5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 322

Ceza Muhakemesi Kanunu 322. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

Madde 322 – (1) Hükümlü ölmüşse mahkeme yeniden duruşma yapmaksızın gerekli delilleri topladıktan sonra hükümlünün beraatine veya yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verir. (2) Diğer hâllerde de mahkeme, bu hususta yeterli delil varsa Cumhuriyet savcısının uygun görüşünü aldıktan sonra duruşma yapmaksızın hükümlünün derhâl beraatine karar verir. (3) Mahkeme beraat kararı ile beraber önceki hükmün ortadan kaldırılmasını da karar altına alır. (4) Yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunan kimse isterse, gideri Devlet Hazinesine ait olmak üzere önceki hükmün iptaline ilişkin karar Resmî Gazete ile ilân olunacağı gibi mahkemenin takdirine göre diğer gazetelerle de ilân edilebilir. Yeniden duruşma sonucunda verilecek hüküm

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

24 karar eşleşti
Ceza Genel Kurulu, 2019/199 E., 2023/634 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza
Diğer taraftan yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması üzerine uygulanacak usul işlemleri diğer olağanüstü kanun yollarına göre daha ayrıntılı bir şekilde CMK'nın 318-323. maddelerinde düzenlenmiştir.
Ceza Genel Kurulu         2019/199 E.  ,  2023/634 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2019/17833 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 8. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 150-447 I. HUKUKİ SÜREÇ Sanık ...'in, mağdur ...'a yönelik kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 86/1, 86/3-e, 87/1-a-son ve 62/1. maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; inceleme dışı mağdur ...'a yönelik kasten yaralama suçundan aynı Kanun'un 86/1, 86/3-e, 87/3 ve 62/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına; 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan aynı Kanun'un 13/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tüm suçlar bakımından TCK'nın 53/1. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna ilişkin Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 31.03.2011 tarihli ve 78-68 sayılı hükümlerin, sanık ... müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 29.11.2012 tarih ve 14052-36569 sayı ile; 6136 sayılı Kanun'a aykırılık ve mağdur ...'ya yönelik kasten yaralama suçları bakımından onanmasına, inceleme dışı mağdur ...'a yönelik kasten yaralama suçu bakımından ise hesap hatası nedeniyle düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Hükümlerin bu şekilde kesinleşmesinden sonra, sanık ... müdafiinin yargılamanın yenilenmesine ilişkin 27.02.2013 tarihli talebinin Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesince 26.03.2013 tarih ve 78-68 sayı ile reddedilmesi üzerine bu ek karara sanık ... müdafii tarafından yapılan itirazı inceleyen Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesince 02.04.2013 tarih ve 375 değişik iş sayı ile itirazın reddine karar verilmiştir. Bu karara yönelik olarak Adalet Bakanlığınca 20.06.2013 tarih ve 39880 sayı ile kanun yararına bozma isteminde bulunulması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 03.07.2013 tarih ve 232586 sayı ile; "Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/03/2013 tarihli kararı ile yargılamanın yenilenmesi talebine dair dilekçede belirtilen hususların yargılama ve temyiz aşamasında inceleme konusu yapıldığından bahisle talebin reddine karar verilmiş ise de hükümlü vekilinin 27/02/2013 havale tarihli yargılamanın yenilenmesi dilekçesinde dile getirdiği, sanık ...'in, sanık ...'ı yaralamadığı, sanık ...'in, sanık ...'ı silahla yaraladığı, bu hususun da sanık ... ve sanık ...’in anlatımları ve fizik incelemeler ve kriminalistik bilim uzmanı ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporu ile saptandığı, aynı zamanda sanık ...'nın kemik kırığına neden olacak şekilde yaralanması eylemini sanık ...'in mi yoksa sanık ...'in mi gerçekleştirdiğinin belirlenmeden her iki sanık hakkında artırım yapıldığı yönündeki gerekçelerinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311. maddesi kapsamında, yapılacak yeni değerlendirme sonucunda ortaya çıkacak delillerin sanık lehine kabule değer olabileceği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." düşüncesiyle anılan kararın kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 26.12.2013 tarih ve 17835-30100 sayı ile; "21.01.2013 tarihli fizik inceleme ve kriminalistik bilim uzmanı raporu ile dosyadaki bilgi ve belgelere göre, yargılamanın yenilenmesi talebi ile sunulan delillerin dosyada mevcut delillerle karşılaştırılarak CD'ler arasında atış anına ilişkin saniye veya salise farkı bulunup bulunmadığı, kullanılan tabancaların marka ve özellikleri ile ateş edenler kesin olarak belirlenerek, tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ret kararı verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına ve müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine karar verilmiştir. Sanık ... müdafiinin 24.03.2014 tarihli yargılamanın yenilenmesi ve infazın durdurulması talebi üzerine Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesince 07.04.2014 tarih ve 78-68 sayı ile talebin kabulü ile mağdur ... ile inceleme dışı mağdur ...'a yönelik kasten yaralama suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin infazlarının durdurulmasına, evrakın yeni bir esasa kaydına karar verilmiş, bu karar doğrultusunda da dosya 2014/150 esas sırasına kaydedilmiştir. Sanık ... müdafiinin 18.09.2015 tarihli dilekçesi ile 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçuna ilişkin yargılamanın yenilenmesi ile infazının durdurulması talebinin Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesince 01.10.2015 tarih ve 78-68 sayı ile kabulüne evrakın yeni bir esasa kaydına karar verilmiş, bu karar doğrultusunda dosya 2015/343 esas sırasına kaydedilmiş, anılan Mahkemenin 23.10.2015 tarihli ve 343-232 sayılı kararı ile de bu davanın, aralarında hukuki ve fiili bağlantı olduğu gerekçesi ile aynı Mahkemenin 2014/150 esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda 08.11.2016 tarih ve 150-447 sayı ile; sanık ... hakkında, inceleme dışı mağdur ...'a yönelik kasten yaralama suçundan kurulup Özel Dairece düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleşen Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2011 tarihli ve 78-68 sayılı mahkûmiyet hükmünün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 323. maddesinin birinci fıkrası uyarınca iptali ile sanık ...'in bu suçtan aynı Kanun'un 223/2-b maddesi uyarınca beraatine; 6136 sayılı Kanun'a aykırılık ve mağdur ...'ya yönelik kasten yaralama suçlarından kurulup Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşen Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2011 tarihli ve 78-68 sayılı mahkûmiyet hükümlerinin ise iptalini gerektirecek bir neden bulunmadığından CMK'nın 323. maddesinin birinci fıkrası uyarınca onaylanmalarına karar verilmiştir. Onaylama kararlarının, sanık ... müdafii tarafından temyiz edilmeleri üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesince 15.01.2019 tarih ve 10620-563 sayı ile onanmalarına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 06.03.2019 tarih ve 17833 sayı ile; "1- Sanık ...'in, mağdur sanık ...'dan aldığı silahı, olay gecesi güvenlik birimlerine teslim etmesi gerekirken suçta kullanıp olay yerinden ayrıldığı, teslim olduğu tarihe kadar üzerinde taşıdığı gerekçesi sanığın 6136 sayılı Yasa'ya muhalif silah taşımak suçundan mahkumiyetine karar verilmiş ise de; sanık ..., kendisine ait olmayan ve taşıma kastı olmaksızın diğer sanık ...'dan, kendisinin veya yanında bulunan diğer arkadaşlarına yönelik saldırıda bulunmasını engellemek için aldığı ve kullandığı silahı olaydan hemen sonra atmayarak teslim etmemesi ve daha sonra kendiliğinden teslim etmesi şeklinde gerçekleşen eyleminde sanığın ruhsatsız silah taşıma ve bulundurma kastının olmadığı ve bu kasıtla hareket etmediği, bu haliyle atılı suçun unsurlarının oluşmadığı kanatine varıldığı, 2- Sanıklar ..., Süleyman Çeken, Aziz İhsan Aktaş, ... ve şüpheli ... ...'in yanlarında kimlikleri tespit edilemeyen üç şahıs daha bulunduğu halde, suç tarihinde saat 02.00 sıralarında Sapanca Güral Otele geldikleri, bu sırada diğer şüpheliler ..., ..., Mustafa Çatalbaş, Mustafa Esgil, Kemal Diktaş, Yavuz Ural ve Yusuf Ural'ın da otelin giriş kapısında bulundukları, şüpheli ...'in araçtan inerek doğruca ...'ın üzerine yürüyerek ittiği, ... ve birlikte geldiği şüpheliler ile otelde bekleyen şüpheliler arasında yaşanan arbedede şüpheli ...'ın kendisine ait taşıma ruhsatlı adli emanetin 2009/130 sırasında kayıtlı 1 adet 57981 seri nolu Desert Eagle Magnum marka tabanca ile şüpheli ... ...'i bacağından yaraladığı, bunun üzerine ...'in Tolga'nın elinde bulunan silahı alarak önce ...'ı daha sonra ...'ı bacaklarına ateş ederek yaraladığı, öte yandan şüpheli ...'in üzerinde bulunan ruhsatsız olduğu anlaşılan ve ele geçirilemeyen silah ile yine ... ve ... ayaklarına doğru ateş ederek yaraladığı iddia edilen olayda, a) Sanık ... hakkında ... ve Bülent Çatan'ı yaralamaktan dava açıldığı, yapılan yargılama sonunda sanık hakkında Turgut'a yönelik eyleminden dolayı beraat kararı verildiği halde, Tolga'ya yönelik eylemden dolayı da aynı gerekçelerle beraat kararı verilmesi gerektiği, b) Mahkemece verilen ilk kararda Turgut'a yönelik TCK'nın 25. ve 27. maddesi tartışıldığı halde, sanık ...'in Tolgaya yönelik eyleminde TCK'nın 25. ve 27. maddelerinin tartışılmadığı, Tolga'nın aracından silahı alarak olay yerine geldiği ve ...'i bacağından vücudunda kemik kırığı olacak şekilde yaraladığından, sanık hakkında TCK'nın 25. maddesinin uygulanmasının gerektiği, Mahkemece TCK'nın 25. maddesinin uygulanmadığına karar verilmesi halinde ise, sanık hakkında TCK'nın 27. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının kararda tartışılmasının gerektiği, c) Sanık ... beyanlarında, silahı Tolga'nın elinden aldığı sırada patladığını beyan etmesine rağmen bu husus araştırılmadan ve sanık hakkında taksir hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının kararda tartışılmasının gerektiği, d) Diğer sanıklar Tolga ve Turgut'un, sanık ... ve arkadaşlarına 'PKK 'lılar yine mi geldiniz.' demesi üzerine olayların başladığı ve ilk haksız hareketin Tolga ve diğerlerinden geldiği ve sanık hakkında TCK'nın 29. maddesinin uygulanmasının gerektiği, e) Mahkemece, mağdurlar ..., ...'ın beyanları ve sanık Yavuz Ural'ın beyanı nazara alınarak ve sanık ...'in ve yanındakilerin beyan ve savunmasına itibar edilmeyerek hüküm kurulduğu, ancak, mağdurlar ..., ...'ın beyanları ve sanık Yavuz Ural beyanlarının neden üstün tutulduğu, sanık ... ve yanındakilerin beyanlarına neden itibar edilmediğinin tartışılmadan hüküm kurulduğu, f) ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından Tolga hakkında yaptığı muayene ve inceleme sonrası düzenlediği raporda olay nedeni ile mağdur sanık ...'ın organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olduğu bildirildiği, ancak Tolga'nın organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olan eylemin sanıklar ... ve ...'in hangisinin eylemi soncunda meydana geldiği tam olarak tespit edilmeden eksik inceleme sonucu hüküm kurulduğu, Kanaatine varılmıştır. Sonuç ve istem: ... hükümlü ... hakkındaki onama kararının kaldırılarak bozulmasına karar verilmesi," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Dairesince 04.04.2019 tarih, 8919-4972 sayı ve oy çokluğuyla; "Yargılamanın yenilenmesi talebinin kabule şayan görülmesinin nedeni güvenlik kamera kaydına ilişkin yargılama aşamasındaki bilirkişinin raporundaki hatanın tespit edilmesi ve kayda uygun olarak oluşun tekrar kabulünde, sanıkların hukuki durumunun değişip değişmeyeceği ile sınırlıdır. Bu sınırlama karşısında yerel mahkemece hükmün kesinleşmesinden sonra alınan yeni rapora göre sanıklardan ...’in mağdur ... Çakan’ı vurmadığı belirlenmiş ve beraatına karar verilmiştir. Sanıkların bunun dışında kalan hukuki durumlarında bir değişiklik yaratmadığı kanaatiyle diğer hükümler yönünden onaylanma kararı verilmiştir. Bu tespitler karşısında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ortaya çıkan yeni delilin etkilemediği hukuki durumlarda da tartışma yapılmasına yönelik itirazın kabulü mümkün görülmemiştir. Delil değişikliğinin etkilemediği, kesinleşen hükümdeki hatalı görülen kabul ve hukuki değerlendirmelerin yargılanmanın yenilenmesi konusu yapılamayacağı ancak CMK'nın 308. maddesine göre Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 29.11.2012 tarihli onama ve düzeltilerek onama kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca lehe itiraz yoluna başvurulabileceği ortadadır. Bu değerlendirme ve sınırlama sonucunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bu taleplerinin, yargılamanın yenilenmesi kapsamında ileri sürülemeyeceği cihetle, itiraz talepleri yerinde görülmemiştir." gerekçesi ile itiraz nedenleri yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU İtirazın kapsamına göre inceleme sanık ... hakkında mağdur ...'ya yönelik kasten yaralama ve 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçlarından kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; 1- Sanığa atılı 6136 sayılı Kanun’a aykırılık suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığı, 2- Sanığın mağdur ...'ya yönelik eyleminin sabit olup olmadığı, 3- Sabit olduğu sonucuna ulaşılması hâlinde sanık hakkında taksir hükümlerinin uygulanmasının mümkün olup olmadığı, 4- Taksir hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı sonucuna ulaşılması hâlinde sanık hakkında TCK’nın 25/1. maddesinde düzenlenen meşru savunma ve aynı Kanun'un 27/2. maddesinde düzenlenen sınırın aşılması hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığı, 5- TCK'nın 25/1 ve 27/2. maddelerinde düzenlenen müesseselerin uygulanma koşullarının oluşmadığı sonucuna ulaşılması hâlinde sanık hakkında; a- TCK'nın 87. maddesinin uygulanması bakımından eksik araştırma ile karar verilip verilmediği, b- TCK'nın 29/1. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığı, Hususlarının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; yargılamanın yenilenmesi nedeni dışında kalan ve ilk yargılama sırasında tartışılıp karara bağlanan hususlara ilişkin itirazın Ceza Genel Kurulunca incelenmesinin mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Kolluk tarafından düzenlenen görüntü inceleme ve tespit tutanağında; 14.10.2008 tarihinde saat 02.15 sıralarında Sapanca ilçesinde bulunan Güral Otel'in giriş kısmında meydana gelen ateşli silahla yaralama olayına ilişkin güvenlik kamerası görüntülerinin incelenmesinde; mağdur ...'nın aracından aldığı silahla siyah renkli pantolon ve siyah renkli ceket giyen bir şahsı ayağından vurduğunun, bunun üzerine karşı grupta yer alan spor giyimli bir erkek şahıs tarafından yere yatırıldığının, daha sonra gri takım elbiseli diğer şahsın kendi belinde bulunan koyu renk silahını çıkartarak inceleme dışı mağdur ...'a ateş ettiğinin ve ayağından yaraladığının, akabinde kimliği meçhul diğer bir şahsın da mağdur ...'nın elinde bulunan silahı alarak öncelikle inceleme dışı mağdur ...'a yönelik bir el, daha sonra mağdur ...'nın ayaklarına doğru birkaç el, son olarak da otel içerisinde bulunan şahıslara bir el ateş ettiğinin belirtildiği, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesince düzenlenen 06.01.2010 tarihli ve 9626 sayılı rapora göre; güvenlik kamerası görüntülerinde yer alan ve olay sırasında silahla ateş ettikleri değerlendirilen şahısların tetkik konusu fotoğrafları "Şüpheli 1", "Şüpheli 2" ve "Şüpheli 3"; yine sanık ..., inceleme dışı sanık ... ve mağdur ...'nın fotoğrafları Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesince çekildikten sonra sanık ...'in fotoğrafları "Mukayese 1a, 1b, 1c nolu fotoğraflar", inceleme dışı sanık ...'in fotoğrafları "Mukayese 2a, 2b, 2c nolu fotoğraflar" ve mağdur ...'nın fotoğafları ise "Mukayese 3a, 3b, 3c nolu fotoğraflar" şeklinde numaralandırılıp kamera görüntülerinden elde edilen tetkik konusu fotoğraflar ile sanık ..., inceleme dışı sanık ... ve mağdur ...'dan elde edilen mukayese konusu fotoğrafların incelenmesi sonucunda: 1- "Şüpheli 1" şeklinde numarandırılan tetkik konusu fotoğrafta yer alan şahsın görüntünün 03.04 saniyesinde ilk olarak silahı ateşleyen ve yaralama olayını gerçekleştiren kişi olduğunun, 2- "Şüpheli 2" şeklinde numarandırılan tetkik konusu fotoğrafta yer alan şahsın, görüntülerde başka bir şahsa tekme attığı görünen diğer bir şahsın ayak kısımlarını hedef alarak görüntünün 03.14 ve 03.16 saniyelerinde iki el ateş ettiğinin, görüntünün 03.22 saniyesinde ise "Şüpheli 1" şeklinde numarandırılan tetkik konusu fotoğrafta yer alan ve silahla ateş ettikten sonra yere düşürülen kişinin uyluk-baldır kısmını hedef alarak bir el ateş ettiğinin, 3- "Şüpheli 3" şeklinde numaralandırılan tetkik konusu fotoğrafta yer alan şahsın görüntünün 03.22 saniyesinde elindeki silahla "Şüpheli 1" olarak numaralandırılan tetkik konusu fotoğrafta yer alan şahsın bacak kısmını hedef alarak ateş ettiğinin, 4- Bunların dışında silahla atış yapıldığının tespit edilemediğinin, 5- Laboratuvarda dudak okuma yapılmadığının, ayrıca inceleme konusu medyalarda karşılaştırılan görüntü örneklerinden elde edilen verilerin dudak okuma için elverişli olmadığının, 6- Tetkik konusu fotoğraflar ile mukayese konusu fotoğraflar arasında yapılan karşılaştırmalı incelemelerde ise; - Kafa ve yüz şekli, - Göz ve yüz şekli, - Burun, dudak ve çene yapıları, - Kulak yapısı, Yönlerinden inceleme konusu medyalarda karşılaştırılan görüntü örneklerinden elde edilen verinin karar vermek için yetersiz (0)* olduğunun, Belirtildiği, Mahkemece 11.03.2010 tarihli oturumda; Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesince düzenlenen 06.01.2010 tarihli raporun ikinci sayfasındaki mukayese konusu fotoğraflar ile huzurda bulunan kişiler karşılaştırıldığında "Mukayese 1a, 1b, 1c nolu fotoğraflar" şeklinde numaralandırılan fotoğrafların sanık ...'e, "Mukayese 2a, 2b, 2c nolu fotoğraflar" şeklinde numaralandırılan fotoğrafların inceleme dışı sanık ...'e, "Mukayese 3a, 3b, 3c nolu fotoğraflar" şeklinde numaralandırılan fotoğrafların ise mağdur ...'ya ait olduğunun tespit edildiği, Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2011 tarihli ve 78-68 sayılı kararının gerekçesinin; "İddia, sanık savunmaları, mağdur-sanık anlatımları, olay tanıklarının ifadeleri, ATK 2. İhtisas Dairesinin olay nedeni ile mağdur sanık ...'ın organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olduğuna dair raporu, Kocaeli ATK Şube Müdürlüğü raporları, ToyotaSa raporu, Sakarya ATK Şube Müdürlüğünün raporu, olay yeri görgü tespit tutanağı, silahların 6136 tabii olduğuna dair ekspertiz raporu, Sakarya Üniversitesi yazı cevabı ile olay yerine ilişkin güvenlik kamerası kayıtları, fotoğraflar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 14.10.2008 günü Sakarya Üniversitesi Rektörlüğünün Temizlik ihalesinin yapılacağı, Sakarya ilinde doğrudan veya dolaylı olarak temizlik şirketleri bulunan sanıklar ..., ..., Yusuf Ural, Yavuz Ural, Mustafa Esgil, Kemal Diktaş ve Mustafa Çatalbaş'ın kapalı usulle yapılacak olan ihaleye girmek istedikleri, yine Ankara ilinde merkezi bulunan sanık ...'in şirket yetkilisi olduğu Tümpa Temizlik şirketinin de bu ihaleye katılmayı planladığı, bu amaçla sanık ...'in yanında şirket çalışanları ... ..., ..., Aziz İhsan Aktaş, Süleyman Çeken ve kimliği tespit edilemeyen bir kısım şahısla ihale saatini beklemek için 3 araç halinde Sapanca ilçesindeki Güral Otel'e geldikleri, olay tarihinde ve saatinde sanıklar ..., Kemal Diktaş, ..., Yavuz Ural, Yusuf Ural, Mustafa Esgil'in otelin giriş kapısında bulundukları esnada sanık ...'in aracı ile otele giriş yaptığı ve doğrudan kalabalık hâlde bulunan sanıklar Turgut ve arkadaşlarına yöneldiği, sanık ... ve Turgut arasında herhangi bir tartışma ve sataşma olmadığı hâlde sanık ...'in mağdur-sanık ...'a yumruk attığı, kavgaya olay yerinde bulunan diğer sanıklar ile sanık ...'le gelen sanıkların da müdahil olduğu, yaşanan bu kargaşada sanık ...'nın aracına yöneldiği, aracında bulunan ruhsatsız silahını alarak olay yerinde gittiği, babası Turgut'un yumruk yemesi ve darp edilmesi nedeni ile tabancayla sanık ...'e ateş ettiği, sanık ...'nın ateş etmesi üzerine sanık ...'in ve yanındaki diğer şahısların sanık ...'ya yöneldikleri, onu etkisiz hâle getirdikleri, bu sırada sanık ...'in Tolga'da bulunan silahı aldığı ve önce Tolga'ya sonra Turgut'a yönelik ateş ettiği, yine olay yerinde bulunan sanık ...'in şoförlüğünü yapan sanık ...'in de üzerinde taşıdığı ruhsatsız silahı ile mağdur sanıklar Turgut ve Tolga'ya ateş ederek ayaklarından yaraladığı, mağdur sanık ...'in yaralanması nedeni ile vücudunda oluşan kırığın yaşamsal fonksiyonlarını 6. derece etkilediği, yine mağdur sanık ...'un 4. derece kemik kırığı oluşacak şekilde, mağdur sanık ...'ın da 5. derece kemik kırığı ve uzuv ve organ zaafı oluşacak şekilde yaralandığı anlaşılmıştır. ... Yine sanık ... yaralama olayına karışmadığını beyan etmiş ise de, müşteki sanıklar ... ve ...'ın beyanları, olay yeri kamera kayıtları, sanık Yavuz Ural'ın beyanı nazara alındığında savunmasına itibar edilmemiştir. Sanık ...'in, mağdur sanık ...'dan aldığı silahı, olay gecesi güvenlik birimlerine teslim etmesi gerekirken suçta kullanıp olay yerinden ayrıldığı, teslim olduğu tarihe kadar üzerinde taşıdığı anlaşıldığında sanığın ayrıca 6136 sayılı Yasa'ya muhalif silah taşımak suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir. Her ne kadar sanık ... mudafiince; mağdur sanık ...'ta tek bir ateşli silah yaralamasının bulunduğu, bu tek yaralanma nedeni ile sanık ... ve ...'in sorumlu tutulamayacağı belirtilmiş ise de olay sonrası Toyota Hastanesince düzenlenen rapor ve CD görüntüleri nazara alındığında sanık müdafiinin savunmasına itibar edilmemiş, sanıklar ... ve ...'in mağdur ...'un ayağına doğru ateş etmeleri neticesi mağdurun ayağında meydana gelen ve kemik kırığına neden olan yaralanma nedeni ile sanıkların birlikte sorumlu oldukları kanaatine varılarak her iki sanığın da cezalandırılması yoluna gidilmiştir. Yine sanıklar ... ve ...'in mağdur ...'ı yaralaması eylemi nedeni ile TCK'nın 86/1, 86/3-e, 87/1-a-son maddeleri gereğince cezalandırılması yoluna gidilmiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin benzer içtihatlarında nitelikli yaralamaya ilişkin verilen cezadan TCK'nun 87/1. maddesine göre artırım yapılması ile yetinilmesi gerektiği, ayrıca 87/3 maddesinden artırım yapılmasının fazla ceza tayini olacağı belirtildiğinden emsal alınan kararlar gereği sanıkların cezalarından 87/3. maddesi gereğince ayrıca artırım yapılmamıştır. Sanıklar ... ve ... müdafii olayda TCK'nın 25. ve 27. maddelerinin uygulanması gerektiğini belirtmiş ise de; dosya içinde mevcut CD incelendiğinde sanıklar ... ile sanığın yanında çalışan diğer sanıkların olay yerine 3 araçla giriş yaptıkları, o sırada otelin kapısında beklemekte olan mağdur sanık ... ve arkadaşlarının yanına geldikleri ve mağdur sanık ...'tan kaynaklanan herhangi bir haksız hareket olmadığı hâlde sanık ...'in mağdur ...'a saldırdığı anlaşıldığından TCK'nun 25, 27 ve 29. madde hükümleri uygulanmamıştır. Sanıklar ... ve ... savunmalarında Güral Otele gittiklerinde kapı önünde bulunan mağdur sanıkların kendilerine 'Pis PKK'lılar yine mi siz geldiniz, burada ne işiniz var.' dediklerini beyan etmişler ise de; bu beyanın olay yerinde bulunan ve haklarında ihaleye fesat karıştırmak suçundan kamu davası açılan sanıklarca ve o sırada olay yerinde güvenlik görevlisi olarak çalışan tanıklarca doğrulanmadığı tespit edildiğinden sanıkların bu yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir. Sanık ... grubu ile mağdur sanık ... arasında meydana gelen tartışma ve arbedede sanık ... ve yanında bulunan çalışanlarının mağdur sanık ...'a saldırdıkları sırada babasının darp edildiğini gören mağdur sanık ...'nın aracına yöneldiği, aracında bulunan silahı alarak olay yerinde bulunan mağdur sanık ... ...'i yaraladığı, mağdur sanık ...'nın eylemini sanık ... ile yanında çalışan sanıklar ..., ... ..., Aziz İhsan Aktaş, Süleyman Çeken'in eylemleri neticesi kapıldığı haksız tahrikin etkisi altında işlediği anlaşılmakla mağdur sanık ... hakkında haksız tahrike ilişkin hükümler uygulanmıştır. Sanıklar ... ve ... müdafiilerince mağdur sanık ...'nın ayağının baştan itibaren aksadığını, yaralanma neticesi herhangi bir uzuv zayıflamasının olmadığını beyan etmişler ise de; mağdurun yaralanma neticesi duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasının olup olmadığının tespiti için mağdur ATK 2. İhtisas Dairesine sevk edilmiş, ATK 2. İhtisas Kurulunun yaptığı muayene ve inceleme sonrası düzenlediği raporda olay nedeni ile mağdur sanık ...'ın organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olduğu bildirilmiş, bu rapor dosya kapsamına ve oluşa uygun görülmekle hükme esas alınmıştır. ..." şeklinde açıklandığı, Sanık ... müdafiinin 27.02.2013 tarihli dilekçesinde; sanık hakkında 6136 sayılı Kanun'a aykırılık ve mağdur ... ile inceleme dışı mağdur ...'a yönelik kasten yaralama suçlarından Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesince 31.03.2011 tarih ve 78-68 sayı ile mahkûmiyet hükmü verildiği ve bu hükümlerin temyiz inceleme sonucunda kesinleştiği belirtildikten sonra; "Somut olayda dava dosyası içerisinde bulunan, olayın gerçekleştiği Sapanca İlçesi Güral Otel'e ait güvenlik kamerası görüntülerinin, gerek soruşturma aşamasındaki görüntü tespit tutanağında, gerekse de yargılama esnasında alınan 06.01.2010 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda maddi gerçeğe aykırı olarak ihmali bir davranışla düzenlenmiş olması sebebi ile hükümlü hakkında yanlış ceza tayinine gidilmiş olup ekte sunulan görüntüler ve Uzman Bilirkişi ... tarafından düzenlenen rapor birlikte ele alındığında hükümlü müvekkilin müşteki ...'a karşı silahlı yaralama eyleminde bulunmadığı ortaya çıkacaktır. 1-) 5271 sayılı Yasa'nın 311. maddesinde, kesinleşmiş bir hükümle sonuçlanan davada hangi hallerde yargılamanın yenilenebileceği tahdidi olarak açıkça ifade edilmiştir. Anılan kanun yolu olağan üstü bir kanun yolu olup yasa koyucu yerel mahkeme aşaması ve temyiz incelemesinde gözden kaçabilecek ve yargılamanın esasını etkileyecek, yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmali ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılması durumunda hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi imkânını sağlaması gerektiği açıkça ifade etmektedir. 2-) Sayın Mahkemece Adli Tıp Raporu ve tespit tutanağı hükme esas alınmış, ...'a karşı sanık ...'in eylemi olmamasına, azmettirici, asli veya feri fail olarak nitelendirilmemesine rağmen sayın Mahkemece maddi gerçekliğin aksine asli fail olarak nitelendirilmiş ve neticeden 2 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmıştır. Müşteki ... ifadesinde özetle 'Kendisini Bülent'in arkasından gelen tanımadığı bir şahsın yaraladığını' beyan etmektedir. Sanık ... ifadesinde özete 'İsmini sonradan ... olarak öğrendiği kişinin ayaklarına 2-3 el ateş ettiğini' beyan etmektedir. Adli Tıp Kurumu Koceli Şube Müdürlüğünce 29/01/2009 tarihinde düzenlenen raporda özette '...'ın sağ ayak kemik sırtında ateşli silah yaralanmasına bağlı bir adet mermi giriş ve çıkış deliğinin mevcut olduğu' tespit edilmiştir. 3-) Sayın bilirkişi raporunda mukayese fotoğraflarda 1 numarada yer alan müvekkil hakkında, görüntülerin 3.04 saniyesinde ilk atışı yapan ve yaralama olayını gerçekleştiren kişi olarak bahsedilmektedir. Bu durumun maddi gerçeğe aykırı olduğu, ilk atışı yapan ...'ın beyanı ile dahi ortaya çıkmaktadır. Bilirkişi raporu sonucu sayın Mahkeme yanılgıya düşmüş ayağında bir adet yara olan ...'a iki kişinin ayrı ayrı ateş ettiği gerekçesi ile her iki kişiye de ayrı ayı ceza tayinine gidilmiştir. Anılan bu cezanın maddi gerçekliğe uymadığı gibi, vicdanen de adaleti tesis etmediği sabittir. Sağlıklı bir inceleme sonucunda müvekkilin Turgut'a karşı eyleminin bulunmadığı ortaya çıkacaktır. 4-) Somut olayda müşteki-sanık ...'nın gerek sağ gerekse de sol uyluk tarafından yaralandığı, bu atışlardan birinin ... birisinin ise Bülent tarafından yapıldığı sabittir. Adli Tıp Kurumunca hangi atışın kemik kırığına sebebiyet verdiği tespit edilebilecekken bu durum ihmal edilmiş, sayın Mahkemece Yargıtay içtihatlarına aykırı bir şekilde her iki sanığa da ayrı ayrı nitelikli halden ceza tayinine gidilmiştir. 5-) Her türlü yargılamanın amacı maddi gerçeğe ulaşmak, hakkaniyet ve kamu vicdanına uygun bir karar vermektir. Doktrinde hüküm veren hâkim veya heyetinde nihayetinde insan olarak hata yapabileceği, bu hatanın olağan yolla bazen düzelmesine rağmen bazen de hatalı mahkûmiyet kararlarının kesinleşebileceği, bu hataların giderilebilmesi açısından hükümlülere olağanüstü kanun yollarına başvurabilmeleri imkânı tanınması evrensel hukuk ilkesi olarak kabul edilmektedir. Hukuk devletinde her bireyin hukuka ve hükmü veren mahkemeye saygısı adalet duygusundan ve adil yargılamaya olan inançlarında kaynaklanmaktadır. 7-) Somut olayda bir yaralanmaya karşı iki kişiye ayrı ayrı ceza tayini gerek cezaların şahsiliği ilkesine gerekse de maddi gerçekliği aykırı bir karardır, yine eksik inceleme sonucu tespiti mümkün bir kırığa yol açan eylemin tespit edilememesi de sanıklar açısından mağduriyete yol açmaktadır. Sayın heyetinizce ekte sunulan görüntünün incelenmesi sonucunda somut olayda maddi gerçeğe uymayan bir ceza tayin edildiği ve bu cezaya gerekçe olarakta ihmal sonucu düzenlenen raporun esas alındığı anlaşılacaktır. Sonuç ve istem: Yukarıda arz ve izah edilen ve resen göz önüne alınacak sebeplerden ötürü, a-) Hükümlü ... hakkındaki infazın uygun görülecek şekilde durdurulmasına, b-) Yargılamanın yenilenmesi talebimizin kabulü ile duruşmanın açılmasına karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim." şeklindeki gerekçe ile yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulduğu, Sanık ... müdafi tarafından adli ses ve görüntü analiz uzmanı olan ...'e düzenlettirilen ve yargılamanın yenilenmesi talebine esas olan 21.01.2013 tarihli raporda; Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesince düzenlenen 06.01.2010 tarihli ve 9626 sayılı raporda görüntünün 03.04'üncü dakikasında ilk olarak silahı ateşleyen ve yaralama olayını gerçekleştiren kişinin sanık olduğu tespit edilse de bu tespitin doğru olmadığının, ilk atışın kaydın 03.04'üncü dakikasında mağdur ... tarafından ... isimli şahsa; ikinci ve üçüncü atışların kaydın 03.14 ve 03.15'inci dakikalarında inceleme dışı sanık ... tarafından inceleme dışı mağdur ...'a; dördüncü atışın kaydın 03.20'nci dakikasında sanık tarafından mağdur ...'ya; beşinci atışın kaydın 03.22'nci dakikasında inceleme dışı sanık ... tarafından mağdur ...'ya yönelik olarak yapıldığının, dördüncü ve beşinci atışların mağdur ...'nın ayağına doğru (2sn farkla) sanık ve inceleme dışı sanık ... tarafından yapılmış olduğunun, ancak kimin tarafından hangi ayağa ateş edildiğinin tespitini yapmanın mümkün olmadığının belirtildiği, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Ses ve Görüntü İnceleme Şubesi tarafından düzenlenen 03.02.2016 tarihli ve 1179-163 sayılı rapor ile ekinde yer alan mukayeseye konu fotoğraflara göre; olay sırasında mağdur ...'nın elinden silahını alan şahsın "1 no.lu şahıs", gri takım elbiseli olup mağdur ... ile inceleme dışı mağdur ...'a ateş eden şahsın "2 no.lu şahıs", olay sırasında ilk ateş eden şahsın ise "3 no.lu şahıs" olarak numaralandırılmasından sonra, inceleme konusu görüntü dosyalarının kayıt kalitesi ve çözünürlüğünün (görüntüyü oluşturan piksel sayısının) düşük olduğu, kişilerin güvenlik kamerasına uygun pozisyon ve yakınlıkta bulunmadığı, aydınlatmanın elverişli olmadığı, kişilerin yüzüne ait karakteristik yüz hat ve yapılarını (genel yüz ve kafa anatomisi ile alın, kaş, göz, burun, kulak, dudak, çene ve benzeri yapıların) temsil eden görsel bilginin yeterli düzeyde olmadığı, postür ve genel beden yapısı yönlerinden benzerlikler görüldüğü belirtildikten sonra; "1 no.lu şahsa" ait görüntü örnekleri ile sanık ...'e ait görüntü örneklerinin; "2 no.lu şahsa" ait görüntü örnekleri ile inceleme dışı sanık ...'e ait görüntü örneklerinin; "3 no.lu şahsa" ait görüntü örnekleri ile mağdur ...'ya ait görüntü örneklerinin mukayeselerinin; "İnceleme konusu medyalardaki analizi yapılan görüntü örnekleri, mukayese konusu görüntü örnekleriyle kısmı benzerlikler göstermekle birlikte karar vermek için yetersizdir(0+)*" şeklinde değerlendirildiği, "clip20081014085240.avi" isimli videonun 03.04'üncü dakikasinda 3 no.lu şahıs tarafından atış yapıldığı, 03.14, 03.15 ve 03.22'nci dakikalarında 2 no.lu şahıs tarafindan atış yapıldığı, 03.20 nci dakikasinda da 1 no.lu şahıs tarafından atış yapıldığı hususlarının tespit edildiği, CD'ler arasında saniye veya salise farkı olup olmadığı hususuyla ilgili yapılan incelemelerde, mevcut CD'lerdeki aynı isimli görüntü dosyalarının birbirlerinin kopyası oldukları ve aralarında bir fark bulunmadığı, Anlaşılmıştır. V. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Öğretide Ön Soruna İlişkin Görüşler CMK'nın "Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311. maddesi uygulama tarihi itibarıyla; "(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür. a) Duruşmada kullanılan ve hükmü etkileyen bir belgenin sahteliği anlaşılırsa. b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa. c) Hükme katılmış olan hâkimlerden biri, hükümlünün neden olduğu kusur dışında, aleyhine ceza kovuşturmasını veya bir ceza ile mahkûmiyetini gerektirecek biçimde görevlerini yapmada kusur etmiş ise. d) Ceza hükmü hukuk mahkemesinin bir hükmüne dayandırılmış olup da bu hüküm kesinleşmiş diğer bir hüküm ile ortadan kaldırılmış ise. e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa. f) Ceza hükmünün, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlâli suretiyle verildiğinin ve hükmün bu aykırılığa dayandığının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması. Bu hâlde yargılamanın yenilenmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde istenebilir. (2) Birinci fıkranın (f) bendi hükümleri, 4.2.2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararları ile, 4.2.2003 tarihinden sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvurular üzerine verilecek kararlar hakkında uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. Bu maddede hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenlerine yer verilmiş ve bunlar sınırlı biçimde sayılmıştır. Bunun dışındaki nedenlerle hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesinin istenilmesi mümkün değildir. Kamu düzeninin sağlanması, davaların bir noktada sona ermesi sonucunu, yani kesin hükmü doğurmuştur. Kesin hükümle birlikte artık yargılamaya konu sorun çözülerek, maddi gerçeğe ulaşıldığından kesin hükümle sonuçlanmış bir ihtilaf kural olarak yeniden yargılama konusu yapılamayacaktır. Bununla birlikte bir yargılama faaliyeti sonucu verilen kesin hükümde adli hataların yapılması da mümkündür. Hükmün kesinleşmesinden sonra ortaya çıkan maddi olaylar kesin hükmün maddi gerçeği yansıttığı kabulünü ve kesin hükmün ispatla ilgili temellerini sarsabilecektir. Bu durumda, bir yanda kesin hüküm, diğer yanda ise adli hatanın düzeltilmesi zorunluluğu söz konusu olacaktır. Bu iki değerden birinin tamamen göz ardı edilmesi mümkün olmadığından kanun koyucu maddi temelleri sarsılmış kesin hükümden fedakarlık yapmak zorunda kalmış ve bunun şartlarını belirlemiştir. Bu açıdan yargılamanın yenilenmesi kesin hükmün dokunulmazlığının istisnasını oluşturmaktadır. Kesinleşen hükmün, maddi gerçeğe uymadığına ilişkin kanunda belirtilen şartları taşıyan taleplerin değerlendirilmesi ve yapılacak değerlendirme sonucunda şartların oluşması hâlinde kesinleşen hükmün düzeltilmesi gerekmektedir. İşte bu nedenlerle kanun koyucu bu sorunu çözebilmek için yargılamanın yenilenmesi müessesesinin şartlarını ayrıntılı olarak düzenlemek suretiyle ihdas etmiştir. Yargılamanın yenilenmesi ancak kesinleşmiş hükümlerde başvurulacak bir yol olup hukuki niteliği itibarıyla CMK'nın sistematiği, düzenleniş şekli ve düzenlendiği yer dikkate alındığında tereddütsüz olağanüstü bir kanun yoludur. Yargılamanın yenilenmesindeki amaç, kanunda istisnai ve sınırlı olarak sayılan hâllerin gerçekleşmesi durumunda gerçeğin araştırılması, böylece toplum ve sanığın menfaatinin korunması olduğundan, kesin hükme yönelik olarak ileri sürülen ve gerekli şartları taşımayan her türlü yenilenme talebinin dikkate alınması da söz konusu olmayacaktır. Bu açıklamalar ışığında yargılamanın yenilenmesini; kanunda sınırlı şekilde sayılan yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin en az birisine dayalı olarak kesinleşmiş bir hükümde adli hata bulunduğu iddiasıyla kural olarak hükmü veren mahkemeye başvurulmasıyla başlayan, hükmü veren hâkimin katılımı olmaksızın, mahkemece başvurunun şekil ve esas açısından kabulüne karar verilmesi hâlinde devam edilerek hükme konu sanık ve fiil hakkında yeniden kovuşturma yapılmasına imkân sağlayan, olağanüstü bir kanun yolu olarak tanımlamak mümkündür. Yargılamanın yenilenmesi, mutlaka istek üzerine yapılabilecek, davasız yargılama olmaz ilkesinin doğal sonucu olarak mahkemece resen yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilmesi mümkün olmayacaktır. Hükmün infaz edilmiş olması veya hükümlünün ölümü de yargılamanın yenilenmesine engel teşkil etmeyecektir. Yargılamanın yenilenmesi başvurusu kural olarak herhangi bir süre sınırlamasına tâbi tutulmamış olup talep hükmü veren mahkemeye yapılmalıdır. Yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması kesinleşen hükmün infazını kendiliğinden etkilemeyecek, ancak mahkemenin infazın geri bırakılmasına ya da durdurulmasına karar vermesi mümkün olabilecektir. Yargılamanın yenilenebilmesi için hükümde önemli bir adli hatanın yapılmış olması gereklidir. Yargılamanın yenilenmesini gerektiren bu hata, hükümlünün lehine ya da aleyhine olarak yapılmış olabileceğinden hukukumuzda yargılamanın yenilenmesi hem hükümlünün lehine hem de aleyhine olarak başvurulabilecek bir kanun yolu olarak düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulması bakımından yargılamanın yenilenmesi nedenlerinden olan ve CMK'nın 311. maddesinde hüküm altına alınan yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulması hâli üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır. Delil; ceza muhakemesinin konusu olan olayda maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla kullanılan ispat aracı olup ceza muhakemesi hukukunda delil serbestisi ilkesi gereği akılcı ve gerçekçi olmak ve hukuka aykırı bulunmamak şartıyla her beyan, belge veya belirti, delil olarak kabul edilebilecektir. Olay ise, doğrudan doğruya veya dolayısıyla muhakeme hukuku içinde ispat vasıtası olarak kabul edilen, diğer bir anlatımla doğrudan veya dolaylı olarak ispat aracı olarak kullanılabilecek ve yargılama sonucunu etkileyecek olgulardır. Delil ve olayların, yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak kabul edilebilmesi için yeni olması gerekmektedir. Hükmü veren mahkemeye bildirilmemesi sebebiyle, hükümde dikkate alınmamış olan her olay ve delil hükümlü tarafından bilinip bilinmemesi önemli olmaksızın yeni olarak nitelendirilmektedir. Olay ya da delilin yeniliği, olayın kesin hükümden sonra meydana gelmiş olmasıyla değil, kesinleşmiş olan hükmün verilmesi sırasında değerlendirilip değerlendirilmediği ile bağlantılıdır. Kesin hükümden önce meydana gelen ancak mahkemenin bilgisine sunulmayan ya da mahkeme tarafından değerlendirilmeyen deliller ve olaylar da yeni sayılmalıdır. Bu doğrultuda hükmü veren mahkemeye bildirilmediğinden yargılama yapılırken değerlendirilemeyen her türlü olgu ve delil de yeni sayılmaktadır. Daha önceden mahkemeye bildirilen ancak mahkeme tarafından değerlendirilerek inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil ve olgular yeni değildir. Buradaki yenilikten anlaşılması gereken taraf bakımından değil, mahkeme bakımından olay ya da delilin yeni olmasıdır. Mahkemece bilinmeyen, incelenmeyen, yargılama konusu yapılmayan ve bu nedenle değerlendirilmeyen deliller yeni delil veya olay kapsamındadır. Yenilik açısından önemli olan delil vasfına sahip olacak biçimde içerikteki yeniliktir. Bu nedenle hükümlünün bildiği veya bilmesi gereken bir olay veya delil, mahkemece bilinmiyorsa veya öğrenilmekle birlikte değerlendirilmemişse yargılamanın yenilenmesi nedeni olabilecektir. Yeni olay ya da delilin yargılamanın yenilenmesi sebebi olması için aynı zamanda önemli de olması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile yeni deliller ve olaylar ortaya konulduklarında tek başlarına ya da önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirildiğinde sanığın beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmalıdır. Yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule şayan olup olmadığı konusunda şekil şartının yerine getirilmesi yeterli olmayıp ikame olunan olay ve delillerin önceden ileri sürülmeyen ve tamamen yeni nitelik taşıyan yapıda olması ve tek başına veya diğer deliller birlikte incelendiğinde hükümlü lehine değerlendirmeye ve önceki hükmü değiştirmeye mahkemeyi yönlendirecek ciddiyette bulunması gerekmektedir. Bu özelliği taşımayan iddialarla, sırf şekli unsurların yeterliliğinden bahisle yargılamanın yenilenmesinde delil toplamaya ya da bu safha aşılarak duruşmalı incelemeye yönelmek kanun koyucunun amacıyla ve olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesinin yapısıyla uyuşmamaktadır. Diğer bir ifade ile yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilebilmesi için kesin hükümden dönülmesini gerektirecek, duruşma açılmasını haklı ve gerekli kılıcak ciddiyette yeni delil ve olayların ortaya konulması zorunludur. Buna göre, yargılama aşamasında yerel mahkemece temas edilen, bilgi sahibi olunan, incelenen ve hüküm verilirken gözönüne alınan, temyiz aşamasında da Özel Dairece incelenip değerlendirilen bir delile ilişkin olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmak mümkün olmadığı gibi, bu tür nedenlere dayalı olarak yapılan taleplerin de kabul edilmemesi gerekmektedir. Bu nedenle, gerek ilk derece yargılamasında gerekse temyiz aşamasında ileri sürülen, yargılama makamlarının bilgi sahibi olduğu, suçun sübutu ve nitelendirmesi bakımından göz önüne alınan, bu şekilde aşamalarda değerlendirilen olay ve delillere dayalı olarak yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması durumunda, CMK'nın 318. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca mahkemece yargılanmanın yenilenmesi talebinin kabule değer olmadığına karar verilmesi gerekmektedir. Nitekim CGK'nın 05.06.1995 tarihli ve 164-190 sayılı kararında; "Yargılanmanın yenilenmesi bakımından yeni delil ve vakıanın varlığından bahsedebilmek için delil ve olayın daha önce mahkemeye sunulmamış, mahkemenin bilgisi dışında kalmış, yalnız başına veya diğer delillerle birlikte sonuca etkili olması gerekmektedir. Bu nitelikleri taşımayan delil veya olaylara 'yeni delil ve olay' niteliği yüklenemez.", 15.10.1990 tarihli ve 214-236 sayılı kararında; "Yargı kararının verildiği tarihte, mahkemece bilinmeyen ve mahkûmiyet hükmü kurulurken değerlendirme dışı tutulan yeni delil veya yeni olay diye tanımlanabilecek yeni bir durum ortaya çıkmadığından, önceki hükmün tasdikine ilişkin yerel mahkeme kararı ile bu hükmü onayan Özel Daire kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.", 01.10.1990 tarihli ve 190-212 sayılı kararında; "Yerel mahkeme yargılamanın yenilenmesi davası sırasında, sanığın ileri sürdüğü hususlarda gösterdiği tanıkları dinlemiş, bu tanıkların tümü de sanığın ileri sürdüğü hususları doğrular nitelikte anlatımda bulunmuşlardır. O halde sanığın dilekçesinde ileri sürdüğü hususların doğruluğu kanıtlandığına göre, bu hususların yargılamanın yenilenmesi davasına konu, yargı kararının verildiği tarihte, yargılama heyetinin bilmediği delil veya olay diye tanımlayabileceğimiz yeni delil veya yeni olay olup olmadığına bakılmalı, bu soruya bulunacak cevap olumlu olduğu takdirde, hükümlünün beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren yasa hükmünün uygulanmasını gerektirip gerektirmediğini saptamak gerekecektir.", 27.05.1985 tarihli ve 72-306 sayılı kararında ise; "Öğreti ve uygulamada kabul olunduğu üzere 'yeni vakıa ve delil', evvelce yargıya sunulmamış olan onun bilgisi dışında kalmış olan delildir." sonucuna ulaşılmıştır. Öğretide de; "Yeni vakıa, yahut yeni delil mahkemece bilinmeyen yani mahkemenin hüküm verdiği esnada vakıf olmadığı vakıa yahut delil demektir. Yenilik, vakıa veya delilin vukuu zamanına, yani kronolojik bir esasa göre değil, mahkemece bilinmiş olup olmadığına göre tâyin edilir." (Baha Kantar, Ceza Muhakemeleri Usulü Üçüncü Kitap Kanun Yolları, Ankara, 1953, s. 411), "Muhakemenin yenilenmesi için sebep olarak gösterilen vakıa veya delillerin 'yeni' olması şarttır. Hükümlünün bildiği veya bilmesi lâzım geldiği bir vakıa veya delil, mahkemece malûm değil ise, yenilenme sebebi olabilir." (Faruk Erem, Muhakemenin Yenilenmesi Hakkında Genel Bilgiler, AÜHFD, S. 1-4, C.19, Ankara, 1962, s. 25), "Muhakemenin iadesi sebebi olabilmesi için dermeyan edilen vakıaların veya delillerin yeni olması gerekir. Yeni demek, hüküm tesis olunduğu zaman mahkemece bilinmeyen ve failin kusurluluğunu tesbitte tesir icra edebilen ve ilk hüküm tesisinde hiç nazara alınmamış bulunan hususlardır. Bir vakıa veya delil hüküm tesisi zamanında fail tarafından bilinse, fakat mahkemeye ikâme edilmemiş olsa ve bu sebeple de hükümde değerlendirilmemiş veya hükme tesir etmemiş olsa, bu iadei muhakeme sebebi olabilecektir; zira, bahis konusu olan yenilik fail bakımından değil mahkeme bakımından aranmalıdır." (Ayhan Önder, Ceza Muhakemesi Usulü Hukukunda Yeni Vakalar ve Yeni Deliller Sebebiyle Muhakemenin İadesi, İÜHFM, C. 31, No: 1-4, İstanbul 1966, s. 63), "Hükmü veren mahkemede bildirilmemiş veya bildirilememiş ve bu sebeple hükümde nazara alınmamış olan her türlü vakıa ve deliller, mahkûm tarafından bilinip bilinmemelerinin bir ehemmiyeti olmaksızın yeni sayılırlar. Yani yenilik taraf bakımından değil, mahkeme bakımındandır. Delil ve vakıaların evvelki duruşmada dermeyan edilmemiş ve neticede mahkemenin malûmatı dışında kalmış olmaları yeni kabul edilmeleri için yeterlidir. Evvelki duruşmada dermeyan edilmiş fakat mahkemece inandırıcı görülmeyerek nazara alınmamış delil ve vakıalar 'yeni' sayılmazlar." (Eralp Özgen, Ceza Muhakemesinin Yenilenmesi, Ankara, 1968, s. 95), "Yargılaşan kararın verildiği tarihte hakimin bilmediği delil veya olay diye tarif edebileceğimiz yeni delil veya olayın yenileme sebebi olabilmesi için yalnız başına veya eskilerle birlikte nazara alındığında hükümlünün beraatini veya daha hafif bir cezayı havi kanun hükmünün, yani sonuç cezanın tayininde kullanılması takdire bırakılmayıp, kanun gereği olan normların uygulanması ile mahkum olmasını gerektirecek nitelikte olması gerekir." (Nurullah Kunter-Feridun Yenisey-Ayşe Nuhoğlu, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi, 18. Bası, İstanbul, 2010, s. 1493), "Şüphesiz muhakemenin iadesi için ileri sürülen delil veya vakıanın yeni olması gerekir. Buradaki 'yenilik'ten kasıt, daha önce bilinmeyen, bildirilmemiş veya sonradan ortaya çıkan delil veya olay olabileceği gibi, bir tarafça bilinmekle birlikte mahkemece bilinmeyen veya mahkemeye ismen bildirilmekle birlikte incelenmemiş, üzerinde delil veya olay muhakemesi yapılmamış, kısaca hiç dikkate alınıp değerlendirilmemiş hususlar da olabilir. Çünkü buradaki 'yenilik', taraf bakımından değil, mahkeme bakımındandır. Dermeyan edilmeyip, sadece kendisinden bahsedilerek hiçbir şekilde dikkate alınmayan ve inceleme dışı tutulan delil ve olay arasında fark bulunmamaktadır. Bunlar da kendileri dikkate alınmadan yapılan yargılama açısından 'yenilik' vasıflarını yitirmeyip sürdürürler." (Yener Ünver-Hakan Hakeri, Ceza Muhakemesi Hukuku, C. 2, 8. Baskı, Ankara, 2013, s. 494), "Yeni delil, mahkemeye sunulmamış, sunulsa bile mahkemece irdelenmemiş, dikkate alınmamış delildir. Bununla birlikte delil irdelenmiş ancak hükme esas alınmamış ise yeni değildir. Yeni delil aslında önceki hükmün yanlış olduğunu gösteren delildir. Buna göre fiil hakkında mahkemenin verdiği karar hukuksal dayanağını kaybediyor veya eski ispat olgusunda şüphe doğuruyorsa, bunu ortaya koyan vakıa ve/veya delil, yeni vakıa ve delildir." (Veli Özer Özbek-... Nihat Kanbur-Koray Doğan-Pınar Bacaksız-İlker Tepe, Ceza Muhakemesi Hukuku, 4. Baskı, Ankara, 2012, s. 806), "Hükmü veren mahkemeye bildirilmediği için hüküm kurulurken dikkate alınmamış her türlü olgu ve deliller yeni sayılır. Daha önceden mahkemeye bildirilen, ancak mahkemece inandırıcı bulunmadığı için dikkate alınmayan delil veya olgular yeni sayılmaz." (Nur Centel-Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, 10. Bası, İstanbul, 2013, s. 793), "Muhakemenin yenilenmesi nedeninin oluşması için olay ve delilin yeni olması gerekmektedir. Kanun koyucu burada yeni kelimesini, oluş tarihinden itibaren çok zaman geçmemiş anlamında değil, daha önce söylenmemiş, görülmemiş, gösterilmemiş, düşünülmemiş anlamında kullanmıştır. Bu nedenle delilin yeni sayılması için ceza muhakemesi sırasında mahkemece varlığının bilinmemesi veya bilindiği halde olay yada delile ulaşılmaması gerekir." (Ahu Karakurt, Ceza Muhakemesi Hukukunda Muhakemenin Yenilenmesi, Ankara, 2009, s. 111), "Mahkemece yargılama sırasında bilinmeyen, bilindiği halde ulaşılamayan ve bu nedenle de kısmen veya tamamen hükmün kurulmasında dikkate alınmamış olan delil yeni delildir." (İlhan Akbulut, Ceza Muhakemesi Usulü Hukukunda Muhakemenin İadesi, İstanbul Barosu Dergisi, Cilt 78, 2004/4, s. 1559), "Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunların yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkum edilmesini gerektirecek nitelikte olması yargılamanın lehe yenilenme nedenidir." (Sevi Bakım, Ceza Muhakemesi Hukukunda Yargılamanın Yenilenmesi, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, Özel Sayı, Prof. Dr. Nur Centel'e Armağan, İstanbul, 2013, s. 933) şeklinde görüşlere yer verilmiştir. Diğer taraftan yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulması üzerine uygulanacak usul işlemleri diğer olağanüstü kanun yollarına göre daha ayrıntılı bir şekilde CMK'nın 318-323. maddelerinde düzenlenmiştir. Yargılamanın yenilenmesi istemi hükmü veren mahkemeye yapılır. Bu mahkeme istemin kabule değer olup olmadığına duruşma yapmaksızın karar verir. Kanun'da belirlenen şekilde yapılmadığının veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek yasal hiçbir neden gösterilmediğinin veya bunu doğrulayacak delillerin açıklanmadığının tespiti hâlinde bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilecek, aksi hâlde istemin kabule değer olduğuna karar verilip yargılamanın yenilenmesi istemi, bir diyecekleri varsa yedi gün içinde bildirmeleri için Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ edilecektir. Tebliğ aşamasından sonra soruşturmaya ilişkin hükümler çerçevesinde delillerin toplanması ve bunların esassız olup olmadıklarının değerlendirilmesi yani bu kanun yolunun ikinci aşamasına geçilecektir. Bu aşamada tanık, bilirkişi dinlenebilir, arama ve elkoyma işlemi, keşif yapılabilir. Sunulan delillerin inandırıcılığını değerlendirmek için mahkeme kendiliğinden uygun gördüğü her türlü delili toplamaya yetkilidir ve bu hususta da soruşturmaya ilişkin hükümler uygulanacaktır. Delillerin toplanması bittikten sonra Cumhuriyet savcısı ve hakkında hüküm kurulmuş olan kişiden yedi günlük süre içinde görüş ve düşüncelerini bildirmeleri istenir. Delil toplama işlemi tamamlanıp ilgililere diyecekleri sorulduktan sonra mahkeme bu delilleri dosya kapsamındaki diğer delillerle değerlendirip esas ilişkin bir karar verecektir. Yargılamanın yenilenmesi isteminde ileri sürülen iddialar, yeterli derecede doğrulanmaz veya 311. maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 314. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı hâllerde işin durumuna göre bunların önce verilmiş olan hükme hiçbir etkisi olmadığı anlaşılırsa, yargılamanın yenilenmesi istemi esassız olması nedeniyle duruşma yapılmaksızın reddedilecek aksi hâlde mahkeme, yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verilecektir. İstisnai hâllerde ise inceleme duruşmasız olarak yapılacaktır (CMK m. 322/1-2). Öte yandan, yargılamanın yenilenmesi kararı bir hüküm değildir. Yargılamanın yenilenmesi kararına rağmen hatalı olduğu iddia edilen ilk hüküm hukuki varlığını devam ettirmektedir. Kaldı ki CMK'nın; "Yeniden yapılacak duruşma sonucunda mahkeme, önceki hükmü onaylar veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verir." şeklinde düzenlenen 323/1. maddesinden de bu durum açıkça anlaşılmaktadır. CMK'da yargılamanın yenilenmesi durumunda yapılacak duruşmanın usulüne ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak bu duruşma önceki duruşmanın devamı niteliğinde değildir. Bu nedenle de duruşmaya ilişkin kanun hükümlerinin tümünün uygulanması gerekmektedir. Bu durum CMK'nın 323. maddesine ilişkin gerekçesinde; "...Yeni duruşma ilkinden ayrı ve bağımsızdır. Mahkeme, gerek eski delillerin takdirinde gerek yeniden delil toplamada ve bunları birlikte değerlendirmede önceki hükümle bağlı değildir. Bu aşamada duruşmaya ilişkin tüm hükümler uygulanmak suretiyle gerçekleştirilir." şeklinde açıklanmıştır. Öte yandan yargılamanın yenilenmesi de olağanüstü bir kanun yolu olduğundan kesin hüküm otoritesinin korunması açısından iade sebebi olarak ileri sürülen hususla bağlı olarak yeniden duruşma yapılması (Nur Centel-Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, 15. Baskı, İstanbul, 2018, s. 913), diğer bir ifade ile yenileme yargılamasının önceki karardaki hukuka aykırılığın ortadan kaldırılması amacıyla sınırlı olması (Erdener Yurtcan, Ceza Yargılaması Hukuku, 12. Baskı, Beta, İstanbul, 2007, s. 577) gerekmektedir. B. Ön Soruna İlişkin Hukuki Nitelendirme Sanığın, 6136 sayılı Kanun'a aykırılık ve mağdur ... ile inceleme dışı mağdur ...'a yönelik kasten yaralama suçlarından mahkûmiyetine ilişkin Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 31.03.2011 tarihli ve 78-68 sayılı hükümlerin, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 29.11.2012 tarih ve 14052-36569 sayı ile; 6136 sayılı Kanun'a aykırılık ve mağdur ...'ya yönelik kasten yaralama suçları bakımından onanmasına, inceleme dışı mağdur ...'a yönelik kasten yaralama suçu bakımından ise hesap hatası nedeniyle düzeltilerek onanmasına karar verildiği, hükümlerin bu şekilde kesinleşmesinden sonra, sanık müdafiinin yargılamanın yenilenmesine ilişkin 27.02.2013 tarihli talebinin Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesince 26.03.2013 tarih ve 78-68 sayı ile reddedilmesi üzerine bu ek karara hükümlü müdafii tarafından yapılan itirazı inceleyen Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesince 02.04.2013 tarih ve 375 değişik iş sayı ile itirazın reddine karar verildiği, bu karara yönelik olarak Adalet Bakanlığınca 20.06.2013 tarih ve 39880 sayı ile kanun yararına bozma isteminde bulunulması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 03.07.2013 tarih ve 232586 sayı ile anılan kararın mağdur ... ile inceleme dışı mağdur ...'a yönelik kasten yaralama suçları bakımından kanun yararına bozulmasının istenmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 26.12.2013 tarih ve 17835-30100 sayı ile; "21.01.2013 tarihli fizik inceleme ve kriminalistik bilim uzmanı raporu ile dosyadaki bilgi ve belgelere göre, yargılamanın yenilenmesi talebi ile sunulan delillerin dosyada mevcut delillerle karşılaştırılarak CD'ler arasında atış anına ilişkin saniye veya salise farkı bulunup bulunmadığı, kullanılan tabancaların marka ve özellikleri ile ateş edenler kesin olarak belirlenerek, tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde red kararı verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına ve müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine karar verildiği, sanık müdafiinin 24.03.2014 tarihli yargılamanın yenilenmesi ve infazın durdurulması talebi üzerine Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesince 07.04.2014 tarih ve 78-68 sayı ile talebin kabulü ile mağdur ... ile inceleme dışı mağdur ...'a yönelik kasten yaralama suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin infazlarının durdurulmasına, evrakın yeni bir esasa kaydına karar verildiği, bu karar doğrultusunda dosyanın anılan Mahkemenin 2014/150 esasına kaydedildiği, sanık müdafiinin 18.09.2015 tarihli dilekçesi ile 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçuna ilişkin yargılamanın yenilenmesi ile infazının durdurulması talebinin Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesince 01.10.2015 tarih ve 78-68 sayı ile kabulüne evrakın yeni bir esasa kaydına karar verilmesi üzerine bu karar doğrultusunda 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçu bakımından dosyanın 2015/343 esas sırasına kaydedildiği, ardından anılan Mahkemenin 23.10.2015 tarihli ve 343-232 sayılı kararı ile de bu davanın, aralarında hukuki ve fiili bağlantı olduğu gerekçesi ile aynı Mahkemenin 2014/150 esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verildiği, Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonucunda 08.11.2016 tarih ve 150-447 sayı ile; sanık hakkında, inceleme dışı mağdur ...'a yönelik kasten yaralama suçundan kurulup Özel Dairece düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleşen Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2011 tarihli ve 78-68 sayılı mahkûmiyet hükmünün CMK'nın 323. maddesinin birinci fıkrası uyarınca iptali ile hükümlünün bu suçtan aynı Kanun'un 223/2-b maddesi uyarınca beraatine; 6136 sayılı Kanun'a aykırılık ve mağdur ...'ya yönelik kasten yaralama suçlarından kurulup Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşen Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2011 tarihli ve 78-68 sayılı mahkûmiyet hükümlerinin ise iptalini gerektirecek bir neden bulunmadığından CMK'nın 323. maddesinin birinci fıkrası uyarınca onaylanmalarına karar verildiği, onaylama kararlarının sanık müdafii tarafından temyiz edilmeleri üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesince 15.01.2019 tarih ve 10620-563 sayı ile onanmalarına karar verildiği anlaşılan dosyada; Kamu düzeninin sağlanması ve bu bağlamda kesin hüküm otoritesinin korunması amacıyla hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenlerinin CMK'nın 311. maddesinde sınırlı biçimde sayıldığı, bunların dışındaki nedenlerle hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulmasının mümkün olmadığı cihetle; 21.01.2013 tarihli bilirkişi raporunda Mahkemenin 31.03.2011 tarihli kararında yer alan kabulden farklı olarak sadece inceleme dışı mağdur ...'un olay sırasında sanık ... tarafından ateşli silahla yaralanmadığının tespit edildiği, bu anlamda yeni delil niteliğinde olan bu rapora istinaden sanığın sadece inceleme dışı mağdur ...'a yönelik eylemi bakımından yargılamanın yenilenmesi talebinin kabul edilmesi ve yeniden yapılacak duruşmanın yenileme sebebi olarak gösterilen hususla bağlı ve önceki karardaki hukuka aykırılığın ortadan kaldırılması amacıyla sınırlı olarak yapılması gerektiği gözetilmeden, geçerli bir yargılamanın yenilenmesi sebebi ileri sürülmeyen, 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçu bakımından Yerel Mahkemece 01.10.2015 tarih ve 78-68 sayı ile; sanığın mağdur ...'ya yönelik kasten yaralama suçu bakımından ise Özel Dairenin 26.12.2013 tarihli ve 17835-30100 sayılı kanun yararına bozma kararı sonrasında Yerel Mahkemece 07.04.2014 tarih ve 78-68 sayı ile yargılamanın yenilenmesine karar verilmiş ise de; yeniden yapılan yargılama sonucunda bu suçlara ilişkin kurulan ilk mahkûmiyet hükümlerinde bir hukuka aykırılık bulunmadığını değerlendiren Yerel Mahkemece verilen onaylama kararlarının sonuç itibarıyla isabetli olduğu değerlendirilmekle, yargılamanın yenilenmesi nedeni dışında kalan ve ilk yargılama sırasında tartışılıp karara bağlanan hususlara yönelik itirazın bu aşamada Ceza Genel Kurulunca incelenmesinin mümkün olmadığı, kaldı ki hukuka aykırı olduğu düşünülüyor ise Özel Dairece verilen 29.11.2012 tarihli karara karşı sanık lehine her zaman olağanüstü itiraz yoluna başvurulabileceği kabulü edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. Ulaşılan sonuç karşısında asıl uyuşmazlık konuları değerlendirilmemiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.11.2023 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

8. Ceza Dairesi, 2023/307 E., 2023/2469 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
kararın 4 üncü paragrafında hak yoksunluğu hükümleri uygulanmasına karar verilirken, 9 uncu paragrafında hak yoksunluğu hükümlerinin uygulanmamasına karar verilerek uygulamada çelişkiye neden olunması isabetli bulunmamış ise de bu hususun 5271 sayılı Kanun'un 322 nci maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
8. Ceza Dairesi         2023/307 E.  ,  2023/2469 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Mahkûmiyet Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 02.08.2013 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 35 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs suçundan dava açılmıştır. 2. Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.03.2014 tarihli ve 2013/920 Esas, 2014/188 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 35 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi, 51 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve erteleme hükümleri uygulanmasına karar verilmiştir. 3. Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.03.2014 tarihli ve 2013/920 Esas, 2014/188 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 14.10.2021 tarihli kararı ile sair temyiz itirazların reddi ile erteleme hükümlerinin uygulanmasından önce lehe olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilip verilmeyeceğinin tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 4. Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.02.2022 tarihli ve 2021/1354 Esas, 2022/95 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 109 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 35 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları, 51 inci maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası uyarınca 6 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve erteleme hükümleri uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği; somut olayın oluşuna, dosya kapsamına, usule, yasaya ve hukuka aykırı karar verildiği ve benzerine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Dava konusu olay, olay günü saat 22.00 sıralarında yolda yürüyen katılan yanına yanaşan araçtan inen sanığın araca binmesini işaret ettiği, geri adım atması üzerine kolundan tutarak araca bindirmeye çalıştığı, alkolün etkisiyle başarılı olamadığı olayda, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. 2. 25.03.2013 tarihli olay yeri kamerası CD inceleme tutanağında, olay günü 22.21 sıralarında petrol ofisi önünde bir aracın yol kenarında farları açık durduğu, aracın arkasında bir şahsın beklediği, ters istikamete doğru gitmeye çalıştığı, aracın olay yerinden ayrıldığı, hava karanlık olması nedeniyle olayın oluş şekli, şahısların eşgali ve araç plakası anlaşılmadığı belirtilmiştir. 3. 20.03.2013 tarihli teşhis tutanağı ile katılanın sanığı emniyette teşhis ettiği anlaşılmıştır. 4. Sanık için saat 23.42 de alınan adli muayene raporunda, 2.28 promil alkollü olduğu, katılan için alınan raporda ise darp izi olmadığı tespit edilmiştir. 5. Tanık M.C., olay günü birlikte alkol aldıktan sonra sanığın kullandığı araçla yol alırken sanığın aracı sağa çekip araçtan inerek ... doğru gittiğini, 7-8 saniye sonra ise tekrar araca bindiğini beyan etmiştir. 6. Sanık, olay günü alkollü olduğunu, hatırlamadığını beyan etmiştir. IV. GEREKÇE 1. Olay ve olgularda belirtilen hususlar ile olay günü yüksek miktarda alkollü olan sanığın katılanın yanına yaklaşarak araca binmesini istediği, katılanın kolundan tutmaya çalıştığı, ancak alkol etkisiyle başarılı olamadığı olayda, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. 2. Ankara 19.Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.02.2022 tarihli ve 2021/1354 Esas, 2022/95 Karar sayılı kararında, erteleme hükümleri uygulanmasına karar verilmesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinde düzenlenen hak yoksunluğu hükümleri uygulanmasına karar verilemeyeceği gözetilmeksizin kısa kararın 4 üncü paragrafında hak yoksunluğu hükümleri uygulanmasına karar verilirken, 9 uncu paragrafında hak yoksunluğu hükümlerinin uygulanmamasına karar verilerek uygulamada çelişkiye neden olunması isabetli bulunmamış ise de bu hususun 5271 sayılı Kanun'un 322 nci maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenle Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.02.2022 tarihli ve 2021/1354 Esas, 2022/95 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiin temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükmün 4 üncü paragrafında bulunan ''Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarih ve 2015/85 Karar sayılı kararıyla iptal edilen hususlar gözetilerek TCK’nın 53'üncü maddesinin 1'inci, 2'nci ve 3'üncü fıkralarının sanık hakkında uygulanmasına,'' ibaresinin çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.04.2023 tarihinde karar verildi.
8. Ceza Dairesi, 2023/2874 E., 2023/9747 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
a kazanılmış hak nedeniyle cezanın 18 gün hapis cezası üzerinden infaz olunacağının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken, sonuç ceza olarak 18 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi isabetli bulunmamış ise de bu hususun 5271 sayılı Kanun'un 322 nci maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
8. Ceza Dairesi         2023/2874 E.  ,  2023/9747 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/262 E., 2023/520 K. SUÇ : İftira HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla uygulanan usul hükümleri gereği temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 01.06.2016 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında suç uydurma suçundan dava açılmıştır. 2. Alaşehir 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında suç uydurma suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir. 3. Alaşehir 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.06.2016 tarihli kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 18.01.2023 tarihli kararı ile eylemin iftira suçunu oluşturması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 4. Alaşehir 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.05.2023 tarihli ve 2023/262 Esas, 2023/520 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında iftira suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz istemi, somut olayda haksız tahrik şartları oluştuğu halde indirim hükümleri uygulanmadığı, fazla ceza verildiği, suç işleme kastı olmadığı, haksız tahrik altında atılı suçu işlediği, usul ve yasaya aykırı olarak lehe hükümlerin uygulanmadığı ve benzeri nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Dava konusu olay, sanığın 20.04.2016 günü tanık M.U.'ya sattığı motorsikletinin, gerçeğe aykırı bir şekilde ikametinin önünden çalındığı yönünde, işlenmediğini bildiği bir suçu, kolluk kuvvetlerine ihbar ederek suç uydurma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. 2. 02.05.2016 tarihli araştırma tutanağı ile kolluk ekipleri tarafından sanığın ikamet çevresinde yapılan araştırmada motorsikleti tanık M.U.'ya sattığı bilgisi üzerine dinlenen tanık M.U. kolluk beyanı ile motorsikleti sattığını ifade ettiği diğer tanık A.K.'nın beyanı ile sanığın asılsız şikayette bulunduğu tespit edilmiştir. 3. Sanık satış bedelini alamadığı motorsikletini bağlatmak için çalındığı yönünde şikayetçi olduğunu kollukta ve mahkemede alınan ifadelerinde ikrar etmiştir. 4. Sanık adına düzenlenen 20.04.2016 tarihli motorsiklet satış faturasının kopyası dosyada mevcuttur. IV. GEREKÇE Olay ve olgularda belirtilen hususlar dikkate alındığında sanık ...'in, daha önce tanık M.U.'ya satmış olduğu ancak bedelini kısmen alamadığı için marka, model ve rengini belirttiği motorsikletinin çalındığını beyan ederek şikayetçi olduğu ve hakkında soruşturma açılmasına neden olduğu sanığın böylece iftira suçunu işlediği anlaşılmakla yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Ancak sanık hakkında kurulan hükümde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kazanılmış hak nedeniyle cezanın 18 gün hapis cezası üzerinden infaz olunacağının belirtilmesi ile yetinilmesi gerekirken, sonuç ceza olarak 18 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi isabetli bulunmamış ise de bu hususun 5271 sayılı Kanun'un 322 nci maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Alaşehir 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.05.2023 tarihli ve 2023/262 Esas, 2023/520 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hükümden kazanılmış hak uygulamasının yapıldığı bölüm çıkarılarak yerine "5271 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesi uyarınca kazanılmış hak nedeniyle sanık hakkında, cezanın 18 gün hapis cezası üzerinden infaz edilmesine" ibarelerinin ilavesi suretiyle hükmün, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.12.2023 tarihinde karar verildi.
11. Ceza Dairesi, 2018/6947 E., 2019/706 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ceza Mahkemesi
tam metni aç
Olağanüstü kanun yolları arasında sayılan “yargılamanın yenilenmesi” CMK'nın 311 ilâ 323. maddelerinde düzenlenmiştir.
11. Ceza Dairesi         2018/6947 E.  ,  2019/706 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : Vergi Usul Kanununa muhalefet HÜKÜM : Asıl karar; mahkumiyet Ek karar; temyiz talebinin reddi Hükümlü müdafinin 01.12.2016 tarihli dilekçe ile.... . Asliye Ceza Mahkemesine müracaat ederek dosyanın yeniden ele alınarak yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunduğu, yargılamanın yenilenmesi talebi CMK’nin 318. maddesi gereğince kabule değer bulunarak, Mahkemenin 19.12.2016 tarihli kararı ile infazın durdurulmasına ve duruşma açılmasına karar verildiği, bu kapsamda hükümlünün yeniden dinlenildiği, hükümlünün hangi tarihler arasında şirket müdürü sıfatıyla sorumlu olduğunun tespiti ve suça konu faturalar üzerindeki imzaların aidiyeti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılıp, Mahkemenin 25.09.2018 tarihli ek kararı ile hükümlü hakkında durdurulan infazın kaldığı yerden devamına,.... Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde itiraz yolu açık olmak üzere karar verildiği, hükümlü müdafinin 28.09.2018 tarihli dilekçeler ile söz konusu ek karara karşı itiraz ve temyiz isteminde bulunduğu, itiraz dilekçesinin,.... Ağır Ceza Mahkemesince değerlendirilip, 20.10.2018 tarih, 2018/1923 D. iş sayılı karar ile itirazın reddine karar verildiği,.... Asliye Ceza Mahkemesinin 04.10.2018 tarihli ek kararı ile 25.09.2018 tarihli ek karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verildiği, hükümlü müdafinin 24.10.2018 tarihli dilekçe ile temyiz isteminin reddine dair ek karara karşı temyiz isteminde bulunduğu anlaşılmakla yapılan incelemede; Olağanüstü kanun yolları arasında sayılan “yargılamanın yenilenmesi” CMK'nın 311 ilâ 323. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; kesinleşmiş bir hükümle ilgili olarak yargılamanın yenilenmesi talebinin hükmü veren mahkemeye verilmesi üzerine; Yapılması gereken ilk inceleme (birinci aşama), talebin 318. maddede gösterilen usule uygun yapılıp yapılmadığına, 311. ve 314. maddeler uyarınca yargılamanın yenilenmesini gerektirecek kanuni bir neden gösterilip gösterilmediğine ve gösterilen nedeni doğrulayacak delillerin açıklanıp açıklanmadığına ilişkin olmalıdır. Bu inceleme sonunda, talebin usule uygun olmadığı, kanuni bir neden gösterilmediği veya bunu doğrulayacak delillerin açıklanmadığı görülürse, yargılamanın yenilenmesi istemi 319. madde uyarınca kabule değer görülmeyerek reddedilmelidir. Bu karar 319/3. madde uyarınca itiraza tabidir. İkinci aşama; istemin kabule değer görülmeyerek reddedilmediği hallerde, söz konusu olacaktır. Bu aşamada, talebin kabule değer olduğuna karar veren mahkemece, yeniden yargılama isteminin, bir diyeceği varsa yedi gün içinde bildirmesi için Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafa tebliğ olunması gerekir. Yine bu aşamada, 320. madde uyarınca, soruşturmaya ilişkin usuller uygulanmak suretiyle toplanacak deliller, Cumhuriyet savcısı ve ilgili tarafın yedi gün içerisinde görüşünün alınmasından sonra mahkemece değerlendirilip yenileme isteminin esassız olduğunun belirlenmesi durumunda, duruşma yapılmaksızın 321. madde uyarınca, yargılamanın yenilenmesi isteminin esassız olması sebebiyle reddine, aksi halde ise yargılamanın yenilenmesine ve duruşma açılmasına karar verilebilir. Bu aşamada verilen kararlara karşı da 321/3. madde uyarınca itiraz yoluna gidilebilir. Üçüncü aşamaya ancak yargılanmanın yenilenmesine karar verilmesi halinde geçilebilir. Bu durumda kural, duruşma açılarak bir karar verilmesi ise de, 322. maddede sayılan istisnai hallerde duruşma açılmaksızın da karar verilmesi mümkündür. Yeniden yapılacak duruşma sonunda mahkeme, 323. madde uyarınca önceki hükmü ya onaylar veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm verir. Buna göre somut olayda; Mahkemenin yargılamanın yenilenmesi talebini kabule değer görerek duruşma açılmasına karar verdiği, bu kapsamda hükümlünün yeniden dinlenildiği, hükümlünün hangi tarihler arasında şirket müdürü sıfatıyla sorumlu olduğunun tespiti ve suça konu faturalar üzerindeki imzaların aidiyeti yönünden bilirkişi incelemesi yaptırıldığı anlaşıldığından, toplanan delillerin sonucuna göre CMK'nin 323/1. maddesi uyarınca hükmü onaylaması veya hükmün iptali ile dava hakkında yeniden hüküm vermesi gerekirken, yargılamayı sonuçlandıracak nihai nitelikte bir karar vermediği anlaşıldığından, CMK'nin 323/1 maddesi uyarınca mahallinde hüküm kuruması mümkün görülmüştür. Mahkemece verilen 25.09.2018 tarihli infazın kaldığı yerden devamına dair ek kararın itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle Mahkemenin 04.10.2018 tarih, 2014/183 Esas, 2015/282 Karar sayılı, hükümlü müdafinin temyiz talebinin reddine ilişkin ek kararında bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümlü ve müdafiinin bu karara yönelik temyiz itirazlarının reddiyle, 04.10.2018 tarihli ek kararın ONANMASINA, 22.01.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ST .
5. Ceza Dairesi, 2017/6360 E., 2019/12002 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza Mahkemesi
tam metni aç
ükmün, maddi gerçeğe uymadığının anlaşılması halinde düzeltilmesi gerektiği, kesinleşmemiş hükümlerde bu yola başvurulmasının olanaksız olduğu, yargılamanın yenilenmesi davasının Kanunda herhangi bir süreyle sınırlandırılmadığı, bu kurumun 5271 sayılı CMK'nın 311 ilâ 323. maddelerde düzenlendiği, yerel mahkeme aşaması biten bir davaya ilişkin kararın kesinleşmesi sonrasında yargılamanın yenilenmes
5. Ceza Dairesi         2017/6360 E.  ,  2019/12002 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma ve yardım etme, iş yeri dokunulmazlığının ihlali, tehdit, rüşvet verme ve alma, şike, teşvik primi, 6136 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜM : CMK'nın 323/1 maddesi gereğince mahkumiyet hükmünün iptali ile beraat, mahkumiyet, beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadere Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; Mağdur kavramı gibi Yasada açıkça tanımlanmamış olan "suçtan zarar görme" kavramının gerek Ceza Genel Kurulu gerekse Özel Dairelerin uygulamada yerleşmiş kararlarında "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun Ceza Genel Kurulunun 11/04/2000 tarihli ve 65–69 E.K., 22/10/2002 tarihli ve 234–366 E.K., 04/07/2006 tarihli ve 127–180 E.K., 03/05/2011 tarihli ve 155–80 E.K., 21/02/2012 tarihli ve 279–55 E.K. ile 15/04/2014 tarihli ve 599-190 E.K. sayılı Kararlarında “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Ceza Genel Kurulunun 25/03/2003 tarihli ve 41–54 E.K. sayılı Kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının kabul edilmesi karşısında; Sanıklara atılı suçlardan doğrudan zarar görmeyen şikayetçi ...'ın, Sanıklardan; ..., ... ve ... haklarında ... FM adlı iş yeri sahibi ...'ye yönelik iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve tehdit, ... ve ... haklarında ... FM adlı iş yeri sahibi ...'ye yönelik tehdit, ... hakkında ... FM adlı iş yeri sahibi ...'ye yönelik iş yeri dokunulmazlığının ihlali, ... hakkında 12/05/2011 günü ... ilinde ...isimli iş yerine yönelik olarak iş yeri dokunulmazlığının ihlali, ... hakkında rüşvet alma, ... hakkında rüşvet verme, ... (hükümlü), ... (hükümlü), ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... (hükümlü) haklarında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma ve yardım etme, ..., ..., ..., ... ve ... haklarında 11/05/2011 günü oynanan Beşiktaş-İBB Spor kupa finali müsabakasının sonucunu etkilemek amacıyla şike, ... hakkında 18/04/2011 günü oynanan Karşıyaka-... maçına ilişkin olarak şike, ... hakkında 18/04/2011 günü oynanan Karşıyaka-... ve 24/04/2011 günü oynanan ...-Mersin İdman Yurdu maçlarına ilişkin olarak şike, Suçlarından doğrudan zarar görmeyen katılan ..., ...Sportif Yatırım ve Futbol İşletmeciliği Ticaret A.Ş., ...Ticari Ürünler ve Turizm İşletmeciliği Ticaret A.Ş., ...Futbol İşletmeciliği Ticaret A.Ş.'nin verilen beraat ve/veya mahkumiyet hükümleri yönünden temyiz istemlerinin,Keza, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 12/02/2008 tarihli ve 2007/9-230 Esas, 2008/23 sayılı Kararı, temyiz istemlerine konu kararların mahiyeti ve talepte bulunanların sıfatları gereğince katılma isteminin reddine karar verilen ... ile katılan ..., ...Sportif Yatırımlar ve Futbol İşl. Tic. A.Ş., ...Ticari Ürün. ve Tur. İşl. Tic. A.Ş. ve ...Futbol İşl. Tic. A.Ş. vekillerinin vaki duruşmalı inceleme istemlerinin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de nazara alınarak CMUK'nın 317 ve 318. maddeleri uyarınca ayrı ayrı REDDİYLE, Sanıklardan ..., ..., ... haklarında ... FM adlı iş yeri sahibi ...'ye yönelik iş yeri dokunulmazlığının ihlali ile ... ve ... haklarında ise 6136 sayılı Kanuna aykırılık suçlarından verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı, 5560 sayılı Yasa ile değişik CMK'nın 231/12. madde ve fıkrası uyarınca sadece itiraz yasa yolu mümkün olup temyiz olanağı bulunmadığından, 5271 sayılı CMK'nın 264. maddesi uyarınca katılan ..., ...Sportif Yatırım ve Futbol İşletmeciliği Ticaret A.Ş., ...Ticari Ürünler ve Turizm İşletmeciliği Ticaret A.Ş., ...Futbol İşletmeciliği Ticaret A.Ş. vekillerinin bu husustaki temyiz dilekçesi itiraz niteliğinde kabul edilerek mahallinde işlem yapılması mümkün görüldüğünden, bu kararların inceleme dışı bırakılmasına ve incelemenin; katılan ..., ...Sportif Yatırım ve Futbol İşletmeciliği Ticaret A.Ş., ...Ticari Ürünler ve Turizm İşletmeciliği Ticaret A.Ş., ...Futbol İşletmeciliği Ticaret A.Ş. vekillerinin, hükümlüler ..., ... ve ..., sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarında şike ve/veya teşvik primi suçlarından verilen ve temyiz isteminin reddi kapsamı dışında kalan beraat, hükümlü ... müdafin şike suçundan beraat kararı verilmemesine ve müsadere, sanık ... müdafilerin 25/06/2009 günü ... FM adlı iş yerine yönelik iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçundan verilen mahkumiyet, sanık ... müdafin 22/05/2011 günü oynanan Sivasspor - ... A.Ş. futbol müsabakasında şike suçundan verilen beraat hükmünün gerekçesine, sanık ... müdafin müsadere, katılan...Spor Kulübü Derneği vekilinin sanıklardan ... hakkında şike suçlarından verilen beraat, hükümlü ... müdafin 25/06/2009 günü ... FM adlı iş yerine yönelik iş yeri dokunulmazlığının ihlali ile mağdur ...'ye yönelik tehdit suçlarından verilen mahkumiyet, sanık ... müdafin ise müsadere hükümlerine yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı ve duruşmasız olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Gerekçeli kararın katılan...Spor Kulübü Derneği vekili Av. ...'ya 13/11/2015 tarihinde tebliğ edildiği, adı geçen vekilin 26/11/2015 havale günlü dilekçesi ile azilname sonucu vekillik görevlerinin sona erdiğini, tebligatın... Kulübü Derneğine yapılmasını bildirmesi üzerine gerekçeli kararın 09/12/2015 tarihinde... Kulübü Derneğine tebliğ edildiği, ardından Av. ...'ın katılan...Spor Kulübü Derneği vekili olarak hükümleri 16/12/2015 havale tarihli dilekçeyle temyiz ettiği, Dairemizin 13/07/2017 günlü Tevdi Kararı üzerine Av. ...'nın 26/09/2017 havale tarihli dilekçesiyle, ...Spor Kulübü Derneği tarafından vekaletten azledildiğine dair İzmir 25. Noterliğince düzenlenen 20/02/2014 tarihli ve 05982 yevmiye numaralı azilnamenin onaylı bir suretini ve azilnamenin kendisine 28/02/2014 tarihinde tebliğ edildiğine ilişkin dilekçeyi dosyaya ibraz ettiği, bu itibarla katılan...Spor Kulübü Derneği vekili Av. ...'ın 16/12/2015 havale tarihli temyiz dilekçesinin yasal süresinde olduğu anlaşıldığından, tebliğnamedeki aksi yöndeki düşünceye itibar edilmemiş, Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 08/12/2015 tarihli, 2015/1-640 Esas, 2015/496 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; sanığın bir eylemi ile ilgili mahkemesince hüküm kurulmasının unutulduğu durumda bu konuda “mahallinde her ... hüküm verileceğine” ilişkin eleştiri yapılması gerektiğinden ve sanıklardan ... hakkında şike suçundan hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, adı geçen sanık hakkında bahse konu suçtan mahallinde her ... hüküm verilmesi mümkün görülmüştür. Dosyanın incelenmesinde; sanıklar ve hükümlüler hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgütü yönetme, suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma ve yardım etme, iş yeri dokunulmazlığının ihlali, tehdit, rüşvet alma ve rüşvet verme, bu suça aracılık etme, dolandırıcılık, nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs, şike, teşvik primi, 6136 sayılı Kanuna aykırılık, resmi belgede sahtecilik suçuna yardım etme, özel belgede sahtecilik suçlarından... 16. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde 02/07/2012 tarihli, 2011/63 Esas ve 2012/71 sayılı Karar ile sanıklar haklarında mahkumiyet, beraat, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve ayırma kararları verildiği, hükümlerin temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 17/01/2014 tarihli, 2013/16791 Esas ve 2014/516 Karar sayılı ilamı ile onama, düzeltilerek onama, bozma-düşürülme, bozma kararları verildiği, Haklarındaki mahkumiyet hükümleri Dairemizce onanan bir kısım sanıklar hakkındaki ilamların infazı aşamasında müdafilerin mahkemeden infazın durdurulması ile birlikte yargılamanın yenilenmesi istemlerinde bulundukları, Dairemizce haklarındaki hükümlerin bozulmasına karar verilen sanıklar bakımından dosyanın... 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/147 Esas sırasına kaydı yapıldığı, bu dosyanın bozmadan sonraki 13/11/2014 tarihli ilk oturumunda “Yargıtay bozma ilamına uyulmasına” karar verildiği, Yargılamanın yenilenmesi istemleri bakımından ise; sanıklardan ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarındaki dosyanın aynı mahkemenin 2014/226 Esas sırasına, ... hakkındaki dosyanın ise yine aynı mahkemenin 2015/295 Esas sırasına kaydının yapıldığı, 2014/226 Esas sayılı dosyada "6526 sayılı Yasayla CMK'da yapılan değişikliklerin CMK 311/1-e maddesi kapsamında kaldığı değerlendirildiğinden, bu duruma göre hükümlüler; ..., ..., ..., ..., ... ve ... haklarındaki yargılamanın yenilenmesi taleplerinin mahkumiyet kararı verilerek Yargıtay 5. Ceza Dairesince onanarak kesinleşen suçları yönünden CMK 318/1 maddesi gereğince oy birliğiyle kabule değer olduğuna," gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesine karar verildiği, 2015/295 Esas sayılı dosyada ise "İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/147 Esas sayılı dosyasında sanık ... vekillerinin TFF'nin statüsünün belirlenmesi ile ilgili kovuşturmanın genişletilmesi taleplerinin kabulüne karar verilerek, talep doğrultusunda yeniden araştırma, inceleme ve kanıt toplanması cihetine gittiği dikkate alındığında mahkemenin bu yola tevessül etmesiyle yargılama neticesinde sanığın somut olaydaki hukuki statüsü ve durumu yönünden yeni bir değerlendirme yapacağı ve farklı bir karar ihdas edeceği ihtimalini ortaya koyduğu, bu ihtimalin gerçekleşmesi halinde adı geçen sanığa rüşvet verme suçundan halen mahkumiyet hükmü infaz edilmekte olan hükümlü ...'ın hukuki durumunun doğrudan etkileneceğinde kuşku ve duraksama bulunmadığı ..." gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesine karar verildiği, Daha sonra, 2014/226 Esas sayılı dosyada 13/01/2015 tarihli ve 2015/8 Karar, 2015/295 Esas sayılı dosyada ise 14/07/2015 tarihli ve 2015/172 Karar sayılı ilamlar ile bahsi geçen dosyaların 2014/147 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmelerine karar verildiği, bu aşamadan sonra her üç dosyadaki yargılamanın birlikte yürütüldüğü, Bu arada,...C.Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca tanzim olunan 01/12/2016 tarihli, 2014/164254 Soruşturma, 2016/41414 Esas ve 2016/4400 sayılı İddianame ile toplam 108 sanık hakkında kamu davası açıldığı, dosyada aralarında dosyamız sanıklarının da mağdur olarak gösterildiği toplam 91 mağdur ve 75 şikayetçinin mevcut olup, bu davanın kamuoyunda “şikede kumpas” davası olarak bilindiği, dosyadaki bir kısım sanıkların haklarında FETÖ/PDY terör örgütünü kurma veya yönetme, bu örgüte üye olma suçlarından dava açıldığı kamuoyunca da bilinen...,..., ...,...,..., ..., ..., ...,...,...,...,... ..., suçlamaların ise kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt etme, özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, haberleşmenin gizliliğini ihlal etme, özel hayatın gizliliğini ihlal etme, resmi belgede sahtecilik, iftira, iftira nedeniyle mağdurun gözaltına alınmasına veya tutuklanmasına neden olma, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, bu örgüte üye olma olduğu, Görülmüştür. Temyize konu dosya içeriği ve bu bağlamda toplanan tüm yasal kanıtlar değerlendirildiğinde; Kesin hüküm ve dolayısıyla "ne bis in idem" ilkesine istisna oluşturan yargılamanın yenilenmesi yolunun, yasal sınırlar içinde yorumlanması gerektiği, geniş yorumlanmasının olanaklı olmadığı, kesinleşen hükmün, maddi gerçeğe uymadığının anlaşılması halinde düzeltilmesi gerektiği, kesinleşmemiş hükümlerde bu yola başvurulmasının olanaksız olduğu, yargılamanın yenilenmesi davasının Kanunda herhangi bir süreyle sınırlandırılmadığı, bu kurumun 5271 sayılı CMK'nın 311 ilâ 323. maddelerde düzenlendiği, yerel mahkeme aşaması biten bir davaya ilişkin kararın kesinleşmesi sonrasında yargılamanın yenilenmesinin mümkün olduğu, olağanüstü kanun yolu olarak kabul edilen bu yöntemin, çok istisnai hallerde kullanılacağı, zira esas olanın kesinleşen yargı kararının uygulanması ve değiştirilmemesi olduğu ancak maddi gerçek ve adaletin, en önemlisi de hükümlünün mağdur edilme ihtimalinin önüne geçmek amacıyla davanın yeniden gözden geçirilmesinin kabul edildiği, yargılamanın bir yerde bitmesi ve hak arama hürriyetinin de bir sınırının olması gerektiğinin ileri sürülebileceği, o sınırın, temel olarak temyiz aşamasının geçilmesi anı olduğu, bununla birlikte yargılamanın esasını etkileyen hataların varlığı halinde onların da göz ardı edilmemesi gerekeceği, yargılamanın yenilenmesi talebinin, kesinleşen hükmü veren yerel mahkemeye sunulacağı, mahalli mahkemenin, önce bu istemin usulden kabule değer görülüp görülmeyeceğine karar vereceği, bu istem mahkemece yerinde bulunduğunda, hakim vasıtasıyla delil toplanması yoluna gidileceği, CMK'nın 320. maddesinde istisnai olarak mahkemeye delil toplama yetkisinin de verildiği, neticeten mahkemenin yargılamanın yenilenmesi istemini esassız gördüğünde duruşma yapmaksızın reddedeceği, aksi kanaatte ise duruşma açacağı, bu kararlara karşı taraflarca itiraz yoluna gidilebileceği ancak yargılamanın yenilenmesi talebini ciddi gören mahkemenin, ortaya çıkan delillerle duruşma yapmaksızın hükümlünün derhal beraatine de karar verebileceği, mahkemenin duruşma açtığı halde yargılamanın yenileneceği ve sonuçta mahkemece, ya önceki hükmün onaylanacağı ya da iptal edilip yeni hüküm kurulacağı, bu kararlara karşı ise temyiz yolunun açık olacağı uygulamada ve öğretide kabul görmüştür. Bu açıklamalardan sonra, mevcut davada olduğu gibi yargılama usulleri ve sonuçları birbirinden farklı olan yargılamanın yenilenmesi istemli davalar ile diğer davaların birlikte görülmesinin olanaklı olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18/09/2007 tarihli ve 2007/125 Esas, 2007/186 Karar; 22/11/2016 tarihli, 2016/1280 Esas, 2016/432 Karar; 02/06/2009 tarihli ve 2009/4-68 Esas, 2009/143 Karar; 30/11/2010 tarihli ve 2010/7-229 Esas, 2010/240 Karar; 30/11/2010 tarihli ve 2011/6-249 Esas, 2012/1 Karar sayılı ilamlarında yer verilen benzer konudaki istikrarlı uygulamaları, yargılamanın yenilenmesi yasa yolunun olağanüstü kanun yollarından olup, ancak kanunda tahdidi olarak gösterilen hallerde bu yola başvurulacak olması, Yasada hüküm altına alınan sonuçlarının farklı olması, keza CMK'nın 8/1 ve 10. maddelerindeki düzenlemeler de nazara alındığında, yargılama konusu somut olayda haklarındaki mahkumiyet hükümleri Dairemizce onanarak kesinleştikten sonra yargılamanın yenilenmesine karar verilen hükümlüler ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki aynı mahkemenin 2014/226 Esas sayılı dava dosyası ile ... hakkındaki 2015/295 Esas sayılı dava dosyasının, her iki yargılamanın koşulları ve sonuçları birbirinden farklı olduğundan, haklarındaki hükümler kesinleşenlerle, yargılamaları devam edenlerin birlikte yargılanmasının yasal olarak olanaklı bulunmadığı halde, haklarındaki mahkumiyet ve/veya beraat hükümleri Dairemizce bozularak mahkemesine iade edilen diğer sanıklar haklarındaki 2014/147 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilerek görülmesi, Ceza Genel Kurulunun 26/01/2016 tarihli ve 620-36, 14/10/2014 tarihli ve 675-427, 27/05/2014 tarihli ve 54-280, 02/10/2012 tarihli ve 472-1798, 06/12/2011 tarihli ve 197-246, 19/04/2011 tarihli ve 20-59, 17/04/2007 tarihli ve 325-100 sayılı Kararları ile yerleşik uygulamasına göre, uyma kararının, ara kararı niteliğinde olmayıp davanın esasını çözümleyen kararlardan olduğu, bozmaya uymakla, yerel mahkemenin bozma kararında gösterilen esaslara göre işlem yapıp karar verme ödevi doğduğu, sonradan bu kararın bir kısmından veya tamamından açıkça ya da zımnen geri dönülerek ilk hükmün aynen veya yeniden kurulmasının uyma kararının hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırmayacağı nazara alınmadan, Dairemizin 17/01/2014 tarihli ve 2013/16791 Esas, 2014/516 Karar sayılı bozma ilamına uyulmasına karar verildikten sonra dönülemez nitelikteki bu kararın gereği tam olarak yerine getirilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması,Dosyada onaysız bir sureti mevcut olup, Yargıtay C.Başsavcılığının 23/03/2017 tarihli ve 5-2016/146030 sayılı tebliğnamesinde de yer verilen... C.Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca tanzim olunan 2014/164254 Soruşturma, 2016/41414 Esas ve 2016/4400 sayılı İddianamesinde, 02/12/2010 tarihinde 2010/2287 sayıya kayden izin alınan soruşturmanın 03/07/2011 tarihinde operasyona dönüştürüldüğü göz önünde bulundurulduğunda, soruşturmanın son ayına girildiğinde, aslında ilk teknik takip kararı talebine dayanak teşkil edebilecek bir araştırma ve delillendirme için yapılması gereken yazışmanın operasyona otuz gün kala 02/06/2011 tarihinde ... Emniyet Müdürlüğü ile yapıldığı, yaklaşık yedi ay süren soruşturma safahatında sadece duyumlardan ibaret teyidi yapılmamış istihbari bilgilerin CMK'nın 135 ve 140. maddeleri kapsamındaki taleplerde kullanıldığı, buna ilişkin taleplerde ve tanzim olunan raporlarda hep aynı matbu nitelikteki metnin kullanıldığı, polis memuru ...'ın ... kulübü eski başkanı ... ile gerçekleştirdiği gayri resmi bir konuşmasını tutanak haline getirmesinden sonra başlayan soruşturmada ilerleyen aşamalarda 2010/2287 Soruşturma sayılı dosyadaki şüphelilerin iletişimlerinin tespitine başlandığı, bu tutanakta ...'ın söylemediği şeylerin söylemiş gibi gösterildiği, iletişimin tespitleri yapılırken CMK'nın 135. maddesinde belirtilen hususlara riayet edilmediği, şike henüz suç olarak düzenlenmeden önce bir kısım şüphelilerin ... gazetesi binasında bir araya gelerek soruşturma yapılması kararı aldıkları, bu konuşma ortamında gizli tanık...'in de bulunduğu, tanığın beyanına göre bir toplantılarında ...'ın toplantıda bulunanlara "radyomuz var, televizyonumuz var, gazetemiz, derneklerimiz vs. var. Her alanda varız ama futbolda neden yokuz. Bu büyük bir eksiklik" diyerek ...örneğini verdiği, ...'nin geçmişte mafya olmasına rağmen, futbolun popülaritesi sayesinde Başbakan olduğunu, "... inanılmaz bir kitleye hitap ediyor. ... taraftarı da bizim gibi kendi aralarında kenetlenmişti. Ayrı bir sivil toplum örgütü. Bir dernek teşkilatı gibi çalışırlar. Emniyetteki arkadaşlara söyleyelim, şike yasası çıkıncaya kadar bir şablon oluştursunlar ve bu kişiler hakkında önleme dinlemesi yapsınlar ki her şey önümüzde hazır dursun." ve...'ya da "biz yapacağımız infial oluşturacak olaydan önce toplum dinamiklerini etkileyecek algı operasyonlarını oluştururuz" dediği, FETÖ/PDY terör örgütünün futbol camiasını da ele geçirerek söz sahibi olmak istediği, bunu da Türkiye'nin büyük spor kulüplerinden biri olan ve büyük kitlelere hitap eden ... ile yapmak istediği, bunun için de örgütün sevmediği kulübün başkanı olan ...'ı seçtikleri, ...'ı dini kullanan bir terör örgütü olan İBDA/C terör örgütü üyeliği bahanesiyle istihbari olarak dinledikleri, 03/07/2011 günü düzenledikleri şike operasyonu ile ...'ı tutukladıkları, operasyon kapsamında gözaltına alınan şüphelilerden bazılarına "...'ı ver kurtul" diye ... aleyhine ifade vermek için yönlendirdikleri, bu vesile ile hem ...'dan kurtulmak hem de futbol takımını ele geçirmek istedikleri, şüphelilerin örgütlü hareket ederek eylemlerini gerçekleştirdikleri, şüpheli örgüt yöneticisi...ile diğer örgüt üyelerinin FETÖ/PDY terör örgütünün gizli haberleşmede kullandığı Bylock haberleşme sistemini kullandıklarının ifade edildiğinin anlaşılması karşısında, evvela bahse konu dava dosyasındaki 03/07/2011 tarihinde gerçekleştirilen "Futbolda Şike" operasyonun FETÖ/PDY terör örgütünün amaçlarına ulaşmak için yapıldığına, dosya şüphelilerinin ifadelerinin kolluk yönlendirmesi ile alındığına, delillerin bir kısmının istihbari dinleme suretiyle elde edildiğine, iletişimin tespitleri yapılırken CMK'nın 135. maddesinde belirtilen hususlara uyulmadığına ilişkin deliller ile temyize konu bu dava dosyasında yapılan usulsüzlüklere ilişkin delillerin getirtilmesi sonrasında hasıl olacak sonuca göre diğer delillerle birlikte değerlendirilerek sanıkların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi lüzumu, Kanuna aykırı, katılanlar...Spor Kulübü Derneği, ..., ...Sportif Yatırımlar ve Futbol İşl. Tic. A.Ş., ...Ticari Ürün. ve Tur. İşl. Tic. A.Ş. ve ...Futbol İşl. Tic. A.Ş. vekilleri ile sanıklardan ... (hükümlü), ..., ..., ..., ... (hükümlü) ve ... müdafilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 26/12/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.