Ceza Muhakemesi Kanunu 314. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
Madde 314 – (1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış olan bir dava aşağıda yazılı hâllerde sanık veya hükümlünün aleyhine olarak yargılamanın yenilenmesi yolu ile tekrar görülür:
a) Duruşmada sanığın veya hükümlünün lehine ileri sürülen ve hükme etkili olan bir belgenin sahteliği anlaşılırsa.
b) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek nitelikte olarak görevlerini yapmada sanık veya hükümlü lehine kusur etmiş ise.
c) Sanık beraat ettikten sonra suçla ilgili olarak hâkim önünde güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunmuşsa.
Yargılamanın yenilenmesinin kabul edilmeyeceği hâl
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
6 karar eşleşti
11. Ceza Dairesi, 2022/9960 E., 2023/10765 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Sanık veya hükümlünün aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 314. maddesinde "(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış olan bir dava aşağıda yazılı hâllerde sanık veya hükümlünün aleyhine olarak yargılamanın yenilenmesi yolu ile tekrar görülür: a) Duruşmada sanığın veya hükümlünün lehine ileri sürülen ve hükme etkili
11. Ceza Dairesi 2022/9960 E. , 2023/10765 K.
"İçtihat Metni"
K A N U N Y A R A R I N A
B O Z M A
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/682 Değişik İş
SUÇ :Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı
İNCELEME KONUSU
KARAR : İtirazın reddi kararı
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması
Katılan vekilinin yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.07.2021 tarihli ve 2020/207 Esas, 2020/471 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.09.2021 tarihli ve 2021/682 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 27.09.2021’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.08.2022 tarihli ve 2021/4287 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.11.2022 tarihli ve KYB-2022/113704 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.11.2022 tarihli ve KYB-2022/113704 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 01/06/2020 tarihli ve 2018/218394 soruşturma, 2020/15085 esas, 2020/3746 sayılı iddianamesi ile " Ticaretle uğraşan ve Türkiye ve Arnavutluk ülkelerinde şirketleri bulunduğunu beyan eden şüpheli Sinan İdrizi'nin, yine ticaretle uğraşan müşteki ...'a Arnavutluk ülkesinde bulunan bir şirketi satın almasını teklif ettiği, görüşme sürecinde Arnavutluk Cumhuriyeti Devleti'nin başbakanı ile görüşmeler ayarlayarak müştekinin güvenini temin ettiği, şirket alımı için 3.500.000,00 USD peşinatın kendi hesabına yatırılmasını istediği, paranın kendi hesabına yatırılmaması durumunda müştekinin satın almayı düşündüğü şirketin belgelerinin inceletilmeyeceğini söyleyerek 3.500.000,00 USD tutarındaki paranın kendisinin hesabına yatırılmasını sağladığı, parayı aldıktan sonra hisse devri hususunda hiçbir adım atmadığı, müştekiyi oyaladığı, parayı yedinde tutmasının ve PCP şirketinin hissedarlarına aktarılabilmesinin tek koşulu olan, "Due Diligence sürecinin olumlu olarak sonuçlandığının müşteki tarafından yazılı olarak kendisine bildirilmesi" şartının gerçekleşmemesine rağmen parayı yedinde tuttuğu, müştekiden aldığı ve aralarındaki sözleşmelere göre iade ile yükümlü olduğu parayı iade etmediği, müştekinin iletişim çabalarına da yanıt vermediği ve bu şekilde müştekinin zararına olarak kendisine yarar sağladığı cihetle; Nitelikli Dolandırıcılık suçunu, bu suçun kanuni tanımındaki unsurlarını bilerek ve isteyerek, yukarıda izah edilen şekilde işlediği hususlarında, hakkında kamu davası açmak için yeterli şüphenin mevcut olduğu anlaşılmıştır." şeklinde açıklamalar ile şüpheli Sinan Idrızı hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kamu davası açıldığı,
Yapılan yargılama neticesinde İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 24/11/2020 tarihli ve 2020/207 esas, 2020/471 sayılı kararı ile "Sanık ile müştekinin Arnavutlukta iş yapmak üzere anlaştıkları, bu kapsamda müştekinin sanığın hesabına bir miktar paranın gönderildiği, yapılması konusunda anlaşılan işin, müştekinin amaçladığı şekilde olmadığı, bunun üzerine sanığın gönderilen paranın istendiği, sanığın da devralınması konusunda anlaşılan şirketin hisselerinin gönderilen para mukabilinde verilmesinin teklif edildiği, müştekinin kabul edilmediği ve sanık hakkında suç duyurusunda bulunduğu, Her ne kadar sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de dolandırıcılık suçunun oluşması için sanıktan mağdura yönelik olarak basit bir yalanın ötesinde iradesini sakatlayacak söz ve davranışlarının bulunmasının gerekeceği, dava konusu olayda müşteki ve sanığın uzun yıllar boyunca ticaretle uğraştığı ve dosyaya sunulan belgeler dikkate alındığında da yurt dışındaki bir şirketin satın alınması yönündeki işlemler nedeniyle sorunun çıktığı, dikkate alındığında müştekinin şikayet dilekçesinin içeriği, sanık savunmaları dikkate alındığında olayın tamamen ticaretin prensipleri çerçevesinde gerçekleşen işlemler olduğu ve dolayısıyla taraflar arasındaki sorunun cezai bağlamda çözülmesi gereken bir sorun olmadığı, aralarındaki sorunun hukuki ilişkiden kaynaklanan problemler olduğu anlaşılmakla sanığın müsnet suçtan dolayı cezalandırılmasına yeter, şüpheden uzak, kuvvetli delil bulunmadığından beraatine karar vermek gerekmiştir." şeklinde gerekçe ile sanığın üzerine atılı suçtan beraatine karar verildiği,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Sanık veya hükümlünün aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 314. maddesinde "(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış olan bir dava aşağıda yazılı hâllerde sanık veya hükümlünün aleyhine olarak yargılamanın yenilenmesi yolu ile tekrar görülür: a) Duruşmada sanığın veya hükümlünün lehine ileri sürülen ve hükme etkili olan bir belgenin sahteliği anlaşılırsa. b) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek nitelikte olarak görevlerini yapmada sanık veya hükümlü lehine kusur etmiş ise. c) Sanık beraat ettikten sonra suçla ilgili olarak hâkim önünde güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunmuşsa." şeklinde düzenlemenin mevcut olduğu,
İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 2020/207 esasına kayden yapılan yargılamada sanığın 07/12/2020 tarihinde alınan savunmasında " Şimdi ...'ı biz Arnavutluk'a çağırdık, ... geldi dedi ki ben Arnavutluk'a yatırım yapmak istiyorum dedi. Turizmden başla, rüzgar enerjisinden ve petrollerden dedi, bunu yapmak için dedi bu şirketleri satın almak istiyorum dedi. Geldi Arnavutluk'ta görüşlmelerimizi yaptı ve şirketi kontrol etmek için ve şirketin içine bakmak için kendisi buradaki İstanbul'da kayıtlı olan bir şirket uluslararası BDO'nun şeyini seçti bunlar takım olarak bütün holding olarak Arnavutluk'a geldiler, bütün şirketi kontrol ettiler ve baktılar ki şirket temiz çıktı, ondan sonra Adnan Bey Amerikalı şirketlerin sahipleriyle temasa geçti, yazışmalarda ve telefon görüşmelerinden yazılı olarak onlara dedi ki ben kapora ödeyeceğim, kaporanın garantörü Sinan Bey olacak, iki taraflı anlaştık, 17 milyon dolar bir şirket satın alacaktık, kapora olarak yüzde 20'sini verdik, şirketin bir özelliği var, bir tarafta Arnavutluk'taki Lıght petrollü ürünleri kontrol ediyor, marka yapıyor bir de ham petrolleri ağır petrolleri, bunu dünyada tek, bu ham petrolleri şey yapmak için bizim labaratuvara ihtiyacımız vardı ve Adnan Bey dedi ki biz bunu Türkler'e yapalım çünkü yahudi izotoplara güvenmiyorduk, izotop markır içine konan bir maddedir, ondan sonra yazılı olarak Amerikan ortakları şey gönderdi, parasını garantör olarak benim hesabıma yatırdı ve onlar dedi ki şirket temiz çıktıktan sonra 5 gün içinde parasını ödeyeceğim dedi, ... GFI'ın şeyinde, GFI şirketlerin... Hissedarlardan, 3 tane hissedardan şey aldılar, karşılığı yüzde 20'sini verdiler. MAHKEME BAŞKANI: Sen o aldığın parayı normal şirket hesabına aktarıp o şirketin hissedarı oldu mu? Bizde, bizde, bizde yüzde 20'si bizde buyur gelin alın diyorum, almıyor, adamlar zaten Amerika'daki arkadaş bunu kabul ediyor, hisselerinizi geri verelim diyor, adam kabul etmiyor, tamam o za...bekle çünkü bu labaratuvar daha kurulmamış ham petrolün şeyini yapan, ya da gel hisse karşılığı bize şeyini sat ya da başka bir şey yapalım, o günde bugün de adam aynı şekilde devam ediyor, bir de o arada Sayın Başbakan... Cumhurbaşkanı resimler koymuş dosyada, onun şeyini açıklayalım size, Amerika'da bulundum, darbe teşebbüsünden sonra Arnavut lobisiyle beraber destek için oraya gittim, bütün siyasetçilerle ben görüşüyorum, ediyorum ama benim niyetim dediğim gibi, Türk iş adamlara, Adnan Bey'i bile davet ediyorum yine de, Arnavutluk'a bir gelsin bizim memleketimizde öyle bir şeyimiz yok, istediği za...da gelebilir, Sayın Başbakanımız ona şey dedi, parmağınızı koyun dedi, istediğiniz her şeyi Arnavutluk'ta iş olarak gelin alın dedi, ekseni biz değiştirdik, Avrupa'ya değil Türkiye'ye şey yaptık ama maalesef üçkağıtçı durumuna düştük." şeklinde beyanlarda bulunduğu,
İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesince sanığın savunmasında belirtmiş olduğu satın alınması planlanan şirket hisselerinin % 20'lik kısmının alınıp alınmadığı, müşteki tarafından sanık hesabına gönderilen 3.500.000 Usd paranın sanık tarafından ilgili şirkete aktarılıp aktarılmadığı ve/veya sanık tarafından söz konusu para üzerinde ne şekilde tasarrufta bulunduğuna dair herhangi bir araştırma veya bilgi talebinde bulunulmadığı, anılan Mahkemenin 24/11/2020 tarihli gerekçeli kararında da sanık savunmasının delil olarak kabul edilerek sanığın üzerine atılı suçtan beraatine karar verildiği,
Ancak,
Müşteki vekilinin Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2021/1 değişik iş sayılı tespit davasında 08/04/2021 tarihli bilirkişi raporu ile sanığın müşteki tarafından kendisine gönderilen 3.500.000 Usd paranın satın alınması planlanan şirkete gönderilmediği, söz konusu paranın 280.000 Usd kısmının sanık tarafından bankadan nakit olarak çekildiği, 134.976 Usd kısmının ...Kamyon ve Otobüs Tic Aş isimli işyerine transfer edildiği, 1.000.000 Usd kısmının...simli kişiye transfer edildiği, 204.817.11 Usd kısmının Merve Korkmaz isimli kişiye transfer edildiği, 900.000 Usd kısmının ....isimli kişiye transfer edildiği, 500.000 Usd kısmının... isimli kişiye transfer edildiği, 110.000 Usd kısmının ...isimli kişiye transfer edildiği, 310.000 Usd kısmının ...Enerji Maden İnş. San. Dış. Tic. Aş isimli işyerine transfer edildiği, 60.000 Usd kısmının alıcısı tespit edilemeyen yurtdışı hesabına transfer edildiği tespiti üzerine yargılamanın yenilenmesi talebi İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin 01/07/2021 tarihli ek kararı ile reddedilmiş ise de,
İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesince sanığın savunmasında belirtmiş olduğu hususların doğruluğunun araştırılmaksızın sanık savunmasının delil olarak kabul edilerek sanığın beraatine karar verilmesini müteakip, müşteki vekili tarafından dosyaya sunulan 08/04/2021 tarihli bilirkişi raporuna göre, sanığın müşteki tarafından belli bir amaç için kendisine gönderilen 3.500.000 Usd üzerinde anlaşılan amaç dışında tasarruflarda bulunulduğunun tespit edilmesi durumunun delil olarak kullanılan sanık beyanının gerçek dışılığını ortaya koyduğu nazara alındığında, bu hususun 5271 sayılı Kanun'un 314/1-a maddesi kapsamında değerlendirilerek müşteki vekilinin yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.11.2020 tarihli ve 2020/207 Esas, 2020/471 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiş olup bahse konu kararın istinaf edilmeksizin 02.12.2020 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.
2. Katılan vekilinin 26.04.2021 tarihli dilekçesi ile; Mahkeme tarafından eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiği, bununla birlikte katılan tarafından Arnavutluk'da şirket satın almak için gönderilen 3.500.000 doların ilgili şirkete aktarılmayarak sanığın şahsi işleri için kullanıldığı, Beykoz 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/1 Değişik İş sayılı dosyası kapsamında alınan 08.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda, ilgili para transferlerinin ve nakit çekim işlemlerinin ayrıntılı bir şekilde açıklandığı, hükümden sonra alınan bu raporun da yeni olay veya yeni delil niteliğinde olması nedeniyle sanığın aleyhine olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.
3. İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.07.2021 tarihli ve 2020/207 Esas, 2020/471 Karar sayılı ek kararı ile "...5271 Sayılı CMK'nın 314. maddesinde 3 bent halinde sayılan sanık aleyhine yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin hiç birinin dosyada gerçekleşmediği..." gerekçesiyle katılan vekilinin talebin reddine karar verilmiştir.
4. İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.09.2021 tarihli ve 2021/682 Değişik İş sayılı kararı ile ek karara yönelik itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
5. 5271 sayılı Kanun'un "hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava; "yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa." hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür." ve aynı Kanun'un "sanık veya hükümlünün aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 314 üncü maddesinin birinci fıkrasında da, kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış olan bir dava; "a) Duruşmada sanığın veya hükümlünün lehine ileri sürülen ve hükme etkili olan bir belgenin sahteliği anlaşılırsa. b) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek nitelikte olarak görevlerini yapmada sanık veya hükümlü lehine kusur etmiş ise. c) Sanık beraat ettikten sonra suçla ilgili olarak hâkim önünde güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunmuşsa, sanık veya hükümlünün aleyhine olarak yargılamanın yenilenmesi yolu ile tekrar görülür." hükümleri yer almaktadır.
6. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; yargılamanın yenilenmesi dilekçesinde, hakkındaki beraat hükmü kesinleşen sanık aleyhine yargılamanın yenilenmesinin talep edildiği ve Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmekle birlikte, dosya kapsamında yeni olaylar veya yeni delillerin de mevcut olduğu ileri sürülmüş ise de, yeterli araştırma yapılmadan hüküm kurulmasının yargılamanın yenilenmesi nedenleri arasında yer almadığı, hükümden sonra ortaya çıkan yeni olay veya delillerin 5271 sayılı Kanun'un 311 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ancak hükümlünün lehine yargılamanın yenilenmesi taleplerinde dikkate alınabileceği, dosya içeriğine ve ileri sürülen hususlara göre bu aşamada 5271 sayılı Kanun'un 314 üncü maddesinde sınırlı olarak sayılan sebeplerden herhangi birisinin gerçekleşmediği anlaşılmakla; İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.07.2021 tarihli ve 2020/207 Esas, 2020/471 Karar sayılı sanık aleyhine yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair ek kararına yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.09.2021 tarihli ve 2021/682 Değişik İş sayılı kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.12.2023 tarihinde karar verildi.
Diğer kararlar (4)
11. Ceza Dairesi, 2018/6947 E., 2019/706 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Olağanüstü kanun yolları arasında sayılan “yargılamanın yenilenmesi” CMK'nın 311 ilâ 323. maddelerinde düzenlenmiştir.
11. Ceza Dairesi 2018/6947 E. , 2019/706 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLÜ : ...
SUÇ : Vergi Usul Kanununa muhalefet
HÜKÜM : Asıl karar; mahkumiyet
Ek karar; temyiz talebinin reddi
Hükümlü müdafinin 01.12.2016 tarihli dilekçe ile.... . Asliye Ceza Mahkemesine müracaat ederek dosyanın yeniden ele alınarak yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunduğu, yargılamanın yenilenmesi talebi CMK’nin 318. maddesi gereğince kabule değer bulunarak, Mahkemenin 19.12.2016 tarihli kararı ile infazın durdurulmasına ve duruşma açılmasına karar verildiği, bu kapsamda hükümlünün yeniden dinlenildiği, hükümlünün hangi tarihler arasında şirket müdürü sıfatıyla sorumlu olduğunun tespiti ve suça konu faturalar üzerindeki imzaların aidiyeti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılıp, Mahkemenin 25.09.2018 tarihli ek kararı ile hükümlü hakkında durdurulan infazın kaldığı yerden devamına,.... Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itiraz yolu açık olmak üzere karar verildiği, hükümlü müdafinin 28.09.2018 tarihli dilekçeler ile söz konusu ek karara karşı itiraz ve temyiz isteminde bulunduğu, itiraz dilekçesinin,.... Ağır Ceza Mahkemesince değerlendirilip, 20.10.2018 tarih, 2018/1923 D. iş sayılı karar ile itirazın reddine karar verildiği,.... Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2018 tarihli ek kararı ile 25.09.2018 tarihli ek karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verildiği, hükümlü müdafinin 24.10.2018 tarihli dilekçe ile temyiz isteminin reddine dair ek karara karşı temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla yapılan incelemede;
Olağanüstü kanun yolları arasında sayılan “yargılamanın yenilenmesi” CMK'nın 311 ilâ 323. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; kesinleşmiş bir hükümle ilgili olarak yargılamanın yenilenmesi talebinin hükmü veren mahkemeye verilmesi üzerine;
Yapılması gereken ilk inceleme (birinci aşama), talebin 318. maddede gösterilen usule uygun yapılıp yapılmadığına, 311. ve 314. maddeler uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek kanuni bir neden gösterilip gösterilmediğine ve gösterilen nedeni doğrulayacak delillerin açıklanıp açıklanmadığına ilişkin olmalıdır. Bu inceleme sonunda, talebin usule uygun olmadığı, kanuni bir neden gösterilmediği veya bunu doğrulayacak delillerin açıklanmadığı görülürse, yargılamanın yenilenmesi istemi 319. madde uyarınca kabule değer görülmeyerek reddedilmelidir. Bu karar 319/3. madde uyarınca itiraza tabidir.
İkinci aşama; istemin kabule değer görülmeyerek reddedilmediği hallerde, söz konusu olacaktır. Bu aşamada, talebin kabule değer olduğuna karar veren mahkemece, yeniden yargılama isteminin, bir diyeceği varsa yedi gün içinde bildirmesi için Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ olunması gerekir. Yine bu aşamada, 320. madde uyarınca, soruşturmaya ilişkin usuller uygulanmak suretiyle toplanacak deliller, Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafın yedi gün içerisinde görüşünün alınmasından sonra mahkemece değerlendirilip yenileme isteminin esassız olduğunun belirlenmesi durumunda, duruşma yapılmaksızın 321. madde uyarınca, yargılamanın yenilenmesi isteminin esassız olması sebebiyle reddine, aksi halde ise yargılamanın yenilenmesine ve duruşma açılmasına karar verilebilir. Bu aşamada verilen kararlara karşı da 321/3. madde uyarınca itiraz yoluna gidilebilir.
Üçüncü aşamaya ancak yargılanmanın yenilenmesine karar verilmesi halinde geçilebilir. Bu durumda kural, duruşma açılarak bir karar verilmesi ise de, 322. maddede sayılan istisnai hallerde duruşma açılmaksızın da karar verilmesi mümkündür. Yeniden yapılacak duruşma sonunda mahkeme, 323. madde uyarınca önceki hükmü ya onaylar veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verir.
Buna göre somut olayda; Mahkemenin yargılamanın yenilenmesi talebini kabule değer görerek duruşma açılmasına karar verdiği, bu kapsamda hükümlünün yeniden dinlenildiği, hükümlünün hangi tarihler arasında şirket müdürü sıfatıyla sorumlu olduğunun tespiti ve suça konu faturalar üzerindeki imzaların aidiyeti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırıldığı anlaşıldığından, toplanan delillerin sonucuna göre CMK'nin 323/1. maddesi uyarınca hükmü onaylaması veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm vermesi gerekirken, yargılamayı sonuçlandıracak nihai nitelikte bir karar vermediği anlaşıldığından, CMK'nin 323/1 maddesi uyarınca mahallinde hüküm kuruması mümkün görülmüştür.
Mahkemece verilen 25.09.2018 tarihli infazın kaldığı yerden devamına dair ek kararın itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle Mahkemenin 04.10.2018 tarih, 2014/183 Esas, 2015/282 Karar sayılı, hükümlü müdafinin temyiz talebinin reddine ilişkin ek kararında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümlü ve müdafiinin bu karara yönelik temyiz itirazlarının reddiyle, 04.10.2018 tarihli ek kararın ONANMASINA, 22.01.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
ST
.
5. Ceza Dairesi, 2017/6360 E., 2019/12002 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
ükmün, maddi gerçeğe uymadığının anlaşılması halinde düzeltilmesi gerektiği, kesinleşmemiş hükümlerde bu yola başvurulmasının olanaksız olduğu, yargılamanın yenilenmesi davasının Kanunda herhangi bir süreyle sınırlandırılmadığı, bu kurumun 5271 sayılı CMK'nın 311 ilâ 323. maddelerde düzenlendiği, yerel mahkeme aşaması biten bir davaya ilişkin kararın kesinleşmesi sonrasında yargılamanın yenilenmes
5. Ceza Dairesi 2017/6360 E. , 2019/12002 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma ve yardım etme, iş yeri dokunulmazlığının ihlali, tehdit, rüşvet verme ve alma, şike, teşvik primi, 6136 sayılı Kanuna aykırılık
HÜKÜM : CMK'nın 323/1 maddesi gereğince mahkumiyet hükmünün iptali ile beraat, mahkumiyet, beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadere
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
Mağdur kavramı gibi Yasada açıkça tanımlanmamış olan "suçtan zarar görme" kavramının gerek Ceza Genel Kurulu gerekse Özel Dairelerin uygulamada yerleşmiş kararlarında "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun Ceza Genel Kurulunun 11/04/2000 tarihli ve 65–69 E.K., 22/10/2002 tarihli ve 234–366 E.K., 04/07/2006 tarihli ve 127–180 E.K., 03/05/2011 tarihli ve 155–80 E.K., 21/02/2012 tarihli ve 279–55 E.K. ile 15/04/2014 tarihli ve 599-190 E.K. sayılı Kararlarında “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25/03/2003 tarihli ve 41–54 E.K. sayılı Kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında;
Sanıklara atılı suçlardan doğrudan zarar görmeyen şikayetçi ...'ın,
Sanıklardan;
..., ... ve ... haklarında ... FM adlı iş yeri sahibi ...'ye yönelik iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve tehdit,
... ve ... haklarında ... FM adlı iş yeri sahibi ...'ye yönelik tehdit,
... hakkında ... FM adlı iş yeri sahibi ...'ye yönelik iş yeri dokunulmazlığının ihlali,
... hakkında 12/05/2011 günü ... ilinde ...isimli iş yerine yönelik olarak iş yeri dokunulmazlığının ihlali,
... hakkında rüşvet alma, ... hakkında rüşvet verme,
... (hükümlü), ... (hükümlü), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (hükümlü) haklarında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma ve yardım etme,
..., ..., ..., ... ve ... haklarında 11/05/2011 günü oynanan Beşiktaş-İBB Spor kupa finali müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla şike,
... hakkında 18/04/2011 günü oynanan Karşıyaka-... maçına ilişkin olarak şike,
... hakkında 18/04/2011 günü oynanan Karşıyaka-... ve 24/04/2011 günü oynanan ...-Mersin İdman Yurdu maçlarına ilişkin olarak şike,
Suçlarından doğrudan zarar görmeyen katılan ..., ...Sportif Yatırım ve Futbol İşletmeciliği Ticaret A.Ş., ...Ticari Ürünler ve Turizm İşletmeciliği Ticaret A.Ş., ...Futbol İşletmeciliği Ticaret A.Ş.'nin verilen beraat ve/veya mahkumiyet hükümleri yönünden temyiz istemlerinin,Keza, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 12/02/2008 tarihli ve 2007/9-230 Esas, 2008/23 sayılı Kararı, temyiz istemlerine konu kararların mahiyeti ve talepte bulunanların sıfatları gereğince katılma isteminin reddine karar verilen ... ile katılan ..., ...Sportif Yatırımlar ve Futbol İşl. Tic. A.Ş., ...Ticari Ürün. ve Tur. İşl. Tic. A.Ş. ve ...Futbol İşl. Tic. A.Ş. vekillerinin vaki duruşmalı inceleme istemlerinin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de nazara alınarak CMUK'nın 317 ve 318. maddeleri uyarınca ayrı ayrı REDDİYLE,
Sanıklardan ..., ..., ... haklarında ... FM adlı iş yeri sahibi ...'ye yönelik iş yeri dokunulmazlığının ihlali ile ... ve ... haklarında ise 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı, 5560 sayılı Yasa ile değişik CMK'nın 231/12. madde ve fıkrası uyarınca sadece itiraz yasa yolu mümkün olup temyiz olanağı bulunmadığından, 5271 sayılı CMK'nın 264. maddesi uyarınca katılan ..., ...Sportif Yatırım ve Futbol İşletmeciliği Ticaret A.Ş., ...Ticari Ürünler ve Turizm İşletmeciliği Ticaret A.Ş., ...Futbol İşletmeciliği Ticaret A.Ş. vekillerinin bu husustaki temyiz dilekçesi itiraz niteliğinde kabul edilerek mahallinde işlem yapılması mümkün görüldüğünden, bu kararların inceleme dışı bırakılmasına ve incelemenin; katılan ..., ...Sportif Yatırım ve Futbol İşletmeciliği Ticaret A.Ş., ...Ticari Ürünler ve Turizm İşletmeciliği Ticaret A.Ş., ...Futbol İşletmeciliği Ticaret A.Ş. vekillerinin, hükümlüler ..., ... ve ..., sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında şike ve/veya teşvik primi suçlarından verilen ve temyiz isteminin reddi kapsamı dışında kalan beraat, hükümlü ... müdafin şike suçundan beraat kararı verilmemesine ve müsadere, sanık ... müdafilerin 25/06/2009 günü ... FM adlı iş yerine yönelik iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçundan verilen mahkumiyet, sanık ... müdafin 22/05/2011 günü oynanan Sivasspor - ... A.Ş. futbol müsabakasında şike suçundan verilen beraat hükmünün gerekçesine, sanık ... müdafin müsadere, katılan...Spor Kulübü Derneği vekilinin sanıklardan ... hakkında şike suçlarından verilen beraat, hükümlü ... müdafin 25/06/2009 günü ... FM adlı iş yerine yönelik iş yeri dokunulmazlığının ihlali ile mağdur ...'ye yönelik tehdit suçlarından verilen mahkumiyet, sanık ... müdafin ise müsadere hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı ve duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Gerekçeli kararın katılan...Spor Kulübü Derneği vekili Av. ...'ya 13/11/2015 tarihinde tebliğ edildiği, adı geçen vekilin 26/11/2015 havale günlü dilekçesi ile azilname sonucu vekillik görevlerinin sona erdiğini, tebligatın... Kulübü Derneğine yapılmasını bildirmesi üzerine gerekçeli kararın 09/12/2015 tarihinde... Kulübü Derneğine tebliğ edildiği, ardından Av. ...'ın katılan...Spor Kulübü Derneği vekili olarak hükümleri 16/12/2015 havale tarihli dilekçeyle temyiz ettiği, Dairemizin 13/07/2017 günlü Tevdi Kararı üzerine Av. ...'nın 26/09/2017 havale tarihli dilekçesiyle, ...Spor Kulübü Derneği tarafından vekaletten azledildiğine dair İzmir 25. Noterliğince düzenlenen 20/02/2014 tarihli ve 05982 yevmiye numaralı azilnamenin onaylı bir suretini ve azilnamenin kendisine 28/02/2014 tarihinde tebliğ edildiğine ilişkin dilekçeyi dosyaya ibraz ettiği, bu itibarla katılan...Spor Kulübü Derneği vekili Av. ...'ın 16/12/2015 havale tarihli temyiz dilekçesinin yasal süresinde olduğu anlaşıldığından, tebliğnamedeki aksi yöndeki düşünceye itibar edilmemiş, Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 08/12/2015 tarihli, 2015/1-640 Esas, 2015/496 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; sanığın bir eylemi ile ilgili mahkemesince hüküm kurulmasının unutulduğu durumda bu konuda “mahallinde her ... hüküm verileceğine” ilişkin eleştiri yapılması gerektiğinden ve sanıklardan ... hakkında şike suçundan hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, adı geçen sanık hakkında bahse konu suçtan mahallinde her ... hüküm verilmesi mümkün görülmüştür.
Dosyanın incelenmesinde; sanıklar ve hükümlüler hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgütü yönetme, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma ve yardım etme, iş yeri dokunulmazlığının ihlali, tehdit, rüşvet alma ve rüşvet verme, bu suça aracılık etme, dolandırıcılık, nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs, şike, teşvik primi, 6136 sayılı Kanuna aykırılık, resmi belgede sahtecilik suçuna yardım etme, özel belgede sahtecilik suçlarından... 16. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde 02/07/2012 tarihli, 2011/63 Esas ve 2012/71 sayılı Karar ile sanıklar haklarında mahkumiyet, beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve ayırma kararları verildiği, hükümlerin temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 17/01/2014 tarihli, 2013/16791 Esas ve 2014/516 Karar sayılı ilamı ile onama, düzeltilerek onama, bozma-düşürülme, bozma kararları verildiği,
Haklarındaki mahkumiyet hükümleri Dairemizce onanan bir kısım sanıklar hakkındaki ilamların infazı aşamasında müdafilerin mahkemeden infazın durdurulması ile birlikte yargılamanın yenilenmesi istemlerinde bulundukları,
Dairemizce haklarındaki hükümlerin bozulmasına karar verilen sanıklar bakımından dosyanın... 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/147 Esas sırasına kaydı yapıldığı, bu dosyanın bozmadan sonraki 13/11/2014 tarihli ilk oturumunda “Yargıtay bozma ilamına uyulmasına” karar verildiği,
Yargılamanın yenilenmesi istemleri bakımından ise; sanıklardan ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarındaki dosyanın aynı mahkemenin 2014/226 Esas sırasına, ... hakkındaki dosyanın ise yine aynı mahkemenin 2015/295 Esas sırasına kaydının yapıldığı,
2014/226 Esas sayılı dosyada "6526 sayılı Yasayla CMK'da yapılan değişikliklerin CMK 311/1-e maddesi kapsamında kaldığı değerlendirildiğinden, bu duruma göre hükümlüler; ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarındaki yargılamanın yenilenmesi taleplerinin mahkumiyet kararı verilerek Yargıtay 5. Ceza Dairesince onanarak kesinleşen suçları yönünden CMK 318/1 maddesi gereğince oy birliğiyle kabule değer olduğuna," gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesine karar verildiği, 2015/295 Esas sayılı dosyada ise "İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/147 Esas sayılı dosyasında sanık ... vekillerinin TFF'nin statüsünün belirlenmesi ile ilgili kovuşturmanın genişletilmesi taleplerinin kabulüne karar verilerek, talep doğrultusunda yeniden araştırma, inceleme ve kanıt toplanması cihetine gittiği dikkate alındığında mahkemenin bu yola tevessül etmesiyle yargılama neticesinde sanığın somut olaydaki hukuki statüsü ve durumu yönünden yeni bir değerlendirme yapacağı ve farklı bir karar ihdas edeceği ihtimalini ortaya koyduğu, bu ihtimalin gerçekleşmesi halinde adı geçen sanığa rüşvet verme suçundan halen mahkumiyet hükmü infaz edilmekte olan hükümlü ...'ın hukuki durumunun doğrudan etkileneceğinde kuşku ve duraksama bulunmadığı ..." gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesine karar verildiği,
Daha sonra, 2014/226 Esas sayılı dosyada 13/01/2015 tarihli ve 2015/8 Karar, 2015/295 Esas sayılı dosyada ise 14/07/2015 tarihli ve 2015/172 Karar sayılı ilamlar ile bahsi geçen dosyaların 2014/147 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmelerine karar verildiği, bu aşamadan sonra her üç dosyadaki yargılamanın birlikte yürütüldüğü,
Bu arada,...C.Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca tanzim olunan 01/12/2016 tarihli, 2014/164254 Soruşturma, 2016/41414 Esas ve 2016/4400 sayılı İddianame ile toplam 108 sanık hakkında kamu davası açıldığı, dosyada aralarında dosyamız sanıklarının da mağdur olarak gösterildiği toplam 91 mağdur ve 75 şikayetçinin mevcut olup, bu davanın kamuoyunda “şikede kumpas” davası olarak bilindiği, dosyadaki bir kısım sanıkların haklarında FETÖ/PDY terör örgütünü kurma veya yönetme, bu örgüte üye olma suçlarından dava açıldığı kamuoyunca da bilinen...,..., ...,...,..., ..., ..., ...,...,...,...,... ..., suçlamaların ise kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt etme, özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, haberleşmenin gizliliğini ihlal etme, özel hayatın gizliliğini ihlal etme, resmi belgede sahtecilik, iftira, iftira nedeniyle mağdurun gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olma, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, bu örgüte üye olma olduğu,
Görülmüştür.
Temyize konu dosya içeriği ve bu bağlamda toplanan tüm yasal kanıtlar değerlendirildiğinde;
Kesin hüküm ve dolayısıyla "ne bis in idem" ilkesine istisna oluşturan yargılamanın yenilenmesi yolunun, yasal sınırlar içinde yorumlanması gerektiği, geniş yorumlanmasının olanaklı olmadığı, kesinleşen hükmün, maddi gerçeğe uymadığının anlaşılması halinde düzeltilmesi gerektiği, kesinleşmemiş hükümlerde bu yola başvurulmasının olanaksız olduğu, yargılamanın yenilenmesi davasının Kanunda herhangi bir süreyle sınırlandırılmadığı, bu kurumun 5271 sayılı CMK'nın 311 ilâ 323. maddelerde düzenlendiği, yerel mahkeme aşaması biten bir davaya ilişkin kararın kesinleşmesi sonrasında yargılamanın yenilenmesinin mümkün olduğu, olağanüstü kanun yolu olarak kabul edilen bu yöntemin, çok istisnai hallerde kullanılacağı, zira esas olanın kesinleşen yargı kararının uygulanması ve değiştirilmemesi olduğu ancak maddi gerçek ve adaletin, en önemlisi de hükümlünün mağdur edilme ihtimalinin önüne geçmek amacıyla davanın yeniden gözden geçirilmesinin kabul edildiği, yargılamanın bir yerde bitmesi ve hak arama hürriyetinin de bir sınırının olması gerektiğinin ileri sürülebileceği, o sınırın, temel olarak temyiz aşamasının geçilmesi anı olduğu, bununla birlikte yargılamanın esasını etkileyen hataların varlığı halinde onların da göz ardı edilmemesi gerekeceği, yargılamanın yenilenmesi talebinin, kesinleşen hükmü veren yerel mahkemeye sunulacağı, mahalli mahkemenin, önce bu istemin usulden kabule değer görülüp görülmeyeceğine karar vereceği, bu istem mahkemece yerinde bulunduğunda, hakim vasıtasıyla delil toplanması yoluna gidileceği, CMK'nın 320. maddesinde istisnai olarak mahkemeye delil toplama yetkisinin de verildiği, neticeten mahkemenin yargılamanın yenilenmesi istemini esassız gördüğünde duruşma yapmaksızın reddedeceği, aksi kanaatte ise duruşma açacağı, bu kararlara karşı taraflarca itiraz yoluna gidilebileceği ancak yargılamanın yenilenmesi talebini ciddi gören mahkemenin, ortaya çıkan delillerle duruşma yapmaksızın hükümlünün derhal beraatine de karar verebileceği, mahkemenin duruşma açtığı halde yargılamanın yenileneceği ve sonuçta mahkemece, ya önceki hükmün onaylanacağı ya da iptal edilip yeni hüküm kurulacağı, bu kararlara karşı ise temyiz yolunun açık olacağı uygulamada ve öğretide kabul görmüştür. Bu açıklamalardan sonra, mevcut davada olduğu gibi yargılama usulleri ve sonuçları birbirinden farklı olan yargılamanın yenilenmesi istemli davalar ile diğer davaların birlikte görülmesinin olanaklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18/09/2007 tarihli ve 2007/125 Esas, 2007/186 Karar; 22/11/2016 tarihli, 2016/1280 Esas, 2016/432 Karar; 02/06/2009 tarihli ve 2009/4-68 Esas, 2009/143 Karar; 30/11/2010 tarihli ve 2010/7-229 Esas, 2010/240 Karar; 30/11/2010 tarihli ve 2011/6-249 Esas, 2012/1 Karar sayılı ilamlarında yer verilen benzer konudaki istikrarlı uygulamaları, yargılamanın yenilenmesi yasa yolunun olağanüstü kanun yollarından olup, ancak kanunda tahdidi olarak gösterilen hallerde bu yola başvurulacak olması, Yasada hüküm altına alınan sonuçlarının farklı olması, keza CMK'nın 8/1 ve 10. maddelerindeki düzenlemeler de nazara alındığında, yargılama konusu somut olayda haklarındaki mahkumiyet hükümleri Dairemizce onanarak kesinleştikten sonra yargılamanın yenilenmesine karar verilen hükümlüler ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki aynı mahkemenin 2014/226 Esas sayılı dava dosyası ile ... hakkındaki 2015/295 Esas sayılı dava dosyasının, her iki yargılamanın koşulları ve sonuçları birbirinden farklı olduğundan, haklarındaki hükümler kesinleşenlerle, yargılamaları devam edenlerin birlikte yargılanmasının yasal olarak olanaklı bulunmadığı halde, haklarındaki mahkumiyet ve/veya beraat hükümleri Dairemizce bozularak mahkemesine iade edilen diğer sanıklar haklarındaki 2014/147 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilerek görülmesi,
Ceza Genel Kurulunun 26/01/2016 tarihli ve 620-36, 14/10/2014 tarihli ve 675-427, 27/05/2014 tarihli ve 54-280, 02/10/2012 tarihli ve 472-1798, 06/12/2011 tarihli ve 197-246, 19/04/2011 tarihli ve 20-59, 17/04/2007 tarihli ve 325-100 sayılı Kararları ile yerleşik uygulamasına göre, uyma kararının, ara kararı niteliğinde olmayıp davanın esasını çözümleyen kararlardan olduğu, bozmaya uymakla, yerel mahkemenin bozma kararında gösterilen esaslara göre işlem yapıp karar verme ödevi doğduğu, sonradan bu kararın bir kısmından veya tamamından açıkça ya da zımnen geri dönülerek ilk hükmün aynen veya yeniden kurulmasının uyma kararının hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırmayacağı nazara alınmadan, Dairemizin 17/01/2014 tarihli ve 2013/16791 Esas, 2014/516 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra dönülemez nitelikteki bu kararın gereği tam olarak yerine getirilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması,Dosyada onaysız bir sureti mevcut olup, Yargıtay C.Başsavcılığının 23/03/2017 tarihli ve 5-2016/146030 sayılı tebliğnamesinde de yer verilen... C.Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca tanzim olunan 2014/164254 Soruşturma, 2016/41414 Esas ve 2016/4400 sayılı İddianamesinde, 02/12/2010 tarihinde 2010/2287 sayıya kayden izin alınan soruşturmanın 03/07/2011 tarihinde operasyona dönüştürüldüğü göz önünde bulundurulduğunda, soruşturmanın son ayına girildiğinde, aslında ilk teknik takip kararı talebine dayanak teşkil edebilecek bir araştırma ve delillendirme için yapılması gereken yazışmanın operasyona otuz gün kala 02/06/2011 tarihinde ... Emniyet Müdürlüğü ile yapıldığı, yaklaşık yedi ay süren soruşturma safahatında sadece duyumlardan ibaret teyidi yapılmamış istihbari bilgilerin CMK'nın 135 ve 140. maddeleri kapsamındaki taleplerde kullanıldığı, buna ilişkin taleplerde ve tanzim olunan raporlarda hep aynı matbu nitelikteki metnin kullanıldığı, polis memuru ...'ın ... kulübü eski başkanı ... ile gerçekleştirdiği gayri resmi bir konuşmasını tutanak haline getirmesinden sonra başlayan soruşturmada ilerleyen aşamalarda 2010/2287 Soruşturma sayılı dosyadaki şüphelilerin iletişimlerinin tespitine başlandığı, bu tutanakta ...'ın söylemediği şeylerin söylemiş gibi gösterildiği, iletişimin tespitleri yapılırken CMK'nın 135. maddesinde belirtilen hususlara riayet edilmediği, şike henüz suç olarak düzenlenmeden önce bir kısım şüphelilerin ... gazetesi binasında bir araya gelerek soruşturma yapılması kararı aldıkları, bu konuşma ortamında gizli tanık...'in de bulunduğu, tanığın beyanına göre bir toplantılarında ...'ın toplantıda bulunanlara "radyomuz var, televizyonumuz var, gazetemiz, derneklerimiz vs. var. Her alanda varız ama futbolda neden yokuz. Bu büyük bir eksiklik" diyerek ...örneğini verdiği, ...'nin geçmişte mafya olmasına rağmen, futbolun popülaritesi sayesinde Başbakan olduğunu, "... inanılmaz bir kitleye hitap ediyor. ... taraftarı da bizim gibi kendi aralarında kenetlenmişti. Ayrı bir sivil toplum örgütü. Bir dernek teşkilatı gibi çalışırlar. Emniyetteki arkadaşlara söyleyelim, şike yasası çıkıncaya kadar bir şablon oluştursunlar ve bu kişiler hakkında önleme dinlemesi yapsınlar ki her şey önümüzde hazır dursun." ve...'ya da "biz yapacağımız infial oluşturacak olaydan önce toplum dinamiklerini etkileyecek algı operasyonlarını oluştururuz" dediği, FETÖ/PDY terör örgütünün futbol camiasını da ele geçirerek söz sahibi olmak istediği, bunu da Türkiye'nin büyük spor kulüplerinden biri olan ve büyük kitlelere hitap eden ... ile yapmak istediği, bunun için de örgütün sevmediği kulübün başkanı olan ...'ı seçtikleri, ...'ı dini kullanan bir terör örgütü olan İBDA/C terör örgütü üyeliği bahanesiyle istihbari olarak dinledikleri, 03/07/2011 günü düzenledikleri şike operasyonu ile ...'ı tutukladıkları, operasyon kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden bazılarına "...'ı ver kurtul" diye ... aleyhine ifade vermek için yönlendirdikleri, bu vesile ile hem ...'dan kurtulmak hem de futbol takımını ele geçirmek istedikleri, şüphelilerin örgütlü hareket ederek eylemlerini gerçekleştirdikleri, şüpheli örgüt yöneticisi...ile diğer örgüt üyelerinin FETÖ/PDY terör örgütünün gizli haberleşmede kullandığı Bylock haberleşme sistemini kullandıklarının ifade edildiğinin anlaşılması karşısında, evvela bahse konu dava dosyasındaki 03/07/2011 tarihinde gerçekleştirilen "Futbolda Şike" operasyonun FETÖ/PDY terör örgütünün amaçlarına ulaşmak için yapıldığına, dosya şüphelilerinin ifadelerinin kolluk yönlendirmesi ile alındığına, delillerin bir kısmının istihbari dinleme suretiyle elde edildiğine, iletişimin tespitleri yapılırken CMK'nın 135. maddesinde belirtilen hususlara uyulmadığına ilişkin deliller ile temyize konu bu dava dosyasında yapılan usulsüzlüklere ilişkin delillerin getirtilmesi sonrasında hasıl olacak sonuca göre diğer delillerle birlikte değerlendirilerek sanıkların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi lüzumu,
Kanuna aykırı, katılanlar...Spor Kulübü Derneği, ..., ...Sportif Yatırımlar ve Futbol İşl. Tic. A.Ş., ...Ticari Ürün. ve Tur. İşl. Tic. A.Ş. ve ...Futbol İşl. Tic. A.Ş. vekilleri ile sanıklardan ... (hükümlü), ..., ..., ..., ... (hükümlü) ve ... müdafilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 26/12/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
15. Ceza Dairesi, 2015/3011 E., 2018/1233 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Yargılamanın yenilenmesi istemi üzerine duruşma açılarak sanığın eyleminin 5271 sayılı CMK'nın 314/1-a maddesi kapsamında kalması nedeniyle yargılama yapılarak sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 323/1.
15. Ceza Dairesi 2015/3011 E. , 2018/1233 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Yargılamanın yenilenmesi konusunda karar verilmesine yer olmadığına
Nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından daha önce ölüm nedeni ile düşme kararı verilen sanık hakkında yapılan yargılanmanın yenilenmesi davasında, bu yönde karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü.
Sanık hakkında Bakırköy 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/132 esas sayılı dosyası ile resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından kamu davası açıldığı, sanığın savunması alınamadan 12/01/2012 tarihinde ölmüş olması nedeni ile TCK'nın 64. maddesi gereğince kamu davasının düşürülmesine karar verildiği, kararın 25/05/2012 tarihinde kesinleştiği, sanığın başka suçu nedeni ile cezaevinde bulunduğu halde sahte belgelerle Pendik Nüfus Müdürlüğünden ölüm kaydının düşüldüğünün anlaşılması üzerine Cumhuriyet Savcılığı tarafından ihbarda bulunulduğu ve sanığın kayden sağ olduğunun anlaşıldığı olayda, mahkeme tarafından yargılamanın yenilenmesi istemi üzerine yeniden duruşma yapılarak karar verilmesi nedeniyle hükmün temyizinin mümkün olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Yargılamanın yenilenmesi istemi üzerine duruşma açılarak sanığın eyleminin 5271 sayılı CMK'nın 314/1-a maddesi kapsamında kalması nedeniyle yargılama yapılarak sanık hakkında 5271 sayılı CMK'nın 323/1. maddesi uyarınca önceki hükmün onaylanması veya hükmün iptali ile dava hakkında yeni baştan bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde kararı verilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
14. Ceza Dairesi, 2016/947 E., 2016/1533 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Yargılamanın yenilenmesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 311 ilâ 323 üncü maddeleri arasında düzenlenmiş bulunmaktadır.
14. Ceza Dairesi 2016/947 E. , 2016/1533 K.
"İçtihat Metni"
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 109/2, 109/5 ve 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair kapatılan Ağır Ceza Mahkemesinin 28.12.2011 tarihli ve ... Esas, ... sayılı Kararının Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 16.12.2014 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı ilâmı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, sanık müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin Ağır Ceza Mahkemesinin 07.04.2015 tarihli ve ... Esas, ... sayılı Kararını kapsayan dosya incelendi.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 23/3. maddesindeki "Yargılamanın yenilenmesi hâlinde önceki yargılamada görev yapan hâkim aynı işte görev alamaz" şeklindeki düzenleme ile aynı Kanunun 318/1. maddesindeki "Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir." şeklindeki düzenleme karşısında, ilk kararı veren heyette yer alan Başkan ...'ın olayla ilgili kanaatinin oluştuğu, görüşünün ilk hükümle belirginleştiği, yeniden yargılama aşamasında ya da bu aşamaya götürecek talebin kabule değer olup olmadığına dair vereceği kararda önceki kanaat ve görüşlerinin etkisi altında kalabileceği, bu sebeple adil yargılama hakkının bir uzantısı olarak olaya tamamen yabancı, farklı bir hâkimin yargılamanın yenilenmesi talebini incelemesi gerektiği hususu gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 06.11.2015 gün ve ... sayılı yazılı istemlerine müsteniden ihbar ve dava evrakı ile birlikte tevdii kılınmakla gereği düşünüldü:
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin birinci bendinin ilk cümlesinde;
“1. Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan,
Yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında;
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 23.maddesinin üçüncü fıkrasında;
“Yargılamanın yenilenmesi halinde önceki yargılamada görev yapan hakim aynı işte görev alamaz”,
Aynı Kanunun 318. maddesinde;
“Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir,”
Hükümleri yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 01.10.1982 gün ve 8692/79-56 sayılı Piersack/Belçika kararında özetle;
“Tarafsızlık normal olarak önyargının ve tarafgirliğin (bias) bulunmamasını ifade eder; Sözleşme'nin 6 (1). fıkrasına göre tarafsızlığın bulunup bulunmadığı çeşitli yollarla test edilebilir. Bu bağlamda, belirli bir davada belirli bir yargıcın kişisel kanaatlerini belirleme çabası şeklindeki sübjektif test ile, bir yargıç hakkında bu konuda haklı kuşku duyulmasına engel olan yeterli güvencelere sahip olup olmadığının belirlenmesi şeklindeki objektif test arasında bir ayrım yapılabilir.
(a) Birinci test konusunda Mahkeme, başvurucunun Van de Walle'nin kişisel tarafsızlığından övgüyle bahsettiğini kaydeder. Olayda bu bakımdan kuşku duyulması için hiçbir sebep yoktur; aslında aksi kanıtlanmadıkça, kişisel tarafsızlığın bulunduğu varsayılır (bk. 23.06.1981 tarihli Le Compte, Van Leuven ve De Meyere kararı, parag. 58).
Ancak sadece sübjektif test ile yetinmek mümkün değildir. Bu konuda görünüşün bile belirli bir önemi vardır (bk. 17.01.1970 tarihli Delcourt kararı, parag. 31). Belçika Temyiz Mahkemesinin 21 Şubat 1979 tarihli kararında (bk. yukarıda parag. 31) gözlemlediği gibi, tarafsızlığından kaygılanmak için haklı sebebin bulunduğu bir yargıç, davadan çekilmelidir. Tehlikede olan şey, demokratik bir toplumda mahkemelerin halka vermek zorunda oldukları güven duygusudur.
Bir yargıcın, kendisi hiç ilgilenmediği halde, sırf daha önce savcı olarak görev yaptığı savcılıkta incelenen her olayda mahkeme heyetinde yer alamayacağını savunmak, diğer uç görüşü savunmak demek olacaktır. Savcılık teşkilatının birlik ve bölünmezliğini katı ve biçimciliğe dayanan bir anlayışla kavrayan böylesine radikal bir çözüm, savcılık ile mahkeme heyeti arasında aşılmaz bir duvar örecektir. Bu durum, bu görevlerin birinden diğerine geçişin sık sık meydana geldiği bir çok Sözleşmeci Devletin adli sisteminde bir karmaşaya yol açacaktır. Her şeyden öte, bir yargıcın bir zamanlar savcılıkta bulunması, kendisinin tarafsızlığından kaygılanmak için yeterli bir sebep olamaz. Mahkeme bu noktada Hükümetin görüşüne katılmaktadır.
Sözleşme'nin 6 (1). fıkrasını kendiliğinden dikkate alan Belçika Temyiz Mahkemesi, bu olayda, bir yargıcın daha önce "savcılık mensubu olduğu sırada olaya müdahalede" bulunup bulunmadığı şeklinde, görevlerin icrasına dayanan bir kriteri benimsemiştir. Temyiz Mahkemesi bay Piersack'ın temyiz talebini reddetmiştir; çünkü bu mahkemeye göre, önünde belgeler Van de Walle'nin Brüksel savcılığında savcı başyardımcısı olarak, olayla ilgili kişisel bilgi sahibi olma veya araştırma veya soruşturma sürecinde belirli bir adım atma dışında her hangi bir biçimde bir müdahalede bulunduğunu göstermemektedir.
Bu tür bir kriter, yukarıdaki şekilde açıklığa kavuşturulsa bile, Sözleşme'nin 6 (1). fıkrasının şartlarını tam olarak karşılamamaktadır. Mahkemelerin halka güven duygusu verebilmeleri için, iç örgütlenme sorunu da dikkate alınmalıdır. Bir kimsenin, savcılık görevi sırasında belirli bir olayla ilgilenebileceği türden bir makamda görev yaptıktan sonra, aynı olayda yargıç olarak görev yapması halinde, halkın kendisinin yeterli tarafsızlık güvencelerine sahip olmadığından kaygı duyma hakkı vardır” şeklinde bir belirleme yapmıştır. (Osman Doğru, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi İçtihatları (İHAMİ), Cilt.1, 2. Bası, Ankara, 2003, s. 505-506)
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 23. maddesine eklenen üçüncü fıkrasıyla ilgili olarak Adalet Komisyonu Raporunda;
“Tasarının 24. maddesine yargılamanın yenilenmesi talebi halinde de, önceki yargılamada görev yapan hakimin daha sonra yargılamanın yenilenmesi sürecinde görev yapması önlenerek hakimin tarafsızlığı bu yönüyle sağlanmak istenmiş ve 23. madde olarak kabul edilmiştir.” şeklinde ifadelere yer verilmiştir.
Yargılamanın yenilenmesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 311 ilâ 323 üncü maddeleri arasında düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu hükümlere göre yargılamanın yenilenmesinde özetle şu aşamalar bulunmaktadır. Yargılamanın yenilenmesi talebinin hükmü veren mahkemeye verilmesi üzerine, anılan Kanunun 319. maddesinin birinci fıkrasında yer alan, yargılamanın yenilenmesi kanunda belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek kanuni hiç bir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise yargılamanın yenilenmesi istemi kabule değer görülmeyerek reddine, aksi halde diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi kanunda belirlenen şekilde yapılmış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek kanuni nedenler gösterilmiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmışsa, aynı Kanunun 318/1, 319/2 ve 320/1. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesi istemi yerinde bulup kabule değer olduğuna karar verilerek, bir diyeceği varsa yedi gün içinde bildirmek üzere Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ olunacağı, bu aşamadan sonra 320. madde uyarınca delillerin toplanacağı, daha sonra 321. maddeye göre yenileme isteminin esassız olması durumunda yargılamanın yenilenmesi isteminin esassız olması sebebiyle duruşma yapılmaksızın reddine, yargılamanın yenilenmesi isteminin esaslı olması durumunda ise yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verileceği, bu karardan sonra da 323 üncü madde uyarınca da yeniden yapılacak duruşma sonucunda mahkeme tarafından ya önceki hükmün onaylanmasına veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verileceği düzenlenmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi pek çok kararında “adaletin yerine getirilmesi yetmez, aynı zamanda yerine getirildiğinin görülmesi lâzımdır” öz deyişine atıfta bulunmuştur. (A. Şeref Gözübüyük/ A. Feyyaz Gölcüklü, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Uygulaması, 10. Bası, Ankara, 2013, s. 283)
Her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 23. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “yargılamanın yenilenmesi halinde” ifadesinden yola çıkılarak, CMK’nın 321. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yargılamanın yenilenmesi ve duruşmanın açılması kararı verildikten sonraki aşamada önceki yargılamada görev yapan hakimin aynı işte görev alamayacağı, bundan önceki aşamalarda ise görev alabileceği bu kapsamda da yargılamanın yenilenmesi istemi üzerine bu istemin kabule değer olup olmadığına karar verilmesinde görev alabileceği düşünülse bile, bu kabulün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 23. maddesinin son fıkrası hükmü, Adalet Komisyonunun 23. maddesine üçüncü fıkra eklenmesinin gerekçesi ve fıkranın konuluş amacıyla bağdaşmayacağı gibi bu tür bir uygulamanın hâkimin tarafsız olmasının yanında tarafsız da görünmesi gerektiği ilkesine uymayacağından, yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olup olmadığına ilişkin kararın da aynı mahkemece fakat asıl kararı veren başkan ve üyeler dışındaki hâkimlerden oluşturulan heyetçe verilmesi gerektiği ve inceleme konusu olayda asıl hükmü veren mahkeme heyetinde bulunan Başkan ...'ın yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair karar veren heyette de görev aldığı gözetilerek itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi, kanuna aykırı olup bu itibarla kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Ağır Ceza Mahkemesinin 07.04.2015 tarihli ve ... Esas, ... sayılı Kararının; 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına ve dosyanın merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 18.02.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ceza Muhakemesi Hukuku
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre aşağıdakilerden hangisi sanık veya hükümlünün aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedenlerinden biri değildir?
A) Duruşmada sanık lehine ileri sürülen ve hükme etkili olan bir belgenin sahteliğinin anlaşılması
B) Sanık lehine hükme etkili olacak şekilde gerçeğe aykırı bilirkişi raporu düzenlendiğinin anlaşılması
C) Hükme katılmış olan hâkimlerden birinin, sanık lehine görevini kusurlu yaptığının anlaşılması
D) Sanığın beraat ettikten sonra suçla ilgili olarak hâkim önünde güvenilebilir nitelikte ikrarda bulunması
E) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanığın, hükümlü aleyhine kasten gerçek dışı tanıklıkta bulunduğunun anlaşılması
Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.