Ceza Muhakemesi Kanunu 258. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 258 – (1) 256 ncı maddeye göre verilecek hükümlere karşı Cumhuriyet savcısı, katılan ve 257 nci maddede belirlenen kişiler için istinaf yolu açıktır.
Suç konusu olmayan eşyanın müsaderesi
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
8 karar eşleşti
11. Ceza Dairesi, 2021/36132 E., 2021/12620 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
2) 20/07/2016 tarihi ve sonrasında bağımsız olarak verilen müsadere (veya iade) kararları, 5271 sayılı CMK’nin 256 ve 258. maddeleri uyarınca, istinaf kanun yoluna tabi olacaktır.
11. Ceza Dairesi 2021/36132 E. , 2021/12620 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
Sanık hakkında dolandırıcılık suçuna ilişkin olarak Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 20.03.2017 tarih, 2017/731-7814 sayılı bozma ilamından sonra, Mahkemesince 13/07/2017 tarih, 2017/77-294 sayılı ilamı ile dolandırıcılık suçundan uzlaşmanın sağlandığından bahisle sanık hakkında düşme kararı kesinleştikten sonra 01/09/2020 tarihli ek karar ile suçta kullanılan 5 adet altın renginde diş kalıbının müsaderesine karar verildiği ve sanığın talebinin 01/09/2020 tarihli, müsadereye ilişkin ek karara yönelik olduğu tespit edilerek yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK’nin 54. ve 55. maddelerinde düzenlenen müsadere bir güvenlik tedbiri olup, müsadere kararları yönünden kural olarak asıl hükmün tabi olduğu kanun yoluna başvurabileceği ancak bağımsız olarak verilen müsadere kararlarında ise karar tarihine göre ikili bir ayırım yapmanın gerektiği;
1)Bölge Adliye Mahkemeleri faaliyete geçmeden yani 20/07/2016 tarihinden önce bağımsız olarak verilen müsadere (veya iade) kararları yönünden 04.06.1936 gün ve 12-14 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca karar tarihindeki miktara ve 5219 sayılı Kanun ile değişik 1086 sayılı HMUK'nın 427. maddesinde belirtilen kesinlik sınırına göre kararın kesin olup olmadığı belirlenecektir. Buna göre, 20/07/2016 tarihinden önce bağımsız olarak verilen ve kesin olmayan kararlar temyiz kanun yoluna tabi olacaktır.
2) 20/07/2016 tarihi ve sonrasında bağımsız olarak verilen müsadere (veya iade) kararları, 5271 sayılı CMK’nin 256 ve 258. maddeleri uyarınca, istinaf kanun yoluna tabi olacaktır.
Açıklanan nedenlerle;
5271 sayılı CMK'nin 256/1. ve 258. maddeleri uyarınca verilen 01/09/2020 tarihli bağımsız olarak verilen müsadereye dair ek kararın CMK’nin 258/1. maddesine göre temyiz kanun yoluna değil, istinaf kanun yoluna tabi olduğunun anlaşılması karşısında; 5271 sayılı CMK'nin 264. maddesine göre de, kanun yolunun ve merciinin belirlenmesinde yanılma, başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, sanığın dilekçesi istinaf dilekçesi niteliğinde kabul edilerek, aynı maddenin 2. fıkrasına göre istemi incelemeye yetkili ve görevli merciye iletilmek üzere dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 15.12.2021 tarihinde, üye ...'ın muhalefeti ile oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sanık hakkında basit dolandırıcılık suçundan önce mahkumiyet kararı verilmiştir. Bu mahkumiyet kararı temyiz yoluyla Yargıtay 15. Ceza Dairesine gelmiş olup Daire uzlaşma nedeniyle bozmuştur. Bozma sonrası gerçekleşen uzlaşma nedeniyle düşme kararı verilmiştir. Suçta kullanılan diş kalıbı hakkında bir karar verilmemiş olup daha sonra 01.09.2020 tarihli ek karar ile müsadere kararı verilmiştir. Sanığın talebi müsadereye ilişkindir.
Müsadere: hem fer’i bir ceza hem de bir güvenlik tedbiridir. Somut olayda “suçta kullanılan eşya” olup feri bir cezadır. Feri ceza aslı olmadan verilemez. Asıl ceza hangi usul ve maddi hükümlere tabi ise feri cezadan aynı hükümlere tabidir.
Özellikle suçta kullanılan eşyanın müsaderesi ancak suçun işlenmesi durumunda söz konusu olabilir. Dolayısıyla asıl suç ve ceza hangi yargısal denetime sahipse onun feri niteliğindeki müsaderede aynı denetime sahip olacaktır. Aksi takdirde asıl cezayı Yargıtay bunun feri olan müsadereyi ise istinaf mahkemesi verecektir. Yargısal denetimler arasında astlık üstlük ilişkisi bulunan ve istinafın kararını denetleyen Yargıtay’ın arasında çelişki çıkarabilecektir. Asıl suçun denetimini Yargıtay yapmıştır. Asıl suça bağlı ve asıl suçun işlenip işlenmediğini belirleyen Yargıtaydan sonra feri cezayı istinaf mahkemelerinin denetimine sokmak içtihat birliğini de bozacaktır. Bu nedenle müsadere kararınının Dairemizin incelemesi gerektiği kanaatiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Diğer kararlar (4)
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 258 ]
11. Ceza Dairesi 2009/6706 E., 2009/8436 K.
11. Ceza Dairesi 2009/6706 E., 2009/8436 K.
- DURUŞMA VE KARAR
- KANUN YOLU
- MÜSADERE USULÜ- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 256 ]
- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 257 ]
- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 258 ]
"İçtihat Metni"
Resmi Belgede Sahtecilik, Dolandırıcılık ve Güveni Kötüye Kullanmak suçlarından sanıklar F........ Ç........, İ........ E........, İ....... Ş....... ve A....... S...... B...’ın yapılan yargılamaları sonunda; beraatlerine, adli emanetin 2001/1971 esasında kayıtlı suç konusu senetlerin kararın kesinleşmesinden sonra hak sahibine iadesine ilişkin 16.05.2006 gün ve 2001/110 Esas, 2006/169 Karar sayılı hükmün kesinleşmesinden sonra, A........ C.Başsavcılığı Emanet Müdürlüğünce 15.09.2006 gün ve 2001/1971 sayılı yazı ile “
“..iadesine karar verilen emanet eşyalarının birden fazla olması ve iki eşyanın da sahibinin açıkça belirtilmediğinden..”
” iadenin kime yapılacağının açıklanmasının talep edildiği, mahkemece evrak üzerinden yapılan inceleme sonunda; 02.10.2006 gün ve 2006/579 D.İş sayılı ile “
“istemin reddine”
” karar verildiği, C.Savcılığınca bu karara karşı süresi içersinde itirazda bulunulduğu, itiraz mercii olan A........ 4.Ağır Ceza Mahkemesince 27.10.2006 gün ve 2006/606 Müteferrik sayı ile CMK.nun 258.maddesi gereğince kararın temyize tabi olduğu belirtilerek her hangi bir karar verilmediğinden, dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığının “
“incelemesiz iade”
” isteyen 13.03.2009 günlü tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle gereği görüşüldü:
CMK.nun 258.maddesinin, aynı kanunun 256 ve 257.maddeleri uyarınca karar verilmesi hallerinde uygulanabileceği buna göre; kamu davası açılmamış ya da kamu davası açılmasına rağmen adli emanette bulunan eşya hakkında esas hükümle birlikte bir karar verilmemiş ise, mahkemece duruşma açılarak ve ilgililer duruşmadan haberdar edilerek emanet eşyası hakkında CMK.nun 256 ve 257.maddeleri hükümleri gereğince bir karar verilmesi halinde bu kararın aynı kanunun 258.maddesi uyarınca temyize tabi olacağı, somut olayda; hükümle birlikte adli emanette bulunan senetlerin hak sahiplerine iadesine karar verildiği, infaz aşamasında senetlerin hak sahibi/sahiplerinin kim olduğu hususunda oluşan tereddüt üzerine mahkemesine başvuruda bulunulmakla iade kararının ne şekilde yerine getirileceğine ilişkin başvuru ve dosya üzerinde verilen karar hüküm niteliğinde olmayıp temyize tabi bulunmadığından gereğinin mahallinde takdir ve ifası için dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.06.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.
1. Ceza Dairesi, 2023/1238 E., 2024/7040 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 258/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
1. Ceza Dairesi 2023/1238 E. , 2024/7040 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/2528 E., 2022/1280 K.
SUÇLAR : Kasten öldürmeye teşebbüs, mala zarar verme
HÜKÜMLER: istinaf başvurusunun esastan reddi, düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Red, bozma
1.Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Hükmolunan cezanın miktarı ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/2-a maddesi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları, miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığından, "mala zarar verme" suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
2.Sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun’un 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.02.2021 tarihli ve 2020/76 Esas, 2021/96 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mağdur ... ve katılan ...'e yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 35/2, 29/1, 62/1, 53. maddeleri uyarınca iki kez 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 08.04.2022 tarihli ve 2021/2528 Esas, 2022/1280 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik Cumhuriyet savcısı, katılan Kurum vekili, katılan ... ile sanık ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca vekalet ücreti yönünden düzeltilerek esastan reddine, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan Kurum vekilinin temyiz sebepleri özetle; lehe hükümler uygulanarak sanığa yetersiz olarak ceza verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; delillerin hatalı değerlendirildiğine, meşru savunma koşullarının bulunduğuna, suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olmadığına, haksız tahrik hükümlerinin azami oranda uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
1. Mağdur ...'in sanığın eski eşi olduğu, müşterek iki çocuklarının bulunduğu, Arsev'in daha sonra katılan ... ile evlenmesine rağmen, çocuklar nedeniyle sanıkla görüşmeye devam ettiği, olay günü sanığın Atil'i arayarak görüşmek istediğini söylediği, buluşmak için anlaştıkları, Atil'in kullanmış olduğu araçla Arsev ve Atil'in olay yerine geldiklerinde, kendi aracında park halinde beklemekte olan sanığın yanından geçerken onu silahla tehdit ettikleri, sanığın da buna karşılık olarak aracında bulunan av tüfeğiyle etkili mesafeden ateş ettiği, yapılan atışların katılan ... ve mağdura isabet etmediği, mağdur ...'in kırılan araç camı parçalarıyla basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı olayda;
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olarak kabulünde isabetsizlik bulunmadığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, meşru savunma koşullarının bulunmadığına, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği anlaşıldığından, katılan Kurum vekili ve sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde bozma nedenleri dışında hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Teşebbüs nedeniyle 9 ila 15 yıl aralığında hapis cezası öngören 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesinin uygulanması sırasında mağdur ...'in kırık cam parçalarıyla basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığı, katılan ...'de ise bir yaralanma oluşmadığı göz önünde bulundurularak, her bir mağdur yönünden değerlendirme yapılarak bir ceza yerine, yazılı biçimde her iki mağdura yönelik 10 yıl hapis cezasına hükmedilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
4. Haksız tahrik nedeniyle, 1/4’ten ¾’e kadar ceza indirimi öngören 5237 sayılı Kanun'un 29. maddesinin uygulanması sırasında, sanığa yönelen ve Mahkemece de silahlı tehdit eylemi olarak kabul edilen davranışların ulaştığı boyut dikkate alınarak, makul oranda bir ceza indirimi yerine, yazılı biçimde (1/4) oranında indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayin edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
A. Mala Zarar Verme Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden;
5271 sayılı Kanun’un 286/2-a maddesinde yer verilen; "ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adli para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları"nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun'un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, sanık müdafiinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 258/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden;
Gerekçe bölümünde yer alan (3) ve (4) numaralı paragraflarda açıklanan nedenlerle katılan Kurum vekili ve sanık müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 08.04.2022 tarihli ve 2021/2528 Esas, 2022/1280 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Fethiye Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.10.2024 tarihinde karar verildi.
2. Ceza Dairesi, 2023/16270 E., 2024/16549 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Dairemizin 23.01.2024 tarihli ve 2023/7603 Esas, 2024/1249 Karar sayılı ilâmında, 20.07.2016 tarihi ve sonrasında bağımsız olarak verilen müsadere (veya iade) kararlarının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 256 ve 258. maddeleri uyarınca, istinaf kanun yoluna tabi olduğuna dair içtihadındaki ilkeler ışığında;
2. Ceza Dairesi 2023/16270 E. , 2024/16549 K.
"İçtihat Metni"
H Ü K Ü M L Ü
MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi
EK KARAR TARİHİ : 12.01.2023
SAYISI : 2015/126 E., 2015/170 K.
ŞİKÂYETÇİ : ...
HÜKÜMLÜ : ...
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM :Adlî Emanette kayıtlı eşyanın dosyasında delil olarak saklanması
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ek kararın onanması
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Hükümlü hakkında İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.06.2015 tarihli ve 2015/126 Esas, 2015/170 Karar sayılı kararı ile hırsızlık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün temyiz edilmeksizin kesinleştiği, hükümlünün cezayı infaz etmesinden sonra İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Suç Eşyası Emanet Bürosunun 16.12.2022 tarihli talebi üzerine, Mahkemenin 12.01.2023 tarihli ek kararıyla, Adlî Emanetin 2014/9125 sırasında kayıtlı 1 adet CD'nin dosyada delil olarak saklanmasına karar verildiği, ek kararın hükümlüye tebliği üzerine, hükümlünün ek kararı temyiz ettiği ve ek kararın bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra verildiği belirlenmekle;
Dairemizin 23.01.2024 tarihli ve 2023/7603 Esas, 2024/1249 Karar sayılı ilâmında, 20.07.2016 tarihi ve sonrasında bağımsız olarak verilen müsadere (veya iade) kararlarının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 256 ve 258. maddeleri uyarınca, istinaf kanun yoluna tabi olduğuna dair içtihadındaki ilkeler ışığında; 12.01.2023 tarihinde bağımsız olarak verilen adlî emanette kayıtlı eşyanın dosyasında delil olarak saklanmasına dair 12.01.2023 tarihli ek kararın temyiz kanun yoluna değil, istinaf kanun yoluna tabi olduğunun anlaşılması karşısında; aynı Kanun'un 264. maddesine göre de, kanun yolunun ve merciinin belirlenmesinde yanılma, başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, hükümlünün talebi, istinaf talebi niteliğinde kabul edilerek, aynı maddenin 2. fıkrasına göre istemi incelemeye yetkili ve görevli mercie iletilmek üzere Tebliğname'ye aykırı olarak dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 06.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Ceza Genel Kurulu, 2022/158 E., 2022/698 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Öte yandan 27.03.2015 tarihli iddianame ile müsaderesi talep edilen dava konusu yapılar hakkında 5271 sayılı CMK’nın 256-259. maddeleri uyarınca Yerel Mahkeme tarafından her zaman bir karar verilebileceği sonucuna varılmıştır.
Ceza Genel Kurulu 2022/158 E. , 2022/698 K.
"İçtihat Metni"
Yargıtay Dairesi : 7. Ceza Dairesi
6831 sayılı Orman Kanunu’nda düzenlenen işgal ve faydalanma suçundan sanık ...’ın beraatına ilişkin ... 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 01.03.2016 tarihli ve 288-141 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesince 27.10.2021 tarih ve 20638-13720 sayı ile;
"Davanın dayanağını oluşturan, 6831 sayılı Kanun’un 82. maddesi gereği aksi sabit oluncaya kadar geçerli bulunan suç tutanağında suça konu yerde bir adet 85 metrekarelik üç katlı betonarme ev, bir adet 97 metrekarelik ev, 25 metrekarelik avlu ve evlerin önünde 225 metrekarelik tel çit ile çevrili bahçe bulunduğunun tespit edilmesi, sanık hakkında düzenlenen iddianame ile 432 metrekarelik açma alanında bir adet üç katlı ev, avlu ve tel örgü ile çevrilmiş bahçe tespit edildiği iddiası ile 6831 sayılı Kanun’un 93/2. maddesi uyarınca cezalandırılması ve işgal konusunun müsaderesi istemiyle kamu davası açıldığı, mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde 85 ve 97 metrekarelik iki adet üç katlı bina ve bahçe içinde bir adet araba garajı ile bir adet kamelya bulunduğunun tespiti, sanık hakkında iddianamede belirtilen eylemleri gerçekleştirmediği ve sanığın yapmış olduğu açmanın bulunmadığından bahisle beraatine karar verilerek ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulması karşısında; 6831 sayılı Kanun'un 93/2. maddesinin işgal ve faydalanma suçunun yeniden tarla açma veya kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde gerçekleşmesi durumunda cezada artırım öngören düzenleme olduğu, sanığa atılı eylemin işgal ve faydalanma suçu kapsamında kaldığı gözetilerek, suça konu yerde bulunan ve dava konusu edilmeyen diğer yapılar hakkında suç duyurusunda bulunulup ilgililer hakkındaki Mahkemenin suç duyurusunun akıbeti de araştırılarak, dava açılması hâlinde sanık hakkındaki dava ile birleştirip sanığın hukuki durumunun tayini ve dava dışı bırakılan yapıların müsaderesiyle ilgili bir karar verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesi," isabetsizliğinden oy çokluğuyla bozulmasına karar verilmiş,
Daire Üyesi
“Orman Kanunu’na muhalefet suçundan sanık ... hakkında kurulan beraate ilişkin hükmün, katılan ... İdaresi vekilinin temyizi üzerine, sanık hakkındaki beraate ilişkin hükmün onanması yerine, sayın çoğunluğun bozmaya ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki;
Sanık ... aşamalardaki savunmalarında özetle, suça konu cami lojmanı, kütüphane ve lokal olarak kullanılan binayı kendisinin yaptırmadığını, 1978 yılında dönemin muhtarı ......tarafından yaptırıldığını, o tarihten bu yana aynı şekilde kullanıldığını, orman sınırları içerisinde kaldığını bilmediğini, suçlamayı kabul etmediğini söylemiştir.
Tanık ......beyanında, 25 yıl muhtarlık yaptığını, suça konu binayı 1980'li yıllarda kendisinin yaptırdığını, bina yaptırırken orman başmüdüründen izin aldığını söylemiştir.
Keşifte dinlenilen tanık ... Baştürk ifadesinde özetle, suça konu binanın en az 30 yıllık ve binayı yaptıranın o tarihte muhtar ve dernek başkanı olan ......olduğunu, lojman, lokal ve dernek binası olarak kullanıldığını, sanığın bir yıldır dernek başkanı olduğunu ve suça konu yerde oturmadığını söylemiştir.
Dosyada bulunan ... 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2005/926 E, 2006/204 K sayılı dosyasında, suça konu bina ile ilgili içinde dosyada tanık olarak dinlenilen ve binayı yaptıran ... ’nin de olduğu 3 sanık hakkında Orman Kanunu'na muhalefet suçundan açılan kamu davasında zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı verildiği, bu kararın 22.10.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Tüm bu anlatılanlar, sanık ve tanıkların aşamalardaki beyanları birlikte değerlendirildiğinde, suça konu binanın sanık tarafından yaptırılmadığı, 30 yıl kadar önce dönemin muhtarı tarafından yaptırıldığı, yine sanığın kullanımında olmadığı, cami lojmanı, kütüphane ve lokal olarak kullanıldığı, sanığın ise bir yıldır dernek başkanlığı yapması karşısında suç işleme kastının bulunmaması nedeniyle, suçun manevi unsurunun gerçekleşmediği ve böylece doğru olan mahkemenin beraate ilişkin kararının onanması yerine, yazılı şekilde bozulmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.” düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 03.01.2022 tarih ve 132434 sayı ile;
“...Sanık ... aşamalardaki savunmalarında özetle, suça konu cami lojmanı, kütüphane ve lokal olarak kullanılan binayı kendisinin yaptırmadığını, 1978 yılında dönemin muhtarı ......tarafından yaptırıldığını, o tarihten bu yana aynı şekilde kullanıldığını, orman sınırları içerisinde kaldığını bilmediğini, suçlamayı kabul etmediğini söylemiştir. Tanık ......beyanında, 25 yıl muhtarlık yaptığını, suça konu binayı 1980'li yıllarda kendisinin yaptırdığını, bina yaptırırken orman başmüdüründen izin aldığını söylemiştir. Keşifte dinlenilen tanık ... Baştürk ifadesinde özetle, suça konu binanın en az 30 yıllık ve binayı yaptıranın o tarihte muhtar ve dernek başkanı olan ... ...’nin olduğunu, lojman, lokal ve dernek binası olarak kullanıldığını, sanığın bir yıldır dernek başkanı olduğunu ve suça konu yerde oturmadığını söylemiştir.
Dosyada bulunan ... 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2005/926 E, 2006/204 K sayılı dosyasında, suça konu bina ile ilgili içinde dosyada tanık olarak dinlenilen ve binayı yaptıran ... ...’nin de olduğu 3 sanık hakkında Orman Kanunu'na muhalefet suçundan açılan kamu davasında zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı verildiği, bu kararın 22.10.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Tüm bu anlatılanlar, sanık ve tanıkların aşamalardaki beyanları birlikte değerlendirildiğinde, suça konu binanın sanık tarafından yaptırılmadığı, 30 yıl kadar önce dönemin muhtarı tarafından yaptırıldığı, yine sanığın kullanımında olmadığı, cami lojmanı, kütüphane ve lokal olarak kullanıldığı, sanığın ise bir yıldır dernek başkanlığı yapması karşısında suç işleme kastının bulunmaması, yüksek Dairenin bozma nedeni olarak belirlediği hususların araştırılmasının sanığın hukuki durumunda bir değişiklik yapmayacağı da gözetilerek, suçun manevi unsurunun gerçekleşmediği ve böylece doğru olan mahkemenin beraate ilişkin kararının onanması gerekirken bozulmasına dair karar usul ve yasalara aykırıdır.” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.
CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 26.01.2022 tarih, 3-1469 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedeninin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
CEZA GENEL KURULU KARARI
Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı işgal ve faydalanma suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının tespiti bakımından eksik araştırmayla hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir.
İncelenen dosya kapsamından;
30.01.2015 tarihli suç tutanağına göre; 16.12.2014 tarihinde Orman İdaresine gelen şikâyet dilekçesine konu olan ... ilçesi, Havuzlubahçesi Mahallesine gidildiği, yapılan araştırma ve incelemeler neticesinde 16 numaralı bölmede; 1 adet betonarmeden yapılmış 3 katlı (8,5x11,5) 97,75 metrekare ebatlarında ev, 1 adet betonarmeden yapılmış 3 katlı (8,5x10) 85 metrekare ebatlarında ev ve 1 adet (5x5) 25 metrekare ebatlarında avlu ve bu evlerin önünde yer alan 225 metrekare etrafı tel örgü ile çevrilmiş bahçe olduğu, toplam alanın 432,75 metrekare olduğu, bu evlerin...Güzelleştirme ve Koruma Derneği adına kullanıldığı, dernek başkanı olan sanık ...’ın orman muhafaza memurlarına; tutanakta belirtilen yerlerin yaklaşık 20 senedir var olduğu, binaların cami görevlisi lojmanı, Kur'an kursu ve dernek binası olarak kullanıldığı, buranın hazine arazisi olduğunu sandığı, orman olduğunu tutanakla öğrendiklerini, bu binaların tamamen halkın yararına ve cami namına kullanıldığı, şahsi olarak herhangi bir menfaati olmadığı, caminin her türlü ihtiyacını bu binaların karşıladığı şeklinde beyanda bulunduğu, 10.02.2015 tarihli tazminat raporuna göre; Devlet ormanında meydana gelen zararın 481,20 TL olduğu,
... Orman Bölge Müdürlüğünün ... Orman İşletme Müdürlüğüne gönderdiği yazıda; Bahçecik köyü Havuzlu Bahçe muhtarı ... ...’nin talebinde yer alan Kur'an kursu ve camisi tarafında tehlikeyi önlemek için 30-40 metre açılmasına müsaade edilmesinin belirtildiği,
Yerel Mahkemece yapılan 02.10.2015 tarihli keşifte; dava konusu yerin Havuzlu Bahçe Mahallesi, Çavuşoğlu Sokak, Ferhadiye yolu üzeri olduğu, genel görünüm itibarıyla 3 katlı, betonarme, en az 20-25 senelik eski bir yapı olduğunun tespit edildiği,
Keşifte görev yapan orman bilirkişisinin 02.10.2015-07.02.2016 tarihli raporlarına göre; ... ili, ... ilçesi, Havuzlubahçe Mahallesi mülki hudutları içinde kalan 16 numaralı orman bölmesindeki dava konusu yerin üzerinde (8,5x10) 85 ve (8,5x11,5) 97,75 metrekare taban alanı olan iki adet üçer katlı kârgir bina ile bu binaların dışında bahçe içerisinde 1 adet araba garajı ile 1 adet kameriyenin bulunduğu, bina ve müştemilatın içinde yer aldığı ve etrafı tel örgü ile çevrili alanın toplam olarak 432,75 metrekare yüz ölçümünde olduğu, bu binaların...Güzelleştirme ve Koruma Derneği’nin kullanımında olduğu, binaların hemen yanında bulunan camide görevli personele loiman olarak tahsis edildiği, binalardan birinin alt katının tamamının Kur'an kursu olarak kullanıldığı, sanığın da bu derneğin başkanlığını yaptığı, orman idaresinin yazısı ekinde bulunan amenajman planı ve orman kadastro haritaları üzerinde suça konu alanın doğru olarak işaretlendiği, kesinleşmiş orman kadastrosuna ait haritada dava konusu yerin 30-31 numaralı orman sınır noktalarını birleştiren hattın kuzeyinde Devlet ormanı sınırları içinde kaldığı, sanığın eyleminin 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17. maddesinin yasakladığı fiillerden olduğu, ancak sanığın açma yaparak işgal suçunu işlemesinin üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçtiği için tazminat ve ağaçlandırma giderinin talep edilmeyeceği, suça konu alanın kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kaldığı,
... Cumhuriyet Başsavcılığının 27.03.2015 tarihli ve 2801-2286 numaralı iddianamesinde; 16 numaralı bölmede suç tutanağında belirtildiği şekilde 432,75 metrekarelik alanda açma yapılıp 3 katlı ev, avlu ve bu evlerin önünde tel örgü ile çevrilmiş bahçenin yapıldığının tespit edildiği, suç tutanağı, basit olay yeri krokisi, amenajman haritası ve kadastro haritası bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın atılı suçu işlediği belirtilerek sanığın 6831 sayılı Kanun’un 93/2. maddesi uyarınca cezalandırılmasının ve işgal konusu yerin müsaderesine karar verilmesinin talep edildiği,
Yerel Mahkemenin 01.03.2016 tarihli ve 288-141 sayılı kararında; sanığın iddianamede söylenen eylemleri gerçekleştirmediği, dava konusu yapılan yerin 30 yıl önce dönemin muhtarı tarafından yaptırıldığı, bu şahıslar hakkında ... 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2005/926 esas ve 2006/204 karar sayılı ilamı ile zamanaşımı sebebi ile davanın ortadan kaldırılmasına karar verildiği, sanığın ayrıca yapmış olduğu bir açma eyleminin olmadığı gerekçesiyle CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verildiği,
... 2. Sulh Ceza Mahkemesince 11.04.2006 tarih ve 926-204 sayı ile; 04.07.2005 tarihli suç tutanağında belirtilen dikiş nakış kursu, Kur'an kursu ve imam evi olarak kullanılan binaların 1988 yılında köy muhtarı sanık ......ve ihtiyar heyeti üyeleri olan sanıklar Maksut Çavuşoğlu ile Rıza Ar tarafından yaptırıldığı, köy hazinesi üzerinde bulunan cami ile Devlet ormanı üzerinde olan bu yapılar arasından sadece köy yolu geçtiği, binaların yapıldığı tarihten 7,5 yıl geçtiği için mülga 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca dava zamanaşımı dolduğundan kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verildiği, anılan kararın Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 22.10.2009 tarihli kararıyla onanarak kesinleştiği, bu dosyada bulunan bilgi, belge ve raporlara göre orman kadastrosunun 20.03.1985 yılında kesinleştiği, köy camisinin 1199 numaralı parselde 4640 metrekarelik alanda bulunup bu yerin ... hazinesine ait olduğu, şadırvan ve iki katlı binanın 1034 numaralı parsel içerisinde orman sınırları dışında kaldığı ve mülkiyetinin ... İbiş ve müştereklerine ait olduğu, alanın ise 1640 metrekare olduğu, 3 katlı Kur'an kursu binası ile 3 katlı imam evinin ise kadastro harici Devlet ormanı içerisinde kaldığı, kapsadığı alanın 729 metrekare olduğu, bu yerlerin Orman İdaresinden izin alınarak işletilmiş taş-mıcır ocağı sahası kalıntısı yer olduğu, bu nedenle diri örtü tahribatı yapılmadığı,
Anlaşılmaktadır.
Tanık ... Baştürk keşifte; dava konusu yerin en az 30 yıllık olduğunu, burayı yaptıran kişinin o zaman dernek başkanı ve muhtar olan ......olduğunu, o tarihten bu yana da dernek binası, lokal ve lojman olarak kullanıldığını, ihtiyaç sahiplerinin de ev olarak kullandığını, sanığın bu evi yaptırmadığını, son bir yıldır sanığın başkan olduğunu, sanığın burada oturmayıp burayı kendi ihtiyaçları için de kullanmadığını, suça konu yerin köylü tarafından kullanıldığını,
Tanık ......Mahkemede; anılan Mahalle'de 25 sene muhtarlık yaptığını, davaya konu evi de kendisinin yaptırdığını, 1980 yılı civarında başlayıp 2004 yılına kadar da üzerine kat çıktıklarını, köylünün fakir olduğunu, köyde cami ve mezarlık olmadığı için cami ve dernek yaptırmaya köy halkı olarak karar verdiklerini, Orman İdaresinden de 30-35 metre hafriyat açmak ve inşaat yapmak için yazı aldığını, kaçak bir şey yapmadıklarını, orman bölge müdürlerinin de bu durumu bildiğini,
Beyan etmişlerdir.
Sanık keşifte; 2014 yılı Aralık ayından beri dernek başkanı olduğunu, davaya konu yerde oturmadığını, birinci katı lokal, ikinci katında cami imamının lojmanı, üçüncü katında ise muhtaç bir insanın oturduğunu, dönemin köy muhtarı olan ... ...’nin köye hizmet maksadıyla 1978 yılında yaptırdığı bir yer olduğunu, kendisinin yaptırmadığını, bu yerin orman olup olmadığını bilmediğini, bugüne kadar bu yerin böyle kullanıldığını, lokalin ayrıca kütüphane olarak da kullanıldığını, suçlamaları kabul etmediğini savunmuştur.
Uyuşmazlık konusunun isabetli bir biçimde çözümlenmesi için "işgal ve faydalanma" suçunun unsurlarının incelenmesinde fayda bulunmaktadır.
Anayasa’nın “Ormanların korunması ve geliştirilmesi” başlıklı 169. maddesi;
“Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.
Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz.
Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz.
Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz.”,
6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları;
“Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; otlatma planı yapılan alanlarda yıllık otlatma süresi dâhilinde hayvanların planlı otlatılmasını sağlayan, gecelemesini emniyet altına alan ve dağılmalarını engelleyen geçici çevirmeler şeklinde düzenlemeler dışında, her çeşit bina, ağıl ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması, tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır...
Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollariyle elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir.”,
6831 sayılı Orman Kanunu'nun 93. maddesinin 5728 sayılı Kanun ile değişik ilk üç fıkrası;
“Bu Kanunun 17’nci maddesinde yasak edilen fiilleri işleyenler veya izne bağlı işleri izinsiz yapanlar, 91’inci madde hükümleri saklı kalmak üzere altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar.
İşgal ve faydalanma suçunun yeniden tarla açmak suretiyle veya yanmış orman sahalarında ya da kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde işlenmesi halinde verilecek ceza bir kat artırılır.
Bu maddede tanımlanan suçların konusunu oluşturan, işlenmesinde kullanılan ve işlenmesiyle elde edilen eşya veya mahsul Türk Ceza Kanununun müsadereye ilişkin hükümlerine göre müsadere edilir. Müsadere olunan mahsuller satılarak bedeli Orman Genel Müdürlüğünce irad kaydolunur. Müsadere olunan tesisler ise Orman Genel Müdürlüğünce aynen muhafaza edilebileceği gibi ihtiyaç görüldüğü takdirde ormancılık veya diğer kamu hizmetlerinde kullanılabilir. Aksi takdirde ilgili orman idaresince, yıkılmak suretiyle karar infaz olunur. İdarenin bu husustaki talebi halinde genel zabıta kuvvetleri idareye yardım etmekle mükelleftir.”
Şeklinde düzenlenmiştir.
6831 sayılı Kanun'un ikinci faslının "Ormanların Muhafazası" başlıklı üçüncü bölümünde yer alan 17. maddenin 1. fıkrasına göre; her çeşit bina, ağıl inşası, hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması, tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi, orman içinde yerleşilmesi yasaklanmıştır. Aynı Kanun’un 17. maddenin 2. fıkrasında ise; Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamayacağı ve buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulacağı hüküm altına alınmıştır.
Orman hukuku mevzuatı gereğince orman alanlarına her türlü müdahale yasaklanmıştır. Orman örtüsünün tahrip edilmesi veya herhangi bir orman örtüsü tahrip edilmeksizin dahi olsa orman alanlarının farklı amaçlarla kullanımı işgal ve faydalanma suçunu oluşturur.
İşgal ve faydalanma suçunun oluşması için 6831 sayılı Kanun'da yasaklanan eylemlerden birinin gerçekleştirilmesi yeterlidir. Bu sebeple işgal ve faydalanma suçu seçimlik hareketli bir suçtur.
Anılan Kanun ile yasaklanan eylemler;
1- Orman içerisinde her çeşit bina, ağıl ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması, önceden mevcut olanların kullanılması,
2- Orman boşluğunun sürülüp, ekilmesi veya evvelce açılmış olan (kendisi veya başkası tarafından açılmış olan) yerlerin kullanılması, işlenilmesi,
3- Orman içine yerleşilmesi (mağaralarda, kaya altlarında, ağaç kovuklarında yerleşmek, uzun süreli çadır kurmak)
4- Orman içinde yol yapılması, kanal açılması veya su isale hattı geçirilmesi, boru döşenmesi, elektrik veya telefon hattı gibi üst hatların geçirilmesi,
5- Orman arazisinin duvar, çit, tel örgü vb. ile çevrilerek sahiplenilmesi,
6- Ormanlık alana devamlılık arz eder şekilde çöp, atık, posa, hafriyat ve benzeri kirletici şeylerin dökülmesi,
7- İzne tabi işlerin izinsiz yapılması,
Şeklinde sayılabilir.
İşgal ve faydalanma suçu temadi eden suçlardandır. Örneğin orman arazisinde herhangi bir yapı inşa edilmiş ise söz konusu yapı, kişiler tarafından kullanılmaya devam edildiği sürece işgal ve faydalanma olgusu devam edecektir. Bu sebeple işgal suçları temadi eden suçlardan olduğu için işgalin tutanakla tespit edildiği tarihte işgale son verilmiş ise suç tarihi tutanak tarihidir. İlk işgalin gerçekleştiği tarihin suç tarihinin belirlenmesi açısından bu anlamda bir önemi bulunmamakta olup önemli olan işgalin tespit edildiği son tarihtir.
İşgal ve faydalanma suçu ancak kasten işlenebilen bir suçtur. Cezalandırmak için genel kasıt yeterlidir. Özel kasıt aranmaz.
6831 sayılı Orman Kanunu’nun 93. maddesinin ikinci fıkrasında ise işgal ve faydalanma suçunun yeniden tarla açmak suretiyle veya yanmış orman sahalarında ya da kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde işlenmesi hâlinde 6831 sayılı Kanun'un 93/1. maddesi uyarınca belirlenen temel ceza, aynı Kanun'un 93/2. maddesi uyarınca bir kat artırılacaktır. Cezanın artırılabilmesi için ikinci fıkrada belirtilen üç unsurdan bir veya birkaçının varlığı yeterlidir. Birden çok sebebin birleşmesi hâlinde her sebep için ayrı artırım yapılamaz. Ceza ancak bir sefer artırılabilir ise de temel ceza belirlenirken bu husus dikkate alınabilecektir.
Maddede belirtilen yeniden tarla açma tabiri, bir başka deyişle tarlanın yeni açılması, orman ağaç ve ağaççıklarının kesilmesi veya diri orman örtüsünün tahrip edilmesi sonucu ormanın işgal edilmesi anlamına gelir. Ancak bu eylemler toprağın verim (üretim) gücünden yararlanmak amacı ile gerçekleştirilmelidir. Toprağın verim (üretim) gücünden yararlanmak amacını taşımayan başka türlü yararlanmaları amaçlayan eylemler ise Kanun’un 93. maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalır.
Yeniden tarla açmak suretiyle işgal ve faydalanma suçunda aranan toprağın verim gücünden yararlanmak amacıyla ağaç kesilmesi veya örtü tahribi koşulları suçun yanmış orman sahalarında ya da kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde işlenmesi durumunda aranmamaktadır.
Maddenin üçüncü fıkrasında ise suçun konusunu oluşturan, işlenmesinde kullanılan ve suçun işlenmesiyle elde edilen eşya veya mahsul Türk Ceza Kanunu’nun müsadereye ilişkin hükümlerine göre müsadere edileceği belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde;
Orman İdaresince 30.01.2015 tarihinde düzenlenen suç tutanağına göre; ... ili, ... ilçesi, Havuzlubahçe Mahallesi mülki hudutları içinde kalan 16 numaralı orman bölmesindeki dava konusu yerin üzerinde 85 ve 97,75 metrekare taban alanı olan iki adet üçer katlı kârgir bina ile bu binaların dışında bahçe içerisinde 1 adet araba garajı ile 1 adet kameriyenin bulunduğu, bina ve müştemilatın içinde yer aldığı ve etrafı tel örgü ile çevrili alanın toplam olarak 432,75 metrekare yüz ölçümünde olduğu, bu binaların...Güzelleştirme ve Koruma Derneği’nin kullanımında bulunduğu, binaların cami görevlisine ait lojman, Kur'an kursu ve muhtaç bir kişinin evi olarak kullanıldığı, sanık ...’ın da bu derneğin başkanlığını yaptığı anlaşılan olayda;
Sanık savunması, tanıklar ......ve ... Baştürk’ün beyanları, suç tutanağı, orman bilirkişi raporu, ... 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 11.04.2006 tarihli ve 926-204 sayılı kararı ile bu karara konu dava dosyası, keşif zaptı, kroki, iddianame ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; suça konu yapıların sanık tarafından yaptırılmayıp 30 yıl kadar önce dönemin muhtarı tarafından yaptırıldığı, sanığın kullanımında olmadığı, cami lojmanı, lokal, Kur'an kursu olarak kullanıldığı, sanığın ise 1 yıldır dernek başkanlığı yaptığı, bu süre içerisinde sanığın yıllardır aynı şekilde kullanılan yapılar üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunmasının beklenemeyeceği, Orman İdaresince bu yapılar üzerinde lüzumlu işlemlerin yapılması gerektiği anlaşıldığından sanığın işgal ve faydalanma suçunu işleme kastının bulunmadığı ve atılı suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı, Özel Dairenin bozma kararına konu hususların araştırılmasının sanığın hukuki durumunda bir değişiklik yapmayacağı, bu nedenle sanığa atılı işgal ve faydalanma suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının tespiti bakımından eksik araştırmayla hüküm kurulmadığı kabul edilmelidir.
Öte yandan 27.03.2015 tarihli iddianame ile müsaderesi talep edilen dava konusu yapılar hakkında 5271 sayılı CMK’nın 256-259. maddeleri uyarınca Yerel Mahkeme tarafından her zaman bir karar verilebileceği sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmelidir.
SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 27.10.2021 tarihli ve 20638-13720 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
3- ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.03.2016 tarihli ve 288-141 sayılı hükmünün ONANMASINA,
4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 03.11.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Kamu davası açılmış olup da iade edilmesi gereken bir eşya veya malvarlığı değeri hakkında yargılama sonunda bir karar verilmemiştir.
"Müsadere Usulü" (CMK) dikkate alındığında, bu eşyaların akıbetiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
A) Karar verilmediği için eşya doğrudan devlet hazinesine aktarılır.
B) Mahkemece re'sen veya ilgililerin istemi üzerine bunların iadesine veya müsaderesine "duruşmalı" olarak karar verilir.
C) Suç konusu olmayıp sadece müsadereye tâbi eşyanın müsaderesine mahkemece duruşma açılarak karar verilmesi zorunludur.
D) Müsadere usulünde ilgililer duruşmaya çağrılmaz, karar evrak üzerinden verilir.
E) Müsadere kararlarına karşı istinaf yolu kapalıdır.
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.