6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 349

Türk Borçlar Kanunu 349. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 349- Aile konutu olarak kullanılmak üzere kiralanan taşınmazlarda kiracı, eşinin açık rızası olmadıkça kira sözleşmesini feshedemez. Bu rızanın alınması mümkün olmazsa veya eş haklı sebep olmaksızın rızasını vermekten kaçınırsa kiracı, hâkimden bu konuda bir karar vermesini isteyebilir. Kiracı olmayan eşin, kiraya verene bildirimde bulunarak kira sözleşmesinin tarafı sıfatını kazanması hâlinde kiraya veren, fesih bildirimi ile fesih ihtarına bağlı bir ödeme süresini kiracıya ve eşine ayrı ayrı bildirmek zorundadır. II. Dava yoluyla 1. Kiraya verenden kaynaklanan sebeplerle a. Gereksinim, yeniden inşa ve imar

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

1 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2014/7043 E., 2014/14263 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... (KAPATILAN) ... 14. ASLİYE
n rekabet durumu için kararlaştırıldığı fakat böyle bir fiili rekabetin ve davacı zararının gerçekleşmediği gerekçesiyle taraflar arasında imzalanmış olan 31/08/2009 tarihli hisse devir sözleşmesindeki rekabet yasağına ilişkin düzenlemenin Türk Borçlar Kanunu 445. (818 sayılı Borçlar Kanunu 349.md) kapsamında hukuken geçersiz olduğunun kabulü ile açılan davanın reddine karar verilmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2014/7043 E.  ,  2014/14263 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... (KAPATILAN) ... 14. ASLİYE Taraflar arasında görülen davada ... (Kapatılan) ... 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/12/2013 tarih ve 2013/118-2013/430 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının %36,5 hissesine sahip oduğu ... A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanlığını müvekkilinin yaptığını, davalının anılan hisselerini 31.08.2009 tarihli sözleşme ile müvekkiline devrettiğini, hisse devir sözleşmesinin 5'inci maddesinde hisseleri devreden davalı için rekabet yasağı hükümlerinin düzenlendiğini, ancak davalının bir yıl dahi geçmeden 17.06.2010 tarihinde aynı alanda iştigal eden... A.Ş.'ni kurup %30'luk bir hisseye sahip ve yönetici olarak bu hükümleri ihlal ettiğini ileri sürerek sözleşmenin 4'üncü maddesi uyarınca şimdilik 50.000 USD cezai şart bedelinin tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının sözleşmede belirtilen hisse devir bedellerini eksik ödediğini, bu itibarla ödemezlik defiini ileri sürdüklerini, davanın öğrenilmesini müteakip müvekkilinin ... A.Ş.'nden istifa ettiğini, talep edilen cezai şartın müvekkilinin mahvına sebep olacağını, ahlaka ve adaba aykırı olduğunu, müvekkilinin parkinson hastalığı nedeniyle 19.07.2007 tarihinden beri tedavi gördüğünü, kullandığı ilaçların halüsinasyon, zihinsel karmaşa, davranış bozukluğu gibi etkilere maruz bıraktığını, sözleşmenin sıhhatinin tartışılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, süresinde ileri sürülmeyen ehliyetsizlik iddiasının davalı tarafından ispatlanamadığı, sözleşmedeki rekabet yasağı hükmünün yer konusunda her hangi bir sınırlamanın yapılmamış olması, yasak konusu faaliyet kapsamının çok genel ve geniş tutulması, sürenin 3 yıl olarak düzenlenmesinin davalının mesleğini yapmasını engelleyeceğinden ekonomik yıkıma sebebiyet verebileceği, bu nedenle sözleşmedeki rekabet yasağı düzenlemesinin B.K'nun 349'uncu maddesi ve yerleşmiş Yargıtay kararları uyarınca hukuken geçersiz kabul edilmesi gerektiği, B.K'nun 19.ve 20. maddeleri ile TBK 27. Maddesi hükmüne de aykırı olduğu, bu yasağın fiilen gerçekleşen ve zarara yol açan rekabet durumu için kararlaştırıldığı fakat böyle bir fiili rekabetin ve davacı zararının gerçekleşmediği gerekçesiyle taraflar arasında imzalanmış olan 31/08/2009 tarihli hisse devir sözleşmesindeki rekabet yasağına ilişkin düzenlemenin Türk Borçlar Kanunu 445. (818 sayılı Borçlar Kanunu 349.md) kapsamında hukuken geçersiz olduğunun kabulü ile açılan davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalının işçi olmaması nedeniyle 818 sayılı BK'nun 349'uncu maddesine göre değerlendirme yapılması doğru değilse de taraflar arasında imzalanan hisse devir sözleşmesinde düzenlenen rekabet yasağının aynı Kanunun 19 ve 20'nci maddeleri uyarınca batıl olmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 22.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Borçlar Hukuku Genel Hükümler

(A), ev sahibi (B)'ye kira sözleşmesini feshettiğine dair bir ihtarname göndermiştir. (A)'nın bu fesih beyanı, hukuki işlemlerin sınıflandırılması bakımından ne tür bir işlemdir?

A) Ulaşması gerekmeyen tek taraflı hukuki işlem
B) Ulaşması gereken tek taraflı hukuki işlem
C) Sözleşme
D) Karar
E) Taahhüt işlemi