TBK Madde 585C. İçeriği — I. Türlerine göre — 1. Adi kefalet
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
Bu metin, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içerir.
Kısaca
TBK m.585, adi kefalette alacaklının kefile hangi hallerde doğrudan başvurabileceğini, rehinle güvence altına alınmış alacakta kefilin öncelikle rehnin paraya çevrilmesini isteme hakkını (rehin def'i) ve sadece açığın kapatılması için verilen kefalette tartışma definin sözleşmeyle kaldırılmasını düzenler. Kefalet, adi kefalet türüne ilişkin olup müteselsil kefalet, birlikte kefalet ve kefilin rücu hakkı bakımından hüküm değildir.
Bu açıklama madde metninin yerini tutmaz; bağlayıcı olan aşağıdaki metindir.
Adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça, kefili takip edemez; ancak, aşağıdaki hâllerde doğrudan doğruya kefile başvurabilir:
1.Borçlu aleyhine yapılan takibin sonucunda kesin aciz belgesi alınması.
2.Borçlu aleyhine Türkiye’de takibatın imkânsız hâle gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi.
3.Borçlunun iflasına karar verilmesi.
4.Borçluya konkordato mehli verilmiş olması.
Alacak, kefaletten önce veya kefalet sırasında rehinle de güvence altına alınmışsa, adi kefalette kefil, alacağın öncelikle rehin konusundan alınmasını isteyebilir. Ancak, borçlunun iflasına veya kendisine konkordato mehli verilmesine karar verilmişse, bu hüküm uygulanmaz.
Sadece açığın kapatılması için kefil olunmuşsa, borçlu aleyhine yapılan takibin kesin aciz belgesi alınmasıyla sonuçlanması veya borçlu aleyhine Türkiye’de takibatın imkânsız hâle gelmesi ya da konkordatonun kesinleşmesi durumlarında, doğrudan doğruya kefile başvurulabilir. Sözleşmede, bu durumlarda alacaklının, önce asıl borçluya başvurmak zorunda olduğu kararlaştırılabilir.
Madde gerekçesi
818 saydı Borçlar Kanununun 486 ncı maddesini kısmen karşılamaktadır. Tasarının üç fıkradan oluşan 585 inci maddesinde, âdi kefaletin içeriği düzenlenmektedir. 818 sayılı Borçlar Kanununun 486 ncı maddesinin kenar başlığında kullanılan "C. Nevileri / I. Âdi kefalet" şeklindeki ibare, Tasarıda, "C. İçeriği / I. Türlerine göre / 1. Âdi kefalet" şekline dönüştürülmüştür. Maddenin birinci fıkrasında, 818 sayılı Borçlar Kanununun 486 ncı maddesinin birinci fıkrasın dan farklı olarak âdi kefalette alacaklının borçluya başvurmadıkça, doğrudan doğruya kefili takip edemeyeceği açıkça belirtilmiştir. Fıkra 818 sayılı Borçlar Kanununun 486 ncı maddesine benzer bir içeriğe sahip olmakla birlikte, bu fıkraya, "iflâsına karar verilmesi" yanında "borçluya konkordato mehli verilmiş olması" durumu da eklenmiştir. Ayrıca, 818 sayılı Borçlar Kanununun 486 ncı mad desinin birinci fıkrasından farklı olarak, Tasarıda alacaklının doğrudan doğruya kefile başvurabile ceği hâller, dört bent hâlinde sayılmıştır. Maddenin ikinci fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununun 486 ncı maddesinin ikinci fıkrasıyla ben zer içeriğe sahiptir. Ancak, maddenin birinci fıkrasında olduğu gibi, bu fıkraya da "iflâsı" yanında "borçluya konkordato mehli verilmesi" durumu eklenmiştir. Ayrıca, 818 sayılı Borçlar Kanununun 486 ncı maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinde yer verilen "borçlunun iflâsı ilân olunmadıkça rehnin nakde tahvili kabil olmazsa" şeklindeki ibare gereksiz görülerek, Tasarıya alınmamıştır. Maddenin üçüncü fıkrası, 818 sayılı Borçlar Kanununda yer verilmeyen, yeni bir hükümdür. Fıkraya göre, sadece açığın kapatılması için kefil olunmuşsa, borçlu aleyhine yapılan takibin kesin aciz belgesi alınmasıyla sonuçlanması veya borçlu aleyhine Türkiye'de takibatın imkânsız hâle gelmesi ya da konkordatonun kesinleşmesi durumlarında, doğrudan doğruya kefile başvurulabile cektir. Ancak, fıkraya eklenen ikinci cümle ile, kaynak İsviçre Borçlar Kanunundan farklı olarak, kefilin korunması ilkesinden hareketle, sözleşmede, bu durumlarda alacaklının, önce asıl borçluya başvurmak zorunda olduğunun kararlaştırılabileceği kabul edilmiştir. Böylece, sadece açığın kapa tılması için kefalete özgü, ayrık bir düzenleme olmak üzere, sözleşmede öngörülmesi koşuluyla, fıkrada belirtilen durumlarda, kefile, alacaklıya karşı, öğretide kullanılan terimle, "tartışma defi" ya da "peşin dava defi" ileri sürme olanağı sağlanmıştır. Maddenin son fıkrasının nisbî emredici nitelikte olması dışında, birinci ve ikinci fıkralarının mutlak emredici nitelikte hükümler içermesi, kefilin korunması ilkesine daha uygun görüldüğü için, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 495 inci maddesinin son fıkrasındaki "Aksine anlaşmalar sak lıdır." şeklindeki hüküm, Tasarı metnine alınmamıştır. Maddenin düzenlenmesinde, kaynak İsviçre Borçlar Kanununun 495 inci maddesi göz önünde tutulmuştur.
Gerekçe kanun koyucunun açıklamasıdır, hüküm değildir; çelişirse madde metni esastır. Kaynak belge
Bu maddedeki kavramlar
- Adi kefalet
- Kesin aciz belgesi
- Açığın kapatılması için kefalet
- Konkordato mehli
- Rehin def'i
- Tartışma def'i
Bağlantılı kavramın sözlükte tanımı, geçtiği öteki maddeler ve örnek kararları var.
Bu maddeyi uygulayan kararlar
24 karar arasından seçildi- 6. Hukuk Dairesi · E. 2024/132 · K. 2025/240 · T. 22.01.2025Daire kararıRet
1- İlk Derece Mahkemesince, dava konusu alacağa konu sözleşmede asıl borçlu olan dava dışı asıl borçlunun Türk vatandaşı olduğu ve Türkiye’de ikamet ettiği, bu durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 585. maddesine göre sözleşmede adi kefil olarak imza atan davalı hakkında takip başlatılamayacağı, adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça, kefili takip edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine, asıl alacak miktarının % 20’si oranında icra tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
- 13. Hukuk Dairesi · E. 2017/585 · K. 2020/1774 · T. 10.02.2020Daire kararıBozma
6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 585. maddesi adi kefalete ilişkin hükümleri düzenlemiş olup, bu madde hükmüne göre adi kefalette alacaklı, borçluya başvurmadıkça, kefili takip edemez denilmiştir.
- 6. Hukuk Dairesi · E. 2013/4414 · K. 2013/15589 · T. 20.11.2013Daire kararıBozma
Sözleşmede kefilin müteselsil kefil niteliğinde olduğuna ilişkin bir düzenleme yer almadığından adi kefil olduğu kabul edilmelidir.Adi kefil yönünden uyuşmazlığın Borçlar Kanununun kefalet hükümlerini düzenleyen 486.maddesine göre (6098 sayılı Borçlar Kanunu 585.madde) çözümlenmesi gerekir.
Seçim otomatiktir: kararın maddeyi uygulayan cümlesi, mahkemenin bağlayıcılık derecesi, maddenin sonraki değişiklikleri ve kararın bu maddeye özgülüğü birlikte puanlanır. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Bu maddeye özel soru
Bir makine üretim şirketi olan (B) A.Ş., ticari faaliyetleri için (A) Bankası’ndan yüklü miktarda kredi kullanmıştır. Şirketin kurucu ortağı (K), bu kredi sözleşmesine şahsen ve “adi kefil” sıfatıyla imza atmıştır. Bir süre sonra (B) A.Ş. mali zorluğa girmiş ve kredi taksitlerini ödemede temerrüde düşmüştür. (A) Bankası, borçlu şirketin sicile kayıtlı ve üzerinde herhangi bir takyidat bulunmayan değerli makine parkı mevcut olmasına ve borçlunun iflas etmemiş olmasına rağmen, doğrudan kefil (K) aleyhine icra takibi başlatmıştır. Kefil (K), alacaklı bankanın öncelikle asıl borçlu (B) A.Ş.’ye başvurarak onun malvarlığını paraya çevirmesi gerektiğini, bu yola başvurulmadan kendisine takip yapılamayacağını ileri sürerek takibe itiraz etmiştir. Olaydaki beyanın türü aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Kefilin, asıl borçluya ait def’ileri ileri sürme hakkı
- B) Alacaklının haklarına halef olma ilkesi
- C) Tartışma def’i
- D) Kefaletten dönme beyanı
- E) Müteselsil borçluluktan kaynaklanan rücu talebi
Bu maddeyle ilgili 11 soru daha var
Soruların tamamını çözmek ve açıklamalı cevapları görmek için Hukuksal Eğitim platformuna katıl.
Platforma katıl