Türk Borçlar Kanunu 57. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 57- Gerçek olmayan haberlerin yayılması veya bu tür ilanların yapılması ya da dürüstlük kurallarına aykırı diğer davranışlarda bulunulması yüzünden müşterileri azalan veya onları kaybetme tehlikesiyle karşılaşan kişi, bu davranışlara son verilmesini ve kusurun varlığı hâlinde zararının giderilmesini isteyebilir.
Ticari işlere ait haksız rekabet hakkında Türk Ticaret Kanunu hükümleri saklıdır.
3. Kişilik hakkının zedelenmesi
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
4 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2019/4895 E., 2020/3680 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
davacının kitap sattığı yerlere giderek davacının sattığı kitapların korsan olduğunu, satın alanların kandırıldığını, dolandırıldığını, kitapların orijinal olmadığını, korsan olduğunu söylediği, bu çerçevede davacı tarafın davalı hakkında Türk Borçlar Kanununun 57. maddesi kapsamında maddi ve manevi tazminat isteminde bulunabileceği, davacının haksız rekabet nedeniyle uğramış olduğu zararının 2.66
11. Hukuk Dairesi 2019/4895 E. , 2020/3680 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesi Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 29.03.2019 tarih ve sayılı 2017/433-2019/178 kararın Yargıtay'ca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Bitlis Polis Meslek Yüksek Okulunda gerekli izinleri alarak, bandrollü ve yasal hiçbir engeli olmayan kitap satışı yaptığını, davalının, davacının kitap sattığı yerlere giderek "davacının sattığı kitapların korsan olduğunu, satın alanların kandırıldığını, dolandırıldığını, sahtecilik yapıldığını" söyleyerek davacının ticari itibarına zarar verdiğini, davalının bu eylemlerinden dolayı davacıdan kitap alan kişilerin toplam 9.320,00 TL siparişlerini iptal ettiklerini, davacının, bunun için 611,19 TL'lik kargo masrafı yaptığını, davacının iptal taleplerini görüşmek için yol, yakıt ve konaklama masrafı yaptığını, davacının bu konularda ve iptal edilen sipariş bedelleri ile kargo bedelinden oluşan toplam zararının 10.500,00 TL olduğunu beyan ederek 10.500,00 TL'nin ve 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava dilekçesindeki iddiaların uydurma olduğunu, davacının kardeşi olduğunu sandıkları Muammer Gürel'in 02.03.2012-19.04.2012 tarihleri arasındaki dönemde davalının yanında çalıştığını ve çalışan bayanlara sarkıntılık yaptığı için işten çıkarıldığını, davanın açılmasının sebebinin bu konuda oluşan husumet olduğunu, TTK'da yer alan haksız rekabet koşullarının oluşmadığını, aynı kitapevine ait kitapların aynı yerde satılmasının haksız rekabet oluşturmayacağını, tarafların aynı basım-yayın evine bağlı satıcılar olarak kitap satışını yaptığını, davacı tarafından yapıldığı beyan edilen karalamaları kabul etmediklerini, davacı ile aynı kitapların satışını yapan davalının bu kitapları karalama imkanının olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalı tarafın, davacının kitap sattığı yerlere giderek davacının sattığı kitapların korsan olduğunu, satın alanların kandırıldığını, dolandırıldığını, kitapların orijinal olmadığını, korsan olduğunu söylediği, bu çerçevede davacı tarafın davalı hakkında Türk Borçlar Kanununun 57. maddesi kapsamında maddi ve manevi tazminat isteminde bulunabileceği, davacının haksız rekabet nedeniyle uğramış olduğu zararının 2.664,00 TL olduğu, buna bağlı olarak da 2.000,00 TL manevi tazminatın yerinde olacağı gerekçesi ile davalının davacı hakkındaki haksız rekabetinin menine, 2.664,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 194,20 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 30.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (3)
11. Hukuk Dairesi, 2016/2973 E., 2017/2585 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
11. Hukuk Dairesi 2016/2973 E. , 2017/2585 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 12. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/07/2015 tarih ve 2014/261-2015/318 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ... Polis Meslek Yüksek Okulunda gerekli izinleri alarak, bandrollü ve yasal hiçbir engeli olmayan kitap satışı yaptığını, davalının, davacının kitap sattığı yerlere giderek "davacının sattığı kitapların korsan olduğunu, satın alanların kandırıldığını, dolandırıldığını, sahtecilik yapıldığını" söyleyerek davacının ticari itibarına zarar verdiğini, davalının bu eylemlerinden dolayı davacıdan kitap alan kişilerin toplam 9.320,00 TL siparişlerini iptal ettiklerini, davacının, bunun için 611,19 TL'lik kargo masrafı yaptığını, davacının iptal taleplerini görüşmek için yol, yakıt ve konaklama masrafı yaptığını, davacının bu konularda ve iptal edilen sipariş bedelleri ile kargo bedelinden oluşan toplam zararının 10.500,00 TL olduğunu beyan ederek 10.500,00 TL'nin ve 15.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, dava dilekçesindeki iddiaların uydurma olduğunu, davacının kardeşi olduğunu sandıkları ...'in 02.03.2012-19.04.2012 tarihleri arasındaki dönemde davalının yanında çalıştığını ve çalışan bayanlara sarkıntılık yaptığı için işten çıkarıldığını, davanın açılmasının sebebinin bu konuda oluşan husumet olduğunu, TTK'nda yer alan haksız rekabet koşullarının oluşmadığını, aynı kitapevine ait kitapların aynı yerde satılmasının haksız rekabet oluşturmayacağını, tarafların aynı basım-yayın evine bağlı satıcılar olarak kitap satışını yaptığını, davacı tarafından yapıldığı beyan edilen karalamaları kabul etmediklerini, davacı ile aynı kitapların satışını yapan davalının bu kitapları karalama imkanının olmadığını savunarak davanın reddine talep etmiştir.
Mahkemece, davalının satış izninin davacıya ait sözleşmelerin fesih tarihinden 25 gün sonra olması sebebiyle davacının oluşan zararında davalının etken olamayacağı, davacının uğradığı ileri sürülen maddi zararı ile davalının eylemleri arasında illiyet bağı bulunmadığından maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Taraflar esnaf olduklarından dava, TBK 57. maddesi kapsamında, maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalının davacı ile aynı yerde 25 gün sonra stand kurması sebebiyle iddia olunan zararın oluşmasında etken unsur olamayacağı ve haksız rekabet oluşmayacağı sonucuna varılmış ise de, bu husus tek başına haksız rekabetin oluşmadığı sonucunu doğurmaz. Bu nedenle davalının haksız rekabet doğuran eylem ve davranışlarına dair tüm delillerin tek tek değerlendirilmesi, davacı tanıklarının beyanlarının irdelenmesi ve davacının dosyaya sunmuş olduğu; sözleşmesini fesheden müşterilerin yazılı belgelerinin de tartışılması, gerekirse bu kişilerin tanık olarak dinlenilmesi suretiyle hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2015/4326 E., 2016/2420 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Haksız eylemden kaynaklanan borç ilişkileri TBK'nın 49-58 (e BK41-49) maddelerinde, kişiliğin korunması ve kişilik haklarına karşı yapılan saldırıların önlenmesi konusu ise TMK'nın 23-24-25.
4. Hukuk Dairesi 2015/4326 E. , 2016/2420 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 25/03/2014 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 16/12/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava; davalı işveren vekilinin haksız eylemi nedeni ile işçinin uğradığı manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, ... Sitesinde görevli olarak çalışırken site yöneticisi olan davalının toplantı sırasında kendisine hakaret etmesi nedeniyle uğradığı manevi zararın ödetilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı, davacıya hakaret kastı olmadığını, davacı hakkındaki duyumlarını dile getirdiğini beyan etmiş, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının davacıya yönelik hakaret eyleminde bulunduğu kabul edilerek istemin bir bölümünün ödetilmesine karar verilmiştir.
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde, işçiyle işveren veya işveren vekili arasında iş aktinden veya İş Kanunu'na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının İş Mahkemelerinde çözümleneceği hükmü öngörülmüştür.
Davacı işçi, davalı işveren vekilinin kendisine yönelik haksız eylemde bulunduğunu bildirerek uğradığı manevi zararın ödetilmesini istediğine göre davaya bakma görevi iş mahkemesine aittir. Yerel mahkemece açıklanan yönler göz önünde tutularak ayrı bir İş Mahkemesi varsa dava dilekçesinin görev yönünden reddine, aksi halde davaya İş Mahkemesi niteliği ile bakılmasına karar verilmesi gerekirken hukuk mahkemesi sıfatı ile bakılıp sonlandırılması sebebi ile kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA; bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25/02/2016 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, kişilik haklarına yapılan haksız saldırı nedenine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu olay iş akdinden kaynaklanmadığı gibi tarafların sıfatları ile ilgili değildir. Haksız eylemden kaynaklanan borç ilişkileri TBK'nın 49-58 (e BK41-49) maddelerinde, kişiliğin korunması ve kişilik haklarına karşı yapılan saldırıların önlenmesi konusu ise TMK'nın 23-24-25. maddelerinde düzenlenmiştir. 5521 sayılı Kanun'un 1. maddesi kapsamına girmeyen dava konusu olay nedeniyle yargılama yapma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 25/02/2016
11. Hukuk Dairesi, 2014/2450 E., 2014/9025 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
maddesi gereğince sorumlu olduğu, taraflar arasında akti ilişki bulunmadığından, davalının sorumluluğunun (Borçlar Kanunu 41-45) TBK 49-66 ve 6102 sayılı ...'nın 553. maddelerinden kaynaklanması ve davacının zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı anından itibaren zamanaşımı süresinin başlaması sebebiyle davada zamanaşımı süresinin dolmadığı, 17/08/1999 tari
11. Hukuk Dairesi 2014/2450 E. , 2014/9025 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/12/2013 tarih ve 2012/154-2013/323 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... Bank A.Ş. ve fer'i müdahil ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ... Bank A.Ş. Pendik Şubesi'ne 21.9.1999 tarihinde %84 faiz oranıyla 5.490,00 TL para yatırdığını, buna dair belge ve hesap cüzdanının tarafına verildiğini, 22.12.1999 tarihinde ... tarafından ... Bank A.Ş'ye el konulup yönetiminin ...'ye devredildiğini, sonrasında bankanın önce Sümerbank A.Ş. daha sonra ... Bank A.Ş. ile birleştirildiğini, müvekkil tarafından yatırılan paranın ... Bank A.Ş. yönetimi tarafından KKTC'de kurulan dava dışı ... Security Off Shore Bank Ltd. adlı paravan bankanın ... Bank A.Ş. merkez şubesinde yer alan hesabına aktarıldığnın tespit edildiğini, müvekkilin iradesi sakatlanmak suretiyle havale talimatı imzalatıldığını, bu şekilde toplanan paraların usulsüz şekilde Balkaner Grubuna aktarıldığını, paravan off shore bankasının hiç bir mal varlığının bulunmadığını, KKTC tarafından bankacılık lisansının iptal edildiğini, yatırılan paranın müvekkiline iade edilmediğini, davalı bankanın ... Bank A.Ş'yi devralması nedeniyle onun külli halefi konumunda olduğunu ileri sürerek 5.490,00 TL'nin yatırıldığı 26.10.1999 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Yasa'nın 2. maddesi gereğince % 84 akdi faizden az olmamak kaydıyla işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Bank A.Ş. vekili, davacının para yatırdığı bankanın farklı tüzel kişiliğe sahip olması nedeniyle davada tarafına husumet yöneltilemeyeceğini, davada zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin dolduğunu, davacının iddia ettiği alacağın yasal dayanağının bulunmadığını, davacının kendi iradesiyle fazla faiz getirisi elde etmek amacıyla hareket ettiğini, olayda kendi kusurunun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Fer'i müdahil ... vekili, davada zamanaşımı süresinin dolduğunu, davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, davacının kendi kusuruyla parasını off shore bankasına yatırdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Fer'i müdahil ... vekili, davada taraflarına husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
.../...
-2-
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; Off Shore Ltd'ye havale edilen paraların aslında fiilen aktarılmadığı, ... ve Kredi Bankası A.Ş'nin hakim ortaklarına ait bir kısım şirketlere kredi olarak verilmek suretiyle kullanıldığı, dava konusu mevduattan en hafif kusurundan dahi sorumlu olan bankanın Bankacılık Yasası ve ...'nın 321/5. maddesi gereğince sorumlu olduğu, taraflar arasında akti ilişki bulunmadığından, davalının sorumluluğunun (Borçlar Kanunu 41-45) TBK 49-66 ve 6102 sayılı ...'nın 553. maddelerinden kaynaklanması ve davacının zararının off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı anından itibaren zamanaşımı süresinin başlaması sebebiyle davada zamanaşımı süresinin dolmadığı, 17/08/1999 tarihinde davacı hesabına 5.080,76 TL'nin yatırıldığı, dava dilekçesinde 5.490,00 TL'nin 26/10/1999 tarihinden itibaren akdi faizi ile tahsilinin talep edildiği, hesabın açıldığı 17/08/1999 tarihi itibariyle avans faiz oranı % 70 olup, bu tarih ile davacı talebi olan 26/10/1999 tarihi arası 39 gün üzerinden yapılan hesaplamada 380,01 TL işlemiş faizin bulunduğu, bu suretle 26/10/1999 tarihi itibariyle davacı alacağının 5.460,77 TL olduğu gerekçesiyle bu miktarın 26/10/1999 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte külli halef davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... Bank A.Ş. ve fer'i müdahil ... vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı ve fer'i müdahil vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Ancak, davacı davalı tarafından kandırılarak parasının ... bankasına gönderildiğini iddia etmek suretiyle davalının haksız fiiline dayanmasına ve davalının davacıya kaşı sorumluluğunun akdi ilişkiden kaynaklanmamasına göre, davacı tarafından paranın hesaba ilk yatırıldığı 17.8.1999 tarihindeki tutarı olan 5.080,76 TL üzerinden HMK'nın 26. maddesi gereğince taleple bağlı kalınarak avans faizine hükmedilmesi gerekirken faize faiz yürütülmesine sebep olunarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ise de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün anılan yönlerden davalı ... Bank A.Ş. ve fer'i müdahil ... yararına HMK'nın 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ...Ş. ve fer'i müdahil ... vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı ...Ş. ve fer'i müdahil ... vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “5.460,77 TL'nin” ibaresinin karardan çıkartılarak yerine “5.080,70 TL'nin faizin başlangıç tarihine yönelik taleple bağlı kalınarak" ibaresinin karara yazılmak suretiyle kararın düzeltilmiş bu haliyle ONANMASINA,12.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
İzmir’de deri çanta üretimi yapan Tacir Pelin, ürünleri için "Lale Deri" markasını Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescil ettirmiştir. Bir süre sonra rakip Tacir Murat’ın, tescilli markanın aynısını kendi ürettiği cüzdanların üzerine bastırarak satışa sunduğunu tespit etmiştir. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca Pelin’in hakları ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
A) Pelin, Murat’ın gerçekleştirdiği bu eylemin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitini mahkemeden talep edebilir.
B) Murat’ın tecavüz teşkil eden bu eylemleri devam ediyorsa, Pelin bu fiillerin durdurulmasını ve muhtemel tecavüzün önlenmesini isteyebilir.
C) Pelin, Murat’ın elinde bulunan ve üzerinde "Lale Deri" ibaresi yer alan tüm cüzdanların imhasını veya şekillerinin değiştirilmesini talep edebilir.
D) Murat bu eylemi gerçekleştirirken kusurlu olmasa dahi, Pelin mahkemeden maddi ve manevi zararlarının tazmin edilmesine karar verilmesini isteyebilir.
E) Pelin, haklı bir gerekçesinin bulunması şartıyla, Murat aleyhine alacağı mahkeme kararının ilan edilmesini talep etme hakkına sahiptir.
Bu maddeyle ilgili 1 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.