Türk Borçlar Kanunu 513. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 513- Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur. Bu hüküm, taraflardan birinin tüzel kişi olması durumunda, bu tüzel kişiliğin sona ermesinde de uygulanır.
Vekâletin sona ermesi vekâlet verenin menfaatlerini tehlikeye düşürüyorsa, vekâlet veren veya mirasçısı ya da temsilcisi, işleri kendi başına görebilecek duruma gelinceye kadar, vekil veya mirasçısı ya da temsilcisi, vekâleti ifaya devam etmekle yükümlüdür.
II. Hükümleri
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
8 karar eşleşti
10. Hukuk Dairesi, 2021/5708 E., 2022/3589 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
Bilindiği üzere 6098 sayılı TBK’nun 513. Maddesinde vekâletnamenin sona ermesi düzenlenmiş olup, sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur.
10. Hukuk Dairesi 2021/5708 E. , 2022/3589 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
İlk DereceMahkemesi : ... 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
Dava, iş kazasında vefat eden sigortalının babasının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair verilen karara karşı davacı ve davalılardan ...İnş. Müt. Mim. Tic. Ltd. Şti. vekillerinin istinaf başvurusunda bulunmaları üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesince davalı istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı istinaf başvurusunun ise kabulü ile yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesince verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edildiği davalılardan ... Yapı Turizm San Tic. Ltd. Şti.’nin de davacı vekili temyizine cevaben temyiz başvurusunda bulunduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
I- İSTEM:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin oğlu ...’ın 05.11.2012 tarihli iş kazasında vefat etmiş olması nedeniyle maddi ve manevi tazminat alacaklarının kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
II- CEVAP:
Davalı Emlak Planlama İnş. Proje Yönetim ve Tic. A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; Başbakanlık TOKİ tarafından yaptırılan konut projesi için TOKİ ile ...İnşaat Müt. Mimarlık Tic. Ltd. Şti. arasında 30/01/2012 tarihli sözleşme imzalandığı, dava konusu olayın sözleşmenin ifası sırasında meydana geldiği, müvekkilinin bilahare TOKİ ile imzaladığı müşavirlik sözleşmesi gereğince söz konusu inşaat projesindeki sıfatının söz konusu imalatların projeye uygunluğunun sağlanması amaçlı müşavirlik işi olduğunu, müşavirlik sözleşmesinin taraflarının müvekkil şirket ve TOKİ olup müteahhit veya taşeronun bu sözleşmenin tarafı olmadığını, müvekkilin davanın diğer tarafları olan işçi-yüklenici firma ve bu firmanın alt yüklenicisi olan firmalarla iş kanunu anlamında herhangi bir sorumluluk oluşturabilecek taahhüdü bulunmadığını, müvekkil firmanın söz konusu projedeki konumunun idare ile aralarında belli bir ücret karşılığında gerçekleştirilen ve davanın diğer taraflarıyla hiç bir bağlantısı olmayan bir iç ilişkiden ibaret olduğunu, öncelikli olarak davanın husumet yönünden reddine, aksi durumda ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... İnşaat Müt. Mimarlık Tic. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının oğlu ...'ın 05/11/2012 tarihli işini yapmakta iken gerçekleşen kaza sonucunda hayatını kaybettiğini, Şahin’in alt yüklenici olan ... Yapı Turizm San. Tic. Ltd. Şti'nin işçisi olarak çalıştığını, emir ve talimat aldığı ve aldığı emir talimatlara göre hareket ettiğini, ... Yapı Turizm San. Tic. Ltd. Şti. ile dava dışı Pendik Mühendislik İnş.Tic. Ltd. arasında imzalanan alt yüklenici sözleşmesinin 17. maddesinde alt yüklenicinin çalıştıracağı personel, usta ve işçilerin iş güvenliği kuralına uyacakları, mevcut sözleşme nedeniyle meydana gelecek iş kazalarından dolayı sorumluluğun alt yükleniciye ait olacağının düzenlendiğini, diğer davalı alt yüklenici ...'nin işveren olarak işçiyi gözetme borcunu yerine getirmeyerek kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiği, müvekkilinin söz konusu kazanın meydana gelmesinde bir kusurun bulunmadığını, haksız ve mesnetsiz olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... San. Tic. Ltd. Şti'nin vekili cevap dilekçesinde özetle müteveffa ...'ın imzasını havi iş güvenliği açısından malzeme zimmeti ve uyarı tutanağı, iş güvenliği talimatı ve tutanağı, işe başlama eğitim sertifikası gibi sertifika ve tebellüğnamelerden de anlaşılacağı üzere müvekkilinin mesleki risk değerlendirmelerini yaptığını ve bu doğrultuda işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler ve bu risklerin önlenmesi için alınması gerekli tedbirler konusunda bilgilendirdiğini, müvekkilinin meydana gelen kazadan dolayı kusursuz olduğunu, firmanın sorumlu olduğunun kabulü anlamına gelmemek kaydıyla tazminatın yükletilmesi ihtimalinde vefat eden işçinin ailesinin bakımını üstlenip üstlenmediği, ailenin başka yardım alıp almadığı, davacının bakıma muhtaç olup olmadığı hususlarının araştırılmasının gerektiği, davacının destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle birlikte ayrıca maddi tazminat talebinde bulunmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı, talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş düzeyde olduğunu, yargılamaya konu iş kazasıyla ilgili soruşturmanın ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2012/2793 sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, huzurdaki yargılamanın olayla ilgili cezai soruşturma sonucunu beklemesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
II- MAHKEME KARARI:
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesince; “ 1-Açılan davanın davalı TC Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ile davalı Emlak Planlama İnş. Proj. Yön. Tic.A.Ş. yönünden reddine,
2-Hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmayan dahili davalı ... İnş. Tic. Ltd. Şti. hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
3- 26.437,67 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 05/11/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
4- 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 05/11/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
5- Davacının ödenmemiş ücret ve diğer alacakları talebinin reddine,” şeklinde karar verilmiştir.
B-BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:
Bölge Adliye Mahkemesince “1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile; ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 21/12/2018 tarih 2012/909 Esas, 2018/646 Karar sayılı Kararının kaldırılmasına,
-Açılan davanın davalı TC Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ile davalı Emlak Planlama İnş. Proj. Yön. Tic.A.Ş. yönünden reddine,
-Hakkında usulüne uygun açılmış bir dava bulunmayan dahili davalı ... İnş. Tic. Ltd. Şti. hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
- 26.437,67 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 05/11/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ...İnş. Müt. Mim. Tic.Ltd. Şti., Rms Yapı Turizm San. Ve Tic. Ltd.Şti.'nden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,
- 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 05/11/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılar ...İnş. Müt. Mim. Tic.Ltd. Şti. ve Rms Yapı Turizm San. Ve Tic. Ltd.Şti.'nden müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
- Davacının ödenmemiş ücret ve diğer alacakları talebinin reddine,
2-) Davalı ...vekilinin istinaf başvurusunun Esastan Reddine,” şeklinde karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı mirasçıları vekili 31.03.2021 tarihli temyiz dilekçesinde özetle: Medeni Usul Hukukunda dahili dava müessesesi bulunmamakla birlikte bu sebeple davanın reddi yönünde karar verilmesi halinde avukatlık ücretine karar verilmesinin hatalı olduğunu hükmedilen manevi tazminatın olayın gerçekleşme şekli, müvekkilinde oluşan manevi kayıp ve manevi tazminatın caydırıcılığı dikkate alındığında yeterli miktarda olmadığını beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı ... San. Tic. Ltd. Şti. vekili 27.12.2019 tarihli davacı asil temyizine cevap ve katılma yoluyla temyiz dilekçesinde davacı vekilinin temyiz itirazlarını reddi ile takdir edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu beyanla müvekkili yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
A) Davalı ... San. Tic. Ltd. Şti vekilinin 27.12.2019 tarihli temyize cevap ve katılma yoluyla temyiz başvurusuna yönelik yapılan incelemede:
Bilindiği üzere 6098 sayılı TBK’nun 513. Maddesinde vekâletnamenin sona ermesi düzenlenmiş olup, sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olur. Bu hüküm, taraflardan birinin tüzel kişi olması durumunda, bu tüzel kişiliğin sona ermesinde de uygulanır düzenlemesi yer almaktadır.
6100 sayılı HMK’nun 360.maddesi yollamasıyla temyiz incelemesinde de uygulanan HMK 348.maddesine göre “İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile istinaf yoluna başvurabilir. İstinaf yoluna asıl başvuran taraf, buna karşı iki hafta içinde cevap verebilir.”
Somut olayda davacı ... vekili tarafından 17.12.2019 tarihinde Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz başvurusunda bulunulduğu, iş bu temyiz dilekçesinin davalı ... San. Tic. Ltd. Şti vekiline 23.12.2019 tarihinde tebliğ edilmesi üzerine 27.12.2019 tarihinde temyize cevap ve katılma yoluyla temyiz başvurusunda bulunulduğu anlaşılmakta ise de; davacı asilin 07.07.2019 tarihinde vefat ettiği böylelikle vekalet ilişkisinin son bulduğu anlaşılmakla davacı vekili tarafından sunulan 17.12.2019 tarihli temyiz başvurusunun geçerli bir temyiz başvurusu olmadığı; Nitekim, Dairemizin 23.02.2021 tarih ve 2020/6733 E- 2021/2011 K. Sayılı ilamında da davacı asilin vefat etmiş olduğuna işaretle, davacı mirasçılarının vekaletinin temini veya kararın mirasçılara tebliği yönünden dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar verildiği, geri çevirme kararı üzerine davacı mirasçıları vekilinin 17.03.2021 tarihinde temyiz başvurusunda bulunduğu iş bu kararın da davalı ... San. Tic. Ltd. Şti vekiline 26.03.2021 tarihine tebliğ edilmesine karşın anılan davalı vekilinin temyize cevap ve katılma yoluyla temyiz başvurusunda bulunmadığı anlaşılmakla davalı ... San. Tic. Ltd. Şti vekilinin katılma yoluyla temyiz başvurusunun REDDİNE karar vermek gerekmiştir.
B) Davacı mirasçıları vekilinin 31.03.2021 tarihli temyiz başvurusuna yönelik yapılan incelemede:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplerle temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre davacı mirasçıları vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi haklarıyla bağlı olarak HMK.'nun 27. maddesi hükmü uyarınca, hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Hukuki dinlenilme hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkının en önemli unsurudur.
Taraf ehliyeti dava şartıdır, davanın her aşamasında hâkim tarafından incelenebilir, taraflar da davanın sonuna kadar bunu ileri sürebilirler. Bu itibarla, davanın taraflarından birinin ölmesi halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölü kişi adına hüküm kurulamaz. Yalnız öleni ilgilendiren yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçıları tarafından veya ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir. Borçlar Kanunu'nun 397. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 513.) maddesi hükmüne göre; aksi sözleşmeden ve işin mahiyetinden anlaşılmadıkça vekil edenin ölümü ile vekalet ilişkisi son bulur.
Eldeki davada; davacı ...’ın yargılamanın devamı esnasında 07.07.2019 tarihinde, vefat ettiği, Dairemizce verilen geri çevirme kararı üzerine kendilerini vekille temsil ettirerek temyiz dilekçesi ibraz ettikleri anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece yapılacak iş, davacı ...’ın yargılama sırasında vefatı nedeniyle lehine hükmedilecek tazminatların miras payları oranında mirasçılarına aidiyetine karar vermek ve karar başlığında da davacı mirasçısı olarak davacı sıfatıyla göstermekten ibarettir
3- Gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse de olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK’nun 56. Maddesinde hâkimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hâkimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin Duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Somut olayda, Davalı TOKİ tarafından ... ilçesindeki toplu konut inşası işini davalı ... İnş. ...Mim.Tic.Ltd.Şti bir bütün olarak anahtar teslim niteliğinde verdiği, bu şirketin ise alt yüklenici olarak dava harici Pendik Müh. İnş. Tic Ltd. Şti tünel kalıp vs. işlerini verdiği, alt yüklenici bu firmanın da yüklendiği mantolama sıva vb işlerini davalı ... San. Tic. Ltd. Şti’ne verdiği, davacının bu şirket işçisi olarak inşaatın 9.kat balkonunda emniyet kemeri ve baret olmaksızın çalıştığı sırada dengesini kaybedip yüksekten düşerek vefat ettiği anlaşılmıştır. Hükme esas alınan 30/09/2015 tarihli kusur raporu ve bu raporla tutarlı 15/09/2018 tarihli kusur raporunda asıl işveren ...İnş. Mühendislik Mimarlık Tic Ltd. Şti'nin %25, alt işveren Pendik Mühendislik İnş. Tic. Ltd.Şti'nin %25, alt işveren ... Yapı Turizm San. Tic. Ltd. Şti'nin %35, kazalı işçi ...'ın %15 oranında kusurlu olduğu, diğer davalılar Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı ve ... Emlak Pazarlama İnş. Proje Yönetimi ve Tic. A.Ş.'nin kusurunun bulunmadığı tespit edilmiştir.
Bu açıklamalar doğrultusunda iş kazası nedeniyle ... olarak vefat eden sigortalının vefatı nedeniyle babası davacı ...’nin duyduğu manevi kayıp, iş kazasının gerçekleşme şekli tespit olunan kusur durumu dikkate alındığında davacı baba lehine Bölge Adliye Mahkemesince hüküm altına alınan 25.000,00 TL tutarındaki manevi tazminatın açıkça manevi zararı tazminden uzak ve az miktarda olduğu açıktır.
O halde mahkemece yapılacak iş, davacı baba lehine hakkaniyete uygun ve davacıdaki manevi kaybı tazminle uyumlu bir miktar manevi tazminata hükmetmekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde, davacı mirasçıları vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları ile HMK’nun 369.maddesi kapsamında kanunun açık hükmüne aykırı görülen hususlar dikkate alınarak Bölge Adliye Mahkemesince davacı istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi kararının HMK'nın 373/2. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacı mirasçılarına iadesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.03.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
3. Ceza Dairesi, 2022/24021 E., 2025/5246 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varCeza Dairesi
tam metni aç
vekillerinin insan öldürmeye teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarına ilişkin olarak temyiz istemlerinin ise Uyaptan alınan nüfus kayıt örneğine göre katılanın 19.02.2024 tarihinde vefat etmiş olduğu anlaşıldığından 6098 sayılı TBK'nun 513. Maddesi uyarınca vekalet sözleşmesi sona ermiş olmakla,
3. Ceza Dairesi 2022/24021 E. , 2025/5246 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/760 - 2021/1588
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, TBMM'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs, TC. Hükumetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Kasten insan öldürme, Kasten insan öldürmeye teşebbüs, Silahlı terör
örgütüne üye olma, Kişi hürriyetinden yoksun kılma, Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, Kamu görevine ait araçların suçta kullanılması, Askeri komutanlıkların gasbı, Kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık, Resmi belgede sahtecilik, Siyasal ve Askeri casusluk, Gizli kalması gereken bilgileri açıklama, Sağlık mensubunun suçu bildirmemesi
HÜKÜM : 1) Sanık ... hakkında; davaların ölüm sebebiyle
TCK’nun 64 ve CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca düşmesine,
2) Sanık ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Askeri komutanlıkların gasbı, Kamu görevine ait araçların suçta kullanılması, Silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından ayrı ayrı beraat,
3) Sanıklar ... ve ... hakkında;
a- Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Askeri komutanlıkların gasbı, Kamu görevine ait araçların suçta kullanılması, Genel güvenliğin tehlikeye sokulması suçlarından açılan davalar nedeniyle TCK'nun 30/4. maddesi delaletiyle CMK'nun 223/3-d maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına,
b- Silahlı terör örgütüne üye olma,kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten insan öldürme, kasten insan öldürmeye teşebbüs suçlarından ayrı ayrı beraat,
4) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında;Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Askeri komutanlıkların gasbı, Kamu görevine ait araçların suçta kullanılması, Genel güvenliğin tehlikeye sokulması, Silahlı terör örgütüne üye olma,kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten insan öldürme ve kasten insan öldürmeye teşebbüs suçlarından ayrı ayrı beraat,
5) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında;
a- Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Askeri komutanlıkların gasbı, Kamu görevine ait araçların suçta kullanılması, Genel güvenliğin tehlikeye sokulması suçlarından açılan davalar nedeniyle TCK'nun 30/4. maddesi delaletiyle CMK'nun 223/3-d maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına,
b- Silahlı terör örgütüne üye olma,kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten insan öldürme ve kasten insan öldürmeye teşebbüs suçlarından beraat,
6) Sanıklar ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan TCK'nun 309//1, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet,
7) ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan TCK'nun 309//1, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet,
8) Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım suçundan TCK’nun 309/1, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK’nun 39/1-2.cümle, 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet,
9) Sanıklar ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım suçundan TCK’nun 309/1, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK’nun 39/1, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
10) , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım suçundan TCK’nun 309/1, 3713 Sayılı Yasanın 5/1, TCK’nun 62, 39/1, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet,
11) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında; maktüller ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'a karşı kasten insan öldürme suçundan, katılanlar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a karşı kasten insan öldürmeye teşebbüs suçundan ayrı ayrı beraat,
12) Sanık ... hakkında maktüller ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a karşı kasten insan öldürme suçundan, katılanlar ..., ..., ..., ... ve ...'a karşı kasten insan öldürmeye teşebbüs, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Askeri komutanlıkların gasbı, Kamu görevine ait araçların suçta kullanılması, Genel güvenliğin tehlikeye sokulması,kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, Resmi belgede sahtecilik ve Kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçlarından ayrı ayrı beraat,
13) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında maktül ...’a karşı kasten insan öldürme, katılanlar ... ve ...'a karşı kasten insan öldürmeye teşebbüs suçlarından ayrı ayrı beraat,
14) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında;
a-Maktüller ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a karşı kasten insan öldürme suçundan TCK'nun 82/1-h, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 53, 58/9 ve 63. Maddeleri uyarınca 8 kez ayrı ayrı mahkumiyet
b- Katılanlar ... ve ...'a karşı kasten insan öldürmeye teşebbüs suçundan TCK'nun 82/1-h, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 35/2, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 2 kez ayrı ayrı mahkumiyet
c- Katılan ...'a karşı kasten insan öldürmeye teşebbüs suçundan TCK'nun 82/1-g-h, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 35/2, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
d- Katılan ...'a karşı kasten insan öldürmeye teşebbüs suçundan TCK'nun 82/1-h, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 35/2, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
15) Sanık ... hakkında;
a) Maktül ... karşı kasten insan öldürme suçundan TCK'nun 82/1-g-h, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
b- Katılanlar ... ve ...'a karşı kasten insan öldürmeye teşebbüs suçundan TCK'nun 82/1-g-h, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 35/2, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet,
16) Sanık ... hakkında;
a- Maktüller ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a karşı kasten insan öldürme, katılanlar ..., ..., ..., ... ve ...'a karşı kasten insan öldürmeye teşebbüs suçlarından ayrı ayrı beraat,
b- Maktül ...'a karşı kasten insan öldürme suçuna yardımdan TCK'nun 82/1-g-h, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 39/1, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
c- Katılan ...'a karşı kasten insan öldürmeye teşebbüse yardım suçundan TCK'nun 82/1-g-h, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 35/2, 39/1, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
17) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında mağdurlara yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrı ayrı beraat,
18) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında katılan ... müştekiler ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'a karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK'nun 109/2-3-a,b,c,d, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 43, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
19) Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında katılan ... müştekiler ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... Göçmenoğlu, ...,, ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'a karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK'nun 109/2-3-a,b,c,d, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 43, 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyet
20) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Askeri komutanlıkların gasbı, Kamu görevine ait araçların suçta kullanılması, Genel güvenliğin tehlikeye sokulması,kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten insan öldürme ve kasten insan öldürmeye teşebbüs suçlarından ayrı ayrı beraat,
21) Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Askeri komutanlıkların gasbı, Kamu görevine ait araçların suçta kullanılması suçlarından ayrı ayrı beraat,
22)Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... hakkında;
a-Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Askeri komutanlıkların gasbı, Kamu görevine ait araçların suçta kullanılması, Genel güvenliğin tehlikeye sokulması suçlarından açılan davalar nedeniyle TCK'nun 30/4. maddesi delaletiyle CMK'nun 223/3-d maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına,
B-Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten insan öldürme, kasten insan öldürmeye teşebbüs suçlarından beraatlerine,
23) Sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik ve Kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçlarından beraatine,
24) Sanık ... hakkında,
a- Siyasal ve askeri casusluk, Gizli kalması gereken bilgileri açıklamak suçlarından beraatine,
b- Sanık hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/3472 Esas sayılı iddianamesine konu ve birleştirilen Silahlı terör örgütüne üye olma,Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlarından açılan kamu davalarının CMK'nun 223/7. maddesi uyarınca reddine,
25) Sanık ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK'nun 314/2, 3713 sayılı yasanın 5/1, TCK'nun 62, 53, 58/9 ve 63 maddeleri uyarınca mahkumiyet kararlarına
İlişkin Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesinin 26/06/2020 tarih ve 2017/30 Esas, 2020/7 Karar sayılı kararına yönelik bir kısım istinaf istemlerinin CMK'nun 279/1-b maddesi uyarınca reddi, bir kısım istinaf istemlerinin esastan reddi, bir kısım istinaf isteminin de Emniyet Genel Müdürlüğüne vekalet ücreti verilmesine ilişkin kısmın çıkartılması suretiyle düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, Ret, Onama, Bozma
Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle;
Temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;
Bir kısım sanık ... sanıklar müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin; sonuç cezası on yılın altında olan sanıklar yönünden hükmolunan cezaların süresine göre şartları bulunmadığından, sonuç cezası on yılın üstünde olan sanıklar yönünden ise; sanık ... müdafiilerin duruşmalı inceleme istemlerinin CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesinde, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda, savunmaya yeterli imkanın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, istinaf aşamasında ve temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunma imkanının kullanılabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik CMK’nın 299/1. maddesi uyarınca takdiren REDDİNE,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
I) Sanıklar hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,TC Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs, askeri komutanlıkların gasbı, kasten insan öldürme, silahlı terör örgütü yöneticisi ve üyesi olma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, kamu görevine ait araçların suçta kullanılması, kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, siyasal ve askeri casusluk, gizli kalması gereken bilgileri açıklama, sağlık mensubunun suçu bildirmemesi ile kasten insan öldürme suçuna teşebbüsten dava açılmış olup katılan T.C. ...'nın Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,TC Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs, siyasal ve askeri casusluk ile gizli kalması gereken bilgileri açıklama suçlarından doğrudan zarargördüğü ve bu suçlar yönünden davaya katılma hakkının bulunduğu, diğer suçlar yönünden verilen katılma kararlarının hükümsüz olduğu, katılan ...M.M Başkanlığı'nın Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlarından doğrudan zarar gördüğü ve bu suçlar yönünden davaya katılma hakkı bulunduğu, diğer suçlar yönünden verilen katılma kararlarının hükümsüz olduğu, katılan ... Hazinesi'nin kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçundan doğrudan zarar gördüğü ve bu suç yönünden davaya katılma hakkının bulunduğu, diğer suçlar yönünden verilen katılma kararlarının hükümsüz olduğu, nitelikli kasten öldürme, nitelikli kasten öldürme suçuna teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından doğrudan zarar gören gerçek kişilerin bu suçlar yönünden davaya katılma haklarının olduğu, diğer suçlar yönünden katılma ve temyiz haklarının bulunmadığı, bunun dışındaki kişi, kurum ve kuruluşların davaya konu suçlardan doğrudan zarar görmeleri söz konusu olmadığı için davaya katılmalarına yasal imkan bulunmadığından katılma yönündeki kararların hükümsüz olduğu belirlenerek yapılan incelemede; katılanlar vekilleri ile sanıklar ve müdafiileri ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Katılan ...M.M Başkanlığı'nın Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ve Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs suçları dışında kalan tüm suçlara yönelik olarak; katılan ... Hazinesi'nin kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçu dışındaki tüm suçlardan, kasten insan öldürme, kasten insan öldürme suçuna teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından doğrudan zarar gören gerçek kişilerin bu suçlar dışındaki tüm suçlardan, bunların dışındaki kişi, kurum ve kuruluşların davaya konu suçlardan, doğrudan zarar görmemeleri nedeniyle davaya katılma hakları bulunmadığından davaya katılmalarına ilişkin verilen karar da hükmü temyiz yetkisi vermeyeceğinden ;
Sanık ... hakkında ilk derece mahkemesince verilen düşme kararına yönelik istinaf isteminde bulunulmadığı için bu sanık yönünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince verilmiş temyize konu bir hüküm bulunmadığından temyiz istemiyle ilgili KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Katılan ... vekillerinin insan öldürmeye teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarına ilişkin olarak temyiz istemlerinin ise Uyaptan alınan nüfus kayıt örneğine göre katılanın 19.02.2024 tarihinde vefat etmiş olduğu anlaşıldığından 6098 sayılı TBK'nun 513. Maddesi uyarınca vekalet sözleşmesi sona ermiş olmakla,
... vekillerinin temyiz istemlerinin CMK'nın 298. maddesi gereğince REDDİNE,
Katılan TBMM Başkanlığı vekilinin kasten insan öldürme ve kasten insan öldürmeye teşebbüs, Katılanlar ... ve ... vekillerinin sanık ... Terzi hakkındaki tefrik kararına, sanık ... müdafiinin sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen tefrik kararına, ... vekilinin Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,TC Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs, silahlı terör örgütüne üye olma, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen hükümlere, katılan ... vekilinin Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,TC Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, askeri komutanlıkların gasbı silahlı terör örgütüne üye olma, kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, sahtecilik, dolandırıcılık, siyasal veya askeri casusluk, gizli kalması gereken bilgileri açıklama, suçu bildirmeme suçlarından, müştekiler ..., ... ve ... vekillerinin Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,TC Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs, silahlı terör örgütüne üye olma, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, askeri komutanlıkların gasbı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, sahtecilik, dolandırıcılık, siyasal veya askeri casusluk, gizli kalması gereken bilgileri açıklama, suçu bildirmeme ve maktüller ... ve ... dışındaki maktullere yönelik kasten öldürme suçlarından, katılan ... vekilinin Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,TC Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs, silahlı terör örgütüne üye olma, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, askeri komutanlıkların gasbı, kasten öldürme suçlarından kurulan hükümlere yönelik, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin CMK'nun 279/1-b maddesi uyarınca reddine dair verilen kararlar anılan maddenin son cümlesi gereğince itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından dosyanın bu hükümler yönünden incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
Bir kısım katılanlar vekili Av. ...'in katılanlar ... (şehit ... yakını), ..., ... (şehit ... yakınları), ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ... (şehit ... yakınları), ... (şehit ... yakınları), .... (şehit ... yakınları), .... (şehit ... yakınları), mağdurlar ... , ..., .... ..., ...., ...., ... ve ... yönünden,
Bir kısım katılanlar vekili Av. ...'ın katılanlar ... (şehit ... yakını), ... (şehit .... yakını) ve mağdur ... yönünden,
Bir kısım katılanlar vekili Av. ...'ın katılanlar ... (şehit ... yakını), ..., ... , .... (şehit ... yakınları), ... , ..., (şehit ... yakınları), ..., ... , (şehit ... yakınları), ... (şehit ... yakınları), mağdurlar ... , ..., ... , ... , ... , ... , ... , ... , ... , ... , ... , ... , ... ..., ... , ... , ..., ... ve ... yönünden,
Bir kısım katılan vekilleri Av. ..., ... ve ... 'nın katılanlar ..., ..., ... ve ... ile müştekiler ... ve ... yönünden,
Yapmış oldukları temyiz itirazlarının incelenmesinde ise;
Temyiz dilekçelerinde isimleri belirtilen katılan, mağdur ... müştekilere veya mirasçısı oldukları yakınlarına yönelik eylemlere dair herhangi bir suçtan açılmış bir dava bulunmadığı gibi, verilmiş bir hüküm de olmadığından adı geçenlerin davaya katılmalarına ilişkin karar hükümsüz olup, temyiz hakları bulunmadığından temyiz istemlerinin CMK'nun 298. maddesi uyarınca REDDİNE,
4) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının, sanıklar ... ve ... hakkında ise kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve katılan ... Hazinesi vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından verilen beraat hükümlerinin esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı CMK'nın 286/2-g maddesi gereğince kesin olup, temyizi kabil kararlardan olmadığından Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ve Maliye Hazinesi vekilinin temyiz itirazlarının CMK 298.maddesi gereğince REDDİNE ,
5) Katılanlar ..., ... (maktul ... yakını), ..., ... (maktul ... yakınları), ..., ... (maktul ... yakınları), ..., ... (maktul ... yakınları) vekillerinin Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,TC Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, askeri komutanlıkların gasbı silahlı terör örgütüne üye olma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, sahtecilik, dolandırıcılık, siyasal veya askeri casusluk, gizli kalması gereken bilgileri açıklama, suçu bildirmeme suçları ile kendilerine karşı işlenen kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs suçları dışındaki kasten insan öldürme ve kasten insan öldürmeye teşebbüs suçlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Katılan ...'un sadece kendisine yönelik öldürmeye teşebbüs suçundan doğrudan zarar görüp davaya katılma hakkının bulunduğu, diğer katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in de mirasçısı oldukları maktullere karşı işlenen kasten öldürme suçlarından doğrudan zarar görüp davaya katılma haklarının bulunduğu cihetle, temyiz istemine konu diğer suçlardan doğrudan zarar görme ve bu suçlara ilişkin hükümleri temyiz etme hak ve yetkileri bulunmadığından bu suçlardan verilen hükümlere yönelik temyiz itirazlarının CMK'nun 298. maddesi uyarınca REDDİNE,
6) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ... ve ... hakkındaAnayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,TC Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs,Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs, askeri komutanlıkların gasbı, kamu görevine ait araçların suçta kullanılması, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçlarından verilen ceza verilmesine yer olmadığına dair hükümlere yönelik Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... müdafiilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İlk Derece Mahkemesinin ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlarına yönelik istinaf başvurularının esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararları, CMK'nın 286/2-h maddesi gereğince temyiz edilemez nitelikte olduğundan, mezkur ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlar yönünden temyiz istemlerinin CMK'nın 298/1. maddesi gereğince REDDİNE,
7) Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs,TC Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni ortadan kaldırmaya teşebbüs, askeri komutanlıkların gasbı, silahlı terör örgütüne üye olma, kamu görevine ait araçların suçta kullanılması, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten öldürme ve kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Beraat hükümlerinin gerekçesine yönelik temyiz itirazı bulunmayan sanık müdafiilerinin kararı temyiz etmede hukuki yararları bulunmadığından temyiz istemlerinin CMK'nın 298. maddeleri uyarınca REDDİNE,
Yukarıda iade ve ret kararı verilen konular dışında kalan ;
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, Katılanlar vekilleri ile sanıklar ve müdafiilerinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Temyiz taleplerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
A-)HUKUKİ AÇIKLAMALAR:
Ayrıntıları Dairemizin 22.03.2019 tarih ve 2018/7103 esas 2019/1953 sayılı kararında açıklandığı üzere;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçunun maddi unsuru/tipik eylem, cebir ve şiddet kullanarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya bu düzen yerine başka bir düzen getirmeye veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemeye elverişli vasıtalarla teşebbüs etmektir.
Suçun bu amaçla kurulmuş bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi, korunan amaçlara matuf fiillerin elverişliliğinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımakta ise de, bu husus suçun unsuru değildir.
Suç, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmak, bu düzen yerine başka bir düzen getirmek veya bu düzenin fiilen uygulanmasını önlemek amacına matuf doğrudan genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Suç tanımında belirtilen amaçları gerçekleştirmeye yönelik bir fiil işlenmesi hususunda iştirak iradeleri bulunan sanıklar hakkında Türk Ceza Kanununun 309. maddesinde düzenlenen Anayasayı ihlal suçu yönünden iştirakin her şeklinin uygulanması mümkündür.
Suça iştirakten söz edebilmek için amaca yönelik bir fiil işleme hususunda iştirak iradelerini ortaya koyan kişilerin hepsinin bu amaçla kurulmuş bir örgütün üyesi olması da gerekmez.
15 Temmuz 2016 günü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasal düzeninin değiştirilmesi amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine sızmış FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensubu olan ve/veya bu örgütsel faaliyeti destekleyen 8.000'in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000'e yakın hafif silahın kullanılarak; Cumhurbaşkanına suikasta teşebbüs edilmiş, TBMM ve ... Külliyesi başta olmak üzere birçok stratejik merkez bombalanmış, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı gerçekleştirilmiş, kalkışmaya karşı koyan güvenlik görevlileri ile sokaklara çıkan sivillere devletin silahlı kuvvetlerine ait bu uçak, helikopter, tank ve silahlarla saldırılarak 4'ü asker, 63'ü polis ve 183'ü sivil olmak üzere toplam 250'den fazla kişi şehit edilmiş, 23'ü asker, 154'ü polis ve 2.558'i sivil olmak üzere toplam 2.735 kişi de yaralanmıştır.
Somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, Anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eş zamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nın 37. maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduklarının kabulünde zorunluluk vardır.
Mensup olduğu örgütle kurduğu bağ nedeniyle örgütsel faaliyet kapsamında işlenen Anayasayı ihlal suçuna ilişkin planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini gerçekleştirenlerin ya da görev paylaşımı bağlamında henüz sırası gelmemiş icra hareketleri için gerekli hazırlıkları yapanların bu suç yönünden müşterek fail olarak sorumlu tutulmaları gerekmektedir.
Doğrudan kanuni tanımda öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmayan, somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde -faillerle birlikte- fiil üzerinde müşterek hâkimiyet kurmalarını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımayan, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmeleri nedeniyle ika edildiği kanıtlanamayan ancak suçun icrasına başlanmasından sonra katılma iradesini açıkça ortaya koyan, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelen hareketleri gerçekleştiren sanıkların eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasayı ihlale teşebbüs suçuna yardım etmek suçunu oluşturacağı gözetilmeli, hukuki durumları buna göre tespit edilmelidir.
TCK'nın 309. maddesinde düzenlenen suç bir somut tehlike suçu olduğundan suçun oluşması için ayrıca bir neticenin gerçekleşmesi aranmamaktadır. Bu itibarla sanığın amaca matuf eylemi ve/veya işlediği elverişli araç suç ile suçun konusu üzerinde meydana gelen somut tehlike arasında illiyet bağının bulunması gerekli ve yeterlidir. Suça teşebbüsün kabulü için aranan elverişli vasıtalarla cebri eylemlere başlanıp başlanmadığı araştırılırken ve vasıtanın elverişliliği takdir edilirken tek tek yapılan eylemlerle amaçlanan hedefler arasında doğrudan doğruya bağ kurmak yoluna gidilemez. Ancak her halükarda ülke genelinde gerçekleştirilmek istenen amaca matuf cebri/icrai fiilin, sanığın bulunduğu mahalde/sorumluluk sahasında da doğrudan doğruya ya da araç suçlar yönünden icrasına başlanması aranmalıdır. Sanığın bu icrai fiile yine icrai bir hareketle katılması mümkün olduğu gibi garantörlük yükümlülüğünü ihmal etmek suretiyle de iştirak edebileceği görülmektedir.
Bağlayıcı emrin yerine getirilmesi kapsamında astların hukuki sorumluluğu:
Ayrıntılarına Dairenin 09.12.2019 tarih ve 2019/6765 esas - 2019/8453 sayılı kararında yer verildiği üzere:
5237 sayılı TCK'nın benimsediği suç teorisine göre: tipe uygun ve hukuka aykırı fiil, failin kusurlu olması halinde ceza yaptırımı uygulanmasını gerektirir. Her ceza hukuku normu, temelde bir hakkı/bir değeri korur. Bu nedenle ceza hukuku normlarının belirlediği davranış modellerine aykırı düşen her fiil haksızlık içermektedir.
Kast suçun subjektif unsurunu, kusur ise iradenin oluşum süreci ile ilgili olarak, failin işlediği hukuka aykırı fiilden dolayı kınanabilirliğine ilişkin bir değer yargısını ifade etmektedir. Kınanabilirlik, failin hukuka uygun davranmak, haksızlık yapmamak imkan ve yeteneği varken, hukuka aykırı davranması, haksızlığı tercih/irtikap etmesi halidir. İnsan ... iradeye sahip bir varlık olması nedeniyle, haklı olan bir davranışla haksızlık arasında bir tercih yapma veya haklı olan davranış lehine karar verme, davranışlarını hukuk düzeninin gereklerine göre yönlendirebilme, hukuk düzenin yasakladığı davranışlardan sakınma yeteneğini haizdir. Kusur yargısının temelini oluşturan insanın irade özgürlüğü ise, haksızlık bilincinin varlığını gerekli kılar. Çünkü insanın haklı olan davranışları ile haksızlık arasında tercih yapabilmesi için bunu bilmesi şarttır. Fail, haksızlık bilincine sahipse ve ... iradesiyle haksız olan bir davranışı tercih ediyor ise kusurludur.
Şu halde kasten işlenmiş, tipe uygun/haksızlık içeren fiil, olayda bir hukuka uygunluk sebebi varsa suç teşkil etmeyecek, kusurluluğu ortadan kaldıran bir sebep varsa, suç oluşturmasına rağmen yaptırıma tabi tutulamayacaktır.
Hukuka aykırılık genel bir ifadeyle, hukuka (hakka) karşı gelmek (Heinrich l kn 305) onunla çatışma halinde olmak demektir. Suçun unsuru olarak hukuka aykırılık ise işlenen fiile hukuk düzeni tarafından cevaz verilmemesi, bütün hukuk düzeni ile çelişki ve çatışma halinde bulunması anlamına gelmektedir (Koca-Üzülmez, age, s. 252; Prof. Dr. Fatih Selami Mahmutoğlu, Av. Serra Karadeniz-LLM, Türk Ceza Kanunu Genel Hükümler Şerhi, s. 450).
5237 sayılı TCK'da yer alan hukuka uygunluk nedenleri; kanunun hükmünü yerine getirme (TCK 24/1. m.), meşru savunma (TCK 25/1. m.), hakkın kullanılması (TCK 26/1. m.) ve ilgilinin rızası (TCK 26/2. m.)dır.
TCK'nın 24. maddesinin 2, 3 ve 4. fıkralarında hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi, kusurluluğu ortadan kaldıran bir sebep olarak düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde işaret edildiği üzere hukuka aykırı olan ve emri verenin hukuki sorumluluğunu kaldırmayan bir emrin yerine getirilmesinin hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilmesi mümkün değil ise de, Devlet tarafından yerine getirilen kamu hizmetinin yürütülmesinde amirin emrini yerine getirmek durumunda kalan ast yönünden bu durumun bir sorumsuzluk nedeni olarak kabul edilmesinde zaruret bulunmaktadır.
Kural olarak hukuka aykırı emre muhatap olan kamu görevlisinin bu emri denetlemesi, sorgulaması, hukuka aykırı olduğu kanaatinde ise amirin yazılı emri ve ısrarı olmadan yerine getirmemesi gerekir. Ancak Anayasının 137/3. maddesinde "Askeri hizmetlerin görülmesi ve acele hallerde kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması için kanunda gösterilen istisnaların saklı" olduğu belirtilerek, yapılan işin mahiyeti, kamu düzeni ve kamu güvenliği nedeniyle bazı istisnalara yer verildiği de görülmektedir. Muadil düzenleme TCK'nın 24/4. maddesinde de yer almaktadır.
Keza bir hukuk devletinde prensip olarak konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur. (1982 Anayasasının 137/2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 24/3. maddesi). Askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse bu suçun işlenmesinden emri veren mesuldür. Ancak amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise, maduna da faili müşterek cezası verilir (1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu 41/3-B).
Amiri tarafından “askeri hizmete müteallik hususlarda verilen emrin, bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum” olan ast, işlemekte olduğu haksızlığı hukuka uygun hale getiren bir sebebin bulunduğunu düşünmekte ise cezai sorumluluğu ne olacaktır?
Amirin emrini icra sureti ile işlenen suçlardan dolayı hukuka uygunluk meselesi, Askeri Ceza Hukukunda büyük bir önem taşır. Gerçekten askerlik hizmeti, diğer hizmetlerden farklı olarak, fertlerden daha tam, daha kesin ve daha çabuk bir itaat bekler, hatta böyle bir itaate askerleri zorlar. Nitekim 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununun 14. maddesine göre: “Ast, amir ve üstüne umumi adap ve askeri usullere uygun tam bir hürmet göstermeğe, amirlerine mutlak surette itaate ve kanun ve nizamlarda gösterilen hallerde de üstlerine mutlak itaate mecburdur. Ast, muayyen olan vazifeleri, aldığı emri vaktinde yapar ve değiştirmez, haddini aşamaz. İcradan doğacak mes’uliyetler emri verene aittir. İtaat hissini tehdit eden her türlü tezahürler, sözler, yazılar ve fiil ve hareketler cezai müeyyidelerle men olunur.”
İşte askerlik hizmetinin bu özelliğini nazara alan Anayasamız, “kanunsuz emir” kenar başlığını taşıyan 137. maddede, kanunsuz emrin yerine getirilemeyeceğini ve böyle bir emri alan memurun ne suretle hareket etmesi gerekeceğini belirttikten sonra “Askeri hizmetlerin görülmesi… için kanunla gösterilen istisnalar saklıdır” dediği gibi, AsCK da amir tarafından verilen emrin yerine getirilmesine ilişkin olmak üzere, şöyle bir hüküm sevk etmiştir: “Hizmete müteallik hususlarda verilen emir bir suç teşkil ederse, bu suçun işlenmesinden emir veren mesuldür. Aşağıdaki hallerde maduna da faili müşterek cezası verilir; kendisine verilen emrin hududunu aşmış ise; amirin emrinin adli ve askeri bir suç maksadını ihtiva eden bir fiile müteallik olduğu kendisince malum ise”
Bu düzenlemelere göre, emri veren amir ise kesin itaat kuralı her bakımdan geçerlidir; ast emre mutlak surette itaat edecektir. Üst ise kanun ve nizamlara göre kendisine böyle bir emir vermeğe yetkili olup olmadığını araştıracak, yetkili olduğuna kanaat getirirse itaat edecektir. İç Hizmet Kanununa göre, amir makam ve memuriyet yönünden emretmek yetkisine sahip kimse iken (m. 9); üst, rütbe ve kıdem büyüklüğünü ifade eder (m. 10). Mevzuat, konusu suç teşkil eden emir müstesna, amir tarafından verilen emrin muhteva itibari ile kanuna uygunluğunu araştırmaktan astı yasaklamıştır. Emrin hizmete ilişkin olması halinde, emri yerine getiren kimsenin prensip itibari ile hiçbir ceza sorumluluğu yoktur ve bütün sorumluluk sadece emri verene aittir. Özel nitelikte olmayan ve bu özel niteliği ilk bakışta anlaşılmayan her emir, hizmetle ilgili sayılmak gerekir.
Ast kendisine verilen emrin bir suç işlemek maksadı ile verildiğini biliyorsa ve buna rağmen emri yerine getirmişse kendisi de amirle birlikte ceza görecektir. Dikkat edileceği veçhile, astın bu hususta sadece bir şüpheye kapılması cezalandırılması için yeterli değildir, zira her asker, amiri tarafından verilen emrin kanuni olduğunu farz ve kabul etmek zorundadır ve bu konuda ast lehine bir karinenin varlığı kabul edilebilir (AsCK 41, f. 2 ve 3)(Prof, Dr. Sahir Erman Askeri Ceza Hukuku Syf 176 vd.).
Hata (yanılma); genel olarak kişinin tasavvuru, zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi, normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şey olduğundan farklı bir biçimde algılanması halinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi halinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası bir algılama hatası olduğu halde, yasak hatası bir değerlendirme hatasıdır.
Hata, kastı ortadan kaldıran veya kusurluluğu etkileyen hata olmak üzere ikiye ayrılır. Suçun maddi unsurlarında (TCK 30/1), suçun nitelikli hallerinde (TCK 30/2), hukuka uygunluk nedenlerinin maddi şartlarında (TCK 30/1-3) hata halleri kastı kaldırır. Kusurluluğu ortadan kaldıran veya azaltan sebeplerin maddi şartlarında hata (TCK 30/3) ile haksızlık yanılgısı (yasak hatası) (TCK 30/4) kusurluluğu etkileyen hata şekilleridir. Kastı kaldıran hata türüne hukuka uygunluk nedenlerinin sınırındaki yanılgıyı da eklemek gerekmektedir (TCK 27/1) (Dairenin 24/4/2017 tarih ve 2015/3-2017/3 sayılı kararı).
TCK'nın 30/3. maddesinde "ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ilişkin koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi bu hatasından yararlanır." denilerek hukuka uygunluk nedenleri ile kusurluluğu etkileyen haller birlikte düzenlenmiştir. Hukuka uygunluk nedenlerinin maddi şartlarındaki hatayı bu kapsamda değerlendirmek gerekecektir. Hatadan yaralanmak için kaçınılmaz olması gereklidir.
Failin hukuk düzenince tanınmayan bir hukuka uygunluk nedeninin var olduğu (Bestandsirrtum / Erlaubnisnormirrtum) ya da hukuken tanınan bir hukuka uygunluk nedeninin hukuki sınırında yanılgı içinde (Grezirrtum Erlaubnisgrenzirrtum) olduğu durumda izin yanılgısı (Erlaubnisirrtum) ya da dolaylı haksızlık yanılgısından (der indirikte Verbotsirrtum) söz edilmektedir. Bu durumda somut vakıaya değil, münhasıran norma dayalı bir değerlendirme söz konusu olduğundan, haksızlıkla doğrudan bir ilgisi bulunmayan bu yanılgının haksızlık yanılgısı (TCK m. 30/4) kapsamında mütalaa edilmesi gerekmektedir.
Bu yanılgı türünün haksızlıkla doğrudan bir ilgisinin bulunmaması nedeni ile kast üzerinde herhangi bir etkisi de yoktur. Fiil kasten icra edilen bir haksızlık olma özelliğini korur. Hukuka uygunluk nedenlerini düzenleyen normların da bir hukuk normu olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu yanılgı norma dayalıdır. Ancak bu norm bir suç tipine dayanak oluşturan yasak normu değil, bu normun yasakladığı davranışa izin veren bir normdur. Failin izin normunu bilmemesine ya da yanlış bilmesine dayalı bir değerlendirme yanılgısı mevcuttur. Fail, hukuk düzeninde mevcut olmayan bir hukuka uygunluk nedenini var saydığı veya hukuki sınırında yanılgıya düştüğü için hukuk düzeninin fiiline izin verdiği kanaati ile hareket etmektedir.
İzin yanılgısının kaçınılmaz olması durumunda, failin haksızlık bilinci ile hareket ettiği söylenemez. Failin içinde bulunduğu izin yanılgısı, yasak normunun uyarı fonksiyonunu tamamen işlevsiz bırakmaktadır. Yasak normu ile izin normunun çatıştığı bir durumda, uygulanma önceliği izin normuna aittir. Buna bağlı olarak izin normu, yasak normunun fiilin icrasından kaçınmak yönündeki uyarısını tümüyle etkisiz bırakmaktadır. Kaçınılmaz izin yanılgısı halinde, kusuru tamamen ortadan kalkacağı için faile ceza verilemez (TCK m. 30/4; CMK m. 223/3-d) (Neslihan Göktürk Haksızlık Yanılgısının Ceza Sorumluluğuna Etkisi sh.125 vd.).
Failin, gerçekte olmamasına rağmen işlemiş olduğu fiili hukuka uygun hale getiren bir sebebin bulunduğu düşünerek hareket etmesi hali haksızlık yanılgısının ikinci görünüm şeklini oluşturmaktadır. Bu ihtimalde fail işlediği fiilin yasaklılığına ilişkin tam bir bilgiye sahiptir, ancak somut olayda işlemiş olduğu haksızlığı hukuka uygun hale getiren bir sebebin bulunduğunu düşünmektedir. Kısaca fail bir hukuka uygunluk nedeninin hukuki varlığında hataya düşmektedir (Koca-Üzülmez, age s.344).
Failin hataya düşmesindeki kişisel kusurun değerlendirilmesi ile ilgili olması hasebiyle hatanın kaçınılamaz olup olmadığı, ex ante bir değerlendirme ile failin bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, yaşı, rütbe ve görevi, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre koşulları somut olayın özellikleri göz önünde bulundurularak belirlenecektir.
B-) İLK DERECE MAHKEMESİNCE VE BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİNCE SÜBUTU KABUL EDİLEN SOMUT OLAY:
Ortaya çıkışından itibaren kendisini dini bir cemaat görüntüsüyle topluma takdim eden ve eğitim işlerini paravan olarak kullanmak suretiyle devlet kurumlarına sızacak kadrolarını gizli ve özel yöntemlerle yetiştiren FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün nihai hedefinin Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik ve laik Anayasal düzenini cebir ve şiddet kullanarak değiştirmek olduğu 15 Temmuz 2016 tarihinde örgütün TSK içerisine yerleştirdiği üyelerince girişilen darbe teşebbüsüyle açığa çıkmıştır.
Uzun vadede ülke yönetimini ele geçirme amacı güden ve bu amaca ulaşılabilmesi bakımından mensuplarının motivasyonunu her daim üst düzeyde tutan örgütün bu yöndeki planlarının 17/25 Aralık sürecinde deşifre olması ve özellikle TSK içindeki uzantılarının temizlenmesine dönük çalışmalara başlanmasından sonra, uzun yıllar sonucunda ulaştığı gücü kaybetme endişesiyle ülke yönetimine el koyarak Anayasal düzeni değiştirmek konusundaki eylemlerine hız verdiği anlaşılmıştır.
Bu kapsamda ordu içindeki mensuplarının gizli toplantılar düzenledikleri, bu toplantıların bir çoğuna sivil imamların da katıldığı, toplantılarda darbe teşebbüsüne ilişkin planlamaların yapıldığı görülmüş olup, bu toplantılardan en önemlisinin Ankara ile Konutkent semtindeki bir villada örgütün Hava Kuvvetleri imamı ...'ün başkanlığında 6-7-8-9 Temmuz 2016 tarihlerinde yapılan toplantı olduğu, bu toplantıya katılan askerler ve bağlı oldukları sivil imamların farklı gruplara ayrılıp ayrı odalarda çalıştıkları, gruplar arasındaki koordinasyonun ... tarafından sağlandığı, toplantılarda görüşülen hususların ... tarafından telefonla örgüt lideri ...'e iletildiği, 9 Temmuz günü son değerlendirme toplantısı yapıldıktan sonra ... ile sivil imamlardan ...'ın 11 Temmuz tarihinde ABD'ye giderek darbe faaliyeti ile ilgili bilgileri örgüt liderine aktardıkları ve 13 Temmuz tarihinde tekrar yurda döndükleri,
Darbe faaliyeti kapsamında gerek farklı illerdeki, gerekse farklı birliklerdeki faaliyetlere ilişkin planlamanın daha detaylı şekilde yapılabilmesi bakımından ilgili birlik personeli ve bağlı oldukları mahrem imamların katılımıyla toplantılar düzenlendiği, ... ve Jandarma teşkilatına dönük çalışmalar noktasında ise Ankara ili Tandoğan semtindeki Magnet Tıp Merkezi yanındaki ... Eczanesinin üst katındaki ofiste, Yenimahalle ilçesi, ... Caddesi no:332/1'deki adreste, ... semti 1233. Cadde 5/7 numaralı adreste, Yenimahalle ilçesindeki ... konutları yakınındaki ... Kolejinin 500-600 metre ilerisindeki B Blok 33 nolu dairede, ... mahallesi 863. Sokak ... Apartmanında bulunan bila nolu dairede ve Altınpark civarındaki bilinmeyen bir adreste toplantılar düzenlendiği, bu toplantılara örgütün mahrem imamlarından ... kod adlı ..., ... kod adlı ..., ... kod adlı ... ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., firari sanıklar ..., ..., darbe gecesi karargahta ölü ele geçirilen Binbaşı .... ile davanın sanığı olmayan ..., ..., ... Hacıpaşalıoğlu, ..., ... gibi askerlerin katıldıkları, mahrem imamlar tarafından toplantıya katılan askerlerin cep telefonu ve tabletlerine line ve orbot isimli programların yüklendiği, darbeye ilişkin haberleşmenin bu uygulamalar üzerinden yapılacağının belirtildiği,
Darbe faaliyetine 16/07/2016 günü saat 03:00'da başlanması planlanmışken, darbe kapsamında kendisine görev tevdii edilen Kara Havacılık Komutanlığında helikopter pilotu olan Binbaşı ... 'nın 15 Temmuz günü öğle saatlerinde MİT Müsteşarlığına giderek kendisine söylendiği kadarıyla Kara Havacılık Komutanlığından kalkacak iki adet Skorsky ve Cougar helikopteri ile saat 19:00'dan itibaren geç saatlere kadar izinsiz uçulacağı ve MİT müsteşarı ... 'ın alınacağı şeklinde bilgiler verildiğini anlatması üzerine, MİT Müsteşarı ... 'ın durumu Genelkurmay I. Başkanı Orgeneral ...'a bildirdiği, yapılan durum değerlendirmesi sonucu Genelkurmay Başkanı ...'ın Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral ... 'ı saat 18:30 sularında durumu yerinde tetkik etmesi amacıyla Kara Havacılık Komutanlığına gönderdiği ve gerektiği takdirde adli işlem yapması için yanına askeri savcı ve Merkez komutanlığından yeteri kadar adam almasını söylediği, 4. Kolordu komutanı Korgeneral ... 'ı da Etimesgut'ta bulunan Zırhlı Birlikler Tugayına gönderdiği,
Kara Kuvvetleri Komutanının yanına askeri savcı ve Merkez komutanını alarak Kara Havacılık Komutanlığı'na gittiğini öğrenen Genelkurmay Başkanlığındaki darbeci unsurların aralarında durum değerlendirmesi yaptıkları, örgüte mensup askeri personele yönelik tutuklamaların başlaması ve darbe planının ifşa olması ihtimalini gözeterek darbe saatini öne çektikleri, ilgili örgüt mensuplarını bu yönde bilgilendirdikleri ve saat 20:30 itibariye darbe girişimini başlattıkları,
Olay akşamı Gazi Orduevi'nde düğünde olan Jandarma Genel Komutanı Orgeneral ...'ye saat 21:00'da Genelkurmay'da çatışma çıktığı yönünde bilgi verilmesi üzerine ...'nin ... Kurmay Başkanlığına vekalet eden Tümgeneral ...'i telefonla arayarak durumu sorduğu ve karargahta buluşma kararı aldıkları, düğünden ayrılan ...'nin aracına bineceği sırada emir subayı ... ve Konya Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral ... tarafından araçta rehin alındığı ve Akıncı üssüne götürüldüğü,
Kurmay Başkanı ...'in Genel Komutanlık Harekat merkezini aradığı, sesinden tanıdığı Kurmay Binbaşı ...'ın "Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu, sıkıyönetim ilan edildi, sokağa çıkma yasağı var" diyerek telefonu kapattığı, bu sırada ... TEM daire başkanı ...'ın ...'i arayarak "komutanım darbe olmuş duydunuz mu" dediği, ...'in ise " ne darbesi, darbe mi olur bu çağda" diye karşılık verdiği, sonrasında ... karargahında buluşmayı kararlaştırdıkları,
...'in durumu Asayiş Daire Başkanı Kurmay Albay ...'e de bildirdiği, ...'in de Harekat Merkezini defalarca aramasına rağmen telefonuna bakılmadığı en sonunda telefondan "TSK tarafından yönetime el konuldu. Sıkıyönetim ilan edildi. Sokağa çıkma yasağı ilan edildi." şeklinde sözde darbe duyurusunun okunduğu, ...'in karargaha gelinip duruma el konulmasını söylemesi üzerine ... tarafından İstihbarat Daire Başkanı Kurmay Albay ..., İstihbarat Plan Güvenlik Daire Başkanı Kurmay Albay ..., Personel Plan Yönetim Daire Başkanı Kurmay Albay ... ve ... Genel Plan ve Prensipler Başkanı Tuğgeneral ...'nun telefonla arandığı, durum hakkında bilgi verildiği, Karargaha gitmek suretiyle darbeye kalkışan personele karşı konması konusunda mutabakata varıldığı,
Bu sırada karargahtaki faaliyetleri organize eden ve emir komutayı elinde bulunduran sanıklardan Kurmay Albay ..., Kurmay Albay ... ve Yarbay ... ile sanık üsteğmen ...'in nizamiye bölgelerinde nöbet tutan uzman çavuşların yanına giderek terör saldırısı ihbarı aldıklarını belirterek nöbetçilerin elindeki MP5 tabancaları istedikleri, uzman çavuşların silahlarının alınması halinde terör saldırısından nasıl korunacaklarını söyleyip itiraz ettikleri halde dışarıdan takviye kuvvet gelecek diyerek silahları alıp nöbetçileri karargahın içerisine götürdükleri, yine darbenin başlamasıyla birlikte karargahta bulunan ve darbe karşıtı olacağını değerlendirdikleri rütbeli personeli Sükan salonunda topladıkları, cep telefonlarının alındığı, bu kişilere sıkıyönetim ilan edildiğini, bu andan itibaren sıkıyönetim kurallarının geçerli olduğunu, karşı çıkana tereddüt edilmeden müdahale edileceğini belirterek salonun önünde silahlı darbecilerin rehineleri kontrol altına tutmaya başladıkları, yine aynı şekilde erlerin Hulusi Sayın konferans salonuna götürülüp kontrol altına alındıkları,
Ankara il Jandarma Alay Komutanlığında görevli sanıklar Binbaşı ..., Üsteğmen ..., Astsubay ..., Astsubay ..., Astsubay ..., Astsubay ... ve darbe gecesi karargahta öldürülen Astsubay ...'ün ...'ın önderliğinde iki araç halinde saat 21:50 sıralarında sanık Albay ...'nın nezaretinde karargaha geldikleri, yine İl Jandarma Komutanlığında görevli sanıklar Uzman Çavuş ..., Astsubay ..., Astsubay ... ve Üsteğmen ...'ın ise bu ekipten ayrı olarak saat 22:22 de karargaha geldikleri ve ... tarafından içeri alındıkları,
Beytepe Jandarma Okullar Komutanlığında kursiyer olarak görev yapan teğmenlere darbe günü sabah saatlerinde gece eğitimi yapılacağının duyurulduğu ve çağrı üzerine saat 21:00'e doğru teğmenlerin içtima alanında toplandığı, Tabur Komutanı Binbaşı Tarık Görener tarafından çok ciddi bir tatbikat olduğunun söylendiği, kursiyer teğmenlerin silah ve teçhizatlarını alarak dörderli ve beşerli gruplar halinde özel araçlarıyla sanık Yüzbaşı ... öncülüğünde ... binasına geldikleri ve saat 22:04'ten itibaren C nizamiyede sanık ... tarafından karşılanıp içeriye alındıkları,
Darbe girişiminde kendisine görev verilen jandarma personelinin darbenin başladığı saatten itibaren peyder pey gerek kendiliğinden, gerekse çağrı üzerine bireysel ya da toplu olarak Genel Komutanlık binasına geldikleri, nizamiye girişinde bulunan darbeciler tarafından isimleri kontrol edilerek içeri alındıkları, silah ve teçhizatsız gelen personelin doğruca silahlık bölgesine yönlendirildiği ve bu kişilerin silahlıktan MP5 tabanca aldıkları, bir kısımının kamuflaj giyinip teçhizat kuşandığı, bir kısmının birlikte giyilmeyen kamuflajları giydiği, darbe karşıtı olup da kışlaya girmeye çalışan personelin ise Albaylar ..., ..., ..., ... ve ... de olduğu gibi içeri alınmadığı,
Saat 22:20 sıralarında TEM Daire Başkanı ...'ın yanında koruması ... ve şoförü ... ile birlikte ... ile buluşmak üzere karargaha geldiği, kendilerini karşılayan nöbetçinin girişlerin yasak olduğunu söylemesi üzerine nizamiyeden çıkıp gidecekleri sırada rütbeli birinin gelmeleri yönünde el işareti yaptığı ve ...'ın ... ve ... paşaları sorması üzerine rütbeli şahsın TSK'nın yönetime el koyduğunu ve burada onların sözünün geçmediğini söylediği ve gelen grubun Sükan salonuna götürülüp rehinelerin içine alındığı,
Albaylar ..., ..., ... ve ...'ın ...'a ait araçla saat 22:30'da Genel Komutanlık binasının C nizamiye bölgesine geldikleri, ...'in telefon görüşmesi yapması nedeniyle arkada kaldığı, kursiyer teğmenler ile sanıklar ... ve ...'ın nizamiyede oldukları, kursiyer teğmenlerin ...'dan aldıkları emir üzerine ..., ... ve ...'a ellerindeki G3 tüfeğini doğrulttukları, Albaylar tarafından yaptıklarının suç olduğu, kendilerine verilen emirlerin kanunsuz olduğu ve emirleri dinlememeleri gerektiği söylendiği ancak teğmenlerin olumlu karşılık vermedikleri, gelen grupla darbeciler arasında arbede yaşandığı, ...'ın teğmenlerden birine yumruk attığı, ...'ın da ... etmesin diye diğer teğmeni tutmaya çalıştığı, sanık ...'nın teğmenlere bunları gözaltına alın şeklinde emir verdiği, ...'ın sanık ...'nın başına silah dayadığı sırada diğer sanık ...'ın da ...'a silah dayayıp ...'yı bırakmasını söylediği, ...'ın ...'ın elindeki silahı almaya çalıştığı sırada silahların ateşlendiği, ...'ın kolundan yaralandığı, yine darbeci sanık ...'ın da karargah içindeki bir darbecinin ateşiyle yaralandığı, ...'ın darbeciler tarafından sürüklenerek içeriye sokulduğu, ...'ın ise diğer albaylar ... ve ... tarafından hastaneye götürüldüğü, yaralı sanık ...'ın da ambulans ile GATA'ya sevk edildiği,
Karargah binası içine götürülen ve elleri kelepçelenen ...'ı gören sanık Kurmay Albay ...’in kendisine hitaben “Ne çektiysek senin elinden çektik, seninle hesaplaşacağız ... Bey, seni vururum.” dediği ve hemen ardından tabancasını çıkarıp kapak takımını çekip bırakmak suretiyle tam dolduruşa getirdikten sonra bir kez tetiğe bastığı, tabancanın tutukluk yapması neticesinde ... almadığı, ilerleyen saatlerde TEM daire başkanı ... ve korumaları ile Albay ...'ın Sükan salonundan alınarak Tuğgeneral ...'ın tutulduğu Atalay salonuna götürüldükleri,
Karargaha kursiyer teğmenleri getiren sanık Yüzbaşı ...'in saat 22:35'de yanında sanıklar ... ve ... ile darbe girişimi sırasında etkisiz hale getirilen kursiyer teğmen ... olduğu halde karargahtaki odasında çalışma yapan Tayin Daire Başkanı Tuğgeneral ...'ın odasına girdikleri, sanık ...'in kendisine "sıkıyönetim ilan edildi, buyurun gidelim komutanım" dediği, ... ve yanındaki haberci erin direndiği, bu esnada darbe faaliyeti sırasında etkisiz hale getirilen ... ve ... ile sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın da bu bölgeye geldikleri, bir kısmının sivil elbiseli, bir kısmının ise kamuflajlı olduğu, ellerinde silah ve tabanca bulunduğu, ...'ı yere yatırdıkları, üç kişinin omuzlarına, sırtına oturduğu, üzerine bastırdıkları, ellerini arkadan kelepçeledikleri, ceplerini boşaltıp rütbelerini söküp gözlerini kapatarak koridora çıkardıkları, katılanın önce Sükan Toplantı Salonuna götürüldüğü, içlerinden bir kısmının komutanlıktaki kameralara yakalanmamak için elleri ile yüzlerini kapatmaya çalıştığı, sonrasında bir üst katta bulunan Atalay Toplantı salonuna götürülüp sol tarafa bir yere oturttukları,
Saat 22:20 sıralarında Bilişim ve Teknik İstihbarat Dairesi Başkanı olan Kurmay Albay ...'ın kendisini aramasıyla Fetöcülerin karargahı ele geçirmeye çalıştığını öğrenen Albay ...'nin saat 22:50 de C nizamiyeye geldiği, sanıklardan ... ile tartıştığı, sonrasında nizamiyeden uzaklaşıp Güvercinlik kışlasına geri dönüp karargaha müdahale yapacak birlikleri organize etmeye çalıştığı,
Karargah yakınına gelen ... ve maiyetinin karargaha girmenin sakıncalı olması nedeniyle komutanlık binası yakınındaki Hisarcıklıoğlu camisini komuta merkezi olarak belirledikleri, Tuğgeneral ..., albaylar ... ve ... ile Ankara Özel Harekat Şube müdürü ...'in de bölgeye geldiği, polis özel harekat timleri ile Yarbay ... komutasındaki JÖAK (Jandarma Özel Asayiş Komutanlığı) timinin bölgeye intikalinin sağlandığı,
Darbeciler tarafından yayınlanan sözde sıkıyönetim direktifinde İçişleri Bakanlığı müsteşarı olarak atanan ve darbe gecesi için ... karargah sorumlusu olarak belirlenen Kastamonu Bölge Jandarma Komutanı Tuğgeneral ... 'ın karargaha getirilmesi için sanıklar Yarbay ... ile Yarbay ...'in er ...'ın kullandığı araç ile saat 23:08'de karargahtan çıkıp ... 'ın evinin olduğu Anıttepe bölgesindeki Gençlik Caddesi ... Sokak’a gittikleri, ancak ... 'a ulaşamadıkları ve sanık ...'in bu kez yanında ... olmadan karargaha geri döndüğü,
Darbe girişimi sırasında zırhlı araç desteği sağlamakla görevlendirilen Mamak 28. Mekanize Piyade Tugayı'na kısa bir süre önce atanan darbeci Kurmay Yarbay ... 'nin olaydan önce Suriye sınırına asker sevki yapılacağı, KOKTOD (Kolluk kuvvetlerinin toplumsal olaylarda desteklenmesi) tatbikatı olabileceği ve bu nedenle teyakkuzda olunması gerektiğini söyleyerek darbe gecesi birlikten yapılacak çıkışın sorgulanmasını önlemek amacıyla altyapı oluşturduğu, darbe akşamı saat 21:30 sıralarında alarm verdirerek birlik personelini acil kışlaya çağırdığı, saat 22:00'dan itibarın kışlaya giriş yapılmaya başlandığı, ... 'nin rütbeli askerlere Genelkurmay Başkanlığına terör saldırısı düzenlendiğini ve Genelkurmay Başkanının rehin alındığını belirterek Ankara ilindeki belli yerlerin güvenliğini alacaklarını söylediği, acelece askerlerin içtimaya alındığı, mühimmat ve silah dağıtıldığı, ZPT ve ZMA'ların hazır edildiği, ... komutasındaki ekibin saat 23:20 gibi kışladan çıkış yapmaya başladığı, rütbeliler Yüzbaşı ... ile Üsteğmenler ..., ..., ... ve ...'nın birliklere komuta ettiği, gidiş yolunda önce halkın lehe tezahüratıyla karşılaşan birliğin yoluna devam ettiği, Sıhhiye köprüsü civarında ise halkın protestosuyla karşılaştıkları, bu sırada darbe girişimine sürüklendiklerini anlayan Üsteğmen ... ve Uzman Çavuş ...'in geldikleri Alpaslan Türkeş Bulvarından araçlarını geri dönderip kışlalarına gittikleri, diğer ekibin ise saat 24:00'dan itibaren ... etrafında konuşlandığı, zırhlı araçlardaki bir kısım rütbelinin seyir halindeyken ilk önce önlerine çıkan vatandaşları uzaklaştırmak için havaya ... ettiği, birliği komuta eden ... 'nin ise vatandaşların üzerine doğru ... ettiği,
Başbakanın saat 23:02'de televizyona çıkıp yaşanan olayların ordu içindeki bir grubun kalkışması olarak belirtmesi ve yine Cumhurbaşkanı'nın saat 00:24'te bir televizyon programına Facetime üzerinden görüntülü olarak bağlanarak, tüm vatandaşların darbe girişimine karşı durup demokrasiye sahip çıkmalarını istemesi üzerine halkın bu saatten sonra karargah binasının önünde toplanmaya başladığı,
Kara Havacılık Okulundan kalkan helikopterden darbeye karşı faaliyet yürüten zırhlı araçlara, köprü üstünde bulunan vatandaşlara ve A nizamiyesi bölgesine doğru ... açıldığı, yine Jandarma Genel Komutanlığının A ve B nizamiyelerinden de polis ekiplerine ve vatandaşlara doğru ... açıldığı, karargahtaki darbe girişimine karşı yürütülen faaliyetlerin komuta merkezi olarak belirlenen Hisarcıklıoğlu caminin 70-80 metre etrafına bomba atışının geldiği ancak cami lojmanı ve etrafına isabet kaydetmediği,
Olay yerine gelen polis özel harekat ve JÖAK ekiplerinin özellikle 28. Mekanize Tugayından gelen askerlerin teslim olmaları için birliğe komuta eden Yüzbaşı ... ile Üsteğmenler ..., ... ve ... ile görüşmeler yaptıkları, saat 03:30 dan itibaren Mekanize Tugayından gelen askerlerin teslim olmaya başladıkları ve en son birliğin komutanı olan ... 'nin yanındaki askerlerin ısrarı sonucu ikna olup teslim olduğu, askerlerin güvenli bölgelere alındıkları,
Sabah saat 06:00 sıralarında Atalay salonunda bulunan rehinelerden TEM daire başkanı ... ile koruması ...'ın infaz edilmek üzere Kral Ormanlık alanının içerisindeki Saygı Nöbetçileri Odası olarak kullanılan yere sanıklar ... ve ... ile yakalamalı sanık ... ... tarafından götürüldükleri, sanık ...'in diğer sanıklar ... ve ...'a orada bulunan camdan dışarıyı gözetlemelerini söylediği, ... ve ...'nun rehinelere ve ...'e arkalarını dönüp dışarıyı gözetlemeye başladıkları, bu arada sanık ...'in ekspertiz raporunda nitelikleri belli edilen MP5 otomatik tabanca ile ... ve ...'a ... ettiği, ...'ın olay yerinde hayatını kaybettiği, ...'ın ise hayati tehlike geçirecek şekilde ağır yaralandığı,
Yine sanık ...'in ...'ı aynı saatlerde infaz etmek istediği, ...'ın sanık ...'in kendisine "gittiğin yerde tuvalet ihtiyacın olmayacak" şeklindeki sözünden durumu anladığı ve kendisini götüren silahlı kişileri yavaş hareket ederek oyaladığı, bu nedenle ...'ı götüren sanıkların diğer sanık ...'i kaybettikleri, devamında katılan ...'in otopark bölgesine indirildiği, bu suretle infaz edilmekten kurtulduğu,
Darbe teşebbüsüne karşı gelen kolluk kuvvetlerine karşı uçak desteği isteyen ve gelecek uçakların tarif edilen yerlere bomba atacağını bilen sanıkların, bombanın binaya isabet etme ihtimalini dikkate alarak, Atalay, Sükan ve Hulusi Sayın Konferans salonlarında rehin alınan rütbeli personel ile erleri B1, B2 ve B3 otoparkındaki zemin altında bulunan güvenli kısımlara indirdikleri,
Sabah saat 07:00 itibariyle PÖH ve JÖH unsurlarının darbeye karışanları etkisiz hale getirmek üzere içeriye girmeye başladıkları, buna karşılık darbecilerin araç sevk kısımlarını dışarıdan gelecek müdahaleleri önlemek amacıyla kum torbalarıyla tahkim ettikleri, garaj çıkış kısmına resmi bir otonun çekildiği, zırhlı araçlardan araç sevk çıkış kapısına ... edilmesi üzerine içeride bulunan bir kısım darbecinin araç çıkış kapısından dışarıya doğru ellerindeki silahlarla mevzi aldıkları ve ... ettikleri,
Kolluk tarafından içeriye sis bombası atılması ve Genel Komutanlık Karargahındaki darbe faaliyetinin başarısız olacağını anlamaları üzerine durum muhakemesi yapmak üzere tüm sanıkların 10 ve 11. kattaki kısma çıktıkları, burada durum değerlendirmesi yaptıkları, haberleşme araçları olan cep telefonlarından sim kartların atılması, telefonların fabrika ayarlarına döndürülmesi gibi yöntemler kullanılmak suretiyle delillerin yok edilmesine ilişkin kararlar aldıkları, başka çıkar yol kalmadığını anlamaları üzerine teslim olmaya karar verdikleri, daha sonra tekrar otopark kısmına inip silahlarını bıraktıkları, bazı darbecilerin rehinelerin içerisine karışmaya çalıştığı, Kurmay Albay ...'ın yönlendirmesi ile rehineler ve yanlarında bulunan darbecilerin gelen polis ekipleri tarafından teslim alındığı,
... karargahı ve çevresinde darbe gecesi yaşanan olaylar sonucunda, TEM Daire Başkanı ...'ın koruması ...'ın dışında darbeye karşı koymak için karargah civarına gelen ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... adlı vatandaşların şehit oldukları, ... TEM Daire Başkanı ...'ın hayati tehlike geçirecek şekilde ağır yaralandığı, yine Kurmay Albay ...'ın kolundan yaralandığı, Kurmay Albay ... ile darbeye karşı koymak için karargah önüne gelen vatandaşlardan ..., ... ve ...'un darbecilerin ateşine maruz kaldıkları, darbeci şahıslardan Binbaşı ..., Yüzbaşı ..., Yüzbaşı ..., Üsteğmen ..., Teğmen ..., Teğmen ..., Astsubay ... ve Astsubay ...in de darbe faaliyetini icra için giriştikleri çatışmada öldürüldükleri görülmüştür.
15 Temmuz 2016 tarihinde akşam saatlerinde başlayıp 16 Temmuz 2016 sabahına kadar süren ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Türk Silahlı Kuvvetleri içerisine sızmış üyelerinin plan, icra ve koordinasyonunda gerçekleştirilmek istenen hain darbe girişiminin, çoğunluğu Ankara, İstanbul ve İzmir gibi büyük kentlerimiz olmak üzere birçok ilimizde şiddetli çatışmalara sahne olduğu, 8000’in üzerinde askeri personel tarafından savaş uçakları dahil 35 uçağın, 3 geminin, 37 helikopterin, 74'ü tank olmak üzere 246 zırhlı aracın ve 4.000'e yakın hafif silahın darbe girişiminin başarıya ulaşması amacıyla kullanıldığı, TBMM ve ... Külliyesi başta olmak üzere, Ankara Emniyet Müdürlüğü, Gölbaşı Özel Harekat Daire Başkanlığı, Türksat gibi bir çok stratejik merkezin havadan taarruz helikopterleri ve savaş uçakları tarafından bombalandığı, Genelkurmay Başkanlığı ile diğer Kuvvet Komutanlıklarının ele geçirilmeye çalışıldığı, Cumhurbaşkanına suikast girişiminde bulunulduğu, Başbakanın konvoyuna silahlı saldırı yapıldığı, belli kurum, kuruluş, kışla, tesis, havaalanı, park, meydan, cadde, köprü, vb. yerleri ele geçirmek için kışlasından çıkan askeri unsurların emniyet güçleri ve halkın direnişiyle karşılaşması üzerine halka ve emniyet güçlerine ... ettikleri, askeri uçaklarla insanların üzerine bomba atıldığı, darbe girişimine karşı çıkan TSK mensuplarıyla darbeci unsurların çatıştığı, 250’ye yakın insanımızın darbeciler tarafından şehit edilip 2.500'den fazla insanımızın da yaralandığı, başta sivil halkın direnişi ve darbe karşıtı TSK personeli ile emniyet güçlerinin karşı koymasıyla darbe girişiminin başarısızlığa uğratıldığı anlaşılmıştır.
C-)HUKUKİ AÇIKLAMALAR VE SOMUT OLAY ÇERÇEVESİNDE HÜKÜMLERİN İNCELENMESİ:
Sanıkların üzerlerine atılı müsnet suçların unsurları ve özel görünüm şekilleri, savunmalarında ileri sürülen hukuki kurumlar ile ilgili olarak yapılan açıklamalar, 15 Temmuz 2016 günü ülke genelinde yaşanan olaylar, Bölge Adliye ve İlk Derece Mahkemelerince sübutu kabul edilen somut olay çerçevesinde sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesine gelince;
I- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan kurulan mahkumiyet , Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında maktüller ..., ..., ..., ..., , ..., ... ve ...'a karşı kasten insan öldürme suçundan ayrı ayrı kurulan mahkumiyet ,katılanlar ..., ..., ...,...'a karşı kasten insan öldürmeye teşebbüs suçundan ayrı ayrı mahkumiyet, Sanık ... hakkında; ... karşı kasten insan öldürme suçundan mahkumiyet, katılanlar ... ve ...'a karşı kasten insan öldürmeye teşebbüs suçundan mahkumiyet,Sanıklar ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,, ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ... , ... , ..., ..., ..., ... ve ... hakkında katılan ... müştekiler ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ...,... , ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ...,..., ..., , ..., ... , ... , ..., ..., ..., ...'a karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet;Sanıklar ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,,..., ..., ..., , ..., ..., , ...,... ve ...'ün silahlı terör örgütüne üye olma suçundan mahkumiyet;
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında; Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, kasten insan öldürme, kasten insan öldürmeye teşebbüs,kişiyi hürriyetinden yoksun kılma,Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs ,Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından ayrı ayrı beraat; ...,...,,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ,...,...,...,... hakkında kasten insan öldürme, kasten insan öldürmeye teşebbüs,kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen beraat, sanık ... hakkında maktüller ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ... ve ...'a karşı kasten öldürme, katılanlar ..., ..., ..., ... ve ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüs, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma,Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs suçlarından ayrı ayrı beraat, sanık ... hakkında Siyasal ve askeri casusluk suçundan beraat , sanık ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından beraat; sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme,Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçlarından ayrı ayrı beraat; sanıklar ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, maktullere yönelik kasten öldürme,katılanlara karşı kasten öldürmeye teşebbüs, mağdurlara karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat; kararları ile sanık ... hakkında birleşen dosya yönünden Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan kurulan davanın reddine dair kararlara yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eşzamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nın 37. maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduklarının kabulünde zorunluluk bulunmakla;
Sanıklar FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yönetimi tarafından planlanıp, örgütsel faaliyet kapsamında icra edilen Anayasayı ihlal suçuna ilişkin olarak olay günü ortaya koydukları davranışlar itibariyle planlama, hazırlık ve icra organizasyonundan haberdar olmak suretiyle darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenerek, emir doğrultusunda ülke çapındaki icra hareketleriyle illi bir değer taşıyan icra hareketlerini birlikte gerçekleştirerek suçun icrasında üstlendikleri rolleri, her birinin suçun icrasına ilişkin etkin, fonksiyonel katkıları da göz önünde bulundurulduğunda, fiil üzerinde ortak hakimiyet kurduklarının kabulü ile TCK'nın 309. maddesinden mahkumiyetlerine dair verilen hükümlerde;
Sanıklar hakkında; darbe teşebbüsüne katıldığına ilişkin icrai bir hareketleri tespit edilememesi karşısında verilen beraat ve silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinde;
Sanıklar hakkında kasten insan öldürme,kasten insan öldürmeye teşebbüs ve kişi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerinde
İsabetsizlik bulunmamış,
Yapılan yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs; sanıklar ..., ...,..., ..., ...,...,..., ...,...,...,...,..., ..., ..., ..., ... ,...,...,... hakkında silahlı terör örgütü üyeliği, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kasten öldürme, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kasten öldürmeye teşebbüs etme, sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., , ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkumiyete yönelik hükümlerde vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uygun yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirmek suretleriyle uygulandığı, yine;
Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... , ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, kasten insan öldürme, kasten insan öldürmeye teşebbüs,kişiyi hürriyetinden yoksun kılma,Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs, Silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından ayrı ayrı beraat,...,..., ..., ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs; maktullere yönelik kasten öldürme, katılanlara karşı kasten öldürmeye teşebbüs, mağdurlara karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat; sanıklar ...,...,...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ,..., ..., ..., ..., ..., ..., ...,...,...,..., ...,..., ... ve ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma, kasten insan öldürme, kasten insan öldürmeye teşebbüs, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen beraat; sanık ... hakkında birleşen dosya yönünden Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan verilen davanın reddi kararlarında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla;
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,Katılanlar vekilleri ile sanıklar ve müdafiilerinin temyiz itirazları yerinde görülmeyerek CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davalarının ayrı ayrı esastan reddiyle mahkumiyete,beraate ve davanın reddine ilişkin hükümlerin ayrı ayrı ONANMASINA,
II- Sanıklar ...,...,...,...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs suçuna yardım suçundan kurulan mahkumiyet; sanık ... hakkında Kasten insan öldürme suçuna yardım,kasten insan öldürmeye teşebbüs suçuna yardım suçlarından kurulan mahkumiyet kararları ile kasten insan öldürme,kasten insan öldürmeye teşebbüs suçlarından beraat kararları;sanık ... hakkında Anayasal Düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan beraat ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararları;Sanık ... hakkında Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs , kasten insan öldürme,kasten insan öldürmeye teşebbüs,kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen beraat kararları ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararı;Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararı,Sanıklar ...,...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ,..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen beraat kararları; Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında; maktüller ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'a karşı kasten öldürme suçundan, katılanlar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan verilen ayrı ayrı beraat, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında mağdurlara yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrı ayrı beraat ;Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında maktül ...’a karşı kasten insan öldürme, katılanlar ... ve ...'a karşı kasten insan öldürmeye teşebbüs suçlarından ayrı ayrı beraat, hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelemesinde:
A-)Sanıklar ...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,...,... yönünden yapılan incelemede:
Somut darbe teşebbüsü, TCK'nın 309. maddesinde sayılan amaçlara matuf zarar tehlikesi doğuran vahim eylemler vasfını aşarak, anayasal düzeni doğrudan ortadan kaldırma neticesine yönelmiş, örgütün ülke genelindeki organik bütünlüğünden ve etkinliğinden istifade edilerek planlanıp uygulanmış, neticesi ve başarısı eşzamanlı, senkronize hareketlere bağlı hukuki anlamda tek bir fiil olarak ortaya çıkmıştır. Bu nedenle örgütsel koordinasyon veya iştirak iradesi gereğince ve iş bölümü doğrultusunda bulundukları mahal ve konumlarına uygun, amaca hizmet eden ve katkı sunan icrai harekette bulunanların, icra aşamasına geçerek amaç suç yönünden somutlaştığında ve elverişliliğinde tartışma bulunmayan bu fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurdukları gözetilerek TCK'nın 37. maddesi kapsamında "doğrudan fail" olduklarının kabulünde zorunluluk bulunmakla;
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yönetimi tarafından planlanan genel darbe planı çerçevesinde kendilerine verilen ve ülke çapında gerçekleştirilen anayasal düzeni ihlal suçunun icra hareketleriyle de illi bir değer taşıyan emri/görevi kabullenerek olay tarihinde, kanunsuz emirler doğrultusunda darbeye karşı çıkan vatandaşı uzaklaştırmaya çalışmak, bu kapsamda mahiyetindeki askeri personele ... emri vermek, toplanan vatandaşları dağıtmak için rastgele ... etmek, yolları kesmek,... beştepe yerleşkesine ve binasına girmek,girmeye çalışmak şeklindeki; sanıkların sübutu kabul edilen eylemlerinin, Anayasayı ihlal suçunu teşkil ettiğinde kuşku bulunmamasına, suçun icra hareketlerini müşterek fail olarak gerçekleştiren sanıkların, konumları, rütbeleri ve mesleki tecrübeleri itibariyle haklarında TCK'nın 24/1-4 ve 30. maddelerinin tatbik şartlarının bulunmadığı da gözetilerek fiil üzerinde ortak hakimiyet kurduklarının kabulü ile “müşterek fail” olarak TCK'nın 37. maddesi delaletiyle 309. maddesi gereğince, ayrıca kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları yönünden fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurduğu ve işlenen suçların doğrudan faili olduğu gözetilerek tüm maktullere yönelik öldürme,tüm mağdurlara yönelik öldürmeye teşebbüs, tüm mağdurlara yönelik olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanıkların karargaha giriş yaptığı andan itibaren sorumlu olduğu hususu nazara alınarak,bu belirleme yapıldıktan sonra meydana gelen eylemlerden ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
B- Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ... ...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında; maktüller ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...'a karşı kasten öldürme suçundan, katılanlar ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçundan ayrı ayrı beraat, Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında mağdurlara yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ayrı ayrı beraat hükümlerine yönelik temyiz taleplerinin incelemesinde:
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yönetimi tarafından planlanan genel darbe planı çerçevesinde kendilerine verilen ve ülke çapında gerçekleştirilen anayasal düzeni ihlal suçunun icra hareketleriyle de illi bir değer taşıyan emri/görevi kabullenerek olay tarihinde, kanunsuz emirler doğrultusunda darbeye karşı çıkan vatandaşı uzaklaştırmaya çalışmak, bu kapsamda mahiyetindeki askeri personele ... emri vermek, toplanan vatandaşları dağıtmak için rastgele ... etmek, yolları kesmek,... beştepe yerleşkesine ve binasına girmek şeklindeki; sanıkların sübutu kabul edilen eylemlerinin, Anayasayı ihlal suçunu teşkil ettiğinde kuşku bulunmaması gözetilerek fiil üzerinde ortak hakimiyet kurduklarının kabulü ile “müşterek fail” olarak TCK'nın 37. maddesi delaletiyle kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları yönünden doğrudan faili olduğu gözetilerek tüm maktullere yönelik öldürme,tüm mağdurlara yönelik öldürmeye teşebbüs, tüm mağdurlara yönelik olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanıkların karargaha giriş yaptığı andan itibaren sorumlu olduğu hususu nazara alınarak,bu belirleme yapıldıktan sonra meydana gelen eylemlerden ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
C)Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'e yönelik temyiz taleplerinin incelemesinde:
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yönetimi tarafından planlanan genel darbe planı çerçevesinde kendilerine verilen ve ülke çapında gerçekleştirilen anayasal düzeni ihlal suçunun icra hareketleriyle de illi bir değer taşıyan emri/görevi kabullenerek olay tarihinde, kanunsuz emirler doğrultusunda darbeye karşı çıkan vatandaşı uzaklaştırmaya çalışmak, bu kapsamda mahiyetindeki askeri personele ... emri vermek, toplanan vatandaşları dağıtmak için rastgele ... etmek, yolları kesmek,... beştepe yerleşkesine ve binasına girmek şeklindeki; sanıkların sübutu kabul edilen eylemlerinin, Anayasayı ihlal suçunu teşkil ettiğinde kuşku bulunmamasına, suçun icra hareketlerini müşterek fail olarak gerçekleştiren sanıkların, konumları, rütbeleri ve mesleki tecrübeleri itibariyle haklarında TCK'nın 24/1-4 ve 30. maddelerinin tatbik şartlarının bulunmadığı da gözetilerek fiil üzerinde ortak hakimiyet kurduklarının kabulü ile “müşterek fail” olarak TCK'nın 37. maddesi delaletiyle 309. maddesi gereğince mahkumiyetlerine karar verilen sanıkların, ayrıca kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları yönünden fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurduğu ve işlenen suçların doğrudan faili olduğu gözetilerek ... dahil tüm maktullere yönelik öldürme,... ve ... dahil tüm mağdurlara yönelik öldürmeye teşebbüs suçlarından darbe teşebbüsünün başından itibaren organizasyondan sorumlu oldukları hususu nazara alınarak,bu belirleme yapıldıktan sonra meydana gelen eylemlerden ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamı ile uyumlu bulunmayan kabul ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
D) Sanık ... yönünden:
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yönetimi tarafından planlanan genel darbe planı çerçevesinde kendilerine verilen ve ülke çapında gerçekleştirilen anayasal düzeni ihlal suçunun icra hareketleriyle de illi bir değer taşıyan emri/görevi kabullenerek olay tarihinde, kanunsuz emirler doğrultusunda darbeye karşı çıkan vatandaşı uzaklaştırmaya çalışmak, bu kapsamda mahiyetindeki askeri personele ... emri vermek, toplanan vatandaşları dağıtmak için rastgele ... etmek, yolları kesmek,... beştepe yerleşkesine ve binasına girmek şeklindeki; sanıkların sübutu kabul edilen eylemlerinin, Anayasayı ihlal suçunu teşkil ettiğinde kuşku bulunmaması gözetilerek fiil üzerinde ortak hakimiyet kurduklarının kabulü ile “müşterek fail” olarak TCK'nın 37. maddesi delaletiyle ayrıca kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları yönünden fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurduğu ve işlenen suçların doğrudan faili olduğu gözetilerek tüm maktullere yönelik öldürme,tüm mağdurlara yönelik öldürmeye teşebbüs, tüm mağdurlara yönelik olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanığın karargaha giriş yaptığı andan itibaren sorumlu olduğu hususu nazara alınarak,bu belirleme yapıldıktan sonra meydana gelen eylemlerden ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
E)Sanık ... yönünden:
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2008 tarih ve 9-18-78 sayılı kararında açıklandığı üzere; etkin pişmanlık hükümlerinin amacı, bir yandan terör ve örgütlü suçlarla mücadele bakımından stratejik önemi nedeniyle en etkili bilgi edinme ve mücadele araçlarından olan örgütün kendi mensuplarını kullanmak, diğer taraftan da suç işlemeyi önlemek, mensup olduğu yasa dışı örgütün amaçladığı suçun işlenmesine engel olanları ve işlediği suçtan pişmanlık duyanları cezalandırmayarak ya da cezalarında belli oranlarda indirim yaparak yeniden topluma kazandırmaktır.
TCK’nın 221/4. fıkrasının 2. cümlesinden yararlanabilmek için; failin yakalandıktan sonra bilgisi ölçüsünde örgüt içerisindeki konumuyla uyumlu şekilde kendisinin ve diğer örgüt üyelerinin eylemleri, örgütün yapısı ve faaliyetleriyle ilgili yeterli ve samimi bilgi vererek suçtan pişmanlığını söz ve davranışlarıyla göstermesi gerekmektedir. Bu bilgi maddenin üçüncü fıkrasında aranan, örgütü çökertecek nitelikteki bilgi değildir. Verilen bilginin önemi cezanın belirlenmesinde dikkate alınmalıdır (Dairemizin 12.05.2015 tarih, 2015/1426 E. 2015/1292 K. 26.10.2015 tarih, 2015/1565-3464 K.).
TCK’nın 221/4. fıkrasının 2. cümlesi kapsamında etkin pişmanlıkta bulunulduğunun kabulü halinde bu suçtan dolayı verilecek cezada 1/3’ten 3/4’e kadar bir indirim yapılacağı öngörülmektedir. Buna göre belirlenen cezadan en az 1/3, en fazla 3/4 oranında bir indirim yapılacaktır. Bu iki sınır arasında yapılacak indirim, verilen bilginin niteliği, örgütün yapısı ve faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlarla ya da diğer örgüt mensuplarının tespiti ile ilgili olmak üzere elverişlilik derecesi, ceza soruşturması ya da kovuşturmasının hangi aşamasında etkin pişmanlıkta bulunulduğu gibi kıstaslar nazara alınarak mahkeme tarafından takdir ve tayin edilecektir.
Bu açıklamalar ışığında, somut olay değerlendirildiğinde;
Oluş, sanık savunması ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair mahkeme kabulünde bir isabetsizlik yok ise de; sanığın örgütte kaldığı süre, konumu ve faaliyetleri de nazara alınarak,soruşturma ve kovuşturma aşamasında örgütün yapısı, faaliyetleri ve diğer örgüt mensupları ile ilgili vermiş olduğu bilgilerin etkin pişmanlık şartlarını taşıdığının kabul edilmesi gerektiği, bu kapsamda verilen bilgilerin niteliği, faydalılık derecesi ve yargılama sürecinde etkin pişmanlıkta bulunduğu aşamada gözetildiğinde, TCK’nın 221/4-2. cümlesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümlerinin sanık hakkında uygulanarak hakkaniyete uygun bir şekilde cezasından indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
F)Sanıklar ...,...,...,...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ,..., ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden yapılan incelemede:
1)Sanık ... yönünden:
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yönetimi tarafından planlanan genel darbe planı çerçevesinde kendilerine verilen ve ülke çapında gerçekleştirilen anayasal düzeni ihlal suçunun icra hareketleriyle de illi bir değer taşıyan emri/görevi kabullenerek olay tarihinde, kanunsuz emirler doğrultusunda darbeye karşı çıkan vatandaşı uzaklaştırmaya çalışmak, bu kapsamda mahiyetindeki askeri personele ... emri vermek, toplanan vatandaşları dağıtmak için rastgele ... etmek, yolları kesmek,... beştepe yerleşkesine ve binasına girmek şeklindeki; sanıkların sübutu kabul edilen eylemlerinin, Anayasayı ihlal suçunu teşkil ettiğinde kuşku bulunmamasına, suçun icra hareketlerini müşterek fail olarak gerçekleştiren sanıkların, konumları, rütbeleri ve mesleki tecrübeleri itibariyle haklarında TCK'nın 24/1-4 ve 30. maddelerinin tatbik şartlarının bulunmadığı da gözetilerek fiil üzerinde ortak hakimiyet kurduklarının kabulü ile “müşterek fail” olarak TCK'nın 37. maddesi delaletiyle 309. maddesi gereğince, ayrıca kasten öldürme, kasten öldürmeye teşebbüs ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları yönünden fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurduğu ve işlenen suçların doğrudan faili olduğu gözetilerek tüm maktullere yönelik öldürme,tüm mağdurlara yönelik öldürmeye teşebbüs, tüm mağdurlara yönelik olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından sanığın karargaha giriş yaptığı andan itibaren sorumlu olduğu hususu nazara alınarak,bu belirleme yapıldıktan sonra meydana gelen eylemlerden ayrı ayrı mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi,
2)Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ,..., ..., ..., ..., ..., ..., ... yönünden:
FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yönetimi tarafından planlanan genel darbe planı çerçevesinde ülke çapında gerçekleştirilen anayasal düzeni ihlal suçuna ilişkin,amaç suç yönünden gerçekleştirilen hazırlık hareketi niteliğinde kalan eylemlerin bu suçun hazırlık hareketlerini suç sayarak yaptırıma bağlayan TCK'nın 314/2 maddesinde düzenlenen silahlı terör örgütüne üye olmak suçunu oluşturacağı hususu da gözetilerek;
Ayrıntıları ve hukuki mahiyeti Dairemizin 13.11.2019 tarih ve 2018/5526 esas - 2019/6842 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere;
Asker bir şahsın; örgütün gizlilik ve deşifre olmamak kuralına riayetle, örgütün talimatı ile ve örgütsel irtibatı sağlamak maksadıyla kamuya açık ve birbirinden bağımsız market, büfe, kırtasiye, lokanta vb. gibi sair işletmelerde kurulu bulunan, ücret karşılığı kullanılan sabit hat veya ankesörlü hatlar ile mahrem imam tarafından arandığı, "her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak somut olgu ve teknik verilerle tespit edilmesi ve yargılama yapan mahkemenin de tam bir vicdani kanaate ulaşması halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren hukuka uygun delil olacağı",
Nazara alındığında;
Öncelikle sanıklar haklarında ankesör veya sabit hatlardan periyodik ya da ardışık aramalarının olduğuna yönelik herhangi bir kayıt, bulunup bulunmadığının ... bünyesinde oluşturulan ankesörlü sabit hatlardan ardışık arama bilgi havuzundan sorulup, varsa buna ilişkin bilgi ve belgelerin getirtilmesi, yine sanık ile birlikte ardışık arandığı tespit edilen şahıslar var ise bu şahıslarla ilgili herhangi bir soruşturma ya da kovuşturma olup olmadığı belirlendikten sonra şahısların tüm aşama ifadelerinin getirtilmesi, gerekirse ilgili şahısların tanık olarak dinlenilmeleri,ayrıca UYAP'ta oluşturulan örgütlü suçlar bilgi bankasında araştırma yapılarak sanıklar ile ilgili herhangi bir beyan yahut ifade olup olmadığının tespiti, ve sonrasında tüm bu delillerin değerlendirilerek kışlalarından çıkış yapan ancak vatandaşların engellemeleri nedeni ile ... yerleşkesine ulaşamayan,nizamiyede nöbet tutan,verilen emirleri yerine getiren,nöbet tarihi değiştirilen sanıkların dosya kapsamına yansıyan eylemlerinin TCK'nın 37/1 delaletiyle 309/1; 309/1, 39/2-c veya 314/2 maddesi kapsamında kalıp kalmadığı tartışılarak, sanıkların hukuki durumlarının buna göre tayin ve takdiri gerekirken,yine sanık ... dışındaki diğer sanıklar hakkında Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs suçundan temyiz denetimi kapsamı dışında kalacak şekilde CMK'nın 223/3-d maddesi uyarınca ceza verilmesine yer olmadığı yönünde hüküm kurulması karşısında bu sanıklar hakkında dosya kapsamı itibariyle silahlı terör örgütü üyeliği suçundan mahkumiyetlerine yeter delil elde edilemediği takdirde, eylemlerinin TCK'nun 220/6 maddesi delaletiyle TCK'nun 314/2 maddesi uyarınca örgüt adına suç işlemek suçunu oluşturacağı gözetilerek bu yönden ek savunma verilerek sanıkların hukuki durumlarının buna göre tayin ve takdiri gerekirken delillerin değerlendirilmesinde düşülen yanılgı sonucu dosya kapsamı ile uyumlu bulunmayan kabul ve eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmekle, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, Katılan vekilleri, sanıklar ve müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu nedenlerle CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sanıklar ..., ..., ...'un tahliye taleplerinin reddi ile TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA, 28.02.2019 tarihinde yürürlüğe giren 20.02.2019 tarih ve 7165 sayılı Kanunun 8. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanunun 304. maddesi uyarınca dosyanın Ankara 23. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin bilgi için Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10. Hukuk Dairesi, 2024/5687 E., 2024/7177 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİş Mahkemesi
tam metni aç
Borçlar Kanunu'nun 397 nci (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 513.) maddesi hükmüne göre;
10. Hukuk Dairesi 2024/5687 E. , 2024/7177 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/297 E., 2023/316 K.
KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasında Mahkemece hizmet tespiti davasında kısmen kabule dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı Kurum vekili, dahili davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... mirasçıları ..., ..., ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan Kartal Şoförler Otomobilciler ve Minibüsçüler Derneği tarafından 01.08.1981 tarihinde Gülsuyu-Maltepe hattında intizam görevlisi olarak işe alındığını, müvekkilinin işe alındığı tarihten bu yana kesintisiz olarak çalıştığını çalışmasına halen devam ettiğini, sigorta primlerinin yatırılacağı söylenen müvekkilinin primlerinin yatırılmadığı, bu nedenle her türlü tazminat ve ücret alacakları dava ve talep etme hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin davalı işyerinde çalışmış olduğu dönemlere ilişkin sigorta primleri yatırılmamış olduğundan 01.08.1981 tarihinden bu yana sigortalılığın tam olarak tespiti ile tespit edilen bu sürenin SGK'ya bildirilerek hizmet süresinin eklenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Dernek vekili cevap dilekçesinde özetle; yasal olarak "değnekçilik" diye bir iş kolunun olmadığını, bu şekilde çalıştığını iddia eden bir kişinin bir işverene bağlı olarak çalışmasının mümkün bulunmadığını, ticari minibüs durak yerlerinde minibüs şoförlerinden acınma hislerini ortaya koyarak para almak amacı ile bulunan ve gerçekte de bu amacını gerçekleştirip minibüs şoförlerinden bu şekilde 1-2 TL
gibi para alan davacı ve benzeri kişilerin davalı oda ile hiçbir ilgi ve alakalarının bulunmadığını, davacının mahkeme kararı ile emekli olabilme hevesi taşıdığını, davacı ve benzeri kişilerle ilgili oda ve yönetim kurulunun geçmiş yıllarda sorgulamaya alındığını, Esnaf Odasına bağlı olarak hiçbir kişinin bu şekilde çalışmadığının resmi olarak bildirildiğini, kendilerini nizam ve intizam memuru olarak adlandıran bu ve benzeri kişilerin durak yerlerinde minibüs şoförleri ile karşılıklı anlaşmalar bağlamında minibüsçülerin verdikleri günlük bahşişler karşılığı durduğunu ve yine esnafın istemi doğrultusunda zaman zaman kendilerine yazı verilmiş olabileceğini, ancak bunların hiçbirisinin davacı ve benzeri kişilerin esnaf odasının işçisi olduğu ve aralarında fiili ya da hukuki hizmet ilişkisinin doğduğu anlamına gelmeyeceğini, Esnaf Odasına alınan her elemanın yönetim kurulu kararı ile alındığını, davacının odaya bağlı çalışması ve oda ile İş Kanunu anlamında bir ilişkisinin bulunmaması nedeni ile sigortasının da yapılmadığını belirterek, açılan davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Pendik Sigorta Müdürlüğünün 2.8260.08.08.0067544.034.16.94 sayılı dosyasında Kartal Kamyon Minibüs Oto ve Otomobil Şoförler Esnaf Odası adına işlem gören dernek iş yerinin 01.10.1970 tarihi itibariyle 506 sayılı Kanun kapsamına alındığını ve halen faal olduğunu, bu sebeple davanın doğru hasma yönlendirilmesi gerektiğini, Kurum kayıtlarına intikal eden dönem bordrolarının ve davacının 3400008654165 sigorta sicil numaralı hizmet cetvelinin tetkikinden, davalı iş yerinde çalışmasının bulunmadığının anlaşıldığını, 31.12.2002 tarihinden geriye doğru tespit talebinin hak düşürücü süreye uğradığını, iş yerine ait kayıtların celbinin gerektiğini, çalışmanın niteliğinin ve ödenen ücretin somut deliller ile ispatlanması gerektiğini, davacının diğer davalıya ait iş yerinde hizmet akdiyle çalışmış olduğunu tanık beyanları dışında resmi ve yazılı kanıtlarla ispatlanması gerektiğini, davacının diğer davalıya ait iş yerinde hizmet akdiyle çalışmış olduğunu tanık beyanları dışında resmi yazılı kanıtlarla ispatlaması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
3.Bir kısım davalılar vekili Av. ... cevap dilekçesinde özetle; her bir müvekkilin maliki bulunduğu ticari minibüsleri değişik zamanda ve değişik şekillerde iktisap ettiklerini, bir kısmının özellikle bayan araç maliklerinin şoför çalıştırmak ve kiralama yönetimi ile bir kısmının esnaf olarak hem kendi hem de yardımcı şoför çalıştırmak sureti ile bir kısmının da kendisi çalışmadan aracı tüm sorumlulukları işletene devir sureti ile işlettiklerini, davacının hiçbir zaman hiçbir müvekkilinin doğrudan ya da dolaylı olarak muhatabı olmadığını, müvekkillerine bağlı olarak ücret karşılığı çalışmadığını, hiçbir müvekkilinin işçisi olmadığını, davacının hiçbir müvekkilinden yaptığı işin karşılığı olarak ücret almadığını, davacı ve benzeri yüzlerce kişinin İstanbul ilinde minibüs, taksi, dolmuş ve Özel Halk Otobüsü taşımacılığı yapan duraklarda kendi iradeleri ile zamanı ve mekanı belirli olmadan kimsenin rızasına bağlı olmadan bulunduklarını, ilgili durakta çalışan şoförlerin de bir iki lira kendilerine müdavim olmayan şekilde harçlık mahiyetinde para verdiklerini, verilen bu paranın kesinlikle çalışmaya yönelik devam verilen ücret olmadığını, davacı gibi her durakta onlarca kişi olup bu kişilerden bazılarının benzer şekilde davalar ikame ettiklerini, ancak davaların reddedildiğini, bu kişilerin varlığının yasal olmadığını, çünkü bu kişilere yönelik kapsamlı soruşturma yapılması ve haklarında davalar ikame edilmesi üzerine müvekkillerinin bağlı bulunduğu Esnaf Odasının bu yönde duyurular yaptığını, savcılıklara şikayetlerde bulunduğunu, davacının çalışma saatleri, çalışma süresi ve çalışma şekli ile ilgili iddialarının hiçbirisinin doğru olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
4.Dahili davalı ... cevap dilekçesinde özetle; bu davada sözü edilen kişiyi hiçbir şekilde tanımadığını, böyle bir iş yaptırmadığını, sözü edilen Gülsuyu Maltepe hattında aracının olduğunu, araçta kendi oğlunun çalıştığını, başka kişi çalıştıracak bir ihtiyacının bulunmadığını, davacının iddia ettiği tarihlerde aracı satmış olmasından kaynaklı böyle bir işçiliğin söz konusu olmadığını, tamamen bilgisi dışında olan bu işçi ve işçiliğin şu anda mağduriyetine sebebiyet verdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 17.12.2009 tarihli ve 2008/580 E., 2009/1091 K. sayılı kararıyla; davacı ...'ın 0067544.034 sicil nolu davalı işyerinde;
01.08.1991... 09.06.2008 arası değişen oranlarda prime esas kazanç ile çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar Kurum ve Kartal Kamyon Minübüs Oto ve Otomobil Şoförler Esnaf Odası vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 04.10.2011 tarih ve 2010/3196 E., 2011/13049 K. sayılı kararında; somut olayda, davacı, Kartal Kamyon Kamyonet Minibüs Otobüs ve Otomobil Şoförleri Esnaf Odasına husumet yönelterek davaya konu dönemde oda tarafından işe alındığını ve Gülsuyu-Maltepe dolmuş hattında intizam görevlisi (değnekçi) olarak ve odaya bağlı şekilde çalıştığını öne sürerek anılan dönemde sigortalı hizmetlerin tespitini talep etmiş, Mahkeme de, istek gibi davanın kabulüne karar vermiştir.
Gerek, çalışılan yer, gerekse yapılan işin niteliğine göre, davacı ile davalı oda arasında hizmet akdine dayalı bir ilişkinin bulunmadığının dosya kapsamıyla sabit bulunması karşısında, davanın kabulüne dair Mahkeme hükmü isabetli bulunmamıştır. Somut olayda, işverenlik sıfatı, çalışmanın yapıldığı iddia edilen duraktaki minibüs işletmecilerine ait olup, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 124/4 üncü maddesindeki; dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması halinde, hakimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliği talebini kabul edebileceğine ilişkin düzenleme de gözetilerek, söz konusu işverenlere ayrı ayrı ek dava açılmaksızın davaya dahil edilip savunma ve delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gereği gözetilmeksizin, yazılı biçimde hüküm tesis edilmiş olmasının, usul ve yasaya aykırı olduğu, gereğine işaret edilerek söz konusu karar bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 29.06.2018 tarih, 2011/1223 E., 2018/470 K. sayılı kararı ile davacının davalı Kartal Şoförler Otomobilciler ve Minibüsçüler Derneğine karşı açtığı davanın husumet yokluğu nedeni ile reddine
Davacının davasının diğer davalılar yönünden kabulü ile davacının
01.08.1991 22.01.1991 döneminde ... araç işleteni ...
01.08.1991 30.03.1992 döneminde ... araç işleteni ... .
01.08.1991 22.04.1992 döneminde ... araç işleteni ...
01.08.1991 12.11.1992 döneminde ... araç işleteni ...
01.08.1991 18.12.1992 döneminde ... araç işleteni ...
01.08.1991 16.03.1993 döneminde ... araç işleteni ...
01.08.1991 14.12.1993 döneminde ... araç işleteni ...
01.08.1991 18.06.1994 döneminde ... araç işleteni ...
01.08.1991 25.08.1994 döneminde ... araç işleteni ...
01.08.1991 24.05.1996 döneminde ... araç işleteni ... .
01.08.1991 02.01.1997 döneminde ... araç işleteni ...
01.08.1991 29.04.1997 döneminde ... araç işleteni ...
01.08.1991 06.11.1998 döneminde ... araç işleteni ...
01.08.1991 26.04.2001 döneminde ... araç işleteni ...
01.08.1991 26.09.2002 döneminde ... araç işleteni ...
01.08.1991 06.08.2007 döneminde ... araç işleteni ...
01.08.1991 08.04.2008 döneminde ... araç işleteni ...
01.08.1991 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
01.08.1991 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
01.08.1991 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
01.08.1991 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
01.08.1991 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
01.08.1991 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
12.11.1992 10.12.1992 döneminde ... araç işleteni ...
12.11.1992 10.12.1992 döneminde ... araç işleteni ...
12.11.1992 10.12.1992 döneminde ... araç işleteni ... ...
12.11.1992 10.12.1992 döneminde ... araç işleteni ...
12.11.1992 10.12.1992 döneminde ... araç işleteni ...
22.04.1992 02.08.1994 döneminde ... araç işleteni ...
12.11.1992 16.12.1994 döneminde ... araç işleteni ...
30.03.1992 20.03.1995 döneminde ... araç işleteni ...
13.07.1992 25.05.1995 döneminde ... araç işleteni ...
22.04.1992 02.08.1998 döneminde ... araç işleteni ...
18.12.1992 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
16.03.1993 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
11.10.1993 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
25.10.1993 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
30.11.1993 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
14.12.1993 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
18.06.1994 21.05.1996 döneminde ... araç işleteni
02.08.1994 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
09.08.1994 22.11.1994 döneminde ... araç işleteni ...
25.08.1994 24.04.1996 döneminde ... araç işleteni ... ...
09.10.1994 09.08.1994 döneminde ... araç işleteni ...
22.11.1994 31.05.1995 döneminde ... araç işleteni ...
16.12.1994 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ... ...
07.02.1995 07.02.1997 döneminde ... araç işleteni ... Dervişoğlu
20.03.1995 28.04.1997 döneminde ... araç işleteni ...
25.05.1995 05.09.1997 döneminde ... araç işleteni ...
25.05.1995 05.09.1997 döneminde ... araç işleteni ...
31.05.1995 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
31.05.1995 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
21.05.1996 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
24.05.1996 12.03.2003 Döneminde ... araç işleteni ...
24.09.1996 27.03.1997 döneminde ... araç işleteni02.01.1997 28.01.2000 döneminde ... araç işleteni ... ...
07.02.1997 21.05.1999 döneminde ... araç işleteni ... ..
27.03.1997 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
28.04.1997 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ......
29.04.1997 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ... .
05.09.1997 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
06.11.1998 09.02.2004 döneminde ... araç işleteni ...
21.05.1999 24.04.2001 döneminde ... araç işleteni ... ...
26.01.2000 26.08.2004 döneminde ... araç işleteni ... ..
24.04.2001 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
26.04.2001 24.05.2010 döneminde ... araç işleteni ...
15.05.2001 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
26.09.2002 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
12.03.2003 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
12.03.2003 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
09.02.2004 31.10.2006 döneminde ... araç işleteni ...
09.02.2004 31.10.2006 döneminde ... araç işleteni ...
26.04.2004 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
03.05.2004 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
26.08.2004 30.03.2007 döneminde ... araç işleteni ... ...
26.08.2004 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ... ...
31.10.2006 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
30.03.2007 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
06.08.2007 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
08.04.2008 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
08.04.2008 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
08.04.2008 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
08.04.2008 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
08.04.2008 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
08.04.2008 09.06.2008 döneminde ... araç işleteni ...
ait ticari minibüslerle hizmet akdi ile sigorta primine esas asgari kazançla, 6068 gün çalıştığının tespitine, karar verilmiştir.
C. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum ve bir kısım davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Dairenin 03.03.2021 tarih, 2019/6718 E., 2021/2609 K. sayılı sayılı kararında; davalı ...’nın, davanın açılmasından sonra yargılama devam ederken 16.05.2018 tarihinde, davalı ...’in 30.12.2002’de vefat ettiği, Mahkemece, 29.06.2018 tarihinde ölü kişiler hakkında alacağa karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde MK 27/1 inci maddesi gereğince ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölü kişi adına hüküm kurulamaz. Yalnız öleni ilgilendiren yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçıları tarafından veya ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir. Borçlar Kanunu'nun 397 nci (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 513.) maddesi hükmüne göre; aksi sözleşmeden ve işin mahiyetinden anlaşılmadıkça vekil edenin ölümü ile vekalet ilişkisi son bulur. Somut olayda; ölü kişinin karar başlığında yer alması, ölü kişi adına hüküm kurulmuş olması hatalıdır. Yapılacak iş; davacı Kurum vekiline davalının mirasçılarını davaya dahil etmek üzere süre verilmeli, usulünce taraf teşkili sağlandıktan sonra, hüküm kurulmalıdır.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile
1-Açılan davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine,
2- ... plakalı aracın işleteni ... ... adına mirasçıları ..., ... ..., ..., ..., ..., ... 01.08.1991-09.06.2008 tarihleri arasında 6068 gün,
3- ... plakalı aracın işleteni ... 01.08.1991-01.12.1993 tarihleri arasında 840 gün,
4- ... plakalı aracın işleteni ... ve ... 01.12.1993-09.06.2008 tarihleri arasında 5228 gün,
5- ... plakalı aracın işleteni ... ... adına mirasçıları ..., ..., ... ..., ... ..., ..., ..., ... 01.08.1991-26.09.2002 tarihleri arasında 4015 gün,
6- ... plakalı aracın işleteni ... 26.09.2002-03.05.2004 tarihleri arasında 577 gün,
7- ... plakalı aracın işleteni ... ve ... 03.05.2004-09.06.2008 tarihleri arasında 1476 gün,
8- ... plakalı aracın işleteni ... 01.08.1991-16.08.2007 tarihleri arasında 5775 gün,
9- ... plakalı aracın işleteni ... ... adına mirasçıları ..., ..., ... 16.08.2007-09.06.2008 tarihleri arasında 293 gün,
10- ... plakalı aracın işleteni ... ... adına mirasçıları ..., ..., ..., ..., ... 01.08.1991-18.12.1992 tarihleri arasında 497 gün,
11-... plakalı aracın işleteni ... 18.12.1992-09.06.2008 tarihleri arasında 5571 gün,
12-... plakalı aracın işleteni ... ... adına mirasçıları ..., ..., ..., ..., ..., ... 01.08.1991-30.01.2008 tarihleri arasında 5939 gün,
13-... plakalı aracın işletenleri ..., ..., ..., ..., ..., ... 30.01.2008-09.06.2008 tarihleri arasında 129 gün,
14-...plakalı aracın işleteni ... ... adına mirasçıları ..., ..., ..., ... 01.08.1991-17.04.1992 tarihleri arasında 256 gün,
15-...plakalı aracın işletenleri ..., ... 17.04.1992-01.08.1994 tarihleri arasında 824 gün,
16-...plakalı aracın işletenleri ... 01.08.1994-09.06.2008 tarihleri arasında 4988 gün,
17-... plakalı aracın işleteni ... ... adına mirasçıları ..., ..., ..., ..., ... 01.08.1991-30.07.1992 tarihleri arasında 359 gün,
18-... plakalı aracın işletenleri ..., ..., ... ..., ..., ... 30.07.1992-10.12.1992 tarihleri arasında 130 gün,
19-... plakalı aracın işleteni ... 10.12.1992-15.12.1994 tarihleri arasında 725 gün,
20-... plakalı aracın işleteni ... ... 15.12.1994-09.06.2008 tarihleri arasında 4854 gün
21-... plakalı aracın işleteni ... 01.08.1991-08.03.1993 tarihleri arasında 577 gün
22-... plakalı aracın işleteni ... 08.03.1993-09.06.2008 tarihleri arasında 5491 gün,
23-... plakalı aracın işleteni ... ... adına mirasçıları ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... 01.08.1991-04.11.1998 tarihleri arasında 2613 gün
24-... plakalı aracın işleteni ... 04.11.1998-04.02.2004 tarihleri arasında 1895 gün,
25-... plakalı aracın işletenleri ..., ... 09.02.2004-31.10.2006 tarihleri arasında 982 gün,
26-... plakalı aracın işleteni ... ... adına mirasçıları ..., ..., ..., ..., ... 31.10.2006-09.06.2008 tarihleri arasında 579 gün,
27-... plakalı aracın işleteni ... 01.08.1991-26.04.2001 tarihleri arasında 3505 gün,
28-... plakalı aracın işleteni ... 26.04.2001-09.06.2008 tarihleri arasında 2563 gün,
29-... plakalı aracın işleteni ... 01.08.1991-09.06.2008 tarihleri arasında 6068 gün,
30-... plakalı aracın işleteni ... 01.08.1991-09.06.2008 tarihleri arasında 6068 gün,
31-... plakalı aracın işleteni ... 24.05.1996-12.03.2003 tarihleri arasında 2448 gün,
32-... plakalı aracın işleteni ... ... adına mirasçıları ..., ..., ..., ... ile ... 12.03.2003-09.06.2008 tarihleri arasında 1887 gün,
33-... plakalı aracın işleteni ... 24.01.2008-09.06.2008 tarihleri arasında 135 gün,
34-... plakalı aracın işleteni ... 24.01.2008-09.06.2008 tarihleri arasında 135 gün,
35-... plakalı aracın işleteni ... 24.01.2008-09.06.2008 tarihleri arasında 135 gün,
36-... plakalı aracın işleteni ... 24.01.2008-09.06.2008 tarihleri arasında 135 gün,
37-... plakalı aracın işleteni ... ... 24.01.2008-09.06.2008 tarihleri arasında 135 gün,
38-... plakalı aracın işleteni ... 24.01.2008-09.06.2008 tarihleri arasında 135 gün,
39-... plakalı aracın işleteni ... 24.01.2008-09.06.2008 tarihleri arasında 135 gün,
40-... plakalı aracın işleteni ... 24.01.2008-09.06.2008 tarihleri arasında 135 gün,
Ticari minibüslerde sigorta primine esas asgari kazanç ile toplam 6068 gün çalıştığının tespitine, karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili, dahili davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... mirasçıları ..., ..., ... ve ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Temyiz eden vekilleri; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci, 438 inci maddesinin yedi, sekiz, dukuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 506 sayılı Kanun 79 uncu, 5510 sayılı Kanun 86 ncı maddesi hükümleridir.
2.Kararda yazılması gereken en önemli unsurlardan birisi de hüküm sonucudur. Zira hüküm sonucu, davacının somut talepleri hakkında infaz edilebilecek ve kesin hükme konu olabilecek şekilde kaleme alınmalıdır. Madde 297/2 “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmünü içerir.
3. Değerlendirme
Yukarıda yapılan açıklamalar gereğince hükümde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde, infaza elverişli olarak gösterilmesi zorunludur.
Mahkemece, 01.08.1991-09.06.2008 tarihleri arasında toplamda 6068 gün çalışmanın tespitine karar verildiği, ancak hüküm fıkrasında mükerrer olacak şekilde dahili davalı işverenler yanından çalışmaların tarihler çakışacak şekilde hüküm kurularak çelişki oluşturulduğu anlaşılmıştır.
Buna göre; HMK'nın 297/2 nci maddesi göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, Mahkeme kararının, sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliere iadesine,
26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
3. Hukuk Dairesi, 2022/7942 E., 2023/736 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Ölüm, ehliyetin kaybedilmesi ve iflas" başlıklı 513 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında;
3. Hukuk Dairesi 2022/7942 E. , 2023/736 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1399 E., 2022/1146 K.
KARAR : Davanın reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/911 E., 2022/392 K.
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar; babaları Kadir Selli'nin 16.12.2021 tarihinde 88 yaşında vefat ettiğini, kendini idare etmekten yoksun olan babalarının ölmeden önceki son yıllarındaki bakımını dava dışı kızı ...'in üstlendiğini, ancak bakımını karşılıksız olarak yapmadığını, emekli maaşını alıp babalarının dükkanının satışından elde edilen parayı çektiğini, babaları adına 28 adet taşınmaz kaydının olduğunu ancak işbu taşınmazların birer birer devredildiğini öğrendiklerini, bu devirleri babalarının yaşı itibariyle yapma imkanının olmadığını, taşınmazlara ilişkin tapu iptal ve tescil davalarının açıldığını, bahse konu 9 adet taşınmazın hepsinin ... üzerine geçirildiğini, resmi senette alıcı ... iken satıcının 23.06.2020 tarihli vekaletnameye istinaden davalı olduğunu, davalının oğlu olan dava dışı Mahsun Meşe'ye devredilen diğer taşınmazlara ait resmi senet incelendiğinde ise, satıcı ... iken alıcının 08.09.2020 tarihli vekaletnameye istinaden davalı olduğunu, vekaletnamenin ekinde bulunan sağlık raporlarının geçersiz olduğunu, murislerinin ölmeden önce kaygı ve endişe giderici etkili xanax ilaçlar kullandığını, sonuç olarak babalarının davalıya verdiği ekinde 23.06.2020 tarihli rapor olan Konya 17. Noterliğinin 09428 yevmiye nolu 23.06.2020 tarihli özellikle taşınmazlarla ilgili geniş kapsamlı yetkiler verilmiş düzenleme şeklinde vekaletname ve aynı vekaletnamenin aslı gibidir yapılmış örneği olan Konya 17. Noterliğinin 09619 yevmiye nolu 21.06.2021 tarihli vekaletnamenin iptaline, vekaletnamelerin geçersizliğinin tespitine ve bu vekaletname ile yapılan tüm işlemlerin geçersizliğinin tespitine karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı; işbu davaya konu edilen ve geçersizliğinin tespiti talep edilen vekaletnamenin, kendisi ile davacıların murisi arasındaki vekalet ilişkisine dayalı olup davacıların herhangi bir hakkının olmadığını, davacıların davada herhangi bir hukuki yararının bulunmadığını, bu nedenlerle davacıların, haksız, kanuna ve hukuka aykırı, kötü niyetli davasının reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıların murislerinin davalı adına verdiği vekaletname, vekalet görevi ölüm ile sona erdiğinden, davacıların vekaletnamenin iptaline ilişkin taleplerinde hukuki yarar bulunmadığı, yine bu vekaletname ile yapılan işlemlerin geçersizliğinin tespitine ilişkin talepleri için ise bu durumda yapılan işlemlere ilişkin eda davası açılması gerekirken tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunduğundan söz etmek mümkün olmadığından 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h bendinde düzenlenen "hukuki yarar" dava şartı bulunmadığından aynı Yasanın 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili, müvekkillerinin babaları olan Kadir Selli'nin 16.12.2021 tarihinde 88 yaşında vefat ettiğini, babalarının son zamanlarında kardeşleri ... tarafından bakıldığını ancak kardeşleri Süreyya'nın bunu kendi menfaati için yaptığını, davacıların babalarına ait 28 adet taşınmazın babaları ölmeden önce kardeşleri Süreyya adına devredildiği ve devir işlemlerinin de kardeşleri Süreyya ile gönül ilişkisi olan davalı Abdülkadir Meşe'nin babalarından 23.06.2020 tarihinde almış olduğu vekaletnameye istinaden gerçekleştirdiklerini öğrenmeleri üzerine, taşınmazlara ilişkin 26.06.2021 tarihinde Konya 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/196 E. ve 25.07.2021 tarihinde ise Konya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/478 E. sayılı dosyalarında tapu iptal ve tescil davası açtıklarını, davacıların babalarının çok yaşlı ve sağlık problemleri olduğundan taşınmazları devretmesinin mümkün olmadığını, babalarının davalıya verdiği vekaletname ile bir yıl sonra aslı gibidir yapılarak yapılan devirlerde babalarının sağlık durumları ile ilgili yeni bir rapor alınmadığını, bu sebeple vekaletnameye dayalı olarak yapılan devirlerin geçersiz olduğunu, devirlerin yapıldığı tarihte yatalak olan ve kendi işlerini göremeyecek durumda olan babalarının daha önce verdiği vekaletname kullanılarak yapılan devirlerin kabul edilemeyeceğini, davalının, kardeşleri Süreyya ile birlikte hareket ederek bu devirleri gerçekleştirdiğini, davalıya verilen vekaletnamenin ve bu vekaletnameye dayalı olarak yapılan devirlerin geçersiz olduğunun tespitinde davacıların hukuki yararının bulunduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu vekaletnamenin davacıların murisleri Kadir Selli tarafından 23.06.2020 tarihinde davalıya verildiği, işbu vekalet ilişkisinin davacıların murisinin 16.12.2021 tarihinde ölümü ile kendiliğinden son bulduğu, davacılar bu vekaletnameye istinaden taşınmazların devredildiğini bildirdikleri 21.06.2021 tarihinde murisin fiil ehliyetinin olmadığını belirterek vekaletnamenin ve yapılan devir işlemlerinin geçersizliğinin tespitini istemiş iseler de; yapılacak tespit işleminde davacıların hukuki bir yararının bulunmadığı, davalı vekil tarafından vekaletnameye dayalı olarak devir işlemlerinin yapıldığı ve yapılan devir işlemlerin tarafı olan üçüncü kişilerin hak kazandığı, davacıların artık devir işlemlerinin tarafı olan ve ayni hak kazanan üçüncü kişilere karşı vekaletnamenin ehliyetsizlik nedeniyle geçersizliğinden bahisle eda davası niteliğindeki tapu iptal tescil davası açmaları ve bu davada vekaletnamenin geçersizliğini ileri sürmeleri gerekirken, vekile karşı sadece vekaletnamenin geçersizliğinin tespitini istemekte hukuki bir yararları bulunmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; doğacak saklı pay haklarına ilişkin geçersiz vekaletnamelerin kendileri açısından ciddi tehditler içerdiğini, bu nedenle işbu davayı açmalarında hukuki bir yararlarının olmadığı şeklindeki ibareyi kabul etmelerinin münkün olmadığını, zira davalının kendisine verilen vekaletnameyi kötüye kullanarak yaklaşık 1 ay gibi bir zaman diliminde babaları adına kayıtlı değeri en yüksek 9 adet taşınmazı değerlerinin çok altında davalı ile gönül ilişkisi olan kardeşleri dava dışı ...'e yahut kendi oğlu da dahil olmak üzere 3. kişiler adına devrini gerçekleştirdiğini, istinaf mahkemesince dilekçelerinin detaylıca incelenmediğini, tapu iptal davaları açılmasından bahsedildiğini, ancak taraflarınca zaten işbu davaların açılmış olduğunu, dava dilekçelerinde de bunlardan söz edildiğini, bahse konu sahte sağlık raporu ile alınan vekalet nedeniyle kendilerinin mağdur olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, vekalet verenin ehliyetsizliği nedeniyle vekalet sözleşmesinin ve vekalet sözleşmesine dayalı olarak yapılan işlemlerin geçersizliğinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.Medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta(veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır. Bu çıkarın da karar verilene kadar sürmesi gerekir.
Davacının dava açmakta hukuk tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, hakkını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyacı bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır. Buna hukuki korunma (himaye) ihtiyacı da denir (Rechts-schutzbedürfnis). Mahkemelerden hukuki himaye istenmesinde, himayeye değer bir yarar olmalıdır.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda öğreti ve yargısal kararların bu uygulaması aynen benimsenerek, davacının, dava açmakta hukuki yararının bulunması “Dava Şartları” başlıklı 114 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendinde açıkça dava şartları arasında sayılmıştır.
Bir davada, hukuki yarar ilkesinin dava şartı olarak gözetilmesinin, yargılamanın amacına ve usul ekonomisi ilkesine uygun olarak yargılama yapılmasına yarar sağlayacağı, her türlü duraksamadan uzaktır.
2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Ölüm, ehliyetin kaybedilmesi ve iflas" başlıklı 513 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında; sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşmenin, vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile kendiliğinden sona ermiş olacağı hüküm altına alınmıştır.
3.Değerlendirme
Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, mahkemece vekalet ilişkisinin davacıların murisinin ölümü ile kendiliğinden son bulduğu, yapılacak tespit işleminde ise davacıların hukuki bir yararının bulunmadığının belirlenmiş olmasına göre davacıların temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
7. Hukuk Dairesi, 2023/125 E., 2023/2154 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
hisselerinin aynı gün İzzet'e satıldığı, 818 sayılı BK'nın 397 ve 398 inci maddeleri ile 6098 sayılı TBK'nın 513 ve 514 üncü maddeleri uyarınca ölüm ile vekalet ilişkisinin sona erdiği, vekaletnamede vefattan sonra vekillik ilişkisinin devam edeceğine dair madde bulunmadığı, işin mahiyeti gereğince devamı gereken bir vekillik ilişkisinin olmadığı, zira...
7. Hukuk Dairesi 2023/125 E. , 2023/2154 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil ile vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda asıl dava yönünden Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak asıl davanın ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar-birleştirilen davada davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı ...; asıl davada; davalı ...'nin, adına kayıtlı 1/8 hisseyi 29.03.1985 tarihli düzenleme şeklindeki satış vaadi sözleşmesi ile...'a satmayı vaad ve taahhüt ettiğini, ... tarafından satış vaadine konu bu taşınmazın düzenleme şeklinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile 11.04.2002 tarihinde kendisine devrinin taahhüt edildiğini ancak tapuda tescil işlemi yapılamadığını ileri sürerek, davalı adına kayıtlı hissenin iptali ile davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir.
2. Davacı ... vekili; birleştirilen davada; davalı ...'nin kendi adına asaleten kardeşi... hissesi adına vekaleten 1985 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi akdettiğini, bu sözleşme uyarınca dava dışı ...'ye devri taahhüt edilen hissenin ... tarafından da davacı ...'e 11.04.2002 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile temlik edildiğini, ...'in 2003 yılında...'nin hissesi olan 1/8 payı adına tescil ettirdiğini, fakat daha sonra... mirasçıları tarafından ... aleyhine tapu iptali ve tescil istemli dava ikame edildiğini, davanın kabul edilerek hissenin tekrar... mirasçıları adına tescil edildiğini, ...'nin vekalet görevini kötüye kullanması nedeniyle davacının zarara uğradığını belirterek, öncelikle ... adına kayıtlı 1/8 hissenin iptali ile davacı adına tescili ikinci kademede taşınmazın satış tarihindeki rayiç bedelinin güncelleme yapılmak suretiyle ve diğer oluşan zararların davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar vekili; asıl dava dilekçesinin taraflarına tebliğ edilmediğini, dahili dava dilekçesinin taraflarına tebliğ edildiğini, öncelikle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, 1985 yılında yapılan sözleşmenin 1998 yılında, 2002 yılında yapılan sözleşmenin 2012 yılında zamanaşımına uğradığını, davacı tarafından açılan kamulaştırmasız el atma davalarında dava konusu taşınmazın m²'sinin 7.000,00 TL'den 35.000.000,00 TL olarak gösterildiğini, 2002 yılında yapılan sözleşmede 50.000,00 TL olarak gösterilmesinin sözleşmenin muvazaalı yapıldığına karine teşkil ettiğini, dava dilekçesi tebliğ edildiğinde ayrıca cevap dilekçesi sunacaklarını beyan etmiştir.
2. Davalılar vekili birleştirilen davaya cevabında; davacının birleştirilen davada 29.03.1985 tarihli sözleşme uyarınca ...'nin vekaleti kötüye kullandığını iddia ettiğini, asıl dosyada yapılan ATK incelemesinde ödeme belgesindeki imzanın murislerine ait olduğunun tespit edilemediğini, dava dilekçesinde hem sebepsiz zenginleşme hem haksız fiile dayanıldığını, her ikisi yönünden de 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi, "Davacının halefi olduğu dayanak 29.03.1985 tarihli sözleşmede yer alan ediminin tamamını ifa etmeden karşı edimin ifasını yasal olarak talep etme hakkı olmadığından davanın reddine" karar vermiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 09.07.2018 tarihli ve 2017/6091 Esas, 2018/5193 Karar sayılı ilamında belirtilen "Somut olaya gelince; 29.03.1985 tarihi, 26042 yevmiyeli satış vaadi sözleşmesiyle vaad bedelinin 2.000.000 TL olduğu, bunun 1 milyonunun nakden ve tamamen ödendiği, kalan bir milyonluk kısmının da satıcılar adına hükmen tescili tarihinden itibaren bir yıl içinde ödeneceği belirtilmiştir. Davalılar, davanın reddini savunmuştur. Davacı vekili temyiz dilekçesine eklediği 15.05.1985 tarihli fotokopi belge ile bakiye vaad bedelinin de ödendiğini ileri sürdüğünden bu belge de değerlendirilmeli, bedelin tamamının ödendiği kanaatine varılırsa davanın kabulüne karar verilmeli; aksi halde Borçlar Kanunu'nun 97 nci maddesi uyarınca dava konusu taşınmazın satış vaadine konu kısmının dava tarihindeki rayiç değeri hesaplanarak satış vaadi sözleşmesinde ödendiği belirtilen 1.000.000 eski TL, taşınmazın değerine oranlanıp hesaplanmalı, satış vaadinde bulunan ... mirasçıları adına depo ettirilmesi için davacıya süre verildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında;
1. Asıl dava yönünden bozma ilamına uyarak asıl davanın kabulü ile İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, Çengelköy Mahallesi, 914 ada 43 parsel sayılı taşınmazda davalıların tapu hisselerinin iptali ile iptal edilen hissenin toplam 1/8 olduğu göz önüne alınarak bunun yargılama sırasında İzzet'in alacağını temlik alan davacı ... adına 3/80, davacı ... adına 7/80 pay olarak tesciline, davalılar adına bankaya depo edilen paranın (1 milyon eski Türk Lirasının 17.10.2018 dava tarihi itibariyle ortalama değeri 26.920,52 TL olarak hesaplandığı, 1/8 hissenin rayiç değerinin de dava tarihi itibariyle 2.000.000,00 TL olarak hesaplandığı, ödenmemiş satım bedeli olan 1.973.079,48 TL) kesinleştiğinde işlemiş nemasıyla birlikte davalılara ödenmesine,
2. Birleştirilen dava yönünden ise İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/441 Esas, 2017/441 Karar sayılı ilamına yönelik istinaf incelemesi sonucu Bölge Adliye Mahkemesinin kararında belirtilen "Somut olayda; dava konusu taşınmazda pay sahibi olan... İstanço'nun 14.05.1973 tarihinde verdiği vekaletname ile kardeşi ...'yi vekil tayin ettiği, vekaletnamede satış yetkisinin de bulunduğu, dava konusu taşınmaz için 12.01.1976 tarihinde iki kardeşin dava açtığı,... İstanço'nun 23.04.1979 tarihinde vefat ettiği, davanın 17.10.1986 tarihinde kesinleştiği, vekili ... Madelini'nin 29.03.1985 tarihinde kendisine asaleten kardeşi...'ye vekaleten... ile taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yaptığı, aynı gün kendisine asaleten kardeşi...'ye vekaleten aynı kişiyi vekil tayin ederek satış yetkisi verdiği, ...'nin 15.09.1988 tarihinde vefat ettiği,... ve ...'den aldığı vekaletnameye dayanarak...'ın 30.04.2003 tarihinde davalı ...'in oğlunu taşınmaz satışı için vekaletname ile vekil tayin ettiği, taşınmazdaki... hisselerinin aynı gün İzzet'e satıldığı, 818 sayılı BK'nın 397 ve 398 inci maddeleri ile 6098 sayılı TBK'nın 513 ve 514 üncü maddeleri uyarınca ölüm ile vekalet ilişkisinin sona erdiği, vekaletnamede vefattan sonra vekillik ilişkisinin devam edeceğine dair madde bulunmadığı, işin mahiyeti gereğince devamı gereken bir vekillik ilişkisinin olmadığı, zira... adına taşınmaz hisse kaydının 29.04.2003 tarihinde yapıldığı, bu şekli ile davalının geçersiz vekaletnameye dayanarak taşınmaz hissesini iktisap ettiği, tescilin yolsuz olduğu" gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği, İlk Derece Mahkemesi kararının Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2019/203 Esas ve 2019/4526 Karar Sayılı ilamıyla onandığı, davacı ... adına kayıtlı 1/8 hissenin iptali ile... mirasçıları adına tescil edildiği, birleştirilen davada davacı ... iken temlikten sonra temlik alan ...'in davaya devam ettiği, davalı ... mirasçıları adına kayıtlı 1/8 hissenin iptali ile kendi adına tescilini talep ettiği, bu tapunun aslında ...'nin kendi adına kayıtlı tapu olması ve asıl davada değerlendirilmesi nedeniyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine, terditli talep olan tazminat yönünden İzzet'in bedeli karşılığında 1/8 hisseyi 30.04.2003 tarihinde satın aldığı, tapunun iptal edilmesinin sebebinin temsil sınırları aşılarak vekilin vekaleti kötüye kullanması olduğu, vekalet veren... ve onun ölümüyle mirasçılarının vekilin işleminden sorumlu tutulmadıkları için tapularını geri alabildikleri, bu nedenle vekil ...'nin davacının uğradığı zararı tazminle yükümlü olduğu belirtilerek davacının birincil talebi olan tapu iptali ve tescil talebinin asıl davada kabul edilmiş olması nedeniyle reddine terditli talebinin kabulü ile taşınmazdaki 1/8 hissenin rayiç değeri olan 10.000.000,00 TL tazminatın davalılardan alınarak davacı ...’e verilmesine" karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararını süresi içinde davalılar-birleştirilen davada davalılar vekili temyiz etmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar-birleştirilen davada davalılar vekili,
1....'den gelen 1/8 hissenin 29.04.2003 tarihinde... adına tescili yapıldıktan sonra 30.04.2003 tarihinde...'ın davacının oğlu Necdet'e verdiği vekalete istinaden davacı adına tescil ettirildiğini, ... ve... adına tescilin 29.04.2003 tarihinde olması nedeniyle 2002 yılında ... ile İzzet arasında yapılan sözleşmeden ...'nin sorumlu olmayacağını, ...'nin ...'ye satış yetkisi vermediğini,
2. ...'nin ...'yi kandırarak almış olduğu tevkil yetkisi içeren vekalet uyarınca Necdet'e vekalet verdiğini, Necdet'e vekalet verildiği tarihte ...'nin ölü olduğu, buna rağmen Necdet'in tapuya başvurduğunu, en azından 2003 yılında tapuya başvuru tarihinde ...'nin ölü olduğunun anlaşıldığını, buna rağmen 2011 yılında asıl dava açıldığında ...'nin taraf gösterildiğini,
3. Tapusuz taşınmaz hakkında düzenlenen satış vaadi sözleşmesinin gerçek anlamda bir satış vaadi sözleşmesi olmaması nedeniyle ... ile İzzet arasındaki sözleşmenin de geçersiz olduğunu,
4. ...'nin ve davacının hiçbir zaman zilyetliği kazanamadığını,
5. ... ile İzzet'in ortak emlak komisyonculuğu yapan kişiler olduğunu,
6. Davacı ve oğlu Necdet'in tapuda yapılan usulsüz işlemler nedeniyle Ağır Ceza Mahkemesinde dolandırıcılıktan ve resmi evrakta sahtecilikten yargılandıklarını,
7. 1985 tarihli satış vaadi sözleşmesinin 1989 yılında tapuya şerh edildiğini, bu şerh sırasında ...'nin ölü olması nedeniyle dava dışı ... tarafından bu tescil işleminin yapıldığını, bu şerh beş yılın sonunda terkin edilmese dahi vaat alacaklısı ...'nin bu şerhin koruma imkanından yararlanamayacağını, vaat borçlusu ...'nin de bu tarihte ölmesi nedeniyle kati ferağ verilmeden sözleşmeye aykırı davranan ...'nin davacı ile ... mirasçılarını bağlayan sözleşme akdedemeyeceğini,
8. 1985 yılına ait sözleşmede ... ve...'ye kalacak miktarın da belli olmadığını, "bir bab taş ocağı" şeklinde ibare bulunduğunu, 2.000.000,00 TL olarak belirlenen bedelin de ne kadar metrekareye ilişkin olduğunun net olmadığını, 1989 yılına kadar Rum vatandaşlarının tapu işlemlerinin durdurulmasına karar verildiğini, murislerinin mal edinip edinemeyeceği hususunun dahi belirsiz olduğunu,
9. ... ile İzzet arasındaki sözleşmenin alacağın temliki değil, sözleşmenin devri niteliğinde olması nedeniyle ...'nin mirasçılarının onayına tabi olduğunu, devir işleminin askıda hükümsüz olduğunu, davalı mirasçılar devre icazet vermediğinden kesin olarak hükümsüz olduğunu,
10. ...'nin davacı ile satış vaadi sözleşmesi yapmadan önce 11.04.1986 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile 1/2 hissesini Mehmet Atilla Turanberk'e satmayı vadettiğini, tarihi önce olan bu sözleşme varken davacının hak iddia edemeyeceğini,
11. Davacı tarafından sunulan makbuzun 15.05.1985 tarihli olup sözleşmeden iki ay sonrasına ilişkin olduğu, "geri verdiğimi" ibaresinin "geri verdiğini" şeklinde değiştirildiğini, davacının sahte belge sunduğunu, bu belgeyi kabul etmediklerini,
12. Davacı ...'in, ... öldükten sonra 2002 yılında adına vekalet alarak Üsküdar Belediyesi'ne karşı kendisi ve ... adına davalar açarak tazminatlar aldığını,... ve ... sağmış gibi Avukat Ünsal Kılıçoğlu'na vekaletname verdiğini, kamulaştırma bedellerini haksız olarak tahsil ettiğini,
13. 29.03.1985 tarihli sözleşmedeki parmak izinin ...'ye ait olup olmadığı konusunda ATK'dan rapor alınmadan hüküm kurulduğunu; hile, aldatma, gabin ve sahtelik iddiaları üzerinde durulmadığını,
14. Kabul edilmemekle birlikte ödenmesi gereken bedelin 1985 yılına ait satış vaadinden dava tarihine kadar işleyecek faizi ile birlikte satış bedeli olan paranın ilk ödeme tarihindeki alım gücüne ulaştırılması, USD, EURO, altın endekslerinin değerlendirilmesi, günün koşulları üzerinden hesap edilerek aradaki yılların faizli bedeli ile güncel değerinin birlikte hesaplanması gerektiğini,
15. Ayrıca davacı ...'in, ...'den...'nin 1/8 hissesini satın alırken 157.000,00 TL ödediğini iddia ettiği, raporda 1/8 hissenin 30.04.2003 tarihindeki değerinin 2.825,000,00 TL olarak belirlendiğini, aradaki farkın dahi gabin iddiasını desteklemekte olduğunu, davacının bu bedeli ...'ye ödemesi nedeniyle 157.000,00 TL'yi ...'den talep edebileceğini,
16. Yargılama sırasında davacının taşınmazı temlik ettiğinin, davalılara bildirilmediğini, usulüne uygun olup olmadığını inceleyemediklerini belirterek davanın ve birleştirilen davanın reddini, temyiz sebepleri olarak belirtmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil; birleştirilen dava tapu iptali ve tescil ikinci kademede vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Kaynağını 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 29 uncu maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237 nci maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706 ve 1512 sayılı Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 716 ncı maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir. Hiç kuşkusuz karşı taraftan borcun ifasını talep eden kişinin kendi edimlerini yerine getirmiş olması gerekir.
2. Bilindiği üzere, Türk Borçlar Kanunu'nun temsil ve vekalet akdini düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506 ncı maddesinde (818 s. Borçlar Kanunu'nun 390.) aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır" hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK'nın 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur.
3. Vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 3 üncü maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
4. Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK'nın 2 nci maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu Yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (res'en) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının asıl dava yönünden bozmaya uygun olduğu, birleştirilen dava yönünden ise davalılar, ... mirasçıları olup ...'nin vekalet görevini kötüye kullanmak suretiyle ölü olduğunu bildiği... adına satış vaadi sözleşmesi düzenleyerek ve yine "tevkil" yetkisi ile yeni vekil tayin ederek dava konusu taşınmazda... payının yolsuz olarak ve kayden davacı adına tescil edilmesine neden olduğu, anılan bu payın "yolsuz tescil" nedeniyle hükmen iptali ile... mirasçıları adına tescil edildiği, bu haliyle ...'nin ölü kişi hakkında tevkil yetkisiyle vekaletname düzenlediği ve davalı tarafından da bu hususun tevkil yetkisiyle tayin edilen vekiller ile davacı tarafından bilindiğinin ve davacı ile ...'nin ve diğer vekillerin el ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerinin kanıtlanamadığı, böylece iyiniyetli olan davacının kayden satın aldığı taşınmazın mülkiyetini yolsuz tescil nedeniyle kaybetmiş olmasından dolayı ... mirasçılarından tazminat talep edebileceği gözetilerek verilen kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında tazminat talebinin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davalılar-birleştirilen davada davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin yeniden kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı görüldüğünden hükmün onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar-birleştirilen davada davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
12.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Borçlar Hukuku Özel Hükümler
Vekil (V), vekalet veren (M) adına yurtdışında bir dizi işlemi yürütmektedir. (M) aniden vefat etmiştir. (M)'nin mirasçıları henüz işleri devralamamıştır ve (V)'nin o gün acil bir ödeme yapmaması durumunda (M)'nin menfaatleri (örn: bir geminin haczedilmesi) tehlikeye girecektir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, (M)'nin ölümüyle vekalet kural olarak sona ermiş olsa da, (V)'nin bu durumdaki yükümlülüğü nedir?
A) Vekalet ölümle sona erdiği için (V)'nin hiçbir yükümlülüğü kalmamıştır.
B) (V), mirasçılar işleri görebilecek duruma gelinceye kadar vekaleti ifaya devam etmekle yükümlüdür.
C) (V), sadece masrafları kendisine ait olmak üzere işlere devam edebilir.
D) (V), mirasçılardan yeni bir vekalet almadıkça hiçbir işlem yapamaz.
E) (V), durumu derhal iflas masasına bildirmekle yükümlüdür.
Bu maddeyle ilgili 6 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.