Ceza Muhakemesi Kanunu 220. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 220 – (1) Duruşma tutanağının başlığında;
a) Duruşmanın yapıldığı mahkemenin adı,
b) Oturum tarihleri,
c) Hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin adı ve soyadı,
belirtilir.
Duruşma tutanağının içeriği
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
8 karar eşleşti
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 220 ]
Ceza Genel Kurulu 2005/4-112 E., 2005/127 K.
Ceza Genel Kurulu 2005/4-112 E., 2005/127 K.
- HABER KAYNAĞININ KAMUOYUNCA BİLİNMESİ
- YAYIN YOLUYLA HAKARET ETMEK- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 265 ]
- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 220 ]
"İçtihat Metni"
Yayın yoluyla hakaret suçu sanıkları ...... ..... ile ...... ...... .....'ün beraatlerine ilişkin olarak Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 22.01.2002 gün ve 1574-18 sayılı hüküm katılan vekillerince temyiz edilmekle dosyayı inceleyen Yargıtay 4. Ceza Dairesince 14.06.2004 gün ve 5726-7559 sayı ile;
"1- Sanık ...... .....'nın savunmasının alındığı 26.06.2001 günlü oturumu belgeleyen tutanağa oturuma katılan Yargıç, C.Savcısı ve yazmanın ad ve soyadları yazılmayarak CYY'nın 265. maddesine uyulmaması,
2- Sanık ...... ...... .....'ün program sorumlu müdürü ve diğer ...... ......'nın da yapımcısı ve sunucusu olduğu bir televizyon programında sanık ...... ......nın yayın tarihinden bir süre önce Ağrı Dağı'na yapılan ve katılanın da bulunduğu bir tırmanış esnasında ekipte bulunan ..... ......'ın düşüp ölmesi olayını ve kısa adı .... olan derneğin başkanı olan katılanın bu olaydaki durumu ve dernek yönetimiyle ilgili tutum ve davranışlarını konu ederek onun hakkında söylediği sözlerin içeriği karşısında haberin gerçeğe uygun olup olmadığının, büyük ölçüde gerçeğe uygun olduğu anlaşıldığı takdirde haberin kamuoyunca bilinmesinde kamu yararı bulunup bulunmadığının araştırılması, bulunduğunun kabul edilmesi halinde, haberin özü ile veriliş biçimi arasındaki ölçü ve fikir bağının korunup korunmadığı, küçük düşürücü değer yargılarının habere eklenip eklenmediğinin açıklanması ve gerektiğinde bu konularda bilirkişiden de görüş alınarak sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma ve yetersiz gerekçeyle beraat hükümleri kurulması" isabetsizliğinden bozulmuştur.
Yerel Mahkeme 20.10.2004 gün ve 535-2627 sayı ile: bozmanın (1) nolu bendine karşı eylemli biçimde, (2) nolu bendine karşı da;
".....Mahkememizce maalesef her nasılsa 1 nolu bozma fark edilmeyerek 2 nolu bozma dikkate alınarak önceki kararımızın doğru olduğu inancı ile direnme kararı verilmiştir.
Şöyle ki .......'a üye ..... ......'ın Ağrı Dağı'na yapılan tırmanış esnasında kazaen düşüp ölmesi üzerine sanık ...... ......'nın "...... ......" programında bu konunun ele alınıp irdelendiği, görüşlere yer verildiği anlaşılmıştır.
Şikayet dilekçesi toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre olayın büyük ölçüde gerçeğe uygun olduğu, ..... gibi topluma mal olmuş bir dernek ilgili haberin kamuoyunca bilinmesinde kamu yararının bulunduğu, haberin özü ile veriliş biçimi arasındaki ölçü ve fikir bağının korunduğu, küçük düşürücü değer yargısında bulunulmadığı, suçu hukuka uygun kılan eleştiri ve haber verme haklarının sınırlarının aşılmadığı, toplumun yararı ile bireyin yararı karşılaştırılması gerektiğinde toplum yararının üstünlüğü tercih edildiğine göre ve katılanın şahsı hedef alınmayarak .....'un çalışması, görevleri ve faaliyetleri gözönüne alınarak güncel ve demokratik bir televizyon programı yapıldığının anlaşıldığı" gerekçesi ile direnmiştir.
Bu hükmün de katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay C.Başsavcılığının "hükmün bozulması" görüşünü içeren 16.09.2005 gün ve 30216 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle Ceza Genel Kurulunca okundu, gereği konuşulup düşünüldü.
CEZA GENEL KURULU KARARI
Yayın yoluyla hakaret suçu sanıkları ...... ...... ile ...... ........'ün beraatlerine ilişkin kararın katılan vekillerince temyizi üzerine Özel Daire; sanık ...... ......'nın savunmasının alındığı 26.06.2001 günlü oturuma katılan hakim, C.savcısı ve zabıt katibinin ad ve soyadlarının oturumu belgeleyen tutanağa yazılmayarak CYUY'nın 265. maddesine aykırı işlem yapıldığını, ayrıca eksik soruşturma ve yetersiz gerekçeyle hüküm kurulduğunu belirterek hükmü iki nedene dayanmak suretiyle bozmuştur.
Yerel Mahkeme ikinci bozma nedenine karşı gerekçesini de bildirerek, ilk bozma nedenine karşı ise, "bozma ilamında yer alan bu nedenin fark edilemediğini" belirtmek suretiyle ancak gereğini yerine getirmeyerek eylemli biçimde direnmiştir.
İncelenen olayda;
Yapımcı ve sunucusu olduğu bir televizyon programında yayın yoluyla hakaret suçunu işlediği iddia olunan sanık ...... ......'nın sorgusunun yapıldığı 26.06.2001 günlü oturuma katılan hakim, C.savcısı ve zabıt katibinin ad ve soyadlarının, oturuma ilişkin tutanak başlığına yazılmadığı anlaşılmaktadır.
Tutanağın düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY'nın 265. maddesine göre: hakimlerin, C.savcısının ve zabıt katibinin ad ve soyadlarının duruşma tutanağına yazılması usule ilişkin bir zorunluluktur. Tutanağın altında bu kişilerden bir kısmının imzalarının bulunması, usul kurallarına aykırılığı gideremez. Nitekim buyurucu nitelikteki bu usul kuralı, hükümden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı CYY'nın 220. maddesinde de benzer biçimde düzenlenmiş; duruşma tutanağının başlığında hakimin, C.savcısının ve zabıt katibinin adı ve soyadının belirtileceği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda, sanıklardan ...... ......'nın sorgusunun yapıldığı oturuma ilişkin tutanaktaki bu eksiklik, mevcut işlemin geçerliliğini etkileyecek düzeydedir.
Öte yandan, suça konu yayının gerçekleştirildiği televizyon kanalının program müdürü olan sanık ...... ...... ......'ün bu yayından sorumlu tutulup tutulmayacağı hususu da, program yapımcısı ve sunucusu olan sanık ...... ......'nın yargılama konusu eylemi ile bağlantılıdır. Bu itibarla, her iki sanığın hukuki durumu da, Yerel Mahkemece doğruluğu kabul edilen ancak gereği yapılmayan bozma nedeni ile ilişkili olup, diğer yönleri incelenmeyen hükmün öncelikle bu nedenle bozulması gereklidir.
SONUÇ : Açıklanan nedenle;
1- Diğer yönleri incelenmeyen Yerel Mahkeme hükmünün öncelikle açıklanan usul yanılgısı nedeniyle BOZULMASINA,
2- Dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 15.11.2005 günü tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak oybirliği karar verildi.
Diğer kararlar (4)
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
“Hükmün tefhim edildiği 02.12.2010 tarihli oturuma ait duruşma tutanağının başlık kısmında oturuma Üye Hakim olarak Burhanettin katıldığı yazılı olduğu halde, duruşma tutanağının Üye Hakim Ceren tarafından imzalanması suretiyle CMK’nun 220. maddesine muhalefet edilmesi” isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.
Ceza Genel Kurulu 2011/1-392 E. , 2012/133 K.
* HAKİMİN İSMİNİN KARARA YANLIŞ YAZILMASI
* KASTEN ADAM ÖLDÜRME SUÇU
* 1982 ANAYASASI (2709) Madde 141
* TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 29
* TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 31
* TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 62
* TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 86
* TÜRK CEZA KANUNU (TCK) (5237) Madde 87
* CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 219
* CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 220
* CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 222
* CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 288
* CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 289
* CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 294
* CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 301
* CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 302
* CEZA MUHAKEMESİ KANUNU (CMK) (5271) Madde 304
* CEZA MUHAKEMESİ KANUNUNUN YÜRÜRLÜK VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN (5320) Madde 8
"İçtihat Metni"
Kasten öldürme suçuna teşebbüsten sanık Kadir’in, 5237 sayılı TCY’nın 86/1, 86/3-e, 87/1-d-son, 29/1, 31/3, 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin, Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 02.12.2010 gün ve 136-325 sayılı hükmün o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 15.09.2011 gün ve 5544-5175 sayı ile;
“Hükmün tefhim edildiği 02.12.2010 tarihli oturuma ait duruşma tutanağının başlık kısmında oturuma Üye Hakim olarak Burhanettin katıldığı yazılı olduğu halde, duruşma tutanağının Üye Hakim Ceren tarafından imzalanması suretiyle CMK’nun 220. maddesine muhalefet edilmesi” isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığı ise 28.10.2011 gün ve 105388 sayı ile;
“02.12.2010 tarihli son duruşmada, oturum tutanağı başlığında Üye Hakim Cevdet adı yazılı olduğu halde, 119104 sicil numaralı üye Hakim Ceren tarafından imzalandığı görülmüş, sanık savunmanı tarafından, belirtilen durum için herhangi bir sahtecilik iddiası da görülmemiştir. Uyap üzerinden alınan duruşma tutanağında da, Üye Hakim Ceren ‘in adı, sicili ve imzasının olduğu görülmüştür.
CMK'nun 219 (1). maddesinde; ‘Duruşma için tutanak tutulur. Tutanak, mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır. Duruşmada yapılan işlemlerin teknik araçlarla kayda alınması halinde, bu kayıtlar vakit geçirilmeksizin yazılı tutanağa dönüştürülerek mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır’,
220 (l)-c. maddesinde; ‘Hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin adı ve soyadı belirtilir’,
222 (1). maddesinde; Duruşmanın nasıl yapıldığı, kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı, ancak tutanakla ispat olunabilir. Tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir’.
288 (1). maddesinde; ‘Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır’.
288 (2) maddesinde; ‘Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır’.
289 (1). maddesinde; ‘Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık var sayılır.
a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması.
b) Hâkimlik görevini yapmaktan kanun gereğince yasaklanmış hâkimin hükme katılması.
c) Geçerli şüphe nedeniyle hakkında ret istemi öne sürülmüş olup da bu istem kabul olunduğu hâlde hâkimin hükme katılması veya bu istemin kanuna aykırı olarak reddedilip hâkimin hükme katılması.
e) Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması’
294 (1). maddesinde; ‘Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır’.
294 (2). maddesinde; ‘Temyiz sebebi, ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir’.
301 (1). maddesinde; ‘Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar’.
302 (2). maddesinde; ‘Yargıtay, temyiz edilen hükmü, temyiz başvurusunda gösterilen, hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozar. Bozma sebepleri ilâmda ayrı ayrı gösterilir’.
302 (4). maddesinde; ‘Hükmün bozulmasına neden olan hukuka aykırılık, bu hükme esas olarak saptanan işlemlerden kaynaklanmış ise, bunlar da aynı zamanda bozulur’ .
304 (2). maddesinde; ‘Yargıtay, dosyayı 303 üncü maddede belirtilenlerin dışında kalan hâllerde yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere hükmü bozulan bölge adliye mahkemesine veya diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderir’ şeklindedir.
Belirtilen hükümler incelendiğinde, öncelikle, duruşma tutanaklarının ancak sahteliğinin iddia edilebileceği hususu gözden kaçırılmamalıdır. Esasen, temyiz incelemesinde bir sahtecilik iddiası da bulunmamaktadır. Sadece hukuki yönün temyize konu edilebileceğine dair CMK’nun 294/2. maddesi esas alındığında, sahtecilik iddiasının bulunmaması halinde, duruşma tutanağının şekline ilişkin itirazlara temyiz incelemesi sırasında bakılmaması gerektiği düşünülmektedir. Zira bozma kararı verilmesi halinde, itirazlara konu olgulara ilişkin yeni işlemlerin yapılabilir olması gerekir. Yargıtay, CMK’nun 302/2. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere, temyiz edilen hükmü, hükmü etkileyecek nitelikteki hukuka aykırılıklar nedeniyle bozmalıdır. Yoksa CMK’nun 304/2. maddesinin uygulanma olanağı bulunmayacaktır. Gerçekten de, CMK’nun 304/2. maddesi uyarınca, bozma sonrasında mahkemece yeniden inceleme yapılması ve yeniden hüküm verilmesi gerekmektedir. O halde Yargıtay, öncelikle fark edilen belirtilen nitelikteki şekli içerikli eksiklik ve yanlışlıklar için, öncelikle eksikliğin giderilmesini istemelidir. Yani, duruşmada bulunan hakim üyenin yerine başka hakim üyenin imza attığı fark edilmiş, duruşma tutanağı başlığındaki ad-soyad, sicil numarası ile tutanağın altındaki belirtilen bilgilerin birbirine uymaması veya imzalar arasında duraksamaya yol açabilecek şekilde bariz farklılıklar tespit edilmiş olması halinde, öncelikle bu yanlışlığa ilişkin gerçek durum yerel mahkemeden sorularak, gerektiğinde elektronik imza ile yapılan işlemler da kontrol edilerek, tespitler tutanağa bağlanmalıdır. Yoksa bu şekli yanlışlıklar bozma konusu yapılmamalıdır.
Öte yandan, temyiz incelemesinin ancak hukuka aykırılık hallerine özgü olduğu da gözden kaçırılmamalıdır. CMK’nun 288. maddesine göre hukuka aykırılık, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanmasıdır. Bozma konusu duruşma işlemi incelendiğinde, CMK’nun 289. madde uyarınca mahkeme doğru şekilde oluşturulmuş, sadece tutanaktaki şekli unsurlarda bir uyumsuzluk meydana gelmiştir.
Sonuç itibariyle, belirtilen hükümler muvacehesinde, Yargıtay temyiz incelemesinin hukuka aykırılıklara özgülendiği, yeniden incelenmesi gereken bir durumun söz konusu olmaması halinde, şekli eksiklikler nedeniyle hükmün bozulmaması ve eksiklikler giderildikten veya duraksamaya yol açan yanlışlıklar açıklanıp tutanağa bağlandıktan sonra esastan karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. Maddi gerçekliği esas alan ceza hukukunda, bir üyenin veya kâtibin adının veya sicil numarasının yanlış yazılması, tutanağın altındaki bilgilerle başlığındaki bilgilerin birbiriyle uyumlu olmaması, duruşmaya gerçekte iştirak etmeyen üyenin yanlışlıkla duruşma tutanağına imza atması, maddi gerçekliği değiştirmez. Belirtilen işlemler, sadece yapılan işlem yönünden sakat işlem olarak kalırlar. Esas olan, adı yanlış yazılsa da, mahkemenin hukuka uygun olarak oluşturulması olmalıdır. O halde, duruşma tutanağının şekline ait eksiklik ve aksaklıklar, maddi gerçekliği değiştirmediği cihetle, ancak yanlışlıkların düzeltilmesine konu edinebilirler. Gerçekten de, yapılmış bir duruşmada ileri sürülen deliller, sırf hâkimin adının yanlış yazılması nedeniyle yenilenemeyecektir. Sonraki duruşma, başka bir duruşma olacaktır. Oysa sakat olduğu iddia edilen ilk duruşmada her şey usulüne uygun olarak yapılmış, duruşma tutanağı sonlandırılırken istenmeden bir yanlışlık yapılmıştır. Bu yanlışlık, yapılan duruşmayı hukuka aykırı kılmamalıdır. Yine belirtilen, belki de bariz bir şekilde anlaşılan şekli eksiklikler nedeniyle, kamu davalarının zamanaşımına uğrama olasılığı da artacaktır” görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurarak, Özel Daire bozma kararının kaldırılmasına ve hükmün esasının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Dosya Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilmekle, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; hükmün verildiği 02.12.2010 tarihli oturuma ait duruşma tutanağının başlık kısmında, oturuma Üye Hakim olarak Burhanettin’in katıldığının yazılmasına karşın, duruşma tutanağının Üye Hakim Ceren tarafından imzalanması hususunun bozma nedeni yapılmasında isabet bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya içeriğine göre;
Yerel mahkemece hükmün verildiği 02.12.2010 tarihli oturuma ait tutanağın başlığında duruşmaya katılan Üye Hakimler olarak Burhanettin ve Cevdet’in isminin yazılı olduğu, tutanağın son kısmında ise Üye Hakimler Cevdet ve Ceren’in sicilinin yazıldığı, iki sayfadan ibaret tutanağın her iki sayfasının da Üye Hakimler Cevdet ve Ceren tarafından imzalandığı, gerekçeli kararın başlığında Cevdet ve Ceren’in isminin yazılı olduğu, kararın sonunda da yine aynı hakimlerin sicil numaralarının yazıldığı ve beş sayfalık gerekçeli kararın tüm sayfalarının adı geçen hakimler tarafından imzalandığı anlaşılmaktadır.
5271 sayılı CYY.nın 219. maddesinin 1. fıkrasındaki; “Duruşma için tutanak tutulur. Tutanak, mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt katibi tarafından imzalanır”,
220/1-c maddesindeki; "Duruşma tutanağının başlığında …Hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin adı ve soyadı… belirtilir”,
232/1-b maddesindeki; “Hükmün başına…hükmü veren mahkeme başkanı ve üyelerinin.. adı ve soyadı…yazılır”,
232/4. maddesindeki; “Karar ve hükümler bunlara katılan hakimler tarafından imzalanır” şeklindeki düzenlemeler göz önüne alındığında, duruşma tutanağının ve gerekçeli kararın başlığına, duruşmaya ve karara katılan hakimlerin isimlerinin yazılması gerektiği konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Bununla birlikte, duruşmaya katılan bir üye hâkimin yerine, oturum başlığına sehven başka bir hâkimin isminin yazılması 5271 sayılı CYY'nın 220/1-c maddesine aykırı ise de, her hukuka aykırılık bozma nedeni oluşturmamaktadır. 1412 sayılı CYUY'nın, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 308. maddesinde sayılan hukuka mutlak aykırılık halleri dışındaki aykırılıkların bozma nedeni yapılabilmesi için esasa etkili olması gerekir. Esasa yani yerel mahkemece verilen hükme etkisi olmayan nisbi hukuka aykırılık halleri ise bozma nedeni oluşturmayacaktır.
Diğer taraftan, Anayasamızın 141/4. maddesinde; davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuç¬landırılmasının yargının görevi olduğu belirtilmiş, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma hakkına ilişkin 6. maddesinde de, davaların makul bir süre içinde bitirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık değerlendirildiğinde;
Kısa kararın verildiği oturumun başlığına duruşmaya katılan Üye Hâkim Ceren ‘in isminin yerine Üye Hâkim Burhanettin’in isminin sehven yazılmış olduğu hususu, gerek aynı oturuma ait tutanağın altına, gerekçeli kararın başlığına ve son kısmına Üye Hâkim Ceren’in ismi ve sicil numarasının yazılması ve gerekse bahse konu oturuma ait tutanak ile gerekçeli kararın tüm sayfalarının yine Hâkim Ceren tarafından imzalanmış olmasından açıkça anlaşılmaktadır.
Nitekim duruşmaya, Üye Hâkim Ceren’in katılmadığına ilişkin dosyada hiçbir bilgi bulunmadığı gibi, gerek sanık müdafii gerekse Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçelerinde bu hususta bir iddia da yer almamaktadır.
Bu nedenle, duruşma tutanağının başlığına duruşmaya katılan üye hakimlerden birinin isminin yerine yanılgı sonucu başka bir üye hakimin isminin yazılması hususunun bozma nedeni yapılmasında isabet bulunmamaktadır.
Bu itibarla, itirazın kabulü ile Özel Dairenin diğer yönler incelenmeksizin verdiği bozma kararının kaldırılmasına ve dosyanın esastan temyiz incelemesi yapılabilmesi için Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
Çoğunluk görüşüne katılmayan iki Genel Kurul Üyesi; “itirazın reddi gerektiği” görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2-Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 15.09.2011 gün ve 5544-5175 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın esastan temyiz incelemesi yapılabilmesi için Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.04.2012 günü yapılan müzakerede oyçokluğuyla karar verildi.
4. Ceza Dairesi, 2021/40089 E., 2024/4920 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
5271 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinde, duruşma tutanağının başlığında;
4. Ceza Dairesi 2021/40089 E. , 2024/4920 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/383 E., 2016/558 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararıyla sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 125 inci maddesinin dördüncü fıkrası, 43, 62, 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. GEREKÇE
Ceza yargılaması işlemlerinin belgelendirilebilmesi ve bu işlemlere belge delili değeri tanınabilmesi amacıyla düzenlenen ve yargılamanın, kanunun aradığı şekilde oluşturulan heyet tarafından ve yine kanunun belirlediği ölçüler içerisinde yapılıp yapılmadığı hususunda yegâne delil olan ve sahteliği ya da gerçeğe aykırı olarak düzenlendiği yine aynı değerdeki bir delil ile ispatlanana kadar resmî belge niteliği taşıyan duruşma tutanaklarının şekli ve içerikleri, 5271 sayılı Kanun'un “Duruşma Tutanağı” başlıklı 219 uncu maddesinde; “Duruşma için tutanak tutulur. Tutanak, mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır. Duruşmada yapılan işlemlerin teknik araçlarla kayda alınması halinde, bu kayıtlar vakit geçirilmeksizin yazılı tutanağa dönüştürülerek mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır. Mahkeme başkanının mazereti bulunursa tutanak, üyelerin en kıdemlisi tarafından imzalanır” şeklinde düzenlenmiş,
5271 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinde, duruşma tutanağının başlığında; duruşmanın yapıldığı mahkemenin adı, oturum tarihi, hâkim, Cumhuriyet savcısı ve zabıt kâtibinin adı ve soyadının belirtileceği hüküm altına alınmıştır.
5271 sayılı Kanun'un 221 inci maddesi uyarınca duruşma tutanağında; “Oturuma katılan sanığın, müdafiinin, katılanın, vekilinin, kanunî temsilcisinin, bilirkişinin, tercümanın, teknik danışmanın adı ve soyadı, duruşmanın seyrini ve sonuçlarını yansıtan ve yargılama usulünün bütün temel kurallarına uyulduğunu gösteren unsurlar, sanık açıklamaları, tanık ifadeleri, bilirkişi ve teknik danışman açıklamaları, okunan veya okunmasından vazgeçilen belge ve yazılar, istemler, reddi halinde gerekçesi, verilen kararlar ile hüküm” yer alır,
5271 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinde ise; “Duruşmanın nasıl yapıldığı, kanunda belirtilen usul ve esaslara uygun olarak yapılıp yapılmadığı ancak tutanakla ispat olunabilir. Tutanağa karşı yalnız sahtecilik iddiası yöneltilebilir” hükmüne yer verilmiştir.
Ceza Genel Kurulunun yerleşik kararlarında belirtildiği üzere; yargılama işlemleri, onlara belge delili değeri tanınması için duruşmada okunarak tutanaklara yansıtılmakta ve duruşmaya katılan mahkeme başkanı, hâkim ve zabıt kâtibi tarafından imzalanarak resmî belge niteliğine kavuşturulmaktadır.
Muhakeme sürecinin sonunda verilen, muhakemeyi sonlandıran ve tutanağa geçirilip duruşmada okunan son kararın da oturuma katılan hâkimler ile tutanağı yazmakla görevli zabıt kâtibi tarafından imzalanması gerekmektedir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; hükmün tefhim edildiği duruşma tutanağında, bu tutanağı tanzim eden hakim hakkında yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınma ve meslekten el çektirme işlemi yapılmış olduğundan ve zabıt katibi ...'in de hakkında yürütülen soruşturma nedeniyle üç ay süreyle görevden uzaklaştırılma işlemi yapılmış olduğundan karar oturumuna çıkan hakim ve katibin ıslak imzaları ve e-imzalarının bulunmadığı, kısa kararın sonradan görevlendirilen hakim tarafından e-imza atılmak suretiyle tamamlanmış olduğu anlaşılmakla, mahallinde giderilebilecek nitelikte olmayan bu eksiklik, duruşma tutanağının içeriğinin güvenilirliği yönünde bir duraksamaya yol açtığından bozmayı gerektirmiştir.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden, başkaca yönleri incelenmeyen HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.04.2024 tarihinde karar verildi.
6. Ceza Dairesi, 2012/24421 E., 2013/21962 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
rilip tartışılmadan, kendi menfaatlerini temin için örgüt mensubu kişilerle görüşmelerin suç örgütüne yardım şeklinde değerlendirilerek yasal olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi, ayrıca karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Yasanın, 6352 sayılı Yasa ile değişik, 220/7. maddesi ile, sanıklar ...
6. Ceza Dairesi 2012/24421 E. , 2013/21962 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Yağma,suç işlemek maksadıyla örgüt kurmak, yönetmek, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, yardım etmek, ... tahdit, tehdit, iş ve çalışma hürriyetine tahdit
HÜKÜM : Beraat, Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm sanıklar ... ve ..., ..., ..., ..., ... savunmanları tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre tayin edilen günde yapılan duruşma sonunda dosya okunarak gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanıklar ..., ... hakkında yağma suçları dışındaki eylemlerden hükmolunan her bir cezanın miktarına, sanık ... yönünden verilen cezanın süresine göre, sanıklar ..., ..., ... için ise yasal süresinden sonra savunmanlarınca yapılan duruşmalı inceleme istemlerinin
5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 318 (5271 sayılı CMK’nun 299/1.)maddesi uyarınca REDDİNE,
Sanık ... hakkında yakınan ...’a yönelik yağma eyleminden dava açıldığı halde bu konuda bir hüküm verilmemiş ise de, zamanaşımı süresi içinde karar verilmesi olanaklı görülmüştür.
I- Sanık ... hakkında suç örgütü kurup yönetmek, yakınan ...’e yönelik yağma, yakınan ...’na yönelik ... tahdit, yakınan ...’a yönelik tehdit, yakınan ...’a yönelik iş ve çalışma hürriyetini tahdit, sanık ... hakkında suç örgütüne üye olmak, yakınan ...’na yönelik ... tahdit, sanık ... hakkında suç örgütüne üye olmak, yakınan ...’e yönelik yağma, yakınan ...’ya yönelik yağma; sanık ... hakkında suç örgütüne üye olmak, yakınan ...’na yönelik ... tahdit, sanık ... hakkında suç örgütüne üye olmak, yakınan ...’e yönelik yağma, sanık ... hakkında suç örgütüne üye olmak, yakınan ...’na yönelik ... tahdit, sanık ... hakkında suç örgütüne üye olmak, yakınan ...’a yönelik iş ve çalışma hürriyetini tahdit, sanıklar ..., ... hakkında yakınanlar ... ve...’e yönelik yağma; sanıklar ..., ..., ... hakkında suç örgütüne üye olmak eyleminden verilen mahkumiyet; sanıklar ..., ... hakkında suç örgütüne üye olmak suçundan verilen beraat hükümlerinin incelenmesinde,
Soruşturmanın sonuçlarını içeren tutanaklar, belgeler ve sanıklar ..., ... hakkında yağma suçu yönüyle duruşmalı inceleme sırasında ileri sürülen savunma doğrultusunda yapılan incelemede;
Yakınan ...’ya karşı işlenen yağma suçunda koşulları oluştuğu halde, 5237 sayılı Yasanın 149. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin yanı sıra (d) bendi ile de uygulama yapılması ve aynı Yasanın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken, bu hususların dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılması gerektiğinin düşünülmemesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanıklara yükletilen dava konusu suç örgütü kurup yönetmek, suç örgütüne üye olmak, yağma, ... tahdit, tehdit, iş ve çalışma hürriyetini tahdit eylemlerinin
yasada öngörülen suç tiplerine uygun olarak nitelendirildiği,
İddiaya, savunmalara ve toplanıp karar yerinde gösterilen yeterli kanıtlara göre belirtilen suçların (sanıklar ..., ... hakkında suç örgütüne üye olmak suçundan verilen beraat hükümleri hariç) sanıklar tarafından işlendiği,
Soruşturma aşamalarında ileri sürülen iddia, itiraz ve savunmaların incelenip tartışıldığı ve kanıtlara uygun olarak değerlendirildiği,
Yasal ve takdiri arttırıcı ve indirici nedenlerin gözetildiği,
Duruşma sonunda oluşan vicdani kanı ve uygulama maddeleri uyarınca cezaların doğru olarak belirlendiği,
Anlaşıldığından, o yer Cumhuriyet Savcısı, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... savunmanlarının temyiz dilekçelerinde ve sanıklar ..., ... savunmanı Av. ...’in duruşmada ileri sürdükleri tüm itiraz ve savunmaların reddiyle, sanıklar ..., ... hakkında yağma suçu yönüyle duruşmalı temyiz incelemesi yapılan hükümlerin isteme aykırı olarak ONANMASINA,
II- Sanık ... hakkında yakınan ...’ye yönelik yağma, ... tahdit, yakınan...’e karşı yağma ve ... tahdit, yakınan ...’a yönelik yağma, yakınan ...'na yönelik yağma, yakınan ...’ya yönelik yağma ve ... tahdit, yakınan ...’a yönelik tehdit, yakınan ...’e yönelik tehdit, yakınan ...’a yönelik yağma, yakınan ...’a yönelik yağma, yakınan ...'e yönelik yağma, yakınan ...’e yönelik yağma; sanık ... hakkında yakınan ...’ye yönelik yağma, ... tahdit, yakınan ...’a yönelik yağma, yakınan ...'na yönelik yağma, yakınan ...’a yönelik yağma, yakınan ...’a yönelik iş ve çalışma hürriyetini tahdit, yakınan ...’e yönelik yağma; sanık ... hakkında yakınan ...’ye yönelik yağma, ... tahdit, sanık ... hakkında yakınan...’e karşı yağma ve ... tahdit, yakınan ...’a yönelik yağma, yakınan ...’ya yönelik yağma ve ... tahdit, yakınan ...’e yönelik yağma, sanık
... hakkında yakınan...’e karşı yağma ve ... tahdit, yakınan ...’ya yönelik yağma ve ... tahdit, sanık ... hakkında yakınan ...'na yönelik yağma, yakınan ...’a yönelik yağma, yakınan ...’e yönelik yağma, sanık ... hakkında yakınan...'na yönelik yağma, sanık ... hakkında yakınan ...’a yönelik tehdit, sanık ... hakkında yakınan ...’a yönelik yağma, yakınan ...’a yönelik yağma, sanıklar ... hakkında suç örgütüne yardım etmek, yakınan ...’ye yönelik yağma, sanık ... hakkında yakınan ...’a yönelik tehdit, suç örgütüne yardım etmek, sanıklar ..., ... hakkında örgüt adına suç işlemek eylemlerinden verilen mahkumiyet kararlarının incelenmesine gelince,
Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1-Yakınan ...’ye yönelik yağma suçu için; sanıklar ..., ... ve ...’in yakınan ...’yi evinin karşısındaki kahvehaneye çağırarak, sanık ...’ya 20.000 TL borcu olduğunu kendilerine ödemesini istedikleri, yakınanın benim böyle bir borcum yok demesi üzerine, sanıkların bizim acilen 5.000 TL paraya ihtiyacımız var bu parayı patrona götürmemiz lazım, aksi takdirde durum hiç iyi olmaz, geri kalan miktar için de bir güzellik yaparız dedikleri, bir gün sonra sanıklar ... ve ...’in yakınanı arayıp buluşarak birlikte sipil tabir edilen yere gittikleri, burada parayı hazırladın mı dedikleri, yakınan hazırlamadım deyince kızarak nasıl hesap vereceğiz, yarına kadar 5.000 TL’yi getir, geri kalanına bir kolaylık yaparız diyerek yakınana bir taksi çağırıp gönderdikleri, bir gün sonra yakınanın 5.000 TL’yi işyerinde, birkaç gün sonra da sanık ... adına düzenlediği 8.500 TL’lik çeki sanıklar ... ve ...’ye verdiği, aradan bir süre geçtikten sonra sanıkların yakınanı tekrar arayarak para istedikleri, buluştukları yerde yakınanın sanık ...’ye 1.500 TL daha para verdiği, yaklaşık bir ay sonra yakınanı tekrar aradıkları ve bir parkta sanıklar ... ve ... ile buluştukları, bu sanıkların yakınana bir araç gösterip binmesini istedikleri, yolda sanık ...’nin kapalı bir zarfı yakınana uzatıp içindekini okumasını istediği, yakınan zarfı açtığında, “Merhaba kardeş ben ..., bana acil 5.000 TL para lazım bu parayı arkadaşlara ver” yazdığını gördüğünün anlaşılması karşısında, oluş ve tüm dosya içeriğine göre sanıkların kastlarını baştan itibaren yakınandan 20.000 TL almaya özgülemeleri ve kısım kısım tahsil etmeye çalışmaları nedeniyle, eylemin bir
bütün halinde tek bir yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması, kabule göre de, sanık ...’in her üç eylemde de bulunmasına rağmen yazılı şekilde yağma suçuna kalkışmaktan karar verilmesi, koşulları oluştuğu halde de, 5237 sayılı Yasanın 149. maddesinin birinci fıkrasının (h) bendiyle uygulama yapılmaması, ayrıca sanık ...’nın dosya kapsamına göre, yakınanın bir borcum yok ifadesine karşın, yakınandan ne şekilde alacağı olduğu karar yerinde denetime olanak verecek şekilde gösterilip tartışılmadan genel kabulle yazılı biçimde hüküm kurulması,
2-Yakınan ...’ye karşı işlenen ... tahdit suçu yönünden,
sanıklar ..., ... ve ...’in yakınanı bir zarar vermeksizin bırakmaları nedeniyle, 5237 sayılı Yasanın 110. maddesinin uygulanmama gerekçesinin karar yerinde denetime olanak verecek şekilde gösterilip tartışılmadan yazılı şekilde karar verilmesi,
3-Yakınan...’e yönelik yağma eylemi için, sanıklar ..., ..., ...’nun, yakınanın işyerine gidip sanık ...’ün bu mekan bundan sonra benim ya mekanı alırız ya da canını dediği, daha sonra da, yakınanın elinden aracını zorla alıp üzerine de toplamda 2500 TL’lik iki senet imzalattıkları, yakınana verdikleri şahin tipi aracın sorunlu çıkması üzerine yakınan tarafından iade edildiği halde senetlerin tahsil edilmesine rağmen para istenmeye devam edilmesi şeklinde gelişen eylemin alacak miktarını aşıp yağma boyutuna ulaştığı gözetilmeden yazılı biçimde uygulama yapılması,
4-Yakınan ...’e karşı işlenen ... tahdit suçu yönünden, sanıklar ... ve ... için, yakınanın bir zarar verilmeksizin bırakılması nedeniyle, haklarında 5237 sayılı Yasanın 110. maddesinin uygulanmama gerekçesinin karar yerinde denetime olanak verecek şekilde gösterilip tartışılmadan yazılı biçimde karar verilmesi,
5-Yakınan ...’a yönelik yağma eylemi yönünden sanıklar ..., ..., ... için, dosya kapsamına göre yakınanın Manisa spor takımına transferine yardım etmeleri konusunda, başlangıçta yakınanla sanıklar arasında para konusu konuşulmadığından ve transferin de gerçekleşmemesi dikkate alınarak, sonradan sanıkların masraflarımız oldu diyerek yakınandan ‘bu adamlar belalı adamlar ne kendini ne de bizi zor durumda bırakma şeklinde’ tehdit ederek bin euro para almaları şeklinde gelişen eylemin yağma suçunu oluşturduğu düşünülmeden
yazılı biçimde hüküm kurulması,
6-Yakınan ...'na yönelik yağma eylemi yönünden sanıklar ..., ..., ..., ... için, yakınanın sanık ...'nin galerisinden kiraladığı araçla kaza yapması üzerine, tamir masraflarının yakınanın babası tarafından ödendiği halde, aracın tamir süresince geçen günlerin de parasını istedikleri, olay günü de sanığın Kapaklıdaki sanık ...'in büfesine getirilerek dövülüp açık senet imzalattırılması şeklinde gelişen eylemin yağma suçunu oluşturduğu düşünülmeden yazılı biçimde uygulama yapılması,
7-Yakınan ...’ya yönelik yağma eylemi yönünden ..., ..., ... için, yakınanın aracını takas usulü sanık ...'nin galerisine verip, karşılığında tipo marka bir araç aldığı, ancak sanık ...'ün yakınan tarafından vekalet verilmesine rağmen aracın devrini almadığı, bir süre sonra yakınanın takasa verdiği aracın kaza yaptığı, araç ruhsatının hala yakınan üzerine olması nedeniyle sigorta şirketinin ödemeyi yakınanın hesabına yatıracağını bildirdiği, bunun üzerine sanıklar ..., ...'nun yakınanı zorla bir araca bindirip sanık ...'nin yanına götürdükleri, yakınanın sigortadan para yatar yatmaz vereceğini söylemesine rağmen yakınana zorla 6.000 TL'lik senet imzalattırdıkları, yakınanın takas karşılığı aldığı aracı da birkaç gün önce bir galericiye vadeli çek karşılığı sattığı, durumu öğrenen sanıkların galericiden aracı almaları üzerine galericinin de yakınandan çekini istediği, daha sonra galericinin çek bedeli olan 6.000 TL'yi yakınana verip aracın devrini aldığı, yakınanın sigorta bedeli olan 3.750 TL'yi sanıklara bu paradan verdiği, birkaç gün sonrada sigorta bedelinin yakınanın hesabına yattığı, ancak sanıkların aldıkları 6.000 TL'lik senedin sanık ...'ün iş yerinde ele geçtiğinin anlaşılması karşısında; eylemin yağma boyutuna ulaştığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
8-Yakınan ...'ya yönelik ... tahdit suçu yönünden, sanıklar ..., ..., ... için, olay sonrası yakınanın bir zarar verilmeksizin bırakılması nedeniyle, haklarında 5237 sayılı Yasanın 110. maddesinin uygulanmama gerekçesinin karar yerinde denetime olanak verecek şekilde gösterilip tartışılmadan yazılı biçimde karar verilmesi,
9-Yakınan ...’a yönelik tehdit suçu yönünden, sanıklar ..., ..., ... için, sanık ...’dan yakınanın faizli 25.000 TL borç alıp karşılığında evini devrettiği, bir yıl sonra da 50.000 TL ödeyerek evini geri almak ve bu süre zarfında da kira ödemeden oturma konusunda
anlaştıkları, yakınanın borcunu ödeyemeyince sanık ...’un sanık ...’a giderek evin tahliyesi konusunda yardım istemesi üzerine, sanık ...’in yakınanın işyerine giderek sanık ...’nin bilgisi dahilinde tahliye konusunda tehdit ettiğinin anlaşıldığı, ancak örgüt lideri olan sanık ...’nin bu eylemden ne şekilde haberdar olduğuna ilişkin ve sanık ...’ın sanık ...’la bu suçu örgüt kapsamında işlediğine dair delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde denetime olanak verecek şekilde gösterilip tartışılmadan genel kabulle yazılı şekilde hüküm kurulması,
10-Yakınan ...'e karşı tehdit suçu yönünden, ... için, Avukat olan yakınanın sanık ...'nin davalarını da takip ettiği, yakınanın sanık ...'ün alacaklısı olduğu bir icra takibinde borçlunun taahhüdüne uymayarak parayı yatırmaması üzerine, telefon açarak "yarın parayı alamazsam seni vurmayan ...'nin anasını avradını, devamında da cezayı alırım seni de yarın indiririm" şeklinde tehdit ettiğinin anlaşıldığı, ancak eylemin ne şekilde örgüt kapsamında işlendiğine dair delillerin karar yerinde gösterilip tartışılmadan ve bir telefon görüşmesi içinde geçen sözlerin tek bir tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı biçimde uygulama yapılması,
11-Yakınan ...’a karşı yağma suçu yönünden, sanıklar ..., ..., ..., ... için, sanıkların Manisa ve ...’da midye satım işini organize ettikleri, olay günü sanıklar ..., ..., ...’nin yakınanın önüne çıkarak burada midye satma git başka yerde sat,...her gün 20 TL verirse gelsin vermez ise gelmesin dediklerinin anlaşıldığı, yağma suçunun oluşabilmesi için, 5237 sayılı Yasanın 148. maddesinde belirtildiği üzere “bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına, yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya bir malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınmasının” gerekeceği, olayda ise sanıkların ne şekilde cebir veya tehdit kullanarak yüklenen suçu işlediklerine dair delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde denetime olanak verecek şekilde gösterilip tartışılmadan genel kabulle yazılı biçimde uygulama yapılması,
12-Yakınan ...’a karşı yağma suçu yönünden, sanıklar ..., ... için, sanıkların Manisa ve ...’da midye satım işini organize ettikleri, yakınanın ...’da midye satabilmek için her gün 20 TL parayı sanık ... vasıtasıyla sanık ...’e gönderdiğinin anlaşıldığı, ancak yağma suçunun
oluşabilmesi için, 5237 sayılı Yasanın 148. maddesinde belirtildiği üzere "bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına, yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya bir malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınmasının" gerekeceği, olayda ise sanıkların ne şekilde cebir veya tehdit kullanarak yüklenen suçu işlediklerine dair delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde denetime olanak verecek şekilde gösterilip tartışılmadan genel kabulle yazılı biçimde uygulama yapılması,
13-Yakınan ...'a karşı çalışma hürriyetini tahdit suçu yönünden, sanık ... için, sanık hakkında yakınana yönelik aynı eylem için hem mahkumiyet hem de beraat hükmü kurulması suretiyle çelişki yaratılması,
14-Yakınan ...'e karşı yağma suçu yönünden, sanık ... için, yakınanın sanığın galerisinden ... marka araç alıp karşılığında iki ay vadeli 13.500 TL'lik çek verdiği, yakınan süresinde borcunu ödeyemeyince, sanığın yanında 5-6 adamıyla gelerek buluştukları kahvehanede küfürlü konuşup aracı yakınanın elinden alıp götürdüğü, gitmeden önce de üzerine 6.500 TL vereceksin dedikleri, yakınanın bu miktarı daha sonra sanık ...'e ödediği başlangıçta verdiği çeki de geri aldığı, dinleme kayıtlarında sanığın yakınanı oraya adam göndertme parayı öde yine beni oraya indirtme allahını kitabını sinkaf ederim şeklinde tehdit ettiğinin anlaşıldığı, ayrıca sanığın daha sonradan sanıktan şahin marka aracı 6.000 TL'ye aldığı karşılığında 7.000 TL'lik senet verdiği ilk taksidi 1.000 TL'yi verdiği, ancak sanığın geri kalan parayı hemen istemesi üzerine aracı teslim edip senedini aldığı ancak ilk başta alınan 6.500 TL ile sonradan ödediği 1.000 TL'sinin ödenmediği anlaşılmakla; oluş ve dosya kapsamına göre olayın alacak miktarını aşıp yağma boyutuna ulaştığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
15- Yakınan ...'e karşı yağma suçu yönünden, sanık ..., ..., ..., ... için, yakınanın ... isimli şahsa 25 teneke zeytin sattığı, parasını alamayınca sanık ...'e bu durumdan bahsettiği, sanık ... ve adamlarının uyarmasıyla ... isimli şahsın aldığı zeytinleri yakınana iade ettiği, sanık ...'ün yakınandan zeytin almak istediği, daha sonra da bu sanığın yakınana "1.000 TL'yi ... bırakıyorsun, sabaha kadar bekleyeceğim", sanık ...'in de "bu adam burada ... 1.000 TL bırak yoksa sabaha kadar gitmiyor" şeklinde mesaj çektikleri, birkaç gün sonra da sanıklar İbrahim, ...'in yakınanın işyerine giderek 25 teneke zeytini aldıkları, sanık ...'in yakınana kısım kısım 200 TL para verdiği, yakınanın duruşma sırasında alınan
beyanında olayın zeytin alışverişinden kaynaklandığını, tehdit edilmediğini ifade etmesi karşısında; yağma suçunun oluşabilmesi için, 5237 sayılı Yasanın 148. maddesinde belirtildiği üzere "bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına, yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya bir malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınmasının" gerekeceği, olayda ise sanıkların para talebinin zeytin alışverişinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmediği gibi, ne şekilde cebir veya tehdit kullanarak yüklenen suçu işlediklerine dair delillerin nelerden ibaret olduğu karar yerinde denetime olanak verecek şekilde gösterilip tartışılmadan genel kabulle yazılı biçimde uygulama yapılması, kabule göre de, koşulları oluştuğu halde, 5237 sayılı Yasanın 149. maddesinin (d) bendiyle uygulama yapılmaması, ayrıca sanık ...'in yakınana 200 TL ödemesinin kısmi iade koşullarını oluşturup oluşturmadığı değerlendirilmeden hüküm kurulması,
16-Suç örgütüne yardım etme eylemi yönünden sanıklar ..., ...; örgüt adına suç işleme eylemi için ise sanıklar ..., ... için, sanık ...'in tahsilat, sanık ...'nin ise ev tahliyesi için örgüt mensuplarına ulaşması haricinde suç örgütüne ne şekilde yardım ettiklerinin karar yerinde denetim olanak verecek şekilde gösterilip tartışılmadan, kendi menfaatlerini temin için örgüt mensubu kişilerle görüşmelerin suç örgütüne yardım şeklinde değerlendirilerek yasal olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi, ayrıca karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 5271 sayılı Yasanın, 6352 sayılı Yasa ile değişik, 220/7. maddesi ile, sanıklar ... ve ... hakkında ise, 6459 sayılı Yasa ile değişik 220/6. maddesinin değerlendirilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısı ile sanıklar ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ... savunmanlarının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin açıklanan nedenlerle kısmen istem gibi BOZULMASINA, sanıklar ..., ..., ...’nun yakınan ...’a yönelik yağma suçu dışındaki eylemleri ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 Sayılı CMUK.nun326/son maddesinin gözetilmesine ilişkin oybirliğiyle verilen karar 06/11/2013 gününde Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ...'nun katıldığı oturumda, sanıklar ve savunmanının yokluklarında açıkça ve yöntemince okunup anlatıldı.
(Kapatılan)13. Ceza Dairesi, 2012/5566 E., 2013/21215 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
dinlenilmeksizin, ikinci kez yargılamaya son verilerek sanığın mahkumiyetine karar verilmesi suretiyle CMK'nun 219 ila 223. maddelerine aykırı davranılması ve savunma hakkının kısıtlanması;
(Kapatılan)13. Ceza Dairesi 2012/5566 E. , 2013/21215 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Mahmemece tutanak başlığına duruşma tarihi 08/10/2009 olarak yazılmak suretiyle müdahil, sanık ve sanık müdafıinin katılımı ile 16/10/2009 tarihinde yeniden 7. duruşmanın açılması; tanık....'ın yeniden yemin verilip dinlenmesi ve 08/10/2009 günlü oturumda dinlenen savunma tanığı.... dinlenilmeksizin, ikinci kez yargılamaya son verilerek sanığın mahkumiyetine karar verilmesi suretiyle CMK'nun 219 ila 223. maddelerine aykırı davranılması ve savunma hakkının kısıtlanması;
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenle 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca, tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 03/07/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ceza Muhakemesi Hukuku
I. Cumhuriyet savcısı II. Hakim III. Zabıt katibi
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre duruşma tutanağının başlığında yukarıdakilerden hangisi/hangilerinin adı ve soyadı yer alır?
A) I ve III
B) II ve III
C) I ve II
D) Yalnız II
E) I, II ve III
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.