6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 362

Türk Borçlar Kanunu 362. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 362- Kiracı, sözleşmede aksine bir hüküm veya yerel âdet olmadıkça, kira bedelini ve yan giderleri her kira yılının ve en geç kira süresinin sonunda ödemekle yükümlüdür. Kiracı, kiralananın tesliminden sonra vadesi gelmiş kira bedelini veya yan giderleri ödemezse kiraya veren, kiracıya yazılı olarak en az altmış günlük bir önel verip, bu önel içinde ödememesi durumunda sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. 2. Olağanüstü durumlarda kira bedelinden indirim

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

33 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2024/6219 E., 2024/9386 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
rı reddedildikten sonra, kiraya verilen taşınmazla birlikte işletme ruhsatının kiraya verilip verilmediği hususunda araştırma yapılarak takip dayanağı kira sözleşmesinin hukuki niteliğinin belirlenmesi gerektiğine işaret edilmek suretiyle, TBK’nın 362/2. maddesi de dikkate alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle;
12. Hukuk Dairesi         2024/6219 E.  ,  2024/9386 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı İlk Derece Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Adi kira ve hasılat kiralarına ilişkin olarak başlatılan ilamsız icra takibinde; örnek (13) numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal süresi içerisinde icra müdürlüğüne sunduğu itiraz dilekçesiyle, borca ve fer'ilerine itirazı üzerine duran takipte alacaklının icra mahkemesine başvurarak borçlunun itirazının kaldırılması ile tahliye talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince, istemin kabulü ile borçlunun itirazının kaldırılmasına, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve aktin feshiyle mecurun tahliyesine karar verildiği, kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine hükmedildiği, kararın borçlu tarafından temyiz edilmesi sonucunda Dairemizce; sair temyiz itirazları reddedildikten sonra, kiraya verilen taşınmazla birlikte işletme ruhsatının kiraya verilip verilmediği hususunda araştırma yapılarak takip dayanağı kira sözleşmesinin hukuki niteliğinin belirlenmesi gerektiğine işaret edilmek suretiyle, TBK’nın 362/2. maddesi de dikkate alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğinden bahisle; Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derce Mahkemesi kararının bozulduğu, mahkemece bozma kapsamında yapılan araştırma sonucunda bozma ilamına uyularak istemin kabulüne ve borçlunun itirazının kaldırılmasına, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine ve borçlunun mecurdan tahliyesine hükmedildiği, kararın borçlu tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır. Türk Borçlar Kanunu'nun 357 ve devamı maddelerinde düzenlenen ürün (hasılat) kirası; kiraya verenin kiracıya ürün (hasılat) veren bir mal, işletme ya da hakkın kullanılmasını, semerelerinden yararlanılmasını veya işletilmesini belli bir bedel karşılığında terk ettiği kira türüdür. Hemen belirtmek gerekir ki, hem doğal hem de hukuki ürün getiren eşya ürün kirasına konu olabilir. Bu kapsamda işletmenin işletilmesi sonucu elde edilen kâr, hukuki ürün olarak nitelendirilebilir. Lokanta, otel, kantin, hastane, okul, dükkan, fabrika gibi iş yerlerinin işletilmek maksadıyla kiraya verilmesinde, reklam panolarının kiralanmasında, taksi kiralarında söz konusu olan ürün kirasıdır (Prof.Dr. Azra Arkan Serim; Hasılat Kirasında Tarafların Hak ve Borçları, İstanbul 2010, s. 3). Kira sözleşmesinin, ürün kirasına ilişkin hükümlere tabi olabilmesi için kiralananın işletme ruhsatıyla birlikte işletme hakkının devredilmiş olması gerektiği hususu, kanuni bir düzenleme olmayıp Yargıtay içtihatları ile getirilmiş bir uygulamadır. Bu suretle de, bu hususta her somut uyuşmazlığın özelliğine göre değerlendirme yapılması gerekir. Öte yandan, ürün kirasında; kira bedelinin, üründen bağımsız bir bedel olarak kararlaştırılması hâlinde genel ürün (hasılat) kirasından; buna karşılık kira bedeli, ürünün belli bir hissesi ya da bölümü olarak belirlenmiş ise, katılmalı (iştirakli) ürün kirasından söz edilir (6098 sayılı TBK m. 357). Bununla birlikte kira bedelinin karma olarak yani bir kısmı sabit bir miktar, bir kısmının da üründen bir bölüm olarak belirlenmesi de sözleşme özgürlüğü çerçevesinde mümkündür. Somut uyuşmazlığın incelenmesinde; takipte dayanılan ve taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan 01.9.2016 başlangıç tarihli ve 5 yıl süreli kira sözleşmesinde kira bedelinin, “ aylık sabit bir bedel ile kiracının kiralanan tesisten elde edeceği gelir üzerinden hasılat payı şeklinde ödenecektir” biçiminde belirlendiği ve aylık sabit 90.000,00 TL ile buna ek olarak kiralanan tesisten elde edilecek aylık ciro üzerinden % 5 hasılat payı olarak kararlaştırıldığı, kiralananın “ Çiçek Tersanesi” isimli, tekne imal, bakım ve onarım tesisi niteliğinde taşınmaz olduğu, kiracının, burayı tekne imal, bakım ve onarım tesisi olarak kullanacağı, bu amaç doğrultusunda yürütülecek her türlü faaliyete ilişkin gerekli izin ve ruhsatların alınmasının kiracının sorumluluğunda olduğu, kiralananın, kiracı tarafından sözleşme ekinde listesi bulunan envanterle birlikte teslim alınacağı ve tahliye esansında da aynı şekilde kiraya verene teslim edileceği, kiraya verenin, aylık periyotlar halinde kendisine bildirilecek olan kiralananda gerçekleştirilmiş işlemlerden hesaplanan net ciro rakamlarının doğruluğunu, kendi elemanları, yeminli mali müşaviri veya istediği denetim şirketi ile denetleme hakkına sahip olduğu, tarafların bu sözleşme ile kurdukları ilişkinin bir hasılat kirası ilişkisi olduğu hususunda mutabık kaldıkları, kiracının, tesisteki çalışmalarını kiraya verenden bağımsız olarak sürdüreceği ve bu faaliyetin tamamen kiracıya ait olacağı, kiraya verenin tesisteki tek bağlantısının, bu faaliyetten elde dilecek hasılat üzerinden kira bedelinin tahsili olduğu, belirlenmiştir. Dairemizin bozma kararından sonra dosya içerisine giren, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Tersaneler ve Kıyı Yapıları Genel Müdürlüğünün 874641 sayılı cevabi yazısı ile; tersane, tekne imal ve çekek yerlerine yönelik gerçekleştirilen her türlü işlemin, Tersane, Tekne İmal ve Çekek Yeri Hakkında Yönetmelik hükümleri kapsamında icra edildiği, kısmi işletme izni belgesi ve işletme izni belgesinin de bu işlemlerden olup, Yönetmelik kapsamındaki tesislerin bu belgelerle faaliyetlerine devam ettiği, bu belgelere sahip olmayan ve aynı Yönetmelik kapsamında mevcut tesis tanımına uyan tesisler içinse Yönetmeliğin 22/3. maddesi kapsamında işlem tesis edildiği, bu üç durumdaki tesislerin faaliyetlerine yönelik işlemler için kullandıkları Gemi Sanayi Veritabanı Programının (GSVP) açık konumda olduğu ve faaliyeti askıya alınan, faaliyetine son verilen ve kısmi işletme izni veya işletme izni sona ... tesislerin GVSP’deki kayıtlarının askıya alındığı, bu belgelerin geçerliliğinin, tahsis veya kira süresi bitiminde bildirime gerek olmaksızın sona erdiği bildirildikten sonra, aynı yazıda, kiraya veren Deniz ... A.Ş. adına Tersane, Tekne İmal ve Çekek Yeri Hakkında Yönetmelik kapsamında 02.9.2014’ten 10.8.2015 tarihine kadar geçerli olmak üzere kısmi işletme izni belgesi düzenlendiği, adı geçen Yönetmelik gereğince kısmi işletme izni belgesinin farklı bir tüzel veya gerçek kişiye devredilemeyeceği, New Port Shipping UK LLP ile şirketin % 100 hissedarı olduğu ... ... A.Ş. arasında tersanenin işletilmesi için ... ... A.Ş.’nin her alanda tam olarak yetkilendirilmesine dair 01.9.2016 tarihli işbirliği sözleşmesi bulunduğundan bu tersane için ... ... A.Ş. adına 30.10.2019 tarihli kısmi işletme izni belgesinin düzenlendiği, iflas müdürlüğünün 24.3.2022 tarihli yazısında kira sözleşmesinin sonlandırıldığının bildirilmesi nedeniyle ... ... A.Ş.’nin GSVP kaydının Yönetmeliğin 18/2. maddesi gereğince askıya alındığı belirtilmiştir. Tersane, Tekne İmal ve Çekek Yeri Hakkında Yönetmelik’in 12. maddesinin altıncı fıkrası gereğince, kısmi işletme izni belgesi veya işletme izni belgesi, tesis işletmecisi dışında başkaları tarafından kullanılamaz ve devredilemez. Tüm bu anlatılanlar birlikte değerlendirildiğinde, her ne kadar Dairemizin bozma ilamında, kira sözleşmesinin niteliğinin belirlenmesi maksadıyla, kiralanan taşınmazla birlikte işletme ruhsatının kiraya verilip verilmediği araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilmiş ise de; Tersane, Tekne İmal ve Çekek Yeri Hakkında Yönetmelik’in 12. maddesi gereğince, bu Yönetmelik kapsamında verilen işletme izni belgesinin başkaları tarafından kullanılamayacağı ve devredilemeyeceği düzenlenmiş olduğundan, kira sözleşmesinin niteliğinin tayininde işletme belgesinin devrinin bir kriter olmayacağının kabulü gerekir. Hal böyle olunca takip konusu kira sözleşmesinin niteliğinin belirlenmesinde, TBK’nın 357. maddesi kapsamında değerlendirme yapılması gerekmekte olup, takip dayanağı kira sözleşmesinin incelenmesinden; kiralananın, hasılat getiren bir şey olan tekne imal, bakım ve onarım tesisi niteliğindeki tersane olduğu, kiraya verenin, burayı demirbaşlarıyla birlikte kiraladığı, kiracının, burayı kullanma ve işletmesinin karşılığında aylık sabit 90.000,00 TL kira bedeline ek olarak tesisten elde edilecek aylık ciro üzerinden % 5 hasılat payı ödeyeceği, kiracının burayı, özgülendiği amaca uygun şekilde kullanma sorumluluğu bulunduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, tarafların iradelerinin hasılat kirasına ilişkin olduğunun kabulü gerekir. TBK’nın 362/2. maddesi gereğince, temerrüt nedeniyle tahliye şartlarının oluşması için, ihtarlı ödeme emrinde hasılat kiralarında en az altmış günlük ödeme süresi verilmesi gerekmekte olup, inceleme konusu takibe ilişkin ödeme emrinin incelenmesinde, kiracıya otuz günlük ödeme süresi verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, alacaklı bu ödeme emrine dayanarak icra mahkemesinden kira alacağı için itirazın kaldırılmasını isteyebilir ise de, tahliye isteyemez (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı , Genişletilmiş 2. Baskı, 2013, Sayfa 825, 826). O halde; mahkemece, taraflar arasındaki kira ilişkisinin TBK’nın adi kiraya ilişkin hükümlerine tabi olmayıp ürün kirası kapsamında olduğu anlaşıldığından, tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İstanbul Anadolu 12. İcra Hukuk Mahkemesinin 18.07.2024 tarih ve 2022/745 E. - 2024/842 K. sayılı kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nın 364/2. ve HMK’nın 373/4. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.11.2024 gününde oy çokluğuyla karar verildi. Üye ...’ın Karşı Oy Yazısı: Davacı/alacaklı tarafından adi kiraya ve hasılat kiralarına ilişkin haciz yolu ile Örnek 13 nolu icra takibi başlatıldığı, davalı/borçlunun yasal 7 günlük sürede takibe itirazı üzerine davacı/alacaklının icra mahkemesine başvurarak borçlunun itirazının kaldırılması ile takip konusu taşınmazdan davalı/kiracının tahliyesini talep ettiği, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile davalının takibe yönelik itirazının kaldırılmasına takibin devamına, asıl alacağın %20’si oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve akdin feshi ile mecurun tahliyesine karar verildiği, davalı/borçlu tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, sonrasında davalı/borçlu tarafından temyizi üzerine aşağıdaki bozma kararının verildiği görülmüştür. “…Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; TBK’nun 362/2. maddesi gereğince ihtarlı ödeme emrinde hasılat kiralarında en az altmış günlük ödeme süresi verilmesi gerekmektedir. Hasılat kirası, ürün veren, gelir getiren bir malın veya hakkın kullanılması yanında semerelerinden yararlanılmasının kiraya veren tarafından kiracıya devredildiği kira sözleşmesidir. Hasılat kirasının konusunu adi kiradan farklı olarak kullanılma veya yararlanmaya elverişli olan haklar da oluşturabilir. Hasılat kirası ürün veren bir mal veya hakkın kullanılmak, semerelerinden yararlanılmak ve işletilmek üzere bir bedel karşılığında kiraya veren tarafından kiracıya devredilmesi borcunu doğurur. Bir kira sözleşmesinin hasılat kirası olarak taraflar arasında nitelendirilmesi sözleşmenin hasılat kirası olduğu anlamına gelmez. Diğer bir deyişle, kira bedeli olarak “işletme cirosundan pay verilmesi”nin kararlaştırılması veya kiralananın tüm demirbaş ve mefruşatlarıyla birlikte kiralanmaları tek başına bu sözleşmenin hasılat kirası olduğunu göstermez. Ayırt edici olan kiralananın ürünlerinin toplanması, kullanımı ile gelir elde etmenin yani yararlanmanın kiracıya devredilmesidir. Örnek olarak, otelin tüm mefruşat ve demirbaş ile birlikte kiralanması sözleşmeyi hasılat kirası olarak nitelendirmek için yeterli değildir. Ayrıca otelin işletme ve çalışma ruhsatlı olarak kiralanması gerekir. (... Kanık, Yargıtay Uygulamasında Kira Hukuku Davaları, Genişletilmiş 2. Baskı, 2022, s. 405-406) Somut olayda, taraflar arasında imzalanan 01.09.2016 tarihli sözleşmenin 1. ve 6. maddelerinde kira sözleşmesi türü hasılat kirası olarak yazılmış ise de bahsi geçen maddelerden ve sözleşmenin diğer hükümlerinden kira sözleşmesinin hasılat kirası sözleşmesi olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Kira sözleşmesinin niteliğinin tespiti borçlu kiracıya gönderilen ödeme emrinde verilecek ödeme süresi açısından önem arz etmektedir. Kiracıya verilecek süre konut ve çatılı işyeri kiralarında en az otuz gün, ürün kiralarında en az altmış gün, diğer kira ilişkilerinde ise en az on gündür. Bu süre, kamu düzeninden olup re’sen dikkate alınır. O halde, ilk derece mahkemesince, alacaklı tarafından talep edilen aylar dikkate alınarak kiraya verilen tekne imal, bakım ve onarım tesisi niteliğindeki taşınmaz ile birlikte işletme ruhsatının kiraya verilip verilmediği, işletme ruhsatı var ise kimin adına olduğu belirlenerek, kira sözleşmesinin hukuki niteliği tespit edildikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ : Borçlunun temyiz isteminin kamu düzeni nedeniyle re’sen yapılan inceleme sonucu kısmen kabulü ile yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi'nin 31.05.2022 tarih ve 2021/1220 E. - 2022/1556 K. sayılı kararının (KALDIRILMASINA), İstanbul Anadolu 12. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 11.02.2021 tarih ve 2019/696 E. - 2021/112 K. sayılı kararının (BOZULMASINA)” şeklinde karar verilmiştir. Bozma kararı üzerine dava dosyası İlk Derece Mahkemesi tarafından yeniden esasa kaydedilmiş, bozma ilamı taraflara usulünce tebliğ edilmiş, 02.03.2023 tarihli duruşmada taraf ESAS NO : 2024/6219 vekillerinin huzurunda Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 12/10/2022 tarih 2022/8294 Esas 2022/10272 Karar sayılı BOZMA ilamı okunup, taraf vekillerinin beyanları alınmıştır. Davacı/kiralayan vekili “…Yargıtay Bozma ilamına direnilsin…” şeklinde beyanda bulunmuştur. Davalı/kiracı vekili “…Usul ve yasaya uygun bozma (Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 12/10/2022 tarih 2022/8294 Esas 2022/10272 Karar sayılı) ilamına UYULMASINI” istemiştir. İlk Derece Mahkemesince “Usul ve yasaya uygun Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 12/10/2022 tarih 2022/8294 Esas 2022/10272 Karar sayılı ilamına UYULMASINA” karar verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta; Dairemizin bozma kararı davalı/borçlu tarafından benimsenmiş, İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasına karar verilerek bu karar gereğince tahkikat yaptırılmış olup aşağıdaki gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. “….Mahkememizce Yargıtay bozma ilamına uyularak    alacaklı tarafından talep edilen aylar dikkate alınarak kiraya verilen tekne imal, bakım ve onarım tesisi niteliğindeki taşınmaz ile birlikte işletme ruhsatının kiraya verilip verilmediği, işletme ruhsatı var ise kimin adına olduğu belirlenmek üzere, kira sözleşmesinin hukuki niteliği tespiti için Tersaneler ve Kıyı Yapıları Genel Müdürlüğüne ve Milli Emlak Genel Müdürlüğüne yazı yazılmıştır. ULAŞTIRMA VE ALTYAPI BAKANLIĞI Tersaneler ve Kıyı Yapıları Genel Müdürlüğü müzekkere cevabında a) Genel Müdürlüğümüzce, ilgi (a)'da kayıtlı Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde tanımları verilmiş olan tersane, tekne imal ve çekek yerlerine Kısmi İşletme İzni Belgesi ve İşletme İzni Belgesi düzenlenmekte olup bu belgelere sahip olmayan ve aynı Yönetmelik kapsamında mevcut tesis tanımına uyan tesisler için ise gemi ve su araçlarının inşa, tadilat, bakım-onarım işlerine yönelik gerçekleştirdikleri faaliyetlerle ilgili olarak Yönetmeliğin 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında işlem tesis edilmektedir. b) Evliya Çelebi Mahallesi Tersaneler Caddesi No:20 Tuzla – İstanbul adresinde faaliyet göstermiş olan Deniz Endüstrisi AŞ adına ilgi (a)'da kayıtlı Yönetmelik kapsamında 02.09.2014 tarihli ve 1756 sayılı yazımızla Kısmi İşletme İzni Belgesi düzenlenmiştir. c) Deniz Endüstrisi AŞ, ilgi (a)'da kayıtlı Yönetmelikte farklı tarihlerde yapılan düzenlemeler kapsamında, taşınmazın farklı bir tüzel kişiliğe kiralandığı tarihe kadar Kısmi İşletme İzni Belgesi ile faaliyet göstermiştir. ç) Deniz Endüstrisi AŞ'nin Kısmi İşletme İzni Belgesinin geçerliliği, Yönetmeliğin 15 inci maddesinin sekizinci fıkrasındaki "Kısmi işletme izni belgesi veya işletme izni belgesi geçerliliği, tahsis veya kira süresi bitiminde bildirime gerek kalmaksızın sona erer." Hükmü gereğince taşınmazın kiracısının değiştiği tarih itibariyle sona ermiştir. d) Bu kez, 30.10.2019 tarihli ve 80897 sayılı yazımızla ... Gemi İşletmeciliği ve Tic. AŞ adına aynı adreste faaliyet gösterebilmesi için Yönetmeliğin ilgili hükümlerindeki koşullar ile asgari gereklilikleri sağladığının tespiti sonrasında Kısmi İşletme İzni Belgesi düzenlenmiştir. e) Söz konusu adreste faaliyet gösteren/gösterecek tesis, Yönetmelik kapsamında "mevcut tesis" vasfı taşımaktadır. Anılan Yönetmeliğin Geçici 1 inci maddesinde yapılan düzenlemeyle, ... Gemi İşletmeciliği ve Tic. AŞ de dahil olmak üzere Kısmi İşletme İzni Belgesi almış olan mevcut tesislerin Kısmi İşletme İzni Belgesi geçerlilik süresi 31/12/2021 tarihine kadar uzatılmıştır. f) ... Gemi İşletmeciliği ve Tic. AŞ veya Deniz Endüstrisi AŞ adına düzenlenmiş 31/12/2021 tarihinden sonra geçerli Kısmi İşletme veya İşletme İzni Belgesi bulunmamaktadır. g) Anılan taşınmazda, ... Gemi İşletmeciliği ve Tic. AŞ tarafından 31/12/2021 tarihinden sonra İşletme İzni Belgesi almaksızın gerçekleştirilen faaliyetlere Yönetmeliğin 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında işlem tesis edilmektedir. ğ) Yönetmeliğin 12 nci maddesinin altıncı fıkrasında Kısmi İşletme İzni Belgesi veya İşletme İzni Belgesinin, tesis işletmecisi dışında başkaları tarafından kullanılamayacağı ve devredilemeyeceği açıkça belirtilmiştir. Bu hüküm uyarınca anılan belgelerin taşınmaz ile birlikte kiraya verilmesi de mümkün değildir.'' hususlarını bildirmiştir. Tersane, Tekne İmal Ve Çekek Yeri Hakkında Yönetmeliğin 12/6 maddesinde kısmi işletme izni belgesi veya işletme izni belgesinin, tesis işletmecisi dışında başkaları tarafından kullanılamayacağı ve devredilemeyeceği aynı yönetmeliğin 15/8 maddesinde Kısmi işletme izni belgesi veya işletme izni belgesi geçerliliği, tahsis veya kira süresi bitiminde bildirime gerek kalmaksızın sona ereceği açıkça düzenlenmiş olup ilgili maddeler ve müzekkere cevabı nazara alınarak somut olay incelendiğinde taraflar arasında düzenlenmiş kira sözleşmesinin hasılat kira sözleşmesi olarak nitelendirilebilmesi için İŞLETME İZNİNİN DEVRİNİN GEREKTİĞİ, İŞLETME İZNİNİN DAVALIYA DEVREDİLMEDİĞİ VE KANUNEN DE İŞLETME İZİN BELGESİNİN TAŞINMAZ İLE BİRLİKTE KİRAYA VERİLMESİNİN MÜMKÜN OLMADIĞI, sözleşmenin hasılat kirası olarak taraflar arasında nitelendirilmesinin ve fiili kullanımın da kanunun aradığı açık şartların aranmamasını sağlamayacağı gözetilerek 01/09/2016 tarihli kira sözleşmesinin çatılı işyeri kira sözleşmesi olduğu kabul edilmiştir…” şeklindedir. İlk Derece Mahkemesince UYMA KARARI verilen, temyiz eden davalı/kiracı tarafından AÇIKÇA BENİMSENEN VE UYULMASI istenen bozma kararında benimsendiği üzere uyuşmazlık noktası; tekne imal, bakım ve onarım tesisi niteliğindeki taşınmaz ile birlikte işletme ruhsatının kiraya verilip verilmediği, işletme ruhsatı var ise kimin adına olduğu belirlenerek, kira sözleşmesinin hukuki niteliğinin buna göre tespitinden ibarettir. Mahkemece buna uygun tahkikat yaptırılmış olup işletme izninin davacı/kiralayan tarafından davalı/kiracıya devredilmediği ve kanunen işletme izin belgesinin taşınmazla birlikte kiraya verilmesinin Yönetmelik hükümlerine göre de mümkün olmadığı anlaşıldığından,    kira ilişkisinin Borçlar Kanunun ÇATILI İŞYERİ hükümlerine tâbi olduğunun kabulü gerekir. Bu itibarla, Örnek 13 ödeme emrinde 30 günlük ödeme süresi tanınmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur (Zira Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 26/02/2015 tarihli 2015/914 Esas-2015/1924 K. ve 17/11/2016    tarihli 2016/7204 Esas- 2016/6784 K. sayılı kararları da aynı yöndedir). Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına (özellikle davalı/kiracının 02/03/2023 tarihli duruşmada “…Usul ve yasaya uygun bozma (Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 12/10/2022 tarih 2022/8294 Esas 2022/10272 Karar sayılı) ilamına UYULMASI” yönündeki açık istemine), dayandıkları belgelere, Yargıtay bozma kararına göre verilen İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçelerle yerinde bulunmayan tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun kararın ONANMASI gerekirken, aksi yöndeki Dairemizin sayın çoğunluğunun bozma görüşüne katılamıyorum. 07.11.2024

Diğer kararlar (4)

Hukuk Genel Kurulu, 2017/2340 E., 2021/261 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 315 veya 362) maddelerinde yazılı ihtarın da yapılmasını isteyebilir.
Hukuk Genel Kurulu         2017/2340 E.  ,  2021/261 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki "temerrüt nedeniyle tahliye” isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda, İstanbul Anadolu 2. İcra (Hukuk) Mahkemesince verilen istemin reddine ilişkin karar alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına direnilmiştir. 2. Direnme kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. İNCELEME SÜRECİ Alacaklı İstemi: 4. Alacaklı vekili istem dilekçesinde; borçlunun ödemediği aylara ait kira bedelleri için İstanbul Anadolu 16. İcra Dairesinin 2014/15888 E. sayılı dosyasında başlattıkları tahliye talepli ilamsız icra takibinde 05.07.2014 tarihli 900,00TL, 05.08.2014 tarihli 900,00TL ile kira sözleşmesi içeriğine göre bakiye 1.456,00TL kira alacağını talep ettiklerini, örnek 13 nolu ödeme emrinin borçluya 29.08.2014 tarihinde tebliğ edildiğini, borçlunun takibe itiraz etmediğini, borçlunun müvekkilinin hesabına 29.08.2014 tarihinde 900,00TL ve 05.09.2014 tarihinde 900,00TL gönderdiğini, borçlunun bakiye kalan kira alacağını ödemediğini ve temerrüde düştüğünü ileri sürerek borçlunun kiralanandan tahliyesini talep etmiştir. Borçlu Cevabı: 5. Borçlu cevap dilekçesinde; tahliyeye ait kira bedellerini ödediğini beyan etmiş ve üç adet dekont sunarak istemin reddini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 6. İstanbul Anadolu 2. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 19.02.2015 tarihli ve 2014/642 E., 2015/67 K. sayılı kararı ile; davacı (alacaklı) tarafından davalı (borçlu) aleyhine örnek 13 nolu ödeme emri tebliğ edilmek suretiyle icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin 29.08.2014 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun ibraz ettiği dekontlara ve dosyada mevcut hesap hareketine göre 29.08.2014 tarihinde 900,00TL ve 05.09.2014 tarihinde 900,00TL olmak üzere takibe konu edilen Temmuz ve Eylül ayı kiralarının ödeme emri tebliğinden itibaren 30 günlük süre içerisinde ödendiği, dolayısıyla kira borcunun ödenip takibe konu fer'i borcun kaldığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. İstanbul Anadolu 2. İcra (Hukuk) Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay (Kapatılan) 6. Hukuk Dairesince 05.10.2015 tarihli ve 2015/5638 E., 2015/7929 K. sayılı kararı ile; "...Dava, kesinleşen icra takibi nedeniyle tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davaya dayanak yapılan ve karara esas alınan 01.11.2010 başlangıç tarihli bir yıl süreli yazılı kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmede aylık kira bedeli 700,00.-TL olarak belirlenmiş olup, ayın ilk 5. gününde ödeneceği kararlaştırılmıştır. Davacı kiralayan tarafından, yazılı sözleşmeye dayanılarak 26.08.2014 tarihinde başlatılan icra takibinde aylık 900,00 TL’den ödenmeyen 2014 yılı Temmuz ve Ağustos ayları kira bedelleri ile 1.456,00 TL bakiye kira alacağı toplamı 3.256,00 TL'nin faizi ile tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı borçlu aleyhine ödenmeyen kira borçları nedeniyle İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğünde takip başlattıklarını, icra takibi ile 2014 Temmuz ayı kira bedeli 900 TL, 2014 Ağustos ayı kira bedeli 900 TL ve bakiye 1.456 TL kira alacağını talep ettiklerini, ödeme emrinin tebliğ edildiğini, davalının takibe itiraz etmediğini, davalının müvekkilinin hesabına 29.08.2014 tarihinde 900 TL, 05.09.2014 tarihinde 900 TL gönderdiğini, ancak bakiye kalan kira alacağını ödemeyerek temerrüde düştüğünü ileri sürerek, davalının kiralanandan tahliyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesi vermemekle birlikte, duruşmadaki beyanında; sadece Ocak-Şubat ayları kira borcu bulunduğunu, davacı Avukatından açıklayıcı bilgi alamadığı için yatırdığı dekontlara Eylül ve Ekim ayı yazdığını bildirerek davanın reddini savunmuştur. Dosyaya sunulan ve davacı tarafından da kabul edilen ödeme belgelerinin incelenmesinde de, 29.08.2014 tarihinde Temmuz ayı kirası açıklaması ile 900,00 TL, 05.09.2014 tarihinde Ağustos ayı kirası açıklaması ile 900,00 TL, 05.11.2014 tarihinde Eylül-Ekim ayı kirası açıklaması ile 1.800,00 TL ödendiği anlaşılmıştır. Mahkemece, 29.08.2014 tarihinde 900,00 TL ve 05.09.2014 tarihinde 900,00 TL olmak üzere takip talebine konu edilen Temmuz ve Eylül kiralarının 30 günlük süre içerisinde ödendiği, dolayısıyla yalnızca takip talebine konu feri borcun kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davacı dava dilekçesinde, davalının bakiye kalan kira alacağını ödemeyerek temerrüde düştüğünü ileri sürerek davalının tahliyesini istemesine rağmen, mahkemece takip talebi ile istenilen bakiye kira alacağının ödenip ödenmediği araştırılmamıştır. Bu nedenle mahkemece takibe ve davaya konu bakiye kira bedeli 1.456,00.-TL’sının 30 gün içerisinde ödenip ödenmediği üzerinde durularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile istemin reddine karar verilmesi doğru değildir…” gerekçesi ile karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. İstanbul Anadolu 2. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 12.01.2016 tarihli ve 2015/851 E., 2016/28 K. sayılı kararı ile; takip talebinde 2014 yılı Temmuz ayı kirası 900TL, 2014 yılı Ağustos ayı kirası 900TL şeklinde açıklama bulunduğu, ayrıca bakiye alacak adı altında 1.456TL talep edildiği, kira borcunun kapsamının itiraz edilmeyen takip talebi ile belirleneceği, kiraya verenin takip talebinde kiranın hangi aylara ait olduğunu açıklaması gerektiği, bu takipte kiraya veren tarafından açıklanan Temmuz ve Ağustos ayı kirası şeklinde belirtilen kiraların borçlu tarafından 30 günlük süre içinde ödendiği, kira borcu ödenmiş ise kira borcundan sayılmayan ferilerin ödenmediği gerekçesi ile tahliye istenemeyeceği, alacaklının takip talebinde afaki bir terimle bakiye kira alacağı ifadesi kullanarak kanunu dolanarak hangi aylara ait olduğunu belirtmeksizin bir miktar paraya kira alacağı vasfı kazandırmaya çalıştığı, dolayısıyla hangi aya ait olduğu açıklanmayan ve bakiye kira alacağı ifadesi kullanılan alacak kaleminin ödenmediğinden bahisle tahliye talep edilemeyeceği, takip talebine konu edilen Temmuz ve Eylül ayı kiralarının 30 günlük süre içerisinde ödendiği, 30 gün geçtikten sonra 05.11.2014 tarihinde bakiye alacağın da ödendiği dolayısıyla 30 günlük süre içinde yalnızca kiralayan tarafından takipte açıklaması yapılmadığı için kira borcu sayılamayacak olan feri borcun kaldığı ve buna dayanılarak tahliye talep edilemeyeceği gerekçeleri ile direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; alacaklı tarafından kira alacağının tahsili amacıyla tahliye talepli olarak başlatılan ilamsız icra takibinde, borçlunun temerrüde düşüp düşmediğinin tespiti için takip talebine konu edilen “ekli kira sözleşmesi içeriğine göre bakiye kalan 1.456,00TL kira alacağı”nın ödeme emri tebliğinden itibaren 30 günlük süre içinde ödenip ödenmediğinin araştırılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 269-269/d maddeleri arasında kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle ilamsız tahliye takibi düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu’na göre kiraya veren kira sözleşmesini fesih edebilmesi için öncelikle kiracıya fesih ihtarnamesi göndermesi gerekir. Kiraya veren ödenmemiş kiranın tahsili için yaptığı ilamsız takip talebinde, kiracıya (ödeme emri ile) 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)’nun 260 veya 288. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 315 veya 362) maddelerinde yazılı ihtarın da yapılmasını isteyebilir. Böylece kiracının kira borcunu ödemede geciktiği hâlde kiraya veren aynı takipte hem ödenmeyen kira bedellerini, hem de borçlunun temerrüt nedeniyle tahliyesini talep edebilir. 13. Alacaklının (kiraya verenin) ilamsız tahliye takip talebini alan icra dairesi, borçluya ihtarlı (örnek 13 nolu) ödeme emri gönderir. Bu ödeme emrinde diğer kayıtlarla birlikte, borçlunun (kiracının) kural olarak yedi gün içinde ödeme emrine itiraz edebileceği, itiraz süresi içinde kira sözleşmesini ve varsa yazılı kira sözleşmesindeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse (inkâr etmezse) kira sözleşmesini kabul etmiş sayılacağı, kira borcunu ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren BK’nın 260 veya 288. (TBK m. 315 veya 362) maddelerinde belirtilen (on, otuz veya altmış gün) belli bir süre içinde ödemesi, itiraz süresi içinde (İİK m. 62'ye göre) ödeme emrine itiraz etmez ve ödeme süresi içinde borcu (kirayı) ödemez ise kiraya verenin (alacaklının) kesinleşen kira alacağı için haciz isteyebileceği (İİK m.78 vd) ve icra mahkemesinden (kiracının) kiralanan taşınmazdan tahliyesini isteyebileceği ihtar edilir. 14. Borçlu itiraz süresi içinde ödeme emrine itiraz etmez ise ilamsız tahliye takibi kesinleşir. Borçlu (kiracının) süresinde ödeme emrine itiraz etmemesi ile ilamsız tahliye takibi kesinleşirse de, alacaklı (kiraya veren) bunun üzerine hemen haciz ve tahliye isteyemez. Borçlu ödeme süresi içinde (on, otuz veya altmış gün) borcunu (kirayı) ödeyebilir. Borçlu ödeme emri tebliğinden itibaren ödeme süresi içinde kira borcunu öderse, ilamsız tahliye takibi son bulur, alacaklı haciz ve tahliye isteyemez. Borçlu kiracı, ödeme süresi içinde kira borcunu ödemiş ise, kira borcundan sayılmayan faiz, icra giderleri ve vekâlet ücretini aynı süre içinde ödememiş olması nedeniyle icra mahkemesinden borçlunun tahliyesi istenemez (Kuru, B: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 828-829). 15. İİK’nın 269/a maddesine göre, borçlu itiraz etmez ve kira borcunu da ödemezse alacaklı ödeme süresinin bitim tarihini takip eden altı ay içinde icra mahkemesinden tahliye isteyebilir. Alacaklının icra mahkemesinden tahliye isteyebilmesi için ödeme süresinin sona ermesini beklemesi gerekir. Ödeme süresi dolmadan ve böylece borçlunun temerrüdü gerçekleşmeden, alacaklı (kiraya veren) icra mahkemesinden tahliye isteyemez; istese bile, icra mahkemesi borçlu kiracının tahliyesine karar veremez (Kuru, s. 831). 16. Borçlu süresi içinde ödeme emrine itiraz etmediği için kira sözleşmesini kabul etmiş sayılır (İİK m. 269/2, c.2). Yani, borçlu kiracı icra mahkemesinde artık kira sözleşmesini inkâr edemez, etse bile, icra mahkemesi kira sözleşmesini hakkında bir inceleme yapamaz. Borçlu kiracı, süresi içinde ödeme emrine itiraz etmediği için, ödeme emri ile istenen kira borcunu da kabul etmiş sayılır. Bu nedenle, borçlu kiracı, icra mahkemesinde artık kira borcu miktarına itiraz edemez, etse bile, icra mahkemesi kira borcu miktarı hakkında bir inceleme yapamaz (Kuru, s. 832). 17. Alacaklının İİK’nın 269/a maddesine göre tahliye talebi üzerine icra mahkemesi ilk önce alacaklının ilâmsız tahliye takip talebinin kanuna uygun olup olmadığını inceler. Takip talebi kanuna uygun değilse, özellikle alacaklı takip talebinde tahliye istememişse, icra mahkemesi tahliye talebinin reddine karar verir. Bundan sonra, icra mahkemesi, borçlu kiracıya gönderilen ödeme emrinin kanuna uygun olup olmadığını inceler. Ödeme emri kanuna uygun değilse, özellikle ödeme emrinde ödeme (ihtar) süresi yanlış (noksan) gösterilmişse, ödeme emrinde ödeme (ihtar) süresi yazılı değilse veya ödeme emrinde tahliye ihtarı yok (tebliğ edilen ödeme emri 13 örnek nolu ödeme emri değil) ise, icra mahkemesi tahliye talebinin reddine karar verir. İcra mahkemesi, takip talebinin ve ödeme emrinin kanuna uygun olduğunu tespit ederse, bunun üzerine, borçlu kiracının süresi içinde ödeme emrine itiraz edip etmediğini araştırır. Buna göre, icra mahkemesi, borçlunun süresinde ödeme emrine itiraz etmediğini (veya itiraz etmemiş sayıldığını) tespit ederse, borçlunun ödeme (ihtar) süresi içinde kira borcunu ödeyip ödemediğini inceler (Kuru, s. 833). 18. Süresi içinde ödeme emrine itiraz etmemiş olan borçlu, ödeme (ihtar) süresi içinde kira borcunu tamamen ödememiş ise alacaklı kiraya verenin talebi üzerine icra mahkemesi, borçlu kiracının tahliyesine karar verir. 19. İİK’nın 269/a maddesinin açık hükmüne göre ödeme emrine itiraz etmeyen borçlu icra mahkemesinde sadece ihtar süresi içinde ödeme yaptığını ileri sürebilir. Takibin kesinleşmesinden önce ödeme yaptığı iddiasını ileri süremez. 20. Borçlu kiracı, ödeme emrine süresi içinde itiraz ederek icra dairesine bildirmesi gereken itiraz sebebini, yani kira borcunu ödeme emrinin tebliğinden (veya takipten) önce ödemiş olduğunu, icra mahkemesinde ileri süremez ve icra mahkemesi böyle bir itirazı inceleyemez. Bu hâlde, icra mahkemesinin inceleme yetkisi, İİK’nın 269/a madde hükmünde açıkça belirtildiği gibi, borçlu kiracının ihtar (ödeme) süresi içinde kira borcunu ödeyip ödemediği konusu ile sınırlıdır. İcra mahkemesinin, süresi içinde ödeme emrine itiraz etmemiş olan borçlunun ödeme emrinin tebliğinden önce kira borcunu ödeyip ödemediğini inceleme yetkisi yoktur. İcra mahkemesi, bu hususu ancak borçlu kiracının süresi içinde ödeme emrine itiraz ederek kira borcunu ödemiş olduğunu (icra dairesine) bildirmiş olması hâlinde ( İİK m. 269/c) inceleyebilir. Aksinin kabulü borçlu kiracının (kira borcu bakımından) ödeme emrine itiraz etmemiş olması ile itiraz etmiş olması arasında hiçbir fark bulunmadığına müncer olmaktadır ki, bu husus iki ihtimali ayrı ayrı düzenlemiş olan kanunun sistemine (İİK m. 269/a ve 269/c) aykırı düşer (Kuru, s. 835). 21. İİK’nın 269/d maddesi yollamasıyla uygulanması gereken 70. maddesi uyarınca temerrüt nedeniyle tahliye isteminin icra mahkemesince duruşma açılarak incelenmesi gerekir. İcra mahkemesince duruşma açılmasının zorunlu olması ilamsız tahliye takip talebinin kanuna uygun olup olmadığını, borçlu kiracıya gönderilen ödeme emrinin kanuna uygun olup olmadığını tahkik ederek takip talebinin ve ödeme emrinin kanuna uygun olduğu tespit edilirse bunun üzerine, borçlu kiracının süresi içinde ödeme emrine itiraz edip etmediğini araştırmak, buna göre borçlunun ödeme (ihtar) süresi içinde kira borcunu ödeyip ödemediğini incelemek içindir. Duruşma açılmasının zorunlu olması, borçlunun ödeme emrine itiraz etmediği hâlde takibin kesinleşmesinden önce kira borcunu ödediği iddiasını ileri sürebileceği sonucunu doğurmaz. Bu hâlde temerrüt ihtarının haklı olup olmadığı icra mahkemesinde inceleme konusu yapılamaz. 22. Borçlunun ödeme emrine mani bir sebeple itiraz etmemesi hâlinde İİK’nın 269/d maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken İİK’nın 65. maddesi uyarınca gecikmiş itiraz yolu açıktır. Bundan başka ödeme emrine itiraz etmeyen borçluya İİK’nın 269/d yollamasıyla uygulanması gereken İİK’nn 72. maddesi gereğince menfi tespit davası açma hakkı da tanınmıştır. 23. Diğer taraftan İİK’nın 269/d maddesi yollamasıyla uygulanması gereken İİK’nın 66. maddesi gereğince ödeme emrine itiraz edilmez veya itiraz süresinde değil ise ödeme (ihtar süresi) geçtikten sonra alacaklının talebi üzerine icra müdürü takip işlemlerine devam edebilir. Bu bağlamda bir yandan haciz işlemleri yapılması bir yandan da icra mahkemesince ödeme emri tebliğinden önce yapılan ödemelerin araştırılması durumu çelişkili bir hâl oluşturur. 24. Bu açıklamalar ışığında somut olayın incelenmesinde; alacaklı tarafından 01.11.2010 başlangıç tarihli yazılı kira sözleşmesine dayalı kira alacağının tahsili amacıyla tahliye talepli olarak başlatılan ilamsız icra takibinde 05.07.2014 tarihli 900,00TL, 05.08.2014 tarihli 900,00TL ile ekli kira sözleşmesi içeriğine göre bakiye kalan 1.456,00TL kira alacağının ve borçlunun tahliyesinin talep edildiği, örnek 13 nolu ödeme emrinde borçluya 30 gün içerisinde kira borcunu ödemesi gerektiği, 7 günlük süre içinde itiraz edebileceği, borcu ödemez veya itiraz etmez ise tahliye edilebileceğinin ihtar edildiği, ödeme emrinin borçluya 29.08.2014 tarihinde tebliğ edildiği ve borçlunun ödeme emrine itiraz etmediği, alacaklı vekilinin 16.10.2014 tarihinde icra mahkemesine başvurarak borçlunun 29.08.2014 tarihinde 900,00TL ve 05.09.2014 tarihinde 900,00TL ödediğini, bakiye kalan kira alacağının ödemediğini ve borçlunun temerrüde düştüğünü ileri sürerek kiralanandan tahliyesini talep ettiği anlaşılmaktadır. 25. Bu durumda borçlu kiracı, süresi içinde ödeme emrine itiraz etmediği için, ödeme emri ile istenen kira borcu kesinleştiğinden, İİK’nın 269/a maddesine göre icra mahkemesince 30 günlük ihtar müddeti içinde takipte kesinleşen kira borcunun ödenip ödenmediği incelenmelidir. 26. O hâlde icra mahkemesince bakiye kira bedeli 1.456,00TL’nin 30 günlük ödeme (ihtar) süresi içinde ödenip ödenmediği üzerinde durularak temerrüdün gerçekleşip gerçeklemediğinin belirlenmesi gerekir. 27. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, borçlu ödeme emrine itiraz etmese bile icra mahkemesinde ödeme emri tebliğinden önceki ödemeleri ileri sürebileceği, icra mahkemesinin ihtarın haklı olup olmadığını inceleyebileceği, bu nedenle ödeme emri tebliğinden önce kira borcunun ödenip ödenmediğinin araştırılması gerektiği gerekçesiyle direnme kararının ilave gerekçeler ile bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 28. Hâl böyle olunca, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 29. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’na 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesi ile eklenen geçici 7. maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK’nın 366/III. maddesi uyarınca kararın tebliğden itibaren 10 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 16.03.2021 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY İlamsız icra kural olarak yalnız para (ve teminat) alacakları için mümkündür. Fakat icra ve İflas Kanununda istisnai olarak kira bedelinin ödenmemesi ve kira süresinin bitmesi nedenlerine dayalı olarak kiraya verenin doğrudan icra dairesine başvurarak kiralanan taşınmazın tahliyesini isteyebileceğini kabul etmiştir. Kiraya veren sadece kira alacağı için takip yapmak isterse genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi yapabilir. Ancak kiraya veren (alacaklı) kiranın ödenmesi ile birlikte tahliye de istiyor ise; taşınmazların ilamsız icra yolu ile tahliyesi için İİK 169 ve devamı maddelerine göre takip başlatmalıdır. Kira sözleşmesi ve sözleşmenin sona erme hâlleri Borçlar Kanununda düzenlenmiştir. Kira sözleşmesinde kiracının asli borcu kira bedelini ödemektir. Kiracı vadesi gelmiş kirayı vadesinde ödememesi durumunda; kiraya veren kiracıya kiranın ödenmesi için bir süre verir. Bu süre içinde ödenmez ise; kira sözleşmesini feshedeceğini kiracıya bildirebilir. Kiracının temerrüdü BK’nın 315 ve 362 maddelerinde düzenlenmiş olup kiracıya verilecek süre en az 10 gün, konut ve çatılı işyeri kiralarında en az 30 gün, ürün kirasında ise en az 60 gündür. Kiracı bu süre içinde kirayı ödemez ise; kiracıya karşı sulh hukuk mahkemesinde tahliye davası açılabilir ve bu davada ödenmeyen kira da istenebilir. İcra ve İflas Kanunu onuncu bapta İİK 269. ve devamı maddelerinde; “Kiralar Hakkında Hususi Hükümler ve Kiralanan Taşınmazların Tahliyesi” başlığı altında özel düzenlemeler yapılmış ve para ve teminat alacakları için genel haciz yolu ile ilamsız icra takibini (ilamsız takip) düzenleyen (İİK m. 42-73) madde hükümlerinden farklı hükümler ihdas edilmiştir. İİK 269 ve 269/d maddelerinde kiraya verenin kira alacağı için yapacağı ilamsız icra takibi (genel haciz yolu ile ilamsız takip) ile açacağı tahliye davasını birleştiren ilamsız tahliye takibi yolu kabul edilmiştir. Bu takip yolunda kiraya veren kiracıya karşı ilamsız tahliye takibi yaparak kiranın ödenmesini ayrıca kiracıya ödeme emri ile birlikte EBK 260 veya 288 (TBK’nın m. 315 veya 362) maddelerinde yazılı ihtarın da yapılmasını talep eder. Böylece kiraya veren kira bedeli için genel haciz yolu ile takip ve tahliye talebini birleştirmiş olur. İcra müdürü takip talebini alınca kiracıya tahliye ihtarlı ödeme emri gönderir. Konut ve çatılı işyeri kirası söz konusu ise; ödeme emrinde 7 gün içinde itiraz edebileceği kira akdi ve sözleşmedeki imzayı kesin ve açık olarak reddetmediği takdirde akdi kabul etmiş sayılacağı, kira 30 gün içinde ödenmez ve 7 gün içinde itiraz edilmez ise alacaklının İcra Mahkemesinde tahliyeyi isteyebileceği ve kesinleşen kira alacağından dolayı haciz talep edebileceği ihtar olunur. İlamsız tahliye takibi, ilamsız icranın bir türü olmasına karşılık, takibin sonucunun tahliyeye yönelik olması nedeniyle genel haciz yolu ile takibe ilişkin hükümlerin bu takip yolunda yetersiz kaldığı için Kanun koyucu İİK’nın 269 ve devamı maddelerini düzenlemiştir. Anılan kanunun 269. ve devamı hükümleri ile alacaklıya Borçlar Kanunu’nda öngörülen sözleşmeyi fesih ihtarını, tahliye ihtarlı ödeme emri kılıfı altında borçluya gönderme imkânı vermektedir. Kiraya verene tanınan bu fesih hakkı bir iradî şarta, kiracının muaccel kirayı ödememe şartına bağlanmıştır. Kiracının temerrüde düşmesi ve ödeme süresi sonunda sözleşmenin sona ermesi için temerrüt ihtarının haklı olması gereklidir. Şayet ihtar haklı değil ise tahliye ihtarlı ödeme emrine itiraz etmeyen ve ödeme süresi içerisinde borcunu ödemeyen borçlu taşınmazdan tahliye edilemez. Borçlunun, tahliye ihtarlı ödeme emrine karşı süresinde itiraz etmemesi ve 30 günlük sürede borcu ödememesi sonrasında alacaklının İcra Mahkemesi’nde temerrüt nedeniyle tahliye talebi üzerine, borçlu, İcra Mahkemesi’nde takip öncesi borcun ödendiğini ileri sürebilir ve borcu ödediğine ilişkin İİK 260/c maddesinde yazılı ödeme belgelerini ibraz edebilir. Böylece temerrüt ihtarının haksızlığını ortaya koyabilir. Bu takip yolu, Borçlar Kanunu’nda düzenlenen temerrüt nedeniyle kira sözleşmesinin fesih ihbar yolu ile sona erdirilmesi sonucunda borçlunun taşınmazı geri verme borcunun icra yolu ile yerine getirilmesinden başka bir şey değildir. O hâlde icra takibi maddi hukukun gerçekleşmesine aracı olmaktadır. İİK’nın 269/a maddesi “borçlu itiraz etmez, ihtar müddeti içinde kira borcunu da ödemezse ihtar müddetinin bitim tarihini takip eden 6 ay içinde alacaklının talebi üzerine İcra Mahkemesince tahliyeye karar verilir.” hükmünü düzenlemektedir. Kanunun lafzına bakıldığında (İİK’nın 269 ve 269/c) İcra Mahkemesi ödemenin 30 gün içinde (BK’nın 260) olup olmadığını göz önünde tutar. Ödeme emrinden önceki ödemelerin itiraz yolu ile ileri sürülmemesi hâlinde İcra Mahkemesinin bu ödemeleri dikkate almayacağı sonucu çıkarılabilir. Ancak bu sonuç alacaklar için yapılan genel haciz yolu ile ilamsız icra takibi için geçerlidir. Bu takip yolunda ödeme emrine karşı itiraz ve ödeme olmaması durumunda takip kesinleşeceği için alacaklının takibe devam etme ve borçlunun mallarına haciz koyma hakkı doğar. Ancak Postacıoğlu’nun ifade ettiği gibi gerçekten para alacakları hakkında ilamsız icra rejiminin aynen burada geçerli sayılması gerekmemektedir. Tahliye ihtarlı ödeme emrine itiraz edilmediğinde, tahliye bakımından kendiliğinden icra gücü kazanmamakta, bunun için ayrıca icra mahkemesi kararına ihtiyaç bulunmaktadır. Tahliyenin borçlu için ifade ettiği ağır yaptırımın gelişigüzel uygulanmasına olanak bırakmamak için ödeme emrinin gerekli koşulları taşıyıp taşımadığının icra mahkemesince resen araştırılması, bu suretle ihtarın usulüne uygun biçimde gönderilmiş olup olmadığının İcra Mahkemesi’nin denetiminden geçmesi, duruşma yapacak olan İcra Hâkiminin ihtarın haklı olup olmadığını araştırması yerinde olacaktır. İhtarın haklı olup olmadığının araştırılması ve incelenmesi ise kiranın ihtardan önce, bu takip yönünden ise ödeme emrinin tebliğinden önce ödenip ödenmediğinin araştırılmasını zorunlu kılar. Sulh mahkemesinde temerrüt nedeniyle tahliye davası açıldığında da mahkeme temerrüt ihtarının haklılığını araştırmaktadır. Bu nedenle alacaklı, ilamsız tahliye takibini seçtiği takdirde borçlu yararına yerinde olarak sağlanan bu korumayı ödeme emrine 7 gün içinde itiraz etmesi koşuluna bağlamak doğru olmayacaktır. Çünkü, tahliyeyi öngören takiplerde ödeme emri itiraza uğramasa bile iş zorunlu olarak İcra Mahkemesi önüne gelmekte ve onun incelemesine sunulmaktadır. O zaman icra mahkemesini ihtarın haklılığını incelemekten alıkoymak gerçekten aşırı şekilcilik olacaktır. Postacıoğlu’na göre bu gibi düşünceler İcra ve İflas Kanunu biçimsel yapısına kesin serbest bir içtihatla İcra Mahkemesi’nin ihtarın haklılığını araştırma görev ve yetkisine sahip olmasını mümkün kılar (Postacıoğlu, İlhan, Altay, Sümer; İcra Hukuk Eserleri İstanbul 2010 s. 751, 752). Postacıoğlu, Yargıtay’ın bu yöndeki kararlarının çözüm tarzını değiştirmesini kendisine telkin ettiğini ifade etmiştir (12. HD 12.11.1979 T; 7917/8533; 12.01.1981 T; 8137/18; 12 HD 26.03.1981 T; 2013/3098 s. Kararları). Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1984 tarihli bir kararında; örnek 51 (şimdi örnek 13) ödeme emrini alan kiracının ödeme emrine itiraz etmediği takdirde kira parasının takip öncesi veya 30 gününü ödeme süresi içinde ödediğini, bu nedenle temerrüde düşmediğini icra mahkemesi önünde ileri sürebileceği görüşü savunulmuştur. Ayrıca söz konusu kararda, takibin ihmal veya başka nedenle itiraz edilmeksizin kesinleşmiş bulunmasının, borçlunun takibin kesinleşmesinden önceki zamanda ödeme yaptığını bildirerek mütemerrit bulunmadığının tevsikine ve ispatına yasal engel olmayacağı açıklanmıştır. Aynı kararda, özetle; şu görüşlere yer verilmiştir: İtirazın bulunmaması sadece kira sözleşmesinin varlığının ve talepnamede yazılı kira parasının tartışmasız hâle gelmesinden başka sonuç doğurmaz. İİK 269/c maddesi hükmü takibin kesinleşmesini yeterli görmeyerek bu konuda İcra Mahkemesinden tahliye kararı alınmasını öngörmektedir. İcra Mahkemesinin görevini işlemlerini onaylamak ve kiranın 30 gün içinde ödenmediğini tespitten ibaret saymak yasaya uygun bir görüş olamaz. İİK m. 269/b. 4 fıkrada ihtarlı ödeme emrinin BK’nın 260 ve 288 maddelerinde yazılı ihtar yerinde geçeceği yazılıdır ve mutlaka haklı olmalıdır. Aynı yönde HGK’nın 08.05.1971 t. 1974/3 – 192 E. 411 K; HGK 07.11.1980 tarih 1979/12-224 E., 1980/233 K.) sayılı kararları da örnek gösterilebilir. (HGK 15.02.1984 t. 12-753 /103; (İBD 1984/4-6, s. 288-295; Kuru, Baki, İcra ve İflas Hukuk El Kitabı s. 855). Uyar “kiracının kira parasını takip öncesinde ödediği halde ödeme emrine karşı borca itirazda bulunmaması üzerine, alacaklının İİK’nın 269/a maddesine göre kira borcu ödenmediği gerekçesiyle İcra Mahkemesi’nden tahliye isteminde bulunması hakkın kötüye kullanılması sayılmalı (MK m. 2) ve korunmamalıdır. Tahliyeye karar verecek olan İcra Mahkemesi borçlunun gerçekten maddi hukuk bakımından direngen (mütemerrit) olup olmadığını araştırmak durumundadır. Bu nedenle Yüksek Mahkeme’nin görüşünü pratik gereksinmelere uygun ve adil buluyoruz” görüşünü dile getirmiştir (Uyar, Talih, İcra ve İflas Kanunu şerhi 3.C Ankara 2014 s. 4164). Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin de yerleşik içtihatları bu yöndedir. 12. Hukuk Dairesinden sonra İcra Mahkemelerinin tahliye kararlarını inceleyen Yargıtay 6. Hukuk Dairesi de, İcra Dairesinde itiraz edilmese bile, ödeme belgesinin borcu sona erdiren belge olması nedeniyle temyiz aşamasında dahi ileri sürülebileceğini kararlarında benimsemişdir. (6 HD 28.01.2008 T. 13761/526; 28.01.2015 t. 220/856 İş sayılı kararları). Aynı şekilde 6. Hukuk Dairesinin kapatılmasından sonra bu işe bakan 8. Hukuk Dairesi de aynı yönde kararlar vermiştir (8. HD 02.05.2019 T. 244/4524; 10.01.2019 T. 15243/513 sayılı kararları ). Biz de Yargıtay’ın süreklilik arz eden bu kararlarına katılıyoruz. Ödeme emrine itiraz etmeyen borçluya kira borcunu takip öncesi ödediğini İcra Mahkemesinde ileri sürmesine imkan tanımamak ve menfi tespit davası açmaya zorlamak İcra Hukuku ve Maddi Hukuku ilkelerine ters düşmektedir. Ödeme emrine itiraz ile takip para alacağı yönünden de durmuş olur. İtiraz edilmez ise para alacağı yönünden takibe devam etmekte bir engel kalmaz. Kaldı ki; bu görüş sadece ödeme itirazı ile ilgili olup İİK’nın 269/c maddesinde yazılı diğer itirazlar yapılmadan İcra Mahkemesi’nde incelenmesi mümkün değildir. İcra mahkemesi İİK’nın 269 d maddesinin göndermesi ile uygulanması gereken İİK 70. maddesine göre duruşma açarak tarafları duruşmaya davet etmek zorundadır. İcra mahkemesinin icra dosyasını inceleyerek süresinde itiraz ve ödeme olmadığını tespit edip tahliye kararı vermesi söz konusu değildir. Ödeme emrinin BK’nın 260 ve 288 maddeleri uyarınca sözleşmenin feshi ve tahliye sonucunu doğurabilmesi için kanuna uygun düzenlenip düzenlenmediğini bu çerçevede takip konusu borcun kira borcu olup olmadığını, takip talebinde tahliye ihtarının zorunlu takip arkadaşlığının varlığı vs gibi durumları kendiliğinden incelemek durumundadır. Borçlu, icra dairesinde itiraz etmediği için kira sözleşmesini kabul etmiş sayıldığından (İİK’nun 269/2) icra mahkemesi kira sözleşmesi hakkında inceleme yapamaz. İtiraz edilmediğinde borçlu kira borcunu da kabul etmiş sayıldığından, icra mahkemesinde kira borç miktarına da itiraz edemez, etse bile icra mahkemesi kira borcu miktarı hakkında inceleme yapamaz. Ancak süresinde ödeme emrine itiraz etmemiş ve ödeme süresi içinde kira borcunu ödememiş olan kiracı, icra mahkemesinde kira borcunu ödeme emrinin tebliğinden (veya takipten) önce ödemiş olduğunu ileri sürebilir ve İcra mahkemesi bu hususu inceleyebilir. Borçlu ödemeyi İİK 269/c maddesinde yazılı belgelerle ispat ederse icra mahkemesi tahliye istemini reddeder. Ödeme itirazının icra dairesinde yapılıp yapılmamasının tahliye açısından gerekli olan temerrüdün gerçekleşmesinde bu yönden hiçbir önemi yoktur. Zira önemli olan temerrüt
8. Hukuk Dairesi, 2017/4288 E., 2017/16063 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddeleri gereğince yapılan icra takibinde, borçluya gönderilen ödeme emrinin Türk Borçlar Kanunu'nun 315/2 ve 362/2 nci maddelerinde yazılı ihtarı (kira sözleşmesinin niteliğine ve süresine göre 30 veya 60 gün içerisinde takibe konu kira parasının ödenmesi gerektiği) ve kanuni müddet geçtikten sonra icra mahkemesinden borçlunun kiralanan yerden çıkarılması istenebileceğ
8. Hukuk Dairesi         2017/4288 E.  ,  2017/16063 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Dava, kira alacağının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, itirazın kaldırılmasına ve kiralananın tahliyesine karar verilmiş, karar davalı borçlu tarafından temyiz edilmiştir. 1- Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine, takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı borçlunun itirazın kaldırılmasına yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Davalı borçlunun tahliyeye yönelik temyiz itirazlarına gelince; Kira alacağının tahsili ve kiralananın tahliyesi istemi ile İİK'nun 269 vd. maddeleri gereğince yapılan icra takibinde, borçluya gönderilen ödeme emrinin Türk Borçlar Kanunu'nun 315/2 ve 362/2 nci maddelerinde yazılı ihtarı (kira sözleşmesinin niteliğine ve süresine göre 30 veya 60 gün içerisinde takibe konu kira parasının ödenmesi gerektiği) ve kanuni müddet geçtikten sonra icra mahkemesinden borçlunun kiralanan yerden çıkarılması istenebileceği tebliğini ihtiva etmesi gerekir. Ayrıca borca itiraz edilmesi halinde, İİK'nun 269/c maddesi gereğince icra mahkemesinden itirazın kaldırılması yanında kiralananın tahliyesi de talep edilecekse, TBK'nun 315/2 veya 362/2 maddeleri gereğince verilen ödeme süresinin beklenilmesi bundan sonra davanın açılması gerekir. Ödeme için kanunda öngörülen süre sona ermeden kiralananın tahliyesi talep edilemez. Somut olayda; Takibe dayanak yapılan ve karara esas alınan 06.11.2014 başlangıç tarihli 6 yıl süreli yazılı kira sözleşmesi ile tapuda 133 ada 77 parselde kayıtlı taşınmazın muz bahçesi olarak kiraya verildiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kiralananın niteliğine göre hasılat (ürün) kirası söz konusu olup Türk Borçlar Kanunu'nun 362/2. maddesi gereğince, davalı kiracıya 60 günlük ödeme süresini içeren ödeme emrinin tebliğ edilmesi gerekirken otuz gün ödeme süreli ödeme emri düzenlenmiş ve tebliğ edilmiş olduğundan bu ödeme emri temerrüde esas teşkil etmez. Bu nedenle tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden tahliye isteminin kabulüne karar verilmesi doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın itirazın kaldırılmasına ilişkin kısmının ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın tahliyeye ilişkin kısmının BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 04.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi, 2015/8074 E., 2015/10751 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var...İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddeleri gereğince yapılan icra takibinde, borçluya gönderilen ödeme emrinin Türk Borçlar Kanunu'nun 315/2 ve 362/2 inci maddelerinde yazılı ihtarı (kira sözleşmesinin niteliğine ve süresine göre 30 veya 60 gün içerisinde takibe konu kira parasının ödenmesi gerektiği) ve kanuni müddet geçtikten sonra icra mahkemesinden borçlunun kiralanan yerden çıkarılması istenebileceğ
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi         2015/8074 E.  ,  2015/10751 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ...İcra Hukuk Mahkemesi İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kira alacağının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, itirazın kaldırılmasına ve kiralananın tahliyesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre davalı borçlu vekilinin alacağa ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Davalı borçlu vekilinin tahliyeye yönelik temyiz itirazlarına gelince; Kira alacağının tahsili ve kiralananın tahliyesi istemi ile İİK'nun 269 vd. maddeleri gereğince yapılan icra takibinde, borçluya gönderilen ödeme emrinin Türk Borçlar Kanunu'nun 315/2 ve 362/2 inci maddelerinde yazılı ihtarı (kira sözleşmesinin niteliğine ve süresine göre 30 veya 60 gün içerisinde takibe konu kira parasının ödenmesi gerektiği) ve kanuni müddet geçtikten sonra icra mahkemesinden borçlunun kiralanan yerden çıkarılması istenebileceği tebliğini ihtiva etmesi gerekir. Ayrıca borca itiraz edilmesi halinde, İİK'nun 269/c maddesi gereğince icra mahkemesinden itirazın kaldırılması yanında kiralananın tahliyesi de talep edilecekse, TBK'nun 315/2 veya 362/2 maddeleri gereğince verilen ödeme süresinin beklenilmesi bundan sonra davanın açılması gerekir. Ödeme için kanunda öngörülen süre sona ermeden kiralananın tahliyesi talep edilemez. Olayımıza gelince; Takibe dayanak yapılan ve karara esas alınan 04/02/2009 başlangıç tarihli 10 yıl süreli yazılı kira sözleşmesi ile doğal kaynak suyu ve müştemilatının kiraya verildiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kiralananın niteliğine göre hasılat (ürün) kirası söz konusu olup Türk Borçlar Kanunu'nun 362/2. maddesi gereğince, davalı kiracıya 60 günlük ödeme süresini içeren ödeme emrinin tebliğ edilmesi gerekirken otuz gün ödeme süreli ödeme emri düzenlenmiş ve tebliğ edilmiş olduğundan tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden tahliye isteminin kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın itirazın kaldırılması ilişkin kısmının ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın tahliyeye ilişkin kısmının BOZULMASINA ve onanan kısım için temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 07.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi, 2014/4736 E., 2014/5988 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddeleri gereğince yapılan icra takibinde, borçluya gönderilen ödeme emrinin Türk Borçlar Kanunu'nun 315/2 ve 362/2 inci maddelerinde yazılı ihtarı (kira sözleşmesinin niteliğine ve süresine göre 30 veya 60 gün içerisinde takibe konu kira parasının ödenmesi gerektiği) ve kanuni müddet geçtikten sonra icra mahkemesinden borçlunun kiralanan yerden çıkarılması istenebileceğ
(Kapatılan) 6. Hukuk Dairesi         2014/4736 E.  ,  2014/5988 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın kaldırılması ve tahliye İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davalılar tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, kira alacağının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın kaldırılması ve tahliye istemine ilişkindir. Mahkemece, itirazın kaldırılması isteminin kabulüne ve kiralananın tahliyesine karar verilmiş, karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan kararda yazılı gerekçelere göre davalılar vekilinin alacağa ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Davalılar vekilinin tahliyeye yönelik temyiz itirazlarına gelince; Kira alacağının tahsili ve kiralananın tahliyesi istemi ile İİK'nun 269 vd. maddeleri gereğince yapılan icra takibinde, borçluya gönderilen ödeme emrinin Türk Borçlar Kanunu'nun 315/2 ve 362/2 inci maddelerinde yazılı ihtarı (kira sözleşmesinin niteliğine ve süresine göre 30 veya 60 gün içerisinde takibe konu kira parasının ödenmesi gerektiği) ve kanuni müddet geçtikten sonra icra mahkemesinden borçlunun kiralanan yerden çıkarılması istenebileceği tebliğini ihtiva etmesi gerekir. Ayrıca borca itiraz edilmesi halinde, İİK'nun 269/b maddesi gereğince icra mahkemesinden itirazın kaldırılması yanında kiralananın tahliyesi de talep edilecekse, TBK'nun 315/2 veya 362/2 maddeleri gereğince verilen ödeme süresinin beklenilmesi bundan sonra davanın açılması gerekir. Ödeme için kanunda öngörülen süre sona ermeden kiralananın tahliyesi talep edilemez. Olayımıza gelince; Takibe dayanak yapılan ve karara esas alınan 10/08/2010 başlangıç tarihli 4 yıl süreli yazılı kira sözleşmesi ile kiralananın sera olarak sebze yetiştiriciliğinde kullanılmak üzere kiraya verildiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kiralananın niteliğine göre hasılat (ürün) kirası söz konusu olup Türk Borçlar Kanunu'nun 362.maddesi gereğince, davalı kiracıya 60 günlük ödeme süresini içeren ödeme emrinin tebliğ edilmesi gerekirken otuz gün ödeme süreli ödeme emri düzenlenmiş ve tebliğ edilmiş olduğundan tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden tahliye isteminin kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın itirazın kaldırılması ve icra inkar tazminatına ilişkin kısmının ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın tahliyeye ilişkin kısmının BOZULMASINA ve onanan kısım için temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 08.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Borçlar Hukuku Genel Hükümler

(A), (B)'ye ait evi bir yıllığına kiralamıştır. (A)'nın kira bedelini ödeme borcu "dönemli edim", (B)'nin evi kullanıma hazır tutma borcu ise "sürekli edim" niteliğindedir. (A), üç ay kira ödemedikten sonra (B) sözleşmeyi sona erdirmek istemektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, (B)'nin sözleşmeyi sona erdirme biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Dönme
B) İptal
C) Fesih
D) Azil
E) Mirasın reddi