6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 322

Türk Borçlar Kanunu 322. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 322- Kiracı, kiraya verene zarar verecek bir değişikliğe yol açmamak koşuluyla, kiralananı tamamen veya kısmen başkasına kiraya verebileceği gibi, kullanım hakkını da başkasına devredebilir. Kiracı, konut ve çatılı işyeri kiralarında, kiraya verenin yazılı rızası olmadıkça, kiralananı başkasına kiralayamayacağı gibi, kullanım hakkını da devredemez. Alt kiracı, kiralananı kiracıya tanınandan başka biçimde kullandığı takdirde kiracı, kiraya verene karşı sorumlu olur. Bu durumda kiraya veren, kiracısına karşı sahip olduğu hakları alt kiracıya veya kullanım hakkını devralana karşı da kullanabilir. III. Kira ilişkisinin devri [2]

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
3. Hukuk Dairesi, 2024/653 E., 2025/264 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Kiraya veren haklı bir neden olmaksızın devre karşı çıkamaz" hükmü düzenlenmiş olup, gerek 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 322 ve 323. maddeleri, gerekse kira sözleşmesinin (3.) maddesi uyarınca davacı tarafça davalı kiraya verenin yazılı muvafakati alınmak suretiyle kiralananın üçüncü kişiye devredilmiş olduğu hususunun ispatlanamadığı, bu sebeple taraflar arasında yapılmış olan k
3. Hukuk Dairesi         2024/653 E.  ,  2025/264 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/235 E., 2023/2252 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 1. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/66 E., 2021/710 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; davalı ile 01.03.2016 tarihinde imzalanan kira sözleşmesi ile dava konusu iş yerinin müvekkili tarafından beş yıllığına kiralandığını, akabinde aynı yıl içinde kiralananın davalının da bilgisi dahilinde dava dışı üçüncü kişiye devredildiğini, bahse konu iş yerinin kira bedellerinin de devralan şahıs tarafından ödendiğini, müvekkili şirketin 2016 yılında iş yerini devrederek taşınmazı tahliye ettikten sonra, müvekkili ile davalı arasında hukuki bir ilişki kalmamasına karşın, davalının sözleşmeyi müvekkili şirkete iade etmediğini, ayrıca müvekkili şirket aleyhine tahliye kararı verildiğini, müvekkilinin bir başkasına teslim edip tahliye ettiği taşınmaza ait kira bedellerinden sorumlu bulunmadığını ileri sürerek; öncelikle müvekkili aleyhinde başlatılan icra takibinin durdurulmasını ve müvekkilinin sözleşmeye konu iş yerinde kiracı olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; kiracılık ilişkisinin devredildiği belirtilen şahsın kira sözleşmesinin kefili olduğunu, bu nedenle ödenmeyen bedellerin sözleşmenin kefili tarafından ödendiğini, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin (3.) maddesinde kira ilişkisinin devrinin yasaklandığını, devir olması halinde bu hususun yazılı muvafakat şartına bağlandığını, ancak böyle bir muvafakatin söz konusu olmadığını, kira ilişkisinin halen ayakta olduğunu, hatta taşınmaza ilişkin abonelik bilgilerinin sorgulanmasında kiralananın davacı tarafa ait olduğunun açıkça ortaya çıkacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında imzalandığı belirtilen kira sözleşmesi incelendiğinde, kiracının, kiralananını kısmen veya tamamen 3. kişilere ancak kiraya verenin yazılı muvafakatı ile devir edebileceği, kiraya verenin haklı bir neden olmaksızın devire karşı çıkamayacağı hususlarının kararlaştırılmış olduğu, davacı tarafça söz konusu devire ilişkin kiraya verenin yazılı muvafakatının alındığına ilişkin herhangi bir belge ve delil sunulmadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; dava konusunun kullanma hakkının devrine ilişkin olup bu konuda Kanunda açık bir düzenleme bulunmadığını, Mahkemece devir ile birlikte kiraya veren ile kullanma hakkını devralan arasında doğrudan sözleşme ilişkisi meydana geleceği hususunun göz ardı edildiğini, devir ile birlikte yasa gereği kiraya verene karşı sorumluluğunun kalmadığını, ayrıca davalı tarafça devir hususunun bilinmekte olduğunu, sunulan delillerin Mahkemece değerlendirilmediğini, müvekkili şirketin adresi ile davaya konu kira sözleşmesinde belirtilen adresin farklı olduğunu, müvekkilinin hiç oturmamış olduğu, bir başkasına teslim edip tahliye ettiği bir yerin kira bedellerinden sorumlu tutulmasının haksız ve hukuki mesnetten uzak olduğunu, davalının kötüniyetli olup verilen kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, kiracılık ilişkisinin devri nedeniyle menfi tespit ve kiracı olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye ve dava konusu taşınmazın davalı tarafça 01.03.2016 tarihinde 5 yıllığına davacı şirkete kiralanmış olduğu, sözleşmesinin (3.) maddesinde "Kiracı, kiralananı kısmen veya tamamen üçüncü kişilere devredemez, ancak kiraya verenin yazılı muvafakati ile devredebilir. Kiraya veren haklı bir neden olmaksızın devre karşı çıkamaz" hükmü düzenlenmiş olup, gerek 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 322 ve 323. maddeleri, gerekse kira sözleşmesinin (3.) maddesi uyarınca davacı tarafça davalı kiraya verenin yazılı muvafakati alınmak suretiyle kiralananın üçüncü kişiye devredilmiş olduğu hususunun ispatlanamadığı, bu sebeple taraflar arasında yapılmış olan kira sözleşmesinin ayakta olduğu ve davacının halen kiracı sıfatını taşıdığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (3)

3. Hukuk Dairesi, 2023/1414 E., 2024/718 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6098 sayılı Kanun'un 322 nci maddesi
3. Hukuk Dairesi         2023/1414 E.  ,  2024/718 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/236 E., 2023/3 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Çanakkale 1. Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/138 E., 2021/844 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalı ... yönünden kabulüne, diğer davalılar yönünden reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalılardan ...tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; davacının başvurusunun esastan reddine, davalının başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 20.02.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ...'nun sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra, işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkili ile davalı ... arasında 28.04.2012 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesi düzenlendiğini, kira sözleşmesinde kiralananın kullanım amacının; "İmar Planına uygunluğu saptanarak, çocuk ve gençlere hitap edecek, açık alan olarak değerlendirilmek, kalıcı tesis yapmamak, kentin açık ve yeşil alan, eğlence ve dinlenme ihtiyacına yönelik olarak kullanılacaktır" şeklinde tarif edildiğini, kira sözleşmesinde, kiralananın, vakfın muvafakatini alınmaksızın başkasına kullandırılamayacağı ve alt kira tesis edilemeyeceğinin hüküm altına alındığını, davalı kiracının kiralananı 26.04.2005 tarihli encümen kararı ile davalı Derneğe bedelsiz tahsis ettiğini, davalı Dernek tarafından da 01.06.2014 tarihli sözleşme ile davalı ...'ye kiralandığını, davalı ...'nin bu şekilde kiralanan üzerinde Yelken Kulübü isimli içkili restoran-kahvaltı salonunu açıp işletmeye başladığının tespit edilmesi üzerine akde aykırılık nedeniyle ihtar keşide edildiğini, davalı Belediyenin ise 20.09.2018 tarihli cevabi yazısı ile işletmenin tahliye edilip, anahtarın 17.09.2018 tarihinde Çanakkale Belediyesi Spor Kulübü Yönetimine teslim edildiğini bildirdiğini, 2014-2018 yılları için fiili kullanım amacına göre ödenmesi gereken kira-ecrimisil bedellerinin emsal kira sözleşmelerine göre hesaplanarak ödenmesini talep ettiklerini, davalılardan Belediyenin, alt kira yasağına uymaması sebebiyle vekaletsiz işgörme hükümlerine göre sorumlu olduğunu, diğer davalıların ise yetkisiz ve kötü niyetli olarak müvekkilinin taşınmazını işgal etmiş olmaları nedeniyle gerek vekaletsiz işgörme gerekse ecrimisil hükümleri gereği müvekkiline karşı sorumlu olduklarını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, belirsiz alacak davalarının kabulü ile 10.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ...; davaya konu taşınmazı diğer davalı Kulüp ile yapılan kira sözleşmesi çerçevesinde, işletmeye dair tüm ruhsat ve vergi sorumluluklarını yerine getirmek suretiyle 2007 yılından itibaren işlettiğini, taşınmaza ilişkin olarak davacı Vakıf ile diğer davalılar arasındaki hukuki ilişkiye dair hiç bir bilgisi olmadığını, davacının gönderdiği 13.08.2018 tarihli ihtarname üzerine taşınmazı derhal tahliye ettiğini, davacı taraf ile aralarında hiçbir hukuki ilişki kurulmadığını, davada taraf ehliyeti bulunmadığını, kiraya verenine karşı yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... vekili; kira bedellerinin düzenli olarak davacıya ödendiğini, dava konusu arsanın diğer davalı kulübün kullanımına bırakılmak üzere kiralandığını, Vakıf yöneticilerinin başından bu yana bildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 3. Davalı Dernek, davaya cevap vermemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı ile davalı ... arasında 28.04.2012 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesi olduğu, 10.09.2018 tarihli Vakıf yazısında taşınmazın Belediye Spor Kulübüne ve sivil su kulüplerinin kullanmasına izin verildiği, bu sebeple ecrimisil talebinin davalılardan Belediye ve Dernek açısından reddi gerektiği, alınan bilirkişi raporlarına göre ecrimisil bedelinin toplam 476.785,00 TL olduğu gerekçesiyle; davalı ... aleyhine açılan davanın kabulüne, 10.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, diğer davalılar hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılardan ...istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili; davalı İdareye kamu hizmetinde kullanılması amacıyla düşük kira bedeli ile tahsis edilen taşınmazın akde aykırı olarak ticari maksatla kullanılmış olması nedeniyle davalı Belediyenin vekaletsiz iş görmüş olduğunu ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal ettiği gelirleri davacı vakfa ödemesi gerektiğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2. Davalı ...; Mahkeme kararının çelişkili olduğu gibi yanlış değerlendirmeler içerdiğini, kiraların düzenli ödendiği durumda ecrimisil talep edilemeyeceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı Vakıf ile davalı ... arasında 28.04.2012 başlangıç tarihli kira sözleşmesi bulunduğu, kiracının taşınmazı 26.04.2005 tarihli ve 2005/172 sayılı Belediye encümen kararı ile tahsis ettiği, Dernek tarafından ise 01.06.2014 tarihli sözleşme ile davalı ...'ye kiralandığı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, davacı Vakfın davalı Belediyeye karşı akde aykırılık nedeniyle tahliye davası açtığı, Mahkemece davanın reddine karar verildiği, istinaf incelemesinde ihtarname ile verilen 30 günlük yasal süre içerisinde akte aykırılığın giderildiği gerekçesi ile akde aykırılık nedeniyle tahliye istenemeyeceği kabul edilerek kararın kesinleştiği, davalı Belediyenin kira süresi içerisinde sözleşmede öngörülen kira bedellerini vakfa ödemiş olduğu, davacının açmış olduğu bu davada almış olduğu bu kiralar dışında kiralananın alt kira yasağına rağmen kiraya verilmesi nedeniyle elde edilen kira geliri ve kiralananın emsal kiralarına göre getirebileceği kira miktarının asıl kiracı Belediye ve alt kiracılardan tahsilini talep ettiği, yasağa rağmen kiralananın, alt kiraya verilmesi kiraya verene TBK.'nun 316 ncı maddesi uyarınca kira sözleşmesinin feshi ve tahliye talep etme hakkı verdiği, kiraya verenin, kiracıdan ancak kira sözleşmesi kapsamında muaccel olan kira alacaklarını talep edebilecek olup, kiracının alt kira yasağına rağmen kiralananı alt kiraya vermek veya sözleşmeye aykırı kullanmak suretiyle elde etmiş olduğu gelirleri kiracıdan talep etmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle davacının davalı idarenin de sorumlu olduğuna yönelik istinaf isteminin yerinde görülmediği, alt kiracı olan davalı ... ise kira sözleşmesi uyarınca kira bedellerini, akidi olan kiraya vereni ödemekle yükümlü olduğu, bu kira bedellerini ödeyen davalı ...'nin ayrıca malike bir tazminat ödemesinin söz konusu olamayacağı, Mahkemece ...'ün ecrimisil miktarından sorumlu olduğu kabul edilerek açılan kısmi davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle; davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ...'nin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; davalıların sorumluluğunun gerçek olmayan vekaletsiz iş görme olduğunu, haksız olarak elde edilen ve elde edilmesi ihmal edilen gelirin müvekkili Vakfa tazminat olarak ödenmesi gerektiğini, davalılar arasındaki sorumluluğun müteselsil olduğunu, İstinaf Mahkemesinin alt kira ilişkisi sebebiyle tazminat talep edilemeyeceğine ilişkin gerekçesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kira sözleşmesine aykırı olarak kiralanan alt kira sözleşmesiyle kiralanması nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Kanun'un 322 nci maddesi 3. Değerlendirme Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru şekilde belirlendiği, kira sözleşmelerinin şahsi hak doğuran sözleşmelerden olduğu, davacı ile davalı ... arasında düzenlenen kira sözleşmesi uyarınca, kiracının kira bedellerini davacı kiraya verene ödediği, alt kiracıdan tahsil edilen kira bedellerinin asıl kiraya verene ödenmesine ilişkin yasal bir düzenleme mevcut olmadığı, alt kiracının sadece kendi kiraya verenine (kiracıya) kira bedeli ödemekle yükümlü olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 17.100,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı ...’ye verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2018/5780 E., 2018/11167 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSULH HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; TBK 316,322 maddeleri uyarınca kiralanın tahliyesine yönelik açılan davada davalı kiracı ...'e usul ve kanuna uygun olarak yapılmış fesih bildirimine ilişkin tebligat bulunmadığından davalılara yönelik yasal koşulları itibariyle oluşmayan davanın reddine, karar
3. Hukuk Dairesi         2018/5780 E.  ,  2018/11167 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki kiralananın tahliyesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; davalılardan ...’in 28.04.1998 tarihli kira sözleşmesi gereği kiracısı olduğunu, taşınmazın eczane olarak kullanılmak üzere kiralanmasına rağmen, kiracının kardeşi olan diğer davalı tarafından "Attariye" olarak kullanıldığının vakıf mütevellisi tarafından tespit edildiğini, bunun üzerine davalılardan ...'e hitaben düzenlenen ... 9. Noterliğinin 14/12/2015 tarih ve...yevmiye numaralı ihtarnamesi ile tahliye isteminde bulunulduğunu ancak verilen makul süreye rağmen fuzuli işgalci tarafından taşınmazın tahliye edilmediğini, davalı kiracının diğer davalı fuzuli işgalciye kira sözleşmesini devredebilmesi için davacı müvekkilinin açık ve yazılı muvafakati gerektiğini, davacının ise bu yönde bir muvafakatinin olmadığını belirterek davalı ...'in akde aykırılık ve diğer davalının ise fuzuli işgalci olması nedeni ile kiralananın tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılardan ...; sözleşmenin Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile imzalanmış olması nedeniyle davacının taraf olma ehliyeti bulunmadığını ayrıca fesih bildirim sürelerine uyulmadan dava açıldığını, davalıların birlikte ve gayriresmi ortak olarak dava konusu yeri 5 senedir atariye olarak işlettiklerini, davacının sunmuş olduğu kira sözleşmesinde kiralananın farklı bir amaçla kullanılması için bir sınırlama bulunmadığını bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini dilemiştir. Mahkemece; davanın kabulüne yönelik olarak verilen karar Yargıtay 3.H.D.nin 06/12/2017 tarih ve 2017/6934-17121 E/K sayılı ilamı ile, davalılardan ...’ e yönelik temyiz isteminin akde aykırılık nedeniyle kiralananın tahliyesi talebinin yasal şartları oluşmadığından istemin reddine karar verilmesi gerekeceği, diğer davalı ...’e yönelik temyiz isteminin ise duruşma günü tebliğ edilmeden yargılamaya devam edilemeyeceği gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir . Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; TBK 316,322 maddeleri uyarınca kiralanın tahliyesine yönelik açılan davada davalı kiracı ...'e usul ve kanuna uygun olarak yapılmış fesih bildirimine ilişkin tebligat bulunmadığından davalılara yönelik yasal koşulları itibariyle oluşmayan davanın reddine, karar verilmiş; söz konusu karar davacı tarafından temyiz edilmiştir. 1-) Dosya kapsamına, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir. 2-) Davacının davalılardan ...’e yönelik temyiz itirazının incelenmesinde; Davacının dayandığı ve dava konusu taşınmaza ait kira sözleşmesi 28.04.1998 başlangıç tarihli ve eczane olarak kullanılmak üzere düzenlenmiş olup, ilgili sözleşmede kiracı sıfatıyla davalılardan ...’in imzasının bulunduğu hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin hususi şartlar kısmının ilgili maddesinde kiralananın kiracı tarafından üçüncü şahsa kısmen veya tamamen kiralanıp da taksimatı ve ciheti tahsisi değiştirilir ise kiraya verenin akdi bozabileceği kararlaştırılmış olup bu hüküm tarafları bağlar. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 323. Maddesinde kiracının, kiraya verenin yazılı rızasını almadıkça, kira ilişkisini başkasına devredemeyeceği hükmü düzenlenmiş olup, mahkemece kira sözleşmesinin davalı ...’e devredildiği kabul edilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmesinden önce, devir yasağına rağmen kiralananın üçüncü kişiye kiraya verilmesi halinde üçüncü kişiye karşı açılacak tahliye davasının dayanağı; 6570 Sayılı Kanununun 12/3 maddesidir. 6570 Sayılı Kanununun 12/3. maddesinde "Bu maddenin birinci fıkrası hükmüne riayet etmeyerek bir gayrimenkule kiracı veya devir alan sıfatıyla girenler veya bu gayrimenkulü işgal edenler hakkında hiç bir ihtara hacet kalmaksızın sulh mahkemelerinde tahliye davası açılabilir." hükmü düzenlenmiş olup, bu hüküm gereği devir alan veya alt kiracıya karşı açılacak tahliye davası için, asıl kira sözleşmesinin fesih veya başka suretle ortadan kalkması şart değildir. 6570 Sayılı Yasanın 12. maddesine göre açılacak tahliye davaları kiraya veren tarafından yalnızca fuzuli şagil aleyhine açılabileceği gibi ayrıca akde aykırılık nedeni ile kiracı aleyhine de açılabilir. Her ne kadar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda benzer bir düzenleme getirilmemiş ise de, sözleşmeye aykırı olarak taşınmazda bulunan alt kiracı veya devralan kiracıya karşı dava açılamayacağına ilişkin bir düzenleme de bulunmamaktadır. Bu durumda davalı ...’in fuzuli şagil olduğunun kabulü gerekir. Türk Borçlar Kanunu'nun 316. maddesinde belirtilen otuz gün süreli eski hale getirme ihtarnamesinin kiracılara gönderilmesi gerekmektedir. Kiralananı fuzuli işgal eden davalı ... için yasada ihtar şartı düzenlenmemiştir. Kiralananın, sözleşmedeki devir yasağına rağmen davalıya devredildiğinin anlaşılması karşısında, Mahkemece fuzuli işgalci durumunda bulunan davalı ...’in kiralanandan tahliyesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentte açıklanan nedenle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07.11.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi, 2013/14708 E., 2013/16034 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Bu hali ile kiralanan dava tarihi itibariyle Türk Borçlar Kanunu genel hükümlerine tabidir. Türk Borçlar Kanunu'nun 322/1. Maddesinde kiralananın kiraya verilebileceği, kullanım hakkınında başkasına devir edebileceği hükme bağlanmıştır.
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi         2013/14708 E.  ,  2013/16034 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tahliye-Kira tespiti Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye ve kira tespiti davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, akde aykırılık sebebiyle kiralananın tahliyesi ve aylık kira bedelinin 5.000.- TL'ye yükseltilmesi taleplerine ilişkindir. Mahkemece, akde aykırılık davasında süreli ihtarnamenin bulunmaması, kira tespiti davasında ise sözleşme süresinin bitmemesi sebebiyle kira tespiti talebinde bulunulamayacağı gerekçesiyle davaların reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, davalının kiralananın belirli bölümlerini üçüncü kişilere devrederek ve kiraya vererek kira geliri elde ettiğini ileri sürerek akde aykırılık nedeniyle davalının kiralanandan tahliyesini istemiştir. Davaya konu kiralananın tarla vasfında olup, oto bakım, montaj, yıkama, yağlama servisi olarak kullanılmak amacıyla davalı tarafından yapılması şartıyla kiraya verilmesi sebebiyle, kiralananın gayrı musakkaf nitelikte olduğunun kabulü gerekir. Bu hali ile kiralanan dava tarihi itibariyle Türk Borçlar Kanunu genel hükümlerine tabidir. Türk Borçlar Kanunu'nun 322/1. Maddesinde kiralananın kiraya verilebileceği, kullanım hakkınında başkasına devir edebileceği hükme bağlanmıştır. Ayrıca, taraflar arasında düzenlenen ve uyuşmazlık konusu olmayan yazılı kira sözleşmesinde kiralama ve devir yasağı da bulunmamaktadır. Bu durumda olayımızda, devir ve üçüncü kişilere kiraya vermeden dolayı akde aykırılık olgusunun gerçekleştiğinden sözedilemiyeceğinden, mahkemece akde aykırılık davasının bu gerekçe ile reddedilmesi gerekir. Ayrıca, Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine tabi taşınmazlara ilişkin olarak yapılan kira sözleşmelerinde, kiralayan tarafından kira tespiti istenemeyeceğinden, kira tespiti davasınında mahkemece bu gerekçe ile reddedilmesi gerekir. Mahkemece, her iki dava ile ilgili talebin kararda yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yukarıda açıklanan gerekçeler ile davaların reddedilmesi için hükmün bozularak yeniden yargılama yapılmasında yarar görülmediğinden, sonucu itibariyle doğru olan hükmün değiştirilmiş bu gerekçeler ile onanmasına karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan neden ve gerekçelerle sonucu doğru olan hükmün değiştirilmiş gerekçelerle ONANMASINA ve temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 28.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Borçlar Hukuku Özel Hükümler

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, kiracının kiraladığı "konut veya çatılı işyerini" başkasına kiraya vermesi (alt kira) kural olarak hangi koşula bağlıdır?

A) Kiraya verenin sözlü rızasına
B) Kiraya verenin yazılı rızasına
C) Kiracının kiraya verene ek bir bedel ödemesine
D) Alt kiracının kiraya verene güvence vermesine
E) Kural olarak serbesttir, kiraya verenin rızası aranmaz.

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol