5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 170

Ceza Muhakemesi Kanunu 170. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 170 – (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir. (2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler. (3) Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede; a) Şüphelinin kimliği, b) Müdafii, c) Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği, d) Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi, e) Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin kimliği, f) Şikâyette bulunan kişinin kimliği, g) Şikâyetin yapıldığı tarih, h) Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri, i) Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, j) Suçun delilleri, k) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri, Gösterilir. (4) İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır; yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmez.[64] (5) İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür. (6) İddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin istendiği; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan güvenlik tedbiri açıkça belirtilir. Kamu davasını açmada takdir yetkisi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

289 karar eşleşti
3. Ceza Dairesi, 2022/20700 E., 2022/6528 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
up bulunmadığına dair araştırma yapılmadan hakkında iddianame tanzim edilmiş ise de şüphelinin ceza ehliyetinin bulunmadığının anlaşılması halinde iddianamede şüpheli hakkında uygulanması gereken güvenlik tedbirinin gösterilmesi gerektiği, 5271 sayılı CMK'nın 170/6.maddesine aykırı olarak düzenlenen iddianamenin 5271 sayılı CMK'nın 174/1-a hükmü gereğince iddianamenin iadesine ...
3. Ceza Dairesi         2022/20700 E.  ,  2022/6528 K. "İçtihat Metni" I-TALEP; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.04.2022 tarih ve 2022/52502 sayılı yazısı ile; Terör örgütü propagandası yapmak suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26/01/2022 tarihli ve 2021/5502 soruşturma, 2022/103 esas, 2022/36 sayılı iddianamenin iadesine dair Hakkari 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/02/2022 tarihli ve 2022/11 sayılı iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Hakkari 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/02/2022 tarihli ve 2022/41 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, Hakkari 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 09/02/2022 tarihli tarihli kararı ile, "... Şüphelinin 22/12/2021 tarihli emniyet ifadesinde "2014 yılında askerdeyken kendisine psikolojik anti sosyal kişilik bozukluğu teşhisi konulduğu ve askerliğinin bu psikolojik sebepten çürük raporu verilmesiyle bittiğini, suça konu paylaşımların 2015 yılında yapıldığı ve o dönem psikolojik sorunlarını yoğun yaşadığı dönem olduğunu" belirtmesi sebebiyle şüphelinin 5237 sayılı TCK'nın 32.maddesi kapsamında cezai ehliyeti bulunup bulunmadığına dair araştırma yapılmadan hakkında iddianame tanzim edilmiş ise de şüphelinin ceza ehliyetinin bulunmadığının anlaşılması halinde iddianamede şüpheli hakkında uygulanması gereken güvenlik tedbirinin gösterilmesi gerektiği, 5271 sayılı CMK'nın 170/6.maddesine aykırı olarak düzenlenen iddianamenin 5271 sayılı CMK'nın 174/1-a hükmü gereğince iddianamenin iadesine ... " gerekçesi ile iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Akıl Hastalığı" başlıklı 32. maddesinin ; " (1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur. (2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir." şeklinde olduğu, Benzer bir olay nedeni ile Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 06/07/2017 tarihli ve 2017/2503 esas, 2017/3752 karar sayılı ilâmı ile; "... Dosya kapsamına göre suça sürüklenen çocuk hakkında işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişip gelişmediği hususunda rapor aldırılması gerekliliği ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının düzenlenen iddianamede müşteki olarak gösterilmesi gerektiği hususlarındaki... iki nedene ilişkin kanun yararına bozma talebinin kabulü gerektiği ve diğer iade nedenlerine yönelik talebin ise yerinde olmadığı anlaşıldığından ... " şeklinde, Benzer bir olay nedeni ile Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 20/10/2021 tarihli ve 2021/22308 esas, 2021/16062 karar sayılı ilâmı ile; "...Şüpheli hakkında soruşturma evresinde, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olduğu yönünde rapor alınsa dahi, bu durumda olan şüpheli hakkında akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmedilmesi gerekeceği, bu yöndeki araştırma ve değerlendirmenin ise mahkemesine ait olduğu gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır. Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbar yazısı incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden KABULÜ ile İstanbul Anadolu 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/03/2021 tarihli ve 2021/501 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi gereğince BOZULMASINA ... " şeklinde belirtildiği üzere, Şüpheli hakkında soruşturma evresinde, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olduğu yönünde rapor alınsa dahi, bu durumda olan şüpheli hakkında akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmedilmesi gerekeceği, bu yöndeki araştırma ve değerlendirmenin ise mahkemesine ait olduğu gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 01/04/2022 gün ve 94660652-105-30-5946-2022-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak Dairemize gönderilmiştir. II-OLAY; Ankara İl Emniyet Müdürlüğü, Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün 17.08.2020 tarihli araştırma raporu ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 04.06.2020 tarih ve 2020/4982 sayılı evrakı ile yapılan talep kapsamında, 17.08.2020 tarihi itibari ile yapılan araştırmada, ihbara konu facebook adlı sosyal medya sitesinde yer alan "Heyderi ..." rumuzlu hesabın açık kaynak araştırması neticesinde tespiti yapılarak, profil sayfasında yer alan bilgilerden hareketle hesabın kullanıcısının kimlik tespiti yapılan şüpheli ... olabileceğinin/olduğunun tespit edildiği ilgili birimlere bildirilmiştir. Talebe istinaden başkaca profiller ile kullanıcılara ilişkin araştırma raporlarının da düzenlendiği görülmekle birlikte; şüpheliye yönelik tanzim edilen söz konusu araştırma raporunda, ekran görüntüleri alınan hesabın künye bilgilerinde 2005-2008 yıllarında, Dokuz Eylül Üniversitesi İnşaat Teknolojisi Teknikeri okudu ve Beyoğlu'nda yaşıyor bilgilerinin belirtildiği, herkese açık paylaşımlarında kişisel fotoğraflarının ve bunlara dair yorumların bulunduğu, suç unsuru taşıyan paylaşımlara yönelik bir tespit veya ekran görüntüsünün ise bulunmadığı, siyah beyaz olması nedeni ile ekran görüntüleri ayırt edilemeyen raporun değerlendirme kısmında ise bilgilerin polnet sisteminden yapılan sorgulama neticesinde "..." adı ile "Diyadin" doğumlu, "Hakkari'de" yaşadığı bilgilerine ulaşılan şüphelinin; adres, iletişim ve kimlik bilgileri ile tespitinin yapıldığı görülmüştür. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Bilgi Edinme Bürosunun 01.06.2020 tarih, 2020/671 sayılı yazısı ekinde bulunan Cimer ihbarında terör örgütü propagandası yaptığı belirtilen sosyal medya profillerine ilişkin araştırma ve incelemelerin yapıldığı belirtilen Emniyet Müdürlüğünün 07.09.2020 tarihli yazısı ile de tanzim olunan araştırma raporları, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Süreçte, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 09.09.2020 tarih, 2020/5904 ihbar ve 2020/496 karar sayılı ayırma kararı ile ihbar edilenlerden ... ve Kasım Şendal hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ihbarına konu yürütülen dosyada, ihbar edilenlerin Hakkari'de yaşadıklarının tespit edilmesi nedeni ile yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğinden, evraklarının dosyadan tefriki ile ihbar defterinin 2020/5906 numarasına kayıt edilmesine karar verilmiş ve Cumhuriyet Başsavcılığının 09.09.2020 tarih, 2020/5906 ihbar no ve 2020/1286 karar sayılı ihbar dosyası yetkisizlik kararı ile de silahlı terör örgütüne üye olma iddiası ile yürütülen ihbar evrakının, ikamet adresleri de göz önünde bulundurularak, atılı suçun temadi eden suçlardan olması, ihbar olunanların bu aşamada yakalanamamaları nedeni ile temadinin kesilmemiş olması ve suçun işlendiği yerin belli olmaması nedenleri ile 5271 sayılı CMK'nın 13. maddesi uyarınca Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Gönderilen ihbar evrakları ilgili Hakkari Cumhuriyet savcısının 21.09.2020 tarihli havalesi ile 2020/268 ihbar numaralı dosyasına kayıt edilmiştir. Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2020 tarih, 2020/268 ihbar dosyası sayılı yazısı ile kolluktan, ihbar dosyasına esas olmak üzere araştırma raporunun renkli çıktılarının temini ve değerlendirmesinin yapılarak araştırma raporu tanzim edilmesi; şahıslar hakkında araştırma yapılarak, sosyal medya hesaplarından veya başka yollarla örgüt lehine açıklama yapmak yahut propaganda olarak kabul edilecek faaliyetleri bulunup bulunmadıklarının tespit edilmesi ve varsa buna dair değerlendirme ve açık kaynak araştırma tutanağı tanzim edilmesi istenmiştir. Bu kapsamda araştırma raporlarının renkli örnekleri temin edilmiş, 27.01.2021 tarihli araştırma tutanağında ihbar edilenlerden "...(Aldırma Gönül)" isimli sosyal medya hesabında herhangi bir suç veya suç unsuru paylaşıma rastlanılmadığı bildirilmiştir. Herkese açık paylaşımlarında suç veya suç unsuru paylaşımlarda bulunulduğu belirlenen şüphelinin kullancısı olduğu değerlendirilen hesaba yönelik ise 27.01.2021 tarihli açık kaynak araştırma, inceleme ve tespit tutanağı düzenlenmiştir. Bu kapsamda tutanakta özetle; şüphelinin adres kaydının tespit edildiği, aranma kaydının bulunmadığı ve renkli çıktıları temin edilen araştırma raporunda suç teşkil edebilecek bir paylaşımın bulunmadığı; ancak rapora konu Facebook hesabının herkese açık gönderilerinin incelendiğinde, suç unsuru olabilecek paylaşımların bulunduğu ve buna dair ekran görüntülerinin sunulduğu belirtilmiş, hesabın profil fotoğrafının bulunduğu görsel ile nüfusa verdiği fotoğrafın karşılaştırmaya imkan tanıyacak şekilde sunularak, 28.06.2015, 23.06.2015, 15.06.2015, 15.06.2015, 12.06.2015, 12.05.2015, 10.06.2015, 09.06.2015, 22.01.2021, 25.05.2015, 09.06.2015, 08.06.2015 tarihlerinde hesaptan herkese açık şekilde yapılan ve bir kısmında hakaret içerir yorumların bulunduğu görülen görsellerin ekran görüntüleri ve çözümleri sunularak tespiti yapılmıştır. Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığının 17.06.2021 tarih, 2020/268 ihbar ve 2021/35 karar sayılı ayırma kararı ile ihbar edilen Kasım Şedal ile evrakının tefriki ile ihbar defterinin 2021/264 numarasına kaydına karar verilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının 14.12.2021 tarih 2020/268 ihbar dosya no ve 2021/49 karar sayılı soruşturmaya gönderme kararı ile de ihbar edilen ... hakkında Facebook üzerinden suç içerikli paylaşımlar yaptığının tespit edilmesi nedeni ile ihbar dosyasının soruşturmaya kaydına karar verilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının 14.12.2021 tarih, 2021/5502 soruşturma, 2021/273 karar sayılı ayırma kararı ile de şüpheli ... hakkında, Cumhurbaşkanına hakaret suçuna ilişkin olarak evrakın tefrik edilerek, soruşturma defterinin 2021/5504 numarasına kayıt edilmesine karar verilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının 16.12.2021 tarih ve 2021/5502 soruşturma dosyası sayılı yazısı ile İl Emniyet Müdürlüğünden, terör örgütü propagandası yapmak suçundan şüpheli sıfatı ile ...'nın ifadesinin alınması istenmiştir. 22.12.2021 tarihinde şüpheli sıfatı ile ... yakalanıp, gözaltına alınmıştır. 22.12.2021 tarihli ifadeye çağırma ve salıverme tutanağında, şahsın kullandığı belirlenen cep telefonundan aranarak çağrılmasına müteakip geldiği ve alınan ifade işlemi ardından: "doktor raporu istemediğini" beyan etmesi üzerine salıverildiği belirtilmiştir. 22.12.2021 tarihinde Hakkari TEM Şube Müdürlüğünde, müdafii talep etmediğini, ilköğretim mezunu, evli ve inşaat işçisi olduğunu beyanla verdiği ifadesinde şüpheli ... özetle beyanında; 1989 yılında Diyadin’de doğduğunu, ilköğretimini Aydın'ın Söke ilçesinde yaptığını ancak daha sonra babasının sağlık durumundan dolayı okumadığını, 2009 yılında askere gittiğini, acemi eğitimini Ankara, usta eğitimini ise Kıbrıs'ta yaptığını fakat psikolojik, bedensel sorunları nedeni ile anti sosyal kişilik bozukluğu teşhisi konulduğundan askerliğinin uzadığını ve 2014 yılında bittiğini, sonrasında İstanbul ilinde çalışmaya devam ettiğini, 2019 yılında yaptığı evlilikten itibaren de Hakkari'de ikamet ettiğini, 2006 ve 2013 yıllarında farklı asayiş suçlarından gözaltına alındığını, babasının örgüte yardım suçundan tutuklandığını ancak sonrasında beraat ettiğini, ekran görüntüleri gösterilerek bahse konu paylaşımlar sorulduğunda ise gösterilen facebook hesabının kendisine ait olduğunu, tam hatırlamamakla birlikte 28.06.2015 tarihli, ... ile ilgili paylaşımı kendisinin yapmış olabileceğini fakat bu paylaşımı aldığı sayfanın terör örgütü ile bağlantısının olmadığını düşündüğünden sırf sosyal görünmek için paylaştığını, genelde paylaşımları içeriğine bakmadan paylaştığını, suç unsuru içerdiği hakkında bilgisinin olmadığını; 23.06.2015 tarihli yazısıyı ise paylaşımı hatırlamamakla birlikte, kendisinin paylaştığını düşündüğünü, ülkenin çözüm sürecinde olması, bu nedenle de hassas bir dönemden geçmesi sebebiyle sosyal medyadaki ajitasyon içerikli haberlere inanarak ve duygusal yaklaşarak, bu şekilde yazılan yazıyı alıntı yapıp paylaşmış olabileceğini zira uzunca yazılar yazacak kadar donanımlı birisi olmadığını, 15.06.2015 ve 12.06.2015 tarihli paylaşımları kendisinin yapmış olabileceğini, paylaşım yaptığı sayfanın terör örgütleri ile bağlantılı olmadığını düşündüğünden sosyal görünmek için paylaşım gerçekleştirdiğini, içeriklerine bakmadığını, suç unsuru içerdiğine dair bilgisinin olmadığını, 2014 yılında askerdeyken psikolojik anti sosyal kişilik bozukluğu teşhisi konulduğunu ve uzayan askerliğinin bu psikolojik sebepten çürük raporu verilmesiyle bittiğini, paylaşımların içeriklerinin neredeyse tamamının 2015 yılında yapılması yani askerliğinin ardından olması ve o dönemin de psikolojik sorunlarının en yoğun yaşadığı dönem olması, bu paylaşımları hastalığından kaynaklı insanlar ile yeterince sosyalleşemediği için sosyal mecralarda dikkat çekmek ve bir yerlere ait olabilmek için yapmış olabileceğini, paylaşımların üzerinden uzun süre geçmesi sebebiyle paylaşımları yaptığını net olarak hatırlamadığını ancak yapmışsa da bu paylaşımları sağlıklı bir kafayla yaptığını düşünmediğini beyan etmiştir. 26.01.2022 tarihli adli sicil kaydında sanığın, 16.01.2014 tarihli dolandırıcılık suçundan hapis ve adli para cezası ile mahkumiyetine, 23.08.2013-18.02.2014 tarihli firar suçundan da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararları bulunmaktadır. Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığının 26.01.2022 tarih, 2021/5502 soruşturma, 2022/103 esas ve 2022/36 iddianame nolu, başlık kısmında suç tarihinin 28.06.2015 olduğu belirtilen iddianamesi ile terör örgütü propagandası yapmak suçundan şüpheli ...'nın, 3713 sayılı TMK'nın 7/2-1. cümle ve 7/2-2. cümle ile 5237 sayılı TCK'nın 43/1 ve 53. maddelerince cezalandırılması istenmiştir. İddianame anlatımı özetle belirtildiği şekilde; "...şüphelinin söz konusu Facebook hesabı üzerinden herkese açık şekilde; 15.06.2015 tarihinde Siyasihaber.org isimli Facebook sayfasının; görselinde PKK/KCK silahlı terör örgütünün Suriye uzantısı olan YPG/PYD silahlı terör örgütü mensubu şahısların silahlı fotoğrafının yer aldığı; "Işıd'i ağır darbe vuran YPG/YPJ güçleri, bir yandan Kobane'den bir yandan Cezeri'den ilerliyor, Özgürlük savaşçılarının karşılaşmalarında duygusal anlar yaşanıyor" şeklindeki ibareli paylaşımını duvarında herhangi bir ibare eklemeden paylaştığı, 28.06.2015 tarihinde Sosyalist Aforizmalar isimli Facebook sayfasının; görselinde PKK/KCK silahlı terör örgütünün Suriye uzantısı olan YPG/PYD silahlı terör örgütü mensubu şahsın silahlı fotoğraflarının yer aldığı; "60 yaşındaydı, Sinopluydu.. Adı ...'du. Kobane'de kullandığı adıyla Karker Kobanı.. Ya da kendisini tanıtırken, ünlü filozof Diyojen'in Sinoplu olmasına atıfla; -Diyojen'in memleketlisi-.. Kocaeli'de yaşıyordu. IŞİD Kobane'ye saldırınca -artık buralarda duramayacağım- dedi ve bir yolunu bulup Kobane'de YPG saflarında IŞİD'e karşı savaşmaya başladı. Kocaeli'ndeki evini de Kobaneli bir aileye vermişti. Ve maalesef, IŞİD çetelerinin dünkü saldırılarında hayatını kaybetti. #RıfatHorozÖlümsüzdür" şeklindeki ibareli paylaşımını duvarında herhangi bir ibare eklemeden paylaştığı, Şüphelinin kollukta alınan ifadesinde özetle; "söz konusu paylaşımları kendisinin yapmış olabileceğini, sırf sosyal görünmek için paylaştığını, suç unsuru içerdiği hakkında herhangi bir bilgisi olmadığını" beyan ettiği, Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; şüphelinin kullanımında olan Facebook hesabından farklı tarihlerde herkese açık şekilde yukarıda belirtilen paylaşımları yaptığı, söz konusu paylaşımların PKK/KCK silahlı terör örgütünün ve uzantılarının cebir ve şiddet içeren eylemlerini meşru gösterici, övücü ve bu yöntemlere başvurmayı teşvik edici nitelikte olduğu, böylece; şüphelinin zincirleme biçimde terör örgütü propagandası yapma suçunu işlediği kanaatine varılmakla,... eylemine uyan yukarıda yazılı sevk maddeleri uyarınca cezalandırılmasına, şüpheli hakkında TCK'nın 53. maddesi gereğince güvenlik tedbirlerine hükmolunmasına karar verilmesi... iddia olunur." şeklindedir. Ayrıca iddianamede not olarak şüpheli hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan devam eden ayrı bir soruşturmanın bulunduğu belirtilmiştir. UYAP sistemi evrak işlem kütüğü bilgilerinden iddianamenin, 26.01.2022 tarihinde Cumhuriyet savcısınca elektronik imzasının yapıldığı; 28.01.2022 tarihinde ise Başsavcı tarafından görüldüğü ve okunduğu görülmüştür. İddianame 28.01.2022 tarihinde mahkeme Başkanınca kaleme havale edilmiştir. Hakkari 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.02.2022 tarih ve 2022/11 değerlendirme nolu kararı ile iddianamenin, 5271 sayılı CMK'nın 174/1-a hükmü gereğince iadesine, itiraz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verilmiştir. Mahkemenin iade nedeni kararda belirildiği şekli ile şöyledir; "Şüphelinin 22.12.2021 tarihli emniyet ifadesinde "2014 yılında askerdeyken kendisine psikolojik anti sosyal kişilik bozukluğu teşhisi konulduğu ve askerliğinin bu psikolojik sebepten çürük raporu verilmesiyle bittiğini, suça konu paylaşımların 2015 yılında yapıldığı ve o dönem psikolojik sorunlarını yoğun yaşadığı dönem olduğunu" belirtmesi sebebiyle şüphelinin 5237 sayılı TCK'nın 32. maddesi kapsamında cezai ehliyeti bulunup bulunmadığına dair araştırma yapılmadan hakkında iddianame tanzim edilmiş ise de şüphelinin ceza ehliyetinin bulunmadığının anlaşılması halinde iddianamede şüpheli hakkında uygulanması gereken güvenlik tedbirinin gösterilmesi gerektiği, 5271 sayılı CMK'nın 170/6. maddesine aykırı olarak düzenlenen iddianamenin 5271 sayılı CMK'nın 174/1-a hükmü gereğince... iadesine karar verilmiştir." Kararın elektronik imzaları 10.02.2022 tarihinde tamamlanmıştır. UYAP sisteminden, iade kararının Cumhuriyet savcısınca 10.02.2022 tarihinde okunduğu görülmüştür. Cumhuriyet savcısı 11.02.2022 tarihli yazısı ile itirazda bulunarak, Hakkari 2. Ağır Ceza Mahkemesinden iade kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. Cumhuriyet savcısının itiraz nedeni belirtildiği şekli ile; "Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 20.10.2021 tarihli; "Şüpheli hakkında soruşturma evresinde, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadığı veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olduğu yönünde rapor alınsa dahi, bu durumda olan şüpheli hakkında akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmedilmesi gerekeceği, bu yöndeki araştırma ve değerlendirmenin ise mahkemesine ait olduğu gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır... Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısı incelenen dosya kapsamına göre yerinde görüldüğünden kabulü ile... değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi gereğince bozulmasına" şeklindeki 2021/22308- 2021/16062 sayılı ilamı nazara alınarak... iade kararının itirazen kaldırılması talep olunur" şeklindedir. Hakkari 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.02.2022 tarihli, farklı bir heyetçe verilen kararı ile Cumhuriyet savcısının itirazı yerinde görülmemiş ve dosyanın itirazı incelemek üzere itiraz merciine gönderilmiştir. Hakkari 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.02.2022 tarih 2022/41 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine, kesin olarak, oy birliği ile mütalaaya uygun olarak karar verilmiştir. Merciinin itirazın reddine dair gerekçesi, kararda belirtildiği şekli ile özetle; "...Dosya kapsamında şüphelinin soruşturma aşamasında alınan beyanlarında psikolojik sorunlarının olduğundan bahsettiği, şüphelinin TCK'nın 32. maddesi kapsamında raporunun dosya arasına alınmadığı anlaşılmakla dosya incelendi. 5271 sayılı CMK'nın sistemimizde soruşturma evresinin iyi bir şekilde tamamlanması ve iyi hazırlanmış bir dosya ile kovuşturma evresinin kısa sürede sona ermesinin sağlanması amacıyla iddianamenin iadesi kurumu düzenlenmiştir. Bu yolla kamu davasının tek oturumda yada zorunlu olduğu durumlarda birbirini izleyen oturumlarda ve mümkünse bir günde sonuçlandırılması hedeflenmektedir. Bu nedenle hukuken geçerli, yeterli ve elverişli kanıtların toplanmasından ve dava koşullarının oluşmasından sonra tüm yönleri ile doğru ve eksiksiz olarak iddianame düzenlenmesi amaçlanmaktadır. Olması gereken soruşturma evresinin uzunluğu ve kovuşturma evresinin ise kısa sürede sonuçlanarak ceza adaletinin ve adil yargılanma hakkının bütünüyle sağlanmasıdır. Zira CMK'nın sisteminde asıl olan kanıtların Cumhuriyet savcılığınca toplanmasıdır. Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 2011/27923 esas 2012/2008 karar sayılı ilamında da belirtildiği şekliyle; "...Yeni Türk Ceza Adalet Sistemi"nde benimsenen, "Kişilerin Lekelenmeme Hakkı" ile "Eksiksiz soruşturma ve Tek Celsede Duruşma" prensipleri uyarınca, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılarının mâkul sürede bütün delilleri toplamaları, sadece mahkûmiyetle sonuçlanacağını değerlendirdikleri hususları dava konusu yapmaları, beraatle sonuçlanacağını değerlendirdikleri eylemleri dava konusu yapmamaları, yâni bir nev'i filtre görevi yapmaları gerekir. Bu prensiplerin hayata geçirilebilmesi için mevzuatımızda ilk defa, 5271 sayılı CMK'nın 160/2. maddesi hükmü ile; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcılarına şüphelinin lehine olan delilleri (de) toplama ve şüphelinin haklarını koruma yükümlülüğü getirilmiş, ayrıca; 170 ve 174. madde hükümleri ile de, iddianamenin iadesi kurumuna yer verilmiştir. Yeni sistemde mahkemenin kanıt toplanması istisnai durumlara özgüdür. Kişilerin "lekelenmeme hakkı" ile "eksiksiz soruşturma" ve "tek oturumda duruşma" ilkeleri uyarınca soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılarının makul sürede tüm kanıtları toplamaları, sadece mahkumiyetle sonuçlanacağını değerlendirdikleri hususları dava konusu yapmaları gerekmektedir. Kovuşturma evresinin kanıt toplanmasına gerek kalmadan ve 1-2 oturumda yargılamanın bitirilmesi hedeflenmiştir. Zira CMK'nın sisteminde asıl olan duruşmaya ara verilmeksizin hüküm verilmesidir. Ara verme ancak zorunlu durumlar için mümkündür. Duruşmaya ara verilse bile bu, davanın makul sürede sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak surette olmalıdır (CMK 190). Bu açıklamalar da dikkate alındığında, her ne kadar Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığınca 26.01.2022 tarih ve 2022/103 esas sayılı iddianame düzenlenmiş ise de, şüphelinin TCK'nın 32. maddesi kapsamında raporunun dosya arasına alınmadan iddianame hazırlanmış olduğu, mahkemece bu raporun alınması beklenebilecek ise de, bu durumun yargılamayı gereksiz yere uzattığı ve sürüncemede bıraktığı, bu raporun alınması için geçecek süre dikkate alındığında yargıda hedef süre uygulaması olması nedeniyle hedef sürede yargılamanın bitirilmesinin mümkün olamayacağı, dolayısıyla CMK'nın sistemindeki "duruşmaya ara verilmeksizin hüküm verilmesi", "tek oturumda duruşma (istisnalar hariç)" ilkelerinin ihlal edilecek olması ve duruşmaya ara verilse dahi CMK'nın 190'da yer alan "duruşmaya ara verilse dahi bu, davanın makul sürede sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak surette olmalı" kuralının da ihlal edilecek olması dikkate alındığında sevk raporunun alınmasının beklenmesinin bu ilkeleri ihlal edeceği anlaşılmakla vaki itirazın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir." şeklindedir. Cumhuriyet Başsavcılığının 21.02.2022 tarihli yazısı ile Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 20.10.2021 tarih, 2021/22308 esas ve 2021/16062 karar sayılı ilamı da nazara alındığında, şüphelinin TCK'nın 32 maddesi kapsamında cezai ehliyeti bulunup bulunmadığına dair raporun aldırılmasının CMK'nın 174 maddesinde düzenlenen iddianame iadesi sebepleri arasında yer almadığı, şüphelinin akıl hastası olması halinde de yine iddianame tanzim edilmesi gerektiği, kaldı ki söz konusu işlemlerin Hakkari 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından da yerine getirilebileceğinden, Hakkari 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.02.2022 tarih, 2022/41 değişik iş sayılı kesin kararının, kanun yararına bozulması hususunda ihbar ve görüşte bulunulmuştur. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü 01.04.2022 gün ve 94660652- 105- 30- 5946-2022-KYB sayılı yazısı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi gereğince Hakkari 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.02.2022 tarihli ve 2022/41 değişik iş sayılı kararının bozulmasını istemiştir. III-KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI: Şüpheli hakkında düzenlenen iddianamenin 5271 sayılı CMK'nın 174/1-a maddesi gereğince uygulanacak güvenlik tedbirlerinin belirtilmediği gerekçesi ile iadesinde ve iş bu karara karşı yapılan itirazın reddine dair mercii kararında hukuka uygunluk bulunup bulunmadığına ilişkindir. IV-HUKUKSAL DEĞERLENDİRME: Karar tarihindeki mevzuat şöyledir A-)5237 sayılı Kanun Akıl Hastalığı Madde 32- (1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur. (2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir. B-)5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Kamu davasını açma görevi Madde 170- (1)Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir. (2)Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler. (3)Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede; a) Şüphelinin kimliği, b) Müdafii, c)Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği, d)Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi, e)Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin kimliği, f)Şikâyette bulunan kişinin kimliği, g)Şikâyetin yapıldığı tarih, h)Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri, i)Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, j)Suçun delilleri, k)Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri, Gösterilir. (4)İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır. (5)İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür. (6)İddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin istendiği; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan güvenlik tedbiri açıkça belirtilir. İddianamenin iadesi Madde 174 -(Değişik: 25.5.2005 - 5353/27 md.) (1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; a)170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen, b)(Değişik:17.10.2019-7188/20 md.) Suçun sübutuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, c)(Değişik:17.10.2019-7188/20 md.) Önödemeye veya uzlaştırmaya ya da seri muhakeme usulüne tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaştırma ya da seri muhakeme usulü uygulanmaksızın düzenlenen, d)(Ek:17.10.2019-7188/20 md.) Soruşturma veya kovuşturma yapılması izne veya talebe bağlı olan suçlarda izin alınmaksızın veya talep olmaksızın düzenlenen, İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir. (2)Suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez. (3)En geç birinci fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır. (4)Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez. (5)İade kararına karşı Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir. Belirtilen yasal düzenlemeler çerçevesinde konu değerlendirildiğinde; Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır. CMK’nın 160/1 maddesinde yer alan “bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hal” ifadesinden anlaşılacağı üzere belli bir suç şüphesine karşı soruşturmaya başlanılabilmesinin maddi koşulu, o suça ilişkin başlangıç şüphesinin var olmasıdır. Başlangıç şüphesinin bulunup bulunmadığını değerlendirme yetkisi, Cumhuriyet savcısına aittir (Veli Özbek, Nihat M. Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayınlar, Ankara, 2011, sayfa 186 ve devamı). Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun; 170/3. maddesinde, iddianamede nelerin gösterileceği, 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtilmiştir. Savcının değerlendirmesine tabi hususlar iade gerekçesi olamaz. Bu nedenle mahkeme, savcının nitelendirmesine katılmadığını belirterek bir hususu iade konusu yapamaz. Ancak iddianamede bulunması gereken hususlarda bir eksiklik veya yanlışlığa dayanarak iade yoluna gidilebilir. İddianamenin iadesi üzerine yapılan itiraz kapsamında merciinin kararı kesin olduğundan, Cumhuriyet savcısını da mahkemeyi de bağlayacaktır. Diğer yönden, 5237 sayılı TCK'nın 32 maddesi gerekçesinde belirtildiği üzere, kusur yeteneğini etkileyen bir neden olan akıl hastalığının varlığı durumunda, kişi işlemiş bulunduğu fiilin anlam ve sonuçlarını algılayamamakta veya işlediği fiille ilgili olarak irade yeteneği önemli ölçüde etkilenmektedir, bu durumda kusurlu olamayacağından hakkında cezaya hükmedilemeyecektir; ancak fiil hukuka aykırı niteliğe sahip olduğundan kişi hakkında akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerine başvurulacaktır. Maddenin ilk fıkrasında kusur yeteneğini etkileyen bir neden olarak kabul edilen akıl hastalığı ceza sorumluluğu kaldıran bir hal olarak düzenlenmiş, ikinci fıkrasında ise ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak belirtilmiştir. Şüphelinin akıl hastası olduğunun anlaşılması, hakkında iddianame düzenlenmesine engel teşkil etmemektedir. Şahsi bir cezasızlık sebebi olması nedeni ile şüpheli hakkında güvenlik tedbiri uygulanmasına ancak suçu işlediğinin yargılama sonucunda sabit görülmesi halinde hükmedileceğinden; Cumhuriyet savcısının takdir yetkisini kullanarak akıl hastalığının etkisiyle suç işleyen fail hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi mümkün değildir. Cumhuriyet savcısı soruşturma aşamasında failin akıl hastası olduğundan şüphelenirse re’sen akıl hastalıkları konusunda uzman bir bilirkişi görevlendirerek fail hakkında bir rapor düzenlenmesini isteyebilecektir(CMK m. 63/3). Ancak akıl hastalığı suçun sübutuyla ilgili bir husus olmadığından soruşturma aşamasında raporun aldırılmaması iddianamenin iadesini gerektirmemektedir. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, dava açılması yönünden karma sistemi benimseyen ceza yargılaması hukukumuza göre; ''Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir. Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler (CMK madde 170/1-2). ''Anılan sistemde aslolan dava açma mecburiyeti, istisna ise CMK'nın 171. maddesinde yer alan Cumhuriyet Savcısının kamu davası açmada takdir yetkisini kullanmasıdır. 5271 sayılı CMK'da düzenlenen iddianamenin iadesi kurumu, uzun süren yargılama süreçlerinin önüne geçilebilmesi ve davaların “tek celse”de bitirilebilmesini temin amacıyla getirilen yeniliklerden biridir. Bunun gerçekleştirilebilmesi, soruşturma safhasında mevcut tüm delillerin toplanmış olması ile mümkündür. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun; 170/3. maddesinde, iddianamede nelerin gösterileceği, 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceği tahdidi olarak belirtilmiştir. Suçun hukuki nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez. İddianamenin iadesi üzerine yapılan itiraz kapsamında verilen itiraz merciinin kesinleşmiş kararının bağlayıcılığının, Cumhuriyet savcısının dava açma görev ve sorumluluğunu ortadan kaldıracak ve yeterli şüpheye dayanan, suç teşkil ettiği değerlendirilen fiille ilgili olarak dava açılmamasını netice verecek biçimde ve esas itibari ile yasanın kesin olarak yasakladığı (CMK madde 174/2) bir hususa dayanan iade sebeplerini de kapsadığı şeklinde anlaşılmaması gerekir. Bu kapsamda, sosyal medya paylaşım sitesinde yer alan hesabından yaptığı paylaşımlarla terör örgütü propagandası yaptığı iddia edilen şüpheli hakkında düzenlenen iddianamenin 5271 sayılı CMK'nın 170/3 maddesinde iddianamede nelerin gösterileceğinin ve aynı Kanunun 174/1 maddesinde ise hangi hallerde iade kararı verileceğinin açıkça belirtilmesi karşısında; "22.12.2021 tarihli kolluk ifadesinde 2014 yılında askerdeyken kendisine psikolojik anti sosyal kişilik bozukluğu teşhisi konulduğu ve askerliğinin bu psikolojik sebepten çürük raporu verilmesiyle bittiğini, suça konu paylaşımların 2015 yılında yapıldığı ve o dönem psikolojik sorunlarını yoğun yaşadığı dönem olduğunu belirtmesi sebebi ile ceza ehliyetinin bulunmadığının anlaşılması halinde hakkında uygulanması gereken güvenlik tedbirinin iddianamede gösterilmesi gerektiği" gerekçesine dayanan iade nedenin, kanunun belirttiği iade nedenleri arasında yer almadığı, Cumhuriyet savcısının değerlendirmesi aksine bir kanaatin oluşması durumunda belirtilen hususun yargılama aşamasında araştırılıp değerlendirilmesi mümkün olduğu da nazara alınmak sureti ile yargılama faaliyeti sonucu suçu işlediği kesin biçimde saptanan akıl hastası sanık hakkında kusurunun bulunmaması nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına ve güvenlik tedbirine hükmedilebilmesi için öncelikle suçun akıl hastası sanık tarafından işlenip işlenmediğinin mahkemece araştırılıp saptanması gerektiği gözetilmeden itirazın reddine dair verilen mercii kararında, isabet bulunmadığından istemin kabulüne karar verilmiştir. V-SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Hakkari 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.02.2022 tarihli ve 2022/41 değişik iş sayılı kararının, CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin icrasını teminen dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.10.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

3. Ceza Dairesi, 2022/1390 E., 2022/3200 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 170/2. maddesine göre soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa;
3. Ceza Dairesi         2022/1390 E.  ,  2022/3200 K. "İçtihat Metni" I- TALEP: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 31.12.2021 tarih ve 2021/144817 sayılı yazısı ile; silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 25/02/2020 tarihli ve 2018/10273 soruşturma, 2020/1362 esas, 2020/212 sayılı iddianamenin iadesine dair Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/03/2020 tarihli ve 2020/35 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/03/2020 tarihli ve 2020/45 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 31/10/2016 tarihli ve 2016/15416 esas, 2016/16813 karar sayılı ilâmında, "... 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 170/2. maddesine göre soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı bir iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Aynı yasa maddesinin 3. fıkrasında ise iddianamede gösterilmesi ve bulunması gereken unsurlar sayılmıştır. Şüphelinin ifadesinin veya savunmasının alınmasında belirtilen madde açısından bir zorunluluk bulunmamaktadır. Bu itibarla, Ceza Muhakemesi Hukukunun temel amacı olan maddî gerçeğe ulaşılmasıdır. İddianamede belirtilen suç vasfı değerlendirildiğinde, suçun takibinin şikâyete bağlı olmadığı ve uzlaşma ile önödeme hükümlerinin uygulanma imkânının bulunmadığı, dosya kapsamında müşteki beyanlarını doğrular nitelikte iki tanığın ifadesine yer verildiği, bu kanıtların kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturduğu tartışmasızdır. Şüphelinin ifadesi veya savunması dosya içerisindeki bu deliller karşısında suçun sübutuna mutlak etki eden bir kanıt niteliği de taşımamaktadır. Dolayısıyla şüphelinin ifadesinin alınmasında bu fıkra açısından da bir zorunluluk bulunmamaktadır. Sonuç olarak, şüphelinin ifadesinin alınmaması sebebiyle iddianamenin iadesine karar verildiği, bu hususun ikmali amacıyla yapıldığı anlaşılan iddianamenin iadesi ve bu karara yapılan itiraz üzerine verilen kabul kararı yerinde görülmekle, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir..." şeklinde açıklandığı üzere, Somut olayda Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesince, şüphelinin ifadesi alınmadan iddianame düzenlendiğinden bahisle, iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukukî nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği, şüphelinin tüm aramalara rağmen bulunamadığı, nitekim Kahramanmaraş 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 25/10/2018 tarihli ve 2018/2882 değişik iş kararı ile şüpheli hakkında yakalama emri düzenlenmesine karar verildiği, yakalama için makul bir süre beklenildiği ve şüphelinin silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, iddianamenin iadesi sebepleri arasında şüphelilerin savunmasının alınmamış olmasının sayılmadığı cihetle, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 23/11/2021 gün ve 94660652-105-46-20869-2021-Kyb sayılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak, Dairemize gönderilmiştir. II- OLAY; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının tespiti ile şehir yapılanmasının deşifre edilmesine yönelik yürütülen soruşturmalar kapsamında, örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde süreçte il imamı, bölge imamı, eyalet imamı vs... gibi görevlerde bulunduklarını beyan eden şahısların da aralarında bulunduğu anlaşılan ve etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediklerini beyan eden çok sayıda şüphelinin ifade ve teşhislerinde özetle, ... kod adı ile Kahramanmaraş ilinde küçük bölge imamı, büyük bölge imamı, bölge imamı, eyalet imamı, esnaf sorumlusu vs...gibi görevlerde bulunduğu, atama ile çeşitli il ve bölgelere gönderildiği, gezileri organize ettiğine dair hakkında beyanlarda bulunulan, muhtelif ihbar tutanaklarında adı geçen, aynı suçtan haklarında işlem yapılan kişilerle birlikte yurt dışına çıkış ve otel konaklama kayıtlarına rastlandığı, çocuğunu örgütle iltisaklı okula gönderdiği, Bank Asya'da artan hesap hareketlerinin bulunduğu ayrıca 2015/10818 sayılı soruşturma evrakı kapsamında örgüt mensuplarınca 2014 yılında adliye önünde gerçekleştirilen eylemde yer aldığı yine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisizlik kararı ile gönderilen soruşturma dosyalarına konu evraklarda ise Gürcistan'da bulunan örgütle iltisaklı bir okula bağışta bulunduğu ve en son Malatya ilinde faaliyet gösteren pansiyonda çalıştığı ve ikamet ettiği tespit edilen şüpheli ... hakkında; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan başlatılan soruşturmalara matuf Kahramanmaraş, Malatya ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılıkları arasında ortaya çıkan yetki uyuşmazlıkları sonrası verilen merci kararlarına istinaden Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yürütülmüştür. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/10818 sayılı soruşturması kapsamında tanzim olunan 31.05.2017 tarihli kolluk fezlekesi içeriğinde belirtilen ve eki evraklarda yer alan 30.08.2018 tarihli ikamet arama tutanağına göre yakalanması amacıyla 2. Sulh Ceza Hakimliğinden alınan 2016/1814 D.iş nolu arama ve el koyma kararına istinaden 30.08.2016 tarihinde şüphelinin ikametinde yapılan aramada, kimsenin olmadığı tespit edilmiş ayrıca aramada herhangi bir suç ve suç unsuruna rastlanılmamıştır. Fezlekede il sınırları içerisinde yakalanmasına yönelik değişik tarihlerde yapılan çalışmalarda yakalanamadığı belirtilen şüphelinin, soruşturmanın devamı sürecinde, daha sonraki tarihlerde yurtiçi veya yurt dışında olup olmadığının, yurtiçinde bulunması halinde adresinin tespit edilip, yakalanmasına yönelik verilen talimatlara istinaden yapılan araştırmalara dair tanzim olunan kolluk tutanaklarda da özetle; yaklaşık iki ay öncesinde izne ayrıldığını belirterek Maraş ilinde bulunan ikametinden ayrıldığı ve bir daha dönmediğine dair bilgilerin elde edildiği, son güncel adresinin Malatya ilinde olduğu, çok sayıda yurt dışı giriş ve çıkış kaydının bulunduğu ve en son kaydının 16.04.2016 tarihinde giriş şeklinde olduğu, araştırmalar neticesinde yakalanmasının mümkün olmadığı, çalışmaların devam ettiğinin belirtildiği görülmüştür. Safhalarda, İçişleri Bakanlığının 25.09.2017 tarihli ve 149783 sayılı yazısını ilgi tutan Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünün 12.10.2017 tarihli yazısı ile yetkisizlik kararı ile gönderilmesine müteakip 2017/13287 soruşturma sayısına kayıt edilen dosya kapsamında Malatya Cumhuriyet Başsavcılığından; özetle, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/10818 soruşturmasında firari olduğu ancak; UYAP kayıtlarında herhangi bir arama kaydının bulunmadığı, Ankara C. Başsavcılığında da derdest dosyasının bulunduğu anlaşılan ve yetkisizlik kararı ile dosyasının gönderildiği bildirilen şüphelinin aranmasına devam edilip edilmediğinin tespiti ile iade talebinde bulunulup bulunulmayacağı hususunun bildirilmesi, talep edilmesi halinde de ilgili evrakların düzenlenerek gönderilmesi istenilmiştir. Süreçte yetki uyuşmazlıklarına konu olan dosyada, Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının 29.01.2020 tarih, 2018/10273 soruşturma sayılı yazısı ile şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturmanın tamamlanmadığı, kırmızı bülten çıkartılması veya iade edilmesi hususunun soruşturmanın tamamlanmasına müteakip talep edilmesinin düşünüldüğü, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Suçluların İadesi ve Hükümlü Nakli Bürosuna bildirilmiştir. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının 24.10.2018 tarihli yazısı ile 2018/10273 soruşturma sayılı dosyada; şüphelinin çağrı üzerine savcılığa gelmediği ve kendisine çağrı yapılamadığı, tüm aramalara rağmen kendisine de ulaşılamadığı belirtilerek, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında 5271 sayılı CMK’nın 94. maddesi uyarınca ifadesinin alınmasına yönelik yakalama emri düzenlenmesi, Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğinden talep edilmiştir. Kahramanmaraş 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 25.10.2018 tarih, 2018/2882 D.İş sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma dosyasında şüphelinin tanzim edilen araştırma raporlarında adresinde bulunamadığının ve kendisine çağrı yapılamadığı anlaşıldığından, CMK' nın 98 ve 94 maddelerince uyarınca, hakkında yakalama emri çıkartılmasına karar verildiği belirtilerek, Cumhuriyet Başsavcılığının isteminin kabulü ile CMK’nın 98 ve 162. maddeleri gereğince yakalama emri çıkarılmasına, itiraz kanun yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Düzenlenen yakalama emrinde de silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ifadesinin alınmasına yönelik yakalama emri çıkartıldığı belirtilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının 25.02.2020 tarih, 2018/10273 soruşturma ve 2020/212 id. nolu iddianamesi ile silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan, birleştirme talepli iddianame tanzim etme zorunluluğu hasıl olduğu belirtilerek, ifade ve teşhis tutanakları, yurt dışı çıkış kayıtları, bank asya kayıtları, sgk, otel konaklama, okul ve yurt kayıtları, yakalama kararı, kolluk tutanakları, örgüt şeması, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğünden gelen evrak, nüfus ve adli sicil kayıtları ile tüm soruşturma dosyası kapsamı delil gösterilmek sureti ile şüphelinin ilk olarak Kahramanmaraş ilinde Büyük Bölge sorumlusu olarak görev yaparken daha sonra örgüt içerisinde yükselerek eyalet imamı olduğu ve akabinde örgüt içi tayin ile Diyarbakır iline gönderildiği anlaşıldığından, tespit edilen eylemleriyle suç tarihlerinde örgüt yöneticisi olarak faaliyetlerinin bulunduğu iddiası ile 5237 sayılı TCK'nın 314/1, 53/1, 58/9 ve 3713 sayılı TMK'nın 5/1 maddelerince cezalandırılması istenilmiştir. İddianame anlatımında özetle; silahlı terör örgütü tarafından örgüt içerisinde Küçük Bölge İmamı, Büyük Bölge İmamı, Bölge İmamı, Eyalet İmamı gibi üst düzeyde sorumlu görev aldığı ve örgüt tarafından çeşitli il ve bölgelere gönderilerek imamlık yaptırıldığına dair bir çok beyan, teşhis ve araştırma tutanağına binaen şüpheli hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yöneticiliği suçundan soruşturmaya başlandığı belirtilerek, ... Kod adı ile mütevelli bölge imamlığı, il bölge imamlığı, esnaf sorumluluğu, Kahramanmaraş Büyük Bölge abisi, Kahramanmaraş eyalet abisi, Büyük Bölge sorumlusu gibi üst düzeyde örgüt içerisinde bulunduğu hususunda hakkında verilen ifadelerle, teşhislere; tespit edilen eylemleri ile örgütle irtibatına dair diğer delillere yer verilmek sureti ile, şüphelinin ikameti Malatya'da olduğundan soruşturma ve kovuşturmada yetkili yerin bulunduğu yer adli makamları olduğu yönündeki Yargıtay kararlarına rağmen Elazığ Mahkemelerince verilen kesin kararlara istinaden soruşturmanın yürütüldüğü ve şüpheli hakkında iddianame tanzimi zorunluluğunun hasıl olduğu, yetkisizlik hususunu değerlendirmenin münhasıran mahkemeye ait olduğunun değerlendirildiği de ifade edilerek, iki yıldır yurt içinde yakalamalı olan şüpheli hakkında yakalama kararının infazının makul sürede beklenildiği, örgüt içinde üst düzey sorumlu olduğu, ülke genelinde bu denli üst düzey örgüt yöneticilerinin davalarının açıldığı ve derdest olduğu; uzun süren soruşturmaya rağmen davanın açılmamış olmasının veya mahkemelerce yakalamalı şahısların iddianamelerinin iade edilmesinin bu tür üst düzey örgüt yöneticileri bakımından uygulanması durumunda örgütle mücadelede zafiyete sebebiyet vereceği, her ne kadar terör suçlarının temadi eden suçlardan olduğu belirtilse de örgütte üst düzey görev yapan şüpheli açısından, hakkında çok sayıda delilin mevcudiyeti de dikkate alındığında temadinin kesilip kesilmemesinin hiç bir öneminin kalmadığının göz önünde bulundurulması gerektiğinin belirtildiği görülmüştür. UYAP sisteminde yapılan incelemede; iddianame, 25.02.2020 tarihinde elektronik olarak imzalanmıştır. Fiziki evraka göre ise 26.02.2020 tarihinde Cumhuriyet Başsavcısınca görüldüsü, 28.02.2020 tarihinde de mahkeme başkanınca havalesi yapılmıştır. Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.03.2020 tarih ve 2020/35 iddianame değerlendirme nolu kararı ile 5271 sayılı CMK'nın 170/3, 4 maddelerine aykırı düzenlendiği kanaatiyle, CMK'nın 174/1-a maddesi gereğince iddianamenin iadesine, oy birliği ile itiraz kanun yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Kararda iade nedeni olarak özetle; şüphelinin soruşturma aşamasında ifadesinin alınmadığı, iddianamenin iadesi bağlamında mütemadi suçların diğer suçlara nazaran farklı bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiği, örgütü yönetmek ya da örgüte üye olma suçlarının mütemadi suçlardan olduğu, bu suçlarda örgüt hiyerarşisine dahil olup faaliyetlere başlanmakla suçun tamamlandığı, ancak fiilin icrası devam ettiği müddetçe, fiilin ifade ettiği haksızlık da süreceğinden suç işlenmeye devam edeceği, failin kendi isteği ile ya da iradesi dışında örgütten ayrılması halinde suçun bitmiş olacağı, muhakeme hukuku yönünden zamanaşımı ve yetkili mahkemenin temadinin bitişine göre değerlendirileceği ve örgüt üyeliği suçunun temadi eden suçlardan olması nedeniyle hukuki ve fiili kesinti ile sona ereceği ve kesinti tarihinin de suç tarihi olacağı, mütemadi suçlarda iddianame düzenlemekle hukuki kesintinin gerçekleştiğinin kabulü halinde dava zamanaşımı süresinin de işlemeye başlayacağı, bir taraftan suç işlenmeye devam ederken iddianame ile kamu davası açılması nedeniyle bu suçun dava zamanaşımına uğrama tehlikesinin ortaya çıkacağı, kamu davası açılması için yeterli delil bulunan hallerde savunma alınmaksızın dava açılmasına engel hal yok ise de; mütemadi suçlardan olan örgüt üyeliği suçunda yakalamanın gerçekleşmediği durumda dava açılmasının bir yarar sağlamayacağı, yakalama ile fiili kesinti gerçekleştirilmemesi nedeniyle işlemeye devam edilen bir suçla ilgili olarak örgüt mensubu şüpheliler hakkında açılan kamu davasının sonuçlandırma imkanı bulunmadığından soruşturma evrakının Cumhuriyet Başsavcılığında değil mahkemede beklemesini sağlama dışında, usul ekonomisi bakımından bir fayda sağlamayacağı gibi yargılamanın makul sürede bitirilmesi ilkesinin de ihlal edileceği belirtilerek, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yönetici kadrosunda bulunduğu belirtilen şüpheli hakkında suç şüphesi oluşturabilecek düzeyde delil bulunduğu ve savunma alınmaksızın kamu davası açılabilecek ise de CMK'nın 247 ve devamı maddeleri gereğince "kaçaklık" kararı da verilmemiş olan şüphelinin, mütemadi suçlarda, temadinin ancak yakalanma ile kesileceği yönündeki yerleşik içtihatlar gözetilerek, ifadesi alınmadan iddianame düzenlenmesi nedeni ile iddianamenin iadesine karar verildiği belirtilmiştir. UYAP sisteminde yapılan incelemede; iade kararının, 04.03.2020 tarihinde elektronik olarak imzalandığı görülmüştür. Cumhuriyet savcısı, 09.03.2020 tarihinde iade kararına itirazda bulunulmuştur. İtiraz layihasında özetle; iddianame anlatımında belirtildiği gibi güncel mernis adresine nazaran yetkisizlik hususunda değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu ve iddianame tanzim etme zorunluluğunun hasıl olduğu, iki yıldır yurt içinde yakalamalı olmakla makul süre beklenilen şüphelinin örgüt içinde üst düzey sorumlu olduğu, uygulamada ülke genelinde benzer üst düzey örgüt yöneticilerine davaların açılmasına ve derdest bulunmasına istinaden, uzun süren soruşturmaya rağmen dava açılmaması veya yakalamalı olması nedeni ile iddianamenin iade edilmesinin özellikle bu tür üst düzey örgüt yöneticileri bakımından uygulanmasının örgütle mücadelede zafiyet yaratacağının değerlendirildiği, her ne kadar terör suçlarının temadi eden suçlardan olduğu belirtilse de toplanan çok sayıda delilin mevcudiyeti karşısında şüpheli açısından temadinin kesilip kesilmemesinin hiç bir öneminin kalmayacağının göz önünde bulundurulması gerektiği belirtilerek iade kararının kaldırılması istenmiştir. Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.03.2020 tarih ve 2020/35 iddianame değerlendirme nolu kararı ile verilen iade kararında bir isabetsizlik bulunmadığından itirazın reddi ile dosyanın ve eklerinin itiraz mercii olan Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.03.2020 tarih ve 2020/45 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine, oy birliği ile kesin olarak karar verilmiştir. Kararda özetle, Cumhuriyet savcısının iade şartları oluşmadığından itirazın kabulüne dair mütalaasına aykırı olarak, Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin itiraz kararında belirtilen eksiklikler yerine getirildikten sonra iddianamenin düzenlenmesi gerektiği anlaşıldığından, itirazın reddedildiği belirtilmiştir. Soruşturma evrakı Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/5924 soruşturma numarasına kaydedilmiştir. Süreçte dosya içeriğine, şüphelinin Ömer Güney adına tespiti yapılan hatlardan bylock programını kullandığına dair soruşturma evrakının ve hakkında örgütle irtibatına dair başkaca ifadelerin gönderildiği görülmüştür. Şüphelinin yakalanmasına yönelik süreçte tanzim olunan kolluk tutanaklarında ise yapılan çalışmalarda yakalanmasının mümkün olmadığı, mernis kaydının Malatya ilinde olduğu, Kahramanmaraş ili dahilinde kalabileceği veya saklanabileceği herhangi bir adresin olmadığı, şahsın ve ailesinin son bir yıl içerisinde polnet sisteminde hastane ve eczane kayıtlarının olmadığı, mernis kontrollerinde 07/04/2016 tarihinde Adana Havalimanından yurt dışına çıkışının olduğu, yurt içine girişinin ise olmadığının belirlendiği belirtilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının 03.12.2020 tarihli yazısı ile şüpheli hakkında kırmızı bülten çıkartılması hususunda gerekli evraklar düzenlenerek Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğüne gönderilmiştir. Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Suçluların İadesi ve Hüküm Nakli Bürosunun 24.12.2020 tarihli yazısı ile iade ve kırmızı bülten taleplerine ilişkin süreçlerin başlatılabilmesi için CMK'nın 100 veya 248/5 maddeleri uyarınca çıkarılmış bir yakalama müzekkeresinin düzenlenmesi ve bu kapsamda iade talepnamesi, kırmızı bülten talep formu ve dosya inceleme tutanağında gerekli güncellemenin yapılarak, kırmızı bülten evrakı içerisinde yer aldığı gibi CMK 94'e göre çıkartılacak ise de savunması alınmak üzere ve SEGBİS ifadelerinin çıkartılmasının uygun olacağı da belirtilmek sureti ile yakalama emri düzenlenmesi ve belirtilen diğer eksikliklerin ikmali sonrasında, yeniden düzenlenecek evrakların gönderilmesi istenilmiştir. Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığının 22.01.2021 tarih, 2020/5924 yakalama sayılı yazısı ile Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğinden, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü Suçluların İadesi ve Hüküm Nakli Bürosunun 21.12.2020 tarihli yazısı ilgi tutularak, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında soruşturma yürütülen şüpheli hakkında Kahramanmaraş 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 25.10.2018 tarih ve 2018/2882 D.İş sayılı yakalama kararına istinaden talep edilen kırmızı bülten çıkartma talebinin ilgi sayılı yazı ile eksik hususlar olduğundan bahisle iade edildiğinden, ilgi de kayıtlı yazıda belirtildiği üzere şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan CMK 100 veya 248/5 maddeleri uyarınca yakalama kararının düzenlenmesi, aksi halde CMK 94'e göre çıkartılacak yakalama kararından savunması alınmak üzere ve SEGBİS ifadelerinin çıkartılmasının istenildiği anlaşıldığından, şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan CMK 100 veya 248/5 maddeleri uyarınca yakalama emri düzenlenmesi, aksi kanaatte ise CMK 94'e göre çıkartılacak yakalama kararından savunması alınmak üzere ve SEGBİS ifadelerinin çıkartılması suretiyle yakalama emri düzenlenmesine karar verilmesi talep olunmuştur. Kahramanmaraş 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 25.01.2021 tarih, 2021/476 D.İş sayılı kararı ile 5271 sayılı CMK.nun 94.maddesi uyarınca tutuklamaya yönelik yakalama emri düzenlenemeyeceği, CMK'nın 98.maddesine göre yakalama emri düzenlenebileceği, şüpheli hakkında çıkarılacak yakalama emri neticesinde savcılıkça hakimliğe tutuklama istemi ile sevkine müteakip yapılacak sorgu neticesinde tutuklama kararının verilip verilmeyeceği hususunun değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu, belirtilen kanun maddesi uyarınca şüpheli hakkında tutuklanmasına yönelik yakalama emri düzenlenemeyeceğinden istemin reddine karar verilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının 26.01.2021 tarihli yazısı ile de şüpheli hakkında çıkartılan yakalama kararına ilişkin talebin Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğince reddine yönelik karar verildiği, ancak diğer hususların yerine getirildiği ve düzenlenen evrakların gönderildiği belirtilerek, talebin bu haliyle değerlendirilmesinin mümkün olmaması halinde istinabe işlemlerine ilişkin uygulanacak iş ve işlemlerin bildirilmesi istenilmiştir. Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünün 05.02.2021 tarihli yazısı ile konunun yargı yetkisi ve takdir hakkı dahilinde değerlendirilmesi keyfiyetinin talepte bulunan ilgili adli makama ait olmak üzere, bir şahıs hakkında kırmızı bülten ve iade talebinde bulunulabilmesi için, adı geçen hakkında CMK'nın 248. maddesinin 5. fıkrasına istinaden, CMK'nın 100 üncü maddesi uyarınca gıyabi tutuklama müzekkeresi düzenlenmesi, "savunmasının alınması", "SEGBİS vasıtasıyla ifadesinin alınması" ve "CMK'nın 94 üncü ve 98 inci maddesi uyarınca tutuklanması" ifadelerinin yer almadığı bir yakalama emrinin bulunması gerektiği, bu itibarla mevcut tutuklamaya yönelik yakalama emrine istinaden kırmızı bülten talebine yönelik evrak tanzimi ile iletilmesi; isnat edilen suçların vasfı ve mahiyeti imkan tanıyorsa, hakkında çıkarılan yakalama emirlerinin sadece ifadesinin alınmasına yönelik olması durumunda şahsın yurt dışı adresinin belli olması gözetilerek, adı geçenin savunmasının uluslararası adli yardımlaşma (istinabe) yoluyla alınmasının mümkün olduğu bildirilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının 29.09.2021 tarihli yazısı ile Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne, Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/03/2020 tarih, 2020/35 id. değ. sayılı kararının kanun yararına bozulması ihbar ve görüşünde bulunulmuştur. Yazıda özetle; terör örgütü içerisinde eyalet imamı olarak örgütsel faaliyetler yürüttüğü tespit edilerek başlatılan ve yakalama emri düzenlenerek hakkında kırmızı bülten çıkartılması talebinde bulunulan devamında da 2018/10273 soruşturma sayılı dosyadan iddianame tanzim edilerek dava açılan şüpheliye yönelik tanzim olunan iddianamenin, mahkemece yakalamalı olan eyalet imamının savunmasının alınmaması nedeni ile iade edildiği ve buna ilişkin itirazın da mercii tarafından kesin olarak reddine karar verildiği, yaklaşık 2 yıldır yurt içinde yakalamalı olan ve makul süre beklenen, hakkında kırmızı bülten talebinde de bulunulan fakat sonuç alınamayan ayrıca; örgüt içinde üst düzey sorumlu olduğu ile ülke genelinde bu denli üst düzey örgüt yöneticilerinin davalarının açıldığı ve derdest olduğu ve de uzun süren soruşturmaya rağmen davasının açılmamış olmasının veya mahkemelerce yakalamalı olan şahısların iddianamelerinin iade edilmesinin özellikle bu tür üst düzey örgüt yöneticileri bakımından da uygulanmasının örgütle mücadelede zafiyet yaratacağından, her ne kadar terör suçlarının temadi eden suçlardan olduğu belirtilse de örgütte üst düzey görev yapmış olan şüpheli açısından delillerin çokluğu da dikkate alındığında temadinin kesilip kesilmemesinin hiç bir öneminin de kalmayacağının göz önünde bulundurulmaması nedeni iade kararının usul ve yasaya aykırı olduğundan bahisle kanun yararına bozulması istenmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/5924 soruşturma sayılı dosyasında yapılan adres sorgulamalarında, şüphelinin yurt dışı adresinde konsolosluk bilgisine yer verildiği görülmüştür. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 23/11/2021 tarih 94660652-105- 46-20869-2021-Kyb sayılı yazısı ile Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.03.2020 tarih ve 2020/45 değişik iş sayılı kararının bozulması istenilmiştir. III-KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI: Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma kapsamında ifadesi alınamadığından hakkında yakalama kararı çıkartılan şüphelinin silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçundan cezalandırılması istemi ile düzenlenen iddianamenin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 174/1-a maddesi gereğince iade edilmesinde ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunup bulunmadığına ilişkindir. IV-HUKUKSAL DEĞERLENDİRME: Konu ile ilgili yasal düzenlemeler şöyledir: 5271 sayılı CMK'nın Kamu davasını açma görevi Madde 170 – (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir. (2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler. (3) Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede; a) Şüphelinin kimliği, b) Müdafii, c) Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği, d) Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi, e) Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin kimliği, f) Şikâyette bulunan kişinin kimliği, g) Şikâyetin yapıldığı tarih, h) Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri, i) Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, j) Suçun delilleri, k) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri, gösterilir. (4) İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır. (5) İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür. (6) İddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin istendiği; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan güvenlik tedbiri açıkça belirtilir. İddianamenin iadesi Madde 174 – (Değişik: 25/5/2005 - 5353/27 md.) (1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; a) 170. maddeye aykırı olarak düzenlenen, b) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, c) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Önödemeye veya uzlaştırmaya ya da seri muhakeme usulüne tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaştırma ya da seri muhakeme usulü uygulanmaksızın düzenlenen, d) (Ek:17/10/2019-7188/20 md.) Soruşturma veya kovuşturma yapılması izne veya talebe bağlı olan suçlarda izin alınmaksızın veya talep olmaksızın düzenlenen, İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir. (2) Suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez. (3) En geç birinci fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır. (4) Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez. (5) İade kararına karşı Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir. Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeğin insan onuruna yaraşır biçimde araştırılıp bulunmasıdır. Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır. CMK’nın 160/1 maddesinde yer alan “bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hal” ifadesinden de anlaşılacağı üzere belli bir suç şüphesine karşı soruşturmaya başlanılabilmesinin maddi koşulu, o suça ilişkin başlangıç şüphesinin var olmasıdır. Başlangıç şüphesi, soyut bir izlenimle değil; suçun işlendiği izlenimini uyandıran somut vakıalar ile oluşur. Cumhuriyet savcısı, başlangıç şüphesinin olup olmadığını yani, suçun işlendiği izlenimini uyandıran somut vakıaların bulunup bulunmadığını değerlendirerek soruşturmaya başlayacaktır. Kısaca, başlangıç şüphesinin bulunup bulunmadığını değerlendirme yetkisi, Cumhuriyet savcısına aittir (Veli Özbek, Nihat M. Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayınlar, Ankara, 2011, sayfa 186 ve devamı). Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler. "Yeterli şüphe", şüphelinin müsnet suçtan yargılanması için gerekli ve yeterli olan şüphe derecesini ifade eder. Bu şüphenin, hukuka uygun olarak elde edilmiş her türlü delile dayanması gerektiğinde kuşku yoktur. Cumhuriyet savcısı topladığı delillerin iddianame düzenlemek için yeterli olup olmadığını takdir edecek, delilleri olaylarla ilişkilendirerek yeterli şüpheyi ortaya koyacaktır. Kamu davasının açılmasında yeterli şüpheden bahsedebilmede önemli olan, suçun işlendiğine yönelik tartışılabilirlik ve mahkûmiyetin ne derecede mümkün olabilirliğidir. Soruşturma aşamasında toplanan deliller sonucunda yeterli şüphenin oluşmaması durumunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi, yargılama aşamasında hakim veya mahkemece verilen kararlar ile kanun yolu aşamalarında delillerin hukuka uygunluk denetiminin yapılacağına dair düzenlemelerin yanı sıra; iddianamenin iadesi müessesesinin de delilin denetimine olanak tanıdığının kabulü gereklidir. Ancak Anayasanın 38, 5271 sayılı CMK'nın 206/2 maddelerindeki düzenlemeler kapsamında, bu olanağın çok geniş yorumlanmaması gerektiği CMK'nın 172/1 maddesinin doğal sonucudur. Şüphelinin savunmasının alınmasını zorunlu kılan açık bir hükme CMK’nın 170 ve 174. maddelerinde yer verilmemiştir. Ancak bu durum her koşulda savunma alınmadan dava açılabileceği şeklinde de yorumlanmamalıdır. Kural olarak mütemadi suçlarda iddianame düzenlemekle hukuki kesintinin gerçekleştiğinin kabulü halinde dava zamanaşımı süresi de işlemeye başlayacaktır. Bir taraftan suç işlenmeye devam ederken iddianameyle kamu davası açılması nedeniyle bu suçun dava zamanaşımına uğrama tehlikesi ortaya çıkacaktır. Diğer taraftan tamamlanan ancak bitmeyen mütemadi suçtan dolayı aynı sanık hakkında çok sayıda iddianame düzenlenebilecektir. Bu nedenle kamu davası açılması için yeterli delil bulunan hallerde savunma alınmaksızın dava açılmasına engel hal yok ise de, mütemadi suçlardan olan örgüt üyeliği suçunda yakalamanın gerçekleşmediği durumda dava açılması bir yarar sağlamayacaktır. Ayrıca eksik soruşturma nedeniyle yeterince delil toplamadan açılan davalar beraatle sonuçlanabilecektir. Kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararlarda yeni delil ortaya çıkması halinde dava açma olanağı var ise de kesin hüküm halinde CMK 314. maddedeki sınırlı nedenlere dayalı olarak yargılamanın yenilenmesi mümkün olup,bu durum maddi gerçeğe ulaşmaya da engel oluşturacaktır. Terör suçlarında amaç suça elverişli araç suç işlenmesi halinde suç tarihi araç suçun işlendiği tarihtir. Bu nedenle mütemadi suçtan bahsetmek söz konusu değil ise de, örgütsel faaliyetlerinin devam ettiği dönemlerde aynı nitelikte suç işleme olanağı bulunduğundan yerleşik uygulamaya göre amaç suçtan ancak bir kez hüküm kurulması gerekliliği karşısında, yakalanmayan sanık hakkında kamu davası açılması usul ekonomisi bakımından fayda sağlamayacaktır. Ancak müsnet suçla ilgili olarak dava açmayı gerektiren yeterli şüphe oluşturacak somut delillerin ikame olunduğu ve fakat şüphelinin kaçması nedeni ile ifadesinin alınma imkanının bulunmadığı, hakkında çıkartılan yakalama emrinin üzerinden somut olaya özgü makul sürenin geçtiği anlaşılan durumlarda, özellikle "yargılamanın makul sürede tamamlanması" ilkesi kapsamında ikame olunan delillerin mahkemece de toplanmasını teminen iddianame düzenlenmesinin gerekebileceği de gözetilmelidir. Bu açıklamalar ışığında incelenen dosya kapsamına göre, somut olayda; Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma kapsamında atılı suçtan 25.10.2018 tarihinde hakkında yakalama emri düzenlenen ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yöneticisi olmak suçundan yurt içi ve yurt dışı örgütsel faaliyetlere katıldığı, ... kod adı ile Kahramanmaraş ilinde küçük bölge imamı, büyük bölge imamı, bölge imamı, eyalet imamı, esnaf sorumlusu vs...gibi görevlerde bulunduğu ve atama ile çeşitli il ve bölgelere gönderildiğine ilişkin hakkında suç şüphesi oluşturabilecek düzeyde delil ikame olunan şüphelinin, makul süre içerisinde yakalanamaması ve dosyadaki deliller gözönüne alınarak, itirazın kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından istemin kabulüne karar verilmiştir. V-SONUÇ VE KARAR: Kanun yararına bozma talebine dayanılarak düzenlenen tebliğnamedeki bozma isteği, incelenen dosya kapsamına nazaran yerinde görüldüğünden, Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.03.2020 tarih ve 2020/45 değişik iş sayılı kararının, CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde icrasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.06.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
2. Ceza Dairesi, 2022/7572 E., 2022/19279 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
5271 sayılı CMK’nın 170. maddesinde, Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen iddianamede hangi hususların yer alacağı ve iddianamenin ne şekilde düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.
2. Ceza Dairesi         2022/7572 E.  ,  2022/19279 K. "İçtihat Metni" Basit yaralama, mala zarar verme ve hakaret suçlarından sanıklar ... ve diğerleri haklarında yapılan yargılama sonunda, esasen usulüne uygun iddianame düzenlenmeden kamu davası açıldığından bahisle hüküm kurulmasına yer olmadığına dair ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/12/2020 tarihli ve 2020/1120 esas, 2020/961 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 26/06/2022 gün ve 29430-2021-Kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19/07/2022 gün ve 2022/98751 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu. Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede; ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/12/2020 tarihli kararına yönelik itirazın kabulüne ilişkin mercii ... 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 01/10/2021 tarihli ve 2020/775 değişik iş sayılı kararının, hüküm kurulmasına yer olmadığına dair kararın itiraz kanun yoluna tâbi bir karar olmadığı cihetle, yok hükmünde olduğu düşünülerek yapılan incelemede, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/1. maddesinde yer alan, “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” ve aynı maddenin 7. fıkrasında yer alan, "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenlemeler karşısında, somut olayda mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 5271 sayılı Kanun'un 223/1. maddesinde tahdidi olarak sayılan hüküm çeşitleri nazara alınmak suretiyle bir karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: 5271 sayılı CMK’nın 170. maddesinde, Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen iddianamede hangi hususların yer alacağı ve iddianamenin ne şekilde düzenleneceği hüküm altına alınmıştır. Ceza muhakemesi hukukumuzda mahkemelerce bir yargılama faaliyetinin yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için, yargılamaya konu edilecek eylemle ilgili, usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davası bulunması gerekmektedir. 5271 sayılı CMK’nın 170/1. maddesi uyarınca ceza davası, kural olarak Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenecek bir iddianame ile açılır. 5271 sayılı CMK’nın 170. maddesinin 4. fıkrasında da; “iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Anılan Kanun’un 174. maddesinde ise iddianamenin iadesi müessesesi düzenlenmiş, Cumhuriyet savcısı tarafından düzenlenen iddianamenin hangi durumlarda ve sürede iade edilebileceği hüküm altına alınmış, iddianamenin iadesi nedenleri sınırlı olarak belirtilmiştir. Süresi içerisinde iade edilmeyen iddianamedeki eksiklikler artık kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından giderilecektir. 5271 sayılı CMK’nın 225. maddesinde yer alan; “hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” şeklindeki düzenleme gereğince de hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir. Anılan yasal düzenlemelere göre, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen eylemin dışına çıkılması, dolayısıyla davaya konu edilmeyen fiil veya olaydan dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulması yasaya açıkça aykırılık oluşturacaktır. Açıklanan bu nedenlerle, iddianame ayrıntılı olmalı, şüpheliye isnat edilen eylemlerin nelerden ibaret olduğu hiçbir duraksamaya meydan vermeyecek şekilde açık bir biçimde belirtilmelidir. Sanık sorgusundan önce iddianame okunduğunda üzerine atılı suçun ne olduğunu anlamalı ve buna göre savunmasını yapabilmeli, kanıtlarını sunmalıdır. Yüklenen suç belirsiz olmamalı açık ve net olarak belirlenmeli, savunma hakkı kısıtlanmamalıdır. Ayrıca mahkemenin iddianamede belirtilen eylemin suç olup olmadığını, suç oluşturuyor ise hangi suçu oluşturduğunu isabetli bir şekilde takdir edebilmesi için iddianamede anlatılan eylemin açık ve anlaşılır olması gerekmektedir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 01/09/2020 tarihli ve 2020/4839 İddianame numaralı iddianamesiyle, sanık ... hakkında silahla kasten yaralama ve hakaret, sanık ... hakkında silahla kasten yaralama, sanık ... hakkında silahla kasten yaralama, sanık ... hakkında silahla kasten yaralama ve mala zarar verme, sanık ... hakkında kasten yaralama ve mala zarar verme suçlarından cezalandırılmaları talebiyle dava açıldığı, ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/11/2020 tarihli kararı ile anılan iddianamenin kabulüne karar verilmesinden sonra anılan mahkemece “Somut dosyaya konu iddianamede sadece müşteki sanıkların beyanları ve adli raporlarının kapsamının yazıldığı hangi sanığın hangisine yönelik yaralama, mala zarar verme eylemini gerçekleştiğinin anlaşılamadığı gibi elle ya da silahla ne şekilde suçu işlediklerinin de iddianamede belirtilmediği, sanıkların dosyaya konu iddianame ile hangi ve kime eylemlerle itham edildiklerini bilmedikleri için savunmalarını yapmalarının mümkün bulunmadığı, Mahkememizin yargılama makamı olduğu, itham makamı olmadığı, davasız yargılama olmaz ilkesi, AİHS 6/3-a, Cmk m. 170/3-b aynı kanunun 225. Maddesi ve yukarıda açıklanan hususlar dikkate alındığında mevcut iddianame ile sanıklar hakkında hüküm kurulamayacağından” şeklindeki gerekçeyle 08/12/2020 tarihinde her bir sanık için ayrı ayrı hüküm kurulmasına yer olmadığına dair karar verildiği, 08/12/2020 tarihli kararın yukarıda anılan gerekçesinde belirtilen bu eksikliklerin ancak 5271 sayılı CMK’nın 170. maddesine göre mahkemenin iddianameyi iade yetkisinin gerekçesi olabileceği, mahkeme tarafından iddianame kabul edildikten sonra ise, varsa eksiliklerin kovuşturma aşamasında mahkemesince giderilmesi gerekeceği, bu kapsamda mahkemece iade edilmeyip kabul edilen anılan iddianameye göre, gerekirse iddianamenin açıklattırılması suretiyle, ancak iddianamenin açıklattırılması suretiyle de eksikliğin giderilmesi mümkün değilse, eksikliği tespit edilen hususlarda iddianame düzenlenmesi için ... Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulup, anılan eylemlere ilişkin suçlar yönünden dava açılması sağlandıktan ve açılan davanın eldeki dava ile birleştirilmesinden sonra yapılacak yargılama neticesinde 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesi uyarınca hüküm niteliğinde bulunan kararlar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde 5271 sayılı CMK’nın 223. maddesi uyarınca hüküm niteliğinde bulunmayan bir karar verildiği anlaşılmakla; hukuken geçerli olmayan kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, hukuken geçerli olmayan ve konusu bulunmayan karara yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 21/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3. Ceza Dairesi, 2022/1225 E., 2022/3810 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
ikten sonra Silahlı Terör Örgütü Kurma ve Yönetme Suçu ya da Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçuna konu eylemi bulunduğu kanaatinde bulunulur ise, tarihleri ile birlikte kuşkuya yer bırakmayacak şekilde iddianamede açıklanması gerekirken; CMK'nın 170 ve 174 maddelerine aykırı olarak dava ikame edilmesi usul ve yasaya aykırı bulunduğu..." gerekçesi ile iadesine karar verildiği ve itirazın reddedil
3. Ceza Dairesi         2022/1225 E.  ,  2022/3810 K. "İçtihat Metni" I- TALEP: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.12.2021 tarih ve 2021/135276 sayılı yazısı ile; silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 23.03.2021 tarihli ve 2021/49971 soruşturma, 2021/17624 esas, 2021/1975 sayılı iddianamenin iadesine dair Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.03.2021 tarihli ve 2021/49 iddianame değerlendirme sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.04.2021 tarihli ve 2021/65 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Her ne kadar şüpheli hakkında düzenlenen iddianamenin,"...şüpheli hakkında Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/156 esas 2019/327 karar sayılı kararı ile sanığın Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan mahkumiyetine karar verilmiş olmakla dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 2020/70 esas sırasına kaydolunduğu ve halihazırda dosyanın istinaf aşamasında bulunduğu, gerekli araştırma yapılarak gerekirse anılan yargılama dosyasına elde edilen yeni delillerin gönderilmesi suretiyle tüm delillerin bir arada değerlendirilmesinin sağlanması ve istinaf merciince suç vasfının değerlendirilmesi açısından mezkur davanın kuşkuya yer bırakmayacak nitelikte ortaya konulması; anılan dava dosyasında sanığa yüklenen silahlı terör örgütüne üye olma eylemi yönünden mevcut soruşturma dosyasındaki suç tarihleri ve temadinin kesilmesi karşılaştırılarak sanığın anılan dava dosyasında yüklenen suç yönünden temadi kesildikten sonra yenilenen kastı ile temadi kesildikten sonra Silahlı Terör Örgütü Kurma ve Yönetme Suçu ya da Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçuna konu eylemi bulunduğu kanaatinde bulunulur ise, tarihleri ile birlikte kuşkuya yer bırakmayacak şekilde iddianamede açıklanması gerekirken; CMK'nın 170 ve 174 maddelerine aykırı olarak dava ikame edilmesi usul ve yasaya aykırı bulunduğu..." gerekçesi ile iadesine karar verildiği ve itirazın reddedildiği anlaşılmış ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanunun 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hâllerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanunun 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukukî nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği nazara alındığında, Somut olayda evvelce hakkında FETÖ/PDY örgüt üyeliği suçundan mahkûmiyetine karar verilen şüphelinin, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün askeriyeye öğrenci yerleştiren mahrem imamlarının tespitine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında askeriyeye öğrenci yetiştiren mahrem yapı içerisinde yer aldığının belirlendiği, örgüt evlerinde ev ağabeyliği yaptığı, mahrem ağabey olduğu, askeri liselere öğrenci yetiştirip gönderdiği, bu doğrultuda mahiyetinde bulunan örgüt üyesi öğrencileri örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ile mahremiyetinin korunması bakımından talimat verip yönlendirdiğinden bahisle emir ve talimat veren/yönetici konumunda bulunduğu ve bu şekilde şüphelinin atılı suçu işlediği hususunda kamu davasını açmaya elverişli yeterli delile ulaşıldığının görülmesi üzerine 5271 sayılı Kanun'un 170/2. maddesi uyarınca iddianame tanzim edildiği, iddianameye konu suç ile terör örgütü üyesi olma suçuna ilişkin eylemlerin farklı olduğu, bu nedenle üye olma suçuna ilişkin temadinin kesilmesinden önce veya sonra iddianame konusu eylemlerin gerçekleşmesinin atılı suçun oluşumuna tesir etmeyeceği, her iki suçun da aynı nev'iden olması durumunda temadinin dikkate alınması gerektiği ve hukukî nitelendirme nedeniyle de iddianamenin iadesine karar verilemeyeceği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 01.11.2021 gün ve 94660652-105-06-10448-2021-Kyb sayılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak, dairemize gönderilmiştir. II- OLAY; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün askeri mahrem yapılanmasına yönelik silahlı terör örgütü kurma ve yönetme, silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından yürütülen 2020/54120 sayılı soruşturma evrakından, karar başlığında silahlı terör örgütüne üye olma suçu yazılmış ise de içeriğinde silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçuna ilişkin olduğu belirtilen 08.03.2021 tarih, 2021/4538 karar sayılı ayırma kararı ile tefriki ile 2021/49971 soruşturma sayısına kaydedilen soruşturma evrakına matuf, iş bu kanun yararına bozma incelemesine esas uyuşmazlığa konu iadesine karar verilen 23.03.2021 tarihli iddianamenin tanzimi öncesinde, dosya içeriğinde bulunmamakta ise de süreçte verilen karar ve belge içeriklerinde bahsi geçen ayrıca UYAP sisteminde bilgileri yer alan Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/156 esas sayılı dosyası ile şüpheli ... hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kamu davası açılmış, yapılan yargılama neticesinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandırılmak sureti ile verilen mahkumiyet hükmünün istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 2020/70 esas sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve dosya temyiz incelemesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmiştir. Bu kapsamda, Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.11.2019 tarih ve 2017/156 esas ve 2019/327 karar sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak mahkumiyetine karar verilen ve istinaf incelemesine gönderilen derdest davası bulunan sanık ... hakkında, süreçte elde edilen delillere istinaden bu kez silahlı terör örgütü ve yönetme suçundan cezalandırılması istemi ile tanzim olunan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 23.03.2021 tarih, 2021/49971 soruşturma ve 2021/1975 numaralı iddianamesinin, Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.03.2021 tarih ve 2021/49 iddianame değerlendirme sayılı kararı ile iadesi üzerine, iş bu iade kararına vaki Cumhuriyet savcısınca yapılan itiraz, Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.04.2021 tarih, 2021/65 değişik iş sayılı kararı ile kesin olarak reddedilmiştir. İddianamenin iadesine dair verilen karar tarihi olan 24.03.2021 tarihinde ve merciinin kesin kararının verildiği tarih olan 08.04.2021 tarihi itibari ile şüphelinin istinaf aşamasında olan derdest davasının, kanun yararına bozma incelemesinin yapıldığı tarih itibari ile temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği UYAP sistemi kayıtlarından anlaşılmıştır. Uyuşmazlığın mahiyetine, olayın anlaşılmasında ki faydasına ve de görülen lüzuma binaen, öncelikle temyiz aşamasında bulunan Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/156 esas sayılı dava dosyasının içeriğinden sonrasında ise iş bu uyuşmazlığa konu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/49971 sayılı soruşturma dosyasından bahsedilmesi gereklidir. a-) Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/156 esas sayılı davasının incelenmesi lüzumuna binaen, UYAP sistemi gerekçeli karar sorgulaması ve görüntülemesi modülünde yapılan sorgulama neticesinde temin edilen gerekçeli karar içeriğine göre; İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.10.2017 tarihli yetkisizlik kararı ile gönderilen davaya ilişkin düzenlenen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 24.08.2017 tarih, 2017/24846 esas sayılı iddianamesinde özetle; ByLock kullandıkları tespit edilen 144 asker şahıs hakkında başlatılan soruşturma kapsamında şüphelinin 22.05.2017 tarihinde yakalanıp, gözaltına alındığı; örgüt liderinin çağrısı üzerine Bankasya hesabında artış gerçekleştirdiği, örgütün tepe yöneticilerinden ... ile 16.09.2014 tarihinde HTS kayıtlarında irtibatının tespit edildiği; kollukta etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini belirterek verdiği ifadesinde örgüt evlerinde kaldığını, 2010 yılında Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunda çalışmaya başladığını, 2012 yılında örgüt içinde "birim" adı verilen yapıda "okulcu" sıfatıyla "Jandarma Astsubay Meslek Yüksek Okullarında öğrenim gören öğrencilerin sorumlusu" olduğunu, askeri öğrencilerle görüşmeler yaptığını, görüşmeler sonucunda düzenlediği raporları müdür yardımcısı pozisyonunda görev yapan üstüne ilettiğini, müdür yardımcısının bu bilgileri "excell formatında" bağlı olduğu örgütsel pozisyonu müdür olan örgüt mensubuna ilettiğini, müdürlerinde toplanan bilgileri örgüt içinde "gezici" olarak adlandırılan ve teftiş görevi yürüten üst düzey örgüt mensuplarına ilettiklerini, gezici olarak adlandırılan örgüt mensuplarının topladıkları bilgileri sunum haline getirilerek belli aralıklarla Fetullah Gülen'e Amerika'ya giderek ilettiklerini, 2014 yılı Şubat ayına kadar "okulcu"' olarak, bu tarihten 15.07.2016 tarihine kadar ise "müdür yardımcısı" olarak görev yaptığını, 15.07.2016 tarihinde darbe kalkışmanın olduğu akşam saat 20.00 sıralarında "twitter" simgeli programda müdür yardımcılarının bulunduğu mesaj grubundan gelen mesajda Fetullah Gülen'in talimatı ile herkesin silahları ile birlikte görev yerine gitmesi ve hazır olması, komutanlardan veya diğer rütbelerden asker şahısların karşı çıkması halinde de silah kullanılmasından çekinilmemesi talimatının verildiğini beyan ettiği de belirtilerek, TCK'nın 314/2, 63/1,53/1,3713 sayılı TMK'nın 5/2 maddeleri gereğince cezalandırılması istenilmiştir. Suç tarihinin 23.05.2017 olduğu belirtilen kararda, örgütün hiyerarşik yapısı içerisinde yer aldığını beyanla etkin pişmanlıkta bulunan sanığın savunmasında da 2014 yılı Şubat ayı gibi müdür yardımcılığı pozisyonuna ihtiyaçdan dolayı görevlendirildiğini, müdür yardımcılığının daha önce okulcu olarak tabir edildiğini, dört ya da beş okulcunun bir müdür yardımcısına bağlı olduklarını, hafta sonları jandarma meslek yüksek okulunda okuyan öğrencilere belli adreslerde manevi program yaptıklarını, şehir dışından öğrencileri lisede okudukları dönemde takip eden abilerin geldiğini, okulcu olarak tabir edilen kişilerin öğrencilerin kitaplarını okuyup okumadıkları, manevi durumları, bağlılıklarının ne olduğunu takip ettiğini, müdür yardımcısının okulcuların başındaki kişi olduğunu, müdür yardımcısının hafta sonu yapılan gruplarda hangi çocukların görüldüğünü, görülmediğini excel ortamında bilgisayara kaydettiğini, jandarma meslek yüksek okulunun başında bir müdür olduğunu, müdürün birinci ve ikinci sınıflar iki dönem olduğu için ikiye ayrıldığını, birinci ve ikinci sınıflardan ortalama üç dört müdür yardımcısının sorumlu olduğunu, her okul için ayrı bir okulcu olduğunu, jandarma okullar komutanlığının başında temsilci diye biri bulunduğunu, silsilenin yukarıya doğru olduğunu, jandarma ile kara ve hava birimlerinin bildiği kadarıyla birbirlerinden bağımsız olduğunu, 2014 yılı başından itibaren müdür yardımcılığı görevine başladığını, 2015 yılından itibaren ortamın gerginliği nedeni ile yapının faaliyetlerinde düşüş olduğunu, öğrencilerin gelmediğini, belli bir dönemde tedbir amacıyla öğrencilerin gelmemesini istediğini, 2016 yılında hemen hemen hiçbir şey yapmadıklarını, çocukların ziyaret edilmediğini, sadece iki haftada bir müdür dedikleri kişiyle bir araya gelip namaz kılıp sohbet edip ayrıldıklarını, aynı şekilde müdür yardımcısının da kendi altındaki okulcularla aynı şeyleri yaptığını beyan ettiği belirtilmiş; tanık ...'ın talimat mahkemesince alınan beyanında ise şüpheli hakkında, Ankara ilinde KPSS alan sınavına hazırlanırken başlarında bulunan abi olduğunu, bylock programını yüklediğini, ... kod adı ile evde abilik yaptığını ancak aynı evde kalmadığını, askeri yapılanma içinde müdür yardımcısı olduğunu, askeri okulları ziyaret edip öğrencilerin durumu hakkında edindikleri bilgileri şüpheliye verdiklerini, onun da üst mercilere bunları verdiğini beyan ettiğinin belirtildiği görülmüştür. Bahse konu kararda, belirtildiği şekli ile deliller ise şöyledir; "İddia, sanık savunmaları, üst arama tutanağı, 23.05.2017 tarihli ev arama tutanağı, aramaya ilişkin 23.07.2017 tarihli tutanak, 08.05.2017 tarihli araştırma tutanağı, tanık ...'ın 28.12.2016 tarihli kolluk ifadesi ve 07.04.2017 tarihli fotoğraf teşhis tutanağı, sanığa ait 31.05.2017, 01.06.2017 tarihli fotoğraf teşhis tutanakları ve kolluk ifadesi, ByLock tespit ve değerlendirme tutanağı, Bank Asya hesap bilgilerinin yer aldığı CD, BTK'dan gelen HTS kayıtları ve internet trafik bilgileri, sanığın teşhis etmiş olduğu kişiler hakkında yapılana araştırma neticesinde düzenlenen 06.02.2018 tarihli rapor, sanığın tanık olarak İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesinde vermiş olduğu 06.03.2018 tarihli ifadesi, adli sicil ve nüfus kayıtları ile dosya içerisindeki diğer tüm bilgi ve belgeler..." Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 29.11.2021 tarih, 2020/70 esas ve 2021/1681 karar sayılı kararı ile sanık müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. b-) Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında etkin pişmanlık hükümleri uygulanarak verilen mahkumiyet hükmüne dair belirtilen kararın istinaf incelemesinin devam ettiği süreçte; 02.03.2021 tarihinde yakalanıp gözaltına alındığı, koronavirüs salgını nedeni ile yokluğunda, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde verilen Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 05.03.2021 tarih ve 2021/205 sorgu sayılı kararı ile yurt dışına çıkışının yasaklanması sureti ile adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verilen şüpheli hakkında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, 08.03.2021 tarih, 2020/54120 soruşturma ve 2021/4538 karar sayılı ayırma kararı ile 2020/54120 sayılı soruşturma evrakından tefrikle, 2021/49971 soruşturma numarasına kayıt edilmesine karar verilen dosyaya matuf, iş bu kanun yararına bozmaya konu uyuşmazlık kapsamında ki soruşturma dosyasında ise; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 23.03.2021 tarih, 2021/49971 soruşturma, 2021/1975 esas ve 2021/1975 id. numaralı iddianamesi ile şüpheli ...'ın silahlı terör örgütü ve yönetme suçundan, 3713 sayılı TMK'nın 5 ve 7/1 maddesi delaletiyle 5237 sayılı TCK'nın 314/1, 53, 58/9, 63 maddeleri gereğince cezalandırılması istenilmiştir. İddianame anlatımında özetle; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/88650 sayılı soruşturması kapsamında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün askeri mahrem yapılanmasının tespit ve deşifresine yönelik olarak gerçekleştirilen operasyon neticesinde, 19.08.2016 tarihinde İstanbul ilinde örgütün sözde jandarma mahrem yapılanmasında Marmara Bölge Temsilcisi olarak faaliyet yürüten, "Zeynel, Latif, Fatih" kod adlı ... isimli şüphelinin yakalandığı ve ikametinde yapılan aramada bir kısım dijital materyallerin ele geçtiği, İstanbul 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 2016/3778 sayılı değişik iş sayılı kararı ile materyallere ilişkin inceleme kararının verildiği, süreçte soruşturma evrakının yetkisizlik kararı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına devredildiği, bahse konu materyallere yönelik Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığınca Şifre Çözümleme ve Teknik Çıkarım Raporu tanzim edildiği, elde edilen verilerde "Katalog" ve "Personel" isimli windows sistemlerinde çalıştırılabilir formatta dosya içeriklerinin ve alt dizinlerinde de veri dosyalarının bulunduğu, çözümlenen dosyaların tetkikinde aktif olarak görevde olan, geçici görevden uzaklaştırılan ve ihraç edilen Jandarma Genel Komutanlığı personeli, Askeri okulların kapatılması nedeniyle ilişiği kesilen, muhtelif nedenlerle Jandarma Teşkilatından ayrılan sivil şahıslar, Jandarma yapılanmasında faaliyet gösteren mahrem imamlar olmak üzere örgüt mensuplarının aidiyetleri, iletişim bilgileri, örgütsel faaliyetleri ve örgüte müzahir olmayan bir kısım şahıslar ile ilgili yapılan faaliyetlere ilişkin bilgilere ulaşıldığı, örgütün sözde jandarma mahrem yapılanmasında görevli mahrem sorumluların bilgilerinin yer aldığı "PERSONEL" ile Jandarma Mahrem sorumlulara bağlı olarak “öğrenci” tabir edilen örgüt üyesi jandarma personeline ve örgütün hasım olarak gördüğü bir kısım Jandarma personeline ilişkin bilgilerin yer aldığı "KATALOG" isimli programlarda ve bu programların veri tabanında yer alan dosyalar ile örgütün hasım olarak gördüğü, cezalandırılması planlanan kişilerle ilgili olarak düzenlenmiş fişleme, sulandırma, sızdırma ya da dinleme kayıtlarının tutulduğu dosyaların ve örgütsel propaganda amaçlı hazırlanan video dosyalarının yine veri tabanı içerisinde “...” isimli belgede “sivil personele ait bazı hak ve ödevler” başlıklı örgütün jandarma mahrem yapılanması ile ilgili yalnızca temsilcide bulunması gerektiği belirtilen ve diğer örgüt mensupları ile fiziki olarak paylaşılmaması ancak deklare edilmesi istenen mahrem sivil örgüt yöneticilerinin örgütsel hak ve ödevlerinin yer aldığı “personel tüzük” belgesinin bulunduğunun belirlendiği, yine veri tabanında mahrem imamların örgütsel ve kişisel bilgilerinin bulunduğu dosyada bulunan kayıtların KOM Daire Başkanlığının gönderdiği bylock tespit ve değerlendirme tutanaklarında bulunan verilerle örtüştüğü; Katalog Programı veri tabanında bulunan mahrem imam örgütsel konumlarının ve bağlı mahrem imamların bilgilerin yer aldığı dosyada tespit edilen şahısların büfe/ankesör/sabit hatlardan aranıp aranmadığına ilişkin analiz çalışmasında ardışık arandıklarının görüldüğü, sivil mahrem örgüt yöneticilerinin muhasebe giderlerinin kaydedildiği veri tabanı dosyasında Mit tırları soruşturması kapsamında açığa alınan ya da soruşturma geçiren örgüt mensubu jandarma personelinin devletten alamadığı maaşına takviye yapıldığının, avukat ücreti ödendiğinin ve birtakım harcamalar yapıldığına dair notların bulunduğunun belirlendiği, ayrıca sulandırma amaçlı MİT, BİMER, GenelKurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları vb. resmi kurumlara yazılan ihbar mektupları ile örgüt tarafından kullanılan sosyal medya platformlarında paylaşılan, paylaşılmak üzere hazırlanan, özel hayata ilişkin çeşitli notların bulunduğunun tespit edildiği ve analiz çalışmalarının halen devam ettiği programa ve verilere ilişkin tespitlerle, programın kullanımına ve süreçte aralarında belirtilen yapılanma içerisinde müdür yardımcısı veya öğretmen olarak görev alan şüphelilerin verdikleri ifadelere yer verilerek, bahse konu programın silahlı terör örgütünce kullanıldığının açık ve net bir şekilde tespit edildiğinin belirtildiği, ifadelerde bahsedilen ATM birimi ve programı ile Çetele ve çetele programına ayrıca diğer verilere dair anlatımlarda da bulunulduğu görülmüştür. İddianamenin şüpheli ile ilgili kısmında ise özetle; yapılan araştırmalarda adına kayıtlı telefonları, araç plakası, adres ve mail bilgileri tespit edilen şüphelinin, bahse konu program içerisinde “Atm” sekmesinde ve Sivil Arama Tarama Mesulü dosyalarında tespit edilen ve içerikleri belirtilen verilerden; -786 kayıt ID ile ATM'si yapılan mahrem imam olduğu, ATM'nin 14.02.2014 tarihinde yapıldığı, denetlemede -1, 0 1 rakamsal değerler girilerek açıklama kısmına “problem yok” olarak veri girişinin yapıldığı; - 2066 kayıt ID si ile veri girişi ve ATM'si yapılan mahrem imam olduğu, ATM' nin 29.03.2015 tarihinde yapıldığı, denetlemede -1, 0 1 rakamsal değerler girilerek açıklama kısmına “1. Eşi, AKAFED de Genel Sekteri olarak vazife yapıyor. Tüm iletişimi şahsi telefonunda... 2.Tablet ve şahsi telefonlarda bazı güvenlik ayarları yapıldı.3. Şahsi bilgisayarı ve evi kontrol edilecek.” olarak veri girişinin yapıldığı; - 3619 kayıt ID ile veri girişi yapılan ve ATM si yapılan mahrem imam olduğu, ATM'nin 15.10.2015 tarihinde yapıldığı, denetlemede -1, 0 1 rakamsal değerler girilerek açıklama kısmına “tablet: ağustos gibi tableti sıfırlanmış. ayarları yapılmamıştı. yapıldı. tablet: cihaz şifrelemesi unutulmuş. yapılacak. tablet: download klasöründeki shu.apk vb. silindi. tablet: cta 1.7 kurulu ama unınstall ayarları yapıldı. not: bilgisayara; zaman darlığındandan” olarak veri girişinin yapıldığı, - “SVLATM” isimli tabloda bulunan updt, recuser, atmyapan, müeyyide isimli veri başlıklarında ... Hizmet ID si ile ... KOD isimli, ... Hizmet ID si ile ... KOD isimli, ... Hizmet ID si ile ... KOD isimli mahrem imamların bulunduğu; ... Hizmet ID si ile ... KOD isimli mahrem imamın ... ... Tekin olduğunun değerlendirildiği; veri girişinde; ibaresinin örgütsel statüde Müdür konumunda, ibaresinin örgütsel statüde Müdür Yardımcısı konumunda, ibaresinin örgütsel statüde Öğretmen konumunda olduğunun değerlendirildiği, -Ayrıca 17-25 Aralık 2013 sürecinden sonra örgüt liderinin talimatının akabinde Bank Asya hesabında artış bulunduğu, bylock isimli programı kullandığı, İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce ifadesi alınan ve teğmen olarak görev yapan ...'ın ifadesinde ve yapmış olduğu teşhiste "bu sırada gerçek adının Davut olduğunu bildiğim ... kod isimli şahıs tarafından bana ayda 900 TL para veriliyordu... ... kod bana askeri okulda eğitim gören öğrencilerle ilgilenmemi istedi. Hafta sonları da askeri öğrencilerle buluşup onlarla ilgilendim... Bu görüşmelerin ayda bir kez yapılması Davut isimli şahıs tarafından istenirdi." şeklinde beyanda bulunarak şüpheliyi teşhis ettiği, Ankara ilinde ankesörlü telefonla aranma kayıtlarının bulunduğu belirtilerek, örgütün Jandarma yapılanmasında mahrem hizmetler sınıfında yer aldığı, bulunduğu konum itibarı ile gerek 15 Temmuz öncesi ve sonrasında elde edilen tüm deliller ve veriler ve özellikle bu program kapsamında askeri mahrem yapılanma içerisinde yer alarak askeri öğrenciler ve personelden sorumlu olduğu, örgüt içerisinde sözde üst yöneticilerinden aldığı talimatlar doğrultusunda sorumlu oldukları askeri personelle görüştüğü, onları takip ettiği, almış olduğu himmetleri bir üstündeki yöneticiye ilettiği, onlarla toplantılar yaptığı, tüm yapmış olduğu bu faaliyetler sonucunda elde ettiği bilgileri program dahilinde veri girişi yapılmak üzere örgüt içerisinde sözde bir üst konumdaki yöneticiye ilettiği iddiası ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan cezalandırılmasının istenildiği belirtilmiştir. İddianamede, "nüfus ve adli sicil kayıtları, Emniyet tutanakları, tanık beyanı, ... isimli şüpheliden ele geçirilen dijital materyalden şüpheli ile ilgili bölümün analiz raporu, soruşturmaya konu programa ilişkin tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı" delil olarak gösterilmiştir. Bu kapsamda dosya içeriğinde özetle; -Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/54120 sayılı soruşturması kapsamında 11.10.2020 tarihinde etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyanla ifadesini vererek, teşhiste bulunan ...'nin ifade ve teşhis tutanağının yer aldığı görülmüştür. ... kod adlı askeri öğrencileri denetleyen birim adlı yapılanmalardan birisinin sorumlusu olarak teşhis ettiği şüpheli hakkında, 2015 yılında kendisine birim adlı yapıda görev almasını istediğini ancak kabul etmediğini, süreçte Amasya ilinden gelen askeri öğrencilerle ilgilenen şahıslardan çetele alıp, bilgisayarına işlediğini gördüğünü ilişkin beyanlarda bulunduğu anlaşılmıştır. -İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/122648 sayılı soruşturması kapsamında, 28.12.2016 tarihinde etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyanla ifadesini vererek teşhiste bulunan ...'ın ifadesi ve teşhis tutanağının yer aldığı görülmüştür. 2013 yılında maliye bölümünden mezun olduktan sonra KPSS sınavlarına hazırlanmak için dershaneye gittiği Ankara ilinde bulunduğu dönemde gerçek adını Davut olarak bildiği ... kod isimli şahsın askeri okulda eğitim gören öğrencilerle ilgilenmesini istemesi üzerine örgütçe temin edilip askeri okula yerleştirilen öğrencilerle ilgilendiğini, şüphelinin isteği üzerine telefonuna bylock programı indirdiğini sonrasında başka programlar kullandıklarını, şüphelinin verdiği bir kimlikle hat ve tablet teminini sağlamaya çalışmış ise de telefoncunun kimliğin sahte olduğu söylemesi üzerine alamadığını fakat şüpheli tarafından kendisine tablet verildiğini, 2015 yılında sınavı kazanarak asker olduğuna dair beyanlarda bulunduğu anlaşılanmıştır. İddianame anlatımında da bir kısım içeriği belirtilen, teğmen rütbesinde asker olan Ferhat'ın Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/156 esas sayılı dosyası kapsamında gerekçeli kararda tanık sıfatı ile alınan beyanlarına yer verildiği görülmüştür. - Şüpheli ...'ın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/122648 sayılı soruşturması kapsamında 27.05.2017 tarihinde, kollukta, müdafii eşliğinde, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyanla vermiş olduğu ifadesinin ve süreçte tanzim olunan teşhis tutanaklarının bulunduğu görülmüştür. Şüphelinin ifadesinde ... kod adı ile görev aldığı örgütün birim adlı yapılanmasında 2012 yılında okulcu sıfatı ile Jandarma Astsubay Meslek Yüksek Okullarında öğrenim gören öğrencilerden sorumlu olarak göreve başladığını, sonrasında birim yapılanmasında müdür yardımcılığı yaptığını belirterek, bahse konu yapılanma hakkında bilgiler verdiği, okulculardan alınan bilgilerin excel formatında müdür yardımcıları tarafından bağlı oldukları müdürlere iletildiğinden bahsettiği, kıta yapılanması hakkında bilgiler verdiği ve ByLock programını kullandığını, Bank Asyaya bağlı olduğu müdür tarafından verilen parayı yatırdığını, ...'ın beyanlarının doğru olduğu, eşinin iltisaklı kurumda bir dönem sigorta kaydının olduğuna dair beyanlarda bulunduğu ve süreçte teşhislerde bulunduğu anlaşılmıştır. - Şüphelinin kullandığı hatlardan tespiti yapılan ve kullanıcı adının "..." olduğu görülen 6638 ID numaralı ByLock kullanıcısı olduğuna dair tespit ve değerlendirme tutanağı bulunmaktadır. - 17.07.2020 tarihli şüphelinin örgütle irtibatına dair tanzim olunan havuz sorgu raporunun, 2020/54120 sayılı soruşturma kapsamında hazırlanan 23.02.2021 tarihli ankesör/ büfe sorgu raporunun bulunduğu görülmüştür. - 2020/54120 sayılı soruşturma kapsamında, ...'den ele geçen dijital materyallere yönelik sorgulama sonucunu içerir, 15.02.2021 tarihli veri inceleme raporu ve 15.02.2021 tarihli araştırma tutanağı yer almaktadır. -Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 01.03.2021 tarihli talebi doğrultusunda verilen Ankara 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 01.03.2021 tarih, 2021/2303 değişik iş sayılı kararına istinaden 02.03.2021 tarihinde ikametinde yapılan aramada şüpheli yakalanarak gözaltına alınmıştır. Bu kapsamda arama, el koyma kararının ve yakalama, gözaltına alma, avukatla görüşme gibi hususlarda tanzim olunan tutanakların bulunduğu görülmüştür. -2020/54120 sayılı soruşturma kapsamında şüphelinin 04.03.2021 tarihinde kollukta yaptığı teşhis ve kimlik tespit tutanağının yer aldığı, gösterilen 108 fotoğraf içerisinden, yapı içerisinde bulunduğunu beyanla 43 şahsı teşhis etmiştir. Bu şahısların kimlik tespitlerine dair 05.03.2021 tarihli araştırma tutanağının bulunduğu görülmüştür. - 2020/54120 sayılı soruşturma kapsamında, 05.03.2021 tarihinde, müdafii eşliğinde, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini beyanla, silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçundan şüpheli sıfatı ile kollukta verdiği ifadesinin bulunduğu, hakkında daha önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında işlem yapıldığını, etkin pişmanlıkta bulunduğunu, o zaman verdiği ifadesinde eksik kalan hususlar ve de örgütle ilgili bildiklerini anlatacağını belirten şüphelinin beyanında özetle; etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak mahkumiyetine karar verilen dosyasının istinaf aşamasında olduğunu, 2017 yılında gözaltına alındığını, örgütle irtibatının başladığı 2000 yılından üniversite eğitimini bitirdiği 2009 yılına kadar ve Ankara'da özel bir inşaat firmasında çalışmaya başladığı 2009 yılından itibaren 2012 yılına kadar ki sohbetlere katıldığı süreçlerle, askeri öğrencilerle ilgilenen örgüt içerisinde mahrem yapı yahut birim olarak adlandırılan yapıya ... kod adı ile 2012 yılı Nisan ayından itibaren öğretmen ve okulcu olarak görev aldığı daha sonrasında da 2014 yılı başından 15 Temmuz darbe girişimine kadar müdür yardımcısı olarak görevlerde bulunduğu dönemlere ilişkin bilgiler verdiği, ayrıca tekel bayilerinde bulunan sabit hatlar veya kontörlü hatlardan iletişim kurduklarını, kendisinin ankesörlü hatları kullanmadığını, öğrenciler hakkında aldığı notları öğretmen olduğu dönemde grup sorumlusuna ilettiğini, onun da bu notları dizüstü bilgisayarında excell sayfasına not ettiğini, müdür yardımcılığı döneminde ise örgütte öğretmen sıfatı ile alt ve müdür sıfatı ile üst kademesinde yer alan kişileri de belirterek kendisine veya öğretmenlere ait dizüstü bilgisayarlardan örgütçe verilen şifreli flash belleğe yüklü personel ve katalog isimli programlara kendisi ile alakalı öğretmen ve öğrencilerle ilgili bilgi ve edindiği malumatları işlediğini, bilgileri güncellediğini, bylock kullandığını, Jandarma Astsubay Meslek Yüksek Okulundan sorumlu öğretmenlerin giderlerinin birimce karşılandığını, öğretmen ve müdür yardımcılarının tedbirler kapsamında süreçte uyguladıkları yöntemlerle, excell formatında işlenen malumatların içerikleri ve himmet hususlarında ayrıca 2015 yılında ATM olarak adlandırılan yapı tarafından evine gelinerek tedbir amaçlı kontrol yapıldığını da beyanla, örgütün diğer birimleri ile ilgili bilgiler verdiği, Bank Asyaya üstü konumunda olan şahsın verdiği parayı yatırdığını, TEM Daire Başkanlığınca tanzim edilen araştırma tutanağına konu verilerin bahsettiği Personel programına dair veriler olduğunu, bu verilerin güncellemesini yaptığını, adları belirtilen şahısların ise o tarihlerde kendisinden sorumlu müdür yardımcıları olduğunu, yine araştırma tutanağında belirtlen ATM verilerinin de arama tarama faaliyetlerine ilişkin olduğunu ve 2015 yılında evinde arama tarama faaliyeti gerçekleştirildiğini, tanzim olunan veri inceleme raporunda bulunan verilerden ... adının kendisine ait olduğunu, verileri kaydeden ve güncelleyenin kendisi olduğunu, Ferhat Dağdelen'in beyanlarına ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında ifadesinde hem de bu ifadesinin ilgili kısımlarında Hakan kod ismi ile öğretmen konumunda kendisinin altı olarak görev yaptığını, ...'nin beyanlarına ilişkin ise kendisinin sorumluluğu altında bir kaç ay bulunduğunu, ardışık arama raporunda belirtilen sabit hattan kullanımında olan telefonun arandığını, arayanın müdür birlikte arandığı şahsın ise müdür yardımcısı konumunda olduğunu belirttiği, eşinin iltisaklı dernekte sigortalı olarak çalıştığını ancak örgüt ile hükumet arasında problemler yaşanınca ayrılmasını istemesi üzerine işten ayrıldığını beyan ettiği görülmüştür. - ...'den ele geçen materyallerde tespiti yapılan programa ilişkin, ..., ...ve ... ...'in kollukta bilgilerine başvurulduğu ve bilgi alma tutanakların bulunduğu görülmüştür. - UYAP sisteminde ayrıca 09.04.2021 tarih, 38328 sayılı Ankara Emniyet Müdürlüğü yazısı ile gönderilen ihbar evrakı kapsamında tanzim olunan tahkikat evraklarını içerir ihbar dosyasının, dosya içeriğinde gönderildiği, CİMER'e 16.07.2018 tarihinde yapılan ihbarda şüpheli ve eşinin adının geçtiği görülmüştür. UYAP sisteminden yapılan incelemede, 23.03.2021 tarihinde elektronik imzalandığı ve aynı tarihte Cumhuriyet Başsavcı vekilince görüldüğü anlaşılan iddianame, Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.03.2021 tarih, 2021/49 iddianame değerlendirme nolu, itiraz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliği ile verilen kararı ile CMK'nın 174. maddesi uyarınca iade edilmiştir. Karar elektronik olarak 26.03.2021 tarihinde imzalanmıştır. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin, 2018/512 esas ve 2018/2168 karar sayılı kararına atıfla verilen iade kararının ilgili kısımlarında belirttiği şekli ile özetle gerekçesi şöyledir; "...UYAP bilişim sistemi üzerinden yapılan sorgulamada Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/156 Esas 2019/327 Karar sayılı kararı ile sanığın Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan mahkumiyetine karar verilmiş olmakla dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 2020/70 Esas sırasına kaydolunduğu ve halihazırda dosyanın istinaf aşamasında bulunduğu anlaşılmıştır. ...Terör örgütü üyeliğinin temadi eden suçlardan olması karşısında hakkında birden fazla soruşturma bulunan şüpheli hakkında kamu davası açılmış olması durumunda, diğer soruşturmaların beklenmesi zorunluluğu olduğundan ve davanın sonuçlandırılma imkanı bulunmadığından soruşturma evrakı Cumhuriyet Başsavcılığında değil mahkemede beklemiş olacaktır. Bu husus davaların makul sürede tamamlanmasını imkansız kılmaktadır. 5271 sayılı CMK'nın amacına uygun olarak uzun süren yargılama süreçlerinin önüne geçilebilmesi, davaların makul sürede tamamlanmasının sağlanması, iştirak, meşru savunma, kusur yeteneği, yaş küçüklüğü, zamanaşımı, yetkili mahkeme ve şikayet süresi gibi temadinin bitişine göre değerlendirilecek kurumlar bakımından sağlıklı değerlendirme yapılabilmesinin sağlanması için sanık hakkında Türkiye'nin çeşitli yerlerinde yürütülen soruşturmaların birleştirilip birleştirilmeyeceğinin soruşturma aşamasında değerlendirilmesi zorunludur. Bu kapsamda, şüpheli hakkında Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/156 esas 2019/327 karar sayılı kararı ile sanığın Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan mahkumiyetine karar verilmiş olmakla dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin 2020/70 esas sırasına kaydolunduğu ve halihazırda dosyanın istinaf aşamasında bulunduğu, gerekli araştırma yapılarak gerekirse anılan yargılama dosyasına elde edilen yeni delillerin gönderilmesi suretiyle tüm delillerin bir arada değerlendirilmesinin sağlanması ve istinaf merciince suç vasfının değerlendirilmesi açısından mezkur davanın kuşkuya yer bırakmayacak nitelikte ortaya konulması; anılan dava dosyasında sanığa yüklenen silahlı terör örgütüne üye olma eylemi yönünden mevcut soruşturma dosyasındaki suç tarihleri ve temadinin kesilmesi karşılaştırılarak sanığın anılan dava dosyasında yüklenen suç yönünden temadi kesildikten sonra yenilenen kastı ile temadi kesildikten sonra Silahlı Terör Örgütü Kurma ve Yönetme Suçu ya da Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma Suçuna konu eylemi bulunduğu kanaatinde bulunulur ise, tarihleri ile birlikte kuşkuya yer bırakmayacak şekilde iddianamede açıklanması gerekirken; CMK'nın 170 ve 174 maddelerine aykırı olarak dava ikame edilmesi usul ve yasaya aykırı bulunduğundan iddianamenin iadesine karar vermek gerekmiştir. ...Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 7 gün içerisinde Ankara 20.Ağır Ceza Mahkemesine yapılacak itiraz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi." UYAP sisteminde yapılan incelemede, 26.03.2021 tarihinde imzalanan kararın, aynı tarihte, saat 16.26 da, sonraki süreçte ise 29.03.2021 ve 31.03.2021 tarihlerinde Cumhuriyet savcısınca okunduğu görülmüştür. 05.04.2021 tarihinde Cumhuriyet savcısınca, fiziken dosyanın 30.03.2021 tarihinde teslim edildiği belirtilerek, iddianamenin iadesi kararına itirazda bulunulmuştur. İtiraz nedeni belirtildiği şekli ile şöyledir; "...Öncelikli olarak şüpheli ile ilgili olarak deliller toplanmış, şüphelinin ifadesi alınmış, şüpheli etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirterek ifade vermiş, şüpheli ile ilgili toplanan deliller ışığında hakkında silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçu yönünden iddianame düzenlenmiştir. Ceza Mahkemeleri Kanununda iddianamenin iadesi sebepleri 174/1 maddesinde gösterilmiş olup, belirtilen iade sebepleri içerisinde mahkemenin iade sebebi bulunmamaktadır. Hal böyle iken mahkemece yapılan iade CMK 174/1 maddesine uygun değildir..." Mahkemenin 06.04.2021 tarih ve 2021/49 iddianame değerlendirme numaralı kararı ile Cumhuriyet savcısının itirazı yerinde görülmediğinden dosyanın itiraz incelemesi yapılmak üzere merciiye gönderilmesine karar verilmiştir. 12.04.2021 tarihli merciiye sunulan mütalaasında Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi nedenleri içerisinde mahkemenin gerekçesinde belirttiği iade sebebi bulunmadığından itirazın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.04.2021 tarih, 2021/65 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine, kesin olarak ve oy birliği ile mütalaaya aykırı biçimde karar vermiştir. Kararın ilgili kısımlarında belirtildiği şekli ile gerekçesi özetle şöyledir; "... iade kararında belirtilen gerekçenin yasal ve yeterli olduğu, bu iade kararında hukuka aykırı bir cihet bulunmadığı anlaşılmakla iade kararına yönelik Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmiştir..." Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20.04.2021 tarihli yazısı ile Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden, silahlı terör örgütü üyeliği suçu yönünden şüphelinin istinaf aşamasında dosyasının bulunmasının kanunda düzenlenen iade nedenleri arasında yer almadığı, şüpheli hakkında silahlı terör örgütü kurma ve yönetme suçundan iddianamenin düzenlendiği, mahkemece atılı suçun üyelik suçunu oluşturacağı düşünülüyor ise yargılama yapılarak karar verilmesi gerektiği, ayrıca şüphelinin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak istediğini belirterek ifade verdiği ve iade kararında bahsi geçen emsal kararın da uyuşmazlıkla uyuşan bir karar olmadığından, Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/65 karar sayılı kesin kararının, kanun yararına bozulması ihbar ve görüşünde bulunulmuştur. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01.11.2021 tarih 94660652- 105- 06-10448-2021-Kyb sayılı yazısı ile Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.04.2021 tarih ve 2021/65 değişik iş sayılı kararının bozulması istenilmiştir. III- HUKUKİ UYUŞMAZLIK; Etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandırılarak silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyetine karar verilen ve karar tarihi itibari ile istinaf incelemesinde derdest kamu davası bulunan şüpheli hakkında, daha sonra elde edilen ek delillere istinaden silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçundan düzenlenen iddianamenin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 170 ve 174. maddeleri gereğince iade edilmesinde ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunup bulunmadığına ilişkin uyuşmazlık bulunmakta ise de ön sorun Cumhuriyet Savcısının itiraz etmesi için geçerli sürenin başlangıç tarihinin dosyanın fiziki olarak teslim edildiği tarihten mi, UYAP sisteminden tevdii edildiği tarihten itibaren mi olacağı konusundadır. IV- HUKUKİ MEVZUAT; A-) 5271 sayılı CMK'nın; Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat Madde 38 - (1) Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat, tebliği gereken evrakın aslının verilmesi suretiyle olur. Tebliğ ile bir süre işlemeye başlıyorsa verildiği gün, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından evrakın aslına yazılır. Elektronik işlemler Madde 38/A - (Ek: 2.7.2012-6352/95 md.) (1) Her türlü ceza muhakemesi işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kullanılır. Bu işlemlere ilişkin her türlü veri, bilgi, belge ve karar, UYAP vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve saklanır. (2) Kanunlarda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, dosyalar güvenli elektronik imza kullanılarak UYAP’tan incelenebilir ve her türlü ceza muhakemesi işlemi yapılabilir. (3) Bu Kanun kapsamında fiziki olarak hazırlanması öngörülen her türlü belge ve karar elektronik ortamda düzenleneblir, işlenebilir, saklanabilir ve güvenli elektronik imza ile imzalanabilir. (4) Güvenli elektronik imza ile imzalanan belge ve kararlar diğer kişi veya kurumlara elektronik ortamda gönderilir. Güvenli elektronik imza ile imzalanarak gönderilen belge veya kararlar, gerekmedikçe fiziki olarak ayrıca düzenlenmez ve ilgili kurum ve kişilere gönderilmez. (5) Elektronik imzalı belgenin elle atılan imzalı belgeyle çelişmesi halinde UYAP’ta kayıtlı olan güvenli elektronik imzalı belge geçerli kabul edilir. (6) Güvenli elektronik imza ile imzalanan belge ve kararlarda, mühürleme işlemi ile kanunlarda birden fazla nüshanın düzenlenmesini öngören hükümler uygulanmaz. (7) Zorunlu nedenlerle fiziki olarak düzenlenmiş belge veya kararlar, yetkili kişilerce taranarak UYAP’a aktarılır ve gerektiğinde ilgili birimlere elektronik ortamda gönderilir. (8) Elektronik ortamdan fiziki örnek çıkartılması gereken hallerde tutanak veya belgenin aslının aynı olduğu belirtilerek hâkim, Cumhuriyet savcısı veya görevlendirilen yetkili kişi tarafından imzalanır ve mühürlenir. (9) Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter. (10) Yargı birimlerinin ihtiyaç duyduğu nüfus, tapu, adlî sicil kaydı gibi dış bilişim sistemlerinden UYAP vasıtasıyla temin edilen bilgi, belge ve kayıtlar, zorunlu olmadıkça ayrıca fiziki olarak istenilmez. UYAP’tan dış bilişim sistemlerine gönderilen bilgi ve belgeler ayrıca zorunlu olmadıkça fiziki ortamda gönderilmez. (11) Ceza muhakemesi işlemlerinin UYAP’ta yapılmasına dair usul ve esaslar, Adalet Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Kamu davasını açma görevi Madde 170 - (1) Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir. (2) Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler. (3) Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede; a) Şüphelinin kimliği, b) Müdafii, c) Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği, d) Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi, e) Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin kimliği, f) Şikâyette bulunan kişinin kimliği, g) Şikâyetin yapıldığı tarih, h) Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri, i) Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, j) Suçun delilleri, k) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri, gösterilir. (4) İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır. (5) İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür. (6) İddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin istendiği; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan güvenlik tedbiri açıkça belirtilir. İddianamenin İadesi Madde 174 - (Değişik: 25/5/2005 - 5353/27 md.) (1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen, b) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, c) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Önödemeye veya uzlaştırmaya ya da seri muhakeme usulüne tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaştırma ya da seri muhakeme usulü uygulanmaksızın düzenlenen, d) (Ek:17/10/2019-7188/20 md.) Soruşturma veya kovuşturma yapılması izne veya talebe bağlı olan suçlarda izin alınmaksızın veya talep olmaksızın düzenlenen, iddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir. (2) Suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez. (3) En geç birinci fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır. (4) Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez. (5) İade kararına karşı Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir. İtiraz olunabilecek kararlar Madde 267- (1) Hakim kararları ile kanunun gösterdiği hallerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir. İtiraz usulü ve inceleme mercileri Madde 268 - (1) Hakim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hallerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263 üncü madde hükmü saklıdır. (2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir. (3) İtirazı incelemeye yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir: a) (Değişik: 18/6/2014-6545/74 md.) Sulh Ceza Hâkimliği kararlarına yapılan itirazların incelenmesi, o yerde birden fazla sulh ceza hakimliğinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen hakimliğe; son numaralı hakimlik için bir numaralı hakimliğe; ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek sulh ceza hakimliği varsa, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hakimliğine aittir. b) (Değişik:8/7/2021-7331/24 md.) Sulh ceza hakimliğinin tutuklama ve adli kontrole ilişkin verdiği kararlara karşı yapılan itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulunduğu asliye ceza mahkemesi hâkimine aittir. İtirazı incelemeye yetkili mercilerin farklı olduğu hâllerde, itirazların gecikmeksizin incelenmesi amacıyla, kararına itiraz edilen sulh ceza hâkimliği tarafından gerekli tedbirler alınır. Sulh ceza hâkimliği işleri, asliye ceza hâkimi tarafından görülüyorsa itirazı inceleme yetkisi ağır ceza mahkemesi başkanına aittir. c) Asliye Ceza Mahkemesi Hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların incelenmesi, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın ağır ceza mahkemesine aittir. d) Naip hâkim kararlarına yapılacak itirazların incelenmesi, mensup oldukları ağır ceza mahkemesi başkanına, istinabe olunan mahkeme kararlarına karşı yukarıdaki bentlerde belirtilen esaslara göre bulundukları yerdeki mahkeme başkanı veya mahkemeye aittir. e) Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları ile Yargıtay ceza dairelerinin esas mahkeme olarak baktıkları davalarda verdikleri kararlara yapılan itirazlarda; üyenin kararını görevli olduğu dairenin başkanı, daire başkanı ile ceza dairesinin kararını numara itibarıyla izleyen ceza dairesi; son numaralı daire söz konusu ise birinci ceza dairesi inceler. B-) Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine dair Yönetmelik; UYAP’ın kullanılması MADDE 5 ‒ (1) İş süreçlerindeki her türlü veri, bilgi ve belge akışı ile dokümantasyon işlemleri, bu işlemlere ilişkin her türlü kayıt, dosyalama, saklama ve arşivleme işlemleri ile uyum ve işbirliği sağlanmış dış birimlerle yapılacak her türlü işlemler UYAP ortamında gerçekleştirilir. (2) UYAP kullanıcıları iş listesini günlük olarak kontrol etmek, işlemlerin gereğini yerine getirmek, ihtiyaç duyulan alanlarda veri ve bilgilerin derlenmesi, değerlendirilmesi ile gerekli adlî istatistiklerin üretilmesine esas bilgileri güvenilirlik, tutarlılık ve güncellik ilkelerine uygun olarak UYAP ortamına tam ve eksiksiz girmekle yükümlüdür. (3) Fiziki olarak verilen ve gönderilen her türlü evrak, elektronik ortama aktarılarak UYAP’a kaydedilir ve ilgili birime gönderilir. (4) İhtiyaç duyulan nüfus, tapu, adli sicil kaydı gibi dış bilişim sistemlerinden UYAP vasıtasıyla temin edilen bilgi, belge ve kayıtlar, zorunlu olmadıkça ayrıca fiziki olarak istenilmez. UYAP’tan dış bilişim sistemlerine gönderilen bilgi ve belgeler zorunlu olmadıkça ayrıca fiziki ortamda gönderilmez. (5) Taraf ve vekilleri ile diğer ilgililer güvenli elektronik imza ile imzalamak suretiyle UYAP vasıtasıyla birimlere elektronik ortamda bilgi ve belge gönderebilirler. (6) Gelen evraktan sorumlu personel, UYAP üzerinden birimlere gönderilen ve iş listesine düşen belgeleri derhâl ilgili kişiye ya da doğrudan dosyasına aktarır. Onay gerektiren evrak ilgilinin iş listesine yönlendirilir. (7) Tutanak, belge ve kararlar elektronik ortamda düzenlenir ve gerekli olanlar ilgilileri tarafından güvenli elektronik imza ile imzalanır. Elektronik ortamda düzenlenen ve güvenli elektronik imza ile imzalanan evrak UYAP kapsamındaki birimlere elektronik ortamda gönderilir. Ayrıca fizikî olarak gönderilmez. (8) Teknik nedenlerle fiziki olarak düzenlenen belge veya kararlar, engelin ortadan kalkmasından sonra derhal elektronik ortama aktarılır, yetkili kişilerce güvenli elektronik imza ile imzalanarak UYAP'a kaydedilir ve gerektiğinde UYAP vasıtasıyla ilgili birimlere iletilir. Bu şekilde elektronik ortama aktarılarak ilgili birimlere iletilen belge ve kararların asılları mahallinde saklanır, ayrıca fizikî olarak gönderilmez. Ancak, belge veya karar aslının incelenmesinin zorunlu olduğu hâller saklıdır. Elektronik ortama aktarılması imkânsız olan belgeler ise fizikî ortamda saklanır ve gerektiğinde fiziki olarak gönderilir. (9) UYAP üzerinde hazırlanmış ve güvenli elektronik imza ile imzalanmış evrakın dış birimlere elektronik ortamda gönderilememesi halinde belge veya kararın fiziki örneği alınır, güvenli elektronik imza ile imzalanmış aslının aynı olduğu belirtilerek ilgilisi tarafından imzalanmak sureti ile gönderilir. (10) Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter. Elektronik ortamda yapılacak işlemlerin, ertesi güne sarkmaması açısından saat 00:00'a kadar yapılması zorunludur. (11) Güvenli elektronik imzalı belgenin elle atılan imzalı belgeyle çelişmesi halinde UYAP’ta kayıtlı olan güvenli elektronik imzalı belge geçerli kabul edilir. (12) Kanunlarda gösterilen istisnalar hariç olmak üzere, dosyalar güvenli elektronik imza kullanılarak UYAP’ta incelenebilir ve her türlü muhakeme işlemi yapılabilir. (13) Güvenli elektronik imza ile imzalanan belge ve kararlarda, mühürleme işlemi ile kanunlarda birden fazla nüshanın düzenlenmesini öngören hükümler uygulanmaz. (14) Fiziki ortamda yapılan işlemlerde süre mesai saati sonunda biter. Hükmün korunması MADDE 214 ‒ (1) Elektronik ortamda hazırlanan hüküm, hükme katılan başkan ve hakimler ile zabıt katibi tarafından güvenli elektronik imza ile imzalanarak UYAP veri tabanında saklanır. Ayrıca hükmün çıktısı hükme katılan başkan ve hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanıp mahkeme mührüyle mühürlenerek karar kartonunda muhafaza edilir. Gelen belgenin havalesi MADDE 252 - (1) Her türlü dilekçe ve belge ön büro veya yazı işlerinde görevli personele teslim edilir. Dilekçe veya belgenin alındığına ve elektronik ortama aktarıldığına dair başvuru sahibine ücretsiz olarak bir alındı belgesi verilir. Bu belge aynı zamanda havale yerine geçer. (2) Fiziken teslim alınıp elektronik ortama aktarılan veya doğrudan elektronik ortamda gelen dilekçe ya da belge, ilgilisi veya görevlendireceği personel tarafından incelendikten sonra dosyasına aktarılır. C-)Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığının 09.02.2006 tarihli "UYAP uygulamaları" başlıklı 124 nolu Genelgesi; "4- UYAP’ın işletime geçtiği birimlerdeki bütün kayıt, tevzi, veri girişleri, soruşturma, kovuşturma, harç, duruşma, karar, infaz ve diğer tüm işlemlerin UYAP üzerinden gerçekleştirilmesi ... bilgi edinilmesini ve gereği ..." D-) Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığının 10.11.2011 tarihli "UYAP uygulamaları" başlıklı 124/1 nolu Genelgesi; "2- Her türlü kalem hizmetlerinin UYAP üzerinden yürütülmesi... 9-UYAP kapsamındaki bilgiler ile fiziki ortamdaki bilgiler arasında çelişkiye mahal verilmemesi, bir çelişki olması halinde UYAP kayıtlarına itibar edilmesi, 10-UYAP ortamında düzenlenen her türlü belge ve kararın güvenli elektronik imza kullanılmak suretiyle imzalanması, 16-UYAP üzerinde iş listelerinin kontrol edilerek teraküme sebebiyet verilmemesi, varsa biriken işlerin ivedilikle yerine getirilmesi.. Konularında gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi ..." şeklindedir. V- HUKUKİ DEĞERLENDİRME; Ayrıntıları, 14.11.1977 tarih, 3-2 sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış kararlarında (03.04.2012 tarih 2011/10-438 - 2012/141 sy. 10.05.2011 tarih 6-80-90 sy. 14.12.2010 tarih 4-210-259 sy. 15.06.2010 tarih 9-117-146 sy. 23.06.2009 tarih 9-30-177 sy. gibi) açıklandığı üzere: 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinde, olağanüstü bir kanun yolu olarak düzenlenen kanun yararına bozma ile; hakim ya da mahkemelerce verilen ve temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar yahut hükümlerdeki gerek maddi gerekse usule ilişkin hukuka aykırılıkların hem ilgilisi hem de toplum açısından giderilmesi ile ülkede uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Ancak kesin kararlara karşı kabul edilmesi nedeniyle bu amaçlara hizmet etmeyen, sadece yapılan uygulamanın hatalı olduğunun tespiti ile yetinilmesi sonucunu doğuran hukuka aykırılıkların bu yolla çözülmesinde kanun yararı olmadığı gibi bu uygulamanın kesin hükmün otoritesini sarsacağı da açıktır. Olağan kanun yollarından olan itiraz, 5271 sayılı CMK’nun 267 ila 271. maddeleri, arasında düzenlenmiş olup "İtiraz olunabilecek kararlar" başlıklı 267. maddesine göre kural olarak sadece hakim kararlarına karşı gidilebilecek olan itiraz yoluna, kanunlarda açıkça gösterilmiş olunması kaydıyla mahkeme kararlarına karşı da başvurulması mümkündür. CMK'nun "İtiraz usulü ve inceleme mercileri" başlıklı 268. maddesinde itirazın süresi, şekli ve inceleme mercileri gösterilmiştir. 1412 sayılı CMUK’nda yer alan adi itiraz ve acele itiraz ayrımına son veren 5271 sayılı CMK’nda tüm itirazlar için ilgilinin kararı öğrenmesinden itibaren yedi günlük itiraz süresi öngörülmüştür. Kanun yollarına başvurunun kimler tarafından ve ne şekilde yapılacağını düzenleyen CMK'nın 260. maddesine göre; Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar tarafından, bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak ya da 263. maddesi uyarınca tutuklular için tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle yapılacak itiraz isteminin, kararına itiraz edilen hakim ya da mahkemeye sunulması gerekir. İtiraz istemini alan hakim ya da mahkemenin itirazı haklı görürse kararını düzeltmesi ya da itirazı haklı görmezse hemen ve nihayet 3 gün içinde CMK’nın 268/3 maddesinde ayrıntısıyla düzenlenmiş olan incelemeye yetkili mercie göndermesi gerekmektedir. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP), Yüksek Mahkemeler de dahil olmak üzere bütün yargı organları ile birlikte adli tıp ve icra daireleri arasında bilgi alışverişinin elektronik ortama taşınması, evrakın elektronik ortamda güvenli bir şekilde depolanması, kişilere internet üzerinden hizmet verilmesi, diğer kurumlarla elektronik ortamda hızlı, etkin ve güvenilir bilgi alışverişinin sağlanması ve bu kurumlardan istenilmesi gereken bilgilerin sistem tarafından hazır edilmesi, kısaca adalet hizmetlerinin daha hızlı ve güvenilir bir şekilde yerine getirilmesi amacıyla uygulamaya konulan bir bilişim sistemi projesidir. Bu doğrultuda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Elektronik İşlemler” başlıklı 445. maddesinde; “UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi), adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulan bilişim sistemidir. Dava ve diğer yargılama işlemlerinin elektronik ortamda gerçekleştirildiği hâllerde UYAP kullanılarak veriler kaydedilir ve saklanır”, 5271 sayılı CMK'na 6352 sayılı Kanunun 95. maddesi ile eklenen "Elektronik işlemler" başlıklı 38/A maddesinin birinci fıkrasında; "Her türlü ceza mahkemesi işlemlerinde UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) kullanılır. Bu işlemlere ilişkin her türlü veri, bilgi, belge ve karar, UYAP vasıtasıyla işlenir, kaydedilir ve saklanır" şeklindeki düzenlemeler ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sisteminin işlevi ve kullanılacağı alanlar tanımlanmıştır. Cumhuriyet başsavcılıkları ile adli yargı ilk derece ceza mahkemeleri yazı İşleri Hizmetlerinin yürütülmesine dair yönetmelik ve genelgelere göre UYAP'a kaydedilerek elektronik ortama aktarılan belgelerle ilgili kayıt tarihinin ilgili işlemler yönüyle havale tarihi olarak esas alınması gerekmektedir. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 38/A maddesi sarahati ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına nazaran; Elektronik ortamda (UYAP) yapılan işlemlerde sürelerin, UYAP kayıtlarındaki elektronik imza tarihi esas alınarak hesaplanması gerektiği, elektronik imzalı belgenin elle atılan imzalı belgeyle çelişmesi halinde UYAP’ta kayıtlı olan güvenli elektronik imzalı belgeye üstünlük tanınacağı, UYAP ortamında gerçekleştirilen işlemin elektronik imza ile onaylanma sürecinin tamamlanması ile hukuki varlık kazanacağı gözetildiğinde; UYAP kayıtlarının sorgulamasında, 26.03.2021 tarihinde elektronik imzaları tamamlanarak hukuki varlık kazanan iade kararına, aynı tarihte saat 16.26 da, sonraki süreçte ise 29.03.2021 ve 31.03.2021 tarihlerinde okuma işlemi gerçekleştirerek haberdar olan Cumhuriyet savcısınca, fiziken dosyanın 30.03.2021 tarihinde teslim edildiği belirtilerek, CMK'nın 268. maddesinde öngörülen 7 günlük süre geçtikten sonra 05.04.2021 tarihinde itiraz ettiğinin görülmesi karşısında, merciinin istemi öncelikle bu yönden itirazı reddetmesi gerekirken işin esasına girilerek farklı gerekçe ile yazılı şekilde verilen kararda, sonuç itibari ile hukuka aykırılık bulunmamaktadır. VI-SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.12.2021 tarih 2021/135276 sayılı sayılı kanun yararına bozma isteğinin, CMK'nın 309. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.06.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi
16. Ceza Dairesi, 2020/5015 E., 2020/4966 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Ceza Dairesinin 21/03/2019 tarihli ve 2018/7658 esas, 2019/4059 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesinde, iddianamede bulunması gereken hususların neler olacağının gösterildiği, aynı Kanun'un 174/1.
16. Ceza Dairesi         2020/5015 E.  ,  2020/4966 K. "İçtihat Metni" I-TALEP: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.06.2020 tarih ve 2020/54874 sayılı yazısı ile; Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheli ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Aydın Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 08/11/2019 tarihli ve 2019/25321 soruşturma, 2019/7581 esas, 2019/1180 sayılı iddianamenin iadesine dair Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/11/2019 tarihli ve 2019/339 iddianame değerlendirme sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Aydın 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/12/2019 tarihli ve 2019/325 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Her ne kadar şüpheli hakkında düzenlenen iddianamenin, "...şüphelinin cezalandırılmasına dayanak asıl iddianın gizli tanık Duru'nun beyanları olduğu, diğer tanık ...'nın şüpheli aleyhine bir beyanı bulunmadığı; bu hali ile gizli tanığın beyanının 5726 sayılı tanık koruma kanununun 9/8. maddesi gereğince tek başına hükme esas alınamayacağı..." gerekçesiyle iadesine karar verilmiş ise de, Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 21/03/2019 tarihli ve 2018/7658 esas, 2019/4059 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170. maddesinde, iddianamede bulunması gereken hususların neler olacağının gösterildiği, aynı Kanun'un 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hâllerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, anılan Kanun’un 174/2. maddesinde suçun hukuki nitelendirilmesi sebebiyle iddianamenin iade edilemeyeceğinin düzenlendiği, yine söz konusu Kanun'un 170/2. maddesinde yer alan, "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukukî nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği, somut olayda Cumhuriyet savcısı tarafından toplanan delillerin kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturması sebebiyle iddianame düzenlenmiş olması karşısında, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 22/06/2020 gün ve 94660652-105-09-1261-2020-Kyb sayılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak Dairemize gönderilmiştir. II-OLAY: Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığının 28.02.2017 tarih 2017/2017 soruşturma 2017/1 sayılı kararı ile 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu kapsamında "Duru" kod adı ile hakkında koruma tedbiri uygulanmasına karar verilen, 03.03.2017 tarihli Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim edilen tutanak içeriğinde önceki ifadesinde belirttiği şekilde, iki adet resmi getirerek rızası ile teslim eden ve resimlerde bulunan kişilerin tespitine yönelik beyanda bulunan "Gizli Tanık Duru" nun, 28.02.2017 tarihinde Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığında vermiş olduğu ifadesinde, Ali adlı şahsın başında bulunduğu memurlar ile ilgili mütevelli grubunda bulunan kişiler arasında "Tahsildar... veya Tanju isimli Maliyede vezne olarak görev yapan kişi, bu kişi kilolu, yaklaşık 40-45 yaşlarında, buğday tenli, 165-170 cm boylarında, sanırım gözlük kullanmakta" şeklinde beyanda bulunduğu kişi ile isimlerini belirttiği diğer şahıslara yönelik olarak başlatılan Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/2017 sayılı soruşturması kapsamında; 28.04.2017 tarihli gizli tanığın ifadesinde geçen şahısların tespitine yönelik yapılan araştırma raporunda, Nazilli Vergi Dairesinde... adında kimsenin görev yapmadığının, harici araştırmalarda da bu şekilde bir şahsın tespitinin mümkün olmadığının ancak yapılan sorgulamalarda ikamet adresi ve Nazilli Vergi Dairesi Müdürlüğünde Veri Hazırlama Kontrol İşletmeni kadrosuyla sicil servisinde görev yaptığı tespit edilerek, Tanju adlı kişi olduğunun değerlendirildiği belirtilen fakat her ne kadar bir başka şahsın ismi yazılmış ise de çocuklarının iltisaklı okullarda okuttuğuna dair bir bilgiye rastlanılmadığının da belirtildiği görülen rapor ile diğer tahkikat evraklarından örgütle irtibat ve iltisakına dair hakkında herhangi bir kayda, veriye, ihbara veya beyana, ByLock kaydına, örgütle iltisaklı kuruluş, dernek, şirket veya vakıf kayıtlarına, Bank Asya hesabına ve istihbari bilgiye rastlanılmadığı; gizli tanığın beyanlarına istinaden yakalanan ve kollukta ifadelerine başvurulan diğer şüphelilerin ifadelerinde de örgütle iltisak veya irtibatına dair bir beyanda bulunulmadığı, gizli tanığın beyanında aynı mütevelli grubunda yer aldığı belirtilen şüpheli sıfatı ile kollukta ifadeleri alınan .....'ın beyanlarında adının geçmediği anlaşılan şüpheli hakkında yürütülen soruşturma dosyasının Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığının 01.03.2018 tarihli yetkisizlik kararı ile Aydın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmiştir. Şüphelinin kollukta müdafii eşliğinde alınan ifadesinde özetle; Nazilli Vergi Dairesinde çalıştığını, ... adlı şahsı Nazilli Vergi Dairesinde çalıştığı dönemde tanıdığını, bu şahsın düzenlemiş olduğu herhangi bir toplantıya ve terör örgütünün herhangi bir faaliyetine katılmadığını beyan etmiştir. Süreçte Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığının 13.10.2017 tarihli 2017/1 karar sayılı tanık koruma kararının kaldırılması kararı ile gizli tanığın 25.09.2017 tarihli dilekçesine istinaden 13.10.2017 tarihinde tanık koruma tedbir kararı kaldırılmıştır. Gizli tanığın iddianamede belirtilen 28.02.2017 tarihli Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığında özetle ev hanımı olduğunu, eşinin FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak suçundan tutuklu bulunduğunu, 10 yıl önce yapı ile ilişiğini kestiğini, öncesinde toplantılara katıldığını, eşinin ise yapı ile bağını devam ettirdiğini, evlerine sohbet amaçlı gelen kişiler hakkında beyanda bulunmak istediğini belirterek vermiş olduğu ifadesi görülmüştür. Yetkisizlik kararına müteakip, Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/5828 sayılı soruşturması kapsamında yapılan tahkikat kapsamında şüphelinin örgütle iltisak veya irtibatına dair başkaca bir tespitte bulunulmamıştır. 08.11.2019 tarih 2018/5828 soruşturma, 2019/1387 sayılı ayırma kararı ile şüpheli hakkındaki evrakın tefrikine karar verilerek 2019/25321 soruşturma evrakına kayıt edilmesine karar verilmiştir. Gizli tanıklıktan vazgeçen tanığın açık adı ile 26.09.2018 tarihinde Cumhuriyet savcısınca havalesi yapılan imzalı dilekçesinde özetle, Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/2017 soruşturma sayılı dosyasındaki Gizli Tanık Duru olarak verdiği ifadesinden vazgeçtiğini, ifadesini hür iradesi ile vermediğini, bilgi ve görgüsünün olmadığını, duyuma dayalı olduğunu, kocasının tutuklu olması nedeni ve çıkacağı umudu ile psikolojisi bozuk olduğundan bilgisinin olmadığı konularda ifade verdiğini, ev hanımı olmasına rağmen hiç bir toplantıya katılmadığı halde kapsamlı ifade vermesinin de zaten mantığa aykırı olduğunu, ne yaptığını bilmeden karakola ifade vermeye gittiğini, daha sonra polislerin kendisine ulaşarak "bu yazılanlarında altını imzala kimseye de sakın bir şey söyleme, kocanın durumunu olumlu etkileyebilir" dediklerini, güvenerek bilmediği kişiler hakkında yazılanları kendisi anlatmış gibi imzaladığını, daha sonraki süreçte de tanıklıktan çıkmak istediğinde, "tanık koruma tedbirinden çıkıyorum ve kendi ismim ile ifade vermeye hazır olduğuma" dair bir dilekçe yazdırdıklarını, cahilliğinden sistemden çıkacağını ve ifadesini geri çektiğini zannettiğini ancak kandırıldığını, gizli kalacağını düşünürken kimliği açığa çıkınca psikolojisinin bozulduğunu, mahkemeden tanıklık için kağıt gelince derdini anlatmak için geldiğini ve pişman olduğunu belirtmiştir. 26.09.2018 tarihinde 2018/5828 sayılı soruşturma kapsamında, Aydın Cumhuriyet Başsavcılığında tanık sıfatı ile alınan ifadesinde ise özetle, gizli tanık beyanından vazgeçtiğini, aslında tanıklık yapmak istemediğine dair dilekçe yazdığını ancak yanlış yazmış olduğunu, polislerin tam olarak izah edemediğini, kendisinin de algılayamadığını, gizli tanık kararının kaldırıldığına ilişkin kararı polisin yazdığını ve kendisinin imzaladığını, tanıklıktan çekilmek istediğini, kimliğinin gizli kalmasını istediğini aslında söylediğini, ancak süreçte açık kimliği ile mahkeme huzuruna çıktığını, ayrıca savcılığın çağrısı nedeni ile zorla götürülebileceği hususunda uyarıldığından geldiğini, psikolojisinin iyi olmadığını, ailesinde şizofren hastalığının bulunduğunu, oğlu askere gittiğinden ve eşi de tutuklandığından belki bırakırlar düşüncesi ile gizli tanık olarak ifade verdiğini, daha önce vermiş olduğu ifadesinin doğru ancak duyuma dayalı olduğunu, bu duyumların doğru olup olmadığını bilmediğini, ifadenin doğru olmadığına dair beyanda bulunması için aile efradından veya çevreden baskı gelmediğini, oğlu ile birlikte imzasız verdiği ancak huzurda ismini soy ismini yazıp imzaladığı yazının esas alınmasını istediğini, önceki beyanlarının eşinin hapisten çıkabilir ümidiyle kulaktan dolma verdiği bilgiler olduğunu, kendisi ile ilgili söylediklerinin ise doğru olduğunu beyanla...'nin sohbet toplantılarına ve etkinliklere katıldığını duyduğunu, Ali'nin mütevellisi olduğunu söylediği şahısları vergi dairesinde çalışmaları, Tayfun ve Tanju isimli şahısları da vergi dairesinde çalışmaları nedeniyle tanıdığını beyan ettiği görülmüştür. Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının, 2019/25321 soruşturma, 2019/7581 esas, 2019/1180 iddianame nolu, 08.11.2019 tarihli, 09.02.2018 suç tarihli, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tanzim edilen iddianamesi ile özetle; örgütle irtibat ve iltisakına dair hakkında herhangi bir bulgu ve bilgiye, bylock kaydına, örgütle iltisaklı kuruluş, dernek, şirket, okul veya vakıf kayıtlarına, Bank Asya hesabına ve istihbari bilgiye rastlanılmadığı; 27.03.2019 tarihli araştırma raporunda örgütle irtibatlı olduğuna dair herhangi bir tespitin bulunmadığı, Aydın iline yönelik mevcut Bylock içeriklerinde ismine rastlanmadığı, adına sosyal medyada hesabının bulunduğuna dair tespit yapılamadığı ve bilirkişi raporu ile de Bank Asya'da hesabının bulunmadığı belirtilen şüpheli hakkında, gizli tanık sıfatı ile daha önce vermiş olduğu ifadesi nedeniyle başka yer mahkemeleri tarafından ifadeleri alınmak istendiğinde ifade vermek istemediğini ve gizli tanıklık nedeniyle hakkında uygulanan bütün tedbir kararlarının kaldırılmasını istemesi üzerine gizli tanık statüsünden Nazilli Cumhuriyet Başsavcılığınca çıkartılan tanığın, daha önce verdiği ifadesinde somut bilgi ve tarih içermemesi nedeniyle alınan ifadesinde psikolojik açıdan iyi olmadığını, ailesinde şizofren rahatsızlığının bulunduğunu da beyanla, eşinin tanıklık yaptığı dönemde tutuklanmış olması, oğlunun da askere gitmiş olması nedeniyle eşini bırakırlar diye ifade verdiğini, ifadesinin doğru ancak kulaktan duyma bilgileri söylediğini ve doğru olup olmadıklarını bilmediğini, bu yönde bir baskıya da maruz kalmadığını belirterek oğluyla birlikte imzasız verdiği ve huzurda ismini soy ismini yazıp imzaladığı yazının esas alınmasını istediğine dair beyanlarını içerir Cumhuriyet savcılığında alınan ifadesinin ilgili kısımları belirtilen tanığın, Gizli Tanık Duru adı ile daha önce alınan ve yine ilgili kısımları belirtilen ifadesinde ... ...ın memurlar ile ilgili mütevelli heyetine yer aldığına dair sanık hakkında beyanda bulunduğu gizli tanık ifadesi de belirtilerek, ayrıca gizli tanığın ifadesinde adı geçen ve aynı grupta adı geçen ... ...'nin de Başsavcılıkta alınan ifadesinin ilgili kısmı belirtilmek sureti ile şüphelinin adını saymamış ise de . ..... ile 2011 yılında çağırmaları üzerine 2-3 kez sohbet toplantılarına gittiğini, bir defasında ... ...ın çağırdığını hatırladığını, evine gittiklerini, sohbet toplantılarına Kuran öğrenme ve dinleme amacıyla gittiğini, Fetullah Gülen'le ilgili bir konuşmanın geçmediğini, kitap okunmadığını, himmet ya da başka bir ad altında herhangi bir para talebinde bulunulmadığını, örgüte finansal destekte bulunmadığını, ... ...ın memur mütevelli başkanlarından biri olduğuna dair herhangi bir bilgisinin olmadığını, ......, Devlet Demiryollarında çalışan.... ...'nun FETÖ ile irtibatları olup olmadığını bilmediğine dair beyanda bulunduğu belirtilerek, Nazilli Vergi Dairesinde görev yaptığını ve aynı dairede çalışması nedeni ile ... Topal'ı tanıdığını, toplantılara ve terör örgütünün herhangi bir faaliyetine katılmadığını, suçlamayı kabul etmediğini beyan eden şüpheli hakkında, tanık anlatımlarına istinaden FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün memur yapılanmasında ... ...ın liderliğinde oluşturulan memur mütevellisi arasında bulunduğu, örgüt tarafından organize ettirilen sohbet adı yapılan toplantılara katıldığı, tanığın daha sonra alınan ifadesinde önceki beyanının duyuma dayalı olduğunu beyan etse de etki altında kalarak ifade değiştirdiğinin anlaşıldığı, ilk ifadesine itibar edilmesi gerektiği belirtilerek TCK'nın 314/2, 53, 58/9 ve 3713 sayılı TMK'nın 5/1 maddeleri gereğince cezalandırılması istenilmiştir. Aydın 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 20.11.2019 tarih 2019/339 iddianame değerlendirme numaralı kararı ile özetle; şüphelinin cezalandırılmasına dayanak asıl iddianın gizli tanık Duru'nun beyanları olduğu, diğer tanık ...'nın şüpheli aleyhine bir beyanının bulunmadığı, bu hali ile gizli tanık beyanının 5726 sayılı Kanun'un 9/8.maddesi gereğince tek başına hükme esas alınamayacağı, beyanı destekleyici bir delilin de dosyaya yansıtılmadığı, hükme esas alınamayacak olan bir beyan ile ne şekilde "dava açmaya yeterli şüphe" oluştuğunun açıklanmayarak CMK'nın 170 ve devamı maddelerine muhalefet edildiği, gizli tanığın beyanları arasında da farklılık bulunduğu ve savcılıkça gizli tanığın etki altında kalarak beyanını değiştirdiğinin tamamen varsayımsal olarak kabul edildiği, buna yönelik somut ve kesin bir delilin dosyaya yansımadığı, dolayısıyla eksik araştırma ile CMK 174 maddesine aykırı düzenlenen iddianamenin iadesine karar verilmiştir. 26.11.2019 tarihinde Cumhuriyet savcısınca, sadece gizli tanık beyanına göre kamu davası açılamayacağından bahisle iddianamenin iadesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, dava açılması noktasında bunu takdir yetkisinin Cumhuriyet Savcısına ait olduğu, mahkemenin ihsası rey anlamına gelebilecek nitelikte ifadelerle iade nedeninde bulunduğu, yargılama neticesinde mahkemenin takdir edeceği şekilde karar verebileceğini, gizli tanığın artık aleni tanık sıfatına sahip olduğunu, tanığın dinlenildiği ve etki altında kaldığı hususunda kanaate varıldığı da belirtilerek karara itirazda bulunulmuştur. Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi 27.11.2019 tarih 2019/339 iddianame değerlendirme numaralı kararı ile itirazı yerinde bulmayarak dosyasının itirazı incelemeye yetkili olan Aydın 3. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir. Cumhuriyet savcısı 02.12.2019 tarihli mütalaasında mahkemenin iade gerekçeleri yasaya ve usule aykırı olduğundan itirazın kabulüne karar verilmesi istenilmiştir. Aydın 3 Ağır Ceza Mahkemesinin 04.12.2019 tarih 2019/325 değişik iş nolu kararı ile; CMK'nın 170/3 maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, 174/1 maddesinde ise hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, CMK'nın 170/3 maddesine göre "Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede" şeklindeki düzenleme karşısında, CMK'nın 174/1-a maddesine aykırılık oluşturduğu kanaatiyle kararın yerinde olduğu gerekçesi ile itirazın reddine kesin olarak oybirliği ile karar verilmiştir. 14.01.2020 tarihinde, Cumhuriyet Başsavcılığınca, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünden, itiraz merciinin kesin kararına yönelik olarak şüphelinin... Baki ...ın liderliğinde oluşturulan memur mütevellisi arasında bulunduğu ve sohbet toplantılarına katıldığına ilişkin gizli tanık Duru beyanı üzerine soruşturmaya başlanıldığı, gizli tanığın daha sonra hakkındaki gizli tanık statüsünün kaldırılması nedeniyle kimliğinin açığa çıktığını, gizli tanığın ifadesinde geçen ve aynı mütevelli grubunda olduğu anlaşılan ... ...'nin de gizli tanık iken kimliği açıklanan tanık Sabahat'ın ifadesini doğrular nitelikte sohbet toplantıları yapıldığına dair beyanda bulunuğunu, ancak şüphelinin adını bu şahıslar arasında saymadığını, gizli tanık iken açık tanık haline gelen Sabahat'ın ifadesine başvurluduğunu, etki altında kaldığı kanaatine varılarak iddianame düzenlendiği, mahkemece sadece gizli tanık beyanına göre kamu davası açılamayacağından bahisle iddianamenin iadesine karar verildiği belirtilerek itiraz nedenleri kapsamında Yargıtay incelemesinden geçmeden kesinleşen Aydın 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 04/12/2019 tarih ve 2019/325 D.İş sayılı kararının kanun yararına bozma yoluna bozma yoluna gidilmesine dair istem ve görüşe müteakip Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 22.06.2020 tarihli yazısı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından kesin kararın Kanunun yararına bozulmasının istenilmiştir. III-KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI: Şüpheli hakkında düzenlenen iddianamenin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 174 maddesi gereğince iade edilmesinde ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunup bulunmadığına ilişkindir. IV- HUKUKSAL DEĞERLENDİRME: Karar tarihindeki mevzuat şöyledir; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Kamu davasını açma görevi Madde 170 (1)Kamu davasını açma görevi, Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirilir. (2)Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler. (3)Görevli ve yetkili mahkemeye hitaben düzenlenen iddianamede; a)Şüphelinin kimliği, b)Müdafii, c)Maktul, mağdur veya suçtan zarar görenin kimliği, d)Mağdurun veya suçtan zarar görenin vekili veya kanunî temsilcisi, e)Açıklanmasında sakınca bulunmaması halinde ihbarda bulunan kişinin kimliği, f)Şikâyette bulunan kişinin kimliği, g)Şikâyetin yapıldığı tarih, h)Yüklenen suç ve uygulanması gereken kanun maddeleri, i)Yüklenen suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, j)Suçun delilleri, k)Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri, gösterilir. (4)İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır. (5)İddianamenin sonuç kısmında, şüphelinin sadece aleyhine olan hususlar değil, lehine olan hususlar da ileri sürülür. (6)İddianamenin sonuç kısmında, işlenen suç dolayısıyla ilgili kanunda öngörülen ceza ve güvenlik tedbirlerinden hangilerine hükmedilmesinin istendiği; suçun tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişi hakkında uygulanabilecek olan güvenlik tedbiri açıkça belirtilir. İddianamenin iadesi Madde 174 – (Değişik: 25.5.2005 - 5353/27 md.) (1)Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; a)170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen, b)(Değişik:17.10.2019-7188/20 md.) Suçun sübutuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, c)(Değişik:17.10.2019-7188/20 md.) Önödemeye veya uzlaştırmaya ya da seri muhakeme usulüne tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaştırma ya da seri muhakeme usulü uygulanmaksızın düzenlenen, d)(Ek:17.10.2019-7188/20 md.) Soruşturma veya kovuşturma yapılması izne veya talebe bağlı olan suçlarda izin alınmaksızın veya talep olmaksızın düzenlenen, İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir. (2)Suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez. (3)En geç birinci fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır. (4)Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez. (5)İade kararına karşı Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir. Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeğin insan onuruna yaraşır biçimde araştırılıp bulunmasıdır. Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır. CMK’nın 160/1 maddesinde yer alan “bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâl” ifadesinden de anlaşılacağı üzere belli bir suç şüphesine karşı soruşturmaya başlanılabilmesinin maddi koşulu, o suça ilişkin başlangıç şüphesinin var olmasıdır. Başlangıç şüphesi, soyut bir izlenimle değil; suçun işlendiği izlenimini uyandıran somut vakıalar ile oluşur. Cumhuriyet savcısı, başlangıç şüphesinin olup olmadığını yani, suçun işlendiği izlenimini uyandıran somut vakıaların bulunup bulunmadığını değerlendirerek soruşturmaya başlayacaktır. Kısaca, başlangıç şüphesinin bulunup bulunmadığını değerlendirme yetkisi, Cumhuriyet savcısına aittir (Veli Özbek, Nihat M. Kanbur, Koray Doğan, Pınar Bacaksız, İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayınlar, Ankara, 2011, sayfa 186 ve devamı). Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı iddianame düzenler. "Yeterli şüphe", şüphelinin müsnet suçtan yargılanması için gerekli ve yeterli olan şüphe derecesini ifade eder. Bu şüphenin, hukuka uygun olarak elde edilmiş her türlü delile dayanması gerektiğinde kuşku yoktur. Cumhuriyet savcısı topladığı delillerin iddianame düzenlemek için yeterli olup olmadığını takdir edecek, delilleri olaylarla ilişkilendirerek yeterli şüpheyi ortaya koyacaktır. Kamu davasının açılmasında yeterli şüpheden bahsedebilmede önemli olan, suçun işlendiğine yönelik tartışılabilirlik ve mahkûmiyetin ne derecede mümkün olabilirliğidir. 5271 sayılı CMK'da düzenlenen iddianamenin iadesi kurumu, uzun süren yargılama süreçlerinin önüne geçilebilmesi ve davaların “tek celse”de bitirilebilmesini temin amacıyla getirilen yeniliklerden biridir. Bunun gerçekleştirilebilmesi, soruşturma safhasında mevcut tüm delillerin toplanmış olması ile mümkündür. İddianemenin iadesi kurumu şüpheli/sanıkların lekelenmeme haklarını etkin şekilde koruma altına almaktadır. Bu nedenle Anayasanın 36-38. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinin teminatı mahiyetindedir. İddianamedeki şekle ilişkin eksiklikler her zaman giderilebilir ancak eksik soruşturma sonucu yeterli suç şüphesi oluşturmayan delillerle kişilere sanık sıfatı yüklenmesi, yargılama sonucunda beraat etmiş olsalar dahi hak ihlaline sebebiyet vereceği göz önünde bulundurulmalıdır. Aksi takdirde kanun koyucunun suçun subutuna etkili olan bir delil toplanmadan dava açılmasını iade nedeni olarak kabul etmeyeceği aşikardır. Soruşturma aşamasında toplanan deliller sonucunda yeterli şüphenin oluşmaması durumunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi, yargılama aşamasında hakim veya mahkemece verilen kararlar ile kanun yolu aşamalarında delillerin hukuka uygunluk denetiminin yapılacağına dair düzenlemelerin yanı sıra, iddianamenin iadesi müessesinin de delilin denetimine olanak tanıdığının kabulü gereklidir. Ancak Anayasanın 38, 5271 sayılı CMK'nın 206/2 maddelerindeki düzenlemeler kapsamında, bu olanağın çok geniş yorumlanmaması gerektiği CMK'nın 172/1 maddesinin doğal sonucudur. Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere; "Kamu davasının tek veya zorunlu olduğunda birbirini izleyen oturumlarda ve mümkünse bir günde sonuçlandırılmasını gerçekleştirebilmek amacıyla; iddianamenin, hukuken geçerli ve yeterli delillerin toplanmasından ve dava açma koşullarının gerçekleşmesinden sonra, tüm yönleriyle doğru ve eksiksiz olarak mahkemeye verilmesi gerekmektedir. Yeterli delil bulunmadan veya toplanmadan âdeta delilsiz davanın açılmış olması ve bunun sonucu olarak mahkemenin soruşturma yapmak zorunluluğunda kalacağının anlaşılması halinde iddianame iade edilecektir... Deliller kamu davası açmak için yeterli olsa bile, iddianamede bulunması gerekli diğer ve bir bakıma şekli sayılabilecek hususların yer almaması halinde de iade mümkündür..." 7188 sayılı Kanunla yapılan değişiklik gerekçesinde ise; "Maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen iddianamenin iadesine karar verileceği hüküm altına alınmıştır. Söz konusu düzenleme uygulamada hâkimler ve savcılar tarafından farklı yorumlanmaktadır. "Mutlak sayılan mevcut bir delil" ibaresi dikkate alındığında mahkemelerin iade yetkisinin çok sınırlı olduğu ve mutlak olmamakla birlikte suçun sübutuna etki edebilecek deliller toplanmadan açılan iddianamelerin iade edilemediği görülmektedir. Yargıtay içtihatları da bu yönde gelişmiştir. Bu itibarla, maddeyle yapılan değişiklikle suçun sübutuna doğrudan etki edecek delillerin toplanması sağlanmaktadır. Suçun sübutuna doğrudan etki edecek delil, olayın oluş şekline göre ceza muhakemesi hukuku çerçevesinde belirlenecektir." Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Bilahere açık kimlik bilgileri ile ifade veren tanığın, iddianameye dayanak teşkil eden gizli tanık sıfatıyla daha önce verdiği ifadesinde özetle; "Tahsildar... veya Tanju isimli Maliyede vezne olarak görev yapan kişi, bu kişi kilolu, yaklaşık 40-45 yaşlarında, buğday tenli, 165-170 cm boylarında, sanırım gözlük kullanmakta" demesi üzerine 28.04.2017 tarihli araştırma raporuna göre anılan kurumda... isimli bir şahsın bulunmadığı ancak şüpheli sıfatı ile hakkında iddianame düzenlenen Tanju adlı şahsın bulunduğunun tespit edilmiş olmasına, 5726 sayılı Kanun'un 9/8 maddesi gereğince tek başına hükme esas alınamayacak olan gizli tanığın açık kimlik bilgileri ile verdiği sonraki ifadesinde önceki beyanlarından döndüğünün anlaşılmasına ve şüphelinin müsnet suçu işlediğine dair yeterli şüpheyi ortaya koyan başkaca delilin ikame olunamamasına nazaran iddianamenin iadesinde ve itiraz üzerine verilen redde ilişkin merci kararlarında hukuka aykırılık bulunmadığından talebin reddine karar vermek gerekmiştir. V-SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.06.2020 tarih ve 2020/54874 sayılı kanun yararına bozma isteğinin, CMK'nın 309. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.10.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Muhakemesi Hukuku

İddianameyi düzenleme yetkisi kime aittir?

A) Sulh Ceza Hâkimi
B) Adli Kolluk Amiri
C) Cumhuriyet Savcısı
D) Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı
E) Valilik

Bu maddeyle ilgili 7 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol