6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 472

Türk Borçlar Kanunu 472. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 472- Malzeme yüklenici tarafından sağlanmışsa yüklenici, bu malzemenin ayıplı olması yüzünden işsahibine karşı, satıcı gibi sorumludur. Malzeme işsahibi tarafından sağlanmışsa yüklenici, onları gereken özeni göstererek kullanmakla ve bundan dolayı hesap ve artanı geri vermekle yükümlüdür. Eser meydana getirilirken, işsahibinin sağladığı malzemenin veya eserin yapılması için gösterdiği yerin ayıplı olduğu anlaşılır veya eserin gereği gibi ya da zamanında meydana getirilmesini tehlikeye düşürecek başka bir durum ortaya çıkarsa, yüklenici bu durumu hemen işsahibine bildirmek zorundadır; bildirmezse bundan doğacak sonuçlardan sorumlu olur. 3. İşe başlama ve yürütme

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

47 karar eşleşti
6. Hukuk Dairesi, 2022/4892 E., 2024/1947 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAntalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile davalı idare arasındaki yazışma içerikleri ve sözleşme sonrasında davacı yüklenici tarafından TBK 472/3 maddesi kapsamında bu hususta davalı idareye talep dilekçesi sunulması ve ihtarname gönderilmesi itibariyle sorumluluğun davalı idareye ait olduğu ve sözleşmenin feshinde davalı idarenin kusurlu olduğunun tespitinde, ayrıca oluşa ve dosya kapsamın
6. Hukuk Dairesi         2022/4892 E.  ,  2024/1947 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1009 E., 2022/680 K. HÜKÜM : Kararın Esasdan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/384 E., 2020/111 K. Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraflar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraflar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; mülkiyeti davalıya ait taşınmaz üzerine kat karşılığı inşaat yapım işinin davalı idare tarafından ihaleye çıkarıldığını ve ihaleyi kazanan davacı yüklenici ile davalı idare arasında noterlikçe düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin düzenlenmesinden sonra hem proje aşamasında hem de oluşturulacak yeni katın paylaşımı konusunda taraflar arasında ihtilaf oluşması nedeniyle, davacının Vakıflar Genel Müdürlüğüne şikayet başvurusuna istinaden başlatılan müfettiş incelemesi sonuçlanmadan, davalı idarenin gönderdiği yazı ile sözleşmenin feshedildiğini ve teminat mektubunun irat kaydedildiğini bildirdiğini, davalının inşaat yapılacak arsayı okul tarafından işgal edilen kısmını işgalden arındırmak suretiyle teslim etmediğini, inşaatın yapımına başlanamaması ve gecikmenin davalının kusurundan kaynaklandığını, davacının herhangi bir gecikmesi ya da kusurunun bulunmadığını, düzenlenen müfettiş raporunun da iddialarını doğruladığını, açıklanan nedenlerle davalı idarenin sözleşmeyi fesih bildiriminin haksız olduğunu ve yerinde olmadığını, sözleşmenin feshine de rızalarının bulunmadığını, kaldı ki kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin tek taraflı fesih beyanı ile feshinin mümkün bulunmayıp, feshe mahkemece karar verilmesi gerektiğini, sözleşmeye aykırı ve kusurlu davranan davalının işin gecikmesinden kaynaklanan davacı zararları ile davacının personel çalıştırması nedeniyle ödemiş olduğu SGK primi ve işçi ücretlerinden kaynaklanan zararlarını tazmin etmesi gerektiğini belirterek, davacıya nama ifa izni verilmesine, davacıya devri kararlaştırılan bağımsız bölümler için satış yetkisi verilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla gecikmeden kaynaklanan zarar karşılığı 10.000,00 TL ve personel çalıştırılmasından kaynaklanan zarar karşılığı 10.000,00 TL tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tazmin ve tahsiline, sözleşmeye aykırı şekilde irat kaydedilen 44.510,00 TL tutarındaki teminat bedelinin faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ıslah dilekçesiyle, gecikmeden kaynaklanan tazminat miktarını 40.063,20 TL'ye, personel çalıştırılmasından kaynaklanan tazminat miktarını ise 59.387,34 TL'ye arttırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında sözleşme imzalanmasından sonra sığınaklarla ilgili olarak yönetmelik değişikliğinin gerçekleşmesi üzerine davacı yüklenicinin farklı tarihlerde proje değişikliği ve paylaşımla ilgili muhtelif taleplerde bulunduğunu, davacının ilk teklifinin kabul edildiğine dair komisyon kararı alınarak kendisine bildirildiğini, davacının uzlaşmaz tavrı ve davalı idarenin kabul ederek kendisine bildirdiği paylaşımı kabul etmeyeceğini bildirmesi nedeniyle taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığını, işe başlanılması hususunda davacıya gönderdikleri ihtarname gereğinin de yerine getirilmediğini, sözleşmenin 26. maddesinde ön görülen koşulların gerçekleşmesinden dolayı idare zararının daha fazla artmaması için sözleşmenin feshedildiğini ve kesin teminatın gelir kaydedildiğini, okul duvarını yıkmanın sözleşmeye göre davacının yükümlülüğünde olduğunu, sözleşmenin imzalandığı tarihte taşınmazın davacıya teslim edildiğini, iş bu davanın daha önce Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/339 Esas sayılı dosyasında açıldığını ve reddedildiğini, sözleşmenin feshedilmesine davacının tamamen kendi kusuruyla sebebiyet verdiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile fesihte kimin kusurlu olduğu belirlenip buna göre hüküm kurulabileceği gözetilerek, davacının sözleşmenin aynen ifası(nama ifaya izin) talebinin reddine, davalı idarenin dava konusu parseldeki hukuki sorunları çözmeden ihaleye çıkarması, parselin hukuki sorunları nedeniyle, davacı yüklenici tarafından, ihale dosyasındaki mimari projeye uygun olarak hazırlanıp davalı idareye teslim edilen projelerin hükümsüz kalması ve yeni durumuna göre mimari, statik, mekanik ve elektrik projeleri yapılmak zorunda kalındığı, ayrıca sözleşme gereği işçi çalıştırılmak zorunda kalındığının anlaşıldığı, davacı yüklenicinin, ihale nedeniyle sözleşmenin ifasına yönelik yapmış olduğu proje giderlerinin 40.063,20 TL ve işçilik giderlerinin 59.387,34 TL olarak bilirkişi tarafından hesaplandığı, ancak, işçilik giderleri yönünden, davacı tarafın 22/10/2018 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde işçilik giderlerinin 47.105,00 TL olduğunu beyan etmesi karşısında, davacının ihale nedeniyle yaptığı işçilik giderlerinin 47.105,00 TL olduğu mahkemece kabul edilerek, 40.063,20 TL proje ve 47.105,00 TL işçilik giderlerinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, diğer yandan, davacı tarafça sözleşme nedeniyle davalı idareye verilen 44.510,00 TL kesin teminat mektubunun, davalı idarece kusurlu olarak sözleşmenin feshedildiğinden, irad kaydedilen 44.510,00 TL teminat mektubunun, davalı idareden tazmini ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; davacının sözleşmenin aynen ifası (nama ifaya izin) talebinin reddine, taraflar arasında imzalanan ... 7. Noterliğinin 06/08/2010 tarihli ve 18789 yevmiye sayılı kat karşılığı inşaat sözleşmesinin fesh edildiğinin tespitine, davacının fesh edilen sözleşme nedeniyle uğradığı 40.063,20 TL proje gideri, 47.105,00 TL işçilik gideri ve 44.510,00 TL davalı idareye yatırılan teminat masrafı olmak üzere toplam 131.678,20 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, davalı idarenin fesih işleminin idari işlem olarak görülmesinin hatalı olduğu, zira sözleşmenin yapılmasından sonraki tüm işlemlerin özel hukuk ilişkisi niteliğinde olduğu ve özel hukuk kurallarına tabi bulunduğu, tarafların fesih iradelerinin birleşmesinin söz konusu olmadığını, haklı bir neden olmadığından fesih ihtarnamesinin sözleşmenin sona erdirilmesine ilişkin irade açıklaması olarak kabul edilerek, sözleşmenin feshinin tespitine ve nama ifa isteminin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, kararın yerinde olduğu kabul edilse bile bu durumda da sözleşmenin feshine kusuru ile neden olan davalının, davacının uğradığı tüm menfi ve müspet zararlarını tazminle yükümlü olduğu, bu konuda inceleme yapılmaksızın eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın hukuka aykırı bulunduğu gerekçesiyle, karara karşı istinaf yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle, paylaşım oranı ve yüklenicinin bu gerekçeyle süreci uzatması nedeniyle fesih işleminin gerçekleştirildiği, mahkemece davalı idarenin taşınmazı boşaltıp teslim etme konusunda eksik ve hatalı davrandığından bahisle kusur tevcih etmesi ve aleyhlerine hüküm kurmasının yanlış değerlendirme niteliğinde olduğu, sözleşmenin 26. maddesinde ön görülen koşullar fazlasıyla gerçekleştiğinden idare zararının daha fazla artmaması için sözleşmenin feshedildiği ve kesin teminatın gelir kaydedildiği, yapılan işlemin mevzuata ve sözleşme hükümlerine uygun olduğu, bu nedenle davalının herhangi bir bedel ödeme yükümlülüğünün bulunmadığı gerekçesiyle, karara karşı istinaf yoluna başvurulmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmenin feshi konusunda taraf iradelerinin birleşmesi söz konusu değil ise de, davalı idarenin 4735 Sayılı Yasanın 20. ve 22. maddelerinde düzenlenen yasadan kaynaklanan yetkisini kullanarak taraflar arasındaki sözleşmenin 26. maddesi uyarınca sözleşmeyi feshetmesinin mümkün olduğu, dosya içerisinde mevcut Dr. ... İlköğretim Okulunun duvarının sözleşme konusu inşaatın yapılacağı taşınmaz içerisinde kalması, bu duvarın yıkımıyla ilgili sözleşme öncesinde ... İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile davalı idare arasındaki yazışma içerikleri ve sözleşme sonrasında davacı yüklenici tarafından TBK 472/3 maddesi kapsamında bu hususta davalı idareye talep dilekçesi sunulması ve ihtarname gönderilmesi itibariyle sorumluluğun davalı idareye ait olduğu ve sözleşmenin feshinde davalı idarenin kusurlu olduğunun tespitinde, ayrıca oluşa ve dosya kapsamına uygun bilirkişi raporuna istinaden yazılı olduğu şekilde tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; sözleşmenin feshinin yetki aşımı niteliğinde olduğunu, müfettiş raporunda yükleniciye süre uzatım verilmesi gerektiği beyan edilmesine rağmen bunun yapılmadan sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, tek taraflı idare beyanı ile sözleşmenin feshedilemeyeceğini, sözleşmenin feshinin geçerliliği kabul edilse bile, fesih idarenin kusurundan kaynaklandığından davacının uğramış olduğu menfi ve müspet zararlarının tümünün karşılanması gerektiğini, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. Davalı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden, sözleşmenin ifasına yönelik işlerin yapılmasına yönelik olarak nama ifaya izin ve haksız fesih nedeniyle oluştuğu ileri sürülen zararların tazmini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı TBK 470-486 maddeleri 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.1. Taraflar arasında 06.08.2010 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmış olup, sözleşmenin 15. maddesinde, sözleşmenin imzalandığı tarihin yer teslim tarihi olduğu, yüklenicinin inşaatı yer tesliminden itibaren projelerin iş bu sözleşmenin 6. maddesi gereğince hazırlanma süresi de dahil olmak üzere 1000 takvim günü içerisinde tamamlayıp yapı kullanma izin belgesi de alınmak suretiyle bitireceği, idareye vermiş olacağı revize proje ve detaylar için müteahhide herhangi bir bedel ödenmeyeceği; proje hizmetleri başlıklı 6. maddesinde, belediyeden kaynaklanan nedenlerin sözleşme süresini uzatmayacağını, 10. maddesinde, inşaatın bulunduğu yerde her ne şekilde olursa olsun bir yapı, baraka veya başkaca bir tesis varsa, müteahhidin bunları yıkıp, inşaat sahasını boş hale getireceği ve bunun için idareden masraf talep etmeyeceği yazılıdır. 2.2.Dosya kapsamına göre kat karşılığı inşaat sözleşmesine esas idare tarafından hazırlanan 27.09.2010 tarihli imar çapının belediye tarafından iptal edildiği, 08.11.2011 tarihinde yeni vaziyet planına uygun yeni imar çapı alındığı, binanın sözleşmede 5 kat 10 daire iken yeni vaziyet durumuna göre 6 katlı ve 12 daireli yapılacağı anlaşılmaktadır. Davacı yeni projeye esas işin bitirilmesi için 20.07.2011 tarihli yazısı ile süre uzatım talep etmiş, süre uzatım talebi davalı idarenin 13.01.2012 tarihli yazısı ile sözleşmenin 6. maddesi gereği belediyeden kaynaklanan nedenlerin süre uzatım sebebi olamayacağı gerekçesi ile reddedilmiş sonraki aşamalarda ise yeni imar planından kaynaklı olarak yapılacak inşaattaki dairelere ilişkin paylaşıma dair taraflar arasında bir çok yazışma yapıldığı, tarafların paylaşıma ilişkin teklifler sunduğu anlaşılmaktadır. Paylaşıma ilişkin yazışmalar 08.03.2012 tarihinde başlamış, 12.01.2013’e kadar devam etmiştir. Davalı idare 11.12.2012 tarihinden sonra davacı yükleniciye gönderdiği yazılarında yeni teklif sunulmaması gerektiği,sürekli değişen teklifler nedeniyle sürecin uzadığını, zaten en son davacı tarafından yapılan tekliflerden birinin geriye dönük olarak kabul edildiğini beyan etmiş, yüklenici ise buna karşılık olarak kabul edilen teklifin artık geçersiz olduğunu ileri sürmüştür. Davalı idare 17.09.2012 tarihli ihtarı ile sözleşmenin süresinin dolduğunu, 30 gün içinde işe başlanılması gerektiğini, başlanılmaz ise sözleşmenin feshedileceğini bildirmiştir. Bu ihtara cevap olarak yüklenici, bölge müdürlüğü personelleri aleyhine soruşturma açıldığı bilgisinin taraflarına bildirildiği, soruşturma sonuçlanıncaya kadar sözleşme hakkında işlem yapılamayacağını bildirmiştir. Bunun üzerine davalı idare sözleşmenin 26. maddesine dayanarak 05.12.2013 tarihli ihtar ile davacı yükleniciye sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir. 2.3.Dava konusu taşınmazın bulunduğu parselin içinde kalan okul duvarına yönelik yapılan yazışmalar incelendiğinde; sözleşme tarihinden önce İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile davalı idare arasında yazışmalar mevcut olup, davalı idarece 19.03.2010 tarihli yazısı ile taşkın olan duvarın yıkılması gerektiğini bildirmiştir. Buna karşılık 05.05.2010 tarihli İl Milli Eğitim Müdürlüğü yazı cevabında; yıkıma yenisinin yapılması şartı ile muvafakat verildiği belirtilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 10. maddesinde, inşaatın bulunduğu yerde her ne şekilde olursa olsun bir yapı, baraka veya başkaca bir tesis varsa, müteahhidin bunları yıkıp, inşaat sahasını boş hale getireceği ve bunun için idareden masraf talep etmeyeceği yazılıdır. Davacı yüklenici tarafından sözleşmenin imzalandığı tarihten iki yılı aşkın süre geçtikten sonra, 28.12.2012 tarihli yazıda, dava konusu taşınmazın işgalden arındırılması ve yer teslimin buna göre yeniden belirlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında ve mahkeme kararının gerekçesinde; davalı idarenin parseldeki hukuki sorunları çözmeden ihaleye çıkarması, sözleşme konusu parselin hukuki sorunları nedeniyle, davacı yüklenici tarafından, ihale dosyasındaki mimari projeye uygun olarak hazırlanıp davalı idareye teslim edilen projelerin hükümsüz kaldığı ve yeni durumuna göre mimari, statik, mekanik ve elektrik projeleri yapılmak zorunda kalındığı, ayrıca sözleşme gereği işçi çalıştırılmak zorunda kalındığı gerekçesiyle davalı idarenin fesihte kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de gelinen aşamada davacı yüklenicinin işe hiç başlamadığı, 6. maddeye göre belediyeden kaynaklanan nedenler ile süre uzatım verilemeyeceğinin öngörüldüğü, basiretli tacir olarak sözleşme süresinin buna göre belirlenmesi gerektiği; yine dava konusu taşınmazın bulunduğu parsele taşkın olan okul duvarının yıkımı hususunda; sözleşmenin 10. maddesinde inşaat yapılacak alanın temizlenmesi işinin yükleniciye ait olduğu, dava dışı İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile davalı idare arasındaki sözleşme öncesi yazışmalar da dikkate alınarak davacı yüklenicinin bu duvarı yıkmasında bir engel olmadığı, davacının sözleşmenin imzalanmasından iki yılı aşkın süre geçtikten sonra 28.12.2012 tarihli yazısı ile yer teslimi ile ilgili talepte bulunduğu, taraflar arasındaki paylaşıma ilişkin yazışmalarda ise, davalı idarenin son 3 yazısında yeni teklif yollanmaması gerektiği, sürecin uzatıldığı beyan edilmesine rağmen davacı yüklenici tarafından yeni teklifler gönderilmeye devam edildiği, idarenin 17.09.2012 tarihli işe başlanılması gerektiği ihtarına rağmen,sözleşmedeki edimlerle her hangi bir şekilde ilgisi olmayan bölge müdürlüğü personelleri aleyhine soruşturma açıldığı bilgisinin taraflarına bildirildiği gerekçesiyle soruşturma sonuçlanıncaya kadar sözleşme hakkında işlem yapılamayacağını bildirdiği, sonuçta paylaşım ve bu gerekçenin işe başlanılmasına engel oluşturmayacağı nedenleriyle davalı idarenin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğinin kabulü gerekmiştir. Davacı yüklenici eldeki davada, sözleşmenin feshedilmesinden kaynaklı menfi ve müspet zararlarının tahsilini talep etmektedir. Dosya kapsamına göre; davacının menfi ve müspet zararlarının tahsilini talep ederek eldeki davayı açtığı, davalı arsa sahibi idarenin de 05.12.2013 tarihli yazısı ile fesih iradesini ortaya koyduğu, bu durumda tarafların fesih iradelerinin birleştiği ve sözleşmenin feshedildiği anlaşılmaktadır. Davacı yüklenicinin fesih nedeniyle uğradığı zararlarını isteyebilmesi için sözleşmenin feshinde kusursuz olduğunu ispat etmesi gerekmekte olup yukarıda açıklandığı üzere davalı idarenin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği,davacının hazırladığını iddia ettiği projelerin onaylarının yapılmamış olup davalı idarenin işine yarar nitelikte olmadığı, herhangi bir imalat yapılmadığından işçilik alacaklarının da bulunamayacağı anlaşıldığından davacının tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Yukarıda 1. paragrafta açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm , davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi..

Diğer kararlar (4)

6. Hukuk Dairesi, 2023/3720 E., 2024/315 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6098 sayılı TBK 470-486. maddeleri.
6. Hukuk Dairesi         2023/3720 E.  ,  2024/315 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki elatmanın önlenmesi (yıkım), kat mülkiyeti kanunundan kaynaklanan davalar (gecikme tazminatı istemli) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ilk derece mahkemesince asıl davada davacının davasının kısmen kabulü, birleşen davada davacının davasının kısmen kabulü karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun asıl davanın davalılar yönünden esastan reddine, asıl davada davacılar yönünden kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalılar-birleşen davada davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA A-ASIL DAVA Davacı yüklenici vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı arsa sahipleri arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığını, inşaatın tamamlanarak iskan ruhsatı aşamasına geldiğini, sözleşme konusu taşınmaz yapılacak parselde bulunan eski evin yıkılmaması ve proje tadilatı ve iskan ruhsatı işlemleri için davalıların imzaya yanaşmadığını, eski evden dolayı, davalı ... ve bir kısım aile fertleri davalıların taşınmaza müdahalesinin men'ine, davalı ...'ya ait eski evin (yapının) tüm masrafları davalı ...'ya ait olmak üzere kal'ine, enkazının kaldırılmasına, arsanın boş olarak yüklenici müvekkiline teslimine, iskan ruhsatının alınmasının sağlanması için; TBK m.113 hükmü uyarınca, yine masrafı davalılara ait olmak üzere, borca aykırı durumların ortadan kaldırılması için müvekkili şirket yetkililerinin; ... Belediye Başkanlığında, ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nda, ilgili tapu ve diğer kamu kurumlarında proje tadilatının onaylanmasını ve iskan ruhsatının alınmasını sağlayacak tüm işlemleri davalılar adına yapmaya yetkili kılınmasına karar verilmesini talep etmiştir. B-Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz üzerinde davacı tarafından başlatılan inşaatın henüz tamamlanmadığını, ... belediyesi tarafından liste halinde tespit edilen eksikliklerin tamamının davacı şirket tarafından kaynaklandığını, eksik imalatların tamamlanması için davacı firmaya defalarca şifahi görüşmeler yapıldığını ve ihtarnameler çekildiğini, arsa üzerinde bulunan müvekkiline ait eski yapının, davacı tarafça müvekkiline vaad edilen meskenlerin teslim edilmemesi nedeniyle boşaltamadıklarını, bağımsız bölümlerin teslim edilmesine müteakiben bu eski yapının yıkılacağının sözleşme ile kararlaştırıldığını, taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye göre dairelerin teslim edilmesi ve iskan ruhsatının aylar öncesi alınması gerekirken uzun zaman geçmesine rağmen davacı şirket tarafından dairelerin teslim edilmediği gibi iskan ruhsatının da alınmadığını, müvekkillerinin iyi niyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. II.BİRLEŞEN DAVA A-DAVA Davacı arsa sahipleri dava dilekçesinde özetle; sözleşmenin 11. maddesinde sözleşmenin imza edilmesinden itibaren itibaren 3 ay içinde inşaat ruhsatının alınması ve 24 ay sonunda da daireler ve bağımsız bölümlerin tesliminin taahhüt edildiğini, yüklenicinin iskanın alınamaması durumunda, her ay (iskan alınana kadar) 1.000,00 TL ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, ayrıca sözleşmenin 12.maddesinde telafi imkanı olmayan veya süresi içinde giderilmeyen sözleşmeye aykırılık veya eksiklik durumunda yüklenicinin, daire-dükkan başı 100.000,00 TL ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, inşaata ilişkin hatalı ve ayıplı imalatların giderilmemesi nedeniyle ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/4 d.... sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını, ileri sürerek, davalının temerrüdü ve akde riayetsizliği sebebi ile müvekkillerinin uğradığı tüm zarar ve ziyanlarının dava sonunda çıkacak olan bedelin tazminini talep ve dava etmiş, davacılar vekili 18/01/2022 tarihli ıslah dilekçesiyle; talebini 1.750.000,00 TL'ye çıkartarak ıslah tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi talebinde bulunmuştur. Davacılar vekili 02/02/2022 tarihli açıklama dilekçesiyle de; davacı arsa sahibi ... açısından kat karşılığı inşaat sözleşmesinde imza sahibi olan ... adına 4 tapu göründüğünden, her bir taşınmaz için sözleşmede belirtilen 100.000,00 TL cezai şart ile 36 ay kira alacağı, ayrıca ayıplı ve eksik imalatların toplamından kaynaklanan toplam 850.000,00 TL alacak talep edildiğini, ... için 128.571,00 TL ayıplı ve eksik imalat bedeli, ..., 128.571,00 TL ayıplı ve eksik imalatların bedeli, ... için 128.571,00 TL ayıplı ve eksik imalatların bedeli, ... için 128.571,00 TL ayıplı ve eksik imalatların bedeli, ... 128.571,00 TL ayıplı ve eksik imalatların bedeli, ... için 257.145,00 TL (... adına 2 tapu bulunmaktadır.) ayıplı ve eksik imalatların bedeli olarak alacak talep ettiklerini bildirdiği görülmüştür. B-CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; karşı tarafça davaya dayanak gösterilen tespit raporu ile aynı hususlarda müvekkili tarafından alınan ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/2 D. ... sayılı dosyasında alınan raporlar arasında çelişki olduğunu, dava konusu edilen taşınmaz üzerine yapılan inşaatın tamamlandığını iskan ruhsatı alınması aşamasına gelindiğini, davacının baskısı ve sözleşmeyi bozma tehditi altında davalıya ait meskenlerde bazı ek imalatlar ve işler yapıldığını, belediye tarafından yapılan tespitlerde bu imalatların projeye uygun olmadığı belirtildiğinden müvekkili şirket tarafından projeye uygun hale getirildiğini, davacı ile sonradan taşınmaz satın alan kişilerin imzadan imtina etmeleri nedeniyle iskan ruhsatının alınamadığını, müvekkiline atfedilecek bir kusurunun bulunmadığını, diğer arsa sahiplerinin fiilen dairelerine kavuştuğu halde davacı kendisi temerrüde düştüğünden ceazi şart ve kira ödeme yükümlülüğü doğmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden; arsa sahibi davalılar ile yüklenici arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi akdedildiği ve sözleşme içeriğine göre dava konusu taşınmazın mahallinde yapılan keşif neticesinde aldırılan bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazdaki inşaatın tamamlandığı ve fiilen kullanıldığı, ancak ... kullanma izin belgesi olmadığından istenilen belgelerin ikmal edilmesi halinde kat mülkiyetine esas olmak üzere kat irtifakının tesis edilebileceği, davalı tarafın kendisinden başka kimselerin de imza atmadığı ve eksik işler olduğunu beyan etmiş ise de davacı taraf iskan alacağı zaman belediye tarafından istenilen eksiklikleri tamamlayacağından ve başkaca imzası eksik olanlar var ise onlara ilişkin de dava açabileceğinden davalının bu savunmalarına itibar edilmediği ve davacının nama ifaya izin talebine yönelik davasının kabulüne karar verilmesi gerektiği, yapılan keşif esnasında davaya konu edilen evin yıkıldığı anlaşıldığından ve davalı tarafın beyanlarına göre dava açıldıktan sonra yıkıldığı anlaşıldığından müdahalenin men-i talebi konusunda dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, birleşen dava yönünden; davacı ... dışındaki diğer davacıların davacı ...'in çocukları oldukları ve KKİS'nin ekindeki vaziyet planında bu davacılara verilecek dairelerin belirlendiği ve dosya kapsamında bulunan temlik sözleşmeleri ile davacı ... tarafından diğer davalılara eksik ve ayıplı işlerden kaynaklı alacak haklarını temlik ettikleri, bu davacıların da eksik ve ayıplı ... bedelinin davalı... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti. yönünden kabulüne karar vermek gerektiği, kira bedeline yönelik yapılan incelemede; davalı ... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.'nin davaya konu daireleri süresi içinde teslim ettiği dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları ile de sabit olduğu anlaşıldığından davacının kira alacağı talebinin reddine, cezai şart talebine yönelik yapılan incelemede ise; düzenlenen bu ceza-i şartın eksik ve ayıplı ... bedeli için ödenmesine karar verildiği anlaşıldığı davacı tarafın hem eksik ... bedelini hem de cezai şart bedelini talep etmesinin hukuken mümkün olmadığı, davalı ...'a yönelik dava yönünden, davalı ...'in bu sözleşmede şahıs olarak imzası bulunmadığı sadece şirket yetkilisi olarak hareket ettiği gerekçesiyle asıl davanın kabulüyle davaya konu ... İli, ... İlçesi, ... Mah. 32475 ada 2 parsel de bulunan taşınmazda kat irtifakının kurulması için gerekli işlemleri yapması yönünden davacıya nama ifaya izin verilmesine, müdahalenin men-i talebi konusunda dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulüyle 514.284,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.’den alınarak davacı ...’e verilmesine, 128.571,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı ... Ltd. Şti’den alınarak davacı ...’ye verilmesine, 128.571,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.’den alınarak davacı ... ...’ye verilmesine, 128.571,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı ... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.’den alınarak davacı ...’ye verilmesine, 128.571,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı ... Ltd. Şti’den alınarak davacı ...’a verilmesine, 128.571,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı ... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti.’den alınarak davacı ...’ye verilmesine, 257.145,00 TL eksik ayıplı ... bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı ... Ltd. Şti’den alınarak davacı ...’e verilmesine, davacı ...’in ceza-i şart ve kira alacağına ilişkin talebinin reddine, davacıların davalı ...’a yönelik davasının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı-birleşen dosya davalılar vekili asıl ve birleşen dosyaya yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ...'nın arsa sahibi olduğunu, diğerlerinin ise arsa sahibinden daire satın alan 3. kişiler olduğunu, bu kişilerle müvekkili arasında akdi ilişki olmadığını, müvekkilinden talepte bulunamayacaklarını, davaya konu inşaata iskan ruhsatı alınması için gerekli tüm işlemlerin ve proje tadilatının yapılması için müvekkili şirket yetkililerine nama ifaya izin verilmesi şeklinde talepleri bulunmasına rağmen mahkemece sadece kat irtifakının kurulması için nama ifaya izin verilmesinin yanlış olduğunu, birleşen dosyanın davacılarının davalarına dayanak olarak birden çok sayfadan oluşan, birbiri ile bağlantısı sağlanamayan, müvekkilinin imzası bulunmayan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi adı altında adi yazılı fotokopi belgeler sunduklarını, ... 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/2 D. ... ve ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/4 D. ... sayılı dosyalarından yaptırdıkları tespit dosyalarına arsa karşılığı inşaat sözleşmesi adı altında sundukları adi yazılı belgelerin de farklı olduğunu, bu nedenle sözleşme asılları celp edilmeden karar verilmesinin yanlış olduğunu, geçerli sözleşmenin tespit edilmesi gerektiğini, birleşen dosyada dava dilekçesi ve ıslah dilekçesiyle davacıların her biri için cezai şart, kira tazminatı ve eksik-ayıplı işler bedelinden doğan tazminat talep ettiklerini, ancak ıslah dilekçesinin açıklaması olarak sunulan ikinci ıslah dilekçesinde taleplerini değiştirdiklerini, mahkemenin ilk ıslah dilekçesine göre hüküm kurması gerektiğini, ikinci ıslahın geçersiz olduğunu, yine kabul anlamına gelmemek üzere, kararda cezai şart ve kira tazminatı talebi reddedildiği belirtilen davalı- karşı davacı ...'in 4 dairesine isabet eden cezai şart tutarının yanlış hesaplandığını, dava konusu inşaattaki bahse konu eksikliklerin tadilat projesiyle giderilebilecek olması karşısında, emsal içtihatlar da dikkate alınarak yüklenici müvekkili şirkete bu eksiklikleri gidermek, tadilatları yapmak ve iskan ruhsatı almak için izin ve makul süre verilmesi gerekirken, mahkemenin süre vermediğini, oysa davacıların davalarına dayanak yaptıkları eksiklikler, müvekkiline verilecek makul süreyle giderilebilecek eksiklikler olduğunu, müvekkiline verilecek süre sonunda eksikliklerin giderilmesinin davanın sonucunu da etkileyeceğini, delil tespitlerinde sunulan bilirkişi raporları ile yargılama arasında alınan bilirkişi raporları arasında çelişkiler mevcut olduğunu, davaya konu olayda davalı-karşı davacıların davalarını kısmi dava olarak açtıklarının, bu nedenle ıslahla artırdıkları kısım için ıslah tarihinde itibaren faiz işletilmesi gerekirken, mahkeme tarafından ıslahla artırılan kısım için de dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verildiğini, davayı hem ..., hem de ... adına vekalet sunarak takip ettiklerini, ancak birleşen dosyada karar başlığında ...'ın vekili olarak gösterilmemelerinin ve lehlerine bu davalı açısından vekalet ücreti verilmemesinin yanlış olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalılar-birleşen dosya davacılar vekili asıl ve birleşen dosyaya yönelik istinaf başvuru dilekçesinde özetle; nama ifaya ilişkin yetki verilmesi yönünden karşı tarafa yetki verilmesinde hiçbir hukuki fayda bulunmadığını, yüklenicinin nama ifaya yetki bağlamında iskan ruhsatı almak için gerekli işlemleri dahi yapmadığını, kararda hem süre olarak hem de yetki olarak yüklenicinin hangi işleri yapacağı, ne tür eksikleri gidereceğine dair kapsam belirtilmediğini, nama ifa yetkisinin çerçevesinin belirlenmemesinin, ve sınırlandırılmamasının sözleşmeye ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yüklenici şirketin üzerinde hemen hemen hiç mal varlığı kalmadığını, yüklenicinin sadece zaman kazanmaya çalıştığını, bina temelinin yalıtımlarının gereği gibi yapılmadığını, yönetmelik gereği olması gereken bacaların olmadığını, elektrik odalarının kapılarının ters yöne açılmasının düzeltilmediğini, ... Belediyesi iskân-imar birimi tarafından 26.3.2019 tarihli Raporunda belirlenen eksiklerin de şu ana kadar giderme girişiminde bulunulmadığını, bunların yapılması için imzaya, proje tadilatına veya nama ifa yetkisine gerek olmadığını, nama ifa yetkisinin yükleniciye verilmesinin tüm bina malikleri ve sakinlerinin de aleyhine olduğunu, binada herhangi bir mülkü olmayan müteahhidin iskân almak için hiçbir çabası olmadığını, asıl olanın projeye uygun yapılarak iskan ruhsatının alınması olduğunu, sözleşmenin birinci sayfasında 1. madde de "projenin mal sahiplerinin istekleri doğrultusunda çizileceği" yazıldığını, inşaattaki bahse konu eksikliklerin karşı tarafa makul süre verilmesi halinde giderilebileceği ifade edildiğini ancak karşı taraf binaları sözleşmede belirtilen tarihte teslim etmediği gibi 2019 yılından beri tespit edilen eksik ve ayıpların giderilmesine ilişkin hiçbir girişimde bulunmadığını, müvekkillerince eksik ve ayıpların giderilmesi için defalarca ihtar çekildiğini, karşı tarafın işbu ihtarlara sessiz kaldığını, yükleniciye süre verilmesine gerek olmadığını, binanın sözleşmeye, projeye ve yönetmeliğe aykırı olarak inşa edildiğini, yaklaşık 3 yıldır çivi dahi çakılmadığını, bu nedenle öncelikle nama ifa yetkisinin kaldırılmasını, aksi kanaatte ise nama ifa yetkisinin, sözleşme sahiplerini mağdur etmeyecek şekilde sınırlarının çizilmesi ve sürenin belirlenmesini talep etiklerini, birleşen dosya açısından yüklenici şirketin yanında ...'ın da şahsi olarak sorumlu tutulması gerektiğini, sözleşmede hem ... İnşaat Ltd. Şti'nin kaşesi imzası ve ayrıca ...'ın şahsının el yazı ile yazmış olduğu "okudum" ibaresinin sözleşmenin tüm sayfalarında yer aldığını, ayrıca sözleşmenin her sayfasında çift imza ve 3. sayfasına ... yine kendi el yazısı ile "bireysel kombiye dönecek şekilde balkona sıcak ve soğuk su döşenecek ... dükkana fırın bacası yapılacak" şeklinde yazısı ve şahsına ait imzası bulunduğunu, sözleşmenin üçüncü sayfasında müteahhide ait şirket kaşesinin altında müteahhidin imzası bulunduğu halde ayrıca kendi ismini el yazısı ile yazdığını ve altına ikinci defa ... olarak şahsi imzasını da attığını, müvekkillerinin ...'ın da sözleşmeyi imzalamasını müteselsilen sorumlu olması amaçladıkları için istediklerini, nitekim şirketin üzerindeki malvarlığını kaçırdığını, arsa sahibi ... açısından cezai şart taleplerinin reddinin doğru olmadığını, dairelerin mutlak olarak hiçbir zaman teslim edilmediği, bazı maliklere anahtar teslim edilmesine rağmen müvekkillerine anahtar teslimi yapılmadığı için arsa sahibi ... açısından kira alacağı taleplerinin de kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ayıplı eksik imalatlar bakımından hükmedilen tutarların enflasyon oranının çok altında kalması, davacı karşı davalı tarafça ayıplı ve eksik imalatların onarımı için belirlenen miktarların artan inşaat maliyetleri nedeniyle oldukça düşük olduğunu, belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava yönünden nama ifaya verilecek izin yüklenicinin talebiyle bağlı ve talebe uygun şekilde olması gerektiği, davacının nama ifaya izin talebi iskan ruhsatının alınması için yapılacak başvurulara ilişkin olduğundan talebe uygun olarak karar verilmesi gerekirken sadece kat irtifakının kurulması için nama ifaya izin kararı verilmesi doğru olmadığı, birleşen dava yönünden; davalı ... sözleşmenin tarafı olmadığından mahkemece verilen husumet yokluğundan red kararının yerinde olduğu ancak davalı ... kendini vekille temsil ettirdiğinden kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilmesi gerektiği, sözleşmeye konu bağımsız bölümlerin arsa sahiplerine henüz teslim edilmediği, bu nedenle eksik ve ayıplı işlere ilişkin talebin reddinin gerektiği, gecikme tazminatı yönünden yapılan incelemede, bağımsız bölümlerin tesliminde arsa sahiplerinin de kusurlu olduğu bu nedenle gecikme tazminatı istenemeyeceği, ceza koşulu talebi açısından ise, taraflar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesindeki "...sözleşmeye aykırılık veya eksiklik durumunda hiçbir ihtara gerek olmadan ...100.000 TL" ödenmesine ilişkin ceza koşulu, seçimlik ceza koşulu olup, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 179/1. maddesi uyarınca hem borcun hem de cezanın ifası talep edilemeyeceğinden bu talebin reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle asıl dosya davalıları- birleşen dosya davacıları vekilinin asıl ve birleşen dosyaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl dosya davacısı-birleşen dosya davalılar vekilinin asıl ve birleşen dosyaya yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılarak, asıl dava yönünden; davanın kabulüne, davaya konu ... İli ... İlçesi ... Mah. 32475 ada 2 parselde bulunan taşınmazda iskan ruhsatı alınması ve proje tadilatının yapılması için gerekli işlemler yönünden davacı yüklenici şirkete nama ifaya izin verilmesine, el atmanın önlenmesi talebi açısından dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden; davanın davalı ... açısından husumetten reddine, davalı yüklenici ... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti. açısından eksik ve ayıplı ... bedeli talebinin hukuki yarar yokluğundan reddine, davalı yüklenici ... Gayrimenkul İnşaat Gıda Kuyumculuk Taşımacılık Tarım Ve Hayvancılık Sanayi Ve Ticaret Ltd.Şti. açısından ceza koşulu ve gecikme tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı birleşen davada davacı arsa sahipleri vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Arsa sahipleri vekili temyiz dilekçesinde özetle; 1-asıl dava yönünden, nama ifaya ilişkin yetki verilmesi yönünden karşı tarafa yetki verilmesinde hiçbir hukuki yarar bulunmadığı, yüklenicinin dava konusu taşınmazı sözleşmeye aykırı olarak yaptığını, iskan ruhsatının alınmamasında müvekkillerinin kusuru olmadığını, eksikliklerin giderilmesi halinde müvekkillerinin iskan ruhsatı alınması için imza atacaklarını beyan ettiklerini, ancak davaya konu binanın sözleşmeye, projeye ve yönetmenliğe aykırı olarak eksik, gizli ve açık ayıplı imal edildiğini, sözleşme serbestliğini sınırlayan, sözleşmedeki hükümleri müteahhit lehine imza sahibi arsa sahiplerinin aleyhine haksız şekilde bozan, proje değişikliği yetkisini içeren nama ifa yetkisinin hukuka uygun olmadığını, 2-Dairelerle ilgili fiili teslimin gerçekleşmiş olması sebebiyle “usul” bakımından herhangi bir eksiklik bulunmadığını, dairelerin eksiklikler giderilmeden teslim edildiğini, bu nedenle geç teslimden kaynaklı kira bedeline hükmedilmesi gerektiğini, 3-Birleşen dava yönünden; müteahhit ...’in şahsi olarak da sorumlu olduğunu, sözleşmenin her sayfasında çift imza ve 3. Sayfasına ... yine kendi el yazısı ile "Bireysel kombiye dönecek şekilde balkona sıcak ve soğuk su döşenecek ... dükkana fırın bacası yapılacak" şeklinde yazısı ve şahsına ait imzası bulunduğunu, müteahhitin şahsen kendi üzerine ve/veya kendisine ait başkaca şirketlerin üzerine mal aktarımı yaparak eksik ve ayıplı yaptığı imalatlardan kaynaklı mahkemenin verdiği karardaki miktarları ödememek maksadıyla şirket üzerindeki taşınmaz malları kaydırdığını, somut olayda; istinaf mahkemesinin inceleyip karara bağladığı yukarıda gerekçeli kararında yer verilen hususlar bakımından, davacı/karşı davalılar tarafından herhangi bir istinaf sebebi ileri sürülmediğini, İstinaf mahkemesinin bu nedenle karar veremeyeceğini, gecikme tazminatı, kira ve cezai şart taleplerinin reddinin yerinde olmadığını, davalı ... lehine hükmedilen vekalet ücretinin yanlış olduğunu, tüm davalılar için davacı lehine ayrı ayrı maktu vekalet ücretine hükmedildiğini, tek maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmişlerdir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada yüklenici tarafından açılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince kısmi nama ifaya izin istemine ilişkin olup, birleşen davada ise arsa sahiplerinin gecikme cezasının tahsili talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı TBK 470-486. maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Fazla alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2022/4612 E., 2024/555 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
tam metni aç
maddeleri, 6098 sayılı TBK'nın 470-486. maddeleri,
6. Hukuk Dairesi         2022/4612 E.  ,  2024/555 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraflar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kısman kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... ile davalı şirket yetkilisi arasında kat karşılığı arsa satış sözleşmesi yapıldığını, sözleşmeye göre arsa sahibine 4. katta 2 adet daire (75’er m²), 5. katta bu dairenin dubleksini teşkil eden yaklaşık 90 m²'lik daire eklentisinin toplamı, zemin katta 1 tane dükkan (30 m²) verileceğini, bu sözleşmeye ek olarak öncesinde bir de harici bir sözleşme yapıldığını, bu harici sözleşmede kat karşılığı arsa satış sözleşmesine konu arsanın diğer hissedarları olan... ve müşterekleri ile davacı ...'ın aralarında yapmış olduğu satış sözleşmesine istinaden...'un 208 m²'lik hissesinin 150.000,00 TL karşılığında müteahhit firma adına tapuda satış yapılacağı, arsa sahibi davacı ...'ın...'a peşinat olarak ödediği 31.000,00 TL'nin, ...'a müteahhit firma tarafından ödenecek 150.000,00 TL'den düşüleceğini ve...'a 208 m² hissesi karşılığında 119.000,00 TL ödeneceğini, müvekkili tarafından...'a müteahhit firma adına peşinat olarak ödenen ve müteahhit firmada kalacak olan 31.000,00 TL'lik tutara karşılık ise arsa sahibi ...'ın köyündeki evinin 1. katına tadilat yapılacağını ve 2. katının sözleşme ve ekinde belirlenen özelliklerine göre yeniden yapılacağını, ayrıca arsa sahibine 5.000,00 TL nakit ödeme yapılacağını ve inşaat başladığında, bina bitene kadar aylık 250,00 TL kira yardımı yapılacağının kararlaştırıldığını, ancak davalı müteahhit firmanın edimlerin tamamını yerine getirmediğini, davalı firmanın davacıya 22,03 m²'lik dükkan teslim ettiğini, kendisine ise 42 m²'lik iki dükkan ve 19 m²'lik dükkan aldıklarını, köydeki evin yapımına hiç başlamadıklarını ileri sürerek öncelikle; sözleşmenin aynen ifası ile dükkanın ve köye yapılması kararlaştırılan evlerin sözleşmede belirtilen niteliklerde tadilat ve yapımının tamamlanması ve belirsiz meblağın belirli hale gelmesinden sonra oluşacak her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile geç teslim ve gecikmeden doğan tüm zarar kalemleri için şimdilik 25.000,00 TL'nin ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesini, bu talep mahkemece mümkün görülmez ise belirsiz meblağın belirli hale gelmesinden sonra oluşacak her türlü talep, dava ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile; dükkanın sözleşmede belirlenen büyüklükte teslim edilmemesinden kaynaklanan dükkan değer farkı, dükkanın sözleşmede belirlenen büyüklükte teslim edilmemesinden kaynaklanan kira farkı, gecikmeden doğan her türlü zarar, dükkanın sözleşmede belirlenen büyüklükte teslim edilmemesinden kaynaklanan ileriye doğru etki ederek müvekkilin maddi kaybına neden olacak kira farkı, köyde yapılması kararlaştırılan evin sözleşmede belirlenen nitelikte yapılması için gerekli olan ve bilirkişice hesaplanacak bugünkü maliyeti ile evin davacı tarafından kullanılmamasından doğan zararların (anahtar teslim fiyatına göre hesaplanacak) şimdilik 25.000,00 TL'sinin zararın oluştuğu tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile, ayrıca davacının yaşamış olduğu üzüntü sebebiyle de 10.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tazminini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmeye göre davacıya verilmesi kararlaştırılan 2 adet 75 m² ile bunlardan birine ait çatı katının, imar uygulaması ve izin verilen proje çalışmaları nedeniyle verilemediğini, bu nedenle 3 adet 90 m²'lik daire verildiğini, verilen fazlalık nedeniyle bir talepte bulunulmadığını, dairelerden birine davacının taahhüt edilen sürede taşındığını, diğer iki daireyi ve dükkanı da teslim aldığını, sözleşmenin yapıldığı tarihte uygulama projeleri ve arsa ölçüleri net olmadığı için sözleşmede dükkan için yaklaşık 30 m² ibaresinin kullanıldığını, davacının teslim aldığı dükkana çıktığı kaçak asma kat ile m²'sini zaten 44.06'ya çıkardığını, ruhsat tarihi 12.11.2013 iken teslim tarihinin 12.11.2014 olduğunu, binada hiçbir eksiklik bulunmadığını, sözleşmede kararlaştırılan üstünde ekstra imalat yapıldığını, davacının daireleri teslim almasına rağmen 13.01.2015 tarihine kadar hiçbir itirazda bulunmadığını, noter huzurunda yapılan sözleşmenin ileri tarihli olması nedeniyle diğer sözleşmeyi geçersiz hale getirdiğini, ancak yine de yüklenicinin her iki sözleşmeyi de kabul ettiğini, köydeki evi yapmaya da hazır olduğunu, ancak köydeki evin statik açıdan ikinci bir katı kaldıramayacağını, kaldırabileceğine ilişkin raporun alınması halinde yapıma hazır olduklarını, kira yardımının sözleşmede kararlaştırılandan fazla şekilde ödendiğini, davacının kendisine düşen dükkan ile yükleniciye düşen dükkanları karşılaştırması neticesinde ortaya çıkan tespitlerinin birbiri ile çelişkili olduğunu, davalıya bırakılan bağımsız bölüm alanlarında büyüme ve vasıf değişikliğinden dolayı bir değer artışının söz konusu olmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile manevi tazminat ve dükkanın 30 m² olarak aynen teslimine ilişkin talebe yönelik 19/09/2019 tarihinde verilen kararda ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin kaldırma kararı bulunmadığından gerekçe kısmında yeniden bir değerlendirme yapılmadığı, eksik ifa talebi yönüyle; kaldırma ilamı sonrasında bilirkişilerden; inşaatın teslim edilmesi gereken tarihten dava tarihine kadar bölge adliye mahkemesi karar ilamı doğrultusunda hesap yapılması için ek rapor aldırıldığı, raporda 7,97 m² yönüyle hesap yapılmışsa da eksik teslim edilen miktarın 7,96 m² olduğu buna göre 2700*0,54*7,96=11.605,68 TL olduğu anlaşılmakla bu miktar üzerinden karar verildiği, ticari faiz talep edildiğinden ticari faize hükmedildiği, ... köyünde bulunan eve yönelik talep yönüyle; kaldırma ilamında belirtildiği üzere; taraflar arasında imzalanan sözleşme baştan itibaren imkansız olup 6098 sayılı TBK'nın 27, 112 ve 136. maddeleri uyarınca ifa yükümlülüğünden kurtulan davalı yüklenici haksız iktisap kurallarına göre aldıklarını iade etme yükümlülüğü altında olduğu, taraflar arasındaki eser sözleşmesi ile 31.000,00 TL karşılığı ... yapılması kararlaştırıldığından, 31.000,00 TL'nin denkleştirici adalet ilkesine göre tazmini gerektiği, bu bedelin, uyarlama ve denkleştirici adelet kuralları ile 10.07.1940 tarih ve 1939/2 C, 1940/77 ve 07.06.1939 tarih, 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı ... kararlarının kapsamları ve TEFE-TÜFE endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlar, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek dava tarihine kadar ulaştığı değerin saptanması, bu konuda uzman bilirkişiden rapor alınması gerektiği, dava dilekçesinde sözleşme tarihinin 12/12/2012 olduğunun ileri sürüldüğü, cevap dilekçesinde de itiraz bulunmadığından 12/12/2012 tarihinden dava tarihine kadar 31.000,00 TL'nin uyarlanma suretiyle vardığı değerin 38.101,38 TL olarak belirlendiği bilirkişi ek raporunun gerekçeli, karşılaştırmalı, tarafların ve Yargıtayın denetimine elverişli olduğu anlaşıldığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne; dava konusu ... ili Merkez ilçesi ... Mahallesi 3744 ada 21 parsel 10 numaralı bağımsız bölüm niteliğindeki taşınmazın; ... Belediyesinin 22.01.2019 tarihli yazısınında belirtilen tüm kat maliklerinin muvafakatı alınmaksızın ve imzasına gerek olmaksızın kat irtifakı terkin işlemi yapılarak, tadilat projesinin yapılıp tadilat ruhsatının alınarak ve diğer işlemlerin tamamlanarak komşu 9 numaralı bağımsız bölümden 7,97 m²'lik kısmın alınması suretiyle sözleşmeye uygun hale getirilerek 30 m²'ye tamamlanmasına, projeler ve ruhsatlar alındıktan sonra 30 m² olarak muris ...'ın ... 3. Noterliğinin 16/04/2018 tarih 9323 yevmiye numaralı veraset ilamındaki payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, ... ili Merkez ilçesi ... Mahallesi 3744 ada 21 parsel 9 numaralı bağımsız bölümün geri kalan kısmının davalı adına tapuya kayıt ve tesciline, ... Belediyesinin 22.01.2019 tarihli yazısının kararın eki sayılmasına, ... ili Merkez ilçesi ... Köyü içinde bulunan evin tadilatının sözleşme kurulduğu anda imkansız olduğundan sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince 38.101,38 TL'den; 24.960,00 TL'sinin dava tarihi olan 28/05/2015 tarihinden, 13.141,38 TL'sinin ıslah tarihi olan 23/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 11.605,68 TL geç teslimden dolayı kira kaybı tazminatının dava tarihi olan 28/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; aynen ifa ile ilgili hükme bir itirazlarının olmadığını, kararın diğer kısımları olan tazminat ve alacaklara ilişkin kısmın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dükkanın büyütülmesine ilişkin aynen ifa talebi kabul edilmesine rağmen geç teslimden kaynaklanan kira kaybının 11.605,68 TL olarak tespit edildiğini, tespit edilen bu değerin kabulünün mümkün olmadığını, inşaatın anahtar teslim tarihinin 12/11/2014 tarihi olduğunu, müvekkillerinin bu tarihten beri dükkanlarını 7,97 m² daha küçük olarak kiraya vermiş ve kira bedelini de bu tarihten itibaren olması gereken bedelin altında tahsil etmiş olduklarını, müvekkillerinin geç teslimden kaynaklanan kira kaybı tespit edilirken (bilirkişilerce tespit edilen m² kira bedellerini kabul anlamına gelmemek üzere) yalnızca m²'ye göre tespit edilen kira bedelleri kullanılarak hesaplama yapılmış olup, kullanım amacı kriterine göre bir hesaplama yapılmadığını, buna göre müvekkillerinin kendilerine teslim edilen dükkanı büfe yerine bir medikale kiraya vermiş olsa idi çok daha fazla kira geliri elde edeceğini, müvekkillerinin halen davaya konu dükkanı eksik m² ile kullanmakta/kiraya vermekte oldukları için zararlarının da 12/11/2014 teslim tarihinden bugüne dek devam etmekte (karar kesinleşinceye dek de devam edecek) iken geç teslimden kaynaklanan kira kaybı tazminatının dava tarihine kadar hesaplanmasının da doğru olmadığını, dava tarihinden karar kesinleşene dek devam edecek kira kaybının da mahrum kalınan kâr olarak hesaplanmalı ve hesaplanan bu tutarın davalılardan tahsili gerektiğini, ifa imkansızlığı ile ... köyüne yapılması kararlaştırılan iki katlı evin yapım bedeline ve davalılar yerine müvekkillerce ödenen 31.000,00 TL'nin güncellenmesine ilişkin düzenlenen bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, tespit edilen denkleştirme tutarının inşaat maliyetleri düşünüldüğünde hayli düşük olduğunu ve zararı karşılayacak tutarda olmadığını, davalı şirketin müvekkillerinin murisinin yaşlılığından ve tecrübesizliğinden yaralanmış, kötüniyetle hareket etmiş, köye yapılması vaad edilen evlerin yapılma ihtimalinin bulunmadığını dahi müvekkiller murisine söylenmeden alelacele sözleşme hazırlanarak imzalattığını, murisin, sözleşmenin yapıldığı tarihte sözleşmede kararlaştırılan nitelikteki tadilatı ve var olan evin üzerine yapılacak ikinci katı 31.000,00 TL'ye yaptırabilecek iken bugünün koşullarında aynı tutarla aynı tadilatın yapılmasının imkansız olduğunu, bu nedenle denkleştirmenin altın, döviz, TEFE ve TÜFE'ye göre değil inşaat malzemeleri maliyetine göre yapılması daha adil olacağını, ayrıca yine dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin de usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, tüm bu anlatılanlara, yerel mahkemeye sunulan beyanlarda da yer verildiğini; ancak mahkemece müvekkiller murisinin sözleşmeyi yaparken ki iradesinin hiçe sayılmış ve köye yapılması 200.000,00 TL'yi bulan ev için yalnızca müvekkilin davalıya ... olduğu 31.000,00 TL'lik tutarın güncellenen tutarı olan 38.101,38 TL'nin iadesine karar verilmiş olduğunu, murisin ... Merkez ... köyü 450 parsele, ... ili ... Mahallesi 3744 ada 21 parseldeki meskenlerle aynı özellikleri taşıyacak iki adet daire yapılacağı inancıyla bu sözleşmeyi imzaladığını, müvekkillerinin murisi ...'ın 80'li yaşlarda olmasına rağmen ... bu davayı açmakla sürekli adliyeye gelip gitmek zorunda kaldığını, huzurlu ve rahat bir şekilde geçirmesi gereken son günlerini huzursuzluk ve uğraşla geçirdiğini, davalı müteahhitin şirketin aldırmaz, umursamaz tavırlarına maruz kaldığını, son dönemlerinde oturmayı planladığı köydeki baba ocağı evinin de yapıldığını görmeye ömrünün yetmediğini, tüm bunlarla birlikte değerlendirildiğinde müvekkillerinin manevi olarak zarara uğradığı, su götürmez bir gerçek iken Yerel Mahkemenin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin anlaşılamadığı belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması talep edilmiştir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların kira kaybının söz konusu olmadığını, kira kaybı ya da kira alacağı dükkanın eczane olacağı düşüncesiyle hesap edildiğini, dükkan 30 m²'ye tamamlanmış olsa dahi dükkanın eczane olmasının mümkün olmadığını, bir dükkanın eczane olması için 35 m² olması gerektiğini, eczanelerin kirası üzerinden hesaplanmasının doğru olmadığını, davacının daireleri ve dükkanını fiilen teslim aldığını, tasarrufa başladığını, 13/01/2015 tarihine kadar da herhangi bir itirazda bulunmadığını, ruhsat tarihinin 12/11/2013 olup teslim tarihinin ise 12/11/2014 olduğunu, bu tarih itibariyle hiçbir eksiklik olmayıp sözleşmede belirtilen imalat özelliklerininde üzerinde ekstra imalatlar yapılarak dükkan ve dairenin teslim edildiğini, davacıya aylık 250,00 TL tutarında kira yardımı yapılacağının taahhüt edildiğini, ancak bu kiraların 350,00 TL ve son dönemde 400,00 TL olarak ödendiğini, mahkemenin tapu iptal ve tescil kararının yerinde olmadığını, müvekkiline atfedilebilecek kasıt ya da kusur bulunmadığını, sözleşme hükümlerine uyduğunu, davacıya 110 m²'lik arsayı davacıya devrettiğini, sözleşmede belirtilen şekilde davacıya verilmesi kararlaştırışan iki adet 75 m²'lik daire ve bu dairelerden birinin çatısı arası 90 m² dubleks eklenti ve 30 m²'lik dükkanın sözleşme oluşturulduğu anda resmi projeler ve ölçüler netleşmediği için davacı lehine olmak üzere 90 m²'lik 3 adet daire verildiğini, Belediyenin çatı arası dubleks yapımına imkan vermediğini, sözleşmede davacıya verilecek dükkan için yaklaşık 30 m² ifadesinin kullanıldığını, bu ifadenin sözleşmenin yapıldığı tarihte uygulama projesinin ve arsa ölçülerinin net olmamasından kaynaklandığını, 75 m² daire yerine 90 m² daire verilmesinin de bu olduğunu, kaldı ki yaklaşık 30 m² ifadenin 20 m² üstü 30 m² altı anlamına geldiğini, davacıya 22,03 m² teslim edildiğini, dükkanın içerisinde tadilat yapıldığını, asma kat çıkıldığını, dükkanın böylece 4406 m² ölçümüne geldiğini, ayrıca ... Belediye Başkanlığı tarafından 22.01.2019 tarih ve ruhsat ve imar durumu başlıklı yazıda "ortak duvarlardan birinin ötelenerek 10 numaralı bağımsız bölümün 30 metrekareye çıkarılabileceği, ancak bunun için tüm kat maliklerinin muvafakati ile kat irtifakı terkin işlemlerinin yapılması gerektiği ve belediyemizden yine tüm maliklerin imzası ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğünün 13.04.2018 tarih ve 62930 sayılı görüş sayılı yazısına istinaden yürürlükteki tüm mevzuatlara (imar yönetmeliği, deprem yönetmeliği, yangın yönetmeliği, enerji performans yönetmeliği vb. gibi) uygun olarak tadilat projelerinin hazırlanması ve ... ruhsatının alınması gerektiği yönünde görüş bildirildiğini, mahkemece verilen karar doğru olmadığı gibi infazının da mümkün olmadığını, mahkeme kararı sorunu çözmemiş, kat maliklerini de işin içine katacak şekilde daha büyük bir hukuksal sorun doğurduğunu, yine davalı ... lehine davanın kısmen kabulü ve kısmen reddine dair verilen kararda avukatlık ücretine hükmedilmişse de hükmedilen avukatlık ücretinin eksik olduğunu, artan oranlarda avukatlık ücretinin yanlış hesap edildiğini, reddedilen miktar artmış, bu arada Avukatlık Ücret Tarifesi de değişmiş olmasına rağmen mahkemenin takdir ettiği avukatlık ücretinin, ilk kararından daha az bir miktar olduğunu belirterek belirtilen yönlerden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tamamen reddine karar verilmesi talep edilmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmede teslim edilecek dükkanın yüzölçümü "yaklaşık 30 m²" olarak belirtildiği, davalıya 30,38 m², 19,90 m² ve 42,63 m² yüzölçümlü 3 adet dükkan verildiği, bilirkişi raporuna göre proje aşamasında davalı tarafından davacıya verilecek dükkan 30 m² olarak projelendirme imkanı varken davacı dükkanının 22,03 m² olarak projelendirildiği, davalıya verilen dükkanların yüzölçümleri ve sözleşme hükmü birlikte değerlendirildiğinde davacıya teslim edilmesi gereken dükkanın yüzölçümünün 30 m² olması gerektiği, davalı tarafından 22,03 m²'lik dükkanın davalıya teslim edilmesi nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere davalı tarafından ifanın eksik olarak ifa edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, ... Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğünün 22/01/2019 tarihli yazısında ve bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere tadilat projesi ve ... ruhsatı alınması durumunda aynen ifanın mümkün olduğunun belirtilmesi karşısında İlk Derece Mahkemesinin davacının aynen ifa talebinin kabulüne ilişkin hükmün 1 no.lu kararı usul ve yasaya uygun ise de; Belediye yazısında "ortak duvarlardan birinin ötelenerek 10 numaralı bağımsız bölümün 30 metrekareye çıkarılabileceği, ancak bunun için tüm kat maliklerinin muvafakati ile kat irtifakı terkin işlemlerinin yapılması gerektiği ve belediyemizden yine tüm maliklerin imzası ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğünün 13.04.2018 tarih ve 62930 sayılı görüş sayılı yazısına istinaden yürürlükteki tüm mevzuatlara (imar yönetmeliği, deprem yönetmeliği, yangın yönetmeliği, enerji performans yönetmeliği vb. gibi) uygun olarak tadilat projelerinin hazırlanması ve ... ruhsatının alınması gerektiği" bildirildiği, yani yapılacak işlemlerin tüm kat maliklerinin muvafakatini gerektirdiği belirtilmiş ise de; mahkemece tüm kat maliklerinin muvafakatı alınmaksızın ve imzasına gerek olmaksızın kat irtifakı terkin işlemi yapılmasına karar verilmiş olmakla, davalı tarafın söz konusu hükmün infaz kabiliyeti olmadığına yönelik istinafının yerinde olmadığı, eksik teslim edilen 7,97 m² dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, halbuki davacıya 22,04 m²'lik bir dükkan teslim edildiği, davacı zararının 22,04 m²'lik bir dükkanın kira bedeli ile 30 m²'lik bir dükkanın kiralama bedeli arasındaki fark kadar olacağı, hesaplamanın bu şekilde yapılması için dosyanın geri çevrildiği, geri çevirme kararı uyarınca alınan ek raporlar neticesinde oluşan farkın ve davacının talep edebileceği miktarın 11.575,00 TL olduğunun tespit edildiği, köydeki ev inşaatına ilişkin olarak bilirkişi raporunda belirtildiği üzere yığma ... tekniğine uygun olarak yapılmayan ... üzerine bir kat daha ilave edilmesinin mümkün olmadığı, mahkeme tarafından sözleşme tarihi 12/12/2012 olarak tespit edildiği, denkleştirici adalet kuralları da göz önünde bulundurularak 31.000,00 TL'nin uyarlanma suretiyle dava tarihinde vardığı değer 38.101,38 TL olarak belirlendiği, bunun yerinde olduğu, manevi tazminat isteminin reddinin doğru olduğu, davacının reddedilen talep tutarı 262.032,68 TL olduğundan davalı lehine hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin de 26.792,29 TL olacağı belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile dava konusu ... ili Merkez ilçesi ... Mahallesi 3744 ada 21 parsel 10 numaralı bağımsız bölüm niteliğindeki taşınmazın; ... Belediyesinin 22.01.2019 tarihli yazısında belirtilen tüm kat maliklerinin muvafakatı alınmaksızın ve imzasına gerek olmaksızın kat irtifakı terkin işlemi yapılarak, tadilat projesinin yapılıp tadilat ruhsatının alınarak ve diğer işlemlerin tamamlanarak komşu 9 numaralı bağımsız bölümden 7,97 m²'lik kısmın alınması suretiyle sözleşmeye uygun hale getirilerek 30 m²'ye tamamlanmasına, projeler ve ruhsatlar alındıktan sonra 30 m² olarak muris ...'ın ... 3. Noterliğinin 16/04/2018 tarih 9323 yevmiye numaralı veraset ilamındaki payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, ... ili Merkez ilçesi ... Mahallesi 3744 ada 21 parsel 9 numaralı bağımsız bölümün geri kalan kısmının davalı adına tapuya kayıt ve tesciline, ... Belediyesinin 22.01.2019 tarihli yazısının kararın eki sayılmasına, ... ili Merkez ilçesi ... Köyü içinde bulunan evin tadilatının sözleşme kurulduğu anda imkansız olduğundan sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince 38.101,38 TL'den; 24.960,00 TL'sinin dava tarihi olan 28/05/2015 tarihinden, 13.141,38 TL'sinin ıslah tarihi olan 23/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 11.575,00 TL geç teslimden dolayı kira kaybı tazminatının dava tarihi olan 28/05/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; (1) Kararın aynen ifaya yönelik kısmına katıldıklarını ancak tazminat ve alacak istemlerinin kısmen kabulüne karşı itiraz ettiklerini, (2) Eksik ifanın varlığının kabulüne rağmen geç teslimden kaynaklanan kira kaybının 11.575,00 TL hesaplanmasına itiraz ettiklerini, kira kayıplarının daha fazla olduğunu, hesaplama yapılırken sadece m²'nin esas alındığını, kiralanan yerin niteliğinin, kullanım amacının da değerlendirmeye alınması gerektiğini, geç teslimden kaynaklanan kira kaybının hala daha devam ettiğini, hesaplamanın dava tarihine kadar yapılmasının hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, kira kaybı dava tarihine kadar hesaplanacak ise dava tarihinden karar kesinleşene kadar ki zaman için de mahrum kalınan kârın hesaplanması gerektiğini, (3) İfa imkansızlığı ile ... köyüne yapılması kararlaştırılan iki katlı evin yapım bedeline ve davalılar yerine davacıların murisince ödenen 31.000,00 TL'nin güncellenmesi neticesinde mahkemenin hükmettiği 38.101,38 TL’nin inşaat maliyetleri düşünüldüğünde çok düşük tespit edildiğini, her ne kadar TEFE-TÜFE, gram altın ve döviz kurları üzerinden hesaplanan denkleştirme tutarlarının ortalaması alınmış ise de bu tutarın davacıların zararını karşılayacak tutarda olmadığını, davalı şirketin kötü niyetle ikinci katın yapılamayacağını sakladığını, yapılan hesaplamanın hakkaniyete aykırı olduğunu, bugünkü koşullarla birinci katın tadilatı ve ikinci katın çıkılması işlerini 31.000,00 TL’ye yaptıramayacaklarını, ayrıca tespit edilen rakama dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin de hatalı olduğunu, imkansızlık nedeniyle ödenmesine karar verilen 38.101,38 TL’nin hakkaniyetle bağdaşmadığını, bunun yerine bilirkişilerce hesaplanan tadilat ve yapım işleri değeri 200.000,00 TL’nin ödenmesi gerektiğini, (4) Manevi tazminat taleplerinin reddinin hatalı olduğunu, (5) Red sebebiyle aleyhlerine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hem dükkanı küçük teslim eden, hem de imkansız sözleşmeyi yapan kötü niyetli davalı şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1.Davacıların kira kaybının söz konusu olmadığını, kira kaybının dükkanın eczane olacağı düşüncesiyle hesap edildiğini, ancak dükkan 30 m²'ye tamamlanmış olsa dahi bu dükkanın eczane olmasına yasal engel bulunduğunu, bir dükkanın eczane olabilmesi için 35 m² olması şartı arandığını, bu nedenle eczanelerin kirası üzerinden hesap yapılmasının doğru olmadığını, davacının dükkan ve daireleri teslim almasına rağmen herhangi bir itirazda bulunmadığını, 2.Tapunun iptal ve tescil kararının yerinde olmadığını, davalıya atfedilecek kasıt ya da kusur bulunmadığını, ekstra imalat yaptığını, sözleşmede belirlenen daireden fazla daireyi davacıya teslim ettiğini, niteliği daha iyi koşullarda dükkan yüksekliği inşaa ettiğini, davacıların murisine fazladan kira ödediğini, 3.Sözleşmede davacıya verilecek dükkan için yaklaşık 30 metrekare ifadesi kullanıldığını, yaklaşık 30 metrekarenin, 20 metrekarenin üstü 30 metrekarenin altı anlamına geldiğini, davacının dükkanın içerisinde tadilat yaptığını, dükkanın içerisine aynı metrekare büyüklüğünde bir asma kat çıktığını, dükkan böylece 44.06 metrekare ölçümüne geldiğini, 4.... Belediye Başkanlığı tarafından 22.01.2019 tarih ve ruhsat ve imar durumu başlıklı yazıda "ortak duvarlardan birinin ötelenerek 10 numaralı bağımsız bölümün 30 metrekareye çıkarılabileceği, ancak bunun için tüm kat maliklerinin muvafakati ile kat irtifakı terkin işlemlerinin yapılması gerektiği ve belediyemizden yine tüm maliklerin imzası ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğünün 13.04.2018 tarih ve 62930 sayılı görüş sayılı yazısına istinaden yürürlükteki tüm mevzuatlara (imar yönetmeliği, deprem yönetmeliği, yangın yönetmeliği, enerji performans yönetmeliği vb. gibi) uygun olarak tadilat projelerinin hazırlanması ve ... ruhsatının alınması” gerektiği yönünde görüş bildirildiğini, Mahkemece verilen karar doğru olmadığı gibi infazının da mümkün görülmediğini, davacıların davasının reddi gerekirken kabulüne karar verildiğini, hükmün bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin eksik ifası nedeniyle doğan zararın tazmini ve aynen ifa istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369, 370 ve 371. maddeleri, 6098 sayılı TBK'nın 470-486. maddeleri, 3. Değerlendirme 1.Dava arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan eksik işlerin aynen ifası ve tazminat istemine ilişkin olup davacı arsa sahibi davalı yüklenicidir. 2.Taraflar arasında imzalanan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine göre arsa sahibine 2 daire ve bir üst katta dairenin dubleksini teşkil eden eklenti ile yaklaşık 30 m² büyüklüğünde bir adet dükkan verileceği kararlaştırılmıştır. Bunun yanında yapılan adi yazılı diğer sözleşme ile davalı, davacının ... köyündeki evinin de 1. kat tadilatını ve 2. katını yapmayı yüklenmiştir. Davacı eksik ifanın aynen tazminini ve eksik ifadan doğan zararının giderilmesini, mümkün değilse eksik ifadan doğan değer kaybı ile kira kaybını ve manevi zararının tazmini istemlerinde bulunmuştur. Mahkemece dava konusu 10 no.lu dükkanın eksik metrekaresinin tamamlanması suretiyle tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline, ... köyündeki evin tadilatının baştan itibaren imkansız olması nedeniyle sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde 38.101,38 TL güncellenmiş değer üzerinden davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 11.605,68 TL kira kaybı tazminatının ödenmesine ve fazlaya ilişkin istemin ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Taraflarca kararın istinaf edilmesi üzerine bölge adliye mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak 10 no.lu dükkan için tüm kat maliklerinin muvafakatı alınmaksızın ve imzasına gerek olmaksızın kat irtifakı terkin işlemi yapılarak, tadilat projesinin yapılıp tadilat ruhsatının alınarak ve diğer işlemlerin tamamlanarak komşu 9 numaralı bağımsız bölümden 7,97 m²'lik kısmın alınması suretiyle sözleşmeye uygun hale getirilerek 30 m²'ye tamamlanmasına, projeler ve ruhsatlar alındıktan sonra 30 m² olarak mirasçıların payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, 9 numaralı bağımsız bölümün geri kalan kısmının davalı adına tapuya kayıt ve tesciline, ... Köyü içinde bulunan evin tadilatının sözleşme kurulduğu anda imkansız olduğundan sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince 38.101,38 TL'nin tazminine, 11.575,00 TL geç teslimden dolayı kira kaybı tazminatının tahsiline, fazlaya ilişkin istemin ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir. Taraf vekilleri temyiz talebinde bulunmuştur. 3.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4.Dava konusu ve davacı arsa malikine bırakılan 10 numaralı bağımsız bölüm olan dükkanı 7,97 m² eksik inşa ederek kendi dükkanlarını genişleten davalı yüklenici ağır kusurludur. Bu nedenle yüklenicinin anılan şekilde kusur ve temerrüdü nedeniyle arsa sahibine karşı sorumlu tutulmasına karar veren mahkeme kararı usul ve yasaya uygundur. Nitekim gerek Belediye Başkanlığının 22.01.2019 tarihli yazısında gerek dosyada alınan bilirkişi raporlarında belirtildiği üzere tadilat projesi ve tadilat ruhsatının alınarak ortak duvarın ötelenmesi suretiyle aynen ifanın mümkün olduğu anlaşılmaktadır. Ancak 10 no.lu dükkanın sözleşmeye uygun hale getirilmesi için verilen aynen ifa kararının bu haliyle infazı kabil değildir. 5.Bu nedenle mahkemece yapılacak ...; sözleşmeye uygun olarak tadilat projesi, tadilat ruhsatı ve bildirilecek diğer ... ve işlemleri yapmak üzere davalı yükleniciye makul ve kesin süre verilerek tadilat işlemlerinin tamamlanması, davalı tarafından bu işlemler yerine getirilmezse masrafı davalıya ait olmak kaydıyla bu kez aynı hususta davacıya yetki ve süre verilmesine, tadilat projesinin hazırlanması ve tadilat ruhsatının alınması işlemlerinin tamamlanmasının ardından, dava konusu dükkan ile metrekaresi azaltılacak komşu dükkanın kat irtifakına esas arsa paylarının bu konuda uzman bilirkişiden alınacak raporla bilirkişiye hesaplattırılması ve bu arsa payları belirtilmek suretiyle murisin veraset ilamındaki payları oranında davacılar lehine tapu iptâli ve tesciline karar verilmesi, bu işlemlerin arsa sahibi tarafından da yerine getirilmemesi halinde davacı arsa sahibinin bedele ilişkin taleplerinin değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir. Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar verildiğinden, kararın bozulması uygun bulunmuştur. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacılar ile davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2023/825 E., 2024/1639 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
yapılmadığı, yapılan işlemin amacına ulaşıp ulaşmadığı, eserin ayıplı olarak yapılıp yapılmadığı, ameliyat nedeniyle davacının karın bölgesinde geçici veya kalıcı bir rahatsızlığın ortaya çıkıp çıkmadığı ve yüklenicinin BK’nın 357/III ile TBK’nın 472. maddesi hükmünce genel ihbar mükellefiyetini yerine getirip getirmediği hususlarında gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp davacının maddi ve
6. Hukuk Dairesi         2023/825 E.  ,  2024/1639 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/19 E., 2022/400 K. HÜKÜM/KARAR : Ret Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.05.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının karın yağlarını aldırmak ve karında oluşacak sarkmaları germe operasyonları için davalı şirket ile anlaştığını, davacıya davalı hastanede davalı Dr. ... tarafından ilk müdahalenin yapıldığını, belli aralıklarla davacıya yapılan müdahaleler neticesinde davacının iyileşmediğini ve yaralarının kapanmadığını, aksine durumun kötüye gittiğini, bunun üzerine Dr. ...’a başvurduğunu, yapılan tedavi sonucunda davacının yaralarının iyileştiğini ve kapandığını, ancak önceki ameliyatlardan kalıcı eserler kaldığını, göbek deliğinin aynı hizaya ve normale dönmediğini, davacının söz konusu operasyonlar için 5.100,00 TL + 1.000,00 TL ödediğini, ikinci ameliyat için 5.000,00 TL daha verdiğini, eczane masraflarının 2.000,00 TL tutarında olduğunu, davacının toplamda 13.100,00 TL maddi zarara uğradığını, davacının söz konusu tedavi sürecini çok acılı ve sancılı geçirdiğini, ölümden döndüğünü, psikolojisinin bozulduğunu, hayatının alt üst olduğunu belirterek, 50.000,00 TL manevi, 13.100,00 TL maddi tazminatın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 15.03.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; aynı konuda İzmir 21. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2011/1738 Esas sayılı dosyasında ceza yargılamasının sürdüğünü, davacının kliniğe gelerek aşırı kilolarından şikayetçi olduğunu ve acilen kurtulmak istediğini, davacıya liposuction operasyonlarının önerildiğini ve olası sonuçları ile komlikasyonlarının ayrıntılı olarak anlatıldığını, davacının ameliyatı tüm sonuçları ile kabul etmesi üzerine 05.02.2010 tarihine operasyon gününün verildiğini, ameliyatın usulüne uygun olarak gerçekleştirildiğini, davacının tavsiye edilen operasyon sonrası uygulanan yarı oturur pozisyonunda yatmadığını, 10 gün sonra davacının dikişlerinde açılma ve yara yerinde akıntı olduğunun tespit edildiğini, davacının tedaviye tam olarak uymadığını ve dikkat etmediğini, davacının daha sonra başka bir hekim tarafından ameliyata alındığını, davacının annesinin telefon ile davalı şirketi arayarak davalı şirketten şikayetçi olacaklarını ancak 6.000,00 TL verilmesi halinde şikayetçi olmayacaklarını bildirdiğini, esasen davalıların kesinlikle kusursuz olduğunu ve hakkaniyet gerçeği Hipokrat yemini ışığında elden gelen tüm müdahaleleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 21.05.2015 tarihli ve 2011/508 Esas, 2015/206 Karar sayılı kararı ile ceza yargılaması sırasında Yüksek Sağlık Şurasından alınan 20 - 21 Eylül 2012 tarihli raporda sonuç olarak karın germe ve liposuction ameliyatından önce ameliyat sonrası olabilecek riskler ve komplikasyonların detaylı olarak belirtildiği ve aydınlatılmış onam formunun hasta tarafından imzalandığı, yara yerinin açılması ve enfeksiyon gelişmesinin belirtilen komplikasyonlardan olduğu ve Dr. ...'un kusursuz olduğunun belirtildiği, ceza mahkemesi tarafından da sanık olarak yargılanan davalı doktor hakkında verilen beraat kararının kesinleştiği, dosya kapsamındaki tüm delillerin ve raporların birlikte değerlendirilmesinden, davacıya yapılan ameliyatlar nedeni ile davalı hekime ve davalı şirkete yüklenebilecek herhangi bir ihmal ya da kusurun bulunmadığı, davalı doktorun işlemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu, ameliyattan sonra davacının ameliyat yerinin açılması ve enfeksiyon gelişmesinin yapılan ameliyatların komplikasyonlarından olduğu, davacı hastanın geçireceği ameliyatlar nedeniyle bilgilendirildiği, bu nedenle davacının maddi ve manevi tazminat isteme koşullarının oluşmadığı sonuç ve kanısına varılarak davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davacı vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 13.03.2017 tarihli ve 2015/17955 Esas, 2017/2959 Karar sayılı kararı ile yüklenicinin hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak ortaya çıkması gerektiği, eser sözleşmesi hükümlerine göre, davalı doktorun yükümlülüğünün taahhütlerine, tıbbın gereklerine ve iyiniyet kurallarına uygun şekilde estetik ameliyatı gerçekleştirmek, davacının yükümlülüğünün de bedeli ödemek olduğu, davacının, davalı doktorun yükümlülüklerini yerine getirmediği, taahhütlerine ve tıbbın gereklerine uygun ameliyat yapmadığı, estetik amaçlı ameliyatın başarısız olduğunu iddia ederek davayı açtığı, davanın dayanağının TBK'nın 475. maddesinin oluşturduğu, HUMK'un 275. (HMK'nın 266.) maddesine göre, mahkemenin çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişi görüşünün alınması gerektiği, estetik amaçlı ameliyatın tıbbın gereklerine uygun şekilde yapılıp yapılmadığı ve yapılan işlemin amacına ulaşıp ulaşmadığı, ameliyat nedeniyle davacının karın bölgesinde geçici veya kalıcı bir rahatsızlığın ortaya çıkıp çıkmadığı teknik bir konu olduğundan, konunun uzmanı plastik cerrahlardan oluşturulacak bir kuruldan rapor alınması, davanın rapor sonucuna göre değerlendirilmesi gerektiği, hükme esas alınan 13.02.2015 tarihi Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu Raporu'nun TBK'nın 475. maddesine göre değerlendirme yapmaya imkân verecek bilgiler ve açıklamalara yer vermediği, mahkemece, içerisinde Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi uzmanı olan bilirkişi kurulundan davanın çözümüne yardımcı olacak açıklamaları içerir rapor alınmadan, yazılı şekilde verilmesinin doğru olmadığı, mahkemece yapılacak işin, TBK'nın 475. maddesine göre değerlendirme yapılabilmesi için, davacı da gönderilerek mümkünse Adli Tıp Kurumu'ndan içinde Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi uzmanlarından oluşturulacak bir heyetten, bu mümkün değilse üniversitelerden seçilecek açıklanan uzmanlardan oluşturulacak bir heyetten estetik amaçlı ameliyatın tıbbın gereklerine ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun şekilde yapılıp yapılmadığı, yapılan işlemin amacına ulaşıp ulaşmadığı, eserin ayıpsız olarak ortaya çıkıp çıkmadığı, ameliyat nedeniyle davacının karın bölgesinde geçici veya kalıcı bir rahatsızlığın ortaya çıkıp çıkmadığı hususlarında hükme esas teşkil edecek nitelikte rapor alınması, davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin değerlendirilerek hüküm kurulması olduğu belirtilerek kararın bozulmasına karar verilmiştir. 3. Mahkemenin 13.03.2017 tarihli ve 2015/17955 Esas, 2017/2959 Karar sayılı kararı ile bozma ilamı doğrultusunda ... Üniversitesi Hastanesi Adli Rapor Biriminden rapor tanzim edildiği, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Anabilim Dalı tarafından düzenlenen raporda; davacıdaki skarların abdominoplasti operasyonuna bağlı gelişebilecek olan izler olduğunun belirlendiği bu hali ile bozma öncesi alınan ve içinde Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahının bulunduğu 13.02.2015 tarihli rapor ile uyumlu olduğu, sonuç olarak ceza dosyası kapsamı da dikkate alınarak davacıya yapılan ameliyatlar nedeni ile davalı hekime ve davalı şirkete yüklenebilecek herhangi bir ihmal ya da kusurun bulunmadığı, davalı doktorun işlemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu, ameliyattan sonra davacının ameliyat yerinin açılması ve enfeksiyon gelişmesinin yapılan ameliyatların komplikasyonlarından olduğu, davacı hastanın geçireceği ameliyatlar nedeniyle bilgilendirildiği, bu nedenle davacının maddi ve manevi tazminat isteme koşullarının oluşmadığı sonuç ve kanısına varılarak davanın reddine karar verilmiştir. 4. Mahkemenin 13.03.2017 tarihli ve 2015/17955 Esas, 2017/2959 Karar sayılı kararına karşı süresinde davacı vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 5. Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 25.11.2020 tarihli ve 2020/305 Esas, 2020/3086 Karar sayılı kararı ile mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulduğuna göre 09.05.1960 gün 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca bozmada belirtilen hususlar yararına olan taraf için usulü kazanılmış hak oluşturacağından uyulan bozma ilamı uyarınca inceleme yapılıp karar verilmesinin zorunlu hale geldiği, mahkeme tarafından bozma ilamına uyulduktan sonra ... Üniversitesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Bölümü öğretim üyelerinden oluşturulan bilirkişi kurulundan rapor alınmış ise de; uyulan bozma ilamında belirtilen hususlarda gerekçeli ve denetime elverişli olarak düzenlenmediği ve eser sözleşmesi hükümlerine göre yüklenicinin sonuç taahhüdü olup ayıptan sorumluluğu için kusurlu olmasının zorunlu olmadığı değerlendirilmediğinden bozma gereğince inceleme yapıldığı ve raporun hükme yeterli olduğunun kabulünün mümkün olmadığı belirtilerek mahkemece yapılacak işin; dosyanın İstanbul Mahkemelerine talimat yolu ile gönderilerek Üniversitelerin Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Bölümü öğretim üyelerinden oluşturulacak bilirkişi kuruluna tevdi edilerek, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olup yüklenicinin sonuç taahhüdünün olduğu ve yine eser sözleşmelerinde yüklenicinin ayıptan TBK’nın 475. maddesine göre sorumlu olması için kusurlu bulunması gerekmediği de gözönünde tutularak bozma ilamında belirtildiği şekilde estetik amaçlı ameliyatın tıbbın gereklerine ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun şekilde yapılıp yapılmadığı, yapılan işlemin amacına ulaşıp ulaşmadığı, eserin ayıplı olarak yapılıp yapılmadığı, ameliyat nedeniyle davacının karın bölgesinde geçici veya kalıcı bir rahatsızlığın ortaya çıkıp çıkmadığı ve yüklenicinin BK’nın 357/III ile TBK’nın 472. maddesi hükmünce genel ihbar mükellefiyetini yerine getirip getirmediği hususlarında gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin değerlendirilerek hüküm kurulması gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 29.11.2022 tarihli, 2021/19 Esas, 2022/400 Karar sayılı kararı ile tüm dosya kapsamı, alınan bilirkişi raporları, taraf vekillerinin yazılı ve sözlü beyanları ile Yargıtay ilamları birlikte değerlendirildiğinde; davacıya yapılan liposuction ve apdominoplasti ameliyatlarının endikasyonlarının ve uygulanan ameliyat tekniklerinin tıp kurallarına uygun olduğu, apdominoplasti ameliyatından sonra yara yerinde meydana gelen açılmanın bu ameliyatın komplikasyonlarından olduğu, bu komplikasyonlar hakkında davacı tarafa bilgi verildiği, davacı tarafın ameliyat sonrası kendi üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyerek operasyondan 1 gün sonra kendi isteğiyle hastaneden taburcu olduğu, ameliyat sonrası meydana gelen komplikasyonun yapılan ameliyatın komplikasyonlarından olduğu, yani her ameliyatta aynı ya da benzer komplikasyonların yaşanabileceği, her cerrahi işlem sonrasında kesilen ve dikilen yerde iz kaldığı ancak bu durumun kişilerde farklılık göstereceği, bu komplikasyonun meydana gelmesinin eserin ayıplı olduğunu göstermeyeceği, aksi halde raporda belirtildiği üzere tüm cerrahi işlemlerin uygulanamaz hale geleceği, ameliyat sonrası meydana gelen komplikasyon sonrasında davalının tedaviye devam ettiği ancak davacının kendi isteğiyle doktor değiştirdiği, estetik amaçlı ameliyatın tıbbin gereklerine ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun şekilde yapıldığı, yapılan işlemin ayıpsız olduğu, yapılan işlem amacına ulaşmadı ise de, ameliyat sonrası olabilecek riskler ve komplikasyonlar hakkında davacıya bilgi verildiği ve belirtilen komplikasyonun da davacıya bildirilen bu komplikasyonlardan olduğu, bu komplikasyonun her cerrahi işlemde yaşanabileceği, davalının bu komplikasyonun meydana gelmesinde ihmali ya da kasti bir eylemi bulunmadığı, komplikasyonun cerrahi işlemin tıpta bilinen bir neticesi olduğu, kaldı ki davacının ameliyat sonrası uygulanması gereken ve cerrahi işlem kadar önemli olan "V" şekli yatış pozisyonunu uygulamadığı, bu sebeplerle davalıların zarardan sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde özetle; alınan bütün raporlarda, eserde yani karın bölgesinde zarar meydana geldiğinin ve düzeltme için ayrıca operasyon gerektirdiğinin tespit edildiği, eserin ayıplı olduğu, vücutta kalıcı iz kaldığı, Adli Tıp Kurumunun sadece hastanın sürekli ve ısrarlı olarak kusurlu olduğunu ve davalının hiçbir kusuru olmadığına karar verdiği, davalı hekimin bir işi mükemmel yapmayı taahhüt ettiği, ancak yapmadığı ve bir zararın doğduğu belirtilerek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesi niteliğindeki karın bölgesindeki fazla yağların alınması ve bu işlemden sonra oluşacak sarkmalar dolayısıyla karın derisinin gerilmesi operasyonu sonrası yaraların iyileşmemesi nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nu 428 inci maddesi ile 437. maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 vd maddeleri. 3. Değerlendirme Usuli kazanılmış hak, 1086 sayılı HUMK'un yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında tanımlanmış olup, içtihihadı birleştirme kararında; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hukuka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesi usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup, kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe giren ilk halinde usuli kazanılmış hakka yer verilmemişse de bu ilkenin uygulanması, Yargıtayın içtihatları ile HMK’nın 177/2. maddesine 22.07.2020 tarih ve 7251 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile yapılan ek düzenlemeye kadar devam etmiştir. Bu ek düzenleme ile “Yargıtayın bozma kararından veya bölge adliye mahkemesinin kaldırma kararından sonra dosya ilk derece mahkemesine gönderildiğinde, ilk derece mahkemesinin tahkikata ilişkin bir işlem yapması hâlinde tahkikat sona erinceye kadar da ıslah yapılabilir. Ancak bozma kararına uymakla ortaya çıkan hukuki durum ortadan kaldırılamaz” maddesi ile HMK’da hüküm altına alınmış olup, usuli kazanılmış hakların korunacağı bu şekilde hükme bağlanmıştır. Usuli kazanılmış hak kamu düzeni ile ilgili olması nedeniyle Yargıtayca da re'sen dikkate alınır. Yargıtayın bozma kararı nedeniyle doğan hak iki çeşit olup, (1) mahkemenin Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına kazanılmış hak, (2) bazı konuların bozma kararının kapsamı dışında kalması ile doğan usuli kazanılmış haklardır. Mahkemenin Yargıtay bozma kararına uymuş olması halinde bu uyma kararı ile bağlı olup, usuli kazanılmış hak ilkesi uyarınca lehine bozulan taraf yararına araştırma ve inceleme yapması zorunludur. Yargıtayın ve Dairemizin istikrarlı uygulamaları da bu yöndedir. Bu anlatımlar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 25.11.2020 tarihli ve 2020/305 Esas, 2020/3086 Karar sayılı kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olup yüklenicinin sonuç taahhüdünün olduğu ve yine eser sözleşmelerinde yüklenicinin ayıptan TBK’nın 475. maddesine göre sorumlu olması için kusurlu bulunması gerekmediği de gözönünde tutularak bozma ilamında belirtildiği şekilde estetik amaçlı ameliyatın tıbbın gereklerine ve taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun şekilde yapılıp yapılmadığı, yapılan işlemin amacına ulaşıp ulaşmadığı, eserin ayıplı olarak yapılıp yapılmadığı, ameliyat nedeniyle davacının karın bölgesinde geçici veya kalıcı bir rahatsızlığın ortaya çıkıp çıkmadığının tespit edilmesi istenmiş olup, hükme esas alınan raporda "yapılan işlem ortaya çıkan komplikasyon nedeniyle amacına ulaşmamıştır" sonucuna varıldığı, bu durumda yüklenicinin sonuç taahhüdünün yerine getirmediği ve bozma ilamında açıkça sorumluluk için hekimin kusurlu olmasına gerek olmadığının belirtildiği ve ameliyatın 05.02.2010 tarihinde gerçekleştiği, komplikasyonların ortaya çıkmasından sonra 10.03.2010 tarihine kadar davalı tarafından tedavi sürecinin yürütüldüğü, bu süreçte komplikasyonların giderilemediği, 15.03.2010 tarihinden itibaren başka bir hekim tarafından yapılan tedavi sonucunda iyileşme sağlandığı, onam formunun, ortaya çıkan sonuç dikkate alındığında yeterli kabul edilmesinin hatalı olduğu anlaşılmakla davalıların uğranılan maddi ve manevi zarardan sorumlu olduğuna karar verilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken hatalı değerlendirme ile davalıların zarardan sorumlu tutulamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi usuli kazanılmış hakka aykırı olmuştur. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; konusunda uzman bilirkişiden davacının istek kalemlerinin değerlendirilmesine yönelik rapor alınıp talep edebileceği maddi tazminatın hesaplattırılması, hesaplanan maddi tazminat ile olayın özelliklerine uygun manevi tazminata hükmedilmesinden ibarettir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6. Hukuk Dairesi, 2022/4227 E., 2024/1361 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
tam metni aç
maddesi, 6098 sayılı TBK'nın 470-486. maddeleri, TTK m.21
6. Hukuk Dairesi         2022/4227 E.  ,  2024/1361 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/640 E., 2022/1021 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/535 E., 2021/873 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında davacıya ait villanın inşaat, elektrik, mekanik projeler dahil işçilikli ve nakliyeli anahtar teslim yapılması işi konusunda yazılı sözleşme imzalandığını, davalıların yüklenici olarak yapılacak işi maliyet dahil %22,5 kârla yapmayı taahhüt ettiğini, ancak kötü niyetli olarak bu kârı artırmak için olmayan maliyetleri fatura edip kendilerinden tahsil ettiğini, bu suretle sözleşmeye aykırı davrandıklarını, 17.06.2016 tarihinde davalılara ihtarname gönderilerek sözleşmenin feshedildiği bildirilip 3 gün içinde fazladan tahsil edilen 3.690.953,44 TL bakiye alacağın iadesinin talep edildiğini, davalıların cevap vermediğini, bu tutarın 1.400.000,00 TL kısmının sözleşmeye istinaden çek olarak verildiğini, taraflar arasında başkaca borç doğuracak bir ticari ilişki olmadığını, davalıların bu çekleri iade etmediğini belirterek, davalılara vermiş oldukları çeklerin bedelsiz kalması nedeniyle iptali ve davalılara borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; yapının inşasının süresi içinde sözleşmeye uygun olarak tamamına yakın bir kısmının tamamlandığını, davacı tarafça gönderilen ihtarnameye cevap verilerek haksız istemlerinin reddedilip değişik iş dosyası kapsamında alınan rapora da itiraz edildiğini, davacı tarafça faturalara yasal süre içinde itiraz edilmediğini, iade de edilmediğini, bu nedenle faturaların kabul edilmiş sayıldığını, D.iş dosyasında alınan bilirkişi raporundan ve kendilerine gönderilen ihtarnameden sonra dahi düzenlenen faturalara davacının itirazının olmadığını, düzenlenen faturaların davacı şirket tarafından da form B/A ile bildiriminin yapıldığını, dolayısıyla bu faturaların davacı şirket kayıtlarında da işlenmiş olduğunu, sözleşmenin tek taraflı feshinin dürüstlük kurallarına uymadığı gibi hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğunu, inşaat maliyetinin üzerinde ilave 1.400.000,00 TL bedelli çek keşide edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olup, davacının iddiasını yazılı delille ispatlamak zorunda olduğunu, sözleşmenin ifası anında yapılan tüm masrafların satıcı ve taşeronlardan fatura alınmak suretiyle belgelendirildiğini, dolayısıyla davalı şirketin inşaat maliyeti + %22,5 kâr oranından fazla bedel talep edildiği iddiasının mesnetsiz olduğunu, dava konusu çeklerden bir kısmının takibe konu edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştr. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama sırasında dava konusu çek bedellerinin ödendiğinin belirtilmesi üzerine davanın istirdat davasına dönüştüğü, yapılan keşif ve inceleme neticesinde taraflar arasında imzalanan 04.10.2016 tarihli protokolde cari hesaptan doğan muaccel alacağın 1.457.000 TL olarak kabul edildiği, keşif sırasında bina ve çevre düzenlemesine ilişkin imalatların bitirilmemiş olup bazı imalatların eksik ölçü ve metraja gelmeyecek boyutta olduğu, proje ve özellikle yer altında, sıva altında ve kapalı konumda olan çıplak gözle görülmesi mümkün olmayan imalatların hesap ve tespiti için gerekli proje, ataşman ve metraj gibi lüzumlu belgelerinde sunulmaması karşısında toptan iş bedelinin 1.457.000 TL olarak kabul edileceği yönünde rapor sundukları, yargılama sırasında taraflarca sunulan protokolde başlatılan icra takipleri ile henüz takibe konu edilmeyen çeklerin sayıldığı, protokolün 3.2 maddesi ile davacının yeni çekler verdiği, protokolün 3.4 ve 3.5 maddelerinde daha önce verilip davaya da konu olan çeklerin davacıya iade koşullarının düzenlendiği, davacı vekilinin 15.02.2017 tarihli duruşmada çekleri iade alıp protokol gereği yeni çekler verdiğini beyan ve imza ettiği, bu konuda sunduğu 02.10.2017 tarihli dilekçede tedbir kararı verilmeyip dava konusu çekler takibe konulmaya başlayınca kalan çeklere ilişkin protokol düzenlenip, ödemelerin gerçekleştiğini bu nedenle davaya istirdat olarak devam ettiklerini beyan ettiği, davalılar vekilinin 08.01.2020 tarihli duruşmada davaya konu çeklerin büyük bir kısmının takibe konu edilmediği, bizzat davacı tarafından iade alınıp yerine başka çekler verilerek ödeme yapıldığı yönünde beyanda bulunduğu, bu durumda davaya konu toplam 1.400.000 TL tutarlı çek bedellerinin ödendiği sonucuna varılarak davacının davalılara yaptığı ödeme miktarı ile yapılan işin bedeli karşılaştırıldığında davacının, davalılara 1.400.000 TL fazla ödeme yaptığı sonucuna ulaşılarak davanın kabulüne, 1.400.000,00 TL'nin davalılardan istirdadına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalılar vekili istinaf dilekçesi ile 04.10.016 tarihinde Sulh ve İbra Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmenin konusunu tanımlayan 2.1. maddesinde aynen “İşbu sözleşmeye konu olan ve taraflarca gerek icra takibine konu edilmiş gerekse henüz icra takibine konu edilmemiş çekler ile çek ile henüz teminat altın alınmayan cari hesaptan kaynaklı doğmuş, muaccel alacağın nizasız fasılasız toplam 1.457.000,00-TL olduğunun kabul beyan ve taahhüt etmekle söz konusu bedellin tasfiyesine ilişkin tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesinden ibarettir. İşbu sözleşme taraflar arasında görülmekte olan İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/820 Esas sayılı davadan bağımsız olup, söz konusu dava dosyasına ilişkin tarafların hakları saklıdır” hükmünün yer aldığı, maddeden görüleceği üzere davacı şirketin bakiye toplam 1.457.000 TL borcunu ikrar ettiğini, dava devam ederken müvekkili şirket tarafından kesilen faturanın kayıtlara işlendiği ve faturalara yasal 8 günlük süre içinde itiraz edilmediği beyan edilmişse de, yerel mahkemece eksik inceleme ile hukuki dayanaktan yoksun davanın kabulü kararı verildiğini, taraflar arasında akdedilen sulh sözleşmesinin konusunun işin tamamlanan kısmının toplam maliyet bedeli değil yalnızca ödenmeyen bakiye kısmına ilişkin olduğunu, işin tamamlanan kısmının toplam maliyet bedelinin ise dosyada mübrez belgeler ile sabit olduğu üzere 5.275.943,09 TL olduğunu, nitekim müteahhitlik karı hariç 4.096.099,27 TL tutarındaki işlerin tümünün ilgili firmalar tarafından faturalandırıldığını ve davacının kendisine tebliğ edilen tüm faturaları kabul ederek defterlerine işlediğini, bilirkişilerin taraflar arasında akdedilen sözleşme bedelini hatalı olarak işin tamamlanan kısmının toplam bedeli olarak yorumlayarak gerçek dışı tespitte bulunduklarını, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında 04.10.2016 tarihli "Sulh ve İbra Sözleşmesi" ne atıfta bulunarak tamamlanan işin toplam tutarının taraflarca kabul ve beyan edildiği üzere 1.457.000,00 TL olduğunun tespitinin haksız ve mesnetsiz olup, buna dayanarak verilen davanın kabulü kararının da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kaldı ki inşaat konusu işlere ilişkin ilgili firmaların müvekkili adi ortaklığa kesmiş olduğu faturaların toplam tutarının dahi 4.096.099,27 TL olup, bu denli yüksek maliyetli ve birinci kalite malzeme kullanılarak yapılan işin toplam maliyet bedelinin 1.457.000,00 TL olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında müvekkili şirket tarafından davacı şirkete kesilen ve cevap dilekçelerinde mübrez tüm faturaların davacı şirket tarafından kabul edilip, yasal itiraz süresi içinde fatura muhteviyatına itiraz edilmediği gibi iade de edilmediğinden, hatta davacı şirketin daha önce ikame ettiği İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/15 D. İş sayılı Tespit davasında düzenlenen bilirkişi raporundan sonra ve hatta keşide ettiği Sultanbeyli 3. Noterliği’ nin 17.06.2016 tarih ve 10794 yevmiye numaralı ihtarnamesinden sonra dahi müvekkili şirket tarafından düzenlenip gönderilen faturalara yasal süresi içinde itiraz etmediğinden söz konusu faturalardan açıkça görüleceği üzere tamamlanan kısmın inşaat yapı maliyeti toplamının kar payı ile birlikte 5.275.943,09 TL olduğunu, ayrıca dava konusu inşaatta davacının talepleri doğrultusunda pahalı malzemeler kullanılıp hepsinin faturalandırıldığını, müvekkili şirket tarafından sözleşme konusu yapının inşası sırasında yapılan tüm masraflara ilişkin inşaat malzemelerinin alındığı satıcı firmalardan ve yapının inşaasını gerçekleştiren taşeron firmalardan alınan faturalar ile belgelendiği üzere işin toplam tutarının 4.096.099,27 TL olduğunu, davacı şirket haksız ve mesnetsiz olarak sözleşmenin feshine gittiğinden birtakım imalatların dava tarihi itibariyle tamamlanmadığından faturalandırılamadığını, bu bağlamda davacı şirketin inşaat maliyeti + %22,5 kâr oranından fazla bir bedel talep edildiği iddiasının mesnetsiz olduğunu, davacının süreç içerisinde fatura konusu bedellerin bir kısmını ödedikten sonra icra masrafları ile birlikte 1.457.000,00 TL tutarında bakiye borcu kaldığını, tarafların daha sonradan borçları yapılandırmak için 04.10.2016 tarihinde "Sulh ve İbra Sözleşmesi" akdettiklerini, akdedilen sözleşmenin konusunun fesih tarihine kadar yapılan işin toplam maliyeti olmayıp icra masrafları dahil yalnızca ödenmeyen bakiye borca ilişkin olduğunu, bu kapsamda yerel mahkemece sulh sözleşmesinde belirtilenin yalnızca alacağın bakiye kısmına ilişkin olduğu, işin toplam bedeli olmadığı değerlendirilmesine yer verilmiş olmasına ve sözleşme konusu işe ilişkin satıcı ve taşeronlardan alınan faturalardan da görüldüğü üzere müvekkili şirkete bugüne dek toplam 4.096.099,27 TL fatura kesilmesine rağmen verilen davanın kabulü kararının hukuka aykırı olduğunu, dava konusu olayda yapılacak incelemenin yapı maliyet hesaplaması değil davacı şirketin kayıtlarında yer alan ve davacı şirket tarafından yasal 8 (sekiz) günlük süre içerisinde itiraz edilmeyen faturalarda belirtilen malzemelerin mezkur inşaatta mevcut olup olmadığı ve hizmetlerin verilip verilmediğine ilişkin tespit olması gerektiğini, ancak hükme esas alınan 17.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda atıf yapılan İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016 - 15 D. İş sayılı dosyasında yapılan tespit ve incelemelerde inşaat alanında faturalardaki malzemelerin kullanıp kullanılmadığına ilişkin inceleme yapılmadığını, atıf yapılan D. İş dosyasındaki incelemede de yalnızca teklif formları doğrultusunda eksik inceleme sonucu hatalı değerlendirme yapıldığından söz konusu raporun da kabulünün mümkün olmadığını, zira taraflar arasında akdedilen sözleşmede kullanılacak malzemeler veya fiyat sınırlamalarına ilişkin madde bulunmadığı gibi inşaat sürecinde davacının talepleri doğrultusunda pahalı malzemeler kullanılıp hepsinin faturalandırıldığını, bu kapsamda bilirkişilerce firmaların müvekkili firmaya kesmiş olduğu faturaların konularının incelenerek söz konusu faturalarda yer alan ürünlerin dava konusu inşaatta kullanılıp kullanılmadığının değerlendirilmesi gerekirken bu yönde bir değerlendirme yapılmayan raporun eksik ve hatalı olup, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak bu yönde bir inceleme yapılması gerekirken eksik inceleme ile tesis edilen davanın kabulü kararının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek istinafa başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kural olarak eser sözleşmesi kapsamında yapılan işlerin ispatının yükleniciye, bedelin ödendiğinin ispatının iş sahibine ait olduğu, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça işin bedelinin işin teslimi anında ödenmesi gerektiği, taraflar bunun aksini kararlaştırabileceklerinden ve somut olayda sözleşmede işin başlangıcında 100.000,00 TL avans ödemesi yapılacağı ve devamında proje ve keşif esas alınarak imalatın yüklenici tarafından yapılacağı, iş verene 15 günlük imalat ve işçilik raporu (hakediş) formatında verileceği, iş verenin raporu onaylaması üzerine yükleniciye ödemesinin yapılacağı kararlaştırıldığından iş verence yapılan ödemeler avans niteliğinde olup, yapılan işlerin bedelinin kesin hesapla belirlenmesi gerektiği, taraflar arasındaki ihtilaf yapılan iş bedelinden fazla ödeme yapıldığına ilişkin olduğundan ve davacı iş sahibinin yaptığı ödemeler konusunda ihtilaf bulunmadığından sözleşme kapsamında yapılan işlerin ispatının davalı yüklenicide olduğu, yapılan işin tespiti için gerekli olan plan, proje, metraj çalışmaları, röleve, ataşman gibi belgelerin davalı yüklenici tarafından sunulmadığı, ilgili inşaata ilişkin belediyede kayıt bulunmadığından buradan da plan, proje, ruhsat gibi belgeler temin edilemediği, davacı iş sahibi tarafından yaptırılan tespit sonucu alınan bilirkişi raporu ile mahkemece alınan bilirkişi raporunda mahallinde yapılan tespitlere göre yapılan iş bedeli tespit edilmiş olup, davalı yüklenici bilirkişi raporlarına itiraz etmiş ise de bilirkişi raporlarında tespit edilenden daha fazla iş yaptığını ispatlayamadığı, sözleşmede bedel maliyet + %22.5 müteahhit kârı olarak belirlendiğinden sözleşmeye göre yapılan hesaplamaya göre yapılan ve tespit edilen işler dolayısıyla yüklenici alacağı bilirkişi raporuna göre 1.497.020,56 TL olarak tespit edildiği, ispat külfeti kendisinde olan davalı yüklenicinin bilirkişi raporunda tespit edilenden daha fazla iş yaptığını ispatlayamadığından sözleşme kapsamında yapılan işler karşılığı hak ettiği ücret alacağının daha fazla olduğunu ispatlayamadığı, bu nedenle bu yöne ilişkin istinaf sebebinin yerinde olmadığı, taraflar arasında yapılan 04.10.2016 tarihli sulh ve ibra sözleşmesi incelendiğinde sözleşme ile taraflar arasında sözleşme konusu işe ilişkin cari hesaptan kaynaklı muaccel alacağın 1.457.000 TL olduğu kararlaştırılmış olup istinafa konu davanın mutabakat dışında tutulduğu, taraflar arasında yapılan muaccel alacağa ilişkin mutabakatın, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaya uygun olduğu, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporu ile tespit edilen işler bedeli ile taraflar arasında yapılan mutabakatla belirlenen muaccel alacak birbiri ile uyumlu olduğundan ve iş sahibi tarafından önceden yapılan ödemeler avans niteliğinde olduğundan yapılan mutabakatın ödemelerden sonra kalan bakiye borca ilişkin olduğu yönündeki davalı istinafının yerinde olmadığı belirtilerek başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek, kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, eser sözleşmesi uyarınca fazla ödenen iş bedeli nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371. maddeleri, aynı Kanun'un 22. maddesi, 6098 sayılı TBK'nın 470-486. maddeleri, TTK m.21 3. Değerlendirme Taraflar arasında Pendik ilçesi, ..., ... Köyü, ... Cad. 250/251 parsel sayılı 71/60 no.lu 5000 m2.lik arsa içindeki villanın inşaat, elektrik, mekanik projeler dahil işçilikli ve nakliyeli olmak üzere anahtar teslim yapılması işi konusunda yazılı sözleşme imzalanmıştır. Davacı, yapılan imalatın çok üzerinde ödeme yaptığını, bu nedenle davalıya vermiş olduğu çeklerin bedelsiz kaldığını belirterek çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitini talep etmiş, davalı ise davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Yargılama devam ederken taraflar aralarında düzenledikleri 04.10.2016 tarihli "sulh ve ibra sözleşmesi" başlıklı belgeyi dosyaya sunmuş, bu belgeye göre muaccel alacağın nizasız fasılasız toplam 1.457.000,00 TL olduğu, işbu dava dosyasının bağımsız olup, bu dosyaya ilişkin tarafların haklarının saklı olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK 222/4). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; davacı tarafından davalının faturalarına itiraz edilmediği, davalının faturalarının tamamının davacının ticari defterlerine işlendiği, protokol tarihi itibariyle tarafların ticari defterleri incelendiğinde ise, protokol kapsamında yer alan çeklerin davalı şirket kayıtlarında 05.10.2016 tarihinde kayıt altına alındığı, davalı kayıtlarında protokol tarihi itibariyle görülen borcun protokol tutarı ile uyumlu olduğu tespit edilmiştir. Dosyanın tetkikinde; sözleşmede imalat bedelinin malzeme + %22,5 kâr şeklinde belirlendiği, cari hesaba göre davalı tarafından düzenlenen faturaların davacıya gönderildiği, bu faturaların her iki tarafın defterlerine kaydedildiği, 04.10.2016 tarihli protokolde de bakiye borcun 1.457.000 TL olarak taraflarca kabul edildiği tespit edilmiştir. Bu durumda davacının borçlu olduğu anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olmuş, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Borçlar Hukuku Özel Hükümler

Eser sözleşmesinde meydana getirilen eserin ayıplı olması, iş sahibinin verdiği talimatlardan veya kullandığı malzemeden kaynaklanmışsa, yüklenicinin sorumluluğu hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) Yüklenici, her durumda eseri ayıpsız teslim etmekle yükümlü olduğundan sorumluluktan kurtulamaz.
B) Yüklenici, iş sahibini bu talimatın veya malzemenin hatalı olduğu konusunda açıkça uyarmış olmasına rağmen iş sahibi talimatında ısrar etmişse, yüklenici ayıptan sorumlu tutulamaz.
C) İş sahibinin talimatı olsa bile yüklenici, eseri yapmaktan kaçınmalıdır, aksi halde sorumlu olur.
D) Sorumluluk yarı yarıya paylaşılır.
E) Yüklenici sadece malzeme hatasından kurtulur, talimat hatasından her zaman sorumludur.