Türk Ceza Kanunu 80. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 80- (1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/3 md.) Zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tâbi kılmak ya da vücut organlarının verilmesini sağlamak maksadıyla tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya kişiler üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliklerinden yararlanarak rızalarını elde etmek suretiyle kişileri ülkeye sokan, ülke dışına çıkaran, tedarik eden, kaçıran, bir yerden başka bir yere götüren veya sevk eden ya da barındıran kimseye sekiz yıldan oniki yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası verilir.
(2) Birinci fıkrada belirtilen amaçlarla girişilen ve suçu oluşturan fiiller var olduğu takdirde, mağdurun rızası geçersizdir.
(3) Onsekiz yaşını doldurmamış olanların birinci fıkrada belirtilen maksatlarla tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmaları hallerinde suça ait araç fiillerden hiçbirine başvurulmuş olmasa da faile birinci fıkrada belirtilen cezalar verilir.
(4) Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında da güvenlik tedbirine hükmolunur.
İKİNCİ KISIM
Kişilere Karşı Suçlar
BİRİNCİ BÖLÜM
Hayata Karşı Suçlar
Kasten öldürme
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
37 karar eşleşti
8. Ceza Dairesi, 2011/12763 E., 2011/18316 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : -Sanık ...'nın 5237 sayılı TCK.nun 220/2, 227/2, 80/1 ve 148/1 maddeleri gereğince hükümlülüğüne,
8. Ceza Dairesi 2011/12763 E. , 2011/18316 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, kurulan örgüte yardım etme, insan ticareti, fuhuş ve yağma
HÜKÜM : -Sanık ...'nın 5237 sayılı TCK.nun 220/2, 227/2, 80/1 ve 148/1 maddeleri gereğince hükümlülüğüne,
-Sanık ...'nın 5237 sayılı TCK.nun 220/1, 227/2 ve 80/1 maddeleri gereğince hükümlülüğüne,
-Sanık ...'in 5237 sayılı TCK.nun 220/6 ve 227/2 maddeleri gereğince hükümlülüğüne, insan ticareti ve fuhuş suçlarından beraatine,
-Sanık ...'ın 5237 sayılı TCK.nun 220/2, 227/2 ve 80/1 maddeleri gereğince hükümlülüğüne,
-Sanık ... ...'ın 5237 sayılı TCK.nun 220/1, 227/2 ve 80/1 maddeleri gereğince hükümlülüğüne,
-Sanık ...'ın 5237 sayılı TCK.nun 220/2, 227/2 ve 80/1 maddeleri gereğince hükümlülüğüne,
-Sanık ...'ın 5237 sayılı TCK.nun 220/2, 227/2, 80/1 ve 227/4 maddeleri gereğince hükümlülüğüne,
-Sanık ...'ın 5237 sayılı TCK.nun 220/6 ve 227/2 maddeleri gereğince hükümlülüğüne, insan ticareti ve fuhuş suçlarından beraatine,
-Sanık ... ...'ün 5237 sayılı TCK.nun 220/2, 227/2 ve 80/1 maddeleri gereğince hükümlülüğüne,
-Sanık ...'nın 5237 sayılı TCK.nun 220/2, 227/2 ve 801/1 maddeleri gereğince hükümlülüğüne,
-Sanık ...'un örgüte yardım etme suçundan beraatine,
-Sanık ...'ın örgüte yardım etme suçundan beraatine,
-Sanık ... ...'ın örgüte yartım etme suçundan beraatine,
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Hükmolunan cezaların süreleri itibariyle sanıklar ..., ... ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ... müdafiilerinin du- ruşmalı inceleme istemlerinin CMUK.nun 318. maddesi gereğince oybirliğiyle Reddine,
Dosya üzerinden yapılan incelemede:
1- Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... haklarında kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz inceleme- sinde:
Sanıklar müdafiilerinin, sanıklar hakkında verilen beraat kararlarını tem- yiz etmekte hukuki yararı bulunmayıp, gerekçeye yönelik temyizlerinin de olmadığı anla- şılmakla, sanıklar müdafiilerinin temyiz istemlerinin CMUK.nun 317. maddesi gereğince oybirliğiyle (REDDİNE),
2- Sanıklar ..., ... ..., ..., ..., ..., ... ... ..., ..., ..., ... ve ... haklarında kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz incele- mesine gelince:
Sanıkların hazır bulunduğu 11.02.2010 tarihli oturumda C.Savcısı mütala- sında sanıklar hakkında TCK.nun 227/6. maddesinin mağdur sayısınca uygulanması yö- nünde görüş bildirip bu konuda sanıkların savunmalarının alındığı anlaşılmakla; tebliğna- mede yer alan bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkeme- nin tahkikat neticelerine uygun olarak tecelli eden kanaat ve takdirine, tetkik olunan dos- ya içeriğine göre sanıklar müdafiilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün (ONANMASINA), 29.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Ak'ın TCK'nun 240, 80, 59, 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri uyarınca 5083 sayılı Yasa hükümleri de nazara alınmak suretiyle 2 YTL.
Ceza Genel Kurulu 2005/11 MD-119 E., 2006/15 K.
Ceza Genel Kurulu 2005/11 MD-119 E., 2006/15 K.
- 4616 SAYILI YASA HÜKÜMLERİ UYARINCA KESİN HÜKME BAĞLANMASININ ERTELENMESİ KURAL LARININ UYGULANMASI
- GÖREVİ İHMAL SUÇU İLE YARGILANAN SAHISLARIN HUKUKİ DURUMLARI
- KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNUNA MUHALİF KALARAK İŞLENEN SUÇLARA DAİR
- TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERE İLİŞKİN VERİLEN MAHKUMİYET KARARLARI- 4616 S. 23 NİSAN 1999 TARİHİNE KADAR İŞLENEN SUÇLARDAN ... [ Madde 1 ]
- 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 257 ]
- 647 S. CEZALARIN İNFAZI HAKKINDA KANUN (MÜLGA) [ Madde 6 ]
- 647 S. CEZALARIN İNFAZI HAKKINDA KANUN (MÜLGA) [ Madde 4 ]
- 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 240 ]
- 765 S. TÜRK CEZA KANUNU (MÜLGA) [ Madde 59 ]
"İçtihat Metni"
1-Sanıklar S…
…. Adanalı, M…
…. Bal ve H…
…. Ak haklarında 2863 sayılı Yasaya aykırılık suçundan açılan kamu davasının 4758 sayılı Yasa ile değişik 4616 sayılı Yasanın 1/4 maddesi uyarınca kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine,
2-Sanıklar H…
…. Ak, M…
…. Şahin, C…
…. Çakaroğulları, Ş…
…. Dönmez ve E…
… Arslan'ın görevi ihmal suçundan ayrı ayrı beraetlerine,
3-Sanık Y…
…. Z…
…. Alanya'nın, TCK'nun 240, 59, 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri uyarınca 5083 sayılı Yasa hükümleri de nazara alınmak suretiyle 1 YTL. Adli para cezasıyla cezalandırılmasına, 2 ay 15 gün süreyle memuriyetten yoksun bırakılmasına ve cezalarının ertelenmesine,
4-Sanık H…
…. Ak'ın TCK'nun 240, 80, 59, 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri uyarınca 5083 sayılı Yasa hükümleri de nazara alınmak suretiyle 2 YTL. Adli para cezasıyla cezalandırılmasına, 2 ay 27 gün süreyle memuriyetten yoksun bırakılmasına ve cezalarının ertelenmesine,
5-Sanıklar C…
…. Çakaroğulları, Ş…
…. Dönmez ve E…
…. Arslan'ın, TCK'nun 240, 80, 59, 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri uyarınca 5083 sayılı Yasa hükümleri de nazara alınmak suretiyle 1 YTL. Adli para cezasıyla cezalandırılmalarına, 2 ay 27 gün süreyle memuriyetten yoksun bırakılmalarına ve cezalarının ertelenmesine ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesince verilen 03.06.2005 gün ve 15292/3164 sayılı hüküm;
Sanıklar Ş…
… Dönmez, E…
…. Arslan, C…
…Çakaroğulları, sanık H…
…. Ak müdafii ve Y…
… Z…
… Alanya müdafii ile Katılan vekili tarafından, sanıklar S…
….. Adanalı, M…
….. Bal ve H…
…. Ak haklarında 2863 sayılı Yasaya aykırılık suçundan açılan davada, suç tarihinin 23 Nisan 1999 tarihinden sonra olması nedeniyle kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, sanıklar H…
…. Ak, M…
….. Şahin, C…
…. Çakaroğulları, Ş…
…. Dönmez ve E…
…. Arslan hakkında görevi ihmal suçundan verilen beraat kararları ile sanıklar Y…
…. Z…
…. Alanya, H…
…. Ak, C…
…. Çakaroğulları, Ş…
…. Dönmez ve E…
….. Arslan haklarında verilen erteleme kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğu ve temyiz sırasında re'sen dikkate alınacak diğer nedenlerle temyiz edilmiş olmakla dosya, Yargıtay C.Başsavcılığının, "sanıklar S…
….. Adanalı, M…
….. Bal ve H…
…. Ak haklarındaki 2863 S. Kanuna muhalefet suçundan verilen kararın, suçun türü ve tarihi itibarıyla temyiz kabiliyeti olmadığından ve ancak itiraz yolu açık bulunduğundan itiraz merciince karar verilmek üzere, dosyanın incelenmeksizin iadesine" diğer hükümler yönünden ise "onama" istekli 11.10.2005 gün ve 11 sayılı tebliğnamesi ile, Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1-Sanıklar S…
…. Adanalı, M…
….. Bal ve H…
…. Ak haklarında 2863 sayılı Yasaya aykırılık suçundan açılan kamu davasının 4758 sayılı Yasa ile değişik 4616 sayılı Yasanın 1/4. maddesi uyarınca kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine,
2-Sanıklar H…
…. Ak, M…
…. Şahin, C…
…. Çakaroğulları, Ş…
…. Dönmez ve E…
….. Arslan'ın görevi ihmal suçundan ayrı ayrı beraetlerine,
3-Sanık Y…
…. Z…
… Alanya'nın, TCK'nun 240, 59, 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri uyarınca 5083 sayılı Yasa hükümleri de nazara alınmak suretiyle 1 YTL. Adli para cezasıyla cezalandırılmasına, 2 ay 15 gün süreyle memuriyetten yoksun bırakılmasına ve cezalarının ertelenmesine,
4-Sanık H…
…. Ak'ın TCK'nun 240, 80, 59, 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri uyarınca 5083 sayılı Yasa hükümleri de nazara alınmak suretiyle 2 YTL. Adli para cezasıyla cezalandırılmasına, 2 ay 27 gün süreyle memuriyetten yoksun bırakılmasına ve cezalarının ertelenmesine,
5-Sanıklar C…
…. Çakaroğulları, Ş…
…. Dönmez ve E…
…. Arslan'ın, TCK'nun 240, 80, 59, 647 sayılı Yasanın 4 ve 6. maddeleri uyarınca 5083 sayılı Yasa hükümleri de nazara alınmak suretiyle 1 YTL. Adli para cezasıyla cezalandırılmalarına, 2 ay 27 gün süreyle memuriyetten yoksun bırakılmalarına ve cezalarının ertelenmesine,
Karar verilen somut olayda;
Çözülmesi gereken sorunlar;
1- Sanıklar S…
…. Adanalı, M…
…. Bal ve H…
…. Ak haklarında 2863 sayılı Yasaya aykırılık suçundan açılıp 4616 sayılı Yasa hükümleri uyarınca ertelenen kamu davasında, atılı suçun suç tarihi itibariyle 4616 sayılı Yasa kapsamında bulunup bulunmadığı,
2-Sanıklar H…
…. Ak, C…
…. Çakaroğulları, E…
…. Arslan, Ş…
…. Dönmez ve M…
….. Şahin hakkında görevi ihmal suçundan verilen beraat,
3-Sanıklar Y…
…. Z…
…. Alanya, H…
…. Ak, C…
…. Çakaroğulları, Ş…
…. Dönmez ve E…
…. Arslan hakkında görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçundan cezalandırılmalarına ilişkin, hükümlerin isabetli olup olmadığı,
Noktalarında toplanmaktadır.
Asıl uyuşmazlık konularının değerlendirilmesine geçmeden önce; Suç tarihinde Sağlık Bakanlığı Müsteşarı S…
….. Adanalı, APK Kurulu Başkanı M…
….. Bal ve İdari ve Mali İşler Daire Başkanı H…
…. Ak haklarında, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 65. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle açılıp, 4758 sayılı Yasa ile değişik 4616 sayılı Yasanın 1/4. maddesi uyarınca kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verilen olayda, Katılan vekilince hüküm, suç tarihinin 23 Nisan 1999 tarihinden sonra olması nedeniyle kamu davasının kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle temyiz edilmiş bulunduğundan, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.2.2001 gün ve 25/33, 17.9.2003 gün ve 206/310 sayılı kararlarındaki ilkeler uyarınca, 4616 sayılı Yasa uyarınca verilen davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine ilişkin kararlara karşı başvurunun, ceza miktarı, suç tarihi veya vasıflandırma gibi yargılama konusu suçu 4616 sayılı Yasa'da öngörülen erteleme kapsamı dışına çıkaracak hususlara yönelik olması halinde "temyiz" olarak değerlendirilmesi gerektiği saptanmakla, Yargıtay C.Başsavcılığının " 2863 sayılı Yasa kapsamındaki suçlar açısından, dosyanın itiraz merciince karar verilmek üzere incelenmeksizin iadesi istekli" görüşüne itibar edilmesine olanak bulunmadığına karar verilmek suretiyle uyuşmazlık konularının değerlendirilmesine geçilmiştir.
1-Sanıklar S…
….. Adanalı, M…
…. Bal ve H…
…. Ak'a yüklenen 2863 sayılı Yasaya muhalefet suçuna ilişkin olarak yapılan incelemede;
Sağlık Bakanlığı hizmet binasının, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu'nun 01.08.1986 gün ve 2524 sayılı kararı ile tescilli olduğu Ankara Kültür ve Tabiat Varlıkların Koruma Kurulu Müdürlüğü'nün 26.07.2004 gün 1845 sayılı cevabi yazısıyla anlaşıldığı,
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulundan izin alınmaksızın, tescilli olan bu binanın A Blok arka cephesindeki giriş kapısının dış kısmına kanopi yapıldığı, aynı girişin çevresinin, yapının özgün malzemesiyle uyuşmayan mermerle kaplandığı, arka cephe ana giriş kapısının üzerindeki pencerelerdeki madeni şebekelik yok edilerek çerçevelerin PVC ile değiştirildiği, özürlü rampasının yapıldığı, B Blok ile E Blok arasındaki boşluk birleştirilerek yine PVC malzemeden giriş kısmı yapılmak suretiyle müdahalede bulunulduğu, Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Müdürlüğü'nün 22.10.1999 tarihli yazısı ile tespit edildiği,
Tescilli binada izin alınmaksızın yaptırılan bu tadilatların sanıkların görevde bulundukları dönem içerisinde yapıldığı, ancak tadilatların ne zaman başlayıp ne zaman bitirildiği, bir başka anlatımla suçun hangi tarihte işlendiği konusunda tam bir kesinlik bulunmadığı, tanık M…
….. Y…
…. Yorulmaz'ın müfettişe verdiği ifadede, 1999 yılı Şubat ayında A Blok girişinin yapımına başladıklarını ve Nisan ayı başında işlerin tamamını bitirerek teslim ettiklerini belirttiği, Sanık S…
…. Adanalı tarafından APK Başkanlığına hitaben yazılan 04.05.1999 tarihli yazıda da, ana bina ve müştemilatının onarımı ile çevre düzenlemesinin Cumhuriyetin 75. yılına yakışır şekilde tamamlandığından söz edildiği, M…
…. Y…
…. Yorulmaz tarafından müfettişe sunulan, yapılan işlerin başlangıç ve bitiş tarihlerini gösterir listede ise, A Blok girişinin 05.06.1999 tarihinde bitirildiğinin beyan edildiği, mevcut delillere göre; tescilli binaya yapılan izinsiz müdahalenin bitiş tarihi ve dolayısıyla suç tarihini kesin olarak belirlemenin mümkün olmadığı, Özel Dairece de, "kuşku sanık lehine yorumlanır" ilkesi gereğince suç tarihinin 23 Nisan 1999 öncesi olduğu kabul edilerek, yüklenen suçun niteliği ve suça uyan yasa maddesinde öngörülen ceza miktarı itibariyle 4758 sayılı Yasayla değişik 4616 sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabulü ile, sanıkların bu yöndeki istemleri de dikkate alınmak suretiyle, haklarındaki kamu davasının 4758 sayılı Yasa ile değişik 4616 sayılı Yasanın 1/4 maddesi gereğince kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verildiği, bu kabul ve uygulamada dosyadaki kanıtlara göre bir isabetsizlik bulunmadığı saptanmakla, katılanın bu yöne ilişen temyiz itirazlarının reddi ile Sanıklar S…
…. Adanalı, M…
….. Bal ve H…
…. Ak haklarında 2863 sayılı Yasaya aykırılık suçundan verilen hükmün onanmasına karar verilmelidir.
2-Görevi ihmal suçuyla ilgili olarak yapılan incelemede;
Sanıklar H…
…. Ak, M…
….. Şahin, C…
….. Çakaroğulları, Ş…
….. Dönmez ve E…
…. Arslan'ın merkez bloklar genel onarımı, genel evrakın daire tabipliğine dönüştürülmesi ve dış cephe tadilatı işlerinde ihale komisyonu başkan ve üyeleri oldukları, müteahhit tarafından onarım işlerinin bitirildiğine ve kabul işlemlerinin yapılmasına dair 28.04.1999, 25.05.1999 ve 06.07.1999 tarihlerinde dilekçeler verildiği halde geçici ve kesin kabullerin yapılmasında gecikme olduğu anlaşılmakta ise de, gecikmenin, sanıkların birden fazla ve yoğun mesai isteyen işleri üstlenmesi ve görevleri gereği sık sık İl dışına çıkmaları nedeniyle bir araya gelip komisyonu oluşturamamalarından kaynaklandığının toplanan kanıtlardan anlaşıldığı, dolayısıyla atılı suçun manevi unsuru itibariyle oluşmadığı, bu itibarla Özel Dairece bu suç yönünden verilen beraat kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, verilen beraat kararlarının onanması gerekmektedir.
3-Sanık Y…
…. Ziya Alanya, H…
….Ak, C…
…. Çakaroğulları, Ş…
…. Dönmez ve E…
…. Arslan'ın görevde yetkiyi kötüye kullanmak suçundan cezalandırılmalarına ilişkin hükümlerle ilgili olarak yapılan incelemede;
Yorulmaz Grubu Limited Şirketinin Sağlık Bakanlığından emanet usulü ile merkez B blok genel evrak kısmının daire tabipliğine dönüşümü, merkez bloklar genel onarım ve tadilatı ve D blok dış cephe ve terfi şubesi tadilat ve onarımı işini aldığı, Şirket yöneticileri tanıklar M…
….. Yalım Yorulmaz ile N…
… Yorulmaz'ın beyanlarına göre resmi olarak aldıkları bu işler yanında bakanlık üst düzey yöneticileri olan sanıklar S…
….. Adanalı, M…
…. Bal ve H…
…. Ak'ın şifahi talimatları ile kendilerine, A blok makam giriş kapısı, A blok mescit onarımı, B blok idari ve mali işler tuvaleti tadilat ve onarımı, D blok 3-4 numaralı daireler klima tesisatı, B blok, D blok temiz su bağlantısı, bahçe içerisi sulama tesisatı, A blok APK genel evrakı, A blok APK bilgi işlem, A blok müsteşarlık katı çay ocakları ve Söğütözü lojman tadilatı işlerinin ihalesiz olarak yaptırıldığı, yine bu tanıklardan M…
…... Y…
…. Yorulmaz'ın anlatımına göre 1999 yılı Şubat ayında yapımına başlanan işlerin Nisan ayı başında bitirildiği,
Keza Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulunca soruşturmaya başlanıldığı 04.08.1999 tarihinde Bakanlık merkez bloklarında devam eden hiçbir inşaat ve onarım işinin bulunmadığının müfettişler tarafından düzenlenen tutanakla tespit edildiği,
Tanıklar O…
…. Köksal ve H…
…. Tokuçoğlu'nun göreve başladıkları 1999 yılı Haziran ve Temmuz aylarında Sağlık Bakanlığında devam eden tadilat bulunmadığı, önceden yapılıp bitirilen bu işler için emanet komisyonu kurulmasının istenilmesi üzerine durumun Bakanlık makamına intikal ettirildiği,
Sanıklar C…
… Çakaroğulları, E…
…. Arslan ve Ş…
…. Dönmez tarafından düzenlenen "A Blok makam girişi düzenlemesi ve zemin kat tadilatı" işine ait keşif özetinin 28.04.1999, anılan sanıklarla birlikte sanık Y…
…. Z…
….Alanya tarafından düzenlenen "bakanlık merkez bloklar onarımı ve B Blok 1. kat ıslak hacim tadilatı" işi keşif özeti 25.04.1999, sanık H…
…. Ak tarafından düzenlenen ödenek talep yazısının 03.05.1999 ve ihale onay yazılarının ise 07.07.1999 tarihli olduğu,
Her ne kadar Sanıklar, keşif özeti ve ihale onaylarını hazırladıklarında henüz inşaat işlerinin yapılmadığını savunmakta iseler de, tanık M…
…. Y…
… Yorulmaz'ın işlerin başlama ve bitirilme tarihlerine ilişkin anlatımı, sanık S…
…. Adanalı'nın teşekkür yazısının tarihi ve müfettişler tarafından soruşturmaya başlanıldığı tarihte Bakanlık hizmet binalarında devam eden inşaat bulunmadığına ilişkin tespitler ve tanıklar O…
…. Köksal ile H…
…. Tokçuoğlu'nun beyanları dikkate alındığında savunmaların gerçeği yansıtmadığı,
Bu şekilde, sanıklar C…
…. Çakaroğulları, Ş…
…. Dönmez, E…
…. Aslan ve Y…
…. Z…
…. Alanya'nın şifahi talimatla ihalesiz olarak önceden yaptırılan işler hakkında henüz yapılmamış işlermiş gibi keşif özetleri hazırladıkları, sanık Hasan Ak'ın da A Blok makam girişi düzenlemesi ve zemin kat tadilat işi ile ilgili ödenek talebinde bulunup, her iki iş için ihale onayı hazırladığı, yasa, tüzük ve yönetmelikleri uygulamakla yükümlü olan sanıkların bu şekilde, mevzuatın açık ve kesin hükümlerine aykırı olarak, önceden yapılan bazı onarım işleri için sonradan keşif özeti ve ihale onayları düzenleyip imzalayarak yasa ve nizamlara aykırı davranmak suretiyle memuriyet görevlerini kötüye kullandıkları, ancak suç işlemelerinde şahsi bir menfaatlerinin bulunmadığı, sanıklardan H…
…. Ak, C…
…. Çakaroğulları, Ş…
…. Dönmez ve E…
…. Arslan'ın aynı suç işleme kararı altında suçu zincirleme biçimde işledikleri, sanıkların 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun görevi kötüye kullanma suçunu düzenleyen 257. maddesi karşısında hukuki durumlarının değerlendirilmesinde ise sanıkların, ihale kurallarına uymaksızın şifahi talimatlarla yaptırılan işlere sonradan keşif özeti ve ihale onayı hazırlanması sonucu, işin ihale ile yaptırılmış olması halinde ihaleye girenlerce keşif bedeli üzerinden yapılacak eksiltmeden yoksun bırakılmak suretiyle, kamu zararına yol açıldığı şeklindeki gerekçe kamu zararının saptanamaması nedeniyle somut olayla örtüşmemekte ise de, ihale kurallarına uyulmaksızın şifahi talimatlarla yaptırılan işlerde, ihaleye girme olanağı bulunan kişiler bu olanaktan yoksun bırakılmak suretiyle, onların mağduriyetine neden olunduğundan, 5237 sayılı Yasanın 257/1. maddesinde düzenlenen suçun da unsurları itibariyla oluştuğu, ancak 765 sayılı Yasanın 240/2. maddesi uyarınca yapılan uygulamanın sanıklar lehine bulunduğu saptanmakla, görevi kötüye kullanmak suçundan verilen hükümlerin de bu değişik gerekçe ile onanmasına karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan Kurul Başkanı O.Şirin;
"5237 sayılı Yasanın 257. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen görevi kötüye kullanma suçu; kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi ve bu aykırı davranış nedeniyle, kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına neden olunması ya da kişilere haksız kazanç sağlanması ile oluşur. Görüldüğü gibi 765 sayılı Yasanın 240. maddesindeki suçun oluşumu için norma aykırı davranış yeterli iken; 5237 sayılı Yasanın 257. maddesindeki suçun oluşabilmesi için, norma aykırı davranış yetmemekte; bu davranış nedeniyle, "kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olunması ya da kişilere haksız bir kazanç sağlanması" gerekmekte, böylece 765 sayılı Yasanın 240. maddesinde tehlike suçu olarak düzenlenen bu suç, 5237 sayılı Yasada zarar suçu haline dönüştürülmüş bulunmaktadır. Nitekim bu husus madde gerekçesinde; "Kamu görevinin gereklerine aykırı olan her fiili cezai yaptırım altına almak, suç ve ceza siyasetinin esaslarıyla bağdaşmamaktadır. Bu nedenle, görevin gereklerine aykırı davranışın belli koşulları taşıması hâlinde, görevi kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği kabul edilmiştir. Buna göre, kamu görevinin gereklerine aykırı davranışın, kişilerin mağduriyetiyle sonuçlanmış olması veya kamunun ekonomik bakımdan zararına neden olması ya da kişilere haksız bir kazanç sağlamış olması hâlinde, görevi kötüye kullanma suçu oluşabilecektir." şeklinde vurgulanmış, öğretide de bu husus Artuk-Gökçen-Yenidünya tarafından "TCY'nın 257. maddesindeki suçun oluşması, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmesinden, kişilerin mağdur olması veya kamunun zarar görmesi ya da kişilere haksız bir kazanç sağlanmasına bağlıdır. Bu sonuçları doğurmayan norma aykırı davranışlar, suç kapsamında değerlendirilemez." (Ceza Hukuku-Özel Hükümler, 6.Bası, sh.685 vd.) şeklinde açıklanmıştır.
Madde gerekçesinde "ekonomik bir zarar olduğu" vurgulanan, 5018 sayılı "Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Yasası"nın 71. maddesinde ise; mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunması şeklinde tanımlanan kamu zararı, hakim tarafından, iş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek bir fiyatla alınıp alınmadığı veya aynı şekilde yaptırılıp yaptırılmadığı, somut olayın kendine özgü özellikleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Bu belirleme; uğranılan kamu zararının miktarının kesin bir biçimde saptanması anlamında olmayıp, miktarı saptanamasa dahi, işin veya hizmetin niteliği nazara alınarak, rayiç bedelden daha yüksek bir bedelle alım veya yapımın gerçekleştirildiğinin reddedilemez düzeyde netlik kazanması halinde de kamu zararının varlığı kabul edilmelidir. Ancak bu belirleme yapılırken, norma aykırı her davranışın, kamuya duyulan güveni sarstığı, dolayısıyla, kamu zararına yol açtığı veya zarara uğrama ihtimalini ortaya çıkardığı şeklindeki bir varsayımla da hareket edilmemelidir.
Mağduriyet kavramı, sadece ekonomik bakımdan uğranılan zararla sınırlı olmayıp, bireysel hakların ihlali sonucunu doğuran her türlü davranışı ifade eder.
Haksız kazanç ise, görev gereklerine aykırı davranılmak suretiyle kişilere haksız bir yarar sağlanmasıdır.
Somut olayda, kamu zararına yol açıldığı veya kişilerin mağdur edildiğine ilişkin bir belirleme bulunmadığı gibi kişilere haksız kazanç sağlandığı konusunda da bir saptama, hatta bu yönde bir iddia dahi bulunmamaktadır.
Ceza hukukunda, "kuşku sanık lehine yorumlanır" evrensel hukuk ilkesi uyarınca, şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Bu nedenlerle somut olayda, giderilememiş kuşkuyu sanık aleyhine yorumlamak suretiyle suçun oluştuğu sonucuna ulaşan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum" görüşüyle
Diğer dört kurul üyesi ise; "olayda kamu zararının doğduğunun kesin olarak saptanamadığı" gerekçesiyle, hükmün bozulması yönünde oy kullanmışlardır.
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay 11.Ceza Dairesinin 03.06.2005 gün ve 15292/3164 sayılı hükmünün ONANMASINA,
2- Dosyanın Yargıtay 11.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine,
3- 07.02.2006 tarihinde yapılan müzakerede kısmen tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak,
a) 2863 sayılı Yasaya aykırı davranmak ve görevi ihmal suçlarından verilen hükümler yönünden oybirliğiyle,
b) Görevi kötüye kullanma suçundan verilen hüküm yönünden oyçokluğuyla karar verildi.
4. Ceza Dairesi, 2023/4708 E., 2023/19345 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
hakkında insan ticareti suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 80 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesi uyarınca ikişer kez 7 yıl 6 ay hapis cezası ve 2000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
4. Ceza Dairesi 2023/4708 E. , 2023/19345 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇLAR : İnsan ticareti, fuhuş
İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında fuhuş suçundan hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı dikkate alındığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükümlerin temyizinin mümkün olmadığı belirlenmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen insan ticareti suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle,
Sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.... Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.05.2022 tarihli ve 2021/191 Esas, 2022/144 Karar sayılı kararı ile sanıklar ... ve ... hakkında insan ticareti suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 80 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesi uyarınca ikişer kez 7 yıl 6 ay hapis cezası ve 2000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
2. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.05.2022 tarihli ve 2021/191 Esas, 2022/144 Karar sayılı kararı ile sanıklar ... ve ... hakkında fuhuş suçundan, mağdur ...'ya karşı 5237 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin ikinci fıkrası, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası ve 2240 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına,
Mağdur ...'ya karşı 5237 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin ikinci fıkrası, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi uyarınca 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası ve 2240 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına,
Mağdur ...'ya karşı 5237 sayılı Kanun'un 227 inci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ve 1500 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına,
Mağdur ...'ya karşı 5237 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ve 1500 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına,
Mağdur ...'ya karşı 5237 sayılı Kanun'un 227 inci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ve 1500 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına,
Mağdur ...'ya karşı 5237 sayılı Kanun'un 227 nci maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ve 1500 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, karar verilmiştir.
3. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, sanığın eski sevgilisinin husumet besleyerek mağdurları yönlendirmesi ve polis baskısı ile beyanların alındığına, sanığın mahkumiyetine yeterli delil olmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine, insan ticareti suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına, her mağdur yönünden ayrı hüküm kurulmasının doğru olmadığına lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, sanığın suçu işlemediğine, sanık aleyhine delillerin toplanıp lehine olanların toplanmadığına, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mağdurelerin kendi ülkelerinden güzellik salonunda çalışıp para kazanmak amacıyla sanık ... tarafından kandırılarak ülkeye getirildikleri, sanıklar tarafından mağdurelerin barındırıldıkları, paralarının ve pasaportlarının alındığı ve değişik tarihlerde zorla tehdit edilerek fuhuş yaptırıldığı böylece sanıkların üzerine atılı suçları işledikleri Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmeyerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanıklar Hakkında Fuhuş Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları nazara alınarak 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanığın temyiz isteminin, aynı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.
B. Sanıklar hakkında İnsan Ticareti Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
1.Sanıklar Müdafilerinin Belirttiği Hukuka Aykırılık Nedenleri Yönünden
Türk Ceza Kanunu'nun 80. maddesinde düzenlenen insan ticareti suçunun oluşabilmesi için failin mağdura yönelik olarak "tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliğinden yararlanarak rızasını elde etmek" biçiminde bir harekette bulunması ve bu hareketleri yaparken veya yaptıktan sonra mağduru ülkeye sokması, ülke dışına çıkarması, tedarik etmesi, kaçırması, bir yerden başka bir yere götürmesi, sevk etmesi veya barındırması gerekmektedir. Suçun oluşması için hem araç hareketlerden, hem de amaç hareketlerden en az birisi bir arada bulunmalıdır. Araç hareketler, asıl veya amaç hareketlerden önce veya en geç bu hareketlerle eş zamanlı olarak yapılmalıdır. Böylece öncelikle araç hareketler ile mağdurun iradesi kırılmalı ve görünüşte rızası elde edilmeli daha sonra da bu husustan yararlanarak suçu oluşturan asıl amaç hareketler gerçekleştirilmelidir.
İnsan ticareti ve fuhuşa aracılık etme suçları birbirinden bağımsız olduğundan, fuhuş yaptırmak maksatlı insan ticareti suçunda, insan ticareti suçunun unsurunu oluşturan araç fiiller ile fuhuş halini teşkil eden fiillerin bulunup bulunmadığı her suç açısından ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Somut olayda; mağdurların bıçakla tehdit edilerek zorla fuhuş yaptırıldıklarını beyan ederek karakola müracaat ettikleri olayda, sanıkların fuhuş yaptırmak maksadıyla zorla mağdurları tedarik, sevk ve barındırdıkları anlaşılmıştır.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlere ilişkin olarak, Olay ve Olgular başlıklı bölümde belirtilen hususlar, mağdurelerin beyanları, mağdure ifadelerini doğrulayan Türkiye'ye giriş kayıtlarına dair emniyet yazıları, iletişimin tespiti ve teknik takip tutanakları ve tüm dosya kapsamı karşısında, sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilmesinde ve lehe hükümlerin uygulanmamasına yönelik Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmediği, ayrıca yargılama sürecindeki tüm işlemlerin usûl ve kanuna uygun olduğu anlaşılmıştır.
2. 5271 Sayılı Kanun'un 289 uncu Maddesinde Sayılan Kesin Hukuka Aykırılık Halleri De Gözetilerek Maddi Ceza Hukukuna İlişkin Sair Yönlerden Yapılan İncelemede:
Sanıklara yükletilen insan ticareti eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı;
Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı belirlenerek yapılan incelemede sanıklar müdafilerinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
A. Sanıklar Hakkında Fuhuş Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Sanıklar Hakkında İnsan Ticareti Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararında sanıklar müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... Ağır Ceza Mahkemesi'ne, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.06.2023 tarihinde karar verildi.
12. Ceza Dairesi, 2021/1909 E., 2022/2507 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
fıkrasında düzenlenen tehdit ile 5237 sayılı TCK'nın 6352 sayılı Kanunun 80. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki 133.
12. Ceza Dairesi 2021/1909 E. , 2022/2507 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması, şantaj
Hükümler : 1- Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan CMK'nın 231/11. maddesine göre açıklanan; TCK'nın 133/1, 39, 62/1, 50/3. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Şantaj suçundan CMK'nın 231/11. maddesine göre açıklanan;
TCK'nın 107/1-2, 62/1, 52, 53/1. maddeleri gereğince mahkumiyet
Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması ile şantaj suçlarından sanığın mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Aynı dosyada yargılanan başka bir sanık hakkındaki hükmün temyiz edilmesinden dolayı dosya aslının Dairemize gönderilememesi ve Dairemize gönderilen dosyanın UYAP sisteminde kayıtlı bir kısım belgelerden ibaret olup, mevcut dosyada yer alan bilgi ve belgelerle temyiz incelemesi yapılması olanağının bulunmaması nedeniyle Dairemizce verilen 06.03.2017 tarihli tevdii kararının ardından, aslına uygun şekilde oluşturulan dosyanın, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.01.2018 tarihli tebliğnamesi ile Yargıtay 4. Ceza Dairesine, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 11.02.2021 tarihli ve 2018/858 - 2021/4585 sayılı görevsizlik kararıyla da Dairemize gönderildiği belirlenerek yapılan incelemede:
Tehdit, hakaret ile kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçlarından sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda, iddianamede tehdit ve hakaret olarak nitelendirilen eylemlerin şantaj suçunu oluşturduğunun kabulüyle şantaj suçundan TCK'nın 107/1-2, 62, 53/1. maddeleri gereğince 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan TCK'nın 133/1, 39, 62, 53/1. maddeleri gereğince 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/5. maddesi gereğince sanık hakkındaki hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına, aynı maddenin 8. fıkrası uyarınca ayrı ayrı 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına dair Altınekin Asliye Ceza Mahkemesinin 03.05.2012 tarihli ve 2011/9 Esas - 2012/96 Karar sayılı kararının 25.05.2012 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içinde 13.06.2013 tarihinde TCK'nın 106/1. madde ve fıkrasının 2. cümlesinde tanımlanan tehdit suçunu işlediği ve Konya 9. Sulh Ceza Mahkemesinin bu suçtan sanığın mahkumiyetine karar verdiği, hükmün 01.04.2014 tarihinde kesinleştiği ve ihbar üzerine dosya yeniden ele alınarak önceki hükümlerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231/11. maddesi gereğince açıklanmasına dair Konya 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.07.2014 tarihli ve 2014/319 Esas - 2014/584 Karar sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İncelenen dosya kapsamına göre, kayınpederi ... tarafından uzun zamandır sözlü taciz ve fiili basit cinsel saldırı eylemlerine maruz kalan ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık ..., tanık İdris’in eşi olup, sanık ...’nin ise ...’in kız kardeşinin eşi yani ...’in eniştesi olduğu anlaşıldığından, sanık ...’nin, ...’in oğlu ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık ...'nin eşi olduğuna dair yanılgılı kabule dayalı olarak, sanık ... hakkında şantaj suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün, “... Tekeli'nin, gelinine (… Ali'nin eşine) karşı suç tarihinden geriye doğru 5 yıllık süre içinde cinsel saldırıda bulunduğu, halen cinsel saldırının devam ettiği veya etmesinin muhtemel olduğu, sanığın, cinsel saldırıyı yuvasının yıkılmasını engellemek için suç olan sesleri kayderek ‘bundan sonra pislik yaparsan birilerini arayacağım’ şeklinde beyanda bulunması 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 25. maddesi kapsamında meşru savunma kapsamında kaldığından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223/2-d maddesi gereğince beraat karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi…” nedenine dayalı olarak bozulmasını öneren tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- İddianamede yazılı mesajların gönderilme tarihleri, sanığın ve mağdurun beyanı ile dosya kapsamına göre; “31.03.2010, 28.04.2010 - 24.05.2010” olan suçların işlendiği tarihlerin, gerekçeli karar başlığına, “23.05.2010” olarak yazılması suretiyle CMK'nın 232/2-c. maddesine uyulmaması,
2- TCK'nın 40. maddesinde, “(1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır. (2) Özgü suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur. (3) Suça iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir.” düzenlemesine yer verilerek, kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin bulunmaması ya da asıl suça ilişkin icra hareketlerine başlanmamış olması halinde, kural olarak yardım edenin cezalandırılamayacağı kabul edilmiştir.
İncelenen dosyada, kayınpederi ... tarafından uzun zamandır sözlü taciz ve fiili basit cinsel saldırı eylemlerine maruz kalan ve hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık ...'nin, durumu anlattığı kayınvalidesi ile eşinin kendisine inanmaması üzerine, kayınpederinin eniştesi olan sanık ...'den yardım isteyip, sanık ...'nin temin ettiği kayıt cihazını yatak odasına kurarak, olay tarihinde yatak odasına gelen kayınpederinin tekrar cinsel içerikli sözler sarf edip, basit cinsel saldırıda bulunması eylemini anılan cihazla kaydettiği olayda;
Hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık ...'nin, kayınpederi tarafından kendisine karşı haksız bir saldırıda bulunulduğu düşüncesine kapılmasının ardından ve başkaca şekilde ispatlanması mümkün olmayan bir hal içerisinde iken, mağduru bulunduğu cinsel saldırı olayını ispatlama ve kaybolma olasılığı bulunan delilin muhafazasını sağlama amacını taşıyan eyleminde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmaması nedeniyle eyleminin hukuka aykırı işlenmiş bir fiil niteliğinde bulunmaması karşısında, kayıt cihazını temin eden sanık ...'nin TCK'nın 39. maddesi gereğince yardım eden sıfatıyla cezalandırılmasının mümkün olmadığı gözetilmeksizin, sanık ...'ye yüklenen kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan dolayı CMK'nın 223/2-a. maddesi gereğince beraat hükmü kurulması gerekirken, yasal ve yeterli olmayan yazılı gerekçelerle mahkumiyet kararı verilmesi,
3- Sanık tarafından, 28.04.2010 ile 29.04.2010 tarihlerinde değişik saatlerde ve 24.05.2010 tarihinde, mağdurun cep telefonuna gönderilen ve iddianameye konu edilen; “adı mikrop bu kayıtı herkese dinlettireyim, mikrop bir daha o insana bu pisliği yap seni yakarım geçe havlusuna girdiğini dilinle elinle hareket yaptığını duyuyum seni bu kayıtı dinlettiririm mikrop”, “mikropluktan vazgeçmiyon adıyımısın yakında kendimi tanıtacam çok merak etme, senin kayıtı yakında internette yayınlayacam”, “bundan sonra pislik yaparsan birilerini arayacam her aradığında kayıtı dinletecem seni o memleketten kovdurmam gerek de nevseye doa et görüntülü sidini yollayacam keleyi seyredeceğine kendi mikropluğunu seyret”, “vermezsen adam değilsin mikrop bende sidileri köye dağıtırım herkes senin gelininle nasıl pislik yaptığını seyreder ne keleymişsin diye mikrop keşke ver adam ol da”, “garaja ip dakta kendini asıver onu yapmak da yürek onur ister o da sende yok”, “nevse senin mikroptan knru diye aradı inanmadım görecen dedi gördüm doğruymuş o çocukların yüzüne nasıl bakıyon senin gibi garaktersizler yapıyor demek ki”, “senin gadar garaktersiz adam varmı ki arkanı kolla aramama gerek yok sen varsın adi şerefsiz yarın köyü terk et terket rezil olmak istemiyorsan”, “sana 12 kadar izin ben terk edecem diyeceksin demezsen herkese dinletecem bunu aklına yaz”, “senin gibi mikrop anasını gardeşini kızını dü.er ga.at sıra gelininden çıktı kime geldi ala ga.at”, “dün ağzını yüzünü bo.lamayacaksın mikrop ben sana iyilik ediyorum o bo.u yeme diye o çocuğun yüzüne nasıl bakan utanmıyon mu”, “telefonunda ne kadar insan varsa dinletecem görecen utanmaz” biçimindeki mesaj içeriklerinde, sanığın, kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla hareket ettiğine dair bir ibare bulunmaması karşısında, TCK'nın 107/2. maddesinde tanımlanan şantaj suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı, sanığın, mağdurun hayatına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle ya da genel anlamda ona kötülük yapıp zarar vereceği düşüncesini uyandıracak sözlerle mağdurun üzerinde objektif olarak ciddi korku yaratmaya elverişli ve mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici mesajlar göndermesi eylemlerinin zincirleme şekilde hakaret ve zincirleme şekilde tehdit suçlarını oluşturduğu gözetilmeksizin, suç vasfında yanılgıya düşülerek, yasal ve yeterli olmayan yazılı gerekçelerle sanık hakkında şantaj suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre de:
a) T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 Esas - 2015/85 Karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b) Sanığa iddianamede isnat edilen eylemlerin, 5237 sayılı TCK'nın 125. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen hakaret ve 5237 sayılı TCK'nın 106. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen tehdit ile 5237 sayılı TCK'nın 6352 sayılı Kanunun 80. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki 133. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçlarına ilişkin olduğu, temel ceza miktarlarının; hakaret suçu için TCK’nın 125/2. madde ve fıkrası yollamasıyla aynı maddenin 1. fıkrasında “üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası”, tehdit suçu için TCK’nın 106/1. madde ve fıkrasının 1. cümlesinde “altı aydan iki yıla kadar hapis cezası”, kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu için TCK'nın 6352 sayılı Kanunun 80. maddesi ile yapılan değişiklikten önceki 133. maddesinin 1. fıkrasında “iki aydan altı aya kadar hapis cezası” olarak belirlendiği; 5271 sayılı CMK'nın, 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesi ile başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan “Basit yargılama usulü” başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan; “Asliye ceza mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir.” şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanunun geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan “01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19.08.2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas - 2020/33 Karar sayılı ve 16.03.2021 tarihli 31425 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas - 2021/4 Karar sayılı iptal kararları ile “...kovuşturma evresine geçilmiş..., ...hükme bağlanmış...” ibarelerinin, aynı bentte yer alan “...basit yargılama usulü...” yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle;
Kovuşturma evresine geçilmiş veya hükme bağlanmış olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanunun 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan kesinleşmiş hükümler haricindeki düzenlemelerin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; “mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararlarının neticeleri itibariyle maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle, sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, “Basit yargılama usulü” yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca şantaj suçundan hükmedilen ceza miktarı yönünden sanığın kazanılmış hakkının infazda gözetilerek saklı tutulmasına, 30.03.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Ceza Dairesi, 2010/14876 E., 2013/152 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Asliye Ceza Mahkemesinde de yargılandığını iddia etmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenebilmesi ve mükerrer yargılamaya neden olunmaması ve ele geçirilen belgelerin bir bütün olarak değerlendirilip 5237 sayılı TCK.nun 43 (765 sayılı Kanunun 80) maddesi kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi, amacıyla sanık hakkında dava konusu belgeler nedeniyle açılmış başka dava
11. Ceza Dairesi 2010/14876 E. , 2013/152 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : 5237 sayılı TCK'nun 204/1, 62, 53/1-2. maddeleri uyarınca 2 Yıl 6 Ay Hapis Cezası
Yapılan yargılamada, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Dosya arasında bulunan belgelere göre suç tarihinde sanığın evinde ve aracında yapılan arama sonucunda, .....adına düzenlenmiş sahte sürücü belgesi, pasaport, bu kişi adına alınmış kredi kartları ve içeriğinde İstanbul 10. noterliğinde düzenlenmiş 23.1.2003 tarih ve 1574, 1581, 1582 numaralı hisse devir sözleşmelerinden bahsedilen, 30.01.2003 tarih ve 2065 numaralı hisse devir sözleşmesinin ele geçirildiği, sanığın sahte... kimliğini ve imza beyannamesini kullanıp İstanbul 10. noterliğinde anılan hisse devir sözleşmelerini düzenlettirmek suçundan cezalandırılması talebiyle yargılamaya konu davanın açılmış olduğunun anlaşılması; sanığın savunmasında aynı eylemler nedeniyle Ümraniye 2. Asliye Ceza Mahkemesinde de yargılandığını iddia etmesi karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenebilmesi ve mükerrer yargılamaya neden olunmaması ve ele geçirilen belgelerin bir bütün olarak değerlendirilip 5237 sayılı TCK.nun 43 (765 sayılı Kanunun 80) maddesi kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi, amacıyla sanık hakkında dava konusu belgeler nedeniyle açılmış başka dava bulunup bulunmadığının araştırılması, yine savunmada geçen Ümraniye 2. Asliye Ceza mahkemesinin 2005/1783 esas sayılı dosyasının getirtilip incelenmesi, davaların birleştirilmemesi halinde denetime olanak verecek şekilde dava içeriğinin tutanağa geçirilmesi ve dosyanın onaylı suretinin dosya arasına alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile mahkumiyet kararı verilmesi; Yasaya aykırı;
2-Kabule göre de; sanığın... adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı ve imza sirkülerini kullanmak suretiyle İstanbul 10. noterliğinde 23.1.2003 tarih ve 1574, 1581, 1582 yevmiye no.lu üç adet hisse devir senetlerini düzenlettirmekten ibaret eylemlerinde, 5237 sayılı TCK'nun 204/1-3,43 (765 sayılı TCK'nun 342/2,80) maddelerinden uygulama yapılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde uygulama ile eksik ceza tayini;
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince istem gibi BOZULMASINA, ceza miktarı itibariyle kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 08.01.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ceza Hukuku Özel Hükümler
İnsan ticareti suçunda, mağduru fuhuş yaptırmak amacıyla tedarik eden fail, ayrıca mağdura kalması için yer temin ederse hukuki durumu ne olur?
A) Sadece insan ticaretinden ceza alır.
B) Sadece fuhuş suçundan ceza alır.
C) İnsan ticareti suçunun yanında fuhuş suçundan da ayrıca cezalandırılır.
D) Yer temin etmek suça yardım sayılır, ceza indirilir.
E) Fuhuş için yer temin etme fiili, insan ticareti suçunun bir unsuru olarak kabul edildiğinden ayrıca fuhuş suçundan ceza verilmez.
Bu maddeyle ilgili 16 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.