6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Madde 586

Türk Borçlar Kanunu 586. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 586- Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Alacak, teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz. Ancak, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmesi veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinde, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir. 3. Birlikte kefalet

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
12. Hukuk Dairesi, 2022/8237 E., 2023/2226 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 45 inci maddesi, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586 ıncı maddesi.
12. Hukuk Dairesi         2022/8237 E.  ,  2023/2226 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki borca itiraz ve takibin iptaline ilişkin şikayetten dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikayetin kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı alacaklı vekili ve şikayetçi borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı alacaklı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Şikayetçi borçlu vekili dilekçesinde; aleyhinde başlatılan ilamsız (ör 7) takip dayanağı senedin sözleşme kapsamında verilmiş teminat senedi olduğunu, bu nedenle borca itiraz ettiğini, ayrıca sözleşmeye konu borç hakkında ipotek tesis edildiğini, İİK'nın 45. maddesi uyarınca taşınmaz rehni ile teminat altına alınmış borç için genel haciz yolu ile takip yapılamayacağını ileri sürerek takibin ve ödeme emrinin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı alacaklı vekili cevap dilekçesinde; yargılamaya konu icra dosyasının örnek no 7 genel haciz yoluyla ilamsız takibe dayalı başlatıldığını, bu sebeple itiraz merciinin icra hukuk mahkemesi olmayıp takibin başlatıldığını icra dairesi olduğunu, bu sebeple davanın usulden reddinin gerektiğini, senedin teminat senedi olmadığını, yine dava dilekçesinde belirtilen ipotek senedinde davacının taraf olmadığını, kambiyo senetlerinin temelindeki borç ilişkisinden soyut olup mücerretlik ilkesinin haiz olduğunu belirterek reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip dayanağı senede konu alacağın rehinle teminat altına alındığı, İİK'nın 45. maddesi uyarınca rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılmadan ilamsız takip yapılamayacağı gerekçesi ile şikayetin kabulü ile takibin şikayetçi borçlu yönünden takibin iptaline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı vekili ve şikayetçi borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle, takibin 7 örnek başlatılan ilamsız takip olması nedeniyle İİK'nın 62. maddesi uyarınca itiraz mercinin icra hukuk mahkemesinin değil icra dairesi olduğunu, taraflarınca yapılan usule dair itirazın yerel mahkemece incelenmediğini, müvekkili şirket ile şikayetçi arasında herhangi bir ipotek ilişkisinin mevcut olmadığını, resmi senedin ... ve müvekkili şirket arasında olduğunu, 07.10.2016 tarihli ipotek resmi senedinin müvekkili şirketin şikayetçi dışındaki işletmelerle yapmış olduğu sözleşmelere ilişkin olduğunu, işbu resmi senet içeriğinde hiçbir suretle davacı ...'in ismi veya yetkilisi olduğu şirketin isminin geçmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an olsun ki ipotek ilişkisinin mevcut olduğu düşünülse dahi taşınmaz üzerindeki ipotekte müvekkili şirketin ilk sırada olmadığını, müvekkili şirketten önce ipotek sırasında borçlular olduğunu, rehin alacağının müvekkilinin alacağını tahsil etmeye yetmediğini, bu yüzden de ilamsız icra yoluna başvurulmasının mümkün olduğunu, İİK'nın 45. maddesinin son cümlesinde açık bir şekilde rehin tutarının borcu ödemeye yetmemesi halinde kalan alacak için iflas veya haciz yoluyla takip yapılabileceği belirtildiğini, yerel mahkemenin de ilgili maddeyi kararına dayanak yapmasına rağmen müvekkili şirketin rehin alacağının ilk sırada olmamasından dolayı rehin miktarının müvekkili şirketin alacağını karşılamaya yetmediğini değerlendirmemesinin kanun maddesine aykırı olduğunu, ayrıca kambiyo senetlerinin, asıl borç ilişkisinden soyut yani mücerretlik ilkesine haiz olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Şikayetçi vekili katılma yoluyla verdiği istinaf başvuru dilekçesinde özetle, şikayetin kabulüne karar verildiği halde müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiğini, lehe vekalet ücreti verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı alacaklının istinaf talebenin reddine, takibin şekline göre borca itirazın icra dairesine yapılması gerektiği, dosyada mevcut 07.10.2016 tarihli, 11135 yevmiye nolu ipotek senedinin davalı takip alacaklısı ile dava dışı ... isimli kişi arasında düzenlenmiş ise de, davacı ile takip alacaklısı arasında düzenlenen 04.10.2016 tarihli "Açık Nokta Sözleşmesinin" söz konusu ipotek senedi ile teminat altına alındığı, dolayısıyla ipotek senedinde davacının ismi geçmese bile şikayetçi borçlunun asıl borçlu olarak sözleşmeden doğan borcunun, bu ipoteğin teminatı kapsamında olduğu anlaşılmakla, asıl borçlu olarak davacı hakkındaki ilamsız icra takibinin İİK'nın 45. maddesi uyarınca iptali kararında isabetsizlik bulunmadığı, ancak borçlu kendisini vekil ile temsil ettiğinden lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği belirtilerek şikayetçi borçlunun istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin kabulüne, takibin iptaline ve davalı aleyhine vekalet ücretine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı alacaklı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri İstinaf dilekçesinde geçen hususların tekrar edildiği görülmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, borca itiraz ve İİK'nın 45. maddesi uyarınca şikayete ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 45 inci maddesi, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586 ıncı maddesi. 3. Değerlendirme 1. İİK'nın 45. maddesi asıl borçlular ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin “rehni veren” hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçmesini önlemekte ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tâbi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğine ilişkin bulunmaktadır. Bir diğer anlatımla, İİK'nın 45. maddesi asıl borçlu için getirilmiş bir kural olup kefiller hakkında uygulanmaz. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun müteselsil kefalet başlıklı 586. maddesinde (eski Borçlar Kanunu'nun 487. maddesi) ise, “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir” hükmü yer almaktadır. 2. Şayet müteselsil kefil, kendi kefaletinin teminatı olarak ipotek vermiş ise asıl borçlu konumuna geleceğinden İİK'nın 45. maddesi uyarınca önce rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılmadığını şikayet konusu yapabilir. Müteselsil kefili olduğu borç için ayrıca ipotek alınmış ise, 6018 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586. maddesi uyarınca alacaklının asıl borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilmesi için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçlüğü içinde olması gerekir. Bu hükme uyulmadan müteselsil kefil hakkında takip yapılması halinde takip borçlusu olan müteselsil kefil süreye bağlı olmaksızın icra mahkemesine başvurarak takibin iptalini isteyebilir. 3. Somut olayda, şikayetçi borçlu ... hakkında bonoya dayalı olarak ... İcra Dairesi'nin 2019/993 E. sayılı takip dosyasında genel haciz yolu ile ilamsız takip (ör 7) başlatıldığı, takibin dayanağı bononun ipoteği veren tarafından keşide edilmediği gibi alacaklının da bononun ipoteğe ilişkin asıl borç kapsamında verildiği yönünde kabulünün bulunmadığı, diğer bir deyişle şikayetçi borçlunun ipotek veren konumunda olmadığı gibi kefalet borcunun da rehinle teminat altına alınmadığı, şikayetçi borçlu hakkında genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi yapılmasında İİK'nın 45. maddesine aykırılık bulunmadığından, Bölge Adliye Mahkemesince, şikayetçi borçlunun sair borca itirazları hakkında da inceleme yapılarak oluşacak sonucu göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (3)

12. Hukuk Dairesi, 2023/7075 E., 2024/3891 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun müteselsil kefalet başlıklı 586. maddesinde (eski Borçlar Kanunu'nun 487.
12. Hukuk Dairesi         2023/7075 E.  ,  2024/3891 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi DAVACILAR : Şikayetçiler :..., ... Restaurant-bar-disco Ve Plaj İşl. ... Ve Ortaklığı DAVALILAR : ..., ... Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davalı-alacaklı ... tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Sair temyiz itirazlarının reddi ile; Alacaklı tarafından borçlu hakkında başlatılan ilamsız icra takibine karşı borçluların icra mahkemesine başvurarak; takip dayanağı senedin sözleşme kapsamında verilmiş teminat senedi olduğunu, bu nedenle borca itiraz ettiğini, ayrıca sözleşmeye konu borç hakkında ipotek tesis edildiğini, İİK'nın 45. maddesi uyarınca taşınmaz rehni ile teminat altına alınmış borç için genel haciz yolu ile takip yapılamayacağını ileri sürerek takibin ve ödeme emrinin iptalini talep ettiği; İlk Derece Mahkemesince takip dayanağı senede konu alacağın rehinle teminat altına alındığı, İİK'nın 45. maddesi uyarınca rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılmadan ilamsız takip yapılamayacağı gerekçesi ile şikayetin kabulü ile takibin şikayetçi borçlular yönünden takibin iptaline karar verildiği, davalı alacaklı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulduğu, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İİK'nın 45. maddesi asıl borçlular ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin “rehni veren” hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçmesini önlemekte ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tâbi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğine ilişkin bulunmaktadır. Bir diğer anlatımla, İİK'nın 45. maddesi asıl borçlu için getirilmiş bir kural olup kefiller hakkında uygulanmaz. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun müteselsil kefalet başlıklı 586. maddesinde (eski Borçlar Kanunu'nun 487. maddesi) ise, “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir” hükmü yer almaktadır. Şayet müteselsil kefil, kendi kefaletinin teminatı olarak ipotek vermiş ise asıl borçlu konumuna geleceğinden İİK'nın 45. maddesi uyarınca önce rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılmadığını şikayet konusu yapabilir. Müteselsil kefili olduğu borç için ayrıca ipotek alınmış ise, 6018 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586. maddesi uyarınca alacaklının asıl borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilmesi için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçlüğü içinde olması gerekir. Bu hükme uyulmadan müteselsil kefil hakkında takip yapılması halinde takip borçlusu olan müteselsil kefil süreye bağlı olmaksızın icra mahkemesine başvurarak takibin iptalini isteyebilir. Somut olayda, şikayetçi borçlu ... hakkında Çeşme İcra Dairesi'nin 2019/986 E. sayılı takip dosyasında genel haciz yolu ile ilamsız takip (ör 7) başlatıldığı, takibin dayanağı açık nokta sözleşmesinin içeriğinde takibe konu borcun ipotek senedi ile teminat altına alındığı belirlenmiş ise de; şikayetçi borçlu ...' in ipotek veren konumunda olmadığı gibi kefalet borcunun da rehinle teminat altına alınmadığı, şikayetçi borçlu ... hakkında genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi yapılmasında İİK'nın 45. maddesine aykırılık bulunmadığı, ayrıca borçlu ... olduğundan ... Restaurant-Bar-Disco-Plaj işletmesi ... ve Ortaklığı şeklinde takip yapılması da hukuka aykırı olduğu, İlk Derece Mahkemesinin, şikayetçi borçlu ... yönünden takibin iptali kararı isabetsiz olup, Şikayetçi ... yönünden şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 09/06/2023 tarih ve 2022/2055 E. 2023/1587 K. sayılı kararının 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, Çeşme İcra Hukuk Mahkemesi’nin 20/04/2022 tarih ve 2022/36 E. 2022/83 K. sayılı kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.04.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2014/17585 E., 2014/20441 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara 7. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun müteselsil kefalet başlıkla 586.maddesinde (eski Borçlar Kanunu'nun 487.
12. Hukuk Dairesi         2014/17585 E.  ,  2014/20441 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara 7. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 17/12/2013 NUMARASI : 2013/813-2013/1074 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi .... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de; Borçlular vekilinin, alacak ipotekle temin edildiğinden İİK.nun 45.maddesi gereğince öncelikle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması gerektiğinden usulsüz olan takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece borç rehinle teminat altına alınmış olsa da asıl borçlu ve kefiller aleyhine tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla genel haciz yoluyla ilamsız takip yapılabileceği gerekçesi ile şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. İİK.nun 45.maddesi asıl borçlular ile ilgili olarak düzenlenmiş olup, alacağı rehinle temin edilen bir kimsenin “rehni veren” hakkında doğrudan doğruya genel haciz yolu ile takibe geçmesini önlemekte ve rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile, alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceğine ilişkin bulunmaktadır. Bir diğer anlatımla İİK.nun 45.maddesi asıl borçlu için getirilmiş bir kural olup, kefiller hakkında uygulanmaz. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun müteselsil kefalet başlıkla 586.maddesinde (eski Borçlar Kanunu'nun 487. maddesi) ise, “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.” hükmü yer almaktadır. Somut olayda, alacaklı banka tarafından, borçlu Sürücüler İnşaat Turizm ve Ticaret Anonim Şirketine kredi kullandırıldığı, diğer borçluların ise kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı görülmektedir. Alacaklı banka, Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2013/9185E. Sayılı takip dosyasından 27.06.2013 tarihinde kredi sözleşmesinin asıl borçlusu S. İnşaat Turizm ve Ticaret Anonim Şirketi ile bu sözleşmenin müşterek borçlu ve müteselsil kefilleri aleyhine genel haciz yoluyla ilamsız takip başlattığı, yine alacaklı banka tarafından 06.08.2013 tarihinde aynı icra müdürlüğünün 2013/12037E. sayılı takip dosyasından asıl borçlu S. İnşaat Turizm ve Ticaret Anonim Şirketi aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yaptığı anlaşılmaktadır. Borçlar Kanunu'nun açıklanan hükmüne ve takip dayanağı kredi sözleşmesi içeriğinde kefaletin müteselsil olduğunun yazılmasına göre, kefil olan şikayetçi borçlular hakkında genel haciz yolu ile takip yapılabilir (HGK.nun 14.10.1972 tarih, 215/841 sayılı kararı – Prof Dr. Baki Kuru İcra ve İflas Hukuku C:3-S:2395 ). Hukuk Genel Kurulunun 18.4.2001 tarih 2001/12-354 E 2001/367 K sayılı ilamında açıklandığı üzere alacağın rehin tutarı ile karşılanamayacağının anlaşılması ve bunun belirgin olması durumunda tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile haciz yolu ile takip yapılmasında usulsüzlük bulunmamaktadır. Bu durumda asıl borçlu S. İnşaat Turizm Ticaret Anonim Şirketi aleyhine, öncelikle rehinle temin edildiği anlaşılan alacağın tahsili amacıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılması gerekirken, İİK'nun 45. maddesinde yer alan düzenlemeye aykırı olarak genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatılması doğru değildir. Mahkemece asıl borçlu S. İnşaat Turizm Ticaret Anonim Şirketi hakkındaki Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2013/9185E. Sayılı genel haciz yoluyla ilamsız takibin iptaline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. SONUÇ :Borçlular vekilinin temyiz itirazlarının asıl borçlu S..İnşaat Turizm Ticaret Anonim Şirketi yönünden kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2014/10685 E., 2014/13329 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSTANBUL(KAPATILAN) 41. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Asıl borçlunun ifada geciktiği ve kendisine yapılan ihtarın sonuçsuz kaldığı gözetildiğinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 586/1. maddesinde öngörülen kefile müracaat edebilme koşulunun da somut olayda gerçekleştiği nazara alınarak ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2014/10685 E.  ,  2014/13329 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL(KAPATILAN) 41. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/03/2014 NUMARASI : 2014/101 D.İŞ -2014/109 İstanbul (Kapatılan) 41. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 06/03/2014 tarih ve 2014/101 D.İş -2014/109 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı (ihtiyati haciz isteyen) vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, Tetkik Hakimi A. R. B. tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü; Davacı (ihtiyati haciz isteyen) vekili; davalıların müvekkil banka ile yaptıkları Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca kullanılan kredinin asıl ve müşterek borçlusu olduğunu, müvekkilince 01.11.2014 tarihinde Beykoz 2. Noterliği aracılığıyla gönderilen hesap kat ihtarına rağmen davalıların borçlarını ödemeye yanaşmadıklarını, davalıların mallarını gizleme ve mal kaçırma girişimlerinde bulunduklarına ilişkin duyumlar aldıklarını ileri sürerek borçlular hakkında 76.125,01 TL muaccel ve teminatsız alacağın güvence altına alınabilmesi için ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre; alacaklı vekili tarafından sunulan 51167 nolu ihtarın talep konusu alacağa ilişkin hesap kat ihtarı niteliğinde olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı (ihtiyati haciz isteyen) vekili temyiz etmiştir. Talep, ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkindir. Mahkemece yukarıda belirtilen gerekçeyle istemin reddine karar verilmiştir. İİK'nın ihtiyati haciz koşullarını düzenleyen 257. maddesinde, vadesi gelmiş ve rehinle temin edilmemiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, dilekçeye ekli belgelerden taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesi çerçevesinde tahakkuk eden alacak tutarları için borçlulara kredi sözleşmenin 16. maddesine uygun şekilde hesap kat ihtarı gönderildiği anlaşılmaktadır. İhtiyati haciz taleplerinde alacağın varlığının kesin bir şekilde ispatı gerekmediği gibi bu husus İİK'nın 265. maddesi çerçevesinde yapılacak itirazlar veya açılacak davalarda değerlendirilmelidir. Asıl borçlunun ifada geciktiği ve kendisine yapılan ihtarın sonuçsuz kaldığı gözetildiğinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 586/1. maddesinde öngörülen kefile müracaat edebilme koşulunun da somut olayda gerçekleştiği nazara alınarak ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenle temyiz eden davacı (ihtiyati haciz isteyen) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı (ihtiyati haciz isteyen) yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.09.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Borçlar Hukuku Özel Hükümler

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'na göre, müteselsil kefalette, alacağın teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmış olması durumunda, alacaklının kefile başvurma hakkı ile ilgili kural nedir?

A) Alacaklı, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvuramaz.
B) Alacaklı, doğrudan kefile başvurabilir.
C) Alacaklı, önce borçluya başvurmak zorundadır.
D) Kefil, bu rehin türlerinde sorumluluktan kurtulur.
E) Alacaklı, rehin ve kefil arasında seçim yapmakta serbesttir.

Bu maddeyle ilgili 4 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol