5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 171

Ceza Muhakemesi Kanunu 171. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 171 – (Değişik: 6/12/2006 – 5560/22 md.) (1) Cezayı kaldıran şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı halinde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir. (2) (Değişik:17/10/2019-7188/19 md.) Uzlaştırma ve önödeme kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, Cumhuriyet savcısı, üst sınırı üç yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı, yeterli şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile ertelenmesine karar verebilir. Suçtan zarar gören veya şüpheli, bu karara 173 üncü madde hükümlerine göre itiraz edebilir. (3) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilebilmesi için;[65] a) Şüphelinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezası ile mahkûm olmamış bulunması, b) Yapılan soruşturmanın, kamu davası açılmasının ertelenmesi halinde şüphelinin suç işlemekten çekineceği kanaatini vermesi, c) Kamu davası açılmasının ertelenmesinin, şüpheli ve toplum açısından kamu davası açılmasından daha yararlı olması, d) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı ve Cumhuriyet savcısı tarafından tespit edilen zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. (4) Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmediği takdirde, kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Erteleme süresi içinde kasıtlı bir suç işlenmesi halinde kamu davası açılır. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. (5) Kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararlar, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi halinde, bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilir. (6) (Ek:17/10/2019-7188/19 md.) Bu madde hükümleri; a) Suç işlemek için örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar, b) Kamu görevlisi tarafından görevi sebebiyle veya kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenen suçlar ile asker kişiler tarafından işlenen askerî suçlar, c) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar, hakkında uygulanmaz. İKİNCİ BÖLÜM Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar, İtiraz ve İddianamenin İadesi Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

169 karar eşleşti
10. Ceza Dairesi, 2025/1691 E., 2025/4543 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
fıkrasında , "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır." hükmüne, CMK'nın 171.
10. Ceza Dairesi         2025/1691 E.  ,  2025/4543 K. "İçtihat Metni" Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca; "..... Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan yürütülen soruşturmada, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171. maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. TCK'nın 191. maddesinin 9. fıkrasında , "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır." hükmüne, CMK'nın 171. maddesinin 2. fıkrasında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına itiraz edilebileceği belirtildikten sonra itiraz usulüne ilişkin aynı kanunun 173. maddesine atıf yapıldığı, CMK'nın 173. maddesinde ise, "Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir." hükmüne yer verilmektedir, buna göre, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan yürütülen soruşturmada TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, başvurulacak kanun, yolu merci ve sürenin belirtilmesi ve kararın şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, TCK'nın 191. maddesinde belirtilen unsurları içermeyen, itiraz merci, süresinin gösterilmediği veya usulüne uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuki sonuç doğurmayacağı, bu nedenle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali nedeniyle TCK'nın 191. maddesinin 4. fıkrası uyarınca ya da TCK'nın 191. maddesinin 6. fıkrası uyarınca doğrudan açılacak kamu davalarında kovuşturma şartının gerçekleşmemesi nedeniyle mahkumiyet kararı verilemeyeceği, bu durumda durma kararı verilerek dosyasının taşıması gereken zorunlu unsurları ihtiva eden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi, verilen kararın usulüne uygun şekilde tebliği, karar kesinleştikten sonra, kovuşturma şartının gerçekleşip gerçekleşmeyeceğinin beklenmesi için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesi gerekmektedir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. ve 15. Ceza Daireleri arasında çözümü gereken uyuşmazlık, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, Cumhuriyet Savcısınca şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü olarak barındırılan şüpheliye tebliği sırasında, CMK'nın 263. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kanun yoluna başvuru ile ilgili ihtaratın yapılmasının kararın kesinleşmesi yönünden zorunlu olup olmadığına ilişkindir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi'nin 20.05.2024 tarih ve 2024/1361 esas, 2024/744 karar sayılı kararıyla, Yalova 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.10.2021 tarih, 020/604 E. ve 2021/697 K. sayılı kararının, "İstinafa konu 12.05.2020 tarihli eylemin 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereğince davaya konu edildiği ve iş bu dava bakımından dava şartı mahiyetinde olup aynı Kanunun 191/4. maddesi gereğince davaya konu edilen 23.01.2018 tarihli diğer bir eyleme ilişkin 16.10.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, 11.02.2018-20.11.2018 tarihlerinde kapalı ceza infaz kurumunda bulunmakta olup karar kendisine 18.10.2018 tarihinde ceza infaz kurumu kanalıyla tebliğ edilen sanığa 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesinde yer alan kanun yolu başvuru ihtaratı ile birlikte tebliğ edilmemesi karşısında, iş bu kararın usulen kesinleştiğinden, infaz ve ihlalinden bahsedilemeyeceği anlaşılmakla; öncelikle, 23.01.2018 tarihli eyleme ilişkin Bursa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/1253-1062 esas ve karar sayılı dosyasına yazı yazılarak 5271 sayılı CMK'nın 308/A maddesi gereğince olağanüstü itiraz yoluna gidilmesi için gereğinin talep edilmesi ve iş bu yazı akıbetine göre mümkünse her iki dosyanın birleştirilmesi, mümkün değilse diğer dosya akıbeti kesinleştiğinde dosya içine alınarak dava şartının ve sanığın hukuki durumunun birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi," hususları gerekçe gösterilerek bozulmasına karar verilmiştir. Söz konusu bozma kararı sonrasında, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi'nin 24.09.2024 tarih, 2019/5071 E. ve 2021/935 K. sayılı kararıyla, Bursa Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi'nin 15/04/2021 tarih 2019/5071 E. ve 2021/935 K. sayılı kararınına karşı CMK'nın 308/A maddesi uyarınca yapılan itirazın reddine karar verilmiştir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince, Cumhuriyet Savcısınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü olarak barındırılan şüpheliye tebliği sırasında, CMK'nın 263. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kanun yoluna başvuru ile ilgili ihtaratın yapılmasının kararın kesinleşmesi yönünden zorunlulu görülmediği, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi'nin ise, bu konuda aksi kanaate olduğu açıktır. (Söz konusu uygulama farklılığına dair örnek kararlar ayrıca yazımız ekinde sunulmuştur.) Bu halde, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. ve 15. Ceza Dairelerince yapılan istinaf kanun yolu incelemesi kapsamında, ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü olarak barındırılan şüpheliye kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliği aşamasında CMK'nın 263. maddesinin 1. fıkrasının uygulanıp, uygulanmayacağına dair birbirinin tersi yönünde farklı kararlar ortaya çıkmaktadır. Eşitlik, hukuki öngörülebilirlik, istikrar ilkeleri ve uygulamada birliğin sağlanması amacıyla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. ve 15. Ceza Daireleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi için talepte bulunmak gerekmiştir." Şeklindeki gerekçe ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna talepte bulunulmuştur. II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 06.01.2025 tarihli ve 2024/22 Esas, 2025/4 Karar sayılı kararı ile, " Uyuşturucu madde kullanma suçunu düzenleyen TCK'nın 191. maddesinin 2 nci fıkrasına göre, bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında CMK'nın 171. maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilecektir. Şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmesi halinde, Cumhuriyet savcısı ayrıca şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenilen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyaracaktır. Peki TCK'nın 191. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen kamu davsının açılmasının ertelenmesi kararına karşı kanun yoluna başvurulabilir mi? Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı, kamu davasını açmada takdir yetkisi başlığını taşıyan CMK'nın 171. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir. Bu sebeple kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı Cumhuriyet Savcılığınca verilen bir karardır. CMK'nın 173. maddesi ise Cumhuriyet savcısının kararına itirazı düzenlemektedir. Ancak CMK'nın 173. maddesinin içeriği incelendiğinde; kanun koyucunun kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karara yönelik itirazı düzenlediği, maddede kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına yönelik itiraz hususunda herhangi bir düzenleme yapılmadığı görülmektedir. CMK'nın 173. maddesinde Cumhuriyet savcısının kararına, suçtan zarar görenin itiraz edebileceği belirtilmiştir. kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak suçunun mağduru, yalnızca bu maddeyi kullanan veya kullanmak üzere alan veya bulunduran ya da kullanan kimse değil, tüm toplumdur. Bu suçlarda, klasik anlamda bir suçtan zarar görenin varlığından söz edilemez. Zira bu suçlar, TCK'nın "Topluma Karşı Suçlar" başlıklı üçüncü kısmının "Kamunun Sağlığına Karşı Suçlar" başlıklı üçüncü bölümünde düzenlenmiştir. Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma suçundan dolayı başlatılan soruşturma sonucunda, Cumhuriyet savcısı kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde etmesi halinde, CMK'nın 171. maddesinde belirtilen koşulların bulunup bulunmadığını araştırmaksızın beş yıl süre ile kamu davasının açılmasına karar verecektir. Burada Cumhuriyet savcısına bir takdir hakkı tanınmamıştır. Bunun şüpheli lehine bir düzenleme olduğu kabul edilmekle birlikte, kamu davasının açılmasının ertelenmesinin şüpheliye yüklediği yükümlülüklerin de gözden uzak tutulmaması gerekir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu yönü ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karardan ayrılmaktadır. Zira bu halde, şüpheliye yüklenen bir yükümlülük bulunmamaktadır. TCK'nın 191. maddesinin sekizinci fıkrasına göre; TCK'nın 188. maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ile aynı Kanun'un 190. maddesinde düzenlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran TCK'nın 191. maddesi kapsamına girdiğinin anlaşılması halinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilecektir. Bu halde, sanık hakkında TCK'nın 191. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen tedbirler uygulanacak, beş yıllık denetim süresi içinde sanığın aynı maddenin dördüncü fıkrasında belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilecek, aksi halde hüküm açıklanacaktır. Böylelikle TCK'nın 191. maddesi kapsamında bulunan bir suç işlendiği halde, soruşturma evresi sonunda eylemin aynı Kanun'un 188. veya 190. maddeleri kapsamında kaldığı kabul edilerek kamu davası açılmasından kaynaklanan sorunlar giderilmiş olacaktır. CMK'nın 231. maddesinin on ikinci fıkrası ile aynı Kanun'un 260. maddesinin birinci fıkrası hükümleri gereğince sanık, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edebilir. 01/06/2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı yasanın 15. maddesi ile artık hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz yolu kaldırılmış ve istinaf yolu açık ... getirilmiştir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumunun şüpheliye yüklediği yükümlülükler karşısında, suç işlemediğine inanan kişiye, Anayasa'nın 36. maddesine yer alan "Adil Yargılama Hakkının" gereği olarak hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine kararına itiraz etme yetkisinin tanınması gerekir. Yine TCK'nın 191. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararına karşı sanığın itiraz (01/06/2024 tarihinden itibaren yeni düzenleme ile istinaf) hakkının bulunduğu dikkate alındığında hukuk devleti ilkesinin gereği olan adaletin sağlanması, ancak şüpheliye de kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına itiraz etme yetkisinin tanınması ile mümkün olabilecektir. Nitekim Yargıtay 10 ve 20. Ceza Daireleri verdikleri kararlarda kamu davasının ertelenmesi kararının itiraza tabi olduğuna işaret etmişlerdir. Ancak varolan ve içtihatlarla giderilmeye çalışılan bu boşluk daha sonra kanun koyucu tarafından 17/10/2019 tarihli 7188 sayılı yasanın 19. maddesi ile CMK'nın 171/2 maddesinde değişiklik yapılarak erteleme kararlarına karşı suçtan zarar gören veya şüphelinin bu karara CMK'nın 173 üncü madde hükümlerine göre itiraz edebileceğini düzenlemiştir. Görüldüğü üzere; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına yönelik şüphelinin itiraz etme hakkı önceleri doğrudan yasa maddesi ile verilen bir hak olmayıp Yüksek Mahkemenin yasa maddesini geniş yorumlaması suretiyle içtihat yoluyla verilmiş bir hak olup daha sonra kanuni düzenlemeye kavuşturulmuştur. Ayrıca Cumhuriyet savcısının kararına karşı CMK'nın 173. maddesinde tanınan itiraz hakkının, kanun yolu olan itiraz olmadığı öğreti ve uygulamada öteden beri kabul edilen bir husustur. Bu sebeple CMK'nın 260 - 266 maddeleri arasında düzenlenen kanun yollarına başvuru hakkı hakim ve mahkeme kararlarına karşı düzenlenmiştir. Yine CMK'nın 267 - 271 maddeleri arasında düzenlenen itiraz hakkı da hakim kararları ile kanunun gösterdiği hallerde, mahkeme kararlarına karşı düzenlenmiştir. Dolayısıyla CMK'nın 263. maddesinde düzenlenen tutuklunun kanun yollarına başvurması hususu hakim ve mahkeme kararına ilişkin olup, Cumhuriyet savcısınca verilen kararları kapsamamaktadır. Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlara yönelik itirazı da kanun yolları kapsamına almak kanun metnini yorum yoluyla genişletmek anlamına geleceği için bu durum dolayılı olarak kanun koyucunun yasama yetkisinin gaspı anlamına geleceği için bunun hukuken kabulü mümkün değildir. Öte yandan Cumhuriyet savcısının kararlarına karşı yapılacak başvuruların da kanun yolu başvurusu olduğu kabul edilse bile CMK'nın 263. maddesindeki düzenlemenin işlem yapılan soruşturma ve kovuşturma sebebiyle tutuklu olan şüpheli veya sanıkları kapsadığı, başka dosyadan tutuklu olan veya cezasının infazı nedeniyle ceza infaz kurumunda bulunan şüphelileri kapsamadığından kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilen soruşturmada tutuklu olmayan şüpheliye itiraz hakkını ceza infaz kurumunda olması halinde nasıl kullanacağını hatırlatmanın zorunlu olduğunu kabul etmek kanuni düzenlemenin ötesinde genişletici bir yorum olacaktır. Tüm bu sebeplerden dolayı Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 2019/5071 Esas- 20221/935 Karar sayılı kararı ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 2024/1361 Esas- 2024/1361 Karar sayılı kararı arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi için 5235 Sayılı Kanun'un 35/3 maddesi uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına başvurulmasına oy birliği ile, kararlar arasındaki uyuşmazlığın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararı doğrultusunda giderilmesine dair görüşte bulunulmasına" Karar verilmiştir. III. UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRESİ KARARLARI: A. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 15.04.2021 tarihli ve 2019/5071 Esas, 2021/935 Karar sayılı kararı, 1. Şüpheli ... hakkında 23.01.2018 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 16.10.2018 tarihli ve 2018/42468 Soruşturma, 2018/2888 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolu, itiraz mercii ve 15 günlük itiraz süresinin doğru şekilde gösterildiği, kararın şüpheliye Bursa Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 18.10.2018 tarihinde anlatılarak okumak/almak suretiyle tutanakla tebliğ edildiği, 05.11.2018 tarihinde tedbirin infazı için Bursa Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, 2. Şüphelinin 21.04.2019 tarihinde yeniden aynı nitelikteki suçu işlemesi ve yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi üzerine erteleme kararının kaldırılarak Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 16.07.2019 tarihli ve 2018/42468 Soruşturma, 2019/21569 Esas, 2019/16980 sayılı iddianamesi ile Bursa 7. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 3. Yapılan yargılama sonucunda, Bursa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.10.2019 tarihli ve 2019/1253 Esas, 2019/1062 Karar sayılı kararı ile, sanığın, TCK’nın 191/1, 43/1 ve 62/1.maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu, 4. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 15.04.2021 tarihli ve 2019/5071 Esas, 2021/935 Karar sayılı kararı ile, ".. Yargılama sürecindeki işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların yukarıda eleştiri yapılan husus dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın istinaf talebi yerinde görülmemiş olmakla İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE" kesin olarak karar verildiği, 5. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 20.05.2024 tarihli ve 2024/1361 Esas, 2024/744 Karar sayılı kararı ile ihbarda bulunulması üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 15.04.2021 tarihli ve 2019/5071 Esas, 2021/935 Karar sayılı kararına karşı, 5271 sayılı CMK’nın 308/A maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna başvurulduğu, 6. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 15.11.2024 tarihli ve 2024/100 Esas, 2024/99 Karar sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin CMK'nın 35/3. maddesine uygun olarak yapıldığı gerekçesiyle "itirazın reddine" karar verildiği, Anlaşılmıştır. B. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 20.05.2024 tarihli ve 2024/1361 Esas, 2024/744 Karar sayılı kararı 1. Sanık ... hakkında, 12.05.2020 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, Yalova Cumhuriyet Başsavcılığının 11.11.2020 tarihli ve 2020/4943 Soruşturma, 2020/3735 Esas, 2020/3038 sayılı iddianamesi ile Yalova 2.Asliye Ceza Mahkemesine, TCK’nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan kamu davası açıldığı, iddianamede daha önce erteleme kararı verildiği, ihlâl nedeniyle kaldırılarak kamu davası açıldığı, Bursa 7.Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/1253 Esas sayılı dosyasında mahkûmiyet kararı verildiği hususunun belirtildiği, 2. Yapılan yargılama sonucunda, Yalova 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.10.2021 tarihli ve 2020/604 Esas, 2021/697 Karar sayılı kararı ile, sanığın TCK’nın 191/1, 192/3 ve 62/1.maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği sanığın istinaf kanun yoluna başvurduğu, 3. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 20.05.2024 tarihli ve 2024/1361 Esas, 2024/744 Karar sayılı kararı ile; "İstinafa konu 12.05.2020 tarihli eylemin 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi gereğince davaya konu edildiği ve iş bu dava bakımından dava şartı mahiyetinde olup aynı Kanunun 191/4. maddesi gereğince davaya konu edilen 23.01.2018 tarihli diğer bir eyleme ilişkin 16.10.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, 11.02.2018-20.11.2018 tarihlerinde kapalı ceza infaz kurumunda bulunmakta olup karar kendisine 18.10.2018 tarihinde ceza infaz kurumu kanalıyla tebliğ edilen sanığa 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesinde yer alan kanun yolu başvuru ihtaratı ile birlikte tebliğ edilmemesi karşısında, iş bu kararın usulen kesinleştiğinden, infaz ve ihlalinden bahsedilemeyeceği anlaşılmakla; öncelikle, 23.01.2018 tarihli eyleme ilişkin Bursa 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/1253-1062 esas ve karar sayılı dosyasına yazı yazılarak 5271 sayılı CMK'nın 308/A maddesi gereğince olağanüstü itiraz yoluna gidilmesi için gereğinin talep edilmesi ve iş bu yazı akıbetine göre mümkünse her iki dosyanın birleştirilmesi, mümkün değilse diğer dosya akıbeti kesinleştiğinde dosya içine alınarak dava şartının ve sanığın hukuki durumunun birlikte değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Hukuka aykırı, sanığın istinaf başvuru nedenleri bu bakımdan yerinde görülmekle, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e-f, 289/1. maddeleri gereğince HÜKMÜN BOZULMASINA, Dosyanın yeniden incelenmek ve karar verilmek üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE" kesin olarak karar verildiği, Anlaşılmıştır. IV. KARAR UYUŞMAZLIĞI HAKKINDA YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ GÖRÜŞÜ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.03.2025 tarihli ve UG-2025/15428 sayılı tebliğnamesinde; ".... Cumhuriyet Savcısı tarafından verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü olarak barındırılan şüpheliye tebliği sırasında, CMK'nın 263. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kanun yoluna başvuru ile ilgili ihtaratın yapılmasının kararın kesinleşmesi yönünden zorunlu olduğu ve bu yönde verilen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 20/05/2024 tarih ve 2020/604 E-2021/697 K.sayılı kararının hukuka uygun olduğu kanaatine varılmıştır." şeklindeki gerekçe ile Bursa Bölge Adliye Mahkemeleri Ceza Daireleri kararları arasındaki uyuşmazlığın, 5235 sayılı Kanun'un 35/3. maddesi uyarınca, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 20.05.2024 tarih ve 2020/604 Esas 2021/697 Karar sayılı kararındaki görüş ve kabul doğrultusunda giderilmesi talep edilmiştir. V. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlık; "TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, Cumhuriyet savcısınca şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü olarak bulunan şüpheliye tebliği sırasında, CMK'nın 263. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kanun yoluna başvuru ile ilgili ihtaratın yapılmasının kararın kesinleşmesi yönünden zorunlu olup olmadığına" ilişkindir. B. İlgili Hukuk 1. Anayasa Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması Madde 40 Anayasa ile tanınmış hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkanının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir. (Ek fıkra: 03/10/2001-4709/16 md.) Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Kişinin, Resmî görevliler tarafından vaki haksız işlemler sonucu uğradığı zarar da, kanuna göre, Devletçe tazmin edilir. Devletin sorumlu olan ilgili görevliye rücu hakkı saklıdır. 2. 5235 sayılı "Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanun"un, 20.11.2017 tarihli ve 696 sayılı KHK’nin 92. maddesi ile değişik, "Başkanlar Kurulunun Yetkileri" başlıklı 35/3. maddesi; "...(3) Re'sen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet Başsavcısının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek, (Değişik fıkra: 20/11/2017 – KHK-696/92 md.; Aynen kabul: 01/02/2018-7079/87 md.) (3) numaralı bende göre yapılacak istemler, ceza davalarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, hukuk davalarında ise ilgili hukuk dairesine iletilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı uyuşmazlık bulunduğuna kanaat getirmesi durumunda ilgili ceza dairesinden bir karar verilmesini talep eder. Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak dairece bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir..." hükümlerini içermektedir. 3. 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değişik 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesi hükmü; "Madde 191- (Değişik: 18/06/2014 – 6545/68 md.) (1) Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 04/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (3) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre Cumhuriyet savcısının kararı ile üçer aylık sürelerle en fazla bir yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. (4) Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, hâlinde, hakkında kamu davası açılır. (5) Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz. (6) Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez. (7) Şüpheli erteleme süresi zarfında dördüncü fıkrada belirtilen yükümlülüklere aykırı davranmadığı ve yasakları ihlal etmediği takdirde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. (8) Bu Kanun'un; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir. (9) Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır." (10) (Ek: 27/03/2015-6638/12 md.) Birinci fıkradaki fiillerin; okul, yurt, hastane, kışla veya ibadethane gibi tedavi, eğitim, askerî ve sosyal amaçla toplu bulunulan bina ve tesisler ile bunların varsa çevre duvarı, tel örgü veya benzeri engel veya işaretlerle belirlenen sınırlarına iki yüz metreden yakın mesafe içindeki umumi veya umuma açık yerlerde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır." Şeklindedir. 4. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda yer alan hükümler: Kamu davasını açmada takdir yetkisi Madde 171 - (Değişik madde: 06.12.2006 - 5560 S.K. 21. md) (1) Cezayı kaldıran şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı halinde, Cumhuriyet savcısı kovuşturmaya yer olmadığı kararı verebilir. (2) (Değişik fıkra: 17/10/2019-7188 S.K./19. md) Uzlaştırma ve önödeme kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, Cumhuriyet savcısı, üst sınırı üç yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı, yeterli şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile ertelenmesine karar verebilir. Suçtan zarar gören veya şüpheli, bu karara 173 üncü madde hükümlerine göre itiraz edebilir. Cumhuriyet Savcısının Kararına İtiraz Madde 173 (1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3) (Değişik: 18/06/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet Başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/05/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. (5) Cumhuriyet savcısının kamu davasının açılmaması hususunda takdir yetkisini kullandığı hâllerde bu madde hükmü uygulanmaz. (6) (Değişik: 02/01/2017-KHK-680/11md.; Aynen kabul: 01/02/2018-7072/10 md.) İtirazın reddedilmesi halinde aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için 172 nci maddenin ikinci fıkrası uygulanır. Kararların açıklanması ve tebliği Madde 35 – İlgili tarafın yüzüne karşı verilen karar kendisine açıklanır ve isterse kararın bir örneği de verilir. (2) Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, (…) (hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur. (3) İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır. Tutuklunun kanun yollarına başvurması Madde 263 - (1) Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabilir. (2) Zabıt kâtibine başvuru hâlinde, kanun yollarına başvuru beyanı veya dilekçesi ilgili deftere kaydedildikten sonra bu hususları belirten bir tutanak düzenlenerek tutuklu bulunan şüpheli veya sanığa bir örneği verilir. (3) Kurum müdürüne başvuru hâlinde ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapılarak, tutanak ve dilekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir. Zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder. (4) Zabıt kâtibi veya kurum müdürü tarafından ikinci fıkra hükmüne göre işlem yapıldığı zaman kanun yolları için bu Kanunda belirlenen süreler kesilmiş sayılır. 5. 7201 sayılı Tebligat Kanunu Mevkuf ve mahkûmlara tebligat Madde 19 - Mevkuf ve mahkümlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder. 6. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik Madde 28– (1) Tutuklu ve hükümlülere tebligat yapılmasını, bu kişilerin bulunduğu kurum müdürü, müdür yoksa orayı idare eden memur temin eder. (2) Bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkûm olup kendilerine kanuni temsilci atanmış olanlara ait tebligat, 19. maddeye göre yapılır. (3) Tutuklu ve hükümlüye tebligat yapılamazsa tebliğ mazbatasına müdür veya memur tarafından belirtilen sebep şerh verilir. (4) Tutuklu veya hükümlünün hastanede bulunması halinde dahi tebligat, yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre yapılır. C. Değerlendirme Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi arasındaki uyuşmazlık; "TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, Cumhuriyet savcısınca şüpheli hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü olarak bulunan şüpheliye tebliği sırasında, CMK'nın 263. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kanun yoluna başvuru ile ilgili ihtaratın yapılmasının kararın kesinleşmesi yönünden zorunlu olup olmadığına" ilişkindir. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3.Ceza Dairesince, Cumhuriyet Savcısınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının, ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü olarak barındırılan şüpheliye tebliği sırasında, CMK'nın 263. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kanun yoluna başvuru ile ilgili ihtaratın yapılmasının kararın kesinleşmesi yönünden zorunlu görülmediği, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesince ise, 5271 sayılı CMK'nın 263. maddesinde yer alan kanun yolu başvuru ihtaratı ile birlikte tebliğ edilmemesi halinde, kararın usulen kesinleştiğinden, infaz ve ihlâlinden bahsedilemeyeceği kabul edilmektedir. 5271 sayılı CMK'nın 263.maddesi ile, tutuklu bulunan şüpheli veya sanığın kanun yollarına başvurusu kolaylaştırılmak, başvurunun zamanında yapılıp yapılmadığı, sürelerin kesilip kesilmediği konusundaki tereddütler de ortadan kaldırılmak istenmiştir. Buna göre tutuklu bulunan, şüpheli veya sanık sözlü olarak tutuklu bulunduğu kurum müdürüne veya kararı veren mahkemenin zabıt kâtibine başvurabilir. Bu başvuruyu dilekçeyle de yapabilir. Her iki hâlde de başvurular önce ilgili deftere kaydedilir, sonra bu konuda tutanak düzenlenir ve tutanağın bir örneği tutukluya verilir. Kurum müdürlüğünce gönderilen dilekçe ve tutanak mahkeme kâtibince de ayrıca deftere kaydedilir. Zabıt kâtibi veya kurum müdürünün başvuru ile ilgili yaptığı işlemlerle kanunun öngördüğü süreler kesilmiş olur. CMK'nın 263.maddesi, tutuklanan şüpheli veya sanıkların, tutukluluk halindeyken kanun yollarına başvurma hakkını düzenleyen bir hükümdür. Bu madde sayesinde, tutuklu bulunan kişiler haklarını korumak ve hukuki süreçte aktif rol almak amacıyla çeşitli başvurularda bulunabilirler. Tutuklu olan her şüpheli veya sanık, tutukluluk kararı verildiği andan itibaren kanun yollarına başvurma hakkına sahiptir. Bu hak, kişinin savunma hakkının bir parçasıdır. Ceza yargılamasında adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak etkin başvuru yolu ve yöntemine verilen önem dikkate alındığında, Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40.maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen; "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." şeklindeki düzenleme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 13.maddesinde güvence altına alınan etkin başvuru hakkı ve 5271 sayılı CMK'nın "kararların gerekçeli olması" başlıklı 34.maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen ; "Kararlarda, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii ve şekilleri belirtilir" hükmü ile aynı Kanun'un 232.maddesinin altıncı fıkrasının ilgili bölümünde yer verilen; "Hüküm fıkrasında,...kanun yollarına başvurma ....olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir." şeklindeki düzenlemeye uygun olarak kararın tebliğinin şeklî değil, faydalı, amacına uygun, hak arama hürriyetini ve etkin başvuru hakkını engellemeyecek biçimde olması gerekmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın şüpheliye yüklediği yükümlülükler karşısında, Anayasa'nın 36. maddesinde yer alan "Adil Yargılama Hakkının" gereği olarak hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine kararına itiraz etme yetkisinin tanınması gerektiği, Dairemizin istikrar kazanmış uygulamasının bu yönde olduğu, nitekim 17.10.2019 tarihli 7188 sayılı Kanun'un 19. maddesi ile CMK'nın 171/2. maddesinde, Dairemiz uygulamaları ile uyumlu şekilde değişiklik yapılarak erteleme kararlarına karşı suçtan zarar gören veya şüphelinin bu karara CMK'nın 173. madde hükümlerine göre itiraz edebileceği düzenlenmiştir. Cumhuriyet savcısının kararına karşı CMK'nın 173. maddesinde tanınan itiraz hakkının da, kanun yolu olan "itiraz" hakkı olarak kabul edilmesi gerektiği, CMK'nın 260 - 266. maddeleri arasında düzenlenen kanun yollarına başvuru hakkı, hakim ve mahkeme kararlarına karşı getirilmiş bir düzenleme ise de, maddi ceza hukukunun aksine, ceza muhakemesi hukukunda sınırlı da olsa kıyasın mümkün olduğu, bir karar veya hükme ilişkin kanun yolunun belirlenmesi sırasında kıyas ve yorum yoluna başvurulabileceği, ancak temel hak ve özgürlüklere ilişkin düzenlemeleri daraltıcı şekilde kıyas yapılamayacağı, dolayısıyla tutuklunun kanun yollarına başvurma yöntemine ilişkin CMK'nın 263. maddesinin Cumhuriyet savcısınca verilen kararlara ilişkin olarak kıyasen uygulanabileceği, kabul edilmelidir. Kararın tebliğinin şeklî değil, faydalı, amacına uygun, hak arama hürriyetini ve etkin başvuru hakkını engellemeyecek biçimde olması gerektiği, Uluslararası Sözleşmeler, Anayasa ve çeşitli kanunlardaki hak arama özgürlüğü ile ilgili tüm düzenlemelerin de kanun yollarına etkili başvuru hakkını sağlamak amacıyla getirildiği gözetildiğinde; 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değişik TCK'nın 191. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararın tebliğinde, ceza infaz kurumunda yapılacak tebligata, şüphelinin karara nasıl itiraz edebileceğine dair açıklamanın eklenmesi gerekeceği, aksi halde, karar sanık tarafından öğrenilmiş olsa bile, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmeyeceği, kovuşturma şartlarının oluşmadığı dikkate alınarak, sanığa kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı tutuklu veya hükümlü bulunduğu ceza infaz kurumu müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek kanun yollarına başvurabileceğine ilişkin ihtar ile birlikte kararın yeniden tebliğ edilmesi gerekeceği, açıklanan nedenlerle, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinde, itiraz hakkını ceza infaz kurumunda olması halinde ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle kullanabileceği ihtaratının aranması gerektiği anlaşıldığından; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 2019/5071 Esas ve 20221/935 Karar sayılı kararı ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 2024/1361 Esas ve 2024/1361 Karar sayılı kararı arasındaki uyuşmazlığın, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin kararı doğrultusunda giderilmesine karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR 1. 5237 sayılı TCK'nın 191.maddesinde düzenlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarında, "kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik/tedavi tedbiri uygulanmasına" dair kararın, ceza infaz kurumunda tutuklu veya hükümlü olarak bulunan şüpheliye tebliği sırasında, CMK'nın 263. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kanun yoluna başvuru ile ilgili ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak veya bu hususta bir dilekçe vermek suretiyle kullanabileceği şeklindeki ihtaratın yapılmasının kararın kesinleşmesi yönünden zorunlu olduğunun kabulü ile 5235 sayılı Kanun’un 35. maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin görüşü doğrultusunda, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi arasındaki UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİNE, 2. Dosyanın talepte bulunan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna gönderilmesine, 3. Karardan bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemelerinin ceza dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmesine, 21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Diğer kararlar (4)

20. Ceza Dairesi, 2019/3778 E., 2020/779 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
öre, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08/12/2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığa 29/12/2014 tarihinde tebliğ edildiği, ancak anılan karara karşı adil yargılama ilkesi ve suçsuzluk karinesi gereğince, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 171 ve 173. maddelerinde suçtan zarar gören için tanınan "kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına itiraz" hakkıyl
20. Ceza Dairesi         2019/3778 E.  ,  2020/779 K. "İçtihat Metni" Yüksek Adalet Bakanlığı'nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkındaki Düzce 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/05/2016 tarihli, 2015/348 esas ve 2016/469 sayılı kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 11/09/2019 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: A-)Konuyla İlgili Bilgiler: 1- Şüpheli ... hakkında 05/06/2014 tarihli “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda, 08/12/2014 tarihli, 2014/7274 soruşturma ve 2014/148 sayılı kararı ile, beş yıl süre ile kamu davası açılmasının ertelenmesine, bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, aynı Kanun'un 191/4. maddesi gereğince erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına kesin olarak karar verildiği, kararın 29/12/2014 tarihinde şüpheliye tebliğ edildiği, 19/12/2014 tarihinde infazı için Düzce Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, 2- Düzce Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 23/12/2014 tarihli ve 2014/1823 DS sayılı çağrı yazısı 29/12/2014 tarihinde şüpheliye tebliğ edilerek infaz işlemlerine başlandığı, tedbirin infazına devam edildiği sırada Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca, şüphelinin yeniden uyuşturucu madde ile yakalanması nedeniyle erteleme ve denetimli serbestlik kararının kaldırıldığının müdürlüğe bildirilmesi üzerine kaydın kapatıldığı, 3- Şüphelinin 15/05/2015 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlemesi nedeniyle, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca erteleme kararı kaldırılarak her iki soruşturma evrakının birleştirildiği ve 11/06/2015 tarihli, 2015/5795 soruşturma, 2015/2096 esas ve 2015/1759 sayılı iddianame ile, şüphelinin TCK’nın 191/1 ve 53.maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile Düzce 1. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 4- Kanun yararına bozma istemine konu Düzce 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/05/2016 tarihli ve 2015/348 esas, 2016/469 sayılı kararı ile; “Sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 6545 sayılı Kanunla değişiklikten önceki ve lehine olan 191/2, 1. cümle gereğince sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına” karar verildiği, kararın 21/06/2016 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği ve infazı için Düzce Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, 5- Düzce Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 18/07/2016 tarihli ve 2016/616 DS sayılı çağrı yazısının 25/07/2016 tarihinde sanığa tebliğ edildiği, 26/07/2016 tarihinde uyulması gereken kurallar formu imzalatılarak aynı tarihte hastaneye sevkedildiği, 19/08/2016 tarihli yazıda hastaneye başvurmadığının bildirilmesi üzerine uyarılmasına karar verildiği, 04/09/2016 tarihli uyarı yazısının 17/10/2016 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 21/2.maddesine göre tebliğ edildiği, uyarılmasına rağmen müdürlüğe başvurmaması nedeniyle 03/11/2016 tarihinde dosyanın kapatılmasına karar verilerek Düzce Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, 6- Düzce 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 30/03/2017 tarihli, 2016/472 esas ve 2017/166 sayılı kararı ile, sanığın TCK’nın 191/1, 62 ve 50/1-a maddeleri uyarınca 6.000TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 17/04/2017 tarihinde istinaf yoluna gidilmeden kesinleştiği, Anlaşılmıştır. B-)Kanun Yararına Bozma İstemi: Kanun yararına bozma istemi ve ihbarnamede; “Kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan sanık ... hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08/12/2014 tarihli ve 2014/7274 soruşturma, 2014/148 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve sanık hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, adı geçenin denetim süresi içerisinde, 15/05/2015 tarihinde uyuşturucu ve uyarıcı maddeyi kullanmak amacıyla bulundurmak suçunu işlemesi sebebiyle Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 11/06/2015 tarihli ve 2015/5795 soruşturma, 2015/2096 esas, 2015/1759 sayılı iddianame ile kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/2-1. cümle uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına dair Düzce 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/05/2016 tarihli ve 2015/348 esas, 2016/469 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Düzce 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/05/2016 tarihli ve 2015/348 esas, 2016/469 sayılı kararının kesinleşmesi sonrasında, sanığın denetim yükümlülüklerine uymadığından bahisle Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca talepte bulunulması üzerine, dosyanın yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Düzce 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/03/2017 tarihli ve 2016/472 esas, 2017/166 sayılı kararının, Düzce 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/05/2016 tarihli kararının kanun yararına bozma yoluyla bozulması neticesinde infaz kabiliyetinin bulunmayacağı değerlendirilerek yapılan incelemede; 1-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." ve 191/4. maddesinde "Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır." şeklinde düzenlemelere yer verildiği, Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 26/09/2016 tarihli ve 2015/8231 esas, 2016/4886 karar sayılı ilâmındaki ''....Somut olayla ilgili; kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası kapsamında verilen 'kamu davasının açılmasının ertelenmesine' ilişkin karara, şüphelinin itiraz hakkının bulunduğu kabul edildiğinden, kanun yararına bozma talebi yerinde değildir......İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Hakimliği'nin 07/11/2014 tarih ve 2014/1579 değişik iş sayılı "itirazın kabulüne" ilişkin kararına yönelik, yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteğinin CMK'nın 309. maddesi gereğince REDDİNE,....'' şeklindeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08/12/2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığa 29/12/2014 tarihinde tebliğ edildiği, ancak anılan karara karşı adil yargılama ilkesi ve suçsuzluk karinesi gereğince, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 171 ve 173. maddelerinde suçtan zarar gören için tanınan "kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına itiraz" hakkıyla ilgili hükümlerin, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası kapsamında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı şüpheli için de kıyas yolu ile uygulanması gerektiği gözetilmeksizin kararın kesin şekilde karar verildiği, kaldı ki Cumhuriyet Başsavcılığınca itiraz hakkı tanınmamakla birlikte Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından denetimli serbestlik tedbirine ilişkin çıkarılan 23/12/2014 tarihli çağrı yazısında da itiraz hakkı olduğunun belirtilmediği, bu hâliyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği cihetiyle, 5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/1. maddesinde yer alan, “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” ve aynı maddenin 8. fıkrasında yer alan, "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklinde hüküm çeşitlerinin tahdidi olarak sayıldığı, somut olayda mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilerek, şüpheli hakkında geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi yönünde karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, 2- 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesi yeniden düzenlenmiş olup, anılan maddenin 9. fıkrasında “Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır.” şeklinde bir hükme yer verildiği, keza 6545 sayılı Kanun’un 65. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrasında yer alan, “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” biçimindeki düzenlemeler nazara alındığında, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 08/12/2014 tarihli ve 2014/7274 soruşturma, 2014/148 sayılı kararı ile sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, dolayısıyla sanık hakkında lehe olduğundan bahisle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki 191/2. maddesi uyarınca yeniden tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilemeyeceğinin gözetilmemesinde, isabet görülmemiştir.” denilerek 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca Düzce 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/05/2016 tarihli ve 2015/348 esas, 2016/469 sayılı kararının bozulması istenilmiştir. C-) Konunun Değerlendirilmesi: Sanık ... hakkında 05/06/2014 tarihli “kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma” suçundan yapılan soruşturma sonucunda Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca 08/12/2014 tarihli ve 2014/7274 soruşturma, 2014/148 sayılı karar ile, kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve sanık hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, şüphelinin denetim süresi içerisinde, 15/05/2015 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlemesi nedeniyle Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 11/06/2015 tarihli ve 2015/5795 soruşturma, 2015/2096 esas, 2015/1759 sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Düzce 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/05/2016 tarihli ve 2015/348 esas, 2016/469 sayılı kararı ile; sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/2-1. cümlesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Düzce 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/05/2016 tarihli ve 2015/348 esas, 2016/469 sayılı kararının kesinleşmesini takiben, infazı sırasında sanığın denetim yükümlülüklerine uymadığının bildirilmesi üzerine yapılan yargılama sonucunda Düzce 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/03/2017 tarihli ve 2016/472 esas, 2017/166 sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 62/1 ve 50/1-a maddeleri gereğince 6.000,00TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; Düzce 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/03/2017 tarihli ve 2016/472 esas, 2017/166 sayılı kararının, Düzce 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/05/2016 tarihli kararının kanun yararına bozulması halinde infaz kabiliyetinin bulunmayacağı değerlendirilerek yapılan incelemede; 1-28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında ... beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir." şeklinde düzenlemenin yer aldığı, 5237 sayılı Kanun’da, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik TCK'nın 191/2. maddesinin 2. cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08/12/2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığa 29/12/2014 tarihinde tebliğ edildiği, ancak anılan karara karşı adil yargılama ilkesi ve suçsuzluk karinesi gereğince, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 171 ve 173. maddelerinde suçtan zarar gören için tanınan "kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına itiraz" hakkıyla ilgili hükümlerin, TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası kapsamında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı şüpheli için de kıyas yolu ile uygulanması gerektiği gözetilmeden kararın kesin olarak verildiği, kaldı ki Cumhuriyet Başsavcılığınca itiraz hakkı tanınmamakla birlikte Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından denetimli serbestlik tedbirine ilişkin çıkarılan 23/12/2014 tarihli çağrı yazısında da itiraz hakkı olduğunun belirtilmediği, bu hâliyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği anlaşıldığından; 5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/1. maddesinde, “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” ve aynı maddenin 8. fıkrasında yer alan, "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklinde hüküm çeşitlerinin tahdidi olarak sayıldığı, somut olayda mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilerek, şüpheli hakkında geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi kanuna aylırıdır. 2- 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesi yeniden düzenlenmiş olup, anılan maddenin 9. fıkrasında “Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hâllerde, Ceza Muhakemesi Kanununun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171 inci maddesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 231 inci maddesi hükümleri uygulanır.” şeklinde bir hükme yer verildiği, keza 6545 sayılı Kanun’un 65. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrasında yer alan, “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir.” biçimindeki düzenlemeler dikkate alındığında, Düzce Cumhuriyet Başsavcılığının 08/12/2014 tarihli ve 2014/7274 soruşturma, 2014/148 sayılı kararı ile sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve bir yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, dolayısıyla sanık hakkında lehe olduğu gerekçesiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki 191/2. maddesi uyarınca yeniden tedavi ve denetimli serbestlik kararı verilemeyeceğinin gözetilmemesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. D-)Karar: Açıklanan nedenlerle kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; Düzce 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/05/2016 tarihli ve 2015/348 esas, 2016/469 sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanun'un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı'na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine, 22/01/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
20. Ceza Dairesi, 2017/2317 E., 2020/1851 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
fıkrasında maddede aksine düzenleme bulunmayan hallerde, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171. maddesi hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür.
20. Ceza Dairesi         2017/2317 E.  ,  2020/1851 K. "İçtihat Metni" Mahkeme : TEKİRDAĞ 2. Asliye Ceza Mahkemesi Suç : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma Hüküm : Mahkûmiyet Dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Hükümden önce 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik TCK'nın 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş olup TCK'nın 191. maddesinde bu karara itiraz edilip edilmeyeceğine ilişkin açık bir hükme yer verilmemiştir, ancak aynı maddenin 9. fıkrasında maddede aksine düzenleme bulunmayan hallerde, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171. maddesi hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüştür. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 171. maddesi incelendiğinde, ilgili maddenin 2. fıkrasının son cümlesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına, suçtan zarar görenin CMK'nın 173. maddesi hükümlerine göre itiraz edebileceğine ilişkin düzenlemeye yer verilmesi karşısında ve denetimli serbestlik ve tedavi tedbirleri ile şüpheliye yükümlülük getirilmiş olması ayrıca Ceza Muhakemesi hukukunda kıyas mümkün olduğundan, özellikle temel hak ve özgürlükler yönünden kişi lehine kıyasa başvurulabileceği; Anayasa'nın 36/1. maddesinde yer alan "Adil Yargılanma Hakkı'' , 38. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "suçsuzluk karinesi" ile AİHS'nin 6. maddesinin 1. fıkrası hükümleri ile CMK'nın 171. ve 173. maddelerinde suçtan zarar gören için tanınan ''kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına itiraz'' hakkıyla ilgili hükümlerin TCK'nın 191. maddesinin 2. fıkrası kapsamında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı şüpheli için de kıyas yoluyla uygulanması sonucu, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilerek itiraz hakkı tanınması Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 2015/2215 esas 2016/889 kararı ve dairemizin yerleşik içtihatları ile somutlaştığından Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 04/09/2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığa 18/09/2014 tarihinde tebliğ edildiği ancak bu kararın kesinleşmesi beklenmeksizin Tekirdağ Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nce infaza başlanamayacağının gözetilmemesi, 2- Tekirdağ Denetimli Serbestlik Müdürlüğü'nün 16/09/2014 tarihli çağrı yazısının 22/09/2014 tarihinde sanığa tebliğ edilmesinden sonra sanığın 10 günlük yasal süre içerisinde ilgili müdürlüğe müracaat etmemesinin kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmakta ısrar etmesi olarak kabul edilemeyeceğinin gözetilmemesi, 3- Sanık hakkında suç tarihinde yürürlükte olan 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik TCK'nın 191. maddesi hükümleri gereği ceza tayini gerekirken, suç tarihinden önce yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik TCK'nın 191. maddesi hükümlerine göre uygulama yapılarak temel cezanın 1 yıldan başlatılarak tayin edilmesi Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, CMUK'nın 326/son maddesi gereğince sonuç ceza miktarı itibariyle sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 16/03/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
20. Ceza Dairesi, 2018/4809 E., 2019/2038 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
fıkrasında yer alan "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hallerde, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171. maddesi ...
20. Ceza Dairesi         2018/4809 E.  ,  2019/2038 K. "İçtihat Metni" Yüksek Adalet Bakanlığı’nın, 29.06.2018 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkında Bucak 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nce 26.09.2017 tarihinde, 2017/324 esas ve 2017/441 karar sayı ile CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kamu davasının durmasına ilişkin kararın devamında verilen "kamu davasının açılmasının 5 yıl süre ile ertelenmesi ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" dair kararın kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 10.07.2018 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: A) Konuyla İlgili Bilgiler: 1-Sanık hakkında Bucak Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 19.03.2015 tarih, 2015/274 soruşturma ve 2015/3 karar numaralı dosyasında "TCK'nın 191/2 maddesi uyarınca 5 yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" karar verildiği, 2-Burdur Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğü'nce, sanığın yükümlülüklerini ihlal etmesi üzerine tebliğ edilen uyarı yazısına karşın, sanığın süresinde başvurusunun bulunmaması nedeni ile dosyasının kapatılarak Bucak Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildiği, 3-Bucak Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 27.05.2016 tarihli, 2015/274 soruşturma, 2016/439 esas ve 2016/432 sayılı iddianamesi ile TCK'nın 191/1 ve 31/3. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, 4-Sanığın yargılanması sonucu Bucak 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 30.03.2017 tarihli, 2016/598 esas ve 2017/132 karar sayılı kararı ile hakkında TCK'nın 191/1, 31/3, 62 ve 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet karar verildiği; sanığın yokluğunda verilen kararın sanık tarafından süresinde istinaf edildiği, 5-İstinaf incelemesi sonucu Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi'nin 22.06.2017 tarihli, 2017/970 esas ve 2017/760 karar sayılı kararı ile Bucak 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 30.03.2017 tarihli, 2016/598 esas ve 2017/132 karar sayılı kararının bozulmasına karar verildiği, 6-Bozma üzerine yapılan yargılama sonucu, Bucak 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 26.09.2017 tarihli, 2017/324 esas ve 2017/441 karar sayılı kararı ile CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kamu davasının durmasına dair kararın yanı sıra TCK'nın 191/2-3. maddeleri uyarınca 5 yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verdiği, sanığın yüüne karşı verilen kararın 17.11.2017 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği, Anlaşılmıştır. B) Kanun Yararına Bozma Talebi: Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, «... sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesinde, "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklinde düzenlemeler karşısında, somut olayda mahkemesince açılan kamu davası hakkında durma kararı verilerek, suça sürüklenen çocuk hakkında kamu davası açılmasının ertelenmesi koşullarına uygun sonuç ve biçimde değerlendirilme yapılmak üzere dosyanın Bucak Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, durma kararı ile birlikte yeniden suça sürüklenen çocuk hakkında 5 yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanması kararı verilerek dosyanın kesin olarak sonuçlandırılmasında isabet görülmemiştir.» denilerek, Bucak 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 26.09.2017 tarihli, 2017/324 esas ve 2017/441 sayılı kararının bozulması istenmiştir. C) Konunun Değerlendirilmesi: 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren ... sayılı Kanun ile değişik TCK'nın 191. maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş olup, aynı maddenin 9. fıkrasında yer alan "Bu maddede aksine düzenleme bulunmayan hallerde, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin 171. maddesi ... hükümleri uygulanır." hükmü ile CMK'nın 171. maddesine yapılan atıf gereği, CMK'nın 171. maddesi incelendiğinde, ilgili maddenin 2. fıkrasının son cümlesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına, sadece suçtan zarar görenin CMK'nın 173. maddesi hükümlerine göre itiraz edebileceğine ilişkin düzenlemeye yer verilmesi karşısında, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik şüpheliye kanunen itiraz hakkı tanınmadığı; bununla birlikte, TCK'nın 191/2. maddesinin 2. cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye tebliğ edilmesinin gerektiği anlaşılmaktadır. İncelemeye konu dosyada, Bucak Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 19/03/2015 tarih ve 2015/274 soruşturma ve 2015/3 karar sayılı "Kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile ertelenmesi ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararın suça sürüklenen çocuğa, velisine veya müdafiine tebliğ edilmeksizin 26/03/2015 tarihinde kararın infazı için Burdur Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğüne gönderildiği ve tedbirin infazı için işlemlere başlandığı, sanığın yükümlülüklerini ihlal etmesi üzerine tebliğ edilen uyarı yazısına karşın, sanığın süresinde başvurusunun bulunmaması nedeni ile sanık hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kaldırılarak düzenlenen iddianame ile dava açıldığı, yargılama sonucu sanığın yokluğunda verilen mahkumiyet kararının sanık tarafından istinaf edilmesi sonucu verilen bozma kararı üzerine yapılan yargılamada CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca kamu davasının durmasına dair karar verilip, kamu davasının ertelenmesi ile tedavi ve denetimli serbestlik koşullarının değerlendirilmesi için dosyanın Bucak Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, kanuna aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. KARAR: Açıklanan nedenlerle; Kanun yararına bozma talebine dayanan ihbarnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Bucak 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 26.09.2017 tarihli, 2017/324 esas ve 2017/441 sayılı kararının, ... sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince BOZULMASINA; aynı Kanun'un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığı'na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine, 02.04.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10. Ceza Dairesi, 2023/16005 E., 2025/430 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Ceza Hakimliği
tam metni aç
maddeleri doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunl
10. Ceza Dairesi         2023/16005 E.  ,  2025/430 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2023/575 Değişik İş SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR: Ret KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Kırklareli Sulh Ceza Hakimliğinin yukarıda belirtilen kararı ile şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına yönelik şüpheli tarafından yapılan itirazın reddine kesin olarak karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 18.07.2023 tarihli ve 2023/10022 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.09.2023 tarihli ve KYB-2023/86682 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.09.2023 tarihli ve KYB-2023/86682 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5237 sayılı Kanunun 191/2 maddesindeki "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171'inci maddesindeki şartlar aranmaksızın beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı bu durumda şüphelinyi erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.." şeklindeki düzenleme ile, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 171/2 maddesindeki "uzlaştırma ve önödeme kapsamındaki suçlar hariç olmak üzere, Cumhuriyet Savcısı, üst sınırı üç yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı, yeterli şüphenin varlığına rağmen, kamu davasının açılmasının beş yıl süre ile ertelenmesine karar verebilir. Suçtan zarar gören veya şüpheli bu karara 173 üncü madde hükümlerine göre itiraz edebilir." 5271 sayılı Kanunun 173. Maddesindeki "suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hakimliğine itiraz edebilir" şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma işlemleri sonucunda şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, iş bu kararın tebliğ edilmesi akabinde şüphelinin itirazda bulunduğu, şüpheli hakkında tedavi ve denetimli serbestlik hükümlerinin uygulanabilmesi için öncelikle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinin gerekeceği, somut dosyada ise henüz kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği gözetildiğinde şüpheli tarafından yapılan itirazın 5271 sayılı Kanunun 173. maddesi gereğince sulh ceza hakimliğince incelenip karara bağlanması gerektiği cihetle, Kırklareli Sulh Ceza Hakimliğinin esasa girip şüphelinin talebi yönünden bir karar vermesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 19.09.2022 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2022 tarihli ve 2022/5663 Soruşturma, 2022/109 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı Kanun'un 191/3. maddesi uyarınca bir yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz süre ve merciinin gösterildiği, kararın, şüpheliye 04.01.2023 tarihinde tebliğ edildiği, B. Şüphelinin 14.12.2022 tarihli (09.01.2023 havale tarihli) dilekçesi ile itiraz dilekçesi sunduğu, itiraz dilekçe içeriğinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına bir diyeceğinin olmadığını fakat 1 yıllık denetim süresinin kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle itirazda bulunulduğunu belirttiği, C. İtiraz üzerine Kırklareli Sulh Ceza Hakimliğinin kanun yararına bozma istemine konu 17.02.2022 tarihli ve 2023/575 Değişik İş sayılı kararı ile "Cumhuriyet Başsavcılıklarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi sırasında oluşan infaz taleplerinin Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından değerlendirilmesi gerektiği, erteleme taleplerine ilişkin işlemlere karşı yapılacak itirazlarda İnfaz ve Sulh Ceza Hakimliklerinin görevli olmadığı anlaşılmakla, Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/5663 soruşturma sayılı dosyasından verilen 2022/109 Karar sayılı Kamu Davası Açılmasının Ertelenmesi Kararının infazı hakkında verilen karar yönünden Hakimliğimizin görevsiz olduğu tespit edilmekle; talebin görevsizlik nedeniyle reddine kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edildi." gerekçesiyle itirazın reddine kesin olarak karar verildiği, Anlaşılmıştır. D. 5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarında "(1)Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle:28/3/2023-7445/18 md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir. (3) (Değişik:28/3/2023-7445/18 md.)Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir." şeklindeki düzenlemeler gereği; 5237 sayılı TCK'nın 191/2-3. maddeleri doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüphelinin tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usulüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usul ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda şüpheliye yönelik uyarıyı içermesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun verilip şüpheliye tebliğ edilmiş olması şartıyla kesinleştiği tarihten itibaren başlayacağı, Cumhuriyet savcısı tarafından hakkında denetimli serbestlik tedbiri veya tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri verilen şüpheliyle ilgili infaz işlemlerinin, 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu hükümleri çerçevesinde, Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı, adalet komisyonunun bulunduğu yerlerde denetimli serbestlik müdürlüğü ile koruma kurulları aracılığıyla yürütüldüğü, ayrıca, Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığının ve denetimli serbestlik müdürlükleri ile bürolarının teşkilat, görev, çalışma ve denetimine ilişkin usûl ve esaslar ile denetimli serbestlik kararlarının infaz işlemleri hakkındaki kurallara, bu sürece katılan kişilerin görev, yetki, hak ve yükümlülüklerine ilişkin düzenlemelere Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nde yer verildiği, 05.04.2023 tarihli ve 32154 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7445 sayılı Kanun’un 27. maddesi ile 5402 sayılı Kanun’a eklenen 12/A maddesi ile “Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullananlar hakkında uygulanacak tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirlerine ilişkin görevler”in ayrıca düzenlendiği; 5402 sayılı Kanun’a eklenen 12/A maddesinde yer alan; "(1) Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesi gereğince Cumhuriyet savcısı tarafından hakkında denetimli serbestlik tedbiri veya tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri verilen şüpheliyle ilgili olarak denetimli serbestlik müdürlüğünce; a) Tedaviye tabi tutulmak, b) Belirlenen programlara katılmak, c) Çocuklarla bir arada olmayı gerektiren ortamlarda çalışmaktan yasaklanmak, d) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek, e) Bir bölgede denetim veya gözetim altında bulunmak, f) Eğitim kurumuna, eğitim programına veya mesleki uğraşlarına ilişkin eğitime devam etmek, g) Belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmak, h) Gözetim altında ücret karşılığı çalıştırılmak, ı) Silah bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silahları makbuz karşılığında adli emanete teslim etmek, i) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek, yükümlülüklerinden en az üçüne veya daha fazlasına karar verilir. Yükümlülükler, şüphelinin ihtiyacına göre bu fıkrada belirtilenlerle sınırlı olarak her aşamada değiştirilebilir veya ilave yükümlülükler getirilebilir. Gerekli görülmesi halinde denetimli serbestlik süresi içinde şüphelinin uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığının tespit edilmesi için denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından test yapılabilir veya bu amaçla şüphelinin ilgili kuruma sevki sağlanabilir. (2) Birinci fıkra uyarınca tedaviye tabi tutulmak yükümlülüğüne karar verildiği takdirde bu karar derhal ilgili sağlık kurumuna gönderilir. Bu durumda şüpheli, sağlık kurumunda ayakta veya yatarak tıbbi tedaviye tabi tutulur. Sağlık kurumu, gerekli görmesi halinde şüphelinin rehabilitasyon amaçlı programlara katılmasına da karar verir. Şüpheli, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığının tespiti için her zaman sağlık kurumunca çağrılabilir, kolluk görevlileri aynı amaca yönelik olarak şüpheliyi sağlık kurumuna yönlendirebilir. Kolluk görevlileri sağlık kurumunun çağrısının gerçekleştirilmesi bakımından sağlık kurumuna yardım etmekle görevlidir. (3) Soruşturma evresinde veya bu madde uyarınca belirlenen yükümlülüklerin yerine getirilmesi sırasında Cumhuriyet savcısı veya yetkili kamu görevlileri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 432 nci maddesinde yer alan koşulların bulunması halinde ayrıca bu durumu, yetkili vesayet makamına bildirir. (4) Yükümlülüklerin belirlenmesi veya yerine getirilebilmesi bakımından gerekli görülmesi halinde bu madde uyarınca yapılacak iş ve işlemler hakkında şüphelinin ailesine bilgi verilebilir veya ailesinden bilgi istenebilir. (5) Şüpheli, bu madde uyarınca yapılan işlemlerin kanun veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle iki hafta içinde şikâyet yoluyla Cumhuriyet savcısına başvurabilir. Cumhuriyet savcısı bu başvuruları gecikmeksizin değerlendirir. (6) Bu madde hükümleri Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca verilecek kararlar bakımından da uygulanır. Bu durumda beşinci fıkra uyarınca yapılacak başvurular, kararı veren mahkemece değerlendirilir. (7) Bu maddenin ikinci fıkrası uyarınca uygulanacak yükümlülükler ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infaz edilmesi durumunda uygulanan tedavi ve rehabilitasyon programlarına katılma yükümlülüğü, Sağlık Bakanlığının uygun göreceği tedavi ve rehabilitasyon merkezlerinde yerine getirilir. Sağlık Bakanlığınca uygun tedavi ve rehabilitasyon merkezleri açılır. Sağlık Bakanlığınca uygun görülen kurum ve kuruluşlar tarafından da bu merkezler açılabilir. Kendiliğinden bu merkezlere başvuran kişiler de tedavi ve rehabilitasyon hizmetinden faydalandırılır. Sağlık Bakanlığının tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerine ilişkin ihtiyaç ve talepleri tüm bakanlıklar, belediyeler ve ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından karşılanır. (8) Bu madde uyarınca hakkında yükümlülüğe karar verilenler için yetki ve görevleri dahilinde tüm bakanlıklar, belediyeler ve ilgili diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından görevleri kapsamında eğitim, sosyal uyum ve denetim amacıyla her türlü çalışma yürütülür.” düzenlemelere göre, şüphelinin, bu madde uyarınca yapılan işlemlerin kanun veya diğer mevzuat hükümlerine aykırı olduğu gerekçesiyle iki hafta içinde şikâyet yoluyla Cumhuriyet savcısına başvurabileceğinin ve Cumhuriyet savcısının bu başvuruları gecikmeksizin değerlendireceğinin açıkça belirtildiği, bu kapsamında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin infaz işlemlerinde soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılarının yetkili olduğu, ayrıca, 5237 sayılı TCK’nın 191/8. maddesi kapsamında değişen suç vasfına göre eylemin kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçunu oluşturduğu kanaatiyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri kararlarının infazının Denetimli Serbestlik Müdürlüklerince, mahkeme kararına istinaden yerine getirilmesi nedeniyle, tedbirin infazı ile ilgili işlemlere ilişkin başvuruların kararı veren mahkemece değerlendirilmesi gerektiği, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre de anılan Kanun yürürlüğe girmeden önce kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin infaz işlemlerinde soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılarının yetkili olduğunun kabul edildiği, Somut olayda ise, şüpheli hakkında, 19.09.2022 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığının 05.12.2022 tarihli ve 2022/5663 Soruşturma, 2022/109 Karar sayılı kararı ile, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, kararın, şüpheliye 04.01.2023 tarihinde tebliğ edildiği, şüphelinin 09.01.2023 tarihinde itiraz dilekçesi vererek hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmamasını talep ettiği, dolayısıyla itiraz dilekçe içeriğinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmemesine yönelik olarak "kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına" karşı yapılmış olduğunun kabulünün gerektiği, erteleme kararına süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle 05.12.2022 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infaz işlemlerinin henüz başlamadığı, bu sebeple soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısının yetkisinin bulunmadığı, dolayısıyla 5271 sayılı CMK’nın 171/2. maddesinin son cümlesinde yer alan "(Değişik:17/10/2019-7188/19 md.) Suçtan zarar gören veya şüpheli, bu karara 173 üncü madde hükümlerine göre itiraz edebilir." düzenlemesi gereği, itirazın 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesi gereğince sulh ceza hakimliğince incelenmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesi, Kanuna aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Kırklareli Sulh Ceza Hakimliğinin 17.02.2022 tarihli ve 2023/575 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı CMK'nın 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.01.2025 tarihinde karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Muhakemesi Hukuku

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 171. maddesinde düzenlenen ve Cumhuriyet savcısına belirli koşullar altında takdir yetkisi tanıyan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kurumuna ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Cumhuriyet savcısı, üst sınırı beş yılı aşmayan hapis cezasını gerektiren suçlarda, yeterli şüphe olmasına rağmen kamu davasının açılmasını üç yıl süreyle erteleyebilir.
B) TCK m. 191'de düzenlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunda, CMK m. 171'deki genel şartların varlığı halinde bu kurumun uygulanmasına karar verilir.
C) Erteleme süresi içinde şüphelinin kasıtlı bir suç işlemesi halinde, ertelenen suça ilişkin kamu davası açılır. Ancak zamanaşımı ilk suç tarihinden itibaren işlemeye devam eder.
D) Verilen erteleme kararına karşı yalnızca suçtan zarar gören, CMK'nın 173. maddesi uyarınca itiraz yoluna başvurma hakkına sahiptir.
E) Suç işlemek için örgüt kurma, yönetme veya örgüte üye olma suçları ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar hakkında bu kurumun uygulanması mümkün değildir.

Bu maddeyle ilgili 14 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol