6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 401

Türk Borçlar Kanunu 401. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 401- İşveren, işçiye sözleşmede veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen; sözleşmede hüküm bulunmayan hâllerde ise, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücreti ödemekle yükümlüdür. b. Fazla çalışma ücreti

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

10 karar eşleşti
9. Hukuk Dairesi, 2023/14610 E., 2023/20220 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 401 inci maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24 üncü maddesinin (II) numaralı bendinin (f) alt bendi ile 24, 32, 37, 41, 44, 47 ve 63 üncü maddeleri ve aynı Kanun'un 120 nci maddesi atfıyla hâlen yürürlükte bulunan mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü ma
9. Hukuk Dairesi         2023/14610 E.  ,  2023/20220 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1563 E., 2023/856 K. DAVA TARİHİ : 19.11.2015 KARAR : Davalının istinaf başvurusunun esastan reddi, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile davanın kısmen kabulü TEMYİZ EDENLER : Taraf vekilleri İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 13. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/750 E., 2021/116 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddi, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1998 yılı ve 2015 yılı Nisan ayı arasında davalı işverene ait Hastanede çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı olarak ve ayrıca 2011 yılından itibaren Başhekim yardımcısı olarak çalıştığını, davalı işyerinde her anlamda bağlı şekilde bir iş sözleşmesine dayalı olarak çalıştığı hâlde davalı resmî yükümlülüklerden kurtulmak için bazı dönemlerde davacıdan hizmet satın almış gibi gösterdiğini, fazla çalışma, yıllık izin, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödenmediğini, işverenlikçe ödenmesi gereken Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) primi ve vergi gibi ödemelerin müvekkiline yaptırıldığını, bu nedenlerle müvekkilinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma, cumartesi çalışması, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yoğun bakım, poliklinik hak ediş ücretleri ve diğer SGK hak ediş ücretlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunarak davacı ile üç farklı dönemde çalıştıklarını, 01.03.1999-05.12.2001 tarihleri arasında işyerinde SGK'ya tâbi bağlı hekim olarak çalıştığını, davacının bu dönem sonunda kendi muayenehanesini açacağını belirterek istifa etmek suretiyle iş sözleşmesini feshettiğini, tüm ücret ve yasal haklarının eksiksiz ödendiğini, 05.12.2001-08.08.2005 tarihleri arasında davacının bağımsız çalıştığını, bu dönemde kendisinden hizmet alımı yapılmadığını, 08.08.2005-01.05.2012 tarihleri arasında davacıdan hizmet alımı yapıldığını, kendisinin vergi mükellefi olup müvekkili Hastaneye sözleşmeli hekim olarak hizmet sunduğunu ve Başhekim yardımcılığı görevini yaptığı bu dönemde kendisine kestiği serbest meslek makbuzları karşılığı ödeme yapıldığını, 01.05.2012-06.04.2015 tarihleri arasında davacının müvekkiline bağlı hekim olarak görev yaptığını, bu dönem ücretinin aylık brüt 7.809,50 TL olduğunu, daha iyi şartlarda iş bulduğunu beyan ederek 06.04.2015 tarihinde istifa ettiğini ve 08.04.2015 tarihinde bir başka özel hastanede işbaşı yaptığını ve davacının alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının hizmet döküm cetveli, tanık anlatımları dikkate alındığında davalı nezdinde 01.03.1999-05.12.2001 ve 08.08.2005-06.04.2015 tarihleri arasında iki dönem hâlinde çalıştığı, davacının yapmış olduğu meslek itibarıyla sabit ücret + poliklinik ve yoğun bakım hastalarına ilişkin hak ediş ücreti ile çalıştığı, davacının sunduğu muavin kayıtları ile bordroların uyumlu olduğu, bordro bedellerinin davacının banka hesabına ödendiği, davacının sabit ücretinin brüt 7.809,50 TL olduğu, davacıya son bir yılda ödenen hak ediş ücretinin ise brüt 26.991,58 TL olduğu, 2015 yılı Ocak, Şubat, Mart ayı hak ediş ücretlerinin ödenmediği, davacının ödenmeyen alacakları olduğundan iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, ödenmeyen yıllık izin ücreti bulunduğu, fazla çalışma, cumartesi çalışması ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunmadığı, davacının diğer taleplerinin varlığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili; davacının ücretinin hatalı belirlendiğini, SGK ve vergi alacağı taleplerini atiye bırakmış olmalarına rağmen davalı tarafa muvafakatleri olup olmadığı sorulmadan doğrudan taleplerinin reddinin hatalı olduğunu, fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığını ispatladığını, tanıkları M.A'nın dinlenmemesinin hukuki dinlenilme haklarının ihlali olduğunu, icap nöbetlerine katılmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince yeterinde inceleme yapılmadığını, davalı Şirket yetkilisinin isticvap edilerek dinlenmesi gerektiğini belirterek davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf yoluna başvurmuştur. 2. Davalı vekili; sahte belgelere itibar edilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının ücretinin SGK kayıtlarında yer alan brüt 7.809,50 TL olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince fahiş miktar belirlendiğini, daha iyi şartlarda iş bulan davacının iş sözleşmesini tek taraflı ve haksız olarak feshettiğini ve kıdem tazminatına hak kazanmadığını, davacının istifa ile sonuçlanan 1999-2001 dönemi için kıdem birleştirilmesi yapılmasının isabetli olmadığını, davacıdan hizmet alım yapılan dönemin kıdemine ilave edilmesinin hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının kıdeme esas hizmet süresinin iki dönem çalışması bileştirilerek 12 yıl 5 ay 3 gün olarak tespit edilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu, ödenmeyen işçilik alacakları için iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğinden kıdem tazminatına hak kazandığı, davacının kendisine verilen kesin süreye rağmen bu süre içinde tanık bildirmediği, fazla çalışma yaptığını ve ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığını ispatlayamadığı, davacının hangi konuda isticvap edilmesini talep ettiği hususunda somut bir açıklama yapmadığı, dosya kapsamı ile de davalı Şirket yetkilisinin isticvabını gerektirir bir hususun bulunmadığı, istinaf aşamasında davalı tarafın davacının SGK ve vergi alacağı talepleri yönünden davayı atiye bırakmasına muvafakati olduğunu bildirdiği, muavin defter kayıtları ile davalı Şirketin resmî kayıtları birbiri ile örtüşmese de, dosyaya sunulan muavin defter kayıtlarının bir muhasebe programından çıkarıldığının anlaşıldığı, ücret bordroları ile tahakkuk edilen asgari geçim indirimi dâhil ücretlerin tutarının davacı tarafından sunulan muavin defter kaydında 02.02.2015 tarihinde "... 2015 Hak Ediş ödeme Garanti" açıklamasıyla 5.729,12 TL'lik ücret ödemesinin borç kaydına işlendiği ve yine bu ücret ödemesinin dışında ücretini aşacak şekilde "avans ücreti" açıklamasıyla ödemelerinin yapılmış olduğunun tespit edildiği, bu kapsamda davalı tanığının işyerinde ücretine ilave olarak hak ediş ücreti aldığına dair beyanı da dikkate alındığında davacının ücretinin bir kısmının banka kanalı ile ödendiği ve bir kısmının hak edişleri dâhil elden ödendiği, davacının davalı işyerinde aylık temel ücret + hak ediş ücret ile çalıştığı, dosyada yapılan emsal ücret araştırma sonucuna göre gerek Türk Tabipler Birliği yazısında bildirilen ücret gerekse Tabip Odasından bildirilen ücretin davacının bordroda görülen ücretin üzerinde olması da göz önüne alındığında sabit net ücretinin 11.061,75 TL olduğu ve davacıya garanti ücrete ilave olarak poliklinik ve yoğun bakım hastalarına ilişkin gerçekleşen toplam ciro üzerinden belli bir oranda hak ediş ücreti verildiği buna göre davacının ücretinin net 29.705,35 TL olarak kabul edilmesi gerektiği gerekçeleriyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddi, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili; istinaf dilekçesindeki belirttiği ve Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilmeyen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. 2. Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; hizmet süresinin ve ücret miktarının tespiti ile buna bağlı olarak alacaklarının hesaplanması, iş sözleşmesinin davalı işverence kıdem tazminatı ödenmesini gerektirecek şekilde son bulup bulmadığı, fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ispatı, davalı Şirket yetkilisinin isticvabının gerekli olup olmadığı hususlarındadır. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 169 uncu maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi. 2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 401 inci maddesi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 24 üncü maddesinin (II) numaralı bendinin (f) alt bendi ile 24, 32, 37, 41, 44, 47 ve 63 üncü maddeleri ve aynı Kanun'un 120 nci maddesi atfıyla hâlen yürürlükte bulunan mülga 1475 sayılı İş Kanunu'nun 14 üncü maddesi. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle ileri sürülen temyiz sebeplerine göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Taraflar arasında davacının aylık sabit ücretinin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının sabit ücret + hak ediş ücreti alarak çalıştığını, 31.03.2015 tarihi itibarıyla de hak ettiği ücretin 30.156,00 TL olduğunu ileri sürmüş ise de, bu tutarın ne kadarının sabit ücret olduğu hususunda beyanda bulunmamış ve sabit ücretinin miktarına ilişkin delil sunmamıştır. 6098 sayılı Kanun'un 401 inci maddesinde işverenin işçiye, taraflar arasında ücret ile ilgili sözleşmede hüküm bulunmayan hâllerde, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücreti ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Bu husus taraflar arasında ücret kararlaştırılmamış olması hâli için geçerlidir. Somut olayda yapılan açıklamalar ışığında davacı taraf aylık sabit ücrete yönelik iddiasını ispatlayamamıştır. Bu hâlde davacının aylık sabit ücret miktarını ispata yönelik tanık anlatımı veya başka bir delil bulunmadığı hâlde salt emsal ücret araştırması dikkate alınarak aylık sabit ücretin belirlenmesi hatalı olmuştur. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince davacının aylık sabit ücretinin imzalı bordroda belirtilen miktar olduğuna ilişkin kabulü yerinde olmasına karşın Bölge Adliye Mahkemesince davacının aylık sabit ücretinin yanılgılı değerlendirmeyle emsal ücret dikkate alınarak tespit edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.12.2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Uyuşmazlık konusu, davacının işçilik alacaklarının hesabında esas alınması gereken aylık ücret miktarının tesbitinde emsal ücret araştırmasının yapılmasının gerekip gerekmediğine ilişkindir. İş sözleşmesinin tarafları görünüşte bir ücret belirlemiş olabilirler ancak bu ücret tarafların arasında kararlaştırdıkları gerçek ücret olmayabilir. Uygulamada bazen taraflar arasında kararlaştırıldıkları gerçek ücret (örneğin SGK primlerini veya vergiyi daha az ödemek amacıyla) bordroya yansıtılmamakta, daha düşük (örneğin asgari ücret) gösterilmektedir. Bu gibi durumlarda hâkim tarafından gerçek ücretin saptanması yoluna gidilmelidir. İş sözleşmesinin tarafları arasında ücret miktarı konusunda çıkabilecek ihtilaflarda gerçek ücretin her türlü delille ispatı mümkündür. Aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, tanık beyanları gibi delillerle işçinin imzasını taşıyan ücret bordrolarında veya iş sözleşmesinde yazılı olan ücretin gerçek ücret olmadığı kanıtlanabilir. Ücretin mevcut delillerle şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi mümkün bulunmayan kimi durumlarda yapılacak iş, hizmet süresi ve diğer belirleyici özellikler göz önünde tutularak ve ayrıca ilgili meslek örgütlerinden sorulmak suretiyle ücret belirlenebilir. Meslek örgütlerince bildirilen ücret miktarları tarafları ve mahkemeyi bağlayıcı nitelikte olmayıp diğer bilgi ve belgelerle de desteklenmelidir. Tanık beyanlarının da davacının ücretini belirleme noktasında yeterli olmaması durumunda Mahkemece emsal ücret araştırması yapılması gerekir. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı yahut işçinin gerçek ücret miktarı konusunda ihtilaf oluştuğu hâllerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek ünvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak emsal ücret araştırması yapılmak suretiyle belirlenebilir (Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 07.01.2019 tarihli ve 2017/10563 Esas, 2019/103 Karar sayılı ve 18.10.2022 tarihli ve 2022/10050 Esas, 2022/12768 Karar sayılı kararlar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 15.12.2022 tarihli ve 2022/9-105 Esas, 2022/1751 Karar sayılı kararı). Somut dava konusu olayda; davacı İstanbul’da özel bir hastanede Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doktor olarak 1998-2015 arası fiilen 12 yıldan fazla süreyle çalışmıştır. Davacı sabit ücret ve hak edişlerle birlikte toplam 30.156,00 TL ücretle çalıştığını iddia etmiştir. Davalı ise davacının en son 7.809,50 TL brüt aylık ücretle çalıştığını savunmuştur. Davacı, dosyaya sunduğu delil listesinde delil olarak ücret araştırmasına da dayanmıştır. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında emsal ücret araştırması yapılmış olup Türk Tabipler Birliği yazısında asgari ücretin aylık 11.061,75 TL olduğunu, İstanbul Tabip Odası da 11.000,00- 16.000,00 TL aralığında seyrettiğini bildirmiştir. İlk Derece Mahkemesince davacının aylık net ücreti imzalı bordrolardaki ücreti kabul edilmiştir. Taraflar arasında ücretin ihtilaflı olması nedeniyle ve davalı tarafça dosyaya sunulan bordrolardaki ücretin davacının gerçek ücretini yansıtmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince davacının sabit aylık ücretinin 11.061,75 TL olduğu kabul edilerek yeniden hüküm kurulmuştur. Davacının görevi, davalı işyerinin niteliği ve işyerinin özellikleri, davacının bu işyerindeki çalışma süresi ve en son çalıştığı tarih, yapılan emsal ücret araştırması sonuçları dikkate alındığında; davalı tarafça dosyaya sunulan ücret bordrolarında gösterilen ücretin gerçeği yansıtmadığı anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesinin emsal ücret araştırması sonucu Türk Tabipler Birliğince bildirilen asgari ücret esas alınarak kurduğu hükmün mevcut delil durumuna göre dosya kapsamına uygun olduğu ve onanması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmamaktayım.

Diğer kararlar (4)

9. Hukuk Dairesi, 2022/1179 E., 2022/1841 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... 30. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 401. maddesinde de, işverenin işçiye sözleşmede veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen;
9. Hukuk Dairesi         2022/1179 E.  ,  2022/1841 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : ... 30. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : ALACAK İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 9. İş Mahkemesi Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde 06/09/2014-31/05/2016 tarihleri arasında su ustası olarak çalıştığını, aylık net 3.950,00 TL ücret aldığını, davalı ...'nin asıl işveren olduğunu, iş sözleşmesinin davalı ... tarafından haklı neden olmadan feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı sonrasında alt işverenler hakkındaki davayı atiye bıraktıklarını beyan etmiş, davalılardan ... İnşaat A.Ş. vekili atiye terke muvafakat etmiş, davacı vekili ... Genel Müdürlüğü dışındaki diğer davalılar hakkındaki davasını takip etmeyeceğini beyan etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı ... vekili; davacının ... Genel Müdürlüğü işçisi olmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, ...'nin ihale makamı olduğunu, asıl işveren olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili; davacının iddialarının asılsız olduğunu, davacının vasıfsız işçi olarak çalıştığını, çalıştığı süre boyunca tüm ücretlerini aldığını, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, ayrıca taşeron olan davalının böyle bir ödeme yapma yükümlülüğü olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Yapı Hizmet ve İnşaat Taahhüt Ticaret Ltd Şti'ye ve davalı ... İnşaat San ve Tic A.Ş'ye usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap vermemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk Derece Mahkemesince toplanan deliller, tanık beyanı ve bilirkişi raporuna göre davacının davalı ...'den ihale alan diğer davalılar nezdinde 06/09/2014-28/03/2016 tarihleri arasında su ustası olarak çalıştığı, en son aylık net 3.250,00 TL (brüt 4.546,03 TL) ücret aldığı, davalı ...'nin asıl işveren olduğu ve 4857 Sayılı İş Kanunu'nun 2/6 bendi gereğince alacaklardan sorumlu olduğu, iş sözleşmesinin tazminat hak etmeyecek şekilde sona erdiği davalı işveren tarafından ispat edilemediğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, kullandırıldığı yada karşılığının ödendiği ispat edilemeyen 14 günlük yıllık izin alacağının olduğu, tanıklar ücretin bir kısmını elden bir kısmını bankadan aldıklarını beyan etmiş olup banka hesap ekstrelerinden ücretin asgari ücret düzeyindeki miktarının banka hesabına yatırıldığı anlaşılmakla talep konusu 2015 yılının Ocak-Haziran ve Temmuz-Aralık arası dönem ile 2016 yılı Ocak-Mart arası döneme ilişkin ücret alacağının ödendiği ispat edilemediğinden net 21.539,45 TL ücret alacağı olduğu, haftalık 45 saati aşan 18 saat fazla çalışma yaptığından fazla mesai ücret alacağının olduğu, ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma yaptığından ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağının olduğu, hafta tatillerinin yarısında çalıştığından hafta tatil ücret alacağının olduğu, mazeretli ve raporlu olunan günler nedeni ile çalışılamayan günlerinde olabileceği dikkate alınarak takdiren %30 oranında indirim yapılmak suretiyle taleple bağlı kalınarak net 15.209,43 TL fazla mesai ücret alacağı, net 441,43 TL ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağı ve net 3.205,47 TL hafta tatil ücret alacağı olduğu, Kasım 2014-Kasım 2015 arası dönem için 12 aylık yemek ücreti ile yol ücreti ödendiğine dair ödeme belgesi veya eşdeğer belge sunulmadığından net 3.500,00 TL yemek alacağı ile net 3.500,00 TL yol alacağı olduğu ayrıca ikinci kez ıslah dilekçesi verilemeyeceği gerekçesiyle dava ve ilk arttırım dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak kabulüne, davacının çalıştığı dönem itibariyle giyim yardım ücreti ödendiği ispat edilemediğinden giyim yardım alacağının olmadığı, banka hesap ekstrelerinden yatırılan tutara dönemsel asgari geçim indirim alacağının dahil olduğu anlaşıldığından asgari geçim indirim alacağının olmadığı kanaat ve sonucuna varılarak reddine, davalı ... San ve Dış Tic A.Ş hakkında açılan davanın atiye terk edilmesi ve bu davalının atiye terke onay vermesi neden ile bu davalı yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı ... Yapı Hizmet ve İnşaat Taahhüt Ticaret Ltd Şti, davalı ... İnşaat San ve Tic Ltd Şti ve davalı ... İnşaat San ve Tic A.Ş aleyhine açılan davanın 21/02/2019 tarihinde takipsiz bırakılması ve akabinde de 3 aylık süre içerisinde taraflarca yenilenmemesi nedeniyle bu davalılar hakkında açılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu: İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı ... Genel Müdürlüğü ve ... İnşaat A.Ş. vekili ile davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti : Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ... Genel Müdürlüğü ve ... İnşaat A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun ise; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı bu nedenle kıdem tazminatı alacağı dışındaki alacaklara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.02.2018 tarih 2015/9-3162 Esas- 2018/369 Karar sayılı ilamı doğrultusunda talep artırım dilekçesi verilerek artırılan miktarlar dâhil alacakların tümüne dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğine ilişkin istinaf başvurusunun yerinde olduğu ancak, ücret alacağı, fazla mesai, ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili ve yol ve yemek ücreti alacaklarına İlk Derece Mahkemesince mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanmış ise de yol ve yemek ücreti bakımından davacının yasal faizden daha düşük olmamak kaydıyla mevduat faizi talep ettiği gözetildiğinde mahkemece yasal faizden düşük olmamak kaydıyla hüküm kurulması gerekirken yasal faizi aşmamak kaydıyla hüküm kurulması hatalı olduğu, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları ve hizmet süresi itibariyle bilirkişi ek raporu doğrultusunda bedel artırım dilekçesi sunulmasında yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, ikinci bedel artırım dilekçesine yönelik talebi ile faiz başlangıcı yönünden ve yemek ve yol ücretine uygulanan faiz türü bakımından davacının istinaf başvurusunun yerinde olduğu gerekçesiyle ilk derece kararın bu nedenle kaldırılmasına karar verilerek yeniden hüküm kurulmuştur. Temyiz Başvurusu: Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir. Gerekçe: 1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, taraflar arasındaki sözleşmeye, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Taraflar arasında davacı işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. İş sözleşmesinin tarafları, ücretin miktarını, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 401. maddesinde de, işverenin işçiye sözleşmede veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen; sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde ise asgari ücretten az olmamak kaydıyla emsal ücreti ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. 4857 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı Kanunun 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasınında yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta primi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek (sendika üyesi olması halinde) sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı, ayrıca Türkiye İstatistik Kurumunun resmi internet sitesindeki "kazanç bilgisi sorgulama" kısmından da faydalanılabileceği göz önüne alınarak emsal ücret araştırması yapılmalı, bu araştırma sonucunda elde edilen verilerle, tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Somut olayda davacının alt işveren işçisi olarak ihaleli işlerde su ustası (tanık beyanında damperli kamyon şoförü) olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacı gerçek ücretinin 3.950.00 TL olmasına rağmen bordroda asgari ücret olarak gösterildiğini iddia etmiş, tanık delili ve emsal ücret araştırmasına dayanmıştır. Davacı tanıklarından ... davacının kamyon şoförü olarak çalıştığını, ne kadar ücret aldığını bilmediğini, 3.000,00-4.000,00 TL arasında ücretler aldıklarını, miktarını tam olarak bilmediğini, hiç kimsenin diğerinin aldığı maaşı bilmediğini, tanık ... ise; kendisinin de şoför olduğunu ve 3.000.00 TL ücret aldığını, davacının damperli kamyon şoförü olarak çalıştığı için kendisinden daha fazla ücret aldığını yani kendisi 3.000,00 TL ücret alıyorsa davacının daha fazla ücret aldığını ancak ne kadar aldığını bilmediğini ifade etmiştir. DİSK sendikası cevabi yazısında şoför olarak çalışan davacı gibi işçinin 2016 yılı itibariyle 3.250.00 TL net ücret alabileceği bildirilmiştir. Enerji Sen sendikası ise sendikalı ve sendikasız işçi arasında 100.00 TL fark olmak üzere daha yüksek ücret bildirmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı iddiasının tam olarak tanıklarca ispat edilemediği, emsal ücret araştırmasına göre DİSK sendikası yazısında belirtilen net 3.250.00 TL ücretle çalıştığının kabulü ile hesaplamalar yapılmıştır. Dosya kapsamına göre yapılan ücret araştırması yetersizdir. Davacı sendikalı işçi değildir. TÜİK’ten ücret sorgusu yapılmamıştır. Davalı ... İnş. A.Ş. vekili istinaf aşamasında dosyaya bir kısım dava dilekçeleri sunarak; aynı şekilde atıksu ve içmesuyu hatları yapım bakım onarım işlerinde çalışan işçilerden ... 24. İş Mahkemesinde seri şekilde açılan (2018/225-238 arası) dava dosyalarında davacıdan yaklaşık 2 yıl sonra iş sözleşmesi feshedilen işçilerden 228, 234 ve 236 esas nolu dosyaların davacılarının vidanjör operatörü ve kuka (kanal kazma makinesi) operatörlerin 2.000,00 -2.250,00 TL + agi aylık ücret aldıklarını dava dilekçelerinde beyan ettikleri, davacı taraf iddiasında beyan edilen ücretin dahi asgari ücretin 1,82 veya 2 katına tekabül edeceği tespit edilmekle, 2 yıl öncesinde daha fazla ücret aldıklarının düşünülemeyeceğinden ve davacı sendika üyesi olmadığından tarafların bildirdiği şirket ve kurumlar ile TÜİK ten işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek yeniden sorgulamalar yapılarak karar verilmesi gerekirken asgari ücretin 2,761 katı ücret aldığının kabulü ile tüm alacak kalemlerinin bu oran gözetilerek hesaplanması isabetsiz olmuştur. Sonuç: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.02.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
9. Hukuk Dairesi, 2022/2053 E., 2022/3492 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... 30. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 401. maddesinde de, işverenin işçiye sözleşmede veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen;
9. Hukuk Dairesi         2022/2053 E.  ,  2022/3492 K. "İçtihat Metni" BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ : ... 30. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : ALACAK İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 9. İş Mahkemesi Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi katılma yoluyla davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde 16.09.2009-31.05.2016 tarihleri arasında taş parke ustası olarak çalıştığını, aylık net 3.920,00 TL ücret aldığını, davalı İSKİ'nin asıl işveren olduğunu, iş sözleşmesinin davalı ... yetkilisi tarafından eylemli olarak sona erdirildiğini, kıdem ve ihbar tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı sonrasında alt işverenler hakkındaki davayı atiye bıraktıklarını beyan etmiş, davalılardan Şark İnşaat A.Ş. vekili atiye terke muvafakat etmiş, davacı vekili İSKİ Genel Müdürlüğü dışındaki diğer davalılar hakkındaki davasını takip etmeyeceğini beyan etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı İSKİ Genel Müdürlüğü vekili; davacının İSKİ Genel Müdürlüğü işçisi olmadığını, taleplerin zamanaşımına uğradığını, İSKİ Genel Müdürlüğü'nün ihale makamı olduğunu, asıl işveren olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili; davacının iddialarının asılsız olduğunu, davacının vasıfsız işçi olarak çalıştığını, davalılar arasında müteselsil sorumluluk bulunmadığını, çalıştığı süreye ilişkin ücretlerin tamamını aldığını, asgari ücretle çalıştığını, ihale ile alınan iş tamamlandığından kendi isteği ile işten ayrıldığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Tic. ve San. A.Ş. vekili; davacının işten ayrılırken bütün ücretlerinin eksiksiz olarak ödendiğini, müvekkili şirketten hiçbir hak ve alacağı kalmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: İlk Derece Mahkemesince toplanan deliller, tanık beyanı ve bilirkişi raporuna göre; davacının davalı İSKİ'den ihale alan diğer davalılar nezdinde 16/09/2009-31/05/2016 tarihleri arasında parke ustası olarak çalıştığı, en son aylık net 3.800,00 TL (brüt 5.315,36 TL) ücret aldığı, davalı İSKİ'nin asıl işveren olduğu ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2/6 bendi gereğince alacaklardan sorumlu olduğu, iş sözleşmesinin tazminat hak etmeyecek şekilde sona erdiği davalı işveren tarafından ispat edilemediğinden davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, kullandırıldığı yada karşılığının ödendiği ispat edilemeyen 90 günlük yıllık izin alacağının olduğu, tanıklar ücretin bir kısmını elden bir kısmını bankadan aldıklarını beyan etmiş olup banka hesap ekstrelerinden ücretin asgari ücret düzeyindeki miktarının banka hesabına yatırıldığı anlaşılmakla talep konusu 2013 yılının Nisan-Haziran, 2015 yılı Ocak-Haziran ve Temmuz-Aralık arası dönem ile 2016 yılı Ocak-Mayıs arası döneme ilişkin ücret alacağının ödendiği ispat edilemediğinden net 37.413,70 TL ücret alacağı olduğu, haftalık 45 saati aşan 18 saat fazla çalışma yaptığından fazla mesai ücret alacağının olduğu, ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma yaptığından ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağının olduğu, hafta tatillerinin yarısında çalıştığından hafta tatil ücret alacağının olduğu, mazeretli ve raporlu olunan günler nedeni ile çalışılamayan günlerinde olabileceği dikkate alınarak takdiren %30 oranında indirim yapılmak suretiyle taleple bağlı kalınarak net 39.615,16 TL fazla mesai ücret alacağı, net 1.477,21 TL ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağı ve net 9.040,22 TL hafta tatil ücret alacağı olduğu, Kasım 2014-Kasım 2015 arası dönem için 12 aylık yemek ücreti ile yol ücreti ödendiğine dair ödeme belgesi veya eşdeğer belge sunulmadığından net 3.500,00 TL yemek alacağı ile net 3.500,00 TL yol alacağı olduğu ayrıca ikinci kez ıslah dilekçesi verilemeyeceği gerekçesiyle dava ve ilk arttırım dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak kabulüne, davacının çalıştığı dönem itibariyle giyim yardım ücreti ödendiği ispat edilemediğinden giyim yardım alacağının olmadığı, banka hesap ekstrelerinden yatırılan tutara dönemsel asgari geçim indirim alacağının dahil olduğu anlaşıldığından asgari geçim indirim alacağının olmadığı kanaat ve sonucuna varılarak reddine, davalı ... A.Ş hakkında açılan davanın atiye terk edilmesi ve bu davalının atiye terke onay vermesi neden ile bu davalı yönünden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı ... Taahhüt Gıda Nak. Paz. San. Ltd. Şti., davalı ... Ltd. Şti. ve davalı ... Tic. ve San. A.Ş. aleyhine açılan davanın 21/02/2019 tarihinde takipsiz bırakılması ve akabinde de 3 aylık süre içerisinde taraflarca yenilenmemesi nedeniyle bu davalılar hakkında açılan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu: İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı İSKİ Genel Müdürlüğü ve Şark İnşaat A.Ş. vekili ile davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti : Bölge Adliye Mahkemesince, Şark İnşaat A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun ise; davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı bu nedenle kıdem tazminatı alacağı dışındaki alacaklara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.02.2018 tarih 2015/9-3162 Esas- 2018/369 Karar sayılı ilamı doğrultusunda talep artırım dilekçesi verilerek artırılan miktarlar dâhil alacakların tümüne dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğine ilişkin istinaf başvurusunun yerinde olduğu ancak, ücret alacağı, fazla mesai, ulusal bayram genel tatil ve hafta tatili ve yol ve yemek ücreti alacaklarına İlk Derece Mahkemesince mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı uygulanmış ise de yol ve yemek ücreti bakımından davacının yasal faizden daha düşük olmamak kaydıyla mevduat faizi talep ettiği gözetildiğinde mahkemece yasal faizden düşük olmamak kaydıyla hüküm kurulması gerekirken yasal faizi aşmamak kaydıyla hüküm kurulması hatalı olduğu faiz başlangıcı yönünden ve yemek ve yol ücretine uygulanan faiz türü bakımından davacının istinaf başvurusunun yerinde olduğu, davalı İSKİ Genel Müdürlüğünün istinaf başvurusunun ise; işçinin asıl işverenden alınan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışması halinde, işyeri devri kurallarına göre çözüme gidilmesi gerektiği, bu durumda davacının 02.06.2017 tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu yazı cevabı ekinde gönderilen hizmet cetveline göre 31.05.2016 tarihinde davalı alt işverenden (18) iş bitimi kodu ile çıkış işlemi yapılmış ise de, fesih bildiriminin bulunmadığı, davacının 01.06.2016 tarihinden itibaren 1346718 işyeri sicil numaralı 2016 yılı Esenler İlçe Sınırları İçerisinde İçme Suyu ve Atık Su yapımı bakım ve onarım işine ait ... İnşaat Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.'den sigorta bildiriminin bulunduğu ve dava tarihine kadar bu bildirimin devam ettiği, dinlenen davacı ve davalı tanıklarınca da davacının Esenler'de çalıştığının dile getirildiği, dava tarihi itibariyle fesih işleminin bulunmadığı, 16.10.2014 ve 31.05.2016 tarihli ibraname başlıklı belgelerde işten ayrılış nedeninin işin bitimi olarak gösterilmiş ve kıdem tazminatı ile yıllık izin tahakkuku bulunduğu görülmüş ise de, tahakkuk eden miktarların banka kaydında yer almadığı, ibranamenin TBK 420 maddesine uygun düzenlenmediği gibi gerçek ücret üzerinden de düzenlemediği, bu dönem çalışmanın tasfiye edilmediği gibi alt işveren tarafından yapılmış fesih bildiriminin de bulunmadığı gözetildiğinde davacının feshe bağlı kıdem, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti alacağı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin dosya kapsamına uygun olmadığı anlaşılmakla davalı İSKİ Genel Müdürlüğünün bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece kararın bu nedenlerle kaldırılmasına karar verilerek yeniden hüküm kurulmuştur. Temyiz Başvurusu: Kararı, davalı ... vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir. Gerekçe: 1-Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, taraflar arasındaki sözleşmeye, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre ve davacının iş sözleşmesi kesintisiz yeni alt işverenle devam ettiğinden davacı vekilinin tüm, davalı ... vekilinin aşağıdaki bentlerin dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Taraflar arasında davacı işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. İş sözleşmesinin tarafları, ücretin miktarını, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 401. maddesinde de, işverenin işçiye sözleşmede veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen; sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde ise asgari ücretten az olmamak kaydıyla emsal ücreti ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. 4857 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde, işçi ile işveren arasında yazılı iş sözleşmesi yapılmayan hallerde en geç iki ay içinde işçiye çalışma koşullarını, temel ücret ve varsa eklerini, ücret ödeme zamanını belirten bir belgenin verilmesi zorunlu tutulmuştur. Aynı Kanunun 37 nci maddesinde, işçi ücretlerinin işyerinde ödenmesi ya da banka hesabına yatırılması hallerinde, ücret hesap pusulası türünde bir belgenin işçiye verilmesinin zorunlu olduğu hükme bağlanmıştır. Usulünce düzenlenmiş olan bu tür belgeler, işçinin ücreti noktasında işverenden sadır olan yazılı delil niteliğindedir. Kişi kendi muvazaasına dayanamayacağından, belgenin muvazaalı biçimde işçinin isteği üzerine verildiği iddiası işverence ileri sürülemez. Çalışma belgesinde yer alan bilgilerin gerçek dışı olmasınında yaptırıma bağlanmış olması, belgenin ispat gücünü arttıran bir durumdur. Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanunun 8 inci ve 37 nci maddelerinin, bu konuda işveren açısından bazı yükümlülükler getirdiği de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümlülüğüne yardımcı olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta primi, çalışma koşulları ve benzeri konularda yasal güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmesi, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında delillerin değerlendirilmesi sırasında, işverence bu konuda belge düzenlenmiş olup olmamasının da araştırılması gerekir. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek (sendika üyesi olması halinde) sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı, ayrıca Türkiye İstatistik Kurumunun resmi internet sitesindeki "kazanç bilgisi sorgulama" kısmından da faydalanılabileceği göz önüne alınarak emsal ücret araştırması yapılmalı, bu araştırma sonucunda elde edilen verilerle, tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. Somut olayda davacının alt işveren işçisi olarak ihaleli işlerde taş parke ustası olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Davacı gerçek ücretinin net 3.920.00 TL olmasına rağmen bordroda asgari ücret olarak gösterildiğini iddia etmiş, tanık delili ve emsal ücret araştırmasına dayanmıştır. Davacı tanıklarından Y. K. davacının parke ustası ve baca yükseltme işçisi olarak çalıştığını, ne kadar ücret aldığını bilmediğini, 3.000,00 TL nin üzerinde ücret aldığını, miktarını tam olarak bilmediğini, hiç kimsenin diğerinin aldığı maaşı bilmediğini, tanık G. M. ise; kendisinin de şoför olduğunu ve 3.000.00 TL ücret aldığını, davacının parke ustası olarak çalıştığını 3.000,00 TL üzerinde ücret aldığını ancak ne kadar aldığını bilmediğini ifade etmiştir. DİSK sendikası cevabi yazısında taş parke ustası olarak çalışan davacı gibi işçinin 2016 yılı itibariyle 4.200,00 TL net ücret alabileceği bildirilmiştir. Enerji Sen sendikası ise sendikalı ve sendikasız işçi arasında 100.00 TL fark olmak üzere 4.250,00 sendikasız 4.350,00 TL sendikalı işçi ücreti bildirmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı iddiasının tam olarak tanıklarca ispat edilemediği, ancak işbu dosyanın serisi dosyalarda aynı işi yapan işçi için emsal ücretin net 3.800,00 TL olduğunun kabulü ile hesaplamalar yapılmıştır. Dosya kapsamına göre yapılan ücret araştırması yetersizdir. Davacı sendikalı işçi değildir. TÜİK’ten ücret sorgusu yapılmamıştır. Davalı ... İnş. A.Ş. vekili istinaf aşamasında dosyaya bir kısım dava dilekçeleri sunarak; aynı şekilde atıksu ve içmesuyu hatları yapım bakım onarım işlerinde çalışan işçilerden ... 24. İş Mahkemesinde seri şekilde açılan (2018/225-238 arası) dava dosyalarında davacıdan yaklaşık 2 yıl sonra iş sözleşmesi feshedilen işçilerden 228, 234 ve 236 esas nolu dosyaların davacılarının vidanjör operatörü ve kuka (kanal kazma makinesi) operatörlerin 2.000,00 -2.250,00 TL + agi aylık ücret aldıklarını dava dilekçelerinde beyan ettikleri, davacı taraf iddiasında beyan edilen ücretin dahi asgari ücretin 1,82 veya 2 katına tekabül edeceği tespit edilmekle, 2 yıl öncesinde daha fazla ücret aldıklarının düşünülemeyeceğinden ve davacı sendika üyesi olmadığından tarafların bildirdiği şirket ve kurumlar ile TÜİK ten işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek yeniden sorgulamalar yapılarak karar verilmesi gerekirken asgari ücretin 3,228 katı ücret aldığının kabulü ile tüm alacak kalemlerinin bu oran gözetilerek hesaplanması isabetsiz olmuştur. Sonuç: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine, 16.03.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
22. Hukuk Dairesi, 2016/24002 E., 2020/588 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
tam metni aç
Böyle bir durumda dahi ücret, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 401. maddesine göre tespit olunmalıdır.
22. Hukuk Dairesi         2016/24002 E.  ,  2020/588 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ: ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili, müvekkilinin 15.05.2014 tarihinden 25.07.2015 tarihine kadar davalı şirket bünyesinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile sayalama operatörü olarak çalıştığını, yevmiyesinin 100,00 TL olduğunu, bu konudaki işveren kayıtlarının gerçeği yansıtmadığını, 25.07.2015 günü mühendis ...'nun tüm işçileri topladıktan sonra makinelerin kurulumu ile ilgili olarak listelere imza atmayan işçilerin şantiyeye inmesini söylediğini, imza listesinin makine kurulumunun kim tarafından ne zaman yapıldığını gösteren yazının karşısına atılan bir imza olduğunu, listeye gün ve saati yazarak makineyi kendisinin kurduğuna ilişkin imza attığını, mühendislerce de bu listeye onay imzası atıldığını, ancak işçiler imzaladıktan sonra makinenin mühendis onayından geçmeden çalıştırıldığını, mühendisler tarafından sadece cuma günleri toplu olarak makine kurulumuna bakılmaksızın imza atıldığını, mühendislerin makine çalıştırılmadan önce kurulumun doğru yapılıp yapılmadığını kontrol etmediklerini, iş güvenliği ile ilgili eğitimin verildiğini ancak bu eğitim programının teknik bilgi ve eğitim gerektiren makinelerin kurulumuna ilişkin olmadığını ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile fazla mesai ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili , davacının ücretine ilişkin iddiaların doğru olmadığını, iş akdindeki ücretin aynı şekilde kurum kayıtlarına yansıtılarak ödendiğini, bordroları ihtirazi kayıt koymadan imzalandığını, böyle bir yetkisinin bulunmadığını, davacı ile birlikte hareket eden 13 işçinin kendi sağlıkları ve iş güvenliği için mevzuat gereği alınması gereken önlemleri ve yapılması gereken kontrolleri yapmadıklarını, tüm izahat ve uyarılara rağmen yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, makinelerin emniyetli çalışıp çalışmadığını kontrol için düzenlenen emniyet çizelgesinin doldurmadıkları ve yapılması zorunlu tespitleri yapmadıkları için tutanak tanzim edildiğini, 2014 yılı Eylül ayından bu yana iş müfettişlerinin emri doğrultusunda başlatılan bu uygulamanın işçi sağlığı için zorunlu olduğunu beyanla davanın reddi geerktiğini savunmuştur.Mahkeme Kararının Özeti:Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda işverence yapılan feshin haklı nedene dayandığının kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin, ispatlanamadığı gerekçesiyle de ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı ile fazla mesai ücreti alacağı talebinin reddine, hafta tatili alacağının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz Başvurusu: Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Gerekçe: 1-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı olarak feshedilip feshedilmediği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinin (h) alt bendinde “İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.” halinde, (ı) alt bendinde ise “ İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması ” hallerinde işverenin derhal fesih hakkının olduğu açıklanmıştır. Mahkemece feshin 25./II-(g) bendine dayandığı belirtilmiş ise de dosya içerisinde devamsızlık tutanaklarının yer almadığı gibi, davalının devamsızlık olgusun da dayanmadığı anlaşılmaktadır.Somut olayda, davacı, ocak işçisi olarak çalıştığını, işyerinde kendisinin bir kısım makinelerin kurulumu ile ilgili çalışır durumda olduklarına dair onay imzası atılmasının istenildiği ancak söz konusu makinelerin çalışma sistemiyle ilgili gerekli teknik bilgi ve donanıma sahip olmadığını, bu işin makine mühendislerince yapılması gerektiğini, ancak onların ise günlük periyodik kontrol yapmayıp, çoğu kez makineleri kontrol dahi etmeden haftalık toplu olarak imza attıklarını, işverenin olası bir kaza halinde sorumluluktan kurtulmak ve oluşacak zararı kendilerinden tazmin etmek için bu yola başvurduğunu bu nedenle imzadan imtina etmekte haklı olduğunu belirterek yapılan feshin haksız olduğunu ileri sürmüş; davalı, iş güvenliği açısından söz konusu listenin imzalanması gerektiğini, davacının bu konuda gerekli bilgiye sahip olduğunu savunmuştur. Mahkemece yapılan değerlendirmede, davacının sorumluluğunun kontrolleri yapmakla biteceği, mühendis kontrolünün nihai sorumluluğu belirlediği gerekçesiyle işverence yapılan feshin haklı olduğu kabul edilmiş ise de yapılan değerlendirme ve varılan sonuç dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Dosya kapsamından davacıya söz konusu makinelerin çalışması ile ilgili gerekli eğitim verilip verilmediği ve/veya davacının görev ünvanı itıbarıyla bu konuda herhangi bir teknik donanıma sahip olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde, makine mühendisi bilirkişi tarafından dosya üzerinden yapılan inceleme ile rapor düzenlemiş olup, raporun bu hali ile hüküm kurmaya yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılması gereken iş; davacının görev ve ünvanının açıklığa kavuşturularak, makine mühendisi - iş güvenliği uzmanı bilirkişi marifetiyle mahallinde keşif yapılması ve söz konusu iş makinelelerinin kurulumu, çalışır durumda olup olmadığı ve davacıya imzalatılmak istenilen listede yazılı diğer hususlarda davacının gerekli teknik bilgi ve donanıma sahip olup olmadığının yöntemince belirlenmesi, işveren tarafından davacıya bu konuda gerekli eğitimin verilip verilmediği de araştırılıp tüm deliller bir arada yeniden değerlendirilerek oluşacak sonuca ve dosya kapsamına göre bir karar verilmesidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde taleplerin reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 2-Taraflar arasındaki bir başka uyuşmazlık konusu da davacıya ödenen aylık ücretin miktarı konusundadır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 401. maddesine göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücret göz önünde tutularak belirlenir. Çalışma hayatında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek, ilgili işçi ve işveren kuruluşları ile Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı internet sitesinde bulunan “Kazanç bilgisi sorgulama” ekranından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir olgusu mahkemece re'sen araştırılmalıdır. Somut olayda, davacı yevmiyesinin 100,00 TL olduğunu iddia etmiş, davalı ise davacının ücretin ücret bordrolarda yazılı miktar kadar olduğu savunmuştur. Konuya ilişkin tanıklar dinlenilmiş, emsal ücret araştırması için ... Sendikası’ndan davacının alabileceği ücreti sorulmuş, gelen yazı cevabında “ düz işçi için yevmiye ve diğer sosyal ödemeler hariç çıplak yevmiyesinin 73,09 TL olduğu” belirtilmiştir. Dinlenilen davalı tanıkları dahi davacının fazla mesai yapmadığı aylardaki ücretinin 1.500,00 - 1.800,00 TL arasında değiştiğini beyan etmişlerdir. Bu durum karşısında mahkemece, davacının günlük ücretinin ücret bordolarına göre belirlenerek 56,67 TL olduğunun kabulü isabetli değildir. Tanık beyanları, emsal ücret araştırması ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesi davacının ücretinin, günlük net 73,00 TL olduğunun kabulü dosya kapsamına daha uygun düşmektedir. Mahkemece talep konusu alacakların bu ücrete göre hesaplanarak hüküm altına alınması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur.SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerde dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 16.01.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
22. Hukuk Dairesi, 2016/24935 E., 2019/24575 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
tam metni aç
Böyle bir durumda dahi ücret, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 401. maddesine göre tespit olunmalıdır.
22. Hukuk Dairesi         2016/24935 E.  ,  2019/24575 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA TÜRÜ : ALACAK Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı İsteminin Özeti: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının 2014 yılı Mart ayında çalışmaya başladığı davalı işyerinde 25.07.2015 tarihine kadar ocak işçisi olarak çalıştığını, yevmiyesinin 95,00 TL olduğunu bu konudaki işveren kayıtlarının gerçeği yansıtmadığını, 25.07.2015 günü mühendis ...'nun tüm işçileri topladıktan sonra makinaların kurulumu ile ilgili olarak listelere imza atmayan işçilerin şantiyeye inmesini söylediğini, imza listesinin makina kurulumunun kim tarafından ne zaman yapıldığını gösteren yazının karşısına atılan bir imza olduğunu,listeye gün ve saati yazarak makinayı kendisinin kurduğuna ilişkin imza attığını, mühendislerce de bu listeye onay imzası atıldığını, ancak işçiler imzaladıktan sonra makinanın mühendis onayından geçmeden çalıştırıldığını, mühendisler tarafından sadece cuma günleri toplu olarak makine kurulumuna bakılmaksızın imza atıldığını, mühendislerin makina çalıştırılmadan önce kurulumun doğru yapılıp yapılmadığını kontrol etmediklerini, iş güvenliği ile ilgili eğitimin verildiğini ancak bu eğitim programının teknik bilgi ve eğitim gerektiren makinaların kurulumuna ilişkin olmadığını, ileri kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatail üreti ile fazla mesai ücreti alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabının Özeti: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ücretine ilişkin iddiaların doğru olmadığını, iş akdindeki ücretin aynı şekilde kurum kayıtlarına yansıtılarak ödendiğini, bordroları ihtirazi kayıt koymadan imzalandığını, böyle bir yetkisinin bulunmadığını, davacı ile birlikte hareket eden 13 işçinin kendi sağlıkları ve iş güvenliği için mevzuat gereği alınması gereken önlemleri ve yapılması gereken kontrolleri yapmadıklarını, tüm izahat ve uyarılara rağmen yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, makinaların emniyetli çalışıp çalışmadığını kontrol için düzenlenen emniyet çizelgesinin doldurmadıkları ve yapılması zorunlu tespitleri yapmadıkları için tutanak tanzim edildiğini, 2014 yılı Eylül ayından bu yana iş müfettişlerinin emri doğrultusunda başlatılan bu uygulamanın işçi sağlığı için zorunlu olduğunu beyanla davanın reddi geerktiğini savunmuştur. Mahkeme Kararının Özeti: Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, toplanan deliller ve bilirkişi raporu doğrultusunda işverence yapılan feshin haklı nedene dayandığının kabulü ile kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin, ispatlanamadığı gerekçesiyle de ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı talebinin reddine, hafta tatili ve fazla mesai alacaklarının ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. Temyiz Başvurusu: Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Gerekçe: 1-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı olarak feshedilip feshedilmediği, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinin (h) alt bendinde “İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi.” halinde, (ı) alt bendinde ise “ İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması ” hallerinde işverenin derhal fesih hakkının olduğu açıklanmıştır. Mahkemece feshin 25./II-(g) bendine dayandığı belirtilmiş ise de dosya içerisinde devamsızlık tutanaklarının yer almadığı gibi, davalının devamsızlık olgusun da dayanmadığı anlaşılmaktadır. Somut olayda, davacı, ocak işçisi olarak çalıştığını, işyerinde kendisinin bir kısım makinaların kurulumu ile ilgili çalışır durumda olduklarına dair onay imzası atılmasının istenildiği ancak söz konusu makinelerin çalışma sistemiyle ilgili gerekli teknik bilgi ve donanıma sahip olmadığını, bu işin makine mühendislerince yapılması gerektiğini, ancak onların ise günlük periyodik kontrol yapmayıp, çoğu kez makineleri kontrol dahi etmeden haftalık toplu olarak imza attıklarını, işverenin olası bir kaza halinde sorumluluktan kurtulmak ve oluşacak zararı kendilerinden tazmin etmek için bu yola başvurduğunu bu nedenle imzadan imtina etmekte haklı olduğunu belirterek yapılan feshin haksız olduğunu ileri sürmüş; davalı, iş güvenliği açısından söz konusu listenin imzalanması gerektiğini, davacının bu konuda gerekli bilgiye sahip olduğunu savunmuştur. Mahkemece yapılan değerlendirmede, davacının sorumluluğunun kontrolleri yapmakla biteceği, mühendis kontrolünün nihai sorumluluğu belirlediği gerekçesiyle işverence yapılan feshin haklı olduğu kabul edilmiş ise de yapılan değerlendirme ve varılan sonuç dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Dosya kapsamından davacıya söz konusu makinelerin çalışması ile ilgili gerekli eğitim verilip verilmediği ve/veya davacının görev ünvanı itıbarıyla bu konuda herhangi bir teknik donanıma sahip olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde, makine mühendisi bilirkişi tarafından dosya üzerinden yapılan inceleme ile rapor düzenlemiş olup, raporun bu hali ile hüküm kurmaya yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılması gereken iş, davacının görev ünvanının açıklığa kavuşturularak, makine mühendisi-iş güvenliği uzmanı bilirkişi marifetiyle mahallinde keşif yapılması ve söz konusu iş makinelelerinin kurulumu, çalışır durumda olup olmadığı ve davacıya imzalatılmak istenilen listede yazılı diğer hususlarda davacının gerekli teknik bilgi ve donanıma sahip olup olmadığının yöntemince belirlenmesi, işveren tarafından davacıya bu konuda gerekli eğitimin verilip verilmediği de araştırılıp tüm deliller bir arada yeniden değerlendirilerek oluşacak sonuca ve dosya kapsamına göre bir karar verilmesidir. Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde taleplerin reddine karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 2-Taraflar arasındaki bir başka uyuşmazlık konusu da davacıya ödenen aylık ücretin miktarı konusundadır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 32. maddesinin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır. İş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabilirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir durumda dahi ücret, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 401. maddesine göre tespit olunmalıdır. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücret göz önünde tutularak belirlenir. Çalışma hayatında daha az vergi ya da sigorta primi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek, ilgili işçi ve işveren kuruluşları ile Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı internet sitesinde bulunan “Kazanç bilgisi sorgulama” ekranından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir. olgusu mahkemece re'sen araştırılmalıdır. Somut olayda, davacı yevmiyesinin 95,00 TL olduğunu iddia etmiş, davalı ise davacının ücretin ücret bordrolarda yazılı miktar kadar olduğu savunmuştur. Konuya ilişkin tanıklar dinlenilmiş, emsal ücret araştırması için Türkiye Maden İşçileri Sendikası’dan davacının alabileceği ücreti sorulmuş, gelen yazı cevabında “ düz işçi için yevmiye ve diğer sosyal ödemeler hariç çıplak yevmiyesinin 73,09 TL olduğu” belirtilmiştir. Dinlenilen davalı tanıkları dahi davacının fazla mesai yapmadığı aylardaki ücretinin 1.500,00-1.800,00 TL arasında değiştiğini beyan etmişlerdir. Bu durum karşısında mahkemece, davacının günlük ücretinin ücret bordolarına göre belirlenerek 55,00 TL olduğunun kabulü isabetli değildir. Tanık beyanları, emsal ücret araştırması ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesi neticesi davacının ücretinin, günlük net 73,00 TL olduğunun kabulü dosya kapsamına daha uygun düşmektedir. Mahkemece talep konusu alacakların bu ücrete göre hesaplanarak hüküm altına alınması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerde dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.12.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.