Ceza Muhakemesi Kanunu 313. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 313 – (1) Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü, yargılamanın yenilenmesi istemine engel olmaz.
(2) Ölenin eşi, üstsoyu, altsoyu, kardeşleri yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunabilirler.
(3) İkinci fıkrada sayılan kişilerin yokluğu hâlinde, Adalet Bakanı da yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunabilir.
Sanık veya hükümlünün aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedenleri
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
4 karar eşleşti
11. Ceza Dairesi, 2018/6947 E., 2019/706 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
Olağanüstü kanun yolları arasında sayılan “yargılamanın yenilenmesi” CMK'nın 311 ilâ 323. maddelerinde düzenlenmiştir.
11. Ceza Dairesi 2018/6947 E. , 2019/706 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLÜ : ...
SUÇ : Vergi Usul Kanununa muhalefet
HÜKÜM : Asıl karar; mahkumiyet
Ek karar; temyiz talebinin reddi
Hükümlü müdafinin 01.12.2016 tarihli dilekçe ile.... . Asliye Ceza Mahkemesine müracaat ederek dosyanın yeniden ele alınarak yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunduğu, yargılamanın yenilenmesi talebi CMK’nin 318. maddesi gereğince kabule değer bulunarak, Mahkemenin 19.12.2016 tarihli kararı ile infazın durdurulmasına ve duruşma açılmasına karar verildiği, bu kapsamda hükümlünün yeniden dinlenildiği, hükümlünün hangi tarihler arasında şirket müdürü sıfatıyla sorumlu olduğunun tespiti ve suça konu faturalar üzerindeki imzaların aidiyeti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılıp, Mahkemenin 25.09.2018 tarihli ek kararı ile hükümlü hakkında durdurulan infazın kaldığı yerden devamına,.... Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itiraz yolu açık olmak üzere karar verildiği, hükümlü müdafinin 28.09.2018 tarihli dilekçeler ile söz konusu ek karara karşı itiraz ve temyiz isteminde bulunduğu, itiraz dilekçesinin,.... Ağır Ceza Mahkemesince değerlendirilip, 20.10.2018 tarih, 2018/1923 D. iş sayılı karar ile itirazın reddine karar verildiği,.... Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2018 tarihli ek kararı ile 25.09.2018 tarihli ek karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verildiği, hükümlü müdafinin 24.10.2018 tarihli dilekçe ile temyiz isteminin reddine dair ek karara karşı temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;
Olağanüstü kanun yolları arasında sayılan “yargılamanın yenilenmesi” CMK'nın 311 ilâ 323. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; kesinleşmiş bir hükümle ilgili olarak yargılamanın yenilenmesi talebinin hükmü veren mahkemeye verilmesi üzerine;
Yapılması gereken ilk inceleme (birinci aşama), talebin 318. maddede gösterilen usule uygun yapılıp yapılmadığına, 311. ve 314. maddeler uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek kanuni bir neden gösterilip gösterilmediğine ve gösterilen nedeni doğrulayacak delillerin açıklanıp açıklanmadığına ilişkin olmalıdır. Bu inceleme sonunda, talebin usule uygun olmadığı, kanuni bir neden gösterilmediği veya bunu doğrulayacak delillerin açıklanmadığı görülürse, yargılamanın yenilenmesi istemi 319. madde uyarınca kabule değer görülmeyerek reddedilmelidir. Bu karar 319/3. madde uyarınca itiraza tabidir.
İkinci aşama; istemin kabule değer görülmeyerek reddedilmediği hallerde, söz konusu olacaktır. Bu aşamada, talebin kabule değer olduğuna karar veren mahkemece, yeniden yargılama isteminin, bir diyeceği varsa yedi gün içinde bildirmesi için Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ olunması gerekir. Yine bu aşamada, 320. madde uyarınca, soruşturmaya ilişkin usuller uygulanmak suretiyle toplanacak deliller, Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafın yedi gün içerisinde görüşünün alınmasından sonra mahkemece değerlendirilip yenileme isteminin esassız olduğunun belirlenmesi durumunda, duruşma yapılmaksızın 321. madde uyarınca, yargılamanın yenilenmesi isteminin esassız olması sebebiyle reddine, aksi halde ise yargılamanın yenilenmesine ve duruşma açılmasına karar verilebilir. Bu aşamada verilen kararlara karşı da 321/3. madde uyarınca itiraz yoluna gidilebilir.
Üçüncü aşamaya ancak yargılanmanın yenilenmesine karar verilmesi halinde geçilebilir. Bu durumda kural, duruşma açılarak bir karar verilmesi ise de, 322. maddede sayılan istisnai hallerde duruşma açılmaksızın da karar verilmesi mümkündür. Yeniden yapılacak duruşma sonunda mahkeme, 323. madde uyarınca önceki hükmü ya onaylar veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verir.
Buna göre somut olayda; Mahkemenin yargılamanın yenilenmesi talebini kabule değer görerek duruşma açılmasına karar verdiği, bu kapsamda hükümlünün yeniden dinlenildiği, hükümlünün hangi tarihler arasında şirket müdürü sıfatıyla sorumlu olduğunun tespiti ve suça konu faturalar üzerindeki imzaların aidiyeti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırıldığı anlaşıldığından, toplanan delillerin sonucuna göre CMK'nin 323/1. maddesi uyarınca hükmü onaylaması veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm vermesi gerekirken, yargılamayı sonuçlandıracak nihai nitelikte bir karar vermediği anlaşıldığından, CMK'nin 323/1 maddesi uyarınca mahallinde hüküm kuruması mümkün görülmüştür.
Mahkemece verilen 25.09.2018 tarihli infazın kaldığı yerden devamına dair ek kararın itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle Mahkemenin 04.10.2018 tarih, 2014/183 Esas, 2015/282 Karar sayılı, hükümlü müdafinin temyiz talebinin reddine ilişkin ek kararında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümlü ve müdafiinin bu karara yönelik temyiz itirazlarının reddiyle, 04.10.2018 tarihli ek kararın ONANMASINA, 22.01.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
ST
.
Diğer kararlar (3)
5. Ceza Dairesi, 2017/6360 E., 2019/12002 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
ükmün, maddi gerçeğe uymadığının anlaşılması halinde düzeltilmesi gerektiği, kesinleşmemiş hükümlerde bu yola başvurulmasının olanaksız olduğu, yargılamanın yenilenmesi davasının Kanunda herhangi bir süreyle sınırlandırılmadığı, bu kurumun 5271 sayılı CMK'nın 311 ilâ 323. maddelerde düzenlendiği, yerel mahkeme aşaması biten bir davaya ilişkin kararın kesinleşmesi sonrasında yargılamanın yenilenmes
5. Ceza Dairesi 2017/6360 E. , 2019/12002 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma ve yardım etme, iş yeri dokunulmazlığının ihlali, tehdit, rüşvet verme ve alma, şike, teşvik primi, 6136 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜM : CMK'nın 323/1 maddesi gereğince mahkumiyet hükmünün iptali ile beraat, mahkumiyet, beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadere
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Mağdur kavramı gibi Yasada açıkça tanımlanmamış olan "suçtan zarar görme" kavramının gerek Ceza Genel Kurulu gerekse Özel Dairelerin uygulamada yerleşmiş kararlarında "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun Ceza Genel Kurulunun 11/04/2000 tarihli ve 65–69 E.K., 22/10/2002 tarihli ve 234–366 E.K., 04/07/2006 tarihli ve 127–180 E.K., 03/05/2011 tarihli ve 155–80 E.K., 21/02/2012 tarihli ve 279–55 E.K. ile 15/04/2014 tarihli ve 599-190 E.K. sayılı Kararlarında “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25/03/2003 tarihli ve 41–54 E.K. sayılı Kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında;
Sanıklara atılı suçlardan doğrudan zarar görmeyen şikayetçi ...'ın,
Sanıklardan;
..., ... ve ... haklarında ... FM adlı iş yeri sahibi ...'ye yönelik iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve tehdit,
... ve ... haklarında ... FM adlı iş yeri sahibi ...'ye yönelik tehdit,
... hakkında ... FM adlı iş yeri sahibi ...'ye yönelik iş yeri dokunulmazlığının ihlali,
... hakkında 12/05/2011 günü ... ilinde ...isimli iş yerine yönelik olarak iş yeri dokunulmazlığının ihlali,
... hakkında rüşvet alma, ... hakkında rüşvet verme,
... (hükümlü), ... (hükümlü), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (hükümlü) haklarında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma ve yardım etme,
..., ..., ..., ... ve ... haklarında 11/05/2011 günü oynanan Beşiktaş-İBB Spor kupa finali müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla şike,
... hakkında 18/04/2011 günü oynanan Karşıyaka-... maçına ilişkin olarak şike,
... hakkında 18/04/2011 günü oynanan Karşıyaka-... ve 24/04/2011 günü oynanan ...-Mersin İdman Yurdu maçlarına ilişkin olarak şike,
Suçlarından doğrudan zarar görmeyen katılan ..., ...Sportif Yatırım ve Futbol İşletmeciliği Ticaret A.Ş., ...Ticari Ürünler ve Turizm İşletmeciliği Ticaret A.Ş., ...Futbol İşletmeciliği Ticaret A.Ş.'nin verilen beraat ve/veya mahkumiyet hükümleri yönünden temyiz istemlerinin,Keza, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 12/02/2008 tarihli ve 2007/9-230 Esas, 2008/23 sayılı Kararı, temyiz istemlerine konu kararların mahiyeti ve talepte bulunanların sıfatları gereğince katılma isteminin reddine karar verilen ... ile katılan ..., ...Sportif Yatırımlar ve Futbol İşl. Tic. A.Ş., ...Ticari Ürün. ve Tur. İşl. Tic. A.Ş. ve ...Futbol İşl. Tic. A.Ş. vekillerinin vaki duruşmalı inceleme istemlerinin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de nazara alınarak CMUK'nın 317 ve 318. maddeleri uyarınca ayrı ayrı REDDİYLE,
Sanıklardan ..., ..., ... haklarında ... FM adlı iş yeri sahibi ...'ye yönelik iş yeri dokunulmazlığının ihlali ile ... ve ... haklarında ise 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı, 5560 sayılı Yasa ile değişik CMK'nın 231/12. madde ve fıkrası uyarınca sadece itiraz yasa yolu mümkün olup temyiz olanağı bulunmadığından, 5271 sayılı CMK'nın 264. maddesi uyarınca katılan ..., ...Sportif Yatırım ve Futbol İşletmeciliği Ticaret A.Ş., ...Ticari Ürünler ve Turizm İşletmeciliği Ticaret A.Ş., ...Futbol İşletmeciliği Ticaret A.Ş. vekillerinin bu husustaki temyiz dilekçesi itiraz niteliğinde kabul edilerek mahallinde işlem yapılması mümkün görüldüğünden, bu kararların inceleme dışı bırakılmasına ve incelemenin; katılan ..., ...Sportif Yatırım ve Futbol İşletmeciliği Ticaret A.Ş., ...Ticari Ürünler ve Turizm İşletmeciliği Ticaret A.Ş., ...Futbol İşletmeciliği Ticaret A.Ş. vekillerinin, hükümlüler ..., ... ve ..., sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında şike ve/veya teşvik primi suçlarından verilen ve temyiz isteminin reddi kapsamı dışında kalan beraat, hükümlü ... müdafin şike suçundan beraat kararı verilmemesine ve müsadere, sanık ... müdafilerin 25/06/2009 günü ... FM adlı iş yerine yönelik iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçundan verilen mahkumiyet, sanık ... müdafin 22/05/2011 günü oynanan Sivasspor - ... A.Ş. futbol müsabakasında şike suçundan verilen beraat hükmünün gerekçesine, sanık ... müdafin müsadere, katılan...Spor Kulübü Derneği vekilinin sanıklardan ... hakkında şike suçlarından verilen beraat, hükümlü ... müdafin 25/06/2009 günü ... FM adlı iş yerine yönelik iş yeri dokunulmazlığının ihlali ile mağdur ...'ye yönelik tehdit suçlarından verilen mahkumiyet, sanık ... müdafin ise müsadere hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı ve duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Gerekçeli kararın katılan...Spor Kulübü Derneği vekili Av. ...'ya 13/11/2015 tarihinde tebliğ edildiği, adı geçen vekilin 26/11/2015 havale günlü dilekçesi ile azilname sonucu vekillik görevlerinin sona erdiğini, tebligatın... Kulübü Derneğine yapılmasını bildirmesi üzerine gerekçeli kararın 09/12/2015 tarihinde... Kulübü Derneğine tebliğ edildiği, ardından Av. ...'ın katılan...Spor Kulübü Derneği vekili olarak hükümleri 16/12/2015 havale tarihli dilekçeyle temyiz ettiği, Dairemizin 13/07/2017 günlü Tevdi Kararı üzerine Av. ...'nın 26/09/2017 havale tarihli dilekçesiyle, ...Spor Kulübü Derneği tarafından vekaletten azledildiğine dair İzmir 25. Noterliğince düzenlenen 20/02/2014 tarihli ve 05982 yevmiye numaralı azilnamenin onaylı bir suretini ve azilnamenin kendisine 28/02/2014 tarihinde tebliğ edildiğine ilişkin dilekçeyi dosyaya ibraz ettiği, bu itibarla katılan...Spor Kulübü Derneği vekili Av. ...'ın 16/12/2015 havale tarihli temyiz dilekçesinin yasal süresinde olduğu anlaşıldığından, tebliğnamedeki aksi yöndeki düşünceye itibar edilmemiş, Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 08/12/2015 tarihli, 2015/1-640 Esas, 2015/496 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; sanığın bir eylemi ile ilgili mahkemesince hüküm kurulmasının unutulduğu durumda bu konuda “mahallinde her ... hüküm verileceğine” ilişkin eleştiri yapılması gerektiğinden ve sanıklardan ... hakkında şike suçundan hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, adı geçen sanık hakkında bahse konu suçtan mahallinde her ... hüküm verilmesi mümkün görülmüştür.
Dosyanın incelenmesinde; sanıklar ve hükümlüler hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgütü yönetme, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma ve yardım etme, iş yeri dokunulmazlığının ihlali, tehdit, rüşvet alma ve rüşvet verme, bu suça aracılık etme, dolandırıcılık, nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs, şike, teşvik primi, 6136 sayılı Kanuna aykırılık, resmi belgede sahtecilik suçuna yardım etme, özel belgede sahtecilik suçlarından... 16. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde 02/07/2012 tarihli, 2011/63 Esas ve 2012/71 sayılı Karar ile sanıklar haklarında mahkumiyet, beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve ayırma kararları verildiği, hükümlerin temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 17/01/2014 tarihli, 2013/16791 Esas ve 2014/516 Karar sayılı ilamı ile onama, düzeltilerek onama, bozma-düşürülme, bozma kararları verildiği,
Haklarındaki mahkumiyet hükümleri Dairemizce onanan bir kısım sanıklar hakkındaki ilamların infazı aşamasında müdafilerin mahkemeden infazın durdurulması ile birlikte yargılamanın yenilenmesi istemlerinde bulundukları,
Dairemizce haklarındaki hükümlerin bozulmasına karar verilen sanıklar bakımından dosyanın... 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/147 Esas sırasına kaydı yapıldığı, bu dosyanın bozmadan sonraki 13/11/2014 tarihli ilk oturumunda “Yargıtay bozma ilamına uyulmasına” karar verildiği,
Yargılamanın yenilenmesi istemleri bakımından ise; sanıklardan ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarındaki dosyanın aynı mahkemenin 2014/226 Esas sırasına, ... hakkındaki dosyanın ise yine aynı mahkemenin 2015/295 Esas sırasına kaydının yapıldığı,
2014/226 Esas sayılı dosyada "6526 sayılı Yasayla CMK'da yapılan değişikliklerin CMK 311/1-e maddesi kapsamında kaldığı değerlendirildiğinden, bu duruma göre hükümlüler; ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarındaki yargılamanın yenilenmesi taleplerinin mahkumiyet kararı verilerek Yargıtay 5. Ceza Dairesince onanarak kesinleşen suçları yönünden CMK 318/1 maddesi gereğince oy birliğiyle kabule değer olduğuna," gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesine karar verildiği, 2015/295 Esas sayılı dosyada ise "İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/147 Esas sayılı dosyasında sanık ... vekillerinin TFF'nin statüsünün belirlenmesi ile ilgili kovuşturmanın genişletilmesi taleplerinin kabulüne karar verilerek, talep doğrultusunda yeniden araştırma, inceleme ve kanıt toplanması cihetine gittiği dikkate alındığında mahkemenin bu yola tevessül etmesiyle yargılama neticesinde sanığın somut olaydaki hukuki statüsü ve durumu yönünden yeni bir değerlendirme yapacağı ve farklı bir karar ihdas edeceği ihtimalini ortaya koyduğu, bu ihtimalin gerçekleşmesi halinde adı geçen sanığa rüşvet verme suçundan halen mahkumiyet hükmü infaz edilmekte olan hükümlü ...'ın hukuki durumunun doğrudan etkileneceğinde kuşku ve duraksama bulunmadığı ..." gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesine karar verildiği,
Daha sonra, 2014/226 Esas sayılı dosyada 13/01/2015 tarihli ve 2015/8 Karar, 2015/295 Esas sayılı dosyada ise 14/07/2015 tarihli ve 2015/172 Karar sayılı ilamlar ile bahsi geçen dosyaların 2014/147 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmelerine karar verildiği, bu aşamadan sonra her üç dosyadaki yargılamanın birlikte yürütüldüğü,
Bu arada,...C.Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca tanzim olunan 01/12/2016 tarihli, 2014/164254 Soruşturma, 2016/41414 Esas ve 2016/4400 sayılı İddianame ile toplam 108 sanık hakkında kamu davası açıldığı, dosyada aralarında dosyamız sanıklarının da mağdur olarak gösterildiği toplam 91 mağdur ve 75 şikayetçinin mevcut olup, bu davanın kamuoyunda “şikede kumpas” davası olarak bilindiği, dosyadaki bir kısım sanıkların haklarında FETÖ/PDY terör örgütünü kurma veya yönetme, bu örgüte üye olma suçlarından dava açıldığı kamuoyunca da bilinen...,..., ...,...,..., ..., ..., ...,...,...,...,... ..., suçlamaların ise kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt etme, özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, haberleşmenin gizliliğini ihlal etme, özel hayatın gizliliğini ihlal etme, resmi belgede sahtecilik, iftira, iftira nedeniyle mağdurun gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olma, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, bu örgüte üye olma olduğu,
Görülmüştür.
Temyize konu dosya içeriği ve bu bağlamda toplanan tüm yasal kanıtlar değerlendirildiğinde;
Kesin hüküm ve dolayısıyla "ne bis in idem" ilkesine istisna oluşturan yargılamanın yenilenmesi yolunun, yasal sınırlar içinde yorumlanması gerektiği, geniş yorumlanmasının olanaklı olmadığı, kesinleşen hükmün, maddi gerçeğe uymadığının anlaşılması halinde düzeltilmesi gerektiği, kesinleşmemiş hükümlerde bu yola başvurulmasının olanaksız olduğu, yargılamanın yenilenmesi davasının Kanunda herhangi bir süreyle sınırlandırılmadığı, bu kurumun 5271 sayılı CMK'nın 311 ilâ 323. maddelerde düzenlendiği, yerel mahkeme aşaması biten bir davaya ilişkin kararın kesinleşmesi sonrasında yargılamanın yenilenmesinin mümkün olduğu, olağanüstü kanun yolu olarak kabul edilen bu yöntemin, çok istisnai hallerde kullanılacağı, zira esas olanın kesinleşen yargı kararının uygulanması ve değiştirilmemesi olduğu ancak maddi gerçek ve adaletin, en önemlisi de hükümlünün mağdur edilme ihtimalinin önüne geçmek amacıyla davanın yeniden gözden geçirilmesinin kabul edildiği, yargılamanın bir yerde bitmesi ve hak arama hürriyetinin de bir sınırının olması gerektiğinin ileri sürülebileceği, o sınırın, temel olarak temyiz aşamasının geçilmesi anı olduğu, bununla birlikte yargılamanın esasını etkileyen hataların varlığı halinde onların da göz ardı edilmemesi gerekeceği, yargılamanın yenilenmesi talebinin, kesinleşen hükmü veren yerel mahkemeye sunulacağı, mahalli mahkemenin, önce bu istemin usulden kabule değer görülüp görülmeyeceğine karar vereceği, bu istem mahkemece yerinde bulunduğunda, hakim vasıtasıyla delil toplanması yoluna gidileceği, CMK'nın 320. maddesinde istisnai olarak mahkemeye delil toplama yetkisinin de verildiği, neticeten mahkemenin yargılamanın yenilenmesi istemini esassız gördüğünde duruşma yapmaksızın reddedeceği, aksi kanaatte ise duruşma açacağı, bu kararlara karşı taraflarca itiraz yoluna gidilebileceği ancak yargılamanın yenilenmesi talebini ciddi gören mahkemenin, ortaya çıkan delillerle duruşma yapmaksızın hükümlünün derhal beraatine de karar verebileceği, mahkemenin duruşma açtığı halde yargılamanın yenileneceği ve sonuçta mahkemece, ya önceki hükmün onaylanacağı ya da iptal edilip yeni hüküm kurulacağı, bu kararlara karşı ise temyiz yolunun açık olacağı uygulamada ve öğretide kabul görmüştür. Bu açıklamalardan sonra, mevcut davada olduğu gibi yargılama usulleri ve sonuçları birbirinden farklı olan yargılamanın yenilenmesi istemli davalar ile diğer davaların birlikte görülmesinin olanaklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18/09/2007 tarihli ve 2007/125 Esas, 2007/186 Karar; 22/11/2016 tarihli, 2016/1280 Esas, 2016/432 Karar; 02/06/2009 tarihli ve 2009/4-68 Esas, 2009/143 Karar; 30/11/2010 tarihli ve 2010/7-229 Esas, 2010/240 Karar; 30/11/2010 tarihli ve 2011/6-249 Esas, 2012/1 Karar sayılı ilamlarında yer verilen benzer konudaki istikrarlı uygulamaları, yargılamanın yenilenmesi yasa yolunun olağanüstü kanun yollarından olup, ancak kanunda tahdidi olarak gösterilen hallerde bu yola başvurulacak olması, Yasada hüküm altına alınan sonuçlarının farklı olması, keza CMK'nın 8/1 ve 10. maddelerindeki düzenlemeler de nazara alındığında, yargılama konusu somut olayda haklarındaki mahkumiyet hükümleri Dairemizce onanarak kesinleştikten sonra yargılamanın yenilenmesine karar verilen hükümlüler ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki aynı mahkemenin 2014/226 Esas sayılı dava dosyası ile ... hakkındaki 2015/295 Esas sayılı dava dosyasının, her iki yargılamanın koşulları ve sonuçları birbirinden farklı olduğundan, haklarındaki hükümler kesinleşenlerle, yargılamaları devam edenlerin birlikte yargılanmasının yasal olarak olanaklı bulunmadığı halde, haklarındaki mahkumiyet ve/veya beraat hükümleri Dairemizce bozularak mahkemesine iade edilen diğer sanıklar haklarındaki 2014/147 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilerek görülmesi,
Ceza Genel Kurulunun 26/01/2016 tarihli ve 620-36, 14/10/2014 tarihli ve 675-427, 27/05/2014 tarihli ve 54-280, 02/10/2012 tarihli ve 472-1798, 06/12/2011 tarihli ve 197-246, 19/04/2011 tarihli ve 20-59, 17/04/2007 tarihli ve 325-100 sayılı Kararları ile yerleşik uygulamasına göre, uyma kararının, ara kararı niteliğinde olmayıp davanın esasını çözümleyen kararlardan olduğu, bozmaya uymakla, yerel mahkemenin bozma kararında gösterilen esaslara göre işlem yapıp karar verme ödevi doğduğu, sonradan bu kararın bir kısmından veya tamamından açıkça ya da zımnen geri dönülerek ilk hükmün aynen veya yeniden kurulmasının uyma kararının hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırmayacağı nazara alınmadan, Dairemizin 17/01/2014 tarihli ve 2013/16791 Esas, 2014/516 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra dönülemez nitelikteki bu kararın gereği tam olarak yerine getirilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması,Dosyada onaysız bir sureti mevcut olup, Yargıtay C.Başsavcılığının 23/03/2017 tarihli ve 5-2016/146030 sayılı tebliğnamesinde de yer verilen... C.Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca tanzim olunan 2014/164254 Soruşturma, 2016/41414 Esas ve 2016/4400 sayılı İddianamesinde, 02/12/2010 tarihinde 2010/2287 sayıya kayden izin alınan soruşturmanın 03/07/2011 tarihinde operasyona dönüştürüldüğü göz önünde bulundurulduğunda, soruşturmanın son ayına girildiğinde, aslında ilk teknik takip kararı talebine dayanak teşkil edebilecek bir araştırma ve delillendirme için yapılması gereken yazışmanın operasyona otuz gün kala 02/06/2011 tarihinde ... Emniyet Müdürlüğü ile yapıldığı, yaklaşık yedi ay süren soruşturma safahatında sadece duyumlardan ibaret teyidi yapılmamış istihbari bilgilerin CMK'nın 135 ve 140. maddeleri kapsamındaki taleplerde kullanıldığı, buna ilişkin taleplerde ve tanzim olunan raporlarda hep aynı matbu nitelikteki metnin kullanıldığı, polis memuru ...'ın ... kulübü eski başkanı ... ile gerçekleştirdiği gayri resmi bir konuşmasını tutanak haline getirmesinden sonra başlayan soruşturmada ilerleyen aşamalarda 2010/2287 Soruşturma sayılı dosyadaki şüphelilerin iletişimlerinin tespitine başlandığı, bu tutanakta ...'ın söylemediği şeylerin söylemiş gibi gösterildiği, iletişimin tespitleri yapılırken CMK'nın 135. maddesinde belirtilen hususlara riayet edilmediği, şike henüz suç olarak düzenlenmeden önce bir kısım şüphelilerin ... gazetesi binasında bir araya gelerek soruşturma yapılması kararı aldıkları, bu konuşma ortamında gizli tanık...'in de bulunduğu, tanığın beyanına göre bir toplantılarında ...'ın toplantıda bulunanlara "radyomuz var, televizyonumuz var, gazetemiz, derneklerimiz vs. var. Her alanda varız ama futbolda neden yokuz. Bu büyük bir eksiklik" diyerek ...örneğini verdiği, ...'nin geçmişte mafya olmasına rağmen, futbolun popülaritesi sayesinde Başbakan olduğunu, "... inanılmaz bir kitleye hitap ediyor. ... taraftarı da bizim gibi kendi aralarında kenetlenmişti. Ayrı bir sivil toplum örgütü. Bir dernek teşkilatı gibi çalışırlar. Emniyetteki arkadaşlara söyleyelim, şike yasası çıkıncaya kadar bir şablon oluştursunlar ve bu kişiler hakkında önleme dinlemesi yapsınlar ki her şey önümüzde hazır dursun." ve...'ya da "biz yapacağımız infial oluşturacak olaydan önce toplum dinamiklerini etkileyecek algı operasyonlarını oluştururuz" dediği, FETÖ/PDY terör örgütünün futbol camiasını da ele geçirerek söz sahibi olmak istediği, bunu da Türkiye'nin büyük spor kulüplerinden biri olan ve büyük kitlelere hitap eden ... ile yapmak istediği, bunun için de örgütün sevmediği kulübün başkanı olan ...'ı seçtikleri, ...'ı dini kullanan bir terör örgütü olan İBDA/C terör örgütü üyeliği bahanesiyle istihbari olarak dinledikleri, 03/07/2011 günü düzenledikleri şike operasyonu ile ...'ı tutukladıkları, operasyon kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden bazılarına "...'ı ver kurtul" diye ... aleyhine ifade vermek için yönlendirdikleri, bu vesile ile hem ...'dan kurtulmak hem de futbol takımını ele geçirmek istedikleri, şüphelilerin örgütlü hareket ederek eylemlerini gerçekleştirdikleri, şüpheli örgüt yöneticisi...ile diğer örgüt üyelerinin FETÖ/PDY terör örgütünün gizli haberleşmede kullandığı Bylock haberleşme sistemini kullandıklarının ifade edildiğinin anlaşılması karşısında, evvela bahse konu dava dosyasındaki 03/07/2011 tarihinde gerçekleştirilen "Futbolda Şike" operasyonun FETÖ/PDY terör örgütünün amaçlarına ulaşmak için yapıldığına, dosya şüphelilerinin ifadelerinin kolluk yönlendirmesi ile alındığına, delillerin bir kısmının istihbari dinleme suretiyle elde edildiğine, iletişimin tespitleri yapılırken CMK'nın 135. maddesinde belirtilen hususlara uyulmadığına ilişkin deliller ile temyize konu bu dava dosyasında yapılan usulsüzlüklere ilişkin delillerin getirtilmesi sonrasında hasıl olacak sonuca göre diğer delillerle birlikte değerlendirilerek sanıkların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi lüzumu,
Kanuna aykırı, katılanlar...Spor Kulübü Derneği, ..., ...Sportif Yatırımlar ve Futbol İşl. Tic. A.Ş., ...Ticari Ürün. ve Tur. İşl. Tic. A.Ş. ve ...Futbol İşl. Tic. A.Ş. vekilleri ile sanıklardan ... (hükümlü), ..., ..., ..., ... (hükümlü) ve ... müdafilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 26/12/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
14. Ceza Dairesi, 2016/947 E., 2016/1533 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Yargılamanın yenilenmesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 311 ilâ 323 üncü maddeleri arasında düzenlenmiş bulunmaktadır.
14. Ceza Dairesi 2016/947 E. , 2016/1533 K.
"İçtihat Metni"
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 109/2, 109/5 ve 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair kapatılan Ağır Ceza Mahkemesinin 28.12.2011 tarihli ve ... Esas, ... sayılı Kararının Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 16.12.2014 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı ilâmı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, sanık müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin Ağır Ceza Mahkemesinin 07.04.2015 tarihli ve ... Esas, ... sayılı Kararını kapsayan dosya incelendi.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 23/3. maddesindeki "Yargılamanın yenilenmesi hâlinde önceki yargılamada görev yapan hâkim aynı işte görev alamaz" şeklindeki düzenleme ile aynı Kanunun 318/1. maddesindeki "Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir." şeklindeki düzenleme karşısında, ilk kararı veren heyette yer alan Başkan ...'ın olayla ilgili kanaatinin oluştuğu, görüşünün ilk hükümle belirginleştiği, yeniden yargılama aşamasında ya da bu aşamaya götürecek talebin kabule değer olup olmadığına dair vereceği kararda önceki kanaat ve görüşlerinin etkisi altında kalabileceği, bu sebeple adil yargılama hakkının bir uzantısı olarak olaya tamamen yabancı, farklı bir hâkimin yargılamanın yenilenmesi talebini incelemesi gerektiği hususu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 06.11.2015 gün ve ... sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin birinci bendinin ilk cümlesinde;
“1. Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan,
Yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında;
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 23.maddesinin üçüncü fıkrasında;
“Yargılamanın yenilenmesi halinde önceki yargılamada görev yapan hakim aynı işte görev alamaz”,
Aynı Kanunun 318. maddesinde;
“Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir,”
Hükümleri yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 01.10.1982 gün ve 8692/79-56 sayılı Piersack/Belçika kararında özetle;
“Tarafsızlık normal olarak önyargının ve tarafgirliğin (bias) bulunmamasını ifade eder; Sözleşme'nin 6 (1). fıkrasına göre tarafsızlığın bulunup bulunmadığı çeşitli yollarla test edilebilir. Bu bağlamda, belirli bir davada belirli bir yargıcın kişisel kanaatlerini belirleme çabası şeklindeki sübjektif test ile, bir yargıç hakkında bu konuda haklı kuşku duyulmasına engel olan yeterli güvencelere sahip olup olmadığının belirlenmesi şeklindeki objektif test arasında bir ayrım yapılabilir.
(a) Birinci test konusunda Mahkeme, başvurucunun Van de Walle'nin kişisel tarafsızlığından övgüyle bahsettiğini kaydeder. Olayda bu bakımdan kuşku duyulması için hiçbir sebep yoktur; aslında aksi kanıtlanmadıkça, kişisel tarafsızlığın bulunduğu varsayılır (bk. 23.06.1981 tarihli Le Compte, Van Leuven ve De Meyere kararı, parag. 58).
Ancak sadece sübjektif test ile yetinmek mümkün değildir. Bu konuda görünüşün bile belirli bir önemi vardır (bk. 17.01.1970 tarihli Delcourt kararı, parag. 31). Belçika Temyiz Mahkemesinin 21 Şubat 1979 tarihli kararında (bk. yukarıda parag. 31) gözlemlediği gibi, tarafsızlığından kaygılanmak için haklı sebebin bulunduğu bir yargıç, davadan çekilmelidir. Tehlikede olan şey, demokratik bir toplumda mahkemelerin halka vermek zorunda oldukları güven duygusudur.
Bir yargıcın, kendisi hiç ilgilenmediği halde, sırf daha önce savcı olarak görev yaptığı savcılıkta incelenen her olayda mahkeme heyetinde yer alamayacağını savunmak, diğer uç görüşü savunmak demek olacaktır. Savcılık teşkilatının birlik ve bölünmezliğini katı ve biçimciliğe dayanan bir anlayışla kavrayan böylesine radikal bir çözüm, savcılık ile mahkeme heyeti arasında aşılmaz bir duvar örecektir. Bu durum, bu görevlerin birinden diğerine geçişin sık sık meydana geldiği bir çok Sözleşmeci Devletin adli sisteminde bir karmaşaya yol açacaktır. Her şeyden öte, bir yargıcın bir zamanlar savcılıkta bulunması, kendisinin tarafsızlığından kaygılanmak için yeterli bir sebep olamaz. Mahkeme bu noktada Hükümetin görüşüne katılmaktadır.
Sözleşme'nin 6 (1). fıkrasını kendiliğinden dikkate alan Belçika Temyiz Mahkemesi, bu olayda, bir yargıcın daha önce "savcılık mensubu olduğu sırada olaya müdahalede" bulunup bulunmadığı şeklinde, görevlerin icrasına dayanan bir kriteri benimsemiştir. Temyiz Mahkemesi bay Piersack'ın temyiz talebini reddetmiştir; çünkü bu mahkemeye göre, önünde belgeler Van de Walle'nin Brüksel savcılığında savcı başyardımcısı olarak, olayla ilgili kişisel bilgi sahibi olma veya araştırma veya soruşturma sürecinde belirli bir adım atma dışında her hangi bir biçimde bir müdahalede bulunduğunu göstermemektedir.
Bu tür bir kriter, yukarıdaki şekilde açıklığa kavuşturulsa bile, Sözleşme'nin 6 (1). fıkrasının şartlarını tam olarak karşılamamaktadır. Mahkemelerin halka güven duygusu verebilmeleri için, iç örgütlenme sorunu da dikkate alınmalıdır. Bir kimsenin, savcılık görevi sırasında belirli bir olayla ilgilenebileceği türden bir makamda görev yaptıktan sonra, aynı olayda yargıç olarak görev yapması halinde, halkın kendisinin yeterli tarafsızlık güvencelerine sahip olmadığından kaygı duyma hakkı vardır” şeklinde bir belirleme yapmıştır. (Osman Doğru, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi İçtihatları (İHAMİ), Cilt.1, 2. Bası, Ankara, 2003, s. 505-506)
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 23. maddesine eklenen üçüncü fıkrasıyla ilgili olarak Adalet Komisyonu Raporunda;
“Tasarının 24. maddesine yargılamanın yenilenmesi talebi halinde de, önceki yargılamada görev yapan hakimin daha sonra yargılamanın yenilenmesi sürecinde görev yapması önlenerek hakimin tarafsızlığı bu yönüyle sağlanmak istenmiş ve 23. madde olarak kabul edilmiştir.” şeklinde ifadelere yer verilmiştir.
Yargılamanın yenilenmesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 311 ilâ 323 üncü maddeleri arasında düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu hükümlere göre yargılamanın yenilenmesinde özetle şu aşamalar bulunmaktadır. Yargılamanın yenilenmesi talebinin hükmü veren mahkemeye verilmesi üzerine, anılan Kanunun 319. maddesinin birinci fıkrasında yer alan, yargılamanın yenilenmesi kanunda belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek kanuni hiç bir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise yargılamanın yenilenmesi istemi kabule değer görülmeyerek reddine, aksi halde diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi kanunda belirlenen şekilde yapılmış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek kanuni nedenler gösterilmiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmışsa, aynı Kanunun 318/1, 319/2 ve 320/1. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesi istemi yerinde bulup kabule değer olduğuna karar verilerek, bir diyeceği varsa yedi gün içinde bildirmek üzere Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ olunacağı, bu aşamadan sonra 320. madde uyarınca delillerin toplanacağı, daha sonra 321. maddeye göre yenileme isteminin esassız olması durumunda yargılamanın yenilenmesi isteminin esassız olması sebebiyle duruşma yapılmaksızın reddine, yargılamanın yenilenmesi isteminin esaslı olması durumunda ise yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verileceği, bu karardan sonra da 323 üncü madde uyarınca da yeniden yapılacak duruşma sonucunda mahkeme tarafından ya önceki hükmün onaylanmasına veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verileceği düzenlenmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi pek çok kararında “adaletin yerine getirilmesi yetmez, aynı zamanda yerine getirildiğinin görülmesi lâzımdır” öz deyişine atıfta bulunmuştur. (A. Şeref Gözübüyük/ A. Feyyaz Gölcüklü, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Uygulaması, 10. Bası, Ankara, 2013, s. 283)
Her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 23. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “yargılamanın yenilenmesi halinde” ifadesinden yola çıkılarak, CMK’nın 321. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yargılamanın yenilenmesi ve duruşmanın açılması kararı verildikten sonraki aşamada önceki yargılamada görev yapan hakimin aynı işte görev alamayacağı, bundan önceki aşamalarda ise görev alabileceği bu kapsamda da yargılamanın yenilenmesi istemi üzerine bu istemin kabule değer olup olmadığına karar verilmesinde görev alabileceği düşünülse bile, bu kabulün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 23. maddesinin son fıkrası hükmü, Adalet Komisyonunun 23. maddesine üçüncü fıkra eklenmesinin gerekçesi ve fıkranın konuluş amacıyla bağdaşmayacağı gibi bu tür bir uygulamanın hâkimin tarafsız olmasının yanında tarafsız da görünmesi gerektiği ilkesine uymayacağından, yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olup olmadığına ilişkin kararın da aynı mahkemece fakat asıl kararı veren başkan ve üyeler dışındaki hâkimlerden oluşturulan heyetçe verilmesi gerektiği ve inceleme konusu olayda asıl hükmü veren mahkeme heyetinde bulunan Başkan ...'ın yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair karar veren heyette de görev aldığı gözetilerek itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi, kanuna aykırı olup bu itibarla kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Ağır Ceza Mahkemesinin 07.04.2015 tarihli ve ... Esas, ... sayılı Kararının; 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına ve dosyanın merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 18.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
14. Ceza Dairesi, 2015/6956 E., 2015/9481 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Yargılamanın yenilenmesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 311 ilâ 323 üncü maddeleri arasında düzenlenmiş bulunmaktadır.
14. Ceza Dairesi 2015/6956 E. , 2015/9481 K.
"İçtihat Metni"
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve nitelikli cinsel saldırı suçlarından sanıklar ... ve ...'nin, 5237 sayılı TCK'nın 102/2- 3d- 5, 43 ve 109/23b -5. maddeleri gereğince ayrı ayrı 16 yıl hapis ve 9 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmalarına dair ...Ağır Ceza Mahkemesinin 30.01.2014 tarih ve 2012/185 Esas, 2014/20 sayılı Kararının Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 02.07.2014 tarihli ilâmıyla onanarak kesinleşmesini müteakip, sanıklar müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin aynı Mahkemenin 09.01.2015 gün 2012/185 Esas, 2014/20 sayılı Ek kararına yönelik itirazın reddine dair ... Ağır Ceza Mahkemesinin 06.03.2015 tarih ve 2015/236 D.iş sayılı kararının;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 23/3. maddesindeki “Yargılamanın yenilenmesi hâlinde önceki yargılamada görev yapan hâkim aynı işte görev alamaz” şeklindeki düzenleme ile aynı Kanunun 318/1. maddesindeki “Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur.Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, ilk kararı veren mahkeme heyetinde bulunan Hâkim Şanver Keskin'in olayla ilgili kanaatinin oluştuğu, görüşlerinin ilk hükümle belirginleştiği, yeniden yargılama aşamasında ya da bu aşamaya götürecek talebin kabule değer olup olmadığına dair vereceği kararda önceki kanaat ve görüşlerinin etkisi altında kalabileceği, bu sebeple adil yargılama hakkının bir uzantısı olarak olaya tamamen yabancı, farklı bir hâkimin yargılamanın yenilenmesi talebini incelemesi gerektiği hususu gözetilmeden itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince bozulması lüzumu... Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 02.07.2015 gün ve 94660652-105-45-8154- 2015-E. 3881/ 44287 sayılı Kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin birinci bendinin ilk cümlesinde;
“1. Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan,
Yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başklı 36 ncı maddesinin birinci fıkrasında;
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 23.maddesinin üçüncü fıkrasında;
“Yargılamanın yenilenmesi halinde önceki yargılamada görev yapan hakim aynı işte görev alamaz”,
Aynı Kanunun 318. maddesinde;
“Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir,”
Hükümleri yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 01.10.1982 gün ve 8692/79-56 sayılı Piersack/Belçika kararında özetle;
“Tarafsızlık normal olarak önyargının ve tarafgirliğin (bias) bulunmamasını ifade eder; Sözleşme'nin 6(1). fıkrasına göre tarafsızlığın bulunup bulunmadığı çeşitli yollarla test edilebilir. Bu bağlamda, belirli bir davada belirli bir yargıcın kişisel kanaatlerini belirleme çabası şeklindeki sübjektif test ile, bir yargıç hakkında bu konuda haklı kuşku duyulmasına engel olan yeterli güvencelere sahip olup olmadığının belirlenmesi şeklindeki objektif test arasında bir ayrım yapılabilir.
Birinci test konusunda Mahkeme, başvurucunun Van de VValle'nin kişisel tarafsızlığından övgüyle bahsettiğini kaydeder. Olayda bu bakımdan kuşku duyulması için hiçbir sebep yoktur; aslında aksi kanıtlanmadıkça, kişisel tarafsızlığın bulunduğu varsayılır (bk. 23.06.1981 tarihli Le Compte, Van Leuvett ve De Meyere kararı, parag. 58).
Ancak sadece sübjektif test ile yetinmek mümkün değildir. Bu konuda görünüşün bile belirli bir önemi vardır (bk. 17.01.1970 tarihli Delcourt kararı, parag. 31). Belçika Temyiz Mahkemesinin 21 Şubat 1979 tarihli kararında gözlemlediği gibi, tarafsızlığından kaygılanmak için haklı sebebin bulunduğu bir yargıç, davadan çekilmelidir. Tehlikede olan şey, demokratik bir toplumda mahkemelerin halka vermek zorunda oldukları güven duygusudur.
Bir yargıcın, kendisi hiç ilgilenmediği halde, sırf daha önce savcı olarak görev yaptığı savcılıkta incelenen her olayda mahkeme heyetinde yer alamayacağını savunmak, diğer uç görüşü savunmak demek olacaktır. Savcılık teşkilatının birlik ve bölünmezliğini katı ve biçimciliğe dayanan bir anlayışla kavrayan böylesine radikal bir çözüm, savcılık ile mahkeme heyeti arasında aşılmaz bir duvar örecektir. Bu durum, bu görevlerin birinden diğerine geçişin sık sık meydana geldiği bir çok Sözleşmeci Devletin adli sisteminde bir karmaşaya yol açacaktır. Her şeyden öte, bir yargıcın bir zamanlar savcılıkta bulunması, kendisinin tarafsızlığından kaygılanmak için yeterli bir sebep olamaz. Mahkeme bu noktada Hükümetin görüşüne katılmaktadır.
Sözleşme'nin 6(1). fıkrasını kendiliğinden dikkate alan ...Temyiz Mahkemesi, bu olayda, bir yargıcın daha önce "savcılık mensubu olduğu sırada olaya müdahalede" bulunup bulunmadığı şeklinde, görevlerin icrasına dayanan bir kriteri benimsemiştir. Temyiz Mahkemesi bay Piersack'ın temyiz talebini reddetmiştir; çünkü bu mahkemeye göre, önünde belgeler Van de VValle'nin Brüksel savcılığında savcı başyardımcısı olarak, olayla ilgili kişisel bilgi sahibi olma veya araştırma veya soruşturma sürecinde belirli bir adım atma dışında her hangi bir biçimde bir müdahalede bulunduğunu göstermemektedir.
Bu tür bir kriter, yukarıdaki şekilde açıklığa kavuşturulsa bile, Sözleşme'nin 6(1). fıkrasının şartlarını tam olarak karşılamamaktadır. Mahkemelerin halka güven duygusu verebilmeleri için, iç örgütlenme sorunu da dikkate alınmalıdır. Bir kimsenin, savcılık görevi sırasında belirli bir olayla ilgilenebileceği türden bir makamda görev yaptıktan sonra, aynı olayda yargıç olarak görev yapması halinde, halkın kendisinin yeterli tarafsızlık güvencelerine sahip olmadığından kaygı duyma hakkı vardır” şeklinde bir belirleme yapmıştır.(Osman Doğru, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi İçtihatları (İHAMİ), Cilt.1, 2. Bası, T.C.Adalet Bakanlığı Eğitim Dairesi Başkanlığı, Ankara, 2003, s. 505)
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 23. maddesine eklenen üçüncü fıkrasıyla ilgili olarak Adalet Komisyonu Raporunda;
“Tasarının 24. maddesine yargılamanın yenilenmesi talebi halinde de, önceki yargılamada görev yapan hakimin daha sonra yargılamanın yenilenmesi sürecinde görev yapması önlenerek hakimin tarafsızlığı bu yönüyle sağlanmak istenmiş ve 23. madde olarak kabul edilmiştir.” şeklinde ifadelere yer verilmiştir.
Yargılamanın yenilenmesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 311 ilâ 323 üncü maddeleri arasında düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu hükümlere göre yargılamanın yenilenmesinde özetle şu aşamalar bulunmaktadır. Yargılamanın yenilenmesi talebinin hükmü veren mahkemeye verilmesi üzerine, anılan Kanunun 319 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan, yargılamanın yenilenmesi kanunda belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek kanuni hiç bir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise yargılamanın yenilenmesi istemi kabule değer görülmeyerek reddine, aksi halde diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi kanunda belirlenen şekilde yapılmış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek kanuni nedenler gösterilmiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmışsa, aynı Kanunun 318/1, 319/2 ve 320/1. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesi istemi yerinde bulup kabule değer olduğuna karar verilerek, bir diyeceği varsa yedi gün içinde bildirmek üzere Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ olunacağı, bu aşamadan sonra 320 nci madde uyarınca delillerin toplanacağı, daha sonra 321 inci maddeye göre yenileme isteminin esassız olması durumunda yargılamanın yenilenmesi isteminin esassız olması sebebiyle duruşma yapılmaksızın reddine, yargılamanın yenilenmesi isteminin esaslı olması durumunda ise yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verileceği, bu karardan sonra da 323 üncü madde uyarınca da yeniden yapılacak duruşma sonucunda mahkeme tarafından ya önceki hükmün onaylanmasına veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verileceği düzenlenmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi pek çok kararında “adaletin yerine getirilmesi yetmez, aynı zamanda yerine getirildiğinin görülmesi lâzımdır” öz deyişine atıfta bulunmuştur. (A. Şeref Gözübüyük/ A. Feyyaz Gölcüklü, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Uygulaması, 10. Bası, Ankara, 2013, s. 283)
Her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “yargılamanın yenilenmesi halinde” ifadesinden yola çıkılarak, CMK’nın 321 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yargılamanın yenilenmesi ve duruşmanın açılması kararı verildikten sonraki aşamada önceki yargılamada görev yapan hakimin aynı işte görev alamayacağı, bundan önceki aşamalarda ise görev alabileceği bu kapsamda da yargılamanın yenilenmesi istemi üzerine bu istemin kabule değer olup olmadığına karar verilmesinde görev alabileceği düşünülse bile, bu kabulün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 23 üncü maddesinin son fıkrası hükmü, Adalet Komisyonunun 23 üncü maddesine üçüncü fıkra eklenmesinin gerekçesi ve fıkranın konuluş amacıyla bağdaşmayacağı gibi bu tür bir uygulamanın hâkimin tarafsız olmasının yanında tarafsız da görünmesi gerektiği ilkesine uymayacağından, yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olup olmadığına ilişkin kararın da aynı mahkemece fakat asıl kararı veren başkan ve üyeler dışındaki hâkimlerden oluşturulan heyetçe verilmesi gerektiği ve inceleme konusu olayda asıl hükmü veren mahkeme heyetinde bulunan hâkim ...'in yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair karar veren heyette de görev aldığı gözetilerek itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi, kanuna aykırı olup bu itibarla kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, ... Ağır Ceza Mahkemesinin 06.03.2015 tarih ve 2015/236 D.iş sayılı Kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin yerine getirilmesi için dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 19.10.2015 tarihinde üye...'in karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Sayın çoğunlukla aramızdaki anlaşmazlık, bir hükmün tekrar ele alınması ile başlayan ve Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK.) 311 ve devamı maddelerinde yargılamanın yenilenmesi başlığıyla düzenlenmiş olağanüstü nitelikli kanun yolu sürecinin başından itibaren CMK'nın 23/3. maddesinde düzenlenen yasağın uygulanıp uygulanmayacağına yöneliktir.
CMK'nın 23. maddesi "(1) Bir karar veya hükme katılan hâkim, yüksek görevli mahkemece bu hükme ilişkin olarak verilecek karar veya hükme katılamaz.
(2) Aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış bulunan hâkim, kovuşturma evresinde görev yapamaz.
(3) Yargılamanın yenilenmesi halinde, önceki yargılamada görev yapan hâkim, aynı işte görev alamaz." Şeklindedir.
Madde gerekçesinde genel ilke olarak hakimlerin önceden aynı işte soruşturmaya katılmamış olmalarının tarafsızlığı sağlanması için gerekli olduğundan bahisle, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin (İHAM) kararlarına atıfta bulunularak, Mahkemenin, hakimin önce soruşturmasını yaptığı ya da soruşturma işlemlerine katıldığı davadaki usul işlemlerine katılmasını hukuka aykırı saydığı belirtilmiştir.
3. fıkra gerekçesinde ise yargılamanın yenilenmesi talebi halinde de önceki yargılamada görev alan hakimin aynı işte görev alamayacağı şeklinde üçüncü fıkra eklenmiştir. Böylece aynı uyuşmazlık hakkında daha önce kanaatimi belirtmiş olan hakimin daha sonra yargılamanın yenilenmesi sürecinde görev yapması önlenerek hakim tarafsızlığı bu şekilde sağlanmak istenmiştir. Denmiştir.
İnsan Hakları Avrupu sözleşmesinin (İHAS) 6. maddesi Adil Yargılanma hakkını düzenlemektedir. Madde yargılamanın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yapılması gerektiğini hükme bağlamıştır. İHAM. ise bu maddeye atfen verdiği kararlarında, tarafsızlığın; önyargının ve tarafgirliğin bulunmamasını ifade ettiğini, sözleşmenin 6 madesine göre tarafsızlığın bulunup bulunmadığının çeşitli şekilde test edilebileceğini, yargıcın belirli bir davada kişisel kanaatlerini belirleme çabasını subjektif test olarak, yargıcın dava konusunda haklı kuşku duyulmasına engel olacak güvencelere sahip olup olmadığının belirlenmesini objektif test olarak ayrı ayrı değerlendirmek gerektiğini belirtmiş, "Bu durumda tarafsızlığından kaygılanmak için haklı sebeplerin bulunduğu bir hakim davadan çekilmelidir. "Tehlikede olan şey demokratik bir toplumda mahkemelerin halka vermek zorunda oldukları güven duygusundur" demiştir. Bu güven duygusunun verilebilmesi için soruşturma aşamasında hehangi bir şekilde davayla ilgilenmiş bir kişinin hakim olarak davaya bakamayacağını, bakmasının bu güven duygusunu zedeleyeceğini, bu durumda halkın Hakimin yeterli tarafsızlık güvencelerine sahip olmadığından kaygı duyma hakkı olduğunu vurgulamıştır. (AİHM PIERSACK/BELÇİKA kararı 01.10.1982 STRAZBURG 8692/79)
Dikkat edilirse hem kanun maddesi hem de İHAM davadan ve yargılamadan bahsetmektedir. Soruşturma sırasında yapılan işlemler bu uygulamanın dışındadır. Eğer ilkenin soruşturma sırasında yapılan işlemleri de kapsadığı kabul edilirse davaya bakacak hakim bulmakta sıkıntı yaşanır ki Kanun Koyucu bu endişeyle 5320 sayılı Kanunun 11. maddesini düzenleme gereği duymuştur. Bu düzenlemeye göre soruşturma aşamasında savcı gibi soruşturma yapmak zorunda kalan hakim (CMK 163. md) kovuşturmaya katılamayacaktır. CMK.daki başka bir nedenle bir şekilde dava hakkında soruşturma sırasında karar veren, mesela, tutuklama kararı veren hakim kovuşturmaya bakabilecektir. Dolayısıyla yargılamının yenilenmesi sürecini bu bağlamda yorumlamak ve değerlendirme gerekir.
CMK yargılamanın yenilenmesini üç aşamada ele almıştır.
Sürecin ilk aşaması yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule şayan olup olmadığının değerlendirilmesi aşamasıdır. (CMK 318. md.) İstem kabul edilir ise ikinci aşamaya geçilir. Bu aşamada mahkeme delil toplama işini gerçekleştirecektir. Kanun bu aşamanın soruşturma aşamasındaki usüllere göre yapılacağını açıkca hükme bağlamıştır. Hakim bu aşamada savcının soruşturma aşamasında yaptığı gibi tüm delilleri toplar. Deliller toplandıktan sonra 3. aşamaya geçilir, bu yargılamanın yenilenmesi ve ardından duruşma açılması aşamasıdır. Yani kovuşturma başlar. (CMK'nın 321. md)
Aynı hakimin tüm aşamalarda görev alabileceğini kabul ettiğimizde delilleri toplayan ve duruşma açılmasına karar veren hakimle duruşmayı yapan hakimin aynı kişi olmasını kabul etmiş oluruz ki bu bir nevi savcı ve hakimin aynı kişi olmasına tekabül edecektir. Bu durum CMK'nın 23. maddesine kesin aykırılık oluşturur.
CMK'nın 23/3. madde ve fıkrası "Yargılamanın yenilenmesi halinde" önceki yargılamada görev alan hakimin aynı işte görev alamayacağını hükme bağlamıştır. Yargılamanın yenilenmesi istemi üzerine dememiştir. CMK'nın 311 ve devamı maddelerinde 3. aşama olan duruşma açılmadan önceki aşamaların tümüne "Yargılamanın yenilenmesi istemi" üzerine verilecek karardan bahsetmektedir. Son aşamaya "Yargılamanın yenilenmesi" demektedir. CMK'nın 315. maddesi yargılamanın yenilenmesi kabul edilemez derken yine son aşamadan bahsetmekte, duruşma açılması kabul edilemez demektedir. CMK'nın 316 ila 321. maddelerinde ise yargılamının yenilenmesi isteminden bahsetmektedir. CMK'nın
321/2. madde ve fıkrası ise "Yargılamanın yenilenmesine ve duruşma açılmasına karar verir" şeklindedir. Kanun koyucu "Yargılamanın yenilenmesi istemi" tabiri ile "Yargılamanın Yenilenmesi" tabirini bilinçli olarak kullanmıştır. Dolayısıyla CMK'nın 23. maddesinin hakimin davaya bakamayacağı hali son aşamayla sınırlı tutmuştur. Bu nedenle Yargılamanın Yenilenmesi halinde demiştir. Bu nedenlerle kararı veren hakim yargılamının yenilenmesi istemi hakkında bir karar verebilecektir.
Tabii ki yargılamayı yapan hakim ile yenileme istemi hakkında karar verecek hakimin aynı kişi olmasının sakıncaları vardır. Ancak Kanun koyucu bu sakıncaları kabul edilebilir, katlanılabilir sakıncalar olarak görmüş ve yasağı duruşma aşamasına hasretmiştir. Bunun yanında verilecek kararların itiraza tabi olduğunu hükme bağlayarak, tarafsızlık endişesini ortadan kaldırmıştır. İtiraz mercii yeni bir karar verecek ve endişe ortadan kalkacaktır.
Bunun yanında karar veren hakimin istemi değerlendiremeyecek olmasının sakıncalarıda vardır. Bu kabul edildiğinde hakim tarafların kişiliğini bilmediği davanın öncesi hakkında bilgi sahibi olmadığı ve yargılama sürecine vakıf olmadığı için hem vereceği karar zaman alacak hem de verilecek karar tam anlamıyla tatmin edici olmayacaktır. Bu sakıncanın giderilmesi için CMK da düzenlenen itiraz müessesesinde olduğu gibi istemi karar veren mahkemenin ya da hakimin değerlendirip buna ilişkin görüşünü gerekçesine yazmasında büyük yarar vardır. Zaten ret kararı itiraza tabidir ve itiraz edildiğinde farklı bir hakim ya da heyet dosyayı inceleyerek ve kararı veren hakimin gerekçesini de dikkate alarak yeni bir karar verecektir. Ayrıca bunun sakıncalarından bir diğeride bir süre sonra karar verecek hakim ya da heyet bulmakta zorluklar yaşanacak olmasıdır. Yukarda belirtildiği gibi 5320 sayılı Kanunun 11. maddesi bu mülahazalara dayandırılarak ihdas edilmiştir. Aynı dava hakkında birden çok yenilenme isteminin bulunması halinde özellikle küçük adliyelerde istemi değerlendirecek hakim bulmak mümkün olmayacaktır. Buna ilişkin... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Asliye Ceza) 2009/2237 Esas, 2011/667 Karar nolu kararı örnek olarak gösterilebilir. İstemin bir çok kez tekrarlanması nedeniyle davayı en son 18. Asliye Ceza Makemesi incelemiştir.
Bu nedenlerle CMK'nın 23/3. madde ve fıkrasında hükme bağlanan yasağın sadece CMK'nın 321/2. maddesinde belirtilen yargılamanın yenilenmesi ve duruşma açılması aşamasından sonrasını kapsadığı önceki aşamalar için yasağın bulunmadığı kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ceza Muhakemesi Hukuku
I. Ölenin amcası II. Ölenin kuzeni III. Adalet Bakanı
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre, hükümlü ölmüşse ve yakınları (eş, altsoy, üstsoy, kardeş) yoksa, yukarıdakilerden hangisi/hangileri yargılamanın yenilenmesini isteyebilir?