5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 259

Ceza Muhakemesi Kanunu 259. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 259 – (1) Suç konusu olmayıp sadece müsadereye tâbi bulunan eşyanın müsaderesine sulh ceza hâkimi tarafından duruşma yapılmaksızın karar verilir. ALTINCI KİTAP Kanun Yolları BİRİNCİ KISIM Genel Hükümler Kanun yollarına başvurma hakkı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

6 karar eşleşti
16. Ceza Dairesi, 2021/603 E., 2021/2597 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
Dosya kapsamına göre, her ne kadar soruşturma konusu eşyaların suçta kullanıldığına dair somut delilin bulunduğu gerekçesiyle müsaderesinin görevli mahkemece yapılması gerektiğinden bahisle ret kararı verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 259. maddesinde "(1) Suç konusu olmayıp sadece müsadereye tâbi bulunan eşyanın müsaderesine sulh ceza hâkimi tarafından duruşma yapılmaksızın k
16. Ceza Dairesi         2021/603 E.  ,  2021/2597 K. "İçtihat Metni" I- TALEP: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.01.2021 tarih ve 2020/107873 sayılı yazısı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheliler Emine Sündür ve diğerleri haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 20/11/2019 tarihli ve 2017/143916 soruşturma, 2019/106250 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı müteakip, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının adli emanetin 2018/2551 sırasına kayıtlı kitap ve dergilerin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54. maddesi gereğince müsadere edilmesi talebinin, müsadere talebine konu eşyaların nelerden ibaret olduğunun tespiti yapılmadan müsadere talebinde bulunulduğundan bahisle reddine dair Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 02/12/2019 tarihli ve 2019/8884 değişik iş sayılı kararına karşı Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin Ankara 7. Sulh Ceza Hâkimliğinin 09/12/2019 tarihli ve 2019/9618 değişik iş sayılı kararını müteakip, ikinci kez Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının adli emanetin 2018/2551 sırasına kayıtlı kitap ve dergilerin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 54. maddesi gereğince müsadere edilmesi talebinin reddine dair Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 23/12/2019 tarihli ve 2019/9983 değişik iş sayılı kararına karşı Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan itirazın reddine ilişkin Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliğinin 27/12/2019 tarihli ve 2019/10551 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, her ne kadar soruşturma konusu eşyaların suçta kullanıldığına dair somut delilin bulunduğu gerekçesiyle müsaderesinin görevli mahkemece yapılması gerektiğinden bahisle ret kararı verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 259. maddesinde "(1) Suç konusu olmayıp sadece müsadereye tâbi bulunan eşyanın müsaderesine sulh ceza hâkimi tarafından duruşma yapılmaksızın karar verilir." şeklindeki düzenlemeye nazaran, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 20/11/2019 tarihli ve 2017/143916 soruşturma, 2019/106250 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara konu müsaderesi talep edilen eşyaların şüphelilerden veya şüphelilerin evlerinden elde edilmeyip, 10/08/2016 tarihli ihbar üzerine Derbent Mah. 1262 Sok. TOKİ'ye giden yol ile Samsun yoluna çıkış yeri arasında kalan ağaçlık alanda atılmış vaziyette bulundukları, suçta kullanıldıklarına dair bir delil bulunmadığı, metruk vaziyette bulunan suç teşkil etmeyen ve sahibi hakkında bir dava açılmayıp sadece müsaderesi söz konusu olan kitap ve dergilerin sulh ceza hakimliği tarafından müsaderesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, mercii tarafından itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 23/11/2020 gün ve 94660652-105-06-10236-2020-Kyb sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak Dairemize gönderilmiştir. II-OLAY; 10.08.2016 tarihinde, Ankara Emniyet Müdürlüğü haber merkezine; Mamak, Derbent Mahallesinde çalışan işçilerce örgütsel doküman bulunduğunun bildirilmesi üzerine olay yerine intikal eden güvenlik güçlerince Derbent mahallesi, 1262 sokak, Toki'ye giden yol ile Samsun Yoluna çıkış yeri arasında kaldığı belirtilen yerde bulunan ağaçların altında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir 45 adet dergi ve kitap bulunmuş ve muhafaza altına alınmıştır. İnşaat işçisi olduğunu ve olay günü inşaat alanının dışında içerisinde F...n'e ait kitaplar ve Zaman gazetelerinin bulunduğunu görmesi üzerine polisi aradığını beyan eden ...ın 10.08.2016 tarihinde kollukta bilgisine başvurulmuştur. Cumhuriyet savcısının talimatları doğrultusunda, "suç delillerini yok etme, gizleme ve değiştirme" olayı ile ilgili olarak ele geçen materyallerde yapılan parmak izi araştırmasında, 30.05.2017 tarihli uzmanlık raporunda da belirtildiği üzere 373 adet vücut izi bulunduğu tespit edilmiştir. 06.06.2017 tarihli uzmanlık raporuyla da materyallerde tespiti yapılan parmak ve avuç izlerine yönelik AFİS sisteminde yapılan sorgulamada, idari sınırlar dahilinde ikamet etmedikleri belirtilen ve dokümanlarda parmak izleri tespit edilen on şüpheli şahsın kimlik bilgileri tespit edilmiştir. Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğünün 06.06.2017 tarihli uzmanlık raporuna göre özetle, -Küçük Sözler, İffet Yahu, Bir Kırık Dilekçe, Sonsuz Nur, Yakaran Gönüller, adlı kitaplardaki eşya bulgularında ...k'ın, -Küçük Sözler adlı kitaptaki eşya bulgusunda...'ın, -Küçük Sözler, Mefkure Yolculuğu, Sonsuz Nur, Yakaran Gönüller, Lemalar adlı kitaplardaki eşya bulgusunda ...'ın, -Mu-rizatı Ahmediye adlı kitapta bulunan eşya bulgusunda ... ve ...'ın, -Bir Kırık Dilekçe adlı kitapta bulunan eşya bulgusunda ...ün, -Sonsur Nur adlı kitapta bulunan eşya bulgusunda ...'in, -Yakaran Gönüller adlı kitapta bulunan eşya bulgusunda N... ve ...'ın -Lemalar adlı kitapta bulunan eşya bulgusunda ...'ın, -Sızıntı dergilerinin bir kısmında bulunan eşya bulgularında ise ...'nün, Parmak izleri ile aynı olan vücut izlerinin tespit edildiği ancak bulgularda tespitinin yapıldığı anlaşılan çok sayıda parmak ve avuç izlerinin ise AFİS veri tabanında karşılığı bulunmadığından, araştırmasının yapılamadığı belirtilmiştir. Bu kapsamda "suç delillerini yok etme, gizleme ve değiştirme" suçundan yürütülen tahkikat neticesinde düzenlenen kolluk fezlekesi kapsamında, materyallerde vücut izleri tespit edilen, ...,...,...,...,...,...,....in, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılı oldukları tespit edildiklerinden, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/14316 sayılı soruşturma evrakına kayden haklarında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma başlatılmıştır. UYAP sisteminden SGK Bilgi kayıtlarında yapılan araştırmada; Zeytinburnu ilçe Milli Eğitim Müdürlüğünde Din Öğretimi Okulunda ve dershanede çalıştığına dair kaydı bulunan şüpheli ...'ın KHK ile kamu görevinden çıkarıldığına, şüpheli ...nün Adana İl Emniyet Müdürlüğü'nde aktif çalıştığına, şüpheli ...'ın SGK kaydının bulunmadığına, şüpheli...ın Çukurova Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesinde stajer olarak 2014 yılında çalıştığına, şüpheli ...'ın sandalye, koltuk, kanepe imalatı ve alım satımı üzerine bir şirkette, şüpheli...'nın tuhafiyecilik, şüpheli ...'ın ise Özel Güvenlik Denetleme Başkanlığında komiser muavini iken KHK ile kamu görevinden çıkarıldığı ve mobilya imalatı üzerine çalıştığına dair kayıtlarının bulunduğu, tespit edilmiştir. KOM Daire Başkanlığının 29.08.2017 tarihli raporunda özetle; - Şüphelilerden, ..., ...,...,....,...,...,...,...,...,..., ve ...'in bylock kullanıcısı oldukları, diğer şüphelilerin ise bylock kaydının bulunmadığı, - ...,...,... ve ... hakkında 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrasında adli işlem yapıldığı, - ... ve ...'in firari oldukları, ...'ın ise yakalandığı, - ...'ın Bank Asya hesabının bulunduğu, 31.12.2013-24.12.2014 tarihleri arasında hesabında artışın olduğu, - 672 sayılı Kanun Hükmünde kararname ile ...'ın Zeytinburnu Kız Anadolu İmam Hatip Lisesindeki kamu görevinden, Mustafa Satılmış ve...'ın Emniyet Genel Müdürlüğündeki görevlerinden ihraç edildikleri,...mir'in 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Emniyet Genel Müdürlüğünden, 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de...'ın Karakusunlar İMKB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesindeki görevinden ihraç edildikleri, FETÖ/PDY Ana Dava Soruşturması kapsamında örgütün tepe yöneticisi içerisinde yer alan ve HTS kayıtları alınan 72 şahsa ait 336 numara arasında bulunan, ... ile 2007 yılının 10 ve 11 aylarında 4 kez Mustafa Ünlü'nün, 2013 yılı 6-7-8 ve 2014 yılı 10 ayında bir kısmı "0" saniye olmak üzere 11 kez ...'ın irtibatının bulunduğu, ...'ın örgütle iltisaklı, kapatılan ...Eğitim Turizm Sa.Dış.Tic.A.ş ... Fen Lisesinde SGK kaydının bulunduğu, belirtilmiştir. Süreçte Cumhuriyet Başsavcılığınca, aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunmadığı belirtilen şüpheliler ... ve ... hakkındaki soruşturma evrakının tefrik edilerek 2017/144741 sayılı soruşturma evrakına kaydına; 11.09.2017 tarih 2017/143916 soruşturma, 2017/12436 sayılı ayırma kararı ile de şüpheli ...hakkındaki soruşturma evrakının tefrik edilerek 2017/144775 sayılı soruşturma evrakına kaydına 11.09.2017 tarih 2017/12440 sayılı ayırma kararı ile karar verilmiştir. Şüpheliler ..., ...,... ve ... 'in tespit edilen gsm hatlarına yönelik olarak, bylock programını kullandıkları tarihlerden 27.10.2017 tarihine kadar olan süreyi kapsar HTS kayıtları, Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliğinden alınan değişik iş kararına istinaden, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan istenilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının 07.11.2017 ve 12.01.2018 tarihli yazıları ve eki belgelerde, şüpheliler ..., ...,...ve...'in bylock kullanıcısı olduklarının tespit edildiği, şüphelilerden ...ın "713223 user id" ve...'ın ise "70069 user id" numarası ile tespit ve değerlendirme tutanaklarının gönderildiği, diğer iki şüpheliye yönelik olarak henüz bylock çözüm içeriklerinin tespit edilmediği belirtilmiştir. KOM Daire Başkanlığının 16.01.2018 tarihli şüpheliler hakkında, FETÖ/PDY veri havuzunda yapılan sorgulama sonuçlarını içerir raporlarda ise özetle, şüpheliler...,... ve ...r'ün veri kayıtlarına rastlanmadığı, şüpheli...'ın örgütün tepe yönetiminde tespit edilen 72 şahıstan birisi olan Ali Çelik ile 2013-2014 yılları arasında 11 irtibatının olduğu, bylock kaydının bulunduğu, şüpheli Ümüt Yılmaz'ın 13.09.2011 tarihinde açılan Bank Asya hesabının bulunduğu ve hesaplarında 31.12.2013- 24.12.2014 tarihleri arasında artışın olduğu, ByLock kaydına rastlanıldığı, kamudan ihraç edilen personel ve Emniyet Mahrem imamları modülünde evrak kaydının bulunduğu, şüpheli ...'nün örgütün tepe yönetiminde tespit edilen 72 şahıstan birisi olan ... ile 2007 yılında 4 irtibatının olduğuna dair kayıtlara rastlanıldığı belirtilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının 01.02.2018 tarihli dağıtımlı yazısı ile şüpheli ... hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/69068 ve şüpheli ...hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/66814 üst dosya numaralarına kayıtlı soruşturmalarının bulunması nedeni ile tahkikat evrakları UYAP sisteminden ayrıca fiziken gönderilmeyeceği belirtilerek dosyalarına eklenmek üzere gönderilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının 01.02.2018 tarihli yazısıyla tahkikat evrakları ile olay yeri inceleme bulgu poşeti, şüpheliler .......ür, Selim Aydın, ..., ..., ...,...,... ve... açısından 2017/14396 sayılı soruşturma dosyasında değerlendirmek üzere gönderilmiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca süreçte; - Bila tarihli, 2017/143916 soruşturma, 2018/6371 karar sayılı, ayırma kararı ile şüpheli...hakkında, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen soruşturma evrakının tefrik edilerek, 2018/64234 sayılı soruşturma evrakına kaydına, - Bila tarihli, 2017/143916 soruşturma, 2018/6377 karar sayılı, ayırma kararı ile şüpheli ... hakkında, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen soruşturma evrakının tefrik edilerek, 2018/64266 sayılı soruşturma evrakına kaydına, -Bila tarihli, 2017/143916 soruşturma, 2018/6376 karar sayılı, ayırma kararı ile şüpheli ... hakkında, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen soruşturma evrakının tefrik edilerek, 2018/64255 sayılı soruşturma evrakına kaydına karar verilmiştir. - Şüpheli ... hakkında ise silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davasının bulunması nedeni ile mükerrer soruşturma yürütülemeyeceğinden, 23.03.2018 tarihinde ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek dosyanın bir suretinin Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/48 esasına gönderilmesine karar verilmiştir. Cumhuriyet savcısının 23.03.2018 tarihli yazısı ile şüphelilerin yakalanarak gözaltına alınıp avukat nezaretinde savunmalarının alınmalarına dair talimatını içerir 07.12.2017 tarihli yazısının şüpheliler..., ... ve... yönünden tekid edilerek, diğer şüpheliler yönünden ise işlemsiz iadesi kolluktan istenilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının 17.07.2018 tarih, 2016/140569 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının şüpheli Nevzat Yılmaz yönünden dosya içerisine alındığı, karar başlığında açık kimlik bilgileri belirtilen diğer şüpheliler olarak, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ...'ın adlarının belirtildiği görülen iş bu kararda özetle, şüpheli ... hakkında ilgili kısımda, Ankara 25. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/48 esas sayılı dosyasında aynı suçtan hakkında kamu davasının açıldığı belirtilerek, mükerrer soruşturma yürütülemeyeceğinden kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına kararının verildiğinin belirtildiği görülmüştür. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20.11.2019 tarih 2017/143916 soruşturma ve 2019/106250 karar sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüpheliler,..., ...., ... hakkında özetle, 10.08.2016 tarihinde yapılan ihbar kapsamında ele geçen 45 adet atılmış . vaziyetteki kitap ve dergide yapılan inceleme neticesinde parmak izleri ile uyumlu bulguya rastlanıldığı ancak; 15 Temmuz 2016 tarihinden sonra örgüte ait kitaplar ile alakalı yasaklama ve toplatılma kararlarının verildiği, bundan dolayı kitap ve dergilerin çöpe atıldığının değerlendirildiği, bizahiti kitap bulundurmanın ve toplatılma kararı üzerine bunların çöpe atılmasının suçu oluşturmayacağı, şüpheliler hakkında yapılan araştırmada örgütle iltisak veya irtibatlarının bulunduğuna dair bir delil elde edilemediğinden, haklarında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek, adli emanetin 2018/2551 sırasında kayıtlı emanet eşyalar hakkında, TCK'nın 54. maddesince müsadere kararı verilmesi hususunda Sulh Ceza Hakimliğine talepte bulunulmasına karar verilmiştir. 07.02.2018 tarih, 2018/2551 suç eşyası esas defter no'suna kayıtlı emanet eşya makbuzunda ilgili kısımda, "1 adet delil poşeti" içerisinde, "Mamak Kayat Polis Merkezi Amirliğinin 20.04.2017 tarih ve 2016/1130 sayılı delil poşeti içerisinde yer alan incelemesi yapılan kitap ve dergiler (delil torbası hiç açılmadan geldiği şekliyle evraka göre yazılmıştır.)" ibaresi ile müsaderesi istenilen eşyaların "ayrıntısının" belirtildiği görülmüştür. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 29.11.2019 tarih 2017/143916 soruşturma numaralı yazısı ile Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğinden özetle, yapılan soruşturma neticesinde şüpheliler hakkında delil yetersizliği nedeni ile takipsizlik kararı verildiği, emanet eşyanın müsaderesi için soruşturma evrakınında ekte gönderildiği belirtilerek emanet makbuzunda yazılı suç eşyasının müsaderesine karar verilmesi istenilmiştir. Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 02.12.2019 tarih, 2019/8884 değişik iş sayılı kararı ile özetle, Cumhuriyet Başsavcılığının yazısında hangi suç eşyasının müsadere edileceğinin belirtilmediği gibi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 07.02.2018 tarih 2018/2551 sayılı "1 adet delil poşeti, Mamak Kayat Polis Merkezi Amirliğinin 20.04.2017 tarih 2016/1130 sayılı delil poşeti içerisinde yer alan incelemesi yapılan kitap ve dergiler (delil torbası hiç açılmadan geldiği şekliyle evraka göre yazılmıştır.) şeklinde emanet makbuzu düzenlendiği, müsadere talebine konu eşyaların nelerden ibaret olduğunun tespiti yapılmadan müsadere talebinde bulunulduğundan, talebin itirazı kabil olmak üzere, "bu aşamada reddine " karar verilmiştir. 06.12.2019 tarihinde Cumhuriyet savcısınca özetle, 10.08.2016 tarihli, olay ve geçici muhafaza altına alma tutanağında, suç eşyalarının nelerden ibaret olduğunun detaylı bir şekilde yazıldığından, kararın kaldırılarak eşyaların müsaderesine karar verilmesi itirazında bulunulmuştur. Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliğinin, 06.12.2019 tarih, 2019/8884 değişik iş sayılı kararı ile özetle, Cumhuriyet Başsavcılığınca hakimlik kararında belirtilen eksiklikler giderilmeden itirazda bulunulduğu, verilen kararda düzeltilmesi gerekir bir husus bulunmadığından, yerinde görülmeyen itirazın reddi ile soruşturma dosyasının incelenmek üzere Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliğine gönderilmesine, karar verilmiştir. Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliğinin, 09.12.2019 tarih, 2019/9618 değişik iş nolu kararı ile özetle, Ankara 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 02.12.2019 tarih, 2019/8884 değişik iş sayılı kararında isabetsizlik bulunmadığından itirazın reddine, kesin olarak karar verilmiştir. 19.12.2019 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığınca, bu kez kitapların yazar adları veya yayınevleri, Sızıntı dergisinin ise yayım tarihi içerir bilgilerin belirtilmesi sureti ile adli emanetin 2018/2551 sırasına kayıtlı eşyaların müsaderesi, Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğinden talep edilmiştir. Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 23.12.2019 tarih, 2019/9983 değişik iş sayılı kararı ile özetle; müsadere talebine konu eşyanın konusunun münhasıran suç teşkil etmesi ve suçta kullanılmaması halinde Sulh Ceza Hakimliklerinin görevli olacağı, şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, emanet eşya makbuzundaki eşyaların suçta kullanıldığına dair somut delilin bulunması nedeniyle, müsadere muhakemesinde görevli mercii hangi mahkeme ise söz konusu mahkemeden müsadere talebinde bulunulması gerektiğinden, talep konusunun Sulh Ceza Hakimliklerinin görev alanı dışında olduğu gerekçesi ile talebin "görev yönünden reddine", itiraz kanun yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.12.2019 tarihli yazısı ile özetle, emanete kayıtlı müsaderesi talep edilen eşyaların, haklarında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen şüphelilerden veya bu şahısların evlerinden elde edilmediği, 10.08.2016 tarihli ihbar üzerine ağaçlık bir alanda, atılmış halde bulundukları, suçta kullanıldıklarına dair bir delilin bulunmadığı, 15.07.2016 tarihinden sonra silahlı terör örgütüne müzahir yayınlara yönelik toplatılma kararlarının verildiği, bu kapsamda metruk vaziyette bulunan kitapların suç konusu olmayıp sadece müsadereye tabi olduğu, CMK'nun 259. maddesince müsadereye tabi eşyalar hakkında Sulh Ceza Hakimliklerince duruşma yapılmaksızın karar verilmesi gerektiği, CMK'nın 256. maddesinde yer alan kamu davasının açılmamış olduğu hal olarak belirtilen durumun ise CMK'nun 172. maddesinde kovuşturma olanağının bulunmadığı şüphelinin ölümü, af ve zaman aşımı gibi sınırlı sayıdaki durumlara münhasır olduğu ve uyuşmazlık kapsamında uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı, "Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 09.01.2019 tarih 2018/13507 esas sayılı" kararınında bu yönde olduğu belirtilerek, kararın kaldırılarak eşyaların müsaderesine karar verilmesi hususunda itirazda bulunulmuştur. Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 27.12.2019 tarih, 2019/9983 değişik iş sayılı kararı ile yerinde görülmeyen itirazın reddine karar verilerek, soruşturma dosyası, itiraz incelemesi yapılmak üzere, Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliğine gönderilmiştir. Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 27.12.2019 tarih, 2019/105551 değişik iş sayılı kararı ile özetle, kararda belirtilen gerekçelerin usul ve yasaya uygun olduğu, isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek, itirazın reddine kesin olarak karar verilmiştir. Bu kez, Cumhuriyet Başsavcılığınca 02.01.2020 tarihinde Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesinden, adli emanetin 2018/2551 sırasına kayıtlı eşyalar hakkında TCK'nın 54. maddesince müsadere kararı verilmesi hususunda istemde bulunulmuştur. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesine sunulan Cumhuriyet savcısı mütalaasında, Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliğinin kararının kesin karar olması nedeni ile talebin reddine karar verilmesi istenilmiştir. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.01.2020 tarih, 2020/79 değişik iş sayılı kararı ile Ankara 7.Sulh Ceza Hakimliğinin, 09.12.2019 tarih 2019/9618 değişik iş sayılı kararının, kesin karar olması nedeni ile talebin reddine oy birliği ile karar verilmiştir. Kararda kanun yolu belirtilmemiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 18.06.2020 tarihli yazısı ile Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 2019/10551 değişik iş sayılı kararının özetle, şüpheliler hakkında ek kovuşturmaya ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlar verilerek süreçte, sahipsiz halde bulunan kitaplar yönünden müsadere talebinde bulunulduğu, Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliğinin 23.12.2019 tarih 2019/9983 değişik iş sayılı kararı ile CMK'nın 256. maddesindeki düzenlemeye göre görevli mahkemenin davayı görmeye yetkili mahkeme olduğu belirtilerek talebin reddine karar verildiği, ret kararına karşı itirazda bulunulduğu, Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliğinin 27.12.2019 tarih, 2019/10551 sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, fakat müsaderesi talep edilen eşyaların süreçte haklarında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen şüphelilerden veya evlerinden elde edilmediği, ihbar üzerine ağaçlık alanda atılmış vaziyette bulunduğu, suçta kullanıldıklarına dair delilin ise bulunmadığı, 15.07.2016 tarihi sonrasında silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisaklı şahıs veya yayın evlerince çıkarılan kitap ve dergiler ile ilgili değişik mahkemelerden toplatılma kararlarının verildiği, metruk vaziyette bulunan kitapların bu nedenle suç konusu olmayıp sadece müsadereye tabi olduğu, CMK'nın 259. maddesi uyarınca sadece müsadereye tabi bulunan eşyanın müsaderesine, sulh ceza hakimince duruşma yapmaksızın karar verilmesi gerektiği, CMK'nın 256. maddesinde yer alan kamu davasının açılmamış olduğu hal olarak nitelendirilen halin CMK'nın 172. maddesinde kovuşturma olanağının bulunmadığı hallere özgü olduğu, dolayısıyla talep açısından uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı, Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 09.01.2019 tarih 2018/13507 esas sayılı kararınında aynı yönde olduğu belirtilerek, kesin kararın kanun yararına bozulması hususunda, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne ihbarda bulunulmuştur. III-KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI: Sulh Ceza Hakimliğinin, müsadere isteminin "görev yönünden reddine" dair kararı ile iş bu karara Cumhuriyet savcısınca yapılan itirazın, "reddine" yönelik verilen mercii kararında, isabet bulunup bulunmadığına ilişkin ise de aynı talep yönünden Ağır Ceza Mahkemesince de red kararı verildiği anlaşılmakla uyuşmazlığı inceleme görevinin iş bölümü esaslarına göre Dairemizin görevine girip girmediği noktasındadır. IV-HUKUKSAL DEĞERLENDİRME: Konu ile ilgili yasal düzenleme ve İş Bölümü hükümleri şöyledir: 2797 sayılı Yargıtay Kanunu Dairelerin görevleri: Madde 14 –(Değişik: 9/2/2011-6110/8 md.) ... Ceza dairelerinde: a) (Değişik: 18/6/2014-6545/31 md.) Daireler arasındaki iş bölümünün belirlenmesinde mahkeme kararındaki nitelendirme, mahkumiyet dışındaki kararlarda ise iddianamede veya iddianame yerine geçen belgedeki nitelendirme esas alınır. Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 23.01.2020 tarihli ve 1 sayılı kararı II) YARGITAY CEZA DAİRELERİ İŞ BÖLÜMÜ A) ORTAK HÜKÜMLER 1) Bu iş bölümü, Resmî Gazete’de yayımlanmasını izleyen ay başından itibaren yürürlüğe girer. 2) Bu iş bölümündeki düzenlemeler, yürürlüğe girdiği tarih dâhil olmak üzere tebliğnamesi bu tarihten sonra tanzim olunan işler için geçerli olup temyiz incelemesi bu iş bölümüne göre görevli bulunan ceza dairesi tarafından yapılır. ... 6) Ceza Dairelerinin görevlerinin belirlenmesinde, mahkûmiyet kararlarında mahkeme hükmündeki, mahkumiyet dışındaki kararların temyiz incelemesinde ise iddianame, varsa görevsizlik kararı ya da diğer dava açan belgedeki nitelenen suç esas alınır. ... 9) Tek başına temyiz edilen müsadere veya diğer güvenlik tedbirlerine ilişkin kararların incelemesi, söz konusu kararın ilgili olduğu suçu incelemekle görevli dairece yapılır. B) CEZA DAİRELERİNİN GÖREVLERİ BEŞİNCİ CEZA DAİRESİ ...Yargı yeri belirlemeleri ve dava nakli, Yukarıda yer verilen hukuki düzenlemeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen soruşturma sonunda verilen kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararları müteakip ihbar üzerine kamuya açık metruk arazide bulunan kitap ve dergilerin müsaderesine dair Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan istemin, Sulh Ceza Hakimliklerinin görevine girmediği gerekçesi ile reddine dair verilen değişik iş kararının ve iş bu karara vaki itirazın reddine dair merciin kesin kararından sonra, bu kez Cumhuriyet savcısınca Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinden müsadere talebinde bulunulduğunun ve iş bu istemin de Sulh Ceza Hakimliğinin kararına atıfla reddine karar verildiğinin görülmesi karşısında kanun yararına bozma ihbarında bahsedilen Yargıtay 5. Ceza Dairesinin ilamı da nazara alınarak, uyuşmazlığa konu kararların müsadere istemine yönelik görevli merciin tayinine ilişkin olduğunun anlaşılması nedeni ile kararın kanun yararına bozma yasa yoluna konu olup olamayacağının takdiri ile görevli merciin belirlenmesinin, Resmi Gazete'de yayımlanan Yargıtay Büyük Genel Kurulunun İş Bölümüne ilişkin 30.01.2019 tarihli ve 2019/1 sayılı kararı uyarınca, görevli Yüksek 5. Ceza Dairesine ait bulunması gözetilerek Dairemizin görevsizliğine karar verilmiştir. V-SONUÇ VE KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.01.2021 tarih ve 2020/107873 sayılı istemi ile ilgili incelemenin, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulunun 07.07.2020 tarihli kararı ile 28.01.2020 tarih ve 31022 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yargıtay Büyük Genel Kurulunun 23.01.2020 tarih ve 2020/1 sayılı kararına göre Yüksek 5. Ceza Dairesinin görevine girdiğinden, Dairemizin GÖREVSİZLİĞİNE, Dosyanın Yüksek Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmesine 08.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

Ceza Genel Kurulu, 2022/158 E., 2022/698 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Öte yandan 27.03.2015 tarihli iddianame ile müsaderesi talep edilen dava konusu yapılar hakkında 5271 sayılı CMK’nın 256-259. maddeleri uyarınca Yerel Mahkeme tarafından her zaman bir karar verilebileceği sonucuna varılmıştır.
Ceza Genel Kurulu         2022/158 E.  ,  2022/698 K. "İçtihat Metni" Yargıtay Dairesi : 7. Ceza Dairesi 6831 sayılı Orman Kanunu’nda düzenlenen işgal ve faydalanma suçundan sanık ...’ın beraatına ilişkin ... 4. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 01.03.2016 tarihli ve 288-141 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesince 27.10.2021 tarih ve 20638-13720 sayı ile; "Davanın dayanağını oluşturan, 6831 sayılı Kanun’un 82. maddesi gereği aksi sabit oluncaya kadar geçerli bulunan suç tutanağında suça konu yerde bir adet 85 metrekarelik üç katlı betonarme ev, bir adet 97 metrekarelik ev, 25 metrekarelik avlu ve evlerin önünde 225 metrekarelik tel çit ile çevrili bahçe bulunduğunun tespit edilmesi, sanık hakkında düzenlenen iddianame ile 432 metrekarelik açma alanında bir adet üç katlı ev, avlu ve tel örgü ile çevrilmiş bahçe tespit edildiği iddiası ile 6831 sayılı Kanun’un 93/2. maddesi uyarınca cezalandırılması ve işgal konusunun müsaderesi istemiyle kamu davası açıldığı, mahallinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde 85 ve 97 metrekarelik iki adet üç katlı bina ve bahçe içinde bir adet araba garajı ile bir adet kamelya bulunduğunun tespiti, sanık hakkında iddianamede belirtilen eylemleri gerçekleştirmediği ve sanığın yapmış olduğu açmanın bulunmadığından bahisle beraatine karar verilerek ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulması karşısında; 6831 sayılı Kanun'un 93/2. maddesinin işgal ve faydalanma suçunun yeniden tarla açma veya kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde gerçekleşmesi durumunda cezada artırım öngören düzenleme olduğu, sanığa atılı eylemin işgal ve faydalanma suçu kapsamında kaldığı gözetilerek, suça konu yerde bulunan ve dava konusu edilmeyen diğer yapılar hakkında suç duyurusunda bulunulup ilgililer hakkındaki Mahkemenin suç duyurusunun akıbeti de araştırılarak, dava açılması hâlinde sanık hakkındaki dava ile birleştirip sanığın hukuki durumunun tayini ve dava dışı bırakılan yapıların müsaderesiyle ilgili bir karar verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesi," isabetsizliğinden oy çokluğuyla bozulmasına karar verilmiş, Daire Üyesi “Orman Kanunu’na muhalefet suçundan sanık ... hakkında kurulan beraate ilişkin hükmün, katılan ... İdaresi vekilinin temyizi üzerine, sanık hakkındaki beraate ilişkin hükmün onanması yerine, sayın çoğunluğun bozmaya ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki; Sanık ... aşamalardaki savunmalarında özetle, suça konu cami lojmanı, kütüphane ve lokal olarak kullanılan binayı kendisinin yaptırmadığını, 1978 yılında dönemin muhtarı ......tarafından yaptırıldığını, o tarihten bu yana aynı şekilde kullanıldığını, orman sınırları içerisinde kaldığını bilmediğini, suçlamayı kabul etmediğini söylemiştir. Tanık ......beyanında, 25 yıl muhtarlık yaptığını, suça konu binayı 1980'li yıllarda kendisinin yaptırdığını, bina yaptırırken orman başmüdüründen izin aldığını söylemiştir. Keşifte dinlenilen tanık ... Baştürk ifadesinde özetle, suça konu binanın en az 30 yıllık ve binayı yaptıranın o tarihte muhtar ve dernek başkanı olan ......olduğunu, lojman, lokal ve dernek binası olarak kullanıldığını, sanığın bir yıldır dernek başkanı olduğunu ve suça konu yerde oturmadığını söylemiştir. Dosyada bulunan ... 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2005/926 E, 2006/204 K sayılı dosyasında, suça konu bina ile ilgili içinde dosyada tanık olarak dinlenilen ve binayı yaptıran ... ’nin de olduğu 3 sanık hakkında Orman Kanunu'na muhalefet suçundan açılan kamu davasında zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı verildiği, bu kararın 22.10.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Tüm bu anlatılanlar, sanık ve tanıkların aşamalardaki beyanları birlikte değerlendirildiğinde, suça konu binanın sanık tarafından yaptırılmadığı, 30 yıl kadar önce dönemin muhtarı tarafından yaptırıldığı, yine sanığın kullanımında olmadığı, cami lojmanı, kütüphane ve lokal olarak kullanıldığı, sanığın ise bir yıldır dernek başkanlığı yapması karşısında suç işleme kastının bulunmaması nedeniyle, suçun manevi unsurunun gerçekleşmediği ve böylece doğru olan mahkemenin beraate ilişkin kararının onanması yerine, yazılı şekilde bozulmasına dair sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.” düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 03.01.2022 tarih ve 132434 sayı ile; “...Sanık ... aşamalardaki savunmalarında özetle, suça konu cami lojmanı, kütüphane ve lokal olarak kullanılan binayı kendisinin yaptırmadığını, 1978 yılında dönemin muhtarı ......tarafından yaptırıldığını, o tarihten bu yana aynı şekilde kullanıldığını, orman sınırları içerisinde kaldığını bilmediğini, suçlamayı kabul etmediğini söylemiştir. Tanık ......beyanında, 25 yıl muhtarlık yaptığını, suça konu binayı 1980'li yıllarda kendisinin yaptırdığını, bina yaptırırken orman başmüdüründen izin aldığını söylemiştir. Keşifte dinlenilen tanık ... Baştürk ifadesinde özetle, suça konu binanın en az 30 yıllık ve binayı yaptıranın o tarihte muhtar ve dernek başkanı olan ... ...’nin olduğunu, lojman, lokal ve dernek binası olarak kullanıldığını, sanığın bir yıldır dernek başkanı olduğunu ve suça konu yerde oturmadığını söylemiştir. Dosyada bulunan ... 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2005/926 E, 2006/204 K sayılı dosyasında, suça konu bina ile ilgili içinde dosyada tanık olarak dinlenilen ve binayı yaptıran ... ...’nin de olduğu 3 sanık hakkında Orman Kanunu'na muhalefet suçundan açılan kamu davasında zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararı verildiği, bu kararın 22.10.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Tüm bu anlatılanlar, sanık ve tanıkların aşamalardaki beyanları birlikte değerlendirildiğinde, suça konu binanın sanık tarafından yaptırılmadığı, 30 yıl kadar önce dönemin muhtarı tarafından yaptırıldığı, yine sanığın kullanımında olmadığı, cami lojmanı, kütüphane ve lokal olarak kullanıldığı, sanığın ise bir yıldır dernek başkanlığı yapması karşısında suç işleme kastının bulunmaması, yüksek Dairenin bozma nedeni olarak belirlediği hususların araştırılmasının sanığın hukuki durumunda bir değişiklik yapmayacağı da gözetilerek, suçun manevi unsurunun gerçekleşmediği ve böylece doğru olan mahkemenin beraate ilişkin kararının onanması gerekirken bozulmasına dair karar usul ve yasalara aykırıdır.” görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesince 26.01.2022 tarih, 3-1469 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedeninin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa atılı işgal ve faydalanma suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının tespiti bakımından eksik araştırmayla hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; 30.01.2015 tarihli suç tutanağına göre; 16.12.2014 tarihinde Orman İdaresine gelen şikâyet dilekçesine konu olan ... ilçesi, Havuzlubahçesi Mahallesine gidildiği, yapılan araştırma ve incelemeler neticesinde 16 numaralı bölmede; 1 adet betonarmeden yapılmış 3 katlı (8,5x11,5) 97,75 metrekare ebatlarında ev, 1 adet betonarmeden yapılmış 3 katlı (8,5x10) 85 metrekare ebatlarında ev ve 1 adet (5x5) 25 metrekare ebatlarında avlu ve bu evlerin önünde yer alan 225 metrekare etrafı tel örgü ile çevrilmiş bahçe olduğu, toplam alanın 432,75 metrekare olduğu, bu evlerin...Güzelleştirme ve Koruma Derneği adına kullanıldığı, dernek başkanı olan sanık ...’ın orman muhafaza memurlarına; tutanakta belirtilen yerlerin yaklaşık 20 senedir var olduğu, binaların cami görevlisi lojmanı, Kur'an kursu ve dernek binası olarak kullanıldığı, buranın hazine arazisi olduğunu sandığı, orman olduğunu tutanakla öğrendiklerini, bu binaların tamamen halkın yararına ve cami namına kullanıldığı, şahsi olarak herhangi bir menfaati olmadığı, caminin her türlü ihtiyacını bu binaların karşıladığı şeklinde beyanda bulunduğu, 10.02.2015 tarihli tazminat raporuna göre; Devlet ormanında meydana gelen zararın 481,20 TL olduğu, ... Orman Bölge Müdürlüğünün ... Orman İşletme Müdürlüğüne gönderdiği yazıda; Bahçecik köyü Havuzlu Bahçe muhtarı ... ...’nin talebinde yer alan Kur'an kursu ve camisi tarafında tehlikeyi önlemek için 30-40 metre açılmasına müsaade edilmesinin belirtildiği, Yerel Mahkemece yapılan 02.10.2015 tarihli keşifte; dava konusu yerin Havuzlu Bahçe Mahallesi, Çavuşoğlu Sokak, Ferhadiye yolu üzeri olduğu, genel görünüm itibarıyla 3 katlı, betonarme, en az 20-25 senelik eski bir yapı olduğunun tespit edildiği, Keşifte görev yapan orman bilirkişisinin 02.10.2015-07.02.2016 tarihli raporlarına göre; ... ili, ... ilçesi, Havuzlubahçe Mahallesi mülki hudutları içinde kalan 16 numaralı orman bölmesindeki dava konusu yerin üzerinde (8,5x10) 85 ve (8,5x11,5) 97,75 metrekare taban alanı olan iki adet üçer katlı kârgir bina ile bu binaların dışında bahçe içerisinde 1 adet araba garajı ile 1 adet kameriyenin bulunduğu, bina ve müştemilatın içinde yer aldığı ve etrafı tel örgü ile çevrili alanın toplam olarak 432,75 metrekare yüz ölçümünde olduğu, bu binaların...Güzelleştirme ve Koruma Derneği’nin kullanımında olduğu, binaların hemen yanında bulunan camide görevli personele loiman olarak tahsis edildiği, binalardan birinin alt katının tamamının Kur'an kursu olarak kullanıldığı, sanığın da bu derneğin başkanlığını yaptığı, orman idaresinin yazısı ekinde bulunan amenajman planı ve orman kadastro haritaları üzerinde suça konu alanın doğru olarak işaretlendiği, kesinleşmiş orman kadastrosuna ait haritada dava konusu yerin 30-31 numaralı orman sınır noktalarını birleştiren hattın kuzeyinde Devlet ormanı sınırları içinde kaldığı, sanığın eyleminin 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 17. maddesinin yasakladığı fiillerden olduğu, ancak sanığın açma yaparak işgal suçunu işlemesinin üzerinden 5 yıldan fazla zaman geçtiği için tazminat ve ağaçlandırma giderinin talep edilmeyeceği, suça konu alanın kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kaldığı, ... Cumhuriyet Başsavcılığının 27.03.2015 tarihli ve 2801-2286 numaralı iddianamesinde; 16 numaralı bölmede suç tutanağında belirtildiği şekilde 432,75 metrekarelik alanda açma yapılıp 3 katlı ev, avlu ve bu evlerin önünde tel örgü ile çevrilmiş bahçenin yapıldığının tespit edildiği, suç tutanağı, basit olay yeri krokisi, amenajman haritası ve kadastro haritası bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın atılı suçu işlediği belirtilerek sanığın 6831 sayılı Kanun’un 93/2. maddesi uyarınca cezalandırılmasının ve işgal konusu yerin müsaderesine karar verilmesinin talep edildiği, Yerel Mahkemenin 01.03.2016 tarihli ve 288-141 sayılı kararında; sanığın iddianamede söylenen eylemleri gerçekleştirmediği, dava konusu yapılan yerin 30 yıl önce dönemin muhtarı tarafından yaptırıldığı, bu şahıslar hakkında ... 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 2005/926 esas ve 2006/204 karar sayılı ilamı ile zamanaşımı sebebi ile davanın ortadan kaldırılmasına karar verildiği, sanığın ayrıca yapmış olduğu bir açma eyleminin olmadığı gerekçesiyle CMK’nın 223/2-a maddesi uyarınca beraat kararı verildiği, ... 2. Sulh Ceza Mahkemesince 11.04.2006 tarih ve 926-204 sayı ile; 04.07.2005 tarihli suç tutanağında belirtilen dikiş nakış kursu, Kur'an kursu ve imam evi olarak kullanılan binaların 1988 yılında köy muhtarı sanık ......ve ihtiyar heyeti üyeleri olan sanıklar Maksut Çavuşoğlu ile Rıza Ar tarafından yaptırıldığı, köy hazinesi üzerinde bulunan cami ile Devlet ormanı üzerinde olan bu yapılar arasından sadece köy yolu geçtiği, binaların yapıldığı tarihten 7,5 yıl geçtiği için mülga 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca dava zamanaşımı dolduğundan kamu davasının ortadan kaldırılmasına karar verildiği, anılan kararın Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 22.10.2009 tarihli kararıyla onanarak kesinleştiği, bu dosyada bulunan bilgi, belge ve raporlara göre orman kadastrosunun 20.03.1985 yılında kesinleştiği, köy camisinin 1199 numaralı parselde 4640 metrekarelik alanda bulunup bu yerin ... hazinesine ait olduğu, şadırvan ve iki katlı binanın 1034 numaralı parsel içerisinde orman sınırları dışında kaldığı ve mülkiyetinin ... İbiş ve müştereklerine ait olduğu, alanın ise 1640 metrekare olduğu, 3 katlı Kur'an kursu binası ile 3 katlı imam evinin ise kadastro harici Devlet ormanı içerisinde kaldığı, kapsadığı alanın 729 metrekare olduğu, bu yerlerin Orman İdaresinden izin alınarak işletilmiş taş-mıcır ocağı sahası kalıntısı yer olduğu, bu nedenle diri örtü tahribatı yapılmadığı, Anlaşılmaktadır. Tanık ... Baştürk keşifte; dava konusu yerin en az 30 yıllık olduğunu, burayı yaptıran kişinin o zaman dernek başkanı ve muhtar olan ......olduğunu, o tarihten bu yana da dernek binası, lokal ve lojman olarak kullanıldığını, ihtiyaç sahiplerinin de ev olarak kullandığını, sanığın bu evi yaptırmadığını, son bir yıldır sanığın başkan olduğunu, sanığın burada oturmayıp burayı kendi ihtiyaçları için de kullanmadığını, suça konu yerin köylü tarafından kullanıldığını, Tanık ......Mahkemede; anılan Mahalle'de 25 sene muhtarlık yaptığını, davaya konu evi de kendisinin yaptırdığını, 1980 yılı civarında başlayıp 2004 yılına kadar da üzerine kat çıktıklarını, köylünün fakir olduğunu, köyde cami ve mezarlık olmadığı için cami ve dernek yaptırmaya köy halkı olarak karar verdiklerini, Orman İdaresinden de 30-35 metre hafriyat açmak ve inşaat yapmak için yazı aldığını, kaçak bir şey yapmadıklarını, orman bölge müdürlerinin de bu durumu bildiğini, Beyan etmişlerdir. Sanık keşifte; 2014 yılı Aralık ayından beri dernek başkanı olduğunu, davaya konu yerde oturmadığını, birinci katı lokal, ikinci katında cami imamının lojmanı, üçüncü katında ise muhtaç bir insanın oturduğunu, dönemin köy muhtarı olan ... ...’nin köye hizmet maksadıyla 1978 yılında yaptırdığı bir yer olduğunu, kendisinin yaptırmadığını, bu yerin orman olup olmadığını bilmediğini, bugüne kadar bu yerin böyle kullanıldığını, lokalin ayrıca kütüphane olarak da kullanıldığını, suçlamaları kabul etmediğini savunmuştur. Uyuşmazlık konusunun isabetli bir biçimde çözümlenmesi için "işgal ve faydalanma" suçunun unsurlarının incelenmesinde fayda bulunmaktadır. Anayasa’nın “Ormanların korunması ve geliştirilmesi” başlıklı 169. maddesi; “Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir. Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz. Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz. Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz.”, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları; “Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; otlatma planı yapılan alanlarda yıllık otlatma süresi dâhilinde hayvanların planlı otlatılmasını sağlayan, gecelemesini emniyet altına alan ve dağılmalarını engelleyen geçici çevirmeler şeklinde düzenlemeler dışında, her çeşit bina, ağıl ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması, tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır... Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollariyle elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir.”, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 93. maddesinin 5728 sayılı Kanun ile değişik ilk üç fıkrası; “Bu Kanunun 17’nci maddesinde yasak edilen fiilleri işleyenler veya izne bağlı işleri izinsiz yapanlar, 91’inci madde hükümleri saklı kalmak üzere altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar. İşgal ve faydalanma suçunun yeniden tarla açmak suretiyle veya yanmış orman sahalarında ya da kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde işlenmesi halinde verilecek ceza bir kat artırılır. Bu maddede tanımlanan suçların konusunu oluşturan, işlenmesinde kullanılan ve işlenmesiyle elde edilen eşya veya mahsul Türk Ceza Kanununun müsadereye ilişkin hükümlerine göre müsadere edilir. Müsadere olunan mahsuller satılarak bedeli Orman Genel Müdürlüğünce irad kaydolunur. Müsadere olunan tesisler ise Orman Genel Müdürlüğünce aynen muhafaza edilebileceği gibi ihtiyaç görüldüğü takdirde ormancılık veya diğer kamu hizmetlerinde kullanılabilir. Aksi takdirde ilgili orman idaresince, yıkılmak suretiyle karar infaz olunur. İdarenin bu husustaki talebi halinde genel zabıta kuvvetleri idareye yardım etmekle mükelleftir.” Şeklinde düzenlenmiştir. 6831 sayılı Kanun'un ikinci faslının "Ormanların Muhafazası" başlıklı üçüncü bölümünde yer alan 17. maddenin 1. fıkrasına göre; her çeşit bina, ağıl inşası, hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması, tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi, orman içinde yerleşilmesi yasaklanmıştır. Aynı Kanun’un 17. maddenin 2. fıkrasında ise; Devlet ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamayacağı ve buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulacağı hüküm altına alınmıştır. Orman hukuku mevzuatı gereğince orman alanlarına her türlü müdahale yasaklanmıştır. Orman örtüsünün tahrip edilmesi veya herhangi bir orman örtüsü tahrip edilmeksizin dahi olsa orman alanlarının farklı amaçlarla kullanımı işgal ve faydalanma suçunu oluşturur. İşgal ve faydalanma suçunun oluşması için 6831 sayılı Kanun'da yasaklanan eylemlerden birinin gerçekleştirilmesi yeterlidir. Bu sebeple işgal ve faydalanma suçu seçimlik hareketli bir suçtur. Anılan Kanun ile yasaklanan eylemler; 1- Orman içerisinde her çeşit bina, ağıl ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması, önceden mevcut olanların kullanılması, 2- Orman boşluğunun sürülüp, ekilmesi veya evvelce açılmış olan (kendisi veya başkası tarafından açılmış olan) yerlerin kullanılması, işlenilmesi, 3- Orman içine yerleşilmesi (mağaralarda, kaya altlarında, ağaç kovuklarında yerleşmek, uzun süreli çadır kurmak) 4- Orman içinde yol yapılması, kanal açılması veya su isale hattı geçirilmesi, boru döşenmesi, elektrik veya telefon hattı gibi üst hatların geçirilmesi, 5- Orman arazisinin duvar, çit, tel örgü vb. ile çevrilerek sahiplenilmesi, 6- Ormanlık alana devamlılık arz eder şekilde çöp, atık, posa, hafriyat ve benzeri kirletici şeylerin dökülmesi, 7- İzne tabi işlerin izinsiz yapılması, Şeklinde sayılabilir. İşgal ve faydalanma suçu temadi eden suçlardandır. Örneğin orman arazisinde herhangi bir yapı inşa edilmiş ise söz konusu yapı, kişiler tarafından kullanılmaya devam edildiği sürece işgal ve faydalanma olgusu devam edecektir. Bu sebeple işgal suçları temadi eden suçlardan olduğu için işgalin tutanakla tespit edildiği tarihte işgale son verilmiş ise suç tarihi tutanak tarihidir. İlk işgalin gerçekleştiği tarihin suç tarihinin belirlenmesi açısından bu anlamda bir önemi bulunmamakta olup önemli olan işgalin tespit edildiği son tarihtir. İşgal ve faydalanma suçu ancak kasten işlenebilen bir suçtur. Cezalandırmak için genel kasıt yeterlidir. Özel kasıt aranmaz. 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 93. maddesinin ikinci fıkrasında ise işgal ve faydalanma suçunun yeniden tarla açmak suretiyle veya yanmış orman sahalarında ya da kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde işlenmesi hâlinde 6831 sayılı Kanun'un 93/1. maddesi uyarınca belirlenen temel ceza, aynı Kanun'un 93/2. maddesi uyarınca bir kat artırılacaktır. Cezanın artırılabilmesi için ikinci fıkrada belirtilen üç unsurdan bir veya birkaçının varlığı yeterlidir. Birden çok sebebin birleşmesi hâlinde her sebep için ayrı artırım yapılamaz. Ceza ancak bir sefer artırılabilir ise de temel ceza belirlenirken bu husus dikkate alınabilecektir. Maddede belirtilen yeniden tarla açma tabiri, bir başka deyişle tarlanın yeni açılması, orman ağaç ve ağaççıklarının kesilmesi veya diri orman örtüsünün tahrip edilmesi sonucu ormanın işgal edilmesi anlamına gelir. Ancak bu eylemler toprağın verim (üretim) gücünden yararlanmak amacı ile gerçekleştirilmelidir. Toprağın verim (üretim) gücünden yararlanmak amacını taşımayan başka türlü yararlanmaları amaçlayan eylemler ise Kanun’un 93. maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalır. Yeniden tarla açmak suretiyle işgal ve faydalanma suçunda aranan toprağın verim gücünden yararlanmak amacıyla ağaç kesilmesi veya örtü tahribi koşulları suçun yanmış orman sahalarında ya da kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde işlenmesi durumunda aranmamaktadır. Maddenin üçüncü fıkrasında ise suçun konusunu oluşturan, işlenmesinde kullanılan ve suçun işlenmesiyle elde edilen eşya veya mahsul Türk Ceza Kanunu’nun müsadereye ilişkin hükümlerine göre müsadere edileceği belirtilmiştir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Orman İdaresince 30.01.2015 tarihinde düzenlenen suç tutanağına göre; ... ili, ... ilçesi, Havuzlubahçe Mahallesi mülki hudutları içinde kalan 16 numaralı orman bölmesindeki dava konusu yerin üzerinde 85 ve 97,75 metrekare taban alanı olan iki adet üçer katlı kârgir bina ile bu binaların dışında bahçe içerisinde 1 adet araba garajı ile 1 adet kameriyenin bulunduğu, bina ve müştemilatın içinde yer aldığı ve etrafı tel örgü ile çevrili alanın toplam olarak 432,75 metrekare yüz ölçümünde olduğu, bu binaların...Güzelleştirme ve Koruma Derneği’nin kullanımında bulunduğu, binaların cami görevlisine ait lojman, Kur'an kursu ve muhtaç bir kişinin evi olarak kullanıldığı, sanık ...’ın da bu derneğin başkanlığını yaptığı anlaşılan olayda; Sanık savunması, tanıklar ......ve ... Baştürk’ün beyanları, suç tutanağı, orman bilirkişi raporu, ... 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 11.04.2006 tarihli ve 926-204 sayılı kararı ile bu karara konu dava dosyası, keşif zaptı, kroki, iddianame ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; suça konu yapıların sanık tarafından yaptırılmayıp 30 yıl kadar önce dönemin muhtarı tarafından yaptırıldığı, sanığın kullanımında olmadığı, cami lojmanı, lokal, Kur'an kursu olarak kullanıldığı, sanığın ise 1 yıldır dernek başkanlığı yaptığı, bu süre içerisinde sanığın yıllardır aynı şekilde kullanılan yapılar üzerinde herhangi bir tasarrufta bulunmasının beklenemeyeceği, Orman İdaresince bu yapılar üzerinde lüzumlu işlemlerin yapılması gerektiği anlaşıldığından sanığın işgal ve faydalanma suçunu işleme kastının bulunmadığı ve atılı suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı, Özel Dairenin bozma kararına konu hususların araştırılmasının sanığın hukuki durumunda bir değişiklik yapmayacağı, bu nedenle sanığa atılı işgal ve faydalanma suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının tespiti bakımından eksik araştırmayla hüküm kurulmadığı kabul edilmelidir. Öte yandan 27.03.2015 tarihli iddianame ile müsaderesi talep edilen dava konusu yapılar hakkında 5271 sayılı CMK’nın 256-259. maddeleri uyarınca Yerel Mahkeme tarafından her zaman bir karar verilebileceği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmelidir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 27.10.2021 tarihli ve 20638-13720 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA, 3- ... 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.03.2016 tarihli ve 288-141 sayılı hükmünün ONANMASINA, 4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 03.11.2022 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
5. Ceza Dairesi, 2016/90 E., 2016/1274 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
İncelenen dosya içeriğine, talebin niteliğine, 5271 sayılı CMK'nın 259. maddesi hükmüne ve Tekirdağ 1.
5. Ceza Dairesi         2016/90 E.  ,  2016/1274 K. "İçtihat Metni" Eşya müsaderesi talebine ilişkin yapılan yargılama sırasında; Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesiyle Muratlı Sulh Ceza Hakimliği arasında oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi ve yargı yerinin belirlenmesi istemiyle gönderilen dosya Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye verilmekle incelenerek gereği düşünüldü: İncelenen dosya içeriğine, talebin niteliğine, 5271 sayılı CMK'nın 259. maddesi hükmüne ve Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesi kararındaki gerekçeye göre, yerinde görülmeyen Muratlı Sulh Ceza Hakimliğinin 27/10/2015 gün ve 2015/154 Değişik İş sayılı GÖREVSİZLİK kararının KALDIRILMASINA, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 08/02/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
8. Ceza Dairesi, 2013/14183 E., 2013/27005 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Ceza Mahkemesi
tam metni aç
iyle, yeniden inceleme için gönderilen yerel mahkemenin suç konusu olmayıp, suçta kullanılmayan ve sahibi hakkında ceza davası açılmayıp bulundurulması, taşınması izne tabi bulunan eşyaların müsaderesine ilişkin sulh ceza hakimi tarafından CMK.nun 259. maddesi uyarınca verilen ve bu nedenle, itiraza tabi karara ilişkin dosyanın incelenmesinde;
8. Ceza Dairesi         2013/14183 E.  ,  2013/27005 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi İSTEM : Eşya müsaderesi HÜKÜM : Müsadere Gereği görüşülüp düşünüldü: Temyizin süresinde yapılmaması nedeniyle, talebin reddiyle, 19.04.2013 tarihinde mahalline iade edilen dosyanın gerekçeli kararının 04.7.2012 tarihinde eşya sahibine tebliğ edilerek süresi içerisinde 10.07.2012 tarihinde de temyiz edildiği, ancak temyiz formuna temyiz tarihinin 17.07.2012 olarak sehven yazıldığı gerekçesiyle, yeniden inceleme için gönderilen yerel mahkemenin suç konusu olmayıp, suçta kullanılmayan ve sahibi hakkında ceza davası açılmayıp bulundurulması, taşınması izne tabi bulunan eşyaların müsaderesine ilişkin sulh ceza hakimi tarafından CMK.nun 259. maddesi uyarınca verilen ve bu nedenle, itiraza tabi karara ilişkin dosyanın incelenmesinde; 12.06.2012 günü verilen gıyabi kararın 04.07.2012 tarihinde eşya sahibine tebliğ edildiği ve eşya sahibinin bu karara yönelik olarak 17.07.2012 tarihinde temyiz talebinde bulunduğu gerekçesiyle, temyiz talebinin reddine, karar verilen dosyadaki temyiz dilekçesinin 17.07.2012 tarihinde UYAP sistemine kaydedildiği ve yine dosya içerisinde bir başka dilekçe sureti veya üst yazının olup olmadığı ile dilekçenin sağ alt tarafındaki 10.07.1012 tarihli havaledeki imzanın sahibine aidiyetinin tespiti hususlarının araştırılması için dosyanın incelenmeksizin mahalline (İADESİNE), 12.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
8. Ceza Dairesi, 2011/3824 E., 2012/16012 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Suç konusu olmayıp, suçta kullanılmayan ve sahibi hakkında ceza davası açılmayıp bulundurulması, taşınması izne tabi bulunan eşyaların müsaderesine ilişkin sulh ceza hakimi tarafından CMK.nun 259. maddesi uyarınca verilen kararlar, duruşma yapılarak karar verilmesi yasa yolunu değiştirmeyeceğinden itiraza tabi olup temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1.
8. Ceza Dairesi         2011/3824 E.  ,  2012/16012 K. "İçtihat Metni" Silah ruhsat süresi dolan ve bu sürede ruhsatını yeniletmeyen sanık ...'a ait silah ve eklerinin müsaderesi C.Savcılığınca istenilmekle yapılan yargılama sonunda; müsadereye dair (TEKİRDAĞ) 2. Sulh Ceza Mahkemesinden verilen 24.04.2009 gün ve 2009/246 esas, 2009/246 karar sayılı hükmün süresi içinde Yargıtay'ca incelenmesi sanık tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelendi: Gereği görüşülüp düşünüldü: Suç konusu olmayıp, suçta kullanılmayan ve sahibi hakkında ceza davası açılmayıp bulundurulması, taşınması izne tabi bulunan eşyaların müsaderesine ilişkin sulh ceza hakimi tarafından CMK.nun 259. maddesi uyarınca verilen kararlar, duruşma yapılarak karar verilmesi yasa yolunu değiştirmeyeceğinden itiraza tabi olup temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 317. maddesi gereğince (REDDİNE), CMK.nun 264. maddesine göre kanun yolunun belirlenmesinde yanılma, başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından gereğinin mahallinde takdir ve ifasına, 10.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ceza Muhakemesi Hukuku

Suç konusu olmayıp sadece müsadereye tâbi bulunan eşyanın müsaderesine kim tarafından karar verilir?

A) Cumhuriyet savcısı
B) Sulh ceza hâkimi
C) Ağır ceza mahkemesi
D) Asliye hukuk mahkemesi
E) İcra hakimi