Türk Borçlar Kanunu 226. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 226- Başka yerden gönderilen satılanın ayıplı olduğunu ileri süren alıcı, bulunduğu yerde satıcının temsilcisi yoksa, satılanın korunması için gerekli önlemleri geçici olarak almakla yükümlüdür. Alıcı, ayıplı olduğunu ileri sürdüğü satılanın korunması için gerekli önlemleri almaksızın onu satıcıya geri gönderemez.
Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer.
Satılanın kısa zamanda bozulma tehlikesi varsa, alıcı onu bulunduğu yerdeki mahkeme aracılığıyla sattırmaya yetkili, hatta satıcının yararı gerektiriyorsa sattırmakla yükümlüdür. Alıcı, durumu satıcıya en kısa zamanda bildirmezse, bundan doğan zarardan sorumlu olur.
7. Alıcının seçimlik hakları
a. Genel olarak
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
2 karar eşleşti
3. Hukuk Dairesi, 2023/1545 E., 2023/3425 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ''6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 226 ncı maddesine göre, satılan başka yerden gönderildiğinde, alıcı satılanın ayıplı olduğunu ileri sürüyorsa durumu geciktirmeksizin tespit ettirmesi gerektiği, aksı takdirde ayıbın satılanın kendisine ulaştığı anda var olduğunu ispat yükünün alıcıya ait o
3. Hukuk Dairesi 2023/1545 E. , 2023/3425 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki hayvan alım satımından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine davalılar vekilinin başvurusnun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşnüldü:
I.DAVA
Davacı vekili; davalılardan 02.08.2011 tarihinde 29 adet damızlık hayvan satın allımı hususunda anlaştıklarını ve 2 hayvan hariç hayvanların teslim alındığını, hayvanların 19.11.2012 tarihinde ... İl Gıda Tarım Müdürlüğü tarafından hastalıklı olduklarının tespit edildiğini, bir kısmının bedelleri verilerek imha kesimi yapıldığını, satın aldığı değer ile arasında fark nedeniyle zararı bulunduğunu, .... küpe numaralı hayvanların bedelini ödediği halde teslim edilmediğini, uğradığı zarar ve teslim edilmeyen hayvanlar nedeniyle fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak, şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi zararının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
Davalılar vekili; davacının davalılar ... ve ... ile sözleşme imzaladığını, ...’in satış sözleşmesinin tarafı olmadığını, hayvanların adına kayıtlı olmadığını, teslim edilmediği ileri sürülen iki hayvanın davalılara ait olmadığını, 04.12.2011 tarihinde satın alındıktan 1 yıl sonra ... İlçe Tarım Müdürlüğü tarafından tüberkülin testi yapıldığını, hayvanların hastalıksız olarak tesllim edildiğini, davacının zararının bulunmadığı gibi var ise de davalıların sorumluluğu bulunmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, '' Hayvanların satışı sırasında hasta olup olmadıklarının tespit edilmediği, teslimden bir yıl sonra 19.11.2012 tarihinde tüberkloz hastalığının tespit edildiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 224 ve 226. Maddelerindeki sürelerin geçmiş olduğu, hayvanların satışını yapan davalıların, davacının işletmesinde iken hayvanların tüberküloz hastalığı sebebi ile ölmesinden, sorumluluklarının bulunmadığı'' gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; işletmesinin 2012-2014 yıllarında karantinada kaldığını, hayvanların itlaf edildiklerini, tüberküloz hastalığının kuluçka süresinin bir yılı bulabildiğini, ilgili mevzuat ve yönetmeliklere göre İlçe Tarım Müdürlüklerinden gerekli izin ve onay alınmaksızın hayvanların satışı ve sevkiyatının mümkün olmadığını, ilgili testlerin yapılmış olduğu ve kan sertifikalarının alındığı yönünde kandırılan davacının zararının giderilmesi gerektiğini, teslim edilmeyen ... kulak küpe numaralı hayvanın mezbahada hangi sebeple kesildiğinin araştırılması gerektiğini, tüberküloz sebebiyle öldü ise diğerlerinde de olduğu anlamına geldiğini, Ceza Mahkemesi dosyasının incelenmesi gerektiğini, davacının hastalık nedeniyle öldürmelerden kaynaklı aldığı tazminat ve hayvan bedelleri arasındaki farkın tespit edilerek davacıya ödenmesi gerektiğini, bu yönde araştırma yapılmadığını, parasının ödendiği halde teslim edilmeyen hayvanlara ilişkin araştırma yapılmadığını, müvekkilinin bir çok zarara uğradığını, uğradığı zararların tespit edilmesi gerektiğini, belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalılar vekili istinaf dilekçesinde, davalılar lehine dava konusu bedel olarak bildirilen 156.443,83 TL maddi tazminat ve 5.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 161.443,83 TL üzerinden hesaplanan 19.287,16 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ileri sürerek ilamın düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ''6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 226 ncı maddesine göre, satılan başka yerden gönderildiğinde, alıcı satılanın ayıplı olduğunu ileri sürüyorsa durumu geciktirmeksizin tespit ettirmesi gerektiği, aksı takdirde ayıbın satılanın kendisine ulaştığı anda var olduğunu ispat yükünün alıcıya ait olduğu, davacının teslimden itibaren bir yıl sonra 19.11.2012 tarihinde hayvanlarda hastalık olduğunun ileri sürüldüğü, davacının hayvanları işletmesine götürerek diğer hayvanlar ile birlikte bir yıl boyunca bakımını yaptığı, davacının rutin kontrolleri yapılan işletmelerden hayvan satın alma tercihini kullanmadığı, itlaf edilen hayvanların tüberkülin hastalığı bulunduğu halde satın alındığı hususunun davacı tarafından ispatlanamamış olması nedeniyle davanın reddine dair mahkemenin ulaştığı sonuç usul ve yasaya uygun olup davacının istinaf nedenleri yerinde olmadığı, davalı yanın vekalet ücretine ilişkin istinaf itirazlarına gelince, 28.07.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 156.443,83 TL olarak ıslah ederek harcı yatırdığı, manevi tazminat açısından avukatlık ücretine ayrı bir kalem olarak hükmedilmesi gerektiği, Ancak davalılar vekilinin ıslah edilen miktarla manevi tazminat miktarı toplamı üzerinden tek vekalet ücreti hesaplayıp bu miktarın verilmesi gerektiği hususunu istinafa getirdiğinden bu talep nazara alınarak davalılar vekilinin istinaf nedeni yerinde görüldüğü'' gerekçeleriyle, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, davanın reddine, davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 19.287,16 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle ve vekalet ücretine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ayıplı hayvan satışından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 224 üncü ve 226 ncı maddesi, 4721sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı maddesi,
3. Değerlendirme
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle davacının rutin kontrolleri yapılan işletmelerden hayvan satın alma tercihini kullanmadığından sonradan tüberküloz hastalığı bulunması durumunda sorumluluğun satın alan kişiye ait olduğu ve alıcı satılanın ayıplı olduğunu ileri sürüyorsa durumu geciktirmeksizin tespit ettirmesinin kanuni zorunluluk olduğu halde davacının teslimden bir yıl sonra teslimde hastalığın bulunduğunu iddia ettiği, öyle ki 2011 yılında satın aldığı hayvanların 19.11.2012 yılında tüberküloz hastalığı nedeni ile başvuruda bulunduğu gözetildiğinde teslim sırasında hastalığın bulunduğunun davacı tarafından ispat edilmesi gerektiği ancak davacı tarafın bu durumu ispat edemediği anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (1)
3. Hukuk Dairesi, 2022/1712 E., 2022/9402 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
Ayıba karşı tekeffül borcuna ait 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 219 ila 226. maddeleri arasında belirtilen koşullarının gerçekleşmesiyle, alıcı aynı Kanunun 227 ve devamı maddeleri kapsamında kendisine tanınan seçimlik haklarını satıcıya karşı kullanabilecektir.
3. Hukuk Dairesi 2022/1712 E. , 2022/9402 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ
İLK DERECE MAHKEMESİ : KAYSERİ 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen ayıplı maldan kaynaklanan misliyle değişim davasının kabulüne dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yeniden esas hakkında davanın kabulüne yönelik olarak verilen karar, davalı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; duruşma günü olarak belirlenen 13/12/2022 tarihinde davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunan vekillerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, 11/06/2015 tarihinde ... plakalı Audi A6 aracı ikinci el olarak aldığını, aracın ithalatçısının da satıcısının da davalı şirket olduğunu, aracın alındığı günden beri sürekli şanzıman hata ve arızası ile motor yağı eksiltme arızası verdiğini, aracın ilk şanzıman arızasının 11/04/2013 tarihinde 82.051 km'de aracın 1. Vitesten 2. Vitese ve 2. Vitesten 3. Vitese geçerken titreme şikayeti ile başladığını, aracın daha garantisi dolmadan bu arızayı verdiğini ve yetkili servisin aracın şanzımanında birtakım işlemler yaparak arızayı gidermeye çalıştığını, 03/02/2015 tarihinde 145.858 km'de aynı arızayı verdiğini yine yetkili servisin şanzımanda kavramayı değiştirerek sorunu çözmeye çalıştığını, 07/07/2015 tarihinde aynı arızayı verdiğini, 06/02/2016 tarihinde 162.487 km'de iken aracın yolda kaldığını, çekici ile yetkili servise götürüldüğünü ve aracın kavramasının tekrar değiştirildiğini, en son 14/08/2017 tarihinde 185.000 km'de iken aynı şikayet ve motorun su eksiltme şikayeti ile yetkili servise teslim edildiğini, yaklaşık 1,5 ay geçtikten sonra aracın 02/10/2017 de tarafına teslim edildiğini, aracın gizli ayıplı olduğunu ileri sürerek; aracın ayıpsız sıfır km misliyle değiştirilmesini istemiştir.
Davalı, davacının davaya konu aracın ilk sahibi olmadığını, aracın ilk olarak ... Filo Yönetim Hizmetleri AŞ'ye satıldığını, davacının davalıdan bir mal veya hizmet alarak tüketici sıfatını kazanmadığını, şirkete husumet yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, talebin zamanaşamına uğradığını, aracın ilk satışının iki tacir arasında yapıldığını, TTK 23. maddeye göre ve TBK 223/2. maddesine göre hak düşürücü sürenin geçtiğini, ayıp ihbarının yapılmadığını, aracın ayıplı olmadığını, misliyle değişimin koşullarının bulunmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
İlk derece mahkemesince; davanın kabulüne dair verilen karara yönelik davalı tarafından istinaf yoluna başvuruşması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğu, yeniden bilirkişi raporu alınması gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince Bölge Adliye Mahkemesi kararı doğrultunda bilirkişi raporları alınarak aracın gizli ayıplı olduğu kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne, davaya konu aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; davacının araca ilişkin şikayetleri halen devam etmekte olup ayıbın niteliği gereği araçtan beklenen faydalanmayı ortadan kaldıran nitelikte olması, davacı tarafından ikinci el bir araç satın alınmış dahi olsa gizli ayıplı olması nedeniyle alınmasındaki amaç ve beklentilerin karşılanmadığı hususları dikkate alındığında davacının ayıpsız misli ile değişim talebinin iyiniyet kurallarına aykırı olmayacağı, davacının ayıpsız misli değişim talebinin kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, ancak araçta hasar kaydı bulunduğu, bilirkişi raporuna göre aracın değerinde 5.000,00TL değer düşüklüğü oluşturduğu, bu miktarın davacıdan alınarak davalıya verilmesi gerektiği belirtilmek suretiyle; davalının istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, 38 EF 476 plakalı 2011 Model Audi A6 3,0 Turbo FSI quattro 300 Hp S Tronic model otomobilin, araçta meydana gelen hasar nedeniyle oluşan değer kaybı bedeli 5.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesi koşulu ile ayıpsız misli ile değiştirilmesine, karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, satıma konu araçta ortaya çıkan ayıplardan kaynaklı zararın tazminine yönelik olup, davacı söz konusu satış işleminde tüketici konumunda olmadığı gibi davaya da genel mahkeme sıfatıyla bakıldığından, davada, davacı tarafından aracın alındığı tarih olan 11/06/2015 tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ''ayıptan sorumluluğa'' ilişkin hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 207. maddesine göre; satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Taşınır sözleşmesinde satıcının taşınırı teslim etmek ve mülkiyeti alıcının üzerine geçirmek gibi asıl borcu yanında satılan malı saklama ve gerektiğinde taşıma masraflarını ödeme borcu gibi tali nitelikte borçları da bulunmaktadır.
Anılan Kanunun “Ayıptan Sorumluluk”a ilişkin 219.maddesinde: “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” hükmü yer almaktadır.
Ayıba karşı tekeffül borcu, satıcının mülkiyeti geçirme borcunun tamamlayıcısıdır. Satıcı, malın değerini veya yararını azaltan eksikliklerin bulunmadığını ayrıca ... etmese bile, bu borç kanunen mevcuttur. Satıcı satış sözleşmesine konu taşınır malın niteliği ve kullanım amacı bakımından malın değerini ve kullanım amacını azaltan veya ortadan kaldıran mülkiyet hakkının sonucu olan tasarrufi işlemler yapmasını engelleyen bir eksikliğin bulunmamasını sağlama borcu altındadır. Satıcının bu borcunun söz konusu olabilmesi için satılanda bu çeşit eksikliklerin var olduğunu bilmesi gerekmediği gibi satılandaki bulunması gereken vasıfları ayrıca zikir ve vaad etmesine de gerek yoktur.
Ayıba karşı tekeffül borcuna ait 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 219 ila 226. maddeleri arasında belirtilen koşullarının gerçekleşmesiyle, alıcı aynı Kanunun 227 ve devamı maddeleri kapsamında kendisine tanınan seçimlik haklarını satıcıya karşı kullanabilecektir.
Alıcı, satılan malın ayıbının bulunması halinde TBK’nun 227. maddesine göre satılanı redde hazır olduğunu beyanla sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme hakları mevcuttur. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satım sözleşmesinden dönme beyanı, bozucu yenilik doğuran bir hak niteliğinde olup, bir irade açıklaması olarak, satıcıya vardığı anda hükümlerini doğurur ve sözleşmeyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırır. Dönme üzerine sözleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kalkmasının doğal bir sonucu olarak, tarafların edimlerinin karşılıklı olarak aynı anda ifası gerekir. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 229. maddesi 1. bendi gereği, satış sözleşmesinden dönen alıcı, satılanı, ondan elde ettiği yararları ile birlikte satıcıya geri vermekle yükümlüdür.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; eldeki davada davacı, aracın ayıpsız misliyle değiştirilmesini istemiştir. Dosya kapsamından aracın ilk olarak 01/08/2011 tarihinde dava dışı ... Filo Yönetim Hizmetleri A.Ş. tarafından satın alındığı, akabinde davacının da 11/06/2015 tarihinde aracı adı geçen dava dışı şirketten satın aldığı, bu haliyle taraflar arasında bir alım satım ilişkisi olmadığı anlaşılmakla olayımızda TBK’nın 227. maddesinin uygulanması mümkün değildir. O halde davacının talebini akidine yöneltmesi gerektiği, davacının aracı satın alırken servis kayıtlarından araçtaki ayıbı bilebilecek durumda olduğu da açıktır. TBK’ya göre ayıptan alıcıya karşı sadece satıcı sorumludur. Hal böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 371. maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, 8.400 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 13/12/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Borçlar Hukuku Özel Hükümler
Müteahhit (Ş)'den yeni inşa edilmiş bir konut satın alan tüketici (A), satış sözleşmesinde ve tanıtım broşürlerinde taahhüt edilen bağımsız bir misafir tuvaletinin inşa edilmediğini ve dairenin net kullanım alanının vaat edilenden %10 daha az olduğunu, konutu 26.10.2022 tarihinde teslim aldıktan üç ay sonra fark etmiştir. (A), konutu teslim alırken standart bir 'eksiksiz ve kusursuz teslim tutanağı' imzalamıştır. Bu durumda, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları çerçevesinde, (A)'nın talepleri ve satıcı (Ş)'nin sorumluluğuna ilişkin aşağıdaki hukuki nitelemelerden hangisi en isabetlidir?
A) Hiç inşa edilmeyen misafir tuvaleti ve alan eksikliği, 'ayıplı ifa' değil, 'eksik ifa' teşkil ettiğinden, ayıp ihbarına ilişkin kısa sürelere tabi değildir ve alıcı, on yıllık genel zamanaşımı süresi içinde satıcıya karşı dava açabilir.
B) Bağımsız tuvaletin hiç yapılmamış olması ve net alanın eksikliği, malın ekonomik değerini düşüren ve vasat bir tüketici tarafından teslim anında kolayca tespit edilebilecek nitelikte 'açık ayıp' olarak kabul edilir ve tüketicinin, teslimden itibaren kanuni süre içinde ayıp ihbarında bulunmaması halinde satıcıya karşı talep hakkını yitirir.
C) (A)'nın imzaladığı 'eksiksiz teslim tutanağı', satıcının hem açık hem de sonradan ortaya çıkacak gizli ayıplara ilişkin sorumluluğunu kesin olarak ortadan kaldıran bir ibra niteliğindedir.
D) Dairenin net alanının tespiti teknik bir incelemeyi gerektirdiğinden, bu durum 'gizli ayıp' niteliğindedir ve (A)'nın ayıbı öğrendiği tarihten itibaren derhal yapacağı ihbar ile satıcının sorumluluğuna gitmesi mümkündür.
E) Söz konusu ayıpların (A) tarafından daha önce öğrenildiği ve kanuni süre içerisinde ihbar edilmediği iddiasının ispat yükü, satıcı (Ş)'ye aittir; (Ş) bu hususu ispatlayamadığı sürece (A)'nın dava açma hakkı korunur.