Türk Borçlar Kanunu 28. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 28- Bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir.
Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.
IV. Önsözleşme
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
8 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2023/5047 E., 2024/6897 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
asında Mahkemece protokolün geçerli olup olmadığının tespiti mahiyetinde gabin iddiasının da inceleneceği ve buna göre bir karar verileceği, her ne kadar somut dava ile davacı edimler arası eşitsizliğin giderilmesini de talep etmiş ise de; TBK'nın 28 inci maddesi uyarınca gabin nedeniyle hem sözleşmenin geçersizliğinin tespitinin, hem de edimler arasındaki eşitsizliğin giderilmesinin talep edileme
11. Hukuk Dairesi 2023/5047 E. , 2024/6897 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/157 Esas, 2023/1000 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/220 E., 2022/790 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile 2017 yılında ticaret yapmaya başladıklarını, davalının İnci Deri ve ... Tanca firmalarından aldığı çekleri taraflarına verdiğini, 2019 yılında İnci Deri Firmasının ödemelerini tatil etmesi nedeniyle hem hakkında iflas davası açtıklarını, hem de icra takiplerine başladıklarını, çeklerde davalının da ciranta olması sebebiyle icra takiplerinde davalının da borçlu gösterildiğini, davalının ricası üzerine haciz işlemlerinin yapılmadığını, çok bunaldıkları bir dönemde davalı tarafın bir protokol yapmayı teklif ettiğini, protokolü iyi niyetle imzaladıklarını, bu arada davalı ile ticarete devam ettiklerini, 2020 yılı sonunda ticaretlerinin bittiğini, davalı tarafın yeni bir protokol yapmayı teklif ettiğini, bunu kabul etmedikleri için haklarında davalar açmaya başladığını, yapılan protokolün tam bir sömürü aracı olduğunu, davalının taraflarından aldığı mallara karşılık çürük çek ve senetleri verdiğini, ödeme yapmadığını, aldatma ile kendisini ibra ettirdiğini, protokoldeki edimler arasında aşırı bir nispetsizlik olduğunu, gabinle malul protokolle bağlı olmadıklarının tespitine ve edimler arasındaki eşitsizliğin giderilmesine, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında derdest davaların mevcut olduğunu, açmış oldukları menfi tespit davalarında davalı tarafından savunma olarak dava konusu protokolün gabin ile malul olduğunun ileri sürüldüğünü, o davalarda bu iddia bir ön sorun olarak inceleneceğinden bu davanın açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığını, davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, taraflar arasında cari hesap ilişkisinin bulunmadığını, taraflar arasında pazarlamacılık/komisyonculuk ilişkisinin olduğunu ve bu hususun yazılı delille kayıt altına alındığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacı taraf ile davalı şirket arasında Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/375 E., Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/665 E., Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/312 E., İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/218 E. sayılı dosyalarının mevcut olduğu, celp edilip incelenen dosyalardaki davaya konu dayanağın taraflarca imzalanan protokol olduğu anlaşıldığı, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesine göre "davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması" dava şartı olduğu, davacı tarafından protokolün gabin ile malul olduğu iddiası yukarıda incelemesi yapılan dosyalar ile derdest bulunan mahkememizin 2021/665 Esas sayılı dosyalarında ileri sürüldüğü anlaşılmakla işbu davanın açılmasında davacıların hukuki yararının bulunmadığı kanaatine varılarak davanın hukuki yarar yokluğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu protokole dayanılarak bu davanın davalısı tarafından, bu davacının davacısına karşı açılmış menfi tespit davasının bulunduğu ve davalı tarafça cevap dilekçesi ile protokolün gabin nedeniyle geçersiz olduğunun ileri sürüldüğü, gabin nedeniyle sözleşmenin geçersizliği iddiası dava olarak ileri sürülebileceği gibi, açılmış bir davada cevap olarak da ileri sürülebileceği, açılmış menfi tespit davasında Mahkemece protokolün geçerli olup olmadığının tespiti mahiyetinde gabin iddiasının da inceleneceği ve buna göre bir karar verileceği, her ne kadar somut dava ile davacı edimler arası eşitsizliğin giderilmesini de talep etmiş ise de; TBK'nın 28 inci maddesi uyarınca gabin nedeniyle hem sözleşmenin geçersizliğinin tespitinin, hem de edimler arasındaki eşitsizliğin giderilmesinin talep edilemeyeceği, dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının protokolle bağlı kalmayı değil, protokolün geçersiz sayılmasını talep ettiğinin anlaşıldığı, bu minvalde daha önce açılmış bir davada ileri sürülmüş geçersizlik iddiası yönünden yeniden dava açılmasında hukuki yararın olmadığı ve Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasında imzalanan protokolün gabin nedeniyle geçersiz olduğundan bahisle geçersizliğin tespiti ve edimler arasındaki eşitsizliğin giderilmesi talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 28 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
19. Hukuk Dairesi, 2016/11830 E., 2017/7904 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
gerektiği,emtianın normal değerinin %20 si gibi bir fiyat üzerinden satın alan davalının aşırı yararlanması söz konusu olduğu, gerçek fiyat üzerinden ek fatura düzenlemiş olmasının ticari hayata ve teamüllere uygun olduğu,davacı satıcının TBK nun 28/1.maddesi uyarınca edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme hakkı olduğu gerekçesiyle 08.09.2015 tarihli bilirkişi tarafından tespit edile
19. Hukuk Dairesi 2016/11830 E. , 2017/7904 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkili şirketin bölge dağıtıcılığını yaptığı ... tohumculuğa ait 5 kg lık ambalajlardaki iri yapraklı ithal maydanoz tohumundan 20 adet tohumun davalı şirkete satıldığını ve teslim edildiğini, satılan tohumun satış fiyatının 245,00 TL olması gerekirken faturada sehven ürünün torba bedelinin 47,00 TL olarak hesaplandığını, daha sonra fiyat farkı alacak için ek fatura düzenlendiğini,fatura bedellerinin tüm ihtarlara rağmen davalı tarafından ödenmediğini,tohumlarında müvekkili şirkete iade edilmediğini, borcun ödenmemesinin müvekkili şirketi maddi anlamda zarara uğrattığını ileri sürerek toplam 19.000,00 TL nin dava konusu faturalar tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının hak ve taleplerinin ticaret hayatının olağan akışına aykırı olduğunu,tohumun torba fiyatının 245,00 TL olduğu hususunun gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, 2014 yılında davacı tarafından davalıya satılarak teslim edilmiş olan ithal maydanoz tohumunun kg fiyatı 45,00-50,00 TL civarında ve 5 kg lık torba fiyatının ise 225,00-250,00 TL civarında olduğu halde, davalı adına düzenlenen faturalarda 5 kg lık torba fiyatının 47,00 TL olarak yer aldığı ve davalı ödemelerinin de bu fiyat üzerinden yapıldığı, ancak davacı satıcının, pazarlama işi yapan kendi personeli tarafından sipariş fiyatlarında yanlışlık yapıldığını belirlemesi üzerine, satılan emtia ile ilgili olarak gerçek fiyat üzerinden ek faturalar düzenleyerek davalıya gönderdiği,davalının tacir olup satın aldığı ürünün güncel piyasa değerini bilmesi gerektiği,emtianın normal değerinin %20 si gibi bir fiyat üzerinden satın alan davalının aşırı yararlanması söz konusu olduğu, gerçek fiyat üzerinden ek fatura düzenlemiş olmasının ticari hayata ve teamüllere uygun olduğu,davacı satıcının TBK nun 28/1.maddesi uyarınca edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme hakkı olduğu gerekçesiyle 08.09.2015 tarihli bilirkişi tarafından tespit edilen alacak miktarı üzerinden kısmen kabulü ile, 16.210,26 TL nin 17/09/2014 temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş,hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 12/12/2017 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
TTK’nun 28/2 maddesi gereğince bir fatura alan kişi, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Aynı şekilde sattığı bir ürün için fatura düzenleyen bir tacir de kendi düzenlediği fatura içeriğiyle bağlı olmalıdır. Ayrıca somut olayda TBK’nun 28/1 maddesinde yazılı aşırı yararlanma (gabin) koşullarının varlığından da söz edilemez. O halde açıklanan bu yönler üzerinde durulmasını teminen yerel mahkeme kararının bozulması görüşünde olduğumdan saygıdeğer çoğunluğun onama görüşüne muhalifim. 12/12/2017
1. Hukuk Dairesi, 2023/1572 E., 2024/1793 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 28 inci maddesi
1. Hukuk Dairesi 2023/1572 E. , 2024/1793 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/7 E., 2018/20 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; maliki olduğu 165 ada 21 parsel sayılı 25.000,00 TL değerindeki taşınmazı yaşlılığı, rahatsızlıklarının etkisi ve davalı ile aralarında çıkan tartışma sonucunda davalıya 2.000,00 TL’ye sattığını, satış işleminin korkutma, yanılma, aşırı yararlanma nedenleriyle sakat olduğunu ileri sürerek tapu iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; taşınmazı 8.000,00 TL’ye satın aldığını, iddiaların yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 07.10.2015 tarihli ve 2014/193 Esas, 2015/199 Karar sayılı kararı ile; gabin koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 09.05.2016 tarihli ve 2016/4269 Esas, 2016/5762 Karar sayılı kararı ile; davanın gabin hukuki sebebine dayalı olduğu, davacının davalı ile arasında sınır uyuşmazlığı bulunduğu, taşınmazın alım satımı ile ilgili olarak önce 5.000,00 TL konusunda anlaşıldığı, davacının itirazı üzerine satış bedeli olarak 8.000,00 TL’nin kararlaştırıldığı ve satışının bu bedelden gerçekleştirildiği, davacının olayda herhangi bir düşüncesizliği bulunmadığı, temlikin iradi olduğu ve davanın reddi gerektiği belirtilerek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemesince Bozma Kararına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; hükmüne uyulan bozma kararı uyarınca işlem yapılarak davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde; temlik tarihinde 78 yaşında olduğunu, unutkanlık, sinir, panik atak gibi ciddi hastalıkları olduğunu, akıl hastası oğlu ile birlikte yaşadığını ve kendisinin de psikolojik travmaları olduğunu, kavga ortamında 26.754.87 TL bedelli taşınmazı 2.000,00 TL'ye sattığını, rapor alınmadan işlem yapıldığını, subjektif unsurun da gerçekleştiğini, tartışma ve temlikin aynı gün olduğunu, akıl sağlığının tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, gabin hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 28 inci maddesi
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması, 6100 sayılı HMK'nin geçici 3/2 nci maddesinin yollamasıyla, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 346,90 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
05.03.2024 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.
...
11. Hukuk Dairesi, 2024/1144 E., 2024/9098 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
tam metni aç
20.10.2010 tarihinde vefat etmiş olup sağlığında ortaklık payı devri dolayısıyla bir hak talep etmediği, aşırı yararlanmayı düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 28 nci maddesinde de bir ve beş yıllık sürelerin korunduğunu, davacılar vekilince davacılar murisi ile davalılar arasında imzalanan hisse devri sözleşmesi ve şirket borçlarının mahsuplaştırılmasına ilişkin taa
11. Hukuk Dairesi 2024/1144 E. , 2024/9098 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1822 Esas, 2023/1954 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/255 E., 2020/328 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerin murisi ...'in 20.10.2010 tarihinde vefat ettiğini ve geriye davacıların mirasçı olarak kaldığını, murisin ... Birlik Süt ve Süt Ürünleri A.Ş.'nin ortağı iken, şirketteki paylarını davalılara devir ederek ortaklıktan ayrıldığını, murisin hisselerinin davalılara devri sırasında ödenmesi gereken devir bedelinin eksik ödendiğini, payın değerinin mali müşavir aracılığıyla şirketin gelir gideri ile kayıtlarının incelenerek belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek, ortaklık payına mahsuben 50,000,00 TL'nin ortaklıktan ayrılma tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, murisin dava dışı ... Birlik Süt ve Süt Ürünleri A.Ş.'de bulunan hisselerini davalılara satması konusunda tarafların anlaştığını, bu anlaşmalar sonucu ayrı ayrı pay devirlerinin yapıldığını ve pay devir borcunun eksiksiz şekilde ödendiğini, devir bedelinin eksik ödendiğine ilişkin murisin sağ iken bir talebinin bulunmadığını, davadaki alacağın müteselsilen tahsilinin talep edilmesine rağmen anonim şirket hisse devri sözleşmelerinin ayrı ayrı imzalandığını, devir sözleşmelerinin muhteviyatı ile anlaşılan bedelin ödenmesi hususlarının davacılar tarafından ikrar edildiğini, davacıların iddiasını yazılı belge ile kanıtlaması gerektiğini, davacıların murisinin kurduğu ... Gıda San.Tic. A.Ş. ile ... Süt ve Süt Ürünleri A.Ş. arasında ticari ilişki bulunduğunu, ... Şirketinin davacıların murisinin kurduğu şirkete mal ve nakit borç verdiğini, ... Gıda Şirketinin bu borçları ödeyemediğini, İş Bankasına olan borç dolayısıyla fabrikanın ve davacılar murisinin evinin satıldığını, ... Şirketinin alacakları dolayısıyla ... Gıda şirketine karşı icra takipleri yapıldığını, icra dosyaları kapsamında bu şirketin ... Şirketine halen borcu bulunduğunu, davacıların bu borçtan kurtulmak için işbu davayı açtıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, hisse devir sözleşmesinin 30.04.2009 tarihinde yapıldığı, davacılar murisinin ... 20.10.2010 tarihinde vefat etmiş olup sağlığında ortaklık payı devri dolayısıyla bir hak talep etmediği, aşırı yararlanmayı düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 28 nci maddesinde de bir ve beş yıllık sürelerin korunduğunu, davacılar vekilince davacılar murisi ile davalılar arasında imzalanan hisse devri sözleşmesi ve şirket borçlarının mahsuplaştırılmasına ilişkin taahhütnamenin davacılar murisinin iradesini sakatlayabilecek hata, hile, tehdit altında yapıldığı, muvazaalı işlem tesis edildiği yada aşırı yararlanmanın bulunduğu yönünde bir iddiada da bulunulmadığı, davacı taraf iddia ve talepleri ve dosya kapsamına ve mevcut delil durumuna göre hissenin değeri üzerinden satıldığı, davacıların davalı taraflardan hisse payı devrinin düşük belirlenmesi dolayısıyla talep edebileceği bir alacaklarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, taraflarca düzenlenen sözleşmede irade serbestiyeti çerçevesinde devir bedeli belirlenip tahsil edildiğini ve sözleşme ifa edildiğine göre artık sözleşmenin geçersizliğine ilişkin somut bir neden ileri sürmeksizin farazi şekilde payın gerçek bedelle satılmadığı ileri sürülerek gerçek bedelinin tahsilinin istenemeyeceği, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, anonim şirket pay devir sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Kanunun 26 ncı maddesi.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 17.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2021/5038 E., 2023/106 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var....Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
tam metni aç
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 28 ve 36 ıncı maddeleri hükümleri.
11. Hukuk Dairesi 2021/5038 E. , 2023/106 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :....Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
HÜKÜM : Esastan ret
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davanın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davanın davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleşen davanın davacı vekili dava dilekçelerinde; asıl ve birleşen davada, davacının dava dışı Meridyen İthalat Mümessillik Taah. Tur. San. ve Tic. A.Ş'nin ortağı olduğunu, şirketin işlerine ilişkin olarak şirketin diğer ortaklarından ağabeylerine yetki verdiğini, genel kurullarının hiçbirine ağabeylerinin ve davalıların engellemeleri nedeniyle katılamadığını, şirketin mali durumunu bilmediğini, davacının ağabeyleri ve davalılar tarafından şirketin borca batık duruma sokulduğunu, taşınmazlarının ipotekli olduğunu, mali durumunun kötü olması dolayısıyla tasfiye aşamasına geçilmesi gerektiğinin belirtildiğini, davacının paylarını devretmeye zorlandığını, şirket hisselerinin yaklaşık %11'lik kısmının sahibi konumundaki davacının, paylarının tamamını Eylül 2015 tarihinde 6.500.000 TL karşılığında davalılara devrettiğini, davalıların ağabeyleri ile birlikte hareket ederek davacıyı aldatarak dava konusu hisse devri işlemini gerçekleştirdiğini, davacının piyasa değerinin oldukça altında yaptığı pay devirleri dolayısıyla zarara uğradığını ileri sürerek davacının uğramış olduğu tüm zararları nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak davası olarak 100.000 TL'nin sözleşme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte asıl ve birleşen davanın davalılarından müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davanın davalılar vekili cevap dilekçelerinde; asıl ve birleşen davada, davalı ...'un ve ...’nin davacıdan herhangi bir hisse devir almadığını, davanın bu davalılar yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacıdan hisse devir alan davalı ...'un ise sadece davacının hissesinden küçük bir kısım olan 2,778 hissesini satın aldığını, davacının hile iddiasının davalılar için değil dava dışı 3 üncü kişiler için olduğunu, tazminata dayanak gösterilen hilenin davalılar tarafından yapılmadığından davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, davacı hisselerini 14.09.2015 tarihinde devir etmiş olduğu halde davaların 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının tacir olması nedeniyle işlerinde basiretli davranmak zorunda olduğunu, davacının davasını soyut ve gerçek dışı iddialar üzerine kurgulandığını savunarak davaların reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tanığının, davalılar ile davacının kardeşleri arasında davacıya karşı hile yapılmasına ilişkin irtibat bulunduğuna yönelik somut bir beyanda bulunmadığı, davacının dava konusu Meridyen ... A.Ş.'nin iştigal alanıyla aynı alanda ticari faaliyette bulunduğu, hatta dava konusu şirketle de ticari alışverişininin olduğu, davacı şirketin iştigal alanıyla aynı piyasada ticaret yaptığından şirket hisselerinin devir tarihindeki değerini tespit edebilecek durumda olduğu, ayrıca hisse devrininin ortaklar arasında görüşüldüğü süreçte davacı ve ağabeylerinin diğer ortakların hisselerini daha az bedelle alma yönünde girişimde bulunduklarının da tanık beyanlarından anlaşıldığı, davacının dava dışı ağabeyleri tarafından ve davalılar tarafından aldatıldığı iddiasını somut bir delille ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davanın davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleşen davanın davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının ortak olduğu Meridyen ... A.Ş. ile ilgili olarak ağabeyleri ... ... ve ...’a yetki verdiğini, müvekkilinin ağabeyleri ve şirkette o dönemde de zaten ortak olan davalılar tarafından müvekkiline ortaklığın finansal yapısının iyiye gitmediği yönünde sistematik ve bilinçli olarak, telkinlerde bulunulduğunu, bahsi geçen açıklama ve telkinlerin, özellikle 2014 yılının sonlarında ve 2015 yılının ilk iki ayı içerisinde ortaklığın durumunun kötü olması gibi düzeltilebilir bir aşamanın da ötesine geçerek, ortaklığın artık “borca batık” durumda olduğu ve ipoteklerle bağlandığı şeklinde seyrettiğini, ortaklığın mali durumunun kötü olması dolayısıyla tasfiye aşamasına geçilmesi gerektiği belirtilerek ağabeyleri tarafından ortaklık paylarının diğer ortaklara devretmesi gerektiğini belirterek müvekkilinin paylarını devretmeye zorlandığını, ortaklığın mali durumu incelenmeksizin ve daha doğrusu, şirketin gerçek mali durumu şirketi fiilen yöneten davalılar ve müvekkilinin ağabeyleri tarafından müvekkilinden saklanarak ve olduğundan çok daha kötü gösterilerek pay devirlerinin yapıldığını, bu devir işleminde, hangi finansal tablo ve hesapların esas alındığı, mali değerleme sonucunda şirketin tüm aktif ve pasifleri ile birlikte güncel toplam değerinin de ne olduğunun müvekkilince bilinmediğini, müvekkilinin hisselerinin devrindeki bedelin, tamamıyla alıcı konumundaki davalılar ve müvekkilinin ağabeyleri tarafından yönlendirmesi sonucunda gerçekleştiğini, müvekkilinin tarafından paylarının devredilmesi sonrasında, borca batık olarak nitelendirilen, ipotekle bütün malvarlığının bağlandığı belirtilen ortaklığın faaliyetlerinin devam ettiğini, müvekkilinin edindiği genel nitelikteki duyumlara göre, Meridyen ... A.Ş.’nin değerinin 100.000.000 TL’nin üzerinde olduğunu, ortaklıktan ayrıldıktan sonra müvekkilinin ağabeylerinin yüksek bedellerle otel satın alma girişiminde bulunduklarını, müvekkilini, ağabeylerinin bu fiyatlarda otel alamayacaklarını bildiğini, davalıların, müvekkilinin ağabeyleri ile birlikte hareket ederek, müvekkilinin ağabeylerine gayri resmi olarak belirtilen miktarın çok üstünde para vererek hep birlikte müvekkilini aldatarak dava konusu hisse devri işlemini gerçekleştirdiklerini, müvekkilinin davalılar ve ağabeyleri tarafından kandırılmış ve iradesi hile yoluyla fesada uğratılmış olduğunu, müvekkilinin pay sahibi olduğu dönemlere ilişkin bilgi, belge ve kayıtlara davalıların ve ağabeylerinin engel olması sebebiyle ulaşılamadığını, ortaklığın, ilgili tarihteki gerçek piyasa değerini ortaya çıkaracak olmasına rağmen mahkeme bilirkişi incelemesi yapılması yönündeki talebin reddedildiğini, payların gerçek değeri ile devir edilen dönemdeki değerler arasındaki açık orantısızlığın davanın temelini oluşturduğunu, bu durumun müvekkilinin zor durumundan yararlanılarak yapıldığının da açık olup, aşırı yararlanma hükümlerinin temel olarak alınabilmesi önünde de hukuki bir engel olmadığını, aldatma eylemini gerçekleştiren davalıların, aldatmaya maruz kalan müvekkilinin uğramış olduğu tüm zararları tazmine mecbur olduklarını, davacı tanığının beyanlarına itibar edilmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tanık anlatımları dahil davacının hisselerini devretmesi amacıyla davalıların aldatma kabul edilebilecek bir davranışı ispatlanamadığı, ayrıca davalı ortakların davacının ağabeylerine anlaşılan miktarın üstünde bir ödeme yaptıkları ve davalıların davacının ağabeyleri ile işbirliği içinde oldukları hususunun da ispatlanamadığı, davacının gabin iddiasına yönelik olarak, davacıyı hisse devrine sevk eden zor duruma ilişkin dosya kapsamında herhangi bir açıklama bulunmadığı, konuya ilişkin herhangi bir delil ortaya konulmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davanın davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davanın davacı vekilince, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık asıl ve birleşen davanın davacısının iradesinin aldatılma sonucu sakatlanıp sakatlanmadığı ve asıl ve birleşen davacının aleyhine sözleşmede aşırı yararlanma olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 28 ve 36 ıncı maddeleri hükümleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup asıl ve birleşen davanın davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Borçlar Hukuku Genel Hükümler
Ekonomik kriz nedeniyle fabrikasını acilen satmak zorunda kalan sanayici Vedat Bey, bu zor durumunu bilen fırsatçı yatırımcı Kazım Bey ile görüşmüştür. Kazım Bey, Vedat Bey’in "zor durumda kalmasından" (müzayaka halinden) yararlanarak, piyasa değeri 20 milyon TL olan fabrikayı 4 milyon TL’ye satın almıştır. Bu olayda, "Aşırı Yararlanma" (Gabin) kurumunun oluşması için gerekli olan **objektif unsur** aşağıdakilerden hangisidir?
A) Zarar görenin zor durumda kalması (Müzayaka)
B) Zarar görenin deneyimsizliği (Tecrübesizlik)
C) Zarar görenin düşüncesizliği (Hafiflik)
D) Edimler arasında açık oransızlık bulunması
E) Yararlanan tarafın sömürme kastının bulunması
Bu maddeyle ilgili 4 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.