6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 316

Türk Borçlar Kanunu 316. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 316- Kiracı, kiralananı, sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmak ve kiralananın bulunduğu taşınmazda oturan kişiler ile komşulara gerekli saygıyı göstermekle yükümlüdür. Kiracının bu yükümlülüğüne aykırı davranması durumunda kiraya veren, konut ve çatılı işyeri kirasında, en az otuz gün süre vererek, aykırılığın giderilmesi, aksi takdirde sözleşmeyi feshedeceği konusunda yazılı bir ihtarda bulunur. Diğer kira ilişkilerinde ise, kiraya veren, kiracıya önceden bir ihtarda bulunmaksızın, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir. Konut ve çatılı işyeri kirasında, kiracının kiralanana kasten ağır bir zarar vermesi, kiracıya verilecek sürenin yararsız olacağının anlaşılması veya kiracının bu yükümlülüğe aykırı davranışının kiraya veren veya aynı taşınmazda oturan kişiler ile komşular bakımından çekilmez olması durumlarında kiraya veren, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir. III. Temizlik ve bakım giderlerini ödeme borcu

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

20 karar eşleşti
3. Hukuk Dairesi, 2017/6659 E., 2017/10852 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSULH HUKUK MAHKEMESİ
u, işyeri levhasından işyerinin " Harbi Döner" olduğu ve işyerinin sözleşme hükümleri dışında ağırlıklı faaliyet konusunun bulunduğu anlaşılmış ve bu değişiklik için kiraya verenin yazılı izni alınması gerekmekte ise de, söz konusu durumun TBK'nun 316 maddesi anlamında akde aykırılık açısından değerlendirilmesi gerekmekte olup, esasında bu yasa hükmü gereğince akde aykırılığın giderilmesi için kir
3. Hukuk Dairesi         2017/6659 E.  ,  2017/10852 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında akte aykırılık nedeni ile tahliye davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, davacı ile davalı arasında yenilenen kira sözleşmesinin başlangıç tarihinin 01.07.2013 olduğununu, kullanım şeklinin pastane olduğunun açıkça belirtildiğine, ayrıca hususi şartlarda mecurda tadilat yapılamayacağının da kararlaştırıldığını, davalının 2003 yılından 2014 tarihine kadar pastane olarak işlettiği işyerinde bu tarihten sonra tadilat yaparak kiralananı dönerci büfesine çevirdiğini, davacının değişikliğe kesinlikle izin vermediğini, apartmanda bulunanların kokudan şikayetçi oldukları ve bu durumun bina sakinleri açısından çekilmez hal aldığını, 27.10.2014 tarihli ihtarname ile eski hale getirilmesi hususunun ihtar edilmesine rağmen davalının buna yanaşmadığını belirterek akde aykırılık nedeni ile kiralanandan tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, pastane olarak işletilen pek çok yerde döner de satıldığını, son dört yıldır sadece dondurma sattıklarını, yaz aylarında eskiden olduğu gibi dondurma satmaya devam edileceğini, kiralanana zarar verilmediğini, aksine değerinin arttığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, keşif ve bilirkişi raporu itibariyle mecurun döner ağırlıklı olarak iştigal ettiği ancak dondurma tezgahının da bulunduğu, işyeri levhasından işyerinin " Harbi Döner" olduğu ve işyerinin sözleşme hükümleri dışında ağırlıklı faaliyet konusunun bulunduğu anlaşılmış ve bu değişiklik için kiraya verenin yazılı izni alınması gerekmekte ise de, söz konusu durumun TBK'nun 316 maddesi anlamında akde aykırılık açısından değerlendirilmesi gerekmekte olup, esasında bu yasa hükmü gereğince akde aykırılığın giderilmesi için kiraya veren tarafından konut ve çatılı işyeri kiralarında eski hale iade için kiracıya en az otuz gün süre verilmesi gerekmekte olup, çatılı işyeri vasfında olan mecurun eski hale iadesi için davacı tarafından verilen süre ise, ihtarnamede 3 gün olarak belirtildiğinden, TBK'nun 316. maddesinin aradığı, süre koşulu yerine getirilmediğinden bu yön itibariyle davanın reddi gerektiği; Türk Borçlar Kanununun 316. Maddesindeki düzenlemenin, mecurun özenle kullanılmasına yönelik olduğu, keşif günü yapılan tespit ile bilirkişi raporunda ekli fotoğraflar itibariyle mecurun davalı kiracı tarafından özenle kullanıldığı, belediyeden işyeri ruhsatının alındığı, tanık ifadelerinde yer alan koku rahatsızlığının giderilmesine yönelik olarak havalandırma düzeneğinin kurulduğu, yapılan işlemler itibariyle de mecurun değer kazandığı, 316. Maddenin esasında mecura verilecek zararların giderilmesine yönelik düzenleme içerdiği, mecurda davalı kiracı tarafından ağır hasar verme durumunun söz konusu olmadığı, kira sözleşmelerinde devamlılığın öncelikli olması gerektiği, esaslı unsurlar üzerinde anlaşılması durumunda tali hususlar açısından sözleşmenin devamı yönünde yorum yapılması gerektiği, işyerinin dondurmacı veya dönerci olarak işletilmesinde kiraya veren bakımından sözleşmenin devamına katlanılmasını çekilmez hale getiren bir durumun söz konusu olmadığı bu yön itibariyle davacının herhangi bir delil sunamadığı, koku nedeniyle rahatsızlık bakımından, komşulara verilen rahatsızlığın giderilmesine yönelik olarak da davalı kiracı tarafından havalandırma ünitesi kurulmak suretiyle gerekli önlemlerin de alındığı nazara alındığında, koşulları bulunmayan sözleşmenin feshine yönelik davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir. 1-)Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bozma sebebi dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir. 2-)Türk Borçlar Kanununun 316. maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmak ve kiralananın bulunduğu taşınmazda oturan kişiler ile komşulara gerekli saygıyı göstermekle yükümlüdür. Kiracının bu yükümlülüğe aykırı davranması durumunda sözleşmeye aykırılık nedeniyle tahliyesine karar verilebilmesi için kiraya verenin konut ve çatılı işyeri kirasında kiracıya en az otuz gün süre vererek aykırılığın giderilmesini, aksi takdirde sözleşmeyi feshedeceğini yazılı olarak bildirmesi ve tanınan bu süre içerisinde de akde aykırılığın giderilmemiş olması gerekir. Diğer kira ilişkilerinde ise, kiraya veren, kiracıya önceden bir ihtarda bulunmaksızın, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir. Konut ve çatılı işyeri kirasında, kiracının kiralanana kasten ağır bir zarar vermesi, kiracıya verilecek sürenin yararsız olacağının anlaşılması veya kiracının bu yükümlülüğe aykırı davranışının kiraya veren veya aynı taşınmazda oturan kişiler ile komşular bakımından çekilmez olması durumlarında kiraya veren, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir. Somut olayda; mahkemece gerekçe kısmında 6098 sayılı TBK'nun 316. maddesi gereğince akde aykırılığın giderilmesi için kiraya veren tarafından konut ve çatılı işyeri kiralarında eski hale iade için kiracıya en az otuz gün süre verilmesi gerektiği, davacı tarafından verilen sürenin ise 3 gün olduğu, yasanın aradığı süre koşulu yerine getirilmediğinden davanın bu gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru ise de ayrıca davanın esasına girilerek akde aykırılığın oluşmadığının belirtilmesi doğru olmadığından hükmün bu nedenle bozulması gerektiği, ancak sonucu itibariyle doğru olan redde ilişkin hüküm yönünden yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden, gerekçedeki ikinci paragrafın hükümden çıkartılarak kararın düzeltilerek onanması HMK 438/7.maddesi gereğidir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenlerle mahkeme ilamının gerekçe kısmında yer alan "Türk Borçlar Kanununun 316. Maddesindeki düzenlemenin, mecurun özenle kullanılmasına yönelik olduğu, keşif günü yapılan tespit ile bilirkişi raporunda ekli fotoğraflar itibariyle mecurun davalı kiracı tarafından özenle kullanıldığı, belediyeden işyeri ruhsatının alındığı, tanık ifadelerinde yer alan koku rahatsızlığının giderilmesine yönelik olarak havalandırma düzeneğinin kurulduğu, yapılan işlemler itibariyle de mecurun değer kazandığı, 316. Maddenin esasında mecura verilecek zararların giderilmesine yönelik düzenleme içerdiği, mecurda davalı kiracı tarafından ağır hasar verme durumunun söz konusu olmadığı, kira sözleşmelerinde devamlılığın öncelikli olması gerektiği, esaslı unsurlar üzerinde anlaşılması durumunda tali hususlar açısından sözleşmenin devamı yönünde yorum yapılması gerektiği, işyerinin dondurmacı veya dönerci olarak işletilmesinde kiraya veren bakımından sözleşmenin devamına katlanılmasını çekilmez hale getiren bir durumun söz konusu olmadığı bu yön itibariyle davacının herhangi bir delil sunamadığı, koku nedeniyle rahatsızlık bakımından, komşulara verilen rahatsızlığın giderilmesine yönelik olarak da davalı kiracı tarafından havalandırma ünitesi kurulmak suretiyle gerekli önlemlerin de alındığı nazara alındığında, koşulları bulunmayan sözleşmenin feshine yönelik davanın reddine" ifadesi tamamen çıkartılarak hükmün gerekçesinin düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.07.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

6. Hukuk Dairesi, 2015/2255 E., 2015/3766 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varÇaycuma Sulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
ini, davalının gerek müvekkili davacıyı gerekse de apartmanda oturan diğer kiracıları rahatsız ettiğini, gerek müvekkili ve oğlu gerekse de diğer komşular tarafından defalarca sözlü olarak uyarılan davalının bu eylemlerine son vermediğini, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 316.maddesinde yazılı haller mevcut olduğundan sözleşmenin feshedildiğini ve bu durumun ihtarnameyle davalıya bildirilerek taşınm
6. Hukuk Dairesi         2015/2255 E.  ,  2015/3766 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Çaycuma Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 22/10/2014 NUMARASI : 2014/121-2014/1324 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava açıktan fena kullanma ve konut ihtiyacı nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili davacıya ait bulunan dairede davalının yaklaşık 9 yıldır kiracı olarak oturduğunu, ilk kira sözleşmesinin 01.05.2004 tarihinde, ikinci kira sözleşmesinin ise 01.01.2009 tarihinde yazılı olarak yapıldığını, sözleşmenin bitiş tarihinden önce davalıya ihtarname gönderilerek sözleşmenin yeni dönemde yenilenmeyeceğinin bildirildiğini, davalı kiracının ise gönderilen ihtarnamelere ve sözlü uyarılara rağmen daireyi tahliye etmediğini, davalının gerek müvekkili davacıyı gerekse de apartmanda oturan diğer kiracıları rahatsız ettiğini, gerek müvekkili ve oğlu gerekse de diğer komşular tarafından defalarca sözlü olarak uyarılan davalının bu eylemlerine son vermediğini, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 316.maddesinde yazılı haller mevcut olduğundan sözleşmenin feshedildiğini ve bu durumun ihtarnameyle davalıya bildirilerek taşınmazı 30 gün içerisinde tahliye etmesinin istenildiğini, ayrıca müvekkili davacının oğlunun 2014 yılı Mayıs ayı içerisinde düğününün yapılacağını ve Türkiye'deki ikametgahı olarak da dava konusu taşınmazı kullanacağını, davalının davaya konu taşınmazın balkonunu kömür ve odun yığarak depo olarak kullandığını, müvekkili davacının davalıyı uyarmak istediğini ancak bu sefer de davalının müvekkiline yönelik hakaret ve tehditlerde bulunarak kendisini evden kovduğunu, yine davalının apartmanın merdiven boşluklarına insan dışkılarını dökerek gerek komşulara gerekse de apartmana zarar verdiğini belirterek davalının tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, sözleşmenin bitim tarihinden en az bir ay önce çekilmeyen ihtarnamenin yok hükmünde sayılacağını, davacının müvekkili davalı hakkında asılsız dedikodular çıkartarak kendisini tahliye etmeye çalıştığını, davacının oğlunun Almanya'da ikamet eden ve çalışan aynı zamanda Alman vatandaşı olan birisi olduğunu, oturmak için dava konusu daireye ihtiyacı bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacı tanıklarının beyanlarının hayatın olağan akışına ve dosya kapsamına uygun düşmediği, davacı tanıklarının davacıya ait dairelerde halen kiracı olarak oturan şahıslar olduğu, dolayısıyla davacı ev sahibi lehine beyanda bulunmalarının beklenen ve son derece normal karşılanması gereken bir durum olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 1-Dosya kapsamına toplanan delillere delillerin mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına göre ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin konut ihtiyacı nedeniyle tahliye isteminin reddine ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. 2-Davacı vekilinin açıktan fena kullanma nedeniyle tahliye isteminin reddine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; Türk Borçlar Kanununun 316.maddesi hükmü uyarınca kiracı kiralananı sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmak ve kiralananın bulunduğu taşınmazda oturan kişiler ile komşulara gerekli saygıyı göstermekle yükümlüdür. Kiracının bu yükümlülüğe aykırı davranması durumunda sözleşmeye aykırılık nedeniyle tahliyesine karar verilebilmesi için kiraya verenin konut ve çatılı işyeri kirasında kiracıya en az otuz gün süre vererek aykırılığın giderilmesini, aksi takdirde sözleşmeyi feshedeceğini yazılı olarak bildirmesi ve tanınan bu süre içerisinde de akde aykırılığın giderilmemiş olması gerekir. Diğer kira ilişkilerinde ise, kiraya veren, kiracıya önceden bir ihtarda bulunmaksızın, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir. Konut ve çatılı işyeri kirasında, kiracının kiralanana kasten ağır bir zarar vermesi, kiracıya verilecek sürenin yararsız olacağının anlaşılması veya kiracının bu yükümlülüğe aykırı davranışının kiraya veren veya aynı taşınmazda oturan kişiler ile komşular bakımından çekilmez olması durumlarında kiraya veren, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir. Olayımıza gelince; taraflar arasında 01.01.2009 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dava dilekçesine ve duruşmada dinlenilen tanık beyanlarına göre davalı kiracının kiralananın ortak alanlarına kirli su döktüğü ve davacı kiralayana hakaret ettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkemece, tanık beyanlarına itibar edilmediği, komşuların ve davacının adli makamlara başvurmadığı gerekçeleriyle açıktan fena kullanmanın şartları gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmiş ise de, TBK'nun 316.maddesinde düzenlenen “kiracıdan beklenen komşuluk ilişkilerine uyma,kiralayan ve ailesine karşı rahatsız edici ve uygunsuz davranışlardan kaçınma” yükümlülüğünden kastedilen bu davranışların (hakaret ve kirli su dökme) Türk Ceza Kanunu anlamında suç teşkil edip etmemesi değildir. TBK'nun 316.maddesinde düzenlenen açıktan fena kullanma nedeniyle tahliye şartlarının gerçekleşmesi için kiracının ve onunla birlikte hareket edenlerin davranışlarının kiraya veren ya da komşular için çekilmez bir hale gelmesi yeterlidir. Bu nedenle mahkemece, açıktan fena kullanma şartlarının gerçekleştiğinin kabulü ile tahliyeye karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ve yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle konut ihtiyacı nedeniyle açılan tahliye davasının reddine ilişkin hükmün ONANMASINA, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca açıktan fena kullanma nedeniyle açılan davanın reddine ilişkin hükmün BOZULMASINA ve aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenden alınmasına 15.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2012/18614 E., 2013/1616 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
6098 Sayılı TBK.nun 316.maddesi hükmü uyarınca;
6. Hukuk Dairesi         2012/18614 E.  ,  2013/1616 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Kiralananın tahliyesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, açıktan açığa fena kullanma nedeniyle kiralananın tahliyesine ilişkindir. Mahkemece, davalıya süreli ihtar gönderilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde, davalı kiracının kiralananda kiracı olup fuhuşa teşvik etme, yaptırma ve aracılık etme suçlarından şüpheli durumunda bulunduğunu, davalının kiralayan ve komşulara saygı göstermeme suretiyle ağır zarar vermesi nedeniyle aynı taşınmazda oturan kişiler ve komşular bakımından sözleşmenin çekilmez hale geldiğini, komşuların şikayeti üzerine, davalı hakkında anılan suçlardan kamu davası açıldığını, bu şekilde davalıya verilecek sürenin de yararsız olduğunu belirterek, akdin feshi ile davalının kiralanandan tahliyesini talep etmiştir. Davalı duruşmalara katılmamış ve bir savunmada bulunmamıştır. 6098 Sayılı TBK.nun 316.maddesi hükmü uyarınca; kiracı kiralananı sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmak ve kiralananın bulunduğu taşınmazda oturan kişiler ile komşulara gerekli saygıyı göstermekle yükümlüdür. Kiracının bu yükümlülüğe aykırı davranması durumunda, sözleşmeye aykırılık nedeniyle tahliyesine karar verilebilmesi için, kiraya verenin konut ve çatılı işyeri kirasında kiracıya en az otuz gün süre vererek aykırılığın giderilmesini, aksi takdirde sözleşmeyi feshedeceğini yazılı olarak bildirmesi ve tanınan bu süre içerisinde de akde aykırılığın giderilmemiş olması gerekir. Diğer kira ilişkilerinde ise, kiraya veren, kiracıya önceden bir ihtarda bulunmaksızın, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir. Konut ve çatılı işyeri kirasında, kiracının kiralanana kasten ağır bir zarar vermesi, kiracıya verilecek sürenin yararsız olacağının anlaşılması veya kiracının bu yükümlülüğe aykırı davranışının kiraya veren veya aynı taşınmazda oturan kişiler ile komşular bakımından çekilmez olması durumlarında kiraya veren, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir. Olayımıza gelince; davalı, taraflar arasında düzenlenen 15.4.2011 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi ile kiralananda kiracı olup, hakkında ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2012 / 131 esas sayılı dosyası ile müşteki...'in şikayeti üzerine Haziran 2012 ayında fuhuşa teşvik, fuhuş yaptırmak ve aracılık etmek suçlarından kamu davası açılmıştır. Bu nedene dayalı olarak da davacı, 24.8.2012 tarihinde açtığı işbu dava ile kiralananın tahliyesini talep etmiştir. 6098 sayılı TBK.nun 316/ 3 maddesinde belirtildiği üzere kiracı, kiralananı açıktan fena kullanmak suretiyle akde aykırı davranırsa kiralayan, kiracıya ihtarname tebliği gerekmeden tahliye davası açma hakkını kazanmış olur. Yasada hangi hallerin fena kullanma olduğu açıkça belirtilmemiş olmakla birlikte Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulaması ile kiralananda yangın çıkartmak, kiralananı randevu evi olarak kullanmak, kumar oynatmak, kiralayan veya ailesine hakaret etmek vb. açıktan fena kullanma hallerinden sayılır. Dava konusu olayda da, davacı davalının Haziran 2012 tarihindeki fuhuşa teşvik, fuhuş yaptırmak ve aracılık etmek suçlarından dolayı hakkında kamu davası açılmasını gerekçe göstererek kiralanandan tahliyesini talep etmiş olmasına göre, mahkemece uyuşmazlığın 6098 sayılı TBK.nun 316/ 3 maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir. Çünkü davacının davada dayandığı maddi olgu ve hukuki sebep, akde aykırılığın giderilmesinin dışında kiralananın açıktan açığa fena kullanılmasına ilişkindir. Bu durumda, yukarıda açıklandığı üzere akde aykırılığın giderilmesi konusunda davalıya ihtar göndermeye gerek yoktur. Mahkemece, işin esasının incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 05.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2023/2903 E., 2024/1296 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 316 ve 334 üncü maddeleri.
3. Hukuk Dairesi         2023/2903 E.  ,  2024/1296 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/511 E., 2023/84 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; kira sözleşmesine konu hidrolik vibrasyonlu çakıcının 14.12.2013 tarihinde davalı kiracı kullanımında iken tutucu çenelerinin kırıldığını, yapılan bilirkişi incelemesi sonucu kırılmanın kullanım hatasından kaynaklandığının belirlendiğini, bu nedenle hasarın giderilmesi açısından gerekli olan 73.786,00 Euro'nun ödenmesi hususunun davalıya bildirildiğini ancak hasar bedeli ile kira bedellerinin ödenmediğini ileri sürerek, hasar bedelinin 11.01.2014 olan temerrüt tarihinden itibaren Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödenen en yüksek faiz oranı ve fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden, ödenmeyen 10.695,22 TL kira bedelinin yine temerrüt tarihi olan 11.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; sözleşme konusu aracın iki çenesinin hasarlı olduğunun müvekkiline tesliminden kısa bir süre sonra anlaşıldığını, davacı kiraya verenin bu konuda uyarıldığını, davacı tarafından bizzat bulunan usta aracılığıyla kaynak yapılarak aracın yeniden müvekkiline teslim edildiğini, davacının dosyaya sunduğu raporun tek taraflı olduğunu, esasen söz konusu raporda makinenin önceden çatlak ve malzemesinin hatalı olduğunun belirtildiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla makinenin 2008 model olmasına rağmen amortisman bedelinin de düşülmediğini, üretici firma tarafından hasarlı parçanın değiştirildiğini, bu açıdan davacının zararının karşılandığını, kendilerinin de kiracı olarak aracı kullanamamaları nedeniyle zarara uğradıklarını, bu nedenle zararın tespiti ile talep olunan alacaktan mahsup taleplerinin bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemece verilen 16.03.2016 tarihli ve 2014/1357 E., 2016/354 K. sayılı kararla; davanın kısmen kabulüne, zarar miktarı olan 86.139,49 TL ile kira bedeli olan 10.695,22 TL'nin temerrüt tarihi olan 14.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin ve davalının takas-mahsup talebinin reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesinin 20.12.2016 tarihli ve 2016/7446 E., 2016/7684 K. sayılı ilamıyla; tarafların sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, "... kiralananın kıralan tutucu çenelerinin, üretici firma tarafından ücretsiz olarak değiştirilmiş olması nedeniyle Mahkemenin, davalının sadece, söz konusu parçaların getirilmesi için yapılan masraflardan sorumlu tutulması gerektiği yönündeki değerlendirmesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır. Ancak, gümrük beyannamesinde kazık çakma makinesi aksam parçası olarak belirtilen 24.120.00 Euro bedelin davacı tarafından ödenip ödenmediği konusunda tereddüt oluşmuştur. Bu nedenle, Mahkemece, bu bedelin davacı tarafından ödenip ödenmediği üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. " gerekçesiyle karar bozulmuştur. 3. Söz konusu ilama yönelik taraf vekillerinin karar düzeltme talebi üzerine, Dairece verilen 03.07.2017 tarihli ve 2017/11327 E., 2017/10875 K. sayılı ilamla; tarafların sair karar düzeltme itirazlarının reddine karar verildikten sonra, "... Mahkemece verilen ilk kararda tazminat istemi yönünden, hidrolik vibrasyonlu çakıcının kırılan tutucu çenelerinin üretici firma tarafından davacıya hediye edildiği gerekçesiyle, sadece hediye parçanın ülkeye girişi sırasında parça aksamı, KDV ve DV, servis hizmet bedeli ile nakliye bedelini oluşturan 86,139,49 TL'lik tutarın kabulüne, kırılan tutucu çenelerin bedeline ilişkin talebin ise reddine karar verilmesi, bu red kararının Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 20.12.2016 tarihli bozma ilamında yerinde görülerek sair temyiz itirazlarının reddedilmesi doğru görülmediğinden, davacı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme talebinin kabulü ile Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 20.12.2016 tarih ve 2016/7446-7684 E. K.sayılı bozma ilamına ayrıca “Mahkemece, kiralanan hidrolik vibrasyonlu çakıcıya takılan parçanın piyasa değeri tespit edilip bu bedelden hasar gören bu parçanın yıpranmışlık durumuna göre tespit edilecek yıpranma payı düşülmüş bedelin davacıya ödenmesi gerektiği” gözetilmeden yazılı şekilde bu kısma ilişkin talebin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı" gerekçesi ilave edilerek karar bozulmuştur. B. İkinci Bozma Kararı 1. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 30.04.2019 tarihli ve 2017/865 E., 2019/659 K. sayılı kararla; davanın kısmen kabulü ile tutucu çenelerin bedeli 60.000,00 TL, gümrük harcamaları 13.046,97 TL ve kira bedeli 10.695,22 TL olmak üzere toplam 83.742,19 TL'nin 14.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin ve davalının takas/mahsup talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairece verilen 22.01.2020 tarihli ve 2019/5568 E., 2020/498 K. sayılı ilamla; tarafların sair itirazlarının reddine karar verildikten sonra,"... Mahkemece, ek bilirkişi raporu ile zarar gören tutucu çenelerle aynı kalitede ve orijinallik yönünden farklı olmayan çenelerin piyasa değerinin belirlenerek, bu çenelerin yıpranmışlık süresi ve kiracının kullanım süresi dikkate alınarak yıpranma payı hesaplanıp bu oranda bedelde indirime gidilmek suretiyle zararın tespiti ile sonucuna göre karar vermek gerekirken, kalite ve orijinallik yönünden herhangi bir değerlendirme yapılmamış olan eksik bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. Kabule göre de, bilirkişi tarafından Türk parası üzerinden belirlenen tutucu çene bedelinin KDV bedelini de içermesine rağmen, ayrıca gümrük işlemleri sırasında ödenen KDV bedelinin zarara eklenerek mükerrer KDV tahsilatına sebep olacak şekilde hüküm kurulmuş olması hatalıdır." gerekçesiyle karar bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kısmen kabulü ile ödenmesi gereken 89.218,53 TL tazminat bedeli ve 10.695,22 TL kira bedeli olmak üzere toplam 99.913,75 TL'nin 14.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin 195.864,32 TL talep ile davalının takas/mahsup talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; kararın bozma ilamına aykırı olduğunu, zarar gören tutucu çenelerin aynı kalitede ve orjinallik yönünden farklı olmayan çenelerin piyasa değerlerinin 73.986,00 Euro=208.048,63 TL olduğu halde tutucu çene bedeli 53.700,00 Euro üzerinden hesaplama yapıldığını, yetkili firma olan Karun firmas tarafından verilen teklif formunun esas alınması gerektiğini, farazi şekilde yapılan tespitin kabul edilemeyeceğini, yıpranma payı oranının hatalı olarak belirlendiğini, dayanağının belli olmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı vekili; verilen kararın davacı lehine sebepsiz zenginleşmeye neden olduğunu, parçanın garanti kapsamında değiştirildiğini, çenelerin gümrüğe davacı tarafından beyan edilen ancak ödenmeyen değeri 24.120,00 Euo olup o tarihteki karşılığı = 71.782,00 TL, ödenen KDV 12.991,97 TL, servis hizmeti 1.138,39 TL, nakliye bedeli 137,09 TL olup toplamı 71.782,00 TL iken çene bedelinin 74.842,00 TL üzerinden hesaplamış olmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile çene bedeline ilişkin 71.782,00 TL'den amortisman düşülmesi gerektiğini, yerli çene için 17.700,00 TL değer biçildiğini, bu halde bozma kararı ve 5 yıllık yıpranma payı da dikkate alınarak gerçek değerin tespitinin gerektiğini, bu hususa dikkat edilmeyerek eksik inceleme yapıldığını, sadece 12.991,97 TL KDV ödemesi yapıldığını, takas/mahsup talebinin dikkate alınmamasının doğru olmadığını, teminat bedelinin yatırıldığının davacı defterlerinde kayıtlı olduğunu, davacının delili bulunmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kiralanan makinenin kiracının yedinde iken (kullanım hatası nedeniyle) oluşan hasarın tazmini ve ödenmeyen kira alacağının tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı ve 04.02.1959 tarihli ve 13/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları, 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 316 ve 334 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan kararda; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa yukarıda yer verilen hukuk kurallarının doğru şekilde uygulandığı, bozma ilamına uygun araştırma yapılarak tutucu çenelerle aynı kalitede ve orijinallik yönünden farklı olmayan çenelere ilişkin Karun firmasına ait teklif formunun değerlendirildiği, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin ileri sürülen sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı anlaşılmakla; davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Kanun'un 316 ncı maddesi uyarınca; kiracı, kiralananı tam bir özenle kullanmak ve aynı Kanun'un 334 üncü maddesi gereğince kiralananı sözleşme sonunda aldığı hali ile kiraya verene teslim etmekle yükümlüdür. Ancak kiracı sözleşmeye uygun kullanma dolayısıyla oluşan eskime ve bozulmalardan sorumlu olmayıp münhasıran kötü kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasardan sorumludur. 3. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde; Mahkemece iki adet tutucu çene bedeli 53.700,00 Euro üzerinden %51 olarak belirlenen yıpranma oranının düşüldüğü görülmüş olup, yıpranma payının hesaplamasının makine parçası için belirlenen 1.000 saatlik çalışma süresinin hasarın meydana geldiği 508. saate oranlanarak (508/1000) bulunduğu anlaşılmaktadır. Konunun uzmanı tarafından düzenlenen 06.01.2021 tarihli makine mühendisi bilirkişi raporunda ve 11.11.2021 tarihli makine mühendisi 3 kişilik bilirkişi heyeti raporunda, tutucu çenelerdeki yıpranma payının %25 oranında olacağı belirtilmiş olup, 06.01.2021 tarihli bilirkişi raporundaki, "1.000 saatlik çalışma çenelerin ekonomik ömrü olmayıp garanti süresi olduğu, garanti süresi dolan makine ve parçaların ekonomik ömrü doluncaya kadar kullanılabileceği" yönündeki tespit ve davalı tarafça raporlara karşı sunulan dilekçelerde %25 olarak belirlenen yıpranma oranına açık bir itirazının bulunmadığının anlaşılmasına göre, bu oranda yıpranma bedeli düşülmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 1. Temyiz olunan Mahkeme kararının 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesi atfıyla 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesi uyarınca davalı yönünden karar düzeltme yolu kapalı, davacı yönünden karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2022/8506 E., 2023/591 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varGaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ci maddesi atfıyla aynı Kanun'un 316 ncı maddesi uyarınca, ürün kirasına ilişkin sözleşmede kiraya verenin, davalı kiracıya önceden bir ihtarda bulunmaksızın, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebileceği gözetilerek, uyuşmazlığın TBK’nın 316 ncı maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi suretiyle incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken;
3. Hukuk Dairesi         2022/8506 E.  ,  2023/591 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1672 E., 2022/1465 K. KARAR : Davanın kabulü Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen sözleşmenin feshi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflarca temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; uhdesinde bulunan ... İl...İlçesi ... Beldesi sınırlarındaki Ruhsat ER no ... sayılı II-b grubu ruhsatlı maden sahasında bulunan madenin davalı tarafından rödövans karşılığında üretilmesi, pazarlanması ve değerlendirilmesinin 03.09.2012 tarihli sözleşme ile kararlaştırıldığını, maden ruhsat sahasını davalıya teslim ederek sözleşmedeki edimini yerine getirdiğini, davalının ise aradan yaklaşık 3 yıl geçmesine rağmen sahada herhangi bir faaliyette bulunmadığını, her ne kadar sözleşmede maden sahası satış ve devir sözleşmesi olarak başlık konulmuş ise de sözleşmenin sürekli kazançtan ödeme öngörmesi ve devirle ilgili kısıtlama ve kayıtlar içermesi nedeniyle satış sözleşmesi değil rödövans sözleşmesi niteliğinde olduğunu, davalının faaliyete başlamadığı gibi maden sahasını geri teslim etmediğini, sözleşme hükümlerine aykırı davrandığını ileri sürerek; işletme ruhsatının adına tesciline ve maden sahasının teslimine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı; sözleşmenin bir satış sözlemesi olduğunu, davacının maden ruhsatının satışını gerçekleştirdiğini, bedelini nakden aldığını ve ruhsatı devrettiğini, sözleşmede bahsi geçen idari prosedürleri 01.12.2015 tarihinde tamamlayabildiğini, 6 aylık sürede çalışmaya başlamadığı iddiasının gerçekle bağdaşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 10.10.2019 tarihli ve 2017/604 E., 2019/772 K. sayılı kararıyla; taraflar arasında akdedilen sözleşmenin, davacı adına kayıtlı maden ocağının davalı tarafından işletilmesi için 50.000 ABD Doları peşin ödeme ve net karın da %20'sinin davalı tarafından davacıya ödenmesi şeklindeki hükümlerin, tipik olarak hasılat kirası sözleşmesi şeklinde değerlendirildiğini, sözleşmeye göre 6 aylık süre içerisinde işe başlanmaz ise maden sahasının davacıya devredileceği, işletme izninin 08.06.2015 tarihinde alındığı, idari prosedür tamamlanmış olup bu tarihten sonra üretim yapılabilir hale geldiğini, davalı tarafın en geç 08.06.2015 tarihinden 6 ay sonrası olan 08.12.2015 tarihinde üretime geçmesi gerekirken üretime dair herhangi bir faaliyette bulunmamış olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle; davanın kabulüne, ruhsat erişim ... nolu işletme ruhsatının davacı adına tesciline, Elbistan İlçesi Yalıntaş Köyünde bulunan ... erişim nolu maden sahasının davacıya teslimine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 24.02.2021 tarihli ve 2020/255 E., 2021/268 K. sayılı kararıyla; taraflar arasında akdedilen 03.09.2012 tarihli belirsiz süreli sözleşmenin Mahkemenin kabulünde olduğu gibi hasılat kira sözleşmesinin bir çeşidi olan rödovans sözleşmesi niteliğinde olduğu, davacının, dava dilekçesinde sözleşmenin feshi nedeni olarak davalının sözleşmenin 3 üncü maddesinde belirlenen 6 aylık süre içerisinde faaliyete başlamadığı gibi sözleşmedeki 6 aylık kesin süreye rağmen maden sahasını davacıya teslim etmediği, rödovans bedelinin ödenmediğini iddia ederek, davalının kiralananı kullanma ve işletme borcunu, işletme yükümlülüğünü yerine getirmediğinden sözleşmenin feshini talep ettiğini, akde aykırılık nedeniyle sözleşmenin feshi için söz konusu aykırılığın giderilmesi için ihtarname ile süre verilerek, verilen süre içerisinde söz konusu aykırılığın giderilmemiş olması halinde dava açılabilecek olup, Mahkemece bu husus üzerinde durulmadan karar verilmesinin doğru olmadığı, kabule göre de; maden ruhsat sicillerinin MİGEM tarafından tutulduğu ve ruhsatın sicile terkin veya tesciline ilişkin işlemlerin idari nitelikte olduğu ve görevli yargı yolunun idari yargı olduğu gözardı edilerek, yazılı şekilde ruhsatın davacı adına tesciline karar verilmesinin de doğru görülmediği gerekçesiyle davalının başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairece verilen 22.03.2022 tarihli ve 2021/3201 E., 2022/2605 K. sayılı ilamla; davaya konu 03.09.2012 tarihli maden sahası satış ve devir sözleşmesine konu yer, mermer sahası olarak ruhsat ile birlikte 50.000 USD peşin ödeme ve net kârın %20’sinin ödenmesi karşılığında, davalı şirkete işletilmesi için devredilmiş olup, bu haliyle TBK'nın 357 vd. maddelerinde düzenlenen ürün kirasına ilişkin hükümlerine tabi olduğu, sözleşmenin 3 üncü maddesinde; çalışma ruhsatı gibi işe başlayabilmek için gerekli olan tüm idari prosedür tamamlandıktan sonra iklim ve mevsim şartlarının da müsait olması durumunda, devralan şirketin altı ay içinde işletmeyi çalıştırmaya başlayacağı, altı ay içinde işe başlanmaz ise devredilen maden sahasının devredene iade edileceği ancak şirketten kaynaklanmayan nedenlerle üçüncü şahıslardan ya da başka öngörülemeyen nedenlerle işe başlamada geç kalınırsa, geç kalma süresi kadar işe başlama süresinin uzamış kabul edileceğinin kararlaştırıldığı, her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, TBK'nın 368 inci maddesi uyarınca davacı tarafından söz konusu aykırılığın giderilmesi için ihtarname ile süre verilmesi, verilen süre içerisinde söz konusu aykırılığın giderilmemiş olması halinde dava açılması ayrıca ruhsatın davacı adına tesciline karar verilmesinin de doğru olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacının, sözleşmeye aykırılık nedeniyle işletme ruhsatının iadesi ile maden sahasının devrini talep etmesine rağmen, gerekçede bu hususta bir değerlendirme yapılmadığı, bölge adliye mahkemesince; TBK'nın 358 inci maddesi atfıyla aynı Kanun'un 316 ncı maddesi uyarınca, ürün kirasına ilişkin sözleşmede kiraya verenin, davalı kiracıya önceden bir ihtarda bulunmaksızın, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebileceği gözetilerek, uyuşmazlığın TBK’nın 316 ncı maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi suretiyle incelenip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirmeyle davanın reddine karar verilmiş olmasının doğru görülmediği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesince ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararla; TBK'nın 358 inci maddesi atfıyla aynı Kanun'un 316 ncı maddesi uyarınca, ürün kirasına ilişkin sözleşmede kiraya verenin, davalı kiracıya önceden bir ihtarda bulunmaksızın yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebileceği gözetilerek, davacı kiraya verenin davalı kiracıya yazılı bir bildirimde bulunmadığı, ancak dava açmakla yazılı bildirim koşulunun gerçekleşmiş olduğu, taraflar arasındaki rödovans sözleşmesinin feshi, maden sahasının davacıya devri, sözleşmeye aykırılık nedeniyle işletme ruhsatının iadesi taleplerinin kabulüne karar verilmesinin doğru olduğu, ancak maden ruhsat sicillerinin MİGEM tarafından tutulduğu ve ruhsatın sicile terkin veya tesciline ilişkin işlemlerin idari nitelikte olduğu ve görevli yargı yolunun idari yargı olduğu gözardı edilerek, yazılı şekilde ruhsatın davacı adına tesciline karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvuru talebinin esastan reddine, bozma ilamı doğrultusunda İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, düzeltilerek yeniden esas hakkında, davacının taraflar arasındaki 03.09.2012 başlangıç tarihli rödovans sözleşmesinin feshi talebinin kabulüne, sözleşmenin feshine, maden ruhsatının davacıya iadesine, Elbistan İlçesi Yalıntaş Köyünde bulunan ... erişim nolu maden sahasının davacıya devrine, maden sicilinin davacı adına tescili talebinin reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili; Yargıtay bozma kararından sonra, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından zorunlu açılan duruşma nedeniyle yeni bir vekâlet ücretine hükmedilmesinin yasal olmadığını ileri sürerek, kararın bu yönden bozulmasını istemiştir. 2.Davalı vekili; maden ruhsat sicillerinin MİGEM tarafından tutulduğu ve ruhsatın sicile terkin veya tesciline ilişkin işlemlerin idari nitelikte olduğu ve görevli yargı yolunun idari yargı olduğu göz ardı edilerek yazılı şekilde ruhsatın davacı adına tesciline karar verilmesinin hukuka uygun olmadığını, ilgili sözleşmenin bir satış sözleşmesi olduğunu, sözleşmenin feshi için gereken ihtar şartı yerine getirilmemiş olup bu şartın yokluğunda fesih kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin 01.12.2015 tarihinde teknik nezaretçi görevlendirmesini de yaparak çalışmalarına ancak başlayabildiğini, müvekkilinin sözleşmede bahsi geçen idari prosedürleri 01.12.2015 tarihinde tamamlayabildiğinin resmi belge örneklerinden anlaşıldığını ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, akde aykırılık nedeniyle kira sözleşmesinin feshi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Rödövans sözleşmesi; ruhsatı alınan maden sahasının bir kısmı veya tamamı üzerindeki işletme hakkının, hak sahibi tarafından gerçek veya tüzel üçüncü kişilere geçici bir süre için tahsisini konu alan iki taraflı ürün kira sözleşmesi niteliğine sahiptir (Maden Yönetmeliği m.4/1-fff). 3213 sayılı Maden Kanunu'nun Ek madde 7 ve diğer ilgili hükümleri ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 357 ve devamı maddelerinde düzenlenen ürün kirasına ilişkin hükümler, uyuşmazlığın bünyesine uygun düştüğü ölçüde uygulanır. 2. 6098 sayılı Kanun'un 357 nci maddesinin birinci fıkrasında; “Ürün kirası kiraya verenin, kiracıya, ürün veren bir şeyin veya hakkın kullanılmasını ve ürünlerin devşirilmesini bedel karşılığında bırakmayı üstlendiği sözleşmedir.“ düzenlemesi yer almaktadır. 3. Aynı Kanun'un 358 inci maddesinde; “Bu ayırımda ürün kirasına ilişkin özel hüküm bulunmadıkça, kira sözleşmesine ilişkin genel hükümler uygulanır.” denilmektedir. 4. Yine 6098 sayılı Kanunun 316 ncı maddesinde ise “Kiracı, kiralananı, sözleşmeye uygun olarak özenle kullanmak ve kiralananın bulunduğu taşınmazda oturan kişiler ile komşulara gerekli saygıyı göstermekle yükümlüdür. Kiracının bu yükümlülüğüne aykırı davranması durumunda kiraya veren, konut ve çatılı işyeri kirasında, en az otuz gün süre vererek, aykırılığın giderilmesi, aksi takdirde sözleşmeyi feshedeceği konusunda yazılı bir ihtarda bulunur. Diğer kira ilişkilerinde ise, kiraya veren, kiracıya önceden bir ihtarda bulunmaksızın, yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir.” hükmü bulunmaktadır. 3. Değerlendirme Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, kararın bozmaya uygun olmasına, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin sebeplerin incelenmesinin artık mümkün olmamasına, davalının sözleşmeye aykırı davrandığının belirlendiği ve sözleşmenin ürün kirası niteliğine göre TBK m. 316/II-son cümlesi uyarınca ürün kirasında akde aykırılığın giderilmesi hususunda ihtarda bulunulmasına gerek olmamasına, aynı zamanda Bölge Adliye Mahkemesinde duruşma açılmış olması nedeniyle vekalet ücreti takdirinde bir usulsüzluk bulunmamasına göre tarafların temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.03.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Borçlar Hukuku Özel Hükümler

(A), kiracı (B)'nin oturduğu konutta kiralanana kasten ağır bir zarar verdiğini (örneğin duvarları yıktığını) tespit etmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre (A)'nın fesih hakkı nedir?

A) En az 30 gün süre vererek zararın giderilmesini istemelidir.
B) Zarar ağır olduğu için 6 ay süre vermelidir.
C) Yazılı bir bildirimle sözleşmeyi hemen feshedebilir.
D) Sadece zararın tazminini isteyebilir, fesih hakkı yoktur.
E) Sulh hukuk mahkemesinden fesih kararı almalıdır.

Bu maddeyle ilgili 6 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol