Türk Borçlar Kanunu 23. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 23- Genel işlem koşullarında yer alan bir hüküm, açık ve anlaşılır değilse veya birden çok anlama geliyorsa, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanır.
IV. Değiştirme yasağı
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
9 karar eşleşti
3. Hukuk Dairesi, 2024/1312 E., 2025/539 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Üniversiteden muvafakat alabilmek için talep edilen borç senedi/kefaletname belgesini imzalamak mecburiyetinde kaldığını, bunun üzerine Anadolu Üniversitesine geçişine muvafakat edildiğini, bu hususun Anayasada düzenlenen angarya yasağına, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 20 ila 23. maddelerine aykırı olduğunu, sözleşme hükmünün geçersiz olduğunu, taksitlendirilen borçtan süreç içerisinde 30.40
3. Hukuk Dairesi 2024/1312 E. , 2025/539 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1209 E., 2023/2768 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adıyaman 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/110 E., 2021/679 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalı Üniversitede araştırma görevlisi iken Anadolu Üniversitesinin açtığı doktora sınavını kazandığını ve geçiş için muvafakat istediğini, davalı Üniversiteden muvafakat alabilmek için talep edilen borç senedi/kefaletname belgesini imzalamak mecburiyetinde kaldığını, bunun üzerine Anadolu Üniversitesine geçişine muvafakat edildiğini, bu hususun Anayasada düzenlenen angarya yasağına, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 20 ila 23. maddelerine aykırı olduğunu, sözleşme hükmünün geçersiz olduğunu, taksitlendirilen borçtan süreç içerisinde 30.409,41 TL'sinin ödendiğini ileri sürerek; müvekkilinin bakiye 577.778,79 TL'den borçlu olmadığının tespiti ile tahsil edilen 30.409,41 TL bedelin faizi ile birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; menfi tespit ve istirdat davasının aynı dava içinde açılmasının usule aykırı olduğunu, borç ödendikten sonra ancak istirdat davası açılabileceğini, işlemin yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri doğrultusunda tesis edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu'nun (2547 sayılı Kanun) 35. maddesi gereğince Adıyaman Üniversitesi bünyesinde mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmediği, Anadolu Üniversitesinde girmeye hak kazandığı öğretim görevlisi kadrosuna geçebilmek için Adıyaman Üniversitesinden istifa ederek davaya konu kefalet senedini imzaladığı, mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmeyenlerden kefalet senedi alınacağına ilişkin kanunda düzenleme bulunmadığı, bu yaptırımın Yönetmelikle düzenlendiği dikkate alındığında yerleşik Yargıtay kararları gereğince mecburi hizmet yükümlülüğünü yerine getirmeyenlerden ancak maaş ve maaşa bağlı ödemeler haricindeki ödemelerin talep edilebileceği, mecburi hizmetle yükümlü davacının çalışarak hak ettiği maaşlarının ve kendisine yapılan maaşa bağlı ödemelerin geri alınmasının angarya yasağının ihlali anlamına geleceği, dosya kapsamında düzenlenen bilirkişi raporundan davacıya yapılan ve kefalet senedi ile geri istenilen ödemelerin tümünün emeğinin karşılığı olan maaş ve maaşa bağlı ödemeler olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, davacının kefaletnameden dolayı davalı Üniversiteye borçlu olmadığının tespitine, ödenen 30.439,41 TL'nın dava tarihinden işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; gerekçeli, denetime elverişli bilirkişi heyeti raporu gözetildiğinde Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğinin anlaşıldığı, gerekçede yazan "davanın reddine" yönelik ibarenin yazım hatası olduğu, verilen kararda esas yönünden bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı Üniversite harçtan muaf olmasına rağmen Mahkemece harç alınmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurusunun reddine, resen İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kabulü ile davacının davaya konu Eskişehir .... Noterliğince düzenlenen 17.06.2020 tarihli ve 12673 yevmiye nolu kefaletnameden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davaya konu kefaletname dolayısıyla davacı tarafından davalıya ödenen 30.409,41 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalı Üniversite harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; aynı davada hem menfi tespit hem istirdat davası açılamayacağını, borç ödendikten sonra ancak istirdat davası açılabileceğini, müvekkili üniversitenin yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre hareket ettiğini, konunun Yönetmelikte düzenlenmesinin yeterli olduğunu, Yönetmeliğin kanuna aykırı olmadığını, davacının taahhütnameyi kendi hür iradesi ile imzaladığını, davacı tarafından mecburi hizmet yükümlülüğü yerine getirilmediğinden tahakkuk ettirilen tutarı ödemesi gerektiğini, vekalet ücretinin nispi olarak hesaplanmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 2547 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca imzalanan kefalet senedinden kaynaklı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
1. 2547 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi; “Yükseköğretim kurumları; kendilerinin ve yeni kurulmuş ve kurulacak diğer yükseköğretim kurumlarının ihtiyacı için yurt içinde ve dışında, kalkınma planı ilke ve hedeflerine ve Yükseköğretim Kurulunun belirteceği ihtiyaca ve esaslara göre öğretim elemanı yetiştirirler. (Ek fıkra: 17/8/1983 - 2880/18 md.) Öğretim elemanı yetiştirilmesi amacıyla üniversitelerin araştırma görevlisi kadroları, araştırma veya doktora çalışmaları yaptırmak üzere başka bir üniversiteye, Yükseköğretim Kurulunca geçici olarak tahsis edilebilir. Bu şekilde doktora veya tıpta uzmanlık veya sanatta yeterlik payesi alanlar, bu eğitimin sonunda kadrolarıyla birlikte kendi üniversitelerine dönerler. (Ek fıkra: 17/8/1983 - 2880/18 md.) Yurt içi veya yurt dışında yetiştirilen öğretim elemanları, genel hükümlere göre bağlı oldukları yükseköğretim kurumlarında mecburi hizmetlerini yerine getirmek zorundadırlar. (Ek cümle: 19/11/2014-6569/26 md.) Bu mecburi hizmet, eş durumu ve sağlık mazeretleri hariç olmak üzere başka yükseköğretim kurumlarında ve kamu kurum ve kuruluşlarında yerine getirilemez. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyenlere, yükseköğretim kurumlarında görev verilmez. Özel kanunlarla getirilen mecburi hizmet çalışmaları bu hüküm dışındadır." şeklinde düzenlenmiştir.
2. Bir Üniversite Adına Bir Diğer Üniversitede Lisansüstü Eğitim Gören Araştırma Görevlileri Hakkında Yönetmelik’in 4 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında ise; “Görevlendirme veya atama işlemlerinden önce adaylardan, kendilerine kadrosu tahsis edilen üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünde 2547 sayılı Kanun'un 35. maddesi şartları içinde lisansüstü eğitim-öğretim süresi kadar mecburi hizmeti yerine getirmek zorunda bulunduklarına dair bir taahhüt ve kefalet senedi alınır. Bu senette ilgili araştırma görevlisinin lisansüstü eğitim-öğretimlerini tamamlamasından sonra ne kadar süre sonra kadroyu tahsis eden üniversiteye veya yüksek teknoloji enstitüsüne döneceğinin belirten bir hüküm de yer alır.'' hükmü düzenlenmiştir.
3. Açıklanan bu mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; davacı araştırma görevlisine mecburi hizmet çalışması karşılığında yapılan maaş ve katkı payı ödemelerinin iadesi halinde Anayasa’nın 18. maddesinde zorla çalıştırma yasağı ile birlikte düzenlenen angarya yasağına aykırı olarak ücret ödenmeksizin çalışmış olacağı, dava konusu taahhütname ve kefalet senetlerinde aksi yönde yer alan düzenlemenin ise zorla çalıştırma ve angarya yasağının ihlâli niteliğinde olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,03.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
6. Hukuk Dairesi, 2023/2843 E., 2025/913 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
firmanın iki ortağı olan bu şahısların birçok ceza yargılamasında birlikte sanık olarak yargılandıklarını, üzerlerine atılı suçların da genel olarak dolandırıcılık, özel ve resmi belgede sahtecilik olduğu, sözleşmenin yorumu bakımından ise Türk Borçlar Kanunu’nun 23. maddesinin dikkate alınması ve sözleşme bedelinin 160.800,00 TL olarak baz alınması ve buna göre hesap yapılması gerektiğini, eksik
6. Hukuk Dairesi 2023/2843 E. , 2025/913 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/63 E., 2023/191 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararı asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında imzalanan sözleşmeye göre apartman binasının dış cephe boya, yalıtım, mantolama, tamir ve tadilat yapılması hususlarında anlaşma yaptıklarını, davalının kararlaştırılan sürede söz konusu işleri tamamlamadığını, Eskişehir 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2012/44 D.İş sayılı dosyasından yapılan tespitte yapılmayan imalat bedelinin 41.641,14 TL, ayıplı imalât bedelinin ise 12.000,00 TL olduğunun tespit edildiğini, bu eksikliklerin giderilmesi için ihtarname gönderilmesine rağmen işlerin tamamlanmadığını, sözleşmede belirlenen ödeme kapsamında davalıya fazla ödeme yapıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalı şirkete fazla ödenmiş olan 20.434,54 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir
Birleşen davada davacı vekili; davalı ile yapılan sözleşme gereğince sözleşmede belirlenen işlerin tamamlandığını, ancak davalı iş sahibinin 76.900,00 TL iş bedelini ödemediğini, alacağın tahsili için takip yaptıklarını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek davalının takibe haksız itirazının iptaline ve %20 inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşme kapsamındaki tüm edimlerini yerine getirdiklerini, iş sahibi tarafından işin bedelinin tamamının ödenmediğini, bakiye iş bedeli alacağı için takip yaptıklarını, davacının yokluklarında yaptırdığı tespit raporlarını kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davalı vekili; davacı yükleniciye borcun olmadığını, davacının takipte ne olduğu belli olmayan bir talepte bulunduğunu, davacının kötü niyetli olarak takip yaptığını savunarak davanın reddi ile %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin15.12.2015 tarihli 2013/679 E., 2015/2228 K. sayılı kararı ile taraflar arasında akdedilen eser sözleşmesinin yüklenicisi olan davalının edimini eksik olarak yerine getirmesine karşın, davacı ... yönetiminin yükleniciye yapılan işten fazla miktarda bir ödeme yaptığı, davacı ... yönetiminin davalı yükleniciye ödemesi gereken bir borcunun bulunmadığı, buna göre davalı yüklenicinin birleşen davada talep ettiği alacak talebinin tümden reddi gerektiği, davacı ... yönetiminin ise fazladan ödediği miktar toplamını talep etmekte haklı olduğu, taleple bağlılık ilkesi gereği asıl dava yönünden davanın kabulü ile 20.434,54 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın reddine, karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma kararı
İlk Derece Mahkemesinin 15.12.2015 tarihli, 2013/679 E., 2015/2228 K. sayılı kararının süresi içinde asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin (Kapatılan 15. Hukuk Dairesi) 13.11.2017 tarihli ve 216/2672 E., 2017/3906 K. sayılı ilamı ile iş sahibinin sunduğu sözleşme suretinde düzeltme ve paraf bulunduğu, yüklenicinin iş sahibinin sunduğu sözleşmedeki düzeltmeleri kabul etmediğini ve parafın kendisine ait olmadığını savunduğu, bu halde mahkemece sözleşme bedelinin tespiti için, öncelikle değişiklik yapılan sözleşmeyi sunan iş sahibine sözleşme aslını sunması için süre verilip aslı sunulduktan sonra yapılan düzeltmelerdeki parafların yüklenici şirket yetkilisine ait olup olmadığı bu değişikliklerin şirketi bağlayıcı olup olmayacağı hususunun araştırılması, düzeltmelerdeki parafın yüklenici şirket yetkilisine ait olmaması ya da iş sahibince düzeltmelerin yapıldığı sözleşme aslının ibraz edilmemesi halinde düzeltmeleri kabul etmeyen yükleniciyi bağlayamayacağı iş sahibinin davayı açtığı 06.11.2013 tarihi itibariyle sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren yaklaşık 17 aylık süre geçmiş olduğundan sözleşme bedelinin 24 ay vadeli fiyat olan KDV dahil 194.400,00 TL olduğu, düzeltme yapılan sözleşmedeki parafın yüklenici şirkete ait olup onu bağladığı kabul edilecek olursa hane başına 5.300,00 TL üzerinden 24 ay vadeli fiyatın KDV dahil 5.300,00 x 36 = 190.800,00 TL olduğu kabul edilmesi gerektiği, bundan sonra sözleşmede yapılacak işler belirtilip bedel toptan olarak kararlaştırılmış olduğundan götürü bedelli olması sebebiyle eksik ve kusurlar dikkate alınıp düşülmek suretiyle gerçekleştirilen imalâtın işin tamamına göre fiziki oranı tespit ettirilip bu oranın sözleşmedeki düzeltmelerin geçerli ve bağlayıcı olup olmayacağına göre kabul edilecek götürü bedele uygulanarak yüklenicinin hak ettiği bedelin saptanması bulunacak bu miktardan davacı-birleşen dosya davalısı iş sahibinin sunduğu belgelere göre yüklenicinin itirazları da değerlendirilmek ve gerekirse bu belgelerin sıhhati konusunda yöntemine uygun araştırma yapılarak kanıtlanan ödeme miktarı tespit ettirilip asıl ve birleşen dosyada sonucuna uygun karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesınce Bozmaya Uyularak Verılen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşme ve paraflar ile ödemeye ilişkin makbuzlar üzerinde bulunan imzalara ilişkin Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alındığı, düzenlenen ATK raporlarında asıl sözleşmedeki parafların şirket yetkilisi ... eli ürünü olduğunun tespit edilemediği, davacılar tarafından yapılan ödemelere ilişkin makbuz ve belgeler üzerinde yapılan incelemede sadece 3 adet makbuzdaki yazı ve imzaların ...'ın eli ürünü olduğu, taraflar arasındaki sözleşme bedelinin 194.400,00 TL olduğu, davacı tarafın toplam ödeme tutarının 69.081,00 TL, eksik ve kusurlu imalatlar toplamının ise 63.856,34 TL, olduğu bu durumda asıl davada davacının herhangi bir talepte bulanamayacağı, davalı-birleşen davacının ise toplam 61.462,66 TL alacak talebinde haklı olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile Eskişehir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2012/9136 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın 61.462,66 TL asıl alacak açısından iptali ile, bu miktar açısından takibin kaldığı yerden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde; dosyaya ibraz edilen para makbuzlarındaki parayı alan kısmında "...", "... ..." isimleri yazan tahsilat makbuzlarının hesaplamaya dahil edilmediğini, ...’in davalı firmanın ... ile birlikte %50 ortağı olduğunu, hesaplamaya dahil edilmeyen makbuzlardaki imzaların şirketin diğer ortağı olan ... isimli kişiye ait olup olmadığı hakkında ...'in isticvap sureti ile dinlenerek bu makbuzlardaki yazı ve imzaları kabul edip etmediğinin, bu paraları kendisinin alıp almadığının sorulması taleplerinin reddedildiğini, mahkemece bu şahsın şirket ortağı olduğunu kabul edilmesine rağmen, tahsilat yaparak tanzim ettiği makbuzlarını neden hesap dışı bırakıldığı hususunda hiçbir gerekçe belirtilmediğini, yüklenici şirketin ortağı ...’in isticvap talebi kabul görmese dahi, bu şahıs tarafından tanzim edilen tahsilat makbuzlarının davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında bulunup bulunmadığının araştırılmadığını, davalı firmanın iki ortağı olan bu şahısların birçok ceza yargılamasında birlikte sanık olarak yargılandıklarını, üzerlerine atılı suçların da genel olarak dolandırıcılık, özel ve resmi belgede sahtecilik olduğu, sözleşmenin yorumu bakımından ise Türk Borçlar Kanunu’nun 23. maddesinin dikkate alınması ve sözleşme bedelinin 160.800,00 TL olarak baz alınması ve buna göre hesap yapılması gerektiğini, eksik ve ayıplı işler bedeli 63.856,34 TL ile ödemeler toplamı 119.938,00 TL düşülerek hesap yapıldığında müvekkilin 22.994,34 TL alacaklı olduğunu, yine birleşen davada davacı firma tarafından icra takibinde yasal olmayan fahiş bir faiz oranı talep edildiğini, müvekkil yönetim ve kat malikleri davalı firmaya hakettiğinden fazlası ödeme yaptığını, buna rağmen yaptıkları ödemelerin kabul görmediğini, verilen karar ile tekrar ödeme yapma mecburiyetinde kalacaklarını, bu hususun açıkça hakkaniyete aykırı olduğunu temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.
VI. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına, bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre, asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2.Uyuşmazlık, asıl dava eser sözleşmesinden kaynaklı fazla ödemeye ilişkin alacak istemi, birleşen dava ise eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında eser sözleşmesi bulunduğu, asıl davada davacı iş sahibi site yönetimi, yüklenici şirkete yapılan ödemelerin bir kısmının şirket ortağı ... ...’e adi para makbuzu karşılığında yapıldığını belirterek adi para makbuzlarını dosyaya ibraz etmiştir. Her ne kadar davacının yaptığı bu ödemeler şirket yetkilisine değil de şirket ortağı...’e yapılmış ise de ...’in bu ödemeleri alması halinde şirket bu ödemeleri kabul etmiş olacak ve ödemeler bu şekilde mutat hale gelecektir. Bu durumda özellikle şirket defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak ödemelerin bu şekilde mutat hale geldiğinin anlaşılması halinde şirket ortağı ...’in celp edilerek ödeme makbuzlarına ilişkin beyanın alınması, imza inkarı yapması halinde imza incelemesi yapılarak her iki dava yönünden değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken bu husus göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş karar bozulmuştur.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,
2. (2) bentte açıklanan nedenlerle asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
06.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi
11. Hukuk Dairesi, 2024/3859 E., 2024/8984 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
tam metni aç
2.6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19 ve 23 üncü maddeleri.
11. Hukuk Dairesi 2024/3859 E. , 2024/8984 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/351 Esas, 2024/511 Karar
HÜKÜM : Aktif husumet yokluğundan ret, kısmen kabul
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş. vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 10.12.2024 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ... A.Ş.'nin 1986 yılından beri Irak piyasasında iş yapan bir şirket olduğunu, davalı şirket ile 2009 yılına kadar ihracat partisi bazında sürdürülen tek satıcılık anlaşmasının, 2009 yılında sürekli tek satıcılık sözleşmesine dönüştürüldüğünü, sözleşmenin beş yıl süre ile bağıtlandığını, ancak 2012 yılından itibaren davacının çalışmasının davalı tarafından baltalandığını, davalının bir taraftan tek satıcılık sözleşmesini ihlâl ederken diğer taraftan haksız rekabette bulunduğunu iddia ederek davalının sözleşmeyi ihlâl ettiğinin tespiti ile Irak'a 2012-2014 yılları arasında bizzat veya başkaları marifetiyle mal satıp satmadığının tespitine, uğranılan zararın tespiti ile bu zarara mahsuben şimdilik 10.000,00 USD'nin davalıdan tahsiline, taraflar arasındaki münhasır tek satıcılık sözleşmesinin 26.02.2014 tarihinde sona ermiş olması nedeniyle 2001 yılından itibaren süregelen başarılı ilişki nedeniyle müvekkili şirket adına uygun bir denkleştirme bedeli tespit ve tayinine, fazlaya ait talepleri saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 USD'nin tahsiline, davalının haksız rekabette bulunduğunun tespiti ile davalının bizzat veya dolaylı olarak gerçekleştirdiği ihracatlar nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 ve devamı maddeleri uyarınca ihracat bedellerinin müvekkili şirkete intikal ettirilmesine ve bu kalem için şimdilik 1.000,00 USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; talep artırım dilekçesi ile denkleştirme tazminatı olarak 278.425.66 USD, cezai şart olarak 540.768.38 USD, haksız rekabet tazminatı olarak 1.180.81 USD talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 2009 tarihli yetkili satıcılık sözleşmesinin davalı şirket ile davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat ... A.Ş. arasında imzalandığını, dolayısıyla diğer davacının davada husumeti bulunmadığını, haksız rekabete ilişkin davalarda zamanaşımının fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl olduğunu, davacı yanın haksız rekabet tazminatına ilişkin taleplerine karşı zamanaşımı def'inde bulunulduğunu, 2009 tarihli sözleşmenin geçerli olmadığını, sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacı ... ile davalı arasında akdedilen 23.02.2009 tarihli sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde olduğu, tek satıcı davacı ...'ın davalı tarafından üretilen ürünleri sözleşmede belirlenen süre içinde Irak'ta satmayı, davalının ise bu bölgeye başka bir aracı ile girmeyeceğini, diğer bir deyişle başka bir kişiye satıcılık vermeyeceğini kabul ettiği, sözleşmenin niteliği, taraflar arasındaki uygulama, sözleşmede açıkça üreticiye satış yetkisi tanınmamış olması ve bu hakkın açıkça saklı tutulmaması karşısında, davalının kendisinin de o bölgede satış yapamayacağı, ancak davalının ürettiği malları davacı tek satıcıya satış yetkisi tanınan bölgede sözleşmeye aykırı olarak kendi nam ve hesabına sattığı hususunun davalının da kabulünde olduğu ve satış yapmama yükümlülüğünü ihlal ettiği, bu sebeple davacı ...'ın davalıdan sözleşmede öngörülen cezai şart alacağı ve 6102 sayılı TTK'nın 122 nci maddesi uyarınca uygun bir portföy (denkleştirme) tazminatı talep hakkı bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince de hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarına göre taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdiği 23.02.2014 tarih itibariyle davacının cezai şart alacağı ve denkleştirme tazminatının hesaplandığı ve taraflarca da söz konusu hesaplama yöntemine ve miktarlara herhangi bir somut itiraz yapılmadığından taraflar yararına usulü kazanılmış hak oluşturduğu, davacının talep arttırım dilekçesi ile talep ettiği fazlaya ilişkin talebi ve davacının sözleşmeye aykırılık temeline dayalı iddialarının haksız rekabet kapsamına girmediği gerekçesiyle davacı Uluçınar Yapı Malzemeleri Makine Orman Ürünleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş. yönünden davanın kısmen kabulüne, 278.425,66 USD denkleştirme tazminatı ile 212.325,92 USD cezai şart alacağı olmak üzere toplam 490.751,58 USD alacağın dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa'nın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin ve haksız rekabetten kaynaklı tazminat taleplerine ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş. vekili ile davalı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş. ile davalı arasında akdedilen 23.02.2009 tarihli yetkili satıcı sözleşmesi başlıklı sözleşmeden kaynaklanan, sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini, denkleştirme tazminatı, cezai şart ve haksız rekabet nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19 ve 23 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekili ve davalı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş. vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekili ve davalı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...ye verilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, temyiz harcı peşin alındığından ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş.'den başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 12.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2023/2829 E., 2024/5566 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerek ayıba karşı tekeffül hükümlerine, gerekse sözleşmeye aykırılığa dayalı olarak tazminat talebinde bulunacak tarafın öncelikle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) 223 ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddeleri uyarınca usulüne uygun olarak ihbar ve ihtarda bulunması da gerektiği
11. Hukuk Dairesi 2023/2829 E. , 2024/5566 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2850 Esas, 2023/340 Karar
ASIL VE BİRLEŞEN
DAVADA DAVACI : Anse Mermer USA, LLC vekili Avukat ...
ASIL VE BİRLEŞEN
DAVADA DAVALILAR : 1.... vekili Avukat ...
2.... Doğal Taş Dış Ticaret Ltd. Şti. vekili Avukat ...
İHBAR OLUNAN : ... ... Lojistik A.Ş. vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ : 17.03.2015
HÜKÜM : Asıl ve birleşen davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2015/297 E., 2020/124 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. İhbar olunan ... A.Ş vekilinin istinaf talebine yönelik olarak mahkemece, ilgilinin istinaf kanun yoluna başvurma hakkı olmadığından bahisle talebin reddine dair ek karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili, ek kararın ihbar olunan ... A.Ş vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, karara karşı davacı istinaf başvurusunun vekalet ücretine yönelik olarak kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacı vekili ve duruşma istemi olmaksızın ihbar olunan vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 02.07.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı ... Doğal Taş Dış. Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili olan ... Mermer USA, LLC 'nin USA’da yerleşik ve Türkiye'den mermer ithalatı yapan bir şirket olduğunu, müvekkili ile davalı şirketler arasında 17 konteyner mermer alım-satımı konusunda sözlü olarak anlaşma yapıldığını, anlaşma uyarınca davalılar tarafından 17 konteyner mermerin Mersin Limanından ... Limanına gönderildiğini, gönderilen mermerlerin satış bedeli olarak davalılardan ... ... Dış Ticaret Ltd. Şti. hesabına 98.6921,85 USD havale yapıldığını, ... Limanında USA Gümrük ve Sınır Koruma İç Güvenlik Bakanlığı tarafından yapılan kontrollerde mermerlerin paketli olduğu paletlerde böcek ve haşereye rastlanıldığını, bu nedenle sözleşme konusu emtianın gümrükten hiç içeri alınmadığını ve iade edildiğini, sözleşme konusu mermerlerle ilgili olarak müvekkilinin de ... Gözetme ve Analiz Hizmetleri AŞ. isimli bağımsız test kuruluşundan rapor aldığını, bu ... de emtianın açık renk mi koyu renk mi olduğu konusunda rapor aldırdığını, bu rapora göre emtianın ayıplı olduğunu ve sözleşmedeki koşulları taşımadığını, emtianın gümrük mevzuatına aykırı paketlenmesi ve sözleşme ile belirlenen özellikleri taşımaması nedeniyle ayıplı olduğunu, görünüşte bakıldığında müvekkili ile davalılardan ... ... Ltd. Şti. ile sözleşme yapıldığını, ancak her iki davalı şirket arasında organik bağ bulunduğunu, davalıların tamamen birlikte hareket ettiklerini, taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle müvekkili tarafından mermerlerin Mersin'den USA’ya taşınması için ... ... Lojistik AŞ isimli lojistik firmasına 31.675,00 USD, Kıyama isimli gümrük firmasına 30.546,40 USD, ... Gözetme ve Analiz Hizmetlerine 472,00 USD, ... Limanındaki taşıma ve depolama işlemleri için 13.240,00 USD ödeme yapıldığını, buna sözleşme bedeli olan 98.621,85 USD ilave edildiğinde toplam 174.555,25 USD karşılığı 458.975,57 TL zararlarının bulunduğunu ileri sürerek toplam 458.975,57 TL tazminatın ödeme gününden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte aralarında organik bağ bulunan davalı şirketlerden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle, asıl davaya konu olay nedeniyle müvekkilinin döviz kurlarındaki aşırı artış, emtianın zamanında ve ayıpsız olarak teslim edileceği inancıyla davacının üçüncü şahıslarla yaptığı sözleşmeler neticesinde ödeyeceği tazminat ve ödenen sözleşme bedeli ile diğer giderlerin iade edilmemesi nedeniyle aradan geçen uzun zaman içinde bu meblağın kullanamamasından kaynaklı munzam zararlarının bulunduğunu beyan ederek şimdilik 150.000,00 TL munzam zararın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı ... Doğal Taş Dış Ticaret Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin ihracatın gerçekleşmesi açısından üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğini, dava konusu satış işleminde FOB (Free on Board -gemiye bordasında masrafsız teslim) yönteminin benimsendiğini, deniz aşırı sözleşmelerde kullanılan bu satış yönteminde, malın gemiye yüklenmesi ile satıcının sorumluluğunun sona erdiğini, malın gemiye yüklenmesinden sonra tüm sorumluluğun alıcıya ait olduğunu, Fob satışlarda uygulanacak olan İNCOTERMS 2010 kurallarına göre satıcının alıcıya karşı taşıma sözleşmesi ve sigorta sözleşmesi yapmak gibi yükümlülüklerinin olmadığını, müvekkilinin ISPM 15 (Bitki Sağlığı İçin Uluslaşası standartlar) kurallarının gerektirdiği bütün işlemleri yaptığını, bu kurallara göre ambalajlarla ilgili olarak ısıl işlem yada fümügasyon işlemlerinden birinin yapılması yeterli olmasına rağmen emtia ambalajlarına her iki işlemin de tatbik edildiğini, ısıl işlemi yapan firmaların ilgili bakanlığın öngördüğü belge, izin ve donanıma sahip olduğunu, emtianın yükleme limanına sözleşme ve gümrük mevzuatına uygun bir şekilde teslim edildiğini, bu konuda düzenlenen fümügasyon belgesinde de bu durumun kayıt altına alındığını, mermer paletlerindeki böceklenmenin hasar olarak değerlendirilmesi gerektiğini, hasarın elverişsiz koşullarda taşımadan kaynaklandığını, bu durumun taşıyıcı firmanın sorumluğunda olduğunu, emtianın sözleşmede kararlaştırılan vasıfları taşımadığı ve ayıplı olduğu iddiası ile ilgili olarak kendilerine dava tarihine kadar herhangi bir ihbarda bulunulmadığını, emtianın standartlara uygun olduğunu, husumetin müvekkil şirkete değil taşıyıcıya yöneltilmesi gerektiğini, ihracata konu emtiaların gemi bordasında teslim edilmiş olması ile birlikte iş bu davanın altı aylık zamanaşımı süresinden sonra ikame edildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Asıl davada davalı ...-... Maden ve Akaryakıt San. Tic. Ltd. Şti. temsilcisi cevap dilekçesinde özetle; davacı ile diğer davalı arasındaki sözleşmenin tarafı olmadıklarını, davalı şirketler arasında organik bağ bulunmadığını bu nedenle haklarında açılmış olan davanın öncelikle husumet yönünden reddinin gerektiğini, ayrıca kendilerine ayıp konusunda herhangi bir ihbarda bulunulmadığını savunarak davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3.Birleşen davada davalılar vekilleri ayrı ayrı cevap dilekçelerinde, asıl davadaki savunmalarını tekrar ederek müvekkillerinin bir sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile gerek ayıba karşı tekeffül hükümlerine, gerekse sözleşmeye aykırılığa dayalı olarak tazminat talebinde bulunacak tarafın öncelikle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) 223 ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddeleri uyarınca usulüne uygun olarak ihbar ve ihtarda bulunması da gerektiği, taraflar arasındaki elektronik yazışmalara göre USA Gümrük ve Sınır Koruma İç Güvenlik Bakanlığı'nın iade kararının 22 Ekim 2014 tarihinde gerek davacı gerekse davacı adına gümrük işlemlerini yapan Kıyama İsimli firma tarafından davalılara ihbar edildiği, bu nedenle davalıların zamanaşımı savunmasına itibar edilmediği, diğer yandan ihraç edilen 17 konteyner mermerin sadece 11 tanesinin iade edildiği, 6 tanesinin iade edildiğine dair bir kayıt bulunmadığı, bu durumda davacının satılanı tam olarak iade ettiğinden de bahsedilemeyeceği, uluslararası ticarette kullanılan ahşap ambalaj malzemelerinin ISPM-15 standartlarına uygun olması gerektiği, ISPM-15 standartları ise Uluslararası Bitki Sağlığı Konvansiyonu (IPPC) tarafından, bitki sağlığı önlemleri için belirlenen, zararlı organizmaların ihracatta kullanılan ahşap ambalaj malzemeleri ile taşınması ve yayılmasını önlemek üzere belirlenen kurallar bütünü olduğu, ülkemizde ISPM-15 işaretlemesinin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından izin verilen işletmeler tarafından bakanlıkça çıkarılan yönetmeliklere uygun olarak yapıldığı, dava konusu ihracat işleminin yapıldığı tarihte 04.12.2011 tarih ve 28132 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Ahşap Ambalaj Malzemelerinin Isıl İşleme Tabi Tutulmasına Dair Yönetmelik hükümlerinin yürürlükte olduğu, söz konusu yönetmeliğe göre; Uluslararası Ticarette kullanılan ahşap ambalaj malzemeleri ile ilgili ısıl işlem ve ISPM-15 işaretlemesinin ancak bakanlık tarafından izin verilen firmalar tarafından yapılabildiği, somut olayda ihracatta kullanılan ahşap ambalaj malzemelerin, dava dışı YGS Orman Ürünleri Ambalaj İnş. Nakliye ve San. Tic. A.Ş. tarafından imal edilerek ısıl işleme tabi tutultuğu, firmanın ısıl işlem yapma konusunda izni bulunduğu, bu firma tarafından kesilen faturaların incelenmesinde ise faturaların arka kısmına Ahşap Malzemelerin Isıl İşleme Tabi Tutulmasına ve İşaretlenmesine Dair Yönetmeliğe uygun olarak yapılan ısıl işlem değerlerinin ve bilgisayar çıktılarının ilave edildiğinin anlaşıldığı, davacı tarafından ahşap ambalaj malzemelerinin kabuklu olduğu ve bunun sözleşmeye aykırılık teşkil ettiği iddia edilmekle birlikte, 04.12.2011 tarih ve 28132 sayılı resmi gazetede yayımlanan Ahşap Ambalaj Malzemelerinin Isıl İşleme Tabi Tutulmasına Dair Yönetmeliğin 6/a. maddesinin mefhumu muhalifine nazaran ısıl işlemden geçmiş (HT) ahşap malzemelerde genişliği 3 cm'den, alanı 50 cm2'den az kabuk bulunabileceği, diğer yandan davalıların yasal bir zorunluluk bulunmamasına rağmen ahşap ambalaj malzemeleri ile ilgili olarak fümügasyon işlemi de yaptırdıkları, ihracata konu konteynerlerin tamamı 24 saat süre ile metil bromid ile fümügasyona tabi tutulduğu, fümügasyon işlemini yapan M&B İlaç Pazarlama Tic. Ltd. Şti.’nin izninin bulunmaması sadece idari yaptırıma tabi olup, davalıların fümügasyon yaptırma zorunluluğunun bulunmaması da nazara alındığında bu durumun sonuca etkisi bulunmadığı, davalıların ihracat yükünde böceklenme riskine karşı ısıl işlem ve fümügasyon yaptırdığı sabit olup yükün paletleriyle bir bütün olarak ve sağlam olarak gönderilmesi için gerekli önlemleri aldıkları, bu aşamadan sonra emtianın küpeşteye teslim edildiği, ihracata ilişkin gümrük beyannameleri ile faturalarda açıkça FOB teslim şeklinin kararlaştırılmış olduğu, FOB teslim şeklinde, satıcının satış konusu emtiayı alıcı tarafından tayin edilen gemiye teslim ederek borcunu ifa etmiş sayıldığı, satılan malın geminin bordasını aşması anına kadar ki masraf ve rizikolardan satıcının sorumlu olduğu, bundan sonraki hasar ve yararın ise alıcıya ait olduğu, konşimentolarda FCL/FCL ile konteynerin gönderici tarafından mühürlendiği kaydının bulunduğu, bu kayıt malların konteynere yüklenmesi, istifi, sayımı, konteynerin mühürlenmesi, konteynerin taşımaya elverişliliğinin denetimi gibi hususların gönderenin sorumluluğunda olduğuna dair karine teşkil ettiği, taşıyan tarafından konşimentolara "emtianın sağlam ve eksiksiz olarak teslim alındığının" şerh edilmesi karşısında davalıların sözleşme konusu emtiayı sağlam ve usulüne uygun olarak taşıyana teslim ettiğinin anlaşıldığı, davacının dava konusu mermerlerin sözleşme ile kararlaştırılan vasıfları taşımadığı ve ayıplı olduğu yönündeki iddiasının incelenmesinde, taraflar arasında yazılı bir sözleşme yapılmadığı, faturalarda mermer türlerinin 1. 2. 3. kalite eskitme traverten ve 1. 2. 3. kalite light traverten olarak belirtildiği, elektronik yazışmalarda mermerlerin rengi hakkında bir ihtilaf yaşandığı anlaşılmakla birlikte davacı şirket temsilcisi 18.09.2018 tarihli 11 nolu celsede bu yazışmaların daha önceki satım sözleşmeleri ile ilgili olduğunu beyan ettiği, ... Gözetme ve Analiz Hizmetleri AŞ tarafından hazırlanan 12.02.2015 tarihli raporda ise mermerlerin renk yönünden ayıplı olduğu yönünde kanaat bildirilmekle birlikte, bu raporun davacı tarafından verilen numunelere göre hazırlandığı, sözleşmenin bu numuneler esas alınarak yapıldığı konusunda açıklık bulunmadığı, raporun hazırlanmasında kullanılan bilimsel yöntemlerin belli olmadığı, taraflar arasındaki deniz aşırı satım sözleşmesinde; davalıların ihracat yükünde böceklenme riskine karşı ısıl işlem ve fümügasyon yaptırdığ, yükün paletleriyle bir bütün olarak ve sağlam olarak gönderilmesi için gerekli önlemleri aldıkları, emtiayı FOB teslim şartına uygun olarak güverteye ve taşıyana teslim ettikleri, bu durumun konşimentolara düşülen şerh ile taşıyan tarafından da onaylandığı, mermerlerin rengi konusundaki ayıp iddiasının ispatlanamadığı, davacı tarafın iddia ettiği ahşap ambalaj malzemelerindeki böceklenme ve larva oluşumu ile mermerlerdeki renk değişiminin, rizikonun satıcı üzerinde bulunduğu bir aşamada gerçekleşmediği, davalıların gerek ayıba karşı tekeffül hükümlerine ve gerekse genel hükümlere göre tazminat sorumluluğunun doğmadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve ihbar olunan vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki satış sözleşmesinin asli ediminin açık renk-light Yeşildere kalite mermer satışına ilişkin olduğunu, ancak Walnut-Kahverengi mermer gönderildiğini, bu kapsamda sözleşmeye aykırılığın söz konusu olduğunu, farklı nitelikte mal teslimi (aliud ifa) halinde, genel hükümlerine göre alıcının malı kabul etmeme hakkının söz konusu olacağını ve bu durumda da, ayıba ilişkin hükümlerin değil, genel hükümlerin olaya uygulanacağını, malların ABD gümrüğünce kabulünün red edildiğini, ambalajlamadaki ayıp nedeniyle, mermerlerin üzerinde bulunduğu ahşap kasaların böceklendiğini, bu hususun bir vaka olarak kesin bir şekilde tespit edildiğini, yönetmeliklere göre, ısıl işleme rağmen böceklenme meydana gelmiş ise, ısıl işlemin yapılmamış sayılması gerekeceğini, böylesi bir ayıbın sözleşmenin esaslı ihlali anlamına geleceği ve alıcının malı red etme hakkının bulunacağını, davalı satıcının ağır kusurlu olduğunu, davalı firmaların özdeş olduğu kabul edildiği ve aynı nedenden dolayı davanın reddine karar verildiği halde, ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin kabul edilemeyeceğini, mahkemece munzam zarar talepleri yönünden herhangi bir inceleme yapılmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını davaların kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.İhbar olunan ... ... Lojistik A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece 19.10.2020 tarihli ek karar ile ihbar olunanın istinaf başvuru hakkı bulunmadığı gerekçesiyle ihbar olunan vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verildiğini, yerel mahkemece müvekkili şirket aleyhine de hüküm kurulduğunu, bu nedenle istinaf kanun yoluna başvurmakta hukuki yararının olduğunu, mahkemece istinaf başvurularının reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu olayda yüklemenin davalıların sorumluluğunda olduğunu, dava konusu uyuşmazlıkta davalıların ambalajlamayı yetersiz, hukuka ve gümrük mevzuatına aykırı olarak gerçekleştirdiğinden zararın taşımadan kaynaklanmadığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihbar olunanın istinaf hakkı bulunmadığından mahkemece verilen ek kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile ihbar olunanın istinaf isteminin reddine, davacının vekalet ücretine yönelik istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve ihbar olunan vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.İhbar olunan şirket vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, satım sözleşmesinin gereği gibi ifa edilmediği iddiasına dayalı olarak açılan tazminat talebine ilişkin olup birleşen dava aynı olaydan kaynaklı munzam zarar tazmini talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6098 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesi
2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup ihbar olunan ... ... Lojistik A.Ş. vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
3.İlk derece mahkemesince alınan 13.06.2016 tarihli Maden Mühendisi ve Uluslararası Lojistik Uzmanı tarafından hazırlanan teknik raporda ve 18.01.2017 tarihli ek raporda, kullanılan paletlerin kabuklu, budaklı, keresteden yapıldığı bildirilmiş, 26 adet paletin mühürsüz olduğu (yani ısıl işlem yapıldığına dair bir işaret tespit edilememiş), dosyasına göre ısıl işlemin ve fumigasyon işleminin yapıldığının anlaşıldığı ve fakat bu işlemin usulüne uygun yapılmış olması halinde böceklenmenin mümkün olmadığı rapor edilmiştir. Keza, Mersin 4. Sulh Hukuk Mahkemesi 2015/5 Değişik iş dosyasında da, Ziraat Mühendisi ve Orman Yüksek Mühendisinden oluşan teknik bilirkişi heyeti raporunda da, dava konusu paketleme malzemelerinin çam ağacından yapılmış olup, bazıları üzerinde kabukların mevcut olduğu, 15.05.1957 tarih ve 6968 sayılı Zirai Mücadele ve Karantina Kanunu'na dayanarak çıkarılan ve 12 Mayıs 2010 tarih ve 27570 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelik hükümlerine göre ahşap ambalaj malzeme üzerinde kabuk bulunmaması gerektiği, şayet usulüne uygun ısıl işlem ve fumigasyon yapılmış olsa idi ahşap malzemede ABD tarım bölümü, hayvan ve bitki muayene servisinin iddia ettiği gibi canlı kabuk böceklerin olmayacağı rapor edilmiştir.
Mahkemece alınan bu rapordan sonra dosyanın tevdi edildiği üç kişilik emekli Sayıştay uzman denetçisinden oluşan bilirkişi heyeti ise yalnızca ambalaj üzerindeki kodlama (DB) (kabuksuzdur) ve davalının akredite iş yerinden ısıl işlemi yaptırdığına ilişkin yazılı belgelere istinaden sorumluluk doğmayacağını açıklamış ise de, tek başına bu kodlama ile fırınlama ve fumigasyon belegeleri işlemin kamilen yapıldığına karine teşkil etmez. Davacı bedelini ödediği ürünleri ABD gümrük görevlilerinin resmi tasarrufu nedeniyle teslim alamadığını aksi ispatlanamayan belgeler ile ispatlamıştır. Bu durumda mahkemece akti ilişkinin tarafı olan davalı ... Doğal Taş Dış Ticaret Ltd. Şti.'nin ihraç kaydı ile satılan mermer ambalajlama işini ihraç edilen ülkenin kaydi kurallarına uymaksızın gönderildiğinin anlaşılması ile asıl davada davacı zararına ilişkin illiyet bağının kurulduğunu kabul ederek, esasa girilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
4.Davacı her ne kadar davalı şirketler arasında organik bağ olduğundan bahisle her iki davalıya karşı da taleplerin ileri sürmüş ve gerek ilk derece mahkemesince gerekse de bölge adliye mahkemesince her iki davalı şirketin faaliyet konularının aynı olduğu, ... 'ün her iki şirkette de dönem dönem ortak ve temsilci olduğu, her iki şirketin ortakları ve temsilcileri olan ... , ... ve ... arasında akrabalık ilişkisinin bulunduğu, bu kişilerin davacı yanla yaptıkları mail yazışmaları dikkate alınarak davalı şirketler arasında iktisadi bütünlük ve yönetsel eşitlik olduğu gerekçesi ile tüzel kişilik perdesinin aralanması ile davalı şirketler arasında organik bağ olduğu kabul edilmiş ve her iki davalı bakımından davanın esastan reddine karar verilmiş ise de, faturaların (İnvoice) incelenmesinde; satıcının davalı ... Doğal Taş Dış Ticaret Ltd. Şti., alıcının ise ... Mermer olduğu görülmekle, satım akti bu iki şirket arasında kurulmuş olup, davalı ...-... Maden ve Akaryakıt San. Tic. Ltd. Şti.'ye husumet düşmeyeceği gözden kaçırılarak hatalı değerlendirme ile adı geçen bu davalı bakımından esastan red kararı verilmesi doğru olmamıştır.
5.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre birleşen dava bakımından davacı vekilinin temyize konu ettiği toplam miktar 150.000 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.735 TL’nin altında kalmaktadır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple,
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca İhbar olunanın ... ... Lojistik A.Ş yönünden ONANMASINA,
2.Birleşen davada davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
3.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ihbar olunan ... ... Lojistik A.Ş.'ye yükletilmesine,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalılardan alınarak, davacıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde asıl ve birleşen davada davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2022/4857 E., 2023/6981 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
tam metni aç
2.6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19 ve 23 üncü maddeleri.
11. Hukuk Dairesi 2022/4857 E. , 2023/6981 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/167 Esas, 2022/261 Karar
HÜKÜM : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2014/1272 E., 2019/781 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davacı ... A.Ş. vekili, duruşmasız olarak davacı ... Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacılar vekillerinin temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 28.11.2023 günü hazır bulunan davacılar vekili Avukat ... ve davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacı ... A.Ş.'nin 1986 yılından beri Irak piyasasında iş yapan bir şirket olduğunu, davalı şirket ile 2009 yılına kadar ihracat partisi bazında sürdürülen tek satıcılık anlaşmasının, 2009 yılında sürekli tek satıcılık sözleşmesine dönüştürüldüğünü, sözleşmenin beş yıl süre ile bağıtlandığını, ancak 2012 yılından itibaren davacının çalışmasının davalı tarafından baltalandığını, davalının bir taraftan tek satıcılık sözleşmesini ihlâl ederken diğer taraftan haksız rekabette bulunduğunu iddia ederek davalının sözleşmeyi ihlâl ettiğinin tespiti ile Irak'a 2012-2014 yılları arasında bizzat veya başkaları marifetiyle mal satıp satmadığının tespitine, uğranılan zararın tespiti ile bu zarara mahsuben şimdilik 10.000,00 USD'nin davalıdan tahsiline, taraflar arasındaki münhasır tek satıcılık sözleşmesinin 26.02.2014 tarihinde sona ermiş olması nedeniyle 2001 yılından itibaren süregelen başarılı ilişki nedeniyle müvekkili şirket adına uygun bir denkleştirme bedeli tespit ve tayinine, fazlaya ait talepleri saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 USD'nin tahsiline, davalının haksız rekabette bulunduğunun tespiti ile davalının bizzat veya dolaylı olarak gerçekleştirdiği ihracatlar nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 ve devamı maddeleri uyarınca ihracat bedellerinin müvekkili şirkete intikal ettirilmesine ve bu kalem için şimdilik 1.000,00 USD'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 2009 tarihli yetkili satıcılık sözleşmesinin davalı şirket ile davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat ... A.Ş. arasında imzalandığını, dolayısıyla diğer davacının davada husumeti bulunmadığını, haksız rekabete ilişkin davalarda zamanaşımının fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl olduğunu, davacı yanın haksız rekabet tazminatına ilişkin taleplerine karşı zamanaşımı def'inde bulunulduğunu, 2009 tarihli sözleşmenin geçerli olmadığını, sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmenin sadece davalı ile davacılardan ... arasında bağıtlandığı, sözleşme altında diğer davacı ... adına imza bulunmadığı, sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde olduğu, sözleşmede üreticinin tek satıcı bölgesinde doğrudan doğruya mal satması açıkça yasaklanmasa dahi bu hakkın saklı tutulduğu sözleşmede açıkça belirlenmedikçe üretici davalının, tek satış bölgesinde kendi adına da satış yapamayacağı, davalının sözleşme süresi içinde davacının tekel hakkı bulunduğu Irak bölgesinde doğrudan doğruya mal satmak suretiyle sözleşmeyi ihlal ettiği gerekçesiyle davacı ... Yapı Malzemeleri Makine Orman Ürünleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş. yönünden davanın kısmen kabulüne, 278.425,66 USD denkleştirme tazminatı ile 212.325,92 USD cezai şart alacağı olmak üzere toplam 490.751,58 USD alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin ve haksız rekabetten kaynaklı tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmenin yeni sona erme tarihinin 23.02.2015 tarihine uzatılmış olduğunu, fesih ihbarının 23.01.2014 tarihinde yapılması şart olup bu süreden sonra yapılan fesih ihbarının şayet yeni bir sözleşme yapılmamışsa geçerli olamayacağını, dolayısıyla tüm tazminatların (zararların) hesaplanmasındaki esas alınacak tarihin, asgari 23.02.2015 tarihi olacağını, aslında bu tarihin dahi zararların hesaplanmasında esas alınabilecek tarih olmadığını, davacılardan ...'ın davasının aktif husumet yönünden reddedilmesinin yanlış olduğunu, davalı tarafın anılan şirketin ihalelere girmesine Irak'taki mevzuat ve bazı önemli ilişkiler nedeniyle izin verdiğini ve ...'ın da ...'ın yanı sıra ihalelere davalının gerekli belgeleri ona da vermesi nedeniyle girdiğini, kazandığını ve ihracatı gerçekleştirdiğini, tek satıcılık sözleşmesinin yazılı olmasının gerekmediğini, yani bu sözleşmelerde şekil şartı olmadığını, taraflar arasında akdi ilişki bulunduğunu, aksi hâlde bu davacının ihalelere katılmasının mümkün olmayacağını, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı ve yazılı tek satıcılık sözleşmesinde bu davacının imzası bulunmadığı cihetle bu davalının cezai şartla ilgili hükümden yararlanmasının mümkün olmadığını, ancak diğer tazminat haklarından aktif husumet nedeniyle mahrum edilmesinin mümkün olmadığını, kâr mahrumiyeti taleplerine ilişkin harç yatırılmadığı yolundaki tespitin doğru olmadığını, davalarını açarken bu kalemle ilgili harcı da 10.000,00 USD üzerinden yatırdıklarını, taleplerinin hiçbir zaman ortadan kalkmadığını, bu talebin hukuki sonuç doğurmayacağı yolundaki Mahkeme görüşünde isabet bulunmadığını, haksız rekabet hükümlerinin ne lafzı ne de ruhunun yerel Mahkeme tarafından anlaşılamadığını belirterek İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin doğrudan satış yapma hakkının korunması ve dolaylı satışlar için davacı şirkete münhasırlık yerine öncelik hakkı tanınmış olması karşısında uyuşmazlık konusu sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olarak nitelendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı ... A.Ş.'nin sözleşmenin imzalandığı 23.02.2009 tarihinden itibaren sadece 4 ay gibi kısa bir süre alım yaptığını, sözleşmede süreklilik unsurunun oluşmadığını, davaya konu olan yetkili satıcılık sözleşmesi incelediğinde, asgari miktarda ürün satın alma, reklam ve tanıtım yapma, stok yapma gibi tek satıcılık sözleşmesinin ayırt edici özelliklerinden hiçbirisinin bulunmadığının görüleceğini, dava dosyası içeriğinde davacı şirketin bu yönde faaliyetlerde bulunduğuna yönelik bir bilgi ve iddia da yer almadığını, müşteri potansiyelinin artırılması ve sürekli yeni müşteriler kazanılması açısından bakıldığında davacı şirketin tek müşterisinin Irak Sanayi Bakanlığı olduğunun anlaşıldığını, taraflar arasındaki sözleşmenin 4/(b) maddesi uyarınca üreticinin cezai şart bedelini ödeyerek başka alıcılar ile satış yapabilme imkanına sahip olduğunu, diğer bir deyişle sözleşmede ifa yerine cezai şart kararlaştırılmış olmasının da, yetkili satıcıya münhasırlık yerine diğer alıcılara nazaran olsa olsa bir öncelik hakkı verildiğini gösterdiğini, yerel Mahkemenin müvekkili şirketin sözleşmeyi ihlâl ettiği kabulünün hatalı olduğunu, davacı şirket ile en son 2009 yılında ticaret yapılmış olmasına rağmen davacı şirketin 2013 yılına kadar müvekkili şirket ile hiç irtibata geçmemiş olması, 2013 yılında peş peşe yazı gönderilmiş olmasının da manidar olduğunu, bu süre içerisinde de davaya konu sözleşmenin hiç uygulanmadığı ve uygulanması için davacı tarafça hiç çaba harcanmadığının açıkça ortada olduğunu, müvekkili şirket tarafından 20.05.2014 tarihinde davacı ... A.Ş.'ye yazı yazılarak birlikte çalışmaya devam edebilmek için gereken hassasiyetin gösterildiğini, iş alınması durumunda birlikte çalışılacağı, kendilerinden üretim hususunda bir talepte bulunulmadığı için farklı ülkeler ile çalışmak zorunda kalındığı hususlarının açık ve net bir şekilde belirtildiğini, buna rağmen davacı şirketçe hiçbir şekilde Irak'tan ihale alınmadığını ve üretim yapılmasının müvekkili şirketten talep edilmediğini, bu şartlarda huzurdaki davanın yasal temeli bulunmadığını, davacı şirketin Irak pazarından iş almadığını, müvekkili şirketin ürettiği malların satışı için çaba harcamadığını ve müvekkili şirketten talepte bulunmadığını, davacı şirketin müvekkili şirketten evrak veya sair belge talebinde bulunmadığını, davacı yan tarafından iddia edilen Irak'ta ihalelere girmek için gerekli belgelerin müvekkili şirketten istenmesine rağmen cevap mahiyetinde dahi geri dönüşlerin olmadığı hususunun gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketten istenilen her türlü belgenin yetkililerine istenildiğinde verildiğini, davacı ... A.Ş. tarafından ihalelerin alınması, mal sipariş edilmesi ve benzeri satışa yönelik faaliyetlerin gerçekleştirilmesi gerektiği hâlde bunların yapılmadığının açık ve net bir şekilde ortada olduğunu, cezai şarta hükmolunmasının doğru olmadığını, davacı yanın denkleştirme tazminatı talebinin esastan reddi gerektiğini, zamanaşımı def'inin ıslah yoluyla ileri sürülebileceğini, taraflar arasındaki münhasır delil sözleşmesine aykırı olacak şekilde delil toplandığını, davacı ... A.Ş. yönünden davanın reddine karar verilmiş olması karşısında müvekkili şirket lehine ayrıca vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken tek bir vekâlet ücretine hükmedilmesi hatalı olduğu gibi hesaplanan vekâlet ücretinin de eksik olduğunu, müvekkil şirket lehine ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, yargılama giderlerinin paylaştırılmasında da hata edildiğini belirterek yerel Mahkemenin davacı ... A.Ş.'nin davasının kısmen kabulüne ilişkin kararının kaldırılarak davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ... Yapı Malzemeleri Makine Orman Ürünleri İnşaat San. ve Ticaret Ltd. Şti., davaya dayanak 23.02.2009 tarihli yetkili satıcı sözleşmesinin tarafı olmadığından Mahkemece adı geçen davacı yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, Mahkemece davalının zamanaşımı def'inin değerlendirilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile değerlendirilmemesinin usul ve yasaya uygun olmadığı, ancak zamanaşımı def'inin değerlendirilmemesinin davalı aleyhine sonuç doğurmadığı anlaşıldığından bu hususun kararın kaldırılma sebebi yapılmadığı, ıslah ile zamanaşımı def'inin ileri sürülebileceği, davalı ile davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yaptırım Dış. Tic. A.Ş. arasındaki ticari ilişkinin 2009 yılında sürdürüldüğü, 2010 ve takip eden yıllarda ise diğer davacı ... Yapı Malzemeleri Makine Orman Ürünleri İnşaat San. ve Tic. A.Ş. arasında devam ettiği, 2012 yılından itibaren Irak pazarına davalı şirket tarafından doğrudan satış yapıldığı, davacı ... A.Ş. ile davalı arasındaki sözleşme ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki ticari ilişkinin, davacı satıcının Irak Savunma Bakanlığı'ndan alacağı ihaleler kapsamında ihtiyacı olan malı davalı üreticiye ürettirip ondan satın alarak alıcıya satması şeklinde olduğu, sözleşmenin 4-b maddesinde üretici davalının, Irak pazarına başka bir aracıyla girmesi hâlinde satışı gerçekleşen mal bedelinin %5'i tutarında cezayı müeyyide olarak defaten ve nakden temsilci (davacı) ... A.Ş'.ye ödemek zorunda olduğu belirtilmiş olup bu hükümde sadece davalı üreticinin Irak pazarına başka bir aracıyla girmesi hâlinde mal bedelinin bir kısmını cezai şart olarak ödemesi yönünde düzenleme bulunmakta olup davalının kendisinin aynı bölgede satış yapmasının sözleşme ile engellenmediği veya bir yaptırıma bağlanmadığı, dolayısıyla tek satıcılık sözleşmesinin münhasırlık unsurunun bulunmadığı, kök bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki sözleşme süresince oluşan satış hacminin, fiili ve hukuki yönden bir süreklilik oluşturmadığı, alınacak ihaleler kapsamında iş yapıldığı dikkate alındığında bölge içinde düzenli sürüm ve pazarlama faaliyetinde bulunulamadığı, sözleşmede satıcıya ilişkin pazarlama, satış ve sürümü artırma faaliyetinde bulunma hususlarında hüküm olmadığı, taraflar arasındaki sözleşme ve fiili uygulama şekli tek satıcılık sözleşmesini diğer sözleşmelerden ayıran özellikleri taşımadığından uyuşmazlığa dayanak sözleşmenin, tek satıcılık sözleşmesi olarak nitelendirilemeyeceği, davacı ... A.Ş. tarafından tek satıcılık sözleşmesine aykırılık temeline dayalı olarak ileri sürülen tüm taleplerin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacı ... Yapı Malzemeleri Makine Orman Ürünleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş.'nin tüm taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş. vekili 20.03.2022 tarihli temyiz dilekçesinde özetle; yetkili satıcı sözleşmesinin 23.02.2015 tarihinde sona ereceğinin açık ve kesin olduğunu, Mahkemelerin ve bilirkişilerin bunu dikkate almamasının hatalı olduğunu, 2012 yılı başından itibaren ısrarla talep edilmesine karşın yetki belgesinin, davalı şirket tarafından davacıya verilmediğini, ihalelere girmesinin engellendiğini, açıklanan tüm e-mail ve gönderilen yazılara rağmen davalı şirketin yetki belgesini göndermediğini, ürün temin etmediğini, davacı şirketin Irak'ta yatırım yaptığını, ancak davalı şirketin kendisinin doğrudan satış yaptığını, davalı şirketin hakkını kötüye kullandığını, taraflar arasındaki sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olduğunu, davalı şirketin 2012, 2013, 2014 yıllarında davacının tüm taleplerine karşın ürün göndermediğini, ihalelere katılmak için zorunlu olan ürün yetki belgesini vermediğini, sözleşme hükümlerini ihlal ettiğini, davalı şirketin 2012, 2013, 2014 yıllarında Irak şirketine 10.815.367,67 USD ürün satarak yetkili satıcı sözleşmesinin 4/b madde hükmünü ihlal ettiğini, ceza-i şart tazminatını ödemekle yükümlü olduğunu, davacının yaptığı ticari ilişkilerle 1987 yılından itibaren Irak pazarında faaliyet gösterdiğini, gerek kamu kurumları gerekse diğer tüzel kişi ve gerçek kişilerle büyük bir müşteri potansiyeli oluşturduğunu, davacının denkleştirme tazminatı istemesinin yerinde olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını, davanın kabulünü istemiştir.
2.Davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş. vekili 04.04.2022 tarihli temyiz dilekçesinde özetle; İstinaf Mahkemesi gerekçeli kararının Anayasa ve kanunlarda belirtilen ilkelerden tamamen uzak olduğunu, sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olduğunun uyuşmazlık konusu olmaktan çıktığını, davalının sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olduğunu cevap dilekçesi ile ikrar ettiğini, İstinaf Mahkemesinin kök raporu hükme esas almasının doğru olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olduğunu, davacının muhtelif tarihlerde davalıdan ihalelere girebilmek için gerekli olan belge ve fiyat bilgisini talep ettiğini, ancak davalının hiçbir şekilde yanıt vermediğini, müvekkilinin girebilmek için belge talep ettiği ihalelelere davalının bizzat girdiğinin dosyada sabit olduğunu, taraflar arasında mevcut olan tek satıcılık sözleşmesi devam ederken davalının bir anda müvekkili ile iletişimi kesip tüm yazılı ve sözlü ihtarlara rağmen 3 yıl boyunca davacıyla görüşmediğini, dava açıldıktan sonra Irak'a satış yaptığını inkar ederek ihracatını Avrupa Birliği ülkelerine kaydırdığını ihtarnameye cevap olarak iddia ettiğini, Irak'a 10.850.000,00 USD satış yaptığı ortaya çıkınca taraflar arasındaki sözleşmede davalının tek imza ile temsil edilmediği, bu nedenle sözleşmenin geçersiz olduğunu öne sürdüğünü, tek imza iddiası kabul olmayınca bu defa hukuka aykırı kök rapora dayanarak ıslah ile sözleşmenin hukuki niteliğinin tek satıcılık sözleşmesi olmadığını iddia ettiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
3.Davacı ... Yapı Malzemeleri Makine Orman Ürünleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin kök raporu dikkate aldığını, dosyaya sunulan diğer raporları ve hukuki mütalaayı dikkate almadığını, gerekçeli kararında da neden dikkate almadığını açıklamadığını, Mahkemenin sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olmadığı yönündeki gerekçesinin kabul edilebilir olmadığını, sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olduğunu, bizzat üreticinin bölgede satış yapmasının ihlal olmadığına dair değerlendirmenin doğru olmadığını, sözleşmede aksi kararlaştırılmış olmadıkça üreticinin de bölgede satış yapamayacağı, somut sözleşmenin hiçbir yerinde üreticinin bölgede doğrudan satış yapabileceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığını, davacı Uluşınar'ın bu sözleşmenin tarafı olmadığını ileri sürmenin doğru olmadığını, tek satıcılık sözleşmesinin yazılı olmasına gerek olmadığını, davalının davacı ...'a bölgede satış yapması için yetki verdiğini, kar kaybı ile ilgili gerekçenin doğru olmadığını, müşteri tazminatının da yine müvekkiline ödenmesi gerektiğini, İlk Derece Mahkemesinin haksız rekabete ilişkin kararını da istinaf dilekçesindeki gerekçelerle temyiz ettiklerini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş. ile davalı arasında akdedilen 23.02.2009 tarihli yetkili satıcı sözleşmesi başlıklı sözleşmeden kaynaklanan, sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini, denkleştirme tazminatı, cezai şart ve haksız rekabet nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19 ve 23 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı ... Yapı Malzemeleri Makine Orman Ürünleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekilinin tüm, davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş. vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Tek Satıcılık Sözleşmesi, üretici ile tek satıcı arasındaki ilişkileri düzenleyen, üreticinin mallarını belirli bir bölgede tekel şeklinde satmak üzere tek satıcıya göndermeyi üstlendiği, tek satıcının da kendisine gönderilen malların sürümünü artırmak için kendi adına ve hesabına faaliyette bulunduğu, taraflar arasında sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme olarak nitelendirilmektedir.
3.6098 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesinin birinci fıkrasında, bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmayacağı, gerçek ve ortak iradelerinin esas alınacağı düzenlenmiştir. Yine aynı Kanun'un 23 üncü maddesinde, açık ve anlaşılır olmayan ya da birden çok anlama gelen bir sözleşme hükmünün, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanacağı ifade edilmiş olup genel işlem koşullarına ilişkin bu düzenlemeden, uygun düştüğü ölçüde genel sözleşme yorumunda da yararlanılması mümkündür. Her iki taraf tacir olsa da burada düzenleyen kavramının, sözleşmede daha güçlü olan taraf olarak değerlendirilmesi mümkündür.
4.Yukarıda yapılan açıklamalar, davacı ... ile davalı arasında akdedilen 2009 tarihli sözleşme hükümleri, taraflar arasındaki yazışmalar, eskiye dayalı ticari ilişki ve tüm dosya kapsamına giren belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı ... ile davalı arasında akdedilen 2009 tarihli sözleşmenin, tek satıcılık sözleşmesi olduğu, tek satıcı davacı ...'ın davalı tarafından üretilen ürünleri sözleşmede belirlenen süre içinde Irak'ta satmayı, davalının ise bu bölgeye başka bir aracı ile girmeyeceğini, diğer bir deyişle başka bir kişiye satıcılık vermeyeceğini kabul ettiği, sözleşmenin niteliği, taraflar arasındaki uygulama, sözleşmede açıkça üreticiye satış yetkisi tanınmamış olması karşısında, davalının kendisinin de o bölgede satış yapamayacağı, ancak davalının ürettiği malları davacı tek satıcıya satış yetkisi tanınan bölgede sözleşmeye aykırı olarak kendi nam ve hesabına sattığı anlaşılmaktadır. Satış yapmama yükümlülüğünü ihlal eden davalıdan, davacı ... sözleşmede öngörülen cezai şartla birlikte 6102 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi çerçevesinde uygun bir portföy (denkleştirme) tazminatı isteyebilir. Açıklanan sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı ... Yapı Malzemeleri Makine Orman Ürünleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekilinin tüm, davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş. vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı ... Yapı Malzemeleri Makine Orman Ürünleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'den alınarak, davalıya verilmesine,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş.'ye verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı ... Yapı Malzemeleri Makine Orman Ürünleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ne yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacı ... Altyapı Mühendislik ve İnşaat Yatırım Dış Tic. A.Ş.'ye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.11.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu düşündüğümüzden sayın çoğunluğun aksi yöndeki bozma görüşüne iştirak etmiyoruz.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Borçlar Hukuku Genel Hükümler
Bankalar, sigorta şirketleri veya toplu hizmet sağlayıcıları tarafından önceden tek taraflı olarak hazırlanan ve karşı tarafa müzakere imkânı tanınmadan sunulan sözleşme hükümlerine "Genel İşlem Koşulları" denir. Türk Borçlar Kanunu'na göre, genel işlem koşullarında yer alan bir hükmün **açık ve anlaşılır olmaması** veya birden çok anlama gelmesi durumunda uygulanacak yorum kuralı aşağıdakilerden hangisidir?
A) Hüküm yok sayılır ve yerine yedek hukuk kuralı uygulanır.
B) Hüküm, düzenleyen tarafın lehine yorumlanır.
C) Hüküm, düzenleyen tarafın aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanır.
D) Sözleşmenin tamamı kesin hükümsüz sayılır.
E) Hâkim, sözleşmeyi dürüstlük kuralına göre tamamlar.
Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.