Ceza Muhakemesi Kanunu 174. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 174 – (Değişik: 25/5/2005 - 5353/27 md.)
(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,
c) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Önödemeye veya uzlaştırmaya ya da seri muhakeme usulüne tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaştırma ya da seri muhakeme usulü uygulanmaksızın düzenlenen,
d) (Ek:17/10/2019-7188/20 md.) Soruşturma veya kovuşturma yapılması izne veya talebe bağlı olan suçlarda izin alınmaksızın veya talep olmaksızın düzenlenen,
İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
(2) Suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez.
(3) En geç birinci fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır.
(4) Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez.
(5) İade kararına karşı Cumhuriyet savcısı itiraz edebilir.
ÜÇÜNCÜ KİTAP
Kovuşturma Evresi
BİRİNCİ KISIM
Kamu Davasının Yürütülmesi
BİRİNCİ BÖLÜM
Duruşma Hazırlığı
İddianamenin kabulü ve duruşma hazırlığı
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
145 karar eşleşti
11. Ceza Dairesi, 2024/5257 E., 2025/1649 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
raz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği, şüpheli hakkında kamu davasının açılması için yeterli şüphenin bulunduğu, iddianamenin iadesi kararında belirtilen gerekçelerin CMK’nin 174/1-b maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı anlaşılmakla;
11. Ceza Dairesi 2024/5257 E. , 2025/1649 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/398 Değişik iş
ŞİKÂYETÇİ : İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı
SUÇLAR : Sahte fatura düzenleme, defter kayıt ve belgeleri gizleme
SUÇ TARİHLERİ : 2018 takvim yılı, 04.10.2022
İNCELEME KONUSU
KARAR : İddianamenin iadesi kararına yönelik itirazın reddi
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 21.02.2024 tarihli ve 2023/114304 Soruşturma, 2024/14720 Esas sayılı iddianamenin iadesine ilişkin, İstanbul Anadolu 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.03.2024 tarihli ve 2024/326 İddianame değerlendirme sayılı kararına vaki itirazın reddine dair mercii İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.03.2024 tarihli ve 2024/398 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 13.03.2024’te kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 12.09.2024 tarihli ve 2024/18276 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.09.2024 tarihli ve KYB-2024/95058 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
A. Kanun Yararına Bozma İstemi
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.09.2024 tarihli ve KYB-2024/95058 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19/12/2022 tarihli ve 2022/1372 esas, 2022/20556 karar sayılı ilâmında, "...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca, Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği, şüpheli hakkında kamu davasının açılması için yeterli şüphenin bulunduğu, iddianamenin iadesi kararında belirtilen gerekçelerin CMK’nin 174/1-b maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce bu nedenle yerinde görüldüğünden..." şeklinde,
Yine anılan Dairenin 20/09/2021 tarihli ve 2021/12170 esas, 2021/6782 karar sayılı ilâmı ile de ; "...Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 15.01.2019 tarihli ve 2018/3659 esas, 2019/1297 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, bilirkişi raporu alınmasının mahkemenin takdirinde olduğu, bu hususun iddianamenin iadesi sebebi yapılamayacağı, gerek görüldüğünde mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/427 esas, 2018/517 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, vergi suçlarında fatura asıllarına ulaşarak duruşmada incelenmesi zorunluluğundan vazgeçilmiş olduğu, somut olayda iddianameye konu eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinde düzenlenen sahtecilik suçunu değil, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesinde düzenlenen vergi suçunu teşkil ettiği, faturaların sahte olduğuna ilişkin dosyada mevcut vergi suçu raporu ve vergi tekniği raporu bulunduğu, mahkemenin bu hususta tekrar rapor alabileceği gibi iade gerekçelerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde sayılan iade sebepleri kapsamında da bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle ... kararının, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA," şeklinde belirtildiği üzere;
Dosya kapsamına göre şüpheli hakkında, sahte belge düzenlemek suretiyle 213 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kamu davası açıldığı, soruşturma dosyası kapsamında İstanbul Vergi Kaçakçılığı Denetim Daire Başkanlığınca düzenlenen vergi tekniği raporunun vergi suçu raporu ile mütalaa formunun bulunması karşısında, şüpheli hakkında kamu davası açılmasına yeterli delilin bulunduğu,
Mahkemesince her ne kadar suça konu faturalardan kimlik bilgilerinin tespitinin yapılarak şirket yetkilileri belirlendikten sonra bilgi sahibi olarak dinlenilmesi gerektiği, şüpheliden sahte fatura aldığı iddia edilen şahıslar ile ilgili dava açılıp açılmadığının araştırılması gerektiği, şüphelinin faturaları kendisinin kesmediğini ödemelerini yapmadığını beyan etmesi karşısında bunlara ilişkin ıp tespitlerinin yapılmasını ve şüphelinin faturaların kesildiği tarihte hastanede kalp krizinden dolayı yatan hasta olduğunu belirtmesi sebebiyle hastane kayıtlarının getirtilmesi gerektiğinden bahisle iddianame iade edilmiş ise de, iade sebeplerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde sayılan iade nedenleri arasında da bulunmadığı ve anılan eksikliklerin yargılama aşamasında giderilebileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. 5271 sayılı Kanun‘un 170. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; kamu davasını açma görevinin Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği ve soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemekle yükümlü olduğu; aynı maddenin üçüncü fıkrasında iddianamede nelerin gösterilmesinin gerektiği, dördüncü fıkrasında ise; iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanacağı ve yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmeyeceği belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “İddianamenin iadesi” başlıklı 174/1. maddesi;
“(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,
...“
İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir."
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. İstanbul Anadolu 14. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.03.2024 tarihli ve 2024/326 İddianame değerlendirme sayılı kararı ile "...şüphelinin alınan ifadesinde sahte faturaları kendisinin düzenlemediğini beyan ettiği ancak sahteliği iddia olunan faturalarda yer alan yazı ve imzaların sanığa ait olup olmadığına yönelik inceleme yapılmadığı bu incelemenin ise suçun sübutuna mutlak etkili delil niteliğinde olduğu anlaşıldığından iddianamenin iadesine karar vermek gerekmiştir. Şüphelinin vergi dairesine sunmuş olduğu faturaları kendisinin düzenlemediği ve bu faturaları düzenleyecek ve ödemeleri yapacak maddi gücünün bulunmadığını belirtmesine karşın bankalar nezdinde ödemelerin bankadan havale yoluyla yapılması halinde işlem yapan kişilerin tespit edilmesi gerektiği, işlemin mobil bankacılık sistemi kullanılarak yapılmış olması halinde mobil bankacılık uygulamasının tanımlı olduğu cihazların imei ve ıp bilgilerinin tespit edilip bu kişilerin dinlenilmesi gerektiği bu araştırmaların suçun sübutuna mutlak etkili delil niteliğinde olduğu anlaşıldığından iddianamenin iadesine karar vermek gerekmiştir. Şüphelinin yine sahte fatura düzenlemediğini fatura düzenlenen tarihlerde kalp krizi geçirdiği için hastanede tedavi gördüğünü beyan etmesine karşın hastanelerden şüphelinin gerekli tedavi bilgilerinin araştırılıp fatura düzenleme tarihi ile uyumlu olup olmadığının araştırılmadığı bu araştırmaların suçun sübutuna mutlak etkili delil niteliğinde olduğu anlaşıldığından iddianamenin iadesine karar vermek gerekmiştir. İddianamede vergi tekniği raporunda belirtilen belgelerin sahte olduğu belirtilmesine karşın belirtilen faturaların dosya kapsamında yer almadığı anlaşıldığından düzenlenen iddianamenin iadesine karar vermek gerekmiştir. Vergi tekniği raporunda şüphelinin sahte olarak düzenlediği belirtilen faturalara ilişkin fatura düzenlenen mükellef kurum temsilcilerinin beyanlarının alınmadığı bu araştırmanın ise suçun sübutuna mutlak etkili delil niteliğinde olduğu..." şeklindeki gerekçelerle, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.02.2024 tarihli ve 2023/114304 Soruşturma, 2024/14720 Esas sayılı iddianamesinin iadesine karar verilmiştir.
4. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; 14.03.2023 tarihli ve 2023-(2014-1-789)/21 sayılı vergi suçu raporu ile aynı tarihli ve 2023-(2014-1-789)/18 sayılı vergi tekniği raporlarında, Pendik Vergi Dairesi Müdürlüğünün 564 004 7565 vergi kimlik numaralı mükellefi olan şüphelinin, 2018 takvim yılında sahte fatura düzenleme ile defter kayıt ve belgeleri gizleme suçlarını işlediği belirtilerek suç duyurusunda bulunulması üzerine başlatılan soruşturma neticesinde, şüpheli hakkında atılı suçlardan iddianame tanzim olunmuş ise de; şüphelinin 23.08.2023 tarihinde Pendik Esenyalı Şehit Fehim Çakır Polis Merkezi Amirliğinde alınan ifadesinde, suça konu faturalar üzerindeki imzaların kendisine ait olmadığını, o tarihlerde kalp krizi geçirdiği için bir süre hastanede yatarak tedavi gördüğünü, ... Usta ismiyle faaliyet gösteren iş yerini çalışanlarının işlettiğini, bu faturaların onlar tarafından düzenlenmiş olabileceğini, defter ve belgelerinin de bu süreçte kaybolduğunu, bulabildiği faturaları inceleme için ibraz ettiğini savunması, dosyadaki bilgilere göre şüphelinin 3 farklı mükellefe 4 adet belge karşılığında 239.521,00 TL bedelli sahte fatura düzenlediğinin bildirilmesi ile 2 adet faturanın asıllarının bizzat şüpheli tarafından vergi incelemesi amacıyla ibraz edilmesi karşısında, adil yargılanma ilkesinin bir gereği olan kişilerin lekelenmeme hakkı da dikkate alınarak, Mahkemenin iddianamenin iadesi nedenleri arasında saydığı eksiklikler giderildikten sonra şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği anlaşılmakla, kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
II. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.02.2025 tarihinde karar verildi.
Diğer kararlar (4)
11. Ceza Dairesi, 2024/6379 E., 2025/6460 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
raz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği, şüpheli hakkında kamu davasının açılması için yeterli şüphenin bulunduğu, iddianamenin iadesi kararında belirtilen gerekçelerin CMK’nin 174/1-b maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı anlaşılmakla;
11. Ceza Dairesi 2024/6379 E. , 2025/6460 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/394 Değişik iş
SUÇ : Sahte fatura kullanma
KARAR : İddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 27.03.2024 tarihli ve 2021/14941 Soruşturma, 2024/26479 Esas sayılı iddianamenin iadesine ilişkin İstanbul Anadolu 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.04.2024 tarihli ve 2024/507 iddianame değerlendirme sayılı kararına vaki itirazın reddine dair merci İstanbul Anadolu 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.05.2024 tarihli ve 2024/394 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 02.05.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 19.10.2024 tarihli ve 2024/18332 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.11.2024 tarihli ve KYB-2024/111406 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.11.2024 tarihli ve KYB-2024/111406 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Adı geçen şüpheli hakkında tanzim edilen iddianemenin, İstanbul Anadolu 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/04/2024 tarihli kararında yer alan "...İddianamede üç farklı şüphelinin yer aldığı buna karşılık şüphelilerden sadece biri hakkında sahte belge kullanmak iddiasının bulunduğu bu iddianın da hangi şüpheliye yönelik ve kullanılan hangi faturalara ilişkin olduğunun anlaşılamadığı, şüpheliler hakkında sahte fatura kullanmak suçu yönünden; faturayı düzenleyen mükelleflere ilişkin haklarında vergi incelemesi yapılıp yapılmadığı, vergi tekniği raporu bulunup bulunmadığı, vergi suçu raporu düzenlenip düzenlenmediği ve sonrasında kamu davası açılıp açılmadığı hususunun araştırılarak bulunması halinde bu raporların ve dosyaların birer örneklerinin mahkememiz dosyasına alınması gerektiği..." şeklinde gerekçe ile iadesine karar verildiği anlaşılmış ise de;
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19/12/2022 tarihli ve 2022/1372 esas, 2022/20556 karar sayılı ilâmında yer alan , "...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca, Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği, şüpheli hakkında kamu davasının açılması için yeterli şüphenin bulunduğu, iddianamenin iadesi kararında belirtilen gerekçelerin CMK’nin 174/1-b maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce bu nedenle yerinde görüldüğünden..." şeklindeki,
Yine anılan Dairenin 20/09/2021 tarihli ve 2021/12170 esas, 2021/6782 karar sayılı ilâmında yer alan ; "...Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 15.01.2019 tarihli ve 2018/3659 esas, 2019/1297 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, bilirkişi raporu alınmasının mahkemenin takdirinde olduğu, bu hususun iddianamenin iadesi sebebi yapılamayacağı, gerek görüldüğünde mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/427 esas, 2018/517 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, vergi suçlarında fatura asıllarına ulaşarak duruşmada incelenmesi zorunluluğundan vazgeçilmiş olduğu, somut olayda iddianameye konu eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinde düzenlenen sahtecilik suçunu değil, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesinde düzenlenen vergi suçunu teşkil ettiği, faturaların sahte olduğuna ilişkin dosyada mevcut vergi suçu raporu ve vergi tekniği raporu bulunduğu, mahkemenin bu hususta tekrar rapor alabileceği gibi iade gerekçelerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde sayılan iade sebepleri kapsamında da bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle ... kararının, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA," şeklindeki açıklamalar nazara alındığında;
Şüpheliler hakkında sahte fatura kullanmak suretiyle 213 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan açılan kamu davasına ilişkin soruşturma dosyasında, İstanbul Vergi Kaçakçılığı-4 Denetim Daire Başkanlığınca düzenlenen 12/10/2021 tarihli vergi inceleme raporunun, yine aynı tarihli vergi suçu raporunun ve 16/12/2021 tarihli mütalaa formunun bulunması karşısında, olaya ilişkin yeterli anlatımın yapıldığı, eksik olduğu düşünülen hususların yargılamanın her aşamasında mahkemesince giderilebileceği, iade kararında sayılan gerekçelerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde düzenlenen iddianamenin iadesi nedenleri arasında bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 170 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; kamu davasını açma görevinin Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği ve soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemekle yükümlü olduğu; aynı maddenin üçüncü fıkrasında iddianamede nelerin gösterilmesinin gerektiği, dördüncü fıkrasında ise; iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanacağı ve yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmeyeceği belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “İddianamenin iadesi” başlıklı 174 üncü maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. İstanbul Anadolu 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.04.2024 tarihli ve 2024/507 iddianame değerlendirme sayılı kararı ile kanun yararına bozma isteminde belirtilen gerekçeler doğrultusunda iddianamenin iadesine karar verilmiştir.
4. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; 19.02.2015-19.07.2017 tarihleri arasında Kartal Vergi Dairesi Müdürlüğünün, 19.07.2017 tarihinden itibaren de Pendik Vergi Dairesi Müdürlüğünün ... vergi kimlik numaralı mükellefi ... Turizm İnşaat Taahhüt Nak.Tic.Ltd.Şti.'nin 16.11.2015-08.05.2017 tarihleri arasında yetkilileri olan şüpheliler ... ve ...'nün, 29.04.2016-16.12.2016 tarihleri arasında düzenlenen faturaları kullanmak suretiyle "2016 takvim yılında sahte fatura kullanma", aynı şirketin 08.05.2017 tarihinden sonra yetkilisi olan şüpheli ... hakkında ise; 28.05.2017-31.05.2018 tarihleri arasında düzenlenen faturaları kullanmak suretiyle "2017 ve 2018 takvim yıllarında sahte fatura kullanma" suçunu işledikleri belirtilerek, vergi inceleme raporları, vergi suçu raporu ve 16.12.2021 tarihli, RDK-3/2021-2358 sayılı komisyon mütalaasının düzenlendiği, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 27.03.2024 tarihli ve 2021/14941 Soruşturma, 2024/26479 Esas sayılı iddianamesinde ise suç tarihinin tüm şüpheliler yönünden "2016" olarak gösterildiği gibi, iddianame içeriğinde yer alan "...vergi Denetim Kurulu Vergi Kaçakçılığı 4 Denetim Daire Başkanlığı görevlileri tarafından şüpheli ... 'in yetkilisi olduğu şirkete ilişkin 2017-2018 yılına ve şüpheliler ... ve ...'un yetkilisi oldukları şirkete ilişkin 2016 yıllına ait hesapların incelenmesinin istenildiği, yapılan inceleme sonucunda detayları vergi tekniği ve suç raporunda açıklandığı üzere, mükellef şirket adına şüphelinin 2018 hesap döneminde bilerek şirket hesabına sahte faturalar yansıttığı, sahte olduğu belirlenen faturaların dosya içerisinde mevcut olduğu, yukarıda anlatıldığı haliyle şüphelinin üzerine atılı sahte fatura (belge) kullanma suçunu işlediğine dair kamu davası açmaya yeter delil bulunduğu..." şeklindeki anlatımın da dosya kapsamıyla uyumlu olmadığı ve hangi şüpheli hakkında hangi takvim yılından dava açıldığının belirlenemediğinin anlaşılması karşısında; İstanbul Anadolu 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.04.2024 tarihli ve 2024/507 iddianame değerlendirme sayılı kararında belirtilen "...iddianamede üç farklı şüphelinin yer aldığı buna karşılık şüphelilerden sadece biri hakkında sahte belge kullanmak iddiasının bulunduğu bu iddianın da hangi şüpheliye yönelik ve kullanılan hangi faturalara ilişkin olduğunun anlaşılamadığı..." yönündeki iade gerekçesinin yerinde olduğu, şüphelilere yüklenen suçun mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanmasının gerektiği anlaşılmakla; kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.05.2025 tarihinde karar verildi.
11. Ceza Dairesi, 2024/6128 E., 2025/6510 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
raz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği, şüpheli hakkında kamu davasının açılması için yeterli şüphenin bulunduğu, iddianamenin iadesi kararında belirtilen gerekçelerin CMK’nin 174/1-b maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı anlaşılmakla;
11. Ceza Dairesi 2024/6128 E. , 2025/6510 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/207 Değişik İş
SUÇ : Sahte belge düzenleme
İNCELEME KONUSU
KARAR : İddianamenin iadesi kararına yönelik itirazın reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 05.03.2024 tarihli ve 2023/163885 Soruşturma, 2024/19035 Esas sayılı iddianamenin iadesine ilişkin, İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.03.2024 tarihli ve 2024/239 İddianame değerlendirme sayılı kararına vaki itirazın reddine dair mercii İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.03.2024 tarihli ve 2024/207 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 27.03.2024'te kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 21.10.2024 tarihli ve 2024/18337 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.11.2024 tarihli ve KYB-2024/109396 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
A. Kanun Yararına Bozma İstemi
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.11.2024 tarihli ve KYB-2024/109396 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Adı geçen şüpheli hakkında tanzim edilen iddianemenin, İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 14/03/2024 tarihli kararında yer alan "..Düzenlediği tüm faturaların gerçek olduğunu dile getiren şüpheli ifadesi karşısında; 1-Fatura muhatabı şirketlerin yetkililerinin tespit edilerek dinlenmediği, 2- Fatura muhatapları hakkında vergi incelemesine dair tahkikat olup olmadığının tespit edilmediği, 3- Vergi tekniği raporundaki çelişkiler beyanlar karşısında karşıt inceleme raporu alınmadığı, 4- Ticari defterler incelenmediği gibi faturaların gerçek yada sahte olduğuna dair savcılık makamınca araştırma yapılmadığı, 5- Banka hesap hareketlerinin fatura bedellerini karşılayıp karşılamadığı noktasında inceleme yapılmadığı, Özetle ticari alışverişin gerçek olup olmadığı noktasında araştırma yapılmadığı 6-7394 sayılı kanun'un 4. Maddesinde belirtilen "tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammının" tespit edilmediği, Bu tutarların usulünce belirtilerek şüphelilere ihtar edilmediği, (yapılan ihtarda tutar belli değil) Hal böyle olunca etkin pişmanlık kurumunda arana ödeme miktarı ve yeri şüpheliye usulünce bildirilmeyerek etkin pişmanlık düzenlemesine aykırı hareket edildiği gibi suçun sübutuna etki edecek bir çok delil toplanmadan.,." şeklinde gerekçe ile iadesine karar verildiği anlaşılmış ise de;
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19/12/2022 tarihli ve 2022/1372 esas, 2022/20556 karar sayılı ilâmında, "...5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca, Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği, şüpheli hakkında kamu davasının açılması için yeterli şüphenin bulunduğu, iddianamenin iadesi kararında belirtilen gerekçelerin CMK’nin 174/1-b maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce bu nedenle yerinde görüldüğünden..." şeklinde,
Yine anılan Dairenin 20/09/2021 tarihli ve 2021/12170 esas, 2021/6782 karar sayılı ilâmı ile de ; "...Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 15.01.2019 tarihli ve 2018/3659 esas, 2019/1297 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, bilirkişi raporu alınmasının mahkemenin takdirinde olduğu, bu hususun iddianamenin iadesi sebebi yapılamayacağı, gerek görüldüğünde mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği gibi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/427 esas, 2018/517 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, vergi suçlarında fatura asıllarına ulaşarak duruşmada incelenmesi zorunluluğundan vazgeçilmiş olduğu, somut olayda iddianameye konu eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 204. maddesinde düzenlenen sahtecilik suçunu değil, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359/b maddesinde düzenlenen vergi suçunu teşkil ettiği, faturaların sahte olduğuna ilişkin dosyada mevcut vergi suçu raporu ve vergi tekniği raporu bulunduğu, mahkemenin bu hususta tekrar rapor alabileceği gibi iade gerekçelerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde sayılan iade sebepleri kapsamında da bulunmadığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle ... kararının, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA," şeklinde belirtildiği üzere;
Dosya kapsamına göre şüpheli hakkında, sahte belge düzenlemek suretiyle 213 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan kamu davası açıldığı, soruşturma dosyası kapsamında İstanbul Vergi Kaçakçılığı-4 Denetim Daire Başkanlığınca düzenlenen 22/05/2023 tarihli vergi tekniği raporu ile rapor kapsamında fatura asılları, ödeme dekontları ve vergi inceleme tutanağının, yine İstanbul Vergi Kaçakçılığı-4 Denetim Daire Başkanlığınca düzenlenen 22/05/2023 tarihli vergi suçu raporunun ve değerlendirme komisyonu olumlu mütalaa formunun bulunması karşısında, şüpheliler hakkında kamu davası açılması için yeterli delilin bulunduğu gibi, Mahkemenin iade sebeplerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 174. maddesinde sayılan iade nedenleri arasında da bulunmadığı ve anılan eksikliklerin yargılama aşamasında giderilebileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. 5271 sayılı Kanun‘un 170. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; kamu davasını açma görevinin Cumhuriyet savcısı tarafından yerine getirileceği ve soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde Cumhuriyet savcısının iddianame düzenlemekle yükümlü olduğu; aynı maddenin üçüncü fıkrasında iddianamede nelerin gösterilmesinin gerektiği, dördüncü fıkrasında ise; iddianamede, yüklenen suçu oluşturan olayların, mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanacağı ve yüklenen suçu oluşturan olaylar ve suçun delilleriyle ilgisi bulunmayan bilgilere yer verilmeyeceği belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “İddianamenin iadesi” başlıklı 174/1. maddesi;
“(1) Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a) 170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b) (Değişik:17/10/2019-7188/20 md.) Suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,
...“
İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir."
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.03.2024 tarihli ve 2024/239 İddianame değerlendirme sayılı kararı ile "...-Fatura muhatabı şirketlerin yetkililerinin tespit edilerek dinlenmediği, 2-Fatura muhatapları hakkında vergi incelemesine dair tahkikat olup olmadığının tespit edilmediği, 3-Vergi tekniği raporundaki çelişkiler beyanlar karşısında karşıt inceleme raporu alınmadığı, 4-Ticari defterler incelenmediği gibi faturaların gerçek yada sahte olduğuna dair savcılık makamınca araştırma yapılmadığı, 5-Banka hesap hareketlerinin fatura bedellerini karşılayıp karşılamadığı noktasında inceleme yapılmadığı, özetle ticari alışverişin gerçek olup olmadığı noktasında araştırma yapılmadığı, 6-7394 sayılı kanun'un 4. Maddesinde belirtilen "tarh edilen verginin, gecikme faizi ve gecikme zammının tamamı ile kesilen cezaların yarısı ve buna isabet eden gecikme zammının" tespit edilmediği, bu tutarların usulünce belirtilerek etkin pişmanlıktan faydalanmak isteyen şüpheliye usulünce ihtar edilmediği..." gerekçesiyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.03.2024 tarihli ve 2023/163885 Soruşturma, 2024/19035 Esas sayılı iddianamesinin, 5271 sayılı Kanun'un 174/1-b. maddesi gereğince iadesine karar verilmiştir.
4. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; Pendik Vergi Dairesi Müdürlüğünün 120 070 2366 vergi kimlik numaralı mükellefi olan ... Tekel Ürünleri Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin yetkilisi olan şüpheli hakkında, 2018 takvim yılında sahte belge düzenleme suçunu işlediğinden bahisle Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı İstanbul Vergi Kaçakçılığı-4 Denetim Daire Başkanlığının, 22.05.2023 tarihli ve 2023-(2014-1-375)/20 sayılı Vergi Suçu Raporunun düzenlendiği, dosya içerisinde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 367. maddesi uyarınca dava şartı olan mütalaanın, bir kısım fatura asıllarının, karşıt inceleme raporlarının mevcut olduğu, ilgili vergi tekniği raporunda düzenlenen sahte faturalar yönünden ayrıntılı açıklamalara yer verildiği, şüphelinin Burhaniye İlçe Emniyet Müdürlüğünde 03.08.2023 tarihinde alınan ifadesinde, faturalara konu alışverişlerin gerçek olduğunu beyan etmesi ile etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini bildirmesine karşın, iddianame tarihine kadar bu hususta dosyaya intikal eden herhangi bir bilgi/belge olmadığının anlaşılması karşısında; İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.03.2024 tarihli ve 2024/239 İddianame değerlendirme sayılı kararında belirtilen nedenlerin, 5271 sayılı Kanun‘un 174/1-b. maddesi uyarınca suçun sübûtuna doğrudan etki edecek mahiyette olmadığı, toplanan deliller ışığında şüpheli hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphenin bulunduğu ve belirtilen diğer delillerin Mahkemece yargılama sırasında da toplanabileceği anlaşılmakla, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
II. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.03.2024 tarihli ve 2024/207 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
26.05.2025 tarihinde karar verildi.
4. Ceza Dairesi, 2023/12816 E., 2023/23069 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
5271 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinde iddianamenin iadesi müessesesi düzenlenmiştir.
4. Ceza Dairesi 2023/12816 E. , 2023/23069 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/1291 D. İş
SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret
KARAR : İddianamenin iadesine yapılan itirazın reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Şüpheli hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan yapılan soruşturma sonucunda Cumhuriyet başsavcılığınca düzenlenen iddianamenin iadesine yapılan itirazın yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı ile reddine karar verildiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarih ve 94660652-105-02-978-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58120 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
"...Benzer bir olaya ilişkin olarak Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 31/10/2016 tarihli ve 2016/15416 esas, 2016/16813 karar sayılı ilâmında, "... 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 170/2. maddesine göre soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı bir iddianame düzenleyerek kamu davası açar. Aynı yasa maddesinin 3. fıkrasında ise iddianamede gösterilmesi ve bulunması gereken unsurlar sayılmıştır. Şüphelinin ifadesinin veya savunmasının alınmasında belirtilen madde açısından bir zorunluluk bulunmamaktadır.
Bu itibarla, Ceza Muhakemesi Hukukunun temel amacı olan maddi gerçeğe ulaşılmasıdır. İddianamede belirtilen suç vasfı değerlendirildiğinde, suçun takibinin şikâyete bağlı olmadığı ve uzlaşma ile önödeme hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığı, dosya kapsamında müşteki beyanlarını doğrular nitelikte iki tanığın ifadesine yer verildiği, bu kanıtların kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturduğu tartışmasızdır. Şüphelinin ifadesi veya savunması dosya içerisindeki bu deliller karşısında suçun sübutuna mutlak etki eden bir kanıt niteliği de taşımamaktadır. Dolayısıyla şüphelinin ifadesinin alınmasında bu fıkra açısından da bir zorunluluk bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, şüphelinin ifadesinin alınmaması sebebiyle iddianamenin iadesine karar verildiği, bu hususun ikmali amacıyla yapıldığı anlaşılan iddianamenin iadesi ve bu karara yapılan itiraz üzerine verilen kabul kararı yerinde görülmekle, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir..." şeklinde açıklandığı üzere,
Adıyaman 1. Asliye Ceza Mahkemesince, şüphelinin ifadesinin alınmadığından bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3. maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1. maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği gözetilerek, şüphelinin tüm aramalara rağmen bulunamadığı, 24/11/2022 tarihinde şüpheli hakkında yakalama emri düzenlenmesine karar verildiği ve iddianamenin iade sebepleri arasında şüphelinin savunmasının alınmamış olmasının sayılmadığı cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinde, kanun koyucu, kanunun kapsamını; ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenlemek şeklinde belirtmiştir. Ceza yargılaması içerisinde iddia faaliyetini yürüten savcılık makamını ülkemizde Cumhuriyet Başsavcılıkları temsil etmektedir. Cumhuriyet savcısının soruşturma aşamasındaki bazı görev ve yetkileri de 5271 sayılı Kanun’un 160 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Yürüttüğü soruşturmadan bir sonuç çıkartmak görevi olan savcı, 5271 sayılı Kanun’un 170 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre “soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı bir iddianame düzenler” şeklindeki düzenlemeden Cumhuriyet savcısının yaptığı soruşturma neticesinde çıkardığı sonuçlardan birinin iddianame düzenlemek olduğu anlaşılmaktadır.
5271 sayılı Kanun’un tanımlar başlıklı 2 nci maddesinden; soruşturma aşamasının, Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi, kovuşturma aşamasının ise iddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi kapsadığı anlaşılmaktadır. O halde iddianamenin düzenlenip mahkemeye verilmesinden mahkemece iddianamenin kabulüne kadar geçen süre de soruşturma aşaması içerisinde kabul edilmelidir.
5271 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinde iddianamenin iadesi müessesesi düzenlenmiştir. Bu kurumla, kamu davasının açılmasından evvel kanuni şartları taşımayan, yeterli bilgileri içermeyen ve hatalı düzenlenen iddianamelerin bir nevi süzgeçten geçirilip filtrelenerek yargının faaliyetinin hızlandırılması, makul sürede yargılamanın gerçekleştirilmesi, gereksiz davaların önüne geçilmesi, lekelenmeme hakkının korunması amaçlanmaktadır.
5271 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin ikinci fıkrasında ise açıkça; suçun hukuki nitelendirmesi nedeniyle iddianamenin iade edilemeyeceği belirtilemektedir. Ceza muhakemesinde yaptığı soruşturmadan sonuç çıkarma görevi olan Cumhuriyet savcısının, sonuç çıkarma aşamasında suçun hukuki niteliğini takdir etme hakkı da bulunmaktadır. Buna göre yapılan soruşturma sonucunda, tipik fiilin, Kanun’un hangi maddesindeki suçu oluşturduğunu Cumhuriyet savcısı gösterecek, ancak hakim, bu gösterim ile bağlı olmayacaktır. Hakim, hükmünü, 5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına göre; iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verecektir. Hakimin, Cumhuriyet savcısının yaptığı nitelendirme ile bağlı olmadığı için iddianameyi bu yönde de iade edemeyeceği 5271 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır.
5271 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinde iddianamenin iadesi sebepleri sınırlı sayıda gösterilmiştir. Bu sebepler dışında iddianamenin iade edilmesi ceza adalet sistemimizde kabul edilmemiştir. 5271 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen iddianamenin de iade edileceği kuralı getirilmiştir. Bu düzenlemeden hareket ederek şüpheli ifadesinin suçun sübutuna etki edecek mutlak bir delil olup olmadığı ve bu eksikliğin anılan bu madde kapsamında iade nedeni olup olmadığı hem uygulamada hem de doktrinde tartışma konusudur. Toplanması gereken mevcut bir delil, delil yasaklarıyla mahdut, hukukun izin verdiği sınır içerisinde, fiilen ele geçirilmesi de mümkün olan delil manasındadır. Cumhuriyet savcısının tüm çabalarına rağmen toplanamayan delilden dolayı iade de mümkün olmayacaktır.
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; şüpheli hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçu nedeniyle yürütülen soruşturmada, şüphelinin şikâyetçiye yönelik hakaret içerir nitelikteki paylaşımlarının kolluk tarafından tespit edildiği, kimlik ve adres bilgilerine ulaşıldığı ancak belirtilen adreste şüphelinin bulunamadığı, nerede olduğunun ise bilinemediğine dair araştırma tutanağının dosyada bulunduğu, yeni adresinin ise tespit edilemediği ve daha sonra şüpheli hakkında yakalama emri düzenlendiği görülmüştür. Bu açıklamalar karşısında, mevcut delillerin kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturduğu, Cumhuriyet savcısının şüphelinin ifadesinin alınması yönünde girişimde bulunduğu ancak şüpheliye ulaşılamadığı ve dosyadaki diğer deliller karşısında şüphelinin ifadesinin suçun sübutuna mutlak etki eden bir delil niteliğinde olmadığından ifadesinin alınmasında da zorunluluk bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle iddianamenin iadesi kararının ve bu karara yapılan itirazın reddi kararının hukuka uygun olmadığı belirlenerek kanun yararına bozma talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Adıyaman 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.12.2022 tarihli ve 2022/1291 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. Aynı Kanun maddesinin 4 (a) fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.10.2023 tarihinde karar verildi.
4. Ceza Dairesi, 2023/10951 E., 2023/21491 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
şımlarını inceleyip fiziki ortama aktarmadan, sübutu etkileyecek delil toplanmadan iddianame düzenlendiğinden bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, bu hususun yargılama aşamasında mahkeme tarafından değerlendirilebileceği ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174/1 inci maddesinde düzenlenen iddianamenin iadesi sebepleri arasında sayılan hususlardan olmadığı gözetilmeksizin, iti
4. Ceza Dairesi 2023/10951 E. , 2023/21491 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/1363 Değişik İş
SUÇ : Hakaret
KARAR : İddianamenin iadesi kararına yönelik itirazın reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Şüpheli hakkında hakaret suçundan Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 16.05.2022 tarihli ve 2022/10485 soruşturma, 2022/3770 Esas ve 2022/2615 iddianame sayılı iddianame tanzim edilmiş olup, Karşıyaka 6. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 18.05.2022 tarih ve 2022/314 iddianame değerlendirme numarası ile iddianamenin iadesine karar verilmiş, iddianamenin iadesine itiraz edilmesi üzerine Karşıyaka 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.05.2022 tarihli ve 2022/1363 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.04.2023 tarihli ve 94660652-105-35-19907-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.05.2023 tarihli ve KYB-2023/46412 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25/05/2023 tarihli ve KYB-2023/46412 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3 üncü maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1 inci maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2 nci maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukukî nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği,
Somut olayda, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 16.05.2022 tarihli iddianame ile şikâyetçi ...'a ... internet sitesinden hakaret edildiği iddiası ile kamu davası açılması üzerine, şikayet dilekçesi ekinde sunulan internet çıktısı incelendiğinde, şikayetçinin amaçlandığını ortaya koyacak bir tespit yapılmasının mümkün olmadığı, bu durumun bir iddiadan ibaret olduğu ve şüphelinin de suçlamayı kabul etmediği, sübutu etkileyecek mutlak delil niteliği taşıyan internet paylaşımlarını inceleyip fiziki ortama aktarmadan, sübutu etkileyecek delil toplanmadan iddianame düzenlendiğinden bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, bu hususun yargılama aşamasında mahkeme tarafından değerlendirilebileceği ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174/1 inci maddesinde düzenlenen iddianamenin iadesi sebepleri arasında sayılan hususlardan olmadığı gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesi;
"(1)Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren on beş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle;
a)170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen,
b)Suçun sübûtuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen,
c)Ön ödemeye veya uzlaşmaya tâbi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen, İddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir.
(2)Suçun hukukî nitelendirilmesi sebebiyle iddianame iade edilemez.
(3)En geç birinci fıkrada belirtilen süre sonunda iade edilmeyen iddianame kabul edilmiş sayılır.
(4)Cumhuriyet Savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesini gerektiren bir durumun bulunmaması halinde, yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. İlk kararda belirtilmeyen sebeplere dayanılarak yeniden iddianamenin iadesi yoluna gidilemez.
(5)İade kararına karşı Cumhuriyet Savcısı itiraz edebilir." şeklinde düzenlenmiştir
5271 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinde iddianamenin iadesi müessesesi düzenlenmiştir. Bu kurumla, kamu davasının açılmasından evvel kanuni şartları taşımayan, yeterli bilgileri içermeyen ve hatalı düzenlenen iddianamelerin bir nevi süzgeçten geçirilip filtrelenerek yargının faaliyetinin hızlandırılması, makul sürede yargılamanın gerçekleştirilmesi, gereksiz davaların önüne geçilmesi, lekelenmeme hakkının korunması amaçlanmaktadır.
Aynı Kanun'un 174 üncü maddesinin ikinci fıkrasında ise açıkça; suçun hukuki nitelendirmesi nedeniyle iddianamenin iade edilemeyeceği belirtilmektedir. Ceza muhakemesinde yaptığı soruşturmadan sonuç çıkarma görevi olan Cumhuriyet savcısının, sonuç çıkarma aşamasında suçun hukuki niteliğini takdir etme hakkı da bulunmaktadır. Buna göre yapılan soruşturma sonucunda, tipik fiilin, Kanun’un hangi maddesindeki suçu oluşturduğunu Cumhuriyet Savcısı gösterecek, ancak hakim, bu gösterim ile bağlı olmayacaktır. Hakim, hükmünü, 5271 sayılı Kanun'un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına göre; iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verecektir. Hakimin, Cumhuriyet Savcısının yaptığı nitelendirme ile bağlı olmadığı için iddianameyi bu yönde de iade edemeyeceği, 5271 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır. Maddede iddianamenin iadesi sebepleri sınırlı sayıda gösterilmiştir. Bu sebepler dışında iddianamenin iade edilmesi ceza adalet sistemimizde kabul edilmemiştir.
İncelenen dosyada; şikayet dilekçesi ekinde sunulan internet çıktısı incelendiğinde, sayfada şikayetçinin amaçlandığını ortaya koyacak bir tespit yapılmasının mümkün olmadığı, bu durumun bir iddiadan ibaret olduğu ve şüphelinin de suçlamayı kabul etmediği, savcılıkça sübutu etkileyecek mutlak delil niteliğini taşıyan internet paylaşımlarını inceleyip fiziki ortama aktarmadan başka bir anlatımla sübutu etkileyecek delilleri toplamadan iddianame düzenlenmiş olması gerekçeleriyle iddianamenin iadesine karar vermiş ise de; internet paylaşımının fiziki ortama aktarıldığının ve diğer hususların değerlendirilmesinin mahkemenin takdirinde olduğunun anlaşılması karşısında iddianamenin iadesi kararının ve bu karara yapılan itirazın reddi kararı hukuka hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Karşıyaka 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.05.2022 tarihli ve 2022/1363 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.09.2023 tarihinde karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Cumhuriyet savcısı, şüpheli (Ş) hakkında hırsızlık suçundan düzenlediği iddianameyi görevli ve yetkili Asliye Ceza Mahkemesine sunmuştur. Mahkeme hâkimi, iddianame ve soruşturma evrakını incelediği sırada, suçun hukuki nitelendirmesinin hatalı olduğunu ve aslında eylemin ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren nitelikli hırsızlık suçunu oluşturduğunu düşünmektedir. Ayrıca, dosyada keşif yapılmamış olduğunu ve şüphelinin lehine olan bir tanık beyanına iddianamede yer verilmediğini tespit etmiştir. İddianamenin mahkemeye sunulmasının üzerinden on altı gün geçmiştir.
Bu olay ve tespitler ışığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Mahkeme, suçun hukuki nitelendirilmesinin yanlış yapıldığı gerekçesiyle, CMK m. 174 uyarınca iddianameyi iade etmelidir.
B) Suçun sübutuna doğrudan etki edecek delillerden olan keşif yapılmadığı için mahkeme, bu eksiklik giderilinceye kadar iddianamenin iadesine karar verebilir.
C) İddianamenin iadesi kararları kesin olup, Cumhuriyet savcısının bu karara karşı kanun yoluna başvurma imkânı bulunmamaktadır.
D) Şüphelinin lehine olan hususlara yer verilmemesi CMK m. 170'e aykırılık teşkil ettiğinden, mahkeme süreye bakılmaksızın her zaman iade kararı verebilir.
E) İddianamenin sunulmasından itibaren kanuni süre geçtiği için, mahkeme tarafından iade edilmemiş olan iddianame kabul edilmiş sayılır.
Bu maddeyle ilgili 10 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.