5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 319

Ceza Muhakemesi Kanunu 319. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 319 – (1) Yargılamanın yenilenmesi istemi, kanunda belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yasal hiçbir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilir. (2) Aksi hâlde yargılamanın yenilenmesi istemi, bir diyeceği varsa iki hafta içinde bildirmek üzere Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ olunur.[147] (3) Bu madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir. Delillerin toplanması

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

23 karar eşleşti
10. Ceza Dairesi, 2016/2658 E., 2016/4291 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 319. maddesinde:
10. Ceza Dairesi         2016/2658 E.  ,  2016/4291 K. "İçtihat Metni" Adalet Bakanlığı'nın, 07/06/2016 tarihli yazısı ile; "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak" ve "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçlarından sanık ... hakkında ... (...) 11. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK'nın 250. maddesiyle görevli) tarafından 01/04/2009 tarihinde 2007/376 esas ve 2009/54 karar sayı ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 18/05/2010 tarihli, 2009/21635 esas ve 2010/11716 karar sayılı ilamı ile "sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi" gerekçesiyle bozulmasının ardından, yeniden yapılan yargılamada ... (...) 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nce (CMK'nın 250. maddesiyle görevli) 15/09/2010 tarihinde 2010/219 esas ve 2010/249 karar sayı ile sanık ... hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin bozulması kararına direnilmesine ve sanık ...'in her iki suçtan mahkûmiyetine ilişkin kararın Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 31/10/2012 tarihli, 2011/10-577 esas ve 2012/1821 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesi sonrasında; ... (...) 11. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK'nın 250. maddesiyle görevli) tarafından 01/10/2015 tarihinde 2010/219 esas ve 2010/249 karar sayı ile "sanık müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine" ilişkin verilen ek karara yönelik vaki itirazın reddine dair ... 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 05/11/2015 tarihinde 2015/743 değişik iş sayı ile verilen kararın kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 17/06/2016 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: A) Konuyla İlgili Bilgiler: 1- Sanık ... hakkında, 11.08.2007 tarihinde ve öncesinde işlediği iddia olunan "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak" ve "uyuşturucu madde ticareti yapma" suçlarından İstanbul(Kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 01/04/2009 tarihinde 2007/376 esas ve 2009/54 karar sayı ile; "Uyuşturucu madde ticareti yapma" suçu bakımından, TCK'nın 188. maddesinin 3, 4 ve 5. fıkraları ile 62. maddesi gereğince 11 yıl 3 ay hapis ve 375 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 52. maddesi gereğince adlî para cezasının günlüğü 20 TL'den 7.500 TL adlî para cezasına dönüştürülmesine, "Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak" suçu bakımından, TCK'nın 220. maddesinin 2. fıkrası ve 62. maddesi gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Karar verildiği, 2- Hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce 18/05/2010 tarihinde 2009/21635 esas ve 2010/11716 karar sayısı ile "Kendilerinde uyuşturucu madde ele geçmeyen sanıkların, diğer sanıklarda yakalanan uyuşturucu maddeler ile ilgilerinin saptanamadığı, telefon konuşmalarında geçen ve ticaretini yaptıkları ileri sürülen maddelerin bulunmaması nedeniyle, uyuşturucu veya uyarıcı nitelikte olup olmadığının teknik yöntemlerle belirlenemediği, böylece sanıklar ... ve ... hakkında teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde, sanık Bayram’ın ise bireysel olarak uyuşturucu madde ticareti yaptıklarına ilişkin yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, beraatleri yerine, mahkûmiyetlerine karar verilmesi, Yasaya aykırı..." gerekçesiyle bozulduğu, 3- Bozma üzerine İstanbul (Kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nce (CMK'nın 250. maddesiyle görevli) 15/09/2010 tarihinde 2010/219 esas ve 2010/249 karar sayı ile bozma kararına direnilmesine karar verilerek, sanık hakkında; "Uyuşturucu madde ticareti yapma" suçu bakımından, TCK'nın 188. maddesinin 3, 4 ve 5. fıkraları ile 62. maddesi gereğince 11 yıl 3 ay hapis ve 375 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 52. maddesi gereğince adlî para cezasının günlüğü 20 TL'den 7.500 TL adlî para cezasına dönüştürülmesine, "Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak" suçu bakımından, TCK'nın 220. maddesinin 2. fıkrası ve 62. maddesi gereğince 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Karar verildiği, 4- Direnme kararı üzerine; Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nca 31/10/2012 tarihinde, 2011/10-577 esas ve 2012/1821 karar sayı ile "İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.09.2010 gün ve 219-249 sayılı direnme hükmünün sanıklar ... ... ve ... hakkındaki suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma ve örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti suçları yönünden usul ve yasaya uygun bulunduğundan ONANMASINA" karar verildiği, 5- Sanık müdafii tarafından, 13.07.2015 tarihinde, sanığın yargılandığı dönemdeki mahkeme başkanının tutuklandığı ve Cumhuriyet savcısının açığa alınması sebebiyle yeni delil ve olayların ortaya çıktığından bahisle yargılamanın yenilenmesi ve infazın durdurulması talebinde bulunduğu, 6- İstanbul (Kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK'nın 250. maddesiyle görevli) tarafından 01/10/2015 tarihinde 2010/219 esas ve 2010/249 karar sayı ile "Hükümlünün talep dilekçesinde yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak dayandığı yargılandığı dönemdeki mahkeme başkanının yapılan soruşturma sonucunda tutuklanmasının ve C. Savcısının ise açığa alınmasının bu dosya ile bir ilgisinin bulunmadığı, mahkeme başkanı hakkında CMK 311/1-c maddesi anlamında bir kovuşturma bulunmadığı, bu sebeple CMK 311/1-c maddesinde belirtilen hükümlü aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş olma şartının kanunun aradığı anlamda gerçekleşmediği, mahkeme başkanının ve C.Savcısının yukarıda değerlendirilen mevcut durumları nedeniyle, hükümlünün adil yargılanmadığına dair soyut yazılı talebinin, yeniden yargılama müessesesi anlamında CMK 311. Maddesinde sayılan hükümlü lehine yeniden yargılama sebeplerinden bulunmadığı, yeni delil veya yeni olgu olarak kabul edilebilecek bir hususun da bulunmadığı, kaldı ki hükümlü müdafıinin dilekçesinde belirttiği sebeplerin gerek yargılama gerekse temyiz aşamasında Yargıtay tarafından irdelendiği anlaşılmakla, hükümlü müdafıinin infazın durdurulması ve yargılamanın yenilenmesi talepleri kabule değer görülmediği" gerekçesiyle sanık müdafiinin yargılamanın yenilenmesine ilişkin talebinin reddine karar verildiği, 7- Sanık müdafiinin itirazı üzerine; İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 05/11/2015 tarihinde 2015/743 değişik iş sayı ile "İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 01/10/2015 tarihli ve 2010/219 esas, 2010/249 karar sayılı yargılamanın yenilenmesi ve infazın durdurulması talebinin reddine dair kararına yapılan itirazın yasal dayanağı olmadığından ve yargılama konusu ile ilgili yeni bir delil ya da olay söz konusu olmadığından hükümlünün yapmış olduğu itirazın REDDİNE," karar verildiği, Anlaşılmıştır. B) Kanun Yararına Bozma Talebi: Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, "5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311/1 c ve e. maddelerinde yer alan" (1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür: ... c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise. ...e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa." şeklindeki düzenlemeler ile hükümlü müdafıinin 13/07/2015 havale tarihli yargılamanın yenilenmesi talep dilekçesi ve 24/05/2016 tarihli kanun yararına bozma talep dilekçesinde, fezleke savcısı ... ..., iddianame savcısı ... ..., duruşma savcısı ... ..., ilk derece mahkemesi hakimleri ... ... ve ... ... haklarında ... ve ... Yüksek Kurulu tarafından soruşturmalar başlatılmış olduğunun belirtilerek yargılamanın yenilenmesi talep edilmiş olması karşısında, İstanbul (kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesince 01/10/2015 tarihli kararı ile adı geçen hakim ve savcılar haklarındaki soruşturmaların yargılama konusu dosya ile ilgili olmadığı gerekçesi ile talebin reddine karar verilmiş ise de, adı geçen hakim ve savcılara ilişkin mevcut ise bütün adli veya idari soruşturmaların konusu itibariyle hangi hususlara ilişkin olduğunun açıklığa kavuşturulması bakımından Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılıklarından sorularak sonucuna göre yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin bulunup bulunmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." denilerek, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 05/11/2015 tarihli ve 2015/743 değişik iş sayılı kararının bozulması istenmiştir. C) Konunun Değerlendirilmesi: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311. maddesinde: (1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür: c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise. e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 312. maddesinde: "(1) Yargılamanın yenilenmesi istemi hükmün infazını ertelemez. Ancak mahkeme, infazın geri bırakılmasına veya durdurulmasına karar verebilir. " ; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 318. maddesinde: "(1) Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir. (2) 303 üncü Madde gereğince Yargıtayın doğrudan hüküm kurduğu hâllerde de hükmü vermiş olan mahkemeye başvurulur. (3) Yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olup olmadığına dair olan karar, duruşma yapılmaksızın verilir." ; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 319. maddesinde: "(1) Yargılamanın yenilenmesi istemi, kanunda belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yasal hiçbir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilir. (2) Aksi hâlde yargılamanın yenilenmesi istemi, bir diyeceği varsa yedi gün içinde bildirmek üzere Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ olunur. (3) Bu Madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir." ; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 320. maddesinde: "(1) Mahkeme, yargılamanın yenilenmesi istemini yerinde bulursa delillerin toplanması için bir naip hâkimi veya istinabe olunan mahkemeyi görevlendirebileceği gibi; kendisi de bu hususları yerine getirebilir. (2) Delillerin mahkemece veya naip hâkim tarafından veya istinabe suretiyle toplanması sırasında, soruşturmaya ilişkin hükümler uygulanır. (3) Delillerin toplanması bittikten sonra Cumhuriyet savcısı ve hakkında hüküm kurulmuş olan kişiden yedi günlük süre içinde görüş ve düşüncelerini bildirmeleri istenir." ; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 321. maddesinde: "(1) Yargılamanın yenilenmesi isteminde ileri sürülen iddialar, yeterli derecede doğrulanmaz veya 311 inci Maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 314 üncü Maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı hâllerde işin durumuna göre bunların önce verilmiş olan hükme hiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa, yargılamanın yenilenmesi istemi esassız olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddedilir. (2) Aksi hâlde mahkeme, yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verir. (3) Bu Madde gereğince verilen kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir." ; İfade olunmaktadır. Bu madde ve fıkralar ışığında; kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, 5271 sayılı CMK'nın 311. maddesinde belirtilen hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülmekte olup, yargılanmanın yenilenmesi talebi üç aşamalı incelemeyi gerektirmektedir: Birinci aşama; CMK'nın 318. maddesi uyarınca "kabule değer olup olmadığının mahkemesince duruşma yapmaksızın evrak üzerinden incelenmesi"; İkinci aşama; CMK'nın 319. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi talebi kabule değer görülmesi halinde, CMK'nın 320.maddesi uyarınca "delillerin toplanması"; Üçüncü aşama ise; toplanan delillerin yargılamanın yenilenmesini gerektirip gerektirmeyeceği belirlendikten sonra, şayet yargılamanın yenilenmesini gerektiriyor ise CMK'nın 321. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesine karar verilmesi ve son duruşmanın açılmasıdır. Somut olayda; Hükümlü ... müdafii, hükme katılan ilk derece mahkemesi hakimleri ... ... ve ... ... ile fezlekeyi düzenleyen Cumhuriyet savcısı ... ..., iddianameyi düzenleyen Cumhuriyet savcısı ... ..., duruşmaya katılan Cumhuriyet savcısı ... .... haklarında aleyhlerine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur ettiklerinden bahisle CMK'nın 311. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde belirtilen "Hükme katılmış olan hâkimlerden birinin, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmesi" hâli ile (e) bendinde belirtilen "Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olması" hâli kapsamında yeniden yargılama talep etmektedir. Hükümlü ... müdafii, kanun yararına bozma incelemesine esas olmak üzere Daire'ye sunmuş olduğu 24.05.2016 ve 18.10.2016 havale tarihli dilekçelerinde özetle; hükme katılmış olan Hâkimler ile Cumhuriyet savcıları aleyhine ceza kovuşturması başlatıldığı, hakimler ve savcıların bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur ettiklerini, bu hususta 15 Temmuz darbe girişimiyle yeni olaylar ve delillerin ortaya çıktığını, FETÖ terör örgütünün müvekkilinden himmet adı altında para talep ettiğini, FETÖ mensuplarının "cemaate" bağış yapması konusunda baskı uyguladığını, halen tutuklu bulunan MNS mobilya sahibi ... ... ve diğer kişilerden gelen bu baskılara müvekkilinin boyun eğmemesi üzerine adı geçen terör örgütünce hedef alındığını, FETÖ/PYD örgütünün emniyet ve yargı içinde bulunan mensupları vasıtasıyla müvekkiline yönelik düzenlenen kurmaca operasyon ve kurmaca delillerle kumpas kurularak bu dosyada müvekkilinin haksız yere mahkûm olmasının sağlandığını, müvekkili hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturma aşamasında ve dosyanın Yargıtay aşamasında görev alan Cumhuriyet savcıları ve hâkimlerin FETÖ terör örgütü mensubu olup olmadıklarının Emniyet Genel Müdürlüğü'nden ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile ilgili yer Cumhuriyet Başsavcılıklarından sorularak açıklığa kavuşturulması gerektiğini; duyumlarına göre, soruşturmayı fezleke aşamasına kadar sürdüren Cumhuriyet savcısı ..., İstanbul (Kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hakimi .. ..., Direnme Kararının onanması yönünde oy kullanan Yargıtay Ceza Genel Kurulu Üye Hakimleri ..., ... ..., ... ..., ......, .. ..r, ..., ..., ..., ... ...r, ..., ... ve ....r'in FETÖ olaylarından dolayı cezaevinde bulunduğunu; iddianameyi düzenleyen Cumhuriyet savcısı ... ve duruşmalara katılan Cumhuriyet savcısı ...'nın FETÖ olaylarından dolayı kırmızı bülten ile aranmakta olduğunu; iletişimin dinlenmesi ve tespiti kararını veren Cumhuriyet savcısı ... ve İstanbul (Kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesi Üye Hakimi ... FETÖ olaylarından dolayı açıkta bulunduğunu; soruşturma ve yargılamanın kumpas şüphesi taşıdığını, beyan etmektedir. Hükümlü müdafiinin esas itibariyle yargılamanın yenilenmesi yönündeki talebinin, öncelikle yukarıda değinilen aşamalardan birinci aşama olan "kabule değer olup olmadığı" bakımından değerlendirilmesi gerekmektedir: 1-) Olağanüstü kanun yollarından olan yargılamanın yenilenmesi müessesesinde, istemin kabule değer olup olmadığı konusundaki değerlendirme yapılırken, davanın biçimsel koşullara uyup uymadığı, dilekçede yenileme nedenleri olarak gösterilen nedenlerin bu nitelikte olup olmadıkları, bunları kuvvetlendirecek delillerin ileri sürülüp sürülmediği, hükmü veren mahkeme tarafından duruşma yapılmaksızın incelenecektir. Bu incelemelerin sonunda yargılamanın yenilenmesi istemi, kanunda belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yasal hiçbir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilecek, aksi hâlde ikinci aşama olan delil toplama aşamasına geçilecektir. 2-) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde belirtilen "Hükme katılmış olan hâkimlerden birinin, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmesi" hâlinin yargılamanın yenilenmesi nedeni olması için, hükme katılmış hâkimlerden birinin aleyhine ceza kovuşturması veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek görevine ilişkin kusuru ile yeniden yargılama talep edilen dava arasında bir bağlantının bulunması gerekmektedir. Aksi halde, bu durumun yalnız başına CMK'nın 311. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi kapsamında yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Örneğin bir dava dosyasında verdiği hüküm kesinleşen bir hâkimin, daha sonrasında başka bir dava dosyasının yargılamasında görevini kötüye kullandığından bahisle hakkında ceza kovuşturması başlatılması veya kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü ile cezalandırılması hâlinde, bu durumun yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilmesi mümkün olmayacaktır. 3-) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde belirtilen "Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olması" hâlinin yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabule değer olması için, yasa metninde de belirtildiği üzere yargılamanın yenilenmesi talebinde ileri sürülen yeni olaylar veya yeni delillerin yalnız veya önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde mahkûmun beraatini veya daha hafif bir suçtan cezalandırılmasını gerektirecek nitelikte olması gerekmektedir. Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında, somut olay ve talep değerlendirildiğinde; Hükümlü ... müdafii, hükmü veren mahkemeye yapmış olduğu yargılamanın yenilenmesi talebinde hükme katılan ilk derece mahkemesi hakimleri ... ve ...r ile fezlekeyi düzenleyen Cumhuriyet savcısı ... iddianameyi düzenleyen Cumhuriyet savcısı Cihan Kansız, duruşmaya katılan Cumhuriyet savcısı... haklarında aleyhlerine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur ettiklerinden bahisle CMK'nın 311. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde belirtilen "Hükme katılmış olan hâkimlerden birinin, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmesi" hâli kapsamında yargılamanın yenilenmesini talep etmişse de, bahse konu Cumhuriyet savcısı ve hakimler hakkında mevcut ise adli veya idari soruşturmaların konusu itibariyle, hükümlü hakkındaki yargılamayla ilişkili olduğuna dair CMK'nın 318. ve 319. maddesi anlamında doğrulayacak somut hiçbir delil sunulmadığı, İstanbul (Kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK'nın 250. maddesiyle görevli) tarafından 01/10/2015 tarihinde 2010/219 esas ve 2010/249 karar sayı ile "sanık müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine" ilişkin verilen ek kararda "Hükümlünün talep dilekçesinde yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak dayandığı yargılandığı dönemdeki mahkeme başkanının yapılan soruşturma sonucunda tutuklanmasının ve C. Savcısının ise açığa alınmasının bu dosya ile bir ilgisinin bulunmadığı" belirtildiği ve bu durumun aksini doğrulayacak somut hiçbir delil sunulmadığı, kanun yararına bozma aşamasında Daire'ye sunulan dilekçelerindeki FETÖ terör örgütü mensuplarının müvekkiline himmet adı altında para talep ederek baskı yaptığı ve müvekkilinin kabul etmemesi üzerine adı geçen terör örgütünce hedef alındığı, yönündeki beyanın soyut iddiadan ibaret olduğu ve bu yönüyle de doğrulayacak delillerin açıklanmadığı, 15 Temmuz darbe girişimi olayları ile bu olayın öncesi ve sonrasında hükümlü hakkındaki yargılamada görev almış bir kısım Cumhuriyet savcısı ve hâkim hakkında adlî ve/veya idarî soruşturma başlatılması durumunun yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında hükümlünün beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olmadığı, bu bakımdan hükümlü müdafiinin talebinin, CMK'nın 311. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (e) bentleri kapsamında yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabule değer olmadığı anlaşıldığından, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir. D) Karar : Açıklanan nedenlerle; İstanbul (Kapatılan) 11. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK'nın 250. maddesiyle görevli) tarafından 01/10/2015 tarihinde 2010/219 esas ve 2010/249 karar sayı ile "sanık müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine" ilişkin verilen ek karara yönelik vaki itirazın reddine dair İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 05/11/2015 tarihinde 2015/743 değişik iş sayı ile verilen karara yönelik kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığı'na iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine, 26.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

10. Ceza Dairesi, 2020/20903 E., 2022/9387 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 03/10/2019 tarihli ve 2018/310 esas, 2018/752 sayılı ek kararı ile; “yargılamanın yenilenmesini gerektirir yasal bir neden gösterilmediği ve bunu doğrulayacak hiç bir kanıt sunulmadığı, 5271 sayılı CMK’nın 319/1 maddesi uyarınca istemin kabule değer nitelikte görülmemesi nedeniyle reddine” karar verildiği,
10. Ceza Dairesi         2020/20903 E.  ,  2022/9387 K. "İçtihat Metni" Adalet Bakanlığının, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkındaki Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/10/2019 tarihli ve 2018/310 esas, 2018/752 sayılı ek kararının kanun yararına bozulması istemi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 11/11/2020 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: A-)Konuyla İlgili Bilgiler: 1- Şüpheli Murat Oğuz’un 10/08/2017 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 15/03/2018 tarihli ve 2017/36215 soruşturma, 2018/4272 esas, 2018/3394 sayılı iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 53. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, iddianamede; şüpheli hakkında daha önce kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, ihlal nedeniyle Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesine 2017/894 esas ve Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesine 2018/161 esas sayılı davaların açıldığı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/6. maddesi uyarınca yeniden erteleme kararı verilemeyeceği hususunun belirtildiği, 2- Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/11/2018 tarihli, 2018/310 esas, 2018/752 sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 21/11/2018 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği, 3- İnfaz Cumhuriyet savcısınca, davanın Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/161 esas sayılı dava ile birleştirilerek zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi ve infazın durdurulmasınının talep edildiği, 4- Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 03/10/2019 tarihli ve 2018/310 esas, 2018/752 sayılı ek kararı ile; “yargılamanın yenilenmesini gerektirir yasal bir neden gösterilmediği ve bunu doğrulayacak hiç bir kanıt sunulmadığı, 5271 sayılı CMK’nın 319/1 maddesi uyarınca istemin kabule değer nitelikte görülmemesi nedeniyle reddine” karar verildiği, 5- Sanığın UYAP üzerinden alınan adli sicil kaydının incelenmesinden; a-)Sanığın 10/08/2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 07/11/2016 tarihli ve 2016/32874 soruşturma, 2016/579 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, ihlal nedeniyle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 27/10/2017 tarihli iddianamesi ile kamu davası açıldığı, Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/02/2018 tarihli ve 2017/894 esas, 2018/193 sayılı kararı ile; sanığın beraatine karar verildiği, b-) Sanığın 20/08/2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Çayıralan Cumhuriyet Başsavcılığının 20/11/2017 tarihli ve 2017/324 soruşturma, 2017/9 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, 6- Dosya arasında bulunan Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/161 esas ve 2018/1396 karar sayılı dosyasının incelenmesinde; a-)Sanığın 03/10/2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 06/02/2018 tarihli ve 2017/43866 soruşturma, 2018/1955 esas, 2018/1609 sayılı iddianamesi ile Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, iddianamede daha önce 13/10/2016 tarihinde erteleme kararı verildiği, denetimli serbestlik tedbirine uymaması nedeniyle 27/10/2017 tarihli iddianame ile Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, uyuşturucu kullanmaya devam ederek atılı suçu işlediği hususunun belirtildiği, b-)Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/12/2018 tarihli ve 2018/161 esas, 2018/1396 karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 maddesi uyarınca tesdiden 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği, Anlaşılmıştır. B-)Kanun Yararına Bozma İstemi: Kanun yararına bozma istemi ve ihbar yazısında; “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan sanık ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191/1 ve 62/1. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/11/2018 tarihli ve 2018/310 esas, 2018/752 sayılı kararının 21/11/2018 tarihinde kesinleşmesini müteakip, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 43/1. maddesi gereğince yapılan yargılamanın yenilenmesi ve infazın durdurulması talebinin reddine ilişkin Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/10/2019 tarihli ve 2018/310 esas, 2018/752 sayılı ek kararını kapsayan dosya incelendi. Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 11/08/2017 tarihli uyuşturucu madde kullanmak eylemi nedeni ile Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 15/03/2018 tarihli ve 2017/36215 esas sayılı iddianame ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/11/2018 tarihli ve 2018/310 esas, 2018/752 sayılı sanığın mahkumiyetine yönelik kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği, 03/10/2017 tarihli uyuşturucu kullanmak eylemi nedeniyle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 06/02/2018 tarihli ve 2017/43866 esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/12/2018 tarihli ve 2018/161 esas, 2018/1396 sayılı kararı ile sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de; sanığın bahse konu eylemlerinin ilk hukukî kesintiyi oluşturan Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/161 esas sayılı dosya kapsamında yer alan 06/02/2018 tarihli iddianameden önce olması karşısında, birleştirme kararı verilerek, tek bir uyuşturucu madde kullanmak suçundan mahkûmiyet kararı verilip, zincirleme suç hükümleri uygulanması gerektiği anlaşılmakla birlikte, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 14/07/2017 tarihli ve 2017/2358 esas 2017/3525 karar sayılı ilâmı ile, "… her iki mahkeme tarafından hüküm tarihinde bilinmeyen ve sonradan ortaya çıkan bu durumun ilk kez kanun yararına bozma yolu ile incelenmesi mümkün olmayıp, yasaya aykırı olduğu iddia edilen mahkeme kararlarına karşı başvurulacak diğer kanun yolları tükenmediğinden, yargılama sona erdikten sonra ortaya çıkan bu durumun CMK’nın 311 ve devamı maddelerinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kapsamında değerlendirilebileceği" şeklinde belirtildiği üzere, sonradan ortaya çıkan bu durumun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311 ve devamı maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesi yoluyla mahallinde çözümlenebileceği gözetilmeksizin, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/10/2019 tarihli ve 2018/310 esas, 2018/752 sayılı ek kararının 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca bozulması istenilmiştir. C-) Konunun Değerlendirilmesi: Sanığın 10/08/2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi nedeniyle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 15/03/2018 tarihli ve 2017/36215 soruşturma, 2018/4272 esas, 2018/3394 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonunda Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/11/2018 tarihli, 2018/310 esas, 2018/752 karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 21/11/2018 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği, infaz Cumhuriyet savcısınca, davanın Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/161 esas sayılı dava ile birleştirilerek zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi ve infazın durdurulmasınının talep edilmesi üzerine, Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/10/2019 tarihli ve 2018/310 esas, 2018/752 sayılı ek kararı ile; “yargılamanın yenilenmesini gerektirir yasal bir neden gösterilmediği ve bunu doğrulayacak hiç bir kanıt sunulmadığı, 5271 sayılı CMK’nın 319/1 maddesi uyarınca istemin kabule değer nitelikte görülmemesi nedeniyle reddine” karar verildiği, Sanık hakkında, 10/08/2016 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 07/11/2016 tarihli ve 2016/32874 soruşturma, 2016/579 sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, ihlal nedeniyle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 27/10/2017 tarihli iddianamesi ile kamu davası açıldığı, Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/02/2018 tarihli ve 2017/894 esas, 2018/193 sayılı kararı ile; sanığın beraatine karar verildiği, Sanığın 03/10/2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 06/02/2018 tarihli ve 2017/43866 soruşturma, 2018/1955 esas, 2018/1609 sayılı iddianamesi ile Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/12/2018 tarihli ve 2018/161 esas, 2018/1396 karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 maddesi uyarınca tesdiden 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği, anlaşılmıştır. Dosya kapsamına göre, Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/161 esas sayılı dosyasındaki suçun 03/10/2017 tarihinde işlendiği, bu suça ilişkin iddianamenin 06/02/2018 tarihinde düzenlendiği, incelemeye esas Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/310 esas sayılı dosyasındaki aynı neviden suçun 10/08/2017 tarihinde işlendiği, bu suça ilişkin iddianamenin ise 15/03/2018 tarihinde düzenlendiği, bu halde; sanığın eylemlerinin ilk hukukî kesintiyi oluşturan Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/161 esas sayılı dosya kapsamında yer alan 06/02/2018 tarihli iddianameden önce olması karşısında, sanık hakkında tek bir suçtan mahkûmiyet kararı verilip, zincirleme suç hükümleri uygulanması gerektiği, Somut olayda, zincirleme suç oluşturan aynı nitelikteki iki suç nedeniyle farklı mahkemelere iki ayrı dava açılması üzerine, Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/11/2018 tarihli kararı ile, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 21/11/2018 tarihinde istinaf edilmeden kesinleştiği, Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/12/2018 tarihli kararı ile de, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 maddesi uyarınca tesdiden 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşıldığından; sanık hakkında ayrı ayrı mahkûmiyet hükümleri kurulması kanuna aykırıdır. Açıklanan nedenlere göre; Sanığın her iki eylemi arasında hukuki kesinti bulunmaması, eylemlerin zincirleme suç oluşturması hususu her iki mahkeme tarafından hüküm tarihinde bilinmiyor olsa da, yargılama sona erdikten sonra ortaya çıkan bir durum olmadığından CMK’nın 311 ve devamı maddelerinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, kanuna aykırılığın kanun yararına bozma yolu ile giderilebileceği, ancak; Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/12/2018 tarihli ve 2018/161 esas, 2018/1396 karar sayılı sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/1 maddesi uyarınca tesdiden 4 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair kararının henüz kesinleşmediği anlaşıldığından; Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/12/2018 tarihli ve 2018/161 esas, 2018/1396 sayılı kararının kesinleşmesinin beklenmesi, istinaf kanun yoluna gidilmeden kesinleşmesi halinde kanun yararına bozma yoluna gidilmesi talep edilerek kararın bozulması sağlandıktan sonra, her iki davanın birleştirilmesi ve her iki davanın da kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden TCK’nın 191/6. maddesi uyarınca doğrudan açıldığı, sanık hakkında daha önce verilmiş olan erteleme kararının kaldırılarak açılan kamu davasında, Kayseri 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/02/2018 tarihli ve 2017/894 esas, 2018/193 sayılı kararı ile; sanığın beraatine karar verildiği, bu durumda TCK’nın 191/6. maddesindeki kovuşturma şartının gerçekleşmediği hususu da gözetilerek sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması halinde ise, istinaf incelemesinin sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı CMK’nın 223/8-2. maddesi gereğince “durma” kararı verilmesi gerektiğinden Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/11/2018 tarihli, 2018/310 esas, 2018/752 karar sayılı kararına karşı, kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. D-) Karar : Yukarıda açıklanan nedenlerle; mahkemece kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı CMK’nın 223/8-2. maddesi gereğince “durma” kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi kanuna aykırı olduğundan Kayseri 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/11/2018 tarihli, 2018/310 esas, 2018/752 karar sayılı kararına karşı, kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, 21/09/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Ceza Genel Kurulu, 2021/94 E., 2021/530 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza
tam metni aç
isini arayarak, planını uyguladığını ve staj müdürlüğüne giderek ...Ocaklı'nın kendisine cinsel sarkıntılıkta bulunduğuna dair şikâyette bulunduğunu beyan ettiği anlaşılmakla, yargılamanın yenilenmesi talebi olarak ileri sürülen delillerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 318 ilâ 321. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadıklarının tespiti bakımından,
Ceza Genel Kurulu         2021/94 E.  ,  2021/530 K. "İçtihat Metni" Yargıtay Dairesi : (Kapatılan) 14. Ceza Dairesi Mahkemesi :Ağır Ceza Sanık ...'nın katılan mağdureye yönelik sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan TCK’nın 102/1-2.cümle, 102/3-b, 43/1 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis; cinsel taciz suçundan TCK’nın 105/1-1.cümle, 105/2-a-b-c, 43/1 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis; cezaları ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin ... 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 25.11.2019 tarihli ve 91-696 sayılı hükümlerin sanık müdafisi ve Cumhuriyet savcısı tarafından ise sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçu yönünden istinaf edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesince 21.02.2020 tarih ve 296-487 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve hükümler kesinleşmiştir. Hükmün kesinleşmesinden sonra sanık müdafisinin, yargılamanın yenilenmesine ilişkin talebinin ... 1. Asliye Ceza Mahkemesince 19.06.2020 tarih ve 91-696 sayı ile kabule değer olmadığına ve reddine ilişkin karara yönelik itirazının, itiraz mercisi ... 6. Ağır Ceza Mahkemesince 09.07.2020 tarih ve 2020/648 Değişik ... sayı ile; "İlk kararı veren hâkim dışında bir hâkimin görevlendirilerek yargılanmanın yenilenmesi talebinin değerlendirilmesi gerektiği," şeklindeki değişik gerekçeyle kabulüne karar verilmiş, merci kararının gereği yerine getirilerek ... 1. Asliye Ceza Mahkemesince 17.07.2020 tarih ve 91-696 sayı ile yargılamanın yenilenmesine ilişkin talebin kabule değer olmadığına ve reddine karar verilmiş, bu karara yönelik sanık müdafisi tarafından yapılan itirazın itiraz mercisi ... 7. Ağır Ceza Mahkemesince 11.08.2020 tarih ve 2020/709 Değişik ... sayı ile reddine karar verilmiştir. Merci kararına karşı ... Bakanlığınca 20.10.2020 tarih ve 14561 sayı ile kanun yararına bozma isteminde bulunulması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 30.10.2020 tarih ve 95239 sayı ile; "...Somut olayda, her ne kadar tanık ... kovuşturma aşamasında 19/11/2019 tarihli oturumda, sanığın müştekiye hitaben söylemlerini duyduğu ve sanığın müştekiye yönelik birtakım eylemleri olduğunu gördüğüne dair beyanda bulunmuş ise de; ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25/11/2019 tarihli kararının ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 21/02/2020 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi sonucu kesinleşmesini takiben, tanık Ahsen'in mahkemeye sunduğu dilekçelerinde kovuşturma aşamasındaki beyanlarından döndüğünü, sanığın gerek müştekiye gerekse kendilerine yönelik yanlış bir hareketini görmediğini, müşteki istediği için sanık aleyhinde beyanda bulunduğunu bildirdiği, yine ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 21/02/2020 tarihli kararı sonrasında, soruşturma ve kovuşturma aşamasında beyanına başvurulmayan, olay kapsamında bilgi sahibi olan ...'in dilekçesinde özetle, ... İlçe ... Müdürlüğünde hizmetli olarak çalıştığı, müştekinin staj yaptığı süre zarfında lakayt davranışları nedeniyle sanığın birden çok kez müştekiyi uyardığı, müştekinin sanık hakkında ‘bana taktı, stajımı yakıp başıma ... açacak, ama ben onun başına bir çorap öreyim onu yakayım da görsün’ şeklinde konuştuğu, söz konusu konuşma üzerinden bir süre geçtikten sonra müştekinin kendisini arayarak, planını uyguladığını ve staj müdürlüğüne giderek ...Ocaklı'nın kendisine cinsel sarkıntılıkta bulunduğuna dair şikâyette bulunduğunu beyan ettiği anlaşılmakla, yargılamanın yenilenmesi talebi olarak ileri sürülen delillerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 318 ilâ 321. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadıklarının tespiti bakımından, kabule değer görülerek, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." düşüncesiyle hükmün kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 03.12.2020 tarih ve 8981-5603 sayı ile; "...Tüm dosya içeriği nazara alındığında, kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görülmediği," gerekçesiyle kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 31.12.2020 tarih ve 95239 sayı ile; "...İtirazın konusunu oluşturan uyuşmazlık; yargılamanın yenilenmesi talebi olarak ileri sürülen delillerin yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadığının tespiti bakımından, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olup olmayacağının tespitine, kısaca yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmesinin isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. Uyuşmazlık konusunda sağlıklı bir hukuki çözüme ulaşılabilmesi için yargılamanın yenilenmesi müessesesinin kanuni dayanağı ve şartları üzerinde durulması gerekmektedir. 5271 sayılı CMK'nın ‘Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri’ başlıklı 311. maddesi; '(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür. a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa. b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa. c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise. d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise. e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa. f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir. (2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır’ biçiminde düzenlenmiştir. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11.03.2014 tarihli 2012/3-909 esas, 2014/121 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, 5271 sayılı CMK'nın 311. maddesinde hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenlerine yer verilmiş ve bunlar sınırlı biçimde sayılmıştır. Bunun dışındaki nedenlerle hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesinin istenilmesi mümkün değildir. Kamu düzeninin sağlanması, davaların bir noktada sona ermesi sonucunu, yani kesin hükmü doğurmuştur. Kesin hükümle birlikte artık yargılamaya konu sorun çözülerek, maddi gerçeğe ulaşıldığından kesin hükümle sonuçlanmış bir ihtilaf kural olarak yeniden yargılama konusu yapılamayacaktır. Bununla birlikte bir yargılama faaliyeti sonucu verilen kesin hükümde adli hataların yapılması da mümkündür. Hükmün kesinleşmesinden sonra ortaya çıkan maddi olaylar kesin hükmün maddi gerçeği yansıttığı kabulünü ve kesin hükmün ispatla ilgili temellerini sarsabilecektir. Bu durumda, bir yanda kesin hüküm, diğer yanda ise adli hatanın düzeltilmesi zorunluluğu söz konusu olacaktır. Bu iki değerden birinin tamamen gözardı edilmesi mümkün olmadığından kanun koyucu maddi temelleri sarsılmış kesin hükümden fedakarlık yapmak zorunda kalmış ve bunun şartlarını belirlemiştir. Bu açıdan yargılamanın yenilenmesi kesin hükmün dokunulmazlığının istisnasını oluşturmaktadır. Kesinleşen hükmün, maddi gerçeğe uymadığına ilişkin kanunda belirtilen şartları taşıyan taleplerin değerlendirilmesi ve yapılacak değerlendirme sonucunda şartların oluşması halinde kesinleşen hükmün düzeltilmesi gerekmektedir. İşte bu nedenlerle kanun koyucu bu sorunu çözebilmek için yargılamanın yenilenmesi müessesesini şartlarını ayrıntılı olarak düzenlemek suretiyle ihdas etmiştir. Yargılamanın yenilenmesi ancak kesinleşmiş hükümlerde başvurulacak bir yol olup hukuki niteliği itibarıyla CMK'nın sistematiği, düzenleniş şekli ve düzenlendiği yer dikkate alındığında tereddütsüz olağanüstü bir kanun yoludur. Yargılamanın yenilenmesindeki amaç, kanunda istisnai ve sınırlı olarak sayılan hallerin gerçekleşmesi halinde gerçeğin araştırılması, böylece toplum ve sanığın menfaatinin korunması olduğundan, kesin hükme yönelik olarak ileri sürülen ve gerekli şartları taşımayan her türlü yenilenme talebinin dikkate alınması da söz konusu olmayacaktır. da yargılamanın yenilenmesini; kanunda sınırlı şekilde sayılan yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin en az birisine dayalı olarak kesinleşmiş bir hükümde adli hata bulunduğu iddiasıyla kural olarak hükmü veren mahkemeye başvurulmasıyla başlayan, hükmü veren hakimin katılımı olmaksızın, mahkemece başvurunun şekil ve esas açısından kabulüne karar verilmesi halinde devam edilerek hükme konu sanık ve fiil hakkında yeniden kovuşturma yapılmasına imkan sağlayan, olağanüstü bir kanun yolu olarak tanımlamak mümkündür. ‘Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulması’na ilişkin yenileme nedeni CMK'nun 311. maddesinin 1 fıkrasının (e) bendinde; ‘Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa’ şeklinde düzenlenmiştir. Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için ‘yeni’ olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın ‘yeni’ olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da ‘yeni’ sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de ‘yeni’ sayılmaktadır. Mahkemece bilinmeyen, incelenmeyen, yargılama konusu yapılmayan ve bu nedenle değerlendirilmeyen deliller ‘yeni delil veya olay’ kapsamındadır. Yenilik açısından önemli olan delil vasfına sahip olacak biçimde içerikteki yeniliktir. Bu nedenle hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilecektir. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; 5271 sayılı CMK'nın 311/1-e maddesine göre, ‘yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa’ yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilmesi gerekmektedir. Somut olayda, her ne kadar tanık ... kovuşturma evresinde 19.11.2019 tarihli oturumda sanığın olay günü müştekiye yönelik söylemlerini duyduğu ve müştekiye yönelik bir takım eylemleri olduğunu gördüğü şeklinde beyanda bulunmuş ise de, ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.11.2019 tarihli kararının ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 21.02.2020 günlü istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükümle kesinleşmesini takiben, tanık Ahsen'in mahkemeye sunduğu dilekçelerinde kovuşturma evresindeki beyanlarından döndüğü, sanığın gerek müştekiye gerekse kendilerine yönelik yanlış bir hareketini görmediğini ve müşteki istediği için sanık aleyhinde beyanda bulunduğunu bildirdiği, yine ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 21.02.2020 tarihli kararı sonrasında, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde beyanına başvurulmayıp, olay kapsamında bilgi sahibi olan ...'in dilekçesinde özetle, ... İlçe ... Müdürlüğünde hizmetli olarak çalıştığını, müştekinin staj yaptığı süre zarfında lakayt davranışları nedeniyle sanığın bir çok kez uyarması üzerine müştekinin yetkili konumundaki sanık hakkında ‘bana taktı, stajımı yakıp başıma ... açacak, ama ben onun başına bir çorap öreyim onu yakayım da görsün’ şeklinde konuştuğunu, söz konusu konuşma üzerinden bir süre geçtikten sonra müştekinin kendisini arayıp, planını uyguladığını ve staj müdürlüğüne giderek ...Ocaklı'nın kendisine sarkıntılıkta bulunduğuna dair şikayetçi olduğunu beyan ettiği anlaşılmakla, yargılamanın yenilenmesi talebi olarak ileri sürülen delillerin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 318 ile 321. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadıklarının tespiti bakımından kabule değer görülüp, toplanacak diğer delillerle birlikte değerlendirilip mahkemece gerekçelendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle, ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.08.2020 tarihli ve 2020/709 değişik ... sayılı kararını inceleyen Yüksek Dairece kanun yararına bozma talebinin kabul edilmesi gerektiği," görüşüyle itiraz yasa yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 04.03.2021 tarih ve 7-1811 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Özel Daire İle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığına ilişkin verilen karara karşı yapılan itirazın reddine karar verilmesinin isabetli olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. İncelenen dosya kapsamından; Sanık hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca mağdure ve tanık ...'in alınan beyanları ile sanığın savunmasına yer verilerek 16.01.2019 tarihli ve 97-96 sayılı iddianamenin düzenlendiği, ... 1. Asliye Ceza Mahkemesince 07.05.2019 tarihinde yapılan duruşmada mağdurenin beyanının alındığı ve sanığın sorgusunun yapıldığı, 09.07.2019 tarihinde yapılan duruşmada tanıklar ve ... ...'in dinlendikleri, bir sonraki celse ...'in ve ...in tanık olarak ifadelerine başvurulması amacıyla ara karar kurulduğu, 19.11.2019 tarihinde yapılan duruşmada tanıklar ... ve ...'ın beyanlarının alındığı, 25.11.2019 tarihinde yapılan duruşmada sanığın sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı ve cinsel taciz suçlarından mahkûmiyetine karar verildiği, gerekçeli kararda; sanık savunması, tanıklar ... ..., ... ve ...'in beyanlarının değerlendirildiği, gerekçe kısmında; "...Sanık savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiş ise de; savunmasını somut olaya şahitlik eden tanıklara değil, müştekinin ahlakı ve yaşantısı yönünde beyanda bulunacak sanıklara dayandırdığı, katılan ile aralarında husumet olduğundan bahisle üzerine bu suçlamaların atıldığının savunulduğu, bunlara karşılık katılanın olay tarihi itibariyle 18 yaşını tamamlamış olması, kendisini rahatlıkla ifade edebilecek durumda olduğu, katılanın anlatımlarının çelişkiye mahal vermediği, iftira atılmasına mümkün olmayacak kadar ayrıntılı anlatımların mevcut olduğu, sanığın bizzat katılana verdiği staj notunun yüksek olmasından bahisle aralarında husumet bulunmadığının desteklendiği, dinlenen katılan tanığı Ahsen'in şikayete sebebiyet veren son olayın hemen ardından katılanın korkmuş vaziyette göründüğünü ifade ettiği ve beyanlarının katılan ile sanık arasında yaşananlara kuvvetli delil oluşturduğu, yine tanığın sanık tarafından katılana yönelik söylenen "rujun çok tahrik edici, senin fındığını yerim, önce öp sonra imza atarsın, önce öp, dur güzelmiş bir bakayım, sütyenine bakayım güzel mi'' şeklindeki sözlerine tanıklık ettiği, ayrıca savunma dilekçesinde yer verilen 'kurum çalışanı M....Ocaklı'nın sert, otoriter ve disiplinli olması nedeniyle stajyer sorumlusu olarak görevlendirildiğini,satajyerleri gerek mesai disiplini,gerek kurum içi davranışlar açısından bir çok kere sert bir şekilde uyardığı, hatta bu durumun devam etmesi durumunda ailelerine durumun bildirileceğini söylediği' beyanları ile de suçun niteliği itibariyle katılanın zincirleme şeklinde devam eden eylemlere şikayet tarihine kadar sessiz kalmasının bu sebeple açıklanabileceği..." şeklinde değerlendirmeye yer verildiği, ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 21.02.2020 tarihli ve 296-487 sayılı kararı ile; "...Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı anlaşıldığından, İstinaf başvurusunda bulunanların ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmemiş olmakla, CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine," karar verildiği, 25.02.2020 havale tarihli, tanık ... tarafından ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine hitaben el yazısıyla yazılmış ve imzalanmış dilekçenin ilgili bölümlerinde; "İkinci dönem başladıktan kısa bir süre sonra...abla bundan sonra giriş çıkış imzalarımızı ...Bey takip edecek dedi. (Satır arasına el yazısıyla eklenmiş biçimde ‘Resmi yazışmaları...hanım yapıcaktı. Asıl sorumlumuz...hanımdı.’ içeriğinde bir ibare bulunmaktadır.) Sebebini sorduğumuzda ilçe müdürünü öyle söylediğini belirtti. Bizde ...Beyin odasına sadece imzalarımızı atmaya gidiyorduk. Biz stajyerlerin bulunduğumuz oda ...beyin yan odasıydı. ...bey bir gün bizim odaya gelmişti. ... ile fındık yiyip gazoz içiyorduk. Kendisine de ikram ettik. (Satır arasına el yazısıyla eklenmiş biçimde ‘Masamızda çeşitli kuruyemiş vardı. ...Bey de birkaç tane fındığınızdan alayım diyip çıktı.’ içeriğinde bir ibare bulunmaktadır.) ...beyde fındıklardan alıp odadan çıktı. Başka bir muhabbet geçmedi. Olayın yaşandığının iddia edildiği gün ... izin almak için ...Beyin odasında gitmişti. Odada olduğu süreç içerisinde ben yan odadaydım hiçbir bağırış ve ses duymadım. Gözümle hiçbir yanlış harekete şahit olmadım. ...Beyin çalıştığımız süre boyunca bana karşıda yanlış bir hareketi bulunmamıştır. ...Beyin bu davadan ceza aldığını duyunca üzüldüm. Olayların buraya geleceğini düşünemedim. Benimde psikolojim böyle bir durumun içinde yer aldığım için etkilenmiştir. Bu durumdan dolayı bu dilekçeyi yazıyorum. Dilekçeyi kendi isteğimle yazmış bulunmaktayım." şeklinde içerik bulunduğu, 20.04.2020 havale tarihli, tanık ... tarafından yazılan dilekçede; "Birinci dönem stajımızı çok rahat yaptık....abla bize çok karışmıyordu. Kendisi süt izni kullanıyordu....abla saat I6:00'da çıkınca bizde çıkıyorduk. Mesai saatleri çok sorun olmuyordu. Bizim oturduğumuz oda ...abinin oturduğu odanın bitişiğindeydi İkinci dönem...abla giriş- çıkışta imzaladığımız imza defterini ...ahiye vermiş. Bize de Müdür beyin talimatı ile imzalarımızı ...abinin yanında atacağımızı söyledi. ...abi sinirli biriydi. Bize bundan böyle sabah 8:30 da gelip Akşam 17:30 da çıkacaksınız stajınızı doğru dürüst yapın diye İlk günden uyarmaya başladı. Bize en ufak bir şeyde kızıyordu. Bir keresinde bizim odaya geldi. Bizde o sırada... ile kuruyemiş yiyip gazoz içiyorduk. Ona da kuruyemiş ikram ettik. O da fındık severim deyip fındıklardan biraz alıp çıktı. Başkaca bir muhabbet olmadı. Bir gün ...abi bize laubalilik yapmayın sık sık İzin istiyorsunuz, rapor getiriyorsunuz stajınızı doğru dürüst yapın diye kızdı....'nun dayısı ve annesini tanıyordu. Ona çok kızdı Laubalilik yapıyor ve sık sık izin alıyor diye kızdı. Annesine ve dayısına söylerim demişti.... ailesine bir şey der diye çok korkuyordu. Bir gün... izin almak için ...abinin yanına gitti. Geldiğinde ağlamaklı bir şekildeydi, ne oldu diye sorduğumda ...abinin odanın kapısını kilitleyip onu duvara yapıştırıp mahkemede söylediği şeyleri ona yaptığını söyledi. Bende ona ‘manyakmısın kanka’ ben adamın hiç yanlışını görmedim dedim. Söylediklerine inanmadım ama inanmış gibi görünüp oralı olmadım.... Okul Müdürlüğüne staj yerinin değişmesi için söyleyeceğim dedi. Benim bu aşamada farklı bir şey söylemem söz konusu olmadı. Yani ben...ya karşı bir ters hareketini görmedim. Böyle bir şey olsa bağırırdı, üstü başı dağınık olurdu. Böyle bir durum yoktu. Ben Emniyetteki ifade de söyledim. ...abinin bana karşı hiçbir yanlış hareketi olmadı. Bu işlerde karışmak istemediğimi belirtmiştim. Ancak... istediği için ifade verdim. Mahkemeden sonra ...abinin bu kadar ceza aldığını duyunca çok rahatsız oldum. Geceleri aklıma geldikçe uyuyamaz oldum psikolojim olumsuz etkilenmeye başladı. Daha önce ...'daki Mahkemeye verdiğim dilekçede olduğu gibi sizlere bu doğruyu açıklama kararı aldım ve bu dilekçeyi yazıyorum. ...abinin bizim geleceğimizi düşünüp disiplin etmeye yönelik gayretinden başka bir şey olmamıştır. Cinsel içerikli söz ve davranıştan olsaydı... onun odasına yalnız girmezdi ...abi...'ya gerçekten saldırıda bulunsaydı, oda bağırsaydı odalar bitişik ses duyulurdu. Bağırmak bir tarafa yüksek sesli konuşmalar bile koridorda duyuluyor. Böyle bir bağırma olsaydı herkes oraya koşardı. Ayrıca Kaymakamlığın girişinde 2 tane polis sürekli nöbet tutuyordu. Daire zemin katta odaların pencereleri yola bakıyordu. Sürekli insanlar önünden geçiyordu. Sonuç olarak ben böyle bir olaya şahit olmadım. bence ... bir anlık panik ve kızgınlıkta böyle bir suçlamada bulundu ve işin bu boyuta ulaşacağını tahmin etmedi. Gerçeklerin saklanmasına vicdanım el vermedi. Bu dilekçeyi kendi isteğimle yazdım ve mahkemeye verdim." şeklinde içerik bulunduğu, Kolluk görevlilerince düzenlenen 19.07.2018 tarihli tutanakta; ...’in bir hafta önce evrakta sahtecilik suçundan tutuklandığının belirtildiği, 08.06.2020 havale tarihli, ... tarafından yazılan dilekçede; "Ben 21 yıldan beri ... İlçe ... Müdürlüğü’nde hizmetli olarak görev yapıyorum 2017 2018 Öğretim yılında staj yapmak üzere iki bayan bir erkek öğrenci geldi. Müdürümüz stajyerlere oturmaları için boş bir oda gösterdi. Bende boş kalınca onların odasına gidip oturup sohbet edip zaman zaman da dış görevlere çıkıyorduk. Bu sırada stajyerlerle de samimiyetimiz git gide ilerledi. Tarihi tam olarak hatırlamıyorum ama 2018 yılının şubat ayının sonlarına doğruydu galiba, akşam mesaiden sonra bira içmeye gidecektik. Başka kurumda çalışan arabası olan bir erkek arkadaşı gelecekti vaktin geçmesini ve havanın kararması için mesai bittikten sonra arka bahçede yaklaşık 1-1,5 saat...yla bekledik. Tam arka bahçe kapısından koridora girdiğimizde mesai sonu olduğu için ışıkların çoğu sönüktü. İlçe Müdürü ... Beyin odasının kapısı açıldı ve içerden Dr. ... bey ve ...bey çıktı. Bize bu saatte ne arıyorsunuz diye sordular ben bir şey unuttum dedim.... da internet, paketim bitti kurumun wifı sinin çekeceği yere gidiyorum ki arkadaşıma whatsap mesajı atacağım diyerek geçiştirdik. Ertesi gün ...bey beni odasına çağırdı ve ‘bana utanmıyor musun stajyerlerle akşama kadar odada kakara kikiri arka bahçede laubali davranışlarınız yetmez gibi birde mesai dışında yasak olduğunu bildiğin halde kurum içinde saklanıyorsunuz. Ohal dönemindeyiz mesai sonunda kurumda bulunmanın amirin iznine bağlı olduğunu bilmiyor musun’ diyip bana bir hayli bozuk attı. Stajyerlerin odası ...beyin hemen odasının bitişiğinde olduğundan içerdeki konuşma ve gülüşme seslerimizi ...bey duyuyormuş. Stajyer... stajı çok önemsemeyen, bir an önce bitsin de nasıl biterse bitsin deyip işi ciddiye almıyordu. Bunun lakayıt tavırları, umursamazlığı herkesin dikkatini çekiyordu. Defalarca kızıp ikaz etmesine rağmen dayısının arkadaşı diye ...beyi ciddiye almıyordu. En son çağırıp hareketlerine dikkat etmezse stajının yanması için İlçe ... Müdürüne söyleyeceğim demiş. O gün... çok korkmuştu stajı yanarsa Sınıfta kalacaktı. Özel okulda okuduğu için birde okul parası eklenecekti, bu yüzden çok korkmuştu. Kafasının bozuk olduğu akşam gidip bira içelim mi dedi bende tamam dedim. Mezarlığın üstündeki barajın arkasında ormanlık alana gittik. İçerken biryandan da ...beye kızıyordu ‘o orospu çocuğu bana taktı stajımı yalap başıma ... açacak ama ben onun başına bir çorap öreyim onu yakayım da görsün’ dedi. ...beye iftira atacağını anlayınca ‘kızım manyak mısın dairede onu sevmeyen yok hiç kimseyi inandıramazsın basma dert açarsın’ dedim. Sonra biralarımızı bitirdikten sonra çakır kafa ayrılıp gittik. Stajyerler ..., perşembe, ... günleri geliyordu. Tarihini tam hatırlamıyorum. Bir pazartesi günü öğleden sonra şoför Uğur abi ile İzmit’ten dönerken beni aradı. Planını uyguladığını. Okula ve ... müdürlüğüne gidip ...beyin cinsel sarkıntılıkta bulunduğunu ve staj yerinin değiştirilmesini istemiş. Onlarda buna inanıp nerde staj yapmak istediğini sormuşlar... da bana Körfezde en rahat nerde staj yaparım diye sordu. Ben de ASM’ler rahattır dedim. O hafta ... günü ... Devlet Hastanesinde staja başladıklarını duvdum. Bizim kurumda sadece ... isimli stajyer kalmıştı....’nun bu hareketlerinden gözüm korktu. Benimde başıma çorap örer diye görüşmelerimi kestim. ...beyde konuyu herhalde duyulmasın diye gizli tuttuğu için ben gelişmelerden haberdar olmadım. Başkalarından ...beyin bir iftiradan dolayı uzun bir hapis cezası aldığım duyunca şaşırıp kaldım. Bana çok kızıp bağırdığı için ona çok kızgındım.... ile görünce bana çok ağır laflar kullanmıştı. Gerçekleri zamanında gidip ...beye veya Dr. ... beye söylemediğim için çok pişmanım. Adama vicdanım sızladığı için size bu dilekçeyi yazmaya karar verdim. Hakim bey gerekirse beni çağırın ifademi alın böyle bir olay kesinlikle olmamıştır. ...bey böyle birisi değil. Dairede bayanların birisine böyle bir şey değil kötü bir laf söylediği bile duyulmamıştır. Böyle bir şey yapması kesinlikle mümkün değildir....’dan iyi ki uzaklaşmışım. Beni Allah kurtarmış." şeklinde içerik bulunduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin kararından sonra sanık müdafisinin talepleri ve ilgili mercilerin kararlarının safahatı; 26.02.2020 havale tarihli ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere ... 1. Asliye Ceza Mahkemesine sanık tarafından sunulan dilekçede; sanığın, aleyhine verilen hükmün Başsavcılıkça itiraz yoluna gidilerek kaldırılmasını talep ettiği, 03.03.2020 tarihli ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderdiği yazıda; sanığın talep dilekçesinde belirttiği hususların istinaf incelemesi sırasında Dairece değerlendirildiği, itiraz edilen kararda usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı, CMK’nın 308/A maddesi uyarınca karara itiraz edilmesini gerektirir maddi ve hukuki bir sebep bulunmadığından itiraz yoluna gidilmediğinin belirtildiği, 21.05.2020 havale tarihli dilekçede; sanık müdafisinin tanık Ahsen ... Şahin’in vermiş olduğu dilekçe nedeniyle infazın durdurulması, yargılamanın yenilenmesi, mahkûmiyet kararının kaldırılarak beraat kararı verilmesi talebinde bulunduğu, ... 1. Asliye Ceza Mahkemesince 21.05.2020 tarih ve 91-696 sayı ile; "Yargılamanın yenilenmesi talep olunan somut olayda; Mahkememiz 25/11/2019 tarihli ilamı ile sanığın mahkumiyetine karar verildiği, sanık müdafiinin istinaf başvurusunda bulunduğu, dosyanın henüz istinaf incelemesinde olduğu anlaşıldığından, kesinleşmeyen ceza dava dosyası hakkındaki talebin yargılamanın yenilenmesinin kabule değer olamayacağı anlaşılmakla, mahkememizce yapılan değerlendirme neticesinde CMK'nın 311. maddesindeki şartlar oluşmadığından CMK madde 319 uyarınca yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine," karar verildiği, 19.06.2020 havale tarihli dilekçede; sanık müdafisinin ... 1. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 21.05.2020 tarihli ve 91-696 sayılı kararına "... Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf talebimizi, 21.02.2020 tarihinde reddetmiştir. Böylece usulen Mahkeme kararı, 21.02.2020 tarihinde kesinleşmiştir. Bütün bu sebeplerle, gerekçeli yeniden yargılama dilekçemizi tekrar ederek, usule ve esasa aykırı bu karar itiraz edilmesi zorunluluğu doğmuştur." gerekçesiyle itiraz ettiği, 19.06.2020 havale tarihli dilekçede; sanık müdafisinin infazın durdurulması, yargılamanın yenilenmesi, mahkûmiyet kararının kaldırılarak beraat kararı verilmesi talebinde bulunduğu, ... 1. Asliye Ceza Mahkemesince 19.06.2020 tarih ve 91-696 sayı ile; "…Yargılanmanın yenilenmesi sebebi olarak gösterilen ve yeni delil niteliğindeki tanıklar ... ve ...'in beyanlarının sanığı doğrular nitelikte olduğu iddia edilse de, tanıkların beyanlarının somut olayın oluşuna ilişkin olmayıp, maddi gerçeğin aydınlatılmasına ışıl tutacak nitelikte olmadığı, tanıklardan ...'in Mahkememiz duruşmasında yeminli olarak dinlendiği, bu tanık için ayrıca derdest veya sonuçlanmış yalan tanıklık suçuna ilişkin soruşturma ve kovuşturmanın bulunmadığının anlaşıldığı, tanıkların katılanın husumet beslediği yönündeki beyanlarına ilişkin Mahkememiz yargılamasında taraflar arasında staj ilişkisinden kaynaklı husumet bulunmadığının tartışıldığı ve Mahkememiz ilamının onandığı, dosyaya karar verildikten sonra eklenen tanık ifadelerinin hayatın olağan akışına uygun beyanlar olarak kabul edilemeyeceği, savunmayı kuvvetlendiren delillerin bulunmadığı, yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak yeni delillere göre, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığı anlaşılmıştır." şeklindeki gerekçeyle talebin reddine karar verildiği, 24.06.2020 havale tarihli dilekçede; sanık müdafisinin infazın durdurulması, yargılamanın yenilenmesi, mahkûmiyet kararının kaldırılarak beraat kararı verilmesi talebinde bulunduğu, ... 6. Ağır Ceza Mahkemesince 09.07.2020 tarih ve 648 sayı ile; "…İlk kararı veren hakimin olayla ilgili kanaatinin oluştuğu, görüşünün ilk hükümle belirginleştiği, yeniden yargılama aşamasında ya da bu aşamaya götürecek talebin kabule değer olup olmadığına dair verilecek kararda, önceki kanaat ve görüşünün etkisi altında kalabileceği, bu sebeple adil yargılanma hakkının bir uzantısı olarak olaya tamamen yabancı, farklı bir hakimin yargılamanın yenilenmesi talebini incelemesi gerektiği belirtilmekle; sanık müdafi tarafından ek karara yapılan itirazın bu gerekçe ile kabulüne, Yargılamanın yenilenmesinin kabul edilip edilmeyeceğine dair hakim görevlendirmesi hususunun ilgili mahkemece ... İlk Derece Adli Yargı ... Komiyonu Başkanlığı'ndan sorulmasına, dosyanın mahkemesine iadesine," karar verildiği, 13.07.2020 ve 17.07.2020 havale tarihli dilekçelerde; sanık müdafisinin infazın durdurulması, yargılamanın yenilenmesi, mahkûmiyet kararının kaldırılarak beraat kararı verilmesi talebinde bulunduğu, ... 1. Asliye Ceza Mahkemesince 17.07.2020 tarih ve 91-696 sayı ile; "Yargılanmanın yenilenmesi sebebi olarak gösterilen ve yeni delil niteliğindeki tanıklar ... ve ...'in beyanlarının sanığı doğrular nitelikte olduğu iddia edilse de, tanıklardan ...'in Mahkememiz duruşmasında yeminli olarak dinlendiği, bu tanık için ayrıca derdest veya sonuçlanmış yalan tanıklık suçuna ilişkin soruşturma ve kovuşturmanın bulunmadığının anlaşıldığı, tanıkların katılanın husumet beslediği yönündeki beyanlarına ilişkin Mahkememiz yargılamasında taraflar arasında staj ilişkisinden kaynaklı husumet bulunmadığının tartışıldığı ve Mahkememiz ilamının onandığı, dosyaya karar verildikten sonra eklenen tanık ifadelerinin hayatın olağan akışına uygun beyanlar olarak kabul edilemeyeceği, savunmayı kuvvetlendiren delillerin bulunmadığı, yargılamanın yenilenmesi talebine dayanak yeni delillere göre, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığı anlaşıldığı," gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği, 23.07.2020 havale tarihli dilekçede; sanık müdafisinin ... 1. Asliye Ceza Mahkemesince 17.07.2020 tarihli ve 91-696 sayılı kararına itiraz ederek infazın durdurulması, yargılamanın yenilenmesi, mahkûmiyet kararının kaldırılarak beraat kararı verilmesi talebinde bulunduğu, ... 7. Ağır Ceza Mahkemesince 11.08.2020 tarih ve 709 değişik ... sayı ile; "Sanık ... müdafii Av. ...'un 23.07.2020 havale tarihli dilekçesinde ... 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarihli ek kararına itiraz ettiği, dilekçesinde dosya tanığı ...'in beyanından dönmesi ve ...'in sanığı doğrular şekilde beyanda bulunduğu tanıklık dilekçesi vermesi sebebiyle CMK m.311/1-b,e bentleri gereğince yeniden yargılama talep ettiği anlaşılmış olup, CMK m.311/1-b hükmünde yer alan 'Yemin verdilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.' ifadesinden hareketle; her ne kadar tanık Ahsen'in beyanları hükmü etkiler nitelikte ise de tanığın gerçek dışı beyanlarda bulunduğunu gösterir bir delil bulunmadığı, tanık hakkında yalan tanıklık suçundan alınmış bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, tanığın verdiği bir dilekçe ile anılan hükmün tatbik edilmesinin mümkün olmadığı, CMK m.311/1-e hükmünde yer alan 'Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirilerek sanığın beraatine veya daha az cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkum edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.' ifadesinden hareketle; dosyaya tanıklık dilekçesi sunan ... isimli şahsın beyanlarının, dosyada önceden mevcut delillerle birlikte değerlendirildiğinde dosyaya bir yenilik katmayacağı, dolayısıyla sanık hakkında verilen hükmü etkilemeyeceği kanaatiyle yargılamanın yenilenmesinin yasal şartları oluşmadığından, usul ve yasaya uygun olarak verilen karara yapılan itirazın reddine," karar verildiği, Anlaşılmaktadır. 5271 sayılı CMK'nın "Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311. maddesi; "(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür. a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa. b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa. c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise. d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise. e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa. f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir. (2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır." biçiminde düzenlenmiştir. 5271 sayılı CMK'nın 311. maddesinde hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenlerine yer verilmiş ve bunlar sınırlı biçimde sayılmıştır. Bunun dışındaki nedenlerle hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesinin istenilmesi mümkün değildir. Kamu düzeninin sağlanması, davaların bir noktada sona ermesi sonucunu, yani kesin hükmü doğurmuştur. Kesin hükümle birlikte artık yargılamaya konu sorun çözülerek, maddi gerçeğe ulaşıldığından kesin hükümle sonuçlanmış bir ihtilaf kural olarak yeniden yargılama konusu yapılamayacaktır. Bununla birlikte bir yargılama faaliyeti sonucu verilen kesin hükümde adli hataların yapılması da mümkündür. Hükmün kesinleşmesinden sonra ortaya çıkan maddi olaylar kesin hükmün maddi gerçeği yansıttığı kabulünü ve kesin hükmün ispatla ilgili temellerini sarsabilecektir. Bu durumda, bir yanda kesin hüküm, diğer yanda ise adli hatanın düzeltilmesi zorunluluğu söz konusu olacaktır. Bu iki değerden birinin tamamen gözardı edilmesi mümkün olmadığından kanun koyucu maddi temelleri sarsılmış kesin hükümden fedakarlık yapmak zorunda kalmış ve bunun şartlarını belirlemiştir. Bu açıdan yargılamanın yenilenmesi kesin hükmün dokunulmazlığının istisnasını oluşturmaktadır. Kesinleşen hükmün, maddi gerçeğe uymadığına ilişkin kanunda belirtilen şartları taşıyan taleplerin değerlendirilmesi ve yapılacak değerlendirme sonucunda şartların oluşması halinde kesinleşen hükmün düzeltilmesi gerekmektedir. İşte bu nedenlerle kanun koyucu bu sorunu çözebilmek için yargılamanın yenilenmesi müessesesinin şartlarını ayrıntılı olarak düzenlemek suretiyle ihdas etmiştir. Yargılamanın yenilenmesi ancak kesinleşmiş hükümlerde başvurulacak bir yol olup hukuki niteliği itibarıyla CMK'nın sistematiği, düzenleniş şekli ve düzenlendiği yer dikkate alındığında tereddütsüz olağanüstü bir kanun yoludur. Yargılamanın yenilenmesindeki amaç, kanunda istisnai ve sınırlı olarak sayılan hallerin gerçekleşmesi halinde gerçeğin araştırılması, böylece toplum ve sanığın menfaatinin korunması olduğundan, kesin hükme yönelik olarak ileri sürülen ve gerekli şartları taşımayan her türlü yenilenme talebinin dikkate alınması da söz konusu olmayacaktır. Bu açıklamalar ışığında yargılamanın yenilenmesini; kanunda sınırlı şekilde sayılan yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin en az birisine dayalı olarak kesinleşmiş bir hükümde adli hata bulunduğu iddiasıyla kural olarak hükmü veren mahkemeye başvurulmasıyla başlayan, hükmü veren hakimin katılımı olmaksızın, mahkemece başvurunun şekil ve esas açısından kabulüne karar verilmesi hâlinde devam edilerek hükme konu sanık ve fiil hakkında yeniden kovuşturma yapılmasına imkan sağlayan, olağanüstü bir kanun yolu olarak tanımlamak mümkündür. Yargılamanın yenilenmesi, mutlaka istek üzerine yapılabilecek, davasız yargılama olmaz ilkesinin doğal sonucu olarak mahkemece resen yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmesi mümkün olmayacaktır. Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü de yargılamanın yenilenmesine engel teşkil etmeyecektir. Yargılamanın yenilenmesi başvurusu kural olarak herhangi bir süre sınırlamasına tâbi tutulmamış olup, talep hükmü veren mahkemeye yapılmalıdır. Yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması kesinleşen hükmün infazını kendiliğinden etkilemeyecek, ancak mahkemenin infazın geri bırakılmasına ya da durdurulmasına karar vermesi mümkün olabilecektir. Yargılamanın yenilenebilmesi için hükümde önemli bir adli hatanın yapılmış olması gereklidir. Yargılamanın yenilenmesini gerektiren bu hata, hükümlünün lehine ya da aleyhine olarak yapılmış olabileceğinden hukukumuzda yargılamanın yenilenmesi hem hükümlünün lehine hem de aleyhine olarak başvurulabilecek bir kanun yolu olarak düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulması bakımından yargılamanın yenilenmesi nedenlerinden olan "yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulması"nın üzerinde ayrıntılı olarak durulmasında yarar bulunmaktadır. "Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulması"na ilişkin yenileme nedeni CMK'nın 311. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde; "Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa" şeklinde düzenlenmiştir. Delil; ceza muhakemesinin konusu olan olayda maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla kullanılan ispat aracı olup ceza muhakemesi hukukunda "delil serbestisi" ilkesi gereği akılcı ve gerçekçi olmak ve hukuka aykırı bulunmamak şartıyla her beyan, belge veya belirti, delil olarak kabul edilebilecektir. Olay ise, doğrudan doğruya veya dolayısıyla muhakeme hukuku içinde ispat vasıtası olarak kabul edilen, diğer bir anlatımla doğrudan veya dolaylı olarak ispat aracı olarak kullanılabilecek ve yargılama sonucunu etkileyecek olgulardır. Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için "yeni" olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın "yeni" olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da "yeni" sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de "yeni" sayılmaktadır. Daha önceden mahkemeye bildirilen ancak mahkeme tarafından değerlendirilerek inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil ve olgular "yeni" değildir. Buradaki yenilikten anlaşılması gereken taraf bakımından değil, mahkeme bakımından olay ya da delilin yeni olmasıdır. Mahkemece bilinmeyen, incelenmeyen, yargılama konusu yapılmayan ve bu nedenle değerlendirilmeyen deliller "yeni delil veya olay" kapsamındadır. Yenilik açısından önemli olan delil vasfına sahip olacak biçimde içerikteki yeniliktir. Bu nedenle hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilecektir. Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda "önemli" de olması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır. Nitekim Ceza Genel Kurulunun 05.06.1995 tarihli ve 164-190 sayılı kararında; "Yargılanmanın yenilenmesi bakımından yeni delil ve vakıanın varlığından bahsedebilmek için delil ve olayın daha önce mahkemeye sunulmamış, mahkemenin bilgisi dışında kalmış, yalnız başına veya diğer delillerle birlikte sonuca etkili olması gerekmektedir. Bu nitelikleri taşımayan delil veya olaylara 'yeni delil ve olay' niteliği yüklenemez", sonucuna ulaşılmıştır. Öğretide de; "Muhakemenin yenilenmesi için sebep olarak gösterilen vakıa veya delillerin 'yeni' olması şarttır. Hükümlünün bildiği veya bilmesi lâzım geldiği bir vakıa veya delil, mahkemece malûm değil ise, yenilenme sebebi olabilir" (Faruk Erem, Muhakemenin Yenilenmesi Hakkında Genel Bilgiler, AÜHFD, S. 1-4, C.19, ..., 1962, s. 25.), "Muhakemenin iadesi sebebi olabilmesi için dermeyan edilen vakıaların veya delillerin yeni olması gerekir. Yeni demek, hüküm tesis olunduğu zaman mahkemece bilinmeyen ve failin kusurluluğunu tesbitte tesir icra edebilen ve ilk hüküm tesisinde hiç nazara alınmamış bulunan hususlardır. Bir vakıa veya delil hüküm tesisi zamanında fail tarafından bilinse, fakat mahkemeye ikâme edilmemiş olsa ve bu sebeple de hükümde değerlendirilmemiş veya hükme tesir etmemiş olsa, bu iadei muhakeme sebebi olabilecektir; zira, bahis konusu olan yenilik fail bakımından değil mahkeme bakımından aranmalıdır" (Ayhan Önder, Ceza Muhakemesi Usulü Hukukunda Yeni Vakalar ve Yeni Deliller Sebebiyle Muhakemenin İadesi, İÜHFM, C. 31, No: 1-4, ... 1966, s. 63), "Yargılaşan kararın verildiği tarihte hakimin bilmediği delil veya olay diye tarif edebileceğimiz yeni delil veya olayın yenileme sebebi olabilmesi için yalnız başına veya eskilerle birlikte nazara alındığında hükümlünün beraatini veya daha hafif bir cezayı havi kanun hükmünün, yani sonuç cezanın tayininde kullanılması takdire bırakılmayıp, kanun gereği olan normların uygulanması ile mahkum olmasını gerektirecek nitelikte olması gerekir" (Nurullah Kunter-Feridun Yenisey-... Nuhoğlu, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi, 18. Bası, ..., 2010, s. 1493), "Hükmü veren mahkemeye bildirilmediği için hüküm kurulurken dikkate alınmamış her türlü olgu ve deliller yeni sayılır. Daha önceden mahkemeye bildirilen, ancak mahkemece inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil veya olgular yeni sayılmaz" (... Centel-Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, 10. Bası, ..., 2013, s. 793), Yargılamanın yenilenmesi talebini alan mahkemenin takip edeceği usul ve vereceği kararlar, 5271 sayılı CMK’da şu şekilde gösterilmiştir: Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, duruşma yapmaksızın istemin kabule değer olup olmadığına karar verir (Madde 318/1-3). Yargılamanın yenilenmesi istemi, kanunda belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yasal hiçbir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilir (Madde 319/1). Aksi hâlde yargılamanın yenilenmesi istemi, bir diyeceği varsa yedi gün içinde bildirmek üzere Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ olunur (Madde 319/2). Mahkeme, yargılamanın yenilenmesi istemini yerinde bulursa delillerin toplanması için bir naip hâkimi veya istinabe olunan mahkemeyi görevlendirebileceği gibi; kendisi de bu hususları yerine getirebilir (Madde 320/1). Delillerin toplanması bittikten sonra Cumhuriyet savcısı ve hakkında hüküm kurulmuş olan kişiden yedi günlük süre içinde görüş ve düşüncelerini bildirmeleri istenir. (Madde 320/3) Yargılamanın yenilenmesi isteminde ileri sürülen iddialar, yeterli derecede doğrulanmaz veya 311'inci maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 314'üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı hâllerde işin durumuna göre bunların önce verilmiş olan hükme hiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa, yargılamanın yenilenmesi istemi esassız olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddedilir (Madde 321/1). Aksi hâlde mahkeme, yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verir (Madde 321/2). Yeniden yapılacak duruşma sonucunda mahkeme, önceki hükmü onaylar veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verir (Madde 323/1). Bu yasal düzenlemelere göre, yargılamanın yenilenmesi talebini alan mahkemenin öncelikle davanın kabule değer olup olmadığını duruşmasız olarak incelemesi, kabule değer bulmazsa reddetmesi (Madde 319/1), kabule şayan bulursa dayanılan delilleri toplaması, tarafların görüşlerini de alarak ya, yargılamanın yenilenmesi istemini esassız olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddetmesi (Madde 321/1), ya da yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar vermesi (Madde 321/2) gerekir. Yargılamanın yenilenmesine karar vermişse bu kez serbestlik kuralı gereğince yeni bir yargılama yapacak, toplanan delilleri mevcut delillerle birlikte tartışıp değerlendirerek maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacak ve sonuçta, önceki hükmü onaylayacak veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verecektir (Madde 323/1). Bu bilgiler ışığında uyuşmazlık konusu değerlendirildiğinde; Sanık hakkında düzenlenen iddianame neticesinde Yerel Mahkemece sanığın mağdureye yönelik sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçundan TCK’nın 102/1-2.cümle, 102/3-b, 43/1 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis; cinsel taciz suçundan TCK’nın 105/1-1.cümle, 105/2-a-b-c, 43/1 ve 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis; cezaları ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükümlerin sanık müdafisi, sarkıntılık suretiyle cinsel saldırı suçu yönünden ise Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleştiği, sanık müdafisinin infazın durdurulması, yargılamanın yenilenmesi, mahkûmiyet kararının kaldırılarak beraat kararı verilmesi talebinde bulunduğu, ... 1. Asliye Ceza Mahkemesince yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verildiği, söz konusu karara yapılan itiraz üzerine itiraz merciince itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. İlk Derece Mahkemesince suçun sübutuna esas alınan deliller mağdur beyanı ile tanık ...'in yeminli anlatımıdır. Ancak hüküm kesinleştikten sonra tanık Ahsen ...'un 25.02.2020 ve 20.04.2020 tarihlerinde mahkemeye sunmuş olduğu dilekçelerde olayın oluşuna ilişkin farklı bir anlatımda bulunduğu görülmektedir. Yalan tanıklık suçu tanık dinlemeye yetkili kişi veya kurul önünde gerçeğe aykırı olarak beyanda bulunmakla oluşacağı gözetilerek tanığın mahkemeye çağrılarak tanıklığın hukuki ve cezai sorumluluğu hatırlatıldıktan sonra yeminli olarak beyanına başvurulması, önceki beyanından esaslı noktalarda farklı anlatımda bulunması halinde bu beyanın suçun sübutunu etkileyip etkilemeyeceği değerlendirilmelidir. Diğer taraftan hakkında yalan tanıklık suçundan suç duyurusunda bulunulduğuna göre yargısal sürecin sonucunun da beklenmesi gereklidir. Ayrıca, daha önce beyanına başvurulmayan ...'in 08.06.2020 havale tarihli dilekçesinde olayın esasını etkileyecek şekilde beyanda bulunduğu gözetilerek duruşmaya çağrılıp yeminli olarak ifadesine başvurularak yeni delil niteliğinde olup olmadığı değerlendirilmek suretiyle dosya kapsamındaki delillerle birlikte toplanan bu deliller hükümlü hakkında verilen mahkumiyet hükmünü etkileyip etkilemediği değerlendirilmek yerine yeniden yargılama talebinin esassız olduğu gerekçesiyle reddine karar verilerek CMK'nın 318. ve müteakip maddelere muhalefet edilmesi yasaya aykırı olup haklı nedene dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan dokuz Ceza Genel Kurulu Üyesi; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Özel Daire ret kararının KALDIRILMASINA, 3- ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.08.2020 tarihli, 2020/709 değişik ... sayılı kararının, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığına ilişkin verilen karara karşı yapılan itiraz üzerine mercisince, yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olduğuna karar verilip delillerin toplanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden CMK'nın 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde mahkemesince yerine getirilmesine, 4- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabul edilerek, Özel Daire ret kararının kaldırılıp ... 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.08.2020 tarihli, 2020/709 değişik ... sayılı kararının bozulması nedeniyle, sanık hakkındaki cezanın infazına başlanmış ise İNFAZIN DURDURULMASINA, sanığın bu suçtan cezaevine alınmış olması ihtimali bulunduğundan, başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü değilse DERHAL SERBEST BIRAKILMASI için YAZI YAZILMASINA, 5- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 09.09.2021 tarihinde yapılan birinci müzakerede yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 04.11.2021 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
14. Ceza Dairesi, 2015/6956 E., 2015/9481 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Yargılamanın yenilenmesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 311 ilâ 323 üncü maddeleri arasında düzenlenmiş bulunmaktadır.
14. Ceza Dairesi         2015/6956 E.  ,  2015/9481 K. "İçtihat Metni" Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve nitelikli cinsel saldırı suçlarından sanıklar ... ve ...'nin, 5237 sayılı TCK'nın 102/2- 3d- 5, 43 ve 109/23b -5. maddeleri gereğince ayrı ayrı 16 yıl hapis ve 9 yıl hapis cezaları ile cezalandırılmalarına dair ...Ağır Ceza Mahkemesinin 30.01.2014 tarih ve 2012/185 Esas, 2014/20 sayılı Kararının Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 02.07.2014 tarihli ilâmıyla onanarak kesinleşmesini müteakip, sanıklar müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin aynı Mahkemenin 09.01.2015 gün 2012/185 Esas, 2014/20 sayılı Ek kararına yönelik itirazın reddine dair ... Ağır Ceza Mahkemesinin 06.03.2015 tarih ve 2015/236 D.iş sayılı kararının; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 23/3. maddesindeki “Yargılamanın yenilenmesi hâlinde önceki yargılamada görev yapan hâkim aynı işte görev alamaz” şeklindeki düzenleme ile aynı Kanunun 318/1. maddesindeki “Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur.Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir.” şeklindeki düzenlemeler karşısında, ilk kararı veren mahkeme heyetinde bulunan Hâkim Şanver Keskin'in olayla ilgili kanaatinin oluştuğu, görüşlerinin ilk hükümle belirginleştiği, yeniden yargılama aşamasında ya da bu aşamaya götürecek talebin kabule değer olup olmadığına dair vereceği kararda önceki kanaat ve görüşlerinin etkisi altında kalabileceği, bu sebeple adil yargılama hakkının bir uzantısı olarak olaya tamamen yabancı, farklı bir hâkimin yargılamanın yenilenmesi talebini incelemesi gerektiği hususu gözetilmeden itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince bozulması lüzumu... Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 02.07.2015 gün ve 94660652-105-45-8154- 2015-E. 3881/ 44287 sayılı Kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile Dairemize ihbar ve dava evrakı tevdii kılınmakla gereği düşünüldü: Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin birinci bendinin ilk cümlesinde; “1. Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, Yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.” 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başklı 36 ncı maddesinin birinci fıkrasında; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 23.maddesinin üçüncü fıkrasında; “Yargılamanın yenilenmesi halinde önceki yargılamada görev yapan hakim aynı işte görev alamaz”, Aynı Kanunun 318. maddesinde; “Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar verir,” Hükümleri yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 01.10.1982 gün ve 8692/79-56 sayılı Piersack/Belçika kararında özetle; “Tarafsızlık normal olarak önyargının ve tarafgirliğin (bias) bulunmamasını ifade eder; Sözleşme'nin 6(1). fıkrasına göre tarafsızlığın bulunup bulunmadığı çeşitli yollarla test edilebilir. Bu bağlamda, belirli bir davada belirli bir yargıcın kişisel kanaatlerini belirleme çabası şeklindeki sübjektif test ile, bir yargıç hakkında bu konuda haklı kuşku duyulmasına engel olan yeterli güvencelere sahip olup olmadığının belirlenmesi şeklindeki objektif test arasında bir ayrım yapılabilir. Birinci test konusunda Mahkeme, başvurucunun Van de VValle'nin kişisel tarafsızlığından övgüyle bahsettiğini kaydeder. Olayda bu bakımdan kuşku duyulması için hiçbir sebep yoktur; aslında aksi kanıtlanmadıkça, kişisel tarafsızlığın bulunduğu varsayılır (bk. 23.06.1981 tarihli Le Compte, Van Leuvett ve De Meyere kararı, parag. 58). Ancak sadece sübjektif test ile yetinmek mümkün değildir. Bu konuda görünüşün bile belirli bir önemi vardır (bk. 17.01.1970 tarihli Delcourt kararı, parag. 31). Belçika Temyiz Mahkemesinin 21 Şubat 1979 tarihli kararında gözlemlediği gibi, tarafsızlığından kaygılanmak için haklı sebebin bulunduğu bir yargıç, davadan çekilmelidir. Tehlikede olan şey, demokratik bir toplumda mahkemelerin halka vermek zorunda oldukları güven duygusudur. Bir yargıcın, kendisi hiç ilgilenmediği halde, sırf daha önce savcı olarak görev yaptığı savcılıkta incelenen her olayda mahkeme heyetinde yer alamayacağını savunmak, diğer uç görüşü savunmak demek olacaktır. Savcılık teşkilatının birlik ve bölünmezliğini katı ve biçimciliğe dayanan bir anlayışla kavrayan böylesine radikal bir çözüm, savcılık ile mahkeme heyeti arasında aşılmaz bir duvar örecektir. Bu durum, bu görevlerin birinden diğerine geçişin sık sık meydana geldiği bir çok Sözleşmeci Devletin adli sisteminde bir karmaşaya yol açacaktır. Her şeyden öte, bir yargıcın bir zamanlar savcılıkta bulunması, kendisinin tarafsızlığından kaygılanmak için yeterli bir sebep olamaz. Mahkeme bu noktada Hükümetin görüşüne katılmaktadır. Sözleşme'nin 6(1). fıkrasını kendiliğinden dikkate alan ...Temyiz Mahkemesi, bu olayda, bir yargıcın daha önce "savcılık mensubu olduğu sırada olaya müdahalede" bulunup bulunmadığı şeklinde, görevlerin icrasına dayanan bir kriteri benimsemiştir. Temyiz Mahkemesi bay Piersack'ın temyiz talebini reddetmiştir; çünkü bu mahkemeye göre, önünde belgeler Van de VValle'nin Brüksel savcılığında savcı başyardımcısı olarak, olayla ilgili kişisel bilgi sahibi olma veya araştırma veya soruşturma sürecinde belirli bir adım atma dışında her hangi bir biçimde bir müdahalede bulunduğunu göstermemektedir. Bu tür bir kriter, yukarıdaki şekilde açıklığa kavuşturulsa bile, Sözleşme'nin 6(1). fıkrasının şartlarını tam olarak karşılamamaktadır. Mahkemelerin halka güven duygusu verebilmeleri için, iç örgütlenme sorunu da dikkate alınmalıdır. Bir kimsenin, savcılık görevi sırasında belirli bir olayla ilgilenebileceği türden bir makamda görev yaptıktan sonra, aynı olayda yargıç olarak görev yapması halinde, halkın kendisinin yeterli tarafsızlık güvencelerine sahip olmadığından kaygı duyma hakkı vardır” şeklinde bir belirleme yapmıştır.(Osman Doğru, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi İçtihatları (İHAMİ), Cilt.1, 2. Bası, T.C.Adalet Bakanlığı Eğitim Dairesi Başkanlığı, Ankara, 2003, s. 505) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 23. maddesine eklenen üçüncü fıkrasıyla ilgili olarak Adalet Komisyonu Raporunda; “Tasarının 24. maddesine yargılamanın yenilenmesi talebi halinde de, önceki yargılamada görev yapan hakimin daha sonra yargılamanın yenilenmesi sürecinde görev yapması önlenerek hakimin tarafsızlığı bu yönüyle sağlanmak istenmiş ve 23. madde olarak kabul edilmiştir.” şeklinde ifadelere yer verilmiştir. Yargılamanın yenilenmesi 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 311 ilâ 323 üncü maddeleri arasında düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu hükümlere göre yargılamanın yenilenmesinde özetle şu aşamalar bulunmaktadır. Yargılamanın yenilenmesi talebinin hükmü veren mahkemeye verilmesi üzerine, anılan Kanunun 319 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan, yargılamanın yenilenmesi kanunda belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek kanuni hiç bir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış ise yargılamanın yenilenmesi istemi kabule değer görülmeyerek reddine, aksi halde diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi kanunda belirlenen şekilde yapılmış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek kanuni nedenler gösterilmiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmışsa, aynı Kanunun 318/1, 319/2 ve 320/1. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesi istemi yerinde bulup kabule değer olduğuna karar verilerek, bir diyeceği varsa yedi gün içinde bildirmek üzere Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ olunacağı, bu aşamadan sonra 320 nci madde uyarınca delillerin toplanacağı, daha sonra 321 inci maddeye göre yenileme isteminin esassız olması durumunda yargılamanın yenilenmesi isteminin esassız olması sebebiyle duruşma yapılmaksızın reddine, yargılamanın yenilenmesi isteminin esaslı olması durumunda ise yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verileceği, bu karardan sonra da 323 üncü madde uyarınca da yeniden yapılacak duruşma sonucunda mahkeme tarafından ya önceki hükmün onaylanmasına veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verileceği düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi pek çok kararında “adaletin yerine getirilmesi yetmez, aynı zamanda yerine getirildiğinin görülmesi lâzımdır” öz deyişine atıfta bulunmuştur. (A. Şeref Gözübüyük/ A. Feyyaz Gölcüklü, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Uygulaması, 10. Bası, Ankara, 2013, s. 283) Her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 23 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “yargılamanın yenilenmesi halinde” ifadesinden yola çıkılarak, CMK’nın 321 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yargılamanın yenilenmesi ve duruşmanın açılması kararı verildikten sonraki aşamada önceki yargılamada görev yapan hakimin aynı işte görev alamayacağı, bundan önceki aşamalarda ise görev alabileceği bu kapsamda da yargılamanın yenilenmesi istemi üzerine bu istemin kabule değer olup olmadığına karar verilmesinde görev alabileceği düşünülse bile, bu kabulün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 23 üncü maddesinin son fıkrası hükmü, Adalet Komisyonunun 23 üncü maddesine üçüncü fıkra eklenmesinin gerekçesi ve fıkranın konuluş amacıyla bağdaşmayacağı gibi bu tür bir uygulamanın hâkimin tarafsız olmasının yanında tarafsız da görünmesi gerektiği ilkesine uymayacağından, yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olup olmadığına ilişkin kararın da aynı mahkemece fakat asıl kararı veren başkan ve üyeler dışındaki hâkimlerden oluşturulan heyetçe verilmesi gerektiği ve inceleme konusu olayda asıl hükmü veren mahkeme heyetinde bulunan hâkim ...'in yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair karar veren heyette de görev aldığı gözetilerek itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi, kanuna aykırı olup bu itibarla kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, ... Ağır Ceza Mahkemesinin 06.03.2015 tarih ve 2015/236 D.iş sayılı Kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin yerine getirilmesi için dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 19.10.2015 tarihinde üye...'in karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunlukla aramızdaki anlaşmazlık, bir hükmün tekrar ele alınması ile başlayan ve Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK.) 311 ve devamı maddelerinde yargılamanın yenilenmesi başlığıyla düzenlenmiş olağanüstü nitelikli kanun yolu sürecinin başından itibaren CMK'nın 23/3. maddesinde düzenlenen yasağın uygulanıp uygulanmayacağına yöneliktir. CMK'nın 23. maddesi "(1) Bir karar veya hükme katılan hâkim, yüksek görevli mahkemece bu hükme ilişkin olarak verilecek karar veya hükme katılamaz. (2) Aynı işte soruşturma evresinde görev yapmış bulunan hâkim, kovuşturma evresinde görev yapamaz. (3) Yargılamanın yenilenmesi halinde, önceki yargılamada görev yapan hâkim, aynı işte görev alamaz." Şeklindedir. Madde gerekçesinde genel ilke olarak hakimlerin önceden aynı işte soruşturmaya katılmamış olmalarının tarafsızlığı sağlanması için gerekli olduğundan bahisle, İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin (İHAM) kararlarına atıfta bulunularak, Mahkemenin, hakimin önce soruşturmasını yaptığı ya da soruşturma işlemlerine katıldığı davadaki usul işlemlerine katılmasını hukuka aykırı saydığı belirtilmiştir. 3. fıkra gerekçesinde ise yargılamanın yenilenmesi talebi halinde de önceki yargılamada görev alan hakimin aynı işte görev alamayacağı şeklinde üçüncü fıkra eklenmiştir. Böylece aynı uyuşmazlık hakkında daha önce kanaatimi belirtmiş olan hakimin daha sonra yargılamanın yenilenmesi sürecinde görev yapması önlenerek hakim tarafsızlığı bu şekilde sağlanmak istenmiştir. Denmiştir. İnsan Hakları Avrupu sözleşmesinin (İHAS) 6. maddesi Adil Yargılanma hakkını düzenlemektedir. Madde yargılamanın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yapılması gerektiğini hükme bağlamıştır. İHAM. ise bu maddeye atfen verdiği kararlarında, tarafsızlığın; önyargının ve tarafgirliğin bulunmamasını ifade ettiğini, sözleşmenin 6 madesine göre tarafsızlığın bulunup bulunmadığının çeşitli şekilde test edilebileceğini, yargıcın belirli bir davada kişisel kanaatlerini belirleme çabasını subjektif test olarak, yargıcın dava konusunda haklı kuşku duyulmasına engel olacak güvencelere sahip olup olmadığının belirlenmesini objektif test olarak ayrı ayrı değerlendirmek gerektiğini belirtmiş, "Bu durumda tarafsızlığından kaygılanmak için haklı sebeplerin bulunduğu bir hakim davadan çekilmelidir. "Tehlikede olan şey demokratik bir toplumda mahkemelerin halka vermek zorunda oldukları güven duygusundur" demiştir. Bu güven duygusunun verilebilmesi için soruşturma aşamasında hehangi bir şekilde davayla ilgilenmiş bir kişinin hakim olarak davaya bakamayacağını, bakmasının bu güven duygusunu zedeleyeceğini, bu durumda halkın Hakimin yeterli tarafsızlık güvencelerine sahip olmadığından kaygı duyma hakkı olduğunu vurgulamıştır. (AİHM PIERSACK/BELÇİKA kararı 01.10.1982 STRAZBURG 8692/79) Dikkat edilirse hem kanun maddesi hem de İHAM davadan ve yargılamadan bahsetmektedir. Soruşturma sırasında yapılan işlemler bu uygulamanın dışındadır. Eğer ilkenin soruşturma sırasında yapılan işlemleri de kapsadığı kabul edilirse davaya bakacak hakim bulmakta sıkıntı yaşanır ki Kanun Koyucu bu endişeyle 5320 sayılı Kanunun 11. maddesini düzenleme gereği duymuştur. Bu düzenlemeye göre soruşturma aşamasında savcı gibi soruşturma yapmak zorunda kalan hakim (CMK 163. md) kovuşturmaya katılamayacaktır. CMK.daki başka bir nedenle bir şekilde dava hakkında soruşturma sırasında karar veren, mesela, tutuklama kararı veren hakim kovuşturmaya bakabilecektir. Dolayısıyla yargılamının yenilenmesi sürecini bu bağlamda yorumlamak ve değerlendirme gerekir. CMK yargılamanın yenilenmesini üç aşamada ele almıştır. Sürecin ilk aşaması yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule şayan olup olmadığının değerlendirilmesi aşamasıdır. (CMK 318. md.) İstem kabul edilir ise ikinci aşamaya geçilir. Bu aşamada mahkeme delil toplama işini gerçekleştirecektir. Kanun bu aşamanın soruşturma aşamasındaki usüllere göre yapılacağını açıkca hükme bağlamıştır. Hakim bu aşamada savcının soruşturma aşamasında yaptığı gibi tüm delilleri toplar. Deliller toplandıktan sonra 3. aşamaya geçilir, bu yargılamanın yenilenmesi ve ardından duruşma açılması aşamasıdır. Yani kovuşturma başlar. (CMK'nın 321. md) Aynı hakimin tüm aşamalarda görev alabileceğini kabul ettiğimizde delilleri toplayan ve duruşma açılmasına karar veren hakimle duruşmayı yapan hakimin aynı kişi olmasını kabul etmiş oluruz ki bu bir nevi savcı ve hakimin aynı kişi olmasına tekabül edecektir. Bu durum CMK'nın 23. maddesine kesin aykırılık oluşturur. CMK'nın 23/3. madde ve fıkrası "Yargılamanın yenilenmesi halinde" önceki yargılamada görev alan hakimin aynı işte görev alamayacağını hükme bağlamıştır. Yargılamanın yenilenmesi istemi üzerine dememiştir. CMK'nın 311 ve devamı maddelerinde 3. aşama olan duruşma açılmadan önceki aşamaların tümüne "Yargılamanın yenilenmesi istemi" üzerine verilecek karardan bahsetmektedir. Son aşamaya "Yargılamanın yenilenmesi" demektedir. CMK'nın 315. maddesi yargılamanın yenilenmesi kabul edilemez derken yine son aşamadan bahsetmekte, duruşma açılması kabul edilemez demektedir. CMK'nın 316 ila 321. maddelerinde ise yargılamının yenilenmesi isteminden bahsetmektedir. CMK'nın 321/2. madde ve fıkrası ise "Yargılamanın yenilenmesine ve duruşma açılmasına karar verir" şeklindedir. Kanun koyucu "Yargılamanın yenilenmesi istemi" tabiri ile "Yargılamanın Yenilenmesi" tabirini bilinçli olarak kullanmıştır. Dolayısıyla CMK'nın 23. maddesinin hakimin davaya bakamayacağı hali son aşamayla sınırlı tutmuştur. Bu nedenle Yargılamanın Yenilenmesi halinde demiştir. Bu nedenlerle kararı veren hakim yargılamının yenilenmesi istemi hakkında bir karar verebilecektir. Tabii ki yargılamayı yapan hakim ile yenileme istemi hakkında karar verecek hakimin aynı kişi olmasının sakıncaları vardır. Ancak Kanun koyucu bu sakıncaları kabul edilebilir, katlanılabilir sakıncalar olarak görmüş ve yasağı duruşma aşamasına hasretmiştir. Bunun yanında verilecek kararların itiraza tabi olduğunu hükme bağlayarak, tarafsızlık endişesini ortadan kaldırmıştır. İtiraz mercii yeni bir karar verecek ve endişe ortadan kalkacaktır. Bunun yanında karar veren hakimin istemi değerlendiremeyecek olmasının sakıncalarıda vardır. Bu kabul edildiğinde hakim tarafların kişiliğini bilmediği davanın öncesi hakkında bilgi sahibi olmadığı ve yargılama sürecine vakıf olmadığı için hem vereceği karar zaman alacak hem de verilecek karar tam anlamıyla tatmin edici olmayacaktır. Bu sakıncanın giderilmesi için CMK da düzenlenen itiraz müessesesinde olduğu gibi istemi karar veren mahkemenin ya da hakimin değerlendirip buna ilişkin görüşünü gerekçesine yazmasında büyük yarar vardır. Zaten ret kararı itiraza tabidir ve itiraz edildiğinde farklı bir hakim ya da heyet dosyayı inceleyerek ve kararı veren hakimin gerekçesini de dikkate alarak yeni bir karar verecektir. Ayrıca bunun sakıncalarından bir diğeride bir süre sonra karar verecek hakim ya da heyet bulmakta zorluklar yaşanacak olmasıdır. Yukarda belirtildiği gibi 5320 sayılı Kanunun 11. maddesi bu mülahazalara dayandırılarak ihdas edilmiştir. Aynı dava hakkında birden çok yenilenme isteminin bulunması halinde özellikle küçük adliyelerde istemi değerlendirecek hakim bulmak mümkün olmayacaktır. Buna ilişkin... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Asliye Ceza) 2009/2237 Esas, 2011/667 Karar nolu kararı örnek olarak gösterilebilir. İstemin bir çok kez tekrarlanması nedeniyle davayı en son 18. Asliye Ceza Makemesi incelemiştir. Bu nedenlerle CMK'nın 23/3. madde ve fıkrasında hükme bağlanan yasağın sadece CMK'nın 321/2. maddesinde belirtilen yargılamanın yenilenmesi ve duruşma açılması aşamasından sonrasını kapsadığı önceki aşamalar için yasağın bulunmadığı kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim.
1. Ceza Dairesi, 2025/198 E., 2025/1090 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
alı raporunda, aynı gün yapılan muayenede yüzde skar olmadığı tespitine yer verildiğinin anlaşılması karşısında, yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak ileri sürülen raporun tek hekim tarafından düzenlendiği de gözetilerek, sunulan delilin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 318 ilâ 321. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadığının tespiti bakımından, bu
1. Ceza Dairesi         2025/198 E.  ,  2025/1090 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/1594 Değişik İş SUÇ : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama İNCELEME KONUSU KARAR : Yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine dair ek karara itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Kırıkkale 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.10.2023 tarihli ve 2022/464 Esas, 2023/291 Karar sayılı ek kararı ile hükümlü müdafiinin yargılamanın yenilenmesi talebinin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 311. maddesi uyarınca reddine ilişkin ek karara itirazın merci Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.11.2023 tarihli ve 2023/1594 Değişik İş sayılı kararı ile reddine ilişkin kararın kesin olmakla 20.11.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 17.01.2025 tarihli ve 2024/21446 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.01.2025 tarihli ve KYB-2025/9639 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.01.2025 tarihli ve KYB-2025/9639 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, mağdurun yüzünde sabit iz kalacak şekilde yaralanması olayı ile ilgili olarak nitelikli kasten yaralama suçundan yapılan yargılama sonunda, Kırıkkale 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.03.2023 tarihli kararı ile sanığın mahkûmiyetine dair kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 12.09.2023 tarihli ve 2023/1144 esas, 2023/1265 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek kesinleşmesini takiben, sanık müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin Kırıkkale 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.10.2023 tarihli reddine karar verildiği anlaşılmış ise de, Somut olayda, müşteki tarafından 03.11.2023 tarihli dilekçe ekinde dosyaya sunulan Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesinin 03.11.2023 tarihli ve 2021297435 protokol numaralı raporunda, aynı gün yapılan muayenede yüzde skar olmadığı tespitine yer verildiğinin anlaşılması karşısında, yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak ileri sürülen raporun tek hekim tarafından düzenlendiği de gözetilerek, sunulan delilin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 318 ilâ 321. maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek mahiyette olup olmadığının tespiti bakımından, bu husus delil başlangıcı olarak kabule değer görülerek, sanık hakkında heyet raporu alındıktan ve tüm delillerle birlikte değerlendirildikten sonra, yargılamanın yenilenmesinin kabul veya reddine karar verilmesinin uygun olacağı gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un, Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri başlıklı 311. maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan birinci fıkrasının (e) bendi; "(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür: ... e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa, ..." şeklinde düzenlenmiştir. 2. İnceleme konusu dava dosyasında; hükümlünün mahkûmiyetine karar verilmesinden sonra hükümlü müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi istemi mağdurun yüzünde sabit iz bulunmadığı yönünden araştırma yapılması gerektiğine ilişkindir. Hükmün kesinleşmesinden sonra mağdur hakkında Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesinde görevli plastik cerrah uzmanı tarafından düzenlenen 03.11.2023 tarihli adlî muayene raporunda mağdurda skar olmadığı görüşü bildirilmiş, Mahkemece hükümlü müdafiinin talebi 5271 sayılı Kanun'un 311. maddesindeki koşulları taşımadığı gerekçesiyle reddedilmiş, bu karara yapılan itiraz da merci tarafından yerinde görülmemiştir. 3. Yargılamanın yenilenmesi talebinde ileri sürülen yeni delil iddiasının, Mahkemece ve bu kararı denetleyen mercice, yargılamanın yenilenmesini gerektirecek nitelik ve ciddiyette görülmemiş ise de; mağdurun yüzünde sabit iz kalıp kalmadığı yönünden mağdurun muayene edilmek üzere Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas kurulundan rapor aldırılarak, sonucuna göre hükümlünün hukuki durumunun belirlenmesi gerekmekle, yargılamanın yenilenmesi talebinin, yeni delil niteliğinde olduğu dikkate alınmadan itirazın reddine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.11.2023 tarihli ve 2023/1594 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.02.2025 tarihinde karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.