6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 113

Türk Borçlar Kanunu 113. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 113- Yapma borcu, borçlu tarafından ifa edilmediği takdirde alacaklı, masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya başkası tarafından ifasına izin verilmesini isteyebilir; her türlü giderim isteme hakkı saklıdır. Yapmama borcuna aykırı davranan borçlu, bu aykırı davranışının doğurduğu zararı gidermekle yükümlüdür. Alacaklı, ayrıca borca aykırı durumun ortadan kaldırılmasını veya bu konuda masrafı borçluya ait olmak üzere kendisinin yetkili kılınmasını isteyebilir. II. Sorumluluğun ve giderim borcunun kapsamı 1. Genel olarak

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

5 karar eşleşti
6. Hukuk Dairesi, 2023/3720 E., 2024/315 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
müdahalesinin men'ine, davalı ...'ya ait eski evin (yapının) tüm masrafları davalı ...'ya ait olmak üzere kal'ine, enkazının kaldırılmasına, arsanın boş olarak yüklenici müvekkiline teslimine, iskan ruhsatının alınmasının sağlanması için; TBK m.113 hükmü uyarınca, yine masrafı davalılara ait olmak üzere, borca aykırı durumların ortadan kaldırılması için müvekkili şirket yetkililerinin;
6. Hukuk Dairesi         2023/3720 E.  ,  2024/315 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi (yıkım), kat mülkiyeti kanunundan kaynaklanan davalar (gecikme tazminatı istemli) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ilk derece mahkemesince asıl davada davacının davasının kısmen kabulü, birleşen davada davacının davasının kısmen kabulü karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun asıl davanın davalılar yönünden esastan reddine, asıl davada davacılar yönünden kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalılar-birleşen davada davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA A-ASIL DAVA Davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı arsa sahipleri arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, inşaatın tamamlanarak iskan ruhsatı aşamasına geldiğini, sözleşme konusu taşınmaz yapılacak parselde bulunan eski evin yıkılmaması ve proje tadilatı ve iskan ruhsatı işlemleri için davalıların imzaya yanaşmadığını, eski evden dolayı, davalı ... ve bir kısım aile fertleri davalıların taşınmaza müdahalesinin men'ine, davalı ...'ya ait eski evin (yapının) tüm masrafları davalı ...'ya ait olmak üzere kal'ine, enkazının kaldırılmasına, arsanın boş olarak yüklenici müvekkiline teslimine, iskan ruhsatının alınmasının sağlanması için; TBK m.113 hükmü uyarınca, yine masrafı davalılara ait olmak üzere, borca aykırı durumların ortadan kaldırılması için müvekkili şirket yetkililerinin; ... Belediye Başkanlığında, ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nda, ilgili tapu ve diğer kamu kurumlarında proje tadilatının onaylanmasını ve iskan ruhsatının alınmasını sağlayacak tüm işlemleri davalılar adına yapmaya yetkili kılınmasına karar verilmesini talep etmiştir. B-Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz üzerinde davacı tarafından başlatılan inşaatın henüz tamamlanmadığını, ... belediyesi tarafından liste halinde tespit edilen eksikliklerin tamamının davacı şirket tarafından kaynaklandığını, eksik imalatların tamamlanması için davacı firmaya defalarca şifahi görüşmeler yapıldığını ve ihtarnameler çekildiğini, arsa üzerinde bulunan müvekkiline ait eski yapının, davacı tarafça müvekkiline vaad edilen meskenlerin teslim edilmemesi nedeniyle boşaltamadıklarını, bağımsız bölümlerin teslim edilmesine müteakiben bu eski yapının yıkılacağının sözleşme ile kararlaştırıldığını, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye göre dairelerin teslim edilmesi ve iskan ruhsatının aylar öncesi alınması gerekirken uzun zaman geçmesine rağmen davacı şirket tarafından dairelerin teslim edilmediği gibi iskan ruhsatının da alınmadığını, müvekkillerinin iyi niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. II.BİRLEŞEN DAVA A-DAVA Davacı arsa sahipleri dava dilekçesinde özetle; sözleşmenin 11. maddesinde sözleşmenin imza edilmesinden itibaren itibaren 3 ay içinde inşaat ruhsatının alınması ve 24 ay sonunda da daireler ve bağımsız bölümlerin tesliminin taahhüt edildiğini, yüklenicinin iskanın alınamaması durumunda, her ay (iskan alınana kadar) 1.000,00 TL ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, ayrıca sözleşmenin 12.maddesinde telafi imkanı olmayan veya süresi içinde giderilmeyen sözleşmeye aykırılık veya eksiklik durumunda yüklenicinin, daire-dükkan başı 100.000,00 TL ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, inşaata ilişkin hatalı ve ayıplı imalatların giderilmemesi nedeniyle ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/4 d.... sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını, ileri sürerek, davalının temerrüdü ve akde riayetsizliği sebebi ile müvekkillerinin uğradığı tüm zarar ve ziyanlarının dava sonunda çıkacak olan bedelin tazminini talep ve dava etmiş, davacılar vekili 18/01/2022 tarihli ıslah dilekçesiyle; talebini 1.750.000,00 TL'ye çıkartarak ıslah tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi talebinde bulunmuştur. Davacılar vekili 02/02/2022 tarihli açıklama dilekçesiyle de; davacı arsa sahibi ... açısından kat karşılığı inşaat sözleşmesinde imza sahibi olan ... adına 4 tapu göründüğünden, her bir taşınmaz için sözleşmede belirtilen 100.000,00 TL cezai şart ile 36 ay kira alacağı, ayrıca ayıplı ve eksik imalatların toplamından kaynaklanan toplam 850.000,00 TL alacak talep edildiğini, ... için 128.571,00 TL ayıplı ve eksik imalat bedeli, ..., 128.571,00 TL ayıplı ve eksik imalatların bedeli, ... için 128.571,00 TL ayıplı ve eksik imalatların bedeli, ... için 128.571,00 TL ayıplı ve eksik imalatların bedeli, ... 128.571,00 TL ayıplı ve eksik imalatların bedeli, ... için 257.145,00 TL (... adına 2 tapu bulunmaktadır.) ayıplı ve eksik imalatların bedeli olarak alacak talep ettiklerini bildirdiği görülmüştür. B-CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; karşı tarafça davaya dayanak gösterilen tespit raporu ile aynı hususlarda müvekkili tarafından alınan ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/2 D. ... sayılı dosyasında alınan raporlar arasında çelişki olduğunu, dava konusu edilen taşınmaz üzerine yapılan inşaatın tamamlandığını iskan ruhsatı alınması aşamasına gelindiğini, davacının baskısı ve sözleşmeyi bozma tehditi altında davalıya ait meskenlerde bazı ek imalatlar ve işler yapıldığını, belediye tarafından yapılan tespitlerde bu imalatların projeye uygun olmadığı belirtildiğinden müvekkili şirket tarafından projeye uygun hale getirildiğini, davacı ile sonradan taşınmaz satın alan kişilerin imzadan imtina etmeleri nedeniyle iskan ruhsatının alınamadığını, müvekkiline atfedilecek bir kusurunun bulunmadığını, diğer arsa sahiplerinin fiilen dairelerine kavuştuğu halde davacı kendisi temerrüde düştüğünden ceazi şart ve kira ödeme yükümlülüğü doğmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden; arsa sahibi davalılar ile yüklenici arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiği ve sözleşme içeriğine göre dava konusu taşınmazın mahallinde yapılan keşif neticesinde aldırılan bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazdaki inşaatın tamamlandığı ve fiilen kullanıldığı, ancak ... kullanma izin belgesi olmadığından istenilen belgelerin ikmal edilmesi halinde kat mülkiyetine esas olmak üzere kat irtifakının tesis edilebileceği, davalı tarafın kendisinden başka kimselerin de imza atmadığı ve eksik işler olduğunu beyan etmiş ise de davacı taraf iskan alacağı zaman belediye tarafından istenilen eksiklikleri tamamlayacağından ve başkaca imzası eksik olanlar var ise onlara ilişkin de dava açabileceğinden davalının bu savunmalarına itibar edilmediği ve davacının nama ifaya izin talebine yönelik davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği, yapılan keşif esnasında davaya konu edilen evin yıkıldığı anlaşıldığından ve davalı tarafın beyanlarına göre dava açıldıktan sonra yıkıldığı anlaşıldığından müdahalenin men-i talebi konusunda dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, birleşen dava yönünden; davacı ... dışındaki diğer davacıların davacı ...'in çocukları oldukları ve KKİS'nin ekindeki vaziyet planında bu davacılara verilecek dairelerin belirlendiği ve dosya kapsamında bulunan temlik sözleşmeleri ile davacı ... tarafından diğer davalılara eksik ve ayıplı işlerden kaynaklı alacak haklarını temlik ettikleri, bu davacıların da eksik ve ayıplı ... bedelinin davalı... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti. yönünden kabulüne karar vermek gerektiği, kira bedeline yönelik yapılan incelemede; davalı ... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.'nin davaya konu daireleri süresi içinde teslim ettiği dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları ile de sabit olduğu anlaşıldığından davacının kira alacağı talebinin reddine, cezai şart talebine yönelik yapılan incelemede ise; düzenlenen bu ceza-i şartın eksik ve ayıplı ... bedeli için ödenmesine karar verildiği anlaşıldığı davacı tarafın hem eksik ... bedelini hem de cezai şart bedelini talep etmesinin hukuken mümkün olmadığı, davalı ...'a yönelik dava yönünden, davalı ...'in bu sözleşmede şahıs olarak imzası bulunmadığı sadece şirket yetkilisi olarak hareket ettiği gerekçesiyle asıl davanın kabulüyle davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Mah. 32475 ada 2 parsel de bulunan taşınmazda kat irtifakının kurulması için gerekli işlemleri yapması yönünden davacıya nama ifaya izin verilmesine, müdahalenin men-i talebi konusunda dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulüyle 514.284,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.’den alınarak davacı ...’e verilmesine, 128.571,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı ... Ltd. Şti’den alınarak davacı ...’ye verilmesine, 128.571,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.’den alınarak davacı ... ...’ye verilmesine, 128.571,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı ... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.’den alınarak davacı ...’ye verilmesine, 128.571,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı ... Ltd. Şti’den alınarak davacı ...’a verilmesine, 128.571,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı ... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.’den alınarak davacı ...’ye verilmesine, 257.145,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı ... Ltd. Şti’den alınarak davacı ...’e verilmesine, davacı ...’in ceza-i şart ve kira alacağına ilişkin talebinin reddine, davacıların davalı ...’a yönelik davasının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı-birleşen dosya davalılar vekili asıl ve birleşen dosyaya yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ...'nın arsa sahibi olduğunu, diğerlerinin ise arsa sahibinden daire satın alan 3. kişiler olduğunu, bu kişilerle müvekkili arasında akdi ilişki olmadığını, müvekkilinden talepte bulunamayacaklarını, davaya konu inşaata iskan ruhsatı alınması için gerekli tüm işlemlerin ve proje tadilatının yapılması için müvekkili şirket yetkililerine nama ifaya izin verilmesi şeklinde talepleri bulunmasına rağmen mahkemece sadece kat irtifakının kurulması için nama ifaya izin verilmesinin yanlış olduğunu, birleşen dosyanın davacılarının davalarına dayanak olarak birden çok sayfadan oluşan, birbiri ile bağlantısı sağlanamayan, müvekkilinin imzası bulunmayan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi adı altında adi yazılı fotokopi belgeler sunduklarını, ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/2 D. ... ve ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/4 D. ... sayılı dosyalarından yaptırdıkları tespit dosyalarına arsa karşılığı inşaat sözleşmesi adı altında sundukları adi yazılı belgelerin de farklı olduğunu, bu nedenle sözleşme asılları celp edilmeden karar verilmesinin yanlış olduğunu, geçerli sözleşmenin tespit edilmesi gerektiğini, birleşen dosyada dava dilekçesi ve ıslah dilekçesiyle davacıların her biri için cezai şart, kira tazminatı ve eksik-ayıplı işler bedelinden doğan tazminat talep ettiklerini, ancak ıslah dilekçesinin açıklaması olarak sunulan ikinci ıslah dilekçesinde taleplerini değiştirdiklerini, mahkemenin ilk ıslah dilekçesine göre hüküm kurması gerektiğini, ikinci ıslahın geçersiz olduğunu, yine kabul anlamına gelmemek üzere, kararda cezai şart ve kira tazminatı talebi reddedildiği belirtilen davalı- karşı davacı ...'in 4 dairesine isabet eden cezai şart tutarının yanlış hesaplandığını, dava konusu inşaattaki bahse konu eksikliklerin tadilat projesiyle giderilebilecek olması karşısında, emsal içtihatlar da dikkate alınarak yüklenici müvekkili şirkete bu eksiklikleri gidermek, tadilatları yapmak ve iskan ruhsatı almak için izin ve makul süre verilmesi gerekirken, mahkemenin süre vermediğini, oysa davacıların davalarına dayanak yaptıkları eksiklikler, müvekkiline verilecek makul süreyle giderilebilecek eksiklikler olduğunu, müvekkiline verilecek süre sonunda eksikliklerin giderilmesinin davanın sonucunu da etkileyeceğini, delil tespitlerinde sunulan bilirkişi raporları ile yargılama arasında alınan bilirkişi raporları arasında çelişkiler mevcut olduğunu, davaya konu olayda davalı-karşı davacıların davalarını kısmi dava olarak açtıklarının, bu nedenle ıslahla artırdıkları kısım için ıslah tarihinde itibaren faiz işletilmesi gerekirken, mahkeme tarafından ıslahla artırılan kısım için de dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiğini, davayı hem ..., hem de ... adına vekalet sunarak takip ettiklerini, ancak birleşen dosyada karar başlığında ...'ın vekili olarak gösterilmemelerinin ve lehlerine bu davalı açısından vekalet ücreti verilmemesinin yanlış olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalılar-birleşen dosya davacılar vekili asıl ve birleşen dosyaya yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; nama ifaya ilişkin yetki verilmesi yönünden karşı tarafa yetki verilmesinde hiçbir hukuki fayda bulunmadığını, yüklenicinin nama ifaya yetki bağlamında iskan ruhsatı almak için gerekli işlemleri dahi yapmadığını, kararda hem süre olarak hem de yetki olarak yüklenicinin hangi işleri yapacağı, ne tür eksikleri gidereceğine dair kapsam belirtilmediğini, nama ifa yetkisinin çerçevesinin belirlenmemesinin, ve sınırlandırılmamasının sözleşmeye ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yüklenici şirketin üzerinde hemen hemen hiç mal varlığı kalmadığını, yüklenicinin sadece zaman kazanmaya çalıştığını, bina temelinin yalıtımlarının gereği gibi yapılmadığını, yönetmelik gereği olması gereken bacaların olmadığını, elektrik odalarının kapılarının ters yöne açılmasının düzeltilmediğini, ... Belediyesi iskân-imar birimi tarafından 26.3.2019 tarihli Raporunda belirlenen eksiklerin de şu ana kadar giderme girişiminde bulunulmadığını, bunların yapılması için imzaya, proje tadilatına veya nama ifa yetkisine gerek olmadığını, nama ifa yetkisinin yükleniciye verilmesinin tüm bina malikleri ve sakinlerinin de aleyhine olduğunu, binada herhangi bir mülkü olmayan müteahhidin iskân almak için hiçbir çabası olmadığını, asıl olanın projeye uygun yapılarak iskan ruhsatının alınması olduğunu, sözleşmenin birinci sayfasında 1. madde de "projenin mal sahiplerinin istekleri doğrultusunda çizileceği" yazıldığını, inşaattaki bahse konu eksikliklerin karşı tarafa makul süre verilmesi halinde giderilebileceği ifade edildiğini ancak karşı taraf binaları sözleşmede belirtilen tarihte teslim etmediği gibi 2019 yılından beri tespit edilen eksik ve ayıpların giderilmesine ilişkin hiçbir girişimde bulunmadığını, müvekkillerince eksik ve ayıpların giderilmesi için defalarca ihtar çekildiğini, karşı tarafın işbu ihtarlara sessiz kaldığını, yükleniciye süre verilmesine gerek olmadığını, binanın sözleşmeye, projeye ve yönetmeliğe aykırı olarak inşa edildiğini, yaklaşık 3 yıldır çivi dahi çakılmadığını, bu nedenle öncelikle nama ifa yetkisinin kaldırılmasını, aksi kanaatte ise nama ifa yetkisinin, sözleşme sahiplerini mağdur etmeyecek şekilde sınırlarının çizilmesi ve sürenin belirlenmesini talep etiklerini, birleşen dosya açısından yüklenici şirketin yanında ...'ın da şahsi olarak sorumlu tutulması gerektiğini, sözleşmede hem ... İnşaat Ltd. Şti'nin kaşesi imzası ve ayrıca ...'ın şahsının el yazı ile yazmış olduğu "okudum" ibaresinin sözleşmenin tüm sayfalarında yer aldığını, ayrıca sözleşmenin her sayfasında çift imza ve 3. sayfasına ... yine kendi el yazısı ile "bireysel kombiye dönecek şekilde balkona sıcak ve soğuk su döşenecek ... dükkana fırın bacası yapılacak" şeklinde yazısı ve şahsına ait imzası bulunduğunu, sözleşmenin üçüncü sayfasında müteahhide ait şirket kaşesinin altında müteahhidin imzası bulunduğu halde ayrıca kendi ismini el yazısı ile yazdığını ve altına ikinci defa ... olarak şahsi imzasını da attığını, müvekkillerinin ...'ın da sözleşmeyi imzalamasını müteselsilen sorumlu olması amaçladıkları için istediklerini, nitekim şirketin üzerindeki malvarlığını kaçırdığını, arsa sahibi ... açısından cezai şart taleplerinin reddinin doğru olmadığını, dairelerin mutlak olarak hiçbir zaman teslim edilmediği, bazı maliklere anahtar teslim edilmesine rağmen müvekkillerine anahtar teslimi yapılmadığı için arsa sahibi ... açısından kira alacağı taleplerinin de kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ayıplı eksik imalatlar bakımından hükmedilen tutarların enflasyon oranının çok altında kalması, davacı karşı davalı tarafça ayıplı ve eksik imalatların onarımı için belirlenen miktarların artan inşaat maliyetleri nedeniyle oldukça düşük olduğunu, belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden nama ifaya verilecek izin yüklenicinin talebiyle bağlı ve talebe uygun şekilde olması gerektiği, davacının nama ifaya izin talebi iskan ruhsatının alınması için yapılacak başvurulara ilişkin olduğundan talebe uygun olarak karar verilmesi gerekirken sadece kat irtifakının kurulması için nama ifaya izin kararı verilmesi doğru olmadığı, birleşen dava yönünden; davalı ... sözleşmenin tarafı olmadığından mahkemece verilen husumet yokluğundan red kararının yerinde olduğu ancak davalı ... kendini vekille temsil ettirdiğinden kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilmesi gerektiği, sözleşmeye konu bağımsız bölümlerin arsa sahiplerine henüz teslim edilmediği, bu nedenle eksik ve ayıplı işlere ilişkin talebin reddinin gerektiği, gecikme tazminatı yönünden yapılan incelemede, bağımsız bölümlerin tesliminde arsa sahiplerinin de kusurlu olduğu bu nedenle gecikme tazminatı istenemeyeceği, ceza koşulu talebi açısından ise, taraflar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesindeki "...sözleşmeye aykırılık veya eksiklik durumunda hiçbir ihtara gerek olmadan ...100.000 TL" ödenmesine ilişkin ceza koşulu, seçimlik ceza koşulu olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 179/1. maddesi uyarınca hem borcun hem de cezanın ifası talep edilemeyeceğinden bu talebin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle asıl dosya davalıları- birleşen dosya davacıları vekilinin asıl ve birleşen dosyaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl dosya davacısı-birleşen dosya davalılar vekilinin asıl ve birleşen dosyaya yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, asıl dava yönünden; davanın kabulüne, davaya konu ... İli ... İlçesi ... Mah. 32475 ada 2 parselde bulunan taşınmazda iskan ruhsatı alınması ve proje tadilatının yapılması için gerekli işlemler yönünden davacı yüklenici şirkete nama ifaya izin verilmesine, el atmanın önlenmesi talebi açısından dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden; davanın davalı ... açısından husumetten reddine, davalı yüklenici ... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti. açısından eksik ve ayıplı ... bedeli talebinin hukuki yarar yokluğundan reddine, davalı yüklenici ... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti. açısından ceza koşulu ve gecikme tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı birleşen davada davacı arsa sahipleri vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Arsa sahipleri vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1-asıl dava yönünden, nama ifaya ilişkin yetki verilmesi yönünden karşı tarafa yetki verilmesinde hiçbir hukuki yarar bulunmadığı, yüklenicinin dava konusu taşınmazı sözleşmeye aykırı olarak yaptığını, iskan ruhsatının alınmamasında müvekkillerinin kusuru olmadığını, eksikliklerin giderilmesi halinde müvekkillerinin iskan ruhsatı alınması için imza atacaklarını beyan ettiklerini, ancak davaya konu binanın sözleşmeye, projeye ve yönetmenliğe aykırı olarak eksik, gizli ve açık ayıplı imal edildiğini, sözleşme serbestliğini sınırlayan, sözleşmedeki hükümleri müteahhit lehine imza sahibi arsa sahiplerinin aleyhine haksız şekilde bozan, proje değişikliği yetkisini içeren nama ifa yetkisinin hukuka uygun olmadığını, 2-Dairelerle ilgili fiili teslimin gerçekleşmiş olması sebebiyle “usul” bakımından herhangi bir eksiklik bulunmadığını, dairelerin eksiklikler giderilmeden teslim edildiğini, bu nedenle geç teslimden kaynaklı kira bedeline hükmedilmesi gerektiğini, 3-Birleşen dava yönünden; müteahhit ...’in şahsi olarak da sorumlu olduğunu, sözleşmenin her sayfasında çift imza ve 3. Sayfasına ... yine kendi el yazısı ile "Bireysel kombiye dönecek şekilde balkona sıcak ve soğuk su döşenecek ... dükkana fırın bacası yapılacak" şeklinde yazısı ve şahsına ait imzası bulunduğunu, müteahhitin şahsen kendi üzerine ve/veya kendisine ait başkaca şirketlerin üzerine mal aktarımı yaparak eksik ve ayıplı yaptığı imalatlardan kaynaklı mahkemenin verdiği karardaki miktarları ödememek maksadıyla şirket üzerindeki taşınmaz malları kaydırdığını, somut olayda; istinaf mahkemesinin inceleyip karara bağladığı yukarıda gerekçeli kararında yer verilen hususlar bakımından, davacı/karşı davalılar tarafından herhangi bir istinaf sebebi ileri sürülmediğini, İstinaf mahkemesinin bu nedenle karar veremeyeceğini, gecikme tazminatı, kira ve cezai şart taleplerinin reddinin yerinde olmadığını, davalı ... lehine hükmedilen vekalet ücretinin yanlış olduğunu, tüm davalılar için davacı lehine ayrı ayrı maktu vekalet ücretine hükmedildiğini, tek maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada yüklenici tarafından açılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince kısmi nama ifaya izin istemine ilişkin olup, birleşen davada ise arsa sahiplerinin gecikme cezasının tahsili talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı TBK 470-486. maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Fazla alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2022/5684 E., 2024/1953 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Asliye Ticaret Mahkemesinde devam ettiğini, kararda hangi gerekçe ile şirketin sorumlu olduğunun belirtilmediğini, ...'nun yetkisi olmadığı için senetlerin şirket açısında da geçersiz olduğunun 6098 sayılı Kanun'un 113 üncü maddesinin emredici hükmü olduğunu, iki senedin de hukuken geçersiz olduğunu, şirket mührü olan yerlere atılan imzaların kambiyo senedi imzalamaya yetkisi olmayan kişi tarafınd
11. Hukuk Dairesi         2022/5684 E.  ,  2024/1953 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1179 Esas, 2022/1075 Karar DAVACILAR : 1.... 2.... 3.... vekilleri Avukat ... DAVA TARİHİ : HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/468 E., 2020/91 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri aleyhine 24.07.2017 keşide tarihli 150.000,00 TL bedelli iki adet emre muharrer senet kambiyo senet ile icra takibi başlatıldığını, bu senetlerin kambiyo senet vasfına haiz senet olmadığını, keşideci kısmında BRB Gayrimenkul İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. (BRB Gayrimenkul) kaşesinin üzerinde ...'nun imzasının olduğunu, bu imzaların geçersiz olduğunu belirterek senetlerin ve başlatılan icra takibinin iptalini, müvekkillerinin takip alacaklısına borçlu olmadıklarının tespitini talep etmişlerdir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacılar aleyhine icra takibinin başlatıldığını, müvekkili şirketine taraf olan davacı şirket ile aralarında 24.07.2017 tarihinde ''Nizipoğlu Otel Şişli İnşaatı Kaba İnşaat Kalıp Demir Beton İşleri'' anlaşması yapıldığını, sözleşmeye aykırılık nedeniyle 30.01.2018 tarihi itibariyle müvekkili şirket tarafından haklı olarak fesih edildiğini, sözleşmeden doğan borçların ödenmemesi üzerine dava konusu senetlerin takibe konulduğunu, borçlulardan temsil olunan BRB Gayrimenkul ile vekalet veren ...'nun ne borca ne imzaya itiraz etmemişken temsil eden ve vekilin imzaya itiraz etmesinin hukuken anlamının yetkisiz temsilcinin işleminin kabulü anlamına geldiğini, işbu haksız, hukuka aykırı, tamamen kötü niyetli davanın BRB Gayrimenkul ve ... yönünden itiraz edilmeyerek kesinleşmiş olması nedeniyle usul ve esasa aykırılıktan ... yönünden de itirazının açıkça hukuka aykırı ve kötü niyetli olması sebebiyle reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların tacir olduğu, işlerinde basiretli tacir gibi davranmaları gerektiğinin kanunen dikkate alındığı, kıymetli evrak düzenleyen/ keşide eden kişinin imzasının davacı şirketi bağlayıcı olabilmesi için davacı şirket tarafından kambiyo senedi düzenleme yetkisinin özel bir yetki olarak imza eden davacı ...'na verilmesi ve buna bağlı olarak şirket kaşesi ile yetkilinin imzasının bir arada bulunması gerektiği, davacı ...'na, davacı şirket adına kıymetli evrak düzenleyebilmesi açısından bonoların keşide tarihleri olan 24.07.2017 tarihi itibarı ile özel yetki verilmediğinin görüldüğü, bononun geçerli olabilmesi için zorunlu şartlarından olan düzenleyen keşideci şirketin adına imzaya yetkili olanlar tarafından ticaret unvanı da kullanılarak atılan imzasının olmadığı. yetkisi olmayan kişilerce bononun imzalanması halinde bononun söz konucu davacı şirketi bağlamadığı, dava konusu bonolarda şirket kaşesi bulunduğundan imza atan davacı ...'nun da şahsi sorumluluğunun bulunmadığı, bu durumda bononun, söz konusu davacı ticaret şirketini bağlamamasının da herkese karşı ileri sürülebilecek mutlak bir def' i olduğu, zorunlu şartı, kurucu unsuru, keşideci şirket kaşesi ile birlikte keşideci şirketin özel yetki verdiği yetkili imzasını ihtiva etmeyen/yetkisiz kişinin imzasını ihtiva eden bonoların yok hükmünde olduğunun değerlendirildiği, yine bu kapsamda yok hükmünde olan kıymetli evrakta davacı ...'nun davacı ...'na kefil olması açısından vekalet verilmediğinin de gözetildiği, davacı şirketin keşideci olarak izah olunduğu gibi bonolardan sorumlu tutulamayacağı, davacı ...'nun üçüncü kişi tarafından yok hükmünde olan bonolar nedeni ile kefil olarak vekaletsiz olarak borçlandırılamayacağı, davacı ...'nun da şirket kaşesinin varlığı karşısında kaşe üzerindeki imza nedeni ile ve kefil vekili olarak sorumlu tutulamayacağı, çünkü iradesinin kendisini şahsen borçlandırmaya yönelik olmadığı, ayrıca davalı şirketin tacir olduğu dikkate alınarak bonoların keşide tarihinde keşideci/kefil vb yönünden gerekli araştırma yapması, belge sunulmasını gösterilmesini istemesi vb. tedbirler alarak ticari iş, eylem ve işlemlerinde hukuki mali ve ticari sonuçları basiretli tacir gibi öngörmesinin gerektiği, saptanan ve hukuksal durum karşısında davacıların kanunen davasını ispatladığı, davacı tarafın takip konusu senet bedelleri yönünden sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar İstanbul 11. İcra Dairesinin 2018/10800 E. sayılı takip nedeniyle takip dayanağı olan senetlerden kaynaklanan şekilde davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu edilen senetlerin müvekkiline ait yapılacak otel inşaatının kaba inşaat kısmının yapılabilmesini teminen müvekkili ile davacılardan BRB Gayrimenkul arasında düzenlenen 24.07.2017 tarihli protokolü imzalayan kişi tarafından imzalandığını, bir vekaletnamede borçlandırıcı işlem yapılabilir, para alışverişinde bulunulabilir denilmekte ise ayrıca senet imzalanabilir yetkisini aramanın kanuna karşı hile ile işlem yapmak isteyenlere prim vereceğini, dava konusu olayın da aynen bu şekilde gerçekleştiğini, mahkemenin özel yetki olmadığı gerekçesiyle davayı kabul etmesinin hatalı olduğunu, ödeme emrinin davacılara tebliğ edildiğini ve davacıların süresinde itiraz etmediğinden kesinleştiğini, dava konusu senetlerin verilme nedeni olan inşaatın başından sonuna kadar tüm görüşmeleri yürüten sözleşmeyi imzalayan kişinin davacı ... olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 46 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemin temsil olunanı bağlayacağını, şirketi temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü olan davacı ... tarafından diğer davacı ...'na kambiyo senedi düzenleme konusunda yetki verilmediği iddia edilse bile borçlandırıcı işlem yapma yetkisi verildiğini, imzanın ...'na ait olduğunun ikrar edildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 678 ve 679 uncu maddeleri dikkate alındığında yetkisiz temsilcinin sorumluluğunun nitelik itibariyle culpa in contrahendo'dan doğan sorumluluk olduğunu, davacı ...'nun imza yetkisi olmadığının bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hakkın açıkça kötüye kullanılması nedeniyle davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu bonoların incelenmesinde keşidecisinin davacı BRB Gayrimenkul olduğu ayrıca kefil kısmında ise davacı ... ile davacı ...'na vekâleten ... isimlerinin yer aldığı ve hem şirket kaşesi üzerinde hem diğer isimlerin yanında imzaların atılı olduğu, dosyaya celp edilen ticaret sicil müdürlüğü cevabi yazısı ile eklerinden davacı şirketin idaresinin müdür tarafından yapılacağı ve ilk 20 yıl için şirket müdürünün davacı ... olduğu ve bu yetkisinin münferiden kullanacağının anlaşıldığı, dava dilekçesine ekli Ankara 47 inci Noterliğinin 24.04.2015 tarihli 13099 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki vekâletnamede davacı şirket yetkilisi ... tarafından davacı ...'na vekâletname düzenlendiğinin görüldüğü, takip ve dava konusu bonolarda davacı ... adına vekaleten imza atıldığı, söz konusu vekâletnamede kefalet konusunda açıkça yetki bulunmadığı, 6098 sayılı Kanun'un 504 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince vekilin özel olarak yetkili kılınmadıkça kambiyo taahhüdünde bulunamayacağı ve kefil olamayacağının düzenlendiği, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin davacı ... yönünden verdiği kabul kararının isabetli olduğu, bu yöne ilişkin davalı vekilinin istinaf talebinin reddi gerektiği, mahkemece davacılar ... ve şirket yönünden dava kabul edilmiş ise de bu kabul kararının usule aykırı olduğu, zira yukarıda da belirtilen vekaletname içeriği incelendiğinde, şirket yetkilisi ... tarafından davacı ...'na oldukça geniş yetkiler verildiği, 6098 sayılı Kanun'un 547 inci maddesinin birinci fıkrasında ticari temsilcinin işletme sahibinin ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret ünvanı altında ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişi olarak tanımlandığı, yine aynı maddenin ikinci fıkrasında, ticari işletme sahibinin ticari temsilcinin fiillerinden sorumluluğunun tescilin yapılmış olmasına bağlı olmadığı şeklinde düzenlemeye yer verildiği, ayrıca, aynı Kanun'un 548 inci maddesinin birinci fıkrasında ticari temsilcinin iyi niyetli üçüncü kişilere karşı işletme sahibi adına kambiyo taahhüdünde bulunmaya ve onun adına işletmenin amacına giren her türlü işlemleri yapmaya yetkili sayılacağı hükme bağlandığı, belirtilen vekaletname içeriği gözetildiğinde, davacı şirket yetkilisi tarafından davacı ...'na oldukça geniş yetkiler verildiği, söz konusu vekâletname içeriği dikkate alındığında davacı ...'nun davacı şirketin ticari temsilcisi olduğunun kabulü gerektiği, dolayısıyla yukarıda özetlenen kanuni düzenlemeler karşısında, davacı şirket dava ve takip konusu bonolar nedeniyle davalıya karşı sorumlu olduğu, ayrıca bonolarda davacı ...'nun da imzası bulunduğundan ve bu imzalar aval niteliğinde olduğundan davacı ...'nun bu bonolar nedeniyle aval veren sıfatıyla sorumlu olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne kısmen reddine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacılar ... ve BRB Gayrimenkul tarafından açılan davanın reddine, davacı ... tarafından açılan davanın kabulüne, davacının İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün 2018/10800 E. sayılı takip nedeniyle takip dayanağı olan senetlerden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2014/12-1091 E,, 2016/847 K. sayılı ilamında kambiyo senedi düzenlemek için özel yetki bulunması gerektiğinin belirtildiğini, müvekkili ...'nun asıl senedi imzalamaya yetkisi olmadığı ve bu durumun davalı tarafından tespit edilmesi gerektiği için şirket adına aval verme yetkisinin olmadığını, avalın geçersiz olduğunu, ayrıca bu senetlerin teminat için olduğunu, haksız fesihte teminata rücu edilemeyeceğini, buna dair yargılamanın İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesinde devam ettiğini, kararda hangi gerekçe ile şirketin sorumlu olduğunun belirtilmediğini, ...'nun yetkisi olmadığı için senetlerin şirket açısında da geçersiz olduğunun 6098 sayılı Kanun'un 113 üncü maddesinin emredici hükmü olduğunu, iki senedin de hukuken geçersiz olduğunu, şirket mührü olan yerlere atılan imzaların kambiyo senedi imzalamaya yetkisi olmayan kişi tarafından atıldığını, ... tarafından ...'na kefil olma yetkisi vermediğini, davalı tarafından bu hususlar incelenmeden senetlerin teminat olarak kabul edildiğini, bu hususun istinaf mahkemesince incelenmediğini, yetkisi vekaletname ile imza atıldığından şirketin de borçlardan sorumluluğu olmadığını, istinaf mahkemesinin ...'nun ticari temsilci olduğuna dair değerlendirmesinin yerinde olmadığını, zira vekâletnamenin ticari temsilci olarak tescilli olmadığını, buna dair hiçbir belge bulunmadığını, ticari vekil sıfatına haiz olduğunu, 6098 sayılı Kanun'un 551 inci maddesi uyarınca ticari vekilin kambiyo taahhüdünde bulunamayacağını, vekâletname içeriğine göre ...'nun ticari temsilci olduğuna dair gerekçenin kabul edilemez olduğunu belirterek kararın bozulmasını, tüm davacılar yönünden davanın kabulünü istemiştir. Ayrıca sunmuş olduğu beyan dilekçesi ile davalı aleyhine işbu dava konusu sözleşmenin davalı tarafça haksız feshi nedeniyle açılan alacak davası neticesinde mahkemece sözleşmenin borçlu temerrüdüne düşürülmesi sebebiyle sona erdirildiğinin kabul edilmediğini, bu sebepler borçlunun temerrüdüne ilişkin hükümlerin uygulanmadığının belirtildiğini, bu durumda davaya konu teminat senetlerinin davalı tarafından yapılan haksız fesih nedeniyle hiçbir hükmü kalmadığını, bu sebeple de davanın tüm davacılar yönünden reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararı sadece ... yönünden temyiz ettiklerini, adı geçen hakkında yapılan kambiyo senetlerine mahsus icra takibinde senetler üzerindeki imzaya, borca itiraz etmeyerek dava konusu senetlerin verilme nedeni olan inşaatın başından sonuna kadar tüm görüşmeleri yürüten, sözleşmede ve senetler üzerinde imzası bulunan ...'nun temsilci sıfatıyla hareket ettiğini zımnen kabul ettiğini, temsil olunanın yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemleri onayabileceği, bu durumda da zımni kabul anlamını taşıdığını, 6098 sayılı Kanun'un 46 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği yetkisiz temsilcinin yaptığı işlemin temsil olunanı bağlayacağını, onamanın yetkisiz temsilci tarafından yapılan bir hukuki işleme ya da sözleşmeye daha sonra temsil olunan tarafından verilen onay olduğunu, onamanın muhatabının kural olarak 3 üncü kişi olduğunu, onamanın geçmişe etkili olarak sanki başından beri temsil yetkisi varmış gibi sözleşmeyi geçerli hale getireceğini belirterek ... yönünden de davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu senetlerden dolayı borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6098 sayılı Kanunun 547 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 548, 113, 46 maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
15. Hukuk Dairesi, 2018/1009 E., 2018/2926 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
rsa eksik ve kusurlu işlerin giderilme bedelini ve gecikme tazminatını tahsil taleplerini önleyen bir engelin bulunmadığı gözetildiğinde; mahkemenin kusurlu yüklenicinin nama ifa talep edemiyeceği şeklindeki görüşünde isabet görülmemiştir (6098 sayılı TBK 113 md.).
15. Hukuk Dairesi         2018/1009 E.  ,  2018/2926 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: - K A R A R - Dava, yüklenicinin eser sözleşmesinden kaynaklanan edimini ifa edebilmesi için, davalı arsa sahibi tarafından verilmesi gereken izin ve yetkilerin, (nama ifaya izinin) mahkemece hükme bağlanması istemine ilişkin olup olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekilince süresi içinde temyiz edilmiştir. Davacı vekili müvekkili ile davalılar arasında mülkiyeti davalılara ait ... ili ... ilçesi 12127 ada 10 parseldeki arsaya 9 bloktan oluşan konut inşaatı yapılmak üzere ... Noterliği'nin 01.07.2008 tarih ve 14849 yevmiye nolu düzenleme şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin 8. maddesi uyarınca müvekkiline verilen vekaletnamenin azil nedeniyle kullanılamadığından, bitme seviyesine getirilen inşaatın yapı kullanma izin belgesinin alınamadığını,bu sebeple; ... Belediyesi tarafından istenen; tadilat projesinin onaylanması, ilave yapı ruhsatı verilmesi gibi işlemleri arsa sahipleri adına yapmak üzere müvekkiline izin ve yetki verilmesini istemiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde, inşaatın projeye ve sözleşmeye uygun yapılmadığından yıkım kararı bulunduğunu, tadilat projesiyle eksiklerin tamamlanmasının mümkün olmadığını, verilen sürede teslim edilmediğini, temerrüde düşen yüklenicinin nama ifa isteyemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Dosya kapsamına, sözleşme ve eki belgelere göre; davacı yüklenicinin 04.12.2009 tarihinde aldığı yapı ruhsatı ile verilen 30 aylık süreye göre 04.07.2011 tarihinde teslim etmesi gereken inşaatın yapı kullanma belgesi için 22.08.2014 tarihinde ... Belediyesine başvurduğu, belediyenin 13.07.2015 tarihli yazısına göre su basman kotunun 1.60 m. olarak değiştirilmesi ve buna bağlı olarak projesine aykırı olduğu saptanan diğer imalatların yasal hale getirilmesinin, tadilat projesinin onaylanması ve tadilat ruhsatı çıkarılması halinde mümkün olduğu, arsa sahibinin veya vekilinin talebi gerektiğinden, bu işlemlerin vekâletnamenin iptâli nedeniyle yapılamadığı anlaşılmaktadır. Yüklenicinin sözleşme gereği edimlerini verilen sürede ifa etmediği, projeye aykırı imalâtlar yaptığı anlaşılmakla birlikte, dosya kapsamına belediyenin yazılarına, bilirkişi raporlarına göre; bu imalâtların tadilat projesi onaylanarak ve tadilat ruhsatına bağlanarak yasal hale getirilmesinin mümkün olduğu, ayrıca bu imalâtların değer artırıcı nitelikte ve arsa sahiplerinin de yararına olduğu görülmektedir. Sözleşmenin taraflarca feshedilmeyip, ayakta tutulduğuna göre tamamlanıp teslim edilme aşamasına gelmiş yapıların, üretilmiş bulunan ekonomik değerlerin korunması ve arsa sahiplerinin varsa eksik ve kusurlu işlerin giderilme bedelini ve gecikme tazminatını tahsil taleplerini önleyen bir engelin bulunmadığı gözetildiğinde; mahkemenin kusurlu yüklenicinin nama ifa talep edemiyeceği şeklindeki görüşünde isabet görülmemiştir (6098 sayılı TBK 113 md.). 18.05.2018 tarihinde yürürlüğe giren 7143 sayılı Yasa'nın 16. maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanunu'na eklenen geçici 16. maddeyle ruhsat ve eklerine aykırı yapıların kayıt altına alınması ve bu yolla imar barışının sağlanmasına ilişkin yasal düzenleme de birlikte değerlendirildiğinde, ayakta bulunan sözleşmenin taraflara yüklediği mukabil edimlerin geçerli bulunduğuna şüphe yoktur. Taraflar arasındaki Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi feshedilmeyip, sözleşme varlığını hukuken muhafaza ettiğine göre, davalı arsa sahibi sözleşmeye aykırılık ve gecikme nedeniyle talepte bulunabilir ise de, akdin ifası için kendi üzerine düşen işlemleri yapmaktan kaçınamıyacağından, mahkemece sözleşmenin yerine getirilebilmesi için yapı ruhsatının yenilenmesi, tadilat projesinin yapılıp onaylanması ve yapı kullanma izin belgesi alınması için gerekli işlemleri arsa sahipleri adına yapmak üzere, davacıya izin ve yetki verilmesi gerekirken, sözleşmenin 8. maddesi 3. paragraf son cümlesinin arsa sahibinin talep edeciği tadilatlara ilişkin olduğu gözden kaçırılarak, yanlış değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 05.07.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
8. Hukuk Dairesi, 2013/23109 E., 2014/5235 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Davacının TBK.m.113/...
8. Hukuk Dairesi         2013/23109 E.  ,  2014/5235 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Muarazanın giderilmesi ... ile ...Kooperatifi, dahili davalı ... ... (...) Organize Sanayii aralarındaki muarazanın giderilmesi davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine dair ... .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 30.05.2013 gün ve 92/213 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle ...'ca incelenmesi davalı ... ... (...) Organize Sanayi tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için ....03.2014 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı ... Sanayi vekili Av. ... geldi. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/.... (HMK m.297/ç) ve HUMK'nun 440/I maddeleri gereğince ... Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı ... gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı ...,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 0,90 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına, ....03..2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Davacı yönetim, 2560 sayılı Kanunla kendisine yüklenen görevleri kapsamında sorumluluk sahası içindeki Buca Armutlu Deresi ve yan kollarına davalının yaptığı toprak tesfiye ve inşaat faaliyetleri sonucu dolgu malzemesi döktügü ayrıca kendi mülkiyetindeki arazide toprağın dere ve yan kollarına kayma tehlikesini önlemek için nitelikli istinat duvarı yapması gerekirken bunlardan kaçındığını belirterek; davalının dere ve yan kolları havzasına yaptığı el atmanın önlenmesine, durumun eski hale getirilmesine ve ayrıca sözü edilen nitelikli istinat duvarlarının ilgili kuruluşlar olarak davacı ile ...'ne onaylatacağı proje kapsamında yapmasına karar verilmesini istemiştir. Dava, başkasının taşınmasına doğrudan müdahaleler yönünden TMK. 683 vd. maddeleri uyarınca el atmanın önlenmesi ve eski hale getirmeye, davalının kendi taşınmazındaki işletme faaliyeti sonucu mülkiyet hakkının aşkın kullananılması sebebiyle TMK. 730,737 maddeleri uyarınca “yapma borcu”na hükmedilmesine ilişkindir. Mahkemece, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu uyarınca, davalının dere ve yan kollarına dolgu malzemesi dökmek nedeniyle vaki el atmasının önlenmesine ilgili kamu kuruluşlarınca uygunluğu bildirilen projede gösterilen imalat unsurlarını davalının yapmasına, yapmaktan kaçındığı takdirde ise İİK'nun 30. maddesi uyarınca İcra Dairesi'nce belirlenecek bedelinin davalı tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiş; hükmü davalı bütünü ile temyiz etmiştir. Mahkemenin ilk hükmü yine davalı tarafından temyiz edilmiş; temyiz incelemesini yapan ... .... Hukuk Dairesince, davalının dolgu malzemesi döküm faaliyetle mülkiyet hakkanı aşkın kullanılması sonucu doğan zarar tehlikesi arasında nedensellik bağının mevcut olduğu; ancak kararda taraflara yüklenilen hak ve borçların HUMK'un 388 ve 389 maddelerine uygun şekilde gösterilmediği bu nedenle bilirkişilerden ek rapor alınarak eski hale getirme ve tehlikenin giderilmesi için alınması gereken tedbirlerin neler olduğunun ve davalının kendi taşınmazında yapacağı nitelikli istinat duvarlarının projesinin yeniden yaptırılarak, uygunluğunun ilgili kuruluşlardan sorulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuştur. Yerel mahkeme bozma ilamına uymuş ve yukarıda açıklanan temyize konu ikinci hükmü oluşturmuştur. Davacı yönetim, dava dilekçesinde ... Deresi ıslahının kendileri tarafından yapıldığını, yapılan bu ıslahın davalının dolgu malzemesi dökümü sonucu bozulduğunu açıklamıştır. Bilirkişi incelemesinde ve mahkece bu husus üzerinde durulmamıştır. Davacı idareden daha önce yapılan ıslah çalışmasının projeleri getirtilip, dolgu malzemesi dökümü sonucu oluşan bozulma ile bunun eski hale getirilmesinin mümkün olup olmadığı araştırılmamıştır. Bu amaçla, mahkemece, varsa önceki ıslah projeleri getirtildikten sonra, son bilirkişi kuruluşundan (...) numaralı dolgu sahasında daha önce ıslah çalışması yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa önceki hale getirilmesinin mümkün olup olmadığı ve mümkünse yapılacak imalatların belirlenmesi; mümkün değilse önerilen yeni işlemlerin tamamen davalıya yüklenmesinin hakkaniyete uygun olup olmadığı konusunda ek rapor alındıktan sonra, gerçekleşecek sonuca göre karar verilmesi gerekir. Diğer yandan davacının yapma borcuna yönelik eda davası “aynen ifaya” yöneliktir. Davacının TBK.m.113/... (eBK.m.97) uyarınca açılmış bir “nama ifa” talebi mevcut değildir. Hakim talepten fazlasına karar veremez (HMK.m....). Durum böyle iken; mahkemece davalının projede gösterilen edimleri yerine getirmemesi halinde İİK.m.30 uyarınca icra dairesince belirlenecek nihai bedelin davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olmuştur. Temyiz edilen hükmün yukarıda açıkladığım bölümleri ile sınırlı olarak bozulması gerektiğini düşünüyor; sayın çoğunluğun bu yönlere ilişkin onama kararına katılmıyorum.
23. Hukuk Dairesi, 2013/4527 E., 2013/4589 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Davada, 818 sayılı BK'nın 97., TBK'nın 113. maddesi uyarınca nama ifaya izin istenmiştir.
23. Hukuk Dairesi         2013/4527 E.  ,  2013/4589 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar ve bir kısım davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. -K A R A R- Davacılar vekili, taraflar arasında imzalanan 07.05.1992 tarihili arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca ruhsat tarihinden itibaren ... ay içerisinde teslimi gereken inşaatın yasal süresinde bitirilmediği gibi, iskan ruhsatının dahi alınmadığı, ortak alanlarda eksik imalat bulunduğunu ileri sürerek eksiklerin ikmali, iskân ruhsatı alınması için gerekli masrafların karşılanmak üzere davalı yükleniciye isabet eden ... numaralı dairenin satılması için müvekkillerine nama ifaya izin verilmesini talep ve dava etmiştir. Yargılama sırasında ölen davalı mirasçıları davaya dahil edilmişler, bir kısım davalılar vekili davacı tarafla uzlaşmak istediklerini, tesbit edilen masrafları ödemeye hazır olduklarını, iskân müracaatlarının sonuçlanmadığını savunarak davanın reddini istemiş, davalılar... ve ..., davayı kabul etmediklerini bildirmişler, dahili davalı ... .. duruşmalara gelmemiş, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, dosya kapsamı ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı yüklenicinin 01.....1994 yılında teslim etmesi gereken inşaatı süresinden sonra bitirdiği, iskân ruhsatı almadığı ve ortak alanlarda eksik imalat yaptığı, eksikliklerin giderilmesi için yükleniciye isabet eden ... numaralı dairenin davalı namına ifa için satışına izin verilmesi gerektiği belirtilerek, davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, bir kısım dahili davalılar vekili temyiz etmiştir. Davada, 818 sayılı BK'nın 97., TBK'nın 113. maddesi uyarınca nama ifaya izin istenmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre ve özellikle nama ifa kapsamına da yapılması gereken ... ve işlemlerin ....01.2010 tarihli bilirkişi heyeti raporunda belirlenmiş olmasına, belirlenen bedelin nama ifanın hukuki mahiyeti gereği avans niteliğinde olmasına ve yapı kullanma izin belgesi alınması için mevcut yapı ruhsatının yenilenmesinin gerekmesi halinde, bunun da satışına izin verilen ... numaralı bağımsız bölüm bedelinden karşılanacağının ve artacak bedelin de yüklenici-davalı tarafa iade edileceğinin tabii bulunmasına göre davacılar ve bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle, davacılar ve bir kısım davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harçlarının temyiz edenlerden alınmasına, kararın tebliğinden itibaren ... gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.07.013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Borçlar Hukuku Genel Hükümler

Yapma borcu (bir işi yapma) yüklenen borçlu, bu borcunu ifa etmezse; alacaklı, masrafları borçluya ait olmak üzere işin kendisi veya başkası tarafından yapılmasına izin verilmesini mahkemeden talep edebilir. Borçlar Hukuku'nda bu ifa türüne ne ad verilir?

A) İfa yerine edim
B) Nama ifa
C) Aliud ifa
D) Kısmi ifa
E) İfa amacıyla edim