, bunları şahsen tanıyorum, isimlerini çıkartamıyorum, ben ...'u dağa gidip şikayet etmedim, ben alanlardan şikayet eden var mı bilmiyorum, ancak dağa şikayet etmişler diye bir söylenti oldu, ancak kimin şikayet ettiğini söylemediler, şikayet edeni bilmiyorum.
Sanık ...'in talebi üzerine soruldu: Ben arazinin 11-12 kişi tarafından alındığını biliyorum, ancak tamamının satılıp satılmadığını bilmiyorum, şu an bu arazi bomboşdur.
Katılan ...'in talebi üzerine soruldu: Sanık ... burayı satarken 'Biz burayı parsel yapacağız, tapunu sana vereceğiz' dedi, ben noterde senet yapılacağını bilmiyorum, aldığım yer 23 dönüm yerdir, bu yer içinde 2 dönüm yer satın aldım, bana satılan yer belediye lojmanının tam bitişiğindeki kısımdır, ben kendi yerime taş da döktüm, sonra taşları da götürmüşler, sanık ... bana gelerek 'Gel beraber çemçeye gidelim, Köroğlu'nu şikayet edelim' diye bir şey söylemedi, ben kendim de şikayet etmedim.
Sanık müdafiinin talebinin üzerine tanık İbrahim'den soruldu: Biz ...'un yanına arazimizi ne zaman verecen diye gidiyorduk ancak aramızda kavga olmadı tehdit veya baskı yapmadım."
Tanık ... mahkemede; "Ben ... ile Köroğlu arasındaki meseleyi hiç bilmiyorum, ben katılan tarafla veya sanık tarafı ile herhangi bir yere gitmedim, ben 2003 yıllarında ...'den arazi satın almıştım, o zamanın parası ile 7.000 TL'ye almıştık, aldığımız zaman sonbahardı, gelecek ilkbaharda parselleyip tapuyu vereceğini söylemişti, ancak vermedi, daha sonra ... iline gitti, böylece kaldı, benim teröristlerle ne işim var ben bu olay nedeni ile herhangi bir şikayette bulunmadım, resmi belgem olmadığı için de icraya da başvuramadım, tahminim ...'den o sırada 10-11 kişi taşınmaz satın aldık, ben ...'ü taşınmaz alanlardan başka birinin şikayet ettiğini de duymadım, satım sonrası ... tarafından bize verilen senetler arzuhalcide düzenlenen adi senet niteliğindeydi, resmi tapu değildi, sanık ...'un ne amaçla ... iline gittiğini bilmiyorum, kaçtı mı yoksa başka bir işi mi vardı bilgim yoktur, ... benim yanıma gelip veya sair suretle gel ...'yı dağa şikayet edelim diye bir şey söylemedi, benim ile birlikte ...'tan arazi alanlardan bir tanesi Selahatin...'tır, kendisi ölmüştür, ..., ... isimli kişilerdir, diğerlerinin ismini hatırlamadım, araziyi satın alanlar arasında oğlu dağda olup olmadığını bilmiyorum, benim ...'den aldığım yer boş alandır, üzerinde herhangi bir şey yoktur, aldığım yeri Boncuklu mevkii olarak biliyorum, gittik gördük öyle aldık söyleyeceklerim bundan ibarettir.
Sanık müdafiinin talebinin üzerine tanık İkram'dan soruldu: ... benim köylüm ve komşumdur, ben kendisinin evine gidip baskı yapmadım, paramı dahi istemedim, vermezsen şöyle olur böyle olur diye de tehdit etmedim."
Tanık İsmail Karaisa mahkemede; "Ben 2002 yılında ...'den arsa aldım, Boncuklu'daki arsayı aldım, orada belediye lojmanları vardır, ben ve abim 1'er dönüm olmak üzere toplam 2 dönüm arazi aldık, senedi abimin üzerine yaptık, benimle sözleşme yapılmadı, o zaman öyle tercih edildiği için biz bir katibin yanına gittik, adi sözleşme yaptık, ... ... bize 'Bir ay sonra ben size tapunuzu vereceğim' dedi, ancak vermedi. O zaman belediye ile mahkemeye girmiş, biraz bekleyin dedi, aradan 4-5 seneden daha fazla zaman geçti, ondan sonra icra yoluyla başkasına vermiş, sanık bana gel beraber ...'yı dağa şikayet edelim demedi, ben kendim şikayet için dağa gidecektim, ancak yolu bilmediğimden tanıyamadığımdan gitmedim, ben hem devletten hem de onlardan korktuğum için gitmedim, bir ara avukat tuttuk, avukat bu yer icra yoluyla başkasına devredilmiş dedi, biz de dava açmaktan vazgeçtik, dağa gitmenin suç olduğunu biliyorduk, ancak korktum vazgeçtim, ben inşaattaydım, başkaları tarafından şikayet edilip edilmediğini duymadım.
Katılan ...'in talebi üzerine soruldu: Örgüte gitseydim Hacı ...'u şikayet edecektim, hakkımı isteyecektim, ... ile bir ticaretim veya alacağım vereceğim yoktur, görmedim tanımıyorum."
Tanık ... mahkemede; "Ben ...'yı tanımam, ailesinden birkaç kişi büyüklerini tanırım, ...'ü arsa almam nedeni ile tanırım, biz 13 yıl önce ben ve eniştem ...'a tapuyu göstererek taşınmaz sattı, adi senet düzenledik, ha bugün ya yarın diyerek bizi oyaladı, daha sonra ... iline kaçtı gitti, daha sonra geldi, bana başka yerden arsa gösterdi 'Burayı sana vereyim' dedi, ben kabul etmedim 'O zaman benim paramı ver dedim', hala da vermedi, biz icra yoluyla hakkımızı almak istedik Av. Aytaç ...'ın yanına geldik, elimizdeki senetleri gösterdik, bu senetlerle bir şey alamayacağımızı söyledi, bu nedenle icra takibi yapamadık, ben ...'ü dağa şikayet etmedim, bunlar böyle bir şey söylüyorsa yalan söylüyorlar, bizim Devletimiz varken neden dağa gideyim ki, benim oğlum Avrupa'ya geçmiştir, dağa gitmemiştir, beş senedir kendisinden haber alamadık, oğlum Saim'in herhangi bir telefon bir adresi yoktur, söyleyeceklerim bundan ibarettir.
Soruldu: ... Asayiş pasaportla oğlumun yurt dışına çıktığını söyledi, ondan sonra kendisinden haber alamadık.
Soruldu: Oğlum Çemce'de diye bana bir haber gelmedi, oğlum Türkiye'de değil Avrupa'dadır. Zamanı geldiğinde de kendisine tazminat davası açacağım, ... benim oğlumu da tanımaz, ben oğlum Saim'in neden Avrupa'ya gittiğini bilmiyorum. Asayişte bana öyle söylendi, oğlum ...'da üniversite okuyordu.
Sanık müdafiinin talebinin üzerine tanık ... Zeki'den soruldu: Ben asla arazi nedeniyle ...'a baskı yapmadım, tehdit de etmedim, asla öyle bir şey yoktur, ancak 13 yıl önce aramızda bir ağız kavgası gibi bir şey oldu, sebebi de arsaydı, paramı vermedin arazimi vermedin gibi şeyler bundan başka bir şey olmadı."
Tanık ... savcılıkta; "Tarihini tam olarak bilememekle birlikte, telefonuma bir numaradan arama geldi. Arayan şahıs bana telefonda 'Muhtar seninle buluşabilir miyiz?' dedi, ben de buluşma teklifini kabul ettim. Bunun üzerine yaklaşık 15 dk sonra muhtarlık bürosunun önünde tanımadığım iki şahısla görüştüm. Şahıslardan birisi bana bu notu sana diyerek etrafı bantla sarılı vaziyette pusula verdi, ben de bunun üzerine polis ekiplerine durumu bildirdim. Pusulayı beraber açtığımızda pusulanın ...'ya hitaben gönderildiğini anladım. Bunun üzerine beni arayan şahsı telefonda geri aradım. Yanlış pusulayı verdiğini söyledim. Şahıs ise bana 'O pusula sana sahibine ilet' dedi. Ben de bunun üzerine pusulayı şehirde araştırarak ...'ya verdim. Olay ile ilgili bildiklerim bunlardan ibarettir. Ben pusulayı vermeden önce İstihbarat Şubede görevli...Komiser'e pusulayı ne yapacağımı sordum o da 'Bilgimiz dahilindedir. Sahibine ver' dedi."
Mahkemede; "Ben bu olay ile ilgili mahallede bir arazi olduğu ve iki tarafın davalı olduğunu biliyordum, bana HPG yazılı kendi şahsım ile ilgili bir not gelmişti, ben bunu emniyete bildirmiştim, bu bildirimden yaklaşık 1 ay sonra iki şahıs geldi, gelmeden önce bu kişiler telefon açıp bana nerede olduğumu sormuştu, ben de kameraların olduğu ... Odası ve geçici olarak taşınan ... Bankasının bulunduğu yere gittim, orada bu iki kişi notu verdi, ben bu durumu İstihbarat Şubeden Komiser...isimli kişiye bildirdim, bu kişilerin telefon numaralarını da... Komiser'e bildirdim, o bana telefonda 'Nota dokunma, parmak izin çıkmasın, biz geliyoruz' dedi, yaklaşık 15 dakika sonra geldiler, geldikten sonra notu kendileri açtılar, fotoğrafı çekip tekrar aynı şekilde kapatarak bana verdiler ve 'Bunu git sahibine ver, yoksa örgüt sana bir şey yapar' dediler, ben de gittim ... ailesinden bilgisayar dükkanında olan bir kişiye verdim, verirken de kendimi takdim ettim, ismimi söyledim, başka bir bilgim yoktur.
Tanığın soruşturma beyanı okundu çelişki nedeni ile soruldu: Pusulayı polisler açmıştır, polisler bana bu senin adına değildir demiştir, ben de pusulayı veren şahsı polislerin yanında aradım, 'Kapat ben sana tekrar ulaşacağım' dedi, ondan sonra tekrar beni aradı 'O pusula sana sahibine ver' diye söyledi.
Soruldu: ...'da sözde komisyonlar vardır, oralara başvurular vardır, bu mahkemelerde çözemedikleri olayları dağa şikayet ediyorlar, sözde dağda aradıklarını buluyorlarmış, komisyonların bağlı olduğu bir mahkeme vardır, burada da bir heyet vardır, ifadeyi alan heyet AKAD diye bir dernektir, emniyet de herkes de bunun biliyor, gelmeyen olursa kişi gönderip zorla götürüyorlar, benim mahallemden iki kişiyi götürdüler, bu kişiler Fahrettin Torun ve Fahrettin Budak'tır, bunlar bir hafta dağda kalmıştır ve 70.000 TL karşılığı Fahrettin Torun'un serbest bırakıldığını ve evini buradan götürdüğünü biliyorum, tefecilik, fuhuş, hırsızlık gibi suç işleyen kişileri kendiliklerinden götürdüklerini biliyorum, alacak verecek nedeniyle başvuru olmadan işlem yapıp yapmadıklarını bilmiyorum, sözde haksızlıkları çözüyorlarmış. Ben bu uyuşmazlıklar ile ilgili komisyon üyelerinin örgüt üyesi olup olmadıklarını bilmiyorum sözde kanaat önderliği yapıyorlarmış, bana nota teslim eden kişiler sade bu not sana dediler."
Tanık ... Tekin mahkemede; "Olay gecesi normal görevli iken Yeni ... Caddesinden silah sesleri geldi, bir şahsın yaralandığına dair bilgi geldi, ekipleri olay yerine sevk ettik, daha sonra ben de gittim, ben oraya gittiğimde yaralı ... hastaneye götürülmüştü, orada yoktu, olay anından daha sonra ise yakalanma anına ilişkin olarak olay yerinde bulunan çocuklardan birisi olay anında ekipteki memurlara beyaz bir Toyota'nın kaçtığını bildirmiş, biz bu ... üzerine yoğunlaştık, şehrin çıkışlarında polis uygulaması başlatıp aracı ve şahısları yakalamaya çalıştık, bu esnada yaralı ...'nın ... ile husumeti olduğunu tespit ettik, bunun üzerine ... ve çocuklarının ev adreslerinin tespiti için çalışmalar başlattık, ...'ün... Mahallesinde oturduğunu tespit edince bir ekibimiz bu mahalleye geçerek çalışma başlattı ve ...'ün evinin bir yan sokağında olaya karıştığını tahmin ettiğimiz beyaz renkli Toyota marka otoyu tespit ettiler, daha sonra biz şahısların evin içerisinde ve silahlı olabileceğini düşünerek takviye ekiplerini... Mahallesine yönlendirdik, bu esnada görevli personelimizden bir tanesi bana evin içerisinden birinin fenerle dışarıyı kontrol ettiğini söyledi, derhal nöbetçi Cumhuriyet savcımızla görüşerek evin aranması kararı alınmasını ve takviye gelen ekiplerce evin çevrilmesi talimatını verdim, yaklaşık yarım saat bekleme esnasında 155 polis imdat telefonunu arayan bir şahsın olaya karışan şahısların şu an ismini hatırlayamadığım ...'ün damadının evinde olduklarını ihbar etmesi üzerine (hatta damat kendisi aramıştı yanlış hatırlamıyorsam) ...'ün evinin çevresinde görevlileri bırakarak telefon ile bize tarif edilen yeni evin çevresine gittik, burada evin çevresinde tertibat aldığımızda o akşam ..., ... ve ... evden çıkarak bize teslim oldular, biz de şahısları Emniyet Müdürlüğüne götürdük, bu üç kişi evden kendileri çıkmıştır, daha sonra biz o evin çevresinde personel bırakarak o ev içinde arama kararı çıkartık, aldığımız arama kararları doğrultusunda ...'ın evinde, ...'un ve çocuklarından bir tanesinin evinde arama işlemi yaptık, Toyota marka araçta Berhudan kod isimli ... ...'ın parmak izi çıkmıştı, bu ... binek şeklinde bir araçtı, çekici ile olay yeri inceleme büroya götürdük, orada inceleme yapıldı.
Katılan vekilinin talebi üzerine soruldu: ... ile ...'ın evi arasında tahmini olarak 1-1,5 kilometre mesafe vardı, ...'ün evinden fenerle bakan şahsın polis ekiplerini görmesi muhtemeldir, çünkü ilk ekip oraya gittiğinde aracı buldu, aracı bulduktan sonra 'Uzaktan takip edin, evi kontrol edin, takviye gelene kadar bekleyin' diye kendilerine söyledik, bu sırada telefon ile polis memurlarından birisi fenerli bir şahsın dışarıyı kontrol ettiğini ve kendilerini gördüğünü söyledi, bunun üzerine ben polis memurlarına can güvenliğinizi sağlayarak evi kontrol edecek bir şekilde uzak bir mesafade beklemelerini söyledim ve takviye ekipleri yönlendirdim ve diğer bir gruba da arama kararı için savcılığa gitmelerini belirttim, ...'un evinin çevresinde tertibatı bozmadan başka ekiplerle biz ...'ın evine gittik, evlerdeki aramaları bu şahıslar yakalandıktan sonra arama kararları ile birlikte yaptık, arama yaptığımızda ...'un evinde kimse yoktu, eşi, çocukları, torunları olabilecek hiç kimse evde yoktu."
Tanık...Tübek mahkemede; "Mahkemenin talep ettiği evrakı zarf içinde veriyorum, dedi. Zarf açıldı, içindeki evrak görüldü. Tanıktan soruldu: ... 23.05.2014 tarihinde beni aradı, Muhtarlar Derneğinde olduğunu söyledi, yanına çağırdı, gittiğimde size teslim ettiğim not kağıdını gördüm, 'Bunu sana kim getirdi?' diye sordum, 'Tanımıyorum' dedi. 'Görsen tanır mısın?' dedim, 'Tanımam' dedi. 'Gelen not kağıdı ile birlikte gel, emniyete gidelim, beyanını alalım' dedim, 'Bu notu kim getirdi, notun içinde geçin kişiler kimdir bilmiyorum, kimden şikayetçi olacağımı bilmiyorum' dedi ve gelmedi.
Soruldu: 'Bu kağıt örgütten gelmişse ben zarar görürüm' dedi ve gelmedi. Biz ona git bunu sahibine ver gibi bir şey söylemedik.
Sanık müdafi Av. ...'nın talebi üzerine soruldu: Not kağıdı gittiğimizde açıktı, ... ellemişti, ben kendisini niye elledin diye uyardım, normalde bu tür kağıtlar açılmadan Terörle Mücadele Şubesine gelinir, burada parmak izi incelemesi yapılır, kendisine herhangi bir tavsiyede bulunmadık, gidip emniyette ifade vermesini söyledik, ancak kabul etmedi. ...'yı tanımıyorum, bu notta geçen ... ve ... isimli şahsın araştırılması için fotoğrafını çektik, daha sonra ... gidip emniyete şikayette bulunmuştur."
Tanık ... mahkemede; "Sanıklarla aramda herhangi bir akrabalık yoktur. Sanıklardan ..., ..., ... ve ...'ü köylüm olması sebebiyle tanırım. Maktul ...'yı tanımam. Ben maktul ile sanık ... arasında bir alacak verecek meselesi ve arazi anlaşmazlığı olduğunu sadece duydum. Görgüye dayalı bir bilgim yoktur. ... 12 yıldır ...'deyim. Bu on iki yıllık süreçte sadece iki sefer memleketime gittim. Olayların tarihindede ...'deydim. Dolayısıyla maktul ile sanıklar arasındaki anlaşmazlığı ayrıntılı olarak bilememekteyim. Yine maktul ...'nın bu anlaşmazlıklar nedeniyle PKK/KCK terör örgütüne şikayet edilip edilmediğini bilmem.
Tanığa ... Ağır Ceza Mahkemesinin 03/07/2015 tarihli duruşma tutanağı okundu. Tanık: Sanık ...'ün bir ara ...'ye geldiğini duydum ancak kendisini hiç görmedim. 2002 yılında sanık ...'den ben de bir parsel arsa almıştım. Hatta parasını da vermiştim. Ancak arasının devri tapuda üzerime yapılmadı. Benim verdiğim para da bu şekilde boşa gitti. Başkaca herhangi bir bilgim yoktur."
Tanık ... mahkemede; "Ben ... ve Köroğlu arasındaki meseleyi bilmiyorum, ben arsayı sadece ...'tan almıştım yaklaşık 12-13 sene önceydi, kaça aldığım senette yazılıdır, senet yanımdadır, taşınmaz şu an boş arazidir, ... bana eliyle 'Şu köşe senindir' diye gösterdi, 'Tapusunu daha sonra vereceğim' dedi ancak vermedi, aradan bir sene geçti, daha sonra haciz oldu dedi yine tapuyu vermedi, bugüne kadar salladı, bana ...'nın ismini söylemedi, bana 'Gel Köroğlu'yu dağa şikayet edelim' diye bir şey söylemedi, ben ...'ü dağa şikayet eden birisini duymadım, bu konuda bilgim yoktur, biz ...'ü icraya vermedik, kendisi hacizli olduğunu söylediği için önce o davayı kazansın sonra bizim hakkımızı versin diye bekledik.
Sanık müdafiinin talebinin üzerine tanık Nesim'den soruldu: Ben de arsa nedeni ile ...'e herhangi bir baskı yapmadım, kendisini tehdit etmedim, yanına gidiyorduk 'Yok verecem verecem' diye söylüyordu."
Tanık ... Akkoyun mahkemede; "Metin benim samimi arkadaşım olur, böyle bir olayın olduğunu biliyordum, Metin benden yolların kötü olması nedeniyle şoförlük yapmasını istedi, ben de onunla birlikte ölüm olayından sonra dağa gittim, gittiğimizde bir ağacın altında bekledik, ben olaya dahil olmadım, ilk önce ağacın altında bekledim, daha sonra araca geçtim, yarım saat bir saat sonra ben arabadayken mahkeme başladı, ben sadece ..., Metin ve Adem'i gördüm, geri kalanları tanımıyorum, ben ne oldu diye Metingile doğru gittim, oradakiler benim kim olduğumu sordu, Metin de 'Arkadaşımdır, şoför olarak geldi' dedi. En son 50 bin TL para verilecek arsa geri verilecek diye bir şey duydum, bu sözü orada seyrek saçlı, orta yaşlı sanırım oranın komutanı olan teröristten duydum, ondan sonra çıktık geldik."
Tanık Zeki ... mahkemede; "Ben kışın ...'da otururum, yazın Kağızman'da köyde otururum, ben geçen yıl ot biçme zamanı ot biçiyordum, akşam eve geldim, hanım bana 'Bir taksici gelmiş, bir yazı eve bırakmış' dedi, ben de aldım okudum, beni dağa çağırmışlar, ertesi gün oraya gittim, orada 10-15 kişi adam vardı, ... da oradaydı, ben sordum 'Senin ne işin var burda?' bana kendisinin şikayet edildiğini, ifadesi olduğunu, bu nedenle geldiğini söyledi, bana 'Benim arsam var, ben satmışım, parasını da yemişim, bu nedenle bu arsayı sattığım kişiler beni şikayet etmişler, bunun için beni buraya getirmişler, kim beni şikayet etmişse bilmiyorum' dedi. Ben şu an huzurda bulunan müşteki Metin'i tanımıyorum, ...'u gördüğümde başka kimseyi tanımadığım için Metin'in olup olmadığını bilmiyorum, aradan 1,5 sene geçti.
Sanık müdafi Av. ...'in talebi üzerine tanıktan soruldu: Ben ...'den tapumu aldım, ev yaptım, komşular falan hacıdan arsa aldığını ve tapusunu almadığını söyleyenler var, ben kim olduklarını bilmiyorum, söyleyenler var, benim ...'u gördüğüm olay haricinde şikayet etme olayı ile ilgili bir bilgim yoktur, ben dağa kimin şikayet ettiğini bilmiyorum, hacı da bilmiyordu.
Katılan ...'in talebi üzerine tanıktan soruldu: Ben ...in kayınpederiyim, aynı zamanda benim bir gelinim de müştekilerin köylüsüdür, bana mahkeme sormadığı için ben kayınpederi olduğumu söylemedim."
Biçiminde beyanda bulunmuşlardır.
Sanık ... kollukta; susma hakkını kullanmıştır.
Savcılıkta; "... ile daha önceden aramızda arazi meselesine ilişkin alacak verecek meselesi vardı. Daha sonra bu olay nedeniyle PKK mahkeme kurmuş, bu mahkemeye beni ve ölen ...'yı çağırmış. Ancak ... örgütün kurduğu mahkemelere gitmeyince örgüt mensupları şehre gelerek ...'yı öldürmüşler. Benim ...'nın öldürülmesine ilişkin herhangi bir eylemim yoktur. Ben aramızda alacak verecek meselesi olan ...'nın öldürülmesinden sonra başıma bir şey gelebileceği düşüncesi ile şehirden uzaklaştım. Yaklaşık 4 gün ... Köyü civarlarında bulundum. Burada bulunmaktayken görüştüğüm çobanlar olayı benden dinleyince bana örgütün beni öldürebileceğini söylediler. 'Onlarda Allah korkusu yok, sen teslim olmazsan seni öldürürler' dediler. Ben de başıma bir şey gelebileceği düşüncesiyle daha önceden çağrıları üzerine gidip yerini öğrendiğim PKK'lıların bulunduğu yere gittim. Ben örgüt mensuplarının yanına varır varmaz 'Siz niye Allahtan korkmadınız, çocuklarımı alıp ...'nın evine gidip onu öldürdünüz' diye sitem ettim. Onlar da bana 'Biz onu öldürmeye değil, almaya gittik, ancak bize direnince silah çektik' dediler. Daha sonra beni mahkeme kurdukları yere yaklaşık 30 metre uzaklıkta bir yere götürdüler. Burada başka şahıslarda vardı. Tahminen 5-6 kişiydiler. Bu kişilerde öğrendiğim kadarıyla mahkeme meselesi nedeniyle beklemekteydiler. Ben bu şekilde burada yaklaşık 15 gün kaldım. Daha sonra ...'nın oğlu ... örgüt mensuplarının yanına geldi. Beni de çağırdılar. Daha sonra aramızda ... ile olan alacak verecek meselesine ilişkin mesele görüşüldü. ... 'Ben diğer şahısları tapusunu verdim, ...'ün tapusunu da getireceğim, şimdilik senet yapsın' dedi. Ardından örgüt mensuplarının yanından ayrıldı. Ben yaklaşık 1 ay daha örgüt mensuplarının yanında bekledim. Ancak ... bu süre içerisinde gelmedi. Daha sonra bana örgüt mensupları 'Seni ... ve ... ... Kandil'e şikayet etmiş, orada yüksek mahkeme olacak oraya gitmeniz gerekiyor' dediler. Ben kendilerine 'Ben o kadar uzağa nasıl giderim, hastayım' şeklimde sözler söyledim ve direndim. Ancak gitmemin zorunlu olduğunu söyleyerek 'Seni oraya kadar götürürüz' dediler. Daha sonra siyah renkli Doblo marka 04 plakalı ancak sonunu hatırlamadığım bir ... ile beni ... Köyü civarlarından aldılar. Araçta benim haricimde 4 PKK'lı daha vardı. Bu PKK'lıların 2'si bayan, 2'si erkekti. Bu örgüt mensupları da ... Köyünde gördüğüm örgüt mensuplarıydı. Birbirlerine 'heval' diye hitap ediyorlardı. Ancak gerçekte isimlerinin ne olduğunu bilemiyorum. Daha sonra yola çıktık. ... ... civarına kadar geldik. Aracın gidebildiği yere kadar gittik. Dağdan ... ile gitmekteyken bir ara askerler aracımızı durdurdu. Ancak aracı durduran askerler ... içerisindeki örgüt mensuplarıyla şakalaşmaya başladılar. Ancak askerler hiçbir şeklide kimlik sormadılar. Ayrıca ... içerisindeki kişilerin örgüt mensubu olduklarını biliyorlardı. ... örgüt mensupları da kendilerini saklamıyorlardı. Ben bir ara askere 'Sen Türk askeri misin Barzani askeri misin?' diye sordum. O da bana 'Ne Barzanisi? Ben Türk askeriyim' dedi. Ben de kendisine 'Maşallah' dedim. Ardından örgüt mensupları beni iteledi. Daha sonra yolumuza devam ettik. Ben örgüt mensupları ile askerlerin samimiyetini görünce korktuğumdan dolayı kaçırıldığımı söylemedim. Bir süre sonra aracı durdurdular. Yürümeye başladık. Yaklaşık 4 gün yürüdük. Ardından Irak ülkesinde bulunan Kandil bölgesine vardık. Burada beni Kandil'de savcı olarak tanıttıkları şahsın yanına götürdüler. Bu örgüt mensubu bana ... ile ... ...'nın beni şikayet ettiğini söyledi. Ben de kendilerine olayı anlattım. Bunun üzerine söz konusu örgüt mensubu bana 'Sen niçin araziye tedbir kararı koydurdun, bunu kaldır' dedi. Ben de kaldıramayacağım söyledim. Bunun üzerine örgüt mensubu beni IŞİD ile savaşmaya göndermekle tehdit etti. Ayrıca vekalet verip tedbir kararını kaldıracağım ana kadar yanlarında kalacağımı söyledi. Bu şekilde yaklaşık 1 ay Kandil'de kaldım. Daha sonra yanıma bazı örgüt mensupları geldi. Bana dediklerini yapmadığım takdirde beni öldürebileceklerini söylediler. Gelenlerden bir tane bayan teröriste ise bana 'Amca buraya yakın bir bölgede Barzani'nin karakolu var, oraya gidip teslim olursan buradan kurtulursun' dedi. Bayanın söylediği aklıma yattı. Ben de aynı gece saat 02:00 sıralarında Kandil'den kaçtım. Yaklaşık 3-4 saat dağdan aşağıya doğru yürümek suretiyle indim. Daha sonra Barzani'nin karakoluna vardım. Burada askerler beni sakalımın uzamış olması nedeniyle IŞİD mensubu zannettiler ve bana 'Seni mahkemeye götüreceğiz' dediler. Ardından Irak ülkesinin Diyan şehrinde bulunan mahkemeye beni götürdüler. Mahkeme beni tutuklayarak cezaevine gönderdi. Yaklaşık 3 gün cezaevinde kaldım, daha sonra tekrar mahkemeye götürdüler. Mahkemede tercüman istedim. Tercüman atadılar. Mahkemede aynen size söylediğim hususları anlattım. Daha sonra bana Türkiye'den evrakları incelediklerini, söylediklerimin doğru olduğunu söylediler ve 'Senin vebaline girmişiz' dediler. Ardından bana seni 'IŞİD'e mi, PKK'ya mı, yoksa Türkiye'ye mi bırakalım?' diye sordular. Ben de 'IŞİD ve PKK ile işim olmaz, beni Türkiye'ye bırakın' dedim. Daha sonra beni bir araca bindirdiler. Bu araçla Türkiye sınırına yakın bir yere kadar geldik. Aracın şoförü bana sınırın karşısındaki köyün Türkiye'ye ait olduğunu söyledi. Oraya gittiğim takdirde kurtulacağımı söyledi. Ayrıca bana lazım olur düşüncesiyle 50-60 ... para verdi. Ben de söz konusu köye geldim. Bu köyde tanımadığım bir evin kapısını çaldım. Durumunu anlattım, yardım istedim. Bana yardım ettiler ve bana balkonda yatak hazırladılar. Bu evde bir gece misafir kaldım. Daha sonra doğrudan ... ilçesine ... olmadığı için bindiğim ... birkaç köye uğradı. Bu köylerden bazılarında da kaldım. Yaklaşık 4 gün sonra ... ilçesine geldim. Buradan araca binerek ... iline geldim. ... ilinden de otobüse bindim ve ... merkeze geldim. Rahatsızlığım olduğu için doğrudan evime giderek yattım. Yaklaşık 4 gün evimde kaldım. Daha sonra örgütün benim yanlarından kaçmam nedeniyle beni aradıklarını öğrendim. Bunun üzerine korkumdan dolayı köyümüz olan ... köyüne gittim. Burada 1 gece kaldım. Cumartesi günü olunca polisler eve geldiler ve beni aldılar. Ancak ben Pazartesi günü ... teslim olacaktım. Ben hiçbir şekilde örgüt üyelerinin yanında isteğimle kalmadım. Beni zorla tuttular. Yukarıda da anlattığım şekilde zorla bir yerden başka bir yere götürdüler. Ayrıca ...'nın ölümüyle bir ilgim yoktur. Ben yakalandıktan sonra ... İl Emniyet Müdürlüğünde susma hakkımı kullandım. Emniyet Müdürlüğünde bana birtakım örgüt mensuplarının fotoğrafları gösterilerek teşhis işlemi yaptırıldı. Ben de bildiklerimi söyledim. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum."
Sorguda; "PKK/KCK'ya ...'yı ben şikayet etmedim. Şikayet eden şahıs ...'ın oğludur. İsmini bilmiyorum. Benim yaklaşık 8 yıllık süredir ... ile... Mahallesindeki bir taşınmaz üzerinde davalıydık. Ben henüz karar kesinleşmeden söz konusu taşınmazı yaklaşık 10-11 kişiye sattım. Ben bu kişilere haricen sattım. Kendilerine tapularını vermedim. Benim olay tarihinde ... ilinde ... çay evinde bir kahvehanedeydim. Hatta yanımda... ... adli bir arkadaşım vardı. Benim olaya ilişkin hiçbir bilgim ve haberim yoktur. Beni oğlum ... arayarak 'PKK Köroğlu'nu almaya gelmiş, kaç seni de götürürler' dedi. Ben bunun üzerine aracı eve bırakıp ... Köyüne yaya olarak gittim. Yanıma biraz erzak alarak ... Köyünde bir dağda saklandım, daha sonra Köroğlu'nun vurulduğunu ve iki oğlumun cezaevine konulduğunu duyunca ben saklandığım yerden çıkarak PKK'ya kendi isteğimle ancak korkumdan PKK' nın yanına dağa çıktım. PKK bana nerde olduğumu sorunca ben de köyde olduğumu söyledim. 'Eğer bugün bizimle gelmeseydin seni de vururduk' dediler. Ben PKK'nın yanında yaklaşık 10 gün kaldıktan sonra maktülün oğlu ... ve Adil ... PKK'nın yanına gelerek benim için ''... söz konusu taşınmaz için bize 50000 TL versin, biz de taşınmazın tapusunu verelim. ... gitmesin, burada kalsın taşınmazı verelim' dediler. Ben bunun üzerine yaklaşık 1 ay PKK'da kaldım ancak giden gelen olmadı. Ben de PKK'nın bölge komutanına artık beni bırakın dedim. Bunun üzerine komutan bana '... ile ... ... seni Kandil'e yüksek mahkemeye şikayet etmişler, sen de Kandil'e gideceksin' dedi. Ve ertesi gün 4 tane siyah Doblo ... gelerek beni Irak'a PKK terör örgütü götürdü. Daha üç buçuk ay orda kaldım, hatta kimliğim burada PKK tarafından yakıldığı için Irak'ta cezaevinde 3- 4 gün kaldım. Daha sonra benim Türkiye'den yakalamalı olduğumu söyleyerek beni Türkiye sınırlarına bıraktılar. Ben üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Tutuksuz olarka yargılanmak istiyorum."
Mahkemede; "Ben 8 senedir maktul tarafından mahkemeliktim, beraber mahkemeye gittik, kahveye gittik, sonradan PKK bana bir yazı göndermişti, korktuğum için oraya çektim gittim, ne istiyorsunuz dedim, bana seni şikayet etmişler, milletin arazilerini vermiyor muşsun dediler, aynı pusuladan ...'ya da göndermişler, ben ... benden taşınmaz alınca tedbir koydurtmuştum, ben gittiğimde ... da ordaydı, Metin'e ve bana durumu sordular, biz durumu anlattık, ondan sonra gidin 15 gün sonra gelin dediler, ben korktuğum için ve ...'daki kişiler de PKK'dan korktuğu için mecbur dediklerini yapmak zorunda kaldım, polise haber veremedim, hatta buranın zenginleri de buradan çekip gitmektedir, ikinci sefer çağırdıklarında ben gitmedim, hatta orada kendi mahkemelerini kurmuşlar, ... bunu biliyor ve korkuyor, ben de korktum, şikayet etsem de bir işe yaramayacaktı, süreçten dolayı PKK şehir merkezinde dolaşıyor ellerini kollarını sallayarak, ondan sonra ben olay günü kahvede oturmuştum, kahvede otururken oğlum ... beni aradı, 'Köroğlu'nu almaya gelmişler, seni de alacaklar kaç' dedi, bu konuda şahidim de vardır,... ... ve... isimli kişilerdir yanlarında 4-5 kişi de vardı, ondan sonra ben kaçtım, 4-5 gün bir yerde saklandım, baktım peşimdeler ve çobanlar seni gebertirler çek git dedi, ben de daha önce gittiğim Kağızman'daki yere gittim, gittiğimde yaklaşık ... ... ve civar yerlerden 100-150 kişi vardı, karşı taraftan kimse görmedim, ben kendilerine 'Neden çocuklarımı aldınız götürdünüz, siz Allah'tan korkmadınız mı, neden adamı öldürdünüz?' dedim, bana dipçik ile vurdular, 'Biz günde 30-40 kişi getiriyoruz, kime söylesek bize evlerini tarif ediyorlar, gelmeyenlerin kafasına kurşun sıkarız, sen de gelmesen seni de öldürürüz' beni orda 10-15 gün orada tuttular, ben bu durumu avukatımı arayarak, çoluk çocuğumu arayarak haber verdim, çoluk çocuğum ve avukatım dilekçe vererek savcılığa haber verdi, 10-15 gün sonra 2 tane terörist gelip beni dağın taşın arasına götürdü, baktığımda Metin ve ... ile bir başka kişi daha vardı, 3 tane de terörist vardı, bana teröristlerden birisi 'Bak Metin gelmiş, diğer adamların senetli tapularını vermiş, seninkini de verecekmiş' ben de 'Verirseniz Allah razı olsun' dedim, ancak Metin bana 'Sen gelip davandan vaz geçecen, tedbir kararını kaldıracaksın' dedi, ben de gidip tapuları alıp gelecem oradaki teröristlerin başına vereceğim o dağıtacak, ben inkar ettim, Metin ordaki teröristlere 'Bu kaçar, bunun imzasını alın, senet yaptırın' dedi, orada teröristlerden birisi bir senet getirdi, senedi yazdı önce Metin'e imzalattı, sonra kardeşi Adem'e imzalattı, bana sen de imzala dedi. Ben kendilerine 'Benim evim yok satmışım, borçlarıma verdim, para veremem' dedim, 'Biz arsa sattığın kişilerden alıp Metin'e vereceğiz' dediler. Ben bu olayı PKK'ya şikayet etmemiştim, dağda bulunduğum sırada eski halde manavlık yapan ...'ın oğlu Soğana Köyünden bir kişi 'Seni ben şikayet ettim' dedi, ben bu kişinin babası olan ...'a 2 dönüm arsa satmıştım, haricen satmıştım, kendisine senet verdim, başka sattığım kişiler Hacı ... ve birkaç arkadaşına 4,5 dönüm, ...Yıldırım'a 2 dönüm,...Alagöz'e 1 dönüm, Selahattin...'a 2 dönüm, ...Akdoğan'a 1,5 dönüm, Eleşkirtli...Kılıçlı isimli bir kişiye 2 dönüm sattım, sattığım kişiler 11 kişidir, diğerlerinin ismini hatırlamıyorum, Metin teröristlere 'Hacı sizin yanınızda kalsın, ben gidip işi halledecem' dedi çekip gitti, bir daha gelmedi, ben ordakilere 'Hiç Allah'tan korkmuyor musunuz, adamın demekki işi var gelmiyor, beni bırakın' dedim, onlar da 'Biz sabahtan araştırmışız, Metin ve amcası ... ... seni ve bizi Kandil'e şikayet etmiş' dedi. 4 kişi beni alıp ...'ya kadar arabayla oradan yayan süretle götürdüler, yürürken kriz geçirdim, daha sonra 2 tane katır getirdiler, onunla yaklaşık 3 gün gittik, beni PKK'lı komutan dedikleri birinin yanına götürdüler, onlar bana 'Sen bu tapuları niye vermiyorsun?' ben kendilerine 'Mahkemeliğim, kazanırsam tapularını veririm, kazanamazsam paralarını veririm' dedim. Onlar bana 'Sen tedbiri kaldırmamışsın' dediler, 'Evet ben kaldırmadım' dedim, ben devletime güvenirim kazanırsam tapularını verecem, kazanamazsam paralarını verecem dedim, ondan sonra benim kimliğimi aldılar, yanan ateşin içine attılar, bana daha sonra hakaret ettiler, ordakilerden birisi beni bunu götürün dedi, bir taşın arasına mağaraya götürdüler, yaklaşık 27-28 gün orada bıraktılar, beni bir bayan kurtardı, kendisi bana gelip 'Senin işin zordur, seni bırakmazlar' dedi, ben de saat gece 2 olunca koşarak kaçtım, Barzani askerine teslim oldum, onlar bana 'Senin yanında kimliğin yok, sakalın var, ışidcisin' deyip cezaevine attılar, orada 2-3 gün kaldım, ondan sonra beni mahkemeye götürdüler, bu mahkemede ben kendilerine durumu anlattım, bu kişi gitti yarım saat sonra tekrar geri geldi, 'Amca sen haklıymışsın, seni Türkiye'den arıyorlar' dedi, bir araba getirdiler beni alıp bir yere getirdiler ve karşı taraftaki ışıkları gösterip yanan köy Türkiye'nin köyüdür dediler, ben sınırı geçip köye geldim, geçtiğim sınırda asker yoktu, daha sonra ...'da kızımın evine geldim, ... karakola gidip teslim olacaktım, ayrıca eşime PKK haber göndermiş, eşimin yanına birisi gelmiş kim olduğunu eşim de bilmiyor, hacı PKK'dan kaçmış PKK onu öldürecekmiş diye söylemiş, eşim de bana söyledi, daha sonra polisler geldi beni yakaladı, kendim teslim olsaydım, evime zarar gelebilirdi, polislerin yakaladığı iyi oldu.
Sanık müdafi Av. ...'in talebi üzerine sanık ...'tan soruldu: bölge sorumlusu ...'dır, ... isimli kişi ben yanında olduğumda 118'i aradı ve telefondaki karşısındaki ile kendi TC numarasını verdi ve 'Biz öldürmüşüz ...'yı, Alagöz'lerin çocuklarını zorla götürdük, onların kabahati yok' dedi, teröristlerin bölge sorumlusuydu, bu kişi tek telefonla konuştu, ben kimle konuştuğunu sordum, o da 'Cumhuriyet Başsavcısıyla konuştum' dedi, ama gerçek mi değil mi bilmiyorum, ben sadece bu kişinin isminin ... olduğunu biliyorum, diğerlerine heval diye sesleniyorlardı, yaklaşık 100-150 kişi vardı."
18.02.2015 tarihli duruşmada; "Önceki savunmalarımı aynen tekrar ederim, ben bu adamı PKK'ya şikayet etmedim, benim ölenle devlet nezdinde 8 yıllık davalarım vardır, yer de bana ait değildir, ben satmışım, ben mağdurum, benim raporum var, cezaevi şartlarına uymuyorum, ikide bir hastaneye gidip geliyorum, tahliyemi talep ederim, madem ben bu adamı PKK'ya şikayet etmişsem peki beni kim PKK'ya şikayet etti, ben dört aydır onların elinde rehindim.
Sanık ...'tan soruldu: (Katılan ... ...'nın bahsettiği) senet rıza ile imzalanmıştır, zorla imzalanmamıştır, ayrıca teröristler kendi aralarında heval heval diye konuşuyorlardı, Metin belki bilir, çünkü çok onların yanında kaldı.
Sanık ...'tan soruldu: Benim Asliye Hukuk Mahkemesinde taşınmaz için koydurduğum tedbir kararının kaldırılması için bana baskı yapılmıştır, senedin nerede olduğunu bilmiyorum."
15.05.2015 tarihli duruşmada; "Dağa gittiğimde orada bulunan bir kişi 'Sen bizim tapumuzu vermedin, ben de seni şikayet ettim' dedi sen kimsin diye sorduğumda 'Ben ...'ın oğluyum, ama senin hakkında başka şikayetçiler de var' dedi, bu esnada maktulün oğlu Metin de oraya geldi, ben kendisine ...'ın oğlu olarak tanıtan kişiye 'Doğrudur, ben sizin yerinizi veremedim', ben icralık oldum, benim arazilerime tedbir konuldu, ben borçlarımı ödeyemeyince ... iline gittim, 2009 yılında döndüm, araziyi 2001 yılında satmıştım, bu beyanlarımı önceki celselerde de söylemiştim, mahkemenize yazılı savunması sunuyorum, içeriğini de tekrar ederim, ...'nın ölümünden sonra oğlu Metin dağa geldiğinde orada galerici ... vardı, kendisi ...'nın mallarına haciz koyduğunu, bu nedenle ...'yı dağa şikayet ettiğini ve icra dairesinde bulunan senetlerini geri istediğini söylüyordu.
Katılanın beyanlarında geçen sorular soruldu:
Sanık ...'den abim ya da bizim ailemizden herhangi bir nakit alacağı olup olmadığı sorulsun: Cevaben: Benim bir alacağım yoktu, sadece almak istediğim arazi vardı.
Davaya konu olan arsanın tamamı mı yok sa bir kısmını mı satıp satmadığı hususu da sorulsun: Cevaben: Arazinin hepsini başkalarına sattım.
... önceki beyanlarında dava konusu araziyi 11 kişiye sattığını beyan etmektedir, ancak bildirilen listede 9 kişinin ismi vardır geri kalan 2 kişi kimdir bunun kendisine sorulmasını istiyorum. Cevaben: Geri kalan iki kişi ...'ın akrabalarıdır, biri eniştesi diğeri ise yakın köylüsüdür, isimlerini çıkartamıyorum, kendilerine senet vermişim.
Olay önceki veya sonrası ...'tan örgütün bir para talebi olup olmadığı sorulsun varsa bu miktar ve ne için para istendiği sorulsun: Cevaben: Örgüt benden ...'nın ölümünden sonra ...'ya 350.000 TL vermemi, bunun sonrasında da Metin'in tapuları diğer şahıslara vereceğini söyledi. Ben de devlet mahkemelerinin vereceği karara uyarım onlar bana araziyi verirse ben de millete tapularını veririm, arazileri benden alıp Metin'e verirse de artık dilenir borcumu öderim, örgüt kendi adına benden para istemedi.
Sanık ...'un olaydan birkaç saat önce Sarıharman köyüne gidip gitmediği sorulsun, Cevaben: Ben olay günü olay saatinden önce örgütün yanına dağa gitmemişim.
Sanıkların üçüncü bir aracı varsa bu aracın modeli ve plakası ile olay akşamı kim tarafından kulanıldığı ve nerede olduğu sorulsun. Cevaben: Benim bir aracım, ...in iki aracı, ...'in de bir aracı vardır, araçların modelleri Transit marka, diğer ... oğlum Adem Alagöz adına kayıtlı olup oğlum İsmail tarafından kullanılan Toyota Corolla'dır, benim de aracımın markası Fort Connect'tir, ...'in aracının modeli Ford Transit'tir."
12.11.2015 tarihli duruşmada; "Ben bir sefer gittim, ikinci gidiş olmamıştır, ben oraya gittiğimde benim yanımda eşim ve oğlum İsmail vardı, karşı taraftan da Metin ve beş kişi vardı, etrafta bir sürü insan vardı ancak kim olduklarını bilmiyorum, olaydan önce savcılıktan koruma istemiştim, savcılığa can güvenliğim yoktur diye dilekçe verdim, buradaki amacım örgütten korunmaktı, bana bir olay olursa ara diye numara verdiler, yine korkumdan ... iline gittim."
Birleşen 2015/13 esas sayılı dosya yönünden mahkemede alınan savunmasında; "Ben orada tutukluydum, kendi rızam ile kalmadım, ben şeytanın yanında kalırım onların yanında kalmam, ben kaçarak geldim, daha önce bu hususta anlatıklarım doğrudur, o ifadelerim geçerlidir, suçlamaları kabul etmiyorum."
Sanık ... kollukta; "Ben ... isimli şahsı yaklaşık 10 yıldır tanırım. Babam ... 2003 yılında ...'dan 4000 TL borç para almış, ayrıca ... sahte imza atarak babamın adına çek düzenlemiş, babamı kendisine 30.000 TL borçlu olarak göstermiş, 30.000 TL'lik borç babama ait olmadığı için babam bu parayı ödemedi, ... da çeki icraya vermiş, bu icra davası halen devam etmektedir. Ben de ... isimli şahsı babam ile arasındaki bu mevzudan dolayı tanıdım. Babam kendisine ait olan bazı arsaların satışını yaptı, arsa karşılığı parayı aldı, ancak icra davası devam ettiğinden dolayı bu arsaların tapularını sattığı kişilere devir edemedi. Paralarını verip tapularını alamayan isimlerini bilmediğim şahıslar da babamı dağa örgüt mensuplarına yaklaşık 2 ay önce şikayet etmişler. Bunun üzerine babam tarihini tam olarak hatırlamıyorum ancak o tarihlerde babam dağa gidiyor. Örgüt mensupları tarafından babamın neden arsaların tapularını vermediğinden dolayı ifadesi alınmış, babam da ... ile arasındaki sorundan dolayın arsaların icra davası olduğunu, bu yüzden devir işlemlerini yapamadığını söylemiş. Babamın dağa çağrılması ile ilgili olarak babam polise veya savcılığa herhangi bir müracaatta bulunmadı. Babam bu şekilde dağda ifadesini verdikten sonra ...'yı da dağa çağırmışlar, çağırma şeklinin de mektup gönderilerek olduğunu babamdan duydum. ... kendisi dağa gitmemiş, oğlu ...'ı göndermiş, dağdakiler ...'a 'Biz babanı çağırdık, sen neden geldin, babanın gelmesi gerekiyor' diyerek bir tarih vermişler, ancak tarihi ben bilmiyorum, aynı tarihte babamı da çağırmışlar, mahkeme kurulacakmış, ancak babam da ... da belirtilen tarihte dağa gitmemişler, yine ben bunları babamdan öğrendim. Dün yani 15.07.2014 tarihinde saat 18.00 sıralarında abim ... numarasını şu anda hatırlamadığım ancak sürekli kullanmış olduğu kendi numarasından benim kullanmış olduğum 0 553 456 61 44 nolu telefonu aradı, ben bu sırada yalnız olarak mahalleden çarşıya doğru gidiyordum. Bana 'Kendi arabasını evin oradan al, barajın ilerisince doğru gel ,balık yakalayacağız' dedi, daha önceden de birkaç kez bu şekilde balığa gittiğimizden dolayı ben abim ...e ait plakasını tam olarak bilmediğim 33 plakalı beyaz renkli Toyota Corolla marka aracı abimin evinin önünden aldım, abimin evi Hürriyet mahallesindedir, aracın yakıtı az olduğundan dolayı benzin alacaktım, üzerimde para olmadığı için 100. Yıl Parkının orada ikamet eden abim ...'ün evinin oraya gitmeye karar verdim, aracı alıp Kütüphane Kavşağından aşağı trafiğe açık olan Cumhuriyet Caddesinden Vali Konağı caddesine, oradan da Kağızman Caddesine girdim, oradan Kadın Doğum Hastanesinin bulunduğu ara sokağa girdim, abimin evinin oraya gittim, abim ...'e balığa gideceğimizi ve üzerimde para olmadığını, araca yakıt alacağımı söyledim, abim ... de benimle geldi, tekrar Kağızman Caddesine çıkıp... Mahallesi Mezarlığının karşısında bulunan benzinliğe gidip araca 30 TL'lik yakıt aldık, yine Kağızman Caddesi üzerinden su deposu tarafına döndük, oradan da Keşiş (Baloluk) Köyü içerisinden ismini bilmediğim baraj inşaatını yapan inşaat şirketinin önünden geçerek Şeko Köyünün içerisinden barajın arka tarafına doğru geçtik, ... İsmail abim bana bulunduğu yeri tarif etmişti, kendisi babama ait 04 AN 954 plakalı beyaz renkli Ford Connect marka ... ile gitmiş, aracı göreceğimizi söylemişti, belirttiği yere gittiğimde İsmail abim yalnızdı, aracı da orada park halindeydi, biz aracımızdan inip abim ...in yanına gittiğimiz anda yanımıza iki kişi geldi; 1. şahıs 1.80 boylarında, zayıf yapılı, esmer tenli, bıyıklı, ismini sonradan yolda gelirken ... olarak öğrendiğim şahıs, bu şahsın üzerinde siyah kapüşonlu mont, elinde kaleşnikof marka silah, karın bölgesi montunun iç kısmı şişkindi, bu şahıs ile ilgili ifademin ilerleyen kısımlarında detaylı olarak beyanda bulunacağım, bu şahsı görsem teşhis edebilirim. 2. şahıs 1.65-1.70 boylarında, zayıf yapılı, esmer tenli, bıyıklı, üzerinde siyah mont, içerisinde gri tişört vardı, bu şahsın ismini bilmiyorum, ... isimli şahıs bu şahsa Heval diye hitap ediyordu, bu şahıs da diğer şahsa ... diye hitap ediyordu, ismini bu yüzden ... olarak öğrendim. Bu şahsın elinde de kaleşnikof marka silah vardı. Bu şahıslar yanımıza geldikten sonra biz üç kardeşe hitaben 'Babanız ve Köroğlu halkı sömürüyor, halkı kandırıyor, mahkemeye çağırıyoruz gelmiyorlar' dediler, ... abim yukarıda belirttiğim babama ait Connect marka araca bindi, eşkalini vermiş olduğum şahıslar 'Sen git, bu araba bize yeter, eğer bir yanlış yaparsan iki kardeşin de elimizde, ona göre davran' dediler. Bunun üzerine ... abim oradan ayrıldı. Ancak nereye gittiğini bilmiyorum. Eşkalini vermiş olduğum şahıslar ile ben ve İsmail abim yukarıda belirttiğim İsmail abime ait Toyota marka araca bindik, aracı İsmail abim kullandı. Gidiş güzergahımızdan aynı şekilde geri şehir merkezine doğru yola çıktık, gelirken 2. şahıs olarak tarif ettiğim şahıs bana ve abime hitaben 'Baban nerede?' diye sordu, biz de bilmediğimizi söyledik, bunun üzerine ..., abime 'Aracı sür' dedi, yolda gelirken bu iki şahıs kendi aralarında anlamadığımız kürtçe ile konuştular, Baloluk köyünü çıktık, ...Lisesinin önünden geçtik, oradan ....Caddesine geçtik, güzergah konusunda ... abimi yönlendiriyordu, Kağızman Caddesine geldiğimizde ... abime 'Köroğlu'nu alacağız, sonra babanı alacağız ve beraber mahkemeye gideceğiz' dedi, Kağızman Caddesi üzerinden tam olarak hatırlamıyorum ancak ya Hz.... Çarşısının bulunduğu caddeye veya Dolunay Market ile Kılıçaslan Otel arasındaki sokağa girip oradan Abide meydanı kavşağına geldik, kavşaktan askeri lojmanlar arasından ... Mahallesine girdik, ... Mahallesi muhtarlığınım oradan sola dönüp Yeni ... Caddesine çıktık, caddeden aşağı doğru dönüp biraz gittikten sonra Köroğlu'nun evinin bulunduğu sağ taraftaki ara sokağa girdik, o sokak üzerinde bir tur atıp Köroğlu'nun evinin kapısının biraz gerisinde durduk, abimin bu şekilde gitmesini isteyen ve durmasını isteyen kişi ismini ... olarak bildiğim kişidir. Yaklaşık 5 dakika kadar orada bekledik. Daha sonra ... yalnız olarak evden çıktı. ..., abim ...e 'Arabayı Köroğlu'nun önüne sür' dedi, abim de arabayı sürdü ve Köroğlu'nun önünde durdu. Bu sırada ben arkada ...'ın yanında yolcu koltuğunun arkasında oturuyordum, önde abim ...in yanında eşkalini vermiş olduğum 2. şahıs otuyordu. Abim durduktan sonra eşkalini vermiş olduğum 2. şahıs arabadan indi, kaleşnikof silahını Köroğlu'na doğrulttu ve 'Teslim ol' dedi, bu sırada ... da araçtan elinde kaleşnikof marka silah ile indi. Arabanın arkasından Köroğlu'nun yanına doğru gitti. Köroğlu da şahıslara yönelik 'Ne teslimi, ne teslimi?' diye bağırdı. Bu arada Köroğlu ile 2. şahıs arasında itiş kakış meydana geldi. Bu sırada Köroğlu'nun evinden bir şahıs çıktı, Köroğlu'na doğru 'Baba, baba' diye bağırınca oğlu olduğunu anladım. Bu arada ... kaleşnikof marka silahını Köroğlu'na doğrultarak seri şekilde ateş ettiğini gördüm. Köroğlu yere düştükten sonra ... benim oturduğum yerin kapısını açarak yan tarafa doğru itekledi, benim oturduğum yere o oturdu, 2. şahıs inmiş olduğu ön yolcu koltuğuna binip silahı abim ...e doğrulttu 'Sür, yoksa seni öldürürüm' dedi, abim de hızlı bir şekilde aracı sürdü, sokaktan çıkıp Yeni ... Caddesinden ışıklara geçtikten sonra ... istikametine girdi, ... Akif Mahallesinin yan tarafından Bulut Betonun karşısından baraj yoluna girdik, ileride bulunan İçtaş Göçay isimli şantiyenin oradan şahıslar ile karşılaştığımız güzergahtan gittik, eşkallerini belirtmiş olduğum şahısların yanımıza gelmiş olduğu yeri 2-3 km geçtikten sonra durduk, yine bu güzergahı 2. şahıs olarak belirttiğim şahıs yönlendirdi. Durduktan sonra 2. şahıs 'PKK'nın gücünü gördünüz, Köroğlu gelmedi, sonu böyle oldu, baban gelmez ise onun da sonu bu şekilde olur, sizi şimdi bırakıyoruz, babanız mahkemeye gelsin' dedi. Daha sonra onlar dağa doğru tırmandılar, biz de aracımız ile oradan döndük. Geri gelirken abim bu şahıslardan bir tanesinin kendisini şehir merkezinden alıp barajın oraya götürdüğünü söyledi, ancak hangi şahsın olduğunu söylemedi. Aynı güzergahtan geri... Mahallesindeki babamın evinin oraya geldik. Olayı babama anlatacaktık, evde hiç kimse yoktu. Bunun üzerine... Mahallesinde ikamet eden kız kardeşim Gülten Meşe'nin evine gittik. Evde bulunan eniştem ...'ye ve kız kardeşime başımıza gelen olayları anlattık, sonrasında İsmail abim 155'i aradı. Daha sonra polisler kız kardeşimin evinin oraya geldiler. ... abimin Ford Connect marka ... ile yanımızdan ayrıldığını yukarıda belirtmiştim. ... abim yanımızdan ayrıldıktan sonra beni aradı, ancak ne zaman aradığını, biz nerede iken aradığını hatırlamıyorum, ancak Köroğlu vurulduktan sonra aradı, bana 'Neredesiniz?' diye sordu, ben de 'Kapat' dedim ve telefonu kapattım. Bir daha ... abim ile herhangi bir görüşme yapmadım. Köroğlu vurulduktan sonra baraj tarafına doğru giderken ismini ... olarak bildiğim şahıs bana 'Babanı ara, Köroğlu'nun vurulduğunu söyle' dedi, bunun üzerine ben kullanmış olduğum telefondan babamın kullanmış olduğu numarasını bilmediğim telefonumda kayıtlı olan numarayı aradım, babama 'PKK Köroğlu'nu vurdu, bizi dağa götürüyorlar' dedim, bu sırada tam olarak nerede olduğumuzu hatırlamıyorum ancak baraj tarafına gidiyorduk, babam da ney ney diye bir şeyler dedi ve telefon kapandı. Bunun üzerine ..., abim ...e 'Sen ara' dedi, abim babamı aradı 'Biz PKK'nın elindeyiz, Köroğlu'nu öldürdüler' dedi, bu sırada ..., abimin elinden telefonu aldı 'Hacı, oğullarınız bizim elimizde, PKK' diyerek telefonu kapattı. Başka da harhangi bir telefon görüşmesi yapmadık."
Savcılıkta; "Üzerime atılı suçlamalar ile ilgili olarak ... Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğünde avukatım huzurunda ifade verdim, vermiş olduğum ifademi tekrar ederim, ifademin altındaki imza bana aittir. ...'yı babam ile alacak verecek meselesi olması nedeniyle tanıyorum. Ancak kendisini hiç görmedim. Sadece ismen biliyorum. Babam ... arsa satışı yapmaktadır. ... isimli şahısa borcundan dolayı şahıs babamı icraya vermiş. İcra Müdürlüğü arsa üzerine tedbir kararı koymuş. Bunun üzerine babamın arsayı sattığı şahıslar para verdikleri halde tapuda satın alma işlemlerini gerçekleştiremeyince babamı örgüt mensuplarına şikayet etmişler. Bunun üzerine yaklaşık 1.5- 2 ay önce örgüt babamı ifade vermek için dağa çağırmış. Örgüt aynı şekilde ... isimli şahısı da dağa çağırmış, ancak bu şahıs gitmemiş. Oğlu ...'ı ya da Metin'i göndermiş. Örgüt ...'nın gelmesi gerektiğini ve mahkeme kuracaklarını söylemiş. ... buna rağmen dağa sözde HPG mahkemesine gitmemiş. 15/07/2014 günü örgüt üyesi bir kişi abimi çarşı içerisinde yakalayarak ...Barajına götürmüş. Bu sırada ben evdeydim. Akşam saat 18:00 sıralarında abim beni telefonla aradı ve bana nerede olduğumu söyledi. Evde olduğumu ve çarşıya çıkacağımı söylemem üzerine bana evine gitmemi ve burada bulunan Toyota Corolla marka 33 AFF 60 plaka sayılı aracı barajın oraya balık yakalama amacıyla götürmemi söyledi. Ben de bunun üzerine aracı alarak ... abimin yanına gittim. Ona 'Baraja balık yakalamaya gidelim' dedim. Cebimde param olmadığı için ona benzin aldırdım. Baraja gittiğimizde abimi gördüm. Arabadan indik ve abimin yanına gittik. Bu sırada yanımıza sivil giyinimli iki kişi geldi. Ellerinde uzun namlulu silah vardı. Bu kişilerden birisi ... abime 'Sen git, kimseye de bir şey söyleme, kardeşlerin elimizde' dedi. Bunun üzerine ... abim, babam ... adına kayıtlı İsmail abimin baraja giderken yanında götürdüğü Ford Connect marka ... ile ... merkeze .... Daha sonra biz de Toyota marka araca binerek ... merkeze doğru yola çıktık. Aracı İsmail abim kullanıyordu. Ben ise ön yolcu koltuğunda oturuyordum. Arkada ise ellerinde uzun namlulu silah bulunan iki örgüt üyesi oturuyordu. Bu kişiler birbirlerine Heval ... ve Heval diye hitap ediyorlardı. Bunlardan uzun boylu, kısa sakallı olan ... Heval, diğer kısa boylu, iki günlük sakalı bulunan ise Heval ismini kullanıyorlardı. ... il girişinde kısa boylu ismi Heval olan örgüt mensubu ön yolcu koltuğuna geçti. Ben de onun arkasına oturdum. Aracın arka sol kısmında oturan ..., abime yolu tarif etti, bu şekilde ...'nın evinin yakınlarında bir yerde beklemeye başladık. Aracı yolun sol tarafına durdurduk. ...'nın evi ise yolun sağ tarafındaydı. Aracın içerisinde evin bahçe kapısını görüyorduk. Yaklaşık 3-5 dakika kadar bekledik. ... tek başına bahçe kapısından sokağa çıktı. ..., abime 'Çıktı, aracı sür önüne aracı kır' dedi. Bunun üzerine abim aracı hareket ettirdi ve ...'nın önüne aracı kırdı. Aracın ön yolcu koltuğunda oturan Heval isimli şahıs hemen araçtan inerek elinde bulunan silahı ...'ya doğrulttu ve 'Teslim ol' dedi. ... da 'Ne teslimi, ne teslimi?' şeklinde sözler söyledi ve Heval isimli şahıs ile itişmeye başladı. Bu sırada diğer örgüt mensubu da sol arka kapıdan inerek aracın arkasından dolaştı. Bu esnada ...'nın oğlu olduğunu zannetiğim bir kişi evin bahçe kapısından çıkarak 'Baba, baba' diye bağırdı. Bunun üzerine ... isimli şahıs elinde bulunan silahla seri şekilde ...'ya ateş etti. Ben bu sırada aracın içerisinde sağ arka koltukta oturuyordum. Abim İsmail ise şoför koltuğunda oturuyordu. ... isimli şahıs ateş eder etmez hemen sağ arka kapıyı açtı ve bana 'Yana kay' diyerek araca bindi. Heval isimli şahıs ise silahı ağbime doğrultarak ön koltuğa oturdu ve 'Gaza bas, yoksa seni öldürürüm' dedi. Bunun üzerine abim hızlıca bizi olay yerinden uzaklaştırdı. Daha sonra araçla tekrar baraja gittik. Barajı 1-2 km geçtikten sonra araçtan indik. ... ve Heval bize 'Babanız ...'e söyleyin, PKK'nın gücünü gördünüz, baban da gelmezse aynısı babanızın başına gelir' dediler. Bu şahıslar araçtan indiler. Biz de geldiğimiz yoldan tekrar şehir merkezine geldik. Babam ... ile birlikte oturduğumuz eve geldik. Evde kapının kilitli olduğunu ve kimsenin olmadığını gördük. Bunun üzerine ağbim ile eniştem ...'nin evine gittik ve olayı anlattık. Daha sonra polisi arayarak başımızdan geçenleri anlatmaya karar verdik. Polisi aradığımızda saatin kaç olduğunu bilmiyordum. Ancak çok fazla vakit geçmemişti. Ancak sahur vaktinden önceydi. ... vurulduktan sonra ... abim beni telefonla aradı ve bana 'Neredesiniz, ne oldu?' dedi. Ben de kendisine bir yerde olduğumu ve telefonu kapatmasını söyledim. Daha sonra ... isimli şahıs bana 'Babanı ara, Köroğlu'nun vurulduğunu söyle, sizi kaçıracağız' dedi. Bunun üzerine ben babamı aradım ve babama 'PKK Köroğlu'nu vurdu, bizi dağa götürüyorlar' dedim. Babam soru sormaya kalmadan telefon kapandı. Daha sonra ..., abim ...e 'Sen ara' dedi. Abim, babamı arayarak 'biz PKK'nın elindeyiz, PKK Köroğlu'nu öldürdü' dedi. Bu sırada ..., abimin elinden telefonu alarak babama 'Hacı oğulların bizim elimizde, tamam mı PKK' diyerek telefonu kapattı. Benim olayla ilgili söyleyeceklerim bunlardan ibarettir. Ben suçsuzum. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum. İsmail abimin neden ... abimin baraja geldiğini söylemediğini bilmiyorum."
Sorguda; "Savcılıkta ve emniyette vermiş olduğumu savunmamı tekrar ederim. üzerime atılı suçlamayı anladım. Konu ile ilgili savcılıkta ayrıntılı olarak ifade vermiştim, aynen tekrar ederim üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ben ...'yı tanımam, babamın kendisi ile alacak verecek meselesinden dolayı bir husumeti bulunmaktadır. Daha önce soruşturma aşamasında da olayın gelişimini ayrıntılı bir şekilde anlattığım arabada isminin ... olarak olarak öğrendiğim şahıs Köroğlu'yu kaleşnikof ile vurmuştu, bizler arabada 4 kişiydik, ben, ağabeyim, ... ve ismini bilmediğim PKK'lı vardı, bu şahsın Köroğlu'yu vurmasının nedeni konuşmak için kendisini dağa çağırmışlar ancak bu arazi anlaşmazlığı için Köroğlu dağa gitmemiş, Köroğlu'nun oğlu da olay yerindeydi, o da olan olayları gördü, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Bu nedenle Cumhuriyet savcılığının tutuklama talebinin reddini talep ediyorum."
Mahkemede; "Önceki savunmalarım doğrudur, aynen tekrar ederim, ekleyeceğim bir şey yoktur, hep adaletin gerçekleşmesi için bugünü bekledim, babamın anlattıkları doğrudur, mağdur durumdayız ancak sanık olarak bugün huzurunuza çıktık, gerçeğin ortaya çıkmasını ve adaletin tecelli etmesini istiyorum, olay sırasında aracı abim İsmail kullanıyordu, ben de yanındaydım, arka sağ koltuktaydım, ... 'Baraja gel, orada arkadaşlarla balık yakalıyoruz' diye beni aradı, 'Sen de gelirmisin, ne yapıyorsun?' dedi, ben de mahallede olduğumu söyledim, o zaman git, evden arabayı al, yedek anahtarın yengemde olduğunu söyledi, ben de gittim, aracı çalıştırdım, yakıt ışığı yandı, cebimde para olmadığı için abim ...'ten para almayı düşündüm, ... abimin evine gittim, balkonda oturuyordu, o an para istemedim, arabayı hatta ... abim kullandı, yakıta baktığında yakıtın az olduğunu görünce 'Sen beni yakıt için mi çağırdın?' dedi, ben kendisine 'İsmail abim balık tutuyormuş, yanında arkadaşları var, oraya gideceğim, gelir misin?' dedim, o da 'Gelirim, canım sıkılıyor' dedi, beraber baraja gittik, İsmail beni aradığında bana 'Hacının arabası bende, gelirken görürsün' dedi, yaklaştığımız zaman aracı gördüm, İsmail aracın arka tarafından yola çıktı, araçtan indik yanına gittik, suratı asıktı, gözleri kan dolmuştu, hayırdır ne oldu der demez barajın yamacından iki kişi çıktı, bizi arabanın arkasından yanlarına çağırdılar, isimlerimizi sordular, bana abim İsmail, ... abimi neden getirdiğimi sordu, ben de 'Mazot yoktu, o yüzden getirdim' dedi. Ondan sonra ismini sonradan öğrendiğim ... ... ve ismini bilmediğim heval diye hitap edilen kaleşnikof silah olduğu halde babamın dolandırıcı olduğunu ...'nın da tefeci oludğunu söylediler, ... 'Baban nerede?' diye sordu, biz de 'Bilmiyoruz' dedik, yanındaki terörist 'Bunlar burada, babaları da gelir' dedi, ondan sonra ... bak 'İki kardeşin elimizde, ...'yı da alacağız, babana da söyle, o da gelsin, gelmezse iki kardeşini öldürürüz' dedi, sonra ... abimi gönderdiler, sonra bize de 'Bakın şehre gidiyoruz, siz bir şey yapmazsanız, biz de size birşey yapmayacağız' dediler, Köroğlu'nu alacağız dediler, mesele babanla Köroğlu arasında Köroğlu'nu alacağız dediler, ikimiz öne bindik, iki kişi arkaya bindi, şehrin girişinde kısa boylu teröristin ismi Canfeda idi, bu kişi İsmail abime durmasını söyledi, durunca kendisi ön koltuğa geçti, ben de onun oturduğu arka koltuğa geçtim, ondan sonra devam ettik, ...'nın evine gittik, ... burayı iyi biliyordu, yolu hep ... tarif etti, kapısının 20-30 metre aşağısında bekledik, 5 dakika kadar bekledikten sonra Köroğlu çıktı. ..., abime Köroğlu'nun önüne sürmesini söyledi, abim önüne sürdü, Canfeda aşağı indi, ...'ya silahı uzatıp 'PKK teslim ol' dedi, o da 'Ne PKK'sı, ne teslim olması?' dedi, aralarında itiş kakış oldu, birbirlerini ittirdiler, hatta Köroğlu silahı tutup çekiştirmeye başladı, sonra terörist silahı geri aldı, aradan bir dakika geçip geçmedi, içeriden birisi çıktı, 'Baba, baba' diye bağırdı, içeride oturan ... isimli PKK'lı koşup ikisinin arasına girdi, bağırıp durmasını söyledi, ne söyledi bilmiyorum ama baba diye bağıran kişi durdu, sonra silahı seri bir şekilde silahı seriye alıp ...'ya ateş etti, daha sonra koşarak benim oturduğum yöndeki kapıyı açtı ve bana 'Çekil oradan' dedi, abime 'Bizi burdan kurtarın, çıkarın, yoksa sizi de öldürürüz' dedi, bunun üzerine abim de arabayı sürdü, daha sonra araçla ... yoluna girdik, o sırada ben şoktaydım, nereye gittiğimizi tam olarak hatırlamıyorum, biraz gittikten sonra geldiğimiz yol haricindeki başka bir baraj yoluna sola saptılar, ondan sonra barajın ilerisinde durduk, Canfeda isimli kişi biriyle telefon görüşmesi yaptı, daha sonra abime aracı çevirmesini söyledi, 'Olayı gördünüz, gidin babanıza anlatın, babanız gelmezse sonu aynı olur, PKK'nın gücünü de bilmiyorsunuz' dediler, ondan sonra biz kardeşimle ayrıldık, mahalleye eve geldik, evimize geldiğimizde kimse yoktu, yanımızda adam öldürüldüğü için şoktaydık, kendimizde değildik, biz de ne yapacağımızı bilmediğimiz için kız kardeşimizin evine gittik, ordan emniyeti aradık, başımızdan geçenleri anlattık, emniyet de geldi bizi aldı, o gün bugün devam ediyor."
18.02.2015 tarihli duruşmada; "Önceki savunmalarımı aynen tekrar ederim, ... ... bizim kaçma imkanımızın olduğunu söylüyor ancak diğer terörist vardı ve elinde silah vardı, Köroğlu'nun oğlu araçtan inen terörist ile babasının arasına girmeye çalışınca bu kişi araçtan inerek ateş etti, sonra da arabaya binip bize 'Aracı sürün' dedi, yine ...'nin telefon kayıtlarının silindiği söyleniyor, böyle bir durum yoktur, kendisi telefon kayıtlarını silmemiştir, neden silsin bir sebebi yoktur, emniyeteki bazı polisler yön değiştiriyor, olayı bize yıkmaya çalışıyor, ... Tek isimli kişi bizim kendiliğimizden teslim olmadığımızı söylüyor, halbuki biz kendimiz teslim olduk, emniyeti aradık, biz diğer sanıkları dağa bıraktıktan sonra aradan bir saat geçti geçmedi, ablamlardan telefon ile polisi aradık, dört saat gibi bir süre geçmemiştir, ... arama saati de kayıtlarda vardır, suçsuzum, beraatimi ve tahliyemi istiyorum, bizim ailemizde terör damgası yiyen kimse yoktur, nişanlıyım, bir ay sonra düğünüm olacaktı, dört aydır tutukluyum. Metin tehdit edilmesi nedeniyle korktuğu ve duruşmaya gelemediği söylenmektedir, halbuki Metin bizim lehimize vermektedir, neden korksun, yine madem tehdit var diğerleri duruşmaya nasıl gelebiliyor, bu iddiaları da kabul etmiyorum."
15.05.2015 tarihli duruşmada; "Her ne kadar katılan taraf, sanık olan abim ...'in yalancı şahit tuttuğunu ve bu şahidin ... olduğunu söylemekteseler de bu şahidin dinlenmesini önceki celselerde talep etmişlerdir, bu nedenle bu iddia doğru değildir, babamın ...'yı şikayet etiği belirtilmektedir, fakat geçen celse Metin'in beyanlarından da anlaşılacağı üzere örgüt üyeleri tapuyu ...'e verme demişlerdir, eğer babam şikayet etmiş olsaydı örgüt üyelerinin bu şekilde bir beyanı olmazdı, ben kimseyi öldürmedim, kimseyi öldürmeye de yardım etmedim, maktulün evinde keşif yapmadım, önceki beyanlarımda da bunu söylemiştim, evini bilmiyorum, toptancılık işi yaptığımız için ...'nın ilçelerine ve çeşitli mahalledeki dükkanlarda mal satışı yapıyoruz, maktulün evine yakın olan ... Caddesinde dört dükkana haftada bir ürün veriyoruz, sinyalerimizin bu bölgede vermesi çok normaldir, HTS kayıtlarına ilişkin bunu söylemek istiyorum, eğer biz teröristlerin söylediklerini yapmasaydık bizi de öldüreceklerdi, bizim tek suçumuz ölmemek oldu, bu yörede beş yaşındaki bir çocuğa da sorsanız teröristlere karşı gelinmeyeceğini o da bilir, sonuçta silahlı terör örgütüdür, vurur kaçarlar, maktule de aynısını yapmışlardır."
12.11.2015 tarihli duruşmada; "Araçta üç kişi değil dört kişi olduğu sigara izmaritleri, parmak izi incelemesi ve kamera incelemesi yapıldığında ortaya çıkacaktır, ayrıca ben ... Tekin'in beyanlarını kabul etmiyorum, o bizim polisi aramadığımızı söylemiştir, halbuki biz olaydan iki saat sonra polisi aradık, başımızdan geçenleri anlattık, yerimizi söyledik, adresi polisler bulamadı, eniştem ...'ı bilindik bir markete gönderdik ve polisleri alıp bizim yanımıza geldi, bu durumu da ... ve HTS raporları doğruladı, karşı taraf benim ...'yı öldürdüğümü iddia ediyor, halbuki maktülün oğlu ... dağa gittiğinde konuştuğu teröriste 'Benim babamı niye öldürdünüz, ayağına sıkabilirdiniz' diye soruyor, terörist de 'Bize silah çekti, biz de öldürmek zorunda kaldık' diyor, bu da karşı tarafın iddiasının doğru olmadığını gösterir, bugüne kadar terör örgütüne herhangi bir suçlamada bulunmadılar, bunun nedeni de bizden daha sonra aşiret kanalı adı altında bizden para almak istemeleridir, maktul bizim yüzümüzden değil tefeci olduğu için öldürüldü, bizi de dolandırıcı diye şikayet etmişler, bize yaptıklarımızı silah zoru ile yaptırdılar, eğer yapmasaydık bizi de öldüreceklerdi."
15.01.2016 tarihli duruşmada; "Ben zorla araca bindirildim, olay yerine getirildim, maktulü tanımıyordum, ben olay anında araçta arka koltukta bekledim, 'İnersen seni öldürürüz' diye tehdit ettiler, olayın aydınlanması için her türlü açıklamada bulundum, mağdur durumdayım, en büyük şahidim mobese kayıtları ve HTS raporlarıdır."
Birleşen 2015/293 esas sayılı dosya yönünden alınan savunmasında mahkemede; "Ben Facebook'un devlet denetiminde olduğunu, yasak olsa devletin bu paylaşımlara izin vermeyeceğini düşünerek Kürtçe olduğu için şarkıları dinledim, ben Facebook'ta kendim paylaşmadım, sadece kendim dinlediğim için bunlar benim sayfamda da gözüktü, ben örgütün sempatisini çoğaltmak için bir eylem yapmadım, Facebook sayfam detaylı bir şekilde araştırıldığında benim askerlik yaptığım zamana ve yere ilişkin paylaşımlarım vardı, bu yörenin müzikleri olduğu için müzikleri dinledim, propaganda yapılması için bir şeyleri bir topluma dinletmek gerekir, ben bunları birilerine dinletmedim sadece kendim dinledim, seçimlerde bu müzikleri propaganda müzikleri olarak kullanılmıştır, onlarına da getirilip yargılanmaları gerekir.
Soruşturma beyanı okundu ve sanıktan soruldu: Ben savcılıkta 'Beğenip paylaştım' şeklinde bir şey söylemedim, ben birkaç tanesini hatırlıyorum, onları ben paylaşmıştım ama propaganda amaçlı değildir, ben eğer bir partiye sempati duysaydım 26 yaşındayım, bu şekilde müzik paylaşmalar değil daha büyük aktiviteler olurdu."
Sanık ... kollukta; "İfademi ... Barosu avukatlarından ... ile birlikte vereceğim. Ben toptancılık yaparak geçimimi sağlamaktayım. Bana sormuş olduğunuz olayla ilgili olarak olay günü olan 15.07.2014 günü saat 16.00 sıralarında işlerim gereği gitmiş olduğum ... ilçesinden ... il merkezine 33 AFF 60 plakalı aracımla geldim, geldikten sonra oturmuş olduğum Hürriyet Mahallesi 1817. Sokak No:2 Merkez / ... sayılı adresinde bulunan ikametime gittim, evde biraz dinlendikten sonra aynı gün saat 17.00 sıralarında... Markete gitmek için ...plaka sayılı Ford Connect marka babam ... isimli şahsa ait araçla hareket ettim, yaklaşık 10 veya 15 metre kadar araçla hareket ettikten sonra 25-26 yaşlarında, 1.70-1.75 cm boylarında, orta yapılı, esmer, kahverengi gözlü bir şahıs aracıma el kaldırdı, bir şey soracağım bahanesiyle aracı durdurdu, ben de aracın camını açağım esnada aracın kapısını açıp içeriye bindi, bana siyaha yakın renkte bir tabanca doğrultarak 'Sesini çıkarma sür, yoksa seni öldürürüm' dedi, ben de 'Ne olur?' diye bağırdım, elinde tabanca bulunan şahıs sesini çıkarmadı, bana aracı sürmemi, akıllı olursan sana zarar vermeyeceğim diyerek 'Çabuk askeriyenin oradan Keşiş yoluna oradan baraj yoluna sür' dedi, ben de şahsın elinde bulunan tabancasından korktuğumdam dolayı şahsın her söylediğini yaptım, şahısla birlikte yola çıktık, asfalt yoldan Yazılı Barajının arkasında bulunan köprünün sol tarafında bulunan toprak yoldan yaklaşık 15 km kadar gittik, yol bozuk olmasından dolayı araba gitmediği için arabayı yol kenarına park ederek şahsın önünde ben yaya olarak yürümeye başladım, yürüdüğüm esnada sahıs benim arkamdan gelmekteydi, ancak bana silahını tam olarak doğrultmuyordu, şahısla birlikte 500 metre kadar yürüdükten sonra... Yaylası mevkisine geldik. PKK örgüt mensuplarının bulunduğu beyaz renkli çadırlara vardık, çadır içerisine girdik, çadır içerisinde 5-6 tane PKK örgüt mensubu erkek şahıs oturmaktaydı. Bana içlerinde Japonlara benzeyen çekik gözlü, 160-165 cm boylarında, 30-35 yaşlarında, esmer tenli, ince bıyıklı şahıs bana hitaben kürtçe olarak 'Baban Hacı ... niye mahkemeye gelmedi?' dedi, ben de kendisine 'Babamın neden gelmediği konusunda hiçbir bilgim yok' dedim, şahıs da bana 'Biz de senin babanı getirtmeyi biliriz' dedi, daha sonra çadır içerisinde bulunan 3-4 şahıs çadırdan çıkarak çadırın üst tarafına doğru yürüdüler, aralarında bir şeyler konuştular, ancak ne konuştuklarını duymadım. Bu şahıslar aralarında konuştuktan sonra iki şahıs benim yanıma geldi, bu şahıslar beni telefon çeken bir yere götürdüler, bana bir kişiyi aramamı ve barajın üst tarafında balık yakalayacağız diyerek araba getirmemi söylediler, ben de şahısların ellerinde bulunan kaleşnikof marka uzun namlulu silahlarından korktuğumdan dolayı 15.07.2014 günü saat 18.00 sıralarında kullanmış olduğum ... numaralı hattımdan kardeşim ... isimli şahsın kullanmış olduğu 0....numaralı hattını aradım, kardeşime 'Davut benim evime git, Toyota'nın yedek anahtlarını al, Yazılı Barajının üst tarafında balık var, balık tutacağız, arabayla çabuk gel' dedim, kardeşim de bana 'Bu saatte ne balığı abi?' dedi, ben de kendisine 'Uzatma çabuk gel' diyerek telefonu kapattım, yaklaşık 1 saat kadar sonra Yazılı Barajının üst tarafında bulunan köprünün sol tarafından giden toprak yolun 1 km kadar ilerisine geldi, geldiğinde benim yanımda da iki tane PKK militanı bulunuyordu ancak militanlar kardeşim ... gelmeden önce kıyafetlerini değiştirmişlerdi, yanımda bulunan militanlardan ... isimli şahsın üzerinde krem renkli, bol kesim, yandan cepli pantolon bulunuyordu, üzerinde bulunan kıyafetine dikkat etmedim ancak hatırladığım kadarıyla siyah renkli yağmurluk tipinde monttu, ayağında rengini hatırlamadığım spor ayakkabısı vardı, bu şahıs 27-28 yaşlarında, 180-185 cm boylarında, zayıf yapılı, uzun boylu, ince bıyıklı, yeşile çalan renkte göz rengi vardı, bu şahsın yanında bulunan diğer PKK militanının üzerinde krem ve kahverengi karışımı renkte keten pantolonu üzerindeydi, ayağında beyaza yakın spor ayakkabısı vardı, üst kısmında ne giydiğini hatırlamıyorum. bu şahıs da 30 yaşlarında, 160-170 cm baylarında, esmer tenli, toparlak yüzlü, ince bıyıklı, siyah saçlı, siyah gözlü bir şahıstı, kardeşim ... yanımıza geldi, bana hitaben 'Abi ne oluyor?' dedi. Ben de kardeşime 'Korkma, hiçbir şey olmayacak' dedim,... Yaylasına ilk benim gitmiş oldum .... plaka sayılı aracı kimin alıp götürdüğünü bilmiyorum, ben ve kardeşim PKK militanları ile birlikte kardeşim ...'ün gelmiş olduğu ... plakalı sayılı Toyota marka aracın şoförlüğüne ben geçtim, yanıma kardeşim ... isimli şahıs oturdu, arka koltuk sağ tarafa ... isimli şahıs oturdu, arka koltuk sol tarafa da ismini bilmediğim PKK militanı oturdu, ikisinin de elinde uzun namlulu kalaşnikof marka kısa dipçikli silah vardı, bellerinde de tabanca bulunmaktaydı, arabaya bindik, ...Barajının üst tarafında bulunan asfalt yoldan Baloluk (Keşişyolu) istikametinden askeriyenin ortasından geçen yolun bittiği 150 metre kadar ileride bulunan kışlanın karşısında bulunan caminin ara sokağına saptık, ara sokaktan ...Lisesi istikametine doğru döndük, ...BİM Market önünden Hürriyet Caddesi istikametinden düz giderek Kağızman Caddesine çıktık, Kağızman Caddesi istikametinden Adliye Işıkları istikametine doğru yola çıktık, Kağızman Caddesi üzerinde bulunan PTT kargoyu geçtikten sonraki ara sokak olan Bülbül Caddesi istikametine döndük, 100. Yıl Parkı altında bulunan ... Öğrenci Yurdu önünden geçtik, parkın bitiminden 100. Yıl Caddesinden Hz.... Çarşısı istikametine döndük, yolun bitiminde Nadiriye Öğrenci Yurdu istikametinden dönerek yurdun karşısında bulunan sokak olan Abide Kavşağına çıkan sokağa girdik, sokak üzerinden kavşağa girerek kavşaktan dönerek Abide Mahallesi 706. Sokak toptancıların bulunduğu sokağa girdik, sokak bitiminde İnan Ekmek Fırını istikametine doğru dönerek ING Bankası altında bulunan sokaktan Yeni ... Caddesine çıktık, Yeni ... Caddesi üzerinden Hamur istikametine doğru yola koyulduk, ... isimli şahıs bana ... Camiine doğru gitmemi söyledi, ... Camiini geçtikten hemen sonrak 1127. sokaktan sağa döndük, sokakta ilerledikten sonra sokak içerisinde ... kavşağından dönüş alıp tekrar geldiğimiz istikamete Yeni ... Caddesi istikametine gitmeye başladık, ... isimli şahıs bana 'Aracı sola çek, dur' dedi, 5 dakika kadar bekledikten sonra yaklaşık 10 metre kadar ileride yolun sağında bulunan evin demir kapısı açıldı ve içeriden bir erkek şahıs çıktı, ... isimli şahıs gözetledikleri bu evden çıkan şahsı görünce bana 'Sür, adamın önünü kes, yanımda dur' dedi, ben de aracı tekrar çalıştırarak evden çıkan bu şahsın yanına gittim ve şahsın önünü tam kapatmayacak şekilde şahsın önünde durdum. Aracın önünde oturan ismini bilmediğim PKK örgüt militanı aracın ön kapısını açarak elinde bulunan kaleşnikof marka silahla yere indi, silahı şahsa doğrultarak 'Teslim ol, bizimle geleceksin' dedi. Bu sırada ... isimli şahıs da aracın arka sağ kapısını açtı ancak araçtan inmedi. Yerde bulunan PKK örgüt militanına diğer şahıs 'Ne teslim olacağım, kimsin?' dedi ve örgüt militanının elinde bulunan uzun namlulu silahı tuttu, silahı almaya çalıştı, daha sonra da elini beline attı, bu sırada evden 'Baba, baba' diye bağırarak bir erkek şahıs çıktı, evden çıkan bu şahıs da yerde bulunan örgüt militanını elindeki uzun namlulu kaleşnikof marka silahı tuttu, bunun üzerine araçta bulunan ... isimli örgüt militanı arka koltuk sağ kapıdan yere indi, iner inmez elinde bulunan uzun namlulu kaleşnikof marka silahla evden ilk çıkan 50-55 yaşlarında bulunan, iri yapılı, uzun boylu şahsa seri şekilde 3-4 el ateş etti. Ateş ettikten sonra 50-55 yaşlarındaki şahıs yere düştü. Araçtan inen örgüt militanları hemen arabaya geri bindiler, ... yine aracın arka koltuğuna oturdu, diğer ismini bilmediğim şahıs da aracın ön koltuğuna oturdu, bu şahıslar bana 'Çabuk çıkar bizi buradan, yoksa seni öldürürüz' dediler, kardeşim... da 'Adamı öldürdüler' diye bağırdı, ben aracı hızlı şekilde hareket ettirerek sokaktan Yeni ... Caddesine çıktım, buradan sola dönerek ... ışıklara çıktım, çevre yolundan ... yolu istikametine döndüm, ben kavşağa geldiğimde kırmızı ışık yanıyordu ancak aracı durdurmadım ve kırmızı ışıkta geçtim. ... istikametine biraz gittikten sonra Bulut Beton karşısında bulunan kavşaktan şehir merkezi istikametine döndüm, buradan da baraj yolu ... Köyü istikametine doğru saptık, ... Köyünü yaklaşık 1 km geçtikten sonra solda bulunan köprüden dönerek Keşiş Yoluna girdik, Keşiş Yolundan asfalt yolu takiben ...Barajının üst tarafında bulunan köprüden sola doğru dönerek toprak yoldan yaklaşık 2-3 km gittik. Burada ismini bilmediğim önde oturan PKK örgüt militanı 'Burada dur, bizi indir' dedi, ben de aracı burada geri döndürdüm, ben geri döndükten sonra araçtan iki örgüt militanı ve... yere indi,... aracın ön koltuğuna oturdu, bu sırada aracın açık olan camından bana ve kardeşim...'a 'Baban üç gün sonra gelmezse onun da sonu öyle olur' dedi, daha sonra da ben aracı hareket ettirdim, örgüt militanları arkadan bize bakıyorlardı, ben bu örgüt militanlarının nereye gittiklerini görmedim. Daha sonra ... ile aynı istikametten ... il merkezine geldik, şehir merkezine geldiğimde Keşiş Yolundan, Askeriyenin yanından, su deposu önü istikametinden, Kağızman Caddesinden,...Caddesine girdim,...Caddesinden... Mahallesinde bulunan babam ...'ün evine gittik. Kullanmış olduğum Ford Connect marka aracı babamın evinin önüne park ettim, babamın evine geldiğimde Toyota marka ... evin bahçesinde park halinde idi. Aracı babamın evine kimin getirdiğini bilmiyorum. Kardeşim ile birlikte babamın evinin kapısını çaldım ancak kapı kilitli idi, evin ışıkları da yanmıyordu. Kardeşim ile birlikte buradan kız kardeşimin eşi olan ...'nin yine... Mahallesinde bulunan evine gittik. Evde ... ve kardeşim Gülten vardı. ... bizi eve aldı, evde yaklaşık 5 dakika kadar kaldıktan sonta ben 155 polis imdatı aradım ve telefonu açan memura 'Beni PKK'lılar kaçırdı, PKK gitti adamı vurdu, suç şimdi benim üzerime kalır, beni kurtarın' dedim ve evin adresini verdim, aradan yaklaşık 10 dakika kadar geçtikten sonra polisler geldiler, beni, kardeşimi ve eniştemi alarak şubeye getirdiler.
Soruldu 1) İfa...de belirtmiş olduğunuz PKK örgüt militanları size nereden tanımaktadırlar ve neden özellikle sizi ifa...de belirttiğiniz yere götürdüler?
Cevap 1) Bu örgüt militanlarının beni nereden tanıdığını bilmiyorum, ancak babamın neden çağrıldığı zaman gelmediğini bana sordular.
Soruldu 2) Kullanmakta olduğunuz .... plaka sayılı ... kime aittir ve ne zamandır siz kullanmaktadır.
Cevap 2) Sormuş olduğunuz ... kardeşim Adem Alagöz'e attir, ... 3-4 gündür bendedir. Kardeşim ...'de ikamet etmektedir.
Soruldu 3) Babanız ... ile maktül ... isimli şahıs arasında bulunan arazi anlaşmazlığından bilginiz var mı?
Cevap 3) Benim babamın arazi anlaşmazlığından bilgim vardı ancak benim babamın bu anlaşmazlığı ile ilgili sadece yüzeysel bilgim vardı.
Soruldu 4) Babanız ... ve abiniz ... ile olaydan sonra hiç görüştünüz mü, şu anda nerede olduklarını biliyor musunuz?
Cevap 4) Ben olaydan sonra babamı birkaç defa aradım ancak babama ulaşamadım. Şu anda da babam ve abimin nerede olduklarını ve neden kaçtıklarını bilmiyorum.
Benim konu ile ilgili söyleyeceklerim bundan ibarettir. Ayrıca bu arazi anlaşmazlığı nedeniyle biz ve karşı taraf PKK terör örgütüyle şikayetten dolayı görüşmemiz oldu, ancak bu konu ile ilgili detaylı ifademi savcılık aşamasında vermek isliyorum."
Savcılıkta; "Üzerime atılı suçlamalar ile ilgili olarak ... Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğünde avukatım huzurunda ifade verdim, vermiş olduğum ifademi tekrar ederim, ifademin altındaki imza bana aittir. ... benim babam olur. ... isimli şahsı tanımıyorum. Ancak babamın ... isimli şahısa borcu vardı. Bu şahıs babamı icraya verdi ve babamın çoğunluğunu sattığı arazisine tedbir kondu. Araziyi sattığı kişiler tapuyu alamayınca babamı terör örgütüne şikayet etmişler. Yaklaşık 3 ay önce terör örgütü tarafından babama bir not gönderildi. Bu notta '... hakkında insanları mağdur ettiğine dair iddia var, buraya gelip ifade vermek zorundasınız, aksi takdirde sonuçlarına katlanırsınız' yazılıydı. Bu notun üzerinde ayrıca HPG yazılıydı. Bu sırada ...'ya da örgüt tarafından not gönderilmiş. Daha sonra ikinci bir not geldi ve bunun üzerine babam dağa giderek örgüt üyeleri ile görüştü. Daha sonra babamla birlikte ben de bir defa yaklaşık 4 hafta önce dağa gittim ve örgüt üyeleri ile görüştük. Biz gittiğimizde ...'nın oğlu ... ve soyadını bilmediğim ... isimli Eski ... Caddesi üzerinde Mazioğulları isimli ... yerini işleten şahıs oradaydı. Helo isimli örgüt üyesi babamla, ...'yı dinledi. ...'ya babasının neden gelmediğini sordu. İki hafta sonra babam ... ile ...'nın dağa gelmelerini bizlere söyledi. İki hafta sonra ben, babam ve annem birlikte dağa gittik. Biz orada akşama kadar bekledik, ancak ... ve ailesinden kimse gelmedi. Helo isimli örgüt üyesi babama ...'yı ikna etmesini ve dağa getirmesini söyledi. Babam da ikna edemeyeceğini söyledi. Ardından biz şehir merkezine döndük. Bir süre sonra babamı çağırmak için tekrar not gönderdiler. 3-4 gün önce babamın dağa gitmesi gerekiyordu. Ancak babam gitmedi. Olay günü yani 15/07/2014 günü saat 15.00 sıralarında evde oturuyordum. Bir süre sonra... markete alışveriş yapmak için evden çıktım. Bu sırada babamın Ford Connecet marka aracını kullanıyordum...Mahallesi .... Caddesi başına vardığımda sivil giyimli bir vatandaş el kaldırdı ve 'Bir şey sorabilir miyim?' dedi. Ben aracın camını indirdiğim esnada bu şahıs kapıyı açarak ön yolcu koltuğuna oturdu ve bana tabanca çekti. Bana 'Geriye dön baraja gideceğiz, yoksa seni öldürürüm' dedi. Ben korktuğum için talimatlarına uydum ve bu şahıs ile birlikte ...Barajına doğru gittik. Barajı geçtikten sonra araçtan indik. Bir süre yürüdükten sonra 5-6 tane teröristin olduğu bir çadıra geldik. Çadırda bana babamın niye gelmediğini söylediler. Ben de 'Bilmiyorum' dedim. Daha sonra beni telefonumun çektiği bir yere götürdüler. Bana bir araba lazım olduğunu, birisini oraya çağırmam gerektiğini, balık tutma bahanesiyle birisini çağırmamı söylediler. Ben de kardeşim...'u aradım ve oraya gelmesini söyledim. Bir süre sonra tahminen saat 17:00 sıralarında... ile birlikte abim ... Toyota Corolla marka ... ile yanımıza geldiler. ...'in oğlu rahatsız olduğu için ben emniyette vermiş olduğum ifademde onun geldiğini söylemedim. Örgüt mensupları ...'e eskortluk yapması için Ford Connect marka araçla önden gitmesini, yolda herhangi bir çevirme olduğunda kendilerine bildirmesini söylediler. Ayrıca ... iline girdikten sonra kendi işine bakmasını, şikayet etmesi durumunda beni ve kardeşim...'u öldüreceklerini söylediler. Daha sonra biz de araca bindik, aracın şoför koltuğuna ben oturdum. Ön yolcu koltuğuna ...isimli örgüt mensubu oturdu. Arkamda... oturuyordu. Arka koltuğun sağ tarafında ise ... isimli örgüt mensubu oturuyordu. ... bana ...'i takip etmemizi söyledi. Bunun üzerine biz oradan yola çıktık. Her iki örgüt mensubunda da uzun namlulu silah ve tabanca bulunuyordu. Bana aracı hareket ettirmem için herhangi bir tehditte bulunmadı, ancak bize yanlış bir hareketimizin olması durumunda bizi öldüreceğini söylediler. Daha sonra ... il merkezine geldik. Arka koltukta oturan ... bana talimat veriyordu. ... ili merkezinde bir süre dolaştıktan sonra ...'nın evinin önünde durmamı istedi. Aracı yolun sol tarafına park ettim. Ev ve bahçe kapısı sağımızda kalıyordu. Bu sırada yanımda ...(K) isimli örgüt mensubu oturuyordu.... yine arkamda, ... isimli örgüt mensubu da sağ arka tarafta oturuyordu. Yaklaşık 5 dakika bekledik. Bir süre sonra bahçe kapısından sonradan ... olduğunu anladığım şahıs dışarıya çıktı. Yanında kimse yoktu. ..., elinde bulunan silahı omuzuma dayayarak 'Çabuk şu adamın önünü kes' dedi. Bunun üzerine ben de aracı ... isimli şahsın önüne kırdım ve durdum. ...araçtan inerek uzun namlulu silahı ...'ya doğrulttu ve teslim ol dedi. ... da 'Ne teslim olması, ne teslim olması?' diyerek silahın namlusunu tuttu, aralarında itişme kakışma oldu. Bu sırada 'Baba' diye bir ses duydum. ... bir eli silahın namlusunda iken diğer eliyle arka sağ belinden sanki silah çıkaracakmış gibi hamle yaptı. Bu sırada ... isimli şahıs araçtan indi ve 'Heval çekil kenara' dedikten sonra seri atış ile ...'ya 3-4 kez ateş etti. Bu sırada oğlu geldi ve kendisini babasının üzerine attı. Olay sırasında ben ve kardeşim... araçtan hiç inmedik. Olaydan sonra ...aracın ön sağ koltuğunu, ... ise aracın arka koltuğuna bindiler. ... yine kafama silah dayayarak 'Gebertirim seni, çabuk bizi buradan çıkart' dedi. Daha sonra beni talimatla il merkezinden çıkardı ve yine baraja gittik. Baraja giderken..., ... abimi aradı. ... abim,...'a 'Ne yaptınız siz?' dedi.... da 'Kapat telefonu' dedi ve telefonu kapattı. Daha sonra ya babam beni aradı ya da ben babamı aradım bunu tam hatırlamıyorum. Bu aramada babamla görüştük. Babam bana 'Siz ne çeviriyorsunuz, ne yapıyorsunuz?' dedi. Ben de 'PKK bizi kaçırdı, adamı vurdular' dedim. ... telefonu aldı ve babama 'Çocukların elimizde' dedi ve telefonu kapattırdı. Barajı 2-3 km geçtikten sonra durmamı istediler. Burada iki örgüt mensubu araçtan indiler, bize 'Babanıza söyleyin, 3 gün içerisinde gelmezse onun da sonu böyle olur' dediler ve bizi oradan gönderdiler. Bunun üzerine biz kardeşim... ile birlikte babamın evine saat 22:00 sıralarında gittik. Evde kimse yoktu. Bunun üzerine eniştem ...'nin evine gittik. Babam burada da yoktu. Saat 22:30-23:00 sıralarında 155'i arayarak terör örgütü tarafından kaçırıldığımızı ve bir suç işlendiğini, can güvenliğimizin olmadığını söyledim.
Çelişki nedeniyle soruldu; Biz barajdan şehir merkezine gelirken ön yolcu koltuğunda kardeşim... oturuyordu. ....isimli örgüt mensubu, arka sağ koltukta ise ... isimli örgüt mensubu oturuyordu. Şehir merkezine geldiğimizde... ile .... yer değiştirdiler. Olayın etkisiyle yukarıda yanlış ifade verdim.
Ben emniyette terör örgütü mensuplarının fotoğraflarını teşhis ettim, teşhisimi tekrarlıyorum. Teşhis tutanağında belirtilen 1 nolu fotoğraftaki şahıs ... isimli ...'yı vuran şahıstır. 7 nolu fotoğraftaki şahıs ise ...kod isimli şahıstır. Bu şahısları kesin ve net olarak hatırlıyorum.
Babam ... ile kardeşim ...'ün nerede olduklarını bilmiyorum. ...'nın yakınları suçu babamın işlediğini düşündükleri için babam ve kardeşimin saklandıklarını düşünüyorum.
Benim olayla ilgili söyleyeceklerim bunlardan ibarettir. Ben suçsuzum. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum."
Sorguda; "Savcılıkta ve emniyette vermiş olduğum savunmamı tekrar ederim. Konu ile ilgili savcılıkta vermiş olduğum ayrıntılı ifademi tekrar ediyorum, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, biz terör örgütü tarafından alıkonulduk. ... ile husumetim yoktu. Babam ile aralarında alacak verecek meselesi yüzünden dolayı bir husumet vardı Köroğlu'nun bizim de arabada bulunduğumuz sırada ... isimli şahsın silahla yönlendirmesi ile evine gittik, ... arabanın arkasında oturuyordu. Canfeda ise önde oturuyordu. Köroğlu'nu zorla arabaya bindirmeye Canfeda çalıştı, bu arada aralarında itişme oldu, bu nedenle ... da Köroğlu'nu vurdu, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Ayrıca bu şahısların parmak izleri arabada bulunmaktadır, mobese kayıtlarıda incelenmesini istiyorum. Bu nedenle Cumhuriyet savcılığının tutuklama talebinin reddini talep ediyorum."
Mahkemede; "Olay kardeşim...'un anlattığı gibi olmuştur, ben o gün kayınbiraderim ... ile beraber ...'a gittik, ...'ta toptancı olduğum için tahsilat yaptım, para topladım, saat 15:30 gibi ... merkeze geldim, ben geldikten 10 dakika sonra babam eve geldi, ikindi namazını kılmak için gelmişti, ... ev çarşıya yakın olduğu için devamlı gelirdi, hepimiz oruçluyduk, eşim benden iftar eksiklerini almamı istedi, ben çıktığımda babamın arabası benim arabamın önündeydi, ben babamdan arabanın anahtarını istemek için çıktım ancak babam namaz kılıyordu, ben tekrar araca döndüğümde anahtarın ... araçta olduğunu gördüm ve babamın aracıyla gitmek zorunda kaldım,...'e gidecektim, yaklaşık bizim eve 150 metredir, siparişler çok olduğu için araçla gidecektim, dar sokaktan geri geri çıktım, ikinci sokak da dar olduğu için dönecektim yavaşladım, bana birisi sanki bir şey soracakmış gibi elini kaldırdı, sivil bir şahıstı, ben yanına yaklaşınca durdum, arabaya bindi ve bana silah çekti, bu şahıs orta boylu, kafası biraz iri, gözleri çukurda olan birisiydi, bu kişinin kim olduğunu bilmiyorum, aradan zaman geçtiği için unuttum, ben cezaevinden çıktıktan sonra bu kişinin Kağızman'da olduğunu, örgüte her türlü yardım ettiğini, gelmeyen kişiler için ... tuttuğunu öğrendim ancak ismini öğrenemedim, bu kişi araca bindikten sonra küçük bir silah çekti, bana sakin olmamı korkmamamı ve dediklerime uy dedi, ben Hürriyet Mahallesinde oturuyorum, bir tane askeriye var hemen ordan baraja gideceğiz dedi, ben kendisine ne sorduysam baraja gidene kadar benle konuşmadı, daha çok gittik, hatta gittiğimiz yolun bir kısmı yol sayılmaz araziydi, arabayı dere kenarına park ettikten sonra 300 metre yayan gittik, orda bir çadır vardı, çadırın içerisinde teröristler vardı, içeride küçük bir masa, masının üzerinde evraklar ve kişilerin isimleri vardı, ben niçin beni buraya getirdiğiniz diye sorduğumda cevap vermediler, içeride 5 kişi vardı, 3'ü ayrıldı, 3 kişi konuşup geldi, 'Biz buraya bir araba daha istiyoruz' dediler, bana '...'nın evini tanıyor musun?' dediler, ben 'Tanımıyorum' dedim, daha sonra bana 'En yakının kim, kardeşini ara' dediler, 'Bu kişiye gölde balık tuttuğumuzu söyle, gerekirse ... kiralasın gelsin' dediler, ben bu olayın böyle olacağını bilseydim kendim direnmezdim, bırakırdım beni öldürsünler, biz ...'nın Adem isimli ya oğlu ya da yiğeni ile beraber büyüdük, halen üzerimdeki şoku atlatamadım, ondan sonra kardeşimi aradım ve...'a dediklerimi söyledim,... da abim ... ile birlikte geldi, ... ... isimli kişi 'Sen bize eskortluk yapacaksın, yoksa kardeşlerini öldürürüz' dedi. ... ... ...'lıdır, Ziro köyünde babası ikamet etmektedir, hatta duyduğuma göre ... ...'tan duyduğum kadarıyla kendisinden dinledim, amcası ile rahmetli ... arasında 500.000 TL gibi bir alacak verecek meselesi varmış, ben rahmetlinin kapısına geldiğimizde kendilerine baya yalvardım, 'Siz Köroğlu ile babamı aradan çıkarın, gerekirse ben ile Metin'i bu olaya dahil edin' dedim, gerek belgeler gerek terör örgütü üyeleri rahmetli ...'nın bu kadar direneceğini tahmin etmedik, ben ...'yı tanımıyordum, babamla aralarındaki alacak verecek meselesini hiçbir zaman önemsemedim, kaldıki babamın sattığı arazide babamın bir karış hakkı kalmamıştır, hepsini satmıştır, benim 11 yıldır bir partiyle bir terörle işim olmadı, esnafım, ben olay akşamı 155'i ısrarla arayıp başımızdan geçenleri anlattım, Türkiye Cumhuriyetinin adaletine ve sizlere sığınarak yemin ederim ki doğru söylüyorum, babam ilk dağa gittiğinde güvenlik nedeni ile ben ve annem de gittik, orada ... ve ... isimli şahıslar da vardı, gittiğimiz yerde sözde bir mahkeme kurmuşlar, günde 100 veya daha fazla kişi götürülüp şu an bile yargılama yapıyorlar, hatta kadınlar bile kocalarını komisyona şikayet ediyor burada not alıyorlar, onlar da dağa götürüp bildiriyorlar, bu kişiler de pusulayla şikayet edilenleri çağırıyor, pusulayı verdikleri kişilerin kimlik bilgilerini aldıkları için bu kişi şikayete de gelemiyor, korkuyor, babamın hakkında öldürme kararı çıkarmışlar, Kandil'den bu karar çıkmış, Kandil'e bu olayın taşınmasıda ... ve ... tarafından taşınmıştır, ... mi ... mı tam olarak bilmiyorum, ancak ... sabittir, diğer hususlar kardeşimin anlattıkları gibidir, ... isimli kişi 'Kürt halkı sahipsiz değildir, biz ağalığı beyliği şığlığı yok ettik, ancak tefeciliği dolandırıcılığı kaldıramamışız, o babana söyle gelmezse onun sonu da böyle olur' dedi, ben yakalama emrini bir hafta önce öğrendim, ...'da ailemin geçimini sağlamak için inşaatlarda çalıştım, duruşmaya gelmek için bir hafta bekledim."
18.02.2015 tarihli duruşmada; "Biz gerçek anlamda çok mağduruz, ...'nın dinlenilmesini istiyorum, terör örgütünün Metin'i tehdit ettiği iddiası var, duruşmaya bu nedenle gelemediği söyleniyor, halbuki Metin olaydan sonra savcılığa dilekçe vererek eylemi PKK'lıların gerçekleştirdiğini ve bizden şikayetçi olmadığını bildirmiştir, duyduğum kadarıyla Metin ile amcaları ... ... ve diğer amcaları arasında bir tane ortak taşınmaz kalmıştır, bu taşınmaz nedeni ile sorun vardır, ... ...'nın bu dosya ile bir ilgisi alakası yoktur, kendisi ... ilinde oturmaktadır, Metin doğruları söylediği için üzerinde kendi ailesi tarafından oluşturulan bir baskı vardır, bu nedenle duruşmalara gelememektedir, bizim planlı olarak bu eylemi yaptığımız iddiası söylenmektedir, ancak ben olaydan bir hafta önce ... iline gittim, üç gün orada kaldım, daha sonra ... iline geldim, olaydan bir gün önce çocuğumun sünnet mevlidi vardı, kolu komşuyu davet etmiştim, eğer planlı programlı bir ... yapsaydık olaydan önüce böyle davranmazdık, yine olay günü ben ... ilçesine gidiyordum, işimi bitirip akşam saat 16:00'da geldim, eğer böyle bir plan olsaydı ben aracın plakasını değiştirmezdim, kendi aracımla gider miydim veya tanınmamak için eşgalimi gizleyip telefonumu kapatmaz mıydım, bu suçlamalar asılsızdır ayrıca ben eniştem ...'nin evine geldiğimde olaydan bir saat sonra emniyeti aradım üç kez aradım adresi bir türlü bulamıyorlardı bana 'Telefonu açık tut, bulamıyoruz' dediler, telefonum 5-10 dakika açık kaldı, ...'yi polislerin bulunduğu tarafa yönlendirdik, karşı tarafın iddia ettiği gibi polisler geldikten sonra bir arama söz konusu değildir, ... Tek isimli kişi mahkemeye bilgi vermeden karşı tarafa bilgi vermiş, bu nasıl adil bir yargılama sistemidir bu kişinin dinlenilmesini istiyoruz, önceki beyanlarım da geçerlidir, biz mağduruz, tahliyemi istiyorum, bize ait olmayan bir arsa için neden biz böyle bir şeye başvuralım, risk alalım biz mahafazakar bir aileyiz, neden marksist yapıdaki terör örgütüne başvuralım, bizim geçmişte terör örgütü ile hiçbir bağlantımız yoktur, mağdurum, tahliyemi ve beraatimi istiyorum, dışarıdan yargılanmak istiyoruz, babamı ve ...'yı birden fazla kişi tarafından PKK'ya şikayet etmiş, bunların da ortaya çıkmasını istiyorum, karşı taraf Köroğlu'nun PKK terör örgütü tarafından öldürüldüğünü biliyor, buna rağmen neden hala bizden şikayetçi olunuyor, bu işin üzerinde duruluyor, ... Çemce denilen bölgeye gitmiştir, bizzat onların ağzından bu hususu öğrenmiştir."
15.05.2015 tarihli duruşmada; "...'nın aleyhe olan beyanlarını kabul etmiyorum, kendisi ile dağda karşılaştığımızda kendisi babasının dağa gelmeyi kabul etmemesi nedeniyle örgüt üyelerini ikna etmeye çalışıyordu. Benim babam, ... ile arasında olan arazi dışında başka arazileri de başkalarına satmıştır, aynı yerdeki arazileri aynı mevkileri başka başka insanlara tekrar satmıştır, bu olaylardan dolayı mağdur olanlar babamı bu nedenle babamı örgüte şikayet etmiştir, yaşadığımız mağduriyet bundan dolayıdır, ben rahmetliyi de tanımazdım, kendi işinde gücünde insanlarız, karşı tarafın iddia ettiği gibi biz planlı hareket etmiş olsaydık bugün burada olmazdık, aracımızı değiştirirdik, plakasını değiştirirdik, bugün terörist muamelesi görmezdik.
Bu sırada sanık ... söz alarak: ... ... denilen PKK'lının araca sağdan mı soldan mı bindiği ve araca nereden bindiği konusunda...'un beyanları doğrudur, ben olayın heyecanıyla bu kişinin araçtan sol kapıdan indiğini fark edememişim, çünkü rahmetli Köroğlu ile diğer PKK'lının boğuşmasına bakıyordum, sağdan araca bindiği için ben sağ kapıdan inmiştir diye düşündüm."
03.07.2015 tarihli duruşmada; "İkinci ... istediklerinde en yakınından özellikle kardeşin var mı diye sordular, buraya aracı o getirsinler dediler, bana 'Barajda balık yakalayacağım, bu nedenle aracı istiyorum diye söyle' dediler, ben ... ile toptancılık nedeni ile bir tartışma yaşadım ve birbirimizden ayrıldık, altı ay konuşmadık, bu nedenle ben ...'i aramadım, kardeşim...'u aradım, ben neden...'u benim yanımda bıraktıkları neden abimi eskortluk yapması için önden gitmeye zorladıklarını bilmiyorum, bu konuda daha önce yaptığım açıklarımı tekrar ederim."
Birleşen 2015/293 sayılı dosya yönünden hakkındaki yakalama kararı infaz edilemediği için savunmasının alınamadığı,
İnceleme dışı sanık ... kollukta; "Ben ... Mahallesinde gıda toptancılığı yaparak geçimimi sağlamaktayım.... numaralı hat benim adıma ait ve 5 yıldır sürekli ben kullanmaktayım. Ben ... isimli şahsı ismen yaklaşık 7-8 yıldır tanımaktayım, ancak kendisiyle hiçbir şekilde görüşmedim. Babam ... yaklaşık 10 yıl kadar önce ... isimli şahıstan 4000 TL borç para almış, babam bu parayı ödeyemediğinden dolayı ... babam ile aralarında yapmış olduğu seneti icraya vererek babamın bu borç karşılığında... Mahallesi Boncuklu Mevkiinde bulunan arsasını icra karşılığında kendi adına almıştır. Daha sonra babamı ... isimli şahsın icraya vermiş olduğu senet üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını söyleyerek ... hakkında dava açmış, daha sonra mahkeme davayı reddetmiş, dava şu an Yargıtay gönderilmiştir. Daha önceden babam kendisine ait olan bazı arsaların satışını tapu vermeden yapmış, arsa karşılığı arsayı satmış olduğu şahıslardan para almış, ancak icra davası devam ettiğinden dolayı bu arsaların tapularını sattığı kişilere devir edemedi. Paralarını verip tapularımı alamayan isimlerini bilmediğim şahıslar da babamı dağa PKK terör örgütü mensuplarına yaklaşık bu tarihter yani 27.08.2014 tarihinden 3 veya 4 ay kadar önce şikayet etmişler. Daha sonra PKK terör örgütü babam ... isimli şahsı dağa 3 defa çağırmış, ancak babam terör örgütünün dağa çağırmasına gitmemiş, PKK terör örgütü bu sefer babama pusula göndermiş, hatırladığım kadarıyla bu pusulada '... 3 defa seni mahkemeye çağırmamıza rağmen gelmiyorsun, duyduğumuz kadarıyla da AK Partiye çalışıyarmuşsun ve milletin fapularını vermiyorsun, son kez seni uyarıyoruz senin ve çocuklarının başma neler gelebileceğini tahmin edebiliyor musun?' diye pusulada yazdığını hatırlıyorum, ayrıca pusulada büyük harflerle HPG (Hezen Parastina Gel) şeklinde mühür bulunmaktaydı. Babam ... PKK terör örgütünün bu baskısı karşısında tek başına... denilen mevkiye gitmiş, orada PKK terör örgülüyle mensupları babama 'Sen neden milletin tapusunu vermiyorsun?' diye sormuşlar, babam da 'Doğrudur, milletin bende tapu alacağı var ancak benim adamlara vereceğim arsanın tapusunu ... icra yoluyla almıştır, bu yüzden adamlara tapusunu veremiyorum' demiş. PKK terör örgütü de babamın bu söylediklerine inanmayarak babama '2-3 trilyon değerinde bulunan arsa nasıl olur da 150 milyarlık borç karşılığında alınır?' diyerek ... isimli şahsın da dağa mahkemeye gelmesi için ... isimli şahsa gün vermeye karar vermişler, tarihini bilmediğim bir zamanda ...'nın oğlu olan ... ve babam ... ayrı ayrı aynı gün içerisinde PKK terör örgütü ile görüşmek amacıyla... mevkisine giderek örgüt mensuplarıyla görüşmüşler, ancak ... gelmediğinden dolayı işi çözemeyip ... isimli şahsın dağa mahkemeye gelmesine terör örgütü karar vermiş, ancak ... isimli şahsı PKK terör örgütü defalarca çağırmasına rağmen ... isimli şahıs dağa mahkemeye gitmemiş ve dağa mahkemeye gitmemek için isimlerini bilmediğim ... isimli şahsa pusula getiren şahıslara küfür etmiştir. ... isimli şahsın öldürüldüğü gün olan 15.07.2014 günü ben saat 17:00 sıralarında oturmuş olduğum ... Mahallesi Bülbül Caddesi No:56/1 Merkez / ... sayılı adrese işimden çıkarak gittim, evde istirahat ettiğim esnada kardeşim ... benim oturmuş olduğum adresime .... plaka sayılı beyaz renkli Toyota Corolla marka ... ile geldi, bana 'Abi İsmail abim barajda balık tutuyormuş, acele beni çağırdı, gelmemi istedi' diye bana söyledi, ben de kardeşim ... isimli şahsın kullanmış olduğu.... plaka sayılı araca bindim, bindikten sonra Kağızman Caddesi... Mahallesi girişinde bulunan mezarlık karşısındaki petrolden 30 TL'lik benzin alarak Kağızman Caddesi üzerinden su deposu istikametine doğru dönerek askeriyenin bulunduğu yoldan Keşiş yoluna çıktık, o yoldan düz bir şekilde ...Barajının üst tarafında bulunan köprüyü geçmeden köprünün sol tarafında bulunan toprak yoldan 500 metre kadar gittik, gittiğimizde babam ...'e ait olan beyaz renkli Ford Connet marka 04 AN 954 plaka sayılı aracımız park halinde bulunmaktaydı, aracın yanında tek başına kardeşim ... bekliyordu, gelmiş olduğumuz araçla yaklaşarak araçtan tam indiğimiz esnada yolun sağ tarafında bulunan büyük taşların arkasından elinde kaleşnikof marka piyade tüfeği bulunan iki şahıs çıkarak yanımıza doğru yaklaştı. Bu şahıslardan 1. şahıs 180-185 cm boylarında, 75 kg ağırlığında, siyah kalın bıyıklı, zayıf yapılı, kumral tenli, uzun boylu, üzerinde siyah renkli yağmurluk tarzı montu elinde kaleşnikof marka piyade tüfeği bulunmaktaydı, bu şahsı da Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde ... ... olarak teşhis ettim. 2. şahıs 165-170 cm boylarında, zayıf yapılı, kalın bıyıklı bir şahıstı, bu şahsı fazla hatırlamıyorum, bu şahsın da elinde kaleşnikof marka piyade tüfeği vardı. Şahıslardan ... ... olarak teşhis ettiğim PKK terör örgütü mensubu bana hitaben kardeşim...'u göstererek 'Burada kalsın, sen Ford Connet aracı al, önden git, sakın bize yanlış yapma, iki kardeşin de elimizde, önümüzde eskort olarak gideceksin, yolda polis asker çevirmesi varsa bizi ara bilgi ver, biz ona göre hareket edelim, sen önden yavaş yavaş git' dedi. Ben PKK terör örgütü mensuplarından korktuğumdan dalayı....4 plaka sayılı babam ...'e ait araca tek başıma bindim. Önden yavaş yavaş hareket ederek gitmeye başladım, yaklaşık iki yüz üç yüz metre kadar gittikten sonra önümde bulunan virajdan döndükten sonra kullanmış olduğum aracı çok hızlı bir şekilde kullanarak PKK terör örgütü mensuplarından kaçtım, kaçtıktan sonra ...Barajının üst tarafına gitmiş olduğum aynı yoldan tekrar ... il merkezine Keşiş yolu üzerinden askeriyenin bulunmuş olduğu yoldan geçerek... Mahaltesinde bulunan su deposunun önünden geçtim. ... Mahallesinde oturan babam ...'ün oturmuş olduğu ikameliri bahçesine kaçmış olduğum .... plaka sayılı aracı park ettim, aracı park ettiğimde evde kimse yoktu, aracı park ettikten sonra yaya olarak ... Mahallesinde Bülbül Caddesi No:56/1 Merkez / ... bulunan ikametime gittim, ... ayı olduğundan dolayı eşim iftar yapmak için yemek hazırlamıştı, evde telaşlı bir şekilde bulunuyordum, bu sırada eşim ne olduğunu bana sordu, ben de eşime terör örgütünden kaçtığımı anlattım, evde bulunduğum esnada kardeşim ...'ü kullanmış olduğum .... numaralı hattımdan numarasını hatırlamadığım hattını kardeşim ilk iki aramamda cevap verdi ancak konuşmadı, üçüncü olarak aramamda kardeşim ... telefona cevap vererek 'kapat kapat' diye söyledi, ben de telefonu kapattım. Bir daha da kendisini aramadım. Daha sonra babam ...'ü yine kullanmış olduğum.... numaralı hattan babamın kullanmış olduğu ... numaralı hattını aradım, babama kardeşim ... ve ...'ün PKK terör örgütü mensubu iki şahsın elinde olduğunu söyleyerek telefonu kapattım, daha sonra yine kendi evimde bulunduğum esnada arkadaşım ... Bölek isimli şahıs numarasını hatırlamadığım numaradan benim kullanmış olduğum.... numaralı hattımı aradı '... vurulmuş, söylentiye göre ...liler vurmuş, sizinle bir alakası var mı?' diye sordu, ben de 'Hayır hiçbir alakamız yok, öyle bir şey varsa PKK vurmuştur, çünkü PKK terör örgütüyle davaları var' diye söyleyerek telefonu kapattım, daha sonra oturmuş olduğum ikametimde bulunan 3 çocuğumu ve eşimi alarak kaynım ... Hulagü isimli şahsın ikametine olay günü saat 22.00 sıralarında bırakarak terör örgütünün beni yakalayacağından korktuğumdan dolayı kaçmaya başladım, kaçarak... Mahallesinde bulunan...parkı istikametine doğru kaçtım, geceyi...parkanın yan tarafında geçirdim, gece kaçtığım esnada kaçarken cep telefonumu ve sim kartımı düşürdüm, ancak nerede düşürdüğümü hatırlamıyorum, Ben ... isimli şahsı kimin öldürdüğünü görmedim, ancak kardeşlerim ... ve ... isimli şahıslardan duyduğum kadarıyla teşhis etmiş olduğum ... ... isimli şahıs elinde bulunan kaleşnikof marka piyade tüfeği ile seri bir şekilde ateş ederek ... isimli şahsı öldürmüştür. İfademde anlatırken unutmuş olduğum olay günü iftar vaktinden yaklaşık yarım saat kadar sonra kardeşim ... isimli şahsı aramadan önce saat 20.00-20.30 sıralarında alacaklarımı toplamak için ... Mahallesinde bulunan ... Gıda ve marketin isimi bilmediğim ancak işleteni... isimli şahıs olan şahsın ... yerinin önünde gittim, ancak iki ... yeri de kapalı olduğundan dolayı iki ... yerine de gidemedim, ikametime geri döndüğüm esnada ikametime yakın olan ... Market ve ... Market isimli işyerlerinden para tahsil ettim, para tahsil ettiğimde olay günü saat 21.30 sıralarında idi. Daha sonra... Mahallesinde .... yolu üzerinde bulunan ... Marketten para tahsil ettim bu parayı aldığımda olay günü saat 22.00 sıralarında aldım.
Soruldu: 15.07.2014 günü saat 20.40 sıralarında ilimiz... Mahallesi 1127 Sokak No:8 Önü Merkez ... adresinde maktul ... isimli şahsın uzun namlulu ateşli silahla öldürülmesi olayında kullanmış olduğunuz adınıza kayıtlı bulunan ...numaralı hattınızın olayın olduğu adresin yakınlarında bulunan .... - opr: Turkcell (AGVNC32) - IDIN BULGUR DEĞİRMENİ KARSISI AGRI ... CADDESI (AGRYENIVAN) AGRI, AGRI sayılı baz adresinden sinyal verdiği, 6 adet görüşme kaydınızın bulunduğu tespit edilmiştir.
Cevap:.... numaralı hat benim adıma kayıtlıdır, sürekli olarak sim kartımı ve telefonumu kaybettiğim olay günü yani 15.07.2014 gününe kadar sürekli olarak ben kullanmaktaydım. Ben olay tarihinde ifademde de belirtmiş olduğum gibi alacaklarımı toplamak amacıyla iftar vaktinden sonra bana sormuş olduğunuz yerde gezmiş olabilirim. Hatırladığım kadarıyla ... Camisinin civarında bulunan ... Gıda ve isimlerini bilmediğim gıda toptancılığı yaptığımdan dolayı çalışmış ... yerleri olduğum dolayı buralarda para taplamak amacıyla gezdiğimi hatırlıyorum. İftar vaktinde para toplamamın amacı üzerimde para olmadığından ve terör örgütü mensuplarından kaçtığımdan dolayı belki para lazım olur diye alacağım her noktaya gitmeye çalıştım ancak ben kesinlikle ... isimli şahsın ikametinin önünden geçmedim, sadece bazı alacaklarımı toplamak amacıyla ... isimli şahsın evinin yakınlarında gezmiş olabilirim. Gezerken kimlerle görüştüğümü hatırlamıyorum, ancak gezerken telelonumla devamlı görüşmekteydim. Hatta kardeşim ... ve baham ... isimli şahıslarla da görüştüm. Kaç defa görüştüğümü hatırlamıyorum, babam ... isimli şahısla görüşürken babama kardeşim ... ve ... isimli şahısların terör örgütü mensubu iki kişi tarafından alıkonulduğunu anlattım. Ben kesinlikle ... isimli şahsın öldürüldüğünde gözcülük yapmadım, ... isimli şahsın evinin yakınlarında alacaklarımı toplamaya çalıştıklan sonra ... Mahallesinde bulunan deponun yakınındaki 707. Sokak üzerinden ... Mahallesi 709. Sokağa geçtim, hatta ... Mahallesi .... isimli şahsın ... yerine de uğradım, ancak ... yeri kapalı olduğundan dolayı alacağımı alamadım, ... Mahallesi 706. Sokak istikametinden Abide Kavşağına çıktım, oradan da Abide Mahallesi ...Hamamı Sokağından ikametim olan ... Mahallesi Bülbül Caddesi No: 56/1 Merkez / ... sayılı adresime gittim, çocuklarımı alarak kayınçomn ... Hulagü isimli şahsın ikametine götürdüm, sokak aralarında alacaklarımı topladığım esnada da devamlı telefonla görüşmekteydim. Ancak kimlerle görüştüğümü hatırlamıyorum.
Soruldu: Babanız ... isimli şahıs nerede bulunmaktadır?
Cevap: Babam ... isimli şahıs PKK/KCK terör örgütü mensupları tarafından... mevkiinde zorla tutulmaktadır. Babamı zorla tutmalarının amacı PKK/KCK terör örgütünün babamdan 150 milyar para istemekte, ölen tarafın ailesinden de olaya konu arsanın tapusunu alarak örgüt tarafından tapu işleminden dolayı mağdur olan vatandaşlara tapularını dağıtmaktır. Babam şu an... mevkiinde PKK/KCK terör örgütü mensuplarının elinde bulunmaktadır. Bundan dolayı da teslim olmaya gelememektedir. Babamın PKK/KCK terör örgütü mensuplarının elinden kurtarılmasını istiyorum.
Soruldu : Maktul ... isimli şahsın uzun namlulu ateşli öldürüldükten sonra bu zamana neden gelip teslim olmadınız?
Cevap: ... isimli şahıs öldürüldükten sonra benim kaçmamın sebebi polislerden kaçmak değildir, PKK terör örgütünün beni ve ailemi öldürmesinden korktuğumdan dolayı bu zamana kadar kaçtım. PKK terör örgütünden kaçtığım süre boyunca ikametimin ... katında ve ... Mahallesinde bulunan ... yerimin deposunda bulunan gizli olarak yapmış olduğum kolilerin arkasında saklandım, saklandığım zaman boyunca devamlı evimin ve işyerimin kapısını kilitli bir şekilde bırakıyordum, dün yani 26.08.2014 günü avukatım ...'den hakkımda yakalama kararı çıkarıldığını öğrenir öğrenmez hemen teslim olmak üzere avukatımla birlikte Asayiş Şube Müdürlüğüne sığındım. Benim bu olayda hiçbir kusurum yoktur, ... terör örgütü mensupları bana eskortluk yapmamı islediğinden canım pahasına da olsa yanlarından babam ... isimli şahsa ait araçla kaçtım, kaçmamdaki bir sebebim de benim kanser hastası 12 yaşında bir oğlum vardır, bunun tedavisini rutin aylık kontrollerle sağlamaktayım. Terör örgütü mensuplarının başıma bir ... getirmesinden dolayı kaçtım, Ben ... il merkezinde ... isimli şahsın öldürülmesi olayını ne gördüm ne de öldürenlere yardım ettim. Ben suçsuzum, olayın mağdur tarafıyım, üzerime atılı suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum. Benim konu ile ilgili söyleyeceklerim bunlardan ibarettir."
Savcılıkta; "Emniyet Müdürlüğünde vermiş olduğum ifadeyi aynen tekrar ederim, babam ... ile ... arasında arsa meselesi nedeniyle husumet vardı, babamın da üçüncü kişilere borcu olduğundan dolayı üçüncü kişiler babamı PKK'ya şikayet etmişti, bunun üzerine babama PKK tarafından üç defa pusula geldi, babam en sonunda gelen pusula üzerine örgütün sözde mahkemelerine gitti, ancak ... örgütün çağrılarına rağmen mahkemeye gitmemiş, öğrendiğim kadarıyla oğlu ... gitmiş. 15.07.2014 tarihinde kardeşim ... benim ikametime geldi ve bana 'İsmail abim barajda balık tutuyormuş, acele beni istedi' dedi, ben de bunun üzerine ...'ün kullanmış olduğu.... plakalı araca bindim, birlikte ...Barajının üst tarafına gittik, burada kardeşim ...'ü gördüm, daha sonra ...in yanına iki örgüt mensubu da geldi, örgüt mensuplarından emniyette teşhis etmiş olduğum ... ... isimli şahıs bana kardeşlerimi işaret ederek 'Bunlar bizimle kalacak, sen önden gidip bize eskortluk yapacak polis jandarma gördüğünde bize söyleyeceksin' dedi, ben de ellerinde kaleşnikof marka silah olması nedeniyle korktum, bir şey diyemedim, bunun üzerine gittiğimiz yerde bulunan 04 AN 954 plakalı aracın şoför kısmına geçtim ancak örgüt mensuplarının bulunduğu.... plaka sayılı araca eskortluk yapmadan barajın içerisinden uzaklaştım, tahminen 200-300 metreden sonra yanlarından kaçtım. ...'nın öldürülmesi ile ilgili üzerime atılı hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum.
Soruldu: Örgüt mensuplarına ne için ... iline gideceklerini sormadım, ancak babam ... ile ...'yı almaya gideceklerini tahmin ettim.
Soruldu: Örgüt mensupları bana araçla eskort yapacağımı söylediklerinde nereye kadar gideceklerini söylemediler.
Şüpheliye olayda herhangi bir eyleminin olmadığını iddia etmesine rağmen örgütün elinden kaçtıktan sonra ellerinde kaleşnikof marka silah olan örgüt mensuplarını niçin kolluk kuvvetlerine yada herhangi bir kimseye haber vermeyip kaçtığı soruldu: Ben olayın psikolojisi nedeniyle herhangi bir merciye olayı bildiremedim, ayrıca kardeşlerim de ellerinde idi.
Soruldu: Ben olay tarihinden itibaren PKK'nın bana bir şey yapacağını düşünerek kaçtım, halen de bana bir şey yapacaklarını düşünüyorum, çünkü ben PKK'lıların istediğini yapmadım, yanlarından kaçtım, kaldı ki PKK'nın halen insanları tehdit etmesi ve dağa götürmesi nedeniyle herkeste korku vardır.
Şüpheliye olayın gerçekleştiği yere yakın bir bölgede telefonunun baz sinyali vermesi soruldu: Ben PKK'lıların elinden kaçtıktan sonra hemen eve gittim, üzerimde para yoktu, maktulün evine yakın bir yerde bulunan ... Gıda isimli bakkala gittim, bu bakkaldan alacağım vardı, hatta bakkala yakın bir yerde eniştemin annesi olan ...Şahin'i gördüm, kendisi ile görüştüm.
Şüpheliye babası ...'ün bu tarihe kadar niçin teslim olmadığı soruldu: Babam PKK'nın elinde zorla tutulmaktadır, istese de gelmemektedir. PKK sözde mahkemesi sonuçlanana kadar babamı bırakmayacakmış.
Yaklaşık iki gün önce avukatım hakkımda yakalama kararı olduğunu söyledi, ben de bunun üzerine teslim olmaya karar verdim ve dün itibarıyla polis merkezine gelip teslim oldum, üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, ayrıca oğlum kanserdir tedavisi nedeniyle ... iline götürmem gerekmektedir, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmamı talep ediyorum."
Sorguda; "Ben bu konuda daha önce beyanda bulunmuştum, aynen tekrar ederim. Ben ...'ün oğluyum. 2003-2004 yıllarında babam, ...'dan 4.000 TL kadar bir para almıştı. Bu paranın bugünkü kurla altın olarak karşılığı tahminen 100-150.000 TL'dir. Bu borcu babam ödeyemedi. Bundan dolayı biz ailecek ...'ye kaçtık. Bir süre ...'de ikamet ettik. Bu esnada ... sonradan sahte olduğunu öğrendiğimiz bir senet sayesinde bizim il merkezindeki 22 dönüm civarındaki arsamızın tapusun adını geçirmiş. Babam ise ...'den dönünce arsamızı parsellere ayırıp haricen tapu dışı satmış. Ben babamın arsayı parsellere ayırıp sattığını duymuştum. Biz daha sonradan senedin sahte olduğunu öğrendik. Dava açtık davamız reddedildi. Dosyamız halen Yargıtaydadır. Babamın parsellere bölerek haricen sattığı toprak parçalarını alan kişiler üzerlerine tapu kayıtlarının devrini isteyince tapu maliki görünen ... devre yanaşmamıştır. Bu nedenle dolayı da arsaları haricen alan üçüncü kişiler PKK terör örgütünün Çemiç mevkiindeki sözde mahkemesine başvurarak hak talebinde bulunmuşlar. Dağdan babam ...'ü ve maktul ...'yı 3 kez çağırmışlar. Babam da 2-3 kez çağrılmasına rağmen gitmemiş. Fakat daha sonradan dosya içinde ibraz edilen ve babamın çocuklarını yani bizi tehdit eden mahiyetteki pusulalar nedeniyle konuşmak amacıyla dağdaki sözde mahkemeye gitmiş. ... ise 3 defa yanına gelip kendisine sözde mahkemeye çağıran kişileri kovmuş ve hakaret etmiş, hatta ... bu kişilerin eşgallerini verip savcılığa şikayet etmiş. Herhalde üçüncü çağırmalarında babam ve ...'nın oğlu ... sözde mahkemeye gitmişler. Benim bildiğim kadarıyla ... bu toplantıda tapuyu devretmeyi kabul etmiş. Ancak ... kabul etmemiş. Olay olduğunda ben işim gereğince ... ilinde gıda toptancılığı yaptığımdan mal dağıttığım ve para tahsilatı yaptığım kişileri dolaşıyordum. ... oğlu ...'nın dağda verdiği söze uymamış, bundan dolayı duyduğum kadarıyla yeniden sözde mahkeme yapmak için babam ...'ü ve ...'yı dağa kaldırmaya çalışmışlar. Olay günü kardeşim... beni telefonla arayarak balık tuttuğunu ve yanına gitmemi istedi. Evimizin yakınında baraj vardı. Ben de...'un yanına gittim. Bu esnada ...in de terör örgütü mensubu olduğunu düşündüğüm kişilerin elinde olduğunu gördüm. O da baraj gölünün 500 metre yakınındaydı.... beni yanında benzin alacak parası olmadığı için aramış. Terör örgütü mensubu olduğunu düşündüğüm kişiler bana... ve ...i dağa götüreceklerini, benden de önlerinde giderek yolda arama olup olmadığını kontrol etmemi istediler. Kardeşim... ve İsmail ellerinde olduğu için korktum ve önlerinden gittim. 200-300 metre kadar gittikten sonra virajlı yolda 90 km hızla 10 dk'lık yolu 5 dk'da gitmek suretiyle ellerinden kaçtım. Daha sonra mal sattığım esnaflardan para alarak kaçmayı düşündüm. Bu esnada il merkezinde bulunan ... Gıdaya gittim. Onlardan alacağım vardı. ... Gıdaya gittiğimi uzaktan akrabam olan ...Şahin de görmüştür. ... ... Gıda, ...'nın evine 200-300 metre yakındır. Bu esnada saat 20.00-21.00 civarıydı. Alacağım olan birkaç esnafa daha gittim. Ancak onların dükkanları kapalıydı. ... Gıdadan da bir para alamadım çünkü esas dükkan sahibi yoktu. ... Gıdaya gitmemin bir diğer nedeni de terör örgütü mensuplarının ...'yı da alacaklarını tahmin ettiğim için Köroğlu'nun evine yakın olmaktı, bu sebeple kardeşlerimi de görebilirim ve belki yardım edebilirim diye düşündüm. Fakat ...'nın evine geldiklerini görmedim. Bu esnada ben kardeşlerimi cep telefonu ile arıyordum.... telefonu açıyor, kısa cevaplar veriyor, uzun konuşmuyordu. Daha sonra kapat dedi. Ben de telefonu kapattım. Ben... ile konuştuktan sonra ... Gıdanın yanından ayrıldım. Babamı arayıp kardeşlerim... ve ...in terör örgütünün elinde olduklarını ve kendisini de alacaklarını söyledim.... ile en son konuştuktan yaklaşık yarım saat bir saat kadar sonra arkadaşım ... Bölek beni telefondan arayarak '... öldürülmüş, senin baban ... öldürmüş diyorlar senin bununla bir ilgin var mı?' dedi. Ben de olay ile bir ilgim olmadığını söyledim. ... Bölek beni aramadan önce ben sürekli telefonla konuşuyordum. Mal verdiğim kişiler beni arıyorlardı. Babam ... şu an terör örgütünün elindedir, benim anladığım kadarıyla terörü örgütü mensupları gelip babamı almışlar. Ayrıca benim çocuğum kanser hastasıdır. Tedavi görmektedir. 2-3 ayda bir yoğun biçimde tedavi görmesi gerekmektedir. Bu nedenle tutuksuz yargılanmak istiyorum. Mahkeme aksi kanaatte ise hakkımda adli kontrol hükümlerinin uygulanmasını kabul ederim.
Şüpheliden dosya kapsamı gereğince babasının veya kendisinin terör örgütü mensuplarına ...'yı aldığı arsayı kendi üzerlerine devretmesi için şikayette bulunup bulunmadığı soruldu;
Şüpheli söz aldı; Ben ya da terör örgütü mensuplarına bir şikayette bulunmadık. şikayette bulunanlar babamın arsayı parselleyip sattığı kişilerdir.
Tekrar şüpheliden dosya kapsamı gereğince ...'yı kimin öldürdüğü bilip bilmediği soruldu; Benim... ve ...in anlatıklarından öğrendiğim kadarıyla dosyadaki teşhis tutanakları gereğince ismini ... ... olduğunu öğrendiğim kişi ...'yı öldürmüş. Görgüye dayalı bilgim yoktur.
Şüpheli ...'e 28/08/2014 tarihli beyanı okundu soruldu; Doğrudur bana aittir. Benim olay ile bir ilgim olmamasına rağmen kaçmamın nedeni terör örgütünden korktuğum içindir.
Şüpheliye cep telefonunun neden olayın gerçekleştiği yakın bir yerde sinyal verdiği soruldu; Çünkü benim para topladığım kişilerin dükkanları olayın gerçekleştiği yere yakındır. Ayrıca kardeşlerimi merak ettiğim için orda bekliyordum."
Mahkemede; "Daha önce verdiğim ifade doğrudur, ben eskortluk yapacaksın dedikleri zaman kendilerinden 150-200 metre uzaklaştıktan sonra kaçtım, ben yanlarından kaçmadığım için kardeşlerime bir şey yapmayacaklarını düşündüm, polise korktuğumdan dolayı haber veremedim, ... beni uyarmışlardı, o anki durum itibariyle insan sağlıklı düşünemiyor, polise korktuğum için haber veremedim, polise haber vermek aklıma geldi, baya düşündüm, kardeşlerimi düşündüm, kendimi düşündüm, zarar verirler diye polise haber vermedim, eğer gelip kardeşimi evin önünden alıp götürüyorlarsa bir şey yaparlar diye düşündüm, daha önce verdiğim beyanlar haricinde söyleyeceğim birşey yoktur."
18.02.2015 tarihli duruşmada; "Önceki savunmalarım geçerlidir, ben karşı tarafın evlerinin önünde keşif yapıldığı iddiasını kabul etmiyorum, ben haftanın üç günü toptancılık yaptığım için yukarı aşağı mal dağıtmak amacıyla maktulun evinin yakınlarından aracım ile geçmişimdir, ... maktulün evinin bulunduğu yer ana yoldur, oradan geçmek durumundayım, benim halen alacaklı olduğum esnaflar dahi vardır, o yol üzerinde birçok esnafa mal vermişimdir."
15.05.2015 tarihli duruşmada; "Olay tarihinde de ben Connect marka araçta iken benim telefonumun dışında başka bir telefon da çaldı, telefonu aradım, baktım telefonun babamın araçta kalan ceketinin cebinde buldum, bu babamın telefonuydu, arayan kişi İsmail mi... mu hatırlamıyorum, benim telefonumla o saatlerde görüşme yapılmasının sebebi budur."
03.07.2015 tarihli duruşmada; "Benim telefon numaramın alındığını veya karşı tarafın bana verdiği bir telefon numarası olduğunu hatırlamıyorum ancak hatırladığım kadarıyla almadılar, eskortluk ile ilgili bir şey konuşulmadı, ben ... biraz gittikten sonra kaçtım, daha sonra babamın telefonunu aradılar, babamın ceketi benim kullandığım araçtaydı, bu nedenle sesini duydum, arayan...'tu."
15.01.2016 tarihli duruşmada; "Her ne kadar karşı taraf benim 1 Temmuz'dan 14 Temmuz'a kadar olay yerinde keşif yaptığımı iddia ediyor ise de ben her pazartesi, salı ve ... günü ...'daydım, toptancı olduğum için olay yerinden geçmiş olabilirim, halen de geçiyorum, sadece olay tarihinde değil, olaydan bir öncesinin kayıtları da istense yine aynı yerden geçtiğim görülecektir."
Şeklinde savunmada bulunmuşlardır.
Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözümü için kasten öldürme, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama ve nitelikli tehdit suçları ile suça azmettirme, faillik ve şeriklik kavramlarının açıklanmasında fayda bulunmaktadır.
5237 sayılı TCK'nın "Kasten öldürme" başlığı altında düzenlenen 81. maddesi;
"Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır." hükmünü içermektedir.
Kanun'un "Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama" başlıklı 87. maddesinin 4. fıkrasının suç ve karar tarihindeki hâli "Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise oniki yıldan onaltı yıla kadar hapis cezasına hükmolunur", şeklinde iken 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürülüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 12. maddesiyle, bu fıkrada yer alan "onaltı" ibaresi "onsekiz" şeklinde değiştirilmiş, TCK'nın 87. maddesinin 4. fıkrası "Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur." şeklinde yeniden düzenlenmiştir.
Konuya ilişkin TCK'nın 87. maddesinin gerekçesinde ise "Dördüncü fıkrada, kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmiş olması hâline ilişkin hükme yer verilmiştir. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış bu kasten yaralama hâllerinde, failin bu ağır neticeden sorumlu tutulabilmesi için, ‘Genel Hükümler Kitabı’nda yer alan netice sebebiyle ağırlaşmış suçlara ilişkin hükümler, burada da geçerlidir" açıklamasına yer verilmiştir.
765 sayılı TCK'da objektif sorumluluk esasına dayanan düzenlemelere yer verilmiş iken, 5237 sayılı TCK'da objektif sorumluluk esası benimsenmemiştir. Suçu, "kanunda tanımlanmış bir haksızlık" olarak öngören yeni suç teorisinde, bir hareketi yapan kişi, bu hareketin tüm sonuçlarından her şartta sorumlu tutulmamakta, bir başka anlatımla "kusursuz sorumluluk" terk edilmiş olmaktadır (İzzet Özgenç, Türk Ceza Hukuku Genel Hükümler, 8. Bası, s.161).
765 sayılı TCK'daki objektif sorumluluk esasının yerine 5237 sayılı TCK'da haksızlığın bir gerçekleştirilme şekli olarak kast-taksir kombinasyonuna, yani netice sebebiyle ağırlaşmış suçlara yer verilmiştir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümü için, 5237 sayılı TCK'nın hazırlanmasında esas alınan suç teorisinde, suçun manevi unsurları arasında gösterilen kast-taksir kombinasyonu, yani netice sebebiyle ağırlaşmış suç üzerinde durulmalıdır.
5237 sayılı TCK'nın "Netice sebebiyle ağırlaşmış suç" başlıklı 23. maddesi;
"(1) Bir fiilin, kastedilenden daha ağır veya başka bir neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi halinde, kişinin bundan dolayı sorumlu tutulabilmesi için bu netice bakımından en azından taksirle hareket etmesi gerekir" şeklindedir.
Buna göre; failin gerçekleştirdiği bir eylemde, kastettiğinden daha ağır veya başka bir sonucun meydana gelmesi hâlinde, sorumlu tutulabilmesi için netice bakımından en azından taksirle hareket etmiş olmasının kabulü gerekmektedir. Fail, bu sonucun meydana gelmesinden taksirle bile sorumlu tutulamıyorsa, objektif sorumluluğun kaldırılmasının doğal bir sonucu olarak, sadece nedensellik bağının bulunuyor olması, neticeden sorumlu tutulması için yeterli olmayacaktır.
Öğretide, neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçun, gerçek neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç ve görünüşte ya da gerçek olmayan neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç olarak iki farklı şeklinin bulunduğu kabul edilmektedir. Gerçek neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarda, failin hareketi sonucunda kastettiğinden daha ağır bir netice ortaya çıkmakta olup, gerçekleşen aşırı netice dolayısıyla bağımsız bir suç tipi ortaya çıkmaktadır. Örneğin, yaralama suçunda mağdurun ölmesi, gerçek neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hâlidir. Görünüşte neticesi sebebiyle ağırlaşmış suçlarda ise failin hareketi sonucunda suçun oluşması için aranan neticeden başka, niteliği de farklı olan daha ağır bir netice ortaya çıkmakta olup gerçekleşen aşırı netice dolayısıyla temel suç niteliği aynı kalmakla beraber yalnızca ceza ağırlaştırılmaktadır. Örneğin, cinsel saldırı suçunda mağdurun bitkisel hayata girmesi, görünüşte neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç hâlidir (Hamide Zafer, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayınevi, 5. Bası, ... 2015, s. 286 vd; ... Emin Artuk, ... Gökcen, A.Caner Yenidünya, TCK Şerhi, Turhan Kitabevi, ... 2009, C. 3, s. 2484 vd).
5237 sayılı TCK'nın 23. maddesinde düzenlenmiş bulunan neticesi sebebiyle ağırlaşmış suça ilişkin genel kuralın, özel hükümler arasında kendisine yer bulduğu maddelerin başında gelen TCK'nın 87. maddenin 4. fıkrasına göre, gerçekleştirilen kasten yaralama eylemi TCK'nın 86. maddesinin 1. fıkrası veya 1. fıkrası ile birlikte 3. fıkrası kapsamında bulunur ve bunun sonucunda da ölüm meydana gelirse, en azından taksirle hareket etmiş olmak şartıyla faile belirtilen cezaların verileceği öngörülmektedir.
Kasten yaralama sonucu mağdurun ölmesine ilişkin TCK'nın 87. maddesinin 4. fıkrasının uygulanması için;
a) Failin yaralama kastı ile hareket etmesi,
b) Mağdurun TCK'nın 86. maddesinin birinci maddesi kapsamında yaralanmış olması veya 86. maddenin birinci fıkrası kapsamındaki yaralama fiilinin üçüncü fıkra da ihlal edilmek suretiyle gerçekleştirilmesi,
c) Failin eylemi ile arasında illiyet bağı bulunacak şekilde mağdurun ölmesi,
d) Failin meydana gelen ölüm sonucuna ilişkin en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması,
Şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Buna göre fail, mağduru yaralamak amacıyla hareket etmeli, mağdurun yaralanacağını bilmeli ve bu sonucu istemelidir. Bununla birlikte fail, mağdurun yaralanmasını değil de ölmesini istemiş ve ölüm meydana gelmiş ise bu durumda kasten öldürmeden sorumlu tutulacaktır.
Madde metnine göre faile verilecek ceza belirlenirken kasten yaralama suçunun düzenlendiği TCK'nın 86. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarına yollama yapılmıştır. O hâlde, mağdurun basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek dereceden daha ağır şekilde yaralanması gerekmektedir. Anılan maddenin 2. fıkrasında karşılığını bulan basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde meydana gelen yaralamalarda 87. maddenin 4. fıkrası uygulanamayacaktır.
Üçüncü şart olarak mağdurun ölmesi ve failin eylemi ile mağdurun ölümü arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerekir.
Son olarak, failin meydana gelen bu ölüm sonucundan, en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması gerekir.
Diğer yandan, 5237 sayılı TCK'nın "Kasten öldürme" başlığı altında 81. maddesinde düzenlenen suçun manevi unsuru öldürme kastı iken, 87. maddesinin 4. fıkrasına düzenlenen yaralama sonucunda ölüme neden olma suçunun manevi unsuru yaralama kastıdır. O hâlde, kasten öldürme suçu ile kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçu arasındaki ayırıcı kriterlerden en önemlisi manevi unsur farklılığı olacaktır. Suçun vasıflandırılması için failin kastının öldürmeye mi yoksa yaralamaya mı yönelik olduğu büyük önem taşımaktadır.
Tehdit suçu ise TCK'nın 106. maddesinde;
"(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.
(2) Tehdidin;
a) Silahla,
b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,
c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,
d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,
İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) Tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ceza verilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Türk Dil Kurumunun Büyük Türkçe Sözlüğü'ne göre "gözdağı verme" anlamına gelen tehdit, bir kimsenin bir zarara veya kötülüğe uğratılacağının bildirilmesidir. Bu bildirimin sözlü olması mümkün olduğu gibi başka yollarla ve bu bağlamda davranışlar yoluyla da yapılması mümkündür. Bu nedenle tehdit suçu; söz, yazı, resim, şekil veya işaret ile de işlenebilecek bir suç olup önemli olan gerçekleştirileceği belirtilen haksızlığın mağdurun bilgisine ulaştırılmasıdır (M. Emin Artuk, A. Gökcen, A. Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Turhan Kitabevi, ..., 6. Bası, s. 100).
Tehdidin, mağdurun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya objektif olarak elverişli olması yeterli olup saldırının kişinin veya başkasının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına, belirli bir ağırlıkta olmak kaydıyla malvarlığına veya bunlar dışındaki sair bir kötülüğe yönelik olması gereklidir. Suçun oluşabilmesi için mağdurun iç huzurunun bozulup bozulmadığının veya korkup korkmadığının ayrıca araştırılmasına gerek yoktur. Önemli olan failin tehdidi oluşturan fiili "korkutmak amacıyla" yapmış olmasıdır. (Majno, Ceza Kanunu Şerhi, Sevinç Matbaası, ... 1978, C. II, s. 127; A. Pulat Gözübüyük, Mukayeseli Türk Ceza Kanunu, 5. Bası, C. II, s. 517 ve 873)
Tehdit suçuyla korunan hukuki yarar TCK'nın 106. maddesinin gerekçesinde; "Tehdidin koruduğu hukukî değer, kişilerin huzur ve sükûnudur; böylece kişilerde bir güvensizlik duygusunun meydana gelmesi engellenmektedir. Bu nedenle, söz konusu madde ile insanın kendisine özgü sulh ve sükûnuna karşı işlenen saldırılar cezalandırılmış olmaktadır. Fakat, tehdidin bu maddeyle korumak istediği esas değer, kişinin karar verme ve hareket etme hürriyetidir." şeklinde açıklanmıştır.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda suça iştirakte, faillik ve şeriklik ayrımı öngörülmüş; azmettirme ve yardım etme şeriklik kavramı içinde değerlendirilmiştir.
"Azmettirme" 5237 sayılı TCK'nın 38. maddesinde;
"(1) Başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, işlenen suçun cezası ile cezalandırılır.
(2) Üstsoy ve altsoy ilişkisinden doğan nüfuz kullanılmak suretiyle suça azmettirme hâlinde, azmettirenin cezası üçte birden yarısına kadar artırılır. Çocukların suça azmettirilmesi hâlinde, bu fıkra hükmüne göre cezanın artırılabilmesi için üstsoy ve altsoy ilişkisinin varlığı aranmaz.
(3) Azmettirenin belli olmaması hâlinde, kim olduğunun ortaya çıkmasını sağlayan fail veya diğer suç ortağı hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezasına hükmolunabilir. Diğer hâllerde verilecek cezada, üçte bir oranında indirim yapılabilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Azmettirme, belli bir suç işleme hususunda henüz bir düşüncesi olmayan kişide, bir başkası tarafından suç işleme kararının oluşmasının sağlanmasıdır. Eğer kişi daha önceden suçu işlemeye karar vermiş ise bu takdirde azmettirme değil, artık aynı Kanun'un 39/2. maddesi kapsamında manevi yardım söz konusu olacaktır. Azmettiren konumundaki kişinin kasten hareket etmesi gerekir. Bu kastın, failde belli bir suçu işleme konusunda karar oluşturmayı, suçun bu kişi tarafından işlenmesi hususunu ve azmettirilen suçun kanuni tanımındaki unsurlarını kapsaması gerekli olmasına karşın, eylemin yer ve zamanı ile işleniş tarzına ilişkin ayrıntıların belirlenmesine gerek yoktur.
TCK'nın 37. maddesindeki;
"(1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.
(2) Suçun işlenmesinde bir başkasını ... olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde ... olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır" şeklindeki hüküm ile maddenin birinci fıkrasında müşterek faillik, ikinci fıkrasında ise dolaylı faillik düzenlenmiştir.
Kanun'da suç olarak tanımlanan fiilin, birden fazla suç ortağı tarafından iştirak hâlinde gerçekleştirilmesi durumunda TCK'nın 37/1. maddesinde düzenlenen müşterek faillik söz konusu olacaktır.
Öğretideki görüşler de dikkate alındığında müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:
1) Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır.
2) Suçun işlenişi üzerinde birlikte hakimiyet kurulmalıdır.
Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hakimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı "fail" konumundadır. Fiil üzerinde ortak hakimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rollerinin ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır.
Müşterek faillik, suçun birden fazla suç ortağı tarafından "birlikte suç işleme kararına bağlı olarak" ve "fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulmak suretiyle" müştereken gerçekleştirilmesidir. Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için, her bir suç ortağı "fail" statüsündedir. Müşterek faillerin hareketleri bir bütün olarak adeta tek kişinin fiili gibi değerlendirilir (Hamide Zafer, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayınları, Kasım 2013, s. 440).
"Yardım etme" ise 5237 sayılı TCK'nın 39. maddesinde;
"(1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez.
(2) Aşağıdaki hâllerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur:
a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.
b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.
c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak" şeklinde,
"Bağlılık kuralı" da aynı Kanun'un 40. maddesinde;
"(1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.
(2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.
(3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir" biçiminde düzenlenmiştir.
Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına "şerik" denilmekte olup 5237 sayılı TCK'da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden 5237 sayılı Kanun'un 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır.
TCK'nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır.
1) Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım;
a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek,
b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak,
Olarak sayılmıştır.
2) Manevi yardım ise;
a) Suç işlemeye teşvik etmek,
b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek,
c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek,
d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek,
Şeklinde belirtilmiştir.
Kişinin eyleminin, bir suça katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonraki davranışların da dikkate alınıp tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira "yardım etme"yi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hakimiyetinin bulunmamasıdır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Sanık ... ile maktul ... arasında alacak meselesinden kaynaklanan arazi anlaşmazlığına dayalı husumet bulunduğu, alacağını tahsil etmek isteyen maktulün sanık ... hakkında icra takibi başlattığı, takibin kesinleşmesi ve borcun ödenmemesi üzerine satışa çıkarılan sanık ...'e ait arazinin alacağa mahsuben maktul tarafından satın alındığı, sanık ...'ün icra takibine konu edilen senetteki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek açtığı menfi tespit davasının 03.02.2014 tarihinde reddedildiği, arazisini geri alamayan sanık ...'ün maktulü PKK silahlı terör örgütünün sözde mahkemelerine şikayet ettiği, bunun üzerine... kırsalında faaliyet gösteren örgüt mensupları tarafından 2014 yılının Mayıs-Haziran ayları içinde maktule iki ayrı pusula gönderildiği, arazi anlaşmazlığı nedeniyle çağrıldığı ve gelmezse kendisi için kötü olacağı belirtilen bu pusuluları yırtıp atan ve sözde mahkemeye gitmeyen maktulün 26.06.2014 tarihinde ... İl Emniyet Müdürlüğüne dilekçe vererek şikayetçi olduğu ve ifadesinin alındığı, maktulün oğlu katılan ...'nın ise ailesinden habersiz şekilde sözde yargılamanın yapıldığı ... Köyüne Mayıs ayının sonlarına doğru giderek örgüt mensuplarıyla görüştüğü ve örgüt mensuplarınca "Baban niye gelmedi?" diye sorulması üzerine "Yaşlı, aksi, sinirlidir, ben babamın ve onun 5 kardeşinin yerine buraya geldim" şeklinde cevap verdiği, bunun üzerine örgüt mensubunun katılan ... ile sanık ...'e "İki hafta sonra tekrar gelin" dediği, ancak maktulün sözde mahkemeye gitmediği, 15 Temmuz 2014 günü akşam saatlerinde sanık ...'ün kullandığı .... plakalı araçla sanık ... ile örgütün... kırsalında faaliyet gösteren mensuplarından inceleme dışı sanıklar ... ... ve...'la birlikte maktulün evine gitmek üzere kırsal alandan hareket ettikleri, bu araca inceleme dışı sanık ...'ün ... plakalı araçla eskortluk yaptığı,.... plakalı araçtakilerin bir müddet il merkezinde dolandıktan sonra maktulün evinin önüne gidip beklemeye başladıkları, kısa bir süre sonra saat 20.44 sıralarında maktulün evinden çıktığını gören örgüt mensubu inceleme dışı sanık ... ...'ın sanık ...'e "Sür, adamın önünü kes, yanımda dur" dediği, bunun üzerine sanık ...'ün aracı tekrar çalıştırarak maktulün önünde durduğu, akabinde örgüt mensubu inceleme dışı sanık...'ın araçtan inip kaleşnikof tüfeğini doğrultarak maktulden teslim olmasını istediği, maktulün direnmesi nedeniyle itişme yaşandığı, bu esnada maktulün oğlu katılan ...'nın evden çıktığı ve diğer örgüt mensubu inceleme dışı sanık ... ...'ın da maktulü kolundan çekiştirdiğini görünce müdahale etmeye çalıştığı, ancak örgüt mensubu inceleme dışı sanık ... ...'ın kaleşnikof tüfekle ateş ederek maktulü vurduğu, akabinde araca binen örgüt mensubu inceleme dışı sanıklar ... ... ve...'ın sanıklar ... ve ... tarafından kırsal alana götürüldüğü, saat 00.13 sıralarında 155 hattını arayan sanık ...'ün, kardeşi sanık ... ile birlikte enişteleri olan tanık Adem Meşe'nin evinde olduklarını söylemesi üzerine yakalandıkları, sanık ...'ün ise yakalandığı 29.11.2014 tarihine kadar sığındığı örgüt mensuplarının yanında kaldığı somut olayda;
1) Maktul ...'ya yönelik kasten öldürme eyleminde sanık ...'ün TCK'nın 38. maddesi gereğince azmettiren sıfatıyla sorumlu tutulmasının gerekip gerekmediği ve sanıklar ... ile ...'ün TCK'nın 37. maddesi kapsamında müşterek fail olup olmadıkları hususlarına ilişkin itiraz konusu bakımından;
Sanık ...'ün, olayın gelişimi ve katılan ...'nın beyanları dikkate alındığında maktulün PKK silahlı terör örgütü mensuplarınca öldürülmesine yönelik olarak azmettirmede bulunduğu veya teşvik ettiğinin her türlü şüpheden uzak ve kesin delillerle belirlenememiş olması karşısında, husumet konusu arsayı kendisine devretmesini sağlamak amacıyla örgütün sözde mahkemesine maktulü şikayet ederek örgüt mensuplarını nitelikli tehdit ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlemeleri yönünde azmettirdiği, ancak meydana gelen kasten öldürme eyleminin azmettirmede sınır aşılarak gerçekleştirildiği, şikayet edip çözüm beklediği örgütün uzun süreden beri ülke çapında gerçekleştirdiği eylemlerle birçok insanın ölümüne veya yaralanmasına neden olan bir örgüt olduğu nazara alındığında talimatlarına riayet edilmemesi durumunda muhatabını ölümle cezalandırabileceğini öngörmesinin mümkün olduğu anlaşılmakla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu düzenleyen TCK'nın 109. maddesinin altıncı fıkrasının yollamasıyla aynı Kanun'un 87/4-2. cümlesi uyarınca cezalandırılması gerektiğine dair Özel Dairenin bozma kararında isabetsizlik görülmemiştir.
Sanıklar ... ve ...'ün, örgüt mensubu inceleme dışı sanıklar ... ... ile...'ı kırsal alandan .... plakalı araçla alarak maktulün evinin önüne getirmek, eylem sırasında yanlarında bulunmak ve eylemin işlenmesini takiben aynı araçla kırsal alana götürmek şeklinde sübuta erdiği kabul olunan ve suçun icrasını kolaylaştırma mahiyeti taşımakla birlikte dosya kapsamındaki deliller itibarıyla baştan beri öldürme kararının bulunmadığı anlaşılan söz konusu olayın gelişimi itibarıyla fiil üzerinde ortak hakimiyet kurma niteliği bulunmayan eylemleri nedeniyle TCK'nın 39. maddesi kapsamında yardım eden sıfatıyla cezalandırılmalarına dair Özel Dairenin onama kararı isabetli bulunmuştur.
2) Sanık ...'ün nitelikli tehdit suçunda TCK'nın 38. maddesi gereğince azmettiren sıfatıyla sorumlu tutulmasının gerekip gerekmediğine ilişkin itiraz konusu bakımından;
Her ne kadar Özel Daire kararında sanık ...'ün nitelikli tehdit suçuna azmettirdiği açıkça belirtilmiş ve Yerel Mahkeme tarafından yardım eden sıfatıyla TCK'nın 39/2-a maddesi uygulanmak suretiyle anılan suçtan verilen mahkumiyet kararı onanmış ise de gerek Cumhuriyet savcısının gerekse katılanlar ... ve ... ile katılanlar vekilinin temyiz dilekçelerinde sözü edilen suç bakımından açıkça bir temyiz talebinde bulunulmaması karşısında suç vasfına ilişkin olmaksızın sadece iştirak statüsünün belirlenmesine yönelik olan bu husustan dolayı anılan hükmün sanık aleyhine bozulması mümkün görülmediğinden Özel Dairenin onama kararı isabetli görülmüştür.
Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının haklı nedene dayanmayan itirazının reddine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Üyesi ...; sanık ...'ün kasten öldürme suçundan TCK'nın 38. maddesi gereğince azmettiren sıfatıyla sorumlu tutulması gerektiği yönünde karşı oy kullanmıştır.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle;
1) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE,
2) Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 26.10.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ceza Hukuku Genel Hükümler
Ahmet, aralarındaki arazi anlaşmazlığı nedeniyle uzun süredir husumetli olduğu komşusu Veli'yi öldürmeye karar verir ancak bu eylemi bizzat gerçekleştirmekten çekinir. Bunun üzerine, 25 yaşındaki oğlu Can'ın zihninde daha önce var olmayan bir suç işleme kararını, "Bu bizim namus meselemizdir, bu lekeyi sadece sen temizlersin." gibi ifadelerle ve ailevi otoritesini kullanarak oluşturur. Babasının yoğun manevi baskısı ve telkinleri sonucunda Can, Veli'yi öldürür.
Bu olayda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun suça iştirak hükümlerine göre, baba Ahmet'in ceza hukuku sorumluluğuna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Ahmet'in eylemi, Can'ın suç işleme kararını kuvvetlendirme niteliğinde olduğundan, TCK m. 39 uyarınca yardım eden sıfatıyla sorumlu tutulur.
B) Ahmet, suça azmettiren olarak iştirak ettiğinden, Veli'nin öldürülmesi suçunun kanuni tanımında öngörülen temel ceza ile cezalandırılır.
C) Ahmet, oğlu Can'ı suçun işlenmesinde bir araç olarak kullandığı için TCK m. 37/2 uyarınca dolaylı fail olarak sorumlu tutulur ve cezası bu nedenle artırılır.
D) Ahmet ve Can, suçu işleme konusunda ortak bir iradeye sahip oldukları için TCK m. 37/1 kapsamında müşterek fail olarak sorumlu tutulurlar.
E) Ahmet, üstsoy-altsoy ilişkisinden doğan nüfuzunu kullanarak oğlu Can'ı suça azmettirdiği için, işlenen suçun cezasının TCK m. 38/2 uyarınca artırılması suretiyle sorumlu tutulur.
Bu maddeyle ilgili 8 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.