6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 351

Türk Borçlar Kanunu 351. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 351- Kiralananı sonradan edinen kişi, onu kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut veya işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla, kira sözleşmesini altı ay sonra açacağı bir davayla sona erdirebilir. Kiralananı sonradan edinen kişi, dilerse gereksinim sebebiyle sözleşmeyi sona erdirme hakkını, sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde açacağı dava yoluyla da kullanabilir. 2. Kiracıdan kaynaklanan sebeplerle

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

11 karar eşleşti
3. Hukuk Dairesi, 2017/6353 E., 2017/15622 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSULH HUKUK MAHKEMESİ
Türk Borçlar Kanunu'nun 350/1 ve 351. maddesine göre işyeri ihtiyacına dayalı olarak açılan tahliye davalarında ihtiyaçlının kirada olması halinde ihtiyacın varlığının kabulü için ihtiyaçlının ya tahliye tehdidi altında bulunması veya kiralananın yapılacak iş için daha üstün nitelikte o
3. Hukuk Dairesi         2017/6353 E.  ,  2017/15622 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki kiralananın tahliyesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; eczacı olduğunu, dava konusu taşınmazı 09/04/2015 tarihinde mesleğini icra edebilmek ve iş yeri ihtiyacını karşılamak amacı ile satın aldığını, taşınmazın tam hastane kapısı karşısında olup ihtiyaçlarına karşılık verecek konumda bulunduğunu, bu nedenle kira sözleşmesinin uzatılamayacağının davalıya ...1. Noterliğinin 28/04/2015 tarih ve 5048 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirildiğini, ihtarnamenin 04/05/2015 tarihinde davalı tarafa bizzat tebliğ edildiğini ancak davalının halen taşınmazı tahliye etmediğini belirterek kiralanan taşınmazın tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı,davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İhtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Devamlılık arzetmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir. Türk Borçlar Kanunu'nun 350/1 ve 351. maddesine göre işyeri ihtiyacına dayalı olarak açılan tahliye davalarında ihtiyaçlının kirada olması halinde ihtiyacın varlığının kabulü için ihtiyaçlının ya tahliye tehdidi altında bulunması veya kiralananın yapılacak iş için daha üstün nitelikte olması, en azından halen iş yapılan yerle eşdeğer nitelikte bulunması gerekir. Eşdeğerlik durumu varsa mülkiyet hakkına üstünlük tanınmalıdır. Bu iki halden birisinin varlığı ihtiyacın kabulü için yeterlidir. Her iki halin birlikte olması gerekmez. Tahliye tehdidinin varlığı davacı tarafından ileri sürülmemiş ise mahkemece kendiliğinden nazara alınamaz. Oysa kiralananın halen iş yapılan yerden üstün olduğu ileri sürülmemiş olsa bile ihtiyaç iddiasının içinde bu husus da mevcut olduğundan mahkemece uzman bilirkişi aracılığıyla keşif yapılarak kıyaslama suretiyle bu hususun belirlenmesi gerekir. Mahkemece, davacının mesleğinin eczacılık olduğu, dava konusu dükkanın hastanenin tam karşısında bulunduğu belirtilerek işyeri iddiasının gerçek , samimi ve zorunlu olduğu gerekçesiyle davalının tahliyesine karar verilmiş ise de dosya kapsamında gerekçede belirtilen hususlara ilişkin toplanan herhangi bir delile rastlanmamıştır. Mahkemece, dava konusu kiralanan taşınmazda yapılacak keşif ile özellikle taşınmazın Eczacılar ve Eczaneler hakkındaki 12.04.2014 tarih ve 28970 sayılı Yönetmeliğe uygun şekilde Eczane olarak kullanılıp kullanılamayacağı ve ayrıca davacının halen bulunduğu bir işyeri olup olmadığının tespiti ile her iki taşınmaz üzerinde yapılacak mukayeseli keşif ile üstünlük vasıfları araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken noksan araştırma ve inceleme sonucu yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ :Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK'nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 09/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

3. Hukuk Dairesi, 2017/3765 E., 2017/10835 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSULH HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
ığı işyerinin eski malikinin kiracısı olduğunu, dava konusu işyerinin Bakanlar kurulu kararı ile Ulus Tarihi Kent Merkezi Yenileme Alanı için hazırlanmış olan imar planında kullanılmak üzere müvekkili kurum tarafından projelendirileceğini, TBK’nun 351. maddesi gereğince kiralanana ihtiyacı olduğunu, kira sözleşmesinin uzatılmayacağına dair gönderilen ihtara rağmen davalının kiralananı tahliye etme
3. Hukuk Dairesi         2017/3765 E.  ,  2017/10835 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki ihtiyaç nedeni ile tahliye davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, davalının 6360 sayılı yasaya istinaden mülkiyetini devraldığı işyerinin eski malikinin kiracısı olduğunu, dava konusu işyerinin Bakanlar kurulu kararı ile Ulus Tarihi Kent Merkezi Yenileme Alanı için hazırlanmış olan imar planında kullanılmak üzere müvekkili kurum tarafından projelendirileceğini, TBK’nun 351. maddesi gereğince kiralanana ihtiyacı olduğunu, kira sözleşmesinin uzatılmayacağına dair gönderilen ihtara rağmen davalının kiralananı tahliye etmediğini ileri sürerek ihtiyaç nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, kira sözleşmesinin 2018 yılına kadar devam edeceğini, ihtiyacın samimi olmadığını, tahliye halinde kamunun zarar göreceğini belirterek davanın reddini dilemiştir. Mahkemece, açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir. 1-) Somut olayda; Davanın tarafları ... ile Sağlık Bakanlığı'dır. 3533 Sayılı Kanun'un 1. maddesi hükmünce “umumi mülhak ve hususi bütçelerle idare edilen daireler ve belediyelerle, sermayesinin tamamı devlete veya belediyeye veya umumi idarelere ait olan dava ve müesseseler arasında çıkan ihtilaflardan adliye mahkemelerinin vazifesi dahilinde bulunanları, bu kanunda yazılı tahkim usulüne göre halledilir.” Davada, taraflar, 3533 Sayılı Kanun’un 1.maddesinde gösterilen kuruluşlardandır. Bu Kanunun 2570 sayılı Kanun ile değişik 4.maddesi gereğince ''Katma bütçe ile idare edilen daireler, belediyeler, özel bütçe ile idare olunan veya sermayesinin tamamı Devlet, belediye veya özel idarelere ait olan daire ve müesseselerin veya bu daire ve müesseselerden biriyle ikinci maddede yazılı dairelerden biri arasında çıkan uyuşmazlıklar, bulunduğu yerin ve taşınmaza ilişkin uyuşmazlıklarda, taşınmazın aynına yönelik olanlar hariç olmak üzere o taşınmazın bulunduğu yerin ve taraflar değişik yerlerde bulunuyorlarsa davalı durumunda olan daire veya müessesenin ve davalılar birden çok olduğu takdirde bunlardan birinin bulunduğu yerin yüksek dereceli hukuk mahkemesi başkanı veya hakimi tarafından hakem sıfatıyla çözümlenir.'' düzenlemesi mevcuttur. Mahkemece, tarafların sıfatı ile 3533 Sayılı Kanunun 1. ve 4. maddeleri hükümleri dikkate alınarak, uyuşmazlığın yüksek dereceli Asliye Hukuk Hakimi tarafından mecburi hakem sıfatı ile çözümlenmesi gerekeceği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esası hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 2-) Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı ...ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davacının temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK 'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 03.07.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2015/2565 E., 2016/25 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKozan Sulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Türk Borçlar Kanununun 350/1 ve 351. maddesine göre işyeri ihtiyacına dayalı olarak açılan tahliye davalarında ihtiyaçlının kirada olması halinde ihtiyacın varlığının kabulü için ihtiyaçlının ya tahliye tehdidi altında bulunması veya kiralananın yapılacak iş için daha üstün nitelikte o
6. Hukuk Dairesi         2015/2565 E.  ,  2016/25 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Kozan Sulh Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 09/10/2013 NUMARASI : 2013/89-2013/690 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, iş yeri ihtiyacı ve yeniden inşa ve imar nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Türk Borçlar Kanununun 350/1 ve 351. maddesine göre işyeri ihtiyacına dayalı olarak açılan tahliye davalarında ihtiyaçlının kirada olması halinde ihtiyacın varlığının kabulü için ihtiyaçlının ya tahliye tehdidi altında bulunması veya kiralananın yapılacak iş için daha üstün nitelikte olması, en azından halen iş yapılan yerle eşdeğer nitelikte bulunması gerekir. Eşdeğerlik durumu varsa mülkiyet hakkına üstünlük tanınmalıdır. Bu iki halden birisinin varlığı ihtiyacın kabulü için yeterlidir. Her iki halin birlikte olması gerekmez. Tahliye tehdidinin varlığı davacı tarafından ileri sürülmemiş ise mahkemece kendiliğinden nazara alınamaz. Oysa kiralananın halen iş yapılan yerden üstün olduğu ileri sürülmemiş olsa bile ihtiyaç iddiasının içinde bu husus da mevcut olduğundan mahkemece uzman bilirkişi aracılığıyla keşif yapılarak kıyaslama suretiyle bu hususun belirlenmesi gerekir. İhtiyaç iddiasına dayalı davalarda tahliyeye karar verilebilmesi için ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olduğunun kanıtlanması gerekir. Devamlılık arzetmeyen geçici ihtiyaç tahliye nedeni yapılamayacağı gibi henüz doğmamış veya gerçekleşmesi uzun bir süreye bağlı olan ihtiyaç da tahliye sebebi olarak kabul edilemez. Davanın açıldığı tarihte ihtiyaç sebebinin varlığı yeterli olmayıp, bu ihtiyacın yargılama sırasında da devam etmesi gerekir. Olayımıza gelince;Hükme esas alınan 01.01.2004 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Davacı vekili dava dilekçesinde Kozan ilçesinin sahip olduğu tarihi ve doğal güzelliklerin ön plana çıkarılması için tanıtım noktasının oluşturulmasına ihtiyaç olduğundan kiralananda yeniden inşa imar nedeniyle tadilat yapılacağını tadilat ruhsat ve projesinin ibraz edildiğini, kiraya verilen iş yerinde yapılacak bu tadilat sırasında davalının işyerinde bulunması ve işini devam ettirmesinin mümkün olmadığını, dava konusu yerin turizm tanıtım noktası olarak kamu yararına kullanılmasının planlandığını, davalının kira sözleşmesinin bitiminde işyerini tahliye etmesi ihtarla istendiği halde tahliye etmediğini bu nedenle kiralananın ihtiyaç, yeniden inşa ve imar nedeniyle tahliyesini talep ettiğini bildirmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde tahliye sebebini iki nedene dayandırmıştır.Birinci tahliye sebebi yeniden inşa ve imar nedeniyle tahliye, ikinci sebebi ise iş yeri ihtiyacı nedeniyle tahliyedir. Davacı vekili ise ihtayacın samimi olmadığını 4 katlı binanın sadece zemin katındaki küçük bir bölümde imar uygulaması yapılmasının doğru olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.TBK 350/2 maddesine dayanılarak açılan davalarda tahliye kararı verilebilmesi için yapılmak istenilen tamirat tadilat ve genişletmenin imar amaçlı ve esaslı surette olması ve bu ameliyenin yapılması sırasında kiralananda oturmanın mümkün olmadığının fennen tesbit edilmiş olması, tamirat tadilat ve genişletme ile ilgili projenin yetkili makamlarca onanması ve uygulama kabiliyetinin bulunması gerekir.İbraz edilen projeye göre mahkemece mahallinde yapılan keşif sonucu sunulan rapor ve ek rapora göre "projeye göre duvarların alçı yapılması, tavanın ahşap döşeme ile kaplanması sırasında işyerindeki eşyaların bir tarafa toplanmasının mümkün olmadığı, tadilat esnasında tahliyesinin uygun olacağı" bildirilmiş ise de yapılan keşif ve mahallinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre kiralananda yapılacak boya badana ve parke döşeme işinin basit tadilat olduğu imar amaçlı esaslı bir tadilat olmadığı anlaşıldığından yeniden inşa ve esaslı tamir ve tadilat nedeniyle açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabul edilmesi doğru değildir. Öte yandan davacı vekili dava dilekçesinde ikinci talep olarak kiralananda turizm ofisi yapılması için belediyenin bu taşınmaza ihtiyacı olduğunu bu yerin kamu yararına kullanılmasının planlandığını belirterek ihtiyaç nedeni ile tahliye talep etmiş ve dava dilekçesi ekinde delillerini bildirmiştir.Bu nedenle mahkemece dava konusu yerin kamu yararına tahsis edilmesi için encümen kararı bulunup bulunmadığının araştırılması, ihtiyaca ilişkin taraf delillerinin toplanması tanık ismi bildirilmiş ise dinlenilmesi ve varılacak sonuca göre iş yeri ihtiyacı nedeniyle tahliye konusunda bir karar verilmesi gerekirken taraf delilleri toplanmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18/01/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2015/10233 E., 2016/2805 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Konut ya da çatılı işyeri niteliğindeki bir taşınmazı iktisap eden kimse dilerse eski malik ile kiracı arasında yapılmış sözleşmeye dayanarak sözleşmenin sonunda bir ay içinde, dilerse TBK.’nun 351. maddesi uyarınca edinme günü de dahil olmak üzere edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla edinme tarihinden itibaren altı ay sonra ihtiyaç nedeniyle
6. Hukuk Dairesi         2015/10233 E.  ,  2016/2805 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı Kiralananın tahliyesi davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava iktisap ve işyeri ihtiyacı nedeni ile kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde; Davalının önceki malikle yapılan kira sözleşmesi gereğince kiracı olduğu taşınmazın müvekkili tarafından seracılık faaliyetinde bulunmak üzere ihtiyaç nedeni ile satın alındığını, ihtarname ile verilen 6 aylık süreye rağmen davalı tarafından taşınmazın tahliye edilmediğini belirterek davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise tahliye talebini haklı gösterecek hiçbir sebebin bulunmadığını, dava konusu taşınmaza pek çok masraf yaptığını, kira konusunun tarla niteliğinde olması nedeniyle ürün kiralarına ilişkin hükümler uyarınca davanın açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Konut ya da çatılı işyeri niteliğindeki bir taşınmazı iktisap eden kimse dilerse eski malik ile kiracı arasında yapılmış sözleşmeye dayanarak sözleşmenin sonunda bir ay içinde, dilerse TBK.’nun 351. maddesi uyarınca edinme günü de dahil olmak üzere edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla edinme tarihinden itibaren altı ay sonra ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir. Ancak olayımıza gelince; takibe dayanak yapılan ve karara esas alınan 01.12.2006 başlangıç tarihli 15 yıl süreli yazılı kira sözleşmesi ile kiralananın sera olarak sebze yetiştiriciliğinde kullanılmak üzere kiraya verildiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu durumda kiralananın niteliğine göre hasılat (ürün) kirası söz konusu olup Türk Borçlar Kanunu'nun 358.maddesi göndermesi ile olayımızda kira sözleşmesine ilişkin genel hükümlerin uygulanacağı açıktır. Davacı dava konusu tarla niteliğindeki taşınmazı 11.03.2013 tarihinde satın alarak kira sözleşmesinin tarafı haline gelmiştir. Davaya dayanak sözleşme 01.12.2006 başlangıç ve 15 yıl süreli olup, sözleşme süresi henüz dolmadığından 11.10.2013 tarihinde açılan dava süresinde değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 06.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2015/10232 E., 2016/2804 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSulh Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Konut ya da çatılı işyeri niteliğindeki bir taşınmazı iktisap eden kimse dilerse eski malik ile kiracı arasında yapılmış sözleşmeye dayanarak sözleşmenin sonunda bir ay içinde, dilerse TBK.’nun 351. maddesi uyarınca edinme günü de dahil olmak üzere edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla edinme tarihinden itibaren altı ay sonra ihtiyaç nedeniyle
6. Hukuk Dairesi         2015/10232 E.  ,  2016/2804 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı Kiralananın tahliyesi davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava iktisap ve işyeri ihtiyacı nedeni ile kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı vekili, dava dilekçesinde; Davalının önceki malikle yapılan kira sözleşmesi gereğince kiracı olduğu taşınmazın müvekkili tarafından seracılık faaliyetinde bulunmak üzere ihtiyaç nedeni ile satın alındığını, ihtarname ile verilen 6 aylık süreye rağmen davalı tarafından taşınmazın tahliye edilmediğini belirterek davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ise tahliye talebini haklı gösterecek hiçbir sebebin bulunmadığını, dava konusu taşınmaza pek çok masraf yaptığını, kira konusunun tarla niteliğinde olması nedeniyle ürün kiralarına ilişkin hükümler uyarınca davanın açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Konut ya da çatılı işyeri niteliğindeki bir taşınmazı iktisap eden kimse dilerse eski malik ile kiracı arasında yapılmış sözleşmeye dayanarak sözleşmenin sonunda bir ay içinde, dilerse TBK.’nun 351. maddesi uyarınca edinme günü de dahil olmak üzere edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla edinme tarihinden itibaren altı ay sonra ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açabilir. Ancak olayımıza gelince; takibe dayanak yapılan ve karara esas alınan 01.09.2009 başlangıç tarihli 5 yıl süreli yazılı kira sözleşmesi ile kiralananın sera olarak sebze yetiştiriciliğinde kullanılmak üzere kiraya verildiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu durumda kiralananın niteliğine göre hasılat (ürün) kirası söz konusu olup Türk Borçlar Kanunu'nun 358.maddesi göndermesi ile olayımızda kira sözleşmesine ilişkin genel hükümlerin uygulanacağı açıktır. Davacı dava konusu tarla niteliğindeki taşınmazı 11.03.2013 tarihinde satın alarak kira sözleşmesinin tarafı haline gelmiştir. Davaya dayanak sözleşme 01.09.2009 başlangıç ve 5 yıl süreli olup, sözleşme süresi henüz dolmadığından, 11.10.2013 tarihinde açılan dava süresinde değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 06.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.Başkan

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Borçlar Hukuku Özel Hükümler

(A), 1 Mart 2024 tarihinde bir konut satın almıştır. Konutun içinde kiracı (B) bulunmaktadır ve kira sözleşmesi 31 Aralık 2024 tarihinde sona erecektir. (A), bu konutu kendisi kullanmak istemektedir. (A)'nın, (B)'yi tahliye etmek için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre "en erken" dava açabileceği tarih ve koşul nedir?

A) 1 Nisan 2024 tarihine kadar (B)'ye yazılı bildirimde bulunmak koşuluyla, 1 Eylül 2024 tarihinde (6 ay sonra) dava açabilir.
B) 1 Nisan 2024 tarihine kadar (B)'ye yazılı bildirimde bulunmak koşuluyla, 1 Mart 2024 tarihinde derhal dava açabilir.
C) 31 Aralık 2024'ü (sözleşme sonunu) beklemeli ve 31 Ocak 2025'e kadar (1 ay içinde) dava açmalıdır.
D) 1 Mart 2024 tarihinde derhal dava açabilir.
E) 1 Nisan 2024 tarihine kadar (B)'ye yazılı bildirimde bulunmak koşuluyla, 6 ay sonra (1 Eylül 2024) ihtar çekebilir.

Bu maddeyle ilgili 5 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol