6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 121

Türk Borçlar Kanunu 121. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 121- Faiz veya irat borcunu ya da bağışladığı bir miktar parayı ödemekte temerrüde düşen borçlu, icra takibine girişildiği veya dava açıldığı günden başlayarak, temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür. Buna aykırı olarak yapılan anlaşmalar, ceza koşulu hükümlerine tabi olur. Temerrüt faizine, ayrıca temerrüt faizi yürütülemez. 3. Aşkın zarar

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

15 karar eşleşti
3. Hukuk Dairesi, 2022/8518 E., 2023/76 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
Mahkemece, TBK'nun 121/son maddesinde düzenlenen faize faiz yürütülemez hükmüne aykırı olarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir." gerekçeleriyle karar bozulmuştur.
3. Hukuk Dairesi         2022/8518 E.  ,  2023/76 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/299 E., 2021/820 K. KARAR : Davanın kısmen kabulü KARAR DÜZELTME İSTEYEN : Davacı vekili, davalılar ... ve ... vekili Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve dahili davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. Davacı vekili ve dahili davalılar ... ve ... vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; Sandıkla sözleşmeli olarak faaliyet gösteren ... Eczanesinin, Sandığa göndermiş olduğu reçetelerle ilgili olarak Sandığın Teftiş Kurulu Başkanlığı Müfettişlerince yapılan inceleme ve soruşturma neticesinde düzenlenen 24.12.2002 tarihli müfettiş raporu ile sandık zararının tespit edildiğini, Sandık sağlık yardımından yararlanan şahısların, devamlı kullandıkları ilaçları yazdırmak amacıyla sağlık karnelerini eczacı ...’e ait ... Eczanesine bıraktıkları, ancak aldıkları ilaçlara rağmen meblağı çok daha fazla olan reçeteleri belirli doktorlara düzenlettirilerek bedellerinin sandıktan tahsil edildiğini ya da ... ve çalışanlarınca bu sağlık karnelerine hak sahiplerinin bilgisi dışında çok sayıda reçete düzenlendiğinin tespit edildiğini, ... Eczanesi kalfası olarak görev yapan ...’nin bu reçetelerin düzenlettirilmesinde sistematik biçimde hareket ettiğini, sağlık karnelerine hak sahiplerinin bilgisi dışında Dr. ..., Dr. ..., Dr. ...’ın, ...’in isteği doğrultusunda hastaları görmeden ve muayene etmeden çok sayıda reçete düzenlediklerini, bu nedenle sandığın 115.652.573.021 TL zarara uğratıldığını, Dr. ..., Dr. ..., Dr. ... ve Dr. ...’nun karne sahiplerinin bilgisi dışında reçete düzenlediklerini, ... Eczanesi tarafından sandığın sağlık yardımından yararlanan hak sahiplerinin bilgisi dışında usule ve esasa aykırı olarak düzenlenen 735 adet reçeteyi fatura edip bedelleri tahsil edilmek sureti ile sandığın toplam 116.549.590.190 TL zarara uğratıldığını, bedelleri ödenmeyen 32.391.143.936 TL'nin borca mahsup edilerek bakiye sandık zararının 84.158.446.254 TL olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere bakiye 84.158.446.254 TL'nin 22.12.2003 tarihine kadar hesap edilen 112.320.377.000 TL yasal faizi olmak üzere toplam 196.479.243.254 TL sandık alacağının, 68.090.610.940-TL asıl alacağa 12.03.2003-22.12.2003 tarihleri arası işleyen 16.882.741.000 TL yasal faize ilişkin kısmının asıl alacağa dava dilekçesi tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ...’den müştereken ve müteselsilen tahsiline, 13.935.367.314 TL asıl alacağa işleyen 3.455.751.000 TL yasal faize ilişkin kısmının asıl alacağa dava dilekçesi tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 1.362.076.000 TL asıl alacağa işleyen 337.721.000 TL yasal faize ilişkin kısmının asıl alacağa dava dilekçesi tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan ..., ... ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 309.558.000 TL asıl alacağa işleyen 76.755.000 TL yasal faize ilişkin kısmının asıl alacağa dava dilekçesi tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan ..., ... ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 119.129.500 TL asıl alacağa işleyen 29.539.000 TL yasal faize ilişkin kısmının asıl alacağa dava dilekçesi tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan ..., ... ve ...’den müştereken ve müteselsilen tahsiline, 323.477.000 TL asıl alacağa işleyen 80.205.000 TL yasal faize ilişkin kısmının asıl alacağa dava dilekçesi tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan ..., ... ve ...’tan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 18.227.500 TL asıl alacağa işleyen 4.521.000 TL yasal faize ilişkin kısmının asıl alacağa dava dilekçesi tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalılardan ..., ... ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı ...; kendisinden, diğer davalılar ... ve ... ile birlikte 13.953.367.314 TL’nin tahsilinin talep edildiğini, hiçbir surette Emekli Sandığının zararına neden olacak bir eğiliminin, kusur ve ihmalinin olmadığını, ... Ağır Ceza Mahkemesindeki dosyanın bekletici mesele olarak kabulü ile karar kesinleştikten sonra delil olarak celbini ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2. Davalı ...; bu tür davaların sağlık karnesi sahipleri hakkında açılması gerektiğini, sağlık karnesi sahiplerinin bundan sonra kendilerine karşı doktor veya eczacı tarafından yapılmış bir hata varsa bunu ispat etmek sureti ile rücu davası açması gerektiğini, kurum müfettişleri tarafından hazırlanan raporun kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 3. Davalı ...; hasta geldiği zaman reçetede yazılı ilaçları hastaya verdiğini, görevinin bu olduğunu, bunun haricinde hiçbir hastadan sağlık karnesini istemediğini, eczanede alıkoymadığını, ... Ağır Ceza Mahkemesinde ifade veren hastaların çoğunun kendisini tanımadığını söylediğini, bunun da eczacı ile doktorların bu olayı birlikte planladıklarını gösterdiğini, kendisinin bu olayla hiçbir alakasının olmadığını, hiçbir mal varlığı ve servetinin bulunmadığını, kurum müfettişi raporunun yanlı olduğunu, tarafsız bilirkişilerce gerçek zarar ve sorumlularının ortaya çıkarılması gerektiğini belirtilerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 4. Davalı ...; yetki ve zamanaşımı yönünden itirazı olduğunu, dava konusu iddiaların soyut ve mesnetsiz olduğunu, davalının böyle bir girişimi ve iştirakinin bulunmadığını, davalının doktorlar tarafından yazılan ilaçları, sağlık karneleri mukabilinde hastalara teslim ettiğini ve ilaç bedellerini kuruma fatura ederek tahsil ettiğini, bu hususun doktor beyanları ile de sabit olduğunu, davacı kurumun tahsil etmesi gereken bir alacağı veya zararının bulunmadığını, ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini belirtilerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 5. Davalı ...; kendisinden talep edilen parayı 18.03.2003 tarihinde 323.477.000 TL olarak kuruma yatırdığını, ... Ağır Ceza dosyası incelendiğinde sanıklar arasında adının geçmediğinin görüleceğini, davacı vekilinin kendisine yönelik talebinin hukuki temelden yoksun olduğunu belirtilerek davanın reddini istemiştir. 6. Davalı ...; kendisinden talep edilen parayı 25.03.2003 tarihinde 18.227.500 TL olarak kuruma yatırdığını, Emekli Sandığını zarara uğratmadığını, ödeme yapmasının kabul anlamına gelmediğini, ödemeyi istenilen zamanda yaptığını, ödenen miktar için faiz istenemeyeceğini, ... Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında sanık olmadığını ve davayla bir ilgisinin bulunmadığını belirtilerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 7. Davalı ...; davalıdan talep edilen paranın 10.03.2003 tarihinde 1.362.076.000 TL olarak kuruma yatırıldığını, hal böyle iken davacının dava ikame ederek bu bedeli mükerrer olarak isteyemeyeceğini, yine dava dilekçesinde belirtilen 337.721.000 TL faiz isteme hakkının bulunmadığını, davalının ilgili eczane ve başkası ile kurumu zarara uğratma kastının söz konusu olmadığını belirtilerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 8. Davalı ...; kuruma borcunu ödediği belirtilerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 9. Davalı ...; yetki yönünden itirazda bulunarak davanın reddini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemece 03.09.2008 tarih ve 2005/493 E., 2008/372 K. sayılı kararla; davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 19.03.2009 tarihli ve 2009/1105 E., 2009/3759 K. sayılı ilamıyla; "HUMK'nın 409/5 maddesine göre işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar açılmamış sayılır ve mahkemece bu hususta kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır. Temyize konu bu davada 4.6.2008 tarihli duruşmada, tarafların davayı takip etmemesi nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve yasada belirtilen üç aylık süre sona ermeden 3.9.2008 tarihinde davanın açıkmamış sayılmasına karar verilmiştir. Yasada ön görülen üç aylık süre dolmadan yazılı şekilde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İkinci Bozma Kararı 1. Bozmaya uyan mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 181.530,92 TL alacağın; 147.947,24 TL'sinin 24.12.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... miraçıları (..., ...), ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak, 31.065,08 TL'sinin 24.12.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... miraçıları (..., ...), ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak, 1.341,67 TL'sinin 24.12.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... miraçıları (..., ...), ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak, 769,15 TL'sinin 24.12.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... miraçıları (..., ...), ...'ndan müştereken ve müteselsilen alınarak, 284,71 TL'sinin 24.12.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... miraçıları (..., ...), ...'tan müştereken ve müteselsilen alınarak, 91,63 TL'sinin 24.12.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... miraçıları (..., ...), ...'ten müştereken ve müteselsilen alınarak, 31,44 TL'sinin 24.12.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... miraçıları (..., ...), ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili, davalılar ... ve ... vekili, davalılar ... ve ... temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 13.06.2019 tarihli ve 2018/4716 E., 2019/7205 K. sayılı ilamıyla; "1-... Davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilen miktar karar tarihi itibariyle 2.190,00 TL'yi geçmediğinden HUMK'nun 5219 sayılı yasa ile değiştirilen 427 nci maddesinin ikinci f ıkrası gereğince temyiz hakları bulunmamaktadır. O nedenle miktar itibariyle kesin olarak verilen karara ilişkin temyiz dilekçelerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm, davalılar ... ve ...’in aşağıdaki bent kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 3-... hükme esas alınan bilirkişi raporunda toplam zarar miktarı 82.335,54 TL asıl alacak ve 99.195,38 TL işlemiş faiz olmak üzere 181.530,92 TL olarak gösterilmiş olup mahkemece, hüküm altına alınan 181.530,92 TL içerisinde işlemiş faiz de bulunmakta olup, dava tarihinden faiz işletilmesine karar verilmek suretiyle faize faiz yürütülmesine neden olunmuştur. Mahkemece, TBK'nun 121/son maddesinde düzenlenen faize faiz yürütülemez hükmüne aykırı olarak hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir." gerekçeleriyle karar bozulmuştur. C.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kısmen kabulü ile 181.530,92 TL alacağın; 147.947,24 TL'sinin davalılar ..., ... ile dahili davalılar ... ve ...'den (dahili davalılar ... ve ... yönünden dava tarihi olan 24.12.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) müştereken ve müteselsilen alınarak, 31.065,08 TL'sinin davalılar ... ve ... ile dahili davalar ... ve ...'den (davalı ... ile dahili davalılar ... ve ... yönünden dava tarihi olan 24.12.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) müştereken ve müteselsilen alınarak, 1.341,67 TL'nin davalılar ... ve ... ile dahili davalılar ... ve ...'den (davalı ... ile dahili davalılar ... ve ... yönünden dava tarihi olan 24.12.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) müştereken ve müteselsilen alınarak, 769,15 TL'nin davalılar ... ve ... ile dahili davalılar ... ve ...'den (davalı ... ile dahili davalılar ... ve ... yönünden dava tarihi olan 24.12.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) müştereken ve müteselsilen alınarak, 284,71 TL'nin davalılar ... ve ... ile dahili davalılar ... ve ...'den (davalı ... ile dahili davalılar ... ve ... yönünden dava tarihi olan 24.12.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) müştereken ve müteselsilen alınarak, 91,63 TL'nin davalılar ... ve ... ile dahili davalılar ... ve ...'den (davalı ... ile dahili davalılar ... ve ... yönünden dava tarihi olan 24.12.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) müştereken ve müteselsilen alınarak, 31,44 TL'nin davalılar ... ve ... ile dahili davalılar ... ve ...'den (davalı ... ile dahili davalılar ... ve ... yönünden dava tarihi olan 24.12.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte) müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Dairenin 19.09.2022 tarihli ve 2022/6110 E., 2022/6702 K. sayılı ilamıyla; Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR DÜZELTME A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili ve davalılar ... ve ... vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur B. Karar Düzeltme Sebepleri 1. Davacı vekili; dosya kapsamı ve heyetçe verilen rapor birlikte değerlendirildiğinde davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, yerel mahkeme kararının reddedilen kısım bakımından bozulması gerekirken itirazlarının yerinde olmadığına karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalılar ... ve ... vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunda toplam zarar miktarının 82.335,54 TL asıl alacak ve 99.195,38 TL işlemiş faiz olmak üzere 181.530,92 TL olarak gösterildiğini, hüküm altına alınan 181.530,92 TL içerisinde işlemiş faiz de bulunduğundan dava tarihinden faiz işletilmesine karar verilmek suretiyle faize faiz yürütülmesine neden olunduğunu, yerel mahkeme kararının faize faiz işletemeyeceği ve davacı talebi ile bağlı kalınacağı yönündeki çok temel iki ilkeyi açıkça bir kez daha ihlal etmesi nedeniyle bozulması gerekirken itirazlarının yerinde olmadığına karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın düzeltilmesini ve mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kurum zararından kaynaklı alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK). 2. Bundan başka, Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş olan bu kısımları lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı YİBK). 3. Değerlendirme Karar düzeltme yoluyla incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, bozmaya uygun olmasına, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin ve davalılar ... ve ... vekilinin karar düzeltme isteklerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin ve davalı ... (ölü) mirasçıları davalılar ... ve ... vekilinin karar düzeltme isteklerinin ayrı ayrı REDDİNE, Aşağıda yazılı karar düzeltme bakiye harcının düzeltme isteyen davalılara, para cezalarının karar düzeltme isteyenlere yükletilmesine, 18.01.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Diğer kararlar (4)

3. Hukuk Dairesi, 2023/1349 E., 2023/1437 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
tarafından yapılandırma kapsamında yapılan başvuru bulunmadığından davanın konusuz kaldığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle; alınan denetime elverişli bilirkişi raporu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 121/son maddesi gereğince faize faiz yürütülemez ilkesi de dikkate alındığında davanın kısmen kabulü ile 90.544,06 TL asıl alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle daval
3. Hukuk Dairesi         2023/1349 E.  ,  2023/1437 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/218 E., 2022/268 K. DAVA TARİHİ : 29.04.2003 KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı ve davalılardan ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı ...'ın üniversitenin iktisadi ve idari bilimler fakültesi işletme bölümünde araştırma görevlisi iken 1994 yılında yüksek lisans sınavını kazanarak 2547 sayılı Kanun'un, 527 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 33'üncü maddesi uyarınca 30.12.1994 tarihinden itibaren ABD’ye üniversite adına yüksek lisans eğitimi yapmak üzere görevlendirildiğini, davalının yurt dışı görevinin 2 kez uzatıldığını ve bu durumun davalıya bildirildiğini ancak davalının 15 günlük yol müddeti sonu olan 17.01.2002 tarihine kadar görevine başlamaması üzerine 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve Yetiştirmek Amacıyla Yurtdışına Gönderilecek Devlet Memurları Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca görevinden çekilmiş sayıldığını, davalı yurtdışına gönderilirken kendisinden ve diğer davalılardan düzenleme şeklinde taahhütname ve kefaletname alındığını, müşterek ve müteselsil kefil olan davalılar ...ve ...ın toplam borcun 3.000 TL'lik kısmından sorumlu olduklarını taahhüt ettiklerini, taahhütname gereğince mecburi hizmet yükümlülüğüne uyulmadığı takdirde giderlerin 2 kat olarak nakden ve defaten ödeneceği, döviz cinsi borçlar için borç miktarı fiili ödeme tarihindeki merkez bankası efektif döviz satış kuru üzerinden hesaplanacağı taahhüt edildiğinden, davalı ... için 90.179.16 USD harcama ile 5.205.101.000 TL cinsinden yurt içi gideri mevzuat hükümleri gereğince 2 kat hesaplandığında, 180.358.32 USD'nin fiili ödeme tarihindeki merkez bankası efektif satış kuru üzerinden ve 10.410.200.000 TL alacağın ise 17.01.2002 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte kefalet miktarı ile sınırlı olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili; davacının talep ettiği tazminatın davalının Amerika'da öğrenim görürken yapılan okul harcı, kırtasiye, sağlık sigortası gibi masraflarla örtüşmediğini, davalının eğitim gördüğü üniversiteden alınan masraf dökümünden de bu hususun anlaşılacağını, davalının öğrenim gördüğü dönemlerden sonbahar 1995, bahar 1996 ve yaz 1996 dönemine ilişkin gönderilen faturaların öğrenim gördüğü üniversiteden değil hiçbir alakası olmayan üniversite tarafından düzenlendiğini, davalının bu durumdan haberi olmadığını, davalının öğrenim süresi dolduğu halde Amerika'dan dönmediği için müstafi sayıldığını, taahhüt senedinde Türkiye'ye dönüş tarihinin belirtilmediğini, tazminat taleplerinin dayanağı olan taahhüt senedinde yer almayan bir hususta üniversitenin kendi belirlediği tarihe göre davalıyı çağırdığını, davalının yurda dönüş tarihinin taahhütnamede belirtilmesi gerektiğini, taahhüt senedinde yer alan cezai şart ve diğer faiz şartlarının hakkaniyete aykırı olduğunu, borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parasıyla ödenmesinin istenebileceğini, kefillerin de kefalet miktarları ile sınırlı olduklarını belirterek, davanın reddini istemiştir. 2. Diğer davalılar, usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamışlardır. III. MAHKEME KARARI Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 11.05.2006 tarihli ve 2003/289 E., 2006/118 K. sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, 90.179.16 USD'nın 17.01.2002 tarihinden itibaren dövize Devlet Bankalarının ABD Doları cinsinden 1 yıllık vadeli mevduata uyguladığı faiz oranı üzerinden fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının ve TL cinsinden sarf edilen 5.205.10 TL 17.01.2002 tarihinden itibaren kanuni faizi ile birlikte, bunun %50 fazlası 2.602.55 TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren kanuni faizi ile birlikte davalı ... bu alacakların tamamından, davalı kefiller ....ve ... bu alacakların 3.000 TL'sinden sorumlu olmak kaydı ile davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılardan Kutsal vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 15.09.2014 tarihli ve 2014/9069 E., 2014/12579 K. sayılı ilamıyla; ''...taraflar arasındaki uyuşmazlığın "08.07.2006 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5535 sayılı Bazı Kamu Alacaklarının Tahsil ve Terkinine İlişkin Yasanın 2. ve 2547 sayılı Yüksek Öğretim Yasasına eklenen Geçici 53. maddeleri", "25.02.2011 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun Geçici 4. maddesi" ile "11.09.2014 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6552 sayılı İş Kanunu İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanunun Geçici 1. maddelerinin" somut olayda değerlendirilip oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmek üzere mahkeme kararının bozulması gerekmiştir...'' gerekçesiyle, karar bozulmuştur. B. İkinci Bozma Kararı 1.Bozmaya uyan Mahkemece verilen 08.03.2016 tarihli ve 2014/1028 E., 2016/96 K. sayılı kararla; Kocaeli Üniversitesi Rektörlüğüne müzekkere yazılarak davacı alacağının yapılandırılması konusunda davalıların Kanunun yayınlandığı tarihten itibaren 3 aylık süre içerisinde başvurularının olup olmadığı, borcun yapılandırılıp yapılandırılmadığı, yapılandırılmış ise yapılandırılma tutarı sorulduğu, gelen yazı cevabının içeriğinde; ilgilinin yurtdışından kaynaklanan borcu yapılandırdığını, 05.08.1996 öncesi taahhütname senedine istinaden(yurtdışı maaşları) 4.141,52 TL ve 05.08.1996 sonrası taahhütname senedine göre ise borcunun(döviz cinsinden) 54.258,40 USD olduğunun belirtildiği, Yargıtay bozma ilamında belirtilen hususları da kapsayan ayrıntılı rapor tanziminin istenmesi üzerine sunulan 06.01.2016 tarihli bilirkişi raporunda; davalı ...'ın 6111 sayılı Kanundan faydalanarak borçlarını yapılandırdığı, dava konusunun kalmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesi ile konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, davacı ve davalılardan Kutsal vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 08.04.2019 tarihli ve 2018/6216 E., 2019/4601 K. sayılı ilamıyla; bozma nedenine göre davalı ...'ın sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmediği belirtilerek, Mahkemece Kocaeli Üniversitesi Rektörlüğüne davacı alacağının yapılandırılması konusunda davalıların, kanunun yayınlandığı tarihten itibaren 3 aylık süre içerisinde başvurularının bulunup bulunmadığı konusunda yazılan müzekkereye verilen cevabi yazıdan da anlaşılacağı üzere, davalı ...'ın yurtdışı maaşlarından kaynaklanan borcunun yapılandırıldığı bildirilmişse de bu borç ile ilgili ödeme yapıp yapmadığı hususunda bir araştırma yapılmadığı, yalnızca borcun yapılandırılmasının talep edilmiş olmasının da borcun ortadan kalktığı ve davanın konusuz kaldığı anlamına gelmeyeceğinden, Mahkemece bu hususta bir araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, karar bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, somut olayda davalı ... tarafından yapılandırma kapsamında yapılan başvuru bulunmadığından davanın konusuz kaldığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle; alınan denetime elverişli bilirkişi raporu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 121/son maddesi gereğince faize faiz yürütülemez ilkesi de dikkate alındığında davanın kısmen kabulü ile 90.544,06 TL asıl alacağa dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (davalılar Nazmi ve Ersin'in 3.000 TL tutarı ile sınırlı olarak) davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılardan Kutsal vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; davanın dava dilekçelerindeki taleplerine uygun şekilde 54.258,40 USD'nin fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden, 4.141,52 TL'nin ise 17.01.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken, yalnızca yurtdışı alacaklarının kabul edildiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili; hesaplamanın yanlış yapıldığını, taahhütnamede belirtilen eğitim masraflarından kastın, davalının yurtdışında eğitim görürken kendisine yapılan masraflar olduğunun açık olduğunu, sonbahar 1995, bahar 1996 ve yaz 1996 döneminde Virginia Tech Üniversitesinde eğitim gördüğünü, dosyaya sunulan faturaların ise davalının eğitim görmediği üniversite tarafından düzenlendiğini, buna rağmen bu faturaların hesaplamaya esas alındığını, davalı için ödenen gerçek eğitim gideri ile ilgili hiçbir evrak sunulmadığını, yargılanan Necati Sözüöz'ün davacıya gönderdiği ve somut olayla ilgisi olmayan fatura tutarlarının eğitim gideri olarak ödenmesine hukuka aykırı olarak karar verildiğini, davalının yurda dönüş tarihinin taahhütnamede belirtilmediğini, taahhütnamede yer almayan bir husustan dolayı, taahhüt senedinde yer alan cezai şart ve diğer faiz şartlarının hakkaniyete aykırı olduğunu, 17.01.2021 tarihli bilirkişi raporuna karşı itirazlarının yeterince irdelenmediğini, raporun tamamında hukuki tespitler yapılmakla bilirkişiliğin çizilmiş olan hukuki sınırları aşılarak usule tamamen aykırı olarak bir bilirkişi raporu düzenlendiğini, 17.07.2020 tarihinde mesleki olarak mazeretli olduğundan katılamadığı duruşmada davacı vekili tarafından yapılandırma başvurusunun yapıldığı ancak yapılan ödeme planı üzerinde ödeme yapılmadığının beyan edildiği, bu belgeler UYAP'a taranmadığından belgeleri inceleme ve beyanda bulunma imkanı tanımadan dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini, adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini, davalı tarafından 6111 ve 6552 sayılı Kanunlar kapsamında başvuru yapıldığını ve borcun hesaplanarak adres bilgileri verilerek kendisine bildirimini talep ettiğini, davalının yurt dışında yaşamasına ve Türkiye'de bir adres bildirmiş olmasına rağmen kendisine böyle bir borç bildirimi yapılmadığını, bu konuda davacı yana hesaplamanın yapılarak davalıya bildiriminin yapılıp yapılmadığının sorulması ve tebligatın kime ne zaman yapıldığının sorulması gerektiğini, davalının böyle bir tebligatı almadığını, söz konusu yasa maddesinde ödemenin ne zaman yapılacağına dair bir açıklama düşülmediğini, yasa maddesinin hala yürürlükte olduğunu, yapılacak hesaplamada davalının yapılandırma başvurusunun dikkate alınması gerektiğini, alacak kalemlerinin bir kısmından yasa ile vazgeçildiğini, bir kısmından ise yeniden hesaplama yapılarak faiz başlangıcının da 2006 yılı olarak başlatıldığı konusunda tartışma olmadığını, aynı yasa maddesinde açıkça yükleme senedinin dikkate alınmayacağının emredici hüküm olarak durduğunu, şu halde huzurda görülen davanın konusuz kaldığının açık olduğunu, Yargıtay ilamında her ne kadar ödeme yapılıp yapılmadığının incelenmesi istenmişse de yasa ile değişen alacak miktarının yeni bir borç ilişkisini doğurduğu ve bu borcun takibinin de yeni bir takibi gerektirdiği kanaatinde olduklarını, borcun açıkça zamanaşımına uğradığını ve bilirkişi tarafından faiz başlangıcının 2002 olarak belirlenmesinin de yasaya aykırı olacağını da rapora itiraz dilekçelerinde belirttiklerini savunarak, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, zorunlu hizmet karşılığı olan kurum alacağının tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297'nci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilmiştir. Buna göre hüküm, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsar. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hüküm gerekçesi dosya içeriğine uygun olmak zorundadır. Ayrıca, hükmün gerekçesi ile sonuç kısmı birbiri ile çelişmemelidir. 2. Yine 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" başlıklı 141 inci maddesinin üçüncü fıkrasında; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." hükmüne yer verilmiştir. 3. Buna göre, gerekçe, hükümle çelişik olamaz. Aksinin kabulü, mahkemelere güveni sarsacağı gibi Anayasa ve kanunlarda yer alan açık kurallara aykırılık oluşturur. 3. Değerlendirme 1. Hükme esas alınan 07.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda; Mahkemenin müzekkeresine istinaden davacı kurumun 11.06.2021 tarihli ve 61514 sayılı yazısı içeriğinde, davacı kurum tarafından maaş tahsilatları ile ilgili kısım terkin edilerek davalının borcunun; 05.08.1996 öncesi taahhütname senedine istinaden 4.141,52 TL ve 05.08.1996 sonrası taahhütname senedine istinaden ise 54.258 USD olarak tespit edildiği, Mahkemenin takdirine göre davacının alacağının alternatifli tespit edilebileceği; dava tarihi itibariyle TL karşılığının esasa alınması halinde 54.258 USDx1,592427=86.402,54TL ve 4.141,52 TL olmak üzere 90.544,06 TL olarak hesaplanabileceği belirtilmiş olmakla, işbu bilirkişi raporunda ilgilinin yurtdışından kaynaklanan yapılandırılmış borcu üzerinden hesaplama yapıldığı görülmüştür. 2. Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Mahkemenin gerekçesinde davalı ... tarafından yapılandırma kapsamında yapılan başvuru bulunmadığından davanın konusuz kaldığından söz edilemeyeceği, alınan denetime elverişli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiğinin yazıldığı, gerekçeli kararın hüküm kısmında ise ilgilinin yurtdışından kaynaklanan yapılandırılmış borcu üzerinden hesaplama yapılan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile 90.544,06 TL'nin tahsiline karar verilerek, gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılmış olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 3. Bozma nedenine göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir. VI.KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan Mahkeme kararının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 2. Bozma sebebine göre davacı ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 6100 sayılı Kanun'un geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440 ıncı maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2020/4075 E., 2021/1787 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
6,42 TL'nin 50.000 TL 'sine dava tarihinden 48.016,42 TL sine ise ıslah tarihi olan 15/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş olmakla faize faiz işleyecek şekilde hüküm kurulmuş olup 6098 sayılı Kanunun 121/3.maddesi gereği temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi yürütülemeyeceğinden kararın bozulması gerekir.
3. Hukuk Dairesi         2020/4075 E.  ,  2021/1787 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki sözleşmeden doğan alacak ve maddi - manevi tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalıya hem ihale sonucunda imzalanan sözleşme ile hem de doğrudan temin usulü ile ilaç verdiğini, davalının sözleşmede öngörülen sürede ödeme yapmadığını, doğrudan temin usulüyle alınan ilaçların sözleşme hükümlerine tabi olmadığını fatura tarihinden itibaren ödenmesi gerektiğini, davalının ödemelerinde gecikmesi sebebiyle münhasır deposu olarak çalıştığı dava dışı ... Sanayi A.Ş.'ye olan taahhüdünü yerine getiremediğini ve söz konusu şirketin kendisine ilaç vermeme kararı alıp aralarındaki sözleşmeyi sonlandırdıklarını, kar kaylarının olduğunu, ayrıca bankalara faiz ödemek zorunda kaldığını, ticari itibarıın zedelendiğini, doğrudan temin usulüyle alınan ilaçlar yönünden alacağını almak amacıyla başlattığı icra takibine de davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000 TL ilaç bedeli, 50.000 TL ilaç bedellerine fatura tarihinden ödeme tarihine kadar işleyen yasal faiz, 50.000 TL kar kaybı ve munzam zarar alacağı, 50.000 TL manevi tazminat, 11.198,85 TL icra masraf ve vekalet ücreti olmak üzere toplam 211.198,85 TL nin yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş,15/08/2013 tarihli ıslah dilekçesiyle 50.000 TL lik işlemiş faiz talebini 98.016,42 TL ye yükseltmiştir. Davalı, alacağın tamamının 3. kişilere temlik edilmiş olması nedeniyle davacının talepte bulunamayacağını ileri sürerek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna ilişkin bozmaya uyularak davacının munzam zarar, icra giderleri masrafları, manevi tazminat taleplerinin reddine, fatura tarihlerinden ödeme tarihlerine kadar olan işlemiş faiz talebinin kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2- Mahkemece, davacının fatura tarihinden ödeme tarihine kadar istemiş olduğu faiz taleplerinin kabulü ile 98.016,42 TL'nin 50.000 TL 'sine dava tarihinden 48.016,42 TL sine ise ıslah tarihi olan 15/08/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş olmakla faize faiz işleyecek şekilde hüküm kurulmuş olup 6098 sayılı Kanunun 121/3.maddesi gereği temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi yürütülemeyeceğinden kararın bozulması gerekir. 3- Davacının manevi tazminat talebi reddedildiğine göre davalı lehine karar tarihinde yürürlükte olan 2017 Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10.maddesinin 2. ve 3. fıkraları gereği tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre 1.980 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu konuda karar verilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir. 4- Yükseköğretim Kanunu m.56/1-b hükmüne göre Üniversiteler ve yüksek teknoloji enstitüleri genel bütçeye dahil kamu kurum ve kuruluşlarına tanınan mali muafiyetler, istisnalar ve diğer mali kolaylıklardan aynen yararlanırlar. Harçlar Kanununun 13/j.maddesine göre genel Bütçeye dahil idareler yargı harçlarından muaftır. Buna göre davalı Üniversite harçtan muaf olup, davacının başlangıçta ödediği 3.956,35 TL harcın kendisine iadesi gerekirken kararın 6. maddesinde 3.956,35 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi ve kararın 2.maddesinde bakiye 2.739,15 TL karar ve ilam harcının davalıya yükletilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1. bent gereğince davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. 3. ve 4. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nın 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22/02/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2021/16702 E., 2021/5974 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 121/2. (B.K 104/son) maddesi gereğince faize faiz yürütülmesi mümkün değildir.
4. Hukuk Dairesi         2021/16702 E.  ,  2021/5974 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü: -K A R A R- Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; davacı ... işletme şefliği tarafından geniş orman alanında fidan etrafında ot alma, çapa, diri örtü temizliği, kaymak kırma, sürgün kontrolü ve dikenli tel tamiratı gibi kültür bakım çalışması yapıldığı, davacı işletmede orman muhafaza memuru olarak görev yapan davalının da sorumlu olduğu orman bölmesinde yürütülen çalışmaların denetiminde yer aldığı görülmektedir. Her ne kadar, dosya kapsamından istihkak raporlarında çalışma yapıldığı belirtilen alan ile fiilen bakım çalışması yapılan alanın miktar olarak ve yapılan işin mahiyeti itibariyle örtüşmediği anlaşılmakta ise de davalının sorumlu olduğu orman bölmesinin genişliği, çalışma koşulları ve yapılan işin mahiyeti ile dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, hesaplanan tazminattan davalı yararına uygun miktarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; hesaplanan zarardan %30 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 121/2. (B.K 104/son) maddesi gereğince faize faiz yürütülmesi mümkün değildir. 3095 sayılı Kanunun 3. maddesinde kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemeyeceği, bu konuya ilişkin Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiş ise de somut uyuşmazlığın kaynağı haksız fiildir ve faize faiz yürütülmesi yasağı kapsamındadır. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; mahkemece hükme esas alınanan 21.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda, davalı ...’ün sorumlu olduğu tespit edilen tazminat asıl alacağına faiz işletilerek ana paraya eklendiği, bulunan sonuç rakam içerisindeki davalı payı tespit edilerek, bu miktar üzerinden de varsayımsal oranlarda hakkaniyet indirim yapılarak sonuç rakamlar bulunduğu, mahkemenin de bu raporu esas alarak hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, bozmaya uyulduğu halde bozmanın gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; Dairemiz bozma ilamında, hükmü temyiz eden davalı ... lehine hakkaniyet indirimi sebepleri açıklanarak, hesaplanan tazminattan uygun miktarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği belirtilmiştir. Haksız fiil tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 43. maddesinde, “Hakim, hal ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suretini ve şumulünün derecesini tayin eyler” düzenlemesi mevcuttur. Mahkemece yapılması gereken, davacının zararı olarak tespit edilen miktar yani ana para olarak belirlenen miktar üzerinden hakimce takdiren belirlenen oranda indirim yapılması gerekirken, bilirkişiden yeniden rapor alınarak tespit edilen ana para ve faiz toplamı üzerinden indirim yapılması usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ...'e geri verilmesine, 04/10/2021gününde oybirliğiyle karar verildi.
13. Hukuk Dairesi, 2016/25268 E., 2019/10346 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
tam metni aç
Faize faiz yürütülmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 121/2 (B.K 104/son) maddesi gereğince mümkün değildir.
13. Hukuk Dairesi         2016/25268 E.  ,  2019/10346 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı banka vekili, davalının kullandığı 13.05.2009 tarihli Konut Finansmanı Kredi Sözleşmesi’ne ilişkin borcun 34 taksitinin ödenmemesi nedeni ile davalıya ihtarname gönderildiğini, borcun tamamen muaccel hale gelmesine rağmen davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalı hakkında ... 1. İcra Müdürlüğünün 2015/2250 E sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve hukuka aykırı olarak takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazının iptalini ve takibin devamını, %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, ... 1. İcra Dairesinin 2015/2250 E. sayılı icra dosyasında davalı tarafın (borçlu) itirazının kısmen iptaline, takibin; 80.900,42 TL asıl alacak, 16.625,93 TL faizi ve 882,82 TL BSMV olmak üzere toplam 98.409,17 TL takip başlangıç bedeli üzerinden olmak üzere icra takibinin devamına, bakiye istem bakımından davanın reddine,yasal şartlarının oluşmadığı düşünülen inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir. 1-İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötüniyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip durduran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında, davacının davalıdan talep ettiği takip konusu bedel belirli olduğundan likit ve muayyen nitelikte olduğunun kabulü ile icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece, davacının bu istemi hakkında kabul kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. 2-Dava, taraflar arasında imzalanan konut kredisinin ödenmemesinden kaynaklı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır. Mahkemece alınan 02/03/2016 tarihli bilirkişi raporuna göre; 13.05.2009 tarihli Sabit Faizli Konut Finansman Kredisi ve Teminat Sözleşmesi doğrultusunda davalı borçlu tarafından 120 ay vadeli, %16,56 yıllık faiz oranlı, %21,684 yıllık temerrüt faiz oranlı, 55.000,00 TL konut kredisi kullanıldığı, toplam geri ödeme miktarının 112.973,57 TL olduğu, ödeme emrinde her ne kadar 24/04/2014 tarihli ihtarname ile kat edilerek talep edilen 80.900,42 TL asıl alacak esas alınarak faiz belirtilmişse de ihtarnamede hesaplanan 80.900,42 TL'nin 7.877,82 TL'lik kısmının ödenmeyen taksitlerin faizi (işlemiş akdi faiz) olduğu göz önünde bulundurulduğunda faize faiz işletilemeyeceğinden icra takibine ilişkin faiz hesaplamasında bu miktar düşülerek 73.022,6 TL üzerinden hesaplama yapıldığını, davacı-alacaklının 16.625,93 TL faiz talep edilebileceği, takibin 80.900,42 TL ana para ve 16.625,93 TL faiz üzerinden devamı gerektiği yönünde rapor sunulduğu görülmüştür. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının 80.900,42 TL asıl alacak ve 16.625,93 TL faiz talep edebileceği tespit edilmiş, mahkemece asıl alacak, temerrüt faiz ve 882,82 TL BSMV olmak üzere toplam 98.409,17 TL’ye faiz işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmiş olup, işlemiş faize tekrar faiz yürütülmüş bulunmaktadır. Faize faiz yürütülmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 121/2 (B.K 104/son) maddesi gereğince mümkün değildir. Mahkemece, asıl alacak üzerinden faiz yürütülmesi gerekirken, işlemiş faiz de dahil olmak üzere faize faiz yürütülmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. 3-TBK'nun 88 ve 120. maddelerinin emredici nitelik taşıdığı ve taraflar ileri sürmese de re'sen gözetileceğinin kabulü gerekir. O halde faize ilişkin TBK'nun 88 ve 120. maddelerinin uygulama şeklinin irdelenmesi gerekmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK)’nun 88. maddesindeki “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz” hükmünü içermesinin yanı sıra, temerrüt faizine ilişkin 120. maddesinde de aynen; “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur.” düzenlemesine yer verilmiştir. Faiz (anapara faizi) ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmışsa buna itibar edilecektir. Burada bir sınır getirilmiştir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen (yani 3095 sayılı yasaya göre belirlenen) yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz ( TBK m.88/f.2 atfıyla 3095 sayılı yasa m.l ile belirlenen faizin %50 arttırımlı hali, yani %9 + 4,5 = %13,5 oranını aşamaz.) Burada emredici hukuk kuralı devreye girmektedir (TBK m.88/f.2). TBK.nda " temerrüt faizi" başlıklı düzenlemede de (m 120) şu şekilde bir çözüme gidilmiştir:Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir (TBK m.l20/f.l atfıyla 3095 sayılı Yasa m.2). Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmışsa, bu oran (sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı), birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz.(TBK m. 120/f.2 atfıyla 3095 sayılı yasa m.2 âdi işlerde %9 + yüzde yüz fazlası yani %9 =18'i; ticari işlerde avans faizinin yüzde yüz fazlasını yani avans faizinin iki katını, (1.1.2011 tarihinden 31.12.2012 tarihine kadar avans faizi %15 olduğundan iki katı olan %30'u aşamayacaktır.) Buna göre, mahkemece hükmedilecek akdi ve temerrüt faizinin TBK'nun 88. ve 120. maddesine göre belirlenmesi gerekir. Mahkemece izah edilen bu hususları kapsayan taraf ve yargı denetimine elverişli bilirkişi raporu alınarak hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda birinci, ikinci ve üçüncü bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin alınan 1.680,00 TL harcın davacıya, 1.680,00 TL harcın davalıya iadesine, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu davacı yönünden kapalı, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu davalı yönünden açık olmak üzere, 22/10/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Borçlar Hukuku Özel Hükümler

Mobilya ustası (M), acil bir vergi borcunu ödemesi gereken arkadaşı Avukat (A)’ya 01.02.2023 tarihinde 50.000 TL ödünç vermiş ve paranın 01.08.2023 tarihinde iade edileceğini kararlaştırmışlardır. Taraflar arasında anapara faizine ilişkin herhangi bir anlaşma yapılmamıştır. Avukat (A), vadesinde borcunu ödememiştir. (M), bunun üzerine 01.09.2023 tarihinde (A)’ya bir ihtarname göndererek ana paranın derhal ödenmesini talep etmiştir. Bu olayda (M)'nin faiz talebi hakkı ile ilgili 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) (M), taraflar arasında faiz kararlaştırılmadığı ve işlemin ticari nitelikte olmaması sebebiyle anapara faizi talep edemez; ancak vadenin gelmesiyle temerrüde düşen (A)'dan, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizini isteyebilir.
B) (A)'nın parayı bir süre boyunca kullanmış olması nedeniyle, dürüstlük kuralı ve sebepsiz zenginleşme hükümlerine istinaden (M)'nin en azından yasal oranda anapara faizi talep etme hakkı doğmuştur.
C) Avukat (A)'nın mesleği gereği bu işlem ticari sayılacağından, (M) kararlaştırılmamış olsa bile sözleşmenin kurulduğu tarihten itibaren ticari avans faizi talep etme hakkına sahiptir.
D) (M), anapara faizi talep edemese de, temerrüt faizini ancak ihtarname gönderdiği 01.09.2023 tarihini takip eden günden itibaren işletmeye başlayabilir.
E) Borcun vadesi belirli olduğundan (A) temerrüde düşmüş sayılmaz, bu nedenle (M) sadece anapara alacağını talep edebilir ve hiçbir surette faiz isteyemez.