6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 327

Türk Borçlar Kanunu 327. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 327- Açık veya örtülü biçimde bir süre belirlenmişse, kira sözleşmesi bu sürenin sonunda kendiliğinden sona erer. Taraflar, bu durumda, açık bir anlaşma olmaksızın kira ilişkisini sürdürürlerse, kira sözleşmesi belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür. II. Belirsiz süreli kira sözleşmelerinde fesih bildirimi 1. Genel olarak

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

7 karar eşleşti
3. Hukuk Dairesi, 2017/7779 E., 2019/4246 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSULH HUKUK MAHKEMESİ
Zira konut ve çatılı iş yeri kirasının konusunu oluşturmayan taşınmaz ve taşınırlara ilişkin kira sözleşmesi belirli süreli bir kira sözleşmesi ise kiraya veren kararlaştırılan süre sona erdiğinde kira sözleşmesinin TBK madde 327/2 uyarınca belirsiz süreli kira sözleşmesine dönüşmesini önleyebilecek durumda olduğundan dönüşen yeni sözleşme bakımından taraflar arasında bir tadil sözleşmesiyle yeni
3. Hukuk Dairesi         2017/7779 E.  ,  2019/4246 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki kira bedelinin tespiti davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalı ile aralarında 01.05.2010 başlangıç tarihli üç yıl süreli kira sözleşmesi bulunduğunu, taşınmazın konumu, çevredeki emsaller dikkate alınarak 01.05.2014 tarihinden başlayan dönem için yıllık 29.000TL olan kira parasının yıllık 108.000TL olarak tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı, cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile taşınmazın 01.05.2014- 01.05.2015 tarihleri arasında kira bedelinin 48.804TL olarak tespitine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13.05.1994 gün ve 1994/3-174-336 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, dava konusu taşınmazın niteliği, olayda Borçlar Kanunu'nun mu yoksa 6570 sayılı Yasa'nın mı (TBK.nun 339.maddesinin) uygulanacağı yönünden önem taşımaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, kira parası, Borçlar Kanunu'nun 299. maddesinde yer alan, kira akdinin esaslı unsurlarındandır. Yine, kiralanan taşınmazın, niteliği itibarı ile çatılı (musakkaf) bulunması durumunda asıl olan, kira müddetinin sonunda da kira akdinin devam etmesidir. Ancak, kira parasına ilişkin olarak, tarafların ihtilafa düşmeleri halinde sözleşmede doğan bu boşluk, 18/11/1964 tarih 2/4 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı uyarınca hakim tarafından doldurulur. Türk Borçlar Kanunu Genel Hükümlere tabi olan yerlerde ise akit kural olarak sözleşmede öngörülen süre hitamında sona erer ve mecurun kira parası hakkında taraflar arasında anlaşmazlık bulunması durumunda kira akdinin asli unsurlarından olan kira bedeli konusundaki uyuşmazlık nedeniyle artık devam eden bir kira sözleşmesinin varlığından söz etme olanağı yoktur. Zira konut ve çatılı iş yeri kirasının konusunu oluşturmayan taşınmaz ve taşınırlara ilişkin kira sözleşmesi belirli süreli bir kira sözleşmesi ise kiraya veren kararlaştırılan süre sona erdiğinde kira sözleşmesinin TBK madde 327/2 uyarınca belirsiz süreli kira sözleşmesine dönüşmesini önleyebilecek durumda olduğundan dönüşen yeni sözleşme bakımından taraflar arasında bir tadil sözleşmesiyle yeni bir kira bedeli belirlenmediği hallerde önceki belirli süreli kira sözleşmesindeki kira bedeli aynen geçerli olacaktır. Dönüşen belirsiz süreli kira sözleşmesindeki kira bedelinden memnun olmayan kiraya veren ve kiracı sözleşmeyi TBK madde 328-330 yarınca fesih bildirimi ile her zaman sona erdirebileceklerdir. Baştan belirsiz süreli olarak akdedilen konut ve çatılı iş yeri kirası niteliğinde olmayan kiralar bakımından da mevcut fesih bildiriminde bulunma fesih (olağan fesih) imkanının (TBK 328-330) varlığı sebebiyle kira sözleşmesinin devamı süresinde kira tespit davasının açılması mümkün değildir. Somut olayda; taraflar arasında imzalanan 01.05.2010 başlangıç tarihli ve 3 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede kiralanan şeyin cinsi arsa olarak belirtilmiş olup, pazar yeri olarak kullanılacağı kararlaştırılmıştır. Mahkemece yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporu ile; kiralananın muvakkat yapı olduğu belirlenmiştir. Bu belirlemeye göre kiralanan taşınmazın TBK.nun genel hükümlerine tabi bulunduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığa konu olan kiralanan Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine tabi bir taşınmaz kirası olup, konut ve çatılı işyeri kiralarına uygulanan TBK.nun 339. 344. maddesi ve devamı maddeleri hükümlerinden faydalanamaz. Buna göre mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın 6100 sayılı ...ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 08.05.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

3. Hukuk Dairesi, 2017/4652 E., 2019/393 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSULH HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Zira konut ve çatılı iş yeri kirasının konusunu oluşturmayan taşınmaz ve taşınırlara ilişkin kira sözleşmesi belirli süreli bir kira sözleşmesi ise kiraya veren kararlaştırılan süre sona erdiğinde kira sözleşmesinin TBK madde 327/2 uyarınca belirsiz süreli kira sözleşmesine dönüşmesini önleyebilecek durumda olduğundan dönüşen yeni sözleşme bakımından taraflar arasında bir tadil sözleşmesiyle yeni
3. Hukuk Dairesi         2017/4652 E.  ,  2019/393 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki kira bedelinin tespiti davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacılar; davalı ile aralarında 01.02.2007 başlangıç tarihli beş yıl süreli aylık 3.000TL bedelli kira sözleşmesi bulunduğunu, ülkenin ekonomik koşulları ve kiralananın özellikleri nazara alındığında son ödenen kira bedelinin yetersiz kaldığını belirterek 01.02.2015 tarihinden itibaren kira bedelinin brüt 25.000TL olarak tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 01.02.2015 tarihinde başlayan döneme ait aylık kira bedelinin brüt net 9.000TL olarak tespitine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13.05.1994 gün ve 1994/3-174-336 sayılı kararında da kabul edildiği gibi, dava konusu taşınmazın niteliği, olayda Borçlar Kanunu'nun mu yoksa 6570 sayılı Yasa'nın mı (TBK.nun 339.maddesinin) uygulanacağı yönünden önem taşımaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki, kira parası, Borçlar Kanunu'nun 299. maddesinde yer alan, kira akdinin esaslı unsurlarındandır. Yine, kiralanan taşınmazın, niteliği itibarı ile çatılı (musakkaf) bulunması durumunda asıl olan, kira müddetinin sonunda da kira akdinin devam etmesidir. Ancak, kira parasına ilişkin olarak, tarafların ihtilafa düşmeleri halinde sözleşmede doğan bu boşluk, 18/11/1964 tarih 2/4 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararı uyarınca hakim tarafından doldurulur. Türk Borçlar Kanunu Genel Hükümlere tabi olan yerlerde ise akit kural olarak sözleşmede öngörülen süre hitamında sona erer ve mecurun kira parası hakkında taraflar arasında anlaşmazlık bulunması durumunda kira akdinin asli unsurlarından olan kira bedeli konusundaki uyuşmazlık nedeniyle artık devam eden bir kira sözleşmesinin varlığından söz etme olanağı yoktur. Zira konut ve çatılı iş yeri kirasının konusunu oluşturmayan taşınmaz ve taşınırlara ilişkin kira sözleşmesi belirli süreli bir kira sözleşmesi ise kiraya veren kararlaştırılan süre sona erdiğinde kira sözleşmesinin TBK madde 327/2 uyarınca belirsiz süreli kira sözleşmesine dönüşmesini önleyebilecek durumda olduğundan dönüşen yeni sözleşme bakımından taraflar arasında bir tadil sözleşmesiyle yeni bir kira bedeli belirlenmediği hallerde önceki belirli süreli kira sözleşmesindeki kira bedeli aynen geçerli olacaktır. Dönüşen belirsiz süreli kira sözleşmesindeki kira bedelinden memnun olmayan kiraya veren ve kiracı sözleşmeyi TBK madde 328-330 yarınca fesih bildirimi ile her zaman sona erdirebileceklerdir. Baştan belirsiz süreli olarak akdedilen konut ve çatılı iş yeri kirası niteliğinde olmayan kiralar bakımından da mevcut fesih bildiriminde bulunma fesih (olağan fesih) imkanının (TBK 328-330) varlığı sebebiyle kira sözleşmesinin devamı süresinde kira tespit davasının açılması mümkün değildir. Somut olayda; taraflar arasında imzalanan 01.02.2007 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mahkemece yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporu ile; kiralananın kapalı alanının 80 m2, açık alanının ise yaklaşık 631m2 yüzölçümünde olduğu belirlenmiştir. Bu belirlemeye göre kiralanan taşınmazın TBK.nun genel hükümlerine tabi bulunduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığa konu olan kiralanan Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine tabi bir taşınmaz kirası olup konut ve çatılı işyeri kiralarına uygulanan TBK.nun 339. 344. maddesi ve devamı maddeleri hükümlerinden faydalanamaz. Buna göre mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın 6100 sayılı ...ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22.01.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2018/26 E., 2018/5185 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
Genel Hükümlere tabi kira sözleşmesinde; TBK'nun 327. Maddesi gereğince açık veya örtülü biçimde bir süre belirlenmişse, kira sözleşmesi bu sürenin sonunda kendiliğinden sona erer.
3. Hukuk Dairesi         2018/26 E.  ,  2018/5185 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davacı tarafından istenilmekle daha önceden belirlenen 15.05.2018 duruşma günü için tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. ... geldi. Karşı taraf adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli gün ve saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; davalı Apartmanı Yöneticiliği ile davacı şirket arasında apartmanın çatısına ... baz istasyonu kurulmasına yönelik 13.03.2000 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesi yapıldığını, 12.03.2010 tarihinde apartman yöneticisi tarafından baz istasyonunun elektriğinin kesilmesi nedeniyle devre dışı kaldığını, bunun üzerine sisteme müdahale ve bakım onarım için giden teknik ekip elemanlarının sisteme giden elektriği bizzat kestiğini beyan eden yönetici ... tarafından içeri alınmadığını, davalı kiraya verenin iş bu tutumuyla müvekkili şirket ile imzalamış olduğu sözleşmeye aykırı hareket ettiğini belirterek davalı tarafından yapılan haksız müdahalenin önlenmesine ve şimdilik 5.000 TL tazminata hükmedilmesini istemiştir.Davalı; davacı ile yapılan sözleşmenin süreli olduğunu ve davacının, bir çok kez davacı firma ile sözleşmenin yenilenmeyeceği konusunda telefonla görüşüldüğünü ve bununla ilgili davalı apartman yönetiminin kararının hem telefon hem de fax yoluyla davacı firmanın ...'daki yetkilisine bildirildiğini, dolayısı ile kira sözleşmesinin sözleşmeye uygun şekilde feshedildiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.Mahkemece; davacı taşınmazdan tahliye olduğundan müdahalenin önlenmesi talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına, davalının kira sözleşmesinin uzama tarihinden 1 ay önce sözleşmede kararlaştırıldığı gibi baz istasyonunun kaldırılmasını talep ederek sözleşmeyi feshettiği, fesih nedeniyle davacının, davalı apartmanda fuzuli işgalci olduğu gerekçesi ile tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dava konusu kiralananın niteliğinin baz istasyonu olması nedeniyle Konut ve Çatılı işyeri kirası hükümlerine tabi yerlerden değildir. Genel Hükümlere tabi kira sözleşmesinde; TBK'nun 327. Maddesi gereğince açık veya örtülü biçimde bir süre belirlenmişse, kira sözleşmesi bu sürenin sonunda kendiliğinden sona erer. Taraflar, bu durumda, açık bir anlaşma olmaksızın kira ilişkisini sürdürürlerse, kira sözleşmesi belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür. Ancak taraflar bu durumda kira süresi içerisinde ya da dava açma süresi içinde kira sözleşmesini yenilemeyeceğine dair bir ihtar tebliğ ettirir ise kira sözleşmesi yenilenmeyeceği gibi süresiz hale de gelmez. O zaman ihtarname tebliğ eden taraf her zaman dava açabilir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Yasasının 96. (TBK.112) maddesine göre alacaklının, borçludan borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle tazminat isteyebilmesi için, bu yüzden bir zarara uğramış olması gerekir. Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet zarar olacağı gibi, menfi zarar da olabilir.Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır, kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır.Dava konusu olayda, davada dayanılan ve hükme esas alınan 13.03.2000 başlangıç tarihli ve beş yıl süreli kira sözleşmesinin varlığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinin 4. maddesinde, sürenin hitamından 1 ay evvel taraflardan biri akdi feshettiğini diğer tarafa yazılı olarak bildirmedikçe sözleşmenin aynı şartlar ile ve aynı süre için uzatılmış sayılacağı belirtilmiştir. Davalı Apartman Yönetimi adına gönderilen 25.02.2010 tarihli ihtarname 1 ay önceden gönderilmediğinden süresinde değildir ve sözleşme aynı şartlarla yenilenmiştir.Sözleşme henüz ayakta iken tarafların ortak iradesi ya da mahkeme kararı ile ortadan kaldırılmadan davalı kiraya verenin baz istasyonunun elektriğini tek taraflı bir işlemle kesmesi haksız olup, dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanun'unun 249. maddesinde düzenlenen (TBK. 301) kiraya veren kiralananı sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurma yükümlülüğünü yerine getirmediği anlaşılmıştır. Bu durumda davacı, kusursuz olduğunu kanıtlayamayan davalıdan kâr kaybı zararı adı altında bir miktar paranın kendisine ödenmesini isteyebilecektir. Bu durumda; davacının tazminat talebi konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken hukuki olmayan gerekçe ve yetersiz bilirkişi raporuna göre davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün davacı taraf yararına BOZULMASINA, 1.630 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.05.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2017/5199 E., 2017/13536 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSULH HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 327. maddesinde yer alan düzenlemeye göre genel hükümlere tabi kira sözleşmelerinde kira sözleşmesinin başlangıcı ve süresi belli ise kira sözleşmesinde sürenin dolması ile kira sözleşmesi kendiliğinden sona erer.
3. Hukuk Dairesi         2017/5199 E.  ,  2017/13536 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki tahliye davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalı ile aralarında 30.01.2009 başlangıç tarihli üç yıl süreli bina üzerine baz istasyonu kurulumuna ilişkin kira sözleşmesi bulunduğunu, 13.10.2014 tarihli ihtarname ile sözleşmenin yenilenmeyeceği hususunun bildirilmesine rağmen tahliyeye yanaşmadığını belirterek davalının taşınmazdan tahliyesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, kira sözleşmesindeki şart gereğince sözleşmenin belirsiz süreli hale geldiğini belirterek davanın reddini dilemiştir.Mahkemece, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya verenin sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdirme hakkı bulunmadığı, kira sözleşmesinin başlangıcından dava tarihine kadar on yıl geçmediğinden Yasa'nın 347/2 maddesine dayalı olarak fesih isteme hakkının henüz doğmadığı; bir an için kira ilişkisinin genel hükümlere tabi olduğu kabul edilse dahi sözleşmenin “Kiranın Başlangıcı ve Süresi” başlıklı 5. maddesinde fesih hakkının kiracıya tanınmış olduğu, taraflar bununla bağlı olduğundan, davalının fesih ihbarıyla sözleşmeyi sona erdirmesi mümkün görülmediğinden, açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 327. maddesinde yer alan düzenlemeye göre genel hükümlere tabi kira sözleşmelerinde kira sözleşmesinin başlangıcı ve süresi belli ise kira sözleşmesinde sürenin dolması ile kira sözleşmesi kendiliğinden sona erer. Kiraya veren sözleşmenin bitim tarihinden itibaren bir ay içinde dava açarak süre bitimi nedeniyle tahliye talep edebilir. Belirli süreli kira sözleşmelerinde belirlenen sürenin dolması halinde taraflar arasında açık bir anlaşma olmaksızın kira ilişkisi sürdürülürse kira sözleşmesi belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür. Genel hükümlere tabi kira sözleşmelerinde belirli süreli kira sözleşmesinin süresiz hale gelmemesi için kiraya veren kira süresi bitmeden veya dava açma süresi içinde kira sözleşmesini yenilemeyeceğine dair ihtarname tebliğ ettirirse kira sözleşmesi yenilenmeyeceği gibi süresiz hale de gelmez. Bu durumda her zaman süre bitimi nedeniyle tahliye davası açılabilir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 328. maddesinde yer alan düzenlemeye göre ise; belirsiz süreli kira sözleşmelerinde taraflardan her biri, daha uzun bir fesih bildirim süresi veya başka bir fesih dönemi kararlaştırılmış olmadıkça, yasal fesih dönemlerine ve fesih bildirim sürelerine uyarak sözleşmeyi feshedebilir. Buna göre sözleşme ancak Türk Borçlar Kanunu'nun 329. maddesine göre 6 aylık döneme nazaran 3 ay önceden fesih ihtarında bulunarak 6 ayın sonunda açılacak dava ile sona erdirilebilir. Sözleşmede veya kanunda belirtilen fesih dönemine veya bildirim süresine uyulmamışsa, bildirim bir sonraki fesih dönemi için geçerli olur. Olayımıza gelince; Dava konusu kiralananın konut ve çatılı işyeri kirası hükümlerine tabii olduğu mahkemece kabul edilmiştir. Taraflar arasında düzenlenmiş olan 30/01/2009 başlangıç tarihli üç yıl süreli sözleşmenin 5. maddesindeki "Kira sözleşmesi başlangıç tarihinden itibaren üç yıl müddetle geçerli olacaktır. Sözleşmenin yenilenmeyeceği kiracı tarafından bu üç yıllık dönemin sona ermesinden üç ay önce kiralayana yazılı olarak ihbar edilmeyecek olursa, iş bu sözleşme ayrıca herhangi bir işleme veya bildirime gerek olmaksızın aynı şartlarla ve süre ile kendiliğinden uzar. " düzenlemesi bulunmakta olup bu düzenleme davacı kiraya vereni bağlar. Ancak üç yıllık uzama süresi bir defa geçerli olup kira sözleşmesi 30.01.2015 tarihine kadar devam ederek bu tarihte bitecektir. Davacı 21/10/2014 tarihinde davalıya gönderdiği ihtarname ile sözleşmeyi yenilemeyeceğini bildirip 04/05/2015 tarihinde süresinde açtığı tahliye davası ile süre bitimi nedeniyle tahliye isteminde bulunmuş ise de; kira sözleşmesinden binanın bodrum katının da ayrıca kiraya verildiği anlaşılmış, yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporundan da, bir kısım cihazların yapının bodrum katında olduğu belirlenmiştir. Bu durumda kiralanan yerin konut ve çatılı işyeri kirası hükümlerine tabi olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bu gerekçe yazılarak davanın reddine karar verilmiş ise de; gerekçe kısmının son bölümü doğru olmadığından bu bölüm gerekçe kısmından çıkartılması suretiyle hükmün gerekçesinin düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkeme ilamının gerekçe kısmında yer alan bir an için kira ilişkisinin genel hükümlere tabi olduğu kabul edilse dahi sözleşmenin “Kiranın Başlangıcı ve Süresi” başlıklı 5. maddesinde fesih hakkı kiracıya tanınmış olup, taraflar bununla bağlı olduğundan, davalının fesih ihbarıyla sözleşmeyi sona erdirmesi mümkün görülmediğinden, açıklanan nedenlerle davanın reddine ...."ifadesi gerekçe kısmından çıkartılması suretiyle hükmün gerekçesinin düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun Geçici Madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2015/3132 E., 2015/11384 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAdana 5. Sulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Taşınmazın üstün vasfının açık alan olarak tespiti halinde sözleşme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 327 maddesi uyarınca süre sonunda kendiliğinden sona erer.
6. Hukuk Dairesi         2015/3132 E.  ,  2015/11384 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana 5. Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 15/07/2014 NUMARASI : 2014/400-2014/918 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı kiracılık sıfatının tespiti davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kiracılık sıfatının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, taraflar arasında 20/04/2011 tarihli 3 yıl süreli kira sözleşmesi olduğunu, 3 yıllık sözleşme süresinin dolduğunu, bu sözleşmenin yenilenmeyeceğini ve kira süresinin uzatılmayacağından bahisle söz konusu kiralanan yerin 2886 sayılı yasa ve ilgili yönetmelikler gereği tahliye edileceğinin davacıya davalı tarafından ihtaren bildirildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 2886 sayılı yasa kapsamında olmadığını, bu nedenle bu yasa hükmünün uygulanamayacağını, belirterek taraflar arasındaki kira ilişkisinin devam ettiğine ve bu ilişkinin özel hukuktan kaynaklanan bir ilişki olduğuna karar verilerek muarazanın giderilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, dava konusu kiralananın 2886 sayılı Kanuna tabi olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. 2886 Sayılı Devlet İhale Kanununun 5737 Sayılı Kanunun 79/c maddesi ile değişik “Ecrimisil ve Tahliye” başlıklı 75.maddesinin 3 ve 4.fıkrasında; “kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren işgalin devam etmesi halinde, sözleşmede hüküm var ise ona göre hareket edilir. Aksi halde ecrimisil alınır. İşgal edilen taşınmaz mal, idarenin talebi üzerine bulunduğu yer mülki amirince en geç onbeş gün içinde tahliye ettirilerek, idareye teslim edilir.” hükmü bulunmaktadır. Bu madde önceleri sadece Hazine tarafından bu kanun hükümlerine göre kiraya verilen taşınmazlar hakkında uygulanırken, 13.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5393 Sayılı Belediye Kanununun 15/p-3 maddesi hükmüyle belediye taşınmazları 5538 Sayılı Kanunun 26/b maddesi uyarınca İl Özel İdareleri ve son olarak 5737 Sayılı Kanunun 79/c maddesi uyarınca Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait taşınmazlar hakkında da uygulanması öngörülmüştür. Bu madde ile adı geçen kurumlara tahliye konusunda bir ayrıcalık tanınmıştır. Yasal, süre bitiminden itibaren ecrimisil alınacağı hüküm altına aldığından, 2886 Sayılı Yasanın 1.maddesi uyarınca usulüne uygun yeni bir sözleşme yapılmadıkça kiracıyı fuzuli şagil kabul etmek gerekir. Hazine, Vakıflar Genel Müdürlüğü, İl Özel İdareleri ve Belediyeler 2886 Sayılı Yasa uyarınca kiraya verdikleri taşınmazlarını, kira süresi sonunda, işgal ne kadar süre devam ederse etsin kiralananın 6570 Sayılı Yasaya ya da Borçlar Kanununa tabi olup olmadığına bakılmaksızın her zaman gerek mahkemeden gerekse mülkiye amirinden tahliyesini ./.. isteyebilirler. Ecrimisil olarak alınması gereken paranın “kira parası” adı altında alınmış veya ödenmiş olması, taraflar arasındaki kira sözleşmesinin yenilendiği anlamına gelmez. Hazine, Vakıflar Genel Müdürlüğü İl Özel İdareleri ve Belediyeler dışındaki diğer kamu kurum ve kuruluşları, taşınmazlarını 2886 Sayılı Yasa uyarınca kiraya vermiş olsalar bile bu kanunun 75. Maddesine dayanarak süre bitimi sebebiyle idareye yada mahkemeye başvurmak suretiyle kiralananın tahliyesini sağlayamazlar. Hazine, Vakıflar Genel Müdürlüğü İl Özel İdareleri ve Belediyeler dışındaki diğer kamu kuruluşlarına ait kiralanan taşınmaz TBK. nun 339/1 maddesinde düzenlenen konut ve çatılı işyeri kirası hükümlerine tabi bir yer ise TBK.nun 339/2 maddesi hükmüne göre, kiraya verme 2886 Sayılı Devlet İhale Kanununa tabi olsa da bu taşınmazlar hakkında TBK. nun konut ve çatılı işyeri kirasına ilişkin hükümleri uygulanır. Sözleşme süre sonunda TBK. nun 347. Maddesi uyarınca kiracı tarafından feshedilmedikçe aynı şartlarla bir yıl uzatılmış sayılacağından TBK. nun konut ve çatılı işyeri kirası hükümlerinde yer alan tahliye nedenlerine dayanılarak tahliyeleri sağlanabilir. Kiralanan konut ve çatılı işyeri kirası hükümlerine tabi olup da sözleşme süresiz yapılmış ise, bu durumda TBK. nun 328.329 maddelerindeki feshi ihbar sürelerine uyularak yine konut ve çatılı iş yeri kirası hükümlerinde yer alan tahliye sebeplerine dayanılmak koşuluyla tahliyeleri sağlanabilir. Olayımıza gelince; Kiralananın davalı Ç.. R.. tarafından2886 sayılı yasanın 51/g maddesi gereğince pazarlık usulü ile davacıya 20/04/2011 başlangıç tarihli, 3 yıl süreli kira sözleşmesi ile kiraya verildiği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur. Yukarıda adı geçen kurumlar arasında yer almayan davalı Rektörlük hakkında 2886 sayılı Kanunun 75. maddesinin 3. ve 4. fıkrasının uygulanabilmesi mümkün değildir. Kiralananın niteliği sözleşmede akaryakıt istasyonu, hizmet binası olarak gösterilmiştir. Kiralananın galip vasfının çatılı işyeri niteliğinde olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Kiralananın galip vasfı çatılı işyeri ise davacı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 347 maddesi uyarınca süre bitimi nedeni ile sözleşmenin sona erdirilmesini isteyemez ancak yasada belirtilen tahliye sebeplerinden birine dayanarak taşınmazın tahliyesini isteyebilir. Taşınmazın üstün vasfının açık alan olarak tespiti halinde sözleşme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 327 maddesi uyarınca süre sonunda kendiliğinden sona erer. Bu durumda mahkemece kiralananın galip vasfı tespit edilerek uygulanacak yasa hükmü belirlendikten sonra yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda bir karar vermek gerekirken kiralananın 2886 sayılı yasaya göre ihale ile kiraya verildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 23.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

Kira sözleşmesinin sona ermesi ile ilgili Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde aşağıdaki durumlardan hangisinde sözleşme "kendiliğinden" (infisahi olarak) sona erer?

A) Kiracının kira bedelini iki ay üst üste ödememesi durumunda.
B) Belirli süreli kira sözleşmelerinde, sürenin bitiminde tarafların sessiz kalması halinde.
C) Belirli süreli sözleşmelerde, kararlaştırılan sürenin dolması halinde.
D) Kiraya verenin konut ihtiyacı nedeniyle tahliye davası açması durumunda.
E) Kiracının sözleşmeye aykırı bir tadilat yapması durumunda.

Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol