Türk Ceza Kanunu 39. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 39- (1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez.
(2) Aşağıdaki hallerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur:
a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.
b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.
c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak.
Bağlılık kuralı
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
682 karar eşleşti
1. Ceza Dairesi, 2023/1920 E., 2025/589 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
hakkında katılan ...'a karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamaya yardım etme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-(c), (e), 87/1-(a), 39/2-(c) ve 53/1. maddeleri uyarınca 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
1. Ceza Dairesi 2023/1920 E. , 2025/589 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1748 E., 2022/3210 K.
Sanık ... hakkında suçluyu kayırma suçundan, İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ile bu suça yönelik temyizin niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/2-(a) maddesi uyarınca hükmün temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
Sanıklar Şenol ve Köksal hakkında nitelikli konut dokunulmazlığının ihlaline yardım etme suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükümleri ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu suçlara yönelik temyizin niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-(g) maddesi uyarınca hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
Sanık ... hakkında katılan ...'a karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, katılan ...'ya karşı kasten yaralama ve nitelikli konut dokunulmazlığının ihlali, sanık ... hakkında katılan ...'a karşı işlenen neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçuna yardım etme, sanık ... hakkında katılan ... ve ...'ya karşı işlenen neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, kasten yaralama ve nitelikli konut dokunulmazlığının ihlali suçlarına yardım etme, sanıklar .... ve ...hakkında katılan ...'a karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs ve katılan ...'ya karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçlarına yardım etme ile sanık ... hakkında suçluyu kayırma suçlarından İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun'un 286/1. ve 286/2-(a), (b), (g) maddeleri gereği temyiz edilebilir oldukları, sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümlerin Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.03.2018 tarihli ve 2018/11-38 Esas, 2018/113 Karar sayılı kararı uyarınca, İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararı kaldırılarak istinaf mercii tarafından mahkûmiyet kararı verilmesi suretiyle hüküm türü değiştirildiğinden kararın temyiz kanun yoluna tabi olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.02.2022 Tarihli ve 2021/99 Esas, 2022/131 Karar Sayılı Kararı İle
1. Sanık ... hakkında katılan ...'a karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 86/1, 86/3-(c), (e), 87/1-(a), 53/1 ve 58/6-7. maddeleri uyarınca 8 yıl 12 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
2. Sanık ... hakkında katılan ...'ya karşı kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-(e), 53/1 ve 58/6-7. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
3. Sanık ... hakkında katılanlar ... ve ...'a karşı nitelikli konut dokunulmazlığının ihlali suçundan 5237 sayılı Kanun'un 116/4, 119/1-(a), 53/1 ve 58/6-7. maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
4. Sanık ... hakkında katılan ...'a karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme, katılan ...'ya karşı kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme ile katılanlara karşı konut dokunulmazlığının ihlaline yardım etme suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223/2-(e) maddeleri gereğince ayrı ayrı beraatine,
5. Sanık ... hakkında katılan ...'a karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-(e) maddeleri gereğince beraatine,
6. Sanıklar Köksal ve Şenol hakkında katılan ...'a karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme ve katılan ...'ya karşı kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme suçlarından 5271 sayılı Kanun'un 223/2-(e) maddeleri gereğince ayrı ayrı beraatlerine,
7. Sanık ... Sezgin hakkında suçluyu kayırma suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223/2-(e) maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir.
B. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 15.11.2022 Tarihli ve 2022/1748 Esas, 2022/3210 Karar Sayılı Kararı İle
1. Sanık ... hakkında katılan ...'a karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama ile sanıklar Köksal ve Şenol hakkında katılan ...'a karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme ve katılan ...'ya karşı kasten öldürmeye teşebbüs yardım etme suçlarından İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekilinin ve sanık Enver müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-(a) maddesi uyarınca esastan reddine,
2. Sanık ... hakkında katılan ...'ya karşı kasten yaralama ve katılanlara karşı konut dokunulmazlığının ihlali, sanık ... hakkında katılan ...'a karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme, katılan ...'ya karşı kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme ile katılanlara karşı nitelikli konut dokunulmazlığının ihlaline yardım etme, sanık ... hakkında katılan ...'a karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme ve sanık ... Sezgin hakkında suçluyu kayırma suçlarından İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik Cumhuriyet savcısının (lehe-aleyhe), katılanlar vekili ve sanık ... müdafiinin istinaf başvuruları üzerine 5271 sayılı Kanun’un 280/1. maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla,
a. Sanık ... hakkında katılan ...'ya karşı kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-(e), 53/1 ve 58/6-7. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
b. Sanık ... hakkında katılanlar ... ve ...'a karşı nitelikli konut dokunulmazlığını ihlal suçundan 5237 sayılı Kanun'un 116/4, 119/1-(a), 53/1 ve 58/6-7. maddeleri uyarınca 4 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
c. Sanık ... hakkında katılan ...'a karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamaya yardım etme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-(c), (e), 87/1-(a), 39/2-(c) ve 53/1. maddeleri uyarınca 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
d. Sanık ... hakkında katılan ...'ya karşı kasten yaralamaya yardım etme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-(e), 39/2-(c) ve 53/1. maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
e. Sanık ... hakkında katılanlar ... ve ...'a karşı nitelikli konut dokunulmazlığını ihlale yardım etme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 116/4, 119/1-(a), 39/2-(c) ve 53/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
f. Sanık ... hakkında katılan ...'a karşı neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamaya yardım etme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3-(c), (e), 87/1-(a), 39/2-(c), 62/1 ve 53/1. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
g. Sanık ... Sezgin hakkında suçluyu kayırma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 283/1, 62/1, 50/1-(a), 52/2, 52/4. maddeleri uyarınca 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve taksitlendirmeye karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Cumhuriyet savcısının temyiz istemi özetle; sanık ...’in, katılan ...’a karşı kamu görevlisini tasarlayarak öldürmeye teşebbüs suçundan, sanıklar ... ve ...'nın ise bu suça yardım etmeden cezalandırılması gerektiğine, sanıklar.... ve ... hakkında katılan ...’ya karşı eylemden beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
2. Katılanlar ... ve ... vekillerinin temyiz istemleri özetle; suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olduğuna, sanıklar ... ve ...’nın müşterek fail olarak sorumlu tutulması gerektiğine, sanıklar .... ve ...nın en üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine, hatalı indirimler yapıldığına, sanıklar Köksal ve Şenol’un mahkumiyetlerine karar verilmesi gerektiğine, sanık ... ... hakkında kurulan hükümde temel cezada yeterince alt sınırdan uzaklaşılmadığına ilişkindir.
3. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle; eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, sanığın üst sınırdan cezalandırılmasının hatalı olduğuna, konut dokunulmazlığını ihlal suçunun unsurlarının oluşmadığından beraatine karar verilmesine, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
4. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığın isnad olunan suçlardan beraatine karar verilmesine gerektiğine, isnad olunan suçların maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına ve yardım etmediğine ilişkindir.
5. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle; kasten yaralama suçunun manevi unsurunun oluşmadığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, lehe hükümlerin uygulanmasına ilişkindir.
6. Sanık ... müdafiinin temyiz istemi özetle; sanığa isnad olunan suçların unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.
III. GEREKÇE
A. Sanıklar Köksal ve Şenol Hakkında Katılan ...'a Karşı Nitelikli Kasten Öldürmeye Teşebbüs ve Katılan ...'ya Karşı Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçlarına Yardım Etme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanıkların üzerlerine atılı suçları işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından şüphe sanıklar lehine değerlendirilerek atılı suçlardan beraat kararları verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, ileri sürülen temyiz nedenlerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Sanık ... Hakkında Katılan ...'a Karşı Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama, Katılan ...'ya Karşı Kasten Yaralama ve Nitelikli Konut Dokunulmazlığının İhlali, Sanık ... Hakkında Katılan ...'a Karşı İşlenen Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama Suçuna Yardım Etme, Sanık ... Hakkında Katılan ... ve ...'ya Karşı İşlenen Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama, Kasten Yaralama ve Nitelikli Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçlarına Yardım Etme ile Sanık ... Sezgin Hakkında Suçluyu Kayırma Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, dosyada mevcut delillerin isabetli şekilde değerlendirildiği, dosya kapsamında eksik incelemenin söz konusu olmadığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, sanık ...'in katılanların hayati vücut bölgelerini hedef almasına ve eylemine devam etmesine mani hal bulunmadığı halde katılan ...'ın diz altını, katılan ...'nın alt vücut bölgesini hedef alması, atış sayısı ve meydana gelen zarar bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın kastının yaralamaya yönelik olduğu hususundaki tespitte isabetsizlik bulunmadığı, sanıklar ... ve ...'in eylemlerinin suça yardım etme düzeyinde olduğu, sanıkların eylemlerine uyan suçların maddi ve manevi unsurlarının somut olayda oluştuğu, sanıklar Evren, ..., ... ve Mehmet Sezgin'in eylemlerine uyan suç vasıfları ile yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre belirlenen ceza yaptırımlarının kanuni bağlamda, gerekçesi gösterilerek ve dosya kapsamına uygun şekilde belirlendiği, sanık ... hakkında takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında yerinde, yeterli ve kanuni gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği, sanıklar Evren ve ... hakkında hükmolunan netice ceza miktarlarına göre 5237 sayılı Kanun'un 50/1. maddesi gereği seçenek yaptırımlara çevrilmesine, aynı Kanun'un 51/1. maddesi gereği ertelenmesine ve 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin kanunen mümkün olmadığı anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz nedenlerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
IV. KARAR
A. Sanık ... Hakkında Suçluyu Kayırma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5271 sayılı Kanun'un 286/2-(a) maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılanlar vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanıklar Şenol ve Köksal Hakkında Nitelikli Konut Dokunulmazlığının İhlaline Yardım Etme Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 286/2-(g) maddesinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılanlar vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
C. Sanık ... Hakkında Katılan ...'a Karşı Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama, Katılan ...'ya Karşı Kasten Yaralama ve Katılanlara Karşı Nitelikli Konut Dokunulmazlığının İhlali, Sanık ... Hakkında Katılan ...'a Karşı İşlenen Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama Suçuna Yardım Etme, Sanık ... Hakkında Katılanlar ... ve ...'ya Karşı İşlenen Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama, Kasten Yaralama ve Nitelikli Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçlarına Yardım Etme, Sanık ... Sezgin Hakkında Suçluyu Kayırma ile Sanıklar Köksal ve Şenol Hakkında Katılan ...'a Karşı Nitelikli Kasten Öldürmeye Teşebbüs ve Katılan ...'ya Karşı Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçlarına Yardım Etme Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 15.11.2022 tarihli ve 2022/1748 Esas, 2022/3210 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısı, katılanlar vekilleri, sanıklar Evren, ..., ... ve Mehmet Sezgin müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Burdur Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.01.2025 tarihinde karar verildi.
Diğer kararlar (4)
3. Ceza Dairesi, 2022/24021 E., 2025/5246 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım suçundan TCK’nun 309/1, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK’nun 39/1-2.cümle, 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet,
3. Ceza Dairesi 2022/24021 E. , 2025/5246 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/760 - 2021/1588
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, TBMM'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs, TC. Hükumetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Kasten insan öldürme, Kasten insan öldürmeye teşebbüs, Silahlı terör
örgütüne üye olma, Kişi hürriyetinden yoksun kılma, Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, Kamu görevine ait araçların suçta kullanılması, Askeri komutanlıkların gasbı, Kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık, Resmi belgede sahtecilik, Siyasal ve Askeri casusluk, Gizli kalması gereken bilgileri açıklama, Sağlık mensubunun suçu bildirmemesi
HÜKÜM : 1) Sanık ... hakkında; davaların ölüm sebebiyle
TCK’nun 64 ve CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca düşmesine,
2) Sanık ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Askeri komutanlıkların gasbı, Kamu görevine ait araçların suçta kullanılması, Silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından ayrı ayrı beraat,
3) Sanıklar ... ve ... hakkında;
a- Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Askeri komutanlıkların gasbı, Kamu görevine ait araçların suçta kullanılması, Genel güvenliğin tehlikeye sokulması suçlarından açılan davalar nedeniyle TCK'nun 30/4. maddesi delaletiyle CMK'nun 223/3-d maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına,
b- Silahlı terör örgütüne üye olma,kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten insan öldürme, kasten insan öldürmeye teşebbüs suçlarından ayrı ayrı beraat,
4) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında;Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Askeri komutanlıkların gasbı, Kamu görevine ait araçların suçta kullanılması, Genel güvenliğin tehlikeye sokulması, Silahlı terör örgütüne üye olma,kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten insan öldürme ve kasten insan öldürmeye teşebbüs suçlarından ayrı ayrı beraat,
5) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında;
a- Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Askeri komutanlıkların gasbı, Kamu görevine ait araçların suçta kullanılması, Genel güvenliğin tehlikeye sokulması suçlarından açılan davalar nedeniyle TCK'nun 30/4. maddesi delaletiyle CMK'nun 223/3-d maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına,
b- Silahlı terör örgütüne üye olma,kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten insan öldürme ve kasten insan öldürmeye teşebbüs suçlarından beraat,
6) Sanıklar ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan TCK'nun 309//1, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet,
7) ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan TCK'nun 309//1, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet,
8) Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım suçundan TCK’nun 309/1, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK’nun 39/1-2.cümle, 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet,
9) Sanıklar ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım suçundan TCK’nun 309/1, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK’nun 39/1, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
10) , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım suçundan TCK’nun 309/1, 3713 Sayılı Yasanın 5/1, TCK’nun 62, 39/1, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet,
11) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında; maktüller ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'a karşı kasten insan öldürme suçundan, katılanlar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a karşı kasten insan öldürmeye teşebbüs suçundan ayrı ayrı beraat,
12) Sanık ... hakkında maktüller ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a karşı kasten insan öldürme suçundan, katılanlar ..., ..., ..., ... ve ...'a karşı kasten insan öldürmeye teşebbüs, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Askeri komutanlıkların gasbı, Kamu görevine ait araçların suçta kullanılması, Genel güvenliğin tehlikeye sokulması,kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, Resmi belgede sahtecilik ve Kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçlarından ayrı ayrı beraat,
13) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında maktül ...’a karşı kasten insan öldürme, katılanlar ... ve ...'a karşı kasten insan öldürmeye teşebbüs suçlarından ayrı ayrı beraat,
14) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında;
a-Maktüller ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a karşı kasten insan öldürme suçundan TCK'nun 82/1-h, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 53, 58/9 ve 63. Maddeleri uyarınca 8 kez ayrı ayrı mahkumiyet
b- Katılanlar ... ve ...'a karşı kasten insan öldürmeye teşebbüs suçundan TCK'nun 82/1-h, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 35/2, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 2 kez ayrı ayrı mahkumiyet
c- Katılan ...'a karşı kasten insan öldürmeye teşebbüs suçundan TCK'nun 82/1-g-h, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 35/2, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
d- Katılan ...'a karşı kasten insan öldürmeye teşebbüs suçundan TCK'nun 82/1-h, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 35/2, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
15) Sanık ... hakkında;
a) Maktül ... karşı kasten insan öldürme suçundan TCK'nun 82/1-g-h, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
b- Katılanlar ... ve ...'a karşı kasten insan öldürmeye teşebbüs suçundan TCK'nun 82/1-g-h, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 35/2, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet,
16) Sanık ... hakkında;
a- Maktüller ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a karşı kasten insan öldürme, katılanlar ..., ..., ..., ... ve ...'a karşı kasten insan öldürmeye teşebbüs suçlarından ayrı ayrı beraat,
b- Maktül ...'a karşı kasten insan öldürme suçuna yardımdan TCK'nun 82/1-g-h, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 39/1, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
c- Katılan ...'a karşı kasten insan öldürmeye teşebbüse yardım suçundan TCK'nun 82/1-g-h, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 35/2, 39/1, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
17) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında mağdurlara yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrı ayrı beraat,
18) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında katılan ... müştekiler ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'a karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK'nun 109/2-3-a,b,c,d, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 43, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
19) Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında katılan ... müştekiler ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Göçmenoğlu, ...,, ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'a karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK'nun 109/2-3-a,b,c,d, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 43, 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
20) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Askeri komutanlıkların gasbı, Kamu görevine ait araçların suçta kullanılması, Genel güvenliğin tehlikeye sokulması,kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten insan öldürme ve kasten insan öldürmeye teşebbüs suçlarından ayrı ayrı beraat,
21) Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Askeri komutanlıkların gasbı, Kamu görevine ait araçların suçta kullanılması suçlarından ayrı ayrı beraat,
22)Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında;
a-Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Askeri komutanlıkların gasbı, Kamu görevine ait araçların suçta kullanılması, Genel güvenliğin tehlikeye sokulması suçlarından açılan davalar nedeniyle TCK'nun 30/4. maddesi delaletiyle CMK'nun 223/3-d maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına,
B-Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten insan öldürme, kasten insan öldürmeye teşebbüs suçlarından beraatlerine,
23) Sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve Kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçlarından beraatine,
24) Sanık ... hakkında,
a- Siyasal ve askeri casusluk, Gizli kalması gereken bilgileri açıklamak suçlarından beraatine,
b- Sanık hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/3472 Esas sayılı iddianamesine konu ve birleştirilen Silahlı terör örgütüne üye olma,Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlarından açılan kamu davalarının CMK'nun 223/7. maddesi uyarınca reddine,
25) Sanık ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK'nun 314/2, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 62, 53, 58/9 ve 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet kararlarına
İlişkin Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/06/2020 tarih ve 2017/30 Esas, 2020/7 Karar sayılı kararına yönelik bir kısım istinaf istemlerinin CMK'nun 279/1-b maddesi uyarınca reddi, bir kısım istinaf istemlerinin esastan reddi, bir kısım istinaf isteminin de Emniyet Genel Müdürlüğüne vekalet ücreti verilmesine ilişkin kısmın çıkartılması suretiyle düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, Ret, Onama, Bozma
Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Bir kısım sanık ... sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin; sonuç cezası on yılın altında olan sanıklar yönünden hükmolunan cezaların süresine göre şartları bulunmadığından, sonuç cezası on yılın üstünde olan sanıklar yönünden ise; sanık ... müdafiilerin duruşmalı inceleme istemlerinin CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, istinaf aşamasında ve temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
I) Sanıklar hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,TC Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs, askeri komutanlıkların gasbı, kasten insan öldürme, silahlı terör örgütü yöneticisi ve üyesi olma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, kamu görevine ait araçların suçta kullanılması, kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, siyasal ve askeri casusluk, gizli kalması gereken bilgileri açıklama, sağlık mensubunun suçu bildirmemesi ile kasten insan öldürme suçuna teşebbüsten dava açılmış olup katılan T.C. ...'nın Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,TC Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs, siyasal ve askeri casusluk ile gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarından doğrudan zarargördüğü ve bu suçlar yönünden davaya katılma hakkının bulunduğu, diğer suçlar yönünden verilen katılma kararlarının hükümsüz olduğu, katılan ...M.M Başkanlığı'nın Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlarından doğrudan zarar gördüğü ve bu suçlar yönünden davaya katılma hakkı bulunduğu, diğer suçlar yönünden verilen katılma kararlarının hükümsüz olduğu, katılan ... Hazinesi'nin kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçundan doğrudan zarar gördüğü ve bu suç yönünden davaya katılma hakkının bulunduğu, diğer suçlar yönünden verilen katılma kararlarının hükümsüz olduğu, nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürme suçuna teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından doğrudan zarar gören gerçek kişilerin bu suçlar yönünden davaya katılma haklarının olduğu, diğer suçlar yönünden katılma ve temyiz haklarının bulunmadığı, bunun dışındaki kişi, kurum ve kuruluşların davaya konu suçlardan doğrudan zarar görmeleri söz konusu olmadığı için davaya katılmalarına yasal imkan bulunmadığından katılma yönündeki kararların hükümsüz olduğu belirlenerek yapılan incelemede; katılanlar vekilleri ile sanıklar ve müdafiileri ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Katılan ...M.M Başkanlığı'nın Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ve Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs suçları dışında kalan tüm suçlara yönelik olarak; katılan ... Hazinesi'nin kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçu dışındaki tüm suçlardan, kasten insan öldürme, kasten insan öldürme suçuna teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından doğrudan zarar gören gerçek kişilerin bu suçlar dışındaki tüm suçlardan, bunların dışındaki kişi, kurum ve kuruluşların davaya konu suçlardan, doğrudan zarar görmemeleri nedeniyle davaya katılma hakları bulunmadığından davaya katılmalarına ilişkin verilen karar da hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden ;
Sanık ... hakkında ilk derece mahkemesince verilen düşme kararına yönelik istinaf isteminde bulunulmadığı için bu sanık yönünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince verilmiş temyize konu bir hüküm bulunmadığından temyiz istemiyle ilgili KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Katılan ... vekillerinin insan öldürmeye teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarına ilişkin olarak temyiz istemlerinin ise Uyaptan alınan nüfus kayıt örneğine göre katılanın 19.02.2024 tarihinde vefat etmiş olduğu anlaşıldığından 6098 sayılı TBK'nun 513. Maddesi uyarınca vekalet sözleşmesi sona ermiş olmakla,
... vekillerinin temyiz istemlerinin CMK'nın 298. maddesi gereğince REDDİNE,
Katılan TBMM Başkanlığı vekilinin kasten insan öldürme ve kasten insan öldürmeye teşebbüs, Katılanlar ... ve ... vekillerinin sanık ... Terzi hakkındaki tefrik kararına, sanık ... müdafiinin sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen tefrik kararına, ... vekilinin Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,TC Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs, silahlı terör örgütüne üye olma, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen hükümlere, katılan ... vekilinin Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,TC Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, askeri komutanlıkların gasbı silahlı terör örgütüne üye olma, kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, sahtecilik, dolandırıcılık, siyasal veya askeri casusluk, gizli kalması gereken bilgileri açıklama, suçu bildirmeme suçlarından, müştekiler ..., ... ve ... vekillerinin Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,TC Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs, silahlı terör örgütüne üye olma, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, askeri komutanlıkların gasbı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, sahtecilik, dolandırıcılık, siyasal veya askeri casusluk, gizli kalması gereken bilgileri açıklama, suçu bildirmeme ve maktüller ... ve ... dışındaki maktullere yönelik kasten öldürme suçlarından, katılan ... vekilinin Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,TC Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs, silahlı terör örgütüne üye olma, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, askeri komutanlıkların gasbı, kasten öldürme suçlarından kurulan hükümlere yönelik, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin CMK'nun 279/1-b maddesi uyarınca reddine dair verilen kararlar anılan maddenin son cümlesi gereğince itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından dosyanın bu hükümler yönünden incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
Bir kısım katılanlar vekili Av. ...'in katılanlar ... (şehit ... yakını), ..., ... (şehit ... yakınları), ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ... (şehit ... yakınları), ... (şehit ... yakınları), .... (şehit ... yakınları), .... (şehit ... yakınları), mağdurlar ... , ..., .... ..., ...., ...., ... ve ... yönünden,
Bir kısım katılanlar vekili Av. ...'ın katılanlar ... (şehit ... yakını), ... (şehit .... yakını) ve mağdur ... yönünden,
Bir kısım katılanlar vekili Av. ...'ın katılanlar ... (şehit ... yakını), ..., ... , .... (şehit ... yakınları), ... , ..., (şehit ... yakınları), ..., ... , (şehit ... yakınları), ... (şehit ... yakınları), mağdurlar ... , ..., ... , ... , ... , ... , ... , ... , ... , ... , ... , ... , ... ..., ... , ... , ..., ... ve ... yönünden,
Bir kısım katılan vekilleri Av. ..., ... ve ... 'nın katılanlar ..., ..., ... ve ... ile müştekiler ... ve ... yönünden,
Yapmış oldukları temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Temyiz dilekçelerinde isimleri belirtilen katılan, mağdur ... müştekilere veya mirasçısı oldukları yakınlarına yönelik eylemlere dair herhangi bir suçtan açılmış bir dava bulunmadığı gibi, verilmiş bir hüküm de olmadığından adı geçenlerin davaya katılmalarına ilişkin karar hükümsüz olup, temyiz hakları bulunmadığından temyiz istemlerinin CMK'nun 298. maddesi uyarınca REDDİNE,
4) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının, sanıklar ... ve ... hakkında ise kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve katılan ... Hazinesi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat hükümlerinin esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı CMK'nın 286/2-g maddesi gereğince kesin olup, temyizi kabil kararlardan olmadığından Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve Maliye Hazinesi vekilinin temyiz itirazlarının CMK 298.maddesi gereğince REDDİNE ,
5) Katılanlar ..., ... (maktul ... yakını), ..., ... (maktul ... yakınları), ..., ... (maktul ... yakınları), ..., ... (maktul ... yakınları) vekillerinin Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,TC Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, askeri komutanlıkların gasbı silahlı terör örgütüne üye olma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, sahtecilik, dolandırıcılık, siyasal veya askeri casusluk, gizli kalması gereken bilgileri açıklama, suçu bildirmeme suçları ile kendilerine karşı işlenen kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs suçları dışındaki kasten insan öldürme ve kasten insan öldürmeye teşebbüs suçlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Katılan ...'un sadece kendisine yönelik öldürmeye teşebbüs suçundan doğrudan zarar görüp davaya katılma hakkının bulunduğu, diğer katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in de mirasçısı oldukları maktullere karşı işlenen kasten öldürme suçlarından doğrudan zarar görüp davaya katılma haklarının bulunduğu cihetle, temyiz istemine konu diğer suçlardan doğrudan zarar görme ve bu suçlara ilişkin hükümleri temyiz etme hak ve yetkileri bulunmadığından bu suçlardan verilen hükümlere yönelik temyiz itirazlarının CMK'nun 298. maddesi uyarınca REDDİNE,
6) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ... ve ... hakkındaAnayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,TC Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs, askeri komutanlıkların gasbı, kamu görevine ait araçların suçta kullanılması, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarından verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair hükümlere yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İlk Derece Mahkemesinin ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlarına yönelik istinaf başvurularının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararları, CMK'nın 286/2-h maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan, mezkur ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlar yönünden temyiz istemlerinin CMK'nın 298/1. maddesi gereğince REDDİNE,
7) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,TC Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs, askeri komutanlıkların gasbı, silahlı terör örgütüne üye olma, kamu görevine ait araçların suçta kullanılması, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Beraat hükümlerinin gerekçesine yönelik temyiz itirazı bulunmayan sanık müdafiilerinin kararı temyiz etmede hukuki yararları bulunmadığından temyiz istemlerinin CMK'nın 298. maddeleri uyarınca REDDİNE,
Yukarıda iade ve ret kararı verilen konular dışında kalan ;
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, Katılanlar vekilleri ile sanıklar ve müdafiilerinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
A-)HUKUKİ AÇIKLAMALAR:
Ayrıntıları Dairemizin 22.03.2019 tarih ve 2018/7103 esas 2019/1953 sayılı kararında açıklandığı üzere;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir.
Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de, bu husus suçun unsuru değildir.
Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür.
Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez.
15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000'in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000'e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve ... Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik merkez bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4'ü asker, 63'ü polis ve 183'ü sivil olmak üzere toplam 250'den fazla kişi şehit edilmiş, 23'ü asker, 154'ü polis ve 2.558'i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır.
Somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nın 37. maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduklarının kabulünde zorunluluk vardır.
Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen Anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir.
Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde -faillerle birlikte- fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir.
TCK'nın 309. maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her halükarda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir.
Bağlayıcı emrin yerine getirilmesi kapsamında astların hukuki sorumluluğu:
Ayrıntılarına Dairenin 09.12.2019 tarih ve 2019/6765 esas - 2019/8453 sayılı kararında yer verildiği üzere:
5237 sayılı TCK'nın benimsediği suç teorisine göre: tipe uygun ve hukuka aykırı fiil, failin kusurlu olması halinde ceza yaptırımı uygulanmasını gerektirir. Her ceza hukuku normu, temelde bir hakkı/bir değeri korur. Bu nedenle ceza hukuku normlarının belirlediği davranış modellerine aykırı düşen her fiil haksızlık içermektedir.
Kast suçun subjektif unsurunu, kusur ise iradenin oluşum süreci ile ilgili olarak, failin işlediği hukuka aykırı fiilden dolayı kınanabilirliğine ilişkin bir değer yargısını ifade etmektedir. Kınanabilirlik, failin hukuka uygun davranmak, haksızlık yapmamak imkan ve yeteneği varken, hukuka aykırı davranması, haksızlığı tercih/irtikap etmesi halidir. İnsan ... iradeye sahip bir varlık olması nedeniyle, haklı olan bir davranışla haksızlık arasında bir tercih yapma veya haklı olan davranış lehine karar verme, davranışlarını hukuk düzeninin gereklerine göre yönlendirebilme, hukuk düzenin yasakladığı davranışlardan sakınma yeteneğini haizdir. Kusur yargısının temelini oluşturan insanın irade özgürlüğü ise, haksızlık bilincinin varlığını gerekli kılar. Çünkü insanın haklı olan davranışları ile haksızlık arasında tercih yapabilmesi için bunu bilmesi şarttır. Fail, haksızlık bilincine sahipse ve ... iradesiyle haksız olan bir davranışı tercih ediyor ise kusurludur.
Şu halde kasten işlenmiş, tipe uygun/haksızlık içeren fiil, olayda bir hukuka uygunluk sebebi varsa suç teşkil etmeyecek, kusurluluğu ortadan kaldıran bir sebep varsa, suç oluşturmasına rağmen yaptırıma tabi tutulamayacaktır.
Hukuka aykırılık genel bir ifadeyle, hukuka (hakka) karşı gelmek (Heinrich l kn 305) onunla çatışma halinde olmak demektir. Suçun unsuru olarak hukuka aykırılık ise işlenen fiile hukuk düzeni tarafından cevaz verilmemesi, bütün hukuk düzeni ile çelişki ve çatışma halinde bulunması anlamına gelmektedir (Koca-Üzülmez, age, s. 252; Prof. Dr. Fatih Selami Mahmutoğlu, Av. Serra Karadeniz-LLM, Türk Ceza Kanunu Genel Hükümler Şerhi, s. 450).
5237 sayılı TCK'da yer alan hukuka uygunluk nedenleri; kanunun hükmünü yerine getirme (TCK 24/1. m.), meşru savunma (TCK 25/1. m.), hakkın kullanılması (TCK 26/1. m.) ve ilgilinin rızası (TCK 26/2. m.)dır.
TCK'nın 24. maddesinin 2, 3 ve 4. fıkralarında hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi, kusurluluğu ortadan kaldıran bir sebep olarak düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde işaret edildiği üzere hukuka aykırı olan ve emri verenin hukuki sorumluluğunu kaldırmayan bir emrin yerine getirilmesinin hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmesi mümkün değil ise de, Devlet tarafından yerine getirilen kamu hizmetinin yürütülmesinde amirin emrini yerine getirmek durumunda kalan ast yönünden bu durumun bir sorumsuzluk nedeni olarak kabul edilmesinde zaruret bulunmaktadır.
Kural olarak hukuka aykırı emre muhatap olan kamu görevlisinin bu emri denetlemesi, sorgulaması, hukuka aykırı olduğu kanaatinde ise amirin yazılı emri ve ısrarı olmadan yerine getirmemesi gerekir. Ancak Anayasının 137/3. maddesinde "Askeri hizmetlerin görülmesi ve acele hallerde kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması için kanunda gösterilen istisnaların saklı" olduğu belirtilerek, yapılan işin mahiyeti, kamu düzeni ve kamu güvenliği nedeniyle bazı istisnalara yer verildiği de görülmektedir. Muadil düzenleme TCK'nın 24/4. maddesinde de yer almaktadır.
Keza bir hukuk devletinde prensip olarak konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur. (1982 Anayasasının 137/2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 24/3. maddesi). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B).
Amiri tarafından “askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emrin, bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum” olan ast, işlemekte olduğu haksızlığı hukuka uygun hale getiren bir sebebin bulunduğunu düşünmekte ise cezai sorumluluğu ne olacaktır?
Amirin emrini icra sureti ile işlenen suçlardan dolayı hukuka uygunluk meselesi, Askeri Ceza Hukukunda büyük bir önem taşır. Gerçekten askerlik hizmeti, diğer hizmetlerden farklı olarak, fertlerden daha tam, daha kesin ve daha çabuk bir itaat bekler, hatta böyle bir itaate askerleri zorlar. Nitekim 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 14. maddesine göre: “Ast, amir ve üstüne umumi adap ve askeri usullere uygun tam bir hürmet göstermeğe, amirlerine mutlak surette itaate ve kanun ve nizamlarda gösterilen hallerde de üstlerine mutlak itaate mecburdur. Ast, muayyen olan vazifeleri, aldığı emri vaktinde yapar ve değiştirmez, haddini aşamaz. İcradan doğacak mes’uliyetler emri verene aittir. İtaat hissini tehdit eden her türlü tezahürler, sözler, yazılar ve fiil ve hareketler cezai müeyyidelerle men olunur.”
İşte askerlik hizmetinin bu özelliğini nazara alan Anayasamız, “kanunsuz emir” kenar başlığını taşıyan 137. maddede, kanunsuz emrin yerine getirilemeyeceğini ve böyle bir emri alan memurun ne suretle hareket etmesi gerekeceğini belirttikten sonra “Askeri hizmetlerin görülmesi… için kanunla gösterilen istisnalar saklıdır” dediği gibi, AsCK da amir tarafından verilen emrin yerine getirilmesine ilişkin olmak üzere, şöyle bir hüküm sevk etmiştir: “Hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse, bu suçun işlenmesinden emir veren mesuldür. Aşağıdaki hallerde maduna da faili müşterek cezası verilir; kendisine verilen emrin hududunu aşmış ise; amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise”
Bu düzenlemelere göre, emri veren amir ise kesin itaat kuralı her bakımdan geçerlidir; ast emre mutlak surette itaat edecektir. Üst ise kanun ve nizamlara göre kendisine böyle bir emir vermeğe yetkili olup olmadığını araştıracak, yetkili olduğuna kanaat getirirse itaat edecektir. İç Hizmet Kanununa göre, amir makam ve memuriyet yönünden emretmek yetkisine sahip kimse iken (m. 9); üst, rütbe ve kıdem büyüklüğünü ifade eder (m. 10). Mevzuat, konusu suç teşkil eden emir müstesna, amir tarafından verilen emrin muhteva itibari ile kanuna uygunluğunu araştırmaktan astı yasaklamıştır. Emrin hizmete ilişkin olması halinde, emri yerine getiren kimsenin prensip itibari ile hiçbir ceza sorumluluğu yoktur ve bütün sorumluluk sadece emri verene aittir. Özel nitelikte olmayan ve bu özel niteliği ilk bakışta anlaşılmayan her emir, hizmetle ilgili sayılmak gerekir.
Ast kendisine verilen emrin bir suç işlemek maksadı ile verildiğini biliyorsa ve buna rağmen emri yerine getirmişse kendisi de amirle birlikte ceza görecektir. Dikkat edileceği veçhile, astın bu hususta sadece bir şüpheye kapılması cezalandırılması için yeterli değildir, zira her asker, amiri tarafından verilen emrin kanuni olduğunu farz ve kabul etmek zorundadır ve bu konuda ast lehine bir karinenin varlığı kabul edilebilir (AsCK 41, f. 2 ve 3)(Prof, Dr. Sahir Erman Askeri Ceza Hukuku Syf 176 vd.).
Hata (yanılma); genel olarak kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Hata, kastı ortadan kaldıran veya kusurluluğu etkileyen hata olmak üzere ikiye ayrılır. Suçun maddi unsurlarında (TCK 30/1), suçun nitelikli hallerinde (TCK 30/2), hukuka uygunluk nedenlerinin maddi şartlarında (TCK 30/1-3) hata halleri kastı kaldırır. Kusurluluğu ortadan kaldıran veya azaltan sebeplerin maddi şartlarında hata (TCK 30/3) ile haksızlık yanılgısı (yasak hatası) (TCK 30/4) kusurluluğu etkileyen hata şekilleridir. Kastı kaldıran hata türüne hukuka uygunluk nedenlerinin sınırındaki yanılgıyı da eklemek gerekmektedir (TCK 27/1) (Dairenin 24/4/2017 tarih ve 2015/3-2017/3 sayılı kararı).
TCK'nın 30/3. maddesinde "ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ilişkin koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi bu hatasından yararlanır." denilerek hukuka uygunluk nedenleri ile kusurluluğu etkileyen haller birlikte düzenlenmiştir. Hukuka uygunluk nedenlerinin maddi şartlarındaki hatayı bu kapsamda değerlendirmek gerekecektir. Hatadan yaralanmak için kaçınılmaz olması gereklidir.
Failin hukuk düzenince tanınmayan bir hukuka uygunluk nedeninin var olduğu (Bestandsirrtum / Erlaubnisnormirrtum) ya da hukuken tanınan bir hukuka uygunluk nedeninin hukuki sınırında yanılgı içinde (Grezirrtum Erlaubnisgrenzirrtum) olduğu durumda izin yanılgısı (Erlaubnisirrtum) ya da dolaylı haksızlık yanılgısından (der indirikte Verbotsirrtum) söz edilmektedir. Bu durumda somut vakıaya değil, münhasıran norma dayalı bir değerlendirme söz konusu olduğundan, haksızlıkla doğrudan bir ilgisi bulunmayan bu yanılgının haksızlık yanılgısı (TCK m. 30/4) kapsamında mütalaa edilmesi gerekmektedir.
Bu yanılgı türünün haksızlıkla doğrudan bir ilgisinin bulunmaması nedeni ile kast üzerinde herhangi bir etkisi de yoktur. Fiil kasten icra edilen bir haksızlık olma özelliğini korur. Hukuka uygunluk nedenlerini düzenleyen normların da bir hukuk normu olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu yanılgı norma dayalıdır. Ancak bu norm bir suç tipine dayanak oluşturan yasak normu değil, bu normun yasakladığı davranışa izin veren bir normdur. Failin izin normunu bilmemesine ya da yanlış bilmesine dayalı bir değerlendirme yanılgısı mevcuttur. Fail, hukuk düzeninde mevcut olmayan bir hukuka uygunluk nedenini var saydığı veya hukuki sınırında yanılgıya düştüğü için hukuk düzeninin fiiline izin verdiği kanaati ile hareket etmektedir.
İzin yanılgısının kaçınılmaz olması durumunda, failin haksızlık bilinci ile hareket ettiği söylenemez. Failin içinde bulunduğu izin yanılgısı, yasak normunun uyarı fonksiyonunu tamamen işlevsiz bırakmaktadır. Yasak normu ile izin normunun çatıştığı bir durumda, uygulanma önceliği izin normuna aittir. Buna bağlı olarak izin normu, yasak normunun fiilin icrasından kaçınmak yönündeki uyarısını tümüyle etkisiz bırakmaktadır. Kaçınılmaz izin yanılgısı halinde, kusuru tamamen ortadan kalkacağı için faile ceza verilemez (TCK m. 30/4; CMK m. 223/3-d) (Neslihan Göktürk Haksızlık Yanılgısının Ceza Sorumluluğuna Etkisi sh.125 vd.).
Failin, gerçekte olmamasına rağmen işlemiş olduğu fiili hukuka uygun hale getiren bir sebebin bulunduğu düşünerek hareket etmesi hali haksızlık yanılgısının ikinci görünüm şeklini oluşturmaktadır. Bu ihtimalde fail işlediği fiilin yasaklılığına ilişkin tam bir bilgiye sahiptir, ancak somut olayda işlemiş olduğu haksızlığı hukuka uygun hale getiren bir sebebin bulunduğunu düşünmektedir. Kısaca fail bir hukuka uygunluk nedeninin hukuki varlığında hataya düşmektedir (Koca-Üzülmez, age s.344).
Failin hataya düşmesindeki kişisel kusurun değerlendirilmesi ile ilgili olması hasebiyle hatanın kaçınılamaz olup olmadığı, ex ante bir değerlendirme ile failin bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, yaşı, rütbe ve görevi, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre koşulları somut olayın özellikleri göz önünde bulundurularak belirlenecektir.
B-) İLK DERECE MAHKEMESİNCE VE BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNCE SÜBUTU KABUL EDİLEN SOMUT OLAY:
Ortaya çıkışından itibaren kendisini dini bir cemaat görüntüsüyle topluma takdim eden ve eğitim işlerini paravan olarak kullanmak suretiyle devlet kurumlarına sızacak kadrolarını gizli ve özel yöntemlerle yetiştiren FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün nihai hedefinin Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik ve laik Anayasal düzenini cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu 15 Temmuz 2016 tarihinde örgütün TSK içerisine yerleştirdiği üyelerince girişilen darbe teşebbüsüyle açığa çıkmıştır.
Uzun vadede ülke yönetimini ele geçirme amacı güden ve bu amaca ulaşılabilmesi bakımından mensuplarının motivasyonunu her daim üst düzeyde tutan örgütün bu yöndeki planlarının 17/25 Aralık sürecinde deşifre olması ve özellikle TSK içindeki uzantılarının temizlenmesine dönük çalışmalara başlanmasından sonra, uzun yıllar sonucunda ulaştığı gücü kaybetme endişesiyle ülke yönetimine el koyarak Anayasal düzeni değiştirmek konusundaki eylemlerine hız verdiği anlaşılmıştır.
Bu kapsamda ordu içindeki mensuplarının gizli toplantılar düzenledikleri, bu toplantıların bir çoğuna sivil imamların da katıldığı, toplantılarda darbe teşebbüsüne ilişkin planlamaların yapıldığı görülmüş olup, bu toplantılardan en önemlisinin Ankara ile Konutkent semtindeki bir villada örgütün Hava Kuvvetleri imamı ...'ün başkanlığında 6-7-8-9 Temmuz 2016 tarihlerinde yapılan toplantı olduğu, bu toplantıya katılan askerler ve bağlı oldukları sivil imamların farklı gruplara ayrılıp ayrı odalarda çalıştıkları, gruplar arasındaki koordinasyonun ... tarafından sağlandığı, toplantılarda görüşülen hususların ... tarafından telefonla örgüt lideri ...'e iletildiği, 9 Temmuz günü son değerlendirme toplantısı yapıldıktan sonra ... ile sivil imamlardan ...'ın 11 Temmuz tarihinde ABD'ye giderek darbe faaliyeti ile ilgili bilgileri örgüt liderine aktardıkları ve 13 Temmuz tarihinde tekrar yurda döndükleri,
Darbe faaliyeti kapsamında gerek farklı illerdeki, gerekse farklı birliklerdeki faaliyetlere ilişkin planlamanın daha detaylı şekilde yapılabilmesi bakımından ilgili birlik personeli ve bağlı oldukları mahrem imamların katılımıyla toplantılar düzenlendiği, ... ve Jandarma teşkilatına dönük çalışmalar noktasında ise Ankara ili Tandoğan semtindeki Magnet Tıp Merkezi yanındaki ... Eczanesinin üst katındaki ofiste, Yenimahalle ilçesi, ... Caddesi no:332/1'deki adreste, ... semti 1233. Cadde 5/7 numaralı adreste, Yenimahalle ilçesindeki ... konutları yakınındaki ... Kolejinin 500-600 metre ilerisindeki B Blok 33 nolu dairede, ... mahallesi 863. Sokak ... Apartmanında bulunan bila nolu dairede ve Altınpark civarındaki bilinmeyen bir adreste toplantılar düzenlendiği, bu toplantılara örgütün mahrem imamlarından ... kod adlı ..., ... kod adlı ..., ... kod adlı ... ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., firari sanıklar ..., ..., darbe gecesi karargahta ölü ele geçirilen Binbaşı .... ile davanın sanığı olmayan ..., ..., ... Hacıpaşalıoğlu, ..., ... gibi askerlerin katıldıkları, mahrem imamlar tarafından toplantıya katılan askerlerin cep telefonu ve tabletlerine line ve orbot isimli programların yüklendiği, darbeye ilişkin haberleşmenin bu uygulamalar üzerinden yapılacağının belirtildiği,
Darbe faaliyetine 16/07/2016 günü saat 03:00'da başlanması planlanmışken, darbe kapsamında kendisine görev tevdii edilen Kara Havacılık Komutanlığında helikopter pilotu olan Binbaşı ... 'nın 15 Temmuz günü öğle saatlerinde MİT Müsteşarlığına giderek kendisine söylendiği kadarıyla Kara Havacılık Komutanlığından kalkacak iki adet Skorsky ve Cougar helikopteri ile saat 19:00'dan itibaren geç saatlere kadar izinsiz uçulacağı ve MİT müsteşarı ... 'ın alınacağı şeklinde bilgiler verildiğini anlatması üzerine, MİT Müsteşarı ... 'ın durumu Genelkurmay I. Başkanı Orgeneral ...'a bildirdiği, yapılan durum değerlendirmesi sonucu Genelkurmay Başkanı ...'ın Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral ... 'ı saat 18:30 sularında durumu yerinde tetkik etmesi amacıyla Kara Havacılık Komutanlığına gönderdiği ve gerektiği takdirde adli işlem yapması için yanına askeri savcı ve Merkez komutanlığından yeteri kadar adam almasını söylediği, 4. Kolordu komutanı Korgeneral ... 'ı da Etimesgut'ta bulunan Zırhlı Birlikler Tugayına gönderdiği,
Kara Kuvvetleri Komutanının yanına askeri savcı ve Merkez komutanını alarak Kara Havacılık Komutanlığı'na gittiğini öğrenen Genelkurmay Başkanlığındaki darbeci unsurların aralarında durum değerlendirmesi yaptıkları, örgüte mensup askeri personele yönelik tutuklamaların başlaması ve darbe planının ifşa olması ihtimalini gözeterek darbe saatini öne çektikleri, ilgili örgüt mensuplarını bu yönde bilgilendirdikleri ve saat 20:30 itibariye darbe girişimini başlattıkları,
Olay akşamı Gazi Orduevi'nde düğünde olan Jandarma Genel Komutanı Orgeneral ...'ye saat 21:00'da Genelkurmay'da çatışma çıktığı yönünde bilgi verilmesi üzerine ...'nin ... Kurmay Başkanlığına vekalet eden Tümgeneral ...'i telefonla arayarak durumu sorduğu ve karargahta buluşma kararı aldıkları, düğünden ayrılan ...'nin aracına bineceği sırada emir subayı ... ve Konya Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral ... tarafından araçta rehin alındığı ve Akıncı üssüne götürüldüğü,
Kurmay Başkanı ...'in Genel Komutanlık Harekat merkezini aradığı, sesinden tanıdığı Kurmay Binbaşı ...'ın "Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu, sıkıyönetim ilan edildi, sokağa çıkma yasağı var" diyerek telefonu kapattığı, bu sırada ... TEM daire başkanı ...'ın ...'i arayarak "komutanım darbe olmuş duydunuz mu" dediği, ...'in ise " ne darbesi, darbe mi olur bu çağda" diye karşılık verdiği, sonrasında ... karargahında buluşmayı kararlaştırdıkları,
...'in durumu Asayiş Daire Başkanı Kurmay Albay ...'e de bildirdiği, ...'in de Harekat Merkezini defalarca aramasına rağmen telefonuna bakılmadığı en sonunda telefondan "TSK tarafından yönetime el konuldu. Sıkıyönetim ilan edildi. Sokağa çıkma yasağı ilan edildi." şeklinde sözde darbe duyurusunun okunduğu, ...'in karargaha gelinip duruma el konulmasını söylemesi üzerine ... tarafından İstihbarat Daire Başkanı Kurmay Albay ..., İstihbarat Plan Güvenlik Daire Başkanı Kurmay Albay ..., Personel Plan Yönetim Daire Başkanı Kurmay Albay ... ve ... Genel Plan ve Prensipler Başkanı Tuğgeneral ...'nun telefonla arandığı, durum hakkında bilgi verildiği, Karargaha gitmek suretiyle darbeye kalkışan personele karşı konması konusunda mutabakata varıldığı,
Bu sırada karargahtaki faaliyetleri organize eden ve emir komutayı elinde bulunduran sanıklardan Kurmay Albay ..., Kurmay Albay ... ve Yarbay ... ile sanık üsteğmen ...'in nizamiye bölgelerinde nöbet tutan uzman çavuşların yanına giderek terör saldırısı ihbarı aldıklarını belirterek nöbetçilerin elindeki MP5 tabancaları istedikleri, uzman çavuşların silahlarının alınması halinde terör saldırısından nasıl korunacaklarını söyleyip itiraz ettikleri halde dışarıdan takviye kuvvet gelecek diyerek silahları alıp nöbetçileri karargahın içerisine götürdükleri, yine darbenin başlamasıyla birlikte karargahta bulunan ve darbe karşıtı olacağını değerlendirdikleri rütbeli personeli Sükan salonunda topladıkları, cep telefonlarının alındığı, bu kişilere sıkıyönetim ilan edildiğini, bu andan itibaren sıkıyönetim kurallarının geçerli olduğunu, karşı çıkana tereddüt edilmeden müdahale edileceğini belirterek salonun önünde silahlı darbecilerin rehineleri kontrol altına tutmaya başladıkları, yine aynı şekilde erlerin Hulusi Sayın konferans salonuna götürülüp kontrol altına alındıkları,
Ankara il Jandarma Alay Komutanlığında görevli sanıklar Binbaşı ..., Üsteğmen ..., Astsubay ..., Astsubay ..., Astsubay ..., Astsubay ... ve darbe gecesi karargahta öldürülen Astsubay ...'ün ...'ın önderliğinde iki araç halinde saat 21:50 sıralarında sanık Albay ...'nın nezaretinde karargaha geldikleri, yine İl Jandarma Komutanlığında görevli sanıklar Uzman Çavuş ..., Astsubay ..., Astsubay ... ve Üsteğmen ...'ın ise bu ekipten ayrı olarak saat 22:22 de karargaha geldikleri ve ... tarafından içeri alındıkları,
Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığında kursiyer olarak görev yapan teğmenlere darbe günü sabah saatlerinde gece eğitimi yapılacağının duyurulduğu ve çağrı üzerine saat 21:00'e doğru teğmenlerin içtima alanında toplandığı, Tabur Komutanı Binbaşı Tarık Görener tarafından çok ciddi bir tatbikat olduğunun söylendiği, kursiyer teğmenlerin silah ve teçhizatlarını alarak dörderli ve beşerli gruplar halinde özel araçlarıyla sanık Yüzbaşı ... öncülüğünde ... binasına geldikleri ve saat 22:04'ten itibaren C nizamiyede sanık ... tarafından karşılanıp içeriye alındıkları,
Darbe girişiminde kendisine görev verilen jandarma personelinin darbenin başladığı saatten itibaren peyder pey gerek kendiliğinden, gerekse çağrı üzerine bireysel ya da toplu olarak Genel Komutanlık binasına geldikleri, nizamiye girişinde bulunan darbeciler tarafından isimleri kontrol edilerek içeri alındıkları, silah ve teçhizatsız gelen personelin doğruca silahlık bölgesine yönlendirildiği ve bu kişilerin silahlıktan MP5 tabanca aldıkları, bir kısımının kamuflaj giyinip teçhizat kuşandığı, bir kısmının birlikte giyilmeyen kamuflajları giydiği, darbe karşıtı olup da kışlaya girmeye çalışan personelin ise Albaylar ..., ..., ..., ... ve ... de olduğu gibi içeri alınmadığı,
Saat 22:20 sıralarında TEM Daire Başkanı ...'ın yanında koruması ... ve şoförü ... ile birlikte ... ile buluşmak üzere karargaha geldiği, kendilerini karşılayan nöbetçinin girişlerin yasak olduğunu söylemesi üzerine nizamiyeden çıkıp gidecekleri sırada rütbeli birinin gelmeleri yönünde el işareti yaptığı ve ...'ın ... ve ... paşaları sorması üzerine rütbeli şahsın TSK'nın yönetime el koyduğunu ve burada onların sözünün geçmediğini söylediği ve gelen grubun Sükan salonuna götürülüp rehinelerin içine alındığı,
Albaylar ..., ..., ... ve ...'ın ...'a ait araçla saat 22:30'da Genel Komutanlık binasının C nizamiye bölgesine geldikleri, ...'in telefon görüşmesi yapması nedeniyle arkada kaldığı, kursiyer teğmenler ile sanıklar ... ve ...'ın nizamiyede oldukları, kursiyer teğmenlerin ...'dan aldıkları emir üzerine ..., ... ve ...'a ellerindeki G3 tüfeğini doğrulttukları, Albaylar tarafından yaptıklarının suç olduğu, kendilerine verilen emirlerin kanunsuz olduğu ve emirleri dinlememeleri gerektiği söylendiği ancak teğmenlerin olumlu karşılık vermedikleri, gelen grupla darbeciler arasında arbede yaşandığı, ...'ın teğmenlerden birine yumruk attığı, ...'ın da ... etmesin diye diğer teğmeni tutmaya çalıştığı, sanık ...'nın teğmenlere bunları gözaltına alın şeklinde emir verdiği, ...'ın sanık ...'nın başına silah dayadığı sırada diğer sanık ...'ın da ...'a silah dayayıp ...'yı bırakmasını söylediği, ...'ın ...'ın elindeki silahı almaya çalıştığı sırada silahların ateşlendiği, ...'ın kolundan yaralandığı, yine darbeci sanık ...'ın da karargah içindeki bir darbecinin ateşiyle yaralandığı, ...'ın darbeciler tarafından sürüklenerek içeriye sokulduğu, ...'ın ise diğer albaylar ... ve ... tarafından hastaneye götürüldüğü, yaralı sanık ...'ın da ambulans ile GATA'ya sevk edildiği,
Karargah binası içine götürülen ve elleri kelepçelenen ...'ı gören sanık Kurmay Albay ...’in kendisine hitaben “Ne çektiysek senin elinden çektik, seninle hesaplaşacağız ... Bey, seni vururum.” dediği ve hemen ardından tabancasını çıkarıp kapak takımını çekip bırakmak suretiyle tam dolduruşa getirdikten sonra bir kez tetiğe bastığı, tabancanın tutukluk yapması neticesinde ... almadığı, ilerleyen saatlerde TEM daire başkanı ... ve korumaları ile Albay ...'ın Sükan salonundan alınarak Tuğgeneral ...'ın tutulduğu Atalay salonuna götürüldükleri,
Karargaha kursiyer teğmenleri getiren sanık Yüzbaşı ...'in saat 22:35'de yanında sanıklar ... ve ... ile darbe girişimi sırasında etkisiz hale getirilen kursiyer teğmen ... olduğu halde karargahtaki odasında çalışma yapan Tayin Daire Başkanı Tuğgeneral ...'ın odasına girdikleri, sanık ...'in kendisine "sıkıyönetim ilan edildi, buyurun gidelim komutanım" dediği, ... ve yanındaki haberci erin direndiği, bu esnada darbe faaliyeti sırasında etkisiz hale getirilen ... ve ... ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın da bu bölgeye geldikleri, bir kısmının sivil elbiseli, bir kısmının ise kamuflajlı olduğu, ellerinde silah ve tabanca bulunduğu, ...'ı yere yatırdıkları, üç kişinin omuzlarına, sırtına oturduğu, üzerine bastırdıkları, ellerini arkadan kelepçeledikleri, ceplerini boşaltıp rütbelerini söküp gözlerini kapatarak koridora çıkardıkları, katılanın önce Sükan Toplantı Salonuna götürüldüğü, içlerinden bir kısmının komutanlıktaki kameralara yakalanmamak için elleri ile yüzlerini kapatmaya çalıştığı, sonrasında bir üst katta bulunan Atalay Toplantı salonuna götürülüp sol tarafa bir yere oturttukları,
Saat 22:20 sıralarında Bilişim ve Teknik İstihbarat Dairesi Başkanı olan Kurmay Albay ...'ın kendisini aramasıyla Fetöcülerin karargahı ele geçirmeye çalıştığını öğrenen Albay ...'nin saat 22:50 de C nizamiyeye geldiği, sanıklardan ... ile tartıştığı, sonrasında nizamiyeden uzaklaşıp Güvercinlik kışlasına geri dönüp karargaha müdahale yapacak birlikleri organize etmeye çalıştığı,
Karargah yakınına gelen ... ve maiyetinin karargaha girmenin sakıncalı olması nedeniyle komutanlık binası yakınındaki Hisarcıklıoğlu camisini komuta merkezi olarak belirledikleri, Tuğgeneral ..., albaylar ... ve ... ile Ankara Özel Harekat Şube müdürü ...'in de bölgeye geldiği, polis özel harekat timleri ile Yarbay ... komutasındaki JÖAK (Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı) timinin bölgeye intikalinin sağlandığı,
Darbeciler tarafından yayınlanan sözde sıkıyönetim direktifinde İçişleri Bakanlığı müsteşarı olarak atanan ve darbe gecesi için ... karargah sorumlusu olarak belirlenen Kastamonu Bölge Jandarma Komutanı Tuğgeneral ... 'ın karargaha getirilmesi için sanıklar Yarbay ... ile Yarbay ...'in er ...'ın kullandığı araç ile saat 23:08'de karargahtan çıkıp ... 'ın evinin olduğu Anıttepe bölgesindeki Gençlik Caddesi ... Sokak’a gittikleri, ancak ... 'a ulaşamadıkları ve sanık ...'in bu kez yanında ... olmadan karargaha geri döndüğü,
Darbe girişimi sırasında zırhlı araç desteği sağlamakla görevlendirilen Mamak 28. Mekanize Piyade Tugayı'na kısa bir süre önce atanan darbeci Kurmay Yarbay ... 'nin olaydan önce Suriye sınırına asker sevki yapılacağı, KOKTOD (Kolluk kuvvetlerinin toplumsal olaylarda desteklenmesi) tatbikatı olabileceği ve bu nedenle teyakkuzda olunması gerektiğini söyleyerek darbe gecesi birlikten yapılacak çıkışın sorgulanmasını önlemek amacıyla altyapı oluşturduğu, darbe akşamı saat 21:30 sıralarında alarm verdirerek birlik personelini acil kışlaya çağırdığı, saat 22:00'dan itibarın kışlaya giriş yapılmaya başlandığı, ... 'nin rütbeli askerlere Genelkurmay Başkanlığına terör saldırısı düzenlendiğini ve Genelkurmay Başkanının rehin alındığını belirterek Ankara ilindeki belli yerlerin güvenliğini alacaklarını söylediği, acelece askerlerin içtimaya alındığı, mühimmat ve silah dağıtıldığı, ZPT ve ZMA'ların hazır edildiği, ... komutasındaki ekibin saat 23:20 gibi kışladan çıkış yapmaya başladığı, rütbeliler Yüzbaşı ... ile Üsteğmenler ..., ..., ... ve ...'nın birliklere komuta ettiği, gidiş yolunda önce halkın lehe tezahüratıyla karşılaşan birliğin yoluna devam ettiği, Sıhhiye köprüsü civarında ise halkın protestosuyla karşılaştıkları, bu sırada darbe girişimine sürüklendiklerini anlayan Üsteğmen ... ve Uzman Çavuş ...'in geldikleri Alpaslan Türkeş Bulvarından araçlarını geri dönderip kışlalarına gittikleri, diğer ekibin ise saat 24:00'dan itibaren ... etrafında konuşlandığı, zırhlı araçlardaki bir kısım rütbelinin seyir halindeyken ilk önce önlerine çıkan vatandaşları uzaklaştırmak için havaya ... ettiği, birliği komuta eden ... 'nin ise vatandaşların üzerine doğru ... ettiği,
Başbakanın saat 23:02'de televizyona çıkıp yaşanan olayların ordu içindeki bir grubun kalkışması olarak belirtmesi ve yine Cumhurbaşkanı'nın saat 00:24'te bir televizyon programına Facetime üzerinden görüntülü olarak bağlanarak, tüm vatandaşların darbe girişimine karşı durup demokrasiye sahip çıkmalarını istemesi üzerine halkın bu saatten sonra karargah binasının önünde toplanmaya başladığı,
Kara Havacılık Okulundan kalkan helikopterden darbeye karşı faaliyet yürüten zırhlı araçlara, köprü üstünde bulunan vatandaşlara ve A nizamiyesi bölgesine doğru ... açıldığı, yine Jandarma Genel Komutanlığının A ve B nizamiyelerinden de polis ekiplerine ve vatandaşlara doğru ... açıldığı, karargahtaki darbe girişimine karşı yürütülen faaliyetlerin komuta merkezi olarak belirlenen Hisarcıklıoğlu caminin 70-80 metre etrafına bomba atışının geldiği ancak cami lojmanı ve etrafına isabet kaydetmediği,
Olay yerine gelen polis özel harekat ve JÖAK ekiplerinin özellikle 28. Mekanize Tugayından gelen askerlerin teslim olmaları için birliğe komuta eden Yüzbaşı ... ile Üsteğmenler ..., ... ve ... ile görüşmeler yaptıkları, saat 03:30 dan itibaren Mekanize Tugayından gelen askerlerin teslim olmaya başladıkları ve en son birliğin komutanı olan ... 'nin yanındaki askerlerin ısrarı sonucu ikna olup teslim olduğu, askerlerin güvenli bölgelere alındıkları,
Sabah saat 06:00 sıralarında Atalay salonunda bulunan rehinelerden TEM daire başkanı ... ile koruması ...'ın infaz edilmek üzere Kral Ormanlık alanının içerisindeki Saygı Nöbetçileri Odası olarak kullanılan yere sanıklar ... ve ... ile yakalamalı sanık ... ... tarafından götürüldükleri, sanık ...'in diğer sanıklar ... ve ...'a orada bulunan camdan dışarıyı gözetlemelerini söylediği, ... ve ...'nun rehinelere ve ...'e arkalarını dönüp dışarıyı gözetlemeye başladıkları, bu arada sanık ...'in ekspertiz raporunda nitelikleri belli edilen MP5 otomatik tabanca ile ... ve ...'a ... ettiği, ...'ın olay yerinde hayatını kaybettiği, ...'ın ise hayati tehlike geçirecek şekilde ağır yaralandığı,
Yine sanık ...'in ...'ı aynı saatlerde infaz etmek istediği, ...'ın sanık ...'in kendisine "gittiğin yerde tuvalet ihtiyacın olmayacak" şeklindeki sözünden durumu anladığı ve kendisini götüren silahlı kişileri yavaş hareket ederek oyaladığı, bu nedenle ...'ı götüren sanıkların diğer sanık ...'i kaybettikleri, devamında katılan ...'in otopark bölgesine indirildiği, bu suretle infaz edilmekten kurtulduğu,
Darbe teşebbüsüne karşı gelen kolluk kuvvetlerine karşı uçak desteği isteyen ve gelecek uçakların tarif edilen yerlere bomba atacağını bilen sanıkların, bombanın binaya isabet etme ihtimalini dikkate alarak, Atalay, Sükan ve Hulusi Sayın Konferans salonlarında rehin alınan rütbeli personel ile erleri B1, B2 ve B3 otoparkındaki zemin altında bulunan güvenli kısımlara indirdikleri,
Sabah saat 07:00 itibariyle PÖH ve JÖH unsurlarının darbeye karışanları etkisiz hale getirmek üzere içeriye girmeye başladıkları, buna karşılık darbecilerin araç sevk kısımlarını dışarıdan gelecek müdahaleleri önlemek amacıyla kum torbalarıyla tahkim ettikleri, garaj çıkış kısmına resmi bir otonun çekildiği, zırhlı araçlardan araç sevk çıkış kapısına ... edilmesi üzerine içeride bulunan bir kısım darbecinin araç çıkış kapısından dışarıya doğru ellerindeki silahlarla mevzi aldıkları ve ... ettikleri,
Kolluk tarafından içeriye sis bombası atılması ve Genel Komutanlık Karargahındaki darbe faaliyetinin başarısız olacağını anlamaları üzerine durum muhakemesi yapmak üzere tüm sanıkların 10 ve 11. kattaki kısma çıktıkları, burada durum değerlendirmesi yaptıkları, haberleşme araçları olan cep telefonlarından sim kartların atılması, telefonların fabrika ayarlarına döndürülmesi gibi yöntemler kullanılmak suretiyle delillerin yok edilmesine ilişkin kararlar aldıkları, başka çıkar yol kalmadığını anlamaları üzerine teslim olmaya karar verdikleri, daha sonra tekrar otopark kısmına inip silahlarını bıraktıkları, bazı darbecilerin rehinelerin içerisine karışmaya çalıştığı, Kurmay Albay ...'ın yönlendirmesi ile rehineler ve yanlarında bulunan darbecilerin gelen polis ekipleri tarafından teslim alındığı,
... karargahı ve çevresinde darbe gecesi yaşanan olaylar sonucunda, TEM Daire Başkanı ...'ın koruması ...'ın dışında darbeye karşı koymak için karargah civarına gelen ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... adlı vatandaşların şehit oldukları, ... TEM Daire Başkanı ...'ın hayati tehlike geçirecek şekilde ağır yaralandığı, yine Kurmay Albay ...'ın kolundan yaralandığı, Kurmay Albay ... ile darbeye karşı koymak için karargah önüne gelen vatandaşlardan ..., ... ve ...'un darbecilerin ateşine maruz kaldıkları, darbeci şahıslardan Binbaşı ..., Yüzbaşı ..., Yüzbaşı ..., Üsteğmen ..., Teğmen ..., Teğmen ..., Astsubay ... ve Astsubay ...in de darbe faaliyetini icra için giriştikleri çatışmada öldürüldükleri görülmüştür.
15 Temmuz 2016 tarihinde akşam saatlerinde başlayıp 16 Temmuz 2016 sabahına kadar süren ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Türk Silahlı Kuvvetleri içerisine sızmış üyelerinin plan, icra ve koordinasyonunda gerçekleştirilmek istenen hain darbe girişiminin, çoğunluğu Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyük kentlerimiz olmak üzere birçok ilimizde şiddetli çatışmalara sahne olduğu, 8000’in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000'e yakın hafif silahın darbe girişiminin başarıya ulaşması amacıyla kullanıldığı, TBMM ve ... Külliyesi başta olmak üzere, Ankara Emniyet Müdürlüğü, Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığı, Türksat gibi bir çok stratejik merkezin havadan taarruz helikopterleri ve savaş uçakları tarafından bombalandığı, Genelkurmay Başkanlığı ile diğer Kuvvet Komutanlıklarının ele geçirilmeye çalışıldığı, Cumhurbaşkanına suikast girişiminde bulunulduğu, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı yapıldığı, belli kurum, kuruluş, kışla, tesis, havaalanı, park, meydan, cadde, köprü, vb. yerleri ele geçirmek için kışlasından çıkan askeri unsurların emniyet güçleri ve halkın direnişiyle karşılaşması üzerine halka ve emniyet güçlerine ... ettikleri, askeri uçaklarla insanların üzerine bomba atıldığı, darbe girişimine karşı çıkan TSK mensuplarıyla darbeci unsurların çatıştığı, 250’ye yakın insanımızın darbeciler tarafından şehit edilip 2.500'den fazla insanımızın da yaralandığı, başta sivil halkın direnişi ve darbe karşıtı TSK personeli ile emniyet güçlerinin karşı koymasıyla darbe girişiminin başarısızlığa uğratıldığı anlaşılmıştır.
C-)HUKUKİ AÇIKLAMALAR VE SOMUT OLAY ÇERÇEVESİNDE HÜKÜMLERİN İNCELENMESİ:
Sanıkların üzerlerine atılı müsnet suçların unsurları ve özel görünüm şekilleri, savunmalarında ileri sürülen hukuki kurumlar ile ilgili olarak yapılan açıklamalar, 15 Temmuz 2016 günü ülke genelinde yaşanan olaylar, Bölge Adliye ve İlk Derece Mahkemelerince sübutu kabul edilen somut olay çerçevesinde sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesine gelince;
I- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan kurulan mahkumiyet , Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında maktüller ..., ..., ..., ..., , ..., ... ve ...'a karşı kasten insan öldürme suçundan ayrı ayrı kurulan mahkumiyet ,katılanlar ..., ..., ...,...'a karşı kasten insan öldürmeye teşebbüs suçundan ayrı ayrı mahkumiyet, Sanık ... hakkında; ... karşı kasten insan öldürme suçundan mahkumiyet, katılanlar ... ve ...'a karşı kasten insan öldürmeye teşebbüs suçundan mahkumiyet,Sanıklar ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,, ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ... , ... , ..., ..., ..., ... ve ... hakkında katılan ... müştekiler ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ...,... , ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ...,..., ..., , ..., ... , ... , ..., ..., ..., ...'a karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet;Sanıklar ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,,..., ..., ..., , ..., ..., , ...,... ve ...'ün silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet;
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında; Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, kasten insan öldürme, kasten insan öldürmeye teşebbüs,kişiyi hürriyetinden yoksun kılma,Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs ,Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından ayrı ayrı beraat; ...,...,,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ,...,...,...,... hakkında kasten insan öldürme, kasten insan öldürmeye teşebbüs,kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen beraat, sanık ... hakkında maktüller ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ... ve ...'a karşı kasten öldürme, katılanlar ..., ..., ..., ... ve ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüs, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma,Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlarından ayrı ayrı beraat, sanık ... hakkında Siyasal ve askeri casusluk suçundan beraat , sanık ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından beraat; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme,Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından ayrı ayrı beraat; sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, maktullere yönelik kasten öldürme,katılanlara karşı kasten öldürmeye teşebbüs, mağdurlara karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat; kararları ile sanık ... hakkında birleşen dosya yönünden Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan kurulan davanın reddine dair kararlara yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eşzamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nın 37. maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduklarının kabulünde zorunluluk bulunmakla;
Sanıklar FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yönetimi tarafından planlanıp, örgütsel faaliyet kapsamında icra edilen Anayasayı ihlal suçuna ilişkin olarak olay günü ortaya koydukları davranışlar itibariyle planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek, emir doğrultusunda ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini birlikte gerçekleştirerek suçun icrasında üstlendikleri rolleri, her birinin suçun icrasına ilişkin etkin, fonksiyonel katkıları da göz önünde bulundurulduğunda, fiil üzerinde ortak hakimiyet kurduklarının kabulü ile TCK'nın 309. maddesinden mahkumiyetlerine dair verilen hükümlerde;
Sanıklar hakkında; darbe teşebbüsüne katıldığına ilişkin icrai bir hareketleri tespit edilememesi karşısında verilen beraat ve silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinde;
Sanıklar hakkında kasten insan öldürme,kasten insan öldürmeye teşebbüs ve kişi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerinde
İsabetsizlik bulunmamış,
Yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs; sanıklar ..., ...,..., ..., ...,...,..., ...,...,...,...,..., ..., ..., ..., ... ,...,...,... hakkında silahlı terör örgütü üyeliği, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kasten öldürme, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kasten öldürmeye teşebbüs etme, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkumiyete yönelik hükümlerde vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uygun yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirmek suretleriyle uygulandığı, yine;
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, kasten insan öldürme, kasten insan öldürmeye teşebbüs,kişiyi hürriyetinden yoksun kılma,Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından ayrı ayrı beraat,...,..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs; maktullere yönelik kasten öldürme, katılanlara karşı kasten öldürmeye teşebbüs, mağdurlara karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat; sanıklar ...,...,...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ,..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,...,...,..., ...,..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, kasten insan öldürme, kasten insan öldürmeye teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen beraat; sanık ... hakkında birleşen dosya yönünden Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan verilen davanın reddi kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla;
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,Katılanlar vekilleri ile sanıklar ve müdafiilerinin temyiz itirazları yerinde görülmeyerek CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davalarının ayrı ayrı esastan reddiyle mahkumiyete,beraate ve davanın reddine ilişkin hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA,
II- Sanıklar ...,...,...,...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs suçuna yardım suçundan kurulan mahkumiyet; sanık ... hakkında Kasten insan öldürme suçuna yardım,kasten insan öldürmeye teşebbüs suçuna yardım suçlarından kurulan mahkumiyet kararları ile kasten insan öldürme,kasten insan öldürmeye teşebbüs suçlarından beraat kararları;sanık ... hakkında Anayasal Düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan beraat ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararları;Sanık ... hakkında Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs , kasten insan öldürme,kasten insan öldürmeye teşebbüs,kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen beraat kararları ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararı;Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararı,Sanıklar ...,...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ,..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen beraat kararları; Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında; maktüller ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'a karşı kasten öldürme suçundan, katılanlar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan verilen ayrı ayrı beraat, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında mağdurlara yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrı ayrı beraat ;Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında maktül ...’a karşı kasten insan öldürme, katılanlar ... ve ...'a karşı kasten insan öldürmeye teşebbüs suçlarından ayrı ayrı beraat, hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelemesinde:
A-)Sanıklar ...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,... yönünden yapılan incelemede:
Somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eşzamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nın 37. maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduklarının kabulünde zorunluluk bulunmakla;
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yönetimi tarafından planlanan genel darbe planı çerçevesinde kendilerine verilen ve ülke çapında gerçekleştirilen anayasal düzeni ihlal suçunun icra hareketleriyle de illi bir değer taşıyan emri/görevi kabullenerek olay tarihinde, kanunsuz emirler doğrultusunda darbeye karşı çıkan vatandaşı uzaklaştırmaya çalışmak, bu kapsamda mahiyetindeki askeri personele ... emri vermek, toplanan vatandaşları dağıtmak için rastgele ... etmek, yolları kesmek,... beştepe yerleşkesine ve binasına girmek,girmeye çalışmak şeklindeki; sanıkların sübutu kabul edilen eylemlerinin, Anayasayı ihlal suçunu teşkil ettiğinde kuşku bulunmamasına, suçun icra hareketlerini müşterek fail olarak gerçekleştiren sanıkların, konumları, rütbeleri ve mesleki tecrübeleri itibariyle haklarında TCK'nın 24/1-4 ve 30. maddelerinin tatbik şartlarının bulunmadığı da gözetilerek fiil üzerinde ortak hakimiyet kurduklarının kabulü ile “müşterek fail” olarak TCK'nın 37. maddesi delaletiyle 309. maddesi gereğince, ayrıca kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları yönünden fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurduğu ve işlenen suçların doğrudan faili olduğu gözetilerek tüm maktullere yönelik öldürme,tüm mağdurlara yönelik öldürmeye teşebbüs, tüm mağdurlara yönelik olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanıkların karargaha giriş yaptığı andan itibaren sorumlu olduğu hususu nazara alınarak,bu belirleme yapıldıktan sonra meydana gelen eylemlerden ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
B- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında; maktüller ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'a karşı kasten öldürme suçundan, katılanlar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan ayrı ayrı beraat, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında mağdurlara yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrı ayrı beraat hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelemesinde:
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yönetimi tarafından planlanan genel darbe planı çerçevesinde kendilerine verilen ve ülke çapında gerçekleştirilen anayasal düzeni ihlal suçunun icra hareketleriyle de illi bir değer taşıyan emri/görevi kabullenerek olay tarihinde, kanunsuz emirler doğrultusunda darbeye karşı çıkan vatandaşı uzaklaştırmaya çalışmak, bu kapsamda mahiyetindeki askeri personele ... emri vermek, toplanan vatandaşları dağıtmak için rastgele ... etmek, yolları kesmek,... beştepe yerleşkesine ve binasına girmek şeklindeki; sanıkların sübutu kabul edilen eylemlerinin, Anayasayı ihlal suçunu teşkil ettiğinde kuşku bulunmaması gözetilerek fiil üzerinde ortak hakimiyet kurduklarının kabulü ile “müşterek fail” olarak TCK'nın 37. maddesi delaletiyle kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları yönünden doğrudan faili olduğu gözetilerek tüm maktullere yönelik öldürme,tüm mağdurlara yönelik öldürmeye teşebbüs, tüm mağdurlara yönelik olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanıkların karargaha giriş yaptığı andan itibaren sorumlu olduğu hususu nazara alınarak,bu belirleme yapıldıktan sonra meydana gelen eylemlerden ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
C)Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'e yönelik temyiz taleplerinin incelemesinde:
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yönetimi tarafından planlanan genel darbe planı çerçevesinde kendilerine verilen ve ülke çapında gerçekleştirilen anayasal düzeni ihlal suçunun icra hareketleriyle de illi bir değer taşıyan emri/görevi kabullenerek olay tarihinde, kanunsuz emirler doğrultusunda darbeye karşı çıkan vatandaşı uzaklaştırmaya çalışmak, bu kapsamda mahiyetindeki askeri personele ... emri vermek, toplanan vatandaşları dağıtmak için rastgele ... etmek, yolları kesmek,... beştepe yerleşkesine ve binasına girmek şeklindeki; sanıkların sübutu kabul edilen eylemlerinin, Anayasayı ihlal suçunu teşkil ettiğinde kuşku bulunmamasına, suçun icra hareketlerini müşterek fail olarak gerçekleştiren sanıkların, konumları, rütbeleri ve mesleki tecrübeleri itibariyle haklarında TCK'nın 24/1-4 ve 30. maddelerinin tatbik şartlarının bulunmadığı da gözetilerek fiil üzerinde ortak hakimiyet kurduklarının kabulü ile “müşterek fail” olarak TCK'nın 37. maddesi delaletiyle 309. maddesi gereğince mahkumiyetlerine karar verilen sanıkların, ayrıca kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları yönünden fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurduğu ve işlenen suçların doğrudan faili olduğu gözetilerek ... dahil tüm maktullere yönelik öldürme,... ve ... dahil tüm mağdurlara yönelik öldürmeye teşebbüs suçlarından darbe teşebbüsünün başından itibaren organizasyondan sorumlu oldukları hususu nazara alınarak,bu belirleme yapıldıktan sonra meydana gelen eylemlerden ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamı ile uyumlu bulunmayan kabul ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
D) Sanık ... yönünden:
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yönetimi tarafından planlanan genel darbe planı çerçevesinde kendilerine verilen ve ülke çapında gerçekleştirilen anayasal düzeni ihlal suçunun icra hareketleriyle de illi bir değer taşıyan emri/görevi kabullenerek olay tarihinde, kanunsuz emirler doğrultusunda darbeye karşı çıkan vatandaşı uzaklaştırmaya çalışmak, bu kapsamda mahiyetindeki askeri personele ... emri vermek, toplanan vatandaşları dağıtmak için rastgele ... etmek, yolları kesmek,... beştepe yerleşkesine ve binasına girmek şeklindeki; sanıkların sübutu kabul edilen eylemlerinin, Anayasayı ihlal suçunu teşkil ettiğinde kuşku bulunmaması gözetilerek fiil üzerinde ortak hakimiyet kurduklarının kabulü ile “müşterek fail” olarak TCK'nın 37. maddesi delaletiyle ayrıca kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları yönünden fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurduğu ve işlenen suçların doğrudan faili olduğu gözetilerek tüm maktullere yönelik öldürme,tüm mağdurlara yönelik öldürmeye teşebbüs, tüm mağdurlara yönelik olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanığın karargaha giriş yaptığı andan itibaren sorumlu olduğu hususu nazara alınarak,bu belirleme yapıldıktan sonra meydana gelen eylemlerden ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
E)Sanık ... yönünden:
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
TCK’nın 221/4. fıkrasının 2. cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 E. 2015/1292 K. 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.).
TCK’nın 221/4. fıkrasının 2. cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde;
Oluş, sanık savunması ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair mahkeme kabulünde bir isabetsizlik yok ise de; sanığın örgütte kaldığı süre, konumu ve faaliyetleri de nazara alınarak,soruşturma ve kovuşturma aşamasında örgütün yapısı, faaliyetleri ve diğer örgüt mensupları ile ilgili vermiş olduğu bilgilerin etkin pişmanlık şartlarını taşıdığının kabul edilmesi gerektiği, bu kapsamda verilen bilgilerin niteliği, faydalılık derecesi ve yargılama sürecinde etkin pişmanlıkta bulunduğu aşamada gözetildiğinde, TCK’nın 221/4-2. cümlesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin sanık hakkında uygulanarak hakkaniyete uygun bir şekilde cezasından indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
F)Sanıklar ...,...,...,...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ,..., ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden yapılan incelemede:
1)Sanık ... yönünden:
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yönetimi tarafından planlanan genel darbe planı çerçevesinde kendilerine verilen ve ülke çapında gerçekleştirilen anayasal düzeni ihlal suçunun icra hareketleriyle de illi bir değer taşıyan emri/görevi kabullenerek olay tarihinde, kanunsuz emirler doğrultusunda darbeye karşı çıkan vatandaşı uzaklaştırmaya çalışmak, bu kapsamda mahiyetindeki askeri personele ... emri vermek, toplanan vatandaşları dağıtmak için rastgele ... etmek, yolları kesmek,... beştepe yerleşkesine ve binasına girmek şeklindeki; sanıkların sübutu kabul edilen eylemlerinin, Anayasayı ihlal suçunu teşkil ettiğinde kuşku bulunmamasına, suçun icra hareketlerini müşterek fail olarak gerçekleştiren sanıkların, konumları, rütbeleri ve mesleki tecrübeleri itibariyle haklarında TCK'nın 24/1-4 ve 30. maddelerinin tatbik şartlarının bulunmadığı da gözetilerek fiil üzerinde ortak hakimiyet kurduklarının kabulü ile “müşterek fail” olarak TCK'nın 37. maddesi delaletiyle 309. maddesi gereğince, ayrıca kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları yönünden fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurduğu ve işlenen suçların doğrudan faili olduğu gözetilerek tüm maktullere yönelik öldürme,tüm mağdurlara yönelik öldürmeye teşebbüs, tüm mağdurlara yönelik olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanığın karargaha giriş yaptığı andan itibaren sorumlu olduğu hususu nazara alınarak,bu belirleme yapıldıktan sonra meydana gelen eylemlerden ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
2)Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ,..., ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden:
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yönetimi tarafından planlanan genel darbe planı çerçevesinde ülke çapında gerçekleştirilen anayasal düzeni ihlal suçuna ilişkin,amaç suç yönünden gerçekleştirilen hazırlık hareketi niteliğinde kalan eylemlerin bu suçun hazırlık hareketlerini suç sayarak yaptırıma bağlayan TCK'nın 314/2 maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu oluşturacağı hususu da gözetilerek;
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Dairemizin 13.11.2019 tarih ve 2018/5526 esas - 2019/6842 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Asker bir şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, "her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olacağı",
Nazara alındığında;
Öncelikle sanıklar haklarında ankesör veya sabit hatlardan periyodik ya da ardışık aramalarının olduğuna yönelik herhangi bir kayıt, bulunup bulunmadığının ... bünyesinde oluşturulan ankesörlü sabit hatlardan ardışık arama bilgi havuzundan sorulup, varsa buna ilişkin bilgi ve belgelerin getirtilmesi, yine sanık ile birlikte ardışık arandığı tespit edilen şahıslar var ise bu şahıslarla ilgili herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığı belirlendikten sonra şahısların tüm aşama ifadelerinin getirtilmesi, gerekirse ilgili şahısların tanık olarak dinlenilmeleri,ayrıca UYAP'ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında araştırma yapılarak sanıklar ile ilgili herhangi bir beyan yahut ifade olup olmadığının tespiti, ve sonrasında tüm bu delillerin değerlendirilerek kışlalarından çıkış yapan ancak vatandaşların engellemeleri nedeni ile ... yerleşkesine ulaşamayan,nizamiyede nöbet tutan,verilen emirleri yerine getiren,nöbet tarihi değiştirilen sanıkların dosya kapsamına yansıyan eylemlerinin TCK'nın 37/1 delaletiyle 309/1; 309/1, 39/2-c veya 314/2 maddesi kapsamında kalıp kalmadığı tartışılarak, sanıkların hukuki durumlarının buna göre tayin ve takdiri gerekirken,yine sanık ... dışındaki diğer sanıklar hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan temyiz denetimi kapsamı dışında kalacak şekilde CMK'nın 223/3-d maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı yönünde hüküm kurulması karşısında bu sanıklar hakkında dosya kapsamı itibariyle silahlı terör örgütü üyeliği suçundan mahkumiyetlerine yeter delil elde edilemediği takdirde, eylemlerinin TCK'nun 220/6 maddesi delaletiyle TCK'nun 314/2 maddesi uyarınca örgüt adına suç işlemek suçunu oluşturacağı gözetilerek bu yönden ek savunma verilerek sanıkların hukuki durumlarının buna göre tayin ve takdiri gerekirken delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu dosya kapsamı ile uyumlu bulunmayan kabul ve eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmekle, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, Katılan vekilleri, sanıklar ve müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanıklar ..., ..., ...'un tahliye taleplerinin reddi ile TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
1. Ceza Dairesi, 2023/4329 E., 2025/386 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
hakkında maktule karşı kasten öldürmeye yardım etme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 39/1, 62/1, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
1. Ceza Dairesi 2023/4329 E. , 2025/386 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/149 E., 2023/148 K.
Sanıklar ... ve ...Yasin hakkında suçluyu kayırma suçundan katılanlar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair karara yönelik katılanlar ... ve ... vekilinin itiraz isteminin incelenmesinde;
Sanıklar ... ve ...Yasin hakkında suçluyu kayırma suçundan kurulan hükümlere karşı katılanlar ... ve ... vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 279/1-b maddesi uyarınca istinaf isteminin reddine karar verilmiştir. Kararın, 5271 sayılı Kanun’un 279/1-son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu ve aynı Kanun’un 264/1. maddesinde yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme de dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşıldığından, istem inceleme dışı bırakılmıştır.
Sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüse yardım etme suçundan verilen hükümlerin incelenmesinde;
İlk Derece Mahkemesince sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçundan hükmolunan cezaların tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ile bu suça yönelik temyizin niteliği dikkate alındığında, 5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesi uyarınca hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
Sanık ... hakkında maktule karşı kasten öldürme, katılan ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüs; sanıklar ... ve ... hakkında maktule karşı kasten öldürmeye yardım etme suçlarından verilen hükümlerin incelenmesinde;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286/1 ve 286/2-a maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.10.2022 tarihli ve 2021/368 Esas, 2022/668 Karar sayılı kararı ile
1.Sanık ... hakkında maktule karşı kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 29/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2.Sanık ... hakkında katılan ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 35/2, 29/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
3.Sanık ... hakkında maktule karşı kasten öldürmeye yardım etme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 39/1, 62/1, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine,
4.Sanık ... hakkında maktule karşı kasten öldürmeye yardım etme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 81/1, 39/1, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.
B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 03.02.2023 tarihli ve 2023/149 Esas, 2023/148 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılanlar ... ve ... vekili, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ve Cumhuriyet savcısının (lehe) istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılanlar ... ve ... vekilinin temyiz sebepleri özetle, gerekçeye, suç vasfına, eksik ceza tayinine, haksız tahrike,
2.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle, meşru savunmaya,
3.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle, suçun işlenmediğine, sanığın mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığına,
4.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle, suçun işlenmediğine, sanığın mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığına ilişkindir.
III. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükümlere esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanık ... tarafından sanıklar ... ve ...'in yardımıyla gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükümlere esas alınan adli raporların yeterli olduğu, eylemlere uyan suç vasıflarının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımlarının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, saldırı sanık tarafından geldiğinden meşru savunmanın koşullarının oluşmadığı, dosya içeriğinden varlığı anlaşılan, maktulden sanık ...'a yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemin doğru olarak belirlendiği anlaşıldığından, katılanlar ... ve ... vekili, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ve sanık ... müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
IV. KARAR
A.Sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüse yardım suçundan verilen hükümler yönünden;
5271 sayılı Kanun'un 286/2-a maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılanlar ... ve ... vekili, sanık ... müdafii ve sanık ... müdafiinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B.Sanık ... hakkında maktule karşı kasten öldürme, katılan ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüs; sanıklar ... ve ... hakkında maktule karşı kasten öldürmeye yardım etme suçlarından verilen hükümler yönünden;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 03.02.2023 tarihli ve 2023/149 Esas, 2023/148 Karar sayılı kararında katılanlar ... ve ... vekili, sanık ... müdafii, sanık ... müdafii ve sanık ... müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sanık ... hakkındaki hüküm yönünden oy birliğiyle, sanıklar ... ve ... hakkındaki hükümler yönünden oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık ... müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.01.2025 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
1.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda suça iştirakte, faillik ve şeriklik ayrımı öngörülmüş, azmettirme ve yardım etme şeriklik kavramı içinde değerlendirilmiştir.
Kanun’un 37. maddesindeki;
"(1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.
(2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası,üçte birden yarısına kadar artırılır" şeklindeki hüküm ile maddenin birinci fıkrasında müşterek faillik, ikinci fıkrasında ise dolaylı faillik düzenlenmiştir.
Kanun’da suç olarak tanımlanan fiilin, birden fazla suç ortağı tarafından iştirak hâlinde gerçekleştirilmesi durumunda TCK’nın 37/1. maddesinde düzenlenen müşterek faillik söz konusu olacaktır.
Öğretideki görüşler de dikkate alındığında müşterek faillik için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir:
1- Failler arasında birlikte suç işleme kararı bulunmalıdır.
2- Suçun işlenişi üzerinde birlikte hâkimiyet kurulmalıdır.
Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararının yanı sıra fiil üzerinde ortak hâkimiyet kurulduğu için her bir suç ortağı “fail” konumundadır. Fiil üzerinde ortak hâkimiyetin kurulup kurulmadığının belirlenmesinde suç ortaklarının suçun icrasında üstlendikleri rolleri ve katkılarının taşıdığı önem göz önünde bulundurulmalıdır.
"Yardım etme" ise 5237 sayılı TCK'nın 39. maddesinde;
"(1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi hâlinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza sekiz yılı geçemez.
(2) Aşağıdaki hâllerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla sorumlu olur:
a) Suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.
b) Suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak.
c) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak" şeklinde,
"Bağlılık kuralı" da aynı Kanun'un 40. maddesinde;
"(1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.
(2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.
(3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir" biçiminde düzenlenmiştir.
Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına “şerik” denilmekte olup, 5237 sayılı TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden 5237 sayılı Kanun’un 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır.
TCK’nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır.
1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım;
a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek,
b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak,
Olarak sayılmıştır.
2- Manevi yardım ise;
a) Suç işlemeye teşvik etmek,
b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek,
c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek,
d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek,
Şeklinde belirtilmiştir.
Bilindiği gibi; ceza yargılaması, failin suçu işlediği yönünde hakkında kamu davası açılmasını gerektirir nitelikte şüphe bulunup bulunmadığının tespit edildiği soruşturma evresi ile başlar ve kamu davası açılmasını gerektirir yeterlilikte herhangi bir delil elde edilememesi ya da en azından kuşku bulunamaması halinde kovuşturmaya yer olmadığına, dava açılmasını gerektirir yeterlilikte bir şüphe veya delil bulunması halinde ise iddianame tanzim olunarak açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde kanunda belirtilen hükümlerden birinin verilmesi ve hükmün kesinleşmesi ile sona erer. Kovuşturma evresi sonucunda mahkemece değerlendirilen deliller, suçun var olduğu ve yargılamaya konu olan fiilin sanık tarafından işlendiği hususunda yeterli vicdani kanaat oluşturuyorsa mahkûmiyet hükmü kurulacak, aksi durumda sanığın beraatine karar verilecektir.
Amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit bulunan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir.
Sanıklar ... ve ... haklarında maktule karşı kasten öldürmeye yardım etme suçundan, sanık ... ile aynı araçta olay yerine gelen diğer sanıklar ... ve ...'ın ise sanık ...'ın kovuşturma aşamasında alınan savunmasına göre, sanık ...'ın yanında kendisinin ve sanık ...'in de gittiklerini, olay günü kavga çıkar dayak yerse diye sanık ...'ın yanında geldiğini, sanık ...'ın küçük boylu birisi olduğunu, kendisinin ise gerekli olursa karşı tarafa bir tane yumruk atarım yere düşer diyerek gittiğini, sanık ...'ın silahı da aldığını bizzat gördüğünü, her ihtimale karşı ne olur ne olmaz diye yanlarına aldıklarını, söz konusu silahın ...'ın bacağının arasında durduğunu net bir şekilde ifade ettiği, her ne kadar sanık ... ve aynı araçta bulunan sanık ... silahın önceden araçta bulunduğunu ifade etmişler ise de silahın olay yerine gitmeden önce alındığının ve silahın olay anında sanık ...'ın bacak arasında bulunduğunun bizzat sanık ... tarafından ikrar edildiğinin görüldüğü keza sanık ...'ın yine savunmasında olay yerine aynı araçla gitme sebebinin sanık ...'ın küçük boylu birisi olduğu, kendisinin ise gerekli olursa karşı tarafa bir tane yumruk atarım yere düşer diyerek gittiği şeklinde açıklandığı yine aynı şekilde olayda kullanılan silahında sanık ... tarafından bizzat alındığının ve her ihtimale karşı ne olur ne olmaz diye yanlarına aldıklarının net bir şekilde açıklanması karşısında sabaha doğru bir saatte sanık ... ile aynı araçta, sanık ...'ın katılan ... ve maktul ... arasındaki husumetli durumu bilen sanıklar ... ve ...'in sanık ...'ın silah aldığını bilerek aynı araçla sabah saatlerinde yola çıkmalarının 5237 sayılı TCK ve yukarıda bahsi geçen ilgili Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin içtihatları karşısında 5237 sayılı TCK'nın 39. Maddesi anlamında olay öncesinde yardım eden sıfatıyla sanık ...'ın eylemine dahil oldukları, yine aynı şekilde sanık ... arabasında tabanca ile ateş ederken araçtan inmeyen sanıklar ... ve ...'ın öldürme sırasında asli failin yanında bulunarak, ona engel olmadıkları, sonrasında araçtan inmedikleri ve olaydan sonra sanık ... ile birlikte kaçan sanıkların eyleminin sübut bulan suçun işlenmesinden önce ve işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırdığı sabit olduğunun kabulü ile yardım eden sıfatı ile 237 sayılı Kanun'un 81/1, 39/1, 62/1, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 10 ar yıl hapis cezaları ile cezalandırılmalarına karar verilmiş ise de;
İddianamede şüpheli ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile yanında diğer şüpheli ... ve aracın arka koltuğunda şüpheli ... olduğu halde daha önceden aralarında para alışverişi bulunan müşteki ... ile suç yerinde buluştukları, müşteki ...'ın suç yerine geldiği araçta yanında maktul ...'un bulunduğu taraflar arasında rencide edici konuşmalar gerçekleşmesi üzerine şüpheli ...'ın üzerinde bulunan tabancayı çıkartarak hedef gözetmeksizin, birden fazla kez ve yakın mesafe sayılabilecek şekilde ateş ederek maktul ...'u vurarak öldürdüğü, müşteki ...'ı da yaraladığı bu şekilde şüphelinin üzerine atılı maktul ...'a karşı kasten öldürme suçunu ve müşteki ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçunu işlediği, diğer şüpheliler ..., ..., ... ve ...ise şüpheli ...'ın eylemine iştirak etmemekle birlikte olaydan sonra şüpheli ...'ın yakalanmaması için şüpheli ...'ın evine götürdükleri ve suçta kullanılan tabancayı da bu evde sakladıkları ve geceyide birlikte burada geçirdikleri ve emniyet tarafından yapılan araştırmalar sonucunda bu evde yakalandıkları bu şekilde şüphelilerin üzerlerine atılı suçluyu kayırma suçunu işledikleri ileri sürülerek suçluyu Kayırma suçundan Türk Ceza Kanunu 37/1. delaletiyle 283/1, 53/1.maddeleri uyarınca cezalandırılmalarının talep edilmesine rağmen bu sanıkların olay sırasında yardımda bulunduğu kabul edilmiş ise de olay sırasında nasıl bir yardımlarının olduğunun açıklanmadığı, gerekçesiyle birlikte ortaya konulmadığı,
İddianamede sanıklar ... ve ...'in tarif edilen şüpheli ...'ın eylemine iştirak etmemekle birlikte olaydan sonra şüpheli ...'ın yakalanmaması için şüpheli ...'ın evine götürdükleri ve suçta kullanılan tabancayı da bu evde sakladıkları ve geceyide birlikte burada geçirdikleri ve emniyet tarafından yapılan araştırmalar sonucunda bu evde yakalandıkları şeklinde tarif edilen eylemlerinin TCKnın 39. maddesinde belirtilen maddi yardım olarak
a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek,
b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak,
2- Manevi yardım olarak
a) Suç işlemeye teşvik etmek,
b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek,
c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek,
d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek mahiyetinde Olmadığı gibi ,
yani CMK’nın 225. maddesinde belirtilen; “Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir şeklindeki düzenlemeye göre iddianamede bu sanıklar hakkında maktul ve Mağdur ...'a yönelik sanık ...'ın eylemlerine iştirakten dava açıldığını gösterir eylemler tarif edilmediği,
Dosya kapsamına göre bu sanıkların yardım mahiyetinde eylemlerinin olmadığı, sanıklar ... ve ...'in maktul ve mağdur ...'la hiçbir husumetlerinin bulunmadığı, olay sırasında bu şahıslara yönelik eylemlerinin olmadığı, maktul ...'un bulunduğu taraflar arasında rencide edici konuşmalar gerçekleşmemesi durumunda sanık ...'ın silahını kullanmayabileceği, sanıklar ... ve ...'ın öldürme ve öldürmeye teşebbüs eylemlerine katılmayı önceden kararlaştırmaları halinde kendilerinin silahlı veya eylemsel olarak hareket etmelerinin gerektiği de dikkate alındığında bu sanıklarının eylemlerinin yardım mahiyetinde olmayıp iddianamede belirtilen TCK'nın 283/1. maddesinde düzenlenen suçluyu kayırma( sırf suç işleyen kimseyi araştırma, yakalanma, tutuklanma veya hükmün infazından kurtarmak) suçunu oluşturabileceği, dolayısıyla temyiz konusu olan maktulün öldürülmesine iştirak suçundan CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine karar verilmesi gerektiği görüşündeyim.
1. Ceza Dairesi, 2023/8514 E., 2024/6037 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
1.Maktule karşı nitelikli kasten öldürmeye yardım suçundan,5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82/1-e, 39/1-2-c, 53/1, 58/6-7 ve 63. maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezası,
1. Ceza Dairesi 2023/8514 E. , 2024/6037 K.
"İçtihat Metni"
T U T U K L U
B O Z M A Ü Z E R İ N E
T A H L İ Y E T A L E P L İ
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/471 E., 2023/167 K.
MAKTUL : ...
KATILANLAR : ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...
SUÇLAR : Nitelikli kasten öldürme ve nitelikli kasten öldürmeye teşebbüse yardım
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
HUKUKÎ SÜREÇ
1. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 15.09.2021 tarihli ve 2021/1596 Esas, 2021/1552 Karar sayılı kararının Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve katılanlar vekilleri tarafından temyizi üzerine, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 02.11.2022 tarihli ve 2021/12465 Esas, 2022/8527 Karar sayılı kararı ile sanık ...'ın suça yardım eden olarak cezalandırılması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bozma ilamı üzerine Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.04.2023 tarihli ve 2022/471 Esas, 2023/167 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1.Maktule karşı nitelikli kasten öldürmeye yardım suçundan,5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 82/1-e, 39/1-2-c, 53/1, 58/6-7 ve 63. maddeleri uyarınca 18 yıl hapis cezası,
2.Katılan ...'e yönelik nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçuna yardım etme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 82/1-e, 35/2, 39/1-2-c, 53/1, 58/6-7 ve 63. maddeleri uyarınca 8 yıl hapis cezası,
3.Katılan ...'e yönelik çocuğu kasten öldürmeye teşebbüs suçuna yardım etme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 82/1-e, 35/2, 39/1-2-c, 53/1, 58/6-7 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 9 ay hapis cezası,
4.Katılan ...'e yönelik nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçuna yardım etme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 82/1-e, 35/2, 39/1-2-c, 53/1, 58/6-7 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezalarının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına karar verilerek dava dosyası, 5271 sayılı Kanun'un 307/3. maddesi uyarınca doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılanlar...,..., ...ve ... vekili ile katılan ... vekilinin temyiz sebepleri özetle; tasarlamaya, iştirak derecesine,
B. Sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle; atılı suçların sabit olmadığına, eksik incelemeye, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
A. Tüm dosya içeriğine göre; sanık ...'ın cezaları onanan diğer sanıklar Adil Başkan, ...,..., ... Tunç ve vefat eden asli fail olan ... Yıldırım'ın bir arkadaşlarının evinde düzenlediği partiye katıldıktan sonra gece geç saatlerde parkta buluştukları, ......e sanık ...'nın husumetli olduğu Japon Mehmet lakaplı lastikçiye motosikletle gidip ateş etme konusunu konuştukları, sanık ...'nın boyunun uzun olması ve tanınma ihtimali nedeniyle sanık ......dan motosikleti kullanmasını istedikleri, sanık ...'in de bu durumu kabul ettiği, daha sonra sanık Adil ile de bu konuyu konuştukları ve olayı gerçekleştirdikten sonra kendilerini belirledikleri bir adresten almasını istedikleri, yine sanık ...in de bunu kabul ettiği, parkta yaptıkları bu plan dahilinde ...in kuzeni Efe'ye ait olan aracı sanık ...in kullandığı, yanına sanık ...'in oturduğu, arkaya da sanıklar ... Yıldırım, abisi sanık ... ve ... ...un oturduğu, sanık Zekeriya'nın da suçta kullanılan motosikleti sürerek peşlerinden geldiği ve olayın gerçekleştiği yere yaklaştıklarında sanık ...in aracı durdurduğu, sanık Muhammed ve sanık ...'in motosiklete bindikleri, sanık ...'in kask takarak, sanık ...in puşi ile yüzlerini
gizledikleri ve sanık ......ın motosikleti kullandığı, arkasında oturan sanık ...in ise elindeki tüfek ile, yaşı küçük maktul ve kardeşleri ve kuzeni olan yaşı küçük katılanların bulunduğu yere doğru hedef gözeterek ateş etmeye başladığı, açılan ateş sonucunda maktulün hayatını kaybettiği, katılanların ise yaralanarak hastaneye kaldırıldıkları, motosikletin oto lastik dükkanına seyir halinde olduğu süre zarfında yan yoldan...Bulvarı yan yol üzerinden ... kavşağı istikametine sanık ...in kullandığı aracın ağır ağır gittiği, sanıklar ... ve ...in diğer sanıkların bulunduğu araç ile olay yerinden biraz uzakta bulunan yerde buluştukları, araç içerisinde bulunan sanık ... ...un olayda kullanılan tüfeği ve motosikleti alarak uzaklaştığı, sanıklar ......e...'ın araca binerek diğer sanıklar ..., ... ve ...ile birlikte Takbaş'ta bulunan bir eve gittikleri anlaşıldığından, öldürme ve öldürmeye teşebbüs olayının kardeşi olan ... Yıldırım tarafından gerçekleştirildiği, sanığın öldürme öncesinde olay yerine asli faille beraber giderek ona cesaret verdiği, asli failin yanında bulunduğu, olaydan sonra da onunla birlikte kaçtığı, bu şekilde sanık ...'ın kasten öldürme ve öldürmeye teşebbüs suçlarının işlenmesine yardım eden durumunda olduğu görülmüş, bu şekilde üzerine atılı suçları işlediği anlaşılmıştır.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, dava dosyası tekemmül ettirilerek karar verildiği, eksik incelemenin bulunmadığı, ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, sanığın savunma hakkına riayet edilerek adil bir biçimde yargılandığının anlaşıldığı, eylemlere sanığın yardım eden olarak katıldığının saptandığı, eyleme uyan hukuki nitelendirmelerin doğru biçimde belirlendiği, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, sanığın öldürme kararını ne zaman aldığının ve belli bir hazırlıkla eylemlerini gerçekleştirdiğinin kesin olarak saptanamadığı, oluşan şüpheli durumun sanık aleyhine yorumlanamayacağı, bu itibarla tasarlamanın koşullarının bulunmadığı, haksız tahrik koşullarının oluşmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmamasına karar verildiği anlaşıldığından temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedeni dışında hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Nitelikli kasten öldürme suçundan kurulan hüküm yönünden;
Oluşa ve dosya içeriğine göre; sanık ...'ın, asli failler... ve kardeşi ...'in eylemlerine, cesaret verip olay yerine geldikleri araçta bulunarak ve olaydan sonra sanıklarla aynı araçta kaçarak manevi olarak destekte bulunmak suretiyle yardım eden olarak katıldığı anlaşılan olayda; sanık ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 82/1-e maddesi uyarınca belirlenen temel ceza üzerinden, 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezası öngören aynı Kanun'un 39. maddesi uyarınca indirim yapılırken, yardımın ulaştığı boyut göz önünde bulundurulduğunda alt sınırdan ceza tayini yerine yazılı şekilde 18 yıl hapis cezası belirlenerek fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
1.Sanık hakkında katılanlar K... ... ...ve ...'e karşı nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçuna yardımdan kurulan hükümler yönünden;
Gerekçenin (2) numaralı bölümünde açıklanan nedenlerle Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.04.2023 tarihli ve 2022/471 Esas, 2023/167 Karar sayılı kararında katılanlar K... ... ve ... vekilleri ile sanık ve müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelenmesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
2.Sanık hakkında maktul ...'a karşı nitelikli kasten öldürmeye yardımdan kurulan hüküm yönünden;
Gerekçenin (3) numaralı bölümünde açıklanan nedenle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yardımın derecesi yönünden yerinde görüldüğünden Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.04.2023 tarihli ve 2022/471 Esas, 2023/167 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre göz önüne alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.09.2024 tarihinde karar verildi.
3. Ceza Dairesi, 2023/24140 E., 2024/15871 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
3. Ceza Dairesi 2023/24140 E. , 2024/15871 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Muş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.09.2022 tarihli, 2022/122 E., 2022/277 K.
SUÇ : Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, Kanunlara uymamaya tahrik
HÜKÜM : 1-TCK’nın 302/1, 3713 sayılı Kanunun 5/1. maddesi, TCK'nın 39/2. maddesi delaletiyle TCK'nın 39/1. maddesi ve 53/1-2 58/9, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet.
2-TCK'nın 37/1. maddesi delaletiyle TCK'nın 217/1. maddesi 53/1-2-3, 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafileri
Sanık hakkında kurulan hükümlerin duruşmalı olarak yapılan temyiz incelemesi sonunda gereği düşünüldü:
Halkın Demokrasi Partisi ilçe yöneticileri veya Belediye görevlileri tarafından, kürt kökenli vatandaşların yoğun olarak yaşadıkları şehir ve kasabalarda farklı zamanlarda icra edildiği şekilde; Varto ... teşkilat yöneticisi aynı zamanda kent meclisi eş başkanı olan sanığın, okuduğu basın açıklamasında; “Kendimizi ve kentimizi yönetmek istiyoruz, rejim ve kurumlarını meşru görmüyoruz. Bugünden itibaren kendimizi yönetiyoruz” şeklindeki ifadeyle, Devletin çıkarmış olduğu yasalara ve hükümetin atadığı kamu görevlilerinin emir ve talimatlarına uymayarak kendi yönetimlerini oluşturacaklarını ilan etmek suretiyle, yöre halkına da merkezi otoriteyi tanımama çağrısı yapıldığı açıktır. Basın açıklaması şeklinde gerçekleşen “öz yönetime” davet olarak isimlendirilen açıklamaların bu süreçte bir çok il ve ilçede yapıldığı görülmektedir. Bu açıklamalardan kısa süre sonra Varto ilçesinde, PKK/KCK terör örgütünün şehirlerdeki milisleri ve kırsal alandaki örgüt mensupları silahları ile şehir merkezlerine gizlice girerek halkın arasına karıştıkları, 5 ve 16 Ağustos tarihlerinde Mobese kameralarının uzun namlulu silahlarla vurulduğu, şehrin bazı yerlerine bombalar döşendiği, hendek kazılmaya başlanıldığı, hendeklerin içlerine mutfak tüpleri ile bombalar tuzaklandığı, kazılan hendeklerin arkasında eli silahlı grupların bulunduğu, örgüt mensuplarının 155 ihbar hattını arayarak "geliyoruz" şeklinde konuştukları, ilçe merkezine silah getiren silah yüklü minibüsün ele geçirildiği, Güvenlik güçlerinin kamu düzenini ve bu yörede yaşayan vatandaşların güvenliğini sağlamak için operasyon yapma zorunluluğu sonucunda çıkan çatışmada 4 örgüt mensubunun ölü ele geçirildiği, şeklinde olayların meydana geldiği, yerleşim alanları, örgütün işgalinden ve patlayıcılardan temizlenerek, kamu düzeninin sağlandığına dair, yerel mahkemenin karar gerekçesindeki kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yerel mahkeme bozma sonrası yapılan yargılamada “öz yönetim” açıklaması sonrası meydana gelen yukarıda izah edilen olaylar arasında nedensellik bağının bulunduğunu, bu nedenle sanığın meydana gelen sonuçtan sorumlu olup, esasen basın açıklamasının “vahim eylem” niteliğinde olduğunu, bu şekilde sanığın, Devletin birliğini ve ülkenin bütünlüğünü bozma eyleminin sabit olmakla mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği, sonucuna varmıştır.
Yerel mahkemenin kararını hukuki yönden denetlemekle yükümlü olan dairemizce; sanığın hareketi (öz yönetim açıklaması) ile meydana gelen netice (ölüm, nitelikli yaralanma, patlayıcı bulundurma, mala zarar verme gibi araç suçlar ile amaç suç olan Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma) arasındaki nedensellik bağının bulunup bulunmadığı, örgütlü suçlarda illiyet bağı, suça iştirak ve TCK’nın 302. maddesinde tanımlanan suçun maddi unsurları değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve tespiti gerekmiştir.
1-Suçun unsurları:
Genel olarak maddi ve manevi olmak üzere ikiye ayrıldığı, maddi unsurların içinde; fiil, netice, nedensellik bağı, fail, suçun konusu ve mağdur yer almaktadır.
Tartışılması gereken husus nedensellik bağıdır. Kanuni tarifte fiillerin icrasının yanı sıra bir neticenin gerçekleşmesine yer verilen suçlarda, bu netice ile icra edilen fiil arasında nedensellik bağının bulunması failin sorumluluğu için şarttır. Nedensellik bağı tamamen doğal olgudur. Kısacası, faile sebebiyet verdiği netice isnat edilebilir.
Nedensellik (illiyet) bağının varlığını tespit bakımından doktrin ve uygulamada üç teori öne çıkmıştır.
a-Şart Teorisi: Hareketle, netice arasındaki nedensellik bağını tamamen doğal olgu olarak kabul eder. Netice bir çok şartın birleşmesiyle meydana gelmesiyle gerçekleşirse, bu şartlardan her biri neticenin oluşumu açısından zorunludur. Bu şartlardan biri ortadan kalkarsa netice meydana gelmez. Netice tüm bu şartların bir araya gelmesiyle gerçekleşmektedir. Neticenin sebebini, tüm bu şartların birleşmesi oluşturmaktadır. O halde her şart, sebebin bir parçasını teşkil etmektedir. Şartlardan herhangi birini gerçekleştiren kimsenin hareketi ile netice arasında nedensellik bağı vardır. Neticeyi meydana getiren her şart eşit değerdedir. Aralarında önemli; önemsiz, uzak, yakın gibi ayrımlar yapılmaz. Dolayısıyla faillerin hareketinden önce veya sonra eklenen şartlarda sebep değerini taşır. Neticenin meydana gelmesi bakımından onsuz olmayan her şart ceza hukuku anlamında sebeptir (olmazsa, olmaz koşulu).
Bu teoriye göre, bir hareketin nedensellik değerini kaybetmesi ancak kendisinden bağımsız bir sebepler serisinin ortaya çıkmasıyla mümkündür. Bağımsız yeni serinin varlığını anlamak için; “Hareket yapılmasaydı, netice meydana gelmeyecek idiyse, hareket netice bakımından nedenseldir. Buna karşılık, hareket yapılmasaydı dahi netice meydana gelecek idiyse, o hareket netice bakımından nedensel değildir.” testine tabi tutulacaktır.
Bu teorinin sorumluluk alanını çok genişlettiği, sonsuz şekilde sebep - sonuç ilişkisine yol açtığı, bazı hususlarda tatmin edici sonuçlara götürmediği; özel problemlere neden olduğu eleştirisi yapılmıştır.
b-Uygun Sebep Teorisi: Nedensellik bağını doğal bir olgu değil, hukuki bir fenomen olarak kabul etmektedir. Neticeyi meydana getirmeye sebebiyet veren hareketlerden yalnızca elverişli olan hareket veya hareketler nedenseldir. Bir hareketin hukuki anlamda nedensellik değeri taşıyabilmesi, o hareketin neticeyi meydana getirmeye uygun ve elverişli olmasına bağlıdır. Bu elverişliliğin tespitindeki ölçüt ne olacaktır. Ülkemizde Ceza Hukukunda etkisini devam ettiren uygun illiyet teorisini esas alan “karma uygunluk teorisi”ne göre; neticenin isnat edilebilirliği bakımından, nedensellik bağı gerekli fakat yeterli değildir. Meydana gelen neticenin faile objektif olarak isnat edilebilmesi gereklidir. Objektif isnadiyet; Hareketin yapıldığı koşullara gidilir ve o anki somut koşullara göre üçüncü kişinin bilgi ve tecrübesine göre gerçekleştirilen hareketin söz konusu neticeyi oluşturmaya elverişli olup olmadığı belirlenir. Subjektif olarak ise failin kişisel bilgisi ve tecrübesi araştırılır. Her iki değerlendirme uyumlu ise hem nedensellik bağı hem de kusurluluk meselesi çözülmüş olacaktır. Objektif değerlendirme ile subjektif tasavvur birbiri ile uyumlu değil ise eğer fail objektif olarak öngörülmeyen bir neticeyi öngörmüşse nedenselliğin varlığı kabul edilecek, objektif olarak öngörülen husus sanık tarafından öngörülmemiş hareket ile netice arasındaki öngörmeme durumunda sanığın kusuru mevcut ise fail neticeden sorumlu kabul edilecek, aksi halde neticenin tahmininde sanığın kusuru yoksa cezalandırma söz konusu olmayacaktır.
c-Objektif İsnadiyet Teorisi: Şart teorisinde neticeye neden olan her hareketi eşit olarak gören anlayışın sakıncalarını gidermek amacındadır. Fail tipik neticeyi gerçekleştirirken hukuken önemli bir tehlike veya risk yaratmış ise netice objektif olarak faile isnat edilebilir. Netice “failin eseri” olmalı üçüncü kişinin veya bir rastlantının eseri olmamalıdır. Neticenin faile yüklenebilmesi için; hareket ile netice arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Her türlü hayat tecrübesi dışında kalan a tipik bir gelişme olmamalıdır. Fail olayın gelişimine egemen olabilmelidir. Fail tarafından yaratılan tehlike tipte öngörülen neticede gerçekleştirilmiş olmalıdır. Netice, normun koruma alanı dışında olmamalıdır.
Her üç teori değerlendirilip özellikle ceza hukukumuzda kabul edilen karma uygunluk teorisine göre somut olayda nedensellik bağı değerlendirilirse; İlliyet bağı açısından sorumluluk alanını çok genişlettiği için eleştirilen Ceza Hukukumuzda uygulama alanı bulamayan şart teorisinde de; “Hareket yapılmasaydı dahi, netice meydana gelecek idiyse, o hareket netice bakımından nedensel değildir.” Sanık, öz yönetim açıklaması yapmasaydı, örgüt mensupları bu terör eylemlerini gerçekleştirmezlerdi, açıklama yapıldığı için eylemler yapıldı, sonucuna varılacak ise nedensellik bağının varlığı kabul edilebilirdi. Bu açıklamanın örgüt üzerinde hakimiyeti bulunan sözde lideri veya üst düzey yöneticileri tarafından yapılsaydı meydana gelen sonuç açısından bile illiyet bağının varlığı kabul edilebilirdi. Ancak dosya kapsamındaki delillere göre terör örgütü üzerinde hakimiyeti bulunmayan, kendisine tevdi edilen görevi ifa eden sanığın hareketiyle sonuç arasında illiyet bağı kurulmasına yasal olanak yoktur.
Karma uygunluk teorisi açısından; o hareketin neticeyi meydana getirmeye uygun ve elverişli olmasına bağlıdır. Söz konusu açıklamanın ölüm ya da yaralama gibi suçları oluşturmayacağı tartışmadan varestedir.
Objektif isnadiyet teorisinde ise failin sorumluluğunun kabul edilebilmesi için netice, “failin eseri olmalıdır.” Üçüncü kişinin veya bir rastlantının eseri olmaması icap eder. Somut olayda meydana gelen neticenin failin eseri olmadığı anlaşılmaktadır.
Sorumluluk alanını çok genişlettiği kabul edilen şart teorisi dahil olmak üzere her üç teoriye göre illiyet bağının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
2-Örgütlü suçlar ve iştirak:
Suça İştirak: Suçlar kural olarak bir kişi tarafından işlenebileceği gibi, birden fazla kişinin iştirakiyle de işlenebilir.
Örgüt kurma suçu çok faillidir. Suçun oluşumu için en az üç kişinin bir araya gelmesi zorunludur.
Suça iştirakten bahsedebilmek için de birden fazla fail’e ihtiyaç vardır. Bir suçun icrasına iştirak eden suç ortaklarının, suçun işlenişine bulundukları katkılar göz önünde bulundurularak sorumluluk statüleri belirlenir.
Örgüt kurma suçunun iştirakten farkı; örgütün devamlılığı ve belirlenmemiş sayıda suç işlemek amacıyla bir birleşme söz konusudur. Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her fail diğerlerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır. Suça iştirak iki şekilde gerçekleştirilir.
a-Faillik; kanunda tarif edilen haksızlığı gerçekleştiren kişidir.
b-Şeriklik ise, suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, suçun işlenişine bulunduğu katkı, suçun kanuni tanımındaki unsurları gerçekleştirmeyen kişidir.
Şeriklik, ya azmettirme ya da yardım etme şeklinde tezahür eder. Suç işleme kararı olmayan bir kişinin suç işleme yönünden ikna edilmesi azmettirmedir. Yardım ise, başkasının kasten işlemekte olduğu bir suçun icrasını kasten desteklemeyi ifade eden, maddi ve manevi şekilde gerçekleşen TCK’nın 39. maddesinde sayılı seçimli hareketlerden birisinin yapılmasıyla oluşur. Somut olay açısından basın açıklamasıyla “suç işlemeye teşvik etmek” şeklinde yardım edildiği ileri sürülebilirse de bu yardım şeklinin gerçekeşebilmesi için; suç işleme fikri ve düşüncesi bulunan, fakat suç işleyip işlememe noktasında kararsızlığı bulunan bir kişinin suça yöneltilmesi teşviktir. Burada, failin niyet ve düşüncesini karar haline getirmesini kolaylaştıracak surette telkinde bulunulmaktadır. Yardımda bulunmanın, faildeki kararsızlığı ortadan kaldıracak şekildeki telkinlerle ve düşüncenin onaylanması mahiyetindeki hareketlerle sınırlı kalması gerekir. Bunun ötesine geçen yol gösterme niteliğindeki hareketler, talimat verme kapsamına girer.
Şerik, fail’e olan bağlantısı nedeniyle ancak bağlılık kuralı doğrultusunda sorumlu olacaktır.
TCK 220/5. maddesinde, “Örgüt yöneticileri, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır.” şeklinde, örgüt yöneticileri hakkında özel faillik düzenlemesi yapılarak, TCK’nın 20. maddesindeki “ceza sorumluluğunun şahsiliği” ve faillik bakımından fiil üzerinde ortak hakimiyet kurma ilkelerine istisnai getirilmiştir. Faillik, birlikte suç işleme kararı yanında, fiil üzerinde ortak hakimiyet kurmayı da gerektirir. Zira örgütlü suçlarda nihai amaçta birleşme nedeniyle birlikte suç işleme kararının varlığı kabul edilse dahi fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurulmadığından, gerçekleşen suçlar bakımından sanığın müşterek fail olmadığında tereddüt yoktur.
Örgütün yöneticisi olmayan sanık hakkında TCK 220/5 maddesinin uygulama imkanı da bulunmamaktadır.
Suç işleme kararı örgütün kuruluşundan itibaren mevcut olmakla, azmettirme söz konusu olmayacaktır.
Suç işlemeye teşvik etmek suretiyle manevi yardım eyleminin gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak sanığın şerik olarak suçtan sorumlu olduğunun kabulüne yasal olanak yoktur.
3-Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozmak suçunun hukuki niteliği:
TCK 302. maddede düzenlenen Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu amaç suç olup, cebir ve şiddet suçun unsurudur. Bu suçu gerçekleştirmek gayesiyle örgüt mensupları tarafından araç suçlar da işlenebilir. Bu suçların amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli (vahim nitelikte eylem) kabul edilebilmesi için; hareketin özel veya genel ceza yasalarında suç olarak tanımlanması, failin örgüt mensubu veya örgüte mensup olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi olması, suçun kanuni tanımında cebir ya da şiddet unsuruna yer verilmiş olması ve amaç suçu gerçekleştirmeye matuf olması zorunludur.
Sanığın basın açıklaması yoluyla ifade ettiği öz yönetim açıklaması TCK 217. maddesi kapsamında “halkı kanunlara uymamaya tahrik” suçunu oluşturmaktadır. Zira bu suçun oluşumu için; failin “halkı” kanunlara uymamaya tahrik etmiş olması gerekir. Halk belli bir bölge veya çevrede yaşayanların bütününü anlatmak için kullanılan bir tabirdir. Halk deyince, belirsiz sayıdaki kimselerin anlaşılması gerekir. O halde belirli kimselerin kanuna karşı gelmeye tahrik bu suçu oluşturmayacaktır. Fail, halkı kanuna uymamaya tahrik etmelidir. Kanunun tümü veya bir kısmına karşı gelmeye, koyduğu kurallara uymamaya, kanunun koyduğu ilkelere veya zorunluluklara aykırı tahrik söz konusu olacaktır. Tahrik, kışkırtma, harekete geçirme, sevketme, akılda olan veya olmayan bir hususun fiiliyata dökülmesi için uyarma anlamlarına gelmektedir. Tahrik edilen eylemlerin gerçekleşmiş olup olmamasının önemi yoktur. Bir kimsenin diğer kişileri etkilemesi ve bu saik ile hareket etmesi yeterlidir. Bu açıklamalar doğrultusunda sanığın öz yönetim açıklaması içeriğinde herhangi bir suçun işlenmesi için çağrı söz konusu olmadığına göre, eylemin kanunlara uymamaya tahrik olarak değerlendirilmesi gereklidir.
Bu suçun yukarıda açıklanan kriterler yerleşik içtihatlar doğrultusunda vahim eylem olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmamaktadır. Aksi kabul halinde, PKK/KCK terör örgütünün her kademesindeki mensupları hatta yardım edenler dahil olmak üzere, nihai amacın “Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısımını Devlet idaresinden ayırmak” olduğuna göre, öz yönetim çağrısının, malumun ilanından ibaret olması karşısında, örgüte yardım eden, örgüt mensubu olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen, örgütün üyesi, yöneticisi ve kurucusu arasında hiçbir ayrım yapmaksızın amaç suç olan TCK 302. maddeden cezalandırılması gerekeceği gibi bir sonuç ortaya çıkacaktır ki, kanun koyucu örgüt mensuplarının örgütteki konumu ve fiiline göre ayrı ayrı suç tanımlaması yaparak, bu nitelendirmeyi kabul etmediği iradesini açıkça ortaya koymuştur. Yüksek Yargıtayın yerleşik uygulamaları da bu yöndedir. Bu yorum “Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse, başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.” Biçiminde, Ceza Kanunu genel hükümlerinde 20/1 maddesin de ifadesini bulan temel ilkeye de uygun olacaktır.
4-Öz yönetim açıklamasının ifade hürriyeti ya da siyasi parti faaliyeti kapsamında kabul edilip edilmeyeceği:
Siyasi partiler Anayasamızın 68/2. maddesinde vurgulandığı gibi, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır. Siyasi partiye üye olma ve bir siyasi partinin çatısı altında siyasi faaliyetlerde bulunma örgütlenme özgürlüğü kapsamında iken, özgürlüğün topluca kullanımı bağlamında ifade özgürlüğü ile de ilişkilidir. Demokrasilerde özgürlüklerle doğrudan ilişkili olan ve yüksek bir meşruiyete sahip bulunan siyasi partilere üye olma ve siyasi faaliyette bulunma özgürlüğünün, başka özgürlükler gibi; terör örgütlerince kötüye kullanılmak istenebileceği açıktır. Nitekim bir takım siyasi faaliyetteki asıl hedef ve amaçların, açıklanan hedef ve amaçlardan daha başka olabileceği gibi, asıl hedef ve amaçların gizlenebileceği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin “yazar ve diğerleri” kararında da vurgulanmıştır.
Anayasamızın 68. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11. maddesi ile tanınan siyasi partilere üye olma ve siyasi faaliyette bulunma özgürlüğünün kötüye kullanımı Anayasamızın 14/2. maddesinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 17. maddesi uyarınca yasaklanmıştır.
Bir faaliyetin siyasi faaliyet/örgütlenme özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilmesi ve anayasa ile sözleşmenin korunmasından yararlanabilmesi için gerçekleştirilmekte olduğu bağlam ile birlikte cebir ve şiddet ile ilişkisi, kullanılan yöntem ve takip edilen amacın hukuk ve demokrasi kurallarına uygun olup olmadığı ve bir terör örgütü ile amaç veya yöntem bakımından ya da yapısal bir bağlantısının bulunup bulunmadığına bakılmalı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 17.07.2001 tarihli “Sadak ve diğerleri” kararında yaptığı ayrımda dikkate alınmalıdır.
Dairemizin ve geçmişte terör suçlarına bakan dairelerin yerleşik kararlarında yer aldığı üzere; PKK/KONGRA-GEL terör örgütünü, bir devlet sistemi gibi yapılandırmayı hedefleyip birimlerini ve üyelerini sistematik bir yapıya kavuşturmayı amaçlayan örgütün yasama meclisi KONGRA-GEL tarafından kabul edilip sistemin anayasası olarak nitelendirilen KCK (Koma Civaken Kürdistan) sözleşmesinde, KCK ile PKK’nın ideolojik, ahlaki, felsefi ve örgütsel bağlantısının açıkça vurgulandığı, KCK yapılanması bakımından PKK’nın amaç ve stratejisinin benimsendiği, tespitinden sonra KCK’nın PKK ile organik bağlantısı açıklanan amaç ve stratejisi hiyerarşik yapısı üye sayısı sahip olduğu silah ve zorlayıcı gücü itibarıyla Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısımını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik amaç suçu gerçekleştirmeye elverişli silahlı terör örgütü niteliğinde bulunduğu sonucuna varılmıştır. KCK yapılanması ile Devletin egemenliği altında bulunan bir kısım topraklarda Paralel Devlet yapısı oluşturulmaya çalışılmıştır. Belediyelerin yasa çerçevesinde kurdukları legal nitelikteki kent konseylerinin bir kısmı örğüt amaçları doğrultusunda illegal faaliyette bulundukları anlaşılmaktadır. Hiçbir yasa kanuna karşı hile ve kötü niyeti korumaz. Bu doğrultuda sanığın eyleminin ifade özgürlüğü ya da siyasi parti faaliyeti olarak değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.
Yukarıda ayrıntılarına yer verilen gerekçeler ışığında; dosya kapsamındaki tüm delillere göre, sanığın “öz yönetim”e dair açıklamalarının, amaç suçu (Devletin birliği ve ülke bütünlüğünü bozma) gerçekleştirmeye elverişli (vahim nitelikte eylem) olduğunun kabulüne istikrar kazanmış yargısal uygulamalar itibariyle ve yasal olarak imkan bulunmadığı, sanığın, “öz yönetim” açıklaması sonrası meydana gelen yukarıda izah edilen olaylar arasında illiyet bağının kurulamaması, suça iştirak koşullarının gerçekleşmemesi ve örgüt yöneticisi olmayan sanığın, örgüt mensuplarınca işlenen fiilerden fail sıfatı ile sorumlu tutulmasına yasal imkan olmaması karşısında; Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 31.01.2017 tarihli 2016/6118 Esas, 2017/361 Karar sayılı kararında da açıklandığı üzere, sanığın gerçekleştirdiği basın açıklamasının içeriğinde, somut bir suçun işlenmesine yönelik teşvik ifadesi geçmemekte ise de, halkın bir kısmını yasalar çerçevesinde atanan kamu görevlilerini tanımama ve itatsizliğe çağrıda bulunmasının TCK 217. madde de tanımlanan suçu oluşturacağı ve de PKK/KCK sözde yürütme konseyinin öz yönetimden başka seçenek kalmadığına yönelik çağrısı üzerine yapılan basın açıklamaları sonrasında, terör örgütünün amaca ulaşmak için gerçekleştirdiği stratejik hamlelerden en önemlilerinden birisi olan, yoğun olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ve Ülkemizin değişik yörelerinde hakimiyet alanları oluşturmak için güvenlik güçlerine ve kamu binalarına topluca saldırı girişiminde bulunma eylemi arefesinde, kendisinin güvenemeyeceği örgüt hiyerarşisine dahil olmayan kişilere görev verip öz yönetim açıklaması yaptırmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi, sanığında bu görevi üslenmeyeceği, olay öncesinde de terör örgütü ile bağlantısının bulunduğuna dair somut deliller olduğu anlaşılan sanığın örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekeceği anlaşılmakta ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulu 23.06.2020 tarih ve 2017/16-747 Esas 2020/310 sayılı Kararı ile “failin hareketinin söz konusu neticenin gerçekleşmesine yönelik ve o neticeyi gerçekleştirmeye elverişli olmasının yeterli olacağı anlaşılan Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu yönünden “Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya” yönelik kanuni unsuru bakımından açıklama sonrasında gelişen olaylarla birlikte bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde; sanığın eylemi ile Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma neticesi bakımından nedensellik bağını meydana getirmeye yeterli tüm şartların oluştuğu kabul edilmeli, öte yandan sanığın amacı suç olan Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu ile bu suç kapsamında işlenilen araç suçlara iştirakinin, TCK'nın 37. maddesi kapsamında "müşterek faillik mi" yoksa TCK'nın 39. maddesi kapsamında "yardım eden" niteliğinde mi olduğu hususunun Dairece değerlendirilmesi gerekeceği...” gerekçesi ile Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesinin 31.01.2017 tarihli 2016/6118 Esas, 2017/361 sayılı Kararı kaldırılmış olduğundan, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen karara katılmamakla birlikte somut olay açısından bağlayıcı olduğundan somut olayla sınırlı olmak üzere gereğine tevessül edilmesi cihetine gidilmiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılama sürecindeki usûli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı anlaşılmakla sanık müdafiilerinin yapılan duruşmada ve temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince, temyiz davasının esastan reddiyle hükümlerin ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca, Muş 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.11.2024 tarihinde Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle karar verildi.
TEFHİM ŞERHİ:
28.11.2024 tarihinde verilen iş bu karar, Yargıtay Cumhuriyet savcısı ... 'ın huzurunda, duruşmada sanık ...'ın savunmasını yapmış bulunan Av. ... ve Av. ...
Kaya'nın yokluklarında, 11.12.2024 tarihinde usulen ve açık olarak tefhim olundu.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ceza Hukuku Genel Hükümler
Aşağıdakilerden hangisi TCK'ya göre yardım edene verilecek cezada indirim yapılmasını gerektiren "diğer haller" kapsamındaki sınırdır?
A) Ceza üçte bir indirilir.
B) Ceza yarı oranında indirilir.
C) Verilecek ceza 10 yılı geçemez.
D) Verilecek ceza 8 yılı geçemez.
E) Hiç ceza verilmez.
Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.