6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 179

Türk Borçlar Kanunu 179. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 179- Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır. 2. Ceza ile zarar arasındaki ilişki

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

22 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2024/2067 E., 2025/1884 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) “Ceza Koşulu” başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlenmiştir. Bunlar seçimlik ceza koşulu (TBK. md.
11. Hukuk Dairesi         2024/2067 E.  ,  2025/1884 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1583 Esas, 2023/1549 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/70E., 2023/426K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve kısmen temlik alanlar ... ve ...Yeminli Mali Müşavirlik Ltd. Şti. vekili, kısmen temlik alan Türkiye İş Bankası A.Ş. vekili ve davalı ...Ür. Hay. Nak. Paz. İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirketler arasında 11.03.2011 tarihinde Balık Tedarik Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince davalıların müvekkili şirkete 11.03.2011 ile 30.09.2011 tarihleri arasında toplam 2.200 tonluk balık tedarik ve teslim etmeyi taahhüt ettiklerini, yine sözleşmenin 2. maddesinin 6l. fıkrasında teslim taahhüdü altına girdikleri miktarda alabalık sağlayamamaları halinde eksik kısmın üçüncü kişilerden temin edilip müvekkili şirkete teslim edileceğinin hüküm altına alınmış olduğunu, davalıların tedarik sözleşmesinde teslimini taahhüt ettikleri miktarın çok altında kalmaları üzerine müvekkili şirket tarafından, 24.10.2011 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, bu ihtarnameyle, davalıların sözleşmeyi ihlal ederek temerrüde düştükleri, teslim etmedikleri miktarı en kısa zamanda müvekkili şirkete teslim etmeleri, aksi halde, cezai şartın talep edileceğinin ihtar edildiğini, ihtarnameye davalılar tarafından verilen cevaplarda mücbir sebep nedeniyle eksik teslimat olduğunu, müvekkili şirket tarafından teslimatın kabul edilmediğini, üçüncü şahıslardan mal temin edilmediğini, tedarik sözleşmesi ile taahhüt edilen eksik miktarın Kasım, Aralık 2011 ve Ocak 2012 aylarında teslim edileceğinin bildirildiğini, burada da görüldüğü üzere davalıların eksik mal teslim edildiğini ikrar ettiklerini, bunun üzerine müvekkili şirketin 17.01.2012 tarihli ihtarnamesi ile teslim edilmeyen balık miktarı olan 1.15,459 kg'nın sözleşme bedelinin %30'u tutarındaki cezai şartın ödenmesini ihtar ettiklerini, bu ihtarnamede 05.01.2012 tarihi itibariyle davalıların doğmuş alacaklarının mahsup edildiği belirtilmiş ise de burada mahsup edildiği belirtilen alacaklar için davalılara önceden çekler verilmiş olduğundan ödenmiş olduğunu, müvekkili şirketin yalnızca 19.01.2012 tarihli 15.077,66 euro bedelli ve 20.01.2012 tarih 26.633,12 euro bedelli toplam 41.710,78 euro iki fatura hakkında takas mahsup hakkını kullandığını, teslimat yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalıların bu yönde yaptıkları itirazların haksız olduğunu, davalıların hava şartları nedeniyle mücbir sebep oluştuğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, teslim edilen balık miktarının taahhüt edilen miktarın çok altında olduğunu, ayrıca söz konusu iadelerin yapıldığı tarihlerde davalılar tarafından herhangi bir itiraz ileri sürülmediğini, davalılar tarafından eksik teslimatın gerekçesi olarak ileri sürülen iş bırakma eyleminin üç gün sürdüğünü, üç gün içinde iddia edildiği gibi 500 ton balık stokunun oluştuğu iddiasının ne gerçekle ne de hayatın olağan akışıyla örtüşmediğini, davalılar tarafından da müvekkili şirkete bu nedenle büyük zararlara uğradıkları yönünde bir bildirim yapılmadığını, sonuç olarak davalılar tarafından ihlal edilen sözleşmeden kaynaklanan cezai şartın tüm yazılı ve şifahi ihtarlara rağmen ödenmediğini ileri sürerek müvekkili şirketin cezai şart ile ilgili fazlaya dair dava ve talep hakları ve yine sözleşmenin ihlalinden doğan zarar ve ziyanına dair talep ve dava hakları saklı kalmak üzere davalı şirketlerin tedarik sözleşmesini ihlal etmiş olmaları nedeniyle %30 oranında cezai şartın şimdilik 100.000,00 eurosunun davalılara gönderilen 17.01.2012 tarihli ihtarnamenin tebliğinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 29.09.2014 tarihinde talebini ıslah dilekçesi ile arttırarak toplam 702.739,17 euronun tahsilini istemiş, yargılama aşamasında talep ettiği tutarın 140.000,00 euroluk kısmını ...'a, 75.000,00 euroluk kısmını ...Yeminli Mali Müşavirlik Ltd. Şti.'ye ve 415.000,00 euroluk kısmını ise İş Bankası A.Ş.'ye temlik ettiğini bildirmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketlerin Türkiye'de ürettiği alabalığı davacı şirketin Almanya'da pazarladığını, taraflar arasındaki ticari ilişkilerin bu temel üzerine kurulu olduğunu, müvekkili şirketlerin 11.03.2011 tarihli Balık Tedarik Sözleşmesine aykırı davranmadıklarını, sözleşmeye aykırı davrananın davacı olup, cezai şart talep hakkının müvekkillerinde olduğunu, davacı şirketin müvekkili şirketlerin balıkları teslim ettiğini dilekçesinde kabul ettiğini, balıkların sözleşmede belirtilen vasıf ve mahiyette olmadığını yani ayıplı olduğunu iddia ettiğini, fakat bu ayıbın neden kaynaklandığına dair bir açıklamada bulunmadığını, ayıplı olduklarını iddia ettikleri balıklarla ilgili iddialarını destekler bir inceleme raporu, tespit gibi yasal bir delil sunmadıklarını, müvekkili şirketler tarafından sözleşmeye uygun olarak teslim edilen balıkların sözleşmede belirtilen vasıf ve mahiyette olup ayıplı olmadığını, davacı tarafın 2008 yılından beri Bahçelik Barajında üretilen balıklardan aldığını, 2011 yılı Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında Bahçelik Barajında üretilen balıkların rengi bahane edilerek teslim alınmadığını, balıkların rengi ile ilgili hiç bir tespit yaptırılmaksızın şirket çalışanları Almanya'da bulunan şirket yetkilisinin balıkların renginin kırmızı olması nedeniyle teslim alınmaması yönünde talimat verdiğini söyleyerek balıkları teslim almadıklarını, davacı tarafça keyfi olarak balıkların ayıplı olduğunun iddia edildiğini, ancak aynı barajda üretilen aynı nitelik ve kalitedeki balıkların Nisan-Mayıs- Haziran aylarında renk uyumu gerekçesiyle teslim alınmayıp Temmuz ayında teslim alınmaya başlanmasının davacı tarafın muvazaasını ortaya koyduğunu, 2008 yılından beri üretilen balıkların rengi, niteliği, kalitesinin aynı olduğunu, teslim alınmayan balıklardan örnek numuneler alınarak fotoğraflarının çekildiğini ve şirketin Almanya'da bulunan firma sahibine e-mail ile fotoğrafları gönderilerek balıkların sözleşmeye uygun olduğu ve teslim alınması gerektiği bildirilmiş ise de davacının kötüniyetli olarak balıkları teslim almayarak hem sözleşmeye aykırı davrandığını hem de müvekkili şirketlerin büyük zarara uğramasına sebep olduğunu, 14.05.2011 tarihli müvekkili şirket yetkilisi ile davacı şirket yetkilisinin imzalarını taşıyan belgede 312 ton balığın renginin kırmızı olduğunu iddia edilerek teslim alınmadığı için Mayıs teslimatında aksama olacağının tutanak altına alındığını, bu belge de davacı tarafın teslim edilen balıkların rengi kırmızı diye teslim almadığını ispatladığını, ayrıca davacı şirket ve müvekkili şirketin ortak kayıtlarında görüleceği üzere teslimatı yapılan bir kısım balıkların da sözleşmede belirtilen standartlara uymadığı gerekçesi ile büyük-küçük denilerek iade edildiğini, davacının kendisine teslim edilen balığın 201.026 kg'ını küçük diye 149.926 kg'ını da büyük diye toplam 350.952 kg balığı sözleşmeye uyulmadığı iddiasıyla iade ettiğini, daha sonra iade ettikleri balığın 134.384 kg'ını tekrar iade alarak iade ettikleri büyük-küçük iddiasının da doğru olmadığını, kendi çelişki ve iyiniyetten uzak davranışlarıyla ortaya koymuş olduklarını, balıkları teslim almama olayının yanı sıra bir kısım balıkların da davacı şirket çalışanlarının 2011 yılı Ağustos ayında tam olarak 11 gün iş bırakmaları nedeni ile şirketin iddia ettiği 3 günlük iş bırakma eyleminin Nisan 2011 ayında gerçekleştiğini, Ağustos ayında ise tam olarak 9 iş günü 2 günü hafta sonu olmak üzere toplam 11 gün işin bırakıldığını, davacı şirketin müvekkili şirketleri tesis ve arazileriyle birlikte ele geçirmek düşüncesiyle ilk olarak 2008 yılında eyleme dönüştürdüğünü, o dönem müvekkillerinden Kent Alabalık Şirketini şu anki gibi hiç bir haklılığı olmayan çeşitli gerekçelerle almayıp şirketi 2008 yılında 10 trilyon zarara uğratmış olduğunu, müvekkili şirketi içine düşürdüğü darboğazdan kurtarmak adına 2009 yılında 2 milyon euro değerindeki balık işletme tesisini 700 bin euroya elinden almış olduğunu (22.02.2009 tarihli gayrimenkul satım sözleşmesi), taşınmazı satarken 11.000 m2'lik üzerinde balık işleme binasının bulunduğu kısmı davacı şirkette kalacağı arazinin geri kalan kısmının ifraz işlemi gerçekleştikten sonra kendisine geri satacağını vadettiklerini, müvekkili şirketin davacının kendisine verdiği 125.000,00 euro borcu ödediğinde bir kısım tesis ve arazisini geri satın alacağı inancı taşıyarak müvekkili şirket yetkilileri 22.02.2009 tarihli borç sözleşmesindeki 125.000,00 euro borcu ödemesine rağmen kendisine geri taahhüt edilen yeri geri alamadığını, bu taşınmazı geri alabilmek için Pınarbaşı Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/29 E. sayılı dosyası ile tapu iptal ve tescil talepli davayı açmak zorunda kaldıklarını, davacı tarafın 2008 yılından beri Bahçelik Barajında üretilen balıklardan almakta olduğunu, planlı ve kötüniyetli davranışının sonucu olarak sözleşme taahhütlerine uyulmadığı iddiasıyla davayı açmak için zemin hazırlandığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda; davalı şirketlerin ortaklık yapılarının birbirine benzer ve aile şirketi görünümünde olduğu, mali yapıları ve ödeme güçlerinin irdelenmesi amacıyla talep edilen bilanço rakamları üzerinde yapılan hesaplamalarda, davalı şirketlerin sözleşmenin yapıldığı 2011 yılında sermayelerinin ve satışlarının yeterli, ödeme performanslarının ise beklenen seviyenin altında olduğu, 2012 yılında ise cari oran (çalışma sermayesi) ve asist test (cari aktif yapısı) oranı bakımından beklenen seviyede, nakit oran borç ödeme bakımından ise bir şirket (... Ür. Hay. Nak. Paz. İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş.) hariç diğerlerinin beklenen seviyenin altında sonuçlara ulaştıkları, davalıların tedarik sözleşmesine göre, özenli bir üretim planlaması yapmadıkları, sözleşmeye göre taahhüt edilen satış hedefine ulaşamadıkları ve bu nedenle cezai şart koşuluna kaldıkları, ancak 2011 yılının son dört ayında yapılan teslimatlarla %10 noksanı ile sözleşme koşullarına ulaşıldığının da tespit edildiği, buna göre tedarik sözleşmesindeki noksan teslim sonucu davalılar hakkında 702.739,17 euro cezai şart tutarının hesaplandığı, davacı şirketin 100.000,00 euro üzerinden huzurdaki davayı açtığı, 29.09.2014 tarihinde 702.739,19 euro olarak davasını ıslah ettiği, davalı şirketlerin sermayelerini korumalarına karşılık borçluluk durumlarının artması, satışlarının ve kârlılıklarının düşmesi, giderlerinin artması ve benzeri hususlar dikkate alındığında tespit edilen cezai şart tutarından tenkis yapılması gerektiği, dolayısıyla belirlenen cezai şart tutarının tamamının kabulü halinde bu durumun sunulan mali kayıtlara göre davalıların ortaklık yapısı da gözetildiğinde ekonomik mahvına neden olabileceği, cezai şart tutarından %60 oranında indirimin uygun olacağı gerekçesiyle 281.095,67 euro cezai şartın temerrüt tarihi olan 07.02.2012'den itibaren faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmadığı ve özellikle davacıya karşı davalının sözleşme süresi içinde sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getiremediği dikkate alındığında davacının sözleşmeyi feshetmesinin haklı nedene dayandığı, bilirkişi raporu ile talep edilebilecek cezai şart miktarının sözleşmedeki hükme ....Yeminli Mali Müşavirlik Ltd. Şti. vekili, kısmen temlik alan İş Bankası A.Ş. vekili ve davalı .... A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, tedarik sözleşmesinin ihlali nedeniyle cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı ve kısmen temlik alanlar ... ve ...Yeminli Mali Müşavirlik Ltd. Şti. vekilinin ve kısmen temlik alan İş Bankası A.Ş. vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2.Davalı .... Paz. İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş. vekilinin temyizine gelince; dava, taraflar arasındaki tedarik sözleşmesi hükümleri uyarınca cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesinin cezai şart alacağına ilişkin talebin tazminine yönelik kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda anılan gerekçeyle cezai şart alacağının kabulüne ilişkin verilen kararın isabetli olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) “Ceza Koşulu” başlığı altında üç çeşit ceza koşulu düzenlenmiştir. Bunlar seçimlik ceza koşulu (TBK. md. 179/1), ifaya eklenen ceza koşulu (TBK md. 179/2) ve ifayı engelleyen ceza koşuludur. (TBK md. 179/3) Tedarik sözleşmelerinde veya taahhütnamelerde yer alan asgari satım taahhüdüne uymama halinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri TBK'nın 179/2. maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu niteliğinde olup, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. Tedarik sözleşmesinde satıcının aylık asgari ürün taahhüdü bulunmasına rağmen aylar itibariyle bu taahhüde uyulmaması durumunda ise alacaklı firmanın, TBK'nın 179. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden ayda henüz satıcıdan mal almadan önce ceza koşulu ile ilgili “çekince” (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda satıcıya noterden bir ihtarname göndermesi gerekir. Çekince için ayrıca bir şekil şartı bulunmamakta olup, tedarikçi, taahhüde aykırı davranılmış olan ayı takip eden ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebilir. Bunlar yapılmadan müteakip ayın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki aya ait ceza koşulu istenemeyecektir. Somut olaya gelindiğinde; dosya içerisinde bulunan tedarik sözleşmesi gereğince davalılar davacı şirkete 11.03.2011 ile 30.09.2011 tarihleri arasında toplam 2.200 ton tutarında balık tedarik ve teslim etmeyi taahhüt etmişlerdir. Ancak satıcı davalılar belirtilen sürede balıkları teslim etmediğinden davacı sözleşme uyarınca süresinde teslim edilmeme nedeniyle cezai şartın tahsilini talep etmiştir. Davalılar hem yargılama aşamasında hem de temyiz dilekçelerinde 30.09.2011 tarihinden 20.01.2012 tarihine kadar taahhüt edilen balıkların teslim edildiği savunmasında bulunmuştur. Bu durumda Mahkemece, davacı tarafından belirtilen süreden sonra alınmış olan balıklar yönünden teslim alınma zamanında herhangi bir ihtirazı kayıtla alınıp alınmadığının tespit edilmesi, ihtirazı kayıt konulmaksızın balıkların davacı tarafından teslim alındığının belirlenmesi durumunda ise cezai şart alacağı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken; bu hususlar gözetilmeksizin yazılı gerekçeyle ve eksik araştırmaya dayalı olarak hüküm tesis edilmesi doğru olmamış, kararın temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı ve kısmen temlik alanlar ... ve ...Yeminli Mali Müşavirlik Ltd. Şti. vekili ile kısmen temlik alan İş Bankası A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı .... Paz. İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı ..... Paz. İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş.'ye iadesine, 18.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

3. Hukuk Dairesi, 2023/2547 E., 2024/2028 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
tam metni aç
karşılığında malın müvekkiline teslimine, malın tesliminin imkansız hale gelmesi halinde mülkiyetin tespiti ve müvekkilinin uğradığı zararın tazmini için talepte bulunduğu, dava dilekçesindeki bu talepler sözleşmenin ifası kapsamında olup, TBK'nın 179/1 inci maddesi gereği hem borcun hem de cezanın ifasını isteyemeyeceği açık olduğundan, Mahkemece cezai şart talebinin reddi gerekirken, yazılı gere
3. Hukuk Dairesi         2023/2547 E.  ,  2024/2028 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle incelemenin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.06.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili şirketin her sene Türkiye'de belirli bölgelerde çiftçiler ile tarımsal üretim sözleşmeleri imzaladığını, aynı şekilde bu yıl için de Konya'da çiftçiler ile tarımsal üretim sözleşmesi yaptığını, taraflar arasında yapılan 17.01.2020 tarihli Tarımsal Üretim Sözleşmesi uyarınca davalının şahsına ait olduğunu beyan ettiği 75 dönüm arazide tüm girdi temininin müvekkili şirket tarafından yapıldığını, üreticinin elde edeceği cin mısırının tamamını davacı şirkete teslim etmekle mükellef olduğunu, davacı tarafından teknik elemanlarla teknik destek sunulduğunu, yüklenicinin davacı şirketten habersiz biçime başlayamayacağını ve davacıdan bir görevlinin nezaretinde hasat işlemlerine başlanabileceği bir sözleşmeli popcorn üretim ilişkisi kurulduğunu, davalı tarafından müvekkili adına 75 dönümde cin mısırı ekimi yapıldığını, davalının noter ihtarnamesi ile sözleşmeyi inkar etme yoluna gittiğini, davalı tarafından sözleşme dolayısıyla müvekkilinden alınan tohumun bedeli için müvekkiline kambiyo senedi keşide edildiğini, yaptırdıkları delil tespitinde, davalının Altınekin İlçesi, Akıncılar Mah. 168 ada, 26 parsel sayılı taşınmazdaki ürünü müvekkilinin nezareti olmadan sözleşmeye aykırı şekilde biçtirdiğinin görüldüğünü, üretilen ürünün malikinin müvekkili şirket olduğunu ileri sürerek, taraflar arasındaki "Tarımsal Üretim Sözleşmesi" kapsamında; malın bedelinin davacı tarafça mahkemeye depo edilmesi ve karşılığında malın davacıya teslimi, malın teslimi eğer imkansız hale gelmiş ise mülkiyetin tespiti ve davacının uğradığı zararın tazmini, şimdilik 100 TL zararın faizi ile birlikte tazmini ( fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla), ürün henüz hasat edilmediyse, ürünün sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde davacı nezaretinde hasat edilerek davacıya ya da yediemine teslim edilmesi, ürün hasat edildiyse, ürünün başkalarına satışının engellenmesi, ürünün yediemine tevdiine karar verilmesini talep etmiş, 10.05.202 tarihli ıslah dilekçesiyle, 80.570,70 TL zarar ile 206.705,52 TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin tarım faaliyeti çerçevesinde ekim yapmak üzere davacı firmadan tohum satın aldığını, üretilecek ürünlerin davacı firmaya satımı konusunda anlaşma yapmak üzere görüşmeler yapıldığını, hasat dönemine yakın bir dönemde davacı firma ile yapılan görüşmelerde sözleşmeye göre davacının belirlediği satış fiyatı baz alınmak suretiyle ürün alımı yapılacağının belirtildiğini, davalı tarafından noter ihtarnamesi gönderilerek, taraflar arasındaki hukuki ve yasal sözleşme akdedilmediği, yapılan üretim kapsamında elde edilecek ürünlerin satımı konusunda taraflar arasında güncel piyasa şartlarına göre yeniden uzlaşma sağlanması halinde uzlaşmaya uygun şekilde hareket edileceği, aksi halde taraflar arasında yasal mevzuata uygun bir sözleşme bulunmadığından, davacı tarafından belirlenen şartların yok hükmünde sayılacağının davacı tarafa bildirildiğini, taraflar arasında herhangi bir tarımsal üretim sözleşmesi bulunmadığını, sadece tohum alınarak, buna karşılık müvekkili tarafından kambiyo senedi düzenlendiğini, sözleşme üzerinde oynama yapılarak, değiştirildiğini ve sonradan doldurulduğunu, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklı bir yükümlülüğünün bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının sözleşme kapsamında zamanında cin mısırı teslim etmemesi nedeniyle davacının piyasadan daha fazla bir fiyata ürün aldığı ve zarara uğranıldığı iddia edilmiş ise de dosyaya gelen belgelerden davacının satın aldığı dönemdeki piyasadaki cin mısır Kg. fiyatından daha fazla fiyata cin mısırı almadığının anlaşıldığı, tüm belgeler, tanık beyanları, taraflar arasında imzalanan sözleşme ile bilirkişi raporları birlikte değerlendirilerek, davanın kısmen kabulüyle, 100,00 TL cezai şartın dava tarihinden, bakiye 206.605,52 TL cezai şartın ıslah tarihi olan 10.05.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi olmak üzere toplam 206.705,52 TL cezai şartın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin diğer taleplerin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde taraflar istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili; sözleşmede bahsi geçen tarım ürününün popcorn türü cin mısır olmasına rağmen raporda, hayvan yemi için kullanılan mısır türüne ilişkin veriler kullanılarak hesaplama yapıldığını, Konya cin mısır üretimi yapılan bir coğrafya olmadığı için Konya Ticaret Borsası yerine, Elbistan Ticaret Borsası verilerinin kullanılması gerektiğini, sözleşmeye göre taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle, davalıdan 2.55 KG/TL üzerinden satın alınacak ürünler başka bir tedarikçiden 4 TL/KG'den alınmak zorunda kalındığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalı vekili; Mahkeme kararında sözleşmenin geçerli olup olmadığına yönelik bir gerekçe yazılmadığını, taraflar arasında herhangi bir tarımsal üretim sözleşmesi bulunmadığını, resmi kurumlardan gelen bilgilerde de sözleşmenin varlığına yönelik herhangi bir kayıt tespit edilmediğini, sözleşmenin son sayfası dışında diğer sayfalarında müvekkilinin imzası bulunmadığını, müvekkilinin imzasının bulunduğu sayfada sözleşmenin iki sayfadan ibaret olduğu yazılmasına rağmen, davacı tarafından 3 sayfalık sözleşme sunulduğunu, sözleşmenin bir nüshasının Bakanlık il/ilçe müdürlüğünde yer alması gerektiğini, maktu olan sözleşmenin sonradan davacı tarafından doldurulduğunu, maktu sözleşme hükümlerinin genel işlem şartı olarak değerlendirilerek geçersiz sayılması gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı tarafından, sözleşmenin sadece son sayfasında imza bulunduğu, önceki sayfaların imzasız olduğu, davacı şirket tarafından sonradan doldurulduğu, ayrıca sözleşme maddelerinin genel işlem şeklinde düzenlendiği için geçersiz olduğunu ileri sürmüş ise de sözleşmenin sayfalarının birbirini takip eder mahiyette olduğu, son sayfada da sözleşme maddelerine atıfta bulunulduğu, sözleşmenin sonradan doldurulduğunun usulünce ispatlanmadığı, sözleşme maddelerinin de genel işlem vasfında sayılamayacağı nazara alındığında bu savunmalara itibar edilmeyeceği, sözleşmenin 4. maddesinde, “Yüklenici bu protokol ile ekmeyi taahhüt ettiği 75 dönüm araziden elde edeceği cin mısır ürününün tamamını şirkete teslim etmekle mükelleftir. Ürünlerin nakliye bedeli şirkete aittir. Şirketin bilgisi dışında ürün hasadı veya dışarı satışı halinde yetiştirici sözleşme gereği çıkan mahsulün hasat zamanı piyasa değerinin iki katı kadar ceza bedeli ödeyecektir." şeklinde düzenleme yapıldığı, sözleşmede kararlaştırılan bu ceza koşulu, sözlemenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesine yönelik olduğundan, seçimlik ceza mahiyetinde olduğu, seçimlik cezanın istenebilmesi için aksi kararlaştırılmamışsa sözleşmeden dönülmemiş ya da feshedilmemiş olmasının gerektiği, davacı vekilinin dava dilekçesinde, malın bedelinin mahkemeye müvekkili şirket tarafından depo edilmesi ve karşılığında malın müvekkiline teslimine, malın tesliminin imkansız hale gelmesi halinde mülkiyetin tespiti ve müvekkilinin uğradığı zararın tazmini için talepte bulunduğu, dava dilekçesindeki bu talepler sözleşmenin ifası kapsamında olup, TBK'nın 179/1 inci maddesi gereği hem borcun hem de cezanın ifasını isteyemeyeceği açık olduğundan, Mahkemece cezai şart talebinin reddi gerekirken, yazılı gerekçe ile karar verilmesinin doğru olmadığı, dava dilekçesinde talep edilmeyen cezai şart bedelinin, ıslah dilekçesiyle talep edilmesinin de mümkün olmadığı, davacı, davalı tarafından sözleşmede belirtildiği şekilde elde ettiği mahsulleri davacıya satmadığı gerekçesiyle zarara uğradığını ileri sürmüşse de, bu konuda delil sunamadığı, ayrıca sözleşmede cin mısırı ürününün davacı tarafından 2,55 TL/kg'den satın alınacağının belirtmesine karşın, ürünün yetiştirildiği Konya Ticaret Borsası 2020 bültenine göre, cin mısırın ortalama satış fiyatının 1,86 TL/kg olduğu, dolayısıyla davacının kar kaybı vb gibi bir zararının oluşmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalı vekilinin istinaf nedeni olarak ileri sürdüğü tek hususun sözleşmenin geçersizliğine ilişkin olduğunu, uygulamada ve içtihatlarda birden çok sayfadan oluşan yazılı sözleşmelerin devam eden sayfalarının taraflarca imzalanması veya paraf edilmesi zorunluluğunun kabul edilmediğini, davacının dava konusu tarımsal ürünün akıbeti hakkında bilgi sahibi olmadığından terditli olarak davanın açıldığını, müvekkilinin sözleşmeden dönme iradesi göstermediğini, dava kapsamında aynen ifa mümkün değilse davalının sözleşmeden kaynaklanan edimini ifa etmemesi nedeniyle müvekkilimin uğramış olduğu zararın tazmininin talep edildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmede ayrıca hem aynen ifa talebiyle hem de zararın tazmini talebiyle birlikte cezai şart istenebileceği düzenlendiğinden her iki durumda da cezai şart talebinde bulunulduğunu, ıslah dilekçesinde bu durumun açıklandığını, davadaki taleplerden hangisi kabul görürse görsün sözleşmenin 5.1. maddesinde belirtilen cezai şartın müvekkile ödenmesi gerektiğini, Mahkemenin davacının bu konuda delil sunamadığı yönündeki kanaatinin doğru olmadığını, müvekkilimin zararı belgelendiren tüm faturaların ve tespit dosyanın dosyaya sunduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda hesaplamaya esas alınan ürün cinsinin sözleşme konusu üründen farklı olduğunu, dava konusu cin mısır ürününün POPCORN diye tabir edilen cin mısır olup raporda esas alınan üründen daha değerli olduğunu, 1,86 TL/kg bedelli ürünün somut uyuşmazlığa konu cin mısır olmadığına ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini, Mahkemece ürünün nevi ve bu türdeki ürün için ödenecek bedelin ne olduğu yönünde raporda sunulan ve tek bir borsadan farklı bir ürün türüne ilişkin olarak alınan bedel dışında bir ortalama satış fiyatı belirlenmesini sağlayacak piyasa araştırması yapılmadığını belirterek, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeden kaynaklanan tazminat ve cezai şart alacağı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179/1 inci maddesi. 3. Değerlendirme Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hukuki ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa hukuk kurallarının doğru şekilde uygulandığı, dava dosyasının incelenmesinde, taraflar arasında 17.01.2020 tarihli Tarımsal Üretim Sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme kapsamında davacının talepte bulunduğu, dava dilekçesi, dosya içerisinde yer alan deliller ve sözleşmenin ilgili maddeleri incelendiğinde, Mahkemece verilen kararın yerinde olduğu, davacının iddia ettiği zararın ispatı için dosyaya ibraz ettiği belgelerin, davalının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle oluştuğunu ispata yeterli olmadığı, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye uygun olarak Mahkemece araştırma ve bilirkişi incelemesi yapıldığı anlaşıldığından davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,17.100,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,Aşağıda yazılan bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2022/4256 E., 2023/3843 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
tam metni aç
nden itibaren faizi hükmedilmesi gerektiği, dava tarihi itibariyle henüz teslim gerçekleşmediğinden davacı yararına teslimi gereken tarihten dava tarihine kadar gecikme tazminatına hükmedilmesi gerektiği, sözleşmede kararlaştırılan cezanın TBK 179/1 inci maddesinde ifade edilen seçimlik ceza olduğunu, sözleşmenin aynı ifası kapsamında dükkan bedelini isteyen davacının, sözleşmede aksine hüküm bulu
6. Hukuk Dairesi         2022/4256 E.  ,  2023/3843 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/623 E., 2022/989 K. DAVA TARİHİ : 13.02.2018 HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/69 E., 2022/60 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflarca temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.11.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.. Belli edilen günde gelen davalı vekili Avukat Ebru Küçükcici ile davacı vekilleri Avukat ... ve Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde 7 adet daire ve 1 adet dükkanın, arsa sahibi olan müvekkiline 2009 yılının Haziran ayına kadar teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, 7 adet dairenin teslim edildiğini, dükkanın ise henüz teslim edilmediğini, müvekkilinin bu nedenle kira kaybına uğradığını ve cezai şart alacağı bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, bir adet dükkanın teslimine, teslim mümkün olmadığı takdirde rayiç değerinin tespiti ile şimdilik 450.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline, bu dükkan için 2011 yılı Haziran ayından itibaren toplam 50.000,00 TL kira bedelinin davalıdan tahsiline ve 10.000,00 TL cezai şartın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah yoluyla kira bedeli talebini 101.351,88 TL’ye, ceai şart bedeli talebini 270.480,00 TL’ye arttırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, dükkanın teslim edilmemesinde yüklenicinin kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı yüklenici sözleşmede teslimi kararlaştırılan dükkanı süre içerisinde teslim etmediğinden, davacı arsa sahibinin bu dükkanın rayiç bedelini talep edebileceği, sözleşmede tarafların yükümlülüklerine aykırı hareket etmeleri halinde, diğer tarafa yapım bedelinin iki katı kadar cezai şart ödeyeceklerinin düzenlendiği, ceza yanında ayrıca gecikme tazminatı (kira tazminatı) istenebileceğine dair sözleşmede bir hüküm bulunmadığından, davacı arsa sahibinin ancak cezayı ve varsa cezayı aşan zararını talep edebileceği, davacının aşan zararını ispat edemediği, bu durumda dükkanın yapım maliyetinin (135.500,00 TL) iki kadar cezai şart isteyebileceği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile dükkanın rayiç değeri olarak tespit edilen 240.000,00 TL’nin teslimi gereken tarihten (02.06.2009) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, cezai şart alacağının karşılığı olarak 271.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının gecikme tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dükkan bedelinin düşük belirlendiğini, tespit olunan kira bedelinin de düşük kaldığını, kira bedeli cezai şart miktarını aştığından kira bedeline de hükmedilmesi gerektiğini, sözleşme uyarınca tüm bina maliyetinin iki kadar cezai şart verilmesi gerekirken mahkemece dükkanın yapım maliyetinin iki kadar cezaya hükmedildiğini ileri sürmüştür. 2.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; imar durumu değişikliği nedeniyle dükkan yapılamadığını, bunda müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın seçimlik cezai şart olduğunu, aynen ifa ve seçimlik cezai şartın birlikte istenemeyeceğini, dükkan bedeline ilişkin faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini, cezai şart miktarının fahiş olduğunu ileri sürmüştür. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı yüklenicinin dükkanı teslim etmediği sabit olduğundan, dükkan bedelinin davalı yükleniciden tahsiline hükmedilmesinin isabetli olduğu; fakat bununla birlikte dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediğinden, bu alacak yönünden dava tarihinden itibaren faizi hükmedilmesi gerektiği, dava tarihi itibariyle henüz teslim gerçekleşmediğinden davacı yararına teslimi gereken tarihten dava tarihine kadar gecikme tazminatına hükmedilmesi gerektiği, sözleşmede kararlaştırılan cezanın TBK 179/1 inci maddesinde ifade edilen seçimlik ceza olduğunu, sözleşmenin aynı ifası kapsamında dükkan bedelini isteyen davacının, sözleşmede aksine hüküm bulunmadığından, seçimlik ceza isteyemeyeceği gerekçesiyle, tarafların istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesis edilerek, buna göre; davanın kısmen kabulü ile 240.000,00 TL dükkan bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 101.500,00 TL gecikme tazminatının, 50.000,00 TL’sinin dava, kalan kısmın ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının cezai şart alacağı talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; taşınmaz bedelinin ve mahrum kalınan kira bedelinin düşük belirlendiğini, cezai şartı aşan kira kaybı zararı bulunduğunu, sözleşmede kararlaştırılan cezanın seçimlik ceza değil ifaya ekli ceza olduğunu, bu nedenle dükkan bedeli ile birlikte istenebileceğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; davanın ve ıslah ile arttırılan kısmın zamanaşımına uğradığını, imar uygulaması nedeniyle dükkanının inşa edilemediğini, müvekkilinin bu hususta bir kusuru bulunmadığını, öte yandan davadan önce gönderilen ihtarnamenin TBK 123 üncü maddesi kapsamında mehil niteliğinde olduğunu, bundan kısa bir süre sonra dava açıldığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı alacak, cezai şart ve gecikme tazminatı ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türk Borçlar Kanununun 125, 149, 179, 478 inci maddeleri 3. Değerlendirme 1.1. Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı aynen ifa ya da bedelinin tahsili, cezai şart ve gecikme tazminatı istemlerine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 24. maddesine göre “Taraflar sözleşme hükümlerine aykırı hareket etme durumlarında buna sebebiyet veren taraf mahkeme tarafından tespit edilecek, bina maliyetinin iki katı cezaya çarptırılmakla yükümlü tutulacaktır." hükmüne yer verilmiştir. Burada kararlaştırılan cezai şart türü, sözleşmenin düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçları Kanunu’nun 158/1 inci maddesinde (TBK’nın 179/1) düzenlenen seçimlik cezadır. Anılan düzenleme uyarınca, bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Bir başka deyişle sözleşmenin ifasını isteyen taraf aksi sözleşmede açıkça yazılı olmadığı sürece cezayı, ceza isteyen ise ifayı isteyemez. Alacaklı, seçimlik hakkını kullandığında artık bununla bağlıdır. Yenilik doğurucu hak niteliğinde olduğundan seçim hakkını kullanma halinde bu haktan diğer tarafın rızası olmadığı sürece vazgeçilmesi mümkün değildir. Somut olayda, sözleşmeye konu dükkanın teslimi, bu olmazsa rayiç bedelinin tahsili talep edildiğinden, artık seçimlik ceza talep edilebilmesi mümkün değildir. Davacı arsa sahibi seçim hakkını borcun ifası yönünde kullanmıştır. İstinaf dairesince, bu husus gözetilerek, cezai şart talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. 1.2. Bu açıklamalara, tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.1. Davalı tarafın, diğer temyiz itirazlarına gelince; 2.2. Davalı taraf hem dava dilekçesine ve hem de ıslah dilekçesine karşı süresinde zamanaşımı def'inde bulunmuştur. 2.3.Arsa payı karşılığı inşaat yapım sözleşmesi, eser sözleşmesi ile birlikte satış vaadi sözleşmesinden oluşan karma bir akit olup eksik işler ve ayıplı imalâtların giderim bedeli, gecikme tazminatı ve cezai şart alacaklarında zamanaşımı süresi genel kural olarak sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunun 126/4 ve 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147/6 ncı maddesi gereğince 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. 2.4.Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde, inşaatın kararlaştırılan tarihte tesliminin gerçekleştirilememesi durumunda, yüklenici borçlu temerrüdüne düşer ve arsa sahibinin TBK’nın 125 inci (BK’nın 106/2) maddesince seçimlik hakkı doğar. Arsa sahibi bu seçimlik hakkını, geciken ifayı beklemek ve gecikme tazminatını istemek yönünde kullanmış ise sözleşmeyi feshetmeden, ileride olası eksik-ayıplı işlere ilişkin alacağının muacceliyetini fiili teslime kadar erteleyerek, gecikme tazminatı alacağını her ay sonu itibariyle talep veya dava ederek, eserin teslimini bekleyebilir. Başka bir anlatımla, bu alacaklarını talep veya dava etmek için eserin yüklenici tarafından teslimini beklemek zorunda değildir. Dairemizin yerleşik uygulaması da bu yöndedir. Bir alacağın ifa olanağı, başka bir anlatımla dava edilebilme hakkı doğmadan, o alacak yönünden, zamanaşımı başlamaz. Nitekim, TBK’nın 149 uncu maddesi, zamanaşımının alacağın muaccel (dava edilebilir veya istenebilir) olduğu tarihten başlayacağını açık bir şekilde belirtmiştir. 2.5.Zamanaşımının, eserin tesliminde başlatılmasını öngören TBK’nın 478 inci maddesi (BK’nın 363), gecikme tazminatına değil, kusura ve dolayısıyla eksik işlere ilişkin olup, madde metninde bu açıkça belirtilmiştir. Bu kural doğrudur; zira, ayıplı ve eksik işler alacağı, ancak teslim tarihinde muaccel (dava edilebilir) hale gelir. Çünkü, ayıp ve eksik işlerin parasal karşılıklarını istemek için, TBK’nın 125 inci maddesinde belirtilen ilk seçimlik hak doğrultusunda, eserin teslimini beklemek gerekir ki, eser teslim edilir edilmez mutâd sürede o eseri muayene edip, eksik-ayıplı işler var mı, yok mu, varsa parasal karşılıklarının ne olduğu tespit edilebilsin. Sonuç olarak gecikme tazminatında zamanaşımı süresi bağımsız bölümün teslim edildiği tarihten değil, teslim edilmesi gereken tarihten itibaren başlar. O halde arsa sahibi teslim edilmesi gereken tarihteki gecikilen her ay için zararını davayla isteyebileceğine göre her geçen ay zararı o ayın sona ermesiyle istenebilir bir başka deyişle muaccel hale gelir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 13.03.2014 gün 2013/8510 E; 1907 K. sayılı ilamı da bu yöndedir. 2.6.İstinaf dairesince hükme esas alınan 20.08.2021 tarihli bilirkişi raporunda, dairelerin teslim edilmesi gereken tarih olarak belirlenen Haziran 2009 ile dava tarihi olan 13.02.2018 tarihleri arası için toplam 101.351,88 TL gecikme tazminatı hesaplanmıştır. 2.7. Dava 13.02.2018 tarihinde açılmış olup, yukarıdaki açıklamalara göre bu tarihten geriye doğru 5 yılın sona erdiği 13.02.2013 tarihinden öncesi döneme ilişkin gecikme tazminatı alacakları zamanaşımına uğramıştır. Öte yandan, dava 02.09.2021 tarihinde ıslah edilmiş olup, bu tarihten geriye doğru 5 yılın sona erdiği 02.09.2016 tarihi itibariyle de ıslah edilen kısımlar yönünden alacak zamanaşımına uğramıştır. 2.8. Bu durumda, hükme esas alınan 20.08.2021 tarihli bilirkişi raporunun üçüncü sayfasında gösterilen tabloya göre, hesap edilen toplam 101.351,88 tutarındaki gecikme tazminatının, 13.02.2013 tarihinden öncesine ilişkin toplam 35.697,00 TL’lik kısmı dava tarihi itibariyle zamanaşımına uğramıştır. Davacının, dava tarihi itibariyle talep edebileceği toplam tutar 65.654,88 TL olup, bunun 50.000,00 TL’sinin dava, geriye kalan 15.564,88 TL’sinin ise ıslah tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline hükmedilmesi gerekir. İstinaf dairesince, bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı tarafın tüm, davalı tarafın diğer temyiz itriazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı tarafın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı Soykaya İnşaat Mekanik Tesisat İmalat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketi'ne iadesine, Aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2021/8865 E., 2023/3136 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
tam metni aç
sayılı kararında 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesi gereğince işyeri devri için bir işletmenin veya malvarlığının tümünün devredilmesinin şart olmadığını, işletmenin önemli bir malvarlığının devrinin de işyeri devri niteliğinde olduğunu, borçlu tarafından borcun doğumundan sonra şantiye sah
11. Hukuk Dairesi         2021/8865 E.  ,  2023/3136 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1545 Esas, 2021/1377 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/269 E., 2021/234 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı Azak Otelcilik Sey..Ltd. Şti.'ne otel işletim programı satışından kaynaklanan 30.12.2013 tarihli 3.000,00 euro bedelli 01.09.2014 tarihli 14.192,60 euro bedelli iki adet fatura kestiğini, fatura bedellerinin süresinde ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, borçlunun Merkezefendi Mah. 2945 Ada 18 Parselde kayıtlı taşınmazına borç tutarı kadar haciz konulduğunu, haczedilen taşınmazın Bakırköy 18. İcra Dairesinin 2017/100 E. sayılı dosyası ile cebri satış işlemleri devam ederken 13.12.2018 tarihinde davalı Makel'e haricen satış işlemi yapıldığını, davalı Makel Elektrik taşınmazı üzerinde var olan hacizler ile yükümlü olarak satın aldığını, davalı Maktur şirketinin ise söz konusu taşınmazda işletmeci olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 202 nci maddesi uyarınca borçlu Azak Otelcilik'in davacıya karşı olan İzmir 26. İcra Dairesinin 2014/15000 E. sayılı dosya borcundan dolayı müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek davalıların İzmir 26. İcra Dairesinin 2014/15000 takip sayılı dosyasına konu 17.192,60 euro borçtan dolayı dosya borçlusu Azak Otelcilik ile birlikte müteselsilen sorumlu olduklarının tespiti ile 17.192,60 euro alacağın davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 11 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, ticari işletmenin, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebileceği ve diğer hukuki işlemlere konu olabileceği, bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir." hükmü ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, dava dışı Azakoğlu Elektrik şirketinin davaya konu taşınmazda 1/2 paydaş bulunduğu, taşınmazın tapu kayıtlarından niteliğinin arsa olduğu,ancak kıymet takdir raporundan otel bulunduğunun anlaşıldığı, 1/2 hisse üzerinde dava dışı Denizbank'ın 1 nci derecede 18.06.2013 tarihli ipotek hakkını davalı Makel Elektrik şirketine alacağın temliki suretiyle devrettiği, davalı Makel'in ipoteğinin paraya çevrilmesi suretiyle icra takibi yaptığı, ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin icra takibi devam ederken davalı Makel tarafından taşınmazın 1/2 hissesinin haricen satın alındığı, otele ait menkullerin Maktur Makel Şirketince kullanıldığı, davalı tarafın taşınmazı tapuda devralmasının 6098 sayılı Kanun'un 202 nci maddesi kapsamında işletmenin devri niteliğinde olmadığı,davacının alacağından davalıların müteselsilen sorumlu tutulması talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalılardan Makel...AŞ'nin , borçlu Azak Otelcilik..Ltd. Şti.'ne ait malvarlığını hacizle yükümlü olarak satın aldığını, bu hususun dava dosyası içeriği ile de sabit olduğunu, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2013/16270 E. sayılı kararında 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesi gereğince işyeri devri için bir işletmenin veya malvarlığının tümünün devredilmesinin şart olmadığını, işletmenin önemli bir malvarlığının devrinin de işyeri devri niteliğinde olduğunu, borçlu tarafından borcun doğumundan sonra şantiye sahasında bulunan 700.000,00 TL bedelli tünel kalıp malzemelerine ilişkin mal satışı, işletmenin önemli kısmının devri niteliğinde olduğundan malları devir alan üçüncü kişinin, 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesi gereğince devir aldığı işletmenin borçlarından sorumlu olacağından bu devrin, alacaklının haklarını etkilemeyeceğinin belirtildiğini malvarlığı devrinin işin esaslı bir kısmının devrini oluşturması halinde söz konusu malvarlığı devrinin ticari işletme devri olarak kabul edileceğini, rızai alım satım akdi ile satışı yapılan taşınmazın borçlu şirketin işinin esaslı bir kısmını oluşturup oluşturmadığının, başka bir deyişle satışa konu taşınmazın kullanım amacının yalnız başına bir iş kolu olarak değerlendirilip değerlendirilemeyaceğinin şirket faaliyetinin devamının sağlamaya yeterli olup olmadığı, devir sonrasında devredenin bahsi geçen iş kolundaki faaliyetlerini yerine getirme kapasitesinin önemli ölçüde azalıp azalmadığı değerlendirilmeden davanın reddine karar verilmesinin yasaya ve yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu belirterek kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla somut olayda, davacının taşınmazda bulunan otel işletmesinin dava dışı borçludan devir alındığı, 6098 sayılı Kanun'un 202 nci maddesi gereği borçlunun işletmesini devir ettiği ileri sürülerek davalıların borçtan sorumlu tutulmasını talep edildiği, davalıların ise yeni bir otel işletmesi kurduklarını savunduğu, davacı tarafından bu devirlerin üçüncü şahıs alacaklıları zararlandırma amaçlı olduğu da ileri sürülmediği, kredi borçlusu Azaklıoğlu Elektrik ..A.Ş. nin Denizbank A.Ş' ye olan kredi borcunun davalı Makel tarafından ödenerek alacak ve ipotek hakkının temlik alındığı, davalı Maktur şirketinin 2018 yılında kurulan diğer davalının grup şirketi olduğu, taşınmazın üzerinde bulunan ipotek hakkının cebricra yoluyla paraya çevrilmemesi işletme konusunun yine otelcilik olması menkullerin cebri icra yoluyla satın alınmış olması hususlarından hareketle işletme devrinin gerçekleştiği sonucuna varılamadığı, taşınmaz üzerindeki hacizlere bakıldığında anlatılan süreçte taşınmaz üzerinde yüklü miktarlarda hacizler bulunduğu da görüldüğü, otelin bulunduğu taşınmazın borçlu ve borçlu yanında üçüncü şahıslardan devir alındığı, menkullerin de ipotek takibinden 3 yıl evvel başlatılan kambiyoya dayalı takipte cebri icra yoluyla 2015 yılında satın alındığı, zaman içerisinde üçüncü şahısların da dahil olduğu bir şekilde parça parça satış yoluyla davalı Makel'in mülkiyetine geçtiği anlaşılan menkul ve gayrımenkuller nedeniyle işletme devrinin değil, satış ilişkisinin mevcut olduğu sonucuna varıldığı, İlk Derece Mahkemesince davacı tarafın başlattığı icra takibinden davalıların müteselsilen sorumlu tutulması talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle açılan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince davaya konu olayda işletmenin devri değil, satış ilişkisi bulunduğu kanaatiyle davanın reddine karar verilmişse de; dava dilekçesinde açıklandığı üzere, davalılardan Makel Elektrik Malzemeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş., takip borçlusu Azak Otelcilik Seyahat Tur. San ve Tic Ltd Şti'ye ait malvarlığını hacizle yükümlü olarak satın aldığını, Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar Yargıtay'ın yerleşik kararlarına aykırılık teşkil ettiğini, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2013/16270 E.- 2014/14177 K. 04.07.2014 Tarih, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2012/11113 E.- 2014/2087 K. 18.02.2014 Tarih, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2010/5030 E.- 2011/594 K. 31.01.2011 tarihli kararlarında malvarlığı devrinin "işin esaslı bir kısmının devri" niteliğinde olması halinde bu devir ticari işletme devri olarak kabul edilmesi gerektiğinin benimsendiğini, devre konu varlıkların yalnız başına bir iş kolu olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, gerekçeli kararda da açıklandığı üzere davaya konu olayda davalı Makel Elektrik Malzemeleri Sanayi ve Tic. A.Ş., önce borçlu şirketin ipotek alacaklısı olan Denizbank'tan ipotek hakkını alacağın temliki suretiyle devraldığını, daha bu aşamada bile davalı şirketin takip borçlusu şirketin işletmesini devir alma iradesinin son derece açık olduğunu, davalının önce ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile satış işlemlerine başladığını ancak satış aşamasında üçüncü kişilerin ihaleye girmek suretiyle taşınmazı satın almasının önüne geçebilmek amacı ile cebri satış işlemlerinden vazgeçerek rızai alım satım akti ile taşınmazı hacizlerle yükümlü olarak satın aldığını ve hacizlerin fekkini talep ettiğini, davalının en başından beri ortaya koyduğu irade, borçlu şirkete ait otel işletmesinin devir alınmasına yönelik olduğunu, bu iradenin ipoteğin devir alınması ile gizlenmiş olmasının gerçek iradeyi değiştirmediğini, devir alınan mal varlığının işbu dava açıldıktan sonra işletme adının değiştirilmiş olması ve/veya marka ve patent hakkına ilişkin devir işlemlerinin yapılmamış olması işlemi mal varlığının devri olmaktan çıkartmadığını, Bölge Adliye Mahkemesince Yargıtay kararlarında belirlendiği üzere rızai alım satım akdi ile satışı yapılan taşınmazın borçlu şirketin işinin esaslı bir kısmını oluşturup oluşturmadığı, başka bir deyişle satışa konu taşınmazın kullanım amacının yalnız başına bir iş kolu olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, şirket faaliyetinin devamını sağlamaya yeterli/elverişli olup olmadığı, devir sonrasında devredenin bahsi geçen iş kolundaki faaliyetlerini yerine getirme kapasitesinin önemli ölçüde azalıp azalmadığı hususları değerlendirilmeden verilen ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunarak istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedilmesinin usule, yasaya ve yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının hakkında icra takibi başlattığı dava dışı borçlusu şirket adına kayıtlı otelin üzerine haciz şerhi işlendiği, otelin haciz yüküyle davalı Makel tarafından satın alındığı, davalı Maktur'un da söz konusu oteli işlettiği, takip dosyasından davalıların da sorumlu olduklarını ileri sürerek sorumluluklarının tespiti ile takip borcunun davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2022/1306 E., 2023/4594 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
tam metni aç
da) 5 ay içinde alamazsa alıcının diğer zararlarının yanında, geciktiği her ay için 100.000,00 TL (yüzbin) ceza olarak ödemeyi kabul ve taahhüt eder." hükmünün düzenlendiği, sözleşmede kararlaştırılan bu ceza koşulunun hukuksal niteliğince 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen "ifaya ekli ceza" niteliğinde olduğu, bahse konu taşınma
11. Hukuk Dairesi         2022/1306 E.  ,  2023/4594 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1753 Esas, 2021/1938 Karar HÜKÜM : Esastan ret; davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/1436 E., 2019/394 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket tarafından yeni şirket merkezi olarak kullanılmak amacıyla davalı ile 23.11.2015 tarihinde "Gayrimenkul Alım Satım Sözleşmesi"nin imzalandığını, sözleşme kapsamında davalı satıcı tarafından İstanbul İli Pendik İlçesi Kurtköy Mah. Airport Projesi dahilinde bulunan 17 ve 18 numaralı iki adet bağımsız bölümün eksikliklerinin tamamlanması, iskanının ve kat mülkiyeti tapusunun alınması ve gayrimenkulün satışının yapılması karşılığında davacının Katma Değer Vergisi dahil toplam 12.000.000,00 TL ödeme yapmasının kararlaştırıldığını, davacının taşınmazların bedelini davalıya ödediğini, ancak davalının sözleşmenin (F) maddesinde kararlaştırılan taşınmazın satışından itibaren 5 ay içinde iskan alınması edimini zamanında yerine getirmediğini, maddenin devamında kararlaştırılan iskân alınmaması halinde gecikilen her ay için 100.000,00 TL cezai şart ödeme taahhüdünde bulunulduğunu, bu nedenle beş ay için 500.000,00 TL cezai şart ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmesi gerektiğini, davacının en geç 02.05.2016 tarihinde tamamlaması gereken iskan işlerini beş ay gecikmeli olarak 14.10.2016 tarihinde gerçekleştirdiğini, bunun dışında davacının elektrik dağıtım şirketi ile enerji dağıtım sözleşmesi yapılmaması nedeniyle müvekkili şirkete elektrik dağıtımı yapılamadığını ileri sürerek mahalinde keşif yapılmak suretiyle davalının ilgili mecura sözleşmeye ve projeye uygun jeneratör ve elektrik dağıtım bağlantısını sağlayıp sağlamadığının tespiti ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 500.000,00 TL'nin davalıdan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşme kapsamındaki iş için 14.10.2016 tarihinde sözleşmeye konu bağımsız bölümlere yapı kullanım izninin alınmış olduğunu, her ne kadar sözleşmede kararlaştırılan tarihte taahhüt yerine getirilmemiş olsa da bu durumun, davalının iradesi dışında meydana gelen sebeplerden ötürü oluştuğunu, ayrıca ilgili sözleşme maddesinde de mücbir sebep halinde sorumlu olunmayacağının kabul edildiğini, davalı şirketin, davacılara tapu devrini sağladıktan sonra Pendik Belediye Başkanlığına gerekli başvuruyu yaptığını, belediye nezdinde kaynaklanan gecikmeler dolayısıyla idari işlemlerin sonuçlanmasının 14.10.2016 tarihine sarktığını, davacı şirketin tarafların yapmış olduğu sözleşmenin tüm şartlarını yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen sözleşmenin "F" maddesiyle; "satıcı yukarıda yazılı olan D.12. maddede belirtilen iskânı gayrimenkulün satışından itibaren (kanunun kabul ettiği mücbir sebepler dışında) 5 ay içinde alamazsa alıcının diğer zararlarının yanında, geciktiği her ay için 100.000,00 TL (yüzbin) ceza olarak ödemeyi kabul ve taahhüt eder." hükmünün getirildiği, anılan satışın 02.12.2015 tarihinde yapıldığı, sözleşme hükmüne göre satıştan itibaren 5 ay içinde iskan alınması gerekli olup iskanın 14.10.2016 tarihinde kararlaştırılan sürenin dolmasından 5 ay sonra alındığı, davalının iştigal ettiği faaliyeti gereği iskan alma sürecine, bürokrasisine vakıf olması, süreyi, öngörüsünü ve taahhütlerini basiretli tacir kıstasları içinde gerçekleştirmesi gerektiği, davalının gecikmenin Belediyeden kaynaklandığı, mücbir sebep bulunduğu savunmalarının sübut bulmadığı, sözleşme gereği gecikme cezası ödemesine ilişkin koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, 500.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 1.Müvekkilinin sadece iskan alınmaması halinde cezai şart taahhüdü altına girdiğini, sözleşmede yer alan diğer eksikliklerle ilgili cezai şart taahhütlerinin bulunmadığını, 2. Bahse konu taşınmazla ilgili iskan izninin alındığını, fakat müvekkilinin iradesi dışında gelişen olaylar nedeniyle iskan izninin alınmasında gecikildiğini, 3.Mahkemece dava konusu taşınmazın bulunduğu mahalde keşif yapılarak inşaat büyüklüğünün ve imalatın iskan işlemlerinin gecikmesine sebebiyet verip vermediğinin araştırılması gerektiğini, bilirkişilerin uzman olmadığını, denetim şirketinin faaliyetlerinin durdurulup durdurulmadığının Bakanlıktan araştırılması gerektiğini, imar işlem dosyasının tamamının getirtilerek mimar ve inşaat bilirkişilerden oluşan yeni bir heyetten rapor alınması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan 23.11.2015 tarihli sözleşmenin (F) maddesiyle; "satıcı yukarıda yazılı olan D.12 maddede belirtilen iskânı gayrimenkulün satışından itibaren (kanunun kabul ettiği mücbir sebepler dışında) 5 ay içinde alamazsa alıcının diğer zararlarının yanında, geciktiği her ay için 100.000,00 TL (yüzbin) ceza olarak ödemeyi kabul ve taahhüt eder." hükmünün düzenlendiği, sözleşmede kararlaştırılan bu ceza koşulunun hukuksal niteliğince 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen "ifaya ekli ceza" niteliğinde olduğu, bahse konu taşınmazın satışının ise 02.12.2015 tarihinde yapıldığı, sözleşme ile davalının satıştan itibaren 5 ay içinde iskan alınacağını taahhüt ettiği, ancak davalı tarafından iskanın kararlaştırılan sürenin dolmasından 5 ay sonra, 14.10.2016 tarihinde alındığı, davalının gecikmeden sorumlu olmadığını ileri sürdüğü, ne var ki, basiretli hareket etmekle yükümlü olan davalının, davacı ile sözleşmenin yapıldığı andaki inşaatın seviyesini, eksiklerin tamamlanmasının ve başvurusu sürecinin alacağı zamanı ve sözleşme ile üstlendiği taahhüdün sonuçlarını öngörerek hareket ettiğinin varsayıldığı, davalı tarafça gecikmeye denetim firmasının sözleşmesinin feshedilmesi, belediyece yapılan işlemler ve alınan izin gibi işlemlerin neden olarak gösterildiği, ancak ileri sürülen bu hususların önceden öngörülemeyen, sonradan ortaya çıkan nedenler olmadığından geçerli kabul edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında bağıtlanan satım sözleşmesine göre davalı tarafından, taşınmazın yapı kullanım ruhsatının taahhüt edilen süreden 5 ay gecikmeli olarak alınmasından kaynaklanan cezai şart istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Kanun'un 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekili, iki adet bağımsız bölümün satışına ilişkin 23.11.2015 tarihli "Gayrimenkul Alım Satım Sözleşmesi"nin akdedildiğini, ancak bu sözleşmenin (C) maddesinin 12 nci bendinde zikredilen "iskan alınması satışın yapılma tarihinden itibaren en geç 5 ay içinde satıcı tarafından sağlanacaktır." hükmüne aykırı davranıldığını, satış işleminin 02.12.2015 tarihinde kat irtifak tapu senedinin verilmesiyle tamamlandığını ancak yapı kullanma izin belgesinin taahhüt edilenden 5 ay gecikmeli şekilde 14.10.2016 tarihinde verildiğini, bu nedenle aynı Sözleşmenin (F) maddesine göre toplamda 500.00,00 TL gecikme cezasının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan esastan reddine karar verilmiştir. Ne var ki davacının dayandığı 23.11.2015 tarihli "Gayrimenkul Alım Satım Sözleşmesi" adi yazılı şekilde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 237 inci maddesi, “Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesi şarttır…” şeklindedir. Anılan hüküm bir geçerlilik şartıdır. Bu maddede öngörülen şekle uyulmadan yapılan sözleşmeler hüküm doğurmaz. Bu nedenle tapulu taşınmazların harici satış yoluyla devri mümkün değildir. Dolayısıyla düzenlenme anında resmi şekilde yapılmamış olan taşınmaz satışına ilişkin sözleşme geçerli kabul edilemez. Davaya konu uyuşmazlığa neden olan 23.11.2015 tarihli satış sözleşmesi, resmi şekilde yapılmadığı için geçerli kabul edilemez. Böyle bir sözleşmede, taraflar aldıklarını iade ile yükümlüdürler. Ayrıca, cezai şarta ilişkin hükümlerde geçerli olarak kabul edilemez. Öte yandan taşınmazın daha sonra tapuda resmi şekilde devrinin tamamlanmış olması da, geçersiz olan 23.11.2015 tarihli satış sözleşmesine ve sözleşmedeki cezai şart hükümlerine geçerlilik kazandırmaz. Bunun yanında, tapuda resmi şekilde yapılan devir sırasında da, alıcı davacı tarafından tapu siciline 23.11.2015 tarihli adi şekilde yapılan sözleşmeye ilişkin bir ihtirazi kayıt da konulmadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenen "ceza koşulu" (cezai şart) türleri ve hükümlerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Sözleşmede borcun "belirlenen zamanda" ifa edilmemesi durumu için ceza kararlaştırılmışsa, alacaklı sadece cezayı isteyebilir; aynen ifayı isteyemez.
B) Ceza koşulu, asıl borcun geçerliliğine bağlı olmayan bağımsız bir borçtur; asıl borç geçersiz olsa da ceza ödenebilir.
C) Aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için ceza kararlaştırılmışsa alacaklı, ya borcun ifasını ya da cezanın ödenmesini isteyebilir.
D) Hâkim, tarafların tacir olduğu sözleşmelerde dahi aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirmekle yükümlüdür.
E) Borçlu, ceza miktarını ödeyerek her durumda sözleşmeden tek taraflı olarak dönme hakkına sahiptir.

Bu maddeyle ilgili 4 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol