5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 111

Ceza Muhakemesi Kanunu 111. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 111 – (1) Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir. (2) Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir. Tedbirlere uymama

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
1. Ceza Dairesi, 2020/1297 E., 2021/13856 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin sadece sanık hakkında hükmedilen adli kontrol kararına ilişkin olduğu, kararın esasına ilişkin herhangi bir temyiz isteminde bulunmadığı, mahkemece verilen adli kontrole ilişkin kararın 5271 sayılı CMK'nin 111/2 ve 267. maddeleri gereğince itiraz yasa yoluna tabi olup, temyiz kabiliyeti bulunmadığı ve Cumhuriyet savcısının temyiz talebi itiraz niteliğinde değ
1. Ceza Dairesi         2020/1297 E.  ,  2021/13856 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : Sanığın maktul ...'a yönelik kasten öldürme suçundan 5237 sayılı TCK'nin 25, 5271 sayılı CMK'nin 223/2-d maddeleri uyarınca beraatine dair karar. TÜRK MİLLETİ ADINA Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak; Gereği görüşülüp düşünüldü; Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin sadece sanık hakkında hükmedilen adli kontrol kararına ilişkin olduğu, kararın esasına ilişkin herhangi bir temyiz isteminde bulunmadığı, mahkemece verilen adli kontrole ilişkin kararın 5271 sayılı CMK'nin 111/2 ve 267. maddeleri gereğince itiraz yasa yoluna tabi olup, temyiz kabiliyeti bulunmadığı ve Cumhuriyet savcısının temyiz talebi itiraz niteliğinde değerlendirilerek, itiraz merciince bu hususta karar verildiği anlaşılmakla; katılanlar vekilinin temyizi ile sınırlı olarak yapılan incelemede; Katılanlar vekilinin hak ve yetkisi bulunmadığından, duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 318. maddesi uyarınca REDDİNE karar verilmiştir. Tüm dosya kapsamına göre; sanık ve maktul arasında, müştekisi sanık, sanığı maktul olan, hayvan hırsızlığı, silahla tehdit, hakaret suçlarından açılan dava ve alacak borç meselesi nedeniyle husumet bulunduğu, sanığın olay tarihinde saat 00.00-01.00 saatleri arasında çalışanları tanıklar ... ve ... ile birlikte iş yerinde iken, maktulün yanında tanık ... ile birlikte alkollü bir şekilde sanığın iş yerine gelerek para istediği ve 25 TL para aldığı, parayı alıp çıkarken sanığa sinkaflı sözlerle hakarette bulunduğu, tehdit içeren sözler söylediği, yaklaşık bir saat sonra alkollü olarak ve elinde bira şişesi olduğu halde sanığın iş yerine yanında tanık ... ile birlikte gelen maktulün, sanığa yönelik yine sinkaflı küfürler ettiği ve tehdit içeren sözler söylediği, elinde bulunan şişedeki birayı iş yerine döktüğü, sanığın bu sırada 155'i aradığı, maktulün iş yerini terk etmesini istediği, bunun üzerine maktulün bira şişesini sanığa fırlatarak sanığı sol elinden yaraladığı, yere düşen şişenin kırıldığı, sanığın maktulü ittirerek dükkandan çıkarmaya çalıştığı, maktulün de sanığın boynunu koltuğuna sıkıştırarak dükkandan çıkarmaya uğraştığı, tanık ...'nin de sanığı ellerinden tutarak dükkandan çıkmasını engellemeye çalıştığı ve sanık ile tanık ...'nin tekrar iş yerine girdikleri, maktulün oradan ayrıldığı, bir müddet sonra eline taş alarak olay yerine gelen maktulün elindeki taşı attığı, ardından yoldaki dubayı alarak sanığın iş yerinin camlarını kırdığı, iş yerinde beklemekte olan sanığın, elinde bulunan avcı bıçağını adli tıp raporuna göre müstakilen öldürücü etki yapacak şekilde sırtından sokarak yaraladığı, bıçağın akciğere kadar indiği, sol akciğerin söndüğü, sanığın bıçağı birden fazla defa da maktulün kafasına öldürücü etkisi olmayacak şekilde vurduğu, aldığı darbenin etkisiyle iş yerinden kaçarak karşı kaldırımdaki iş yerinin merdivenlerine oturan maktulün, fenalaşarak sırtüstü düştüğü, kaldırıldığı hastanede kesici delici alet yaralanmalarına bağlı iç organ (akciğer) kesilmelerinden gelişen pnömotoraks ve hemotoraks ile iç ve dış kanama sonucu öldüğü, olayda sanığın sol el işaret parmağı ile birleşim yerinde arka kısmında 1 cm'lik yüzeysel yara ve yüzde birkaç adet morluk ve çizik nedeniyle basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı olayda; Sanığın, maktulün iş yerine gelerek kendisini rahatsız etmesi, küfretmesi, bira şişesini fırlatması, iş yerinin camını taş ve duba ile vurarak kırması, ve kendisine saldırması üzerine gerçekleştirdiği, sanıktaki yaralanmanın derecesi de dikkate alındığında sanığın eyleminin ağır haksız tahrik altında meydana geldiği, meşru müdafaa koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, sanığın haksız tahrik altında kasten öldürme suçundan cezalandırılması, haksız tahrikin boyutu dikkate alınarak sanığın cezasından azami oranda indirim yapılması yerine yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenlerden dolayı 6723 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 03.11.2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (3)

7. Ceza Dairesi, 2013/13046 E., 2014/12565 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Adli aramaların nasıl yapılacağını düzenleyen 5271 sayılı CMK.nun 111.maddesi arama kararı verebilmesi için makul şüphenin bulunması ve aynı yasanın 119.maddesi aramanın, hakim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan haller Cumhuriyet Savcısının, Cumhuriyet Savcısına ulaşmamatakdirde, kolluk amirinin yazılı
7. Ceza Dairesi         2013/13046 E.  ,  2014/12565 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : 5607 sayılı yasaya muhalefet HÜKÜM : Hükümlülük, müsadere Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü; Suç tarihi ve ele geçen eşyanın niteliğine göre, sanığın 5752 sayılı yasa ile değişik 4733 sayılı yasanın 8/4 fıkrası uyarınca cezalandırılması gerekitği gözetilmeksizin yazılı şeklide hüküm tesisi aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır. Suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan gümrük idaresinin davaya katılan olarak kabul edilip lehine vekalet ücreti hükmedilmesi, Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden ve bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 5320 sayılı yasanın 8/1 maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 322.maddesi uyarınca, hüküm fıkrasından gümrük idaresi lehine hükmedilen vekalet ücreti kısmının çıkarılmas,ı diğer kısımların aynen bırakılması sureityle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12/06/2014 günü oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Suç tarihinde kolluk kuvvetlerine yapılan ihbarda sanığa ait markette kaçak sigara satıldığının bildirilmesi üzerine yapılan arama sonucunda 146 paket farklı markalarda bandrolsüz sigara bulunmuş, sanık savunmalarında sigaraları işyerine gelen tanımadığı bir kişiden içmek amacı ile aldığını savunmuş ve yapılan yargılama sonunda sanığın ticari nitelikte kaçak sigara bulundurduğundan bahisle mahkumiyetine karar verilmiştir. Sanık ele geçen sigaraları içmek amacıyla aldığını beyan etmiştir. Bu durumda mahkumiyetin asıl kanıtı ele geçen sigaraların nasıl ele geçirildiği ve bu işlemin hukuka uygun olup olmadığı noktasında toplanmakta olup, bu durumu irdelemek gerekmektedir. Olayımız bakımından yasal düzenlemeler incelendiğinde; Anayasamızın; 2. maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. 12. maddesi "herkes kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez, temel hak ve hürriyetlere sahiptir" hükmünü taşımaktadır. 13. maddesi ise, "temel hak ve hürriyetler özlerine dokunulmaksızm yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlandırılabilir. Bu sınırlamalar Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz" biçimindedir. 20.maddesinde, özel hayatın gizliliği güvence altına alınmış ve "Milli güvenlik, kamu düzeni ve suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça yine sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça, kimsenin üstü, özel kağıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz..." hükümleri mevcuttur. Yine Anayasamızın 38.maddesinin 6.fıkrası da "Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular delil olarak kabul edilemez." hükmü amirdir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Yasası'nın 206/2-a, 271/2, 230/1 maddeleri fıkraları da hukuka uygun surette elde edilen delillerin kullanılabileceğini, yani kanuna aykırı elde edilenlerin hükme esas alınamayacağı şeklinde açık düzenlemeleri içermektedir. Adli aramaların nasıl yapılacağını düzenleyen 5271 sayılı CMK.nun 111.maddesi arama kararı verebilmesi için makul şüphenin bulunması ve aynı yasanın 119.maddesi aramanın, hakim kararı üzerine veya gecikmesinde sakınca bulunan haller Cumhuriyet Savcısının, Cumhuriyet Savcısına ulaşmamatakdirde, kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlilerince yapılabileceği biçimindedir. Bu koşullara uyulmadan yapılan arama kanuna aykırıdır. Bütün bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; Hatay Î1 Emniyet Müdürlüğünün 07.04.2011 tarihli arama talebini içeren yazıda, alınan istihbarat doğrultusunda sanığa ait depo olarak kullanılan yerde yüklü miktarda kaçak malzeme olduğunun tespit edildiği belirtilmiş, ancak Cumhuriyet Savcısından arama kararı talep edilmesini gerektirir nitelikte gecikmesinde sakınca bulunan hallerin neler olduğu açıkça gösterilmemiştir. Bu halde suçun aydınlatılmasına yarayacak delil ve emarelerin ele geçirilmesi için CMK'nın 119.maddesi uyarınca ancak hakim kararı ile arama yapılabilir. Cumhuriyet Savcısıda gecikmesinde sakınca bulunan halin ne olduğunu kararında belirtmemiştir. Î1 merkezinde hakimden karar alınması halinde ne gibi mahzurlar doğacağını gösteren ve aciliyeti haklı kılan herhangi bir halden söz edilmemiştir. Gecikmesinde sakınca bulunan halin kabulü için hakime başvurulup arama kararı talep edilmesi halinde delillerin kaybolacağı veya bu tedbirin uygulanamaz hale geleceği hususunda somut olgular bulunmalıdır. Bu durum gerçekleşmeden kural olarak arama kararı verme yetkisi hakime aittir. Cumhuriyet Savcısının gecikmesinde sakınca bulunan haller açıklanmadan verdiği yazılı arama emri CMK.nun 119.maddesine ve dolayısıyla hukuka aykırıdır. Bu şekilde ele geçen deliller de hukuka aykırı delil niteliğindedir. Yukarıda maddeler halinde belirtilen Anayasa ve CMK.nun hükümlerine nazaran; usulsüz aramayla ele geçen delillerin hükme esas alınması, hukuk devleti ilkesini zedeleyeceği, kişilerin Anayasa ile teminat altına alınmış temel hak ve özgürlüklerini korumasız bırakacağı aşikardır. Sanık hiçbir aşamada suçu kabul etmemiştir. Usulsüz arama sonucu ele geçen suç konusu sigaralar yok sayılmalıdır. Sigaralar üzerinde yapılan inceleme sonucu ulaşılan bilgilerin de yasal delil olarak kabulü mümkün değildir. Anayasanın 38/6, 5271 sayılı yasanın 206/2-a, 217/2, 230/1.madde ve fıkralarına nazaran hukuka aykırı biçimde elde edilen deliller hükme esas alınamayacağı ve başkaca sanığın mahkumiyeti için yasal delil bulunmadığından beraati gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun düzeltilerek onama kararına katılmıyorum. ... Muhalif Üye
9. Ceza Dairesi, 2014/1494 E., 2014/2310 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
bilecek nitelikteki bu talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiği ve bu karardan sonra yasal süresine bağlı yeni bir itiraz yasa yolunun başlayacağı gözetilmeden, 23.09.2013 tarihli dilekçe içeriğini karşılamayacak ve CMK’nın 110 ve 111. maddelerine aykırı olacak biçimde yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş olup,
9. Ceza Dairesi         2014/1494 E.  ,  2014/2310 K. "İçtihat Metni" Tebliğname No : KYB - 2014/35121 Mahkemesi : İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Tarihi : 24.10.2013 Numarası : 2013/658 değişik iş Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekiller Heyetini cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etmeye teşebbüs suçundan sanık M.. H.. hakkında 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 147, 61/1 ve 59/2. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol koruma tedbirine tabi tutulmasına dair İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.08.2013 tarihli ve 2009/191 esas, 2013/95 sayılı kararını müteakip, sanık müdafii tarafından adli kontrol kararına yapılan itirazın süre yönünden reddine ilişkin anılan Mahkemenin 30.09.2013 tarihli ve 2013/566 değişik iş sayılı kararına itirazın reddine dair İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.10.2013 tarihli ve 2013/658 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak; Dosya kapsamına göre: 1- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 110/2-3. maddesinde, “Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolün içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir. 109 uncu madde ile bu madde hükümleri, gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da, kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır.” şeklindeki düzenleme uyarınca, kovuşturmanın her aşamasında adlî kontrol kararının değerlendirilebileceği gözetilmeden Mahkemesince itirazın süre yönünden reddine karar verilmesinde, 2- 5271 sayılı Kanunun "Adli kontrol" başlıklı 109. maddesinde "Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenleme ve aynı Kanun'un "Tutuklama nedenleri" başlıklı 100. maddesinde "Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez..." şeklindeki düzenlemeler uyarınca adli kontrol koruma tedbirine kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedeni bulunması halinde karar verilebileceği, her ne kadar sanık hakkında mahkemesince üzerine atılı suçları işlediği kabul edilerek mahkûmiyete karar verilmiş ise de, dosya kapsamına göre, milletvekili olması nedeniyle temsil görevini ifa ettiği, bu görevi nedeniyle Türkiye Büyük Millet Meclisince yurt içinde olduğu gibi yurtdışında da yasama faaliyetleri çerçevesinde görevlendirilebileceği de dikkate alınarak, sanığın kaçması, delilleri karartma, saklanma sebeplerinin bulunmadığı cihetle itirazın kabulü yerine yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığının 24.01.2014 gün ve 2013/2029/6304 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.01.2014 gün ve 2014/35121 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla; Dosya incelenerek gereği düşünüldü: 1 nolu bozma nedeninin incelenmesinde; Sanığın, 05.08.2013 tarihli mahkumiyet hükmüyle birlikte verilen adli kontrol kararına yasal süresinde itiraz etmediği anlaşılmaktadır. Kanun yararına bozma talebinde söz edilen ve Dairemizce mahallinden getirtilerek incelenen, sanık müdafiince mahkemeye sunulmuş 23.09.2013 tarihli dilekçe içeriğinin esas itibariyle 05.08.2013 tarihli adli kontrol kararına itiraz mahiyetinde olmadığı ve adli kontrol kararının kaldırılması veya değiştirilmesi talebini içerdiği, Mahkemesince kovuşturma evresinin her aşamasında ileri sürülebilecek nitelikteki bu talep hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiği ve bu karardan sonra yasal süresine bağlı yeni bir itiraz yasa yolunun başlayacağı gözetilmeden, 23.09.2013 tarihli dilekçe içeriğini karşılamayacak ve CMK’nın 110 ve 111. maddelerine aykırı olacak biçimde yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiş olup, Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 24.10.2013 tarih ve 2013/658 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, bozma sebebine göre tebliğnamedeki 2 nolu bozma nedeninin incelenmesine yer olmadığına, dosyanın gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Sanığın sorgusu yapılmadan hüküm tesisi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 147,111/3,193/son madde ve hükümlerine muhalefet edilmesi,
3. Ceza Dairesi 2006/13257 E., 2008/3379 K. 3. Ceza Dairesi 2006/13257 E., 2008/3379 K. - EKSİK SORUŞTURMA - KASTEN YARALAMA - MAĞDUR İLE ŞİKAYETÇİNİN DİNLENMESİ- 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 86 ] - 5237 S. TÜRK CEZA KANUNU [ Madde 87 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 234 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 236 ] "İçtihat Metni" Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak, gereği görüşülüp düşünüldü: Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine; ancak, 1- Sanığın sorgusu yapılmadan hüküm tesisi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 147,111/3,193/son madde ve hükümlerine muhalefet edilmesi, 2- Hazırlık aşamasında verdiği ifadelerde sanık M.Yusuf ve arkadaşları tarafından dövüldüğünü belirten ve Adli Tıp Kurumu Diyarbakır Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 10.12.2004 tarihli raporda yaralanma sonucu burun kemiğinde kırık oluştuğu bildirilen müşteki mağdurun olay hakkında şikayet ve delilleri etraflıca sorulmadan hakkında kamu davası açılmayan müştekinin sanık sıfatıyla ifadesi alınarak karar verilmesi, 3- Olaya karışan yaşı büyük diğer şahıslar Ferit, Ferdi ve Yahya hakkındaki hazırlık soruşturmasının akıbeti araştırılıp, ilgili dosya incelenerek, gerekirse bu kişilerin de ifadelerinin tespitinden sonra sonuca göre hukuki durumun tayini gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi, Bozmayı gerektirmiş, o yer C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı istem gibi (BOZULMASINA), 02.04.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Muhakemesi Hukuku

Nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği şüphesiyle hakkında soruşturma yürütülen (Ş), Sulh Ceza Hâkimliği tarafından CMK m. 109/3-j uyarınca “konutunu terk etmeme” şeklinde adlî kontrol altına alınmıştır. (Ş)’nin müdafii, müvekkili hakkındaki bu tedbirin ölçüsüz olduğunu ve kaldırılması gerektiğini düşünerek karara karşı kanun yoluna başvurmaya karar vermiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri göz önüne alındığında, müdafiin başvuracağı kanun yolu ve buna ilişkin usul ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Kararına itiraz edilen Sulh Ceza Hâkimliği, itirazı yerinde görmezse, dosyayı en geç beş gün içinde itirazı incelemeye yetkili olan mercie göndermek zorundadır.
B) Şüpheli (Ş) hakkında uygulanan konutu terk etmeme tedbiri altında geçen her gün, ileride verilecek olası bir mahkûmiyet kararından bir gün olarak mahsup edilecektir.
C) Sulh Ceza Hâkimliğinin adli kontrole ilişkin kararına karşı yapılan itiraz, o yerde birden fazla sulh ceza hâkimliği varsa numara olarak kendisini izleyen sulh ceza hâkimliği tarafından incelenir.
D) İtirazı inceleyen merciin, adli kontrol kararının kaldırılması yönünde vereceği karar kesin olmayıp, bu karara karşı Cumhuriyet savcısının yeniden itiraz etme hakkı bulunmaktadır.
E) (Ş)’nin müdafii, kararı öğrendiği günden itibaren iki hafta içinde, kararı veren Sulh Ceza Hâkimliğine bir dilekçe ile başvurarak itiraz yoluna gidebilir.