5237 sayılı Türk Ceza Kanunu Madde 84

Türk Ceza Kanunu 84. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 84- (1) Başkasını intihara azmettiren, teşvik eden, başkasının intihar kararını kuvvetlendiren ya da başkasının intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) İntiharın gerçekleşmesi durumunda, kişi dört yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Başkalarını intihara alenen teşvik eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Mülga ikinci cümle: 29/6/2005 – 5377/10 md.) (4) İşlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan veya ortadan kaldırılan kişileri intihara sevk edenlerle cebir veya tehdit kullanmak suretiyle kişileri intihara mecbur edenler, kasten öldürme suçundan sorumlu tutulurlar. Taksirle öldürme

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

6 karar eşleşti
1. Ceza Dairesi, 2018/1295 E., 2018/4174 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
Sanığın eyleminin TCK’nin 84/4. maddesi kapsamında da tartışılması faydalı olacaktır.
1. Ceza Dairesi         2018/1295 E.  ,  2018/4174 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Kasten öldürme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : -Kasten öldürme suçundan beraatine, -TCK.nun 109/2, 43/2-1, 53. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası. TÜRK MİLLETİ ADINA 1-Katılanlar vekillerinin süresinden sonra gerçekleşen duruşmalı inceleme taleplerinin CMUK'nun 318. maddesi uyarınca REDDİNE karar verilmiştir. 2-Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ...'un maktul ... ve katılan ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının sübutları kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliklerini tayin, cezayı azaltıcı bir nedenler bulunmadığı takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, sanığın ayrıca maktulü olası kastla öldürme suçundan elde edilen delillerin hükümlülüğüne yeter nitelik ve derecede bulunmadığı gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınarak beraatine hükmedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde düzeltme ve bozma nedenleri dışında bir isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin delil yetersizliğine, fazla ceza verildiğine, takdiri indirim hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle, A- Sanık hakkında maktul ... ve katılan ...'a yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün incelenmesinde, 24.11.2015 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih, 2014/140 esas ve 2015/85 sayılı Kararı ile 5237 sayılı TCK'nun 53. maddesinin iptal edilen bölümleri nazara alındığında mahkemenin bu maddeyle yaptığı uygulamanın hukuka aykırı olduğu anlaşılmakta ise de; Bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün "Anayasa Mahkemesinin iptal kararındaki hususlar gözetilerek 5237 sayılı TCK'nin 53/1-2-3. maddelerinin tatbikine" şeklinde değiştirilmesine karar verilmek suretiyle DÜZELTİLEN hükmün tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak ONANMASINA, B-Sanık hakkında maktul ...'ı olası kastla öldürme suçundan kurulan beraat hükmünün incelenmesinde, Oluşa ve tüm dosya kapsamına göre, olay tarihinden önce borçlarını ödemekte güçlük çeken maktulün katılan ...'den yardım istediği, katılan ...'nin de daha önce para karşı cinsel ilişkiye girdiği sanığın kendisine yardım edebileceğini söylediği, bunun üzerine maktul ... katılanın daha önce telefon ile görüşerek anlaştıkları sanık ... ile görüşebilmek için olay günü Doğubayazıt'a gittikleri, sanık ... ile buluşarak ...'ın kullanımında olan eve gittikleri, burada sanık ... ile maktulün rıza dahilinde cinsel ilişkiye girdikleri, bir müddet sonra maktulün cüzdanındaki paraları bulamadığını söyleyerek sanıkla tartışmaya başladığı, maktulün tartışma sırasında katılan ...'ye gitmek istediğini söylediği ancak sanığın evin kapısını kitleyerek ve tehdit ederek maktul ile katılanın evden çıkmasını engellediği, bu sırada maktulün arkadaşı olan tanık ...'a telefonla mesaj göndererek rehin alındığını, beş dakika sonra ulaşamazsa polisi aramasını söyleyerek yardım istediği, akabinde maktulün balkona çıkarak sanığa kapıyı açmazsa aşağıya atlayacağını söylemesi üzerine sanığın atla lan atla diyerek iteklemesi üzerine balkondan düşerek öldüğü anlaşılan olayda, sanığın olası kastla öldürme suçundan cezalandırılması yerine oluşa uygun düşmeyen yanılgılı değerlendirme sonucu beraatine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısının, katılanlar ... vekillerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün tebliğnamedeki düşünceye aykırı olarak BOZULMASINA, 16/10/2018 gününde Üyeler ... ve ...'ın suçun doğrudan kastla işlendiğine dair karşı oyları ve oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY; Sanık ... hakkında, maktul ...’ı olası kastla öldürme suçundan TCK’nin 81/1, 21/2. maddeleri gereğince cezalandırılması için açılan davada, yerel mahkeme sanığın beraatı yönünde karar vermiştir. Olası kastla öldürme suçundan yerel mahkemece sanığın beraatı yönünde verilen kararın, katılanlar ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Dairemiz, suçun sübut bulduğunu kabul ile sanığın olası kastla öldürme suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir. Dairemizin kararı eylemin sübutu noktasında oy birliği ile alınmış olmakla birlikte, vasfı ile ilgili olarak oy çokluğu ile alınmıştır. Dairemizin sayın çoğunluğunun eylemin olası kastla öldürme olduğuna dair kararına eylemin kasten öldürme olduğu düşüncesinde olduğumuz için katılmıyoruz. Şöyle ki; Öncelikle olayın daha iyi anlaşılabilmesi için suçun sübutunun hangi gerekçelerle kabul edildiğinin ve suçun ne şekilde işlendiğinin izah edilmesi gerekmektedir. Maktul kredi borcu nedeniyle zora düşmüş, haciz tehdidi altında bulunan bir kişidir. Acilen 5.000 TL paraya ihtiyacı vardır. Bu konuda bunalıma düşen maktul tape kayıtlarından anlaşılacağı üzere daha önce yapmadığı bir yola girmiş ve arkadaşı ...’a bu durumdan bahsederek başkasıyla cinsel ilişkiye girmek suretiyle bu parayı temin etmek istemiştir. Maktul arkadaşı ... vasıtasıyla sanıkla irtibat kurmuş, sanığın ailesiyle oturduğu evden ayrı olarak kiraladığı ve sanığın başka kadınlarla buluşmak için kullandığı evde buluşmaya karar vermişlerdir. Maktul, sanığın bu evine arkadaşı ... ile gitmiş sanıkta arkadaşı ...’yı eve çağırmıştır. Burada maktul ile sanık cinsel ilişkiye girmiş, sanık maktule para vermiştir. Sanığın verdiği bu paranın tekrardan maktulün cebinden alınması ile ilgili sanıkla maktul arasında bir tartışma yaşanmış ve sanık maktule “biz peşmergeyiz, bir yere gidemezsiniz, bu saatte ararım sizi dağa götürürler, karnınızı yarar dağa atarız” gibi sözler söylemiş ve maktul ile hürriyeti tahdit suçunun mağduru ...’nin evden ayrılmasına izin vermemiştir. Tanık ...’nin beyanına göre bir yere gitmemeleri için sanık dış kapıyı kilitlemiştir. Tanık ... kaçamaklı beyanlarda bulunmuş ise de, Cumhuriyet savcısı huzurunda verdiği beyanında, kapının kilitli olduğunu ...’nin söylediğini, maktulün yere düşmesinden sonra sanıktan kapının anahtarını istediğini, onunda kaloriferin altında olduğunu söylemesi üzerine anahtarı alıp kapıyı açtığını beyan etmiştir. Tanık ...’de anahtarın kalorifer peteğinin altından alınarak kapının açıldığını doğrulamıştır. Bu durumda savunmasının aksine sanığın evin kapısını kilitlediği ve anahtarını kalorifer peteğinin altına sakladığı sübut bulmuştur. Hem ...’nin hem de ...’nın beyanları değerlendirildiğinde maktul ile sanık arasında bir tartışma yaşandığı sabittir. Hatta sanık bu tartışma sırasında bira şişesini yere doğru atmış ancak bira şişesi kırılmamıştır. Maktul ile arkadaşı ... arasında geçen mesaj dökümlerine baktığımızda da maktulün ilk olarak saat 21:10’da “yardım et bana” diye mesaj attığı görülmektedir. Bu mesajlaşmalar ayrıntıları dosyadaki dökümlerde görüldüğü gibi maktul ile ... arasında devam etmiş bir kısmı buraya alınan mesajlara göre saat 21:11’de “beş dakika sonra aramazsam polisi ara” “yardım et” gibi cümlelerle devam etmiştir. Bu şekilde maktulün mesaj dökümlerine yansıyan bir çok mesajı mevcuttur. Maktul yere düşmeden hemen önce olay günü saat 00:10’da arkadaşı ...’a “yardım et bana” diye mesaj atmış devamında “beş dakika içerisinde aramazsam polisi ara” “yardım et” “bekle beş dakika Doğubeyazıttayım” “rehin almışlar beni bırakmazlarsa” en son mesajında ise “ara polisi” yazmıştır. En son mesaj 00:15’de atılmıştır. Saat 21:10’da başlayan ve 00:15’e kadar devam eden mesaj içeriklerine göre bu durumda maktulün anlık değil zamana yayılan bir baskı ve tehdidin altında kaldığı görülmektedir. Tanık ... ilk ifadesinde, maktulün balkondan kendisini attığını söylemiş ise de, daha sonra bu beyanının korkudan kaynaklandığını ifade etmiş, sonraki aşamalarda verdiği tüm beyanlarında maktulün sanık tarafından itilmek suretiyle atıldığını, düşerken maktulün çığlık attığını, kapının kilitli olduğunu, tanık ...’nın anahtarı kalorifer peteğinin altından alarak kapıyı açtığını söylemiş, tanık ... kapının kilitli olduğunu Cumhuriyet savcılığındaki beyanında doğrulamış, çığlık atıldığını da tarafsız tanık ... doğrulamıştır. Tanık ...’nin beyanlarına itibar edilmesi bakımından diğer tanıkların tanık ... ile örtüşen beyanları önemlidir. Bu nedenlerle tanık ...’nin maddi delillerle ve diğer tanıkların beyanlarıyla örtüşen beyanlarının doğru olduğu kabul edilmiştir. Tanık ...’nin beyanlarına göre maktul balkona çıktığında sağ ayağı ve sağ kolu balkonun dış kısmına gelecek şekilde sol ayağı ve sol kolu balkonun iç kısmına gelecek şekildedir. Tanık ... maktulün vücudunun çoğunluğunun iç kısımda olduğunu söylemektedir. Mahkemece yapılan keşfe ve tanık ...’nin beyanına göre çekilen resimlerde olduğu gibi maktul balkonun ön örme duvar kısmına yatar pozisyonda durmuştur. Kendisini atmak niyetiyle gelen bir kişinin bu pozisyonda durmaması doğrudan kendisini atması beklenir. Maktulün balkon duvarına gelip özellikle bu şekilde durması bir baskıdan kurtulmak için sanıkla muhatap olunduğunu, sanığın savunmasında belirttiği gibi sanığın evin iç kısmında değil balkon kısmında olduğunu göstermektedir. Maktul balkona çıkıp bu şekilde durmakla sanığın kapıyı açacağını ve kendisini bırakacağını düşünmüş, sanıktan kurtulmak için böyle bir yolu tercih etmiştir. Tanık ...’nin beyanına göre maktul sırt kısmından itilmiştir. Maktulün sırt kısmından itilmiş olması halinde, maktulün düştüğü yerde, kuvvet uygulanan sırt kısmının vücudunun ayak kısmına göre daha ileri de olması gereklidir. Yapılan keşifte belirlendiğine göre, maktulün baş kısmının ayak kısmına göre balkon izdüşümünün daha uzağında olduğu tespit edilmiştir. Tanık ...’nin belirttiği maktulün balkondaki duruş pozisyonu ile düşüş sonrasındaki pozisyonu gözetildiğinde, tanık ...’nin beyanlarının fiziki durumla örtüştüğü görülmektedir. Bu da bize tanık ...’nin beyanlarının bu yönüyle de doğru olduğunu göstermektedir. Maktulün kendisini balkondan atıp atmadığının mesaj içeriklerine göre de değerlendirilmesi gereklidir. Maktul yere düşmeden hemen önce olay günü saat 00:10’da arkadaşı ...’a “yardım et bana” diye mesaj atmış devamında “beş dakika içerisinde aramazsam polisi ara” “yardım et” “bekle beş dakika Doğubeyazıttayım” “rehin almışlar beni bırakmazlarsa” en son mesajında ise “ara polisi” yazmıştır. En son mesajı 00:15’te atmıştır. Yardım et bana, polisi ara, rehin almışlar beni gibi mesajlar atan maktulün baskı ve tehditten kurtulmayı amaçladığı bellidir. Kendisinin polisi neden aramadığı akla gelse de, bunun maktulün ailesinin haberinin olmasını istememesi nedenine bağlı olduğu sabittir. Çünkü maktulün ailesi, maktulün Doğubeyazıt ilçesine gittiğinden haberdar değildir. Mevcut durumunu ailesinin duymasını istemeyen maktul, en son çare olarak ailesinin durumu öğrenmesini de göze alarak, arkadaşına polisi ara şeklinde mesaj atmıştır. Mesaj içeriklerinden anlaşıldığı üzere, düştüğü durumdan sürekli kurtulmaya çalışan birinin kendisini balkondan attığını söylemek güçtür. Mesaj içerikleri de maktulün balkondan atlamayı düşünmediğini göstermektedir. Sanığın sırt kısmından iterek maktulü balkondan attığını Dairemiz kabul etmiştir. Dairemizin bu kabulüne göre eylemin vasıflandırılması gereklidir. Dairemizin sayın çoğunluğu suçun olası kastla öldürme olduğunu söylemektedir. Eylemin, olası kast ile öldürme, kastın aşılması suretiyle öldürme ve kasten insan öldürme suçlarından hangisinin kapsamında olduğunun değerlendirilmesi gereklidir. Sanığın hareketini kastın aşılması suretiyle öldürme suçu açısından değerlendirdiğimizde; bu suçun unsurlarının olayımızda bulunmadığı görülmektedir. Sanığın eyleminin kastın aşılması suretiyle öldürme olabilmesi için sırf yaralama kastıyla hareket edilmiş olması ve neticenin hareketin doğal sonucu olmaması gerekir. Diğer bir deyişle kast edilenin dışında bir neticenin gerçekleşmiş olması gereklidir. Kastın aşılması suretiyle öldürmeye örnek olarak; bir kişiye yumruk vurulması, o kişinin atılan yumruk sonucu değil ancak düşerek kaldırıma çarpması ve kaldırıma çarpma sonucunda TCK’nin 86/1. maddesi kapsamında veya daha ağır bir yaralanma sonucunda ölmesi gösterilebilir. Eğer maktule vurulan darbe müstakilen öldürücü nitelikte bir darbe ise artık kastın aşılması suretiyle öldürme suçundan bahsedemeyiz. Somut olayda sanığın maktulü iterek düşürdüğü yer maktulün ayakları ölçü alındığında 7.80 metre, baş kısmı ölçü alındığında 8.20 metredir. Burada sanığın eylemi sırf itme olarak değerlendirilemez. Sanığın eylemi yüksekten atmaya göre değerlendirilir. Yüksekten atılma sonucu maktul müstakilen öldürücü bir darbe almış ve sonucunda ölmüştür. Bu durumda sanığın eylemi TCK’nin 87/4. maddesi kapsamında değerlendirilemez. Sanığın eylemini olası kastla öldürme suçu açısından değerlendirdiğimizde; eylemin olası kastla öldürme olmadığı düşüncesindeyiz. TCK’nin 21/2. maddesinde düzenlenen olası kast bu maddede; “Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır.” şeklinde tanımlanmıştır. Olası kast genel olarak “olursa olsun” kastı olarak bilinmektedir. Bir suçun olası kastla işlenip işlenmediğini tespit açısından olursa olsun şeklinde tek bir ölçütü baz almak olası kastla işlenen suçların karmaşık yapısı gereği çoğunlukla bizi doğru sonuca ve çözüme götürmemektedir. Olası kast, öngörülen, istenmeyen buna rağmen eyleme devam edilerek sonucuna katlanılan bir durumu ifade etmektedir. Sadece olursa olsun kriteri üzerinden değerlendirme yaptığımızda kasten işlenen bir çok suçun olası kast kavramı içerisinde değerlendirilme olasılığı ortaya çıkmaktadır. Hukuk zihinden geçen düşüncelere göre suçu vasıflandırmaz. Olası kast zihinsel bir kast türü de değildir. Esasen zihinden geçen düşüncelerin tespiti de mümkün değildir. Karşısındakine ateş eden ve müstakilen öldürücü bir darbe ile onu öldüren kişinin ben onu öldürmek istememiştim veya müstakilen öldürücü bir bıçak darbesiyle birisini öldüren kişinin ben onu öldürmek için hareket etmemiştim savunmasına, dış dünyaya yansıyan somut davranışlara bakılarak karar verilmesi gerektiğinden itibar edilmez. Somut olayımıza baktığımızda maktulün üzerine çıktığı balkon kısmı ile balkonun izdüşümü 7.40 metre, maktul düştüğünde ayak kısmı ile mesafe 7.80 metre ve baş kısmı ile mesafe 8.20 metredir. Maktulün düştüğü yerde zemin, kilit taşı denilen parke yani betonarmedir. Maktul yere düştüğünde sol temporoparietal kısmından darbe almış olup, hastanede kemik parçaları alınmış, yapılan otopsiye göre ise maktulün kafasında 10\*7 cm’lik alanda kemik dokunun olmadığı tespit edilmiştir. Otopsiye gönderilen cesede ait kafatasından üç parça kemik ayrı kutuya koyulmuştur. Yapılan otopsiye göre maktulün ölüm nedeni, genel beden travmasına bağlı kafatası kemik kırıkları ile birlikte bulunan beyin kanaması, beyin doku harabiyeti ve iç organ harabiyetidir. Maktulde oluşan yaralar müstakilen öldürücü niteliktedir. Maktulün kafasını vurduğu nokta ile atıldığı uzaklığın 8.20 metre olduğu gözetildiğinde, ölüm neticesinin beklenmeyen bir sonuç olmadığı, doğal bir sonuç olduğu sabittir. Sanığın hareketinin doğrudan maktule yönelik olması ve atılan yüksekliğe göre ölüm neticesinin beklenen netice olması karşısında artık olası kasttan söz edilemez. Sanığın eylemi kasten öldürme olarak vasıflandırılmalıdır. Sanığın eyleminin TCK’nin 84/4. maddesi kapsamında da tartışılması faydalı olacaktır. TCK’nin 84/4. maddesinde “cebir veya tehdit kullanmak suretiyle kişileri intihara mecbur edenler, kasten öldürme suçundan sorumlu tutulurlar.” denilmiştir. Yukarıdaki paragraflarda sanığın maktulü itmek suretiyle yüksekten attığı ayrıntılı olarak anlatılmış ve Dairemizin kabulünün bu doğrultuda olduğu belirtilmişti. Dairemizin bu kabulünün aksine maktulün kendisini attığı kabul edildiği takdirde bile sanığın TCK’nin 84/4. maddesindeki düzenleme karşısında kasten öldürmeden sorumlu tutulması gereklidir. Bu yönüyle bir değerlendirme yaptığımızda sanığın evin kapısını kilitleyerek maktulü 3 saat 15 dakika boyunca evden göndermediği, ona karşı tehdit içeren sözler söylediği, bira şişesini yere vurduğu, maktulün arkadaşından yardım isteyerek polisi ara şeklinde mesajlar attığı sabittir. Belirtilen şekilde uzunca bir süre cebir ve tehdide maruz kalan maktulün kendisini attığı kabul edilse bile, intihara mecbur kaldığı için sanık TCK’nin 84/4. maddesi gereğince kasten öldürme suçundan sorumlu tutulmalıdır. Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında, yerel Mahkemenin sanığın beraatına dair vermiş olduğu kararın, suçun sübut bulduğu noktasından bozulmakla birlikte, Dairemizin sayın çoğunluğunun kabul ettiği gibi eylemin olası kastla öldürme değil, kasten öldürme kapsamında kaldığını ve değişik gerekçeyle bozulmasını düşündüğümüzden, sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. Belirtilen nedenlerle karara muhalifiz. ... ... Muhalif Üye Muhalif Üye

Diğer kararlar (4)

1. Ceza Dairesi, 2024/2913 E., 2024/5394 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
çocuğu" şeklindeki sözler nedeniyle kuvvetlendirildiği ve bu sözleri duyup "atla he" diyerek köprüden atlayarak yaşamına son verdiği olayda, sanıkların sübut bulan intihara yönlendirme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 84/2. maddesi uyarınca ayrı ayrı mahkûmiyetlerine dair ilk derece mahkemesi hükümlerine karşı istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gere
1. Ceza Dairesi         2024/2913 E.  ,  2024/5394 K. "İçtihat Metni" İ T İ R A Z MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI : 2019/365 E., 2019/896 K. KATILANLAR : ..., ..., ... SUÇ : İntihara yönlendirme HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi kararları İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması İTİRAZA KONU KARAR: Bozma İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 13.02.2024 tarihli ve 2022/1783 Esas, 2024/924 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.04.2024 tarihli ve 1 - 2019/72248 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308/1. maddesinde belirtilen kanunî süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanıkların atılı suçtan beraatlerine ilişkin hükümlere yönelik temyiz isteminin esastan reddi ile hükümlerin onanmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. II. GEREKÇE 1. Oluşa ve dosya kapsamına göre; sanıkların 08.03.2016 tarihinde 15 Temmuz Şehitler Köprüsünde intihar girişiminde bulunan ancak polis memuru tanık A.A. tarafından intihar teşebbüsünden vazgeçmesi konusunda ikna edilmek üzere olan maktule bulundukları araçtan ''atla ulan, o... çocuğu'' şeklinde sözler sarf ettikleri ve maktulün bunun üzerine ''atla he'' şeklinde söz sarf edip kendisini köprüden aşağı attığı ve denize çarparak öldüğü, maktulün dış etkenlerden bağımsız olarak intihar kararını verdiği, bu kararının, sanıklarca sarfedildiği sabit olan "atla ulan o... çocuğu" şeklindeki sözler nedeniyle kuvvetlendirildiği ve bu sözleri duyup "atla he" diyerek köprüden atlayarak yaşamına son verdiği olayda, sanıkların sübut bulan intihara yönlendirme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 84/2. maddesi uyarınca ayrı ayrı mahkûmiyetlerine dair ilk derece mahkemesi hükümlerine karşı istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet hükümlerinin kaldırılarak yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi, 2. Kabule göre göre de; 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin "İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine, 303 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı hâlinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine" karar verebileceği düzenlenmiş olup bölge adliye mahkemesi tarafından “delil değerlendirmesi yapılması suretiyle” karar verilmesi için, 5271 sayılı Kanun'un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak delil değerlendirilmesi yapıldıktan sonra, yerel mahkemenin aksine uygulama yapılmasına karar verilmesi halinde, 5271 sayılı Kanun'un 280/2. maddesi uyarınca ilk hükümlerin kaldırılarak yeniden hükümler kurulması yerine, yazılı biçimde duruşma açılmadan delil değerlendirilmesi yapılmak suretiyle sanıklar hakkında beraat hükümleri kurularak istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi, Hukuka aykırı bulunmuş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının oy çokluğuyla yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 13.02.2024 tarihli ve 2022/1783 Esas, 2024/924 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.09.2024 tarihinde karar verildi. (Karşı oy) K A R Ş I O Y Sanıkların maktulü intihara yönlendirme suçlarından beraatlerine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 84. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ayrı ayrı mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükümlerin bozulmasına dair kararına katılmamaktayım. Maktul intihar kararını önceden vermiş, kararının icrası kapsamında 15 Temmuz Şehitler Köprüsü korkuluğuna çıkmıştır. Maktulün intihar etme kararı var olduğu için önceden hiçbir tanışıklıkları olmayan sanıkların köprü üzerinde araçlarıyla seyahat ederken trafiğin ağırlaşması üzerine anlık bir sinir ile; "Atla ulan o... çocuğu" sözleri intihara yönelme suçu olarak nitelendirilemez. Maktulün hiç tanımadığı sanıkların sözlerinin maktulün kararında etkisi olmayacak dolayısıyla zaten maktulde var olan intihar düşüncesine olumlu ya da olumsuz anlamda etkisi olmayacaktır. Bu sözleri maktulün kararına etki edebilecek yakın arkadaş veya akrabaları söyleseydi o zaman suç oluşacaktır. Maktulü intihar kararından vazgeçirmek için polis memuru tarafından uzun süre çaba gösterilmiş olmasına rağmen daha önceden aldığı intihar kararında ısrar eden maktul intihar ederek yaşamına son vermiştir. Sanıkların sözlerinin maktulün kararına etkisi yoktur. Açıklanan nedenlerle itirazın kabulü gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun kararına katılmamaktayım.
4. Ceza Dairesi, 2021/35677 E., 2021/28140 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Asliye Mahkemesinin 2018/379 Esas ve 2020/82 Karar sayılı 14/01/2020 tarihli ilamı ile sanığın TCK 84/1, 62, 53/1-2-3, 51, 51/3, 3621 SY 15/5 maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluğu erteleme ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesi ile ilgili ilam hakkındaki hükmün onanmasına, ilişkin Yargıtay 4.
4. Ceza Dairesi         2021/35677 E.  ,  2021/28140 K. "İçtihat Metni" KARAR İmar kirliliğine neden olma suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda; sanığın mahkumiyetine dair ... 2. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 14/01/2020 gün ve 2018/379 Esas 2020/82 Karar sayılı hükmün sanık müdafisi tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 23/06/2021 tarih ve 2020/26330 Esas, 2021/20518 Karar sayılı kararıyla; “Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Sanığa yükletilen imar kirliliğine neden olma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, Cezanın Kanuni bağlamda uygulandığı, Anlaşıldığından sanık ... müdafisinin ileri sürdüğü temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olmakla, tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKMÜN ONANMASINA,” 23/06/2021 tarihinde oy birliğiyle” karar verilmiştir. İTİRAZ NEDENLERİ: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 29/09/2021 tarih ve 2021/114373 sayılı yazısı ile; “Sanık hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından imara aykırı imalat yaptığı iddiası ile TCK 184/1, 53 kamu davası açılmıştır. ... 2. Asliye ceza mahkemesinin 2014/298-669 esas ve karar sayılı 13/11/2014 tarihli ilamı ile sanığın TCK'nun 184/1, 62, 53/1-a-b-c-d-e-2-3, 3621 SY 15/5 maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluğu kararı verilmiştir. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 18. Ceza dairesinin 2016/10729 esas 2018/9269 karar sayılı 11/06/2018 tarihli ilamı ile "Hükümden sonra 18 Mayıs 2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7143 sayılı Kanun'un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen geçici 16. maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması," gerekçesi ile bozulmuştur. ... Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yeniden yapılan yargılama sonrasında 14/01/2020 tarih 2018/379 esas 2020/82 karar sayılı ilamı ile, TCK'nun 184/1, 62, 53/1-2-3, 51, 51/3, 3621 SY 15/5 maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluğu erteleme ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir. Kararın temyizi üzerine, Yargıtay 4. Ceza dairesinin 23/06/2021 tarih 2020/26330 esas 2021/20518 karar sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. İTİRAZ NEDENLERİ : Sanık binanın Ankara Üniversitesi Rektörlüğüne ait ...'ta bulunan ÖRSEM (öğrenci rehabilitasyon merkezi ve spor eğitim merkezi) tapu kaydı kapsamında kalması nedeniyle yıkım işlemleri için Ankara Üniversitesi Rektörlüğü'ne Ankara 47. Noterliğinin 5726 yevmiye numaralı 28/02/2020 tarihli ihtarnamesini keşide etmiştir. Dosya içinde bulunan 06/06/2020 tarihli tutanak içeriği ve eklenen fotoğraflara göre de imara aykırılığın yıkım suretiyle giderildiği anlaşılmaktadır. Sanık müdafii avukat ... dosyaya 19/06/2020 tarihinde gönderildiği anlaşılan esas hakkındaki beyan dilekçesinde söz konusu imara aykırı yapının yıktırıldığını TCK'nun 184/5 maddesinin uygulanması gerektiğini beyan ederek, yıkım tutanağı ile fotoğrafları UYAP üzerinden gönderdiği anlaşılmaktadır. TCK'nun 184/5 maddesinde "Kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar." hükmü bulunmaktadır. Sanık müdafii temyiz incelemesi öncesinde 19/06/2020 tarihinde binanın yıkıldığına ilişkin belgeleri dosyaya sunmuş olmasına rağmen karar kesinleşmeden temyiz incelemesi sırasında 23/06/2021 tarihli onama ilamında değerlendirilmemiştir. Esas hakkındaki beyanda ileri sürülen iddia ve belgeler değerlendirilse idi hüküm TCK 184/5 maddesinin uygulanabilmesi için kesinleşmeden bozulması gerekirken belgeler temyiz incelemesinde değerlendirme dışı kalmış ve hüküm onanmıştır. SONUÇ VE İSTEM : 1-Sanığın cezalandırılmasına konu olan; ... 2. Asliye Mahkemesinin 2018/379 Esas ve 2020/82 Karar sayılı 14/01/2020 tarihli ilamı ile sanığın TCK 84/1, 62, 53/1-2-3, 51, 51/3, 3621 SY 15/5 maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluğu erteleme ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesi ile ilgili ilam hakkındaki hükmün onanmasına, ilişkin Yargıtay 4. Ceza dairesinin 23/06/2021 gün ve 2020/26330 Esas, 2021/20518 Karar sayılı onama ilamının KALDIRILMASI, 2-... 2. Asliye Mahkemesinin 2018/379 Esas ve 2020/82 Karar sayılı 14/01/2020 tarihli ilamı ile sanığın TCK 84/1, 62, 53/1-2-3, 51, 51/3, 3621 SY 15/5 maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hak yoksunluğu erteleme ve 2 yıl denetim süresi belirlenmesi ile ilgili ilamı ile ilgili yıkım belgeleri değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun takdir ve ifası için TCK 184/5 maddesi uyarınca değerlendirme yapılması için hükmün CMUK’nun 321 nci maddesi uyarınca BOZULMASI, 3- İtirazımız yerinde görülmez ise dosyanın YARGITAY CEZA GENEL KURULU'NA gönderilmesi, itirazen arz ve talep olunur.” denilerek, itirazda bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanun'un 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE, Dairemizin 23/06/2021 tarih ve 2020/26330 Esas, 2021/20518 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA, ... 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 14/01/2020 gün ve 2018/379 Esas 2020/82 Karar sayılı hükmünün yeniden incelenmesi sonucu; Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; TCK’nın 184/5. maddesinde yer alan “kişinin ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsata uygun getirmesi halinde, bir ve ikinci fıkra hükümleri gereğince kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar” biçimindeki düzenlemeye göre; ... Belediye Başkanlığı tarafından yıkılan binada,sanığın TCK’nın 184/5. maddesindeki düzenlemeden faydalanabilmesi için, yıkım masraflarını karşılayıp karşılamadığı ve sanığa yıkım masrafları açısından katılan ... tarafından bildirimde bulunulup bulunulmadığı belirlenmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı ve sanık ... müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 30/11/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
1. Ceza Dairesi, 2024/589 E., 2025/3973 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
rmaya yönelik olabileceği, eşinin düştüğünü gören sanığın aşağı inip eşine yadım etmek veya yardım istemek yerine eve girerek kendisini jiletlemesinin de olaya sebebiyet vermekten dolayı duyduğu vicdan azabını gösterdiği bu nedenle sanığın TCK 84/4 ikinci cümle delaletiyle 82/1-d, 35 maddeleri gereğince cezalandırılması gerektiğini düşündüğümüzden Sayın çoğunluğun kararına muhalefet ediyoruz.
1. Ceza Dairesi         2024/589 E.  ,  2025/3973 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3054 E., 2023/2353 K. SUÇ : Nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. ve 286/2-a maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.09.2022 tarihli ve 2022/281 Esas, 2022/253 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında katılan ...'ya yönelik nitelikli kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, karar verilmiştir. 2. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 19.10.2023 tarihli ve 2022/3054 Esas, 2023/2353 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Bakanlık ve katılan ... vekilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebepleri özetle; eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye, sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiğine, vekalet ücretine ilişkindir. III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından şüphe sanık lehine değerlendirilerek atılı suçtan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 19.10.2023 tarihli ve 2022/3054 Esas, 2023/2353 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1.maddesi uyarınca Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.05.2025 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere, Sanık ile katılanın evli oldukları ve 4 yaşında bir çocuklarının olduğu, olay tarihinde katılanın 22 haftalık gebe olduğu ve alışveriş için markete gittiği, eve döndüğünde sanığın katılana neden geç kaldığı ve başkaları ile neden konuştuğu gerekçesi ile kızmaya başladığı, katılanın konuştuğu kişinin annesi olduğunu başkası ile konuşmadığını anlatmasına rağmen sanığın sakinleşmediği, aldığı uyuşturucunun etkisiyle katılana fiziksel şiddet uyguladığı ve bıçak çekerek kendini aşağı at yoksa ben seni atarım diye tehdit ettiği, katılanın sanığın tehditlerinden korkarak pencereden aşağı kendini sarkıttığı ve bir anda gücünün tükenmesi ile boşluğa düştüğü, katılanın aşağı düştüğünü gören sanığın 4 yaşındaki oğlunu komşusuna bırakarak duyduğu pişmanlık nedeniyle eve girerek vücudunu jiletlediği, katılanın komşularının yardımı ile hastaneye götürüldüğü ve kurtarıldığı sübut bulmuştur. Sayın çoğunluk sanığın beraatine ilişkin kararın onanmasına hükmetmiş ise de bu karara katılmıyoruz şöyle ki; katılanın intihar etmesi için bir neden bulunmamaktadır. Olay tarihine kadar da bu yönde bir eğilimi olduğuna dair bir bulgu yoktur. Aksine 4 yaşında çocuğu olan ve hamile olan bir annenin canına kıymak istemesi hayatın olağan akışına uymamaktadır. Katılanın olay günü marketten döndüğünde sanıkla aralarında bir tartışma çıktığı sabittir. Katılanın tedaviden hemen sonra ilk verdiği ve itibar edilmesi gereken beyanına göre sanığın katılanı aşağı atlaması için tehdit ettiği ve bıçak çektiği, katılanın kapıldığı korku ve panikle kendisini aşağı sarkıttığı ve tutunamayarak aşağı düşerek ağır şekilde yaralandığı, sonraki beyanlarının sanığı cezadan kurtarmaya yönelik olabileceği, eşinin düştüğünü gören sanığın aşağı inip eşine yadım etmek veya yardım istemek yerine eve girerek kendisini jiletlemesinin de olaya sebebiyet vermekten dolayı duyduğu vicdan azabını gösterdiği bu nedenle sanığın TCK 84/4 ikinci cümle delaletiyle 82/1-d, 35 maddeleri gereğince cezalandırılması gerektiğini düşündüğümüzden Sayın çoğunluğun kararına muhalefet ediyoruz. 20.05.2025
1. Ceza Dairesi, 2023/9260 E., 2024/4370 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
hakkında 5237 sayılı TCK'nin 84 üncü maddesinin dördüncü fıkrası delaletiyle aynı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
1. Ceza Dairesi         2023/9260 E.  ,  2024/4370 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/512 E., 2020/201 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İTİRAZA KONU KARAR : Hükmün düzeltilerek onanması İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 19.09.2023 tarihli ve 2022/9463 Esas, 2023/5463 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.12.2023 tarihli ve KD-2021/62856 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, sanık ... hakkında kasten öldürme suçundan mahkûmiyetine ilişkin karar yönünden, "sanığın atılı suçtan mahkumiyetine yetecek ölçüde, kesin ve her türlü şüpheden uzak kanıt bulunmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine yetersiz gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu" gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğinden hükmün düzeltilerek onanması ilamının kaldırılmasına ve bozulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Sanığın çelişkili beyanları ve tanıkların beyanları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın nişanlısı olan maktule karşı olay gecesi cebir uyguladığı ve otelden gitmesini istediği, maktulün de otelden ayrılmak için üzerine montunu ve botunu giydiği sırada sanığın maktulün gitmesine izin vermeyerek balkondan aşağıya atmak suretiyle maktul ...'yi öldürdüğü, bu bağlamda olayda taraflar arasında yaşanan tartışmanın şiddeti, sanığın maktule karşı sarf ettiği tehdit ve hakaret içerikli sözler, tanık anlatımlarından maktulün kafasının duvara vurulduğunun anlaşılması ve maktulün balkondan aşağıya düşmesi anında savunmalarının aksine balkonda bulunduğunun görülmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, Dairemizin hükmün düzeltilerek onanması ilamının usul ve yasaya uygun olduğu değerlendirilmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 1. Ceza Dairesinin, 19.09.2023 tarihli ve 2022/9463 Esas, 2023/5463 Karar sayılı hükmün düzeltilerek onanması kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, KARŞI OY Sanık ...’nün ölen ...’yu kasten öldürme suçundan cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak kesin bir delil bulunmadığından 5271 sayılı CMK’nin 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmesi gerekirken, Nazilli 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kurulan mahkûmiyet hükmünün düzeltilerek onanmasına ilişkin Dairemizin 19.09.2023 tarihli ve 2022/9463 Esas, 2023/5463 Karar sayılı kararına yönelik Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddi çoğunluk görüşüne aşağıdaki gerekçeyle katılmamaktayım. Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 08.12.2014 tarihli iddianamesi ile sanık ... hakkında 5237 sayılı TCK'nin 84 üncü maddesinin dördüncü fıkrası delaletiyle aynı Kanun’un 81 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda sanığın savunmalarında kendi beyanlarıyla ve tarafsız tanık anlatımlarıyla çelişmesi, olay günü balkon kapısı üzerinde bulunan perdenin aşağıya düşmesi ve kornişin sarkması hususunda tatminkâr bir açıklamada bulunamaması, sanığın savunmasında belirttiği ...'nin "ben sana layık değilim" ve daha sonrasında "elveda" dediğinin kabul edilmesi halinde kendisine bu sözleri söylenen bir kişinin aklına karşısındaki kişinin intihar edebileceği düşünmesi ve balkonda çıkıp ilk olarak aşağıya bakması gerekirken tanık ...’nin duruşmadaki ifadesinde belirttiği üzere sanığın balkona ilk çıktığında dik vaziyette aşağıya bakmadan durması, sanık maktul düştükten sonra ...'yi bulmak için balkona çıkıp önce balkonun sol kısmında bulunan tarafa sonra aşağıya baktığını beyan etmiş ise de maktul yere düşmeden hemen önce OTEL yazısının ''L'' harfine çarparak aracın üzerine düştüğünde ...'nin beyanına göre aracın alarmının çalması ve bu sesleri karşı apartmanın balkonunda duran tanıkların dahi duymuş olması, sanığın da evleviyetle duymuş olması ve doğrudan aşağı bakmasının gerekmesi, sanık ile maktulün daha önceden cinsel birliktelik yaşadığı hususu sabit olmasına rağmen ve sanığın eğitim ve sosyal durumu nazara alındığından birlikte olduğu bir bayanın daha önce başka biri ile cinsel birliktelik yaşadığını bilebilecek durumda olduğu dolayısıyla sanığın savunmasında belirttiği ilk kez kendisi ile birlikte olmadığı gerekçesi ile ... ile aralarında tartışma yaşandığının belirtmesinin hayatın olağan akışına uymaması, sanık ile maktulün kalmış oldukları odanın yanında kalan tanık ...’nın beyanına göre, sanık ile maktul arasında ciddi bir tartışma yaşanması, sanığın maktule tehdit ve hakaret içeren sözler söylemesi hatta olayın sıcağı sıcağına kollukta alınan bu tanığın beyanına göre sanığın maktulün kafasını duvara vurması, maktulün düştüğü sırada sanığın balkonda bulunması hususları nazara alındığında, sanığın nişanlısı olan maktule karşı olay gecesi cebir uyguladığı ve tanık ...'nın beyanına göre otelden gitmesini istediği, maktulün de otelden ayrılmak için üzerine montunu ve botunu giydiği sırada sanığın sorgusunda açıkça belirttiği üzere maktulün gitmesine izin vermeyerek balkondan aşağıya atmak suretiyle ...'yi öldürdüğü kanaatine varılarak mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Dosya kapsamına göre; sanık ile ölenin evlenme niyetiyle birlikteliklerinin olduğu, aralarında husumet bulunmadığı, olayın meydana geldiği otelde birkaç gündür birlikte kaldıkları, olaydan önce alkollü içki içip tartıştıklarının ve otel odasının dağıldığının sabit olduğu ancak ölüm olayının hemen öncesinde yaşananların ve maktulün balkondan düşme anının nasıl cereyan ettiğinin kesin delillerle belirlenemediği, sadece sanığın savunmalarındaki çelişkilerin veya savunmanın hayatın olağan akışına uygun olup olmadığının mahkûmiyete yeter bir delil olarak kabul edilemeyeceği, olayı gördüğü belirlenen tanıkların aslında olayın sonrasını gördükleri anlaşılmaktadır. Sanığın olay tarihinde öleni balkondan atma ihtimali olduğu kadar, psikolojik tedavi gören ve sanıkla tartışan ölenin de sinirlenerek intihar etme ihtimali bulunmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında da belirtildiği üzere ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de, insan haklarına dayalı, demokratik rejimle yönetilen ülkelerin hukuk sistemlerinde bulunması gereken, öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" şeklinde, Latincede ise "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi açısından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlak surette sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ya da gerçekleştiriliş şekli hususunda herhangi bir şüphe belirmesi hâlinde uygulanabilecektir. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate veya herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir. Yukarıda delilleri özetlenen olayda ...’nin nasıl öldüğü noktasında kesin bir kanaate varılamamakta olup öleni, sanık ...’ın öldürdüğüne ilişkin mahkûmiyetine yeter, kesin bir delil de bulunmamaktadır. Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabul edilmesi ve Dairemizin 19.09.2023 tarihli ve 2022/9463 Esas, 2023/5463 Karar sayılı kararının kaldırılarak kurulan mahkûmiyet hükmünün BOZULMASI gerektiğini düşündüğümden çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Hukuku Özel Hükümler

"İntihara yönlendirme" suçu ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

A) Bu suçta korunan hukuki değer yaşam hakkıdır.
B) İntihar etme fiili (kişinin kendi canına kıyması) Türk hukukunda suç olarak tanımlanmamıştır.
C) İntihar girişiminde bulunan ancak ölmeyen kimse cezalandırılmaz.
D) Bir başkasını intihara azmettiren veya teşvik eden kişi, intiharın gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmaksızın "kasten öldürme" suçundan sorumlu tutulur.
E) İntiharın gerçekleşmesi, intihara yönlendirme suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış halidir.

Bu maddeyle ilgili 7 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol