Ceza Muhakemesi Kanunu 235. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 235 – (1) Mağdur, şikâyetçi veya vekilinin, dilekçelerinde veya tutanağa geçirilmiş olan beyanlarında belirttikleri adresleri tebligata esas alınır.
(2) Bu adrese çıkartılan çağrıya rağmen gelmeyen kimseye yeniden tebligatta bulunulmaz.
(3) Belirtilen adresin yanlışlığı, eksikliği veya adres değişikliğinin bildirilmemesi nedeniyle tebligat yapılamaması hâllerinde adresin araştırılması gerekmez.
(4) Bu kimselerin beyanının alınması zorunlu görüldüğü hâllerde üçüncü fıkra uygulanmaz.
Mağdur ile şikâyetçinin dinlenmesi
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
18 karar eşleşti
21. Ceza Dairesi, 2015/7396 E., 2016/4393 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
oturum sonunda “Müşteki ...'in dosyada mevcut en son adresine CMK.'nun 235 maddesi gereğince meşruhatlı davetiye çıkarılmasına, gelmediği takdirde yokluğunda duruşmaya devam olunacağının bildirilmesine“ dair ara kararı verildiği, davetiyenin “Tepe mah.
21. Ceza Dairesi 2015/7396 E. , 2016/4393 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, hakaret
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Davadan ve duruşma gününden usulüne uygun biçimde haberdar edilmesine rağmen, duruşmaya katılmayan ve CMK'nun 237. maddesine uygun biçimde talepte bulunup katılan sıfatını almayan şikayetçinin temyiz talebinin reddine ilişkin 20.06.2012 günlü ara karar usul ve yasaya uygun görüldüğünden iş bu red kararının istem gibi ONANMASINA, 16.05.2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Sayın çoğunluğun ilk derece mahkemesinin red yönündeki kararının onanması görüşüne aksi kanaatle iştirak etmemekteyim.
Dava dosyasının incelenmesinde;
Müşteki ...’in başvurusu üzerine başlatılan soruşturmada Cumhuriyet savcısı tarafından ifadesi alınırken şikayetçi olduğunu, hakim-savcı adayı olarak Ankara'da bulunduğunu, bir ay sonra ayrılacağını beyan ettiği, adresinin “........“ olarak yazıldığı,
18/04/2011 tarihli iddianame ile sanıklar hakkında resmi evrakta sahtecilik ve hakaret suçlarından kamu davası açıldığı, müşteki adresinin ".......“ şeklinde belirtildiği.
Mahkemece 22/04/2011 tarihinde iddianamenin kabul edildiği, tensiple "suçtan zarar görene duruşma gününü bildirir çağrı kağıdı tebliğine“ dair karar verildiği,
13/07/2011 tarihli ilk oturumda müştekinin çağrı tebliğine rağmen gelmediğinin ve tutanağın 3.sayfasında "şahit ifadelerine karşı sanıklar ve sanıklar müdafıinden ayrı ayrı soruldu:...., müşteki Kars savcı adayıdır, gelecek celse hazır bulunacağını öğrendik dediler“ şeklinde beyan yazıldığı, ayrıca "‘Müşteki ... gelecek celse hazır olduğunda şikayet ve delillerinin tesbitine“ dair ara kararı verildiği,
.....Adli Yargı Adalet Komisyonu tarafından 26/08/2011 tarihli yazı ile Hakim adayı ... hakkında yürütülen disiplin soruşturmasına esas olmak üzere kamu davası dosyasının onaylı suretinin istendiği,
17/11/2011 tarihli 2. oturum sonunda “Müşteki ...'in dosyada mevcut en son adresine CMK.'nun 235 maddesi gereğince meşruhatlı davetiye çıkarılmasına, gelmediği takdirde yokluğunda duruşmaya devam olunacağının bildirilmesine“ dair ara kararı verildiği, davetiyenin “Tepe mah. Postane cad. No:24 Sarıkamış/Kars Merkez Ankara“ adresine çıkarıldığı, posta memuru tarafından evrak üzerine "Kale Cağ Kebap Salonu / Kars“ adresi yazılarak “iş yerinde kardeşi .... tebliğ edildi“ açıklamasıyla tebliğ işleminin yapıldığı,
15/02/2012 tarihli oturumda müşteki adına davetiye tebliğine rağmen gelmediğinden ifadesinin tesbitinden vazgeçilerek resmi belgede sahtecilik suçundan beraat, hakaret suçlarından ceza vermekten vazgeçilmesine yönelik hüküm kurulduğu.
Gerekçeli karara müşteki adının yazıldığı, kararın müştekiye tebliğ edilmediği, müştekinin 04/06/2012 havale tarihli temyiz dilekçesi sunduğu, adresini “.....” olarak bildirdiği,
Mahkemece 20/06/2012 tarihinde müştekinin duruşmaya gelmediği ve katılma talebi olmadığından temyiz isteminin reddine dair ek karar verildiği, kararın yine “....." adresine tebliğe çıkarıldığı,
Müştekinin bu defa 19/07/2012 tarihinde red kararım kalemde bizzat tebellüğ ettiği, buna dair tebliğ evrakı düzenlendiği, 26/07/2012 tarihinde bu karara karşı temyiz dilekçesi sunulduğu.
Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından ilk derece mahkemesinin red kararının onanması yönünde kanaate varıldığı görülmüştür.
Müştekinin duruşmaya çağırılması (5271 s. CMK madde 233), müştekinin kovuşturma evresindeki hakları (5271 s. CMK madde 234), mağdur ile şikâyetçinin davete uymamaları (5271 s. CMK madde 235), tanıkların çağırılması (5271 s. CMK madde 43), tanık ve bilirkişinin naiple veya istinabe yoluyla dinlenmeleri (5271 s. CMK madde 180), kararların açıklanması ve tebliği (5271 s. CMK madde 35), katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanın kanun yoluna başvurma hakkı (5271 s. CMK madde 260/1) ile meri mevzuat hükümleri bakımından değerlendirme yapıldığında; yargılama sürecinde görevli ve yetkili mahkemenin yargı çevresi dışında ikamet ettiği ve yine dosya kapsamından olay tarihinde hakim- Cumhuriyet savcısı adayı olmakla soruşturma ifadesi sırasında bildirdiği adresinde bulunmayacağı açık olan, kısa bir yazışma ile görev yeri ve adresi kolaylıkla belirlenebilecek müştekinin güncelliğini kaybetmiş, ailesinin oturduğu memleket adresine salt çağrı kağıdı tebliğe gönderilmesi ile müştekinin yasanın aradığı manada duruşmadan haberdar edilmesi ve yasal haklarını kullanmasına imkan tanınmış sayılamayacağı, ayrıca CMK'nun 235 maddesi meşruhatlı davetiyenin müştekinin kendisinin beyan etmediği bir adrese "işyerinde kardeşi .... tebliğ edildi” açıklamasıyla tebliğinin de müştekinin dosyadan belli görev bilgisi karşısında usul yasasına aykırılık teşkil edeceği, mahkemece yargı çevresi dışında bulunan müştekinin bulunduğu yer mahkemesine CMK'nun 180 maddesinin yollamasıyla istinabe yazılması gerektiği, duruşmaların kesintisiz icra edilmemiş olması karşısında tensiple veya takip eden oturumlarda bu işlemin icrasının usul yasasının ruhuna ve lafzına uygun olacağı, mahkemenin bu usul eksikliğinin müşteki aleyhine yorumlanmamasının hakkaniyete uygun düşeceği, ayrıca Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun istikrar bulmuş içtihatları (CGK 09/12/2014 t. E:2013/14-215, K:2014/547, 05/07/2013 t. E: 2013/1-146, K: 2013/332 s. kararlan) uyarınca katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören müştekiye bu sıfatla isminin yazılı olduğu gerekçeli kararın tebliğ edilmemesi de nazara alındığında temyiz talebinin reddi ek kararının kaldırılması ve temyizen inceleme yapılması gerektiği kanaatindeyim.
MUHALİF ÜYE
...
Diğer kararlar (4)
11. Ceza Dairesi, 2022/2350 E., 2024/8918 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Ceza Dairesi tarafından anılan hükmün; sonradan yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanunun 235 üncü ve 254 üncü madde ve fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri yapılması gerektiği gözetilerek bozulmasına karar verilmiştir.
11. Ceza Dairesi 2022/2350 E. , 2024/8918 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/251 E., 2021/105 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Tekirdağ 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.11.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 2 yıl 6 ay hapis ve 740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2.Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi tarafından anılan hükmün; sonradan yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanunun 235 üncü ve 254 üncü madde ve fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri yapılması gerektiği gözetilerek bozulmasına karar verilmiştir.
3.Tekirdağ 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.01.2021 tarihli ve 2021/251 Esas, 2021/105 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 ncü ve 58 nci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebebi, uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. 01.07.2014 günü sanık ...'ın Kiler market isimli iş yerine girdiği, elinde çok sayıda bozuk para olduğunu söyleyerek para bütünletmek istediği, katılan kasiyer ...'ın 1.000 TL parayı aynı işletme çalışanı olay tanığı ...'e verdiği, sanık ile tanığın market dışına çıktığı, sanığın tanık ...'a ... Mahallesindeki Beş yolda bulunan simit fırınından paranı al deyip fırsatını bulup kaçtığı, adı geçen simit fırınına giden Murat'ın, fırın çalışanlarından olumsuz yanıt alınca markete geri döndüğü, sanığın aldığı bütün para karşılığında bozuk para vermediği bu suretle dolandırıcılık suçunu işlediği kabul edilmiştir.
2. Sanık aşamalarda alınan savunmalarında; iddianamede anlatılan olayı kabul ettiğini, zararı giderecek maddi gücü olmadığını beyan ederek suçlamaları ikrar etmiştir.
3. Katılan, olay iddianamede anlatıldığı gibi katılmak istiyorum demiştir.
4. Soruşturma aşamasında sanık kesin ve net olarak teşhis edilmiştir.
5. 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği uzlaşmanın sağlanamadığı görülmüştür.
IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Tekirdağ 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.01.2021 tarihli ve 2021/251 Esas, 2021/105 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.07.2024 tarihinde karar verildi.
11. Ceza Dairesi, 2021/27138 E., 2024/8350 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Ceza Dairesi tarafından anılan hükmün; sonradan yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanunun 235 üncü ve 254 üncü madde ve fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri yapılması gerektiği gözetilerek bozulmasına karar verilmiştir.
11. Ceza Dairesi 2021/27138 E. , 2024/8350 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/469 E., 2020/32 K.
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Tekirdağ 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.11.2015 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 2 yıl 6 ay hapis ve 1.660 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2.Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi tarafından anılan hükmün; sonradan yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanunun 235 üncü ve 254 üncü madde ve fıkraları gereğince uzlaştırma işlemleri yapılması gerektiği gözetilerek bozulmasına karar verilmiştir.
3. Tekirdağ 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2020 tarihli ve 2017/469 Esas, 2020/32 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 1.660 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebebi, uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. 07.06.2014 günü sanık ..., LCW isimli iş yerinde mağaza müdürü katılan ...'e komşu iş yerinden geldiğini bozuk para lazım olup olmadığını sorduğu, sanığa inanan katılanın yanına kasadan 500,00 TL' parayı alarak bozuk paraları getirmek üzere iş yerinden sanık ile ayrıldığı yolda katılanı atlatan sanığın bozuk paraları getirmediği bu suretle sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği iddia ve kabul edilmiştir.
2. Sanık aşamalarda alınan savunmalarında; iddianamede anlatılan olayı kabul ettiğini, zararı gidermek istediğini beyan ederek suçlamaları ikrar etmiştir.
3. Katılan zararının giderilmediğini, katılmak istediğini beyan etmiştir.
4. 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği uzlaşmanın sağlanamadığı görülmüştür.
IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Tekirdağ 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.01.2020 tarihli ve 2017/469 Esas, 2020/32 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.06.2024 tarihinde karar verildi.
9. Ceza Dairesi, 2021/4421 E., 2023/7959 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
tarihinde yürürlükte bulunan yasanın sanık lehine olduğu değerlendirilmiş, sanığın suçtan sonra ve yargılama aşamasında takdiri indirim gerektirir davranışı bulunmadığı gibi olumsuz kişiliği de değerlendirilerek hakkında TCK 62, 50, 51 ve CMK 235 maddelerinin uygulanmayacağı yönünde gereği hükümde takdir ve işaret olunmuş, emanet, müsadere, yargılama giderleri de gözetilerek aşağıdaki yolda hükme
9. Ceza Dairesi 2021/4421 E. , 2023/7959 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2010/131 E. 2014/215 K.
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî onama, kısmî bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edildi.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.12.2014 tarihli ve 2010/131 Esas, 2014/215 Karar sayılı kararı ile sanığın mağdure ...'ye çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.12.2014 tarihli ve 2010/131 Esas, 2014/215 Karar sayılı kararı ile sanığın mağdure ... ...'a çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.12.2014 tarihli ve 2010/131 Esas, 2014/215 Karar sayılı kararı ile sanığın mağdure ... ...'e yönelik çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 25.01.2018 tarihli ve 14-2015/53763 sayılı onama-bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Herhangi bir sebep ileri sürmeksizin kararın bozulması talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk Derece Mahkemesince ''Yukarıda sayılan yazılı deliller, katılan anlatımları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından; Sanığın 2010 yılı Ekim ayında pamuk işlerinde çalışmak için ... ilçesine geldiği; Sanığın 11/10/2010 tarihinde ... çarşısında 20/06/1995 doğumlu, mağdur ... ...'ü görerek takip ettiği, mağdurenin yanına yaklaştığında cep telefonu ile konuşuyormuş gibi yaparak 'onunla sevişmek istiyorum, çıplak görmek istiyorum'şeklinde söz söyleyip mağdurenin saçından bir tel koparttığı mağdurenin tepki vermesi üzerine bir şey yapmadım saçına baktım diyerek mağdurenin omzundan tutarak 'o araya girmeyecek misin' şeklinde söz söylediği, mağdurenin de sanığın elinden kurtularak bir eve girmek suretiyle sanığın uzaklaşmasını bekleyip sanıktan kurtulduğu, mağdurenin sanığı 19/10/2010 tarihinde benzer bir olay nedeniyle görerek teşhis ettiği, mağdurenin olay nedeniyle ATK İhtisas Kurulundan alınan rapora göre ruh sağlığının etkilendiği ancak bu etkilenmenin ruh sağlığını bozacak mahiyette olmadığının anlaşıldığı, mağdurenin suç tarihinde 16 yaşında olduğu, sanığın eylemine rıza göstermediği, Sanığın 18/10/2010 günü ... ... Mahallesi ... Caddesi üzerinde 17/12/1998 doğumlu mağdure ...'yi mağdurenin aynı yerde bulunan ... Caddesinde bulunan Bim Mağazasından çıkıp evine dönüş sırasında takip ederek mağdureye yaklaşıp adını ve kaça gittiğini sorduğunu, mağdurenin de kendisine adını ve kaça gittiğini söylediği , bu esnada da yürümeye devam ettiği, yağmuru seviyor musun diye müteakiben soru sorduğu mağdurenin hayır dediği, mağdurenin ... Mah. ... Caddesi No: 38 sayılı binadaki mağdurenin evine geldikleri, sanığın da mağdurenin arkasından binanın cümle kapısından girerek merdivenlere yöneldiği ve burada mağdureye hitaben "çok güzelsin bana bir güzellik yapar mısın" deyip elini omzuna attığı ve akabinde eliyle mağdurenin poposunu ellediği, mağdurenin sanığı teşhis ettiği, mağdurenin olay nedeniyle ATK İhtisas Kurulundan alınan rapora göre ruh sağlığının etkilendiği ancak bu etkilenmenin ruh sağlığını bozacak mahiyette olmadığının anlaşıldığı, mağdurenin suç tarihinde 15 yaşını ikmal etmemiş olduğu, Sanığın 18/10/2010 tarihinde ... çarşısında 14/12/2002 doğumlu olan mağdure ... ...'ı görerek takip ettiği, mağdureye yaklaşıp adını ve kaçıncı sınıfa gittiğini sorduğunu, mağdurenin cevabı üzerine 'insanları mutlu edebiliyor musun beni de mutlu edebilir misin' şeklinde mağdureye şırnaşıkça sözler söylediği ve kaçmaya çalışan mağdurenin kolundan tutmak istediği, 'dur bir dakika' diye bağırdığı, mağdureye vücuden temas ettiği, mağdurenin sanığı teşhis ettiği olayın akabinde olayı babaannesine ve babasına anlattığı, mağdurenin olay nedeniyle ATK İhtisas Kurulundan alınan rapora göre ruh sağlığının etkilendiği ancak bu etkilenmenin ruh sağlığını bozacak mahiyette olmadığının anlaşıldığı, mağdurenin suç tarihinde 15 yaşını ikmal etmemiş olduğu, sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas olmayan mahkumiyetinin bulunduğu, bu mahkumiyetinin 765 sayılı TCK kapsamında söz atma sarkıntılık niteliğinde olduğu, sanığın suç tarihlerinde söz konusu mevkide mağdurelerin tarif ettiği kıyafetle bulunduğuna dair araştırma ve cd çözümleme tutanakları ile mağdurelerin teşhis tutanaklarının usulünce dosya içerisinde bulunduğu, tüm mağdureler ve katılanların sanıktan şikayetçi oldukları, tüm dosya kapsamından maddi vaka olarak anlaşılmıştır. Her ne kadar sanık olay tarihlerinde alkollü olduğunu ne yaptığını bilmediğini, olayları hatırlamadığını, iddiaları kabul etmediğini savunmuş ise de; sanığın bu savunmalarının mağdurelerinin aşamalarda değişikliğe uğramayan istikrarlı ve teşhis tutanağı, doktor raporları, cd çözümleme tutanakları, fotoğraflar, olay yeri tutanakları ile desteklenen ve itibar edilen beyanları karşısında itibar olunmamış, sanığın her bir mağdureye karşı yukarıda tariflenen biçimde eylemde bulunduğu hukuki sonuç ve vicdani kanısına varılmış, bu kanaatle sanığın her bir mağdureye yönelik eylemleri bakımından ayrı ayrı aşağıdaki yolda sanığın kastının yoğunluğu, mağdurelerin yaşı, meydana gelen tehlike, suçun işleniş biçimi, ayrı ayrı gözetilerek teşdiden aşağıdaki miktarlarda cezalandırılması takdir olunmuş, sanığın eylemi nedeniyle yasal şartları bulunmadığından TCK 103/3,4,6 maddelerinin sanık hakkında uygulanmasına yer olmadığı değerlendirilmiş, sanığın eylemlerinin suç tarihinden sonra 6545 sayılı yasa ile yapılan değişiklik yönünden değerlendirildiğinde, sanığın eylemine uyan TCK 103/1 maddesinin 1. Cümlesine göre yeni düzenlemenin açıkça sanık aleyhine olduğu, yine 103/1 maddesinin 2. Cümlesinin ise öngörülen cezanın alt ve üst sınırlarına göre aynı olduğu, eylemin oransal karşılığı ve eyleme öngörülen yeni düzenlemedeki biçim ve ceza aralığı gözetildiğinde yapılan uygulamaya göre suç tarihinde yürürlükte bulunan yasanın sanık lehine olduğu değerlendirilmiş, sanığın suçtan sonra ve yargılama aşamasında takdiri indirim gerektirir davranışı bulunmadığı gibi olumsuz kişiliği de değerlendirilerek hakkında TCK 62, 50, 51 ve CMK 235 maddelerinin uygulanmayacağı yönünde gereği hükümde takdir ve işaret olunmuş, emanet, müsadere, yargılama giderleri de gözetilerek aşağıdaki yolda hükme gitmek gerekmiştir.'' gerekçesiyle sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanığın Mağdure ...'a Yönelik Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükme Yönelik
Tüm dosya kapsamına göre sanığın, olay günü katılan mağdure ...'ı takip edip ''İnsanları mutlu edebiliyor musun, beni de mutlu edebilir misin'' diyerek mağdurenin elini tutmak istediği sırada mağdurenin kaçması ile sanığın temas edememesi şeklindeki fiziksel temas içermeyen eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddesinde tanımlanan cinsel taciz suçunu oluşturmasına karşın çocuğun sarkıntılık suretiyle cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Sanığın Mağdureler Hediye Nur ve ...'e Yönelik Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik
Mağdurelerin aşamalardaki anlatımları, savunma ile tüm dosya kapsamına göre sanığın mağdure Hediye Nur'a yönelik kıyafeti üzerinde poposuna dokunması ve elini omzuna atması ve mağdure ...'e yönelik elini omzuna atıp saçından bir tel koparması şeklindeki eylemlerinin kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleşmesi nedeniyle eylemlerinin sarkıntılık düzeyinde kaldığı anlaşılmakla gerekçede açıklanan nedenlerle iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.12.2014 tarihli ve 2010/131 Esas, 2014/215 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği Tebliğnameye kısmen uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, ... Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.12.2023 tarihinde karar verildi.
10. Ceza Dairesi, 2018/2552 E., 2023/9404 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
(Caner), Özgür, Yasin ve Serkan hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçından 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca verilen 10 ay hapis cezasının 5271 sayılı Kanun'un 235 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
10. Ceza Dairesi 2018/2552 E. , 2023/9404 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : 1. Uyuşturucu madde ticareti yapma
2. Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
SUÇ TARİHLERİ : 22.03.2008 - 29.03.2008 - 12.04.2008: Sanık ... yönünden
29.03.2008: Sanık ... yönünden
12.04.2008: Sanık ... yönünden
02.04.2008 - 13.04.2008: Sanık ... yönünden
13.04.2008: Sanık ... yönünden
13.04.2008: Sanık ... (Caner) yönünden
HÜKÜM-KARAR : 1. Uyuşturucu madde ticareti suçundan tüm sanıklar hakkında
mahkûmiyet
2. Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan tüm
sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafileri ile sanıklar Serkan, ... Salih, Yasin ve Ahmet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : 1. Onama: Sanıklar Serkan, ... Salih, Özgür, Ahmet ve ...
(Caner) yönünden
2. Bozma: Sanık ... Yönünden
3. İade: Sanıklar hakkında kullanmak için uyuşturucu madde
bulundurma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararları yönünden
Sanıklar hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin, hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.05.2015 tarihli ve 2014/154 Esas, 2015/162 Karar sayılı kararı ile;
Sanıklar ... ...ve ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 2.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına,
Sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 5 yıl 6 ay 20 gün hapis ve 3.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına,
Sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 5 yıl 6 ay hapis ve 3.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına,
Sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis ve 5.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına,
Sanıklar ... Salih, Ahmet, ... (Caner), Özgür, Yasin ve Serkan hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçından 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca verilen 10 ay hapis cezasının 5271 sayılı Kanun'un 235 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık ... ve müdafilerinin temyiz sebepleri özetle;
1. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına,
B. Sanık ...müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına,
C. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
2. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına,
D. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
E. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
F. Sanık ... ve müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
İlk derece Mahkemesinin Kabulü;
29.03.2008 tarihinde sanık ...'in sanık ...'a, 12.04.2008 tarihinde sanık ...'ün sanık ...'a ve hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen tanık Kubilay'a uyuşturucu maddeyi kargo ile gönderdikleri, sanık ...'ın bu uyuşturucu maddeleri ticari amaçla aldığı, ayrıca sanık ...'ın 22.03.2008 tarihinde hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen tanık Naciye'ye eroin sattığı, 02.04.2008 tarihinde sanık ...'in hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen tanık Işıl'a uyuşturucu sattığı, 13.04.2008 tarihinde sanıklar Yasin ve Ahmet'in hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen tanık Çoskun'a uyuşturucu madde satacakken bulundukları araçta yapılan aramada uyuşturucu maddelerin ele geçirildiği, 13.04.2008 tarihinde ise ... (Caner) in evinde yapılan aramada uyuşturucu maddelerin ele
geçirildiği olaylarda sanıklar ..., ... ve ...'nin uyuşturucu madde ticaretini yapmak suçunu işledikleri, her ne kadar sanıklar tarafından atılı suçlama reddedilmiş ise de; sanık ...'nin soruşturma aşamasında olayın oluşuna uygun ikrar içeren savunmaları, teknik takip yakalama ve el koyma tutanakları, tanık Naciye'nin beyanı ve dosya kapsamında bulunan diğer deliller göz önünde bulundurulduğunda sanıkların savunmalarına itibar edilemeyeceği, sanıklar ... ve ... tarafından atılı uyuşturucu madde ticareti yapmak suçu reddedilmiş ise de; dosya kapsamında bulunan teknik takip tutanakları, sanıklardan uyuşturucu madde satın aldığını belirten tanık beyanları, ekspertiz raporları ve diğer deliller göz önünde bulundurulduğunda sanıkların savunmalarına itibar edilmeyeceği, yapılan teknik takipler sonucu sanık ... (Caner) Çiftçi'nin diğer sanıklardan bağımsız olarak esrar maddesi sattığının tespit edilmesi üzerine sanığın evinde yapılan aramada satışa hazır hale getirilmiş suça konu esrar maddelerinin ele geçirilerek el konulduğu, sanığın soruşturma aşamasında alınan savunmasında atılı suçlamayı samimi olarak ikrar ettiği gerekçesiyle sanıkların mahkûmiyetlerine karar verildiği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Sanıklar Serkan, Özgür, Yasin ve Ahmet hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen kararların incelenmesinde;
Sanıklar hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği, dosyada kararların itiraz mercii olan Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından incelenerek 29.06.2015 tarihli ve 2015/696 D.İş sayılı karar ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmakla, dava dosyasının incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanıklar ... (Caner) ve Salih ... hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen kararların incelenmesinde;
Sanıklar hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve
2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
C. Sanıklar Serkan, ... Salih, Özgür ve Ahmet hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Mahkemenin, suçun vasfına ve sübutuna ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanıklar müdafileri ve sanıklar Ahmet, ... Salih ve Serkan'ın temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, aşağıdaki hususlar dışında hükümlerde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
1. Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanıkların durumunun/durumlarının yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunmas,
2. Sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uygulanırken ödenmeyen para cezasının hapse çevrileceği ihtarı yerine, “Sanığın ekonomik ve şahsi hali göz önünde bulundurularak sanığa verilen adli para cezasının 5237 sayılı TCK nın 52/4. maddesi uyarınca birbirini takip eden birer aylık 10 eşit taksitle TAHSİLİNE taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsiline ve ödenmemesi halinde ödenmeyen adli para cezasının hapis cezasına çevrilmesine” ibaresi yazılmak suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrasının son cümlesine aykırı davranılmasının hukuka aykırı olduğu,
Değerlendirilmiş; ancak her iki hususun Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
D. Sanık ... (Caner) hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Hüküm tarihinde başka bir suçtan yerel mahkemenin yargı çevresi dışında Antalya E Tipi Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan ve sorgusu sırasında duruşmalardan bağışık tutulma isteğinde bulunmayan sanığın, hükmün açıklandığı 04.05.2015 tarihli son oturumda hazır bulundurulmayıp yokluğunda yargılama yapılarak mahkûmiyetine karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 196 ncı maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanmasının hukuka aykırı olduğu anlaşılmıştır.
E. Sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, 13.04.2008 tarihli eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Mahkemenin, suçun sübutuna ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, aşağıdaki hususlar dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
1. Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi ve 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
2. Sanığın 13.04.2008 tarihli eylemi nedeniyle uyuşturucu madde ticareti yapma suçu sabit ise de; 02.04.2008 tarihli eylemde, aynı tarihli teknik izleme tutanağı ve diğer belgelere göre hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan ayrı soruşturma yürütülen tanık Işıl'a olay tarihinde uyuşturucu madde satmaya çalışan kişinin sanık ... değil, arkadaşları arasında... ismiyle bilinen ... Çiftçi isimli şahıs olduğu, sanığın bu olayla ilgisinin bulunmadığı gözetilmeden sanığın cezasında zincirleme suç hükümleri uyarınca 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
Kabule göre de;
3. 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası ve 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükmedilen 6 yıl 8 ay hapis cezasından 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca indirim yapılırken 5 yıl 6 ay 20 gün hapis cezası yerine 5 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedilerek sanık hakkında eksik ceza tayin edilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
A.Sanıklar Serkan, Özgür, Yasin ve Ahmet hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen kararların incelenmesinde;
Sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.”şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği, dosyada kararların itiraz mercii olan Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından incelenerek 29.06.2015 tarihli ve 2015/696 D.İş sayılı karar ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmakla, dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
B. Sanıklar ... (Caner) ve Salih ... hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen kararların incelenmesinde;
Sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on ikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer verilen; “Kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunun veya merciin
belirlenmesinde yanılma, başvuranın haklarını ortadan kaldırmaz.” şeklindeki düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği anlaşılmakla, dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
C. Sanıklar Serkan, ... Salih, Özgür ve Ahmet hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Gerekçe bölümünde (C) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.05.2015 tarihli ve 2014/154 Esas, 2015/162 Karar sayılı kararına yönelik sanıklar müdafileri ve sanıklar Ahmet, ... Salih ve Serkan'ın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün;
1. 5237 sayılı Kanun’un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması ile ilgili bölümlerin çıkarılması ve yerlerine; "Sanığın ekonomik ve şahsi hali göz önünde bulundurularak sanığa verilen adli para cezasının 5237 sayılı Kanun’un 52 maddesinin dördüncü fıkrası gereğince l'er ay ara ile 10 eşit taksitte ödenmesine, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının bir defada tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına" ibarelerinin eklenmesi,
2. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili bölümlerinin çıkarılması ve yerlerine; "Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli iptal kararı ile 7242 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler sonrası oluşan durumuna göre, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53 ncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına", ibarelerinin eklenmesi,
Suretiyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
D. Sanık ... (Caner) hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Gerekçe bölümünde (D) numaralı bentte açıklanan nedenle Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.05.2015 tarihli ve 2014/154 Esas, 2015/162 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz
isteği yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
E. Sanık ... hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Gerekçe bölümünde (E) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.05.2015 tarihli ve 2014/154 Esas, 2015/162 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
1412 sayılı Kanun'un 326 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın KAZANILMIŞ HAKLARININ SAKLI TUTULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
02.11.2023 tarihinde karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ceza Muhakemesi Hukuku
Mağdurun adres değişikliğini bildirmemesi nedeniyle tebligat yapılamaması halinde mahkemece ne yapılır?
A) Adres araştırması yapılır.
B) İlanen tebligat yapılır.
C) Adres araştırması gerekmez, beyanı zorunlu değilse dinlenmesinden vazgeçilebilir.