6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 580

Türk Borçlar Kanunu 580. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 580- İşletenler, kendilerine bırakılan veya konaklama yerlerine, garaj, otopark ve benzeri yerlere konulan eşya veya hayvanlar üzerinde, ücretlerini veya saklama giderlerinden doğan alacaklarını güvenceye almak için hapis hakkına sahiptirler. Kiraya verenin hapis hakkına ilişkin hükümler, kıyas yoluyla burada da uygulanır. ONBEŞİNCİ BÖLÜM Kefalet Sözleşmesi A. Tanımı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

9 karar eşleşti
23. Hukuk Dairesi, 2017/550 E., 2020/2488 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davalının TBK md.
23. Hukuk Dairesi         2017/550 E.  ,  2020/2488 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 8. Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın esastan reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, davacı müvekkilinin dava dışı borçludan rehin alacaklısı olduğunu, davalının ise borçluyla otopark sözleşmesi imzaladığını ve hapis hakkı kullanarak bedeli paylaşıma konu taşıtlar üzerinde haciz uyguladığını, davacı bankanın rehninin önceki tarihli olduğunu, davalının otopark sözleşmesi nedeniyle rüçhan hakkı bulunmadığı halde sıra cetvelinde öncelikli olarak fahiş pay verildiğini öne sürerek sıra cetvelinin iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davalı müvekkilinin TBK 580 kapsamında rehin hakkını kullandığını belirterek davanın reddini dilemiştir. Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davalının TBK md. 580 VE İİK md.270 kapsamında aracın muhafazasından kaynaklanan hapis hakkına dayalı takibi neticesinde sıra cetvelinin usulüne uygun olarak düzenlendiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar üzerine davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hapis hakkı İİK’nın 23.maddesi uyarınca rehin kapsamında olup davalı rehin hakkı sahibidir. Araç sicilinde ise davacının rehin hakkı kayıtlıdır. Bu siciller, mahkeme kabulünün aksine alenidir. Davacının rehin sözleşmesinin de önceki tarihli olduğu sabit olduğuna göre iki rehnin karşılaşması halinde önceki tarihli rehne öncelik verileceğinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla, ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan ret kararının kaldırılmasına yukarı yazılı gerekçeyle Bursa 8. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nun 373/1. maddesi gereğince dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 07.07.2020 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.

Diğer kararlar (4)

23. Hukuk Dairesi, 2016/3445 E., 2019/1293 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
takibine ve borca herhangi bir itirazın olmadığını ve takibin kesinleştiğini, TBK'nın 580. ve İİK'nın 270. maddesine göre hapis hakkı sayesinde bu hakkı kullanan kişinin o eşya, mal veya araç üzerinde rehin hakkı sahibi olduğunu, ...
23. Hukuk Dairesi         2016/3445 E.  ,  2019/1293 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :... Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki şikayetin yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı şikayetin kabulüne yönelik verilen hükmün süresi içinde şikayet olunanlar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Şikayetçi vekili, ödenmeyen otopark ücreti nedeniyle hapis hakkının kullanılması amacıyla takip başlatıldığı, ... takibine ve borca herhangi bir itirazın olmadığını ve takibin kesinleştiğini, TBK'nın 580. ve İİK'nın 270. maddesine göre hapis hakkı sayesinde bu hakkı kullanan kişinin o eşya, mal veya araç üzerinde rehin hakkı sahibi olduğunu, ... müdürlüğünce sıra cetveli yapıldığını, yapılan sıra cetveline Gelir İdaresi Başkanlığı ... Vergi Dairesinin itiraz ettiğini, kararın kesinleştiğini, dolayısıyla sıra cetvelinin vergi dairesi açısından da kesinleştiğini, rehin alacaklısı bankanın da itiraz etmediğini ve rehin alacaklısı yönünden de sıra cetvelinin kesinleştiğini, müvekkilinin alacağının ödenmesine ilişkin taleplerini ... dairesine 01.02.2016 tarihinde ilettiklerini, ... müdürlüğünce bu taleplerinin reddedildiğini ileri sürerek ... müdürlüğünün red kararı hakkında şikayetlerinin kabulü ile ihale bedelinden arta kalan ve dosyada bulunan bedelin tamamının müvekkilinin dosya alacağına mahsuben taraflarına ödenmesine kara verilmesini talep ve dava etmiştir. Şikayet olunanlar vekilleri şikayetin redddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göe, İİK'nın 138 ve devamı maddeleri uyarınca kesinleşen sıra cetveli uyarınca satış sonucu elde edilep paranın alacaklısına ödenmesi gerektiği, bu itibarla ... .... ... Müdürlüğünün 02.02.2016 tarihli kararının usul ve yasaya uygun olmadığı gerekçesiyle şikayetinin kabulüne karar verilmiştir. Kararı şikayet olunanlar vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre şikayet olunanlar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle şikayet olunanlar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, kararın tebliğinden itibaren ... gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere ....04.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
23. Hukuk Dairesi, 2016/1621 E., 2018/5549 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Davalı vekili, müvekkilinin alacağının TBK’nın 580. ve İİK’nın 270. maddesi hükümlerine göre hapis hakkına dayalı rüçhanlı alacak olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
23. Hukuk Dairesi         2016/1621 E.  ,  2018/5549 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde taraflar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, sıra cetvelinde, bedeli paylaşıma konu aracın satış bedelinin kira alacağına dayalı olarak hapis hakkını kullandığını iddia eden davalıya rüçhanlı olarak ödenmesine karar verildiğini, ancak davalı ile takip borçlusu arasında kira sözleşmesi ilişkisi bulunmadığını, alacağın rüçhanlı olmadığını, davalının yediemin olduğunu öte yandan alacak miktarının fahiş olduğunu ileri sürerek sıra cetvelinde davalıya ayrılan payın müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin alacağının TBK’nın 580. ve İİK’nın 270. maddesi hükümlerine göre hapis hakkına dayalı rüçhanlı alacak olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, yedieminlik alacağı rüçhanlı olan davalıya, sıra cetvelinde öncelikli olarak pay ayrılmasında yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, ancak alacağın Adalet Bakanlığına ait garajlarda muhafaza edilen mahcuz mallar için alınacak ücret tarifesine ilişkin tebliğ hükümlerine göre hesaplanması gerektiği sonucuna varılarak, itirazın reddine, davalı alacağının ....400,00 TL olduğunun tespitiyle, arta kalan kısmın davacıya tahsisine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraflar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraflar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere ........2018 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
20. Hukuk Dairesi, 2015/8488 E., 2015/10825 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
TTK'nın 4/1-c maddesinde, 6098 sayılı TBK'nın “saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde” öngörülen hususlardan kaynaklanan hukuk davaları, mutlak ticari davalar arasında sayılmıştır.
20. Hukuk Dairesi         2015/8488 E.  ,  2015/10825 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 12/11/2014 NUMARASI : 2014/301-2014/437 Taraflar arasındaki tazminat istemine ilişkin davada İstanbul 2. Asliye Hukuk ve 44. Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, tazminat istemine ilişkindir. Asliye Ticaret Mahkemesince, “Davacı sigorta şirketinin, sigortalısının halefi olarak dava açtığı, davanın haksız fiilden kaynaklandığı” gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından ise, “Her iki tarafın da tacir olduğu ve bu nedenle Ticaret Mahkemesinin görevli bulunduğu” gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 1481. maddesi uyarınca, sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçer ve sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel tutarında sigortacıya ait olur. Benzer hükümler mülga ticaret kanunlarında da yer almış olup, Yargıtay'ın 22.03.1944 tarih 1944/9 K. sayılı içtihatları birleştirme kararında, sözkonusu halefiyetin kanuni bir halefiyet olduğu, halefiyet yoluyla açılan davada sigortacının, sigortalısının yerine geçtiği, davacı sigorta şirketi diye davanın ticari dava sayılamayacağı açıklanarak, “Sigortacının, sigorta poliçesinden münbais olmayıp kanundan aldığı bir selahiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği davada hukuk mahkemesine başvurması lazım geleceği” belirtilmiştir. Somut olayda, davalı sigorta şirketi, sigortalısının halefi olarak dava açtığı ve sigortalısı da tacir olmadığı için, davanın her iki tarafının da tacir olduğundan söz edilemez. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinin ilk cümlesinde tarif edilen davalardır. Buna göre, her iki tarafın da "ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davaları, ticari dava sayılmıştır. Mutlak ticari davalar ise, tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer yasalarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır. TTK'nın 4/1-c maddesinde, 6098 sayılı TBK'nın “saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde” öngörülen hususlardan kaynaklanan hukuk davaları, mutlak ticari davalar arasında sayılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 1481. maddesi uyarınca, sigortacı, sigorta tazminatını ödedikten sonra hukuken sigortalı yerine geçer ve sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel tutarında sigortacıya ait olur. Benzer hükümler mülga ticaret kanunlarında da yer almış olup, Yargıtay'ın 22.03.1944 tarih 1944/9 K. sayılı içtihatları birleştirme kararında, sözkonusu halefiyetin kanuni bir halefiyet olduğu, halefiyet yoluyla açılan davada sigortacının, sigortalısının yerine geçtiği, davacı sigorta şirketi diye davanın ticari dava sayılamayacağı açıklanarak, “Sigortacının, sigorta poliçesinden münbais olmayıp kanundan aldığı bir selahiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği davada hukuk mahkemesine başvurması lazım geleceği” belirtilmiştir. Somut olayda, davacı sigorta şirketi, sigortalısının halefi olarak dava açtığı ve sigortalısı da tacir olmadığı için, her iki tarafı tacir olmayan dava, TTK'nın 4/1 maddesinin ilk cümlesi anlamında nisbi ticari dava olarak kabul edilemez. Ancak dava, davacının sigortalısının, kendisine ait aracı, davalı şirkete ait otelin otoparkına bırakması ve araç park halinde iken çıkan fırtınada yıkılan bir kısım parçaların araca isabet etmesi ile araçta oluşan zarardan kaynaklanmaktadır. Sigortalıya ait aracın, otelin otoparkına bırakılması suretiyle sigortalı ile davalı şirket arasında, 6098 sayılı Yasanın 561 vd maddelerinde düzenlenen saklama sözleşmesi kurulmuştur. Sözleşme, davalı şirkete ait ticari işletmeyle ilgili bulunduğuna göre, dava, TTK'nın 4/1-c maddesi karşısında mutlak ticari dava olup, uyuşmazlığın aynı Yasanın 5/1. maddesi uyarınca asliye ticaret mahkemesinde çözüme kavuşturulması gerekmektedir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İstanbul 44. Asliye Ticaret Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 09/11/2015 gününde oy birliğiyle karar verildi.
20. Hukuk Dairesi, 2015/4159 E., 2015/8665 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Ticaret Mahkemesi
tam metni aç
maddesinde mutlak ticari davalar “1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; ...6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun... saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.
20. Hukuk Dairesi         2015/4159 E.  ,  2015/8665 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Asliye Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptaline ilişkin davada ... Asliye Hukuk ve ... Asliye Ticaret Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeni ile yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Dava, yediemin ücretinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Asliye hukuk mahkemesince, vedia sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın TTK'nın 4. maddesi uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Asliye ticaret mahkemesi tarafından ise, davalının tacir sıfatının bulunmadığı, davalının ticari işletmesinden kaynaklanmadığı gerekçesiyle görevsizlik yönünde hüküm kurulmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde mutlak ticari davalar “1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; ...6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun... saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır” şeklinde düzenlenmiştir. Bunun yanında, TTK'nın 21. maddesi gereğince her iki tarafın tacir olması ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan davalar, taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olması kaydıyla Borçlar Kanununun havale hakkındaki 457 ve 462 ile vedia hakkındaki 463 ve 482. maddelerinde düzenlenen hususlardan doğan nispi nitelikteki ticari davalar yönünden de ticaret mahkemesi görevlidir. Borçlar Kanununun 561 ve devamı maddelerinde düzenlenen saklama sözleşmesi (vedia akdi), saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği bir sözleşme olarak tanımlanmıştır. Somut olayda, uyuşmazlık, davacının sahibi olduğu yediemin deposunda, davalının haczettirdiği aracın uzun süre kalmasına rağmen ücretinin ödenmediği belirtilerek yedieminlik ücret alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı ile davalı vekili arasında 08.10.2012 tarihli yediemin sözleşmesi imzalandığı anlaşılmaktadır. Ancak her iki taraf tacir olmadığı gibi, olaydaki vedia aktinin tarflardan herhangi birinin ticari işletmesiyle ilgili olmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek çözümlenmesi gerekmektedir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK'nın 21. ve 22 maddeleri gereğince ... Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 07.10.2015 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.