5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 219

Ceza Muhakemesi Kanunu 219. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 219 – (1) Duruşma için tutanak tutulur. Tutanak, mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır. Duruşmada yapılan işlemlerin teknik araçlarla kayda alınması halinde, bu kayıtlar vakit geçirilmeksizin yazılı tutanağa dönüştürülerek mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır. (2) Mahkeme başkanının mazereti bulunursa tutanak, üyelerin en kıdemlisi tarafından imzalanır. Duruşma tutanağının başlığı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

79 karar eşleşti
4. Ceza Dairesi, 2013/32078 E., 2014/22629 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
5271 sayılı CMK.nun 219/1. maddesi uyarınca duruşma tutanaklarının her bir sayfasının mahkeme başkanı veya hakimi ile tutanağı yazan zabıt katibi ve 232/4.
4. Ceza Dairesi         2013/32078 E.  ,  2014/22629 K. "İçtihat Metni" Tehdit ve hakaret suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, ...Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 11.07.2007 tarih ve 2007/97 esas, 2007/154 karar sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 02/02/2012 gün ve 2010/2449 esas, 2012/1791 sayılı kararıyla; "Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanık ...'ın savunmasının alındığı 11.07.2007 tarihli oturuma ait duruşma tutanağının 1. sayfası zabıt katibi tarafından imzalanmayarak, CYY.nın 219. maddesine aykırı davranılması, Yasaya aykırı sanık ...'ın temyiz nedenleri ile yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKÜMLERİN başkaca yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA," karar verilmiştir. I- İTİRAZ NEDENLERİ Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30/03/2012 tarih ve 2008/29758 sayılı yazısı ile; "Dosyanın incelenmesinde duruşmanın bitirilip hükmün kurulduğu, 11.07.2007 tarihli oturuma ait duruşma tutanaklarının 4 sayfadan ibaret olduğu, tutanağın sanık ...'ın savunmasının yer aldığı birinci sayfasında zaptı yazan ... sicil numaralı ... adlı zabıt kâtibinin imzasının bulunmadığı, adı geçen kâtibin tutanağın ikinci sayfasında ve devamı sayfalarda, hükmü veren hâkimin tutanağın hem birinci hem de devamı sayfalarda imzasının bulunduğu görülmüştür. 5271 sayılı CMK.nun 219/1. maddesi uyarınca duruşma tutanaklarının her bir sayfasının mahkeme başkanı veya hakimi ile tutanağı yazan zabıt katibi ve 232/4. maddesi uyarınca karar ve hükümlerin bunlara katılan hakimler tarafından imzalanması gerekir. Bu yasal düzenlemelerin amacı tutanakların değiştirilmesini önlemek ve onlara güven duyulmasını sağlamaktır. Duruşma tutanakları imzalanmak suretiyle ancak sahteciliği iddia olunabilen resmi belge niteliğine kavuşur. 5271 sayılı CMK.nun 222. maddesinde "Duruşmanın nasıl yapıldığı, kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ancak tutanakla ispat olunabilir. Tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir." hükmü ile açıkça bu husus belirtilmiştir. 5271 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 307. maddesi uyarınca, temyiz ancak hükmün yasaya aykırı olması sebebine dayanır. Yasaya aykırılık ise, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanmasıdır. Ancak her yasaya aykırılık mutlak bir bozma nedeni değildir. Mutlak bozma nedeni olan kanuna aykırılık halleri aynı Yasanın 308. maddesinde sekiz bent halinde sayılmıştır. Bu hallerin bozma sebebi sayılıp sayılmaması hususu Yargıtay'ın takdirine de bırakılmamıştır. Bunun dışındaki hallerde yasaya aykırılığın bozma sebebi sayılabilmesi için aykırılığın yine aynı Yasanın 306. maddesindeki "hükme esas alınan", 309. maddesindeki "hüküm için mühim noktalarda" ve 320. maddesindeki "hükme tesiri olacak derecede kanuna muhalefet" ibareleri ile işaret olunduğu üzere son karara (hükme) tesiri olması gerekir. "Kanun abesle iştigal etmez" evrensel hukuk kaidesinin gereği de budur. 5271 sayılı CMK.nun 219/1 ve 232/4. maddelerine aykırı davranılması, 5271 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 308. maddesinde sayılan mutlak bozma nedenlerinden biri değildir. Bu itibarla her imza eksikliği hükmün bozulmasını gerektirmez. Eksik imza bulunan tutanaklarda esaslı bir işlem yapılıp yapılmadığı, mevcut imzaların tutanağa yeterli güveni sağlayıp sağlamadığı, tutanağın diğer sayfalarında imza eksikliği bulunup bulunmadığı, eksik imzalı tutanaktaki işlemlerin imza eksikliği bulunmayan başka tutanak veya kararlarla ve var ise UYAP'taki kaydı ile uyumlu olup olmadığı, güvenli elektronik imza kullanılmasına rağmen gerekmediği halde el ile imza atılıp atılmadığı, tutanaktaki kararların oybirliği ile ve ilgilerinin istemlerine uygun olarak alınıp alınmadığı, tutanağın içeriğine yönelik bir itiraz olup olmadığı gibi hususlar gözetilerek mevcut imza eksikliğinin hükmün bozulmasını gerektirecek nitelikte usul ve yasaya aykırılığı teşkil edip etmediği belirlenmelidir. Anayasanın 141/4 ve Avrupa insan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde belirtilen davaların makul sürede bitirilebilmesinin sağlanması ve usul ekonomisi esaslarına uygun olan da budur. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 05.07.2011 gün ve 90/178, 28.09.2011 gün ve 1839/1933 ve 03.10.2011 gün ve 1904/2166 sayılı kararları da bu görüşümüzü destekler niteliktedir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; her ne kadar 11.07.2007 tarihli duruşma tutanağının sanıkların savunmalarını içeren 1. sayfası zabıt katibi tarafından imzalanmamış ve bu suretle 5271 sayılı CMK.nun 219/1 maddesine aykırı davranılmış ise de; aynı zabıt katibinin tutanağın 2,3,4. sayfalarında ve gerekçeli kararda imzasının bulunduğu, gerekçeli kararda Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki görüşünün yazılı olduğu, hükmün mütalaaya uygun olarak verildiği, gerekçeli karar ile kısa karar arasında bir farklılık ve çelişkinin olmadığı, zabıt katibinin imzasının eksik olduğu sayfanın hakim tarafından imzalanarak tutanak içeriğinin doğruluğunun tasdik edildiği, duruşma tutanağının içeriğine yönelik herhangi bir itiraz ileri sürülmediği birlikte gözetildiğinde, tutanağın 1. sayfasının zabıt katibince imzalanmasının unutulduğu değerlendirilerek, eksik imzalı sayfanın hakim tarafından imzalanması, aynı zabıt katibinin tutanağın ikinci sayfasında ve tutanakla aynı içerikli olan gerekçeli kararda imzasının bulunması karşısında, yasanın aradığı ve amaçlanan tutanağa güveninin kafi derecede korunduğu, vüsukun hükmün bozulmasını gerektirecek derecede ihlal edilmediği, mevcut imza eksikliğinin mahallinde tamamlanabileceği anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle; mahallinde tamamlatılabilecek nitelikte olan mevcut imza eksikliğinin, 5271 sayılı CMK.nun 219/1. maddesine aykırılık oluşturacak mutlak bir bozma nedeni olmadığını gözetmeyen özel Dairenin bozma kararına katılmak mümkün değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; itirazın kabulüne, Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairenin 02.02.2012 gün ve 2010/2449 esas,2012/1791 sayılı bozma kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının esastan incelenmek üzere Özel Dairesine gönderilmesine karar verilmesi, Arz ve talep olunur." isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: II- İTİRAZIN KAPSAMI İtiraz, tehdit ve hakaret suçlarından sanık ... hakkında verilen mahkumiyet kararının, imza eksikliği nedeniyle bozulmasına dair Dairemizin 02.02.2012 tarihli kararına ilişkindir. III- KARAR Dairemizin 06.06.2013 tarih ve 2012/28146 esas, 2013/17811 sayılı kararı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülerek, Dairemizin 02/02/2012 gün ve 2010/2449 esas, 2012/1791 sayılı kararının kaldırılmasına karar verildiği ve esaslı işlemlerin yapıldığı duruşma tutanağındaki imza eksikliğinin giderilmesi için dosyanın mahalline iade edildiği, belirtilen imza eksikliğinin ikmal edilerek dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmakla, ... Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 11.07.2007 tarih ve 2007/97 esas, 2007/154 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu; Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanığın adli sicil kaydındaki hükümlülüğüne esas olan elektrik hırsızlığı suçunu düzenleyen TCK'nın 142/1. maddesinin (f) bendinin 6352 sayılı Kanunun 82. maddesi ile yürürlükten kaldırılması, bu eylemin karşılıksız yararlanma suçuna dönüştürülerek unsurlarının TCK’nın 163/3. maddesinde düzenlenmesi ve 6352 sayılı Kanunun geçici 2. maddesi ile de elektrik hırsızlığı suçundan kesinleşmiş cezaların zararın tazmini şartıyla bütün sonuçları ile ortadan kaldırılmasının öngörülmesi karşısında, öncelikle uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı saptanarak, 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinin şartlarının bu kapsamda yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu, Bozmayı gerektirmiş ve sanık ...'ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden itiraz yazısına olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19.6.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

4. Ceza Dairesi, 2014/22947 E., 2014/21493 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
sayfasının CMK.nun 219. maddesinde öngörüldüğü üzere ve zabıt katibi tarafından imzalanmamış olması,
4. Ceza Dairesi         2014/22947 E.  ,  2014/21493 K. "İçtihat Metni" Silahla tehdit suçundan sanıklar ... ve ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetlerine dair, ... Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 17.01.2007 tarih ve 2006/239 esas, 2007/14 karar sayılı hükmün sanıklar müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 17/11/2011 gün ve 2009/18820 esas, 2011/21619 sayılı kararıyla; "Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Hükmolunan cezanın tür ve miktarına göre sanıklar müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin 1412 sayılı CMUK.nun 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede; Hükmün esasını oluşturan 17.01.2007 günlü kısa kararın 2. sayfasının CMK.nun 219. maddesinde öngörüldüğü üzere ve zabıt katibi tarafından imzalanmamış olması, Bozmayı gerektirmiş ve sanıklar ... ve ... müdafiilerinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnamedeki bozma düşüncesine uygun olarak sair yönler incelenmeksizin HÜKÜMLERİN BOZULMASINA," karar verilmiştir. I- İTİRAZ NEDENLERİ Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/01/2012 tarih ve 2007/181416 sayılı yazısı ile; "Dosyanın incelenmesinde duruşmanın bitirilip hükmün kurulduğu, 17.01.2007 tarihli oturuma ait duruşma tutanağın 3 sayfadan ibaret olduğu, tutanağın Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki görüşünün ve kısa karanın bir bölümünün yer aldığı ikinci sayfasında zaptı yazan ... sicil numaralı ...adlı zabıt kâtibinin imzasının bulunmadığı, adı geçen kâtibin tutanağın birinci ve üçüncü sayfalarında, hükmü veren hâkimin tutanağın hem tüm sayfalarında imzasının bulunduğu görülmüştür. 5271 sayılı CMK.nun 219/1. maddesi uyarınca duruşma tutanaklarının her bir sayfasının mahkeme başkanı veya hakimi ile tutanağı yazan zabıt katibi ve 232/4. maddesi uyarınca karar ve hükümlerin bunlara katılan hakimler tarafından imzalanması gerekir. Bu yasal düzenlemelerin amacı tutanakların değiştirilmesini önlemek ve onlara güven duyulmasını sağlamaktır. Duruşma tutanakları imzalanmak suretiyle ancak sahteciliği iddia olunabilen resmi belge niteliğine kavuşur. 5271 sayılı CMK.nun 222. maddesinde "Duruşmanın nasıl yapıldığı, kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ancak tutanakla ispat olunabilir. Tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir." hükmü ile açıkça bu husus belirtilmiştir. 5271 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 307. maddesi uyarınca, temyiz ancak hükmün yasaya aykırı olması sebebine dayanır. Yasaya aykırılık ise, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanmasıdır. Ancak her yasaya aykırılık mutlak bir bozma nedeni değildir. Mutlak bozma nedeni olan kanuna aykırılık halleri aynı Yasanın 308. maddesinde sekiz bent halinde sayılmıştır. Bu hallerin bozma sebebi sayılıp sayılmaması hususu Yargıtay'ın takdirine de bırakılmamıştır. Bunun dışındaki hallerde yasaya aykırılığın bozma sebebi sayılabilmesi için aykırılığın yine aynı Yasanın 306. maddesindeki "hükme esas alınan", 309. maddesindeki "hüküm için mühim noktalarda" ve 320. maddesindeki "hükme tesiri olacak derecede kanuna muhalefet" ibareleri ile işaret olunduğu üzere son karara (hükme) tesiri olması gerekir. "Kanun abesle iştigal etmez" evrensel hukuk kaidesinin gereği de budur. 5271 sayılı CMK.nun 219/1 ve 232/4. maddelerine aykırı davranılması, 5271 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 308. maddesinde sayılan mutlak bozma nedenlerinden biri değildir. Bu itibarla her imza eksikliği hükmün bozulmasını gerektirmez. Eksik imza bulunan tutanaklarda esaslı bir işlem yapılıp yapılmadığı, mevcut imzaların tutanağa yeterli güveni sağlayıp sağlamadığı, tutanağın diğer sayfalarında imza eksikliği bulunup bulunmadığı, eksik imzalı tutanaktaki işlemlerin imza eksikliği bulunmayan başka tutanak veya kararlarla ve var ise UYAP'taki kaydı ile uyumlu olup olmadığı, güvenli elektronik imza kullanılmasına rağmen gerekmediği halde el ile imza atılıp atılmadığı, tutanaktaki kararların oybirliği ile ve ilgilerinin istemlerine uygun olarak alınıp alınmadığı, tutanağın içeriğine yönelik bir itiraz olup olmadığı gibi hususlar gözetilerek mevcut imza eksikliğinin hükmün bozulmasını gerektirecek nitelikte usul ve yasaya aykırılığı teşkil edip etmediği belirlenmelidir. Anayasanın 141/4 ve Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesi "nin 6. maddesinde belirtilen davaların makul sürede bitirilebilmesinin sağlanması ve usul ekonomisi esaslarına uygun olan da budur. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 05.07.2011 gün ve 90/178, 28.09.2011 gün ve 1839/1933 ve 03.10.2011 gün ve 1904/2166 sayılı kararları da bu görüşümüzü destekler niteliktedir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; her ne kadar 17.01.2007 tarihli duruşma tutanağının Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki görüşü ile kısa kararın bir bölümünü içeren 2. sayfası zabıt katibi tarafından imzalanmamış ve bu suretle 5271 sayılı CMK.nun 219/1 maddesine aykırı davranılmış ise de; aynı zabıt katibinin tutanağın 1-3. sayfaları ve gerekçeli kararda imzasının bulunduğu, gerekçeli kararda Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki görüşünün yazılı olduğu, hükmün mütalaaya uygun olarak verildiği, gerekçeli karar ile kısa karar arasında bir farklılık ve çelişkinin olmadığı, zabıt katibinin imzasının eksik olduğu sayfanın hakim tarafından imzalanarak tutanak içeriğinin doğruluğunun tasdik edildiği, duruşma tutanağının içeriğine yönelik herhangi bir itiraz ileri sürülmediği birlikte gözetildiğinde, tutanağın 2. sayfasının zabıt katibince imzalanmasının unutulduğu değerlendirilerek, eksik imzalı sayfanın hakim tarafından imzalanması, aynı zabıt katibinin tutanağın birinci ve üçüncü sayfasında ve tutanakla aynı içerikli olan gerekçeli kararda imzasının bulunması karşısında, yasanın aradığı ve amaçlanan tutanağa güvenin kafi derecede korunduğu, vüsukun hükmün bozulmasını gerektirecek derecede ihlal edilmediği, mevcut imza eksikliğinin mahallinde tamamlanabileceği anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle; mahallinde tamamlatılabilecek nitelikte olan mevcut imza eksikliğinin, 5271 sayılı CMK.nun 219/1. maddesine aykırılık oluşturacak mutlak bir bozma nedeni olmadığını gözetmeyen özel Dairenin bozma kararına katılmak mümkün değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; itirazın kabulüne, Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairenin 17.11.2011 gün ve 2009/18820 Esas ve 2011/21619 Karar sayılı bozma kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının esastan incelenmek üzere Özel Dairesine gönderilmesine karar verilmesi, arz ve talep olunur." isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: II- İTİRAZIN KAPSAMI İtiraz, silahla tehdit suçundan sanıklar ... ve ... hakkında verilen mahkumiyet kararının bozulmasına dair, Dairemizin 17.11.2011 tarihli kararına ilişkindir. III- KARAR Dairemizin 06.06.2013 tarih ve 2012/28120 esas, 2013/17812 sayılı kararı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülerek, Dairemizin 17/11/2011 gün ve 2009/18820 esas, 2011/21619 sayılı kararının kaldırılmasına karar verildiği ve esaslı işlemlerin yapıldığı duruşma tutanağındaki imza eksikliğinin giderilmesi için dosyanın mahalline iade edildiği, belirtilen imza eksikliğinin ikmal edilerek dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmakla, ... Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen 17.01.2007 tarih ve 2006/239 esas, 2007/14 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu; Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; 1- Sanıklar ... ve ... ile mağdur ...'in aşamalardaki ifadelerinde, sanık ... ile mağdurun evi arasında bulunan müşterek duvarın yıkılmak istenmesi nedeniyle aralarında husumet bulunduğu, olay günü tanık ...'ın kepçeyle bu duvarı yıkmak için geldiğinde, sanıkların “bu duvarı yıkamazsınız” diyerek havaya ateş ettiklerinin anlaşılması karşısında; sanık ...'in 10.07.2006 tarihli kolluk ifadesinde belirttiği arazi ihtilafı nedeniyle ... Sulh Hukuk Mahkemesine açmış olduğu dava dosyası da incelenerek, olayın çıkış nedeni ve gelişimi bu çerçevede yeniden değerlendirilip, haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerekirken, yasal olmayan gerekçe ile TCK'nın 29. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, 2- 5237 sayılı TCK'nın 53/1-(c) maddesinde yer alan hak yoksunluğunun kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden ve 53/1. maddesinin a,b,d,e bentlerindeki hak yoksunlukları bakımından mahkum olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağının gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden itiraz yazısı ve tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4. Ceza Dairesi, 2013/30286 E., 2014/22631 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
5271 sayılı CMK.nun 219/1. maddesi uyarınca duruşma tutanaklarının her bir sayfasının mahkeme başkanı veya hakimi ile tutanağı yazan zabıt katibi ve 232/4.
4. Ceza Dairesi         2013/30286 E.  ,  2014/22631 K. "İçtihat Metni" Görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, ... Asliye Ceza Mahkemesince verilen 22/04/2008 gün ve 2006/1151 esas, 2008/339 karar sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 20.02.2012 gün ve 2010/24720 esas, 2012/3159 sayılı kararıyla; "Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, Katılan... ile beyanları hükme esas alınan bir kısım tanık anlatımlarını içeren 09/10/2007 tarihli oturuma ait tutanağın 1. ve 2. sayfasının katip tarafından imzalanmayarak CYY.nın 219. maddesine uyulmaması, Yasaya aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen HÜKMÜN BOZULMASINA, " karar verilmiştir. I- İTİRAZ NEDENLERİ Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20/04/2012 tarih ve 2008/275255 sayılı yazısı ile; "Dosyanın incelenmesinde duruşmanın bitirilip hükmün kurulduğu, 09.10.2007 tarihli oturuma ait duruşma tutanağın 2 sayfadan ibaret olduğu, tutanağın sanık savunması müşteki beyanının bir bölümünün yer aldığı birinci ve ikinci sayfasında zaptı yazan ... sicil numaralı ... adlı zabıt kâtibinin imzasının bulunmadığı, hükmü veren hâkimin tutanağın hem birinci hem de ikinci sayfalarında imzasının bulunduğu görülmüştür. 5271 sayılı CMK.nun 219/1. maddesi uyarınca duruşma tutanaklarının her bir sayfasının mahkeme başkanı veya hakimi ile tutanağı yazan zabıt katibi ve 232/4. maddesi uyarınca karar ve hükümlerin bunlara katılan hakimler tarafından imzalanması gerekir. Bu yasal düzenlemelerin amacı tutanakların değiştirilmesini önlemek ve onlara güven duyulmasını sağlamaktır. Duruşma tutanakları imzalanmak suretiyle ancak sahteciliği iddia olunabilen resmi belge niteliğine kavuşur. 5271 sayılı CMK.nun 222. maddesinde "Duruşmanın nasıl yapıldığı, kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ancak tutanakla ispat olunabilir. Tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir." hükmü ile açıkça bu husus belirtmiştir. Üst norm olarak temel hukuk kurallarını değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında dikkate alacağımız Anayasanın 141/4. madde ve fıkrasında yer verilen, "Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir" hükmü gereği kabul edildiği gibi CMK'nun da kabul ettiği bir ilkedir. Uzun süren makul sürede tamamlanıp sonuçlandırılmayan yargılamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ilgili hükümlerini de ihlal edeceğinden, geciken adeletin tam bir adalet olmayacağına dair evrensel ilkeler de dikkate alındığında yargılamanın gereksiz uzamaması, için gereken tedbirlerin ilgili mercilerce alınması gerekmektedir. İmza eksikliği konusunda taraflarca herhangi bir itiraz olmadığı gibi duruşma tutanakları hakkında da bir tereddüt olmadığı evrakın UYAP portalında kaydı bulunduğu , yukarıda belirtilen hukuka aykırılık hallerinde kesin bozma sebepleri arasında sayılmayan duruşma tutanağındaki sadece zabıt katibi imzası eksikliğinin, temyiz incelemesi öncesinde noksan ikmali suretiyle gidertilmesi, birkaç ay gibi kısa bir sürede sağlanabilecektir. Bu prosedür sonrasında esastan temyiz incelemesi yapılarak bir karar verilmesi mümkün iken, salt imza noksanlığı nedeniyle bozulması halinde, dosyanın yerel mahkemece yeniden esasa kaydı - taraf teşkili -yargılama süreci -verilecek kararın tebliği - yeniden işleyecek temyiz süreci suretiyle yargılama uzatılacak ve davaların mümkün olan en kısa sürede bitirilememesi nedeniyle adil yargılanma hakkı ihlal edilebilecek veya bir kısım davalar zamanaşımına uğrayabilecektir. Temyiz incelemesinin 5271 sayılı CMK nın 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 307. maddesi uyarınca, temyiz ancak hükmün yasaya aykırı olması sebebine dayanır. Yasaya aykırılık ise, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanmasıdır. Ancak her yasaya aykırılık mutlak bir bozma nedeni değildir. Mutlak bozma nedeni olan kanuna aykırılık halleri aynı Yasanın 308. maddesinde sekiz bent halinde sayılmıştır. Bu hallerin bozma sebebi sayılıp sayılmaması hususu Yargıtay'ın takdirine de bırakılmamıştır. Bunun dışındaki hallerde yasaya aykırılığın bozma sebebi sayılabilmesi için aykırılığın yine aynı Yasanın 306. maddesindeki "hükme esas alınan", 309. maddesindeki "hüküm için mühim noktalarda" ve 320. maddesindeki "hükme tesiri olacak derecede kanuna muhalefet" ibareleri ile işaret olunduğu üzere son karara hükme tesiri olması gerekir. Duruşma tutanağındaki imza eksikliğinin 5271 sayılı CMK.nun 219/1 ve 232/4. maddelerine aykırı davranılması, 5271 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 308. maddesinde sayılan mutlak bozma nedenlerinden biri değildir. Bu itibarla her imza eksikliği hükmün bozulmasını gerektirmez. Mevcut imzaların tutanağa yeterli güveni sağlayıp sağlamadığı, tutanağın diğer sayfalarında imza eksikliği bulunup bulunmadığı, eksik imzalı tutanaktaki işlemlerin imza eksikliği bulunmayan başka tutanak veya kararlarla ve var ise UYAP'taki kaydı ile uyumlu olup olmadığı, güvenli elektronik imza kullanılmasına rağmen gerekmediği halde el ile imza atılıp atılmadığı, tutanaktaki kararların oybirliği ile ve ilgilerinin istemlerine uygun olarak alınıp alınmadığı, tutanağın içeriğine yönelik bir itiraz olup olmadığı gibi hususlar gözetilerek mevcut imza eksikliğinin hükmün bozulmasını gerektirecek nitelikte usul ve yasaya aykırılığı teşkil edip etmediği belirlenmelidir. Anayasanın 141/4 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde belirtilen davaların makul sürede bitirilebilmesinin sağlanması ve usul ekonomisi esaslarına uygun olanda budur. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 05.07.2011 gün ve 90/178, 28.09.2011 gün ve 1839/1933 ve 03.10.2011 gün ve 1904/2166 sayılı kararları da esasa etki etmeyen eksikliğin yargılama sürecine olumsuz etkisini destekler mahiyettedir. Üst norm olan Anayasamız, Avrupa İnsan hakları kararları, evrensel hukuk ilkeleri birlikte değerlendirdiğimizde itiraz konusu olayımızda her ne kadar 23.03.2006 tarihli duruşma tutanağının bir bölümünü içeren 1. sayfası zabıt katibi tarafından imzalanmamış ve bu suretle 5271 sayılı CMK.nun 219/1 maddesine aykırı davranılmış ise de; aynı zabıt katibinin tutanağın 2. sayfada imzasının bulunduğu , zabıt katibinin imzasının eksik olduğu sayfanın hakim tarafından imzalanarak tutanak içeriğinin doğruluğunun tasdik edildiği, duruşma tutanağının içeriğine yönelik herhangi bir itiraz ileri sürülmediği birlikte gözetildiğinde, tutanağın 1. sayfasının zabıt katibince imzalanmasının unutulduğu değerlendirilerek, eksik imzalı sayfanın hakim tarafından imzalanması, aynı zabıt katibinin tutanağın ikinci sayfasında ve tutanakla aynı içerikli olan gerekçeli kararda imzasının bulunması karşısında, yasanın aradığı ve amaçlanan tutanağa güveninin kafi derecede korunduğu, vüsukun hükmün bozulmasını gerektirecek derecede ihlal edilmediği, mevcut imza eksikliğinin mahallinde tamamlanabileceği anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle; mahallinde tamamlatılabilecek nitelikte olan mevcut imza eksikliğinin, 5271 sayılı CMK.nun 219/1. maddesine aykırılık oluşturacak mutlak bir bozma nedeni olmadığını gözetmeyen özel Dairenin bozma kararına katılmak mümkün değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; itirazın kabulüne, Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 20/02/2012 gün ve 2010/24720(E), 2012/3159(K) sayılı bozma kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının esastan incelenmek üzere Özel Dairesine gönderilmesine karar verilmesi, Arz ve talep olunur." isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: II- İTİRAZIN KAPSAMI İtiraz, görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından sanık ... hakkında verilen mahkumiyet kararının bozulmasına dair, Dairemizin 20.02.2012 tarihli kararına ilişkindir. III- KARAR Dairemizin 06.06.2013 tarih ve 2012/28189 esas, 2013/17810 sayılı kararı ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı yerinde görülerek, Dairemizin 20.02.2012 gün ve 2010/24720 esas, 2012/3159 sayılı kararının kaldırılmasına karar verildiği ve esaslı işlemlerin yapıldığı duruşma tutanağındaki imza eksikliğinin giderilmesi için dosyanın mahalline iade edildiği, belirtilen imza eksikliğinin ikmal edilerek dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmakla, ... Asliye Ceza Mahkemesince verilen 22/04/2008 gün ve 2006/1151 esas, 2008/339 karar sayılı hükmün yeniden incelenmesi sonucu; Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı; böylece olaylara ilişkin sorunlarda gerekçenin yeterli bulunduğu, Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, Koşulları bulunmasına karşın, direnme suçunda TCK’nın 43/2. maddesi ile her iki suçta tekerrür hükümleri uygulanmamış ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı, Eleştiri dışında cezaların yasal bağlamda uygulandığı, Anlaşıldığından, sanık ... müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, itiraz yazısına uygun olarak, temyiz davasının esastan reddiyle HÜKÜMLERİN ONANMASINA, 19.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
9. Ceza Dairesi, 2012/8283 E., 2013/4894 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
“Sanıkların sorgusunun yapıldığı 21.07.2009 tarihli oturum tutanağının ilk sayfasının katip tarafından imzalanmaması suretiyle CMK'nın 219. maddesine muhalefet edilmesi” hususu kanuna aykırı görülerek anılan hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
9. Ceza Dairesi         2012/8283 E.  ,  2013/4894 K. "İçtihat Metni" İtiraz Eden : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İtiraz Yazısının Tarihi : 05.03.2012 İtiraz Edilen Daire Kararı : 04.01.2012 tarih ve 2011/5369 - 2012/174 sayılı bozma kararı İtirazla İlgili Mahkeme Kararı : Kahta Asliye Ceza Mahkemesinin 03.11.2009 tarih, 2009/125-2009/319 sayılı kararı İtirazla İlgili Hüküm : TCK'nın 152/1-a, 31/3, 62 ve 50/1-d maddeleri uyarınca mahkumiyet İtiraza Konu Olan Sanıklar : 1- ..., 2- ... Suç : Mala zarar verme Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı ve ekindeki dava dosyası, 05.07.2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı “Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Basın Yayın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanun”un 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelenerek gereği düşünüldü: Sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan açılan davanın yargılaması sonunda kurulan mahkumiyet hükmünün, sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmesi sonrasında, Dairemizin 04.01.2012 tarih ve 2011/5369 - 2012/174 sayılı kararı ile; “Sanıkların sorgusunun yapıldığı 21.07.2009 tarihli oturum tutanağının ilk sayfasının katip tarafından imzalanmaması suretiyle CMK'nın 219. maddesine muhalefet edilmesi” hususu kanuna aykırı görülerek anılan hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 05.03.2012 tarihli itiraz dilekçesinde; “Dosyanın incelenmesinde; sanıkların sorgularının yapıldığı 21.07.2009 tarihli oturuma ait duruşma tutanağın 2 sayfadan ibaret olduğu, tutanağın birinci sayfasında zaptı yazan 111210 sicil numaralı Yasemin Tekbaş Sönmez adlı zabıt kâtibinin imzasının bulunmadığı, adı geçen kâtibin tutanağın ikinci sayfasında, hükmü veren hâkimin tutanağın hem birinci hem de ikinci sayfalarında imzasının bulunduğu görülmüştür. 5271 sayılı CMK'nın 219/1. maddesi uyarınca duruşma tutanaklarının her bir sayfasının mahkeme başkanı veya hakimi ile tutanağı yazan zabıt katibi ve 232/4. maddesi uyarınca karar ve hükümlerin bunlara katılan hakimler tarafından imzalanması gerekir. Bu yasal düzenlemelerin amacı tutanakların değiştirilmesini önlemek ve onlara güven duyulmasını sağlamaktır. Duruşma tutanakları imzalanmak suretiyle ancak sahteciliği iddia olunabilen resmi belge niteliğine kavuşur. 5271 sayılı CMK'nın 222. maddesinde “Duruşmanın nasıl yapıldığı, kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ancak tutanakla ispat olunabilir. Tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir.” hükmü ile açıkça bu husus belirtmiştir. 5271 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nın 307. maddesi uyarınca, temyiz ancak hükmün yasaya aykırı olması sebebine dayanır. Yasaya aykırılık ise, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanmasıdır. Ancak her yasaya aykırılık mutlak bir bozma nedeni değildir. Mutlak bozma nedeni olan kanuna aykırılık halleri aynı Yasanın 308. maddesinde sekiz bent halinde sayılmıştır. Bu hallerin bozma sebebi sayılıp sayılmaması hususu Yargıtay'ın takdirine de bırakılmamıştır. Bunun dışındaki hallerde yasaya aykırılığın bozma sebebi sayılabilmesi için aykırılığın yine aynı Yasanın 306. maddesindeki “hükme esas alınan”, 309. maddesindeki “hüküm için mühim noktalarda” ve 320. maddesindeki “hükme tesiri olacak derecede kanuna muhalefet” ibareleri ile işaret olunduğu üzere son karara (hükme) tesiri olması gerekir. “Kanun abesle iştigal etmez” evrensel hukuk kaidesinin gereği de budur. 5271 sayılı CMK'nın 219/1 ve 232/4. maddelerine aykırı davranılması, 5271 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nın 308. maddesinde sayılan mutlak bozma nedenlerinden biri değildir. Bu itibarla her imza eksikliği hükmün bozulmasını gerektirmez. Eksik imza bulunan tutanaklarda esaslı bir işlem yapılıp yapılmadığı, mevcut imzaların tutanağa yeterli güveni sağlayıp sağlamadığı, tutanağın diğer sayfalarında imza eksikliği bulunup bulunmadığı, eksik imzalı tutanaktaki işlemlerin imza eksikliği bulunmayan başka tutanak veya kararlarla ve var ise UYAP’taki kaydı ile uyumlu olup olmadığı, güvenli elektronik imza kullanılmasına rağmen gerekmediği halde el ile imza atılıp atılmadığı, tutanaktaki kararların oybirliği ile ve ilgilerinin istemlerine uygun olarak alınıp alınmadığı, tutanağın içeriğine yönelik bir itiraz olup olmadığı gibi hususlar gözetilerek mevcut imza eksikliğinin hükmün bozulmasını gerektirecek nitelikte usul ve yasaya aykırılığı teşkil edip etmediği belirlenmelidir. Anayasanın 141/4. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde belirtilen davaların makul sürede bitirilebilmesinin sağlanması ve usul ekonomisi esaslarına uygun olan da budur. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 05.07.2011 gün ve 90/178, 28.09.2011 gün ve 1839/1933 ve 03.10.2011 gün ve 1904/2166 sayılı kararları da bu görüşümüzü destekler niteliktedir. Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; her ne kadar 21.07.2009 tarihli duruşma tutanağının 1. sayfası zabıt katibi tarafından imzalanmamış ve bu suretle 5271 sayılı CMK'nın 219/1. maddesine aykırı davranılmış ise de; aynı zabıt katibinin tutanağın 2. sayfasında imzasının bulunduğu, zabıt katibinin imzasının eksik olduğu sayfanın hakim tarafından imzalanarak tutanak içeriğinin doğruluğunun tasdik edildiği, 2 sayfadan ibaret tutanağın UYAP ortamında hakim tarafından onaylanmak suretiyle dosya içerisine belge olarak kaydedildiği, duruşma tutanağının içeriğine yönelik herhangi bir itiraz ileri sürülmediği birlikte gözetildiğinde, tutanağın 1. sayfasının zabıt katibince imzalanmasının unutulduğu değerlendirilerek, eksik imzalı sayfanın hakim tarafından imzalanması, aynı zabıt katibinin tutanağın ikinci sayfasında imzasının bulunması karşısında, yasanın aradığı ve amaçlanan tutanağa güveninin kafi derecede korunduğu, mevcut imza eksikliğinin mahallinde tamamlanabileceği anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle; mahallinde tamamlatılabilecek nitelikte olan mevcut imza eksikliğinin, 5271 sayılı CMK'nın 219/1. maddesine aykırılık oluşturacak mutlak bir bozma nedeni olmadığı” gerekçesine dayanarak Dairemiz bozma kararına karşı itirazda bulunmuştur. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ile Dairemiz arasındaki uyuşmazlık, imza eksikliği nedeni ile oluşan kanuna aykırılığın hükmün bozulmasını gerektirecek nitelikte bir kanuna aykırılık olarak kabul edilip edilmemesi gerektiğine ilişkindir. İtiraz, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesine eklenen 2 ve 3. fıkralar kapsamında bir bütün olarak incelendiğinde; Dairemizin 27.11.2012 tarihli yazısı ile, “suça sürüklenen çocukların sorgusunun yapıldığı 21.07.2009 tarihli oturuma ait duruşma tutanağının 1. sayfasında 111210 sicil nolu zabıt katibinin imzası bulunmadığı gibi bu sayfanın elektronik olarak da imzalanmadığı” belirtilip, bu eksikliğin aynı katip tarafından hakim huzurunda giderilerek, buna dair düzenlenecek tutanakla birlikte iade edilmesi istenilmiş, “21.07.2009 tarihli oturuma ait duruşma tutanağının 1. sayfasında katibe ait imza eksikliğinin giderildiğine” dair Adıyaman 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.01.2013 tarihli tutanağı ve ekindeki duruşma zaptı da nazara alındığında itiraz yerinde görülerek aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: 1- Dairemizin itiraz edilen bozma kararının kaldırılmasına, 2- Sanıklar hakkında kurulan hükme ilişkin incelemede; TCK'nın 152/1-a maddesinde hürriyeti bağlayıcı ceza yanında adli para cezasının öngörülmemesine ve mahkeme tarafından da bu şekilde uygulama yapılmasına rağmen; anılan madde uyarınca belirlenen temel cezadan TCK'nın 31/3. ve 62. maddeleri gereğince indirim yapıldıktan sonra hürriyeti bağlayıcı cezanın yanına, ayrıca “2 gün adli para cezası” ibaresinin fazladan yazılması mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 26.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4. Ceza Dairesi, 2012/28152 E., 2013/17804 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
sayfası zabıt katibi tarafından imzalanmayarak, 5271 sayılı CYY'nın 219. maddesine aykırı davranılması,
4. Ceza Dairesi         2012/28152 E.  ,  2013/17804 K. "İçtihat Metni" Hakaret ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarından sanık ... hakkında yapılan yargılama sonunda mahkumiyetine dair, Malatya 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 05/11/2007 tarih ve 2005/211 esas, 2007/607 karar sayılı hükmün sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 18/01/2012 gün ve 2010/1305 esas, 2012/946 sayılı kararıyla; "Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanığın savunmasının alındığı ve mağdur ... 'nin dinlendiği 23.03.2006 tarihli oturuma ait tutanağın 1. sayfası zabıt katibi tarafından imzalanmayarak, 5271 sayılı CYY'nın 219. maddesine aykırı davranılması, Yasaya aykırı ve sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA" karar verilmiştir. I-İTİRAZ NEDENLERİ Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/07/2012 tarihli kararı ile Dairemize gönderilen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20/04/2012 gün ve 2008/51299 sayılı yazısı ile; "Dosyanın incelenmesinde duruşmanın bitirilip hükmün kurulduğu, 23.03.2009 tarihli oturuma ait duruşma tutanağın 2 sayfadan ibaret olduğu, tutanağın sanık savunması müşteki beyanının bir bölümünün yer aldığı birinci sayfasında zaptı yazan 1424 sicil numaralı ... adlı zabıt kâtibinin imzasının bulunmadığı, adı geçen kâtibin tutanağın ikinci sayfasında, hükmü veren hâkimin tutanağın hem birinci hem de ikinci sayfalarında imzasının bulunduğu görülmüştür. 5271 sayılı CMK.nun 219/1. maddesi uyarınca duruşma tutanaklarının her bir sayfasının mahkeme başkanı veya hakimi ile tutanağı yazan zabıt katibi ve 232/4. maddesi uyarınca karar ve hükümlerin bunlara katılan hakimler tarafından imzalanması gerekir. Bu yasal düzenlemelerin amacı tutanakların değiştirilmesini önlemek ve onlara güven duyulmasını sağlamaktır. Duruşma tutanakları imzalanmak suretiyle ancak sahteciliği iddia olunabilen resmi belge niteliğine kavuşur. 5271 sayılı CMK.nun 222. maddesinde "Duruşmanın nasıl yapıldığı, kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ancak tutanakla ispat olunabilir. Tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir." hükmü ile açıkça bu husus belirtmiştir. Üst norm olarak temel hukuk kurallarını değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında dikkate alacağımız Anayasanın 141/4. madde ve fıkrasında yer verilen, "Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir" hükmü gereği kabul edildiği gibi CMK'nun da kabul ettiği bir ilkedir. Uzun süren makul sürede tamamlanıp sonuçlandırılmayan yargılamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ilgili hükümlerini de ihlal edeceğinden , geciken adeletin tam bir adalet olmayacağına dair evrensel ilkeler de dikkate alındığında yargılamanın gereksiz uzamaması, için gereken tedbirlerin ilgili mercilerce alınması gerekmektedir. ./.. -2- İmza eksiksliği konusunda taraflarca herhangi bir itiraz olmadığı gibi duruşma tutanakları hakkında da bir terereddüt olmadığı evrakın UYAP portalında kaydı bulunduğu , yukarıda belirtilen hukuka aykırılık hallerinde kesin bozma sebepleri arasında sayılmayan duruşma tutanağındaki sadece zabıt katibi imzası eksikliğinin, temyiz incelemesi öncesinde noksan ikmali suretiyle gidertilmesi, birkaç ay gibi kısa bir sürede sağlanabilecektir. Bu prosedür sonrasında esastan temyiz incelemesi yapılarak bir karar verilmesi mümkün iken, salt imza noksanlığı nedeniyle bozulması halinde, dosyanın yerel mahkemece yeniden esasa kaydı - taraf teşkili -yargılama süreci -verilecek kararın tebliği - yeniden işleyecek temyiz süreci suretiyle yargılama uzatılacak ve davaların mümkün olan en kısa sürede bitirilememesi nedeniyle adil yargılanma hakkı ihlal edilebilecek veya bir kısım davalar zamanaşımına uğrayabilecektir. Temyiz incelemesinin 5271 sayılı CMK'nın 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 307. maddesi uyarınca, temyiz ancak hükmün yasaya aykırı olması sebebine dayanır. Yasaya aykırılık ise, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanmasıdır. Ancak her yasaya aykırılık mutlak bir bozma nedeni değildir. Mutlak bozma nedeni olan kanuna aykırılık halleri aynı Yasanın 308. maddesinde sekiz bent halinde sayılmıştır. Bu hallerin bozma sebebi sayılıp sayılmaması hususu Yargıtay'ın takdirine de bırakılmamıştır. Bunun dışındaki hallerde yasaya aykırılığın bozma sebebi sayılabilmesi için aykırılığın yine aynı Yasanın 306. maddesindeki "hükme esas alınan", 309. maddesindeki "hüküm için mühim noktalarda" ve 320. maddesindeki "hükme tesiri olacak derecede kanuna muhalefet" ibareleri ile işaret olunduğu üzere son karara hükme tesiri olması gerekir. Duruşma tutanağındaki imza eksikliğinin 5271 sayılı CMK.nun 219/1 ve 232/4. maddelerine aykırı davranılması, 5271 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK.nun 308. maddesinde sayılan mutlak bozma nedenlerinden biri değildir. Bu itibarla her imza eksikliği hükmün bozulmasını gerektirmez. Mevcut imzaların tutanağa yeterli güveni sağlayıp sağlamadığı, tutanağın diğer sayfalarında imza eksikliği bulunup bulunmadığı, eksik imzalı tutanaktaki işlemlerin imza eksikliği bulunmayan başka tutanak veya kararlarla ve var ise UYAP'taki kaydı ile uyumlu olup olmadığı, güvenli elektronik imza kullanılmasına rağmen gerekmediği halde el ile imza atılıp atılmadığı, tutanaktaki kararların oybirliği ile ve ilgilerinin istemlerine uygun olarak alınıp alınmadığı, tutanağın içeriğine yönelik bir itiraz olup olmadığı gibi hususlar gözetilerek mevcut imza eksikliğinin hükmün bozulmasını gerektirecek nitelikte usul ve yasaya aykırılığı teşkil edip etmediği belirlenmelidir. Anayasanın 141/4 ve Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesi'nin 6. maddesinde belirtilen davaların makul sürede bitirilebilmesinin sağlanması ve usul ekonomisi esaslarına uygun olan da budur. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 05.07.2011 gün ve 90/178, 28.09.2011 gün ve 1839/1933 ve 03.10.2011 gün ve 1904/2166 sayılı kararları da esasa etki etmeyen eksikliğin yargılama sürecine olumsuz etkisini destekler mahiyetdedir. Üst norm olan Anayasamız, Avrupa İnsan hakları kararları, evrensel hukuk ilkelerini birlikte değerlendirdiğimizde itiraz konusu olayımızda her ne kadar 23.03.2006 tarihli duruşma tutanağının bir bölümünü içeren 1. sayfası zabıt katibi tarafından imzalanmamış ve bu suretle 5271 sayılı CMK.nun 219/1 maddesine aykırı davranılmış ise de; aynı zabıt katibinin tutanağın 2. sayfada imzasının bulunduğu , zabıt katibinin imzasının eksik olduğu sayfanın hakim tarafından imzalanarak tutanak içeriğinin doğruluğunun tasdik edildiği, duruşma tutanağının içeriğine yönelik herhangi bir itiraz ileri sürülmediği birlikte gözetildiğinde, tutanağın 1. sayfasının zabıt katibince imzalanmasının unutulduğu değerlendirilerek, eksik imzalı sayfanın hakim tarafından imzalanması, aynı zabıt katibinin tutanağın ikinci sayfasında ve tutanakla aynı içerikli olan gerekçeli kararda imzasının bulunması karşısında, yasanın aradığı ve amaçlanan tutanağa güveninin kafi derecede korunduğu, vüsukun hükmün bozulmasını gerektirecek derecede ihlal edilmediği, mevcut imza eksikliğinin mahallinde tamamlanabileceği anlaşılmaktadır. ./.. -3- Bu nedenlerle; mahallinde tamamlatılabilecek nitelikte olan mevcut imza eksikliğinin, 5271 sayılı CMK.nun 219/1. maddesine aykırılık oluşturacak mutlak bir bozma nedeni olmadığını gözetmeyen özel Dairenin bozma kararına katılmak mümkün değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; itirazın kabulüne, Yüksek Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 18.01.2012 gün ve 2010/1305(E), 2012/946(K) sayılı bozma kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının esastan incelenmek üzere Özel Dairesine gönderilmesine karar verilmesi, Arz ve talep olunur.” isteminde bulunulması üzerine dosya Dairemize gönderilmekle, incelenerek gereği düşünüldü: II- KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz gerekçeleri yerinde görülmekle, 6352 sayılı Kanunun 99. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesinin 3. fıkrası uyarınca İTİRAZIN KABULÜNE, Dairemizce verilen 18/01/2012 gün ve 2010/1305 esas, 2012/946 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, Suçların oluştuğu 12/03/2005 tarihine göre temyiz süreci içinde, sanık yararına olan 765 sayılı TCK'nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık olağanüstü dava zamanaşımının gerçekleştiği anlaşıldığından, sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde bulunmakla, 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak KAMU DAVALARININ DÜŞMESİNE, 06.06.2013 günü oybirliğiyle karar verildi. ...

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Muhakemesi Hukuku

Mahkeme başkanının mazereti bulunursa tutanağı kim imzalar?

A) Cumhuriyet Savcısı
B) Yazı İşleri Müdürü
C) Üyelerin en kıdemlisi
D) En genç üye
E) Nöbetçi Hâkim

Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol