6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 40

Türk Borçlar Kanunu 40. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 40- Yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar. Temsilci, hukuki işlemi yaparken bu sıfatını bildirmezse, hukuki işlemin sonuçları kendisine ait olur. Ancak, karşı taraf bir temsil ilişkisinin varlığını durumdan çıkarıyor veya çıkarması gerekiyor ya da hukuki işlemi temsilci veya temsil olunandan biri ile yapması farksız ise, hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunana ait olur. Diğer durumlarda alacağın devri veya borcun üstlenilmesine ilişkin hükümler uygulanır. b. Temsil yetkisinin içeriği ve derecesi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
6. Hukuk Dairesi, 2023/2530 E., 2024/3281 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
Ayrıca, 6098 sayılı TBK'nın 40. maddesinde yetkili bir temsilci tarafından diğer bir kimse ile yapılan sözleşmeden doğan alacak ve borçların o kimseye ait olacağı düzenlenmiştir.
6. Hukuk Dairesi         2023/2530 E.  ,  2024/3281 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2712 E., 2023/310 K. BİRLEŞEN 2012/83 ESAS SAYILI DOSYADA HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/301 E., 2022/228 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-birleşen dosyada davalı vekilince duruşmasız, davalı-birleşen dosyada davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 08.10.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde asıl dosyada davalı-birleşen dosyada davacı vekili Avukat ...ile asıl dosyada davacı-birleşen dosyada davalı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmlarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, taşeron tarafından açılan asıl davada iş bedelinin tahsili, yüklenici tarafından açılan birleşen davada ise dava konusu işler ile ilgili verilen avansın iadesi için başlatılan takiplere yapılan itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemlerine ilişkindir. Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21343 sayılı dosyası bakımından, taraflar arasında Atatürk Havalimanı Önü Katlı Kavşak ve Bağlantı Yollarının Düzenlenmesi İşinin Altyapı ve Deplase işlerinin yapımı için 09.01.2009 tarihli Taşeronluk Sözleşmesi imzalandığı, sözleşme kapsamında işin tamamlanarak davalı işverene teslim edildiğini, hafriyatın ariyetten kesin depoya nakli ve döküm bedeli sözleşme haricinde müvekkili tarafından yapıldığını, bakiye iş bedeli alacağının KDV ilavesi ile 5.085.418,29 TL olup ödenmediği, İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün 2011/21344 sayılı dosyası bakımından, taraflar arasında Atatürk Havalimanı Önü Katlı Kavşak ve Bağlantı Yollarının Düzenlenmesi İşinin Altyapı ve Deplase işlerinin yapımı için 09.01.2009 tarihli Taşeronluk Sözleşmesi kapsamında genel proje değişikliği nedeni ile yeniden yapılan imalat bedeli, T kolu kazık imalatlarının yapılması ve kazık çakma makinesinin çalışması için güzergah boyunca mavi 0,64 mm ocak malzemesi doldurulması, davalının kendisinin yaptığı elektrik işlerinde davacıdan aldığı malzeme, makine ve geçici işçilik bedeli ile davalının kendisinin yaptığı kullandığı benzin ve motorin bedeli toplam 4.745.851,97 TL alacağın bulunduğunu, avans olarak ödenen 1.994.521.51 TL mahsubundan sonra bakiye 2.751.330,46 TL'nin ödenmediği, İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21342 sayılı dosyası bakımından davalının yaptırdığı sözleşme dışı heykel+havuzlu kavşak yağmur suyu hattı+ 2000 lik hat kazı hattı için davalı yetkilisi ...tarafından imzalanan 27.07.2011 tarihli hakediş raporuna dayalı 400.000,00 TL alacağın bulunduğunu ve ödenmediğini, İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/213413 sayılı dosyası bakımından ise davacı taşeronun yaptığı Küçükyalı Deresi E-5 üstü ıslah ve yanyol eksikliklerinin tamamlanması inşaatı hakediş bedeli olarak 219.888,71 TL’lik 03.11.2011 tarihli 008606 sayılı faturanın düzenlenerek davalıya tebliğ edildiğini, iş bedelinin ödenmediğini, bu durumda davalıdan toplam 10.451.158,51 TL alacaklı olmasına rağmen avans olarak ödenen 1.994.521,51 TL mahsubundan sonra davalıdan toplam 8.456.637,00 TL tutarında alacakları olduğu belirterek alınan takip dosyalarında davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve %40'dan az olmamak üzere inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmesini, birleşen davada yüklenici vekili ise; usulüne uygun tutulan defterlerine göre davalının 1.994.532,51 TL borçlu göründüğünü, bunun önceden verilmiş avans niteliğinde ödeme olduğunu, davalının yapmayı taahhüt edip yapmadığı işler için aleyhine başlattıkları icra takiplerine itiraz ettiğini açıklanan nedenle itirazın iptali ve takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl dava dosyasında davalı cevap dilekçesinde özetle; davacının herhangi bir alacağı olmadığını, tutanakları imzalayan kişinin kendilerini temsile yetkili kişi olmadığını, hakkında ceza davası olduğunu, yapılan işlerin bedellerinin ödendiğini, sözleşme dışı iş olmadığını, yapılan işlerin sözleşme kapsamı içerisinde olduğunu, davacının işçilik ve malzemelere ilişkin taleplerinde haksız olduklarını, bu işin kendilerine değil davacıya ait işler kapsamında olduğunu, heykelli kavşak yönünden idare ile heykeltraş arasında dava olduğu, idarece kendilerine de bedel ödenmediği, sözleşmenin 12. maddesi gereği kendilerine ödeme yapılmadan davacıya ödeme yapılmayacağı, Küçükyalı deresine ait işte ise kesin hesabın yapılarak verilmediğini, kendilerinin kesin hesap yapmak zorunda kaldıklarını, kesin hesabın idarece onayından sonra gecikme ceza vb kesintiler de düşülerek alacak var ise ödeneceğini, şu an için kendilerinin alacaklı göründüğünü, sözleşme dışı olarak yapıldığı iddia edilen işlerin sözleşme dahilinde işleme alındığını, Taşeron Sözleşmesinin 22/c bendi uyarınca kazıdan çıkan fazlalığın ariyete nakli ve ariyet bedelinin ödenmesinin taşerona ait olduğunu, davacının kesin hak edişleri idare tarfından onaylanmayan hesaplamalar yaparak alacaklı olduğunu iddia ettiğini, Taşeron Sözleşmesinin 12. maddesinin dikkate alınması gerektiğini, Küçükyalı Deresi ile ilgili olarak kesin hakedişin yapılmadığını, idareden sonuç beklendiğini, davacının yapmakla yükümlü olduğu ve düzenlemediği hakedişe ilişkin hak iddia edemeyeceğini, bu işle ilgili olarak kesin hesabın henüz idare tarafından onaylanmadığını, onaylanması halinde davacı taşeronun da kesin hakedişin düzenleneceğini, davalının davacıdan alacaklı olduğunu belirterek davanın reddi ile %40'dan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, birleşen dava dosyasında davalı taşeron vekili cevap dilekçesinde; sözleşme dışı yaptıkları iş nedeni ile alacaklı olduklarını, davacıya borçlarının olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce; Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/270 Esas sayılı dava dosyasına konu tutanak, talimat ve belgeler yönünden eylemlerin ceza hukuku bakımından neticelerine ilişkin olduğu, bu belgelerin hukuk yargılamasındaki delil değerlerinin, aynı zamanda maddi hukuk alanında bu belgelere hukuki sonuç bağlanıp bağlanmadığının takdir yetkisinin hukuk hakimine ait olduğu, şantiye şefi ve proje müdürünün onayı olmadan davalı yüklenicinin şantiye şefinin onay ve imzaları ile yükümlülük altına sokulamayacağı kabul edilerek şantiye şef tarafından düzenlenen tutanak ve talimatların geçersiz sayıldığı, yerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarının kapsamı ve her iki bilirkişi raporunun ortak saptamaları dikkate alınarak İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21341 sayılı takip dosyasında; 15.10.2004 tarihli sözleşme kapsamında bulunan bu işin kesin hesabı sonucu ortaya çıkan ve %5 nakit teminat kesintisi karşılığı olarak davalı yüklenici tarafından tutulan 12 nolu kesin hakediş alacağı olan KDV dahil 219.888,71 TL'nin ödenmesi ve alacağın likit nitelikte olduğu, İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21342 sayılı takip dosyasında; davacı taşeron tarafından davalı yükleniciden Atatürk Havalimanı önündeki heykel+havuzlu kavşak+yağmur suyu hattı+ 2000'lik hat kazı ile ilgili talebi yönünden 23.11.2010 tarihli 1 nolu hakedişin hazırlandığı ve davalı işveren adına Ali Ömer Çiçekoğlu tarafından onaylandığı, bu miktarın davacıya ödenmesi gerektiği ve alacağın likit nitelikte olduğu, İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21343 Esas sayılı takip dosyasında; davacı yüklenici tarafından davalı işveren hakkında Atatürk Havalimanı Önü Katlı Kavşak ve Bağlantı Yollarının Düzenlenmesi İşi ile ilgili hafriyat toprağının nakli ve döküm bedeli alacağına ilişkin olarak taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 22.j maddesi gereğince davacının sadece kazıdan çıkan kazı fazlası toprağın ariyete (geçici depoya) taşınması ve dökümünden sorumlu iken, davalı ve dava dışı iş sahibi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı arasındaki sözleşmede, davalının kazıdan çıkan kazı fazlası malzemenin kesin depoya taşınması ve depoya dökülmesinden sorumlu olduğu, bu durumda ariyetten kesin depoya taşınan kazı fazlası malzemenin kesin depoya dökümünün sözleşme dışı bir iş olduğu, davacı alacağının hak edişte % 30 tenzilata tabi tutulduğu, her iki tarafın da bu tenzilat oranına itiraz etmedikleri, bu nedenle % 30 tenzilatın uygulanması gerektiği ve alacağın likit nitelikte olmadığı, İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21344 sayılı takip dosyasında; Atatürk havalimanı önü haklı kavşak ve bağlantı yollarının düzenlenmesi inşaat işinde ilave işlere ait 4.745.851,97 TL'lik hakediş alacağından davalının 1.994.521,51 TL'lik avans ödemesi düşüldükten sonra 2.751.330,00 TL'nin tahsili için icra takibine geçildiği, malzemelere ilişkin olarak tarafların kabulünde olan tutanakların her iki bilirkişi raporunda değerlendirildiği, davalının kendi yaptığı işlerle ilgili olarak davacıdan ödünç yakıt aldığı ve bunlarla ilgili olarak 294 adet tutanak düzenlendiği, iki bilirkişi kurulu raporu arasındaki fark sadece KDV alacağına ilişkin olduğu, "T Kazık ve Platform İşi" ile "Mavi Poz" kullanıma ilişkin kalemlere yönelik talepte ise mavi poz kullanımına ilişkin iddianın kanıtlanamadığı, davacının hafriyatın saha dışına taşınması ile ilgili alacağın 15 no.lu hakedişte hesaplanıp kendisine ödendiği ve talebin mükerrer nitelikte olduğu, bu durumda; belirtilen alacak kalemleri ile ilgili olarak davacıya platform yapımı işi için 379.163,10 TL'nin daha ödenmesi gerektiği, açıklanan ve kabul edilebilir alacak kalemlerinin toplanılması sonucunda (392.204,14 +109.677,87 + 88.989,96 + 379.163,10 TL) davacının anılan takip dosyasında ve takip tarihi itibarıyla davalı işverenden toplam alacağının 970.034,20 TL olduğu, buna aşan alacak isteminin kanıtlanamadığı, davalı tarafından davacıya 1.994.521,51 TL avans ödemesi yapıldığı, avans tutarından hesaplanan davacı alacağının düşülmesi sonucunda davalı işverenin bakiye 997.019,96 TL daha alacağının bulunduğu, reddedilen alacak kalemleri ile ilgili olarak davacının takiplerinde haksız olmakla birlikte kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığı, birleşen davada ise; yüklenici tarafından iddia edilen alacak tutarından işverenin avans ödemesi düşüldükten sonra kalan tutar için icra takibi başlatıldığı, taşeronun talebi doğrultusunda takas mahsup işlemi yapılarak anılan takip dosyasında başka alacağının kalmadığının belirlendği ve bu dosyadaki taşeron alacağı 970.034,20 TL olarak belirlendiğinden bakiye avans tutarı olan 997.019,86 TL'nin işverene tarafından iade etmesi gerektiği, alacağın likit nitelikte olduğu gerekçesi ile asıl davanın kısmen kabulüne, İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21343 sayılı dosyasında davalının itirazının 1.805.197,00 TL için iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmayacak şekilde tahsile kadar değişen oranlarda avans faizi yürütülmek suretiyle takip talebindeki diğer koşullarla devamına, fazla istemin reddine, koşulları oluşmadığından davacının inkar tazminatı isteminin reddine, İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21341 sayılı dosyasında davalının itirazının 219.888,71 TL için iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmayacak şekilde tahsile kadar değişen oranlarda avans faizi yürütülmek suretiyle takip talebindeki diğer koşullarla devamına, fazla istemin reddine, davalının % 20 (43.977,74 TL) oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına, İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21342 sayılı dosyasında davalının itirazının 400.000,00 TL için iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmayacak şekilde tahsile kadar değişen oranlarda avans faizi yürütülmek suretiyle takip talebindeki diğer koşullarla devamına, fazla istemin reddine, davalının % 20 (80.000,00 TL) oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına, İstanbul 7. İcra Müdürlüğünün 2011/21344 sayılı dosyasında davacının alacağının toplam 970.034,20 TL olduğunun tespitine, ancak bu takip dosyası ile ilgili olarak davacı tarafından takas mahsup isteminde bulunulduğundan davalı birleşen davacı alacağının takas ve mahsubu sonucunda bu takip dosyasında bakiye alacak bulunmadığından bu konudaki davanın reddine, tüm takip dosyaları ile ilglii olarak reddedilen kısım yönünden davacının takibinde haksız olmakla birlikte kötü niyetli olduğu kanıtlanamadığından davalı yanın kötü niyet tazminatı isteminin reddine, birleşen İstanbul 12 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2012/83 Esas sayılı dosyasında davanın kısmen kabulüne, İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün 2011/20069 sayılı takip dosyasında davalının itirazının 997.019,86 TL için iptaline, takibin bu miktar üzerinden ve takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmayacak şekilde yasal faiz yürütülmek suretiyle takip talebindeki diğer koşullarla devamına, fazla istemin hukuki yarar bulunmadığından usulden reddine, davalının % 20 (199.403,97 TL) oranında inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı taraflar vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı-birleşen dosyada davalı vekilince duruşmasız, davalı-birleşen dosyada davacı vekilince duruşmalı olarak süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya olarak incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. 1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle; İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21344 sayılı dosyasında ödenmediği gerekçesi ile hakkında takip başlatılan davalının yaptığı elektrik işlerinde davacıdan aldığı malzeme, makine ve geçici işçilik bedeli ile davalının kendisinin yaptığı kullandığı benzin ve motorin bedeli yönünden tarafların ortak imzaladığı ve ceza davası konusu olmayan tutanaklara göre hesaplama yapıldığı, mahkemece aldırılan her iki raporda da KDV hariç hesaplanan alacağın aynı olduğu, imzalı tutanaklarda fiyat farkının bulunduğu ve bu durumun taraflarca kabul edildiği, davalı tarafından değerlendirilmediği iddia edilen alacak için mahsup talebi olmadığı, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kötü niyetli takip başlatıldığının ispatlanamadığı, İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21342 sayılı dosyasında hak edişin davalı tarafından imzalanması nedeni ile alacağın likit kabul edilmesi ve icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olduğu ve birleşen dava konusu avansın tüm işlere yönelik verildiği iddia edilse de hangi iş için ne kadar avans verildiğinin dosya kapsamında ispatlanamadığı ve bu nedenle tek bir takipte mahsup edilmesinde hata olmadığı anlaşılmakla, davalı-birleşen dosya davacısı vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddine karar verilmiştir. 2-Davacı birleşen dosya davalısı ile davalı birleşen dosya davacısının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; uyuşmazlığın çözümü için öncelikle “bekletici sorun” ve “ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesi için bağlayıcı olup olmadığı” hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Bekletici Sorun” başlıklı 165. maddesinde; “(1) Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir.(2) Bir davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması başka bir davanın veya idari makamın çözümüne bağlı ise mahkeme, ilgili tarafa görevli mahkemeye veya idari makama başvurması için uygun bir süre verir. Bu süre içinde görevli mahkemeye veya idari makama başvurulmadığı takdirde, ilgili taraf bu husustaki iddiasından vazgeçmiş sayılarak esas dava hakkında karar verilir” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu düzenleme gereğince bir davada hüküm verilmesi, başka bir davada incelenmekte ve kesin olarak karara bağlanacak olan bir hukukî ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise, o davanın sonuçlanması beklenmek üzere yargılama ertelenebilir. Hâkim, o davanın sonuçlanmasını kendi bakmakta olduğu dava için bekletici sorun yapabilir. Bilindiği üzere ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesinde görülmekte olan davaya etkisi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesinde düzenlenmiş olup; hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesinde; “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz” şeklinde yer almaktadır. Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen beraat kararının, kusur ve derecesinin, zarar tutarının, temyiz gücü ve yükletilme yeterliğinin ve illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusunda kesinleşmiş kabul bulunması hâlinde, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir. Somut olayda, dava konusu işler ile ilgili Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/270 Esas sayılı ceza davasında yargılama yapıldığı ve Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nce sanıklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve beraat kararları verildiği, beraat kararlarının henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, yargılaması devam eden ceza davasında sübuta eren maddi olguların TBK’nın 74. maddesi uyarınca hukuk mahkemesini bağlayıcı mahiyette olduğu dikkate alındığında tutanaklar esas alınmadan yargılama yapıldığından bahisle ceza dosyasının bekletici mesele yapılmaması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Ayrıca, 6098 sayılı TBK'nın 40. maddesinde yetkili bir temsilci tarafından diğer bir kimse ile yapılan sözleşmeden doğan alacak ve borçların o kimseye ait olacağı düzenlenmiştir. Buna göre yetkili değil ise, imzalayan şahsen sorumlu olur. Aynı Kanun'un devam eden 46. maddesinde de bir kimse yetkili olmadığı halde başkası adına hukuki işlem yapmışsa, temsil edilen kişi icazet vermedikçe alacaklı veya borçlu olmayacağı belirtilmiştir. Bu temsilci yetkisiz olsa dahi temsil olunanın sonradan icazet vermesi ya da kendi adına yapılan hukuki işlemi benimsemesi halinde baştan itibaren hukuki işlem geçerli ve temsil olunanı bağlayıcı olacaktır. Somut olayda; davacının talep ettiği iş bedellerine ait tutanakların davalı çalışanı tarafından imzalandığı, davalının bu tutanakları ve içeriğini kabul etmediği anlaşılmış olup mahkemece davalı çalışanı Tekin Aydöner'in çalıştığı dönemlere yönelik yaptığı benzer işlemlerin temsil olunan tarafından benimsenip benimsenmediği, onanıp onanmadığı hususunda herhangi bir inceleme yapılmadan tutanakların geçersiz sayılıp eksik inceleme ile yargılama yapılması hatalı olmuştur. Bununla birlikte, mahkemece yargılama sırasında iki farklı heyetten rapor alınmıştır. İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21343 sayılı dosyası bakımından, taraflar arasında Atatürk Havalimanı Önü Katlı Kavşak ve Bağlantı Yollarının Düzenlenmesi İşinin Altyapı ve Deplase işlerine yönelik kazı malzemesinin nakline yönelik olarak alınan ilk raporda işin sözleşme kapsamında olduğu, ikinci raporda ise taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 22.j maddesi gereği işin sözleşme dışı iş niteliğinde olduğu kanaatine varılmıştır. Mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ve eksik inceleme ile sözleşmenin 3. maddesi, özel teknik şartnamenin A4, C4 ve D1 maddeleri değerlendirilmeden sözleşmenin 22.j maddesi gereği işin sözleşme dışı iş olduğu kabul edilmiştir. Ayrıca kabule göre sözleşme dışı işlerde sözleşmedeki tenzilatın uygulanması hatalı olmuş bunun yanında da dava konusu sözleşmeye ait tenzilat oranı % 55 iken talep konusu olmayan havuzlu kavşak sözleşmesine ait %30 tenzilatın uygulanması da doğru olmamıştır. İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21344 sayılı dosyasında ödenmediği gerekçesi ile hakkında takip başlatılan mavi 064 mm ocak malzemesi ile ilgili olarak da ilk raporda keşif yapılarak imalatın yapılmadığının belirlendiği, ek raporda itiraz üzerine tespit raporunun da değerlendirilerek görüşün tekrar edildiği, 2. raporda işin yapılıp yapılmadığı konusunda hiç bir değerlendirme yapılmadan hesaplama yapıldığı, mahkemece de tutanaklara itibar edilmediği gerekçesi ile talebin reddedildiği anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, tespit raporu ile mahkemece aldırılan ilk rapor arasındaki çelişki giderilmeden ve tespit raporu dikkate alınmadan karar verilmesi doğru olmamıştır. İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21341 sayılı dosya bakımından ise her ne kadar davacı tarafından kesin hesap sunulmuş olsa da kesin hesapta davalının imzasının bulunmadığı, dava konusu işe yönelik dava dışı iş sahibi ile davalı arasında yapılan kesin hesapta davalının borçlu çıktığı ve belirlenen bu borcu dava dışı iş sahibine ödemesi nedeni ile teminatların iade edildiği anlaşılmakla taraflar arasındaki dava konusu işe yönelik kesin hesap çıkarılmadan ve sözleşmenin 7.3. maddesinde yüklenicinin iş sahibi ile yaptığı hakedişlerini geçmeyecek şekilde taraflar arasında hakediş düzenleneceği maddesi üzerinde durulmadan karar verilmesi de hatalı olmuştur. Kabule göre de mahkemece alınan ilk raporda; net bir hesaplama yapılamayacağının belirtildiği, 2. raporda, belirtilen açıklamalar gereği bedelin verilmesi gerektiği bildirilmesine rağmen herhangi bir açıklama yapılmadığı ve dayanak yapılan sözleşmenin 7. maddesinin Küçükyalı Deresi E-5 Üstü Islahı ve Yanyol Eksikliklerinin Tamamlanması İşine ait sözleşmeye ait olmadığı, dava konusu olmayan Atatürk Havalimanı Önü Katlı Kavşak ve Bağlantı Yollarının Düzenlenmesi İnşaatı'na ait sözleşme maddesi olduğu, hüküm kurmaya elverişli olmayan rapordaki tespitlere göre karar verilmesi de doğru olmamıştır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2018/270 Esas sayılı davasının sonucunun TBK'nın 74. ve HMK'nın 165. maddeleri uyarınca bekletici ön mesele sayılıp beklenerek, kesinleştiğinde ceza dosyası ve eklerinin de dosya içerisine alınıp, yukarıda 2 nolu bentte belirtilen açıklamalar kapsamında ceza dosyasındaki deliller ve kesinleşen hususlar var ise bu hususlar dikkate alınarak değerlendirme yapılıp yeniden oluşturulacak konusunda uzman bilirkişi heyetinden tutanaklara yönelik rapor alınması, eğer beraat kararı kesinleşir ise tüm dosya kapsamındaki deliller ile TBK’nın 40-48. maddeleri uyarınca davalı çalışanının dava konusu işlerde, ceza dosyasındaki tutanaklar haricinde, yaptığı işlemlerin olup olmadığı ve var ise işlemlerin davalı tarafından onaylanıp onaylanmadığının araştırılarak bu şekilde imzalanan ve davalı tarafından kabul edilen işler var ise bu hususun da değerlendirilmesi, İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21343 sayılı dosyası bakımından, taraflar arasında Atatürk Havalimanı Önü Katlı Kavşak ve Bağlantı Yollarının Düzenlenmesi İşinin Altyapı ve Deplase işlerine yönelik kazı malzemesinin nakli işinin sözleşme dışı iş mi, sözleşme kapsamında iş mi olduğu ve İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21344 sayılı dosyasında ödenmediği gerekçesi ile hakkında takip başlatılan mavi 064 mm ocak malzemesi ile ilgili işin yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise sözleşme dışı iş olup olmadığının tespit ettirilip, İstanbul 7. İcra Müdürlüğü'nün 2011/21341 sayılı dosyada ödenmesi talep edilen alacak için taraflar arasındaki dava konusu işe yönelik sözleşmenin 7.3. maddesindeki düzenlemeler de dikkate alınacak şekilde kesin hesap çıkartılması ve bu konularda raporlar arasındaki çelişkiler giderilip Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp kesinleşen hususlar da dikkate alınarak sonucuna göre hüküm kurulmasından ibarettir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nce tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de; eksik inceleme, hatalı değerlendirme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, ilk derece mahkemesi kararı ile bu karara karşı istinaf isteminin reddi kararı usul ve yasaya aykırı görülmüştür. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı-birleşen dosya davalısının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca açıklanan nedenlerle tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı ile bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle HMK'nın 373/1. maddesi gereğince İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi kararı KALDIRILARAK; ilk derece mahkemesi kararının temyiz eden taraflar yararına BOZULMASINA, 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan karşılıklı alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan taraflara verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 08.10.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (3)

6. Hukuk Dairesi, 2022/3739 E., 2024/1111 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; 6098 sayılı TBK'nın 40. maddesi hükmünce yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar ise de;
6. Hukuk Dairesi         2022/3739 E.  ,  2024/1111 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/806 E., 2022/824 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/37 E., 2022/139 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı taşeron vekili dava dilekçesinde özetle; davalı yüklenici ile dava dışı arsa sahipleri arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, 21.10.2016 tarihinde davalının kalfası ile imzalanan sözleşme ile binanın sıva, yalıtım, mantolama, alçıpan vs. işlerinin yapımını üstlendiğini, yapılacak iş karşılığında davalı yükleniciye verilmesi taahhüt edilen 11 nolu taşınmazın müvekkiline devredileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin sözleşmeye konu işi tamamlamasına rağmen vaad edilen taşınmazın müvekkiline teslim edilmediğini ve bir bedel de ödenmediğini, davalının kalfasının davalı adına sözleşmeyi imzaladığını, müvekkiline verileceği taahhüt edilen bağımsız bölümün müvekkiline değil, davalı yükleniciye devredildiğini, müvekkil tarafından yapılan iş bedelinin bilirkişi marifetiyle tespitine, tespit edilen bedelin sözleşme bitiş tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı yüklenici vekili cevap dilekçesinde özetle; 21.10.2016 tarihli sözleşmede müvekkilinin imzası olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2022/37 Esas, 2022/139 Karar sayılı kararı ile özetle; davacının imalatları yerine getirdiği, davalı yüklenicinin Kocaeli 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2019/113 Esas sayılı dosyasında dosyamız davacısına karşı açmış olduğu men'i müdahale davasından da anlaşılacağı üzere davacı tarafından yapılan işten haberdar olduğu, yapılan işe zımni icazet verdiği, sözleşmeyi imzalayan ...’ın 2016/11-2012/12 yıl/ay dönemleri arasında davalı yanında ... işyeri numarası ve bildirimiyle çalıştığı, davalı menfaatine iş görüldüğü, iş karşılığı verilmesi kararlaştırılan 11 no.lu bağımsız bölümün dava dışı arsa sahipleri tarafından 05.06.2018 tarihinde davalıya devredildiği, bilirkişi raporu ile yapılan iş bedeli dava tarihi itibariyle 636.694,00 TL hesaplandığı gerekçesiyle ıslah da dikkate alınarak davanın kabulü ile 636.694,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararını süresinde davalı vekili istinaf etmiştir. B. İstinaf Nedenleri Davalı vekili istinaf başvurusunda özetle; taraflar arasında imzalandığı öne sürülen 21.10.2016 tarihli sözleşmede davalı müvekkilinin imzasının olmadığını, sözleşmenin taraflarının belli olduğunu, bu nedenle sözleşmeyi ve alacak miktarını kabul etmediklerini, davacının işi yaptığını ispat edemediğini belirterek, kararı istinaf etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; 6098 sayılı TBK'nın 40. maddesi hükmünce yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar ise de; temsilcinin yetkili olmaması halinde yapılan işlem temsil olunanı bağlamayacaktır. Ancak yetkili bir temsilci tarafından yapılmamış olsa dahi yapılan işlem temsil olunanı bağlaması aynı Yasa'nın 46. maddesi koşulların gerçekleşmesi halinde mümkündür. Buna göre TBK'nın 46/I. fıkrası gereğince yetkili olmayan temsilcinin yaptığı hukuki işlemin temsil olunan tarafından benimsenmesi ya da onanması halinde temsil olunanı bağlayacaktır. Mahkemece sözleşmede imzası bulunan dava dışı ...'ın SGK kayıtları ile davalının sigortalı çalışanı olduğu belirlenerek vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca mahkemenin verdiği kabul kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge adliye mahkemesinin yukarıda belirtilen kararını süresinde davalı vekili temyiz etmiştir. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili, istinaf dilekçesinde belirtilen gerekçelerle kararı temyiz etmiştir. 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk TBK’nın 46/1, 52 ve 114 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 3.Mahkemece yapılan yargılama sırasında yerinde yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, davacı taşeron tarafından yapılan imalat bedeli, sözleşmede belirlenen birim fiyatlarla 357.564,68 TL hesaplanmış, söz konusu bedel TÜİK verileriyle 03.02.2020 dava tarihine güncellenerek 636.694,00 TL bulunmuş, mahkemece ıslah dikkate alınarak 636.694,00 TL’ye hükmedilmiştir. Somut olayda, TBK’nın 114. maddesi delaletiyle 52. maddesi uyarınca davacı taşeron dava tarihine kadar beklemek suretiyle zararın artmasına sebebiyet verdiğinden ve kendi kusurundan faydalanamayacağından mahkemece sözleşme birim fiyatlarıyla yapılan iş miktarının çarpımı sonucu bulunan 357.564,68 TL imalat bedeline hükmedilmesi gerekirken, dava tarihi itibariyle güncellenen imalat bedeline hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Değerlendirme bölümünün “2 inci” bendinde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, “3” üncü bendinde açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 2. Dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 25.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2022/5931 E., 2023/378 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Yetki temsil" ana başlıklı "Temsilin hükmü" alt başlıklı 40. Maddesinde;
3. Hukuk Dairesi         2022/5931 E.  ,  2023/378 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2307 E., 2022/1157 K. KARAR : Davanın kısmen kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 5. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2017/283 E., 2019/673 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı, davalı şirket ile aralarında 19.08.2013 tarihinde, davalı şirketin..... isimli konut projesine ilişkin konut tahsis sözleşmesi imzalandığını, davalı şirket tarafından mezkur sözleşmedeki taahhüdün yerine getirilmediğini, akabinde ilk sözleşmedeki davalının taahhüdü yerine geçmek üzere davalı şirketin...projesi için satış vaadi sözleşmesi imzaladıklarını, ancak sözleşmedeki taahhüt yine yerine getirilmediğinden tarafınca 19.04.2016 tarihinde sözleşmenin feshedildiğini, yatırdığı paradan 876.757,49 USD'nin davalı tarafından kendisine ödenmesi hususunda tarafların mutabakata vardıklarını, tüm çabalarına rağmen ödenmeyen bakiye 102.083,48 USD'nin tahsili için Anadolu 1.İcra Müdürlüğünün 2017/455E. sayılı dosyasında başlattıkları icra takibine vaki itirazın iptaline, itirazında haksız ve kötü niyetli olan davalının icra inkar tazminatı ödemesini istemiş, 31.10.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile, dava dilekçelerinin "deliller" kısmını HMK'nın 176 ncı maddesi kapsamında ıslah ettiklerini, cevap dilekçesinde sunulacak beyanlara ve delillere karşı yeni delil bildirme hakları saklı kalmak kaydıyla, delillerini; 19.08.2013 tarihli sözleşme, 08.04.2016 tarihli sözleşme, ödeme yaptığına dair kayıtlar, davalı şirket çalışanı ...ın.......com.tr mail adresinden kendisine gönderdiği ve davalı şirketin geri ödemeyi USD olarak yapacağını gösterir e-mail yazışmaları, tanık, bilirkişi incelemesi, ... 1 inci İcra Müdürlüğü'nün 2017/455 E. sayılı dosyası ve sair deliller şeklinde belirtmiştir. II. CEVAP Davalı, davacı tarafla şirketleri arasında 19.08.2013 tarihli konut tahsis sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme uyarınca 1.829.110 TL'nin ödendiğini, işbu sözleşme davacı tarafça feshedildikten sonra başka bir bağımsız bölüm için 08.04.2016 tarihli gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, başkaca bir ödemede bulunulmadığını, 21.10.2016 tarihinde imzalanan işbu sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğinin bildirildiğini, davacı tarafça ödenen 1.829.110 TL'nin karşılığı olarak şirketleri tarafından 2.694.801,81 TL iade ödemesinde bulunulduğunu, fazla ödemenin müşteri memnuniyeti politikası kapsamında yapıldığını, sözleşmelerin TL üzerinden yapıldığını, davacı TL üzerinden ödeme yaptığından, kendilerinin de USD üzerinden ödeme yapma yükümlülüklerinin bulunmadığını, yapılan ödemenin fazlasıyla iade edildiğinden bahisle davanın esastan reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında 19.08.2013 tarihinde yapılan sözleşme ile davacının inşa edilecek..... projesindeki 200 no'lu bağımsız bölümü davalıdan 1.829.178 TL bedelle satın aldığı ve bedelini ödediği, davacının 08.04.2016 tarihli dilekçesi ile daire değişikliği yapmak istediğini belirterek, ödediği toplam 1.829.178 TL'nin...projesindeki 176 no'lu daire için işlem görmesini talep ettiği, bu kapsamda taraflar arasında 08.04.2016 tarihli adi yazılı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşme ile davacının davalıdan inşa edilecek...projesindeki 176 no'lu bağımsız bölümü 2.081.178 TL bedelle satın aldığı, her iki projenin de davalı tarafından gerçekleştirilmediği, davacının her iki sözleşmeyi de feshettiği, dosya kapsamındaki davalı çalışanı ile davacı arasındaki davalı şirket e-mail adres üzerinden yapılan e-mail yazışmaları çıktılarından, davacı tarafından satış bedeline karşılık davalıya yapılan toplam 1.829.178 TL tutarlı ödemenin, davalı tarafından davacıya iadesinin 876.757.49 USD olarak yapılması konusunda taraflarca mutabakata varıldığı, davalının, davacıya toplam 774.674.26 USD ödeme yaptığının tespit edildiği, davalının davacıya bakiye 102.083.23 USD borcunun bulunduğu, davacının, davalı şirketten 10.01.2017 takip tarihi itibari ile 102.083,23 USD asıl alacak ve 713,60 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 102.796,83 USD alacaklı olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile; davalının ... 1. İcra Müdürlüğünün 2017/455 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın, 102.083,48 USD asıl alacak, 713,60 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 102.796,83 USD yönünden iptali ile takibin bu miktarlar üzerinden devamına, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine, takip tarihinden itibaren asıl alacağa 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi uyarınca USD ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına devlet bankalarının ödediği en yüksek faiz oranında temerrüt faizi yürütülmesine, hüküm altına alınan 102.083,48 USD asıl alacak üzerinden hesaplanan 20.416,69 USD icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili, müvekkili şirketin kusurundan kaynaklanmayan ve sözleşmenin imzalanması sonrasında ortaya çıkan hukuki ifa imkansızlığı bulunan uyuşmazlıkta, davacının ancak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre ödediği bedellerin aynen iadesini talep edebileceği göz ardı edilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, tanık beyanları ile ispat olunamayan ve müvekkil şirketin kabulünde olmayan elektronik posta içerikleri esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacı tarafça müvekkil şirkete 1.829.178,00 TL ödeme yapıldığını, USD nevinden bir ödeme yapılmadığını, Yargıtay içtihatları ve doktrinde kabul edildiği üzere, davacı ile müvekkil şirket arasında yabancı para borcu cinsinden bir alacak-borç ilişkisinin bulunmadığının sabit olduğunu, hiç bir kabulü tazammun etmemek kayıt ve şartı ile davacı tarafça sunulan tablolar kapsamında dahi davanın reddinin gerektiğini, davacının çelişkili davranış yasağına aykırı taleplerinin reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacı tarafından ibra edilen müvekkil şirketin borcunun sona erdiğini, sunulan maillerde yer alan iade tablosu nazara alındığında dahi davacı tarafa fazla ödeme yapıldığının görüleceğini, yerel mahkeme tarafından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek davanın reddine, ... 1. İcra Müdürlüğü'nün 2017/455 E. sayılı dosyası ile müvekkil şirket aleyhine ikame edilen haksız ve mesnetsiz icra takibinin iptali ile alacağın yüzde yirmisinden az olmamak üzere davacı aleyhinde kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilk derece mahkemesince konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alındığı, alınan rapor denetlemeye ve hüküm vermeye elverişli olup, bilirkişiler tarafından yapılan hesaplamanın dosya içeriğine uygun olduğu, dosyanın istinaf sebepleri ile birlikte HMK'nın 355 inci maddesi çerçevesinde incelendiği ve kararın, mahkemece dosyada bulunan delillerin taktirinde hata yapılmadan iddia ve savunmaları ile birlikte hukuka uygun şekilde değerlendirilmek suretiyle dairece de benimsenen yasal ve hukuksal gerekçelere ve maddi delillere dayandırılarak verilmiş olduğu anlaşılmakla, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen karara karşı tüm istinaf sebepleri yerinde bulunmadığından HMK m.353/1-b-1 gereğince davalının istinaf başvurusunun oy çokluğu ile esastan reddine karar verilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesinin işbu esastan red kararına muhalif olan Başkanı...ın muhalefet şerhinde ise; mübrez raporun denetlemeye ve hüküm kurmaya elverişli olmadığı, dosya kapsamına göre, davacı tarafça ödemelerin davalıya TL cinsinden yapıldığı ve ödemelerin USD olarak iade edileceğine ilişkin yanlar arasında herhangi bir yazılı sözleşme bulunmadığının uyuşmazlık konusu olmadığı, davacının davalıya TL olarak yaptığı ödemenin iadesinin USD cinsinden yapılacağı yönünde davalı çalışanı ile yapılan mail yazışmalarına istinaden eksik ödeme iddiası ile eldeki davayı açtığı ve mübrez raporda yanlar arasında ödemenin USD cinsinden yapılacağı yönünde mutabakat oluştuğu kanaati mütala edilmiş ise de, mail yazışmalarında adı geçen davalı çalışanı ...ın bu miktar bir ödeme için davalı şirketi temsile yetkili olup olmadığının araştırılmadığı, yetkili olmaması halinde davalı şirketin ticari defter ve belgeleri incelenmeksizin ve bu yönde bilirkişilerden ek rapor alınmaksızın, her iki proje kapsamındaki ödemelerin davalı tarafça ne şekilde iade edildiği, kur iadesinin yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise kur belirlemelerinin hangi tarih ve esaslara göre yapıldığı, davalı çalışanının mail yazışmasının ihtilafsız iade miktarının davalı tarafça döviz olarak iade edilmiş olması da değerlendirilerek davalı tarafça benimsenip benimsenmediği, davalı şirketin bu yönde tezahür eden davranışının Medeni Kanun'un 2 nci maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ve somut olay adaleti nazara alındığında ve yanlar arasında iadenin USD cinsinden yapılacağı hususunda bir anlaşmanın ve/veya mutabakatın sağlanıp sağlanmadığı değerlendirilmeksizin yapılan incelmenin eksik tahkikata dayalı olduğu ve eksik tahkikat ile hüküm kurulamayacağı anlaşılmakla; HMK 353.1.a.6 maddesi gereğince hükmün ortadan kaldırılması görüşünde olduğundan çoğunluk görüşüne muhalif olduğunu bildirmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; şirketin kusurundan kaynaklanmayan sebepler neticesinde, mezkur projenin ifasının imkansızlaşması nedeniyle davacının yapmış olduğu ödemelerin ancak sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde iadesinin gündeme geleceğini, tanık beyanları ile ispat olunamayan ve davalı şirketin kabulünde olmayan elektronik posta içerikleri esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davacı tarafça bir kısım e-postalar dışında delile dayanılmadığı gibi, davacı tanığı ... tarafından verilen beyanların davalı şirket tarafından satım bedelinin iade edileceği dışında bir vakıayı ispat etmediğini, davacı tarafından usule aykırı olarak sunulan e-posta çıktıları şirketin kabulünde olmadığından şirketten sadır olmayan e-postaların delil olarak kabul edilip hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, dosyada mübrez ödeme dekontları ve davacı tanık anlatımlarıyla sabit olduğu üzere, davalı şirkete dolar bazında bir ödeme yapılmadığının sabit olduğunu, dilekçelerindeki vaki savunmaları saklı kalmak kaydıyla, davacı tarafça sunulan tablolar incelendiğinde; davacı tarafından doğrudan şirkete yapılan ödemelerin davacı tarafça ödendiği tarihteki döviz kuru üzerinden dolar karşılığının tespit edildiği ve taraflar arasında geri ödeme üzerine anlaşma sağlanan 26.09.2016 tarihindeki kur üzerinden TL cinsinden değerinin tespit edildiğinin görüldüğünü, uyuşmazlığın esasına tesir edecek en önemli hususun ise, tablonun devamında "TL karşılığı kur - 2,9846 - 26.09.2016" olarak belirtilmek suretiyle iadenin TL karşılığında dikkate alınacak sabit kur tutarının tarafların serbest iradeleri ile 26.09.2016 olarak belirlenmiş olması olduğunu, keza yerel mahkeme tarafından hükme esas alınan hesaplamalarda, anılan yazışmalar ile üzerinde anlaşıldığı sabit olan 26.09.2016 tarihli kurun değil, müvekkil şirket tarafından anlaşma sonrasında iadesi gerçekleştirilen sırasıyla 1.000.000 TL, 1.000.000 TL ve 694.801,81 TL'nin ödendiği 01.12.2016, 13.12.2016 ve 28.12.2016 tarihli kurların esas alındığını, çelişkili davranış yasağına aykırı kararının kaldırılması ve davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, hiçbir kabulü tazammun etmemek kayıt ve şartı ile mezkur e-posta yazışmalarına itibar edildiğinde, müvekkil şirket tarafından iletilen 26.09.2016 tarihli kura ilişkin icabı kabul ederek, ödemeleri alan ve müvekkil şirketi ibra eden davacının ileri sürdüğü iddia ve taleplerin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu ve her halükarda reddinin gerektiğinin sabit olduğunu, davacı tarafından ibra edilen müvekkil şirketin borcu sona erdiğinden davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafça imzalanan 21.10.2016 tarihli dilekçe ile konut tahsis sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiğini, müvekkil şirkete yaptığı ödemelerin davacıya eksiksiz olarak iade edildiğini, davacının başkaca bir hak ve alacağı bulunmadığı ve müvekkil şirketi ibra ettiğini belirttiğini, sunulan maillerde yer alan iade tablosu nazara alındığında dahi davacı tarafa fazla ödeme yapıldığının sabit olduğunu, davacı iddialarını kabul anlamına gelmemek kayıt ve şartı ile davacı tarafça sunulan tablo ile davacının yapmış olduğu kredi ödemesinden dolayı iade edilecek tutarın 2.616.770,40 TL olarak belirlendiği, buna rağmen davalı şirket tarafından 2.694.801,81 TL iade edildiğinin sabit olduğunu, yerel mahkeme tarafından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, istinaf mahkemesi başkanı tarafından karara karşı konulan muhalefet şerhinde belirtilen hususların dahi kararda tartışılmadığını, eksik incelemeye sebebiyet verildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, haklı şekilde feshedildiği ileri sürülen satış vaadi sözleşmesi gereği eksik ödenen bedelin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "İspat yükü" başlıklı 190 ncı maddesinde; "(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." 2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Belge" başlıklı 199 ncı maddesinde; “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” yazılıdır. Bu düzenleme ile mail ve telefon mesajları da belge olarak kabul edilmiştir. HMK'nın 202 inci maddesinde de “(1)Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2)Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir.” şeklinde düzenleme getirilerek bu tür belgeler delil başlangıcı olarak kabul edilmiştir. 3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Yetki temsil" ana başlıklı "Temsilin hükmü" alt başlıklı 40. Maddesinde; başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemlerin sonuçlarının doğrudan doğruya yetkili temsilciyi değil, temsil olunanı bağlayacağı düzenlenmiştir. Yetkili temsilcinin bir başkası adına ve hesabına yaptığı hukuki işlemlerin sonuçlarından doğrudan doğruya temsilci değil, temsil olunan sorumlu olur. Temsilci, hukuki işlemi yaparken temsilci olduğunu karşı tarafa bildirmek zorundadır. Temsilci yaptığı işlemi kimin adına yaptığını bildirmediği takdirde, yapmış olduğu hukuki işlemin sonuçlarından kendisi sorumlu olur. Karşı taraf işin mahiyetinden veya daha önceki ilişkilerinden dolayı o kimsenin temsilci olduğunu bilerek bu işlemi yaparsa bu durumda işlemin hukuki sonuçlarından temsil olunan sorumlu olur. 3.Değerlendirme 1.Mahkemece, davalı çalışanı ile davacı arasındaki davalı şirket e-mail adres üzerinden yapılan e-mail yazışmaları çıktılarından, davacı tarafından satış bedeline karşılık davalıya yapılan toplam 1.829,178 TL tutarlı ödemenin, davalı tarafından davacıya iadesinin 876.757,49 USD olarak yapılması konusunda taraflarca mutabakata varıldığının anlaşıldığı belirtilmiştir. Davacı tarafça davalıya yapılan ödemeler TL cinsinden yapılmıştır. Taraflar arasında davacı tarafça yapılan ödemelerin USD olarak iade edileceğine ilişkin herhangi bir yazılı sözleşme bulunmadığı sabittir. Somut uyuşmazlıkta, davacı davasını ispat etme yükümlülüğü altında olmakla birlikte, delil olarak davalı şirkete TL olarak yaptığı ödemelerin iadesinin USD cinsinden yapılacağı yönünde davalı çalışanı ile yaptığını iddia ettiği e-mail yazışma çıktılarını sunmuştur. Ancak mahkemece, davacı tarafından sunulan e-mail çıktıları yönünden davalının savunması doğrultusunda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. 2. Davalı şirket çalışanı tarafından gönderildiği iddia edilen 27.09.2016 tarihli e-mail incelenecek olursa: Gönderenin .....com.tr, alıcının ise erenlys@hotmail.com olduğu, mail konusunun "... İade hk" olarak yazıldığı, içeriğinde ise "Merhaba ... Bey, Yatırılacak olan iade rakamları ekteki tablodadır. İnceleyip onay vermeniz durumunda iade dilekçeleri tarafınıza mail atılacaktır.", bir diğer mailde "Merhaba, Daire değişikliği yaparken de ödediğiniz günkü kurları USD ye çevirip hesap yapmıştık, bugün gönderdiğim tabloda bu şekilde hesaplandı ödemiş olduğunuz taksit tutarları ilgili günün kurumdan USD ye çevrildi. Bugüne kadar herkese bu şekilde iade yapıldı. Maalesef başka bir hesaplama yapmam mümkün değil" yazdığı görülmüştür. Ekte gönderilen tabloda ise, davacının ödeme yaptığı günlerdeki döviz kuru doğrultusunda hesaplama yapılarak, taraflar arasında geri ödeme üzerine anlaşma sağlanan 876.757.49 USD'nin 26.09.2016 tarihindeki kur üzerinden TL cinsinden değeri olan 2.616.770,40TL'nin iade edileceği belirtilmiştir. Yine gönderenin .....com.tr, alıcının ise erenlys@hotmail.com olduğu, mail konusu "... İade hk" olan 21.10.2016 tarihli mail içeriğinde ise " Merhaba ... Bey, Ekteki iade dilekçelerini ve ibranameleri ilgili daire sahipleri imzalaması gerekmektedir, imzalı kimlik kopyaları ile beraber tarafıma ulaştırmanızı rica ederim...İade süreciniz dilekçe aslı elimize ulaştıktan sonra başlayacaktır, aşağıdaki adrese veya elden kargo ile ulaştırabilirsiniz." denilmiştir. Yine dosyaya delil olarak sunulan "İBRANAMEDİR" başlıklı, 21.10.2016 tarihli, alıcı sıfatla ... tarafından imzalandığı görülen belge incelenecek olursa; "...İnşaat ve Eğitim Hizmetleri A.Ş. ile aramızda...176 No.lu bağımsız bölümün satışı ile ilgili olarak imzalanan 19.04.2016 tarihli...Konut Tahsis Sözleşmesi tarafımdan tek taraflı olarak feshedilmiştir. Anılan sözleşme ile ilgili olarak ...İnşaat ve Eğitim Hizmetleri A.Ş.'e yaptığım tüm ödemelerin tarafıma eksiksiz olarak iade edildiğini, başkaca bir hak ve alacağım kalmadığını, anılan sözleşme nedeniyle ...İnşaat ve Eğitim Hizmetleri A.Ş.'nin tüm borçlarını gayri kabili rücu ibra ettiğimi beyan ederim" denilmiştir. 3. Davalı tarafça, davacı tarafından usule aykırı olarak sunulan e-posta çıktılarının kabullerinde olmadığı, bu nedenle şirketlerinden sadır olmayan e-postaların delil olarak kabul edilip hükme esas alınmasının hatalı olduğu, dosyaya ibraz edilen e-mail çıktılarının delil başlangıcı olma koşullarını sağlamadığının savunulduğu gözetilerek; davacının delil olarak dayandığı e-mail çıktısındaki davalı şirkette çalışan ...a ait olduğu iddia edilen mail hesabının ona ait olup olmadığı, e-mailin davalı tarafça gönderilip gönderilmediği konusunda bilirkişi raporu alınarak, e-mail çıktıları hakkında davalının savunması doğrultusunda değerlendirme yapılmalıdır. E-mailin davalı çalışanı tarafından gönderildiği sonuç ve kanaatine varılırsa, mail yazışmalarında adı geçen davalı çalışanı ...ın bu miktar bir ödeme için davalı şirketi temsile yetkili olup olmadığı konusunda yapılan araştırma sonucunda davalı tarafın temsilcisi tarafından gönderilen e-mail geçerli kabul edilirse, taraflar arasında iadenin USD cinsinden yapılacağı hususunda bir anlaşmanın sağlanıp sağlanmadığı incelemesi yapılıp, davacı tarafça imzalanan ibraname de değerlendirilmek suretiyle sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde temyiz edene iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2020/4035 E., 2021/448 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi
tam metni aç
O halde TBK'nun 40. maddesi kapsamında takibe dayanak çek başkası nam ve hesabına düzenlenen senet olup, HMK.nun 308.maddesi de dikkate alınarak borçlunun Ağır Ceza Mahkemesinde duruşma sırasında verdiği yukarıda açıklanan beyanı kabul anlamına geleceğinden temsil ol
12. Hukuk Dairesi         2020/4035 E.  ,  2021/448 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Alacaklı tarafından borçlu aleyhinde çeke dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takipte borçlunun icra mahkemesine başvurarak, imzaya itiraz ettiği, mahkemece aldırılan Bilirkişi Raporunda takip dayanağı çekteki imzanın, itiraz eden borçluya ait olmadığının rapor edilmesi üzerine mahkemece imza itirazının kabulü ile takibin durdurulmasına karar verildiği, alacaklının istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istemin esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Takip dayanağı çek incelendiğinde, düzenleyen olarak davacı ...'in adı ve altında imza bulunduğu görülmektedir. Dosya içeriğinde bulunan alacaklının şikayeti üzerine davacı ve oğlu Ömer Bakiler hakkında ... 7. Ağır Ceza Mahkemisinin 2019/612 esas sayılı dosyasında görülen ceza davasının 13/02/2020 tarihli duruşmasında, davacı ...'in savunmasında; "... Sanık ömer ile müşteki benim çocuklarım olur. Benim sahibi olduğum bir şirketim vardır...ben 35 yıllık vergi mükellefiyim ancak şuana kadar hiç çek imzalamadım, bu konuda oğlum Ömer'e vekalet verdim. Ömer benim adıma çekleri imzalıyordu. Eşimin vefatından sonra oğlum ... ile miras konusunda aramızda anlaşmazlık çıktı......mirasımdan feragat etmesi karşılığında 500.000 TL çek vermeyi kabul ettim...Ömer benim bilgim ve rızam ile 250.000 ve 165.000 TL bedelli çekleri düzenleyerek ...'e vermiş. Çekleri Ömer imzalamış....ancak oğlum ... mirastan feragatı kabul etmedi. Aldığı çeklerden 165.000 TL olanı kendisine ödenmişti. Diğer çek ise ödenmedi. Oğlum ... bu çeki icraya verdi, ben çekleri inkar etmedim ancak icraya verildikten sonra ... mirastan feragat vermediği için onun aleyhine dava açtım ... " şeklinde beyanda bulunduğu, Ömer ise savunmasında; "çekler annemindir ben daha önce de annem adına babam hayatta iken de çek keşide etmiştim. Çalıştığımız inşaat malzemesi satan firma annemin üzerinedir. Biz 3 kardeş onun yanında çalışıyoruz. Annem bana bu hususta vekaletname de vermişti.......müşteki feragat vermediği için diğer 250.000 TL bedelli çeki ödemedim. ....annemin mallarına haciz gelince imzayı inkar etmek zorunda kaldık. Benim bu çekleri verdiğimden annemin haberi vardı. Ben babamın zamanında da aynı şekilde imza atıyordum o yüzden annemin yerine imza attım..." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır. Bu bulgular karşısında takip dayanağı çekteki imzanın borçlunun oğlu...'e ait olduğu taraflar arasında çekişmeli olmaktan çıkmıştır. Çekteki imzanın da işletme sahibi davacı ...'in bilgisi ve muvafakati doğrultusunda vekaleten atıldığı anılan beyanlarla sabit olduğundan ve ceza yargılamasındaki bu kabul HMK'nun 308. maddesindeki düzenleme uyarınca bağlayıcı olduğundan, davacı takip dayanağı çekten dolayı sorumludur. O halde TBK'nun 40. maddesi kapsamında takibe dayanak çek başkası nam ve hesabına düzenlenen senet olup, HMK.nun 308.maddesi de dikkate alınarak borçlunun Ağır Ceza Mahkemesinde duruşma sırasında verdiği yukarıda açıklanan beyanı kabul anlamına geleceğinden temsil olunanı bağlayacağından, mahkemece borçlunun imza itirazının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile itirazın kabulüne karar verilmesi ve ve bölge adliye mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddi isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz isteminin kabulü ile, yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddesi uyarınca, ... Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesi'nin 26.02.2020 tarih ve 2019/2576 E.-2020/460 K. sayılı istinaf talebinin esastan reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA ve ... 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 10.09.2019 tarih 2018/999 E.-2019/764 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18/01/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Genel

İş insanı Pelin, yurt dışındaki iş seyahati sırasında kendisi adına bir sanat galerisinden tablo satın alması için arkadaşı Mert’i yetkilendirmiştir. Mert, galeride tabloyu satın alırken Pelin’in adını ve hesabına hareket ettiğini açıkça belirtmiş ve satış sözleşmesini imzalamıştır. Türk Borçlar Kanunu’nun temsil hükümleri uyarınca, bu hukuki işlemin sonuçları ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

A) Mert, sözleşmeyi bizzat imzaladığı için tablonun mülkiyeti önce Mert’e geçer, Mert daha sonra Pelin’e devretmelidir.
B) Mert, işlemi Pelin adına ve hesabına yaptığını bildirdiği için, sözleşmeden doğan hak ve borçlar doğrudan Pelin’e ait olur.
C) Temsilcinin ayırt etme gücüne sahip olması yetmez; Pelin gibi tam fiil ehliyetine sahip olması da zorunludur.
D) Mert tablonun bedelini ödemezse sanat galerisi sadece Mert’e karşı icra takibi başlatabilir.
E) Temsil yetkisi Pelin tarafından tek taraflı olarak verildiği için Mert’in bu yetkiyi kabul ettiğini yazılı olarak beyan etmesi şarttır.

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol