TBK Madde 124

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu

Yürürlükte

Bu metin, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içerir.

Kısaca

Bu madde, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde borçlu temerrüde düştüğünde, alacaklının ihtar ve ek süre vermeden seçimlik haklarını kullanabileceği üç hali düzenler: borçlunun tutumundan süre verilmesinin etkisiz kalacağının anlaşılması, temerrüt nedeniyle ifanın alacaklı için yararsız kalması ve sözleşmede kesin vade kararlaştırılmış olması. Madde, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ve borçlu ile alacaklı arasındaki ilişkide uygulanır.

Bu açıklama madde metninin yerini tutmaz; bağlayıcı olan aşağıdaki metindir.

Aşağıdaki durumlarda süre verilmesine gerek yoktur:

1.Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa.

2.Borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa.

3.Borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa.

c. Seçimlik haklar

Kanun metninde bu maddeHam metin
Madde gerekçesi

818 sayılı Borçlar Kanununun 107 nci maddesini karşılamaktadır. Tasarının tek fıkraya bağlı üç bentten oluşan 123 üncü maddesinde, süre verilmesini gerek tirmeyen durumlar düzenlenmektedir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 107 nci maddesinin kenar başlığında kullanılan "b. Derhâl fesih" şeklindeki ibare, Tasarıda "b. Süre verilmesini gerektirmeyen durumlar" şeklinde değiştirilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 107 nci maddesinin (1) numaralı bendi, Tasanda "Borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa" şekline dönüştürülmüştür. 818 sayılı Borçlar Kanununun 107 nci maddesinin (3) numaralı bendi, Tasarıda "Borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeye ceği sözleşmeden anlaşılıyorsa" şeklinde kaleme alınmıştır. Tasarıda kullanılan "... ifanın artık kabul edilmeyeceği" şeklindeki ibare, 818 sayılı Borçlar Kanununun 107 nci maddesinin (3) numaralı bendinde bulunmamakla birlikte, bu durumda kesin vadeli sözleşme söz konusu olduğu için, borçlu nun ifa imkânsızlığıyla karşı karşıya kalacağı göz önünde tutulursa, alacaklının ifayı kabul etmesin den de söz edilemez. Metninde yapılan düzeltme ve anlaştırma dışında, maddede 818 sayılı Borçlar Kanununa göre bir hüküm değişikliği yoktur.

Gerekçe kanun koyucunun açıklamasıdır, hüküm değildir; çelişirse madde metni esastır. Kaynak belge

Bu maddedeki kavramlar

  • Seçimlik haklar
  • Ifadan vazgeçme beyanı
  • Kesin vade
  • Süre verilmesine gerek olmayan hal
  • Yararsızlık

Bağlantılı kavramın sözlükte tanımı, geçtiği öteki maddeler ve örnek kararları var.

Bu maddeyi uygulayan kararlar

50 karar arasından seçildi
  1. İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi · E. 2025/278 · K. 2025/897 · T. 06.11.2025
    İlk dereceRet
    6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 124. maddesi uyarınca "(1)Aşağıdaki durumlarda süre verilmesine gerek yoktur:
  2. İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi · E. 2018/354 · K. 2021/893 · T. 14.12.2021
    İlk dereceKısmen kabul/bozma
    sözleşmeye aykırılıkların giderilmesi için 20 günlük süre verilmesi, edimin ifası adına süre verilmesi yönünden taraflar arasında gelinen aşamada herhangi bir uygulanabilirliğin kalmaması, Türk Borçlar Kanunun 124.maddesi gereği, borçlunun içinde bulunduğu durumdan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı anlaşılıyorsa, borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa, borcun ifasının, belirli bir zamanda veya belirli bir süre içinde gerçekleşmemesi üzerine, ifanın artık kabul edilmeyeceği sözleşmeden anlaşılıyorsa,

Seçim otomatiktir: kararın maddeyi uygulayan cümlesi, mahkemenin bağlayıcılık derecesi, maddenin sonraki değişiklikleri ve kararın bu maddeye özgülüğü birlikte puanlanır. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Bu maddeye özel soru

Borçlar Hukuku Genel Hükümler

Makine üreticisi (Y), sanayici (İ) ile yaptığı eser sözleşmesi uyarınca özel imalat bir pres makinesini 15.08.2023 tarihinde teslim etmeyi taahhüt etmiştir. Sözleşmede bu tarih "kesin vade" olarak belirtilmiştir. (Y), kararlaştırılan tarihte makineyi teslim etmeyerek temerrüde düşmüştür. (İ), sözleşmeyi derhal feshetmemiş ancak ifayı beklemeye devam etmiştir. Teslim tarihinden iki ay sonra, 15.10.2023 tarihinde (İ), (Y)'ye noter aracılığıyla bir ihtarname göndererek makinenin 15 gün içinde teslim edilmesini, aksi takdirde sözleşmeden doğan diğer haklarını kullanacağını bildirmiştir. (Y), bu ek süre içinde de edimini ifa etmemiştir. Bu olaya ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre, ek sürenin de sonuçsuz kalması durumunda (İ)’nin hukuki durumuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

  1. A) İ’nin, başlangıçta kesin vade olmasına rağmen borçlunun temerrüdü sonrası derhal fesih hakkını kullanmayıp beklemesi, Yargıtay içtihatlarına göre sözleşmeyi belirsiz süreli hale getirebilir; bu durumda İ’nin sonradan fesih hakkını kullanabilmesi için borçluya uygun bir süre vermesi gereklidir.
  2. B) İ, ek sürenin sonunda, aynen ifadan ve gecikme tazminatından vazgeçtiğini derhal bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan müspet zararının tazminini talep etme hakkına sahiptir.
  3. C) Borçlunun durumundan veya tutumundan süre verilmesinin etkisiz olacağı kesin olarak anlaşılıyorsa ya da borçlunun temerrüdü sonucunda borcun ifası alacaklı için yararsız kalmışsa, İ'nin başlangıçta ek süre vermesine dahi gerek kalmaksızın seçimlik haklarını kullanması mümkündür.
  4. D) İ, ek sürenin sonunda, sözleşmeden döndüğünü derhal bildirerek, sözleşmenin hükümsüz kalmasından doğan menfi zararının tazminini ve o ana kadar yaptığı ödemelerin iadesini talep edebilir.
  5. E) İ'nin ek süre sonunda sözleşmeden dönebilmesi için, Y’nin makineyi teslime hazır ettiğini fakat kendisinin teslim almaktan kaçındığını ispatlaması gerekir.