5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 257

Ceza Muhakemesi Kanunu 257. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 257 – (1) 256 ncı maddeye göre verilmesi gereken kararlar, duruşmalı olarak verilir. (2) Müsadere veya iade olunacak eşya veya diğer malvarlığı değerleri üzerinde hakkı olan kimseler de duruşmaya çağrılır. Bu kişiler, sanığın sahip olduğu hakları kullanabilirler. (3) Çağrıya uymamaları, işlemin ertelenmesine neden olmaz ve hükmün verilmesini engellemez. Kanun yolu

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

10 karar eşleşti
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 257 ]
11. Ceza Dairesi 2009/6706 E., 2009/8436 K. 11. Ceza Dairesi 2009/6706 E., 2009/8436 K. - DURUŞMA VE KARAR - KANUN YOLU - MÜSADERE USULÜ- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 256 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 257 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 258 ] "İçtihat Metni" Resmi Belgede Sahtecilik, Dolandırıcılık ve Güveni Kötüye Kullanmak suçlarından sanıklar F........ Ç........, İ........ E........, İ....... Ş....... ve A....... S...... B...’ın yapılan yargılamaları sonunda; beraatlerine, adli emanetin 2001/1971 esasında kayıtlı suç konusu senetlerin kararın kesinleşmesinden sonra hak sahibine iadesine ilişkin 16.05.2006 gün ve 2001/110 Esas, 2006/169 Karar sayılı hükmün kesinleşmesinden sonra, A........ C.Başsavcılığı Emanet Müdürlüğünce 15.09.2006 gün ve 2001/1971 sayılı yazı ile “ “..iadesine karar verilen emanet eşyalarının birden fazla olması ve iki eşyanın da sahibinin açıkça belirtilmediğinden..” ” iadenin kime yapılacağının açıklanmasının talep edildiği, mahkemece evrak üzerinden yapılan inceleme sonunda; 02.10.2006 gün ve 2006/579 D.İş sayılı ile “ “istemin reddine” ” karar verildiği, C.Savcılığınca bu karara karşı süresi içersinde itirazda bulunulduğu, itiraz mercii olan A........ 4.Ağır Ceza Mahkemesince 27.10.2006 gün ve 2006/606 Müteferrik sayı ile CMK.nun 258.maddesi gereğince kararın temyize tabi olduğu belirtilerek her hangi bir karar verilmediğinden, dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığının “ “incelemesiz iade” ” isteyen 13.03.2009 günlü tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle gereği görüşüldü: CMK.nun 258.maddesinin, aynı kanunun 256 ve 257.maddeleri uyarınca karar verilmesi hallerinde uygulanabileceği buna göre; kamu davası açılmamış ya da kamu davası açılmasına rağmen adli emanette bulunan eşya hakkında esas hükümle birlikte bir karar verilmemiş ise, mahkemece duruşma açılarak ve ilgililer duruşmadan haberdar edilerek emanet eşyası hakkında CMK.nun 256 ve 257.maddeleri hükümleri gereğince bir karar verilmesi halinde bu kararın aynı kanunun 258.maddesi uyarınca temyize tabi olacağı, somut olayda; hükümle birlikte adli emanette bulunan senetlerin hak sahiplerine iadesine karar verildiği, infaz aşamasında senetlerin hak sahibi/sahiplerinin kim olduğu hususunda oluşan tereddüt üzerine mahkemesine başvuruda bulunulmakla iade kararının ne şekilde yerine getirileceğine ilişkin başvuru ve dosya üzerinde verilen karar hüküm niteliğinde olmayıp temyize tabi bulunmadığından gereğinin mahallinde takdir ve ifası için dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

5. Ceza Dairesi, 2023/12483 E., 2024/2893 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
iplerince herhangi bir işlem yapılmadığından adli makamlara teslim edilmesi gereken silahları para karşılığında üçüncü kişilere ruhsatlandırarak devrini sağladığından cezalandırılmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, Mahkemece; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 256 ve 257 nci maddelerine göre duruşma açılıp söz konusu silahları idareye teslim edilmesine karar verilmesi gerektiği h
5. Ceza Dairesi         2023/12483 E.  ,  2024/2893 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2004/323 Esas, 2007/296 SUÇ : Zimmet İNCELEME KONUSU KARAR : Emanette kayıtlı eşyaların sahiplerine teslim edilmek üzere idareye teslimine KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.04.2022 tarihli ve 2004/323 Esas, 2007/296 sayılı ek Kararı ile Adli Emanetin 2004/445 sırasında kayıtlı tabancalar ile şarjörlerin ilgili mevzuat uyarınca ruhsatlandırma işlemlerinin yaptırılarak sahiplerine tesliminin sağlanmak üzere Tekirdağ Valiliğine gönderilmesine karar verilmiş, verilen kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 06.11.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.12.2023 tarihli ve KYB-2023/118433 sayılı yazısı ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.12.2023 tarihli ve KYB-2023/118433 sayılı kanun yararına bozma isteminin “Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmeliğin 3. maddesinin 17.07.2017 tarihli ve 2017/10643 karar sayılı yönetmelik ile değiştirilmeden önceki halinde yer alan, "Madde 3-(Değişik:02.12.1999-99/13749\*\*29.12.1999 tarih ve 23921 Say.R.G.) Taşıma ve bulundurma ruhsatları onay tarihinden itibaren 5 yıl için geçerli olup, yenileme harcı alınmak şartıyla her beş yılda bir yenilenir. Sürenin sona ermesinden bir ay önce tebligat için gerekli işlemler başlatılır. Zabıtaca doğrudan veya 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacak yazılı tebligattan itibaren 6 ay içinde ruhsatlarını mevcut durumlarına göre taşıma veya bulundurma olarak yeniletmeyenlerin o silaha ait ruhsatı iptal edilerek bu yönetmelik hükümlerine göre silahın devri sağlanır." şeklindeki ve değişiklik sonrası 3. maddesinde yer alan, "(Değişik fıkra: 17.7.2017 - 2017/10643 K.) Taşıma ve bulundurma ruhsatları onay tarihinden itibaren 5 yıl için geçerli olup gerekli şartların varlığı halinde her 5 yılda bir yenilenir. Ruhsatlar verilirken ruhsatın geçerlilik süresi ve süre bitiminden itibaren en geç 6 ay içinde yenilenmesi gerektiği, kişiye tebliğ edilir. 6 ay içinde ruhsatın yenilenmemesi halinde o silaha ait ruhsat ... iptal edilerek bu Yönetmelik hükümlerine göre devri sağlanır." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Somut olayda, sanığa ait olmayan ancak sanıktan ele geçirilen Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı adli emanetin 2004/445 sırasında kayıtlı 6 adet tabanca ve şarjörün, ruhsata bağlanması mümkün olmayan, ruhsatı yenilenmediği, süresinde devir de yapılmadığı için Jandarmaca el konulması gereken silahlardan olduğu, sanığın Tekirdağ İl Jandarma Komutanlığında silah ruhsat kısım amirliğinde uzman çavuş olarak çalışması sebebiyle zimmetinde bulunan ve ilgili mevzuat gereği mülkiyeti devlete ait olan silahların para karşılığında üçüncü kişilere ruhsatlandırma işlemini yaparak devrini sağladığı anlaşılmakla, söz konusu silahların idareye teslimine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sahiplerine iadesine dair karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1.Tekirdağ İl Jandarma Komutanlığında silah ruhsat kısım amiri olarak görev yapan hükümlünün, süresi içerisinde ruhsat sahiplerince ruhsatları yenilenmemiş ve başkalarına devredilmemiş olan Adli Emanetin 2004/445 Esas sırasında kayıtlı silahlar ile şarjörleri adli makamlara teslim etmek üzere aldığı halde başkalarına satıp ruhsata bağlayarak devlete ait silahı satmak ve satış parasının bir kısmını kendisine bir kısmını silahın önceki sahibine vermek suretiyle zincirleme olarak zimmet suçunu işlediği kabul edilerek Tekirdağ Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.12.2007 tarihli ve 2004/323 Esas, 2007/296 sayılı Kararı ile zimmet suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 247 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 249 uncu ve 62 nci maddeleri uyarınca 2 yıl 7 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair hükmün Dairemizin 02.05.2013 tarihli ve 2013/1975 Esas, 2013/4373 sayılı Kararı ile düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. 2.Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.04.2022 tarihli ve 2004/445 Emanet numaralı yazısı ile Adli Emanette kayıtlı silahlar ve şarjörler ile ilgili ek karar verilmesi talep edilmiş, Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.04.2022 tarihli ve 2004/323 Esas, 2007/296 sayılı ek Kararı ile Adli Emanetin 2004/445 sırasında kayıtlı tabancalar ile şarjörlerin ilgili mevzuat uyarınca ruhsatlandırma işlemlerinin yaptırılarak sahiplerine tesliminin sağlanmak üzere Tekirdağ Valiliğine gönderilmesine karar verilmiştir. 3.29.12.1999 tarihli ve 23922 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkındaki Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası 17.07.2017 tarihli değişiklik öncesinde; "Taşıma ve bulundurma ruhsatları onay tarihinden itibaren 5 yıl için geçerli olup, yenileme harcı alınmak şartıyla her beş yılda bir yenilenir. Sürenin sona ermesinden bir ay önce tebligat için gerekli işlemler başlatılır. Zabıtaca doğrudan veya 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacak yazılı tebligattan itibaren 6 ay içinde ruhsatlarını mevcut durumlarına göre taşıma veya bulundurma olarak yeniletmeyenlerin o silaha ait ruhsatı iptal edilerek bu yönetmelik hükümlerine göre silahın devri sağlanır. Bu şekilde ruhsatı iptal edilen silah, hiçbir şekilde aynı şahıs adına yeniden ruhsata bağlanamaz" şeklinde olup, aynı Yönetmeliğin 17 nci maddesi ise "Taşıma veya bulundurma ruhsatı verilen kişilerden sonradan 16 ncı maddede belirtilen hallerden birine girmesi nedeniyle silah taşıma ve bulundurma şartlarını kaybedenlerin, yeni ruhsat talepleri kabul edilemeyeceği gibi, mevcut silah ruhsatları iptal edilerek, silahlar zapt edilir. Bu silahların, zapt edildiği tarihten itibaren altı ay içinde silah sahibinin isteği dikkate alınarak, silah satın almaya hak kazanmış kişilere devri sağlanır. Bu süre içinde devri sağlanamayan silahlar ilgili Kanun'lara göre işlem yapılmak üzere adli makamlara intikal ettirilir. Bu Yönetmeliğin 3 üncü maddesinin birinci fıkrası hükümlerine göre ruhsatı iptal edilen silahlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır" hükümlerini içermektedir. 4.Bu düzenlemeler dikkate alınarak yapılan incelemede, Tekirdağ İl Adli Jandarma Komutanlığı silah ruhsat kısım amirliğinde J. Asb. Bçvş. olarak görev yapan hükümlünün Adli Emanetin 2004/445 Esas sırasında kayıtlı olup hak sahiplerince herhangi bir işlem yapılmadığından adli makamlara teslim edilmesi gereken silahları para karşılığında üçüncü kişilere ruhsatlandırarak devrini sağladığından cezalandırılmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında, Mahkemece; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 256 ve 257 nci maddelerine göre duruşma açılıp söz konusu silahları idareye teslim edilmesine karar verilmesi gerektiği halde sahiplerine iadesine dair karar verilmesi Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2.Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.04.2022 tarihli ve 2004/323 Esas, 2007/296 sayılı ek Kararının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.03.2024 tarihinde karar verildi.
7. Ceza Dairesi, 2021/22222 E., 2023/9153 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Mahkeme tarafından 5271 sayılı Kanun'un 256 ncı ve 257 nci maddeleri gereğince duruşma açılıp, taraflara davanın bildirilmesinden sonra bir karar verilmesi gerekirken, duruşma açılmaksızın dosya yeni esasa kaydedilmeden ek karar ile suça konu eşya ve suçta kullanılan nakil araçları hakkında müsadere hususun
7. Ceza Dairesi         2021/22222 E.  ,  2023/9153 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi EK KARAR TARİHİ : 14.06.2018 SAYISI : 2010/138 E., 2011/192 K. SUÇ : 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Suça konu eşyanın tasfiye bedelinin müsaderesi, nakil araçlarının iadesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Davaya konu eşya ve nakil araçları hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Sanıklar hakkında Elmalı Cumhuriyet Başsavcılığının 05.09.2003 tarihli ve 2003/877 hazırlık numaralı iddianamesi ile 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na (4926 sayılı Kanun) muhalefet suçundan cezalandırılmaları, suça konu eşyanın ve suçta kullanılan nakil araçlarının müsaderesi istemiyle dava açılmıştır. 2.Dosya kapsamında tefrik kararı verilen sanık ... hakkında Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.07.2011 tarihli ve 2010/138 Esas, 2011/192 Karar sayılı kararı ile atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmiştir. 3.Anılan kararın sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 20.12.2012 tarihli ve 2012/27250 Esas, 2013/69 Karar sayılı ilamıyla "Dava konusu eşya hakkında mahallinde karar verilmesi mümkün görülerek hükmün onanmasına" karar verilerek kesinleşmiştir. 4.İddianame kapsamında diğer sanıklar hakkında Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.09.2013 tarihli ve 2013/30 Esas, 2013/209 Karar sayılı kararı ile atılı suçtan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı düşme kararı verilmiştir. 5.Anılan kararın katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 12.03.2018 tarihli ve 2015/15931 Esas, 2018/2476 Karar sayılı ilamıyla "Müsaderesi talep edilen nakil araçları ve dava konusu eşya hakkında mahallinde karar verilmesi mümkün görülerek hükmün onanmasına" karar verilerek kesinleşmiştir. 6.Katılan ... İdaresi vekilinin talebi üzerine, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.06.2018 tarihli ve 2010/138 Esas, 2011/192 Karar sayılı ek kararı ile; "dava konusu eşyanın tasfiye bedelinin müsaderesine, dava konusu 19 AC 083 ve 07 AHD 59 plakalı nakil araçlarının daha önce sahiplerine teminat karşılığı iade edildikleri anlaşılmakla teminatın sahiplerine iadesine, Yel isimli geminin tasfiye bedelinin iadesinin gerektiği ancak sanıklar tarafından kaçırılarak yeniden aynı suçun işlenmesinde kullanıldığı, ilgili dosyada müsaderesine karar verildiği anlaşılmakla bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, dava konusu 34 UB 7249 plakalı, 33 LN 252 plakalı, 33 ES 703 plakalı ve 33 UH 404 plakalı nakil araçlarının müsaderesine yer olmadığına" karar verilmiştir. II. GEREKÇE Mahkeme tarafından 5271 sayılı Kanun'un 256 ncı ve 257 nci maddeleri gereğince duruşma açılıp, taraflara davanın bildirilmesinden sonra bir karar verilmesi gerekirken, duruşma açılmaksızın dosya yeni esasa kaydedilmeden ek karar ile suça konu eşya ve suçta kullanılan nakil araçları hakkında müsadere hususunda karar verilmesi nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Elmalı Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.06.2018 tarihli ve 2010/138 Esas, 2011/192 Karar sayılı ek kararına yönelik katılan ... İdaresi vekilinin, katılan Zeytaş Turizm Şti vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.10.2023 tarihinde karar verildi.
Ceza Genel Kurulu, 2022/158 E., 2022/698 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Öte yandan 27.03.2015 tarihli iddianame ile müsaderesi talep edilen dava konusu yapılar hakkında 5271 sayılı CMK’nın 256-259. maddeleri uyarınca Yerel Mahkeme tarafından her zaman bir karar verilebileceği sonucuna varılmıştır.
Ceza Genel Kurulu         2022/158 E.  ,  2022/698 K. "İçtihat Metni" Yargıtay Dairesi : 7. Ceza Dairesi 6831 sayılı Orman Kanunu’nda düzenlenen işgal ve faydalanma suçundan sanık ...’ın beraatına ilişkin ... 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 01.03.2016 tarihli ve 288-141 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesince 27.10.2021 tarih ve 20638-13720 sayı ile; "Davanın dayanağını oluşturan, 6831 sayılı Kanun’un 82. maddesi gereği aksi sabit oluncaya kadar geçerli bulunan suç tutanağında suça konu yerde bir adet 85 metrekarelik üç katlı betonarme ev, bir adet 97 metrekarelik ev, 25 metrekarelik avlu ve evlerin önünde 225 metrekarelik tel çit ile çevrili bahçe bulunduğunun tespit edilmesi, sanık hakkında düzenlenen iddianame ile 432 metrekarelik açma alanında bir adet üç katlı ev, avlu ve tel örgü ile çevrilmiş bahçe tespit edildiği iddiası ile 6831 sayılı Kanun’un 93/2. maddesi uyarınca cezalandırılması ve işgal konusunun müsaderesi istemiyle kamu davası açıldığı, mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde 85 ve 97 metrekarelik iki adet üç katlı bina ve bahçe içinde bir adet araba garajı ile bir adet kamelya bulunduğunun tespiti, sanık hakkında iddianamede belirtilen eylemleri gerçekleştirmediği ve sanığın yapmış olduğu açmanın bulunmadığından bahisle beraatine karar verilerek ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulması karşısında; 6831 sayılı Kanun'un 93/2. maddesinin işgal ve faydalanma suçunun yeniden tarla açma veya kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde gerçekleşmesi durumunda cezada artırım öngören düzenleme olduğu, sanığa atılı eylemin işgal ve faydalanma suçu kapsamında kaldığı gözetilerek, suça konu yerde bulunan ve dava konusu edilmeyen diğer yapılar hakkında suç duyurusunda bulunulup ilgililer hakkındaki Mahkemenin suç duyurusunun akıbeti de araştırılarak, dava açılması hâlinde sanık hakkındaki dava ile birleştirip sanığın hukuki durumunun tayini ve dava dışı bırakılan yapıların müsaderesiyle ilgili bir karar verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesi," isabetsizliğinden oy çokluğuyla bozulmasına karar verilmiş, Daire Üyesi “Orman Kanunu’na muhalefet suçundan sanık ... hakkında kurulan beraate ilişkin hükmün, katılan ... İdaresi vekilinin temyizi üzerine, sanık hakkındaki beraate ilişkin hükmün onanması yerine, sayın çoğunluğun bozmaya ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki; Sanık ... aşamalardaki savunmalarında özetle, suça konu cami lojmanı, kütüphane ve lokal olarak kullanılan binayı kendisinin yaptırmadığını, 1978 yılında dönemin muhtarı ......tarafından yaptırıldığını, o tarihten bu yana aynı şekilde kullanıldığını, orman sınırları içerisinde kaldığını bilmediğini, suçlamayı kabul etmediğini söylemiştir. Tanık ......beyanında, 25 yıl muhtarlık yaptığını, suça konu binayı 1980'li yıllarda kendisinin yaptırdığını, bina yaptırırken orman başmüdüründen izin aldığını söylemiştir. Keşifte dinlenilen tanık ... Baştürk ifadesinde özetle, suça konu binanın en az 30 yıllık ve binayı yaptıranın o tarihte muhtar ve dernek başkanı olan ......olduğunu, lojman, lokal ve dernek binası olarak kullanıldığını, sanığın bir yıldır dernek başkanı olduğunu ve suça konu yerde oturmadığını söylemiştir. Dosyada bulunan ... 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2005/926 E, 2006/204 K sayılı dosyasında, suça konu bina ile ilgili içinde dosyada tanık olarak dinlenilen ve binayı yaptıran ... ’nin de olduğu 3 sanık hakkında Orman Kanunu'na muhalefet suçundan açılan kamu davasında zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı verildiği, bu kararın 22.10.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Tüm bu anlatılanlar, sanık ve tanıkların aşamalardaki beyanları birlikte değerlendirildiğinde, suça konu binanın sanık tarafından yaptırılmadığı, 30 yıl kadar önce dönemin muhtarı tarafından yaptırıldığı, yine sanığın kullanımında olmadığı, cami lojmanı, kütüphane ve lokal olarak kullanıldığı, sanığın ise bir yıldır dernek başkanlığı yapması karşısında suç işleme kastının bulunmaması nedeniyle, suçun manevi unsurunun gerçekleşmediği ve böylece doğru olan mahkemenin beraate ilişkin kararının onanması yerine, yazılı şekilde bozulmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.” düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 03.01.2022 tarih ve 132434 sayı ile; “...Sanık ... aşamalardaki savunmalarında özetle, suça konu cami lojmanı, kütüphane ve lokal olarak kullanılan binayı kendisinin yaptırmadığını, 1978 yılında dönemin muhtarı ......tarafından yaptırıldığını, o tarihten bu yana aynı şekilde kullanıldığını, orman sınırları içerisinde kaldığını bilmediğini, suçlamayı kabul etmediğini söylemiştir. Tanık ......beyanında, 25 yıl muhtarlık yaptığını, suça konu binayı 1980'li yıllarda kendisinin yaptırdığını, bina yaptırırken orman başmüdüründen izin aldığını söylemiştir. Keşifte dinlenilen tanık ... Baştürk ifadesinde özetle, suça konu binanın en az 30 yıllık ve binayı yaptıranın o tarihte muhtar ve dernek başkanı olan ... ...’nin olduğunu, lojman, lokal ve dernek binası olarak kullanıldığını, sanığın bir yıldır dernek başkanı olduğunu ve suça konu yerde oturmadığını söylemiştir. Dosyada bulunan ... 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2005/926 E, 2006/204 K sayılı dosyasında, suça konu bina ile ilgili içinde dosyada tanık olarak dinlenilen ve binayı yaptıran ... ...’nin de olduğu 3 sanık hakkında Orman Kanunu'na muhalefet suçundan açılan kamu davasında zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı verildiği, bu kararın 22.10.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Tüm bu anlatılanlar, sanık ve tanıkların aşamalardaki beyanları birlikte değerlendirildiğinde, suça konu binanın sanık tarafından yaptırılmadığı, 30 yıl kadar önce dönemin muhtarı tarafından yaptırıldığı, yine sanığın kullanımında olmadığı, cami lojmanı, kütüphane ve lokal olarak kullanıldığı, sanığın ise bir yıldır dernek başkanlığı yapması karşısında suç işleme kastının bulunmaması, yüksek Dairenin bozma nedeni olarak belirlediği hususların araştırılmasının sanığın hukuki durumunda bir değişiklik yapmayacağı da gözetilerek, suçun manevi unsurunun gerçekleşmediği ve böylece doğru olan mahkemenin beraate ilişkin kararının onanması gerekirken bozulmasına dair karar usul ve yasalara aykırıdır.” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 26.01.2022 tarih, 3-1469 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedeninin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı işgal ve faydalanma suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının tespiti bakımından eksik araştırmayla hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; 30.01.2015 tarihli suç tutanağına göre; 16.12.2014 tarihinde Orman İdaresine gelen şikâyet dilekçesine konu olan ... ilçesi, Havuzlubahçesi Mahallesine gidildiği, yapılan araştırma ve incelemeler neticesinde 16 numaralı bölmede; 1 adet betonarmeden yapılmış 3 katlı (8,5x11,5) 97,75 metrekare ebatlarında ev, 1 adet betonarmeden yapılmış 3 katlı (8,5x10) 85 metrekare ebatlarında ev ve 1 adet (5x5) 25 metrekare ebatlarında avlu ve bu evlerin önünde yer alan 225 metrekare etrafı tel örgü ile çevrilmiş bahçe olduğu, toplam alanın 432,75 metrekare olduğu, bu evlerin...Güzelleştirme ve Koruma Derneği adına kullanıldığı, dernek başkanı olan sanık ...’ın orman muhafaza memurlarına; tutanakta belirtilen yerlerin yaklaşık 20 senedir var olduğu, binaların cami görevlisi lojmanı, Kur'an kursu ve dernek binası olarak kullanıldığı, buranın hazine arazisi olduğunu sandığı, orman olduğunu tutanakla öğrendiklerini, bu binaların tamamen halkın yararına ve cami namına kullanıldığı, şahsi olarak herhangi bir menfaati olmadığı, caminin her türlü ihtiyacını bu binaların karşıladığı şeklinde beyanda bulunduğu, 10.02.2015 tarihli tazminat raporuna göre; Devlet ormanında meydana gelen zararın 481,20 TL olduğu, ... Orman Bölge Müdürlüğünün ... Orman İşletme Müdürlüğüne gönderdiği yazıda; Bahçecik köyü Havuzlu Bahçe muhtarı ... ...’nin talebinde yer alan Kur'an kursu ve camisi tarafında tehlikeyi önlemek için 30-40 metre açılmasına müsaade edilmesinin belirtildiği, Yerel Mahkemece yapılan 02.10.2015 tarihli keşifte; dava konusu yerin Havuzlu Bahçe Mahallesi, Çavuşoğlu Sokak, Ferhadiye yolu üzeri olduğu, genel görünüm itibarıyla 3 katlı, betonarme, en az 20-25 senelik eski bir yapı olduğunun tespit edildiği, Keşifte görev yapan orman bilirkişisinin 02.10.2015-07.02.2016 tarihli raporlarına göre; ... ili, ... ilçesi, Havuzlubahçe Mahallesi mülki hudutları içinde kalan 16 numaralı orman bölmesindeki dava konusu yerin üzerinde (8,5x10) 85 ve (8,5x11,5) 97,75 metrekare taban alanı olan iki adet üçer katlı kârgir bina ile bu binaların dışında bahçe içerisinde 1 adet araba garajı ile 1 adet kameriyenin bulunduğu, bina ve müştemilatın içinde yer aldığı ve etrafı tel örgü ile çevrili alanın toplam olarak 432,75 metrekare yüz ölçümünde olduğu, bu binaların...Güzelleştirme ve Koruma Derneği’nin kullanımında olduğu, binaların hemen yanında bulunan camide görevli personele loiman olarak tahsis edildiği, binalardan birinin alt katının tamamının Kur'an kursu olarak kullanıldığı, sanığın da bu derneğin başkanlığını yaptığı, orman idaresinin yazısı ekinde bulunan amenajman planı ve orman kadastro haritaları üzerinde suça konu alanın doğru olarak işaretlendiği, kesinleşmiş orman kadastrosuna ait haritada dava konusu yerin 30-31 numaralı orman sınır noktalarını birleştiren hattın kuzeyinde Devlet ormanı sınırları içinde kaldığı, sanığın eyleminin 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17. maddesinin yasakladığı fiillerden olduğu, ancak sanığın açma yaparak işgal suçunu işlemesinin üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçtiği için tazminat ve ağaçlandırma giderinin talep edilmeyeceği, suça konu alanın kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kaldığı, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 27.03.2015 tarihli ve 2801-2286 numaralı iddianamesinde; 16 numaralı bölmede suç tutanağında belirtildiği şekilde 432,75 metrekarelik alanda açma yapılıp 3 katlı ev, avlu ve bu evlerin önünde tel örgü ile çevrilmiş bahçenin yapıldığının tespit edildiği, suç tutanağı, basit olay yeri krokisi, amenajman haritası ve kadastro haritası bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın atılı suçu işlediği belirtilerek sanığın 6831 sayılı Kanun’un 93/2. maddesi uyarınca cezalandırılmasının ve işgal konusu yerin müsaderesine karar verilmesinin talep edildiği, Yerel Mahkemenin 01.03.2016 tarihli ve 288-141 sayılı kararında; sanığın iddianamede söylenen eylemleri gerçekleştirmediği, dava konusu yapılan yerin 30 yıl önce dönemin muhtarı tarafından yaptırıldığı, bu şahıslar hakkında ... 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2005/926 esas ve 2006/204 karar sayılı ilamı ile zamanaşımı sebebi ile davanın ortadan kaldırılmasına karar verildiği, sanığın ayrıca yapmış olduğu bir açma eyleminin olmadığı gerekçesiyle CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verildiği, ... 2. Sulh Ceza Mahkemesince 11.04.2006 tarih ve 926-204 sayı ile; 04.07.2005 tarihli suç tutanağında belirtilen dikiş nakış kursu, Kur'an kursu ve imam evi olarak kullanılan binaların 1988 yılında köy muhtarı sanık ......ve ihtiyar heyeti üyeleri olan sanıklar Maksut Çavuşoğlu ile Rıza Ar tarafından yaptırıldığı, köy hazinesi üzerinde bulunan cami ile Devlet ormanı üzerinde olan bu yapılar arasından sadece köy yolu geçtiği, binaların yapıldığı tarihten 7,5 yıl geçtiği için mülga 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca dava zamanaşımı dolduğundan kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verildiği, anılan kararın Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 22.10.2009 tarihli kararıyla onanarak kesinleştiği, bu dosyada bulunan bilgi, belge ve raporlara göre orman kadastrosunun 20.03.1985 yılında kesinleştiği, köy camisinin 1199 numaralı parselde 4640 metrekarelik alanda bulunup bu yerin ... hazinesine ait olduğu, şadırvan ve iki katlı binanın 1034 numaralı parsel içerisinde orman sınırları dışında kaldığı ve mülkiyetinin ... İbiş ve müştereklerine ait olduğu, alanın ise 1640 metrekare olduğu, 3 katlı Kur'an kursu binası ile 3 katlı imam evinin ise kadastro harici Devlet ormanı içerisinde kaldığı, kapsadığı alanın 729 metrekare olduğu, bu yerlerin Orman İdaresinden izin alınarak işletilmiş taş-mıcır ocağı sahası kalıntısı yer olduğu, bu nedenle diri örtü tahribatı yapılmadığı, Anlaşılmaktadır. Tanık ... Baştürk keşifte; dava konusu yerin en az 30 yıllık olduğunu, burayı yaptıran kişinin o zaman dernek başkanı ve muhtar olan ......olduğunu, o tarihten bu yana da dernek binası, lokal ve lojman olarak kullanıldığını, ihtiyaç sahiplerinin de ev olarak kullandığını, sanığın bu evi yaptırmadığını, son bir yıldır sanığın başkan olduğunu, sanığın burada oturmayıp burayı kendi ihtiyaçları için de kullanmadığını, suça konu yerin köylü tarafından kullanıldığını, Tanık ......Mahkemede; anılan Mahalle'de 25 sene muhtarlık yaptığını, davaya konu evi de kendisinin yaptırdığını, 1980 yılı civarında başlayıp 2004 yılına kadar da üzerine kat çıktıklarını, köylünün fakir olduğunu, köyde cami ve mezarlık olmadığı için cami ve dernek yaptırmaya köy halkı olarak karar verdiklerini, Orman İdaresinden de 30-35 metre hafriyat açmak ve inşaat yapmak için yazı aldığını, kaçak bir şey yapmadıklarını, orman bölge müdürlerinin de bu durumu bildiğini, Beyan etmişlerdir. Sanık keşifte; 2014 yılı Aralık ayından beri dernek başkanı olduğunu, davaya konu yerde oturmadığını, birinci katı lokal, ikinci katında cami imamının lojmanı, üçüncü katında ise muhtaç bir insanın oturduğunu, dönemin köy muhtarı olan ... ...’nin köye hizmet maksadıyla 1978 yılında yaptırdığı bir yer olduğunu, kendisinin yaptırmadığını, bu yerin orman olup olmadığını bilmediğini, bugüne kadar bu yerin böyle kullanıldığını, lokalin ayrıca kütüphane olarak da kullanıldığını, suçlamaları kabul etmediğini savunmuştur. Uyuşmazlık konusunun isabetli bir biçimde çözümlenmesi için "işgal ve faydalanma" suçunun unsurlarının incelenmesinde fayda bulunmaktadır. Anayasa’nın “Ormanların korunması ve geliştirilmesi” başlıklı 169. maddesi; “Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir. Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz. Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz. Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz.”, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları; “Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; otlatma planı yapılan alanlarda yıllık otlatma süresi dâhilinde hayvanların planlı otlatılmasını sağlayan, gecelemesini emniyet altına alan ve dağılmalarını engelleyen geçici çevirmeler şeklinde düzenlemeler dışında, her çeşit bina, ağıl ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması, tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır... Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollariyle elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir.”, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 93. maddesinin 5728 sayılı Kanun ile değişik ilk üç fıkrası; “Bu Kanunun 17’nci maddesinde yasak edilen fiilleri işleyenler veya izne bağlı işleri izinsiz yapanlar, 91’inci madde hükümleri saklı kalmak üzere altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar. İşgal ve faydalanma suçunun yeniden tarla açmak suretiyle veya yanmış orman sahalarında ya da kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde işlenmesi halinde verilecek ceza bir kat artırılır. Bu maddede tanımlanan suçların konusunu oluşturan, işlenmesinde kullanılan ve işlenmesiyle elde edilen eşya veya mahsul Türk Ceza Kanununun müsadereye ilişkin hükümlerine göre müsadere edilir. Müsadere olunan mahsuller satılarak bedeli Orman Genel Müdürlüğünce irad kaydolunur. Müsadere olunan tesisler ise Orman Genel Müdürlüğünce aynen muhafaza edilebileceği gibi ihtiyaç görüldüğü takdirde ormancılık veya diğer kamu hizmetlerinde kullanılabilir. Aksi takdirde ilgili orman idaresince, yıkılmak suretiyle karar infaz olunur. İdarenin bu husustaki talebi halinde genel zabıta kuvvetleri idareye yardım etmekle mükelleftir.” Şeklinde düzenlenmiştir. 6831 sayılı Kanun'un ikinci faslının "Ormanların Muhafazası" başlıklı üçüncü bölümünde yer alan 17. maddenin 1. fıkrasına göre; her çeşit bina, ağıl inşası, hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması, tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi, orman içinde yerleşilmesi yasaklanmıştır. Aynı Kanun’un 17. maddenin 2. fıkrasında ise; Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamayacağı ve buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulacağı hüküm altına alınmıştır. Orman hukuku mevzuatı gereğince orman alanlarına her türlü müdahale yasaklanmıştır. Orman örtüsünün tahrip edilmesi veya herhangi bir orman örtüsü tahrip edilmeksizin dahi olsa orman alanlarının farklı amaçlarla kullanımı işgal ve faydalanma suçunu oluşturur. İşgal ve faydalanma suçunun oluşması için 6831 sayılı Kanun'da yasaklanan eylemlerden birinin gerçekleştirilmesi yeterlidir. Bu sebeple işgal ve faydalanma suçu seçimlik hareketli bir suçtur. Anılan Kanun ile yasaklanan eylemler; 1- Orman içerisinde her çeşit bina, ağıl ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması, önceden mevcut olanların kullanılması, 2- Orman boşluğunun sürülüp, ekilmesi veya evvelce açılmış olan (kendisi veya başkası tarafından açılmış olan) yerlerin kullanılması, işlenilmesi, 3- Orman içine yerleşilmesi (mağaralarda, kaya altlarında, ağaç kovuklarında yerleşmek, uzun süreli çadır kurmak) 4- Orman içinde yol yapılması, kanal açılması veya su isale hattı geçirilmesi, boru döşenmesi, elektrik veya telefon hattı gibi üst hatların geçirilmesi, 5- Orman arazisinin duvar, çit, tel örgü vb. ile çevrilerek sahiplenilmesi, 6- Ormanlık alana devamlılık arz eder şekilde çöp, atık, posa, hafriyat ve benzeri kirletici şeylerin dökülmesi, 7- İzne tabi işlerin izinsiz yapılması, Şeklinde sayılabilir. İşgal ve faydalanma suçu temadi eden suçlardandır. Örneğin orman arazisinde herhangi bir yapı inşa edilmiş ise söz konusu yapı, kişiler tarafından kullanılmaya devam edildiği sürece işgal ve faydalanma olgusu devam edecektir. Bu sebeple işgal suçları temadi eden suçlardan olduğu için işgalin tutanakla tespit edildiği tarihte işgale son verilmiş ise suç tarihi tutanak tarihidir. İlk işgalin gerçekleştiği tarihin suç tarihinin belirlenmesi açısından bu anlamda bir önemi bulunmamakta olup önemli olan işgalin tespit edildiği son tarihtir. İşgal ve faydalanma suçu ancak kasten işlenebilen bir suçtur. Cezalandırmak için genel kasıt yeterlidir. Özel kasıt aranmaz. 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 93. maddesinin ikinci fıkrasında ise işgal ve faydalanma suçunun yeniden tarla açmak suretiyle veya yanmış orman sahalarında ya da kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde işlenmesi hâlinde 6831 sayılı Kanun'un 93/1. maddesi uyarınca belirlenen temel ceza, aynı Kanun'un 93/2. maddesi uyarınca bir kat artırılacaktır. Cezanın artırılabilmesi için ikinci fıkrada belirtilen üç unsurdan bir veya birkaçının varlığı yeterlidir. Birden çok sebebin birleşmesi hâlinde her sebep için ayrı artırım yapılamaz. Ceza ancak bir sefer artırılabilir ise de temel ceza belirlenirken bu husus dikkate alınabilecektir. Maddede belirtilen yeniden tarla açma tabiri, bir başka deyişle tarlanın yeni açılması, orman ağaç ve ağaççıklarının kesilmesi veya diri orman örtüsünün tahrip edilmesi sonucu ormanın işgal edilmesi anlamına gelir. Ancak bu eylemler toprağın verim (üretim) gücünden yararlanmak amacı ile gerçekleştirilmelidir. Toprağın verim (üretim) gücünden yararlanmak amacını taşımayan başka türlü yararlanmaları amaçlayan eylemler ise Kanun’un 93. maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalır. Yeniden tarla açmak suretiyle işgal ve faydalanma suçunda aranan toprağın verim gücünden yararlanmak amacıyla ağaç kesilmesi veya örtü tahribi koşulları suçun yanmış orman sahalarında ya da kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde işlenmesi durumunda aranmamaktadır. Maddenin üçüncü fıkrasında ise suçun konusunu oluşturan, işlenmesinde kullanılan ve suçun işlenmesiyle elde edilen eşya veya mahsul Türk Ceza Kanunu’nun müsadereye ilişkin hükümlerine göre müsadere edileceği belirtilmiştir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Orman İdaresince 30.01.2015 tarihinde düzenlenen suç tutanağına göre; ... ili, ... ilçesi, Havuzlubahçe Mahallesi mülki hudutları içinde kalan 16 numaralı orman bölmesindeki dava konusu yerin üzerinde 85 ve 97,75 metrekare taban alanı olan iki adet üçer katlı kârgir bina ile bu binaların dışında bahçe içerisinde 1 adet araba garajı ile 1 adet kameriyenin bulunduğu, bina ve müştemilatın içinde yer aldığı ve etrafı tel örgü ile çevrili alanın toplam olarak 432,75 metrekare yüz ölçümünde olduğu, bu binaların...Güzelleştirme ve Koruma Derneği’nin kullanımında bulunduğu, binaların cami görevlisine ait lojman, Kur'an kursu ve muhtaç bir kişinin evi olarak kullanıldığı, sanık ...’ın da bu derneğin başkanlığını yaptığı anlaşılan olayda; Sanık savunması, tanıklar ......ve ... Baştürk’ün beyanları, suç tutanağı, orman bilirkişi raporu, ... 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 11.04.2006 tarihli ve 926-204 sayılı kararı ile bu karara konu dava dosyası, keşif zaptı, kroki, iddianame ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; suça konu yapıların sanık tarafından yaptırılmayıp 30 yıl kadar önce dönemin muhtarı tarafından yaptırıldığı, sanığın kullanımında olmadığı, cami lojmanı, lokal, Kur'an kursu olarak kullanıldığı, sanığın ise 1 yıldır dernek başkanlığı yaptığı, bu süre içerisinde sanığın yıllardır aynı şekilde kullanılan yapılar üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunmasının beklenemeyeceği, Orman İdaresince bu yapılar üzerinde lüzumlu işlemlerin yapılması gerektiği anlaşıldığından sanığın işgal ve faydalanma suçunu işleme kastının bulunmadığı ve atılı suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı, Özel Dairenin bozma kararına konu hususların araştırılmasının sanığın hukuki durumunda bir değişiklik yapmayacağı, bu nedenle sanığa atılı işgal ve faydalanma suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının tespiti bakımından eksik araştırmayla hüküm kurulmadığı kabul edilmelidir. Öte yandan 27.03.2015 tarihli iddianame ile müsaderesi talep edilen dava konusu yapılar hakkında 5271 sayılı CMK’nın 256-259. maddeleri uyarınca Yerel Mahkeme tarafından her zaman bir karar verilebileceği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmelidir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 27.10.2021 tarihli ve 20638-13720 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, 3- ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.03.2016 tarihli ve 288-141 sayılı hükmünün ONANMASINA, 4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 03.11.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
10. Ceza Dairesi, 2016/864 E., 2016/1643 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
CMK'nın 257. maddesi uyarınca, ..plakalı aracın suçta kullanılmasında kusuru bulunup bulunmadığının (iyi niyetli olup olmadığının) belirlenmesi açısından, bu aracın kayıt maliki olan A..
10. Ceza Dairesi         2016/864 E.  ,  2016/1643 K. "İçtihat Metni" Suçlar : a) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme (sanık M.. Ö.. hakkında) b) Suç işlemek amacıyla kurulan örgütü yönetme (sanıklar N.. K.. ve A.. T.. hakkında) c) Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma (diğer sanıklar hakkında) d) Suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma (sanıklar M... S.. N.., Ş.., E.. S.., A. ..., S.. B.. ve M.. Ö.. hakkında ) Suç Tarihleri : 04/09/2013 [ a) 10.06.2013 (sanık A.. M.. yönünden) b) 10.06.2013 ve 04.11.2013 (sanıklar M.. Ö.. ve N..yönünden) c) 04.09.2013 (sanıklar Ş.., E..ve S..yönünden) d) 08.10.2013 (sanık F...yönünden) e) 08.10.2013 ve 18.11.2013 (Sanık M.. E.. yönünden) f) 04.11.2013 (sanıklar A.. T.., S.. B.. ve M.. Ö.. yönünden) g) 18.11.2013 (sanık D... yönünden)] Hükümler : a) Beraat (sanıklar A.. M.., F.. A.., M.. S..E.. ve D.. A.. hakkında) b) Mahkûmiyet (diğer sanıklar hakkında) c) ... plakalı aracın iadesi Temyiz Edenler : a) Cumhuriyet savcısı (sanıklar A.. M.., F.. A.., M.. E.. ve D.. A.. aleyhine ve adli emanette kayıtlı cep telefonları, sim kartlar, 5000 TL para ve ...plakalı aracın iadesi kararı hakkında) b) Sanıklar N.. K.., Ş.. S.., A.. T.., S.. B.. ve M.. Ö..'in müdafileri ile sanıklar M.. Ö.., Ş.., S..ve A.. T.. (sanıklar M.. Ö.. ve N..Ç.. K..hakkında suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükümler yönünden ayrıca resen de temyize tabi) Temyiz incelemesi, sanık S..müdafii isteği üzerine duruşmalı, yöntemine uygun tebligata rağmen müdafii duruşmaya gelmeyen sanık E.. ve diğer sanıklar hakkında duruşmasız olarak yapıldı. Dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : A) Sanıklar A.. M.. ve F.. A.. hakkında “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçundan kurulan beraat hükümlerinin incelenmesi: Gerekçeli karar başlığındaki suç tarihinin, sanık A.. M.. yönünden 10.06.2013 ve sanık F.. yönünden 08.10.2013 olarak Mahkeme tarafından düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak kabul edilmiştir. Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından; Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, B) Sanık N.. K.. hakkında “suç işlemek amacıyla kurulan örgütü yönetme” ve “suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma” suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi: Hükümden sonra UYAP aracılığı ile MERNİS'ten çıkarılarak dosyaya konulan nüfus kaydında sanığın 21.03.2016 tarihinde öldüğü belirtildiğinden, sanığın ölüp ölmediği kesin olarak belirlenip sonucuna göre hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hüküm yönünden resen de incelenen hükümlerin, diğer yönleri incelenmeksizin CMUK'nın 321. maddesi uyarınca, BOZULMASINA, C) Sanıklar M.. Ö.. ve A.. T.. hakkında "suç işlemek amacıyla kurulan örgütü yönetme”; sanıklar Ş.. K.., E.. Y.. ve S.. I.., S.. B.. ve M.. Ö.. hakkında “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi: 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinde düzenlenen “suç işlemek için örgüt kurmak” suçunun işlendiğinin ve örgütün varlığının kabul edilebilmesi için; üye sayısının en az üç kişi olması, üyeler arasında soyut bir birleşme değil gevşek de olsa hiyerarşik bir ilişkinin bulunması, suç işlenmese bile suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşmenin olması, niteliği itibarıyla devamlılık göstermesi; oluşumun yapısı ve üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaçlanan suçları işlemeye elverişli olması; üyeleri üzerinde hâkimiyet tesis eden bir güç kaynağı niteliğini kazanması gerekir. Örgüt yapılanmasında işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur bakımından somutlaştırılması mümkün, ancak zorunlu değildir. Soyut olarak sanık sayısının üç kişiden fazla olması örgütün varlığının kabulü için yeterli olmayıp bu durumda iştirak ilişkisinden söz edilebilir. Somut olaylarda, sanıklar arasında hiyerarşik ilişki bulunduğu ve yapılanmanın üyeleri üzerinde hâkimiyet tesis eden bir güç kaynağı niteliğini kazandığı konusunda yeterli ve kesin delil bulunmadığı, buna bağlı olarak TCK'nın 220. maddesinde düzenlenen “suç işlemek amacıyla örgüt kurma” suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanıklar hakkında beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması, Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının ve sanıkların ve müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA; bozma nedenine göre sanıklar S.. I.. ve M.. Ö..'in SALIVERİLMELERİNE, başka suçtan hükümlü veya tutuklu olmadıkları takdirde serbest bırakılmalarının sağlanması için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazı yazılmasına, D) Sanık M.. Ö.. hakkında "suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan kurulan hükmün incelenmesi: Yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine, ancak; 1- Gerekçeli karar başlığındaki suç tarihinin 10.06.2013 ve 04.11.2013 yerine 04.09.2013 olarak yazılması 2- 04.11.2013 tarihli olay yönünden, kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde bulunmayan sanığın savunmasının aksine, bu olayda suçları sabit olan diğer sanıkların suçlarına iştirak ettiğine veya ele geçen uyuşturucu maddeyle ilgisi olduğuna ilişkin, somut olay ve olgularla örtüşmeyen telefon görüşmeleri dışında, kuşkuyu aşan kesin ve yeterli delil bulunmadığı, yakalama emri üzerine çıkarıldığı 16.02.2015 tarihli oturumdaki ikrarının yargılama konusu olmayan başka bir olaya ilişkin olduğu dikkate alınarak, 10.06.2013 tarihli suç yönünden; hükme dayanak alınan ve UYAP'ta da yer almayan olay tutanağı ile suç konusu uyuşturucu maddeyle ilgili analiz raporunun aslı veya onaylı örneğinin getirtilerek duruşmada okunup tartışılmasının sağlanması, sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve yanlış değerlendirme ile hüküm kurulması, 3- Kabule göre; a) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu ile ilgili bozma nedenine göre, koşulları bulunmadığı halde, sanığın cezasının TCK‘nın 188. maddesinin 5. fıkrası uyarınca artırılması, b) Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısının ve sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, resen de temyize tabi olan hükmün BOZULMASINA, E) Sanıklar Ş.. K.., E.. Y.. ve S.. I.. hakkında “suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan hükümlerin incelenmesi: Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenlerin dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1- Sanık S..'ın TCK'nın 188. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçunun kanuni tanımında yer alan fiili gerçekleştirdiğine ya da 04.09.2013 tarihinde ele geçirilen suç konusu esrara ortak olduğuna ilişkin kuşkuyu aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı, sabit olan fiilinin, belirtilen tarihte işlenen uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna yardım etmekten ibaret olduğu dikkate alınarak, sanık hakkında TCK'nın 39. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, 2- Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu ile ilgili bozma nedenine göre, koşulları bulunmadığı halde, sanıkların cezalarının TCK‘nın 188. maddesinin 5. fıkrası uyarınca artırılması, 3- Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanıkların durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısı, sanıklar Ş..ve S..'ın müdafileri ve sanıkların temyiz itirazları ile sanık S.. müdafiinin duruşmadaki savunması bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA, tutuklama koşullarında değişiklik olmaması ve tutuklama tarihine göre sanıklar Ş.. ve E..hakkındaki salıverilme isteklerinin reddine, F) Sanıklar M.. E.. ve D.. A.. hakkında “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçundan kurulan beraat hükümlerinin incelenmesi: Sanıklar hakkında, 18.11.2013 tarihli eylem nedeniyle “uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan Gaziantep 6. Ağır Ceza Mahkemesi'ne açılan 2013/419 esas sayılı davanın sonucu araştırılarak, derdest ise bu dava ile birleştirilmesi, hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise dosyasının getirtilerek bu dosya içine konması, Sonucuna göre, tüm deliller birlikte tartışılarak sanıkların hukukî durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması, Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA, G) Sanık M.. Ö.. hakkında “suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi: 1- Sanığın, hükme esas alınan telefon konuşmalarının kendisine ait olmadığını söylemesi karşısında; a) Ses kayıtları getirtilip dinletilerek kendisine ait olup olmadığının sorulması, b) Telefon konuşmalarındaki seslerin kendisine ait olmadığını belirtmesi halinde; ses örnekleri alınarak, ses kayıtlarının sanığa ait olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi'ne veya uzman bir kurum ya da kuruluşa ses analizi yaptırılarak rapor alınması, Telefon konuşmalarının sanığa ait olduğunun belirlenmesi durumunda, diğer sanıklar A.. T.. ve S.. B..'in sanık hakkındaki beyanlarının doğru olduğu, aksi halde samimi olarak kabul edilemeyeceği dikkate alınarak sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması, 2- Kabule göre; a) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu ile ilgili bozma nedenine göre, koşulları bulunmadığı halde, sanığın cezasının TCK‘nın 188. maddesinin 5. fıkrası uyarınca artırılması, b) Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısının ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA, H) Sanıklar A.. T.. ve S.. B.. hakkında “suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma” suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi: Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenlerin dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1- Gerekçeli karar başlığına suç tarihinin 04.11.2013 yerine 04.09.2013 olarak yazılması, 2- Diğer sanık M.. Ö.. hakkındaki bozma gereği yerine getirildikten sonra, telefon konuşmalarının M.. Ö..'e ait olduğunun saptanması durumunda; bu konuşmaların M.. Ö..'in suça katıldığının kabulü için yeterli olmadığı halde, suç konusu esrarı kendilerine adı geçenin getirdiğini söyleyerek, diğer sanık M.. Ö..'in suçunun ortaya çıkmasına yardım ettikleri dikkate alınarak, sanıklar hakkında TCK'nın 192. maddesinin 3. fıkrasında öngörülen etkin pişmanlık hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasında zorunluluk bulunması, 3- Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu ile ilgili bozma nedenine göre, koşulları bulunmadığı halde, sanıkların cezalarının TCK‘nın 188. maddesinin 5. fıkrası uyarınca artırılması, 4- Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanıkların durumunun yeniden belirlenmesinin gerekli olması, Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısı, sanıkların müdafileri ve sanık A.. T..'un temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA; tutuklama koşullarında değişiklik olmaması ve tutuklama tarihine göre sanık S.. B.. hakkındaki salıverilme isteğinin reddine, G)... plakalı aracın iadesine yönelik hükmün incelenmesi: CMK'nın 257. maddesi uyarınca, ..plakalı aracın suçta kullanılmasında kusuru bulunup bulunmadığının (iyi niyetli olup olmadığının) belirlenmesi açısından, bu aracın kayıt maliki olan A.. T..'un dinlenmesi, sonucuna göre müsadere veya iadenin tartışılması gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması, . Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, iade hükmünün BOZULMASINA, 26.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. TEFHİM TUTANAĞI 26.05.2016 tarihinde saat: 14.00'de verilen bu karar Yargıtay Cumhuriyet savcısı K...Y..in katılımıyla ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık S.. I.. müdafii Avukat M.. N..Ç..in yüzüne karşı 26.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Muhakemesi Hukuku

Müsadere veya iade olunacak eşya üzerinde hakkı olan kişiler duruşmaya çağrılır. Bu kişilerin çağrıya uymamaları ne sonuç doğurur?

A) Haklarını kaybederler.
B) İşlemin ertelenmesine neden olur.
C) Zorla getirilirler.
D) İşlemin ertelenmesine neden olmaz ve hükmün verilmesini engellemez.
E) Gıyaplarında karar verilemez.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol