5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 73

Türk Ceza Kanunu 73. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 73- (1) Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. (2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (Ek cümle:7/11/2024-7531/14 md.) Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez. (3) Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez. (4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz. (5) İştirak halinde suç işlemiş sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar. (6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez. (7) Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık hukuk mahkemesinde de dava açamaz. (8) (Mülga: 6/12/2006 – 5560/45 md.) Dava veya cezanın düşmesinin etkisi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

231 karar eşleşti
4. Ceza Dairesi, 2024/9274 E., 2025/1660 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
"5237 sayılı Kanun'un 73/4. maddesinde yer alan "Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz." ve 5271 sayılı Ceza Mu
4. Ceza Dairesi         2024/9274 E.  ,  2025/1660 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/1962 Esas, 2023/718 Karar SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan mahkumiyetine hükmedilmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.09.2024 tarihli ve 94660652-105-26-7268-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2024 tarihli ve KYB-2024/96305 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02/10/2024 tarihli ve KYB-2024/96305 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5237 sayılı Kanun'un 73/4. maddesinde yer alan "Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz." ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Somut olayda, müşteki ...'ın 23/09/2021 tarihli oturumda sanık hakkında şikâyetinden vazgeçtiğini beyan ettiği, hakaret suçunun soruşturma ve kovuşturmasının şikâyete bağlı olduğu, sanığın da şikâyetten vazgeçmeyi kabul etmediğine dair bir beyanının bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında takibi şikâyete bağlı hakaret suçundan düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5237 sayılı Kanun'un 131 inci maddesinin birinci fıkrasında “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikâyetine bağlıdır." hükmüne yer verildiği, Aynı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında ise, “Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür." hükümleri düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında da, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı yada soruşturma yada kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir." hükmü yer almaktadır. İncelenen somut olayda; mağdurun 23.09.2021 tarihli duruşmada şikayetinden vazgeçtiği, sanığa ise şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulmadan 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır. Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.10.2020 tarih ve 2018/18-589 Esas, 2020/421 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin altıncı fıkrasına göre kanunda aksi yazılı olmadıkça şikâyetten vazgeçmenin bunu kabul etmeyen sanığı etkilemeyeceğinin düzenlenmiş olması ve anılan Kanun hükmünün amacının yargılama sonucunda beraat etme ihtimali bulunan sanık hakkında yargılamaya devam olunarak suçun sabit olmaması hâlinde sanığın beraatine, sabit olduğunun anlaşılması durumunda ise cezalandırma zorunluluğu ortadan kalktığı için davanın düşmesine karar verilmesini gerektirmesi karşısında, her ne kadar sanığın şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediğine ilişkin bir beyanı yok ise de yargılama sonucu sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olması nedeniyle mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın kesinleşerek kanun yararına bozma talebiyle incelendiği dolayısıyla beraat etme ihtimalinin bulunmadığı, ancak 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkraları uyarınca, kovuşturma şartının ortadan kalkması ve bir düşme sebebi bulunduğundan davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Yerel Mahkeme kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca karardaki hukuka aykırılık, hükmün Yargıtay tarafından düzeltilmesini gerektirmekle; "Sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının, 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkraları gereğince DÜŞMESİNE, Sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının düşmesi nedeniyle bu suç için yapılan yargılama giderinin Hazine üzerinde bırakılmasına," Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.02.2025 tarihinde karar verildi.

Diğer kararlar (4)

4. Ceza Dairesi, 2024/11759 E., 2025/2308 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
celsede sanık hakkında şikayetçi olmadığını belirtmesi ve sanığın da şikayetten vazgeçmeyi kabul etmediğine dair bir beyanının bulunmadığının anlaşılması karşısında, şikayetten vazgeçme nedeniyle sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı Kanun'un 73/4 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri gereğince düşürülmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde kar
4. Ceza Dairesi         2024/11759 E.  ,  2025/2308 K. "İçtihat Metni" SAYISI : 2022/275 Esas, 2023/485 Karar SUÇ : Hakaret İNCELEME KONUSU KARAR :Hükmün açıklanmasının geri bırakılması KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 18.10.2024 tarihli ve 94660652-105-07-8732-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.11.2024 tarihli ve KYB-2024/110243 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.11.2024 tarihli ve KYB-2024/110243 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede; 5237 sayılı Kanun'un 125. maddesinde yer alan "(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden (...)46 veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesi gerekir.", 3-c maddesinde yer alan (3) Hakaret suçunun;...c) Kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle, işlenmesi halinde, cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz." şeklindeki, Aynı Kanun'un 131. maddesinde yer alan, "Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikayetine bağlıdır." şeklindeki, Anılan Kanun'un 73/1. maddesinde yer alan, "Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz." şeklindeki ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesinde yer alan, "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir" şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Somut olayda, 5237 sayılı Kanun'un 125/3-c maddesinde düzenlenen hakaret suçunun soruşturma ve kovuşturmasının şikayete bağlı olduğu, müşteki ...'ün 05/07/2023 tarihli 5. celsede sanık hakkında şikayetçi olmadığını belirtmesi ve sanığın da şikayetten vazgeçmeyi kabul etmediğine dair bir beyanının bulunmadığının anlaşılması karşısında, şikayetten vazgeçme nedeniyle sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı Kanun'un 73/4 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri gereğince düşürülmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5237 sayılı Kanun'un 131 inci maddesinin birinci fıkrasında “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikâyetine bağlıdır." hükmüne yer verildiği, Aynı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında ise, “Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür." hükümleri düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında da, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı yada soruşturma yada kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir." hükmü yer almaktadır. İncelenen somut olayda; Her ne kadar hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı açıklandığında, olağan yasa yoluyla denetime tabi olacak ise de, 18/06/2014 tarihli, 6545 sayılı Kanun ile CMK'nın 231/8. maddesinde yapılan değişiklik sonrası sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesinin yeniden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine engel teşkil etmesi karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarih, 2014/15-587 esasa, 2018/151 sayılı kararında da belirtildiği üzere açık hukuka aykırılık içeren hallerin kanun yararına bozma yoluyla da denetlenmesinin AİHS'nin 6. maddesiyle güvence altına alınan adil yargılama ilkesinin de gereği olarak kanun yararına bozma konusu yapılabileceği Dairemizce kabul edilerek yapılan incelemede, Mağdurun 05.07.2023 tarihli duruşmada şikayetinden vazgeçtiği, sanığa ise şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulmadan 5237 sayılı Kanun'un 125/3-c maddesi uyarınca sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır. Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.10.2020 tarih ve 2018/18-589 Esas, 2020/421 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin altıncı fıkrasına göre kanunda aksi yazılı olmadıkça şikâyetten vazgeçmenin bunu kabul etmeyen sanığı etkilemeyeceğinin düzenlenmiş olması ve anılan Kanun hükmünün amacının yargılama sonucunda beraat etme ihtimali bulunan sanık hakkında yargılamaya devam olunarak suçun sabit olmaması hâlinde sanığın beraatine, sabit olduğunun anlaşılması durumunda ise cezalandırma zorunluluğu ortadan kalktığı için davanın düşmesine karar verilmesini gerektirmesi karşısında, her ne kadar sanığın şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediğine ilişkin bir beyanı yok ise de yargılama sonucu sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olması nedeniyle mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın kesinleşerek kanun yararına bozma talebiyle incelendiği dolayısıyla beraat etme ihtimalinin bulunmadığı, ancak 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkraları uyarınca, kovuşturma şartının ortadan kalkması ve bir düşme sebebi bulunduğundan davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Yerel Mahkeme kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca karardaki hukuka aykırılık, hükmün Yargıtay tarafından düzeltilmesini gerektirmekle; "Sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının, 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkraları gereğince DÜŞMESİNE, Sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının düşmesi nedeniyle bu suç için yapılan yargılama giderinin Hazine üzerinde bırakılmasına," Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.02.2025 tarihinde karar verildi.
4. Ceza Dairesi, 2024/7263 E., 2024/11787 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
"5237 sayılı Kanun'un 73/4. maddesinde yer alan "Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz" ve 5271 sayılı Ceza Muh
4. Ceza Dairesi         2024/7263 E.  ,  2024/11787 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan mahkumiyetine hükmedilmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 05.06.2024 tarihli ve 94660652-105-43-5999-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16.07.2024 tarihli ve KYB-2024/67147 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 16/07/2024 tarihli ve KYB-2024/67147 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "5237 sayılı Kanun'un 73/4. maddesinde yer alan "Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz" ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir" şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Somut olayda, müşteki ...'in 03.05.2011 tarihli oturumda sanık hakkında şikayetinden vazgeçtiğini beyan ettiği, hakaret suçunun soruşturma ve kovuşturmasının şikayete bağlı olduğu, sanığın da şikayetten vazgeçmeyi kabul etmediğine dair bir beyanının bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanık hakkında takibi şikayete bağlı hakaret suçundan düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 5237 sayılı Kanun'un 131 inci maddesinin birinci fıkrasında “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikâyetine bağlıdır." hükmüne yer verildiği, Aynı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında ise, “Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür." hükümleri düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında da, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı yada soruşturma yada kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir." hükmü yer almaktadır. İncelenen somut olayda; mağdurun 03.05.2011 tarihli oturumda şikayetçi olmadığını beyan ettiği, sanığa ise şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorulmadan 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulduğu anlaşılmıştır. Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.10.2020 tarih ve 2018/18-589 Esas, 2020/421 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin altıncı fıkrasına göre kanunda aksi yazılı olmadıkça şikâyetten vazgeçmenin bunu kabul etmeyen sanığı etkilemeyeceğinin düzenlenmiş olması ve anılan Kanun hükmünün amacının yargılama sonucunda beraat etme ihtimali bulunan sanık hakkında yargılamaya devam olunarak suçun sabit olmaması hâlinde sanığın beraatine, sabit olduğunun anlaşılması durumunda ise cezalandırma zorunluluğu ortadan kalktığı için davanın düşmesine karar verilmesini gerektirmesi karşısında, her ne kadar sanığın şikayetten vazgeçmeyi kabul edip etmediğine ilişkin bir beyanı yok ise de yargılama sonucu sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olması nedeniyle mahkumiyetine karar verildiği ve bu kararın kesinleşerek kanun yararına bozma talebiyle incelendiği dolayısıyla beraat etme ihtimalinin bulunmadığı, ancak 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkraları uyarınca, kovuşturma şartının ortadan kalkması ve bir düşme sebebi bulunduğundan davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Yerel Mahkeme kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca karardaki hukuka aykırılık, hükmün Yargıtay tarafından düzeltilmesini gerektirmekle; "Sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının, 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkraları gereğince DÜŞMESİNE, Sanık hakkında hakaret suçundan açılan kamu davasının düşmesi nedeniyle bu suç için yapılan yargılama giderinin Hazine üzerinde bırakılmasına," Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.10.2024 tarihinde karar verildi.
6. Ceza Dairesi, 2022/4718 E., 2024/2377 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
sayılı kararıyla sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan sanığın eyleminin sair tehdit kapsamında kaldığı ve bu suçun şikayete tabi olduğu, müştekinin de şikâyetinden vazgeçtiği anlaşılmakla sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73/4 maddesi ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8 maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, sanık hakkında mala zarar verme suçundan şikây
6. Ceza Dairesi         2022/4718 E.  ,  2024/2377 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/300 E., 2020/603 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : Beraat kararı kaldırılarak mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 17.06.2019 tarihli ve 2019/24913 Esas sayılı iddianamesiyle sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs ve mala zarar verme suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-d-h, 35/2, 151/1, 53, 63. maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 2.İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.02.2020 tarihli ve 2019/498 esas, 2020/61 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan sanığın eyleminin sair tehdit kapsamında kaldığı ve bu suçun şikayete tabi olduğu, müştekinin de şikâyetinden vazgeçtiği anlaşılmakla sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73/4 maddesi ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8 maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, sanık hakkında mala zarar verme suçundan şikâyetten vazgeçme nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73/4 maddesi ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8 maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, karar verilmiştir. 3.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21.Ceza Dairesinin 19.11.2020 tarihli ve 2020/300 Esas,2020/603 Karar sayılı kararıyla; Duruşma açılarak 5271 sayılı Kanun'un 280/2. maddesi uyarınca ilk derece mahkeme kararının tehdit suçundan kurulan hüküm yönünden kaldırılması, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 149/1.d-h, 35, 62, 53. maddeleri uyarınca 4 yıl 7 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri 1.Tehdit şikâyetçide korku yaratmadığında yağma suçunun unsurlarının olmadığına, 2.Tanık ifadelerinin çelişkili olduğuna, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü 1.Suç tarihinde saat 23.30 sıralarında sanığın, mağdurun iş yerine giderek kumar alacağından dolayı '' 10.000 TL borcun var'' dediği, mağdurun böyle bir borcu olmadığını söylemesi üzerine kıraathaneden çıktığı ve yaklaşık yarım saat sonra tekrar geldiği, bu kez bir şey söylemeden masanın üzerinde bulunan anahtarı alarak uzaklaştığı, aradan bir süre zaman geçtikten sonra mağdurun arabasının sanık tarafından çalıştırılıp götürüldüğünü fark ederek şikâyetçi olduğu, saat 05.00 sıralarında sanığın tekrar mağdurun işlettiği kıraathaneye gelerek mağdura ''borcun 1 milyon oldu, sabah dokuzda bu minibüsü bana noterden teslim edeceksin, bu borcun bitecek, paramı vereceksin, vermezsen kan akacak, kanını akıtırım senin, seni öldüreceğim, seni yaşatmayacağım, sonra da kendime sıkacağım" şeklinde sözler söylediği, mağdurun 155 polis imdat hattını araması ve olay yerine emniyet görevlilerinin gelmesi üzerine sanığın kıraathaneden ayrıldığı, mağdurun olayla ilgili şikâyette bulunmak için karakola gittiğinde sanığın tekrar kıraathaneye gelerek işyerindeki camları, bardakları, televizyonu, bilgisayar monitörünü, duvar saatini kırdığı, sanığın o anki sinirle malzemeleri, camları kırdığını kabul ettiği, eylemin ilk derece mahkemesi tarafından maddi vakıa olarak kabul edildiği anlaşılmıştır. 2.Sanığın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığında ve Torbalı Sulh Ceza Hakimliğindeki sorgusunda'' müştekiden 10.000 TL civarında kumar alacağının olduğunu, bugüne kadar ödemediğini, gece vakti kıraathaneye gittiğini, o anki sinirle "ya aracı devredeceksin, ya da 10.000 TL paramı vereceksin, seni öldürürüm, yaşatmam tarzında cümleleri söylemiş olabileceğini, tam hatırlamadığını,'' şeklindeki ikrar içeren savunması dosyada mevcuttur. 3.Mağdurun beyanı dosyada mevcuttur. 4.Mağdurun kardeşi tanık A.Ö.'nün: " Müşteki benim ağabeyim olur. Kıraathaneyi birlikte çalıştırırız. Olay günü sanık kahveye gelerek ağabeyimin kendisine 10 bin TL borcu olduğunu söyledi. Bizde kendisine borcumuz olmadığını söylediğimizde sanık bu kez "Borcunuz 1 milyon oldu" diyerek tehditvari konuşmaya başladı. Biz kendisinden kahvehaneyi terk etmesini istedik. Daha sonra sanık iş yerinin camlarını kırıp iş yerindeki eşyaları dağıttı. Okunan ifademi aynen tekrar ederim.............." şeklindeki mağduru doğrulayan beyanı dosyada mevcuttur. 5.Mağdurun işyerinde çalışan tanık N.O.'nun soruşturma aşamasında mağduru doğrulayan beyanı dosyada mevcuttur. 6.Sanığın Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden alınan sanığın ceza ve fiil ehliyetinin tam olduğuna dair rapor dosyada mevcuttur. 7.Mağdurun aracın sanığın evinin önünde park halinde bulunduğu, arabanın hırsızlanmasına ilişkin davaya Torbalı 2.Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/544 Esas ve 2019/730 Karar numaralı dosyası ile sanığın cezalandırılmasına karar verildiği karar dosyada mevcuttur. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.02.2020 tarihli ve 2019/498 Esas, 2020/61 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan sanığın eyleminin sair tehdit kapsamında kaldığı ve bu suçun şikâyete tabi olduğu, müştekinin şikâyetinden vazgeçtiği sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73/4 maddesi ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8 maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, sanık hakkında mala zarar verme suçundan şikâyetten vazgeçme nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73/4 maddesi ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8 maddesi gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE kararlarının tehdit suçundan kurulan hüküm yönünden Duruşma açılarak 5271 sayılı Kanun 280/2. maddesi uyarınca ilk derece mahkeme kararının kaldırılması, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 149/1.d-h, 35, 62, 53. maddeleri uyarınca 4 yıl 7 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna karar verilmiştir. IV. GEREKÇE Sanık Müdafiinin Tehdidin Mağdurda Korku Yaratmadığına, Yağma Suçunun Unsurlarının Olmadığına, Tanık İfadelerinin Çelişkili Olduğuna İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden; Sanığın İzmir Cumhuriyet Başsavcılığında ve Torbalı Sulh Ceza Hakimliğindeki sorgusunda ikrar içeren savunması ve mahkemedeki savunmaları, mağdurun beyanı, Manisa Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinden alınan sanığın ceza ve fiil ehliyetinin tam olduğuna dair rapor, Torbalı 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/544 Esas ve 2019/730 Karar numaralı dosyası, tanık A.Ö.'nün beyanları, tanık N.O'nun beyanları ve tüm dosya kapsamına göre hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin 19.11.2020 tarihli ve 2020/300 Esas, 2020/603 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında kapsamında re'sen gösterilen sebepler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 21.02.2024 tarihinde karar verildi.
4. Ceza Dairesi, 2023/14263 E., 2023/26323 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
5237 sayılı Kanun'un 73/4 ncü maddesinde yer alan "Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz" ve 5271 sayılı Ceza Muh
4. Ceza Dairesi         2023/14263 E.  ,  2023/26323 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/397 E., 2021/499 K. SUÇ : Hakaret KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hakaret suçundan mağdur sanıklar ... ve ...'in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 2.180,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına dair Nevşehir 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.09.2021 tarihli ve 2020/397 Esas, 2021/499 Karar sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 18.09.2023 gün ve 2023/90899 sayılı Tebliğname'si ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "1. Dosya kapsamına göre; 5237 sayılı Kanun'un 73/4 ncü maddesinde yer alan "Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz" ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8 nci maddesinde yer alan "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir" şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Müştekiler ... ve ...'un 15.04.2021 tarihli oturumda, müşteki ...'ın ise 01.06.2021 tarihli oturumda sanıklar haklarındaki şikayetlerinden vazgeçtiklerini beyan ettikleri, hakaret suçunun soruşturma ve kovuşturmasının şikayete bağlı olduğu, sanıkların da şikâyetten vazgeçmeyi kabul etmediklerine dair bir beyanlarının bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanıklar hakkında takibi şikayete bağlı hakaret suçundan düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, 2. Kabule göre de, Sanıklar hakkında mağdur ...'a yönelik 5237 sayılı Kanun'un 125/1 nci maddesinde düzenlenen hakaret suçundan dava açıldığı, mağdurlar ... ve ...'a yönelik hakaret suçundan 5271 sayılı Kanun'un 170 nci maddesine uygun olarak açılmış bir davanın bulunmadığı, atılı suçun tek bir fiille birden fazla kişiye karşı işlendiği kabul edilerek sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 ncü maddesinin uygulanmak suretiyle dava konusu edilmeyen eylemden mahkumiyet hükmü kurulmasında; İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE İki numaralı istem yönünden yapılan incelemede; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2012 gün ve 3/270-88 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için, yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 170 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza davası, kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. Anılan Kanun'un 170 inci maddesinin dördüncü fıkrasında da; “İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” düzenlemesine yer verilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinde yer alan; “hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir” şeklindeki düzenleme gereğince de hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir. Anılan yasal düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması yasaya açıkça aykırılık oluşturacaktır. Öğretide “davasız yargılama olmaz” ve “yargılamanın sınırlılığı” olarak da ifade edilen bu ilke uyarınca, hâkim ancak hakkında dava açılmış bir fiil ve kişi ile ilgili yargılama yapabilecek ve önüne getirilen somut uyuşmazlığı hukuksal çözüme kavuşturacaktır. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde iddianame içeriğine göre sanıklar hakkında mağdur ...'a yönelik hakaret suçundan dava açıldığı, mağdurlar ... ve ...'a yönelik hakaret suçundan açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden sanıklar hakkında mahkumiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. Bir numaralı istem yönünden yapılan incelemede; 5237 sayılı Kanun'un 131 inci maddesinin birinci fıkrasında “Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen hariç; hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması, mağdurun şikâyetine bağlıdır." Aynı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında ise, “Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür." hükümleri düzenlenmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında da, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı yada soruşturma yada kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir." hükmü yer almaktadır. İki numaralı isteme yönelik yapılan değerlendirmedeki açıklamalar ışığında ... ve ...'a karşı hakaret suçundan açılmış bir davanın bulunmadığı gözetilerek yapılan incelemede; somut olayda mağdur ...'un 15.04.2021 tarihli celsede şikâyetten vazgeçtiği, sanık ...'in 13.07.2021 tarihli savunmasında şikayetten vazgeçmeyi kabul ettiği, sanık ...'in ise şikâyetten vazgeçmeyi kabul edip etmediğine dair beyanının bulunmadığı anlaşılmıştır. Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 15.10.2020 tarih ve 2018/18-589 Esas, 2020/421 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin altıncı fıkrasına göre kanunda aksi yazılı olmadıkça şikâyetten vazgeçmenin bunu kabul etmeyen sanığı etkilemeyeceğinin düzenlenmiş olması ve anılan Kanun hükmünün amacının yargılama sonucunda beraat etme ihtimali bulunan sanık hakkında yargılamaya devam olunarak suçun sabit olmaması hâlinde beraatına, sabit olduğunun anlaşılması durumunda ise cezalandırma zorunluluğu ortadan kalktığı için davanın düşmesine karar verilmesini gerektirmesi karşısında, her ne kadar sanık ... yönünden; sanığın şikâyetten vazgeçmeyi kabul edip etmediğine ilişkin bir beyanı yok ise de yargılama sonucu atılı suçu işlediğinin sabit olması nedeniyle mahkûmiyetine karar verildiği ve bu kararın kesinleşerek kanun yararına bozma talebiyle incelendiği dolayısıyla beraat etme ihtimalinin bulunmadığı, ancak 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkraları uyarınca, kovuşturma şartının ortadan kalkması ve bir düşme sebebi bulunduğundan davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Yukarıda ayrıntıları ile açıklanan nedenler doğrultusunda sanıklar hakkında takibi şikayete bağlı hakaret suçundan düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmedenyazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuş ve kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Hakaret suçundan sanıklar hakkında Nevşehir 5.Asliye Ceza Mahkemesinin 07.09.2021 tarihli ve 2021/499 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. Bir ve iki numaralı istemler yönünden birlikte yapılan değerlendirme neticesinde; 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca karardaki hukuka aykırılık, hükmün Yargıtay tarafından düzeltilmesini gerektirmekle; a. Sanıklar hakkında mağdur ...'a yönelik hakaret suçundan açılan kamu davalarının, 5237 sayılı Kanun'un 73 üncü maddesinin dördüncü ve 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkraları gereğince DÜŞMESİNE, b. ... ve ...'a yönelik verilen hükümlerde; sanıklara verilen cezanın kaldırılması gerekmekle, anılan Kanun maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca, sanıklar hakkında hakaret suçundan verilen 2.180,00 TL adli para cezasının KALDIRILMASINA, Bu suçtan hükmolunan cezaların çektirilmemesine, 4. Kararda yer alan diğer hususların olduğu gibi bırakılmasına, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.12.2023 tarihinde karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Antika satıcısı (A), kendisine borcu olan (B)’ye 01.03.2024 tarihinde, borcunu ödememesi halinde ticari itibarını zedeleyeceğine dair isimsiz bir mektup göndermiştir. (B), bu mektubu 03.03.2024 tarihinde almış ve tehdit fiilini öğrenmiştir. Yaptığı araştırmalar neticesinde mektubu gönderen kişinin (A) olduğunu ise 01.06.2024 tarihinde kesin olarak tespit etmiştir. Bu olayda, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan tehdit suçuyla ilgili olarak (B)’nin şikâyet hakkını kullanması için kanunda öngörülen hak düşürücü süre ne kadardır?

A) Üç ay
B) Altı ay
C) Bir yıl
D) İki yıl
E) Bir ay

Bu maddeyle ilgili 12 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol